WEBVTT 00:00:00.174 --> 00:00:01.595 Cumanız mübarek olsun. 00:00:02.467 --> 00:00:11.819 Allahu Teâlâ hazretleri cuma gününün içinde sakladığı hayırları, feyizleri, rahmetleri, nimetleri 00:00:12.383 --> 00:00:15.980 sizlere bol bol ihsan eylesin, 00:00:15.376 --> 00:00:21.563 dünya ve âhiret saadetine nâil eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. 00:00:22.860 --> 00:00:31.342 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretleri, Ahmed b. Hanbel radıyallahu anh'ın 00:00:31.335 --> 00:00:36.826 rivayet etmiş olduğu bir hadîs-i şerîfte buyuruyor ki; 00:00:36.826 --> 00:00:39.796 Selâsetün men kâlehünne dehale'l-cennete 00:00:40.312 --> 00:00:45.399 men radiye billâhi rabben ve bi'l-İslâmi dînen ve bi- Muhammedin resûlen 00:00:45.399 --> 00:00:50.105 ve'r-râbiatü lehâ mine'l-fadli kemâ beyne'ssemâi ve'l-ardi 00:00:50.311 --> 00:00:53.396 ve hiye'l-cihâdü fî sebîlillâhi azze ve celle. 00:00:54.375 --> 00:00:57.826 Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. 00:00:58.588 --> 00:01:04.874 Mübarek metnini okumuş olduğumuz bu hadîs-i şerîfte 00:01:04.874 --> 00:01:07.942 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş oluyor ki; 00:01:08.776 --> 00:01:23.631 "Üç söz vardır ki..." Men kâlehünne. "Bu sözleri kim söylerse." 00:01:24.980 --> 00:01:26.517 Dehale'l-cennete. "Cennete girer." 00:01:26.517 --> 00:01:34.336 Demek ki bizim cennete girmemize sebep olacak üç tane güzel sözü 00:01:34.336 --> 00:01:39.544 size nakledeceğim bu hadîs-i şerîfi size okuyup izah etmekle, 00:01:40.107 --> 00:01:43.888 cennete girmenize vesile olur inşaallah. 00:01:44.380 --> 00:01:49.639 Allah hepinizi cennetine dâhil eylesin, cemaliyle müşerref eylesin. 00:01:50.369 --> 00:01:52.568 Men radiye bi'llâhi rabben. 00:01:53.925 --> 00:02:00.216 "Kim Allah'a rab olarak razı olursa." 00:02:01.113 --> 00:02:08.853 Ve bi'l-İslâmi dînen. "Ve İslâm'a din olarak hoşnut ve razı olursa." 00:02:09.250 --> 00:02:17.224 Ve bi-Muhammedin resûlen. "Muhammed'e de Allah elçisi olarak razı olursa... 00:02:17.826 --> 00:02:23.381 Bunları ifade ederse, söylerse cennete girer." 00:02:23.794 --> 00:02:34.336 Bu sözleri zaten, ezân-ı Muhammediyye okunduğu zaman elimizi açıp ezan duası okuyoruz. 00:02:35.386 --> 00:02:36.133 Diyoruz ki; 00:02:37.608 --> 00:02:40.802 Allahümme rabbe hâzihi'dda'veti'ttâmmeti. 00:02:40.968 --> 00:02:54.332 "Ey şu tam, mükemmel davetin sahibi olan, bu daveti emreden, bu daveti dinimizin bir esası kılan, 00:02:56.125 --> 00:02:58.241 bu davetin sahibi olan Mevlam!" 00:03:00.217 --> 00:03:05.457 Ve'ssalâtü'l-kâimeti. "-Davete biz icabet edersek camiye gideceğiz, 00:03:05.829 --> 00:03:08.370 orada cemaatle namazımızı kılacağız- 00:03:09.948 --> 00:03:16.757 İkame edilecek, güzel güzel kılınacak o namazın sahibi olan Allahım!" 00:03:19.815 --> 00:03:23.480 Âti Muhammedeni'l-vesîlete. 00:03:23.936 --> 00:03:32.885 "Muhammedi'l-Mustafâ'na, o Habîb-i Edîb'in, sevgili kulun, elçin Muhammed'e vesileyi ver. 00:03:33.647 --> 00:03:40.810 " Ve'l-fazîlete. "Fazilet ver." Ve'dderecete'rrefîate. "Yüce derece ver." 00:03:42.335 --> 00:03:47.278 Veb'ashü makâmen mahmûden. "Ona makâm-ı Mahmud'u ki." 00:03:47.604 --> 00:03:49.163 Ellezî veadtehû. 00:03:49.163 --> 00:03:55.108 "Sen ona vaat eylemişsin, başka hiçbir kula nasip olmayacak en yüksek mertebe cennetteki, 00:03:55.401 --> 00:03:58.355 o makâm-ı Mahmûd'a ulaştır yâ Rabbi!" diye 00:03:58.544 --> 00:04:05.760 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz için ezanı duyduğumuz zaman dua ediyoruz. 00:04:05.760 --> 00:04:09.168 Ezanı duyarken her sözünü tekrar ediyoruz. 00:04:09.556 --> 00:04:13.906 Müezzin Allahu Ekber dedikçe Allahu Ekber diyoruz. 00:04:14.803 --> 00:04:18.174 Diğer sözleri tekrarladıkça biz de tekrarlıyoruz. 00:04:18.372 --> 00:04:24.569 Hayye ale'ssalâh, "Namaza gelin!" dedikçe lâ havle velâ kuvvete illâ billah diyoruz. 00:04:24.846 --> 00:04:32.972 Allah'tır gücün, kuvvetin sahibi; insana ibadet etme imkânını nasip eden, veren, lütfeden O'dur. 00:04:33.194 --> 00:04:35.928 Biz camiye gidiyoruz ama ne sebeple gidiyoruz? 00:04:35.928 --> 00:04:38.771 Allah nasip ediyor da ondan gidiyoruz. 00:04:39.849 --> 00:04:44.500 Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurunda ibadet ediyoruz. 00:04:44.588 --> 00:04:48.770 "Bu namazın sahibi de sensin yâ Rabbi." Ve'ssalâtü'l-kâimeti. 00:04:49.166 --> 00:04:54.162 "Muhammed-i Mustafâ'ya o makâm-ı Mahmud'u ver." diye dua ediyoruz. 00:04:54.962 --> 00:05:00.100 Sonra da Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahu anh Efendimiz 00:05:01.463 --> 00:05:05.450 bu hadîs-i şerîfteki sözleri de arkasından eklermiş. 00:05:05.617 --> 00:05:12.977 Burada da Ahmed b. Hanbel, Hanbelî mezhebinin imamı olan mübarek büyüğümüz, 00:05:12.977 --> 00:05:22.402 müçtehidlerimizden birisi olan, Hanefî, Şâfiî, Malikî, Hanbelî müçtehid imamlarımızdan birisi. 00:05:22.402 --> 00:05:27.530 Aynı zamanda büyük bir hadis alimiydi, çok büyük bir hadis kitabı var, 00:05:27.791 --> 00:05:30.710 Müsned-i Ahmed b. Hanbel diye anılıyor. 00:05:30.710 --> 00:05:39.594 30 küsur bin hadîs-i şerîfi içinde toplamış muhteşem bir hadîs-i şerîf koleksiyonu, deryası. 00:05:40.399 --> 00:05:44.427 O da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den bunu hadis olarak rivayet etmiş. 00:05:44.427 --> 00:05:49.263 Demek ki Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz de bunu hadîs-i şerîf olarak bildiğinden 00:05:49.588 --> 00:05:55.472 ve bu namazın anlamını, bu namaz için okunan ezanın derinliğini, 00:05:55.575 --> 00:06:01.730 o davetin yüceliğini bildiği için demek ki arkasından bu sözleri söylüyor. 00:06:01.580 --> 00:06:06.260 Bu sözler nedir? Tekrar o hadîs-i şerîfteki sözlere gelelim. 00:06:06.161 --> 00:06:13.435 Kim bu üç sözü söylerse cennete girer. Bu sözleri söylemek lazım. 00:06:13.460 --> 00:06:18.989 Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz de söylüyormuş zaten, biliyoruz. Aşere-i Mübeşşere'den. 00:06:19.377 --> 00:06:24.706 Hayatında iken daha, ölmeden cennetlik olduğu 00:06:24.706 --> 00:06:28.937 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tarafından kendisine 00:06:29.453 --> 00:06:33.650 müjdelenmiş olan büyüğümüz; Ebû Bekr-i Sıddîk. 00:06:34.221 --> 00:06:43.418 Tasavvuf yolumuzun baş tâcı, ilk halkası, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den ona, 00:06:43.624 --> 00:06:50.371 ondan Selmân-ı Fârisî Efendimiz'e, bir rivayette Hz. Ali Efendimiz'den, 00:06:51.148 --> 00:06:57.921 bir rivayette Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'den bize gelen bu mübarek yolda büyüğümüz, 00:06:57.921 --> 00:07:01.770 serverimiz, önderlerimizden birisi. 00:07:01.362 --> 00:07:06.189 Tabi hadîs-i şerîfleri bildiği için duayı da yerinde öyle güzel yapıyor. 00:07:06.189 --> 00:07:11.302 Biz de bunu her namaz için, ezan okundukça arkasından okuyalım. 00:07:11.444 --> 00:07:16.780 Çünkü bu sözler söyleyen için sebeb-i duhûl-i cennet, cennete girme sebebi olacak. 00:07:16.969 --> 00:07:23.872 Men radiye billâhi rabben. "Kim Allah'a rab olarak razı olursa." 00:07:25.355 --> 00:07:30.496 Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk radiytü billâhi rabben dermiş. 00:07:30.718 --> 00:07:38.237 Burada "Kim Allah'a rab olarak razı olursa" ifadesi var. Razı olursa. 00:07:38.347 --> 00:07:41.912 Orada "Ben razı oldum yâ Rabbi." diye söylermiş. 00:07:42.237 --> 00:07:50.795 Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz kendisine adapte etmiş oluyor bu hadîs-i şerîfteki güzel cümleleri 00:07:50.994 --> 00:07:54.390 kendi imanının ifadesi olarak söylemiş oluyor. 00:07:54.365 --> 00:08:00.578 Evet, muhterem kardeşlerim, Allahu Teâlâ hazretleri bizim Rabbimiz'dir. Âlemlerin Rabbi'dir. 00:08:01.980 --> 00:08:05.218 Rab, Arapça'da birkaç mânaya geliyor. 00:08:06.178 --> 00:08:17.607 En önde gelen, hemen herkesin ilk hatırladığı, Araplar'ın da ilk hatırladığı mâna; rab, "sahip" demek. 00:08:17.988 --> 00:08:24.237 Onun için, mesela Araplar derler ki; rabbü'l-mal "malın sahibi". 00:08:24.292 --> 00:08:28.229 Bir insan bir mala sahipse ona rabbü'l-mal derler. 00:08:29.450 --> 00:08:38.833 Mesela evin hanımefendisi için rabbetü'ddâr "dârın, evin sahibi, hanımefendisi" mânasına. 00:08:39.293 --> 00:08:43.332 Bu, sahip mânasına kullanılan bir kelime. 00:08:43.332 --> 00:08:49.442 Ama bu "rab" kelimesinin arkada daha derin bir mânası var. 00:08:49.855 --> 00:09:02.947 O da "rab" kelimesi ribâ'dan, yani rebâ-yerbû-ribâen fiilinden gelen bir kelime. 00:09:02.972 --> 00:09:07.825 Bu da büyümek, gelişmek mânasına geliyor. 00:09:07.825 --> 00:09:15.825 Rabbâ-yürebbî-terbiyeten buradan türemiş ikinci bir mezid mastar; 00:09:15.850 --> 00:09:21.443 bu da büyütmek, yetiştirmek, geliştirmek fiili oluyor. 00:09:21.697 --> 00:09:28.993 Allahu Teâlâ hazretleri Rab, yani bütün varlıkları var eden ve geliştiren... 00:09:29.453 --> 00:09:32.414 Bakın, düşünün, biz ne idik ne olduk? 00:09:33.645 --> 00:09:42.199 Küçücüktük, hatta bir hücre idik, kocaman bir âlem olduk. 00:09:42.691 --> 00:09:51.870 İç dünyasıyla, dış dünyasıyla, vücudunun yapısıyla, ruhunun derinliğiyle içimiz bir büyük âlem, 00:09:51.870 --> 00:09:57.743 dışımız, vücudumuz bir muazzam, muhteşem varlık, çok mükemmel bir yaratık. 00:09:57.933 --> 00:10:04.781 Küçücük bir şeyden her türlü kabiliyetle donatılmış bir âlem olduk. 00:10:04.939 --> 00:10:08.701 Bir incir çekirdeğini düşünün, toplu iğne başı kadar, ne kadar küçücük... 00:10:09.650 --> 00:10:16.453 Bildiğiniz bir misal olmak üzere onu hatırlatıyorum, yani bir incir çekirdeği, 00:10:16.453 --> 00:10:22.480 yusyuvarlak 1-1.5 mm çapında küçücük bir çekirdek. 00:10:22.480 --> 00:10:25.934 Bu toprağa düştüğü zaman incir ağacı oluyor, kocaman bir ağaç oluyor. 00:10:26.000 --> 00:10:31.893 Bu nasıl oluyor? Bir küçücük tohumun kocaman bir ağaç olması, 00:10:31.893 --> 00:10:38.106 bir küçücük tohumun kocaman bir insan, varlık, bir canlı olması nasıl oluyor? 00:10:38.106 --> 00:10:44.394 Bir büyütmeyle, bir geliştirmeyle, bir oldurma ile meydana geliyor. 00:10:44.394 --> 00:10:50.850 İşte bu olduran, geliştiren Allahu Teâlâ hazretleri. 00:10:51.480 --> 00:11:00.977 Yani azken çoğaltıyor. Ama bu çoğalma da böyle bir aynı şeyin sayısının artması tarzında değil. 00:11:00.977 --> 00:11:06.416 Ben onu şöyle söylüyorum, Allahu Teâlâ hazretlerinin kudretini iyi anlayalım diye. 00:11:08.551 --> 00:11:20.239 İnsanoğlunun annesinin rahminde nasıl geliştiğini doktorlar, tabipler anlatırken diyorlar ki; 00:11:20.588 --> 00:11:28.711 "İlkah olmuş olan bir yumurta derhal bir canlılık emaresi göstermeye başlar, bölünür, bölünür, bölünür… 00:11:28.711 --> 00:11:34.502 Gittikçe bir hücre iken iki hücre, iki hücre, onlar bölünür, dört hücre... Böyle çoğalır. 00:11:34.954 --> 00:11:37.249 Bu bir çeşit hücre çoğalması. 00:11:37.368 --> 00:11:45.484 Hücre bir ilkah olduktan sonra çoğalmaya başlıyor ve bölünme ile çoğalıyor. 00:11:47.282 --> 00:11:59.757 İşte biyoloji derslerinde canlı hayatı, canlıyı anlatan derste bunları görüyoruz. 00:11:59.812 --> 00:12:07.519 Mitoz bölünme, amitoz bölünme diye, karyokinez diye çeşitleri var. 00:12:07.773 --> 00:12:12.826 Şimdi bir hücre büyüyor. Tamam, büyüsün. İkiye ayrıldı, iki hücre oldu. 00:12:12.858 --> 00:12:19.917 Aynı karakterde iki hücre. İki hücre büyüdü, dört hücre oldu. Onlar bölündü, sekiz hücre oldu. 00:12:20.267 --> 00:12:26.163 Bakın, tamam, bu büyümesi de bir şey ama bir hücre kendi içinde büyüyor, 00:12:26.480 --> 00:12:32.340 ondan sonra bölünüp çoğalıyor, iki tane oluyor, dört tane oluyor, iki katı oluyor daima böyle, çoğalıyor. 00:12:32.375 --> 00:12:34.975 İyi güzel, çoğalır, çoğalır, çoğalır... 00:12:35.880 --> 00:12:43.103 Bu da bir şey; az bir şeyin durduğu yerden çoğalması da Allah'ın rububiyetinin, rabliğinin bir tezahürü. 00:12:43.286 --> 00:12:45.284 Küçücük bir şey çoğalıyor, çok oluyor. 00:12:45.514 --> 00:12:51.690 Yere bir tohum ekiyorsunuz, bir filizcik çıkıyor, ucunda bir başak beliriyor; 00:12:51.283 --> 00:13:00.630 bir tane iken o başağın ucunda olgunlaşan tanelerle yere ekilmiş olan tane kaç misli oluyor. 00:13:00.860 --> 00:13:03.890 Bu buğdayın kalitesine göre diyorlar ki; 00:13:03.890 --> 00:13:09.178 "Falanca cins buğday bire şu kadar verir, ötekisi bire bu kadar verir. 00:13:09.241 --> 00:13:15.482 " Tarlanın da önemi var. "Şu tarla çok verimlidir, bire şu kadar buğday verir, ötekisi bu kadar verir. 00:13:15.482 --> 00:13:17.698 Bire on, bire elli, bire yüz..." 00:13:18.673 --> 00:13:27.313 Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesiyle bir tohumdan yedi başak, her başakta 100 dane, 00:13:27.511 --> 00:13:29.534 böylece 700 tane diye 00:13:29.534 --> 00:13:35.354 insanın a'mâl-i sâlihasının mükâfatını bildirirken âyet-i kerîmede böyle bildirilmiş. 00:13:35.576 --> 00:13:37.975 Bu çoğalma da önemli. Bu da muhteşem. 00:13:38.101 --> 00:13:40.973 Yani durduğu yerde bir taşı koysanız, 00:13:41.680 --> 00:13:48.267 taş olarak, tuğla olarak kenarda durur; herhangi bir kitabı koysanız bir rafa, kitap olarak durur. 00:13:48.267 --> 00:13:52.472 Tarlanın hududuna, hudut olsun diye koyduğunuz kocaman taş orada durur; 00:13:52.472 --> 00:13:58.403 2, 4, 8, 16, 32, 64… böyle çoğalma olmaz. 00:13:58.403 --> 00:14:05.353 Bu çoğalma da bir hayatiyet, bir rububiyet tezahürü. Yani Allahu Teâlâ hazretleri geliştiriyor. 00:14:05.353 --> 00:14:14.156 Fakat bu rububiyetin esrarı ve kudret-i ilâhînin büyüklüğü öyle muhteşem ki 00:14:14.497 --> 00:14:20.919 o hücreler sonunda ortaya organize olmuş olarak çıkıyor. 00:14:21.700 --> 00:14:27.720 Yani sadece aynı cins hücreler torbası olarak çıkmıyor. 00:14:27.191 --> 00:14:34.580 Bir çuval aynı hücre, bir sandık aynı hücre, bir kese aynı hücre tarzında çıkmıyor. 00:14:34.580 --> 00:14:34.962 Ne çıkıyor? 00:14:35.254 --> 00:14:44.239 Mükemmel, organize olmuş; elli, ayaklı, parmaklı, gözlü, başlı, beyinli, 00:14:44.239 --> 00:14:53.000 etli, kaslı, kanlı, mükemmel organize olmuş muhteşem bir varlık olarak çıkıyor. 00:14:53.738 --> 00:15:01.584 Bu insan varlığına biraz filozofiye, felsefeye, düşünmeye kendisini kaptıran 00:15:02.577 --> 00:15:12.470 doktorlar, alimler, ârifler, münevver insanlar hayran kalıyorlar. Hayran kalmamak mümkün değil! 00:15:12.443 --> 00:15:20.117 Şöyle bir dispanserin duvarına bakıyorsunuz, insan vücudunu asmışlar. 00:15:20.957 --> 00:15:25.674 "İnsan vücudunun iskelet sistemi" diyorlar... 00:15:25.943 --> 00:15:32.428 İskelet sistemi kupkuru ama iskelet sistemini de yakından incelediğiniz zaman, o kemiklerin şekilleri, 00:15:32.428 --> 00:15:39.715 birbirleriyle bağlanması, eklemlerin mükemmelliği, eklemlerin olmasının hikmetleri... 00:15:39.785 --> 00:15:48.295 Mesela ayak; iki tane uzun kemik, diz kapağından yukarıda, diz kapağından aşağıda iki uzun kemik, 00:15:48.492 --> 00:15:51.770 ondan sonra uçta çeşit çeşit başka kemikler... 00:15:51.770 --> 00:15:59.701 El hâkezâ; dirsekten yukarıda, omuzdan dirseğe kadar, dirsekten bileğe kadar kemikler, 00:15:59.701 --> 00:16:04.691 bilek kemikleri, elin kemikleri... Sonra parmaklar, parmakların eklemleri... 00:16:04.801 --> 00:16:07.319 Bunların hepsinin çok büyük faydaları var. 00:16:07.319 --> 00:16:13.995 Biz bu parmaklarla, bunların kıvrılması sayesinde ne hünerler ortaya koyuyoruz. 00:16:14.129 --> 00:16:23.993 Bir iskelet sistemimiz bile bir şaheser tablo, mühendislik harikası âdetâ... 00:16:23.993 --> 00:16:28.258 Hani mühendisler böyle şeyleri hesap ederler, yaparlar da onun için "mühendislik" diyorum. 00:16:28.385 --> 00:16:35.822 Mühendisleri yaratan âlemlerin Rabbi, Ahsenü'l-hâlikîn, Allahu Teâlâ hazretlerinin kudreti... 00:16:35.847 --> 00:16:41.150 Bir kemik dümdüz değil; girintisi var, çıkıntısı var, deliği var, hikmeti var; 00:16:41.150 --> 00:16:46.849 deliğinden çünkü sinir geçecek, dışarıya çıkacak. Hepsi planlanmış, muhteşem bir plan var. 00:16:47.206 --> 00:16:55.420 Tabi bunun üstüne kas dokusu, kasların birbirleriyle çapraz bağlanışı, uçları, kasılması, açılması, 00:16:55.445 --> 00:17:00.686 bu kemiklerin eklemlerini hareket ettirmek için burada da muhteşem bir hesap var. 00:17:01.432 --> 00:17:09.428 Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığı iskeletin sisteminden de belli, iskeletin kemiklerinin yapısından, 00:17:09.626 --> 00:17:15.670 kemiklerin uçlarının yuvarlaklığından, eklemlerin birbirine girmesinden, arasındaki kıkırdak dokudan, 00:17:16.190 --> 00:17:20.641 aradaki sinirler geçsin diye olan dokular, deliklerden belli. 00:17:20.666 --> 00:17:23.318 İşte muhteşem bir plan var. 00:17:23.318 --> 00:17:25.718 Tebâreke'llâhu ahsenü'l-hâlikîn. 00:17:26.486 --> 00:17:28.224 Ne güzel yaratmış Mevlâmız... 00:17:28.224 --> 00:17:34.690 Ne ince hesaplarla bu girintiler, çıkıntılar, oyuklar, çukurlar, tepeler yapılmış diye, 00:17:34.944 --> 00:17:42.164 oradan Allah'ın varlığı belli. İşte insan vücudunu bu mükemmel hâle getiren, böyle yaratan Allah. 00:17:42.338 --> 00:17:46.605 Üstüne kaslar, kasların da yerleşmesi, yapısı, şekli, şemâili... 00:17:46.986 --> 00:17:50.814 Nasıl oluşmuş o kas; bir kasılıyor, bir açılıyor. 00:17:51.313 --> 00:17:54.428 O eklemler hareket etsin diye oraya nasıl yerleştirilmiş... 00:17:54.705 --> 00:17:58.733 İşte o kemiği bilen âlemlerin Rabbi, 00:17:58.776 --> 00:18:03.689 kası o kemiği hareket ettirecek şekilde yaratmış, oraya yerleştirmiş. 00:18:03.855 --> 00:18:07.253 Mükemmel bir yerleştirme, hayran olmamak mümkün değil. 00:18:07.466 --> 00:18:14.314 Onun üstünde, arasında sinir dokusu, sinir sistemi, hepsi beyne -beyindeki merkezlere- bağlı... 00:18:14.449 --> 00:18:25.526 Zaten insan beyni muhteşem bir âlem... Sonra bunların hepsinin üstünün bir deri tabakasıyla örtülmesi... 00:18:25.852 --> 00:18:31.832 İnsan vücudu muhteşem bir şekilde korunmuş. Üstünde kıllar, hava alması... 00:18:31.832 --> 00:18:35.671 Bakın derinin delikleri bile büyük bir nimet. 00:18:35.988 --> 00:18:39.824 Derinin deliğinin olmaması müthiş bir hastalık. 00:18:39.943 --> 00:18:47.453 Bazı çocuklarda doğuştan derilerinde delik bulunmuyormuş, doktorlar "hemen ölüyor" diyor. 00:18:49.630 --> 00:18:55.110 Bazı insanların bazı uzuvlarında, bir kısımdaki yerlerde ibret diye Allah gösteriyor; 00:18:55.963 --> 00:19:04.926 deri delikli değil, oradaki deri sapsarı, hareketsiz, kıpırdayamıyor, nasır gibi duruyor. 00:19:05.100 --> 00:19:08.387 Bakın deliğinin hikmeti var, kılının hikmeti var. 00:19:08.744 --> 00:19:14.664 Sonra bir "deri" diyoruz; avucumuzun içi başka türlü, dışı başka türlü, gözümüzün altı başka türlü, 00:19:14.942 --> 00:19:22.420 yanağımız başka türlü, dış uzuvlarla temas halinde olanlar başka türlü, iç taraf başka türlü... 00:19:22.368 --> 00:19:24.242 Tebâreke'llâhu ahsenü'l-hâlikîn. 00:19:24.623 --> 00:19:27.694 Hayranlıktan mest oluyoruz seyrettikçe... 00:19:27.884 --> 00:19:31.646 İşte Rabbü'l-âlemîn. Rab; yetiştiren, geliştiren. 00:19:31.852 --> 00:19:35.467 Allah bizim Rabbimiz ve âlemlerin Rabbi. 00:19:35.467 --> 00:19:42.252 Bütün âlemleri böyle geliştirmiş, yoktan var eylemiş, bu nizamı ortaya koymuş ve çalıştırıyor. 00:19:42.569 --> 00:19:48.587 Kâinatın sahibi, rabbi, hâlıkı ve mutasarrıfı; tasarruf ediyor. 00:19:48.943 --> 00:19:54.434 Sarf ve değişme ve oluşma ve gelişme, olma ve ölme, 00:19:54.712 --> 00:20:04.110 hepsi Allahu Teâlâ hazretlerinin sanatının eseri, varlığının, birliğinin eseri. Her hareket O'ndan. 00:20:04.347 --> 00:20:08.729 Lâ havle velâ kuvvete illâ billah. "Güç kuvvet Allah'tandır." 00:20:08.943 --> 00:20:11.943 Bütün hareketler Allah'ın varlığının delili. 00:20:11.943 --> 00:20:17.500 Kâinat kaskatı olurdu, yaratıklardan buz gibi bir kâinat olurdu, 00:20:17.500 --> 00:20:22.451 yaratılmış olarak bir yerde dursa bile... Hem yaratılmış hem de çalışıyor. 00:20:22.451 --> 00:20:27.968 Her tarafta bir devamlı dönme, hareket, oluşma, gelişme... 00:20:27.968 --> 00:20:32.471 İşte Rab, işte âlemlerin Rabbi, işte bizim Rabbimiz; 00:20:32.471 --> 00:20:41.974 işte bizi yoktan var eden, küçücük bir hücreyi kocaman, mükemmel, kâinatın baş tâcı olan, 00:20:41.974 --> 00:20:47.520 eşref-i mahlukât olan insan haline getiren Rab! 00:20:47.567 --> 00:20:53.925 Radiytü billâhi. "Yâ Rabbi rab olarak sana razıyım, razı oldum ben de..." 00:20:53.925 --> 00:20:56.660 Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in dediği gibi. 00:20:56.344 --> 00:21:01.237 Çünkü "Razı olan cennete girer." diye Efendimiz o yolu açmış, o yolu göstermiş: 00:21:01.427 --> 00:21:04.150 "Rabb'in rububiyetini bilin, 00:21:04.150 --> 00:21:11.102 Allah'ın bu yaratmadaki, geliştirmekteki, oluşturmaktaki, büyütmekteki kudretini müşahede edin. 00:21:11.418 --> 00:21:14.495 Şu muhteşemliğe bakın, şu nimetlere bakın, 00:21:14.550 --> 00:21:19.298 O'nun rabliğini anlayın ve bunun bir nimet olduğunu bilin ve razı olun." 00:21:19.298 --> 00:21:23.930 diye işaret ettiğinden, evet biz de işareti alıyoruz; 00:21:23.474 --> 00:21:30.309 Sallallahu aleyke yâ Resûlallah ve sellim teslîmen kesîrâ, 00:21:31.593 --> 00:21:36.399 "Allah sana salât ü selâm eylesin yâ Resûlallah, ne güzel işaret buyurmuşsun!" 00:21:36.399 --> 00:21:45.537 Evet, âlemlerin Rabbi'nin rububiyetini her varlıkta, her olayda, her anda müşahede ediyoruz; razıyız. 00:21:45.537 --> 00:21:49.841 Radiytü billâhi rabben. Allah'ın rabliğine razıyız. 00:21:49.841 --> 00:21:54.705 Çünkü bu rububiyetinin tezahürleriyle nimetlere eriyoruz. 00:21:54.737 --> 00:22:01.877 O nimetlerle besleniyoruz. Yani rububiyetin mazharı oluyoruz; büyüyoruz, gelişiyoruz. 00:22:01.932 --> 00:22:06.866 Nimetleri de geliştiren Allah, nimetlerle bizi geliştiren Allah. 00:22:07.100 --> 00:22:15.659 Binâenaleyh, onun rububiyetinin sofrasından her anda yiyoruz, tabi razıyız. Radiytü billâhi rabben. 00:22:15.659 --> 00:22:21.793 Cân-ı gönülden, aşk ile, şevk ile razıyız. Hayranlıkla, sermest olarak razıyız. 00:22:21.959 --> 00:22:27.757 Sonra, ve bi'l-İslâmi dînen. "Din olarak da İslâm'a razı olan cennete girer." 00:22:28.637 --> 00:22:31.560 Dünyayı biliyoruz, Allah'a hamd ü senâlar olsun. 00:22:31.560 --> 00:22:41.192 Allah tahsiller nasip etti, akıl verdi, fikir verdi, muhakeme kabiliyeti verdi, inceleme imkânı verdi, 00:22:41.414 --> 00:22:44.776 ilmin aletlerini, vasıtalarını ihsan eyledi. 00:22:44.966 --> 00:22:52.190 Evler dolusu kitaplarımız var, kütüphanelerimiz var, yazılmış milyonlarca sayfa eserler var. 00:22:52.451 --> 00:22:58.817 Çoğunu okuduk. Ömrümüz okumakla geçiyor. Herkes az çok bir şeyler okuyor, görüyoruz. 00:22:58.817 --> 00:23:04.984 İşte dünya, işte insanlar, işte kültürler, işte milletler, 00:23:04.984 --> 00:23:09.733 işte milletlerin sahip olduğu inançlar; işte İslâm... 00:23:10.343 --> 00:23:15.909 İslâm öyle bir muhteşem yükselişle yükseliyor ki bu kültürlerin arasında, 00:23:16.990 --> 00:23:24.271 o kadar güzel ki insan bakmaya doyamaz; mum gibi hayranlığından mest olur, erir. 00:23:24.271 --> 00:23:34.159 İslâm, ne kadar güzel din! Ne kadar pırıl pırıl, sapasağlam, pür nur, hiçbir şeyi değişmemiş din, 00:23:34.159 --> 00:23:39.381 İslâm dini... Allahu Teâlâ hazretleri bizi ne güzel bir dine mensup eylemiş. 00:23:39.587 --> 00:23:45.214 Bunun aksini düşünelim. Bir nimetin kıymeti, olmadığı zaman anlaşılır sevgili kardeşlerim. 00:23:45.689 --> 00:23:50.437 Şimdi İslâm olmasa veya İslâm'ın olmadığı bazı yerleri düşünelim. 00:23:50.714 --> 00:23:56.468 Eskimolar'ı düşünüyoruz. Tamam, buzlar arasında buzdan kulübe yapıp yaşayan, 00:23:57.712 --> 00:24:05.664 derileri giyinmiş olan, yuvarlak yüzlü insanlar. Kendilerine mahsus inançları var. 00:24:06.584 --> 00:24:12.632 Beyaz ayı kutsalmış, onların totemiymiş, tanrısıymış, putuymuş. 00:24:12.942 --> 00:24:16.102 Sübhânallah, sübhânallah, sübhânallah... 00:24:16.237 --> 00:24:22.660 Ayıya mı tapacak insanoğlu? Yani insanoğlu eşref-i mahlûkat iken ayıya mı tapacak? 00:24:22.471 --> 00:24:33.720 Geliyoruz Hindistan'a... Hindistan'da insanlar öküzleri kutsallaştırmışlar, gözlerinde büyütmüşler. 00:24:33.246 --> 00:24:37.276 Bir yaratık ama zavallı bir yaratık, bizim emrimizde bir yaratık. 00:24:37.704 --> 00:24:42.523 Biz onu kullanıyoruz; çift sürüyoruz, kesiyoruz, 00:24:42.959 --> 00:24:47.955 Kayseri'deki kardeşlerimiz pastırma yapıyorlar, dilim dilim kesip yiyoruz 00:24:48.248 --> 00:24:53.184 veyahut kasaplarda satılıyor, "Sığır eti mi istersiniz? Yağsız tarafından mı istersiniz, 00:24:53.399 --> 00:24:57.839 köftelik mi istersiniz?" diyorlar, yiyoruz bu zavallıları. 00:24:58.211 --> 00:25:04.999 Zaten sürat-i intikalleri çok zayıf, başını yavaş yavaş sağa çevirir, sola çevirir, konuşamaz. 00:25:05.268 --> 00:25:12.323 Sadece bir tek ses çıkartması var. Bunun neresine tapıyorsunuz ey Allah'ın şaşkın kulları?! 00:25:12.687 --> 00:25:17.812 Bu yeryüzünde Allah'ın birçok öküze benzeyen yaratığı var. 00:25:17.812 --> 00:25:20.463 Deve var. Devede pek çok hikmetler var. 00:25:20.463 --> 00:25:26.761 Bakın deve çöllerde günlerce aç susuz durabiliyor çünkü sırtında deposu var. 00:25:27.940 --> 00:25:28.495 Ne kadar hikmetli... 00:25:28.495 --> 00:25:35.249 Ayakları öteki hayvanlar gibi değil, gayet geniş ve sanki minder sarılmış gibi ayaklarına... 00:25:35.582 --> 00:25:40.680 At gibi değil, geniş ayakları var; kuma bastığı zaman batmayacak gibi... 00:25:40.680 --> 00:25:45.172 Ne kadar hikmetli yaratılmış... Uzun bacaklı... Çünkü kumlara batmasın diye... 00:25:45.553 --> 00:25:49.210 Her şeyinde hikmet var. O da güzel bir mahlûk. 00:25:49.790 --> 00:25:52.706 Öküz de Allah'ın bir mahlûku, kuzu da mahlûku. 00:25:52.706 --> 00:25:58.184 Öküzü ötekisinden ayırıp da ona tapınmanın anlamsızlığını, lüzumsuzluğunu, 00:25:58.184 --> 00:26:00.616 saçmalığını beyan etmek için söylüyorum. 00:26:00.641 --> 00:26:02.367 Allah'ın pek çok güzel kuşları var. 00:26:02.367 --> 00:26:09.951 Tavus kuşu çok güzel bir kuş. Yani nedir, nihayet bir kuş işte, tüyleri güzel olan kuşlardan bir kuş. 00:26:11.770 --> 00:26:15.741 Bakıyoruz ki zavallı Hintliler, Allah gözlerini açsın, 00:26:15.741 --> 00:26:19.277 akıllarını kullanmak nasip etsin de İslâm'a gelsin diyoruz. 00:26:19.277 --> 00:26:24.110 Zavallı Eskimolar gözlerini açsınlar, öğrensinler, biraz dünyayı tanısınlar, 00:26:24.110 --> 00:26:29.528 bizim gibi okusunlar başka kültürleri de İslâm'la müşerref olsunlar diye temenni ediyoruz. 00:26:29.980 --> 00:26:32.862 Geliyoruz dünyanın medenî denilen milletlerine; 00:26:33.163 --> 00:26:38.943 Amerikalılar'a, Avrupalılar'a, bunlar da bir başka zavallı... 00:26:39.205 --> 00:26:40.591 Bunlar da puta tapıyorlar. 00:26:40.591 --> 00:26:46.742 Bunlar da Allah'ın bir mübarek peygamberini beğenmişler, yüceltmişler, "Bu Tanrı'dır." 00:26:46.742 --> 00:26:53.338 Canım o da öteki insanlar gibi; niye ötekilerden onu ayırıp da ona ayrı bir paye veriyorsun? 00:26:53.338 --> 00:26:58.492 İslâm ne güzel söylüyor: O da Allah'ın peygamberlerinden bir mübarek peygamber. 00:26:58.936 --> 00:27:04.488 Onu da çok seviyoruz. Sevgimiz sonsuz, hürmetimiz sonsuz. İsa aleyhisselam... 00:27:05.139 --> 00:27:12.250 Arkadaşlarımıza, çevremize baktığımız zaman sevdiğimiz, davranışımızdan belli. 00:27:12.250 --> 00:27:14.860 İsa adında arkadaşlarımız var. 00:27:14.316 --> 00:27:18.192 Mesela Yalova'da bir İsa amcamız vardı, Allah mekânını cennet eylesin, 00:27:18.192 --> 00:27:22.962 hayırlara koşturan, çok hayır sever bir müslüman hacı amcaydı. İsa adı. 00:27:23.169 --> 00:27:28.993 Seviyoruz çünkü Hz. İsa'yı ama sevmek başka... "Sen Tanrısın!" diye geç karşısına tap. 00:27:28.993 --> 00:27:32.277 Olmaz öyle şey! Hz. İsa razı gelmez. 00:27:33.482 --> 00:27:40.143 Peygamber Efendimiz mesela kendisi hakkında bazı çok aşırı hürmet gösterenlere engel oluyordu. 00:27:41.300 --> 00:27:44.436 Hududu bilmek, çizgiyi bilmek lazım. O da yanlış. 00:27:44.642 --> 00:27:49.741 Japonlar, çok alet edevât yapıyor. Japon harikası, çalışkanlıkları güzel... 00:27:50.741 --> 00:27:56.176 Güneşe tapıyorlar. Bir de hükümdarları "Allah'ın oğlu" diye itikat ediyorlar. 00:27:56.176 --> 00:27:58.427 Olmaz! Orada da yanlış. 00:27:58.427 --> 00:28:00.380 Yâ Rabbi doğru inanç nerede? 00:28:00.641 --> 00:28:04.611 Doğru inanç İslâm'da. Ben İslâm'a din olarak razı oldum. 00:28:04.611 --> 00:28:14.556 İşte bak, dönüp dolaşıp bütün dünyayı hayalimizde bir kültür turu yapıp incelediğimiz zaman 00:28:14.889 --> 00:28:20.934 en güzel inancın İslâm olduğunu görüyoruz, "En güzel nizam İslâm'dır." diyoruz. 00:28:20.934 --> 00:28:24.128 Tabi razıyız, tabi memnunuz. Ne mutlu bize, 00:28:24.309 --> 00:28:27.659 yâ Rabbi sana hamd ü senâlar olsun ki bizi müslüman eyledin. 00:28:27.857 --> 00:28:31.300 Ne mutlu böyle İslâm dinine mensup olarak doğmak... 00:28:31.304 --> 00:28:34.286 Ama ne yazık muhterem kardeşlerim, 00:28:34.572 --> 00:28:38.903 müslüman bir ülkede müslüman doğup da İslâm'ın kadrini, kıymetini bilmemek, 00:28:38.903 --> 00:28:44.754 ibadetlerini yapmamak, Allah'ın yolunda gitmemek, Allah'ın ahkâmına uymamak. 00:28:45.341 --> 00:28:54.610 Hatta maalesef, yabancı kültürleri okudukça, gitmek Lenin'i beğenmek, 00:28:55.133 --> 00:29:01.338 gitmek Avrupalılar'ı, Amerikalılar'ı, filanca filozofu, falanca artisti beğenmek... 00:29:01.338 --> 00:29:03.809 Onlar birbirlerini, kendilerini süslemesini bilirler. 00:29:03.809 --> 00:29:11.601 Ehl-i dünya, süslemeleri kof bir süsleme, yaldızın altı berbat, iç taraflarında bir şey yok. 00:29:11.846 --> 00:29:20.536 Kimisi filozofları beğenir, kimisi sosyalist filozofları beğenir, kimisi klasik filozofları beğenir, 00:29:20.686 --> 00:29:26.215 Eflatun'un hayranı, Aristo'nun kurbanı... Ne oluyor yani? Hiçbir şey yok. 00:29:26.674 --> 00:29:29.290 Belki birazcık bir şey var ama beşer nihayet. 00:29:29.663 --> 00:29:35.968 Ama İslâm? İslâm çağlar üstü, kıyamete kadar devam edecek olan bir din. 00:29:36.151 --> 00:29:39.590 Elhamdülillah, İslâm'a da din olarak razıyız. 00:29:39.185 --> 00:29:42.926 Buradan da kazandık, elhamdülillah buradan da cennetin yolu görünüyor. 00:29:43.331 --> 00:29:47.928 Rabbimiz'in rububiyetine hayranlığımızdan, aşkımızdan, şevkimizden, 00:29:48.237 --> 00:29:54.667 Allahu Teâlâ hazretlerinin rabliğinden hoşnuduz, razıyız, nimetlerine müteşekkiriz, 00:29:54.857 --> 00:29:57.775 din olarak da İslâm'a razıyız. 00:29:58.132 --> 00:30:04.547 Ve bi-Muhammedin resûlen. "Ve Muhammed'e de Allah'ın elçisi olarak razıyız." 00:30:05.470 --> 00:30:13.192 Ne mutlu bize ki Allah bizi, en sevdiği kulu, eşrefü'l-vera -vera insanlar demek- 00:30:14.176 --> 00:30:23.767 insanların en şereflisi, ekremü'r-rüsul elçilerin, resûllerin, peygamberlerin en soylusu, en asili olan 00:30:24.204 --> 00:30:34.434 ve Habibullah olan, Rahmetullah olan, Sâdullah olan, Allah'ın uğuru, bereketi olan, 00:30:34.576 --> 00:30:41.682 nimeti olan, rahmeti olan, âhir zaman peygamberi Muhammed-i Mustafâ'ya bizi ümmet etmiş; 00:30:41.682 --> 00:30:44.580 razıyız, çoktan razıyız. 00:30:44.374 --> 00:30:45.664 Öbür peygamberler? 00:30:45.664 --> 00:30:51.946 Onları da seviyoruz ama onların sözleri, hayatları hakkında bilgiler çok az. 00:30:52.168 --> 00:30:57.330 Yarım sayfa, bir sayfa bilgi bulsak, 00:30:57.480 --> 00:31:02.401 onu da yine -mukaddes kitaplardan biraz buluyoruz ama- Kur'an'dan buluyoruz. 00:31:02.426 --> 00:31:12.999 Ama Peygamber-i Zîşan'ımızın hayatı sahne sahne, sayfa sayfa, gün gün, saat saat tespit edilmiş, 00:31:12.999 --> 00:31:20.464 her şeyi ortada; bize tam billur gibi berrak bir numune-i imtisal. 00:31:20.654 --> 00:31:27.340 Hayat işte böyle olur. Yaşamak böyle olur. Hizmet böyle olur. İbadet böyle olur. 00:31:27.340 --> 00:31:31.676 İnsanları sevmek böyle olur. Güzel ahlâk böyle olur. Her şeyi görüyoruz. 00:31:32.800 --> 00:31:39.668 Öyle bir peygambere Allah bizi ümmet eylemiş ki her türlü bilgi sünnet-i seniyesinde, 00:31:39.668 --> 00:31:43.577 sîret-i seniyesinde, hadîs-i şerîflerinde mevcut. 00:31:43.839 --> 00:31:48.119 Razıyız Muhammed-i Mustafâ'sına, elçi olarak razıyız. 00:31:48.373 --> 00:31:56.577 Yâ Rabbi sana şükürler olsun ki o sevgili kulun Muhammed-i Mustafâ'nı bize elçi göndenmişsin. 00:31:56.839 --> 00:32:02.724 Sana şükürler olsun ki bizi ona ümmet eylemişsin. Ne mutlu, ne güzel bir durum, ne kadar iyi... 00:32:07.342 --> 00:32:13.441 Muhterem kardeşlerim! İnsanlar okuyunca mutlaka münevver olmuyorlar; 00:32:13.441 --> 00:32:19.559 okumuş cahil kalabiliyorlar. Okumuş ve cahil. Diyor ki bir büyüğümüz; 00:32:19.876 --> 00:32:28.439 "Okuma yazma bilmeyen cahil bir millete okuma yazmayı öğretirsen, 00:32:28.439 --> 00:32:31.881 tahsili öğretirsen, bilgileri verirsen ne olur? 00:32:31.881 --> 00:32:37.617 "Okuma yazma bilen tahsilli cahil insanlar olur." O kadar. 00:32:38.434 --> 00:32:46.459 Tahsil insanın bilgisizliğini giderir ama tahsilden başka şeyler lazım 00:32:46.459 --> 00:32:49.579 veya tahsilin içinde mânevî bir tahsil lazım. 00:32:49.938 --> 00:32:55.671 Çift taraflı olması lazım. Tam olması lazım. Tahsilin tek kanatlı olmaması lazım. 00:32:55.877 --> 00:33:01.964 O olmadığı zaman insanlar bir çeşit cahil oluyor, diplomalı cahil oluyor. 00:33:02.430 --> 00:33:10.582 Avrupa'da doktora yapmış, cahil; üniversitede okuyan profesör olmuş, cahil oluyor; bilmiyor çünkü... 00:33:11.222 --> 00:33:15.351 Onun için bilmeyenler de Peygamber-i Zîşanımız'a dil uzatıyorlar. 00:33:16.684 --> 00:33:20.708 Ama Avrupa'da ve Amerika'da, dünyanın birçok yerlerinde 00:33:20.708 --> 00:33:25.760 Peygamber Efendimiz'in hayatını inceleyenler görüyorlar, memnun oluyorlar, 00:33:25.760 --> 00:33:27.956 hayran oluyorlar, müslüman oluyorlar. 00:33:28.270 --> 00:33:32.730 Yani bizimki cahilliğinden, incelemediğinden... İnceledim sanıyor veyahut, 00:33:33.365 --> 00:33:39.971 tutuyor Leone Caetani'nin, İslâm düşmanı birisinin yazmış olduğu iftiraları okuyor mesela, 00:33:40.494 --> 00:33:44.250 oradan "Ha galiba iş böyle." filan, şaşırıyor, sapıtıyor. 00:33:44.250 --> 00:33:50.591 Hâlbuki asıl büyük filozoflar "Ya Muhammed, biz sana hayranız!" diye yazmışlar. 00:33:50.821 --> 00:33:59.309 Batı'nın büyük filozofları dahi, onlar anlamışlar. Bismarcklar, Volterler, büyük filozoflar... 00:33:59.848 --> 00:34:03.890 Tabi nasipli olanlar var, nasipsiz olanlar var, inceleyen, incelemeyen... 00:34:04.318 --> 00:34:15.813 Ama biz Peygamber Efendimiz'in çok az imkanlar ile çok cahil -cahiliye devri yaşayan- bir kavme, 00:34:16.399 --> 00:34:24.300 çok zor hayat şartları altında, çok büyük müşkülâtla İslâm'ı getirip ne güzel şeyler öğrettiğini 00:34:24.271 --> 00:34:29.840 ve İslâm'ı cihana nasıl yaydığını ve insanları nasıl terbiye ettiğini, 00:34:29.840 --> 00:34:37.759 nasıl gönül ehli, ârif, kâmil, zarif, alim, edip, fâzıl insanlar haline getirdiğini; 00:34:37.949 --> 00:34:43.717 bedevîleri nasıl medenî ettiğini görüyoruz. Çok büyük, muhteşem bir başarı. 00:34:43.907 --> 00:34:48.753 Onun için tabi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e de razıyız. 00:34:49.260 --> 00:34:54.983 Ahmed b. Hanbel radıyallahu anh'ın rivayet ettiği bu güzel hadîs-i şerîfi... 00:34:54.983 --> 00:35:00.918 Niçin güzel? Hadîs-i şerîflerin hepsi güzel ama bu bize cennete girmeyi öğretti. 00:35:01.211 --> 00:35:05.466 Allah'ın rab olduğuna razı olursa bir insan ve bunu söylerse, 00:35:05.648 --> 00:35:12.168 İslâm'ın kendi dini olduğuna razı olursa, müslüman olduğuna razı olursa ve bunu diliyle ifade ederse 00:35:12.341 --> 00:35:18.621 ve Muhammed'in O'nun peygamberi olduğuna razı olur, Allah'ın elçisi olduğuna memnun olur, razı olur 00:35:18.621 --> 00:35:22.533 ve onun nimet olduğunu bilir ve bunu diliyle ifade ederse cennete girecek. 00:35:22.533 --> 00:35:25.600 Cenneti bize gösterdiği için çok mutluyuz. 00:35:25.300 --> 00:35:28.368 Gelelim hadîs-i şerîfin son cümlelerine: 00:35:28.693 --> 00:35:33.413 Ve'rrâbiatü lehâ mine'l-fadli kemâ beyne'ssemâi ve'l-ardi. 00:35:33.460 --> 00:35:40.660 "Bu üç şeyin arkasında bir dördüncü şey vardır ki bunun faziletçe kıymeti, 00:35:40.819 --> 00:35:45.356 gökle yerin arasındaki boşluğu dolduracak kadar çoktur, çok faziletlidir." 00:35:45.736 --> 00:35:46.549 O da nedir? 00:35:46.549 --> 00:35:50.187 Fe-hiye'l-cihâdü fî sebîlillâhi azze ve celle. 00:35:50.495 --> 00:35:55.906 "Aziz ve celil olan Allah'ın yolunda fî sebîlillah cihat etmektir." 00:35:56.898 --> 00:35:58.158 Müslüman ne yapacak? 00:35:58.333 --> 00:36:04.252 Allah'ın rab olduğunu bilecek, dinin hak olduğunu ve güzel olduğunu bilecek, severek, 00:36:04.418 --> 00:36:08.992 İslâm'ı din olarak kabul edecek, razı olacak. 00:36:08.992 --> 00:36:11.978 Peygamber Efendimiz'i peygamber olarak kabul edecek. 00:36:12.176 --> 00:36:17.521 Bunların dördüncüsü de, Peygamber Efendimiz'in eklediği, çok faziletli bir şey olarak bildirdiği; 00:36:18.920 --> 00:36:19.941 fî sebîlillah cihat etmek. 00:36:20.285 --> 00:36:23.607 Her zaman, her konuşmamda fırsat düştükçe söylüyorum; 00:36:23.844 --> 00:36:30.630 cihat, dine karşı olan, İslâm'ı yok etmeye çalışan her türlü güç ile 00:36:31.820 --> 00:36:34.957 karşıya çıkıp mücadele etmeye derler. 00:36:34.957 --> 00:36:37.182 Bu maddî de olur mânevî de olur. 00:36:37.182 --> 00:36:41.755 İnsanın düşmanla kılıçla, silahla çarpışması da cihattır, 00:36:41.961 --> 00:36:49.240 kendi nefsi de düşmandır, şeytanı da düşmandır, nefsiyle mücadele etmesi de cihattır, cihâd-ı ekberdir. 00:36:49.294 --> 00:36:58.583 Şeytanın iğvaatına karşı çıkması, vesveselerine durması, direnmesi, karşılık vermesi, o da cihattır. 00:36:58.693 --> 00:36:59.861 Çok geniş bir kelime. 00:37:00.114 --> 00:37:04.425 Yani aslı, kısaca söylersem anlayacaksınız, hatırınızda kalacak: 00:37:04.425 --> 00:37:12.597 Cihat, karşı gayretlere karşı onları durdurmak ve İslâm'ı savunmak için ter dökmek demek, 00:37:12.889 --> 00:37:19.929 cehd etmek demek. Düşmanın cehdine karşı cehd ile İslâm'ın tarafında çalışmak demek. 00:37:19.954 --> 00:37:26.794 Allah bizi kendi dini için cehd eden, gayret sarf eden, uğraşan, didinen, çalışan, 00:37:26.841 --> 00:37:34.103 hayır erbabından, çalışkan müslümanlardan eylesin; cennetiyle, cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin. 00:37:34.103 --> 00:37:35.952 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh