Namaz Vakitleri
İstanbul
26 Recep 1447
15 January 2026
İmsak
06:50
Güneş
08:20
Öğle
13:19
İkindi
15:46
Akşam
18:07
Yatsı
19:32
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillahirrahmanirrahim.Bismillahirrahmanirrahim. El-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.

El-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâVe's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihîMuhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd: Fe kâle Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem:Emmâ ba'd: Fe kâle Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem: Lem yüsibi’l-insânü

Lem yüsibi’l-insânü
hilfen illâ zâdehû şiddeten ve lâ hilfe fî’l-İslâmi.hilfen illâ zâdehû şiddeten ve lâ hilfe fî’l-İslâmi. Lem yüsibi’l-insân.Lem yüsibi’l-insân. “İnsan isabet etti mi halefe,

“İnsan isabet etti mi halefe,
şiddeti, kuvveti artar.”şiddeti, kuvveti artar.” Veyahut Lem yüsibi’l-insânü.

Veyahut Lem yüsibi’l-insânü.
“İnsana halef isabet etti mi kuvveti artar.”“İnsana halef isabet etti mi kuvveti artar.” Bu Halef veya Hilf.Bu Halef veya Hilf. Burada harekesi yok.Burada harekesi yok. Hilf, kişiler arasındaHilf, kişiler arasında birbirini desteklemek üzerebirbirini desteklemek üzere yapılan sözleşme, demek.yapılan sözleşme, demek. (Mustafa uzat elini) Tamam mı?

(Mustafa uzat elini) Tamam mı?
Biz birbirimizle anlaşalım.

Biz birbirimizle anlaşalım.
Düşmanlara karşı müşterek davranacağız.Düşmanlara karşı müşterek davranacağız. Savunmayı müşterek yapacağız. Tamam mı? Tamam.Savunmayı müşterek yapacağız. Tamam mı? Tamam. Böyle bir şey.Böyle bir şey. Half veya halef veya hilf.

Half veya halef veya hilf.
Harekesi yok burada.Harekesi yok burada. Ama eskiden Peygamber Efendimiz'inAma eskiden Peygamber Efendimiz'in gençliğinde Hilfü'l-Fudûl diye bir şey varmış.gençliğinde Hilfü'l-Fudûl diye bir şey varmış. Oradan hilf olabilir diye hatırıma geliyor benim.Oradan hilf olabilir diye hatırıma geliyor benim. Şu anda lügata bakma imkanım olmadığı içinŞu anda lügata bakma imkanım olmadığı için kesin olarak bir şey söyleyemiyorumkesin olarak bir şey söyleyemiyorum Araplar hangi şekilde telaffuz ettiğini bu kelimeyi.Araplar hangi şekilde telaffuz ettiğini bu kelimeyi. Yani kişiler veya kabileler arasında antlaşma,Yani kişiler veya kabileler arasında antlaşma, ittifak, sözleşme, savunma, hücumittifak, sözleşme, savunma, hücum vs. konularında birlik, beraberlik. Tamam.vs. konularında birlik, beraberlik. Tamam. İnsan böyle bir antlaşma yaparsa onun gücü kuvveti artar.İnsan böyle bir antlaşma yaparsa onun gücü kuvveti artar. Böyle bir şeye mazhar oldu mu,Böyle bir şeye mazhar oldu mu, illâ zâdehû şiddeten,illâ zâdehû şiddeten, “onun şiddetini, kuvvetini, pehlivanlığını arttırır.”“onun şiddetini, kuvvetini, pehlivanlığını arttırır.” Artık herkes ona şey yapamaz,Artık herkes ona şey yapamaz, bu falancı adamın hilfi,bu falancı adamın hilfi, anlaşmalı kimsesi,anlaşmalı kimsesi, neme lazım buna çattık mı o da karşıma çıkar falan, diye çekinirler.neme lazım buna çattık mı o da karşıma çıkar falan, diye çekinirler. Ve lâ hilfe fî’l-İslâm.

Ve lâ hilfe fî’l-İslâm.
“Ama İslâm da özel olarak“Ama İslâm da özel olarak artık kişilerin böyle anlaşması yoktur.”artık kişilerin böyle anlaşması yoktur.” Çünkü İslâm'ın kendisiÇünkü İslâm'ın kendisi Müslümanların kardeş olması demektir,Müslümanların kardeş olması demektir, anlaşması demektir.anlaşması demektir. Böyle bir şeye lüzum kalmıyor.Böyle bir şeye lüzum kalmıyor. Cahiliye devrinde gerekebiliyorduCahiliye devrinde gerekebiliyordu çünkü o kabile o kabileye saldırıyordu.çünkü o kabile o kabileye saldırıyordu. Yüzyıllarca süren düşmanlıklar olabiliyordu.Yüzyıllarca süren düşmanlıklar olabiliyordu. Zayıf eziliyordu. Kuvvetli,Zayıf eziliyordu. Kuvvetli, öbür tarafı mağlup edince çoluk çocuğunu esir alıpöbür tarafı mağlup edince çoluk çocuğunu esir alıp satıyordu çarşı pazarda.satıyordu çarşı pazarda. Erkekleri öldürüyordu, çoluk çocuğu satıyordu falan.Erkekleri öldürüyordu, çoluk çocuğu satıyordu falan. Çok şiddetli, vahşi bir şey vardı.Çok şiddetli, vahşi bir şey vardı. Tabii polis teşkilatı, mahkeme teşkilatı,

Tabii polis teşkilatı, mahkeme teşkilatı,
hükümet gücü, kuvveti olmadığındanhükümet gücü, kuvveti olmadığından orman kanunu gibi,orman kanunu gibi, ormanda hayvanlar arasında herhangi bir şey yok.ormanda hayvanlar arasında herhangi bir şey yok. Polis, devriye, zaptiye, gece bekçisi, düdük, ıslık,Polis, devriye, zaptiye, gece bekçisi, düdük, ıslık, hapis, kelepçe, böyle şeyler yok.hapis, kelepçe, böyle şeyler yok. En kuvvetli olan arslan baba,En kuvvetli olan arslan baba, ötekileri yiyip bitiriyor.ötekileri yiyip bitiriyor. Geyiğin üstüne atlıyor, tamam!Geyiğin üstüne atlıyor, tamam! Ötekiler ondan kaçıyorlar.Ötekiler ondan kaçıyorlar. Orman kanunu!Orman kanunu! Kanun yok, orman kanunu var.Kanun yok, orman kanunu var. Şimdi o zaman öyle anlaşmalar oluyordu.Şimdi o zaman öyle anlaşmalar oluyordu. Peygamber Efendimiz'in gençliği zamanında daPeygamber Efendimiz'in gençliği zamanında da iki Kureyşli, bakmışlar ki toplum çok bozuk.iki Kureyşli, bakmışlar ki toplum çok bozuk. Birisi Fazıl, birisi Fuzayl'miş ismi.Birisi Fazıl, birisi Fuzayl'miş ismi. Ahlâk yok, sözünde durmak yok, zulüm var, baskı var,Ahlâk yok, sözünde durmak yok, zulüm var, baskı var, gadir var, kuvvetli ötekisini eziyor filan.gadir var, kuvvetli ötekisini eziyor filan. Demişler ki, “Biz bu çeşit nahoş şeyleri,

Demişler ki, “Biz bu çeşit nahoş şeyleri,
hoşa gitmeyen şeyleri el koyalım,hoşa gitmeyen şeyleri el koyalım, yaptırtmayalım, ya bu Mekke'ninyaptırtmayalım, ya bu Mekke'nin havası çok bozuldu, ayıp oluyor, yazık oluyor, günah oluyor,havası çok bozuldu, ayıp oluyor, yazık oluyor, günah oluyor, artık düzen kalmadı, emniyet kalmadı” filan.artık düzen kalmadı, emniyet kalmadı” filan. Böyle bir anlaşma yapmışlar, yemin de etmişler.Böyle bir anlaşma yapmışlar, yemin de etmişler. Zaten bu hilf kelimesiZaten bu hilf kelimesi anlaşma manasına geliyor.anlaşma manasına geliyor. Halef de yemin manasına geliyor.Halef de yemin manasına geliyor. Vallahi billahi, şöyle böyle diyorlar ya insanlar.Vallahi billahi, şöyle böyle diyorlar ya insanlar. Yemin manasına geliyor.Yemin manasına geliyor. Herhalde böyle yemin yapılarak sözleşildiği içinHerhalde böyle yemin yapılarak sözleşildiği için hilf deniliyor buna da Allah-u âlem.hilf deniliyor buna da Allah-u âlem. Anlaşmışlar bunlar.Anlaşmışlar bunlar. Sonra kabilelerden,

Sonra kabilelerden,
göçebelerden birileri mal satmaya gelmiş Mekke'ye.göçebelerden birileri mal satmaya gelmiş Mekke'ye. Tereyağları filan çıkartmışlar sütlerden.Tereyağları filan çıkartmışlar sütlerden. Peynir, tereyağı neyse.Peynir, tereyağı neyse. Böyle göçebe mahsullerini pazarda satarkenBöyle göçebe mahsullerini pazarda satarken Mekke'nin azıllarından, zorbalarından bir tanesiMekke'nin azıllarından, zorbalarından bir tanesi bakmış ki bu gelen Bedevi kadınlardan bir tanesi çokbakmış ki bu gelen Bedevi kadınlardan bir tanesi çok alımlı, güzel, yakışıklı,alımlı, güzel, yakışıklı, maşallah sağlıklı, afiyetli, gül yanaklı filan.maşallah sağlıklı, afiyetli, gül yanaklı filan. El koymuş kadına.El koymuş kadına. Almış götürmüş.Almış götürmüş. Kocası var.Kocası var. Ya ne oluyor bilmem ne söz geçirememiş.Ya ne oluyor bilmem ne söz geçirememiş. Feryat figan.Feryat figan. Birileri demişler ki,Birileri demişler ki, “burada şimdi Fazıl ve Fuzayl isimli iki kimse vardı,“burada şimdi Fazıl ve Fuzayl isimli iki kimse vardı, anlaşma yaptılar böyle haksızlıkların karşısına çıkmaya dairanlaşma yaptılar böyle haksızlıkların karşısına çıkmaya dair birbirleriyle yeminleştiler, anlaşma yaptılar.birbirleriyle yeminleştiler, anlaşma yaptılar. Sen ona git.” demişler.Sen ona git.” demişler. Hemen bu soluğu onların yanında almış.Hemen bu soluğu onların yanında almış. Demiş ki “Ya gözümün önünde

Demiş ki “Ya gözümün önünde
karımı sürükleyip götürürdü falanca adam.” filan.karımı sürükleyip götürürdü falanca adam.” filan. Hemen onlar kılıçlarını kuşanmışlar,Hemen onlar kılıçlarını kuşanmışlar, bu adamın peşinden gelmişlerbu adamın peşinden gelmişler ve kadını kurtarmışlar öteki zorbanın elinden.ve kadını kurtarmışlar öteki zorbanın elinden. Yoksa gidecek.Yoksa gidecek. Karısını bir daha göremeyecek bedevi belki.Karısını bir daha göremeyecek bedevi belki. Yani böyle bir şeyi engellemiş onlar.Yani böyle bir şeyi engellemiş onlar. Peygamber Efendimiz diyor ki,Peygamber Efendimiz diyor ki, “Yani ben onların zamanına erişseydim ben de onlara katılırdım.”“Yani ben onların zamanına erişseydim ben de onlara katılırdım.” Yani bu haksızlığa karşı mücadele işindeYani bu haksızlığa karşı mücadele işinde ben de onların arasına katılırdım.ben de onların arasına katılırdım. İyi bir şey diye.İyi bir şey diye. Şimdi böyle bir antlaşma kişileri kuvvetlendirir.Şimdi böyle bir antlaşma kişileri kuvvetlendirir. Tamam kuvvetlendirirdi ama İslâm geldi.Tamam kuvvetlendirirdi ama İslâm geldi. İslâm'ın kendisi kuvvet, İslâm'ın kendisi kardeşlik.İslâm'ın kendisi kuvvet, İslâm'ın kendisi kardeşlik. Müslüman'ın Müslüman'a zulmetmesi yok.Müslüman'ın Müslüman'a zulmetmesi yok. Müslüman'ın Müslüman'a yardım etmesi var.Müslüman'ın Müslüman'a yardım etmesi var. Her türlü, güzellik var İslâm'da.Her türlü, güzellik var İslâm'da. Müslüman oldu mu?

Müslüman oldu mu?
İnneme’l-mü’minûne ihvetün. (49/Hucûrât, 10. âyet)

İnneme’l-mü’minûne ihvetün. (49/Hucûrât, 10. âyet)
Pakistan'a gittik, Malezya'ya gittik,

Pakistan'a gittik, Malezya'ya gittik,
eller üstünde tuttular bizi.eller üstünde tuttular bizi. Feleğimizi şaşırdık.Feleğimizi şaşırdık. Ya kendimize bakıyoruz, bizim etimiz budumuz ne,Ya kendimize bakıyoruz, bizim etimiz budumuz ne, bize gösterilen iltifat ne filan.bize gösterilen iltifat ne filan. Hayret ettik, işte Müslüman’ın Müslüman’a kardeşliği.Hayret ettik, işte Müslüman’ın Müslüman’a kardeşliği. Yani başka milletlerde böyle bir şey görülmez.Yani başka milletlerde böyle bir şey görülmez. Başka kimselere böyle şeyler yapmazlar.Başka kimselere böyle şeyler yapmazlar. Müslüman diye yapılıyor.Müslüman diye yapılıyor. Yani İslâm'da şey yoktur,Yani İslâm'da şey yoktur, bu yeminleşme yok çünkübu yeminleşme yok çünkü İslâm kanunlarına göre hallolacak.İslâm kanunlarına göre hallolacak. Artık İslâm gelmiş, zaten her şey düzelmiş olmuş oluyor.Artık İslâm gelmiş, zaten her şey düzelmiş olmuş oluyor. Hakikaten de İslâm geldikten sonra öyle bir düzeldi ki ortalık,

Hakikaten de İslâm geldikten sonra öyle bir düzeldi ki ortalık,
hiç kimse endişe etmedenhiç kimse endişe etmeden yaşamaya başladı, endişe duymadı.yaşamaya başladı, endişe duymadı. Şehirler arası yolculukları emniyetle yapmaya başladılar.Şehirler arası yolculukları emniyetle yapmaya başladılar. Mekke'den Medine'ye, Medine'den Mekke'ye başka yere.Mekke'den Medine'ye, Medine'den Mekke'ye başka yere. Eskiden yolda giderken yollarını kesip,Eskiden yolda giderken yollarını kesip, öldürüp paralarını alırlardı.öldürüp paralarını alırlardı. Yol kesmece vardı, adam öldürmece vardı.Yol kesmece vardı, adam öldürmece vardı. Şimdi bakalım yapabilirse yapsın, hadi göreyim.Şimdi bakalım yapabilirse yapsın, hadi göreyim. Hazreti Ömer zamanında falan,

Hazreti Ömer zamanında falan,
alimallah canını çıkartırlar insanın.alimallah canını çıkartırlar insanın. Tabii Müslümanlık gelmiş, zaten onlar da yapmıyorlar,Tabii Müslümanlık gelmiş, zaten onlar da yapmıyorlar, yapmaz duruma gelmişler.yapmaz duruma gelmişler. Sonradan sonraya, yine ben duydum ki,Sonradan sonraya, yine ben duydum ki, hayatı tanıyalım diye söylüyorum başka bir maksatla değil.hayatı tanıyalım diye söylüyorum başka bir maksatla değil. Hacıların kervanlarına saldırırmış çöldeki herifler, haydutlar.Hacıların kervanlarına saldırırmış çöldeki herifler, haydutlar. Onları korumak için de askerler maskerlerOnları korumak için de askerler maskerler böyle Mısır'dan birlikler öyle gidermiş.böyle Mısır'dan birlikler öyle gidermiş. Medine'nin kalesi var, Mekke'nin kalesi var,Medine'nin kalesi var, Mekke'nin kalesi var, nöbetçi kuleleri var belli yerlerde filan.nöbetçi kuleleri var belli yerlerde filan. Kapılar kapanıyor çünkü gece oldu muKapılar kapanıyor çünkü gece oldu mu saldırabilir herifler falan diyesaldırabilir herifler falan diye ve hacıları yakaladılar mıve hacıları yakaladılar mı seyahat eden hacılarıseyahat eden hacıları alırlarmış paralarını bunların.alırlarmış paralarını bunların. Parayla gidiyor ya oraya.Parayla gidiyor ya oraya. Kesesinde altın var, para var.Kesesinde altın var, para var. Alırlarmış.Alırlarmış. Para bulamazlarsa sen parayı yuttun galiba diye,Para bulamazlarsa sen parayı yuttun galiba diye, altın parayı yuttun galiba diye, karnını deşerlermiş.altın parayı yuttun galiba diye, karnını deşerlermiş. Midesinde ararlarmış.Midesinde ararlarmış. Yani bu çeşit şeyler maalesef, maalesefYani bu çeşit şeyler maalesef, maalesef olmuş ama şimdi tabiiolmuş ama şimdi tabii bir kabilenin mıntıkasında bir şey oldu mubir kabilenin mıntıkasında bir şey oldu mu o kabileyi sorumlu tutuyormuş Suud Hükümeti.o kabileyi sorumlu tutuyormuş Suud Hükümeti. Senin arazin nereden nereye kadar?

Senin arazin nereden nereye kadar?
Yolun şurasından, şu kilometresinden

Yolun şurasından, şu kilometresinden
falanca kilometresine kadar.falanca kilometresine kadar. Şu mıntıka senin mi?

Şu mıntıka senin mi?
Buradan mı bir şey oldu?Buradan mı bir şey oldu? Gel bakalım.

Gel bakalım.
Kabile reisini alıyorlarmış, canına okuyorlarmış.

Kabile reisini alıyorlarmış, canına okuyorlarmış.
Kabile reisinin haberi olmadanKabile reisinin haberi olmadan kabile mıntıkasında bir şey olur mu?kabile mıntıkasında bir şey olur mu? Sağlam yerden tutturuyor.

Sağlam yerden tutturuyor.
Çölün bedevisi, çöl bedevisinin huyunu, halini biliyor.Çölün bedevisi, çöl bedevisinin huyunu, halini biliyor. Tedbiri ona göre alıyor.Tedbiri ona göre alıyor. Kabile reisini de alıveriyorlarmış ama Osmanlılara çok çektirmişler.Kabile reisini de alıveriyorlarmış ama Osmanlılara çok çektirmişler. Hicaz Demiryolu sağlam durmamış.Hicaz Demiryolu sağlam durmamış. Oraya kadar sultanlarımız şey yapmışlar,Oraya kadar sultanlarımız şey yapmışlar, demiryolunu Medine'ye kadar götürmüşler.demiryolunu Medine'ye kadar götürmüşler. Ama traversleri söküyorlarmış.Ama traversleri söküyorlarmış. Traversin tanesini İngilizlerTraversin tanesini İngilizler bilmem kaç altına alıyorlarmış,bilmem kaç altına alıyorlarmış, söküp söküp götürüp ona veriyorlarmış.söküp söküp götürüp ona veriyorlarmış. Yani söksün diye.Yani söksün diye. Mahsustan para veriyor.Mahsustan para veriyor. Çok böyle zulümler olmuş.Çok böyle zulümler olmuş. Allah, Allah tabii mazlumlarıAllah, Allah tabii mazlumları mükâfatlandıracak, zalimleri cezalandıracak amamükâfatlandıracak, zalimleri cezalandıracak ama bizim de şevketimiz, devletimiz,bizim de şevketimiz, devletimiz, safvetimiz, maalesef bu hıyanetlerle gitti.safvetimiz, maalesef bu hıyanetlerle gitti. Yoksa biz İstanbul'dan kalkar,Yoksa biz İstanbul'dan kalkar, okul tatilinde çoluk çocuğumuzlaokul tatilinde çoluk çocuğumuzla Mekke-i Mükerreme’de umremizi yapar denerdik.Mekke-i Mükerreme’de umremizi yapar denerdik. Hiç gümrük mümrük meselesi olmazdı.Hiç gümrük mümrük meselesi olmazdı. Belgrad'a giderdik.Belgrad'a giderdik. Oradan bilmem Tuna'ya geçerdik.Oradan bilmem Tuna'ya geçerdik. Oradan bilmem Kırım'a giderdik.Oradan bilmem Kırım'a giderdik. Şuraları bir görelim bilmem ne filan.Şuraları bir görelim bilmem ne filan. Kafkasya'ya giderdik.Kafkasya'ya giderdik. Şu Çerkezlerin diyarlarını görelim bilmem ne filan.Şu Çerkezlerin diyarlarını görelim bilmem ne filan. Ta nereden nereye kadar, Mısır'a giderdik.Ta nereden nereye kadar, Mısır'a giderdik. Kışın Mısır'a gidiyorlarmış,Kışın Mısır'a gidiyorlarmış, yazın Mısır'dakiler Boğaziçi'ne geliyormuş.yazın Mısır'dakiler Boğaziçi'ne geliyormuş. Daha serin orası diye.Daha serin orası diye. Kışın Nil'in kenarında, ooh!Kışın Nil'in kenarında, ooh! Ilık bir havada,Ilık bir havada, bizimkiler kış safası sürüyorlarmış.bizimkiler kış safası sürüyorlarmış. Yazın da İstanbul Boğazı'ndaYazın da İstanbul Boğazı'nda zengin insanlar, yalılarda yaşıyorlarmışzengin insanlar, yalılarda yaşıyorlarmış çünkü aynı, aynı devletin şehirleriymiş.çünkü aynı, aynı devletin şehirleriymiş. Ne kadar güzel, iyiymiş.Ne kadar güzel, iyiymiş. İnsan düşünüyor, yüreği parçalanıyor, evet.İnsan düşünüyor, yüreği parçalanıyor, evet. İkinci hadîs-i şerîf, Tirmizî'den hasen sahih bir hadîs-i şerîf.

İkinci hadîs-i şerîf, Tirmizî'den hasen sahih bir hadîs-i şerîf.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh rivayet etmiş.Ebû Hüreyre radıyallahu anh rivayet etmiş. Ahmet b. Hanbel, Ebû Dâvûd, Neseî, Hakim’deAhmet b. Hanbel, Ebû Dâvûd, Neseî, Hakim’de ve diğer kaynaklarda da var.ve diğer kaynaklarda da var. Buyuruyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:Buyuruyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: Lemmâ haleka’llâhü teâlâ’l-cennete,

Lemmâ haleka’llâhü teâlâ’l-cennete,
kâle li-Cibrîle:kâle li-Cibrîle: İzheb fe’nzur ileyhâ,İzheb fe’nzur ileyhâ, fe-zehebe fe-nezara ileyhâ, sümme câe, fe-kâle: Ey Rabbife-zehebe fe-nezara ileyhâ, sümme câe, fe-kâle: Ey Rabbi ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün illâ dehalehâ.ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün illâ dehalehâ. Sümme haffehâ bi’l-mekârihi.Sümme haffehâ bi’l-mekârihi. Sümme kâla: Yâ Cibrîlü,Sümme kâla: Yâ Cibrîlü, izheb fe’nzur ileyhâ,izheb fe’nzur ileyhâ, fe-zeheba fe-nezara ileyhâ, sümme câe fe-kâla: Ey Rabbîfe-zeheba fe-nezara ileyhâ, sümme câe fe-kâla: Ey Rabbî ve izzetike, le-kad haşîtü en lâ yedhulehâ ehadün.ve izzetike, le-kad haşîtü en lâ yedhulehâ ehadün. Fe-lemmâ haleka’llâhü’n-nâra, kâla: Yâ Cibrîlü, izhebFe-lemmâ haleka’llâhü’n-nâra, kâla: Yâ Cibrîlü, izheb fe’nzur ileyhâ, fe-zeheba fe-nezara ileyhâ, fe’nzur ileyhâ, fe-zeheba fe-nezara ileyhâ, sümme câe fe-kâla: Ey Rabbîsümme câe fe-kâla: Ey Rabbî ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün fe-yedhulehâ.ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün fe-yedhulehâ. Fe-haffehâ bi’ş-şehavâti.Fe-haffehâ bi’ş-şehavâti. Sümme kâle: Yâ Cibrîlü, izhebSümme kâle: Yâ Cibrîlü, izheb fe’nzur ileyhâ, fe-nezara ileyhâ, fe-kâla: Ey Rabbîfe’nzur ileyhâ, fe-nezara ileyhâ, fe-kâla: Ey Rabbî ve izzetike, le-kad haşîtü en lâ yebkâ ehadün illâ dehalehâ.ve izzetike, le-kad haşîtü en lâ yebkâ ehadün illâ dehalehâ. Arapça’sını okudum.

Arapça’sını okudum.
Kim ne anladı?

Kim ne anladı?
Anlayan beri gelsin, öndeki safa.

Anlayan beri gelsin, öndeki safa.
Diyor ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

Diyor ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
Lammâ haleka’llâhü teâlâ’l-cennete.

Lammâ haleka’llâhü teâlâ’l-cennete.
“Allah Teâlâ hazretleri cenneti yarattığı zaman.”“Allah Teâlâ hazretleri cenneti yarattığı zaman.” Kâle li-CibrîleKâle li-Cibrîle “Cebrail'e dedi ki”“Cebrail'e dedi ki” aleyhisselam,aleyhisselam, İzheb fe’nzur ileyhâ.İzheb fe’nzur ileyhâ. “Git şu cennete bir bak, gör.’ dedi”“Git şu cennete bir bak, gör.’ dedi” Allah Teâlâ Hazretleri Cebrail'e cenneti yarattıktan sonra.Allah Teâlâ Hazretleri Cebrail'e cenneti yarattıktan sonra. “Yâ Cebrail! Git gör bir cennet yarattım, gör.” dedi.“Yâ Cebrail! Git gör bir cennet yarattım, gör.” dedi. Fe-zehebe fe-nezara. “Cebrail gitti ve cennete baktı.”

Fe-zehebe fe-nezara. “Cebrail gitti ve cennete baktı.”
Gördü cenneti Allah Teâlâ Hazretlerinin yarattığı cennet-i âlâyı gördü.Gördü cenneti Allah Teâlâ Hazretlerinin yarattığı cennet-i âlâyı gördü. Sümme câe, fe-kâle

Sümme câe, fe-kâle
“Sonra geldi ve dedi ki”“Sonra geldi ve dedi ki” Ey Rabbi! “Yâ Rabbi!”Ey Rabbi! “Yâ Rabbi!” Ey benim Mevlam!Ey benim Mevlam! Ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün illâ dehalehâ.Ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün illâ dehalehâ. “Senin izzet ve celaline yemin ederim ki,“Senin izzet ve celaline yemin ederim ki, and olsun ki bunun namını,and olsun ki bunun namını, şanını, ismini, ev sahafını birisi işitti mişanını, ismini, ev sahafını birisi işitti mi mutlaka buna gelir.”mutlaka buna gelir.” Mutlaka bunu işiten buna girer.Mutlaka bunu işiten buna girer. Kazanmak için ne gerekiyorsa yapar,Kazanmak için ne gerekiyorsa yapar, ne vermek gerekiyorsa verir,ne vermek gerekiyorsa verir, uğraşır, didinir, bu cenneti kaçırmaz. Çok güzel Yâ Rabbi, demek yani.uğraşır, didinir, bu cenneti kaçırmaz. Çok güzel Yâ Rabbi, demek yani. Sümme haffehâ bi’l-mekârihi.

Sümme haffehâ bi’l-mekârihi.
“Sonra Allah Teâlâ Hazretleri cennetin çepeçevre girilecek bütün yollarını, etrafını“Sonra Allah Teâlâ Hazretleri cennetin çepeçevre girilecek bütün yollarını, etrafını nefse hoş gelmeyecek şeylerle doldurdu, çevreledi.”nefse hoş gelmeyecek şeylerle doldurdu, çevreledi.” Nefse hoş gelmeyecek şeyler koydu cennetin etrafına.Nefse hoş gelmeyecek şeyler koydu cennetin etrafına. Nefse ağır gelecek, tatsız gelecek, uykusuzluk,Nefse ağır gelecek, tatsız gelecek, uykusuzluk, zahmet, yorgunluk, açlık, susuzluk gibizahmet, yorgunluk, açlık, susuzluk gibi nefse hoş gelmeyecek şeylerle çepeçevre etrafını ihata ettirdi.nefse hoş gelmeyecek şeylerle çepeçevre etrafını ihata ettirdi. Sümme kâla: Yâ Cibrîlü, izheb fe’nzur ileyhâ.

Sümme kâla: Yâ Cibrîlü, izheb fe’nzur ileyhâ.
Sonra dedi ki: “Yâ Cebrail!

Sonra dedi ki: “Yâ Cebrail!
Git gene bak bakalım cennete.”Git gene bak bakalım cennete.” Cebrail aleyhisselam, fe-zeheba fe-nezara ileyhâ,Cebrail aleyhisselam, fe-zeheba fe-nezara ileyhâ, sümme câe fe-kâlesümme câe fe-kâle Gitti baktı ki cennet cennet olarak duruyor yerinde amaGitti baktı ki cennet cennet olarak duruyor yerinde ama etrafı hiç hoşa gitmeyecek şeylerle dopdolu,etrafı hiç hoşa gitmeyecek şeylerle dopdolu, saklanmış cennet onların arkasında,saklanmış cennet onların arkasında, yanına gidemez ki kimse çünkü hep hoşa gitmeyecek şeyler var.yanına gidemez ki kimse çünkü hep hoşa gitmeyecek şeyler var. Dedi ki: “Yâ Rabbi!

Dedi ki: “Yâ Rabbi!
Senin izzetine, celaline and ederim, yemin ederim ki,”Senin izzetine, celaline and ederim, yemin ederim ki,” le-kad haşîtü en lâ yedhulehâ ehadün.le-kad haşîtü en lâ yedhulehâ ehadün. “Korktum ki bu cennete hiç kimse giremeyecek.“Korktum ki bu cennete hiç kimse giremeyecek. Kim yapar bu nefse hoş gelmeyecek şeyleri de cennete girer?”Kim yapar bu nefse hoş gelmeyecek şeyleri de cennete girer?” Herkes hoşa gitmeyen şeylerden yan çizer,Herkes hoşa gitmeyen şeylerden yan çizer, döner, geriye gider, cennete giremez.döner, geriye gider, cennete giremez. “Korktum ki hiç kimse giremeyecek buraya.”“Korktum ki hiç kimse giremeyecek buraya.” Fe-lemmâ haleka’llâhü’n-nâr.

Fe-lemmâ haleka’llâhü’n-nâr.
“Ve Allah Teâlâ Hazretleri cehennemi de yarattığı zaman.”“Ve Allah Teâlâ Hazretleri cehennemi de yarattığı zaman.” Kâle: Yâ Cibrîlü,

Kâle: Yâ Cibrîlü,
, izheb fe’nzur ileyhâ., izheb fe’nzur ileyhâ. “Yâ Cebrâil! Git, bir de cehennem yarattım, bir de onu gör.”“Yâ Cebrâil! Git, bir de cehennem yarattım, bir de onu gör.” Fe-zeheba fe-nezara ileyhâ.

Fe-zeheba fe-nezara ileyhâ.
Cebrâil aleyhisselâm gitti, bir de baktı ki cehenneme.Cebrâil aleyhisselâm gitti, bir de baktı ki cehenneme. Korkunç, müthiş, dehşet verici.Korkunç, müthiş, dehşet verici. Sümme câe fe-kâla: Ey Rabbi,Sümme câe fe-kâla: Ey Rabbi, Ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün fe-yedhulehâ.Ve izzetike, lâ yesme’u bihâ ehadün fe-yedhulehâ. “Yâ Rabbi!” dedi.“Yâ Rabbi!” dedi. “Bunun böyle berbat, böyle korkunç,“Bunun böyle berbat, böyle korkunç, böyle müthiş bir yer olduğunu duyan,böyle müthiş bir yer olduğunu duyan, duysun da buraya girsin, mümkün değil.”duysun da buraya girsin, mümkün değil.” Gelmez buraya, girmez.Gelmez buraya, girmez. Yani cehenneme düşmemek için ne yapmak gerekiyorsa yapar,Yani cehenneme düşmemek için ne yapmak gerekiyorsa yapar, ne türlü fedakârlık gerekiyorsa yapar, bu cehenneme girmez.ne türlü fedakârlık gerekiyorsa yapar, bu cehenneme girmez. Hiç kimse girmez buraya.Hiç kimse girmez buraya. Hiç kimse yolunu uğratmaz buraya, hiç kimse bu tuzağa düşmez.Hiç kimse yolunu uğratmaz buraya, hiç kimse bu tuzağa düşmez. Fe-haffehâ bi’ş-şehavâti.

Fe-haffehâ bi’ş-şehavâti.
“Ve Allah Teâlâ Hazretleri bundan sonra cennetin etrafını da“Ve Allah Teâlâ Hazretleri bundan sonra cennetin etrafını da şehvetli, yani nefsin iştaha çektiği,şehvetli, yani nefsin iştaha çektiği, hoşuna giden şeylerle çepeçevre süsledi, doldurdu.”hoşuna giden şeylerle çepeçevre süsledi, doldurdu.” Yani hep nefse tatlı gelenYani hep nefse tatlı gelen uyku, yemek, içmek, eğlenmek, gezmek, tozmak,uyku, yemek, içmek, eğlenmek, gezmek, tozmak, şehevani şeyler, nefsani şeylerle doldurdu.şehevani şeyler, nefsani şeylerle doldurdu. Sümme kâle: Yâ Cibrîlü, izheb.

Sümme kâle: Yâ Cibrîlü, izheb.
Sonra Cebrail'e dedi ki:Sonra Cebrail'e dedi ki: “Yâ Cebrail! Git.” Fe’nzur ileyhâ.“Yâ Cebrail! Git.” Fe’nzur ileyhâ. “Git de bir bak bakalım cehennemin şimdi yeni oluşumlardan sonraki“Git de bir bak bakalım cehennemin şimdi yeni oluşumlardan sonraki son durumuna bir bak.”son durumuna bir bak.” Fe-kâle: Ey Rabbî ve izzetike, le-kad haşîtü en lâ yebkâ ehadün illâ dehalehâ...

Fe-kâle: Ey Rabbî ve izzetike, le-kad haşîtü en lâ yebkâ ehadün illâ dehalehâ...
“Gidip gördükten sonra dedi ki; Yâ Rabbi!“Gidip gördükten sonra dedi ki; Yâ Rabbi! İzzetine antd olsun ki, korkuyorum kiİzzetine antd olsun ki, korkuyorum ki hiç buna düşmeyen insan kalmaz.hiç buna düşmeyen insan kalmaz. Hepsi düşer.”Hepsi düşer.” Neden?

Neden?
Şehevat, arkası cehennem.

Şehevat, arkası cehennem.
Şehevatı severek yapacak.Şehevatı severek yapacak. Nefsi istiyor, şehvet çünkü.Nefsi istiyor, şehvet çünkü. Arkası cehennem.Arkası cehennem. Düşecek tuzağa, cehenneme.Düşecek tuzağa, cehenneme. “Korkarım ki içine girmeyen hiç insan olmaz.“Korkarım ki içine girmeyen hiç insan olmaz. Hepsi düşer. Çünkü şehvetlerle çevrili.”Hepsi düşer. Çünkü şehvetlerle çevrili.” Bu tabii çok çok önemli bizim için bu konu.Bu tabii çok çok önemli bizim için bu konu. Bu hadîs-i şerîfin anlattığı husus.Bu hadîs-i şerîfin anlattığı husus. Cennetin etrafı nefse hoş gelmeyecek şeylerle dolu,Cennetin etrafı nefse hoş gelmeyecek şeylerle dolu, onları aşıp, onları her türlü fedakârlığa katlanıp, yapıponları aşıp, onları her türlü fedakârlığa katlanıp, yapıp cennete girmek lazım. Başka türlü girişi yok.cennete girmek lazım. Başka türlü girişi yok. Her tarafı öyle.Her tarafı öyle. Cehennemin de etrafı hep şehevani şeylerle,

Cehennemin de etrafı hep şehevani şeylerle,
nefse hoş, tatlı gelen şeylerle dolu,nefse hoş, tatlı gelen şeylerle dolu, onları da yapmamak lazım.onları da yapmamak lazım. Canı istese bile, uzak durması lazım ki yaparsa cehenneme düşer.Canı istese bile, uzak durması lazım ki yaparsa cehenneme düşer. Yapayım derken cup diye cehenneme düşer,Yapayım derken cup diye cehenneme düşer, yanar, mahvolur.yanar, mahvolur. Onun için biz nefsimiz bir şey istese bile yapmamayı öğrenmeliyiz.Onun için biz nefsimiz bir şey istese bile yapmamayı öğrenmeliyiz. Ne zamandan?

Ne zamandan?
"Ta küçüklükten."

"Ta küçüklükten."
“Ee, bunu nasıl öğreneceğim hoca ben?

“Ee, bunu nasıl öğreneceğim hoca ben?
Çoluk çocuğuma nasıl öğreteceğim?”Çoluk çocuğuma nasıl öğreteceğim?” İşte oruçla öğretiyoruz bunu.İşte oruçla öğretiyoruz bunu. Oruçta ne yapılıyor?Oruçta ne yapılıyor? Sabahtan akşama yenilmiyor, içilmiyor.Sabahtan akşama yenilmiyor, içilmiyor. Nefis istiyor yemeyi, içmeyi, yok diyor.Nefis istiyor yemeyi, içmeyi, yok diyor. Oruçlusun bugün, hiç boşuna benden sabah kahvaltısı, öğle yemeği, meşrubat,Oruçlusun bugün, hiç boşuna benden sabah kahvaltısı, öğle yemeği, meşrubat, drink, çikolata, çhocolate, slurpee, bilmem ne, böyle bir şeyler isteme.drink, çikolata, çhocolate, slurpee, bilmem ne, böyle bir şeyler isteme. Yok. Şeker, lolipop, bilmem ne, yok böyle şey.Yok. Şeker, lolipop, bilmem ne, yok böyle şey. Akşama kadar sabredin.Akşama kadar sabredin. İşte bir talim.İşte bir talim. Çocukluktan başlıyor bu.Çocukluktan başlıyor bu. Sabah namazı, tam uykunun zamanında, hadi kalk bakalım!

Sabah namazı, tam uykunun zamanında, hadi kalk bakalım!
Ezan okunuyor. Bir de müezzin inadına bağırıyor minareden.Ezan okunuyor. Bir de müezzin inadına bağırıyor minareden. es-salatü hayrun mine’n-nevm.

es-salatü hayrun mine’n-nevm.
Sanki bana sesleniyor mübarek.Sanki bana sesleniyor mübarek. Namaz uykudan daha hayırlıdır. Bağırıyor.Namaz uykudan daha hayırlıdır. Bağırıyor. Hey Allah'ım! yorganımı çeksem. Kulağımı mı tıkasam?Hey Allah'ım! yorganımı çeksem. Kulağımı mı tıkasam? Nasıl istersen öyle yap.Nasıl istersen öyle yap. Uyku tatlı, uyku baldan tatlı.Uyku tatlı, uyku baldan tatlı. Bilmece...Bilmece... Çarşıdan alınmaz, zembile konulmaz,Çarşıdan alınmaz, zembile konulmaz, ondan tatlı şey olmaz.ondan tatlı şey olmaz. Ne?

Ne?
Uyku!

Uyku!
Ama namaz, uykudan hayırlıdır diye müezzin efendi de bağırıyor orada.Ama namaz, uykudan hayırlıdır diye müezzin efendi de bağırıyor orada. Bir de hayya ala’s-salâh demez mi?

Bir de hayya ala’s-salâh demez mi?
Hayya ala’s-salâh ne demek?

Hayya ala’s-salâh ne demek?
“Haydin ya, namaza gelin!” demek.“Haydin ya, namaza gelin!” demek. Hayya ala’s-salâh, hayya ala’s-salâh. İki defa bağırıyor.Hayya ala’s-salâh, hayya ala’s-salâh. İki defa bağırıyor. Duraklıyorum ben gene.Duraklıyorum ben gene. Hayya ale’l-felâh. “Kurtuluşa gel! Buraya gelirsen kurtulacaksın.”Hayya ale’l-felâh. “Kurtuluşa gel! Buraya gelirsen kurtulacaksın.” Hayya ale’l-felâh.Hayya ale’l-felâh. Yine bağırıyor.Yine bağırıyor. Acaba ne yapsam? Sıcak yataktan kalksam mı?Acaba ne yapsam? Sıcak yataktan kalksam mı? Uykumu bölsem mi?Uykumu bölsem mi? es-salatü hayrun mine’n-nevm, es-salatü hayrun mine’n-nevm

es-salatü hayrun mine’n-nevm, es-salatü hayrun mine’n-nevm
Minareden yine bağırıyor.Minareden yine bağırıyor. Ya, namaz uykudan hayırlı!Ya, namaz uykudan hayırlı! Düşün artık bu kadar nasihatten, bu kadar bağırmadan,Düşün artık bu kadar nasihatten, bu kadar bağırmadan, bu kadar ezandan sonrabu kadar ezandan sonra yatıp uyursa bir insan hapı yutmuş.yatıp uyursa bir insan hapı yutmuş. İşte al sana sabah namazına gelen idman yapmış oluyor.İşte al sana sabah namazına gelen idman yapmış oluyor. Nefsini yenme, uykuyu yenme idmanı.Nefsini yenme, uykuyu yenme idmanı. Azcık daha rahat edeyim, dur alıştırayım filan derkenAzcık daha rahat edeyim, dur alıştırayım filan derken şeytan tam kandıramazsa öyle der.şeytan tam kandıramazsa öyle der. “Tamam kalk aslanım, ben seni biliyorum, sen aslansın,

“Tamam kalk aslanım, ben seni biliyorum, sen aslansın,
bir tanesin, eşin yok,bir tanesin, eşin yok, sen birazcık gözünü kapat da gözünü alıştır.sen birazcık gözünü kapat da gözünü alıştır. Şimdi başın birden uykudan kalkınca zor gelir.Şimdi başın birden uykudan kalkınca zor gelir. Şöyle bir gözünü kapat hatta ötekisi açık kalsın.Şöyle bir gözünü kapat hatta ötekisi açık kalsın. Böyle birazcık dur.Böyle birazcık dur. Şöyle bir aklın başına gelsin yataktan kalkarsın” derken...Şöyle bir aklın başına gelsin yataktan kalkarsın” derken... Öteki göz de kapanıyor.Öteki göz de kapanıyor. Cup uykunun en derin yerine.Cup uykunun en derin yerine. Sonra irkilip bir uyanıyor.Sonra irkilip bir uyanıyor. Bir bakıyor saate.Bir bakıyor saate. "Eyvah!

"Eyvah!
Esad Hoca çoktan namaz kıldı camide.Esad Hoca çoktan namaz kıldı camide. Ben şimdi camiye yetişemem.”Ben şimdi camiye yetişemem.” Çevir, arkası yok, pekala.Çevir, arkası yok, pekala. İşte böyle. Onun için nefse muhalefet etmeyi Müslüman öğrenecek.

İşte böyle. Onun için nefse muhalefet etmeyi Müslüman öğrenecek.
Nefsin istemediği şeyler de olsa ibadet ve taati yapacak.Nefsin istemediği şeyler de olsa ibadet ve taati yapacak. Allah Teâlâ Hazretleri bizi nefsi yenenlerden,

Allah Teâlâ Hazretleri bizi nefsi yenenlerden,
nefsini yenenlerden...nefsini yenenlerden... o mükafatlara erenlerden eylesin.o mükafatlara erenlerden eylesin. Allah hepinizden razı olsun.Allah hepinizden razı olsun. Sübhâneka’llâhümme ve bi-hamdik.

Sübhâneka’llâhümme ve bi-hamdik.
Eşhedü en-lâ ilâhe illâ enteEşhedü en-lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerîke leke, estağfiruke ve etûbü ileyk.vahdeke lâ şerîke leke, estağfiruke ve etûbü ileyk. Sübhâne rabbinâ rabbi’l-izzeti ammâ yesıfûne,Sübhâne rabbinâ rabbi’l-izzeti ammâ yesıfûne, ve selâmün alâ cemî’i’l-enbiyâi ve'l-mürselîne ve ali küllin ecme’în.ve selâmün alâ cemî’i’l-enbiyâi ve'l-mürselîne ve ali küllin ecme’în. Ve’l-hamdü li’llâhi rabbi’l-âlemîne.Ve’l-hamdü li’llâhi rabbi’l-âlemîne. Rabbenâ tekabbel minnâ, bi-hurmeti esrar-i sûrati’l-Fâtiha.Rabbenâ tekabbel minnâ, bi-hurmeti esrar-i sûrati’l-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2