Namaz Vakitleri
İstanbul
7 Cemâziye'l-Evvel 1448
18 October 2026
İmsak
05:47
Güneş
07:12
Öğle
12:54
İkindi
15:56
Akşam
18:26
Yatsı
19:45
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhiHamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn.alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîn.Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîn. Emmâ ba’d:

Emmâ ba’d:
Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Bakara suresinin 146. âyet-i kerîmesinde ve devamında Rabbimiz buyuruyorlar ki;

Bakara suresinin 146. âyet-i kerîmesinde ve devamında Rabbimiz buyuruyorlar ki;
Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elleżîne âteynâhümiü’l-kitâbe ya’rifûnehû kemâ ya’rifûne ebnâehüm

Elleżîne âteynâhümiü’l-kitâbe ya’rifûnehû kemâ ya’rifûne ebnâehüm
ve-inne ferîkan minhüm le-yektumûne’l-hakka ve hüm ya’lemûn. (Bakara Suresi 146. Ayet)ve-inne ferîkan minhüm le-yektumûne’l-hakka ve hüm ya’lemûn. (Bakara Suresi 146. Ayet) Bugün Cemâziyelevvel’in ikisi olduğu için ikinci cüzden konuşma yapıyoruz,

Bugün Cemâziyelevvel’in ikisi olduğu için ikinci cüzden konuşma yapıyoruz,
ikinci cüzün ayetlerinden.ikinci cüzün ayetlerinden. Bunları namazda da okuduk.Bunları namazda da okuduk. Namazın içinde okuduğumuz ayetlerin izahı oluyor bunlar.Namazın içinde okuduğumuz ayetlerin izahı oluyor bunlar. Elleżîne âteynâhümü’l-kitâbe.

Elleżîne âteynâhümü’l-kitâbe.
“O kimseler ki, biz onlara kitabı vermiştik” buyuruyor Cenâb-ı Hak.“O kimseler ki, biz onlara kitabı vermiştik” buyuruyor Cenâb-ı Hak. Ya’rifûnehû. “Onu tanırlar, bilirler.”

Ya’rifûnehû. “Onu tanırlar, bilirler.”
Kemâ ya’rifûne ebnâehüm.

Kemâ ya’rifûne ebnâehüm.
“Kendi evlatlarını bilip tanıdıkları gibi bilir, tanırlar.”“Kendi evlatlarını bilip tanıdıkları gibi bilir, tanırlar.” Ve inne ferîkan minhüm.

Ve inne ferîkan minhüm.
“Hiç şüphe yok ki, onlardan bir kısmı”, le-yektumûne’l-hakka,“Hiç şüphe yok ki, onlardan bir kısmı”, le-yektumûne’l-hakka, “muhakkak ki hakikati saklıyorlar, gizliyorlar.”“muhakkak ki hakikati saklıyorlar, gizliyorlar.” Ve hüm ya’lemûn.

Ve hüm ya’lemûn.
“Hakikati bildikleri halde hakikati saklıyorlar.”“Hakikati bildikleri halde hakikati saklıyorlar.” El-hakku min rabbike. (Bakara Suresi 147. Ayet)

El-hakku min rabbike. (Bakara Suresi 147. Ayet)
“O Rabb'inden gelen hakikattir.”“O Rabb'inden gelen hakikattir.” Onun hakikat olduğunu, gerçek olduğunu biliyorlar ve saklıyorlar.

Onun hakikat olduğunu, gerçek olduğunu biliyorlar ve saklıyorlar.
Fe-lâ tekûnenne mine’l-muümterîn. (Bakara Suresi 147. Ayet)

Fe-lâ tekûnenne mine’l-muümterîn. (Bakara Suresi 147. Ayet)
“Sakın kuşkulananlardan olma.” Olmayın. Olma.“Sakın kuşkulananlardan olma.” Olmayın. Olma. Münakaşa konusu, tartışma konusu, kabul ve ret konusu yapma.Münakaşa konusu, tartışma konusu, kabul ve ret konusu yapma. Bu kesin bir gerçek manasına.Bu kesin bir gerçek manasına. Şimdi, elleżîne âteynâhümü’l-kitâbe.

Şimdi, elleżîne âteynâhümü’l-kitâbe.
“O kimseler ki biz onlara kitabı vermiştik.”“O kimseler ki biz onlara kitabı vermiştik.” Bunlar Yahudilerdir.

Bunlar Yahudilerdir.
Çünkü Allah Musa aleyhisselam'ı o kavme gönderdi.Çünkü Allah Musa aleyhisselam'ı o kavme gönderdi. Ve onlara Tevrat'ı Musa aleyhisselam vasıtasıyla indirdi, tebliğ etti.Ve onlara Tevrat'ı Musa aleyhisselam vasıtasıyla indirdi, tebliğ etti. Binâenaleyh, Yahudiler kendilerine kitap indirilmiş kavimlerden birisidir.Binâenaleyh, Yahudiler kendilerine kitap indirilmiş kavimlerden birisidir. Ve bunlar Peygamber Efendimiz'in yaşadığı çevrede yaşayan ehl-i kitaptandır.Ve bunlar Peygamber Efendimiz'in yaşadığı çevrede yaşayan ehl-i kitaptandır. Medine'de bunların köyleri, kaleleri vardı. Harabeleri halen mevcuttur.Medine'de bunların köyleri, kaleleri vardı. Harabeleri halen mevcuttur. Kraliyetin koruması altındadır. Etrafı tel örgüyle çevrilmiştir.Kraliyetin koruması altındadır. Etrafı tel örgüyle çevrilmiştir. Kimse taşını toprağını karıştırmasın, kurcalamasın diye kraliyetin koruması altında harabeler, Medine'de vardır.Kimse taşını toprağını karıştırmasın, kurcalamasın diye kraliyetin koruması altında harabeler, Medine'de vardır. Onlar onları göstermek istemezler gelene gidene ama, Bizim tanıdığımız bazı kardeşler bizi onlarınOnlar onları göstermek istemezler gelene gidene ama, Bizim tanıdığımız bazı kardeşler bizi onların Beni Nadir'in, Beni Kurayza'nın, Beni Kaynuka'nın kalelerine götürdüler, gösterdiler.Beni Nadir'in, Beni Kurayza'nın, Beni Kaynuka'nın kalelerine götürdüler, gösterdiler. Onları gördük yani gözlerimizle, biliyoruz.Onları gördük yani gözlerimizle, biliyoruz. Bunlar Yahudi kolonileri idi, yerleşim merkezleri idi.

Bunlar Yahudi kolonileri idi, yerleşim merkezleri idi.
Arabistan'da Yahudiler, öbek öbek böyle yerleşmişler ve Yahudiliklerine devam ediyorlardı.Arabistan'da Yahudiler, öbek öbek böyle yerleşmişler ve Yahudiliklerine devam ediyorlardı. Yani havraları vardı, Tevrat'ı okuyorlardı.Yani havraları vardı, Tevrat'ı okuyorlardı. Arap kabileleriyle de komşulukları vardı.Arap kabileleriyle de komşulukları vardı. İyi veya kötü münasebetleri vardı.İyi veya kötü münasebetleri vardı. Harp edip, darp edip fitne fesada karışırlardı.Harp edip, darp edip fitne fesada karışırlardı. Medine-i Münevvere'nin kabileleri ise Evs ve Hazrec kabileleriydi.

Medine-i Münevvere'nin kabileleri ise Evs ve Hazrec kabileleriydi.
Bunların bazısını kendilerine müttefik seçip çeşitli mücadelelerde bulunurlardı bu Yahudi kabilelerBunların bazısını kendilerine müttefik seçip çeşitli mücadelelerde bulunurlardı bu Yahudi kabileler ve o zaman Araplar henüz puta tapan bir kavim olduğundan, Peygamber Efendimiz daha gelmediğinden,ve o zaman Araplar henüz puta tapan bir kavim olduğundan, Peygamber Efendimiz daha gelmediğinden, savaşlarda birilerinden zarar gördükleri zaman derlerdi ki;savaşlarda birilerinden zarar gördükleri zaman derlerdi ki; şimdi siz bize saldırdınız ama yakın zamanda ahir zaman peygamberi gelecek,şimdi siz bize saldırdınız ama yakın zamanda ahir zaman peygamberi gelecek, çıkması yaklaştı, emareler, işaretler belirginleşti,çıkması yaklaştı, emareler, işaretler belirginleşti, yakın zamanda ahir zaman peygamberi gelecek, biz ona tâbi olacağız,yakın zamanda ahir zaman peygamberi gelecek, biz ona tâbi olacağız, müşrikliği yani sizleri şirki, küfrü tepeleyeceğiz,müşrikliği yani sizleri şirki, küfrü tepeleyeceğiz, Âd kavminin, İrem kavminin yok olduğu gibi siz yok olacaksınız, biz sizi yok edeceğiz diyorlardı.Âd kavminin, İrem kavminin yok olduğu gibi siz yok olacaksınız, biz sizi yok edeceğiz diyorlardı. Peygamber Efendimiz geldi. Mekke-i Mükerreme'de vazife gördü.

Peygamber Efendimiz geldi. Mekke-i Mükerreme'de vazife gördü.
Ondan sonra da Medine-i Münevvere'ye hicret etti.Ondan sonra da Medine-i Münevvere'ye hicret etti. 13 yıl Mekke-i Mükerreme'de hizmet gördü ama durum çok zorlaşınca hicret etmek zorunda kaldı13 yıl Mekke-i Mükerreme'de hizmet gördü ama durum çok zorlaşınca hicret etmek zorunda kaldı Medine-i Münevvere'ye geldi. 10 yılda orada hizmet gördü.Medine-i Münevvere'ye geldi. 10 yılda orada hizmet gördü. Bunlar Peygamber Efendimizin mücadelesini duymuşlardı.Bunlar Peygamber Efendimizin mücadelesini duymuşlardı. Medine'ye geldiğinde de merak edip bakıyorlardı Yahudiler kimdir bu filan diye.Medine'ye geldiğinde de merak edip bakıyorlardı Yahudiler kimdir bu filan diye. Ayrıca Arapların arasında Hristiyanlık da yayılmıştı.Ayrıca Arapların arasında Hristiyanlık da yayılmıştı. Yemen'de kiliseleri vardı.Yemen'de kiliseleri vardı. Süslü, ziynetli, şaşalı, debdebeli kiliseleri vardı. Habeşistan'a yayılmıştı.Süslü, ziynetli, şaşalı, debdebeli kiliseleri vardı. Habeşistan'a yayılmıştı. Deniz ötesi, Kızıldeniz'in karşı sahiline yayılmıştı.Deniz ötesi, Kızıldeniz'in karşı sahiline yayılmıştı. Hatta Ebrehe Yemen'de yeni bir kilise yaptırdığı zaman Araplar bu Kâbe'yi alışkanlık edinmişler,Hatta Ebrehe Yemen'de yeni bir kilise yaptırdığı zaman Araplar bu Kâbe'yi alışkanlık edinmişler, ziyarete gidiyorlar, hac yapıyorlar.ziyarete gidiyorlar, hac yapıyorlar. Şu Kâbe'yi yıkayım da oraya gitmesinler, benim yaptığım kiliseye gelsinler diye süslü püslü bir kilise yapmıştıŞu Kâbe'yi yıkayım da oraya gitmesinler, benim yaptığım kiliseye gelsinler diye süslü püslü bir kilise yapmıştı Yemen'de Ebrehe. Ve ordusuyla da Kâbe'yi, Mekke'ye gelip Kâbe'yi yıkmaya yola çıkmıştı.Yemen'de Ebrehe. Ve ordusuyla da Kâbe'yi, Mekke'ye gelip Kâbe'yi yıkmaya yola çıkmıştı. Ve Arafat'ı geçip Müzdelife'ye kadar da gelmişti.Ve Arafat'ı geçip Müzdelife'ye kadar da gelmişti. Fakat orada Allah onu ebabil kuşları göndererek ordusuyla beraber yok etti, helâk etti.Fakat orada Allah onu ebabil kuşları göndererek ordusuyla beraber yok etti, helâk etti. Elem tera keyfe fe ‘ale rabbüke bi-ashâbi’l-fîl.

Elem tera keyfe fe ‘ale rabbüke bi-ashâbi’l-fîl.
Fil suresinde, kesin. Tarih kitapları da yazıyor. Arapların çok iyi bildiği bir olaydır bu.

Fil suresinde, kesin. Tarih kitapları da yazıyor. Arapların çok iyi bildiği bir olaydır bu.
Onun için onlar kendilerinin yaşını falan tayin ederken, tabi ne desinler, miladı falan bilmiyorlar.

Onun için onlar kendilerinin yaşını falan tayin ederken, tabi ne desinler, miladı falan bilmiyorlar.
Derlerdi ki; Fil yılından iki yıl önce doğdum, üç yıl sonra doğdum, falan diye böyleDerlerdi ki; Fil yılından iki yıl önce doğdum, üç yıl sonra doğdum, falan diye böyle yani onu bir ana olay olarak, efendim, kendi doğum ve yaşamları için tarihi bir olay olarak zikrederlerdi.yani onu bir ana olay olarak, efendim, kendi doğum ve yaşamları için tarihi bir olay olarak zikrederlerdi. Bu Hristiyanlardan bazıları Peygamber Efendimiz'e gelip onunla konuşmuşlardı.

Bu Hristiyanlardan bazıları Peygamber Efendimiz'e gelip onunla konuşmuşlardı.
Peygamber Efendimiz onlara Hristiyanlığın bozuk taraflarını anlatmıştır.Peygamber Efendimiz onlara Hristiyanlığın bozuk taraflarını anlatmıştır. Yanıldıkları noktaları anlatmıştır.Yanıldıkları noktaları anlatmıştır. Onları doğru yola çağırmıştır.Onları doğru yola çağırmıştır. Ve Âl-i İmrân suresinin pek çok ayetleri onların doğru yola gelmesi içinVe Âl-i İmrân suresinin pek çok ayetleri onların doğru yola gelmesi için Peygamber Efendimiz'in onlara okuduğu ayetlerdir,Peygamber Efendimiz'in onlara okuduğu ayetlerdir, o sebeple nazil olmuştur o ayetler.o sebeple nazil olmuştur o ayetler. Yani Arabistan'da Yahudiler de vardı, Hristiyanlar da vardı.

Yani Arabistan'da Yahudiler de vardı, Hristiyanlar da vardı.
Bunlar Peygamber Efendimiz'le de görüşmüşlerdi.Bunlar Peygamber Efendimiz'le de görüşmüşlerdi. Çeşitli şekillerde Peygamber Efendimiz onlara İslâm'ı duyurmuş, tebliğ etmiş ve anlatmıştı.Çeşitli şekillerde Peygamber Efendimiz onlara İslâm'ı duyurmuş, tebliğ etmiş ve anlatmıştı. Havralarına gidip anlatmıştı. Gelen elçileri kabul edip anlatmıştı, heyetleri anlatmıştı.Havralarına gidip anlatmıştı. Gelen elçileri kabul edip anlatmıştı, heyetleri anlatmıştı. Hatta Necran denilen Yemen mıntıkasından, Arabistan'ın güneyindeki mıntıkadan,Hatta Necran denilen Yemen mıntıkasından, Arabistan'ın güneyindeki mıntıkadan, yetmiş küsur kişilik bir Hristiyan kafilesi, boyunlarında haçlarıyla,yetmiş küsur kişilik bir Hristiyan kafilesi, boyunlarında haçlarıyla, sallım sullum şaşa ile kafile halinde Medine'ye geldiler.sallım sullum şaşa ile kafile halinde Medine'ye geldiler. Şu zatı bir görelim diye.Şu zatı bir görelim diye. Başlarında piskopos vardı, yani başpapaz vardı.Başlarında piskopos vardı, yani başpapaz vardı. Medine-i Münevvere'ye geldiler, Peygamber Efendimiz'in mübarek Mescid-i Saadetine

Medine-i Münevvere'ye geldiler, Peygamber Efendimiz'in mübarek Mescid-i Saadetine
çanlarıyla, çıngır çıngır haçlarıyla, şaşasıyla gelince ashâb-ı kiram Peygamber Efendimiz'in gözüne baktılar.çanlarıyla, çıngır çıngır haçlarıyla, şaşasıyla gelince ashâb-ı kiram Peygamber Efendimiz'in gözüne baktılar. Yani bunları tepeleyelim mi bu edepsizleri diye. Peygamber Efendimiz dokunmamalarını işaret eyledi.Yani bunları tepeleyelim mi bu edepsizleri diye. Peygamber Efendimiz dokunmamalarını işaret eyledi. Ondan orada kendi usulleriyle, haçlarıyla, maçlarıyla geldiler.Ondan orada kendi usulleriyle, haçlarıyla, maçlarıyla geldiler. Peygamber Efendimiz onlara Hz. İsa'nın Allah'ın peygamberi olduğunu,Peygamber Efendimiz onlara Hz. İsa'nın Allah'ın peygamberi olduğunu, Allah'ın oğul edinmediğini, bütün bu şeylerin varlıkların Allah'ın kulları olduğunu anlattı.Allah'ın oğul edinmediğini, bütün bu şeylerin varlıkların Allah'ın kulları olduğunu anlattı. Bu sözden vazgeçmelerini söyledi.Bu sözden vazgeçmelerini söyledi. Hz. İsa'nın da zaten kendilerineHz. İsa'nın da zaten kendilerine ben Allah'ın oğluyum demediğini, Allah'tan başka ilah yoktur dediğini anlattı.ben Allah'ın oğluyum demediğini, Allah'tan başka ilah yoktur dediğini anlattı. Hazreti Meryem'in de mübarek bir saliha hatun olduğunu anlattı.Hazreti Meryem'in de mübarek bir saliha hatun olduğunu anlattı. Onlardan bazısı Müslüman oldular.Onlardan bazısı Müslüman oldular. Medine'deki Yahudi kabilelerinden bazılarından da hahambaşıları Müslüman oldu.Medine'deki Yahudi kabilelerinden bazılarından da hahambaşıları Müslüman oldu. Hem de iyi Müslüman oldu.Hem de iyi Müslüman oldu. Abdullah İbn Sellâm radıyallahu anh gibi Allah şefaatlerini erdirsin.Abdullah İbn Sellâm radıyallahu anh gibi Allah şefaatlerini erdirsin. Sen haklısın, doğrusun diye Müslüman oldular.Sen haklısın, doğrusun diye Müslüman oldular. Bir kısmı da ırkçılık veya başka dünyevi düşünceler, hesaplar dolayısıyla

Bir kısmı da ırkçılık veya başka dünyevi düşünceler, hesaplar dolayısıyla
İslâm'ı hak dindir diye söylemediler, kabul etmedilerİslâm'ı hak dindir diye söylemediler, kabul etmediler ama Allah-u Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki;ama Allah-u Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki; kendilerine o kitap indirilmiş olan bu adamlar,kendilerine o kitap indirilmiş olan bu adamlar, o kimseler ki kendilerine Allah kitap indirmiştir.o kimseler ki kendilerine Allah kitap indirmiştir. Ya'rifûnehû. Bu Kur'an-ı Kerîm'in Allah kelâmı olduğunu,

Ya'rifûnehû. Bu Kur'an-ı Kerîm'in Allah kelâmı olduğunu,
bu Muhammed-i Mustafa'nın Allah'ın Resûlü olduğunu çok iyi bilirler.bu Muhammed-i Mustafa'nın Allah'ın Resûlü olduğunu çok iyi bilirler. Ke-mâ ya’rifûne ebnâehüm. (Bakara Suresi 146. Ayet)

Ke-mâ ya’rifûne ebnâehüm. (Bakara Suresi 146. Ayet)
Ne kadar iyi bilirler?

Ne kadar iyi bilirler?
Evlatlarını bilip tanıdıkları gibi. İnsan evladını bilmez mi?Evlatlarını bilip tanıdıkları gibi. İnsan evladını bilmez mi? Sen Mehmed'i bilmez misin, bilirsin.

Sen Mehmed'i bilmez misin, bilirsin.
Sen Âdem'i bilmez misin, bilirsin. Şey [Mehmet Ali] Necati'yi bilmez mi, bilir, çok iyi bilir.Sen Âdem'i bilmez misin, bilirsin. Şey [Mehmet Ali] Necati'yi bilmez mi, bilir, çok iyi bilir. Bin tane, milyon tane insan arasından bu benim oğlum diye hiç karıştırmadan çeker çıkartır.Bin tane, milyon tane insan arasından bu benim oğlum diye hiç karıştırmadan çeker çıkartır. Evlatlarını tanıdıkları gibi tanıdıkları halde, çok iyi bildikleri halde

Evlatlarını tanıdıkları gibi tanıdıkları halde, çok iyi bildikleri halde
amma içlerinden bazıları Müslüman olmadılar.amma içlerinden bazıları Müslüman olmadılar. Ve-inne ferîkan minhüm.

Ve-inne ferîkan minhüm.
Onlardan bir ferik, yani fırka demek, bir zümre, bir kısmı.Onlardan bir ferik, yani fırka demek, bir zümre, bir kısmı. Le-yektumûne’l-hakka. “Hakkı gizliyorlar.”

Le-yektumûne’l-hakka. “Hakkı gizliyorlar.”
O gerçeği yani Peygamber Efendimizin Allah'ın ahir zaman peygamberi olarak gönderdiği

O gerçeği yani Peygamber Efendimizin Allah'ın ahir zaman peygamberi olarak gönderdiği
hak peygamberi, Resûlü olduğunu saklıyorlar.hak peygamberi, Resûlü olduğunu saklıyorlar. Kur'an-ı Kerîm'in Allah'ın hak kelâmı olduğunu bildikleri halde saklıyorlar.Kur'an-ı Kerîm'in Allah'ın hak kelâmı olduğunu bildikleri halde saklıyorlar. Bildikleri halde, ve hüm ya’lemûn bildikleri halde tereddüt etmedikleri halde,Bildikleri halde, ve hüm ya’lemûn bildikleri halde tereddüt etmedikleri halde, bildikleri halde saklıyorlar.bildikleri halde saklıyorlar. El-hakku min rabbike. (Bakara Suresi 147. Ayet)

El-hakku min rabbike. (Bakara Suresi 147. Ayet)
Rabbinden gelen hak.Rabbinden gelen hak. Fe-lâ tekûnenne mine-’l-mümterîn. (Bakara Suresi 147. Ayet)

Fe-lâ tekûnenne mine-’l-mümterîn. (Bakara Suresi 147. Ayet)
“Sakın kuşkulananlardan, bu konuda tartışmaya girenlerden, münakaşa edenlerden olma.”“Sakın kuşkulananlardan, bu konuda tartışmaya girenlerden, münakaşa edenlerden olma.” İmterâ-yemterî-imtirâen, münakaşalaşmak demek.

İmterâ-yemterî-imtirâen, münakaşalaşmak demek.
Yani mirâ ve mümârât münakaşa etmek demek oluyor.Yani mirâ ve mümârât münakaşa etmek demek oluyor. Yani bu hakikatin hakikat olduğu o kadar kesin ki, bunun konusunda karşı tarafla

Yani bu hakikatin hakikat olduğu o kadar kesin ki, bunun konusunda karşı tarafla
itirazla böyle şey yapmasına dahi kesinlikle kalkışma ey Resûlüm diye bildiriliyor.itirazla böyle şey yapmasına dahi kesinlikle kalkışma ey Resûlüm diye bildiriliyor. Şimdi tabi, ve li-küllin vichetün hüve müvellihâ.

Şimdi tabi, ve li-küllin vichetün hüve müvellihâ.
“Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır.”“Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır.” Yöneldiği, teveccüh ettiği kıblesi vardır.

Yöneldiği, teveccüh ettiği kıblesi vardır.
Müslümanlara da Allah önce Kudüs'e dönüyorlarken sonra;Müslümanlara da Allah önce Kudüs'e dönüyorlarken sonra; Fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm. (Bakara Suresi 149. Ayet)

Fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm. (Bakara Suresi 149. Ayet)
“Ey Resûlüm! Yönünü mescid-i haram tarafına döndürüver bakalım” diye emretti.“Ey Resûlüm! Yönünü mescid-i haram tarafına döndürüver bakalım” diye emretti. Kıbleyi Kâbe eyledi Cenâb-ı Hak.Kıbleyi Kâbe eyledi Cenâb-ı Hak. Çünkü Peygamber Efendimiz Mekke-i Mükerreme'deyken Kâbe'nin öyle bir tarafında dururdu ki,

Çünkü Peygamber Efendimiz Mekke-i Mükerreme'deyken Kâbe'nin öyle bir tarafında dururdu ki,
Kudüs'e doğru dönerdi, ama Kâbe'yi araya aldığı için Kâbe'yi görerek Kudüs'e dönük olurdu.Kudüs'e doğru dönerdi, ama Kâbe'yi araya aldığı için Kâbe'yi görerek Kudüs'e dönük olurdu. Kâbe'yi çok seviyordu. Kâbe yeryüzünün en eski mâbedi.Kâbe'yi çok seviyordu. Kâbe yeryüzünün en eski mâbedi. Taa Âdem aleyhisselam'a kadar tarihçesi dayanan en kutsal, en eski, en mübarek, en yüce ibadetgâh.Taa Âdem aleyhisselam'a kadar tarihçesi dayanan en kutsal, en eski, en mübarek, en yüce ibadetgâh. Ona böyle şey yapardı.Ona böyle şey yapardı. Medine-i Münevvere'ye hicret etmek zorunda kalınca bu imkan kalmadı.Medine-i Münevvere'ye hicret etmek zorunda kalınca bu imkan kalmadı. Çünkü Kudüs kuzeyde, Kudüs'e dönünceÇünkü Kudüs kuzeyde, Kudüs'e dönünce Mekke aşağıda kaldığından, güneyde kaldığından Kâbe'ye arkası dönük oluyor.Mekke aşağıda kaldığından, güneyde kaldığından Kâbe'ye arkası dönük oluyor. İçi yanıyordu Peygamber Efendimiz'in. Gönlü istiyordu Kâbe'ye dönmeyi.İçi yanıyordu Peygamber Efendimiz'in. Gönlü istiyordu Kâbe'ye dönmeyi. Semaya bakıyordu, böyle Cenâb-ı Hak bir hüküm indirse diye bakıyordu.Semaya bakıyordu, böyle Cenâb-ı Hak bir hüküm indirse diye bakıyordu. Allah-u Teâlâ Hazretleri âyet-i kerîme indirdi ki,

Allah-u Teâlâ Hazretleri âyet-i kerîme indirdi ki,
Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kad nerâ tekallübe vechike fi’s-semâi. (Bakara Suresi 144. Ayet)

Kad nerâ tekallübe vechike fi’s-semâi. (Bakara Suresi 144. Ayet)
“Ey Resûlüm! Ben senin semaya yüzünü çevirip çevirip bakıp beklediğini görüyorum.”

“Ey Resûlüm! Ben senin semaya yüzünü çevirip çevirip bakıp beklediğini görüyorum.”
Zaman zaman böyle yaptığını görüyorum.

Zaman zaman böyle yaptığını görüyorum.
Zaman zaman böyle yapıyorsun. Kad, mazide kesinlik ifade eder, muzaride zaman zaman manasına gelirZaman zaman böyle yapıyorsun. Kad, mazide kesinlik ifade eder, muzaride zaman zaman manasına gelir Mehmed Ali tamam mı?Mehmed Ali tamam mı? Zaman zaman böyle yaptığını görüyorum Ey Resûlüm dedi Cenâb-ı Hak. Arkasından;Zaman zaman böyle yaptığını görüyorum Ey Resûlüm dedi Cenâb-ı Hak. Arkasından; Fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm. (Bakara Suresi 149. Ayet)

Fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm. (Bakara Suresi 149. Ayet)
“Hadi yönünü Mescid-i Haram tarafına çevir” diye âyet-i kerîme iniverince“Hadi yönünü Mescid-i Haram tarafına çevir” diye âyet-i kerîme iniverince Peygamber Efendimiz Kudüs-i Şerif'e doğru teveccühen namazı kılmışken döndü Kâbe-i Müşerrefe'ye.Peygamber Efendimiz Kudüs-i Şerif'e doğru teveccühen namazı kılmışken döndü Kâbe-i Müşerrefe'ye. Cemaat de yerini değiştirdiler.Cemaat de yerini değiştirdiler. Aynı namazda böylece yön kıbleye dönmüş oldu Kâbe-i Müşerrefe'ye.Aynı namazda böylece yön kıbleye dönmüş oldu Kâbe-i Müşerrefe'ye. Tabii Yahudiler hem Muhammed bizim dinimize girmiyor hem de bizim Kudüs'ümüze dönüyor [diyorlardı].

Tabii Yahudiler hem Muhammed bizim dinimize girmiyor hem de bizim Kudüs'ümüze dönüyor [diyorlardı].
Nereden sizin oluyor?Nereden sizin oluyor? İbrahim aleyhisselam Peygamber Efendimiz'in dedesi.İbrahim aleyhisselam Peygamber Efendimiz'in dedesi. Yani nereden sizin oluyor?Yani nereden sizin oluyor? Ama onlar öyle diyorlardı.Ama onlar öyle diyorlardı. Tabi Peygamber Efendimize Allah Kâbe'ye dönmeyi emredince

Tabi Peygamber Efendimize Allah Kâbe'ye dönmeyi emredince
o zaman onlar işte niye böyle döndü bilmem ne filan, niye çevirdi yönünü filan diye bozuldular.o zaman onlar işte niye böyle döndü bilmem ne filan, niye çevirdi yönünü filan diye bozuldular. Dedikoduya, münakaşaya filan başladılar.Dedikoduya, münakaşaya filan başladılar. Hiç onlarla münakaşaya filan girme diyor Cenâb-ı Rabbü'l-Âlemîn.Hiç onlarla münakaşaya filan girme diyor Cenâb-ı Rabbü'l-Âlemîn. Herkesin bir kıblesi vardır, yöneldiği bir yön vardır.Herkesin bir kıblesi vardır, yöneldiği bir yön vardır. Başka ayet-i kerimede, bir önceki sayfadaki ayet-i kerimede buyuruyor ki,Başka ayet-i kerimede, bir önceki sayfadaki ayet-i kerimede buyuruyor ki, Ve mâ ente bi-tâbi’in kibletehüm. (Bakara Suresi 145. Ayet)

Ve mâ ente bi-tâbi’in kibletehüm. (Bakara Suresi 145. Ayet)
“Sen onların kıblesine uymak zorunda değilsin Ey Resûlüm.”“Sen onların kıblesine uymak zorunda değilsin Ey Resûlüm.” Cenâb-ı Hak ona kıble ihsan etti.

Cenâb-ı Hak ona kıble ihsan etti.
O ötekilerin kıblesine dönmek zorunda değilsin. Dön Kâbe'ye diye emretti.O ötekilerin kıblesine dönmek zorunda değilsin. Dön Kâbe'ye diye emretti. Tabi böyle olunca herkesin bir yöneldiği taraf vardır.Tabi böyle olunca herkesin bir yöneldiği taraf vardır. Fe’s-tebiku’l-hayrât.

Fe’s-tebiku’l-hayrât.
“Siz hayır işlerinde yarışın.”“Siz hayır işlerinde yarışın.” Eynemâ tekûnû ye’ti bi-kümullâhu cemî’â. (Bakara Suresi 148. Ayet)Eynemâ tekûnû ye’ti bi-kümullâhu cemî’â. (Bakara Suresi 148. Ayet) “Her nerede olursanız olun, sonunda Allah sizleri, hepinizi bir araya getirir.”“Her nerede olursanız olun, sonunda Allah sizleri, hepinizi bir araya getirir.” Yani hepiniz Allah'ın kullarısınız.

Yani hepiniz Allah'ın kullarısınız.
Başka ayet-i kerimede de geçiyor.Başka ayet-i kerimede de geçiyor. Fe-eynemâ tüvellû fe-semme vechullâh. (Bakara Suresi 115. Ayet)

Fe-eynemâ tüvellû fe-semme vechullâh. (Bakara Suresi 115. Ayet)
“Nereye yönünü dönsen, Cenâb-ı Mevla'nın Zat-ı Pakî, Vech-i Pakî oradadır” diye.

“Nereye yönünü dönsen, Cenâb-ı Mevla'nın Zat-ı Pakî, Vech-i Pakî oradadır” diye.
Yani, Cenâb-ı Hak kadirdir, hepsini bir araya getirir.

Yani, Cenâb-ı Hak kadirdir, hepsini bir araya getirir.
İnnallâhe âlâ külli şey'in kadîr. (Bakara Suresi 1487. Ayet)İnnallâhe âlâ külli şey'in kadîr. (Bakara Suresi 1487. Ayet) “Hiç şüphe yok ki Allah her şeye kadirdir.”“Hiç şüphe yok ki Allah her şeye kadirdir.” Ve min hayśü ḣaracte fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm (Bakara Suresi 149. Ayet).

Ve min hayśü ḣaracte fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm (Bakara Suresi 149. Ayet).
“Nereye doğru çıkarsan çık, namazın yönünü Mescid-i Haram’a çevir.”“Nereye doğru çıkarsan çık, namazın yönünü Mescid-i Haram’a çevir.” diye emir böyle geldi.diye emir böyle geldi. Ve innehû le’l-hakku min rabbike. (Bakara Suresi 149. Ayet)

Ve innehû le’l-hakku min rabbike. (Bakara Suresi 149. Ayet)
“Bu senin Rabbinden sana bir gelmiş olan gerçek emirdir, lütuftur.“Bu senin Rabbinden sana bir gelmiş olan gerçek emirdir, lütuftur. Rabbinin bir hak icraatıdır.Rabbinin bir hak icraatıdır. Ve mallâhu bi-ġâfilin ‘ammâ ta’melûn. (Bakara Suresi 149. Ayet)

Ve mallâhu bi-ġâfilin ‘ammâ ta’melûn. (Bakara Suresi 149. Ayet)
“Allah sizin ey insanlar yaptıklarınızdan, duygularınızdan, düşüncelerinizden,“Allah sizin ey insanlar yaptıklarınızdan, duygularınızdan, düşüncelerinizden, icraatınızdan gafil değildir, hepsini biliyor.”icraatınızdan gafil değildir, hepsini biliyor.” Yahudilerin fitne, fesadını biliyor. Bizim kıblemize dönüyor diye böyle oradan pay çıkarmak istediklerini biliyor.

Yahudilerin fitne, fesadını biliyor. Bizim kıblemize dönüyor diye böyle oradan pay çıkarmak istediklerini biliyor.
Peygamber Efendimizin Kâbe şevkini, iştiyakını biliyor.Peygamber Efendimizin Kâbe şevkini, iştiyakını biliyor. Her şeyi bildiği için yönü Elhamdülillah Kâbe'ye çevirdi.Her şeyi bildiği için yönü Elhamdülillah Kâbe'ye çevirdi. Hamd ü senalar olsun biz de o zamandan beri bu emre uyarak Kâbe'ye yönümüzü dönüyoruz namazda.Hamd ü senalar olsun biz de o zamandan beri bu emre uyarak Kâbe'ye yönümüzü dönüyoruz namazda. İstikbâl-i kıble yönelmek nedir?

İstikbâl-i kıble yönelmek nedir?
Namazın farzlarından birisidir, farzdır.

Namazın farzlarından birisidir, farzdır.
Yani yönelmese olmaz, yönelme yanlış olsa olmaz.Yani yönelmese olmaz, yönelme yanlış olsa olmaz. Arkasındaki âyet-i kerîmede de te'kîden, tekrar tekrar kuvvetlendirerek buyuruyor ki;

Arkasındaki âyet-i kerîmede de te'kîden, tekrar tekrar kuvvetlendirerek buyuruyor ki;
Ve min hayśü ḣaracte fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm. (Bakara Suresi 150. Ayet)

Ve min hayśü ḣaracte fe-velli vecheke şetra’l-mescidi’l-harâm. (Bakara Suresi 150. Ayet)
“Ey Resûlüm! Nereden yola çıkarsan çık namazda yüzünü Mescid-i Haram’a döndür.”

“Ey Resûlüm! Nereden yola çıkarsan çık namazda yüzünü Mescid-i Haram’a döndür.”
Ve hayśü mâ küntüm fe-vellû vuücûheküm şetrahû. (Bakara Suresi 150. Ayet)

Ve hayśü mâ küntüm fe-vellû vuücûheküm şetrahû. (Bakara Suresi 150. Ayet)
“Ey Müslümanlar! Siz de nerede olursanız olun yönünüzü Mescid-i Haram tarafına,

“Ey Müslümanlar! Siz de nerede olursanız olun yönünüzü Mescid-i Haram tarafına,
yani Mekke-i Mükerreme, Kâbe-i Müşerrefe tarafına döndürün.”yani Mekke-i Mükerreme, Kâbe-i Müşerrefe tarafına döndürün.” Li-ellâ yekûne li’n-nâsi ‘aleyküm huccetün. (Bakara Suresi 150. Ayet)

Li-ellâ yekûne li’n-nâsi ‘aleyküm huccetün. (Bakara Suresi 150. Ayet)
Onların tarafına dönmeniz o heriflerin, o insanların elinde size karşı kullandıkları bir koz olmasın diye,

Onların tarafına dönmeniz o heriflerin, o insanların elinde size karşı kullandıkları bir koz olmasın diye,
bir hüccet bir delil olmasın diye o tarafa işte onlar öyle dedikleri içinbir hüccet bir delil olmasın diye o tarafa işte onlar öyle dedikleri için istemiyorum artık sizin dönmenizi. Yönünüzü bu tarafa dönün dedi.istemiyorum artık sizin dönmenizi. Yönünüzü bu tarafa dönün dedi. Her şeye kadir olan Kudüs'e kutsallığı veren Cenâb-ı Hak bu sefer kutsallığı

Her şeye kadir olan Kudüs'e kutsallığı veren Cenâb-ı Hak bu sefer kutsallığı
kıble olma şerefini Kâbe-i Müşerrefe'ye döndürdü.kıble olma şerefini Kâbe-i Müşerrefe'ye döndürdü. İlle’l-leżîne zalemû minhüm. (Bakara Suresi 150. Ayet)

İlle’l-leżîne zalemû minhüm. (Bakara Suresi 150. Ayet)
Tabi başkalarına bir artık şey olacak durumu kalmadı.Tabi başkalarına bir artık şey olacak durumu kalmadı. Peygamber Efendimiz Kâbe-i Müşerrefe'ye dönmeye başladı.Peygamber Efendimiz Kâbe-i Müşerrefe'ye dönmeye başladı. Ama zalim olanlar, günahkâr olanlar dedikoduya devam ederler.Ama zalim olanlar, günahkâr olanlar dedikoduya devam ederler. Ötekilere artık bir hüccet olma durumu kalmadı meselenin ama zulmünde, küfründe devam edenler ona devam ederler.Ötekilere artık bir hüccet olma durumu kalmadı meselenin ama zulmünde, küfründe devam edenler ona devam ederler. Fe-lâ taḣşevhüm vaḣşevnî. (Bakara Suresi 150. Ayet)

Fe-lâ taḣşevhüm vaḣşevnî. (Bakara Suresi 150. Ayet)
Ey müslümanlar! Onlardan korkmayın.

Ey müslümanlar! Onlardan korkmayın.
Şöyle derler, böyle derler, şöyle yaparlar korkmayın.Şöyle derler, böyle derler, şöyle yaparlar korkmayın. Dedikodusundan da korkmayın, zararından da korkmayın, saldırısından da korkmayın, hasarından da korkmayın.Dedikodusundan da korkmayın, zararından da korkmayın, saldırısından da korkmayın, hasarından da korkmayın. Onlardan korkmayın, vahşevnî. “Ben alemlerin Rabbi Mevlanız'dan korkun.”Onlardan korkmayın, vahşevnî. “Ben alemlerin Rabbi Mevlanız'dan korkun.” Onlara bakmayın, benim emrime itaat edin. Onlara aldırmayın, benim buyruğumu tutun.

Onlara bakmayın, benim emrime itaat edin. Onlara aldırmayın, benim buyruğumu tutun.
Ve li-ütimme ni’metî ‘aleyküm ve le’alleküm tehtedûn. (Bakara Suresi 150. Ayet)

Ve li-ütimme ni’metî ‘aleyküm ve le’alleküm tehtedûn. (Bakara Suresi 150. Ayet)
“Böylece size nimetlerimi tamamlayayım diye böyle yaptım ben.”

“Böylece size nimetlerimi tamamlayayım diye böyle yaptım ben.”
Müslümanlara Cenâb-ı Mevla'nın lütfu, nimeti, ikramı, ihsanı çok.

Müslümanlara Cenâb-ı Mevla'nın lütfu, nimeti, ikramı, ihsanı çok.
Ahir zaman peygamberi, en sevgili Resûlü, Habib-i Edibi, ümmeti de en sevgili ümmeti, ümmetlerin efdali.Ahir zaman peygamberi, en sevgili Resûlü, Habib-i Edibi, ümmeti de en sevgili ümmeti, ümmetlerin efdali. Ona ikramlardan bir ikram daha yapmak için Cenâb-ı Hak nimetini tamamlayayım diye kıbleyi de Müslümanlara mahsus yöne çevirdi.Ona ikramlardan bir ikram daha yapmak için Cenâb-ı Hak nimetini tamamlayayım diye kıbleyi de Müslümanlara mahsus yöne çevirdi. Elhamdülillah alâ kıbleti’l-islâm.Elhamdülillah alâ kıbleti’l-islâm. Kıblemizi de Kâbe-i Müşerrefe yaptı.Kıblemizi de Kâbe-i Müşerrefe yaptı. Tabi Kudüs de gene mukaddes beldemiz, ama Kâbe'miz artık Mekke-i Mükerreme ve Mescid-i Haram'dır.

Tabi Kudüs de gene mukaddes beldemiz, ama Kâbe'miz artık Mekke-i Mükerreme ve Mescid-i Haram'dır.
Ve le’alleküm tehtedûn. (Bakara Suresi 150. Ayet)

Ve le’alleküm tehtedûn. (Bakara Suresi 150. Ayet)
“Ta ki siz de doğru yola, hidayet yoluna girmiş olasınız diye.”“Ta ki siz de doğru yola, hidayet yoluna girmiş olasınız diye.” İşin doğrusuna ermiş, doğru yörüngeye girmiş olasınız diye böyle yaptı.

İşin doğrusuna ermiş, doğru yörüngeye girmiş olasınız diye böyle yaptı.
Cenâb-ı Hak yaptığını beyan ediyor.Cenâb-ı Hak yaptığını beyan ediyor. Ke-mâ erselnâ fîküm rasûlen minküm. (Bakara Suresi 151. Ayet)

Ke-mâ erselnâ fîküm rasûlen minküm. (Bakara Suresi 151. Ayet)
“Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerini tamamladı.”

“Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerini tamamladı.”
Neydi evvelki nimetleri?

Neydi evvelki nimetleri?
Nitekim size erselnâ ben göndermiştim alemlerin Rabbi, rasûlen minküm,

Nitekim size erselnâ ben göndermiştim alemlerin Rabbi, rasûlen minküm,
sizden birisini elçi olarak göndermiştim.sizden birisini elçi olarak göndermiştim. Tabi sizden dediği yani insan cinsinden, Benî Âdem'den.

Tabi sizden dediği yani insan cinsinden, Benî Âdem'den.
Yani yeryüzünde melekler yaşasaydı, meleklerden bir peygamber gönderirdi.Yani yeryüzünde melekler yaşasaydı, meleklerden bir peygamber gönderirdi. Ama bize bizden bir peygamber gönderdi, yani beşer.Ama bize bizden bir peygamber gönderdi, yani beşer. Yani bizim gibi eti, kemiği olan, uykusu gelen, acı duyan, karnı acıkan, karnı doyan,Yani bizim gibi eti, kemiği olan, uykusu gelen, acı duyan, karnı acıkan, karnı doyan, beşeri ihtiyaçları olan bir peygamber gönderdi. Bu nedir?beşeri ihtiyaçları olan bir peygamber gönderdi. Bu nedir? Beşeran resûlâ gönderdi bize Allah. Beşer bir insan gönderdi. Bu bir nimettir.

Beşeran resûlâ gönderdi bize Allah. Beşer bir insan gönderdi. Bu bir nimettir.
Çünkü bizim gibi olan bir insanın Allah'ın sevgili kulu nasıl olabileceğini ona bakarak anlamamız mümkün oluyor.

Çünkü bizim gibi olan bir insanın Allah'ın sevgili kulu nasıl olabileceğini ona bakarak anlamamız mümkün oluyor.
Eğer bizden olmasaydı, bizim gibi olmasaydı bizim hallerimiz gibi halleri olmasaydı biz yapamazdık.Eğer bizden olmasaydı, bizim gibi olmasaydı bizim hallerimiz gibi halleri olmasaydı biz yapamazdık. O zaman Allah'ın istediği güzel kulluğu yapamazdık.O zaman Allah'ın istediği güzel kulluğu yapamazdık. Allah bize nasıl kulluk yapabileceğimizi göstermek için bizim gibi bizden bir peygamber gönderdi, tamam.Allah bize nasıl kulluk yapabileceğimizi göstermek için bizim gibi bizden bir peygamber gönderdi, tamam. İşte Peygamber Efendimiz şu saatte uyuyor, şu saatte uyanıyor, teheccüd namazına kalkıyor,İşte Peygamber Efendimiz şu saatte uyuyor, şu saatte uyanıyor, teheccüd namazına kalkıyor, sabah namazını kılıyor, abdestini şöyle alıyor, gusülü böyle alıyor, kurbanı böyle kesiyor, zekatı böyle veriyor,sabah namazını kılıyor, abdestini şöyle alıyor, gusülü böyle alıyor, kurbanı böyle kesiyor, zekatı böyle veriyor, her şeyi uygulamalı olarak gözümüzün önünde nasıl yapıldığını gördük,her şeyi uygulamalı olarak gözümüzün önünde nasıl yapıldığını gördük, Allah'ın emirlerinin uygulanışını gördük. Görülmeyen gizli kapaklı bir şeyi olmayacak şekildeAllah'ın emirlerinin uygulanışını gördük. Görülmeyen gizli kapaklı bir şeyi olmayacak şekilde âşikâre bize Peygamber Efendimiz öğretti. Bizden bir Peygamber göndermesi böyle bir nimet.âşikâre bize Peygamber Efendimiz öğretti. Bizden bir Peygamber göndermesi böyle bir nimet. Tabi mesela Hindistan'dan bir peygamber çıkartıp da Arabistan'a gönderseydi mesela,

Tabi mesela Hindistan'dan bir peygamber çıkartıp da Arabistan'a gönderseydi mesela,
adam gelen mübarek zât-ı muhterem şeyi tanımayacaktı. Arapların dilini bilmeyecekti, bölgesini tanımayacaktıadam gelen mübarek zât-ı muhterem şeyi tanımayacaktı. Arapların dilini bilmeyecekti, bölgesini tanımayacaktı ama oraya Allah emretti diye gelip vazife yapmaya kalkacaktı.ama oraya Allah emretti diye gelip vazife yapmaya kalkacaktı. Berikiler de bu gelen adam vazifeli insan hakkında gereken anlayışı tam gösteremeyeceklerdi.Berikiler de bu gelen adam vazifeli insan hakkında gereken anlayışı tam gösteremeyeceklerdi. Halbuki Peygamber Efendimiz soyunu sopunu bildikleri işteHalbuki Peygamber Efendimiz soyunu sopunu bildikleri işte Abdülmuttalib'in torunu, İsmail aleyhisselamın neslinden,Abdülmuttalib'in torunu, İsmail aleyhisselamın neslinden, Arapların en soylu kabilesinden gelme Muhammed el-Emin,Arapların en soylu kabilesinden gelme Muhammed el-Emin, herkesin hayran olduğu, herkesin sevdiği, herkesin saydığı, saygın bir aileden, şerefli bir aileden gelmiş bir kimse.herkesin hayran olduğu, herkesin sevdiği, herkesin saydığı, saygın bir aileden, şerefli bir aileden gelmiş bir kimse. Yani “sizden bir peygamber”in altında çok manalar var.

Yani “sizden bir peygamber”in altında çok manalar var.
Bizden bir peygamber gelmesi, aynı dili konuşuyor, soyu sopu belli, yabancı değil,Bizden bir peygamber gelmesi, aynı dili konuşuyor, soyu sopu belli, yabancı değil, mahiyeti meçhul değil, menşei bilinmez değil.mahiyeti meçhul değil, menşei bilinmez değil. Böyle bir peygamber gönderdiğim gibi, böylece kıblenizi de çevirerekBöyle bir peygamber gönderdiğim gibi, böylece kıblenizi de çevirerek nimetimi tamamlayayım diye böyle buyurdum diyor Cenâb-ı Hak.nimetimi tamamlayayım diye böyle buyurdum diyor Cenâb-ı Hak. Bu peygamberin yaptığı bize yaptığı iyiliklerini de arkasından sayıyor.

Bu peygamberin yaptığı bize yaptığı iyiliklerini de arkasından sayıyor.
Rasûlen minküm.

Rasûlen minküm.
“Sizden bir peygamber ki”, yetlû ‘aleyküm âyâtina.“Sizden bir peygamber ki”, yetlû ‘aleyküm âyâtina. “Bizim ayetlerimizi size okuyor.”“Bizim ayetlerimizi size okuyor.” Bakın ben sizin kardeşiniz olarak ilahiyat fakültesinden emekli bir profesör olarak geliyorum

Bakın ben sizin kardeşiniz olarak ilahiyat fakültesinden emekli bir profesör olarak geliyorum
burada beraber namaz kılıyoruz.burada beraber namaz kılıyoruz. Ondan sonra açıyorum ayetlerin hakkında bilgi veriyorum.Ondan sonra açıyorum ayetlerin hakkında bilgi veriyorum. Anlaşılır bir şekilde size anlatıyorum.Anlaşılır bir şekilde size anlatıyorum. Güzel. Yani fena değil. Hadisleri anlatıyorum, ayetleri anlatıyorum.Güzel. Yani fena değil. Hadisleri anlatıyorum, ayetleri anlatıyorum. Peygamber Efendimiz de Allah'ın ayetlerini insanlara vahiy geldikçe anlaşılır bir şekilde anlattı.Peygamber Efendimiz de Allah'ın ayetlerini insanlara vahiy geldikçe anlaşılır bir şekilde anlattı. Tane tane, pırıl pırıl, inci gibi, cevher gibi, mücevherat gibi hepsini öğretti.Tane tane, pırıl pırıl, inci gibi, cevher gibi, mücevherat gibi hepsini öğretti. Temizliği öğretti mi? Öğretti.

Temizliği öğretti mi? Öğretti.
Güzel huyları, ahlâkı, âdâbı öğretti mi? Öğretti.Güzel huyları, ahlâkı, âdâbı öğretti mi? Öğretti. Merhameti öğretti mi? Öğretti.Merhameti öğretti mi? Öğretti. Yardımlaşmayı, kardeşliği öğretti mi? Öğretti. Her şeyi öğretti.Yardımlaşmayı, kardeşliği öğretti mi? Öğretti. Her şeyi öğretti. Her şeyimizi ondan incelersek, böyle bizdeki güzel, beğenilen taraflarımız neyseHer şeyimizi ondan incelersek, böyle bizdeki güzel, beğenilen taraflarımız neyse hepsini Peygamber Efendimiz bize öğretti.hepsini Peygamber Efendimiz bize öğretti. Ayetlerini Allah'ın bize okudu.Ayetlerini Allah'ın bize okudu. Ve yuzekkîküm. (Bakara Suresi 151. Ayet)

Ve yuzekkîküm. (Bakara Suresi 151. Ayet)
Size Allah'ın ayetlerini okuyan bir Resûl, sizden bir Resûl size Allah'ın ayetlerini okuyor ve sizi tertemiz ediyor.

Size Allah'ın ayetlerini okuyan bir Resûl, sizden bir Resûl size Allah'ın ayetlerini okuyor ve sizi tertemiz ediyor.
Yani pırıl pırıl, tertemiz ediyor.Yani pırıl pırıl, tertemiz ediyor. Nasıl tertemiz oluyor?

Nasıl tertemiz oluyor?
Bir kere kafanız putlara tapmaktan kalbiniz temizleniyor.

Bir kere kafanız putlara tapmaktan kalbiniz temizleniyor.
Sonra huylarınız güzelleşiyor. Sonra bedeniniz temizleşiyor.Sonra huylarınız güzelleşiyor. Sonra bedeniniz temizleşiyor. Sonra aileniz, her şeyiniz, işiniz, gücünüz, yalan yok, dolan yok, zulüm yok.Sonra aileniz, her şeyiniz, işiniz, gücünüz, yalan yok, dolan yok, zulüm yok. Her şey sizi temizledi.Her şey sizi temizledi. Ve yü’allimükümü’l-kitâbe ve’l-hikmete. (Bakara Suresi 151. Ayet)

Ve yü’allimükümü’l-kitâbe ve’l-hikmete. (Bakara Suresi 151. Ayet)
“Size Kitab-ı İlahi'nin, Kur'an'ın ahkâmını öğretiyor ve hikmeti öğretiyor.”

“Size Kitab-ı İlahi'nin, Kur'an'ın ahkâmını öğretiyor ve hikmeti öğretiyor.”
Hikmet de Peygamber Efendimiz'in sünnetleri.

Hikmet de Peygamber Efendimiz'in sünnetleri.
Yani hakimane, hikmetli bilgileri öğreten bir Resûl.Yani hakimane, hikmetli bilgileri öğreten bir Resûl. Ve yu’allimüküm mâ lem tekûnû ta’lemûn. (Bakara Suresi 151. Ayet)

Ve yu’allimüküm mâ lem tekûnû ta’lemûn. (Bakara Suresi 151. Ayet)
Daha önce bilmediğiniz şeylerin hepsini öğreten bir Peygamber

Daha önce bilmediğiniz şeylerin hepsini öğreten bir Peygamber
gönderdiğim gibi, bu da güzel icraat yapıp sizi böyle güzel durumlara getirdiği gibi,gönderdiğim gibi, bu da güzel icraat yapıp sizi böyle güzel durumlara getirdiği gibi, en sonunda ben de ey kullarım size şerefinizi arttıracak bir nimet daha ihsan ettim.en sonunda ben de ey kullarım size şerefinizi arttıracak bir nimet daha ihsan ettim. Kıblenizi Kâbe-i Müşerrefe yaptım buyuruyor Cenâb-ı Hak.Kıblenizi Kâbe-i Müşerrefe yaptım buyuruyor Cenâb-ı Hak. Fe’ż-kürûnî eżkürküm. (Bakara Suresi 152. Ayet)

Fe’ż-kürûnî eżkürküm. (Bakara Suresi 152. Ayet)
Ben size böyle nimetlerimi çok çok bol bol ihsan ettiğim gibiBen size böyle nimetlerimi çok çok bol bol ihsan ettiğim gibi size kıyamete kadar iftihar edeceğiniz şerefler verdiğim gibi,size kıyamete kadar iftihar edeceğiniz şerefler verdiğim gibi, ne mutlu bize ki elhamdülillah ehl-i tevhidiz.ne mutlu bize ki elhamdülillah ehl-i tevhidiz. 2000 yılı ne yılıydı?

2000 yılı ne yılıydı?
Tevhid yılı, ilan ettik. Yürürlüğe girdi.Tevhid yılı, ilan ettik. Yürürlüğe girdi. 2000 yılı ne yılı? Tevhid yılı.2000 yılı ne yılı? Tevhid yılı. Onlar 2000 yılını Anadolu'yu Hristiyanlaştırma yılı yapmaya kararlaştırmışlar.Onlar 2000 yılını Anadolu'yu Hristiyanlaştırma yılı yapmaya kararlaştırmışlar. Biz de ne yılı yaptık? 2000 yılını tevhid yılı.Biz de ne yılı yaptık? 2000 yılını tevhid yılı. Öyle üçleme yok, trinity falan yok, trinity yok, birlik var, unity var, birlik,

Öyle üçleme yok, trinity falan yok, trinity yok, birlik var, unity var, birlik,
Allah'ın varlığı birliği sadece Lâ ilâhe illallah deyip Allah'a ibadet etmek.Allah'ın varlığı birliği sadece Lâ ilâhe illallah deyip Allah'a ibadet etmek. Bunun anlatılması ve bunun öğretilmesi yılı yaptık.

Bunun anlatılması ve bunun öğretilmesi yılı yaptık.
2000 yılı hangi yıl?2000 yılı hangi yıl? Tevhid yılı.Tevhid yılı. Tamam mı her yerde söyleyeceksiniz

Tamam mı her yerde söyleyeceksiniz
... meydanı boş bulup da batıl inançlara çekmesinler,... meydanı boş bulup da batıl inançlara çekmesinler, cehennem yoluna çekmesinler, ahiretlerini mahvetmesinler,cehennem yoluna çekmesinler, ahiretlerini mahvetmesinler, insanları şaşırtmasınlar, saptırtmasınlar diye biz de Allah'ın birliği için çalışacağız.insanları şaşırtmasınlar, saptırtmasınlar diye biz de Allah'ın birliği için çalışacağız. Lâ ilâhe illallah Muhammedü’r-resûlullah.Lâ ilâhe illallah Muhammedü’r-resûlullah. Fe’ż-kürûnî. “Beni zikredin.” Allah Allah, Lâ İlâhe İllallah, Lâ İlâhe İllallah,

Fe’ż-kürûnî. “Beni zikredin.” Allah Allah, Lâ İlâhe İllallah, Lâ İlâhe İllallah,
Allahu Ekber, Allahu Ekber, Sübhanallah, Elhamdülillah, Hasbünallah,Allahu Ekber, Allahu Ekber, Sübhanallah, Elhamdülillah, Hasbünallah, Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah.Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah. Fe’ż-kurûnî.

Fe’ż-kurûnî.
“Beni zikredin.” Eżkürküm. “Ben de sizi zikredeyim.”“Beni zikredin.” Eżkürküm. “Ben de sizi zikredeyim.” Biz Allah'ı zikredersek, Allah bizi zikrederse ne olur?

Biz Allah'ı zikredersek, Allah bizi zikrederse ne olur?
Tarif edilmez mükâfatlara, sevaplara, bağışlara, ödüllere, ikramlara ereriz.

Tarif edilmez mükâfatlara, sevaplara, bağışlara, ödüllere, ikramlara ereriz.
Allah bir kulunu sevip de, bir “kulum” dedi mi? “Ahmet kulum.” dedi mi, Ahmet uçtu. Ne mutlu.

Allah bir kulunu sevip de, bir “kulum” dedi mi? “Ahmet kulum.” dedi mi, Ahmet uçtu. Ne mutlu.
Ne mutlu, ne büyük şeref.Ne mutlu, ne büyük şeref. Allah, Ahmet kulum benim oturmuş da camide,Allah, Ahmet kulum benim oturmuş da camide, Mehmet kulum benim oturmuş da camide benim ayetlerimi dinliyor.Mehmet kulum benim oturmuş da camide benim ayetlerimi dinliyor. O benim kulum, ben onu seviyorum dedi mi ne mutlu.O benim kulum, ben onu seviyorum dedi mi ne mutlu. Ali kulum, Hasan kulum, Hüseyin kulum, kullarım dedi mi, ezkürküm.Ali kulum, Hasan kulum, Hüseyin kulum, kullarım dedi mi, ezkürküm. “Ben de sizi zikrederim.”“Ben de sizi zikrederim.” Ve’ş-kürûlî.Ve’ş-kürûlî. Siz beni zikredin, ben de sizi zikrederim, ben de sizi rahmetime erdiririm.Siz beni zikredin, ben de sizi zikrederim, ben de sizi rahmetime erdiririm. Ve’ş-kürûlî. “Bana şükredin.” Bak size ben nice nimetler verdim.Ve’ş-kürûlî. “Bana şükredin.” Bak size ben nice nimetler verdim. Nice nimetler vermişim, ne şereflisiniz. Ne mübareksiniz, ne mutlu size ki Müslümansınız.Nice nimetler vermişim, ne şereflisiniz. Ne mübareksiniz, ne mutlu size ki Müslümansınız. Ne mutlu size ki Muhammed'in ümmetisiniz.Ne mutlu size ki Muhammed'in ümmetisiniz. Eski peygamberler ah keşke sonradan yaşasaydım da o ahir zaman peygamberi, gelecek olan o zatınEski peygamberler ah keşke sonradan yaşasaydım da o ahir zaman peygamberi, gelecek olan o zatın zamanında yaşasaydım da onun ümmeti olsaydım diye nice istemişler de Allah bize nasip etmiş onu.zamanında yaşasaydım da onun ümmeti olsaydım diye nice istemişler de Allah bize nasip etmiş onu. Başkaları istemiş istemiş, Allah bize nasip etmişBaşkaları istemiş istemiş, Allah bize nasip etmiş biz elimizdeki cevherin kıymetini bilmiyoruz,biz elimizdeki cevherin kıymetini bilmiyoruz, sahip olduğumuz makamın kadrinin kıymetini bilmiyoruz.sahip olduğumuz makamın kadrinin kıymetini bilmiyoruz. Ne mutlu bize.Ne mutlu bize. Ve’ş-kürûlî.

Ve’ş-kürûlî.
Ey kullarım beni zikredin, ben de size rahmetimi indireyim,Ey kullarım beni zikredin, ben de size rahmetimi indireyim, benim nimetlerime şükredin.benim nimetlerime şükredin. Ve lâ tekfurûn.Ve lâ tekfurûn. “Bana küfrân-ı nimette bulunmayın,“Bana küfrân-ı nimette bulunmayın, benim ayetlerimi inkâr etmeyin, bana karşı gelmeyin,benim ayetlerimi inkâr etmeyin, bana karşı gelmeyin, imanı bırakıp küfre girmeyin” buyuruyor Cenâb-ı Hak.imanı bırakıp küfre girmeyin” buyuruyor Cenâb-ı Hak. Rabbimiz bizi sevdiği kul olmaya muvaffak eylesin,

Rabbimiz bizi sevdiği kul olmaya muvaffak eylesin,
tevhid yolundan ayırmasın, İslâm'a güzel hizmet etmeye muvaffak eylesin,tevhid yolundan ayırmasın, İslâm'a güzel hizmet etmeye muvaffak eylesin, evlatlarımızı, torunlarımızı ta kıyamet kopuncaya kadar bizim soyumuzdan gelen nesillerimizi mümin-i kâmil eylesin,evlatlarımızı, torunlarımızı ta kıyamet kopuncaya kadar bizim soyumuzdan gelen nesillerimizi mümin-i kâmil eylesin, hepimizi cennette buluştursun, cemaliyle müşerref eylesin, Rıdvan-ı Ekber'ine nail eylesin.hepimizi cennette buluştursun, cemaliyle müşerref eylesin, Rıdvan-ı Ekber'ine nail eylesin. Fâtiha-i şerife maal Besmele.

Fâtiha-i şerife maal Besmele.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2