Dünden Bugüne Müslüman Kimliği

Mehmed Zahid KOTKU

9 Rebîü'l-Âhir 1395 / 20.04.1975
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Dünden Bugüne Müslüman Kimliği

Mehmed Zahid KOTKU

9 Rebîü'l-Âhir 1395 / 20.04.1975
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn

el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn
es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedines-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân,İ’lemû eyyühe’l-ihvân, enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh,enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh, fe-enne efdale’l-hedyife-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemhedyu Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ahve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâlehve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nârve külle dalâletin fi’n-nâr ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyive bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: Derse başlarken unuturum belki,

Derse başlarken unuturum belki,
derste başlamadan, dün öğrendiğim iki hadiseyiderste başlamadan, dün öğrendiğim iki hadiseyi size arz etmek isteyeceğim.size arz etmek isteyeceğim. Misafir geldi.Misafir geldi. Fatih'in şeyhülislâmı olan Akşemseddin Hazretleri’nin 18. torunuyumFatih'in şeyhülislâmı olan Akşemseddin Hazretleri’nin 18. torunuyum diyerek kendisine takdim etti bize.diyerek kendisine takdim etti bize. Fatih hakkında ve Akşemseddin hakkındaFatih hakkında ve Akşemseddin hakkında bir eser hazırlamakla meşgul.bir eser hazırlamakla meşgul. Bu eserini vaktiyle de bir İngiliz tarihçisi yazmış.Bu eserini vaktiyle de bir İngiliz tarihçisi yazmış. İngiltere'de duruyor.İngiltere'de duruyor. Bu okumuş onu, İngiltere'ye gitmiş.Bu okumuş onu, İngiltere'ye gitmiş. İngilizcesi de var okumuş tarihini.İngilizcesi de var okumuş tarihini. Birçok malumatlar, kusurlu yerleri olmakla beraberBirçok malumatlar, kusurlu yerleri olmakla beraber birçok malumatlar da almış.birçok malumatlar da almış. Şöyle bir şey dedi, Fatih tabi zapt etmiş orasını,Şöyle bir şey dedi, Fatih tabi zapt etmiş orasını, camisini de oraya kurmuş.camisini de oraya kurmuş. Kurduktan sonra külliyesini de etrafına yapmış.Kurduktan sonra külliyesini de etrafına yapmış. Her bir hocasına bin akçe,Her bir hocasına bin akçe, her bir hocasına bin akçe tahsis etmiş.her bir hocasına bin akçe tahsis etmiş. Dedi ki o efendi, bu dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir şey değildir.Dedi ki o efendi, bu dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir şey değildir. Hiçbir devlet bu kadar maaş-ı tahsisatıHiçbir devlet bu kadar maaş-ı tahsisatı hiçbir hocasına vermemiştir.hiçbir hocasına vermemiştir. Ne profesörüne verebilmiştir, ne başka bir şeysine verebilmiştir.Ne profesörüne verebilmiştir, ne başka bir şeysine verebilmiştir. Fatih bunu neden yaptı bu kadar?Fatih bunu neden yaptı bu kadar? Fatih'in ilme olan rağbetini gösteriyor.Fatih'in ilme olan rağbetini gösteriyor. Hayruküm men tealleme’l-Kur'ane ve allemehû.

Hayruküm men tealleme’l-Kur'ane ve allemehû.
Bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’inBu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in gayet güzel, veciz bir hadîsidir.gayet güzel, veciz bir hadîsidir. İki kelimeden ibaret.İki kelimeden ibaret. Hayruküm men tealleme’l-Kur'ane ve allemehu.Hayruküm men tealleme’l-Kur'ane ve allemehu. Bu, İslamiyet'in hem esasını teşkil eder,Bu, İslamiyet'in hem esasını teşkil eder, hem cihanın esasını teşkil eder.hem cihanın esasını teşkil eder. Allah'ın kitabını okuyup, öğrenip, okutmak.Allah'ın kitabını okuyup, öğrenip, okutmak. En efdal olan bir şey.En efdal olan bir şey. E bunu kim yapar?E bunu kim yapar? Medreseler yapar.

Medreseler yapar.
Kurdu medreseleri.Kurdu medreseleri. Hocalarını da tayin etti.Hocalarını da tayin etti. Onları müreffeh bir hayata kavuşturmak için,Onları müreffeh bir hayata kavuşturmak için, kimseye el açmasın, kimsede gözü kalmasın,kimseye el açmasın, kimsede gözü kalmasın, kimseden olmasın, bin lirada size aylık.kimseden olmasın, bin lirada size aylık. Akçe bin lira yani.Akçe bin lira yani. Bugün akçe dediğim zamandanBugün akçe dediğim zamandan bir akçeyle bir ev geçiniyor.bir akçeyle bir ev geçiniyor. O akçe devrinde bir akçeyle bir ev geçiniyor.O akçe devrinde bir akçeyle bir ev geçiniyor. Bugün bir lirayla bir insan geçinemez.Bugün bir lirayla bir insan geçinemez. Bugün bir lirayla geçinmenin imkânı yok.Bugün bir lirayla geçinmenin imkânı yok. Fakat bugün akçe üç pul oluyor.Fakat bugün akçe üç pul oluyor. Üç pul, üç çeşit eşya alır.Üç pul, üç çeşit eşya alır. Etini alır, yağını alır, balını alır,Etini alır, yağını alır, balını alır, zembilini doldurur, dönersin evine.zembilini doldurur, dönersin evine. Öyle bir devir.Öyle bir devir. Arkasından dün bir misafirim daha geldi.

Arkasından dün bir misafirim daha geldi.
Ben bu bin akçeye akıl erdiremedim.Ben bu bin akçeye akıl erdiremedim. O dedi ki, bunu ben hesapladım dedi.O dedi ki, bunu ben hesapladım dedi. Günde dedi, altı yüz elli liraya yapıyor dedi.Günde dedi, altı yüz elli liraya yapıyor dedi. Günde 650 lirayı vermek mesele.Günde 650 lirayı vermek mesele. O gelen profesör efendiyeO gelen profesör efendiye dedim ki akçe hakkında malumatınız var mı?dedim ki akçe hakkında malumatınız var mı? Bir de akçe ne kadar paradır?Bir de akçe ne kadar paradır? Dedi ki40 akçe bir kuruş eder dedi.Dedi ki40 akçe bir kuruş eder dedi. Bizim kuruşlarımız vardı ya hepimizin bildiği.Bizim kuruşlarımız vardı ya hepimizin bildiği. Bu kuruş 40 akçe bir kuruş edermiş.Bu kuruş 40 akçe bir kuruş edermiş. Bir hesap yaptım ben.Bir hesap yaptım ben. 25 kuruş yapıyor.25 kuruş yapıyor. Bu daha makul geldi.Bu daha makul geldi. 25 kuruş yapıyor.25 kuruş yapıyor. Yirmi beş kuruşta 200 lira yapıyor.Yirmi beş kuruşta 200 lira yapıyor. 200 lira.200 lira. Çünkü 25 kuruş 100 kuruş olursaÇünkü 25 kuruş 100 kuruş olursa bugün altın 800 lira diyorlar,bugün altın 800 lira diyorlar, dün öyle diyorlardı ama bugün de öyle mi bilmem.dün öyle diyorlardı ama bugün de öyle mi bilmem. 800 lira.800 lira. 800 liranın yarısı 400, 400'ün yarısı800 liranın yarısı 400, 400'ün yarısı yevmiye 200 lira veriyor.yevmiye 200 lira veriyor. Bugünkü etin kilosu kim bilir ne kadar?Bugünkü etin kilosu kim bilir ne kadar? Ekmeğin kilosu kim bilir ne kadar?Ekmeğin kilosu kim bilir ne kadar? Yani bolluğun devri.Yani bolluğun devri. Her şey çok ucuz.Her şey çok ucuz. O zamanken 200 lira yevmiye veriyor.O zamanken 200 lira yevmiye veriyor. İki yüz lira.İki yüz lira. Bu benim gözüme tabi büyüdü.Bu benim gözüme tabi büyüdü. Büyürken, Abidin Paşa diye bir paşamız var ya,Büyürken, Abidin Paşa diye bir paşamız var ya, Mesnevî tefsiri vardır.Mesnevî tefsiri vardır. Birçok eserleri de vardır.Birçok eserleri de vardır. Kasîde-i Bürde'nin şerhi de vardır Abidin Paşa'nın.Kasîde-i Bürde'nin şerhi de vardır Abidin Paşa'nın. Orada okumuştum ki, Abidin Paşa Bursa'ya vali olduğu vakitteOrada okumuştum ki, Abidin Paşa Bursa'ya vali olduğu vakitte maaşı 100 liraya geçmiş.maaşı 100 liraya geçmiş. 100 lira maaşla Bursa valiliğine terfian gelmiş.100 lira maaşla Bursa valiliğine terfian gelmiş. Zaman geçmiş, Diyarbakır valiliğineZaman geçmiş, Diyarbakır valiliğine 200 lirayla, 20.000 kuruşla diyor ki200 lirayla, 20.000 kuruşla diyor ki 200 lirayla oraya tayin edilmiş.200 lirayla oraya tayin edilmiş. 200 lira, 20.000 kuruş.200 lira, 20.000 kuruş. 20.000 kuruş olunca akçe onun yanında az kaldı.20.000 kuruş olunca akçe onun yanında az kaldı. Yani, ilme olan rağbetten bir numune gösterirken size,Yani, ilme olan rağbetten bir numune gösterirken size, ulemânın bugünkü halini size bırakırım.ulemânın bugünkü halini size bırakırım. Onun kendiniz halledersiniz.Onun kendiniz halledersiniz. İkinci bir şey olarak da Profesör Efendi birçok malumatlar bize izhar ederken,

İkinci bir şey olarak da Profesör Efendi birçok malumatlar bize izhar ederken,
bir sorgu da ben yaptım ona.bir sorgu da ben yaptım ona. Dedim ki, efendi, Sa'd b. Ebû Vakkās hazretleri,Dedim ki, efendi, Sa'd b. Ebû Vakkās hazretleri, sekiz bin askeri varmış.sekiz bin askeri varmış. Acem ordusunun iki yüz bin askeriyle beraber filleri de meşhur.Acem ordusunun iki yüz bin askeriyle beraber filleri de meşhur. Bu koca orduyu nasıl yendi dedim.Bu koca orduyu nasıl yendi dedim. Bu koca orduyu sekiz bin kişilik askeriyle nasıl yenebildi?Bu koca orduyu sekiz bin kişilik askeriyle nasıl yenebildi? Buna ne dersiniz dedim.Buna ne dersiniz dedim. Ha dedi, maşallah.Ha dedi, maşallah. Tetebbuatı da var demek.Tetebbuatı da var demek. Dedi ki, o devirde insanlar ilmi bırakmışlar.Dedi ki, o devirde insanlar ilmi bırakmışlar. İlmi bırakmışlar.İlmi bırakmışlar. Cehalet istila etmiş ortalığı.Cehalet istila etmiş ortalığı. Şimdiki gibi dedi. Nasıl dedim?Şimdiki gibi dedi. Nasıl dedim? Ee, senin bu kitaplarını kim okuyacak dedi.

Ee, senin bu kitaplarını kim okuyacak dedi.
Senin bugünkü bu kitaplarını kim okuyacak, doldurmuşsun burasını dedi.Senin bugünkü bu kitaplarını kim okuyacak, doldurmuşsun burasını dedi. Kim okuyacak bunları sorar mısınız, dedi.Kim okuyacak bunları sorar mısınız, dedi. O zaman dedi, kitaplar böyle hale geldi,O zaman dedi, kitaplar böyle hale geldi, okuyucu kalmamış ortada dedi.okuyucu kalmamış ortada dedi. İlimsizlik almış görmüş demek ki.İlimsizlik almış görmüş demek ki. Cenâb-ı Hak onları terbiye içinde, Arap ordusunuCenâb-ı Hak onları terbiye içinde, Arap ordusunu bunlara musallat kıldı.bunlara musallat kıldı. Fakat fil, toptan korkmaz, tüfekten korkmaz.Fakat fil, toptan korkmaz, tüfekten korkmaz. O zaman top tüfek de yok zaten ortada.O zaman top tüfek de yok zaten ortada. Oklar tesir etmiyor derisine.Oklar tesir etmiyor derisine. Derileri şey gibi, çelik gibi.Derileri şey gibi, çelik gibi. Fakat Arap atıcıları mahir olduklarınaFakat Arap atıcıları mahir olduklarına fillerin gözlerini nişanlıyorlarfillerin gözlerini nişanlıyorlar ve bir taraftan da kolanlarını kesiyorlar.ve bir taraftan da kolanlarını kesiyorlar. Kolanlarının üzerindekiKolanlarının üzerindeki tank tabir edilecek şekildeki şeyler yuvarlanıyor.tank tabir edilecek şekildeki şeyler yuvarlanıyor. Yuvarlanınca bir de ürküyor.Yuvarlanınca bir de ürküyor. Zaten de gözü kör olmuş.Zaten de gözü kör olmuş. Başlıyor kaçmaya.Başlıyor kaçmaya. Kendi ordusunu kendisi yenerekten,Kendi ordusunu kendisi yenerekten, pabuçlarını terk ederekten kaçıyorlar.pabuçlarını terk ederekten kaçıyorlar. Ordunun yenilmesi, dinlerini bıraktıklarıOrdunun yenilmesi, dinlerini bıraktıkları ve ilme rağbetsizliklerinin neticesidir, dedi.ve ilme rağbetsizliklerinin neticesidir, dedi. Dinlerini bırakmaları ve ilme olan rağbetlerininDinlerini bırakmaları ve ilme olan rağbetlerinin terki neticesinde 200 bin orduterki neticesinde 200 bin ordu 8 bin asker önünde kaçacak yer bulamadı.8 bin asker önünde kaçacak yer bulamadı. Allah kusurlarımızı affetsin.Allah kusurlarımızı affetsin. Onun için aziz kardeş!

Onun için aziz kardeş!
Bunları sana duyurmak isterkenBunları sana duyurmak isterken en güzel senden ricam, seninen güzel senden ricam, senin ceddinden sana miras olarak gelen dinineceddinden sana miras olarak gelen dinine dört eliyle sarılıp, bu din Allah'ın dindir,dört eliyle sarılıp, bu din Allah'ın dindir, ceddinin dini de değil, Allah'ın dinidir.ceddinin dini de değil, Allah'ın dinidir. O Allah'ın dinine sarılıp orada durursan,O Allah'ın dinine sarılıp orada durursan, o şiddetle gelecek fırtına sana hiç gelir.o şiddetle gelecek fırtına sana hiç gelir. Çünkü arkanda Allah var, Resûlullah var.Çünkü arkanda Allah var, Resûlullah var. Allah ve Resûlullah'a dayanan kuvvetler hiçbir zaman yenilmez.Allah ve Resûlullah'a dayanan kuvvetler hiçbir zaman yenilmez. Onun için senden rica ederim,Onun için senden rica ederim, hiçbir şeye kulak asma,hiçbir şeye kulak asma, Allah'ın dinine iyi sarıl, kitabına iyi sarıl.Allah'ın dinine iyi sarıl, kitabına iyi sarıl. Öyle, hem ben nefsimin arzularını tatmin edeyim,Öyle, hem ben nefsimin arzularını tatmin edeyim, hem de Müslüman olayım, böyle şey olmaz.hem de Müslüman olayım, böyle şey olmaz. Hem nefsimin arzularını tatmin edeyim,Hem nefsimin arzularını tatmin edeyim, dansa gideyim, baloya gideyim.dansa gideyim, baloya gideyim. Sonra da ilk safta ön tarafa geçeyim müslümanlığı da kimseye vermeyeyim.Sonra da ilk safta ön tarafa geçeyim müslümanlığı da kimseye vermeyeyim. Bunu müslümanlık kabul etmez böyle şeyi.Bunu müslümanlık kabul etmez böyle şeyi. Allah cümlemizi affetsin.Allah cümlemizi affetsin. Şimdi, der misin ki sen zani gavur mu oldu?

Şimdi, der misin ki sen zani gavur mu oldu?
Zani, zina ederken gavur olur mu?Zani, zina ederken gavur olur mu? Akâid kitabımız var.Akâid kitabımız var. Hayır, zani zina etmekle gavur olmaz.Hayır, zani zina etmekle gavur olmaz. Müslümanlık nasıl Lâ ilâhe illallâh diyerekten içeriye indiyse,Müslümanlık nasıl Lâ ilâhe illallâh diyerekten içeriye indiyse, bunun zıttı olan küfrü kabul etmedikçe insan gavur olmaz.bunun zıttı olan küfrü kabul etmedikçe insan gavur olmaz. Gavurluk da kolay değil.Gavurluk da kolay değil. Binânaleyh gerek zina etsin,Binânaleyh gerek zina etsin, gerek hırsızlık etsin, gerek içki içsin.gerek hırsızlık etsin, gerek içki içsin. O zaman iman olduğu halde yapamaz mı?O zaman iman olduğu halde yapamaz mı? İmanı çok zayıftır da onu artık yaptı işte.İmanı çok zayıftır da onu artık yaptı işte. Ama gavur olmaz yine.Ama gavur olmaz yine. Burada mümin olarak yapmaz dediği,Burada mümin olarak yapmaz dediği, kâmil bir mümin bu işleri yapmaz.kâmil bir mümin bu işleri yapmaz. Olgun müslüman bu işleri yapmaz.Olgun müslüman bu işleri yapmaz. Onun içindir ki, devr-i saâdetten sonraOnun içindir ki, devr-i saâdetten sonra bir devir geldi.bir devir geldi. Tabi her şey böyle değil mi insanlarTabi her şey böyle değil mi insanlar bak gençlik hali oluyor mu üzerinde?bak gençlik hali oluyor mu üzerinde? Gençlik devri çok kâvi.Gençlik devri çok kâvi. Sonra ihtiyarlık devri geliyor.Sonra ihtiyarlık devri geliyor. O kuvvet elden tabiatıyla gidiyor.O kuvvet elden tabiatıyla gidiyor. Zayıflıyor vücutlar.Zayıflıyor vücutlar. Binânaleyh her şey böyle.Binânaleyh her şey böyle. İslamiyet de bir müddet sonraİslamiyet de bir müddet sonra başladı zafiyet göstermeye.başladı zafiyet göstermeye. O zaman bunu gören büyükler,O zaman bunu gören büyükler, tarikatlara ihdas ettiler.tarikatlara ihdas ettiler. Dediler ki yahu bu olmaz böyle.Dediler ki yahu bu olmaz böyle. Müslümanın ayakta sağlam durabilmesi içinMüslümanın ayakta sağlam durabilmesi için tarikatlara ihtiyaç var.tarikatlara ihtiyaç var. Ama o tarikatlar zaten Resûlullah'ın zamanında var idi.Ama o tarikatlar zaten Resûlullah'ın zamanında var idi. Resûlullah onların başlarıdır.Resûlullah onların başlarıdır. Ashâb-ı kirâm da onların başlarındadır, içlerindedir.Ashâb-ı kirâm da onların başlarındadır, içlerindedir. O zamanın tarikatın kendisi mevcut idi bilfiil, bilfiil.O zamanın tarikatın kendisi mevcut idi bilfiil, bilfiil. Sonra inkırat tabi zaman itibariyle bozuluyor.Sonra inkırat tabi zaman itibariyle bozuluyor. Fakat işte ikinci bir iktizasıyla adıFakat işte ikinci bir iktizasıyla adı tarikat olaraktan meydana çıktı.tarikat olaraktan meydana çıktı. Yoksa yani yine İslamlığı sıkı tutmak gayesiyleYoksa yani yine İslamlığı sıkı tutmak gayesiyle birleşilmiş bir cemiyetlerdir.birleşilmiş bir cemiyetlerdir. Bu cemiyetlere mensup olan müslümanlarınBu cemiyetlere mensup olan müslümanların hiçbirisinde görülmemiştir ki zina etsin.hiçbirisinde görülmemiştir ki zina etsin. Hiçbirisinde görülmemiştir ki içki içsin.Hiçbirisinde görülmemiştir ki içki içsin. Hiçbirisinde görülmemiştir ki hırsızlık yapsın.Hiçbirisinde görülmemiştir ki hırsızlık yapsın. Neden?Neden? Salâbet-i dînîyyeleri vardır.

Salâbet-i dînîyyeleri vardır.
Salâbet-i dînîyyeleri olduklarındanSalâbet-i dînîyyeleri olduklarından Allah'ın yasaklarına kolaycacık kapılmazlar.Allah'ın yasaklarına kolaycacık kapılmazlar. Gelen rüzgâr nereden gelirse gelsin,Gelen rüzgâr nereden gelirse gelsin, Allah'a sarılmıştır, peygamberine sarılmıştır.Allah'a sarılmıştır, peygamberine sarılmıştır. Bunlardan Allah korur onları.Bunlardan Allah korur onları. Ya'simukellah, Allah peygamberini nasıl koruduysa,Ya'simukellah, Allah peygamberini nasıl koruduysa, ona sıkı sarılanları da aynı şekilde korur.ona sıkı sarılanları da aynı şekilde korur. Vallâhu ya’simuke ayet-i keriminde

Vallâhu ya’simuke ayet-i keriminde
Allah, peygamberi celle celaluhu sallallahu aleyhi ve sellem’i nasıl koruduysa ki,Allah, peygamberi celle celaluhu sallallahu aleyhi ve sellem’i nasıl koruduysa ki, o zamana kadar Resûlullah'ın kapısında bekçi askerler dururdu,o zamana kadar Resûlullah'ın kapısında bekçi askerler dururdu, muhafızlar durdu.muhafızlar durdu. Bu âyet indikten sonra onların hepsine gidin evlerinize dedi.Bu âyet indikten sonra onların hepsine gidin evlerinize dedi. Bırakın beni yalnız.Bırakın beni yalnız. Çünkü koruyucum Allah.Çünkü koruyucum Allah. Emir geldi.Emir geldi. Va’llâhu ya’simuke mine’n-nâs.Va’llâhu ya’simuke mine’n-nâs. Binânaleyh her mümin ki Rasûlullah'a sıkı sarılmıştır, Allah'a sıkı sarılmıştır,

Binânaleyh her mümin ki Rasûlullah'a sıkı sarılmıştır, Allah'a sıkı sarılmıştır,
onu da aynı şekilde Allah korur.onu da aynı şekilde Allah korur. E Allah'ın ko ruduğu bir adam da böyle edepsiz yerlere gidip deE Allah'ın ko ruduğu bir adam da böyle edepsiz yerlere gidip de bu fenalıkları irtikâp edemez.bu fenalıkları irtikâp edemez. E bugün görüyoruz Müslümanların halini.E bugün görüyoruz Müslümanların halini. Her çeşit boyaya giriyorlar işte.Her çeşit boyaya giriyorlar işte. Dansa gider, baloya gider, efendimDansa gider, baloya gider, efendim denizlere gider, kumarhanelerden çıkmaz,denizlere gider, kumarhanelerden çıkmaz, meyhanelerden çıkmaz filan.meyhanelerden çıkmaz filan. Gelir musalla taşına daGelir musalla taşına da Ahmet'in ruhu için hadi Allah-u Ekber namazını da kılarız.Ahmet'in ruhu için hadi Allah-u Ekber namazını da kılarız. Allah kusurlarınızı affeylesin.

Allah kusurlarınızı affeylesin.
Onun için senden ricamızdır kardeşler, tekrar tekrarOnun için senden ricamızdır kardeşler, tekrar tekrar müslümanlığa iyi sarılın.müslümanlığa iyi sarılın. Müslümanlığı kimseye bırakma.Müslümanlığı kimseye bırakma. Babandan, dedenden sana miras olarak geldi.Babandan, dedenden sana miras olarak geldi. Biz mirasın kıymetini pek bilmeyiz.Biz mirasın kıymetini pek bilmeyiz. Mirasçılar malları alırlar,Mirasçılar malları alırlar, çabucak har vurup harman savururlar.çabucak har vurup harman savururlar. Ama bu öyle değil.Ama bu öyle değil. Bu dedelerimizden nasıl bize miras geldi amaBu dedelerimizden nasıl bize miras geldi ama bu mirası aynı şekilde biz de evlatlarımızabu mirası aynı şekilde biz de evlatlarımıza intikal ettirmek mecburiyetindeyiz daha iyisiyle, daha üstünlüğüyle.intikal ettirmek mecburiyetindeyiz daha iyisiyle, daha üstünlüğüyle. Bursa'mızda kaplıca mevkii var, bilirsiniz.

Bursa'mızda kaplıca mevkii var, bilirsiniz.
Bu kaplıca mevkiinde bir müezzin efendi beni kaplıcasına davet etti.Bu kaplıca mevkiinde bir müezzin efendi beni kaplıcasına davet etti. Buyur hocaefendi dedi,Buyur hocaefendi dedi, bizim kaplıcada da bir yıkan dedi.bizim kaplıcada da bir yıkan dedi. Girdik, yıkandık.Girdik, yıkandık. Bu koca kaplıca senin eline nasıl geçti dedim.Bu koca kaplıca senin eline nasıl geçti dedim. Bu kaplıcayı ele geçirmek, milyoner olmak lazım insanın.Bu kaplıcayı ele geçirmek, milyoner olmak lazım insanın. Kolay bir şey değil ki.Kolay bir şey değil ki. Dedi ki, efendi bu kaplıcalar filan paşanın dedi,Dedi ki, efendi bu kaplıcalar filan paşanın dedi, şu mıntıka dedi.şu mıntıka dedi. Filan paşanın dedi.Filan paşanın dedi. Paşa Hazretleri de sabahleyin körüğüne biner,Paşa Hazretleri de sabahleyin körüğüne biner, körük devri, at arabası,körük devri, at arabası, Cami-i Kebir'e namaz kılmaya gider.Cami-i Kebir'e namaz kılmaya gider. Ama çocukları mahal edep, kumarbaz çıktılar,Ama çocukları mahal edep, kumarbaz çıktılar, bu güzel canım malları bedavaya sattılar,bu güzel canım malları bedavaya sattılar, bize de bu hisse düştü dedi.bize de bu hisse düştü dedi. Müslüman olmak kolaydı, çocukları Müslüman olarak yetiştirmek başka marifet.Müslüman olmak kolaydı, çocukları Müslüman olarak yetiştirmek başka marifet. Müslüman olmak yaşamak başka,Müslüman olmak yaşamak başka, evladını da Müslüman olarak yetiştirmek ayrı bir nimet.evladını da Müslüman olarak yetiştirmek ayrı bir nimet. Onun için, Hayruküm men tealleme’l- Kur'ane ve allemehu.

Onun için, Hayruküm men tealleme’l- Kur'ane ve allemehu.
En hayırlıdır Kur'an'ı öğrenen, okuyan başka.En hayırlıdır Kur'an'ı öğrenen, okuyan başka. Okumak lafızdır.Okumak lafızdır. Lafzını okumanın fazileti ayrı.Lafzını okumanın fazileti ayrı. Fakat öğrenmek ve öğretmek meselesi var.Fakat öğrenmek ve öğretmek meselesi var. Manasına aşina olmak, ondan sonra onu başkalarına aktarmak meselesi var.Manasına aşina olmak, ondan sonra onu başkalarına aktarmak meselesi var. Yine sana ben bu efendinin sözünü naklen söyleyeceğim.

Yine sana ben bu efendinin sözünü naklen söyleyeceğim.
Dedi ki, bizde vaktiyle medreseler devri vardı,Dedi ki, bizde vaktiyle medreseler devri vardı, her şey çok güzel yolundaydı.her şey çok güzel yolundaydı. Sonra onlara biz itibar etmedik,Sonra onlara biz itibar etmedik, Avrupavari tahsillere döndük,Avrupavari tahsillere döndük, dedik ki işte mühendis efendi var yanımızda, bu da kendisi de mühendis,dedik ki işte mühendis efendi var yanımızda, bu da kendisi de mühendis, mühendis olmasıyla beraber dedik ki bu mühendisler iştemühendis olmasıyla beraber dedik ki bu mühendisler işte gittiler Avrupa'ya.gittiler Avrupa'ya. O motor işletmek,O motor işletmek, buharı çeliğin içerisinde sıkıştırarakbuharı çeliğin içerisinde sıkıştırarak harekete getirmek meselesini.harekete getirmek meselesini. Gittiler ama boş geldiler dedi.Gittiler ama boş geldiler dedi. Hiç birisinin bir şey yapabildiği yok dedi.Hiç birisinin bir şey yapabildiği yok dedi. Doktorlara çattı.Doktorlara çattı. Doktorlar da doktor oldu ama dedi,Doktorlar da doktor oldu ama dedi, bütün ecza şeyleri sırf Avrupalıların.bütün ecza şeyleri sırf Avrupalıların. Bizim o eczacılıktan nasibimiz yok.Bizim o eczacılıktan nasibimiz yok. Eskiden dedelerimiz ottan kökten bir şeyler yaparlardı.Eskiden dedelerimiz ottan kökten bir şeyler yaparlardı. O da kalktı ortadan.O da kalktı ortadan. Onlara da şöyle biraz çataraktan.Onlara da şöyle biraz çataraktan. Uzun dersler verdi.Uzun dersler verdi. Okumak tabiat ile hangi ilim olursa olsunOkumak tabiat ile hangi ilim olursa olsun Çin'e kadar gideceksin, okuyacaksın.Çin'e kadar gideceksin, okuyacaksın. Ölene kadar çalışacaksın, okuyacaksın.Ölene kadar çalışacaksın, okuyacaksın. Okumak için bu kadar fırsat verilmiş dinimiz de.Okumak için bu kadar fırsat verilmiş dinimiz de. Fakat dinini bırakmamak şart ileFakat dinini bırakmamak şart ile dinine sahip olmak şart iledinine sahip olmak şart ile dinine hâkim olmak şart ile.dinine hâkim olmak şart ile. Hâlbuki bizim Avrupa'ya giden gençlerimizin çoğuHâlbuki bizim Avrupa'ya giden gençlerimizin çoğu dinlerini unutuyorlar,dinlerini unutuyorlar, hatta orada utanıyorlar bir de.hatta orada utanıyorlar bir de. Utanıyorlar da onların kiliseye gidişlerini görüp deUtanıyorlar da onların kiliseye gidişlerini görüp de bizim de bir şey bilmediğimizden dolayı bir de kendilerine utanç geliyor.bizim de bir şey bilmediğimizden dolayı bir de kendilerine utanç geliyor. Başlıyorlar buradan eserler, kitaplar istemeye.Başlıyorlar buradan eserler, kitaplar istemeye. Öylelikle de olmaz tabii.Öylelikle de olmaz tabii. Sonra bir acı tarafı daha var.Sonra bir acı tarafı daha var. O gavurlar da gördükleri âdat-ı ananeyi hoşlarına gidiyor.O gavurlar da gördükleri âdat-ı ananeyi hoşlarına gidiyor. Getiriyorlar bizim memleketimize, bize de aşılayaraktan.Getiriyorlar bizim memleketimize, bize de aşılayaraktan. Onların âdat-ı ananeleri da bizim malımız gibi artıkOnların âdat-ı ananeleri da bizim malımız gibi artık onlara sarılıyoruz bizde.onlara sarılıyoruz bizde. Ki bu bizim ecdadımızın bize bıraktığı miraslarKi bu bizim ecdadımızın bize bıraktığı miraslar tabiatıyla unutuluyor, yenilikleri yerine gelirkentabiatıyla unutuluyor, yenilikleri yerine gelirken bizde de asalet-i diniye bakıyorsun, zaafa uğruyor.bizde de asalet-i diniye bakıyorsun, zaafa uğruyor. Ondan sonra birçok inkırazlar baş göstermiş.Ondan sonra birçok inkırazlar baş göstermiş. İnkırazların baş gösterdiği devirler.İnkırazların baş gösterdiği devirler. Bu ecdadımızın Fatih'i ele aldık.Bu ecdadımızın Fatih'i ele aldık. Dedi ki Fatih, İstanbul'u fethederken,Dedi ki Fatih, İstanbul'u fethederken, o topu yaparken, bu yakıcı aletlerio topu yaparken, bu yakıcı aletleri icat ederken, gemisini karadan yürütürken,icat ederken, gemisini karadan yürütürken, gemisini karadan yürütürken,gemisini karadan yürütürken, onun evladı bugün Avrupa’ya el açıyorsaonun evladı bugün Avrupa’ya el açıyorsa şunu bunu istesin, olur mu dedi, yakışır mı dedi.şunu bunu istesin, olur mu dedi, yakışır mı dedi. Allah kusurlarımızı affetsin.Allah kusurlarımızı affetsin. Lâ yüsbiğu’l-abdü’l-vüdûe illâ ğaferallâhu lehû

Lâ yüsbiğu’l-abdü’l-vüdûe illâ ğaferallâhu lehû
mâ tekaddeme min zenbihî ve mâ teahhara.mâ tekaddeme min zenbihî ve mâ teahhara. Cenâb-ı Hakk'ın bize ne kadar büyük lütufları vardır.Cenâb-ı Hakk'ın bize ne kadar büyük lütufları vardır. Biliyor Cenâb-ı Hak bizim halimizi.Biliyor Cenâb-ı Hak bizim halimizi. Aciziz ve beşeriyet itibarıyla çok hatalar kusurlar,Aciziz ve beşeriyet itibarıyla çok hatalar kusurlar, her an etmekteyiz.her an etmekteyiz. Binânaleyh, onun için bize İslâm'ın güzel nimetleri,Binânaleyh, onun için bize İslâm'ın güzel nimetleri, evvela imandan sonra bir abdest alırız, namaza girmek için.evvela imandan sonra bir abdest alırız, namaza girmek için. İşte bu abdesti aldığımız vakitte bileİşte bu abdesti aldığımız vakitte bile Cenâb-ı Hak bütün günahları üzerimizden atıyor.Cenâb-ı Hak bütün günahları üzerimizden atıyor. Bütün günahları üzerimizden atıyor.Bütün günahları üzerimizden atıyor. Günah-ı kebair olmamak şartıyla.Günah-ı kebair olmamak şartıyla. İllâ ğaferallâhu lehû mâ tekaddeme min zenbihî ve mâ teahhara.

İllâ ğaferallâhu lehû mâ tekaddeme min zenbihî ve mâ teahhara.
Hem gelmişini hem geçmişini affediyor.Hem gelmişini hem geçmişini affediyor. İşte hacca gidiyoruz. Niçin?İşte hacca gidiyoruz. Niçin? Orada geçmiş bütün günahlarımız siliniyor diyerekten.Orada geçmiş bütün günahlarımız siliniyor diyerekten. Efendi abdestini al, yine siliniyor günahların.Efendi abdestini al, yine siliniyor günahların. Sen yalnız beş vakit namazına devam et.Sen yalnız beş vakit namazına devam et. Hem vücudun sıhhatli olur, kuvvetli olur,Hem vücudun sıhhatli olur, kuvvetli olur, rahat edersin, asabın yerine gelir,rahat edersin, asabın yerine gelir, sinir olmazsın hem de Allah'ın emrini yerine getirmek suretiyle desinir olmazsın hem de Allah'ın emrini yerine getirmek suretiyle de günahlarının da silinirsin.günahlarının da silinirsin. Şimdi ileride bir hadîs-i şerîf gelecek.Şimdi ileride bir hadîs-i şerîf gelecek. Bütün hastalıklarınızınBütün hastalıklarınızın yegâne sebebi günahlarınızdır diyor.yegâne sebebi günahlarınızdır diyor. Hastalıklar çeşit çeşit geliyor,Hastalıklar çeşit çeşit geliyor, doktor aciz bugün, onları bulup çıkarmaktan.doktor aciz bugün, onları bulup çıkarmaktan. E ne yapsın? Sebebi?E ne yapsın? Sebebi? Allah, eğer affetmezse hiç

Allah, eğer affetmezse hiç
dondurulacak halimiz kalmayacak yani.dondurulacak halimiz kalmayacak yani. Onun için hem bize yakışan tövbe istiğfarları çok yapıp,Onun için hem bize yakışan tövbe istiğfarları çok yapıp, salât ü selâmları çok yapıp,salât ü selâmları çok yapıp, günahlardan mümkün mertebe kaçınmak,günahlardan mümkün mertebe kaçınmak, sağlam yaşamak istiyorsak, rahat yaşamak istiyorsak.sağlam yaşamak istiyorsak, rahat yaşamak istiyorsak. Kâle ricâlü isnadihi sikatün an Osman.Kâle ricâlü isnadihi sikatün an Osman. Bunun ricali, bu hadisi nakleden büyükler,Bunun ricali, bu hadisi nakleden büyükler, hep müstakim kimselerdir diyor, mutemed kimselerdir.hep müstakim kimselerdir diyor, mutemed kimselerdir. Şimdi derdimizin bir büyüğü daha geldi bak.Şimdi derdimizin bir büyüğü daha geldi bak. Lâ yestekîmü îmânü abdin

Lâ yestekîmü îmânü abdin
hattâ yestekîme kalbühû.hattâ yestekîme kalbühû. İnsanın gönlü temiz olmadıkça,İnsanın gönlü temiz olmadıkça, sağlam olmadıkça imanı dürüst olmaz.sağlam olmadıkça imanı dürüst olmaz. Lâ yestekîmü îmânü abdin.Lâ yestekîmü îmânü abdin. Hiçbir abdin imanı doğru olmaz, müstakim olmaz.Hiçbir abdin imanı doğru olmaz, müstakim olmaz. Hattâ yestekîme kalbühû.Hattâ yestekîme kalbühû. Kalbi doğru olmadıkça.Kalbi doğru olmadıkça. Kalbi Allah biliyor.Kalbi Allah biliyor. Senin vücudun doğrudur, boyun doğrudur, enin doğrudur amaSenin vücudun doğrudur, boyun doğrudur, enin doğrudur ama işin içi olan kalp, bozuk olursaişin içi olan kalp, bozuk olursa onun imanı iman olur mu ya?onun imanı iman olur mu ya? Ve lâ yestekîmü kalbühû.Ve lâ yestekîmü kalbühû. Kalbi de bunun doğru olamaz.Kalbi de bunun doğru olamaz. Doğru bir kalp sahibi olamaz.Doğru bir kalp sahibi olamaz. Hattâ yestekîme lisânühû.Hattâ yestekîme lisânühû. Doğru sözleri söylemedikçe,Doğru sözleri söylemedikçe, doğruyu söylemedikçe kalbin doğru olmasına imkân yok.doğruyu söylemedikçe kalbin doğru olmasına imkân yok. İnsan işine geldiği gibi burada yalan kıvırır.İnsan işine geldiği gibi burada yalan kıvırır. Burada yalan kıvırır, burada menfaati için konuşur,Burada yalan kıvırır, burada menfaati için konuşur, burada şunun için konuşur, bir sürü lafları, yalanları söyler deburada şunun için konuşur, bir sürü lafları, yalanları söyler de kalbin bu lafları, o şeytani bir laftır.kalbin bu lafları, o şeytani bir laftır. Ve lâ yestekîmü kalbühûVe lâ yestekîmü kalbühû hattâ yestekîme lisânühû.hattâ yestekîme lisânühû. Dili doğru olmadıkça,Dili doğru olmadıkça, yani dili doğru olmadıkça kalbi doğru olamaz.yani dili doğru olmadıkça kalbi doğru olamaz. Ah ah, Allah kusurlarımızı affetsin.Ah ah, Allah kusurlarımızı affetsin. Ve lâ yedhulü’l-cennete

Ve lâ yedhulü’l-cennete
hattâ ye’mene câruhû bevâikahû.hattâ ye’mene câruhû bevâikahû. Komşusu şerrinden emin olmayan adam cennete de giremez.Komşusu şerrinden emin olmayan adam cennete de giremez. Demin profesör efendi buraya da temas ederektenDemin profesör efendi buraya da temas ederekten eski müslümanların komşularına olan riayeti,eski müslümanların komşularına olan riayeti, hürmeti, saygıyı gösterirken birçok şeyler söyledi de.hürmeti, saygıyı gösterirken birçok şeyler söyledi de. Fakir de bazen, naklederim ki; Hz. büyüklerimizden birisiFakir de bazen, naklederim ki; Hz. büyüklerimizden birisi kurban kesmiş yahut bir et kesmiş, hayvan kesmiş dekurban kesmiş yahut bir et kesmiş, hayvan kesmiş de yanındaki komşusu Yahudiymiş,yanındaki komşusu Yahudiymiş, hanıma tekrar tekrar tembih ediyor ki,hanıma tekrar tekrar tembih ediyor ki, hanım, Yahudi komşunun hakkını unutma ha!hanım, Yahudi komşunun hakkını unutma ha! Yahudi komşunun hakkını unutma ha!Yahudi komşunun hakkını unutma ha! Derken müslüman kardeş bugünDerken müslüman kardeş bugün müslüman kardeşinden haberi bile yok.müslüman kardeşinden haberi bile yok. Herkes apartmanda çekilmiş, kendi keyfinde.Herkes apartmanda çekilmiş, kendi keyfinde. Sağındakinden de haberi yok, solundakinden de haberi yok.Sağındakinden de haberi yok, solundakinden de haberi yok. Aç, ölmüş, tok ölmüş.Aç, ölmüş, tok ölmüş. Orası ayrı bir mesele.Orası ayrı bir mesele. Onun için ve lâ yedhulü’l-cennete

Onun için ve lâ yedhulü’l-cennete
hattâ ye’mene câruhû bevâikahû.hattâ ye’mene câruhû bevâikahû. Daha ondan daha zulüm var mıdır ki,Daha ondan daha zulüm var mıdır ki, komşun birçok ihtiyaçlar içerisinde kıvranırken,komşun birçok ihtiyaçlar içerisinde kıvranırken, sen bu bacaklarını uzat da rahatına bak yat uyu.sen bu bacaklarını uzat da rahatına bak yat uyu. En büyük zulüm, işte komşunu gözetmiyorsun.En büyük zulüm, işte komşunu gözetmiyorsun. Bak, zaruret içerisinde kıvranıyor adam.Bak, zaruret içerisinde kıvranıyor adam. Hastalık içerisinde, yoksulluk içerisinde,Hastalık içerisinde, yoksulluk içerisinde, onun elinden tutmak yegâne borcumuzken,onun elinden tutmak yegâne borcumuzken, bu borcu yapmadığımızdan dolayı zalimler arasına girmek işte o kadar.bu borcu yapmadığımızdan dolayı zalimler arasına girmek işte o kadar. Zalim olmak için onu bunu dövmek,Zalim olmak için onu bunu dövmek, onu bunu vurup kırmak lazım, gelmez ki.onu bunu vurup kırmak lazım, gelmez ki. İşte o da bir zulümdür.İşte o da bir zulümdür. Onun için, ve lâ yedhulu cenneh.Onun için, ve lâ yedhulu cenneh. Cenâb-ı Peygamber ne güzel söylüyor.Cenâb-ı Peygamber ne güzel söylüyor. Cennete girmek istiyorsanız, komşularınızın hakkına riayet edin.Cennete girmek istiyorsanız, komşularınızın hakkına riayet edin. Komşunun hakkına riayet ederken,Komşunun hakkına riayet ederken, her müslümanın hakkına riayet, yine boynumuzun borcudur.her müslümanın hakkına riayet, yine boynumuzun borcudur. Bak altında yine diyor ki:Bak altında yine diyor ki: Lâ yüste’melü racülün alâ aşeratin fe mâ fevkahüm,

Lâ yüste’melü racülün alâ aşeratin fe mâ fevkahüm,
illâ câe yevme’l-kiyâmeti meğlûleten yedâhü ilâ ‘unükihî.illâ câe yevme’l-kiyâmeti meğlûleten yedâhü ilâ ‘unükihî. Bizde bir teşkilat var ya asker teşkilatı mesela,Bizde bir teşkilat var ya asker teşkilatı mesela, on kişiye bir onbaşı korlar.on kişiye bir onbaşı korlar. Burada on kişi de var.Burada on kişi de var. Her ne şekilde olursa olsun.Her ne şekilde olursa olsun. İşçiler var mesela, bir işçi kafilesi gidiyor,İşçiler var mesela, bir işçi kafilesi gidiyor, onun başına bir çavuş koyarlar.onun başına bir çavuş koyarlar. Bu oraya kilitlenerek gelecek, zincirlerle, kıyamet gününde.Bu oraya kilitlenerek gelecek, zincirlerle, kıyamet gününde. Fe in kâne muhsinen.

Fe in kâne muhsinen.
Eğer o on kişinin hakkında hayırlar yaptığı, güzel muameler yaptıysa, fükke.Eğer o on kişinin hakkında hayırlar yaptığı, güzel muameler yaptıysa, fükke. Açılır elleri.Açılır elleri. Eğer yapmadıysa, kilit kilit üzerine,Eğer yapmadıysa, kilit kilit üzerine, böylece yuvarlanacağı yere kadar gider.böylece yuvarlanacağı yere kadar gider. Onun için baş olmak, geçen bir derste geçti,Onun için baş olmak, geçen bir derste geçti, memur olmak kolaydır.memur olmak kolaydır. İşte okuyoruz bu mekteplerde,İşte okuyoruz bu mekteplerde, çıktıktan sonra her birimiz birer mevkiye geçmek içinçıktıktan sonra her birimiz birer mevkiye geçmek için can atıyoruz, geçiyoruz oraya.can atıyoruz, geçiyoruz oraya. Kolay bir şey, hazır bir şey.Kolay bir şey, hazır bir şey. Maaşın olur, otursun.Maaşın olur, otursun. Fakat oradaki yapacağın, muameledeki haksızlığından dolayıFakat oradaki yapacağın, muameledeki haksızlığından dolayı bizim imanımız vardır ki,bizim imanımız vardır ki, bu günün arkasında bir âhiret var.bu günün arkasında bir âhiret var. O âhiret gününde, o haksızlık yapan memurlarO âhiret gününde, o haksızlık yapan memurlar diyecekler ki,diyecekler ki, Ya Rab! Keşke benim saçımdan süreyya denilenYa Rab! Keşke benim saçımdan süreyya denilen çok yüksek bir yıldız var,çok yüksek bir yıldız var, o yıldızdan asılaydım da ben,o yıldızdan asılaydım da ben, rüzgâr beni böyle iki tarafa çalkalayıp darüzgâr beni böyle iki tarafa çalkalayıp da şu memuriyeti de almayaydım diyecek.şu memuriyeti de almayaydım diyecek. Kolay değil ki.Kolay değil ki. Bak tükker, gilalen diyor.Bak tükker, gilalen diyor. Elin, ayağın birbirine zincirlenecek.Elin, ayağın birbirine zincirlenecek. Niçin? Haksızlık yaptıklarının cezasını görecekler.Niçin? Haksızlık yaptıklarının cezasını görecekler. Bu Abidin Paşa'yı bugün okurken

Bu Abidin Paşa'yı bugün okurken
o güzel izahat yapmış.o güzel izahat yapmış. Çok okumanızı rica edeceğim, o Abidin Paşa'nın bu eseri deÇok okumanızı rica edeceğim, o Abidin Paşa'nın bu eseri de eski yazıda, bilmem yeni yazıda bu yazıları yazmışlar mıdır?eski yazıda, bilmem yeni yazıda bu yazıları yazmışlar mıdır? Çok güzel, imanı çok güzel telkin ediyor.Çok güzel, imanı çok güzel telkin ediyor. İmanı telkin ederken bir beytini almış.İmanı telkin ederken bir beytini almış. Mevlânâ'nın kamışa üfürmesini.Mevlânâ'nın kamışa üfürmesini. Kamışı üfürmesiyle sesin çıkışındaki manalarıKamışı üfürmesiyle sesin çıkışındaki manaları belki yirmi sayfadan fazla izahat yapıyor.belki yirmi sayfadan fazla izahat yapıyor. Ve bundan dolayı insanın ruhuna hitapları açıklıyor.Ve bundan dolayı insanın ruhuna hitapları açıklıyor. O ruhuna olan hitapların içerisindeO ruhuna olan hitapların içerisinde insanın kemâlatı oluşmasınainsanın kemâlatı oluşmasına nelerin sebep olduklarını da güzel güzel beyan ediyor.nelerin sebep olduklarını da güzel güzel beyan ediyor. Fakat diyor ki bugün, bugünün dinsizlerine de hitap ederkenFakat diyor ki bugün, bugünün dinsizlerine de hitap ederken bunları idrak edemeyen dinsizlere karşı,bunları idrak edemeyen dinsizlere karşı, bu âlem tabiattır dediklerini ele almış.bu âlem tabiattır dediklerini ele almış. Nasıl tabiat olur diyerekten.Nasıl tabiat olur diyerekten. O Yunan filozoflarının Eflatun'laO Yunan filozoflarının Eflatun'la etrafındaki insanların dinsizlerle konuşmasını naklediyor.etrafındaki insanların dinsizlerle konuşmasını naklediyor. Bu Eflatun devrinde bileBu Eflatun devrinde bile o adam Allah'ı bulmuş bilmiş,o adam Allah'ı bulmuş bilmiş, o Allah bilmeyenlere Allah'ın bilgisini anlatmak için birçok şeylero Allah bilmeyenlere Allah'ın bilgisini anlatmak için birçok şeyler söyledikten sonra şunu da söylüyor,söyledikten sonra şunu da söylüyor, sen kendinde ara Allah'ı diyor.sen kendinde ara Allah'ı diyor. Şu gözündeki bebeğe bak,Şu gözündeki bebeğe bak, iğnenin ucu kadar incecik bir şeye.iğnenin ucu kadar incecik bir şeye. Koca kâinat bir anda nasıl duyuyor, diyor.Koca kâinat bir anda nasıl duyuyor, diyor. Hiç düşünmez misin bunu sana veren Allah'ı sen daha nerede arıyorsun?Hiç düşünmez misin bunu sana veren Allah'ı sen daha nerede arıyorsun? Bu kudreti kim verebilir sana?Bu kudreti kim verebilir sana? Kim verebilir?Kim verebilir? Bu kadar ruhsuz bir insan.Bu kadar ruhsuz bir insan. Senin biliyorsun ki bir ruhun var.Senin biliyorsun ki bir ruhun var. O ruhun çıktıktan sonra o gözün niçin görmüyor artık seni?O ruhun çıktıktan sonra o gözün niçin görmüyor artık seni? Niçin görmüyor artık?Niçin görmüyor artık? Demek ki iş o ruhdaydı.Demek ki iş o ruhdaydı. İşte o ruh da bak ne kadar ince birİşte o ruh da bak ne kadar ince bir noktayla bütün kâinatın içerisinenoktayla bütün kâinatın içerisine alıveriyor ve ondaki incelikleri de senin beynin vasıtasıylaalıveriyor ve ondaki incelikleri de senin beynin vasıtasıyla sana haberdar ediyor, seni haberdar ediyor.sana haberdar ediyor, seni haberdar ediyor. Hayvan gibi değiliz ki elhamdulillah.Hayvan gibi değiliz ki elhamdulillah. İnsan eşrefü'l mahlûkat.İnsan eşrefü'l mahlûkat. Eşrefü'l mahlûkat olan bir insanEşrefü'l mahlûkat olan bir insan sana böyle hayvandan daha aşağı bir mertebeye düşmesisana böyle hayvandan daha aşağı bir mertebeye düşmesi çok korkunç bir şeydir.çok korkunç bir şeydir. Onun için Cenâb-ı Hak Kur'an-ı Azimüşşan'daOnun için Cenâb-ı Hak Kur'an-ı Azimüşşan'da küffarı bize tanıtırkenküffarı bize tanıtırken hayrü’l-beriyye, şerrü’l-beriyye.hayrü’l-beriyye, şerrü’l-beriyye. Hayrü’l-beriyye müminler, şerrü’l-beriyyeHayrü’l-beriyye müminler, şerrü’l-beriyye Allah'ı tanımayan dinsizlerdir.Allah'ı tanımayan dinsizlerdir. O Allah'ı tanımayan dinsizlere rehber edilenler deO Allah'ı tanımayan dinsizlere rehber edilenler de elbette onların arkasından gidecekleri yol, onlar da gidecekler.elbette onların arkasından gidecekleri yol, onlar da gidecekler. Şerrü’l-beriyye mahlûkatın en şerlisi.Şerrü’l-beriyye mahlûkatın en şerlisi. Hayrü’l-beriyye en hayırlısı.Hayrü’l-beriyye en hayırlısı. Şerrü’l- beriyye en kötüsü.Şerrü’l- beriyye en kötüsü. Kim? Küffar, lem yekün suresinin altı.Kim? Küffar, lem yekün suresinin altı. Lâ yestelki’l-insânü alâ kafâhü

Lâ yestelki’l-insânü alâ kafâhü
ve yedau ihdâ ricleyhi ale’l-ührâ.ve yedau ihdâ ricleyhi ale’l-ührâ. Yine bir terbiye.Yine bir terbiye. Edeb olaraktan Cenâb-ı Peygamber buyuruyor.Edeb olaraktan Cenâb-ı Peygamber buyuruyor. Arka üstü yatarsınız.Arka üstü yatarsınız. Arka üstü yattığınız vakitlerdeArka üstü yattığınız vakitlerde ayaklarınızı dikip de birbirinizin üzerinize koymayın. Neden?ayaklarınızı dikip de birbirinizin üzerinize koymayın. Neden? Avret yerleriniz açığa çıkar.Avret yerleriniz açığa çıkar. Binânaleyh yattığınız vakitte arka üzerine, ayaklarınızı böyle koymayın.Binânaleyh yattığınız vakitte arka üzerine, ayaklarınızı böyle koymayın. Sırt üstü de yatmayın,Sırt üstü de yatmayın, arka üstte yattığınız vakitte de ayaklarınızı birbirinin üzerine koyup da dikmeyin.arka üstte yattığınız vakitte de ayaklarınızı birbirinin üzerine koyup da dikmeyin. Bunu iki hadîste izah etmiş.Bunu iki hadîste izah etmiş. Bir üçüncü hadîs de de, camilerde ezan okunduktan sonra çıkmamak.

Bir üçüncü hadîs de de, camilerde ezan okunduktan sonra çıkmamak.
Ezan camide okunduktan sonra çıkmamak.Ezan camide okunduktan sonra çıkmamak. Eğer bir haceti varsa çıkar girer.Eğer bir haceti varsa çıkar girer. Çıkar da girmezse münafıktır o diyor.Çıkar da girmezse münafıktır o diyor. Şimdi, Lâ yüsmeu’l-kur’ânü min racülin

Şimdi, Lâ yüsmeu’l-kur’ânü min racülin
eşhâ minhü mimmen yahşellâhe azze ve celle.eşhâ minhü mimmen yahşellâhe azze ve celle. Allah hepimizi affetsin.Allah hepimizi affetsin. Gerek dinlemek, gerek okumak.Gerek dinlemek, gerek okumak. Okuduğum bir eser, kimin eseridir?Okuduğum bir eser, kimin eseridir? O okuduğun eser, eğerO okuduğun eser, eğer bir mümini muhayyidin eseri ise,bir mümini muhayyidin eseri ise, başında Bismillahirrahmanirrahim,başında Bismillahirrahmanirrahim, arkasında Elhamdülillahi Rabbil Alemin,arkasında Elhamdülillahi Rabbil Alemin, arkasında Ve’s-salatü ve’s-selâmü ala seyyidinâ Muhammedinarkasında Ve’s-salatü ve’s-selâmü ala seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî yazılı olması lazım.ve âlihî ve sahbihî yazılı olması lazım. Bu yazılı eseri okurken,Bu yazılı eseri okurken, ondan istifade edersin.ondan istifade edersin. Ruhun da açılır, zihnin de açılır,Ruhun da açılır, zihnin de açılır, kendin de açılırsın.kendin de açılırsın. Birçok kuvvet elde edersin.Birçok kuvvet elde edersin. Fakat okuduğun eser, Allah'ın ismini anmamış,Fakat okuduğun eser, Allah'ın ismini anmamış, ona hamd ü senâ etmemiş,ona hamd ü senâ etmemiş, peygamberine de salât ü selâm getirmeden,peygamberine de salât ü selâm getirmeden, lalettayin söze başlamış da başlamış,lalettayin söze başlamış da başlamış, ilk sözümdür diyerekten yazmaya,ilk sözümdür diyerekten yazmaya, o eserden sen fayda göremezsin.o eserden sen fayda göremezsin. İşte bu Kur'an'ı okuyan insan,İşte bu Kur'an'ı okuyan insan, eğer müttakî bir insansa,eğer müttakî bir insansa, eşhâ minhü mimmen yahşellâhe azze ve celle.eşhâ minhü mimmen yahşellâhe azze ve celle. Allahu Celle ve Alâ'dan korkan bir adamAllahu Celle ve Alâ'dan korkan bir adam eğer Kur'an'ı okuyorsaneğer Kur'an'ı okuyorsan ondan daha leziz bir şey deneyemezsin, duyamazsın.ondan daha leziz bir şey deneyemezsin, duyamazsın. O Kur'an'ı okuyanınO Kur'an'ı okuyanın Allah'tan korkusu nispetinde insanlaraAllah'tan korkusu nispetinde insanlara faydalar, lezzetler, nimetler hâsıl olur.faydalar, lezzetler, nimetler hâsıl olur. Eser de böyle.Eser de böyle. Allah'tan korkan adamın yazdığı eserleAllah'tan korkan adamın yazdığı eserle Allah'tan korkmayıp günahları irtikâb edenAllah'tan korkmayıp günahları irtikâb eden adamın yazdığı eser de aynı şekildedir.adamın yazdığı eser de aynı şekildedir. Bir vakit Bursa'mıza bir efendi geldi.

Bir vakit Bursa'mıza bir efendi geldi.
Allah rahmet etsin hepsine.Allah rahmet etsin hepsine. Hanemde bir efendi.Hanemde bir efendi. İşte dediler ki filan camide okuyacak.İşte dediler ki filan camide okuyacak. Bütün Bursa halkı koştu oraya.Bütün Bursa halkı koştu oraya. Rahmetlik bir eniştem var, Bursa'nın âlimlerinden.Rahmetlik bir eniştem var, Bursa'nın âlimlerinden. Zavallı bu millet dedi.Zavallı bu millet dedi. Canım Kur'an dinleyecekler ya bunlara zavallı,Canım Kur'an dinleyecekler ya bunlara zavallı, neden diyor bu enişte bize, acaba dedim.neden diyor bu enişte bize, acaba dedim. Meğer namazdan çıktıktan sonraMeğer namazdan çıktıktan sonra belediye sahnesinde başladı orada da şarkı söylemeye.belediye sahnesinde başladı orada da şarkı söylemeye. Belediye sahnesinde şarkı söylüyorBelediye sahnesinde şarkı söylüyor tabi orada da kim bilir ne kadar para alacak mesela.tabi orada da kim bilir ne kadar para alacak mesela. Bir şarkısı neyse.Bir şarkısı neyse. E şimdi bu adamın Kur'an'ın lezzetiyleE şimdi bu adamın Kur'an'ın lezzetiyle Allah'tan korkarakAllah'tan korkarak Allah'ın kelâmını okumaya başlayan insanın arasındaAllah'ın kelâmını okumaya başlayan insanın arasında dağlar azdır yani farkı olarak.dağlar azdır yani farkı olarak. Dağlar azdır.Dağlar azdır. Allah affetsin cümlemizi.Allah affetsin cümlemizi. Onun için her ilim böyle.Onun için her ilim böyle. Allah'tan korkan adamın sözü başkadır,

Allah'tan korkan adamın sözü başkadır,
kitabı başkadır, eseri başkadır.kitabı başkadır, eseri başkadır. Hatalı da olsa, edebiyatsız da olsa,Hatalı da olsa, edebiyatsız da olsa, fesahatsız, belagatı da olmasa,fesahatsız, belagatı da olmasa, yine bir lezzet vardır onun kitabında.yine bir lezzet vardır onun kitabında. Öteki adamın fesahatı, belagatı,Öteki adamın fesahatı, belagatı, çok güzel, her şeysi yerinde amaçok güzel, her şeysi yerinde ama ahlâkı doğru olmadığı için hiçbir lezzet alınamaz onun eserinden.ahlâkı doğru olmadığı için hiçbir lezzet alınamaz onun eserinden. İnsan okur da uykusu da kendi bırakıverir.İnsan okur da uykusu da kendi bırakıverir. Lâ yeşhedühümâ münâfikun.

Lâ yeşhedühümâ münâfikun.
Ya’ni’l-işâe ve’s-subha.Ya’ni’l-işâe ve’s-subha. Ravaihu Ahmed b. Hanbel, ve’l-Hâkim,Ravaihu Ahmed b. Hanbel, ve’l-Hâkim, an Abdillâh ibn Enes, an Ümûmetian Abdillâh ibn Enes, an Ümûmeti lehû mine’s-sahâbe.lehû mine’s-sahâbe. Yatsı ve sabah namazlarına,Yatsı ve sabah namazlarına, yatsı ve sabah namazlarına güçleri yettiği haldeyatsı ve sabah namazlarına güçleri yettiği halde gelemeyenlerin münafık olduğunu beyan ediyor.gelemeyenlerin münafık olduğunu beyan ediyor. Çünkü yatsı ve sabah, herkes evinde.Çünkü yatsı ve sabah, herkes evinde. Evinde olduğu haldeEvinde olduğu halde ezan da başı ucunda okunmuştur.ezan da başı ucunda okunmuştur. Oradan gelemiyorsa ihmal ediyor onu çok.Oradan gelemiyorsa ihmal ediyor onu çok. Lâ yasbiru alâ le’vâi’l-medîneti

Lâ yasbiru alâ le’vâi’l-medîneti
ehadün min ümmetîehadün min ümmetî illâ küntü lehû şefîanillâ küntü lehû şefîan ev şehîden yevme’l-kiyâmeh.ev şehîden yevme’l-kiyâmeh. Medine-i Münevver’e tabi,Medine-i Münevver’e tabi, Resûlullah sallâllâhü aleyhi ve sellem’in beldesi,Resûlullah sallâllâhü aleyhi ve sellem’in beldesi, belde-i tahire.belde-i tahire. Orada tabi yazın çok sıcak olur.Orada tabi yazın çok sıcak olur. Bazen de mesela sıklık devirleri olur,Bazen de mesela sıklık devirleri olur, mahsulü olmaz, yiyeceği olmaz, şusu olmaz.mahsulü olmaz, yiyeceği olmaz, şusu olmaz. Bir sıkıntı, eskiden çok imişler tabi o sıkıntılar.Bir sıkıntı, eskiden çok imişler tabi o sıkıntılar. Şimdi elhamdülillah vasıtalar bol,Şimdi elhamdülillah vasıtalar bol, bir taraftan bir tarafa.bir taraftan bir tarafa. Aktarıveriyorlar her şeyi çabuk çabucaktan.Aktarıveriyorlar her şeyi çabuk çabucaktan. Fakat o günlerde çok sıkıntılar var idi.Fakat o günlerde çok sıkıntılar var idi. Kim bu sıkıntılara tahammül ederektenKim bu sıkıntılara tahammül ederekten Medine-i Münevvere'de bulunur da burada vefat ederse,Medine-i Münevvere'de bulunur da burada vefat ederse, küntü lehû şefîan ev şehîden.küntü lehû şefîan ev şehîden. Ben onun için şefaatçi ve şehadet edeceğimBen onun için şefaatçi ve şehadet edeceğim onun mümin olduğuna,onun mümin olduğuna, diyerekten beyan buyurmuş ki, Müslim'in, Tirmizî'nin,diyerekten beyan buyurmuş ki, Müslim'in, Tirmizî'nin, İbn Hibbân'ın, Ebû Hüreyre'denİbn Hibbân'ın, Ebû Hüreyre'den sekiz tane ashaptan daha rivayetten beyan buyurmuşlar.sekiz tane ashaptan daha rivayetten beyan buyurmuşlar. Yine buyruluyorlar ki:Yine buyruluyorlar ki: Lâ yüsallî ehadüküm fi’s-sevbi’l-vâhidi.

Lâ yüsallî ehadüküm fi’s-sevbi’l-vâhidi.
Sizin hiçbiriniz soyunmuş olduğunda da,Sizin hiçbiriniz soyunmuş olduğunda da, pijamanız, yahut fanilanızla namaz kılmasın.pijamanız, yahut fanilanızla namaz kılmasın. Arkasına cübbevari bir şey koysun, edebe,Arkasına cübbevari bir şey koysun, edebe, riayetle namaz kılsın.riayetle namaz kılsın. Şimdi mesela bizim her şeyi oluruna bıraktık.Şimdi mesela bizim her şeyi oluruna bıraktık. Her şey oluyor. E olur.Her şey oluyor. E olur. Ama bak, Resûl-i Ekrem: Lâ yüsallî ehadüküm fi’s-sevbi’l-vâhid.Ama bak, Resûl-i Ekrem: Lâ yüsallî ehadüküm fi’s-sevbi’l-vâhid. Soyunmuşun.Soyunmuşun. Bir gömlek, bir don var üzerinde.Bir gömlek, bir don var üzerinde. Hadi kılıvereyim namazı.Hadi kılıvereyim namazı. Olmaz.Olmaz. Kerahat-i tahrîmi ile Kerahat-i tenzihi ile değil, mekruh.Kerahat-i tahrîmi ile Kerahat-i tenzihi ile değil, mekruh. Kerahat-i tahrîmi ile mekruh.Kerahat-i tahrîmi ile mekruh. Saygısızlık.Saygısızlık. Seni şimdi kaymakam çağırsa,Seni şimdi kaymakam çağırsa, vali çağırsa, bir kumandan çağırsa,vali çağırsa, bir kumandan çağırsa, bu kıyafetle girebilir misin onun karşısına?bu kıyafetle girebilir misin onun karşısına? Durun müsaade edin, giyineyim dersiniz.Durun müsaade edin, giyineyim dersiniz. Yahu o beşer be!Yahu o beşer be! Sen Allahu Teâlâ'nın divanına duruyorsun,Sen Allahu Teâlâ'nın divanına duruyorsun, o kadar da saygısızlık olur mu?o kadar da saygısızlık olur mu? Yine bakın, Lâ yasûmü yevmen abdün fî sebîlillâh.

Yine bakın, Lâ yasûmü yevmen abdün fî sebîlillâh.
Farz oruç değil.Farz oruç değil. Ramazan orucu değil.Ramazan orucu değil. Ramazan orucunun dışında bir gün böyle oruç tutuyor.Ramazan orucunun dışında bir gün böyle oruç tutuyor. Bir günlük orucu.Bir günlük orucu. İllâ bâadallâhü bi zâlike’l-yevmiİllâ bâadallâhü bi zâlike’l-yevmi vechehû ani’n-nâri seb’îne harîfen.vechehû ani’n-nâri seb’îne harîfen. Allahu Teâlâ onu yetmiş sene cehennemden uzak eder.Allahu Teâlâ onu yetmiş sene cehennemden uzak eder. Yani cehennemin yüzünü göstermez ona demek.Yani cehennemin yüzünü göstermez ona demek. An Ebû Saîd radıyallahu anh.An Ebû Saîd radıyallahu anh. Demin söylediğim hadîs işte burada geldi şimdi.Demin söylediğim hadîs işte burada geldi şimdi. La yusibu meral müminen.

La yusibu meral müminen.
Mümin bir kişiye isabet etmez.Mümin bir kişiye isabet etmez. Min nesabin ve lâ vesabin

Min nesabin ve lâ vesabin
ve lâ hemmin ve lâ hazenin ve lâ ğammin,ve lâ hemmin ve lâ hazenin ve lâ ğammin, ve lâ ezen.ve lâ ezen. Nesab?Nesab? Meşakkat. Vesab? Ağrı, sızı. Hastalıkların çeşidi.Meşakkat. Vesab? Ağrı, sızı. Hastalıkların çeşidi. Hem malum, hüzün malum, gam da malum.Hem malum, hüzün malum, gam da malum. Bunların hiçbirisi isabet etmez.Bunların hiçbirisi isabet etmez. Hatte’ş-şevketu yüşâkühâ.Hatte’ş-şevketu yüşâkühâ. Bir diken bir yerden geçerken ayağına batarBir diken bir yerden geçerken ayağına batar yahut bir yerden ilişir üstünden bize.yahut bir yerden ilişir üstünden bize. İllâ kefferallâhü anhü bihâ hatâyâhü.İllâ kefferallâhü anhü bihâ hatâyâhü. Bu hastalıklardan, marazlardan, dertlerden,Bu hastalıklardan, marazlardan, dertlerden, kesâvetlerden nâşîkesâvetlerden nâşî Cenâb-ı Hak onun günahlarını affeder.Cenâb-ı Hak onun günahlarını affeder. Bir taraftan abdestiyle namazıyla affeder,Bir taraftan abdestiyle namazıyla affeder, bir taraftan da böyle gelen musibetlerden dolayıbir taraftan da böyle gelen musibetlerden dolayı yine affı İlâhiye mazhar olur.yine affı İlâhiye mazhar olur. Cenâb-ı Hakkın büyük lütuflarından biridir.Cenâb-ı Hakkın büyük lütuflarından biridir. Bu da ayrı bir şey yine.Bu da ayrı bir şey yine. Lâ yüsîbü ibn âdeme.

Lâ yüsîbü ibn âdeme.
Âdemoğluna isabet etmez.Âdemoğluna isabet etmez. Hadşü ûdin.Hadşü ûdin. Ve lâ usratü kademin,Ve lâ usratü kademin, ve lâ’htilâcü ‘irkin,ve lâ’htilâcü ‘irkin, illâ bi zenbin.illâ bi zenbin. Hadşü ûd, bir dikenin, bu tırnakla kazımak amaHadşü ûd, bir dikenin, bu tırnakla kazımak ama bir dikenin ûd diye,bir dikenin ûd diye, bir dikenin vücuduna batıp onu yırtması.bir dikenin vücuduna batıp onu yırtması. Ufak, büyük yırtması.Ufak, büyük yırtması. Bazı insanın ayağa bükülür.Bazı insanın ayağa bükülür. Ayağı kayar düşer yahut bükülür.Ayağı kayar düşer yahut bükülür. Kırık, çıkık bir şeyler olur.Kırık, çıkık bir şeyler olur. Ve lâ’htilâcü ‘irk.Ve lâ’htilâcü ‘irk. Başlar şeyler, damarlar titremeye.Başlar şeyler, damarlar titremeye. Gözüm seğriyor deriz, seğremek.Gözüm seğriyor deriz, seğremek. Damarlar seğrer, kolun da seğrer, bacağın da seğrer,Damarlar seğrer, kolun da seğrer, bacağın da seğrer, gözlerin de seğrer, göz kapakların da seğrer.gözlerin de seğrer, göz kapakların da seğrer. Bu seğremek, seğremek de tabir ediyoruz onu.Bu seğremek, seğremek de tabir ediyoruz onu. İhtilâcü ‘irk.İhtilâcü ‘irk. İllâ bi zenbin.

İllâ bi zenbin.
İllâ bi zenbin.İllâ bi zenbin. Yaptığı günahlarından dolayıdır.Yaptığı günahlarından dolayıdır. Yaptığı günahlarından dolayıdır.Yaptığı günahlarından dolayıdır. Affa vesile olmak için hastalık verilir.Affa vesile olmak için hastalık verilir. O af dileyemiyor.O af dileyemiyor. Aman Ya Rab beni affetsin diye bu kusuru yaptım.Aman Ya Rab beni affetsin diye bu kusuru yaptım. Affet diyemiyor.Affet diyemiyor. Bu hata geliyor, bu hataya sabrı dolayısıylaBu hata geliyor, bu hataya sabrı dolayısıyla o günahlarının affettirilmesine vesile oluyor.o günahlarının affettirilmesine vesile oluyor. Ve mâ ye’fullâhü anhü ekser.Ve mâ ye’fullâhü anhü ekser. Hâlbuki Cenâb-ı Hak çok daha affediyor.Hâlbuki Cenâb-ı Hak çok daha affediyor. Eğer hepsini bundan cezalandırsa,Eğer hepsini bundan cezalandırsa, yaşamamıza imkân yok yani.yaşamamıza imkân yok yani. Abdest alırken affoluyoruz.Abdest alırken affoluyoruz. Namaz kılarken affoluyoruz.Namaz kılarken affoluyoruz. Tesbihler çekerken affoluyoruz.Tesbihler çekerken affoluyoruz. Kur'an okurken affoluyoruz.Kur'an okurken affoluyoruz. Mektebe, medreseye giderken affoluyoruz.Mektebe, medreseye giderken affoluyoruz. Camiye gelirken giderken affoluyoruz.Camiye gelirken giderken affoluyoruz. Attığımız adımlarla hem günahlarımız dökülürAttığımız adımlarla hem günahlarımız dökülür hem de sevaplar veriliyor her adımına.hem de sevaplar veriliyor her adımına. Ne kadar uzaktan gelirsen o kadar çok günahın gider,Ne kadar uzaktan gelirsen o kadar çok günahın gider, o kadar da çok sevap olur.o kadar da çok sevap olur. Yine buyuruyor:Yine buyuruyor: Lâ yüâdü’l-merîdu illâ ba’de selâsin.

Lâ yüâdü’l-merîdu illâ ba’de selâsin.
Hasta oldu komşu.Hasta oldu komşu. İşittik. Hemen gitme.İşittik. Hemen gitme. Üç gün sonra.Üç gün sonra. Ancak hastayaAncak hastaya üç gün sonra gidilir, geçmiş olsun demeye.üç gün sonra gidilir, geçmiş olsun demeye. Hikmetini bilmem.Hikmetini bilmem. Hikmetini doktorlara da sormak lazım.Hikmetini doktorlara da sormak lazım. Lâ yüdahhâ bi mûkâbeletin,

Lâ yüdahhâ bi mûkâbeletin,
ve lâ müdâberatin, ve lâ şerkâe, ve lâ harkâe, ve lâ avrâe.ve lâ müdâberatin, ve lâ şerkâe, ve lâ harkâe, ve lâ avrâe. Kurban günü, keseceğimiz kurbanlarınKurban günü, keseceğimiz kurbanların evsafını beyan ederken Cenâb-ı Peygamber buyurdu,evsafını beyan ederken Cenâb-ı Peygamber buyurdu, kulağı kesilmiş böyle de kesilmiş,kulağı kesilmiş böyle de kesilmiş, böyle de kesilmiş, nasıl kesilirse kesilsin.böyle de kesilmiş, nasıl kesilirse kesilsin. Bu kulağı kesik kurban olmaz.Bu kulağı kesik kurban olmaz. Dikkat etmek lazım kurban günlerinde.Dikkat etmek lazım kurban günlerinde. Şerkâe, dedi ki yine böyle yandan kesilmiş, nasıl kesmişse.Şerkâe, dedi ki yine böyle yandan kesilmiş, nasıl kesmişse. Ve lâ harkâe,Ve lâ harkâe, bazı hayvanların da kulaklarını delerler.bazı hayvanların da kulaklarını delerler. Delik kulaklı.Delik kulaklı. Ki o delik kulaklı, kulak delininceKi o delik kulaklı, kulak delinince rüzgârın ne taraftan geldiğini anlayamaz diyor.rüzgârın ne taraftan geldiğini anlayamaz diyor. Delik olduğu için kulağın,Delik olduğu için kulağın, rüzgârın ne taraftan geldiğini anlayamaz.rüzgârın ne taraftan geldiğini anlayamaz. Bu da kurban olmaz diyor.Bu da kurban olmaz diyor. Kulağına dikkat et.Kulağına dikkat et. Ve lâ avrâe.

Ve lâ avrâe.
Körü de körü de alma.Körü de körü de alma. Ucuz verir belki adam. Ucuz verir.Ucuz verir belki adam. Ucuz verir. Ha bir tane daha var.Ha bir tane daha var. İliği kalmamış hayvanın.İliği kalmamış hayvanın. İliği kalmamış hayvanın ki yürümeye kudreti yok artık, yatı yatıveriyor.İliği kalmamış hayvanın ki yürümeye kudreti yok artık, yatı yatıveriyor. Onu da alma.Onu da alma. Bedava verse yine alma.Bedava verse yine alma. O da kurban olmaz. Aldanma.O da kurban olmaz. Aldanma. Ed-duâ mühhül ibadeh.

Ed-duâ mühhül ibadeh.
Allah'a yalvarmak, ibadetin mıhı, iliği,Allah'a yalvarmak, ibadetin mıhı, iliği, özü, çok manalı bir şeydir.özü, çok manalı bir şeydir. Şimdi o öz olmayınca, dua odur, öz.Şimdi o öz olmayınca, dua odur, öz. O öz yok.O öz yok. Yani Allah'a bağlanamıyorsun, iltica edemiyorsun.Yani Allah'a bağlanamıyorsun, iltica edemiyorsun. Allahu Ekber deyip durmak kolay.Allahu Ekber deyip durmak kolay. İmamın arkasında ol, kendin ol.İmamın arkasında ol, kendin ol. Kılarsın, yatar kalkarsın.Kılarsın, yatar kalkarsın. Ama bağlılık olmayınca olmaz.Ama bağlılık olmayınca olmaz. Bağlılık, Allah'a Celle ve Alâ’ya bağlılıkBağlılık, Allah'a Celle ve Alâ’ya bağlılık ayrı bir iştir.ayrı bir iştir. Yani huzurda huşu ile Cenâb-ı Hakk'ın önünde durabilmek,Yani huzurda huşu ile Cenâb-ı Hakk'ın önünde durabilmek, idrakine sahip olmak büyük bir devlettir.idrakine sahip olmak büyük bir devlettir. Allah cümlemize nasip etsin inşallah.Allah cümlemize nasip etsin inşallah. Onun için Allah'a yalvarırken,

Onun için Allah'a yalvarırken,
Allah'a yalvaranların, şehidin şehadeti,Allah'a yalvaranların, şehidin şehadeti, niçin üstün mertebeye varıyor?niçin üstün mertebeye varıyor? Şehid bu anda her şeysinden gözünü kesmiş, Allah'a gidiyor.

Şehid bu anda her şeysinden gözünü kesmiş, Allah'a gidiyor.
İşi Allah’la.İşi Allah’la. Onun için artık dünyayla hiçbir alakası kalmadığından,Onun için artık dünyayla hiçbir alakası kalmadığından, Allah'tan başka gayesi yok,Allah'tan başka gayesi yok, o anda şehadet mertebesine gidiyor.o anda şehadet mertebesine gidiyor. En üstün mertebeye alıyor.En üstün mertebeye alıyor. Binânaleyh, dua ederken de insan,Binânaleyh, dua ederken de insan, gerek sıkıldığın vakitte yaparsın amagerek sıkıldığın vakitte yaparsın ama asıl sıkılmadığın zaman da aman ya Rab!asıl sıkılmadığın zaman da aman ya Rab! Senin hıfz-i himayenden beni ayırma.Senin hıfz-i himayenden beni ayırma. Göz kapağı kapanacak, açılıp kapanacakGöz kapağı kapanacak, açılıp kapanacak bir saniyede olsa beni bana bırakma.bir saniyede olsa beni bana bırakma. Beni hıfz-i himayenden ayırt etme.Beni hıfz-i himayenden ayırt etme. Çeşit peygamberimizin duaları var.Çeşit peygamberimizin duaları var. Kur'an duaları var.Kur'an duaları var. En efdalidir.En efdalidir. Onlara devam et.Onlara devam et. Ezberlediğin kadar ezberle.Ezberlediğin kadar ezberle. Ezberleyemediklerini de kitaplarından oku.Ezberleyemediklerini de kitaplarından oku. Allah'a iltica et, sığın.Allah'a iltica et, sığın. Allah hem görür hem işitirAllah hem görür hem işitir hem de bizi senin ilticandan haberdardır Allah.hem de bizi senin ilticandan haberdardır Allah. Hatta bir dua eserinde şöyle bir şeye rast geldim.

Hatta bir dua eserinde şöyle bir şeye rast geldim.
Şam'la Medine arasında ticaret yapıyorlar adamcağız.Şam'la Medine arasında ticaret yapıyorlar adamcağız. Fakat kafilelere karışmıyor, tek başına götürüyor kendi kafilesini.Fakat kafilelere karışmıyor, tek başına götürüyor kendi kafilesini. Komşuları, arkadaşları demişler ki, yaKomşuları, arkadaşları demişler ki, ya bu çöl yoludur, burada büyük hayvanlar olur,bu çöl yoludur, burada büyük hayvanlar olur, bazı uygunsuz adamlar olur,bazı uygunsuz adamlar olur, alırlar elinden mallarını,alırlar elinden mallarını, seni de öldürürler.seni de öldürürler. Sen bu akıldan vazgeç, kafilelere katıl.Sen bu akıldan vazgeç, kafilelere katıl. Allah'ım var bana yeter demiş.Allah'ım var bana yeter demiş. Adam, nasılsa bir gün yakalanmış eşkıyalara.Adam, nasılsa bir gün yakalanmış eşkıyalara. Yakalanmış eşkıyalara.Yakalanmış eşkıyalara. Demişler canım da bizim, malım da bizim.Demişler canım da bizim, malım da bizim. Bakmış çare yok kurtulmanın.Bakmış çare yok kurtulmanın. Demiş bana bir müsaade edin.Demiş bana bir müsaade edin. İki rekât bir namaz kılayım demiş.İki rekât bir namaz kılayım demiş. Almış abdestini.Almış abdestini. Başlamış Cenâb-ı Hakk'a Ya Muiz,Başlamış Cenâb-ı Hakk'a Ya Muiz, Ya Muiz, Ya Vedud diyerekten bir ilticaya.Ya Muiz, Ya Vedud diyerekten bir ilticaya. O ilticanın arasında toz dumana karışarak bir şey geliyor.O ilticanın arasında toz dumana karışarak bir şey geliyor. Tozu dumana böyle karıştırmış.Tozu dumana böyle karıştırmış. Eşkıya korkmuş, demiş bu ne acaba?Eşkıya korkmuş, demiş bu ne acaba? Sağına soluna bakarken şip diye yetişmiş başına.Sağına soluna bakarken şip diye yetişmiş başına. Bir tane patlatmış, canı cehenneme gitmiş.Bir tane patlatmış, canı cehenneme gitmiş. O adamın duası da yazılı orada.O adamın duası da yazılı orada. Candan Allah'a iltica edilince,Candan Allah'a iltica edilince, sormuş, sen kimsin yahu?sormuş, sen kimsin yahu? Beni kurtardın bu anda.Beni kurtardın bu anda. Ben demiş, filan katın meleğiyim.Ben demiş, filan katın meleğiyim. Sen Allah'a yalvarırken,Sen Allah'a yalvarırken, Allah bana emretti git bunu kurtar diyerekten,Allah bana emretti git bunu kurtar diyerekten, geldim demiş Allah'ın izniyle.geldim demiş Allah'ın izniyle. Allah Kadir-i Mutlak.Allah Kadir-i Mutlak. Şu koca gördüğün kâinatı bak nasıl yaşatıyor.Şu koca gördüğün kâinatı bak nasıl yaşatıyor. Yeryüzünde, gökyüzünde.Yeryüzünde, gökyüzünde. Gökyüzünde gördüğümüz bu dünyamızdan daha büyük ne âlemler var,Gökyüzünde gördüğümüz bu dünyamızdan daha büyük ne âlemler var, işte boşlukta duruyor efendi.işte boşlukta duruyor efendi. O boşluğa sen diyeceksin ki cazibeler var efendi, senin hatırın yok,O boşluğa sen diyeceksin ki cazibeler var efendi, senin hatırın yok, senin haberin yok, okumamışsın sen galiba.senin haberin yok, okumamışsın sen galiba. Ben de sana diyeceğim ki,Ben de sana diyeceğim ki, senin de haberin yok galiba Allah'ın kuvvetinden.senin de haberin yok galiba Allah'ın kuvvetinden. Sen Avrupa kitaplarındaki Hristiyanların akidelerine bakarsan,Sen Avrupa kitaplarındaki Hristiyanların akidelerine bakarsan, cazibe kuvvetlerine aldanırsan,cazibe kuvvetlerine aldanırsan, Allah'ı bırakıveriyorsun, unutuveriyorsun.Allah'ı bırakıveriyorsun, unutuveriyorsun. Bu cazibe kuvvetini veren kim?Bu cazibe kuvvetini veren kim? İnsanın yaratılışında yine Abidin Paşa'nın sözü.

İnsanın yaratılışında yine Abidin Paşa'nın sözü.
İşte herkes bir şeyler söylüyor.İşte herkes bir şeyler söylüyor. Birisi demiş ki, ya insanın tohumu olmadan insan olmaz.Birisi demiş ki, ya insanın tohumu olmadan insan olmaz. Şundan bundan olmuş insan, yok demiş.Şundan bundan olmuş insan, yok demiş. Bir tohum lazım insanın.Bir tohum lazım insanın. Öteki biri demiş ki, başka yıldızdan bir sebepleÖteki biri demiş ki, başka yıldızdan bir sebeple yeryüzüne düşmüştür bunlar.yeryüzüne düşmüştür bunlar. A aptal diyor yeryüzüne düşenA aptal diyor yeryüzüne düşen bu tohum tanesini o âlemde yaratan kim?bu tohum tanesini o âlemde yaratan kim? O âlemden bu âleme geldi ama o âlemde onu yaratan kim?O âlemden bu âleme geldi ama o âlemde onu yaratan kim? Bu kadar da bedahat olmaz, demiş.

Bu kadar da bedahat olmaz, demiş.
Allah kusurumuzu affetsin.Allah kusurumuzu affetsin. Kadir mutlak olan Allah Celle ve Alâ hem birdir,Kadir mutlak olan Allah Celle ve Alâ hem birdir, hem görür, hem işitir, hem her şeyi en iyi görür.hem görür, hem işitir, hem her şeyi en iyi görür. O'nun bildiğini kimse bilemez.O'nun bildiğini kimse bilemez. O'nun yazdığı kitaptaki yasaklar,O'nun yazdığı kitaptaki yasaklar, hep hikmeti ilâhiye mahsus.hep hikmeti ilâhiye mahsus. Niçin gidersiniz dünyaya? Allah yasak etmiş.Niçin gidersiniz dünyaya? Allah yasak etmiş. Bunun, bu Allah-u Teâlâ'nın sana verdiği oBunun, bu Allah-u Teâlâ'nın sana verdiği o kutsi kuvveti, nasıl haram yere harcarsın sen?kutsi kuvveti, nasıl haram yere harcarsın sen? Senin elinde güzel bir buğday verdi hükümet sana,Senin elinde güzel bir buğday verdi hükümet sana, bunu ek de dedi, millet yesin dedi.bunu ek de dedi, millet yesin dedi. Sen o güzel tohumu götürür, bir çamurun içerisineSen o güzel tohumu götürür, bir çamurun içerisine atarsan mesul olmaz mısın ondan?atarsan mesul olmaz mısın ondan? Mesul olmayacak mısın?Mesul olmayacak mısın? Sen diyeceksin, bu benim malım yahu.Sen diyeceksin, bu benim malım yahu. İstersen yerim, istersen atarım.İstersen yerim, istersen atarım. Yok, bundan millet de yiyecek.Yok, bundan millet de yiyecek. Sen ekeceksin, ondan birçok şeyler olacak.Sen ekeceksin, ondan birçok şeyler olacak. Bundan herkes istifade edecek.Bundan herkes istifade edecek. Sen onu götürüp çamura atarsan,Sen onu götürüp çamura atarsan, seni millet de mesul eder Allah'tan başka.seni millet de mesul eder Allah'tan başka. Linç de ederler icabında insanı.Linç de ederler icabında insanı. Niçin?Niçin? Hakkımızı kesb ettin.Hakkımızı kesb ettin. O Allah'ın verdiği kudreti sen haram yere harcayınca mesul olmaz mısın?O Allah'ın verdiği kudreti sen haram yere harcayınca mesul olmaz mısın? Evlenmek onun için, evlenmek en mühim bir iş.

Evlenmek onun için, evlenmek en mühim bir iş.
Onun için evli bu kabahati yaparsa idamı lazım.Onun için evli bu kabahati yaparsa idamı lazım. Bekâr yaparsa sopayı.Bekâr yaparsa sopayı. Çünkü o ruhsuz bir insan demek artık.Çünkü o ruhsuz bir insan demek artık. Evinde hem ailesi var, öyleyken gene kalkıyor, haram yerlere gidiyor.Evinde hem ailesi var, öyleyken gene kalkıyor, haram yerlere gidiyor. Âlemin karısının, kızının peşini bırakmıyor.Âlemin karısının, kızının peşini bırakmıyor. Şuursuz bir, ona da güzel bir at takmış,Şuursuz bir, ona da güzel bir at takmış, şuursuz, ruhsuz bir kalp demiş.şuursuz, ruhsuz bir kalp demiş. Fenalık işliyor.Fenalık işliyor. Lâ yeğrisü müslimün ğarsen,

Lâ yeğrisü müslimün ğarsen,
ve lâ yezra’u zer’an,ve lâ yezra’u zer’an, feye’külü minhü insânün velâ tâirun,feye’külü minhü insânün velâ tâirun, ve lâ şey’ün, illâ kâne lehû ecrun.ve lâ şey’ün, illâ kâne lehû ecrun. Amr b. Âs, radıyallahu anhın rivayeti.Amr b. Âs, radıyallahu anhın rivayeti. Bizi ziraate teşvik sadedinde Cenâb-ı Peygamber buyurmuşlar ki,Bizi ziraate teşvik sadedinde Cenâb-ı Peygamber buyurmuşlar ki, istersen bir ağaç yahut ekinden bir ekin ekersin.istersen bir ağaç yahut ekinden bir ekin ekersin. Bunu ister insan yesin, isterse kuş yesin,Bunu ister insan yesin, isterse kuş yesin, isterse başka bir şey yesin.isterse başka bir şey yesin. Mesela ayılar mayılar gelir, yer bazı meyvelerden.Mesela ayılar mayılar gelir, yer bazı meyvelerden. Hangisini yerse yesin, illâ kâne lehû ecrun.Hangisini yerse yesin, illâ kâne lehû ecrun. Onu ekene ecir vardır.Onu ekene ecir vardır. Bunları kuşlar yiyor diyerektenBunları kuşlar yiyor diyerekten yahut bir şeyler ekmeyelim mi yani?yahut bir şeyler ekmeyelim mi yani? Ek, o da candır. Onun da hakkı vardır.Ek, o da candır. Onun da hakkı vardır. Yine buyruluyor:Yine buyruluyor: Lâ yekbelullâh.

Lâ yekbelullâh.
Buna çok dikkat edin ama.Buna çok dikkat edin ama. Buna çok dikkat edin.Buna çok dikkat edin. Lâ yekbelullâhü li sâhibi bid’atin salâten,Lâ yekbelullâhü li sâhibi bid’atin salâten, ve lâ savmen, ve lâ sadekaten,ve lâ savmen, ve lâ sadekaten, ve lâ haccen, ve lâ umraten,ve lâ haccen, ve lâ umraten, ve lâ cihâden, ve lâ sarfen, ve lâ adlen,ve lâ cihâden, ve lâ sarfen, ve lâ adlen, yehrucü mine’l-islâmiyehrucü mine’l-islâmi kemâ tehrucü’ş-şe’ratü mine’l-acîni.kemâ tehrucü’ş-şe’ratü mine’l-acîni. Hz. Huzeyfe'nin, İbn Mâce'nin.Hz. Huzeyfe'nin, İbn Mâce'nin. Allah kabul etmez.Allah kabul etmez. Neyi? Li sâhibi bid’atin,Neyi? Li sâhibi bid’atin, bid'at sahibinden, bid'at sahibinin kabul etmez. Nesini?bid'at sahibinden, bid'at sahibinin kabul etmez. Nesini? Namazını, orucunu,Namazını, orucunu, sadakasını, haccını, umresini,sadakasını, haccını, umresini, cihadını, farzını, nafilesini kabul etmez Allah.cihadını, farzını, nafilesini kabul etmez Allah. Burada demiş ki, kerâfizî, Râfizî'ler gibi demiş.Burada demiş ki, kerâfizî, Râfizî'ler gibi demiş. İtikâden bozuk.İtikâden bozuk. Ramazan'da oruç tutmaz.Ramazan'da oruç tutmaz. Muharrem de tutar orucu.Muharrem de tutar orucu. Allah Allah! Ne o ya.Allah Allah! Ne o ya. Ca'fer es-Sâdık, orda o gün tutmuş.Ca'fer es-Sâdık, orda o gün tutmuş. Ca'fer es-Sâdık bizim neyimize ne lazım?Ca'fer es-Sâdık bizim neyimize ne lazım? Bizim kitabımız olan Kur'an'ı Azimüşşan da oruç âyeti var.

Bizim kitabımız olan Kur'an'ı Azimüşşan da oruç âyeti var.
Âyet-i kerîme dururken,Âyet-i kerîme dururken, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bilfiil orucuPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bilfiil orucu tuttuğu gün dururken, sen Muharrem'i nereden çıkardın ya?tuttuğu gün dururken, sen Muharrem'i nereden çıkardın ya? Muharrem, Yahudiler’in orucuydu.Muharrem, Yahudiler’in orucuydu. On gün Muharrem'de oruç tutar,On gün Muharrem'de oruç tutar, namazları işte birbirlerine karıştırır,namazları işte birbirlerine karıştırır, öğleyi ikindiyle beraber kılar,öğleyi ikindiyle beraber kılar, ikindiyi akşamıyla beraber kılar.ikindiyi akşamıyla beraber kılar. Birçok şeyleri var, yanlışlıkları var ki.Birçok şeyleri var, yanlışlıkları var ki. Bunların, bunlardan herhangi birisini bizBunların, bunlardan herhangi birisini biz irtikab edersek ki, bid'at çoktur.irtikab edersek ki, bid'at çoktur. Hele itikadda bid'at, amelde bid'at var, itikadda bid'at var.Hele itikadda bid'at, amelde bid'at var, itikadda bid'at var. Amelde bid'at mesela bizim bu camilere yaptığımızAmelde bid'at mesela bizim bu camilere yaptığımız süsler, şu duvarlardaki ziynetler,süsler, şu duvarlardaki ziynetler, işte envai çeşit bid'attır bunlar.işte envai çeşit bid'attır bunlar. Mekke'deki camilerde görüyorsunuz,Mekke'deki camilerde görüyorsunuz, gayet sade.gayet sade. Bir savan atmış, ne levhası var, ne bir şeysi var.Bir savan atmış, ne levhası var, ne bir şeysi var. Hatta hasır da yok birçoğunda.Hatta hasır da yok birçoğunda. Bu amelde bid'at, bunun kusuru o kadar büyük değil.Bu amelde bid'at, bunun kusuru o kadar büyük değil. Bunu da yapmasak iyi.Bunu da yapmasak iyi. Şu giydiğimiz esbablar vs. bunlar da bid'attir.Şu giydiğimiz esbablar vs. bunlar da bid'attir. Avrupa'nın usüllerini takliten giydikleri şeylerAvrupa'nın usüllerini takliten giydikleri şeyler bunlar da bid'attir ama amelde bid'at, ameldedir bunlar.bunlar da bid'attir ama amelde bid'at, ameldedir bunlar. İtikadda olursa işte ne namaz kabul olur, ne oruç kabul olur,İtikadda olursa işte ne namaz kabul olur, ne oruç kabul olur, ne bir şey kabul olur, hiçbir şey kabul olmaz.ne bir şey kabul olur, hiçbir şey kabul olmaz. Hepsi patlatılır gider.Hepsi patlatılır gider. Yehrucü mine’l-İslâmi.Yehrucü mine’l-İslâmi. O adam İslâmiyetten çıkar.O adam İslâmiyetten çıkar. Kemâ yehrucü’ş-şe’ratü.Kemâ yehrucü’ş-şe’ratü. Hamurun içerisinden kılı nasıl çeker, alırsın hiç, haberi olmaz.Hamurun içerisinden kılı nasıl çeker, alırsın hiç, haberi olmaz. Onun gibi o İslâmiyetten çıkar da haberi bile olmaz.Onun gibi o İslâmiyetten çıkar da haberi bile olmaz. Müslüman zanneder kendisini. Müslüman zanneder kendisini. Bir tanecik daha kaldı.Bir tanecik daha kaldı. Lâ yek’udü kavmün yezkürûnellâhe.

Lâ yek’udü kavmün yezkürûnellâhe.
Bir kavim gelmiş, oturmuş.Bir kavim gelmiş, oturmuş. Yezkürûnellâhe.Yezkürûnellâhe. Allah'a zikrediyorlar.Allah'a zikrediyorlar. Allah'ın zikri. Allah, Allah, Allah.Allah'ın zikri. Allah, Allah, Allah. Lâ İlâhe illallâh, Lâ İlâhe illallâh demekle değil.Lâ İlâhe illallâh, Lâ İlâhe illallâh demekle değil. Allah'ı hatırlamak.Allah'ı hatırlamak. Vaaz etmekte onun içerisinde,Vaaz etmekte onun içerisinde, Kur'an okumakta onun içerisinde,Kur'an okumakta onun içerisinde, namaz kılmakta onun içerisinde,namaz kılmakta onun içerisinde, tefekkür de onun içerisinde.tefekkür de onun içerisinde. Hatta tefekkür hayrun min ibadeti biseneh.Hatta tefekkür hayrun min ibadeti biseneh. Bir senelik nafile ibadetten hayırlıdır.Bir senelik nafile ibadetten hayırlıdır. Çünkü senin külliyenÇünkü senin külliyen Allah'a dönmüş onu tefekkür ediyoruz.Allah'a dönmüş onu tefekkür ediyoruz. Onun için tefekkür bir ibadettir.Onun için tefekkür bir ibadettir. O da bir zikirdir yani.O da bir zikirdir yani. Şimdi böyle bir kavim toplanmışlar,Şimdi böyle bir kavim toplanmışlar, ister Allah demek suretiyle toplanmışlar,ister Allah demek suretiyle toplanmışlar, ister Kur'an okumak için toplanmışlar,ister Kur'an okumak için toplanmışlar, isterlerse namaz kılmak için toplanmışlar,isterlerse namaz kılmak için toplanmışlar, isterlerse vaaz dinlemek için toplanmışlar.isterlerse vaaz dinlemek için toplanmışlar. İllâ haffethümü’l-melâiketü.

İllâ haffethümü’l-melâiketü.
Onları melekler ihata ediyor.Onları melekler ihata ediyor. Şimdi hiç şüphemiz olmasın ki bu meleklerŞimdi hiç şüphemiz olmasın ki bu melekler ta semaya kadar böyle bu muhitita semaya kadar böyle bu muhiti ihata etmişlerdirler böyle.ihata etmişlerdirler böyle. Semaya kadar.Semaya kadar. Bunda hiç şüphemiz yok.Bunda hiç şüphemiz yok. Biz onları göremeyiz.Biz onları göremeyiz. Fakat Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’inFakat Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bildirmesiyle, göstermesiyle,bildirmesiyle, göstermesiyle, o görüyor, gördüğünü bize haber vermiştir.o görüyor, gördüğünü bize haber vermiştir. Böyle semaya kadar doldururlar bunlar alemi.Böyle semaya kadar doldururlar bunlar alemi. Ve bunlar bu meclisleri ararlar.Ve bunlar bu meclisleri ararlar. Cenâb-ı Hakk'ın seyyar melekleri vardır.Cenâb-ı Hakk'ın seyyar melekleri vardır. Bu meclisleri aramak için dolaşırlar.Bu meclisleri aramak için dolaşırlar. Buldular mı birbirlerini haberdar eder,Buldular mı birbirlerini haberdar eder, yığılırlar oraya.yığılırlar oraya. Canım diyeceksin ki bu kadar meleği buCanım diyeceksin ki bu kadar meleği bu nasıl alır burası?nasıl alır burası? Ha şimdi bak buraya bir lamba yeter.Ha şimdi bak buraya bir lamba yeter. Fakat yüz tane lamba yaksak ne zarar verir?Fakat yüz tane lamba yaksak ne zarar verir? Bu ışıklar birbirine girerken sen varsın, ben gelmem mi, der.Bu ışıklar birbirine girerken sen varsın, ben gelmem mi, der. O bizim gibi değil ki.O bizim gibi değil ki. Ya gelme dersin.Ya gelme dersin. Fakat ışıklar birbirinin içerisine mezcolurlar.Fakat ışıklar birbirinin içerisine mezcolurlar. Hiç birbirini rahatsız etmezler.Hiç birbirini rahatsız etmezler. Yüz lamba, beş yüz lamba, bin lamba çevir duvarları.Yüz lamba, beş yüz lamba, bin lamba çevir duvarları. Yav yeter, demez.Yav yeter, demez. Birbirine zarar vermezler.Birbirine zarar vermezler. Nuru artar. Nuru artar.Nuru artar. Nuru artar. Binânaleyh o meleklerin çokluklarıBinânaleyh o meleklerin çoklukları nuraniyet ve ruhaniyeti böyle galeyana getirirler, cezirlendirirler.nuraniyet ve ruhaniyeti böyle galeyana getirirler, cezirlendirirler. Daha, melekler böyle ihata edinceDaha, melekler böyle ihata edince Cenab-ı Vacibü’l- vücud haberdar her şeyden.Cenab-ı Vacibü’l- vücud haberdar her şeyden. Haberdar olmakla beraber onları da sorar.Haberdar olmakla beraber onları da sorar. Nedir bu? Böyle toplamışsınız.Nedir bu? Böyle toplamışsınız. Ya Rab, işte falan yerdeki kullarınYa Rab, işte falan yerdeki kulların seni zikrediyorlar.seni zikrediyorlar. Birçok sorgular var da beni gördüler mi onlar?Birçok sorgular var da beni gördüler mi onlar? Hayır ya Rabbi, görmediler.Hayır ya Rabbi, görmediler. Görseler, görseler daha şiddetle gayret edecekler.Görseler, görseler daha şiddetle gayret edecekler. Ne istiyorlar? Cennetini istiyorlar Ya Rabbi!Ne istiyorlar? Cennetini istiyorlar Ya Rabbi! Daha cehenneminden sığınıyorlar.Daha cehenneminden sığınıyorlar. Şahit olun ey meleklerim.Şahit olun ey meleklerim. Şahit olun ey meleklerim.Şahit olun ey meleklerim. Ben onları mağfiret eyledim.Ben onları mağfiret eyledim. Bir melek çıkıyor, Ya Rab!Bir melek çıkıyor, Ya Rab! Onun içinde filan filan filan da var.Onun içinde filan filan filan da var. Onlar onun için, oraya zikir için gelmediler onlar.Onlar onun için, oraya zikir için gelmediler onlar. Onların gayeleri başkaydı.Onların gayeleri başkaydı. La yeşka kavmün celisüm.

La yeşka kavmün celisüm.
O bir kavimdir ki orada oturanların içindekilerinO bir kavimdir ki orada oturanların içindekilerin hepsi mağfiret olunmuştur.hepsi mağfiret olunmuştur. O rahmet-i ilâhiyeye girdikten sonraO rahmet-i ilâhiyeye girdikten sonra onun kalbinde de bir başka niyet, ne niyetlen gelirse gelir.onun kalbinde de bir başka niyet, ne niyetlen gelirse gelir. Bir yumuşaklık olur, bir şeyler olur,Bir yumuşaklık olur, bir şeyler olur, bir istifade olur, tövbe nasip olur kendisine falan derken,bir istifade olur, tövbe nasip olur kendisine falan derken, Allah yolunda.Allah yolunda. Onun için bu ve ğaşiyethüm’r-rahmeh,Onun için bu ve ğaşiyethüm’r-rahmeh, rahmet-i İlâhiye de onları ğaş eder.rahmet-i İlâhiye de onları ğaş eder. Ğaş, havuza daldığın vakitte, denize girdiğin vakitte,

Ğaş, havuza daldığın vakitte, denize girdiğin vakitte,
bir dalar ya suya insan,bir dalar ya suya insan, o daldığın vakitte su insanı çok ihata etmiştir her tarafını.o daldığın vakitte su insanı çok ihata etmiştir her tarafını. Allah-u Teâlâ'nın rahmeti de seni böyle kavramıştır.Allah-u Teâlâ'nın rahmeti de seni böyle kavramıştır. İhata etmiş her tarafını.İhata etmiş her tarafını. Ve nezelet aleyhimü’s-sekîneh.Ve nezelet aleyhimü’s-sekîneh. Bu sekîne denilen bir nimet kiBu sekîne denilen bir nimet ki insanda rahatlık ve huzurun doğuşu.insanda rahatlık ve huzurun doğuşu. Bu elinde değildir yani senin.Bu elinde değildir yani senin. Sen ben bir rahatlığa, bir huzura kavuşayım diye istersin amaSen ben bir rahatlığa, bir huzura kavuşayım diye istersin ama kavuşamazsın.kavuşamazsın. Hep bütün zihninin, hareketlerinHep bütün zihninin, hareketlerin seni yorgunluktan yorgunluğa sürükler,seni yorgunluktan yorgunluğa sürükler, bir rahatlık göremezsin.bir rahatlık göremezsin. Ve iz kâle rabbuke lil’melâiketi innî câ’ilun fi-l-ardi halîfe.

Ve iz kâle rabbuke lil’melâiketi innî câ’ilun fi-l-ardi halîfe.
Cenâb-ı Hak benî Âdem yaratacağı vakitteCenâb-ı Hak benî Âdem yaratacağı vakitte melekler itiraz ettiler.melekler itiraz ettiler. Bak biz hiç ne günah işliyoruz, ne kabahat ediyoruz,Bak biz hiç ne günah işliyoruz, ne kabahat ediyoruz, ne güzel mahlûklarınız ya Rabbi.ne güzel mahlûklarınız ya Rabbi. Biz dururken bunları niye yaratıyorsun?Biz dururken bunları niye yaratıyorsun? Bunlar kabahat edecekler, birbirlerini öldürecekler,Bunlar kabahat edecekler, birbirlerini öldürecekler, şöyle yapacaklar, böyle yapacaklar.şöyle yapacaklar, böyle yapacaklar. Bunları yaratmanın ne ne maksatla yaratıyorsun diyeBunları yaratmanın ne ne maksatla yaratıyorsun diye itiraz demeyelim de bir sorgu yaptılar.itiraz demeyelim de bir sorgu yaptılar. Böylece Cenâb-ı Hak işte diyor.Böylece Cenâb-ı Hak işte diyor. Şimdi görüyor musunuz?Şimdi görüyor musunuz? Hani itiraz ediyordunuz.Hani itiraz ediyordunuz. Bak o kadar şehvetleri varken,Bak o kadar şehvetleri varken, efendim dertleri varken her şeyi bırakmışlar,efendim dertleri varken her şeyi bırakmışlar, gelmişler, benim zikrimle meşguller şimdi.gelmişler, benim zikrimle meşguller şimdi. Sizde şehvet olsaydı, sizde de nefis olsaydı berbat olurdunuz.Sizde şehvet olsaydı, sizde de nefis olsaydı berbat olurdunuz. Siz meleksiniz tabi, şehvetiniz yok,Siz meleksiniz tabi, şehvetiniz yok, başka bir nefsiniz de yok, iyi,başka bir nefsiniz de yok, iyi, yemeğe içmeye de ihtiyacınız yok,yemeğe içmeye de ihtiyacınız yok, tabi emrolunan şeyi yapmakla mükellefsiniz, yapıyorsunuz.tabi emrolunan şeyi yapmakla mükellefsiniz, yapıyorsunuz. Ama zaten mükellefsiniz.Ama zaten mükellefsiniz. Vazifeniz o.Vazifeniz o. Yapacaksınız onu.Yapacaksınız onu. Bunun için yaratılmışsınız.Bunun için yaratılmışsınız. Fakat bunlarda hem şehvet var, hem nefis var,Fakat bunlarda hem şehvet var, hem nefis var, hem şeytan var, hem benî Âdem şeytanları var.hem şeytan var, hem benî Âdem şeytanları var. Bu kadar şeylere karşı,Bu kadar şeylere karşı, bak toplanmışlar benim evimde,bak toplanmışlar benim evimde, benim zikrimle meşgul oluyorlar,benim zikrimle meşgul oluyorlar, işte nihayet bende onları affı mağfiret eyledim diye buyurmuş.işte nihayet bende onları affı mağfiret eyledim diye buyurmuş. Cenâb-ı Hak cümlemizi muhafaza etsin.

Cenâb-ı Hak cümlemizi muhafaza etsin.
Tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin.Tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin. Fakat şurada bir tane kısa bir hadis var,Fakat şurada bir tane kısa bir hadis var, bunu da okuyuvereyim.bunu da okuyuvereyim. Lâ yekûlenne ehadüküm: habüset nefsî,

Lâ yekûlenne ehadüküm: habüset nefsî,
ve lâkin li yekul:ve lâkin li yekul: Lekiset nefsî.Lekiset nefsî. Allah cümlemizi mağfirun cümlesine ilhak etsin.Allah cümlemizi mağfirun cümlesine ilhak etsin. Tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin.Tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin. Sevdiği ve razı olduğu kullarının arasınaSevdiği ve razı olduğu kullarının arasına cümlemizi kabul etsin.cümlemizi kabul etsin. Kardeş gibi yaşayıp,Kardeş gibi yaşayıp, kardeş gibi birbirimize sarılaraktankardeş gibi birbirimize sarılaraktan yaşamaklar nasip etsin.yaşamaklar nasip etsin. Yalnız şunu da söyleyeyim, o profesör efendinin izahati.Yalnız şunu da söyleyeyim, o profesör efendinin izahati. Dedi ki, Afyonkarahisar’ına taarruzumuz esnasındaDedi ki, Afyonkarahisar’ına taarruzumuz esnasında kendisi Konya'da mektepte okuyormuş o zaman.kendisi Konya'da mektepte okuyormuş o zaman. Bir alay geldi.Bir alay geldi. Sordum. Kürt alayı dedi.Sordum. Kürt alayı dedi. Bitlis'ten gelmişler.Bitlis'ten gelmişler. Bir alay geldi.Bir alay geldi. Derken kalede ilk iş ezanı Muhammed'i okumak.Derken kalede ilk iş ezanı Muhammed'i okumak. Hemen ezan sesleri başladı.Hemen ezan sesleri başladı. Allah-u Ekber, Allah-u Ekber, diye gelmeyeAllah-u Ekber, Allah-u Ekber, diye gelmeye paşa da kendisinden geçti, bayıldı.paşa da kendisinden geçti, bayıldı. Allah'a çok şükür Ya rabbi, bu mutluluğu bize verdin diyerekten.Allah'a çok şükür Ya rabbi, bu mutluluğu bize verdin diyerekten. Allah, onun için bizi bu hak yolundan ayırmasın.

Allah, onun için bizi bu hak yolundan ayırmasın.
Bugün hep kardeş idik de.Bugün hep kardeş idik de. Müslümanlıkta, estauzubillah:Müslümanlıkta, estauzubillah: İnneme’l mü’minune ihvetun, diyor Hz. Allah celle veala.

İnneme’l mü’minune ihvetun, diyor Hz. Allah celle veala.
Senin ana baba kardeşliğin para yetmez.Senin ana baba kardeşliğin para yetmez. Allah yapsın bu kardeşliği.Allah yapsın bu kardeşliği. Allah Celle ve Alâ'nın yaptığı kardeşlikteAllah Celle ve Alâ'nın yaptığı kardeşlikte birbirimize sarılmak lazım.birbirimize sarılmak lazım. Birbirimize sarılırız.Birbirimize sarılırız. Kusurdan hali kimse yok.

Kusurdan hali kimse yok.
Allah müstesna Peygamber' müstesna.Allah müstesna Peygamber' müstesna. Bundan sonra hepimiz kusurluyuz.Bundan sonra hepimiz kusurluyuz. Kimsenin kusuruyla muahaza etme kimseyi.Kimsenin kusuruyla muahaza etme kimseyi. Kitapları oku.Kitapları oku. Bütün kitaplarda bunu söyler.Bütün kitaplarda bunu söyler. Kendi kusurunu ara.Kendi kusurunu ara. Sen kendinde kusur duyduysan,Sen kendinde kusur duyduysan, şunun bunun kusuruylaşunun bunun kusuruyla bir sürü iftiralarla Müslümanları bölmeye çalışma.bir sürü iftiralarla Müslümanları bölmeye çalışma. Müslümanları kaynaştırmaya çalış.Müslümanları kaynaştırmaya çalış. Bu Acemistan ordusunun, bak bak, çok mühim,Bu Acemistan ordusunun, bak bak, çok mühim, Acemistan ordusunun askerlerinin içerisinde,Acemistan ordusunun askerlerinin içerisinde, hatta şeyin askerlerinde, her varisindekihatta şeyin askerlerinde, her varisindeki askerlerin içerisinde, peygamberdeki büyüklüğe bak.askerlerin içerisinde, peygamberdeki büyüklüğe bak. En büyük düşmanı firavunun oğlu Müslüman oldu.En büyük düşmanı firavunun oğlu Müslüman oldu. Memleketimizi istila edilse çok insan kesilse,Memleketimizi istila edilse çok insan kesilse, fakat nihayet de düşman hocaları,fakat nihayet de düşman hocaları, onları da Müslüman etmiş bunlar.onları da Müslüman etmiş bunlar. Bunlar da Müslüman olarak dönmüşler memleketlerine.Bunlar da Müslüman olarak dönmüşler memleketlerine. Bu Moğol orduları en nihayet İslamiyeti kabul etmiş de fethetmişler burayı.Bu Moğol orduları en nihayet İslamiyeti kabul etmiş de fethetmişler burayı. Bu Timurlular devrindeki hocalar,Bu Timurlular devrindeki hocalar, bunları topla demirle değilde,bunları topla demirle değilde, kitaplarıyla ikna edip İslamiyete çevirmişler.kitaplarıyla ikna edip İslamiyete çevirmişler. Müslümanlıkta da.Müslümanlıkta da. Bu kötü diyerekten atmak caiz değil.Bu kötü diyerekten atmak caiz değil. Onu sen saracaksın kucağına, onun hatasını tashih ederekten,Onu sen saracaksın kucağına, onun hatasını tashih ederekten, onu kendine kardeş tutacaksın.onu kendine kardeş tutacaksın. Yoksa hatasını dünyaya yayaraktan,Yoksa hatasını dünyaya yayaraktan, onu rezil rüsva etmekonu rezil rüsva etmek Müslümanlığın hakkı değil arkadaş, gavur bile yapmaz bu işi.Müslümanlığın hakkı değil arkadaş, gavur bile yapmaz bu işi. Onun için Müslümanlığa dikkat etmekOnun için Müslümanlığa dikkat etmek ve Müslümanlık, Müslümanca çalışmak, görmek,ve Müslümanlık, Müslümanca çalışmak, görmek, hepimizin vazifesi.hepimizin vazifesi. Allah cümlemizi affetsin...

Allah cümlemizi affetsin...
Türk milleti bir millettir.Türk milleti bir millettir. İslâm milleti...İslâm milleti... Binânaleyh, ayrılık, gayrılık yok,Binânaleyh, ayrılık, gayrılık yok, hangi milletten olursa olsun.hangi milletten olursa olsun. O paşa Hristiyanlıktan Müslümanlığa geçişteO paşa Hristiyanlıktan Müslümanlığa geçişte hatta Murat Paşa Camisi’ninhatta Murat Paşa Camisi’nin sahibi olan Murat Paşa hangi prensin kardeşidir dedi.sahibi olan Murat Paşa hangi prensin kardeşidir dedi. Onun için Mevlâna’nın da çok güzel sözleri var ya,Onun için Mevlâna’nın da çok güzel sözleri var ya, gel gel diyerekten.gel gel diyerekten. Allah cümlemizi affetsin...Allah cümlemizi affetsin... Müslümanlığa davet lazım.Müslümanlığa davet lazım. Müslümanlığı bozmamak,Müslümanlığı bozmamak, kaynaştırmak ve birbirimizle tatlı tatlı geçinmek için elden gelenkaynaştırmak ve birbirimizle tatlı tatlı geçinmek için elden gelen güzellikleri yapmak lazım.güzellikleri yapmak lazım. Allah hepimizi affetsin...Allah hepimizi affetsin... Tevfîkat-ı ilâhiyesine mazhar etsin…Tevfîkat-ı ilâhiyesine mazhar etsin… Kardeşçe yaşayıp, rızasına ve sevgisineKardeşçe yaşayıp, rızasına ve sevgisine layık olaraktan dünyadan göçmek cümlemize nasip etsin...layık olaraktan dünyadan göçmek cümlemize nasip etsin... El-Fâtiha.

El-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2