16 Şa'bân 1445
26 Şubat 2024Güneş
İmsak 06:16
Güneş 07:40
Öğle 13:22
İkindi 16:24
Akşam 18:55
Yatsı 20:14
- veya -
Detaylı Ara
Detaylar
Fırsat Elde İken İlim Öğrenin!
  • İZLE
  • OKU
  • KAYDET
  • LİNK AL

Konuşma Metni

Aziz ve sevgili kardeşlerim! Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Ramazan-ı şerîfin rahmetlerinden, bereketlerinden, nimetlerinden, kısmetlerinden, ikramlarındanRamazan-ı şerîfin rahmetlerinden, bereketlerinden, nimetlerinden, kısmetlerinden, ikramlarından âlemlerin Rabbi, Mevlâmız sizleri büyük miktarlarda hissedar eylesin, nasipdar eylesin.âlemlerin Rabbi, Mevlâmız sizleri büyük miktarlarda hissedar eylesin, nasipdar eylesin. Büyük nimetlere, lütuflara mazhar olun. Cenâb-ı Hak dünya ve âhiretinizi mâmur ve mesut eylesin. Büyük nimetlere, lütuflara mazhar olun. Cenâb-ı Hak dünya ve âhiretinizi mâmur ve mesut eylesin.

Hatîb-i Bağdâdî ve Taberânî'nin Ebû Ümâme radıyallahu anh'ten rivayet ettiğiHatîb-i Bağdâdî ve Taberânî'nin Ebû Ümâme radıyallahu anh'ten rivayet ettiği bir hadisle sohbetime başlamak istiyorum. Peygamber Efendimiz umumi bir hitapla şöyle buyurmuşlar: bir hadisle sohbetime başlamak istiyorum. Peygamber Efendimiz umumi bir hitapla şöyle buyurmuşlar:

Yâ eyyühe'n-nâs! Aleyküm bi'l-ilmi kable en yukbeda ve kable en yurfa'.Yâ eyyühe'n-nâs! Aleyküm bi'l-ilmi kable en yukbeda ve kable en yurfa'. el-Âlimü ve'l-müteallimü şerîkâni fi'l-ecr ve lâ hayra fî sâiri'n-nâsi ba'd. el-Âlimü ve'l-müteallimü şerîkâni fi'l-ecr ve lâ hayra fî sâiri'n-nâsi ba'd.

Umumi bir konu. Her zaman vurguladığım ve teşvikte bulunduğum bir saha bu. Umumi bir konu. Her zaman vurguladığım ve teşvikte bulunduğum bir saha bu.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Yâ eyyühe'n-nâs! "Ey insanlar!"Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Yâ eyyühe'n-nâs! "Ey insanlar!"
Aleyküm bi'l-ilm. "Size ilim öğrenmek başlıca ana amaç olsun, iş olsun; size onu tavsiye ederim.Aleyküm bi'l-ilm. "Size ilim öğrenmek başlıca ana amaç olsun, iş olsun; size onu tavsiye ederim. Baş vazifeniz, önemli işiniz olsun." Baş vazifeniz, önemli işiniz olsun."

Aleyküm, Arapça'da bir terim, "sizin üzerinize" demek.Aleyküm, Arapça'da bir terim, "sizin üzerinize" demek. "Sizin üzerinize ilimle ilgilenmek, onu öğrenmek bir görev olsun." gibi bir mânası var."Sizin üzerinize ilimle ilgilenmek, onu öğrenmek bir görev olsun." gibi bir mânası var. Peygamber Efendimiz; "İlim öğrenin." diyor; bir de şöyle buyuruyor: Peygamber Efendimiz; "İlim öğrenin." diyor; bir de şöyle buyuruyor:

Kable en yukbada. "İlim kabzolunmadan, alınmadan önce."Kable en yukbada. "İlim kabzolunmadan, alınmadan önce." Ve kable en yürfea. "Yeryüzünden semâya kaldırılmadan önce ilmi öğrenin!"Ve kable en yürfea. "Yeryüzünden semâya kaldırılmadan önce ilmi öğrenin!" el-Âlimü. "İlmi bilen kişi." Ve'l-müteallimü. "İlmi öğrenmeye hevesi olan talebe, öğrenci."el-Âlimü. "İlmi bilen kişi." Ve'l-müteallimü. "İlmi öğrenmeye hevesi olan talebe, öğrenci." Şerîkâni fi'l-ecr. "Sevapta, mükâfatta, Allah'ın verdiği ecirde ortaktır." Şerîkâni fi'l-ecr. "Sevapta, mükâfatta, Allah'ın verdiği ecirde ortaktır."

O da sevap alır, öbürü de sevap alır. Yarıya bölüşmek değil de ikisi de ecir kazanırlar.O da sevap alır, öbürü de sevap alır. Yarıya bölüşmek değil de ikisi de ecir kazanırlar. Alim öğrettiği için büyük miktarda sevap, ecir alır; öğrenci de öğrendiği için büyük sevap alır. Alim öğrettiği için büyük miktarda sevap, ecir alır; öğrenci de öğrendiği için büyük sevap alır.

Lâ hayra fî sâiri'n-nâsi ba'd. "Bunlardan sonra, öteki insanlarda hiçbir hayır yoktur." diyorLâ hayra fî sâiri'n-nâsi ba'd. "Bunlardan sonra, öteki insanlarda hiçbir hayır yoktur." diyor Peygamber Efendimiz. Peygamber Efendimiz.

O halde kendimizi, ailelerimizi, çoluk çocuğumuzu hiçbir hayır olmayan kimse durumuna düşürmeyelim. O halde kendimizi, ailelerimizi, çoluk çocuğumuzu hiçbir hayır olmayan kimse durumuna düşürmeyelim.

Ne demek? Ne demek?

"İlimle meşgul olalım, ilim öğrenelim!" demek. "İlimle meşgul olalım, ilim öğrenelim!" demek.

Biliyorsunuz benim mesleğim ilim yolu.Biliyorsunuz benim mesleğim ilim yolu. Üniversite hocası olarak yaşadım, çalıştım, emekli oldum.Üniversite hocası olarak yaşadım, çalıştım, emekli oldum. Tabi ben okuyorum.Tabi ben okuyorum. Çok okunacak şey var, çok güzel kitaplar varÇok okunacak şey var, çok güzel kitaplar var ve biz maalesef, o kitaplar kütüphanemizde bulunduğu halde,ve biz maalesef, o kitaplar kütüphanemizde bulunduğu halde, onların feyzinden, içindeki bilgilerin güzelliğinden yararlanmakta biraz gevşek davranıyoruz. onların feyzinden, içindeki bilgilerin güzelliğinden yararlanmakta biraz gevşek davranıyoruz.

Şimdi bu günlerde bizim dergimizin abonelerine hediye olarak verdiğiŞimdi bu günlerde bizim dergimizin abonelerine hediye olarak verdiği Sahabe Hayatından Tablolar kitabı önümde; onu okuyorumSahabe Hayatından Tablolar kitabı önümde; onu okuyorum ve hepinize bu konuşmamda onu tavsiye edeceğim.ve hepinize bu konuşmamda onu tavsiye edeceğim. Bu kitap kütüphanenizde varsa birinci cildinden okumaya başlayınBu kitap kütüphanenizde varsa birinci cildinden okumaya başlayın ve bu Ramazan bitmeden, her gün 20 sayfa, 30 sayfa, 40 sayfa çoluk çocuğunuzla okuyun.ve bu Ramazan bitmeden, her gün 20 sayfa, 30 sayfa, 40 sayfa çoluk çocuğunuzla okuyun. Lütfen sahabe-i kirâmı tanıyın. Lütfen sahabe-i kirâmı tanıyın.

Sahabe Hayatından Tablolar rıdvanullahi aleyhim ecmaîn.Sahabe Hayatından Tablolar rıdvanullahi aleyhim ecmaîn. Bir cildi de hanım sahabilerle ilgili; o da çok önemli.Bir cildi de hanım sahabilerle ilgili; o da çok önemli. Bakalım Peygamber Efendimiz'in asr-ı saadetinin o mübarek evliyâları,Bakalım Peygamber Efendimiz'in asr-ı saadetinin o mübarek evliyâları, o mübarek insanları nasıl insanlarmış? o mübarek insanları nasıl insanlarmış?

Önce kâfir ve müşrik olanlar, sonradan nasıl olmuş da evliyâ olmuşlar,Önce kâfir ve müşrik olanlar, sonradan nasıl olmuş da evliyâ olmuşlar, Allah'ın sevgili kulları olmuşlar? Nasıl İslâm'a girmişler, nasıl çalışmışlar,Allah'ın sevgili kulları olmuşlar? Nasıl İslâm'a girmişler, nasıl çalışmışlar, İslâm'ı nasıl yaymışlar? Çok önemli görüyorum. İslâm'ı nasıl yaymışlar? Çok önemli görüyorum.

Kardeşlerim şimdi bana telefonla, faksla sordular: Kardeşlerim şimdi bana telefonla, faksla sordular:

"İtikâfa gireceğiz, sünnettir, bu vazifeyi yapacağız. "İtikâfa gireceğiz, sünnettir, bu vazifeyi yapacağız. İtikâfta ne çalışma yapalım?" dediler. İtikâfta ne çalışma yapalım?" dediler.

Ben onlara tavsiyelerde bulunmuştum amaBen onlara tavsiyelerde bulunmuştum ama diyorum ki bu Sahabe Hayatından Tablolar kitaplarını, üç kitabı bitirin. diyorum ki bu Sahabe Hayatından Tablolar kitaplarını, üç kitabı bitirin.

Nasıl bitireceksiniz? Nasıl bitireceksiniz?

Gayret göstererek, çok okuyarak bitireceksiniz, hem de çoluk çocuğunuzla.Gayret göstererek, çok okuyarak bitireceksiniz, hem de çoluk çocuğunuzla. Çünkü insan gözleri yaşararak okuyor ve hakiki imanın, insanı nasıl değiştirdiğini görüyor. Çünkü insan gözleri yaşararak okuyor ve hakiki imanın, insanı nasıl değiştirdiğini görüyor.

"2000 yılı, 'Tevhid Yılı' değil miydi? "2000 yılı, 'Tevhid Yılı' değil miydi?

İlan ettik; "2000 yılı Tevhid Yılı." 2000 yılıyla, başlayacağımız "21. Asır, Tevhid asrı." İlan ettik; "2000 yılı Tevhid Yılı." 2000 yılıyla, başlayacağımız "21. Asır, Tevhid asrı."

Bu nasıl olacak? Çalışmamızla olacak. Sahabe-i kirâm gibi çalışmamızla olacak. Bu nasıl olacak?

Çalışmamızla olacak. Sahabe-i kirâm gibi çalışmamızla olacak.

Nasıl sahabeden bazı şahıslar -okuduğunuz zaman göreceksiniz- azılı İslâm düşmanı iken,Nasıl sahabeden bazı şahıslar -okuduğunuz zaman göreceksiniz- azılı İslâm düşmanı iken, Kur'an düşmanı iken, Peygamber Efendimiz'in hasmı iken,Kur'an düşmanı iken, Peygamber Efendimiz'in hasmı iken, ona kin tutan, onu öldürmeye çare arayan kimseler iken,ona kin tutan, onu öldürmeye çare arayan kimseler iken, nasıl olmuş da mü'min-i kâmil haline gelmişler, ashâb-ı kirâmden olmuşlar?nasıl olmuş da mü'min-i kâmil haline gelmişler, ashâb-ı kirâmden olmuşlar? Nasıl olmuş da cennetlik insanlar olmuşlar?Nasıl olmuş da cennetlik insanlar olmuşlar? Nasıl hayatlarını İslâm'a vakfetmişler; Allah yolunda mallarını, canlarını nasıl sarf etmişler? Nasıl hayatlarını İslâm'a vakfetmişler; Allah yolunda mallarını, canlarını nasıl sarf etmişler?

Bunu başka türlü, başka kitaplardan öğrenmek mümkün olmuyor. Bunu başka türlü, başka kitaplardan öğrenmek mümkün olmuyor.

Nasıl öğreneceğiz? Nasıl öğreneceğiz?

Uygulamalı öğreneceğiz.Uygulamalı öğreneceğiz. Sahâbe-i kirâm nasıl uygulamışsa, hayatlarını nasıl geçirmişlerse o sahabe hayatındanSahâbe-i kirâm nasıl uygulamışsa, hayatlarını nasıl geçirmişlerse o sahabe hayatından sahneleri görerek; çizilmiş sahneleri, kelimelerle tasvir edilmiş sahneleri,sahneleri görerek; çizilmiş sahneleri, kelimelerle tasvir edilmiş sahneleri, şahsiyetlerin hayatlarını, davranışlarını okuyarak anlayacağız. Bu bize çok lazım. şahsiyetlerin hayatlarını, davranışlarını okuyarak anlayacağız. Bu bize çok lazım.

Yirmibirinci asırda, 2000 yılında, tevhidin yayılması için lâ ilâhe illallah'ın hâkim olması,Yirmibirinci asırda, 2000 yılında, tevhidin yayılması için lâ ilâhe illallah'ın hâkim olması, İslâm'ın muzaffer olması için çalışacağız.İslâm'ın muzaffer olması için çalışacağız. Nurunun sönmeyeceğini Allah celle celâlüh garanti etmiştir: Nurunun sönmeyeceğini Allah celle celâlüh garanti etmiştir:

"Allah'ın nurunu söndürmeye ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, "Allah'ın nurunu söndürmeye ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, Allah'ın nuru sönmeyecek." diye Cenâb-ı Hak teminat veriyor.Allah'ın nuru sönmeyecek." diye Cenâb-ı Hak teminat veriyor. O nurunun sönmemesinde görev almak önemli, sevabı kazanmak önemli; biz çalışalım, biz sevap alalım. O nurunun sönmemesinde görev almak önemli, sevabı kazanmak önemli; biz çalışalım, biz sevap alalım.

Amerika'dan, Avrupa'dan, İngiltere'den, Fransa'dan, Almanya'dan, İsveç'tenAmerika'dan, Avrupa'dan, İngiltere'den, Fransa'dan, Almanya'dan, İsveç'ten bazı kimseler müslüman oluyorlar, İslâm'a hizmet ediyorlar. Kardeşlerimiz oluyorlar. bazı kimseler müslüman oluyorlar, İslâm'a hizmet ediyorlar. Kardeşlerimiz oluyorlar.

Fransız bir aile; kocası doktor, hanımı doktor; yıllık izinlerini alır almazFransız bir aile; kocası doktor, hanımı doktor; yıllık izinlerini alır almaz ilaç fabrikalarını dolaşıp bağış olarak ilaçları alıp dosdoğru Afganistan'a varmışlar.ilaç fabrikalarını dolaşıp bağış olarak ilaçları alıp dosdoğru Afganistan'a varmışlar. Yıllık izinlerini hastanede görev yaparak geçirmek üzere varmışlar,Yıllık izinlerini hastanede görev yaparak geçirmek üzere varmışlar, ilaçları dağıtmışlar, mücahitlere yardım etmişler.ilaçları dağıtmışlar, mücahitlere yardım etmişler. Bunu bana Fransa'da anlatmışlardı, ben de sohbetlerimde söylemiştim. Bunu bana Fransa'da anlatmışlardı, ben de sohbetlerimde söylemiştim.

O diyarlarda İslâm'ın güzelliğini anlayan o kardeşlerimiz nasıl çalışıyorlar,O diyarlarda İslâm'ın güzelliğini anlayan o kardeşlerimiz nasıl çalışıyorlar, ne kadar güzel çalışıyorlar.ne kadar güzel çalışıyorlar. İslâm için çalışacak insan eksik kalmaz;İslâm için çalışacak insan eksik kalmaz; ama biz İslâm'dan mahrum kalmayalım.ama biz İslâm'dan mahrum kalmayalım. Şehitlerin torunları, evliyâullahın torunları; "Benim dedem şeyhti. Benim ecdadım sahabelerdendi.Şehitlerin torunları, evliyâullahın torunları; "Benim dedem şeyhti. Benim ecdadım sahabelerdendi. Ben Peygamber Efendimiz'in neslinden seyyitlerdenim." vesaire diyen kimselerBen Peygamber Efendimiz'in neslinden seyyitlerdenim." vesaire diyen kimseler şimdi çoluk çocuklarıyla İslâm'dan, imandan uzaklaşıpşimdi çoluk çocuklarıyla İslâm'dan, imandan uzaklaşıp İslâm'a hizmet şerefini başkalarına kaptırırlarsa çok yazık olur, dedeleri üzülür. İslâm'a hizmet şerefini başkalarına kaptırırlarsa çok yazık olur, dedeleri üzülür.

Onun için var gücümüzle ilim öğrenmeye çalışalım.Onun için var gücümüzle ilim öğrenmeye çalışalım. İslâm için nasıl hizmet edeceğimizi sahabe-i kirâm'dan öğrenelim.İslâm için nasıl hizmet edeceğimizi sahabe-i kirâm'dan öğrenelim. Çünkü en güzel insanlar onlar; şek şüphe yok.Çünkü en güzel insanlar onlar; şek şüphe yok. Efendimiz teminat vermiş, beyan etmiş; oradan biliyoruz: Efendimiz teminat vermiş, beyan etmiş; oradan biliyoruz:

"İnsanların en hayırlıları, benim asrımda yaşayan insanlardır.""İnsanların en hayırlıları, benim asrımda yaşayan insanlardır." Sümme'llezîne yelûnehüm, sümme'llezîne yelûnehüm.Sümme'llezîne yelûnehüm, sümme'llezîne yelûnehüm. Birinci sırada ashâb-ı kirâm'dır. İkinci sırada tabiîndir, üçüncü sırada tebe-i tabiîndir.Birinci sırada ashâb-ı kirâm'dır. İkinci sırada tabiîndir, üçüncü sırada tebe-i tabiîndir. Bunların fazilet sırası böyledir. Hayatlarını öğrenmek lazım.Bunların fazilet sırası böyledir. Hayatlarını öğrenmek lazım. Gözyaşlarıyla okuyun.Gözyaşlarıyla okuyun. İslâm'ın ne kadar güzel olduğunu, imanın ne kadar heyecan verici olduğunuİslâm'ın ne kadar güzel olduğunu, imanın ne kadar heyecan verici olduğunu o sahnelerden, o okuduğunuz sayfalardan siz de anlayın; aklınızı başınıza toplayın. o sahnelerden, o okuduğunuz sayfalardan siz de anlayın; aklınızı başınıza toplayın.

Bir de tehdit var; tehlike işareti, ikazı var: Bir de tehdit var; tehlike işareti, ikazı var:

Kable en yukbeda. "İlim kabz olunacak, yani ilim çekilip alınacak." Kable en yukbeda. "İlim kabz olunacak, yani ilim çekilip alınacak."

Kabz olmak ne demek? Kabz olmak ne demek?

"El koymak" demek. İlim Cenâb-ı Hak tarafından alınacak, ilim kalmayacak. "El koymak" demek.

İlim Cenâb-ı Hak tarafından alınacak, ilim kalmayacak.

Hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyorlar: Hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyorlar:

"Allah ilmi verdikten sonra "Allah ilmi verdikten sonra kulların akıllarından, gönüllerinden, kalplerinden, hafızalarından ilmi çekip almaz, kabzetmez." kulların akıllarından, gönüllerinden, kalplerinden, hafızalarından ilmi çekip almaz, kabzetmez."

İlmi kabzetmesi nasıl olur? İlmi kabzetmesi nasıl olur?

Velâkin yakbidü'l-ulemâ'.Velâkin yakbidü'l-ulemâ'. "Alim, fazıl, kâmil, zarif, edib, şerif kimseleri, büyük mübarek insanları alır." "Alim, fazıl, kâmil, zarif, edib, şerif kimseleri, büyük mübarek insanları alır."

O evliyâ, mübarek ulemâ-i muhakkıkîn gidince, geriye cahil insanlar kalır.O evliyâ, mübarek ulemâ-i muhakkıkîn gidince, geriye cahil insanlar kalır. Hindi gibi kabaran, davul gibi öten, içi boş, yetersiz cahil insanlar kalır. Hindi gibi kabaran, davul gibi öten, içi boş, yetersiz cahil insanlar kalır.

İnsanlar dini öğrenmek için onlara soru sorarlar;İnsanlar dini öğrenmek için onlara soru sorarlar; "Şu nasıl olacak, bu nasıl olacak?" diye fetva sorarlar, mesele sorarlar. "Şu nasıl olacak, bu nasıl olacak?" diye fetva sorarlar, mesele sorarlar. Akıllarına gelen veya karşılaştıkları müşküllerin,Akıllarına gelen veya karşılaştıkları müşküllerin, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına göre nasıl çözümleneceğini öğrenmek isterler, sorarlar.Cenâb-ı Hakk'ın rızasına göre nasıl çözümleneceğini öğrenmek isterler, sorarlar. Onlardan fetva isterler. Onlardan fetva isterler.

Fe-eftev bi-gayri ilm. "Onlar da, ilim olmadan, atarak, tahminen fetva verirler." Fe-eftev bi-gayri ilm. "Onlar da, ilim olmadan, atarak, tahminen fetva verirler."

İlim olmadığı zaman da cahilin fetvası çok kötüdür, çok tehlikelidir.İlim olmadığı zaman da cahilin fetvası çok kötüdür, çok tehlikelidir. Dinin tahribi öyle olur. Ne yaparlar?Dinin tahribi öyle olur. Ne yaparlar? Hem kendileri dalalete düşerlerHem kendileri dalalete düşerler hem de kendilerine soru soranları dalalete düşürürler, saptırırlar.hem de kendilerine soru soranları dalalete düşürürler, saptırırlar. Dindarlar böyle saptırılmış olur, din ayaklar altına düşmüş olur.Dindarlar böyle saptırılmış olur, din ayaklar altına düşmüş olur. Alimler gidecek, böyle bir durum olacak; o duruma gelmeden evvel ilmi öğrenin. Alimler gidecek, böyle bir durum olacak; o duruma gelmeden evvel ilmi öğrenin.

Ve kable en yurfea. İlim çekilip alınacak.Ve kable en yurfea.

İlim çekilip alınacak.
Bir nimetin kadr u kıymeti bilinmedi mi Cenâb-ı HakBir nimetin kadr u kıymeti bilinmedi mi Cenâb-ı Hak o nimeti kadr u kıymetini bilmeyen insanların elinden alır.o nimeti kadr u kıymetini bilmeyen insanların elinden alır. Cenâb-ı Hakk'ın kânun-u ilâhîsi böyledir. Âyet-i kerîmede de bildiriliyor: Cenâb-ı Hakk'ın kânun-u ilâhîsi böyledir. Âyet-i kerîmede de bildiriliyor:

Le-in şekertüm, le-ezîdenneküm. "Şükrederseniz şükrettiğiniz nimeti daha da arttırırım."Le-in şekertüm, le-ezîdenneküm. "Şükrederseniz şükrettiğiniz nimeti daha da arttırırım." Ve le-in kefertüm. "Eğer nimetin kadrini bilmez, nankörlük eder, kâfir olursanız münkir olursanız."Ve le-in kefertüm. "Eğer nimetin kadrini bilmez, nankörlük eder, kâfir olursanız münkir olursanız." "O zaman Cenâb-ı Hakk'ın azabı şiddetli olur, nimeti de alır." "O zaman Cenâb-ı Hakk'ın azabı şiddetli olur, nimeti de alır."

Kıymeti bilinmeyen nimet elden gider. Kıymeti bilinmeyen nimet elden gider.

İlim de kıymeti bilinmeyince alınacak. Çünkü insanlar artık ilme aldırmıyorlar.İlim de kıymeti bilinmeyince alınacak. Çünkü insanlar artık ilme aldırmıyorlar. Neyle meşgul oluyorlar?Neyle meşgul oluyorlar? Dünyevi şeylerle, ceplerini doldurmakla, eğlenmekle, keyifle, zevkle, sefa ile meşgul oluyorlar.Dünyevi şeylerle, ceplerini doldurmakla, eğlenmekle, keyifle, zevkle, sefa ile meşgul oluyorlar. İlim, iman, ihlâs, itikat olmayınca, Allah'ın azabından korkmayınca, İlim, iman, ihlâs, itikat olmayınca, Allah'ın azabından korkmayınca, Allah'ın lütfunun elden kaçırılmasının, ne kadar acı ve feci olduğunu bilmeyince, düşünmeyince,Allah'ın lütfunun elden kaçırılmasının, ne kadar acı ve feci olduğunu bilmeyince, düşünmeyince, kâfirce, münafıkça, müşrikçe, dinsizce yaşayınca, Cenâb-ı Hakk'ın azabı şiddetli olur. kâfirce, münafıkça, müşrikçe, dinsizce yaşayınca, Cenâb-ı Hakk'ın azabı şiddetli olur.

Bunları insan hiç düşünmez amaBunları insan hiç düşünmez ama bu dünya hayatı seksen yıl da olsa, yüz yıl da olsa çok kısadır, rüzgâr gibi geçer.bu dünya hayatı seksen yıl da olsa, yüz yıl da olsa çok kısadır, rüzgâr gibi geçer. Ecel aman vermez, Azrail yakayı bırakmaz, imtihan biter. Ecel aman vermez, Azrail yakayı bırakmaz, imtihan biter. Kişiler buradaki dünya hayatına veda edecekler.Kişiler buradaki dünya hayatına veda edecekler. Hiç kimse ölümden kurtulmuş değil.Hiç kimse ölümden kurtulmuş değil. Herkes o ecel şerbetini içecek, herkes o kapıdan geçecek. Muhakkak bu böyle. Herkes o ecel şerbetini içecek, herkes o kapıdan geçecek. Muhakkak bu böyle.

İmtihan biter. İmtihan bittiği sırada, perdeler kalktığı zaman Firavun da;İmtihan biter. İmtihan bittiği sırada, perdeler kalktığı zaman Firavun da; "Ben de Benî İsrâil'in inandığı Allah'ın varlığını, birliğini şimdi kabul ediyorum, inandım."Ben de Benî İsrâil'in inandığı Allah'ın varlığını, birliğini şimdi kabul ediyorum, inandım. Ben de müslümanlardanım." demiş amaBen de müslümanlardanım." demiş ama yeis halindeki imanın kıymeti yok.yeis halindeki imanın kıymeti yok. Çünkü zaten Allah her şeyi gösteriyor, perdeler kalkıyor. Çünkü zaten Allah her şeyi gösteriyor, perdeler kalkıyor.

O bakımdan, ilim kabz olmadan evvel İslâm'ın, imanın ilmini öğrenin.O bakımdan, ilim kabz olmadan evvel İslâm'ın, imanın ilmini öğrenin. Yani laf kalabalığı değil, kîl ü kâl değil, "şu şöyle dedi, bu böyle dedi" değil: Yani laf kalabalığı değil, kîl ü kâl değil, "şu şöyle dedi, bu böyle dedi" değil:

"Ben mü'min olarak yaşayacağım, Allah'ın sevgili kulu olmak istiyorum, bu nasıl olacak?" "Ben mü'min olarak yaşayacağım, Allah'ın sevgili kulu olmak istiyorum, bu nasıl olacak?"

İlim bu. İlim bu.

Allah'ın rızasını kazanmayı sağlarsa ilim insana fayda verir.Allah'ın rızasını kazanmayı sağlarsa ilim insana fayda verir. Allah'ın rızasını kazandırmayan, Allah'ın rızasının yolunu göstermeyen,Allah'ın rızasını kazandırmayan, Allah'ın rızasının yolunu göstermeyen, sonunda insanı cennete götürmeyen, cenneti kazandırmayan,sonunda insanı cennete götürmeyen, cenneti kazandırmayan, cehenneme düşüren bilgilerin hepsi demek ki faydasız. cehenneme düşüren bilgilerin hepsi demek ki faydasız.

Gerçi İslâm'da bütün bilgiler; "Müslümanlar onları öğrensin." diye emredilmiştir,Gerçi İslâm'da bütün bilgiler; "Müslümanlar onları öğrensin." diye emredilmiştir, bilgi değersiz değildir.bilgi değersiz değildir. Ama bilgiyi kullanmayıp da insan imtihanı kaybederse kendisini kurtaramazsaAma bilgiyi kullanmayıp da insan imtihanı kaybederse kendisini kurtaramazsa dünyada kâfir, müşrik olarak yaşayıp da âhirete hâib ve hâsir, mahv u perişan olmuş vaziyette gider dedünyada kâfir, müşrik olarak yaşayıp da âhirete hâib ve hâsir, mahv u perişan olmuş vaziyette gider de kahr-ı ilâhîye, azab-ı ikâb-ı ilâhîye uğrarsa o zaman başarısız olmuş oluyor. kahr-ı ilâhîye, azab-ı ikâb-ı ilâhîye uğrarsa o zaman başarısız olmuş oluyor.

Bu duruma düşmeyin.Bu duruma düşmeyin. Siz düşmeyin, çoluk çocuğunuz düşmesin, akrabanız düşmesin, vatandaşlarımız düşmesin, ırkdaşlarımız düşmesin.Siz düşmeyin, çoluk çocuğunuz düşmesin, akrabanız düşmesin, vatandaşlarımız düşmesin, ırkdaşlarımız düşmesin. Benî Âdem, bütün insanlar düşmesin.Benî Âdem, bütün insanlar düşmesin. Hepsi cennete gidecek olsa cennette hepsine çok bol miktarda yer var.Hepsi cennete gidecek olsa cennette hepsine çok bol miktarda yer var. Herkes için zaten cennette ve cehennemde yer hazırlanmış.Herkes için zaten cennette ve cehennemde yer hazırlanmış. Biz herkesin cennete gitmesini istiyoruz. Biz herkesin cennete gitmesini istiyoruz.

Söylüyoruz. Ama anlayan anlıyor, anlamayan anlamıyor.Söylüyoruz. Ama anlayan anlıyor, anlamayan anlamıyor. Hatta bazıları da bize "Bölücülük yapıyor. diyormuş. Hâşâ!Hatta bazıları da bize "Bölücülük yapıyor. diyormuş. Hâşâ! Kesinlikle herkesin iyiliğini istiyoruz.Kesinlikle herkesin iyiliğini istiyoruz. Hz. İsa aleyhisselam'a sevgimiz saygımız sonsuz.Hz. İsa aleyhisselam'a sevgimiz saygımız sonsuz. Hz. İsa aleyhisselam'ın yeri, şöyle göğsümüzün sağ tarafında.Hz. İsa aleyhisselam'ın yeri, şöyle göğsümüzün sağ tarafında. Musa aleyhisselam'a sevgimiz, saygımız sonsuz; onun yeri şöyle göğsümüzün sol tarafında.Musa aleyhisselam'a sevgimiz, saygımız sonsuz; onun yeri şöyle göğsümüzün sol tarafında. Göğsümüze, bağrımıza basmışız, o mübarekler bağrımızda taht kurmuş. Göğsümüze, bağrımıza basmışız, o mübarekler bağrımızda taht kurmuş.

İbrahim aleyhisselam'ın yeri, Nuh aleyhisselam'ın yeri, Âdem Atamız'ın yeri.İbrahim aleyhisselam'ın yeri, Nuh aleyhisselam'ın yeri, Âdem Atamız'ın yeri. Hepsinin bağrımızda tahtları var, onların hepsini seviyoruz.Hepsinin bağrımızda tahtları var, onların hepsini seviyoruz. Onların söylediklerini söylüyoruz.Onların söylediklerini söylüyoruz. Onların hayatlarında vazife gördükleri esnada insanlara söylediklerini söylüyoruz.Onların hayatlarında vazife gördükleri esnada insanlara söylediklerini söylüyoruz. Dikkatle dinlerseniz sözlerimizin hak olduğunu, hayır olduğunu, herkesin hayrına olduğunu anlar. Dikkatle dinlerseniz sözlerimizin hak olduğunu, hayır olduğunu, herkesin hayrına olduğunu anlar.

Mugalata yapıp da; "Bölücülük yapıyor, ayrımcılık yapıyor."Mugalata yapıp da; "Bölücülük yapıyor, ayrımcılık yapıyor." Tabi ayırım olacak. Tabi ayırım olacak.

Bilenle bilmeyen bir olur mu?Bilenle bilmeyen bir olur mu? İyilik yapanla kötülük yapan bir olur mu? Hırsızla dürüst bir olur mu? İyilik yapanla kötülük yapan bir olur mu? Hırsızla dürüst bir olur mu?

Elbette bir ayırım olacak. Ama bu ayırım, bilimsel bir ayırımdır.Elbette bir ayırım olacak. Ama bu ayırım, bilimsel bir ayırımdır. Kötüyü iyiye teşvik eden bir ayırımdır, kötünün kötülüğünü engelleyen bir ayırımdır.Kötüyü iyiye teşvik eden bir ayırımdır, kötünün kötülüğünü engelleyen bir ayırımdır. Elbette kötünün karşısına çıkıp birilerinin onun kötü olduğunu söylemesi lazım.Elbette kötünün karşısına çıkıp birilerinin onun kötü olduğunu söylemesi lazım. Yanılanlara; "Yanlış gidiyorsunuz." demesi lazım. Yanılanlara; "Yanlış gidiyorsunuz." demesi lazım.

Burada yollara koca levhaları koyuyorlar.Burada yollara koca levhaları koyuyorlar. Geliş gidişi ayrı olan yolların çıkış yerine kırmızı levha koyuyorlar; wrong way, go back!Geliş gidişi ayrı olan yolların çıkış yerine kırmızı levha koyuyorlar; wrong way, go back! "Buradan girme, yanlış bir istikamettir! Girersen hemen geriye git, çünkü burası çıkış yeridir."Buradan girme, yanlış bir istikamettir! Girersen hemen geriye git, çünkü burası çıkış yeridir. Buradan girersen ters taraftan gelenlerle çarpışırsın." diyeBuradan girersen ters taraftan gelenlerle çarpışırsın." diye ters yöne girmek isteyenleri ikaz ediyorlar. ters yöne girmek isteyenleri ikaz ediyorlar.

Biz de ters yöne gitmek isteyenlere, wrong way "Yanlış yol!" dersek bu ayırımcılık olmaz.Biz de ters yöne gitmek isteyenlere, wrong way "Yanlış yol!" dersek bu ayırımcılık olmaz. Go back! "Geriye dön!" dersek "İyiliğini istiyoruz." demektir.Go back! "Geriye dön!" dersek "İyiliğini istiyoruz." demektir. Aslında onların kurtulmasını istiyoruz. Çünkü vazifemiz o. Aslında onların kurtulmasını istiyoruz. Çünkü vazifemiz o.

Aziz ve sevgili kardeşlerim! Allahu Teâlâ hazretleri hepimize hakkı hak olarak görüp ona uymayı,Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretleri hepimize hakkı hak olarak görüp ona uymayı,
batılı batıl görüp ondan sakınıp korunmayı nasip etsin. batılı batıl görüp ondan sakınıp korunmayı nasip etsin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz pek çok hadîs-i şerîflerinde Deccal'den bahsediyor.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz pek çok hadîs-i şerîflerinde Deccal'den bahsediyor. Ben bunları bazı toplantılarda bahis konusu ettim,Ben bunları bazı toplantılarda bahis konusu ettim, oradaki hoca kardeşlerim de bahis konusu etsinler; Deccal ile ilgili hadîs-i şerîfleri toplasınlar! oradaki hoca kardeşlerim de bahis konusu etsinler; Deccal ile ilgili hadîs-i şerîfleri toplasınlar!

Bütün peygamberler ümmetlerine Deccal'i anlatmışlar.Bütün peygamberler ümmetlerine Deccal'i anlatmışlar. Deccal gelirse sizin torunlarınız, yaşayanlar Deccal'in çıktığı zaman, Deccal'le karşılaşırlarsaDeccal gelirse sizin torunlarınız, yaşayanlar Deccal'in çıktığı zaman, Deccal'le karşılaşırlarsa sakın aldanmasınlar, kanmasınlar. Onun sözü aldatıcıdır, davranışları kandırıcıdır.sakın aldanmasınlar, kanmasınlar. Onun sözü aldatıcıdır, davranışları kandırıcıdır. Deccal'e kanmasınlar. Onun alnında, Hâzâ kâfirun yazıyordur.Deccal'e kanmasınlar. Onun alnında, Hâzâ kâfirun yazıyordur. "Sağ gözü kördür; sadece solu görür, sağ tarafı görmez.""Sağ gözü kördür; sadece solu görür, sağ tarafı görmez." diye sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bildiriyor. diye sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bildiriyor.

Deccal hadislerinden çıkacak en umumi sonuç nedir? Deccal hadislerinden çıkacak en umumi sonuç nedir?

Birçok insan yoğun bir şekilde, kesif bir şekilde,Birçok insan yoğun bir şekilde, kesif bir şekilde, büyük çoğunlukla aldatmacalara kanacak, doğru sanacak, kapılacak.büyük çoğunlukla aldatmacalara kanacak, doğru sanacak, kapılacak. Peygamberler bunu hatırlatıyor: Peygamberler bunu hatırlatıyor:

"Aman! Böyle usta, mahir aldatıcılara kapılmayın, kanmayın." diye "Aman! Böyle usta, mahir aldatıcılara kapılmayın, kanmayın." diye her peygamber ümmetini Deccal'den tahzir eylemiş. İkaz eyleyip korunmalarını ihtar eylemiş, hepsi sakındırmış. her peygamber ümmetini Deccal'den tahzir eylemiş. İkaz eyleyip korunmalarını ihtar eylemiş, hepsi sakındırmış.

Demek ki aldatıcılık var, demek ki kandırmaca var, demek ki büyük yanılgılar var.Demek ki aldatıcılık var, demek ki kandırmaca var, demek ki büyük yanılgılar var. Demek ki tarihî yanılgılar var, demek ki toplumsal olarak da büyük çapta yanılgılar olabiliyor. Demek ki tarihî yanılgılar var, demek ki toplumsal olarak da büyük çapta yanılgılar olabiliyor.

Çaresi ne? İlim! Çaresi ne?

İlim!

Nasıl ilim? Kalbi nurlandıran gerçek ilim. Laf salatası, dedikodu, kîl ü kâl değil. Nasıl ilim?

Kalbi nurlandıran gerçek ilim. Laf salatası, dedikodu, kîl ü kâl değil.

"Kitabın yazarı o konuda salahiyetli mi?" diye, iyice emin olmadan, bilenlere sormadan her kitabı okumamak lazım. "Kitabın yazarı o konuda salahiyetli mi?" diye, iyice emin olmadan, bilenlere sormadan her kitabı okumamak lazım.

Camide bir kitap gördüm, benim kütüphanemde olmayan bir kitap.Camide bir kitap gördüm, benim kütüphanemde olmayan bir kitap. Aldım, "okuyayım" diye sayfaları açtım;Aldım, "okuyayım" diye sayfaları açtım; sahabe hayatını anlatan bir kitap.sahabe hayatını anlatan bir kitap. "Aleyhinde bir şey olmasın." diye ismini vermiyorum,"Aleyhinde bir şey olmasın." diye ismini vermiyorum, maksadım ticaretini baltalamak değil, kötülemesini yapmak değil.maksadım ticaretini baltalamak değil, kötülemesini yapmak değil. Sonra onun anlattığı konuları, yanımdaki diğer muteber ana kaynaklardan inceledim.Sonra onun anlattığı konuları, yanımdaki diğer muteber ana kaynaklardan inceledim. Baktım ki isimler yanlış, olaylar yanlış; beni yanıltacak.Baktım ki isimler yanlış, olaylar yanlış; beni yanıltacak. Hemen o kitabı bıraktım, iade ettim. Hemen o kitabı bıraktım, iade ettim.

Neden? Çünkü değersiz insanların, câhil insanların,Neden?

Çünkü değersiz insanların, câhil insanların,
-iyi niyetli de olsa- bilgisiz insanların yazdığı kitaplar, insanı yanıltır, yanlış sonuca götürür.-iyi niyetli de olsa- bilgisiz insanların yazdığı kitaplar, insanı yanıltır, yanlış sonuca götürür. En alim insanların, en değerli, salahiyetli insanların yazdığı, en değerli kitapları okumak lazım. En alim insanların, en değerli, salahiyetli insanların yazdığı, en değerli kitapları okumak lazım.

İlim elden kaçmadan önce, kendiniz öğrenin, çoluk çocuğunuza öğretin.İlim elden kaçmadan önce, kendiniz öğrenin, çoluk çocuğunuza öğretin. Yavrularınızı cehennem ateşinden koruyun. Ailelerinizi cehennem ateşinden koruyun. Yavrularınızı cehennem ateşinden koruyun. Ailelerinizi cehennem ateşinden koruyun.

Dünya üzerinde çok büyük aldatmacalar var;Dünya üzerinde çok büyük aldatmacalar var; çok büyük seks, sefahat, afyon, esrar,çok büyük seks, sefahat, afyon, esrar, milletlerin, nesillerin bozulmasına sebep olacak şeyler var.milletlerin, nesillerin bozulmasına sebep olacak şeyler var. Bu işlerde büyük paralar dönüyor, sanayi haline gelmiş.Bu işlerde büyük paralar dönüyor, sanayi haline gelmiş. Çok müstehcen şeyler var, çoluk çocuk kapılabiliyor.Çok müstehcen şeyler var, çoluk çocuk kapılabiliyor. Tutamıyorsunuz; yavrunuz, delikanlınız, yiğidiniz, kızınız elinizden kaçıyor. Tutamıyorsunuz; yavrunuz, delikanlınız, yiğidiniz, kızınız elinizden kaçıyor.

Onun için çok çalışmak lazım, çok gayret göstermek lazım. Bunun yolunu söylüyorum: Onun için çok çalışmak lazım, çok gayret göstermek lazım. Bunun yolunu söylüyorum:

Tevhid Yılı'ndayız.Tevhid Yılı'ndayız. Tevhidi güzel anlamak için tevhidin insanı nasıl değiştirdiğini, imanın ne kadar güçlü olduğunu,Tevhidi güzel anlamak için tevhidin insanı nasıl değiştirdiğini, imanın ne kadar güçlü olduğunu, ne kadar güzel olduğunu; yolumuzun, İslâm'ın ne kadar haklı olduğunu anlamak içinne kadar güzel olduğunu; yolumuzun, İslâm'ın ne kadar haklı olduğunu anlamak için lütfen Sahabe Hayatından Tablolar kitabımızı -neşr ettik, hediye ettik, kütüphanenizde duruyor- lütfen Sahabe Hayatından Tablolar kitabımızı -neşr ettik, hediye ettik, kütüphanenizde duruyor- elinize kalemi alarak, üç cildini bu Ramazan sonuna kadar bitirin. elinize kalemi alarak, üç cildini bu Ramazan sonuna kadar bitirin.

"Bitmedi Hocam!" Tamam, bitmediyse ne yapalım? Biraz geç ikaz ettik. "Bitmedi Hocam!"

Tamam, bitmediyse ne yapalım? Biraz geç ikaz ettik.
Ramazan'dan sonra da Şevval'de devam edersiniz. Ramazan'dan sonra da Şevval'de devam edersiniz.

Biliyorsunuz Ramazan orucu bittikten sonra bir de altı gün de Şevval ayı orucunuBiliyorsunuz Ramazan orucu bittikten sonra bir de altı gün de Şevval ayı orucunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tavsiye ediyor: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tavsiye ediyor:

"Onu da tuttuğu zaman, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur." diye "Onu da tuttuğu zaman, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur." diye hadîs-i şerîflerde tavsiye buyuruyor.hadîs-i şerîflerde tavsiye buyuruyor. O bakımdan Ramazan'da tamamlayamadıysanız Şevval'de tamamlarsınız. O bakımdan Ramazan'da tamamlayamadıysanız Şevval'de tamamlarsınız.

Elbette Ramazan'daki güzel alışkanlıklarımızı,Elbette Ramazan'daki güzel alışkanlıklarımızı, Ramazan'dan sonra devam ettirmek için alışkanlık ediniyoruz. Ramazan'dan sonra devam ettirmek için alışkanlık ediniyoruz.

"Ramazan'da ne alışkanlıkları edindik, nelere alıştık hocam?" "Ramazan'da ne alışkanlıkları edindik, nelere alıştık hocam?"

Oruç tutmaya alıştık. Sahura kalkmaya, teheccüd namazı kılmaya alıştık.Oruç tutmaya alıştık. Sahura kalkmaya, teheccüd namazı kılmaya alıştık. Camilere gitmeye alıştık; yatsı namazını, sabah namazını camide kılmaya alıştık.Camilere gitmeye alıştık; yatsı namazını, sabah namazını camide kılmaya alıştık. Kur'ân-ı Kerîm'i okumaya, mukabeleye alıştık; hafızları dinlemeye alıştık. Kur'ân-ı Kerîm'i okumaya, mukabeleye alıştık; hafızları dinlemeye alıştık.

Ne kadar güzel! Az yemeye alıştık, ikrama alıştık,Ne kadar güzel!

Az yemeye alıştık, ikrama alıştık,
ziyâfete alıştık, davet vermeye, insanların duasını almaya alıştık. ziyâfete alıştık, davet vermeye, insanların duasını almaya alıştık.

Ramazan ne kadar bereketli, ne kadar güzel bir ay, aziz ve sevgili kardeşlerim! Ramazan ne kadar bereketli, ne kadar güzel bir ay, aziz ve sevgili kardeşlerim!

Alim çok sevap kazanır. Alim şehitten de üstündür.Alim çok sevap kazanır. Alim şehitten de üstündür. Alimler şefaat edecek. Cennetin kapısında Cenâb-ı Hak onlara; Alimler şefaat edecek. Cennetin kapısında Cenâb-ı Hak onlara;

"Durun, burada istediklerinize şefaat edin, istediklerinizi kurtarın." diyecek. "Durun, burada istediklerinize şefaat edin, istediklerinizi kurtarın." diyecek.

Mü'minlerden, günahkâr olanların, günahlarının affedilip cennete girmesi için şefaat edecekler. Mü'minlerden, günahkâr olanların, günahlarının affedilip cennete girmesi için şefaat edecekler.

Alimin derecesi şehitten de yüksek.Alimin derecesi şehitten de yüksek. Müteallim, yani öğrenci, öğrenme durumunda olan da sevabı alacak.Müteallim, yani öğrenci, öğrenme durumunda olan da sevabı alacak. Öğrenmenin yaşı yoktur.Öğrenmenin yaşı yoktur. Bizim örfümüz, âdetimiz güzeldir; hocalar camilerde, kürsülerde dersleri anlatır,Bizim örfümüz, âdetimiz güzeldir; hocalar camilerde, kürsülerde dersleri anlatır, kitapları takip eder.kitapları takip eder. Onların müdavimi yaşlı insanlar vardır.Onların müdavimi yaşlı insanlar vardır. Emeklidir, ak sakallıdır, camiye bastonla gelir ama o dersleri kaçırmaz.Emeklidir, ak sakallıdır, camiye bastonla gelir ama o dersleri kaçırmaz. Çünkü ilmin yaşı yok; o yaşta öğrenir, uygular. Çünkü ilmin yaşı yok; o yaşta öğrenir, uygular.

Öğrendiğinizi uygulayın; bir! Bir de başkalarına öğretin; iki. Öğrendiğinizi uygulayın; bir! Bir de başkalarına öğretin; iki.

Tevhid Asrı'nın müessir olması için, Tevhid Yılı'nın verimli olması içinTevhid Asrı'nın müessir olması için, Tevhid Yılı'nın verimli olması için bildiklerinizi önce çocuklarınıza, hanımınıza, akrabanıza,bildiklerinizi önce çocuklarınıza, hanımınıza, akrabanıza, sonra derece derece yakınlarınıza öğreteceksiniz. sonra derece derece yakınlarınıza öğreteceksiniz.

Her türlü imkân ve müktesebatınızla, var gücünüzle İslâm'ı korumaya çalışacaksınız.Her türlü imkân ve müktesebatınızla, var gücünüzle İslâm'ı korumaya çalışacaksınız. Çünkü birileri var gücüyle İslâm'ın nurunu söndürmeye çalışıyor,Çünkü birileri var gücüyle İslâm'ın nurunu söndürmeye çalışıyor, müslümanları mahvetmeye çalışıyor.müslümanları mahvetmeye çalışıyor. Müslümanlara yeryüzünde hayat hakkı bile tanımıyorlar da toptan imhaya,Müslümanlara yeryüzünde hayat hakkı bile tanımıyorlar da toptan imhaya, yani "jenosit" dedikleri katliama, bir ırkı topuyla yok etme yamyamlığına girişiyorlaryani "jenosit" dedikleri katliama, bir ırkı topuyla yok etme yamyamlığına girişiyorlar ve birileri de sessiz sedasız onları destekliyor.ve birileri de sessiz sedasız onları destekliyor. Bazı hainler, zalimler, fasıklar, facirler ve beyinsizler deBazı hainler, zalimler, fasıklar, facirler ve beyinsizler de o zalimlere alet oluyor. o zalimlere alet oluyor.

Muîni zâlimin dünyâda erbâb-ı denâettir. Muîni zâlimin dünyâda erbâb-ı denâettir.

Köpektir zevk alan sayyâd-ı bî-insâfa hizmetten. Köpektir zevk alan sayyâd-ı bî-insâfa hizmetten.

Kimisi böyle sayyâd-ı bî-insafa alet oluyor, hizmet ediyor. Biz ne yapacağız? Kimisi böyle sayyâd-ı bî-insafa alet oluyor, hizmet ediyor.

Biz ne yapacağız?

Biz de sahabe gibi dinimizin yayıcısı, savunucusu, öğreticisi olacağız. Biz de sahabe gibi dinimizin yayıcısı, savunucusu, öğreticisi olacağız.

Allah'ın nuru sönmeyecek.Allah'ın nuru sönmeyecek. Kıyamete kadar İslâm'ı tutan, İslâm'ı savunan, İslâm'a yardımcı olan,Kıyamete kadar İslâm'ı tutan, İslâm'ı savunan, İslâm'a yardımcı olan, İslâm için cihat eden bir topluluk, bir zümre var olacak. İslâm için cihat eden bir topluluk, bir zümre var olacak.

Dilerim ki Allah bizleri ve sizleri onlardan eylesin. Dilerim ki Allah bizleri ve sizleri onlardan eylesin.

Hiç olmazsa üç hadîs-i şerîf okuyalım diye İkinci hadîs-i şerîfi okuyorum.Hiç olmazsa üç hadîs-i şerîf okuyalım diye İkinci hadîs-i şerîfi okuyorum. Efendimiz yine umumi bir hitapla başlamış, şöyle buyuruyorlar: Efendimiz yine umumi bir hitapla başlamış, şöyle buyuruyorlar:

Yâ eyyühe'n-nâs.Yâ eyyühe'n-nâs. "Ey insanlar!""Ey insanlar!" İttehizû takva'llâhi ticâreten.İttehizû takva'llâhi ticâreten. "Takvâyı, yani titiz, temiz, hassas, dikkatli müslüman olmayı,"Takvâyı, yani titiz, temiz, hassas, dikkatli müslüman olmayı, günahlardan, haramlardan kaçınmakta çok dikkatli iyi müslüman olmayıgünahlardan, haramlardan kaçınmakta çok dikkatli iyi müslüman olmayı kendinize bir ticaret edinin, bir hal edinin!" buyuruyor. kendinize bir ticaret edinin, bir hal edinin!" buyuruyor.

Fe-inne hayra'z-zâdi't-takvâ.Fe-inne hayra'z-zâdi't-takvâ. "En hayırlı mal, azık, yolda bir insana en çok yarayacak şey takvâdır." "En hayırlı mal, azık, yolda bir insana en çok yarayacak şey takvâdır."

Âhiret yolunun gıdası peynir ekmek, süt yoğurt değildir;Âhiret yolunun gıdası peynir ekmek, süt yoğurt değildir; âhiret yolunun gıdası takvâdır.âhiret yolunun gıdası takvâdır. Âhiret yolunda sağlam yürümek için cennete ulaşabilmek içinÂhiret yolunda sağlam yürümek için cennete ulaşabilmek için tehlikeleri aşabilmek, geçebilmek için bâdirelerden kurtulmak için herkesin takvâ ehli olması lazım,tehlikeleri aşabilmek, geçebilmek için bâdirelerden kurtulmak için herkesin takvâ ehli olması lazım, müttakî kul olması lazım.müttakî kul olması lazım. Titiz, temiz, salih, halis, dikkatli, uyanık müslüman olması lazım. Titiz, temiz, salih, halis, dikkatli, uyanık müslüman olması lazım.

"Bunu kendinize ticaret edinin." "Bunu kendinize ticaret edinin."

Ye'tîkümü'r-rizku bilâ bidâatin ve lâ ticâretin.Ye'tîkümü'r-rizku bilâ bidâatin ve lâ ticâretin. "Mal, sermaye, dükkân, ticaret olmadan rızkınız o zaman size geliverir." buyurdu. "Mal, sermaye, dükkân, ticaret olmadan rızkınız o zaman size geliverir." buyurdu.

Sonra Peygamber Efendimiz delil olarak şu âyet-i kerîmeyi okudu: Sonra Peygamber Efendimiz delil olarak şu âyet-i kerîmeyi okudu:

Ve men yettakı'llâh. "Kim takvâ ehli olursa, titiz, güzel müslüman olursa."Ve men yettakı'llâh. "Kim takvâ ehli olursa, titiz, güzel müslüman olursa." Yec'al lehû mahracâ. "Allah onu sıkıntılardan çıkarır. Ona sıkıntılardan bir çıkış yolu yaratır." Yec'al lehû mahracâ. "Allah onu sıkıntılardan çıkarır. Ona sıkıntılardan bir çıkış yolu yaratır."

Daraldı, çevrildi, kuşatıldı, sıkıntılar sardı, bastırdı amaDaraldı, çevrildi, kuşatıldı, sıkıntılar sardı, bastırdı ama Allah onu kurtaracak bir çıkış yolu yaratır. Allah onu kurtaracak bir çıkış yolu yaratır.

Ve yerzukhü min haysü lâ yahtesib. "Onu hiç ummadığı, hesab etmediği yerden rızıklandırır." Ve yerzukhü min haysü lâ yahtesib. "Onu hiç ummadığı, hesab etmediği yerden rızıklandırır."

Demek ki Cenâb-ı Hak seviyor, rızıklandırıyor. Demek ki Cenâb-ı Hak seviyor, rızıklandırıyor.

"Nasıl rızıklandırır, misal verebilir misiniz?" Verebilirim. "Nasıl rızıklandırır, misal verebilir misiniz?"

Verebilirim.
Benî İsrâil'i, Musa aleyhisselam'ın ümmetini, ashabını Firavun'dan kurtardı.Benî İsrâil'i, Musa aleyhisselam'ın ümmetini, ashabını Firavun'dan kurtardı. Firavun'dan kaçtılar, denizden geçtiler, Firavun boğuldu.Firavun'dan kaçtılar, denizden geçtiler, Firavun boğuldu. Çöle geldiler, muazzam bir çöl.Çöle geldiler, muazzam bir çöl. Fırın yok, bakkal yok, kasap yok, para yok, mal yok, köy yok, şehir yok.Fırın yok, bakkal yok, kasap yok, para yok, mal yok, köy yok, şehir yok. Orası orduların, hazırlıklı zümrelerin geçemediği, durakladığı uzun büyük bir çöl.Orası orduların, hazırlıklı zümrelerin geçemediği, durakladığı uzun büyük bir çöl. Orada Cenâb-ı Hak onlara bıldırcın eti ile kudret helvası yedirerek besledi.Orada Cenâb-ı Hak onlara bıldırcın eti ile kudret helvası yedirerek besledi. Bulutla ile gölgelendirip güneşten kavurmadan öbür tarafa geçirdi. Bulutla ile gölgelendirip güneşten kavurmadan öbür tarafa geçirdi.

Demek ki Cenâb-ı Hak, -tarihte misalleri çok- Allah'tan korkanı rızıklandırıyor,Demek ki Cenâb-ı Hak, -tarihte misalleri çok- Allah'tan korkanı rızıklandırıyor, gökten bıldırcın yağdırıyor. gökten bıldırcın yağdırıyor.

Başka bir misal söyleyeyim: Başka bir misal söyleyeyim:

Peygamber Efendimiz 300 kişilik bir askerî birliği göndermişti.Peygamber Efendimiz 300 kişilik bir askerî birliği göndermişti. Onlar da düşmanları bir yol güzergâhında bekliyorlardı.Onlar da düşmanları bir yol güzergâhında bekliyorlardı. Gelirse savaşacaklar, geçirmeyecekler.Gelirse savaşacaklar, geçirmeyecekler. Ama azık yoktu, mal yoktu; Medine'de de yoktu. Ama azık yoktu, mal yoktu; Medine'de de yoktu. Peygamber Efendimiz komutana, 300 kişinin başkanına bir torba hurma verdi.Peygamber Efendimiz komutana, 300 kişinin başkanına bir torba hurma verdi. O komutan da vazife uzun, azık az, eldeki hurmalar az,O komutan da vazife uzun, azık az, eldeki hurmalar az, sayı da fazla olduğundan –300 kişiler- hepsine günde bir hurma veriyordu. sayı da fazla olduğundan –300 kişiler- hepsine günde bir hurma veriyordu.

Muhterem kardeşlerim! Bir günde bir hurma.Muhterem kardeşlerim!

Bir günde bir hurma.
Bastırarak söylüyorum ki bilin, o mübarekler nasıl cihat etmişler, anlayın.Bastırarak söylüyorum ki bilin, o mübarekler nasıl cihat etmişler, anlayın. Bir hurma veriyordu.Bir hurma veriyordu. Onlar bir hurmayı hemen yiyip bitirmiyorlardı, ağızlarında çocuğun meme emdiği gibi emiyorlardı.Onlar bir hurmayı hemen yiyip bitirmiyorlardı, ağızlarında çocuğun meme emdiği gibi emiyorlardı. Üstüne su içiyorlardı. Bir hurma ile yetiniyorlardı, nihayet o da bitti. Üstüne su içiyorlardı. Bir hurma ile yetiniyorlardı, nihayet o da bitti.

Ama düşman gelmedi, vazife devam ediyor.Ama düşman gelmedi, vazife devam ediyor. O sırada denizden büyük bir balina karaya vurmuş;O sırada denizden büyük bir balina karaya vurmuş; Allah vurduruyor. Müsebbibü'l-esbâb olan, her türlü olayı yaratan, halkeden,Allah vurduruyor. Müsebbibü'l-esbâb olan, her türlü olayı yaratan, halkeden, rızkı gönderen Allah, balinayı kenara vurdurdu.rızkı gönderen Allah, balinayı kenara vurdurdu. Koca balina! Bunlar ne yaptılar? Balinanın başına gittiler. Taze et, kokmamış balık eti.Koca balina!

Bunlar ne yaptılar?

Balinanın başına gittiler. Taze et, kokmamış balık eti.
Balinayı kendilerine azık yaptılar.Balinayı kendilerine azık yaptılar. Orada 300 kişi bir ay daha kaldı. Balinanın etini yiyip yaşamalarına devam ettiler.Orada 300 kişi bir ay daha kaldı. Balinanın etini yiyip yaşamalarına devam ettiler. Çünkü torbalarındaki hurma da bitmişti. Çünkü torbalarındaki hurma da bitmişti.

Balık öyle büyüktü ki -muazzam bir şey demek ki ama işte Cenâb-ı Hak nasip ediyor-Balık öyle büyüktü ki -muazzam bir şey demek ki ama işte Cenâb-ı Hak nasip ediyor- gözünün çanağına, çukuruna 13 kişi sığıyordu.gözünün çanağına, çukuruna 13 kişi sığıyordu. "Bakalım ne kadar büyük?" diye, komutan; "Girin bakalım." demiş. "Bakalım ne kadar büyük?" diye, komutan; "Girin bakalım." demiş. Büyüklüğünü ölçmek için sokmuş; balığın gözünün çukuruna 13 kişi giriyordu.Büyüklüğünü ölçmek için sokmuş; balığın gözünün çukuruna 13 kişi giriyordu. Sonra kaburga kemiklerini, yani kılçıklarını çattıkları zaman, altından deve ile geçiyorlardı,Sonra kaburga kemiklerini, yani kılçıklarını çattıkları zaman, altından deve ile geçiyorlardı, koca bir kemer gibiydi.koca bir kemer gibiydi. Onu bir ay yediler. Onu bir ay yediler.

Sonra "Yâ Resülallah, düşman görünmedi, vazife bitti." diye Peygamber Efendimiz'in yanına geldiler.Sonra "Yâ Resülallah, düşman görünmedi, vazife bitti." diye Peygamber Efendimiz'in yanına geldiler. Peygamber Efendimiz'e olanları anlattılar.Peygamber Efendimiz'e olanları anlattılar. Dedi ki "Onu Allah size rızık olarak göndermiş." Dedi ki "Onu Allah size rızık olarak göndermiş."

O olmasaydı orada o kimseler açlıktan ne yapacaklardı? O olmasaydı orada o kimseler açlıktan ne yapacaklardı?

Cenâb-ı Hak "kulum" dedi yarattı, rızkını da vaad etti, kader sayfalarına yazdı.Cenâb-ı Hak "kulum" dedi yarattı, rızkını da vaad etti, kader sayfalarına yazdı. Balığı gönderiyor, balık etini yediriyor. Balığı gönderiyor, balık etini yediriyor.

Peygamber Efendimiz; "Onu size Allah göndermiş, Allah'ın hususi ikramı,Peygamber Efendimiz; "Onu size Allah göndermiş, Allah'ın hususi ikramı, Allah'ın ikramı olduğu için bize de verin, biz de tadalım." dedi, kendisi de o etten tattı. Allah'ın ikramı olduğu için bize de verin, biz de tadalım." dedi, kendisi de o etten tattı.

Oralar çok sıcaktır, onu hatırlatayım.Oralar çok sıcaktır, onu hatırlatayım. Hemen kuruyordu, pastırma gibi oluyordu.Hemen kuruyordu, pastırma gibi oluyordu. Arabistan'da da, sıcak günlerde kurban kesildiği zaman, bedevîler etleri toplarlar, taşlara sererler.Arabistan'da da, sıcak günlerde kurban kesildiği zaman, bedevîler etleri toplarlar, taşlara sererler. Etler hiç kokuşmaz, hemen kurur.Etler hiç kokuşmaz, hemen kurur. Ondan sonra o kurumuş etleri, zamanı geldikçe pastırma gibi ıslatıp kaynatıp yerler. Ondan sonra o kurumuş etleri, zamanı geldikçe pastırma gibi ıslatıp kaynatıp yerler.

Cenâb-ı Hak müttakî kulları rızıklandırabiliyor.Cenâb-ı Hak müttakî kulları rızıklandırabiliyor. Bunun tarihten, gerçeklerden misallerini verdim.Bunun tarihten, gerçeklerden misallerini verdim. Demek ki hepimiz müttakî kul olacağız.Demek ki hepimiz müttakî kul olacağız. Kimisi bana; "Hocam! Müslüman olduğum için şu sıkıntıyı çekiyorum, bu sıkıntıyı çekiyorum;Kimisi bana;

"Hocam! Müslüman olduğum için şu sıkıntıyı çekiyorum, bu sıkıntıyı çekiyorum;
ne tavsiye edersiniz?" diye soruyor. ne tavsiye edersiniz?" diye soruyor.

Takvâyı tavsiye ederim. Takvâyı tavsiye ederim.

Neden? Allahu Teâlâ hazretleri müttakî kulları rızıklandırıyor da ondan.Neden?

Allahu Teâlâ hazretleri müttakî kulları rızıklandırıyor da ondan.
Âhiret yolculuğunun en önemli sermayesi, en kıymetli sermayesi, âhiret yolculuğunda en iyi azıkÂhiret yolculuğunun en önemli sermayesi, en kıymetli sermayesi, âhiret yolculuğunda en iyi azık takvâdır da ondan, Allah müttakî kulları sever de ondan. takvâdır da ondan, Allah müttakî kulları sever de ondan.

İnna'llâhe mea'l-müttakîn.İnna'llâhe mea'l-müttakîn. "Allah, müttakî kulların yanında yer alır, onların safını destekler, onlardan yana olur." da ondan."Allah, müttakî kulların yanında yer alır, onların safını destekler, onlardan yana olur." da ondan. Ne rızkınız geri kalır ne işiniz geri kalır.Ne rızkınız geri kalır ne işiniz geri kalır. Ve in tasbirû ve tettekû lâ yedurruküm keydühüm şey'â.Ve in tasbirû ve tettekû lâ yedurruküm keydühüm şey'â. Cenâb-ı Hak savaşta bile müttakî olursa sabrederse zaferi müttakîlere, sabreden mücahitlere verir. Cenâb-ı Hak savaşta bile müttakî olursa sabrederse zaferi müttakîlere, sabreden mücahitlere verir.

Onun için ey beni dinleyen sevgili kardeşlerim! Onun için ey beni dinleyen sevgili kardeşlerim!

Müttakî kul olun, imanınızı korumaya dikkat edin.Müttakî kul olun, imanınızı korumaya dikkat edin. Allah hem rızıklandırır hem de umduklarınıza nâil eder. Allah hem rızıklandırır hem de umduklarınıza nâil eder.

Bir de bugün yine hatırlatayım: Bir de bugün yine hatırlatayım:

Abdullah b. Mes'ud'u çok seviyorum, Kur'an'ı çok iyi bilen bir sahabi.Abdullah b. Mes'ud'u çok seviyorum, Kur'an'ı çok iyi bilen bir sahabi. Allah şefaatine erdirsin. Radıyallahu anh vefat edeceği zaman Hz. Osman ziyaretine gelmiş de; Allah şefaatine erdirsin. Radıyallahu anh vefat edeceği zaman Hz. Osman ziyaretine gelmiş de;

"Hastasın, şimdiye kadar almadığın maaşları bari bu sefer al." diye teklif edince, demiş ki: "Hastasın, şimdiye kadar almadığın maaşları bari bu sefer al." diye teklif edince, demiş ki:

"Benim onlara ihtiyacım yok." "Benim onlara ihtiyacım yok."

Zâten sağlığında almamış, şimdi de vefat ediyor, ölüm yakınken ne yapacak parayı? Zâten sağlığında almamış, şimdi de vefat ediyor, ölüm yakınken ne yapacak parayı?

Hz. Osman demiş ki; "Senden sonra kızlarına kalır." Hz. Osman demiş ki;

"Senden sonra kızlarına kalır."

Demiş: "Ey Emîrü'l-mü'minîn! Ben öldükten sonra kızlarımın aç, açık mı kalacağını sanıyorsun?Demiş:

"Ey Emîrü'l-mü'minîn! Ben öldükten sonra kızlarımın aç, açık mı kalacağını sanıyorsun?
Ben onlara Vâkıa sûresini ezberlettim.Ben onlara Vâkıa sûresini ezberlettim. Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde buyurmuştu ki;Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde buyurmuştu ki; 'Kim Vâkıa sûresini ezberler, her akşam okursa hayatında asla yokluk, sıkıntı, fakirlik çekmez.''Kim Vâkıa sûresini ezberler, her akşam okursa hayatında asla yokluk, sıkıntı, fakirlik çekmez.' Ben onlara onu öğrettim, onlar sıkıntı çekmezler." dedi. Ben onlara onu öğrettim, onlar sıkıntı çekmezler." dedi.

Bunu da bilin;Bunu da bilin; Vâkıa sûresini her akşam okuyun, ezberleyin.Vâkıa sûresini her akşam okuyun, ezberleyin. Cenâb-ı Hak hem maaş versin hem rızık versin hem işlerinizi rast getirsinCenâb-ı Hak hem maaş versin hem rızık versin hem işlerinizi rast getirsin hem de Allah'ın sevgili kulu olun. hem de Allah'ın sevgili kulu olun.

İkinci hadîs-i şerîf de çok önemli.İkinci hadîs-i şerîf de çok önemli. Hadîs-i şerîfi söyledikten sonra Efendimiz, âyet-i kerîme ile de sebebi beyan eylemiş. Hadîs-i şerîfi söyledikten sonra Efendimiz, âyet-i kerîme ile de sebebi beyan eylemiş.

Üçüncü hadîs-i şerîfi okuyarak dersimi bitirmek istiyorum. Üçüncü hadîs-i şerîfi okuyarak dersimi bitirmek istiyorum.

Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyorlar: Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyorlar:

Yâ Enes! E mâ alimte enne min mûcibâti'l-mağfireti idhâlüke's-sürûri alâ ahîke'l-müslim,Yâ Enes! E mâ alimte enne min mûcibâti'l-mağfireti idhâlüke's-sürûri alâ ahîke'l-müslim, tüneffisü anhü kürbeten ve tüferricü anhü gammentüneffisü anhü kürbeten ve tüferricü anhü gammen ev türcî ileyhi day'aten ev takdî anhü deynen ev tühlifühû fî ehlihî. ev türcî ileyhi day'aten ev takdî anhü deynen ev tühlifühû fî ehlihî.

Enes radıyallahu anh'e Efendimiz'in tavsiyesi olduğu için iyice hatırında tutmuş, o rivayet ediyor.Enes radıyallahu anh'e Efendimiz'in tavsiyesi olduğu için iyice hatırında tutmuş, o rivayet ediyor. İbn Ebi'd-Dünyâ kitabına kaydetmiş bu hadîs-i şerîfi. İbn Ebi'd-Dünyâ kitabına kaydetmiş bu hadîs-i şerîfi.

"Ey Enes!" "Ey Enes!"

E mâ alimte. "Sen hiç bilmedin mi ki bilmiş olman lazım, bil ki."E mâ alimte. "Sen hiç bilmedin mi ki bilmiş olman lazım, bil ki." Min mûcibâti'l-mağfireti. "Cenâb-ı Hakk'ın insanı afv u mağfiret eylemesinin sebeplerinden birisi;Min mûcibâti'l-mağfireti. "Cenâb-ı Hakk'ın insanı afv u mağfiret eylemesinin sebeplerinden birisi; onu icap ettiren, mağfireti sağlayan, insanı Allah'ın mağfiretine mazhar edecek işlerden birisi."onu icap ettiren, mağfireti sağlayan, insanı Allah'ın mağfiretine mazhar edecek işlerden birisi." İdhâlüke's-sürûri alâ ahîke'l-müslim.İdhâlüke's-sürûri alâ ahîke'l-müslim. "Mü'min kardeşinin gönlüne sevinç sokmandır, onu sevindirmendir. "Mü'min kardeşinin gönlüne sevinç sokmandır, onu sevindirmendir. Mü'min kardeşinin sevinmesi, senin mağfiret olunmana sebep olur." Mü'min kardeşinin sevinmesi, senin mağfiret olunmana sebep olur."

Mü'min kardeşlerimiz ne kadar? Bir milyarın üstünde, bir buçuk milyar mü'min kardeşimiz var.Mü'min kardeşlerimiz ne kadar?

Bir milyarın üstünde, bir buçuk milyar mü'min kardeşimiz var.
Çevremizde, Kuzey Irak'ta, Kafkasya'da, Balkanlar'da, Kıbrıs'ta, Kırım'da,Çevremizde, Kuzey Irak'ta, Kafkasya'da, Balkanlar'da, Kıbrıs'ta, Kırım'da, Cezayir'de, Tunus'ta, Somali'de, Afrika'da, Asya'daCezayir'de, Tunus'ta, Somali'de, Afrika'da, Asya'da ve dünyanın pek çok yerinde mü'min kardeşlerimiz var. Onları sevindirmemiz lazım.ve dünyanın pek çok yerinde mü'min kardeşlerimiz var. Onları sevindirmemiz lazım. Onları düşünmemiz lazım, onları desteklememiz lazım.Onları düşünmemiz lazım, onları desteklememiz lazım. Afv u mağfiret istemiyor muyuz? Afv u mağfiret istemiyor muyuz?

"Allah'ım! Beni affeyle. Şu Ramazan'da beni bağışla, hatalarımı günahlarımı mağfiret eyle! "Allah'ım! Beni affeyle. Şu Ramazan'da beni bağışla, hatalarımı günahlarımı mağfiret eyle! Bundan sonraki ömrümde, beni iyi kul olmaya muvaffak eyle.Bundan sonraki ömrümde, beni iyi kul olmaya muvaffak eyle. Huzuruna vardığım zaman yüzümü ak eyle.Huzuruna vardığım zaman yüzümü ak eyle. Cehenneme atıp ateşlere yakma; cennetine dâhil eyle, Habibin'e komşu eyle." demiyor muyuz? Cehenneme atıp ateşlere yakma; cennetine dâhil eyle, Habibin'e komşu eyle." demiyor muyuz?

Diyoruz. İşte onun yolu, mü'min kardeşine, müslüman kardeşine sevindirici bir iş yapman, onu sevindirmen. Diyoruz.

İşte onun yolu, mü'min kardeşine, müslüman kardeşine sevindirici bir iş yapman, onu sevindirmen.

Bunlar neler olabilir? Bunlar neler olabilir?

Tüneffisü anhü kürbeten.Tüneffisü anhü kürbeten. "O bir sıkıntıdan daralmışsa ona bir nefes aldıracak bir destek yaparsın.""O bir sıkıntıdan daralmışsa ona bir nefes aldıracak bir destek yaparsın." Ev tüferricü anhü gammen.Ev tüferricü anhü gammen. "Yahut da, bir şeye gamlanmış, kederlenmiş ise sevindirirsin, o gamını, kederini giderirsin." "Yahut da, bir şeye gamlanmış, kederlenmiş ise sevindirirsin, o gamını, kederini giderirsin."

"Niye üzülüyorsun? Üzülme kardeşim, tamam, ben onu halledeyim." dersin. "Niye üzülüyorsun? Üzülme kardeşim, tamam, ben onu halledeyim." dersin. Onun o üzüntüsünü feraha, sevince çevirirsin. Onun o üzüntüsünü feraha, sevince çevirirsin.

Ev türcî ileyhi day'aten.Ev türcî ileyhi day'aten. "Yahut kaybını ona buluverirsin, kaybettiği şeyi telâfi ediverirsin, gösteriverirsin. "Yahut kaybını ona buluverirsin, kaybettiği şeyi telâfi ediverirsin, gösteriverirsin. Yitiğini bulmakta ona yardımcı olursun."Yitiğini bulmakta ona yardımcı olursun." Ev takdî anhü deynen. "Yahut borcunu ödeyiverirsin." Ev takdî anhü deynen. "Yahut borcunu ödeyiverirsin."

"Tamam, senin borcunu ödedim, üzülme kardeşim." dersin; sevinir. "Tamam, senin borcunu ödedim, üzülme kardeşim." dersin; sevinir.

Ev tuhlifühû fî ehlihî.Ev tuhlifühû fî ehlihî. "Yahut da o cihada filan gitmişse ailesinin başında reis yoksa"Yahut da o cihada filan gitmişse ailesinin başında reis yoksa hanım ve çocuklar yardımcısız kalmışsa gidersin, onlara yardımcı olursun." hanım ve çocuklar yardımcısız kalmışsa gidersin, onlara yardımcı olursun."

"Sizin büyüğünüz yok, çarşıdan bir şey alınacak mı, size bir yardımım dokunabilir mi? "Sizin büyüğünüz yok, çarşıdan bir şey alınacak mı, size bir yardımım dokunabilir mi? Bir hizmetim var mı?' diye gidersin." Bir hizmetim var mı?' diye gidersin."

Bazı kardeşlerimiz bu devirde seyahat oluyor, gidiyorlar: Bazı kardeşlerimiz bu devirde seyahat oluyor, gidiyorlar:

"Hocam! Ben gittim, geldim. Bizim eve falanca arkadaş gitmiş, filanca arkadaş gitmiş. "Hocam! Ben gittim, geldim. Bizim eve falanca arkadaş gitmiş, filanca arkadaş gitmiş. 'Bir ihtiyaç var mı, alınacak bir şey var mı bacı?' demiş.'Bir ihtiyaç var mı, alınacak bir şey var mı bacı?' demiş. Maşaallah! Benim yokluğumda yardımlarını esirgememişler." diyor. Maşaallah! Benim yokluğumda yardımlarını esirgememişler." diyor.

Bazısı da diyor ki böylelerine de rastladım: Bazısı da diyor ki böylelerine de rastladım:

"Hocam! 15 gün işlerim için seyahatteydim, döndüm geldim. "Hocam! 15 gün işlerim için seyahatteydim, döndüm geldim. Hiç kimse kapımızı çalmamış. Bizim hanım ve çocuklar çok sıkıntı çekmişler." diyorlar. Hiç kimse kapımızı çalmamış. Bizim hanım ve çocuklar çok sıkıntı çekmişler." diyorlar.

Demek ki giden bir kimseninDemek ki giden bir kimsenin geride bıraktıkları kimselere yardım edip onu sevindirmek tarzında da olabilir.geride bıraktıkları kimselere yardım edip onu sevindirmek tarzında da olabilir. O zaman o kişi memnun olur. O zaman o kişi memnun olur. Ötekiler de başlarında büyükleri olmayanlar da dardan kurtulmuş olurlar, bol bol dua ederler. Ötekiler de başlarında büyükleri olmayanlar da dardan kurtulmuş olurlar, bol bol dua ederler.

Bu; seyahate gitmek de olabilir, âhiret yolculuğu da olabilir. Bu; seyahate gitmek de olabilir, âhiret yolculuğu da olabilir. Adamcağız ölmüş, dul karısı kalmış, yetimler kalmış; yardımcı olmak lazım. Adamcağız ölmüş, dul karısı kalmış, yetimler kalmış; yardımcı olmak lazım.

Zelzeleler geçirdik. Birçok kardeşimizin evleri yıkıldı.Zelzeleler geçirdik. Birçok kardeşimizin evleri yıkıldı. Ailelerinden pek çok kimse toprak altında, duvar altında, beton altında kaldılar;Ailelerinden pek çok kimse toprak altında, duvar altında, beton altında kaldılar; şehit oldular inşaallah. Çünkü yıkılan duvar altında kalan şehit oluyor. şehit oldular inşaallah. Çünkü yıkılan duvar altında kalan şehit oluyor.

Onlar dertliler, perişanlar.Onlar dertliler, perişanlar. Ne buzdolabı kaldı, ne evdeki eşyalar kaldı, ne yatak yorgan kaldı; sıkıntıdalar.Ne buzdolabı kaldı, ne evdeki eşyalar kaldı, ne yatak yorgan kaldı; sıkıntıdalar. Şimdi onlara yardım etmenin zamanı.Şimdi onlara yardım etmenin zamanı. Elimizden geldiğince, hiç olmazsa bir kardeşimizi, kollayıp gözetebiliriz. Elimizden geldiğince, hiç olmazsa bir kardeşimizi, kollayıp gözetebiliriz.

Siz de bu yardımları yapın.Siz de bu yardımları yapın. Türkiye'de var, Kafkasya'da var, Grozni'de var.Türkiye'de var, Kafkasya'da var, Grozni'de var. Bombalar yağdı, evler yıkıldı. Kar yağıyor.Bombalar yağdı, evler yıkıldı. Kar yağıyor. Bosna'yı çoktan unuttuk, Kosova'yı unuttuk. Sanki oralarda ortalık gül gülistan mı?Bosna'yı çoktan unuttuk, Kosova'yı unuttuk. Sanki oralarda ortalık gül gülistan mı? Kuzey Irak'ta, Somali'de, Afrika'da, Dünya'nın her yerinde.Kuzey Irak'ta, Somali'de, Afrika'da, Dünya'nın her yerinde. İşte o kardeşlerimize özellikle Ramazan'da iyilik yapmanın, onları sevindirmenin, İşte o kardeşlerimize özellikle Ramazan'da iyilik yapmanın, onları sevindirmenin, onların duasını almanın sevabı çok. onların duasını almanın sevabı çok.

Ramazan'da yapılan iyiliğin sevabı; Ramazan dışında aynı iyiliği yapsanRamazan'da yapılan iyiliğin sevabı; Ramazan dışında aynı iyiliği yapsan alacağın sevabın 70 kat daha fazlası.alacağın sevabın 70 kat daha fazlası. Onun için zekâtlarınızı verecekseniz Ramazan çıkmadan önce verin. Onun için zekâtlarınızı verecekseniz Ramazan çıkmadan önce verin.

Burada içtimaî dayanışma ve halkın kollanması devlet tarafından çok güzel yapılıyor.Burada içtimaî dayanışma ve halkın kollanması devlet tarafından çok güzel yapılıyor. İşsize maaş var, kolaylıklar var. Kimse aç ve açık değil.İşsize maaş var, kolaylıklar var. Kimse aç ve açık değil. Aç kalıp dilenmek bahis konusu değil. Burada fakir yok, devlet işi halletmiş. Ama bizde fakir çok.Aç kalıp dilenmek bahis konusu değil. Burada fakir yok, devlet işi halletmiş. Ama bizde fakir çok. Onun için buradaki kardeşlerimiz de topladıklarını oraya gönderiyorlar,Onun için buradaki kardeşlerimiz de topladıklarını oraya gönderiyorlar, oradaki kimselere dağıtıyorlar, dağıtılmasını istiyorlar; doğru yapıyorlar. oradaki kimselere dağıtıyorlar, dağıtılmasını istiyorlar; doğru yapıyorlar.

Allahu Teâlâ hazretleri hayrât u hasenâtınızı kabul eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri hayrât u hasenâtınızı kabul eylesin. Bizi riyadan, gösterişten, korusun.Bizi riyadan, gösterişten, korusun. Böyle şeylerin gizli olması lazım ama hoca olduğumuz için söylemek zorunda kalıyoruz.Böyle şeylerin gizli olması lazım ama hoca olduğumuz için söylemek zorunda kalıyoruz. Gizli yapsak başkaları bilmez.Gizli yapsak başkaları bilmez. Farz olan şeyleri aşikâre yapıp da başkalarının da bilmesini, hatırlamasını sağlamak usuldendir. Farz olan şeyleri aşikâre yapıp da başkalarının da bilmesini, hatırlamasını sağlamak usuldendir.

Allahu Teâlâ hazretleri riyadan korusun, gösterişten korusun.Allahu Teâlâ hazretleri riyadan korusun, gösterişten korusun. Amellerin sevabını kaçıran veya kat kat ecir alınmasını engelleyen sebeplerden korusun, kurtarsın.Amellerin sevabını kaçıran veya kat kat ecir alınmasını engelleyen sebeplerden korusun, kurtarsın. Bu gibi durumlara düşürmesin.Bu gibi durumlara düşürmesin. Ramazan'ı çok güzel geçirmeyi nasip etsin,Ramazan'ı çok güzel geçirmeyi nasip etsin, Ramazan'ın feyzinden bereketinden tam istifadeyi nasip etsin.Ramazan'ın feyzinden bereketinden tam istifadeyi nasip etsin. Eski günahlarımızı tamamen silsin.Eski günahlarımızı tamamen silsin. Kul haklarını bizim namımıza onlara ödeyip bizi kul haklarından da kurtarsın.Kul haklarını bizim namımıza onlara ödeyip bizi kul haklarından da kurtarsın. Çünkü onlar daha çok zor.Çünkü onlar daha çok zor. Günahlar tevbeyle gidiyor da kul haklarını sahibi ile konuşmak lazım.Günahlar tevbeyle gidiyor da kul haklarını sahibi ile konuşmak lazım. Cenâb-ı Hak bizi kul haklarından da kurtarsın, günahlardan da kurtarsın. Cenâb-ı Hak bizi kul haklarından da kurtarsın, günahlardan da kurtarsın.

İnsan haramlara, günahlara bulaştı ise haram lokma yediyseİnsan haramlara, günahlara bulaştı ise haram lokma yediyse onlardan vücudunda hâsıl olan etlerin cehennemde yanması tehdidi var. onlardan vücudunda hâsıl olan etlerin cehennemde yanması tehdidi var. Onlardan da kurtarsın, rahmeti deryasında onları da temizlesin.Onlardan da kurtarsın, rahmeti deryasında onları da temizlesin. Hepimizi annemizden doğduğumuz gündeki ilk suçsuz, günahsız, tertemiz halimizdeki gibiHepimizi annemizden doğduğumuz gündeki ilk suçsuz, günahsız, tertemiz halimizdeki gibi bu Ramazan'da yeniden doğmuş gibi eylesin. bu Ramazan'da yeniden doğmuş gibi eylesin.

Bundan sonra da defter-i âmâlimizi günahlarla, isyanlarla kirletmemeyi,Bundan sonra da defter-i âmâlimizi günahlarla, isyanlarla kirletmemeyi, mülevves hale getirmemeyi nasip etsin.mülevves hale getirmemeyi nasip etsin. Sevgili kulu olmayı nasip etsin.Sevgili kulu olmayı nasip etsin. Ömrümüz bitip de âhirete göçtüğümüz zaman sevdiği razı olduğu kul olarak varmamızı,Ömrümüz bitip de âhirete göçtüğümüz zaman sevdiği razı olduğu kul olarak varmamızı, cennetiyle cemâliyle müşerref olmamızı, Peygamber Efendimiz'in komşuluğuna ermemizi,cennetiyle cemâliyle müşerref olmamızı, Peygamber Efendimiz'in komşuluğuna ermemizi, cemâlini görmemizi, selamına ermemizi nasip eylesin.cemâlini görmemizi, selamına ermemizi nasip eylesin. Rıdvân-ı ekberine cümlemizi nâil eylesin. Rıdvân-ı ekberine cümlemizi nâil eylesin.

Bi-hürmet-i ism-i âzâm ve bi hürmet-i nebiyyihi'l-ekremBi-hürmet-i ism-i âzâm ve bi hürmet-i nebiyyihi'l-ekrem ve bi-hürmeti şehr-i Ramazân ve bi-hürmeti şehri sıyâmi ve'l-kıyâmve bi-hürmeti şehr-i Ramazân ve bi-hürmeti şehri sıyâmi ve'l-kıyâm ve bi-hürmeti'l-ezkâr ve'l-ibâdâti ve't-taat ve bi-hürmeti esrârı sûreti'l-Fâtiha ve bi-hürmeti'l-ezkâr ve'l-ibâdâti ve't-taat ve bi-hürmeti esrârı sûreti'l-Fâtiha

Konuşmacı: Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

Kategori:

  • Cuma Sohbetleri (MEC)
  • Tarih: 23 Ramazan 1420 / 31.12.1999

    Yer: AKRA- Avustralya

    Açıklama:

    Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Ak-Radyo’da cuma günleri düzenli olarak konuşmalar yapmıştır. 31 Mart 1993’te başlayıp, vefatından önceki son cuma günü olan, 2 Şubat 2001’e kadar devam eden bu sohbetlerde, hocamız genellikle Râmûzül-Ehâdis’ten, bazen de Muhtârü’l-Ehâdis’ten veya Riyâzu’s-Sâlihîn’den bir miktar hadis-i şerif okuyup, izah etmiştir.

    İçinde bulunulan zamanın, ayın, günlerin ihyâ edilmesiyle ilgili bilgiler vermiş ve hatırlatmalarda bulunmuştur. Ayrıca ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren güncel konulara temas ettiği de görülmüştür.

    Genellikle yurtdışında seyahatte olduğu için çoğu zaman bulunduğu yerden de bahsetmiştir.

    Sekiz yıl içerisinde toplam 313 adet sohbet yapmışlardır.

    İçerik:

    Konuşma Hakkında