WEBVTT 00:00:00.120 --> 00:00:08.400 Bu gün hayatını okuyacağımız şahıs; Abdullah b. Hubeyk el-Antâkî. 00:00:08.440 --> 00:00:09.400 Antakyalı. 00:00:09.840 --> 00:00:16.840 Bizim memleketimizle ilgili yerler olunca ayrıca seviniyorum, hissediyorum ki 00:00:16.857 --> 00:00:21.872 memleketimizde, elhamdülillah, İslâm'ın ta en eski asırlarından 00:00:21.873 --> 00:00:29.873 beri ne kadar mübarek insanlar yetişmiş ve memleketimizin tarihi ne kadar İslâmî bir tarih! 00:00:30.600 --> 00:00:34.120 Biliyorsunuz, bizim tarihimizde İslâm'ı atlayıp tarihimizi 00:00:34.880 --> 00:00:40.000 ta İslâm'dan önceki devirlere götürmek isteyenler var. 00:00:40.328 --> 00:00:46.728 Tabi İslâm'dan önceki devirlere gidildiği zaman da, yine Anadolu'da yetişmiş peygamberler var. 00:00:47.473 --> 00:00:55.452 Mesela Lokman aleyhisselam'ın Tarsus'ta, Misis'te olduğuna dair rivayetler var. 00:00:56.626 --> 00:01:04.228 Tarsus'ta, daha başka şehirlerde yine peygamber kabirleri var. 00:01:05.287 --> 00:01:16.603 Urfa'da Eyüp aleyhisselam'ın kabri var. Hakikaten çok güzel bir memleketin, bir ülkenin sahibiyiz. 00:01:16.902 --> 00:01:19.193 Allah'a hamd ü senalar olsun. 00:01:19.346 --> 00:01:25.344 Allah bizim gafletimizden, almamız gereken tedbirleri almamamızdan, 00:01:26.389 --> 00:01:32.269 gerekli çalışmaları yapmamamızdan ve kendisine güzel kulluk etmememizden dolayı, 00:01:32.566 --> 00:01:37.636 bizi cezalandırıp bu toprakları elimizden almasın ve bundan bizi korusun. 00:01:39.190 --> 00:01:41.793 Bizi yolunda daim, zikrinde kâim kullar eylesin. 00:01:41.904 --> 00:01:47.612 Bu mübarek şahısların hayatlarını; "Mübarek insanlar nasıl yaşıyorlarmış, nasıl düşünüyorlarmış, 00:01:47.722 --> 00:01:53.188 anlayalım da, biz de biraz karınca kararınca onların yolunda yürüyelim." diye, okuyoruz zaten. 00:01:53.915 --> 00:02:01.950 Bizim memleketle ilgili bir şahıs, bir yer çıkınca hoşuma gidiyor, seviniyorum; 00:02:02.402 --> 00:02:05.440 herkes de aynı şeyleri hissediyordur. 00:02:06.998 --> 00:02:12.370 Bu mübarek şahsın hayatını ve eserlerini okumaya başlamadan önce, 00:02:13.216 --> 00:02:17.212 tabi en başka Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ruh-i pâkine, 00:02:17.337 --> 00:02:22.805 biz âciz, nâçiz ümmetlerinden birer hediye-i Kur'âniyye olsun diye; 00:02:23.445 --> 00:02:28.298 sonra onun mübarek âlinin, ashabının, etbâının, ahbabının, ihvânının, 00:02:28.298 --> 00:02:34.730 hülefasının ve mânevî irşat makamı olan evliyâullah büyüklerimizin, 00:02:35.702 --> 00:02:38.555 sâdât ve meşâyih-i turuk-u aliyyemizin ruhları için; 00:02:38.896 --> 00:02:45.222 bu beldeleri cihat edip canını malını ortaya koyup Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla, 00:02:45.931 --> 00:02:48.507 çok büyük fedakârlıklar yaparak fethetmiş olan 00:02:49.154 --> 00:02:56.120 Fatih Sultan Muhammed Han ve diğer ordusu mensubu fatihlerin ve ondan önceki, 00:02:56.120 --> 00:03:00.172 ondan sonraki fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin, hepsinin, 00:03:00.201 --> 00:03:05.698 -varsa şükran borcumuz vardır- onların ruhları için; 00:03:06.780 --> 00:03:10.906 cümle hayır hasenât sahiplerinin ve şu camiyi şöyle güzel haliyle yapıp 00:03:10.992 --> 00:03:17.130 hizmete sunmuş olanların, kimin hayrına yapılmışsa onların ruhları için; 00:03:17.210 --> 00:03:22.294 uzaktan yakından bu dersi bu konunun önemini anlayıp da 00:03:22.294 --> 00:03:26.358 takip etmek üzere gelmiş olan siz kıymetli, değerli, sevgili, 00:03:27.760 --> 00:03:34.357 muhterem kardeşlerimizin âhirete göçmüş olan bütün sevdiklerinin, 00:03:34.400 --> 00:03:41.800 müslüman âbâ u ümmühât, ecdâd u ceddât, akrabâ u taallükat, ihvân u yârânının, 00:03:41.920 --> 00:03:44.400 evlâd ü zurriyâtının ruhları için; 00:03:44.800 --> 00:03:50.280 o mübareklerin ruhları şâd olsun, kabirleri nur dolsun, makamları âlâ olsun, bize de şefaatleri, 00:03:50.320 --> 00:03:55.840 himmetleri nasip olsun diye, bir Fâtiha, 11 İhlâs-ı Şerîf okuyup ruhlarına hediye eyleyelim. 00:03:55.760 --> 00:04:02.600 Ve minhüm Abdullahi'bnü Hubeyki'bnü Antâkiyyü, künyetühû Ebû Muhammedin. 00:04:02.880 --> 00:04:08.800 Sahibe Yûsufe'bne Esbât. Ve hüve min zühhâdi's-sûfiyyeh, 00:04:09.120 --> 00:04:15.720 ve'l-âkilîne mine'l-halâl ve'l-veriîne fî cemîi ahvâlih. 00:04:17.632 --> 00:04:18.512 Ve minhüm. 00:04:18.960 --> 00:04:32.400 Kitapta terceme-i hâli yazılan, evliyâullahtan, o mübarek Allah'ın sevgili kullarından birisi de kimdir? 00:04:32.120 --> 00:04:37.120 Abdullah b. Hubeyk el-Antâkî. Abdullahi'bnü Hubeyki'bnü Sabıkini'l-Antâkîyyi. 00:04:37.491 --> 00:04:44.530 Nisbesi "Antakyalı" olan, Sabık oğlu, Hubeyk oğlu Abdullah. 00:04:45.215 --> 00:04:51.809 Babası Hubeyk imiş, dedesi Sabık imiş, Antâkî imiş, Antakyalıymış. 00:04:52.600 --> 00:05:00.240 Künyesi "Ebû Muhammed" imiş, yani "Muhammed'in babası." 00:05:00.522 --> 00:05:03.754 Sabık oğlu, Hubeyk oğlu Abdullah el-Antâkî. 00:05:04.304 --> 00:05:06.596 Sahibe Yûsufe'bne Esbât. 00:05:07.440 --> 00:05:09.560 Daha önce hayatı anlatılan, 00:05:10.120 --> 00:05:16.560 Yusuf b. Esbat ile ahbaplığı olmuş, onun sohbetlerinde bulunmuş, 00:05:17.360 --> 00:05:18.997 onun sohbetlerine devam etmiş. 00:05:19.861 --> 00:05:27.720 Ve hüve min zühhâdi's-sûfiyyeh. "Mutasavvıfların zahidlerindendir." 00:05:28.600 --> 00:05:35.139 Zühd ne demek? "Bir şeye aldırmamak, önem vermemek, gönül var olmamak" demek. 00:05:37.391 --> 00:05:42.831 Zahid, ne demek? "Bir şeye ehemmiyet vermeyen, önem vermeyen, gönül bağlamayan" demek. 00:05:42.610 --> 00:05:50.429 Hadîs-i şerîf var: İzhebi'd-dünyâ. "Dünyaya önem verme, meyletme, gönül bağlama, 00:05:52.449 --> 00:05:56.766 dünyaya karşı zahid ol, müstağnî ol." Yuhibbuke'llah. 00:05:56.766 --> 00:06:01.342 "Allah seni sever." Ve'zhed bi-eydi'n-nâs. 00:06:01.342 --> 00:06:06.420 "İnsanların ellerindekine karşı müstağnî ol, onlara göz dikme, onları isteme." 00:06:07.754 --> 00:06:10.633 Yuhibbuke'n-nâs. "İnsanlar seni sever." 00:06:13.336 --> 00:06:19.662 Dünyayı hedefleme, dünyaya göz dikme; Allah sever. 00:06:19.690 --> 00:06:22.973 İnsanların elindeki mallara göz dikme; insanlar sever. 00:06:22.973 --> 00:06:38.927 Müstağnî, gözü tok, gönlü tok, çizgisini değiştirmeyen, bozmayan, kale gibi sağlam, paranın, 00:06:38.940 --> 00:06:45.956 pulun aldatamayacağı, menfaatin yoldan saptıramayacağı insan; zahid bu. 00:06:47.222 --> 00:06:51.845 Niye Allah bize dünyaya önem vermemeyi emrediyor? 00:06:52.400 --> 00:06:59.640 Çünkü Hubbü'd-dünyâ re'sü küllü hatîetin. "Dünyayı istemek, bütün hataların başıdır." 00:07:01.200 --> 00:07:06.840 Dünyayı sevmek ne demek? Onun da çeşiftli zamanlarda izahını yaptım. 00:07:07.400 --> 00:07:17.400 Dünya, yerküresi demek değil. Dünya, "Enlemleri, boylamları, kıtaları, okyanusları olan" demek değil. 00:07:17.760 --> 00:07:27.680 Arapça'da, hadîs-i şerîfte, âyet-i kerîmede dünya; "içinde yaşamakta olduğumuz bu hayat" demek. 00:07:27.720 --> 00:07:32.680 Aklımıza "küre" gelmesin. Dünyayı sevmek, ne demek? 00:07:33.800 --> 00:07:39.200 "Bu hayatı esas almak, her şeyini bu hayatta bir şeyler elde etmek için harcamak" demek. 00:07:39.932 --> 00:07:43.938 Bunun zıttı nedir? Âhireti sevmek. Âhiret ne? 00:07:44.262 --> 00:07:48.412 Âhiret de, "bundan sonraki hayat." Görmüyoruz, şu anda elimizde olmayan, 00:07:48.557 --> 00:07:51.784 ileride gideceğimiz ikinci bir hayat. 00:07:52.560 --> 00:07:59.522 Bu birinci hayat fâni, insanlar 80 yıl, 100 yıl, 120 yıl, şu kadar, bu kadar yaşıyor. 00:07:59.874 --> 00:08:07.592 Sonra ölüyor. Çünkü herkes fâni. Allah'tan başka her şey fâni… 00:08:07.592 --> 00:08:12.699 Küllü men aleyhâ fân. "Dünyada herkes, her varlık fâni." 00:08:15.280 --> 00:08:19.751 Bir müslüman ne yapacak? "Ahirete inanmış bir kimse olarak; 00:08:19.751 --> 00:08:25.414 ben biliyorum ki ölümden sonra ahiret var, Allah'ın huzuruna gideceğim, 00:08:25.432 --> 00:08:32.719 Mahkeme-i Kübrâ var; ondan sonra da ceza veya mükâfat olarak cennete gitme 00:08:32.719 --> 00:08:34.433 veya cehennemi kazanmak var." 00:08:34.825 --> 00:08:42.458 İşte bu âhiret inancı. İnsanın âhiret için öteki hayat için çalışması lazım. 00:08:42.458 --> 00:08:50.712 İslâm bu demektir. İnsanın bu hayatı esas almaması lazım. Bu hayat, nedir? 00:08:51.143 --> 00:08:55.439 Bu hayat imtihan yeridir, öteki hayatı kazanma yeridir, 00:08:55.887 --> 00:09:00.250 cenneti kazanma veya cehenneme düşmeye sebep olma yeridir. 00:09:00.250 --> 00:09:09.369 Burası fânidir, imtihan yeridir. Burada birtakım kaidelere bağlıyız, elimiz kolumuz bağlı: 00:09:09.855 --> 00:09:14.230 Haramları işlemeyeceğiz, emirleri tutacağız, 00:09:14.230 --> 00:09:22.464 farzlara uyacağız, meşakkatli, sıkıntılı da olsa Allah'ın yolunda yürüyeceğiz. 00:09:23.410 --> 00:09:32.247 Zevkli, keyifli, menfaatli, paralı, pullu, tatlı da olsa şeytanın çağırdığı yola girmeyeceğiz. 00:09:34.175 --> 00:09:35.629 Neden böyle? 00:09:36.340 --> 00:09:40.221 Tatlı gibi görünen bu şeyler, aslında zararlı. 00:09:40.472 --> 00:09:48.120 Hem sana, bedenine, ruhuna zararlı, hem ailene zararlı, hem de topluma zararlı. 00:09:48.345 --> 00:09:54.403 Onun için yasaklanmış. Allah iyi şeyi yasaklamaz, kötü şeyler emretmez. 00:09:54.900 --> 00:10:01.682 Genel kaide bu. Allah iyi şeyleri emreder; yasakladığı şeyler mutlaka kötüdür. 00:10:01.729 --> 00:10:06.269 İçkiyi yasaklamıştır çünkü insanın sıhhati bozulur, aklı gider. 00:10:08.700 --> 00:10:14.783 Zinayı yasaklamıştır çünkü aile yuvası dağılıyor, namus kalkıyor, edepsiz bir durum oluyor. 00:10:16.510 --> 00:10:20.881 Hırsızlığı yasaklamıştır çünkü burada bu adam alnının teriyle kazanıyor, 00:10:20.881 --> 00:10:24.290 hırsız gelip onu çalıp götürüyor, haksızlık oluyor. 00:10:24.290 --> 00:10:26.731 Zulmü, adaletsizliği yasaklamıştır. 00:10:27.770 --> 00:10:35.656 Neyi yasaklamışsa, yasağı güzeldir. Neyi emretmişse emrinin sonunda bir fayda vardır. 00:10:35.779 --> 00:10:41.293 Orucu emretmiştir; vücudumuza, ruhumuza, ahlâkımıza, 00:10:41.292 --> 00:10:43.423 ve nefsimizin terbiyesine faydası vardır. 00:10:43.928 --> 00:10:51.360 Zekâtı emretmiştir, "Para vereceksin." Diyor; onun da faydası vardır. 00:10:51.360 --> 00:10:56.844 Topluma, fakirlere, alana, verene faydası vardır. 00:10:56.844 --> 00:11:02.748 Onun gönlünü terbiye ediyor, ahlâkını güzelleştiriyor, ötekisinin işini görüyor. 00:11:03.638 --> 00:11:05.902 Sayılamayacak kadar faydaları vardır. 00:11:06.886 --> 00:11:13.265 Domuz etini yasaklamıştır, sebebi vardır. Köpek hakkında hükümleri vardır, sebebi, hikmeti vardır. 00:11:13.494 --> 00:11:15.231 Her şeyi yerli yerindedir. 00:11:15.241 --> 00:11:25.871 Allah'ın emrettiği şeylerin hepsinin yerli yerinde olduğunu, ilmen, aklen ispat edebiliyoruz; 00:11:25.871 --> 00:11:28.110 yasakladığı her şeyin de kötü olduğunu biliyoruz. 00:11:28.110 --> 00:11:34.421 Onun için muvakkat tatlılıklara, keyiflere, zevklere müslüman aldanmıyor, kapılmıyor. 00:11:34.736 --> 00:11:42.864 Kumar tatlı, heyecanlı. Heyecanlı ama birisi çok kazanıyor, beleşten, bedavadan, haksız yollardan; 00:11:42.864 --> 00:11:48.351 ötekisi de birden kaybediyor, yuvası, hanesi yıkılıyor, belki intihara gidiyor. 00:11:48.560 --> 00:11:52.894 O da feci bir durum. Onun için kumar zevkli de olsa yasak. 00:11:54.100 --> 00:11:59.855 Eğlence, keyif, çalgı, zurna, davul vesaire zararı var. 00:12:01.136 --> 00:12:06.423 Allah'ın emirleri ilk bakışta tatsız görünse bile aslında bu tatlıdır. 00:12:06.440 --> 00:12:11.520 İnsanların dünyası ve âhireti için faydalıdır. 00:12:13.200 --> 00:12:18.920 Yasakladığı şeyler zararlı; kesin olarak böyle. 00:12:18.908 --> 00:12:23.773 Hepsini tek tek ispat edebilirim. Allah'ın yasakladığı şeyleri bir liste yaparız, 00:12:24.800 --> 00:12:31.680 bütün cihanla münakaşa ederiz, müzakere ederiz, münazara ederiz, hepsini gösteririz. 00:12:31.968 --> 00:12:34.989 İslâm'ın yasakladığı her şeyin kötülüğünü gösteririz; 00:12:35.403 --> 00:12:38.883 İslâm'ın emrettiği her şeyin iyiliğini ispat ederiz. 00:12:40.314 --> 00:12:48.629 Domuz etinin zararını Almanlar da biliyor, biz "haram" diye, "Kitabımız yasakladı." diye yemiyoruz. 00:12:48.869 --> 00:12:52.232 Almanlar'da haram değil ama doktorlar biliyor. 00:12:53.160 --> 00:12:57.320 Biz "haram" diye içki içmiyoruz ama Avrupalılar da içkinin kötü olduğunu biliyor. 00:12:57.680 --> 00:12:58.440 Bunun gibi. 00:12:58.720 --> 00:13:01.320 Bu dünyada bizim ölçümüz nedir? 00:13:01.400 --> 00:13:07.240 Yüce Rabbimiz'in emrini tutmak, "güzel" dediği şeyleri güzel görmek, "çirkin" dediği şeylerin 00:13:07.280 --> 00:13:10.160 yanına yaklaşmamak, haramlardan uzak durmak. 00:13:10.604 --> 00:13:19.812 Bu dünya hayatı, ana gayemiz değil. Bu dünya, şu andaki hayat nasıl olsa geçici; 00:13:19.905 --> 00:13:23.162 ana gaye öteki hayatı kurtarmaktır. 00:13:23.259 --> 00:13:29.200 Onun için bu dünyada, yaşantımızda, daima öteki hayatı kurtaracak şekilde hareket edeceğiz. 00:13:29.193 --> 00:13:33.513 Önümüze fırsat gelir; çanta yere düşmüştür, adam gidiyordur, görmedi, 00:13:33.513 --> 00:13:37.627 fark etmedi, düşürdü gitti, içinde milyonlar var. 00:13:38.164 --> 00:13:46.590 Biz onu ararız, çantasındaki adresinden adamı buluruz, götürür veririz. İç etmeyiz. 00:13:46.832 --> 00:13:50.346 "Hiç kimse görmedi işte, al bu çantayı şu kadar milyon dolar…" 00:13:50.346 --> 00:13:55.884 Hayır, biz veririz. Çünkü helal süt emmişiz. Nâmahreme bakmayız. 00:13:56.241 --> 00:14:05.210 Flörtü sevmeyiz, istemeyiz. Haremlik-selamlığımız vardır. İçki yasağımız vardır. 00:14:06.470 --> 00:14:14.717 Helal lokma yemeye dikkat ederiz… Bu dünya hayatına önem vermeyen, 00:14:15.211 --> 00:14:21.154 âhireti kazanmaya çalışan bir insan, bu dünya hayatına önem veren insandan farklıdır. 00:14:21.200 --> 00:14:28.560 Gözü aç, ağzı açık, deveyi havuduyla yutuyor. 00:14:28.880 --> 00:14:30.160 Neden? Hırsından. 00:14:30.280 --> 00:14:37.280 Canavar gibi, doymuyor. Suistimalleri görüyorsunuz; milyonlar, milyarlar, trilyonlar… 00:14:37.285 --> 00:14:42.480 "Ya ben gariban bir memur olarak onun onda birini, yüzde birini bulsam, 00:14:42.520 --> 00:14:48.200 bir daire alsam da içinde çoluk çocuğumu biraz rahat ettirsem." diyen milyonlarca insan var. 00:14:48.953 --> 00:14:54.397 Adamlar hakikaten de doyuncaya, tıksırıncaya kadar yiyor, kalkmıyor. 00:14:54.840 --> 00:14:58.680 Yiyebileceğine kanaat getirmiyor. Hayır, yediğini ayrı, 00:14:59.243 --> 00:15:02.486 yemeyeceğini bilmem kaç yüz bin misli alıyor. 00:15:02.933 --> 00:15:08.375 İşte onu da götürüyor, hayda huyda, lükste, israfta harcıyor. 00:15:08.615 --> 00:15:17.481 O, aşırı hırslı; bu, âhireti düşünüyor, helalinden kazanmaya gayret ediyor. 00:15:17.912 --> 00:15:23.453 Min zühhâdi's-sûfiyyeh. "Bu mübarekler mutasavvıfların zahidlerindenmiş." 00:15:23.812 --> 00:15:31.309 Bu önemli; "dünyaya meyletmeyen, dünyalığa kıymet vermeyen, tokgözlü insan" demek. 00:15:31.806 --> 00:15:40.328 Ve'l-âkilîne mine'l-halâl. "Bu zât, Abdullah b. Hubeyk helal yiyenlerdendi." 00:15:41.105 --> 00:15:43.597 Helal lokma yemek; bu da çok önemli. 00:15:45.160 --> 00:15:56.920 O kadar önemlidir ki kölesi Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'e, hediye bir tabak getirmiş "Yesin." diye koymuş. 00:15:57.400 --> 00:16:03.120 İçinde çok güzel yiyecekler varmış. Ağzına bir tane almış; tatlı, güzel bir şey. 00:16:03.182 --> 00:16:12.431 "Nereden bu?" "Bir müşriğin düğününden." "Eyvah, haram mı bu? Haram.." 00:16:12.431 --> 00:16:19.250 Hemen boğazını parmaklamış, kusmuş, yediğini çıkarmış. 00:16:19.440 --> 00:16:21.640 "Hadi yediğim kalsın." demiyor, yediğini çıkarıyor. 00:16:23.600 --> 00:16:30.440 Niye böyle yapmış? Diyor ki; "Haramla hâsıl olan bir hücreye, bir ete, 00:16:30.474 --> 00:16:36.231 bir vücut parçasına, cehennem ateşi yakışır, bunu ancak cehennem temizler." 00:16:36.802 --> 00:16:39.149 "Haram lokma alırsa insan mutlaka yanacak. 00:16:39.518 --> 00:16:43.380 Onun için yememem lazım, ondan çıkardım." diyor. Ebû Bekr-i Sıddîk, kim? 00:16:43.891 --> 00:16:48.360 Ümmetin imanı en kuvvetli olan, örnek, en başta gelen insanı. 00:16:48.783 --> 00:16:52.476 Haram bir lokmayı boğazından geçirmemeye bu kadar dikkat etmiş. 00:16:53.580 --> 00:16:56.820 Onların yolunda gidenler de haram lokma yememeye bu kadar dikkat etmişler; 00:16:57.215 --> 00:16:59.197 helal yemeye bu kadar gayret etmişler. 00:17:00.646 --> 00:17:05.465 Mânevî hayatın, evliyâlık ruhunun ilk şartı, helal lokma yemektir. 00:17:06.374 --> 00:17:10.640 Bir insan haram yiyor; istediği kadar çırpınsın; 00:17:10.974 --> 00:17:15.486 haram yiyen bir insanın mâneviyatında gelişme olmaz 00:17:15.780 --> 00:17:20.770 ve Allah onların ibadetlerini, taatlerini kabul etmez. 00:17:20.243 --> 00:17:25.241 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Adam 'Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! 00:17:25.241 --> 00:17:31.254 Yâ Rabbi! Şunu isterim, bunu isterim..' diye yalvarıyor. Allah onun duasını nasıl kabul etsin?" 00:17:31.522 --> 00:17:39.641 Allahu Teâlâ hazretleri ne buyuruyordu? Ud'ûnî estecib leküm. 00:17:40.160 --> 00:17:41.922 "Bana dua edenin, duasını kabul ederim." 00:17:42.963 --> 00:17:44.753 Ama bak, Peygamber Efendimiz burada ne diyor? 00:17:44.864 --> 00:17:56.244 "Allah bunun duasını nasıl kabul etsin ki yediği haram, giydiği haram!" 00:17:56.615 --> 00:18:01.144 Düz Türkçesi; "Lokması haram olunca, giydiği haram olunca 00:18:01.231 --> 00:18:05.560 Allah onun duasını, ibadetini kabul etmez." 00:18:05.379 --> 00:18:08.246 İşte işin can damarı, ana noktası burası. 00:18:08.727 --> 00:18:13.934 Burayı kaçırdıktan sonra, haramı yedikten sonra, ondan bir fayda etmiyor. 00:18:14.270 --> 00:18:19.126 Camiler dolusu insan var. Türkiye'nin ne kadarı müslüman? %99'u müslüman! 00:18:19.126 --> 00:18:23.467 Peh!.. %99'u müslüman! Git yahu, kimi aldatıyorsun? 00:18:24.347 --> 00:18:27.885 Kaç tane haram yememeye dikkat eden insan var, sen bunu söyle bakalım. 00:18:28.218 --> 00:18:30.667 Kaç tane haram yemeyen insan var? 00:18:31.900 --> 00:18:36.627 Dünyada 1,2 milyar insan varmış, dünya nüfusunun dörtte biri, beşte biri müslüman… 00:18:36.627 --> 00:18:45.221 Peh, sen onu külahıma anlat! Kaç tanesi helal lokma yiyor, kaç tanesi haramdan kaçınıyor? 00:18:45.917 --> 00:18:48.240 Kaç tanesi İslâmî ahlâka sahip? 00:18:49.524 --> 00:18:56.107 İslâmi ahlâka sahip olmayınca, müslüman sayısının o kadar artması bir şey ifade etmiyor. 00:18:57.952 --> 00:19:00.673 Sivrisinek de çok ürüyor, milyonlarca sivrisinek var. 00:19:01.280 --> 00:19:08.876 Olsun, uçak ile havadan bir ilaçlama yaparsın, bataklığı kurutursun, sivrisinek kalmaz. 00:19:09.207 --> 00:19:18.169 Sivrisineğin çokluğunun bir faydası var mı? Yok. Elemanın çokluğu işe yaramaz. 00:19:18.647 --> 00:19:22.320 Adam harbe giderken (??) çok nüfus kalabalığı önemli değil. 00:19:22.880 --> 00:19:31.690 Keşke bu kadar olmasaydı da, şöyle kale gibi sağlam az müslüman olsaydı. 00:19:31.800 --> 00:19:32.720 Dünyanın altını üstüne getirirlerdi. 00:19:32.960 --> 00:19:37.800 Her yerde İslâm'ı anlatırlardı, haksızlığı engellemeye çalışırlardı. Yapmıyor! 00:19:38.160 --> 00:19:40.400 Cezayir halkı müslümanmış. 00:19:40.400 --> 00:19:49.840 Ama ordu, yakaladığı adamların memelerini kopartmış, canlı canlı işkence yapmış. 00:19:50.400 --> 00:19:55.960 Hani ordu tam müslümandı? Müslüman müslümana işkence yapar mı? 00:19:56.673 --> 00:20:03.664 Güya Fransız yok ortada, ama sanki Fransız istilasındaymış gibi... 00:20:05.423 --> 00:20:07.383 Lafla Müslümanlığın kıymeti yok. 00:20:08.800 --> 00:20:11.640 Müslümanlık dilde değil, kalbinde. 00:20:11.760 --> 00:20:14.560 Hem de kalbinde müslüman olması yetmiyor; 00:20:14.600 --> 00:20:21.240 hareketleri sağlam bir temele dayalı olacak, kazancı helal olacak, yediği, giydiği helal olacak. 00:20:21.440 --> 00:20:29.960 İşin aslı bu. Onun için hayır vermiyor. Adı müslüman ama, o kadar, lafta… 00:20:30.280 --> 00:20:36.760 "İbni Hubeyk, sûfîlerin zahidlerindendi." Dünya ile işi yok, dünyaya meyli yok. 00:20:36.765 --> 00:20:43.214 İşi âhiretle, bir. İkincisi, helal yiyen insan. Helal yemek ne mânasında? 00:20:43.720 --> 00:20:48.720 Elinin emeğiyle geçinirlerdi, akşama kadar çalışırlardı. 00:20:48.735 --> 00:20:53.224 Hamallık da olsa çalışırdı, kazandığının fazlasını da getirirdi, 00:20:53.237 --> 00:20:56.926 kendisi azıcık yerdi, tasadduk ederdi. 00:20:57.943 --> 00:21:07.753 Geçen yıl Ahmed-i Yesevî yılıydı. Ahmed-i Yesevî hazretlerine "Pîr-i Türkistan" deniliyor. 00:21:08.610 --> 00:21:12.972 O kadar büyük, evliyâdan bir zât. Ne yaparmış? 00:21:13.333 --> 00:21:19.686 Tahtadan kaşık yaparmış, onun kazancıyla geçinirmiş. 00:21:20.274 --> 00:21:28.299 Kendisi de çarşıya çıkmazmış, eşeğinin sepetlerine, heybelerine yonttuğu kaşıkları koyarmış. 00:21:29.643 --> 00:21:38.568 "Deh!" diye salarmış eşeğini çarşıya. Eşeği çarşıda pazarda dolaşırken, herkes bakarmış, 00:21:38.568 --> 00:21:42.771 beğenirmiş kaşığı, alırmış, parasını koyarmış. 00:21:44.532 --> 00:21:50.252 Tenezzül bile etmiyor. Ama tabi evliyânın eşeği bile başka türlü oluyor, 00:21:51.520 --> 00:21:54.240 müşteri para vermezse yanından ayrılmıyormuş. 00:21:54.360 --> 00:21:58.200 Allah'ın sevgili kulu oldu mu bir insan, başka bir türlü olur. 00:21:59.130 --> 00:22:05.127 Burada demek ki helal yemeği kazanmış, gözünün tokluğu ile kazanmış. 00:22:05.520 --> 00:22:13.520 Başka? Ve'l-veriîn. Vera' ne demek? 00:22:13.760 --> 00:22:20.920 Haramın yanına yanaşmamak değil, şüphelinin bile yanına yanaşmamak. 00:22:21.840 --> 00:22:28.440 Şöyle bir haram olma tehlikesi var; onun yanına bile yanaşmıyor. Vera' bu. 00:22:28.800 --> 00:22:33.120 Böyle insana veri' denir, müteverri' veya müteveri' derler. 00:22:33.382 --> 00:22:38.506 Bu da veriîn'denmiş, yani şüpheli işe bile yanaşmıyor. 00:22:38.537 --> 00:22:41.870 Haram yapmıyor, mekruh yapmıyor, günah işlemiyor, 00:22:41.934 --> 00:22:45.333 şüpheli işin yanına bile yanaşmaz insanlardanmış. 00:22:45.498 --> 00:22:52.511 Sonra? Fî cemîi ahvâlih. "Sadece bir işinde değil her işinde böyleymiş." 00:22:52.511 --> 00:23:03.325 İnsanın çeşitli işleri vardır; kendisinin özel hayatı, ailesi, çoluk çocuğu, hanımı vardır. 00:23:03.613 --> 00:23:05.337 Hanımına karşı muamelesi nasıl? 00:23:05.514 --> 00:23:12.346 Adil mi, Allah'ın sevdikleri gibi mi? Çocuklarına karşı babalığı nasıl, Allah'ın seveceği gibi mi? 00:23:12.649 --> 00:23:16.812 Hanımına zulmediyor mu, dövüyor mu, "İllallah!" dedirtiyor mu? 00:23:16.812 --> 00:23:20.258 Çocuklarına karşı vazifelerini yerine getiriyor mu, iyi yetiştiriyor mu, 00:23:20.258 --> 00:23:22.694 onlara helal lokma yediriyor mu? 00:23:22.920 --> 00:23:27.840 Şahsî işleri var, ailevî işleri var, komşuluk işi var, ticaret işi var. 00:23:28.137 --> 00:23:32.270 Çeşitli cepheleri var. Bunların hepsinin güzel olması lazım. 00:23:32.463 --> 00:23:40.461 Bak neymiş? Fî cemîi ahvâlih. "Her hâlinde şüpheliden bile kaçan bir müslüman." 00:23:40.687 --> 00:23:45.807 Helal lokma yiyormuş, gözü tokmuş, dünyaya meyletmiyormuş. 00:23:45.807 --> 00:23:49.874 Allah, bu muhterem, mübarek insanların şefaatine erdirsin. 00:23:50.380 --> 00:24:00.384 Ve aslıhû mine'l-Kûfeh. "Antakya'dan ama aslı Kûfe'denmiş." Kûfe neresi? 00:24:01.848 --> 00:24:05.608 Bağdat'la Musul arasında bir eski tarihî şehir. 00:24:06.223 --> 00:24:16.600 Bağdat'ın güney tarafında "Basra" diye bir şehir var. 00:24:17.000 --> 00:24:22.840 Bu ikisi arasında Bağdat'a yakın "el-Kûfe" denilen bir şehir kurmuş Araplar. 00:24:22.836 --> 00:24:31.767 Eskiden yokmuş. Müslümanlar Irak'a yayıldığı zaman, orayı fethedince bir şehir kurdular; 00:24:31.855 --> 00:24:44.800 "el-Kûfe şehri." Kûfeli şahsa "el-Kûfî" derler. Antâkî olmaktan evvel Kûfî imiş. 00:24:44.556 --> 00:24:48.245 Aslı Kûfe'denmiş; sonradan Antakyalı olmuş. 00:24:51.149 --> 00:24:54.613 Ve lâkinnehû mine'n-nâgileti ilâ Antâkiyeh. 00:24:54.960 --> 00:24:58.920 "Kökeni Kûfeli ama sonradan Antakya'ya nakletmiş." 00:24:59.000 --> 00:25:03.920 Bu kitabın yazarı kim? Ebû Abdurrahman es-Sülemî; 00:25:03.920 --> 00:25:10.680 Horasan'ın Nişabur şehrinden, bundan ta bin yıl önce yaşamış. Çok eski. 00:25:10.980 --> 00:25:12.966 Bir de bu kitabı neşreden kimse var. 00:25:13.156 --> 00:25:17.542 O adamın eserinin üzerinde oturup güzelce çalışmış, emek sarf etmiş; 00:25:17.542 --> 00:25:21.927 bizim güzel okuyup anlayacağımız gibi basmış, neşretmiş. 00:25:21.920 --> 00:25:26.800 O da "Nureddin b. Şureybe" diye büyük, alim bir zât; 00:25:26.760 --> 00:25:29.240 Mısır'ın eski âlimlerinden, ezher ulemasından 00:25:29.309 --> 00:25:31.737 tasavvufla da ilgisi olan bir zât-ı muhterem. 00:25:31.815 --> 00:25:35.660 Ben tanımadım ama benim bir talebem kendisiyle tanışmış. 00:25:36.211 --> 00:25:41.841 Tabi o Mısırlı; bu Antakya kelimesini görünce aklımıza o düşmüş; 00:25:41.841 --> 00:25:45.980 bakalım bizim Antakya'yı nasıl tanıtıyor,? 00:25:46.500 --> 00:26:01.370 Bi-tahfîfi yâ. Antâkîye, 'ye' harfi tek imiş. Antâkiyye değilmiş, şeddeli değilmiş. 00:26:01.335 --> 00:26:09.275 'Ya' şeddesiz. Kasabatü'l-avâsımı mine's-sugûri Şâmiyyeh. 00:26:09.847 --> 00:26:15.970 "Şark hudutlarındaki mıntıkalardan birisinin başşehri." 00:26:15.970 --> 00:26:23.489 Şam'ın muhtelif hudut mıntıkaları var; "Şam'ın hudut mıntıkalarından birisinin başşehri." 00:26:23.774 --> 00:26:29.118 Bize göre Şam, Suriye'nin başşehri. Araplara göre Şam ne? 00:26:29.576 --> 00:26:37.832 Araplara göre Arabistan yarımadasının solunda olan her yer, 00:26:37.832 --> 00:26:40.558 güneşe döndüğün zaman sol tarafında olan her yer, 00:26:40.558 --> 00:26:45.745 yani Kuzey'inde, şimalinde olan her yere "Şam" derler. 00:26:46.530 --> 00:26:51.530 O zaman Şam bir şehir adı olmuyor, bölge adı oluyor. Nereden başlıyor? 00:26:51.218 --> 00:26:55.183 Suriye'den başlıyor, Irak'a, İran'a kadar olan mıntıka Şam sayılıyor; 00:26:55.214 --> 00:27:00.469 Şam mıntıkası. Buranın başşehirlerindenmiş. 00:27:00.482 --> 00:27:05.563 Çünkü bir bu tarafı var, bir orta tarafı var; bir sağ tarafı var, bir sol tarafı var. 00:27:06.222 --> 00:27:09.185 Bir kısmının başşehirlerinden birisiymiş. 00:27:09.800 --> 00:27:14.880 Avâsım, âsıma'nın çoğuludur, "koruyan şehir" demek. 00:27:15.120 --> 00:27:23.240 Nasıl koruyor? Etrafında sur, kale var. Onun için içindeki korunmuş oluyor. 00:27:23.907 --> 00:27:26.800 İçindekini koruyan şehre âsıma derler. 00:27:27.347 --> 00:27:31.439 Tabi Araplar âsıma kelimesini "başşehir" mânasına kullanıyorlar. 00:27:32.169 --> 00:27:39.864 Mesela Âsımetü's-Suudiyye er-Riyâd. "Suud'un başşehri Riyad'dır." 00:27:39.864 --> 00:27:45.964 Âsımetü't-Türkiye. "Türkiye'nin âsıması Ankara." "Başşehir" mânasına kullanırlar. 00:27:46.240 --> 00:27:50.508 Tabi burada "Hudut mıntıkalarından birisinin başşehri." deniliyor. 00:27:51.781 --> 00:27:54.784 Ve hiye min a'yânin bilâdi ve ümmehâtihâ. 00:27:55.327 --> 00:28:02.428 "Bu ülkelerin gözdelerinden ve analarından bir ülkedir." diyor Antakya için. 00:28:02.430 --> 00:28:08.458 A'yân, "gözde" demek, "göz nuru, kıymetli" demek. 00:28:08.458 --> 00:28:18.674 Ümmühat da "anne" demek. Nasıl anne evlatlarını çeviriyor kolluyorsa öyle... 00:28:18.674 --> 00:28:26.480 Ana kelimesinden şimdi de "Anadolu" diyorlar, onun gibi. 00:28:26.838 --> 00:28:28.713 Önemli bir şehir olduğunu biliyorlar. 00:28:28.891 --> 00:28:34.879 Mevsûfetün bi'n-nezâheti ve'l-hüsn. "Nezaketle, güzellikle mevsuf bir ülkedir." 00:28:34.879 --> 00:28:39.613 Hakikaten çok güzeldir. Görmediyseniz görülmeye değer bir şehirdir. 00:28:40.151 --> 00:28:49.421 Ve tîbi'l-hevâ'. "Havası güzeldir." Yazın sıcaktır ama yaylaları vardır, püfür püfür eser. 00:28:49.760 --> 00:28:56.400 Dağlarının üstü çamlıktır, zeytin ağaçları vardır, portakal bahçeleri vardır. 00:28:55.920 --> 00:29:00.200 Ve azûbetu'l-mâ'. "Sularının tatlılığıyla tanınmıştır." 00:29:00.626 --> 00:29:04.226 Şırıl şırıl akarsuları, tatlı, güzel suları vardır. 00:29:05.175 --> 00:29:10.318 Ve kesretü'l-fevâkih. "Meyvelerinin çokluğu ile tanınmıştır." 00:29:10.320 --> 00:29:14.200 Çeşit çeşit meyveleri vardır; erik, elma ağacı çoktur. 00:29:14.632 --> 00:29:18.765 Vesîatin hayr. "Hayrının çokluğu ile de tanınmıştır." 00:29:19.711 --> 00:29:25.488 Sayılanların dışında da, demek ki ticarî hayrı, bereketi olan güzel bir şehir. 00:29:26.651 --> 00:29:31.102 Ve külli şey'in inde'l-arabi. "Arapların nazarında her şeyin." 00:29:31.520 --> 00:29:41.120 Min kabli Şam fe-hüve Antâkî. Araplar "Şam tarafında olan, Kuzey'inde olan şeye 'Antâkî' derler." 00:29:41.480 --> 00:29:48.320 Fetehahâ Ebû Ubeyde Amiri'bnü'l-Cerrâh. Antakya'yı kim fethetmiştir? 00:29:49.800 --> 00:29:55.000 Aşere-i mübeşşereden, cennetlik olduğu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarafından 00:29:55.520 --> 00:30:01.120 müjdelenmiş olan Ebû Ubeyde b. Cerrah fethetmiş. 00:30:01.200 --> 00:30:04.000 Onu bilmiyorduk; şimdi bir şey daha öğrenmiş olduk. 00:30:04.440 --> 00:30:10.800 Antakyalılara gidip müjde vermek lazım; "Siz neymişsiniz!" diye, anlatmamız lazım. 00:30:11.240 --> 00:30:16.520 Ebû Ubeyde Amiri'bnü'l-Cerrâh Aşere-i mübeşşereden birisidir. 00:30:16.720 --> 00:30:23.520 Peygamber Efendimiz bir keresinde bir hurma bahçesinde oturdu, 00:30:24.137 --> 00:30:30.395 ayaklarını suya doğru salladı ve on kişiye; 00:30:30.417 --> 00:30:34.298 "Sen cennetliksin. Sen cennetliksin. Sen cennetliksin." diye söyledi: 00:30:36.363 --> 00:30:48.936 -Dört halife- Ebû Bekr-i Sıddık, Ömerü'l-Faruk, Osman-ı Zinnûreyn, Aliyyü'l-Murtaza Efendilerimiz, 00:30:49.680 --> 00:31:01.720 Sâd b. Ebî Vakkas, Said b. Zeyd, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Ebû Ubeyde b. Cerrah. 00:31:01.720 --> 00:31:07.640 Birisi işte bu; o fethetmiş. Antakya'yı küffardan, 00:31:07.760 --> 00:31:12.293 müşriklerden fethedip İslâm diyarlarına katan şahıs ki 00:31:12.616 --> 00:31:16.187 Peygamber Efendimiz'in ashabından. Daha o zamanlar fethedilmiş. 00:31:16.648 --> 00:31:19.231 Bu diyarları gayrimüslimlere nasıl devretmişler? 00:31:20.245 --> 00:31:27.906 O kadar sahabe emaneti! Nasıl oyunlara gelindi... 00:31:29.680 --> 00:31:34.680 Ve'stemerat fî yedi'l-müslimîn. "Müslümanların elinde kalmaya devam etti." 00:31:34.960 --> 00:31:44.320 İlâ en sakatat fî eydi'r-rûmi senete selâsetü ve hamsîn ve selâse mieh. 00:31:44.440 --> 00:31:58.720 "353 hicrî senesinde haçlıların eline geçinceye kadar müslümanların elinde kaldı." 00:31:59.360 --> 00:32:03.880 O zaman haçlılar, Anadolu'dan kuvvetli orduları ile indiler, 00:32:04.400 --> 00:32:08.400 Antakya'yı fethettiler, yetmiş bin kişi kestiler. 00:32:08.349 --> 00:32:11.750 Müslümanların etlerini pişirip yiyen komutanları varmış. 00:32:12.482 --> 00:32:16.580 "Getirin, pişirin. Of tatlıymış, matlıymış!" diye, 00:32:16.193 --> 00:32:19.611 kadın erkek demediler, müslümanları orada kestiler. 00:32:20.393 --> 00:32:29.546 Bu Avrupa, hâlâ aynı. Cezayir'i de yaktılar. Ordunun arkasında Fransa var; o yaktı. 00:32:31.160 --> 00:32:33.157 Köktenci müslümanlar bir şey yapmamış. 00:32:33.157 --> 00:32:36.432 Ama demokrasi yok mu, demokrasiye sen inanmıyor musun? 00:32:36.525 --> 00:32:42.818 Bak, seçim yapıldı, %85 oyla geldi. Seçim meçim, bunlar tantana! 00:32:42.818 --> 00:32:47.185 Bunlar demokrasiye de inanmıyorlar. Onların "hürriyet" dediği şey, 00:32:47.271 --> 00:32:52.160 - hukuk fakültesinden mezun bir arkadaş bunu çok güzel izah etti- kendileri için; 00:32:53.183 --> 00:32:55.413 kendilerinin dışındakiler için değildir. 00:32:55.413 --> 00:33:04.659 Roma hukuku insanları ikiye ayırır; asiller ve köleler. Haklar asillerindir, ötekilerin hakkı yoktur. 00:33:05.120 --> 00:33:07.480 O, Batı'nın hukuku Roma hukukuna dayalı. 00:33:07.481 --> 00:33:14.390 Kendileri için demokrasi vardır; Türkiye için, Suriye için, Cezayir için demokrasi hiç düşünülemez. 00:33:14.793 --> 00:33:24.290 Millet bunu bilmiyor. Onlar yalnız kitaplarla aldanmıştır. Batıcı'larımız, batmışlardır, aldanmışlardır. 00:33:24.284 --> 00:33:29.979 Çünkü çok usta aldatıldık; çok güzel reklam, propaganda yapmışlar. 00:33:29.979 --> 00:33:34.921 Ama haçlı ordularının geçtikleri yerde yapmadığı zulüm kalmamıştır. 00:33:35.425 --> 00:33:41.593 İstanbul'a gelmiştir; İstanbul o zaman Bizans'ın elindeyken, burayı soyup soğana çevirmişlerdir. 00:33:41.800 --> 00:33:44.640 Ayasofya'nın hazinelerini yağmalamışlardır. 00:33:45.240 --> 00:33:50.800 Bulgaristan'dan geçerken, hıristiyanları yağmalamışlardır, yahudileri diri diri yakmışlardır. 00:33:50.680 --> 00:33:55.760 Müslümanlarda hiç böyle bir şey olmamıştır. Müslümanın bir gayrimüslimi öldürmesi yoktur. 00:33:57.000 --> 00:33:59.960 Ehl-i kitaptır diye korunmuştur. 00:34:00.360 --> 00:34:06.400 Bunlar tarihî hakikatler. Ama biz gerçekleri söylemesini bilmiyoruz, 00:34:06.400 --> 00:34:08.400 ötekiler de yalancılıkta çok usta. 00:34:08.855 --> 00:34:12.588 Onun için Avrupa deyince millet şaşırıyor, alkışlıyor: 00:34:12.960 --> 00:34:20.920 "Bunlar çok dürüst, melek gibi insanlar! Bunlar demokrasi havarisi, kanatsız melek, kanatlı melek!" 00:34:21.120 --> 00:34:29.440 Uyutuyorlar bizi! Beğeniyoruz. Biz de Batı'ya dönmüşüz, bunlara benzeyeceğiz! 00:34:29.720 --> 00:34:37.360 Bizim ahlâkımız, kendi örfümüz, dinimiz, töremiz, şanlı bir mâzimiz var. 00:34:37.780 --> 00:34:44.700 Şanlı mâzimiz kötü! Osmanlılar kötü! Saltanat, hilafet kötü! Bunların her şeyi güzel! 00:34:45.888 --> 00:34:51.974 Bunların engizisyonları yok, bunların işkenceleri, gaddarlıkları, zulümleri yok! 00:34:51.974 --> 00:34:59.715 Hepsi siliniyor. Bunlar iyi! Bizim bütün şânımız şerefimiz siliniyor; biz kötüyüz! İnanıyoruz da… 00:34:59.760 --> 00:35:04.840 Anketleme metoduyla bin kişiyi sorguya çek, hepsi bu inançtadır. 00:35:04.847 --> 00:35:07.978 Bu neden? Millî eğitim programı böyle yapmıştır da ondan. 00:35:08.280 --> 00:35:11.320 Böyle uydurmuştur, ayarlanmıştır. Çocuk tahsilinde; 00:35:11.574 --> 00:35:15.162 "Osmanlı mı?" "Boş ver ya!" "Mâzimiz mi?" "Bırak ya!" 00:35:15.162 --> 00:35:20.835 Dedelerimiz kılıcı çekmişler, adam kesmekten başka bir şey yapmamışlar." diye öğreniyor; 00:35:21.280 --> 00:35:21.883 öyle sanıyor, bilmiyor. 00:35:22.560 --> 00:35:28.628 Edebiyatta, mûsikîde, medeniyette, ahlâkta, insanlıkta neler yapıldığından haberi yok. 00:35:28.628 --> 00:35:37.338 Dedesini savunmuyor, dedesinin aleyhinde… Nesil, ecdadının aleyhinde, Avrupalı'ya hayran. 00:35:37.585 --> 00:35:45.681 Hayran olduğun herifin ciğerini, içinin ne kadar pis olduğunu bir bilsen dönüp Batı'ya bakmazsın. 00:35:46.129 --> 00:35:50.842 Kızgınlığından Batı'ya bakan gözleri öyle bir kapatırsın, öyle bir yumarsın ki... 00:35:51.170 --> 00:35:55.812 Bak, yaptıkları şeye bak! Bizim şu memleketin işlerini nasıl karıştırdıklarına bak. 00:35:55.840 --> 00:35:57.000 En yeni, en son gündemi farz edelim: 00:35:59.600 --> 00:36:04.480 Diyarbakır'da bilmem ne köyünde üç tane çocuğu öldürmüşler. 00:36:04.600 --> 00:36:10.280 Almanya'da; "Onları Türk ordusu öldürdü." diye, televizyonda yayın yapıyor. 00:36:11.360 --> 00:36:18.200 Domuz gibi bilirler ama bir şey yapmazlar. 00:36:18.457 --> 00:36:23.945 Ya ver, zaten eskiden buraları benim dedemin toprağı idi, benimle savaştınız, 00:36:23.945 --> 00:36:25.912 yenildiniz, parçaladınız, böldünüz. 00:36:26.142 --> 00:36:32.830 Aslında ben kendi tarlama, mülküme gidiyorum; Suriye'ye, Osmanlı Şam eyaletine... Irak ne? 00:36:32.830 --> 00:36:36.523 Osmanlıların Bağdat eyaleti, aslında bizim kardeş toplum olmamız lazım. 00:36:37.110 --> 00:36:41.747 Kendileri geldiler, böldüler, bizim petrollerimizi eleyip sömürüp gidiyorlar. 00:36:42.340 --> 00:36:48.990 Şimdi biz canımıza tak dediğinde, oraya bir sebeple gittiğimiz için kıyamet kopuyor, 00:36:48.595 --> 00:36:50.320 velvele dünyayı batırdı. 00:36:50.790 --> 00:36:54.872 İşin iç yüzünü bilmesek; "Vay be, ne kadar kötü bir milletiz!" diyeceğiz. 00:36:56.788 --> 00:36:58.848 İçlerinin ne kadar fesat olduğunu anlayın. 00:36:58.784 --> 00:37:02.262 Antakya şehrini yakıp yıkıp fethettiler. 00:37:02.574 --> 00:37:07.711 Hıristiyanların; Antakya ilini müslümanlardan aldıkları zaman yaptıkları zulüm, 00:37:07.960 --> 00:37:09.360 unutulmayacak bir zulüm. 00:37:10.106 --> 00:37:14.759 Vahşet, insanlık dışı işler, asla unutulmayacak bir şey... 00:37:15.484 --> 00:37:21.292 Şimdi aklıma geliyor; gidelim Antakya'ya, toplantılar yapalım, konferanslar verelim de 00:37:21.417 --> 00:37:24.602 Ebû Ubeyde b. Cerrah hazretlerinin hayatını anlatalım. 00:37:25.911 --> 00:37:29.423 Onun orayı fethettiği zaman yaptığı şeyleri, 00:37:29.756 --> 00:37:34.564 bir de hıristiyanların orayı 353 hicrî yılında 00:37:34.564 --> 00:37:37.953 müslümanların elinden aldıkları zamanki zulümlerini anlatalım. 00:37:38.520 --> 00:37:43.840 Millet de bilsin. Antakya'daki, bilmem ne hahamın; 00:37:44.200 --> 00:37:49.200 "Ya mezhep kavgasıdır, ya ölüm kavgasıdır." Allah akıl fikir versin. 00:37:49.280 --> 00:37:51.480 Kışkırtılıyor; oyuna geliyorlar. 00:37:51.680 --> 00:38:05.600 Sümme's-türdet senete seb'în ve seb'îne erbaa mieh. "477 yılında, 00:38:05.960 --> 00:38:13.200 -elhamdülillah- Rumlardan alındı, Antakya yine müslümanların eline geçti." 00:38:13.315 --> 00:38:23.775 124 sene kâfirlerin elinde kalmıştır. Tabi sonra yine alınmış. Kimler almış? 00:38:24.160 --> 00:38:29.920 Elhamdülillah, Selahaddin-i Eyyûbîler aldılar. Selahaddîn-i Eyyûbî de Silvanlı. 00:38:30.400 --> 00:38:35.720 Silvan'da camisi var. Bilmiyordum, öğrenince çok sevindim, hoşuma gitti, ziyaret ettim. 00:38:36.520 --> 00:38:44.120 Mübarek komutanın bizim memlekette camisi, hayrâtu hasenâtı var; biz seviyoruz. 00:38:44.720 --> 00:38:53.680 Ama çok şuur eksikliği var. "Sosyal çalışmalar yapalım." diye, biz birtakım dernekler kurduk. 00:38:53.880 --> 00:39:00.360 Bu derneklerin bir kısmı kadınlarla ilgili çalışmalar yapıyor. Kadın dernekleri var. 00:39:00.640 --> 00:39:02.680 Bir de çevre ve kültür dernekleri kuruldu. 00:39:03.350 --> 00:39:06.286 İşte kültür derneklerinin de bu tür konuları işlemesi lazım. 00:39:07.363 --> 00:39:11.451 Antakya'da yapılacak programda ne yapılacak? 00:39:11.586 --> 00:39:16.235 Ebû Ubeyde b. Cerrah hazretleriyle ilgili orada bir konferans verilecek. 00:39:16.849 --> 00:39:21.341 Onun fethettiği zamanı bulacağız, onun kurtuluş fetih bayramını yapacağız. 00:39:21.710 --> 00:39:24.690 "Hıristiyanların eline geçtiği zaman neler oldu?" 00:39:24.240 --> 00:39:26.480 Açık açık tarihini yazacağız, saatini yazacağız. 00:39:26.972 --> 00:39:33.575 353 yılında hıristiyanlar burayı fethettiği zaman, ne çocuk bırakmışlar, ne kadın tanımışlar, 00:39:33.575 --> 00:39:38.241 ne ihtiyar demişler, ne genç demişler, hepsini kılıçtan geçirmişler. 00:39:38.801 --> 00:39:44.286 Millet bunu bilecek, bu zalimlerin zulmünü bilecek; mazlumlara acıyacak, dua edecek. 00:39:44.622 --> 00:39:50.505 Sonra 477 senesinde, 124 sene fasıladan sonra müslümanların eline geçmiş. 00:39:50.916 --> 00:39:53.278 Yine kâfirlerin eline geçebilir, neden? 00:39:53.278 --> 00:39:57.864 İçten çalışıyorlar; misyonerlik, Hıristiyanlık çalışmaları var. 00:39:57.864 --> 00:40:06.701 Orada kilise kurma çalışmaları var, orada hıristiyan olmadığı halde bu papazların 00:40:06.701 --> 00:40:09.372 ve kilisenin orada organizasyonları var. 00:40:09.644 --> 00:40:13.842 Hayalî Bizans'ı canlandırmak için orada çalışmaları var. 00:40:14.158 --> 00:40:17.679 Konya'da hıristiyan yok; orada kilise çalışmaları var. 00:40:17.820 --> 00:40:21.531 Anadolu'nun eskiden kendilerine göre, nerelerinde ne varsa 00:40:21.639 --> 00:40:26.227 onu korumak için zengin hıristiyan devletlere sırtlarını dayamışlar; 00:40:26.227 --> 00:40:32.569 onlar da bunlara devlet başkanı muamelesi yapıyor, şımartıyor, parasal destek veriyor. 00:40:32.903 --> 00:40:38.291 Onlar da bizim memleketimizi yağmalamak ve parçalamak için var güçleriyle çalışıyorlar. 00:40:39.120 --> 00:40:43.823 Eğer biz bunun farkına varmazsak, "alevî-sünnî" diye, 00:40:44.236 --> 00:40:47.696 "Türk-Kürt" diye birbirimizi kırarsak, muratlarına erecekler. 00:40:47.696 --> 00:40:50.726 Kışkırtan onlar. Ama işin farkına varırsak 00:40:51.114 --> 00:40:57.130 "Müslümanlığın esaslarından biri de kardeşliktir." dersek istedikleri olmaz. 00:40:58.389 --> 00:41:02.279 Bir de şimdi, köktendincilik, laiklik çıktı. O da bir ayrışma. 00:41:04.106 --> 00:41:06.372 Nerede vardır? Cezayir'de vardır. 00:41:06.920 --> 00:41:10.400 Cezayir'deki feci işkencelere bakın, tüm gazetelerde okuduk. 00:41:11.480 --> 00:41:16.720 Kendi kendinize gülersiniz; o da ayrı bir çeşit sorun. O da askerî vesayete geçti. 00:41:16.760 --> 00:41:21.346 Müslüman milleti hep kışkırtmak; müslümanı müslüman askere kışkırtmak istiyorlar. 00:41:21.360 --> 00:41:25.200 Gözümüzün hepten açık olması lazım. Müslümanlık, yalnızca her gün camide namaz kılmak değildir; 00:41:25.560 --> 00:41:29.800 müslüman her türlü hayra destek verir, her türlü şerri de engeller. 00:41:29.990 --> 00:41:34.900 Bunu da bilesiniz. Antakya'yla ilgili bunları yazmış. Burada neyi öğrendik? 00:41:35.319 --> 00:41:41.373 "Ebû Ubeyde b. Cerrah radıyallahu anh hazretlerinin Antakya fatihi" olduğunu öğrendik. 00:41:41.383 --> 00:41:48.146 Allah bizi şefaatine erdirsin. İnşaallah Antakya'da o günleri kutlamak nasip olsun, bir. 00:41:48.630 --> 00:41:55.402 Ondan sonra hicrî 353 senesinde haçlılar gelmişler, istila etmişler, topraklarımıza girmişler, 00:41:55.400 --> 00:41:58.880 orayı almışlar, katliam yapmışlar. 00:41:59.242 --> 00:42:02.794 Sonra onların elinden 477 senesinde tekrar fethedilmiş. 00:42:02.794 --> 00:42:06.377 Kim fethetmiş? Kudüs'ü kurtardığı gibi Selahaddin Eyyûbî hazretleri mi, 00:42:06.760 --> 00:42:08.320 başkası mı, onu da öğreneceğiz. 00:42:08.240 --> 00:42:21.800 "Bu zât Aslen Kûfe'dendi. Sonra Antakya'ya nakletmişti: Abdullah b. Hubeyk b. Sâbık el-Antâkî." 00:42:21.240 --> 00:42:27.240 Tarîkatühû. "Abdullah b. Hubeyk'in tarikatı." Fi't-tasavvufi. 00:42:27.274 --> 00:42:32.815 "Tasavvuftaki yolu." Tarîkatü'n-Nûriyyi. "Nurî'nin yoluymuş." 00:42:32.880 --> 00:42:41.640 Geçtiğimiz, terceme-i hâli okunan şahıslardan Ebû Hasenü'n-Nûrî hazretleri var; 00:42:41.640 --> 00:42:42.960 onun tarikatiymiş. 00:42:43.800 --> 00:42:50.520 Fe-innehü sahibe ashâbihî. "Çünkü o Ebu'l-Hüseyin Hubeyk'in ashabıyla, 00:42:50.560 --> 00:42:57.000 yetiştirdiği insanlarla alakası var, onlarla beraber olmuş, onların sohbetine devam etmiş; 00:42:57.400 --> 00:43:00.360 tarzı-tarikati, onların tarzı-tarikatiymiş." 00:43:00.960 --> 00:43:02.760 Ve esnede'l-hadîs. 00:43:02.680 --> 00:43:04.960 "Bu zât hadis de rivayet etmiş." 00:43:04.965 --> 00:43:18.241 Bu eski mutasavvıflar cahil olmuyorlardı; alim, müfessir, muhaddis, müçtehit, fakih oluyorlardı. 00:43:18.241 --> 00:43:24.267 Bu zâtlar, büyük zâtlardır. Hadisle de meşgul olmuş, hadis de rivayet etmiş, isnat etmiş. 00:43:25.377 --> 00:43:27.871 İspat ediyor, bir hadisini söylüyor: 00:43:27.954 --> 00:43:31.740 Haddesena Umeru'bnü Ahmede'bni Usmân, el-Vâiz. 00:43:33.252 --> 00:43:37.898 "Bu zât bize hadis olarak rivayet etti ki." 00:43:39.196 --> 00:43:45.417 Bu hadîs-i şerîfi, kitabın yazarı Ebû Abdurrahman es-Sülemî'ye bu şahıs söylemiş, rivayet etmiş; 00:43:45.417 --> 00:43:48.440 Ömer b. Ahmed b. Osman el-Vaiz. 00:43:49.235 --> 00:43:55.880 Bi-Bağdâd. "Bu hadîs-i şerîfi Bağdat'ta rivayet etmiş." 00:43:55.560 --> 00:44:02.120 Bu şahıs kimmiş? Aşağıda onu yazıyor. Bu hadisi nakleden şahıs çok hoşuma gitti. Not alın. 00:44:02.400 --> 00:44:07.680 Umeri'bni Ahmede'bni Usmâne'bni Ahmede'bni Muhammede'bni 00:44:07.680 --> 00:44:16.800 Eyyûbi'bni Ezdâze'bni Sirâce'bni Abdirrahman Ebû Hafs el-Vâiz el-maruf bi-İbni Şâhin. 00:44:16.494 --> 00:44:24.386 "Bütün sülalesi, soyu sopu maruf bir kimse; vaiz, vaaz veren bir kimse; 00:44:25.440 --> 00:44:35.640 asıl tanındığı ismi İbni Şahin." 00:44:36.513 --> 00:44:42.431 İsmi ne? Ömer. Babası Ahmed. Dedesinin ismi Osman. Onun babası Ahmed. Onun babası Muhammed. 00:44:42.431 --> 00:44:48.922 Onun babası Eyyüb. Onun babası Ezdaz. Onun babası Sirac. Onun babası Abdurrahman. 00:44:49.603 --> 00:44:55.420 Künyesi, "Ebû Hafs." Zaten umumiyetle Ömer ismi oldu mu, 00:44:55.793 --> 00:44:58.324 bakıyorsun karşına künye olarak "Ebû Hafs" geliyor. 00:44:58.324 --> 00:45:06.722 Neden? Çünkü Hz. Ömer Efendimiz'in de kızının adı Hafsa'ydı; 00:45:06.986 --> 00:45:09.760 Peygamber Efendimiz'in de hanımının adı. 00:45:09.181 --> 00:45:15.381 Ondan dolayı Ömer isimli kimseler "Ebû Hafs" künyesini alıyor. 00:45:15.381 --> 00:45:19.258 Demek ki oğlu olduğu zaman "Hafs" adını veriyorlar; kız olsaydı "Hafsa" diyecekti. 00:45:19.702 --> 00:45:22.590 Künyesi böyle oluyor; da hatırınızda kalabilir. 00:45:24.331 --> 00:45:29.463 Ebû Hafs Ömer b. Ahmed, ismi. Ama nasıl tanınmış? 00:45:29.463 --> 00:45:36.612 İbn Şahin, "Şahin oğlu" diye tanınmış. İbn Şahin'in kim olduğunu okuyalım. 00:45:36.967 --> 00:45:43.301 Aslıhû min Mervirûz. "Aslı Mervirus'tan imiş." 00:45:43.923 --> 00:45:58.524 Mervirus, Horasan'da bir şehir adı. Min küri Horâsân. "Horasan'ın şehirlerinden bir şehir." 00:46:00.696 --> 00:46:10.749 Ve'stavtane bi-Bağdâd. "Horasanlı ama gelmiş Bağdat'a yerleşmiş." 00:46:11.920 --> 00:46:15.720 Vülide fî saferin senete seb'în ve tıs'îne ve mieteyn. 00:46:15.880 --> 00:46:24.240 "297 senesinin Safer ayında Bağdat'ta doğmuş." 00:46:24.276 --> 00:46:29.451 Araplar'da Safer ayı hangi aydır? 00:46:31.622 --> 00:46:36.411 Muharrem birinci ay, Safer ikinci ay. 00:46:37.539 --> 00:46:41.468 Rebiü'l-evvel Peygamber Efendimiz'in doğduğu ay, üçüncü ay. 00:46:41.468 --> 00:46:46.280 Muharrem, Safer, Rebiü'l-evvel. Biz Safer'e "Sefer" diyoruz ama "sad" olduğu için 00:46:46.280 --> 00:46:51.744 "Safer" demek daha doğru olur. Safer ayında doğanlar "Sefer" diye adlandırılıyor. 00:46:51.744 --> 00:46:55.581 Belki arkadaşlarımızdan adı "Sefer" olanlar vardır. 00:46:55.581 --> 00:47:00.581 Niye o ismi vermişler? O ayda doğduğu için. 00:47:00.581 --> 00:47:04.715 Muharrem ayında doğana "Muharrem", Safer ayında doğana "Safer", 00:47:04.715 --> 00:47:06.577 Ramazan ayında doğana "Ramazan" derler. 00:47:06.596 --> 00:47:09.900 Kadir gecesinde doğana "Kadir" derler, "Abdülkadir" derler. 00:47:09.900 --> 00:47:15.799 Recep'te doğana "Recep" derler, Şaban'da doğana "Şaban" derler. İsim, biraz doğumla ilgili. 00:47:16.480 --> 00:47:20.240 Halbuki bunlar ay ismi. O ayda doğduğu için bu ismi veriyorlar. 00:47:20.240 --> 00:47:32.840 Sannefe selâse miete musannefin ve selâsîn. "Üç yüz otuz tane eser yazmış." 00:47:33.320 --> 00:47:35.560 Muhterem kardeşlerim! Niye bu bilgileri veriyoruz? 00:47:35.600 --> 00:47:40.360 Bir eser yazmak, bir eseri okumaktan çok çok çok daha zor. 00:47:41.000 --> 00:47:44.520 Eser yazıyorsun; bir eseri herkesin tercihine sunuyorsun. 00:47:44.760 --> 00:47:48.720 Eser yazmak çok zor. 330 tane eser yazmış. 00:47:48.871 --> 00:47:54.295 Acaba biz 330 tane eser okuduk mu, 330 sayfa okuduk mu? 00:47:55.420 --> 00:48:02.232 Kur'ân-ı Kerîm'i herkes kaç defa tamamen okumuş, hatmetmiştir? 00:48:03.829 --> 00:48:05.784 Ehadehâ Tefsîrü'l-Kebîr. 00:48:06.146 --> 00:48:11.144 "Bu üç yüz otuz tane eserinden bir tanesi, Tefsir-i Kebir'miş." Kebir ne demek? 00:48:11.204 --> 00:48:16.176 Büyük demek. Ekber ne demek? "Daha büyük" veya "en büyük" demek. 00:48:16.960 --> 00:48:20.320 Tefsir-i Kebir yazmış, büyük tefsir yazmış. 00:48:21.800 --> 00:48:25.960 İbn Şahin'in Tefsir-i Kebir'i, büyük tefsiri, neredeymiş, 00:48:26.000 --> 00:48:35.440 dünyanın hangi köşesindeymiş? Tabi şimdi ben dedektif gibi bunun peşine düşeceğim, arayacağım. 00:48:35.632 --> 00:48:47.861 Kelimeye bak! Elfe cüz'in. "Bin cüz." Bin cüzden müteşekkil Tefsir-i Kebir'i varmış. 00:48:48.249 --> 00:48:52.700 Bir cüz kaç sayfadır, kim bilir. En aşağı bir fasıldır. 00:48:52.101 --> 00:49:03.800 Cüz denmesi için bir fasıl bile olsa bin cüzlük tefsir kitabı yazmış, maşaallah, Allah razı olsun. 00:49:03.429 --> 00:49:06.256 Ben bu kitabı ararım. 00:49:06.381 --> 00:49:09.536 Ve'l-müsnedü elfe cüz'in ve hamse mieh. 00:49:10.374 --> 00:49:16.823 "Bir de hadis kitabı yazmış, müsned yazmış; bin beş yüz cüz." 00:49:18.182 --> 00:49:24.969 Bin beş yüz cüz hadis kitabı var. Tefsir kitabından yüzde elli daha fazla. 00:49:24.969 --> 00:49:29.134 Bin cüz tefsir kitabı; hadis kitabı da bin beş yüz cüz. 00:49:29.565 --> 00:49:39.133 Ve't-târîh miete ve hamsîne cüz'en. "Yüz elli cüz de bir tarih kitabı yazmış." 00:49:39.180 --> 00:49:45.374 İbn Şahin bir de tarih kitabı yazmış. Ve'z-zühde miete cüz'in. 00:49:46.213 --> 00:49:51.820 "Yüz cüzlük Kitâbü'z-Zühd diye, zühde dair bir de kitap yazmış." 00:49:53.440 --> 00:49:58.800 Biz bir Kitabü'z-Zühd neşrettik, bizim Seha yayınlarının arasında, kocaman bir kitap. 00:50:01.880 --> 00:50:05.280 O, Abdullah b. Mübarek hazretlerinin; Kitabü'z-Zühd ve'r-Rakâik adlı eseri. 00:50:05.574 --> 00:50:08.210 Okuyun; bu bir hadis kitabıdır, güzel bir kitaptır. 00:50:08.620 --> 00:50:17.322 Ve kâne sikaten me'mûnen. "İbn Şahin güvenilen, itimada şayan, sağlam bir insandı." 00:50:18.343 --> 00:50:22.569 İnsan eser yazar ama bakalım eseri sağlam mı? 00:50:23.147 --> 00:50:28.810 Yumurta aldın ama yumurta bakalım taze mi, bayat mı? 00:50:29.212 --> 00:50:34.785 Bir keresinde ben fakülteden eve geldim, evde yemek yokmuş. Dışarı çıktım. 00:50:35.174 --> 00:50:43.403 Köylü, kasketini giymiş, samanların içine, sepetine yumurtaları dizmiş, "Yumurta!" diye bağırıyor. 00:50:43.563 --> 00:50:53.420 "On tane yumurta ver." dedim. Pırıl pırıl yumurtalar, bembeyaz, on tane aldım, eve getirdim. 00:50:53.400 --> 00:51:02.400 Hanım da hemen tavaya yağı koydu, yumurtayı tık kırdık, boş; tık kırdık, boş; 00:51:02.420 --> 00:51:05.741 tık kırdık, boş, o da boş. Ben hemen dışarı fırladım. 00:51:05.741 --> 00:51:12.298 Adam on taneyi satar satmaz kaçmış; dolandırıcıymış. 00:51:13.675 --> 00:51:17.974 Bayat yumurtaları yıkamış, yıkamış, parlatmış, başına kasketi geçirmiş, 00:51:18.414 --> 00:51:20.458 sepetin içine samanları koymuş; 00:51:20.458 --> 00:51:24.416 "Ben köylüyüm, taze köy yumurtası satıyorum." diye... 00:51:24.416 --> 00:51:26.771 On tane yumurtanın onu da boş çıktı. 00:51:27.374 --> 00:51:32.819 Sen bir kitap yazıyorsun; yazarsın ama yumurta gibi çürük, boş, yenmeyecek gibi olabilir. 00:51:34.228 --> 00:51:37.976 Ve kâne sikaten me'mûnen. Sika ne demek? 00:51:38.139 --> 00:51:46.236 "İtimada şayan, sağlam" demek. Alimin, râvinin güvenilir olanına her türlü iltifat ederler. 00:51:46.236 --> 00:51:51.201 Me'mun, "kendisine güvenilir." Demek ki adam sağlam. 00:51:51.201 --> 00:51:56.574 Bu kitapta ne söylüyorsa hepsinin kaynağını gösteriyor; sağlam kitap. 00:51:57.335 --> 00:52:02.158 Biz burada evliyâ bilmem kime dair çıkıp palavra okuyabiliriz: 00:52:02.842 --> 00:52:07.680 "Şöyle yapmış, havalarda böyle uçmuş, şöyle kaçmış, böyle itmiş, 00:52:07.680 --> 00:52:09.594 eliyle şöyle işaret etmiş de, şöyle olmuş da…" 00:52:09.658 --> 00:52:13.968 Dur bakalım, dur, ne oluyorsun? Sağlam mı, çürük mü? 00:52:13.968 --> 00:52:18.312 Bu rivayeti nereden aldın? Falanca adam şöyle yapmış, filanca adam böyle yapmış. 00:52:18.363 --> 00:52:23.833 Bir yerde vaazdayım, dinliyorum; hepsi yanlış: 00:52:24.382 --> 00:52:26.657 "Ali'nin dediği Veli, Veli'nin dediği deli." 00:52:27.731 --> 00:52:34.145 Yalan yanlış rivayetle olmaz ki iş sağlam olmalı. 00:52:34.480 --> 00:52:37.120 Mâte yevme'l-ehadi. 00:52:36.680 --> 00:52:37.720 "Pazar günü vefat etmiş." 00:52:37.751 --> 00:52:41.938 Pazar gününün adı yevme'l-ehad'dır. Pazartesi gününün adı yevme'l-isneyn. 00:52:42.480 --> 00:52:51.360 Peygamber Efendimiz isneyn gecesinde doğdu. Pazarı pazartesiye bağlayan gece doğmuş. 00:52:51.840 --> 00:52:54.680 Bu da pazar günü vefat etmiş. 00:52:55.320 --> 00:53:03.360 Sâni aşer min Zilhicce. "Zilhicce ayının 12'sinde." Zilhicce hangi ay? 00:53:04.160 --> 00:53:10.760 Hac yapılan ay. Hacılar Zilhicce'nin 9'unda Arafat'ta bulunurlar. 00:53:11.134 --> 00:53:17.856 Zilhicce'nin 10'u bayram günüdür; bayramın biridir, 11'i bayramın ikisidir, 00:53:18.240 --> 00:53:20.160 12'si bayramın üçüncü günüdür. 00:53:20.760 --> 00:53:26.600 Demek ki Kurban Bayramı'nda; bu da hatırınızda kalsın, İbn Şahin kurban bayramında vefat etmiş. 00:53:26.720 --> 00:53:32.720 İnsan, öğrendiği ilmi kafasında evirir çevirirse hafızasında iyi kalır. 00:53:32.823 --> 00:53:39.540 Hafızada kalmasının kanunlarından birisi, ilmi evirip çevirmektir. Evirip çevirmezsen unutursun. 00:53:39.540 --> 00:53:42.684 Hangi yılda doğmuştu, unuttun. Hangi şehirde doğmuştu, unuttun. 00:53:42.684 --> 00:53:46.191 Künyesi neydi, unuttun. Adı neydi, unuttun. 00:53:46.191 --> 00:53:49.954 Memleketi neresiydi, unuttun. Evirip çevirdin mi unutmazsın. 00:53:50.293 --> 00:53:55.130 Çünkü o bağlanmış oluyor; artık kaybolmuyor. 00:53:55.000 --> 00:54:01.160 Senete hamse ve semânîne ve selâse mie. "385 senesinde vefat etmiş." 00:54:01.160 --> 00:54:02.680 Kaçta doğmuştu? 00:54:02.760 --> 00:54:06.160 297. Seksen sekiz sene yaşamış. 00:54:06.280 --> 00:54:09.280 Sekiz, sekiz, iki tane sekiz; o da aklınızda kalsın. 00:54:09.720 --> 00:54:16.440 İşte böyle alimleri görün de ne düşünecekseniz düşünün, ibret alın. 00:54:16.480 --> 00:54:22.400 Onlar yazmışlar; bize vazife olarak onları okumak kalıyor. 00:54:23.111 --> 00:54:27.394 Bin cüzlük tefsir kitabı yazmış mübarek. 00:54:27.394 --> 00:54:30.280 Hem de güvenilen bir insan, sağlam bir kimse. 00:54:30.280 --> 00:54:40.489 Bin beş yüz cüzlük hadis kitabı yazmış, sağlam kaynaklara göre. 297 senesinde doğmuş, 00:54:40.489 --> 00:54:45.267 385 senesinde vefat etmiş. 00:54:45.440 --> 00:54:51.120 Kurban Bayram'ında, 12 Zilhicce pazar günü vefat etmiş. 00:54:51.640 --> 00:54:53.160 Mübarek bir insan. 00:54:53.200 --> 00:55:00.600 Allah o tanıdığımız mübareklerin, büyüklerin şefaatlerine erdirsin, cennette onlarla beraber eylesin. 00:55:08.200 --> 00:55:11.360 Ebû Ubeyde Efendimiz'den, İbn Şahin'den, 00:55:11.560 --> 00:55:13.800 cümlemizi cennette buluştursun. 00:55:13.840 --> 00:55:16.520 Allah bu mübareklere rahmet eylesin; onların derecelerini yüksek eylesin. 00:55:16.515 --> 00:55:19.155 Fâtiha-i Şerîfe mea'l-Besmele.