Namaz Vakitleri

1 Rebîü'l-Evvel 1448
14 August 2026
İmsak
04:28
Güneş
06:06
Öğle
13:14
İkindi
17:03
Akşam
20:12
Yatsı
21:43
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Rabbü’l-alemin.Rabbü’l-alemin. Ve’s-salatu ve’s-selamu ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecma'inVe’s-salatu ve’s-selamu ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecma'in ve men tebi'ahu bi ihsanin ila yevmi’d-din.ve men tebi'ahu bi ihsanin ila yevmi’d-din. Emma ba'd;Emma ba'd; Fe-kâle’n-nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem:

Fe-kâle’n-nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem:
Selâsün yüdrikü bihinne’l-abdu

Selâsün yüdrikü bihinne’l-abdu
rağâibe’d-dünyâ ve’l-âhirarağâibe’d-dünyâ ve’l-âhira es-sabru ale’l-belâies-sabru ale’l-belâi ve’r-rıdâ bi’l-kadâive’r-rıdâ bi’l-kadâi ve’d-dü’âü fi’r-rahâi. ve’d-dü’âü fi’r-rahâi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
mübarek hadisi şeriflerindenmübarek hadisi şeriflerinden bir miktar okumak suretiylebir miktar okumak suretiyle taallum ve tefeyyüz etmek istiyoruz.taallum ve tefeyyüz etmek istiyoruz. Kardeşimizin açmış olduğu sayfadakiKardeşimizin açmış olduğu sayfadaki ilk hadisi şerifi okuduk.ilk hadisi şerifi okuduk. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu hadisi şerifinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu hadisi şerifinde buyuruyorlar ki: buyuruyorlar ki: Üç şey vardır ki şimdi sayılacak arkasından söylüyor.Üç şey vardır ki şimdi sayılacak arkasından söylüyor. Bu üç şeyi sayesinde kulBu üç şeyi sayesinde kul hem dünyanın hem ahiretin rahmet edilecek nimetlerine,hem dünyanın hem ahiretin rahmet edilecek nimetlerine, izzetlerine, sevaplarına, güzelliklerine, ikramlarına nail olur. izzetlerine, sevaplarına, güzelliklerine, ikramlarına nail olur. Bu üç şeyden birisi, el sabru alel bela,Bu üç şeyden birisi, el sabru alel bela, belaya karşı sabretmektir.belaya karşı sabretmektir. İkincisi, ve’r-rıda bi’l-kada,

İkincisi, ve’r-rıda bi’l-kada,
Allah Teala Hazretleri’nin hükmüne, kazasına, kaderineAllah Teala Hazretleri’nin hükmüne, kazasına, kaderine razı gelmektir.razı gelmektir. Ve’d-dua-u fir’ raha,Ve’d-dua-u fir’ raha, ve geniş zamanında dua etmesidir kulun. ve geniş zamanında dua etmesidir kulun. Belaya sabır biliyoruz.Belaya sabır biliyoruz. Allah Teala Hazretleri insanın her gününü aynı yapmıyor.Allah Teala Hazretleri insanın her gününü aynı yapmıyor. Zengin de olsa, fakir de olsa,Zengin de olsa, fakir de olsa, genç de olsa, yaşlı da olsa insanın bazı günleri iyi oluyor. genç de olsa, yaşlı da olsa insanın bazı günleri iyi oluyor. Bazı günleri acılı, üzüntülü olabiliyor.Bazı günleri acılı, üzüntülü olabiliyor. Başına bazen sevindirici hadiseler geliyor.

Başına bazen sevindirici hadiseler geliyor.
Bazen de hayatın cilvesi diyoruz biz buna.Bazen de hayatın cilvesi diyoruz biz buna. Üzücü hadiselerle karşılaşabiliyor insan.Üzücü hadiselerle karşılaşabiliyor insan. İşte bu üzücü hadiseler bizim içinİşte bu üzücü hadiseler bizim için Allah tarafından gönderilmiş birer imtihan sorusudur.Allah tarafından gönderilmiş birer imtihan sorusudur. Dünya imtihanında bizDünya imtihanında biz kullarına Allah'ın göndermiş olduğu bir sorudur.kullarına Allah'ın göndermiş olduğu bir sorudur. Bakalım benim kulum bu durumdaBakalım benim kulum bu durumda nasıl davranacak diyenasıl davranacak diye Allah Teala Hazretleri bizi imtihan etmek maksadıylaAllah Teala Hazretleri bizi imtihan etmek maksadıyla bazen zenginlikle imtihan eder, bazen fakirlikle.bazen zenginlikle imtihan eder, bazen fakirlikle. Bazen sıhhatle imtihan eder, bazen hastalıkla.

Bazen sıhhatle imtihan eder, bazen hastalıkla.
Bazen izzetle, bazen zilletle.Bazen izzetle, bazen zilletle. Hatta Peygamber Efendimiz’in hayatını bile düşünelim ki Hatta Peygamber Efendimiz’in hayatını bile düşünelim ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem insanlığın emsalini göremeyeceği bir kimse idi. insanlığın emsalini göremeyeceği bir kimse idi. Ve Allah'ın en sevgili kuluydu.Ve Allah'ın en sevgili kuluydu. Ve insan neslinin en yüksek örneğiydi.Ve insan neslinin en yüksek örneğiydi. Ona rağmen onun hayatında daOna rağmen onun hayatında da kendisinin üzen nice nice nice hadiseler olmuştur. kendisinin üzen nice nice nice hadiseler olmuştur. Ne kadar önemli, kederli zamanları geçmiştir.Ne kadar önemli, kederli zamanları geçmiştir. Ne kadar sıkıntılara uğramıştır.Ne kadar sıkıntılara uğramıştır. Demek ki kulun Allah'ın sevgili kulu olması,

Demek ki kulun Allah'ın sevgili kulu olması,
onun başına üzücü bazı şeylerin gelmesineonun başına üzücü bazı şeylerin gelmesine mani teşkil etmiyor.mani teşkil etmiyor. Hatta daha aksini ifade eden, tam tersiniHatta daha aksini ifade eden, tam tersini gösteren bazı emareler var.gösteren bazı emareler var. İmanı çok kuvvetli olan kimseye bela çok geliyor.İmanı çok kuvvetli olan kimseye bela çok geliyor. Ki işte onlara sabrettikçe derecesi artıyor. Ki işte onlara sabrettikçe derecesi artıyor. Dünyaya kıymet vermiyor, Dünyaya kıymet vermiyor, dünyanın boşluğunu anlıyor.dünyanın boşluğunu anlıyor. Allah-u Teala Hazretleri'ne iltica ediyor.Allah-u Teala Hazretleri'ne iltica ediyor. Allah'ın en sevmediği kimselerle

Allah'ın en sevmediği kimselerle
Allah hiçbir üzüntü vermiyor.Allah hiçbir üzüntü vermiyor. Firavun’un diyorlar kiFiravun’un diyorlar ki ömrü boyunca bir başı bile ağrımamış.ömrü boyunca bir başı bile ağrımamış. Ve Allah-u Teala Hazretleri sevmediği bir kul Ve Allah-u Teala Hazretleri sevmediği bir kul böyle biraz bir sıkışırsaböyle biraz bir sıkışırsa yalvarma, yakarma, dua etmeye başlarsa,yalvarma, yakarma, dua etmeye başlarsa, dermiş ki verin şu istediği demiş. dermiş ki verin şu istediği demiş. Ben şunun ağzının kokusunu duymak istemiyorum.Ben şunun ağzının kokusunu duymak istemiyorum. Verin, dermiş meleklere.Verin, dermiş meleklere. Yani dünyalık, yani ne isterlerse onlar nail oluyorlar.Yani dünyalık, yani ne isterlerse onlar nail oluyorlar. Bugün radyo evine gittik, Bugün radyo evine gittik, yanlış bir iş hanına girmişiz, gökdelen,yanlış bir iş hanına girmişiz, gökdelen, alt katında dolaştık.alt katında dolaştık. Ne çarşıların içinden geçtik, ne dükkanlar, ne binalar,Ne çarşıların içinden geçtik, ne dükkanlar, ne binalar, ne güzel yerler. ne güzel yerler. İşte yani Allah'a doğru düzgün inanmamış insanların

İşte yani Allah'a doğru düzgün inanmamış insanların
dünyadaki mallarımı yükledim. dünyadaki mallarımı yükledim. Bunlar fani olduğu içinBunlar fani olduğu için yani ne kadar kıymetli olursa olsun, saray bile olsayani ne kadar kıymetli olursa olsun, saray bile olsa yani nihayet insanın 20 sene, 30 sene, 40 sene, 50 sene, 60 sene yani nihayet insanın 20 sene, 30 sene, 40 sene, 50 sene, 60 sene faydalanacağı şeyler olduğundan ve arkasından faydalanacağı şeyler olduğundan ve arkasından ebedi, sonsuz, hiç bitmeyecek olanebedi, sonsuz, hiç bitmeyecek olan bir azap geleceği için onların kıymeti yok.bir azap geleceği için onların kıymeti yok. Ve Allah'ın sevgili kulları mahrumiyetler içinde yaşamışlar daVe Allah'ın sevgili kulları mahrumiyetler içinde yaşamışlar da öyle Allah'a inanmayan insanlaröyle Allah'a inanmayan insanlar dünyalığa sahip olabilmişler.dünyalığa sahip olabilmişler. Dünyanın kıymeti olmadığı için Allah onlara veriyor. Dünyanın kıymeti olmadığı için Allah onlara veriyor. Şimdi insanın başına gelen üzücü hadiselere

Şimdi insanın başına gelen üzücü hadiselere
onun için Arapça'da bela denmiştir veya iptila denmiştir.onun için Arapça'da bela denmiştir veya iptila denmiştir. Bela veya iptila,Bela veya iptila, bu imtihan manasıyla ilgilidir.bu imtihan manasıyla ilgilidir. Müptela olmak, imtihan manası ile ilgilidir.Müptela olmak, imtihan manası ile ilgilidir. Yani insan imanı ile imtihan edilmişYani insan imanı ile imtihan edilmiş olduğu için bu kelime kullanılmış oluyor.olduğu için bu kelime kullanılmış oluyor. İkincisi Allah'ın hükmüne rıza göstermesi lazım kulun.İkincisi Allah'ın hükmüne rıza göstermesi lazım kulun. Yani ne takdir etmişse. Yani ne takdir etmişse. Vefat olur, doğum olur, işlerinVefat olur, doğum olur, işlerin Ters gitmesi olur, doğru gitmesi olur, Ters gitmesi olur, doğru gitmesi olur, başına bir takım sıkıntıların gelmesi olabilir,başına bir takım sıkıntıların gelmesi olabilir, Allah'ın kazasına razı olması gerekiyor. Allah'ın kazasına razı olması gerekiyor. Bunu yaparsa, belaya sabrederse,Bunu yaparsa, belaya sabrederse, Allah'ın kazasına razı gelirse,Allah'ın kazasına razı gelirse, ve’d-duâu fî’r-rahâive’d-duâu fî’r-rahâi ve genişlik bolluk zamanında dua ederse,ve genişlik bolluk zamanında dua ederse, Allah'ın dünya ahirette çok büyük ikramlarına nail olur.Allah'ın dünya ahirette çok büyük ikramlarına nail olur. Eskilerden bir kimsenin bir macerasını hatırladım.

Eskilerden bir kimsenin bir macerasını hatırladım.
Adam iyi bir kul, Allah'ın sevgili bir kulu, mübarek bir insan.Adam iyi bir kul, Allah'ın sevgili bir kulu, mübarek bir insan. Bir şehirden bir şehire giderkenBir şehirden bir şehire giderken o şehre girdikten sonra ikinci şehre,o şehre girdikten sonra ikinci şehre, oradakiler ondan şüphelenmişler, yakalamışlar.oradakiler ondan şüphelenmişler, yakalamışlar. Sen demişler öbür şehrin casususun.Sen demişler öbür şehrin casususun. Buraya geldin.Buraya geldin. Buranın halini iyice öğrendikten sonra götüreceksin oraya. Buranın halini iyice öğrendikten sonra götüreceksin oraya. İşte bizim aleyhimize çalışmak için geldin.İşte bizim aleyhimize çalışmak için geldin. Yakalamışlar.Yakalamışlar. Hükümdar da demiş ki öldür.Hükümdar da demiş ki öldür. Yani madem casustur. Öldürün olsun bitsin yani.Yani madem casustur. Öldürün olsun bitsin yani. Adamı cellada götürmüşler,

Adamı cellada götürmüşler,
cellanın yanına götürürken, öldürecekler idam sehpasına götürürken,cellanın yanına götürürken, öldürecekler idam sehpasına götürürken, adam diyor ki kendi kendine, adam diyor ki kendi kendine, söyle bakalım ey nefsim, söyle bakalım ey nefsim, işte şimdi seni ölüme götürüyorlar.işte şimdi seni ölüme götürüyorlar. Eskiden vaaz verirken,Eskiden vaaz verirken, konuşurken efendim başkalarına konuşurken efendim başkalarına anlatırken ve kendin işte Allah'ınanlatırken ve kendin işte Allah'ın hükmüne razı olmak lazım gelir der dururdun. hükmüne razı olmak lazım gelir der dururdun. Şimdi bak seni haksız yere bir boş itham ile iftira ileŞimdi bak seni haksız yere bir boş itham ile iftira ile casus yerine koydular.casus yerine koydular. İşte asmaya kesmeye götürüyorlar.İşte asmaya kesmeye götürüyorlar. Söyle bakalım bana da razı mısın?

Söyle bakalım bana da razı mısın?
Bu yanlışlık olacak şey mi yani? Olmalı mı?Bu yanlışlık olacak şey mi yani? Olmalı mı? Sen ki böyle namazında niyazındaSen ki böyle namazında niyazında böyle bir insansın yani başına bu gelmeli miydi filan diyeböyle bir insansın yani başına bu gelmeli miydi filan diye içinden bir ses.içinden bir ses. Nefisten mi geliyor şeytan mı geliyorNefisten mi geliyor şeytan mı geliyor böyle bir vesvese bir ses. böyle bir vesvese bir ses. Şöyle bir düşünmüş adamcağız mübarek adamŞöyle bir düşünmüş adamcağız mübarek adam demiş ki Allah'ın takdiridir. demiş ki Allah'ın takdiridir. Nasıl olsa bir gün öleceğiz.Nasıl olsa bir gün öleceğiz. Öleceksek öleceğiz. Ne yapalım demiş.Öleceksek öleceğiz. Ne yapalım demiş. Allah iman selametini versin demiş. Allah iman selametini versin demiş. Sağlam adımlarla başını eğmedenSağlam adımlarla başını eğmeden pervasız yürümüş şeyin yanına kadar cellatın yanına kadar.pervasız yürümüş şeyin yanına kadar cellatın yanına kadar. Ölüme de razı yani. Ölüme de razı yani. Allah öyle takdir etmiş ne yapalım.Allah öyle takdir etmiş ne yapalım. Bizim hayatımızın sonunda böyle olacakmış demek ki diye

Bizim hayatımızın sonunda böyle olacakmış demek ki diye
yürüyünce,yürüyünce, o noktaya kadar gidiyor bir ses.o noktaya kadar gidiyor bir ses. Birisi bağırıyor diyorlar kiBirisi bağırıyor diyorlar ki öldürme cellat efendi onu diyorlar öldürme cellat efendi onu diyorlar o suçsuzmuş onun bir kabahati olmadığı anlaşıldı,o suçsuzmuş onun bir kabahati olmadığı anlaşıldı, serbest bırak onu diyorlar serbest bırak onu diyorlar celladın önünden dönüyor kurtuluyor yani.celladın önünden dönüyor kurtuluyor yani. Ölecekken celladın önünden kurtuluyorÖlecekken celladın önünden kurtuluyor o zaman diyor ki vallahio zaman diyor ki vallahi bu badireden, bu sıkıntıdan, bu beladan,bu badireden, bu sıkıntıdan, bu beladan, bu musibetten, bu faciadan, bu musibetten, bu faciadan, kıl payı böyle kurtulduğuma, halasıma değil,kıl payı böyle kurtulduğuma, halasıma değil, halas olmak, kurtulmak manasına geliyor ya,halas olmak, kurtulmak manasına geliyor ya, bu badireden, halasıma değil,bu badireden, halasıma değil, o andaki ihlasıma hala seviniyorum diyor.o andaki ihlasıma hala seviniyorum diyor. Yani adam canını kurtardığına sevinmiyor da

Yani adam canını kurtardığına sevinmiyor da
o canının gideceği yere kadar,o canının gideceği yere kadar, yarı yoldaki düşüncelerinde, yarı yoldaki düşüncelerinde, yani teslim olması, yani teslim olması, Allah'ın hükmüne razı gelmesine seviniyor. Allah'ın hükmüne razı gelmesine seviniyor. İçim iyi ki itiraz etmedi diyor.İçim iyi ki itiraz etmedi diyor. Yani iyi ki orada teslim olabilmişim,Yani iyi ki orada teslim olabilmişim, razı olabilmişim, hala ona seviniyorum diyor.razı olabilmişim, hala ona seviniyorum diyor. Kurtulduğuma değil, o andaki ihlasıma,Kurtulduğuma değil, o andaki ihlasıma, halasıma değil, o andaki ihlasıma seviniyorum diye. halasıma değil, o andaki ihlasıma seviniyorum diye. Hoşuma giden bir fıkradır.Hoşuma giden bir fıkradır. Hakikaten müminlerin Allah'ın takdirine,Hakikaten müminlerin Allah'ın takdirine, hükmüne kazasına efendim,hükmüne kazasına efendim, razı olması lazım.razı olması lazım. Osmanlı şairlerinin meşhurlarından birisi de diyor ki

Osmanlı şairlerinin meşhurlarından birisi de diyor ki
“Hükmü kazaya zerre kadar yok inadımız“Hükmü kazaya zerre kadar yok inadımız Allah'adır tevekkülümüz efendimAllah'adır tevekkülümüz efendim itimadımız Allah'adır.itimadımız Allah'adır. Tevekkülümüz, itimadımız hükmü kazayaTevekkülümüz, itimadımız hükmü kazaya zerre kadar yok inadımız.zerre kadar yok inadımız. Yok iştikayı cevri felekten nisabımız,Yok iştikayı cevri felekten nisabımız, ser levhasında hamd ile başlar kitabımız.” ser levhasında hamd ile başlar kitabımız.” Yani feleğin cevri cephasından şikayet etmek bizim kitabımızda yazmıyor.Yani feleğin cevri cephasından şikayet etmek bizim kitabımızda yazmıyor. Biz öyle şey yapmayız.Biz öyle şey yapmayız. Yani felek her türlü esbabı cephasın toplasın gelsin,

Yani felek her türlü esbabı cephasın toplasın gelsin,
dönersen kahveyi millet yolundadönersen kahveyi millet yolunda bir azimetten dediği gibibir azimetten dediği gibi yani bizim feleğin cevrinde şikayet şeyimiz yok. yani bizim feleğin cevrinde şikayet şeyimiz yok. Ah kahpe felek, bana şunu da ettin, bunu ettin.Ah kahpe felek, bana şunu da ettin, bunu ettin. Feleğin ne kabahati var? Felek dediğin gökyüzü.Feleğin ne kabahati var? Felek dediğin gökyüzü. Feleğin bir şey yaptığı yok.Feleğin bir şey yaptığı yok. Yapan, eden, her şeyi olduran, öldüren Allah.Yapan, eden, her şeyi olduran, öldüren Allah. Sen feleğe çatayım derken, zamana sövüyorsun.Sen feleğe çatayım derken, zamana sövüyorsun. Allah kahretsin bilmem ne.

Allah kahretsin bilmem ne.
Yani senin yaptığın sözün öteki ucu şeye geliyor. Yani senin yaptığın sözün öteki ucu şeye geliyor. Yani Allah'ın takdirinden dayanamamaya geliyor.Yani Allah'ın takdirinden dayanamamaya geliyor. Dehre sövmeyin diyor Peygamber Efendimiz.Dehre sövmeyin diyor Peygamber Efendimiz. Dehir yani zaman. Zamana sövmeyin.Dehir yani zaman. Zamana sövmeyin. Dehre zamana sövmeyin.Dehre zamana sövmeyin. Çünkü sizin muradınız,Çünkü sizin muradınız, kızdığınız hadiseleri Allah takdir ediyor.kızdığınız hadiseleri Allah takdir ediyor. Allah'a karşı gelmiş oluyorsunuz. Allah'a karşı gelmiş oluyorsunuz. Ser levhasında hamd ile başlar kitabımız diyor. Ser levhasında hamd ile başlar kitabımız diyor. Yani bizim Kur'an'ımız nasıl başlıyor?

Yani bizim Kur'an'ımız nasıl başlıyor?
İlk sayfası ne? İlk sayfası ne? Açtığımız zaman yaldızlı, güzel, iki sayfayla karşılaşıyoruz ilk sayfası.Açtığımız zaman yaldızlı, güzel, iki sayfayla karşılaşıyoruz ilk sayfası. Hamd ile başlıyor.Hamd ile başlıyor. Bismillahirrahmanirrahim.

Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin.

Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin.
Yok iştikayı, cevri felekten nisabımız.

Yok iştikayı, cevri felekten nisabımız.
Ser levhasında hamd ile başlar kitabımız diyor.Ser levhasında hamd ile başlar kitabımız diyor. İşte bu duygu da olmuş bizim büyüklerimiz.İşte bu duygu da olmuş bizim büyüklerimiz. Tahammüllü olmuşlar.Tahammüllü olmuşlar. Sıkıntıları aldırmamışlar.Sıkıntıları aldırmamışlar. Çalışkan olmuşlar. Çalışkan olmuşlar. Ve başarılı olmuşlar.Ve başarılı olmuşlar. Şimdi MacArthur'ın bir yazısını okudum,

Şimdi MacArthur'ın bir yazısını okudum,
gelirken bir yerde gözüme ilişti.gelirken bir yerde gözüme ilişti. Her adam, nüfus yani, Her adam, nüfus yani, her bir nüfus biraz daha iş imkanı demek yapıyor. her bir nüfus biraz daha iş imkanı demek yapıyor. Her kişi demek,Her kişi demek, bir kişilik daha iş kapasitesinin fazla olması demek, diyor. bir kişilik daha iş kapasitesinin fazla olması demek, diyor. Yani bu demektir ki AmerikaYani bu demektir ki Amerika nüfusunu arttırma politikasını benimsemiş.nüfusunu arttırma politikasını benimsemiş. Yani çocuklar çok olacak.Yani çocuklar çok olacak. Dokuz tane çocuğu oluyor adamın.

Dokuz tane çocuğu oluyor adamın.
Sırayla böyle. Do, re, mi, fa, sol, la, si, do.Sırayla böyle. Do, re, mi, fa, sol, la, si, do. Böyle bir sürü kız, bir sürü oğlan bir resim çektirdiği zamanBöyle bir sürü kız, bir sürü oğlan bir resim çektirdiği zaman şeyin içine sığmıyor. şeyin içine sığmıyor. Bir Amerikan ailesinin resmini gördüğün zamanBir Amerikan ailesinin resmini gördüğün zaman üç tanesi kucakta, iki tanesi beşikte, bir tanesi arabada, üç tanesi kucakta, iki tanesi beşikte, bir tanesi arabada, bir tanesi babasının omuzuna tırmanmış, iki tanesibir tanesi babasının omuzuna tırmanmış, iki tanesi yanda duruyor, bir tanesi fazla büyük filan.yanda duruyor, bir tanesi fazla büyük filan. E niye? Nüfus politikaları öyle.E niye? Nüfus politikaları öyle. Her şahıs yeni bir güç demektir,

Her şahıs yeni bir güç demektir,
yeni bir iş imkanı demektir. yeni bir iş imkanı demektir. Dünyaya böyle hakim oluruz diyeDünyaya böyle hakim oluruz diye nüfuslarını arttırma bakıyorlar şeyler. nüfuslarını arttırma bakıyorlar şeyler. Bizim de eskiler çalışmışlar, çabalamışlar. Bizim de eskiler çalışmışlar, çabalamışlar. Şimdi Japonların mesela Manhattan'da Şimdi Japonların mesela Manhattan'da New York'un iş muhitinde bürolarını anlatıyorlar.New York'un iş muhitinde bürolarını anlatıyorlar. Saat 6 oldu mu Amerikalılar kapatır iş yerlerini.Saat 6 oldu mu Amerikalılar kapatır iş yerlerini. İş hanlarındaki şeyler

İş hanlarındaki şeyler
Japon büroları 10'a kadar ışığı yanık durur.Japon büroları 10'a kadar ışığı yanık durur. Saat 10'a kadar ışıkları yanar.Saat 10'a kadar ışıkları yanar. Yani Amerikalılara ilave olarakYani Amerikalılara ilave olarak dört saat daha fazla çalışmak suretiyle Amerika'yı yeniyor adam.dört saat daha fazla çalışmak suretiyle Amerika'yı yeniyor adam. Harpte Amerika'ya yenilmiş.Harpte Amerika'ya yenilmiş. Ama ekonomik savaşta Amerika'ya galip geliyor.Ama ekonomik savaşta Amerika'ya galip geliyor. İngiltere'ye renkli televizyon satıyor kendi ülkesinde.İngiltere'ye renkli televizyon satıyor kendi ülkesinde. Bağırta bağırta satıyor.Bağırta bağırta satıyor. Almanya'ya pes edilmiş.Almanya'ya pes edilmiş. Daha başka ülkelere pes edilmiş.

Daha başka ülkelere pes edilmiş.
Efendim Orta Doğu piyasasını tutmuş. Efendim Orta Doğu piyasasını tutmuş. Avusturya piyasasını tutmuş.Avusturya piyasasını tutmuş. Bugün Avustralya'da en fazla satan otomobil Toyota.Bugün Avustralya'da en fazla satan otomobil Toyota. Yani birinci.Yani birinci. Demek ki bizler de Demek ki bizler de bu çalışmaları örnek olarak da yapabiliriz.bu çalışmaları örnek olarak da yapabiliriz. Yani bunlardan ibret almalıyız, çalışmalıyız.Yani bunlardan ibret almalıyız, çalışmalıyız. Dedelerimiz çalışmışlar.Dedelerimiz çalışmışlar. Bize de düşen bizim çağımızdaBize de düşen bizim çağımızda yüz ağartıcı işler yapmak. yüz ağartıcı işler yapmak. Onlar yüz ağartıcı işler yapmışlar.Onlar yüz ağartıcı işler yapmışlar. Büyük bir sermaye.Büyük bir sermaye. Biz boyuna onlardan efendim bahsedip bahsedip sevincimizi ızhar ediyoruz.Biz boyuna onlardan efendim bahsedip bahsedip sevincimizi ızhar ediyoruz. Haritalarını duvarlara asmışız.Haritalarını duvarlara asmışız. Osmanlı İmparatorluğu'nun haritası, Afrika'nın yarısı onların,

Osmanlı İmparatorluğu'nun haritası, Afrika'nın yarısı onların,
Avrupa'nın yarısı onların,Avrupa'nın yarısı onların, Ön Asya tamamen onların,Ön Asya tamamen onların, İran'a dayanmış, Hazar Denizi'nin kıyılarına gitmiş efendim filan. İran'a dayanmış, Hazar Denizi'nin kıyılarına gitmiş efendim filan. Ah ah diye bakıyoruz. Ah ah diye bakıyoruz. Onlar yapmışlar vazifelerini. Sıra bizde.Onlar yapmışlar vazifelerini. Sıra bizde. Bizde evlat mı yetiştireceğiz?Bizde evlat mı yetiştireceğiz? Fazla mı çalışacağız?Fazla mı çalışacağız? Mesai mi yapacağız?Mesai mi yapacağız? Efendim müesseselerimizi mi kuracağız?Efendim müesseselerimizi mi kuracağız? Ne yapacaksak yapacağız.Ne yapacaksak yapacağız. Bize düşen başarıyı bizzat biz sağlayacağız ki

Bize düşen başarıyı bizzat biz sağlayacağız ki
bizden sonraki evlatlarımız bizimle övünsünler. bizden sonraki evlatlarımız bizimle övünsünler. Babalarımız ne kahraman, ne çalışkan, ne gayretli insanlarmış.Babalarımız ne kahraman, ne çalışkan, ne gayretli insanlarmış. Ne olağanüstü şahsiyetlermiş. Ne olağanüstü şahsiyetlermiş. Bizim annelerimiz ne mübarek insanlarmış.Bizim annelerimiz ne mübarek insanlarmış. İstiklal Harbi'nde omuzunda mermi taşıyan kadını şey yapmışız ya.İstiklal Harbi'nde omuzunda mermi taşıyan kadını şey yapmışız ya. Efendim unutmuyoruz ya, Erzurum'un Nene hatununu,Efendim unutmuyoruz ya, Erzurum'un Nene hatununu, dillere destan hepimiz ziyaret ediyoruz ya,dillere destan hepimiz ziyaret ediyoruz ya, kadınımızla erkeğimizle bize düşen şeyi yapma zamanındayız.kadınımızla erkeğimizle bize düşen şeyi yapma zamanındayız. Devir bizim devrimiz.

Devir bizim devrimiz.
Sorumluluk bizim üzerimizde. Sorumluluk bizim üzerimizde. O bakımdan Allah bize belalara, husumetlere sabır versin.O bakımdan Allah bize belalara, husumetlere sabır versin. Bütün kazasına, kaderine razı olmayı nasip eylesin.Bütün kazasına, kaderine razı olmayı nasip eylesin. Şikayet etmeden,Şikayet etmeden, Allah'ın hükmüne karşı gelmeden,Allah'ın hükmüne karşı gelmeden, kitabımızın hamd ile başladığını bilerek, kitabımızın hamd ile başladığını bilerek, metin olarak okyanusun dalgalarını transatlantikin,metin olarak okyanusun dalgalarını transatlantikin, burnunun yara yara gittiği gibi bizim deburnunun yara yara gittiği gibi bizim de bu dalgaları yara yarabu dalgaları yara yara bizim maksudumuza ulaşmamız gerekiyor.bizim maksudumuza ulaşmamız gerekiyor. Bir de genişlik ve bolluk zamanında dua önemli.Bir de genişlik ve bolluk zamanında dua önemli. Şu anda harp yok elhamdülillah.Şu anda harp yok elhamdülillah. Şu anda efendim kıtlık yok elhamdülillah. Şu anda efendim kıtlık yok elhamdülillah. Gıda eksikliğimiz yok. Elhamdülillah.Gıda eksikliğimiz yok. Elhamdülillah. Sıhhatimiz yerinde.Sıhhatimiz yerinde. Elhamdülillah. Yaşımız müsait.

Elhamdülillah. Yaşımız müsait.
Elhamdülillah. Elimiz ayağımız tutuyor.Elhamdülillah. Elimiz ayağımız tutuyor. Elhamdülillah. Çok şükür. Evet. Tamam yani.Elhamdülillah. Çok şükür. Evet. Tamam yani. Şu zamanda Allah'a insan ibadet etmeli.Şu zamanda Allah'a insan ibadet etmeli. Dua etmeli ki Allahu Teala Hazretleri Dua etmeli ki Allahu Teala Hazretleri başı dara geldiği zaman sıkıştığı zaman o kulunu sevsinbaşı dara geldiği zaman sıkıştığı zaman o kulunu sevsin ve onun duasını kabul eylesin.ve onun duasını kabul eylesin. Ama biz şu anda ihtiyacımızı görmediğimiz için,Ama biz şu anda ihtiyacımızı görmediğimiz için, ihtiyaç durumumuz olmadığı için Allah'ın adını anmazsakihtiyaç durumumuz olmadığı için Allah'ın adını anmazsak Orhan Veli'nin şiirinde yarıOrhan Veli'nin şiirinde yarı mizah yollu efendim anlattığı gibimizah yollu efendim anlattığı gibi Süleyman Efendi diye birisine bir şiir yazmış,Süleyman Efendi diye birisine bir şiir yazmış, efendim “Anmazdı amaefendim “Anmazdı ama Allah'ın adını ayakkabısı ayağına vurmayınca” dediği gibiAllah'ın adını ayakkabısı ayağına vurmayınca” dediği gibi yani ayakkabısı ayağını sıktığı zaman ancak o zamanyani ayakkabısı ayağını sıktığı zaman ancak o zaman efendim Allah diyormuş yaniefendim Allah diyormuş yani Allah'a inandığından veya sevdiğinden değil deAllah'a inandığından veya sevdiğinden değil de ancak onun için diyormuş.ancak onun için diyormuş. Öyle olursak iyi olmaz durumumuz.

Öyle olursak iyi olmaz durumumuz.
Bize bu nimetleri verenin Allah-u Teala Hazretleri'nin sunuBize bu nimetleri verenin Allah-u Teala Hazretleri'nin sunu ve her nimete şükür gerektiğini bilmeliyiz. ve her nimete şükür gerektiğini bilmeliyiz. Şehzade-i Şirazi diye bir İranlı

Şehzade-i Şirazi diye bir İranlı
büyük meşhur şair var.büyük meşhur şair var. Gülistan diye bir eser yazmış. Türkçe'ye de çevrilmiştir.Gülistan diye bir eser yazmış. Türkçe'ye de çevrilmiştir. Çok zarif bir adam. Çok nüktedan bir insan.Çok zarif bir adam. Çok nüktedan bir insan. Çok olgun bir kişi, dünyaca tanınmış bir şahsiyet.Çok olgun bir kişi, dünyaca tanınmış bir şahsiyet. Diyor ki, bir insan şöyle bir nefesi içine çekti mi, Diyor ki, bir insan şöyle bir nefesi içine çekti mi, bir de geriye veriyor. bir de geriye veriyor. İçeri çektiği zaman ömrü uzuyor. İçeri çektiği zaman ömrü uzuyor. Bir nefes daha yaşamış oluyor insan.Bir nefes daha yaşamış oluyor insan. Dışarı verdiği zaman içi ferahlıyor.Dışarı verdiği zaman içi ferahlıyor. Vermese, aldığı nefesi içeride kalsa patlar.Vermese, aldığı nefesi içeride kalsa patlar. Nefes almasa patlar.Nefes almasa patlar. Hem nefes almasa patlar,Hem nefes almasa patlar, ağzını burnunu kapatsalarağzını burnunu kapatsalar veyahut da hemen nefesi aldıktan sonraveyahut da hemen nefesi aldıktan sonra geri vermese patlar.geri vermese patlar. Demek ki bir nefeste iki tane nimet var diyor.Demek ki bir nefeste iki tane nimet var diyor. Bir hayatın uzuyor. Bir hayatın uzuyor. Bir de için ferahlıyor. Bir de için ferahlıyor. Her nimete de şükür lazım diyor.Her nimete de şükür lazım diyor. O bakımdan Allah'a şükür etmemiz lazım.O bakımdan Allah'a şükür etmemiz lazım. Sizin bu Avustralya'da iyi maşallah durumunuz.

Sizin bu Avustralya'da iyi maşallah durumunuz.
Yalnız bugün bir kardeşimizi ziyaret ettik hastanede.Yalnız bugün bir kardeşimizi ziyaret ettik hastanede. Hepinize ihtar etme ihtiyacını duydum.Hepinize ihtar etme ihtiyacını duydum. Birisinin ayağını tırnağa batıyormuş içine hastaneye gitmiş.Birisinin ayağını tırnağa batıyormuş içine hastaneye gitmiş. Tırnağının batmamasını sağlayacak bir operasyon yapmışlar.Tırnağının batmamasını sağlayacak bir operasyon yapmışlar. Kan akmasın diye o tarafa bir lastik bağlıyorlarmış.Kan akmasın diye o tarafa bir lastik bağlıyorlarmış. Beri tarafa.Beri tarafa. O beri taraftaki lastiği çıkarmadan parmağını sarmışlar.O beri taraftaki lastiği çıkarmadan parmağını sarmışlar. İki gün kan gitmemiş parmağına.İki gün kan gitmemiş parmağına. Çocuğun parmağı kangren olmaya dönmüş.Çocuğun parmağı kangren olmaya dönmüş. Şimdi yani bu yapılır mı? Böyle rezalet olur mu?

Şimdi yani bu yapılır mı? Böyle rezalet olur mu?
Yani oradan şeyi sararken lastik çıkarmadan sarılır mı?Yani oradan şeyi sararken lastik çıkarmadan sarılır mı? Sonra bir başka arkadaşımız bir ameliyat olmuş belinde.Sonra bir başka arkadaşımız bir ameliyat olmuş belinde. Ameliyattan sonra felç olmuş.Ameliyattan sonra felç olmuş. Ameliyattaki yanlışlıktan sonra.Ameliyattaki yanlışlıktan sonra. Onu ziyarete gittik zaten.Onu ziyarete gittik zaten. Ameliyatın yanlışlığından dolayı adan felç olmuş.Ameliyatın yanlışlığından dolayı adan felç olmuş. Bir başka arkadaşımız bakıyoruz efendim bir başka kazaya uğramış.Bir başka arkadaşımız bakıyoruz efendim bir başka kazaya uğramış. Bu doktorların içinde muhterem kardeşlerim, kötü niyetliler olabiliyor.

Bu doktorların içinde muhterem kardeşlerim, kötü niyetliler olabiliyor.
Kazım İsmail Gürkan diye bir büyük mason vardı Türkiye'de, Kazım İsmail Gürkan diye bir büyük mason vardı Türkiye'de, tıp profesörü.tıp profesörü. Irak henüz devrim yapmadığı zamanda Irak saltanatındanIrak henüz devrim yapmadığı zamanda Irak saltanatından kralın bir akrabası geliyor, böbreklerinden ameliyat olmaya.kralın bir akrabası geliyor, böbreklerinden ameliyat olmaya. Ortaköy Şifa yurduna yatırıyorlar adamı, zengin,Ortaköy Şifa yurduna yatırıyorlar adamı, zengin, kral hanedanından Irak henüz krallıkken. kral hanedanından Irak henüz krallıkken. Adamı açıyorlar.Adamı açıyorlar. Kazım İsmail adamın böbreğine bir neşter vuruyor, alıyor.Kazım İsmail adamın böbreğine bir neşter vuruyor, alıyor. Yani koyun böbreği mi alıyorsun?

Yani koyun böbreği mi alıyorsun?
Koyun böbreği mi alıyorsun? Karşındaki bir insan.Koyun böbreği mi alıyorsun? Karşındaki bir insan. Hocam diyorlar.Hocam diyorlar. Bırak ya diyor, Arabı diyor.Bırak ya diyor, Arabı diyor. Yani hıncından, araba hıncından adamYani hıncından, araba hıncından adam ameliyat ettiği hastanın sağlam uzvu olan böbreğine bir bıçak vuruyor, alıyor.ameliyat ettiği hastanın sağlam uzvu olan böbreğine bir bıçak vuruyor, alıyor. Yani bunu Türkiye’de anlattılar bana şeye düşmanlığından.Yani bunu Türkiye’de anlattılar bana şeye düşmanlığından. Burada da ekseriyat doktorlar Ermeni olabilir, Yahudi olabilir.Burada da ekseriyat doktorlar Ermeni olabilir, Yahudi olabilir. Yahudiliğinden, Ermeniliğinden böyle kasıtlı işler yapabilirler.

Yahudiliğinden, Ermeniliğinden böyle kasıtlı işler yapabilirler.
Onun için doktorunuzun iyi insan olmasına dikkat edin. Onun için doktorunuzun iyi insan olmasına dikkat edin. Bu gibi şeylerin yapılmaması için ne yapmak gerekiyorsa tedbir alın.Bu gibi şeylerin yapılmaması için ne yapmak gerekiyorsa tedbir alın. Bana bak doktor, bir şey olursaBana bak doktor, bir şey olursa kendini yok bil mi diyeceksiniz ne diyeceksiniz, ne yapacaksanız.kendini yok bil mi diyeceksiniz ne diyeceksiniz, ne yapacaksanız. Kendinizi dikkat edin,Kendinizi dikkat edin, kime teslim ettiğinize itina eyleyin diye de kime teslim ettiğinize itina eyleyin diye de bunu ihtar etmek hatırıma geldi benim yani.bunu ihtar etmek hatırıma geldi benim yani. O arkadaşların hep tıbbi yanlışlıklara kurban gitmişler. O arkadaşların hep tıbbi yanlışlıklara kurban gitmişler. Öyle saçma şey mi olur?Öyle saçma şey mi olur? Birisinin üzerinde hemşireler tamponu unutmuş.Birisinin üzerinde hemşireler tamponu unutmuş. Tampon unutulur mu? Ameliyatta senin işin ne?Tampon unutulur mu? Ameliyatta senin işin ne? Mesleğin o.Mesleğin o. Yani şey, arabayı kullanan şoför fren yapmayı unutuyor.Yani şey, arabayı kullanan şoför fren yapmayı unutuyor. Öyle saçma şey mi olur?Öyle saçma şey mi olur? Yani şoförün mesleği, yeri geldiği zaman fren yapmak,Yani şoförün mesleği, yeri geldiği zaman fren yapmak, yeri geldiği zaman vitesi değiştirmek, yeri geldiği zaman direksiyonu çevirmek.yeri geldiği zaman vitesi değiştirmek, yeri geldiği zaman direksiyonu çevirmek. İkinci hadisi şerife geçiyorum muhterem kardeşlerim.

İkinci hadisi şerife geçiyorum muhterem kardeşlerim.
Geniş zamanınızda Allah'a duayı da unutmayın. Geniş zamanınızda Allah'a duayı da unutmayın. Selâsetün men künne fîhi yestekmilü îmânehu.

Selâsetün men künne fîhi yestekmilü îmânehu.
Racülün lâ yehâfu fillâhi levmete lâimin,Racülün lâ yehâfu fillâhi levmete lâimin, ve lâ yürâî bi-şey’in min amelihî.ve lâ yürâî bi-şey’in min amelihî. Ve izâ urida aleyhi emrâni, ehadühümâ li’d-dünyâ ve’l-âharu li’l-âhirati,Ve izâ urida aleyhi emrâni, ehadühümâ li’d-dünyâ ve’l-âharu li’l-âhirati, ihtâra emra’l-âhirati ale’d-dünyâ.ihtâra emra’l-âhirati ale’d-dünyâ. Bu ikinci hadis-i şerifte

Bu ikinci hadis-i şerifte
üç şeyden bahsediyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:üç şeyden bahsediyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Üç şey vardır ki, kimde bu üç şey bulunursa,

Üç şey vardır ki, kimde bu üç şey bulunursa,
o kimsenin imanını kemale erdirmiş demektir.o kimsenin imanını kemale erdirmiş demektir. İmanın kale gibi sağlam olduğunun alametidir bu üç şey. İmanın kale gibi sağlam olduğunun alametidir bu üç şey. Bir insanda bulunuyor ise.Bir insanda bulunuyor ise. Şimdi bizde bulunmadığını kendimiz kontrol edelim.Şimdi bizde bulunmadığını kendimiz kontrol edelim. Kendimizi kontrol edelim.Kendimizi kontrol edelim. Bakalım bizde bu var mı?Bakalım bizde bu var mı? Bir. Raculün la yehafu fi’llahi levmete laimin.

Bir. Raculün la yehafu fi’llahi levmete laimin.
Bir adam Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmuyor.Bir adam Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmuyor. Yani ibadet yapacaksa ibadet yapıyor, namaz kılacaksa namaz kılıyor.Yani ibadet yapacaksa ibadet yapıyor, namaz kılacaksa namaz kılıyor. Bize bugün ikindi namazının vakti şeyde nasip oldu.Bize bugün ikindi namazının vakti şeyde nasip oldu. Efendim o efendim, Sidney’in girişinde bir park var yüksek. Neresi orası?Efendim o efendim, Sidney’in girişinde bir park var yüksek. Neresi orası? Gel, gel. Orada deniz fenerinin alt yanında,Gel, gel. Orada deniz fenerinin alt yanında, orada çayırlıklarda, taşların bir yerinde.orada çayırlıklarda, taşların bir yerinde. Efendim, ikindi namazını kıldık. Efendim, ikindi namazını kıldık. Bir arkadaşımız çıktı, yüksek yere ezan okudu.Bir arkadaşımız çıktı, yüksek yere ezan okudu. Duysun dağlar, taşlar, ağaçlar, yerler, gökler, Duysun dağlar, taşlar, ağaçlar, yerler, gökler, Allah'ın Ekber olduğunu duysun burada.Allah'ın Ekber olduğunu duysun burada. Ondan sonra saf bağladık, namazı kıldık elhamdülillah.Ondan sonra saf bağladık, namazı kıldık elhamdülillah. Ama bazı kimselere mesela biliyoruz, duyuyoruz, görüyoruz,Ama bazı kimselere mesela biliyoruz, duyuyoruz, görüyoruz, ayıp gibi geliyor İslam'ı yaşamak, ayıp gibi geliyor İslam'ı yaşamak, İslami hareketleri yapmak utanç vesilesi oluyor,İslami hareketleri yapmak utanç vesilesi oluyor, kendisi için utanıyor, yapamıyor. Öyle olmayacak.kendisi için utanıyor, yapamıyor. Öyle olmayacak. Müslüman, Allah yolunda yapması gereken işleri yaparken Müslüman, Allah yolunda yapması gereken işleri yaparken veya yapmaması gereken işleri yapmazken,veya yapmaması gereken işleri yapmazken, kınayanın kınamasına aldırmayacak. kınayanın kınamasına aldırmayacak. Önüne kadeh koyuyorlar, iç diyorlar. İçmem. Önüne kadeh koyuyorlar, iç diyorlar. İçmem. Veya böyle bir sokakta zaten bulunmam.

Veya böyle bir sokakta zaten bulunmam.
E canım iç, ayıp olur.E canım iç, ayıp olur. Ayıp, ister ayıp olsun, ister ayıp olmasın.Ayıp, ister ayıp olsun, ister ayıp olmasın. Tabak konuluyor önüne, tabağa sıyırmıyor. Tabak konuluyor önüne, tabağa sıyırmıyor. Çay konuluyor önüne, yarısını içiyor, yarısını içmiyor.Çay konuluyor önüne, yarısını içiyor, yarısını içmiyor. Öbür yarısını da iç, mübarek.Öbür yarısını da iç, mübarek. İçmiyor, ayıp olurmuş. İçmiyor, ayıp olurmuş. Kibarlığa aykırıymış.Kibarlığa aykırıymış. Çayın yarısı duruyor. Tabağın yarısı duruyor.Çayın yarısı duruyor. Tabağın yarısı duruyor. Tabağın içindeki yenmediği zaman şeytana kalıyor.Tabağın içindeki yenmediği zaman şeytana kalıyor. Bizim Türkiye'de Sanayi Bakanlığı'ndan bir grup

Bizim Türkiye'de Sanayi Bakanlığı'ndan bir grup
Almanya'ya gelmişler, oradan Finlandiya'ya geçmişler.Almanya'ya gelmişler, oradan Finlandiya'ya geçmişler. Grubun tercümanı olarak da Almanya'dan Grubun tercümanı olarak da Almanya'dan bizim bir mühendis kardeşimiz katılmış kafileye.bizim bir mühendis kardeşimiz katılmış kafileye. O da Finlandiya'ya gitmiş.O da Finlandiya'ya gitmiş. Hocam diyor, başıma bir hadise geldi, diyor.Hocam diyor, başıma bir hadise geldi, diyor. Çok diyor beni etkiledi.Çok diyor beni etkiledi. Lokantaya girdik diyor. Lüks lokanta diyor.Lokantaya girdik diyor. Lüks lokanta diyor. Herkes bir şeyler istedi, diyor. Ben de bir şey istedim, diyor.Herkes bir şeyler istedi, diyor. Ben de bir şey istedim, diyor. Yemek olarak diyor. Yemek olarak diyor. Getirdiler, tabağı önüme koydular.Getirdiler, tabağı önüme koydular. Sonradan şey aklıma geldi, diyor.Sonradan şey aklıma geldi, diyor. Yani bu et helal mi değil mi? Yani bu et helal mi değil mi? Yani gelen et uygun değil diye yemeyeceğim demiş.Yani gelen et uygun değil diye yemeyeceğim demiş. Koymuş kenara.Koymuş kenara. Lokantada hizmet eden kız geldi diyor.Lokantada hizmet eden kız geldi diyor. Beyefendi niçin yemiyorsunuz dedi, diyor. Beyefendi niçin yemiyorsunuz dedi, diyor. Yemeğimizde bir kusur mu var?

Yemeğimizde bir kusur mu var?
Lokantamızda ait bir eksiklik mi var? Lokantamızda ait bir eksiklik mi var? Bir kusur mu var? Niye bu yemeği yemiyorsunuz?Bir kusur mu var? Niye bu yemeği yemiyorsunuz? Teşekkür ederim, yemeyeceğim demiş.Teşekkür ederim, yemeyeceğim demiş. Keyif benim değil mi? Yani biz öyle deriz.Keyif benim değil mi? Yani biz öyle deriz. Parasını verdim, sanane.Parasını verdim, sanane. Yemezsem yemezsem yemem deriz.Yemezsem yemezsem yemem deriz. Kabadayı eda için veya şey yaparız.Kabadayı eda için veya şey yaparız. Demiş istemiyorum, diyor.Demiş istemiyorum, diyor. Ama demiş beyefendi çok ayıp olur demiş. Dikkat edin.Ama demiş beyefendi çok ayıp olur demiş. Dikkat edin. Yani garson kız diyor ki beyefendi yemezseniz çok ayıp olur, demiş.Yani garson kız diyor ki beyefendi yemezseniz çok ayıp olur, demiş. Yani Finlandiya'da tabakta yemeğe bırakmak ayıp haline getirilmiş.

Yani Finlandiya'da tabakta yemeğe bırakmak ayıp haline getirilmiş.
Güzel. Güzel. Bizde de bardağın yarısını içmemek moda.Bizde de bardağın yarısını içmemek moda. Çayın yarısı dökülecek. Hepsini sıyırmamak moda.Çayın yarısı dökülecek. Hepsini sıyırmamak moda. Karikatürü de yazmışlar.Karikatürü de yazmışlar. Adam tabağı sıyırmış, tabağı sıyırmak sünnet.Adam tabağı sıyırmış, tabağı sıyırmak sünnet. Tabağı sıyırmış, karikatür de şimdi yazıyor.Tabağı sıyırmış, karikatür de şimdi yazıyor. Akbaba da falan eskiden böyle mizah mecmuaları vardı.Akbaba da falan eskiden böyle mizah mecmuaları vardı. Garson gelmiş,Garson gelmiş, kurutma kağıdı da getireyim mi beyefendi demiş. kurutma kağıdı da getireyim mi beyefendi demiş. Yani gülünsün diye.Yani gülünsün diye. Gülünsün diye fıkra yazmış. Gülünsün diye fıkra yazmış. Neyi yapmış? Tabağı sıyırmış.Neyi yapmış? Tabağı sıyırmış. Hiçbir şeyin milli serveti heba etmemiş.Hiçbir şeyin milli serveti heba etmemiş. Hiçbir şeyi ziyan etmemiş.Hiçbir şeyi ziyan etmemiş. Ne yağı, ne gıdası, ne şusu, ne busu.Ne yağı, ne gıdası, ne şusu, ne busu. Çünkü bizim memleketimiz bolluk bir memleket değildi.Çünkü bizim memleketimiz bolluk bir memleket değildi. Bazı insan yiyecek bulamıyor.

Bazı insan yiyecek bulamıyor.
Bazı kimse açlık çekiyordu. Bazı kimse açlık çekiyordu. İyi gıda alamadığı için insanlar hasta oluyordu.İyi gıda alamadığı için insanlar hasta oluyordu. Şimdi yavaş yavaş memleketimiz biraz böyleŞimdi yavaş yavaş memleketimiz biraz böyle bollaşmaya başladı, yollar yapıldı, ekonomi gelişti filan da.bollaşmaya başladı, yollar yapıldı, ekonomi gelişti filan da. Eskiden bizim hoca arkadaşlarımızdan böyle kitap yazmış meşhur

Eskiden bizim hoca arkadaşlarımızdan böyle kitap yazmış meşhur
yazarlardan birisi diyor ki, yazarlardan birisi diyor ki, bir Ramazan bayramında diyor benim rahmetli anam nereden bulmuşsabir Ramazan bayramında diyor benim rahmetli anam nereden bulmuşsa bir toz şeker çuvalı ele geçirmiş diyor.bir toz şeker çuvalı ele geçirmiş diyor. Herhalde o da dışarıdan geliyordu o zaman şeker fabrikası da yoktu.Herhalde o da dışarıdan geliyordu o zaman şeker fabrikası da yoktu. Toz şeker fabrikasının çuvalındanToz şeker fabrikasının çuvalından buna diz altında yarım bir don yapmış.buna diz altında yarım bir don yapmış. Kesip, çuval tam olmaz tabi,Kesip, çuval tam olmaz tabi, biraz böyle yukarlak şöyle bir üst donu yapmış, biraz böyle yukarlak şöyle bir üst donu yapmış, giyecek bir şey yapmış. giyecek bir şey yapmış. Sokağa çıkmış tabi o haliyle.Sokağa çıkmış tabi o haliyle. Artık diyor o bayramda diyor fiyakamdan diyor

Artık diyor o bayramda diyor fiyakamdan diyor
kimse benim yanıma yanaşamadı diyor.kimse benim yanıma yanaşamadı diyor. Yani arkadaşlarımın arasında diyor gezerken hindi gibi diyor kabardım böyle diyor.Yani arkadaşlarımın arasında diyor gezerken hindi gibi diyor kabardım böyle diyor. Ayağımdaki pantolonun Ayağımdaki pantolonun eee lükslüğünden yani lüksü neresi? Şeker çuvalından.eee lükslüğünden yani lüksü neresi? Şeker çuvalından. Yani ama diyor o zaman yoktu, diyor.Yani ama diyor o zaman yoktu, diyor. O zaman yani bir karış bez vesikayla

O zaman yani bir karış bez vesikayla
öyle kolay kolay şey yapılmıyor.öyle kolay kolay şey yapılmıyor. Köylerde şey vardı. Köylerde şey vardı. Evlerimizde tezgah vardı.Evlerimizde tezgah vardı. Kadınlar böyle yünleri eğirirlerdi.Kadınlar böyle yünleri eğirirlerdi. Kendileri dokunurlardı, bir şeyler yapmaya çalışırlardı.Kendileri dokunurlardı, bir şeyler yapmaya çalışırlardı. Bir şeyin kıymeti vardı.Bir şeyin kıymeti vardı. Harp yıllarında çayhaneye gittiğin zaman,Harp yıllarında çayhaneye gittiğin zaman, kahvehaneye gittiğin zaman şekerli çay mesela yüz para ise,kahvehaneye gittiğin zaman şekerli çay mesela yüz para ise, şekersiz çay yirmi paraydı mesela veya kırk paraydı,şekersiz çay yirmi paraydı mesela veya kırk paraydı, o zaman kırk para bir kuruştu.o zaman kırk para bir kuruştu. Yani bir paranın, yirmi paranın, on paranın kullanıldığı zamanı ben biliyorum.Yani bir paranın, yirmi paranın, on paranın kullanıldığı zamanı ben biliyorum. On para, dört tane on para kırk para eder, kırk para bir kuruş ediyor.On para, dört tane on para kırk para eder, kırk para bir kuruş ediyor. Efendim, iki tane kırk, kırk kırk daha seksen,

Efendim, iki tane kırk, kırk kırk daha seksen,
bir de yarım, yüz, iki buçuk kuruş.bir de yarım, yüz, iki buçuk kuruş. İki buçuk kuruş, ortası deliği çıktı sonradanİki buçuk kuruş, ortası deliği çıktı sonradan o ortası delik paraları biz hep ipe dizerdik.o ortası delik paraları biz hep ipe dizerdik. Ortası delik paraya çıktı diye.Ortası delik paraya çıktı diye. Tırtıllı bir kuruşlardan vardı. Yani her şey kıymetliydi. Tırtıllı bir kuruşlardan vardı. Yani her şey kıymetliydi. Her şey kıymetliydi, kıttı.Her şey kıymetliydi, kıttı. Çayhaneye giden kimse cebine üzüm koyarmış.Çayhaneye giden kimse cebine üzüm koyarmış. Kuru üzüm koyarmış. Çay istermiş. Kuru üzüm koyarmış. Çay istermiş. Çaycı soruyor, şekerli mi, şekersiz mi?Çaycı soruyor, şekerli mi, şekersiz mi? Şekersiz getir, yanımda üzüm var.Şekersiz getir, yanımda üzüm var. Yani kazanmak için,

Yani kazanmak için,
20 para, 40 para neyse birazcık bir para kazanmış olmak için20 para, 40 para neyse birazcık bir para kazanmış olmak için çayı üzümü ağzına atacak, öyle içecek. çayı üzümü ağzına atacak, öyle içecek. Böyle bir şey.Böyle bir şey. Onun için bizim de Finlandiya gibi mesela örfümüzde var.Onun için bizim de Finlandiya gibi mesela örfümüzde var. Sıyırmak var. Sıyırmak var. Bizim mesela hocamızdan önceki hocaefendi çok çay içermiş.Bizim mesela hocamızdan önceki hocaefendi çok çay içermiş. Babam diyor ki 30-40 tane çay içerdi, diyor. Akşam da diyor ben sayardım diyor.Babam diyor ki 30-40 tane çay içerdi, diyor. Akşam da diyor ben sayardım diyor. Ama diyorAma diyor çayın bardağını böyle bardağın kenarına kaşığı böyle değdirir de ucunu diyor.çayın bardağını böyle bardağın kenarına kaşığı böyle değdirir de ucunu diyor. İçindeki ıslaklık yani kaşığın ucuna birikir ya.İçindeki ıslaklık yani kaşığın ucuna birikir ya. Biriktiğinde böyle kenara değdirdin mi, akar aşağıya.Biriktiğinde böyle kenara değdirdin mi, akar aşağıya. Onu da akıtırdı yani

Onu da akıtırdı yani
kaşığı içinden böyle çıkartıp koysa,kaşığı içinden böyle çıkartıp koysa, ıslaklığı kaşıkta kalacak.ıslaklığı kaşıkta kalacak. Onu da böyle kenara değdirdim, Onu da böyle kenara değdirdim, bardağın içine alırdı diyor.bardağın içine alırdı diyor. 30-40 bardak içiyor.30-40 bardak içiyor. Bir damlanın kıymeti yok ama.Bir damlanın kıymeti yok ama. Dermiş ki bereketin nerede olduğu belli olmaz.Dermiş ki bereketin nerede olduğu belli olmaz. Hangi damlada olduğu belli olmaz.Hangi damlada olduğu belli olmaz. Onun için onu ziyan etmezdik. Biz öyleydik.Onun için onu ziyan etmezdik. Biz öyleydik. Yani bizim zamanımızda böyleYani bizim zamanımızda böyle herhangi bir şeyi ziyan etmemeye dikkat ederdik. herhangi bir şeyi ziyan etmemeye dikkat ederdik. Finlandiya'da da aynıymış bak.

Finlandiya'da da aynıymış bak.
Demek ki harp geçirdikleri için kendi ülkelerinde ziraat yapılmadığı için Demek ki harp geçirdikleri için kendi ülkelerinde ziraat yapılmadığı için beyefendi ayıp olur diyebilmiş yani bizimbeyefendi ayıp olur diyebilmiş yani bizim bizim siyasi heyete diyebilmiş bunu.bizim siyasi heyete diyebilmiş bunu. Beyefendi yemeniz lazım bu tabağı yemerseniz ayıp olur diyebilmiş.Beyefendi yemeniz lazım bu tabağı yemerseniz ayıp olur diyebilmiş. Bizde de ters moda. Bizde de ters moda. Bunun yarısını mutlaka tabakta bırakacaksın.Bunun yarısını mutlaka tabakta bırakacaksın. Yersen ayıp olur. Yersen ayıp olur. Yani müslüman kınayanın kınamasından korkmayacak dedi yaYani müslüman kınayanın kınamasından korkmayacak dedi ya Peygamber Efendimiz, bizim mantığımız nasıl olmalı?Peygamber Efendimiz, bizim mantığımız nasıl olmalı? Benim yaptığım şey İslami bakımdan

Benim yaptığım şey İslami bakımdan
doğru mu değil mi diye düşünmeliyiz? doğru mu değil mi diye düşünmeliyiz? Doğru.

Doğru.
Doğruysa onu yapmaktan çekinmemeliyiz, korkmamalıyız.

Doğruysa onu yapmaktan çekinmemeliyiz, korkmamalıyız.
Kınayanın kınamasına aldırmamalıyız.Kınayanın kınamasına aldırmamalıyız. Veyahut bir günahlı bir şey yapmamamız lazım.Veyahut bir günahlı bir şey yapmamamız lazım. Ben bunu yapmam diyebilmeliyiz.Ben bunu yapmam diyebilmeliyiz. Ve birisi ayıplasa bile aldırmamalıyız onu.Ve birisi ayıplasa bile aldırmamalıyız onu. Kıza diyorsun ki,Kıza diyorsun ki, manto giysene kızım bak senin baban hacı adam hacı.manto giysene kızım bak senin baban hacı adam hacı. Manto giysene.Manto giysene. Arkadaşlarımın arasında utanıyorum diyor. Arkadaşlarımın arasında utanıyorum diyor. Arkadaşlarımın arasında utanıyorum diyor. Arkadaşlarımın arasında utanıyorum diyor. Manto giymemekten utanmıyor da Allah'a asi gelmekten.Manto giymemekten utanmıyor da Allah'a asi gelmekten. Manto giymekten arkadaşlarından utanıyor.Manto giymekten arkadaşlarından utanıyor. Müslüman öyle olmayacak.Müslüman öyle olmayacak. Kınayanın kınamasına aldırmayacak müslüman.Kınayanın kınamasına aldırmayacak müslüman. Baba yiğit olacak yani biraz.Baba yiğit olacak yani biraz. Erkeğin de hanımın da müslümanın babayiğit olması lazım. Erkeğin de hanımın da müslümanın babayiğit olması lazım. Bir, böyle yapmışsa imanı kuvvetli demektir. Bir, böyle yapmışsa imanı kuvvetli demektir. İkincisi,

İkincisi,
vela yürai bi şey’in min amelihi.vela yürai bi şey’in min amelihi. İşlediği bir ibadetten, İşlediği bir ibadetten, yaptığı bir amelden dolayı mürailik, riyakarlık yapmayacak.yaptığı bir amelden dolayı mürailik, riyakarlık yapmayacak. Gösteriş için yapmayacak yani. Gösteriş için yapmayacak yani. İbadeti, taati Allah için yapacak, İbadeti, taati Allah için yapacak, gösteriş için yapmayacak. gösteriş için yapmayacak. İnsanlara göstermeye lüzum yok.İnsanlara göstermeye lüzum yok. İnsanlara şey yapmaya lüzum yok.İnsanlara şey yapmaya lüzum yok. Şöhretlendirmeye, ilan etmeye lüzum yok. Şöhretlendirmeye, ilan etmeye lüzum yok. Yapacağı hayrı sessizce yapacak, kimse bilmeyecek.Yapacağı hayrı sessizce yapacak, kimse bilmeyecek. Eskiden adam hayır yapacak,Eskiden adam hayır yapacak, gündüz yapsa kimin hayır yaptığı belli olur diye saklarmış.gündüz yapsa kimin hayır yaptığı belli olur diye saklarmış. Geceliyin önden çıkana getirip, hayrı verip,Geceliyin önden çıkana getirip, hayrı verip, yüzü görünmüyor, kim olduğunu bilmiyor.yüzü görünmüyor, kim olduğunu bilmiyor. Yani benim yaptığım hayrı belli olmasın diye belli etmezmiş, saklarmış yani.Yani benim yaptığım hayrı belli olmasın diye belli etmezmiş, saklarmış yani. Riyakarlık olmasın diye.Riyakarlık olmasın diye. Namazımızı riyakarlık yapmadan kılacağız,

Namazımızı riyakarlık yapmadan kılacağız,
orucumuzu riyakarlık yapmadan tutacağız.orucumuzu riyakarlık yapmadan tutacağız. Sadakamızı riyakarlık yapmadan vereceğiz.Sadakamızı riyakarlık yapmadan vereceğiz. Her işimizi riyakarlık yapmadan yapacağız.Her işimizi riyakarlık yapmadan yapacağız. Hatta bazıları diyorlar ki hacca gittiysen hacıyım diye söyleme.Hatta bazıları diyorlar ki hacca gittiysen hacıyım diye söyleme. Allah bilsin yani senin hacılığını şey yapmaya ne lüzum var?Allah bilsin yani senin hacılığını şey yapmaya ne lüzum var? Efendim böyle ilan etmeye ne lüzum var?Efendim böyle ilan etmeye ne lüzum var? İşte hacı kardeş, ben de hacıyım,İşte hacı kardeş, ben de hacıyım, bana bu işi tenzilatlı ver. Alışveriş yapıyorsun. bana bu işi tenzilatlı ver. Alışveriş yapıyorsun. Olmaz.Olmaz. Sen hacılığını ne ortaya koyuyorsunSen hacılığını ne ortaya koyuyorsun alışverişe yani biraz tenzilat yaptırmak için?alışverişe yani biraz tenzilat yaptırmak için? Amelinde riyakarlık yapmamak imanın kuvvetinin alametidir.

Amelinde riyakarlık yapmamak imanın kuvvetinin alametidir.
İnşallah hepimiz bu hususa da dikkat edelim.İnşallah hepimiz bu hususa da dikkat edelim. Yani kınayanın kınamasından korkmayalım.Yani kınayanın kınamasından korkmayalım. Doğru bildiğimiz işi rahatlıkla yapalım,Doğru bildiğimiz işi rahatlıkla yapalım, serbestlikle yapalım, hür olarak yapalım. serbestlikle yapalım, hür olarak yapalım. Burada şeyi anlattılar bana.Burada şeyi anlattılar bana. İngilizlerin eğitim sisteminde çocuklarını hiç sıkmadıklarını anlattılar.İngilizlerin eğitim sisteminde çocuklarını hiç sıkmadıklarını anlattılar. Gayet rahat yetiştirdiklerini.Gayet rahat yetiştirdiklerini. Hocasının filan karşısında çocuk gayet laubali oluyormuş. Hocasının filan karşısında çocuk gayet laubali oluyormuş. Sıkmamayı esas alıyorlarmış. Neden? Hür olsun,Sıkmamayı esas alıyorlarmış. Neden? Hür olsun, ezilmesin, hayatta ondan sonra başarılı olsun diye. ezilmesin, hayatta ondan sonra başarılı olsun diye. Biz ne yapıyoruz? Bizde de oturdun çat,Biz ne yapıyoruz? Bizde de oturdun çat, kalktın pat efendim daima tazyik ve şey oluyor.kalktın pat efendim daima tazyik ve şey oluyor. Devamlı bir baskı oluyor çocuklara.Devamlı bir baskı oluyor çocuklara. Efendim o da uygun olmuyor.Efendim o da uygun olmuyor. Kınayanın kınamasından korkmayacağız.

Kınayanın kınamasından korkmayacağız.
Hür serbest yetiştireceğiz.Hür serbest yetiştireceğiz. Kendimize göre serbest olacağız.Kendimize göre serbest olacağız. Çocuklarımızı öyle yetiştireceğiz.Çocuklarımızı öyle yetiştireceğiz. Yaptığımız işleri Allah rızası için yapacağız.Yaptığımız işleri Allah rızası için yapacağız. Gösteriş için yapmayacağız. Gösteriş için yapmayacağız. Mümkünse ibadetleri gizli yapmaya çalışacağız. Mümkünse ibadetleri gizli yapmaya çalışacağız. Saklı yapmaya çalışacağız. Saklı yapmaya çalışacağız. Onun için gece yapılan ibadetin sevabı çok oluyor.Onun için gece yapılan ibadetin sevabı çok oluyor. Yani kimse görmediği bir zamanda kalkıyorsun yapıyorsun. Sevabı çok oluyor.Yani kimse görmediği bir zamanda kalkıyorsun yapıyorsun. Sevabı çok oluyor. Tenhada olduğu için.Tenhada olduğu için. Kimse görmediği için.Kimse görmediği için. Siz de yaptığınız hayırları,Siz de yaptığınız hayırları, ibadetleri belli etmeyin. ibadetleri belli etmeyin. İsmin lüzumu yok.İsmin lüzumu yok. Bir köylü kadını bana çok güzel bir ders vermişti.

Bir köylü kadını bana çok güzel bir ders vermişti.
Hatırlıyorum.Hatırlıyorum. Bizim camimizde Ankara'da bir mali Bizim camimizde Ankara'da bir mali sıkıntı vardı.sıkıntı vardı. Bir apartmanın alt katında, bodrum katında bu kadarcık bir odayıBir apartmanın alt katında, bodrum katında bu kadarcık bir odayı cami yapmıştık.cami yapmıştık. Orada namaz kılıyorduk.Orada namaz kılıyorduk. Müstakil bir camimiz olsun mahallemizde diye. Müstakil bir camimiz olsun mahallemizde diye. Çalışırken dediler ki bir köylü teyze var.Çalışırken dediler ki bir köylü teyze var. Arazileri satıldığı için çok zengin dedi.Arazileri satıldığı için çok zengin dedi. Gidip ondan isterseniz o hayır da yapıyor sağa sola falan dediler.Gidip ondan isterseniz o hayır da yapıyor sağa sola falan dediler. Bizim caminin idare heyeti de başkan filan hepimiz kalktık.Bizim caminin idare heyeti de başkan filan hepimiz kalktık. Kadının köyüne gittik.Kadının köyüne gittik. Selam verdik girdik. Selam verdik girdik. Ankara'nın meşhur vaizlerinden bazı kimseler de var yanımızda.Ankara'nın meşhur vaizlerinden bazı kimseler de var yanımızda. Ağır toplarla gittik yani.Ağır toplarla gittik yani. Şeye iyi netice almak için.Şeye iyi netice almak için. Ondan sonra vaiz efendiOndan sonra vaiz efendi sözü aldı eline, diline anlattı. sözü aldı eline, diline anlattı. Hacı hanım dedi işte sevap yapmak şöyle iyidir,

Hacı hanım dedi işte sevap yapmak şöyle iyidir,
cami yapmak böyle üstündür.cami yapmak böyle üstündür. Efendim insan şu kadar sevap kazanır vesaire filan.Efendim insan şu kadar sevap kazanır vesaire filan. Bunları anlattı, anlattı.Bunları anlattı, anlattı. Hem de dedi siz dedi bizim bu camimize şimdi dedi hayır yaparsanız biz dediHem de dedi siz dedi bizim bu camimize şimdi dedi hayır yaparsanız biz dedi size dedi caminin ismini sizin isminiz olarak veririz, dedi.size dedi caminin ismini sizin isminiz olarak veririz, dedi. İsterseniz bir levhaya dedi yazarız filan dedi.İsterseniz bir levhaya dedi yazarız filan dedi. Kadıncağız böyle köylü ama arif yani.Kadıncağız böyle köylü ama arif yani. Dedi aman evladım, aman evladım dedi.Dedi aman evladım, aman evladım dedi. Benim dedi ismimle falan işim yok dedi. Benim dedi ismimle falan işim yok dedi. Yardımı yapacağım dedi hiç ismim bilinmesin daha iyi dedi.Yardımı yapacağım dedi hiç ismim bilinmesin daha iyi dedi. Yani köylü kadın ama insan hiçYani köylü kadın ama insan hiç tahmin etmiyor. tahmin etmiyor. Gayet olgun. Vâiz efendiye ders verdi yani.Gayet olgun. Vâiz efendiye ders verdi yani. Benim dedi şöhretle, isimle ne işim var hoca efendi dedi. İstemem dedi.Benim dedi şöhretle, isimle ne işim var hoca efendi dedi. İstemem dedi. İsmin bilinmesin. Allah bilsin kafi dedi.İsmin bilinmesin. Allah bilsin kafi dedi. Köylülere hakir görürler.Köylülere hakir görürler. Bu müasebetle biraz böyle rahatlık olsun diye bir de fıkra anlatayım. Bu müasebetle biraz böyle rahatlık olsun diye bir de fıkra anlatayım. Adamın birisi bir

Adamın birisi bir
kadayıfçı dükkanına girmiş, kadayıf imal eden dükkana. kadayıfçı dükkanına girmiş, kadayıf imal eden dükkana. Orada oturuyorken zengin böyle göbekli, Orada oturuyorken zengin böyle göbekli, böyle altın zincirli saati falan olan, eski zamandaböyle altın zincirli saati falan olan, eski zamanda böyle altın köstekli, yelekli falan ağa yani.böyle altın köstekli, yelekli falan ağa yani. Oturmuş oraya zengin.Oturmuş oraya zengin. Köylünün birisi gelmiş demiş ki bir kilo kadayıf versene.Köylünün birisi gelmiş demiş ki bir kilo kadayıf versene. Bana bak demiş, sen kadayıfı nasıl yapacaksın anlat bakalım, demiş.Bana bak demiş, sen kadayıfı nasıl yapacaksın anlat bakalım, demiş. Doğru güzel anlatırsan, yaniDoğru güzel anlatırsan, yani öyle benim beğeneceğim tarzda anlatırsan, sana demiş, öyle benim beğeneceğim tarzda anlatırsan, sana demiş, parasını ben vereceğim demiş, üstüne de mükafat vereceğim.parasını ben vereceğim demiş, üstüne de mükafat vereceğim. Anlat bakalım şunu demiş, nasıl yapacaksın.Anlat bakalım şunu demiş, nasıl yapacaksın. Köylü farkına varmış yani adamın şeyini, yani siz

Köylü farkına varmış yani adamın şeyini, yani siz
kadayıf yapmaktan ne anlarsınız,kadayıf yapmaktan ne anlarsınız, filan gibi bir manaya geliyor adamın müdahalesi.filan gibi bir manaya geliyor adamın müdahalesi. Demiş ki, bakmış zengin bey, efendi.Demiş ki, bakmış zengin bey, efendi. Ağam demiş, şimdi ben bu kadayıfı alırım demiş.Ağam demiş, şimdi ben bu kadayıfı alırım demiş. Bizim halis böyle yayık tereyağını çıkartırız demiş.Bizim halis böyle yayık tereyağını çıkartırız demiş. Kaşık kaşık kaşığın ucuyla alırız tepsiye demiş.Kaşık kaşık kaşığın ucuyla alırız tepsiye demiş. Bunu böyle kaşık kaşık koyarız demiş altına.Bunu böyle kaşık kaşık koyarız demiş altına. Ondan sonra üstüne bir kat bu tel kadayıfı döşeriz demiş.Ondan sonra üstüne bir kat bu tel kadayıfı döşeriz demiş. Ondan sonra kaşığın ucuyla yine o halis tereyağından mis gibiOndan sonra kaşığın ucuyla yine o halis tereyağından mis gibi ondan biraz daha arasına koyarız demiş.ondan biraz daha arasına koyarız demiş. Ondan sonra getiririz en güzel cevizlerden demiş. Ondan sonra getiririz en güzel cevizlerden demiş. Dövüp demiş arasına şöyle bir tabaka daha onu koyarız demiş.Dövüp demiş arasına şöyle bir tabaka daha onu koyarız demiş. Bol bol demiş.Bol bol demiş. Ondan sonra demiş üstüne bir tabaka daha kadayıf yayarız demiş. Ondan sonra demiş üstüne bir tabaka daha kadayıf yayarız demiş. Üstüne tekrar kaşıkla halis tereyağını koyarız demiş.Üstüne tekrar kaşıkla halis tereyağını koyarız demiş. Fırına süreriz demiş.

Fırına süreriz demiş.
Eee diye dinliyor şimdi ötekisi.Eee diye dinliyor şimdi ötekisi. Arada kontrol ederiz demiş.Arada kontrol ederiz demiş. Üstü kiremit gibi kızarınca demiş çıkartırız dışarıya.Üstü kiremit gibi kızarınca demiş çıkartırız dışarıya. Döndürgeçin üstüne koyarız.Döndürgeçin üstüne koyarız. Ondan sonra öbür tarafını şey yaparız.Ondan sonra öbür tarafını şey yaparız. Altı üstü tam böyle gayet güzel kızarır ve mis gibi demiş tereyağı kokar.Altı üstü tam böyle gayet güzel kızarır ve mis gibi demiş tereyağı kokar. Eee demiş.Eee demiş. Bu tekrar dinliyor.Bu tekrar dinliyor. Ondan sonra demiş o esnada gideriz demiş bizim kovana demiş.Ondan sonra demiş o esnada gideriz demiş bizim kovana demiş. Kovanın demiş ön tarafını açarız demiş.Kovanın demiş ön tarafını açarız demiş. Oradan böyle bir tekerlek balı peteğiyle beraber hopOradan böyle bir tekerlek balı peteğiyle beraber hop bu tarafa çevirip çıkartırız demiş tepsiye demiş.bu tarafa çevirip çıkartırız demiş tepsiye demiş. Ondan sonra ötekisi fırından çıkmış olan o mis gibi tereyağı kokan demişOndan sonra ötekisi fırından çıkmış olan o mis gibi tereyağı kokan demiş şeyin üzerine kadayıfın üzerine bu petekli balı bir çevirip koyarız demiş. şeyin üzerine kadayıfın üzerine bu petekli balı bir çevirip koyarız demiş. O sıcaklıktan demiş onun petekleri de erir demiş.

O sıcaklıktan demiş onun petekleri de erir demiş.
O bal da demiş şöyle aşağı doğru bir süzülür demiş. O bal da demiş şöyle aşağı doğru bir süzülür demiş. O mis gibi tereyağı ile demiş. O mis gibi tereyağı ile demiş. Aman demiş, tamam. Aman demiş, tamam. Sen demiş bu işi kazandın.Sen demiş bu işi kazandın. Al sana şu kadar kadayıf parası, bu kadar da mükafat. Al sana şu kadar kadayıf parası, bu kadar da mükafat. Bir de tereyağının parası, bir de şunun parası. Bir de bir para vermis.Bir de tereyağının parası, bir de şunun parası. Bir de bir para vermis. Bir şey daha anlatayım köylü dayıya müdafaa etmek için.

Bir şey daha anlatayım köylü dayıya müdafaa etmek için.
Şehirlinin birisi yolda gidiyormuş.Şehirlinin birisi yolda gidiyormuş. Köylünün birisi de karşıdan geliyormuş.Köylünün birisi de karşıdan geliyormuş. Ben sigara içilmesine muhalifim amaBen sigara içilmesine muhalifim ama köylü sigarayı içmek için demiş ki bey ateşin var mı demiş şehirliye.köylü sigarayı içmek için demiş ki bey ateşin var mı demiş şehirliye. Şehirli de muzip, el fenerini çıkarmış.Şehirli de muzip, el fenerini çıkarmış. O zaman el fenerini köylü bilmiyor.O zaman el fenerini köylü bilmiyor. El fenerini çıkartmış, böyle açmış ışığını. El fenerini çıkartmış, böyle açmış ışığını. Buyur yak demiş. Buyur yak demiş. Şöyle de sigarayı ağzına almış, el fenerinin başına geçmiş.Şöyle de sigarayı ağzına almış, el fenerinin başına geçmiş. Uğraş babam uğraş, uğraş babam uğraş.Uğraş babam uğraş, uğraş babam uğraş. On dakika, yirmi dakika yani sigarayı yakacağım diye sabırla uğraşmış.On dakika, yirmi dakika yani sigarayı yakacağım diye sabırla uğraşmış. Yanmıyor bey demiş, bundan yakamadım filan demiş amaYanmıyor bey demiş, bundan yakamadım filan demiş ama 15-20 dakika uğraşmış ayrılır.15-20 dakika uğraşmış ayrılır. Görenlerden birisi demişler ki şehirliye,Görenlerden birisi demişler ki şehirliye, ya demişler niye böyle yaptın?ya demişler niye böyle yaptın? Demişler işlettim artık cahili işlettim demiş.Demişler işlettim artık cahili işlettim demiş. Öbür tarafta da köylüye soruyor birisi diyor kiÖbür tarafta da köylüye soruyor birisi diyor ki niye ya ondan böyle sigaranın yanmayacağını bilmiyor muydun?niye ya ondan böyle sigaranın yanmayacağını bilmiyor muydun? Biliyordum ama, adam beni işletmeye kalktığı için,Biliyordum ama, adam beni işletmeye kalktığı için, ben de onun pili bitsin diyeben de onun pili bitsin diye 15.. Pili bitsin de cezayı çeksin.15.. Pili bitsin de cezayı çeksin. Bitsin de cezayı çeksin diye. Adam bir de cahil diyorlar.Bitsin de cezayı çeksin diye. Adam bir de cahil diyorlar. Üçüncüsü, ve iza urida aleyhi emrani ehaduhuma

Üçüncüsü, ve iza urida aleyhi emrani ehaduhuma
li’d-dünya ve’l-eharu li’l-ahirati ihtera emra’l-ahirati ale’d-dünya.li’d-dünya ve’l-eharu li’l-ahirati ihtera emra’l-ahirati ale’d-dünya. Kişiye, iki tane iş karşısına gelirse,Kişiye, iki tane iş karşısına gelirse, birisi dünyevi bir iş,birisi dünyevi bir iş, ötekisi de ahirete yararlı bir iş, ötekisi de ahirete yararlı bir iş, ya onu yapacak, ya onu yapacak. ya onu yapacak, ya onu yapacak. Bunu yaparsa dünyevi bakımdan kâr var, Bunu yaparsa dünyevi bakımdan kâr var, bunu yaparsa sevap var. bunu yaparsa sevap var. Birisi sevaplı, birisi kârlı.Birisi sevaplı, birisi kârlı. Birisi dünyevi kârlı, ötekisi ahiretli sevaplı. Birisi dünyevi kârlı, ötekisi ahiretli sevaplı. Ahiret işini tercih edersenAhiret işini tercih edersen bu önüne çıkan iki işten sevaplı olanını tercih edebilirse o insan imanın kuvvetli.bu önüne çıkan iki işten sevaplı olanını tercih edebilirse o insan imanın kuvvetli. Demek ki imanın kuvvetinin bu hadis-i şerifte bize verilen ölçü şekli nedir?Demek ki imanın kuvvetinin bu hadis-i şerifte bize verilen ölçü şekli nedir? Eğer kişi Allah yolunda yapması gerekeni yaparken, Eğer kişi Allah yolunda yapması gerekeni yaparken, yapmaması gerekeni yapmazken kınayanın kınamasına aldırmıyorsayapmaması gerekeni yapmazken kınayanın kınamasına aldırmıyorsa onun imanı kale gibi bir.onun imanı kale gibi bir. Eğer yaptığı ibadetleri,

Eğer yaptığı ibadetleri,
taahhütleri başkalarına gösteriş için yapmıyor ise,taahhütleri başkalarına gösteriş için yapmıyor ise, sırf Allah rızası için yapıyorsa, sırf Allah rızası için yapıyorsa, icabında hayrını saklamasını biliyorsa, söylememesini biliyorsa, icabında hayrını saklamasını biliyorsa, söylememesini biliyorsa, gösteriş için yapmamayı başarabiliyorsa,gösteriş için yapmamayı başarabiliyorsa, onun imanı kale gibi iki.onun imanı kale gibi iki. Üçüncüsü, karşısına bir dünya işi, bir ahiret işi, birisi sevaplı, Üçüncüsü, karşısına bir dünya işi, bir ahiret işi, birisi sevaplı, ötekisi kârlı iki iş çıktığı zaman sevaplı olanı tercih ediyorsa,ötekisi kârlı iki iş çıktığı zaman sevaplı olanı tercih ediyorsa, işte o adamın imanı kale gibi.işte o adamın imanı kale gibi. Bu hususta da bir hikaye anlatayım. Bu hususta da bir hikaye anlatayım. Eski zamanda adamcağızın birisinin cuma günü sabah olmuş,

Eski zamanda adamcağızın birisinin cuma günü sabah olmuş,
başına bir telaş yığılmış.başına bir telaş yığılmış. Bir, o gün cuma günü değirmende unu öğütme sırası gelmiş.Bir, o gün cuma günü değirmende unu öğütme sırası gelmiş. Eskiden unlar değirmende öğütülürdü.Eskiden unlar değirmende öğütülürdü. Ve buğdayı adam hayvanına yüklerdi. Ve buğdayı adam hayvanına yüklerdi. 2-3 günlük yola değirmene giderdi.2-3 günlük yola değirmene giderdi. Değirmende sıraya girilirdi.Değirmende sıraya girilirdi. Un öğütüldükten sonra çuvallara doldurup getirilirdi.Un öğütüldükten sonra çuvallara doldurup getirilirdi. Herkes kendi ununu böyle şey yapardı.Herkes kendi ununu böyle şey yapardı. Yoksa başka türlü un yapmak kolay değil yani.Yoksa başka türlü un yapmak kolay değil yani. Değirmenlerde olurdu.Değirmenlerde olurdu. Şimdi değirmende sırası gelmiş.Şimdi değirmende sırası gelmiş. Evde de un bitmiş.Evde de un bitmiş. Çocuklar da açlıktan ağlaşmaya başlamışlar.Çocuklar da açlıktan ağlaşmaya başlamışlar. Hanım da sıkıştırıyor.

Hanım da sıkıştırıyor.
Git şu şeyi buğdayları öğüt de bir an evvel getir.Git şu şeyi buğdayları öğüt de bir an evvel getir. Ben de hamuru karayım.Ben de hamuru karayım. Efendim fırında ekmeği pişireyim.Efendim fırında ekmeği pişireyim. Çocuklar mızıldamaya ağlaşmaya başladılar, diyormuş,Çocuklar mızıldamaya ağlaşmaya başladılar, diyormuş, sabahleyin cuma sabahı.sabahleyin cuma sabahı. Bahçesinin sebze ektiği bahçesininBahçesinin sebze ektiği bahçesinin sulama sırası kanaldan su alma sırası gelmiş o gün.sulama sırası kanaldan su alma sırası gelmiş o gün. Eğer o günü almazsa günü geçti mi başka günü alması mümkün değil.Eğer o günü almazsa günü geçti mi başka günü alması mümkün değil. Gün gün veriliyor. Gün gün veriliyor. Ve bahçesi de 15-20 gündür güneşin altında epeyce bir susuzlaşmış.Ve bahçesi de 15-20 gündür güneşin altında epeyce bir susuzlaşmış. Yani o gün mutlaka sulaması lazım. Yani o gün mutlaka sulaması lazım. Bir daha kaçırırsa 15 gün daha beklemeye takati yok bahçenin.Bir daha kaçırırsa 15 gün daha beklemeye takati yok bahçenin. Diktiği sebzeler mahvolacak.Diktiği sebzeler mahvolacak. İki. İki. Koruda bir hayvan varmış köstekli. Onu alıp getirmesi lazım.Koruda bir hayvan varmış köstekli. Onu alıp getirmesi lazım. Getirmezse efendim orada kalırsa

Getirmezse efendim orada kalırsa
hayvan parçalanabilir veyahuthayvan parçalanabilir veyahut bir zarara uğrayabilirmiş, üç. bir zarara uğrayabilirmiş, üç. Bir de o gün cuma.Bir de o gün cuma. Cuma namazı kılmak da farz.Cuma namazı kılmak da farz. Şimdi bu düşünmüş bahçeyi sulamaya gitseŞimdi bu düşünmüş bahçeyi sulamaya gitse değirmendeki sıra yanacak.değirmendeki sıra yanacak. Değirmene gitse bahçedeki sebzeler mahvolacak.Değirmene gitse bahçedeki sebzeler mahvolacak. Hayvanı almaya gitse öteki işler yatacak. Hayvanı almaya gitse öteki işler yatacak. Hayvanı almasa kurtlar parçalayacak. Hayvanı almasa kurtlar parçalayacak. Evde çocuklar aç. Allah Allah.Evde çocuklar aç. Allah Allah. Hangisini yapsın?Hangisini yapsın? Hangisi daha önemli?Hangisi daha önemli? Hepsi birbirinden önemli şeyler kendisi için.Hepsi birbirinden önemli şeyler kendisi için. Demiş ki, cuma namazına gideyim de dur bakalım demiş.Demiş ki, cuma namazına gideyim de dur bakalım demiş. Kalkmış cuma namazına gusül abdestini almış,Kalkmış cuma namazına gusül abdestini almış, güzel kokularını sürünmüş.güzel kokularını sürünmüş. Cuma namazına gitmiş, namazı kılmış,

Cuma namazına gitmiş, namazı kılmış,
gelirken korka korka geliyor eve.gelirken korka korka geliyor eve. Hanım şimdi bana söylenecek falan diye. Hanım şimdi bana söylenecek falan diye. Çocuklar da ağlaşacaklar, ayaklarıma sarılacaklar diye.Çocuklar da ağlaşacaklar, ayaklarıma sarılacaklar diye. Kapıdan içeri girmiş, Kapıdan içeri girmiş, bakmış bir taze ekmek kokusu var evde.bakmış bir taze ekmek kokusu var evde. Bakmış çocuklar hiç ağlaşmıyorlar.Bakmış çocuklar hiç ağlaşmıyorlar. Her birisi bir kenarda yatmış veya kendi halinde bir işle meşgul.Her birisi bir kenarda yatmış veya kendi halinde bir işle meşgul. Demiş hanım ne oldu?Demiş hanım ne oldu? Evde böyle bir günkü baveyler yok, gürültü patırtı yok, gayet iyi durum.Evde böyle bir günkü baveyler yok, gürültü patırtı yok, gayet iyi durum. Demiş ki komşu sen camiye gittiğin sırada değirmenden geldi.Demiş ki komşu sen camiye gittiğin sırada değirmenden geldi. Çuvalları indirirken, çuvalları indirirken,Çuvalları indirirken, çuvalları indirirken, baktım ki çuvallardan birisi bizim çuval,baktım ki çuvallardan birisi bizim çuval, yamasından, şeklinden, deseninden tanıdım.yamasından, şeklinden, deseninden tanıdım. Gittim, komşu bu çuval sizin çuval mı?

Gittim, komşu bu çuval sizin çuval mı?
Hay Allah, yanlışlık olmuş, sizin çuvalı almışız falan diye,Hay Allah, yanlışlık olmuş, sizin çuvalı almışız falan diye, yanlışlıkla bizim çuvalı aldığı için çuvalı bize getirdi, verdi demiş.yanlışlıkla bizim çuvalı aldığı için çuvalı bize getirdi, verdi demiş. Ben de ondan ekmeği yaptım demiş.Ben de ondan ekmeği yaptım demiş. Biraz daha oturmuş, kapı çalınmış.Biraz daha oturmuş, kapı çalınmış. Başka bir komşusu gelmiş demiş ki ya senin bugünBaşka bir komşusu gelmiş demiş ki ya senin bugün bahçede sulama sırandı. Niye gelip bahçede sulamadın demiş.bahçede sulama sırandı. Niye gelip bahçede sulamadın demiş. İşte fırsat olmadı ne yapayım çok işlerim vardı yetişemedim.İşte fırsat olmadı ne yapayım çok işlerim vardı yetişemedim. Hadi demiş senin gelmediğini görünce sıran kaçmasın diye demiş.Hadi demiş senin gelmediğini görünce sıran kaçmasın diye demiş. Parkların önlerine açıverdim demiş.Parkların önlerine açıverdim demiş. Bütün bahçede güzelce suladım demiş.Bütün bahçede güzelce suladım demiş. Müsterih ol demiş sırtını okşamış.Müsterih ol demiş sırtını okşamış. Biraz daha geçmiş.Biraz daha geçmiş. Evin önünde bir kişneme.

Evin önünde bir kişneme.
Bakmış ki at kösteğini koparmış.Bakmış ki at kösteğini koparmış. Bağını koparmış, çitten atlamış, korudan gelmiş.Bağını koparmış, çitten atlamış, korudan gelmiş. Şimdi kendisi bir camiye gitti, cuma namazı kılmaya.Şimdi kendisi bir camiye gitti, cuma namazı kılmaya. Allah öteki işleri böyle şey yaptı,Allah öteki işleri böyle şey yaptı, yoluna koydu ve ona nasip etti diye.yoluna koydu ve ona nasip etti diye. Bu ona bir ibret olmuş.Bu ona bir ibret olmuş. Ondan sonraki hayatında daimaOndan sonraki hayatında daima karşısında böyle çetrefil, çatalkarşısında böyle çetrefil, çatal ihtimaller, alternatifler çıktığı zaman daimaihtimaller, alternatifler çıktığı zaman daima Allah rızası yolundaAllah rızası yolunda nasıl hareket etmesi gerekiyorsa öyle hareket etmeye karar vermiş ve öyle yapmış.nasıl hareket etmesi gerekiyorsa öyle hareket etmeye karar vermiş ve öyle yapmış. İbrahim Aleyhisselam'ın sıfatıdır bu. İbrahim Aleyhisselam'ın sıfatıdır bu. İbrahim Aleyhisselam'a soruyorlar, niye seni Allah İbrahim Aleyhisselam'a soruyorlar, niye seni Allah kendisine dost edindi?kendisine dost edindi? Halilullah sıfatını sana verdi.Halilullah sıfatını sana verdi. Samimi dost demek, Halilullah.Samimi dost demek, Halilullah. Halil, samimi sırdaş dost demek. Halil, samimi sırdaş dost demek. Sen Allah'ın samimi sırdaş dostu sıfatını nasıl aldın deyince diyor ki, Sen Allah'ın samimi sırdaş dostu sıfatını nasıl aldın deyince diyor ki, benim önüme iki yol çıkınca ben daima Allah rızası için olan yolu tercih ederim, benim önüme iki yol çıkınca ben daima Allah rızası için olan yolu tercih ederim, onun için.onun için. Bir şey de sabah akşam ne zaman yemek yese misafirsiz yemek yemezmiş.Bir şey de sabah akşam ne zaman yemek yese misafirsiz yemek yemezmiş. Yani İbrahim aleyhisselam'ın bir şeyi de cömertliği de var.

Yani İbrahim aleyhisselam'ın bir şeyi de cömertliği de var.
Sabah akşam ne zaman yemek yese sofrasına ille birisini alıp bulurmuş,Sabah akşam ne zaman yemek yese sofrasına ille birisini alıp bulurmuş, muhterem kardeşlerim.muhterem kardeşlerim. Şimdi burada bu hadis-i şerifte böyleceŞimdi burada bu hadis-i şerifte böylece imanın kuvvetli olması için imanın kuvvetli olması için ne yapmamız gerektiğini biz de öğrenmiş olduk.ne yapmamız gerektiğini biz de öğrenmiş olduk. Bir, kınayanın kınamasından korkmayacağız, dinimizin emirlerini yapacağız.Bir, kınayanın kınamasından korkmayacağız, dinimizin emirlerini yapacağız. İki, amellerimizi gösteriş için yapmayacağız.İki, amellerimizi gösteriş için yapmayacağız. Allah rızası için yapacağız. Riyakarlık yapmayacağız.Allah rızası için yapacağız. Riyakarlık yapmayacağız. Mümkünse güzel amellerimizi saklayacağız.

Mümkünse güzel amellerimizi saklayacağız.
Yani hani eskiler ibadetle gizli, Yani hani eskiler ibadetle gizli, kabahatle gizli demişler bundan dolayı.kabahatle gizli demişler bundan dolayı. Yani ibadetini gösterirsen sevabı kaçar diye göstermemişler.Yani ibadetini gösterirsen sevabı kaçar diye göstermemişler. Namaz kıldığını belli etmemişler.Namaz kıldığını belli etmemişler. Adama buyur sofraya dersin, teşekkür ederim mazeretim var, der. Adama buyur sofraya dersin, teşekkür ederim mazeretim var, der. Oruç tuttuğunu söylemez.Oruç tuttuğunu söylemez. Veyahut sessizce gider fakirin cebine parayı koyuverir, belli etmez.Veyahut sessizce gider fakirin cebine parayı koyuverir, belli etmez. Kimisi de herkesin içinde rezil edercesine Kimisi de herkesin içinde rezil edercesine bağıra çağıra filan vermeye kalkar tabi.bağıra çağıra filan vermeye kalkar tabi. O da iyi olmuyor. O da iyi olmuyor. Demek ki gösterişle yapmayacağız, riyakarlıkla yapmayacağız.Demek ki gösterişle yapmayacağız, riyakarlıkla yapmayacağız. Yaptığımız işi Allah rızası için yapacağız.

Yaptığımız işi Allah rızası için yapacağız.
Mümkünse kimsenin görmeyeceği gizli tarzda yapalım kiMümkünse kimsenin görmeyeceği gizli tarzda yapalım ki ibadetlerimizin sevabı çok olsun.ibadetlerimizin sevabı çok olsun. Gizli yapılan ibadetin sevabı 70'den 700'e ve daha fazlaya kadar artar.Gizli yapılan ibadetin sevabı 70'den 700'e ve daha fazlaya kadar artar. Aşikare yapılan ibadetin sevabı misli misli bir tek olarak verilir.Aşikare yapılan ibadetin sevabı misli misli bir tek olarak verilir. Birkaç defa da söylenirse o zaman sevaptan günahı da döner. Birkaç defa da söylenirse o zaman sevaptan günahı da döner. Ben geceleyin kalktım da teheccüd namazı kıldım daBen geceleyin kalktım da teheccüd namazı kıldım da tam o sırada horoz öttü de kapı çalındı da tam o sırada horoz öttü de kapı çalındı da ne söylüyorsun kıldığın namazı.ne söylüyorsun kıldığın namazı. Bir daha söylerse bir daha söylerse riyakarlığa da yazılır.Bir daha söylerse bir daha söylerse riyakarlığa da yazılır. Onun için hayırlarınızı Allah rızası için yapın veOnun için hayırlarınızı Allah rızası için yapın ve şöhretlendirmemeye gayret edin.şöhretlendirmemeye gayret edin. Üçüncüsü de, efendim bu hadis-i şerifte neydi? Üçüncüsü de, efendim bu hadis-i şerifte neydi? Önüne iki tane yol çıktığı zaman,Önüne iki tane yol çıktığı zaman, daima sevaplı olanı tercih etmek.daima sevaplı olanı tercih etmek. Kârlı olanı, dünyevi olanı değil de, uhrevi olanı, sevaplı olanı tercih edecek. Kârlı olanı, dünyevi olanı değil de, uhrevi olanı, sevaplı olanı tercih edecek. Gerçi hava çok sıcak ve siz de terlediniz, ben de terledim.

Gerçi hava çok sıcak ve siz de terlediniz, ben de terledim.
Ama hadis-i şerifler üç tane olsun diye,Ama hadis-i şerifler üç tane olsun diye, bir tanesini daha okuyalım.bir tanesini daha okuyalım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, onun da karşı sayfanın ortasından seçeyim.onun da karşı sayfanın ortasından seçeyim. Câlisül küberâe ve sâilü’l ülemâe ve hâlitul hükemâ buyurmuş.

Câlisül küberâe ve sâilü’l ülemâe ve hâlitul hükemâ buyurmuş.
Bu üçüncü hadis-i şerifin manası şu.Bu üçüncü hadis-i şerifin manası şu. Câlisül küberâ.Câlisül küberâ. Büyüklerle otur.Büyüklerle otur. Büyük insanların meclislerine gidin, onlarla oturun.Büyük insanların meclislerine gidin, onlarla oturun. Büyük insandan maksad tabii yaşlılar.Büyük insandan maksad tabii yaşlılar. Çünkü yaşlılar tecrübelidir,Çünkü yaşlılar tecrübelidir, bilgilidir, hayat görgüleri vardır.bilgilidir, hayat görgüleri vardır. İnsan onların yanında oturdukça onlarınİnsan onların yanında oturdukça onların tecrübelerinden istifade eder diye Peygamber Efendimiz tecrübelerinden istifade eder diye Peygamber Efendimiz büyüklerle oturmayı, meclis kurmayı, onların meclislerine devam etmeyi büyüklerle oturmayı, meclis kurmayı, onların meclislerine devam etmeyi tavsiye etmiş.tavsiye etmiş. Ve sailü’l-ülemâe. Ve sailü’l-ülemâe. Ve alimlere meselelerinizi sorun, utanmayın, öğrenin,Ve alimlere meselelerinizi sorun, utanmayın, öğrenin, bilgisiz kalmayın, bilginizi ilerletin, bilgisiz kalmayın, bilginizi ilerletin, alimlerle ilginiz devam etsin.alimlerle ilginiz devam etsin. Ve hâlitu’l-hükemâ.Ve hâlitu’l-hükemâ. Ve hikmet sahibi, bilgi, görgü, anlayış, sezgi, Ve hikmet sahibi, bilgi, görgü, anlayış, sezgi, kibarlık, zarafet sahibi insanlarla ülfet eyleyin,kibarlık, zarafet sahibi insanlarla ülfet eyleyin, düşüp kalkın, onlarla ahmaklık, arkadaşlık edin,düşüp kalkın, onlarla ahmaklık, arkadaşlık edin, buyuruyor Peygamber Efendimiz.buyuruyor Peygamber Efendimiz. Demek ki yaşlılara özel bir kıymet vereceğiz

Demek ki yaşlılara özel bir kıymet vereceğiz
ve mümkünse kendimizden yaşça büyük o tecrübeli kimselerleve mümkünse kendimizden yaşça büyük o tecrübeli kimselerle onların toplantılarına giderek onların tecrübelerinden yararlanmak, onların toplantılarına giderek onların tecrübelerinden yararlanmak, onlarla oturmak suretiyle şey yapacağız.onlarla oturmak suretiyle şey yapacağız. Köylerde umumiyetle gençlerin kahveleri ayrı olur,Köylerde umumiyetle gençlerin kahveleri ayrı olur, yaşlıların kahveleri ayrı olur.yaşlıların kahveleri ayrı olur. Gençler tabii kendi alemlerinde ayrı işleri yaparlar.Gençler tabii kendi alemlerinde ayrı işleri yaparlar. Fakat gençlerin kahvesine giderseniz bakarsınızFakat gençlerin kahvesine giderseniz bakarsınız tecrübeli tecrübeli güzel konuşmalar olur.tecrübeli tecrübeli güzel konuşmalar olur. Hakikaten tatlı olur. Ben severim şahsen. Hakikaten tatlı olur. Ben severim şahsen. Alimlere soru sormak da güzeldir.

Alimlere soru sormak da güzeldir.
Alimlerle tanışmalı, bilinçmeli, gitmeli, konuşmalı insan.Alimlerle tanışmalı, bilinçmeli, gitmeli, konuşmalı insan. Bizim ahbabımız, yakınımız olan kimseler hep böyleBizim ahbabımız, yakınımız olan kimseler hep böyle anlatırlar Ömer Nasuhi Hoca'ya gittim, şu meseleyi sordum,anlatırlar Ömer Nasuhi Hoca'ya gittim, şu meseleyi sordum, böyle cevap verdi falan diye, tatlı tatlı da hatıra oluyor yani. böyle cevap verdi falan diye, tatlı tatlı da hatıra oluyor yani. Allah o büyüklerimize rahmet eylesin.Allah o büyüklerimize rahmet eylesin. Ve bir de hikmet sahibi insanlarla ittilâf edin,Ve bir de hikmet sahibi insanlarla ittilâf edin, onlarla ahbablık kurun, dost olun deniliyor.onlarla ahbablık kurun, dost olun deniliyor. O hikmet sahibi olmak da tabii yani düşünce sahibi, düşünür,

O hikmet sahibi olmak da tabii yani düşünce sahibi, düşünür,
mütefekkir, efendim yaptığı işi düşüne taşına yapan olgun kimseler demek. mütefekkir, efendim yaptığı işi düşüne taşına yapan olgun kimseler demek. Öyle kimselerle arkadaşlık etmemiz gerekiyor.Öyle kimselerle arkadaşlık etmemiz gerekiyor. Allah bu hadis-i şerifler ve diğer hadis-i şeriflerdeki Allah bu hadis-i şerifler ve diğer hadis-i şeriflerdeki güzel nasihatlere uygun olarak yaşamayı dinimizi derinden derine,güzel nasihatlere uygun olarak yaşamayı dinimizi derinden derine, duya duya hissede hissede duya duya hissede hissede içimize sindire sindire tatbik etmeyi içimize sindire sindire tatbik etmeyi ve gerçekten de Peygamber Efendimiz'in bize öğrettiği bu güzel edepleri ve gerçekten de Peygamber Efendimiz'in bize öğrettiği bu güzel edepleri benimsemek suretiyle edepli, arif, kamil, zarif,benimsemek suretiyle edepli, arif, kamil, zarif, olgun sevimli, sempatik, düşünceli, hakim,olgun sevimli, sempatik, düşünceli, hakim, hikmet sahibi, alim, fazil kimseler olmamızıhikmet sahibi, alim, fazil kimseler olmamızı cümlemize nasip ve müyesser eylesin. cümlemize nasip ve müyesser eylesin. Evlatlarımızı da böyle olgun, kamil, Evlatlarımızı da böyle olgun, kamil, hoş müslümanlar eylesin.hoş müslümanlar eylesin. Bize dünyanın ve ahiretin bildiğimiz,Bize dünyanın ve ahiretin bildiğimiz, bilmediğimiz her türlü hayırlarını nasip eyleyip bilmediğimiz her türlü hayırlarını nasip eyleyip dünyanın ve ahiretin bildiğimiz vedünyanın ve ahiretin bildiğimiz ve bilmediğimiz her türlü şerlerinden cümlemizi mahfuz eylesin.bilmediğimiz her türlü şerlerinden cümlemizi mahfuz eylesin. Bi-hürmeti esrârı sârati’l-Fâtiha.

Bi-hürmeti esrârı sârati’l-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2