Dünya Esaretinden Ahiret Selametine

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Dünya Esaretinden Ahiret Selametine

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

BismillâhirrahmânirrahîmBismillâhirrahmânirrahîm el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn

el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn
Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullahİ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale’l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve enne efdale’l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ahve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri.ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellemVe bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl:ennehû kâl: "İnnemâ ehâfu alâ ümmetî el-eimmete’l-mudillîn."

"İnnemâ ehâfu alâ ümmetî el-eimmete’l-mudillîn."
Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl.

Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl.
Revâihu Tirmizî, Sahîhun an Sevbân.

Revâihu Tirmizî, Sahîhun an Sevbân.
"İnnemâ yekfîke min cem'il-mâli hâdimun, ve merkebun fî sebîlillâh."

"İnnemâ yekfîke min cem'il-mâli hâdimun, ve merkebun fî sebîlillâh."
Revâihu Tirmizî, Neseî, Beyhâkî, İbn Mâce, an Ebî Hâşim bin Utbe.

Revâihu Tirmizî, Neseî, Beyhâkî, İbn Mâce, an Ebî Hâşim bin Utbe.
İnsanlar nasıl başlarının tesiri altındaysa, vücuda hâkim olan baştır.

İnsanlar nasıl başlarının tesiri altındaysa, vücuda hâkim olan baştır.
Baş bozuk olursa, yani kafası sakat olursa insanın,Baş bozuk olursa, yani kafası sakat olursa insanın, başı bozuk olursa azaların kıymeti yok.başı bozuk olursa azaların kıymeti yok. Azalar başa tâbidir.Azalar başa tâbidir. Baş nasıl hareket emrederse insana,Baş nasıl hareket emrederse insana, azalar da aynı hareketi işlemek mecburiyetindedir adeta.azalar da aynı hareketi işlemek mecburiyetindedir adeta. Vurur, kırar, döver.

Vurur, kırar, döver.
Şunu yapar, bunu yapar.Şunu yapar, bunu yapar. Çünkü yukarıdan gelen, baştan gelen irade böyle.Çünkü yukarıdan gelen, baştan gelen irade böyle. Burada Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in de,

Burada Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in de,
“Ümmetimin üzerine en çok korktuğum şey muddil imamlardır.”“Ümmetimin üzerine en çok korktuğum şey muddil imamlardır.” Mudil imam, dalalette.Mudil imam, dalalette. “Dalalette olan imamların ümmetimin başına geçişlerinden

“Dalalette olan imamların ümmetimin başına geçişlerinden
çok korkarım.”çok korkarım.” Çünkü millet onlara tabidir.

Çünkü millet onlara tabidir.
Onlar, mesela imamınız önünüzde,Onlar, mesela imamınız önünüzde, gerek caminin imamı olsun, gerek evinizin imamı olsun.gerek caminin imamı olsun, gerek evinizin imamı olsun. İmamınızın hareketine bağlıdır, cemaatin hareketi.İmamınızın hareketine bağlıdır, cemaatin hareketi. Bu daha başa kadar, yani reisicumhura kadar dayanır bu.Bu daha başa kadar, yani reisicumhura kadar dayanır bu. Onun için Cenâb-ı Hak hepimizin hem kendi başlarımızı

Onun için Cenâb-ı Hak hepimizin hem kendi başlarımızı
hem de idareci başları iyi kimselerden nasip etsin…hem de idareci başları iyi kimselerden nasip etsin… "İnnemâ yekfîke min cem'il-mâli."

"İnnemâ yekfîke min cem'il-mâli."
Şimdi bu hadis-i şerifi Muâviye radıyallâhu anh diyor ki:

Şimdi bu hadis-i şerifi Muâviye radıyallâhu anh diyor ki:
Ben Hâşm b. Atebe'ye gittim.

Ben Hâşm b. Atebe'ye gittim.
Dayısı…

Dayısı…
Baktım ki ağlıyor. Dedim ki:

Baktım ki ağlıyor. Dedim ki:
“Neden ağlıyorsun? Bir sancın, sızın, ağrın, bir şey mi var?

“Neden ağlıyorsun? Bir sancın, sızın, ağrın, bir şey mi var?
Yoksa dünyaya karşı olan hırsından dolayıYoksa dünyaya karşı olan hırsından dolayı dünyayı ele geçiremedin de onun için hırsından mı ağlıyorsun?dünyayı ele geçiremedin de onun için hırsından mı ağlıyorsun? Seni ağlatan şey nedir?” Seni ağlatan şey nedir?” Dedi ki:

Dedi ki:
“Hayır. Ne dünya hırsı ne de bir ağrım, sızım var. Hiçbir şeyim yok.”

“Hayır. Ne dünya hırsı ne de bir ağrım, sızım var. Hiçbir şeyim yok.”
“Ee, nedir öyleyse seni ağlatan?”

“Ee, nedir öyleyse seni ağlatan?”
Dedi ki:

Dedi ki:
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, biz ona iman ederken,

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, biz ona iman ederken,
söz verirken iman üzerine ahd aldı Resûlullah bizden. söz verirken iman üzerine ahd aldı Resûlullah bizden. Bu ahdi yerine getiremediğim için ağlıyorum.”Bu ahdi yerine getiremediğim için ağlıyorum.” Dedi ki Muaviye radıyallahu anh:

Dedi ki Muaviye radıyallahu anh:
“Neydi o ahit, Resûlullah senden aldı?”

“Neydi o ahit, Resûlullah senden aldı?”
Dedi ki:

Dedi ki:
"İnnemâ yekfîke min cem'il-mâli

"İnnemâ yekfîke min cem'il-mâli
hâdimun ve merkebun fî sebîlillâh."hâdimun ve merkebun fî sebîlillâh." Kendim için değil dedi.

Kendim için değil dedi.
Fî-sebillillâh olması.Fî-sebillillâh olması. Sana bir hâdim ve bir de merkep yeter dedi. Binek yani.Sana bir hâdim ve bir de merkep yeter dedi. Binek yani. Bir binek, zamanına göre. O zaman da at imiş, deve imiş.

Bir binek, zamanına göre. O zaman da at imiş, deve imiş.
Bu zaman otomobildir, şudur.Bu zaman otomobildir, şudur. Bundan bir tanesi sana yeter. Bundan bir tanesi sana yeter. Bir hâdim, bir de binek sana kâfi.Bir hâdim, bir de binek sana kâfi. Onu da fî-sebillillâh kullanmak şartıyla, keyfin için değil.Onu da fî-sebillillâh kullanmak şartıyla, keyfin için değil. Bu; Tirmizî'nin, Neseî'nin, İbn Mâce'nin, Beyhâkî'nin,

Bu; Tirmizî'nin, Neseî'nin, İbn Mâce'nin, Beyhâkî'nin,
Hâşm b. Atebe'nin oğlundan rivayetlerdir.Hâşm b. Atebe'nin oğlundan rivayetlerdir. Allah kusurumuzu affetsin…

Allah kusurumuzu affetsin…
"Vemâ ‘adâ zâlik." Bunun dışında olanlar nedir?

"Vemâ ‘adâ zâlik." Bunun dışında olanlar nedir?
"Ma’dûdün mine's-serâfi inde ehl-i l-hak."

"Ma’dûdün mine's-serâfi inde ehl-i l-hak."
Ehl-i hakkı göre bunun dışında olan varlıkların hepsi israftan ibarettir.Ehl-i hakkı göre bunun dışında olan varlıkların hepsi israftan ibarettir. Ama şimdi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in

Ama şimdi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in
ashâbı gelse de bize,ashâbı gelse de bize, en fakirimizin evine gelse acaba halimiz nasıl olur ki? en fakirimizin evine gelse acaba halimiz nasıl olur ki? Nasıl kendimizi bu israftan, bu yanlış çığırdan,

Nasıl kendimizi bu israftan, bu yanlış çığırdan,
“Bugün bunlar bir şey demeyin” ha.“Bugün bunlar bir şey demeyin” ha. Çocuk bize dün dut toplayıverdi de, tek tek topluyordu dut.Çocuk bize dün dut toplayıverdi de, tek tek topluyordu dut. Fakat baktım bir sepet dut olmuş.Fakat baktım bir sepet dut olmuş. Tek tek toplanaraktan bir sepet dolmuş.Tek tek toplanaraktan bir sepet dolmuş. Bilirsiniz ki “Damlaya damlaya göl olur” derler.

Bilirsiniz ki “Damlaya damlaya göl olur” derler.
Bu da bizim tabirimiz zaten.Bu da bizim tabirimiz zaten. Evet, bir evi farz ediniz ki,

Evet, bir evi farz ediniz ki,
on liracık bir masrafı var fazladan, israf, on liracık.on liracık bir masrafı var fazladan, israf, on liracık. Fakat bir memleket için ne yapar bu?

Fakat bir memleket için ne yapar bu?
Otuz üç milyon insan, otuz üç milyon lira yapar, birer liradan.

Otuz üç milyon insan, otuz üç milyon lira yapar, birer liradan.
Onar liradan üç yüz küsür milyon lira yapar. Onar liradan üç yüz küsür milyon lira yapar. Bu yüz lira çıkarsa milyarlar olur.Bu yüz lira çıkarsa milyarlar olur. Bu memleket için büyük bir zayiattır.Bu memleket için büyük bir zayiattır. Evet, benim için bir şey değil.Evet, benim için bir şey değil. Ne olur?Ne olur? Evimdir.

Evimdir.
Beş yüz liralık, bin liralık şeyler koymuşum evime, fuzuli eşya.Beş yüz liralık, bin liralık şeyler koymuşum evime, fuzuli eşya. Ki bunlar ihtiyaçtan değil. Ki bunlar ihtiyaçtan değil. Ama diyeceksin ki bugünün hayatına göre bunlar da lazım. Ama diyeceksin ki bugünün hayatına göre bunlar da lazım. Bu günün hayatı, o günün hayatıyla mukayese olmaz ki.Bu günün hayatı, o günün hayatıyla mukayese olmaz ki. Ama bu din hep bu dindir.Ama bu din hep bu dindir. Binâenaleyh şimdi bak, aşağıda gelecek bir vakıa:Binâenaleyh şimdi bak, aşağıda gelecek bir vakıa: Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o gün için

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o gün için
kesilen kurban etlerinin yenmemesini ve dağıtılmamasını emretti.kesilen kurban etlerinin yenmemesini ve dağıtılmamasını emretti. Dedi ki:Dedi ki: “Düşman geliyor. Düşmana karşı erzak lazım.

“Düşman geliyor. Düşmana karşı erzak lazım.
Bu etleri siz yer de dağıtırsanız düşman gelir burasını istila eder. Bu etleri siz yer de dağıtırsanız düşman gelir burasını istila eder. Çünkü besleyecek başka kudretimiz yok, kaynaklarımız yok.” dediÇünkü besleyecek başka kudretimiz yok, kaynaklarımız yok.” dedi Bugün karşımızdaki devletlerin varlıklarına bakınca,

Bugün karşımızdaki devletlerin varlıklarına bakınca,
biz çok fakir bir insanlarız.biz çok fakir bir insanlarız. Biz çok fakir insanlarız,Biz çok fakir insanlarız, onların karşısında böyle kedi gibi oynamaktan başka çaremiz kalmaz.onların karşısında böyle kedi gibi oynamaktan başka çaremiz kalmaz. Binâenaleyh, kendimizin varlığını toplayabilmesi içinBinâenaleyh, kendimizin varlığını toplayabilmesi için israfların ne kadar önüne geçmek imkansa, israfların ne kadar önüne geçmek imkansa, memleket çağında o israfları önleyip;memleket çağında o israfları önleyip; devletimizi, milletimizi kudretlendirip gavurların boyunduruğundan.devletimizi, milletimizi kudretlendirip gavurların boyunduruğundan. Niçin onlardan para isteyelim?

Niçin onlardan para isteyelim?
Para istiyoruz ikide bir. “Paramız yok, bize yardım edin” diyoruz.

Para istiyoruz ikide bir. “Paramız yok, bize yardım edin” diyoruz.
Ee, bizde para mı yok yahu?

Ee, bizde para mı yok yahu?
İşte bizim israf paralarını toplarsak,

İşte bizim israf paralarını toplarsak,
onların on misli vereceği paradan çok para çıkar bizden.onların on misli vereceği paradan çok para çıkar bizden. Allah kusurumuzu affetsin...

Allah kusurumuzu affetsin...
Bak şimdi dinle altını:

Bak şimdi dinle altını:
"İnnemâ hüve firâşün li’z-zevci

"İnnemâ hüve firâşün li’z-zevci
ve firâşün li’l-mer’etive firâşün li’l-mer’eti ve firâşün li’d-dayfi ve firâşün li’ş-şeytân."ve firâşün li’d-dayfi ve firâşün li’ş-şeytân." Ravâhü İbn Heysem ibn Cüreyc

Ravâhü İbn Heysem ibn Cüreyc
an Makdisî an Sevbân radıyallahu teâlâ anhüm. an Makdisî an Sevbân radıyallahu teâlâ anhüm. Bir adam gelmiş, soruyor. En ihtiyaç duyulacak.

Bir adam gelmiş, soruyor. En ihtiyaç duyulacak.
Dedi ki:

Dedi ki:
“Bir yatak sana, bir yatak karına, bir yatak da misafir için…

“Bir yatak sana, bir yatak karına, bir yatak da misafir için…
Üç yatak yeter sana” dedi.Üç yatak yeter sana” dedi. “Biri sana, biri karına,

“Biri sana, biri karına,
birisi de misafir için evde üç yatağa ihtiyaç var.” birisi de misafir için evde üç yatağa ihtiyaç var.” Ve firâşün li’ş-şeytân.

Ve firâşün li’ş-şeytân.
“Dördüncüsü şeytanadır” dedi.“Dördüncüsü şeytanadır” dedi. Yani israftandır, fuzulidir yani, Yani israftandır, fuzulidir yani, şeytanın oraya girmesine sebep olur. şeytanın oraya girmesine sebep olur. Bunun altından bilmem çıkabilmek bizim için mümkün müdür?

Bunun altından bilmem çıkabilmek bizim için mümkün müdür?
Allah hepimizi affetsin... Başka çaremiz yok.

Allah hepimizi affetsin... Başka çaremiz yok.
Bedavadan affederse edecek.

Bedavadan affederse edecek.
Yoksa biz hiç günah işlemesek bile,Yoksa biz hiç günah işlemesek bile, melek gibi olsak dahi yaptığımız bu israflar bize yeter. melek gibi olsak dahi yaptığımız bu israflar bize yeter. Yaptığımız bu israflar bize yeter.Yaptığımız bu israflar bize yeter. "İnneme’ş-şü’mü fî selâsetin: Fî’l-ferasi ve’l-mer’eti ve’d-dâri."

"İnneme’ş-şü’mü fî selâsetin: Fî’l-ferasi ve’l-mer’eti ve’d-dâri."
Bu insanlar hayırsız tabir ettiğimiz cümrün mukabilinde olan bir söz.

Bu insanlar hayırsız tabir ettiğimiz cümrün mukabilinde olan bir söz.
"Lâ advâ velâ tiyarete."

"Lâ advâ velâ tiyarete."
Meş’um olan, yani kendisine hayır olmayan şeyler,Meş’um olan, yani kendisine hayır olmayan şeyler, bu İslâm dininde yoktur.bu İslâm dininde yoktur. Çünkü ne olursa olsun,Çünkü ne olursa olsun, hayrihî ve şerrihî mina’llâhi teâlâ.hayrihî ve şerrihî mina’llâhi teâlâ. Hayır ve şer hep Allah'tandır.Hayır ve şer hep Allah'tandır. “Ee, bu ev bize uğursuz geldi, uğursuzluk şimdi.

“Ee, bu ev bize uğursuz geldi, uğursuzluk şimdi.
Bu ev bize uğursuzluk geldi. Bu ev bize uğursuzluk geldi. Bu atı aldık, uğursuz oldu.Bu atı aldık, uğursuz oldu. Bu kadın bizim evde uğursuzluk getirdi.”Bu kadın bizim evde uğursuzluk getirdi.” Bu hep dediğimiz şeyler.

Bu hep dediğimiz şeyler.
Bu bizim için caiz olan bir şeyler değil.Bu bizim için caiz olan bir şeyler değil. Fakat bu anane olaraktan, insanlıkla beraber yürüyen bir şey bu şimdi. Fakat bu anane olaraktan, insanlıkla beraber yürüyen bir şey bu şimdi. İnsanlık, Âdem aleyhisselam'dan beri bu bela ile geliyor.İnsanlık, Âdem aleyhisselam'dan beri bu bela ile geliyor. Bundan kurtarmayı mümkün bulamamışlar. Olmamış bundan kurtarmaya.Bundan kurtarmayı mümkün bulamamışlar. Olmamış bundan kurtarmaya. İşte başına bir şey gelir, bundan geldi der.

İşte başına bir şey gelir, bundan geldi der.
Bir fenalık olur, şuna isnad eder, buna isnad eder.Bir fenalık olur, şuna isnad eder, buna isnad eder. Bu isnadlar İslâm dininde hiç yeri yoktur.Bu isnadlar İslâm dininde hiç yeri yoktur. Çünkü İslâm dininde Allah Teâlâ HazretlerininÇünkü İslâm dininde Allah Teâlâ Hazretlerinin dediğinin dışında bir şey olmaz.dediğinin dışında bir şey olmaz. Şimdi güzeltan ahlâk bahsedecek ileride.

Şimdi güzeltan ahlâk bahsedecek ileride.
Güzel ahlâk nedir diye soruyorlar.Güzel ahlâk nedir diye soruyorlar. “Güzel ahlâk, kısa tabir ile Allah Teâlâ'nın

“Güzel ahlâk, kısa tabir ile Allah Teâlâ'nın
gerek rıza ve gerek sıhhat halinde,gerek rıza ve gerek sıhhat halinde, yani sana verdiği bolluk ve senden aldığıyani sana verdiği bolluk ve senden aldığı darlık hallerine kulun razı olmasıdır.” darlık hallerine kulun razı olmasıdır.” Varlık halinde “Ohh” keyif yerinde.

Varlık halinde “Ohh” keyif yerinde.
Bir de darlık hali gelir insana?

Bir de darlık hali gelir insana?
Hastalık hali gelir, sıkıntı hali gelir.Hastalık hali gelir, sıkıntı hali gelir. O zaman insan feryadı basar.O zaman insan feryadı basar. “Ne o? Neden bu kadar feryad ettin?

“Ne o? Neden bu kadar feryad ettin?
Evvelce çok hayatından memnun oldun, gelirin vardı, varlığın vardı, iyiydin.Evvelce çok hayatından memnun oldun, gelirin vardı, varlığın vardı, iyiydin. Ee, bugün mukabil oldu, feryada lüzumu yok.Ee, bugün mukabil oldu, feryada lüzumu yok. Çünkü veren de Allah, alan da Allah.”Çünkü veren de Allah, alan da Allah.” Onun için Esmâü’l-Hüsnâ, 99 zannedildi.

Onun için Esmâü’l-Hüsnâ, 99 zannedildi.
Diyanet riyazeti'nin Diyanet riyazeti'nin çıkardığı şimdi Esmâ-ül Hüsnâ isminde bir kitap elime geçti geçen gün.çıkardığı şimdi Esmâ-ül Hüsnâ isminde bir kitap elime geçti geçen gün. 99 tane, her sabah okuyoruz onu biz ama, kelimesini okuyoruz.

99 tane, her sabah okuyoruz onu biz ama, kelimesini okuyoruz.
O okuduğumuz kelimelerin içerisinde el-hâfıdur-râfi, O okuduğumuz kelimelerin içerisinde el-hâfıdur-râfi, el-bâsıtul-gâbut, Allah'ın Teâlâ'nın isimlerindendir. Hâfıd ve gâbut.el-bâsıtul-gâbut, Allah'ın Teâlâ'nın isimlerindendir. Hâfıd ve gâbut. Bast, kabız hâlleri.

Bast, kabız hâlleri.
Kabız hâli sıkar. Sıkmaz.

Kabız hâli sıkar. Sıkmaz.
Daralır insan, dünya dar gelir insana. Koca dünya dar gelir.Daralır insan, dünya dar gelir insana. Koca dünya dar gelir. Seni sıkar, ötekini de rahatlandırır.Seni sıkar, ötekini de rahatlandırır. Bir dünyadır ama, o ferahlık içerisindir,Bir dünyadır ama, o ferahlık içerisindir, beriki de sıkıntı içerisindedir.beriki de sıkıntı içerisindedir. Onu sıkan, berikinde de ferahlığı veren Allah'tır.Onu sıkan, berikinde de ferahlığı veren Allah'tır. “Şu işi şöyle yaptım da ondan bu sıkıntı geldi.”

“Şu işi şöyle yaptım da ondan bu sıkıntı geldi.”
“Bir iki işi de şöyle oldu da bu genişlik de ondan geldi.”

“Bir iki işi de şöyle oldu da bu genişlik de ondan geldi.”
Yok! Cenâb-ı Hak senin için bunu murat etmiş, bunu vermiş.

Yok! Cenâb-ı Hak senin için bunu murat etmiş, bunu vermiş.
Ötekine de bunu murat etmiş, bunu vermiş.Ötekine de bunu murat etmiş, bunu vermiş. Binâenaleyh haline razı olmak.Binâenaleyh haline razı olmak. Hayır ve şer hallerine razı olabildin mi,

Hayır ve şer hallerine razı olabildin mi,
ahlâk-ı hasene sahibisinden daha güzeli yok.ahlâk-ı hasene sahibisinden daha güzeli yok. Yok, dediğim olmadı diyerekten kendini yersen, kendi kendini yersin.

Yok, dediğim olmadı diyerekten kendini yersen, kendi kendini yersin.
Başka hiçbir şey eline geçmez.Başka hiçbir şey eline geçmez. İnneme’t-tâ’atü fi’l-ma’rûfi.

İnneme’t-tâ’atü fi’l-ma’rûfi.
Taat; söz dinleme, itaat etme.

Taat; söz dinleme, itaat etme.
Emre itaat, ancak marufta olur, isyanda olmaz.Emre itaat, ancak marufta olur, isyanda olmaz. Yani günaha mucip olacak bir şeyi sana emrediyorlarsa;Yani günaha mucip olacak bir şeyi sana emrediyorlarsa; “Ne yapalım emir karşısında kaldık, bunu yapalım”

“Ne yapalım emir karşısında kaldık, bunu yapalım”
..........................................................

..........................................................
Sana maruf hayırlı işler emrediyorlarsa onları yap.Sana maruf hayırlı işler emrediyorlarsa onları yap. Şimdi bu ashab-ı kiramı bir harbe yollamış Efendimiz.

Şimdi bu ashab-ı kiramı bir harbe yollamış Efendimiz.
Başlarına da birisini reis seçmiş.Başlarına da birisini reis seçmiş. Reissiz olmaz tabi ya, kumandan yani.Reissiz olmaz tabi ya, kumandan yani. O kumandan nedense kızmış cemaatine.O kumandan nedense kızmış cemaatine. Bir ateş yaktırmış,Bir ateş yaktırmış, “Atın bu ateşe kendinizi” demiş.

“Atın bu ateşe kendinizi” demiş.
Neden?

Neden?
“Ee, ben sizin amiriniz değil miyim canım?”

“Ee, ben sizin amiriniz değil miyim canım?”
Ne dedi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem?

Ne dedi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem?
“İtaat edin” dedi. “Edin işte itaat, atın ateşe” dedim diyor.

“İtaat edin” dedi. “Edin işte itaat, atın ateşe” dedim diyor.
Sonra dediler ki, bu iş olmaz ya. Sorarız o zaman.

Sonra dediler ki, bu iş olmaz ya. Sorarız o zaman.
Dedi ki:

Dedi ki:
“İtaat, ancak marufta olur, isyanda olmaz.”

“İtaat, ancak marufta olur, isyanda olmaz.”
Çık minareye at aşağıya kendini.

Çık minareye at aşağıya kendini.
“Emretti efendim.”

“Emretti efendim.”
Eh cehenneme gidersin.

Eh cehenneme gidersin.
Günahlara itaat caiz değil, ancak emirler hayırlara ise ne âlâ. Günahlara itaat caiz değil, ancak emirler hayırlara ise ne âlâ. "İnneme'l-imâmü cünnetün yukâtelü min verâihî, ve yüttakâ bihî.

"İnneme'l-imâmü cünnetün yukâtelü min verâihî, ve yüttakâ bihî.
Fe-in emera bi-takv’allâhi ve adele, Fe-in emera bi-takv’allâhi ve adele, fe-inne lehû bi-zâlike ecran; fe-inne lehû bi-zâlike ecran; ve in emera bi-ğayrihî, fe-inne aleyhi vizran."ve in emera bi-ğayrihî, fe-inne aleyhi vizran." İmamlar bir kalkandır.

İmamlar bir kalkandır.
O önde, onun emri üzerine harpler yapılır.O önde, onun emri üzerine harpler yapılır. Ve onunla insan kendisini, memleketini korur.Ve onunla insan kendisini, memleketini korur. Şimdi bu imamlar

Şimdi bu imamlar
Allah Teâlâ'nın takvasıyla emreder ise de adalet ederlerse,Allah Teâlâ'nın takvasıyla emreder ise de adalet ederlerse, onun için onlara ecir vardır.onun için onlara ecir vardır. Bu adaletle hareket edip Allah'ın takvâsıyla Bu adaletle hareket edip Allah'ın takvâsıyla emrettiklerinin dolayı mükafat alırlar. Dereceleri yükselir.emrettiklerinin dolayı mükafat alırlar. Dereceleri yükselir. Eğer bunun gayrısını yaparlarsa günahları üzerlerine olur.Eğer bunun gayrısını yaparlarsa günahları üzerlerine olur. Ama tebaaya düşen ona yine itaat. Günah, ona ait.Ama tebaaya düşen ona yine itaat. Günah, ona ait. "İnnemâ ehleke’llezîne min kabliküm ennehüm kânû izâ seraka

"İnnemâ ehleke’llezîne min kabliküm ennehüm kânû izâ seraka
fîhimü’ş-şerîfü terakûh,fîhimü’ş-şerîfü terakûh, ve izâ seraka fîhimü’d-daîfü ekâmû aleyhi’l-hadd.ve izâ seraka fîhimü’d-daîfü ekâmû aleyhi’l-hadd. Sizden evvel geçen kavimler, insanlar helâk oldular.

Sizden evvel geçen kavimler, insanlar helâk oldular.
Şu sebepten ki, sizden evvel geçen insanların helâkı Şu sebepten ki, sizden evvel geçen insanların helâkı şu sebepten oldu ki;şu sebepten oldu ki; onların içerisinden şerif olan, onların içerisinden şerif olan, mevki itibariyle yüksek olan, servet itibariyle yüksek olan efendiler,mevki itibariyle yüksek olan, servet itibariyle yüksek olan efendiler, bir hırsızlık yaparlarsa, terekuh, ona söz diyemezlerdi.bir hırsızlık yaparlarsa, terekuh, ona söz diyemezlerdi. Ne yapalım?

Ne yapalım?
Onu örtbas ederlerdi.

Onu örtbas ederlerdi.
Onun hırsızlığı meydana çıkmazdı şerifliği dolayısıyla.Onun hırsızlığı meydana çıkmazdı şerifliği dolayısıyla. Yani mevkisi dolayısıyla.Yani mevkisi dolayısıyla. Ve izâ seraka fîhimü’d-daîfü.

Ve izâ seraka fîhimü’d-daîfü.
Bir fukara, bir duafa, bir hırsızlıkı o da yaparsa,Bir fukara, bir duafa, bir hırsızlıkı o da yaparsa, Ekâmû aleyhi’l-hadd.

Ekâmû aleyhi’l-hadd.
Onu derhal cezalandırırlar.Onu derhal cezalandırırlar. Yapılması gereken kanuni emirler neyse, onları tatbik ederlerdi.Yapılması gereken kanuni emirler neyse, onları tatbik ederlerdi. Ama veymu’llâh. Ben Allah'a yemin ederim ki…

Ama veymu’llâh. Ben Allah'a yemin ederim ki…
Lev enne Fâtımete binte Muhammed.

Lev enne Fâtımete binte Muhammed.
Kızım Fatıma dahi olsa eğer böyle bir şeyi istisar eder, yaparsa. Serakat.Kızım Fatıma dahi olsa eğer böyle bir şeyi istisar eder, yaparsa. Serakat. Lekata’tü yedehâ.

Lekata’tü yedehâ.
Onun elini, “Bu benim kızımdır” diyerekten bırakmam, elini keserdim. Onun elini, “Bu benim kızımdır” diyerekten bırakmam, elini keserdim. Yani biz eskileri gibi,Yani biz eskileri gibi, “Bunlar yüksek adamdır, bırakalım, duafaya tatbik edelim.” Yok.

“Bunlar yüksek adamdır, bırakalım, duafaya tatbik edelim.” Yok.
“Kızım dahi bu çirkin hareketi yapmış olsa,

“Kızım dahi bu çirkin hareketi yapmış olsa,
demem kızımın eline de derhal, lekata’tü, keserdim.demem kızımın eline de derhal, lekata’tü, keserdim. Siz de böyle yaparsanız, felah bulursunuz.Siz de böyle yaparsanız, felah bulursunuz. Yapmazsanız, siz de ötekilerin felaketine uğrarsınız” demek.Yapmazsanız, siz de ötekilerin felaketine uğrarsınız” demek. Buhârî'nin, Müslim'ün, Ebû Dâvûd'un, Tirmizî, Neseî'inin,

Buhârî'nin, Müslim'ün, Ebû Dâvûd'un, Tirmizî, Neseî'inin,
İbn Mâce'nin'in, Ahmed b. Hanbel'in, Hazreti Âişe'den rivayetidir.İbn Mâce'nin'in, Ahmed b. Hanbel'in, Hazreti Âişe'den rivayetidir. İnnemâ ene abdün âkülü kemâ ye’külü’l-‘abdü

İnnemâ ene abdün âkülü kemâ ye’külü’l-‘abdü
ve eşrabu kemâ yeşrabu’l-‘abdü. ve eşrabu kemâ yeşrabu’l-‘abdü. Şu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’deki tevazuya bir kere bakılırsa

Şu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’deki tevazuya bir kere bakılırsa
insan yani utanmaktan başka çare bulamaz kendisinde.insan yani utanmaktan başka çare bulamaz kendisinde. “Ben peygamberim” demiyor, “Ben âbdim” diyor. Ene âbdün.

“Ben peygamberim” demiyor, “Ben âbdim” diyor. Ene âbdün.
Ben de sizin gibi bir kulum yani.Ben de sizin gibi bir kulum yani. Âkülü kemâ ye’külü’l-‘abdü.

Âkülü kemâ ye’külü’l-‘abdü.
Abidler, köleler nasıl yerse ben de öyle yerim.Abidler, köleler nasıl yerse ben de öyle yerim. Peygamberim diyerekten abidlikten dışarı çıkmam.Peygamberim diyerekten abidlikten dışarı çıkmam. Ve eşrabu kemâ yeşrabu’l-‘abdü.

Ve eşrabu kemâ yeşrabu’l-‘abdü.
Abid nasıl içerse onlar gibi içerim ben de. Abid nasıl içerse onlar gibi içerim ben de. Kölelerin yedikleri gibi yer, kölelerin içtikleri gibi içerim.

Kölelerin yedikleri gibi yer, kölelerin içtikleri gibi içerim.
Çünkü abdin manası kölelik yani. abid, itaat edici kul.Çünkü abdin manası kölelik yani. abid, itaat edici kul. Kul demek, yani kölelik değil mi?

Kul demek, yani kölelik değil mi?
Kulluk da bir köleliktir yani.

Kulluk da bir köleliktir yani.
Bizler de hep Allah Teâlâ’nın kulu değil miyiz?

Bizler de hep Allah Teâlâ’nın kulu değil miyiz?
Kulu olduğumuz için kölesiyiz demektir.

Kulu olduğumuz için kölesiyiz demektir.
Ne derse onu yapmamız lazım.Ne derse onu yapmamız lazım. Köle demekten maksat,Köle demekten maksat, efendisine itaat etmeye memur bir adam demek. Kul sana itaat edecek, bu kadar.efendisine itaat etmeye memur bir adam demek. Kul sana itaat edecek, bu kadar. Biz de Allah’a itaat etmek için memur olan kullarız.

Biz de Allah’a itaat etmek için memur olan kullarız.
Efendimizin de diyor ki:Efendimizin de diyor ki: “Ben de bu kulluktan dışarda değilim.

“Ben de bu kulluktan dışarda değilim.
Peygamberim ama, Allah’ın en sevgilisiyim.Peygamberim ama, Allah’ın en sevgilisiyim. Beni sizlerin üzerine meb’us olarak gönderdi, kitap verildi ama,Beni sizlerin üzerine meb’us olarak gönderdi, kitap verildi ama, kulluktan çıkarmadı beni yine.”kulluktan çıkarmadı beni yine.” Bana sordu:

Bana sordu:
“Ey kulum seni hangi adla anayım?”

“Ey kulum seni hangi adla anayım?”
Sübhânellezî esrâ bi-abdihî dedi.

Sübhânellezî esrâ bi-abdihî dedi.
“Yâ Rab! Kulun olma şerefi bana kâfi.

“Yâ Rab! Kulun olma şerefi bana kâfi.
Senin kulun olma şerefi bana kâfi, başka şeref istemem.”Senin kulun olma şerefi bana kâfi, başka şeref istemem.” “Bey değilim, paşa değilim, beyefendi hazretleri değilim.

“Bey değilim, paşa değilim, beyefendi hazretleri değilim.
Şehinşah hazretleri değilim.”Şehinşah hazretleri değilim.” Eskiden bir çok lakap vardı böyle büyüklere

Eskiden bir çok lakap vardı böyle büyüklere
mahsus yazılar yazılırken. mahsus yazılar yazılırken. O elkap yazılmadan altına yazı yazılmazdı.O elkap yazılmadan altına yazı yazılmazdı. Niçin?

Niçin?
İnsanların hoşuna gidiyor böyle medh-u sena sözleri.

İnsanların hoşuna gidiyor böyle medh-u sena sözleri.
Halbuki Efendimiz diyor ki:Halbuki Efendimiz diyor ki: “Ben bir abdim, bir kulum, bir kul gibi yer, o kul gibi içerim.”

“Ben bir abdim, bir kulum, bir kul gibi yer, o kul gibi içerim.”
Şimdi burada Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem diyeceksin ki,

Şimdi burada Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem diyeceksin ki,
o zaman hayat basit idi.o zaman hayat basit idi. O basit olan hayata Peygamber de uymuştu.O basit olan hayata Peygamber de uymuştu. Fakat bugün hayat üstün oldu.Fakat bugün hayat üstün oldu. Bugün o hayatı memlekette tatbik etmek imkanı olmaz ki.Bugün o hayatı memlekette tatbik etmek imkanı olmaz ki. Bugün sofra kurulacak, işte masa kurulur. Bugün sofra kurulacak, işte masa kurulur. Tabaklar konur, ekmekler kesilir, yemekler tabaklarınıza konur.Tabaklar konur, ekmekler kesilir, yemekler tabaklarınıza konur. İşte nezaket itibarı; çatallar, kaşıklar, bıçaklar konur falan.İşte nezaket itibarı; çatallar, kaşıklar, bıçaklar konur falan. Eh orada tatlı tuzlu yenir.Eh orada tatlı tuzlu yenir. Ama Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bunu yapamaz mıydı yani?

Ama Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bunu yapamaz mıydı yani?
İki tahta bulup da bir masa çattıramaz mıydı?

İki tahta bulup da bir masa çattıramaz mıydı?
Yani ilk devirde ama bu kadar bir şey de beceremiyor değillerdi.

Yani ilk devirde ama bu kadar bir şey de beceremiyor değillerdi.
O güzel bıçakları yapan, o harp aletlerinii yapan insanlarO güzel bıçakları yapan, o harp aletlerinii yapan insanlar elbette bunları da yapabilirlerdi, bir masa yapabilirlerdi insanlar da.elbette bunları da yapabilirlerdi, bir masa yapabilirlerdi insanlar da. Oturaraktan bir sandalye yapılamaz mı?

Oturaraktan bir sandalye yapılamaz mı?
Oturaraktan yemek daha güzel olurdu. Oturaraktan yemek daha güzel olurdu. Nasıl oturuyorlar?

Nasıl oturuyorlar?
Önüne bir şeysi vardı, deri, derisi vardı.

Önüne bir şeysi vardı, deri, derisi vardı.
O derisini yere koyar.O derisini yere koyar. Yemekleri, ekmekleri onun üzerindeydi.Yemekleri, ekmekleri onun üzerindeydi. Şimdi biz deriz ki:

Şimdi biz deriz ki:
Sofranın altına bizim bir,

Sofranın altına bizim bir,
hiç olmazsa oturduğumuz halde de altına bir sofralık koruz şöyle şu kadar yükseklikte.hiç olmazsa oturduğumuz halde de altına bir sofralık koruz şöyle şu kadar yükseklikte. Sinimizi de onun üzerine koruz ki, Sinimizi de onun üzerine koruz ki, yemek aşağıda kalıp da,yemek aşağıda kalıp da, ekmek aşağıda kalıp da bir saygısızlık olmasın diyerektenekmek aşağıda kalıp da bir saygısızlık olmasın diyerekten bunu dedelerimiz icat etmiş.bunu dedelerimiz icat etmiş. Soframızın altında bir kasnak dediğimiz,Soframızın altında bir kasnak dediğimiz, yahut ona benzer bir şey koymak âdeti gelmiş bugüne kadar.yahut ona benzer bir şey koymak âdeti gelmiş bugüne kadar. Bugünkü gerici insanların yemeğini…

Bugünkü gerici insanların yemeğini…
O sofra, masa işi ayrı.O sofra, masa işi ayrı. Bizim bile ekmekler, yemekler bizden aşağıya kalır diyerektenBizim bile ekmekler, yemekler bizden aşağıya kalır diyerekten bir şey icat etmişiz kendiliğimizden.bir şey icat etmişiz kendiliğimizden. Ekmeğe hürmet icat ettik.Ekmeğe hürmet icat ettik. Ekmeğe hürmeti Peygamber'den daha mı bilecektik biz acaba?Ekmeğe hürmeti Peygamber'den daha mı bilecektik biz acaba? O yere koyuyordu da bize ne oldu da onu icat ettik?

O yere koyuyordu da bize ne oldu da onu icat ettik?
İşte bidat dedikleri hani bir şey var ya.

İşte bidat dedikleri hani bir şey var ya.
İşte bu da o bidattan birisidir. İşte bu da o bidattan birisidir. Ama bu bidatlar iki kısımdır.Ama bu bidatlar iki kısımdır. Birisi böyle hareketlerdeki bidat.

Birisi böyle hareketlerdeki bidat.
Bunlar oldukça mahfumdur.Bunlar oldukça mahfumdur. Mesela camimizde halı bidattır.

Mesela camimizde halı bidattır.
O ziynetlerin hepsi bidattır.O ziynetlerin hepsi bidattır. Bidattır ama işte bunlara gayet göz yumuluyor.Bidattır ama işte bunlara gayet göz yumuluyor. Minareler de bidattır.

Minareler de bidattır.
Biz gökteki meleklere ses duyuracak değiliz ya. Biz gökteki meleklere ses duyuracak değiliz ya. Caminin üstüne bir şey çıkar, duvarın üzerine bir çıkış yeri olsa,Caminin üstüne bir şey çıkar, duvarın üzerine bir çıkış yeri olsa, orada çıkar ezanımızı okuyabiliriz. Minareye de lüzum yoktur.orada çıkar ezanımızı okuyabiliriz. Minareye de lüzum yoktur. O da bidattır ama, o da son zamanlarda mesela ihtiyaçtır diye yapılmış.O da bidattır ama, o da son zamanlarda mesela ihtiyaçtır diye yapılmış. Bunlar inşallah af kabulüne girer.Bunlar inşallah af kabulüne girer. Olmasa daha iyi ama, mümkün olmuyor.Olmasa daha iyi ama, mümkün olmuyor. İnnemâ kumnâ li’l-melâiketi.

İnnemâ kumnâ li’l-melâiketi.
Bir cenaze geçiyormuş. Bir cenaze geçiyormuş. O cenaze geçerken Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalkmış. O cenaze geçerken Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalkmış. Hani bizde de yapılıyor ya cenazeler kalkıp gidince.Hani bizde de yapılıyor ya cenazeler kalkıp gidince. Bu ilk devirdeydi ama.Bu ilk devirdeydi ama. Malum ya, hadis ve ayetlerde nasıl nâsih mensuh var.Malum ya, hadis ve ayetlerde nasıl nâsih mensuh var. Mâ nensah min ayâtin en nünsihâ ne’ti bi-hayrin minhâ

Mâ nensah min ayâtin en nünsihâ ne’ti bi-hayrin minhâ
ayet-i celîlesi ile maruf bazı şeyler var. ayet-i celîlesi ile maruf bazı şeyler var. Cenâb-ı Hak evvelce onu emrettiği halde sonra onu kaldırıyor.

Cenâb-ı Hak evvelce onu emrettiği halde sonra onu kaldırıyor.
Buna nâsih, sonra evvelkine mensûh diyorlar.Buna nâsih, sonra evvelkine mensûh diyorlar. Peygamberlerimizin de hallerinde bunlar vardır.

Peygamberlerimizin de hallerinde bunlar vardır.
Şimdi ilk zamanlarında Peygamberimiz cenazelere kalkardı.

Şimdi ilk zamanlarında Peygamberimiz cenazelere kalkardı.
O zaman dediler ki:O zaman dediler ki: “Yâ Rasûlallah, bu Yahudi cenazesi.

“Yâ Rasûlallah, bu Yahudi cenazesi.
Kalktığınız ayağa ama, bu giden Yahudidir” dediler. Dedi ki:Kalktığınız ayağa ama, bu giden Yahudidir” dediler. Dedi ki: “Ben onun cenazesine kalkmıyorum.

“Ben onun cenazesine kalkmıyorum.
Bu cenazedeki melekler için kalkıyorum” dedi.Bu cenazedeki melekler için kalkıyorum” dedi. Sonra bu neshedildi. Cenazelere ayağa kalkmak caiz olmadı.

Sonra bu neshedildi. Cenazelere ayağa kalkmak caiz olmadı.
Bir cenazeyle beraber gidersin, gidersin.

Bir cenazeyle beraber gidersin, gidersin.
Gitmediğin takdirde cenaze geçer, geçer. Kalkmaya lüzum yok.Gitmediğin takdirde cenaze geçer, geçer. Kalkmaya lüzum yok. Çünkü hayatı bitmiş insan.Çünkü hayatı bitmiş insan. O hayattayken kalkıyor muydun ayağa?O hayattayken kalkıyor muydun ayağa? Kalkmıyordun.

Kalkmıyordun.
Ee, hayatına veda etmiş gidiyor, “Uğurlar olsun” dersin, gider.

Ee, hayatına veda etmiş gidiyor, “Uğurlar olsun” dersin, gider.
"İnnemâ sümmiyel-hadiru hadiran

"İnnemâ sümmiyel-hadiru hadiran
li-ennehû celese alâ fervetin beydâe,li-ennehû celese alâ fervetin beydâe, fe-izâ hiye tehtezzu tahtehû hadrâe."fe-izâ hiye tehtezzu tahtehû hadrâe." Yeşillere yeşillik demek neden doğdu diyor.

Yeşillere yeşillik demek neden doğdu diyor.
Yeşillenme, yeşillik.Yeşillenme, yeşillik. Çünkü Hızır aleyhisselam, adı Hızır.Çünkü Hızır aleyhisselam, adı Hızır. Hızır aleyhisselam, gayet kurak bir yere oturduğu vakitteHızır aleyhisselam, gayet kurak bir yere oturduğu vakitte kalkınca orası yemişil olurdu.kalkınca orası yemişil olurdu. O yeşillikten oraya oturanın Hızır olduğu anlaşılırdı.O yeşillikten oraya oturanın Hızır olduğu anlaşılırdı. Bu söz oradan kalmış.Bu söz oradan kalmış. Yani Hızır aleyhisselam'ın hayatının devamı da bundan anlaşılıyor.Yani Hızır aleyhisselam'ın hayatının devamı da bundan anlaşılıyor. Yani o Hızır bir tane değil.

Yani o Hızır bir tane değil.
O Hızır her zaman böyle bizim gibi devreden bir insan.O Hızır her zaman böyle bizim gibi devreden bir insan. Bazı ulemâ burada ihtilaflı.Bazı ulemâ burada ihtilaflı. Hızır’lık artık o zamandı, bitti diyorlar.Hızır’lık artık o zamandı, bitti diyorlar. Halbuki o Hızırlığın silsilesi de devam etmekte.Halbuki o Hızırlığın silsilesi de devam etmekte. Kıyamete kadar da bunlar devam edecektir böyle. Kıyamete kadar da bunlar devam edecektir böyle. İnneme’s-terâha men gufira lehû.

İnneme’s-terâha men gufira lehû.
Efendimiz'e demişler ki, Filan adam öldü ve istirahate kavuştu.Efendimiz'e demişler ki, Filan adam öldü ve istirahate kavuştu. Allah rahatlık versin mezarında diyoruz ya.Allah rahatlık versin mezarında diyoruz ya. Öldü, kurtuldu, rahata kavuştu. Efendimiz diyor ki: Öldü, kurtuldu, rahata kavuştu. Efendimiz diyor ki: “Hayır.”

“Hayır.”
İnneme’s-terâha men gufira lehû.

İnneme’s-terâha men gufira lehû.
Kim mağfiret olunduysa o yakayı kurtardı, o rahata düştü. Kim mağfiret olunduysa o yakayı kurtardı, o rahata düştü. Yoksa belanın daha belasına düştü.Yoksa belanın daha belasına düştü. Eğer mağfiret olamadıysa, tövbekâr olamadıysa…Eğer mağfiret olamadıysa, tövbekâr olamadıysa… Tövbe eder de kabul etmez Allah tabi.Tövbe eder de kabul etmez Allah tabi. O da var işin içinde.O da var işin içinde. Yani tövbe ettik de muhakkak Allah kabul etti de diyemeyiz.Yani tövbe ettik de muhakkak Allah kabul etti de diyemeyiz. Dilerse kabul eder. Dilerse kabul eder. Şimdi burada bir şey daha var.

Şimdi burada bir şey daha var.
İnsan tövbe eder. Günahlar iki kısımdır.

İnsan tövbe eder. Günahlar iki kısımdır.
Birtakım günahlar vardır ki insanların kendi şahıslarına ait.Birtakım günahlar vardır ki insanların kendi şahıslarına ait. Kendisi günahlara dalar, çok günahları vardır ama kendisiyle Allah’ı arasındadır.Kendisi günahlara dalar, çok günahları vardır ama kendisiyle Allah’ı arasındadır. Allah ile kendisi biliyor günahlarını, başkası bilmiyor.Allah ile kendisi biliyor günahlarını, başkası bilmiyor. Kâh gözyaşları dökerekten sığınıyor, iltica ediyor.Kâh gözyaşları dökerekten sığınıyor, iltica ediyor. Bunun mağfiret olunacağına şüphe yoktur. Bunun mağfiret olunacağına şüphe yoktur. Fakat bir günahta var ki âlem-i örnek alıyor yapıyor.Fakat bir günahta var ki âlem-i örnek alıyor yapıyor. Herkes de biliyor onun yaptığını. Herkes de biliyor onun yaptığını. Diyor ki:

Diyor ki:
“Hoca efendi bunu yaptıktan sonra demek ki var bunun kaçamak yolu.

“Hoca efendi bunu yaptıktan sonra demek ki var bunun kaçamak yolu.
Ben yaparsam ne lazım gelir” diyor. Öncü oluyor.Ben yaparsam ne lazım gelir” diyor. Öncü oluyor. Öncü olması dolayısıyla bunu ben yaptım; affettireceğim kendimi,Öncü olması dolayısıyla bunu ben yaptım; affettireceğim kendimi, başka ama… Ahmet, Mehmet bir sürü insanlar dabaşka ama… Ahmet, Mehmet bir sürü insanlar da benden örnek alaraktan onlar da bu işi yapmaya kalktılar.benden örnek alaraktan onlar da bu işi yapmaya kalktılar. Şimdi onların günahı ne yapacağız?

Şimdi onların günahı ne yapacağız?
Onların günahı da yapana ait.

Onların günahı da yapana ait.
Binâenaleyh yani sen kendi günahını affettireceksin amaBinâenaleyh yani sen kendi günahını affettireceksin ama onların günahını affettirmek daha zor olduğu için ikinci şık fenalık. onların günahını affettirmek daha zor olduğu için ikinci şık fenalık. Onu için kötü şeylere kötü günahlara alet olmamak.

Onu için kötü şeylere kötü günahlara alet olmamak.
Söz de uzayabilir ama, yer bunları açık konuşmaya müsait değil.Söz de uzayabilir ama, yer bunları açık konuşmaya müsait değil. Bir insan bir cami yapar, iyidir güzel ibadetinde.

Bir insan bir cami yapar, iyidir güzel ibadetinde.
Her gelenin ibadetinden,Her gelenin ibadetinden, bu adam beş yüz sene mi evvel nerden yaptırdıysa,bu adam beş yüz sene mi evvel nerden yaptırdıysa, beş yüz senedir defterine sevap işleyip duruyor bu adamın.beş yüz senedir defterine sevap işleyip duruyor bu adamın. Allah Allah…

Allah Allah…
Bir insan şimdi buna mukabil bir kötü yer daha yapar.

Bir insan şimdi buna mukabil bir kötü yer daha yapar.
İnsanlar da orada bütün gün günaha girerler.İnsanlar da orada bütün gün günaha girerler. Şimdi o adam ölmüştür, ölmüştür ama Şimdi o adam ölmüştür, ölmüştür ama işte o bina durduğu müddetçe oradaki günahların hepsiişte o bina durduğu müddetçe oradaki günahların hepsi o adamın da defterine geçer.o adamın da defterine geçer. Çünkü kötüye alet oldu.Çünkü kötüye alet oldu. Allah ona para verdi, servet verdi, akıl verdi.Allah ona para verdi, servet verdi, akıl verdi. Parayı nasıl kazanacağım diye düşündü.Parayı nasıl kazanacağım diye düşündü. Kötü yoldaki para kazancını buldu ve onu yaptı.Kötü yoldaki para kazancını buldu ve onu yaptı. Binâenaleyh oradaki kazancı hem gayri meşru olmakla beraberBinâenaleyh oradaki kazancı hem gayri meşru olmakla beraber oradan günahlara girenlerin günahları da o adamın defterine yazılır.oradan günahlara girenlerin günahları da o adamın defterine yazılır. Ne kadar bela yani.Ne kadar bela yani. Onun için, İnneme’s-terâha men ğufira lehû.

Onun için, İnneme’s-terâha men ğufira lehû.
Ancak mağfiret olunan insan rahatlamıştır.Ancak mağfiret olunan insan rahatlamıştır. Öldükten sonra rahatlık, mağfiret olunan insana ait.Öldükten sonra rahatlık, mağfiret olunan insana ait. Yine altında bir hadis daha.Yine altında bir hadis daha. İnnemâ yesterîhu men gufira lehû.

İnnemâ yesterîhu men gufira lehû.
Bu da ondan.Bu da ondan. Üçüncü bir hadis daha:

Üçüncü bir hadis daha:
"İnnemâ yestarihu men dehale’l-cennete."

"İnnemâ yestarihu men dehale’l-cennete."
İstirahat, ancak cennete girenler içindir.İstirahat, ancak cennete girenler içindir. Cennete girdi ise rahatı buldu, yok giremediyse felaket işi artık.Cennete girdi ise rahatı buldu, yok giremediyse felaket işi artık. Şimdi bu mağfiret olunanlar da o da malum ya.Şimdi bu mağfiret olunanlar da o da malum ya. Kabir ya cennet bahçesi olacak ya cehennem çukuru olacak. Kabir ya cennet bahçesi olacak ya cehennem çukuru olacak. Bu yüzde yüz. Yüzde doksan dokuz değil, yüzde yüz.Bu yüzde yüz. Yüzde doksan dokuz değil, yüzde yüz. Ya insanın mezarı cennet bahçesidir ya da cehennem çukurudur. Ya insanın mezarı cennet bahçesidir ya da cehennem çukurudur. O da burada kazanılacak.O da burada kazanılacak. Burada kabirdeki yerini cennet bahçesi yapabildiysen ne mutlu sana.Burada kabirdeki yerini cennet bahçesi yapabildiysen ne mutlu sana. Yok bu dünya âlemdeki hayatındaYok bu dünya âlemdeki hayatında orasını cehennem çukuru yapabildiysen ne yazık sana.orasını cehennem çukuru yapabildiysen ne yazık sana. Arkandan mevlüt okuturlar, hatimler ederler. Etsinler, hiçbir kıymeti yok.Arkandan mevlüt okuturlar, hatimler ederler. Etsinler, hiçbir kıymeti yok. Çünkü orası cehennem çukuru.Çünkü orası cehennem çukuru. O cehennem çukurundan ne olacak?O cehennem çukurundan ne olacak? Allah cümlemize uyanıklar nasip etsin de

Allah cümlemize uyanıklar nasip etsin de
o felaketlere düşürmesin bizi…o felaketlere düşürmesin bizi… İnnemâ semmâhumullâhul-ebrâra,

İnnemâ semmâhumullâhul-ebrâra,
Ebrâr diyoruz ya, iyi insanlar. Birr sahibi. İyilik sahiptir, hasenat sahiptir.Ebrâr diyoruz ya, iyi insanlar. Birr sahibi. İyilik sahiptir, hasenat sahiptir. Onlara biz ebrâr dedik.Onlara biz ebrâr dedik. "İnnemâ semmâhumullâhul-ebrâr."İnnemâ semmâhumullâhul-ebrâr. Allah teslim ediyor, ebrar'ı. Hasenatü'l-ebrar, şu da var ama.Allah teslim ediyor, ebrar'ı. Hasenatü'l-ebrar, şu da var ama. Hasenatü'l-ebrar, seyyiatü'l-mukarrebîn.

Hasenatü'l-ebrar, seyyiatü'l-mukarrebîn.
Şimdi iş bak ne kadar ayrılıyor insanlar. Senin için hasenat.Şimdi iş bak ne kadar ayrılıyor insanlar. Senin için hasenat. Çünkü iyi şeyler yapıyorsun, sen ebrârdarsın. Çünkü iyi şeyler yapıyorsun, sen ebrârdarsın. Ebrarsın, senin için iyidir bu. Ebrarsın, senin için iyidir bu. Fakat senin üstündeki mevki sahibi içinFakat senin üstündeki mevki sahibi için senin bu hasenelerin günahtan ibaret.senin bu hasenelerin günahtan ibaret. Seyyiât-ı Mukarrebin diyor, mukarrebler için günah oluyor.Seyyiât-ı Mukarrebin diyor, mukarrebler için günah oluyor. Senin için sevap olan şey,Senin için sevap olan şey, senden yüksek adamlar için günah oluyor.senden yüksek adamlar için günah oluyor. Aradaki fark çok büyük, incelik de çok büyük ama.Aradaki fark çok büyük, incelik de çok büyük ama. Niçin?

Niçin?
Bana olan sevap, o benden üstüne olan adama da sevap olması lazım.

Bana olan sevap, o benden üstüne olan adama da sevap olması lazım.
Buradaki incelik çok büyük.Buradaki incelik çok büyük. Şimdi bak, bir insan bir hayır yapayım der.

Şimdi bak, bir insan bir hayır yapayım der.
Çocukları okutalım der bir hayır açar, bir mektep açar. Çocukları okutalım der bir hayır açar, bir mektep açar. Yüzlerce çocuğu toplar okutur. Bunun için bu hayırdır.Yüzlerce çocuğu toplar okutur. Bunun için bu hayırdır. Neden?

Neden?
Hayrı delalet etti.

Hayrı delalet etti.
Müslüman çocuklarını okutuyor, hayırlar kazanıyor,Müslüman çocuklarını okutuyor, hayırlar kazanıyor, defterine hayır işitiyor.defterine hayır işitiyor. Fakat bunun üstündeki mevki sahibi çok ısrar ediyor.Fakat bunun üstündeki mevki sahibi çok ısrar ediyor. Çünkü onun için günah.Çünkü onun için günah. Niçin?

Niçin?
Kendisine Allah Teâlâ'nın verdiği ömürden kendisinin

Kendisine Allah Teâlâ'nın verdiği ömürden kendisinin
melekleşmek sıfatının imkanını vermişken, melekleşmek sıfatının imkanını vermişken, o melekleşmek sıfatını bırakıyor, çocuklarla o melekleşmek sıfatını bırakıyor, çocuklarla meşgul olmak sıfatı daha iyi geliyor.meşgul olmak sıfatı daha iyi geliyor. Bize Allah meleklik sıfatını vermiş. Bize Allah meleklik sıfatını vermiş. Biz meleklerden de efdal bir mahkûmuz. Biz meleklerden de efdal bir mahkûmuz. O yüksek makamı unutuyoruz,O yüksek makamı unutuyoruz, aşağıdaki dümen neferinin yapacağı işlerle meşgul oluyoruz.aşağıdaki dümen neferinin yapacağı işlerle meşgul oluyoruz. Diyoruz ki: “İyi iş yaptım.”

Diyoruz ki: “İyi iş yaptım.”
Hakikate iyi ama asıl senin için lazım olan hayatını kurtarmak idi.Hakikate iyi ama asıl senin için lazım olan hayatını kurtarmak idi. Nefsini emmarelikten kurtarıp mutmainliğe eriştirmek idi.Nefsini emmarelikten kurtarıp mutmainliğe eriştirmek idi. Halbuki sen hala mutmainnelik değil, emmarelikte duruyorsun.Halbuki sen hala mutmainnelik değil, emmarelikte duruyorsun. Diyorsun ki “Çok iyi işler yapıyorum.” Neden?Diyorsun ki “Çok iyi işler yapıyorum.” Neden? Herkes de senin takdirdir diyor. Çünkü çok iyi iş yaptın.Herkes de senin takdirdir diyor. Çünkü çok iyi iş yaptın. Bu kadar çocukları okutmak suratıyla yüksek yüksek sıfatlar kazandın. Bu kadar çocukları okutmak suratıyla yüksek yüksek sıfatlar kazandın. Ama kendi helâkinden haberi yok.Ama kendi helâkinden haberi yok. Bunu benzetmiş İmam-ı Gazzâlî. Bunu benzetmiş İmam-ı Gazzâlî. İmam Gazali, sivrisinekler var ya ufacık bir mahluk, İmam Gazali, sivrisinekler var ya ufacık bir mahluk, oradan bizi uyandırmak suretiyle diyor ki:oradan bizi uyandırmak suretiyle diyor ki: Şu sivrisineğe bir bak ufacık bir mahluk.

Şu sivrisineğe bir bak ufacık bir mahluk.
İncecik bacakları var, incecik bir de gagası var, hortumu.İncecik bacakları var, incecik bir de gagası var, hortumu. Allah ona o kadar hassasiyet zekâ vermiş kiAllah ona o kadar hassasiyet zekâ vermiş ki senin hangi damardan kan alacağını biliyor, boş yere konmuyor, senin hangi damardan kan alacağını biliyor, boş yere konmuyor, o damarın üzerine konup kanını emiyor.o damarın üzerine konup kanını emiyor. O incecik kıldan çok ince olan hortumunun içine deO incecik kıldan çok ince olan hortumunun içine de delik yapmış Allah, diyor. delik yapmış Allah, diyor. Bu delikten de emiyor.Bu delikten de emiyor. Gece oldu mu bu lambalara ışıklara kendisini atar diyor.Gece oldu mu bu lambalara ışıklara kendisini atar diyor. Ateşe pervane ateşe aşık deriz.

Ateşe pervane ateşe aşık deriz.
Halbuki diyor ki İmam Gazzâlî:Halbuki diyor ki İmam Gazzâlî: “Aşıklığından değil onun.

“Aşıklığından değil onun.
O kendisine sıkılacak bir yer arıyor. O kendisine sıkılacak bir yer arıyor. Gözlerinin böyle ferini aldığı için tahammülü yokGözlerinin böyle ferini aldığı için tahammülü yok gözlerinin ışığa bakmaya.gözlerinin ışığa bakmaya. Ferini aldığı için orda kendisine bir yuva var zannediyor.Ferini aldığı için orda kendisine bir yuva var zannediyor. O yuvaya kendisini atmak için oraya hücum ediyor.O yuvaya kendisini atmak için oraya hücum ediyor. Sen de dersin ki: ‘Ah şu zavallıya bak.Sen de dersin ki: ‘Ah şu zavallıya bak. Kendisini helak edecek orada.’Kendisini helak edecek orada.’ Ve nihayette o ateş onu helak ediyor orada.” Ve nihayette o ateş onu helak ediyor orada.” Eskiden mesela böyle lambalar değil de

Eskiden mesela böyle lambalar değil de
bizim eski lambalarımız vardı içine düşer ölür, ateşin içine.bizim eski lambalarımız vardı içine düşer ölür, ateşin içine. Ama sen buna hiç ağlama gülme acıma buna.Ama sen buna hiç ağlama gülme acıma buna. Senin halin bundan daha acınacak şekildedir diyor. Senin halin bundan daha acınacak şekildedir diyor. Senin halin bundan daha acınacak haldedirSenin halin bundan daha acınacak haldedir çünkü sen her gün kendini günahlara böyle.çünkü sen her gün kendini günahlara böyle. O ateşe atıyor yanacak kurtulacak diyor.

O ateşe atıyor yanacak kurtulacak diyor.
Sen hayatını ateşe atmak suretiyleSen hayatını ateşe atmak suretiyle günahları yapmak yapmak suretiyle hayatının ebediyetini cehenneme atıyorsun.günahları yapmak yapmak suretiyle hayatının ebediyetini cehenneme atıyorsun. Ebedi bir cehennem hayatına kendini atıyorsun.Ebedi bir cehennem hayatına kendini atıyorsun. Acaba senin halin mi acıklı oAcaba senin halin mi acıklı o beğenmediğin kuşcağızın minikcağızın mı hayatı acıklı diyor.beğenmediğin kuşcağızın minikcağızın mı hayatı acıklı diyor. Orda iki misal zikretmiş de onun yeridir şimdi.

Orda iki misal zikretmiş de onun yeridir şimdi.
Onun birisi bu sivrisineği bahsetmiş,Onun birisi bu sivrisineği bahsetmiş, birisinde de balı bahsetmiş, arıyı.birisinde de balı bahsetmiş, arıyı. Oradan da yine bize Allah Teâlâ’ya sevgiyi aşılamak suretiyle yapıyor.Oradan da yine bize Allah Teâlâ’ya sevgiyi aşılamak suretiyle yapıyor. Arı nedir yani ufacık bir böcektir.Arı nedir yani ufacık bir böcektir. Ve evhâ rabbüke ile’n-nahli.

Ve evhâ rabbüke ile’n-nahli.
O arı nasıl arıdır ki bu evi ne güzel yapıyor.

O arı nasıl arıdır ki bu evi ne güzel yapıyor.
Bugün mühendisler onun yaptığı evi yapmaktan acizdirler.

Bugün mühendisler onun yaptığı evi yapmaktan acizdirler.
O karanlık içerisinde, içi her taraf kapalıdır.O karanlık içerisinde, içi her taraf kapalıdır. O kapalının içerisinde santim oynamaz bir şekilde yuvalarını yaparlar. O kapalının içerisinde santim oynamaz bir şekilde yuvalarını yaparlar. Ellerinde ne ölçüleri vardır ne de bir aletleri vardır.Ellerinde ne ölçüleri vardır ne de bir aletleri vardır. Yalnız Allah Teâlâ’nın onlara verdiği bir his ile Yalnız Allah Teâlâ’nın onlara verdiği bir his ile hiçbiri birbirinden fark edilmeyecek şekilde o ölçülerini yaparlar.hiçbiri birbirinden fark edilmeyecek şekilde o ölçülerini yaparlar. Onu niçin dört köşe yapmamıştır da altı köşe yapmıştırOnu niçin dört köşe yapmamıştır da altı köşe yapmıştır bunun sebebini bile insanlar bugün zor bulabiliyorlar. bunun sebebini bile insanlar bugün zor bulabiliyorlar. Arı dört köşe yapsaydı onu boş yerleri çok kalırdı diyor.Arı dört köşe yapsaydı onu boş yerleri çok kalırdı diyor. Beş köşe yapsa yine birçok boşluklar kalır,Beş köşe yapsa yine birçok boşluklar kalır, fakat altıda hiç boşluk kalmaz, altı tam doldurur diyordu.fakat altıda hiç boşluk kalmaz, altı tam doldurur diyordu. Dışarıya gidiyor tabi balını alıp getiriyor.

Dışarıya gidiyor tabi balını alıp getiriyor.
Bazen pisliğe düşebilir pislenir arı. Bazen pisliğe düşebilir pislenir arı. Yahut pis bir yerden bir gıda almıştır, onu getirir.Yahut pis bir yerden bir gıda almıştır, onu getirir. Arı sokacak olur onu yuvasına,Arı sokacak olur onu yuvasına, fakat arının kapısındaki bekçilerfakat arının kapısındaki bekçiler onun pis şeyi getirdiğini derhal anlayaraktan onun pis şeyi getirdiğini derhal anlayaraktan hücum eder ona öldürürler, yok ederler.hücum eder ona öldürürler, yok ederler. Arı bile diyor kendisinin yapacağı meyvesinin içerisine,Arı bile diyor kendisinin yapacağı meyvesinin içerisine, balının içerisine böyle bir pislik getireni sokmaz kapıdan içeriye. balının içerisine böyle bir pislik getireni sokmaz kapıdan içeriye. Kapıda bekçileri var bunların çünkü.Kapıda bekçileri var bunların çünkü. Bu bekçiler dolayısıyla kendileri yetişemezse içerden imdat isterler,Bu bekçiler dolayısıyla kendileri yetişemezse içerden imdat isterler, hücum ile o bir taneyi mahvederler.hücum ile o bir taneyi mahvederler. Allah’ın hikmeti çok güzel bir şey.

Allah’ın hikmeti çok güzel bir şey.
Arı çok güzel bir derstir insanlara. İbret alın arıyı. Arı çok güzel bir derstir insanlara. İbret alın arıyı. Arıya musallat olan bir de kurt vardır. Ufacık bir mahluk.

Arıya musallat olan bir de kurt vardır. Ufacık bir mahluk.
Ama onun yaptığı balları yer, arıya bir şey bırakmaz.Ama onun yaptığı balları yer, arıya bir şey bırakmaz. Sahibine de bir şey bırakmaz. O kurt onları yer.Sahibine de bir şey bırakmaz. O kurt onları yer. Arı bunun da hakkından gelemez.Arı bunun da hakkından gelemez. Sebebi?

Sebebi?
Hepsine Allah bir hüner vermiş.

Hepsine Allah bir hüner vermiş.
Bilir ki bu arı beni öldürür, benim gücüm arıya yetmez.Bilir ki bu arı beni öldürür, benim gücüm arıya yetmez. Hemen kendisine bir ağ çevirir. Hemen kendisine bir ağ çevirir. İncecik ipliklerden örümceğin yaptığı gibi.İncecik ipliklerden örümceğin yaptığı gibi. Onun altına girer buradan arının yok zamanlarında fırsat bulur,Onun altına girer buradan arının yok zamanlarında fırsat bulur, başını çıkarır balı alır, yuvasına girer. başını çıkarır balı alır, yuvasına girer. Bakar ki arı günden güne bal gidiyor.

Bakar ki arı günden güne bal gidiyor.
Düşman ortada yok. Arar bulur ama, bu sefer de gücü yetmez.Düşman ortada yok. Arar bulur ama, bu sefer de gücü yetmez. Bu sefer de gücü yetmez, ağların altına gidemiyor. Bu sefer de gücü yetmez, ağların altına gidemiyor. Maske dedikleri tabir bugün.Maske dedikleri tabir bugün. Onun altına giremiyor.Onun altına giremiyor. Binâenaleyh kaçmaktan başka çare olmaz.Binâenaleyh kaçmaktan başka çare olmaz. Hemen bir kumanda verir bütün taifesini alır, hadi başka yere.Hemen bir kumanda verir bütün taifesini alır, hadi başka yere. Bu evde fayda yok der.Bu evde fayda yok der. Bu evde bize fayda yok kaçalım başka bir yer bulalım kendimize, der.Bu evde bize fayda yok kaçalım başka bir yer bulalım kendimize, der. Taifesi de hiç itiraz etmez,Taifesi de hiç itiraz etmez, olduğu gibi o annesinin arkasından sıyrılır giderler.olduğu gibi o annesinin arkasından sıyrılır giderler. Bu çok güzel bir derstir.

Bu çok güzel bir derstir.
Yani insanlar bunlardan ders alması iktiza eder.Yani insanlar bunlardan ders alması iktiza eder. Şimdi bir kötü bir cemiyetin içerisine girer, eh ne yapalım?

Şimdi bir kötü bir cemiyetin içerisine girer, eh ne yapalım?
Zararı yok dersin. Kötünün ne zararı olacak?

Zararı yok dersin. Kötünün ne zararı olacak?
Fakat bir kere yerleşti miydi cemiyetin oradan kaçmasından başka

Fakat bir kere yerleşti miydi cemiyetin oradan kaçmasından başka
çare kalmaz.çare kalmaz. Kaçacak adam. İnsanlarda da öyle değil mi?Kaçacak adam. İnsanlarda da öyle değil mi? Vücudumuza mikroplar girer.

Vücudumuza mikroplar girer.
Giren mikrop, kuvvetine göreGiren mikrop, kuvvetine göre içteki muhafız mikropları bir kere korkutup bir yere yerleşti miydi, içteki muhafız mikropları bir kere korkutup bir yere yerleşti miydi, bir de bakarsın “zavallı işte, şu mikrobu kapmış” derler,bir de bakarsın “zavallı işte, şu mikrobu kapmış” derler, bu mikrobu kapmış derler.bu mikrobu kapmış derler. Beş on gün sonra yataklara düşer yuvarlanır gider.Beş on gün sonra yataklara düşer yuvarlanır gider. Niçin?

Niçin?
Onu kapmamak lazımdı.

Onu kapmamak lazımdı.
Kaptıktan sonra önlemek lazımdı.Kaptıktan sonra önlemek lazımdı. Kaptı ve önleyemedi, akıbet yatak olur o zaman.Kaptı ve önleyemedi, akıbet yatak olur o zaman. Binâenaleyh insanlarda nasılsa cemiyetlerde de böyledir.Binâenaleyh insanlarda nasılsa cemiyetlerde de böyledir. İnsanların ölümü olduğu gibi cemiyetlerin de ölümü vardır. İnsanların ölümü olduğu gibi cemiyetlerin de ölümü vardır. Ölümlerine de sebep budur. Kötülüklerden muhafaza lazım. Ölümlerine de sebep budur. Kötülüklerden muhafaza lazım. Şimdi Allah burada ebrar tesmiye etti iyi insanları.

Şimdi Allah burada ebrar tesmiye etti iyi insanları.
Birr sahibi, ihsan sahibi. Birr sahibi, ihsan sahibi. Ne yapıyor?

Ne yapıyor?
Li-ennehüm berru’l-âbâe. Babasına ikram ediyor.

Li-ennehüm berru’l-âbâe. Babasına ikram ediyor.
Ve’l-ümmehâti. Anasına ikram ediyor.

Ve’l-ümmehâti. Anasına ikram ediyor.
Ve’l-ebnâe. Çocuklarına ikram ediyor.

Ve’l-ebnâe. Çocuklarına ikram ediyor.
Ke-mâ enne li-vâlideyke aleyke hakkan ke-zâlike li-veledike.

Ke-mâ enne li-vâlideyke aleyke hakkan ke-zâlike li-veledike.
Nasıl ki bu babalarımıza, analarımıza, kardeşlerimize,Nasıl ki bu babalarımıza, analarımıza, kardeşlerimize, çocuklarımıza nasıl böyle ikram hakkımızsa…çocuklarımıza nasıl böyle ikram hakkımızsa… Anamıza ikram edeceğiz, çünkü bizi yetiştirdiler değil mi? Anamıza ikram edeceğiz, çünkü bizi yetiştirdiler değil mi? Mürebbilerimiz yetiştirdiler, hizmet ettiler bunları bakmak vazifemiz.Mürebbilerimiz yetiştirdiler, hizmet ettiler bunları bakmak vazifemiz. Bir de bizim evladımı var şimdi.

Bir de bizim evladımı var şimdi.
Anamızın nasıl hakkı varsa evladımızın da hakkı aynıdır.Anamızın nasıl hakkı varsa evladımızın da hakkı aynıdır. Taa buluğ çağına erişinceye kadar.Taa buluğ çağına erişinceye kadar. Buluğ çağına erişinceye kadar baba evladının hamisidir,Buluğ çağına erişinceye kadar baba evladının hamisidir, hafızıdır, her şeyinden mesuldür.hafızıdır, her şeyinden mesuldür. Binâenaleyh anneye babaya ikram etmekle insan kendisini nasıl

Binâenaleyh anneye babaya ikram etmekle insan kendisini nasıl
mükellef muvazzaf biliyorsamükellef muvazzaf biliyorsa evladı için de anı vazifeyi bilecek,evladı için de anı vazifeyi bilecek, beni nasıl yetiştirdiyse annem babam ben de evladımıbeni nasıl yetiştirdiyse annem babam ben de evladımı öylece yetiştireceğim diye çalışacak.öylece yetiştireceğim diye çalışacak. Allah kusurlarımızı affetsin...

Allah kusurlarımızı affetsin...
Bu da büyük bir ders.

Bu da büyük bir ders.
"İnnemel-amelu rahmetun minallâhi li-ummetî.

"İnnemel-amelu rahmetun minallâhi li-ummetî.
Levlel-amelu mâ arda'at ümmün veleden,Levlel-amelu mâ arda'at ümmün veleden, velâ garase gârisun şaceran."velâ garase gârisun şaceran." Emel dediğimiz bir şey var ya, emeli çok, uzun emelli bir adam deriz. Emel dediğimiz bir şey var ya, emeli çok, uzun emelli bir adam deriz. Arzusu çok yani, geniş.Arzusu çok yani, geniş. “Şunu da yapayım, şunu da yapayım, şunu da yapayım” diyerekten“Şunu da yapayım, şunu da yapayım, şunu da yapayım” diyerekten emelleri var, maksatları, gayeleri var.emelleri var, maksatları, gayeleri var. “Bu gayeler de ümmetim için Allah'ın Teâlâ'dan bir rahmettir” diyor.

“Bu gayeler de ümmetim için Allah'ın Teâlâ'dan bir rahmettir” diyor.
Eğer Allah Teâlâ bu emeli vermeseydi,Eğer Allah Teâlâ bu emeli vermeseydi, ne bir anne çocuğuna süt verirdi, ne bir köylü bir ağaç dikerdi. ne bir anne çocuğuna süt verirdi, ne bir köylü bir ağaç dikerdi. Kimse bir iş yapmazdı. Kimse bir iş yapmazdı. Bu fani dünyada ne olacak?

Bu fani dünyada ne olacak?
Yeter işte, bir lokma ekmek Allah verir ya, rızkımı da verecek.

Yeter işte, bir lokma ekmek Allah verir ya, rızkımı da verecek.
Binâenaleyh, çalışmaya ve yardıma hiç ihtiyaç yoktur.Binâenaleyh, çalışmaya ve yardıma hiç ihtiyaç yoktur. Çocuğuna da bakmaz olur.Çocuğuna da bakmaz olur. Mâ arda'at ümmün veleden.

Mâ arda'at ümmün veleden.
Hiçbir anne, oğluna, veledine süt de vermez.Hiçbir anne, oğluna, veledine süt de vermez. Binâenaleyh bu emel de Allah Teâlâ'dan bir rahmettir. Binâenaleyh bu emel de Allah Teâlâ'dan bir rahmettir. Fakat bunu yerinde harcamak lazım.Fakat bunu yerinde harcamak lazım. Şimdi orada demin dedim ki:

Şimdi orada demin dedim ki:
“İnsanlara lazım olan Hürriyet-i mutlakalarına kavuşmaktır.

“İnsanlara lazım olan Hürriyet-i mutlakalarına kavuşmaktır.
İnsanların Hürriyet-i mutlakalarına kavuşmalarıİnsanların Hürriyet-i mutlakalarına kavuşmaları ancak nefs-i sultaniye’ye erişmemeleriyle olur.ancak nefs-i sultaniye’ye erişmemeleriyle olur. Muhabbet-i İlahi'den bahsediyoruz ya.Muhabbet-i İlahi'den bahsediyoruz ya. Muhabbet-i İlahiyye'nin insanlarda tecellisiMuhabbet-i İlahiyye'nin insanlarda tecellisi ancak nefs-i sultaniyeye eriştikten sonra tahakkuk eder.ancak nefs-i sultaniyeye eriştikten sonra tahakkuk eder. Nefs-i sultaniyeye eriştirmek için emmareliği, levvameliği,Nefs-i sultaniyeye eriştirmek için emmareliği, levvameliği, mülhimeliği atlamak lazım.”mülhimeliği atlamak lazım.” Günde yüz bin tane zikrullah yapmak lazım.

Günde yüz bin tane zikrullah yapmak lazım.
Yüz bin defa Allah diyorsun günde.Yüz bin defa Allah diyorsun günde. Katiyen levvamelikten bir adım ileri atamazsın.Katiyen levvamelikten bir adım ileri atamazsın. Bunlar zikrullahla beraber, riyazetinle beraber yürümesi lazım.Bunlar zikrullahla beraber, riyazetinle beraber yürümesi lazım. Riyazetle zikrullah yan yana yürüyemezse.Riyazetle zikrullah yan yana yürüyemezse. Ordusu var ama tayyaresi yok bir devletin.

Ordusu var ama tayyaresi yok bir devletin.
Nasıl iş göremezse; yer kuvvetleri iyi ama gök kuvvetleri yok.Nasıl iş göremezse; yer kuvvetleri iyi ama gök kuvvetleri yok. Gök kuvvetleri olmayınca yer kuvvetleri zayıf kalır, iş işleyemez.Gök kuvvetleri olmayınca yer kuvvetleri zayıf kalır, iş işleyemez. İşte bu zikrullahın var ama riyazetin yok,İşte bu zikrullahın var ama riyazetin yok, yürüyemezsin ve ilerleyemezsin; yürüyemezsin ve ilerleyemezsin; levvamiliği de geçemezsin.levvamiliği de geçemezsin. Geçemeyince, levvamilik tehlikeli bir devirdir.Geçemeyince, levvamilik tehlikeli bir devirdir. Yani insan için yaraşır bir devir değildir.Yani insan için yaraşır bir devir değildir. Zikrullah yapmak suretiyle sevap kazanır ama Zikrullah yapmak suretiyle sevap kazanır ama kazandığı sevaplar kendisini ancak levvamelikte tutabilir. kazandığı sevaplar kendisini ancak levvamelikte tutabilir. Devrilirse emmareye de düşer.Devrilirse emmareye de düşer. Öyleyse emel iyidir, kendini kurtarabilmenin ilk çaresi.

Öyleyse emel iyidir, kendini kurtarabilmenin ilk çaresi.
Sen kendin esir olduktan sonra,Sen kendin esir olduktan sonra, başkalarının kurtulmasına çalışmanınbaşkalarının kurtulmasına çalışmanın ne kadar boş olduğunu anlamak lazım. Esirsin.ne kadar boş olduğunu anlamak lazım. Esirsin. Esir olduktan sonra… Emmare demek esir demek,Esir olduktan sonra… Emmare demek esir demek, levvame demek esir demek, mülhime demek o da esir demek.levvame demek esir demek, mülhime demek o da esir demek. Esaret altındasın.Esaret altındasın. Kimin esareti?

Kimin esareti?
Nefsin, şeytanın esirdir.

Nefsin, şeytanın esirdir.
Nefsi şeytan seni top oynar gibi, çocukların top oynadığı gibiNefsi şeytan seni top oynar gibi, çocukların top oynadığı gibi seni oradan oraya, o daldan o dala, o ayaktan ayağa yuvarlar;seni oradan oraya, o daldan o dala, o ayaktan ayağa yuvarlar; kurtaramazsın.kurtaramazsın. Çünkü esirsin. Gideceksin, çaren yok.Çünkü esirsin. Gideceksin, çaren yok. Ta sultaniye geçmek de fayda etmez, sultaniyelikte karar tutabilmek.

Ta sultaniye geçmek de fayda etmez, sultaniyelikte karar tutabilmek.
Memleketi zaptetmek para etmez.Memleketi zaptetmek para etmez. Zaptettikten sonra orada yerleşmek lazım. Zaptettikten sonra orada yerleşmek lazım. Sultanlık demek, sultani devletine yetişip orada karar bulmak.Sultanlık demek, sultani devletine yetişip orada karar bulmak. İşte o zaman emniyet-i ilahiye geliyor, hiss-i ilahiye geliyor.İşte o zaman emniyet-i ilahiye geliyor, hiss-i ilahiye geliyor. Artık sana nefiste, şeytanda tesir edemez hale geliyor. Artık sana nefiste, şeytanda tesir edemez hale geliyor. Peygamberini Allah nasıl koruduysa,Peygamberini Allah nasıl koruduysa, hamisi, hafızı neyse sen de öyle oluyorsun. hamisi, hafızı neyse sen de öyle oluyorsun. Onun için insana evvela lazım olan

Onun için insana evvela lazım olan
kendini esaretten ve kölelikten kurtarabilmenin yolu lazım.kendini esaretten ve kölelikten kurtarabilmenin yolu lazım. Ondan sonra sen memlekete de hayırlısı olursun,Ondan sonra sen memlekete de hayırlısı olursun, devlete de hayırlı olursun, her şey hayırlı. En iyi adam sen olursun.devlete de hayırlı olursun, her şey hayırlı. En iyi adam sen olursun. Allah cümlemizi o iyiler zümresine ilhak etsin...

Allah cümlemizi o iyiler zümresine ilhak etsin...
"İnnemel-hâtemu. Hâtem, yüzük.

"İnnemel-hâtemu. Hâtem, yüzük.
Li-hâzihî ve hâzihî, ya’nil-hinsara vel-binsara."

Li-hâzihî ve hâzihî, ya’nil-hinsara vel-binsara."
Bir adam gelmiş, parmağının yüzüğünü sokup çıkarıyor şöyle.Bir adam gelmiş, parmağının yüzüğünü sokup çıkarıyor şöyle. Bazen buna sokuyor, bazen buna sokuyor, bazen buna sokuyor. Bazen buna sokuyor, bazen buna sokuyor, bazen buna sokuyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki:Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: Yüzük ancak şu küçük parmağa veyahut bu küçük parmağın yanındaki

Yüzük ancak şu küçük parmağa veyahut bu küçük parmağın yanındaki
şu parmağa,şu parmağa, ki hınsır diyorlar buna, bınsır diyorlar, bu bınsır ile hınsır denen şuki hınsır diyorlar buna, bınsır diyorlar, bu bınsır ile hınsır denen şu küçük parmağın ve küçük parmağın yanındaki parmaklara takılabilir.küçük parmağın ve küçük parmağın yanındaki parmaklara takılabilir. Bazen sağ, Bazen sola da takıldığını rivayet etmişler.Bazen sağ, Bazen sola da takıldığını rivayet etmişler. Fakat bu iki parmakların gayrisine yüzük takmak caiz değil.Fakat bu iki parmakların gayrisine yüzük takmak caiz değil. Ahmaklığa alamettir demişler.Ahmaklığa alamettir demişler. "İnnemâ tefsîru husni’l-huluki:

"İnnemâ tefsîru husni’l-huluki:
Mâ asâbe mine’d-dünyâ yerdâ, ve in lem yusibhü lem yeshat."Mâ asâbe mine’d-dünyâ yerdâ, ve in lem yusibhü lem yeshat." Ahlâk-ı hasene diye her zaman söylediğimiz söz.

Ahlâk-ı hasene diye her zaman söylediğimiz söz.
Yetmiş kadar vardır bunlar, ahlâk-ı hasene.Yetmiş kadar vardır bunlar, ahlâk-ı hasene. Tek tek almak suretiyle.Tek tek almak suretiyle. Fakat şurada Efendimiz bir sözle bunu hulasa etti. Dedi ki:Fakat şurada Efendimiz bir sözle bunu hulasa etti. Dedi ki: Ahlâk-ı hasene, dünyadan sana isabet eden şeye senin razı olmaklığındır.

Ahlâk-ı hasene, dünyadan sana isabet eden şeye senin razı olmaklığındır.
Fakirlik, zenginlik, hastalık, kuvvetlik, kudretlik,Fakirlik, zenginlik, hastalık, kuvvetlik, kudretlik, eh takdir-i ilahi,eh takdir-i ilahi, sen çalışacaksın da çalıştıktan sonra haline de razı olursun.sen çalışacaksın da çalıştıktan sonra haline de razı olursun. O haline razı olabiliyorsan sen ahlâk-ı hasenenin sahibisin.O haline razı olabiliyorsan sen ahlâk-ı hasenenin sahibisin. Yook. Ve in lem yusibhu lem yeshat.

Yook. Ve in lem yusibhu lem yeshat.
Bu şeye dünyadan kendisine isabet etmeyince kızarsa,Bu şeye dünyadan kendisine isabet etmeyince kızarsa, ki o zaman rıza-i ilahiyeye kızmış oluyor,ki o zaman rıza-i ilahiyeye kızmış oluyor, ahlâk-ı haseneden çıkmış olur bu suretle de.ahlâk-ı haseneden çıkmış olur bu suretle de. Onun için Allah cümlemizi

Onun için Allah cümlemizi
kendisinin bizler için verdiği yollara razı olan kullarından eylesin... kendisinin bizler için verdiği yollara razı olan kullarından eylesin... Çünkü Cenâb-ı Hak kulları için hiçbir zaman kötülük murad etmez.

Çünkü Cenâb-ı Hak kulları için hiçbir zaman kötülük murad etmez.
Hep murad ettiği şeyler. Hep murad ettiği şeyler. “Bana niçin paracık vermiyorsun?”

“Bana niçin paracık vermiyorsun?”
“Canım ben para çok olursa belki bunu idare edemem.

“Canım ben para çok olursa belki bunu idare edemem.
Birçok günahlara girerim. Birçok fena işler işlerim.Birçok günahlara girerim. Birçok fena işler işlerim. Allah'ın vermediğini de…Allah'ın vermediğini de… Çünkü kafamın ölçüsünü kendim bilmiyorum ki,Çünkü kafamın ölçüsünü kendim bilmiyorum ki, ileriki hareketlerimi de kendim ölçemiyorum,ileriki hareketlerimi de kendim ölçemiyorum, çok para verince şaşırırım.çok para verince şaşırırım. Nerelere harcayayım ben bilmem.Nerelere harcayayım ben bilmem. Alemin yaptığı günahlar gibi ben de günahlar işlerim.Alemin yaptığı günahlar gibi ben de günahlar işlerim. Vermediği ahirette beni koruyacak.Vermediği ahirette beni koruyacak. Ben günaha girmemiş olacağım o suretle.”Ben günaha girmemiş olacağım o suretle.” "İnnemâ yusallitullâhu alâ ibni Âdeme men yehâfuhu’bnü Âdem.

"İnnemâ yusallitullâhu alâ ibni Âdeme men yehâfuhu’bnü Âdem.
Hiçbir tasallütten de insanoğlu kurtulmuyor yani.Hiçbir tasallütten de insanoğlu kurtulmuyor yani. Cenâb-ı Hak birbiriyle bize müsaade etmiş. Cenâb-ı Hak birbiriyle bize müsaade etmiş. Bu tasallüt sebebi olaraktan.Bu tasallüt sebebi olaraktan. Ve lev enne-bne Âdeme lem yehaf gayrallâhi,

Ve lev enne-bne Âdeme lem yehaf gayrallâhi,
lem yusallitillâhu aleyhi ehadâ.lem yusallitillâhu aleyhi ehadâ. Eğer Allah'tan gayrısından korkmasa da Allah'tan korksa,Eğer Allah'tan gayrısından korkmasa da Allah'tan korksa, Allah'tan korksa da Allah'tan gayrısından korkmuyor,Allah'tan korksa da Allah'tan gayrısından korkmuyor, emrini tutuyor.emrini tutuyor. Allah'ın gayrısından korkması yok. Allah'ın gayrısından korkması yok. Allah Teâlâ buna kimseyi musallat etmez.Allah Teâlâ buna kimseyi musallat etmez. Buna tasallut olunan felaketler, o çok şeylerdi.Buna tasallut olunan felaketler, o çok şeylerdi. Allah'ı unutuyor da, Allah'tan başkalarından korkuyordu.Allah'ı unutuyor da, Allah'tan başkalarından korkuyordu. Allah'tan başkalarından korktuğu için de Allah'tan başkalarından korktuğu için de Allah onun başına onları musallat kılıyor.Allah onun başına onları musallat kılıyor. Korkusu yalnız Allah olsa, Allah onu koruyacak.Korkusu yalnız Allah olsa, Allah onu koruyacak. İşte bu, nefsin kemâle erişmeyişinin sebeplerinden birisi.İşte bu, nefsin kemâle erişmeyişinin sebeplerinden birisi. Şimdi hepimiz korkuyoruz.

Şimdi hepimiz korkuyoruz.
Korkmuyor muyuz?

Korkmuyor muyuz?
Ufacık bir şey başımıza gelecek olsa

Ufacık bir şey başımıza gelecek olsa
çeşitli çarelere başvurmak suretiyle, aman bu başımıza gelmesin diye korkuyoruz.çeşitli çarelere başvurmak suretiyle, aman bu başımıza gelmesin diye korkuyoruz. Hem rızasızlık halleri var,Hem rızasızlık halleri var, hem de bu Allah'a olan korkumuzun tam yerinde olmadığının alameti.hem de bu Allah'a olan korkumuzun tam yerinde olmadığının alameti. Ve innemâ vukile-bnu Âdeme li-men racâ ibne Âdem;

Ve innemâ vukile-bnu Âdeme li-men racâ ibne Âdem;
ve lev enne’bne Âdeme lem yercu illallâhe,ve lev enne’bne Âdeme lem yercu illallâhe, lem yekilhu’llâhu ilâ gayrih." lem yekilhu’llâhu ilâ gayrih." Arap arabalarının arkasında yazılır. Bir çok yerlerde görülür.Arap arabalarının arkasında yazılır. Bir çok yerlerde görülür. "Men iste’âne bi-gayrillâhi zelle ve yerci’u."

"Men iste’âne bi-gayrillâhi zelle ve yerci’u."
Allah'tan gayrisinden yardım bekleyenler zelil olur diyor.Allah'tan gayrisinden yardım bekleyenler zelil olur diyor. Yardım etmek, rica da olur.

Yardım etmek, rica da olur.
Allah'tan gayrilerinden bir ümit bekliyor.Allah'tan gayrilerinden bir ümit bekliyor. Bir rica, bir şefaatçi bekliyor.Bir rica, bir şefaatçi bekliyor. Şefaatçi olsa da şu işim olsun diyor.Şefaatçi olsa da şu işim olsun diyor. Eğer kendisi tam manasıyla Allah Teâlâ'ya bağlansa,Eğer kendisi tam manasıyla Allah Teâlâ'ya bağlansa, Allah Teâlâ onu oraya muhtaç etmeyecek.Allah Teâlâ onu oraya muhtaç etmeyecek. Onun ihtiyacı olan esbabları kendiliğinden herkese verir.Onun ihtiyacı olan esbabları kendiliğinden herkese verir. Ya ona muhtaç oluşu?

Ya ona muhtaç oluşu?
Allah Teâlâ'dan, ümitsizliğinden.

Allah Teâlâ'dan, ümitsizliğinden.
Ona ümidi bağlayamamış tamamıyla yani. Teslim olamamış. Ona ümidi bağlayamamış tamamıyla yani. Teslim olamamış. "İnnemâ meselus-salevâtil-hamsi

"İnnemâ meselus-salevâtil-hamsi
kemeseli neherin cârin alâ bâbi ehadiküm,kemeseli neherin cârin alâ bâbi ehadiküm, yağtesilü minhü kulle yevmin hamsa merrâtin,yağtesilü minhü kulle yevmin hamsa merrâtin, mâ yubkî min deranih."mâ yubkî min deranih." Kapımızın önünden bir su aksa, akar bir su.

Kapımızın önünden bir su aksa, akar bir su.
Hava da şimdi sıcak, Arabistan için bu, her zaman sıcak orası. Hava da şimdi sıcak, Arabistan için bu, her zaman sıcak orası. Günde beş defa gidiyor orada, güzelce bir yıkanıyoruz.Günde beş defa gidiyor orada, güzelce bir yıkanıyoruz. Güzelce bir suda böyle günde beş defa yıkanan insanın üzerindeGüzelce bir suda böyle günde beş defa yıkanan insanın üzerinde kir olmak imkanı olur mu?kir olmak imkanı olur mu? Olmaz.

Olmaz.
Ke-zalik.Ke-zalik. Beş vakit namaz kılan insanın üzerinde de günah denilen bir şey kalmaz. Beş vakit namaz kılan insanın üzerinde de günah denilen bir şey kalmaz. Bu ibadetler Allah Teâlâ'nın bize birer lütf-i ihsanıdır.Bu ibadetler Allah Teâlâ'nın bize birer lütf-i ihsanıdır. İbadetler bize bir yük değil.İbadetler bize bir yük değil. Allah Teâlâ'nın bize lütf-i ihsanları, Allah Teâlâ'nın bize lütf-i ihsanları, yani para verildiği vakitte,yani para verildiği vakitte, servet verildiği vakitte ne kadar memnunsak,servet verildiği vakitte ne kadar memnunsak, ibadetlere daha ondan çok sevilmeliyiz ki,ibadetlere daha ondan çok sevilmeliyiz ki, ibadetler etmek suretiyle gününde beş defa huzur-u Rabbu’l-Alemine duruyoruz. ibadetler etmek suretiyle gününde beş defa huzur-u Rabbu’l-Alemine duruyoruz. O durmak dolayısıyla hatalarımız, otomatik mi diyorlar şimdi?

O durmak dolayısıyla hatalarımız, otomatik mi diyorlar şimdi?
Otomatik olarak da biz af dilemeden siliniyor defterden.

Otomatik olarak da biz af dilemeden siliniyor defterden.
Bi hürmeti'l-Fâtiha.

Bi hürmeti'l-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2