Cennete Ulaşmanın Yolu

Mehmed Zahid KOTKU

16 Safer 1394 / 10.03.1974
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Cennete Ulaşmanın Yolu

Mehmed Zahid KOTKU

16 Safer 1394 / 10.03.1974
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah

İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah
ve enne efdale’l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu Teâlâ aleyhive enne efdale’l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ahve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri. ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: Geçenki bir dersimizin tekrarı, lüzumuna mebni,

Geçenki bir dersimizin tekrarı, lüzumuna mebni,
hatırda daha kuvvetli kalır inşallah.hatırda daha kuvvetli kalır inşallah. Len tü’minû hattâ tehâbbû.

Len tü’minû hattâ tehâbbû.
Bizim imanımızdaki tekemmülün sebeplerinden birisi de imandaBizim imanımızdaki tekemmülün sebeplerinden birisi de imanda tekemmüle ulaşmamızdan birisi de birbirlerini müminlerin sevmesidir.tekemmüle ulaşmamızdan birisi de birbirlerini müminlerin sevmesidir. Müminler birbirlerini layıkı vecihle sevmedikçe imanlarındaMüminler birbirlerini layıkı vecihle sevmedikçe imanlarında tekemmül hasıl olmaz.tekemmül hasıl olmaz. Allahu Teâlâ’yı nasıl sevmek mecburiyetinde isek, Allahu Teâlâ’yı nasıl sevmek mecburiyetinde isek, Allahu Teâlâ’nın sevgisinin alameti var,Allahu Teâlâ’nın sevgisinin alameti var, seviyorum demek fayda etmiyor.seviyorum demek fayda etmiyor. Evamir-i İlahiye imtisal ettiğimiz takdirdeEvamir-i İlahiye imtisal ettiğimiz takdirde ve Resûlu sallalahu aleyhi ve selleme itaatve Resûlu sallalahu aleyhi ve selleme itaat ettiğimiz takdirde sevgimiz belli olur.ettiğimiz takdirde sevgimiz belli olur. Ha bu kulum beni seviyor der Allah. Neden?Ha bu kulum beni seviyor der Allah. Neden? Emrime itaat ediyor işte, Peygamberime de itaat ediyor, sözümü dinliyor.

Emrime itaat ediyor işte, Peygamberime de itaat ediyor, sözümü dinliyor.
Emre itaat yasaklardan kaçmayı da içine alır.Emre itaat yasaklardan kaçmayı da içine alır. Yasaklardan kaçar ve dediklerini yapar.Yasaklardan kaçar ve dediklerini yapar. Yapma dediklerini de yapmaz.Yapma dediklerini de yapmaz. Bu Allahu Teâlâ’yı sevmeden doğar.Bu Allahu Teâlâ’yı sevmeden doğar. Sevme Allahu Teâlâ’yı bilmeden doğar. Sevme Allahu Teâlâ’yı bilmeden doğar. Allahu Teâlâ’yı bilgi ne nispette ise sevgi o nispette artar.Allahu Teâlâ’yı bilgi ne nispette ise sevgi o nispette artar. Sevgi ne nispette artarsa korku da o nispette artar.Sevgi ne nispette artarsa korku da o nispette artar. Allahu Teâlâ’yı sevmek ve ondan korkmak bilgiye bağlıdır:Allahu Teâlâ’yı sevmek ve ondan korkmak bilgiye bağlıdır: mârifeti İlahi, hakkı bilme.mârifeti İlahi, hakkı bilme. Şimdi hakkı bilme; bildikten sonra da ona itaat etme.Şimdi hakkı bilme; bildikten sonra da ona itaat etme. Meşhur bir vak’ayı akşam dinledim, size de nakledeyim.

Meşhur bir vak’ayı akşam dinledim, size de nakledeyim.
Dinsizin birisi inanıyormuş yani Allah’ın varlığına.Dinsizin birisi inanıyormuş yani Allah’ın varlığına. Bir köprüden geçerken arabası ile yuvarlanmış.Bir köprüden geçerken arabası ile yuvarlanmış. Belki hepiniz de bunu çoğunuz da bilir.Belki hepiniz de bunu çoğunuz da bilir. Araba yuvarlanmış, riyazî bir adammış,Araba yuvarlanmış, riyazî bir adammış, riyazî nisaplarına vukufu yüksek olan bir zat. riyazî nisaplarına vukufu yüksek olan bir zat. Araba yuvarlanınca gittik demiş. Araba yuvarlanınca gittik demiş. Fakat Allahu Teâlâ’nın takdiri araba bir çöpe takılmış kalmış.Fakat Allahu Teâlâ’nın takdiri araba bir çöpe takılmış kalmış. Bu şimdi araba düşmüyor aşağı düşse altta derin su gidecek, ölecek belki.Bu şimdi araba düşmüyor aşağı düşse altta derin su gidecek, ölecek belki. O kendi kendine hesap ediyormuş ki acaba biz nasıl duruyoruz burada?O kendi kendine hesap ediyormuş ki acaba biz nasıl duruyoruz burada? Şu ihtimal, bu ihtimal filan bir türlü aklını erdirememiş.Şu ihtimal, bu ihtimal filan bir türlü aklını erdirememiş. Sonra kurtarıcılar gelmişler, arabayı kurtarmışlar.Sonra kurtarıcılar gelmişler, arabayı kurtarmışlar. Araba sallanıyor böyle altlarıyla beraber, çok güzel binmişler,Araba sallanıyor böyle altlarıyla beraber, çok güzel binmişler, aşağı da düşmüyor.aşağı da düşmüyor. Bakmış ki tutan ufak bir çöp.Bakmış ki tutan ufak bir çöp. İmkânı yok, koca araba onun arabası ile beraber o köprünün üzerinde dursun, İmkânı yok, koca araba onun arabası ile beraber o köprünün üzerinde dursun, imkân haricinde. imkân haricinde. “Ha” demiş. Ben şimdiye kadar çok yanlış düşünüyormuşum.“Ha” demiş. Ben şimdiye kadar çok yanlış düşünüyormuşum. Bu akıl kabul etmez ki bu çöp bu arabayı tutsun demiş. Mantık dışı.Bu akıl kabul etmez ki bu çöp bu arabayı tutsun demiş. Mantık dışı. Eh, öyleyse bir kuvvet var demiş.Eh, öyleyse bir kuvvet var demiş. O da mülkün sahibi Allah’tır demiş, imana gelmiş. O da mülkün sahibi Allah’tır demiş, imana gelmiş. Ama hadise başına geçtikten sonra.Ama hadise başına geçtikten sonra. Şimdi bu kâinatta her gün görüyoruz ki çeşitli hadiseler,

Şimdi bu kâinatta her gün görüyoruz ki çeşitli hadiseler,
yeriyle göğüyle neler olup bitmekte,yeriyle göğüyle neler olup bitmekte, bu kudret kendiliğinden hiçbir zaman olmaz.bu kudret kendiliğinden hiçbir zaman olmaz. Hep bunların sahibi var Allahu Celle ve Alâ.Hep bunların sahibi var Allahu Celle ve Alâ. Bizim imanımız var, ona imanımızın nispeti bağlılığımıza bağlı,Bizim imanımız var, ona imanımızın nispeti bağlılığımıza bağlı, marifetimize bağlı yani marifeti İlahi’ye ne kadar çoksa o adam o kadarmarifetimize bağlı yani marifeti İlahi’ye ne kadar çoksa o adam o kadar Allahu Teâlâ’yı sever ve korkar.Allahu Teâlâ’yı sever ve korkar. Sevgi aynı zamanda korkuyu da doğurur. Sevgi aynı zamanda korkuyu da doğurur. Nasıl ki Allahu Teâlâ’ya sevgi böyleyseNasıl ki Allahu Teâlâ’ya sevgi böyleyse Peygamber’e karşı sevgi de böyledir.Peygamber’e karşı sevgi de böyledir. Peygamberi seven, peygamberin sünnetine itaat eder,Peygamberi seven, peygamberin sünnetine itaat eder, peygamberin sünnetine itaat eder, riayet eder.peygamberin sünnetine itaat eder, riayet eder. Her gün okur mütalaa eder ki peygamberim nasıl yaşamış.Her gün okur mütalaa eder ki peygamberim nasıl yaşamış. Gerek hani kendi hayatındaGerek hani kendi hayatında gerek cemiyet hayatında peygamberin nasıl yaşadıysagerek cemiyet hayatında peygamberin nasıl yaşadıysa kendisini de ona uydurmaya çalışır. kendisini de ona uydurmaya çalışır. O zaman anlaşılır ki bu adam peygamberi seviyor.O zaman anlaşılır ki bu adam peygamberi seviyor. Sünnetlere riayetkâr. Mümin.Sünnetlere riayetkâr. Mümin. Yani Allah’a karşı fedakârlık yapıyor ibadet taatla.Yani Allah’a karşı fedakârlık yapıyor ibadet taatla. Peygambere itaat ediyor, fedakârlık yapıyor, sünnetine riayetle.Peygambere itaat ediyor, fedakârlık yapıyor, sünnetine riayetle. Bu zaman buna müsait mi demiyor, madem ki Resûlullah yapmıştır, bitti.Bu zaman buna müsait mi demiyor, madem ki Resûlullah yapmıştır, bitti. Zaman kıyası yok burada, fedakârlık. Müminleri seviyor. Neden belli.Zaman kıyası yok burada, fedakârlık. Müminleri seviyor. Neden belli. Müminlere karşı ne kadar fedakârlığın var bakalım?Müminlere karşı ne kadar fedakârlığın var bakalım? Şimdi akşam ben yine bir vak’a dinledim çok utandım kendimden.

Şimdi akşam ben yine bir vak’a dinledim çok utandım kendimden.
Kendimden utandım, cemiyetimiz için de utanç var,Kendimden utandım, cemiyetimiz için de utanç var, kendimiz için de utanç var.kendimiz için de utanç var. Amerika denilen, İngiltere’den de bir devlet var,Amerika denilen, İngiltere’den de bir devlet var, kitaplarda adını görüyoruz, bazı da kendi şahısları da görüyoruz. kitaplarda adını görüyoruz, bazı da kendi şahısları da görüyoruz. İşte İngiliz dedikleri gavur, müşrik derler.İşte İngiliz dedikleri gavur, müşrik derler. Bu gavur, bu müşrik, memleketindeki fukaraları,Bu gavur, bu müşrik, memleketindeki fukaraları, memleketindeki fukaraları maaş veyahut dulhaneler diye yapmış.memleketindeki fukaraları maaş veyahut dulhaneler diye yapmış. Buraya memleketinin fukarasını burada besliyor, dilendirttirmiyor.Buraya memleketinin fukarasını burada besliyor, dilendirttirmiyor. Bakıyor ki bu zaruret sahibi, eli yok, ayağı yok, gözü yok,Bakıyor ki bu zaruret sahibi, eli yok, ayağı yok, gözü yok, topaldır, hastadır, marazdır, onu atıvermiyor.topaldır, hastadır, marazdır, onu atıvermiyor. Onu bir yer yapmış orada yemek pişiyor, yatacak yer de var.Onu bir yer yapmış orada yemek pişiyor, yatacak yer de var. Yiyor, içiyor, yatıyor, istirahatını temin ediyor.Yiyor, içiyor, yatıyor, istirahatını temin ediyor. Bazılarına da maaş bağlamak suretiyle sen al bu parayı,Bazılarına da maaş bağlamak suretiyle sen al bu parayı, nerede istersen işte karnını doyur, diyor.nerede istersen işte karnını doyur, diyor. Nerede yatarsan yat.Nerede yatarsan yat. Düşündüm düşündüm de bu gavur gavurluğuylaDüşündüm düşündüm de bu gavur gavurluğuyla bunu yapabiliyor da biz Müslümanların Müslümanlığı ile bunu,bunu yapabiliyor da biz Müslümanların Müslümanlığı ile bunu, bu bizim vazifemiz başlıca vazifemiz, o bizden çalmış yapıyor,bu bizim vazifemiz başlıca vazifemiz, o bizden çalmış yapıyor, biz bugün bunlara karşı lakayt davranıyoruz.biz bugün bunlara karşı lakayt davranıyoruz. Hep kendi hırsımız, kendi menfaatimiz, kendi çıkarımıza.Hep kendi hırsımız, kendi menfaatimiz, kendi çıkarımıza. Hangi şey olursa olsun.Hangi şey olursa olsun. Bu Müslümanlar, Müslümanlık için çok acı bir leke.Bu Müslümanlar, Müslümanlık için çok acı bir leke. Bunun için Müslümanların uyanması lazımdır. Neden?Bunun için Müslümanların uyanması lazımdır. Neden? Müslümanlara karşı fedakârlık yapmakla,

Müslümanlara karşı fedakârlık yapmakla,
bunu bir Müslümanın ne kadar zengin olursa olsun, bunu bir Müslümanın ne kadar zengin olursa olsun, kendisinin yapabilmesine imkân olmaz.kendisinin yapabilmesine imkân olmaz. Bunlar hep cemiyetlere bağlıdır.Bunlar hep cemiyetlere bağlıdır. Binâenaleyh Müslüman öyle bir cemiyet kuracak ki, Binâenaleyh Müslüman öyle bir cemiyet kuracak ki, eski dedelerimiz kurduğu, eski dedelerimizin vakıfları var idi.eski dedelerimiz kurduğu, eski dedelerimizin vakıfları var idi. Nasıl memleketin idarelerini yapıyorlarsaNasıl memleketin idarelerini yapıyorlarsa bugünün Müslümanları da bu vakfa benzer vakıflar kuracaklar.bugünün Müslümanları da bu vakfa benzer vakıflar kuracaklar. Efendim cemiyetler kuracaklar, paraları herkes üye olacak,Efendim cemiyetler kuracaklar, paraları herkes üye olacak, aza olacak oraya verecek, eh gücü nispetinde.aza olacak oraya verecek, eh gücü nispetinde. Bu mahallemizin fakirleri buradan beslensin,Bu mahallemizin fakirleri buradan beslensin, bu mahallemizin fakirleri buradan geçinsin. bu mahallemizin fakirleri buradan geçinsin. Ateşi lazım, kömürü lazım, çocuğunun okuması lazım, Ateşi lazım, kömürü lazım, çocuğunun okuması lazım, hastası lazım, şusu lazım, bitmez tükenmez. hastası lazım, şusu lazım, bitmez tükenmez. Bu dertleri ne kadar zengin olsa bıkar,Bu dertleri ne kadar zengin olsa bıkar, her gün onun kapısına gidecek tak tak bize bu unu ver,her gün onun kapısına gidecek tak tak bize bu unu ver, adam kovar en nihayahet olmaz.adam kovar en nihayahet olmaz. Ya cemiyet olursa o cemiyet onları arar bulur.Ya cemiyet olursa o cemiyet onları arar bulur. Bazı halini arz edemeyenler de vardır yani.Bazı halini arz edemeyenler de vardır yani. Köşede kalmıştır, zavallı kimse bilmez halinden, ölünce anlaşılır.Köşede kalmıştır, zavallı kimse bilmez halinden, ölünce anlaşılır. Onun için müminler de birbirini seviyorum demesi lafla olmaz,Onun için müminler de birbirini seviyorum demesi lafla olmaz, mutlaka fedakârlık lazım.mutlaka fedakârlık lazım. O fedakârlık da ya keseyle, ya vücuduyla;O fedakârlık da ya keseyle, ya vücuduyla; ya bedenen çalışacak veyahut kesesiyle, sermayesiyle, parasıylaya bedenen çalışacak veyahut kesesiyle, sermayesiyle, parasıyla cemiyeti kaldırmaya çalışmanın yegâne borcumuz yani vazifemiz.cemiyeti kaldırmaya çalışmanın yegâne borcumuz yani vazifemiz. Mümin misin muhakkak bunların birisini yapmak

Mümin misin muhakkak bunların birisini yapmak
mecburiyetinde olduğumuzu şurada Cenâb-ı Peygamber buyuruyor ki:mecburiyetinde olduğumuzu şurada Cenâb-ı Peygamber buyuruyor ki: Len tü’minû hattâ tehâbbû.

Len tü’minû hattâ tehâbbû.
Kuru muhabbet para eder mi canım.Kuru muhabbet para eder mi canım. Ben seni seviyorum desem,Ben seni seviyorum desem, akşama kadar söylesem bir mana verir mi yani?akşama kadar söylesem bir mana verir mi yani? Vermez. Mutlaka yardıma koşmak, ihtiyacını gidermek,

Vermez. Mutlaka yardıma koşmak, ihtiyacını gidermek,
onun ne güzel bunun.onun ne güzel bunun. Bunu tekrar ediyorum ki, geçen de okudum ama,Bunu tekrar ediyorum ki, geçen de okudum ama, yine tekrar ediyorum ki içimize iyi yerleştirelim.yine tekrar ediyorum ki içimize iyi yerleştirelim. E felâ edüllüküm alâ mâ tehâbbûne aleyhi.

E felâ edüllüküm alâ mâ tehâbbûne aleyhi.
Efşû’s-selâme beyneküm. Efşû’s-selâme beyneküm. Aranızda selamı ifşa ediniz. Selam geniş bir manadadır.Aranızda selamı ifşa ediniz. Selam geniş bir manadadır. Selam selameti icap ettirir.Selam selameti icap ettirir. Herkes birbirinin selameti içinHerkes birbirinin selameti için ne yapmak lazım gelirse onu yapmaya çalışacak.ne yapmak lazım gelirse onu yapmaya çalışacak. Birbirinin ayağını karpuz kabuğu koyup da devirmek için değil;Birbirinin ayağını karpuz kabuğu koyup da devirmek için değil; birbirinin selameti neyi icap ediyorsa,birbirinin selameti neyi icap ediyorsa, ayakta durabilmesi için neyi icap ediyorsaayakta durabilmesi için neyi icap ediyorsa herkesin müreffeh yaşadığı hayatı yaşayabilmesi için ne lazımsa herkesin müreffeh yaşadığı hayatı yaşayabilmesi için ne lazımsa bunu yapmakbunu yapmak vazifelerimizden biri olduğunu Cenâb-ı Peygamber işte burada diyor ki:vazifelerimizden biri olduğunu Cenâb-ı Peygamber işte burada diyor ki: Efşû’s-selâme beyneküm.

Efşû’s-selâme beyneküm.
Esselâmü aleyküm desek olmaz mı canım işte yetmez mi?Esselâmü aleyküm desek olmaz mı canım işte yetmez mi? Esselâmü aleyküm.

Esselâmü aleyküm.
Herif yanıyor evi, evi yanıyor afedersiniz.Herif yanıyor evi, evi yanıyor afedersiniz. Yahut gemisi batmış, suya düşmüş, çamura batmış,Yahut gemisi batmış, suya düşmüş, çamura batmış, arabası kalmış, kendisi kalmış, kar tepesinden yağıyor.arabası kalmış, kendisi kalmış, kar tepesinden yağıyor. Selâmün aleyküm Ahmet Bey.Selâmün aleyküm Ahmet Bey. Yahu iyi güzel ama gel yahu elimden tut daYahu iyi güzel ama gel yahu elimden tut da şuradan beni bataktan çıkarmanın kolayına bak, demezler mi insana?şuradan beni bataktan çıkarmanın kolayına bak, demezler mi insana? O evi yanana, merdiven mi koyacaksın, ne yapacaksın, çık da beni kurtar.

O evi yanana, merdiven mi koyacaksın, ne yapacaksın, çık da beni kurtar.
Oradan aşağı Selâmün aleyküm demek olur mu kâfi gelir mi bu?Oradan aşağı Selâmün aleyküm demek olur mu kâfi gelir mi bu? Bunlar hep mantığımızın içinde olan şeylerdendir ki,

Bunlar hep mantığımızın içinde olan şeylerdendir ki,
Selâmün aleyküm demek geniş manaları toplayan bir kelimedir.Selâmün aleyküm demek geniş manaları toplayan bir kelimedir. Selâmün aleyküm dedik mi mutlaka kardeşimiz için canımızı feda edeceğiz.Selâmün aleyküm dedik mi mutlaka kardeşimiz için canımızı feda edeceğiz. Ne yaparsak onun imdadına koşup onu daNe yaparsak onun imdadına koşup onu da güzel bir hayata ulaştırmaya çalışacağız.güzel bir hayata ulaştırmaya çalışacağız. Şimdi ashab-ı kirâm bunu dinledikten sonra

Şimdi ashab-ı kirâm bunu dinledikten sonra
dediler ki yine peygamberimiz diyor:dediler ki yine peygamberimiz diyor: Vellezî nefsî biyedihi lâ tedhulûne’l-cennete hattâ terâhamû.

Vellezî nefsî biyedihi lâ tedhulûne’l-cennete hattâ terâhamû.
Siz birbirlerinize acımadıkça,Siz birbirlerinize acımadıkça, şefkatiniz, merhametiniz birbirlerinize karşı olmadıkçaşefkatiniz, merhametiniz birbirlerinize karşı olmadıkça ne kadar açık bir mana efendi,ne kadar açık bir mana efendi, sizin birbirinize karşı şefkatiniz, muhabbetinizsizin birbirinize karşı şefkatiniz, muhabbetiniz olmadıkça, birbirinize acımadıkça,olmadıkça, birbirinize acımadıkça, lâ tedhulûne’l-cennete giremezsiniz. lâ tedhulûne’l-cennete giremezsiniz. Cennete girmenin birinci şartı lâ tedhulûne’l-cennete, birbirine acımak.

Cennete girmenin birinci şartı lâ tedhulûne’l-cennete, birbirine acımak.
Bundan mahrumiyet neden ileri geliyor?Bundan mahrumiyet neden ileri geliyor? Şefkatimiz neden kırılıyor? Sebepleri var tabi.Şefkatimiz neden kırılıyor? Sebepleri var tabi. O sebepleri izale etmek lazım ki, şefkatlerimiz açılsın, genişlesin.O sebepleri izale etmek lazım ki, şefkatlerimiz açılsın, genişlesin. Birbirimize saygı, sevgi, yardım hepsi elden geldikçe yapmaya çalışmalı.Birbirimize saygı, sevgi, yardım hepsi elden geldikçe yapmaya çalışmalı. Kâlû: Yâ resûlallâh. Buraya dikkat edin ashab-ı kirâm dediler ki:

Kâlû: Yâ resûlallâh. Buraya dikkat edin ashab-ı kirâm dediler ki:
Ya Resûlullah! Biz hepimiz merhamet sahibi değil miyiz ya?

Ya Resûlullah! Biz hepimiz merhamet sahibi değil miyiz ya?
Bizden daha merhametli kim var?Bizden daha merhametli kim var? Bakın biz ne kadar merhamet sahibiyiz bak şu Mekke’den gelen

Bakın biz ne kadar merhamet sahibiyiz bak şu Mekke’den gelen
muhacirlere neler yapmadık, evimizi verdik, malımızı verdik,muhacirlere neler yapmadık, evimizi verdik, malımızı verdik, ekmeğimizi verdik, koynumuza bastık hepsini, kardeş gibi.ekmeğimizi verdik, koynumuza bastık hepsini, kardeş gibi. İşte bu merhametin iktizası değil mi? Niçin böyle diyorsun Ya Resûlullah?İşte bu merhametin iktizası değil mi? Niçin böyle diyorsun Ya Resûlullah? Buyurdular: Küllünâ rahîmun diyorlar.

Buyurdular: Küllünâ rahîmun diyorlar.
Kâle: İnnehu leyse birahmeti ahadiküm hâssaten.

Kâle: İnnehu leyse birahmeti ahadiküm hâssaten.
O sizin birbirlerinize yaptığınız hususi hususi acımalar acıma değildir.O sizin birbirlerinize yaptığınız hususi hususi acımalar acıma değildir. Hususi acımışsın, şuna acımışsın.Hususi acımışsın, şuna acımışsın. Filan kızı gelin ettim der.

Filan kızı gelin ettim der.
Filan adamı evlendirdim der, filan adama da bir ev alıverdim filan der.Filan adamı evlendirdim der, filan adama da bir ev alıverdim filan der. Bunlar hususi şeyler.Bunlar hususi şeyler. Fakat âmme, âmme oluncaFakat âmme, âmme olunca bütün memleket içerisindeki duafâ dahil oluyor işin içine.bütün memleket içerisindeki duafâ dahil oluyor işin içine. Hem duafâ dâhil oluyor hem biz de dâhil oluyoruz. Hem duafâ dâhil oluyor hem biz de dâhil oluyoruz. Hep birbirimize acımak, memlekette kim bilir ne kadar duafâ var?Hep birbirimize acımak, memlekette kim bilir ne kadar duafâ var? Şimdi Mekke-i Mükerreme’de bu sefer öğrendik.

Şimdi Mekke-i Mükerreme’de bu sefer öğrendik.
Oranın hükümdarı olan Suud,Oranın hükümdarı olan Suud, memleketinde ne kadar fakir fukara varsa toplamış bir mahalle yapmış. memleketinde ne kadar fakir fukara varsa toplamış bir mahalle yapmış. Bu mahallede bunlara aşçı tayin etmiş, yemekhane tayin etmiş,Bu mahallede bunlara aşçı tayin etmiş, yemekhane tayin etmiş, bakıcılar tayin etmiş orada oturup yiyorlar. bakıcılar tayin etmiş orada oturup yiyorlar. Onları salıvermiyorlar dışarıya, “halkı rahatsız etmeyin” diyor. Onları salıvermiyorlar dışarıya, “halkı rahatsız etmeyin” diyor. Eh orada bir sürü dilenci var, bunlar dışarıdan gelen yabancılar, Eh orada bir sürü dilenci var, bunlar dışarıdan gelen yabancılar, yerli halktan katiyen dilenci kalmamış. Neden?yerli halktan katiyen dilenci kalmamış. Neden? Eh onun parası var yapıyor.

Eh onun parası var yapıyor.
Bizim de paramız yok değil, bizim paramız ondan çok.Bizim de paramız yok değil, bizim paramız ondan çok. Yalnız bizim paralarımız keselerimizde saklı kalıyor daYalnız bizim paralarımız keselerimizde saklı kalıyor da böyle cemiyetlerimiz yok.böyle cemiyetlerimiz yok. Onların şeysine imdadına yetişemiyoruz.Onların şeysine imdadına yetişemiyoruz. Halbuki çok müreffeh yaşarlar.Halbuki çok müreffeh yaşarlar. Şimdi affedeceksiniz yine kusurumu.

Şimdi affedeceksiniz yine kusurumu.
Bizim memlekette kim bilir kaç tane otomobil var?Bizim memlekette kim bilir kaç tane otomobil var? Şeyden sorsak bilirler ama biz de ezberden söyleriz.Şeyden sorsak bilirler ama biz de ezberden söyleriz. Kim bilir ne kadar?Kim bilir ne kadar? Bu kadar araba kaç milyon liraya mal olmuştur bir hesap yapar mısınız?Bu kadar araba kaç milyon liraya mal olmuştur bir hesap yapar mısınız? Milyon değil de milyara çıkar.Milyon değil de milyara çıkar. Kaç milyar paraya mal oldu bu arabalar?Kaç milyar paraya mal oldu bu arabalar? Eh hoca efendi ihtiyacımız değil mi yapmayacak mıyız onları?Eh hoca efendi ihtiyacımız değil mi yapmayacak mıyız onları? Neyle gidip geleceğiz bugün?Neyle gidip geleceğiz bugün? Canım dedelerimiz yürürmüş de biz niye yürüyemeyeceğiz hiç?Canım dedelerimiz yürürmüş de biz niye yürüyemeyeceğiz hiç? Hep şuradan şuraya giderken beş kuruş, on kuruş verip bir arabaya atlıyoruz.Hep şuradan şuraya giderken beş kuruş, on kuruş verip bir arabaya atlıyoruz. Bu kadar da tembellik mi olur artık?Bu kadar da tembellik mi olur artık? Eh canım çabuk işimiz bitsin, Azrail’in önüne geçemezsin.

Eh canım çabuk işimiz bitsin, Azrail’in önüne geçemezsin.
Ne kadar çabuk işini bitirirsen bitir. Her şeyin bir yolu var.Ne kadar çabuk işini bitirirsen bitir. Her şeyin bir yolu var. Bilir misiniz bu araba eğer öte tarafa gidiyorsaBilir misiniz bu araba eğer öte tarafa gidiyorsa on lira köprü parası verecek.on lira köprü parası verecek. Gelirken de on lira verecek, yirmi lira.Gelirken de on lira verecek, yirmi lira. En aşağı yirmi, otuz lira da benzin yaksa, elli liralık masrafı var gündelik.En aşağı yirmi, otuz lira da benzin yaksa, elli liralık masrafı var gündelik. Gündelik masrafı elli lira, say otomobilleri.Gündelik masrafı elli lira, say otomobilleri. Her otomobilin için elli liraya gündelikten bak bakalımHer otomobilin için elli liraya gündelikten bak bakalım kaç milyon lira çıkacak?kaç milyon lira çıkacak? Sonra bunu bir de seneye zammet.Sonra bunu bir de seneye zammet. Bir senede ne büyük para havaya uçup gidiyor, keyfe yani.Bir senede ne büyük para havaya uçup gidiyor, keyfe yani. Pazarları da içine katarsan, artık Allah gelsin hakkımızdan.Pazarları da içine katarsan, artık Allah gelsin hakkımızdan. Ve lâkin rahmetu’l-âmmeh. Umûmî merhamet lazım.

Ve lâkin rahmetu’l-âmmeh. Umûmî merhamet lazım.
Umûma acıman lazım.Umûma acıman lazım. Hatta bu umûma acımanın içerisinde gavur da dahildir, gavur da dahildir.Hatta bu umûma acımanın içerisinde gavur da dahildir, gavur da dahildir. Yani hep Müslümanlara mı acıyacağız?Yani hep Müslümanlara mı acıyacağız? Hayır, memleketimizdeki gavurlara da acıyacağız.

Hayır, memleketimizdeki gavurlara da acıyacağız.
Bak ne yine ne acıdır ki,Bak ne yine ne acıdır ki, Nijerya dedikleri Afrika’nın ortalarında olan memleketlerNijerya dedikleri Afrika’nın ortalarında olan memleketler bugün açlıktan kırılıyor.bugün açlıktan kırılıyor. Altı senedir yağmur yağmamış oraya, ekin mekin olmamış.Altı senedir yağmur yağmamış oraya, ekin mekin olmamış. Dış devletler, Avrupa’nın dış devletleri,Dış devletler, Avrupa’nın dış devletleri, Kızılay mı diyorlar ne yardımlarına koşmaya çalışıyorlar daKızılay mı diyorlar ne yardımlarına koşmaya çalışıyorlar da bizim kılımız bile kımıldamıyor.bizim kılımız bile kımıldamıyor. Biz de muhtaç ya biz de dışarıdan almak mecburiyetinde kalıyoruz. Niçin?Biz de muhtaç ya biz de dışarıdan almak mecburiyetinde kalıyoruz. Niçin? Ne bileyim neden olduğunu artık.

Ne bileyim neden olduğunu artık.
Onun için rahmet âmme olunca bütün gücümüzün yettiği herkese. Onun için rahmet âmme olunca bütün gücümüzün yettiği herkese. Bırakın dışarısını şimdi evvela kendimizi,Bırakın dışarısını şimdi evvela kendimizi, kendimize karşı çok merhamet sahibi olmalıyız.kendimize karşı çok merhamet sahibi olmalıyız. Şu televizyonları bir hesaplasak,Şu televizyonları bir hesaplasak, ne kadar televizyon ne kadar para gitmiştir kim bilir.ne kadar televizyon ne kadar para gitmiştir kim bilir. Eh canım ihtiyacımız değil mi, orasına ben karışmam. Eh canım ihtiyacımız değil mi, orasına ben karışmam. Fakat şu masraf ne büyük bir masraftır ki bunu yapabiliyoruz.Fakat şu masraf ne büyük bir masraftır ki bunu yapabiliyoruz. Yapabiliyoruz da kardeşimize acıma noktasına gelince.Yapabiliyoruz da kardeşimize acıma noktasına gelince. Oo bu da olur mu ya, bu kadar da olur ya demekten de kaçınmıyoruz. Oo bu da olur mu ya, bu kadar da olur ya demekten de kaçınmıyoruz. Allah affetsin kusurlarımızı.

Allah affetsin kusurlarımızı.
Şimdi bugünkü dersimizde gene dünkü dersimizden

Şimdi bugünkü dersimizde gene dünkü dersimizden
cenneti tavsif etti Resûlu Ekrem sallalahu aleyhi ve sellem.cenneti tavsif etti Resûlu Ekrem sallalahu aleyhi ve sellem. Cennet o kadar güzeldir ki onu tavsife gücü yetmez kimsenin.Cennet o kadar güzeldir ki onu tavsife gücü yetmez kimsenin. Oraya ancak ne zaman gireceğiz orasını o zaman anlayacak.Oraya ancak ne zaman gireceğiz orasını o zaman anlayacak. Şimdi görmediğimiz bir şeyi insan hayalinde ne kadar canlandırsaŞimdi görmediğimiz bir şeyi insan hayalinde ne kadar canlandırsa yine layık-ı bir vecihle canlandıramaz.yine layık-ı bir vecihle canlandıramaz. Ancak oraya girdikten sonra. Ancak oraya girdikten sonra. Yalnız bir numune veriyor. Diyor ki:Yalnız bir numune veriyor. Diyor ki: O cennetteki hanımlarımızdan, hûri diyorlar onlara.

O cennetteki hanımlarımızdan, hûri diyorlar onlara.
O hûrilerden bir tanesi bize parmağını gösterseO hûrilerden bir tanesi bize parmağını gösterse mümkün olsa da şöyle gökten işte ben filan hûriyim diyerekmümkün olsa da şöyle gökten işte ben filan hûriyim diyerek şu parmağının bir tanesini yeryüzüne gösterse diyor,şu parmağının bir tanesini yeryüzüne gösterse diyor, yeryüzü mis kokusuna boğulur ve güneşin ışığı kapanır.yeryüzü mis kokusuna boğulur ve güneşin ışığı kapanır. Nasıl güneş çıkınca yıldızlar nasıl kayboluyor,Nasıl güneş çıkınca yıldızlar nasıl kayboluyor, yok oluyor işte hûrinin parmağı görülünce güneşte ziya kalmıyor,yok oluyor işte hûrinin parmağı görülünce güneşte ziya kalmıyor, bastırıyor yani güneşin ziyasını.bastırıyor yani güneşin ziyasını. Diğerleri de buna göre.Diğerleri de buna göre. Birçok böyle misaller verdikten sonra, cehennemi anlatmaya,Birçok böyle misaller verdikten sonra, cehennemi anlatmaya, cennetle cehennemi beraber anlatıyor. Cennet o kadar güzel bir yer.cennetle cehennemi beraber anlatıyor. Cennet o kadar güzel bir yer. Gaflet edip de bunu elden kaçırmayın.Gaflet edip de bunu elden kaçırmayın. Allah’a iman ancak imanlı gireceğiz cennete.

Allah’a iman ancak imanlı gireceğiz cennete.
İmandan sonra, imanın icabı amel-i salîh.İmandan sonra, imanın icabı amel-i salîh. İmanı üç şeysi var.İmanı üç şeysi var. Birisi dil ile ikrâr, kalp ile tasdik ve âmeli bi erkândır.Birisi dil ile ikrâr, kalp ile tasdik ve âmeli bi erkândır. Şeyin muhaddisinin kavli budur.Şeyin muhaddisinin kavli budur. Dil ile ikrâr la ilaheillallah bitti.Dil ile ikrâr la ilaheillallah bitti. Kalb ile inanıyorum ben, bu ağzımdan çıkan benim inancımdırKalb ile inanıyorum ben, bu ağzımdan çıkan benim inancımdır diye kalbin de tasdik ediyor.diye kalbin de tasdik ediyor. Ve âmeli bi erkân imanın icapları nelerseVe âmeli bi erkân imanın icapları nelerse onları yapabilmekte iman kemâle gelir.onları yapabilmekte iman kemâle gelir. Cennet nasip olunca böyle girilince oradaCennet nasip olunca böyle girilince orada Allahu Teâlâ’nın sonsuz çeşitli nimetlerine mazhar olunacak.Allahu Teâlâ’nın sonsuz çeşitli nimetlerine mazhar olunacak. Şimdi bunun mukabilinde

Şimdi bunun mukabilinde
bir de imansızlık dolayısıyla maazallahbir de imansızlık dolayısıyla maazallah yahut isyanların çokluğu dolayısıyla cehenneme girilirse,yahut isyanların çokluğu dolayısıyla cehenneme girilirse, cehennemde zakkum denilen bir yemek var.cehennemde zakkum denilen bir yemek var. Cehennem ehli cehenneme yedirecekler.Cehennem ehli cehenneme yedirecekler. Ehli cehennemin yemeği o zakkum olacak.Ehli cehennemin yemeği o zakkum olacak. O zakkum olan diyor ki:O zakkum olan diyor ki: Kutirat fî dâri’d-dünyâ.

Kutirat fî dâri’d-dünyâ.
Bir katra düşüyor, bir damla yani bir damla.Bir katra düşüyor, bir damla yani bir damla. Lev enne katraten mine’z-zakkûmi

Lev enne katraten mine’z-zakkûmi
kutirat fî dâri’d-dünyâ le’efsedet alâ ehli’d-dünyâ meâyişehüm. kutirat fî dâri’d-dünyâ le’efsedet alâ ehli’d-dünyâ meâyişehüm. Yer harap olur yani.Yer harap olur yani. Ne ot biter ne ağaç biter, ne hayvana yem kalır,Ne ot biter ne ağaç biter, ne hayvana yem kalır, ne insana yem kalır, ne de teneffüs edeceğimiz tatlı bir hava kalır, hepsi.ne insana yem kalır, ne de teneffüs edeceğimiz tatlı bir hava kalır, hepsi. Fekeyfe bimen yekûnu taâmehu.

Fekeyfe bimen yekûnu taâmehu.
Artık düşünün ki böyle bir zakkumu yiyecek adamın halini,Artık düşünün ki böyle bir zakkumu yiyecek adamın halini, oraya girecek bununla taayyüş edecek.oraya girecek bununla taayyüş edecek. Allah muhafaza etsin cümlemizi.

Allah muhafaza etsin cümlemizi.
Yine buyuruyor ki:

Yine buyuruyor ki:
Eğer cehennemden bir kıvılcım, kıvılcım, bir kıvılcım.

Eğer cehennemden bir kıvılcım, kıvılcım, bir kıvılcım.
Vaka’at vasati’l-ardi.Vaka’at vasati’l-ardi. Yerin ortasına düşsün. Düşse.Yerin ortasına düşsün. Düşse. Leentene rîhuhu ve şiddetü harrihi mâ beyne’l-meşriki ve’l-mağribi.Leentene rîhuhu ve şiddetü harrihi mâ beyne’l-meşriki ve’l-mağribi. Şark ile garbın arasını ifsat eder, ifsat eder.Şark ile garbın arasını ifsat eder, ifsat eder. Kokusundan insanlar nefes, ama hangisini diyoruz,Kokusundan insanlar nefes, ama hangisini diyoruz, eh bu arabaların kokusu memleketin havasını bozuyor diyoruz ya.eh bu arabaların kokusu memleketin havasını bozuyor diyoruz ya. Şimdi bu öyle bir bozuşla bozacak ki Şimdi bu öyle bir bozuşla bozacak ki şark ile garp arasında tatlı bir nefes almanın imkânı kalmayacak. şark ile garp arasında tatlı bir nefes almanın imkânı kalmayacak. Onun kötülüğünün, o yerin fenalığını veyahutta bir tane şey böyle.Onun kötülüğünün, o yerin fenalığını veyahutta bir tane şey böyle. Bir de onun büyüklüğü hakkında şöyle bir misal veriyor yine. Bir de onun büyüklüğü hakkında şöyle bir misal veriyor yine. Lev enne bugünkü dersimizdir.

Lev enne bugünkü dersimizdir.
Lev enne sahraten vezenet aşra halifâtin.Lev enne sahraten vezenet aşra halifâtin. Bir taş ama on deve yüklü, on devenin ağırlığında bir taş.Bir taş ama on deve yüklü, on devenin ağırlığında bir taş. On deve bir deve mesela iki yüz elli kilo yahut beş yüz kilo gelseOn deve bir deve mesela iki yüz elli kilo yahut beş yüz kilo gelse on tanesi beş bin kilo, beş bin kilo ağırlığındaki bir taş.on tanesi beş bin kilo, beş bin kilo ağırlığındaki bir taş. Kuzife bihâ min şefîri cehenneme.

Kuzife bihâ min şefîri cehenneme.
Şöyle kıyısından cehenneme yuvarlayıverecek o taşı.Şöyle kıyısından cehenneme yuvarlayıverecek o taşı. Mâ beleğat ka’rahâ seb’îne harîfen.Mâ beleğat ka’rahâ seb’îne harîfen. Yetmiş sene gider de o taş daha dibine erişmez.Yetmiş sene gider de o taş daha dibine erişmez. E şimdi buna tuhaf tuhafınıza gidecek şey de yok yani, şimdi yıldızcılar diyorlar ki,

E şimdi buna tuhaf tuhafınıza gidecek şey de yok yani, şimdi yıldızcılar diyorlar ki,
gökte öyle yıldızlar var ki ışığı buraya bilmem kaç senede anca gelebilirmiş.gökte öyle yıldızlar var ki ışığı buraya bilmem kaç senede anca gelebilirmiş. Oradaki ışığın buraya gelmesi çok senelere bağlı,Oradaki ışığın buraya gelmesi çok senelere bağlı, onların hesaplarına göre.onların hesaplarına göre. E bu gökten gelen bir yıldızın ışığının kuvveti bu kadar senede gelince, E bu gökten gelen bir yıldızın ışığının kuvveti bu kadar senede gelince, yetmiş sene de çok bir şey değil,yetmiş sene de çok bir şey değil, yetmiş senede bu taş boyuna gidiyor aşağıya.yetmiş senede bu taş boyuna gidiyor aşağıya. Onun için Harun şey Harun değil de Karun,Onun için Harun şey Harun değil de Karun, Karun yerin dibine gider yani kaç seneden beri gidiyorsa gidiyor işte hâlâ.Karun yerin dibine gider yani kaç seneden beri gidiyorsa gidiyor işte hâlâ. Allah’ın emrine karşı, harîfen dediği sene yani.Allah’ın emrine karşı, harîfen dediği sene yani. Hattâ yentehiye ilâ ğayyin ve esâmin.

Hattâ yentehiye ilâ ğayyin ve esâmin.
Kîle: Ve mâ ğayyun ve esâmün? Kâle: Bi’râni fî cehenneme.Kîle: Ve mâ ğayyun ve esâmün? Kâle: Bi’râni fî cehenneme. O ğayyin ile esâm denilen yeri sordular nedir burası diyerekten?O ğayyin ile esâm denilen yeri sordular nedir burası diyerekten? Bu dedi ki: Bunlar iki tane kuyudur. Fî cehenneme.

Bu dedi ki: Bunlar iki tane kuyudur. Fî cehenneme.
Cehennemde iki tane kuyu.Cehennemde iki tane kuyu. Nasıl bazı evlere lağım yaparlar,

Nasıl bazı evlere lağım yaparlar,
kuyular hazırlarlar da evin pisliğini oraya akıtırlar,kuyular hazırlarlar da evin pisliğini oraya akıtırlar, lağımları olmayan memleketlerdeki Arabistan da öyledir,lağımları olmayan memleketlerdeki Arabistan da öyledir, bizim memleketlerimizde birçok yerlerde vardır bunlarbizim memleketlerimizde birçok yerlerde vardır bunlar yapılmıştır evlerin içerisine kuyular,yapılmıştır evlerin içerisine kuyular, o kuyulara evlerin suları ve pislikleri akar.o kuyulara evlerin suları ve pislikleri akar. Bunun gibi cehennemde de böyle kuyular var iki tane ki Bunun gibi cehennemde de böyle kuyular var iki tane ki bu günahkârların, günahkârların sadîdu ehli’n-nâri.bu günahkârların, günahkârların sadîdu ehli’n-nâri. Ehli’n-nârın irinleri akacak.Ehli’n-nârın irinleri akacak. O ateş yakar da pişecek tabi, piştikçe eriyecek, O ateş yakar da pişecek tabi, piştikçe eriyecek, eridikçe o irin denilen şeyler o kuyulara,eridikçe o irin denilen şeyler o kuyulara, o kuyulara gitmesi için deo kuyulara gitmesi için de yetmiş sene lazım o koca taşın, gitmesin, girebilmesinde.yetmiş sene lazım o koca taşın, gitmesin, girebilmesinde. Allah muhafaza etsin oraya girmekten,

Allah muhafaza etsin oraya girmekten,
bir de oraya girip de kalmak var temelli kalmak var. bir de oraya girip de kalmak var temelli kalmak var. Dinsizler temelli kalacaklar, dinsizlere çıkmak yok.Dinsizler temelli kalacaklar, dinsizlere çıkmak yok. İmanlılar inşallah Cenâb -ı Hak o imanın mükâfatı olarak hükmü İlahiye,İmanlılar inşallah Cenâb -ı Hak o imanın mükâfatı olarak hükmü İlahiye, kaderi ilahi cehenneme girmemiz iktiza etse bilekaderi ilahi cehenneme girmemiz iktiza etse bile böyle acı felaketlerle karşılaşmayacağız elhamdûlillah.böyle acı felaketlerle karşılaşmayacağız elhamdûlillah. Bakın. Lev enne ehadeküm izâ nezele.

Bakın. Lev enne ehadeküm izâ nezele.
Siz yolculuk âleminde gidiyorsunuz bir yere, giderken bir yere kondunuz,Siz yolculuk âleminde gidiyorsunuz bir yere, giderken bir yere kondunuz, kondunuz bir yere.kondunuz bir yere. O konduğunuz yerde tabi eşyalarınız da var, O konduğunuz yerde tabi eşyalarınız da var, eşyalarınızla beraber kondunuz. O zaman diyeceksin ki: eşyalarınızla beraber kondunuz. O zaman diyeceksin ki: Kâle: Eûzü bikelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ haleka. Bu kadar.

Kâle: Eûzü bikelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ haleka. Bu kadar.
Kâle: Eûzü bikelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ haleka.Kâle: Eûzü bikelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ haleka. Ya Rabbi senin halk ettiğin şerlerin, şerlerden,Ya Rabbi senin halk ettiğin şerlerin, şerlerden, bu senin kelimelerin kelimelerin tam kelimelerin şeysi hakkı içinbu senin kelimelerin kelimelerin tam kelimelerin şeysi hakkı için ben sana sığınıyorum, makamımı buraya bıraktım diyecek.ben sana sığınıyorum, makamımı buraya bıraktım diyecek. Lem yadurrahu fî zâlike’l-menzili şey’ün.

Lem yadurrahu fî zâlike’l-menzili şey’ün.
Ona o menzilde, o kaldığı yerde bir şey ne hırsız gelip çalabiliyor onu oradan.Ona o menzilde, o kaldığı yerde bir şey ne hırsız gelip çalabiliyor onu oradan. Veyahut başka bir felaket gelmiyor bunlara.Veyahut başka bir felaket gelmiyor bunlara. Eûzü bikelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ haleka.Eûzü bikelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ haleka. Ya Rabbi senin ama bunu Türkçe söylersek başka,Ya Rabbi senin ama bunu Türkçe söylersek başka, bu kelime ile söylersek daha başka.bu kelime ile söylersek daha başka. Hattâ yertahile. Oradan kalkıncaya kadar

Hattâ yertahile. Oradan kalkıncaya kadar
bunun eşyasına hiçbir şey zarar gelmez. bunun eşyasına hiçbir şey zarar gelmez. Lev enne raculen. Bir adam.

Lev enne raculen. Bir adam.
Yucerru alâ vechihi min yevmi vülide ilâ yevme yemûtu.Yucerru alâ vechihi min yevmi vülide ilâ yevme yemûtu. Her an. Fî tâatillâhi azze ve celle lehakara zâlike yevme’l-kıyâmeti.Her an. Fî tâatillâhi azze ve celle lehakara zâlike yevme’l-kıyâmeti. Bir adam, doğduğu gündenBir adam, doğduğu günden ölünceye kadar olan bütün ömrünün içerisineölünceye kadar olan bütün ömrünün içerisine hiç nefesini boşa harcamamış, vaktini zayi etmemiş,hiç nefesini boşa harcamamış, vaktini zayi etmemiş, hep ibadatı taat ile geçirmiş bütün vaktini. Vaktini geçirmiş.hep ibadatı taat ile geçirmiş bütün vaktini. Vaktini geçirmiş. Sonra kıyamet günü ah ben nasıl oldu da bu kadarSonra kıyamet günü ah ben nasıl oldu da bu kadar gaflet ettim diyerekten, istermiş ki, dünyaya döndürüleyim,gaflet ettim diyerekten, istermiş ki, dünyaya döndürüleyim, daha da Allah’a ibadet taat edebileyim, o gördüğü mükâfatlara karşı.daha da Allah’a ibadet taat edebileyim, o gördüğü mükâfatlara karşı. Ve levedde ennehu rudde ile’d-dünyâ keymâ yezdâde mine’l-ecri ve’s-sevâbi.

Ve levedde ennehu rudde ile’d-dünyâ keymâ yezdâde mine’l-ecri ve’s-sevâbi.
Ecrim, sevabım artsın diyerekten tekrar dünyaya gelip de

Ecrim, sevabım artsın diyerekten tekrar dünyaya gelip de
ibadat-ı taat etmek isteyecek.ibadat-ı taat etmek isteyecek. Halbuki hiç vaktini kaçırmadan ihtiyarlığına kadarHalbuki hiç vaktini kaçırmadan ihtiyarlığına kadar bütün vaktini ibadet taatle geçirmiş bir insan bilebütün vaktini ibadet taatle geçirmiş bir insan bile yine bunu böyle isteyecek.yine bunu böyle isteyecek. Çünkü oradaki mükâfat çok yüksek.Çünkü oradaki mükâfat çok yüksek. Ravileri Ahmed b. Hanbel, Buhârî, Taberânî, Beyhakî,Ravileri Ahmed b. Hanbel, Buhârî, Taberânî, Beyhakî, Ebû Nuaym an Muhammed Ebi Amirah ve suhhihe.Ebû Nuaym an Muhammed Ebi Amirah ve suhhihe. Allah cümlemize işte o israftan bahsettiği vakitte nefesleri

Allah cümlemize işte o israftan bahsettiği vakitte nefesleri
zayi etmeyelim diyerekten kaç cumadır ricada bulunuyoruz,zayi etmeyelim diyerekten kaç cumadır ricada bulunuyoruz, bu nefeslerin boşa gitmesi kadar büyük israf yoktur.bu nefeslerin boşa gitmesi kadar büyük israf yoktur. Hani televizyon almışız israf yapmışız, otomobil almışızHani televizyon almışız israf yapmışız, otomobil almışız paraları israf etmişiz, yerken çok israf etmişiz, bunlar hepsi olur biter.paraları israf etmişiz, yerken çok israf etmişiz, bunlar hepsi olur biter. Ama en güzel israf, en korkunç israf nefeslerin boşa gitmesidir.Ama en güzel israf, en korkunç israf nefeslerin boşa gitmesidir. Nefeslerin boşa gitmesi.Nefeslerin boşa gitmesi. Kahvede oturmuş, tavla başında, iskambil başında Kahvede oturmuş, tavla başında, iskambil başında yahut bir muhabbet içinde boş boş lakırtı lafla ömrünü geçiriyor,yahut bir muhabbet içinde boş boş lakırtı lafla ömrünü geçiriyor, burada bir saat, bir gün neyse. burada bir saat, bir gün neyse. Vakit geçmesiyle ömrün bir ömrün kaç nefes gitti?Vakit geçmesiyle ömrün bir ömrün kaç nefes gitti? Beş yüz bin nefes gitti.Beş yüz bin nefes gitti. Beş yüz bin ömürden eksildi ama boş yere eksildi. Faydasız yere gitti.Beş yüz bin ömürden eksildi ama boş yere eksildi. Faydasız yere gitti. Nasıl geçen bir tayyare düştü mesela biliyorsunuz Amerika kıtasından Londra’ya giderken.

Nasıl geçen bir tayyare düştü mesela biliyorsunuz Amerika kıtasından Londra’ya giderken.
Tayyarenin içine teyp koymuşlar.Tayyarenin içine teyp koymuşlar. Şimdi tayyareden düşen şey aşağı düştükleri vakitŞimdi tayyareden düşen şey aşağı düştükleri vakit teybi arayıp buluyorlar, parçalanmış parçalanmış amateybi arayıp buluyorlar, parçalanmış parçalanmış ama o teyp tabi içeride olan hadiseleri alıyor.o teyp tabi içeride olan hadiseleri alıyor. Aldığı için acaba ne gibi bir hadise ile bu koptu diyerektenAldığı için acaba ne gibi bir hadise ile bu koptu diyerekten şimdi teypleri bakalım şey yapıyorlar, tetkik ediyorlar, neler diyecekler.şimdi teypleri bakalım şey yapıyorlar, tetkik ediyorlar, neler diyecekler. Şimdi bizim içimiz teyp ile dolu, içimiz teyp ile dolu.Şimdi bizim içimiz teyp ile dolu, içimiz teyp ile dolu. Allahu Teâlâ’nın mükemmel makinesi bu. Allahu Teâlâ’nın mükemmel makinesi bu. E Amerikalının yaptığı tayyareye teybi koyuyor daE Amerikalının yaptığı tayyareye teybi koyuyor da Allahu Teâlâ’nın makinesinde hiç teyp olmaz mı?Allahu Teâlâ’nın makinesinde hiç teyp olmaz mı? Teyp hayatımızdaki bütün hadiseyi içerimizde saklayan makine,

Teyp hayatımızdaki bütün hadiseyi içerimizde saklayan makine,
haberimiz yok ama.haberimiz yok ama. İçerimizde pekâlâ onlar mahpus. Ne zaman? Ta ölünceye kadar. İçerimizde pekâlâ onlar mahpus. Ne zaman? Ta ölünceye kadar. Öldükten sonra İkra kitâbeke denildiği gün.Öldükten sonra İkra kitâbeke denildiği gün. Ne kitabını okuyacağız ya, orada defter yok kalem yok kâğıt yok.Ne kitabını okuyacağız ya, orada defter yok kalem yok kâğıt yok. Hangi kitabı okuyacağız? İşte o teyp okuyacak o zaman. Hangi kitabı okuyacağız? İşte o teyp okuyacak o zaman. O teyp tıkır tıkır tıkır tıkır söyleyecek. Ne dersin?O teyp tıkır tıkır tıkır tıkır söyleyecek. Ne dersin? Allah affetsin günahlarımızı.

Allah affetsin günahlarımızı.
Onun için çok uyanık olmak lazım. Çok müteyakkız olmak lazım.Onun için çok uyanık olmak lazım. Çok müteyakkız olmak lazım. Bu fani dünya bütün varlığıyla bizim olsun.Bu fani dünya bütün varlığıyla bizim olsun. Hatta bir kişinin olsun, bütün dünyayı buna versek,Hatta bir kişinin olsun, bütün dünyayı buna versek, altını gümüşü nesi varsa, bırakıp gitmeyecek mi? Bırakıp gidecek işte.altını gümüşü nesi varsa, bırakıp gitmeyecek mi? Bırakıp gidecek işte. Nesi kalacak? Onu nerelere harcadın? Nerelere ne yaptın?Nesi kalacak? Onu nerelere harcadın? Nerelere ne yaptın? diye sorgunun altından onun şeysi. Allah muhafaza etsin.diye sorgunun altından onun şeysi. Allah muhafaza etsin. Yine bak Müslümanların sevişmelerini fedaili hakkında.

Yine bak Müslümanların sevişmelerini fedaili hakkında.
Siz birbirlerinizi sevin dediler ya.Siz birbirlerinizi sevin dediler ya. Biz birbirimizi severken tabi böyle birbirlerimizi görüyoruz,Biz birbirimizi severken tabi böyle birbirlerimizi görüyoruz, işte bazı daha yakın dostlar oluyor.işte bazı daha yakın dostlar oluyor. Geçen bir misafirimiz gelmişti.Geçen bir misafirimiz gelmişti. Diyor ki bu benim ahiret kardeşim. Biz bununla ahiret kardeşi olduk.Diyor ki bu benim ahiret kardeşim. Biz bununla ahiret kardeşi olduk. Canım her gün beraberiz de kardeşiz amaCanım her gün beraberiz de kardeşiz ama demek bir de hususi kardeşlik olaraktandemek bir de hususi kardeşlik olaraktan biz filanla kardeşiz biz tebrik ederiz dedik. Neden?biz filanla kardeşiz biz tebrik ederiz dedik. Neden? Daha ziyade samimiyetle birbirlerine bağlamak için

Daha ziyade samimiyetle birbirlerine bağlamak için
bu kardeşlerimizi görmüşler kardeş olmuşlar. bu kardeşlerimizi görmüşler kardeş olmuşlar. İhtiyacı olunca onun ihtiyacını söylemeye,İhtiyacı olunca onun ihtiyacını söylemeye, kardeşlik demek ihtiyacı olduğu vakitte Ahmet bey,kardeşlik demek ihtiyacı olduğu vakitte Ahmet bey, benim bugün şu kadar bir ihtiyacım var şu şeye bir ihtiyacım var dersebenim bugün şu kadar bir ihtiyacım var şu şeye bir ihtiyacım var derse o kardeşlikten uzaktır diyor. o kardeşlikten uzaktır diyor. Kardeş odur ki, kardeşini kendisi gibi gözleyecek,Kardeş odur ki, kardeşini kendisi gibi gözleyecek, kardeşinin ihtiyacı olduğunu anladığı dakikakardeşinin ihtiyacı olduğunu anladığı dakika onun kapısına gelmeden onun yardımına koşacak, ona derler kardeşlik.onun kapısına gelmeden onun yardımına koşacak, ona derler kardeşlik. Müslümanlık kardeşlik bu.Müslümanlık kardeşlik bu. Şimdi bak ne diyor?

Şimdi bak ne diyor?
Lev enne abdeyni.

Lev enne abdeyni.
İki tane kul, insan. Tehâbbâ fillâhi.İki tane kul, insan. Tehâbbâ fillâhi. Allah için seviyorlar birbirlerini ama ehadühümâ,Allah için seviyorlar birbirlerini ama ehadühümâ, birisi ki, birisi gitmiş Japonya’ya.birisi ki, birisi gitmiş Japonya’ya. Ve âharu bi’l-mağribi.Ve âharu bi’l-mağribi. Birisi de gitmiş bilmem Fransa’nın, İngiltere’nin şurasında burasında.Birisi de gitmiş bilmem Fransa’nın, İngiltere’nin şurasında burasında. Birisi şarkta birisi garpta yani. Meşrik ve mağrip.Birisi şarkta birisi garpta yani. Meşrik ve mağrip. Cemeallâhu beynehümâ yevme’l-kıyâmeti.

Cemeallâhu beynehümâ yevme’l-kıyâmeti.
Bunlar gerek muhabere etmek suretiyle yahutBunlar gerek muhabere etmek suretiyle yahut buradalarmış da işte kısmet ayırmış birisi rızkını toplamak içinburadalarmış da işte kısmet ayırmış birisi rızkını toplamak için Japonya’ya gitmiş, birisi de gitmiş İngiltere’ye farz edelimJaponya’ya gitmiş, birisi de gitmiş İngiltere’ye farz edelim ama ikisi birbirinden çok ayrı, ama o muhabbet devam ediyor içlerinde.ama ikisi birbirinden çok ayrı, ama o muhabbet devam ediyor içlerinde. Ah şu kardeşimi bir görebilsem diyerekten,Ah şu kardeşimi bir görebilsem diyerekten, mektuplar yazıyor, telgraflar çekiyor, muhabereler yapıyormektuplar yazıyor, telgraflar çekiyor, muhabereler yapıyor ama gözlerden ırak.ama gözlerden ırak. Cemeallâhu beynehümâ yevme’l-kıyâmeti.

Cemeallâhu beynehümâ yevme’l-kıyâmeti.
Cenâb-ı Hak kıyamet gününde hani nasıl bulacağız birbirimizi deriz ya.Cenâb-ı Hak kıyamet gününde hani nasıl bulacağız birbirimizi deriz ya. Onlar Allahu Teâlânın kudretinin şeysine muhalif sözler.Onlar Allahu Teâlânın kudretinin şeysine muhalif sözler. Allahu Teâlâ orada bizi öyle toplayacak ki ne akıl erer o işe ne bir şey.Allahu Teâlâ orada bizi öyle toplayacak ki ne akıl erer o işe ne bir şey. O zaman yekûlü: Hâzâ’llezî künte tuhibbuhu fiyye.

O zaman yekûlü: Hâzâ’llezî künte tuhibbuhu fiyye.
Ey kulum sen bunu benim için seviyordun yaEy kulum sen bunu benim için seviyordun ya işte bak getirdim yanına, hadi sevişin bakalım şimdi, öpüşün, kokuşun. işte bak getirdim yanına, hadi sevişin bakalım şimdi, öpüşün, kokuşun. Allah için sevişenleri Cenâb-ı Hak hiçbir zaman mahrum bırakmayacak yani.Allah için sevişenleri Cenâb-ı Hak hiçbir zaman mahrum bırakmayacak yani. Dünyadaki o hadiseyi ahirette de onlara takdim edecek.Dünyadaki o hadiseyi ahirette de onlara takdim edecek. Hani geçende anlatmıştım ya iki kardeş böyle hesap görülmüş,

Hani geçende anlatmıştım ya iki kardeş böyle hesap görülmüş,
bunlar hikâye gibidir ama çok şey vardır içinde, hisse vardır.bunlar hikâye gibidir ama çok şey vardır içinde, hisse vardır. O iki kardeş birisi kabahatli, atın bunu cehenneme demiş.O iki kardeş birisi kabahatli, atın bunu cehenneme demiş. Birisi de sofu hadi bunu da cennete götürün demiş.Birisi de sofu hadi bunu da cennete götürün demiş. Kardeşinin iktizasına bakın şimdi. Kardeş diyor ki:Kardeşinin iktizasına bakın şimdi. Kardeş diyor ki: Ya Rab! Onu cehenneme götürüyorsun, o benim kardeşim,Ya Rab! Onu cehenneme götürüyorsun, o benim kardeşim, bizi birbirimizden ayırıyorsun, ya beni de cehenneme yolla,bizi birbirimizden ayırıyorsun, ya beni de cehenneme yolla, ya onu da affet cennete gidelim.ya onu da affet cennete gidelim. Cenâb-ı Hak diyor ki:

Cenâb-ı Hak diyor ki:
sen benden daha erham mısın, benden daha merhametli misin?sen benden daha erham mısın, benden daha merhametli misin? Hadi onu da affettim diyor atıyor ikisini de cennete.Hadi onu da affettim diyor atıyor ikisini de cennete. Kardeşinin iktizası bu. Allah.Kardeşinin iktizası bu. Allah. Ama bu yalnız Allah için olacak.Ama bu yalnız Allah için olacak. Onun parasına, onun bilgisine, onun kuvvet kudretine, onun şanı şerefine.Onun parasına, onun bilgisine, onun kuvvet kudretine, onun şanı şerefine. Ben bunun koltuğunun altına girersem rahat ederim gibiBen bunun koltuğunun altına girersem rahat ederim gibi o budalaca bir iş. Sevgi sırf Allah için olacak.o budalaca bir iş. Sevgi sırf Allah için olacak. Allah’ımın şu güzel kulunu, ben de Allah’ım için seviyorum, bu kadar.Allah’ımın şu güzel kulunu, ben de Allah’ım için seviyorum, bu kadar. Lev enne ehadeküm.

Lev enne ehadeküm.
Sizden biriniz.Sizden biriniz. İzâ erâde.İzâ erâde. Bu şimdi hepimize bir ders bahusus evlenenlerinBu şimdi hepimize bir ders bahusus evlenenlerin evlenme hallerindeki güzel bir ders.evlenme hallerindeki güzel bir ders. Lev enne ehadeküm. Lev enne ehadeküm. Sizden biriniz niçin çocuklarımız bize muti olmuyor demeyeSizden biriniz niçin çocuklarımız bize muti olmuyor demeye lüzum kalmasın, dikkat edin.lüzum kalmasın, dikkat edin. Lev enne ehadeküm izâ erâde en ye’tiye ehlehu.

Lev enne ehadeküm izâ erâde en ye’tiye ehlehu.
Ehliyle ünsiyet etmek istiyor, anlarsın ne demek istediğimi.Ehliyle ünsiyet etmek istiyor, anlarsın ne demek istediğimi. Bu ünsiyet esnasında, kâle: Bismillâhi.Bu ünsiyet esnasında, kâle: Bismillâhi. İkisinin de demesi lazım.İkisinin de demesi lazım. Bismillâh burada erkeğininkini söylemiş ama ikisi de,Bismillâh burada erkeğininkini söylemiş ama ikisi de, Bismillâh Allâhümme cennibne’ş-şeytâneBismillâh Allâhümme cennibne’ş-şeytâne ve cennibi’ş-şeytâne mâ razektenâ. ve cennibi’ş-şeytâne mâ razektenâ. Bu evlenme kitabı vardır bir tane onu bizim Osman Pehlivan bastırmış,Bu evlenme kitabı vardır bir tane onu bizim Osman Pehlivan bastırmış, dağıtır, satar, o kitapta da vardır bu dua.dağıtır, satar, o kitapta da vardır bu dua. Şimdi diyor ki: Ya Rab! şeytandan bizi uzak et,Şimdi diyor ki: Ya Rab! şeytandan bizi uzak et, şeytanı da bizden uzak eyle.şeytanı da bizden uzak eyle. Çünkü evlenirken onla o da müdahale ediyor evlenmeye.Çünkü evlenirken onla o da müdahale ediyor evlenmeye. O anda o da müdahale ediyor.O anda o da müdahale ediyor. Onun müdahalesiyle çocuk şeytani bir çocuk olmaması için,Onun müdahalesiyle çocuk şeytani bir çocuk olmaması için, Bismillâh dendiği vakitte o sokulamıyor oraya.Bismillâh dendiği vakitte o sokulamıyor oraya. Sokulamadığı gibi bir de yalvarıyoruz Allah’a ki Ya Rab!Sokulamadığı gibi bir de yalvarıyoruz Allah’a ki Ya Rab! Onu bizden uzak et, o gelmesin buraya, biz de ondan uzak olalım,Onu bizden uzak et, o gelmesin buraya, biz de ondan uzak olalım, o da bizden uzak olsun. o da bizden uzak olsun. Bizim olacak evladımız has, temiz,Bizim olacak evladımız has, temiz, sana layık bir kul olabilsin diyerekten bu duayı yapın. sana layık bir kul olabilsin diyerekten bu duayı yapın. Feinnehu in kudiye beynehümâ veledün.

Feinnehu in kudiye beynehümâ veledün.
Eğer o halden bir çocuk murad-ı İlahi varsa o halden bir.Eğer o halden bir çocuk murad-ı İlahi varsa o halden bir. Lem yedurrahü’ş-şeytânü ebeden. Lem yedurrahü’ş-şeytânü ebeden. Şeytan ona ebediyen doksan yaşına kadar yaşasa daŞeytan ona ebediyen doksan yaşına kadar yaşasa da ona bir şey yapamaz şeytan.ona bir şey yapamaz şeytan. Şeytanın bizi ifal etmesinin başlıca sebebi,Şeytanın bizi ifal etmesinin başlıca sebebi, babalarımızın gafletinden ileri geliyor.babalarımızın gafletinden ileri geliyor. E gençliğin şahikası ile ağzındakini de bilmez. Allah muhafaza etsin.E gençliğin şahikası ile ağzındakini de bilmez. Allah muhafaza etsin. Şimdi eskiden ev şeyleri evlenenleri camiye götürürler, namazlar kılınır,

Şimdi eskiden ev şeyleri evlenenleri camiye götürürler, namazlar kılınır,
işte güvey şeysi diyerekten şerbetler dağıtılır,işte güvey şeysi diyerekten şerbetler dağıtılır, arkadaşları da götürürler,arkadaşları da götürürler, o camide güzel bir de dua yapar kapısında.o camide güzel bir de dua yapar kapısında. Ya Rab! Bunlara bu gecelerini onlara mübarek et diyerekten Ya Rab! Bunlara bu gecelerini onlara mübarek et diyerekten güzelce giderler evlerine.güzelce giderler evlerine. E bir de şimdi sarhoşluk âdeti var,E bir de şimdi sarhoşluk âdeti var, efendim zevki sefa âleminde dolaşırlar gelirler, efendim zevki sefa âleminde dolaşırlar gelirler, kendisine bile hâkim değil, mâlik değil, nerede kaldı onun içinekendisine bile hâkim değil, mâlik değil, nerede kaldı onun içine besmele gelip de aklına gelip debesmele gelip de aklına gelip de hemen o hanımın yanına bir an evvel sokulsam diye bakıyor.hemen o hanımın yanına bir an evvel sokulsam diye bakıyor. Oradan da gelen çocuk oluyor şeytanın tam kardeşi.Oradan da gelen çocuk oluyor şeytanın tam kardeşi. Allah muhafaza etsin.Allah muhafaza etsin. Onun için bak ravileri Taberânî bir, Ahmed b. Hanbel iki,Onun için bak ravileri Taberânî bir, Ahmed b. Hanbel iki, Buhârî üç, Müslim dört, Dâvûd beş, Tirmizî altı, İbn Mâce yedi,Buhârî üç, Müslim dört, Dâvûd beş, Tirmizî altı, İbn Mâce yedi, İbn Hibbân sekiz, Hazreti İbn Abbâs’tan.İbn Hibbân sekiz, Hazreti İbn Abbâs’tan. Sekiz tane ravi Sekiz tane ravi bu hadîs-i şerîfi Peygamber sallalahu teâlâ hazretlerindenbu hadîs-i şerîfi Peygamber sallalahu teâlâ hazretlerinden bize rivayet etmektedirler.bize rivayet etmektedirler. Allah cümlemizi gafletten uyandırsın.Allah cümlemizi gafletten uyandırsın. Hele o mübarek bir gecedir hakikaten.

Hele o mübarek bir gecedir hakikaten.
O mübarek gecede, damat bey seccade gelmiştir hazır önüne.O mübarek gecede, damat bey seccade gelmiştir hazır önüne. Allahu Ekber der iki rekât Allah rızası için bir namaz kılar.Allahu Ekber der iki rekât Allah rızası için bir namaz kılar. İki rekât bir namaz kılar.İki rekât bir namaz kılar. Namazı kıldıktan sonra burada ayıp olmaz yaNamazı kıldıktan sonra burada ayıp olmaz ya gelin hanımın elini yüzünü ayağını yıkattırır, ufak bir tas gelir,gelin hanımın elini yüzünü ayağını yıkattırır, ufak bir tas gelir, leğen o leğenin suyunu da etrafa böyle serperler güzelce efendim,leğen o leğenin suyunu da etrafa böyle serperler güzelce efendim, gelin hanımda bir tarafta namaz kılar.gelin hanımda bir tarafta namaz kılar. Ya Rabbi! Sen bizim bu gecemizi mübarek et.Ya Rabbi! Sen bizim bu gecemizi mübarek et. Biz bu gece bir evlenme alemine giriyoruz,Biz bu gece bir evlenme alemine giriyoruz, bizden gelecek nesiller güzel olsun, temiz olsun, sana layıklı bir kul olsun,bizden gelecek nesiller güzel olsun, temiz olsun, sana layıklı bir kul olsun, ibadet taati şöyle olsun böyle olsun diyerektenibadet taati şöyle olsun böyle olsun diyerekten Cenâb-ı Hakk’a tazarru eder.Cenâb-ı Hakk’a tazarru eder. O geceki duası da damadın ve gelinin makbuldür ha.O geceki duası da damadın ve gelinin makbuldür ha. Kâbe de yapılan dualar nasıl geri çevrilmezseKâbe de yapılan dualar nasıl geri çevrilmezse o geceki dua da makbuldür, gaflet edilmemeli.o geceki dua da makbuldür, gaflet edilmemeli. Allah’a güzel yalvarmalı ki o gece hayırlı bir gecedir,Allah’a güzel yalvarmalı ki o gece hayırlı bir gecedir, hem rızkı bol olur, hayatı mes’ud olur, selamette olur,hem rızkı bol olur, hayatı mes’ud olur, selamette olur, eh gelen nesil de anasına babasına mutî, temiz bir evlat olur.eh gelen nesil de anasına babasına mutî, temiz bir evlat olur. Güzel hayat geçirerekten ahirete göçüp giderler.Güzel hayat geçirerekten ahirete göçüp giderler. Allah cümlemize böyle hayatlar nasip etsin…

Allah cümlemize böyle hayatlar nasip etsin…
Lev enne ehadeküm ya’melu fî sahratin sammâe.

Lev enne ehadeküm ya’melu fî sahratin sammâe.
Bakınız yine Cenab-ı Hakk’ın kudretine ki,Bakınız yine Cenab-ı Hakk’ın kudretine ki, büyük kudreti vardır Cenâb-ı Hakk’ın.büyük kudreti vardır Cenâb-ı Hakk’ın. Cenâb-ı Hakk’ı bilmeye bizim gücümüz de yetmez yani tam manasıylaCenâb-ı Hakk’ı bilmeye bizim gücümüz de yetmez yani tam manasıyla ama işte kitaplarımızın bildirdiği kadarıyla biliriz kiama işte kitaplarımızın bildirdiği kadarıyla biliriz ki Cenab-ı Hak kara taşın üzerinde kara karıncanın yürüdüğünü görür,Cenab-ı Hak kara taşın üzerinde kara karıncanın yürüdüğünü görür, ayağının tıkırtısını duyar, içimizden geçirdiğimiz vesveseleri,ayağının tıkırtısını duyar, içimizden geçirdiğimiz vesveseleri, kuruntuları da bilir, söylediğimizi de bilir, söylemediğimizi de bilir.kuruntuları da bilir, söylediğimizi de bilir, söylemediğimizi de bilir. Hiç Allahu Teâlâ’nın kudreti şey olmaz.Hiç Allahu Teâlâ’nın kudreti şey olmaz. Öyle olduğu için sizin biriniz sahratin sammâe.Öyle olduğu için sizin biriniz sahratin sammâe. Leyse lehâ bâbun.

Leyse lehâ bâbun.
Bir taş, kocaman bir taş, içine bizi sokmuşlar taşın içerisine,Bir taş, kocaman bir taş, içine bizi sokmuşlar taşın içerisine, kapısı penceresi de yok, tam burada.kapısı penceresi de yok, tam burada. Yani bizi görecek kimse yok,Yani bizi görecek kimse yok, kabahatimizi kusurumuzu görecek kimse yok burada. kabahatimizi kusurumuzu görecek kimse yok burada. Kapalı her tarafı, kapısı penceresi bile yok.Kapalı her tarafı, kapısı penceresi bile yok. Burada bir taşa benzetti.Burada bir taşa benzetti. Leharace amelühü li’n-nâsi kâinen mâ kâne.

Leharace amelühü li’n-nâsi kâinen mâ kâne.
O adamın ameli ne idi ise,O adamın ameli ne idi ise, ne ise o kimsenin görmediği yerde yaptığı ameller,ne ise o kimsenin görmediği yerde yaptığı ameller, iyilik veya kötülük,iyilik veya kötülük, bunların ikisi de Allah tarafından kalpte yayılır.bunların ikisi de Allah tarafından kalpte yayılır. Halbuki kimse görmedi ya fakat ilhamı rabbani diyorlar,Halbuki kimse görmedi ya fakat ilhamı rabbani diyorlar, ilhamı rabbaniyle o gönüllere gelir ve binâenaleyh,ilhamı rabbaniyle o gönüllere gelir ve binâenaleyh, leharace amelühü li’n-nâsi, ameli ne ise o insanlara çıkar yayılır.leharace amelühü li’n-nâsi, ameli ne ise o insanlara çıkar yayılır. Bazı şeylerde okuyoruz ki

Bazı şeylerde okuyoruz ki
eski zaman insanları dağlarda bayırlarda,eski zaman insanları dağlarda bayırlarda, şöyle ibadet kimsenin görmedikleri yerlere gider, ibadet ederlermiş amaşöyle ibadet kimsenin görmedikleri yerlere gider, ibadet ederlermiş ama hepsi duyuluyor.hepsi duyuluyor. Binâenaleyh yapacağınız güzel bir ders.Binâenaleyh yapacağınız güzel bir ders. Yapacağınız herhangi bir iyilik veya kötülükYapacağınız herhangi bir iyilik veya kötülük ne kadar saklı bir yerde olursa olsun, ne kadar saklı bir yerde olursa olsun, Allahu Teâlâ ona vakıftır ve onu duyuracaktır halka.Allahu Teâlâ ona vakıftır ve onu duyuracaktır halka. Ona göre davranırız yani bizi burada kimse görmez, Ona göre davranırız yani bizi burada kimse görmez, şunu bu günahı işleyiverelim burada.şunu bu günahı işleyiverelim burada. İşle ama yarın o günah olduğu gibi meydana çıkar.İşle ama yarın o günah olduğu gibi meydana çıkar. Bu da Müslim’in, İbn Hibbân’ın, Hâkim’in, Ahmed b. Hanbel’in,Bu da Müslim’in, İbn Hibbân’ın, Hâkim’in, Ahmed b. Hanbel’in, Abdürrezzâk’ın, Beyhakî’nin,Abdürrezzâk’ın, Beyhakî’nin, Ziya el-Makdisi’nin hazreti Ebû Saîd’ten rivayeti. Ziya el-Makdisi’nin hazreti Ebû Saîd’ten rivayeti. Lev enne raculen sâme lillâhi yevmen.

Lev enne raculen sâme lillâhi yevmen.
Bir adam bir gün oruç tutuyor.Bir adam bir gün oruç tutuyor. Borç değil ama nafile olacak,Borç değil ama nafile olacak, pazartesi demiş bugün oruç tutmuş,pazartesi demiş bugün oruç tutmuş, perşembedir bugün oruçtur demişperşembedir bugün oruçtur demiş yahut ayın on üçüdür demiş oruçtur demiş, tutmuş.yahut ayın on üçüdür demiş oruçtur demiş, tutmuş. Sümme a’tâ mil’e’l-ardi zeheben.

Sümme a’tâ mil’e’l-ardi zeheben.
Yeryüzü dolusu da altını var.Yeryüzü dolusu da altını var. Bu altınları a’tâ veriyor, dağıtıyor yani ihtiyaç sahiplerine.Bu altınları a’tâ veriyor, dağıtıyor yani ihtiyaç sahiplerine. Lem yestevfi sevâbehu dûne’l-hisâbi.

Lem yestevfi sevâbehu dûne’l-hisâbi.
Bu orucunun sevabı,Bu orucunun sevabı, bu altınları vermiş olduğu altınların sevabına denk gelmez,bu altınları vermiş olduğu altınların sevabına denk gelmez, o orucun sevabı çok üstündür. O mahduttur.o orucun sevabı çok üstündür. O mahduttur. Niçin? Mesela bire on verse Cenâb-ı Hak.

Niçin? Mesela bire on verse Cenâb-ı Hak.
Farz edin ki on milyon altın da olsa, on milyon altının sevabı ne eder?Farz edin ki on milyon altın da olsa, on milyon altının sevabı ne eder? On milyon yüz milyon sevap eder.

On milyon yüz milyon sevap eder.
Yüz milyon mahdut ama Allahu Teâlâ’nın vereceği sevap bigayri hisab, ölçü yok.Yüz milyon mahdut ama Allahu Teâlâ’nın vereceği sevap bigayri hisab, ölçü yok. Bigayri hisab olan sevapla öyleBigayri hisab olan sevapla öyle belli olan bir sevap denk gelmeyeceğinden,belli olan bir sevap denk gelmeyeceğinden, sen altınları dağıtırken orucun sevabını da öğren desen altınları dağıtırken orucun sevabını da öğren de gençliğini de fırsat bil.gençliğini de fırsat bil. Çünkü yaşlanınca dermanında kalmaz.Çünkü yaşlanınca dermanında kalmaz. O zaman çok çok yemek istersin.O zaman çok çok yemek istersin. Ha oruç tutması biraz belki zor olur ama gençlikte çok güzel oruç tutulur.Ha oruç tutması biraz belki zor olur ama gençlikte çok güzel oruç tutulur. Ben şimdi iftihar makamında değil de geçmiş hadise,

Ben şimdi iftihar makamında değil de geçmiş hadise,
senede dokuz ay oruç tutuyordum,senede dokuz ay oruç tutuyordum, senedeki orucum dokuz ay oluyordu, gençlik işte,senedeki orucum dokuz ay oluyordu, gençlik işte, şimdi tutamıyoruz başka,şimdi tutamıyoruz başka, onun için gençliğin kıymetini bil de tutabildiğin kadar tutmaya çalış.onun için gençliğin kıymetini bil de tutabildiğin kadar tutmaya çalış. Lev enne’l-ibâde lem yüznibû lehalakallâhu halkan

Lev enne’l-ibâde lem yüznibû lehalakallâhu halkan
yüznibûne sümme yağfiru lehüm ve hüve’l-ğafûru’r-rahîm. yüznibûne sümme yağfiru lehüm ve hüve’l-ğafûru’r-rahîm. Biz ne kadar müttaki olsakBiz ne kadar müttaki olsak ne kadar müttaki olsak Allahu Teâlâ’yı işte çok güzel biliyoruzne kadar müttaki olsak Allahu Teâlâ’yı işte çok güzel biliyoruz ve seviyoruz ve korkuyoruz.ve seviyoruz ve korkuyoruz. Korkumuzda ne kadar çok olursa olsun.Korkumuzda ne kadar çok olursa olsun. Muhakkak beşeriz ve muhakkak cehlimiz var, aczimizde var,Muhakkak beşeriz ve muhakkak cehlimiz var, aczimizde var, cehlimiz de var aczimizde var,cehlimiz de var aczimizde var, bu aczimizden bu cehlimizden nâşi bazen gaflete düşer hatalar yaparız.bu aczimizden bu cehlimizden nâşi bazen gaflete düşer hatalar yaparız. Yaşlısına da hatta peygamberler hakkında bile bunu tecyiz etmişler,Yaşlısına da hatta peygamberler hakkında bile bunu tecyiz etmişler, bunlarda da olma ihtimali vardır diyerekten.bunlarda da olma ihtimali vardır diyerekten. Ha binâenaleyh, lev enne’l-ibâde lem yüznibû.Ha binâenaleyh, lev enne’l-ibâde lem yüznibû. Çünkü kullar eğer günah işlemeyecek olsalar,Çünkü kullar eğer günah işlemeyecek olsalar, melek gibi yani, günah işlemiyorlar bu hale gelseler.melek gibi yani, günah işlemiyorlar bu hale gelseler. Lehalakallâhu halkan yüznibûne.

Lehalakallâhu halkan yüznibûne.
Cenâb-ı Hak bir mahluk yaratır ki günah işlesinler. Cenâb-ı Hak bir mahluk yaratır ki günah işlesinler. Çünkü Allahu Teâlâ gafûr ya, gaffâr ya, settâr ya,Çünkü Allahu Teâlâ gafûr ya, gaffâr ya, settâr ya, e günah işlemeyince gaffârlık neye yarayacak,e günah işlemeyince gaffârlık neye yarayacak, settârlık neye yarayacak? Hiçbir işe yaramaz.settârlık neye yarayacak? Hiçbir işe yaramaz. Çünkü kabahatimiz olacak ki, aman Ya rabbi diyeceğiz,Çünkü kabahatimiz olacak ki, aman Ya rabbi diyeceğiz, O da peki diyecek.O da peki diyecek. Affet diyeceğiz, peki diyecek. Ört diyeceğiz peki.Affet diyeceğiz, peki diyecek. Ört diyeceğiz peki. Ha onun için gaffârlık, settârlık sıfatlarının kaybolmaması için,Ha onun için gaffârlık, settârlık sıfatlarının kaybolmaması için, ha bazen Cenâb-ı Hak kulunu hataya düşürür, ha bazen Cenâb-ı Hak kulunu hataya düşürür, pişman olur arkasından vah vah vah neden yaptım ben bu işi diyerekten.pişman olur arkasından vah vah vah neden yaptım ben bu işi diyerekten. O nedamet ve pişmanlıkta kâfidir onun af olması için.O nedamet ve pişmanlıkta kâfidir onun af olması için. O nedamet içinde işlediği vakitte.O nedamet içinde işlediği vakitte. Vay nasıl oldu da ben bunu ben yaptım diye pişman oluyor,Vay nasıl oldu da ben bunu ben yaptım diye pişman oluyor, kafasını dövüyor. Ha işte o tövbekâr olmuştur. kafasını dövüyor. Ha işte o tövbekâr olmuştur. Derhal inşallah mağfireti İlahiyeye mazhar olur.Derhal inşallah mağfireti İlahiyeye mazhar olur. Lev enne raculen mûkinen karaehâ alâ cebelin lezâle.

Lev enne raculen mûkinen karaehâ alâ cebelin lezâle.
Ya’nî: “E fe hasibtüm ennemâ halaknâküm abesenYa’nî: “E fe hasibtüm ennemâ halaknâküm abesen ve enneküm ileynâ lâ türceûn” ilâ âhiri’s-sûreti.ve enneküm ileynâ lâ türceûn” ilâ âhiri’s-sûreti. Bu bir surenin son tarafından bir ayettir.

Bu bir surenin son tarafından bir ayettir.
Eğer bizde inanç sağlam olunca şu ayeti,Eğer bizde inanç sağlam olunca şu ayeti, arkasına kadar ki üç dört ayeti zannedersem okursa.arkasına kadar ki üç dört ayeti zannedersem okursa. Diyor ki: alâ cebelin. Bir dağa okuyor bunu.

Diyor ki: alâ cebelin. Bir dağa okuyor bunu.
Dinle dağ diyor. Lezâle.Dinle dağ diyor. Lezâle. Dağ yerinde duramaz, başlar titremeye, erir. Dağ yerinde duramaz, başlar titremeye, erir. Şimdi biz hani ne kadar aczimiz var kiŞimdi biz hani ne kadar aczimiz var ki Kur’an’lar her gün bize okunmakta da niçin tüyümüzde kımıldamıyor yani.Kur’an’lar her gün bize okunmakta da niçin tüyümüzde kımıldamıyor yani. Dağ dayanamıyor, dağ dayanamıyor, bizim hiç tüyümüzde kımıldamıyor.Dağ dayanamıyor, dağ dayanamıyor, bizim hiç tüyümüzde kımıldamıyor. Ne kadar? Diyeceksin ki, biz bilmiyoruz manalarını, ne demek istediğini,Ne kadar? Diyeceksin ki, biz bilmiyoruz manalarını, ne demek istediğini, Arap da öyle. O biliyorsa da onu da tüyü kımıldamıyor. Neden?Arap da öyle. O biliyorsa da onu da tüyü kımıldamıyor. Neden? Gafletimiz. Allah kusurlarımızı affeylesin.

Gafletimiz. Allah kusurlarımızı affeylesin.
Ve men yed’u meallâhi ilâhen âhera lâ burhâne

Ve men yed’u meallâhi ilâhen âhera lâ burhâne
lehu bihi feinnemâ hisâbuhu inde rabbihi innehu lâ yuflihu’l-kâfirûn.lehu bihi feinnemâ hisâbuhu inde rabbihi innehu lâ yuflihu’l-kâfirûn. Lev enne ehadeküm izâ erâde seferan, ev nezele menzilen,

Lev enne ehadeküm izâ erâde seferan, ev nezele menzilen,
fevada’a metâahu.fevada’a metâahu. Bir insan bir yere sefere gidiyor,Bir insan bir yere sefere gidiyor, uzak veya yakın yahut bir menzile gidiyor.uzak veya yakın yahut bir menzile gidiyor. Tabi yanında yiyeceği, giyeceği, ötesi de berisi de var.Tabi yanında yiyeceği, giyeceği, ötesi de berisi de var. Fevada’a metâahu. Buraya koyuyor.Fevada’a metâahu. Buraya koyuyor. Belki şehre gidemedi de yolda bir yerde kaldı.Belki şehre gidemedi de yolda bir yerde kaldı. Metaanı oraya koydu, malını mülkünü oraya koydu. Kor da.Metaanı oraya koydu, malını mülkünü oraya koydu. Kor da. Hatta havlehu.

Hatta havlehu.
Onun etrafına şöyle bir hat çeker,Onun etrafına şöyle bir hat çeker, bir çadır kurmuşun farz et, bir çadır kurmuşun farz et, çadırın etrafını şöyle bir hat çeker.çadırın etrafını şöyle bir hat çeker. Hattan sümme kâle.Hattan sümme kâle. Ondan sonra der ki: Allahu rabbî.

Ondan sonra der ki: Allahu rabbî.
Bakın dikkat edin. Allahu rabbî lâ üşriklehu.Bakın dikkat edin. Allahu rabbî lâ üşriklehu. Bu kadar şey olur yahu okuduğu yok ha.Bu kadar şey olur yahu okuduğu yok ha. Allahu rabbî lâ üşrik lehu. Allah benim rabbimdir.Allahu rabbî lâ üşrik lehu. Allah benim rabbimdir. Ben ona şirk koşmam diyor.Ben ona şirk koşmam diyor. Demesiyle Hufiza metâuhu.Demesiyle Hufiza metâuhu. Onun metaına, malına, mülküne hiçbir şey ittisal edemiyor.Onun metaına, malına, mülküne hiçbir şey ittisal edemiyor. Çünkü Allah’a teslim etti kendini.Çünkü Allah’a teslim etti kendini. Dedi ki: Ya Rab! Sen benim Rabbimsin.Dedi ki: Ya Rab! Sen benim Rabbimsin. Ben sana inandım, iman ettim ve sana hiçbir şerikte koşmam.Ben sana inandım, iman ettim ve sana hiçbir şerikte koşmam. Senin şerikinde yoktur yani.Senin şerikinde yoktur yani. Bütün işleri kendin yaparsın. Allah affetsin.Bütün işleri kendin yaparsın. Allah affetsin. Allahu rabbî lâ şerîke lehu.Allahu rabbî lâ şerîke lehu. Bu diğer bir hadîslerde de hatırıma kaldığına göre Bu diğer bir hadîslerde de hatırıma kaldığına göre insan sıkılmış bunalmış,insan sıkılmış bunalmış, Allahu Rabbî Allahu Rabbî, Allah Allah Allah la üşriku bihi demekleAllahu Rabbî Allahu Rabbî, Allah Allah Allah la üşriku bihi demekle bu yani bütün hastalıklarımızın,bu yani bütün hastalıklarımızın, dertlerimizin, musibetlerimizin yüzde doksanıdertlerimizin, musibetlerimizin yüzde doksanı kendi nefislerimizin havasetinden ileri geliyor,kendi nefislerimizin havasetinden ileri geliyor, bununda farkına varamıyoruz yani.bununda farkına varamıyoruz yani. Nefislerimizin havasetinden, neler başımıza geldiğinin farkında değiliz.Nefislerimizin havasetinden, neler başımıza geldiğinin farkında değiliz. Böyle Allahu Teâlâ’yı iman ile tasdik ettiğimiz vakitteBöyle Allahu Teâlâ’yı iman ile tasdik ettiğimiz vakitte o havaset içeriden def olaraktan insan kurtuluveriyor birçok marazlarından. o havaset içeriden def olaraktan insan kurtuluveriyor birçok marazlarından. Ama ihlâslı söylemek lazım.Ama ihlâslı söylemek lazım. Şimdi bakınız çok mühim bir noktaya geldik.Şimdi bakınız çok mühim bir noktaya geldik. Lev enne abden min ibâdillâhi.

Lev enne abden min ibâdillâhi.
Allah’ın kullarından bir kul.Allah’ın kullarından bir kul. Abden min ibâdillâhi kadime alallâhi biameli ehli’s-semâvâti ve’l-aradîne diyor.Abden min ibâdillâhi kadime alallâhi biameli ehli’s-semâvâti ve’l-aradîne diyor. Gökteki melekler ne kadar amel ettiyseler,Gökteki melekler ne kadar amel ettiyseler, yeryüzünde Allah’a ibadet eden ne kadar mahlûkları varsa,yeryüzünde Allah’a ibadet eden ne kadar mahlûkları varsa, yalnız insan değil de bütün mahlûkatlarda varsa bunların içerisinde,yalnız insan değil de bütün mahlûkatlarda varsa bunların içerisinde, bunların amelleri kadar ameli olsa.bunların amelleri kadar ameli olsa. Min envâi’l-birri ve’t-takvâ.Min envâi’l-birri ve’t-takvâ. Bütün iyilikler, ibadetler, taatler, takvâlar neler varsaBütün iyilikler, ibadetler, taatler, takvâlar neler varsa hepsini yapıyor adam. Ne kadar ama? hepsini yapıyor adam. Ne kadar ama? Yer gök ehlinin sayısı kadar böyle.

Yer gök ehlinin sayısı kadar böyle.
Ama bak dikkat et.Ama bak dikkat et. Lem yezin miskale zerratin. Lem yezin miskale zerratin. Bu kadar ibadet bir miskal zerresine denk gelmez diyor,Bu kadar ibadet bir miskal zerresine denk gelmez diyor, bir zerreye denk gelmez yani bu kadar ibadat-u taat takvâ.bir zerreye denk gelmez yani bu kadar ibadat-u taat takvâ. Mea selâsi hisal. Mea selâsi hisal. Onda üç huy bulundukça.Onda üç huy bulundukça. Onda eğer üç huydan birisi varsa onun bütün amelleri boş çıkar.Onda eğer üç huydan birisi varsa onun bütün amelleri boş çıkar. Hebaên mensur diyorlar ona. Birisi. Mea’l-ucbi.Hebaên mensur diyorlar ona. Birisi. Mea’l-ucbi. Kendini beğeniyor.Kendini beğeniyor. Kendini beğendi bitti, hepsini yaktı gitti.Kendini beğendi bitti, hepsini yaktı gitti. Elhamdûlillah Ya Rabbi sana, benim değil bunlar,

Elhamdûlillah Ya Rabbi sana, benim değil bunlar,
senin verdiğin kuvvet kudretle oluyor diyerekten,senin verdiğin kuvvet kudretle oluyor diyerekten, bunu böyle bilmek lazım.bunu böyle bilmek lazım. Çünkü el ucûbu hicâbu’t-tevfîk diyorlar.Çünkü el ucûbu hicâbu’t-tevfîk diyorlar. Koca bir levhada yazılı. el ucûbu hicâbu’t-tevfîk.Koca bir levhada yazılı. el ucûbu hicâbu’t-tevfîk. Tevfîk demek hicâb demek, değirmene gelen suyu keser.Tevfîk demek hicâb demek, değirmene gelen suyu keser. Tabirimiz anlaşılsın diye söylüyorum.Tabirimiz anlaşılsın diye söylüyorum. El ucûbu hicâbu’t-tevfîk.

El ucûbu hicâbu’t-tevfîk.
Tevfîke manidir ucûb. Ne demek?Tevfîke manidir ucûb. Ne demek? Değirmene gelen suyunu keser oradan koca bir delik açılır, su boşa gider.

Değirmene gelen suyunu keser oradan koca bir delik açılır, su boşa gider.
Gelmez senin değirmenine su, dönmez değirmenin,Gelmez senin değirmenine su, dönmez değirmenin, dönmeyince bir şeye yaramaz. dönmeyince bir şeye yaramaz. Senin yaptığın ibadet Allahu Teâlâ’nın tevfîkiyledir.Senin yaptığın ibadet Allahu Teâlâ’nın tevfîkiyledir. Bu tevfîkin içine kendini beğenmek gelince, gitti işte bir.Bu tevfîkin içine kendini beğenmek gelince, gitti işte bir. İkincisi ve ezâ’l-mü’minîne.

İkincisi ve ezâ’l-mü’minîne.
Eğer sen bu kadar ibadat-u taatınla beraber gerek mevkiin var, Eğer sen bu kadar ibadat-u taatınla beraber gerek mevkiin var, gerek kuvvetin var, gerek kudretin var, şevketin var,gerek kuvvetin var, gerek kudretin var, şevketin var, şuyun var buyun var onunla müminlere bir eza ediyorsun.şuyun var buyun var onunla müminlere bir eza ediyorsun. Keyfim yerine gelsin diyerekten,Keyfim yerine gelsin diyerekten, ona buna eza ediyorsun; çatıyorsun, darılıyorsun, bağırıyorsun,ona buna eza ediyorsun; çatıyorsun, darılıyorsun, bağırıyorsun, çağırıyorsun, incitiyorsun.çağırıyorsun, incitiyorsun. Geçen derste geçti ya, bir mümini insanGeçen derste geçti ya, bir mümini insan öldürmeye kalktığı yer ve gök ehlide ittifak etse, birleşse de,öldürmeye kalktığı yer ve gök ehlide ittifak etse, birleşse de, şu adamı öldürelim diyerekten ve öldürseler.şu adamı öldürelim diyerekten ve öldürseler. Allahu Teâlâ onların hepsini cehenneme atar, o bir müminin hatırası için. Allahu Teâlâ onların hepsini cehenneme atar, o bir müminin hatırası için. Sen bunu bırakırsın da mümin adam neymiş,Sen bunu bırakırsın da mümin adam neymiş, aptal herif, cahil herif, beceriksiz herif, kafasız herif,aptal herif, cahil herif, beceriksiz herif, kafasız herif, vurur kafasına alır ağzından lokmasını.vurur kafasına alır ağzından lokmasını. E bu yakışır mı imana? E bu yakışır mı imana? İki. Yani müminler yukarıda dedi ya sevişeceksiniz,

İki. Yani müminler yukarıda dedi ya sevişeceksiniz,
bu ezalarda sevişmeye, sevişmeye tam manasıyla manidir.bu ezalarda sevişmeye, sevişmeye tam manasıyla manidir. Bana birisi eza ederse o adamdan ben soğurum. Bana birisi eza ederse o adamdan ben soğurum. Sen? Sen de soğursun. Sen? Sen de soğursun. Bir iki defa yapıldı mıydıBir iki defa yapıldı mıydı bir daha o yoldan da geçmemeye çalışırım ki o adamın yüzünü görmeyeyim diye.bir daha o yoldan da geçmemeye çalışırım ki o adamın yüzünü görmeyeyim diye. Nerede kaldı şimdi bizim müminlik?Nerede kaldı şimdi bizim müminlik? Müminlerde eza yerine birbirlerine iltifat olacak.Müminlerde eza yerine birbirlerine iltifat olacak. O iltifatın yerine eza koydun mu amellerin gitti gürültüye. İki. O iltifatın yerine eza koydun mu amellerin gitti gürültüye. İki. Ve’l-kunûti min rahmetillâhi azze ve celle.

Ve’l-kunûti min rahmetillâhi azze ve celle.
Üçüncüsü de Allahu Teâlâ’nın rahmetinden ümidi kesmek.Üçüncüsü de Allahu Teâlâ’nın rahmetinden ümidi kesmek. Yandık yahu, olur mu artık kurtulmanın imkanı mı var.Yandık yahu, olur mu artık kurtulmanın imkanı mı var. Bitti iş. Bitti iş. Kurtulmam artık, imkan mı var.Kurtulmam artık, imkan mı var. Bu kadar şey olduktan sonra.Bu kadar şey olduktan sonra. Tasavvur et, et ne edersen et. Ümidi kesiyor.Tasavvur et, et ne edersen et. Ümidi kesiyor. Allahu Teâlâ’nın rahmetinden ümit kesilmek olmaz. Mümkün değil.Allahu Teâlâ’nın rahmetinden ümit kesilmek olmaz. Mümkün değil. İki tane kalmış.

İki tane kalmış.
Lev enne raculen sâme nehârahu ve kâme leylehu

Lev enne raculen sâme nehârahu ve kâme leylehu
haşerahullâhu alâ niyyetihi immâ ile’l-cenneti ve immâ ile’n-nâri.haşerahullâhu alâ niyyetihi immâ ile’l-cenneti ve immâ ile’n-nâri. Şimdi adam oruç tutuyor bütün gün.Şimdi adam oruç tutuyor bütün gün. Bütün gün oruç tutuyor.Bütün gün oruç tutuyor. Bütün gecede ibadet ediyor.Bütün gecede ibadet ediyor. Şimdi bu adamın hali niyetine bağlıdır buyuruyor Cenâb-ı Allah, Şimdi bu adamın hali niyetine bağlıdır buyuruyor Cenâb-ı Allah, Cenâb-ı peygamber. Onun niyetine bağlıdır. Cenâb-ı peygamber. Onun niyetine bağlıdır. Gece sabaha kadar ibadetini niçin ediyor? Gece sabaha kadar ibadetini niçin ediyor? Allah biliyor onun niyetini biliyor Allah. Allah biliyor onun niyetini biliyor Allah. Adamı kandırmak için mi yapıyor bu işi, kafese koymak için mi yapıyor, Adamı kandırmak için mi yapıyor bu işi, kafese koymak için mi yapıyor, neler var yani çeşitli hadiselerde ona göre.neler var yani çeşitli hadiselerde ona göre. Ya cennettedir ya da cehennemdedir.Ya cennettedir ya da cehennemdedir. Niyeti hâlis ise cennette.Niyeti hâlis ise cennette. Niyetinde adam kandırma.Niyetinde adam kandırma. Şimdi hep işitiriz ya, filan camiye gelmiş de cuma namazı kılmış,Şimdi hep işitiriz ya, filan camiye gelmiş de cuma namazı kılmış, niçin kılmış ama? niçin kılmış ama? Bayram namazında filanı gördük, neden gördük acaba? Bayram namazında filanı gördük, neden gördük acaba? Kimse bilmiyor. Biz hüsn ü zan ederiz ama Allah biliyor.Kimse bilmiyor. Biz hüsn ü zan ederiz ama Allah biliyor. Geceleri sabaha kadar ibadet ediyormuş. Ne bilelim Allah bilir.Geceleri sabaha kadar ibadet ediyormuş. Ne bilelim Allah bilir. Niyeti Allah içinse kurtuldu, değilse fena bir.Niyeti Allah içinse kurtuldu, değilse fena bir. Bir de.

Bir de.
Lev enne’s-sadakate cerat alâ yedi seb’îne elfe insânin.

Lev enne’s-sadakate cerat alâ yedi seb’îne elfe insânin.
Bir insan sadaka verirken, Bir insan sadaka verirken, sadakasını kendi verirse sevabı kendi alır,sadakasını kendi verirse sevabı kendi alır, ama sadakalar toplanır da elden ele dolaşıyor,ama sadakalar toplanır da elden ele dolaşıyor, yetmiş bin yani sadakayı,yetmiş bin yani sadakayı, bakınız bunda ne kadar şey var güzel temsil var,bakınız bunda ne kadar şey var güzel temsil var, yetmiş bin kişiye ne diyoruz,yetmiş bin kişiye ne diyoruz, bu sadakayı filan kişiye götürün diyerekten,bu sadakayı filan kişiye götürün diyerekten, o ona veriyor, o ona veriyor, o ona veriyor,o ona veriyor, o ona veriyor, o ona veriyor, yetmiş bin kişi yani temsil bu anlatmak için.yetmiş bin kişi yani temsil bu anlatmak için. Yetmiş bin kişinin elinden geçip o adama varır diyor. Yetmiş bin kişinin elinden geçip o adama varır diyor. Şimdi bu yetmiş bin kişinin sevabı bunu veren bir kişi,Şimdi bu yetmiş bin kişinin sevabı bunu veren bir kişi, o bir kişi ne sevap alıyorsa,o bir kişi ne sevap alıyorsa, yetmiş bin insan da aynı sevabı alıyor.yetmiş bin insan da aynı sevabı alıyor. Keremi İlahi, lutf-u İlahi.Keremi İlahi, lutf-u İlahi. Yani burada bir ders var ki,Yani burada bir ders var ki, siz sadakalarınızı sırf kendiniz vermek için çalışmayın;siz sadakalarınızı sırf kendiniz vermek için çalışmayın; böyle cemiyetler kurun, evlere verin, toplayın bir yere böyle cemiyetler kurun, evlere verin, toplayın bir yere onlarla memleketin yetmiş bin değil yedi yüz bin kişilere de dağılsın.onlarla memleketin yetmiş bin değil yedi yüz bin kişilere de dağılsın. Her mümin bundan istifade etsin. Allah kusurlarımızı affetsin.Her mümin bundan istifade etsin. Allah kusurlarımızı affetsin. Kâne ecrü âhirihim.

Kâne ecrü âhirihim.
En sondakinin ecri, misli ecri evvelihim.En sondakinin ecri, misli ecri evvelihim. İlk evvelki adamın ecri neyse en sonundakinin ecri de aynısı.İlk evvelki adamın ecri neyse en sonundakinin ecri de aynısı. Hiç eksik de vermez Cenâb-ı Hak.Hiç eksik de vermez Cenâb-ı Hak. Burada kalsın dersimiz. Allah cümlemizi affetsin.

Burada kalsın dersimiz. Allah cümlemizi affetsin.
Tevfîkat-ı samadaniyesine mazhar etsin.Tevfîkat-ı samadaniyesine mazhar etsin. Sevdiği razı olduğu amelleri bize nasip etsin.Sevdiği razı olduğu amelleri bize nasip etsin. Sevdiği ve razı olduğu kulların arasına bizi kabul etsin.Sevdiği ve razı olduğu kulların arasına bizi kabul etsin.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2