WEBVTT 00:00:00.830 --> 00:00:04.834 el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi 00:00:05.450 --> 00:00:12.710 alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. 00:00:12.258 --> 00:00:16.758 Ve's-sâlatu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn 00:00:17.000 --> 00:00:23.345 tâcı ruûsinâ ve tabîbi kulûbinâ ve üsvetine'l-haseneti Muhammedini'l-Mustafâ 00:00:23.493 --> 00:00:28.962 ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-ceza'. 00:00:29.251 --> 00:00:35.870 Emmâ ba'd: Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah 00:00:36.175 --> 00:00:42.241 ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem. 00:00:42.855 --> 00:00:47.832 Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün 00:00:48.153 --> 00:00:52.177 ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. 00:00:52.622 --> 00:00:57.665 Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:57.788 --> 00:01:04.659 Selâsün min künûzi'l-birri: ihfâu's-sadakati ve kitmânü'l-musîbeti ve kitmânü'ş-şekvâ. 00:01:04.854 --> 00:01:13.850 Yekûlu'llâhu teâlâ: İze'bteleytü abdî bi-belâin fe-sabare lem yeşkünî ilâ uvvâdihî sümme ebre'tühû 00:01:13.110 --> 00:01:18.440 ebdeltühü'l-lahmen hayren mine'l-lahmihî ve demen hayren min demihî 00:01:18.552 --> 00:01:27.620 ve in erseltühû erseltühû ve lâ zenbe aleyhi ve in teveffeytühû teveffeytühû ilâ rahmetî. 00:01:27.902 --> 00:01:37.420 Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. Aziz ve muhterem ve sevgili kardeşlerim! 00:01:37.331 --> 00:01:46.330 Allahu Teâlâ hazretlerinin selâmı, rahmeti ve bereketi dünyada ve âhirette üzerinize olsun. 00:01:46.197 --> 00:01:52.935 Mevlâmız sizi hem bu dünyada hem âhirette bahtiyar eylesin, iki cihan saadetine nâil eylesin. 00:01:55.227 --> 00:01:59.654 Sözlerin en şereflisi, en kıymetlisi, en güzeli Allah'ın kelâmıdır. 00:02:00.443 --> 00:02:03.448 Celle celâlühû ve amme nevâlühû ve lâ ilâhe ğayruhû. 00:02:03.628 --> 00:02:15.855 Hepimizin Kur'ân-ı Kerîm'i en mümkün olan dikkatli ve kuvvetli bir şekilde öğrenmeye, ezberlemeye, 00:02:16.365 --> 00:02:22.810 Kur'ân-ı Kerîm'e âşinâ olmaya, Kur'ân-ı Kerîm'in ehli olmaya çalışmamız gerekiyor. 00:02:22.980 --> 00:02:27.834 O Hâlıkımız'ın sözü, Yaradanımız'ın, âlemlerin Rabbi'nin hitabı, vahyi... 00:02:27.982 --> 00:02:34.780 Beşer sözlerinin de en güzeli Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîfleridir. 00:02:35.162 --> 00:02:39.253 Allahu Teâlâ hazretleri Peygamber Efendimiz'e Kur'ân-ı Kerîm'le beraber 00:02:39.596 --> 00:02:50.822 bir de muhteşem ve muazzam bir kabiliyet ihsan eylemiş ki o ümmî peygamber bir mektepten, 00:02:50.978 --> 00:03:00.365 bir hocadan okumamış. O ümmî peygamber bütün alimlerin karşısında diz çöktüğü, 00:03:00.420 --> 00:03:06.362 hayret ettiği, hayran kaldığı, muhteşem bir ilim ve maarif hazinesi olmuş. 00:03:06.455 --> 00:03:12.109 Ve sözleriyle dünyamızın, âhiretimizin her meselesine ışık tutmuştur. 00:03:12.211 --> 00:03:21.403 Onun için, hadîs-i şerîfleri bizim rehberimizdir, şifamızdır, dertlerimizin ilacıdır, devasıdır. 00:03:22.826 --> 00:03:28.620 Beşer sözlerinin en güzeli, en kıymetlisi, en doğrusu Resûlullah'ın sözüdür. 00:03:29.109 --> 00:03:39.276 Yolların en güzeli de Peygamber Efendimiz'in tutturmuş olduğu, göstermiş olduğu, çağırmış olduğu yoldur. 00:03:39.526 --> 00:03:45.590 O yoldan gidenlere ne mutlu! Sünnete aykırı yollara sapanlara ne yazık! 00:03:45.333 --> 00:03:51.753 Çünkü sünnetin zıddı bid'attir. Sünnetle hareket etmeyen insanlar, 00:03:51.972 --> 00:03:59.172 isterse "ibadet ediyorum" sansalar bile, "hayır işliyorum" sansalar bile, 00:03:59.599 --> 00:04:04.786 sünnete uygun olmayan işler bid'at, bid'atler de dalâlettir. 00:04:04.989 --> 00:04:10.929 "Her dalâlet ve sahibi cehenneme düşecektir, cehennemde yanacaktır, cehennemdedir." diye 00:04:10.976 --> 00:04:16.118 Peygamber Efendimiz ihtar etmiştir, ihbar eylemiştir. 00:04:16.288 --> 00:04:25.329 Binâenaleyh, bizim iyi bir müslüman olmak için sımsıkı Kur'ân-ı Kerîm'e ve var gücümüzle 00:04:25.384 --> 00:04:28.958 Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılmamız gerekmektedir. 00:04:29.372 --> 00:04:37.448 En güzel Müslümanlık, evliyâlık yolu budur. Onun için, hepimizin Resûlullah'ın 00:04:37.503 --> 00:04:43.630 sünnet-i seniyyesini öğrenmek hususunda azamî gayret göstermemiz gerekiyor. 00:04:43.771 --> 00:04:48.904 Bizim tekkemizin de ders kitabı Resûlullah'ın hadîs-i şerîfleridir. 00:04:49.139 --> 00:04:58.472 Tarikatle şeriat arasını ayırmak isteyenler görsünler ve doğru yol nasıl olurmuş görsünler! 00:04:58.636 --> 00:05:04.607 Elhamdülillah ki tarikatimizin yolu şeriattir ve sünnet-i seniyye-i nebeviyyedir. 00:05:05.110 --> 00:05:12.194 Bid'atlerden uzak durmak, bid'atlerle savaşmak şiârımızdır. 00:05:13.259 --> 00:05:20.777 Onun için, İstanbul'da hadîs-i şerîfleri okuyoruz, gittiğimiz yerlerde hadîs-i şerîfler okuyoruz. 00:05:20.847 --> 00:05:28.330 Burada da -burası bizim eski şehrimizdir, emekli olmadan önce oturduğumuz beldedir- 00:05:29.283 --> 00:05:31.144 haftada bir hadis dersi yapıyorduk. 00:05:31.191 --> 00:05:37.671 Şimdi İstanbul'dan Ankara'ya nasip olup da geldikçe, fırsat oldukça bu dersleri yapıyoruz. 00:05:38.118 --> 00:05:48.340 Ama bizim sözümüz, ricamız şudur: Her hafta perşembe akşamı burası böyle dolmalı 00:05:48.621 --> 00:05:54.571 ve kardeşlerimiz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini dinlemelidir. 00:05:54.743 --> 00:06:02.157 Hocaları ayarlamak bizdendir ama yeter ki cemaat teşrif buyursun, gelsin, bu hadisleri takip etsin. 00:06:02.810 --> 00:06:08.877 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadisleri çok kıymetlidir ve deryalar gibidir. 00:06:09.780 --> 00:06:12.873 Yüzlerce cilt tutacak miktardadır. 00:06:13.276 --> 00:06:19.921 Ömrü boyunca söylediği sözleri can kulağıyla dinleyen râviler bize nakletmişlerdir. 00:06:20.542 --> 00:06:29.390 Geçen gün İbn Şâhin isimli -rahmetullahi aleyh- bir alimin hayatını okuyordum, 00:06:29.203 --> 00:06:40.549 hayretler içinde kaldım. Kur'ân-ı Kerîm tefsiri üzerine bir eser yazmış; bin cüz! 00:06:42.960 --> 00:06:49.454 Cüz, ne miktar, kaç sayfadır bilmiyoruz ama bin cüz herhalde en aşağı bir forma olsa, 00:06:50.900 --> 00:06:55.127 düşünün ki 1000 rakamı kolay kolay ne okunur, ne söylenir, ne yazılır... 00:06:55.369 --> 00:07:04.518 İnsana "Bin tane Kulhüvallah oku." desek, bayağı zaman geçer. Halbuki bu bin cüz. 00:07:05.242 --> 00:07:12.755 Hadîs-i şerîfe dair bir eser yazmış, 1500 cüz. Mâşaallah, çok hoşuma gitti. 00:07:12.771 --> 00:07:17.651 "O zâtı biraz araştıralım, öğrenelim de eserlerini de arayıp bulalım." diye 00:07:17.878 --> 00:07:19.817 arkadaşlarıma rica ettim, arıyorlar. 00:07:20.770 --> 00:07:22.259 Malzemeler de getirdiler. 00:07:22.486 --> 00:07:30.214 Bizim bu kitabımızı Hocamız Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn Efendi yazmış ve demiş ki; 00:07:30.269 --> 00:07:31.878 "Bu kitabı tekkede okuyun. 00:07:32.167 --> 00:07:37.914 Bu kitabı okuyup bitirince tekrar başına geçin, tekrar okuyun, tekrar okuyun... 00:07:38.292 --> 00:07:45.811 Bunu bir kere okusanız kısa zamanda hakikatli bir alim olursunuz." buyurmuş. 00:07:46.390 --> 00:07:53.243 Ne kadar güzel... Yani Gümüşhaneli Hocamız bizleri Efendimiz'in hadîs-i şerîflerine sevk eyliyor. 00:07:53.337 --> 00:08:01.429 Şu mübarek cuma akşamında bu mübarek hadîs-i şerîflere başlamadan önce, 00:08:01.820 --> 00:08:07.153 başta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ruh-i pâkine bizlerden 00:08:07.614 --> 00:08:11.450 âciz nâçiz muhibleri, ümmetleri olarak bir hediye olsun diye 00:08:11.763 --> 00:08:19.197 ve onun yanı sıra bütün enbiyâ ve mürselînin ve hepsinin âl'inin, ashâbının, etbâının 00:08:19.291 --> 00:08:26.472 ve hâsseten Peygamber Efendimiz'in ashâbının, ezvâcının, evlâdının, etbâının, 00:08:27.113 --> 00:08:37.528 ihvânının, ahbâbının, hulefâsının ve verese-i nebî olan ulemâ-i muhakkikîn ve mürşidîn-i kâmîlin 00:08:37.707 --> 00:08:41.160 sâdât ve meşâyih-i turuk-u aliyyemizin cümlesinin ruhları için; 00:08:41.933 --> 00:08:47.293 bu kitabı yazan şeyhimiz Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn Efendi hazretlerinin ruhu için 00:08:47.691 --> 00:08:53.138 ve kendisinden feyz alıp yetiştiğimiz muhterem Hocamız, sevgili büyüğümüz 00:08:53.256 --> 00:08:59.492 Muhammed Zâhid-i Bursevî hazretlerinin ruhu için; bir de şu yaşadığımız, oturduğumuz, 00:08:59.539 --> 00:09:07.108 şu vaazı verdiğimiz beldemizin medâr-ı iftihârı olan Hacı Bayrâm-ı Velî Efendimiz'in ruhu için, 00:09:07.545 --> 00:09:13.948 arkadaki tepelerden birisinde türbesi bulunan Hüseyin Gâzi hazretlerinin ruhu için 00:09:14.108 --> 00:09:20.790 ve Ankara'dan gelmiş geçmiş ve burada medfun bulunan evliyâullah ve salihlerin 00:09:20.845 --> 00:09:25.638 ve bu beldeleri fetheden şehitlerin, gâzilerin, mücahitlerin ruhları için; 00:09:25.981 --> 00:09:35.413 ve şu toplantıya otobüslerle, minibüslerle, taksilerle uzaklardan yakınlardan 00:09:35.780 --> 00:09:42.986 aşk ile şevk ile gelmiş olan siz kardeşlerimizin -ki Allah mükâfatlarınızı kat kat ihsan eylesin, 00:09:43.170 --> 00:09:49.170 dünyada âhirette sizleri bahtiyar eylesin- bütün geçmişlerinizin ruhları şâd olsun diye, 00:09:49.540 --> 00:09:54.151 şu mübarek cuma gecesinde onlar boyunları bükük sizlerden bizlerden dua bekliyorlar, 00:09:54.595 --> 00:09:59.242 kabirleri nur dolsun, nurları ve sürûrları ziyâde olsun, 00:09:59.562 --> 00:10:03.661 kabirleri cennet bahçesine dönsün, makamları âlâ olsun diye; 00:10:04.106 --> 00:10:09.638 Allahu Teâlâ hazretleri biz yaşamakta olan, imtihanı devam etmekte olan mü'minlere de 00:10:10.466 --> 00:10:18.245 tevfîkini refîk eylesin, hidayet üzere bizleri dâim eylesin, nefse şeytana uydurmasın, 00:10:18.823 --> 00:10:28.717 dünyanın fâni aldatıcı oyunlarında âhireti unutup yanlış yollara ayaklarımızı kaydırmasın, 00:10:28.803 --> 00:10:34.250 saptırmasın, mü'min-i kâmiller olarak yaşayalım, huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak 00:10:34.351 --> 00:10:42.214 varalım diye bir Fâtiha, 11 İhlâs-ı Şerîf okuyalım, o mübâreklerin ruhlarına gönderelim. Buyurun. 00:10:44.410 --> 00:10:49.974 Bu hadis kitabımızın bir güzel tarafı şudur ki hadisler alfabetik sırayla dizilmiştir. 00:10:50.484 --> 00:10:57.837 Onun için, bir insan hadis ezberindeyse hemen başından alfabetik sırasından bulması mümkün oluyor. 00:10:57.931 --> 00:11:01.202 İkinci bir güzel tarafını da ben vaazlarımda tespit ettim. 00:11:01.619 --> 00:11:10.998 Alfabetik olduğu için, sistematik değil, konu konu değil, ilk kelimesinin sıralanışına göre olduğu için 00:11:11.686 --> 00:11:18.891 vaaz esnasında mevzu değişiyor. Böylece gelen dinleyici kardeşlerimize, 00:11:18.930 --> 00:11:28.103 sizlere her çeşit yemeği olan bir sofra sunmuş oluyoruz. Sofrada sadece kuru ekmek koysalar, 00:11:28.181 --> 00:11:33.785 "Yiyin bakalım bunu, suyu da için, yallah..." deseler, o da bir gıda, insan ekmekle beslenir. 00:11:33.839 --> 00:11:42.845 Ama çorbası, etli yemeği, sebzeli yemeği, salatası, bir de sonunda tatlısı olursa 00:11:43.800 --> 00:11:45.954 tam bir yemek oluyor. İşte onun gibi oluyor. 00:11:46.900 --> 00:11:49.503 Böyle çeşitli hadis-i şerîfler olduğu için benim çok hoşuma gidiyor. 00:11:49.565 --> 00:11:55.695 Bilmiyorum, herhalde siz de değişik konulardan bilgiler almış oluyorsunuz. 00:11:56.247 --> 00:12:04.313 Şimdi geçtiğimiz ziyaretlerimizde 261. sayfanın üçüncü hadisine kadar okumuşuz, 00:12:04.423 --> 00:12:09.266 ben unuttum, Nizameddin Hoca tespit etmiş, oradan devam ediyoruz. 00:12:09.657 --> 00:12:14.724 Aslında muntazaman başından sonuna devredeceğiz, devredeceğiz, devredeceğiz, 00:12:14.818 --> 00:12:21.712 Peygamber Efendimiz'in sözlerine, hadislerine âşinâ olacağız; ama işte böyle yavaş yavaş oluyor. 00:12:21.771 --> 00:12:26.128 261. sayfanın üçüncü hadîs-i şerîfi: 00:12:27.120 --> 00:12:37.867 Selâsün min künûzi'l-birri: ihfâu's-sadakati ve kitmânü'l-musîbeti ve kitmânü'ş-şekvâ... 00:12:38.800 --> 00:12:40.279 Bu hadîs-i şerîfin metnini demin okumuştuk. 00:12:40.844 --> 00:12:47.837 Bunu Enes radıyallahu anh'ten Taberânî ve İbn Asâkir rivayet etmişler. 00:12:48.819 --> 00:12:52.450 Gözümüzün nuru, başımızın tacı, rehberimiz, önderimiz, 00:12:52.552 --> 00:12:56.555 Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; 00:12:57.350 --> 00:13:08.651 "Üç şey iyiliğin hazinelerindendir. Bu üç şey birr ü takvânın hazinesidir." 00:13:10.542 --> 00:13:21.388 Birr kelimesi iki "r" ile; b-i-r-r. Birrun. Birr, "iyilik" demek. 00:13:23.135 --> 00:13:35.311 "İyilik ama Allah'ın emirlerini tutarak Allah'ın yolunda salih bir müslüman olarak yapılan iyilik" demek. 00:13:36.598 --> 00:13:41.784 Sıradan bir iyilik değil; "Allah'a mutî olarak, 00:13:42.174 --> 00:13:46.639 Allah'ın rızasına uygun olarak iyilik yapmak" mânasına geliyor. 00:13:47.186 --> 00:13:53.149 İyi bir insana "birr ü takvâ sahibi insan" diyoruz. "Hem Allah'tan korkuyor, 00:13:53.376 --> 00:14:01.147 hem iyi bir insan; Allah'a mutî, öyle çalışıyor." diyoruz. Anne ve babasına iyilik yapan, 00:14:01.506 --> 00:14:09.327 iyi evlatlık yapana da berren bi-vâlideyhi derler; "ana babasına karşı iyi evlatlık yapan kimse" mânasına. 00:14:10.100 --> 00:14:18.197 Ama genel olarak herkese iyilik... Birr; Allah'ın rızasına uygun bir tarzda herkese iyilik yapmak. 00:14:18.275 --> 00:14:22.544 İnsan "İyilik nedir?" diye düşündüğü zaman… 00:14:23.356 --> 00:14:27.356 Düşünmek, "işin felsefesini yapmak, tefekkür etmek" demek. 00:14:27.418 --> 00:14:34.219 Düşündüğü zaman, iyiliğin ne olduğunu tarif etmek lazım. İyilik nedir? 00:14:34.625 --> 00:14:39.736 Çünkü iyiliği İngiliz başka bir şey sanıyor, Alman başka bir şey sanıyor, 00:14:39.813 --> 00:14:43.184 Japon başka bir şey sanıyor, Hintli başka bir şey sanıyor. 00:14:44.979 --> 00:14:50.390 İyilik nedir? Kötülük nedir? Hangi şey iyidir, hangi şey kötüdür? 00:14:50.640 --> 00:14:57.533 Biz "İçki içmek kötüdür, haramdır." diyoruz. Adam içki içiyor. Ötekisi "İçki iyidir." diyor. 00:14:57.885 --> 00:15:04.576 Hatta hıristiyanlar adeta şaraba kutsallık vermişler, kilisenin bir [âdeti] yapmışlar. 00:15:04.818 --> 00:15:08.526 Allah Allah, biz "kötü" diyoruz... Polisler de "kötü" diyor, 00:15:08.979 --> 00:15:12.923 yakaladığı zaman trafik kontrolünde "'Hoh' de bakayım şu alete!" 00:15:13.173 --> 00:15:18.888 hohladığı zaman alkol miktarı fazla mı; yallah hapse... Neden? İçkili araba kullandın. 00:15:19.114 --> 00:15:23.739 Niye? İçkili kullandığı zaman bir yere çarpıyor, zarar oluyor. 00:15:23.988 --> 00:15:26.120 Sonunda zarar olan bir şey iyi olmaz. 00:15:26.510 --> 00:15:34.360 Afyon, esrar, nasıl içilir bilmem ama diyorlar; şuradan koyarmış, koklarmış bir çeşidini... 00:15:34.610 --> 00:15:38.726 Herhalde çeşidi var; kimisi yutuluyor, kimisi koklanıyor, kimisi sigaraya konuluyor galiba... 00:15:39.116 --> 00:15:42.601 Adam onu bulmak için deli divâne oluyor, arıyor. Onun için o iyi. 00:15:43.383 --> 00:15:49.874 Ama onu kullandıktan sonra bir zaman bir hâle geliyor ki adamı karyolaya bağlıyorlar, 00:15:50.293 --> 00:15:56.800 krizler geliyor, yazık oluyor. Onu bildiği için, herkes görüyor, acıyor; "Vah vah, mahvolmuş bu adam..." 00:15:57.324 --> 00:16:04.397 Artık ilaç da kâr etmiyor, tir tir titriyor. Yani insanlıktan çıkıyor, sıhhati gidiyor, ölüme terk... 00:16:04.639 --> 00:16:13.657 Onun için, "Ne yapalım?" diyorlar, "Afyonu esrarı yasaklayalım. Şiddetli cezalar koyalım. 00:16:13.774 --> 00:16:17.791 İmâlini yasaklayalım, naklini yasaklayalım, satışını yasaklayalım..." 00:16:18.100 --> 00:16:26.488 Onun için hakikaten bazı ülkelerde esrar kaçakçılarına çok büyük cezalar veriliyor. Ne veriliyor? 00:16:26.683 --> 00:16:30.275 Ölüm cezası veriliyor. Mesela Malezya. 00:16:30.646 --> 00:16:39.423 Malezya'dan geçeceksiniz, pasaportlara vize alınırken yazmış; 00:16:39.669 --> 00:16:51.850 "Bakın bu ülkede afyon kaçakçılarına ölüm cezası verilir ha! Haberiniz olsun!" diye yazıyor. 00:16:52.310 --> 00:16:58.100 Suudi Arabistan, vize alıyorsunuz, hacca umreye gideceksiniz, orada yazıyor: 00:16:58.571 --> 00:17:03.653 "Bakın Suudi Arabistan'a içki sokmak yasaktır, afyon sokmak yasaktır." 00:17:02.955 --> 00:17:07.997 Yedi tane esrar kaçakçısının idamı bugün gazetelerde vardı. 00:17:08.247 --> 00:17:14.165 Mart ayı içinde 28 kişi idam edilmiş. 00:17:14.212 --> 00:17:22.830 Demek ki orada da esrara karşı bir saplantı var, satış var ki satan var. 00:17:22.837 --> 00:17:27.166 Bana kilolarla getirse ben elimin tersiyle iterim, sen itersin. Neden? 00:17:27.288 --> 00:17:29.288 "Ben müslümanım, içmem." deriz. 00:17:29.354 --> 00:17:35.210 Ama alışanlar [içiyor.] Hükümetler de en korkunç cezaları veriyor. Adamı öldürüyor. 00:17:35.705 --> 00:17:40.747 İki tane Pakistanlı, bir tane Afganlı, bir tane Sudanlı, 00:17:40.955 --> 00:17:46.380 kafası kesilmiş, öldürülmüş. Onu da televizyonda veriyorlar, ötekiler de, 00:17:46.183 --> 00:17:48.594 başkaları da dehşet içinde kalıyor, ödü patlatıyor, [o işi yapamıyor.] 00:17:51.496 --> 00:17:55.414 Demek ki iyi şey nedir, kötü şey nedir? 00:17:56.970 --> 00:18:02.382 Allah'ın emrettiği, sonuçları hayırlı olan, 00:18:03.202 --> 00:18:08.469 sonuçları faydalı olduğu için de aklın da tasvip ettiği şeyler iyidir. 00:18:09.204 --> 00:18:15.287 Allah'ın yasak ettiği, sonucu itibariyle zararlı olan, 00:18:15.602 --> 00:18:21.380 aklın da bu sebepten "bu olmasın" diye istemediği şey de kötüdür. 00:18:21.850 --> 00:18:25.372 İyiliğin tarifi böyle; Allah'ın rızasına uygun olacak. 00:18:25.466 --> 00:18:34.769 İngiliz'in, Amerikalı'nın, Japon'un, Hintli'nin rızasına uygun olmayacak; Allah'ın rızasına uygun olacak. 00:18:35.339 --> 00:18:40.371 Sonucu da faydalı olacak. İngiliz yapabilir, Amerikalı yapabilir, Fransız yapabilir; 00:18:40.450 --> 00:18:48.264 ama sonucu zararlıysa o şey kötüdür. Adamlar içiyorlar, dinlerinde de yasak yok. 00:18:49.117 --> 00:18:55.714 Ama ben Amerika'da duydum, 1930'lu senelerde Amerika resmen içkiyi yasaklamış. 00:18:56.500 --> 00:19:03.727 Biraz demokrat bir ülke, pratik bir ülke. Diyorlar ki; "Amerikalılar'ın felsefesi pragmatizmdir." 00:19:03.779 --> 00:19:10.565 Yani her şeyi fayda zararla ölçüyor; pragmatik felsefesi var. Meşhur filozofları var. 00:19:11.490 --> 00:19:15.620 Bir şey sonunda fayda varsa yapılmalı, sonunda zarar varsa yapılmamalı. 00:19:16.182 --> 00:19:20.980 Pragmatik felsefeyle içkinin zararlı olduğunu bulmuş, 00:19:20.152 --> 00:19:26.931 1930 küsurlu senelerde devletçe yasaklamışlar, tutturamamışlar. Neden? 00:19:27.565 --> 00:19:38.459 Çürük deriye dikiş tutmaz; çürümüş. Elhamdülillah İslâm sağlam, müslümanlar sağlam. 00:19:38.857 --> 00:19:48.649 İslâm ülkelerinde içkinin haramlığını kabul edip de bu kadar içki içmeyen insan varken devletin aklı olsa... 00:19:48.805 --> 00:19:58.840 Yok... Ara istersen; sağında solunda, aşağısında yukarısında... Aklı olsa içki fabrikalarını kapatır. 00:19:58.420 --> 00:20:05.137 Zaten benim dinime göre de yasakmış, millet de istemiyor, "Şunu yasaklayayım da iş bitsin." der; 00:20:05.207 --> 00:20:14.738 ama öyle yapmıyor. Tekelden içki üretimine devam ediyor, zararlı oluyor. 00:20:15.744 --> 00:20:22.108 Ölçülsün bakalım, trafik kazalarının ne kadarı içkiden oldu? Cinayetlerin ne kadarı içkiden oldu? 00:20:22.366 --> 00:20:25.681 Adamı yakalıyorsun, "Sarhoştum, ne yaptığımı bilmiyordum." diyor. 00:20:25.760 --> 00:20:32.719 Ne yapacaksın, bak üç kişiyi öldürdün işte! Ne yaptığını bilmiyordun ama bak, üç kişi gitti işte, 00:20:32.812 --> 00:20:36.123 hayatını kaybetti, senin ne yaptığını bilmem ne yüzünden! Öyle şey olur mu? 00:20:36.701 --> 00:20:40.594 Muzır olan, zararlı olan şeyin yaptırılmaması lazım. 00:20:40.852 --> 00:20:47.200 Şimdi "Demokrasiyi getireceğiz." diye dinimizin yasakladığı şeyin hepsinin önünü açtılar. 00:20:47.921 --> 00:20:55.203 Ne yaptılar? Şeytanların hapsedildiği hücrelerin kapısını açtılar. 00:20:55.296 --> 00:21:03.980 Şeytanlar, yılanlar, çıyanlar, mikroplar dışarı fırladı; şimdi temizlemeye çalışıyorlar. 00:21:03.379 --> 00:21:09.227 Hava alırsın, zor temizlersin... Bu gidişle, bu kafayla tezkere zor alırsın... 00:21:09.296 --> 00:21:13.630 Hani askerden tezkere almak için de bir şey lazım... 00:21:13.935 --> 00:21:21.374 Ne olacak? Aklını başına alacaksın, kullanacaksın. Nasıl yasaklıyorsun afyonu? 00:21:21.938 --> 00:21:27.328 O da ondan biraz daha az zararlı. Afyon da zararlı, içki de zararlı. Hadi içkiyi de yasakla. 00:21:27.625 --> 00:21:34.545 "Yaygın." İstediği kadar yaygın olsun. İslâm bir şey kötü oldu mu, yaygınsa onu meşru saymaz. 00:21:36.332 --> 00:21:38.239 Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz ne dedi? 00:21:39.735 --> 00:21:47.979 "Sizin günah işleyenleriniz en kuvvetli insanlar bile olsa benim nazarımda en zayıfınızdır. 00:21:48.420 --> 00:21:54.288 Sizinle uğraşırım! Mazlumlarınız, haklılarınız da en zayıfı olsa bile benim nazarımda 00:21:54.319 --> 00:22:01.541 en şerefli, itibarlı insanlar gibidir. Onlar için herkesle mücadele ederim!" dedi. 00:22:02.471 --> 00:22:05.878 "Bir kabile zekâtını vermezse onunla çarpışırım, harp ederim!" dedi. 00:22:06.613 --> 00:22:11.322 Dediler ki; "Biz zekât vermeyelim, namaz kılalım." 00:22:11.689 --> 00:22:17.590 "Olmaz! Resûlullah zamanında Resûlullah'ın emrettiği neleri yapıyorsanız yapacaksınız. 00:22:17.910 --> 00:22:22.453 Yapmaktan vazgeçer, dönerseniz çarpışırım!" dedi. İslâm'da öyle [mazerete] bakılmaz. 00:22:22.746 --> 00:22:31.121 Bu İslâm terbiyesi tutmuşken ne bozuyorsun be adam! Yani pandoranın [kapısını] niye açıyorsun? 00:22:31.119 --> 00:22:33.661 İyilik ama "iyilik" dediğimiz şey nedir? 00:22:33.787 --> 00:22:38.621 "İyilik" dediğimiz şey; Allah'ın rızasına uygun, sonunda hayır çıkacak olan şeydir. 00:22:38.683 --> 00:22:42.504 Kur'ân-ı Kerîm'de anlatılan şeydir, hadîs-i şerîflerde anlatılan şeydir. 00:22:42.828 --> 00:22:44.537 Sünnet iyi midir, kötü müdür? 00:22:46.780 --> 00:22:48.287 Kesiyorsun, kan çıkıyor. 00:22:48.641 --> 00:22:53.249 İyi. Neden? Peygamber Efendimiz sünneti tavsiye ediyor; iyidir. 00:22:53.578 --> 00:22:57.412 Hakikaten de sonucunda iyi oluyor; çünkü mikrop olmuyor, iltihap olmuyor, 00:22:57.463 --> 00:23:04.970 pislik olmuyor, pasaklılık olmuyor, oradan oraya, kadından erkeğe, erkekten kadına [mikrop] nakli olmuyor. 00:23:05.298 --> 00:23:09.463 İyi. Ameliyat oluyorsun, safra kesende taş var; 00:23:09.635 --> 00:23:14.763 doktorlar yatırıyorlar, karnını kesiyorlar, taşı çıkartıyorlar. İyi mi, kötü mü? İyi. 00:23:15.290 --> 00:23:22.692 Sonuç itibariyle vücudun kurtuluyor, karaciğerin kurtuluyor. Netice itibariyle sıhhat buluyorsun. 00:23:23.528 --> 00:23:29.351 Afyon? "Hele bir çek hocam, aman ne güzel hayaller görüyorsun, filmler görüyorsun... 00:23:30.186 --> 00:23:39.340 Havalarda uçuyorsun…" Sonucu itibariyle kötü. O anda tatlı, sonucu kötü. Onun için, olmaması lazım. 00:23:39.756 --> 00:23:43.785 İşte iyiliğin ölçüsü bizim için budur. 00:23:45.400 --> 00:23:49.294 Bir arkadaşımızla bir hacı teyzeye ev almaya gittik de, 00:23:49.520 --> 00:23:59.768 adam -evin sahibi- orada bizi de sakallı görünce din düşmanlığı depreşti, bize faizi methetmeye başladı. 00:24:01.850 --> 00:24:06.707 Biz de; "Bak, faizin ekonomiye şöyle zararı vardır, böyle zararı vardır..." diye söylerken 00:24:07.206 --> 00:24:11.119 bizim arkadaşlardan bir tanesi; "Bu benim inancımdır. 00:24:11.376 --> 00:24:15.750 Bu konuda senin sözünü de dinlemek istemiyorum!" dedi, sözü ağzına tıkıverdi. 00:24:15.821 --> 00:24:22.363 Tamam, bizim inancımız bu; içki haram, zinâ haram, nâmahreme bakmak haram, 00:24:22.403 --> 00:24:26.203 başkasının malını nâhak yere yemek haram, aldatmak haram. 00:24:26.495 --> 00:24:32.185 Elhamdülillah, ne kadar güzel! İnsan biraz efe olmalı, yani kabadayı olmalı. 00:24:32.395 --> 00:24:36.401 "Bu benim [inancım,] var mı bir diyeceğin?!" "Utanırım." Niye utanacaksın? 00:24:36.589 --> 00:24:43.241 Allah'ın yolunda utanılır mı? "Ne derler?" Ne derlerse desin. Allah ne diyor, sen ona bak. 00:24:43.592 --> 00:24:47.320 Allah sever mi, sevmez mi? Yaptığın işi Allah sever mi? Sever. Yap! 00:24:48.101 --> 00:24:53.742 Yaptığın işi Allah sevmez, insanlar çok memnun olur, alkışlar... Onu yapma! 00:24:53.813 --> 00:24:57.102 İstediği kadar alkışlasın. Âhirette onların sana faydası olacak mı? 00:24:57.337 --> 00:25:02.230 Mahkeme-i kübrâda faydası olacak mı? Cehenneme düşerken onlar seni kurtarabilecek mi? 00:25:02.850 --> 00:25:06.165 Kimsenin kimseye faydası olmayacak, o zaman herkes kendi başının çaresine düşecek. 00:25:06.352 --> 00:25:15.830 Onun için, Allah'ın rızası esastır. Bu kadar açıklamadan sonra sözü söyleyelim, 00:25:15.778 --> 00:25:26.575 Efendimiz'in hadisini açıklayalım: "Üç şey iyiliğin hazinesidir, hazinelerindendir." 00:25:26.858 --> 00:25:32.790 Yani iyilik oradan kaynaklanıyor, iyi insanın sıfatı bunlar. 00:25:33.745 --> 00:25:42.537 Üç şeyin birincisi;ihfâu's-sadakati. "Yaptığı hayrı, sadakayı gizlemek." 00:25:43.995 --> 00:25:49.579 Mü'min yaptığı ibadeti, hayrı hasenâtı Allah rızası için yapar; 00:25:49.903 --> 00:25:58.613 başkasının bilmesine, görmesine, alkışlamasına, "aferin" demesine, "vay be!" demesine, 00:25:58.684 --> 00:26:03.693 reklamına lüzum yok. Allah rızası için yapar, gizlice yapar, kimse duymaz. 00:26:05.349 --> 00:26:10.968 Şöyle yanından geçerken adama "merhaba" der, elini sıkıyor gibi yapar, geçer gider. 00:26:11.316 --> 00:26:16.321 Adam bir bakar ki avucuna bir milyon lira koymuş. Hay Allah razı olsun. 00:26:16.663 --> 00:26:21.954 Yani sonradan fark eder. Çaktırmadan, belli etmeden yavaşçacık... Neden? 00:26:22.110 --> 00:26:24.829 Allah rızası için yapıyor, başkasının bilmesi önemli değil. 00:26:26.253 --> 00:26:33.250 Birisi bu. Sadakanın, hayrın, hasenâtın gizli olması, Allah rızası için olması. Neden? 00:26:33.586 --> 00:26:39.264 Bu gösteriş için olursa riyâ olur, makbul olmaz da ondan. 00:26:39.318 --> 00:26:43.651 Her şey Allah rızası için olacak. Başkaları beğensin diye yapılmaz. 00:26:43.854 --> 00:26:48.290 İkincisi; ve kitmânü'l-musîbeti. 00:26:48.559 --> 00:26:55.989 "İnsanın kendisine gelen musibeti de saklaması, ketmetmesi, söylememesi." 00:26:56.320 --> 00:27:04.745 Başına bir dert gelmiş, sıkıntı gelmiş, hiç belli etmiyor, çaktırmıyor. Bu neden? 00:27:04.942 --> 00:27:12.955 Bu da mertlikten. Neden olacak; mert adam da ondan. Musibet nereden geliyor? 00:27:13.360 --> 00:27:15.495 Allah yazmış, O'ndan geliyor. 00:27:14.744 --> 00:27:16.245 Başkasına onu açmıyor, söylemiyor. 00:27:16.411 --> 00:27:22.703 Sabırdan sevap alacaktı, söylediği zaman sevabı kaçar. Sabrediyor, sevap alıyor. 00:27:23.123 --> 00:27:27.186 Hem de kadere rızadan olur. İnsan musibete nasıl tahammül eder? 00:27:27.296 --> 00:27:31.569 Kadere razı olduğu için. "Eh bu da benim kaderim." der, razı olur. 00:27:31.756 --> 00:27:35.440 Kadının birisini kışkırtmışlar. Çok güzel bir kadınmış. 00:27:35.878 --> 00:27:42.286 Çok güzelmiş ama, herkesin hayran kaldığı bir kadın. Kocası da çok çirkinmiş. 00:27:42.895 --> 00:27:50.739 Çok çirkin bir kocası varmış. Kader işte, evlenmişler. Kadının yanına girmiş birisi, demiş ki; 00:27:50.764 --> 00:27:56.153 "Ya sen ne kadar güzelsin, kocan ne kadar çirkin." 00:27:56.568 --> 00:28:01.815 Kadının demek ki sadece yüzü, vücudu güzel değil, aklı da ahlâkı da güzel; 00:28:02.221 --> 00:28:04.717 boynunu bükmüş, gayet ciddi demiş ki; 00:28:05.290 --> 00:28:09.658 "Demek ki onun Allah indinde makbul bir güzel ameli varmış ki 00:28:10.244 --> 00:28:13.286 Allah beni ona mükâfat olarak nasip etti." 00:28:14.614 --> 00:28:22.117 Nasıl ağzını kapattırmış, susturmuş. Allah seviyor. Onun için öyle nasip etmiş. 00:28:25.605 --> 00:28:28.976 İnsan biraz mert olacak, feryat etmeyecek, 00:28:29.945 --> 00:28:34.994 musibet geldi diye bangır bangır bağırmayacak, "ah vah!" etmeyecek; 00:28:36.203 --> 00:28:41.704 dişini sıkacak, metin olacak, dayanıklı olacak. Müslüman biraz dayanıklıdır. 00:28:41.773 --> 00:28:48.738 Biraz değil, tam dayanıklıdır. Müslüman dayanıklı olur. İkincisi de bu. 00:28:49.308 --> 00:28:55.825 Yaptığı hayrı hasenâtı gizli yapıyor; bu da tevâzuundan, ihlâsından. 00:28:56.411 --> 00:29:02.982 Başına bir musibet gelmişse kimseye söylemiyor; bu da mertliğinden, kadere rıza göstermesinden. 00:29:03.210 --> 00:29:09.121 Bu da güzel bir huy. İşte Müslüman böyle huylu bir insandır, yani belli etmez. 00:29:09.661 --> 00:29:15.370 Üçüncüsü; ve kitmânü'ş-şekvâ." Şikâyet etmemesi." 00:29:15.260 --> 00:29:26.219 Şekvâ, Arapça'da iki mânaya gelir. Bir; bir insanı gidip birisine şikâyet edersin. 00:29:26.703 --> 00:29:28.995 Komşunu karakola şikâyet ettin. Niye? 00:29:30.360 --> 00:29:36.787 "Gece saat 2'den, 3'ten sonra, 12'den sonra, radyoyu sonuna kadar açıyor, gece bizi uyutmuyor. 00:29:36.833 --> 00:29:40.866 Şikayetçiyim!" Bir dilekçe verirsin. Şikayet; şekvâ bir bu. 00:29:41.600 --> 00:29:45.600 Bir de Arapça'da "hastalık" mânasına gelir. 00:29:45.818 --> 00:29:50.485 Onun için bir kimseye, doktorun yanına gittiğin zaman doktor sorar: 00:29:51.724 --> 00:29:57.799 Ve mâ teşteki? "Şikâyetin ne?" "Hastalığın ne?" demek, yani Araplar o mânaya bunu kullanır. 00:29:58.174 --> 00:30:05.337 İnsan hastalığı da saklayacak. Başına herhangi bir musibet gelir, Karadeniz'de gemileri batar, 00:30:06.264 --> 00:30:15.280 tarlada harmanı yanar, çocuğuna bir hal gelir, ticaretinde bir sarsılma olur, 00:30:15.561 --> 00:30:20.296 alacaklısından alacağı parasını alamaz... 00:30:20.537 --> 00:30:27.329 Ama mert, kendisini darmadağın dağıtmıyor, sağlam duruyor. 00:30:27.620 --> 00:30:32.162 Bir de hastalık olabilir. Hastalığını da belli etmiyor, söylemiyor. 00:30:33.411 --> 00:30:41.828 Peygamber Efendimiz bu üç şeyi saydıktan sonra; yekûlu'llâhu teâlâ. "Allahu Teâlâ hazretleri buyurur ki." diyor. 00:30:42.578 --> 00:30:47.578 İze'bteleytü abdî bi-belâin fe-sabare lem yeşkünî ilâ uvvâdihî 00:30:48.110 --> 00:30:50.837 sümme ebreetühû ebdeltühü'l-lahmen hayren mine'l-lahmihî. 00:30:51.353 --> 00:30:55.481 "Ben bir kulumu..." diyor, Allahu Teâlâ hazretleri diyormuş. 00:30:55.731 --> 00:31:00.665 Peygamber Efendimiz bildirdiğine göre, biz ona dayanarak [söylüyoruz.] 00:31:01.145 --> 00:31:03.440 Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyuruyormuş: 00:31:03.792 --> 00:31:12.120 "Ben bir kulumu bir bela ile, hastalık ile müptela kıldığım zaman..." 00:31:12.432 --> 00:31:15.410 Fe-sabare. "O kulum da sabrederse." 00:31:15.801 --> 00:31:24.104 Lem yeşkünî ilâ uvvâdihî. "Kendisini ziyarete gelenlere beni şikâyet etmezse..." Ne olur? 00:31:27.253 --> 00:31:30.440 Hastalanır, yatar, tanıdıklar duyarlar, eşi dostu gelirler, 00:31:30.737 --> 00:31:36.505 "Geçmiş olsun..." çiçek buket, şeker meker, hasta ziyareti.... Gelirler. 00:31:36.591 --> 00:31:41.148 "E ne oldu?" "Aman efendim şöyle oldu da, böyle kaldı da..." bir sürü şikâyet... 00:31:41.539 --> 00:31:44.261 Hasta ne yapacak? Böyle yapmayacak. Neden? 00:31:44.308 --> 00:31:46.536 Bak, ne buyururmuş Allahu Teâlâ hazretleri; 00:31:46.864 --> 00:31:53.194 "Ben bir kulumu bir belaya müptela kılarsam, bir hastalığa düşürürsem, o da sabrederse 00:31:53.382 --> 00:31:56.781 ve beni kendisini ziyaret edenlere şikâyet etmezse, 00:31:57.391 --> 00:32:03.571 'Şöyle hasta oldum, böyle uyuyamadım, öyle ağrıyor ki sırtım parçalanıyor...' 00:32:04.320 --> 00:32:10.369 Öyle demezse, şikâyet etmezse..." Ama aslında bir hastalık var. Sümme ebre'tühû. 00:32:11.180 --> 00:32:17.825 "Sonra o hastalıktan onu kurtarırsam, berî olursa, sıhhatlenirse..." 00:32:17.888 --> 00:32:20.255 Ebdeltühü'l-lahmen hayren mine'l-lahmihî. 00:32:20.630 --> 00:32:26.936 "Onun etlerini evvelki etlerinden daha hayırlı etler hâline getiririm." 00:32:29.578 --> 00:32:34.790 Tabii hastalandı, zayıfladı, süzüldü, bir deri bir kemik kaldı. 00:32:34.800 --> 00:32:39.103 Olsun, etleri gitti ama, "Etlerini daha hayırlı bir etle değiştiririm." 00:32:39.710 --> 00:32:48.723 Ve demen hayren min demihî. "Kanını da eski kanından daha hayırlı bir kan hâline getiririm." 00:32:49.389 --> 00:32:53.280 Ve in erseltühû erseltühû ve lâ zenbe aleyhi. 00:32:53.830 --> 00:32:58.726 "Eğer o amansız hastalıktan geriye dünya hayatına 00:32:59.374 --> 00:33:07.589 müsaade edersem, yaşasın [diye] döndürürsem, hiç günahı kalmamış olarak döndürürüm." 00:33:07.792 --> 00:33:11.715 Hastalıktan kurtuldu mu bir insan, oh, hiç günahı kalmamış, 00:33:11.808 --> 00:33:15.364 Allah bütün günahlarını silmiş olarak gönderiyor. 00:33:16.215 --> 00:33:22.475 Ve in teveffeytühû. "Eğer ölümünü murad edersem, 00:33:22.521 --> 00:33:28.420 o hastalıktan dolayı onun canını alırsam, öldürürsem..." buyuruyor Allahu Teâlâ hazretleri; 00:33:28.832 --> 00:33:32.880 Teveffeytühû ilâ rahmetî. "Rahmetime daldırırım." 00:33:33.466 --> 00:33:38.713 "Öldürürüm ama rahmetime erdiririm. Ölürse rahmetime mazhar olur. 00:33:39.490 --> 00:33:44.472 Kalırsa günahları silinmiş ve mağfur, günahsız bir kul hâline gelmiş olur." 00:33:44.699 --> 00:33:51.967 Demek ki hastalığın müslüman için iki ihtimali var, iki güzel sonucu var. 00:33:52.700 --> 00:33:56.891 Ya Allah hiç günahları kalmayacak şekilde günahlarını siler; 00:33:57.360 --> 00:34:03.745 ya da ölürse rahmetine erdirir, rahmet ettiği kullarından eyler, cennetlik eder. 00:34:03.836 --> 00:34:05.103 Ama ne şartla? 00:34:06.189 --> 00:34:12.506 Hasta kendisini ziyarete gelen kimselere şikâyetçi olmayacak, Allah'ı şikâyet etmeyecek. 00:34:12.701 --> 00:34:18.113 "Şöyle hastalandım, böyle dert çektim, inim inim inledim, gece sabahlara kadar uyuyamadım..." 00:34:18.426 --> 00:34:23.125 Sus be adam, kaçıyor sevaplar! Sus da sevabın olsun! 00:34:24.995 --> 00:34:31.913 Müslüman demek ki böyle olacakmış. Yaptığı hayrı gizlice yapacak; çünkü Allah bilsin, kâfi. 00:34:32.387 --> 00:34:44.608 Başına bir musibet gelirse musibete sabredecek, onu kimseye söylemeyecek. 00:34:45.217 --> 00:34:53.190 Hastalanırsa hastalığına da sabredecek, kendisini ziyarete gelenlere 00:34:53.161 --> 00:34:57.790 Allah'ı şikâyet eder tarzda yanıp yakılmayacak. 00:34:57.369 --> 00:35:04.210 O zaman Allahu Teâlâ hazretleri ona, sabreden kimseye daha hayırlı bir vücut verir, 00:35:04.304 --> 00:35:09.803 eti güzelleşir, kanı güzelleşir, daha hayırlı olur. Ve günahları silinmiş olur. 00:35:10.373 --> 00:35:17.821 Ölürse de Allah'ın rahmetine gark olur, cennetlik olur. Hastalığı sebebiyle kurtulur. 00:35:18.177 --> 00:35:19.505 Muhterem kardeşlerim! 00:35:19.786 --> 00:35:27.880 Bizim imanımız öyle kıymetli bir varlığımızdır ki bizim sırtımızı kimse yere getiremez. Neden? 00:35:28.271 --> 00:35:32.804 Öldürse şehit oluruz. Biz onu öldürsek gâzi oluruz. 00:35:33.476 --> 00:35:39.200 Hastalansak, hastalıktan şifa bulsak günahlarımız silinir. 00:35:39.395 --> 00:35:46.684 Hastalıktan ölsek cennetlik oluruz. Yani müslümanın sırtı yere gelmez. Ne yapmamız lazım? 00:35:47.645 --> 00:35:53.815 Müslümanlığımızı güzel Müslümanlık yapmaya çalışmamız lazım, o kadar. 00:35:54.420 --> 00:35:56.883 Yoksa kimse bizim sırtımızı yere getiremez! 00:35:59.912 --> 00:36:08.413 Ruslar Çeçenler'i öldürüyor. Sırplar [Boşnaklar'ı] öldürüyor. Cezayir ordusu Cezayir halkını öldürüyor. 00:36:08.955 --> 00:36:20.993 Ölen cennete gidiyor. Asıl felaket, kalıp da kâfir olmaktır. Kâfir olana hiç acımıyoruz da... 00:36:21.667 --> 00:36:26.935 Balkanlar'ın hepsi komünist oldu, kâfir oldu. Orta Asya komünist oldu, kâfir oldu. 00:36:27.263 --> 00:36:32.790 Afrika şöyle oldu... Memleketimizde yetişen insanların şu kadarı bu kadar tahsil gördü, 00:36:32.837 --> 00:36:40.907 dinini unuttu, imanını unuttu, kimisi ateist oldu, münkir oldu, ayyaş oldu, sarhoş oldu... 00:36:41.291 --> 00:36:47.712 Buna üzülmüyoruz da bir yerde biraz birisi yaralansa, biraz kırmızı bir kan görsek, 00:36:47.962 --> 00:36:52.187 "ah vah!" ediyoruz, üzülüyoruz. Asıl üzülecek, imanın gitmesi! 00:36:52.562 --> 00:36:57.973 Çünkü müslüman imanlı olduğu zaman ona kimse dünyada âhirette zarar veremiyor. 00:36:58.325 --> 00:37:05.131 Tabii bir de âyetlerde başka müjdeler var; Allah bir de müslümanı koruyor. 00:37:05.943 --> 00:37:10.490 Kendisine tevekkül edene yardım ediyor. Ummadığı yerde imdadına yetişiyor. 00:37:12.203 --> 00:37:17.870 Uşak'ta, Yunanlılar [Türkler'i] camiye tıkmışlar. 00:37:18.116 --> 00:37:21.116 Ellerinde ateş, yakacaklar. Herhalde ahşap cami... 00:37:21.995 --> 00:37:23.621 O zaman betonarme camiler yok. 00:37:24.119 --> 00:37:33.411 Tabii düşünelim, İstiklal harbi zamanında beton yok, çimento yok; kerpiçten, ahşap herhalde... 00:37:34.780 --> 00:37:37.870 Camiye tıkmışlar, cayır cayır hepsini yakacaklar. 00:37:38.298 --> 00:37:42.851 Yunanlı askerlerden bir tanesi bir de laf söylemiş, demiş ki; 00:37:42.937 --> 00:37:45.132 "Hadi, sizi gelsin de Allah'ınız kurtarsın şimdi!" 00:37:45.636 --> 00:37:50.995 Din düşmanlığına bak! Bir de edepsizliğine bak! "Hadi gelsin, sizi Allah'ınız kurtarsın!" 00:37:51.328 --> 00:37:58.328 Bu söz müthiş bir sözdür. Allah'a karşı böyle bir söz söyleyen ne olur? 00:37:59.100 --> 00:38:04.602 Kapılar bir açılmış arkadan, pat pat o tarafa, Türk askerleri... 00:38:05.118 --> 00:38:12.160 Bak, Allah nasıl kurtarıyor! Sen misin öyle diyen? Gör bak, işte böyle kurtarıyor! Süngüyü yemiş. 00:38:14.164 --> 00:38:22.113 "Allahu Teâlâ hazretlerinin gücüne gider" derler, bazı sözlere çok dikkat etmek lazım. 00:38:22.402 --> 00:38:27.640 Daha doğrusu insanın söylediği söze çok dikkat etmesi lazım. 00:38:27.337 --> 00:38:32.888 Biz onların yanlış, sapık yolda olduğunu biliyoruz. Hıristiyan sapık, neden? 00:38:32.958 --> 00:38:38.837 Puta tapıyor, Hz. İsa'ya tapıyor. Hz. İsa'yı biz senden çok seviyoruz ama Hz. İsa'ya tapılmaz. 00:38:39.250 --> 00:38:44.590 Ama Peygamber Efendimiz İslâm mücahitlerine diyor ki; 00:38:44.325 --> 00:38:50.849 "Gittiğiniz yerde düşmanlarla çarpışırken kendi başında ibadet eden rahiplere dokunmayın." 00:38:51.574 --> 00:38:56.480 Bak, Peygamber Efendimiz'in nasihatine: "Kadınlara, çocuklara dokunmayın. 00:38:57.322 --> 00:39:03.881 Ancak sizinle çarpışan adamlarla savaşın. Ağaçları, hurmaları yakmayın. 00:39:04.323 --> 00:39:09.371 Bahçeleri, tarlaları tahrip etmeyin. Hayvanlara zarar vermeyin." diyor. 00:39:10.596 --> 00:39:16.838 Müslüman niçin cihat eder? Allah'ın emri yerine gelsin diye. 00:39:17.908 --> 00:39:27.950 Ermeniler bize düşman. Bir Ermeni'yle bir yerde -Kuveyt'te- karşılaştık da konuştuk. 00:39:27.742 --> 00:39:31.249 Türkçe konuşuyoruz. Ben onu Türk sandım, meğer Ermeni'ymiş. 00:39:31.842 --> 00:39:40.798 "Biz Süryaniyik." diyor. "Ermeni" demek. "Siz bizim babalarımızı kıtır kıtır kestiniz." diyor. 00:39:41.578 --> 00:39:44.912 "Yok. Ben kesmedim. Kim demiş, nereden?" dedim. 00:39:46.787 --> 00:39:52.954 "Yok, kestiniz. İşte biz de buraya geldik." "Ne zaman kesmişler ya?" dedim. 00:39:53.145 --> 00:39:57.272 "İşte babalarımızı, dedelerimizi kesmişler." dedi. Ben boyuna soru soruyorum böyle... 00:39:57.757 --> 00:40:00.893 "Ne yapıyorlarmış bizim memlekette? 00:40:01.662 --> 00:40:07.580 Yani babalarınızın ne işi varmış bizim memlekette?" dedim bu sefer. Ona daha da kızdı; 00:40:08.300 --> 00:40:10.605 "E asırlardır orada durmuşlar!" 00:40:10.878 --> 00:40:15.300 Zaten benim istediğim de o, yani sorularla tuzağa düşürmek istiyorum. 00:40:16.241 --> 00:40:24.230 "Sizin dedelerinizi asırlarca bizim dedelerimiz kesmemişler de, en sonunda niye kesmişler?" dedim. 00:40:24.426 --> 00:40:31.710 Soruyu sordum; çuvalladı, bana cevap veremedi. Ne zamandan beri bizim memlekettesiniz? 00:40:31.242 --> 00:40:35.728 "Asırlardır." diyor. "Yedi asır, sekiz asır... Siz gelmeden önce." 00:40:35.904 --> 00:40:43.904 "Peki, o kadar zaman Osmanlı imparatorluğu 200 bin kişilik orduyla Avusturya'ya giderken, 00:40:43.975 --> 00:40:49.770 Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayrettin o kadar kuvvetliyken, 00:40:49.139 --> 00:40:53.254 cihanı titretirken, niye biz kesmemişiz sizi?" dedim; cevap veremedi. 00:40:53.863 --> 00:40:57.377 "Sonra niye kesmiş bizimkiler?" dedim, cevap veremedi. 00:40:57.424 --> 00:41:00.811 "Bak, ben cevabını vereyim sana. Ben bu sorunun cevabını biliyorum. 00:41:00.954 --> 00:41:03.621 Biz, yedi asırdır bu diyarlardayız. 00:41:03.662 --> 00:41:10.745 Yedi asır biz buraya hâkimken size ses çıkartmadık. Kilisenize dokunmadık, namusunuza dokunmadık, 00:41:11.300 --> 00:41:13.889 ticaretinize dokunmadık, askere almadık. 00:41:14.162 --> 00:41:19.121 Hudutlarda biz öldük, memleketi biz koruduk; siz ticaret yaptınız, zengin oldunuz. 00:41:19.291 --> 00:41:23.155 Ankara'nın en güzel köşkleri Keçiören'de, Ermeni köşkleridir; 00:41:23.577 --> 00:41:31.175 bahçeli, havuzlu, üç katlı büyük konaklardır. Bazıları eski eser olarak oralarda duruyor. 00:41:31.597 --> 00:41:39.724 Ermeniler... Neden? Zenginledi, ticaret yaptı, rahatladı, malı birikti, mülkü birikti, savaşmadı. 00:41:40.851 --> 00:41:48.339 "Biz size yedi asır bu kadar iyilik yaptık... Sizden vezir yaptık; Marko Paşa Ermeni. 00:41:48.863 --> 00:41:54.552 Sizden dışişleri bakanı yaptık, sizden memur yaptık, sizi saraya aldık, 00:41:54.748 --> 00:41:59.217 her türlü komşuluğu gösterdik, 'komşu' dedik. 00:41:59.326 --> 00:42:04.528 Siz, biz kuvvetliyken bizim nimetlerden istifade ettiniz. 00:42:05.198 --> 00:42:13.718 Bize Yunanlı, Rus, Sırp saldırdığı zaman onlarla birlik oldunuz, 00:42:13.835 --> 00:42:21.647 fırsatı fırsat saydınız, bize saldırdınız. Ve bizi kestiniz. Evvela siz kestiniz. 00:42:22.439 --> 00:42:29.276 Katliam yaptınız, suikast yaptınız. Padişahımıza bile Cuma namazından çıktığı zaman suikast yaptınız. 00:42:29.776 --> 00:42:34.511 İstanbul'da nice nice cinayetler işlediniz. Gizli gizli komite kurdunuz. 00:42:35.370 --> 00:42:42.365 Başka şehirlerde silahlandınız. Mahallelerinizi tahkim ettiniz. 00:42:42.771 --> 00:42:48.243 Ruslar Erzurum'a vesaireye gelirken yol gösterdiniz, oralarda katliamlar yaptırdınız. 00:42:48.399 --> 00:42:54.831 Köylüleri katlettiniz, topluca mahvettiniz. Önce siz başlattınız. 00:42:55.558 --> 00:42:58.526 Ondan sonra da Allah bizim mazlumluğumuza acıdı, 00:42:58.783 --> 00:43:02.404 düşmanları memleketten dışarıya atmayı bize nasip etti. 00:43:02.706 --> 00:43:08.948 Biz de sizin yaptığınız katliamların hesabını sorduk. Yani sormuşlar. 00:43:09.260 --> 00:43:12.131 Ben de yapmadım da, hani dedelerimiz ondan yapmışlar." dedim. 00:43:12.835 --> 00:43:16.766 "Haklı mıyız, haksız mıyız? Siz küfrân-ı nimette bulundunuz, ondan." dedim. 00:43:17.780 --> 00:43:19.622 Adama "haklısınız" dedirttim. Güzel konuştum. 00:43:19.677 --> 00:43:23.910 Allah güzel konuşmak nasip etti, "haklısınız" dedirttim. Çünkü haklıyız. 00:43:24.176 --> 00:43:28.975 Çünkü biz kimseyi öldürmüyoruz, öldürmedik; "sen Yunanlısın" diye öldürmedik, 00:43:29.310 --> 00:43:32.599 "sen Bulgarsın" diye öldürmedik, "sen Sırpsın" diye öldürmedik, 00:43:32.872 --> 00:43:36.128 "sen Ermenisin" diye öldürmedik, "sen yahudisin" diye öldürmedik. 00:43:36.417 --> 00:43:38.884 Hıristiyanlar Endülüs'te öldürüyordu. 00:43:38.977 --> 00:43:42.672 Bizim Barbaros Hayrettin'in [donanması] gittiler 00:43:42.680 --> 00:43:47.673 -500 yıl önce- oralardan hıristiyanları aldılar, getirdiler. 00:43:47.929 --> 00:43:50.260 "Biz burada sizi öldürmeyiz, burada yaşayın." dedi. 00:43:50.454 --> 00:43:56.372 Katolikler İspanya'da kesiyordu. Biz oradan ölenleri kurtardık. 00:43:58.454 --> 00:44:06.372 Bizim hâlimiz, huyumuz bu. Ama yeri gelince söylemek lazım, konuşmak lazım, anlatmak lazım. 00:44:06.331 --> 00:44:08.623 Elhamdülillah dinimizin her emri güzel. 00:44:08.747 --> 00:44:14.989 İkinci hadîs-i şerîfe geçelim. Galiba bu gidişle üç hadis ancak okuyabileceğiz. 00:44:17.297 --> 00:44:21.844 Selâsün leyse li-ehadin mine'n-nâsi fîhinne ruhsatun: 00:44:23.242 --> 00:44:29.266 birrü'l-vâlideyni müslimen kâne ev kâfiren ve'l-vefâu bi'l-ahdi 00:44:29.313 --> 00:44:38.990 li-müslimin kâne ev kâfiren ve edâu'l-emâneti ilâ müslimin kâne ev kâfiren. 00:44:38.138 --> 00:44:44.671 Bu hadîs-i şerîf Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. 00:44:46.202 --> 00:44:48.115 Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:44:48.578 --> 00:44:56.189 "Üç şey vardır ki insanlardan hiçbir kimseye 00:44:56.498 --> 00:45:03.748 bu konularda 'Bunu yapmayabilirsiniz.' diye bir müsaade verilmemiştir." 00:45:03.968 --> 00:45:12.518 Herkesin istisnasız bunları yapması lazım. Yapmamaya ruhsat yoktur. Herkes bunları yapacak, üç konu. 00:45:13.151 --> 00:45:19.120 Nedir? Bir; birrü'l-vâlideyni müslimen kâne ev kâfiren. 00:45:19.596 --> 00:45:25.519 "Anne babaya iyi evlatlık yapmak, isterse annesi babası müslüman olsun, isterse kâfir olsun." 00:45:25.972 --> 00:45:30.444 Evlat anasına babasına müslümanca evlatlığını yapacak. 00:45:30.507 --> 00:45:35.836 Oluyor. Evlat müslüman, annesi babası kâfir. Bu günümüzde nasıl olur? 00:45:35.922 --> 00:45:38.636 İngiliz gelir, müslüman olur, anası babası kâfir kalır. 00:45:39.417 --> 00:45:42.401 Eskiden Peygamber Efendimiz'in zamanında nasıl oluyordu? 00:45:42.893 --> 00:45:46.257 Geliyordu evlat müslüman oluyordu, anası babası müslüman olmuyordu. 00:45:47.852 --> 00:45:54.176 Anne babaya iyilik evlâdın vazifesidir, anası babası ister müslüman olsun ister olmasın. 00:45:54.262 --> 00:46:03.607 Rahmetli büyüklerimiz -annemiz, babamız, büyüklerimiz, ninelerimiz- derlerdi ki; 00:46:03.638 --> 00:46:08.476 "İnsanın anası babası hıristiyansa, kötürüm olsa; kiliseye götürmek yok, 00:46:08.726 --> 00:46:14.747 çünkü günaha götürmeye müsaade yok, kiliseden sırtında taşıyacak, eve getirecek. 00:46:15.670 --> 00:46:19.931 Götürmek yok ama getirmek var." diye böyle anlatırlardı. 00:46:20.431 --> 00:46:24.716 İslâm'da anne babaya hürmet sonsuzdur. Ben Münih'te gördüm. 00:46:25.559 --> 00:46:29.827 Arkadaşımızın dairesinin karşısında bir daire vardı, yaşlı bir kadın vardı. 00:46:30.155 --> 00:46:35.268 Aldılar kadıncağızı, düşkünler evine yatırıverdiler, eşyalarını da dağıtıverdiler. 00:46:35.643 --> 00:46:41.981 Çocuklarına kirayı vermek zor geliyormuş. Düşkünler evine yatırıverdiler. 00:46:43.210 --> 00:46:52.299 Evleri, eşyaları dağıtıldı, yağmalandı; kadın da gitti düşkünler evine... Bizde nasıldır? 00:46:52.981 --> 00:46:56.284 Bizde annemize babamıza biz ölünceye kadar evde bakarız, 00:46:56.309 --> 00:47:00.435 elimizden geldiğince hizmet ederiz, duasını almaya çalışırız. 00:47:00.528 --> 00:47:07.123 Bak İslâm'la, Müslümanlıkla Hıristiyanlığın farkı bu işte. Bizde böyle değil, onlarda öyle. 00:47:08.899 --> 00:47:16.185 Annesi babası insanın müslüman değilse yine evlat onlara evlatlığını güzel yapacak. 00:47:16.707 --> 00:47:20.785 Benim başımdan geçen çok meşhur bir hâdise vardır. 00:47:21.949 --> 00:47:28.937 Belki bilenler var, belki yeniler var içinizde... Bizim fakülteden bir talebem bana geldi, dedi ki; 00:47:29.770 --> 00:47:32.829 "Hocam sizle bir şey konuşmak istiyorum." "Buyur." 00:47:35.831 --> 00:47:45.831 Sakallı bir çocuk... "Babam beni evden kovdu. 'Defol! İstemiyorum seni! 00:47:46.202 --> 00:47:50.970 Senin gibi evlat olmaz olsun!' dedi, beni evden kovdu." dedi. "Niye?" dedim. 00:47:51.556 --> 00:47:57.583 "Benim müslüman olduğuma kızıyor. Sakallı, müslüman, namazlı niyazlı olduğuma babam kızıyor." dedi. 00:47:58.809 --> 00:48:00.214 "Babanın mesleği ne?" dedim. 00:48:01.339 --> 00:48:09.962 Sazcıymış, saz imâl ediyormuş. Demek ki zihniyeti itibariyle böyle bir insan. 00:48:10.623 --> 00:48:12.998 "Şimdi ben ne yapayım?" dedi. Ben dedim ki; 00:48:13.354 --> 00:48:17.897 "Aman, evinden kovulmuşsun, paraya ihtiyacın varsa, 00:48:17.956 --> 00:48:22.373 yardıma ihtiyacın varsa evvela onu halledelim. Sana yardım edeyim. 00:48:23.498 --> 00:48:27.999 Yardım edelim." dedim. "Yok, mâli durumum iyi, paraya ihtiyacım yok." dedi. 00:48:28.123 --> 00:48:28.999 "Peki, ben ne yapayım?" 00:48:29.480 --> 00:48:33.863 Ben dedim ki; -şöyle bir düşündüm, elhamdülillah Allah aklıma öyle getirtti- 00:48:34.340 --> 00:48:42.340 "İslâm'da anneye babaya hürmetin hududu yoktur. Sen babana bir mektup yaz. 00:48:42.572 --> 00:48:47.571 'Sevgili babacığım, ellerinden değil ayaklarından öperim...' Ne diyeceksen de... 00:48:48.118 --> 00:48:52.844 'Ben seni seviyorum. Ben müslüman bir insanım; 00:48:53.940 --> 00:48:59.498 imanım dolayısıyla anne babaya hürmet etmek, hizmet etmek benim dinimin gereğidir. 00:48:59.951 --> 00:49:05.851 Ben size hizmet etmek istiyorum. Ama siz benim müslüman olduğuma kızıyorsunuz. 00:49:06.523 --> 00:49:08.473 Beni imanımdan ayırmak istiyorsunuz. 00:49:08.879 --> 00:49:17.266 İmanımdan ayırma bahis konusu olduğu zaman Allah'ın tarafını tutarım, sizi dinlemem. 00:49:17.665 --> 00:49:20.805 Çünkü ben her şeyden önce Allah'ın kuluyum, 00:49:20.852 --> 00:49:25.575 Allah'ın benim üzerimdeki hakları çok çok daha fazla, onun için orada sizi dinlemem. 00:49:26.106 --> 00:49:31.150 Eğer beni Allahım'dan, dinimden, imanımdan ayırmak isterseniz o yok. 00:49:31.626 --> 00:49:37.937 Ama müsaade edin, ben dinimde imanımda serbest olayım, size hizmet etmek istiyorum.' 00:49:38.383 --> 00:49:44.989 Böyle bir şeyler yaz." dedim. Tabii eve gidemiyor. Bir mektup yazmış. 00:49:45.830 --> 00:49:52.500 Aylardan sonra benim kapı yine çalındı, fakültedeki odamda, bu sakallı çocuk geldi, 00:49:52.974 --> 00:49:59.428 yanında da başörtülü uzun mantolu fidan gibi bir kız var, boylu poslu bir kız... 00:49:59.639 --> 00:50:03.719 "Herhalde bizim delikanlı evlenecek mi ne yapacak? 00:50:03.766 --> 00:50:06.738 Nişanlısı galiba..." diye aklımdan böyle geçirdim. 00:50:06.933 --> 00:50:09.997 "Oturabilir miyiz, girebilir miyiz hocam?" dedi. "Gel bakalım, otur." dedim. 00:50:10.440 --> 00:50:16.790 "Merak ettim senin durumunu?" dedim. Oturdu. "Hocam, biliyor musunuz?" dedi. 00:50:17.454 --> 00:50:20.302 "Nereden bileyim?" dedim. Ama biraz dilimi tuttum... 00:50:20.333 --> 00:50:28.530 Dil tutmak da iyi oluyor, yani insanın içinden her geçeni söylemesi iyi olmuyor, sabretmesi iyi oluyor. 00:50:28.366 --> 00:50:32.473 "Nişanlın mı?" filan demedim, baltayı taşa vuracakmışız... 00:50:33.121 --> 00:50:40.101 "Bu benim kız kardeşim." dedi. Kız kardeşiymiş. "Maşaallah, bak örtülüymüş." dedim. 00:50:40.195 --> 00:50:45.712 Mantolu, başörtülü, eldivenli, güzelce tam tesettürlü... 00:50:46.638 --> 00:50:51.790 "Hocam, bu benim mektubumun eseri." dedi. 00:50:52.458 --> 00:50:59.179 "Ben sizin emrettiğiniz mektubu yazdım. Benim mektup evde bomba gibi patlamış. 00:50:59.861 --> 00:51:06.208 Herkes bir tarafa dağılmış, ağlaşmışlar. Babam ağlamış, anam ağlamış, kız kardeşlerim ağlamış. 00:51:06.364 --> 00:51:12.821 Ağlaşmışlar, feryâd-ı figan… Hatalarını anlamışlar. Beni çağırdılar. 00:51:13.100 --> 00:51:20.217 Gittim, ellerini öptüm. Kız kardeşim kapandı. İşte evde böyle güzel bir hava oldu..." dedi. 00:51:20.264 --> 00:51:25.262 Ben çok sevindim. Birkaç ay sonra yine geldi; "Hocam, müjde!" 00:51:25.434 --> 00:51:31.426 "Hayrola, ne oluyor bu sefer?" dedim. "Babam dahil bütün aile hacca gidiyoruz." dedi. 00:51:32.224 --> 00:51:37.352 İslâm'a karşı olan bir babanın değişmesine bak... Neden? 00:51:37.665 --> 00:51:42.630 Bizim dinimizin bereketinden. Çünkü bizim dinimizde anneye babaya hürmet var. 00:51:43.440 --> 00:51:47.898 O hürmeti biz işlettik. Bize gelen öğrencimize bunu tavsiye ettik. 00:51:48.230 --> 00:51:54.348 O da İslâm'ın emrini uyguladı. Bomba gibi patlamış; evlerinde küfrün, inkârın duvarları yıkılmış, 00:51:55.238 --> 00:52:02.529 şeytanın kalesi yıkılmış, imanın kalesi kurulmuş. Onun için, anne babaya hürmet böyledir, bir. 00:52:05.623 --> 00:52:11.873 Muhterem kardeşlerim! Bunda ruhsat yok; kâfirdir, anneye babaya [hürmetsizlik] yok. 00:52:11.956 --> 00:52:19.540 Yalnız tabii o İslâm'a saldırırsa, savaşırsa sen de İslâm'ı korumak için çarpışırsan o zaman başka. 00:52:19.754 --> 00:52:24.879 Ama normal şartlarda sulh içinde yaşarken o kâfir de olsa mü'min de olsa 00:52:24.914 --> 00:52:28.289 sen evlatlığını ona yapacaksın. Bu bir. 00:52:28.540 --> 00:52:39.207 İkincisi; el-vefâu bi'l-ahd. "Müslümana olsun kâfire olsun, sözünde durmak, ahdine vefalı olmak." 00:52:39.397 --> 00:52:42.701 Müslüman böyledir. Bugünkü gazetelerde vardı... 00:52:42.966 --> 00:52:50.136 Bugün burada biraz misafir olduğum için okuma imkânı buldum, her zaman bu imkânı bulamıyorum. 00:52:50.919 --> 00:52:57.982 43 yıldır Amerika'ya hiç "gık" dememişiz; vefalı, âşık-ı sâdık, her dediğine "evet" demişiz. 00:52:59.497 --> 00:53:01.177 Hiç itiraz etmemişiz. 00:53:02.956 --> 00:53:08.331 Halbuki "Politikada devamlı dostluk, devamlı düşmanlık olmaz." diyor. 00:53:08.590 --> 00:53:14.414 Onların politikası makyavelizm, yani fırsatçılık, faydacılık. 00:53:14.539 --> 00:53:18.996 Ama bizde tabii Osmanlılar'dan gelme geleneksel bir [anlayış] var. 00:53:19.817 --> 00:53:29.268 43 yıl, "Men onu sevirem, o beni sevmez." dediği gibi, karşılıksız bir sevgi... 00:53:29.346 --> 00:53:31.880 Tabii o da doğru değil de... 00:53:31.974 --> 00:53:37.716 Ahde vefa, yani bir ahit yapmış mısın, söz vermiş misin, ona vefa göstereceksin. 00:53:38.498 --> 00:53:44.498 Bizim arkadaşlar arasında, iki şirket arasında ihtilaf çıkmış, birbirlerinin aleyhindeler. 00:53:44.579 --> 00:53:48.900 Bir gün onları topladım; onu dinledim, onu dinledim... 00:53:50.225 --> 00:53:55.843 "İki şirket arasında bu anlaşmayı bozalım." "İlk toplantıda ahit nasıldı?" dedim. 00:53:56.687 --> 00:53:58.876 "Üç sene." "Üç sene sürecek bu ahit! 00:53:59.313 --> 00:54:05.102 Çatlasanız da patlasanız da ahde riâyet edeceksiniz. Getirin anlaşmanın maddelerini, göreyim. 00:54:05.367 --> 00:54:08.159 Üç sene demişseniz üç sene bu anlaşma devam edecek." 00:54:08.269 --> 00:54:16.654 Ahde vefa, müslümanın esaslı vasıflarından birisi de budur. Sözüne sadıktır. 00:54:16.678 --> 00:54:21.896 Sözü senettir. Bir kere ağzından çıkmışsa öyledir. Ve sözünde durur. 00:54:21.989 --> 00:54:27.604 Sözünde durmak için olanca gayretini gösterir. Ahde vefa, bu da çok önemli! 00:54:28.364 --> 00:54:34.577 Allah celle celâlühû Kur'ân-ı Kerîm'de; İnne'l-ahde kâne mes'ûlâ diye buyuruyor. 00:54:35.118 --> 00:54:38.775 Ahdini bozanlara sorgu sual edecek. Niye ahdini bozdun? 00:54:39.142 --> 00:54:45.397 Ya ahit yapmasaydın, ya ahdi bozmasaydın. Yaptın, ahdine sâdık olacaksın. 00:54:45.694 --> 00:54:57.769 Kira ahdi, ticârî akitler vs.vs. her neyse akdine, ahdine sadâkat, vefa olacak. 00:54:58.269 --> 00:55:07.141 Bu hususta da müslümanların ahde vefasının sonsuz güzel misalleri var. 00:55:07.196 --> 00:55:10.128 Peygamber Efendimiz birisiyle sözleşmiş, ahitleşmiş; 00:55:13.290 --> 00:55:18.415 "Falanca yerde, filanca vakitte buluşalım." Peygamber Efendimiz üç gün orada durmuş. 00:55:20.954 --> 00:55:24.458 Üçüncü gün gelmiş; "E niye gelmedin, beni üç gün beklettin?" 00:55:25.707 --> 00:55:30.625 Peygamber Efendimiz üç gün beklemiş. Ahde vefa, sözüne sadâkat... 00:55:31.205 --> 00:55:37.832 Muhammed el-Emin; güvenilen Muhammed. Sen o sıfatı alabiliyor musun? Komşular sana diyebiliyor mu? 00:55:38.831 --> 00:55:45.582 Birbirimize diyemiyoruz. Benden birisi borç istedi. "Hocam, bana borç ver." dedi. 00:55:46.640 --> 00:55:49.185 "Ne kadar?" "Şu kadar büyük bir miktar." 00:55:49.721 --> 00:55:53.677 "Bu borcun altından kalkacak tâkatim yok. 00:55:55.231 --> 00:56:02.981 Sen bunu [ödeyemezsen] benim durumum fena." dedim, veremedim. 00:56:03.646 --> 00:56:08.349 "Karşı taraf bir borcu geriye ödeyemezse... 00:56:08.420 --> 00:56:14.348 Ben sana şu anda sağdan soldan tedarik ederim ama bu kadar büyük miktarı sen ödemezsen, 00:56:14.676 --> 00:56:17.870 bu tarafa karşı ben [bir söz söyleyemem,] kusura bakma." dedim. 00:56:18.652 --> 00:56:25.767 Ama şöyle olsa; "Bu şahıs mutlaka parasını öder." O zaman bulurum. 00:56:26.571 --> 00:56:32.457 Derim ki; "Ey cemaat-i müslimîn! Şu adamın şu kadar borca ihtiyacı varmış. 00:56:32.715 --> 00:56:43.165 Verecek, bana söz verdi." derim. Yani bizim güvenilirliğimiz kalmamış. 00:56:44.641 --> 00:56:49.110 "Acaba sözünde durur mu, durmaz mı? Acaba borcunu öder mi, ödemez mi?" 00:56:49.128 --> 00:56:52.502 Ödemiyor. "Mahkemeye müracaat et." diyor. 00:56:52.611 --> 00:56:56.838 "E seninle konuşmadık mı be adam? Hani şöyle şöyle konuşmadık mı?" 00:56:57.880 --> 00:57:00.101 "Olsun, vermiyorum." diyor. Mahkemeye, hadi bakalım... 00:57:00.273 --> 00:57:04.327 Biliyor ki mahkeme şu kadar sallanacak, şu kadar takside bağlanacak, 00:57:04.764 --> 00:57:09.995 enflasyondan paranın değeri şu kadar aşağı gidecek. Bu erkeklik değil, Müslümanlık da değil. 00:57:10.498 --> 00:57:13.999 Ahde vefa, müslümanın bir şiârı da bu. 00:57:15.956 --> 00:57:19.810 Karşındaki kâfir olsa da ahdine vefa edeceksin. 00:57:19.161 --> 00:57:23.181 Mü'min de olsa kâfir de olsa bilecek; "Müslüman doğru sözlüdür." diye. 00:57:23.580 --> 00:57:27.947 Bak ne diyor, [Ogier Ghiselin] de Busbecq isimli bir Belçikalı [diplomat;] 00:57:28.376 --> 00:57:30.321 kalkmış gelmiş Osmanlı diyarına... 00:57:30.607 --> 00:57:34.864 Baron de Busbecq, Hollanda'ya laleyi götüren adam. 00:57:34.957 --> 00:57:38.332 Burada bulmuş da Hollanda'ya laleyi buradan götürmüş. 00:57:38.857 --> 00:57:44.703 Bizim deniz savaşlarında yendiğimiz bir hıristiyan gemisinin bayrağını esir almışız, 00:57:44.882 --> 00:57:50.215 onu rica etmiş, almış geriye götürmüş. Neler yaptığını yazıyor. Laleyi götürmüş. 00:57:50.442 --> 00:57:55.857 Kafilesi Avrupa'dan Yedikule'ye geldiği zaman, kış günüymüş, 00:57:56.760 --> 00:58:01.969 bakmış ki her taraf çiçek, her taraf çiçek; sümbüller, güzel kokulu [çiçekler...] Diyor ki; 00:58:01.994 --> 00:58:07.818 "Ya bu Osmanlılar'a akıl ermez, muazzam bir çiçek sevgisi var. 00:58:08.457 --> 00:58:12.707 Bunlar yemeklerine yani sofralarına çiçek koyarlar. 00:58:12.874 --> 00:58:15.916 Evlerine, bahçelerine çiçek koyarlar, her tarafa..." 00:58:15.875 --> 00:58:21.376 Demek ki o zaman onlarda yokmuş. Bizde zarâfet var, sevgi var. 00:58:22.625 --> 00:58:26.959 Öyleymiş demek ki... Baron de Busbecq, 00:58:27.541 --> 00:58:33.420 bir sözü daha önemli, çiçeği sevmemiz güzel vesaire de, diyor ki; 00:58:33.640 --> 00:58:40.633 "Müslümanlar ile bir sözleşme yaptığın zaman, o müslümana itimat edebilirsin." 00:58:40.758 --> 00:58:44.000 Bunu Avrupa'dan Türkiye'ye gelecek kimselere yazıyor. 00:58:44.367 --> 00:58:47.936 "Ey benim Avrupalı kardeşim, sen Osmanlı diyarına gittiğin zaman, 00:58:48.530 --> 00:58:52.312 bir müslüman sana bir söz verirse yapar, ona itimat edebilirsin. 00:58:52.421 --> 00:58:56.772 Para da ver, alış veriş de yap, sözü senettir, aldatma bilmezler." diyor. 00:58:57.123 --> 00:59:03.810 "Ama sakın aldanıp da 'dindaşımdır' diye gayrimüslimlerle muameleye kalkma! 00:59:03.292 --> 00:59:07.918 Akit de yapsan, ahit de yapsan ahitleri bozarlar, seni aldatırlar." diyor. 00:59:08.868 --> 00:59:13.802 "Mümkünse bir müslümanın yerinde, evinde misafir ol. Çünkü çok temizdir. 00:59:13.880 --> 00:59:17.720 Temiz çarşaf çıkartırlar, yorganları, çarşafları güzeldir. 00:59:17.353 --> 00:59:20.947 Sakın bir hıristiyana misafir olma, çok pistirler!" diyor. 00:59:21.225 --> 00:59:26.440 Bak, Osmanlı nasıl tanınmış? Güzel ahlâk, İslâm ahlâkı. 00:59:27.541 --> 00:59:32.250 Ana babaya iyilik, birincisi. Ahde vefâ, ikincisi. Üçüncüsü neymiş? 00:59:33.832 --> 00:59:44.395 Edâu'l-emâneti ilâ müslimîn kâne ev kâfiren. "Emaneti sahibine götürüp iade etmek, vermek." 00:59:44.489 --> 00:59:50.282 Birisi sana bir şey emanet etmiş, vermiş, sen de o emaneti iyi koruyacaksın. 00:59:50.430 --> 00:59:56.951 Ondan sonra da sahibine vereceksin. İsterse sahibi müslüman olsun, isterse kâfir olsun. 00:59:57.167 --> 01:00:02.376 Sana emanet etmiş, "emanet" demiş, "al" demiş, "Bir yere gidiyorum, gelince alacağım. 01:00:02.417 --> 01:00:04.168 Sende dursun." demiş. 01:00:04.447 --> 01:00:12.124 Şimdi öyle insanlar oluyor ki birisi hacca giderken yanına emanet bırakıyor, 01:00:13.161 --> 01:00:17.714 döndüğü zaman vermiyor. "Yok, bırakmadın." diyor, "vermiyorum" diyor. 01:00:18.238 --> 01:00:24.602 Yani parayı görünce inkâr ediyor, emaneti vermiyor; yazılı anlaşma yok diye. 01:00:25.451 --> 01:00:28.525 Bizim kurnaz bir komşumuz vardı. 01:00:28.954 --> 01:00:37.862 Ev sahibiyle ihtilafı olmuş, birkaç ay [kirayı] vermemiş mi nasıl oldu, detayını unuttum. 01:00:38.762 --> 01:00:48.936 Yalnız hatırımda kalan tarafı şu: Ev sahibi bizim bu kurnaz arkadaştan kontratı istemiş. 01:00:49.225 --> 01:00:53.196 Bu bizim ihvânımız değil de komşuluktan bir kimse... 01:00:53.602 --> 01:01:04.310 Kurnaz, çok zeki bir insan. O da kontratı isteyince, "Kontrat yok, kaybettim." demiş. 01:01:04.959 --> 01:01:11.959 Kontratı kaybetmiş. Ev sahibi bu sefer bunu mahkemeye vermiş. Demiş ki; 01:01:12.818 --> 01:01:15.678 "Bunun kirası şu kadardı, vermedi." 01:01:16.250 --> 01:01:19.876 Evi 300 liraya kiralanmışsa, çok büyük bir rakam söylemiş. 01:01:19.959 --> 01:01:28.293 Muhakeme olmaya mahkemeye gitmişler. Hâkimin huzuruna çıkmışlar. 01:01:28.876 --> 01:01:34.876 Ev sahibi iddia ediyor ki; "Şu kadara kiraydı..." Kendisindeki [kontratı] değiştirmiş. 01:01:36.667 --> 01:01:39.543 İki nüsha oluyor, bir ev sahibinde oluyor, bir kiracıda oluyor. 01:01:39.825 --> 01:01:49.272 Kiracı kaybetti diye elindeki kira mukavelenâmesine bir tahrifat yapmış, 01:01:49.389 --> 01:01:52.345 bir oyun yapmış, kirayı çok yazmış. 01:01:52.931 --> 01:01:59.912 "İşte şu kadar kira vermesi lazımdı, ihtilafa düştük." deyince, "İşte kontrat!" demiş, hâkime vermiş. 01:02:00.451 --> 01:02:06.387 Hâkim de bizim kurnaz komşuya soruyor: "Bak, sen böyle yapmamışsın, kira böyle?" 01:02:06.981 --> 01:02:09.990 O da çok kurnaz, "anasının gözü" diyorlar ya, ne demekse o... 01:02:10.373 --> 01:02:15.327 O da meğer kaybetmemiş de başka sebepten öyle demiş. 01:02:16.140 --> 01:02:20.721 "Efendim, ne diyor kira orada? Şu kadar diyor. Bu doğru değil efendim." demiş. 01:02:21.229 --> 01:02:23.438 Ev sahibi; "doğru" demiş. 01:02:23.664 --> 01:02:28.447 Ondan sonra biraz daha böyle uğraştırdıktan sonra, çıkartmış yanındaki [kontratı], 01:02:28.657 --> 01:02:32.304 kendisi kaybetmemiş meğerse, hâkime göstermiş. 01:02:32.333 --> 01:02:35.542 "Yalan söylüyor. Bakın, bendeki nüshası böyle." demiş. 01:02:39.792 --> 01:02:43.626 Bu olmuş olan hâdisenin konuyla ilgisi ne? 01:02:44.283 --> 01:02:48.968 Ev sahibi karşısındaki mukaveleyi kaybetti diye oyun etmeye kalkıyor. 01:02:50.142 --> 01:02:56.690 Kontratı kaybetmiş diye oyun oynamaya kalkıyor. Halbuki nasıl olması lazım? 01:02:56.335 --> 01:02:59.906 Dürüst olması lazım. Onun misâli diye söylüyorum. 01:02:59.992 --> 01:03:05.533 Karşıdaki ister kâfir olsun ister müslüman olsun, emaneti verecek. 01:03:05.759 --> 01:03:11.719 Karşısındaki ister müslüman olsun ister kâfir olsun, sözleşmesini bozmayacak, 01:03:11.813 --> 01:03:17.600 ahdine sadakat gösterecek. Annesi babası ister müslüman olsun ister kâfir olsun, 01:03:17.168 --> 01:03:22.502 evlatlık vazifesini güzel yapacak. Bir hadîs-i şerîfi daha okuyalım, dersi bitirelim. 01:03:26.420 --> 01:03:29.584 Arada uzun bir hadis var, onu atlıyorum. Bir dahaki sefere inşaallah okuruz. 01:03:29.715 --> 01:03:31.874 Vakit kısa kesilsin diye... 01:03:31.897 --> 01:03:35.721 Selâsün yusaffîne leke vüdde ahîke: 01:03:35.924 --> 01:03:44.202 tüsellimu aleyhi izâ lakîtehû ve tüvessiu lehû fi'l-mecâlisi ve ted'ûhu bi-ehabbi esmâihî ileyhi. 01:03:44.641 --> 01:03:50.169 Bu da bu akşam üçüncü hadis-i şerîfimiz oldu. 01:03:52.417 --> 01:03:58.209 Bu hadîs-i şerîf Osman b. Talha el-Cühenî'den rivayet edilmiş. 01:03:58.852 --> 01:04:08.590 Tayâlisî, Hâkim, İbn Asâkir, İbn Mende rivayet etmişler. Diyor ki Peygamber Efendimiz; 01:04:08.126 --> 01:04:18.752 "Üç şey vardır ki bunları yapınca arkadaşının sana olan sevgisi berraklaşır, 01:04:19.168 --> 01:04:21.585 çoğalır, seni daha çok sever." 01:04:22.210 --> 01:04:27.989 Yani arkadaşa nasıl tavır konulacak, onu anlatıyor. Onu kısaca söyleyiverelim. 01:04:28.126 --> 01:04:33.918 Bir; tüsellimu aleyhi izâ lakîtehû. "Karşılaştığın zaman selam verirsin." 01:04:34.547 --> 01:04:38.334 Selam muhabbeti celbeder. Selam güzel bir şeydir. 01:04:38.389 --> 01:04:40.561 Küçümsememek lazım. Sevabı da çoktur. 01:04:40.756 --> 01:04:47.119 İkincisi; ve tüvessiu lehû fi'l-mecâlisi. "Mecliste yer gösterirsin." 01:04:47.283 --> 01:04:53.270 "Gel kardeşim, şuraya oturuver." Yanında yer açarsın, oturtursun. Meclislerde yer gösterirsin. 01:04:53.128 --> 01:04:56.790 "Bak, sıkışık yerde bu bana yer gösterdi..." muhabbeti artar. 01:04:57.480 --> 01:05:00.455 Selamdan muhabbet olur. Bu yakınlıktan muhabbet olur. 01:05:00.791 --> 01:05:05.813 Üçüncüsü de; ve ted'ûhu bi-ehabbi esmâihî ileyhi. 01:05:06.219 --> 01:05:13.727 "O adamı onun en çok sevdiği ismiyle, hoşuna giden hitapla çağırırsın." 01:05:14.163 --> 01:05:20.734 Bazı insanlar güzel hitap etmeyi biliyorlar, çok güzel hitap ediyorlar; seviniyor. 01:05:20.812 --> 01:05:28.810 Bazısı da bunu bilmiyor, kırıcı hitapla hitap ediyor, karşısındaki insanı üzüyor. 01:05:28.284 --> 01:05:36.487 Bazıları bizi sakallı görüyorlar; tavrı sert, sakallı olduğumuz için, 01:05:36.550 --> 01:05:42.580 biraz da yüzümüzün tabiî şeklinden şemâilinden, boyumuzdan posumuzdan bizi beğenmiyor. 01:05:42.698 --> 01:05:51.180 Tamam, olabilir, ne yapalım, Allah yaratmış... Bizi beğenmiyor. "Hafız!" diye hitap ediyor. 01:05:51.657 --> 01:05:55.288 Hafız ama küfreder gibi "hafız!" diyor. "Hafız" diyor ama 01:05:55.398 --> 01:06:04.899 hürmet ettiğinden değil, hizmetçi çağırır gibi; "Hafız, gel!" İlk önce onu yakıştırıyor. 01:06:05.300 --> 01:06:10.407 Peki, gidiyorsun yanına. "Nerelisin sen?" "Çanakkaleliyim." 01:06:11.212 --> 01:06:16.748 "Ne iş yaparsın? Müezzin misin, imam mısın? Kayyım mısın, süpürgeci misin?" 01:06:18.209 --> 01:06:23.127 Sormuyor da, yani bu edada... "Emekliyim." 01:06:24.420 --> 01:06:32.209 Ben de tabii içeriye çekiyorum. Emekliyim. "Nereden emeklisin?" 01:06:33.500 --> 01:06:35.834 "Üniversiteden emekliyim." Yine söylemiyorum. 01:06:37.917 --> 01:06:42.543 "Ee müstahdemiydin orada? Neydin?" Tabii insan üniversitede her şey olabilir. 01:06:43.810 --> 01:06:47.223 "Profesördüm." deyince; "Ha!" adam bayılacak... Ne oluyorsun? 01:06:47.630 --> 01:06:52.646 "Profesördüm, emekli oldum." deyince; "Hocam özür dilerim, kusura bakma." 01:06:52.748 --> 01:06:56.710 Ne özür dileyeceksin, ahlâkını düzelt! İnsanları hor hakir görme. 01:06:56.890 --> 01:07:00.770 İnsan köylü olabilir, müstahdem olabilir, şöyle olabilir, böyle olabilir; 01:07:01.400 --> 01:07:05.234 hürmet et, sevgi göster, saygı göster, Allah için sev. 01:07:05.547 --> 01:07:09.851 Yaradılanı hoşgör, Yaradan'dan ötürü. Huyu böyle... 01:07:10.984 --> 01:07:17.821 Ama bir insan güzel giyimliyse, kravatı varsa, pantolonunda ütüsü tamamsa... 01:07:18.102 --> 01:07:20.600 Ütüsünün tamamlığı meziyet değil ki... 01:07:20.255 --> 01:07:23.268 Demek ki camiye gitmiyor, namaz bile kılmıyor ki ütüsü sağlam kalıyor. 01:07:23.455 --> 01:07:25.799 Biz müslümanların biraz ütüsü bozuk olur. 01:07:28.751 --> 01:07:32.335 Tıraşı iyiyse, sinekkaydıysa, giyimi güzelse 01:07:32.370 --> 01:07:36.234 "ye kürküm ye..." o zaman çok hürmet ediyorlar, itibar ediyorlar. 01:07:36.427 --> 01:07:41.467 Ben birkaç defa böyle belediyeye gittim, bir kenarda oturdum. 01:07:41.584 --> 01:07:48.253 Kurtların arasında kuzu gibi... İstanbul'da bir yerlerde... Eskiden... 01:07:48.292 --> 01:07:54.953 Hani bu zamanın [memurları] da alınmasınlar. Belediye memurlarının böyle tavrından... 01:07:55.969 --> 01:08:02.140 Bir insan sakallı mı, yandı. Çarşaflı mı, bitti. Müslüman mı, eyvah! 01:08:03.904 --> 01:08:10.104 Neredeyse bize Merih'ten gelmiş gibi bakıyorlar, o kadar garipsiyorlar. 01:08:10.129 --> 01:08:17.107 Ya bu memleketi sakallılar kurtardı. Savaşı onlar yaptı, onlar şehit oldu, onlar gazi oldu. 01:08:17.132 --> 01:08:24.830 "Allah Allah" diye çarpıştılar. Hâlâ da öyle... Savaş olduğu zaman müzik yayınları kalkıyor, 01:08:24.292 --> 01:08:27.430 o zaman Kur'ân-ı Kerîm yayınları başlıyor. 01:08:27.511 --> 01:08:32.123 Savaş bitti mi, hadi yine dansözler, şarkılar, türküler... Öyle şey olur mu? 01:08:33.365 --> 01:08:36.756 İşe yaradık mı öleceğimiz zaman bizi çağırıyorlar, 01:08:37.224 --> 01:08:40.974 yaşayacağımız zaman bizi hayatı başımıza zindan etmeye çalışıyorlar. 01:08:41.420 --> 01:08:48.100 "Başını örtme, başını aç! Vay gerici! Vay sahte!" Vay şöyle vay böyle... Ne oluyorsun? 01:08:48.548 --> 01:08:55.705 Allah ıslah etsin. Bizlere de İslâm için güzel çalışmalar nasip eylesin de haksızlıkları anlatalım, 01:08:55.783 --> 01:08:59.724 İslâm'ın güzelliklerini öğretelim. Görüyorsunuz, ne kadar güzel bir din elhamdülillah, 01:08:59.792 --> 01:09:05.126 neresinden baksan, hangi hadisi okusan İslâm'ın prensiplerinin ne kadar güzel olduğunu görüyoruz.