Namaz Vakitleri
İstanbul
18 Cemâziye'l-Evvel 1448
29 October 2026
İmsak
05:58
Güneş
07:24
Öğle
12:53
İkindi
15:44
Akşam
18:11
Yatsı
19:31
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi.Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn.Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn, ve imâmi'l-müttakîn, ve seyyidi'l-mürselîn,Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn, ve imâmi'l-müttakîn, ve seyyidi'l-mürselîn, tâci ruûsinâ ve tabîb-i kulûbinâ Muhammedini'l-Mustafâ.tâci ruûsinâ ve tabîb-i kulûbinâ Muhammedini'l-Mustafâ. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahüm bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahüm bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:

Emmâ ba'd:
Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Aziz ve sevgili kardeşlerim!
Aile eğitim toplantımıza hoş geldiniz!Aile eğitim toplantımıza hoş geldiniz! Allah'a hamd ü senâlar olsun, güzel, sevimli bir yerdeyiz.

Allah'a hamd ü senâlar olsun, güzel, sevimli bir yerdeyiz.
Gezmek için, cumartesiyi, pazarı geçirmek için geldiği zaman insanın dinlendiği,Gezmek için, cumartesiyi, pazarı geçirmek için geldiği zaman insanın dinlendiği, mutlu olduğu, rahat ettiği bir yerdeyiz.mutlu olduğu, rahat ettiği bir yerdeyiz. Demin Rahmi kardeşimiz gelenlerin listesini getirmişti;

Demin Rahmi kardeşimiz gelenlerin listesini getirmişti;
kırk kişi olmuşuz, kırklara karışmışız yâni, elhamdü lillâh.kırk kişi olmuşuz, kırklara karışmışız yâni, elhamdü lillâh. Evliyâullah'tan kırkların himmetleri hepinizin ayrı ayrı üzerine olsun.Evliyâullah'tan kırkların himmetleri hepinizin ayrı ayrı üzerine olsun. Allah bizi o sevgili kullarının yolundan ayırmasın.Allah bizi o sevgili kullarının yolundan ayırmasın. Almanya'da yüzbinlerce olduğunu tahmin ettiğimiz ihvanımız var.

Almanya'da yüzbinlerce olduğunu tahmin ettiğimiz ihvanımız var.
Yâni onbinler az gelir diye düşünüyorum,Yâni onbinler az gelir diye düşünüyorum, onbinlerce demiyorum; yüzbinlerin üstünde ihvânımız var.onbinlerce demiyorum; yüzbinlerin üstünde ihvânımız var. Çünkü burada senelerden beri, 1975 yılından beri 22 yıldır geliriz,Çünkü burada senelerden beri, 1975 yılından beri 22 yıldır geliriz, ramazanlar geçer, camilerde toplantılar olur.ramazanlar geçer, camilerde toplantılar olur. Toplantıların sonunda topluca ders alıp, intisab edenler olur.Toplantıların sonunda topluca ders alıp, intisab edenler olur. Gezmediğimiz cami kalmayacak kadar çalışmalar yaparız.Gezmediğimiz cami kalmayacak kadar çalışmalar yaparız. Günde üç beş yer gezer, üç beş konuşma yaparız.Günde üç beş yer gezer, üç beş konuşma yaparız. Tabii bunların sonucunda, herhalde çok büyük sayıda ihvanımız var.Tabii bunların sonucunda, herhalde çok büyük sayıda ihvanımız var. Biz bu ihvanımızla ilgili bir çalışma yapma imkânı bulamadık şimdiye kadar.Biz bu ihvanımızla ilgili bir çalışma yapma imkânı bulamadık şimdiye kadar. Bunların derlenip toparlanması ve birbirleriyle tanıştırılması ve beraberceBunların derlenip toparlanması ve birbirleriyle tanıştırılması ve beraberce çalışmasını sağlayacak bir organizasyona bu sene girişmiş bulunuyoruz.çalışmasını sağlayacak bir organizasyona bu sene girişmiş bulunuyoruz. Temenni ediyoruz ki, bizden ders almış, bizim tekkemize intisab etmiş,Temenni ediyoruz ki, bizden ders almış, bizim tekkemize intisab etmiş, ahiret kardeşimiz olan herkesle ilgimiz, irtibatımız açıklığa çıksın veahiret kardeşimiz olan herkesle ilgimiz, irtibatımız açıklığa çıksın ve onlarla Allah'ın rızasını kazanmak için, hep birlikte büyük çapta,onlarla Allah'ın rızasını kazanmak için, hep birlikte büyük çapta, dünya çapında dînî hizmetler geliştirebilelim, dînî hizmetler yapabilelim!dünya çapında dînî hizmetler geliştirebilelim, dînî hizmetler yapabilelim! Onun için, bu Creglingen toplantısı bir başlangıç gibidir.

Onun için, bu Creglingen toplantısı bir başlangıç gibidir.
Bundan önce de bazı toplantılar yapmıştık;Bundan önce de bazı toplantılar yapmıştık; inşaallah bu, çok hayırlı gelişmelerin meydana geldiği bir toplantı olur.inşaallah bu, çok hayırlı gelişmelerin meydana geldiği bir toplantı olur. Toplantının, çalışmaların, günlerin, saatlerin hayırlı olmasını,Toplantının, çalışmaların, günlerin, saatlerin hayırlı olmasını, verimli olmasını, verimli geçmesini diliyorum.verimli olmasını, verimli geçmesini diliyorum. Türkiye'de elhamdü lillâh İslâmî hizmetlerimizi çok geliştirdik.

Türkiye'de elhamdü lillâh İslâmî hizmetlerimizi çok geliştirdik.
Sebep olanlardan, emeği geçenlerden, katkısı olanlardan Allah razı olsun.Sebep olanlardan, emeği geçenlerden, katkısı olanlardan Allah razı olsun. Allah kendilerine büyük mükâfâtlar ihsan eylesin.Allah kendilerine büyük mükâfâtlar ihsan eylesin. Türkiye'de elhamdülillâh dergilerimiz var, masada gördüğünüz gibi kitaplarımız var.Türkiye'de elhamdülillâh dergilerimiz var, masada gördüğünüz gibi kitaplarımız var. Mekteplerimiz var, kolejlerimiz var.Mekteplerimiz var, kolejlerimiz var. Hastanelerimiz var, şirketlerimiz var. Radyolarımız var, televizyonlarımız varHastanelerimiz var, şirketlerimiz var. Radyolarımız var, televizyonlarımız var ve çalışmalarımız devam ediyor.ve çalışmalarımız devam ediyor. Fakat Almanya'da bu çalışmaların Türkiye'deki çalışmalara denkFakat Almanya'da bu çalışmaların Türkiye'deki çalışmalara denk ölçüde oluşmasını ve gelişmesini bekliyoruz.ölçüde oluşmasını ve gelişmesini bekliyoruz. Şu bakımdan bunu temenni ediyoruz ve ben bu yazŞu bakımdan bunu temenni ediyoruz ve ben bu yaz mayıs ayından itibaren beş aydır buralarda çalışıyorum; sebebi şu:mayıs ayından itibaren beş aydır buralarda çalışıyorum; sebebi şu: Türkiye'de İslâmî çalışmalara çok büyük bir baskı ve darbe geldi.

Türkiye'de İslâmî çalışmalara çok büyük bir baskı ve darbe geldi.
Bu memleketin sahibi olan vatandaşlar, şehidlerin torunları olanBu memleketin sahibi olan vatandaşlar, şehidlerin torunları olan vatandaşlar, hakîkî sahipleri, adetâ düşman ilân edildiler.vatandaşlar, hakîkî sahipleri, adetâ düşman ilân edildiler. Onların inançları, Müslümanlıkları hedef gösterildi.Onların inançları, Müslümanlıkları hedef gösterildi. Kur'an kurslarına, imam-hatip okullarına,Kur'an kurslarına, imam-hatip okullarına, hattâ şirket faaliyetlerine düşman faaliyeti gibi bakılıyor.hattâ şirket faaliyetlerine düşman faaliyeti gibi bakılıyor. Biz bunlara itiraz ettik, yazılarımızla, yayınlarımızla, dilimizin döndüğü kadar,

Biz bunlara itiraz ettik, yazılarımızla, yayınlarımızla, dilimizin döndüğü kadar,
bunların anayasanın hükümlerine de, kanunlara da,bunların anayasanın hükümlerine de, kanunlara da, evrensel insan haklarına aykırı olduğunu beyan ettik, beyan ediyoruz.evrensel insan haklarına aykırı olduğunu beyan ettik, beyan ediyoruz. Haklarımızı savunmak için, haklarımızı korumak için ayağa kalkmamızın,Haklarımızı savunmak için, haklarımızı korumak için ayağa kalkmamızın, silkinmemizin, çalışmamızın gerektiğini yazıyoruz.silkinmemizin, çalışmamızın gerektiğini yazıyoruz. Çünkü karşı taraf açıkça, çok açık seçik bir şekilde kanunları ve insan haklarını ihlâl ediyor.Çünkü karşı taraf açıkça, çok açık seçik bir şekilde kanunları ve insan haklarını ihlâl ediyor. Bunu sadece biz değil, birçok vicdanlı insan da itiraf ediyor.Bunu sadece biz değil, birçok vicdanlı insan da itiraf ediyor. Böyle olmasına rağmen; yâni bu kadar büyük bir haksızlığı,Böyle olmasına rağmen; yâni bu kadar büyük bir haksızlığı, bu kadar âşikâr bir şekilde, pervasızca, beni hayretlere düşürecek şekilde,bu kadar âşikâr bir şekilde, pervasızca, beni hayretlere düşürecek şekilde, açıkça, yüzsüzce, utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan ve korkmadan,açıkça, yüzsüzce, utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan ve korkmadan, cesaretlerine de hayret ediyorum; altmış milyonu karşına al,cesaretlerine de hayret ediyorum; altmış milyonu karşına al, altmış milyonun dinine karşı çık, dînî çalışmalarına,altmış milyonun dinine karşı çık, dînî çalışmalarına, emellerine, arzularına, ümitlerine set çekmeğe çalış; hayret ediyorum.emellerine, arzularına, ümitlerine set çekmeğe çalış; hayret ediyorum. Meselâ, Almanya'da kimse Katolikliğe karşı böyle bir şey yapamaz!

Meselâ, Almanya'da kimse Katolikliğe karşı böyle bir şey yapamaz!
Katolik okulları kapatılacak, Katolik kiliselerinin açılmasını devletin müsaadesine,Katolik okulları kapatılacak, Katolik kiliselerinin açılmasını devletin müsaadesine, lütfuna, âtıfetine bırakacak; olmaz böyle şey! Neden olmaz?lütfuna, âtıfetine bırakacak; olmaz böyle şey! Neden olmaz? Millet süpürür, götürür böyle şey yapan insanları.Millet süpürür, götürür böyle şey yapan insanları. Bir an ayakta durmaz.Bir an ayakta durmaz. Hâlâ bizim Türkiye'de kanunsuz olarak,Hâlâ bizim Türkiye'de kanunsuz olarak, tâkibata uğramadan aynı lafları söylemeye devam eden insanlar var.tâkibata uğramadan aynı lafları söylemeye devam eden insanlar var. Batı Çalışma Grubuymuş.

Batı Çalışma Grubuymuş.
Asker askerliğini bilsin; asker ictimâî meseleleri, dînî meseleleri bilmez ki!Asker askerliğini bilsin; asker ictimâî meseleleri, dînî meseleleri bilmez ki! Bir Güven Erkaya'nın, bir Deniz Kuvvetleri komutanınınBir Güven Erkaya'nın, bir Deniz Kuvvetleri komutanının imam-hatiple ilgili sözleri ciddiyet ifade etmez ki.imam-hatiple ilgili sözleri ciddiyet ifade etmez ki. Bu kadar acâip, bu kadar saçma, bu kadar garip şey olmaz.Bu kadar acâip, bu kadar saçma, bu kadar garip şey olmaz. Devletin müesseseleri arasında işbirliği vardır.Devletin müesseseleri arasında işbirliği vardır. Kömür işlerine tabipler karışmaz, sağlık bakanlığı hastanelerle, sağlık işleriyle uğraşır.Kömür işlerine tabipler karışmaz, sağlık bakanlığı hastanelerle, sağlık işleriyle uğraşır. Sanayi Bakanlığı fabrikalarla uğraşır, Ticaret Bakanlığı ticârî işlerle uğraşır,Sanayi Bakanlığı fabrikalarla uğraşır, Ticaret Bakanlığı ticârî işlerle uğraşır, Milli Eğitim Bakanlığı eğitim işleriyle uğraşır.Milli Eğitim Bakanlığı eğitim işleriyle uğraşır. Diyanet İşleri Başkanlığı diyânet işleriyle uğraşır, asker savunma ile uğraşır.Diyanet İşleri Başkanlığı diyânet işleriyle uğraşır, asker savunma ile uğraşır. Filan yani bu kadar böyle yetki aksar, bu kadar pervasızca...Filan yani bu kadar böyle yetki aksar, bu kadar pervasızca... Anayasada din ve vicdan hürriyeti varken, kanunlar açık ve seçik iken,Anayasada din ve vicdan hürriyeti varken, kanunlar açık ve seçik iken, kazanılmış bir takım gelişmeler ve haklar varken;kazanılmış bir takım gelişmeler ve haklar varken; bu kadar pervasızca bunların kapatılmaya kalkılması ve bunların icraatına geçilmesi;bu kadar pervasızca bunların kapatılmaya kalkılması ve bunların icraatına geçilmesi; halkın isteğine ters düşmesine rağmen sekiz yıllıkhalkın isteğine ters düşmesine rağmen sekiz yıllık eğitim diyerek imam-hatip okullarının engellenmesi; bunların hepsi bir garip durumdur.eğitim diyerek imam-hatip okullarının engellenmesi; bunların hepsi bir garip durumdur. Tabii, bunları yapan insanlar nerden güç alıyor, nerden kuvvet alıyor; karanlık, belli değil!

Tabii, bunları yapan insanlar nerden güç alıyor, nerden kuvvet alıyor; karanlık, belli değil!
Ama ordunun içinde olduğu için, Müslüman Türk halkının da orduya saygısı sonsuz olduğu için;Ama ordunun içinde olduğu için, Müslüman Türk halkının da orduya saygısı sonsuz olduğu için; yâni ordu ile çatışma gibi bir şeyi düşünmediğinden Müslümanlar Türkler,yâni ordu ile çatışma gibi bir şeyi düşünmediğinden Müslümanlar Türkler, ama meselâ başkaları düşünüyor, silahı eline alıp kışlaya roket atabiliyor daama meselâ başkaları düşünüyor, silahı eline alıp kışlaya roket atabiliyor da yani Müslümanlar düşünmediği için bir garip durum var.yani Müslümanlar düşünmediği için bir garip durum var. Bu işi yapanlar da tam belli değildir, yarım yamalaktır.

Bu işi yapanlar da tam belli değildir, yarım yamalaktır.
İş biraz münakaşa götürür bir durumdadır, herkes kuşdili kullanmaktadır.İş biraz münakaşa götürür bir durumdadır, herkes kuşdili kullanmaktadır. Söylediği sözleri, suret-i haktan görünecek bir edaya bürüyerek söylemektedir.Söylediği sözleri, suret-i haktan görünecek bir edaya bürüyerek söylemektedir. Baskı olduğu muhakkaktır, fakat her şey kanunlara, usullereBaskı olduğu muhakkaktır, fakat her şey kanunlara, usullere uygun olarak gidiyor gibi de laflar söylenmektedir.uygun olarak gidiyor gibi de laflar söylenmektedir. Acaib bir durum. Ama çalışmanın zorlaştığı ortadadır.Acaib bir durum. Ama çalışmanın zorlaştığı ortadadır. Müslümanca çalışmanın zorlaştığı bir Türkiye.

Müslümanca çalışmanın zorlaştığı bir Türkiye.
Müslümanların isteklerinin önüne geçilmeğe çalışılan bir TürkiyeMüslümanların isteklerinin önüne geçilmeğe çalışılan bir Türkiye ve Müslümanları düşman gören bir Türkiye.ve Müslümanları düşman gören bir Türkiye. En büyük hedef, İslâm.En büyük hedef, İslâm. Bu doğru, Amerika için Avrupa için eskidenBu doğru, Amerika için Avrupa için eskiden NATO'nun düşmanı doğu blokuydu.NATO'nun düşmanı doğu blokuydu. Şimdi bu doğu bloku kalktıktan sonra, çok açıkça söyleniyor.Şimdi bu doğu bloku kalktıktan sonra, çok açıkça söyleniyor. Şimdi artık doğu-batı ayırımı yok, kuzey-güney ayırımı var.Şimdi artık doğu-batı ayırımı yok, kuzey-güney ayırımı var. Türkiye'nin yukarısından bir çizgi çekerseniz,Türkiye'nin yukarısından bir çizgi çekerseniz, kuzeydekiler var; bir de bu çizginin altındaki, güneydekiler var deniliyor.kuzeydekiler var; bir de bu çizginin altındaki, güneydekiler var deniliyor. Ama güneye baktığımız zaman, hep İslâm ülkelerini görüyoruz.Ama güneye baktığımız zaman, hep İslâm ülkelerini görüyoruz. Türkiye, İran, Suudî Arabistan, Afrika ülkeleri, Asya'nın güneyindeki ülkeler.Türkiye, İran, Suudî Arabistan, Afrika ülkeleri, Asya'nın güneyindeki ülkeler. Güneyi hep Müslüman. "İslâm hedeftir.Güneyi hep Müslüman. "İslâm hedeftir. Şimdi Moskova değil Mekke hedeftir." diye en salâhiyetli, yetkili, yüksekŞimdi Moskova değil Mekke hedeftir." diye en salâhiyetli, yetkili, yüksek yöneticilerden bu sözler söylenmektedir.yöneticilerden bu sözler söylenmektedir. Amerika’nın stratejik araştırmalarıyla ilgilenen,

Amerika’nın stratejik araştırmalarıyla ilgilenen,
gizli güçlerinin başında olan kimseler bunları söylemektedir.gizli güçlerinin başında olan kimseler bunları söylemektedir. Meselâ Bill Clinton isimli bir kişinin beyanları benim evrakım arasındadır.Meselâ Bill Clinton isimli bir kişinin beyanları benim evrakım arasındadır. Eskiden bir kademeli maskeli konuşma olarak deniliyordu ki:Eskiden bir kademeli maskeli konuşma olarak deniliyordu ki: Köktendincilik kötüdür.Köktendincilik kötüdür. Amerikalı için veya Avrupalı için veya hristiyan için, Yahudi için köktendincilik kötüdür."Amerikalı için veya Avrupalı için veya hristiyan için, Yahudi için köktendincilik kötüdür." Bu Bill Clinton açıkça ifade etti:

Bu Bill Clinton açıkça ifade etti:
"--Bu Müslümanlığın kökten dinciliği,

"--Bu Müslümanlığın kökten dinciliği,
kökten olmayan dinciliği filân yoktur; Müslümanların hepsi düşmandır, hepsi kötüdür!" dedi.kökten olmayan dinciliği filân yoktur; Müslümanların hepsi düşmandır, hepsi kötüdür!" dedi. Bunu açıkça ifade etti.Bunu açıkça ifade etti. Tabii buna göre hareket eden, görünen ve görünmeyen kuruluşlar, teşkilatlar var.Tabii buna göre hareket eden, görünen ve görünmeyen kuruluşlar, teşkilatlar var. Meselâ NATO'nun hedefi, İslâm ülkelerinden NATO ülkelerineMeselâ NATO'nun hedefi, İslâm ülkelerinden NATO ülkelerine gelecek bir saldırıya karşı koymağa uygun bir tarzdagelecek bir saldırıya karşı koymağa uygun bir tarzda değiştirildi ve İslâm ülkeleri hedef olarak gösterildi.değiştirildi ve İslâm ülkeleri hedef olarak gösterildi. NATO'da bu açıkça, NATO'nun yeni savunma düşüncesinde yani savunma konsepti diyolar ona

NATO'da bu açıkça, NATO'nun yeni savunma düşüncesinde yani savunma konsepti diyolar ona
...... o savunma konseptine, fikrine, anlayışına göre, İran kendisine saldırabilir, Suriye kendisine saldırabilir,o savunma konseptine, fikrine, anlayışına göre, İran kendisine saldırabilir, Suriye kendisine saldırabilir, Libya kendisine saldırabilir, Bağdat kendisine saldırabilir gibi düşünüyor, doğru.Libya kendisine saldırabilir, Bağdat kendisine saldırabilir gibi düşünüyor, doğru. Aralarında savaş olmuş.Aralarında savaş olmuş. Bunlar da hakîkaten ellerinde imkân olsa, güç kuvvet olsa, saldırır.Bunlar da hakîkaten ellerinde imkân olsa, güç kuvvet olsa, saldırır. Şimdi Türkiye'de de NATO'ya bağlı güçler, "Türkiye'nin savunma konsepti değişti." diyorlar.

Şimdi Türkiye'de de NATO'ya bağlı güçler, "Türkiye'nin savunma konsepti değişti." diyorlar.
Millî, askerî savunma konseptinin değiştiğini söylüyorlar.Millî, askerî savunma konseptinin değiştiğini söylüyorlar. Nedir diye bakıyorsun: Hedef İslâm.Nedir diye bakıyorsun: Hedef İslâm. Haa, tercüme bu adamların işi.Haa, tercüme bu adamların işi. Batının anlayışını, onlar da tabii NATO'nun üyesi olduğundan irdelemeden alıyorlar.Batının anlayışını, onlar da tabii NATO'nun üyesi olduğundan irdelemeden alıyorlar. "Tamam, Türkiye'deki askerî savunma konsepti değişti: İslâm en büyük düşman!" diyorlar."Tamam, Türkiye'deki askerî savunma konsepti değişti: İslâm en büyük düşman!" diyorlar. Bunu gazeteler yazdı: PKK en büyük düşman değilmiş,Bunu gazeteler yazdı: PKK en büyük düşman değilmiş, falanca ülke en büyük düşman değilmiş,falanca ülke en büyük düşman değilmiş, onlar mühim değilmiş, en büyük düşman İslâm'mış.onlar mühim değilmiş, en büyük düşman İslâm'mış. Bu söylenmeğe başlandı.Bu söylenmeğe başlandı. Bu, biz devrimciyiz, biz lâikiz diyen, öyle kendisini savunan,

Bu, biz devrimciyiz, biz lâikiz diyen, öyle kendisini savunan,
öyle kendisini mağdur göstermeye çalışan insanlar tarafından açıkça ifade ediliyor.öyle kendisini mağdur göstermeye çalışan insanlar tarafından açıkça ifade ediliyor. Gazetelerde bunları okuyosunuzdur.Gazetelerde bunları okuyosunuzdur. Yaygın bir şey var bu tarzda yani sayılamayacak kadar çok misal verebilirim.Yaygın bir şey var bu tarzda yani sayılamayacak kadar çok misal verebilirim. Bazı çevreler bu fikirleri savunuyor.Bazı çevreler bu fikirleri savunuyor. Burda yanlışlık şudur: Bir devlet milletinin düşmanı olamaz!

Burda yanlışlık şudur: Bir devlet milletinin düşmanı olamaz!
Burda en büyük yanlışlık bu.Burda en büyük yanlışlık bu. Devletin NATO ittifakına bağlılığı ile,Devletin NATO ittifakına bağlılığı ile, milletini korumak konusundaki görevinin nasıl olduğunu düzenlemesi, düşünmesi lâzım!milletini korumak konusundaki görevinin nasıl olduğunu düzenlemesi, düşünmesi lâzım! Belki NATO ilgililerine söylemesi lâzım:Belki NATO ilgililerine söylemesi lâzım: "Siz İslâm'ı düşman aldınız ama, benim milletim Müslümandır."Siz İslâm'ı düşman aldınız ama, benim milletim Müslümandır. Ben kendi milletimle ters düşemem ki!" demesi lâzım!Ben kendi milletimle ters düşemem ki!" demesi lâzım! "Sen İslâm'ı düşman almamalısın, bu yanlıştır." demesi lâzım!"Sen İslâm'ı düşman almamalısın, bu yanlıştır." demesi lâzım! Tabii o da bir güç istiyor,

Tabii o da bir güç istiyor,
o da bir şahsiyet istiyor, o da bir cesaret istiyor, o da bir iman istiyor.o da bir şahsiyet istiyor, o da bir cesaret istiyor, o da bir iman istiyor. Bunların olup olmadığını bilmiyoruz ama, bildiğimiz bir şey var:Bunların olup olmadığını bilmiyoruz ama, bildiğimiz bir şey var: Askeriyenin içinde bir çalışma grubu varmış, Batı Çalışma Grubu diye.Askeriyenin içinde bir çalışma grubu varmış, Batı Çalışma Grubu diye. Harıl harıl halkın zıddına bir şeyler söylüyor.Harıl harıl halkın zıddına bir şeyler söylüyor. Halk da kendi savunmasını yapmağa çalışıyor ama, ne derecede yapıyor, bilmiyoruz.Halk da kendi savunmasını yapmağa çalışıyor ama, ne derecede yapıyor, bilmiyoruz. Türkiye'nin durumu bu.Türkiye'nin durumu bu. Tabii Türkiye'deki bu mücadele sürecek. Haksızlıklar, kanunsuzluklar inşaallah mağlup olacak,Tabii Türkiye'deki bu mücadele sürecek. Haksızlıklar, kanunsuzluklar inşaallah mağlup olacak, hak gàlib gelecek; millet haklarını çiğnetmeyecek!hak gàlib gelecek; millet haklarını çiğnetmeyecek! Bunu temenni ediyoruz.Bunu temenni ediyoruz. Çiğneyebilir mi bu düşmanlar milletin haklarını; misali var mı bunun? Var.

Çiğneyebilir mi bu düşmanlar milletin haklarını; misali var mı bunun? Var.
Meselâ Suriye korkunç bir baskı rejimiyle yönetiliyor ve Suriye'deki Müslümanlar rahat değil.Meselâ Suriye korkunç bir baskı rejimiyle yönetiliyor ve Suriye'deki Müslümanlar rahat değil. Suriye'nin yönetiminde Alevî kökenli ama Hazret-i Ali'ye tapınan,Suriye'nin yönetiminde Alevî kökenli ama Hazret-i Ali'ye tapınan, böylece müşrik durumuna düşmüş Nusayrîler var.böylece müşrik durumuna düşmüş Nusayrîler var. Hâfız Esed de Nusayrîdir.Hâfız Esed de Nusayrîdir. Orduya onlar hakim, ordu da millete baskı yapıyor.Orduya onlar hakim, ordu da millete baskı yapıyor. Hama katliamını duymuşsunuzdur.Hama katliamını duymuşsunuzdur. Yargısız infazlar, katliamlar.Yargısız infazlar, katliamlar. Şimdi Suriye'den geçmeğe bile Türkiye müsaade etmiyor.

Şimdi Suriye'den geçmeğe bile Türkiye müsaade etmiyor.
"--Hacılar Suriye'den geçmesin!" "--Neden?"

"--Hacılar Suriye'den geçmesin!" "--Neden?"
"--Can emniyeti yok!" diyor.

"--Can emniyeti yok!" diyor.
Resmen ifade edilmiş bir durumdur.

Resmen ifade edilmiş bir durumdur.
Suriye böyle.Suriye böyle. Suriye'nin büyük ekseriyeti Müslüman olduğu halde, bir baskı rejimi var.Suriye'nin büyük ekseriyeti Müslüman olduğu halde, bir baskı rejimi var. Cezayir'i görüyorsunuz; her gün büyük rakamlarla birileri öldürülüyor.

Cezayir'i görüyorsunuz; her gün büyük rakamlarla birileri öldürülüyor.
Bizim kaynaklarımız ve bazı batılı kaynaklar,Bizim kaynaklarımız ve bazı batılı kaynaklar, İngiliz kaynakları vs. bunları Fransız yanlısı hükümet güçlerinin yaptığını söylüyor.İngiliz kaynakları vs. bunları Fransız yanlısı hükümet güçlerinin yaptığını söylüyor. Fakat Yahudi yanlısı, İslâm düşmanı bazı kaynaklar da, bunları köktendincilerinFakat Yahudi yanlısı, İslâm düşmanı bazı kaynaklar da, bunları köktendincilerin yaptığını söylüyorlar ve her seferinde kadınları ve çocukları keserekyaptığını söylüyorlar ve her seferinde kadınları ve çocukları keserek öldürüyorlar diye bir korkunç sahne göz önüne sererek öyle anlatıyorlar.öldürüyorlar diye bir korkunç sahne göz önüne sererek öyle anlatıyorlar. Halbuki hükümetin yaptığı, halkı sindirmek için Fransa'nın yaptığı biliniyor.

Halbuki hükümetin yaptığı, halkı sindirmek için Fransa'nın yaptığı biliniyor.
Fransa'nın eski sömürgesi olan Cezayir'deki emellerini devam ettirmek için, zâhirenFransa'nın eski sömürgesi olan Cezayir'deki emellerini devam ettirmek için, zâhiren bir hürriyet, istiklâl verdiler Cezayir'e ama, bâtınen, işin perde arkasındabir hürriyet, istiklâl verdiler Cezayir'e ama, bâtınen, işin perde arkasında bırakmadıkları için, ordaki gelişmeyi, istiklâli engellemek için yaptığını söylüyorlar.bırakmadıkları için, ordaki gelişmeyi, istiklâli engellemek için yaptığını söylüyorlar. İşin aslı da böyle.İşin aslı da böyle. Ama sonuç nedir? Cezayir'de hürriyet yoktur.

Ama sonuç nedir? Cezayir'de hürriyet yoktur.
Burda belki sizin tanıdığınız kimseler de vardır,Burda belki sizin tanıdığınız kimseler de vardır, benim Amerika'dan tanıdığım insanlar var; melek gibi insanlar, bilgili insanlar,benim Amerika'dan tanıdığım insanlar var; melek gibi insanlar, bilgili insanlar, mühendis, ahlâklı, namazında, niyazında; ama Cezayir'e gidemiyor, korkuyor.mühendis, ahlâklı, namazında, niyazında; ama Cezayir'e gidemiyor, korkuyor. Tunus öyle, Cezâyir öyle.

Tunus öyle, Cezâyir öyle.
Libya bir başka türlü hürriyetsizlik içinde.Libya bir başka türlü hürriyetsizlik içinde. Mısır öyledir.Mısır öyledir. Mısır'da da sokaklarda insan avlanıyor deniliyor.Mısır'da da sokaklarda insan avlanıyor deniliyor. Şu kadar insan öldü, bu kadar insan öldü diye söyleniyor.Şu kadar insan öldü, bu kadar insan öldü diye söyleniyor. Biz seyahat etmek maksadıyla bir gezi tertip edip,

Biz seyahat etmek maksadıyla bir gezi tertip edip,
ehramları görelim, Firavunların kalıntılarını görelim diye Mısır'a gittiğimiz zaman,ehramları görelim, Firavunların kalıntılarını görelim diye Mısır'a gittiğimiz zaman, Kahire havaalanında bize özel zorluklar çıkarttılar.Kahire havaalanında bize özel zorluklar çıkarttılar. Biz de açıkça konuştuk, "Bu zorluklar niye yapılıyor?" filân diye.Biz de açıkça konuştuk, "Bu zorluklar niye yapılıyor?" filân diye. Çekiniyorlar bizden.Çekiniyorlar bizden. Mısır idaresi sakallıyız diye bizden çekiniyor, Müslümanlardan çekiniyor.Mısır idaresi sakallıyız diye bizden çekiniyor, Müslümanlardan çekiniyor. Hakîkaten Kahire'de gezerken gördük, Kahire'de Mısırlı Kıptî Hristiyanlar var.

Hakîkaten Kahire'de gezerken gördük, Kahire'de Mısırlı Kıptî Hristiyanlar var.
Kıptî kilisesinin önüne kum torbaları konulmuş, makinalı tüfekler yerleştirilmiş.Kıptî kilisesinin önüne kum torbaları konulmuş, makinalı tüfekler yerleştirilmiş. Yâni bir hücum olabilir diye, her an askerî bir savunma hazırlığı içinde.Yâni bir hücum olabilir diye, her an askerî bir savunma hazırlığı içinde. Biz Kahire'de gezerken, parmaklıklı arabalarla bir yerden bir yere nakledilen veya mahkemeye götürülen sanıkları gördük.Biz Kahire'de gezerken, parmaklıklı arabalarla bir yerden bir yere nakledilen veya mahkemeye götürülen sanıkları gördük. Böyle bağırtıları duyunca dönüp baktıkBöyle bağırtıları duyunca dönüp baktık "Allàhu ekber! Lâ ilâhe illallah!" filân diye mahkûmlar bağırıyorlardı ama, parmaklıkların arkasında götürülüyorlardı."Allàhu ekber! Lâ ilâhe illallah!" filân diye mahkûmlar bağırıyorlardı ama, parmaklıkların arkasında götürülüyorlardı. Yâni Mısır'da da rahat değil Müslümanlar.Yâni Mısır'da da rahat değil Müslümanlar. Daha başka İslâm ülkelerini sayabiliriz.

Daha başka İslâm ülkelerini sayabiliriz.
Şu batıda sizin tanıdığınız, yaşadığınız Hristiyan bir ülkedeki şu rahatlık,Şu batıda sizin tanıdığınız, yaşadığınız Hristiyan bir ülkedeki şu rahatlık, Yahudi Hristiyan devleti atta İslam'ı kabul etmemiştir Almanya.Yahudi Hristiyan devleti atta İslam'ı kabul etmemiştir Almanya. burada ki şu rahatlık içindeburada ki şu rahatlık içinde sakallısınız, bu vaziyette çalışabiliyorsunuz, sakalınızı kestirmiyorlar.sakallısınız, bu vaziyette çalışabiliyorsunuz, sakalınızı kestirmiyorlar. Namaz kılıyorsunuz, camileriniz var, paranız varsa Kur'an kursu açıyorsunuz.Namaz kılıyorsunuz, camileriniz var, paranız varsa Kur'an kursu açıyorsunuz. Hanımlar başörtülü, hattâ çarşaflı.Hanımlar başörtülü, hattâ çarşaflı. Erkekler şalvarlı, hattâ sarıklı.Erkekler şalvarlı, hattâ sarıklı. Misâli var aramızda kardeşlerimizden; sarığıyla, cübbesiyle geziyor arkadaşımız.Misâli var aramızda kardeşlerimizden; sarığıyla, cübbesiyle geziyor arkadaşımız. Türkiye'de bunu yakalıyorlar, içeri atıyorlar.Türkiye'de bunu yakalıyorlar, içeri atıyorlar. Ama burda atmıyorlar.Ama burda atmıyorlar. Şöyle bir zihniyet var, meselâ burada;

Şöyle bir zihniyet var, meselâ burada;
"Canım ben Müslümanım, Müslümanlığın gereğini yapabilirim."Canım ben Müslümanım, Müslümanlığın gereğini yapabilirim. Bu benim kanûnî hakkım!" diyebiliyorsunuz, kanunî hakkınızdan bahsedebiliyorsunuz.Bu benim kanûnî hakkım!" diyebiliyorsunuz, kanunî hakkınızdan bahsedebiliyorsunuz. Ama İslâm ülkelerinde bunu yapamıyorsunuz.Ama İslâm ülkelerinde bunu yapamıyorsunuz. Hattâ biz Cidde'de yatsı namazını kıldık.

Hattâ biz Cidde'de yatsı namazını kıldık.
Güzel bir Cidde gecesinde, ılık bir gecede,Güzel bir Cidde gecesinde, ılık bir gecede, yıldızların altında, camiden sonra arkadaşlarla konuşuyoruz.yıldızların altında, camiden sonra arkadaşlarla konuşuyoruz. Sekiz on arkadaş, cemaat sonrası kapının önünde konuşuyoruz.Sekiz on arkadaş, cemaat sonrası kapının önünde konuşuyoruz. Karşıda köşebaşından bir polisiye jeep göründü.

Karşıda köşebaşından bir polisiye jeep göründü.
Hemen içimizden birkaç uyanık arkadaş, "Selâmün aleyküm!" dediler gittiler.Hemen içimizden birkaç uyanık arkadaş, "Selâmün aleyküm!" dediler gittiler. Sohbet sıcakken, yarıdayken, çok tatlıyken gitti arkadaşlar.Sohbet sıcakken, yarıdayken, çok tatlıyken gitti arkadaşlar. Biz anlayamadık. Biraz sonra jeep geldi:Biz anlayamadık. Biraz sonra jeep geldi: "--Neden toplandınız burda?"

"--Neden toplandınız burda?"
Biz de bu bizim hakkımız diye dik konuşuyoruz:Biz de bu bizim hakkımız diye dik konuşuyoruz: "--Arkadaşlarla sohbet ediyoruz." dedik.

"--Arkadaşlarla sohbet ediyoruz." dedik.
"--Niye sohbet ediyorsunuz?"

"--Niye sohbet ediyorsunuz?"
"--Camiden çıktık, muhabbet ediyoruz, yârenlik ediyoruz, birbirimize hal hatır soruyoruz."

"--Camiden çıktık, muhabbet ediyoruz, yârenlik ediyoruz, birbirimize hal hatır soruyoruz."
"--Siz kimsiniz?"

"--Siz kimsiniz?"
"--Biz hacca, umreye gelmiş kimseleriz."

"--Biz hacca, umreye gelmiş kimseleriz."
"--Toplanamazsınız, dağılın!" dediler.

"--Toplanamazsınız, dağılın!" dediler.
Dünyanın başka bir yerinde yoktur bu

Dünyanın başka bir yerinde yoktur bu
ve böyle bir şeye tahammül edilemez.ve böyle bir şeye tahammül edilemez. Yâni caminin önünde sohbet edemeyeceğim ben,Yâni caminin önünde sohbet edemeyeceğim ben, birisi gelecek bana, dağılın diyecek.birisi gelecek bana, dağılın diyecek. "Ben bu arkadaşı seviyorum, ben bununla konuşacağım!" diyemiyorsun."Ben bu arkadaşı seviyorum, ben bununla konuşacağım!" diyemiyorsun. Neden? Hürriyet yok.Neden? Hürriyet yok. --İslâm var, Lâ ilâhe illallah bayrağı var.

--İslâm var, Lâ ilâhe illallah bayrağı var.
Var ama, hürriyet yok!

Var ama, hürriyet yok!
İslâm belli bir çizgiye kadar var, o kadar.İslâm belli bir çizgiye kadar var, o kadar. Demek ki, İslâm ülkeleri maalesef büyük baskılar altında.Demek ki, İslâm ülkeleri maalesef büyük baskılar altında. Bu baskılar da kendi içlerinden çıkmış insanların laflarıyla, davranışlarıyla görülüyor.Bu baskılar da kendi içlerinden çıkmış insanların laflarıyla, davranışlarıyla görülüyor. Ama ben onları bu işi üreten insanlar olarak görmüyorum.Ama ben onları bu işi üreten insanlar olarak görmüyorum. Bu işi üreten başkaları, onları destekliyor arkasında ve hürriyet yok.Bu işi üreten başkaları, onları destekliyor arkasında ve hürriyet yok. Sonuç itibariyle İslâm ülkelerinin birisinde hürriyet vardı, Türkiye'de.

Sonuç itibariyle İslâm ülkelerinin birisinde hürriyet vardı, Türkiye'de.
Bir Türkiye'de millet istediğini seçiyordu, istediği gibi hareket ediyordu;Bir Türkiye'de millet istediğini seçiyordu, istediği gibi hareket ediyordu; "Kanunlar bana bu hakkı vermiş, bu benim kànûnî hakkım!" denilebiliyordu."Kanunlar bana bu hakkı vermiş, bu benim kànûnî hakkım!" denilebiliyordu. Şimdi o da tehlikeye girdi.Şimdi o da tehlikeye girdi. Hattâ birtakım şirketler gericileri destekleyen,Hattâ birtakım şirketler gericileri destekleyen, besleyen şirketler olarak kara listeye alındı ve ilân edildi.besleyen şirketler olarak kara listeye alındı ve ilân edildi. MÜSİAD, "Biz bunları dâvâ edeceğiz!" deyince, asker çıktı öne, "Bunları biz söyledik!" dedi, brifingler verildi.MÜSİAD, "Biz bunları dâvâ edeceğiz!" deyince, asker çıktı öne, "Bunları biz söyledik!" dedi, brifingler verildi. Hatırlayın eski günleri.Hatırlayın eski günleri. Şirket bunlar.Şirket bunlar. Mesut Yılmaz, Almanya'ya geldiği zaman, "Kökten dincilerin mâlî kaynaklarını kurutun!

Mesut Yılmaz, Almanya'ya geldiği zaman, "Kökten dincilerin mâlî kaynaklarını kurutun!
Türkiye'de tehlike hâlâ geçmemiştir, onlara fırsat vermeyin!"Türkiye'de tehlike hâlâ geçmemiştir, onlara fırsat vermeyin!" diye Alman hükümetinden yardım istedi.diye Alman hükümetinden yardım istedi. Bu kadar densiz, bu kadar hayret edilecek, bu kadarBu kadar densiz, bu kadar hayret edilecek, bu kadar kendi milletine karşı başkasından baskı isteyecek kadar bir acaib zihniyet.kendi milletine karşı başkasından baskı isteyecek kadar bir acaib zihniyet. Görülmemiş bir şey.Görülmemiş bir şey. Hayret ediyorum, hayretlerim bitmiyor.Hayret ediyorum, hayretlerim bitmiyor. Beş aydır, bir senedir hayretteyim, hayretlerim tükenmiyor.Beş aydır, bir senedir hayretteyim, hayretlerim tükenmiyor. Bitmek tükenmek bilmeyen şaşkınlık ve hayretler içindeyim.Bitmek tükenmek bilmeyen şaşkınlık ve hayretler içindeyim. Yâni akıl almaz işler.Yâni akıl almaz işler. Biraz da soruyorum: "Acaba ben hayal mi görüyorum, rüyada mı yaşıyorum?Biraz da soruyorum: "Acaba ben hayal mi görüyorum, rüyada mı yaşıyorum? Uyanacağım da bunların hepsinin kâbus olduğu mu anlaşılacak?" filân diyorum.Uyanacağım da bunların hepsinin kâbus olduğu mu anlaşılacak?" filân diyorum. Ama değil.Ama değil. Şimdi tabii Türkiye'de çalışmalar devam edecek.

Şimdi tabii Türkiye'de çalışmalar devam edecek.
Müslümanlar haklarını savunacak, bu kuru gürültülere pabuç bırakmayacaklar.Müslümanlar haklarını savunacak, bu kuru gürültülere pabuç bırakmayacaklar. "Bu benim anayasal hakkım!" diyecekler, "Kimse karışamaz benim camime, benim diyanetime, benim imam-hatip okuluma!" diyecekler."Bu benim anayasal hakkım!" diyecekler, "Kimse karışamaz benim camime, benim diyanetime, benim imam-hatip okuluma!" diyecekler. Bu tabii siyasetle ilgili bir şey, hükümetle ilgili bir şey.Bu tabii siyasetle ilgili bir şey, hükümetle ilgili bir şey. Siyaset değişikliği olacak, hükümet değişikliği olacak.Siyaset değişikliği olacak, hükümet değişikliği olacak. Devam edecek bu mücadele. Olur veya olmaz.Devam edecek bu mücadele. Olur veya olmaz. Türkiye insan hakları bakımından iyi bir ülke değil.Türkiye insan hakları bakımından iyi bir ülke değil. Maalesef pek çok sıkıntıları olan bir ülke durumundayız.Maalesef pek çok sıkıntıları olan bir ülke durumundayız. Bizim Almanya'da ve Avrupa'da milyonlarca kardeşimiz var.

Bizim Almanya'da ve Avrupa'da milyonlarca kardeşimiz var.
Geçim sebebiyle buralara gelmişler, yerleşmişler.Geçim sebebiyle buralara gelmişler, yerleşmişler. Seneler geçivermiş, yirmi senedir, otuz senedir burda olan kardeşlerimiz var.Seneler geçivermiş, yirmi senedir, otuz senedir burda olan kardeşlerimiz var. İçimizdeİçimizde ...... Yıllar geçivermiş, buraya yerleşmişler.Yıllar geçivermiş, buraya yerleşmişler. İş tutmuşlar, çocukları burda yetişmiş.İş tutmuşlar, çocukları burda yetişmiş. Türkiye'ye gitmişler, orda da bir ev almışlar filân ama,Türkiye'ye gitmişler, orda da bir ev almışlar filân ama, bakmışlar ki Türkiye'deki şartlar kalınacak gibi değil,bakmışlar ki Türkiye'deki şartlar kalınacak gibi değil, çocukları da burayı istiyor; burayla ilgi kopmayacak.çocukları da burayı istiyor; burayla ilgi kopmayacak. Burada kardeşlerimiz var, hemşehrilerimiz var, dostlarımız var, dindaşlarımız var.

Burada kardeşlerimiz var, hemşehrilerimiz var, dostlarımız var, dindaşlarımız var.
Fransa'da var, Hollanda'da var, Belçika'da var,Fransa'da var, Hollanda'da var, Belçika'da var, İsveç'te var, Danimarka'da var, Avusturya'da var, İsviçre'de var.İsveç'te var, Danimarka'da var, Avusturya'da var, İsviçre'de var. Her yerde var.Her yerde var. Ben bu gezimde Almanya'da beş ay gezdim, hayretler içinde kaldım.

Ben bu gezimde Almanya'da beş ay gezdim, hayretler içinde kaldım.
Hiç ummadığım bir ücrâ kasabada, artık burda Türkler olmaz dediğim yerlerde,Hiç ummadığım bir ücrâ kasabada, artık burda Türkler olmaz dediğim yerlerde, bu sözü söyledikten biraz sonra başörtülü birisini gördük,bu sözü söyledikten biraz sonra başörtülü birisini gördük, "İşte bu Türk!" dedik."İşte bu Türk!" dedik. Sakallı şalvarlı birisini gördük, "İşte bu Türk!" dedik.Sakallı şalvarlı birisini gördük, "İşte bu Türk!" dedik. Birisine yanaştık, sorduk:Birisine yanaştık, sorduk: "--Burda cami var mı?"

"--Burda cami var mı?"
"--Var!" dediler, gittik camisini gördük."--Var!" dediler, gittik camisini gördük. Almanya'nın her şehrine girdik.

Almanya'nın her şehrine girdik.
Belki aşağı insek, soruştursak,Belki aşağı insek, soruştursak, belki buranın yakınında da cuma namazı kılınan bir yer vardır.belki buranın yakınında da cuma namazı kılınan bir yer vardır. Amerika'da da böyle.

Amerika'da da böyle.
Amerika'ya bizim ilk giden ihvanımız, bir mühendis kardeşimiz,Amerika'ya bizim ilk giden ihvanımız, bir mühendis kardeşimiz, orada yirmi yıldır, otuz yıldır bulunan kardeşimiz diyor ki:orada yirmi yıldır, otuz yıldır bulunan kardeşimiz diyor ki: "--Ben cuma namazı kılmak için, üçyüz kilometre uzaktaki bir yere giderdim."

"--Ben cuma namazı kılmak için, üçyüz kilometre uzaktaki bir yere giderdim."
Cumayı kaçırmamak için şehirler arası bir yolculuk yapıyor.Cumayı kaçırmamak için şehirler arası bir yolculuk yapıyor. "Şimdi her şehirde üç-beş tane cami var!" diyor."Şimdi her şehirde üç-beş tane cami var!" diyor. Almanya'da böyle oldu, Amerika'da da böyle olacak,

Almanya'da böyle oldu, Amerika'da da böyle olacak,
dünyanın başka yerlerinde de böyle olacak.dünyanın başka yerlerinde de böyle olacak. Bakacaksınız Meksika'ya gideceksiniz, Müslüman göreceksiniz.Bakacaksınız Meksika'ya gideceksiniz, Müslüman göreceksiniz. Güney Amerika'ya, Brezilya'ya gideceksiniz, Müslüman göreceksiniz. Bu böyle olacak.Güney Amerika'ya, Brezilya'ya gideceksiniz, Müslüman göreceksiniz. Bu böyle olacak. Şimdi bize de, Almanya'da bulunan kardeşlerimize de,

Şimdi bize de, Almanya'da bulunan kardeşlerimize de,
bu yeni durumlar dolayısıyla büyük görevler düşüyor.bu yeni durumlar dolayısıyla büyük görevler düşüyor. Biz ve sizler, bütün Müslümanlar, İslâm'ı korumakla ve yaymakla görevliyiz.Biz ve sizler, bütün Müslümanlar, İslâm'ı korumakla ve yaymakla görevliyiz. Allah vermiştir bu vazifeyi, Kur'an-ı Kerim ifade etmiştir.Allah vermiştir bu vazifeyi, Kur'an-ı Kerim ifade etmiştir. Hepimizin hayattaki asıl çalışması, asıl amacı, asıl gayesi Allah'ın dinineHepimizin hayattaki asıl çalışması, asıl amacı, asıl gayesi Allah'ın dinine hizmet etmektir, Allah'ın dinini yaymağa çalışmaktır, Allah'ın dinini korumağa çalışmaktır.hizmet etmektir, Allah'ın dinini yaymağa çalışmaktır, Allah'ın dinini korumağa çalışmaktır. Öteki işlerimizin hepsi yan çalışma olarak kalır, hobi olarak kalır.Öteki işlerimizin hepsi yan çalışma olarak kalır, hobi olarak kalır. --Sen nesin? --Mühendisim. --Mühendislik hobisi seninkisi. --Sen nesin?

--Sen nesin? --Mühendisim. --Mühendislik hobisi seninkisi. --Sen nesin?
--Doktor. --Haa, demek ki sen boş zamanlarında doktorlukla uğraşıyorsun.

--Doktor. --Haa, demek ki sen boş zamanlarında doktorlukla uğraşıyorsun.
--Sen nesin? --Tüccar. --Haa, demek ki sen yan dal olarak kendine ticareti seçmişsin.

--Sen nesin? --Tüccar. --Haa, demek ki sen yan dal olarak kendine ticareti seçmişsin.
Yan olmayan asıl dal ne?

Yan olmayan asıl dal ne?
Asıl dal İslâm'a hizmet etmektir.Asıl dal İslâm'a hizmet etmektir. Bütün Müslümanların asıl vazifesi İslâm'a hizmet etmektir.Bütün Müslümanların asıl vazifesi İslâm'a hizmet etmektir. Hepimiz sahabe gibi olmak zorundayız.Hepimiz sahabe gibi olmak zorundayız. Sahabe gibi deyince, anlaşılıyor zâten.Sahabe gibi deyince, anlaşılıyor zâten. Sahabenin hayatının nasıl geçtiği ortada.Sahabenin hayatının nasıl geçtiği ortada. Sahabe ziraatinin, çiftinin, sabanının peşine düşüp, ömrünü öyle geçirmemiş.

Sahabe ziraatinin, çiftinin, sabanının peşine düşüp, ömrünü öyle geçirmemiş.
Sahabe diyar-ı gurbetlerde ömrünü geçirmiş.Sahabe diyar-ı gurbetlerde ömrünü geçirmiş. Her birinin türbesi, dünyanın ulaşabildiği bir yerinde.Her birinin türbesi, dünyanın ulaşabildiği bir yerinde. Orta Asya'da veya Kuzey Afrika'da veya Türkiye'de, İstanbul'da ve sâirede.Orta Asya'da veya Kuzey Afrika'da veya Türkiye'de, İstanbul'da ve sâirede. Onun için, biz bu vazifeyi yükleneceğiz, aslî vazifemizi ihmal etmeyeceğiz.

Onun için, biz bu vazifeyi yükleneceğiz, aslî vazifemizi ihmal etmeyeceğiz.
Aslî vazifemiz olan İslâm'a hizmeti yükleneceğiz.Aslî vazifemiz olan İslâm'a hizmeti yükleneceğiz. Yan vazifemiz olan doktorluktan, mühendislikten, ziraattan, ticaretten ihtiyaçlarımızı karşılayacağız;Yan vazifemiz olan doktorluktan, mühendislikten, ziraattan, ticaretten ihtiyaçlarımızı karşılayacağız; asıl vazifemiz olan İslâm'a hizmeti götüreceğiz.asıl vazifemiz olan İslâm'a hizmeti götüreceğiz. Hepimizin asıl vazifesi o.Hepimizin asıl vazifesi o. Şimdi burada, bizim çalışmalarımızla kazanacağımız insanları tabakalara ayırabiliriz.

Şimdi burada, bizim çalışmalarımızla kazanacağımız insanları tabakalara ayırabiliriz.
Bizden ders almış olan ihvânımız,Bizden ders almış olan ihvânımız, bizim ahiret kardeşimiz olmuş, bize bağlı.bizim ahiret kardeşimiz olmuş, bize bağlı. İlkönce bunları tanımamız lâzım!İlkönce bunları tanımamız lâzım! Dün biz bir camiye gittik, cuma namazı kılmaya.

Dün biz bir camiye gittik, cuma namazı kılmaya.
Tanımadığımız bir camiye gittik, ilk defa gittik.Tanımadığımız bir camiye gittik, ilk defa gittik. Bir sade vatandaş olarak, cemaat olarak camiye girdik, oturduk.Bir sade vatandaş olarak, cemaat olarak camiye girdik, oturduk. Namaz bitti, sonradan gelmiş olan birisi ayağa kalktı.Namaz bitti, sonradan gelmiş olan birisi ayağa kalktı. "Ey cemaat-i müslimîn, aramızda şöyle böyle --bir sürü iltifatlı, öğücü sözler söyledi-- hocamız var!"Ey cemaat-i müslimîn, aramızda şöyle böyle --bir sürü iltifatlı, öğücü sözler söyledi-- hocamız var! Ben geç gördüm onu." dedi. Hakîkaten geç gelmişti camiye,Ben geç gördüm onu." dedi. Hakîkaten geç gelmişti camiye, tam böyle hutbeye çıkacağı zaman göz göze gelmiştik.tam böyle hutbeye çıkacağı zaman göz göze gelmiştik. Ağlıyor; bir sarıldı, kemiklerimi kıracaktı.Ağlıyor; bir sarıldı, kemiklerimi kıracaktı. Niye söylüyorum bunları?Niye söylüyorum bunları? Samimiyetini anlatmak için söylüyorum.Samimiyetini anlatmak için söylüyorum. Ağlıyor adam.Ağlıyor adam. Bir bu tarafıma sarıldı, bir o tarafıma sarıldı, tekrar bu tarafıma sarıldı.Bir bu tarafıma sarıldı, bir o tarafıma sarıldı, tekrar bu tarafıma sarıldı. Bu şunu gösteriyor: İhvanımız var burda.

Bu şunu gösteriyor: İhvanımız var burda.
Bizi gördüğümüz zaman ağlayan, bizi de ağlatan ihvânımız var.Bizi gördüğümüz zaman ağlayan, bizi de ağlatan ihvânımız var. Kardeş, ahiret kardeşi.Kardeş, ahiret kardeşi. Ahiret yolunda kardeşimiz var.Ahiret yolunda kardeşimiz var. Onları tanımamız lâzım!Onları tanımamız lâzım! Bizi oraya götüren, ordaki arkadaşlarımıza döndüm ben:

Bizi oraya götüren, ordaki arkadaşlarımıza döndüm ben:
"--Hani siz bu şehirde iki kişiyiz, başka kimse yok diyordunuz?

"--Hani siz bu şehirde iki kişiyiz, başka kimse yok diyordunuz?
Bak bu bizim ihvânımızmış! Adresini aldık, ismini aldık." dedim.Bak bu bizim ihvânımızmış! Adresini aldık, ismini aldık." dedim. "--Tamam hocam, o ihvanımız." dedi.

"--Tamam hocam, o ihvanımız." dedi.
İrtibat yok.

İrtibat yok.
Sonra kalktık, eve geldik.Sonra kalktık, eve geldik. "--Hocam, o camide dört tane ihvanımız vardı." dedi.

"--Hocam, o camide dört tane ihvanımız vardı." dedi.
Benim sıradan girdiğim bir camide dört tane ihvanımız varmış, çok sevindim.Benim sıradan girdiğim bir camide dört tane ihvanımız varmış, çok sevindim. Onların adreslerini alın dedim.Onların adreslerini alın dedim. Bir Müslümanın yaşam ortamı olması lâzım!

Bir Müslümanın yaşam ortamı olması lâzım!
Bakın biz burda bir ortam meydana getirdik.Bakın biz burda bir ortam meydana getirdik. Nedir bu ortam?Nedir bu ortam? Yeşilliklerin arasında, vadinin tepesinden çamları seyrederek oturulan,Yeşilliklerin arasında, vadinin tepesinden çamları seyrederek oturulan, kendi evimizden daha güzel bir ferahlığa sahip bir yer tuttuk.kendi evimizden daha güzel bir ferahlığa sahip bir yer tuttuk. Bu bir ortamdır.Bu bir ortamdır. Bir çevre hazırladık biz burda kendimize, kırk kişi burda iki üç gün rahat edeceğiz.Bir çevre hazırladık biz burda kendimize, kırk kişi burda iki üç gün rahat edeceğiz. Bu bir ortamdır.Bu bir ortamdır. Müslümanın ortamının olması lâzım!

Müslümanın ortamının olması lâzım!
Ortam İslâm için çok önemli bir şey.Ortam İslâm için çok önemli bir şey. Ortam olmazsa, balığın ortamı olmazsa, balık yaşayamaz.Ortam olmazsa, balığın ortamı olmazsa, balık yaşayamaz. Balık sudan çıktı mı, çırpınır çırpınır ölür.Balık sudan çıktı mı, çırpınır çırpınır ölür. Çiçeğin ortamı olmazsa, toprağı olmazsa, çiçek kurur.Çiçeğin ortamı olmazsa, toprağı olmazsa, çiçek kurur. Kökleri ortamından, toprağından sökülmüş olan çiçek ölür.Kökleri ortamından, toprağından sökülmüş olan çiçek ölür. İnsan da ortamıyla yaşıyor.İnsan da ortamıyla yaşıyor. Meseleyi sadece cami olarak görmüyorum ben.

Meseleyi sadece cami olarak görmüyorum ben.
Namaz, bizim günlük faaliyetimizin ne kadarını alır?Namaz, bizim günlük faaliyetimizin ne kadarını alır? Çok az bir kısmını alır.Çok az bir kısmını alır. Namazların hepsini toplasak, günümüzün yirmi dörtte birini,Namazların hepsini toplasak, günümüzün yirmi dörtte birini, yüzde üç, yüzde dördünü alır.yüzde üç, yüzde dördünü alır. Asıl Müslümanın ortamı olması lâzım, cemaati olması lâzım!Asıl Müslümanın ortamı olması lâzım, cemaati olması lâzım! Benim babam --Allah uzun ömür versin, geçmişlerimize de rahmet eylesin-- her akşam tekkeye giderdi.Benim babam --Allah uzun ömür versin, geçmişlerimize de rahmet eylesin-- her akşam tekkeye giderdi. Her akşam işinden gelirdi, akşam yemeğini beraber yerdik.Her akşam işinden gelirdi, akşam yemeğini beraber yerdik. Her akşam Abdülaziz Hocaefendi Hazretleri'nin tekkesine giderdi.Her akşam Abdülaziz Hocaefendi Hazretleri'nin tekkesine giderdi. Akşam yemeğinden sonra, yatsı namazını tekkede kılardıAkşam yemeğinden sonra, yatsı namazını tekkede kılardı Her akşam sohbet, her akşam zikir.Her akşam sohbet, her akşam zikir. Bizi de belirli zamanlarda götürürdü.

Bizi de belirli zamanlarda götürürdü.
Her sabah namazını tekkede kılardı.Her sabah namazını tekkede kılardı. Bu bir ortam.Bu bir ortam. Önemli bir şey bu, er akşam bazı insanlarla beraber olmak.Önemli bir şey bu, er akşam bazı insanlarla beraber olmak. Bu bir ortam.Bu bir ortam. Çok insanlarla biz aynı sofrada yemek yedik, aynı kâseye kaşık salladık.Çok insanlarla biz aynı sofrada yemek yedik, aynı kâseye kaşık salladık. Çok samîmî arkadaşlarımız.Çok samîmî arkadaşlarımız. Bunların bir kısmı bakan oldu, bir kısmı başbakan oldu, çok yüksek mevkîlere çıktılar.Bunların bir kısmı bakan oldu, bir kısmı başbakan oldu, çok yüksek mevkîlere çıktılar. Aynı sofrada oturduk, aynı safta namaz kıldık, aynı grup içinde gezmeler yaptık ve Türkiye bir olay olduk biz.Aynı sofrada oturduk, aynı safta namaz kıldık, aynı grup içinde gezmeler yaptık ve Türkiye bir olay olduk biz. Hocamız'ın son görev yaptığı camiden dolayı bize İskenderpaşa Cemaati diyorlar.Hocamız'ın son görev yaptığı camiden dolayı bize İskenderpaşa Cemaati diyorlar. Ama biz Türkiye'de tarihe geçen bir grup olduk.Ama biz Türkiye'de tarihe geçen bir grup olduk. Tarih yazacak bunu.Tarih yazacak bunu. İskenderpaşa grubu diyecek, onlar şöyle yaptı, böyle yaptı diyecek.

İskenderpaşa grubu diyecek, onlar şöyle yaptı, böyle yaptı diyecek.
Faaliyetlerimizden bahsedecek, yetiştirdiğimiz insanlardan bahsedecek.Faaliyetlerimizden bahsedecek, yetiştirdiğimiz insanlardan bahsedecek. Reis-i cumhur yetiştirdik biz.Reis-i cumhur yetiştirdik biz. Bizim tekkemiz reisicumhur yetiştirdi, başbakan yetiştirdi.Bizim tekkemiz reisicumhur yetiştirdi, başbakan yetiştirdi. Bu herkese nasib olmuş bir şey değildir.Bu herkese nasib olmuş bir şey değildir. Bu bir ortamdan çıkıyor.Bu bir ortamdan çıkıyor. Yâni bir muhit olacak, bir ortam olacak, bir muhabbetli çatı olacak, bir yuva olacak.Yâni bir muhit olacak, bir ortam olacak, bir muhabbetli çatı olacak, bir yuva olacak. Onun için, ilk işimiz burdaki kardeşlerimizle

Onun için, ilk işimiz burdaki kardeşlerimizle
bulunduğumuz yerlerde muhabbetli bir yuva kurmamızdır.bulunduğumuz yerlerde muhabbetli bir yuva kurmamızdır. Bu cami değildir, camiden daha geniş bir şeydir, tekkedir.Bu cami değildir, camiden daha geniş bir şeydir, tekkedir. Şimdi Berlin'deki kardeşlerimiz bir daire tutmuşlar, dayamışlar, döşemişler.Şimdi Berlin'deki kardeşlerimiz bir daire tutmuşlar, dayamışlar, döşemişler. Münih'teki kardeşlerimiz iki daire tutmuşlar, dayamışlar, döşemişler.Münih'teki kardeşlerimiz iki daire tutmuşlar, dayamışlar, döşemişler. Hanımlar belli zamanlarda toplanıyorlar.Hanımlar belli zamanlarda toplanıyorlar. Bu bir yuvacıktır.Bu bir yuvacıktır. Bu işin daha geniş çapta olması lâzım, daha ciddî olması lâzım, daha güzel olması lâzım, daha etkili çalışması lâzım!Bu işin daha geniş çapta olması lâzım, daha ciddî olması lâzım, daha güzel olması lâzım, daha etkili çalışması lâzım! Ama böyle bir yuva, büyük bir gelişmenin başlangıcıdır.

Ama böyle bir yuva, büyük bir gelişmenin başlangıcıdır.
Önce yuva olacak, ondan sonra büyük gelişme olacak.Önce yuva olacak, ondan sonra büyük gelişme olacak. İngiltere'deki kardeşlerimizin görünen bir çalışması yoktu.İngiltere'deki kardeşlerimizin görünen bir çalışması yoktu. İngiltere'nin bir şehrindeki kardeşlerimiz, ihvânımız, ahiret kardeşlerimiz,İngiltere'nin bir şehrindeki kardeşlerimiz, ihvânımız, ahiret kardeşlerimiz, oraya doktora yapmak için Türkiye'den gitmiş olan kardeşlerimiz çalıştılar;oraya doktora yapmak için Türkiye'den gitmiş olan kardeşlerimiz çalıştılar; ilk adım olarak bahçeli, iki katlı bir villa tuttular.ilk adım olarak bahçeli, iki katlı bir villa tuttular. Bahçeli iki katlı villa, şimdiBahçeli iki katlı villa, şimdi onlara üç dönüm bir arazi üzerinde bir okul kazandırdı.onlara üç dönüm bir arazi üzerinde bir okul kazandırdı. İhaleye girmişler, kazanmışlar.İhaleye girmişler, kazanmışlar. Yâni önce bir yuvacık, sonra bir müessese.Yâni önce bir yuvacık, sonra bir müessese. Okul çok büyük bir gelişme demektir.

Okul çok büyük bir gelişme demektir.
Çünkü okuldan çok büyük hayırlar hasıl olur.Çünkü okuldan çok büyük hayırlar hasıl olur. Dün içinizdeki bir kardeşimiz anlattı.

Dün içinizdeki bir kardeşimiz anlattı.
Buraya ilkönce işçi kardeşlerimiz gelmişler.Buraya ilkönce işçi kardeşlerimiz gelmişler. Tabii namaz kılacaklar, bir Müslümanın beş vakit namaz kılması lâzım!Tabii namaz kılacaklar, bir Müslümanın beş vakit namaz kılması lâzım! Önce namaz kılacakları yerleri hazırlamışlar çalıştıkları yerlerde.Önce namaz kılacakları yerleri hazırlamışlar çalıştıkları yerlerde. İlk iş o. Bir grup Müslümanın ilk yapacağımız iş camidir.İlk iş o. Bir grup Müslümanın ilk yapacağımız iş camidir. Bizim de burda ilk yaptığımız işBizim de burda ilk yaptığımız iş aşağıda gelir gelmez odaya eşyaları bıraktık, aşağıya indik, ne yaptık?aşağıda gelir gelmez odaya eşyaları bıraktık, aşağıya indik, ne yaptık? Namazımız geçiyordu, namaz kıldık.Namazımız geçiyordu, namaz kıldık. Nasıl kıldık?Nasıl kıldık? Buranın diskoteğini Müslüman ettik hemen, hadi bakalım kelimei şehadet getir bakalım.Buranın diskoteğini Müslüman ettik hemen, hadi bakalım kelimei şehadet getir bakalım. "Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh""Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" Diskotek Müslüman oldu, ondan sonra mescid oldu.Diskotek Müslüman oldu, ondan sonra mescid oldu. Ondan sonra battaniyeleri serdik, yatsı namazını kıldık.Ondan sonra battaniyeleri serdik, yatsı namazını kıldık. Önce cami.Önce cami. Peygamber Efendimiz Medine-i Münevvere'ye geldi, önce cami yaptı.

Peygamber Efendimiz Medine-i Münevvere'ye geldi, önce cami yaptı.
Peygamber Efendimiz'in camisi bizim şimdiki 20. Yüzyıl'ın camileri gibi çalışmıyordu.Peygamber Efendimiz'in camisi bizim şimdiki 20. Yüzyıl'ın camileri gibi çalışmıyordu. Peygamber Efendimiz'in camisini kimse anlayamıyor.Peygamber Efendimiz'in camisini kimse anlayamıyor. Peygamber Efendimiz'in camisi sıcak bir yuva idi, yatanlar vardı.Peygamber Efendimiz'in camisi sıcak bir yuva idi, yatanlar vardı. Ashâb-ı Suffe camide yatıyordu.Ashâb-ı Suffe camide yatıyordu. ...... Peygamber Efendimiz'in mescidi mektepti.Peygamber Efendimiz'in mescidi mektepti. Orda sabah akşam İslâmî ilimler öğretiliyordu.Orda sabah akşam İslâmî ilimler öğretiliyordu. Peygamber Efendimiz'in mescidi Peygamber Efendimiz'in evi idi.

Peygamber Efendimiz'in mescidi Peygamber Efendimiz'in evi idi.
Peygamber Efendimiz kapısını açtı mı, adımını mescide atardı.Peygamber Efendimiz kapısını açtı mı, adımını mescide atardı. Demek ki ikàmetgâh idi.Demek ki ikàmetgâh idi. Peygamber Efendimiz'in mescidi 6devlet dairesi idi,Peygamber Efendimiz'in mescidi 6devlet dairesi idi, Peygamber Efendimiz elçileri bile orda kabul etti.Peygamber Efendimiz elçileri bile orda kabul etti. Onun için, şimdiki camilere ben acıyorum.

Onun için, şimdiki camilere ben acıyorum.
Bir kubbe, iki minare, bir kapı, üzerinde kocaman bir kilit.Bir kubbe, iki minare, bir kapı, üzerinde kocaman bir kilit. Müezzin efendinin keyfine kalmış olan bir kullanım.Müezzin efendinin keyfine kalmış olan bir kullanım. Müezzin efendi gelecek diye cemaat bekler sabahleyin.Müezzin efendi gelecek diye cemaat bekler sabahleyin. Aşık cemaat erken kalkar, gelir, kapının önünde bekler.Aşık cemaat erken kalkar, gelir, kapının önünde bekler. Müezzin efendi kapıyı açar, namaz kılınır.Müezzin efendi kapıyı açar, namaz kılınır. Sen işraka kadar beklemek istersin, müezzin efendinin gözüne bakarsın.Sen işraka kadar beklemek istersin, müezzin efendinin gözüne bakarsın. Müezzin anahtarı eline alır, "Tık. Tık. Tık." elektrikleri kapatır.Müezzin anahtarı eline alır, "Tık. Tık. Tık." elektrikleri kapatır. Bu ne demektir?Bu ne demektir? "Arkadaşım hazırlan, lütfen ibadethaneyi kısa zamanda terk et!" demektir."Arkadaşım hazırlan, lütfen ibadethaneyi kısa zamanda terk et!" demektir. Ondan sonra sen de kalkarsın, gidersin. O da kapıyı çeker, iki defa kilidi çevirir.Ondan sonra sen de kalkarsın, gidersin. O da kapıyı çeker, iki defa kilidi çevirir. Tangırt, tungurt, tamam.Tangırt, tungurt, tamam. Böyle cami olmaz, böyle yuva olmaz. böyle işlev, böyle görev olmaz.Böyle cami olmaz, böyle yuva olmaz. böyle işlev, böyle görev olmaz. Bu, Peygamber Efendimiz'in mescidinde görülmüş bir şey değildir, bid'attır.Bu, Peygamber Efendimiz'in mescidinde görülmüş bir şey değildir, bid'attır. Camilerin kapatılması bid'attır.Camilerin kapatılması bid'attır. Cami kilitlenmez!Cami kilitlenmez! --Efendim eşyalar çalınıyor.

--Efendim eşyalar çalınıyor.
Eşya koyma, cami açık kalsın, razıyım.

Eşya koyma, cami açık kalsın, razıyım.
Halı bile koyma!Halı bile koyma! Ben toprağın üzerinde namaz kılmağa razıyım, ama benim yuvamı kapatma!Ben toprağın üzerinde namaz kılmağa razıyım, ama benim yuvamı kapatma! Muhabbet yerini engelleme!Muhabbet yerini engelleme! Biz her şeyi yitirmişiz.

Biz her şeyi yitirmişiz.
Ben dün cuma namazı kıldım, baktım, her şey taklit.Ben dün cuma namazı kıldım, baktım, her şey taklit. Nerde altın, nerde plastiğin üstüne sürülmüş yaldız boya.Nerde altın, nerde plastiğin üstüne sürülmüş yaldız boya. Cuma namazı kıldım, acıdım kendi kendimize.Cuma namazı kıldım, acıdım kendi kendimize. İslâm cemaatine, İslâm toplumuna acıdım.İslâm cemaatine, İslâm toplumuna acıdım. Anlamları yitirmiş, yaptığı işin kökenini, sebebini bilmeden yapıyor, takliden yapıyor.Anlamları yitirmiş, yaptığı işin kökenini, sebebini bilmeden yapıyor, takliden yapıyor. Her şeyi unutmuş.Her şeyi unutmuş. Acıdım ben dünkü cuma namazımıza.Acıdım ben dünkü cuma namazımıza. Zâhiri kurtardık, zâhirde cuma namazını kıldık.Zâhiri kurtardık, zâhirde cuma namazını kıldık. --Cumayı kıldın mı, edâ ettin mi?

--Cumayı kıldın mı, edâ ettin mi?
--Elhamdü lillâh, cumayı kıldık.

--Elhamdü lillâh, cumayı kıldık.
Ama acıdım.

Ama acıdım.
Cemaat cumanın anlamını yitirmiş.Cemaat cumanın anlamını yitirmiş. Hoca efendi hutbeye çıktı.Hoca efendi hutbeye çıktı. Hoca da hoca filân değil de, hoca yokmuş da,Hoca da hoca filân değil de, hoca yokmuş da, onun yerine hocalık yapan bir işçi kardeş.onun yerine hocalık yapan bir işçi kardeş. Hafız diyorlar ama, kıraatinden de hafız olduğunu sanmıyorum.Hafız diyorlar ama, kıraatinden de hafız olduğunu sanmıyorum. "Hutbeyi kısa keseceğim!" dedi."Hutbeyi kısa keseceğim!" dedi. Hutbe kısa kesmek için değil.Hutbe kısa kesmek için değil. O kadar insan camiye gelmiş.O kadar insan camiye gelmiş. O kadar insanı sen camiye çağır;O kadar insanı sen camiye çağır; ondan sonra küçüklükten ezberlediğin ayetleri, hadisleri oku..ondan sonra küçüklükten ezberlediğin ayetleri, hadisleri oku.. "Elâ inne ahsene'l-kelâmu ve eblağa'n-nizâm. Kelâmullâhi'l-melîki'l-'azîzi'l-'allâm. Kemâ kâlellâhu tebârake ve te'âlâ fi'l-kelâm.""Elâ inne ahsene'l-kelâmu ve eblağa'n-nizâm. Kelâmullâhi'l-melîki'l-'azîzi'l-'allâm. Kemâ kâlellâhu tebârake ve te'âlâ fi'l-kelâm." Vır vır vır, vır vır vır. Otur, kalk, ondan sonra git.Vır vır vır, vır vır vır. Otur, kalk, ondan sonra git. Hutbe anlamını yitirmiş.

Hutbe anlamını yitirmiş.
Caminin cıvıl cıvıl olması lâzım, cemaatin pırıl pırıl olması lâzım!Caminin cıvıl cıvıl olması lâzım, cemaatin pırıl pırıl olması lâzım! Canlı olması lâzım, heyecanlı olması lâzım! Her şey kaybolmuş.Canlı olması lâzım, heyecanlı olması lâzım! Her şey kaybolmuş. Önce cemaatimizi, ahiret kardeşlerimizi bulacağız, onlarla tanışacağız.

Önce cemaatimizi, ahiret kardeşlerimizi bulacağız, onlarla tanışacağız.
Bu toplantıyı tertib eden kardeşlerimiz bir çalışma yapmışlar; ikiyüz, üçyüz, dörtyüz isim.Bu toplantıyı tertib eden kardeşlerimiz bir çalışma yapmışlar; ikiyüz, üçyüz, dörtyüz isim. Bizim Almanya'daki kardeşlerimiz yüzbinlerden fazladır.Bizim Almanya'daki kardeşlerimiz yüzbinlerden fazladır. Ben hiç tanımadığım bir camiye gidiyorum, Almanya'nın bir şehrininBen hiç tanımadığım bir camiye gidiyorum, Almanya'nın bir şehrinin bir kenar mahallesinde bir camiye gidiyorum, dört tane ihvanımız çıkıyor.bir kenar mahallesinde bir camiye gidiyorum, dört tane ihvanımız çıkıyor. Böyle kıyaslayacaksın!Böyle kıyaslayacaksın! İhvânımız çok, önce ihvan ile irtibat kurulacak.

İhvânımız çok, önce ihvan ile irtibat kurulacak.
Bu birinci tabaka.Bu birinci tabaka. Çünkü ihvan, ahiret kardeşi demek.Çünkü ihvan, ahiret kardeşi demek. Bir insan ahiret yolunda bir kardeş edinirse, Allah onun cennetteki derecesi artıyor.Bir insan ahiret yolunda bir kardeş edinirse, Allah onun cennetteki derecesi artıyor. Bizim ihvanımızın sayısal çokluğu ile, cennetteki derecemiz arasında irtibat var.Bizim ihvanımızın sayısal çokluğu ile, cennetteki derecemiz arasında irtibat var. Önce ihvanımızla irtibat kuracağız, bir.Önce ihvanımızla irtibat kuracağız, bir. Sonra, Türkiye'den gelmiş Müslüman kardeşlerimizle irtibatlaşacağız.

Sonra, Türkiye'den gelmiş Müslüman kardeşlerimizle irtibatlaşacağız.
Çünkü onlar burda ayrı bir ortamda yaşıyorlar ve eriyorlar.Çünkü onlar burda ayrı bir ortamda yaşıyorlar ve eriyorlar. Dondurmanın eridiği gibi eriyorlar.Dondurmanın eridiği gibi eriyorlar. Benzinin ağzı açık olan kapta uçtuğu gibi, uçuyorlar.Benzinin ağzı açık olan kapta uçtuğu gibi, uçuyorlar. Kendisi bozulmazsa, çocuğu bozuluyor.Kendisi bozulmazsa, çocuğu bozuluyor. Çocuğu bozulmazsa, torunu bozuluyor.Çocuğu bozulmazsa, torunu bozuluyor. Onlarla ilgilenmemiz lâzım!Onlarla ilgilenmemiz lâzım! Nasıl bozuluyor? Almanlaşıyor,

Nasıl bozuluyor? Almanlaşıyor,
Hristiyanlaşıyor, dinden uzaklaşıyor, edepten, ahlâktan uzaklaşıyor.Hristiyanlaşıyor, dinden uzaklaşıyor, edepten, ahlâktan uzaklaşıyor. Tesettürden uzaklaşıyor, namus telâkkîleri değişiyor.Tesettürden uzaklaşıyor, namus telâkkîleri değişiyor. Dün akşam ben bir odadan bir odaya giderken koridorlarda afalladım.

Dün akşam ben bir odadan bir odaya giderken koridorlarda afalladım.
Burda kalan insanların giyimlerinden, kıyafetlerinden afalladım.Burda kalan insanların giyimlerinden, kıyafetlerinden afalladım. İslâm çok büyük nimet, muhterem kardeşlerim!İslâm çok büyük nimet, muhterem kardeşlerim! Biz bunlara benzersek mahvoluruz; evlâtlarımız, torunlarımız cehenneme odun olur.Biz bunlara benzersek mahvoluruz; evlâtlarımız, torunlarımız cehenneme odun olur. Biz evlâtlarımızı, torunlarımızı korumalıyız.Biz evlâtlarımızı, torunlarımızı korumalıyız. Evlâtlarımız bizim gibi olmalı, bizden iyi olmalı, bizden daha dindar olmalı, daha sofu olmalı!Evlâtlarımız bizim gibi olmalı, bizden iyi olmalı, bizden daha dindar olmalı, daha sofu olmalı! Onu sağlayamıyorsak, sağlayamamamızın vebali vardır, sorumluluğu vardır, cezası vardır.

Onu sağlayamıyorsak, sağlayamamamızın vebali vardır, sorumluluğu vardır, cezası vardır.
Onu sağlamakla görevliyiz, paralarımızı o yola sarfetmekle görevliyiz.Onu sağlamakla görevliyiz, paralarımızı o yola sarfetmekle görevliyiz. Çocuğumuzu iyi yetiştirmek için elimizden geleni yapmamız lâzım!Çocuğumuzu iyi yetiştirmek için elimizden geleni yapmamız lâzım! Nasıl olmalı?

Nasıl olmalı?
Siz --Allah gecinden versin-- öldüğünüz zaman,Siz --Allah gecinden versin-- öldüğünüz zaman, ahirete göçtüğünüz zaman kabirde size sevap göndermeli!ahirete göçtüğünüz zaman kabirde size sevap göndermeli! Kemiklerinizi sızlatmamalı!Kemiklerinizi sızlatmamalı! "--Aferin be benim oğlana, aferin be benim kıza!

"--Aferin be benim oğlana, aferin be benim kıza!
Bak hatim indirdi sevabını gönderdi.Bak hatim indirdi sevabını gönderdi. Bak nasıl namazını, niyazını kılıyor, her namazın arkasından bak nasıl dua ediyor.Bak nasıl namazını, niyazını kılıyor, her namazın arkasından bak nasıl dua ediyor. Bak Ramazanı ne güzel geçirdi.Bak Ramazanı ne güzel geçirdi. Bak ne güzel haccını yaptı, hacda da benim için ne kadar güzel dua etti."Bak ne güzel haccını yaptı, hacda da benim için ne kadar güzel dua etti." Evlâdınızın böyle olması lâzım, kemiklerinizi sızlatmaması lâzım!

Evlâdınızın böyle olması lâzım, kemiklerinizi sızlatmaması lâzım!
"--Yazıklar olsun şu evlâda, bak yine meyhaneye gitti!

"--Yazıklar olsun şu evlâda, bak yine meyhaneye gitti!
Yine içti, yine edepsizlik yaptı, yine kumar oynadı.Yine içti, yine edepsizlik yaptı, yine kumar oynadı. Yine Almanlarla şöyle yaptı, böyle yaptı.Yine Almanlarla şöyle yaptı, böyle yaptı. Yine metres tuttu. Yine bilmem ne yaptı."Yine metres tuttu. Yine bilmem ne yaptı." Evlâdınızın böyle olmaması lâzım, evlâdınızı Müslüman yetiştirmeniz lâzım!

Evlâdınızın böyle olmaması lâzım, evlâdınızı Müslüman yetiştirmeniz lâzım!
Burada insanlar bunalım içinde.

Burada insanlar bunalım içinde.
Ben Almanları bunalımda görüyorum.Ben Almanları bunalımda görüyorum. Bakıyorum, davranışlarını ölçüyorum.Bakıyorum, davranışlarını ölçüyorum. Ben altmışında bir insanım,Ben altmışında bir insanım, insanları sakin gözle inceleyebiliyorum bunalımda bunlar, dengeli değil.insanları sakin gözle inceleyebiliyorum bunalımda bunlar, dengeli değil. O halde Müslümanları da kurtaracağız, ondan sonra Almanları da kurtaracağız.O halde Müslümanları da kurtaracağız, ondan sonra Almanları da kurtaracağız. --Efendim, Almanlar çok katı Katolik.

--Efendim, Almanlar çok katı Katolik.
--Çok iyi. --Neden?

--Çok iyi. --Neden?
--Bir şeye sımsıkı sarılmasını bilen, demek ki vefalı.

--Bir şeye sımsıkı sarılmasını bilen, demek ki vefalı.
Sımsıkı sarılan insan, sonunda hak yolu öğrenirse hak yola da sımsıkı sarılabilir.Sımsıkı sarılan insan, sonunda hak yolu öğrenirse hak yola da sımsıkı sarılabilir. Onun için eski şeyhlerden birisine

Onun için eski şeyhlerden birisine
...... birisi gelmiş, ona mürid olmak istemiş. Demiş ki:birisi gelmiş, ona mürid olmak istemiş. Demiş ki: "--Efendim, ben sizin terbiyenize girmek istiyorum, dervişiniz olmak istiyorum.

"--Efendim, ben sizin terbiyenize girmek istiyorum, dervişiniz olmak istiyorum.
Beni dervişliğe kabul eder misiniz?"Beni dervişliğe kabul eder misiniz?" Şeyh efendi sormuş: "--Evlâdım, sen yemeklerden hangisini en çok seversin?"Şeyh efendi sormuş: "--Evlâdım, sen yemeklerden hangisini en çok seversin?" Adam şöyle dudak bükmüş;

Adam şöyle dudak bükmüş;
"--Fark etmez efendim, hangisi olsa olur."

"--Fark etmez efendim, hangisi olsa olur."
"--Yâ evlâdım, kimisi cızbız köfte sever,

"--Yâ evlâdım, kimisi cızbız köfte sever,
kimisi tatlı sever, kaymaklı kadayıf sever."kimisi tatlı sever, kaymaklı kadayıf sever." "--Fark etmez efendim!"

"--Fark etmez efendim!"
"--Çiçeklerden hangisini seversin?"

"--Çiçeklerden hangisini seversin?"
...... "--Pekiyi, renklerden hangisini seversin?"

"--Pekiyi, renklerden hangisini seversin?"
"--Fark etmez efendim, önemli değil efendim.

"--Fark etmez efendim, önemli değil efendim.
Hepsi olabilir efendim!"Hepsi olabilir efendim!" Şeyh efendi buna kızmış.

Şeyh efendi buna kızmış.
"--Git, bir şeyi sevmeyi öğren, öyle gel!" demiş.

"--Git, bir şeyi sevmeyi öğren, öyle gel!" demiş.
"Sevmeyi öğren de, ben de senin o sevgini Cenâb-ı Mevlâ'yı sevmeye döndüreyim!"Sevmeyi öğren de, ben de senin o sevgini Cenâb-ı Mevlâ'yı sevmeye döndüreyim! Sen sevmeyi bilmiyorsun daha." demiş.Sen sevmeyi bilmiyorsun daha." demiş. Meselâ, "Bayılırım çiğ köfteye." diyeceksin.

Meselâ, "Bayılırım çiğ köfteye." diyeceksin.
"Renklerden yeşilin hayranıyım!" diyeceksin."Renklerden yeşilin hayranıyım!" diyeceksin. "Çiçeklerden en çok sümbülü severim!" diyeceksin, bir şey söyleyeceksin."Çiçeklerden en çok sümbülü severim!" diyeceksin, bir şey söyleyeceksin. Sevme bir kabiliyet.Sevme bir kabiliyet. "Tamam onların hepsini yaratan Allah'ı sev!""Tamam onların hepsini yaratan Allah'ı sev!" dediği zaman, o sevgi bir güzel mecraya girecek;dediği zaman, o sevgi bir güzel mecraya girecek; o zaman Allah'ı sevecek, iyi derviş olacak.o zaman Allah'ı sevecek, iyi derviş olacak. Yunus'u görmüyor musun?

Yunus'u görmüyor musun?
Ne mübarek adam, ne kadar aşık-ı sâdık!Ne mübarek adam, ne kadar aşık-ı sâdık! Bize ne diyor bak:Bize ne diyor bak: Yunus öldü diye selâ verilir, Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez!

Yunus öldü diye selâ verilir, Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez!
"Ölmem, kim demiş bana öldü diye?" diyor.

"Ölmem, kim demiş bana öldü diye?" diyor.
"Kim selâ veriyor bana?"Kim selâ veriyor bana? Aşıklar ölmez!" diyor.Aşıklar ölmez!" diyor. Öteki dervişler de öyle, öteki şeyhler de öyle.Öteki dervişler de öyle, öteki şeyhler de öyle. Ey Allah'ım beni senden ayırma, Beni senin cemâlinden ayırma!

Ey Allah'ım beni senden ayırma, Beni senin cemâlinden ayırma!
Balığın cânı su içre dirilir, İlâhî balığı gölden ayırma!

Balığın cânı su içre dirilir, İlâhî balığı gölden ayırma!
Seni sevmek benim dîn ü imânım, İlâhî dîn ü imandan ayırma!Seni sevmek benim dîn ü imânım, İlâhî dîn ü imandan ayırma! Balığın suda yaşadığı gibi, sevgide yaşadığını anlatıyor.

Balığın suda yaşadığı gibi, sevgide yaşadığını anlatıyor.
Onun için, bu Almanlara da tebliğ vazifemiz, irşad vazifemiz var.Onun için, bu Almanlara da tebliğ vazifemiz, irşad vazifemiz var. "Kardeşim yolun yanlış senin, ne yapıyorsun sen?"Kardeşim yolun yanlış senin, ne yapıyorsun sen? Babana arkadaşın gibi hitab ediyorsun,Babana arkadaşın gibi hitab ediyorsun, anana sevgi duymuyorsun, kardeşlerine karşı vefân yok!anana sevgi duymuyorsun, kardeşlerine karşı vefân yok! Birtakım duyguları öğrenememişsin sen, hayvan gibi yaşıyorsun!Birtakım duyguları öğrenememişsin sen, hayvan gibi yaşıyorsun! Ha hayvan, ha sen.Ha hayvan, ha sen. Onun yaptığı gibi yapıyorsun.Onun yaptığı gibi yapıyorsun. İnsanların hali başkadır.İnsanların hali başkadır. İnsan-ı kâmil olmak lâzım!İnsan-ı kâmil olmak lâzım! Anlıyorlar, anlayan anlıyor.

Anlıyorlar, anlayan anlıyor.
Şimdi bu Almanlardan derviş olanlar var, Mevlevî olanlar var.Şimdi bu Almanlardan derviş olanlar var, Mevlevî olanlar var. Beş tarikattan icazet almış birisi.Beş tarikattan icazet almış birisi. Bir arkadaşım öyle söyledi:Bir arkadaşım öyle söyledi: "--Hocam, falancayı tanıdın mı?" "--Tanımadım." dedim."--Hocam, falancayı tanıdın mı?" "--Tanımadım." dedim. "--Beş tarikattan icazetli." dedi.

"--Beş tarikattan icazetli." dedi.
Beş tarikata gitmiş, şeyhlerle tanışmış, konuşmuş, gönüllerini etmiş, icazeti almış.

Beş tarikata gitmiş, şeyhlerle tanışmış, konuşmuş, gönüllerini etmiş, icazeti almış.
Ben herkese kolay icazet vermem ama, o şeyhlerden almış o.Ben herkese kolay icazet vermem ama, o şeyhlerden almış o. Ötekiler de vermişler.Ötekiler de vermişler. Belki biraz teşvik olsun diye vermişlerdir, bilmiyoruz.Belki biraz teşvik olsun diye vermişlerdir, bilmiyoruz. ...... Sonuç itibarıyla onlar da Allah'ın kulu, onlar da bizim muhatabımız.

Sonuç itibarıyla onlar da Allah'ın kulu, onlar da bizim muhatabımız.
Sahabe-i kiram Almanya'ya gelseydi, bunlardan bazısına öyle şeyler söylerlerdi ki, bir şeyler olurdu.Sahabe-i kiram Almanya'ya gelseydi, bunlardan bazısına öyle şeyler söylerlerdi ki, bir şeyler olurdu. Ama bu sözle olmuyor.Ama bu sözle olmuyor. Yâni, "Bizim dinimiz güzeldir, sen bizim dinimize gel!" demekle olmuyor.Yâni, "Bizim dinimiz güzeldir, sen bizim dinimize gel!" demekle olmuyor. Neyle oluyor?Neyle oluyor? Güzelliği senin kendi üzerinde görüp, hayran olması lâzım!Güzelliği senin kendi üzerinde görüp, hayran olması lâzım! Öyle oluyor etkilenme.Öyle oluyor etkilenme. Ne demiş Almanın birisi:

Ne demiş Almanın birisi:
"--Yâhu, bu Türklerin samimiyetine bayılıyorum, ne muhabbet var aralarında, şunlara bak!" diyormuş."--Yâhu, bu Türklerin samimiyetine bayılıyorum, ne muhabbet var aralarında, şunlara bak!" diyormuş. "Almanlar arasında böyle bir şey yok, kardeşlik yok, soğukluk var."Almanlar arasında böyle bir şey yok, kardeşlik yok, soğukluk var. Bu Türklerin muhabbetine hayranım!Bu Türklerin muhabbetine hayranım! Birbirleriyle olan sevgilerine, bağlılıklarına, muhabbetlerine; düğünde, bayramda,Birbirleriyle olan sevgilerine, bağlılıklarına, muhabbetlerine; düğünde, bayramda, sevinçli günde, kederli günde toplanmalarına, birbirlerine ikramlarına, fedâkârlıklarına hayranım!" demiş.sevinçli günde, kederli günde toplanmalarına, birbirlerine ikramlarına, fedâkârlıklarına hayranım!" demiş. Aralarına girmiş bizim arkadaşların. Neden?

Aralarına girmiş bizim arkadaşların. Neden?
"--Seviyorum, bunlar muhabbetli insanlar.

"--Seviyorum, bunlar muhabbetli insanlar.
Bizim usülde dairende ölürsün, gelir memurlar kaldırır; muhabbet yok!" demiş.Bizim usülde dairende ölürsün, gelir memurlar kaldırır; muhabbet yok!" demiş. Bizde muhabbet var, anlıyorlar.

Bizde muhabbet var, anlıyorlar.
Mevlânâ'yı okuyorlar, anlıyorlar, seviyorlar; Müslüman olanları var.Mevlânâ'yı okuyorlar, anlıyorlar, seviyorlar; Müslüman olanları var. Ama bizim güzel örnek olmamız lâzım!Ama bizim güzel örnek olmamız lâzım! Bir de yuva hazırlamamız lâzım ki, o yuvaya koşsunlar.Bir de yuva hazırlamamız lâzım ki, o yuvaya koşsunlar. Danimarka'daki Müslümanlarla, Müslüman olmuş Danimarkalılarla konuştum ben.

Danimarka'daki Müslümanlarla, Müslüman olmuş Danimarkalılarla konuştum ben.
"--Nasılsınız, sıkıntınız ne, ihtiyacınız ne, bizim size bir yardımımız olabilir mi?" dedim."--Nasılsınız, sıkıntınız ne, ihtiyacınız ne, bizim size bir yardımımız olabilir mi?" dedim. "--Hocam biz Müslüman olduk, eski toplumumuzla bağları kopardık.

"--Hocam biz Müslüman olduk, eski toplumumuzla bağları kopardık.
Onlar bize, 'Niye dinimizi bıraktınız?' diye kızıyorlar, taassub gösteriyorlar.Onlar bize, 'Niye dinimizi bıraktınız?' diye kızıyorlar, taassub gösteriyorlar. Onlardan koptuk ama, İslâm toplumu bizi kucaklayamıyor.Onlardan koptuk ama, İslâm toplumu bizi kucaklayamıyor. Biz iki arada kalıyoruz." dediler.Biz iki arada kalıyoruz." dediler. Çünkü İslâm toplumunun yuvası yok, sıcak kucağı yok.

Çünkü İslâm toplumunun yuvası yok, sıcak kucağı yok.
Yâni yeni gelen insanın sıcak bir yuva bulmadığıYâni yeni gelen insanın sıcak bir yuva bulmadığı bir ortamda, İslâm gelişmez. Neden?bir ortamda, İslâm gelişmez. Neden? Adam hesap yapacak: "Falanca Müslüman oldu,Adam hesap yapacak: "Falanca Müslüman oldu, yapayalnız yaşadı, çok perişan öldü.yapayalnız yaşadı, çok perişan öldü. Ailesi düşmanca tavır takındı, öbür taraftan da ilgi olmadı, ne perişanlık çekti." diyecek meselâ.Ailesi düşmanca tavır takındı, öbür taraftan da ilgi olmadı, ne perişanlık çekti." diyecek meselâ. Halbuki sıcak bir yuva bulsa.Halbuki sıcak bir yuva bulsa. Peygamber Efendimiz'in zamanında bir müşrik imana geldiği zaman,

Peygamber Efendimiz'in zamanında bir müşrik imana geldiği zaman,
nasıl sahabenin arasına giriyordu?nasıl sahabenin arasına giriyordu? Nasıl bir sıcak ilgi görüyordu, nasıl onlardan biri olabiliyordu?Nasıl bir sıcak ilgi görüyordu, nasıl onlardan biri olabiliyordu? Bu çok önemli.Bu çok önemli. Sıcak yuva, sıcak çevre, sevimli güzel bir çevre.Sıcak yuva, sıcak çevre, sevimli güzel bir çevre. Bunu kurmağa çalışacaksınız.Bunu kurmağa çalışacaksınız. Yâni camiden ziyade sohbethane, lokal gibi bir yer olacak.

Yâni camiden ziyade sohbethane, lokal gibi bir yer olacak.
Alman Müslüman olacak, Alman da gelecek;Alman Müslüman olacak, Alman da gelecek; o da zevk alacak, o da memnun olacak.o da zevk alacak, o da memnun olacak. Sonuç itibarıyla, o zaman yol açılmış olacak.Sonuç itibarıyla, o zaman yol açılmış olacak. Yâni ordan bu tarafa doğru akım tıkanmamış olacak,Yâni ordan bu tarafa doğru akım tıkanmamış olacak, kolaylaşmış olacak, gelmesi mümkün olacak.kolaylaşmış olacak, gelmesi mümkün olacak. Aksi takdirde akım tıkanıyor.

Aksi takdirde akım tıkanıyor.
Otobanda giderken bir kaza olduğu zaman, yol tıkanıyor, veya bir şey olduğu zaman karışıklık oluyor.Otobanda giderken bir kaza olduğu zaman, yol tıkanıyor, veya bir şey olduğu zaman karışıklık oluyor. Bütün üç şeritli yol duruyor.Bütün üç şeritli yol duruyor. Tıkanıklık var.Tıkanıklık var. Neden bunlar Müslüman olmuyor? Tıkanıklık var.Neden bunlar Müslüman olmuyor? Tıkanıklık var. Önü açılmadığı için, akım sağlanmadığı için olmuyor.Önü açılmadığı için, akım sağlanmadığı için olmuyor. Ortamı hazırlamadan bunları İslâm'a çağırsan, olmaz.Ortamı hazırlamadan bunları İslâm'a çağırsan, olmaz. Sevecek, görecek.Sevecek, görecek. Pakistanlıların, Cemâat-i Tebliğ'in güzel bir usûlü var:

Pakistanlıların, Cemâat-i Tebliğ'in güzel bir usûlü var:
Bir yere gidiyorlar, İslâm'ı anlatıyorlar.Bir yere gidiyorlar, İslâm'ı anlatıyorlar. Ondan sonra diyorlar ki: "--Aramıza katılmaz mısın? Sen de gel aramıza katıl!"Ondan sonra diyorlar ki: "--Aramıza katılmaz mısın? Sen de gel aramıza katıl!" Katılıyor, onlarla beraber geziyor, onlarla beraber yiyor, içiyor, yatıyor, kalkıyor.

Katılıyor, onlarla beraber geziyor, onlarla beraber yiyor, içiyor, yatıyor, kalkıyor.
İslâm'ı hayatın içinde öğreniyor.İslâm'ı hayatın içinde öğreniyor. Katı mektepte değil, sıcak yuvada İslâm'ı öğreniyor.Katı mektepte değil, sıcak yuvada İslâm'ı öğreniyor. Onun için mutlaka sıcak yuva kurmağa gayret edeceksiniz.Onun için mutlaka sıcak yuva kurmağa gayret edeceksiniz. Sıcak yuva olacak; çay olacak, sevgi olacak, ilâhi olacak,

Sıcak yuva olacak; çay olacak, sevgi olacak, ilâhi olacak,
muhabbet olacak, sohbet olacak, tad olacak, lezzet olacak, bilgi olacak.muhabbet olacak, sohbet olacak, tad olacak, lezzet olacak, bilgi olacak. Gelen insan memnun ayrılacak, gülerek ayrılacak.Gelen insan memnun ayrılacak, gülerek ayrılacak. Abdülaziz Hocaefendimiz'in evine Nureddin Topçu gelmiş, konuşmuş.

Abdülaziz Hocaefendimiz'in evine Nureddin Topçu gelmiş, konuşmuş.
Nureddin Topçu, felsefe doçenti, Fransa'da tahsilini yapmış bir insan.Nureddin Topçu, felsefe doçenti, Fransa'da tahsilini yapmış bir insan. ...... Bir sürü sıkıntısı var, bir sürü sorusu var, bir sürü meselesi var Nureddin Topçu'nun.Bir sürü sıkıntısı var, bir sürü sorusu var, bir sürü meselesi var Nureddin Topçu'nun. Hocaefendi'ye sormuş, gece sabaha kadar konuşmuşlar.Hocaefendi'ye sormuş, gece sabaha kadar konuşmuşlar. Sabah çıkmışlar, yanındaki arkadaş anlatıyor:Sabah çıkmışlar, yanındaki arkadaş anlatıyor: Kapının önünde yutkunmuş, mütebessim, çok memnun durumda.Kapının önünde yutkunmuş, mütebessim, çok memnun durumda. "--Aklıma bir iki soru daha geldi, içeri girsem, onları da sorsam olmaz mı?" demiş."--Aklıma bir iki soru daha geldi, içeri girsem, onları da sorsam olmaz mı?" demiş. Sen doçentsin, âdâb-ı muâşereti bilirsin.

Sen doçentsin, âdâb-ı muâşereti bilirsin.
Ama tad alıyor, sohbetten tatlı ayrılıyor.Ama tad alıyor, sohbetten tatlı ayrılıyor. Toplantıdan tatlı ayrılmak önemli.

Toplantıdan tatlı ayrılmak önemli.
Yeri sevmek, ayrılmak istememek, ayrıldığı zaman da aklının, canının orda kalması.Yeri sevmek, ayrılmak istememek, ayrıldığı zaman da aklının, canının orda kalması. İyi bir Müslümanı nasıl tarif ediyor,İyi bir Müslümanı nasıl tarif ediyor, evliyâullah büyüklerimiz; Peygamber Efendimiz'in hadis-i şerifinde nasıl geçiyor.evliyâullah büyüklerimiz; Peygamber Efendimiz'in hadis-i şerifinde nasıl geçiyor. (Ve racülün kalbühû muallakun bi'l-mescidi izâ harace minhü hattâ yeûde ileyh.) "Kalbi mescide takılı kalmış,(Ve racülün kalbühû muallakun bi'l-mescidi izâ harace minhü hattâ yeûde ileyh.) "Kalbi mescide takılı kalmış, oradan çıkıp tekrar oraya dönünceye kadar aklı fikri mescidde."oradan çıkıp tekrar oraya dönünceye kadar aklı fikri mescidde." Mescidin böyle sıcak olması lâzım!Mescidin böyle sıcak olması lâzım! Topluluğumuzun böyle sıcak olması lâzım!Topluluğumuzun böyle sıcak olması lâzım! Böyle teşkilâtı, yuvaları kurduktan sonra gelişme büyük olacak.

Böyle teşkilâtı, yuvaları kurduktan sonra gelişme büyük olacak.
Ondan sonra neler yapacağız?Ondan sonra neler yapacağız? Ondan sonra İslâm'ın yayılması için, Allah'ın rızasının kazanılması için yapılacak şeylerOndan sonra İslâm'ın yayılması için, Allah'ın rızasının kazanılması için yapılacak şeyler çok güzel şeyler var, onları biliyoruz ama; önce muhabbet olacak,çok güzel şeyler var, onları biliyoruz ama; önce muhabbet olacak, muhabbetli toplum olacak ki, onlarla beraber bu işler olsun!muhabbetli toplum olacak ki, onlarla beraber bu işler olsun! İslâmî araştırmalar merkezi kuracaksınız, İslâmî araştırmalar yapacaksınız, Almanca neşriyat yapacaksınız.

İslâmî araştırmalar merkezi kuracaksınız, İslâmî araştırmalar yapacaksınız, Almanca neşriyat yapacaksınız.
vs. vs. Onların hepsini Türkiye'de yaptığımız için biliyoruz,vs. vs. Onların hepsini Türkiye'de yaptığımız için biliyoruz, burda da yapabiliriz inşaallah!burda da yapabiliriz inşaallah! Ama önce köprünün kurulması lâzım, aziz ve sevgili kardeşlerim!Ama önce köprünün kurulması lâzım, aziz ve sevgili kardeşlerim! Allah hepinizden razı olsun.

Allah hepinizden razı olsun.
İşte burada, bu toplantıda bu fikirleri müzakere eder, burdaki günlerdeİşte burada, bu toplantıda bu fikirleri müzakere eder, burdaki günlerde bu aşıyı alır, bu aşkı, şevki içinizde duyar ve bundan sonra elbirliği ile güzel gayeler için çalışmayı,bu aşıyı alır, bu aşkı, şevki içinizde duyar ve bundan sonra elbirliği ile güzel gayeler için çalışmayı, beraberce devam ettiririz diye düşünüyorum.beraberce devam ettiririz diye düşünüyorum. Buradaki sayı azdır ama bu bir tohum gibidir,

Buradaki sayı azdır ama bu bir tohum gibidir,
bu bir incir çekirdeği gibidir.bu bir incir çekirdeği gibidir. Bakın burda şu kadarcık insan var.Bakın burda şu kadarcık insan var. Toplumun tamamına göre bu bir incir çekirdeği gibidirToplumun tamamına göre bu bir incir çekirdeği gibidir ama incir çekirdeğinden kocaman bir incir ağacı oluyor.ama incir çekirdeğinden kocaman bir incir ağacı oluyor. Yıllarca incir veriyor, binlerce incir veriyor mesela.Yıllarca incir veriyor, binlerce incir veriyor mesela. Sonra o incirlerden de sayısız tohum hàsıl oluyor,Sonra o incirlerden de sayısız tohum hàsıl oluyor, nice nice başka ağaçlar hàsıl oluyor.nice nice başka ağaçlar hàsıl oluyor. Bir şeye başlamak önemlidir.Bir şeye başlamak önemlidir. Peygamber Efendimiz on üç sene Mekke-i Mükerreme'de çalıştı, şu kırk rakamını buldu.Peygamber Efendimiz on üç sene Mekke-i Mükerreme'de çalıştı, şu kırk rakamını buldu. Biz daha ilk günden kırk rakamındayız.Biz daha ilk günden kırk rakamındayız. Biraz latîfe olsun, hoşa gitsin, heves gelsin diye söylüyorum.Biraz latîfe olsun, hoşa gitsin, heves gelsin diye söylüyorum. Ama on üç yılda kırk kişiAma on üç yılda kırk kişi çok düşündürücü bir rakam değil mi?çok düşündürücü bir rakam değil mi? Peygamber SAS Efendimiz gibi Allah'ın rasûlü, güzeller güzeli, insanların serveriPeygamber SAS Efendimiz gibi Allah'ın rasûlü, güzeller güzeli, insanların serveri mübârek insanın çalışmasından on üç yıl geçiyor, kırk kişi Müslüman oluyor.mübârek insanın çalışmasından on üç yıl geçiyor, kırk kişi Müslüman oluyor. ...... Onun için, bu toplantının hayırlı bir başlangıç olmasını temenni ediyorum, ümid ediyorum, seziyorum.Onun için, bu toplantının hayırlı bir başlangıç olmasını temenni ediyorum, ümid ediyorum, seziyorum. İnşaallah Almanya'da, Avrupa'da ve Dünya çapında çok güzel hizmetler yapacağız.İnşaallah Almanya'da, Avrupa'da ve Dünya çapında çok güzel hizmetler yapacağız. Türkiye'nin kalıpları ve şartları, iyi çalışma imkânları vermiyor, dar geliyor.Türkiye'nin kalıpları ve şartları, iyi çalışma imkânları vermiyor, dar geliyor. İnşaallah çalışmaları buraya kaydırırız.İnşaallah çalışmaları buraya kaydırırız. Dünya çapında çalışmaları burdan yaparız diye düşünüyorum.Dünya çapında çalışmaları burdan yaparız diye düşünüyorum. Allah hepinizden razı olsun.

Allah hepinizden razı olsun.
es-selâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!

es-selâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2