WEBVTT 00:00:00.120 --> 00:00:07.560 Amin! Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhâb. Elhamdülillahi hakka hamdihî. 00:00:07.880 --> 00:00:15.640 Vessalatü vesselamü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî 00:00:15.680 --> 00:00:24.680 ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîn. Emmâ ba'dü fe-yâ rabbenâ yâ rabbenâ yâ rabbenâ! 00:00:28.200 --> 00:00:34.440 Yapmış olduğumuz ibadetlerimizi, kıldığımız namazları, 00:00:34.800 --> 00:00:42.800 hocamızın ruhu için okumuş olduğumuz hatm-i şerîfleri, çektiğimiz kelimeyi tevhitleri, 00:00:42.160 --> 00:00:52.440 okunmuş olan Yâsin sûrelerinin, ve sâir zikr ü tesbihât, ibadet ve taatlarımızı 00:00:52.480 --> 00:01:01.800 yâ Rabbi lütfun ve kereminle kabul eyle. Ahsen ve etemm olarak kabul eyle yâ Rabbi. 00:01:02.160 --> 00:01:12.560 Evvela ve hâssetten serverimiz, rehberimiz, önderimiz, Peygamberimiz, Efendimiz, 00:01:12.880 --> 00:01:21.680 Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve âlihi ve selleme teslîmen kesîrâ hazretlerine 00:01:22.720 --> 00:01:37.160 âcizane,nâçizâne hocamızın vefatının sene-i devriyesi olan şu zamanda arz, hibe ve hediye eyledik, 00:01:37.320 --> 00:01:43.520 lütfunla kereminle Peygamber Efendimizin rûh-u pâkine vâsıl eyle yâ Rabbi. 00:01:44.680 --> 00:01:53.160 Peygamber Efendimizi bu hatimleri indiren, bu tesbihâtı, salât ü selâmları, 00:01:53.200 --> 00:02:01.200 kelime-i tevhitleri çeken kardeşlerimizden hoşnut ve razı eyle yâ Rabbi! 00:02:01.440 --> 00:02:08.280 Bi-hürmeti hatemâti'l-kur'âni'l-azîm ve bi-hürmeti salâvâtı'ş-şerîfe 00:02:08.320 --> 00:02:15.120 ve bi-hürmeti hatemâti't- tehlîlâti'ş-şerîfe ve bi-hürmeti süveri'l-kur'âniye 00:02:15.200 --> 00:02:24.000 ve bi-hürmeti zikrike'l-cemil ve bi-hürmeti habîbike'l-müctebâ ve bi-hürmetismike'l-âzam 00:02:24.400 --> 00:02:27.400 ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-fâtiha. 00:02:28.480 --> 00:02:36.520 Hocamız rahmetullahi aleyhi tanıyan, hayatını görenlere ne mutlu! 00:02:36.560 --> 00:02:46.640 Allah'ın bir sevgili kulunu görmüş oldular, onun nasihatlerinden, vaazlarından, 00:02:46.680 --> 00:02:52.000 hutbelerinden, kerâmetlerinden hisselerini aldılar. 00:02:52.160 --> 00:02:59.800 İltifatlarına, dualarına nâil oldularsa oldular, ne mutlu! 00:03:00.560 --> 00:03:13.960 Bilmeyenlere, sâlihlerin anıldığı yere rahmet iner diye, bazı bilgiler sunmak istiyorum. 00:03:14.400 --> 00:03:25.720 Biliyorsunuz Allahu Teâlâ hazretlerinin evliyaullahı Kur'ân-ı Kerîm'de bildirilmiştir. 00:03:26.800 --> 00:03:32.320 Allah'ın sevgili kullarının nice büyük iltifatlara, kerâmetlere, 00:03:32.360 --> 00:03:42.920 ikramlara nâil olduğu Kur'ân-ı Kerîm'de vardır. Allah sevdiği kullara hayret edilecek işler nasip ediyor. 00:03:45.560 --> 00:03:49.480 Bu ayrı bir ilimdir, ledün ilmidir. 00:03:49.640 --> 00:04:00.400 Süleyman aleyhisselam'ın veziri, rivayete göre ismi Âsaf b. Berhiyâ imiş. 00:04:00.160 --> 00:04:07.640 Tabii bir peygamberin hayatında onun etrafında olan kimseye ashabı deniliyor. 00:04:07.720 --> 00:04:14.680 Peygamber Efendimizin yanına gelmiş, cemalini görmüş, nasihatlerini duymuş dinlemiş, 00:04:14.680 --> 00:04:20.200 kendisine inanmış, bağlanmış insanlara ashâb-ı kirâm dediğimiz gibi, 00:04:20.360 --> 00:04:30.360 her ümmetin de her peygamberin de zamanında yaşayan mü'minlerine o peygamberin ashâbı deniliyor. 00:04:30.480 --> 00:04:33.720 Tabii Âsaf hazretleri [Süleyman aleyhisselam'ın veziri]. 00:04:33.880 --> 00:04:42.680 "Bizim çocuğumuz da onun gibi olsun, Allah'ın sevgili kulu olsun." diyerek onun ismi de birçok kimseye veriliyor. 00:04:42.680 --> 00:04:46.880 Âsaf ismini duymuşsunuzdur, bazı kimseler o isimle isimlendiriliyor. 00:04:49.560 --> 00:05:01.840 Belkıs aleyhisselam'ın tahtını Yemen'den Filistin'e bir göz yumup açıncaya kadar kısa zamanda getirmiş. 00:05:01.920 --> 00:05:10.520 Kur'ân-ı Kerîm bildiriyor. Süleyman aleyhisselam'ın veziri, ashâbından bir kimse. 00:05:10.520 --> 00:05:17.160 Nasıl Peygamber Efendimizin Ebû Bekri Sıddîk, Ömer Efendimiz, Ali Efendimiz ashâbı ise öyle bir kimse. 00:05:18.440 --> 00:05:27.800 Süleyman aleyhisselam'a bilgi gelmiş, "Saba ülkesinde Yemen'de bir kavim var. 00:05:28.400 --> 00:05:37.000 Bu kavmin başında Belkıs adında bir hükümdar, kadın hükümdar yani Kraliçe var. 00:05:37.160 --> 00:05:39.440 Bunlar güneşe tapıyorlar. 00:05:39.520 --> 00:05:48.160 Allah'a ibadet etmiyorlar da Allah'ın bir âciz nâçiz mahlûkuna tapıyorlar." diye bilgi gelince, 00:05:48.680 --> 00:05:55.320 o devrin Peygamberi olduğu için Süleyman aleyhisselam ona bir mektup göndermiş, demiş ki: 00:05:55.520 --> 00:06:07.800 "Aya, güneşe tapmayın, Allah'tan gayrıya tapmayın. Allah'a kulluk edin, lâ ilâhe illallah deyin. 00:06:07.200 --> 00:06:13.560 Rahman ve Rahim olan Allahu Teâlâ hazretlerinin hak olan yoluna, 00:06:13.560 --> 00:06:17.840 hak dinine gelin." diye mektup göndermiş. 00:06:18.000 --> 00:06:29.520 Saba Melikesi mektubu açıp vezirlerine, kavminin eşrâf-ı âyânına, sarayındaki insanlara okumuş, demiş ki; 00:06:29.560 --> 00:06:32.960 "Bakın, bana bir mektup gönderildi; 00:06:33.120 --> 00:06:39.520 İnnehû min süleymâne ve innehû Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:06:39.640 --> 00:06:48.520 "Bu mektup Süleyman isimli bir şahıstan geliyor -Yani Süleyman Peygamber aleyhisselam.- 00:06:52.760 --> 00:06:54.680 ve besmele ile başlıyor." 00:06:54.760 --> 00:07:03.240 Ha, demek ki Bismillâhirrahmânirrahîm sözünü Allah daha eski peygamberlere de öğretmiş. 00:07:03.280 --> 00:07:12.400 "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" demek, eskiden beri o peygamberlere de öğretilen güzel bir âdetmiş. 00:07:12.400 --> 00:07:19.480 Demek ki Süleyman aleyhisselam almış mektubu baş tarafına Bismillâhirrahmânirrahîm diye yazmış. 00:07:19.560 --> 00:07:27.920 Onun için âyet-i kerîmede buyuruluyor ki; İnnehû min süleymâne ve innehû Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:07:28.800 --> 00:07:31.760 "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlıyor bu mektup. 00:07:31.960 --> 00:07:37.600 Bana gelin iman edin, ben zamanın peygamberiyim. 00:07:37.680 --> 00:07:44.280 Lâ ilâhe illallah deyin, Süleyman Resûlullah deyin, bana tâbi olun. 00:07:44.320 --> 00:07:52.560 Yoksa putperestlikte, aya güneşe tapmakta, Allah'a müşrik olmakta devam ederseniz, 00:07:52.640 --> 00:08:03.440 ucu bucağı olmayan muazzam ordularla oraya gelirim ülkenizi târumâr ederim." diye bildirdiği için 00:08:03.640 --> 00:08:11.560 Belkıs vüzerâsını toplayıp demiş ki; "Böyle bir mektup geldi bana, ne dersiniz?" 00:08:11.800 --> 00:08:19.000 Vezirleri cahil politikacılar, demişler ki; 00:08:19.720 --> 00:08:26.400 Nahnu ulû kuvvetin ve ulû be'sin şedîdin. "Biz kuvvet sahibiyiz. 00:08:27.720 --> 00:08:33.480 Elimizde imkânlar var; ordular, silahlar var." 00:08:33.680 --> 00:08:40.240 Ve'l-emru ileyki. "Ferman senindir, nasıl istersen öyle yap." 00:08:40.480 --> 00:08:49.560 Fe'nzurî mâzâ te'murîne. Buyur, ne istersen, ne emredersen sen bilirsin. Emret çarpışırız." demek istemişler. 00:08:49.640 --> 00:08:58.800 Belkıs, danıştığı vezirlerinden daha dirayetli bir kimse olduğu anlaşılıyor. Demiş ki; 00:08:58.440 --> 00:09:05.960 İnne'l-mulûke izâ dehalû karyeten efsedûhâ. "Siz böyle böbürleniyorsunuz, efeleniyorsunuz; 00:09:06.400 --> 00:09:12.000 'Gücümüz kuvvetimiz var, ordumuz silahımız var, gelirse çarpışırız.' demek istiyorsunuz 00:09:12.000 --> 00:09:19.960 ama hükümdarlar sizin bildiğiniz gibi değildir. Bunlar muazzam orduların, güçlerin kuvvetlerin sahibidirler. 00:09:20.800 --> 00:09:29.920 Bir beldeye geldiler mi, bir diyarı, saldırıp da hücum edip önlerine hedef olarak aldılar mı." 00:09:30.680 --> 00:09:37.800 Efsedûhâ. "Mahvederler o beldeyi, perişan ederler, bozarlar düzenini." 00:09:37.160 --> 00:09:41.520 Ve ce'alû eızzete ehlihâ ezilleten. 00:09:41.680 --> 00:09:49.400 "O beldenin âyânını, eşrâfını, izzetli itibarlı insanları ayaklar altına alırlar, hor zelil ederler." 00:09:50.840 --> 00:09:53.560 Ve kezâlike yef'alûne. "Böyle yapa gelmişler." 00:09:53.600 --> 00:09:59.640 "Bu adamların, bu hükümdarların hiç halini tarih kitaplarından okumadınız mı? 00:09:59.840 --> 00:10:06.200 Bunlar böyle yaparlar." gibi bilgiler vermiş ve demiş ki; 00:10:06.240 --> 00:10:14.800 "Ben ona politika icabı hediye göndereyim. Hediyeler göndereyim gönlünü hoş etmeye çalışayım. 00:10:14.840 --> 00:10:22.880 Yani adam bize böyle bir tehditli bir mektup yazmış, biz de bir heyet gönderelim, hediyeler gitsin." 00:10:23.400 --> 00:10:30.560 Hediyeler göndermişler, neler gönderdilerse uzun mufassal bilgiler kitaplarda vardır. 00:10:30.680 --> 00:10:37.800 Bir hükümdardan daha büyük bir hükümdara, bir devletten öteki devlete muazzam hediyeler gitmiş. 00:10:38.000 --> 00:10:42.280 Süleyman aleyhisselam hediyelere aldırmıyor diyor ki; 00:10:42.320 --> 00:10:50.360 "Siz hediyelerinizle ferahlanıyorsunuz, hediyelerinizi işe yarayacak sanıyorsunuz 00:10:50.360 --> 00:10:54.360 ama bu hediyelerin kıymeti yok. Ben sizin müslüman olmanızı istiyorum. 00:10:54.440 --> 00:11:00.640 Müslüman olmazsanız cezalandırırım." diye tekrar mektup yazınca, 00:11:00.680 --> 00:11:07.160 Saba melikesi bakmış ki Süleyman aleyhisselam'ın hediye ile, dünyalıkla işi yok; 00:11:07.400 --> 00:11:12.840 "O zaman bir heyet halinde Yemen'den Filistin'e doğru gideyim de 00:11:12.880 --> 00:11:17.400 şununla yüz yüze bir konuşayım, nasıl bir kimsedir anlayayım." diye karar vermiş. 00:11:17.240 --> 00:11:23.800 İşte onlar o karardayken, Yemen'de iken Süleyman aleyhisselam diyor ki; 00:11:23.360 --> 00:11:25.800 "Bu kadın kalkıp gelecek şimdi. 00:11:26.400 --> 00:11:30.600 Yemen'den kalkacak Filistin'e gelecek, binlerce kilometre mesafeyi aşıp gelecek 00:11:30.560 --> 00:11:35.720 ama şimdi biz ona gelmeden evvel bir sürpriz hazırlayalım. 00:11:35.880 --> 00:11:44.240 Kim onun sarayındaki tahtı buraya, Filistin'e, o gelmeden önce kim getirir buraya? Kim getirir tahtı?" 00:11:44.360 --> 00:11:51.440 Yani saraydaki taht. Saray, hükümdarın sarayı! Askerler var, muhafızlar var. 00:11:51.880 --> 00:11:59.800 Bu taht Yemen'den alınacak Filistin'e getirilecek. Saraya adamı sokarlar mı? 00:11:59.480 --> 00:12:04.760 Oradan buraya, buradan oraya gitmek gelmek, yani bu maddi bir gidiş geliş değil. 00:12:04.760 --> 00:12:13.640 Yani kerâmet yoluyla kim getirecek? Ve Âsaf isimli o vezîri; 00:12:13.720 --> 00:12:19.600 "Ben onu sana getirebilirim." demiş ve bir anda getirmiş, bir anda. 00:12:19.760 --> 00:12:22.760 Kerâmet yoluyla bir anda getirince; 00:12:22.880 --> 00:12:31.360 Fe-lemmâ raâhu müstekırran indehû. "Süleyman aleyhisselam tahtı yanında bulunmuş olarak görünce." 00:12:31.560 --> 00:12:34.960 Belkıs aleyhisselam'ın tahtı, benim şu topuzu tuttuğum gibi, 00:12:35.800 --> 00:12:41.840 şurayı tuttuğum gibi Süleyman aleyhisselam [tahtı tutuyor.] Hayal değil, hakikat, gerçek! 00:12:42.000 --> 00:12:47.680 Süleyman aleyhisselam karşısında böyle Belkıs'ın tahtını görünce, dedi ki; 00:12:47.840 --> 00:12:58.480 Kâle hâzâ min fazli rabbî. "Bu Allah'ın, Rabbimin bir lütfu, ikramı, fazl u keremi." Bak nasıl geldi? 00:12:58.720 --> 00:13:07.000 Bunu buraya getirmek kerâmet, Allahu Teâlâ hazretleri ikram eyledi, nasip etti, diye Allah'a hamd ü senâ eyledi. 00:13:07.160 --> 00:13:13.400 Tabii peygamberler mucizât sahibidirler, mûcizeler yaparlar, gösterirler. 00:13:13.400 --> 00:13:22.560 Allah onların hak peygamber olduğunu belirtmek için mûcizeler vermiştir. 00:13:22.680 --> 00:13:32.000 Ayı ikiye ayırır, parmaklarından sular fışkırtır. Neler neler ikram eder peygamberlerine. 00:13:32.120 --> 00:13:40.240 Allah ne mûcizeler nasip etmişse peygamberler tarihleri, kısas-ı enbiyâ kitapları bunları anlatıyorlar. 00:13:40.360 --> 00:13:51.600 Ama bir peygamberin bir sahabîsi yani ona inanmış olan bir mü'min kul bir anda Yemen'den tahtı alıp, 00:13:51.840 --> 00:13:57.560 "Emret yâ Süleyman aleyhisselam, ey Peygamberim!" deyip önüne getiriveriyor. 00:13:57.600 --> 00:14:05.720 Yani peygamberin bir şey yapmasına lüzum kalmadan sahabesi o işi yapıveriyor. Bu nedir? 00:14:05.720 --> 00:14:09.120 Kerâmettir. [Bu,] Kur'ân-ı Kerîm'den [kerâmetin olabileceğine bir delildir]. 00:14:09.360 --> 00:14:12.920 E olağan bir şey mi bu, herkesin yapabildiği bir şey mi? 00:14:13.400 --> 00:14:18.360 Herkesin yapabildiği bir şey olsaydı zaten işin orjinalitesi kalmazdı. Olağanüstü bir şey. 00:14:18.440 --> 00:14:25.440 Elbette olağanüstü olacak ki Allah'ın kudreti karşısında herkes hayretler içinde kalsın da imana gelsin. 00:14:25.480 --> 00:14:30.440 Nitekim Belkıs aleyhisselam aylarca yolculuktan sonra Filistin'e geldiği zaman 00:14:30.520 --> 00:14:39.840 Süleyman aleyhisselam onu karşıladı. Ondan sonra sarayına aldı ve tahtının yanına götürdü, dedi ki; 00:14:39.880 --> 00:14:47.320 E hâkezâ arşuki. "Bak bakalım, bu senin tahtına benziyor mu, senin tahtın böyle miydi? 00:14:48.200 --> 00:14:53.480 Baktı Belkıs aleyhisselam, ne diyelim, radıyallahu anha diyelim. 00:14:53.640 --> 00:15:00.400 Baktı ki kendi tahtı; imzasıyla, şekliyle, kırığıyla döküğüyle, rengi ile, 00:15:00.560 --> 00:15:11.360 cismiyle, şekli ile şemâli ile kendi tahtı; Kâlet ke-ennehû hüve. "Yani sanki ta kendisi!" dedi. 00:15:11.360 --> 00:15:15.800 Elbette ta kendisi. Kerâmet yoluyla işte oraya getirilmiş. 00:15:15.960 --> 00:15:23.320 Bu bir, Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın bize bildirdiği Allah'ın sevgili kullarına mahsus bir kerâmet. 00:15:23.480 --> 00:15:24.880 Kerâmet ne demektir? 00:15:25.240 --> 00:15:31.600 Muhterem kardeşlerim! Kerâmet, "Allah'ın o sevgili kuluna ikramı" demektir. 00:15:31.680 --> 00:15:36.920 Kerâmetin lügat manâsı Arapça'da "ikram" demektir. Kimden kime ikram? 00:15:37.400 --> 00:15:45.800 Allah'tan sevdiği kuluna ikram. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki; 00:15:47.360 --> 00:15:51.680 "Bir kul farz ibadetleri yaptı mı çok severim. 00:15:51.920 --> 00:15:57.960 O kulumun farz ibadetleri yapmasından beni daha çok memnun edecek bir şey olamaz." 00:15:58.440 --> 00:16:03.760 Elhamdülillah namazları kılıyoruz; "Allah rızası için niyet ettim yatsı namazının farzına, 00:16:03.840 --> 00:16:06.840 Allahu Ekber!" [deyip] dîvanına duruyoruz. Neden? 00:16:06.960 --> 00:16:09.960 Rabbimiz emretmiş, canımız fedâ, her şeyimiz fedâ. 00:16:10.240 --> 00:16:16.400 Ruhumuz, canımız, malımız mülkümüz feda olması lazım Allahu Teâlâ'ya. Yaradanımız! 00:16:16.600 --> 00:16:20.280 Her şeyimiz fedâ. Dedelerimiz canlarını fedâ etmişler, demişler ki; 00:16:20.280 --> 00:16:23.120 "Yâ Rabbi! Senin yoluna feda olsun canımız! 00:16:23.120 --> 00:16:27.520 Senin dinini yoluna feda olalım!" demişler fedâ etmişler canlarını. Şehit dolu! 00:16:27.760 --> 00:16:34.320 Toprağı sıksan şühedâ fışkıracak. Öyle bir diyarda yaşıyoruz. 00:16:34.640 --> 00:16:42.800 Her taşı altın olan, yakut olan bir vatan burası. Yakut ne demek? "Kırmızı" demek. 00:16:42.160 --> 00:16:47.400 Niye kırmızı olmuş bu vatanın her karışı? Şehitlerin kanları kızartmış. 00:16:47.160 --> 00:16:52.440 Onlar şey yapmış da yakut gibi kıpkırmızı olmuş. Öyle bir diyar, canlarını vermiş. 00:16:57.160 --> 00:17:03.720 Allah, "Farzları yapınca kullarımı severim, ondan daha sevimli bir şey yapmış olamazlar." [diyor.] 00:17:03.720 --> 00:17:08.280 Farzları yaptı mı tamam. Yeter ki muntazam yapsın, yeter ki hakkı ile yapsın. 00:17:08.280 --> 00:17:13.240 Muhterem kardeşlerim! "Mühim olan Allah'ın rızasını kazanmaktır." 00:17:13.360 --> 00:17:17.480 O evliyaullahın kutbu olan hocamız söylerdi bunu. 00:17:17.600 --> 00:17:24.640 "Her şey boştur dünyada; mevki makam, para pul, zenginlik, alkış şöhret, vesaire. 00:17:24.720 --> 00:17:29.800 Her şey boştur, mühim olan insanın Allah'ın sevgili kulu olmasıdır." derdi. 00:17:29.840 --> 00:17:32.800 Mühim olan Allah'ın sevgili kulu olmak. 00:17:32.840 --> 00:17:38.160 Farzlarda iki çeşittir: Bir Allah'ın yapın dediği farzlar, 00:17:38.560 --> 00:17:42.760 bir de Allah'ın yapmayın dediği, yapılmaması gereken şeyler. 00:17:42.960 --> 00:17:49.240 Onların ayrı bir adı var, onlara haram diyoruz. Allah yapmayın demiş, onlar yapılmaması gerekenler. 00:17:49.360 --> 00:17:51.400 Allah, "İçki içmeyin!" demiş. 00:17:51.480 --> 00:17:57.600 Elhamdülillah, sanıyorum ki şu camide içki içmiş insan, içki içen insan yoktur sanırım. 00:17:58.560 --> 00:18:04.240 Belki de şeytana uyup da içenler varsa Allah tevbe nasip etsin. 00:18:04.960 --> 00:18:12.480 Fâiz? Fâiz de haram. Allah'ın yapmayın dediklerinden birisi de odur. 00:18:12.560 --> 00:18:18.320 Yalan? O da haram. Zulüm? O da haram. 00:18:18.600 --> 00:18:26.120 Mü'minin mü'mine dargın olması? O da haram. Başkasını aldatmak? Haram. 00:18:27.120 --> 00:18:38.840 Yalan söylemek haram, gıybet etmek haram. Müslümanın müslümana kanı, canı, malı, ırzı haram. 00:18:38.880 --> 00:18:46.920 Yani bir müslüman öteki müslümanın kanını dökemez, canını yakamaz, malını alamaz, namusuna tecavüz edemez. 00:18:46.960 --> 00:18:55.880 E peki bu namussuzluklar kimlere karşı oluyor? Bu gazetelerdeki bu olaylar kimlerden kimlere karşı oluyor? 00:18:58.440 --> 00:19:04.240 Aziz ve muhterem kardeşlerim! Onun için kendi kendimizi aldatmayalım! 00:19:04.760 --> 00:19:11.840 Namaz kılmamız, oruç tutmamız, kadir gecesinde camiyi doldurmamız bizi aldatmasın. 00:19:12.000 --> 00:19:15.920 Yapılması gereken bütün farzları yapıyor muyuz? 00:19:16.680 --> 00:19:24.320 Sakınılması gereken bütün haramlardan sakınıyor muyuz? Allah'ın sevgili kulu olmak için çare bunlar. 00:19:24.720 --> 00:19:32.840 Bunlar farzlar işte! Şunlar yapın dediği farzlar, bunlar da yapmayın dediği farzlar yani haramlar. 00:19:33.240 --> 00:19:39.120 Bunları eşit bir şekilde yapacak ki insan Allah'ın sevgili kulu olabilsin. Allah'ın sevdiği şeyler bunlar. 00:19:39.360 --> 00:19:46.480 Ama bir de aşkından, sevgisinden, bağlılığından, muhabbetinden, 00:19:46.560 --> 00:19:51.760 Resûlullah'ın yolunda yürüdüğünden, kul nafile ibadetler de yapıyorsa... 00:19:52.120 --> 00:19:58.200 Farzları yapıyoruz, tamam, haramlardan da kaçınırız inşallah, kaçırıyoruzdur inşallah. 00:19:58.360 --> 00:20:06.360 Ama çoğu kimse fâize bulaşıktır. Çoğu kimse Allah'ın haram dediği şeyleri yapmaktadır! 00:20:07.800 --> 00:20:14.400 O çok mühim! Bak oraya bastıra bastıra söylüyorum. Yani insan kendi kendisini aldatmasın. 00:20:14.160 --> 00:20:19.160 Kimse kimseyi burada aldatsa kıymeti yok, kimse Allah'ı aldatamaz. 00:20:19.880 --> 00:20:25.000 Tamam, bunlara ilaveten, bunları tam yapacağız da farzları, 00:20:25.360 --> 00:20:31.600 bir de nafile ibadet dediğimiz faziletler, faziletli ibadetler, sevaplı ibadetler var. 00:20:31.920 --> 00:20:37.880 Allah razı olsun hocamız öğretti. Hocalarımız öğretti bize. Nedir mesela? 00:20:38.560 --> 00:20:47.400 Mesela, sabah namazından sonra işrak namazı kılmak. Kimisi dayanamıyor, pabucunu alıyor gidiyor. 00:20:47.400 --> 00:20:51.560 Kimseyi kınamıyoruz, faziletleri mecburi değildir, kimse kınanmaz. 00:20:51.600 --> 00:20:57.880 Ama ben mihrapta oturuyorum, önce Resûlullah Efendimizin hadisini okuyorum; 00:20:57.880 --> 00:21:03.200 "Kim sabah namazın cemaatle kılarsa, sonra oturup zikrullahla meşgul olursa, 00:21:03.440 --> 00:21:10.400 sonra kerahat vakti çıkınca ardından iki rekât namaz kılarsa, o gün bir hac umre sevabı alır." diyorum, 00:21:10.800 --> 00:21:15.640 adam pabucunu almış caminin kapısına gidiyor. Ben hadis okuyorum adam kapıdan gidiyor! 00:21:17.400 --> 00:21:28.560 Gitsin! İşi varsa, memuriyeti varsa öğrenci ise gitsin ama irkilsin biraz! Resûlullah tavsiye etmiş. 00:21:28.680 --> 00:21:32.760 Nereye gidiyorsun? Yatmaya mı gidiyorsun, kahveye mi gidiyorsun, oturmaya mı gidiyorsun? 00:21:32.880 --> 00:21:38.000 Emekli isen niye gidiyorsun, serbestsen niye gidiyorsun, Pazar günü niye gidiyorsun? 00:21:38.160 --> 00:21:42.800 Lüzumsuzsa gitmen, mühim işin yoksa dışarıda niye gidiyorsun, niye kaçırıyorsun? 00:21:42.880 --> 00:21:44.360 Efendimiz tavsiye etmiş! 00:21:44.600 --> 00:21:50.680 İşrak namazı, duha namazı, evvabin namazını, tecdîd-i vudû namazı, 00:21:50.760 --> 00:21:55.920 teheccüd namazı, Pazartesi Perşembe oruçları... Bunlar ne, farz mı? Değil. 00:21:56.000 --> 00:22:00.840 Derviş olmayanlar bilmiyor. Dervişlere ne mutlu! Ne mutlu derviş olanlara! 00:22:00.960 --> 00:22:08.400 Ne mutlu Allah'a bu nafile, faziletli ibadetleri yapmayı bilenlere! 00:22:08.600 --> 00:22:11.920 Ne mutlu bunları yapmalarını öğreten hocalarımıza! 00:22:13.240 --> 00:22:16.160 Ne olur, bunları niye bu kadar methediyorsun hocam? 00:22:16.880 --> 00:22:22.000 İnsan bu nafile ibadetleri yapa yapa, yapa yapa; 00:22:22.920 --> 00:22:28.960 Lâ yezâlü'l-abdü yetekarrabü ileyye bi'n-nevâfili. 00:22:29.400 --> 00:22:36.240 "Bu nafile ibadetleri yapa yapa kulum bana gelmeye, yakınlaşmaya devam eder." 00:22:36.320 --> 00:22:41.000 Allah'a yakınlık oluyor, yaklaşıyor, kulun seyr-i sülûku ilerliyor. 00:22:41.800 --> 00:22:49.360 Allahu Teâlâ hazretlerinin kurbiyetine, ünsiyetine doğru gidiyor, ilerleme, mesafe kazanıyor. 00:22:49.400 --> 00:22:52.880 Hani insan Ankara'dan çıkınca İstanbul'a birden gelmiyor. 00:22:52.960 --> 00:22:59.440 Neler, virajlar, yokuşlar, dağlar, dereler tepeler aşılıp öyle geliyor 00:22:59.440 --> 00:23:04.320 ama yol devam ediyor, şoför otobüsü sürüyor. 00:23:04.400 --> 00:23:11.240 Her an gidiyorsun ama Ankara orası, İstanbul burası, mesafe uzak, saatler geçiyor ama gidiyorsun. 00:23:11.440 --> 00:23:21.920 Hah, kul nafile ibadetleri işleye işleye, işleye işleye bana yakınlaşmaya devam eder durur." 00:23:22.160 --> 00:23:27.520 Yakınlaşıyor Allah'a, Allah'ın sevgili kulu olmaya doğru yakınlaşıyor. 00:23:27.680 --> 00:23:35.360 Hattâ uhibbühû. "Nihayet ben o kulumu severim." Neden? 00:23:35.400 --> 00:23:42.920 Kul mutmainne oldu, istikrarlı bir kul oldu, Gevşek gevşek değil, dönek değil, 00:23:43.800 --> 00:23:54.560 vefâsız değil, tembel değil istikrarlı, düzenli, sağlam, kulluğunu güzel yapan mutmainne bir kul oldu. 00:23:54.600 --> 00:23:59.400 Nefs-i mutmainnelik makamına eren bir kul oldu. 00:23:59.120 --> 00:24:07.160 Huzurlu, Rabbine bağlı; rüşvet döndüremez, tehdit döndüremez, ölüm korkutamaz. 00:24:07.160 --> 00:24:16.560 Allah'ın yolunun âşık-ı sâdık, istikrarlı, güvenilir bir bendesi oldu. Siz bazı insana güvenemezsiniz. 00:24:16.880 --> 00:24:23.520 Merhaba dersiniz, merhaba dersiniz ama güvenemezsiniz, kasanızı veremezsiniz gözünüz arkada kalır. 00:24:23.520 --> 00:24:28.960 Evinize alamazsınız, korkarsınız, işinizi teslim edemezsiniz, sözüne güvenemezsiniz. 00:24:28.960 --> 00:24:32.200 Acaba yapacak mı yapmayacak mı korkarsınız, beklersiniz. 00:24:32.360 --> 00:24:40.120 Ha, daha bu itmînân hâlinde değil, tam oturmuş değil. Ama "mutmainne oldu" ne demek? 00:24:40.320 --> 00:24:49.800 Tam sükûna erdi, mutmainne. Yani tam böyle duruldu, çalkantılar bitti, istikrarlı oldu demek. 00:24:49.960 --> 00:24:52.240 "O zaman kulumu severim." 00:24:53.400 --> 00:25:00.400 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi nelerle yolundan döndürmeye çalıştılar? 00:25:03.400 --> 00:25:07.600 Rüşvetlerle döndürmeye çalıştılar. Yeter ki sen ne istiyorsan? 00:25:07.920 --> 00:25:13.320 Para istiyorsan zengin edelim seni, paraya boğalım. Para verelim sana. 00:25:13.960 --> 00:25:26.000 Başkanlık istiyorsan seni başkan yapalım. Başkan yapalım, Mekke'nin başkanı ol. Zaten dedesi başkandı. 00:25:26.320 --> 00:25:30.800 Dedesi Abdulmuttalib Mekke'nin başkanı değil miydi? Başkandı, torunu da başkan olsun. 00:25:30.880 --> 00:25:39.800 Başkanımız yapalım. Eğer evlenmekse maksadın, en güzel kızlarımızı seninle evlendirelim. 00:25:40.480 --> 00:25:47.320 Ama bizim şu putlarımıza laf söyleme, düzenimizi bozma, şu düzenimize dokunma! 00:25:47.440 --> 00:25:53.160 Şu Kâbe'nin içindeki putlarımıza karışma, bizim inancımıza sataşma, tenkit etme! 00:25:53.280 --> 00:25:55.920 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ne dedi? 00:25:56.800 --> 00:26:04.160 "Bakın!" dedi, "Yapamazsınız ya, bir elime kameri verseniz, ayı." Verebilir mi? 00:26:04.200 --> 00:26:06.680 Veremez ama verdiğini kabul edelim. 00:26:06.880 --> 00:26:13.320 Bir elime ay, bir elime güneşi verseniz, yapamazsınız ya böyle bir şey, 00:26:13.520 --> 00:26:22.400 o kadar büyük şeyler yapmaya kalkışsanız bile ben bu vazifem den, bu davamdan vazgeçmem! 00:26:23.680 --> 00:26:31.360 Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerîke lehû. Allah var, şerîki, nazîri yok. 00:26:31.440 --> 00:26:40.640 Tektir, birdir, ondan gayriye ibadet etmek yok. Şirk yok, putlara tapınmak yoktur!" dedi. 00:26:41.720 --> 00:26:44.400 Bunu deme de her şeyi sana verelim. 00:26:44.760 --> 00:26:51.440 "Hayır! Her şeyi verseniz bile razı olmam, bu davamdan vazgeçmem!" dedi. 00:26:51.440 --> 00:26:57.400 Muhterem kardeşlerim! Bakın ne kadar mühim! Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerîke leh ne kadar mühim! 00:26:57.120 --> 00:27:03.000 Allah'ın varlığını birliğini bilmek, yalnız O'na kulluk etmek ne kadar mühim bir iş! 00:27:03.280 --> 00:27:07.280 Ne kadar mühim bir iş bu iş! Bu çok önemli! 00:27:09.680 --> 00:27:18.480 Bir kul da mutmainne oldu mu sağlam kul oluyor, dönmüyor, "Dönmem yâ Rabbi senin yolundan!" [diyor.] 00:27:18.520 --> 00:27:24.840 Yunus Emre söylüyor değil mi? Eğer beni yandıralar, Külüm göğe savuralar, 00:27:25.000 --> 00:27:29.280 Toprağım anda çağıra. Bana seni gerek seni. 00:27:30.200 --> 00:27:38.000 Küllerim savrulsa, yaksanız beni kül etseniz, küllerimi toz toprak havaya savursanız, 00:27:38.160 --> 00:27:44.680 küllerimin zerreleri, "Yâ Rabbi! Bana sen gereksin. Ben seni istiyorum, seni istiyorum!" der. 00:27:44.720 --> 00:27:49.680 Allah Allah Allah... der. Yaksa, yansa yakılsa dönmüyor. 00:27:49.880 --> 00:27:58.480 İşte bu mutmainnelik, yani sağlam kul; dönek kul değil, güvenilmez kul değil temiz kul, sağlam kul. 00:27:58.520 --> 00:28:03.440 Hattâ uhibbehû. Böyle de okunur, hattâ uhibbühû da okunur. 00:28:03.520 --> 00:28:09.880 "Hattâ uhibbehû" ne demek? "Böyle yapmaya devam eder ben onu sevinceye kadar." 00:28:10.920 --> 00:28:16.400 Ama sevdikten sonra, sevgili kulları Allah'a ibadeti daha çok yapıyorlar. 00:28:16.880 --> 00:28:22.360 Ayakları şişinceye kadar yapıyorlar, sabahlara kadar yapıyorlar, gözlerine uyku girmiyor. 00:28:22.440 --> 00:28:24.520 Yani sevdikten sonra o durmuyor ki! 00:28:24.600 --> 00:28:32.840 Sevgisi, aşkı galebe çalınca uyku da gidiyor, huzur da gidiyor, sükûn da kalmıyor. Kararı kalmıyor! 00:28:33.720 --> 00:28:38.400 Hep kaçan seni anarsam Kararım kalmaz Allah'ım. 00:28:38.440 --> 00:28:43.000 "Seni ne zaman zikredersem elimden ihtiyarım gider, kararım kalmaz." diyor. 00:28:43.160 --> 00:28:47.360 Öyle oluyor, gece gündüz Mevlâ'yı zikreden bir kul haline geliyor. 00:28:47.360 --> 00:28:52.400 Onun için; Hattâ uhibbühû [okunması] bence daha iyi. "Nihayet ben o kulumu severim." 00:28:52.840 --> 00:28:57.200 Sevgili kullarımın arasına kabul ederim, "Gel, sevdiklerimin arasına gir." 00:28:57.400 --> 00:29:01.920 Fedhulî fî ıbâdî. "Sevdiğim kullarımın arasına gir." [derim.] 00:29:02.800 --> 00:29:07.600 Yâ eyyetühe'n-nefsü'l-mutmainne irci'î ilâ rabbike râdıyeten merdıyyeten 00:29:07.640 --> 00:29:12.480 fedhulî fî ıbâdî dediği gibi dünyada da âhirette de öyle tabii bu hitap. 00:29:12.600 --> 00:29:17.680 Sevgili kulları arasına girdi mi ne olur? Değişiklik ne olur? 00:29:18.520 --> 00:29:24.600 "Ben o kulumun gören gözü olurum, benimle görür." Ne demek? 00:29:25.000 --> 00:29:29.840 Allah'ın gördüğü şeyleri Allah ona gösterir, bildirir, [o da kimsenin görmediği şeyleri] görür, bilir. 00:29:30.640 --> 00:29:35.960 "İşiten kulağı olurum, benimle işitir." Ne demek? Allah'ın bildiği, işittiği her şeyi [bilir, işitir.] 00:29:35.960 --> 00:29:42.640 Ve hüve's-semî'u'l-basîr değil mi Allahu Teâlâ hazretleri? Her şeyi hakkıyla duyan, bilen, gören değil mi? 00:29:42.920 --> 00:29:46.840 Hah, Allah'ın bildiklerini, duyduklarını bilir söyler. 00:29:47.400 --> 00:29:52.320 "Sen dün akşam falancaların toplantısında benim aleyhimde şöyle dedin." 00:29:52.560 --> 00:29:55.800 Nereden duydun? Allah celle celâlühû bildirdi. 00:29:56.000 --> 00:29:59.840 Çünkü Allah, "Ben o kulumun gören gözü olurum." dedi ya. 00:29:59.920 --> 00:30:08.480 Vaad ediyor ya, gören gözü oluyor, işiten kulağı oluyor. Başka? "Söyleyen dili oluyor." 00:30:08.600 --> 00:30:16.840 O söylüyor ama Allah'ın razı olduğu sözü söylüyor, Allah'ın muradını söylüyor, dediği oluyor. 00:30:17.200 --> 00:30:19.760 Peygamber Efendimizin hadîs-i şerîfi var. [Allahü Teâlâ buyuruyor ki;] 00:30:19.880 --> 00:30:26.160 "Bir kulum, sevdiğim bir kul bir şeye yemin etse, 'Vallahi yarın yağmur yağacak.' [dese."] 00:30:26.600 --> 00:30:30.400 Yarın ya, daha dur bakalım, bu geceden nereden biliyorsun? 00:30:30.120 --> 00:30:35.640 "Kar yağacak, dolu yağacak veya bilmem ne yağacak." 00:30:36.400 --> 00:30:39.640 [dese, Peygamber Efendimiz hadîs-i kutsîde bildiriyor ki, Allahü Teâlâ hazretleri;] "Kulumun hatırı için o işi öyle yaparım. 00:30:40.800 --> 00:30:44.320 Sevdim mi, sevdiğim kulumun hatırı için yemini boşa gitmesin diye, 00:30:44.320 --> 00:30:50.400 yeminini doğru çıkarmak için istediğini yaparım." diyor. E bunlar nasıl insanlar? 00:30:50.160 --> 00:30:53.960 Bunlar bir beldenin en büyük caminin imamı mıdır? 00:30:54.120 --> 00:30:58.840 Diyanet İşleri Başkanı mıdır? Bir beldenin en zengini midir? Hayır! 00:30:59.280 --> 00:31:00.800 Kimse bilmez bazen halini. 00:31:01.000 --> 00:31:07.720 Bazen bir eskici dükkânındadır, bazen bir ayakkabı tamircisidir, bazen bir terzi tamircisidir. 00:31:07.960 --> 00:31:12.800 Bilmez, bazen küçük bir mescittedir. "Dünyada ne kadar imam var." der, 00:31:12.800 --> 00:31:18.400 "Bir imam da İskenderpaşa'da var." der, nereden bilsin adam! Makâmını bilmeyince nereden bilsin! 00:31:18.360 --> 00:31:21.600 Sanır ki en büyük evliyaullah en büyük cami de olacak, 00:31:21.600 --> 00:31:27.480 camiler küçüldükçe imamların rütbesi küçülüyor sanır. Öyle değil. Allah indinde rütbeler öyle değil. 00:31:28.000 --> 00:31:34.640 "Gören gözü olurum, işiten kulağı olurum, söyleyen dili olurum, tutan eli olurum." 00:31:34.960 --> 00:31:45.920 Bir tuttu mu ne yapar? Parça parça eder, koparır. Yakasını bir yakaladı mı yere çalar. 00:31:46.440 --> 00:31:50.240 Neden? Allah'ın yardımı oluyor, tutan eli oluyor. 00:31:50.800 --> 00:31:57.800 Allah'ın sevgili kulu oldu mu uzatır elini, münkirin iki gözünü "Hart!" diye çıkartır. Neden? 00:31:57.800 --> 00:32:01.720 Hadîs-i şerîf. Sonra? "Yürüyen ayağı olurum." E o zaman ne olur? 00:32:03.880 --> 00:32:10.640 Bir adımını buraya atar, bir adımını Kâbe'ye atar. Allah'ın kerâmeti ve ikramı değil mi? 00:32:10.920 --> 00:32:17.480 Peygamber Efendimiz Miraç Gecesi bir bineğe bindirildi de nasıl gidiyordu? 00:32:17.800 --> 00:32:23.920 Bindiği binek adımını ufukta görülen en yüksek noktaya atıyordu, zzııtt, zzııtt, zzııtt... 00:32:23.920 --> 00:32:31.200 öyle gidiyordu, hem de aşağıları göre göre. Aşağıda Kureyş'in kervanı var Mekke'ye doğru gidiyor. 00:32:31.280 --> 00:32:37.760 Develerden bir tanesi yolu şaşırmış şu tarafta. Onu arıyorlar bulamıyorlar, Peygamber Efendimiz diyor ki; 00:32:37.920 --> 00:32:42.320 "Hişt, filanca, deveniz şu tarafta, gidin onu bulun! 00:32:42.320 --> 00:32:51.760 İşte orada, ben görüyorum yukarıdan, gidin o deveyi bulun." diyor. Ertesi gün delil olarak diyor ki; 00:32:51.960 --> 00:32:56.680 "Evet, İsra ve Miraç mucizesi oldu, ben [dün gece yedi kat semaya gittim geldim]." Delilin ne? 00:32:56.760 --> 00:33:02.480 "Yolda Kureyş kervanı geliyordu, develerini kaybetmişlerdi, ben develerinin yerlerini söyleyiverdim." 00:33:02.600 --> 00:33:06.160 Soruyorlar, kervandakiler; "Hakikaten de öyle oldu. 00:33:06.320 --> 00:33:11.960 Bir ses geldi, birisi bize deveniz filanca yerde dedi, biz de gittik deveyi orada bulduk." diyor. 00:33:12.800 --> 00:33:15.240 Yâ işte böyle! "Yürüyen ayağı olurum." 00:33:15.440 --> 00:33:22.800 Allah'ın sevgili kulu oldu mu bir insan böyle oluyor, yani fe-izâ ahbebtühû. "Sevdiğim zaman." 00:33:22.520 --> 00:33:30.720 Allah sevdiği zaman olağanüstü yardım ediyor, artık o kulun hâli güzel oluyor. Ne mutlu! 00:33:30.880 --> 00:33:37.000 Hep Allah'ın rızasına uygun işler yapıyor, ömrünü hep Allah yolunda geçiriyor. Ne mutlu! 00:33:37.240 --> 00:33:42.840 Ona düşman olanlar, onun kadrini bilmeyenlere de ne yazık! 00:33:43.160 --> 00:33:53.400 Onlar da Allah'ın sevgili bir kuluna karşı gelmiş oluyorlar, onu çekiştirmiş oluyorlar, onu üzmüş oluyorlar. 00:33:53.240 --> 00:33:59.400 Yok mu evliyaullahtan üzülen insanlar? Kadr ü kıymeti bilinmeyip de ezâ cefâ gören insanlar yok mu? 00:33:59.400 --> 00:34:04.200 Çok! Evliya kitaplarını okuyun çok görürsünüz, hatta Peygamber Efendimiz. 00:34:04.520 --> 00:34:10.640 Hatta Peygamber Efendimizin hayatından bilmiyor muyuz ki Kâbe-i Müşerrefe'ye dönük ibadet ederken, 00:34:10.680 --> 00:34:16.480 Kureyşliler Peygamber Efendimize, ne ezalar ettiler zalimler! Ne zulümler yaptılar! 00:34:16.600 --> 00:34:24.720 İbadet ettiği yerin önüne, arkasına, üstüne başına ne zorluklar, ne sıkıntılar yapmak istediler. 00:34:25.000 --> 00:34:27.360 Müslümanlara ne ezalar yaptılar. 00:34:27.480 --> 00:34:34.800 Bilâl-i Habeşî'nin çektiği, Ammâr ailesinin, Yâsir ailesinin çektiği, o işkencelerle şehit olanların çektikleri... 00:34:35.280 --> 00:34:43.320 Böyle herkes toplanmış nasıl işkence yapılacak, öldürülecek diye, mü'min, sahabî, 00:34:43.360 --> 00:34:49.400 Peygamber Efendimizin sahabesi düşmüş müşriklerin eline, ne işkenceler ederek öldürdüler. 00:34:49.800 --> 00:34:55.400 E ne olur, Allah'ın sevgili bir kuluna işkence eder, ezâ ederse insanlar? 00:34:56.120 --> 00:35:02.840 Men âdâ lî veliyyen fe-kad âzentühû bi'l-muhârabe. 00:35:03.240 --> 00:35:07.800 "Ben ona harp ilan ederim!" diyor Allah celle celâlühû hazretleri. 00:35:07.880 --> 00:35:15.680 O edepsize, sen benim velîmi üzdün diye harp ilan ederim, o harp çıkartmış olur. 00:35:15.760 --> 00:35:20.840 Allah'ın kendisine harp etmesine sebep olmuş olur o edepsizliği. 00:35:21.200 --> 00:35:28.160 Mü'minler de bunu bilsin, tabii bilmeyenlere de yazıklar olsun diyelim. 00:35:28.440 --> 00:35:38.560 Hocamız rahmetullahi aleyh Efendimiz burada vazife yapardı. Bu cami bu kadar dolar mıydı? Dolmazdı. 00:35:40.520 --> 00:35:44.640 İşte kaç saf olurdu, neler olurdu. 00:35:44.720 --> 00:35:53.880 Ama sonradan sonraya tabii kadr ü kıymeti biline biline, sonra tekrar güzel sonuçlar hâsıl oldu. 00:35:54.120 --> 00:36:01.720 Ne kadar güzel gelişmeler oldu. Ne kadar hocamız rahmetullahi aleyh güzel kitaplar yazdı. 00:36:01.680 --> 00:36:09.400 Ne kadar güzel vaazlar verdi. Türkiye'nin her yerinden böyle vaazlarına nice gelen insanlar oldu. 00:36:09.280 --> 00:36:16.960 Aziz ve muhterem kardeşlerim! Hepimiz neyiz? Onun talebesiyiz. Neyi öğrendik? 00:36:17.880 --> 00:36:28.800 Asıl peşinde koşulması gereken şey bu dünyada, Allah'ın rızası. 00:36:28.240 --> 00:36:34.440 Para değil, mevki değil, makam değil, parti değil, oy değil, alkış değil, 00:36:34.520 --> 00:36:38.800 şöhret değil, izzet değil, itibar değil, nedir asıl olan? 00:36:38.880 --> 00:36:45.720 Aslolan Allah'ın sevdiği, razı olduğu kul olmak. Yolların en güzeli takvâ yoludur. 00:36:46.880 --> 00:36:52.320 Allah'tan korkarak, alâ hazer, korku üzere Allah'a ibadet etmek. 00:36:52.400 --> 00:36:59.480 Edebini kaybetmemek, şımarmamak, şaşırmamak, gevşememek, tembelleşmemek, 00:36:59.560 --> 00:37:06.120 Cenâb-ı Hakk'ın yolunda gücü yettiğince ihlas ile kulluk etmeye çalışmak. 00:37:06.240 --> 00:37:17.240 İhlası öğrendik, takvâyı öğrendik, takvâ ile ömür sürmek gerektiğini öğrendik. 00:37:17.520 --> 00:37:26.960 Şeklin çok daha ötesinde işler olduğunu öğrendik. 00:37:27.200 --> 00:37:32.800 İnsan dışını süslerse, dışını süsleyen insana ehl-i zâhir derler. 00:37:32.920 --> 00:37:42.800 Tıraş oluyor, koku sürünüyor, taranıyor, donanıyor, giyiniyor, kuşanıyor, süsleniyor, boyanıyor, vesaire... 00:37:42.200 --> 00:37:44.320 Ne bu? Dışını süslüyor. 00:37:44.440 --> 00:37:50.200 İbrahim b. Ethem Efendimiz; o da bizim bir başka tarikattan yine mürşitlerimizdendir. 00:37:50.360 --> 00:37:54.840 İbrahim b. Ethem kaddessallahu sırrahu nasihat ediyor, diyor ki; 00:37:54.840 --> 00:38:02.960 "İnsanlar dışlarını süslerken, sen onlar gibi yapma, sen içini süslemeye bak." 00:38:04.200 --> 00:38:10.680 İnsanlar dışına süslemeye takı takar, boya boyanır, sürünür donanır, 00:38:10.680 --> 00:38:14.520 giyinir kuşanır, sen içini süslemeye bak.Neden? 00:38:14.680 --> 00:38:20.400 Çünkü hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz bildiriyor ki 00:38:20.120 --> 00:38:22.240 Allahu Teâlâ hazretleri insanların dışına bakmaz. 00:38:22.360 --> 00:38:30.280 Sarık sarmışsın, sakal bırakmışsın, yeşil giyinmişsin, cübbe giymişsin diye, 00:38:30.360 --> 00:38:37.920 elinde kocaman tespih var, âsâ var, çalım var diye ona bakmaz Allah. 00:38:37.960 --> 00:38:40.120 Nesine bakar? Kalbine bakar. 00:38:40.320 --> 00:38:46.200 Kalbine bakar, kalbinin temizliğine bakar, niyetinin hâlisliğine bakar. 00:38:46.200 --> 00:38:51.480 Velâkin yenzuru ilâ kulubiküm. "Gönüllerinize bakar." diyor. 00:38:51.480 --> 00:38:58.720 Onun için hocamızın en çok kullandığı nasihatlerinin en büyük konusu, gönül. 00:38:59.520 --> 00:39:08.360 Gönlü insanın, nurlu bir gönül olması, temiz bir gönül olması, kalbinin pür nûr olması, 00:39:08.360 --> 00:39:13.240 nurlanması [için] bunun yolu nedir onu anlatıyor. İçinin temizliği! 00:39:13.360 --> 00:39:20.280 Niyeti kötüyse, bir insan kötü niyetli ise dışının giyimi niyetini güzelleştirmez. 00:39:20.360 --> 00:39:26.920 Niyeti kötüyse giyiminin kıymeti yok, giyim istismardır. Niyeti temiz olacak! 00:39:27.400 --> 00:39:32.800 Onun için Bizim Nakşî tarikatımızın büyükleri, avâm-ı nâs gibi, 00:39:33.000 --> 00:39:37.880 medrese talebesi gibi sade giyinmişler, basit giyinmişler. Neden? 00:39:38.800 --> 00:39:45.800 Allah bilsin, insanı Allah sevsin severse. Kemâlâtını gizlemeye lüzum yok. 00:39:45.480 --> 00:39:55.760 Benim Ankara'dan tanıdığım bir kimse vardı, babasının Nakşî tarikatından olduğunu 00:39:55.880 --> 00:40:04.320 babası vefat ettiği zaman evrakını, terekesini, mirasını bölüşürken, karıştırırken anlamış. 00:40:04.600 --> 00:40:13.000 Sıtkı sadâkatine bakın ki mübareğin, evladına bile, "Evladım ben dervişim." dememiş, saklamış dervişliğini. 00:40:13.400 --> 00:40:16.880 Neden? Riyâ olmasın diye belli etmemiş. 00:40:17.400 --> 00:40:27.000 Tespihini çekmiş, vazifesini yapmış ama oğluna bile duyurmamış. O kadar böyle hâlisâne, muhlisâne yapmış işi. 00:40:27.160 --> 00:40:32.880 Hocamızdan tabii bu kalp temizliğini, iç temizliğinin önemini öğrendik. 00:40:33.400 --> 00:40:39.880 Kardeşliğin ehemmiyetini öğrendik, dervişliğin kıymetini öğrendik. 00:40:40.000 --> 00:40:45.400 Dervişlerin biribirlerini sevmesinin ne kadar mühim olduğunu öğrendik. 00:40:46.800 --> 00:40:53.120 Pek çok hoca var dünyada, pek çok camide hocaefendi var, hatta pek çok şeyh var. 00:40:54.440 --> 00:40:58.720 Hocamız rahmetullahi aleyh şeyhlerin şeyhiydi. 00:40:59.280 --> 00:41:07.520 Söylerdi de, o kadar güzel ahlakıyla o kadar tevazuuyla, "Filanca şeyh değil." derdi. 00:41:08.280 --> 00:41:18.280 "Falanca şeyh değil ki." derdi. "Söyleyin filancaya şeyhlik yapmaya kalkışmasın." derdi. Söylerdi bunları. 00:41:19.360 --> 00:41:28.200 Kendisinden önce vefat etmiş olan başka şahıslar müritlerini hocamıza ısmarlamışlardır. 00:41:28.440 --> 00:41:34.520 Falanca zât vefat etmiş müritlerini hocamıza vasiyet etmiş; 00:41:34.520 --> 00:41:38.440 "Gidin, o mübarek zâtın müridi olun." diye ona gitmiş. 00:41:38.680 --> 00:41:43.440 Mesela benim hatırladığım, elini öptüğüm Abdülhay Efendi vardı. 00:41:43.560 --> 00:41:48.600 Vefat etti, müritleri bizim tekkemize bağlandı, öyle vasiyet etmiş. 00:41:48.760 --> 00:41:55.560 Yani hocamız varken ayrıca halife tayin etmek gerekmediğinden, 00:41:55.640 --> 00:42:01.760 hocamız yüksek makamda olduğundan müritlerini getirip ona bağlanmışlardır. 00:42:02.000 --> 00:42:09.960 Bilen biliyor bu işleri de, makâmının ne denli yüksek olduğunu bilen biliyor. 00:42:10.520 --> 00:42:15.800 İstifade eden etti tabii bilmeyen de bilmedi kadrini kıymetini. 00:42:16.400 --> 00:42:19.440 Kadir kıymet bilinmezse fırsatlar geçerse geçer, 00:42:19.440 --> 00:42:25.280 fırsat insanın her zaman yanında daimi durmaz, bir gelir bir gider. 00:42:25.640 --> 00:42:29.160 Eline fırsat bir geçer, fırsat kaçarsa kaçar. 00:42:29.160 --> 00:42:36.440 Allahu Teâlâ hazretleri fırsatları kaçırmamayı, nimetleri tepmemeyi nasip eylesin. 00:42:39.400 --> 00:42:44.400 Muhterem kardeşlerim! Şeytan insanın yakasını bırakmaz. 00:42:44.760 --> 00:42:52.160 Şeytan insanları azdırmak ve saptırmak için çalışan bir mahlûktur. 00:42:52.800 --> 00:42:57.200 Kur'ân-ı Kerîm'de geçiyor, Allahu Teâlâ hazretleri; 00:42:57.160 --> 00:43:02.000 "Şeytan sizin en büyük düşmanınızdır, siz de onu düşman belleyin." buyuruyor. 00:43:03.000 --> 00:43:10.840 Şeytan insanın peşini bırakmadığı için siz de devamlı abdestli gezin. 00:43:11.240 --> 00:43:14.240 Çünkü abdestli gezene şeytan tesir edemez. 00:43:14.640 --> 00:43:25.120 Devamlı abdestli gezin ki zırh giymiş gibi korunmuş olasınız. Evliyaullahın ruhu serbesttir. 00:43:25.280 --> 00:43:33.200 Allah onlara tasarruf dediğimiz bir takım işler yapma müsaadesini vermiştir, tasarrufâtda bulunur. 00:43:33.480 --> 00:43:40.600 Bakarsın adam evliyaya edepsizlik yapar çarpılır, ağzı yamuluverir, eli tutmamaya başlar. 00:43:40.600 --> 00:43:46.880 Ne oldu? E sen edepsizlik yaptın da ondan. Yedin şamarı. Öyle! 00:43:47.400 --> 00:43:49.760 Bazısı celallidir bazısı cemallidir. 00:43:49.760 --> 00:43:59.520 Evliyaullah kimisi kızıverir; Allah'ın rızasına uygun olmayan bir şey yapılınca kızıverir, şamarı yapıştırır. 00:44:00.200 --> 00:44:04.200 Kimisi de cemallidir; sabırlıdır, affedicidir. 00:44:04.360 --> 00:44:12.200 Hocamız hem celalli hem cemalli idi, çünkü kâmil idi. Hem celali vardı hem cemali vardı. 00:44:12.360 --> 00:44:22.240 Cemaline âşık idi kardeşlerimiz. Öyle güzeldi, dünya güzeli idi, güzeller güzeli idi. 00:44:22.320 --> 00:44:28.360 Cemaline, ahlâkının tatlılığına, sohbetinin hoşluğuna hayrandık. 00:44:28.400 --> 00:44:34.760 Ama mimbere çıktığı zaman korkumuzdan yüzüne bakamazdık. Öyle celallenirdi ki orada. 00:44:34.920 --> 00:44:37.480 Çünkü Peygamber Efendimiz de öyle yaparmış. 00:44:37.800 --> 00:44:43.560 Peygamber Efendimiz de minbere çıktığın zaman ordunun başındaki başkomutan gibi olurmuş. 00:44:43.720 --> 00:44:49.520 Bakamazdık, ödümüz patlardı, sanki kabahati biz yapmışız gibi başımızı kaldırıp bakamazdık. 00:44:49.840 --> 00:44:55.760 Hem celal hem cemal. Evet, tasarrufâtı vardı evliyaullah büyüklerimizin. 00:44:56.800 --> 00:45:01.200 Bilirler, Allah'ın bildirmesiyle ve müdahale ederler. 00:45:01.560 --> 00:45:06.280 Bakın size olmuş bir hadise anlattım bilenleriniz biliyor. 00:45:06.920 --> 00:45:18.800 Atom füzesi rampasının cihazları bozulmuş da izinler kaldırılmış. Nerede? İstanbul'da. 00:45:18.200 --> 00:45:27.240 Nerede? Alemdağ'da. Hangi taburda? Atom başlıklı füzelerin rampalarının olduğu taburda. 00:45:27.800 --> 00:45:36.920 Mekanizmalar bozulmuş, atılması gerekse füze atılamayacak. Komutan deli olmuş! 00:45:37.480 --> 00:45:43.720 Uzmanları getirmiş tamircileri getirmiş, vesaire... Hiç kimse çareyi bulamamış. 00:45:43.840 --> 00:45:48.600 Hocamız bir astsubayın rüyasına girmiş, Mehmed Zahid hocamız; 00:45:48.800 --> 00:46:00.000 "Evladım, sizin füzenizin hatası, kusuru, arızası filanca yerde, falanca kapağın altında, 00:46:00.400 --> 00:46:03.400 filanca bilmem neyin yanındadır." diye tarif etmiş. 00:46:03.680 --> 00:46:10.480 Mehmed Zahid hocamız füze âlimi miydi? Allah'ın dostu olunca öyle işte! 00:46:10.640 --> 00:46:14.440 Ertesi gün Astsubay komutanın huzuruna gitmiş, selam çakmış; 00:46:14.600 --> 00:46:19.960 "Komutanım, ben füzenin arızasını bulacağım ama bana 15 gün izin verir misin?" demiş 00:46:20.240 --> 00:46:24.680 "Sen arızayı bul da ben sana 15 gün değil çok daha fazla veririm." demiş. 00:46:24.720 --> 00:46:30.800 Gitmiş füze aletinin, cihazın başına, rüyada tarif edildiği gibi, 00:46:30.800 --> 00:46:38.200 eliyle koymuş gibi arızayı bulmuş düzeltmiş. Bu ne? Bu palavra değil, işte bu kerâmet. 00:46:38.320 --> 00:46:46.880 Bu böyle şeyle olmaz, şunu ile bunu ile olmaz bu! Bu, Allah'ın bildirmesiyle olur, Allah'ın lütfuyla olur. 00:46:47.560 --> 00:46:50.440 Hocamız füze alimi değil. 00:46:50.640 --> 00:46:56.320 Füze rampası nasıl çalışır, tetik nasıl çekilir, cihaz nereden şey yapılır diye görmüş değil. 00:46:56.480 --> 00:47:01.880 Ama evliyaullahtı, tasarrufu vardı. Bu vefatından sonra oluyor. 00:47:02.000 --> 00:47:05.520 Astsubayın rüyasına giriyor da arıza şurada diyor. 00:47:05.760 --> 00:47:12.800 Muhterem kardeşlerim! Biz bunun başka misallerini de biliyoruz. Tasarruf budur işte, anladınız mı? 00:47:13.120 --> 00:47:15.680 Yani evliyaullah yaptı mı böyle yapar. 00:47:15.760 --> 00:47:29.440 Hani bazıları rüyayı, uyuduğu zaman insanın alt şuurun üst şuura çıkması diye anlatıyorlar. 00:47:29.440 --> 00:47:36.920 İnsanın bir alt şuuru varmış, alt şuuruna depo edilmiş bilgiler üst şuura çıkıyormuş uykuda, 00:47:37.400 --> 00:47:39.400 rüyasında insan şunları bunları görüyormuş. 00:47:39.600 --> 00:47:46.760 O böyle de sen gel bakalım şu füze işini bir izah et bana. Gel bakalım bunun nasıl olduğunu bir anlat. 00:47:46.880 --> 00:47:53.840 Bunun şahitleri var, adam hayatta, bu işleri yaşayan adam hayatta. Gel bunun izahını yap bakalım sen. 00:47:53.960 --> 00:47:59.360 İşte buna derler, kerâmet. Allah bildi mi bir şeyi bildiriyor işte! 00:47:59.440 --> 00:48:06.640 Onun için o büyüklerin büyük tesirleri vardır. Savaşlarda tesirleri vardır. 00:48:06.880 --> 00:48:15.280 İnsan eğer onların sevdiği bir kimse ise ona lütfu vardır, bazısına ikâzı vardır. 00:48:15.400 --> 00:48:20.560 Onun için onların tabii ruhlarına böyle Fâtihalar, İhlâslar gönderelim. 00:48:20.560 --> 00:48:23.520 Sözü pek uzatmayacağım, kestireyim, kısa keseyim. 00:48:23.560 --> 00:48:29.440 Zaman ileri değil ama ben konuşalı, başlayalı çok oldu. Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:48:29.520 --> 00:48:35.720 İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh, yedullâhi fevka eydîhim, 00:48:35.760 --> 00:48:38.960 fe-men nekese fe-innemâ yenküsü alâ nefsihî, 00:48:39.400 --> 00:48:43.800 ve men evfâ bimâ âhede aleyhullâhe fe-se-yu'tîhi ecran azîmâ. 00:48:43.920 --> 00:48:49.560 Sadakallahü rabbüne'l-âlâ. Bu bir ahittir, Allah'a söz vermektir. 00:48:49.600 --> 00:48:53.360 Ahdinize sâdık olun, sözünüzde vefalı olun. 00:48:53.480 --> 00:49:00.400 Allah'ın yolundan geri dönmeyin, günahlara sapmayın, şeytana, nefse uymayın. 00:49:00.120 --> 00:49:06.200 Allahu Teâlâ hazretleri şeriatin ahkâmına uygun, rızası yolunda yaşamanızı nasip etsin. 00:49:06.240 --> 00:49:14.400 Tarikatın âdâbını, ahlâkını öğrenip, nefsinizi ıslah edip marifetullaha ermenizi nasip eylesin. 00:49:14.520 --> 00:49:19.400 Allah'ın sevdiği işleri yapıp ömrünüzü Allah yolunda geçirin. 00:49:19.520 --> 00:49:23.600 Hüsn ü hâtimelerle âhirete göçüp, Allah'ın huzuruna sevdiği, 00:49:23.680 --> 00:49:29.960 razı olduğu kullar olarak varmanızı nasip eylesin. Cennetiyle cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin. 00:49:30.680 --> 00:49:33.640 Bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha.