Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh.Hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külle hîn.Alâ külli hâlin ve fî külle hîn. Kemâ yenbeğî li celâli vechihî ve li azîmi sultânih.Kemâ yenbeğî li celâli vechihî ve li azîmi sultânih. Ve’s-salâtü ve’s-selâmüVe’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirînalâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn ve şefîi’l-müznibîn ve imâmü’l-müttekînve şefîi’l-müznibîn ve imâmü’l-müttekîn ve eşrefü’l-mürselîn Muhammedini’l-Mustafâve eşrefü’l-mürselîn Muhammedini’l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihîve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi’ahû bi ihsânin ilâ yevmi'l ceza.ve men tebi’ahû bi ihsânin ilâ yevmi'l ceza. Emmâ ba'd:

Emmâ ba'd:
Allah'a hamd-ü senâlar olsun,

Allah'a hamd-ü senâlar olsun,
şükürler olsun ki kendi binamızda,şükürler olsun ki kendi binamızda, diyar-ı gurbette,diyar-ı gurbette, Allah'ın bize ihsan ettiği binadaAllah'ın bize ihsan ettiği binada gayrimüslim ülkesindegayrimüslim ülkesinde İslâmî bir toplantı yapıyoruz.İslâmî bir toplantı yapıyoruz. Allah Teâlâ Hazretleri sebep olanlardan razı olsun...Allah Teâlâ Hazretleri sebep olanlardan razı olsun... Ve burada güzel çalışmalar yapmayaVe burada güzel çalışmalar yapmaya kardeşlerimizi muvaffak eylesin…kardeşlerimizi muvaffak eylesin… Hepimizi dünya ve ahiretteHepimizi dünya ve ahirette aziz ve mutlu ve bahtiyar eylesin...aziz ve mutlu ve bahtiyar eylesin... Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’inPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in hadîs-i şerîflerinden okuyarak,hadîs-i şerîflerinden okuyarak, açıklayarak bu konuşmamı tamamlamak istiyorum.açıklayarak bu konuşmamı tamamlamak istiyorum. Birinci hadîs-i şerîf Enes radıyallahu anh'ten.

Birinci hadîs-i şerîf Enes radıyallahu anh'ten.
Efendimiz buyuruyor ki:Efendimiz buyuruyor ki: İnne’r-racüle lâ yekûnü mü’minen

İnne’r-racüle lâ yekûnü mü’minen
hattâ yekûne kalbühû me’a lisânihî sevâenhattâ yekûne kalbühû me’a lisânihî sevâen ve yekûnü lisânühû me’a kalbihî sevâenve yekûnü lisânühû me’a kalbihî sevâen ve lâ yühâlifü kavlühû amelehûve lâ yühâlifü kavlühû amelehû ve ye’menü câruhû bevâikahû.ve ye’menü câruhû bevâikahû. Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.
Adam mümin olamaz.

Adam mümin olamaz.
Kalbi, diliyle müsavi (aynı, eşit) olmadıkçaKalbi, diliyle müsavi (aynı, eşit) olmadıkça ve dili kalbi ile eşit, aynı, müsavi olmadıkça.ve dili kalbi ile eşit, aynı, müsavi olmadıkça. Ve sözü icraatına muhalif düşmemek şartıyla.Ve sözü icraatına muhalif düşmemek şartıyla. Ve komşusu onunVe komşusu onun şerrinden ve gaylesinden emin olmadıkça.şerrinden ve gaylesinden emin olmadıkça. Şimdi kelimelerini açıklayalım:

Şimdi kelimelerini açıklayalım:
Kalp ve dil…

Kalp ve dil…
Kalp deyince hepimizin hatırına gelen,Kalp deyince hepimizin hatırına gelen, göğsümüzün sol tarafında,göğsümüzün sol tarafında, çam kozalağına benzeyen,çam kozalağına benzeyen, yumruk büyüklüğünde bir et parçasıdır.yumruk büyüklüğünde bir et parçasıdır. Hatırımıza bu gelir.Hatırımıza bu gelir. Fakat ayet ve hadislerde kalp,Fakat ayet ve hadislerde kalp, bu et parçası demek değildir.bu et parçası demek değildir. İnsanın akletme kabiliyetidir, gönlüdür,İnsanın akletme kabiliyetidir, gönlüdür, iç alemidir.iç alemidir. Murad, et parçası değildir.Murad, et parçası değildir. Yani insanın iç alemiyle, gönlüyleYani insanın iç alemiyle, gönlüyle sözü birbiriyle aynı olacak.sözü birbiriyle aynı olacak. İçi dışı bir olacak.İçi dışı bir olacak. İçi başka gizli,İçi başka gizli, konuştuğu kimsenin anlayamadığı başka bir şekilde, sözü başka.konuştuğu kimsenin anlayamadığı başka bir şekilde, sözü başka. Veya sözü ile kalbiVeya sözü ile kalbi birbirine aykırı istikametlerde.birbirine aykırı istikametlerde. Sözünün söylediğinin aksi var gönlünde.Sözünün söylediğinin aksi var gönlünde. Böyle olursa bir insan hakiki mümin olamaz.Böyle olursa bir insan hakiki mümin olamaz. İçi dışı bir olacak.İçi dışı bir olacak. İnsanın sözü, icraatına aykırı olmayacak.

İnsanın sözü, icraatına aykırı olmayacak.
Sözü ile icraatı aynı olacak.Sözü ile icraatı aynı olacak. Söz verdiyse, güzel şeyler söylediyse,Söz verdiyse, güzel şeyler söylediyse, güzel şeyler yapacak.güzel şeyler yapacak. Güzel şeyler söyleyip de aksini yapmayacak.Güzel şeyler söyleyip de aksini yapmayacak. Ve komşusu, onunla irtibat halinde,Ve komşusu, onunla irtibat halinde, ilgi halinde, alakalı olan kimse,ilgi halinde, alakalı olan kimse, ona karşı emniyet duyacak, güvenecek ona.ona karşı emniyet duyacak, güvenecek ona. “Bu bana zarar vermez, bu iyi bir komşudur.

“Bu bana zarar vermez, bu iyi bir komşudur.
Ben kalksam, gitsem bile evime,Ben kalksam, gitsem bile evime, aileme, çoluk çocuğuma, bahçemeaileme, çoluk çocuğuma, bahçeme bundan bir hasar, zarar, şer gelmez” diyecek.bundan bir hasar, zarar, şer gelmez” diyecek. Emin olacak komşusu kendisinden.Emin olacak komşusu kendisinden. Ölçü o.Ölçü o. Komşusu kendisine güvenecek ve emin olacak,Komşusu kendisine güvenecek ve emin olacak, mutmain olacak.mutmain olacak. Şimdi, aziz ve sevgili kardeşlerim!

Şimdi, aziz ve sevgili kardeşlerim!
İnsanoğlunun halet-i rûhiyesi

İnsanoğlunun halet-i rûhiyesi
beğenilmek üzerine yürür.beğenilmek üzerine yürür. Her insan beğenilmek ister.Her insan beğenilmek ister. Süslenmek ondandır.Süslenmek ondandır. Giyinmek ondandır.Giyinmek ondandır. Tıraş ondandır.Tıraş ondandır. Allık, pudra, rastlık, oje ondandır.Allık, pudra, rastlık, oje ondandır. Bilezik, yüzük, gerdanlık,Bilezik, yüzük, gerdanlık, kolye, küpe ondandır.kolye, küpe ondandır. Ayakkabıyı boyatmamız, pantolonu ütületmemiz ondandır.Ayakkabıyı boyatmamız, pantolonu ütületmemiz ondandır. Yakışıklı elbise giyelim diyeYakışıklı elbise giyelim diye “Bu gömleğe bununla giymem” dememiz ondandır.“Bu gömleğe bununla giymem” dememiz ondandır. Beğenilmek isteriz.Beğenilmek isteriz. İnsanoğlunun içinde beğenilmek arzusu vardır.İnsanoğlunun içinde beğenilmek arzusu vardır. Beğenilmemek durumunda da üzülür.

Beğenilmemek durumunda da üzülür.
Eğer beğenilmiyorsa, sevilmiyorsa,Eğer beğenilmiyorsa, sevilmiyorsa, hoş görülmüyorsa üzülür.hoş görülmüyorsa üzülür. Ama dışını bunun için süsler insan.Ama dışını bunun için süsler insan. “Ama” demeden önce şey yapalım, yani beğenilmek için“Ama” demeden önce şey yapalım, yani beğenilmek için dışını süsler.dışını süsler. Ben de bugün konuşma yapacağım diye tıraş oldum, öyle geldim.Ben de bugün konuşma yapacağım diye tıraş oldum, öyle geldim. Yani ben sizden farklı veya siz benden farklıYani ben sizden farklı veya siz benden farklı veya öbür insanlardan farklı değiliz.veya öbür insanlardan farklı değiliz. Dişlerimi fırçaladım falan…Dişlerimi fırçaladım falan… Elbisemi giyerken hacı hanım soruyor,Elbisemi giyerken hacı hanım soruyor, “Ne giyeceksin?” “Mavi pardesü giyeyim, çünkü“Ne giyeceksin?” “Mavi pardesü giyeyim, çünkü mavi kot giyeceğim” dedim.mavi kot giyeceğim” dedim. “Beyaz ayakkabı giymeyeyim, siyah giyeyim.“Beyaz ayakkabı giymeyeyim, siyah giyeyim. Çünkü siyaha o daha yakışır.” dedim.Çünkü siyaha o daha yakışır.” dedim. Bu bir bakıma da güzel bir şeydir.Bu bir bakıma da güzel bir şeydir. Güzellik duygusu güzeldir.Güzellik duygusu güzeldir. Müslümanda güzellik duygusu olması lazım.Müslümanda güzellik duygusu olması lazım. Güzellik duygusu ne demek?

Güzellik duygusu ne demek?
Yani güzeli yapmaya çalışmak, güzeli sevmek.

Yani güzeli yapmaya çalışmak, güzeli sevmek.
Ben biraz burada oturdum.

Ben biraz burada oturdum.
Şurada şimdi kalemimi yonttum, incelttim.Şurada şimdi kalemimi yonttum, incelttim. Böyle mimarların beğeneceği hale getirdim.Böyle mimarların beğeneceği hale getirdim. Küttü biraz.Küttü biraz. Epeyce uğraştım.Epeyce uğraştım. Çöp kutusunun üstünü sildim, biraz leke vardı.Çöp kutusunun üstünü sildim, biraz leke vardı. İnsanda, Müslümanda

İnsanda, Müslümanda
bir dürüstlük duygusu olması lazım,bir dürüstlük duygusu olması lazım, bir de güzellik duygusu olması lazım.bir de güzellik duygusu olması lazım. Estetik diyorlar batılılar.Estetik diyorlar batılılar. Estetik duygusu, güzellik duygusu...Estetik duygusu, güzellik duygusu... Yani bir şeyi güzel yapmak arzusu.Yani bir şeyi güzel yapmak arzusu. Bunu dinimiz de bize emrediyor.Bunu dinimiz de bize emrediyor. Ben de bunu vurguluyorum bizim camiamızaBen de bunu vurguluyorum bizim camiamıza yaptığım konuşmalarda bunu şiddetle vurguluyorum.yaptığım konuşmalarda bunu şiddetle vurguluyorum. Ama yaptığınız işi sadece yapmış olmayın,Ama yaptığınız işi sadece yapmış olmayın, aynı zamanda güzel bir şekilde yapmaya çalışın.aynı zamanda güzel bir şekilde yapmaya çalışın. Bakın sabahleyin namazdan sonra oturduk

Bakın sabahleyin namazdan sonra oturduk
çorba içmeden önce ve camide de vardıçorba içmeden önce ve camide de vardı bir ısıtma cihazı.bir ısıtma cihazı. Elektrikli bir ısıtma cihazı bu.Elektrikli bir ısıtma cihazı bu. Fişe taktığınız zaman cereyandan teller ısınıyorFişe taktığınız zaman cereyandan teller ısınıyor ve çevreyi ısıtıyor.ve çevreyi ısıtıyor. Hava soğuk olduğu için biz bunu kullanıyoruz amaHava soğuk olduğu için biz bunu kullanıyoruz ama bunun üzerine bir şey eklemiş adam.bunun üzerine bir şey eklemiş adam. Bir güzellik bürümüş onun üstüne.Bir güzellik bürümüş onun üstüne. Elektrikli olduğu halde bir görünüm vermis.Elektrikli olduğu halde bir görünüm vermis. Sanki odunlar var,Sanki odunlar var, sanki odunlardan buram buram alevler,sanki odunlardan buram buram alevler, dumanlar çıkıyormuş gibi, alevler böyle oynaşıyormuş gibidumanlar çıkıyormuş gibi, alevler böyle oynaşıyormuş gibi bir görüntü vermiş.bir görüntü vermiş. Bunu vermek için de arka tarafaBunu vermek için de arka tarafa ısınınca dönen bir çarp koymuş, bir ışık koymuş.ısınınca dönen bir çarp koymuş, bir ışık koymuş. O ışık bir ekrana aksediyor.O ışık bir ekrana aksediyor. Ve güzel bir şey, baktığınız zaman hoşunuza gidiyor.Ve güzel bir şey, baktığınız zaman hoşunuza gidiyor. Hoş bir manzara yani sadece ısıtmayı düşünmemiş,Hoş bir manzara yani sadece ısıtmayı düşünmemiş, bir de görünümünün hoş olmasını düşünmüş.bir de görünümünün hoş olmasını düşünmüş. Bu yasak bir şey değil.Bu yasak bir şey değil. Hatta teşvik edilen bir şey.Hatta teşvik edilen bir şey. Hatta ben Avustralya'da arkadaşlarıma söylemiştim,

Hatta ben Avustralya'da arkadaşlarıma söylemiştim,
burada da sizin durumunuz aynı, size de söylüyorum:burada da sizin durumunuz aynı, size de söylüyorum: Allah rızası için, Allah için;Allah rızası için, Allah için; nefis için değil, kibir için değil, ucub için değil.nefis için değil, kibir için değil, ucub için değil. Allah için, Allah rızası için giyiminize,Allah için, Allah rızası için giyiminize, bütçenizden bir pay ayırın ve biraz güzel giyinin, biraz süslenin.bütçenizden bir pay ayırın ve biraz güzel giyinin, biraz süslenin. Erkeğin güzelliği tıraştan,Erkeğin güzelliği tıraştan, kadının güzelliği ilaçtan derler.kadının güzelliği ilaçtan derler. Bizim Anadolu'da böyle bir söz söylenir.Bizim Anadolu'da böyle bir söz söylenir. Yani ilaç sürmek makbul değil de yani böyle şeylerYani ilaç sürmek makbul değil de yani böyle şeyler Tabii olarak çirkinlikleri izale etmek sünnet.Tabii olarak çirkinlikleri izale etmek sünnet. Mesela Peygamber EfendimizMesela Peygamber Efendimiz benim yanıma sapsarı dişlerlebenim yanıma sapsarı dişlerle ağzınız kokarak gelmeyin diyor.ağzınız kokarak gelmeyin diyor. Çirkin kokununun izalesini istiyor.Çirkin kokununun izalesini istiyor. Dişteki sarıldığın giderilmesini istiyor.Dişteki sarıldığın giderilmesini istiyor. Düşünün, yemek yiyecek halleri yok.

Düşünün, yemek yiyecek halleri yok.
Yemek yiyecek imkanları yok.Yemek yiyecek imkanları yok. Fukara, fukaray-ı sâbirin; mübarekler amaFukara, fukaray-ı sâbirin; mübarekler ama dişlerini fırçalamak için dal kullanmışlar.dişlerini fırçalamak için dal kullanmışlar. Misvak dediğimiz tabiattan alınmaMisvak dediğimiz tabiattan alınma bir şey kullanmışlar ve dişleri inci gibi.bir şey kullanmışlar ve dişleri inci gibi. Ve Efendimiz teşvik ediyor:Ve Efendimiz teşvik ediyor: “Ağzınız zikir ve Kur'an okuma aletidir.

“Ağzınız zikir ve Kur'an okuma aletidir.
Orada melekler vardır.Orada melekler vardır. Ağzınız temiz olsun melekler rahatsız olmasın” diyor.Ağzınız temiz olsun melekler rahatsız olmasın” diyor. Yani ağzın güzelliğine 1400 yıl önceleriYani ağzın güzelliğine 1400 yıl önceleri dinimiz çok büyük önemle eğilmiş.dinimiz çok büyük önemle eğilmiş. Küçük gibi görünebilir.Küçük gibi görünebilir. Küçük değil.Küçük değil. Ben bir konuşmamda, dergide de yazdım:Ben bir konuşmamda, dergide de yazdım: “İslam şekle de önem verir” dedim.“İslam şekle de önem verir” dedim. Yani mühim olan kalp temizliği diye diyeYani mühim olan kalp temizliği diye diye şekli adam akıllı ihmal ettik, yıktık gittik, viraneye döndürdük.şekli adam akıllı ihmal ettik, yıktık gittik, viraneye döndürdük. İslam şekle de önem verir.İslam şekle de önem verir. Nereden biliyoruz?Nereden biliyoruz? Misvaktan.Misvaktan. Tıraş olmaktan, tırnak kesmekten.Tıraş olmaktan, tırnak kesmekten. Nereden biliyoruz? Safların düzeltilmesinden.Nereden biliyoruz? Safların düzeltilmesinden. Peygamber Efendimiz namaza durmadan önce dönerdi geriye,Peygamber Efendimiz namaza durmadan önce dönerdi geriye, insanların kimisinin yakasından öne çekerdi,insanların kimisinin yakasından öne çekerdi, kimisinin göğsünden geriye iterdi,kimisinin göğsünden geriye iterdi, safın muntazam olmasını sağlardı.safın muntazam olmasını sağlardı. “Ne olacak yani? Muntazam olsa ne olacak?“Ne olacak yani? Muntazam olsa ne olacak? Muntazam olmasa ne olacak” demezdi.Muntazam olmasa ne olacak” demezdi. Ve buyururdu ki Efendimiz: Sevvû sufûfekum.

Ve buyururdu ki Efendimiz: Sevvû sufûfekum.
Saflarınızı düzenleyiniz.Saflarınızı düzenleyiniz. Çünkü safın düzenlenmesi namazınÇünkü safın düzenlenmesi namazın güzel kılınmasının bir parçasıdır.güzel kılınmasının bir parçasıdır. Neden böyle şekle önem verilir?Neden böyle şekle önem verilir? Niye ben de şekle önem verilmesini istiyorum?Niye ben de şekle önem verilmesini istiyorum? Şeklin öze doğru bir etkisi vardır.Şeklin öze doğru bir etkisi vardır. Şekil, öze doğru insanı etkiler,Şekil, öze doğru insanı etkiler, yani içe doğru.yani içe doğru. Dış görünüm, iç görünüme doğru tesir ederDış görünüm, iç görünüme doğru tesir eder ve birtakım şekilleri şeklen yapa yapa insan içini de düzeltir.ve birtakım şekilleri şeklen yapa yapa insan içini de düzeltir. Etkileşim vardır.

Etkileşim vardır.
İçin güzelliği dışa vurur,İçin güzelliği dışa vurur, dışın güzelliği de geriye doğru içi güzelleştirir.dışın güzelliği de geriye doğru içi güzelleştirir. Öyle bir etkisi vardır.Öyle bir etkisi vardır. Ve onun için insanın tırnağını da kesmesi lazım,Ve onun için insanın tırnağını da kesmesi lazım, sakalını da düzeltmesi lazım,sakalını da düzeltmesi lazım, saçını da düzeltmesi lazım,saçını da düzeltmesi lazım, aynası olması lazım, misvağı olması lazım,aynası olması lazım, misvağı olması lazım, tarağı olması lazım, benim var.tarağı olması lazım, benim var. İşte tarağımı gösteriyorum. Vesaire.

İşte tarağımı gösteriyorum. Vesaire.
Şekle de önem veriyoruz.Şekle de önem veriyoruz. Ben arkadaşlara diyorum kiBen arkadaşlara diyorum ki “Allah rızası için bütçenizden bir fasıl ayırın.“Allah rızası için bütçenizden bir fasıl ayırın. Güzelleştirme faslı diye.Güzelleştirme faslı diye. Lütfen ayakkabınızçamurlu olmasın.Lütfen ayakkabınızçamurlu olmasın. Lütfen giyiminiz güzel olsun.”Lütfen giyiminiz güzel olsun.” Ben askerlikte kendim yüz numaraya giderdim,

Ben askerlikte kendim yüz numaraya giderdim,
postallarımın üstünü gıcır gıcır yıkardım.postallarımın üstünü gıcır gıcır yıkardım. Pırıl pırıl.Pırıl pırıl. Çünkü eğitim alanında çamura yatardık, kalkardık.Çünkü eğitim alanında çamura yatardık, kalkardık. Askerlikte yat dedi mi, öyle çamur demek yok.Askerlikte yat dedi mi, öyle çamur demek yok. Su birikintisi bile olsa yatacaksın.Su birikintisi bile olsa yatacaksın. Yere yat, cump.Yere yat, cump. Çamur olsun, sel olsun, fark etmez.Çamur olsun, sel olsun, fark etmez. Yat deyince yatılır.Yat deyince yatılır. Üstüm başım batar.Üstüm başım batar. Postallarım kirlenir.Postallarım kirlenir. Hepsini gıcır gıcır yıkardım.Hepsini gıcır gıcır yıkardım. Pantolonu geceleyin ütüsüne uygun olarak koyarsanız

Pantolonu geceleyin ütüsüne uygun olarak koyarsanız
sandalyenin üstüne, sabahleyin ütülü gibi olur.sandalyenin üstüne, sabahleyin ütülü gibi olur. Buruşuk atarsanız, sabahleyin bohçadan çıkmış kirli çamaşır gibiBuruşuk atarsanız, sabahleyin bohçadan çıkmış kirli çamaşır gibi buruşuk giyersiniz.buruşuk giyersiniz. Şimdi biz insanlar, insan olarak hepimizŞimdi biz insanlar, insan olarak hepimiz beğenilmek duygusuna sahip olduğumuzdanbeğenilmek duygusuna sahip olduğumuzdan dışımızı süsleriz, dışımızı süslüyoruz.dışımızı süsleriz, dışımızı süslüyoruz. Herkes süslüyor.Herkes süslüyor. Süsleme bir sanayi olmuştur.Süsleme bir sanayi olmuştur. Kadınların süslemesine harcadıkları paralar çok büyük boyutlardadır.

Kadınların süslemesine harcadıkları paralar çok büyük boyutlardadır.
Çalışır bir kadın.Çalışır bir kadın. Çalıştıktan sonra aldığı maaşın büyük bir kısmınıÇalıştıktan sonra aldığı maaşın büyük bir kısmını kozmatik sanayi, kendisini güzelleştirme sanayisine harcar.kozmatik sanayi, kendisini güzelleştirme sanayisine harcar. Büyük büyük paralar.Büyük büyük paralar. Öyle güzel kokular sürer ki geçtiğin sokaktanÖyle güzel kokular sürer ki geçtiğin sokaktan yarım saat sonra siz geçseniz kokladığınız zaman yine kokuyu duyarsınız.yarım saat sonra siz geçseniz kokladığınız zaman yine kokuyu duyarsınız. Paris'ten getirir kokuları.Paris'ten getirir kokuları. Çok güzel kokular.Çok güzel kokular. Çok pahalı kokular.Çok pahalı kokular. Şimdi dışımızı süsleyip de

Şimdi dışımızı süsleyip de
kalbimizin kirlerini arıtmazsak olmaz.kalbimizin kirlerini arıtmazsak olmaz. Çünkü Allah, insanın dış süsüneÇünkü Allah, insanın dış süsüne büyük önem vermiyor.büyük önem vermiyor. Kalbinin temiz olmasına, içinin temiz olmasına büyük önem veriyor.Kalbinin temiz olmasına, içinin temiz olmasına büyük önem veriyor. Onun için insanın içinin, kalbinin, kafasının içinin,Onun için insanın içinin, kalbinin, kafasının içinin, düşüncelerinin, niyetlerinin anlaşılabilir kelimelerle açayım,düşüncelerinin, niyetlerinin anlaşılabilir kelimelerle açayım, “İç” deyince neyi kast ediyoruz?“İç” deyince neyi kast ediyoruz? Arzularının, fikirlerinin nasıl olması lazım?Arzularının, fikirlerinin nasıl olması lazım? Güzel olması lazım.Güzel olması lazım. Sanki dışarıya fahş edilse,Sanki dışarıya fahş edilse, açıklansa, duyulsa, aksettirilse;açıklansa, duyulsa, aksettirilse; mümkün olsa bu, dışarıdan görünüyormuş gibimümkün olsa bu, dışarıdan görünüyormuş gibi onları da güzelleştirmeye çalışması lazım.onları da güzelleştirmeye çalışması lazım. Ve bizim yolumuz, yani Müslümanlığın,Ve bizim yolumuz, yani Müslümanlığın, tasavvuf ilmine değer veren yolu,tasavvuf ilmine değer veren yolu, bizim seçtiğimiz yol, takvâ yolu.bizim seçtiğimiz yol, takvâ yolu. Fetva yolu değil, takvâ yolu.Fetva yolu değil, takvâ yolu. Buna çok önem veriyor.Buna çok önem veriyor. İranlı şairin birisi diyor ki:

İranlı şairin birisi diyor ki:
“Keşke her günah, “Keşke her günah, içkinin içildiği zaman insana sarhoşluk verdiği gibi,içkinin içildiği zaman insana sarhoşluk verdiği gibi, insana keşke sarhoşluk verseydi her günah.insana keşke sarhoşluk verseydi her günah. Yalan söylüyünce insan sarhoş olsaydı,Yalan söylüyünce insan sarhoş olsaydı, hırsızlık yapınca sarhoş olsaydı; her günah…hırsızlık yapınca sarhoş olsaydı; her günah… O zaman kimin ayık,O zaman kimin ayık, kimin ayyaş olduğunu anlardık” diyor.kimin ayyaş olduğunu anlardık” diyor. Ama içki günahı sarhoşluk veriyor da yalan günahıAma içki günahı sarhoşluk veriyor da yalan günahı sarhoşluk vermiyor.sarhoşluk vermiyor. Daha başka günahlar dışa aksetmiyor yani.Daha başka günahlar dışa aksetmiyor yani. Aldatmaca, hile, haram yemek,Aldatmaca, hile, haram yemek, çeşit çeşit başka günahlar vs. onlar şey yapmıyor.çeşit çeşit başka günahlar vs. onlar şey yapmıyor. Yani bir günah insana, işlenilen günahYani bir günah insana, işlenilen günah dışa vurmayabiliyordışa vurmayabiliyor ve adamlar da, insanlar dave adamlar da, insanlar da günahlarını saklamaya özen gösteriyorlar.günahlarını saklamaya özen gösteriyorlar. İnsan kabahatini saklamaya çalışır.

İnsan kabahatini saklamaya çalışır.
Aman birisi görüp de beni ayıplamasın.Aman birisi görüp de beni ayıplamasın. Ayıplanmaktan korkar.Ayıplanmaktan korkar. Fakat Allah, insanın dış görünümüneFakat Allah, insanın dış görünümüne çok büyük önem vermiyor.çok büyük önem vermiyor. Asıl içinin temiz olmasına önem veriyor.Asıl içinin temiz olmasına önem veriyor. Çünkü bütün hayatımızı,Çünkü bütün hayatımızı, hareketlerimizi içimizden doğanhareketlerimizi içimizden doğan arzularla yönlendiriyoruz.arzularla yönlendiriyoruz. Yani bir yere gitmek, gitmemek,

Yani bir yere gitmek, gitmemek,
bir işi yapmak, yapmamak, kızmak, kızmamak…bir işi yapmak, yapmamak, kızmak, kızmamak… Her şey içimizden doğan arzularla oluyor.Her şey içimizden doğan arzularla oluyor. Bir şeyleri arzu ediyoruz;Bir şeyleri arzu ediyoruz; arzu edersek yapıyoruz,arzu edersek yapıyoruz, arzu etmezsek kimse bize yaptıramıyor.arzu etmezsek kimse bize yaptıramıyor. Baskı yapıyor vesaire falan,Baskı yapıyor vesaire falan, biz gene yan çiziyoruz, vazgeçiyoruz.biz gene yan çiziyoruz, vazgeçiyoruz. Demek ki insanın içi kötü oldu mu,Demek ki insanın içi kötü oldu mu, onun dışa aksetmesi şeklindeki olaylar, tavırlar, huylar,onun dışa aksetmesi şeklindeki olaylar, tavırlar, huylar, konuşmalar, davranışlar hepsi kötü olduğundankonuşmalar, davranışlar hepsi kötü olduğundan ilk önce onun güzel olması gerekiyor.ilk önce onun güzel olması gerekiyor. Onun için Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Onun için Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
Bir adam diyor, tabi adamdan maksat kişi demek burada.

Bir adam diyor, tabi adamdan maksat kişi demek burada.
Racül, erkek adam demek aslında amaRacül, erkek adam demek aslında ama burada erkekler böyle olur daburada erkekler böyle olur da kadınlar böyle olmaz manasına değil,kadınlar böyle olmaz manasına değil, insanoğlu demek, her kişi demek.insanoğlu demek, her kişi demek. Kadın da olsa, erkek de olsa her kişinin kalbiyle,Kadın da olsa, erkek de olsa her kişinin kalbiyle, yani gönlüyle dili eşit olacak.yani gönlüyle dili eşit olacak. Diliyle gönlü eşit olacak.Diliyle gönlü eşit olacak. Yani gönülden çıkan şeyler ağızda söylenecek,Yani gönülden çıkan şeyler ağızda söylenecek, dil olarak, söz olarak çıkacak.dil olarak, söz olarak çıkacak. Söz olarak söylenmiş şeyler deSöz olarak söylenmiş şeyler de gönlüne uygun olacak.gönlüne uygun olacak. Aklından başka şey geçirip, gönlünde başka şey düşünüp deAklından başka şey geçirip, gönlünde başka şey düşünüp de karşı tarafı ayartmak, kandırmak için diliyle başka şey söylemeyecek.karşı tarafı ayartmak, kandırmak için diliyle başka şey söylemeyecek. Yalan, dolan, aldatmaca olmayacak yani.Yalan, dolan, aldatmaca olmayacak yani. Ve sözü işine aykırı olmayacak.Ve sözü işine aykırı olmayacak. Adam müttakî insan gibi laflar söylüyor,

Adam müttakî insan gibi laflar söylüyor,
ama hareketleri müttakiyâne değil, ahlâklı değil.ama hareketleri müttakiyâne değil, ahlâklı değil. Buna dikkat etmiyor.Buna dikkat etmiyor. Yani Müslümanların çoğu bu noktaya dikkat etmiyor.Yani Müslümanların çoğu bu noktaya dikkat etmiyor. Halbuki en önemli nokta bu.Halbuki en önemli nokta bu. Çünkü Allah, insanın gönlüne bakıyor.Çünkü Allah, insanın gönlüne bakıyor. Gönlü iyi değilse dış şeklinin iyi olmasını sıfırlıyor o.Gönlü iyi değilse dış şeklinin iyi olmasını sıfırlıyor o. Yani temelsiz olduğu için.Yani temelsiz olduğu için. Yani bir insan kötü niyetle iyi bir iş yapsa sonuç ne olur hocam?Yani bir insan kötü niyetle iyi bir iş yapsa sonuç ne olur hocam? Ondan da bir not alır mı? Hayır.Ondan da bir not alır mı? Hayır. Niyet kötü olunca, ameller niyetlere göre olduğundan,Niyet kötü olunca, ameller niyetlere göre olduğundan, yapılan iş iyi bile olsa,yapılan iş iyi bile olsa, kötü maksatla yapılan iyi işe Allah bir iyi iş sevabı vermiyor.kötü maksatla yapılan iyi işe Allah bir iyi iş sevabı vermiyor. Ameller niyetlere göredir.Ameller niyetlere göredir. Çok meşhur bir kaide bu.Çok meşhur bir kaide bu. En önemli kaidelerinden birisi dinimizin.En önemli kaidelerinden birisi dinimizin. Peygamber Efendimiz herkesin anlayacağı misali veriyor:

Peygamber Efendimiz herkesin anlayacağı misali veriyor:
“Bir insan hicret etmişse benim şu Medine-i Münevvereme.“Bir insan hicret etmişse benim şu Medine-i Münevvereme. Allah için, benim rızam için,Allah için, benim rızam için, ben gelin dedim diyeben gelin dedim diye hicret etmişse bunun mükâfatını alır.” diyor.hicret etmişse bunun mükâfatını alır.” diyor. “Ama dünyalık bir sebeple hicret etmişse,“Ama dünyalık bir sebeple hicret etmişse, yani menfaat için veyahutyani menfaat için veyahut Mekke'den tanıdığı ama Medine'ye hicret etmişMekke'den tanıdığı ama Medine'ye hicret etmiş bir kadınla evleneceğim diye,bir kadınla evleneceğim diye, gönül bağları dolayısıyla bir kadın için hicret etmişse” diyor.gönül bağları dolayısıyla bir kadın için hicret etmişse” diyor. “Ve men kânet hicretühû li-dünyâ yüsîbühâ ev imra’etin

“Ve men kânet hicretühû li-dünyâ yüsîbühâ ev imra’etin
yenkihuhâ, fe-hicretühû ilâ mâ hâcara ileyh.”yenkihuhâ, fe-hicretühû ilâ mâ hâcara ileyh.” O zaman o ondan sevap almaz.

O zaman o ondan sevap almaz.
Halbuki Mekke'yi bıraktı,Halbuki Mekke'yi bıraktı, Medine'ye geldi, zahmet çekti, masraf etti.Medine'ye geldi, zahmet çekti, masraf etti. Öteki Allah rızası için hicret edenlerinÖteki Allah rızası için hicret edenlerin yaptığı her şeyi yaptı ama sevap alamadı.yaptığı her şeyi yaptı ama sevap alamadı. Yani temel olmadığı için, niyet bozuk olduğu için…Yani temel olmadığı için, niyet bozuk olduğu için… Onun için bizim, yani bütün Müslümanlar,

Onun için bizim, yani bütün Müslümanlar,
özellikle de biz bu işin önemini bilen bizlerin;özellikle de biz bu işin önemini bilen bizlerin; tasavvufun, İslâmî ilimlerin en önemlisi olduğunutasavvufun, İslâmî ilimlerin en önemlisi olduğunu bilen insanların için güzelliğine çok dikkat etmesi lazım.bilen insanların için güzelliğine çok dikkat etmesi lazım. Kendi kendimizi kollamalıyız,Kendi kendimizi kollamalıyız, kendi içimize bakmalıyız, içimizi seyretmeliyiz,kendi içimize bakmalıyız, içimizi seyretmeliyiz, içimizin ekranına daima dikkat etmeliyiz.içimizin ekranına daima dikkat etmeliyiz. Araba süren insanın önünü seyrettiği gibi,Araba süren insanın önünü seyrettiği gibi, dikiz aynasından arkasını seyrettiği gibi,dikiz aynasından arkasını seyrettiği gibi, ortadaki aynadan arkayı daimaortadaki aynadan arkayı daima göz önünde bulundurduğu gibigöz önünde bulundurduğu gibi daima içimizi kollamalıyız.daima içimizi kollamalıyız. Çünkü içimizdeki niyetimizÇünkü içimizdeki niyetimiz bazen bizim bile anlayamayacağımız kadarbazen bizim bile anlayamayacağımız kadar gizli ve kötü olabilir.gizli ve kötü olabilir. Biz iyi sanırız ama aslında içimiz iyi değildir.Biz iyi sanırız ama aslında içimiz iyi değildir. Misal: Evliyâullah'tan birisi

Misal: Evliyâullah'tan birisi
namaza müdavim, ibadetleri muntazama yapan âlim fazıl bir kimse.namaza müdavim, ibadetleri muntazama yapan âlim fazıl bir kimse. Her gün namazı imamın arkasında kılarmış, beş vakit.Her gün namazı imamın arkasında kılarmış, beş vakit. Namaza evvelce gelirmiş,Namaza evvelce gelirmiş, cemaatin arkasındaki yeri kaparmış.cemaatin arkasındaki yeri kaparmış. Camiye erken gelmek sevap,Camiye erken gelmek sevap, ön safta olmak sevap, imamın arkasına yakın yer,ön safta olmak sevap, imamın arkasına yakın yer, uzak yerden daha sevap vs.uzak yerden daha sevap vs. Bunları bildiği için en arkada kılarmış.Bunları bildiği için en arkada kılarmış. Güzel, tamam.Güzel, tamam. Biz de mesela bir camiye girdiğimiz zaman bakıyoruz,

Biz de mesela bir camiye girdiğimiz zaman bakıyoruz,
boşluk varsa ön safa gidiyoruz.boşluk varsa ön safa gidiyoruz. Niye arkaya oturmuyoruz?Niye arkaya oturmuyoruz? Çünkü ön safın sevabı fazladır.Çünkü ön safın sevabı fazladır. Kimseyi yormadan öne doğru gidersek gidiyoruz,Kimseyi yormadan öne doğru gidersek gidiyoruz, bir de seviniyoruz.bir de seviniyoruz. “Oh, birinci safa geldik,“Oh, birinci safa geldik, sevabı şimdi Allah'tan daha çok alacağım” diye içimizdensevabı şimdi Allah'tan daha çok alacağım” diye içimizden bir hesap da yapıyoruz yani.bir hesap da yapıyoruz yani. “İmama yakın oturayım, sevabımız daha çok olsun” diyoruz.“İmama yakın oturayım, sevabımız daha çok olsun” diyoruz. Evliyâdan bir zatı anlatıyorduk...

Evliyâdan bir zatı anlatıyorduk...
Bir gün geç kalmış.Bir gün geç kalmış. Ben şimdi mesela abdest alırkenBen şimdi mesela abdest alırken bazen müşkülat oluyor, uzun sürüyor abdest almam.bazen müşkülat oluyor, uzun sürüyor abdest almam. Geç kalmış, ezan okunmuş,Geç kalmış, ezan okunmuş, camiye ezandan sonra gitmiş.camiye ezandan sonra gitmiş. Tabi ön saflar dolduğu içinTabi ön saflar dolduğu için bu da en arkalarda kalmış.bu da en arkalarda kalmış. Namazı kılmış ama bi utanmış,Namazı kılmış ama bi utanmış, öyle bir utanmış ki…öyle bir utanmış ki… Ya demiş böyle en arka saflarda namaz kıldım,Ya demiş böyle en arka saflarda namaz kıldım, ya birisi beni görürse şimdi böyle diye.ya birisi beni görürse şimdi böyle diye. Görülmekten utanmış.Görülmekten utanmış. “Ya en arka safta, çocuğun safında kaldık.“Ya en arka safta, çocuğun safında kaldık. Hay Allah ya” böyle, en önde kılarken falan diye.Hay Allah ya” böyle, en önde kılarken falan diye. Üzülmüş ve utanmış.Üzülmüş ve utanmış. Hayır kimse görmesin beni, hemen çabucak kılayım falan gibi bir duygu.Hayır kimse görmesin beni, hemen çabucak kılayım falan gibi bir duygu. Sonradan o duyguyu yakalamış,Sonradan o duyguyu yakalamış, o duygu dikkatini çekmiş demiş ki:o duygu dikkatini çekmiş demiş ki: “Ah Ben demiş insanlardan korkuyorum.”

“Ah Ben demiş insanlardan korkuyorum.”
Neden korkuyorum?Neden korkuyorum? “İnsanlar beni arka safta görürse” diye.“İnsanlar beni arka safta görürse” diye. Haa, bunun Müslümanlığı tam değil.Haa, bunun Müslümanlığı tam değil. Baksana en arka safa düşmüş.Baksana en arka safa düşmüş. “En salih insanlar, abid, zahid insanlar önlerde kılarken“En salih insanlar, abid, zahid insanlar önlerde kılarken bu arkalara düşmüş” falan diye ayıplayacaklar.bu arkalara düşmüş” falan diye ayıplayacaklar. Demek ki ben insanların beğenmesini düşünüyormuşum.Demek ki ben insanların beğenmesini düşünüyormuşum. “Demek ki benim ön safta bulunmaktan maksadım biraz buymuş.“Demek ki benim ön safta bulunmaktan maksadım biraz buymuş. İnsanlar tarafından beğenilmekmiş ha” diyeİnsanlar tarafından beğenilmekmiş ha” diye bilmem kaç yıllık namazını ödemeye kalkışmış.bilmem kaç yıllık namazını ödemeye kalkışmış. Ebû Yezid, Bâyezîd-ı Bistâmî yani.

Ebû Yezid, Bâyezîd-ı Bistâmî yani.
Ebû Yezîd o, Bâ Yezîd, Ebû Yezîd demek.Ebû Yezîd o, Bâ Yezîd, Ebû Yezîd demek. Ebû Yezîd-i Bistâmî Hazretleri haccetmiş.

Ebû Yezîd-i Bistâmî Hazretleri haccetmiş.
Bilmem 30 küsur yıl hac yapmış peş peşe.Bilmem 30 küsur yıl hac yapmış peş peşe. O devirlerde hac etmek şimdiki gibi değil.O devirlerde hac etmek şimdiki gibi değil. Çok zor, çok zor.Çok zor, çok zor. 30 yıl da böyle yaya hac etmiş hem de.30 yıl da böyle yaya hac etmiş hem de. Yaya hac etmenin sevabı da çok yüksek.Yaya hac etmenin sevabı da çok yüksek. Arafat'ta aklına gelmiş.Arafat'ta aklına gelmiş. Çok hoşuma gidiyor.Çok hoşuma gidiyor. Şahane bir kıssa: İçinden, aklına bir fikir gelmiş:Şahane bir kıssa: İçinden, aklına bir fikir gelmiş: “Eh Bâyezîd” yani.“Eh Bâyezîd” yani. Kendi kendisine. “Ne mutlu sana ya.Kendi kendisine. “Ne mutlu sana ya. Sen otuz küsur yıl bu mübarek diyarları,Sen otuz küsur yıl bu mübarek diyarları, müşkilat demedin, zahmet demedin,müşkilat demedin, zahmet demedin, yorgunluk demedin, masraf demedin,yorgunluk demedin, masraf demedin, her sene geldin bir de yaya hac ettin.her sene geldin bir de yaya hac ettin. Yaya haccettiği zaman insanın bir adımına 700 Mekke hasenesi veriliyor.Yaya haccettiği zaman insanın bir adımına 700 Mekke hasenesi veriliyor. Mekke hasenesi başka yerlerin hasenesinden 100.000 misli fazla.Mekke hasenesi başka yerlerin hasenesinden 100.000 misli fazla. 100.000 çarpı 700 = 70 Milyar.

100.000 çarpı 700 = 70 Milyar.
Bir adımına yetmiş milyar hasene, yetmiş milyar hasene,Bir adımına yetmiş milyar hasene, yetmiş milyar hasene, yetmiş milyar hasene.yetmiş milyar hasene. Böyle sevap kazanıyor.Böyle sevap kazanıyor. “Ne mutlu sana” demiş.“Ne mutlu sana” demiş. Her günde Kur'an-ı Kerîm'i hatmedermiş.Her günde Kur'an-ı Kerîm'i hatmedermiş. Günde bir hatim çıkartırmış Bâyezîd-ı Bistâmî.Günde bir hatim çıkartırmış Bâyezîd-ı Bistâmî. Büyük insanlar neden büyük oluyor anlayalım yani.Büyük insanlar neden büyük oluyor anlayalım yani. Otuz küsur yıl yaya haccetmiş,Otuz küsur yıl yaya haccetmiş, her gün de bir hatim çıkartırmış.her gün de bir hatim çıkartırmış. Biz bir yılda çıkartamıyoruz.Biz bir yılda çıkartamıyoruz. Bazıları ömründe çıkartamıyor.Bazıları ömründe çıkartamıyor. Çünkü kem küm tek tük okuyor Kur’ân’ı.Çünkü kem küm tek tük okuyor Kur’ân’ı. O günde bir hatim.O günde bir hatim. Peygamber Efendimiz buyurmamış mı?

Peygamber Efendimiz buyurmamış mı?
“Her hatim indirildiği zaman yapılan dualar makbul olur” vs.“Her hatim indirildiği zaman yapılan dualar makbul olur” vs. Sonra “Makbul bir hac yaptı mı onun mükâfatıSonra “Makbul bir hac yaptı mı onun mükâfatı cennetten başka bir şey değildir” diye buyurmamış mı?cennetten başka bir şey değildir” diye buyurmamış mı? “Eh Bâyezîd, ne mutlu sana.“Eh Bâyezîd, ne mutlu sana. 30 küsur sene hac etmişsin.30 küsur sene hac etmişsin. Hem de her gün hatim indirmişsin.Hem de her gün hatim indirmişsin. Ne mutlu sana” demiş içinden bir ses.Ne mutlu sana” demiş içinden bir ses. Siz ne yaparsınız?

Siz ne yaparsınız?
Sizin hakkınızda böyle bir fikir gelse.Sizin hakkınızda böyle bir fikir gelse. Ben kendi kendime soruyorum böyle şeyler.Ben kendi kendime soruyorum böyle şeyler. Kendimi onların yerine koyuyorum.Kendimi onların yerine koyuyorum. Sevinirim, o kadar.Sevinirim, o kadar. Bu demiş ki: “Vay be, ben amelimi beğeniyorum.Bu demiş ki: “Vay be, ben amelimi beğeniyorum. Amelime mağrur oluyorum.Amelime mağrur oluyorum. Amelimi, icraatımı, ibadetimi bir şey sanıyorum ben ya.Amelimi, icraatımı, ibadetimi bir şey sanıyorum ben ya. Vay, bu makbul bir şey değil.”Vay, bu makbul bir şey değil.” İnsanın ameline güvenmesi makbul mü? Değil.İnsanın ameline güvenmesi makbul mü? Değil. Hadîs-i şerîfler var.Hadîs-i şerîfler var. Çünkü ya kabuldür ya kabul değildir.Çünkü ya kabuldür ya kabul değildir. Peygamber Efendimiz buyurmamış mı: Bir insan cennete neyle girecek?Peygamber Efendimiz buyurmamış mı: Bir insan cennete neyle girecek? Allah'ın lütfuyla girecek.Allah'ın lütfuyla girecek. “Hiçbir kimse ameliyle cennete girmeyecek” diyor Peygamber Efendimiz.“Hiçbir kimse ameliyle cennete girmeyecek” diyor Peygamber Efendimiz. “Sen de mi Yâ Resulallah?”“Sen de mi Yâ Resulallah?” “Ben de” diyor.“Ben de” diyor. Ancak Allah'ın lütfuyla girecek herkes.Ancak Allah'ın lütfuyla girecek herkes. Yani bu ne demek muhterem kardeşlerim? Açıklayalım.Yani bu ne demek muhterem kardeşlerim? Açıklayalım. Eksik kaldı mı sonra yanlış anlamalar oluyor.Eksik kaldı mı sonra yanlış anlamalar oluyor. Yani amellerimizin fiyatını,

Yani amellerimizin fiyatını,
kıymetini toplarsak cenneti satın almaya yetmiyor.kıymetini toplarsak cenneti satın almaya yetmiyor. Az demek.Az demek. Cennet pahalı demek.Cennet pahalı demek. Yani bunca yıl burada kaldınız.Yani bunca yıl burada kaldınız. Kaç tanenizin evi var?Kaç tanenizin evi var? Burada bile bir ev almaya zorluk çekiyoruz.Burada bile bir ev almaya zorluk çekiyoruz. Cennete en son giren insanın,Cennete en son giren insanın, en sonucu cennetliğin yeri, yurdu ne kadar?en sonucu cennetliğin yeri, yurdu ne kadar? Bu semavat ve bu arz kadar.Bu semavat ve bu arz kadar. En sonuncunun…En sonuncunun… Birincinin değil, en sonuncunun cennetteki yeriBirincinin değil, en sonuncunun cennetteki yeri bu semavat, yedi kat sema ve arz kadar.bu semavat, yedi kat sema ve arz kadar. Yedi kat sema ne demek?Yedi kat sema ne demek? Ve le-kad zeyyenne’s-semâe’d-dünyâ bi-mesâbîha. (Mülk Suresi 5. Ayet)

Ve le-kad zeyyenne’s-semâe’d-dünyâ bi-mesâbîha. (Mülk Suresi 5. Ayet)
Birinci semada yıldızlar var.

Birinci semada yıldızlar var.
Ondan sonra yıldızsız altı kat daha sema var demek.Ondan sonra yıldızsız altı kat daha sema var demek. Yıldızların olmadığı fezanın öte taraflarında altı sema daha var.Yıldızların olmadığı fezanın öte taraflarında altı sema daha var. Çünkü Ve le-kad zeyyenne’s-semâe’d-dünyâ bi-mesâbîha.

Çünkü Ve le-kad zeyyenne’s-semâe’d-dünyâ bi-mesâbîha.
En yakın semayı yıldızlarla donattık buyuruyor Allah.En yakın semayı yıldızlarla donattık buyuruyor Allah. “es-semâe’d-dünyâ” En yakın sema demek.“es-semâe’d-dünyâ” En yakın sema demek. En sonuncu insana bu dünya kadar değil,En sonuncu insana bu dünya kadar değil, Newcastle kadar değil,Newcastle kadar değil, şu bina kadar değil;şu bina kadar değil; İngiltere, Büyük Britanya kadar değil,İngiltere, Büyük Britanya kadar değil, yedi kat sema ve yeryüzü kadar mülk verilecek.yedi kat sema ve yeryüzü kadar mülk verilecek. Bunu satın almaya hiçbir şeyde güç getiremeyiz biz.Bunu satın almaya hiçbir şeyde güç getiremeyiz biz. Zaten bize verilen şeyleri de Allah vermiyor mu?

Zaten bize verilen şeyleri de Allah vermiyor mu?
Sıhhati Allah vermiyor mu?Sıhhati Allah vermiyor mu? Aklı Allah vermiyor mu?Aklı Allah vermiyor mu? Deli olsak, ibadetler sıfırlandı.Deli olsak, ibadetler sıfırlandı. Aklı Allah veriyor.Aklı Allah veriyor. Felçli olsak, o ibadetleri yapamayacağız,Felçli olsak, o ibadetleri yapamayacağız, hacca gidemeyeceğiz vs. vs. yanihacca gidemeyeceğiz vs. vs. yani anladık mı cenneti hiç kimsenin ameliyle alamayacağını?anladık mı cenneti hiç kimsenin ameliyle alamayacağını? O halde insanın ameline mağrur olmaması lazım.O halde insanın ameline mağrur olmaması lazım. “Çekil oradan.“Çekil oradan. Aç bana yolu.” “Ee, ne oluyor?Aç bana yolu.” “Ee, ne oluyor? Hayrola hoca?”Hayrola hoca?” “Ben şöyle yaptım, böyle ettim vs. vs.“Ben şöyle yaptım, böyle ettim vs. vs. Sen benim rütbemi, mertebemi,Sen benim rütbemi, mertebemi, şânımı, şerefimi biliyor musun?şânımı, şerefimi biliyor musun? Yol ver.Yol ver. Yol ver ki ben geçeyim.Yol ver ki ben geçeyim. Yollar benim.”Yollar benim.” Kibir…

Kibir…
Kendi ameline mağrur vs.Kendi ameline mağrur vs. Ameline mağrur olmamak gerektiğini bildiği içinAmeline mağrur olmamak gerektiğini bildiği için Bâyezîd-ı Bistâmî bakmış ki amelini içi seviyor.Bâyezîd-ı Bistâmî bakmış ki amelini içi seviyor. Şu kadar sene haccetmiş, bu kadar her gün hatim indirmiş,Şu kadar sene haccetmiş, bu kadar her gün hatim indirmiş, eh artık yaşadın Ey Bayezit.eh artık yaşadın Ey Bayezit. “Ne mutlu sana, artık sana karada ölüm yok,“Ne mutlu sana, artık sana karada ölüm yok, sen mutlaka cennetlik olursun” filan gibi bir laf.sen mutlaka cennetlik olursun” filan gibi bir laf. Anlamış ki bu nefisten veya şeytandan geliyor bu duygu.Anlamış ki bu nefisten veya şeytandan geliyor bu duygu. Bu güzel bir duygu değil, rahmanî bir duygu değil.Bu güzel bir duygu değil, rahmanî bir duygu değil. Ondan sonra hemen o anda ne yapmış?Ondan sonra hemen o anda ne yapmış? Ben hayret ettim okuyunca bu menkabeyi.Ben hayret ettim okuyunca bu menkabeyi. Arafat'ta hacılar var.Arafat'ta hacılar var. Hacca devam ediyorlar yani.Hacca devam ediyorlar yani. Arafat'ta bu duygu kafasına gelince ne yapmış?Arafat'ta bu duygu kafasına gelince ne yapmış? Demiş ki: “Ey cemaat!”

Demiş ki: “Ey cemaat!”
Herkes zaten gözleri ondadır herhalde mübarek bir insan diye.Herkes zaten gözleri ondadır herhalde mübarek bir insan diye. “Ey cemaat, otuz küsur sene hac ettim.“Ey cemaat, otuz küsur sene hac ettim. Her gün hatmettim, bunların sevabını satıyorum” demiş.Her gün hatmettim, bunların sevabını satıyorum” demiş. Herkes birbirine bakışmış.Herkes birbirine bakışmış. Bir de onun yüzüne bakmışlar.Bir de onun yüzüne bakmışlar. Sıcak mı vurdu başına falan diye düşünmüşlerdir belki.Sıcak mı vurdu başına falan diye düşünmüşlerdir belki. Demiş ki “satıyorum”.Demiş ki “satıyorum”. Gene herkes duraklamış.Gene herkes duraklamış. “Yok mu alan?”“Yok mu alan?” Oradan bir börekçi, çörekçi.Oradan bir börekçi, çörekçi. “Ben alırım hocam” demiş. Ne kadar alırsın?“Ben alırım hocam” demiş. Ne kadar alırsın? Ne fiyat istiyorsun?Ne fiyat istiyorsun? Şaka yaptığını düşünmüş. “Ne fiyat istiyorsun?”Şaka yaptığını düşünmüş. “Ne fiyat istiyorsun?” “Üç çöreğe alırım” demiş.“Üç çöreğe alırım” demiş. Al hocam, üç çörek.

Al hocam, üç çörek.
Yani hocaya çörek vermek hoş bir şey.Yani hocaya çörek vermek hoş bir şey. Âdet zaten seve seve.Âdet zaten seve seve. Al hocam üç çörek.Al hocam üç çörek. Tamam, sevapları sana verdim.Tamam, sevapları sana verdim. Memnunum, tamam. Alışveriş tamam.Memnunum, tamam. Alışveriş tamam. Üç tane çöreğe bütün ibadetlerinin sevabını satmış.Üç tane çöreğe bütün ibadetlerinin sevabını satmış. Orada bir zayıf köpek varmış,Orada bir zayıf köpek varmış, çöreklerini de bir tane atmış köpeğe.çöreklerini de bir tane atmış köpeğe. Zaten hayvan aç.Zaten hayvan aç. Hop yutmuş onu.Hop yutmuş onu. İçi peynirli miydi, kıymalı mıydı, neydi ise.İçi peynirli miydi, kıymalı mıydı, neydi ise. Bir tanesini de atmış.Bir tanesini de atmış. Hop onu da yutmuş.Hop onu da yutmuş. Bir tanesini daha atmış, onu da yutmuş.Bir tanesini daha atmış, onu da yutmuş. Tamam, malları sattı.Tamam, malları sattı. Semenini, gelirini de köpeğe yedirdi.Semenini, gelirini de köpeğe yedirdi. Ne oldu şimdi? Sıfır. Hiçbir şey yok.Ne oldu şimdi? Sıfır. Hiçbir şey yok. Dönmüş içine. “Ey zalim nefsim!” demiş

Dönmüş içine. “Ey zalim nefsim!” demiş
kendi kendine.kendi kendine. “Ey zalim nefsim.“Ey zalim nefsim. Söyle bakalım şimdilik,Söyle bakalım şimdilik, Allah'ın rahmetinden başka dayanacağın bir şey kaldı mı?” demiş.Allah'ın rahmetinden başka dayanacağın bir şey kaldı mı?” demiş. Ne amel kaldı ne bir şey.Ne amel kaldı ne bir şey. İşte iflas.İşte iflas. Sıfırsın. Hadi bakalımSıfırsın. Hadi bakalım “Şimdi Allah'ın rahmetinden başka bir dayanağın kaldı mı?” demiş.“Şimdi Allah'ın rahmetinden başka bir dayanağın kaldı mı?” demiş. Mübareklerin muhteşemliğine bakın.Mübareklerin muhteşemliğine bakın. Ve davranışlarına bakın ve düşüncelerine bakın.Ve davranışlarına bakın ve düşüncelerine bakın. İçlerini gözleyişlerine veİçlerini gözleyişlerine ve içlerinden gelen seslere göre davranışlarına bakın.içlerinden gelen seslere göre davranışlarına bakın. Hadisleri anlayışlarına, ayetlere, uyuşlarına bakın.Hadisleri anlayışlarına, ayetlere, uyuşlarına bakın. Biz Müslümancılık oynuyoruz.Biz Müslümancılık oynuyoruz. Küçük çocukların bebekle, tahtayla,Küçük çocukların bebekle, tahtayla, logoyla, ev yapıplogoyla, ev yapıp evcilik oynadığı gibi biz Müslümancılık oynuyoruz muhterem kardeşlerim.evcilik oynadığı gibi biz Müslümancılık oynuyoruz muhterem kardeşlerim. Kalbi diliyle bir olacak.Kalbi diliyle bir olacak. İcraatı sözüne uyacak.İcraatı sözüne uyacak. Dışının süsü gibi içi de temiz olacak.

Dışının süsü gibi içi de temiz olacak.
Kalbi temiz olacak.Kalbi temiz olacak. İnsan odur ki:İnsan odur ki: âyîne-veş kalbi sâf ola.âyîne-veş kalbi sâf ola. İnsanoğlu nasıldır?İnsanoğlu nasıldır? Ayna gibi kalbi tertemiz olur, pırıl pırıl olur,Ayna gibi kalbi tertemiz olur, pırıl pırıl olur, ayna gibi.ayna gibi. Sînende neyler âdem isen kîne-i peleng.Sînende neyler âdem isen kîne-i peleng. Bâkî soruyor.Bâkî soruyor. “Sen Âdemoğluysan kalbinde“Sen Âdemoğluysan kalbinde kaplan kini ne arıyor, insansankaplan kini ne arıyor, insansan kaplan kini içinde ne arıyor senin.” diyor.kaplan kini içinde ne arıyor senin.” diyor. Kinimiz yok mudur? Vardır.Kinimiz yok mudur? Vardır. Kibirimiz yok mudur? Allah kurtarsın, vardır.Kibirimiz yok mudur? Allah kurtarsın, vardır. Kötü huylarımız yok mudur? Vardır.Kötü huylarımız yok mudur? Vardır. Hanıma sor, söylesin.Hanıma sor, söylesin. Komşuya sor, söylesin.Komşuya sor, söylesin. Arkadaşına sor, söylesin.Arkadaşına sor, söylesin. Hiç kimse söyleyemez.Hiç kimse söyleyemez. Çünkü söylendiği zaman darılacağını bilir.

Çünkü söylendiği zaman darılacağını bilir.
Sen gittiğin zaman oraya teyp koy,Sen gittiğin zaman oraya teyp koy, arkandan neler konuştuklarını dinle.arkandan neler konuştuklarını dinle. Sen bir gittikten sonra arkandan neler dediklerini dinle.Sen bir gittikten sonra arkandan neler dediklerini dinle. Çok kötü huylarımız vardır.Çok kötü huylarımız vardır. Allah insanın gönlüne nazar ediyor.Allah insanın gönlüne nazar ediyor. Gönül Çalap'ın (tanrının) tahtı.Gönül Çalap'ın (tanrının) tahtı. Yani insanın gönlü Cenâb-ı Mevla'nın tahtıdır.Yani insanın gönlü Cenâb-ı Mevla'nın tahtıdır. Yani gönlüne yerleşiyor Allah.Yani gönlüne yerleşiyor Allah. Gönül tahtına kuruluyor.Gönül tahtına kuruluyor. Gönül, Çalap'ın tahtı.Gönül, Çalap'ın tahtı. Çalap, gönüle bağtı.Çalap, gönüle bağtı. Baktı demiyor, bahtı diyor.Baktı demiyor, bahtı diyor. Yerine yok dedikleri gibi,Yerine yok dedikleri gibi, yoksul dedikleri gibi o devrin şeyiyle.yoksul dedikleri gibi o devrin şeyiyle. Gönül, Çalap'ın tahtı.Gönül, Çalap'ın tahtı. Çalap, gönüle bağtı.Çalap, gönüle bağtı. İki cihan bedbahtı,İki cihan bedbahtı, kim gönül yıktıysa.kim gönül yıktıysa. Gönül yıktıysa iki cihanda mahvoldu.Gönül yıktıysa iki cihanda mahvoldu. Yani bu sözü söylemekYani bu sözü söylemek durumunda olan insanlar nasıl insanlarmış?durumunda olan insanlar nasıl insanlarmış? Gönlün önemini bilen,Gönlün önemini bilen, gönlünü kırmamaya dikkat eden,gönlünü kırmamaya dikkat eden, gönlünü süslemeye dikkat eden insanlarmış.gönlünü süslemeye dikkat eden insanlarmış. Çok hoşuma giden bir başka beyt var,

Çok hoşuma giden bir başka beyt var,
Niyâzî-ı Misrî'den.Niyâzî-ı Misrî'den. O neydi?O neydi? Yok belki başka bir şairden, dur bakalım bir hatırlayayım.Yok belki başka bir şairden, dur bakalım bir hatırlayayım. Kalbini her çeşit kirlerden, paslardan temizle ki;Kalbini her çeşit kirlerden, paslardan temizle ki; Padişah konmaz saraya,Padişah konmaz saraya, Hâne ma'mûr olmadan.Hâne ma'mûr olmadan. Yani buraya padişah gelecek,Yani buraya padişah gelecek, Cenâb-ı Mevla tecelli edecek.Cenâb-ı Mevla tecelli edecek. Gönül pis olursa gelmez, pis yere gelmez.Gönül pis olursa gelmez, pis yere gelmez. Nasıldı baş tarafını hatırlayamadım.Nasıldı baş tarafını hatırlayamadım. Heyecandan.Heyecandan. Sür çıkar ağyâr-ı dilden,Sür çıkar ağyâr-ı dilden, Tâ tecelli ede Hak.Tâ tecelli ede Hak. Ağyar, yabancılar…Ağyar, yabancılar… Yabancıları, pislikleri, kirleri,Yabancıları, pislikleri, kirleri, kötü huyları, kötü halleri, kötü düşüncelerikötü huyları, kötü halleri, kötü düşünceleri gönlünden sür çıkar, temizle, dezenfekte et,gönlünden sür çıkar, temizle, dezenfekte et, tepeden tırnağı yıka.tepeden tırnağı yıka. Şar şar şar, süpür.Şar şar şar, süpür. Sür çıkar ağyârı dilden,Sür çıkar ağyârı dilden, Tâ tecelli ede Hak.Tâ tecelli ede Hak. Padişah konmaz saraya,Padişah konmaz saraya, Hâne ma'mûr olmadan.Hâne ma'mûr olmadan. Duvara yazılacak beyit, çok güzel.

Duvara yazılacak beyit, çok güzel.
“Kalbini temizle.“Kalbini temizle. Çünkü Allah tecelli etmez pis olursa.Çünkü Allah tecelli etmez pis olursa. Temiz olursa tecelli eder” diyor.Temiz olursa tecelli eder” diyor. Mübarek adamlar, dev insanlar bunlar,Mübarek adamlar, dev insanlar bunlar, bunları düşünmüşler.bunları düşünmüşler. Bizim düşünmediğimiz şeyler bunlar.Bizim düşünmediğimiz şeyler bunlar. Biz maaşı düşünürüz, bütçeyi düşünürüz,Biz maaşı düşünürüz, bütçeyi düşünürüz, ay sonuna yetiştirmeyi düşünürüz,ay sonuna yetiştirmeyi düşünürüz, gelirin daha çok artmasını düşünürüz,gelirin daha çok artmasını düşünürüz, menfaatimizi düşünürüz,menfaatimizi düşünürüz, dış süsümüzü düşünürüz,dış süsümüzü düşünürüz, evi düşünürüz, otomobilin markasını düşünürüz,evi düşünürüz, otomobilin markasını düşünürüz, modelinin daha yeni olmasını düşünürüz.modelinin daha yeni olmasını düşünürüz. Herkes ne düşündüğüne baksın.Herkes ne düşündüğüne baksın. Hanımlar yüzük düşünür, bilezik düşünür,

Hanımlar yüzük düşünür, bilezik düşünür,
gerdanlık düşünür, zümrüt düşünür, yakut düşünür,gerdanlık düşünür, zümrüt düşünür, yakut düşünür, elmas düşünür, altın düşünür, platin düşünür.elmas düşünür, altın düşünür, platin düşünür. Herkes bir şey düşünüyor, amaHerkes bir şey düşünüyor, ama güzel şeyler düşünmemiz lazım aziz ve muhterem kardeşlerim.güzel şeyler düşünmemiz lazım aziz ve muhterem kardeşlerim. Bir de ölçü komşumuz.

Bir de ölçü komşumuz.
Komşu benden eminse ben iyi müminim,Komşu benden eminse ben iyi müminim, komşu benden güvensizlik duygusu içindeyse bende bir kusur var.komşu benden güvensizlik duygusu içindeyse bende bir kusur var. Komşu bana itimat etmiyor.Komşu bana itimat etmiyor. Komşuyla iyi geçinememişim.Komşuyla iyi geçinememişim. Komşuya itimat telkin edememişim.Komşuya itimat telkin edememişim. Tasavvuf bu işte. Bunu sağlamaya çalışıyor tasavvuf.Tasavvuf bu işte. Bunu sağlamaya çalışıyor tasavvuf. Yani insanın kalbini temizlemeye çalışıyor.Yani insanın kalbini temizlemeye çalışıyor. İnsanın gönlündeki ağyârı sürüp çıkarmaya çalışıyor.İnsanın gönlündeki ağyârı sürüp çıkarmaya çalışıyor. Pis şeyleri, yabancı şeyleriPis şeyleri, yabancı şeyleri padişahın tecelli etmesinepadişahın tecelli etmesine gelip de konmasına, otağı kurmasınagelip de konmasına, otağı kurmasına mani olan şeyleri çıkartmaya çalışıyor tasavvuf.mani olan şeyleri çıkartmaya çalışıyor tasavvuf. Yani tasavvuf, kalbi temizleme mesleği.Yani tasavvuf, kalbi temizleme mesleği. Tezkiye-i kalp.Tezkiye-i kalp. Tasfiye-i batın.Tasfiye-i batın. Tehzib-i ahlâk. Ne demek?Tehzib-i ahlâk. Ne demek? Kalbi temizlemek, ahlakı güzelleştirmek, içiKalbi temizlemek, ahlakı güzelleştirmek, içi safileştirmek demek.safileştirmek demek. Millet buna itiraz ediyor.Millet buna itiraz ediyor. Buna itiraz edilir mi ya?Buna itiraz edilir mi ya? Deli misin, divane misin?Deli misin, divane misin? Aklını mı oynattın?Aklını mı oynattın? Başına güneş mi vurdu?Başına güneş mi vurdu? Saksı mı düştü?Saksı mı düştü? Buna itiraz edilir mi?Buna itiraz edilir mi? İçini temizleyeceksin.İçini temizleyeceksin. Allah sevecek. Allah insanın gönlüne bakıyor.Allah sevecek. Allah insanın gönlüne bakıyor. İkinci hadîs-i şerîf…

İkinci hadîs-i şerîf…
Üç hadîs okuyacağım.Üç hadîs okuyacağım. Herhalde bir saatte oldu ama...Herhalde bir saatte oldu ama... Otuz beş dakika küsur…Otuz beş dakika küsur… İnne’r-racüle yesûmü

İnne’r-racüle yesûmü
ve yüsallî ve yehuccü ve ya’temiru,ve yüsallî ve yehuccü ve ya’temiru, fe-izâ kâne yevme’l-kiyâmeti û’tî bi-kadri aklihî.fe-izâ kâne yevme’l-kiyâmeti û’tî bi-kadri aklihî. Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.
Adam oruç tutar, namaz kılar,

Adam oruç tutar, namaz kılar,
hacca gider, umre yapar.hacca gider, umre yapar. Bunların hepsi ibadet, sevaplı şeyler.Bunların hepsi ibadet, sevaplı şeyler. Sevaplı olduğunu biliyoruz, bildiriliyorSevaplı olduğunu biliyoruz, bildiriliyor dinimizin kaynaklarında; ayetlerde, hadislerde.dinimizin kaynaklarında; ayetlerde, hadislerde. Kişi, adam; oruç tutar, namaz kılar,Kişi, adam; oruç tutar, namaz kılar, hacca gider, umre yapar;hacca gider, umre yapar; ama kıyamet günü olduğu zamanama kıyamet günü olduğu zaman bu amellerinin sevabı hangi ölçüde verilir?bu amellerinin sevabı hangi ölçüde verilir? Fe-izâ kâne yevme’l-kiyâmeti û’tî bi-kadri aklihî.

Fe-izâ kâne yevme’l-kiyâmeti û’tî bi-kadri aklihî.
Aklı, şuuru nispetinde bu amellerin mükâfatı verilir.Aklı, şuuru nispetinde bu amellerin mükâfatı verilir. Duygularının sâfîliği ve derinliği nispetinde demek yani.Duygularının sâfîliği ve derinliği nispetinde demek yani. Namaz kılıyoruz.Namaz kılıyoruz. Abdest sıkışık.Abdest sıkışık. Şu namazı da çıkartayım da.Şu namazı da çıkartayım da. Evde abdest almak zor geliyor da.Evde abdest almak zor geliyor da. Şu namaz da çıksın.Şu namaz da çıksın. Hemen bitse de, hoca namazını selam verse deHemen bitse de, hoca namazını selam verse de ben yüz numaraya gitsem.ben yüz numaraya gitsem. Bu duygunun baskısı altında namaz olmaz.Bu duygunun baskısı altında namaz olmaz. Ya tren kaçacak, bilmem ne.Ya tren kaçacak, bilmem ne. Çar çabuk şu namazı kılsam bitse.Çar çabuk şu namazı kılsam bitse. Şeytan acele ettirtir.Şeytan acele ettirtir. Yani “el-aceletü mine’ş-şeytân."Yani “el-aceletü mine’ş-şeytân." Namazın içinde çeşitli şeyleri aklına getirtir.

Namazın içinde çeşitli şeyleri aklına getirtir.
Ben de şimdi namaz kılarken neler düşündüm?Ben de şimdi namaz kılarken neler düşündüm? Kendi kendime ayıpladım.Kendi kendime ayıpladım. Şu öğle namazında.Şu öğle namazında. Namazın içinde şeytanNamazın içinde şeytan bir sürü cazip fikri insanın önüne sergiliyor.bir sürü cazip fikri insanın önüne sergiliyor. Bunu düşün, bunu düşün.Bunu düşün, bunu düşün. Bunu istemezsen şunu düşün.Bunu istemezsen şunu düşün. Bunu beğenmezsen bunu al.Bunu beğenmezsen bunu al. Çeşit çeşit duyguları insanın önüne seriyor.Çeşit çeşit duyguları insanın önüne seriyor. Halbuki Cenâb-ı Mevla'nın divanına durmuşuz,Halbuki Cenâb-ı Mevla'nın divanına durmuşuz, huzuruna girmişiz.huzuruna girmişiz. Allah-u Ekber...Allah-u Ekber... Cenâb-ı Mevla'nın huzurundayız.Cenâb-ı Mevla'nın huzurundayız. O bize bakıyor.O bize bakıyor. “Kulum hoş geldin benim huzuruma.“Kulum hoş geldin benim huzuruma. Söyle bakalım...”Söyle bakalım...” “Benim aklım sarı öküzde, deli danada,“Benim aklım sarı öküzde, deli danada, vesairede; şurada burada olursa…”vesairede; şurada burada olursa…” “Sen buraya niye geldin?“Sen buraya niye geldin? Aklın arkadaysa arkaya git.”Aklın arkadaysa arkaya git.” Mısır'da bir imam arkaya döndü, yaşlı bir imam.

Mısır'da bir imam arkaya döndü, yaşlı bir imam.
Belli ârif, kurt.Belli ârif, kurt. Arkaya döndü farza dururken, dedi ki:Arkaya döndü farza dururken, dedi ki: “Safları muntazam yapın.“Safları muntazam yapın. Çünkü safların muntazam olması,Çünkü safların muntazam olması, namazın tamamlığındandır, mükemmelliğinden bir parçadır” dedi.namazın tamamlığındandır, mükemmelliğinden bir parçadır” dedi. Bir tamam.Bir tamam. Çok duyduğumuz şey, kanıksadığımız bir ikaz yani.Çok duyduğumuz şey, kanıksadığımız bir ikaz yani. Çok etkilemiyor cemaati bu gibi şeyler.Çok etkilemiyor cemaati bu gibi şeyler. Biraz etkiliyor.Biraz etkiliyor. Arkasından bir laf daha söyledi imam.Arkasından bir laf daha söyledi imam. Yaşlı.Yaşlı. “Yönünüzü Kâbe'ye döndüğünüz gibi,“Yönünüzü Kâbe'ye döndüğünüz gibi, gönlünüzü de Allah'a döndürün” dedi.gönlünüzü de Allah'a döndürün” dedi. Tüylerim diken diken oldu. İkaz etti.Tüylerim diken diken oldu. İkaz etti. “Yönünüzü Kâbe'ye dönüyorsunuz,“Yönünüzü Kâbe'ye dönüyorsunuz, gönlünüzü de Allah'a döndürün” dedi.gönlünüzü de Allah'a döndürün” dedi. Ee, namaz böyle kılınırsa, o namazdan faide gelir, feyiz gelir.Ee, namaz böyle kılınırsa, o namazdan faide gelir, feyiz gelir. Evliyâlık olur o zaman.Evliyâlık olur o zaman. Öyle olmadığı zaman da namaz tesir etmez kişiye.Öyle olmadığı zaman da namaz tesir etmez kişiye. İnne’s-salâte tenhâ ani’l-fahşâi ve’l-münker. (Ankebût Suresi 45. Ayet)

İnne’s-salâte tenhâ ani’l-fahşâi ve’l-münker. (Ankebût Suresi 45. Ayet)
“Namaz hiç şüphe yok ki fuhşiyattan, münkerattan insanı nehyeder.”

“Namaz hiç şüphe yok ki fuhşiyattan, münkerattan insanı nehyeder.”
Yaptırtmaz. Ee, yaptırıyor.Yaptırtmaz. Ee, yaptırıyor. Namazdan çıkıyor, bir sürü fuhşiyât ve münkerâtNamazdan çıkıyor, bir sürü fuhşiyât ve münkerât devam ediyor, hemen camiden çıkar çıkmaz, neden?devam ediyor, hemen camiden çıkar çıkmaz, neden? Demek ki namazı namaz değil.Demek ki namazı namaz değil. Diyorlar ki arkadaşlar:Diyorlar ki arkadaşlar: Bayıltmak için iğne yapıyoruz ameliyathanede hastaya,Bayıltmak için iğne yapıyoruz ameliyathanede hastaya, bir tane iğne kâfi gelmiyor,bir tane iğne kâfi gelmiyor, iki tane kâfi gelmiyor, üç tane kâfi gelmiyor.iki tane kâfi gelmiyor, üç tane kâfi gelmiyor. “Çünkü etkili maddesini az koymuşlar” diyor.“Çünkü etkili maddesini az koymuşlar” diyor. “Halbuki bir tanesinin de bayılması lazım.“Halbuki bir tanesinin de bayılması lazım. Yani etkili madde pahalı olduğundan koymuyorlar,Yani etkili madde pahalı olduğundan koymuyorlar, veriyorlar, yarım koyuyorlar, eksik koyuyorlar” falan diyor yani.veriyorlar, yarım koyuyorlar, eksik koyuyorlar” falan diyor yani. Demek ki namaz namaz değil ki

Demek ki namaz namaz değil ki
etki etmiyor, öbür tarafa tesir etmiyor.etki etmiyor, öbür tarafa tesir etmiyor. Demek ki kıyamet günündeDemek ki kıyamet gününde bu işlerin mükâfatının neye göre verildiğini anlayacağız.bu işlerin mükâfatının neye göre verildiğini anlayacağız. Akledişimize göre...Akledişimize göre... Namazda ne kadar aklettin?Namazda ne kadar aklettin? Ne duygulara düştün?Ne duygulara düştün? Nasıl düşüncelere gark oldun?Nasıl düşüncelere gark oldun? Mesela Hatem-i Esam HazretleriMesela Hatem-i Esam Hazretleri namaz kılarken ne yaparmış?namaz kılarken ne yaparmış? Çok önemli.

Çok önemli.
Hatem-i Esam çok büyük bir zat-ı muhterem.Hatem-i Esam çok büyük bir zat-ı muhterem. Allah şefaatini erdirsin, cennette buluştursun.Allah şefaatini erdirsin, cennette buluştursun. Çok muhteşem bir zat.Çok muhteşem bir zat. Çok muhterem bir zat.Çok muhterem bir zat. Namaza giderken abdesti çok güzel almaya dikkat edermiş.Namaza giderken abdesti çok güzel almaya dikkat edermiş. Çünkü abdest bozuk olursa namaza tesir eder.Çünkü abdest bozuk olursa namaza tesir eder. Namazın keyfi kaçar, zevki kaçar.Namazın keyfi kaçar, zevki kaçar. Abdest güzel olacak.Abdest güzel olacak. Hatta abdest bozmada dikkatli olacak insan.Hatta abdest bozmada dikkatli olacak insan. Çünkü vücudun hadesten, necasetten tahareti namazın farzlarındandır.Çünkü vücudun hadesten, necasetten tahareti namazın farzlarındandır. Kendisine öyle duygu verilmiş.

Kendisine öyle duygu verilmiş.
“Sonuncu namazım bu.“Sonuncu namazım bu. Azrail arkamda bekliyor” dermiş.Azrail arkamda bekliyor” dermiş. Yani cellat diyelim biz Azrail'i anlamayız da.Yani cellat diyelim biz Azrail'i anlamayız da. Cellat kafamı kesecek.Cellat kafamı kesecek. Son namaz diyelim yani.Son namaz diyelim yani. Azrail'in arkada beklediğini düşünürmüş.Azrail'in arkada beklediğini düşünürmüş. Ayağının altında sırat köprüsü olduğunu düşünürmüş.Ayağının altında sırat köprüsü olduğunu düşünürmüş. Sağ yanında cennet, sol yanında cehennem olduğunu düşünürmüş.Sağ yanında cennet, sol yanında cehennem olduğunu düşünürmüş. Cenâb-ı Mevlâ'nın huzuruna girdiğini düşünürmüş vesaire.Cenâb-ı Mevlâ'nın huzuruna girdiğini düşünürmüş vesaire. İnsan “Allah-u Ekber” dediği zaman

İnsan “Allah-u Ekber” dediği zaman
Cenâb-ı Mevlâ'nın huzuruna giriyor.Cenâb-ı Mevlâ'nın huzuruna giriyor. İki tarafta hûrî kızları sıralı olurmuş.İki tarafta hûrî kızları sıralı olurmuş. Yani merasim salonunda iki taraftaYani merasim salonunda iki tarafta hûrî kızları sıralanmış durumda.hûrî kızları sıralanmış durumda. Ee, insan onu aklederse,

Ee, insan onu aklederse,
Cenâb-ı Mevlâ'nın huzurunda olduğunu idrak ederse,Cenâb-ı Mevlâ'nın huzurunda olduğunu idrak ederse, o şuur ile namaz kılarsa,o şuur ile namaz kılarsa, “Allah-u Ekber” derken Allah'ın“Allah-u Ekber” derken Allah'ın sonsuz derecede büyük olduğunu düşünürse,sonsuz derecede büyük olduğunu düşünürse, “Elhamdülillah” derken Allah'ın kendisine verdiği“Elhamdülillah” derken Allah'ın kendisine verdiği sonsuz nimetleri düşünürse,sonsuz nimetleri düşünürse, “Sübhanallah” derken Allah'ın“Sübhanallah” derken Allah'ın her türlü noksandan münezzeh olduğunu düşünürse,her türlü noksandan münezzeh olduğunu düşünürse, okuduğu ayetlerin anlamını anlarsa,okuduğu ayetlerin anlamını anlarsa, çektiği zikirlerin anlamını anlarsa o namazçektiği zikirlerin anlamını anlarsa o namaz insanı evliyâ eder, kötülüklerden alıkoyar ve yakınlaştırır kula.insanı evliyâ eder, kötülüklerden alıkoyar ve yakınlaştırır kula. İki şey olur bir namazda.

İki şey olur bir namazda.
Ya kulu Allah'a yaklaştırır ya da uzaklaştırır.Ya kulu Allah'a yaklaştırır ya da uzaklaştırır. Bir namaz ki kulu Allah'a yaklaştırmıyor, ne yapar?Bir namaz ki kulu Allah'a yaklaştırmıyor, ne yapar? Allah'tan uzaklaştırır muhterem kardeşlerim.Allah'tan uzaklaştırır muhterem kardeşlerim. Hadîs-i şerîflerde bu da.Hadîs-i şerîflerde bu da. Peygamber Efendimiz böyle diyor.Peygamber Efendimiz böyle diyor. Durması yok.Durması yok. Allah'a yaklaştırmıyor da yerinde durmak yok.Allah'a yaklaştırmıyor da yerinde durmak yok. Bir namaz ki insanı Allah'a yaklaştırmıyor,Bir namaz ki insanı Allah'a yaklaştırmıyor, Allah'tan uzaklaştırır.Allah'tan uzaklaştırır. Bu da güzel.Bu da güzel. Bunu da nazar-ı dikkate alalım her işimizde.Bunu da nazar-ı dikkate alalım her işimizde. Bunun tamamlayıcısı bir başka hadîs-i şerîf:

Bunun tamamlayıcısı bir başka hadîs-i şerîf:
"İnne’r-racule le-yantaliku ile’l-mescidi

"İnne’r-racule le-yantaliku ile’l-mescidi
fe-yusallî, ve salâtühû lâ ta‘dilü cenâha be‘ûdatin.fe-yusallî, ve salâtühû lâ ta‘dilü cenâha be‘ûdatin. Ve inne’r-racüle le-ye'ti’l-mescide fe-yüsallîVe inne’r-racüle le-ye'ti’l-mescide fe-yüsallî ve salâtühû ta'dilü cebele Uhud.ve salâtühû ta'dilü cebele Uhud. İzâ kâne ahsenehümâ aklen.İzâ kâne ahsenehümâ aklen. Kîle: Ve keyfe yekûnü ahsenehümâ aklen.Kîle: Ve keyfe yekûnü ahsenehümâ aklen. Ya Resulallah, Ya Resulallah yok ama.Ya Resulallah, Ya Resulallah yok ama. Ve keyfe yekûnü ahsenehümâ aklen.Ve keyfe yekûnü ahsenehümâ aklen. Kâle evra'ahümâ an mahârimi’llâhiKâle evra'ahümâ an mahârimi’llâhi ve ahresahümâ alâ esbâbi’l-hayrive ahresahümâ alâ esbâbi’l-hayri ve in kâne dûnehümâ fi’l-amelîve in kâne dûnehümâ fi’l-amelî ve’t-tetavvû’."ve’t-tetavvû’." Bu hadîs-i şerîf konumuzu

Bu hadîs-i şerîf konumuzu
çeşitli yönlerine daha güzel açıklayacak bir hadîs-i şerîf.çeşitli yönlerine daha güzel açıklayacak bir hadîs-i şerîf. Kişi, adam diyor yani.Kişi, adam diyor yani. Racül, adam, ama erkek kadın neyse.Racül, adam, ama erkek kadın neyse. Erkek de gider, mescide kadın da gider.Erkek de gider, mescide kadın da gider. Peygamber Efendimiz'in zamanında da gidiyordu.Peygamber Efendimiz'in zamanında da gidiyordu. Ben İskender Paşa'da kadın kısmı yapınca bazıları mırın kırın ettiler.Ben İskender Paşa'da kadın kısmı yapınca bazıları mırın kırın ettiler. Beni tenkit ettiler.Beni tenkit ettiler. Hocamızın zamanında yoktu kadın kısmı.Hocamızın zamanında yoktu kadın kısmı. Dedim ki “Hocamız ayrıca kadınlaraDedim ki “Hocamız ayrıca kadınlara ayrı vaaz verirdi.ayrı vaaz verirdi. Ben kadınlara ayrı yer sağlıyorum.”Ben kadınlara ayrı yer sağlıyorum.” Kadınların abdest alma yeri yoktu eskiden.

Kadınların abdest alma yeri yoktu eskiden.
Hocamızın evinin kapısını çalarlardı.Hocamızın evinin kapısını çalarlardı. Abdest almak istiyoruz, müsait mi bilmem ne.Abdest almak istiyoruz, müsait mi bilmem ne. Kadınlara abdest alma yeri ve vaazı dinleme yeri...Kadınlara abdest alma yeri ve vaazı dinleme yeri... Çünkü Peygamber Efendimiz'in mescidine kadınlar gelirÇünkü Peygamber Efendimiz'in mescidine kadınlar gelir ve Peygamber Efendimiz'le namaz kılarlardı.ve Peygamber Efendimiz'le namaz kılarlardı. Ölçü orası.Ölçü orası. Ben sigarayı tenkit ettim.

Ben sigarayı tenkit ettim.
Yazı yazdım dergide.Yazı yazdım dergide. Bana bir sürü mektup geldi.Bana bir sürü mektup geldi. Ama evliyâullahtan falanca sigara içmiş falanca içmiş.Ama evliyâullahtan falanca sigara içmiş falanca içmiş. Ben evliyâullaha söz söylemek durumunda değilim.Ben evliyâullaha söz söylemek durumunda değilim. Allah Teâlâ Hazretleri makamlarını â'lâ eylesin,Allah Teâlâ Hazretleri makamlarını â'lâ eylesin, dereceleri yüksek olsun.dereceleri yüksek olsun. Ama Peygamber Efendimiz'in sünnetine aykırı.Ama Peygamber Efendimiz'in sünnetine aykırı. İçilmemesi lazım.İçilmemesi lazım. Hatta âlimlere göre haram.Hatta âlimlere göre haram. İsraf olduğu için haram, sağlığa zararlı olduğu için haram.İsraf olduğu için haram, sağlığa zararlı olduğu için haram. Dört mezhebin kadısı haram olduğuna dairDört mezhebin kadısı haram olduğuna dair ilk zamanlarda fetva vermiş.ilk zamanlarda fetva vermiş. Şimdi bazı tekkelerde sigara ikram ediliyor.Şimdi bazı tekkelerde sigara ikram ediliyor. “Hoş geldin kardeşim.

“Hoş geldin kardeşim.
Koca kasenin içinde çeşit çeşit sigara var.Koca kasenin içinde çeşit çeşit sigara var. Buyurun kardeşim.” Olmaz.Buyurun kardeşim.” Olmaz. Olmaz böyle şey.Olmaz böyle şey. Kızdılar, mızdılar bana. Ölçü neresidir?Kızdılar, mızdılar bana. Ölçü neresidir? Ölçü evliyâullah değildir.Ölçü evliyâullah değildir. Dinimizin, fıkhımızın kaynakları içinde yoktur böyle bir şey.Dinimizin, fıkhımızın kaynakları içinde yoktur böyle bir şey. Ölçü, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesidir,Ölçü, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesidir, ayettir, hadistir, kıyas-ı fukahâdır, icmaâi ümmettir vesaire.ayettir, hadistir, kıyas-ı fukahâdır, icmaâi ümmettir vesaire. Ama öyle falanca yaptı diye ölçü yoktur.Ama öyle falanca yaptı diye ölçü yoktur. Sahabe bir ölçüdür.

Sahabe bir ölçüdür.
Çünkü Peygamber Efendimiz'den iyiÇünkü Peygamber Efendimiz'den iyi eğitim almışlardır.eğitim almışlardır. Sahâbe-i kirâmın icraatı, sünneti bizeSahâbe-i kirâmın icraatı, sünneti bize nasıl uygulandığını gösteren icraat olduğu için iyidir.nasıl uygulandığını gösteren icraat olduğu için iyidir. Yoksa falanca adam şöyle yaptı diyeYoksa falanca adam şöyle yaptı diye bir haram şeyi helal diyemeyiz.bir haram şeyi helal diyemeyiz. Bir mekruhu müstahsen göremeyiz.Bir mekruhu müstahsen göremeyiz. Ben ısrar ettim. Dedim ki “Hayır, doğru değil. İçilmemesi lazım.”Ben ısrar ettim. Dedim ki “Hayır, doğru değil. İçilmemesi lazım.” İçinizde içen varsa içmemeli.İçinizde içen varsa içmemeli. Hem sıhhate zarar veriyor.Hem sıhhate zarar veriyor. Sigara yavaş yavaş öldürüyor insanı.Sigara yavaş yavaş öldürüyor insanı. Sigara yavaş yavaş öldürüyor. Nasıl öldürüyor?Sigara yavaş yavaş öldürüyor. Nasıl öldürüyor? Kılcal damarları tıkıyor.

Kılcal damarları tıkıyor.
Kılcal damarların tıkanması gözün iyi çalışmamasını,Kılcal damarların tıkanması gözün iyi çalışmamasını, sinirlerin iyi çalışmamasını,sinirlerin iyi çalışmamasını, derinin iyi çalışmamasını vs. vs. sağlıyor.derinin iyi çalışmamasını vs. vs. sağlıyor. SonundaSonunda beynin kılcal damarları tıkandığı içinbeynin kılcal damarları tıkandığı için felçler vs. yol açıyorfelçler vs. yol açıyor ve bunu içenler daha çokve bunu içenler daha çok akciğer kanserine tutuluyorlar vs. o haldeakciğer kanserine tutuluyorlar vs. o halde vücut emanetini böyle birvücut emanetini böyle bir dumanla tütsülemeye hakkımız yok.dumanla tütsülemeye hakkımız yok. Yasak. Haram demiş bazıları.Yasak. Haram demiş bazıları. Bazıları içiyor şimdi.Bazıları içiyor şimdi. İçmeyecek, tutacak kendisini.İçmeyecek, tutacak kendisini. Alışkanlık, kötü bir alışkanlık edinmiş,Alışkanlık, kötü bir alışkanlık edinmiş, onu bırakacak.onu bırakacak. Hocam, falanca şeyh efendi içmiş diye duyuyoruz,Hocam, falanca şeyh efendi içmiş diye duyuyoruz, filanca tekkede veriliyor.filanca tekkede veriliyor. Hem senin sıhhatine aykırı, hem dinin

Hem senin sıhhatine aykırı, hem dinin
esasına, özüne aykırı hem deesasına, özüne aykırı hem de aslında tasavvufa aykırı.aslında tasavvufa aykırı. Çünkü tasavvuf,Çünkü tasavvuf, keyif ve zevke muhalefet mesleğidir.keyif ve zevke muhalefet mesleğidir. Nefse yüz vermemek mesleğidir.Nefse yüz vermemek mesleğidir. “Hadi oradan, otur oturduğun yerde haddini bil,“Hadi oradan, otur oturduğun yerde haddini bil, küçül bakalım” deme mesleğidir.küçül bakalım” deme mesleğidir. Ama tam keyif, nefis, ne diyorsa.Ama tam keyif, nefis, ne diyorsa. Marlboro'yı daha çok seviyorum.Marlboro'yı daha çok seviyorum. Yani içmemesi lazım.Yani içmemesi lazım. İçmemesi lazım geliyorsa ben söylerim, kardeş de içmesin.İçmemesi lazım geliyorsa ben söylerim, kardeş de içmesin. İçmeye devam ediyorsa içmeyecek artık,İçmeye devam ediyorsa içmeyecek artık, ne yapalım kendisi bilir.ne yapalım kendisi bilir. Adam mescide gider diyor Peygamber Efendimiz. Adam mescide gider diyor Peygamber Efendimiz. Ve namaz kılar. Fe-yüsallî.Ve namaz kılar. Fe-yüsallî. Namazı kılar mescitte, cemaatle.Namazı kılar mescitte, cemaatle. Namazı kılar.Namazı kılar. Ve salâtühû lâ ta’dilü inda’llâhi cenâha ba’ûdatin.

Ve salâtühû lâ ta’dilü inda’llâhi cenâha ba’ûdatin.
Kıldığı namaz Allah indinde sinek kanadına bile denk olmaz.Kıldığı namaz Allah indinde sinek kanadına bile denk olmaz. Sinek kanadı nedir?Sinek kanadı nedir? Çok değersizliği anlatan bir tabirdir.Çok değersizliği anlatan bir tabirdir. Sineğin kanadı kadar bile etmez.Sineğin kanadı kadar bile etmez. Sineğe bir değer veriyor muyuz?Sineğe bir değer veriyor muyuz? Parayla sinek alındığını, satıldığını duydunuz mu hiç? Hayır.Parayla sinek alındığını, satıldığını duydunuz mu hiç? Hayır. Bir sprey tıslattık mıBir sprey tıslattık mı odada ne kadar sinek varsa hepsi öldürüyor.odada ne kadar sinek varsa hepsi öldürüyor. Polis gelip de bu kadar sineği niye öldürdün diyorlar mı?Polis gelip de bu kadar sineği niye öldürdün diyorlar mı? Mahkemeye çıkarttılar mı?Mahkemeye çıkarttılar mı? Batı çalışma grubu takibatı alıyor mu? Yok.Batı çalışma grubu takibatı alıyor mu? Yok. Emniyet Genel Müdürlüğü dış ülkelere böyle şey yapıyor mu?Emniyet Genel Müdürlüğü dış ülkelere böyle şey yapıyor mu? Şu kadar sinek öldürmüştür,Şu kadar sinek öldürmüştür, falanca adamı derdest edin, yakalayınfalanca adamı derdest edin, yakalayın hemen gönderin falan diyor mu? Demiyor.hemen gönderin falan diyor mu? Demiyor. Sineğin kıymeti yok.

Sineğin kıymeti yok.
Sineğin kanadı kadar kıymeti yok kıldığı namazın.Sineğin kanadı kadar kıymeti yok kıldığı namazın. Sineğin kanadı kadar kıymeti yok.Sineğin kanadı kadar kıymeti yok. Sineğin kimisi yağını hesap eder amaSineğin kimisi yağını hesap eder ama kanadı bir işe yaramadığı için kanadı kadar bile kıymeti yok.kanadı bir işe yaramadığı için kanadı kadar bile kıymeti yok. Sonra.Sonra. Ve inne’r-racüle le-ye’ti’l-mescide.Ve inne’r-racüle le-ye’ti’l-mescide. Bir başka adam da vardır ki, o da mescide gider.Bir başka adam da vardır ki, o da mescide gider. Fe-yüsallî.Fe-yüsallî. O da namaz kılar.O da namaz kılar. Ve salâtühû ta’dilü cebele Uhud.Ve salâtühû ta’dilü cebele Uhud. Namazı Uhud Dağı kadar.Namazı Uhud Dağı kadar. Ona muadil olur.Ona muadil olur. Uhud Dağı, Peygamber Efendimiz’in

Uhud Dağı, Peygamber Efendimiz’in
ashabına bir şeyin büyüklüğünü göstermek içinashabına bir şeyin büyüklüğünü göstermek için sık sık ismini zikrettiği güzel bir dağdır.sık sık ismini zikrettiği güzel bir dağdır. Cennetlik bir dağdır Uhud Dağı.Cennetlik bir dağdır Uhud Dağı. Uhud dağı cennetliktir.Uhud dağı cennetliktir. Cennetlik bir dağdır.Cennetlik bir dağdır. Medine Ovası'nda hurmalıkların arasında kocaman bir dağdır, uzunlamasına.Medine Ovası'nda hurmalıkların arasında kocaman bir dağdır, uzunlamasına. Sanıyorum doğudan batıya doğru uzanıyor.Sanıyorum doğudan batıya doğru uzanıyor. Biraz güneydoğudan kuzeybatıya doğru.Biraz güneydoğudan kuzeybatıya doğru. Şöyle kayık tabak gibi.Şöyle kayık tabak gibi. Biraz uzunca bir dağdır, ama yekparedir.Biraz uzunca bir dağdır, ama yekparedir. Zaten ehad kelimesiyle ilgili Uhud.Zaten ehad kelimesiyle ilgili Uhud. Tek silsile değil.Tek silsile değil. Başka yerlere devam etmiyor.Başka yerlere devam etmiyor. Arkası da ova.Arkası da ova. Her tarafı ova, bu tarafı da Medine.Her tarafı ova, bu tarafı da Medine. Mescid, Uhud Dağı ama büyüktür.Mescid, Uhud Dağı ama büyüktür. Şöyle her yerden görünür.Şöyle her yerden görünür. Efendimiz bir şeyin büyüklüğünü

Efendimiz bir şeyin büyüklüğünü
gözleriyle anlasınlar diye, bu eğitim metodudur.gözleriyle anlasınlar diye, bu eğitim metodudur. Anlatım metodudur.Anlatım metodudur. Mesel ile anlatmak, herkes anlar.Mesel ile anlatmak, herkes anlar. Böyle göze hitap eden, görsel bir eğitim.Böyle göze hitap eden, görsel bir eğitim. Uhud Dağı kadar eder diyor.Uhud Dağı kadar eder diyor. Yani çok eder demek.Yani çok eder demek. Birisinin sinek kanadı kadar etmiyor namazı,Birisinin sinek kanadı kadar etmiyor namazı, ötekisinin ki Uhud Dağı kadar ediyor.ötekisinin ki Uhud Dağı kadar ediyor. Bir de Uhud Dağı'nın altınla dolu olduğu söyleniyor.Bir de Uhud Dağı'nın altınla dolu olduğu söyleniyor. İşletilmiyormuş ama işlettirmiyorlarmış,İşletilmiyormuş ama işlettirmiyorlarmış, kazma vurdurmuyorlarmış.kazma vurdurmuyorlarmış. Altın madeni olduğu söyleniyor Uhud Dağı.Altın madeni olduğu söyleniyor Uhud Dağı. Belki onları da kast ediyor yaniBelki onları da kast ediyor yani o kadar kıymetli demek de olabilir belki.o kadar kıymetli demek de olabilir belki. Peygamber Efendimiz'e Allah Teâlâ Hazretleri

Peygamber Efendimiz'e Allah Teâlâ Hazretleri
Cebrail aleyhisselam'ı göndermiş.Cebrail aleyhisselam'ı göndermiş. “Dilersen şu karşındaki dağları altın yapayım“Dilersen şu karşındaki dağları altın yapayım ey Resulüm!”ey Resulüm!” Yani dağlar altın olursa zenginliği düşünün yani.Yani dağlar altın olursa zenginliği düşünün yani. Efendimiz istememiş.Efendimiz istememiş. “İstemem Yâ Rabbi!.”“İstemem Yâ Rabbi!.” Biz istiyoruz.Biz istiyoruz. Bizde bir farklılık var yani.Bizde bir farklılık var yani. Eksiklik var yani.Eksiklik var yani. Peygamber Efendimiz istememiş.Peygamber Efendimiz istememiş. Dünyaya meyletmemiş.Dünyaya meyletmemiş. İzâ kâne ahsenühâ aklen.

İzâ kâne ahsenühâ aklen.
Bu fark neredendir?Bu fark neredendir? Öteki ikinci şahıs akılca dahaÖteki ikinci şahıs akılca daha güzel ise onun namazı Uhud Dağı kadardır.güzel ise onun namazı Uhud Dağı kadardır. Akılca daha güzel ise.Akılca daha güzel ise. Ahsenehümâ: Daha güzel, aklen akılca.Ahsenehümâ: Daha güzel, aklen akılca. Akıl ne demek?

Akıl ne demek?
Akletmek demek, yani mastar.Akletmek demek, yani mastar. Şuur, anlayış.Şuur, anlayış. Eğer akletmesi daha güzelse Uhud dağı kadardır.Eğer akletmesi daha güzelse Uhud dağı kadardır. Akletmesi eksik ise o zaman sinek kanadı bile kadar etmez.Akletmesi eksik ise o zaman sinek kanadı bile kadar etmez. Akletmek.Akletmek. Demek ki namazları, niyazları, ibadetleri,Demek ki namazları, niyazları, ibadetleri, taatleri aklede ede, yani algılaya algılaya,taatleri aklede ede, yani algılaya algılaya, duya duya, yaşaya yaşaya yapmalıyız.duya duya, yaşaya yaşaya yapmalıyız. Bunun en büyük manilerinden birisi nedir?Bunun en büyük manilerinden birisi nedir? Bu ibadetlerin her gün

Bu ibadetlerin her gün
tekerrür etmesi dolayısıyla insanıntekerrür etmesi dolayısıyla insanın alışması ve alıştığından dolayı kanıksamasıdır.alışması ve alıştığından dolayı kanıksamasıdır. Alışma bir beladır.Alışma bir beladır. Alışma belası, alışkanlık belası,Alışma belası, alışkanlık belası, güzel bir şeyi bile insana değersiz gibi gösterir,güzel bir şeyi bile insana değersiz gibi gösterir, aldırmaz duruma getirir insanı.aldırmaz duruma getirir insanı. Alışkanlık belasından da kendimizi kurtarmalıyız.Alışkanlık belasından da kendimizi kurtarmalıyız. Her seferinde yeniden namaza aşık olmalıyız.Her seferinde yeniden namaza aşık olmalıyız. Yeniden namazı zevkle kılmalıyız.Yeniden namazı zevkle kılmalıyız. Taptaze bir zevkle.Taptaze bir zevkle. Bu da mümkün, olmayan bir şey değil.Bu da mümkün, olmayan bir şey değil. Peygamber Efendimiz diyor ki:Peygamber Efendimiz diyor ki: Kurratü aynî fi’s-salâh.

Kurratü aynî fi’s-salâh.
Şimdi bu dünyada ben bir şeyleri sevmiyorum.Şimdi bu dünyada ben bir şeyleri sevmiyorum. Hiçbir şeyin kıymeti yok.Hiçbir şeyin kıymeti yok. Üç şeyi seviyorum, güzel koku, ailem, ezvâc-ı tâhirâtÜç şeyi seviyorum, güzel koku, ailem, ezvâc-ı tâhirât ve gözümün şenliği namazda diyor.ve gözümün şenliği namazda diyor. Tabi ezvâc-ı tâhirât,Tabi ezvâc-ı tâhirât, ailesini sevmesi Peygamber Efendimizin,ailesini sevmesi Peygamber Efendimizin, Allah koyduğu için insanın içine o duyguyu.Allah koyduğu için insanın içine o duyguyu. Allah Teâlâ Hazretleri o duyguyu koyduğundan dolayı.Allah Teâlâ Hazretleri o duyguyu koyduğundan dolayı. Herkes de var.Herkes de var. Aklediş yönündenAklediş yönünden daha güzeli isedaha güzeli ise onun kıldığı namaz Uhud Dağı'nın muadili olur.onun kıldığı namaz Uhud Dağı'nın muadili olur. Ötekisi sineğin kanadı kadar bile etmez.Ötekisi sineğin kanadı kadar bile etmez. Şimdi kîle: Denildi ki Peygamber Efendimiz'in bu sözü üzerine,

Şimdi kîle: Denildi ki Peygamber Efendimiz'in bu sözü üzerine,
denildi ki Peygamber Efendimiz'e:denildi ki Peygamber Efendimiz'e: Ve keyfe yekûnü ahsenehümâ aklen?Ve keyfe yekûnü ahsenehümâ aklen? Yâ Resulallah!Yâ Resulallah! Bu iki kişiden ikincisinin aklediş yönündenBu iki kişiden ikincisinin aklediş yönünden daha güzel olması nasıl olur?daha güzel olması nasıl olur? Açıklama istediler, biraz açsın diye.Açıklama istediler, biraz açsın diye. Buyurdu ki Efendimiz: Kâle: Evra’uhümâBuyurdu ki Efendimiz: Kâle: Evra’uhümâ an mehârimi’llâhi.an mehârimi’llâhi. Allah'ın haramlarından kaçınmaktaAllah'ın haramlarından kaçınmakta en titiz davranan, gözü harama bakmayan,en titiz davranan, gözü harama bakmayan, dili haramı söylemeyen, eli harama uzanmayan,dili haramı söylemeyen, eli harama uzanmayan, Allah'ın haramlarından en iyi sakındığı zaman.Allah'ın haramlarından en iyi sakındığı zaman. Ve ahrasuhümâ alâ esbâbi’l-hayri.

Ve ahrasuhümâ alâ esbâbi’l-hayri.
Çeşitli hayır vesilelerine,Çeşitli hayır vesilelerine, çeşitli hayır işlerine karşı en çok istekli ise,çeşitli hayır işlerine karşı en çok istekli ise, istekli olduğu zaman,istekli olduğu zaman, hayırları işlemeye çok harîs,hayırları işlemeye çok harîs, çok istekli;çok istekli; haramlardan kaçınmaya çokharamlardan kaçınmaya çok titiz ve çok dikkatli ise, o akılca en üstünüdür.titiz ve çok dikkatli ise, o akılca en üstünüdür. Burada aklın tarifini görmüş oluyoruz Hamza.Burada aklın tarifini görmüş oluyoruz Hamza. Senin dersinin devamı oluyor bu.Senin dersinin devamı oluyor bu. İkinci bölüm.İkinci bölüm. Aklı nasıl tarif ediyor Peygamber Efendimiz?Aklı nasıl tarif ediyor Peygamber Efendimiz? Bakın. Allah'ın haramlarından en titiz şekilde sakındığıBakın. Allah'ın haramlarından en titiz şekilde sakındığı ve çeşitli hayırları işlemeye en arzulu olduğu takdirde.ve çeşitli hayırları işlemeye en arzulu olduğu takdirde. Demek ki biz nasıl olacağız?Demek ki biz nasıl olacağız? Hayır işleme arzusuyla dolu olacağız.Hayır işleme arzusuyla dolu olacağız. Haramlardan kaçmak hususunda da müteyakkızHaramlardan kaçmak hususunda da müteyakkız ve titiz olacağız.ve titiz olacağız. Televizyona bakıyoruz, haram.

Televizyona bakıyoruz, haram.
Dışarıya bakıyoruz, haram.Dışarıya bakıyoruz, haram. Konuşuyoruz, haram.Konuşuyoruz, haram. Yalan, dolan, kalp kırmak vs. vs.Yalan, dolan, kalp kırmak vs. vs. Her azanın günahı var, çeşitli günahlar var.Her azanın günahı var, çeşitli günahlar var. Onun için hocamız rahmetullah aleyh cennet-mekan,Onun için hocamız rahmetullah aleyh cennet-mekan, yazdığı kitapların arasında birde neler haramdır?yazdığı kitapların arasında birde neler haramdır? Haramları tespit etmeye ve onları yazmayaHaramları tespit etmeye ve onları yazmaya epeyce bir zaman ayırdı.epeyce bir zaman ayırdı. Epeyce bir dikkat sarf etti ve kitapları yazdı.Epeyce bir dikkat sarf etti ve kitapları yazdı. Haramlarının çeşidini 500 küsür kadarHaramlarının çeşidini 500 küsür kadar sıraladı, çıkarttı yani.sıraladı, çıkarttı yani. Büyük günahlar var, büyük haramlar var, küçükleri var.Büyük günahlar var, büyük haramlar var, küçükleri var. Ve in kâne dûnehümâ fi’l-akli ve’t-tetavvü’.

Ve in kâne dûnehümâ fi’l-akli ve’t-tetavvü’.
Bu iki kişiden bu Uhud Dağı kadar çok sevap alanBu iki kişiden bu Uhud Dağı kadar çok sevap alan haramlardan kaçınıyorsa iyice,haramlardan kaçınıyorsa iyice, sevapları işlemeye de çok iştiyaklı ise,sevapları işlemeye de çok iştiyaklı ise, amel ibadet bakımından ötekisindenamel ibadet bakımından ötekisinden tatavvu’ dediğimiz nafile ibadetleri yapmak bakımındantatavvu’ dediğimiz nafile ibadetleri yapmak bakımından ötekisinden aşağı olsa bileötekisinden aşağı olsa bile o daha çok sevap alıyor.o daha çok sevap alıyor. Demek ki buradan bir şey daha öğreniyoruz:Demek ki buradan bir şey daha öğreniyoruz: İbadetlerde vasıf önemli, sayı değil.İbadetlerde vasıf önemli, sayı değil. İbadetin yüksek vasıflı olması,İbadetin yüksek vasıflı olması, güzel olması önemli.güzel olması önemli. Yani şimdiki adamların kullandığı tabirleYani şimdiki adamların kullandığı tabirle anlayasınız diye söylüyorum.anlayasınız diye söylüyorum. “Quality” önemli, kalite önemli, kantite değil.“Quality” önemli, kalite önemli, kantite değil. Yani sayı, “Quantity” önemli değil.Yani sayı, “Quantity” önemli değil. Quantity, İngilizce telaffuzu,Quantity, İngilizce telaffuzu, Fransızcası kalite, “quantite” diyorlar.Fransızcası kalite, “quantite” diyorlar. Umumiyetle bizim ilk Batıcılar Fransa'da okumuş olduklarından

Umumiyetle bizim ilk Batıcılar Fransa'da okumuş olduklarından
bütün tabirler Batı'dan gelen benim savaştığım tabirlerbütün tabirler Batı'dan gelen benim savaştığım tabirler Fransız telaffuzuyladır.Fransız telaffuzuyladır. İstasyon vs. Fransız telaffuzuyladır.İstasyon vs. Fransız telaffuzuyladır. Demek ki sayı değil, güzel vasıflı olması önemli.Demek ki sayı değil, güzel vasıflı olması önemli. Sözde de öyle.Sözde de öyle. Sözün çokluğu önemli değil, sözünSözün çokluğu önemli değil, sözün güzel söylenmesi, tam anlatılması önemli.güzel söylenmesi, tam anlatılması önemli. Biliyorsunuz söz, ne demiş dünkü,Biliyorsunuz söz, ne demiş dünkü, evvelki günkü şeylerden öğrendik:evvelki günkü şeylerden öğrendik: Sizin söylediğiniz değil, karşı tarafın anladığı.Sizin söylediğiniz değil, karşı tarafın anladığı. Siz birçok şey söylüyorsunuz ama karşı taraf ne kadarını anlıyor.Siz birçok şey söylüyorsunuz ama karşı taraf ne kadarını anlıyor. Adam hutbeye çıkıyor, konuşuyor, konuşuyor.

Adam hutbeye çıkıyor, konuşuyor, konuşuyor.
Ne anladın?Ne anladın? Beni bir kere bir Kur'an kursuna konuşmaya çağırdı.Beni bir kere bir Kur'an kursuna konuşmaya çağırdı. Çünkü yönetici bir talebem, kızım da oradaydı.Çünkü yönetici bir talebem, kızım da oradaydı. Orada bir konuşma yapmaya çağırdılar beni.Orada bir konuşma yapmaya çağırdılar beni. Olur, dedim.Olur, dedim. Kur'an kursunun altındaki mescitte bir perde yapın.Kur'an kursunun altındaki mescitte bir perde yapın. Kızlar, arkada bütün kursun kızları toplansın.Kızlar, arkada bütün kursun kızları toplansın. Ben onları görmeyeyim, onlar beni görmesin.Ben onları görmeyeyim, onlar beni görmesin. Önde de hacı babalar olsun.Önde de hacı babalar olsun. Ben onlara konuşma yaparken,Ben onlara konuşma yaparken, kızlar da duymuş olsun.kızlar da duymuş olsun. Böylece konuşma yapmış olalım.Böylece konuşma yapmış olalım. Şimdi benim İstanbul'da ve başka yerlerde böyleŞimdi benim İstanbul'da ve başka yerlerde böyle Kur'an kurslarımız vs. var.Kur'an kurslarımız vs. var. Bazı hocalar oraya gidiyor, ders veriyorlardı.Bazı hocalar oraya gidiyor, ders veriyorlardı. Sordular ya, “Hocam, işte böyle

Sordular ya, “Hocam, işte böyle
perde arkasından bilmen neyle olmuyor.”perde arkasından bilmen neyle olmuyor.” “Yüz yüze olmaz.“Yüz yüze olmaz. Yani olur ama, tehlikeli olur.Yani olur ama, tehlikeli olur. Zararlar çıkar.”Zararlar çıkar.” Şimdi iş çok güzel.

Şimdi iş çok güzel.
Yani kapalı devre televizyon kuruluyor.Yani kapalı devre televizyon kuruluyor. Karşıda hiç şey yok.Karşıda hiç şey yok. Ama dinlenebiliyor, görülebiliyor.Ama dinlenebiliyor, görülebiliyor. Görüntü nakledilebiliyor.Görüntü nakledilebiliyor. Ben itiraz ettim.Ben itiraz ettim. Hocalar bile pek hoşlanmadılar bu şeyden.Hocalar bile pek hoşlanmadılar bu şeyden. Benim ayrı olsun dememden.Benim ayrı olsun dememden. Olmuyor falan dediler.Olmuyor falan dediler. Çünkü sorulu cevaplı.Çünkü sorulu cevaplı. Soru cevap da olur.Soru cevap da olur. Kapalı devlet televizyon da o da mümkün yani.Kapalı devlet televizyon da o da mümkün yani. Her şey mümkün.Her şey mümkün. Evet aziz ve muhterem kardeşlerim!

Evet aziz ve muhterem kardeşlerim!
Sözün de çokluğu önemli değil.

Sözün de çokluğu önemli değil.
Anlaşılırlığı, karşı tarafın anladığı kadardır,Anlaşılırlığı, karşı tarafın anladığı kadardır, yoksa senin söylediğinin hepsiniyoksa senin söylediğinin hepsini karşı taraf algılayamayabiliyor.karşı taraf algılayamayabiliyor. Şimdi ben bir konuşma yaptım.

Şimdi ben bir konuşma yaptım.
Karşımdaki kızların da genç olduğunu,Karşımdaki kızların da genç olduğunu, ortaokul talebesi çağında olduğunu düşündüm,ortaokul talebesi çağında olduğunu düşündüm, kelimelerimi seçtim vs.kelimelerimi seçtim vs. onlara nasihat olsun, Kur'an kursuna devam ediyorlar,onlara nasihat olsun, Kur'an kursuna devam ediyorlar, dindar olsunlar diye bir konuşma yaptım.dindar olsunlar diye bir konuşma yaptım. Görmedim.Görmedim. Duygularını takip edemedim.Duygularını takip edemedim. Şimdi takip ediyorum.Şimdi takip ediyorum. Mesela sizin benim sözüme iştirak edip etmediğinizi,Mesela sizin benim sözüme iştirak edip etmediğinizi, anlamadığınızı, gözünüzden uykunuzun gelip gelmediğini,anlamadığınızı, gözünüzden uykunuzun gelip gelmediğini, “Hoca bitirse de artık kalksak gitsek” deyip demediğinizi bile anlıyorum.“Hoca bitirse de artık kalksak gitsek” deyip demediğinizi bile anlıyorum. Anlayamadım.Anlayamadım. Ertesi gün kızımdan sordum.Ertesi gün kızımdan sordum. “Nasıl, konuşmamı ne kadar anlamışlar,“Nasıl, konuşmamı ne kadar anlamışlar, nasıl bulmuşlar” dedim.nasıl bulmuşlar” dedim. “Hiçbir şey anlayamamışlar baba” dedi.“Hiçbir şey anlayamamışlar baba” dedi. Yalnız bir kıssa anlatmıştım olay.

Yalnız bir kıssa anlatmıştım olay.
Olayı anlamışlar, ama kıssa olduğu için.Olayı anlamışlar, ama kıssa olduğu için. İşte onların anlatılma şeyi fazla.İşte onların anlatılma şeyi fazla. Anlaşılma durumu fazla.Anlaşılma durumu fazla. Anlamışlar, öteki konuşmanın ana fikrini vs. anlamamışlar.Anlamışlar, öteki konuşmanın ana fikrini vs. anlamamışlar. Bakın şimdi ben bir konuşma yaptım, bu konuşmanın ana fikri var,Bakın şimdi ben bir konuşma yaptım, bu konuşmanın ana fikri var, bel kemiği var.bel kemiği var. Yani biz burada neyi vurgulamaya çalışıyoruz?

Yani biz burada neyi vurgulamaya çalışıyoruz?
Şuurun önemini, kalbin önemini,Şuurun önemini, kalbin önemini, yapılan bütün ibadetlerin, Müslümanlığımızınyapılan bütün ibadetlerin, Müslümanlığımızın bu temellere dayanmasını anlatmaya çalışıyoruz.bu temellere dayanmasını anlatmaya çalışıyoruz. Yani işi öyle gelişigüzel yapmamak,Yani işi öyle gelişigüzel yapmamak, özene bezene yapmak, güzel yapmaközene bezene yapmak, güzel yapmak ve iç güzelliği de ihmal etmemek gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.ve iç güzelliği de ihmal etmemek gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Sözün de az, öz, anlaşılır olmasına çok dikkat etmesi lazım.Sözün de az, öz, anlaşılır olmasına çok dikkat etmesi lazım. Tane tane.Tane tane. Ve dinleyenin gözüne bakacaksınız, anladı mı anlamadı mı.Ve dinleyenin gözüne bakacaksınız, anladı mı anlamadı mı. Gözünü kırpıştırıyorsa anlamamıştır.Gözünü kırpıştırıyorsa anlamamıştır. Bir daha söyle. “Ne dedin hocam?”Bir daha söyle. “Ne dedin hocam?” “Anladın mı?”“Anladın mı?” “Anladım” falan. Gözünü kırpıştırıyorsa anlamadı.“Anladım” falan. Gözünü kırpıştırıyorsa anlamadı. Anlamadığını söylemeye utanıyor, ama anlamadı.Anlamadığını söylemeye utanıyor, ama anlamadı. Evirip çevirip bir daha söyleyeceksin.Evirip çevirip bir daha söyleyeceksin. Misal vereceksin.Misal vereceksin. Misal anlattırır.Misal anlattırır. Kısa anlattırır.Kısa anlattırır. Çeşitli şeyler anlattırır.Çeşitli şeyler anlattırır. Aşağıda işaretlediğim iki

Aşağıda işaretlediğim iki
hadîs-i şerîfi de okuyacağım müsaade ederseniz. Birer satır.hadîs-i şerîfi de okuyacağım müsaade ederseniz. Birer satır. İnne’r-racüle le-yüdrikü bi-husnü hulükihî

İnne’r-racüle le-yüdrikü bi-husnü hulükihî
deracâti kâimi’l-leyli ve sâimi’n-nehâri.deracâti kâimi’l-leyli ve sâimi’n-nehâri. Âişe anamızdan bu

Âişe anamızdan bu
rivayet, Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfi.rivayet, Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfi. Adam, güzel huyu sayesindeAdam, güzel huyu sayesinde geceleyin namaz kılmaya kalkıpgeceleyin namaz kılmaya kalkıp teheccüd kılan insanın,teheccüd kılan insanın, gündüzü oruçla geçiren insanın derecesine güzel huyuyla erişir.gündüzü oruçla geçiren insanın derecesine güzel huyuyla erişir. O halde güzel huylu olmaya çok önem vereceğiz.O halde güzel huylu olmaya çok önem vereceğiz. Çünkü bizim konumuzu tamamlıyor bu onun içinÇünkü bizim konumuzu tamamlıyor bu onun için bunu da okumak istiyorum.bunu da okumak istiyorum. Güzel huylu olmadan ibadetler heba olabiliyor.Güzel huylu olmadan ibadetler heba olabiliyor. Güzel huylu olduğu zaman insanGüzel huylu olduğu zaman insan çok ibadet etmiş insan gibi sevap kazanabiliyor.çok ibadet etmiş insan gibi sevap kazanabiliyor. Huylarımızın güzelleşmesine dikkat edeceğiz.Huylarımızın güzelleşmesine dikkat edeceğiz. Bu da tasavvuf. İşte bizim şeyimiz bu.Bu da tasavvuf. İşte bizim şeyimiz bu. Ve beşinci hadîs-i şerîf:

Ve beşinci hadîs-i şerîf:
Bu da bir müjde ve bize de bir ikaz.Bu da bir müjde ve bize de bir ikaz. İnner’racüle le-türfe’û deracetühû fi’l-cenneti,

İnner’racüle le-türfe’û deracetühû fi’l-cenneti,
fe-yekûlü: Yâ rabbi, ennâ lî hâzâ?fe-yekûlü: Yâ rabbi, ennâ lî hâzâ? Fe-yekûlü: Bi-istiğfâri veledike leke.Fe-yekûlü: Bi-istiğfâri veledike leke. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den.
İbn Mâce, İbn Hanbel gibi kaynaklarda var.İbn Mâce, İbn Hanbel gibi kaynaklarda var. Çünkü bu önemli bir konudur.Çünkü bu önemli bir konudur. Hiç kimsenin kimseye faydası yokturHiç kimsenin kimseye faydası yoktur diye bazıları bunları inkâr ederler.diye bazıları bunları inkâr ederler. Ama hadîs-i şerîfte var.Ama hadîs-i şerîfte var. Cennette adamın derecesi yükseltilir.

Cennette adamın derecesi yükseltilir.
Tık, bir üst dereceye çıkar.Tık, bir üst dereceye çıkar. Bir üst kata çıkar.Bir üst kata çıkar. Bir üst mertebeye çıkar.Bir üst mertebeye çıkar. Derecesi cennette yükseltilir adamın.Derecesi cennette yükseltilir adamın. Kadın veya adam.Kadın veya adam. Yani kişinin.Yani kişinin. Fe-yekûlü: Yâ rabbi, ennâ lî hâzâ?Fe-yekûlü: Yâ rabbi, ennâ lî hâzâ? “Yâ Rabbi! Bu yükselme bana nereden geldi?“Yâ Rabbi! Bu yükselme bana nereden geldi? Nasıl oldu da ben cennetteNasıl oldu da ben cennette böyle bir derece daha, bir kat daha yukarıya çıktım,böyle bir derece daha, bir kat daha yukarıya çıktım, bir kat daha büyük lütfa erdim,bir kat daha büyük lütfa erdim, merteben yükseldi, binbaşıyken albay oldum,merteben yükseldi, binbaşıyken albay oldum, albayken paşa oldum”albayken paşa oldum” Mesela yani bir derece yükselince baya sevinir ya insan.Mesela yani bir derece yükselince baya sevinir ya insan. “Nereden bu Yâ Rabbi?

“Nereden bu Yâ Rabbi?
Kaynağı nedir, ne oldu da böyle oldum” der.Kaynağı nedir, ne oldu da böyle oldum” der. Cennete girmiş, ömrü bitmiş.Cennete girmiş, ömrü bitmiş. Ölmüş adam, cennetlik.Ölmüş adam, cennetlik. Cenneteki derecesi yükseltiliyor.Cenneteki derecesi yükseltiliyor. Fe-yekûlü: Ona denilir ki:Fe-yekûlü: Ona denilir ki: “Bi-istiğfâri veledike leke.”

“Bi-istiğfâri veledike leke.”
Oğlunun, çocuğunun sanaOğlunun, çocuğunun sana tevbe, istiğfar etmesi sebebiyle.tevbe, istiğfar etmesi sebebiyle. Demek ki evlatlarDemek ki evlatlar annelerine, babalarına dua ederseannelerine, babalarına dua ederse onların derecesi yükseliyor.onların derecesi yükseliyor. Demek ki biz de annemize, babamıza,Demek ki biz de annemize, babamıza, ahirete göçmüş dedemize, ninemize tevbe istiğfar edelim.ahirete göçmüş dedemize, ninemize tevbe istiğfar edelim. Hayır, hasenat yapalım.Hayır, hasenat yapalım. Sevapları ona gider.Sevapları ona gider. Onun derecesi yükselir.Onun derecesi yükselir. Şimdi biz mesela, ben hocamın kadirini bilemedim

Şimdi biz mesela, ben hocamın kadirini bilemedim
hâl-i hayatında.hâl-i hayatında. Birçok arkadaş da bunu söylüyor.Birçok arkadaş da bunu söylüyor. Kadrini bilemedik diyorlar.Kadrini bilemedik diyorlar. Kitaplarda da hocamızın hayatını anlatanKitaplarda da hocamızın hayatını anlatan kitaplarda da çok güzel sakladı kendisini.kitaplarda da çok güzel sakladı kendisini. Çok güzel… Müsaade ederseniz kullanayım, kamufle etti.Çok güzel… Müsaade ederseniz kullanayım, kamufle etti. Kendisini çok güzel gizledi hocamız.Kendisini çok güzel gizledi hocamız. Öldükten sonra anladık kıymetini.Öldükten sonra anladık kıymetini. Kıymetini bilemedim.Kıymetini bilemedim. Hizmet de edemedim.Hizmet de edemedim. Güzel hizmet de edemedim.Güzel hizmet de edemedim. Ankara'daydım.Ankara'daydım. O İstanbul'daydı.O İstanbul'daydı. Yazları gidiyorduk.Yazları gidiyorduk. Hizmet etmiyorduk, zahmet ediyorduk hocamıza.Hizmet etmiyorduk, zahmet ediyorduk hocamıza. Çoluk çocuğumuza gidiyorduk.Çoluk çocuğumuza gidiyorduk. Çağırıyordu.Çağırıyordu. Bazen o geliyordu.Bazen o geliyordu. Ben gelmeyeyim baba diyordum.Ben gelmeyeyim baba diyordum. Yok diyordu. Alıyordu bizi. Konya'ya götürüyordu bilmem nereye filan.Yok diyordu. Alıyordu bizi. Konya'ya götürüyordu bilmem nereye filan. Yetiştirmek için demek ki.Yetiştirmek için demek ki. Çok güzel sakladı kendisini, kıymetini bilemedik.

Çok güzel sakladı kendisini, kıymetini bilemedik.
İşte tonton bir hoca diye herkes,İşte tonton bir hoca diye herkes, öyle geldi, öyle gitti.öyle geldi, öyle gitti. Ama sonradan anladık ki Kutbü'l-aktâb'mış.Ama sonradan anladık ki Kutbü'l-aktâb'mış. Evliyâullah'ın çok yüksek mertebesiymiş,Evliyâullah'ın çok yüksek mertebesiymiş, bir tanesiymiş.bir tanesiymiş. Bütün evliyâullah ona bağlıymış.Bütün evliyâullah ona bağlıymış. Sonradan anladık.Sonradan anladık. Ee, şimdi ben bu fırsatlar kaçtıktan sonra ona ne yapabilirim?Ee, şimdi ben bu fırsatlar kaçtıktan sonra ona ne yapabilirim? Ben de “Kotku müesseseleri”ni kurduruyorum.Ben de “Kotku müesseseleri”ni kurduruyorum. Buranın adı ne? Bu mescidin adıBuranın adı ne? Bu mescidin adı “Kotku Mescidi”.“Kotku Mescidi”. Her yerde, Avustralya'da dergah var, “Kotku Dergahı”.Her yerde, Avustralya'da dergah var, “Kotku Dergahı”. İstanbul'daİstanbul'da anaokulu öğretmenleri mektebimiz var,anaokulu öğretmenleri mektebimiz var, “Kotku Mektebi”.“Kotku Mektebi”. Kotku, Kotku, Kotku, Kotku, Kotku diye gidiyoruz.Kotku, Kotku, Kotku, Kotku, Kotku diye gidiyoruz. Ne yapalım? Derecesi yükselecek.Ne yapalım? Derecesi yükselecek. Diyecek ki: “Bizim farkına varamamış evlatlarımız

Diyecek ki: “Bizim farkına varamamış evlatlarımız
yine çalışıyorlar hadi” diyecekler yani.yine çalışıyorlar hadi” diyecekler yani. Derecesi yükseliyor.Derecesi yükseliyor. Onun için çocuklarınıza da kendinize dua etmesini öğretin.Onun için çocuklarınıza da kendinize dua etmesini öğretin. Size dua etmesini öğretin.Size dua etmesini öğretin. Benim rahmetli ninem “Es'ad” derdi,Benim rahmetli ninem “Es'ad” derdi, “Bana çok dua et, emi?“Bana çok dua et, emi? Ben ölüp gittikten sonra arkamdan dua et derdi.”Ben ölüp gittikten sonra arkamdan dua et derdi.” Köyümüzün evleri üstü topraktı,Köyümüzün evleri üstü topraktı, dam üstü derdik ona.dam üstü derdik ona. Dam üstüne kuzu postunu sererdik, otururduk yaz geceleri.Dam üstüne kuzu postunu sererdik, otururduk yaz geceleri. Minder falan yok, kuzu postuna otururduk.Minder falan yok, kuzu postuna otururduk. Yıldızların altında, ağustos böceklerininYıldızların altında, ağustos böceklerinin ötüşüyle, cızır cızır böyleötüşüyle, cızır cızır böyle ılık yaz gecelerinde Ege'ninılık yaz gecelerinde Ege'nin duygulanırdı rahmetli anneannem.duygulanırdı rahmetli anneannem. “Es'ad, ben ölürsem beni duadan unutma emi.”

“Es'ad, ben ölürsem beni duadan unutma emi.”
Hep hatırıma geliyor o şeyi, dua ediyorum.Hep hatırıma geliyor o şeyi, dua ediyorum. “Allah ruhlarını şâd etsin, kabirleri cennet bahçesi olsun,“Allah ruhlarını şâd etsin, kabirleri cennet bahçesi olsun, makamları âlâ olsun” diye.makamları âlâ olsun” diye. Siz de çocuklarınıza böyle öğretin ki,Siz de çocuklarınıza böyle öğretin ki, sizi duadan unutmasınlarsizi duadan unutmasınlar ve bilsinler ki onlar iyi insan olduğu zamanve bilsinler ki onlar iyi insan olduğu zaman siz faydalanacaksınız, size sevap gelecek.siz faydalanacaksınız, size sevap gelecek. Ve onlar kötü insan olduğu zamanVe onlar kötü insan olduğu zaman sizin kemikleriniz sızlayacak.sizin kemikleriniz sızlayacak. “Aman evladım, mezarda benim kemiklerimi sızlatma,

“Aman evladım, mezarda benim kemiklerimi sızlatma,
beni üzme öldükten sonra, iyi insan ol.beni üzme öldükten sonra, iyi insan ol. İbadetini ihmal etme, haram yeme, günaha dalma.İbadetini ihmal etme, haram yeme, günaha dalma. Fani dünyanın bu metâı hiç böyle tenezzüle değmez.Fani dünyanın bu metâı hiç böyle tenezzüle değmez. Allah'ın rızasını kazanmaya gayret et.Allah'ın rızasını kazanmaya gayret et. Namuslu ol, helalinden ye.”Namuslu ol, helalinden ye.” Bunları öğretin, nasihat edin.Bunları öğretin, nasihat edin. Allah evlatlarımızı güzel yetiştirmeyi nasip etsin...

Allah evlatlarımızı güzel yetiştirmeyi nasip etsin...
Allah hepinizden razı olsun...Allah hepinizden razı olsun... Rızasına uygun işler yaparakRızasına uygun işler yaparak güzel ömür sürmeyi nasip etsin...güzel ömür sürmeyi nasip etsin... Huzuruna yüzü ak, alnı açık varmayı nasip etsin.Huzuruna yüzü ak, alnı açık varmayı nasip etsin. Rıdvan-ı ekber'ine erenlerden eylesin...Rıdvan-ı ekber'ine erenlerden eylesin... Cemalini görenlerden eylesin...Cemalini görenlerden eylesin... Peygamber Efendimiz'e komşuPeygamber Efendimiz'e komşu olmayı Firdevs-i Âlâ'da nasip eylesin…olmayı Firdevs-i Âlâ'da nasip eylesin… Bi-lutfihî ve keramihî ve fazlihî ve mennihî.

Bi-lutfihî ve keramihî ve fazlihî ve mennihî.
Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâSübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ innike ente’l-alîmü’l-hakîm.innike ente’l-alîmü’l-hakîm. Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûnSübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselîn.ve selâmün ale’l-mürselîn. Ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn.Ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn. El-Fâtiha.

El-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2