16 Şa'bân 1445
26 Şubat 2024Güneş
İmsak 06:16
Güneş 07:40
Öğle 13:22
İkindi 16:24
Akşam 18:55
Yatsı 20:14
- veya -
Detaylı Ara
Detaylar
Allah’ın Sevdiği Haller
  • İZLE
  • OKU
  • KAYDET
  • LİNK AL

Konuşma Metni

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû! es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, her türlü ikrâm u ihsânı üzerinize olsun.Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi, her türlü ikrâm u ihsânı üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak hem dünyada hem âhirette cümlenizi sevindirsin, aziz ve bahtiyar eylesin. Cenâb-ı Hak hem dünyada hem âhirette cümlenizi sevindirsin, aziz ve bahtiyar eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den Enes radıyallahu anh'ın rivayet ettiğiPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den Enes radıyallahu anh'ın rivayet ettiği ve Hâkim rahmetullahi aleyh'in Müstedrek'ine kaydettiğine göre, Peygamber Efendimizve Hâkim rahmetullahi aleyh'in Müstedrek'ine kaydettiğine göre, Peygamber Efendimiz bu akşamki birinci hadîs-i şerîfin metninde şöyle buyuruyor: bu akşamki birinci hadîs-i şerîfin metninde şöyle buyuruyor:

İnna'llâhe azze ve celle rahîmun hayiyyün kerîmun yestahyî min abdihîİnna'llâhe azze ve celle rahîmun hayiyyün kerîmun yestahyî min abdihî en yerfea ileyhi yedeyhi sümme lâ yedau fîhimâ hayrâ. Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. en yerfea ileyhi yedeyhi sümme lâ yedau fîhimâ hayrâ.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Bu hadîs-i şerîf müjdeli, sevindirici mazmûnu olan,Bu hadîs-i şerîf müjdeli, sevindirici mazmûnu olan, bizi sevindirecek bir haberi bilgiyi ihtivâ eden bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; bizi sevindirecek bir haberi bilgiyi ihtivâ eden bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

İnna'llâhe. "Hiç şüphe yok ki Allah..." Azze ve celle. "Çok izzet sahibi olan, çok celâl sahibi olan,İnna'llâhe. "Hiç şüphe yok ki Allah..." Azze ve celle. "Çok izzet sahibi olan, çok celâl sahibi olan, sonsuz izzet ve celal sâhibi olan, aziz ve celil olan Allahu Teâlâ hazretleri..." sonsuz izzet ve celal sâhibi olan, aziz ve celil olan Allahu Teâlâ hazretleri..." Rahîmun. "Merhametlidir." Acıyan, merhamet edendir; rahmeti, merhameti çok olandır.Rahîmun. "Merhametlidir."

Acıyan, merhamet edendir; rahmeti, merhameti çok olandır.
O kadar çoktur ki merhametlilerin en merhametlisidir. O kadar çoktur ki merhametlilerin en merhametlisidir. Dünyadaki bütün merhametleri toplasak, rahmetinin %1'i kadardır.Dünyadaki bütün merhametleri toplasak, rahmetinin %1'i kadardır. %99'u âhirette saklanmıştır. Kullarını sever, kullarına acır, merhamet eder. %99'u âhirette saklanmıştır. Kullarını sever, kullarına acır, merhamet eder.

Hayiyyün. "Hayâ sahibidir." "Cenâb-ı Hak hayâ eder, utanır." mânasına oluyor. Hayiyyün. "Hayâ sahibidir."

"Cenâb-ı Hak hayâ eder, utanır." mânasına oluyor.

Kerîmun. "Kerem sahibidir." Kerîmun. "Kerem sahibidir."

Cömerttir, güzel bağışlarda, davranışlarda bulunucudur. Hatta Ekremü'l-ekremîn'dir... Cömerttir, güzel bağışlarda, davranışlarda bulunucudur. Hatta Ekremü'l-ekremîn'dir...

Yestahyî min abdihî. "Kulundan istihyâ eder, hayâ eder, utanır." Yestahyî min abdihî. "Kulundan istihyâ eder, hayâ eder, utanır."

Sübhanallah! Efendimiz böyle buyuruyor: "Allahu Teâlâ hazretleri kulundan utanır." Sübhanallah! Efendimiz böyle buyuruyor: "Allahu Teâlâ hazretleri kulundan utanır."

En yerfea ileyhi yedeyhi. "O kulu Rabbine, Allah'a iki elini kaldırmış, ellerini açmış dua ediyor da..."En yerfea ileyhi yedeyhi. "O kulu Rabbine, Allah'a iki elini kaldırmış, ellerini açmış dua ediyor da..." Sümme lâ yedau fîhimâ hayrâ.Sümme lâ yedau fîhimâ hayrâ. "Allah da o dua eden kulunun açmış olduğu avuçlarına hiçbir hayır koymuyor." "Allah da o dua eden kulunun açmış olduğu avuçlarına hiçbir hayır koymuyor."

Allah böyle yapmaktan utanır. Dua için açılmış olan -kulunun- iki elini,Allah böyle yapmaktan utanır.

Dua için açılmış olan -kulunun- iki elini,
içine hiçbir hayır koymadan boş çevirmez, boş çevirmeye hayâ eder. içine hiçbir hayır koymadan boş çevirmez, boş çevirmeye hayâ eder. Allahu Teâlâ hazretleri kereminden, lütfundan, merhametinden dolayı kulu boş çevirmez;Allahu Teâlâ hazretleri kereminden, lütfundan, merhametinden dolayı kulu boş çevirmez; elini boş döndürmez, avucunu boş bırakmaz. Mutlaka dua edene lütfeder, bir şeyler ihsan eder. elini boş döndürmez, avucunu boş bırakmaz. Mutlaka dua edene lütfeder, bir şeyler ihsan eder.

Nasıl bir şeyler ihsan eder? Ya istediğini ihsan eder... Bugün bir eve misafir gittik.Nasıl bir şeyler ihsan eder?

Ya istediğini ihsan eder...

Bugün bir eve misafir gittik.
Kadıncağız temiz kalpli, saf bir kimse. Bir geniş ev istiyormuş. Küçük eski bir evde oturuyorlarmış. Kadıncağız temiz kalpli, saf bir kimse. Bir geniş ev istiyormuş. Küçük eski bir evde oturuyorlarmış. Mahallede yeni bir inşaat başlamış. Onun önünden geçerken; Mahallede yeni bir inşaat başlamış. Onun önünden geçerken;

"İşte ben böyle bir ev istiyorum!" [demiş.] "İşte ben böyle bir ev istiyorum!" [demiş.]

"İstiyorsun ama bu çok para, büyük bir ev bu, bunu biz nasıl alırız?" filan derken,"İstiyorsun ama bu çok para, büyük bir ev bu, bunu biz nasıl alırız?" filan derken, Allahu Teâlâ hazretleri evin sahiplerini -İtalyanmış, karı ile koca arasında geçimsizlik olmuş.-Allahu Teâlâ hazretleri evin sahiplerini -İtalyanmış, karı ile koca arasında geçimsizlik olmuş.- evi satma kararına getirttirmiş, evi satmaya girişmişler.evi satma kararına getirttirmiş, evi satmaya girişmişler. Bunlar da "Bizim o kadar paramız yok" demişler ama, nasıl olduysa yine de "şu kadar" diyeBunlar da "Bizim o kadar paramız yok" demişler ama, nasıl olduysa yine de "şu kadar" diye istenen paradan çok az bir para teklif etmişler. Ev sahiplerine haber gitmiş. istenen paradan çok az bir para teklif etmişler. Ev sahiplerine haber gitmiş. "Aman vazgeçmesinler, ben hemen veriyorum!" demiş, ev sahibi hemen vermiş."Aman vazgeçmesinler, ben hemen veriyorum!" demiş, ev sahibi hemen vermiş. Böylece ummadıkları eve nâil olmuşlar. Böylece ummadıkları eve nâil olmuşlar.

Allahu Teâlâ hazretleri kulun istediğini bazen böyle aynen veriyor. "Şu evi istiyorum!"; o evi veriyor.Allahu Teâlâ hazretleri kulun istediğini bazen böyle aynen veriyor. "Şu evi istiyorum!"; o evi veriyor. Bazen daha hayırlısını verir, istediğinden âlâsını verir. Bazen daha hayırlısını verir, istediğinden âlâsını verir. Bazen de en güzel mükâfat olarak âhirette ona çok büyük sevaplar verir. Bazen de en güzel mükâfat olarak âhirette ona çok büyük sevaplar verir. Ama elini boş döndürmez, eline mutlaka bir şeyler koyar, avucu boş dönmez. Ama elini boş döndürmez, eline mutlaka bir şeyler koyar, avucu boş dönmez.

Çünkü Peygamber Efendimiz, Cenâb-ı Hakk'ın burada üç sıfatını söylüyor.Çünkü Peygamber Efendimiz, Cenâb-ı Hakk'ın burada üç sıfatını söylüyor. Aziz ve celil olduğunu sıfat olarak ayrıca söylüyor da; "Aziz ve celil olan Allahu Teâlâ hazretleriAziz ve celil olduğunu sıfat olarak ayrıca söylüyor da; "Aziz ve celil olan Allahu Teâlâ hazretleri hiç şüphe yok ki Rahîm'dir, Hayiy'dir, Kerîm'dir." diyor. Yani üç sıfatını beyan ediyor. hiç şüphe yok ki Rahîm'dir, Hayiy'dir, Kerîm'dir." diyor. Yani üç sıfatını beyan ediyor.

Birisi; Cenâb-ı Hakk'ın kullarına şefkatli, merhametli olması. Birisi; Cenâb-ı Hakk'ın kullarına şefkatli, merhametli olması.

İkincisi; Cenâb-ı Hakk'ın utanması, hayâ etmesi. İkincisi; Cenâb-ı Hakk'ın utanması, hayâ etmesi.

Üçüncüsü de; cömertlik, kerem sahibi olması.Üçüncüsü de; cömertlik, kerem sahibi olması. Allahu Teâlâ hazretleri kulu istediği halde onu vermemekten utanıyor. Allahu Teâlâ hazretleri kulu istediği halde onu vermemekten utanıyor.

Cenâb-ı Hak âlemlerin Rabbi'dir, her şey O'nundur, biz de O'nun kullarıyız.Cenâb-ı Hak âlemlerin Rabbi'dir, her şey O'nundur, biz de O'nun kullarıyız. Bütün bu sıfatlar bize Cenâb-ı Hakk'ın lütfunu, keremini anlatmak için kullanılmış sıfatlardır.Bütün bu sıfatlar bize Cenâb-ı Hakk'ın lütfunu, keremini anlatmak için kullanılmış sıfatlardır. Cenâb-ı Hakk'ın zât-ı şerîfini ve esmâ-i hüsnâsınıCenâb-ı Hakk'ın zât-ı şerîfini ve esmâ-i hüsnâsını ve onların hakikatini anlamak beşer için imkânsızdır. Çünkü; Leyse ke-mislihî şey'ün.ve onların hakikatini anlamak beşer için imkânsızdır. Çünkü;

Leyse ke-mislihî şey'ün.
Allahu Teâlâ hazretleri gibi, insanların tanıdığı, etrafındaki, çevresindekiAllahu Teâlâ hazretleri gibi, insanların tanıdığı, etrafındaki, çevresindeki varlıklardan hiçbir şey yoktur ki 'şuna benziyor' denilsin.varlıklardan hiçbir şey yoktur ki 'şuna benziyor' denilsin. Her sıfatı rubûbiyyetinin şânına uygun şekilde eşsizdir, emsalsizdir, yegânedir, tektir;Her sıfatı rubûbiyyetinin şânına uygun şekilde eşsizdir, emsalsizdir, yegânedir, tektir; bizim bildiğimiz sıfatlardan çok daha yüce, çok daha farklı, bizim idrakimizin çok çok daha üstündedir. bizim bildiğimiz sıfatlardan çok daha yüce, çok daha farklı, bizim idrakimizin çok çok daha üstündedir.

Ama Peygamber Efendimiz'in bu güzel anlatımından biliyoruz ki Rabbimiz kullarına merhamet ediyor. Ama Peygamber Efendimiz'in bu güzel anlatımından biliyoruz ki Rabbimiz kullarına merhamet ediyor.

Hatta bir defasında esirlerden bir kadın öbür kafilede kalmış olan çocuğunun yanına koştu gitti,Hatta bir defasında esirlerden bir kadın öbür kafilede kalmış olan çocuğunun yanına koştu gitti, hemen onu yakaladı, bağrına bastı. Bunlar harpte esir alınmış ganimet, esirler. hemen onu yakaladı, bağrına bastı. Bunlar harpte esir alınmış ganimet, esirler. Peygamber Efendimiz de sahabeyle beraber, o kadının bu kafileden koşup öbür kafileye gidipPeygamber Efendimiz de sahabeyle beraber, o kadının bu kafileden koşup öbür kafileye gidip oradaki çocuğunu bulup bağrına basıp kucaklamasını seyretti. Sonra ashâbına sordu: oradaki çocuğunu bulup bağrına basıp kucaklamasını seyretti. Sonra ashâbına sordu:

"Ey ashâbım, ne dersiniz? Bu şefkatli anne, şu çocuğunu bağrına sımsıkı basan kadıncağız"Ey ashâbım, ne dersiniz? Bu şefkatli anne, şu çocuğunu bağrına sımsıkı basan kadıncağız bu çocuğunu kendi elleriyle ateşe atar mı?" "Atmaz yâ Resûlallah!bu çocuğunu kendi elleriyle ateşe atar mı?"

"Atmaz yâ Resûlallah!
Bak ne kadar anne şefakati cûşa geldi; nasıl çocuğunu kucakladı, nasıl bağrına basıyor...Bak ne kadar anne şefakati cûşa geldi; nasıl çocuğunu kucakladı, nasıl bağrına basıyor... Ne kadar sevgi, ne kadar candan bir şefkat...Ne kadar sevgi, ne kadar candan bir şefkat... Yapmaz, çocuğunu bu ateşe atmaz, kesinlikle atmaz!" dediler. Yapmaz, çocuğunu bu ateşe atmaz, kesinlikle atmaz!" dediler.

"İşte Allahu Teâlâ hazretleri, bu kadıncağızın bu evlâdına olan sevgisinden, şefkatinden,"İşte Allahu Teâlâ hazretleri, bu kadıncağızın bu evlâdına olan sevgisinden, şefkatinden, muhabbetinden kat kat daha fazla, çok çok daha fazla kullarına şefkatlidir, merhametlidir." muhabbetinden kat kat daha fazla, çok çok daha fazla kullarına şefkatlidir, merhametlidir."

Demek ki Allahu Teâlâ hazretleri kullarına lütfetmiş, rahmetmiş, peygamberler göndermiş,Demek ki Allahu Teâlâ hazretleri kullarına lütfetmiş, rahmetmiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiş, cennete girmelerine sebep olacak yolları, amelleri, işleri, faaliyetleri, halleri,kitaplar indirmiş, cennete girmelerine sebep olacak yolları, amelleri, işleri, faaliyetleri, halleri, huyları bir bir kullarına öğretmiş, cennete girsinler diye... Kur'ân-ı Kerîm'de de buyuruluyor ki; huyları bir bir kullarına öğretmiş, cennete girsinler diye...

Kur'ân-ı Kerîm'de de buyuruluyor ki;

Bismillâhirrahmânirrahîm. Vallâhu yed'û ilâ dâri's-selâm.Bismillâhirrahmânirrahîm.

Vallâhu yed'û ilâ dâri's-selâm.
"Dâru's-selâm olan, selâmet yurdu olan cennetine kullarını Allah davet ediyor, çağırıyor;"Dâru's-selâm olan, selâmet yurdu olan cennetine kullarını Allah davet ediyor, çağırıyor; 'Gelin kullarım, cennetime girin!' diye..." Girmeyen niye girmiyor? 'Gelin kullarım, cennetime girin!' diye..."

Girmeyen niye girmiyor?

Kendi inatçılığından, kendi günahkârlığından, kendi isyanından,Kendi inatçılığından, kendi günahkârlığından, kendi isyanından, kendisinin kusurundan, kabahatinden dolayı girmiyor. kendisinin kusurundan, kabahatinden dolayı girmiyor.

Demek ki el açtık mı, dua ettik mi mutlaka mükâfat var.Demek ki el açtık mı, dua ettik mi mutlaka mükâfat var. Allahu Teâlâ hazretleri açılan elleri boş çevirmiyor.Allahu Teâlâ hazretleri açılan elleri boş çevirmiyor. O halde dua edelim, çok duacı olalım, ağzı dualı kul olalım.O halde dua edelim, çok duacı olalım, ağzı dualı kul olalım. Çünkü dua da ibadettir; zikir gibidir, tefekkür gibidir, nasıl onlar ibadetse dua etmek de ibadettir.Çünkü dua da ibadettir; zikir gibidir, tefekkür gibidir, nasıl onlar ibadetse dua etmek de ibadettir. O bakımdan, her vesile ile aklımıza, gönlümüze doğan mânaları düşünerek çevremize,O bakımdan, her vesile ile aklımıza, gönlümüze doğan mânaları düşünerek çevremize, kendimize, dünyamıza, âhiretimize, dostlarımıza dua edelim. Bol bol dualar edelim.kendimize, dünyamıza, âhiretimize, dostlarımıza dua edelim. Bol bol dualar edelim. Ümmet-i Muhammed'e dua edelim. Cenâb-ı Hakk'tan hep hayırları isteyelim çünkü eller boş dönmüyor. Ümmet-i Muhammed'e dua edelim. Cenâb-ı Hakk'tan hep hayırları isteyelim çünkü eller boş dönmüyor.

İşte Peygamber Efendimiz'in böyle bir müjdesi, bugünkü hadîs-i şerîflerin ilki. İşte Peygamber Efendimiz'in böyle bir müjdesi, bugünkü hadîs-i şerîflerin ilki.

Bugün okuyacağım hadîs-i şerîflerin ikincisi: Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz; Bugün okuyacağım hadîs-i şerîflerin ikincisi:

Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz;

İnna'llâhe teâlâ cemîlün yuhibbü'l-cemâl ve yuhibbu izâ en'ame alâ abdihî ni'metenİnna'llâhe teâlâ cemîlün yuhibbü'l-cemâl ve yuhibbu izâ en'ame alâ abdihî ni'meten en yerâ eserehâ aleyhi ve yubğidü'l-bü'se ve't-tebâüse.en yerâ eserehâ aleyhi ve yubğidü'l-bü'se ve't-tebâüse. Velâkinne'l-kibre en tesfehe'l-hakka ve tubğida'l-halka. Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. Velâkinne'l-kibre en tesfehe'l-hakka ve tubğida'l-halka.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Bu ikinci hadîs-i şerîfte,Bu ikinci hadîs-i şerîfte, Peygamber Efendimiz Allahu Teâlâ hazretlerinin cemâl sâhibi olduğunu beyan buyuruyor: Peygamber Efendimiz Allahu Teâlâ hazretlerinin cemâl sâhibi olduğunu beyan buyuruyor:

İnna'llâhe teâlâ. "Hiç şüphe yok ki, muhakkak ki Allahu Teâlâ hazretleri..."İnna'llâhe teâlâ. "Hiç şüphe yok ki, muhakkak ki Allahu Teâlâ hazretleri..." Cemîlün. "Güzeldir, cemâl sahibidir..." Hem de sonsuz güzelliklerin sahibidir... Cemîlün. "Güzeldir, cemâl sahibidir..."

Hem de sonsuz güzelliklerin sahibidir...

Yuhibbü'l-cemâl. "Güzelliği de sever." Yuhibbü'l-cemâl. "Güzelliği de sever."

Allahu Teâlâ hazretleri her şeyin güzel olmasını, güzel olanını, güzel yapılanını sever. Allahu Teâlâ hazretleri her şeyin güzel olmasını, güzel olanını, güzel yapılanını sever.

O halde biz de nasıl olmalıyız? Güzelliği işleyen, güzelliği edinen, güzelliğe sahip olan,O halde biz de nasıl olmalıyız?

Güzelliği işleyen, güzelliği edinen, güzelliğe sahip olan,
güzelliği yapan, güzel davranan müslümanlar olmalıyız. Her işimizde güzellik olmalı. güzelliği yapan, güzel davranan müslümanlar olmalıyız. Her işimizde güzellik olmalı. İşimizin evsâfının başında ihlâslı olmak, samimi olmak varsaİşimizin evsâfının başında ihlâslı olmak, samimi olmak varsa bir vasfı, sıfatı da işimizin güzel olması, güzel yapılması... bir vasfı, sıfatı da işimizin güzel olması, güzel yapılması... Sözümüzün güzel olması, amelimizin güzel olması, düşüncemizin güzel olması, huyumuzun güzel olması,Sözümüzün güzel olması, amelimizin güzel olması, düşüncemizin güzel olması, huyumuzun güzel olması, çehremizin mütebbessim olması, güzel olması, giyimimizin kuşamımızın, her şeyimizin güzel olması...çehremizin mütebbessim olması, güzel olması, giyimimizin kuşamımızın, her şeyimizin güzel olması... Çünkü Allah güzelliği sever. Ve yuhibbu. "Ve yine Allahu Teâlâ hazretleri sever ki..." Çünkü Allah güzelliği sever.

Ve yuhibbu. "Ve yine Allahu Teâlâ hazretleri sever ki..."
İzâ en'ame alâ abdihî ni'meten. "Kuluna bir nimet ikram ettiği zaman..."İzâ en'ame alâ abdihî ni'meten. "Kuluna bir nimet ikram ettiği zaman..." En yerâ eserehâ aleyhi. "Bu nimetinin o kulu üzerinde tezâhür etmesini sever." En yerâ eserehâ aleyhi. "Bu nimetinin o kulu üzerinde tezâhür etmesini sever."

Tesirinin, izinin, emâresinin, belirtisinin kulu üzerinde görünmesini sever.Tesirinin, izinin, emâresinin, belirtisinin kulu üzerinde görünmesini sever. Zenginlik vermişse kulda zenginlik olduğunun görülmesini sever. Zenginlik vermişse kulda zenginlik olduğunun görülmesini sever.

Ve yubğidü'l-bü'se ve't-tebâüse.Ve yubğidü'l-bü'se ve't-tebâüse. "Fakirliğini arz etmeyi, fakir değilken pejmürde, fakir görünüşlü olmayı sevmez." "Fakirliğini arz etmeyi, fakir değilken pejmürde, fakir görünüşlü olmayı sevmez."

Demek ki hey'et, görünüm itibariyle derli toplu olmayı sever. Çünkü güzeldir, güzelliği seviyorDemek ki hey'et, görünüm itibariyle derli toplu olmayı sever. Çünkü güzeldir, güzelliği seviyor ve verdiği nimetlerin de tezâhür etmesini, kulları üzerinde görülmesini istiyor. ve verdiği nimetlerin de tezâhür etmesini, kulları üzerinde görülmesini istiyor.

"Kulum, ben sana şu nimetleri vermiştim, niye görülmüyor ortada?"Kulum, ben sana şu nimetleri vermiştim, niye görülmüyor ortada? Ortalıkta niye görülmüyor, niye saklıyorsun, niye gizliyorsun?Ortalıkta niye görülmüyor, niye saklıyorsun, niye gizliyorsun? Niye o nimetlere sahip olduğun halde sanki o nimetler yokmuş gibi,Niye o nimetlere sahip olduğun halde sanki o nimetler yokmuş gibi, mahrummuşsun gibi halka öyle görünüyorsun?" diye, onu sevmez, ona buğz eder. mahrummuşsun gibi halka öyle görünüyorsun?" diye, onu sevmez, ona buğz eder.

Nimetinin eseri kulun üzerinde görülmeli. Nimetinin eseri kulun üzerinde görülmeli.

Demek ki güzel giyinmek, güzel hey'etle, güzel bir görünümle gezinmek, görünümünü düzeltmeye çalışmak;Demek ki güzel giyinmek, güzel hey'etle, güzel bir görünümle gezinmek, görünümünü düzeltmeye çalışmak; sakalını taramak, saçını taramak, elbisesini düzgün giymek; çamursuz, temiz olması,sakalını taramak, saçını taramak, elbisesini düzgün giymek; çamursuz, temiz olması, görünümün hoş olması vesaire... Bunların hepsini Allah sever, güzelliği sever.görünümün hoş olması vesaire... Bunların hepsini Allah sever, güzelliği sever. Öyle pejmürde görünüşlülüğü, fakirmiş gibi, hiçbir şeyi yokmuş gibi perişan görüntülü olmayı sevmez.Öyle pejmürde görünüşlülüğü, fakirmiş gibi, hiçbir şeyi yokmuş gibi perişan görüntülü olmayı sevmez. "Ya sen böyle değilsin ki, nedir bu perişan görünüş?" diye sevmez. "Ya sen böyle değilsin ki, nedir bu perişan görünüş?" diye sevmez.

Bunlar, yani giydiğinin güzel olması kibir değildir. Velâkinne'l-kibre. "Velâkin asıl kibir..." Bunlar, yani giydiğinin güzel olması kibir değildir.

Velâkinne'l-kibre. "Velâkin asıl kibir..."

Nedir? En tesfehe'l-hakka. "Hakkı bilmezlikten, anlamazlıktan gelmektir;Nedir?

En tesfehe'l-hakka. "Hakkı bilmezlikten, anlamazlıktan gelmektir;
hakkı idrak etmez görünmektir, hakkı teslim etmemektir..." hakkı idrak etmez görünmektir, hakkı teslim etmemektir..."

Kibirli adam; söylüyorsun söylüyorsun, bir türlü hakikati kabul etmiyor, diretiyor, burnu havada...Kibirli adam; söylüyorsun söylüyorsun, bir türlü hakikati kabul etmiyor, diretiyor, burnu havada... İşte o kibirdir. Başka? Ve tübğida'l-halka. "Halka da kızmaktır." İşte o kibirdir.

Başka?

Ve tübğida'l-halka. "Halka da kızmaktır."

Halkı beğenmiyor, sevmiyor, kızıyor, tepeden bakıyor.Halkı beğenmiyor, sevmiyor, kızıyor, tepeden bakıyor. Hak söz de söylendiği zaman anlamıyor, bir türlü kabul etmiyor. Hak söz de söylendiği zaman anlamıyor, bir türlü kabul etmiyor. Cahillikten geliyor, bilmezlikten geliyor, aldırmıyor. İşte kibir budur. Cahillikten geliyor, bilmezlikten geliyor, aldırmıyor. İşte kibir budur.

Bu hadîs-i şerîfin Allahu âlem sebeb-i vürûdu, yani Efendimiz'in mübarekBu hadîs-i şerîfin Allahu âlem sebeb-i vürûdu, yani Efendimiz'in mübarek fem-i saâdetinden sâdır olmasının, vârid olmasının, söylenmesinin sebebi: fem-i saâdetinden sâdır olmasının, vârid olmasının, söylenmesinin sebebi:

Bir keresinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; Bir keresinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

"Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete girmeyecek." "Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete girmeyecek."

Allah kibirliyi, mütekebbiri, büyükleneni, ululananı, koca burunlu olanı sevmiyor. Allah kibirliyi, mütekebbiri, büyükleneni, ululananı, koca burunlu olanı sevmiyor.

"Zerre kadar böyle bir şey varsa o cennete girmeyecek!" buyurunca"Zerre kadar böyle bir şey varsa o cennete girmeyecek!" buyurunca sahâbe-i kirâm çok telaşlandılar..sahâbe-i kirâm çok telaşlandılar.. Bir zât-ı muhterem, rıdvânullâhi aleyhim ecmaîn, Peygamber Efendimiz'e sormuş: Bir zât-ı muhterem, rıdvânullâhi aleyhim ecmaîn, Peygamber Efendimiz'e sormuş:

"Yâ Resûlallah! İnsan olarak, beşer olarak temiz giyinmeyi, güzel giyinmeyi,"Yâ Resûlallah! İnsan olarak, beşer olarak temiz giyinmeyi, güzel giyinmeyi, güzel şeyler yemeyi seviyoruz; bu da kibir midir?" güzel şeyler yemeyi seviyoruz; bu da kibir midir?"

Öyleyse giyinmeyecekler, perişan gezecekler. Telaşından; "Bu da kibir midir?" diye sordu. Öyleyse giyinmeyecekler, perişan gezecekler. Telaşından;

"Bu da kibir midir?" diye sordu.

O zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle buyurdu: O zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle buyurdu:

"Hayır! Allah güzeldir, güzelliği sever. Temiz giyinin, o kibir değildir." "Hayır! Allah güzeldir, güzelliği sever. Temiz giyinin, o kibir değildir."

Allah bir nimet verdiyse size, zenginlik verdiyse, varlık verdiyse;Allah bir nimet verdiyse size, zenginlik verdiyse, varlık verdiyse; tabii o varlığınız giyiminizden, kuşamınızdan, davranışınızdan belli olacak. tabii o varlığınız giyiminizden, kuşamınızdan, davranışınızdan belli olacak. Size verilen varlıkları belli etmeyecek, tebdîl-i kıyafet gibi perişan kılıklı olmayacaksınız.Size verilen varlıkları belli etmeyecek, tebdîl-i kıyafet gibi perişan kılıklı olmayacaksınız. Bu kibir değildir. Fakirmiş gibi görünmeyi Allah sevmez. Bu kibir değildir. Fakirmiş gibi görünmeyi Allah sevmez. Taklit etmeyi veyahut kendi zenginliğini, varlığını saklamayı sevmez. Taklit etmeyi veyahut kendi zenginliğini, varlığını saklamayı sevmez.

"Asıl kibir, hakkı kabul etmemektir." Hak söyleniyor söyleniyor, kabul etmiyor; kibir budur. "Asıl kibir, hakkı kabul etmemektir."

Hak söyleniyor söyleniyor, kabul etmiyor; kibir budur.

"Bir de halka kızmaktır, sevmemektir, buğz etmektir, tepeden bakmaktır." buyuruyor. "Bir de halka kızmaktır, sevmemektir, buğz etmektir, tepeden bakmaktır." buyuruyor.

Tabii bu hadîs-i şerîften alacağımız çok dersler var.Tabii bu hadîs-i şerîften alacağımız çok dersler var. Hak söz söylendiği zaman, kimden söylenirse söylensin hakkı kabul edeceğiz. "Düşman..." Hak söz söylendiği zaman, kimden söylenirse söylensin hakkı kabul edeceğiz.

"Düşman..."

Düşman söyledi ama doğruyu söyledi. "Tamam, sen haklısın!" diyeceğiz.Düşman söyledi ama doğruyu söyledi. "Tamam, sen haklısın!" diyeceğiz. Böyle yaparsak düşmanlıklar bile erir. "Bu adam insaflı bir kimse" derler, "güzel huylu" derler,Böyle yaparsak düşmanlıklar bile erir. "Bu adam insaflı bir kimse" derler, "güzel huylu" derler, "Bak, hak söylenince kabul ediyor." derler. İnsanın düşmanı bile sevmeye başlar. "Bak, hak söylenince kabul ediyor." derler. İnsanın düşmanı bile sevmeye başlar.

Hakkı kabul edeceğiz, bir. Bir de halka kızmayacağız, halkı hoş göreceğiz, tepeden bakmayacağız.Hakkı kabul edeceğiz, bir.

Bir de halka kızmayacağız, halkı hoş göreceğiz, tepeden bakmayacağız.
Fakirse Allah zenginlik vermemiş. Çirkinse Allah güzel yaratmamış. Hepsi Cenâb-ı Hakk'ın vergisi. Fakirse Allah zenginlik vermemiş. Çirkinse Allah güzel yaratmamış. Hepsi Cenâb-ı Hakk'ın vergisi. Sana vermiş, ona vermemiş. Sen şükret de ona kızma.Sana vermiş, ona vermemiş. Sen şükret de ona kızma. Sen zenginsin, sen güzelsin diye zengin olmayana, senin gibi alımlı endamlı olmayana kızma.Sen zenginsin, sen güzelsin diye zengin olmayana, senin gibi alımlı endamlı olmayana kızma. Yani garibanları hor görme, onlara tepeden bakma. Bu durumda olacağız, mütevâzı olacağız.Yani garibanları hor görme, onlara tepeden bakma.

Bu durumda olacağız, mütevâzı olacağız.
Hepsini verenin Allah olduğunu bileceğiz. İsterse alabileceğini de bileceğiz.Hepsini verenin Allah olduğunu bileceğiz. İsterse alabileceğini de bileceğiz. Çünkü bakarsın, arslan gibiyken felç olur, eli ayağı tutmaz olabilir.Çünkü bakarsın, arslan gibiyken felç olur, eli ayağı tutmaz olabilir. Güzelken bir hastalık gelir, yüzü gözü gider. Ne derler? Güzelken bir hastalık gelir, yüzü gözü gider.

Ne derler?

"Bir konağa, zenginliğe güvenme; bir kıvılcım zenginliği giderir."Bir konağa, zenginliğe güvenme; bir kıvılcım zenginliği giderir. Güzelliğinle mağrur olma; bir sivilce güzelliği giderir." derler. Güzelliğinle mağrur olma; bir sivilce güzelliği giderir." derler.

Bir sivilce çıkar, bir çıban olur, bir yara olur; herkes iğrenir, insanın yanından kaçar. Bir sivilce çıkar, bir çıban olur, bir yara olur; herkes iğrenir, insanın yanından kaçar.

Hepsinin Allah'tan geldiğini bilip şükredeceğiz. Bir de birisini senden aşağı durumda olduğunu görünce; Hepsinin Allah'tan geldiğini bilip şükredeceğiz. Bir de birisini senden aşağı durumda olduğunu görünce;

"Yâ Rabbi! Bu kuluna böyle durumlar nasip olmuş, elhamdülillah bende ne nimetler var."Yâ Rabbi! Bu kuluna böyle durumlar nasip olmuş, elhamdülillah bende ne nimetler var. Sana hamdolsun, çok şükür yâ Rabbi!" diyeceğiz. Sana hamdolsun, çok şükür yâ Rabbi!" diyeceğiz.

Hasta, sakat veya kötü görünüşlü bir kimse gördüğümüz zaman da diyeceğiz ki; Hasta, sakat veya kötü görünüşlü bir kimse gördüğümüz zaman da diyeceğiz ki;

el-Hamdü lillâhi'llezî âfâni mimme'btelâke bihî. el-Hamdü lillâhi'llezî âfâni mimme'btelâke bihî.

"Seni mübtelâ ettiği şu kötü duruma beni düşürmeyen Allah'a hamd ü senâ olsun!" diyeceğiz. "Seni mübtelâ ettiği şu kötü duruma beni düşürmeyen Allah'a hamd ü senâ olsun!" diyeceğiz.

Kendi üzerimizdeki nimetleri anlayıp, düşünüp, idrak edip hamd ü senâ edeceğiz. Kendi üzerimizdeki nimetleri anlayıp, düşünüp, idrak edip hamd ü senâ edeceğiz.

Ondan sonra da hepimizde bir güzellik duygusu olacak.Ondan sonra da hepimizde bir güzellik duygusu olacak. Her konuda her işimizi güzel yapmaya gayret edeceğiz çünkü; Her konuda her işimizi güzel yapmaya gayret edeceğiz çünkü;

İnna'llâhe teâlâ cemîlün yuhibbü'l-cemâl. "Allah güzeldir, güzelliği sever." İnna'llâhe teâlâ cemîlün yuhibbü'l-cemâl. "Allah güzeldir, güzelliği sever."

Bu çok güzel bir şey... Her şeyimiz güzel olunca Allah'ın sevgisini de kazanacağız. Bu çok güzel bir şey... Her şeyimiz güzel olunca Allah'ın sevgisini de kazanacağız.

Onun için, güzelliğimize dikkat edelim.Onun için, güzelliğimize dikkat edelim. Sözümüzün güzel olmasına, huyumuzun güzel olmasına, dindarlığımızın güzel olmasına,Sözümüzün güzel olmasına, huyumuzun güzel olmasına, dindarlığımızın güzel olmasına, imanımızın güzel olmasına, ihlâsımızın güzel olmasına, ibadetlerimizin güzel olmasına; imanımızın güzel olmasına, ihlâsımızın güzel olmasına, ibadetlerimizin güzel olmasına; elbisemizin temiz güzel olmasına, saçımızın sakalımızın güzel olmasına, dişimizin fırçalanmış,elbisemizin temiz güzel olmasına, saçımızın sakalımızın güzel olmasına, dişimizin fırçalanmış, misvaklanmış, güzel olmasına, tırnaklarımızın kesilmiş, güzel olmasına;misvaklanmış, güzel olmasına, tırnaklarımızın kesilmiş, güzel olmasına; güzelliği sağlayacak her şeye dikkat edeceğiz. İnsan kulübede oturabilir. güzelliği sağlayacak her şeye dikkat edeceğiz.

İnsan kulübede oturabilir.
Ama eline bir teneke ucuz kireç alır, sulandırır, bir fırçayla duvarlara sürer; Ama eline bir teneke ucuz kireç alır, sulandırır, bir fırçayla duvarlara sürer; kulübe pırıl pırıl bembeyaz olur veya renk katar, renkli olur; şirin olur, tatlı olur.kulübe pırıl pırıl bembeyaz olur veya renk katar, renkli olur; şirin olur, tatlı olur. Toprak ama tatlı olur. Ahşap ama güzel olur, bir güzel boya vurursanız...Toprak ama tatlı olur. Ahşap ama güzel olur, bir güzel boya vurursanız... Evin önünü toprak bile olsa silip süpürürseniz güzel olur. Çimenlendirirseniz daha güzel olur.Evin önünü toprak bile olsa silip süpürürseniz güzel olur. Çimenlendirirseniz daha güzel olur. Çiçeklendirirseniz daha güzel olur. Çiçeklerin güzellerini, kokulularını koyarsanız daha güzel olur.Çiçeklendirirseniz daha güzel olur. Çiçeklerin güzellerini, kokulularını koyarsanız daha güzel olur. Daha güzeli var, güzelin güzeli var... En güzeli yapmaya çalışmalı. Daha güzeli var, güzelin güzeli var...

En güzeli yapmaya çalışmalı.
Her şeyinde güzellik görülmeli. Mü'minin her şeyi güzel olmalı. Mü'min, güzelliğin timsâli olmalı. Her şeyinde güzellik görülmeli. Mü'minin her şeyi güzel olmalı. Mü'min, güzelliğin timsâli olmalı.

Gelelim bu akşamki üçüncü hadîs-i şerîfe... Gelelim bu akşamki üçüncü hadîs-i şerîfe...

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu hadîs-i şerîfte buyurmuş ki... hadîs-i şerîfte buyurmuş ki...

Âişe-i Sıddîka validemizden Deylemî Müsnedü'l-firdevs'inde rivayet etmiş.Âişe-i Sıddîka validemizden Deylemî Müsnedü'l-firdevs'inde rivayet etmiş. Hakîm-i Tirmizî de Nevâdir'inde rivayet eylemiş. Hakîm-i Tirmizî de Nevâdir'inde rivayet eylemiş.

İnna'llâhe azze ve celle emerenî bi-müdârâti'n-nâsi kemâ emerenî bi-ikâmeti'l-ferâidi. İnna'llâhe azze ve celle emerenî bi-müdârâti'n-nâsi kemâ emerenî bi-ikâmeti'l-ferâidi.

"Aziz ve celil olan, sonsuz derecede izzet ve sonsuz derecede celâl sahibi olan Allahu Teâlâ hazretleri"Aziz ve celil olan, sonsuz derecede izzet ve sonsuz derecede celâl sahibi olan Allahu Teâlâ hazretleri hiç şüphesiz bana emir buyurdu..." Emerenî. "Bana emretti ki, emir buyurdu ki..." hiç şüphesiz bana emir buyurdu..." Emerenî. "Bana emretti ki, emir buyurdu ki..." Bi-müdârâti'n-nâsi. "İnsanlara müdârât eyleyeyim..." Müdârât eylemek, ne demek? Bi-müdârâti'n-nâsi. "İnsanlara müdârât eyleyeyim..."

Müdârât eylemek, ne demek?

Dâra-yudârî-müdârâten. Sülâsisi dirâyet; derâ-yedrî-dirâyeten geliyor.Dâra-yudârî-müdârâten. Sülâsisi dirâyet; derâ-yedrî-dirâyeten geliyor. İf'al bâbından edrâ-yüdrî Kur'ân-ı Kerîm'de birçok yerde geçiyor. Mesela; İf'al bâbından edrâ-yüdrî Kur'ân-ı Kerîm'de birçok yerde geçiyor. Mesela;

Ve mâ edrâke mâ yevmü'd-dîn. Ve mâ edrâke mâ yevmü'd-dîn.

Derâ-yedrî-dirâyet; aklını kullanarak, tefekkürünü kullanarak, düşüne düşüne bir şeyi yapmak. Derâ-yedrî-dirâyet; aklını kullanarak, tefekkürünü kullanarak, düşüne düşüne bir şeyi yapmak.

Edrâ; "birisini düşündürmek, birisine bir şeyi anlatmak" mânasına. Edrâ; "birisini düşündürmek, birisine bir şeyi anlatmak" mânasına.

Müdârât da, "karşılıklı anlayışlı olmak" demek. Müdârât da, "karşılıklı anlayışlı olmak" demek.

İnsanlarla müdârât eylemek, insanlara müdâra eylemek ne demek? İnsanlarla müdârât eylemek, insanlara müdâra eylemek ne demek?

"Anlayışla karşılamak" demek. Hâlini anlamak... İnsan âcizdir."Anlayışla karşılamak" demek. Hâlini anlamak... İnsan âcizdir. "İhtiyarlık hâlidir, gençlik hâlidir, beşer hâlidir..." diye hallerini anlayışla karşılamak. "İhtiyarlık hâlidir, gençlik hâlidir, beşer hâlidir..." diye hallerini anlayışla karşılamak.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"İnsanları -aczleri, eksiklikleri olabileceğini düşünüp- anlayışla karşılamayı Allah bana emretti." "İnsanları -aczleri, eksiklikleri olabileceğini düşünüp- anlayışla karşılamayı Allah bana emretti."

Hemen kızmayacak, müsamahakâr olacak, affedici olacakHemen kızmayacak, müsamahakâr olacak, affedici olacak ve hemen her suçundan dolayı cezalandırmayacak. "Olur böyle şeyler..." diyecek. ve hemen her suçundan dolayı cezalandırmayacak. "Olur böyle şeyler..." diyecek. Gönül çekici tarzda, dirâyetle, basiretle, kiyâset ve siyasetle insanları idare edecek.Gönül çekici tarzda, dirâyetle, basiretle, kiyâset ve siyasetle insanları idare edecek. Çünkü eğer bir yönetici, bir idareci, bir başkan sert olursa, anlayışsız olursa,Çünkü eğer bir yönetici, bir idareci, bir başkan sert olursa, anlayışsız olursa, katı olursa etrafındaki insanlar birer ikişer kırılır, giderler. katı olursa etrafındaki insanlar birer ikişer kırılır, giderler.

Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber Efendimiz'e de nasıl buyuruluyor? Bismillâhirrahmânirrahim. Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber Efendimiz'e de nasıl buyuruluyor?

Bismillâhirrahmânirrahim.

Fe-bimâ rahmetin mina'llâhi linte lehüm. "Ey Resûlüm, bu söz dinlemezlik hadisesi karşısındaFe-bimâ rahmetin mina'llâhi linte lehüm. "Ey Resûlüm, bu söz dinlemezlik hadisesi karşısında ashâbına karşı sen Allah'ın bir lütfu eseri olarak yumuşak davrandın." Velev künte fazzan.ashâbına karşı sen Allah'ın bir lütfu eseri olarak yumuşak davrandın." Velev künte fazzan. "Katı sözlü, katı davranışlı, sert haşin tavırlı bir kimse olsaydın...""Katı sözlü, katı davranışlı, sert haşin tavırlı bir kimse olsaydın..." Ğalîze'l-kalbi. "Katı kalpli bir kimse olsaydın..." Le'n-faddû min havlike. Ğalîze'l-kalbi. "Katı kalpli bir kimse olsaydın..." Le'n-faddû min havlike. "Bu olaylardan, savaşın arkasındaki o gönül yıkıntılarından,"Bu olaylardan, savaşın arkasındaki o gönül yıkıntılarından, üzüntülerden dolayı etrafındakiler dağılıp giderlerdi." üzüntülerden dolayı etrafındakiler dağılıp giderlerdi."

Etrafındaki insanları dağıtmayacak, gönül yapacak, teşvik edecek,Etrafındaki insanları dağıtmayacak, gönül yapacak, teşvik edecek, mâneviyâtlarını yükseltecek gibi teşvikkâr, anlayışlı olmayı emretmişmâneviyâtlarını yükseltecek gibi teşvikkâr, anlayışlı olmayı emretmiş Allahu Teâlâ hazretleri Peygamber Efendimiz'e -Allahu âlem-.Allahu Teâlâ hazretleri Peygamber Efendimiz'e -Allahu âlem-. Mâna bu olmalı. "İnsanlara müdârât etmekle emrolundum." demesinin muradı, anlamı bu olmalı. Mâna bu olmalı. "İnsanlara müdârât etmekle emrolundum." demesinin muradı, anlamı bu olmalı.

Hakikaten de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz savaşlarda bile çok yumuşak davrandı.Hakikaten de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz savaşlarda bile çok yumuşak davrandı. Hayatı boyunca ömrü savaşla geçti.Hayatı boyunca ömrü savaşla geçti. Hikmet peygamberi, rahmet peygamberi ama aynı zamanda cihat peygamberi.Hikmet peygamberi, rahmet peygamberi ama aynı zamanda cihat peygamberi. Kâfirlerle, müşriklerle cihatları oldu; yahudilerle, hıristiyanlarla cihatları oldu.Kâfirlerle, müşriklerle cihatları oldu; yahudilerle, hıristiyanlarla cihatları oldu. Seriyyeler hazırladı, askerî birlikler gönderdi, çölün haşin kabilelerini yola getirdi;Seriyyeler hazırladı, askerî birlikler gönderdi, çölün haşin kabilelerini yola getirdi; nice nice savaşlar oldu. Bütün bu faaliyetlerinin içinde öldürülen insan sayısı 150 kişi! nice nice savaşlar oldu. Bütün bu faaliyetlerinin içinde öldürülen insan sayısı 150 kişi! Onlar da çok inat edenler, çok karşı gelenler,Onlar da çok inat edenler, çok karşı gelenler, Allah'ın kahrına gazabına uğramaya müstehak olmuş insanlar.Allah'ın kahrına gazabına uğramaya müstehak olmuş insanlar. Yoksa öyle kırıp geçirme gibi bir durum olmadı. Koca Mekke fethi hadisesi...Yoksa öyle kırıp geçirme gibi bir durum olmadı.

Koca Mekke fethi hadisesi...
Mekke fetholunuyor, müşriklerin merkezleri ele geçiriliyor,Mekke fetholunuyor, müşriklerin merkezleri ele geçiriliyor, yıllarca müslümanlara kan kusturmuş insanlar ele geçiriliyor... Efendimiz; yıllarca müslümanlara kan kusturmuş insanlar ele geçiriliyor... Efendimiz;

"Kâbe'ye sığınanlar emniyette olacak." buyurdu. "Kâbe'ye sığınanlar emniyette olacak." buyurdu.

Hatta Kureyş'in reisi durumunda olan Ebû Süfyan'a da bir pâye verdi; Hatta Kureyş'in reisi durumunda olan Ebû Süfyan'a da bir pâye verdi;

"Ebû Süfyan'ın evinde toplananlar affolunacak, emin olacak, öldürülmeyecek." dedi. "Ebû Süfyan'ın evinde toplananlar affolunacak, emin olacak, öldürülmeyecek." dedi.

Koca Mekke'nin fethi hadisesinde birkaç inatçı müşrik, ille savaşanlardan birkaç tanesi öldürüldü.Koca Mekke'nin fethi hadisesinde birkaç inatçı müşrik, ille savaşanlardan birkaç tanesi öldürüldü. Hatta müslümanların komutanlarından bazıları; Hatta müslümanların komutanlarından bazıları;

"Şimdi artık müşrikler elimize geçiyor; yıllarca bize yaptıkları zulümlerin,"Şimdi artık müşrikler elimize geçiyor; yıllarca bize yaptıkları zulümlerin, işkencelerin hesabını soracağız, onlara göstereceğiz!" gibi niyetlerle sözleri söyledi diye işkencelerin hesabını soracağız, onlara göstereceğiz!" gibi niyetlerle sözleri söyledi diye Efendimiz onları komutanlık görevinden gerilere aldı, kızgınlıkla hareket etmesinler diye... Efendimiz onları komutanlık görevinden gerilere aldı, kızgınlıkla hareket etmesinler diye...

Zaten Fetih sûresindeki âyet-i kerîmelerden, "Kimin ne olduğunu insanlar bilmeyebilir.Zaten Fetih sûresindeki âyet-i kerîmelerden, "Kimin ne olduğunu insanlar bilmeyebilir. Kalbi mü'min olanlara da zarar verilir." diye Cenâb-ı Hakk'ınKalbi mü'min olanlara da zarar verilir." diye Cenâb-ı Hakk'ın böyle bir çatışma durumunu emretmediğini, engellediğini anlıyoruz. böyle bir çatışma durumunu emretmediğini, engellediğini anlıyoruz.

Peygamber Efendimiz'in hayatı anlayışla, yumuşaklıkla, affedicilikle geçmiştir. Ama; Peygamber Efendimiz'in hayatı anlayışla, yumuşaklıkla, affedicilikle geçmiştir. Ama;

Kemâ emerenî ikâmeti'l-ferâidi.Kemâ emerenî ikâmeti'l-ferâidi. "Allah bana, Allah'ın farizalarını, emirlerini yerine getirmeyi emrettiği gibi..." "Allah bana, Allah'ın farizalarını, emirlerini yerine getirmeyi emrettiği gibi..."

"İnsanları müdârât ederek, basiretle, dirâyetle idare ederek,"İnsanları müdârât ederek, basiretle, dirâyetle idare ederek, hallerine göre onlara muamele ederek anlayışla karşılamayı da emretti." hallerine göre onlara muamele ederek anlayışla karşılamayı da emretti."

Bu hadîs-i şerîfteki ikinci cümleden de anlıyoruz ki; Bu hadîs-i şerîfteki ikinci cümleden de anlıyoruz ki;

Peygamber Efendimiz farzları da yapmakta hiç tereddüt göstermedi.Peygamber Efendimiz farzları da yapmakta hiç tereddüt göstermedi. Allah'ın emirlerinden bir emrin yapılmasında asla gevşeklik göstermedi. Emredilenleri harfiyyen yaptı. Allah'ın emirlerinden bir emrin yapılmasında asla gevşeklik göstermedi. Emredilenleri harfiyyen yaptı. Yasaklananlardan da kesinlikle, apaçık bir şekilde, kesin bir tarzda kaçındı ve kaçındırdı.Yasaklananlardan da kesinlikle, apaçık bir şekilde, kesin bir tarzda kaçındı ve kaçındırdı. Yasakları işleyene de müsamaha etmedi, farzları yapmayana da müsamaha etmedi. Yasakları işleyene de müsamaha etmedi, farzları yapmayana da müsamaha etmedi. Gayet titiz davrandı. Cenâb-ı Hakk'ın rızasından bir zerre ayrılmamaya çok büyük gayret gösterdi. Gayet titiz davrandı. Cenâb-ı Hakk'ın rızasından bir zerre ayrılmamaya çok büyük gayret gösterdi.

Ama o farzların yapılması, yasaklardan kaçınması emri yanı sıra,Ama o farzların yapılması, yasaklardan kaçınması emri yanı sıra, Allahu Teâlâ hazretleri ona rahmeti, anlayışı, affediciliği de emretmiş olduğundan, ömrü böyle geçti.Allahu Teâlâ hazretleri ona rahmeti, anlayışı, affediciliği de emretmiş olduğundan, ömrü böyle geçti. Suç işleyene bile, eğer bir ceza verecekse suçu kadar, suçunun büyüklüğü ve gerektirdiği kadarSuç işleyene bile, eğer bir ceza verecekse suçu kadar, suçunun büyüklüğü ve gerektirdiği kadar ceza vermeyi, daha aşırı gitmemeyi de emrediyor. ceza vermeyi, daha aşırı gitmemeyi de emrediyor.

Ve in âkabtüm fe-âkibû bi-misli mâ ûkibtüm bihî ve le-in sabartüm le-hüve hayrun li's-sâbirîn.Ve in âkabtüm fe-âkibû bi-misli mâ ûkibtüm bihî ve le-in sabartüm le-hüve hayrun li's-sâbirîn. "Sabreder de affederseniz daha iyi olur." diye cezalıların bile cezasının ölçüden öteye gitmemesini, "Sabreder de affederseniz daha iyi olur." diye cezalıların bile cezasının ölçüden öteye gitmemesini, hatta affedilmesinin daha iyi olacağını Allahu Teâlâ hazretleri emretti hatta affedilmesinin daha iyi olacağını Allahu Teâlâ hazretleri emretti ve Peygamber Efendimiz de aynen öylece îfâ etti. Bir de -meşhur olan bir olayı- düşünün: ve Peygamber Efendimiz de aynen öylece îfâ etti.

Bir de -meşhur olan bir olayı- düşünün:

İki kişi çarpışıyordu. Çarpışanlardan birisi müşrik,İki kişi çarpışıyordu. Çarpışanlardan birisi müşrik, birisi de Peygamber Efendimiz'in yakın ashâbından bir kişi... İsmini söylemeyelim. birisi de Peygamber Efendimiz'in yakın ashâbından bir kişi... İsmini söylemeyelim. Çarpışmada mü'min müşriki aşağı devirdi, kılıcını kaldırdı. O da o sırada lâ ilâhe illallah dedi.Çarpışmada mü'min müşriki aşağı devirdi, kılıcını kaldırdı. O da o sırada lâ ilâhe illallah dedi. Ama o, kaldırdığı kılıcı vurdu ve müşriki öldürdü. Bunu Peygamber Efendimiz'e bildirdiler. Ama o, kaldırdığı kılıcı vurdu ve müşriki öldürdü. Bunu Peygamber Efendimiz'e bildirdiler. Bu vaziyette, savaş anında, yere yatırılmış bir kimse lâ ilâhe illallah demiş;Bu vaziyette, savaş anında, yere yatırılmış bir kimse lâ ilâhe illallah demiş; o da o kavganın sıcaklığı içinde kaldırdığı kılıcı vurmuş. Dedi ki; o da o kavganın sıcaklığı içinde kaldırdığı kılıcı vurmuş.

Dedi ki;

"Yâ Resûllallah, ölümden korktuğu için lâ ilâhe illallah dedi. Daha önce benimle çarpışıyordu." "Yâ Resûllallah, ölümden korktuğu için lâ ilâhe illallah dedi. Daha önce benimle çarpışıyordu."

Peygamber Efendimiz dedi ki; Hel lâ şakakte kalbehû?Peygamber Efendimiz dedi ki;

Hel lâ şakakte kalbehû?
"Kalbini açıp, yarıp da içinde niyetin nasıl olduğunu görmeli değil miydin?"Kalbini açıp, yarıp da içinde niyetin nasıl olduğunu görmeli değil miydin? Öyle kötü olduğunu anladıktan sonra öldürmeli değil miydin?Öyle kötü olduğunu anladıktan sonra öldürmeli değil miydin? Öyle yapmayacağına göre sözünü doğru kabul edecektin, öldürmekten vazgeçecektin!" Öyle yapmayacağına göre sözünü doğru kabul edecektin, öldürmekten vazgeçecektin!"

"Lâ ilâhe illallah diyen insanla âhirette senin hâlin ne olacak?"Lâ ilâhe illallah diyen insanla âhirette senin hâlin ne olacak? Lâ ilâhe illallah diyen bir insanı öldürdün. Lâ ilâhe illallah diyen bir insanı öldürdün. Öyle bir sözü söyleyen insanla senin mahkeme-i kübrâda hâlin ne olacak?" dedi. Öyle bir sözü söyleyen insanla senin mahkeme-i kübrâda hâlin ne olacak?" dedi.

Tekrar tekrar söyledi. Tekrar tekrar söyledi.

Demek ki savaşta bile, en son noktada bile hatasından döneni, "müslüman oldum" diyeni bırakmak gerekiyor.Demek ki savaşta bile, en son noktada bile hatasından döneni, "müslüman oldum" diyeni bırakmak gerekiyor. Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi böyle. Sonuna kadar sert bir şekilde [karşılık vermemiş], affetmiş.Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi böyle.

Sonuna kadar sert bir şekilde [karşılık vermemiş], affetmiş.
Kendisine hicveden şairler sonra kendisine sığındığı zaman affetmiş, hırkasını bahşetmiş.Kendisine hicveden şairler sonra kendisine sığındığı zaman affetmiş, hırkasını bahşetmiş. Kendisine Mekke'de çok zulmeden insanlar sonra müslüman olmuşlarKendisine Mekke'de çok zulmeden insanlar sonra müslüman olmuşlar Peygamber Efendimiz onlara iltifat etmiş. Hayatı hep böyle sevgi tezâhürleriyle,Peygamber Efendimiz onlara iltifat etmiş.

Hayatı hep böyle sevgi tezâhürleriyle,
affediciliklerle, bağışlamayla, rahmetle, merhametle,affediciliklerle, bağışlamayla, rahmetle, merhametle, şefkatle muamele etmekle geçmiş olan yüce bir Peygamber... şefkatle muamele etmekle geçmiş olan yüce bir Peygamber...

Tabii onun ahlâkı bizim için numûne-i imtisâldir. O ahlâkı biz de elde etmeye çalışmalıyız. Tabii onun ahlâkı bizim için numûne-i imtisâldir. O ahlâkı biz de elde etmeye çalışmalıyız.

Lekad câeküm resûlün min enfüsiküm azîzün aleyhi mâ anittümLekad câeküm resûlün min enfüsiküm azîzün aleyhi mâ anittüm harîsün aleyküm bi'l-mü'minîne raûfu'r-rahîm. harîsün aleyküm bi'l-mü'minîne raûfu'r-rahîm.

Tevbe sûresinin sonundaki âyet-i kerîmede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle tarif ediliyor. Tevbe sûresinin sonundaki âyet-i kerîmede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle tarif ediliyor.

Peygamber Efendimiz çok raûf, yani re'fetli, yumuşak kalpli; çok rahîm, yani merhametliPeygamber Efendimiz çok raûf, yani re'fetli, yumuşak kalpli; çok rahîm, yani merhametli ve müslümanların üzerine şefkatle eğilmiş, onlara kol kanat germiş,ve müslümanların üzerine şefkatle eğilmiş, onlara kol kanat germiş, onların üzülmemesini istiyor, onları kollamaya çalışıyor. Hayatını böyle geçirdi. onların üzülmemesini istiyor, onları kollamaya çalışıyor. Hayatını böyle geçirdi.

Birisi vefat ettiği zaman, cenazesinde dedi ki; Birisi vefat ettiği zaman, cenazesinde dedi ki;

"Arkasından borcunu vesairesini ödeyecek velisi olmayanın velisi benim."Arkasından borcunu vesairesini ödeyecek velisi olmayanın velisi benim. Kimin borcu vesairesi varsa o mübarek mevtânın borcunu ben öderim.Kimin borcu vesairesi varsa o mübarek mevtânın borcunu ben öderim. Malı kalmışsa malını ailesi, mirasçıları paylaşsın. Ben onların borçlarını yüklenirim." diye buyurdu. Malı kalmışsa malını ailesi, mirasçıları paylaşsın. Ben onların borçlarını yüklenirim." diye buyurdu.

Nasıl fedakârca, nasıl yüklerini hafifletip, onları borçlardan kurtarıp,Nasıl fedakârca, nasıl yüklerini hafifletip, onları borçlardan kurtarıp, mesuliyetlerden kurtarıp nasıl âhirette rahat etmelerinimesuliyetlerden kurtarıp nasıl âhirette rahat etmelerini sağlamaya gayret ettiğini her vesileyle görüyoruz. Verdiği zaman doyurucu verdi.sağlamaya gayret ettiğini her vesileyle görüyoruz.

Verdiği zaman doyurucu verdi.
Bir kişiye bir koyun değil, bir sürü verdi. Ama bir kabilenin müslüman olmasını sağladı. Bir kişiye bir koyun değil, bir sürü verdi. Ama bir kabilenin müslüman olmasını sağladı.

Her şeyi bu okuduğum âyet-i kerîmelerde tasvir edildiği vech ile,Her şeyi bu okuduğum âyet-i kerîmelerde tasvir edildiği vech ile, bu hadîs-i şerîflerde kendisinin beyan buyurduğu şekilde cereyân etti. bu hadîs-i şerîflerde kendisinin beyan buyurduğu şekilde cereyân etti.

Biz de aynı güzel halleri edinmekle vazifeliyiz.Biz de aynı güzel halleri edinmekle vazifeliyiz. Çünkü Peygamber Efendimiz bize "örnek alalım" diye gönderildi. Çünkü Peygamber Efendimiz bize "örnek alalım" diye gönderildi. Peygamberâne huyları, Peygamber Efendimiz'in o şahâne güzel huylarını öğrenmeliyiz, anlamalıyız.Peygamberâne huyları, Peygamber Efendimiz'in o şahâne güzel huylarını öğrenmeliyiz, anlamalıyız. O şekilde davranmaya kendimizi zorlamalı, o güzel huyları kazanmaya çalışmalıyız. O şekilde davranmaya kendimizi zorlamalı, o güzel huyları kazanmaya çalışmalıyız.

Allah hepimize Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ahlâkı ile,Allah hepimize Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ahlâkı ile, Kur'ân-ı Kerîm'de beyan edilen ahlâk ile ahlâklanmayı nasip etsin. Çünkü Hz. Âişe validemize de; Kur'ân-ı Kerîm'de beyan edilen ahlâk ile ahlâklanmayı nasip etsin.

Çünkü Hz. Âişe validemize de;

"Peygamber Efendimiz'in ahlâkı nasıldı?" diye sormuşlar, biraz tasvir etsin diye. "Peygamber Efendimiz'in ahlâkı nasıldı?" diye sormuşlar, biraz tasvir etsin diye.

O da soruyu sorana buyurmuş ki; O da soruyu sorana buyurmuş ki;

"Sen Kur'ân-ı Kerîm'i okumadın mı mübarek? Peygamber'in ahlâkı Kur'ân-ı Kerîm idi!" "Sen Kur'ân-ı Kerîm'i okumadın mı mübarek? Peygamber'in ahlâkı Kur'ân-ı Kerîm idi!"

Kur'ân-ı Kerîm'in her âyeti üzerinde en derin şekilde düşünüp en güzel şekilde onu hayatına uygulayan,Kur'ân-ı Kerîm'in her âyeti üzerinde en derin şekilde düşünüp en güzel şekilde onu hayatına uygulayan, aksettiren; Kur'ân-ı Kerîm'in o âyetinin mûcebince hayatını düzenleyen,aksettiren; Kur'ân-ı Kerîm'in o âyetinin mûcebince hayatını düzenleyen, ona göre yaşayan en önde gelen birinci insandı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.ona göre yaşayan en önde gelen birinci insandı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Ahlâkı Kur'an'dı. Ahlâk-ı Peygamberî dediğimiz zaman, onu nereden öğreneceğiz? Ahlâkı Kur'an'dı.

Ahlâk-ı Peygamberî dediğimiz zaman, onu nereden öğreneceğiz?

Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacağız, öğreneceğiz. Sîret kitaplarını okuyacağız.Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacağız, öğreneceğiz. Sîret kitaplarını okuyacağız. çok mükemmel, mufassal, Türkçe,çok mükemmel, mufassal, Türkçe, kıymetli, değerli kaynaklardan derlenmiş çok güzel kitaplar var. kıymetli, değerli kaynaklardan derlenmiş çok güzel kitaplar var. Efendimiz'in hayatını, pırıl pırıl ahlâkını çok güzel anlatan. Efendimiz'in hayatını, pırıl pırıl ahlâkını çok güzel anlatan. Onları okuyun, aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Onları okuyun, aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler!

O güzel huylara sahip olmaya çalışın.O güzel huylara sahip olmaya çalışın. Bizdeki kötü huyları atalım, güzel huyları alalım ki Allahu Teâlâ hazretleri Bizdeki kötü huyları atalım, güzel huyları alalım ki Allahu Teâlâ hazretleri insanları güzel huylarıyla seviyor ve çok büyük mükâfatlara güzel huylarıyla eriştiriyor. insanları güzel huylarıyla seviyor ve çok büyük mükâfatlara güzel huylarıyla eriştiriyor.

Hepimizi Cenâb-ı Hak en güzel huylara sahip eylesin. Sevdiği kul eylesin.Hepimizi Cenâb-ı Hak en güzel huylara sahip eylesin. Sevdiği kul eylesin. Cennetiyle cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin... es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh Cennetiyle cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin...

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh

Konuşmacı: Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

Kategori:

  • Cuma Sohbetleri (MEC)
  • Tarih: 24 Şevvâl 1421 / 19.01.2001

    Yer: AKRA- Avustralya

    Açıklama:

    Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Ak-Radyo’da cuma günleri düzenli olarak konuşmalar yapmıştır. 31 Mart 1993’te başlayıp, vefatından önceki son cuma günü olan, 2 Şubat 2001’e kadar devam eden bu sohbetlerde, hocamız genellikle Râmûzül-Ehâdis’ten, bazen de Muhtârü’l-Ehâdis’ten veya Riyâzu’s-Sâlihîn’den bir miktar hadis-i şerif okuyup, izah etmiştir.

    İçinde bulunulan zamanın, ayın, günlerin ihyâ edilmesiyle ilgili bilgiler vermiş ve hatırlatmalarda bulunmuştur. Ayrıca ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren güncel konulara temas ettiği de görülmüştür.

    Genellikle yurtdışında seyahatte olduğu için çoğu zaman bulunduğu yerden de bahsetmiştir.

    Sekiz yıl içerisinde toplam 313 adet sohbet yapmışlardır.

    İçerik:

    Konuşma Hakkında