Namaz Vakitleri
İstanbul
22 Muharrem 1448
07 July 2026
İmsak
03:34
Güneş
05:32
Öğle
13:14
İkindi
17:13
Akşam
20:46
Yatsı
22:35
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillahirrahmanirrahim.Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.

Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.
Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhiHamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn.alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ muhammedinVe’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaînve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-din.ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-din. Emmâ ba’dü:

Emmâ ba’dü:
Aziz ve muhterem müslüman kardeşlerim!

Aziz ve muhterem müslüman kardeşlerim!
Allah Teâlâ Hazretlerinin

Allah Teâlâ Hazretlerinin
selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Dinimizin ahkâmından,Dinimizin ahkâmından, Peygamber Efendimizin hadîs-i şerîflerinden,Peygamber Efendimizin hadîs-i şerîflerinden, büyüklerimizin sözlerinden bir kısmını buradabüyüklerimizin sözlerinden bir kısmını burada anlatmaya çalışacağım.anlatmaya çalışacağım. Bunların izahına geçmeden önce,

Bunların izahına geçmeden önce,
evvelen ve hasseten Peygamber Efendimizin ruhu saadeti içinevvelen ve hasseten Peygamber Efendimizin ruhu saadeti için sonra vesair enbiyânın ve evliyâullahın ruhları içinsonra vesair enbiyânın ve evliyâullahın ruhları için ve bütün sâdât-ı meşâyih-i turuk-u aliyyemizin ruhları için,ve bütün sâdât-ı meşâyih-i turuk-u aliyyemizin ruhları için, eserlerin müelliflerinin ve içindeki haberlerin,eserlerin müelliflerinin ve içindeki haberlerin, ilimlerin bize kadar gelmesinde emeği geçmiş olanilimlerin bize kadar gelmesinde emeği geçmiş olan ulemânın, ravilerimizin ruhları için ve uzaktan yakındanulemânın, ravilerimizin ruhları için ve uzaktan yakından bu hadîs-i şerîfleri ve bubu hadîs-i şerîfleri ve bu ahkâmı öğrenmek üzere buraya gelmiş olan siz kardeşlerimizinahkâmı öğrenmek üzere buraya gelmiş olan siz kardeşlerimizin ahirete intikal ve irtihal eylemiş olanahirete intikal ve irtihal eylemiş olan cümle yakınlarının ruhları içincümle yakınlarının ruhları için üç Fâtiha üç İhlâs-ı şerîf hediye edelim.üç Fâtiha üç İhlâs-ı şerîf hediye edelim. Ondan sonra başlayalım.Ondan sonra başlayalım. Ebû Mes'ûd el- Ensârî radıyallahu Teâlâ anh'dan

Ebû Mes'ûd el- Ensârî radıyallahu Teâlâ anh'dan
şöyle rivayet edilmiş ki,şöyle rivayet edilmiş ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinePeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir şahıs gelmiş vebir şahıs gelmiş ve cihada, cihada iştirak etmek istediğini söylemiş.cihada, cihada iştirak etmek istediğini söylemiş. Ve demiş ki:Ve demiş ki: Ehmilnî yâ Rasûlellah!

Ehmilnî yâ Rasûlellah!
Yani Yâ Resûlallah bana bir binek nasip eyle,Yani Yâ Resûlallah bana bir binek nasip eyle, ben onun üstüne bineyim de, at mı olacak, deve mi olacak ne olacaksaben onun üstüne bineyim de, at mı olacak, deve mi olacak ne olacaksa cihada onunla gideyim.cihada onunla gideyim. Fe-kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.Fe-kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. "İnnehû yehmilüke.”"İnnehû yehmilüke.” Filancaya git, o seniFilancaya git, o seni taşıyacak bir vasıta sana nasip eder.taşıyacak bir vasıta sana nasip eder. Sana harp içinde lüzumlu malzemeyi verir.Sana harp içinde lüzumlu malzemeyi verir. "Fe etâhü fe e'tâhu ...

"Fe etâhü fe e'tâhu ...
Fe race’a ilâ Rasûlillâhi sallâllahü aleyhi ve sellemFe race’a ilâ Rasûlillâhi sallâllahü aleyhi ve sellem ve ahberuhû fe kâle Rasûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem:ve ahberuhû fe kâle Rasûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem: Men dele alâ hayrin felehû mislü ecri fâ’ilihî. "Men dele alâ hayrin felehû mislü ecri fâ’ilihî. " O da ona bir hayvan vermiş.O da ona bir hayvan vermiş. Al bununla cihada git diye.Al bununla cihada git diye. Kendisine müracaat eden, Resûlullah'ın göndermiş olduğu şahsaKendisine müracaat eden, Resûlullah'ın göndermiş olduğu şahsa bir hayvan vermiş.bir hayvan vermiş. O hayvanın üstüne binipO hayvanın üstüne binip Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem EfendimizinPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yanına gelip de; Yâ Resûlallah!yanına gelip de; Yâ Resûlallah! İşte gittiğim şahıs bana şu hayvanı verdi diyeİşte gittiğim şahıs bana şu hayvanı verdi diye haber verince, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;haber verince, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki; "Men delle alâ hayrin".

"Men delle alâ hayrin".
Kim bir hayra delalet ederse, vasıta olursa,Kim bir hayra delalet ederse, vasıta olursa, "Felehu mislü evri fâ’ilihî"."Felehu mislü evri fâ’ilihî". O hayrı bizzat işleyen, yapanO hayrı bizzat işleyen, yapan kimsenin ecri kadar ecir o delalet eden kimseye de verilir.kimsenin ecri kadar ecir o delalet eden kimseye de verilir. Yani bu hadîsede söylediğine göreYani bu hadîsede söylediğine göre o binek hayvanını o gaziyeo binek hayvanını o gaziye veren kimse de o gazinin yaptığı amelin sevabını alıyor.veren kimse de o gazinin yaptığı amelin sevabını alıyor. Neden?Neden? Çünkü ona o binek hayvanını verdi,Çünkü ona o binek hayvanını verdi, onun o cihat hayırını yapmasına yardımcı oldu.onun o cihat hayırını yapmasına yardımcı oldu. İşte bütün bu ve buna benzer misallerdenİşte bütün bu ve buna benzer misallerden İslamiyet'te bir umumi kaidedir.İslamiyet'te bir umumi kaidedir. Allahu Teâlâ Hazretleri amelleri niyetlere göre kat katAllahu Teâlâ Hazretleri amelleri niyetlere göre kat kat cezalandırıyor, mükâfatlandırıyor.cezalandırıyor, mükâfatlandırıyor. Niyeti neyse.Niyeti neyse. Ebû Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh'ten rivayet edilmiştir ki;Ebû Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh'ten rivayet edilmiştir ki; “Kâme sâilün alâ ahdi’n-nebiyyi fe-seele,

“Kâme sâilün alâ ahdi’n-nebiyyi fe-seele,
fe-sekete’l-kavmü sümme enne racülen a’tâhü’l’-kavmü,fe-sekete’l-kavmü sümme enne racülen a’tâhü’l’-kavmü, fe kâle’n-nebiyyü sallellâhü aleyhi ve âlihî ve selleme:fe kâle’n-nebiyyü sallellâhü aleyhi ve âlihî ve selleme: “Men istenne hayran“Men istenne hayran fe’stünne bihî felehû ecruhûfe’stünne bihî felehû ecruhû ve mislü ücûri men etbe’ahû ğayra müntekisin min ucûrihim şey’en,ve mislü ücûri men etbe’ahû ğayra müntekisin min ucûrihim şey’en, ve men istenne şerranve men istenne şerran fe’stünne bihî fe aleyhi vizruhû men ittebe’ahû ğayra müntekisin min evzârihim şey’en.”fe’stünne bihî fe aleyhi vizruhû men ittebe’ahû ğayra müntekisin min evzârihim şey’en.” Bir başka hadîs-i şerîfte şöyleBir başka hadîs-i şerîfte şöyle Ebû Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh'tenEbû Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre,rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in zamanındaPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in zamanında birisi geldi ve dilendi, bir şey istedi.birisi geldi ve dilendi, bir şey istedi. İhtiyacı olduğunu söyledi.İhtiyacı olduğunu söyledi. Halktan bir şey istedi.Halktan bir şey istedi. "Fe sekete’l-kavmü"."Fe sekete’l-kavmü". İnsanlar hiç ses çıkartmadılar, durdular.İnsanlar hiç ses çıkartmadılar, durdular. Yani o istiyor ama davranmadı kimse.Yani o istiyor ama davranmadı kimse. İstediği şeyi vermeye kalkışmadı.İstediği şeyi vermeye kalkışmadı. Öyle durdular.Öyle durdular. Sustu kavim.Sustu kavim. "Sümme inne racülen e’tâhü".

"Sümme inne racülen e’tâhü".
Sonra adamcağızın birisi kalktı,Sonra adamcağızın birisi kalktı, ona bir miktar hayır yaptı.ona bir miktar hayır yaptı. Bir şey verdi.Bir şey verdi. Onu görünce, Fe a’tâhü’l’-kavmü.Onu görünce, Fe a’tâhü’l’-kavmü. Öteki insanlar da birer ikişer kalkıp kalkıpÖteki insanlar da birer ikişer kalkıp kalkıp ona bazı hayırlar vermeye başladılar.ona bazı hayırlar vermeye başladılar. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; "men istenne hayren" Kim bir hayrı yol açarsa, yol yaparsa"men istenne hayren" Kim bir hayrı yol açarsa, yol yaparsa bir hayrı âdet haline getirirse,bir hayrı âdet haline getirirse, fe’stünne bihî.fe’stünne bihî. Sonra o yaptığı şeyi de takip edilirse,Sonra o yaptığı şeyi de takip edilirse, ortaya koyduğu o usul de yapılırsa,ortaya koyduğu o usul de yapılırsa, “Felehû ecruhû ve mislü ücûri men etbe’ahû”.“Felehû ecruhû ve mislü ücûri men etbe’ahû”. O âdeti ortaya çıkaran kimseyeO âdeti ortaya çıkaran kimseye kendi yaptığından dolayı bir sevap,kendi yaptığından dolayı bir sevap, bir ecir verilir.bir ecir verilir. Bir de kendisine tabi olup da o hayrı ona bakarakBir de kendisine tabi olup da o hayrı ona bakarak yapmış olan başka kimselerin de ecirleriyapmış olan başka kimselerin de ecirleri min gayra müntekisin min ucûrihim şey’en.min gayra müntekisin min ucûrihim şey’en. Onların sevaplarından, ecirlerinden hiçbir şey eksilmemek şartıylaOnların sevaplarından, ecirlerinden hiçbir şey eksilmemek şartıyla bir misli yine o ilk âdeti çıkaran kimseye verilir.bir misli yine o ilk âdeti çıkaran kimseye verilir. Bu hadîseye göre nasıl?Bu hadîseye göre nasıl? Şahsın birisi çıktı, ilk önce o isteyen kimseye,

Şahsın birisi çıktı, ilk önce o isteyen kimseye,
muhtaç kimseye bir miktar yardım yaptı,muhtaç kimseye bir miktar yardım yaptı, onu görerek yol açtı yani, bir usul ortaya çıkardı.onu görerek yol açtı yani, bir usul ortaya çıkardı. Onu görerek öteki insanlar da kalkıştılar.Onu görerek öteki insanlar da kalkıştılar. Şimdi o kendisi ilk verdiği hayırdan dolayı bir sevap alacak.Şimdi o kendisi ilk verdiği hayırdan dolayı bir sevap alacak. Kendisine bakarak kaç kişi kalkıp da o hayırı yapmışsa,Kendisine bakarak kaç kişi kalkıp da o hayırı yapmışsa, onların sevabı kadar da sevap alacak yine.onların sevabı kadar da sevap alacak yine. Ama ötekilerin sevabından bir şey eksilmeyecek.Ama ötekilerin sevabından bir şey eksilmeyecek. Onlar o hayrı yaptılar diyeOnlar o hayrı yaptılar diye Allah onlara ecirlerini verecek.Allah onlara ecirlerini verecek. Onların ecrinden ötekisine bakarak yaptılar diye bir eksiltmece yok.Onların ecrinden ötekisine bakarak yaptılar diye bir eksiltmece yok. Eksiltmece yok amaEksiltmece yok ama ilk sebep olana onların misli kadar ecir veriliyor.ilk sebep olana onların misli kadar ecir veriliyor. Bunun aksi de doğru.Bunun aksi de doğru. Peygamber Efendimiz sözünün devamında buyurmuş ki;

Peygamber Efendimiz sözünün devamında buyurmuş ki;
Kim bir kötülüğü ortaya çıkartırsa,Kim bir kötülüğü ortaya çıkartırsa, âdet ederse, yol yaparsa, usul haline getirirseâdet ederse, yol yaparsa, usul haline getirirse ona kendisinin çıkartmış olduğu kötülüktenona kendisinin çıkartmış olduğu kötülükten dolayı bir günah yazılır.dolayı bir günah yazılır. Bir de kendisine bakıp da o kötülüğü yapmaya devam edenBir de kendisine bakıp da o kötülüğü yapmaya devam eden kimselerin günahları da ilave edilir, onlar da yazılır.kimselerin günahları da ilave edilir, onlar da yazılır. Ama o günahı yapanların günahlarından bir şey eksiltilmemek şartıyla.Ama o günahı yapanların günahlarından bir şey eksiltilmemek şartıyla. Yani herkes yaptığından dolayı birYani herkes yaptığından dolayı bir cezaya uğrayacak gene ama,cezaya uğrayacak gene ama, ilk sebep olana, sebep olduğundan dolayıilk sebep olana, sebep olduğundan dolayı ötekilerin günahı da yükleniyor.ötekilerin günahı da yükleniyor. Onun için insanın yaptığı işe çok dikkat etmesi lazım.Onun için insanın yaptığı işe çok dikkat etmesi lazım. Yani hayır mı yapıyor, şer mi yapıyor?

Yani hayır mı yapıyor, şer mi yapıyor?
Hayra mı örnek oluyor?Hayra mı örnek oluyor? Şerre mi örnek oluyor?Şerre mi örnek oluyor? Çok dikkat etmesi lazım.Çok dikkat etmesi lazım. Çünkü kendi yaptığı günahtan kurtulmak içinÇünkü kendi yaptığı günahtan kurtulmak için insan uğraşır, tevbe eder, sadaka verir,insan uğraşır, tevbe eder, sadaka verir, yalvarır, yakarır ama ötekilerin günahlarını ne yapsın?yalvarır, yakarır ama ötekilerin günahlarını ne yapsın? Yapıldıkça o iş, ona günah devam edecek.Yapıldıkça o iş, ona günah devam edecek. Onun için kötü âdet çıkartmamaya,Onun için kötü âdet çıkartmamaya, kötü usül çıkartmamaya son derece dikkat etmek lazım.kötü usül çıkartmamaya son derece dikkat etmek lazım. Bir başka rivayet, bunlar hep niyetlerle ilgili hususlardır.Bir başka rivayet, bunlar hep niyetlerle ilgili hususlardır. Yekulu’llâhu Teâlâ: Allahu Teâlâ hazretleri buyurur ki:Yekulu’llâhu Teâlâ: Allahu Teâlâ hazretleri buyurur ki: “İnnî lestü ükbilü kelâme külli hakîmin.”

“İnnî lestü ükbilü kelâme külli hakîmin.”
Ben her hikmet sahibi insanın sözüne bakmam.Ben her hikmet sahibi insanın sözüne bakmam. Yani güzel söylüyor diye her hatip kimsenin,Yani güzel söylüyor diye her hatip kimsenin, tatlı, güzel konuşan kimsenin sözüne bakmam.tatlı, güzel konuşan kimsenin sözüne bakmam. Yani ona ecir vermem.Yani ona ecir vermem. Onun o sözünden dolayı ona bir mertebe vermem.Onun o sözünden dolayı ona bir mertebe vermem. Güzel söylüyor ama.Güzel söylüyor ama. "Ve lâkin enzuru ilâ hemmühû ve hevâhü.""Ve lâkin enzuru ilâ hemmühû ve hevâhü." Neye gayret ediyor, o sözüyle ne yapmak istiyor?Neye gayret ediyor, o sözüyle ne yapmak istiyor? Arzusu ne?Arzusu ne? Ona bakarım.Ona bakarım. Yani bu adam bu sözü söylüyor, tatlı konuşuyor, iyi konuşuyor amaYani bu adam bu sözü söylüyor, tatlı konuşuyor, iyi konuşuyor ama bu sözünün arkasından ne çıkacak?bu sözünün arkasından ne çıkacak? Yaptırmak istediği şey ne?Yaptırmak istediği şey ne? Heves ettiği şey ne, gayesi ne ona bakarım.Heves ettiği şey ne, gayesi ne ona bakarım. "Fe izâ kâne hemmühû ve hevâhü lî"

"Fe izâ kâne hemmühû ve hevâhü lî"
Eğer niyeti, gayesi ve hedefi, arzusu Allahu Teâlâ Hazretleri ise,Eğer niyeti, gayesi ve hedefi, arzusu Allahu Teâlâ Hazretleri ise, o yaptığı şeyi Allah için yapıyor ise,o yaptığı şeyi Allah için yapıyor ise, "Cealtü samtehû tefekküran""Cealtü samtehû tefekküran" Susmasını bile tefekkür ibadeti gibi kabul ederim, sevap yazarım.Susmasını bile tefekkür ibadeti gibi kabul ederim, sevap yazarım. “Ve kelâmühû zikran"“Ve kelâmühû zikran" Konuşmasını zikir olarak yazarım.Konuşmasını zikir olarak yazarım. “Ve in lem yetekellem”“Ve in lem yetekellem” Sussa bile, sussa bile,Sussa bile, sussa bile, konuşmasa bile sözünü zikir yazarım,konuşmasa bile sözünü zikir yazarım, susmasını tefekkür yazarım.susmasını tefekkür yazarım. Durduğu yerden ecir kazanır.Durduğu yerden ecir kazanır. Bu neyi gösteriyor?

Bu neyi gösteriyor?
İnsanın niyeti iyi oldu mu,İnsanın niyeti iyi oldu mu, Allah rızası için bir iş yapmaya kalkıştı mı,Allah rızası için bir iş yapmaya kalkıştı mı, onun ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor.onun ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Şimdi o haldeŞimdi o halde hepimizin üzerine düşen,hepimizin üzerine düşen, yaptığımız işlerde niyetimiziyaptığımız işlerde niyetimizi düşünmek başında, niyetimizi tashih eylemek,düşünmek başında, niyetimizi tashih eylemek, doğrultmak, yanlış niyet beslememek,doğrultmak, yanlış niyet beslememek, yanlış iş yapmaya kalkışmamak,yanlış iş yapmaya kalkışmamak, bir işi yaparken iyi bir niyetle onu yapmayabir işi yaparken iyi bir niyetle onu yapmaya gayret sarf etmektir.gayret sarf etmektir. Bunun da başı insanın sabahleyin erkenden kalkışından başlar.Bunun da başı insanın sabahleyin erkenden kalkışından başlar. Sabah erkenden kalkışından başlar.Sabah erkenden kalkışından başlar. Abdullah ibn Ömer radıyallahu anhAbdullah ibn Ömer radıyallahu anh yani Hz. Ömer'in, Halife Ömer'in oğluyani Hz. Ömer'in, Halife Ömer'in oğlu ve ashâb-ı kirâmın fıkıhve ashâb-ı kirâmın fıkıh bakımından yani dini kavrayış, anlayış, ilim bakımındanbakımından yani dini kavrayış, anlayış, ilim bakımından üstünlerinden olan Abdullah İbn Ömer radıyallahu anhüstünlerinden olan Abdullah İbn Ömer radıyallahu anh kendisinin dizinin dibine çöküp de kendisinden hadîs-i şerîfleri,kendisinin dizinin dibine çöküp de kendisinden hadîs-i şerîfleri, dini bilgileri öğrenmiş olan ulemânındini bilgileri öğrenmiş olan ulemânın meşhurlarından Mücahit isimli kimseyemeşhurlarından Mücahit isimli kimseye tabiînden Mücahit isimli kimseye,tabiînden Mücahit isimli kimseye, Allah cümlesinden razı olsun şefaatlerine de bizi nail eylesin.Allah cümlesinden razı olsun şefaatlerine de bizi nail eylesin. Şöyle demiş:Şöyle demiş: "Fe izâ esbahte lâ tühaddis nefseke bi’s-semâi,

"Fe izâ esbahte lâ tühaddis nefseke bi’s-semâi,
ve izâ emseyte lâ tühaddis nefseke bi’s-sabâhi."ve izâ emseyte lâ tühaddis nefseke bi’s-sabâhi." Sakın ya Mücahid!Sakın ya Mücahid! Talebesine söylüyor.Talebesine söylüyor. Sahâbe-i Kirâm'dan olan Abdullah İbn Ömer talebesine diyor ki;Sahâbe-i Kirâm'dan olan Abdullah İbn Ömer talebesine diyor ki; Sakın Ey Mücahid! Ey Talebem!Sakın Ey Mücahid! Ey Talebem! Mücahid ismi talebesinin.Mücahid ismi talebesinin. Sabah çıktığın zaman akşamdan konuşma.Sabah çıktığın zaman akşamdan konuşma. Kendine akşamı söyleme.Kendine akşamı söyleme. Yani ne demek?Yani ne demek? Akşamı bekleme.Akşamı bekleme. Akşama ya çıkarsın ya çıkamazsın.Akşama ya çıkarsın ya çıkamazsın. Akşama çıkmayı umma.Akşama çıkmayı umma. Sabaha çıktın mı akşama çıkmayı umma.Sabaha çıktın mı akşama çıkmayı umma. Kendi nefsine akşamdan bahsetme.Kendi nefsine akşamdan bahsetme. Ya ulaşırsın ya ulaşamazsın.Ya ulaşırsın ya ulaşamazsın. "Ve izâ emseyte lâ tühaddis nefseke bi’s-sabâhi."

"Ve izâ emseyte lâ tühaddis nefseke bi’s-sabâhi."
Akşama erdiğin zaman da kendine sabahtan bahsetme.Akşama erdiğin zaman da kendine sabahtan bahsetme. Ya çıkarsın ya çıkamazsın.Ya çıkarsın ya çıkamazsın. Yatıyorsun ama sabaha ya çıkarsın ya çıkamazsın.Yatıyorsun ama sabaha ya çıkarsın ya çıkamazsın. Onun için hiç sabahı umma.Onun için hiç sabahı umma. Sabahı umma.Sabahı umma. Ne yapacak peki?Ne yapacak peki? "Ve huz min hayâtike kable mevtike." Aman!"Ve huz min hayâtike kable mevtike." Aman! Ölmezden evvel hayatından istifade etmeye bak.Ölmezden evvel hayatından istifade etmeye bak. Ölüm gelmezden evvelÖlüm gelmezden evvel hayatından istifade etmeye bak.hayatından istifade etmeye bak. Çünkü hayat bir sermayedir, bir fırsattır.Çünkü hayat bir sermayedir, bir fırsattır. Ele bir defa gelir, gittiği zaman da geri dönmesi mümkün değil.Ele bir defa gelir, gittiği zaman da geri dönmesi mümkün değil. Bitti mi bitti.Bitti mi bitti. Onun için yarın, öbür gün filan deme,Onun için yarın, öbür gün filan deme, ileriye bırakma işini, sabaha çıktın mı akşama çıkmayacakmış gibi davran,ileriye bırakma işini, sabaha çıktın mı akşama çıkmayacakmış gibi davran, bu hayattan istifade edip hayırlar yapmaya çalış.bu hayattan istifade edip hayırlar yapmaya çalış. Akşama erdiğin zaman da sabaha çıkmayacakmış gibi farzet kendini,Akşama erdiğin zaman da sabaha çıkmayacakmış gibi farzet kendini, o geceden istifade edip, ibadetle taatle vakit geçirip,o geceden istifade edip, ibadetle taatle vakit geçirip, Allah'ın rızasını kazanmaya gayret et.Allah'ın rızasını kazanmaya gayret et. Uzağa doğru insanın şey yapmasıUzağa doğru insanın şey yapması büyük kusurlardan sayılmıştır.büyük kusurlardan sayılmıştır. Yani ben herhalde çok yaşarım,Yani ben herhalde çok yaşarım, herhalde şöyle olur, böyle olur, ileride yapayım bu işi demeye,herhalde şöyle olur, böyle olur, ileride yapayım bu işi demeye, işi yarına bırakmaya, ileriki güne bırakmaya tesvif derler Arapça'da.işi yarına bırakmaya, ileriki güne bırakmaya tesvif derler Arapça'da. Tesvif.Tesvif. "Heleke’l-müsevvifûn" diye"Heleke’l-müsevvifûn" diye hadîs-i şerîf vârid olmuştur ki,hadîs-i şerîf vârid olmuştur ki, bugünkü işini yarına bırakanlar,bugünkü işini yarına bırakanlar, yapması gereken işi şimdi yapmayıp da sonraya bırakanlaryapması gereken işi şimdi yapmayıp da sonraya bırakanlar helâk oldular demek manası.helâk oldular demek manası. O halde yapacağın işi hemen yap, hayrıO halde yapacağın işi hemen yap, hayrı çarçabuk yapıver, geriye bırakma.çarçabuk yapıver, geriye bırakma. Bir de bazı insanlar vardır, hayalleri geniştir.Bir de bazı insanlar vardır, hayalleri geniştir. Hayal, hayal ediyor.Hayal, hayal ediyor. Herhalde ben 70 yıl yaşarım, 80 yıl yaşarım,Herhalde ben 70 yıl yaşarım, 80 yıl yaşarım, şöyle yaparım, böyle yaparım falan.şöyle yaparım, böyle yaparım falan. O zaman şunu işleyeceğim, bunu işleyeceğim.O zaman şunu işleyeceğim, bunu işleyeceğim. Şimdi yapmıyor.Şimdi yapmıyor. İlerideki bir zamanda yapacağım diye düşünüyor.İlerideki bir zamanda yapacağım diye düşünüyor. Böyle dünyaya ait, ahirete ait işlerin,Böyle dünyaya ait, ahirete ait işlerin, düşüncelerin de böyle ileriye doğru uzayıp gitmesine de tûl-u emel derler.düşüncelerin de böyle ileriye doğru uzayıp gitmesine de tûl-u emel derler. Yani insanın arzuları, hevesleri bitip tükenmiyor, uzayıp gidiyor.Yani insanın arzuları, hevesleri bitip tükenmiyor, uzayıp gidiyor. Bu ikisi de insanı aldatıcı,Bu ikisi de insanı aldatıcı, kötü bir huy, kötü bir düşünce tarzı olarakkötü bir huy, kötü bir düşünce tarzı olarak şey yapılmıştır.şey yapılmıştır. İnsan kendisini hemen içinde bulunduğu anına sahip bilecek.İnsan kendisini hemen içinde bulunduğu anına sahip bilecek. Ve büyükler demişler ki insanın zamanı üç kısımdır.Ve büyükler demişler ki insanın zamanı üç kısımdır. Bir, mâzi.Bir, mâzi. Mâzi.Mâzi. Geçti.Geçti. Ondan hiçbir şey yapamazsın.Ondan hiçbir şey yapamazsın. Yani bitti artık.Yani bitti artık. Çünkü nasıl geçtiyse öyle geçti.Çünkü nasıl geçtiyse öyle geçti. İki, şimdiki zaman.İki, şimdiki zaman. İçinde bulunduğun şu an ve şu anda içinde yaşıyorsun.İçinde bulunduğun şu an ve şu anda içinde yaşıyorsun. Üç, istikbâl, gelecek zaman.Üç, istikbâl, gelecek zaman. Gelecek zamanın gelip gelmeyeceği belli değil.Gelecek zamanın gelip gelmeyeceği belli değil. Mâzinin de sana bir faydası yok geçmiş.Mâzinin de sana bir faydası yok geçmiş. İyilik yaptıysan ne mutlu, kötülük yaptıysan yazık.İyilik yaptıysan ne mutlu, kötülük yaptıysan yazık. Geçti. O halde senin.Geçti. O halde senin. “Ve leke’s-sâetü’lletî elletî ente fîha.”

“Ve leke’s-sâetü’lletî elletî ente fîha.”
Senin sadece elinde içinde bulunduğun zaman var.Senin sadece elinde içinde bulunduğun zaman var. Akıllı bir insansanAkıllı bir insansan içinde bulunduğun zamanı iyi değerlendirmeye çalışırsın.içinde bulunduğun zamanı iyi değerlendirmeye çalışırsın. Böyle düşünen insan kâr eder.Böyle düşünen insan kâr eder. Ama istikbâli düşünürse,Ama istikbâli düşünürse, istikbâl gelip gelmeyeceği belli değil.istikbâl gelip gelmeyeceği belli değil. Hiç kimseyle bir anlaşmamız yok.Hiç kimseyle bir anlaşmamız yok. İstikbâli, istikbâle atan kimseler zarar ederler.İstikbâli, istikbâle atan kimseler zarar ederler. Burada da bu Abdullah İbni Ömer, Hazreti Ömer'in oğluBurada da bu Abdullah İbni Ömer, Hazreti Ömer'in oğlu talebesine onu tavsiye etmiş oluyor, sonra:talebesine onu tavsiye etmiş oluyor, sonra: "Ve min sıhhatike kable sekamike."

"Ve min sıhhatike kable sekamike."
Aman sıhhatinden istifade et,Aman sıhhatinden istifade et, hastalığa düşmeden evvel.hastalığa düşmeden evvel. Çünkü sıhhatliyken insan kadrı kıymetini bilmezÇünkü sıhhatliyken insan kadrı kıymetini bilmez o sıhhatinin de boş boş vakit geçirir.o sıhhatinin de boş boş vakit geçirir. Bir hastalık gelir ah keşke sıhhatli olsam daBir hastalık gelir ah keşke sıhhatli olsam da şunu yapsaydım bunu yapsaydım geçti.şunu yapsaydım bunu yapsaydım geçti. Yani hastalık ölüm değildir ama,Yani hastalık ölüm değildir ama, ölüm gibi insanı alıkoyuyor işte,ölüm gibi insanı alıkoyuyor işte, yapması gereken çalışmalardan, hayırlardan alıkoyuyor.yapması gereken çalışmalardan, hayırlardan alıkoyuyor. Onun için o hastalıklara uğramadan evvelOnun için o hastalıklara uğramadan evvel şu sıhhatli oluşunun kadri kıymetini bilip gayret sarfet.şu sıhhatli oluşunun kadri kıymetini bilip gayret sarfet. "Fe inneke lâ tedrî me’smüke ğaden.""Fe inneke lâ tedrî me’smüke ğaden." Çünkü diyor böyle hareket et.Çünkü diyor böyle hareket et. Sabaha çıktın mı akşama hiç umma.Sabaha çıktın mı akşama hiç umma. Akşama çıktın mı sabahı hiç umma.Akşama çıktın mı sabahı hiç umma. Efendim hayatından istifade et ölmeden evvel,Efendim hayatından istifade et ölmeden evvel, sıhhatinden istifade et hastalık gelmeden evvel, çünkü diyor,sıhhatinden istifade et hastalık gelmeden evvel, çünkü diyor, "Fe inneke lâ tedrî me’smüke ğaden."

"Fe inneke lâ tedrî me’smüke ğaden."
Yarın adın ne olacak bilmiyorsun ki,Yarın adın ne olacak bilmiyorsun ki, bu ne demek?bu ne demek? Yani yarın acaba sen saidler defterine mi yazıldın,Yani yarın acaba sen saidler defterine mi yazıldın, mes'ûd bahtiyar kullardan mı olacaksın?mes'ûd bahtiyar kullardan mı olacaksın? Adına said kul mu diyeceklerAdına said kul mu diyecekler yoksa şakî kul mu diyecekler, bilmiyorsun ki.yoksa şakî kul mu diyecekler, bilmiyorsun ki. Yani imtihanda, hesaptaYani imtihanda, hesapta kâr edip de cennetlik mi olacaksın,kâr edip de cennetlik mi olacaksın, cehennemlik mi olacaksın?cehennemlik mi olacaksın? Cehennemliklerin arasına mı yazacaklar,Cehennemliklerin arasına mı yazacaklar, cennetliklerin arasına mı yazacaklar?cennetliklerin arasına mı yazacaklar? Onu bilmediğin için fırsat eldeyken ahiretin için çalış.Onu bilmediğin için fırsat eldeyken ahiretin için çalış. "İzâ esbeha’r-racülü yenbeğî en yenviye erbeate eşyâe.

"İzâ esbeha’r-racülü yenbeğî en yenviye erbeate eşyâe.
Bir muhterem zat demiş ki,Bir muhterem zat demiş ki, bir kimse sabaha çıktığı zamanbir kimse sabaha çıktığı zaman dört şeye niyet etmeli.dört şeye niyet etmeli. Niyetten bahsettik.Niyetten bahsettik. Çünkü hep niyetten dolayı kullar ecir alıyorlar diye okuduk ya.Çünkü hep niyetten dolayı kullar ecir alıyorlar diye okuduk ya. Dört şeye niyet etmeli.Dört şeye niyet etmeli. "Evvelüha eda'e ma faradallahu aleyh.""Evvelüha eda'e ma faradallahu aleyh." Sabahleyin yatağından kalkan kimseSabahleyin yatağından kalkan kimse dört şeye niyet edecek.dört şeye niyet edecek. Bunların birincisiBunların birincisi Allah'ın kendisine farz kılmış olduğu,Allah'ın kendisine farz kılmış olduğu, emretmiş olduğu şeyleri yapmak niyeti.emretmiş olduğu şeyleri yapmak niyeti. İnşallah bugün Allah bana ne emrettiyse onu yapacağım.İnşallah bugün Allah bana ne emrettiyse onu yapacağım. Emirler, emirler yapılırsaEmirler, emirler yapılırsa Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisini kazanmak içinAllahu Teâlâ hazretlerinin sevgisini kazanmak için Allah'ın emrettiklerini yapmaktan daha kestirme bir yol yok.Allah'ın emrettiklerini yapmaktan daha kestirme bir yol yok. Kulum bana benim farz kıldığım ibadetleriKulum bana benim farz kıldığım ibadetleri yapmaktan daha başka bir şekilde hiç o kadar sevgili olmaz.yapmaktan daha başka bir şekilde hiç o kadar sevgili olmaz. Yani farz kıldıklarımı yaparsa çok severim diyor Allahu Teâlâ Hazretleri.Yani farz kıldıklarımı yaparsa çok severim diyor Allahu Teâlâ Hazretleri. Onun için bu namazın, zekâtın,Onun için bu namazın, zekâtın, Kur'an-ı Kerîm'deki diğer emirlerin, farzların, tavsiyelerinKur'an-ı Kerîm'deki diğer emirlerin, farzların, tavsiyelerin tutulmasında çok büyük fayda var.tutulmasında çok büyük fayda var. Allahu Teâlâ Hazretlerinin sevgisini kazanıyor insan.Allahu Teâlâ Hazretlerinin sevgisini kazanıyor insan. "Ve’s-sânî: İctinâbü mâ nehe’llahu anhü.”

"Ve’s-sânî: İctinâbü mâ nehe’llahu anhü.”
Dört şeye niyet edecek.Dört şeye niyet edecek. Birincisi Allah'ın emrettiklerini yapmak.Birincisi Allah'ın emrettiklerini yapmak. Farzlarını eda etmek.Farzlarını eda etmek. İkincisi Allah'ın yasakladıklarındanİkincisi Allah'ın yasakladıklarından kendisini korumaya niyet edecek.kendisini korumaya niyet edecek. İnşaallah bugün kalktım ya şöyle sıhhatle, afiyetleİnşaallah bugün kalktım ya şöyle sıhhatle, afiyetle akşama kadar hiç Allah'a âsî olmayayım.akşama kadar hiç Allah'a âsî olmayayım. Hiç Allah'ın istemediği şeyleri yapmayayım.Hiç Allah'ın istemediği şeyleri yapmayayım. Hiç haramlara bulaşmayayım.Hiç haramlara bulaşmayayım. Ömrümü inşaallah böyle günahsızÖmrümü inşaallah böyle günahsız akşamı bulmaya gayret edeyim diyeakşamı bulmaya gayret edeyim diye niyet edecek.niyet edecek. İkincisi bu.İkincisi bu. "Ve’s-sâlisü insâfü men

"Ve’s-sâlisü insâfü men
kâne beynehüm ve beynehüm muamele"kâne beynehüm ve beynehüm muamele" Kendisi ile aralarındaKendisi ile aralarında dünyevi alışveriş muamele olacak kimseleredünyevi alışveriş muamele olacak kimselere adaletle muamele etmeyi niyet edecek.adaletle muamele etmeyi niyet edecek. Bugün kiminle ne iş yaparsam inşaallahBugün kiminle ne iş yaparsam inşaallah adaletle hareket edeyim.adaletle hareket edeyim. Ölçülü hareket edeyim.Ölçülü hareket edeyim. Taşkınlık etmeyeyim, aldatmayayım, aldanmayayım.Taşkınlık etmeyeyim, aldatmayayım, aldanmayayım. Tam böyle güzel bir şekilde inşaallah herkese hakkıTam böyle güzel bir şekilde inşaallah herkese hakkı gereği kadar muamele ederek yapayım diye,gereği kadar muamele ederek yapayım diye, insanlara karşı da böyle bir niyet besleyecek.insanlara karşı da böyle bir niyet besleyecek. "Ve’r-râbi’u:

"Ve’r-râbi’u:
İslâhu mâ beynehû ve beyne husamâihî."İslâhu mâ beynehû ve beyne husamâihî." Dördüncüsü de hasım olduğu kimselerle,Dördüncüsü de hasım olduğu kimselerle, ihtilaflı olduğu kimselerle arasını düzeltmeye niyet edecek.ihtilaflı olduğu kimselerle arasını düzeltmeye niyet edecek. İnşallah bugün şu ihtilafları düzeltirim,İnşallah bugün şu ihtilafları düzeltirim, falanca kimseyle aramda bir kırgınlık var, bir dargınlık var,falanca kimseyle aramda bir kırgınlık var, bir dargınlık var, onu izale ederim diyeonu izale ederim diye üzerindeki böyle şeyleri,üzerindeki böyle şeyleri, husumetleri izale etmeye,husumetleri izale etmeye, çekişmeleri, anlaşmazlıkları halletmeye niyet edecek.çekişmeleri, anlaşmazlıkları halletmeye niyet edecek. Demek ki Allah'ın emrettiklerini yapmaya niyet edecek,Demek ki Allah'ın emrettiklerini yapmaya niyet edecek, yasak ettiklerinden kaçınmaya niyet edecek,yasak ettiklerinden kaçınmaya niyet edecek, bütün insanlarla insafla, adaletle muamele etmeye gayret edecek,bütün insanlarla insafla, adaletle muamele etmeye gayret edecek, ondan sonra hasımlarıyla arasını düzeltmeye gayret edecek.ondan sonra hasımlarıyla arasını düzeltmeye gayret edecek. Dört niyetle kalkmalı.Dört niyetle kalkmalı. "Fe izâ esbaha alâ hâzihi’n-niyyât"

"Fe izâ esbaha alâ hâzihi’n-niyyât"
Bu niyetleri kurarak sabahlarsa bir insan,Bu niyetleri kurarak sabahlarsa bir insan, “Ercû en yekûne mine’l-müflihîne"“Ercû en yekûne mine’l-müflihîne" Umarım ki sâlih ve felâh bulmuş kullardan olur.Umarım ki sâlih ve felâh bulmuş kullardan olur. Böyle hareket eden kurtulur.Böyle hareket eden kurtulur. Sabahlar ummiyetle bir telaşla kalkarız.Sabahlar ummiyetle bir telaşla kalkarız. Hiç günün niyetini filan düşünmeyiz.Hiç günün niyetini filan düşünmeyiz. İnşaallah bu büyüklerimizin tavsiyelerinden faydalanarakİnşaallah bu büyüklerimizin tavsiyelerinden faydalanarak bundan sonraki sabahlarımızda böyle hareket edelim.bundan sonraki sabahlarımızda böyle hareket edelim. "Kîle li ba’di’l-hukemâi"

"Kîle li ba’di’l-hukemâi"
Ârif kimselerden birisine dediler ki,Ârif kimselerden birisine dediler ki, "Bi eyyi niyyetin yekûmü’r-racülü an firâşihî?""Bi eyyi niyyetin yekûmü’r-racülü an firâşihî?" Kişi yatağından hangi niyetle kalkmalı?Kişi yatağından hangi niyetle kalkmalı? diye sormuşlar bir ârif kimseye.diye sormuşlar bir ârif kimseye. Yani dini bilgisi çok, takvası çok.Yani dini bilgisi çok, takvası çok. İyi, olgun, kâmil bir kimseye sormuşlar.İyi, olgun, kâmil bir kimseye sormuşlar. Hangi niyetle kalkılır?Hangi niyetle kalkılır? Cevaba bak.Cevaba bak. Diyor ki:Diyor ki: "Lâ yüsêlü ani’l-kiyâmi

"Lâ yüsêlü ani’l-kiyâmi
hattâ yentezira keyfe yenâmü"hattâ yentezira keyfe yenâmü" Nasıl uyuduğu düşünülmeden,Nasıl uyuduğu düşünülmeden, nasıl uyuduğuna bakılmadan, nasıl kalkıldığı sorulmaz.nasıl uyuduğuna bakılmadan, nasıl kalkıldığı sorulmaz. Evvela nasıl yattığını bir sor bakalım.Evvela nasıl yattığını bir sor bakalım. O kişi geceleyin nasıl yattı, nasıl bir niyetle yattı, onu sor evvela demiş.O kişi geceleyin nasıl yattı, nasıl bir niyetle yattı, onu sor evvela demiş. Soruyu doğrudan doğruya cevaplandırmıyor.Soruyu doğrudan doğruya cevaplandırmıyor. Sabah nasıl kalkılacak diye sorulduğu zaman,Sabah nasıl kalkılacak diye sorulduğu zaman, evvela diyor ki, bu sorulmaz, evvela gece nasıl yattığı sorulur,evvela diyor ki, bu sorulmaz, evvela gece nasıl yattığı sorulur, ondan sonra nasıl kalktığı sorulur.ondan sonra nasıl kalktığı sorulur. “Sümme yüs’elü ani’l-kiyâmi"“Sümme yüs’elü ani’l-kiyâmi" Evvela nasıl yattığı sorulur, sonra nasıl kalktığı sorulur.Evvela nasıl yattığı sorulur, sonra nasıl kalktığı sorulur. "Fe men lem ye’rif keyfe yenâmü lâ ye’rifü keyfe yenâmü"

"Fe men lem ye’rif keyfe yenâmü lâ ye’rifü keyfe yenâmü"
Nasıl uyuyacağını bilemeyen,Nasıl uyuyacağını bilemeyen, sabah nasıl kalkacağını da bilemez.sabah nasıl kalkacağını da bilemez. O ona bağlı.O ona bağlı. "Sümme kâle: Lâ yenbeğî li’l-abdi en yenâme mâ lem yüslih erbe’ate eşyâin""Sümme kâle: Lâ yenbeğî li’l-abdi en yenâme mâ lem yüslih erbe’ate eşyâin" Kişiye şu dört şeyi ıslah etmedikçe,Kişiye şu dört şeyi ıslah etmedikçe, yerine getirmedikçe, yapmadıkça uyumak gerekmez.yerine getirmedikçe, yapmadıkça uyumak gerekmez. Şu dört şeyi yapıp ondan sonra uyuması lazım.Şu dört şeyi yapıp ondan sonra uyuması lazım. Onlar olmadan uyuması doğru olmaz.Onlar olmadan uyuması doğru olmaz. "Evvelühâ: En lâ yenâme ve lehû alâ vechi’l-erdi hasmün"Evvelühâ: En lâ yenâme ve lehû alâ vechi’l-erdi hasmün hattâ ye’tiyehû fe yetehallelü minhü."hattâ ye’tiyehû fe yetehallelü minhü." Evvela yeryüzünde kim varsaEvvela yeryüzünde kim varsa kendisine hasım, kendisine karşı,kendisine hasım, kendisine karşı, kendisinde hakkı olan kim varsa,kendisinde hakkı olan kim varsa, evvela o hak sahibine hakkını verip onunla helalleşmesi lazım.evvela o hak sahibine hakkını verip onunla helalleşmesi lazım. Neden böyle?Neden böyle? "Li-ennehû rubbemâ ye’tîhi melekü’l-mevtü

"Li-ennehû rubbemâ ye’tîhi melekü’l-mevtü
fe yekdümühû alâ rabbihî lâ hıccete lehû ‘ındehû."fe yekdümühû alâ rabbihî lâ hıccete lehû ‘ındehû." Belki o gece melekül mevt geliverir de,Belki o gece melekül mevt geliverir de, Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurunaAllahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna elinde hiçbir delil, hiçbir hüccet olmadan birisinin hakkıyla gitmiş olur.elinde hiçbir delil, hiçbir hüccet olmadan birisinin hakkıyla gitmiş olur. Onun için geceye hak bırakmasın.Onun için geceye hak bırakmasın. Geceye hiç hak bırakmasın.Geceye hiç hak bırakmasın. Herkese hakkını versin, helalleşsin.Herkese hakkını versin, helalleşsin. Gece öyle yatsın demiş. Nerde?Gece öyle yatsın demiş. Nerde? Bizim düşüncelerimiz nerede, onların düşünceleri nerede?Bizim düşüncelerimiz nerede, onların düşünceleri nerede? Bir eski memuru anlattılar, masasına evrakı yığarmış,

Bir eski memuru anlattılar, masasına evrakı yığarmış,
o evrak bitip de hiçbir şey kalmayınca masanın üzerinde,o evrak bitip de hiçbir şey kalmayınca masanın üzerinde, hiçbir şey kalmayıncaya kadar çalışırmış,hiçbir şey kalmayıncaya kadar çalışırmış, kalmadan kalkıp gitmezmiş.kalmadan kalkıp gitmezmiş. Yani 5 oldu artık mesai kapandı demezmiş.Yani 5 oldu artık mesai kapandı demezmiş. Ama ne zaman?Ama ne zaman? Osmanlılar zamanında.Osmanlılar zamanında. Yani herhalde veyahut bu yeni devrenin ilk başlarında,Yani herhalde veyahut bu yeni devrenin ilk başlarında, öyle yani korkusundanöyle yani korkusundan şu yaptığım işi böyle yarım bırakmış olurum daşu yaptığım işi böyle yarım bırakmış olurum da sonra hesabını veremem diye,sonra hesabını veremem diye, kulların hakkı geçer diye üzerimde diye düşünerekkulların hakkı geçer diye üzerimde diye düşünerek işini bitirir öyle uyurmuş.işini bitirir öyle uyurmuş. Yani işini bitirdikten sonra masasından öyle kalkarmış evine öyle gidermiş.Yani işini bitirdikten sonra masasından öyle kalkarmış evine öyle gidermiş. Bu onu hatırlattı bana.Bu onu hatırlattı bana. "Ve’s-sânî:"

"Ve’s-sânî:"
geceleyin yatması gerekmez bir kimsenin şu dört şeyi yapmadan.geceleyin yatması gerekmez bir kimsenin şu dört şeyi yapmadan. Birincisi hak sahiplerine hakkını verecek, helalleşecek.Birincisi hak sahiplerine hakkını verecek, helalleşecek. “Ve’s-sânî:" “Lâ yenbeğî en yenâme“Ve’s-sânî:" “Lâ yenbeğî en yenâme ve kad bekiye aleyhi fardun min ferâidillâh.”ve kad bekiye aleyhi fardun min ferâidillâh.” Üzerinde Allah'ın farzlarındanÜzerinde Allah'ın farzlarından bir farz baki kalmış bir vaziyette uyuması ona gerekmez.bir farz baki kalmış bir vaziyette uyuması ona gerekmez. Uyumaması lazım.Uyumaması lazım. Bu farz ne olabilir?Bu farz ne olabilir? Mesela yatsıyı kılmamışsa uyumasın.

Mesela yatsıyı kılmamışsa uyumasın.
Vazifelerini yapmamışsa,Vazifelerini yapmamışsa, o günkü farzlar neyse üzerine teveddüt eden farzlaro günkü farzlar neyse üzerine teveddüt eden farzlar onu yapmamışsa uyumaz, uyumaması gerekir.onu yapmamışsa uyumaz, uyumaması gerekir. Önce eda etsin.Önce eda etsin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden rivayet olunmuştur ki,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden rivayet olunmuştur ki, kendisine böyle bir mal geldiysekendisine böyle bir mal geldiyse geceletmezmiş yanında.geceletmezmiş yanında. Bir para, bir hayır, bir şey geldiyseBir para, bir hayır, bir şey geldiyse gece yanında kalmasına razı olmazmış.gece yanında kalmasına razı olmazmış. Yani akşamdan kalkar, dağıtır, bir şey bırakmadan öyle şey yaparmış.Yani akşamdan kalkar, dağıtır, bir şey bırakmadan öyle şey yaparmış. Yani elinden parayı birikmiş olarakYani elinden parayı birikmiş olarak bir gece bile geceletmezmiş.bir gece bile geceletmezmiş. Derhal taksim eder, fukaraya verir,Derhal taksim eder, fukaraya verir, bağışlar, sadakasını yapar öyle.bağışlar, sadakasını yapar öyle. Demek ki akıllı bir insanDemek ki akıllı bir insan üzerinde farz bulunur vaziyette, borçlu borçlu uyumaz.üzerinde farz bulunur vaziyette, borçlu borçlu uyumaz. Hangi sebeple? Yine belki ya ölür ya kalır.Hangi sebeple? Yine belki ya ölür ya kalır. Sabaha ya çıkar ya çıkmaz düşüncesiyle.Sabaha ya çıkar ya çıkmaz düşüncesiyle. "Ve’s-sâlisü". Üçüncüsü,

"Ve’s-sâlisü". Üçüncüsü,
"En lâ yeneme mâ lem yetüb min zünûbihi’lletî selefet minhü.""En lâ yeneme mâ lem yetüb min zünûbihi’lletî selefet minhü." Geçmiş günahlarına tevbe edipGeçmiş günahlarına tevbe edip istiğfar eylemedikçe uyumasın.istiğfar eylemedikçe uyumasın. Uyuması gerekmez.Uyuması gerekmez. Uyumaması gerekir.Uyumaması gerekir. Evvela tevbe etsin.Evvela tevbe etsin. Geçmiş günahlarına istiğfar eylesin, öyle uyusun.Geçmiş günahlarına istiğfar eylesin, öyle uyusun. "Li ennehû rubbemâ yemûtü min leyletihî""Li ennehû rubbemâ yemûtü min leyletihî" Belki o gece ölecek diyeBelki o gece ölecek diye onun için tevbe üzerine ölmek niyetiyle.onun için tevbe üzerine ölmek niyetiyle. "Ve hüve müsirrun ani’z-zünûbi"

"Ve hüve müsirrun ani’z-zünûbi"
Günahlarına ısrar etmiş bir kimse olarak ölmemek için.Günahlarına ısrar etmiş bir kimse olarak ölmemek için. Ha bu son ifadeden anlaşılıyor ki,Ha bu son ifadeden anlaşılıyor ki, günahlara tevbe edecek, yani eskiden işleşmiş olduğu günah değil.günahlara tevbe edecek, yani eskiden işleşmiş olduğu günah değil. Yapmakta olduğu, üzerinde olmuş olduğu günahlardan vazgeçmeden uyumasın.Yapmakta olduğu, üzerinde olmuş olduğu günahlardan vazgeçmeden uyumasın. Alışmış günahı devam ettiriyor.Alışmış günahı devam ettiriyor. Gece o günahı kesip de o günahı tevbe etmeden uyumasın.Gece o günahı kesip de o günahı tevbe etmeden uyumasın. Çünkü günah üzerinde ısrar edici bir kimse olarakÇünkü günah üzerinde ısrar edici bir kimse olarak belki ölürse öyle bir kimse olarak gidecek.belki ölürse öyle bir kimse olarak gidecek. Onun için insan evvela hal üzere olduğunu düşünüyor.Onun için insan evvela hal üzere olduğunu düşünüyor. Gece yattığınız zaman.Gece yattığınız zaman. Günah da hali hazırda devam mı ediyor,Günah da hali hazırda devam mı ediyor, devam etmiyor mu diye.devam etmiyor mu diye. Onu düşünün.Onu düşünün. "Ve’r-râbiu”. "Lâ yenbeğî en yenâme hattâ"Ve’r-râbiu”. "Lâ yenbeğî en yenâme hattâ yektübe vesiyyeten sahîhaten."yektübe vesiyyeten sahîhaten." Sahih bir vasiyet yazmadan yatmasın.Sahih bir vasiyet yazmadan yatmasın. Gece yatağına vasiyetini yazmadan yatmasın.Gece yatağına vasiyetini yazmadan yatmasın. "Rubbemâ yemûtü min leyletihî min ğayri vesiyyetin."

"Rubbemâ yemûtü min leyletihî min ğayri vesiyyetin."
Çünkü belki vasiyet etmeden o gece ölebilir.Çünkü belki vasiyet etmeden o gece ölebilir. Onun için salih kimseler yastıklarının altında vasiyetlerini bulundururlarmış.Onun için salih kimseler yastıklarının altında vasiyetlerini bulundururlarmış. İşte falancaya şu kadar borcum var, falancadan şu kadar alacağım var,İşte falancaya şu kadar borcum var, falancadan şu kadar alacağım var, ben ölürsem aman evlatlarım Allah'tan korkun,ben ölürsem aman evlatlarım Allah'tan korkun, Allah'ın yolundan ayrılmayın, haram yemeyin,Allah'ın yolundan ayrılmayın, haram yemeyin, hak yoldan ayrılmayın, namazınızı edâedin.hak yoldan ayrılmayın, namazınızı edâedin. "Ve yükâlü". Denilmiş ki;"Ve yükâlü". Denilmiş ki; "En-nâsü yüsbihûne alâ selâseti esnâfin:"

"En-nâsü yüsbihûne alâ selâseti esnâfin:"
İnsanlar üç grup olarak sabahlarİnsanlar üç grup olarak sabahlar yani sabaha çıkan insanlar üç çeşittir.yani sabaha çıkan insanlar üç çeşittir. “Sinifin fî talebi’l-mâli"“Sinifin fî talebi’l-mâli" Bir kısmı mal peşindedir.Bir kısmı mal peşindedir. Bugün şöyle para kazanayım,Bugün şöyle para kazanayım, şöyle serbest biriktireyim diye düşünür.şöyle serbest biriktireyim diye düşünür. "Ve sinifin fî talebi’l-ismi""Ve sinifin fî talebi’l-ismi" bir grup da günah peşindedir.bir grup da günah peşindedir. O gün şu günahı işleyecek, bu günahı işleyecek,O gün şu günahı işleyecek, bu günahı işleyecek, içki içecek, gezmeye gidecek, tozayacak falan neyse,içki içecek, gezmeye gidecek, tozayacak falan neyse, sabah pazar günü kalktı mesela,sabah pazar günü kalktı mesela, gazinoya gideyim de, eğleneyim de, içeyim de falan neyse,gazinoya gideyim de, eğleneyim de, içeyim de falan neyse, o da tabi günah peşinde olmuş oluyor.o da tabi günah peşinde olmuş oluyor. "Ve sinifin fi’t-tarîki""Ve sinifin fi’t-tarîki" bir grupta hak yolu yürüme arzusuyla sabahlar.bir grupta hak yolu yürüme arzusuyla sabahlar. Mal peşinde sabahlayanı.

Mal peşinde sabahlayanı.
“Fe emmâ men esbeha fî talebi’l-mâli,“Fe emmâ men esbeha fî talebi’l-mâli, fe innehû lâ ye’külü fevka mâ razekahüllâhü Teâlâ.fe innehû lâ ye’külü fevka mâ razekahüllâhü Teâlâ. Ve in kesura’l-mâle."Ve in kesura’l-mâle." Mal peşinde koşan niye böyle yanlış iş yapıyor ki?Mal peşinde koşan niye böyle yanlış iş yapıyor ki? Allahu Teâlâ Hazretlerinin kendisine rızık olarakAllahu Teâlâ Hazretlerinin kendisine rızık olarak yazdığından fazlasını zaten yiyemeyecek kiyazdığından fazlasını zaten yiyemeyecek ki malı çoğalsa bile rızkından fazlasını yemesi mümkün değil.malı çoğalsa bile rızkından fazlasını yemesi mümkün değil. Rızık, insanın boğazından geçendir demişler.Rızık, insanın boğazından geçendir demişler. Yani insana yarayandır demişler.Yani insana yarayandır demişler. Bankada duran rızık değil ki.Bankada duran rızık değil ki. Bankada duran, duruyor orada kasada.Bankada duran, duruyor orada kasada. Veyahut bir yerde sakladığın, biriktirdiğin.Veyahut bir yerde sakladığın, biriktirdiğin. Yiyebiliyor musun?Yiyebiliyor musun? Rahat bir şekilde yiyip yaşayabiliyor musun?Rahat bir şekilde yiyip yaşayabiliyor musun? Sıhhat, afiyet içinde, evin huzur içinde, ter temiz,Sıhhat, afiyet içinde, evin huzur içinde, ter temiz, oh rahat mısın, şey misin?oh rahat mısın, şey misin? İşte senin rızkın o.

İşte senin rızkın o.
Yoksa öbür tarafa yığılmış, biriktirilmiş, istediği kadar biriksin.Yoksa öbür tarafa yığılmış, biriktirilmiş, istediği kadar biriksin. Sen ölünce onlar mirasçılar şey yapacak yani.Sen ölünce onlar mirasçılar şey yapacak yani. Sen kendin istifade edemedikten sonra o senin rızkın sayılmaz.Sen kendin istifade edemedikten sonra o senin rızkın sayılmaz. Yani burada demek istiyor ki müellif,Yani burada demek istiyor ki müellif, mal peşinde koşmaya çok lüzum yok.mal peşinde koşmaya çok lüzum yok. Sabahleyin mal arzusuyla kalkmaya lüzum yok.Sabahleyin mal arzusuyla kalkmaya lüzum yok. Çünkü zaten insanın rızkı neyse o gelir.Çünkü zaten insanın rızkı neyse o gelir. Rızkından fazlasını da yemesi mümkün değildir.Rızkından fazlasını da yemesi mümkün değildir. Dünya arzusuyla kalkması uygun olmaz demek istiyor.Dünya arzusuyla kalkması uygun olmaz demek istiyor. "Ve men esbeha fî talebi’l-ismi lehikahü’l-hevâne".

"Ve men esbeha fî talebi’l-ismi lehikahü’l-hevâne".
Kim günah şeyiyle arzusuyla kalkmışsa, ona tabi horluk, alçaklık yazılmıştır.Kim günah şeyiyle arzusuyla kalkmışsa, ona tabi horluk, alçaklık yazılmıştır. O tabi o işlediği günahtan dolayı mahvu perişan olacak.O tabi o işlediği günahtan dolayı mahvu perişan olacak. Bu yolda yol değil.Bu yolda yol değil. "Ve men asbeha fî talebi’t-tarîki"."Ve men asbeha fî talebi’t-tarîki". Kim Allah'tan hak yolda yürümeyi isteyerek sabahlamışsa,Kim Allah'tan hak yolda yürümeyi isteyerek sabahlamışsa, "Âtâhü’llâhü Teâlâ er-rizka ve’t-tarîka.""Âtâhü’llâhü Teâlâ er-rizka ve’t-tarîka." Allahu Teâlâ Hazretleri ona hem rızkını verir,Allahu Teâlâ Hazretleri ona hem rızkını verir, hem de hak yola istediği gibi onu irşad eder.hem de hak yola istediği gibi onu irşad eder. Bu sözler biraz kolay hazmedilir söz değildir.Bu sözler biraz kolay hazmedilir söz değildir. Yani bunu denemeyen bilmez, kolay kolay.Yani bunu denemeyen bilmez, kolay kolay. Allahu Teâlâ Hazretleri kendi yolunda gideneAllahu Teâlâ Hazretleri kendi yolunda gidene her şeyi verir.her şeyi verir. Yani dünyalığı da verir, ahireti de verir.Yani dünyalığı da verir, ahireti de verir. Ama bunu kolay anlatamayız.Ama bunu kolay anlatamayız. Yani bu kolay anlatılan bir şey değil.Yani bu kolay anlatılan bir şey değil. Yaparsa insan görür.Yaparsa insan görür. Bir kimse dünyanın peşinde koşarsa,Bir kimse dünyanın peşinde koşarsa, şu dünyalığı elde edeyim diye, dünya ondan kaçarmış.şu dünyalığı elde edeyim diye, dünya ondan kaçarmış. Dünyaya sırtını döner de,Dünyaya sırtını döner de, zühd sahibi olur da, Allah'a yönelirse,zühd sahibi olur da, Allah'a yönelirse, dünya peşinden yalvarıp gelirmiş.dünya peşinden yalvarıp gelirmiş. Bu bir esrarengiz haldir.Bu bir esrarengiz haldir. Eskiden çok kötü yolda olan bir adam varmış.

Eskiden çok kötü yolda olan bir adam varmış.
Herhalde yol kesici falan gibi böyle.Herhalde yol kesici falan gibi böyle. Ondan sonra yolunu döndürmüş deOndan sonra yolunu döndürmüş de doğru yola girmiş.doğru yola girmiş. O eski halini de biliyorlar.O eski halini de biliyorlar. Hak yola girip de böyle halis, salih bir müslüman olduğu hali de biliyorlar.Hak yola girip de böyle halis, salih bir müslüman olduğu hali de biliyorlar. Hatta âriflerden olmuş yani.Hatta âriflerden olmuş yani. Manevi bakımdan terakki etmiş, yükselmiş, ilerlemiş.Manevi bakımdan terakki etmiş, yükselmiş, ilerlemiş. Demişler ki niye döndürdün yolunu?Demişler ki niye döndürdün yolunu? Yolunu niye hak yola döndürdün?Yolunu niye hak yola döndürdün? İşte bir hikaye anlatmış.İşte bir hikaye anlatmış. Bir cuma günüydü.Bir cuma günüydü. Cuma namazı kılmak istiyordum amaCuma namazı kılmak istiyordum ama bir taraftan değirmende unlarım vardı,bir taraftan değirmende unlarım vardı, çuvallarım vardı, sıraya girmişti.çuvallarım vardı, sıraya girmişti. Biliyorsunuz eskiden değirmenlerde öğütülürdü buğdaylarBiliyorsunuz eskiden değirmenlerde öğütülürdü buğdaylar ve epeyce bir değirmene kadar gidilir 3-5 günlük yolave epeyce bir değirmene kadar gidilir 3-5 günlük yola orada birkaç gün beklenir kuyrukta.orada birkaç gün beklenir kuyrukta. Ondan sonra unu öğütüldükten sonra yükletilir, getirilirdi yani.Ondan sonra unu öğütüldükten sonra yükletilir, getirilirdi yani. Şimdiki gibi böyle hemen kolayca bakkaldan git alŞimdiki gibi böyle hemen kolayca bakkaldan git al falan tarzında olmuyordu iş.falan tarzında olmuyordu iş. Değirmende sırası varmış.Değirmende sırası varmış. Tarlasının sulama sırasıymış.Tarlasının sulama sırasıymış. Arktan su gelecek,Arktan su gelecek, tarlasını o gün sulayacak.tarlasını o gün sulayacak. Yani 15 günde bir mi geliyor, ayda bir mi geliyor tarlasını sulamanın sırası.Yani 15 günde bir mi geliyor, ayda bir mi geliyor tarlasını sulamanın sırası. O sırada o gün gelmiş.O sırada o gün gelmiş. Gidip tarlasını, bahçesini sularsa, bostanını sulayacak.Gidip tarlasını, bahçesini sularsa, bostanını sulayacak. Sulamazsa sararmış.Sulamazsa sararmış. Mahsülü zarar görülecek.Mahsülü zarar görülecek. Bir de koruda atı varmış.Bir de koruda atı varmış. Onu alıp getirmesi lazım.Onu alıp getirmesi lazım. Geceye kalırsa kurtlar parçalayabilir.Geceye kalırsa kurtlar parçalayabilir. Evde de değirmene gitmezse yiyecek yokmuş.Evde de değirmene gitmezse yiyecek yokmuş. Çoluk çocuk sızlanmaya başlamışlar.Çoluk çocuk sızlanmaya başlamışlar. Şimdi böyle bir sıkışık durumda.Şimdi böyle bir sıkışık durumda. Sabahleyin çıkmış.Sabahleyin çıkmış. Acaba değirmene mi gitsin?Acaba değirmene mi gitsin? Değirmene gitmezse çocukların açlığı devam ediyor.Değirmene gitmezse çocukların açlığı devam ediyor. Bostana mı gitsin?Bostana mı gitsin? Bostanı sulamasa mahsul, sararıp solacak.Bostanı sulamasa mahsul, sararıp solacak. Hayvanı almaya mı gitsin?Hayvanı almaya mı gitsin? Bakmış, yetişmesi mümkün değil.

Bakmış, yetişmesi mümkün değil.
3-4 tane iş başına üşüştü.3-4 tane iş başına üşüştü. Hadi demiş, ben demiş, şu cuma namazını bir kılayım demiş.Hadi demiş, ben demiş, şu cuma namazını bir kılayım demiş. Kalkmış cuma namazına gitmiş.Kalkmış cuma namazına gitmiş. Cuma namazı farz.Cuma namazı farz. Cumayı kılmış, eve gelmiş korka korka, hanımdan korkuyor.Cumayı kılmış, eve gelmiş korka korka, hanımdan korkuyor. Yani yine nerede, hani un vesaire falan diyecek.Yani yine nerede, hani un vesaire falan diyecek. Bakmış ki ses seda yok.Bakmış ki ses seda yok. İçeri girmiş, hiç gürültü yok.İçeri girmiş, hiç gürültü yok. Kapıya çıkıp da biz açız falan diyenler yok.Kapıya çıkıp da biz açız falan diyenler yok. Ondan sonra bakmış,Ondan sonra bakmış, taze ekmek kokusu geliyor.taze ekmek kokusu geliyor. Ya hatun, hanım ne oldu, hayrola?Ya hatun, hanım ne oldu, hayrola? Nereden bu ekmekler falan?Nereden bu ekmekler falan? Eskiden tabi bu hikayeler bize

Eskiden tabi bu hikayeler bize
eski insanların hayatını da biraz anlattırıyor.eski insanların hayatını da biraz anlattırıyor. Yani biz elhamdülillah şimdiYani biz elhamdülillah şimdi ekmek oldu mu evde kendimizi bir şey var diye düşünmeyiz yani.ekmek oldu mu evde kendimizi bir şey var diye düşünmeyiz yani. Rahat saymayız kendimizi.Rahat saymayız kendimizi. Fakat bak o devirde kaç bin insan aç kalabiliyor daFakat bak o devirde kaç bin insan aç kalabiliyor da evinde bir ekmek pişmiyor.evinde bir ekmek pişmiyor. Çoluk çocuk da açlıktan sızlanma durumuna düşebiliyorlar demek ki.Çoluk çocuk da açlıktan sızlanma durumuna düşebiliyorlar demek ki. Bizim şimdiki şu rahatımıza göreBizim şimdiki şu rahatımıza göre 10 misli fazla ibadet etmemiz lazım.10 misli fazla ibadet etmemiz lazım. Allah'a şükür olsun diye daha fazla ibadet etmemiz lazım.Allah'a şükür olsun diye daha fazla ibadet etmemiz lazım. Ama insanoğlu ne kadar böyle zenginlerse o kadar gafleti artar.Ama insanoğlu ne kadar böyle zenginlerse o kadar gafleti artar. O kadar unutur maalesef.O kadar unutur maalesef. Şükredecek yerde her nimete.Şükredecek yerde her nimete. Bak daha çok unutuyoruz biz Allah yolunda onlar daha çok gitmişler,Bak daha çok unutuyoruz biz Allah yolunda onlar daha çok gitmişler, biz daha az gidiyoruz.biz daha az gidiyoruz. Neyse sormuş nereden bu?Neyse sormuş nereden bu? Demiş efendim ben camda bakıyordum demiş.Demiş efendim ben camda bakıyordum demiş. Komşu değirmenden geldi.Komşu değirmenden geldi. Bir de baktım çuvalların şeklinden, siyahı, beyazı, deseni vesairesinden bizim çuvallar.Bir de baktım çuvalların şeklinden, siyahı, beyazı, deseni vesairesinden bizim çuvallar. Gittim, ya bu çuvallar bizim çuvallara benziyor dedim.Gittim, ya bu çuvallar bizim çuvallara benziyor dedim. Hay Allah, yanlışlık olmuş.Hay Allah, yanlışlık olmuş. Ben sizin çuvalları öğütmüşüm yanlışlıkla.Ben sizin çuvalları öğütmüşüm yanlışlıkla. Sizin çuvalları getirmişim, hadi alın çuvallarınızı demiş.Sizin çuvalları getirmişim, hadi alın çuvallarınızı demiş. Değirmene komşusu da tabii öğütmeye gitmiş.Değirmene komşusu da tabii öğütmeye gitmiş. Böylece çuvallar kendiliğinden, Allah tarafından getirtiliyor oraya tabii.Böylece çuvallar kendiliğinden, Allah tarafından getirtiliyor oraya tabii. O yanıltmayı yapan kim?

O yanıltmayı yapan kim?
Allahu Teâlâ Hazretleri.Allahu Teâlâ Hazretleri. O adam, O adam çuvalını almayaO adam, O adam çuvalını almaya gitti değirmene cuma namazı kılmadı.gitti değirmene cuma namazı kılmadı. O çuvalıyla geldiği halde çuvaldan mahrum oluyor.O çuvalıyla geldiği halde çuvaldan mahrum oluyor. Bu adam cuma namazına gitti.Bu adam cuma namazına gitti. Değirmene gitmedi un almaya.Değirmene gitmedi un almaya. Ama cuma namazı kıldığı içinAma cuma namazı kıldığı için çuvalı kendiliğinden geliyor bak.çuvalı kendiliğinden geliyor bak. İki taraflı bir ibret var burada.İki taraflı bir ibret var burada. Sonra, biraz sonra bir başka komşusu gelmiş.Sonra, biraz sonra bir başka komşusu gelmiş. Yahu demiş, senin bugün bostanının sulama günüydü unuttun mu?Yahu demiş, senin bugün bostanının sulama günüydü unuttun mu? Unutmadım ama demiş ne yapayım işlerim çoktu gidemedim demiş.

Unutmadım ama demiş ne yapayım işlerim çoktu gidemedim demiş.
Hadi demiş, korkma demiş, ben senin demiş,Hadi demiş, korkma demiş, ben senin demiş, arkını açıverdim, çamurunu şöyle ayırıverdim,arkını açıverdim, çamurunu şöyle ayırıverdim, bahçene suyu salıverdim,bahçene suyu salıverdim, her tarafı sulandı, hadi demiş, gene kurtuldun demiş.her tarafı sulandı, hadi demiş, gene kurtuldun demiş. Bak o işinde Allah ötekisine ilham etti kalbine,Bak o işinde Allah ötekisine ilham etti kalbine, onu da yaptırttı.onu da yaptırttı. Biraz sonra da bir kişneme duymuş,Biraz sonra da bir kişneme duymuş, bir de bakmış ki, at kösteğini şey yapmış, koparttırmış,bir de bakmış ki, at kösteğini şey yapmış, koparttırmış, çitten atlamış gelmiş.çitten atlamış gelmiş. Onu da almaya gidecekti.Onu da almaya gidecekti. Diyor ki kendisine sorana,Diyor ki kendisine sorana, baktım ki diyor Allahu Teâlâ Hazretleri'nin yoluna bir gün gittim.baktım ki diyor Allahu Teâlâ Hazretleri'nin yoluna bir gün gittim. Bir gün gittim Allahu Teâlâ Hazretleri'nin yolunaBir gün gittim Allahu Teâlâ Hazretleri'nin yoluna işte şu cumayı kılayım, bu hayırlıdır diye.işte şu cumayı kılayım, bu hayırlıdır diye. Allah bütün işlerimi rast getirdi.Allah bütün işlerimi rast getirdi. Anladım ki iyi kulluk edersem hep böyle olacak.Anladım ki iyi kulluk edersem hep böyle olacak. Ondan sonra hak yola döndüm demiş.Ondan sonra hak yola döndüm demiş. Bir daha şekavet yapmadım, yanlış işler yapmadım.Bir daha şekavet yapmadım, yanlış işler yapmadım. Elhamdülillah işte şimdiki haldeyim demiş.Elhamdülillah işte şimdiki haldeyim demiş. Tabi bu kolay bir şey değil yani.Tabi bu kolay bir şey değil yani. Herkes bunu yapamaz.Herkes bunu yapamaz. Ama adam, tecrübe eden bilir, yapar ve kazanır.Ama adam, tecrübe eden bilir, yapar ve kazanır. Herkes yapamaz.Herkes yapamaz. Şimdi çok akıllı insanlar vardır ki sen buna söylesen,Şimdi çok akıllı insanlar vardır ki sen buna söylesen, yav Allah'ın yolundan git,yav Allah'ın yolundan git, Allah sana dünyanın, ahiretin hayırlarını yine ihsan eder desen.Allah sana dünyanın, ahiretin hayırlarını yine ihsan eder desen. Kaç çeşit söz söyler kim bilir.Kaç çeşit söz söyler kim bilir. Bir şey diyemezsin yani.Bir şey diyemezsin yani. Onun için bu mal talebiyle kalkmayacak insan.

Onun için bu mal talebiyle kalkmayacak insan.
Ben bugün Allah'ın yolunu yürüyeyim inşaallah diye kalkacak.Ben bugün Allah'ın yolunu yürüyeyim inşaallah diye kalkacak. Bugün Allah ona hem yolunda yürütür, sevap verir,Bugün Allah ona hem yolunda yürütür, sevap verir, hem de rızkını ihsan eder.hem de rızkını ihsan eder. Ummadığı yerden.Ummadığı yerden. Müşteriyi sen mi çekip getiriyorsun dükkanına?Müşteriyi sen mi çekip getiriyorsun dükkanına? Herkes istiyor müşteriyi çekmek için.Herkes istiyor müşteriyi çekmek için. Dükkanına müşteriyi çekmek, malını satmayı herkes istiyor.Dükkanına müşteriyi çekmek, malını satmayı herkes istiyor. Hatta herkes kapısının önünde duruyor.Hatta herkes kapısının önünde duruyor. Buyurun efendim içeride daha güzel çeşitlerimiz var.Buyurun efendim içeride daha güzel çeşitlerimiz var. İşte bir göstereyim almak mecburiyetinde değilsinizİşte bir göstereyim almak mecburiyetinde değilsiniz diye kaç çeşit dil döküyor da müşteri gene gelmiyor.diye kaç çeşit dil döküyor da müşteri gene gelmiyor. Müşteriyi gönderen Allah.Müşteriyi gönderen Allah. Yani bir kalabalık müşteri gönderir,Yani bir kalabalık müşteri gönderir, dükkanının topunu alır, daha var mı diye sorar.dükkanının topunu alır, daha var mı diye sorar. Kadir değil mi her şeye?Kadir değil mi her şeye? Onun için yolunda gitmek lazım.

Onun için yolunda gitmek lazım.
Yolunda gidersen dünyan da iyi olur, ahiretin de iyi olur.Yolunda gidersen dünyan da iyi olur, ahiretin de iyi olur. Yolunda gitmezsen ve bu yolunda gitmemek dünyalığıYolunda gitmezsen ve bu yolunda gitmemek dünyalığı temin etmek için olursa hiçbir şey elde edemezsin.temin etmek için olursa hiçbir şey elde edemezsin. Rahmetli hocam kendisi anlatırdı, sabahlarıRahmetli hocam kendisi anlatırdı, sabahları evden çıkıp şeye gidermişevden çıkıp şeye gidermiş mescide imamlığa gidermiş.mescide imamlığa gidermiş. Evin önünde diyor, tabiEvin önünde diyor, tabi imam sabah namazına giderken herkesten evvel çıkar.imam sabah namazına giderken herkesten evvel çıkar. Erken gidecek, camiyi açacak filan.Erken gidecek, camiyi açacak filan. Benim gittiğim zaman daima bir evde ışık yanık bulunurdu diyor.Benim gittiğim zaman daima bir evde ışık yanık bulunurdu diyor. Fakir bir ailenin eviydi orası diyor.Fakir bir ailenin eviydi orası diyor. Daima ışığını yanık görürdüm.Daima ışığını yanık görürdüm. Demek o vakitte kalkıyorlar, hepsi uyanık namaz vaktinde,Demek o vakitte kalkıyorlar, hepsi uyanık namaz vaktinde, o güzel vakitte, hepsi uyanık demek ki.o güzel vakitte, hepsi uyanık demek ki. Dur bakalım bundan hali iyi olacak ama diyordum diyor.Dur bakalım bundan hali iyi olacak ama diyordum diyor. Hakikaten de diyor kısa zamanda Allah onları fakirlikten kurtardı,Hakikaten de diyor kısa zamanda Allah onları fakirlikten kurtardı, çok iyi hallere geldiler diyor.çok iyi hallere geldiler diyor. Sabahleyin, sabahleyin o bereketli vakitteSabahleyin, sabahleyin o bereketli vakitte erkenden kalkıp öyle ibadet etmenin bereketi.erkenden kalkıp öyle ibadet etmenin bereketi. Sonra hadîs-i şerîf de geçmiş ki,

Sonra hadîs-i şerîf de geçmiş ki,
bir kimse sabah namazından sonra,bir kimse sabah namazından sonra, namaz kıldığı yerden kalkmasa,namaz kıldığı yerden kalkmasa, dünya işiyle meşgul olmasa,dünya işiyle meşgul olmasa, güneş doğup da şöyle işrâk vakti oluncaya kadar yani yarım saatgüneş doğup da şöyle işrâk vakti oluncaya kadar yani yarım saat 35 dakika geçip de bayram namazı kılınacak vakit gelinceye kadar,35 dakika geçip de bayram namazı kılınacak vakit gelinceye kadar, Kur'an okumakla, zikirle, ibadetle meşgul olsaKur'an okumakla, zikirle, ibadetle meşgul olsa kabul olmuş bir hac ve umre sevabı verir Allah.kabul olmuş bir hac ve umre sevabı verir Allah. Hem de tam bir hac ve umre sevabı verir diyeHem de tam bir hac ve umre sevabı verir diye üç defa söylemiş Peygamber Efendimiz.üç defa söylemiş Peygamber Efendimiz. Sonra o gün rızkı bol olur diye buyurmuş.Sonra o gün rızkı bol olur diye buyurmuş. Tecrübeyle sabit.Tecrübeyle sabit. Tecrübeyle sabit.Tecrübeyle sabit. Şimdi bize bu usulü öğreten hocamız,

Şimdi bize bu usulü öğreten hocamız,
yani sabah namazından sonra böyle yapmak lazım diye.yani sabah namazından sonra böyle yapmak lazım diye. Hem de camisindeHem de camisinde her sabah böyle yapardı kendisi.her sabah böyle yapardı kendisi. Cemaati de alıştırmıştı.Cemaati de alıştırmıştı. Onunla biz bir köye gittik.Onunla biz bir köye gittik. Hocamızla.Hocamızla. Köyün yolu yok.Köyün yolu yok. İzi yok.İzi yok. Köyün yalısına indik.Köyün yalısına indik. İşte ayaklarında ağrı var.İşte ayaklarında ağrı var. O yalıda, o kumdaO yalıda, o kumda hani kimsenin olmadığı bir yer diye oraya götürdük.hani kimsenin olmadığı bir yer diye oraya götürdük. O kumda ayak ağrılarına iyi gelsin.O kumda ayak ağrılarına iyi gelsin. Kumları şöyle ayaklarına örtsün diye oraya götürdük.Kumları şöyle ayaklarına örtsün diye oraya götürdük. Fakat korka korka gidiyoruz.Fakat korka korka gidiyoruz. Çünkü ekmek yok.Çünkü ekmek yok. Sebze yok.Sebze yok. Dükkan yok.Dükkan yok. İnsan yok.İnsan yok. Birkaç aile orada bekliyorlar.Birkaç aile orada bekliyorlar. Şimdi biz buraya götürdük hocamızı.Şimdi biz buraya götürdük hocamızı. Fırın yok, ekmek yok, vesaire yok.Fırın yok, ekmek yok, vesaire yok. Nereden, nasıl getireceğiz, ne besleyeceğiz,Nereden, nasıl getireceğiz, ne besleyeceğiz, ne yedireceğiz, ne içireceğiz?ne yedireceğiz, ne içireceğiz? Misafirimizi nasıl ağırlayacağız diye çok telaşlanıyorduk.

Misafirimizi nasıl ağırlayacağız diye çok telaşlanıyorduk.
Nasıl olduğunu hâlâ anlamıyorum.Nasıl olduğunu hâlâ anlamıyorum. Yani yenilmeyecek kadar bol nimetler,Yani yenilmeyecek kadar bol nimetler, şeyler ile orada bir hafta yaşadıkşeyler ile orada bir hafta yaşadık ve burada bulmadığımız nimetlerle.ve burada bulmadığımız nimetlerle. Yani ben kendim şahsen şeye bağladım, o hadîs-i şerîfin manasına.Yani ben kendim şahsen şeye bağladım, o hadîs-i şerîfin manasına. İşte Allahu Teâlâ Hazretleri kendi yolunda giderse,İşte Allahu Teâlâ Hazretleri kendi yolunda giderse, Meryem Valide'miz öyle değil miydi?Meryem Valide'miz öyle değil miydi? Meryem Validemiz ibadet için bir odaya çekilmişti.Meryem Validemiz ibadet için bir odaya çekilmişti. O odada duruyordu, bir yere gitmiyordu, başka bir iş yapmıyordu.O odada duruyordu, bir yere gitmiyordu, başka bir iş yapmıyordu. Zekeriya aleyhisselam o odaya arada kapıyı açıp da geldiği zaman,Zekeriya aleyhisselam o odaya arada kapıyı açıp da geldiği zaman, ne zaman açsa bakardı orada çeşit çeşit yiyecekler var.ne zaman açsa bakardı orada çeşit çeşit yiyecekler var. Hem de mevsimi olmayan yiyecekler var.Hem de mevsimi olmayan yiyecekler var. Yâ Meryem! Bunlar sana nereden geliyor? Derdi.Yâ Meryem! Bunlar sana nereden geliyor? Derdi. Kul küllün min ‘indillâhi. (Nisâ Suresi 78. Ayet)Kul küllün min ‘indillâhi. (Nisâ Suresi 78. Ayet) Rabbimin indinden geliyor bunlar diye.

Rabbimin indinden geliyor bunlar diye.
Kur'an-ı Kerîm anlatıyor.Kur'an-ı Kerîm anlatıyor. Kur'an-ı Kerîm anlatmasa haniKur'an-ı Kerîm anlatmasa hani insan der ki acaba bu rivayet doğru mu der.insan der ki acaba bu rivayet doğru mu der. Kur'an-ı Kerîm'de böyle bildiriliyor.Kur'an-ı Kerîm'de böyle bildiriliyor. Demek ki sonra Ben-i İsrail, İsrailoğullarıDemek ki sonra Ben-i İsrail, İsrailoğulları Musa aleyhisselam ile beraber Mısır'dan çıktılar.Musa aleyhisselam ile beraber Mısır'dan çıktılar. Şimdiki Sina Çölü'nü geçtiler.Şimdiki Sina Çölü'nü geçtiler. Sina Çölü'nü neyle geçtiler?Sina Çölü'nü neyle geçtiler? Uçakla mı geçtiler?Uçakla mı geçtiler? Trenle mi geçtiler?Trenle mi geçtiler? Otomobille mi geçtiler?Otomobille mi geçtiler? O kumlar adım adım atmakla biter mi?O kumlar adım adım atmakla biter mi? Su yok, yol yok, yiyecek yok.Su yok, yol yok, yiyecek yok. Nereden yiyecek alacaklar?Nereden yiyecek alacaklar? Firavun kovalıyordu, zor kurtuldular.Firavun kovalıyordu, zor kurtuldular. Canlarını zor kurtardılar.Canlarını zor kurtardılar. Ne taşısınlar yanlarında?Ne taşısınlar yanlarında? Arkalarından firavun kovalıyordu.

Arkalarından firavun kovalıyordu.
Firavun denize boğuldu, onlar karşı tarafa geçtiler.Firavun denize boğuldu, onlar karşı tarafa geçtiler. Yanlarında yiyecek yok, içecek yok, şey yok.Yanlarında yiyecek yok, içecek yok, şey yok. Oradan öbür tarafa geçirildiler.Oradan öbür tarafa geçirildiler. Orada Allahu Teâlâ HazretleriOrada Allahu Teâlâ Hazretleri onları bıldırcın etiyle besledi.onları bıldırcın etiyle besledi. Bıldırcın sürüleri geldi döküldü, geldi döküldü, geldi döküldü.Bıldırcın sürüleri geldi döküldü, geldi döküldü, geldi döküldü. Bıldırcın eti yediler.Bıldırcın eti yediler. Sonra kudret helvası denilen bir şey oluyor oralarda.Sonra kudret helvası denilen bir şey oluyor oralarda. Yani çölde.Yani çölde. Ben nasıl olduğunu hiç kendim görmedim ama kitaplardan okudum.Ben nasıl olduğunu hiç kendim görmedim ama kitaplardan okudum. Bizim oralarda çarpışan askerlerimiz falan da yemişler.Bizim oralarda çarpışan askerlerimiz falan da yemişler. Oluyormuş işte öyle.Oluyormuş işte öyle. Gece teşekkül ediyormuş.Gece teşekkül ediyormuş. Kudret helvasıyla, bıldırcın etiyle besledi hepsini.Kudret helvasıyla, bıldırcın etiyle besledi hepsini. Öyle yediler, şey yaptılar, geçtiler orayı.Öyle yediler, şey yaptılar, geçtiler orayı. Bak, neden?Bak, neden? Çünkü başlarında Musa aleyhisselam var, Allah'ın bereketi,Çünkü başlarında Musa aleyhisselam var, Allah'ın bereketi, beraberinde olduğu için Allah rast getiriyor.beraberinde olduğu için Allah rast getiriyor. Tabi bunlar hesaba gelmez.Tabi bunlar hesaba gelmez. Yani bu gibi şeyleri söylesen karşındaki inanmazsa inanmaz.Yani bu gibi şeyleri söylesen karşındaki inanmazsa inanmaz. Ne yapalım? Kendisi bilir.Ne yapalım? Kendisi bilir. İnanır yaparsa, görür.İnanır yaparsa, görür. O zaman da gene kendisi tadar, kendisi şey yapar.O zaman da gene kendisi tadar, kendisi şey yapar. Bunun hakkında bir şey söyleyecek durumda değiliz.Bunun hakkında bir şey söyleyecek durumda değiliz. Birkaç söz daha okuyalım.Birkaç söz daha okuyalım. Muhammed b. Sîrîn'in isminde bir âliminMuhammed b. Sîrîn'in isminde bir âlimin bir macerası burada zikredilmiş.bir macerası burada zikredilmiş. "Ennehû kâle li racülin: Keyfe hâlüke?"

"Ennehû kâle li racülin: Keyfe hâlüke?"
O mübarek bir adama demiş ki nasılsın, halin nasıl?O mübarek bir adama demiş ki nasılsın, halin nasıl? “Keyfe hâlüke?” diye sormuş.“Keyfe hâlüke?” diye sormuş. O da şöyle cevap veriyor.O da şöyle cevap veriyor. "Keyfe halü men aleyhi hamsü mieti dirhemin"Keyfe halü men aleyhi hamsü mieti dirhemin deynen ve hüve muayyelün”deynen ve hüve muayyelün” Üzerinde 500 dirhem borcu olan,Üzerinde 500 dirhem borcu olan, çoluk çocuğu da kalabalık olan bir insanın hali nice olur?çoluk çocuğu da kalabalık olan bir insanın hali nice olur? Nasılsın diye, ne soruyorsun halim?Nasılsın diye, ne soruyorsun halim? Halim nasıl olsun ki 500 dirhem borçluyum daHalim nasıl olsun ki 500 dirhem borçluyum da kalabalık bir de ailem var?kalabalık bir de ailem var? Diye böyle söylemiş.Diye böyle söylemiş. Onun üzerine Muhammed b. Sîrîn'in rahmetullahi aleyh,Onun üzerine Muhammed b. Sîrîn'in rahmetullahi aleyh, "Fe dehale’bnü Sîrîne menzilehû." evine girdi,"Fe dehale’bnü Sîrîne menzilehû." evine girdi, "Ve ehrace lehû elfe dirhemin"Ve ehrace lehû elfe dirhemin fe defe’ahâ ileyhi."fe defe’ahâ ileyhi." Bin dirhem çıkardı ve o adama verdi.Bin dirhem çıkardı ve o adama verdi. Ve dedi ki;Ve dedi ki; "Akdi bihâ deyneke ve hamse mieti dirheme enfikhâ alâ ‘ıyâleke."

"Akdi bihâ deyneke ve hamse mieti dirheme enfikhâ alâ ‘ıyâleke."
Bu verdiğim bin dirhemin beş yüzüyleBu verdiğim bin dirhemin beş yüzüyle borcunu öde, beş yüzüyle de çoluk çocuğuna yardım eyle.borcunu öde, beş yüzüyle de çoluk çocuğuna yardım eyle. Ve Zükerâ an İbrâhim b. Edheme ennehu kal:Ve Zükerâ an İbrâhim b. Edheme ennehu kal: İbrâhim b. Edhem isminde bir büyük veli var.İbrâhim b. Edhem isminde bir büyük veli var. Birkaç defa burada sözü geçti.Birkaç defa burada sözü geçti. Hayatı hakkında birkaç şey söyledik.Hayatı hakkında birkaç şey söyledik. İlk önce Belh şehrinde padişah imiş, hükümdar imiş.İlk önce Belh şehrinde padişah imiş, hükümdar imiş. Ondan sonra da dervişliğe yönelmiş,Ondan sonra da dervişliğe yönelmiş, ibadete yönelmiş bir kimse.ibadete yönelmiş bir kimse. Geceleri sabahlara kadar ibadet edermiş.Geceleri sabahlara kadar ibadet edermiş. Gündüzleri çalışırmış,Gündüzleri çalışırmış, kazandığı parayı arkadaşlarına infâk edermiş.kazandığı parayı arkadaşlarına infâk edermiş. Gündüz çalışırmış gidip bir yerlerde ne iş yaparsa, hamallık,Gündüz çalışırmış gidip bir yerlerde ne iş yaparsa, hamallık, işçilik, amelelik vs.işçilik, amelelik vs. akşam geldiği zamanakşam geldiği zaman arkadaşlarına dağıtırmış o parayı.arkadaşlarına dağıtırmış o parayı. Böyle bir mübarek zat diyor ki;Böyle bir mübarek zat diyor ki; “Men asbehâ".

“Men asbehâ".
Bir kimse sabaha çıktı mı, "Lezimehû şükra erbe’ati eşyâin".Bir kimse sabaha çıktı mı, "Lezimehû şükra erbe’ati eşyâin". Dört şeyin şükretmesi ona vacip olur.Dört şeyin şükretmesi ona vacip olur. Sabaha bir insan çıktı mı, dört şey için Allah'a şükretmesi lazım.Sabaha bir insan çıktı mı, dört şey için Allah'a şükretmesi lazım. “Evvelühâ: En yeşküra,

“Evvelühâ: En yeşküra,
fe yekûlü’l-hamdü lillâhi’llezî nevvera kalbî bi nûri’l-hüdâ,fe yekûlü’l-hamdü lillâhi’llezî nevvera kalbî bi nûri’l-hüdâ, ve ce’alenî mine’l-mü’minîne, ve lem yec’alnâ dâllen.”ve ce’alenî mine’l-mü’minîne, ve lem yec’alnâ dâllen.” Evvela diyecek ki,Evvela diyecek ki, benim kalbimi hidayet nuruyla nurlandıranbenim kalbimi hidayet nuruyla nurlandıran ve beni müminlerden kılıpve beni müminlerden kılıp dalalet üzere eylememiş olan Allahu Teâlâ hazretlerine hamd ü senalar olsun.dalalet üzere eylememiş olan Allahu Teâlâ hazretlerine hamd ü senalar olsun. Müslüman olarak sabahladı ya.Müslüman olarak sabahladı ya. Elhamdülillah âlâ nimetil İslâm demiş oluyor.Elhamdülillah âlâ nimetil İslâm demiş oluyor. Yani beni sabaha müslüman çıkaran Allah'a hamd olsun diye şükredecek.Yani beni sabaha müslüman çıkaran Allah'a hamd olsun diye şükredecek. “Ve’s-sânî: (İkincisi) En yekûle’l-hamdü lillâhi’llezî

“Ve’s-sânî: (İkincisi) En yekûle’l-hamdü lillâhi’llezî
ce’alenî min ümmeti Muhammedin sallellâhü aleyhi ve selleme.”ce’alenî min ümmeti Muhammedin sallellâhü aleyhi ve selleme.” Beni Ümmet-i Muhammed aleyhisselam'dan eyleyen Allah'a hamdü senalar olsun diyeBeni Ümmet-i Muhammed aleyhisselam'dan eyleyen Allah'a hamdü senalar olsun diye ona şükredecek.ona şükredecek. Çünkü başka milletlerden, başka ümmetlerden olsa işi boş.Çünkü başka milletlerden, başka ümmetlerden olsa işi boş. Bu zamanda yaşayıp da,Bu zamanda yaşayıp da, yani Peygamber Efendimiz'in yaşadığı devirden sonrayani Peygamber Efendimiz'in yaşadığı devirden sonra dünyaya gelip de yaşayan kıyamete kadar bütün insanlardünyaya gelip de yaşayan kıyamete kadar bütün insanlar Peygamber Efendimiz'e inanmak zorunda.Peygamber Efendimiz'e inanmak zorunda. İnanmazsa yazık, boş yere çırpındı.İnanmazsa yazık, boş yere çırpındı. Peygamber Efendimiz'i bilip ona itaat etmesi lazım.Peygamber Efendimiz'i bilip ona itaat etmesi lazım. Biz Elhamdülillah Ümmet-i Muhammed'deyiz.Biz Elhamdülillah Ümmet-i Muhammed'deyiz. Allah'a hamd ü senalar olsun ki bizi Ümmet-i Muhammed'denAllah'a hamd ü senalar olsun ki bizi Ümmet-i Muhammed'den kılmış diye ona şükredeceğiz.kılmış diye ona şükredeceğiz. Üçüncüsü;Üçüncüsü; “Ve’s-sâlisü: En yekûle’l-hamdü lillâhi’llezî lem yec’al rizkî bi yedi ğayrihî.”

“Ve’s-sâlisü: En yekûle’l-hamdü lillâhi’llezî lem yec’al rizkî bi yedi ğayrihî.”
Rızkını kendisinden gayresinin elindeRızkını kendisinden gayresinin elinde eylemeyen Allah'a hamdü senalar olsun.eylemeyen Allah'a hamdü senalar olsun. Benim rızkımı kendisi veriyor.Benim rızkımı kendisi veriyor. Başkasına bağlamamış, kendisinde rızkı, Elhamdülillah kiBaşkasına bağlamamış, kendisinde rızkı, Elhamdülillah ki beni rızıklandıran o.beni rızıklandıran o. Ya başkasına muhtaç kılsaydı halim nice olurdu?Ya başkasına muhtaç kılsaydı halim nice olurdu? Beni kendisine bağlayan Allah'a hamdü senalar olsun.Beni kendisine bağlayan Allah'a hamdü senalar olsun. “Ve’r-râbi’u: En yekûle’l-hamdü lillâhi’llezî setera aleyye ‘uyûbî.”

“Ve’r-râbi’u: En yekûle’l-hamdü lillâhi’llezî setera aleyye ‘uyûbî.”
Benim ayıplarımı kusurlarımı da örten,Benim ayıplarımı kusurlarımı da örten, başkalarına göstermeyen Allahu Teâlâ Hazretlerinebaşkalarına göstermeyen Allahu Teâlâ Hazretlerine hamdü senalar olsun diye söylemiş.hamdü senalar olsun diye söylemiş. Tabi bu şükürden tutturdu işi yani.Tabi bu şükürden tutturdu işi yani. Sabaha kalktı Elhamdülillah düşündü ne nimetleri var.Sabaha kalktı Elhamdülillah düşündü ne nimetleri var. Belki sırtında bir abası var,Belki sırtında bir abası var, belki doğru düzgün bir evi yok,belki doğru düzgün bir evi yok, belki bir viranede oturuyor mübarek ama,belki bir viranede oturuyor mübarek ama, yine de şükredilecek şeyleri düşünüp buluyor.yine de şükredilecek şeyleri düşünüp buluyor. Allahu Teâlâ HazretleriAllahu Teâlâ Hazretleri kendisine şükredene şükrettiği şeyi arttırır.kendisine şükredene şükrettiği şeyi arttırır. Şükretmesini bilmeyene de nimetleri elinden alır,Şükretmesini bilmeyene de nimetleri elinden alır, mahrum bırakır, mahrumiyet gelir.mahrum bırakır, mahrumiyet gelir. Onun için Allah'ın verdiği nimetleri düşünüp bilipOnun için Allah'ın verdiği nimetleri düşünüp bilip ona şükretmek lazım.ona şükretmek lazım. Bir kimse sabaha çıktı mı, şuBir kimse sabaha çıktı mı, şu on şey kendisine gerekir demiş, onu da sayarakon şey kendisine gerekir demiş, onu da sayarak bu konuşmamızı bitirelim.bu konuşmamızı bitirelim. "Evvelühâ en yezkürallâhe teâlâ inde kıyâmihi"

"Evvelühâ en yezkürallâhe teâlâ inde kıyâmihi"
Sabah kalkar kalkmaz insanın Allah'a zikretmesi,Sabah kalkar kalkmaz insanın Allah'a zikretmesi, Allah'a hamdü sena eylemesi lazım.Allah'a hamdü sena eylemesi lazım. Çünkü Kur'an-ı Kerîm'de deniliyor ki;Çünkü Kur'an-ı Kerîm'de deniliyor ki; Fesebbih bi hamdi rabbike ve kün mine’s-sâcidîne..(Hicr Suresi 98. Ayet)

Fesebbih bi hamdi rabbike ve kün mine’s-sâcidîne..(Hicr Suresi 98. Ayet)
Kalktığı zaman Allah'a tesbih eyle, hamdeyle.Kalktığı zaman Allah'a tesbih eyle, hamdeyle. Yâ eyyühe’llezîne âmenü’zkürullâhe zikran kesîran.

Yâ eyyühe’llezîne âmenü’zkürullâhe zikran kesîran.
Ve sebbihûhü bükraten ve es’ılâ,.(Ahzâb Suresi 41-42. Ayet)Ve sebbihûhü bükraten ve es’ılâ,.(Ahzâb Suresi 41-42. Ayet) Ey iman edenler!

Ey iman edenler!
Allah'ı çok şükredin ve sabah akşam Allah'a tesbih eyleyin diyor.Allah'ı çok şükredin ve sabah akşam Allah'a tesbih eyleyin diyor. Demek ki sabahleyin kalkınca zikri tesbih ilk vazifemiz.Demek ki sabahleyin kalkınca zikri tesbih ilk vazifemiz. İkincisi.İkincisi. "Ve’s-sânî: Setru’l-avrati li kavlihî Teâlâ:

"Ve’s-sânî: Setru’l-avrati li kavlihî Teâlâ:
‘Yâ benî âdeme huzû zîneteküm ‘ınde külli mescidin… (Araf Suresi 31. Ayet)‘Yâ benî âdeme huzû zîneteküm ‘ınde külli mescidin… (Araf Suresi 31. Ayet) ve enne’z-zînete mâ yüvâriye’l-avrate."ve enne’z-zînete mâ yüvâriye’l-avrate." İkincisi örtünmesi lazım.İkincisi örtünmesi lazım. Tesettürünü yapması lazım.Tesettürünü yapması lazım. Çünkü Allahu Teâlâ Hazretleri şu âyet-i kerîme ile tesettürü emretmiş.Çünkü Allahu Teâlâ Hazretleri şu âyet-i kerîme ile tesettürü emretmiş. "Ve’s-sâlisü: İtmâmü’l-vüdûi

"Ve’s-sâlisü: İtmâmü’l-vüdûi
fî evkâtihâ bi kavlihî Teâlâ:fî evkâtihâ bi kavlihî Teâlâ: Yâ eyyühe’llezîne âmenû izâ kumtüm ile’s-salâti fe’ğsilû vücûheküm…" (Mâide Suresi 6. Ayet) ila ayeh.Yâ eyyühe’llezîne âmenû izâ kumtüm ile’s-salâti fe’ğsilû vücûheküm…" (Mâide Suresi 6. Ayet) ila ayeh. Sonra güzelce abdest alması lazım.Sonra güzelce abdest alması lazım. Çünkü Allahu Teâlâ Hazretleri bu âyet-i kerîme ile insana kalktığı zamanÇünkü Allahu Teâlâ Hazretleri bu âyet-i kerîme ile insana kalktığı zaman namaz için güzelce abdest almasını buyuruyor.namaz için güzelce abdest almasını buyuruyor. "Ve’r-râbi’u: Tamâme‘s-sabâhi fî evkâtihâ".

"Ve’r-râbi’u: Tamâme‘s-sabâhi fî evkâtihâ".
Sabah namazını vaktinde, vakitlice güzelce kılması lazım.Sabah namazını vaktinde, vakitlice güzelce kılması lazım. Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri buyurdu ki;Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri buyurdu ki; İnne’s-sâlâte kânet ale’l-mü’minîne kitâben mevkûtâ..(Nisâ Suresi 103. Ayet)

İnne’s-sâlâte kânet ale’l-mü’minîne kitâben mevkûtâ..(Nisâ Suresi 103. Ayet)
Namaz insanlara belirli vakitlerde bir farz olarak yazıldı,Namaz insanlara belirli vakitlerde bir farz olarak yazıldı, bir mecburi ibadet olarak verildi.bir mecburi ibadet olarak verildi. Onu yapması lazım.Onu yapması lazım. Belli vakitte yapılması lazım.Belli vakitte yapılması lazım. Şimdi buradan tabi hatıra geliyor.Şimdi buradan tabi hatıra geliyor. Şimdi bazıları diyorlar ki yerimiz müsait değil çalıştığımız iş yeri.Şimdi bazıları diyorlar ki yerimiz müsait değil çalıştığımız iş yeri. Akşam eve gelince abdest alıyoruz.Akşam eve gelince abdest alıyoruz. Beş vakitin namazını o zaman kılıyoruz.Beş vakitin namazını o zaman kılıyoruz. Olmaz.Olmaz. Namazın farzlarından birisi vakittir.Namazın farzlarından birisi vakittir. Ne demek?Ne demek? Farzları olmazsa namaz olmayacağı için vakit olmazsa olmaz.

Farzları olmazsa namaz olmayacağı için vakit olmazsa olmaz.
Vaktinde kılacaksın o namazı.Vaktinde kılacaksın o namazı. Vaktinde kılamadığın zaman o artık kazaya kalmış oluyor, borca kalmış oluyor.Vaktinde kılamadığın zaman o artık kazaya kalmış oluyor, borca kalmış oluyor. Onun kendine göre cezası var, zorluğu var, şeyi var.Onun kendine göre cezası var, zorluğu var, şeyi var. O vakitte kılacaksın.O vakitte kılacaksın. Sabahı evinde kılabilirsin,Sabahı evinde kılabilirsin, öğleyi öğle tatilinde kılarsın.öğleyi öğle tatilinde kılarsın. İkindiyi bir arada kaşla göz arasında abdestli olacaksın,İkindiyi bir arada kaşla göz arasında abdestli olacaksın, bir şey yapacaksın, bir kenarda kılacaksın.bir şey yapacaksın, bir kenarda kılacaksın. Ya yatarak kalkarak kılarsın ya oturduğun yerden kılarsın ama ne yaparsan.Ya yatarak kalkarak kılarsın ya oturduğun yerden kılarsın ama ne yaparsan. Ya ima ile kılarsın artık çok mecburiyetin varsa amaYa ima ile kılarsın artık çok mecburiyetin varsa ama kılman lazım vaktinde.kılman lazım vaktinde. “Ve’l-hâmisü: el-emnü bi ve’dillahi fi’ş-şe’ni’r-rizki."

“Ve’l-hâmisü: el-emnü bi ve’dillahi fi’ş-şe’ni’r-rizki."
Beşincisi insanın Allah'ın rızkı kendisine vaat ettiğini düşünerekBeşincisi insanın Allah'ın rızkı kendisine vaat ettiğini düşünerek emniyette hissetmesi kendisi.emniyette hissetmesi kendisi. Korkma.Korkma. Allah'a tevekkül edersenAllah'a tevekkül edersen Allahu Teâlâ Hazretleri seni mahrum bırakmaz.Allahu Teâlâ Hazretleri seni mahrum bırakmaz. Rızkı Allahu Teâlâ Hazretleri vaat etmiş,Rızkı Allahu Teâlâ Hazretleri vaat etmiş, kul demiş, yaratmış.kul demiş, yaratmış. Seni rızıksız bırakmaz.Seni rızıksız bırakmaz. Sakın öyle rızık kazanacağım, şey yapacağım diye harama filan dalma,Sakın öyle rızık kazanacağım, şey yapacağım diye harama filan dalma, hırsa kapılma, telaşa kapılma,hırsa kapılma, telaşa kapılma, nereden gelirse gelsin ben şu parayı toplayayım diye düşünme,nereden gelirse gelsin ben şu parayı toplayayım diye düşünme, helalini düşün. Çünkü;helalini düşün. Çünkü; Ve mâ min dâbbetin fi’l-erdi illâ ale’llâhi rizkuhâ..(Hûd Suresi 6. Ayet)

Ve mâ min dâbbetin fi’l-erdi illâ ale’llâhi rizkuhâ..(Hûd Suresi 6. Ayet)
Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yok ki hepsinin rızkını Allah veriyor.Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yok ki hepsinin rızkını Allah veriyor. Örümceğe bile vaad etmiş yani.Örümceğe bile vaad etmiş yani. Allah onların hepsine rızkını vereceğini şey yapıyor.Allah onların hepsine rızkını vereceğini şey yapıyor. Örümceğe bile bak durduğu yerden rızkı gelmiyor mu?Örümceğe bile bak durduğu yerden rızkı gelmiyor mu? Ağına gelip takılıyor.Ağına gelip takılıyor. Ona bile geliyor.Ona bile geliyor. Çocuğa annesini vesile etmiş, annesi alıyor kucağına besliyor.Çocuğa annesini vesile etmiş, annesi alıyor kucağına besliyor. Yani insanın akıllı olması şartı da yokYani insanın akıllı olması şartı da yok beslenmek, doymak için.beslenmek, doymak için. Bak Allah küçücük çocuğa hiç aklı yok, bir şey yok, çalışmadan nasıl veriyor şeyi?Bak Allah küçücük çocuğa hiç aklı yok, bir şey yok, çalışmadan nasıl veriyor şeyi? "Ve’s-sâdisü: el-kanâ’atü bi kasmi’llâhi Teâlâ"

"Ve’s-sâdisü: el-kanâ’atü bi kasmi’llâhi Teâlâ"
Allahu Teâlâ HazretlerininAllahu Teâlâ Hazretlerinin kullar arasında rızkı dağıttığını bilerekkullar arasında rızkı dağıttığını bilerek kanaat sahibi olacak.kanaat sahibi olacak. Hırs sahibi olmayacak.Hırs sahibi olmayacak. “Ve’s-sâbi’u: et-tevekkülü ale’llâhi li kavlihî Teâlâ:

“Ve’s-sâbi’u: et-tevekkülü ale’llâhi li kavlihî Teâlâ:
Ve tevekkel ale’l-hayyi’llezî lâ yemûtü. (Furkan Suresi 58. Ayet.)Ve tevekkel ale’l-hayyi’llezî lâ yemûtü. (Furkan Suresi 58. Ayet.) Ve ale’llâhi tevekkelû in küntüm mü’minîne. (Mâide Suresi 23. Ayet.)”Ve ale’llâhi tevekkelû in küntüm mü’minîne. (Mâide Suresi 23. Ayet.)” Altıncısı, yedincisi tevekkül sahibi olacak insan.Altıncısı, yedincisi tevekkül sahibi olacak insan. Allahu Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerîm'de çok yerde bize tevekkülAllahu Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerîm'de çok yerde bize tevekkül etmemizi bildiriyor.etmemizi bildiriyor. Allah'a tevekkül etmemizi.Allah'a tevekkül etmemizi. Yani Yâ Rabbi! Seni vekil edindim.Yani Yâ Rabbi! Seni vekil edindim. Her işlerimi sana havale ettim.Her işlerimi sana havale ettim. Sen benim vekilimsin.Sen benim vekilimsin. Sen bana kâfisin.Sen bana kâfisin. Sen bana yetersin diye düşünecek insan.Sen bana yetersin diye düşünecek insan. Allah'a dayanacak yani.Allah'a dayanacak yani. Allah'a dayan, sa'ye sarıl,Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete ram ol.hikmete ram ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. Allah'a dayan, yani tevekkül et.

Allah'a dayan, yani tevekkül et.
Sa'ye sarıl, yani üzerine emredilmiş olan sa'yı gayret.Sa'ye sarıl, yani üzerine emredilmiş olan sa'yı gayret. Senin tarafından yapılması gereken vazifelerine riayet eyle.Senin tarafından yapılması gereken vazifelerine riayet eyle. Hikmete ram ol, ilim peşinde koş.Hikmete ram ol, ilim peşinde koş. İlim öğren, bilgini arttırmaya çalış.İlim öğren, bilgini arttırmaya çalış. Yol varsa budur.Yol varsa budur. Bilmiyorum başka çıkar yol.Bilmiyorum başka çıkar yol. Başka bir çıkar yol bilmiyorum.Başka bir çıkar yol bilmiyorum. Yol sadece budur.Yol sadece budur. Tevekkül edeceksin çalışacaksın.Tevekkül edeceksin çalışacaksın. İlmini arttırmaya gayret edeceksin.İlmini arttırmaya gayret edeceksin. Tevekkül de burada söylediği,Tevekkül de burada söylediği, "Ve’s-sâminü: es-sabru alâ emrilâhi ve kadâihî."

"Ve’s-sâminü: es-sabru alâ emrilâhi ve kadâihî."
Sabır sahibi olacaksın.Sabır sahibi olacaksın. Neye?Neye? Allah'ın emirlerini yapmak hususunda,Allah'ın emirlerini yapmak hususunda, hükümlerini icra etmek hususunda.hükümlerini icra etmek hususunda. Zor gelse de, meşakkatli olsa da,Zor gelse de, meşakkatli olsa da, sıkıntılı olsa da Allah'a itaat edeceksin.sıkıntılı olsa da Allah'a itaat edeceksin. Pek çok âyet-i kerîmeler var.Pek çok âyet-i kerîmeler var. "Ve’t-tâsi’u: eş-şirkü alâ ni’meti’llâhi teâlâ."

"Ve’t-tâsi’u: eş-şirkü alâ ni’meti’llâhi teâlâ."
Şükür sahibi olacaksın.Şükür sahibi olacaksın. Allah'ın vermiş olduğu İbrâhim b. Edhem'in demin söylediğimiz gibi.Allah'ın vermiş olduğu İbrâhim b. Edhem'in demin söylediğimiz gibi. Bak ne nimetler düşünüp buldu ve onlara şükretti.Bak ne nimetler düşünüp buldu ve onlara şükretti. Şükredeceksin.Şükredeceksin. Şükür sahibi olacaksın.Şükür sahibi olacaksın. Ve onuncusu.Ve onuncusu. "Ve’l-âşiru: el-eklü mine’l-halâli."

"Ve’l-âşiru: el-eklü mine’l-halâli."
Helal lokmadan yemeye gayret edeceksin.Helal lokmadan yemeye gayret edeceksin. Çünkü Allahu Teâlâ Hazretlerinin emri budur.Çünkü Allahu Teâlâ Hazretlerinin emri budur. Allahu Teâlâ Hazretleri cümlemizeAllahu Teâlâ Hazretleri cümlemize niyetlerimizi halis eylemeyi,niyetlerimizi halis eylemeyi, hâlisen muhlisen kendi rızası içinhâlisen muhlisen kendi rızası için iş yapmamızı, amel işlememizi,iş yapmamızı, amel işlememizi, ömrümüzü rızasına uygun geçirmemiziömrümüzü rızasına uygun geçirmemizi nasip eylesin.nasip eylesin. Temiz pâk niyetli kimseler eylesin.Temiz pâk niyetli kimseler eylesin. Akşam yatarken kendisini düşünmeyi,Akşam yatarken kendisini düşünmeyi, vazifelerini düşünmeyi, borçlarını eda etmeyi,vazifelerini düşünmeyi, borçlarını eda etmeyi, düşünmeyi, sabah kalktığı zaman da yinedüşünmeyi, sabah kalktığı zaman da yine o gün için hayırlı şeyler temenni etmeyi, niyet etmeyi,o gün için hayırlı şeyler temenni etmeyi, niyet etmeyi, hayırlı sözlerle, zikirlerle, tesbihlerle günümüze başlamayıhayırlı sözlerle, zikirlerle, tesbihlerle günümüze başlamayı ve vaktimizi Allah'ın rızası yolunda uygun olarakve vaktimizi Allah'ın rızası yolunda uygun olarak ona tevekkül ederek, sabrederek,ona tevekkül ederek, sabrederek, şükrederek geçirmeyi nasip eylesin.şükrederek geçirmeyi nasip eylesin. Rızasına vasıl eylesin.Rızasına vasıl eylesin. Sevdiği, razı olduğu bir kul olarak kendisine kavuşmayı nasip ve müyesser eylesin.Sevdiği, razı olduğu bir kul olarak kendisine kavuşmayı nasip ve müyesser eylesin. Fâtiha-i şerîfe mea'l-besmele.

Fâtiha-i şerîfe mea'l-besmele.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2