Namaz Vakitleri

29 Zilhicce 1447
15 June 2026
İmsak
03:24
Güneş
05:24
Öğle
13:10
İkindi
17:09
Akşam
20:45
Yatsı
22:36
Detaylı Arama

Haccın Önemi (Cuma Hutbesi)

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Haccın Önemi (Cuma Hutbesi)

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

El-hamdü li’llâh, sümme el-hamdü li’llâh…El-hamdü li’llâh, sümme el-hamdü li’llâh… El-hamdü li’llâhi’llezî hedânâ li-hâzâ

El-hamdü li’llâhi’llezî hedânâ li-hâzâ
vemâ künnâ li-nehtediye levlâ en hedâna’llàh…vemâ künnâ li-nehtediye levlâ en hedâna’llàh… Ve mâ tevfîkî illâ bi’llâh, aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb…Ve mâ tevfîkî illâ bi’llâh, aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb… Neşhedü en lâ ilâhe illa’llàhu vahdehû lâ şerike leh.Neşhedü en lâ ilâhe illa’llàhu vahdehû lâ şerike leh. Ve neşhedü enne muhammeden abdühû ve habîbuhû ve rasûlüh…Ve neşhedü enne muhammeden abdühû ve habîbuhû ve rasûlüh… Allàhümme salli ve sellim ve bârik alâ hâze’n-nebiyyi’l-kerîm,

Allàhümme salli ve sellim ve bârik alâ hâze’n-nebiyyi’l-kerîm,
ve’r-rasûli seyyidü’ssenedi’l-azim,ve’r-rasûli seyyidü’ssenedi’l-azim, li’l-kalbi’r-rahîm, seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn...li’l-kalbi’r-rahîm, seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn... Emmâ ba’du feyâ ibâda’llàh…

Emmâ ba’du feyâ ibâda’llàh…
Ûsiküm ve nefsi’lâsiyeti bi- takva’llàhi ve tàatih…Ûsiküm ve nefsi’lâsiyeti bi- takva’llàhi ve tàatih… İnna’llàhe meallezîne’ttekav ve’llezînehüm muhsinûn…İnna’llàhe meallezîne’ttekav ve’llezînehüm muhsinûn… Kàle’llàhu tebàreke ve teàlâ fî kelâmihi’lhakîm:Kàle’llàhu tebàreke ve teàlâ fî kelâmihi’lhakîm: El-haccü eşhurun ma’lûmât,

El-haccü eşhurun ma’lûmât,
femen ferada fîhinne’l-haccefemen ferada fîhinne’l-hacce felâ rafese ve lâ füsûka ve lâ cidâle fi’l-hacc,felâ rafese ve lâ füsûka ve lâ cidâle fi’l-hacc, ve mâ tef’alû min hayrin ya’lemhu’llàh,ve mâ tef’alû min hayrin ya’lemhu’llàh, ve tezevvedû feinne hayre’zzâdi’t-takvâ,ve tezevvedû feinne hayre’zzâdi’t-takvâ, ve’ttekùni yâ üli’l-elbâb.ve’ttekùni yâ üli’l-elbâb. Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Sizlere bugün biraz hac farizasından

Sizlere bugün biraz hac farizasından
bahsetmek isteyeceğim.bahsetmek isteyeceğim. Mâlum insanların hayatındaki devirler muhteliftir.Mâlum insanların hayatındaki devirler muhteliftir. Zenginlik, fakirlik birbirini daima kovalar.Zenginlik, fakirlik birbirini daima kovalar. Sıhhat afiyet de böyle,Sıhhat afiyet de böyle, varlık ve yokluk da böyledir.varlık ve yokluk da böyledir. Bir insana Cenâb-ı Hak sağlık, afiyet verirBir insana Cenâb-ı Hak sağlık, afiyet verir ve bir de dünya nimetlerinive bir de dünya nimetlerini kendisine mazhar kıldığı vakitte,kendisine mazhar kıldığı vakitte, ona hac farzı tahakkuk eder.ona hac farzı tahakkuk eder. Eğer o mümin, o zengin olduğu sene,

Eğer o mümin, o zengin olduğu sene,
hacca gidebilmek imkânını bulduğu senehacca gidebilmek imkânını bulduğu sene gider de takdir-i ilahi,gider de takdir-i ilahi, yolda kendisini ecel yakalar,yolda kendisini ecel yakalar, Mekke’ye gidemeden, hacı olamadanMekke’ye gidemeden, hacı olamadan bir yerde ruhunu teslim ederse Mevlasına,bir yerde ruhunu teslim ederse Mevlasına, o zat ebedi bir hacıdır.o zat ebedi bir hacıdır. Her sene onun defterineHer sene onun defterine hac sevabı yazılır ve hacılık farzını ifa etmiş diye de kayıtlanır.hac sevabı yazılır ve hacılık farzını ifa etmiş diye de kayıtlanır. Onun için bu hacı olamadı, hac yerine gidemedi,

Onun için bu hacı olamadı, hac yerine gidemedi,
buna bir bedel çıkaralım demek lazım gelmez.buna bir bedel çıkaralım demek lazım gelmez. Bedel istemez artık o, kendisi hacıdır.Bedel istemez artık o, kendisi hacıdır. Ama şuna dikkat edin: Ama o sene gidemedi,

Ama şuna dikkat edin: Ama o sene gidemedi,
zengin oldu da o sene hacca gidemedi.zengin oldu da o sene hacca gidemedi. Ömrüne indi çünkü hacılık.Ömrüne indi çünkü hacılık. Daha ileriki senelerde şu işlerimi bitireyim de öyle gideyim dedi.Daha ileriki senelerde şu işlerimi bitireyim de öyle gideyim dedi. Bir sene çıktı gitti hacıya, yolda eceli yakaladı kendisini…Bir sene çıktı gitti hacıya, yolda eceli yakaladı kendisini… Gidemedi, hacı olamadı.Gidemedi, hacı olamadı. Bu da öldü, ama hacı olamadan öldü.Bu da öldü, ama hacı olamadan öldü. Bu hacıya bedel çıkarmak vacibdir.Bu hacıya bedel çıkarmak vacibdir. Hacı olamadı çünkü bu…Hacı olamadı çünkü bu… Evvelki hacı oldu, bu olamadı.

Evvelki hacı oldu, bu olamadı.
Sebebi, tehiri.Sebebi, tehiri. Haccı tehir ettiğinden dolayıHaccı tehir ettiğinden dolayı ecel kendisini nerede yakaladıysa,ecel kendisini nerede yakaladıysa, hac vazifesini yapamadan dünyadan çekildi gitti.hac vazifesini yapamadan dünyadan çekildi gitti. Binâen aleyh o borçlu olarak kaldı,Binâen aleyh o borçlu olarak kaldı, hac borcu üzerinde kaldı.hac borcu üzerinde kaldı. Binâen aleyh gerek kendisinin vasiyet etmesiBinâen aleyh gerek kendisinin vasiyet etmesi veyahut varislerinin onun içinveyahut varislerinin onun için bir hac farizasını yapmak üzere bir bedel çıkarması,bir hac farizasını yapmak üzere bir bedel çıkarması, üzerlerine borç olur.üzerlerine borç olur. Bu bir mesele-i diniyedir.Bu bir mesele-i diniyedir. Haccın fadailini söylemeye gücümüz yetmez

Haccın fadailini söylemeye gücümüz yetmez
ve bitmez yani, biz de bitiremeyiz.ve bitmez yani, biz de bitiremeyiz. Yalnız şu kadarcığını söyleyeyim ki size, hem rica tarikiyle,Yalnız şu kadarcığını söyleyeyim ki size, hem rica tarikiyle, hem tüm kardeşlerimizin rica tarikiyle,hem tüm kardeşlerimizin rica tarikiyle, orası bir nur membaıdır.orası bir nur membaıdır. Orası bir nur kaynağıdır.Orası bir nur kaynağıdır. O nur kaynağının olduğu yerden alınan nurlar sayesinde…O nur kaynağının olduğu yerden alınan nurlar sayesinde… memleketin değerli Müslümanlar,memleketin değerli Müslümanlar, memleketlerine oradan aldıkları nurlarımemleketlerine oradan aldıkları nurları yaymakla mükelleftirler.yaymakla mükelleftirler. Binaenaleyh oraya bir, iki, üç, beş... ömür boyuncaBinaenaleyh oraya bir, iki, üç, beş... ömür boyunca gitmek insana borçtur.gitmek insana borçtur. Çünkü bizim imamımız var ya, mezhep sahibimiz,

Çünkü bizim imamımız var ya, mezhep sahibimiz,
adı da İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir;adı da İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir; o 53 veya 55 defa hacca gitmiş.o 53 veya 55 defa hacca gitmiş. Ona sorsak ki "Niçin ya İmam bu kadar sen çok gittin oraya?Ona sorsak ki "Niçin ya İmam bu kadar sen çok gittin oraya? Ki o zaman tayyare de yok, otobüs de yok.Ki o zaman tayyare de yok, otobüs de yok. Yaya yahut gidecek hayvanlarla gidecek,Yaya yahut gidecek hayvanlarla gidecek, zor gidiş.zor gidiş. Sen niçin böyle her sene bu kadar yorgunluğuSen niçin böyle her sene bu kadar yorgunluğu çekiyordun da gidiyordun?" desekçekiyordun da gidiyordun?" desek acaba bize ne der?acaba bize ne der? Bunu düşünmemizi tavsiye ederim sizlere.Bunu düşünmemizi tavsiye ederim sizlere. Bir de Hazreti Adem Aleyhisselam cennetten gelirken,

Bir de Hazreti Adem Aleyhisselam cennetten gelirken,
Kabe de onunla beraber gelmiştir.Kabe de onunla beraber gelmiştir. Kabe cennetten Adem Aleyhisselam'la beraber gelmiştir.Kabe cennetten Adem Aleyhisselam'la beraber gelmiştir. Adem Aleyhisselam malum Serendip adasındaAdem Aleyhisselam malum Serendip adasında ikamet ediyordu, bugün Pakistanikamet ediyordu, bugün Pakistan yahut Hindistan hudutları içerisinde.yahut Hindistan hudutları içerisinde. Oradan her sene bin defa hacca gelmiştir.Oradan her sene bin defa hacca gelmiştir. Adem Aleyhisselam yayan olarak,Adem Aleyhisselam yayan olarak, o gün hiçbir vasıta yok, yayan olaraktan bulunduğu yerdeno gün hiçbir vasıta yok, yayan olaraktan bulunduğu yerden Mekke-i Mükerreme'ye kadar bin defa haccetmiştir.Mekke-i Mükerreme'ye kadar bin defa haccetmiştir. Binaenaleyh, hacılık hakkındaBinaenaleyh, hacılık hakkında öyle münasebetsiz söz söylemekten Allah'tan korkmalı ve sakınmalıdır.öyle münasebetsiz söz söylemekten Allah'tan korkmalı ve sakınmalıdır. Bak günde beş defa Allahu Teala'nın divanına geliyorsunuz.Bak günde beş defa Allahu Teala'nın divanına geliyorsunuz. Demezler mi "Yeter, bir kere ya!Demezler mi "Yeter, bir kere ya! Neden beş defa gidiyorsunuz?Neden beş defa gidiyorsunuz? Bak işler dolu, bu işler dururken sen niye beş defaBak işler dolu, bu işler dururken sen niye beş defa işi bırakıp da gidiyorsun oraya?"işi bırakıp da gidiyorsun oraya?" denir mi bunlara?denir mi bunlara? Denmez! Bunlar nasıl denmezse,Denmez! Bunlar nasıl denmezse, "hacca sen niye gidiyorsun" lafını"hacca sen niye gidiyorsun" lafını dememeye de insan teeddüb etmelidir. Bir.dememeye de insan teeddüb etmelidir. Bir. İkincisi; hac yalnız o Beytullah'ın ziyaretiyle değildir.

İkincisi; hac yalnız o Beytullah'ın ziyaretiyle değildir.
Aynı zamanda o Beytullah'ı ziyaret,Aynı zamanda o Beytullah'ı ziyaret, Arafat'ta duruş, tavaflar bunlar ayrı nimetlerdir.Arafat'ta duruş, tavaflar bunlar ayrı nimetlerdir. Bir nimet-i uzma daha vardır ki;Bir nimet-i uzma daha vardır ki; bir insan hac ettikten sonra,bir insan hac ettikten sonra, mutlaka dinimizin ve bütün kainatın,mutlaka dinimizin ve bütün kainatın, bütün mevcudatın varlıklarının sebebi olanbütün mevcudatın varlıklarının sebebi olan Peygamber-i Ahirzaman Muhammed MustafaPeygamber-i Ahirzaman Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ziyareti vaciptir.Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ziyareti vaciptir. Haccını yapar, eğer Resulullah'ın ziyaretini yapmadan dönerse...Haccını yapar, eğer Resulullah'ın ziyaretini yapmadan dönerse... "fekad cefânî” diyor Rasûlallah.""fekad cefânî” diyor Rasûlallah." Bana cefa etmiş olur o.Bana cefa etmiş olur o. Niçin? “—Onun haccının da, diğer

Niçin? “—Onun haccının da, diğer
bütün nimetlerin de varlığına sebep benim.bütün nimetlerin de varlığına sebep benim. O adam nasıl adamdır kiO adam nasıl adamdır ki hakkın divanına gelmiş de oradan benim divanıma, huzuruma gelemeden dönmüş gitmiş.hakkın divanına gelmiş de oradan benim divanıma, huzuruma gelemeden dönmüş gitmiş. Şu veya bu işinden dolayı.Şu veya bu işinden dolayı. Bu bana cefa etmiş olur, beni rahatsız etmiş olur,Bu bana cefa etmiş olur, beni rahatsız etmiş olur, beni üzmüş olur.beni üzmüş olur. Her kim gelir de beni de ziyaret ederse,Her kim gelir de beni de ziyaret ederse, benim şefaatim de ona vacip olur.”benim şefaatim de ona vacip olur.” Gelir de beni de ziyaret ederse,Gelir de beni de ziyaret ederse, benim şefaatim üzerine vacip olur.benim şefaatim üzerine vacip olur. Bu şefaat-i Peygamberiyeden dolayıdır ki,Bu şefaat-i Peygamberiyeden dolayıdır ki, oraya bilâd-ı İslamiyyedenoraya bilâd-ı İslamiyyeden koşan müslümanların haddi yoktur.koşan müslümanların haddi yoktur. Allah o şerefe bizleri de nail etsin ki,Allah o şerefe bizleri de nail etsin ki, onun huzurunda bir an durabilmekonun huzurunda bir an durabilmek zevkine ulaşmak ne demek olduğunuzevkine ulaşmak ne demek olduğunu anlayabilecek bir gönlü de bize ihsan etsin.anlayabilecek bir gönlü de bize ihsan etsin. Onun içindir ki biz şimdi Kâbe-i Muazzama’ya vardığımız vakitte

Onun içindir ki biz şimdi Kâbe-i Muazzama’ya vardığımız vakitte
bize bir dua öğretmişlerdir.bize bir dua öğretmişlerdir. Kâbe’yi görür görmez o duayı okuruz.Kâbe’yi görür görmez o duayı okuruz. Onu size teberrüken söyleyeyim.Onu size teberrüken söyleyeyim. Kâbe’ye gidiyoruz, Kâbe göründü gözümüze:Kâbe’ye gidiyoruz, Kâbe göründü gözümüze: Euzü bi-rabbil-beyt!

Euzü bi-rabbil-beyt!
(Ey beytin sahibi, sana sığınırım ben.)(Ey beytin sahibi, sana sığınırım ben.) Ey beytin sahibi, beyte değil,Ey beytin sahibi, beyte değil, beytin sahibi Allah sana sığınırım ben.beytin sahibi Allah sana sığınırım ben. Neden kulum?Neden kulum? Minel-küfri.Minel-küfri. (Küfürden, gavurluktan sana sığınırım ben.)(Küfürden, gavurluktan sana sığınırım ben.) Hakkı kapamaktan, hakkı saklamaktan,Hakkı kapamaktan, hakkı saklamaktan, hakkı örtmekten,hakkı örtmekten, hakkı örtenlere destekçi olmaktan sana sığınırım ben Ya Rabbi!hakkı örtenlere destekçi olmaktan sana sığınırım ben Ya Rabbi! Beni hakkı örtenlerden etme, hakkı saklayanlardan etme,Beni hakkı örtenlerden etme, hakkı saklayanlardan etme, haksızların arkasına katılanlardan etme.haksızların arkasına katılanlardan etme. Küfür ne demek? Gavur. Hakkı saklayan demek.Küfür ne demek? Gavur. Hakkı saklayan demek. Hak... Allah! İslam dini hak,Hak... Allah! İslam dini hak, İslam dinine giremiyor, bu devletten mahrum,İslam dinine giremiyor, bu devletten mahrum, onun için ona gavur diyoruz.onun için ona gavur diyoruz. İslam dinine giremediği içinİslam dinine giremediği için Çünkü İslam dini nur, hak.Çünkü İslam dini nur, hak. İnned-dine indellahil-İslamİnned-dine indellahil-İslam Ancak din İslam dinidir.Ancak din İslam dinidir. Hak olan budur, başka din yoktur.Hak olan budur, başka din yoktur. Bu gavurluğa sebep olacakBu gavurluğa sebep olacak her ne varsa onların hepsinden de sana sığınırım Ya Rabbi.her ne varsa onların hepsinden de sana sığınırım Ya Rabbi. Bir, ikıincisi;Bir, ikıincisi; Ve euzü bike min azabil-kabr.

Ve euzü bike min azabil-kabr.
(Sana da yine sığınırım Ya Rabbi, o kabrin azabından.)(Sana da yine sığınırım Ya Rabbi, o kabrin azabından.) O hayatı bize verdin, bir gün de elbette alacaksın bu hayatı bizden.O hayatı bize verdin, bir gün de elbette alacaksın bu hayatı bizden. Bu hayatı bizden aldıktan sonra,Bu hayatı bizden aldıktan sonra, bizim hayatımızda yaptığımız kusurlardan,bizim hayatımızda yaptığımız kusurlardan, kabahatlerden dolayıkabahatlerden dolayı o kabirde bize azap etmekten sana sığınırım Ya Rabbi.o kabirde bize azap etmekten sana sığınırım Ya Rabbi. O kabirde bize azabı tattırma ve gösterme demek.O kabirde bize azabı tattırma ve gösterme demek. Yani itikadımızda öldükten sonra dirilmeYani itikadımızda öldükten sonra dirilme ve orada azabı tatmanınve orada azabı tatmanın bilincini Cenab-ı Peygamber burada şu duasıyla bize ne güzel öğretmiş oluyor.bilincini Cenab-ı Peygamber burada şu duasıyla bize ne güzel öğretmiş oluyor. Onun için geçenki hutbede kardeşimiz

Onun için geçenki hutbede kardeşimiz
duadan bahsetti de, dua çok lazım.duadan bahsetti de, dua çok lazım. Her mümin-i muvahhide çok lazım.Her mümin-i muvahhide çok lazım. Onun için biz beş vakit namaza giriyoruz, namaz duadan ibaret.Onun için biz beş vakit namaza giriyoruz, namaz duadan ibaret. Okuduğumuz ayetlerde, yaptığımız ibadetlerdeOkuduğumuz ayetlerde, yaptığımız ibadetlerde orada dua ediyoruz Cenabı Hakka.orada dua ediyoruz Cenabı Hakka. Bir kere Elham okuyoruz,Bir kere Elham okuyoruz, Elham’da sırat-ı müstakim denen doğru yolu Allah’tan istiyoruz.Elham’da sırat-ı müstakim denen doğru yolu Allah’tan istiyoruz. Dua değil midir bu?Dua değil midir bu? Doğru yolu istiyoruz Hz. Allah’tanDoğru yolu istiyoruz Hz. Allah’tan ve delalete düşmüş Yahudi ve Nasara’nın yoluna düşmemeyi istiyoruz.ve delalete düşmüş Yahudi ve Nasara’nın yoluna düşmemeyi istiyoruz. Onlardan olmamayı istiyoruz.Onlardan olmamayı istiyoruz. İşte bu dua yetmez mi insana?İşte bu dua yetmez mi insana? Diğer ayetlerdeki dualar da başka.Diğer ayetlerdeki dualar da başka. Onun için "Ya Rabbi ben sana sığınırım, neden?

Onun için "Ya Rabbi ben sana sığınırım, neden?
Gavurluktan, küfürden."Gavurluktan, küfürden." İkincisi; "Minel küfri vel fakri".İkincisi; "Minel küfri vel fakri". Bunu unuttum!Bunu unuttum! Küfürden sonra fakirlikten de sana sığınırım diyor.Küfürden sonra fakirlikten de sana sığınırım diyor. İkinci duamız küfrün arkasından fakirliği söylüyor.İkinci duamız küfrün arkasından fakirliği söylüyor. Çünkü kade'l-fakru en yekune küfran.Çünkü kade'l-fakru en yekune küfran. Çünkü fakirlik adamı gavurluğa sürükleyen belalardan birisidir.Çünkü fakirlik adamı gavurluğa sürükleyen belalardan birisidir. Onun için buradaki duamızın birincisi küfürden,Onun için buradaki duamızın birincisi küfürden, ikincisi de fakirlikten Allah'a sığınmak oluyor.ikincisi de fakirlikten Allah'a sığınmak oluyor. Çok mühimdir bu dua.Çok mühimdir bu dua. Öyleyse bize ne düşüyor?

Öyleyse bize ne düşüyor?
Bu fakirlikten kurtulmanın çaresini aramak lazım.Bu fakirlikten kurtulmanın çaresini aramak lazım. Burada dert çok genişler.Burada dert çok genişler. Bu geniş dersi içtimacı olan kardeşlerimize terk edelim!Bu geniş dersi içtimacı olan kardeşlerimize terk edelim! Çünkü bunları uzatmak vazifemizin haricindedir.Çünkü bunları uzatmak vazifemizin haricindedir. Bunları onlar izah etsinler.Bunları onlar izah etsinler. Fakat ben size kısaca söyleyeyim ki,

Fakat ben size kısaca söyleyeyim ki,
bugünkü ictimaî hayattabugünkü ictimaî hayatta dünya nizamına ayak uydurmak mecburiyetindeyiz.dünya nizamına ayak uydurmak mecburiyetindeyiz. Bak şu güneşin dönüşü;Bak şu güneşin dönüşü; bu dünya o güneşe ayak uyduruyor.bu dünya o güneşe ayak uyduruyor. Nasıl dakikası dakikasına.Nasıl dakikası dakikasına. Eğer bu ayak uydurma olmasa bu hayat olmaz üzerimizde.Eğer bu ayak uydurma olmasa bu hayat olmaz üzerimizde. Gecesi de öyle, gündüzü de öyle.Gecesi de öyle, gündüzü de öyle. Nizam-ı aleme bir ayak uydurulmuştur, öyle gidiyor.Nizam-ı aleme bir ayak uydurulmuştur, öyle gidiyor. Binaenaleyh bugün yaşayan insanlar daBinaenaleyh bugün yaşayan insanlar da zamanın insanlarına ayak uydurmak mecburiyetindedir.zamanın insanlarına ayak uydurmak mecburiyetindedir. Akşam radyoyu dinlerken,Akşam radyoyu dinlerken, Yahudilerin Arap adalarından birisiniYahudilerin Arap adalarından birisini paraşütçülerle zapt ettiğini söylüyor.paraşütçülerle zapt ettiğini söylüyor. Bu çok bizim için acı!Bu çok bizim için acı! Birisi zengin, birisi fakir!Birisi zengin, birisi fakir! İşte Cenab-ı Peygamber diyor ki, "Fakirlikten kurtar!"İşte Cenab-ı Peygamber diyor ki, "Fakirlikten kurtar!" Niçin? Ufacık bir Yahudi senin tepene çökerse sen ne yaparsın?Niçin? Ufacık bir Yahudi senin tepene çökerse sen ne yaparsın? Senin tayyaren, senin atacağın malzemenSenin tayyaren, senin atacağın malzemen onunkinden fazla olmazsa esiri olursun.onunkinden fazla olmazsa esiri olursun. Kim olursa olsun.Kim olursa olsun. Yahudiye mahsus değil de…Yahudiye mahsus değil de… Binâen aleyh sen de herkesi korkutacak duruma gelmek mecburiyetindesin.

Binâen aleyh sen de herkesi korkutacak duruma gelmek mecburiyetindesin.
Onun için tek çalışmanın faydası yok.Onun için tek çalışmanın faydası yok. Ya? Bütün vücutlar birleşecek,Ya? Bütün vücutlar birleşecek, kafalar birleşecek, servetler birleşecekkafalar birleşecek, servetler birleşecek ve bu birleşmeyle aleme ayak uydurmaya çalışacak.ve bu birleşmeyle aleme ayak uydurmaya çalışacak. Bunu yapamadığımız taktirde,Bunu yapamadığımız taktirde, ötekilerin ayaklarının altına düşmekötekilerin ayaklarının altına düşmek tehlikesine maruz kalırız, Allah muhafaza etsin…tehlikesine maruz kalırız, Allah muhafaza etsin… Onun için birinci dua:Onun için birinci dua: Ya euzü bi-rabbil-beyt, minel küfri vel fakri.Ya euzü bi-rabbil-beyt, minel küfri vel fakri. (Küfürden ve fakirlikten sana sığınırım).(Küfürden ve fakirlikten sana sığınırım). Fakirliğin hududu yok, çok geniş.Fakirliğin hududu yok, çok geniş. Her çeşitte; bilgide fakirlik,Her çeşitte; bilgide fakirlik, parada fakirlik, sıhhatte fakirlik,parada fakirlik, sıhhatte fakirlik, dünya görüşündeki fakirlik,dünya görüşündeki fakirlik, ahiret görüşündeki fakirlik.ahiret görüşündeki fakirlik. Çeşit çeşit fakirlikler var…Çeşit çeşit fakirlikler var… Bunların hepsinden kurtulmanın çaresiniBunların hepsinden kurtulmanın çaresini arayıp, bundan kurtulmanın lüzümunu bizearayıp, bundan kurtulmanın lüzümunu bize bu duamız beyan ediyor.bu duamız beyan ediyor. Arkadakiler daha uzun.Arkadakiler daha uzun. Şimdi Rasûlüllah SAS’in huzuruna geldik.

Şimdi Rasûlüllah SAS’in huzuruna geldik.
Oraya bir a’rabi, çöl adamı gelmiş.Oraya bir a’rabi, çöl adamı gelmiş. Rasûlüllah’ın huzuruna durmuş.Rasûlüllah’ın huzuruna durmuş. Şöyle bir mersiye okuyor Rasûlüllah’ın huzurunda:Şöyle bir mersiye okuyor Rasûlüllah’ın huzurunda: Ya hayra men düfinet bi’lkai a’zamuhû

Ya hayra men düfinet bi’lkai a’zamuhû
Fetàbe min tıybihinne’l kàu ve’l-ekemü
Fetàbe min tıybihinne’l kàu ve’l-ekemü
Nefsi’l fidâu li-kabrin ente sâkinühû
Nefsi’l fidâu li-kabrin ente sâkinühû
Fe-tabe min tıybıhinnel-kau vel-ekemu
Fe-tabe min tıybıhinnel-kau vel-ekemu
Fîhi’l-afâfü ve fîhil-cûdü ve’l-keremü.
Fîhi’l-afâfü ve fîhil-cûdü ve’l-keremü.
Bu çok geniş bir manaları izah eden,

Bu çok geniş bir manaları izah eden,
içerden gelen bir yanıklığını Resulullah'a arz ediyor bu arabi.içerden gelen bir yanıklığını Resulullah'a arz ediyor bu arabi. Hazreti Fatıma (r.a) validemiz deHazreti Fatıma (r.a) validemiz de Resulullah dünyadan ahirete intikal edinceResulullah dünyadan ahirete intikal edince kabr-i saadetine gelmiş.kabr-i saadetine gelmiş. Bir parça toprağından alıp koklamış ve demiş ki:Bir parça toprağından alıp koklamış ve demiş ki: "Ne olur insanlar şu Resulullah'ın"Ne olur insanlar şu Resulullah'ın kokusunu bir koklasalar,kokusunu bir koklasalar, acaba başka koku kokmak isterler mi?"acaba başka koku kokmak isterler mi?" Fe-tabe min tıybıhinnel-kau vel-ekemu diyerek arabideFe-tabe min tıybıhinnel-kau vel-ekemu diyerek arabide o kokunun kainatı doldurduğundan bahsediyor.o kokunun kainatı doldurduğundan bahsediyor. Bu Rasûlüllah’ın kokusununBu Rasûlüllah’ın kokusunun kâinatın bütün arazisini miske buladığını söylüyor.kâinatın bütün arazisini miske buladığını söylüyor. Fakat bizde bu kokuyu koklayacak burun olmadığından,Fakat bizde bu kokuyu koklayacak burun olmadığından, oraya da gidiyoruz, yine o kokudan bir hissemiz olmadan dönüyoruz.oraya da gidiyoruz, yine o kokudan bir hissemiz olmadan dönüyoruz. Allah bize de o kokuyu koklayacak burunlar ihsan buyursun…Allah bize de o kokuyu koklayacak burunlar ihsan buyursun… Onun için der ki sahib-i kitab:

Onun için der ki sahib-i kitab:
“—Sen oraya vardığın vakitte, onun huzurunda durduğun vakitte“—Sen oraya vardığın vakitte, onun huzurunda durduğun vakitte körler gibi durma!körler gibi durma! Seni gören ve senin sözlerini duyanSeni gören ve senin sözlerini duyan bir Rasûlüllah’ın huzurunda olduğunubir Rasûlüllah’ın huzurunda olduğunu hatırından çıkarma!hatırından çıkarma! Sen bir ölünün karşısında değilsin.Sen bir ölünün karşısında değilsin. Bir mezarın da karşısında değilsin.Bir mezarın da karşısında değilsin. Sen kâinatın, varlıkların sebeb-i hilkati olanSen kâinatın, varlıkların sebeb-i hilkati olan o fahr-i kâinatın huzurundasın.o fahr-i kâinatın huzurundasın. Binaen aleyh O senin her ilticanı,Binaen aleyh O senin her ilticanı, her duanı, her halini görmektedir.her duanı, her halini görmektedir. Binaen aleyh, sen orada tavrını takın,Binaen aleyh, sen orada tavrını takın, edebini takın, pencerelerden içeriye bakacağım diye aptallık da etme!”edebini takın, pencerelerden içeriye bakacağım diye aptallık da etme!” Allah cümlemizi affetsin…

Allah cümlemizi affetsin…
Mağfiretini bizlere ihsan buyursun…Mağfiretini bizlere ihsan buyursun… Gene Hz. Fatıma diyor ki:

Gene Hz. Fatıma diyor ki:
“—Eğer bana gelen musibet,“—Eğer bana gelen musibet, Fahr-i Kâinat’ın dünyadan ayrılışıylaFahr-i Kâinat’ın dünyadan ayrılışıyla başıma gelen musibet,başıma gelen musibet, gündüzlerin başına gelmiş olsa,gündüzlerin başına gelmiş olsa, bir daha gündüz olmazdı; bütün gündüzler gece olurdu.bir daha gündüz olmazdı; bütün gündüzler gece olurdu. Niçin? Bu Fahr-i Kâinat’ın dünyadan ayrılmasının acısına

Niçin? Bu Fahr-i Kâinat’ın dünyadan ayrılmasının acısına
tahammül edememiş.tahammül edememiş. Biz de onun ümmetiyiz, biz de onun huzuruna gittiğimiz vakit:Biz de onun ümmetiyiz, biz de onun huzuruna gittiğimiz vakit: kendimize şefaatçi olaraktan;kendimize şefaatçi olaraktan; “—Yâ Rasûlallah, biz de çok uzak memleketlerden dağları, taşları aşarak,

“—Yâ Rasûlallah, biz de çok uzak memleketlerden dağları, taşları aşarak,
göklerde uçarak, birçok zorluklarla şu senin huzuruna geldik.göklerde uçarak, birçok zorluklarla şu senin huzuruna geldik. Fakat günahlarımız belimizi bükmüş,Fakat günahlarımız belimizi bükmüş, sıkleti boyunlarımızı eğmiş,sıkleti boyunlarımızı eğmiş, huzuruna gelmeye yüzümüz de yok amahuzuruna gelmeye yüzümüz de yok ama sen şafisin, ümmetine şefaatçisin.sen şafisin, ümmetine şefaatçisin. Makam-ı Mahmud sana verilmiştir.Makam-ı Mahmud sana verilmiştir. Şefaatini ümid ederek; Allahu Celle ve A’lâ’nın;Şefaatini ümid ederek; Allahu Celle ve A’lâ’nın; Ve lev ennehüm iz zalemû enfüsehim câûke

Ve lev ennehüm iz zalemû enfüsehim câûke
fe’stağferu’llàhe ve’stağfere lehümü’r-rasûlüfe’stağferu’llàhe ve’stağfere lehümü’r-rasûlü levecedu’llàhe tevvâben rahîmâ (Nisâ, 4/64) ayet-i kerimesindenlevecedu’llàhe tevvâben rahîmâ (Nisâ, 4/64) ayet-i kerimesinden aldığım ilham ile huzuruna geldim yâ Rasûlallah!aldığım ilham ile huzuruna geldim yâ Rasûlallah! Bana şefaat eyle yâ Rasûlallah!Bana şefaat eyle yâ Rasûlallah! Allah-u Teàlâ’nın indinde ki, Allah beni affeylesin.Allah-u Teàlâ’nın indinde ki, Allah beni affeylesin. Çünkü benim Allah’a beni affet demeye de yüzüm de yok.Çünkü benim Allah’a beni affet demeye de yüzüm de yok. Neler yapmadım.Neler yapmadım. Onun için yarın huzur-u Rasûlüllahta, kıyamet gününde

Onun için yarın huzur-u Rasûlüllahta, kıyamet gününde
Rasûlüllah Efendimiz’in havuzu vardır.Rasûlüllah Efendimiz’in havuzu vardır. O havuza gideceğiz, onun suyundan içeceğiz.O havuza gideceğiz, onun suyundan içeceğiz. Su verecekler.Su verecekler. Fakat onun havuzuna gitmek isteyenlerin bir kısmını daFakat onun havuzuna gitmek isteyenlerin bir kısmını da melekler ellerindeki kamçılarla kovalayacaklar;melekler ellerindeki kamçılarla kovalayacaklar; “—Defolun buradan!” diyecekler.“—Defolun buradan!” diyecekler. Diyecek ki Peygamberimiz:Diyecek ki Peygamberimiz: “—Ey melekler! Benim ümmetime dokunmayın, gelsinler.”

“—Ey melekler! Benim ümmetime dokunmayın, gelsinler.”
Yok yok ya rasulullah bilmiyorsun sen,Yok yok ya rasulullah bilmiyorsun sen, sen dünyadan ayrıldıktan sonra bunlar neler yapmadı neler yapmadılar.sen dünyadan ayrıldıktan sonra bunlar neler yapmadı neler yapmadılar. Sana ve senin şeriatına ve senin sünnetineSana ve senin şeriatına ve senin sünnetine ne bühtanlarda ne diller uzatmadılar.ne bühtanlarda ne diller uzatmadılar. Bunlar bu sudan içmeye hakkı yok diyerekten kovulacaklar.Bunlar bu sudan içmeye hakkı yok diyerekten kovulacaklar. Allah o kovulanlardan etmesin bizi

Allah o kovulanlardan etmesin bizi
ve Resulullah'ın huzurundanve Resulullah'ın huzurundan feyizler alaraktan dönen bahtiyar kullarının zümresinefeyizler alaraktan dönen bahtiyar kullarının zümresine bütün hacılarımızı, bizlere nasip eylesin.bütün hacılarımızı, bizlere nasip eylesin. Sizlere de, gitmeyen kardeşlerimize de Cenab-ı Hak hayırlı mallarlaSizlere de, gitmeyen kardeşlerimize de Cenab-ı Hak hayırlı mallarla birçok defalar gidip ziyaretler nasip eylesin diyelim.birçok defalar gidip ziyaretler nasip eylesin diyelim. Elâ inne ahsene’l-kelâm ve ebleğa’l-nizam,

Elâ inne ahsene’l-kelâm ve ebleğa’l-nizam,
kelâmu’llàhi’l- meliki’l-azîzi’l-allâm...kelâmu’llàhi’l- meliki’l-azîzi’l-allâm... Kemâ kàle’llàhu tebâreke ve teàlâ fi’l- kelâm:Kemâ kàle’llàhu tebâreke ve teàlâ fi’l- kelâm: Ve izâ kurie’l-kur’ânü festemiù lehû ve ensitû lealleküm türhamûn. (A’raf, 7/204)

Ve izâ kurie’l-kur’ânü festemiù lehû ve ensitû lealleküm türhamûn. (A’raf, 7/204)
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2