Namaz Vakitleri
İstanbul
19 Şevvâl 1447
07 April 2026
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Aziz ve muhterem misafirlerimiz!Aziz ve muhterem misafirlerimiz! Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı,

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı,
ikramı üzerinize olsun.ikramı üzerinize olsun. Son derece verimli ve değerli birSon derece verimli ve değerli bir toplantının sonuna gelmiş bulunuyoruz.toplantının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bugün sabahleyin 10.50'de başlayanBugün sabahleyin 10.50'de başlayan bu güzel toplantı dört değerli konuşmacınınbu güzel toplantı dört değerli konuşmacının konuşmalarıyla son derece faydalı bir şekilde devam ettikonuşmalarıyla son derece faydalı bir şekilde devam etti ve çok güzel sonuçlar, izlenimler, intibalar,ve çok güzel sonuçlar, izlenimler, intibalar, fikirler dinleyiciler üzerindefikirler dinleyiciler üzerinde -Ben de bir dinleyici olarak başından sonuna kadar dinleyip-Ben de bir dinleyici olarak başından sonuna kadar dinleyip not aldığım için bir şahit olarak söylüyorum-not aldığım için bir şahit olarak söylüyorum- hasıl oldu.hasıl oldu. Başta Mustafa Kalfaoğlu hocaefendi,

Başta Mustafa Kalfaoğlu hocaefendi,
Allah razı olsun, vakıflarınAllah razı olsun, vakıfların Anadolu'nun iskanında ve İslâmlaşmasındaAnadolu'nun iskanında ve İslâmlaşmasında rolünü son derece duygulandırıcı bir şekilde anlattı.rolünü son derece duygulandırıcı bir şekilde anlattı. Ayet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden bizi,Ayet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden bizi, ecdadımızı vakıf kurmaya sevk edenecdadımızı vakıf kurmaya sevk eden vakıflarda çalışmaya götüren dini temelleri izah ettiler.vakıflarda çalışmaya götüren dini temelleri izah ettiler. Allah Teâlâ hazretlerinin,

Allah Teâlâ hazretlerinin,
bismillâhirrahmânirrahîm.bismillâhirrahmânirrahîm. İnna’llâhe’ş-terâ mine’l-mü’minîne enfüsehüm

İnna’llâhe’ş-terâ mine’l-mü’minîne enfüsehüm
ve emvâlehüm bi-enne lehümü’l-cennet. (Tevbe Suresi 111. Ayet)ve emvâlehüm bi-enne lehümü’l-cennet. (Tevbe Suresi 111. Ayet) Cenneti vaat ederek,

Cenneti vaat ederek,
cenneti mükâfat olarak ortaya koyarakcenneti mükâfat olarak ortaya koyarak müminlerden canlarını ve mallarınımüminlerden canlarını ve mallarını bahşetmelerini istediğinibahşetmelerini istediğini ve insanların en hayırlısınınve insanların en hayırlısının insanlara faydası en çok dokunan kimseinsanlara faydası en çok dokunan kimse olduğunu Peygamber Efendimizin söylediğiniolduğunu Peygamber Efendimizin söylediğini hatırlattığı ve İslâm'ınhatırlattığı ve İslâm'ın vakıf kurma faaliyetinin son derece akıllı,vakıf kurma faaliyetinin son derece akıllı, düşünceli insanların eseri olduğunu,düşünceli insanların eseri olduğunu, akli çalışmalarının bir sonucu olduğunu,akli çalışmalarının bir sonucu olduğunu, kendilerinin hayırlarınınkendilerinin hayırlarının daimileştirilmesi, ebedileştirilmesi için yapıldığını anlattıdaimileştirilmesi, ebedileştirilmesi için yapıldığını anlattı ve bu çalışmaların temelininve bu çalışmaların temelinin Orta Asya'da kemaline ermiş olan tasavvufiOrta Asya'da kemaline ermiş olan tasavvufi camianın Anadolu'ya teveccühüylecamianın Anadolu'ya teveccühüyle Anadolu'da başladığını belirtti.Anadolu'da başladığını belirtti. Nakşi silsilesi mensubu

Nakşi silsilesi mensubu
büyük zatların, kaddesallâhu ervâehüm’un,büyük zatların, kaddesallâhu ervâehüm’un, ve bu arada bizim Anadolu'muz içinve bu arada bizim Anadolu'muz için önem arz eden ve önümüzdeki yıl,önem arz eden ve önümüzdeki yıl, 1993 yılının adına izafe edildiği1993 yılının adına izafe edildiği Ahmed Yesevî hazretlerinden bahsetti.Ahmed Yesevî hazretlerinden bahsetti. Onun bir nakşi halifesi olduğunu ifade etti.Onun bir nakşi halifesi olduğunu ifade etti. Anadolu'ya müritlerini tecrid ettiğini hatırlattı.

Anadolu'ya müritlerini tecrid ettiğini hatırlattı.
Dergahların, tasavvufi çalışmaların göz ardı edildiği zamanDergahların, tasavvufi çalışmaların göz ardı edildiği zaman Anadolu'nun fethinin ve iskanınınAnadolu'nun fethinin ve iskanının ve Osmanlı başarısının anlaşılamayacağınıve Osmanlı başarısının anlaşılamayacağını delilleriyle bize gösterdi.delilleriyle bize gösterdi. İlk vakıfların Anadolu'da askeri harekatİlk vakıfların Anadolu'da askeri harekat başlamadan önce Anadolu'ya geldiğini,başlamadan önce Anadolu'ya geldiğini, önce hizmetin geldiğini,önce hizmetin geldiğini, ondan sonra askeri harekatın geldiğini belirtti.ondan sonra askeri harekatın geldiğini belirtti. Medreselerin kafaları eğittiği

Medreselerin kafaları eğittiği
ve onlara ilim verdiği ve bu vazifeyle çalıştığını belirtti.ve onlara ilim verdiği ve bu vazifeyle çalıştığını belirtti. Tekkelerin kalpleri, gönülleri eğittiğiniTekkelerin kalpleri, gönülleri eğittiğini ve bununla da kalmayıpve bununla da kalmayıp insanoğlunun her türlü ihtiyacını, maddi ihtiyacını da karşılamayainsanoğlunun her türlü ihtiyacını, maddi ihtiyacını da karşılamaya çalışıldığını hatta tekkelerin, zaviyelerin yanında aşhaneler,çalışıldığını hatta tekkelerin, zaviyelerin yanında aşhaneler, değirmenler yapıldığı böylece midelerine dedeğirmenler yapıldığı böylece midelerine de onlara da hizmet götürüldüğü anlatıldıonlara da hizmet götürüldüğü anlatıldı ve Gaziyan-ı Rûm, Abdâlân-ı Rûm,ve Gaziyan-ı Rûm, Abdâlân-ı Rûm, Ahiyan-ı Rûm tasnifini, Aşık Paşazade'ninAhiyan-ı Rûm tasnifini, Aşık Paşazade'nin bir de Bâciyân-ı Rûm vardır ki onları dabir de Bâciyân-ı Rûm vardır ki onları da bizi dinleyen bacılarımız için ben ekleyeyim.bizi dinleyen bacılarımız için ben ekleyeyim. Anadolu'nun fütühatında onların rolü de büyük.

Anadolu'nun fütühatında onların rolü de büyük.
Anadolu fatiheleri olanAnadolu fatiheleri olan Bâciyân-ı Rûm da dördüncüsüdür o tasnifte.Bâciyân-ı Rûm da dördüncüsüdür o tasnifte. Onların rolünü anlattı veOnların rolünü anlattı ve “Anadolu, tasavvuf ile dervişlerle Müslüman olmuştur.” dedi.“Anadolu, tasavvuf ile dervişlerle Müslüman olmuştur.” dedi. Bu bir hakikattir.Bu bir hakikattir. İzzettin Keykavus'un, I. İzzettin Keykavus'un, Alâeddin Keykubad'ın

İzzettin Keykavus'un, I. İzzettin Keykavus'un, Alâeddin Keykubad'ın
hizmetlerinden bahsetti.hizmetlerinden bahsetti. Onların Ahî teşkilatıyla nasıl esnafOnların Ahî teşkilatıyla nasıl esnaf arasında, ticari hayatta, nasıl dini şuura,arasında, ticari hayatta, nasıl dini şuura, maneviyata dayalı bir organizasyon kurduklarınımaneviyata dayalı bir organizasyon kurduklarını anlattı ve bu gibi müstesna ve bizim kültürümüze mahsusanlattı ve bu gibi müstesna ve bizim kültürümüze mahsus sosyal ve kültürel müesseselerlesosyal ve kültürel müesseselerle Anadolu'nun İslâmlaştığını belirtti.Anadolu'nun İslâmlaştığını belirtti. Osmanlıların yanında bir Ahî Şeyhi olan

Osmanlıların yanında bir Ahî Şeyhi olan
Şeyh Edebali'nin, bir müderris olan Dursun Fakih'inŞeyh Edebali'nin, bir müderris olan Dursun Fakih'in ilk kurucu Osman Gazi'nin yanında yer aldığını belirtti.ilk kurucu Osman Gazi'nin yanında yer aldığını belirtti. Birinci Murat Hüdavendigar hazretlerinin

Birinci Murat Hüdavendigar hazretlerinin
Malkara'da Ahî Musa için nasıl tesisler kurduğunuMalkara'da Ahî Musa için nasıl tesisler kurduğunu delilleriyle gösterdi.delilleriyle gösterdi. Sonra bir hatırasını bize anlattı ve gözlerimizi yaşarttı.Sonra bir hatırasını bize anlattı ve gözlerimizi yaşarttı. Bursa'yı ziyaretinde gördüğü birBursa'yı ziyaretinde gördüğü bir blue jean pantolonla sarı saçlı, mavi gözlü şahsınblue jean pantolonla sarı saçlı, mavi gözlü şahsın camide son derece huşu ve hudu ilecamide son derece huşu ve hudu ile namaz kıldığını görünce kapıda, kılıp da dışarı çıkıncaya kadarnamaz kıldığını görünce kapıda, kılıp da dışarı çıkıncaya kadar bekleyeyim diye beklediğini sonra onun bir Amerikalıbekleyeyim diye beklediğini sonra onun bir Amerikalı desinatör olduğunu ve dinleri inceleyipdesinatör olduğunu ve dinleri inceleyip İslâm'ı seçtiğini, İslâm'ı seçtikten sonra daİslâm'ı seçtiğini, İslâm'ı seçtikten sonra da Osmanlıları inceleyipOsmanlıları inceleyip Osmanlılara aşık olduğunu onun için buralara geldiğini,Osmanlılara aşık olduğunu onun için buralara geldiğini, Müslüman olduktan sonra ve OsmanlılarınMüslüman olduktan sonra ve Osmanlıların bilhassa ilk on padişahının evliyâ olduğunubilhassa ilk on padişahının evliyâ olduğunu kendisine söylediğini, bir ilahiyatçı olarakkendisine söylediğini, bir ilahiyatçı olarak yan gözle ve kuşkuyla baktığımızyan gözle ve kuşkuyla baktığımız padişahlarımızın Amerikalı birisi tarafından bize evliyâ diyepadişahlarımızın Amerikalı birisi tarafından bize evliyâ diye tanıtılmasından doğrusu biraz da utandığınıtanıtılmasından doğrusu biraz da utandığını anlatınca gözlerimiz yaşardı.anlatınca gözlerimiz yaşardı. Yavuz'un Sina Çölleri’nde birden atından inerek,

Yavuz'un Sina Çölleri’nde birden atından inerek,
bineğinden inerek, kızgın kumların üzerinde yalın ayakbineğinden inerek, kızgın kumların üzerinde yalın ayak yürümeye başladığına etrafındaki devlet erkanının buna şaşırıp,yürümeye başladığına etrafındaki devlet erkanının buna şaşırıp, “Hünkârımız ne sebeptir, acaba niye böyle yürüyorsun?” diyince,“Hünkârımız ne sebeptir, acaba niye böyle yürüyorsun?” diyince, elini dudaklarına götürüp susma işareti verdiğini,elini dudaklarına götürüp susma işareti verdiğini, “Görmüyor musun ki, önde Hazreti Peygamber yürüyor.” dediğini naklettiler.“Görmüyor musun ki, önde Hazreti Peygamber yürüyor.” dediğini naklettiler. Ve İkbal'in, Pakistan'ın milli şairi İkbal'in,Ve İkbal'in, Pakistan'ın milli şairi İkbal'in, “Benim hocam Mevlânâ Celâleddîn-ı Rûmî hazretleridir” dediğini söylediler.“Benim hocam Mevlânâ Celâleddîn-ı Rûmî hazretleridir” dediğini söylediler. Ben de buraya özetleme için geldim ama bir hatıramı anlatmadan

Ben de buraya özetleme için geldim ama bir hatıramı anlatmadan
bu sözü kendime alamıyorum.bu sözü kendime alamıyorum. Münih'te geziyordum, bir parkta sakallı bir büst gördüm.Münih'te geziyordum, bir parkta sakallı bir büst gördüm. Yani sakalı olan bir insan.Yani sakalı olan bir insan. Tip olarak Alman'a benzemiyor.Tip olarak Alman'a benzemiyor. Büstün yanına kadar gittim, şöyle yarım bir heykel,Büstün yanına kadar gittim, şöyle yarım bir heykel, altında bir şey var, yazı var.altında bir şey var, yazı var. Bu büst, “Pakistan'ın milli şairi İkbal'indir.” diyorBu büst, “Pakistan'ın milli şairi İkbal'indir.” diyor altındaki Almanca yazıda.altındaki Almanca yazıda. Diyor ki: “İkbal, felsefe doktorasını Münih Üniversitesi'nde yapmıştır.”Diyor ki: “İkbal, felsefe doktorasını Münih Üniversitesi'nde yapmıştır.” Bunu yazmış yani İkbal,Bunu yazmış yani İkbal, felsefe doktorasını Münih Üniversitesi'nde yaptı diye oraya,felsefe doktorasını Münih Üniversitesi'nde yaptı diye oraya, Alman hükümeti bir büst koymuş.Alman hükümeti bir büst koymuş. Ben de teklif ediyorum biz de Konya'yaBen de teklif ediyorum biz de Konya'ya İkbal'in bir hatırasını reks edelimİkbal'in bir hatırasını reks edelim ve altına “İkbal, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî benim hocamdır.” dedi diye yazalım.ve altına “İkbal, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî benim hocamdır.” dedi diye yazalım. Avrupa entelijans servislerinin,

Avrupa entelijans servislerinin,
Müslümanlarla Osmanlıların mücadelesindeMüslümanlarla Osmanlıların mücadelesinde üç büyük tehlikeyi tespit ettiklerini ve bunlarla uğraştıklarını belirtti.üç büyük tehlikeyi tespit ettiklerini ve bunlarla uğraştıklarını belirtti. Hilafet müessesesi bir, çünkü bütün Müslümanları birleştiriyor ve Avrupalılara karşıHilafet müessesesi bir, çünkü bütün Müslümanları birleştiriyor ve Avrupalılara karşı müşterek hareket ettiriyor.müşterek hareket ettiriyor. İkincisi, hac müessesesi çünkü bütün Müslümanlarİkincisi, hac müessesesi çünkü bütün Müslümanlar senede bir toplanıyorlar ve gayrimüslimlere karşı tedbirleri alabiliyorlar.senede bir toplanıyorlar ve gayrimüslimlere karşı tedbirleri alabiliyorlar. Üçüncüsü de tasavvuf ve tarikatlarÜçüncüsü de tasavvuf ve tarikatlar çünkü tasavvuf ve tarikat erbabına batılılar,çünkü tasavvuf ve tarikat erbabına batılılar, nüfuz edemiyorlar ve onları hıyanet çemberi içine çekemiyorlar.nüfuz edemiyorlar ve onları hıyanet çemberi içine çekemiyorlar. Onun için onlarla mücadele ettiklerini anlattı.Onun için onlarla mücadele ettiklerini anlattı. Şimdi de nasıl Osmanlıların,

Şimdi de nasıl Osmanlıların,
Selçukluların kuruluşunda ve başarısındaSelçukluların kuruluşunda ve başarısında tasavvufi kadrolar rol oynamışsa,tasavvufi kadrolar rol oynamışsa, nasıl tasavvufi mekanların,nasıl tasavvufi mekanların, zaviyelerin birer vakıf olduğuzaviyelerin birer vakıf olduğu ve cemiyetin bu mekanların etrafında billurlaştığıve cemiyetin bu mekanların etrafında billurlaştığı tespit ediliyorsa, nasıl vakıflartespit ediliyorsa, nasıl vakıflar vasıtasıyla sosyal ve kültürel meseleler halledilipvasıtasıyla sosyal ve kültürel meseleler halledilip Osmanlı, Osmanlı olmuşsa,Osmanlı, Osmanlı olmuşsa, cihana hakim olmuşsa,cihana hakim olmuşsa, dünyanın her yerine bir imani ve insani medeniyet götürmüşse,dünyanın her yerine bir imani ve insani medeniyet götürmüşse, bugün de vakıflara aynen değer vererek,bugün de vakıflara aynen değer vererek, vakıfları temel alarak yeniden bir hamleyi yapabiliriz diyevakıfları temel alarak yeniden bir hamleyi yapabiliriz diye güzel bir konuşma yapmıştı.güzel bir konuşma yapmıştı. Kendisine teşekkür ediyoruz.Kendisine teşekkür ediyoruz. İkinci konuşmacı Nazif Bey, iki konuşma yaptı.

İkinci konuşmacı Nazif Bey, iki konuşma yaptı.
Bir öğleden önce, bir öğleden sonra.Bir öğleden önce, bir öğleden sonra. Her ikisi de vakıflar konusundaHer ikisi de vakıflar konusunda birer belge mahiyetinde şahane,birer belge mahiyetinde şahane, ilmi seviyesi son derece yüksek konuşma idi.ilmi seviyesi son derece yüksek konuşma idi. Nazif Bey, Allah razı olsun,Nazif Bey, Allah razı olsun, Balkanlar'da vakıfların gördüğü hizmetleri anlatırkenBalkanlar'da vakıfların gördüğü hizmetleri anlatırken Anadolu'nun İslâmlaşması gibi vakıflarınAnadolu'nun İslâmlaşması gibi vakıfların Balkanlarda bir İslâmlaşma hizmeti yaptığınıBalkanlarda bir İslâmlaşma hizmeti yaptığını anlattı ve hatta yerleşim merkezlerininanlattı ve hatta yerleşim merkezlerinin vakıf mekanları etrafında,vakıf mekanları etrafında, tekkelerin ve zaviyelerin etrafındatekkelerin ve zaviyelerin etrafında kurulmuş olduğunu beyan etti.kurulmuş olduğunu beyan etti. Nitekim vakit darlığından belkiNitekim vakit darlığından belki ana notlarında vardır.ana notlarında vardır. Vakıflar Mecmuası'ndaVakıflar Mecmuası'nda Ömer Lutfi Barkan Ordinaryus Profesör’ünÖmer Lutfi Barkan Ordinaryus Profesör’ün Kolonizatör Türk Dervişleri diye büyük bir makalesi vardır,Kolonizatör Türk Dervişleri diye büyük bir makalesi vardır, meşhur bir makalesi.meşhur bir makalesi. O da bu hususu gayet güzel anlatır.O da bu hususu gayet güzel anlatır. İstanbul'daki, Anadolu'daki yerleşme merkezlerinin

İstanbul'daki, Anadolu'daki yerleşme merkezlerinin
vakıf mekanları etrafında teşekkül ettiğini misal olarakvakıf mekanları etrafında teşekkül ettiğini misal olarak Vezir Köprü'yü, Merzifon'u,Vezir Köprü'yü, Merzifon'u, Konya-Karapınar'ı, Nevşehir'i misal olarak gösterdi.Konya-Karapınar'ı, Nevşehir'i misal olarak gösterdi. İlk önce bir Paşa veya bir devletli tarafından bir vakıfİlk önce bir Paşa veya bir devletli tarafından bir vakıf ortaya konuluyor sonra bunun etrafında evler,ortaya konuluyor sonra bunun etrafında evler, sivil yerleşme teşekkül ediyor ondan sonra da bir şehir meydana geliyor.sivil yerleşme teşekkül ediyor ondan sonra da bir şehir meydana geliyor. Bunun Bursa'da, yani içinde zaten

Bunun Bursa'da, yani içinde zaten
Anadolu'nun eski ahalisi olan,Anadolu'nun eski ahalisi olan, Müslümanların gelmesinden önce yaşayanMüslümanların gelmesinden önce yaşayan insanların oturduğu şehirlerde de olduğunu,insanların oturduğu şehirlerde de olduğunu, bunların misallerinin meselabunların misallerinin mesela Bursa ve İstanbul olduğunuBursa ve İstanbul olduğunu ve buralarda da yine vakıf külliyeleri etrafındave buralarda da yine vakıf külliyeleri etrafında yerleşiminin tahakkuk ettiğiniyerleşiminin tahakkuk ettiğini çok güzel anlattılar.çok güzel anlattılar. Mesela Bursa'nın bir kalesi var, TophaneMesela Bursa'nın bir kalesi var, Tophane Parkı'nın olduğu yerde ve şimdi Osman Gazi, Orhan Gazi'ninParkı'nın olduğu yerde ve şimdi Osman Gazi, Orhan Gazi'nin türbelerinin bulunduğu yerde.türbelerinin bulunduğu yerde. İşte onun Osman Gazi'nin hastayken gördüğüİşte onun Osman Gazi'nin hastayken gördüğü kurşunlarının parlamasından dolayıkurşunlarının parlamasından dolayı şehir fethedilince beni oraya defnedersiniz dediğişehir fethedilince beni oraya defnedersiniz dediği Şehadet Caminin olduğu yerler.Şehadet Caminin olduğu yerler. Fakat Yıldırım Beyazıt ovanın buraya biraz uzak bir mesafesindeFakat Yıldırım Beyazıt ovanın buraya biraz uzak bir mesafesinde ve bir tepenin üstünde bir cami yapıyor,ve bir tepenin üstünde bir cami yapıyor, bir külliye yapıyor ve ondan sonra orada bir İslâm mahallesibir külliye yapıyor ve ondan sonra orada bir İslâm mahallesi doğrudan doğruya teşekkül ediyor.doğrudan doğruya teşekkül ediyor. İstanbul'un da her tepesinin üstünde bir vakıfİstanbul'un da her tepesinin üstünde bir vakıf ve o vakfın etrafında bir İslâm mahallesi teşekkül ediyor yanive o vakfın etrafında bir İslâm mahallesi teşekkül ediyor yani Müslümanlar yerleşmelerinde vakfın etrafındaMüslümanlar yerleşmelerinde vakfın etrafında billurlaşıyorlar ve vakıflar Müslümanlarıbillurlaşıyorlar ve vakıflar Müslümanları gayrimüslim ahaliden ayırangayrimüslim ahaliden ayıran mekanları temsil ediyorlar.mekanları temsil ediyorlar. Aynı şey, Balkanlarda icra edilmiştir diye

Aynı şey, Balkanlarda icra edilmiştir diye
misalleri belirtti.misalleri belirtti. Mesela Saraybosna dediğimiz yeriMesela Saraybosna dediğimiz yeri anlatırken rakamlar verdi.anlatırken rakamlar verdi. O zaman orada ki ben bu saray Bosna sözünüO zaman orada ki ben bu saray Bosna sözünü biraz Mevlüt Bey'in demin verdiği saraybiraz Mevlüt Bey'in demin verdiği saray yani vakıfların, müesseselerin, binalarıyani vakıfların, müesseselerin, binaları türlerinden birisi olaraktürlerinden birisi olarak saray tabiriyle birleştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.saray tabiriyle birleştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Yani Bosna'daki saray, Saray-ı Bosna.Yani Bosna'daki saray, Saray-ı Bosna. Yani birçok yerde saray var, Bosna'daki saray.Yani birçok yerde saray var, Bosna'daki saray. Orada dokuz bin Müslüman'ın olduğunu veOrada dokuz bin Müslüman'ın olduğunu ve beş yüz kadar gayrimüslim olduğunubeş yüz kadar gayrimüslim olduğunu yani Müslümanlardan müteşekkil bir yerleşmeyani Müslümanlardan müteşekkil bir yerleşme teşkil ediliyor.teşkil ediliyor. Dikkati çeken bir başka husus iki yüz din görevlisi olduğu,

Dikkati çeken bir başka husus iki yüz din görevlisi olduğu,
yani dokuz bine nispet,yani dokuz bine nispet, iki yüz din görevlisi.iki yüz din görevlisi. Yani din görevlilerinin Osmanlıların kuruluşunda,Yani din görevlilerinin Osmanlıların kuruluşunda, Balkanların MüslümanlaştırılmasındaBalkanların Müslümanlaştırılmasında ve devletin sağlam bir bünyeye sahip olmasındave devletin sağlam bir bünyeye sahip olmasında -rakamlar gösteriyor ki- ne kadar büyük rol oynadığını-rakamlar gösteriyor ki- ne kadar büyük rol oynadığını bunlar gösteriyor ve başka misaller verdi.bunlar gösteriyor ve başka misaller verdi. Mesela 17. yüzyılda

Mesela 17. yüzyılda
Adana'da iki medrese varkenAdana'da iki medrese varken Saraybosna'da on altı medrese olduğunuSaraybosna'da on altı medrese olduğunu yani Adana'dan daha büyük ehemmiyete haiz ve dahayani Adana'dan daha büyük ehemmiyete haiz ve daha kültürüne hizmet edecek müesseselerlekültürüne hizmet edecek müesseselerle donatılmış bir şehir olduğunu ifade ettiler.donatılmış bir şehir olduğunu ifade ettiler. Sonra bu vakıfların kuruluştaki müstesna hizmetleri gibi,Sonra bu vakıfların kuruluştaki müstesna hizmetleri gibi, çekilişte de Osmanlı Devleti'nin siyasi hudutlarınınçekilişte de Osmanlı Devleti'nin siyasi hudutlarının daha gerilere çekilmesi esnasında onlardaha gerilere çekilmesi esnasında onlar gayrimüslim devletlerin idaresine terk edildiği zamandagayrimüslim devletlerin idaresine terk edildiği zamanda ne kadar büyük hizmetler yaptığını,ne kadar büyük hizmetler yaptığını, Berlin Antlaşması'nda konulan maddelerle,Berlin Antlaşması'nda konulan maddelerle, II. Abdülhamid'inII. Abdülhamid'in Şeyhülislâmlık Müessesesi tarafından hazırlattırılanŞeyhülislâmlık Müessesesi tarafından hazırlattırılan yüz üç maddeye ait on maddelik,yüz üç maddeye ait on maddelik, yüz üç detay maddeyi talimatnamelerle nasıl korunduğunu,yüz üç detay maddeyi talimatnamelerle nasıl korunduğunu, nasıl vakıf mallarının, şahıs mallarınınnasıl vakıf mallarının, şahıs mallarının düşmanlar tarafından yağmalanmamasınındüşmanlar tarafından yağmalanmamasının anlaşmalarla sağlandığını, miri arazininanlaşmalarla sağlandığını, miri arazinin nasıl değerlendirdiğinin detaylarıyla çok güzel,nasıl değerlendirdiğinin detaylarıyla çok güzel, çok üstadâne bir şekilde anlattı.çok üstadâne bir şekilde anlattı. Yani devlet bir kara baht olarakYani devlet bir kara baht olarak oralardan çekiliyor ama oradaki insanları da yineoralardan çekiliyor ama oradaki insanları da yine bir hukuka bağlayarak vakıfları çiğnettirmiyor,bir hukuka bağlayarak vakıfları çiğnettirmiyor, vakıflar da oranın ahalisinin çiğnenmemesine hizmet ediyor.vakıflar da oranın ahalisinin çiğnenmemesine hizmet ediyor. Bunu gayet güzel ifade etti.Bunu gayet güzel ifade etti. Sonra sözü Kıbrıs'a getirdi.

Sonra sözü Kıbrıs'a getirdi.
Oradaki Kıbrıs'ın tarihi ve buOradaki Kıbrıs'ın tarihi ve bu konuşmalardan onu anlattı.konuşmalardan onu anlattı. Bu konuşmalardan şunu görüyoruz ki muhterem kardeşlerim,Bu konuşmalardan şunu görüyoruz ki muhterem kardeşlerim, tarihini bilmeyen bir millet ölmüş demektir.tarihini bilmeyen bir millet ölmüş demektir. Bizim tarih bilgisi kazanmamız lazım.Bizim tarih bilgisi kazanmamız lazım. Yani istikbale yönelik hareketlerimizdeYani istikbale yönelik hareketlerimizde tarihimizden kopmuşsak, mazimizi bilmiyorsak,tarihimizden kopmuşsak, mazimizi bilmiyorsak, müesseselerimizin mazisini bilmiyorsakmüesseselerimizin mazisini bilmiyorsak hiçbir şey yapamayacağımız anlaşılıyor bu güzel izahlardan o anlaşıldı.hiçbir şey yapamayacağımız anlaşılıyor bu güzel izahlardan o anlaşıldı. Sonuç olarak, fetihte de,

Sonuç olarak, fetihte de,
geri çekilmede de vakıfların çok büyük hizmetler yaptığınıgeri çekilmede de vakıfların çok büyük hizmetler yaptığını anlattı ve devlet geri çekilirken,anlattı ve devlet geri çekilirken, mağlup olmuşken zor şartlar altında bile vakıflarımağlup olmuşken zor şartlar altında bile vakıfları bu kadar başarıyla korumuşkenbu kadar başarıyla korumuşken istiklalini almış olduğu zamanda vakıflara karşıistiklalini almış olduğu zamanda vakıflara karşı nasıl davranmıştır, siz bu mukayeseyi yapın diyenasıl davranmıştır, siz bu mukayeseyi yapın diye bir acı tablo önümüze serdibir acı tablo önümüze serdi ve çok önemli bir noktayave çok önemli bir noktaya işaret ederek sözlerini bitirdi.işaret ederek sözlerini bitirdi. Biz bugün Saraybosna'da Müslümanlar bir mücadele veriyorBiz bugün Saraybosna'da Müslümanlar bir mücadele veriyor ve Saraybosna düşmek üzereve Saraybosna düşmek üzere ve düşmanlar yalnız insanları öldürmüyor,ve düşmanlar yalnız insanları öldürmüyor, kültür eserlerini de tahrip ediyorkültür eserlerini de tahrip ediyor çünkü onlar kültürün ehemmiyetini biliyorlar, oradaçünkü onlar kültürün ehemmiyetini biliyorlar, orada İslâm'ın ve Osmanlı'nın izini bırakmak istemiyorlar.İslâm'ın ve Osmanlı'nın izini bırakmak istemiyorlar. Biz orada onları savunmak zorundayız.Biz orada onları savunmak zorundayız. Orada savunmadığımız zaman sıranın bize geldiği,Orada savunmadığımız zaman sıranın bize geldiği, geleceği, mutlaka geleceği bilinmelidir.geleceği, mutlaka geleceği bilinmelidir. Balkanlarda İslâm silindiği zaman

Balkanlarda İslâm silindiği zaman
Anadolu'dan da silineceğinin bir alameti.Anadolu'dan da silineceğinin bir alameti. Sıranın Anadolu'ya geleceği üzerine sözü getirdi.Sıranın Anadolu'ya geleceği üzerine sözü getirdi. Onun için bizim de Anadolu'nun İslâmlaşmasında,Onun için bizim de Anadolu'nun İslâmlaşmasında, Balkanların İslâmlaşmasında nasıl hayrî hizmetlere,Balkanların İslâmlaşmasında nasıl hayrî hizmetlere, vakıflara değer vermiş ve fedakarca çalışmışsakvakıflara değer vermiş ve fedakarca çalışmışsak yine aynı şuur ve fedakarlıkla, aynı dikkatle,yine aynı şuur ve fedakarlıkla, aynı dikkatle, aynı titizlikle, aynı güç ve kuvvetle çalışmamız gerektiğini anlattı.aynı titizlikle, aynı güç ve kuvvetle çalışmamız gerektiğini anlattı. Fevkalade güzel sonuçlara bizi götürdü konuşmalarıFevkalade güzel sonuçlara bizi götürdü konuşmaları ve herkes bunlardan sanıyorum alması gerekenve herkes bunlardan sanıyorum alması gereken dersleri almıştır ve yapması gereken vazifeler hakkındadersleri almıştır ve yapması gereken vazifeler hakkında bilgi sahibi olmuştur.bilgi sahibi olmuştur. Bir kimsenin dahi uyanması şu toplantınınBir kimsenin dahi uyanması şu toplantının amacına ulaştığının bir işaretidir.amacına ulaştığının bir işaretidir. Öğleden sonraki toplantıda yine

Öğleden sonraki toplantıda yine
değerli konuşmacı Dr. Nazif Öztürk bu seferdeğerli konuşmacı Dr. Nazif Öztürk bu sefer madalyonun bir başka tarafını, zaman dilimi bakımındanmadalyonun bir başka tarafını, zaman dilimi bakımından vakıfların, Osmanlı'dan sonraki durumunuvakıfların, Osmanlı'dan sonraki durumunu bize anlattı.bize anlattı. Acı gerçekleri ve tasfiye,Acı gerçekleri ve tasfiye, yani yok edilme çünkü tasfiye nihayetyani yok edilme çünkü tasfiye nihayet saflaştırma manasına falan geliyor.saflaştırma manasına falan geliyor. O kelimeyi ben bu olaylara yakıştıramıyorum.O kelimeyi ben bu olaylara yakıştıramıyorum. Mevlüt Bey kardeşimizin ifade ettiği talan sözüMevlüt Bey kardeşimizin ifade ettiği talan sözü çok daha güzel, yağma ve talan edilmesi hususunuçok daha güzel, yağma ve talan edilmesi hususunu çok ciddi bir şekilde, dökümanlara dayanarak anlattı.çok ciddi bir şekilde, dökümanlara dayanarak anlattı. 1856 Ahkâm-ı Arazi Kanunu,

1856 Ahkâm-ı Arazi Kanunu,
Avrupalıların Osmanlılarla mücadelesindeAvrupalıların Osmanlılarla mücadelesinde ana düşman müesseseleri tespit etmişti dedim ya,ana düşman müesseseleri tespit etmişti dedim ya, vakıflar, tekkeler, dindarlık, hac vs.vakıflar, tekkeler, dindarlık, hac vs. Tabii vakıflardan gücünü alıyor Müslümanlar.Tabii vakıflardan gücünü alıyor Müslümanlar. Mali gücünden koparmak içinMali gücünden koparmak için Osmanlılarla mücadelelerindeOsmanlılarla mücadelelerinde vakıfların talan edilmesi için madde koydurmavakıfların talan edilmesi için madde koydurma çalışmasına başladıklarını anlattı.çalışmasına başladıklarını anlattı. İşte bu Avrupalıların baskılarıyla çıkartılanİşte bu Avrupalıların baskılarıyla çıkartılan kanunlarla mesela 1826'da Evkâf-ı Humayunkanunlarla mesela 1826'da Evkâf-ı Humayun nezaretinin kurulması bir kanunla sağlanıyor.nezaretinin kurulması bir kanunla sağlanıyor. Böylece hür ve müstakil olan,Böylece hür ve müstakil olan, özel teşebbüs durumunda olan vakıflarınözel teşebbüs durumunda olan vakıfların devlet kontrolüne geçmesi vedevlet kontrolüne geçmesi ve vakıflara devlet tarafından baskı yapılması,vakıflara devlet tarafından baskı yapılması, daha doğrusu devlete baskı yapan Avrupa'nındaha doğrusu devlete baskı yapan Avrupa'nın vakıfları tahrip etme imkanının sağlanması başladığını ifade ediyor.vakıfları tahrip etme imkanının sağlanması başladığını ifade ediyor. Bu hareketle, 1839 Tanzimat Fermanı ile

Bu hareketle, 1839 Tanzimat Fermanı ile
arazi türü vakıfların devlete devredilmesini,arazi türü vakıfların devlete devredilmesini, mülhak vakıfların kontrol altında alınması çalışmasının yapıldığını,mülhak vakıfların kontrol altında alınması çalışmasının yapıldığını, 1856 Ahkâm-ı Arazi Kanunu ile1856 Ahkâm-ı Arazi Kanunu ile miri arazilerin ve vakıf arazilerinin satılmasına aitmiri arazilerin ve vakıf arazilerinin satılmasına ait mevzuatın hazırlandığını, bunların her birinin yanimevzuatın hazırlandığını, bunların her birinin yani vakıf müesseselerimiz için birer ilan fermanı,vakıf müesseselerimiz için birer ilan fermanı, yani birer yağmalama ve talan şeyi olduğunuyani birer yağmalama ve talan şeyi olduğunu ve beynelminel, antlaşmalardave beynelminel, antlaşmalarda düşman devletlerin bunları özellikle Osmanlı'dandüşman devletlerin bunları özellikle Osmanlı'dan zorla isteyip madde haline getirdiklerinizorla isteyip madde haline getirdiklerini dile getirdi.dile getirdi. Böylece Osmanlı ekonomisiniBöylece Osmanlı ekonomisini IMF gibi kontrol altına alıyorlar,IMF gibi kontrol altına alıyorlar, gayrimüslimlerin mülk almasını sağlıyorlargayrimüslimlerin mülk almasını sağlıyorlar Osmanlı Devleti içinde, kuvvetlenmesini veOsmanlı Devleti içinde, kuvvetlenmesini ve vakıfların adım adım tahribi çalışmalarını yürütüyorlar diye bildirdi.vakıfların adım adım tahribi çalışmalarını yürütüyorlar diye bildirdi. 1911'de ilk defa Şeyhülislam ve Vakıf Evkâf Nazırı

1911'de ilk defa Şeyhülislam ve Vakıf Evkâf Nazırı
Mustafa Hayri Efendi ki Münib Hayri Ürgüplü'nün babasıdır.Mustafa Hayri Efendi ki Münib Hayri Ürgüplü'nün babasıdır. İlk defa vakıfların satışı için bir karar çıkardığını,İlk defa vakıfların satışı için bir karar çıkardığını, bu isimleri unutmayın, kime nasıl hesap soracağınızı bilmeniz bakımındanbu isimleri unutmayın, kime nasıl hesap soracağınızı bilmeniz bakımından vakıfların satışı hakkında ilk kararınvakıfların satışı hakkında ilk kararın verildiğini beyan etti.verildiğini beyan etti. Osmanlılar zamanında hiç cami yok edilmemiş.

Osmanlılar zamanında hiç cami yok edilmemiş.
Üç tane cami var.Üç tane cami var. Birisi Kudüs'te Selâhaddîn-ı Eyyûbî hazretlerininBirisi Kudüs'te Selâhaddîn-ı Eyyûbî hazretlerinin cami ve medrese yaptırdığı.cami ve medrese yaptırdığı. Yani Haçlılarla orayı tekrar aldıktan sonraYani Haçlılarla orayı tekrar aldıktan sonra bir külleye yaptırdı fakat oranın çeşitli entrikalarlabir külleye yaptırdı fakat oranın çeşitli entrikalarla nasıl beynelmilal baskılarla,nasıl beynelmilal baskılarla, Avrupalıların şeyiyle, sanki boş bir araziymiş gibiAvrupalıların şeyiyle, sanki boş bir araziymiş gibi gayrimüslimlerin eline intikal ettirildiğinigayrimüslimlerin eline intikal ettirildiğini bir hiyanet ve bir aldatma, bir entrika olayı olarakbir hiyanet ve bir aldatma, bir entrika olayı olarak kime nasıl hesap soracağınızı bilmeniz bakımındankime nasıl hesap soracağınızı bilmeniz bakımından vakıfların satışı hakkında ilk kararın verildiğini beyan etti.vakıfların satışı hakkında ilk kararın verildiğini beyan etti. Osmanlılar zamanında hiç cami yok edilmemiş.

Osmanlılar zamanında hiç cami yok edilmemiş.
Üç tane cami var.Üç tane cami var. Birisi Kudüs'te Selâhaddîn-ı Eyyûbî hazretlerininBirisi Kudüs'te Selâhaddîn-ı Eyyûbî hazretlerinin cami ve medrese yaptırdığı.cami ve medrese yaptırdığı. Yani Haçlılarla orayı tekrar aldıktan sonraYani Haçlılarla orayı tekrar aldıktan sonra bir külleye yaptırdı fakat oranın çeşitli entrikalarlabir külleye yaptırdı fakat oranın çeşitli entrikalarla nasıl beynelmilal baskılarla,nasıl beynelmilal baskılarla, Avrupalıların şeyiyle, sanki boş bir araziymiş gibiAvrupalıların şeyiyle, sanki boş bir araziymiş gibi gayrimüslimlerin eline intikal ettirildiğinigayrimüslimlerin eline intikal ettirildiğini bir hiyanet ve bir aldatma, bir entrika olayı olarak bize belirtti.bir hiyanet ve bir aldatma, bir entrika olayı olarak bize belirtti. Sonra Beyoğlu'na padişahların nasıl önem verdiğini,Sonra Beyoğlu'na padişahların nasıl önem verdiğini, Boğaz'a, Haliç'e, Beyoğlu'naBoğaz'a, Haliç'e, Beyoğlu'na özel ihtimam gösterilmesini,özel ihtimam gösterilmesini, oralardan gayrimüslimlerin mülk almamasınınoralardan gayrimüslimlerin mülk almamasının gizli bir talimatla devlet tarafındangizli bir talimatla devlet tarafından titizlikle takip edilmesi gerektiğini fakattitizlikle takip edilmesi gerektiğini fakat bunlar yapılmadığı için yavaş yavaş oradaki özel mülklerinbunlar yapılmadığı için yavaş yavaş oradaki özel mülklerin satılması sonunda, Müslüman olan mahalleler gayrimüslimleşmişsatılması sonunda, Müslüman olan mahalleler gayrimüslimleşmiş ve sonunda, mesela Beyoğlu'ndaki Kayaoğlu Mescidi nasılve sonunda, mesela Beyoğlu'ndaki Kayaoğlu Mescidi nasıl artık içinde namaz kılacak insan kalmadığı içinartık içinde namaz kılacak insan kalmadığı için kapatılıp da başka bir yerde açılsın diye,kapatılıp da başka bir yerde açılsın diye, gayrimüslimlerle meskun bir yerde kaldığınıgayrimüslimlerle meskun bir yerde kaldığını ve yok edildiğini, bir de demir yolu içinve yok edildiğini, bir de demir yolu için yol geçecek diye mecburen bir istimlak olduğunu,yol geçecek diye mecburen bir istimlak olduğunu, bunun dışında Osmanlı zamanındabunun dışında Osmanlı zamanında mescit istimlakı yani mescit vakfınınmescit istimlakı yani mescit vakfının yok edilmesi durumunun olmadığını bu üç misalden (anlıyoruz.)yok edilmesi durumunun olmadığını bu üç misalden (anlıyoruz.) Fakat ondan sonraki devrede camilerin dahiFakat ondan sonraki devrede camilerin dahi nasıl yok edildiğini anlattı.nasıl yok edildiğini anlattı. 1916’da Prens Sabahattin tarafından

1916’da Prens Sabahattin tarafından
imza konulan bir bölgede,imza konulan bir bölgede, Osmanlı diyarında ne kadar köy var,Osmanlı diyarında ne kadar köy var, ne kadar yerleşim yerlerindene kadar yerleşim yerlerinde Hristiyan, Yahudi, Gayrimüslim var,Hristiyan, Yahudi, Gayrimüslim var, hepsinin Avrupalılar tarafından tespit edilmiş olduğunuhepsinin Avrupalılar tarafından tespit edilmiş olduğunu ve Avrupalıların buralara kilise,ve Avrupalıların buralara kilise, rahip okulu vs. yaptırdığınırahip okulu vs. yaptırdığını ve ondan sonraki istila hamlelerinde deve ondan sonraki istila hamlelerinde de bu odaklardan faydalandığını çok güzel anlattı.bu odaklardan faydalandığını çok güzel anlattı. Acı fakat gerçek.Acı fakat gerçek. Son dönemde çeşitli kanun ve kararlarla

Son dönemde çeşitli kanun ve kararlarla
vakıflara darbe üstüne darbe vurulduğunu,vakıflara darbe üstüne darbe vurulduğunu, mezarlıkların belediyeye devredildiğini,mezarlıkların belediyeye devredildiğini, bir canlı ve çok acı misal olarak,bir canlı ve çok acı misal olarak, şuradaki binanın karşısına rastlayan yerdekişuradaki binanın karşısına rastlayan yerdeki arazinin Müslüman mezarlığı olduğunu,arazinin Müslüman mezarlığı olduğunu, oranın satıldığını fakat daha ileride Roma mezarlığı var,oranın satıldığını fakat daha ileride Roma mezarlığı var, Roma hamamı, tarihi şey diye, oranın korunduğunu söyledi.Roma hamamı, tarihi şey diye, oranın korunduğunu söyledi. Yani Romalılar istila etmiyor Türkiye'yi amaYani Romalılar istila etmiyor Türkiye'yi ama Ankara'yı ama İslâm mezarlığı yok ediliyor,Ankara'yı ama İslâm mezarlığı yok ediliyor, yerine binalar yapılıyor, Müslümanlaryerine binalar yapılıyor, Müslümanlar kabirlerinde rahatsız ediliyor ama Romalılarınkabirlerinde rahatsız ediliyor ama Romalıların kabirleri çıkartılıyor diye, çarpıcı misaller verdi.kabirleri çıkartılıyor diye, çarpıcı misaller verdi. Belediyelerin vakıf mallarını yok etmek için nasıl düşman

Belediyelerin vakıf mallarını yok etmek için nasıl düşman
istila ordusu gibi oyunlar oynadığını,istila ordusu gibi oyunlar oynadığını, cumartesi günü saat 10'dacumartesi günü saat 10'da tebligat yapıp, “24 saat içinde binanız mail-i inhidamdır.tebligat yapıp, “24 saat içinde binanız mail-i inhidamdır. Tedbir almazsanız, fikrinizi bildirmezsenizTedbir almazsanız, fikrinizi bildirmezseniz yıkmak zorunda kalacağız.” diye cumartesi saat 10'dayıkmak zorunda kalacağız.” diye cumartesi saat 10'da vakıf idaresine talimat verip, pazartesi günü saat 11'devakıf idaresine talimat verip, pazartesi günü saat 11'de binayı pazar gününde,binayı pazar gününde, pazartesi olmadan nasıl tahrip ettiklerinipazartesi olmadan nasıl tahrip ettiklerini ve bizim bunlardan nasıl habersiz kuzu kuzu yaşadığımızıve bizim bunlardan nasıl habersiz kuzu kuzu yaşadığımızı şu memlekette anlattı.şu memlekette anlattı. Şu içinde bulunduğumuz yerlerin de

Şu içinde bulunduğumuz yerlerin de
Kızılbey adlı bir zat-ı muhtereminKızılbey adlı bir zat-ı muhteremin vakıf arazisi ve tesislerinin yeri olduğunu,vakıf arazisi ve tesislerinin yeri olduğunu, hiç olmazsa burada onun bir türbesinin bulunması gerektiğini ifade etti.hiç olmazsa burada onun bir türbesinin bulunması gerektiğini ifade etti. Bu Müslüman mezarlığının da Siirt mebusu falancanınBu Müslüman mezarlığının da Siirt mebusu falancanın adına metrekaresi yirmi beş kuruşa o satın almış daadına metrekaresi yirmi beş kuruşa o satın almış da vebalini o yüklenmiş.vebalini o yüklenmiş. Ondan sonra işte bu binalar yapılmış.Ondan sonra işte bu binalar yapılmış. Tâceddin Dergahı ki İstiklal Marşı'nın yazıldığı yerdir,Tâceddin Dergahı ki İstiklal Marşı'nın yazıldığı yerdir, nasıl özel idareye devredildiğini, Nazif Bey'innasıl özel idareye devredildiğini, Nazif Bey'in kendi gayretleriyle nihayet zar zorkendi gayretleriyle nihayet zar zor vakıflara iade edildiğini, yedi yüz elli tekkenin kapatıldığını,vakıflara iade edildiğini, yedi yüz elli tekkenin kapatıldığını, yine yüzlerce türbenin böylece elden çıktığınıyine yüzlerce türbenin böylece elden çıktığını misalleriyle, vesikaları ile sırf vesikalara dayanarakmisalleriyle, vesikaları ile sırf vesikalara dayanarak çok değerli bir konuşmayla anlattı.çok değerli bir konuşmayla anlattı. Tabii bunları biz vakfımız olarak yazılı

Tabii bunları biz vakfımız olarak yazılı
metinler haline, kitap haline de getireceğiz.metinler haline, kitap haline de getireceğiz. Suların belediyeye devredildiğini,Suların belediyeye devredildiğini, kütüphanelerin Milli Eğitim Bakanlığı'nakütüphanelerin Milli Eğitim Bakanlığı'na devredildiğini, halbuki her birinin, her kitabındevredildiğini, halbuki her birinin, her kitabın birer birer vakıf olduğunu korunması gerektiğini,birer birer vakıf olduğunu korunması gerektiğini, mekteplerin, medreselerin medrese olduğu içinmekteplerin, medreselerin medrese olduğu için kapatıldığını ve yıkıldığını medrese düşmanlığından dolayı,kapatıldığını ve yıkıldığını medrese düşmanlığından dolayı, halbuki medrese Osmanlı'nın ilim müessesesidir,halbuki medrese Osmanlı'nın ilim müessesesidir, yani bilimsel bir şuuru olan,yani bilimsel bir şuuru olan, vicdanı olan bir insanın bir bilim müessesesini yıkması bahis konusu değildir.vicdanı olan bir insanın bir bilim müessesesini yıkması bahis konusu değildir. Garezle yıkıldığını, kapatıldığını anlattı.Garezle yıkıldığını, kapatıldığını anlattı. Geride vakıfların elinde sadece camiler kaldığını,

Geride vakıfların elinde sadece camiler kaldığını,
fakat camilerin de sırf ibadet yerlerinin vakıflara bırakıldığını,fakat camilerin de sırf ibadet yerlerinin vakıflara bırakıldığını, çevresindeki külliyesine ait öteki binalarınçevresindeki külliyesine ait öteki binaların muhtelif şahıslara, mütevellileremuhtelif şahıslara, mütevellilere yüzde bilmem kaç, bilmem neyle devredildiğini,yüzde bilmem kaç, bilmem neyle devredildiğini, tabii onların da özel mülk olduğu için çingenelertabii onların da özel mülk olduğu için çingeneler tarafından istila edildiğini, satıldığını, yıkıldığını (anlattı).tarafından istila edildiğini, satıldığını, yıkıldığını (anlattı). Şahsen şu anda bizim bir başka vakfımızın

Şahsen şu anda bizim bir başka vakfımızın
restore ettiği bir Selami Mustafa Efendi tekkesi var.restore ettiği bir Selami Mustafa Efendi tekkesi var. Onun yerini de biliyorum.Onun yerini de biliyorum. Biz tekkeyi aldık, imar ettik.Biz tekkeyi aldık, imar ettik. İlim Kültür Sanat Vakfı’mız orada faaliyet gösteriyor Eyüp’te,İlim Kültür Sanat Vakfı’mız orada faaliyet gösteriyor Eyüp’te, özellikle orayı seçtik çünkü çok güzel, tarihi bir yapıözellikle orayı seçtik çünkü çok güzel, tarihi bir yapı ama yanındaki aynı tekkenin haremgâhı olan binaama yanındaki aynı tekkenin haremgâhı olan bina böyle çökmüş durumda.böyle çökmüş durumda. Yani yaralı bir arslan nasılYani yaralı bir arslan nasıl arka tarafı o arka ayakları yere şey yapar,arka tarafı o arka ayakları yere şey yapar, ön ayakları üzerinde böyle soluyarak durur.ön ayakları üzerinde böyle soluyarak durur. Bir odası havada kalmış, öbür tarafları çökmüş durumda, neden?Bir odası havada kalmış, öbür tarafları çökmüş durumda, neden? Çünkü vakfı parça parça parçalamışlar, şu şunun mülküdür,Çünkü vakfı parça parça parçalamışlar, şu şunun mülküdür, bu bunun mülküdür, burası da vakıflarındır demişler.bu bunun mülküdür, burası da vakıflarındır demişler. Vakfın, külliyenin bütünlüğünü tahrip etmişler.Vakfın, külliyenin bütünlüğünü tahrip etmişler. Buna yabancıların bile aslında razı olmadığını,Buna yabancıların bile aslında razı olmadığını, yani bir takım Alman mimarların bileyani bir takım Alman mimarların bile “Yapmayın, etmeyin!” falan dediğini,“Yapmayın, etmeyin!” falan dediğini, Nazif Bey misalleriyle gayet güzel anlattı.Nazif Bey misalleriyle gayet güzel anlattı. İmar plancılarının da adeta vakıflara

İmar plancılarının da adeta vakıflara
düşmanca hareket ettiğinidüşmanca hareket ettiğini ve vakıfların üzerine yolları uğratıpve vakıfların üzerine yolları uğratıp camileri ve vakıf eserlerini parçaladığınıcamileri ve vakıf eserlerini parçaladığını misalleriyle belirtti.misalleriyle belirtti. Topraksız köylüye toprak verme,Topraksız köylüye toprak verme, topraklandırma, çiftçiye toprak vermetopraklandırma, çiftçiye toprak verme reformlarının da vakıf arazilerine bir saldırıreformlarının da vakıf arazilerine bir saldırı mahiyetinde uygulandığını ve yüz elli binmahiyetinde uygulandığını ve yüz elli bin beş yüz atmış sekiz dönüm yer kamulaştırılıyor.beş yüz atmış sekiz dönüm yer kamulaştırılıyor. Bunun %53'ü vakıflardan talan ediliyor.Bunun %53'ü vakıflardan talan ediliyor. Bunu anlıyoruz.Bunu anlıyoruz. Köylerde de mevcut vakıflar köylerin tüzel kişiliğine devrediliyor.Köylerde de mevcut vakıflar köylerin tüzel kişiliğine devrediliyor. Bunların yanı sıra da normal vakıf satışları da devam ediyor.Bunların yanı sıra da normal vakıf satışları da devam ediyor. “Şu dükkanı satılığa çıkartıyorum,“Şu dükkanı satılığa çıkartıyorum, şurayı satılığa çıkartıyorum, şu araziyi satılığa çıkartıyorum.” diye.şurayı satılığa çıkartıyorum, şu araziyi satılığa çıkartıyorum.” diye. Bu da devam ediyor.Bu da devam ediyor. Böylece çeşitli haksız işlemler yapıldığını,Böylece çeşitli haksız işlemler yapıldığını, 1928'de cami ve mescitlerin1928'de cami ve mescitlerin cemaati olmayanlarının kadro dışı çıkartılması çalışmalarındacemaati olmayanlarının kadro dışı çıkartılması çalışmalarında umumuyetle, diyor, biz Vakıflar Genel Müdürlüğü olarakumumuyetle, diyor, biz Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak suçlanmışızdır, ben bizim vakıf idaremizisuçlanmışızdır, ben bizim vakıf idaremizi savunmuyorum ama, diyor, maalesefsavunmuyorum ama, diyor, maalesef bu kanun hazırlanması Diyanet İşleri Başkanlığı'nca yapılmıştır, diyor.bu kanun hazırlanması Diyanet İşleri Başkanlığı'nca yapılmıştır, diyor. Bu da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın o zamankiBu da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın o zamanki yöneticilerinin şuursuzluğu ve vebalini gösteren biryöneticilerinin şuursuzluğu ve vebalini gösteren bir ayrı acı tablodur.ayrı acı tablodur. İçlerindeki malların ve vakfedilen tabii halı,

İçlerindeki malların ve vakfedilen tabii halı,
kilim vs. tablo kıymetli, son derece kıymetli şeylerin dekilim vs. tablo kıymetli, son derece kıymetli şeylerin de böylece satıldığını öğreniyoruz.böylece satıldığını öğreniyoruz. Sadece en büyük tasfiyenin krokide, grafikte,Sadece en büyük tasfiyenin krokide, grafikte, bize gösterilen grafikte en büyük tasfiyeninbize gösterilen grafikte en büyük tasfiyenin 1937-38 yıllarında zirveye ulaştığını,1937-38 yıllarında zirveye ulaştığını, muazzam bir tasfiye olduğunu, demokrasi oldukça tasfiyenin gerilediğini,muazzam bir tasfiye olduğunu, demokrasi oldukça tasfiyenin gerilediğini, zıt totaliter yönetim temayülleri belirledikçe de tasfiyenin arttığını,zıt totaliter yönetim temayülleri belirledikçe de tasfiyenin arttığını, binaenaleyh fırsat buldukça şey düşmanlarınınbinaenaleyh fırsat buldukça şey düşmanlarının oraya saldırdıklarını anlatmış oldu.oraya saldırdıklarını anlatmış oldu. Kendisine müteşekkiriz.Kendisine müteşekkiriz. Ömrümüzde duymadığımız kıymetli bilgileriÖmrümüzde duymadığımız kıymetli bilgileri böylece en verimli, en selahiyetli yerlerdenböylece en verimli, en selahiyetli yerlerden öğrenmiş olduk.öğrenmiş olduk. Bunlara karşı ne yapmamız gerektiğini deBunlara karşı ne yapmamız gerektiğini de tabii hepimizin ayrı ayrı düşünmemiz gerekiyor.tabii hepimizin ayrı ayrı düşünmemiz gerekiyor. Sayın Mevlüt Saygın, tabii işin,

Sayın Mevlüt Saygın, tabii işin,
vakıfların ikiye ayırdığını, bir hayrat,vakıfların ikiye ayırdığını, bir hayrat, bir de bu hayratı destekleyenbir de bu hayratı destekleyen akarlar yani bir hayır koyuyor ama ecdad,akarlar yani bir hayır koyuyor ama ecdad, bu hayrın yaşaması için de beslemek için debu hayrın yaşaması için de beslemek için de çeşitli tedbirler alıyor.çeşitli tedbirler alıyor. Bunları çok güzel anlattı.Bunları çok güzel anlattı. Bilmediğimiz çok şeyi, sanıyorum,Bilmediğimiz çok şeyi, sanıyorum, onun konuşmasından öğrenmiş olduk kendisineonun konuşmasından öğrenmiş olduk kendisine müteşekkiriz, çok derin bir vukuflamüteşekkiriz, çok derin bir vukufla anlatıldı konular.anlatıldı konular. Çiftlikler, köyler, tarım işletmeleri,Çiftlikler, köyler, tarım işletmeleri, binalar, su yolları, çeşmeler,binalar, su yolları, çeşmeler, ganimet arazilerin arsaların durumları,ganimet arazilerin arsaların durumları, bahçeler, mezralar, bostanlar, zeytinlikler,bahçeler, mezralar, bostanlar, zeytinlikler, mukatalar, maden ocakları,mukatalar, maden ocakları, dalyanlar, mahzenler, dükkanlar, değirmenler,dalyanlar, mahzenler, dükkanlar, değirmenler, gemiler vs. çeşit çeşit böyle gelir getirecekgemiler vs. çeşit çeşit böyle gelir getirecek kaynaklar olduğunu ve bunlarınkaynaklar olduğunu ve bunların bugünkü rakamlarla biraz anlatılmasını yaptı.bugünkü rakamlarla biraz anlatılmasını yaptı. Bu da çok güzel bir şey.Bu da çok güzel bir şey. Konuşma da çok güzel bir üslup çünküKonuşma da çok güzel bir üslup çünkü rakamların önemini anlayamayabilir insan.rakamların önemini anlayamayabilir insan. Ancak karşılaştırmayla, mukayeseyle anlayabiliriz.Ancak karşılaştırmayla, mukayeseyle anlayabiliriz. Mesela, Urla'daki su yolları ve su çeşmelerininMesela, Urla'daki su yolları ve su çeşmelerinin vakfa bir gelir olarak şey yapılmış (olduğunu görüyoruz.)vakfa bir gelir olarak şey yapılmış (olduğunu görüyoruz.) Yıldaki geliri yedi milyar lira.Yıldaki geliri yedi milyar lira. Ne kadar güzel.Ne kadar güzel. Üç yüz atmış beş bin işletmeninÜç yüz atmış beş bin işletmenin on sekiz bin hayri,on sekiz bin hayri, hayrat vakfına hizmet ettiğini,hayrat vakfına hizmet ettiğini, yani o kadar akarın bu kadar vakfa hizmet ettiğiniyani o kadar akarın bu kadar vakfa hizmet ettiğini ve böylece yirmi akarın bir vakfa hizmet ettiğinive böylece yirmi akarın bir vakfa hizmet ettiğini anlatmış oldu demek ki bir vakfın,anlatmış oldu demek ki bir vakfın, bir güzel gayenin, sosyal kültürel,bir güzel gayenin, sosyal kültürel, terbiyeli, dini bir gayenin yerine getirilmesi içinterbiyeli, dini bir gayenin yerine getirilmesi için yirmi türlü destek sağlamış ecdadımız.yirmi türlü destek sağlamış ecdadımız. Allah razı olsun.Allah razı olsun. Çok güzel rakamlarla bize bunları anlattı.Çok güzel rakamlarla bize bunları anlattı. Ve nakit para olarakVe nakit para olarak çeşitli hesaplarla gözümüzün önüneçeşitli hesaplarla gözümüzün önüne aldığı kesitte yüz yirmi beş trilyonluk bir vakıfaldığı kesitte yüz yirmi beş trilyonluk bir vakıf geliri olduğunu, bugünkü vakıflar müdürü bütçesinin isegeliri olduğunu, bugünkü vakıflar müdürü bütçesinin ise üç yüz küsür milyar olduğunuüç yüz küsür milyar olduğunu ifade ettiler ki ne kadar büyük bir hizmet potansiyeli,ifade ettiler ki ne kadar büyük bir hizmet potansiyeli, ne kadar düşük bir seviyeye getirilmiş.ne kadar düşük bir seviyeye getirilmiş. Biz de Türkiye'de İslâm ilerleyecek,Biz de Türkiye'de İslâm ilerleyecek, Müslümanlar hayırlı şeyler yapacaklar,Müslümanlar hayırlı şeyler yapacaklar, İnşallah ileriye dönük atılımlarımız daİnşallah ileriye dönük atılımlarımız da bu hizmetlere dayanacak, diye çırpınıyoruz amabu hizmetlere dayanacak, diye çırpınıyoruz ama elimizdekileri nasıl kaybetmişiz?elimizdekileri nasıl kaybetmişiz? Ne kadar büyük.Ne kadar büyük. Vay yüz min vay kim dildârdan ayrılmışam

Vay yüz min vay kim dildârdan ayrılmışam
bülbül-i şûrîdeyem gülzârdan ayrılmışam dediği gibibülbül-i şûrîdeyem gülzârdan ayrılmışam dediği gibi Fuzuli'nin ne güzel bir imkandan ayrılmış olduğumuzuFuzuli'nin ne güzel bir imkandan ayrılmış olduğumuzu bu konuşmalardan anlamış olduk.bu konuşmalardan anlamış olduk. On milyon insanı istihdam ettiğini anlıyoruz ki,On milyon insanı istihdam ettiğini anlıyoruz ki, ben Osmanlıların en geniş zamanda nüfusunun on altı milyon olduğunu hatırlıyorum.ben Osmanlıların en geniş zamanda nüfusunun on altı milyon olduğunu hatırlıyorum. Yani vakfın, insanları ihya ettiğini,Yani vakfın, insanları ihya ettiğini, hayır hizmetinin aynı zamandahayır hizmetinin aynı zamanda insanların ekonomik durumunuinsanların ekonomik durumunu desteklediğini, Osmanlı'nın vakıfla ayakta durduğunudesteklediğini, Osmanlı'nın vakıfla ayakta durduğunu anlamış oluyoruz ve maalesef bu gerçeğianlamış oluyoruz ve maalesef bu gerçeği bizden önce Avrupalı anladığı için vakıfları tahrip ettiğini böylecebizden önce Avrupalı anladığı için vakıfları tahrip ettiğini böylece sonuç olarak çıkartıyoruz aziz ve muhterem kardeşlerim.sonuç olarak çıkartıyoruz aziz ve muhterem kardeşlerim. Sonunda Sayın, Sevgili, Değerli Hocamız Naci Bor,

Sonunda Sayın, Sevgili, Değerli Hocamız Naci Bor,
bu bilgilerin kendisinde de sürpriz tesiri,bu bilgilerin kendisinde de sürpriz tesiri, bizde de öyle uyandırdığını ve çok beğendiğini ifade ettiler.bizde de öyle uyandırdığını ve çok beğendiğini ifade ettiler. Tarihimizin ne kadar büyük olduğunu bu açıklamalardanTarihimizin ne kadar büyük olduğunu bu açıklamalardan bir kere daha anlamış olduk.bir kere daha anlamış olduk. Ecdadımızın asaletinin önünde saygıyla eğiliyoruz.Ecdadımızın asaletinin önünde saygıyla eğiliyoruz. Biz şimdi Osmanlılardan üç kat fazlayız.

Biz şimdi Osmanlılardan üç kat fazlayız.
Yani nüfus bakımından en aşağı üç kat fazlayız.Yani nüfus bakımından en aşağı üç kat fazlayız. Belki dört kata yaklaşıyoruz.Belki dört kata yaklaşıyoruz. Ortam ve şartlarımız da ümit vericidir diye,Ortam ve şartlarımız da ümit vericidir diye, mallar ve imkanlarımız ve personelmallar ve imkanlarımız ve personel bakımından daha iyi durumdayız diyebakımından daha iyi durumdayız diye bizim iyimser olmamızı bize bildirdi.bizim iyimser olmamızı bize bildirdi. Potansiyelimizi gözlerimizin önüne serdi.Potansiyelimizi gözlerimizin önüne serdi. Ama yani onlardan üç misli,Ama yani onlardan üç misli, dört misli daha yükseğiz.dört misli daha yükseğiz. Şartlarımız güzel amma onlar dünyada birinci imişler.Şartlarımız güzel amma onlar dünyada birinci imişler. Biz şimdi kırk altıncı sıradayız.Biz şimdi kırk altıncı sıradayız. Bu da bir garip tezat.Bu da bir garip tezat. Niye devletlerin sıralamasında birinci sıradan kırk altıncı sıraya düşmüşüz?Niye devletlerin sıralamasında birinci sıradan kırk altıncı sıraya düşmüşüz? Osmanlı yaşasaydı hiç olmazsa dördüncü, beşinci olurdu.Osmanlı yaşasaydı hiç olmazsa dördüncü, beşinci olurdu. Yani ilk beşin içine girerdi.Yani ilk beşin içine girerdi. Bunun tabii, bir soru olarak sorulmasıBunun tabii, bir soru olarak sorulması ve kusurlarımızın düzeltilmesi lazım.ve kusurlarımızın düzeltilmesi lazım. Bu kusurları Sayın Profesör Naci Bey,Bu kusurları Sayın Profesör Naci Bey, araştırmalarda ve bilimsel çalışmalardaaraştırmalarda ve bilimsel çalışmalarda geri kalmamıza bağladı ki ben de aynen katılıyorum,geri kalmamıza bağladı ki ben de aynen katılıyorum, bu mesele üzerinde yıllarcabu mesele üzerinde yıllarca çalışmış bir kimse olarak bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim.çalışmış bir kimse olarak bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Yani kalkınma hareketlerine biz Japonlarla beraber başlamışız.Yani kalkınma hareketlerine biz Japonlarla beraber başlamışız. Onlar almış götürmüşler, biz götürememişiz.Onlar almış götürmüşler, biz götürememişiz. Onlar ilme bizden çok daha kuvvetli sarıldıkları için.Onlar ilme bizden çok daha kuvvetli sarıldıkları için. Japon İmparatoru ilk bilimsel kadrosunu,

Japon İmparatoru ilk bilimsel kadrosunu,
öğrenci kadrosunu seçip onlarıöğrenci kadrosunu seçip onları Avrupa ülkelerine, Amerika'ya tahsile gönderdiği zamanAvrupa ülkelerine, Amerika'ya tahsile gönderdiği zaman her birisine birer hançer de hediye etmiş.her birisine birer hançer de hediye etmiş. Demiş ki “Alın bu hançerleri.” “Ne olacak?”Demiş ki “Alın bu hançerleri.” “Ne olacak?” Ya gittiğiniz sahada mütehassıs olupYa gittiğiniz sahada mütehassıs olup memlekete faydalı bir eleman haline gelip geri dönersinizmemlekete faydalı bir eleman haline gelip geri dönersiniz ya da hiç gelmeyin, harakiri edin, öldürün kendinizi,ya da hiç gelmeyin, harakiri edin, öldürün kendinizi, geriye dönmeyin.geriye dönmeyin. Hançeri onun için hediye etmiş.Hançeri onun için hediye etmiş. Onlar o şuurla çalıştılar ve Japonya bugünOnlar o şuurla çalıştılar ve Japonya bugün süper devletlerden birisi.süper devletlerden birisi. Biz kırk altıncı sıradayız, Japonya süper devletlerden.Biz kırk altıncı sıradayız, Japonya süper devletlerden. Bu da Sayın Profesör'ünBu da Sayın Profesör'ün vurguladığı noktanın önemini gösteriyor.vurguladığı noktanın önemini gösteriyor. Çeşitli şeylerimiz var, vakıflarımız var.

Çeşitli şeylerimiz var, vakıflarımız var.
Bu vakıfların içinde araştırma mahiyetliBu vakıfların içinde araştırma mahiyetli vakıf çok az.vakıf çok az. Geçenlerde benim Hürriyet Gazetesi'nde birGeçenlerde benim Hürriyet Gazetesi'nde bir şey dikkatimi çekmişti.şey dikkatimi çekmişti. Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Amerika'nın.Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Amerika'nın. Sonra ben bir bakan kardeşimize sordum,Sonra ben bir bakan kardeşimize sordum, nedir bu diye?nedir bu diye? “Hocam” dedi. “Bir gökdelene sahiptir,

“Hocam” dedi. “Bir gökdelene sahiptir,
çok büyük bir müessesedir.çok büyük bir müessesedir. Ben on altı yıl evvel oraya gittiğim zamanBen on altı yıl evvel oraya gittiğim zaman Sovyetler Birliği dağılırsa,Sovyetler Birliği dağılırsa, Türkî Cumhuriyetler ortaya çıkacaklar diye,Türkî Cumhuriyetler ortaya çıkacaklar diye, Türkî Cumhuriyetler sözünü, on altı yıl önce orada duymuştum” dedi.Türkî Cumhuriyetler sözünü, on altı yıl önce orada duymuştum” dedi. Araştırmaların önemine bakın ki,Araştırmaların önemine bakın ki, bizim seneler sonra görünce sürprizbizim seneler sonra görünce sürpriz olarak nitelendirdiğimiz, “Allah Allah!olarak nitelendirdiğimiz, “Allah Allah! böyle şeylerde Allah'ın bir lütfu birden karşımıza geldi.” dediğimiz şeyiböyle şeylerde Allah'ın bir lütfu birden karşımıza geldi.” dediğimiz şeyi onlar on altı yıl önceden tespit ediyorlar.onlar on altı yıl önceden tespit ediyorlar. Aynı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün,Aynı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün, 1993 yılında yani altı ay sonra1993 yılında yani altı ay sonra Türkiye'nin harbe girebileceğini söylediğimde,Türkiye'nin harbe girebileceğini söylediğimde, bu arada hatırlatmadan kendimi alamayacağım.bu arada hatırlatmadan kendimi alamayacağım. Tabii memleketini seven bir kimse olarakTabii memleketini seven bir kimse olarak çok önemli bir tespiti daha var Sayın Naci Bey'in.çok önemli bir tespiti daha var Sayın Naci Bey'in. Rusya'nın Batı'nın karşısında bir düşman cephe olarakRusya'nın Batı'nın karşısında bir düşman cephe olarak çökmesinden sonra, Batı'yla uzlaşmasından veya yenilmesinden sonraçökmesinden sonra, Batı'yla uzlaşmasından veya yenilmesinden sonra tesliminden sonra bir numaralı hedef haline geldik bizler.tesliminden sonra bir numaralı hedef haline geldik bizler. Yani Moskova'dan hedef Mekke'ye döndü diyeYani Moskova'dan hedef Mekke'ye döndü diye gazeteler yazdı zaten bunu.gazeteler yazdı zaten bunu. Buna aynen katılıyorum.Buna aynen katılıyorum. İşin çok vahim bir safhada olduğunu daİşin çok vahim bir safhada olduğunu da size söyleyebilirim çünkü bugün savaş yapılan her yerdesize söyleyebilirim çünkü bugün savaş yapılan her yerde savaş Müslümanların aleyhinedir.savaş Müslümanların aleyhinedir. Yani Asya'da, Balkanlar'da,Yani Asya'da, Balkanlar'da, Kafkasya'da ve daha başka bir yerdeKafkasya'da ve daha başka bir yerde daima Müslümanların aleyhine çorap örülmüştür.daima Müslümanların aleyhine çorap örülmüştür. Hatta Babür Mescidi'nin

Hatta Babür Mescidi'nin
Hindistan'ın falanca şehrindeHindistan'ın falanca şehrinde tahrip edilmesini de ben bir haince plan olarak görüyorum.tahrip edilmesini de ben bir haince plan olarak görüyorum. Yani Pakistan Müslümanlara hizmet edemesin,Yani Pakistan Müslümanlara hizmet edemesin, Hindularla uğraşarak zayi olsun,Hindularla uğraşarak zayi olsun, devre dışı kalsın diyedevre dışı kalsın diye şeytanca bir plandır diye şahsen düşünüyorum.şeytanca bir plandır diye şahsen düşünüyorum. Tabii Sayın Profesör dedi ki

Tabii Sayın Profesör dedi ki
“Araştırma yapmak zorundayız.”“Araştırma yapmak zorundayız.” Araştırmalar çok pahalı hizmetlerdir.Araştırmalar çok pahalı hizmetlerdir. Kolay olmuyor.Kolay olmuyor. Muhakkak bunun için işbirliği yapmamız gerekir.Muhakkak bunun için işbirliği yapmamız gerekir. Vakıflarımız bir araya gelmeli, işbirliği yapmalı.Vakıflarımız bir araya gelmeli, işbirliği yapmalı. Şu saydığımız hizmetleri ve ileriye dönükŞu saydığımız hizmetleri ve ileriye dönük elimizde mevcut potansiyelleri çalıştıracak,elimizde mevcut potansiyelleri çalıştıracak, güzel çalışmaları yapmak içingüzel çalışmaları yapmak için mutlaka dost olmamız, işbirliği yapmamız gerektiğini söylediler.mutlaka dost olmamız, işbirliği yapmamız gerektiğini söylediler. Ben de, Osmanlı vezirlerinden birisi diyor ki,

Ben de, Osmanlı vezirlerinden birisi diyor ki,
“Paşa paşa sen bu milleti ne sanıyorsun?“Paşa paşa sen bu milleti ne sanıyorsun? Bu millet isterse gemilerinin yelkenlerini Atlas'tan,Bu millet isterse gemilerinin yelkenlerini Atlas'tan, halatlarını ibrişimden yapabilir.halatlarını ibrişimden yapabilir. Siz bizim falanca yerde sakalımızı tıraş ettiniz,Siz bizim falanca yerde sakalımızı tıraş ettiniz, biz sizin falanca yerde kolunuzu kestik.biz sizin falanca yerde kolunuzu kestik. Kesilen sakal yerine gelir ama kesilen kolKesilen sakal yerine gelir ama kesilen kol bir daha yerine gelmez” diyebir daha yerine gelmez” diye milletin büyüklüğünü dile getirmişti.milletin büyüklüğünü dile getirmişti. Nasıl sahabe-i kiramNasıl sahabe-i kiram ve rıdvanullahü teâlâ aleyhim ecmaîn hazretlerive rıdvanullahü teâlâ aleyhim ecmaîn hazretleri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile konuşurken,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile konuşurken, “Fedâke ebî ve ümmî yâ Rasûlallâh” diye hitap ederler idiyse,

“Fedâke ebî ve ümmî yâ Rasûlallâh” diye hitap ederler idiyse,
yani en kıymetli neyin var?yani en kıymetli neyin var? Mal mühim değil.Mal mühim değil. Ebî ve ümmî, kendi canı da mühim değil.Ebî ve ümmî, kendi canı da mühim değil. Ama anne ve baba çok mühim.Ama anne ve baba çok mühim. Bir daha anne baba bulamaz insan yani.Bir daha anne baba bulamaz insan yani. Her şeyi bulur da anneyi babayı bulamaz.Her şeyi bulur da anneyi babayı bulamaz. Ve insan annesi babası için rahatlıkla canını verir.Ve insan annesi babası için rahatlıkla canını verir. Resulullah'a hitaben diyor ki

Resulullah'a hitaben diyor ki
“Fidâke ebî ve ümmî yâ Rasûlallâh”“Fidâke ebî ve ümmî yâ Rasûlallâh” Yani “Canım değil, annem babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü” diyor.Yani “Canım değil, annem babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü” diyor. Biz değil böyle şeyleri, yelkenleri Atlas'tan yapmak,Biz değil böyle şeyleri, yelkenleri Atlas'tan yapmak, halatları ibrişimden yapmak.halatları ibrişimden yapmak. Yani annemizi babamızı bile hak yoldaYani annemizi babamızı bile hak yolda böyle Resulullah'ın aşkına feda edecek birböyle Resulullah'ın aşkına feda edecek bir kültürün çocuklarıyız.kültürün çocuklarıyız. İnşallah bu acılar son acılardır, bu acıları yeneceğiz.İnşallah bu acılar son acılardır, bu acıları yeneceğiz. Yine vakıflara dayalı,Yine vakıflara dayalı, yine nefis terbiyesine dayalı,yine nefis terbiyesine dayalı, yine gönül imarına, nurlandırmasına dayalı çalışmalarlayine gönül imarına, nurlandırmasına dayalı çalışmalarla temenni ediyoruz ki Allah Teâlâ Hazretleri:temenni ediyoruz ki Allah Teâlâ Hazretleri: Vellezîne câhedû fînâ le-nehdiyennehüm sübülenâ. (Ankebût Suresi 69. Ayet)

Vellezîne câhedû fînâ le-nehdiyennehüm sübülenâ. (Ankebût Suresi 69. Ayet)
Bizim uğrumuzda çalışanlara biz yollarımızı gösteririz.

Bizim uğrumuzda çalışanlara biz yollarımızı gösteririz.
Ve men yetteki’llâhe yec’al lehû mehracâ.

Ve men yetteki’llâhe yec’al lehû mehracâ.
Ve yarzukhü min haysü lâ yahtesib. (Talâk Suresi 2-3. Ayet)Ve yarzukhü min haysü lâ yahtesib. (Talâk Suresi 2-3. Ayet) Takvâ ehli olanlara Allah sıkıntılarından

Takvâ ehli olanlara Allah sıkıntılarından
kurtulacak bir çıkış yolu gösterir.kurtulacak bir çıkış yolu gösterir. Ummadığı yerden onlara nimetler,Ummadığı yerden onlara nimetler, nusretler ihsan eder diye Allah Teâlâ Hazretleri'ninnusretler ihsan eder diye Allah Teâlâ Hazretleri'nin vaadi olduğu gibi o vaatlerin tahakkuk edeceğini umuyoruz.vaadi olduğu gibi o vaatlerin tahakkuk edeceğini umuyoruz. Allah Teâlâ Hazretleri hepimizi

Allah Teâlâ Hazretleri hepimizi
din-i mübin-i İslâm'ın ihyasıdin-i mübin-i İslâm'ın ihyası ve Müslümanlığa rahat ve refahıve Müslümanlığa rahat ve refahı ve dünya ve ahiret saadet ve selameti için çalışmadave dünya ve ahiret saadet ve selameti için çalışmada hayırları işlemekte, üstün hayırlar vehayırları işlemekte, üstün hayırlar ve üstün başarılar elde etmekte muvaffak eylesin.üstün başarılar elde etmekte muvaffak eylesin. Tevfîkini refîk eylesin.

Tevfîkini refîk eylesin.
Nusretiyle bizleri teyit ve takviye eylesin.Nusretiyle bizleri teyit ve takviye eylesin. Dünyada ve ahirette aziz ve bahtiyar eylesin.Dünyada ve ahirette aziz ve bahtiyar eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyoruz.Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyoruz. Sözlerimize son veriyoruz.Sözlerimize son veriyoruz. Allah hepinizden razı olsun.Allah hepinizden razı olsun. Es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!

Es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2