Namaz Vakitleri
İstanbul
19 Rebîü'l-Âhir 1448
30 September 2026
İmsak
05:28
Güneş
06:52
Öğle
12:59
İkindi
16:18
Akşam
18:55
Yatsı
20:14
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bilmediğin işi alma, bilmediğin şeye karışmayacaksın.Bilmediğin işi alma, bilmediğin şeye karışmayacaksın. Bilmediğin şeyi "Bilmiyorum." diye söyle.

Bilmediğin şeyi "Bilmiyorum." diye söyle.
Hazret-i Ali Efendimiz böyle kürsüye çıkmıştı, cemaatten birisi bir şey sormuş; "Bilmiyorum!" demiş.Hazret-i Ali Efendimiz böyle kürsüye çıkmıştı, cemaatten birisi bir şey sormuş; "Bilmiyorum!" demiş. Hazret-i Ali Efendimiz! Mübarek Hazret-i Ali Efendimiz, Aşere-i Mübeşşere’den,Hazret-i Ali Efendimiz! Mübarek Hazret-i Ali Efendimiz, Aşere-i Mübeşşere’den, Efendimizin o kadar yanında bulunmuş birisi, çok bilgisi var;Efendimizin o kadar yanında bulunmuş birisi, çok bilgisi var; "Bu meseleyi bilmiyorum!" demiş."Bu meseleyi bilmiyorum!" demiş. Bir başka mesele sormuş birisi de, "Onu da bilmiyorum!" demiş.

Bir başka mesele sormuş birisi de, "Onu da bilmiyorum!" demiş.
"Bilmiyorum!" demiş."Bilmiyorum!" demiş. Gerçek âlim bilmediği yerde "Bilmiyorum!" demekten korkmaz.Gerçek âlim bilmediği yerde "Bilmiyorum!" demekten korkmaz. Zayıf insanlar bilmeyende "Bilmiyorum!" demekten korkarlar, bilmediği şeyi de biliyor gibi görünmeyi severler.

Zayıf insanlar bilmeyende "Bilmiyorum!" demekten korkarlar, bilmediği şeyi de biliyor gibi görünmeyi severler.
E bilmiyorsun işte canım!E bilmiyorsun işte canım! Şeyinden belli oluyor, oturuşundan kalkışından belli oluyor.Şeyinden belli oluyor, oturuşundan kalkışından belli oluyor. Bu işi bilmiyorsun. Bu tarafını biliyorsun, şu tarafı biraz biliyorsun ama bu tarafı bilmiyorsun.Bu işi bilmiyorsun. Bu tarafını biliyorsun, şu tarafı biraz biliyorsun ama bu tarafı bilmiyorsun. Mevlidhanın birisi şeyi okurken, mevlid okurken vezni bozmuş.

Mevlidhanın birisi şeyi okurken, mevlid okurken vezni bozmuş.
Vezni bozmuş da bir başka türlü söylemiş:Vezni bozmuş da bir başka türlü söylemiş: "Hazret-i Muhammed Mustafâ râ salevât..." filan, vezni bozacak ilave yapınca"Hazret-i Muhammed Mustafâ râ salevât..." filan, vezni bozacak ilave yapınca Mehmed Âkif oradan demiş:Mehmed Âkif oradan demiş: "Hocam öyle olmasa da böyle olsa..." Yani doğrusunu söylüyor."Hocam öyle olmasa da böyle olsa..." Yani doğrusunu söylüyor. Mehmed Âkif şair ya, aruzu en iyi kullanan şair Mehmed Âkif'tir.Mehmed Âkif şair ya, aruzu en iyi kullanan şair Mehmed Âkif'tir. Aruzu böyle günlük konuşmalar aruzda yazılmış Safahat'ta.Aruzu böyle günlük konuşmalar aruzda yazılmış Safahat'ta. Büyük bir üstat! Aruzun her şeyini bilen bir insan.Büyük bir üstat! Aruzun her şeyini bilen bir insan. Arap edebiyatını okumuş, Makàmât-ı Harîrî neredeyse ezberinde!Arap edebiyatını okumuş, Makàmât-ı Harîrî neredeyse ezberinde! Makàmât-ı Harîrî muhteşem eser.Makàmât-ı Harîrî muhteşem eser. Şimdi o böyle mütevazı: "Hocam şöyle olsa..." demiş.Şimdi o böyle mütevazı: "Hocam şöyle olsa..." demiş. Onun Mehmed Âkif olduğunu bilmiyor ötekisi; "Sus, karışma sen!" demiş.Onun Mehmed Âkif olduğunu bilmiyor ötekisi; "Sus, karışma sen!" demiş. Sus, karışma demiş. Karışma ama...Sus, karışma demiş. Karışma ama... Karışma ama o adam o işin üstadı, iyi biliyor.

Karışma ama o adam o işin üstadı, iyi biliyor.
Mütevazı olarak hani bilgiçlik taslamış durumuna düşmeyeyim diye yumuşak söylüyor.Mütevazı olarak hani bilgiçlik taslamış durumuna düşmeyeyim diye yumuşak söylüyor. Efendim adam medreseye gitmiş.

Efendim adam medreseye gitmiş.
Ömür boyunca medreseye gidiyor da insan, birkaç ilim öğreniyor, öğrenmediği bir sürü ilim kalıyor.Ömür boyunca medreseye gidiyor da insan, birkaç ilim öğreniyor, öğrenmediği bir sürü ilim kalıyor. Kerameti inkâr ediyor, âyetleri inkâr ediyor, eski ulemâyıKerameti inkâr ediyor, âyetleri inkâr ediyor, eski ulemâyı inkâr ediyor, müçtehitleri inkâr ediyor...inkâr ediyor, müçtehitleri inkâr ediyor... İmâm-ı Âzam'ı beğenmiyor, İmâm Mâturîdî'yi beğenmiyor...İmâm-ı Âzam'ı beğenmiyor, İmâm Mâturîdî'yi beğenmiyor... E sen nesin?E sen nesin? Sen kimsin ya?

Sen kimsin ya?
İmâm-ı Âzam...İmâm-ı Âzam... Sen yazdıklarını, söylediklerini anlayacak kıratta mısın?Sen yazdıklarını, söylediklerini anlayacak kıratta mısın? Onu ölçebilecek kıratta mısın?Onu ölçebilecek kıratta mısın? Sen kim oluyorsun?Sen kim oluyorsun? Kimseyi beğenmiyor. İmâm Mâturîdî'yi beğenmez, tasavvuf büyüklerini beğenmez, tenkit eder...Kimseyi beğenmiyor. İmâm Mâturîdî'yi beğenmez, tasavvuf büyüklerini beğenmez, tenkit eder... Kendisi çok büyük takva ehli insan da sanki bunlar takva ehli değil!Kendisi çok büyük takva ehli insan da sanki bunlar takva ehli değil! Sanki onların, bunun bildiği âyetleri sanki bilmiyorlar!Sanki onların, bunun bildiği âyetleri sanki bilmiyorlar! Bir sürü laf söyler.Bir sürü laf söyler. Ha, şimdi...

Ha, şimdi...
İnsanın hiç olmazsa sırat-ı müstakîmde yürümesi lazım, bu mecburiyet var.İnsanın hiç olmazsa sırat-ı müstakîmde yürümesi lazım, bu mecburiyet var. Ama yükselmek istiyorsa insan, o zaman fazilet yolunu tercih edecek, faziletli işler yapacak.Ama yükselmek istiyorsa insan, o zaman fazilet yolunu tercih edecek, faziletli işler yapacak. Nafile ibadetleri işleyecek, gece namazına kalkacak, tesbih çekecek...

Nafile ibadetleri işleyecek, gece namazına kalkacak, tesbih çekecek...
O zaman?O zaman? O zaman başka insan olacak, ötekilerden farklı insan olmaya başlar.O zaman başka insan olacak, ötekilerden farklı insan olmaya başlar. Fazilet yolunu seçti mi,Fazilet yolunu seçti mi, Allah'ın sevdiği huyları, sevdiği amelleri fazladan da olsa yapmaya başladı mı ötekilere fark yapmaya başlar.Allah'ın sevdiği huyları, sevdiği amelleri fazladan da olsa yapmaya başladı mı ötekilere fark yapmaya başlar. Yapmayana fark eder!

Yapmayana fark eder!
Yapmayanın yanında derecesi fark eder tabii.Yapmayanın yanında derecesi fark eder tabii. Günde 100 defa "Lâ ilâhe illallâh" diyen ileGünde 100 defa "Lâ ilâhe illallâh" diyen ile 500 defa "Lâ ilâhe illallâh" diyenin500 defa "Lâ ilâhe illallâh" diyenin derecesi aynı olmaz tabii.derecesi aynı olmaz tabii. 500 defa diyen fark eder.500 defa diyen fark eder. Bir saniyesini gafletle geçirmeyen, kalbinden daima "Allah, Allah..." diyen, Allah'ı anan,

Bir saniyesini gafletle geçirmeyen, kalbinden daima "Allah, Allah..." diyen, Allah'ı anan,
zikr-i müdâm haline gelen bir insan ötekilerine büyük fark yapar.zikr-i müdâm haline gelen bir insan ötekilerine büyük fark yapar. Vaizin birisi Hocamız cennet-mekâna sordu: "Hocam," dedi, "yani insanınVaizin birisi Hocamız cennet-mekâna sordu: "Hocam," dedi, "yani insanın Medine-i Münevvere'de namaz kılınca 1000 misli sevap oluyor, Mekke'de kılınca Kâbe'nin karşısında 100.000 misli sevap oluyor.Medine-i Münevvere'de namaz kılınca 1000 misli sevap oluyor, Mekke'de kılınca Kâbe'nin karşısında 100.000 misli sevap oluyor. Bunun gibi böyle sevaplı ameller var mı?" diye sordu Hocamıza.Bunun gibi böyle sevaplı ameller var mı?" diye sordu Hocamıza. Bak ne iyi, aferin! Sevap peşinde, sevap kazanacak şeyleri erbabına soruyor.Bak ne iyi, aferin! Sevap peşinde, sevap kazanacak şeyleri erbabına soruyor. Karşısında büyük, bir mübarek zat var; yaşlı,Karşısında büyük, bir mübarek zat var; yaşlı, başlı büyük evliyaullahtan bir kimse var, keramet ehli, sahibi bir kimse soruyor.başlı büyük evliyaullahtan bir kimse var, keramet ehli, sahibi bir kimse soruyor. Hocamız hemen, daha o soruyu tamamlarken: "Evet!" Böyle çok sevaplı bir şey var mı?

Hocamız hemen, daha o soruyu tamamlarken: "Evet!" Böyle çok sevaplı bir şey var mı?
"Var!" "Evet." dedi."Var!" "Evet." dedi. "Var!" "Nedir hocam?" "Zikre çalışırsın, zikre alışırsın;"Var!" "Nedir hocam?" "Zikre çalışırsın, zikre alışırsın; o zaman zikir sadece dilinde kalmaz,o zaman zikir sadece dilinde kalmaz, sadece kalbinde durmaz.sadece kalbinde durmaz. Bütün âzâna yayılır, cümle zerrâtın zikreder."Bütün âzâna yayılır, cümle zerrâtın zikreder." Cümle âzâ, cümle hücrelerin her şeyi zikreder.

Cümle âzâ, cümle hücrelerin her şeyi zikreder.
Hani ne diyor: "Cümle zerrât-ı cihan idüp nidâ,Hani ne diyor: "Cümle zerrât-ı cihan idüp nidâ, Çağrışuben dediler kim merhaba!"

Çağrışuben dediler kim merhaba!"
"Ve in min şey'in illâ yüsebbihu bihamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm."

"Ve in min şey'in illâ yüsebbihu bihamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm."
Allah'ın hamd ü tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.

Allah'ın hamd ü tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.
Her şey Allah'ı zikrediyor:Her şey Allah'ı zikrediyor: "Yüsebbihu li'llâhi mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ard.""Yüsebbihu li'llâhi mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ard." Göklerdeki, yerdeki her şey Allah'ı zikr ü tesbih ediyor.Göklerdeki, yerdeki her şey Allah'ı zikr ü tesbih ediyor. "Ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm." Siz anlayamıyorsunuz tesbihlerini."Ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm." Siz anlayamıyorsunuz tesbihlerini. Zikrediyor ama sizin aletleriniz almıyor onu.Zikrediyor ama sizin aletleriniz almıyor onu. "İşte insan zikri güzel yapıp da mürşid-i kâmillerin sözünü dinleyip de"İşte insan zikri güzel yapıp da mürşid-i kâmillerin sözünü dinleyip de Allah'ın sevdiği hallere ulaşırsa, o zaman cümle zerrâtı 'Allah' der." dedi Hocamız.Allah'ın sevdiği hallere ulaşırsa, o zaman cümle zerrâtı 'Allah' der." dedi Hocamız. Bütün âzâsı, bütün âzâsının hücreleri hepsi "Allah" der.Bütün âzâsı, bütün âzâsının hücreleri hepsi "Allah" der. O zaman bir "Allah" dediği zaman bütün hücreleri sayısınca,O zaman bir "Allah" dediği zaman bütün hücreleri sayısınca, bütün efendim atomları molekülleribütün efendim atomları molekülleri sayısınca "Allah" demiş olur; tabii sayısız,sayısınca "Allah" demiş olur; tabii sayısız, milyarlarca kat oluyor o zaman.milyarlarca kat oluyor o zaman. Çok büyük sevap kazanıyor.Çok büyük sevap kazanıyor. O nasıl hal ise, öyle olduğu zaman sevap çok oluyor.O nasıl hal ise, öyle olduğu zaman sevap çok oluyor. Herhalde onu biliyordu Süleyman Çelebi de: "Bir kez Allah dese aşk ile lisan,

Herhalde onu biliyordu Süleyman Çelebi de: "Bir kez Allah dese aşk ile lisan,
Dökülür cümle günah misli hazan."

Dökülür cümle günah misli hazan."
Bir kere aşk ile insan "Allah" dese bütün günahları sapır sapır hazan yaprağı gibi dökülür.

Bir kere aşk ile insan "Allah" dese bütün günahları sapır sapır hazan yaprağı gibi dökülür.
Aşk ile dendiği zaman bütün her tarafı titreyerek, tüyleri ürpererek,Aşk ile dendiği zaman bütün her tarafı titreyerek, tüyleri ürpererek, sevgiden dolup taşarak dendiği zaman başka şeyler oluyor tabii.sevgiden dolup taşarak dendiği zaman başka şeyler oluyor tabii. Yani işte üstün olmanın yolu fazilettir.

Yani işte üstün olmanın yolu fazilettir.
Adalet yolu tamam, vazifen.Adalet yolu tamam, vazifen. Fazilet yolu?Fazilet yolu? Vazifeden başka şeyleri de aşk ile şevk ile yaparsan, o zaman iyi bir insan olursun.Vazifeden başka şeyleri de aşk ile şevk ile yaparsan, o zaman iyi bir insan olursun. Onun için Arap şairlerinden birisi demiş ki...

Onun için Arap şairlerinden birisi demiş ki...
Ben kronometreye basmadım ama 1 saat olunca haber verin bari çok fazla kaçırmayalım.Ben kronometreye basmadım ama 1 saat olunca haber verin bari çok fazla kaçırmayalım. Arap şairlerinden birisi demiş ki;Arap şairlerinden birisi demiş ki; "Ve men talebe'l-ulâ seherel-leyâlî""Ve men talebe'l-ulâ seherel-leyâlî" Yükseklikler, yücelikler, makamlar, derecat isteyen bir kimse; o zaman ne yapacak?

Yükseklikler, yücelikler, makamlar, derecat isteyen bir kimse; o zaman ne yapacak?
"Seherel-leyâlî." Geceleri uykudan fedakârlık yapacak."Seherel-leyâlî." Geceleri uykudan fedakârlık yapacak. Şimdi bir ya arkadaş... Ufaktım ben.Şimdi bir ya arkadaş... Ufaktım ben. Biz bir yere gideceğiz, kapalı cami.Biz bir yere gideceğiz, kapalı cami. Anahtarla kapısını açtık, ezanı da ben okudum hatta kimse yok diye.Anahtarla kapısını açtık, ezanı da ben okudum hatta kimse yok diye. Ama içeride birisi oturmuş tesbih çekiyordu.Ama içeride birisi oturmuş tesbih çekiyordu. Yani kapalı caminin kapısının içinde birisi, millet dışarıda gezerken...Yani kapalı caminin kapısının içinde birisi, millet dışarıda gezerken... E "Allah, Allah..." diyen tabii onun farkı olacak.E "Allah, Allah..." diyen tabii onun farkı olacak. Demeyenden diyenin farkı olacak.Demeyenden diyenin farkı olacak. Testiyi kıranla suyu getiren aynı olur mu?Testiyi kıranla suyu getiren aynı olur mu? Olmaz, bir farkı olacak.Olmaz, bir farkı olacak. "Tarîku'l-fadli tarîku'l-fadîleh." Eğer yükseklik istiyorsan faziletle olur.

"Tarîku'l-fadli tarîku'l-fadîleh." Eğer yükseklik istiyorsan faziletle olur.
Ama hiç olmazsa sırat-ı müstakîmde yürü de adaletten sapma!

Ama hiç olmazsa sırat-ı müstakîmde yürü de adaletten sapma!
Hiç olmazsa zulüm durumuna düşme, zalimlik durumuna düşme!Hiç olmazsa zulüm durumuna düşme, zalimlik durumuna düşme! Hiç olmazsa sırat-ı müstakîmde yürü de kendinle kullar arasında, kendinle Rabbin arasındaki kaidelerde adaletsizlik yapma hiç olmazsa!Hiç olmazsa sırat-ı müstakîmde yürü de kendinle kullar arasında, kendinle Rabbin arasındaki kaidelerde adaletsizlik yapma hiç olmazsa! Ama yükselmek istiyorsan fazilet yolu nedir?

Ama yükselmek istiyorsan fazilet yolu nedir?
Yükselme yolu nedir? Fazilet yoludur.Yükselme yolu nedir? Fazilet yoludur. Faziletleri öğreneceksin, onları yapacaksın.Faziletleri öğreneceksin, onları yapacaksın. Faziletleri nereden öğreneceğiz?Faziletleri nereden öğreneceğiz? Faziletlerin mektebi neresi?Faziletlerin mektebi neresi? Nerede boğulacağız? Faziletler tasavvuftan öğrenilir.Nerede boğulacağız? Faziletler tasavvuftan öğrenilir. Faziletleri insan tasavvuftan öğrenir.Faziletleri insan tasavvuftan öğrenir. Tasavvufî terbiyeyi görmeyen bir insan ham kalır.Tasavvufî terbiyeyi görmeyen bir insan ham kalır. İçindeki duyguları terbiye edemez, nefsini terbiye edemez.

İçindeki duyguları terbiye edemez, nefsini terbiye edemez.
Efendim "Sözü savaşa benzer." diyor Yunus Emre.Efendim "Sözü savaşa benzer." diyor Yunus Emre. Sözü savaşa benzer; konuştuğu zaman karşı tarafın kalbini kırar.Sözü savaşa benzer; konuştuğu zaman karşı tarafın kalbini kırar. Yunus Emre gibi olamaz, Mevlânâ gibi olamaz.

Yunus Emre gibi olamaz, Mevlânâ gibi olamaz.
Efendim bildiğimiz, beğendiğimiz, sevdiğimiz evliyaullah, andığımız,Efendim bildiğimiz, beğendiğimiz, sevdiğimiz evliyaullah, andığımız, ruhlarına Fatihalar gönderdiğimiz evliyaullah nasıl bir eğitim görmüşlerdi?ruhlarına Fatihalar gönderdiğimiz evliyaullah nasıl bir eğitim görmüşlerdi? Tasavvufî eğitim görmüşlerdi.Tasavvufî eğitim görmüşlerdi. Fazilet yolunu tutmuşlardı.Fazilet yolunu tutmuşlardı. Okuyun Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin hayatını!

Okuyun Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin hayatını!
Nasıl tevazu göstermiş, nasıl öyle mahviyetkârane boynunu bükmüş, nasıl kendisiniNasıl tevazu göstermiş, nasıl öyle mahviyetkârane boynunu bükmüş, nasıl kendisini efendim bir hiç gibi görmüş ammaefendim bir hiç gibi görmüş amma başkaları kendisine hürmet ettiği halde kendisini bir hiç gibi görmüş ama Allah onu o tevazu içinde nasıl yükseltmiş!başkaları kendisine hürmet ettiği halde kendisini bir hiç gibi görmüş ama Allah onu o tevazu içinde nasıl yükseltmiş! Bir görün, Mesnevî'sini bir okuyun!

Bir görün, Mesnevî'sini bir okuyun!
Bir anlayın, bakın daha ne duygular varmış, ne fikirler varmış.Bir anlayın, bakın daha ne duygular varmış, ne fikirler varmış. O fikirleri düşünebilen bir kafa...O fikirleri düşünebilen bir kafa... Sizin gönlünüzde Mesnevî var da okumuyorsunuz.Sizin gönlünüzde Mesnevî var da okumuyorsunuz. Mesnevî yokken Mesnevî'yi yazan beyni düşünün!Mesnevî yokken Mesnevî'yi yazan beyni düşünün! Mesnevî'yi, Mesnevî'nin malumatını bulanMesnevî'yi, Mesnevî'nin malumatını bulan ve söze döken kafayı düşünün!ve söze döken kafayı düşünün! O o zekânın, o hafızanın,O o zekânın, o hafızanın, o zat-ı muhteremin muhteşemliğini düşünün!o zat-ı muhteremin muhteşemliğini düşünün! Kolay şeyler değil.Kolay şeyler değil. İşte fazilet yolunu tutmak.

İşte fazilet yolunu tutmak.
Fazilet yolunu tutmak için de gelip tasavvuf terbiyesini görmek lazım.Fazilet yolunu tutmak için de gelip tasavvuf terbiyesini görmek lazım. Yoksa ne olur insan?Yoksa ne olur insan? Hodbin olur, kibirli olur,Hodbin olur, kibirli olur, bencil olur, zalim olur,bencil olur, zalim olur, mağrur olur; efendim vesaire, vesaire, vesaire...mağrur olur; efendim vesaire, vesaire, vesaire... Yani iyi adam olamaz. Paşa olur ama adam olamaz!Yani iyi adam olamaz. Paşa olur ama adam olamaz! Paşa olmak gaye değil bizde.

Paşa olmak gaye değil bizde.
Bizim tarihimizde paşa olmak gaye değil, vezir olmak gaye değil.Bizim tarihimizde paşa olmak gaye değil, vezir olmak gaye değil. İnsan paşa olabilir, vezir olabilir, yani bakan olabilir.İnsan paşa olabilir, vezir olabilir, yani bakan olabilir. Amma adam olmak başka şey.Amma adam olmak başka şey. Adam olmak için iç eğitimi görmek lazım, gönül eğitimi görmek lazım.Adam olmak için iç eğitimi görmek lazım, gönül eğitimi görmek lazım. Tevazu göstermek lazım, hazımlı olmak lazım, sabırlı olmak lazım, şükürlü olmak lazım.Tevazu göstermek lazım, hazımlı olmak lazım, sabırlı olmak lazım, şükürlü olmak lazım. Hazret-i Ömer radıyallahu anh, Ebû Ubeyde İbni'l-CerrâhHazret-i Ömer radıyallahu anh, Ebû Ubeyde İbni'l-Cerrâh radıyallahu anh Hazretleri'ni ziyarete gitmiş Şam'a gittiği zaman.radıyallahu anh Hazretleri'ni ziyarete gitmiş Şam'a gittiği zaman. Oranın valisi, komutan!Oranın valisi, komutan! Yüksek şahsiyet...Yüksek şahsiyet... Tabii evine ziyarete gitmiş, kapıyı açmışlar.Tabii evine ziyarete gitmiş, kapıyı açmışlar. Hazret-i Ömer etrafına bakmış, ev tam takır!

Hazret-i Ömer etrafına bakmış, ev tam takır!
Hiçbir şey yok!Hiçbir şey yok! Bir hasır, bir bilmem ne filan...Bir hasır, bir bilmem ne filan... Hiçbir şey yok.Hiçbir şey yok. E bu valinin konağı, evi!E bu valinin konağı, evi! Demiş: "Hani senin eşyan?" "E bu, bu işte." Eşyası yok!Demiş: "Hani senin eşyan?" "E bu, bu işte." Eşyası yok! "E yemek yiyelim, bir şeyler varsa, karnım acıktı." demiş."E yemek yiyelim, bir şeyler varsa, karnım acıktı." demiş. Önüne kuru bir ekmek getirmiş, basit bir yemek getirmiş.Önüne kuru bir ekmek getirmiş, basit bir yemek getirmiş. "Hani başka yemek?" "Yok.""Hani başka yemek?" "Yok." Hazret-i Ömer radıyallahu anh ağlamaya başlamış.

Hazret-i Ömer radıyallahu anh ağlamaya başlamış.
Hazret-i Ömer ağlamış!Hazret-i Ömer ağlamış! Hazret-i Ömer ağlamaya başlamış, demiş ki:Hazret-i Ömer ağlamaya başlamış, demiş ki: "Yâ Ebâ Ubeyde,"Yâ Ebâ Ubeyde, bir sen dünyaya kaptırmadın kendini..."bir sen dünyaya kaptırmadın kendini..." Şu yaşayışa bak, şu zühde bak, şu efendim dünya malına saplanmamaya bak!Şu yaşayışa bak, şu zühde bak, şu efendim dünya malına saplanmamaya bak! Komutan, Aşere-i Mübeşşere’den, vali!Komutan, Aşere-i Mübeşşere’den, vali! Evinde bir şey yok, sofrasında bir şey yok; aç, susuz...Evinde bir şey yok, sofrasında bir şey yok; aç, susuz... Zayıf bir kimseymiş, ibadet ehli bir insanmış.Zayıf bir kimseymiş, ibadet ehli bir insanmış. Hazret-i Ömer'in ne kadar mütevazı yaşadığını biliyoruz; onu ağlatmış durumu, Hazret-i Ömer ağlamış.Hazret-i Ömer'in ne kadar mütevazı yaşadığını biliyoruz; onu ağlatmış durumu, Hazret-i Ömer ağlamış. Biz şimdi kendimizi...

Biz şimdi kendimizi...
Yani bizim en fakir diyen insanımız...Yani bizim en fakir diyen insanımız... Hani İstanbul'da arasak en fakir insan kimse, gecekonduda yaşayan...Hani İstanbul'da arasak en fakir insan kimse, gecekonduda yaşayan... En fakir insan Ebû Ubeyde Hazretleri'nden kat kat fazla evinde bir şey vardır gene; yiyecek, içecek, giyecek, örtünecek...En fakir insan Ebû Ubeyde Hazretleri'nden kat kat fazla evinde bir şey vardır gene; yiyecek, içecek, giyecek, örtünecek... Gene de gözü doymuyor milletin!

Gene de gözü doymuyor milletin!
Milyarları çalıyor, çırpıyor devletin bütçesinden, gene gözü doymuyor!Milyarları çalıyor, çırpıyor devletin bütçesinden, gene gözü doymuyor! Suiistimaller, yemeler, yutmalar, efendim hırsızlıklar, yüzsüzlükler, arsızlıklar...Suiistimaller, yemeler, yutmalar, efendim hırsızlıklar, yüzsüzlükler, arsızlıklar... Doymuyor milletin gözü, doymuyor!Doymuyor milletin gözü, doymuyor! İşte o faziletler, o faziletler bir tasavvufî terbiye görmeyince, manevî eğitimi görmeyince olmaz.İşte o faziletler, o faziletler bir tasavvufî terbiye görmeyince, manevî eğitimi görmeyince olmaz. Olmayınca da insan vezir olur, paşa olur ama adam olamaz.Olmayınca da insan vezir olur, paşa olur ama adam olamaz. Adam olamaz!Adam olamaz! Ne adam olmayınca ne olur?

Ne adam olmayınca ne olur?
Ömrü hatalarla dolu olarak geçer,Ömrü hatalarla dolu olarak geçer, ömrünün sonunda çok pişmanlıklar çeker, ahirette de mahvolur.ömrünün sonunda çok pişmanlıklar çeker, ahirette de mahvolur. O eğitimi gören insanlar ne yapar?

O eğitimi gören insanlar ne yapar?
İnsanların alkışlamasına aldırmaz, methetmesine aldırmaz.İnsanların alkışlamasına aldırmaz, methetmesine aldırmaz. Daima Allah'ın rızasını düşünür,Daima Allah'ın rızasını düşünür, Allah'ın rızasını kazanmaya çalışır,Allah'ın rızasını kazanmaya çalışır, ömrünü hayırlı geçirir;ömrünü hayırlı geçirir; sonunda efendim o kazanır.sonunda efendim o kazanır. Dünyası, ahireti efendim mamur olur, ahirette yüksek derecelere ulaşır.Dünyası, ahireti efendim mamur olur, ahirette yüksek derecelere ulaşır. Aziz ve muhterem kardeşlerim...

Aziz ve muhterem kardeşlerim...
Saate bakan var mı?Saate bakan var mı? 25 dakika oldu.25 dakika oldu. Kàle, ve kàle Ahmedü: Yine aynı ravi dedi ki: Ahmed İbn-i Âsım el-Antâkî şöyle de söyledi, bir sözü de şöyle:

Kàle, ve kàle Ahmedü: Yine aynı ravi dedi ki: Ahmed İbn-i Âsım el-Antâkî şöyle de söyledi, bir sözü de şöyle:
"El-yakînu nûrun yec'alullâhu fî kalbi'l-abd,"El-yakînu nûrun yec'alullâhu fî kalbi'l-abd, hattâ yüşâhide bihî umûra âhiretih, ve yahrika bi-kuvvetihî külle hicâbin beynehû ve beyne mâ fi'l-âhireh,hattâ yüşâhide bihî umûra âhiretih, ve yahrika bi-kuvvetihî külle hicâbin beynehû ve beyne mâ fi'l-âhireh, hattâ yutàlia tilke'l-umûra ke'l-müşâhidi lehâ."hattâ yutàlia tilke'l-umûra ke'l-müşâhidi lehâ." Ah Arapça bilseniz, ne güzel ne güzel sözler bunlar efendim!Ah Arapça bilseniz, ne güzel ne güzel sözler bunlar efendim! "El-yakînu nûr." Yakîn bir nurdur."El-yakînu nûr." Yakîn bir nurdur. Yakîn ne demek?

Yakîn ne demek?
Şeksiz, şüphesiz, eksiksiz, kusursuz inanmak demek.Şeksiz, şüphesiz, eksiksiz, kusursuz inanmak demek. Yakîn bu demek.Yakîn bu demek. "Yûkinûn" deniliyor ya hani, Elif-lâm-mîm'in orada da geçiyor: "Ve bi'l-âhireti hüm yûkinûn.""Yûkinûn" deniliyor ya hani, Elif-lâm-mîm'in orada da geçiyor: "Ve bi'l-âhireti hüm yûkinûn." Yani yakîn derecesinde ahirete inanıyorlar; şekleri, şüpheleri yok.Yani yakîn derecesinde ahirete inanıyorlar; şekleri, şüpheleri yok. Ahiret var mı, yok mu? Var tabii!Ahiret var mı, yok mu? Var tabii! Şüphe yok, elbette var! Öldükten sonra dirilmek? Elbette var!Şüphe yok, elbette var! Öldükten sonra dirilmek? Elbette var! Cennet, cehennem? Elbette var!Cennet, cehennem? Elbette var! Mizan, terazi, hesap? Elbette var!Mizan, terazi, hesap? Elbette var! İnanıyor; şekki yok, şüphesi yok.İnanıyor; şekki yok, şüphesi yok. Ama bazı insanların var!Ama bazı insanların var! Bazı insanların şekleri, şüpheleri, yalanları, dolanları, küfürleri, inkârları var.Bazı insanların şekleri, şüpheleri, yalanları, dolanları, küfürleri, inkârları var. Kimisi diyor ki: "Cennet de, cehennem de dünyada."Kimisi diyor ki: "Cennet de, cehennem de dünyada." Hapı yuttu! Hiç öyle olur mu?Hapı yuttu! Hiç öyle olur mu? Ha, eğer "Cenneti, cehennemi dünyada çalışarak kazanıyorsun." demek istiyorsa ayrı amaHa, eğer "Cenneti, cehennemi dünyada çalışarak kazanıyorsun." demek istiyorsa ayrı ama "Cennet de, cehennem de dünyada..." Hapı yuttu, öyle şey olur mu?"Cennet de, cehennem de dünyada..." Hapı yuttu, öyle şey olur mu? Ahirete imanı yok! "Ellezîne yü'minûne bi'l-gayb..." Hani ne oldu?Ahirete imanı yok! "Ellezîne yü'minûne bi'l-gayb..." Hani ne oldu? Hani ahirete inanmak?Hani ahirete inanmak? "Ve bi'l-âhireti hüm yûkinûn..." Ne oldu?"Ve bi'l-âhireti hüm yûkinûn..." Ne oldu? Daha Kur'an'ın ilk sayfasında yazıyor bu, ne oldu?Daha Kur'an'ın ilk sayfasında yazıyor bu, ne oldu? İnanmıyor!İnanmıyor! Bir sürü filozoflar var aramızda, gazetelerde yazı yazanlar:Bir sürü filozoflar var aramızda, gazetelerde yazı yazanlar: "Dindarım." diyen, "Din adamıyım." diyen,"Dindarım." diyen, "Din adamıyım." diyen, filanca falan bilmem neyler...filanca falan bilmem neyler... Ukala ukala efendim tefsirler, ta'birler, edalar, caka satanlar...Ukala ukala efendim tefsirler, ta'birler, edalar, caka satanlar... "Cennet de dünyada, cehennem de dünyada..." Öyle şey olur mu?"Cennet de dünyada, cehennem de dünyada..." Öyle şey olur mu? Öyle şey olur mu? Hani senin ahiret inancın nerede kaldı?Öyle şey olur mu? Hani senin ahiret inancın nerede kaldı? İmanın en sağlam şeyi ahiret, öldükten sonra dirilmek var... "Yok!" diyor.İmanın en sağlam şeyi ahiret, öldükten sonra dirilmek var... "Yok!" diyor. "Hepsi dünyada." Neler neler..."Hepsi dünyada." Neler neler... Müslümanlık namına efendim belki fakültelerde okuyan, belki prof. dr. unvanlarına sahip olan insanlar!Müslümanlık namına efendim belki fakültelerde okuyan, belki prof. dr. unvanlarına sahip olan insanlar! Ne inkârlar!

Ne inkârlar!
Onun için yani Allah bizim imanımızda yanlış saplantılara bizi düşürmesin.Onun için yani Allah bizim imanımızda yanlış saplantılara bizi düşürmesin. Yakîn ne demek?Yakîn ne demek? Arapça bir kelime.Arapça bir kelime. Şeksiz, şüphesiz inanmak; hiç tereddüt yok, hiç endişesi yok, acaba'sı yok.Şeksiz, şüphesiz inanmak; hiç tereddüt yok, hiç endişesi yok, acaba'sı yok. Tamam, inanıyor.Tamam, inanıyor. Şimdi Türkçede de bir "yakın" var: "Kazasker buraya yakın mı?" "Yakın, çok yakın.Şimdi Türkçede de bir "yakın" var: "Kazasker buraya yakın mı?" "Yakın, çok yakın. Üç dakikada gidersin." Bu yakın ayrı.Üç dakikada gidersin." Bu yakın ayrı. Bu Arapçada "karîb" derler, karîb. Karîb yakındır, bu başka.Bu Arapçada "karîb" derler, karîb. Karîb yakındır, bu başka. Bu o Türkçedeki yakın başka: "O adamı ben yakînen tanıyorum." Ne demek?

Bu o Türkçedeki yakın başka: "O adamı ben yakînen tanıyorum." Ne demek?
Şeksiz, şüphesiz bilgilerle biliyorum, tanıyorum demek.Şeksiz, şüphesiz bilgilerle biliyorum, tanıyorum demek. Yoksa yakından tanısa ne olacak?Yoksa yakından tanısa ne olacak? Yakından baksan insanın içini görüyor musun?Yakından baksan insanın içini görüyor musun? Gel işte yanaş, bak bakalım!Gel işte yanaş, bak bakalım! Evir çevir bakalım!Evir çevir bakalım! İstersen soy, istersen eline alet ver...İstersen soy, istersen eline alet ver... Kafasını anlayabilir misin, gönlünü anlayabilir misin?Kafasını anlayabilir misin, gönlünü anlayabilir misin? Nereden anlayacaksın?Nereden anlayacaksın? Ha "Yakînen tanıyorum." Yani ben onun çoluk çocuğu, çocukluğunu, huyunu, tabiatını,Ha "Yakînen tanıyorum." Yani ben onun çoluk çocuğu, çocukluğunu, huyunu, tabiatını, her şeyini biliyorum; şeksiz, şüphesiz onun hakkında kanaatim var demek.her şeyini biliyorum; şeksiz, şüphesiz onun hakkında kanaatim var demek. Millet yakîn kelimesini Türkçe yakın kelimesiyle karıştırıyor.Millet yakîn kelimesini Türkçe yakın kelimesiyle karıştırıyor. Yakîn, yakın...Yakîn, yakın... Karıştırıyor.Karıştırıyor. Bu Arapça yakîn, bu Arapça yakîn; i'si uzun.Bu Arapça yakîn, bu Arapça yakîn; i'si uzun. Ne demek?Ne demek? Tereddütsüz, pırıl pırıl, katıksız, som altın inanç!Tereddütsüz, pırıl pırıl, katıksız, som altın inanç! İşte bu. Ha yakîn nedir?İşte bu. Ha yakîn nedir? Böyle bir inanç.Böyle bir inanç. Herkes bu inanca erememiştir muhterem kardeşlerim, bu da Allah'ın nasibidir.Herkes bu inanca erememiştir muhterem kardeşlerim, bu da Allah'ın nasibidir. Birisi akrabasından birisine nasihat etmiş: "Etme, eyleme; bak ben İslâm'ı biliyorum, sen bilmiyorsun.Birisi akrabasından birisine nasihat etmiş: "Etme, eyleme; bak ben İslâm'ı biliyorum, sen bilmiyorsun. Şöyle şöyle yap, gel tevbe et, namaza başla,Şöyle şöyle yap, gel tevbe et, namaza başla, efendim Allah'ın sevdiği kulu olmaya çalış..."efendim Allah'ın sevdiği kulu olmaya çalış..." diyen doğru söylüyor ama "Ben de inanmak istiyorum ama inanamıyorum!" diyor.diyen doğru söylüyor ama "Ben de inanmak istiyorum ama inanamıyorum!" diyor. Ha bak, kalbine yakîn giremiyor. Neden?Ha bak, kalbine yakîn giremiyor. Neden? İstemekle de olmaz o.İstemekle de olmaz o. Şeksiz şüphesiz inanmak öyle istemekle de olmuyor, Allah'ın bir lütfu.Şeksiz şüphesiz inanmak öyle istemekle de olmuyor, Allah'ın bir lütfu. Ne diyor burada?

Ne diyor burada?
"El-yakînu nûr." Yakîn bir nurdur, bir ışıktır."El-yakînu nûr." Yakîn bir nurdur, bir ışıktır. Yakîn böyle şeksiz inanmak bir nurdur.Yakîn böyle şeksiz inanmak bir nurdur. "Yec'alullâhu fî kalbi'l-abd.""Yec'alullâhu fî kalbi'l-abd." Allah bunu müminin gönlünde yaratıyor bu nuru, müminin gönlünde oluyor bu nur.Allah bunu müminin gönlünde yaratıyor bu nuru, müminin gönlünde oluyor bu nur. Bir nur ki müminin gönlünde... Niçin?Bir nur ki müminin gönlünde... Niçin? "Hattâ yüşâhide bihî umûra âhiretih." Ahiretinin meselelerini o nurla müşahede etsin, ayan beyan görsün diye."Hattâ yüşâhide bihî umûra âhiretih." Ahiretinin meselelerini o nurla müşahede etsin, ayan beyan görsün diye. Kalbindeki nur ahirete ait meseleleri ayan beyan, böyle projektör altındaki gibi pırıl pırıl görsün diye...Kalbindeki nur ahirete ait meseleleri ayan beyan, böyle projektör altındaki gibi pırıl pırıl görsün diye... Tamam, cennet var, hesap var, terazi var, sırat var, efendim vesaire; cehennem var.Tamam, cennet var, hesap var, terazi var, sırat var, efendim vesaire; cehennem var. Pırıl pırıl her şeyi...Pırıl pırıl her şeyi... İnsanın gönlüne bir nurdur ki, kulun kalbine, gönlüne koyduğu Allah'ın bir nurdur ki niçin?İnsanın gönlüne bir nurdur ki, kulun kalbine, gönlüne koyduğu Allah'ın bir nurdur ki niçin? Ahiretinin meselelerini o nurun ışığında ayan beyan görsün, karanlık bir şey kalmasın diye.Ahiretinin meselelerini o nurun ışığında ayan beyan görsün, karanlık bir şey kalmasın diye. "Ve yahrika bi-kuvvetihî külle hicâbin beynehû ve beyne mâ fi'l-âhireh."

"Ve yahrika bi-kuvvetihî külle hicâbin beynehû ve beyne mâ fi'l-âhireh."
Bu nurun kuvveti efendim ile kendisiyle ahiret arasındakiBu nurun kuvveti efendim ile kendisiyle ahiret arasındaki bütün perdeleri yaksın, kaldırsın diye!bütün perdeleri yaksın, kaldırsın diye! Perdesiz ahireti müşahede edecek hale gelsin diye.Perdesiz ahireti müşahede edecek hale gelsin diye. Yakîn budur.Yakîn budur. O zaman ahiret meselelerini böyle gözü kapalı efendim afakî konuşmaz.O zaman ahiret meselelerini böyle gözü kapalı efendim afakî konuşmaz. Bütün perdeleri yanmış, kalkmış, tül perde kalmamış arada;Bütün perdeleri yanmış, kalkmış, tül perde kalmamış arada; aynen öyle müşahede edecek hale gelsin diye efendim Allah'ın müminin kalbine verdiği nurdur.aynen öyle müşahede edecek hale gelsin diye efendim Allah'ın müminin kalbine verdiği nurdur. "Hattâ yutàlia tilke'l-umûra ke'l-müşâhidi lehâ."

"Hattâ yutàlia tilke'l-umûra ke'l-müşâhidi lehâ."
Bu işleri efendim dünyadaki mevcudat şeylere bakıp da gördüğü gibi, ahirete ait işleri çok net olarak görsün.Bu işleri efendim dünyadaki mevcudat şeylere bakıp da gördüğü gibi, ahirete ait işleri çok net olarak görsün. Muhterem kardeşlerim!

Muhterem kardeşlerim!
Bir hususu açıkça ifade etmek istiyorum: Gerçekleri görmek kolay bir şey değil.Bir hususu açıkça ifade etmek istiyorum: Gerçekleri görmek kolay bir şey değil. Her gün gazete okuyorum; 10 tane, 15 tane gazete önüme geliyor, sayfalarını çeviriyorum,Her gün gazete okuyorum; 10 tane, 15 tane gazete önüme geliyor, sayfalarını çeviriyorum, okuyorum, meselelere...okuyorum, meselelere... İyice bir meseleye bakıyorum, herkes gerçekleri göremiyor.İyice bir meseleye bakıyorum, herkes gerçekleri göremiyor. Ne bakan olmak, ne başbakan olmak, ne reisicumhur olmak, ne profesör olmak, ne şu, ne bu olmak kâfi değil!Ne bakan olmak, ne başbakan olmak, ne reisicumhur olmak, ne profesör olmak, ne şu, ne bu olmak kâfi değil! Allah'ın nur vermesi lazım insana, gerçeği anlaması için.Allah'ın nur vermesi lazım insana, gerçeği anlaması için. İrfan olması lazım!İrfan olması lazım! İrfan olmadı mı akı kara görüyor, karayı ak görüyor!İrfan olmadı mı akı kara görüyor, karayı ak görüyor! Kötüyü iyi görüyor, iyiyi kötü görüyor!Kötüyü iyi görüyor, iyiyi kötü görüyor! İyi bir şey yapıyorum derken kötü bir şey yapıyor efendim; yapılan iyi bir şeyi de kötü sanıyor. Neden?İyi bir şey yapıyorum derken kötü bir şey yapıyor efendim; yapılan iyi bir şeyi de kötü sanıyor. Neden? Nur yok!Nur yok! Nur yok, Allah gerçekleri göstermiyor, göremiyor.Nur yok, Allah gerçekleri göstermiyor, göremiyor. Elime kalemi alsam, yazsam yazsam, yazsam yazsam...

Elime kalemi alsam, yazsam yazsam, yazsam yazsam...
O kadar çok yanılmalar var!O kadar çok yanılmalar var! Herhangi bir kitabı açıp baktığım zaman o kadar yanılmalar var,Herhangi bir kitabı açıp baktığım zaman o kadar yanılmalar var, herhangi bir konuşmayı dinlediğin zaman o kadar yanılmalar var...herhangi bir konuşmayı dinlediğin zaman o kadar yanılmalar var... Herkes kendisini adam sanıyor, doğru konuşuyorum sanıyor ya!Herkes kendisini adam sanıyor, doğru konuşuyorum sanıyor ya! Benim bildiğim hususlarda bakıyorum, çok net yanlış!Benim bildiğim hususlarda bakıyorum, çok net yanlış! Hem çocuk çocuk gibi yani; o kadar cahilce söylenmiş ki!Hem çocuk çocuk gibi yani; o kadar cahilce söylenmiş ki! Allah Allah, hayret ediyorum ya!Allah Allah, hayret ediyorum ya! Bu unvan, bu mevki, bu makam, ondan sonra bu kadar basit yanlışlık...Bu unvan, bu mevki, bu makam, ondan sonra bu kadar basit yanlışlık... Hayret ediyorum!Hayret ediyorum! Onun için gerçekleri yakalamak kolay değil, gerçekleri bilmek de kolay değil.

Onun için gerçekleri yakalamak kolay değil, gerçekleri bilmek de kolay değil.
Onun için dikkatli olmak lazım, herkesin sözüne de kulak asmamak lazım.Onun için dikkatli olmak lazım, herkesin sözüne de kulak asmamak lazım. Efendim insanın biraz da aklını, mantığını kullanması lazım,Efendim insanın biraz da aklını, mantığını kullanması lazım, ölçmesi lazım karşısındakinin sözünü; doğru mu, yanlış mı, iyi mi, kötü mü filan diye.ölçmesi lazım karşısındakinin sözünü; doğru mu, yanlış mı, iyi mi, kötü mü filan diye. Allah o yakîn denilen şeksiz, şüphesiz, safi imanı hepimizin gönlüne yerleştirsin.

Allah o yakîn denilen şeksiz, şüphesiz, safi imanı hepimizin gönlüne yerleştirsin.
O nuru, o nura hepimizi sahip eylesin de bu iman konularında tereddüt olmasın, şaşırma olmasın.O nuru, o nura hepimizi sahip eylesin de bu iman konularında tereddüt olmasın, şaşırma olmasın. Gazeteler şöyle yazdı, televizyonlar böyle dedi diye imanını şaşırtmasın, sapıtmasın,Gazeteler şöyle yazdı, televizyonlar böyle dedi diye imanını şaşırtmasın, sapıtmasın, kafayı oynatmasın, doğru yoldan çıkmasın.kafayı oynatmasın, doğru yoldan çıkmasın. Adam cübbeliymiş, çocuk daha doğrusu cübbeliymiş, sarıklıymış, beş vakit namazındaymış.

Adam cübbeliymiş, çocuk daha doğrusu cübbeliymiş, sarıklıymış, beş vakit namazındaymış.
Başka insanları da, çocukları da derleyip toparlıyormuş, nasihat ediyormuş, onları da namaza alıştırıyormuş.Başka insanları da, çocukları da derleyip toparlıyormuş, nasihat ediyormuş, onları da namaza alıştırıyormuş. Ondan sonra bir değişmiş; cübbeyi çıkarmış, sakalı kazımış, namazı bırakmış, yolu sapıtmış!Ondan sonra bir değişmiş; cübbeyi çıkarmış, sakalı kazımış, namazı bırakmış, yolu sapıtmış! E ne oldu bu? Sapıttı.E ne oldu bu? Sapıttı. E ne oldu ya diye soruluyor.E ne oldu ya diye soruluyor. Efendim bir şahısla tanışmış da falan da filan da...Efendim bir şahısla tanışmış da falan da filan da... O çok büyük bir zatmış da, evliyaymış da...O çok büyük bir zatmış da, evliyaymış da... Evliya olsa öyle mi yapar?

Evliya olsa öyle mi yapar?
Sağlam insanı bu hale mi getirir evliya?Sağlam insanı bu hale mi getirir evliya? Namaz kılan insanı namaz kılmaktan vazgeçiren bir insanın evliya olma ihtimali var mıdır?Namaz kılan insanı namaz kılmaktan vazgeçiren bir insanın evliya olma ihtimali var mıdır? Yok!Yok! Ama o kanıyor, o inanıyor; "Hayır, benim hissim kuvvetliymiş, bu adammış..." Şimdi bu adam doğru söylüyor diyor, sapık yola gidiyor.Ama o kanıyor, o inanıyor; "Hayır, benim hissim kuvvetliymiş, bu adammış..." Şimdi bu adam doğru söylüyor diyor, sapık yola gidiyor. Peki bir insan doğru yoldayken sapık yola niçin girer muhterem kardeşlerim?

Peki bir insan doğru yoldayken sapık yola niçin girer muhterem kardeşlerim?
Allah'ın cezasına uğradığı için girer!Allah'ın cezasına uğradığı için girer! Doğru yolda yürümek Allah'ın ikramıdır; bakın bunu altını çizerek söylüyorum, iyi bilin:Doğru yolda yürümek Allah'ın ikramıdır; bakın bunu altını çizerek söylüyorum, iyi bilin: Doğru yolda yürümek insana Allah'ın ikramıdır.Doğru yolda yürümek insana Allah'ın ikramıdır. Doğru yoldan sapmak Allah'ın insana cezasıdır!Doğru yoldan sapmak Allah'ın insana cezasıdır! Bir edepsizliği vardır da ondan ayağını Allah saptırmıştır.

Bir edepsizliği vardır da ondan ayağını Allah saptırmıştır.
Bir edepsizliği vardır,Bir edepsizliği vardır, bir büyük terbiyesizliği olmuştur, ondan sapmıştır.bir büyük terbiyesizliği olmuştur, ondan sapmıştır. Ona çok dikkat edin.Ona çok dikkat edin. Yani mühim olan, Allah'a karşı edebinize çok dikkat etmek lazım.Yani mühim olan, Allah'a karşı edebinize çok dikkat etmek lazım. Allah o zaman insanı doğru yola sevk eder. Neden?Allah o zaman insanı doğru yola sevk eder. Neden? Hidayeti sevdiği kullarına veriyor da ondan.Hidayeti sevdiği kullarına veriyor da ondan. Kâfire hidayet veriyor mu?Kâfire hidayet veriyor mu? Vermiyor, hidayete erse cennete girecek de ondan; cennete sokmayacağı için vermiyor.Vermiyor, hidayete erse cennete girecek de ondan; cennete sokmayacağı için vermiyor. Kâfire vermiyor, kime veriyor? Sevdiği kuluna veriyor.Kâfire vermiyor, kime veriyor? Sevdiği kuluna veriyor. Peki bir insan Allah'ın sevdiği işleri yapıp dururken sonra niye sevilmeyen duruma düşüyor?

Peki bir insan Allah'ın sevdiği işleri yapıp dururken sonra niye sevilmeyen duruma düşüyor?
Bir edepsizlik yapıyor da Allah'ın hışmına, gazabına, cezasına uğruyor o ondan.Bir edepsizlik yapıyor da Allah'ın hışmına, gazabına, cezasına uğruyor o ondan. Bunu iyi bilin.Bunu iyi bilin. Bunu çok iyi bilin!Bunu çok iyi bilin! Onun için Allah'a karşı edebinizi korumaya dikkat edin,Onun için Allah'a karşı edebinizi korumaya dikkat edin, helal lokma yemeye dikkat edin, günah işlememeye, edepsizlik yapmamaya dikkat edin.helal lokma yemeye dikkat edin, günah işlememeye, edepsizlik yapmamaya dikkat edin. Günah işlediniz mi, edepsizlik yaptınız mı o zaman cezalar başlar.Günah işlediniz mi, edepsizlik yaptınız mı o zaman cezalar başlar. Cezalar nedir?

Cezalar nedir?
Camiye gelememek bir cezadır!Camiye gelememek bir cezadır! Namaz kılamamak bir cezadır!Namaz kılamamak bir cezadır! İbadetleri, taatleri, zikri sevmemek bir cezadır!İbadetleri, taatleri, zikri sevmemek bir cezadır! Başlar öyle yavaş yavaş, sapıtır gider.Başlar öyle yavaş yavaş, sapıtır gider. Musiki cemiyetlerine girer,Musiki cemiyetlerine girer, başka sosyetik kulüplere gider,başka sosyetik kulüplere gider, her gün keyif yapıyor zevk yapıyor sanır kendisini ama aslında belaya uğramaya başlamıştır.her gün keyif yapıyor zevk yapıyor sanır kendisini ama aslında belaya uğramaya başlamıştır. Aslında belaya uğramaya başlamıştır.Aslında belaya uğramaya başlamıştır. Onun için çok dikkat edin.Onun için çok dikkat edin. Bir tane daha okuyalım

Bir tane daha okuyalım
mübarek sözlerinden bu mübarek zatların:mübarek sözlerinden bu mübarek zatların: Kàle ve kàle Ahmedü: Aynı ravi bir sözünü daha rivayet etmiş Ahmed İbn-i Âsım el-Antâkî Hazretleri'nin:Kàle ve kàle Ahmedü: Aynı ravi bir sözünü daha rivayet etmiş Ahmed İbn-i Âsım el-Antâkî Hazretleri'nin: "İzâ talebte salâha kalbike feste'ın aleyhi bi-hıfzı lisânik.""İzâ talebte salâha kalbike feste'ın aleyhi bi-hıfzı lisânik." Bak çok mühim bir nasihat söyledi.

Bak çok mühim bir nasihat söyledi.
Deminden beri söylediğimiz sözlerin arkasına bu nasihat de çok münasip düştü şimdi.Deminden beri söylediğimiz sözlerin arkasına bu nasihat de çok münasip düştü şimdi. Allah rahmet eylesin, şefaatine nail eylesin, çok münasip düştü bu.Allah rahmet eylesin, şefaatine nail eylesin, çok münasip düştü bu. Diyor ki bu mübarek zat, bu tecrübeli zat, bu arif zat diyor ki: "İzâ talebte salâha kalbik."Diyor ki bu mübarek zat, bu tecrübeli zat, bu arif zat diyor ki: "İzâ talebte salâha kalbik." Gönlünün salahını, temizliğini, paklığını istiyor musun?Gönlünün salahını, temizliğini, paklığını istiyor musun? Güzel bir gönlün olsun, pırıl pırıl nurlu bir gönlün olsun; hani yakîn sahibi olsun vesaire...Güzel bir gönlün olsun, pırıl pırıl nurlu bir gönlün olsun; hani yakîn sahibi olsun vesaire... Tertemiz bir gönül, Allah'ın sevdiği pırıl pırıl bir gönlün olsun istiyor musun?Tertemiz bir gönül, Allah'ın sevdiği pırıl pırıl bir gönlün olsun istiyor musun? İstiyorum. Tamam.İstiyorum. Tamam. Gönlünün salâhını, iyiliğini istiyorsan:Gönlünün salâhını, iyiliğini istiyorsan: "Feste'ın aleyhi bi-hıfzı lisânik." Dilini muhafaza ederek kalbinin iyi olmasına destekçi ol, yardımcı ol diyor."Feste'ın aleyhi bi-hıfzı lisânik." Dilini muhafaza ederek kalbinin iyi olmasına destekçi ol, yardımcı ol diyor. Bak buradan kaybediyor insan!Bak buradan kaybediyor insan! Dilinden kaybediyor!Dilinden kaybediyor! Diliyle söylediği bir laftan, yaptığı bir yersiz şakadan,Diliyle söylediği bir laftan, yaptığı bir yersiz şakadan, anlattığı bir Oflu hoca fıkrasından, efendim bir bilmem şundan bundan kaybediyor.anlattığı bir Oflu hoca fıkrasından, efendim bir bilmem şundan bundan kaybediyor. O zaman gönlü kararıyor, gönül doygunluğunu kaybediyor.O zaman gönlü kararıyor, gönül doygunluğunu kaybediyor. Dil çok önemli! Dilini tutması lazım insanın, diline sahip olması lazım!

Dil çok önemli! Dilini tutması lazım insanın, diline sahip olması lazım!
Diline sahip olması lazım, söylediği söze dikkat etmesi lazım; aman günah olmasın,Diline sahip olması lazım, söylediği söze dikkat etmesi lazım; aman günah olmasın, aman yalan olmasın, aman yanlış olmasın,aman yalan olmasın, aman yanlış olmasın, aman Allah'ın sevmediği bir söz ağzımdan çıkmasın diye...aman Allah'ın sevmediği bir söz ağzımdan çıkmasın diye... İşte buradan başlıyor; dilini tutmaktan başlıyor bu iş.İşte buradan başlıyor; dilini tutmaktan başlıyor bu iş. Önemli bir şey.Önemli bir şey. Siz de dilinizi hıfzetmeye dikkat edin.

Siz de dilinizi hıfzetmeye dikkat edin.
Günahlardan hıfzedin, gafletten de hıfzedin.Günahlardan hıfzedin, gafletten de hıfzedin. Diliniz boşta durmasın, zikirle meşgul olsun, Allah'ın zikriyle meşgul olsun.Diliniz boşta durmasın, zikirle meşgul olsun, Allah'ın zikriyle meşgul olsun. "Efdalü'n-nâs..." Hadîs-i şerîf, başka, Râmûz'da okumuştuk geçen gün.

"Efdalü'n-nâs..." Hadîs-i şerîf, başka, Râmûz'da okumuştuk geçen gün.
"Efdalü'n-nâs..." İnsanların en üstünü kimdir?"Efdalü'n-nâs..." İnsanların en üstünü kimdir? "Ez-zâkirûnallâh." Allah'ı zikredenlerdir."Ez-zâkirûnallâh." Allah'ı zikredenlerdir. En üstün insanlar Allah'ı zikredenlerdir.En üstün insanlar Allah'ı zikredenlerdir. Onun için dilini, kalbini her an zikirle meşgul etmeye gayret et.Onun için dilini, kalbini her an zikirle meşgul etmeye gayret et. Bir tane daha okuyalım: Ve kàle Ahmedü: "I'mel alâ en leyse fi'l-ardı ehadün gayrüke ve lâ fi's-semâi ehadün gayruh."Bir tane daha okuyalım: Ve kàle Ahmedü: "I'mel alâ en leyse fi'l-ardı ehadün gayrüke ve lâ fi's-semâi ehadün gayruh." "İ’mel." Çalış çabala, amel işle; amel-i salih işle.

"İ’mel." Çalış çabala, amel işle; amel-i salih işle.
"Alâ en leyse fi'l-ardı ehadün gayrük." Yeryüzünde senden başka hiçbir kimse yokmuş farz ederek öyle amel işle!"Alâ en leyse fi'l-ardı ehadün gayrük." Yeryüzünde senden başka hiçbir kimse yokmuş farz ederek öyle amel işle! "Ve lâ fi's-semâi ehadün gayruh.""Ve lâ fi's-semâi ehadün gayruh." Gökte de O'ndan gayrı kimsenin olmadığının inancı üzere öyle amel işle.Gökte de O'ndan gayrı kimsenin olmadığının inancı üzere öyle amel işle. Bu ne yapar?

Bu ne yapar?
İnsanı hangi noktaya götürür?İnsanı hangi noktaya götürür? Bilirse insan Allah'tan başka kimsenin olmadığını, sadece Allah olduğunu; Allah'a güzel kulluk eder.Bilirse insan Allah'tan başka kimsenin olmadığını, sadece Allah olduğunu; Allah'a güzel kulluk eder. Yeryüzünde de kendisinden başka kimse yok; hiç kimseye önem vermez, hiç kimseye aldırmaz.Yeryüzünde de kendisinden başka kimse yok; hiç kimseye önem vermez, hiç kimseye aldırmaz. Yapılacak işlere öyle koşturur: "Benden başka bu işi yapacak kimse yok ki!Yapılacak işlere öyle koşturur: "Benden başka bu işi yapacak kimse yok ki! Yapayım da bu iş tamamlansın, bu hizmeti bitirirsem ben bitiririm." Bu çok önemli bir gaye!Yapayım da bu iş tamamlansın, bu hizmeti bitirirsem ben bitiririm." Bu çok önemli bir gaye! Ben arkadaşlara tesadüfen, bilmeden, bu sözü okumadan demiştim ki:Ben arkadaşlara tesadüfen, bilmeden, bu sözü okumadan demiştim ki: "Yeryüzünde bir Müslüman sen kalmış gibi çalış!" demiştim."Yeryüzünde bir Müslüman sen kalmış gibi çalış!" demiştim. Elhamdülillâh, iyi demişim yani.Elhamdülillâh, iyi demişim yani. Bu söze uygun olmuş. Neden?Bu söze uygun olmuş. Neden? Yani herkes diyor ki: "Elbet bu işi yapacak bir insan bulunur." Kendi yapmıyor, ihmal ediyor; hizmet ortada kalıyor.Yani herkes diyor ki: "Elbet bu işi yapacak bir insan bulunur." Kendi yapmıyor, ihmal ediyor; hizmet ortada kalıyor. Ne yapacak insan?Ne yapacak insan? "Yeryüzünde hiç kimse kalmamış, bir Müslüman ben kalmışım."Yeryüzünde hiç kimse kalmamış, bir Müslüman ben kalmışım. Yaparsam bu işi ben yapacağım, yapmazsam bu iş yatacak, yapılmayacak;Yaparsam bu işi ben yapacağım, yapmazsam bu iş yatacak, yapılmayacak; Müslümanlar mahvolacak, zarar görecek.Müslümanlar mahvolacak, zarar görecek. O halde bu işi yapmak lazım!" diyecek.O halde bu işi yapmak lazım!" diyecek. Yani tek kendisi kalmış gibi, kendisinden başka hiçbir kimse yokmuş gibi öyle sarılacak işe; öyle gayret edecek ve bilecek kiYani tek kendisi kalmış gibi, kendisinden başka hiçbir kimse yokmuş gibi öyle sarılacak işe; öyle gayret edecek ve bilecek ki O'ndan gayrı kimse yok.O'ndan gayrı kimse yok. Başkasının beğenmesi için yapmayacak,Başkasının beğenmesi için yapmayacak, başkasından alkış, mükâfat, para pul almak için yapmayacak; Allah rızası için yapacak.başkasından alkış, mükâfat, para pul almak için yapmayacak; Allah rızası için yapacak. Allahu Teâlâ Hazretleri cümlemizi bu güzel incelikleri anlayan,

Allahu Teâlâ Hazretleri cümlemizi bu güzel incelikleri anlayan,
kavrayan, uygulayan kimse eylesin.kavrayan, uygulayan kimse eylesin. Fâtiha-i Şerîfe mea'l-besmele...

Fâtiha-i Şerîfe mea'l-besmele...
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2