WEBVTT 00:00:00.000 --> 00:00:01.675 Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:01.905 --> 00:00:06.161 el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu âlâ hayra halkıhî 00:00:06.201 --> 00:00:11.774 Muhammedin ve âlihi ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. 00:00:12.396 --> 00:00:16.877 Emmâ ba'du fa'lemû eyyühe'l-ihvân. Fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbullah 00:00:17.346 --> 00:00:21.212 ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallâhu aleyhi ve selem. 00:00:21.672 --> 00:00:26.763 Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah. Ve külle bid'atin dalâleh. 00:00:26.966 --> 00:00:29.394 Ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. 00:00:30.124 --> 00:00:34.312 Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâle: 00:00:34.622 --> 00:00:45.167 Kâlet Ümmü Süleymâne'bni Dâvûde li-Süleymâne'bni Dâvûde yâ buneyye lâ tüksiri'n-nevme bi'l-leyli 00:00:45.789 --> 00:00:51.544 fe-inne kesrate'n-nevmi bi'l-leyli tetrukü'l-insâne fakîran yevme'l-kıyâmeti. 00:00:51.941 --> 00:00:54.790 Sadaka Resûlullah fî mâ kâle ev kemâ kâl. 00:00:55.496 --> 00:00:57.455 Aziz ve muhterem müslüman kardeşlerim! 00:00:57.772 --> 00:01:03.404 Allahu Teâlâ hazretlerinin selâmı, rahmeti, bereketi hepinizin üzerinize olsun. 00:01:03.890 --> 00:01:08.455 Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, 00:01:09.224 --> 00:01:16.359 mübarek ve şerîf hadislerinden bir miktarını size anlatmaya gayret edeceğim. 00:01:17.115 --> 00:01:20.643 Hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına geçmezden önce 00:01:20.853 --> 00:01:24.654 boynumuzun borcu, gönlümüzün vazifesi olmak üzere 00:01:24.702 --> 00:01:29.266 Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek ruhu için, 00:01:29.909 --> 00:01:36.429 sonra sair enbiyâ ve'l-mürselînin, bütün evliyaullahın, cümle sâdât-ı meşâyih-i turuk-ı aliyyemizin 00:01:36.553 --> 00:01:41.730 ve eserin müellifi hocamızın hocası Gümüşhaneli Ahmed Ziyaüddin Efendi 00:01:42.404 --> 00:01:48.695 rahmetullahi aleyh hazretlerinin ruhu için, onun hocalarının, talebelerinin ruhları için, 00:01:49.250 --> 00:01:53.856 hocamız, üstadımız Muhammed Zahid-i Bursevî hazretlerinin ruhu için, 00:01:54.594 --> 00:02:01.228 bu kitabın içindeki bilgilerin, hadîs-i şerîflerin bize kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan 00:02:01.283 --> 00:02:08.102 bütün alimlerin, ravilerin ruhları için ve uzaktan yakından 00:02:08.658 --> 00:02:15.754 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e sevgilerinden ve ilme rağbetlerinden nâşi 00:02:16.326 --> 00:02:22.680 şuraya cem olmuş olan siz kıymetli kardeşlerimizin âhirete intikal ve irtihal eylemiş olan 00:02:22.757 --> 00:02:26.636 bütün sevdiklerinin ve yakınlarının ruhları için 00:02:27.360 --> 00:02:32.277 bir Fatiha 3 İhlâs-ı Şerîf kıraat edip ruhlarını mesrûr eyleyelim. 00:02:32.896 --> 00:02:37.981 Metnini okumuş olduğum hadîs-i şerîfte Süleyman Peygamberle ilgili bir hususu 00:02:38.170 --> 00:02:44.431 Peygamber Efendimiz bize hikâye eyliyor. Süleyman b. Davud aleyhimesselam, 00:02:44.516 --> 00:02:48.600 her ikisine de salât ü selâm olsun, ikisi de peygamberdir. 00:02:48.405 --> 00:02:53.772 "Hz. Süleyman ki Davud aleyhisselam'ın oğlu, o Süleyman'a anası demiş ki..." 00:02:54.500 --> 00:03:02.850 Anası hem peygamber hem hükümdar hanımı. Çocuk da hem peygamber hem hükümdar olacak, 00:03:03.334 --> 00:03:09.304 mülkü dillere destan olacak bir zât-ı celîl. Annesi evlâdına diyor ki; 00:03:09.669 --> 00:03:17.879 Li süleymane'bni Dâvûde. "Oğlu Süleyman'a, Davud'un oğlu Süleyman'a, Süleyman peygambere diyor ki..." 00:03:17.951 --> 00:03:26.691 Yâ buneyye! "Ey oğulcuğum!" Lâ tüksiri'n-nevme bi'l-leyli. "Geceleyin uykuyu çok etme." 00:03:27.501 --> 00:03:34.960 Geceleyin çok uyku uyuma. Fe-inne kesrate'n-nevmi bi'l-leyli. "Çünkü geceleyin uykuyu çok uyumak..." 00:03:35.608 --> 00:03:40.790 Tetrukü'l-insâne fakîran yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde insanı fakir bırakır." 00:03:40.917 --> 00:03:49.333 Hükümdarlar, şehzadeler o zamanın şeyleri nasıl yetişiyormuş, annesi evlâdına nasıl nasihat ediyor! Biz, 00:03:49.333 --> 00:03:54.480 "Aman evladım kalkma sıhhatin bozulmasın!" deriz. Bizim zamanımızda hep böylelerini duyuyoruz. 00:03:55.790 --> 00:04:00.601 Hatta bizim mahallemizde, Ankara'da oturduğumuz semtte -yeni bir mahalle, 00:04:00.941 --> 00:04:08.109 130-140 ev yapılmış, bir mahalle kurulmuş, sonunda biz oraya taşındık. 00:04:08.874 --> 00:04:20.998 - baktık her şeyi var; çarşısı, çocuk bahçesi, sığınağı, büyüklerin dinlenme parkı... ne ararsan bulunur. 00:04:21.608 --> 00:04:27.843 Yalnız cami yeri ayırmamışlar. Mahallede her şey var, herşey güzel cami yeri ayırmamışlar. 00:04:28.160 --> 00:04:31.480 Biz de ne yapalım, namaz kılmadan edemiyoruz, 00:04:31.119 --> 00:04:35.978 "Allahu Teâlâ hazretlerine itaat etmezsek halimiz nice olur?" diye korkuyoruz. 00:04:36.803 --> 00:04:45.200 Namazsız edemeyeceğiz, bir cami bina edelim dedik. Orada bir evin alt katını cami hâline getirdik, 00:04:45.319 --> 00:04:51.420 bir de bir direk diktik ezan okuyup namaz kılmaya başladık. Komşulardan şikâyetler başladı; 00:04:52.330 --> 00:04:57.769 "Siz burada ezan okutuyorsunuz, çocuklarımızın uykusu kaçıyor, sıhhati bozulacak... 00:04:58.253 --> 00:05:03.585 Çocuklarımız rahat uyuyamıyorlar, uykusu kaçacak." dediler. Allah akıl fikir versin, ne diyelim... 00:05:04.414 --> 00:05:07.882 Belki onlar da bir zaman gelir de hanyayı, konyayı, dünyayı anlarlar da 00:05:08.477 --> 00:05:11.642 yaptıkları şeyin ne mânaya geldiğini hissederler. 00:05:12.157 --> 00:05:18.136 Süleyman Peygamber böyle tavsiyelerle yetişmiş: "Geceleyin çok uyuma evladım! 00:05:18.183 --> 00:05:22.251 Çünkü geceleyin çok uyumak insanı kıyamet gününde fakir bırakır." 00:05:23.430 --> 00:05:28.660 Demek ki âhiretin zenginliği; geceleri biraz az uyuyup da değerlendirmekle oluyormuş. 00:05:28.874 --> 00:05:34.814 Bu dünyada her şeyde münakaşa ederiz; hiç münakaşa etmeyeceğimiz bir husus, 00:05:34.964 --> 00:05:40.234 çok katî bir gerçek var ki [o da bu dünya] kimseye kalmıyor. İnsan istese de istemese de, parası çok, 00:05:40.480 --> 00:05:44.681 pazusu kuvvetli olsa da insanı buradan bağıra bağıra ayırıp götürüyorlar. 00:05:45.372 --> 00:05:48.419 Bu dünya kimsenin eline kalmıyor, bırakıp gidiyor. 00:05:48.832 --> 00:05:52.758 O halde nedir bu dünya? Nedir, insanların bir müddet gelip, sonra 00:05:53.718 --> 00:05:57.575 istese de istemese de sürükleye sürükleye alıp götürüldükleri bu âlem? 00:05:58.194 --> 00:06:06.224 Bu âlem hadîs-i şerîflerle, ayetlerle bize bildirildiği gibi imtihan sahasıdır, bir imtihan sahnesidir. 00:06:06.581 --> 00:06:10.879 Sahnesinin bu tarafından giriyoruz, öbür tarafından bizi elimizden tutup çekip alıp götürüyorlar. 00:06:12.376 --> 00:06:20.575 O esnada karşılaştığımız hadiselerin önünde ne gibi, onlara karşı nasıl tavır takınıyorsak, 00:06:20.622 --> 00:06:24.202 ona göre ya kâr ediyoruz ya ziyan ediyoruz. Onun için demişler ki; 00:06:24.227 --> 00:06:28.614 ed-Dünyâ mezra'atü'l-âhirati. "Dünya âhiretin tarlasıdır." 00:06:29.940 --> 00:06:30.436 Ne demek? 00:06:30.804 --> 00:06:34.827 Bu dünyada nasıl tarlaya bir şey ekiliyor da ondan sonra biçiliyorsa, insan 00:06:35.224 --> 00:06:37.597 bu dünya da ne ekerse âhirette onu biçecek. 00:06:38.911 --> 00:06:44.674 Burada ekeceksin, hasat, mahsulün toplanması, neticeye ulaşmak âhirette olacak. 00:06:45.698 --> 00:06:51.347 Ve insan öldü mü imtihan bitti, amel defteri kapatılıyor. 00:06:51.722 --> 00:06:57.555 Şimdiye kadar ne kâr ettiysen ettin, ne ziyan ettiysen ettin. Müstesnaları var; 00:06:57.917 --> 00:07:04.564 sadaka-i câriye, hayırlı evlat, ilim, istifade edilen eser bırakanlar... 00:07:04.950 --> 00:07:07.695 Onların durumları müstesna; fakat bitiyor. 00:07:07.933 --> 00:07:12.865 Demek ki hepimizin çok kesin bildiği bir gerçek: burayı bırakıp gideceğiz 00:07:13.211 --> 00:07:20.287 ve burası âhiretin kazanç tarlasıdır, öldük mü bu fırsat kapanıyor. Ölür ölmez fırsat elden gidiyor. 00:07:20.838 --> 00:07:27.123 Biz şu anda aslında hiçbir şekilde para vererek veyahut daha başka bir usulle uğraşıp 00:07:27.377 --> 00:07:32.559 elde edemeyeceğimiz bir fırsat yakalamış durumdayız. Yaşıyoruz, çünkü ölmedik daha. 00:07:33.430 --> 00:07:35.860 Yaşıyoruz demek ki elimizde bir fırsat var. 00:07:35.353 --> 00:07:40.690 Zaman, hayat dediğimiz şey ne kadar büyük bir fırsat, ne kadar kıymetli bir nimet! 00:07:40.947 --> 00:07:48.399 İşte onu biz hayr u hasenât yapıp şuurlu, zekice kullanıp âhirette ki sermayeyi arttırmak zorundayız. 00:07:48.796 --> 00:07:58.465 Burası âhirete sermaye gönderme, âhirette hesaba çekileceğimiz, terazinin başına gittiğimiz zaman 00:07:58.524 --> 00:08:04.135 tartılacak amelleri kazanma yeri. Onun için hayat çok büyük, fevkalade büyük bir nimettir. 00:08:04.371 --> 00:08:07.450 Allah cümlemize kadr ü kıymetini bilmeyi nasip etsin. 00:08:08.101 --> 00:08:13.390 Burada tehlikelerin en büyüğü bir kere âhireti hiç düşünmemek. 00:08:14.190 --> 00:08:19.844 İnsan âhireti hiç düşünmez, bu dünyada vur patlasın çal oynasın tarzında ömrünü boş geçirir, 00:08:19.876 --> 00:08:25.864 birden bire bakarsın ya bir trafik kazasında ya bir boğazda ya daha başka bir yerde 00:08:26.372 --> 00:08:33.371 bir şekilde ömrün sona eriverir. Hiçbir şey yok. Bomboş, sermayesiz âhirete gitti. Bu bir tehlike. 00:08:33.919 --> 00:08:43.279 Bazı kimseler de hayatın kadr ü kıymetini bilirler. Mesela şu karşımda bulunan kardeşlerimin hepsi 00:08:43.771 --> 00:08:49.791 bu benim söylediğim şeyleri biliyor; hayat bir fırsattır, burada âhiret kazanılıyor, kazanmak lazım... 00:08:50.720 --> 00:08:55.593 Bunların tehlikesi de vakti iyi değerlendirmemektir, boş geçirmektir, 00:08:56.934 --> 00:09:01.625 çok uzun yaşayacakmış gibi düşünüp de insanın gevşek davranmasıdır. 00:09:02.810 --> 00:09:09.200 Hakikaten hangimizi şöyle bir köşe başında çevirip sorsanız, sakalımız ağarsa, belimiz bükülse de 00:09:09.420 --> 00:09:12.792 daha kendimize ölümü yakıştırmayız. Umarız ki daha çok yaşayacağız; 00:09:13.340 --> 00:09:18.314 "İnşaallah daha herhalde on sene mi 20 sene mi ne yaşarım!" gibi bir arzu içinde bulunuruz 00:09:18.623 --> 00:09:20.968 ve gevşek hareket ederiz. Halbuki, 00:09:21.772 --> 00:09:25.310 "Yarın yolcusun, ona göre hazırlan!" deseler, insan nasıl, ne yapacağını şaşırır. 00:09:26.604 --> 00:09:31.809 "Yarın yolcusun. Bak sana önceden haber veriyorum ona göre tedbir al!" dese insan nasıl hareket eder? 00:09:31.880 --> 00:09:37.755 Öyle yapmayız da sanki 50-80 sene daha yaşayacakmışız gibi bir gevşek yaşayış içinde oluruz, 00:09:38.251 --> 00:09:39.599 nefeslerimizi boşa geçiririz. 00:09:40.280 --> 00:09:44.399 Halbuki büyüklerimiz bize nefeslerin boşa geçmemesi için tedbirler öğretmişlerdir. 00:09:45.170 --> 00:09:49.696 Zikr-i kalbîyi öğretmiştir; herkesin yanındayken, halk içindeyken, ticaretteyken, 00:09:49.696 --> 00:09:55.360 alışverişteyken bile Allah demeyi bırakmasınlar, ecir kazansınlar diye ikazlar etmişler; 00:09:55.408 --> 00:10:01.842 hayırlı, kârlı ibadetleri tavsiye etmişlerdir. Kitaplarımız insanların çok sevap kazanması için gerekli 00:10:02.200 --> 00:10:07.312 hususları bize yazmış durmuştur. Biz de karşılaştıkça, sırası geldikçe sizlere naklediyoruz. 00:10:08.226 --> 00:10:14.548 Bir kusur da insanın bu dünyada uykuyu fazla uyumasıdır. 00:10:16.910 --> 00:10:21.505 Ve ce'alnâ nevmeküm sübâtâ. "Uyku insan için bir dinlenme vasıtasıdır." 00:10:21.767 --> 00:10:26.456 İbadetin de bir mayasıdır. İnsan hiç dinlenmese iki gün uykusuz kalabilir, 00:10:26.456 --> 00:10:30.909 vücudu dayanıklıysa belki üç gün dayanabilir ama dördüncü gün yatağa serilir, 00:10:31.683 --> 00:10:35.885 artık kıpırdayacak hali kalmaz. Demek ki az az dinlenmek, 00:10:35.885 --> 00:10:41.879 yemek yemek, uyku uyumak suretiyle insan ibadete güç kuvvet buluyor 00:10:42.224 --> 00:10:52.532 ama bu uykuyu çoğumuz hadden aşırırız. Hadden fazla uyuruz, fırsat bulduk mu 10-12 saat uyuruz. 00:10:53.507 --> 00:10:59.877 Sonra bir imtihandır ki Allahu Teâlâ hazretlerinin hikmetinden sual olunmaz. 00:11:00.275 --> 00:11:04.436 Allahu Teâlâ hazretleri kazancın çok olduğu zamanı uyku zamanını rastlaştırmıştır. 00:11:05.348 --> 00:11:07.896 Herhalde benim âşık kullarım belli olsun, 00:11:08.448 --> 00:11:14.249 sahtekarlardan, gayretsizlerle gayretliler birbirinden ayrılsın diye elemek, 00:11:14.739 --> 00:11:18.935 bakalım kulum benim için ne kadar fedakarlık yapacak diye denemek için olsa gerek, 00:11:19.593 --> 00:11:21.847 kıymetli vakti gecenin içine koymuştur. 00:11:22.577 --> 00:11:24.474 Onun için hadîs-i şerîfte geçiyor; 00:11:24.474 --> 00:11:29.270 bu hadis gelmeden önce ben de her zaman dilim döndükçe, mühim gördükçe size söylüyordum. 00:11:29.944 --> 00:11:36.608 Allahu Teâlâ hazretleri geceleyin semâ-i dünyâya nüzul eyleyip kullarına; 00:11:36.633 --> 00:11:40.977 "Yok mu benden bir şey isteyen istediğini ihsan edeyim?" diye nida edermiş. 00:11:41.302 --> 00:11:43.146 Geceleyin o bize talip oluyor; 00:11:43.627 --> 00:11:45.864 "Yok mu benden bir şey isteyen, istediğini vereceğim?" diye. 00:11:45.864 --> 00:11:51.451 Biz gündüz dua peşinde dolaşıyoruz, istiyoruz, gece o bizden istiyor, işte imtihan. 00:11:51.951 --> 00:11:56.848 O zaman uykusunu terk edip de Allahu Teâlâ hazretlerine yönelen kâr edecek. 00:11:57.475 --> 00:12:05.311 Fakat şurasını hemen açıklayayım: Allahu Teâlâ hazretleri uykuyu terki yine bizim için istiyor. 00:12:05.762 --> 00:12:11.448 Emin olun yine bizim için istiyor. Allahu Teâlâ hazretleri ne bizim uykumuza, ne ibadetimize, 00:12:11.448 --> 00:12:16.636 ne itaatimize, ne zikrimize, ne Kur'an'ımıza, ne kulluğumuza... hiçbir şeye ihtiyacı yok. 00:12:16.985 --> 00:12:19.993 Çünkü biz onun âciz nâçiz mahluklarıyız, ne yapabiliriz ki? 00:12:20.605 --> 00:12:29.162 Efendimiz, Yaradanımız, hâlıkımız, lütfedenimiz, besleyenimiz O. Bir an lütfunu kesse hepimiz mahvoluruz. 00:12:29.416 --> 00:12:34.190 Bir an kesilse, şu elektiriğin kesildiği gibi bir an kesilse hepimiz yerlere seriliriz. 00:12:34.392 --> 00:12:40.340 Biz O'na ne yapabiliriz? Bizim için hayırlı... İnsan geceleyin uyanık durduğu zaman 00:12:40.773 --> 00:12:46.362 tarif edilmeyecek faydalara eriyor; sıhhat, şuur kazanıyor, 00:12:46.832 --> 00:12:54.906 zekası derinleşiyor, mânevî bir takım kuvvetleri, halleri gelişme kaydediyor. Gündüz olmuyor. 00:12:55.383 --> 00:13:02.687 Otomobil gürültüsü, telefon sesi, gelenin gidenin bağırtısı, sorgusu suali içinde gündüz olmuyor, 00:13:02.758 --> 00:13:06.446 geceleyin oluyor. Onun için faydası yine bize. 00:13:07.211 --> 00:13:11.441 Yine bize de biz faydası bize olduğu halde yine bundan gafil kalıyoruz. 00:13:12.210 --> 00:13:18.572 Bir insan geceleyin horul horul çok uyursa ameli az, gafleti çok olur; 00:13:19.505 --> 00:13:27.982 aptallığı çoğalır, zekası azalır, kalbi kararır. Onun için gece çok uymak afettir. 00:13:27.982 --> 00:13:34.948 Hocamız bunları, söylediğim kelimelerin Arapçasını şerhte kendisi yazmış. Kalbi öldürür 00:13:36.200 --> 00:13:43.129 ve bunun gibi insanın dünyasının da kazançlı olmasına mâni olur. Çünkü uykuya fazla dalan bir insan 00:13:43.414 --> 00:13:47.593 ticaretine vaktinde gidemez, dünya kazancı da iyi olmaz, evinde bereket de olmaz, 00:13:47.617 --> 00:13:53.868 çoluk çocuğu da muhtaç duruma düşer. Nereden, hangi yönden bakılsa bunda bir zarar vardır. 00:13:53.931 --> 00:13:57.814 Onun için hayatımızı planlamalıyız. 00:13:58.288 --> 00:14:03.260 Müslümanlık her zaman ki söylediğim gibi bana öyle geliyor ki zeka işi; 00:14:03.978 --> 00:14:10.928 zeki insanlar ancak iyi müslüman olurlar. Yoksa ötekiler bu dünyada kör gelirler, kör giderler. 00:14:12.279 --> 00:14:18.434 Ama zeka yüksek tahsil demek değil, orasını da açıklayalım. Hiç bir tahsil görmemiş bir insan da 00:14:18.481 --> 00:14:23.319 Allah'ın rızasını çok zekice anlayıp, kavrayıp iyi kulluk etmeye yönelebilir. 00:14:23.890 --> 00:14:28.933 Çok yüksek tahsilli bir profesör, bir genel müdür de ondan gafil kalabilir. 00:14:29.314 --> 00:14:36.453 Zeka başka.. Zekayı Allah'ın kulluğuna harcamak ve Allah'ın rızasını kazanmak için uğraşmak lazım. 00:14:38.191 --> 00:14:46.740 Nasıl inciyi çıkarmak için denize dalmak lazımsa, mânevî hakikatleri de maarif-i ilâhiyyeyi de, 00:14:47.270 --> 00:14:54.245 muhabbetullaha, marifetullaha ermek için gerekli hususları da insan geceleyin kalkınca sağlar. 00:14:55.102 --> 00:15:02.905 İnci mercan denizin dibinde olduğu gibi işte o hayırlar da gecededir. Bir kalksak geceleyin... 00:15:03.770 --> 00:15:09.715 Bir kalksan, seher vakitlerinde, sahur vakitlerinde, imsak kesilmezden önce 00:15:10.120 --> 00:15:13.802 seccadenin başına bir otursan... Hanım, çoluk çocuk uyuyor, hiç kimse seni görmüyor, seccadenin başında 00:15:14.191 --> 00:15:20.151 şöyle bir gözünü kapatsan, Mevlânâ yönelsen, kusurlarını itiraf etsen, gözünden yaş döksen, 00:15:20.576 --> 00:15:23.350 biraz bir tesbih eylesen, zikreylesen, bak neler olacak? 00:15:24.607 --> 00:15:32.776 Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi böyle kemalata vesile olacak kıymetli amellere muvaffak eylesin. 00:15:33.291 --> 00:15:34.331 Daha fazla söylemeyeyim. 00:15:34.426 --> 00:15:35.855 İkinci hadîs-i şerîfe geçiyorum. 00:15:36.000 --> 00:15:41.592 Bu da Benî İsrail'in Musa aleyhisselam ile konuşmasına ait bir hadîs-i şerîf. 00:15:42.194 --> 00:15:50.638 Benî İsrail malum Musa aleyhisselam onları Firavun'dan kurtardı. Çok zulüme uğruyorlardı. 00:15:51.480 --> 00:15:56.692 Firavun gördüğü bir rüya üzerine erkekleri kesiyordu kadınları hayatta bırakıyordu, 00:15:57.217 --> 00:15:59.553 bunları köle olarak kullanıyordu. 00:15:59.949 --> 00:16:04.945 Musa aleyhisselam geldi o kavmi Firavun'un zulmünden, o zalimden kurtardı. 00:16:04.992 --> 00:16:09.630 Firavun gark oldu, ondan sonra onlar beri tarafa geçtiler. 00:16:09.805 --> 00:16:15.880 Musa aleyhisselam peygamber olarak başlarında, onları o denizden geçirdi, 00:16:15.120 --> 00:16:18.480 Firavun gözleri önünde gark oldu. Kurtuldular, 00:16:18.770 --> 00:16:22.972 Allahu Teâlâ hazretleri onları çölde kudret helvasıyla, bıldırcın etiyle besledi. 00:16:23.515 --> 00:16:28.470 Böyle çok çeşitli nimetler gördüler de bir acayip halleri var. 00:16:28.502 --> 00:16:33.159 Kur'ân-ı Kerîm'de birkaç yerde zikredilmiş. Mesela Bakara sûresinde de zikredilmiş. 00:16:33.827 --> 00:16:37.389 Burada da garip bir soru soruyorlar, sorularında garabet var; 00:16:38.103 --> 00:16:44.878 Hel yusallî Rabbuke. "Senin Rabbin salat eyler mi?" 00:16:45.307 --> 00:16:51.111 Bu salat eylemekten murat iki şey olabilir; bir dua eder mi, iki namaz kılar mı gibi bir mâna... 00:16:51.651 --> 00:16:53.914 Her ikisi de bir acayip soru. 00:16:55.103 --> 00:16:59.483 Bu ne biçim soru böyle? Onun üzerine Musa aleyhisselam diyor ki; 00:16:59.539 --> 00:17:04.720 Fe-kâle Mûsâ ittekullâhe yâ benî İsrâîl. "Ey İsrailoğulları! Allah'tan korkun, 00:17:05.265 --> 00:17:11.637 sorunuza dikkat edin, edebsizlik etmeyin." Onlara öyle deyince 00:17:11.963 --> 00:17:18.286 Fe-kalellahu. "Allahu Teâlâ hazretleri buyurdu ki..." Yâ Mâsâ mâzâ kâle leke kavmüke? 00:17:18.753 --> 00:17:24.702 "Ey Musa! Kavmin sana ne dedi?" Kavminin ne dediğini bildiği halde soruyor: 00:17:25.376 --> 00:17:33.422 Musa kavmin sana ne dedi? Kâle yâ Rabbi mâ kad alimte. "Bildiğin şeyi söyledi." 00:17:33.795 --> 00:17:38.846 Benim sana ayrıca bildirmeme ne lüzum var, sen her şeyi en âlâ şekilde bilirsin. 00:17:38.894 --> 00:17:44.340 Bildiğin şekilde kusurlu, kesirli, edepsizce bir soru. Diyor ki; 00:17:44.848 --> 00:17:48.913 Kâlu hel yusallî Rabuke? "Yâ Rabbi! Senin Rabbin salat eyler mi, 00:17:49.119 --> 00:17:53.312 namaz kılar mı veyahut dua eder mi diye sordular." diye yine bildiriyor. 00:17:53.700 --> 00:17:58.105 Kâle. "Allahu Teâlâ hazretleri Musa aleyhisselam'a buyurdu ki..." 00:17:58.240 --> 00:18:06.498 Fe-ahbirhum. "Onlara haber ver ki..." Enne salâtî ibâdî en tesbika rahmetî ğadabî. 00:18:06.824 --> 00:18:21.919 "Benim kullarıma duam, ettiğim salat, rahmetimin gazabımdan fazla, artık, onu geçmiş olmasıdır." 00:18:22.332 --> 00:18:24.825 Yani gazap etmeyip de rahmet eylememdir. 00:18:26.800 --> 00:18:33.616 Levlâ zâlike le-ehlektühüm. "Eğer böyle olmayaydı, rahmetim galip, önde gelmeyeydi 00:18:33.911 --> 00:18:35.483 onların hepsini helâk eylerdim." 00:18:36.514 --> 00:18:41.799 Allahu Teâlâ bizim kusurlarımızdan dolayı bizim hak ettiğimiz cezaları hemen verecek olsa 00:18:42.275 --> 00:18:47.275 yeryüzünde bir tane insan kalmaz. Lütfu, rahmeti gazabını sebkat eylemiş, 00:18:47.672 --> 00:18:50.500 Allahu Teâlâ hazretlerinin rahmeti daha fazla, daha çok. 00:18:51.800 --> 00:18:57.985 Buradan bir âyet-i kerîme hatırladım. Bismillâhirrahmânirrahîm; 00:18:59.377 --> 00:19:03.290 İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne ale'n-nebiyyi. 00:19:03.751 --> 00:19:11.220 "Allahu Teâlâ hazretleri ve melekleri Peygamber Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e salat eylerler." 00:19:12.380 --> 00:19:14.267 Demek ki Allahu Teâlâ hazretleri salat eyliyor. 00:19:15.192 --> 00:19:19.260 Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ. 00:19:19.264 --> 00:19:24.264 "Ey iman edenler! Siz de o Resûlü edîbe, o Muhammed-i Mustafâ'ya 00:19:24.748 --> 00:19:30.396 salât ü selâm eyleyin." diye âyet-i kerîme de emredilmiş. Orada müfessirler demişler ki; 00:19:30.396 --> 00:19:35.568 "Allah'ın kullara salâtı ne olur, Peygamber Efendimiz'e Allah'ın salat eylemesi ne demek? 00:19:35.903 --> 00:19:37.150 "Rahmet eylemesi" demek. 00:19:37.118 --> 00:19:38.707 Meleklerin salâtı ne demek? 00:19:39.102 --> 00:19:42.481 "Mağfiret talep etmesi" demek. Allahu Teâlâ hazretlerine onlar bizim namımıza 00:19:42.481 --> 00:19:45.514 "Yâ Rabbi! Bu kullarını affeyle!" diye dua da bulunuverirler. 00:19:45.822 --> 00:19:51.578 Âyet-i kerîmelerde böyle deliller vardır. Bizim de ona salât ü selâm eylememiz, 00:19:51.879 --> 00:19:56.597 ona sevgimizi hürmetimizi, Allah'tan hayır talep etmemizi arz etmemizdir. 00:19:57.699 --> 00:20:02.844 Bundan sonraki hadîs-i şerîf çok acayip bir hususu dile getiriyor. 00:20:03.335 --> 00:20:10.829 Kâme min ındî Cibrilu fe-haddesenî enne'l-hüseyne yuktelu bi-şattı'l-furât. 00:20:12.424 --> 00:20:23.122 "Cebrail yanımdan kalktı ve bana Hüseyin'in Fırat sahilinde öldürüleceğini söyledi." 00:20:24.312 --> 00:20:29.878 Hüseyin dediği, hani Kerbela'da şehit edildi ya, Peygamber Efendimiz'in torunu, Hz. Ali Efendimiz'in oğlu. 00:20:30.250 --> 00:20:36.407 "Cebrail aleyhisselam yanımdan kalktı ve bana Hüseyin'in Fırat kenarında 00:20:36.910 --> 00:20:38.822 şehit edileceğini, öldürüleceğini söyledi." 00:20:39.203 --> 00:20:51.630 Ve kâle hel leke en üşimmeke min türbetihî. "Onun türbesi toprağını sana koklatmamı ister misin?" 00:20:52.578 --> 00:20:59.896 Fe-medde yedehû. "Cebrail aleyhisselam elini uzattı." Fe-kabeda kabzatan min türâbin. 00:21:01.134 --> 00:21:07.325 "Topraktan bir parça aldı." Cebrail aleyhisselam artık nasıl şekildeyse, eli, alması nasılsa, 00:21:07.436 --> 00:21:16.333 bir miktar aldı. Fe-a'tânîhâ. "Onu bana verdi." Fe-lem emlik en fâdatâ. 00:21:16.777 --> 00:21:20.796 "Gözlerimi ağlamaktan, yaş dökmekten tutamadım." 00:21:21.311 --> 00:21:28.216 Torununa ait olacak bir hadiseyi Cebrail aleyhisselam O'na önceden böyle zikretmiş oluyor. 00:21:28.601 --> 00:21:37.293 Bunu Ahmed b. Hanbel, Taberânî, İbn Sa'd kitaplarında Hz. Ali Efendimiz'den rivayet etmişler. 00:21:37.594 --> 00:21:50.150 Taberânî Ebû Umâme, Enes ve Ümmü Seleme'den, İbn Sa'd ve Taberânî Hz. Ayşe'den rivayet etmişlerdir. 00:21:50.150 --> 00:21:56.614 Hocamızın kitabında bunları sıralamasının, bu kadar zikretmesinin sebebi; 00:21:56.625 --> 00:22:00.125 bu hadisenin birçok kitapta böyle yazılmış olduğunu söylemek; 00:22:00.197 --> 00:22:05.970 olacak bir hadiseyi Cebrail aleyhisselam'ın önceden Peygamber Efendimiz'e bildirmiş 00:22:05.122 --> 00:22:07.122 olduğunu ispat etmek istemesidir. 00:22:08.893 --> 00:22:11.306 Peygamber Efendimiz'in mâlum sahih hadis ile; 00:22:11.306 --> 00:22:16.202 "İstanbul da fetholunacaktır, onu fetheden komutan ne büyük bir komutandır, 00:22:16.488 --> 00:22:20.648 onu fetheden ordu ne güzel bir ordudur." diye İstanbul hakkında da müjdesi var. 00:22:21.372 --> 00:22:26.294 Romalılar İranlılar karşısında mağlup olmuşlardı. 00:22:26.461 --> 00:22:32.148 "İranlıları Romalıları on sene içinde tekrar yenecekler." diye bildirmesi var. 00:22:32.617 --> 00:22:39.645 "Benden sonra şöyle şöyle fitneler olacak..." diye bildirmesi var. Deccal'ı, âhir zaman fitnelerini, 00:22:39.645 --> 00:22:45.510 ahir zamanda ümmetin başına gelecek halleri, değişecek huyları bildirmesi var. 00:22:45.557 --> 00:22:46.605 Neden oluyor bunlar? 00:22:47.837 --> 00:22:53.939 Allemeniye'l-alîmu'l-habîr. Resûlullah Efendimiz'e her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan 00:22:53.939 --> 00:22:57.716 Allahu Teâlâ hazretleri bildirince, onun için muhal diye bir şey olmaz. 00:22:58.843 --> 00:23:04.898 Ben kendim ertesi gün, daha ertesi gün, sonradan olacak bir hadiseyi rüyamda görebiliyorum da, 00:23:04.930 --> 00:23:10.431 sen görebiliyorsun da, Kainatın Efendisi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e 00:23:10.431 --> 00:23:12.730 Allahu Teâlâ hazretleri bildirmiş olamaz mı? 00:23:13.344 --> 00:23:14.145 Bildirmiştir. 00:23:14.574 --> 00:23:23.293 İşte bunlar Peygamber Efendimiz'in büyüklüğünü gösteriyor, alınacak ne kadar çeşit çeşit ibretler var. 00:23:23.912 --> 00:23:26.782 Kubletü'l-müslimi el-musâfahatü. 00:23:27.325 --> 00:23:33.450 Bu hadîs-i şerîf de müslümanların birbirleriyle karşılaştıkları zaman 00:23:33.537 --> 00:23:42.710 nasıl davranmasına dair bize bir ışık tutuyor. Müslümanların öpüşmesi, öpmesi el sıkmasıdır. 00:23:43.320 --> 00:23:49.704 İki müslüman birbirinin avuçları avuçlarına gelecek, baş parmaklarını kavrayacak şekilde 00:23:49.704 --> 00:23:53.120 birbirlerinin ellerinden tutarlar, parmaklar yukarıya gelir. 00:23:53.397 --> 00:23:56.779 Dört parmağın aşağıya doğru gelmesi Avrupaî bir selamlaşma şekli. 00:23:57.152 --> 00:24:06.000 Baş parmakları tutup ta yukarıya doğru tutma tarzı müslümanların el sıkma tarzıdır. Ona müsafaha derler. 00:24:06.720 --> 00:24:11.314 Müsafaha karşılıklı ellerin avuçlarını birbirine getirip, sıkmak mânasına geliyor. 00:24:11.314 --> 00:24:15.143 Bizim selamımız budur. Öpmek yerine bu tavsiye edilmiş. 00:24:16.222 --> 00:24:23.405 El öpmek hakkında da câiz midir, değil midir diye uzun münakaşalar vardır. 00:24:24.437 --> 00:24:29.933 El öpmenin örfe göre câiz olduğuna ulemâmız karar vermiştir. 00:24:30.599 --> 00:24:35.369 Bizim memlekette büyüğe hürmet el öpmek suretiyle gösteriliyor. 00:24:35.645 --> 00:24:41.966 Burada, el öpmezse örfe muhalefetten etrafındaki insanlarda kırgınlık meydana getireceğinden el öpülür. 00:24:42.180 --> 00:24:52.199 Ulemânın elini öpmekte, yaşlı, hayırlı kimselerin elini öpmekte mahsur yoktur diye ulemâ bildirmişlerdir. 00:24:52.473 --> 00:24:57.434 Bunun dışında yanaklardan öpmek yok. Ondan sonra; 00:24:57.846 --> 00:25:03.371 "Biribirimize sarılalım mı yâ Resûlallah?" demişler. Hani böyle boyuna sarılıp da şey yapılıyor. 00:25:03.677 --> 00:25:06.613 Onu da uygun görmediğine dair bir yerde okumuş idim. 00:25:06.939 --> 00:25:10.983 Demek ki güzel olan şekil müslümanın müslümanın elini tutup, 00:25:11.212 --> 00:25:15.530 ellerini İslamî bir tarzda tutup müsafaha etmesi, elini sıkması... 00:25:15.268 --> 00:25:22.828 Böyle yaptığı takdirde iki tarafın günahları kuru ağacın yaprakları dökülür gibi dökülürmüş. 00:25:23.340 --> 00:25:25.582 Sevgi ve muhabbetten oluyor. 00:25:25.605 --> 00:25:31.187 Muhabbetten olan şeyleri de Allahu Teâlâ hazretleri büyük ecirlerle mükafatlandırıyor. 00:25:32.410 --> 00:25:33.104 Diğer hadîs-i şerîf. 00:25:33.144 --> 00:25:36.898 Katlu'l-mü'mini a'zamu ındallâhi min zevâli'd-dünyâ. 00:25:38.106 --> 00:25:44.430 "Müslümanın öldürülmesi Allahu Teâlâ hazretlerinin indi ilahisinde 00:25:44.509 --> 00:25:48.901 dünyanın zeval bulmasından daha da büyük bir cinayettir." 00:25:49.973 --> 00:25:53.358 Daha da şenî, daha da feci, daha da kötü bir şeydir. 00:25:54.382 --> 00:25:59.154 Allahu Teâlâ hazretleri müslümana tarif edilmeyecek kadar büyük paye vermiştir. 00:26:00.910 --> 00:26:10.418 Kim bir müslümanı kasten, müteammiden öldürürse cezası ebedî cehennemde kalmaktır. 00:26:10.822 --> 00:26:15.889 Ve men yaktül mü'minen müte'amiden fe-cezâuhû cehennemu hâliden fîhâ. 00:26:16.360 --> 00:26:21.428 Ebedî cehennemde kalır; müslümanın canı o kadar kıymetlidir. 00:26:21.453 --> 00:26:27.960 Hatta müslümanın müslümana canı da yasaktır; canına zarar veremez. 00:26:27.414 --> 00:26:32.881 Malı da yasaktır, malına da el uzatamaz; alamaz, gasp edemez, telef edemez. 00:26:33.415 --> 00:26:41.900 Irzı, namusu da yasaktır; ırzına, namusuna halal getiremez, dil uzatamaz, sövemez, sayamaz. 00:26:41.446 --> 00:26:47.814 Bunların hepsi yasak şeylerdir. Allahu Teâlâ hazretleri insana iman gibi bir cevher vermiş ya; 00:26:48.160 --> 00:26:53.600 lâ ilâhe illallah demesi, Allah'a teslim olması, Allah'a kul olması var ya, 00:26:53.435 --> 00:26:56.258 bunun dünya ölçüleriyle ölçülmesi mümkün değildir. 00:26:56.514 --> 00:26:57.228 Dünya neymiş? 00:26:57.371 --> 00:27:01.850 Bir müslümanın öldürülmesi dünyanın yok olmasından daha kötü bir şeydir. 00:27:01.883 --> 00:27:06.441 Allahu Teâlâ hazretleri insanlığımızın kadrini kıymetini bilmek nasip etsin. 00:27:07.600 --> 00:27:10.874 İnsanlara, insanlığın kadrini Müslümanlık öğretmiştir. 00:27:11.608 --> 00:27:14.782 Müslümanlık olmasa idi neler olurdu? 00:27:15.234 --> 00:27:20.712 Açın gazetelere bakın. Geçen gün ben bir gazetede gördüm, kiralık katiller oluyormuş. 00:27:21.290 --> 00:27:27.757 Parayla, maaşlı adam; maaş alacak, iş yapacak diye ay sonunda sayacaklar eline şu kadar para... 00:27:27.874 --> 00:27:32.596 Yaptığı iş de adam öldürmek. Kiralık katiller bir kampı basmışlar, 00:27:33.397 --> 00:27:37.487 bastıkları kampta 600 tane zavallı esiri öldürmüşler. 00:27:38.162 --> 00:27:44.446 Uzun bir çukur resmi; kimi bacak yukarda, kimi kol yukarda, kimi kafa yukarda insan cesetleri… 00:27:45.400 --> 00:27:52.310 İşte böyle olur; insan Müslümanlıktan uzaklaştı mı, insanın gönlünde Allah korkusu kalmadı mı 00:27:52.735 --> 00:27:54.696 o hayvanlardan da daha canavar olur. 00:27:55.303 --> 00:28:00.706 Dünya üzerindeki en canavar mahluk hangisidir? Kaplan mı, arslan mı, sırtlan mı, nedir? 00:28:01.147 --> 00:28:07.600 En canavarı imansız insandır. Ondan daha büyük canavar tasavvur edilmez. 00:28:07.371 --> 00:28:12.645 Yedi başlı ejderhadan daha korkunçtur. Onun için insanlara imanı vermek lazım. 00:28:13.653 --> 00:28:18.180 Yeryüzündeki devletlerarasındaki harpler de imansızlıktan oluyor. 00:28:18.747 --> 00:28:23.970 Allah'tan korksalar iki paralık dünya metaı için insanları... 00:28:24.430 --> 00:28:27.771 Bakın, bir müslümanın hayatı, dünyanın zevalinden daha önemlidir. 00:28:27.835 --> 00:28:35.240 Müslümanların indinde can o kadar kıymetlidir! İnsanın canı kadr ü kıymeti o kadar önemlidir. 00:28:35.349 --> 00:28:37.840 Onun için insanın hiçbir şeyinden istifade edilmez. 00:28:38.806 --> 00:28:46.110 Hani, öldü, kemiğini yakalım, şu işte kullanalım, yağını sabun yapalım, bilmem nesini ne yapalım... 00:28:46.110 --> 00:28:47.990 Böyle şey yok! 00:28:47.467 --> 00:28:51.556 Müslümanın her şeyi muhteremdir, toprağın altına muhteremliğinden gömülüyor, 00:28:52.850 --> 00:28:54.649 üzerinde leş gibi bırakılmıyor... 00:28:55.739 --> 00:28:59.970 Allahu Teâlâ hazretleri bize İslâmın kadr ü kıymetini göstersin, öğretsin. 00:29:00.343 --> 00:29:09.952 Biz biliyoruz da, kimisi bizi o kadar yanlış yolda sayıyor ki, "vahh!.." diyor. Acıyor bize zavallı... 00:29:10.390 --> 00:29:16.910 Kendisini haklı yolda görüyor, bize acıyor, biz de onlara acıyoruz. Biz de onlara hakikaten acıyoruz. 00:29:16.957 --> 00:29:18.163 Allah hidayet nasip etsin... 00:29:18.403 --> 00:29:23.470 O hidayete gelirse, cennete girerse, bana cennette yer kalmayacak diye bir şey yok, hepsi cennete girsin. 00:29:23.511 --> 00:29:29.710 Yeryüzündeki insanların hepsi imana gelsinler, Allah'a has kul olsunlar da cennete girsinler. 00:29:29.710 --> 00:29:34.467 Biz hepsinin iyiliğini istiyoruz. Hiç fark etmiyoruz, hepsinin iyiliğine, hayrına [dua ediyoruz.] 00:29:34.570 --> 00:29:40.390 Kendi memleketimizde de üç beş sene önce gördük, 00:29:40.414 --> 00:29:47.185 insanların birbirlerini iman, mesuliyet duygusu olmadığı zaman ne kılıklara soktuğunu gördük. 00:29:47.217 --> 00:29:54.894 Mezarlıklarda az mı kesilmiş, boynuna tel dolanmış cesetler bulduk. Neler işittik gazetelerden dehşetle... 00:29:55.283 --> 00:29:59.482 İnsan mahallelere giremez çıkamaz oldu, öldüren öldürene... 00:30:00.107 --> 00:30:00.684 Neden? 00:30:00.972 --> 00:30:09.476 Re'sü'l-hikmeti mehâfetullah. "Hikmetin başı Allah korkusudur." İman gitti mi, o Allah korkusunu aldın mı, 00:30:09.778 --> 00:30:14.800 Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfı Yezdan'ın... 00:30:14.564 --> 00:30:18.294 Ne vicdanın kalır te'sîri kat'iyyen, ne irfanın. [M. Akif Ersoy] 00:30:18.572 --> 00:30:23.545 O zaman ne irfan denilen şeyin ne vicdan denilen şeyin kıymeti kalır. 00:30:24.200 --> 00:30:31.427 İman çekildi mi kalpten insanlar birbirlerini parçalamakta aç kurtlardan daha korkunç olurlar. 00:30:32.223 --> 00:30:39.254 Bunu biz bu İslâmiyet'e tepeden bakan, hor hakir gören kardeşlerimize anlatamıyoruz. 00:30:39.476 --> 00:30:42.967 Yahu Müslümanlıktan korkmayın! Müslümanlık bir şey yapmaz. 00:30:42.983 --> 00:30:49.324 Müslümanlığın girdiği yerde her taraf gülistan olur. İnsanlar birbirlerine hürmetle eğilir, 00:30:49.495 --> 00:30:54.941 birbirlerinin hayrını ister; yemez yedirmek ister, giymez giydirmek ister. 00:30:56.540 --> 00:30:59.550 Hayır yapmak, gönül yapmak ister, hoş vakit geçirmek ister. 00:30:59.613 --> 00:31:02.368 Şu ecdadımızın hâline baksanıza, kuşları bile düşünmüşler. 00:31:02.725 --> 00:31:06.563 Göçmen kuşların, kanadı kırılıp da arkadaşlarıyla beraber 00:31:06.610 --> 00:31:10.898 öbür sıcak diyarlara gidemeyecek kuşların bakımı için vakıf veren insanlar var. 00:31:12.338 --> 00:31:19.531 "Falanca falanca tarlamı vakfettim, bunların gelirlerinden uçamayıpta buralara dökülüp kalan 00:31:19.586 --> 00:31:26.516 kuşlara bakılsın." diyenler var. Evinde ev sahibinin tabağını, çanağını, bardağını kırdığı zaman 00:31:26.868 --> 00:31:32.145 azar işitmesin diye hizmetçilerin böyle yaptığı zararları ödesin diye kurulmuş vakıflar var. 00:31:32.727 --> 00:31:34.224 Bak, hizmetçiyi bile kolluyor. 00:31:34.986 --> 00:31:38.449 Hizmetçi efendisinden azar işitmesin diye, gidilecek o vakıftan parası alınacak, 00:31:38.449 --> 00:31:41.665 çanak çömlek ödenecek, adam azar işitmeyecek. 00:31:43.496 --> 00:31:48.109 Görmez misiniz eski binaların köşelerinde kuşlar için küçücük yuvalar, 00:31:48.421 --> 00:31:51.708 köşkler yapmışlardır,kuşlar gelsinler orada cıvıl cıvıl yuva yapsın diye... 00:31:53.700 --> 00:32:01.551 Bizim ecdadımızın merhameti, sevgisi, şefkati gibi bir sevgi şefkat dünya üzerinde hiç görülmemiştir. 00:32:01.688 --> 00:32:06.190 Eğer biz gaddar olsaydık, mesela Rusların bugün Rusya'da, 00:32:06.738 --> 00:32:12.970 Bulgarların Bulgaristan'da, Yunanlıların Yunanistan'da yaptığı gibi, daha başka milletlerin yaptığı gibi 00:32:12.970 --> 00:32:16.106 gaddar olsaydık bugün Yunan denilen millet ortada yoktu. 00:32:16.359 --> 00:32:22.700 Oraları tamamen bizim insanlarla dolu olurdu, hepsini keserdik, bir tane bırakmazdık olur biterdi. 00:32:22.427 --> 00:32:24.483 Kim istiklal isteyecek? 00:32:25.141 --> 00:32:29.618 Ne Bulgar, ne Yunan, ne Boşnak ne başka şey kalırdı. 00:32:30.562 --> 00:32:37.199 Hepsini kiliseleriyle, hürriyetleriyle, serbestlikleriyle bıraktık 00:32:37.647 --> 00:32:41.773 ama onlar o insanlığın kadrini kıymetini bilmediler. Ne yapalım! Bu dünya böyle gelip geçiyor. 00:32:41.790 --> 00:32:49.108 Şimdiden pişman oldular zaten, bizden sonra gelenler onlara dünyayı yine pişman ettiler. 00:32:50.798 --> 00:32:59.108 Duyduğuma göre arıyorlarmış. Bir arkadaş biraz o memlekette muhakeme için mecbur kaldı da, 00:32:59.346 --> 00:33:06.820 o memleketin yerlileri, "Ah! Neydi o Türklerin olduğu zaman! Ne rahattık, ne bolluk bereket, 00:33:07.240 --> 00:33:13.347 ne huzur vardı; çoluk çocuğumuz, namusumuz, her şeyimiz emniyette idi." diye anlatıyorlarmış. 00:33:13.686 --> 00:33:20.638 Onun için Allahu Teâlâ hazretleri bize elimizde bulunan nimetin kadrini bildirsin. 00:33:21.114 --> 00:33:27.106 Bizi bilemeyen, tanıyamayan, bizi muzur sanan; İslâmiyet'i gericilik, 00:33:27.106 --> 00:33:31.626 çağ dışı sananlara da akıl fikir versin. Gelsinler görsünler... 00:33:33.700 --> 00:33:37.453 Kıtâlü'l-müslimi küfrun ve sibâbuhû fusûkun 00:33:37.556 --> 00:33:42.507 ve lâ yahıllu li-müslimin en yehcura ehâhu fevka selâseti eyyâmin. 00:33:44.146 --> 00:33:47.702 Sa'd b. Ebî Vakkas diye Aşere-i Mübeşşere'den bir zât-ı muhterem var, 00:33:47.885 --> 00:33:53.654 bu hadîs-i şerîfi o rivayet eylemiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki; 00:33:54.702 --> 00:34:00.690 Kıtâlü'l-müslimi. "Müslümanlarla savaşmak, müslümanın karşısına geçip silah çekip onunla savaşmak..." 00:34:01.960 --> 00:34:03.955 Küfrun. "Küfürdür." 00:34:04.873 --> 00:34:10.394 Müslümana silah çekilmez, müslümanla savaşılmaz, Allah'ın kulu o, Allah'a iman ediyor, secde ediyor, 00:34:10.680 --> 00:34:16.735 mü'min kul. Onun karşısına silahla çıkılmaz, onunla çarpışmak küfürdür. 00:34:17.600 --> 00:34:23.892 Ve sibâbuhû. "Ona sövmek, yani kötü sözler söylemek de..." 00:34:24.231 --> 00:34:32.969 Fusûkun. Yani, hurûcun an tâ'atillah. "Allah'a itaat dairesinden dışarı çıkmaktır." 00:34:34.330 --> 00:34:39.800 Demek ki müslümanla silah çekilip çarpışılmaz, ona sövülmez sayılmaz. 00:34:40.150 --> 00:34:46.828 Müslümana hürmet, izzet ü ikram edilir; ne dille, ne silahla, ne elle ona zarar verilmez. 00:34:47.700 --> 00:34:51.398 Ve lâ yahıllu li-müslimin. "Müslümana câiz, helal olmaz..." 00:34:51.652 --> 00:34:59.287 En yehcura ehâhu. "Kardeşinden ayrı kalması, ona küsmesi, ondan uzaklaşması..." 00:34:59.525 --> 00:35:02.300 Fevka selâseti eyyâmin. "Üç günden fazla..." 00:35:02.893 --> 00:35:07.587 Üç günden fazla bir müslümanın öteki müslüman kardeşinden uzak durması, 00:35:08.151 --> 00:35:15.500 onunla konuşmaması, dargınlık yapması, yanına sokulmaması, müslümana helal olmaz, haram iş işler. 00:35:15.600 --> 00:35:19.867 Allahu Teâlâ hazretleri üç güne müsaade etmiş. Demek ki sinirler gerildi, kavga ettiler filan... 00:35:20.173 --> 00:35:25.715 O sinirler yatışıncaya kadar, eh üç gün geçebilir ama üç günden fazla müslüman müslümana dargın olamaz. 00:35:26.230 --> 00:35:33.478 Demek ki müslümanla savaş yapılmaz, silah çekilmez, sövülmez, hatta üç günden fazla dargınlıkta yapılmaz. 00:35:34.692 --> 00:35:40.765 Bak, dinimiz, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz müslümanların arasını nasıl onarıyor, 00:35:40.865 --> 00:35:47.709 nasıl müslüman cemaatini birbirlerine karşı muhabbetli insanlar yapmak için tavsiyelerde bulunuyor. 00:35:48.850 --> 00:35:52.508 Kad küntü ekrahu leküm en tekûlû mâşâallah 00:35:53.265 --> 00:35:59.910 ve şâe Muhammedun velâkin kûlû mâşâallah sümme şâe Muhammedun. 00:35:59.722 --> 00:36:05.259 Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte o zamanın müslümanlarının söylediği bir sözü 00:36:06.451 --> 00:36:12.842 "böyle söylemeyin." diye tavsiye yoluyla bildiriyor. "Ben sizin şöyle demenizden hoşlanmıyorum." 00:36:14.144 --> 00:36:18.826 Mâşâallah. "Allah dilerse..." Ve şâe Muhammed. "Ve Muhammed de dilerse..." 00:36:20.800 --> 00:36:22.852 Hani biz diyoruz ya, mesela, "Yarın biz sana geleceğiz inşaallah." 00:36:23.395 --> 00:36:27.666 Veyahut, "Allah dilerse, geleceğiz inşaallah." diyoruz ya. 00:36:28.137 --> 00:36:33.490 "Allah dilerse" [demenin yanında,] "ve Muhammed dilerse" tarzında onu da sevgiden, 00:36:33.960 --> 00:36:36.285 Hz. Peygamber'e sevgilerinden ekliyorlar. Ama Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:36:36.285 --> 00:36:40.637 "Ben böyle demenizden hoşlanmıyorum, böyle demenizi doğru görmüyorum." 00:36:40.716 --> 00:36:46.465 Çünkü Allah diledi mi zaten O'nun dilediğini engelleyecek bir şey yok. Başkası dilesin dilemesin, 00:36:46.758 --> 00:36:52.611 Allah'a hiçbir şey ortak koşulmaz ki, Resûlu bile olsa. "Bu sözü bu tarzda söylemeyin." demiş. 00:36:52.928 --> 00:36:56.454 Tabii bu bize bir edeptir, her şey Allahu Teâlâ hazretlerindendir, 00:36:58.169 --> 00:37:02.315 O'na hiçbir şeyde ortak, şerik koşmak doğru değildir. 00:37:02.640 --> 00:37:05.431 Velâkin kûlû mâşâallah sümme şâe Muhammedun. 00:37:05.852 --> 00:37:09.574 "Allah dilerse Resûlullah da uygun görürse diyebilirsiniz." diyor. 00:37:09.574 --> 00:37:15.252 Yani "Allah dilerse" dedikten sonra böyle bir şey demenizde mahsur yok diye, 00:37:15.252 --> 00:37:18.570 o zamanın insanlarının söylediği sözü zikrediyor. 00:37:19.411 --> 00:37:31.669 Kad emernâ li'n-nisâi bi-verisin ve iberin emme'l-verisu fe-etâhunne mine'l-yemeni 00:37:31.701 --> 00:37:38.515 ve emme'l-iberu fe-ehaze min-nâsin min-ehli'z-zimmeti aleyhim mine'l-cizyeti. 00:37:40.207 --> 00:37:54.168 Peygamber Efendimiz buyurdu ki; "Biz kadınlara verisvers denilen ve bir çeşit tohumu emretmiştik, 00:37:54.184 --> 00:38:00.101 tavsiye etmiştik ki, tohum -kaynatıldığı zaman safran gibi boyamada kullanılırmış, 00:38:00.446 --> 00:38:03.970 sonra bazı hastalıklara da iyi gelirmiş- Yemen'de yetişirmiş." 00:38:04.717 --> 00:38:10.629 Bunu kullanmalarını, yani bunu kullanarak boya yapmalarını, ilaç ve tedavi yapmalarını emretmiştik. 00:38:10.976 --> 00:38:21.408 "Sonra iğne işini öğrenmelerini emretmiştik." Bu vers dediğimiz, sarıya boyama vasıtası olan tohumu 00:38:21.651 --> 00:38:34.255 Yemen'den getirdiler. İp, iplik iğne, terzilik işini de kendilerinden cizye, vergi alınan ehli zimmetten 00:38:34.874 --> 00:38:42.613 insanlar öğrenmişti, yani o terzilik usulünü ötekilerden öğrenmişlerdi. Böyle yapanlardan vergi alınırdı. 00:38:43.430 --> 00:38:52.598 Kad icteme'a fî-yevmiküm hâzâ îdâni fe-men şâe eczeehû mine'l-cuma'ati ve innâ mücemmi'ûne inşâallah. 00:38:53.367 --> 00:39:00.850 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in zamanında bayram ve Cuma namazı aynı güne gelmiş. Bu hadîs-i şerîfte 00:39:01.643 --> 00:39:07.715 Peygamber Efendimiz, bayram namazını kıldıktan sonra civardaki köylerden 00:39:08.445 --> 00:39:13.207 bayram namazı için gelmiş olan ahaliye bu sözleri ifade buyurmuş diyor ki; 00:39:13.247 --> 00:39:21.103 "Bugün iki bayram bir araya geldi. Birincisi şu yaptığımız kurban veya Ramazan bayramı 00:39:21.326 --> 00:39:25.143 ötekisi de Cuma." Cuma da müslümanların her hafta tekerrür eden bayramıdır. 00:39:25.453 --> 00:39:32.610 İkisi bir araya geldi. Sabahleyin biz bu bayram namazını kıldık, isteyen 00:39:32.814 --> 00:39:39.253 -bu Cuma yerine de sevap olarak kafidir- memleketine, köyüne dönebilir." 00:39:39.293 --> 00:39:44.985 Çünkü gündüzden gidecek, yerli yerine ulaşacak, onlara müsaade etmiş ama demiş ki; 00:39:45.223 --> 00:39:48.496 Ve innâ mucemmi'ûne inşâallah. "Ama biz cumayı da kılacağız." 00:39:49.655 --> 00:39:55.484 İsterseniz memleketinize gidebilirsiniz, müsaade var." Çünkü bu iki bayram bir araya gelmiştir, 00:39:55.509 --> 00:40:01.845 birincisi de size yeter. "Biz kılacağız, isteyen kalır bizimle beraber namazı kılar." buyurmuş. 00:40:02.773 --> 00:40:11.477 Kad rahimehallahu bi-rahmeteyhâ. Kâle câe imraetun ile'n-nebiyyi aleyhisselam 00:40:11.501 --> 00:40:24.120 ve me'ahâ ibnâni lehâ fe-a'tâhâ selâse temerâtin fe-a'tad ibneyhâ külle vahidin minhümâ temraten 00:40:24.176 --> 00:40:30.594 fe-ekelâ temrateyhimâ sümme ce'alâ yenzurâni ilâ-ümmihima 00:40:31.340 --> 00:40:37.247 fe-şakkat temratehâ nisfeyni beynehumâ. Kale fe-zekerehû. 00:40:37.715 --> 00:40:44.638 Bu da küçük bir şey ama bu hadîs-i şerîfte ne kadar güzel bir mesele var. 00:40:45.432 --> 00:40:52.177 Peygamber Efendimiz bir kadını göstererek, "Bu kadına Allah şu küçük merhametinden, 00:40:52.177 --> 00:40:59.399 şu ikisine gösterdiği iki merhametten dolayı merhamet eyledi." demiş. O hadisenin de aslı şu: 00:40:59.671 --> 00:41:03.100 Peygamber Efendimiz'e yanında iki çocuğu olduğu halde o kadın gelmiş, 00:41:04.280 --> 00:41:08.187 Peygamber Efendimiz'de onlara üç tane hurma vermiş. 00:41:09.457 --> 00:41:15.410 Peygamber Efendimiz'e, bir ana iki oğul üç kişi geldi ya, onlara üç tane hurma vermiş. 00:41:15.707 --> 00:41:21.345 Çocuklar hurmalarını çarçabuk yutmuşlar, başlamışlar analarının elindeki hurmaya bakmaya... 00:41:23.120 --> 00:41:26.790 Şimdi buradan neler çıkıyor değil mi, insan neler hissediyor. 00:41:26.127 --> 00:41:34.490 Biz şimdi her şeyleri bol bol, doyuncaya kadar yiyoruz ama o zamanlar o kadar bolluk yoktu, 00:41:34.526 --> 00:41:40.986 sonra oranın mahsulü olan hurma da çok bol değildi. Peygamber Efendimiz üç tane verebilmiş. 00:41:41.294 --> 00:41:46.431 Peygamber Efendimiz çok cömertti olsa avuçla verirdi, doyuruncaya kadar verirdi. Demek ki o kadarcık var. 00:41:46.558 --> 00:41:52.270 Üç tane vermiş, çocuklar da her zaman görmedikleri o hurmaları hemen yutmuşlar, çarçabuk yemişler, 00:41:52.600 --> 00:41:59.369 annelerinkine bakmaya başlamışlar. Annesi de hurmayı ikiye bölmüş, bir ona vermiş bir ona vermiş; 00:41:59.505 --> 00:42:09.269 kendi hakkını onlara dağıtmış, kendisi yememiş. Yani, "Analar taş yesin." derler. İşte annelik böyledir. 00:42:09.584 --> 00:42:15.560 Annelerin kalbine Allah öyle bir merhamet koymuştur. Kendisi yemez çoluk çocuğuna yedirir, 00:42:15.139 --> 00:42:21.739 kendi giymez çoluk çocuğunu kollamaya çalışır, kendisi ölür onları yaşatmaya çalışır, 00:42:22.328 --> 00:42:25.260 kendisi uyumaz onları uyutmaya çalışır. 00:42:25.847 --> 00:42:30.653 Onun için, "Küçük şefkatinden, merhametinden Allah bu kadına rahmet etti." demiş. 00:42:31.900 --> 00:42:35.688 Merhamet edene merhamet ederler. Merhamet etmeyene, merhamet yoktur. 00:42:36.283 --> 00:42:41.982 İnsan merhametli olursa, Allahu Teâlâ hazretlerinin lütfuna, merhametine, rahmetine nâil olur. 00:42:42.641 --> 00:42:46.760 Kendisi şefkat merhamet etmeyen kimse de Allah'tan hiç şefkat merhamet merhamet beklemesin. 00:42:47.641 --> 00:42:51.598 Kemâ tedînü tüdân. "Nasıl muamele edersen, öyle muamele görürsün." 00:42:51.694 --> 00:42:58.148 Başka bir şey yok, insan ne ekerse onu biçer, ne muamele yaparsa onun karşılığını görür. 00:42:59.794 --> 00:43:03.864 Kad u'tiye küllün nebiyin atiyyeten. 00:43:04.516 --> 00:43:13.743 "Her Paygambere Allah tarafından bir ihsan verildi, bir lütuf yapıldı. 00:43:13.965 --> 00:43:23.277 Ve küllün kad te'accelehâ. "Hepsi de o kendilerine verilen ikramı değerlendirdiler, kullandılar, 00:43:23.277 --> 00:43:26.929 kendilerine verilen haklarını, imkânı sarf ettiler." 00:43:27.196 --> 00:43:34.260 Ve innî ahhartu atıyyetî şefaaten li-ümmetî. "Ben bana verilen imkânı beklettim, 00:43:34.351 --> 00:43:40.170 ben onu kullanıp zayi etmedim, ümmetime şefaat etmeye sakladım." 00:43:40.623 --> 00:43:48.203 Demek ki her peygamberin bir müstecap duası var, istediği yapılacak, hepsi kullanmış o isteğini; 00:43:48.203 --> 00:43:52.468 Peygamber Efendimiz de o imkanını ümmetine şefaat etmeye saklamış. 00:43:53.000 --> 00:43:55.770 Onu ümmetine şefaat etmekte kullanacak. 00:43:55.872 --> 00:44:01.590 Ve inne'r-racule min ümmetî. Şimdi hadîs-i şerîf devam ediyor da... 00:44:02.210 --> 00:44:07.248 Bu hadîs-i şerîf ve emsali Resûlullah'ın şefaatine delalet ediyor. 00:44:07.534 --> 00:44:15.826 Fakat bazı kimseler nerelerden çıkartıyorlarsa şefaat yok, şefaat yok diye bir iddia ortaya atmışlar. 00:44:16.151 --> 00:44:20.607 İşte hadîs-i şerîf. "Ben şefaat edeceğim." diyor. Hatta başka hadîs-i şerîf var. 00:44:21.360 --> 00:44:26.208 Şefâ'atî li-ehli'l-kebâiri min-ümmetî. "Benim şefaatim ümmetimin günahkarlarına, 00:44:26.208 --> 00:44:33.440 çok günah işleyenlerine erişecek, onlara fayda verecek." diye hadîs-i şerîf var. 00:44:33.522 --> 00:44:39.909 Bunun gibi salih kulların da şefaat hakkı var, bu hadîs-i şerîfin devamında oraya işaret ediliyor. 00:44:40.400 --> 00:44:46.681 Ve inne'r-racule min ümmetî le-yeşfe'u li-fiâmin mine'n-nâsi fe-yedhulûne'l-cennete. 00:44:47.545 --> 00:44:55.920 "Ümmetimden bir adam, bir cemaate, insanlardan bir topluluğa şefaat edecek de 00:44:55.917 --> 00:44:59.290 o şefaatle cennete girecekler." Nasıl bir kimse bu? 00:44:59.290 --> 00:45:05.155 Demek ki evliyaullahtan, Allah indinde makbul bir kimseye de Allah imkân verecek, 00:45:05.242 --> 00:45:11.315 o da böyle bir cemaate 'Yâ Rabbi! Bunları affeyle!' diye şefaat edecek, cennete girmesine sebep olacak. 00:45:12.179 --> 00:45:16.436 Allahu âlem, umarım ki, diyelim ki tarikatın büyüklerinden, 00:45:16.524 --> 00:45:22.690 mesela Bahaddin Nakşibend, Abdulkadir Geylani hazretleri gibi bir zât-ı muhterem diyecek ki, 00:45:22.690 --> 00:45:29.923 "Yâ Rabbi! Bunlar benim cemaatim, bunlar bana tâbi oldular..." Böyle guruba şefaati olanlar olacaklar. 00:45:30.240 --> 00:45:35.130 Ve inne'r racule le-yeşfe'u fi'l-kabîleti. "Bazıları da bir kabileye şefaat edecek." 00:45:35.840 --> 00:45:41.210 "Yâ Rabbi! Bu benim kabilem." diyecek, kendisi Allah indinde makbul bir kimse, isteği kabul olacak . 00:45:41.725 --> 00:45:48.738 Ve o kabile affedilecek. Fi'l-hadis. "Hadîs-i şerîfte..." 00:45:48.810 --> 00:45:52.175 İnne Osmânen le-yeşfe'u seb'îne elfen min-Ümmet-i Muhammed. 00:45:52.471 --> 00:45:56.921 "Osman Ümmet-i Muhammed'den 70 bin kişiye şefaat edecek." diye geçmiş. 00:45:57.394 --> 00:46:03.807 Ve inne'r-racule le-yeşfe'u li'l-asabeti. "Ve yine bazı kimseler akrabalarına şefaat edecekler." 00:46:04.530 --> 00:46:11.577 Derece derece; kimisi büyük gruplara, kimisi kabileye, kimisi akrabalarından bir gruba. 00:46:12.140 --> 00:46:15.515 Ve inne'r-racule le-yeşfe'u li's-selâseti. "Kimisi üç kişiye..." 00:46:15.720 --> 00:46:19.355 Ve li'r-raculeyni. "Kimisi iki kişiye..." Ve li'r-raculi. "Bir kişiye..." [şefaat edebilecek.] 00:46:19.816 --> 00:46:26.779 Demek ki insanların Allah indindeki mânevî mertebesinin yüksekliğine göre, hepsinin bir şefaatı olacak. 00:46:26.890 --> 00:46:29.961 Başta Peygamber Efendimiz'in şefaatı var; o ümmetine şefaat edecek. 00:46:30.406 --> 00:46:37.346 Sonra ümmetinin salih kimseleri var, o salih kimseler de cemaatlerine şefaat edecekler. 00:46:37.852 --> 00:46:42.658 Sonra bazı kimseler kendi kavm, kabilelerine şefaat edecekler, 00:46:42.924 --> 00:46:47.484 bazıları kendi akrabalarına şefaat edecekler kabul edilecek, böyle derece derece... 00:46:48.436 --> 00:46:55.780 Demek ki bir hayırlı kimse kendisini kurtardığı gibi kendisinin yakınlarını da kurtarmaya sebep oluyor. 00:46:56.207 --> 00:47:01.407 O halde hayırlı kimselerin, Allah'ın salih, velî, mahbub, makbul kullarının eteğine yapışmak, 00:47:01.693 --> 00:47:07.445 onların yanlarından, izlerinden ayrılmamak lazım. Bak, âhirette de dünyada da nasıl faydası oluyor! 00:47:08.501 --> 00:47:12.340 Kad zübiha küllü nûnin fi'l-bahri li-benî âdeme. 00:47:13.571 --> 00:47:16.260 Bu hadîs-i şerîfte balıklar hakkında. 00:47:17.237 --> 00:47:21.932 "Her balık insanoğlu için denizde kesilmiş sayılır." 00:47:23.334 --> 00:47:25.286 Biz koyunu kesmesek yiyebilir miyiz? 00:47:25.357 --> 00:47:32.531 Boynuna bir tokmak vursak bayıltsak ölse olmaz. Bizim dinimize göre kesmek lazım. 00:47:32.770 --> 00:47:36.464 Biz mesela domuz eti yemeyiz. Tamam, yasak, haram. 00:47:37.629 --> 00:47:41.439 Ama koyun, otomobil çarptı kenara düştü öldü, 00:47:41.859 --> 00:47:46.113 sığır otobüs çarptı yolun kenarında devrildi öldü; yiyebilir miyiz? 00:47:46.192 --> 00:47:54.191 Yiyemeyiz. Kesilip kanı akıtılmayan şey bizim kanunumuza, şeraitimize göre murdar olur, o da yenmez. 00:47:54.484 --> 00:48:01.454 E peki deniz? Denizden ağı atıyorlar, çıkartıyorlar balıkları. Ne olacak şimdi bunlar? 00:48:02.718 --> 00:48:08.443 Onları Allah öyle şey yapmış, denizde sanki kesilmiş gibi sayılıyor. Balıkların hepsi helaldir. 00:48:08.962 --> 00:48:16.230 Denizden çıkan balıkların hepsinin helal olduğuna dair burada izahat var. Deniz şeyleri helaldir. 00:48:16.983 --> 00:48:21.156 Denizin, suyun içinden çıkan öteki hayvanlara gelince, 00:48:21.615 --> 00:48:28.204 bunun konuşması bir arkadaşımızın dükkanında geçmişti. Orada ulemâ üç kısma ayrılmış; 00:48:28.827 --> 00:48:35.861 bu izahatı yazan hocamız Gümüşhaneli rahmetullahi aleyh hazretleri burada üç kavil var diyor: 00:48:36.650 --> 00:48:44.615 Esahhuhâ. "Bunların en sahihi..." Yehıllu cemîuhâ li-misli hâze'l-hadîs. 00:48:44.858 --> 00:48:49.334 "Bu ve buna benzer hadîs-i şerîflerden dolayı, denizden çıkan her şey yenir, 00:48:50.350 --> 00:48:54.431 en sahih olanı da budur." diyor. Gelelim ikincisine; 00:48:54.695 --> 00:49:01.661 Ve's-sâni lâ yehıllu. "Hiç câiz olmaz. Balıktan gayrisi câiz olmaz." diyen insanlarda varmış. 00:49:01.937 --> 00:49:06.974 Ve's-sâlisu yehıllu mâ lehû nazîrun me'kûlun fi'l-berri. Üçüncüsü ise, 00:49:08.600 --> 00:49:13.265 "Karada emsali olup da o emsali yenilen denizde de yenilir, 00:49:13.662 --> 00:49:17.390 karada yenilmeyenin denizdeki emsali de yenilmez." demiş. 00:49:17.944 --> 00:49:26.173 Buradan da bir benzetme yaparak, mesela deniz aygırı yenir, çünkü dünyada, karada aygır yenilebiliyor. 00:49:26.448 --> 00:49:37.888 Mesela deniz koyunu varmış, şusu busu yenir de deniz köpeği, deniz hınzırı, deniz eşeği yenmez. 00:49:38.484 --> 00:49:43.317 Onların karadakileri yenmeyince denizdeki misalleri de yenmez demiş. 00:49:44.560 --> 00:49:49.873 Tabii bizim hocamız ilkini sahih gördü, dedi ki; 00:49:50.981 --> 00:49:57.497 Mimmen kâle fi'l-kavli'l-evveli... Bu ilk söze kanaat besleyen, o kanaatte olanların içinde 00:49:57.608 --> 00:50:08.752 Ebû Bekr-i Sıddîk, Ömer, Osman ve İbn Abbas vardır. 00:50:09.252 --> 00:50:19.240 Ve ebâha mâliku ed-dıfda'a. Malikî mezhebinin kurucusu kurbağa da yenilebilir demiş. 00:50:19.119 --> 00:50:24.862 Hani duyuyoruz ya; Fransızlar kurbağa eti yiyorlarmış, ötekiler şunu bunu yiyormuş diye. 00:50:25.187 --> 00:50:28.989 İşte yeri geldi, meraklı bir mevzu, onun için izah ediyorum. 00:50:29.745 --> 00:50:36.272 Bizim mezhebimize gelince, bizim imamımız Ebû Hanife hazretleri balıktan başkası yenmez demiş. 00:50:36.272 --> 00:50:39.976 Ve kâle Ebû Hanîfete lâ yehillu ğayru's-semeki. 00:50:40.356 --> 00:50:48.662 "Semekten, yani balıktan gayrısı helal olmaz." diye izahatı bu şekilde şey yapmış. 00:50:49.491 --> 00:50:54.118 Allahu Teâla hazretleri cümlemizi hayırlı ilimlerle mücehhez eylesin. 00:50:55.730 --> 00:51:00.966 Bildiklerimizi tatbik edip rızasına vâsıl olmayı cümlemize nasip eylesin. 00:51:01.974 --> 00:51:10.500 Şu fâni dâr-u dünyada âhiret hayatı için sermaye biriktirmeyi, vakitleri boş geçirmemeyi, 00:51:11.111 --> 00:51:15.990 rızasına uygun işleri işleyip sevdiği razı olduğu bir kul olarak 00:51:15.265 --> 00:51:18.234 kendi huzuruna kavuşmayı nasip ve müyesser eylesin. 00:51:18.877 --> 00:51:20.646 Fatiha-ı şerîfe mea'l-Besmele.