İlahi Müjdeler ve Kulun Sorumlulukları

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İlahi Müjdeler ve Kulun Sorumlulukları

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn

el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn
es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân, enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh,

İ’lemû eyyühe’l-ihvân, enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh,
fe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellemfe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nârve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâr ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: İnna’llâhe azze ve celle yağfiru li-abdihî

İnna’llâhe azze ve celle yağfiru li-abdihî
mâ lem yeka’ el-hicâbü kîle: Ve mâ vükû’il’l-hicâbi?mâ lem yeka’ el-hicâbü kîle: Ve mâ vükû’il’l-hicâbi? Kâle: Tahrucü’n-nefsü ve hiye müşriketün.Kâle: Tahrucü’n-nefsü ve hiye müşriketün. Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.
Buhârî'yle beraber birçok raviler, Hazreti Ebû Zer'den.

Buhârî'yle beraber birçok raviler, Hazreti Ebû Zer'den.
Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti o kadar geniştir ki

Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti o kadar geniştir ki
buna hudut tayini kimsenin elinden gelmez. buna hudut tayini kimsenin elinden gelmez. Kulunu affedeceğine dair Cenâb-ı Peygamber'in söylemiş olduğu şu hadiste.Kulunu affedeceğine dair Cenâb-ı Peygamber'in söylemiş olduğu şu hadiste. Bir vakıa gözümüzün önünden geçti.

Bir vakıa gözümüzün önünden geçti.
Ben-i İsrail devrinde iki kişi arkadaş olmuşlar birbirleriyle,Ben-i İsrail devrinde iki kişi arkadaş olmuşlar birbirleriyle, din kardeşi olmuşlar.din kardeşi olmuşlar. Birisi çok âbid-zâhid, birisi de biraz yaramazmış.Birisi çok âbid-zâhid, birisi de biraz yaramazmış. O âbid olan o yaramaza iki de bir nasihat edermiş.O âbid olan o yaramaza iki de bir nasihat edermiş. “Yapma kardeş, etme kardeş” falan.

“Yapma kardeş, etme kardeş” falan.
Bir gün o yaramaz olan kardeş demiş ki:Bir gün o yaramaz olan kardeş demiş ki: “Yahu Allah seni Benim üstüme gözcü mü yolladı.

“Yahu Allah seni Benim üstüme gözcü mü yolladı.
Benimle ne bu kadar uğraşıyorsun sen?” demiş.Benimle ne bu kadar uğraşıyorsun sen?” demiş. Sonra bir günah daha işlemiş.

Sonra bir günah daha işlemiş.
O günah işleyince öteki âbid olan demiş ki:O günah işleyince öteki âbid olan demiş ki: “Allah seni mağfiret etmez” demiş.

“Allah seni mağfiret etmez” demiş.
Kıyamet olmuş. Cenâb-ı Hak demiş ki:

Kıyamet olmuş. Cenâb-ı Hak demiş ki:
“Sen benim rahmetimi önleyici misin ki?

“Sen benim rahmetimi önleyici misin ki?
Etmez diye kesin bir söz ile buna cevap veriyorsun?Etmez diye kesin bir söz ile buna cevap veriyorsun? Ben bunu affettim” demiş.Ben bunu affettim” demiş. “Senin de hatanı mahfettim.” demiş.

“Senin de hatanı mahfettim.” demiş.
Ağızdan çıkan sözlerin nereye gideceğini de biraz düşünmek lazım da,

Ağızdan çıkan sözlerin nereye gideceğini de biraz düşünmek lazım da,
Cenâb-ı Hak mesela o bir söz ile kiCenâb-ı Hak mesela o bir söz ile ki dünya ve ahiretini helâke uğrattı diyor.dünya ve ahiretini helâke uğrattı diyor. Zaten çok konuşmak iyi değil de,Zaten çok konuşmak iyi değil de, konuşurken de böyle düşünceli konuşmak hepsinden iyi.konuşurken de böyle düşünceli konuşmak hepsinden iyi. Diyor ki Cenab-u Hak burada:Diyor ki Cenab-u Hak burada: Gargara haline gelmedikçe,

Gargara haline gelmedikçe,
gargara halinden evvel tövbe ederse tövbesi makbul.gargara halinden evvel tövbe ederse tövbesi makbul. “İnna'llâhe yakbelü tevbete'l-abdi mâ lem yuğarğir”

“İnna'llâhe yakbelü tevbete'l-abdi mâ lem yuğarğir”
Hani nefesin çıkmasının son dakikası oluyor ya,Hani nefesin çıkmasının son dakikası oluyor ya, o zamandan evvel insan istiğfar ederse ne mutlu. Ama bir de var ki:o zamandan evvel insan istiğfar ederse ne mutlu. Ama bir de var ki: Mâ lem yeka‘i’l-hicâb. Hicâb olmadıkça...

Mâ lem yeka‘i’l-hicâb. Hicâb olmadıkça...
Hicâb nedir demişler?

Hicâb nedir demişler?
Hicâb şirktir.

Hicâb şirktir.
Şirk olmadıkça günahların içerisinde öteki günahlar kolayca affoluyor.Şirk olmadıkça günahların içerisinde öteki günahlar kolayca affoluyor. Şirk olursa o affolmuyor. O tövbeye muhtaç, dönüşe muhtaç.Şirk olursa o affolmuyor. O tövbeye muhtaç, dönüşe muhtaç. İnna’llâhe azze ve celle yakbelü’s-sadekate ve ye’huzühâ bi-yemînihî

İnna’llâhe azze ve celle yakbelü’s-sadekate ve ye’huzühâ bi-yemînihî
fe-yürabbîhâ li-ehadiküm kemâ yürabbî ehadüküm mührahûfe-yürabbîhâ li-ehadiküm kemâ yürabbî ehadüküm mührahû hattâ inne’l-lukmete le-tesîru misle Uhud. hattâ inne’l-lukmete le-tesîru misle Uhud. Tirmizî an Ebî Hüreyre.

Tirmizî an Ebî Hüreyre.
Burada sadakanın fevaidinden bahsederken biz Ahmet'e sadaka veririz.

Burada sadakanın fevaidinden bahsederken biz Ahmet'e sadaka veririz.
Fakat Ahmet'in eline sadaka geçmeden Cenâb-ı Hak o sadakayı kabul ederFakat Ahmet'in eline sadaka geçmeden Cenâb-ı Hak o sadakayı kabul eder ve bunu sağ eliyle alırsa, sağ eliyle alırsa bunu büyütür.ve bunu sağ eliyle alırsa, sağ eliyle alırsa bunu büyütür. Sizin taylarınızı nasıl büyütüyorsunuz?

Sizin taylarınızı nasıl büyütüyorsunuz?
Yavruları, at yavrularını nasıl büyütüyorsunuz?

Yavruları, at yavrularını nasıl büyütüyorsunuz?
Allah da sizin bu sadakanızı böyle büyütür.

Allah da sizin bu sadakanızı böyle büyütür.
Hattâ inne’l-lukmete le-tesîru misle Uhud.

Hattâ inne’l-lukmete le-tesîru misle Uhud.
Bir lokmanız bir Uhud dağı gibi olur.Bir lokmanız bir Uhud dağı gibi olur. Yarın karşınıza benim bu kadar hasenatım yoktu.Yarın karşınıza benim bu kadar hasenatım yoktu. Onun için sadaka her gün verilmelidir.Onun için sadaka her gün verilmelidir. Yani insan sadaka vermekten hâli olmaz ama her gün verilmelidir.Yani insan sadaka vermekten hâli olmaz ama her gün verilmelidir. Her gün verilmelidir. Çünkü her gün yeni bir gündür.Her gün verilmelidir. Çünkü her gün yeni bir gündür. Her gün yeni bir gün olmasıyla hasebiyle her günün kazancı var.Her gün yeni bir gün olmasıyla hasebiyle her günün kazancı var. “Bugün kazandık, bir hafta yiyelim” demiyoruz ki.

“Bugün kazandık, bir hafta yiyelim” demiyoruz ki.
Her gün kazanıyoruz, her gün gidiyoruz dükkana. Her gün kazanıyoruz, her gün gidiyoruz dükkana. Binaenaleyh, her günde sadakayı vermelidir insan. Az veya çok. Binaenaleyh, her günde sadakayı vermelidir insan. Az veya çok. İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:

İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:
İnnî le-ühimmü bi-ehli’l-ardi azâben İnnî le-ühimmü bi-ehli’l-ardi azâben fe-izâ nazartü ilâ ummâri büyûtî ve’l-mütehâbbîne fiyyefe-izâ nazartü ilâ ummâri büyûtî ve’l-mütehâbbîne fiyye ve’l-müsteğfirîne bil’l-eshâri, saraftü azâbî anhüm. ve’l-müsteğfirîne bil’l-eshâri, saraftü azâbî anhüm. Ehl-i iman daima mükerrem, muhterem insanlardır.

Ehl-i iman daima mükerrem, muhterem insanlardır.
Zaten müminler nerede?

Zaten müminler nerede?
Müminler yani ehl-i iman indi ilahiyede yüksek kıymete hayızdırlar.

Müminler yani ehl-i iman indi ilahiyede yüksek kıymete hayızdırlar.
Onun için geçen derste de geçti de. Herhangi bir ehl-i iman fakir olur,Onun için geçen derste de geçti de. Herhangi bir ehl-i iman fakir olur, zayıf olur, bilgisiz olur, şu olur bu olur.zayıf olur, bilgisiz olur, şu olur bu olur. Onu o fakirliğinden, bilgisizliğinden, yoksulluğundan dolayı Onu o fakirliğinden, bilgisizliğinden, yoksulluğundan dolayı sakın hafif görme, hor görme, hakir görme.sakın hafif görme, hor görme, hakir görme. Çünkü sahibi Allah. Yaratan Allah. O'nu o halde yaratan yine O.Çünkü sahibi Allah. Yaratan Allah. O'nu o halde yaratan yine O. Sendeki iktidar senin değil, sana o kudreti veren Allah'ındır.Sendeki iktidar senin değil, sana o kudreti veren Allah'ındır. Sana o kudreti veren Allah, onu da öyle yaratmış.Sana o kudreti veren Allah, onu da öyle yaratmış. Onun için onu hafif görme. Elinden merhamet geliyorsa ona merhamet et,Onun için onu hafif görme. Elinden merhamet geliyorsa ona merhamet et, acı, yardım et. Yoksa horlama, hakirleme.acı, yardım et. Yoksa horlama, hakirleme. Onun için mümin indi ilahide, bazı meleklerden de efdaldir denmiş.Onun için mümin indi ilahide, bazı meleklerden de efdaldir denmiş. İndi ilahiyede çok kıymetli var müminin yani. İndi ilahiyede çok kıymetli var müminin yani. İmânu Lâ ilâhe illallah dedi.

İmânu Lâ ilâhe illallah dedi.
Bugün bir Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh okudum da.Bugün bir Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh okudum da. Mesela Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh'ın Mesela Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh'ın şeysine hudut verilemiyor sevabına.şeysine hudut verilemiyor sevabına. Adam demiş şu da bu da, ama bunların hepsi dünya işi.Adam demiş şu da bu da, ama bunların hepsi dünya işi. Dünya işlerinin bir sonu var. Dünya işlerinin bir sonu var. Para da dağıtsan, canını da harcasan hep bir hududu var.Para da dağıtsan, canını da harcasan hep bir hududu var. Ama bu Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh, hazine-i ilahiyyeden,

Ama bu Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh, hazine-i ilahiyyeden,
buna hudut yok, sevabına yani.buna hudut yok, sevabına yani. Onun için bu gibi sevaplar, öyle verilen sadakalarla da ölçülmez. Onun için bu gibi sevaplar, öyle verilen sadakalarla da ölçülmez. Şimdi burada Cenâb-ı Hak yine buyuruyorlar ki:

Şimdi burada Cenâb-ı Hak yine buyuruyorlar ki:
“Ben ehl-i arda bir ceza kastettim.”

“Ben ehl-i arda bir ceza kastettim.”
Azâben. Azap vereyim bunlara, yaramazlık yapıyorlar çok.

Azâben. Azap vereyim bunlara, yaramazlık yapıyorlar çok.
Fe-izâ nazartü ilâ ummâri büyûtî.

Fe-izâ nazartü ilâ ummâri büyûtî.
Bir de baktım şu evlerine. Camiler yani, ibadethaneler,Bir de baktım şu evlerine. Camiler yani, ibadethaneler, umuma evini imar edenler. umuma evini imar edenler. Şimdi biz cemaat, bunun imarcısıyız işte.Şimdi biz cemaat, bunun imarcısıyız işte. On para da vermesek, biz bunun imarcısı sayılırız.On para da vermesek, biz bunun imarcısı sayılırız. Öteki para verir, imar ettirir, o başka.Öteki para verir, imar ettirir, o başka. Asıl imarcı, camiye gelmesek şimdi, bunun altından da yapsalar ne kıymeti var?

Asıl imarcı, camiye gelmesek şimdi, bunun altından da yapsalar ne kıymeti var?
İçinde müşteri olmadıktan sonra?İçinde müşteri olmadıktan sonra? Asıl iş, içinin müşterisinde.

Asıl iş, içinin müşterisinde.
İşte bu ummâri büyûtî, içindeki müşteriler… İşte bu ummâri büyûtî, içindeki müşteriler… Ve’l-mütehâbbîne fiyye.

Ve’l-mütehâbbîne fiyye.
Allah için birbirini sevenler. Daha…Allah için birbirini sevenler. Daha… Ve’l-müsteğfirîne bil’l-eshâri.

Ve’l-müsteğfirîne bil’l-eshâri.
Bu sabahları kalkmışlar da Allah'a yalvarıyorlar,Bu sabahları kalkmışlar da Allah'a yalvarıyorlar, istiğfar ediyorlar, ağlıyorlar, neler neler.istiğfar ediyorlar, ağlıyorlar, neler neler. Bakıyorum da öyle okudukça insan aklımda şeylik gelecek biliyor musun?

Bakıyorum da öyle okudukça insan aklımda şeylik gelecek biliyor musun?
Ne kadar zayıf bir insanız.Ne kadar zayıf bir insanız. O nasıl insanlarmış ki sabahları kadar uyumamışlar.O nasıl insanlarmış ki sabahları kadar uyumamışlar. Göz yaşıyla yatsı namazını abdestine alıyor,Göz yaşıyla yatsı namazını abdestine alıyor, arkasından sabah namazını kılıyor. Demek ki sabaha kadar uyumamış.arkasından sabah namazını kılıyor. Demek ki sabaha kadar uyumamış. Ağlamış, oturdukları yerleri ıslatmışlar, tebligatlarını ıslatmışlar.Ağlamış, oturdukları yerleri ıslatmışlar, tebligatlarını ıslatmışlar. Ne günahları var bunların ya?

Ne günahları var bunların ya?
Fakat bunların hiçbir günahları olmamakla beraber yine Allah'tan korkuları bizimkinden çok.

Fakat bunların hiçbir günahları olmamakla beraber yine Allah'tan korkuları bizimkinden çok.
Onu ağlatan Allah korkusu.Onu ağlatan Allah korkusu. O Allah korkusundan neden ağlıyor?

O Allah korkusundan neden ağlıyor?
“Acaba yaptıklarım indi ilahiyede kabul oldu mu?

“Acaba yaptıklarım indi ilahiyede kabul oldu mu?
Makbul oldu mu? Kabul etti mi?Makbul oldu mu? Kabul etti mi? Acaba sonunda bir hediyeye uğrayacak mıyım?Acaba sonunda bir hediyeye uğrayacak mıyım? Bir mekre uğrayacak mıyım?” Bir mekre uğrayacak mıyım?” Felâ ye’menü mekra’llâhi.

Felâ ye’menü mekra’llâhi.
Allah'ın mekrinden kimse emin olamaz.Allah'ın mekrinden kimse emin olamaz. Nasıl?

Nasıl?
Günahından ye’s edilmezse, öteki tarafı da öyle yüklenilmez.

Günahından ye’s edilmezse, öteki tarafı da öyle yüklenilmez.
Onun için Cenâb-ı Hak bunlara bakıyor. Ve bunlardan dolayı.

Onun için Cenâb-ı Hak bunlara bakıyor. Ve bunlardan dolayı.
Saraftü azâbî anhüm.

Saraftü azâbî anhüm.
Bütün insanlardan, komünistler de dahil içerisinde, azabı bırakılıyor.Bütün insanlardan, komünistler de dahil içerisinde, azabı bırakılıyor. Kaldırıyor.Kaldırıyor. Müminin kıymetinin yüksekliğine bakın.

Müminin kıymetinin yüksekliğine bakın.
Yani yeryüzündeki bütün Amerika'sı, Afrika'sı hepsi beraber,Yani yeryüzündeki bütün Amerika'sı, Afrika'sı hepsi beraber, müminlerin sayesinde yaşıyor. müminlerin sayesinde yaşıyor. Müminler ortadan kalkınca kıyamet kopacak.Müminler ortadan kalkınca kıyamet kopacak. Ne Allah diyen kalmayacak dedik, Ne Allah diyen kalmayacak dedik, Allah'ı bilen kalmayınca kıyamet de kopacak.Allah'ı bilen kalmayınca kıyamet de kopacak. Allah cümlemizi rızası yollarından ayırmasın…

Allah cümlemizi rızası yollarından ayırmasın…
İnna’llâhe azze ve celle yekûlü:

İnna’llâhe azze ve celle yekûlü:
Ene inde zanni abdî bî in hayran fe-hayrun ve in şerran fe-şerrun.Ene inde zanni abdî bî in hayran fe-hayrun ve in şerran fe-şerrun. Sonra Allah Teâlâ'ya hüsn-ü zan etmek lazım.Sonra Allah Teâlâ'ya hüsn-ü zan etmek lazım. Bu zannı nispetinde insan muamele görecek.Bu zannı nispetinde insan muamele görecek. İnna’llâhe te’âlâ yekûlü li-ehveni ehli’n-nâri azâben.

İnna’llâhe te’âlâ yekûlü li-ehveni ehli’n-nâri azâben.
Cenâb-ı Hak cehennemde en hafif bir azap görene diyor: Cenâb-ı Hak cehennemde en hafif bir azap görene diyor: Lev enne leke fi’l-ardi min şey’in künte teftedî bihî?

Lev enne leke fi’l-ardi min şey’in künte teftedî bihî?
Senin dünyada bir şeyin olsa, çok kıymetli.Senin dünyada bir şeyin olsa, çok kıymetli. Yahut dünya senin olsun farz et. Yahut dünya senin olsun farz et. Şimdi bu azaptan kurtulmak için onları feda eder miydin? Şimdi bu azaptan kurtulmak için onları feda eder miydin? En hafifine diyor?

En hafifine diyor?
Kâle: Ne’am. Evet ederdim Yâ Rabbi! Her şeyi feda ederdim.

Kâle: Ne’am. Evet ederdim Yâ Rabbi! Her şeyi feda ederdim.
Tek şu azabı görmeyeyim.Tek şu azabı görmeyeyim. Kâle: Fe-kad seeltüke mâ hüve ehvenü min hâzâ.

Kâle: Fe-kad seeltüke mâ hüve ehvenü min hâzâ.
Ey kulum, ben senden daha bunun hafifini istediydim. Ey kulum, ben senden daha bunun hafifini istediydim. Sen onu vermedin, yapmadın.Sen onu vermedin, yapmadın. Ve ente fî sulbi Âdeme.

Ve ente fî sulbi Âdeme.
Sen babanın sülbündeyken ben senden onu istedim. Sen babanın sülbündeyken ben senden onu istedim. Ne ki o?

Ne ki o?
En lâ tüşrike. Bana şirk koşma.

En lâ tüşrike. Bana şirk koşma.
Ne yaparsan yap ama şirk koşma. Ne yaparsan yap ama şirk koşma. Fe-ebeyte. Sen de ondan uzak kaldın, heba ettin, şirk işledin.

Fe-ebeyte. Sen de ondan uzak kaldın, heba ettin, şirk işledin.
Öyleyse çek bugün cezanı.Öyleyse çek bugün cezanı. İnna'llâhe lâ yağfiru en yüşreke bihî ve yağfiru mâ dûne zâlike.

İnna'llâhe lâ yağfiru en yüşreke bihî ve yağfiru mâ dûne zâlike.
Şirki affetmiyor. Şirki affetmiyor. Şirkten başka hepsini affediyor.Şirkten başka hepsini affediyor. Onun için günahların içerisine şirki koşmamak lazım.Onun için günahların içerisine şirki koşmamak lazım. Gavurluk çok fena bir şey. Özenmemek lazım.

Gavurluk çok fena bir şey. Özenmemek lazım.
Gavur gökte uçuyormuş, bal kaymak yiyormuş…Gavur gökte uçuyormuş, bal kaymak yiyormuş… Ne yerse yesin, hepsi boğazına zıkkım olsun.Ne yerse yesin, hepsi boğazına zıkkım olsun. İmanın zerresine erişemez onlar. İmanın zerresine erişemez onlar. İnna’llâhe azze ve celle yekûlü: İnne’s-savme lî ve ene eczî bihî.

İnna’llâhe azze ve celle yekûlü: İnne’s-savme lî ve ene eczî bihî.
İnne li’s-sâimi ferhateyni:İnne li’s-sâimi ferhateyni: İzâ eftara feriha ve izâ lekiya’llâhe te’âlâ fe-cezâhü feriha, İzâ eftara feriha ve izâ lekiya’llâhe te’âlâ fe-cezâhü feriha, ve’llezî nefsü Muhammedin bi-yedihî le-hulûfü femi’s-sâimive’llezî nefsü Muhammedin bi-yedihî le-hulûfü femi’s-sâimi atyabü inde’llâhi min rîhi’l-miski.atyabü inde’llâhi min rîhi’l-miski. Şimdi önümüzde Ramazan geliyor. Bunlar hadîs-i kudsidir.

Şimdi önümüzde Ramazan geliyor. Bunlar hadîs-i kudsidir.
Bu hadîs-i kudsi İnna’llâhe azze ve celle yekûlü ile başlıyor.

Bu hadîs-i kudsi İnna’llâhe azze ve celle yekûlü ile başlıyor.
“Oruç benimdir” diyor.

“Oruç benimdir” diyor.
Mükâfatını ben vereceğim. Onun cezasını ben vereceğim.

Mükâfatını ben vereceğim. Onun cezasını ben vereceğim.
Oruçlunun iki tane sevinç saati vardır.Oruçlunun iki tane sevinç saati vardır. Birisi akşam olduğunda orucunu kazalamadan,Birisi akşam olduğunda orucunu kazalamadan, bozmadan şöyle güzelce bir ifade ederken, bozmadan şöyle güzelce bir ifade ederken, “Oh Yâ Rabbi, orucumu tuttum, hiçbir kazası olmadı, bozmadan sevinir.” “Oh Yâ Rabbi, orucumu tuttum, hiçbir kazası olmadı, bozmadan sevinir.” Bir de izâ lekiya’llâhe.

Bir de izâ lekiya’llâhe.
Bir de Allah'ın Teâlâ'ya mülâkı olduğu vakitteBir de Allah'ın Teâlâ'ya mülâkı olduğu vakitte orucun mükâfatı ile karşılanacak,orucun mükâfatı ile karşılanacak, o zaman da sevinmek onun hakkı vardır.o zaman da sevinmek onun hakkı vardır. Ve’llezî nefsü Muhammedin bi-yedihî.

Ve’llezî nefsü Muhammedin bi-yedihî.
Efendimiz sallâllâhü aleyhi ve sellem'in Cenâb-ı Hakk’a kasemi böyle.Efendimiz sallâllâhü aleyhi ve sellem'in Cenâb-ı Hakk’a kasemi böyle. Nefsin yed-i kudretinde olan Allah celle ve ala'yı kesem ederim ki,Nefsin yed-i kudretinde olan Allah celle ve ala'yı kesem ederim ki, le-hulûfü femi’s-sâimi.le-hulûfü femi’s-sâimi. Şu oruçluların bir ağızlarında koku oluyor ya, ikindi zamanlarına doğru.Şu oruçluların bir ağızlarında koku oluyor ya, ikindi zamanlarına doğru. İşte sizin o ağız kokusu diye belki iğrenmek istediğiniz şey,İşte sizin o ağız kokusu diye belki iğrenmek istediğiniz şey, atyabü inde’llâhi min rîhi’l-miski.atyabü inde’llâhi min rîhi’l-miski. İndi ilahiyede misk kokusundan daha efdaldir.İndi ilahiyede misk kokusundan daha efdaldir. Onun için Allah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin...

Onun için Allah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin...
Bu Ramazan orucunu hiçbir şeye bakmadan yani ne pahasına olursa olsun

Bu Ramazan orucunu hiçbir şeye bakmadan yani ne pahasına olursa olsun
tutmanın çaresini aramalı.tutmanın çaresini aramalı. İnsan bugün işi çok olur, şu olur, bu olur. İnsan bugün işi çok olur, şu olur, bu olur. Fakat bir Ramazan'da yediği orucu ömrü boyunca her gün oruç tutsa Fakat bir Ramazan'da yediği orucu ömrü boyunca her gün oruç tutsa o orucun sevabını alamaz. Her şeyin yeri ayrı.o orucun sevabını alamaz. Her şeyin yeri ayrı. Şimdi burası Kâbe olsa,

Şimdi burası Kâbe olsa,
etrafında dönsek dursak ömrümüz boyunca, hacı olur muyuz ya?etrafında dönsek dursak ömrümüz boyunca, hacı olur muyuz ya? Dön de dur işte.

Dön de dur işte.
İlle oraya gideceksin, orada bir defa döndünmü kâfi bir iş yapacaksın.İlle oraya gideceksin, orada bir defa döndünmü kâfi bir iş yapacaksın. Binaenaleyh Ramazan'da böyle. Onun o ayındaki bereket başka zaman bulunmaz.Binaenaleyh Ramazan'da böyle. Onun o ayındaki bereket başka zaman bulunmaz. İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:

İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:
Ene sâlisü’ş-şerîkeyni mâ lem yehun ehadühümâ sâhibehû fe-izâ hânethûEne sâlisü’ş-şerîkeyni mâ lem yehun ehadühümâ sâhibehû fe-izâ hânethû haractü min beynihâ.haractü min beynihâ. İki şey. Şerîkeyn. Allâh Teâlâ diyor:

İki şey. Şerîkeyn. Allâh Teâlâ diyor:
İki ortağın üçüncüsü benim.

İki ortağın üçüncüsü benim.
İki kişi ortak olmuşlar. Şirkete davet ediyor Allah.İki kişi ortak olmuşlar. Şirkete davet ediyor Allah. Allâh celle ve ala bizi şirkete davet ediyor, topluluğa. Allâh celle ve ala bizi şirkete davet ediyor, topluluğa. Dün bir arkadaş geldi, diyor ki:

Dün bir arkadaş geldi, diyor ki:
Şimdi Avrupa'da bile büyük fabrikalar tek başına iş göremiyor.

Şimdi Avrupa'da bile büyük fabrikalar tek başına iş göremiyor.
O büyük fabrikalar da birbirinden birleşmek mecburiyeti duydular.O büyük fabrikalar da birbirinden birleşmek mecburiyeti duydular. Mesela adlarını bilmiyoruz, şu fabrika bu fabrika, büyük büyük iş yapıyor amaMesela adlarını bilmiyoruz, şu fabrika bu fabrika, büyük büyük iş yapıyor ama artık bugün kendi başına iş yapacak duruma gelmemiş, artık bugün kendi başına iş yapacak duruma gelmemiş, o büyük fabrikalarla birleşelim de yapalım diyorlar.o büyük fabrikalarla birleşelim de yapalım diyorlar. Masrafı azaltacak, sürümü daha artıracak, kazancı daha çoğaltacak.Masrafı azaltacak, sürümü daha artıracak, kazancı daha çoğaltacak. Ama Hz. Allah celle ve ala diyor ki:Ama Hz. Allah celle ve ala diyor ki: “Üçüncünüz benim. Ortaklama yapın işinizi.” diyor.

“Üçüncünüz benim. Ortaklama yapın işinizi.” diyor.
Allah celle ve ala aramıza girerse ne olur?

Allah celle ve ala aramıza girerse ne olur?
İş bereketli olur, iş hayırlı olur, feyizli olur, şahıslar da faydalanır,

İş bereketli olur, iş hayırlı olur, feyizli olur, şahıslar da faydalanır,
millet de faydalanır, devlet de faydalanır, herkes faydalanır.millet de faydalanır, devlet de faydalanır, herkes faydalanır. İnsanın serveti ne kadar çok olursa olsun yalnız başına bir işi, İnsanın serveti ne kadar çok olursa olsun yalnız başına bir işi, büyük işleri beceremez.büyük işleri beceremez. Mutlaka yanına adam almak mecburiyetinde.Mutlaka yanına adam almak mecburiyetinde. Becereceğim diye başkasını istemezsen yarım kalır işler. Becereceğim diye başkasını istemezsen yarım kalır işler. Onun için Cenâb-ı Hak “Üçüncünüz benim” diyor.Onun için Cenâb-ı Hak “Üçüncünüz benim” diyor. Yani bu ne demek ki?

Yani bu ne demek ki?
Yani birleşin demek.

Yani birleşin demek.
Ama birleşin ama hıyanetlik yapmayın birbirinize.Ama birleşin ama hıyanetlik yapmayın birbirinize. Hıyanetlik yaptığınız zaman ben aranızdan çıkarım, diyor.Hıyanetlik yaptığınız zaman ben aranızdan çıkarım, diyor. Aralarından çekilirim, kalırlar kendi başlarına.Aralarından çekilirim, kalırlar kendi başlarına. Kendi başlarına da kalınca iş bozulur. Kendi başlarına da kalınca iş bozulur. İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:

İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:
Bu güzel ders olur ama bize ait bir şey değil.

Bu güzel ders olur ama bize ait bir şey değil.
İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:

İnna’llâhe te’âlâ yekûlü:
Ye’bne âdeme teferrağ li-ibâdetî emle’ sadrake ğinen ve esüdde fakrakeYe’bne âdeme teferrağ li-ibâdetî emle’ sadrake ğinen ve esüdde fakrake ve in lâ tef’al mele’tü yedeyke şüğlen ve lem esüdde fakrake.ve in lâ tef’al mele’tü yedeyke şüğlen ve lem esüdde fakrake. Hz Ebû Hüreyre'den. Allah Teâlâ buyuruyor:

Hz Ebû Hüreyre'den. Allah Teâlâ buyuruyor:
Ey Ademoğlu! Allah bize yirmi dört saat vermiş.

Ey Ademoğlu! Allah bize yirmi dört saat vermiş.
Yirmi dört saatinin bir kısmını uykuya veriyor.Yirmi dört saatinin bir kısmını uykuya veriyor. Bir kısmını da işe veriyor, bir kısmını da ibadete veriyor.Bir kısmını da işe veriyor, bir kısmını da ibadete veriyor. Tabi yemek içmek ihtiyacımız var.Tabi yemek içmek ihtiyacımız var. Eve barka, oduna kömüre ihtiyacımız var.Eve barka, oduna kömüre ihtiyacımız var. Bunun temini için biz çalışmak mecburiyetindeyiz.Bunun temini için biz çalışmak mecburiyetindeyiz. Fakat yirmi dört saatin yirmi dördünü de buraya değil.Fakat yirmi dört saatin yirmi dördünü de buraya değil. Bedenin istirahatine nasıl sekizini ayırıyorsak ibadet için deBedenin istirahatine nasıl sekizini ayırıyorsak ibadet için de bir kısmını ayırmak mecburiyetindeyiz.bir kısmını ayırmak mecburiyetindeyiz. Ama bugün işim böyle çok hızlı. Çok var.Ama bugün işim böyle çok hızlı. Çok var. Olmaz.

Olmaz.
Ne kadar çok olursa olsun. Saatin geldiğinde bırak.

Ne kadar çok olursa olsun. Saatin geldiğinde bırak.
Rezzâk Allah’tır. Ezan okunuyor.Rezzâk Allah’tır. Ezan okunuyor. Bırak, kapat dükkanı camiye. Öğle, ikindi, akşam...Bırak, kapat dükkanı camiye. Öğle, ikindi, akşam... Teferrağ li-ibâdetî.

Teferrağ li-ibâdetî.
Sen benim ibadetim için ayrılırsan, böyle yaparsan ben senin içini,Sen benim ibadetim için ayrılırsan, böyle yaparsan ben senin içini, sabrını, gönlünü zenginlikle doldururum.sabrını, gönlünü zenginlikle doldururum. Şimdi mesela milyar parası olan zenginler var. Ama içi fakir.

Şimdi mesela milyar parası olan zenginler var. Ama içi fakir.
Görmüyor bizi.Görmüyor bizi. Ezana gidemiyor, namaza gidemiyor, cemaate gidemiyor, şunu yapamıyor, bunu yapamıyor. Ezana gidemiyor, namaza gidemiyor, cemaate gidemiyor, şunu yapamıyor, bunu yapamıyor. Niçin?

Niçin?
İç fakirliği var.

İç fakirliği var.
Neden bu iç fakirliği?

Neden bu iç fakirliği?
Allah vermeyince olmaz.

Allah vermeyince olmaz.
Zenginliği de verecek Allah, fakirliği de verecek Allah'tır.Zenginliği de verecek Allah, fakirliği de verecek Allah'tır. Binâenaleyh dün bir hoş bir şey daha gördüm. Korku meselesinde.Binâenaleyh dün bir hoş bir şey daha gördüm. Korku meselesinde. Diyor ki:

Diyor ki:
Müminliğin şartıdır Allah'tan korkmak.

Müminliğin şartıdır Allah'tan korkmak.
İmanın şartıdır, Allah'tan korkmak imanın şartı olunca...İmanın şartıdır, Allah'tan korkmak imanın şartı olunca... Korkusuz olunca ilk Allah-u Teâlâ'nın oraya vereceği ceza, Korkusuz olunca ilk Allah-u Teâlâ'nın oraya vereceği ceza, gönlünden yakini kaldır.gönlünden yakini kaldır. Gönülden yakını kalkar, onun yerine şek gelir, acaba Allah var mıydı,Gönülden yakını kalkar, onun yerine şek gelir, acaba Allah var mıydı, yok muydu demeye, ahiret var mıydı, yok muydu demeyeyok muydu demeye, ahiret var mıydı, yok muydu demeye başlarsın bucalamaya, en nihayet nasıl gider hiç bilmem artık.başlarsın bucalamaya, en nihayet nasıl gider hiç bilmem artık. Sırf Allah korkusunun gönülden çıkışının bir cezası.Sırf Allah korkusunun gönülden çıkışının bir cezası. Gönle Allah korkusu muhakkak lazım.Gönle Allah korkusu muhakkak lazım. Mümin misin?

Mümin misin?
Allah'tan korkacaksın.

Allah'tan korkacaksın.
Canın peygamber korktuktan sonra

Canın peygamber korktuktan sonra
O sabahlara kadar ibadet u taat ve gözyaşlarıylaO sabahlara kadar ibadet u taat ve gözyaşlarıyla yerleri doldurttuğu halde Allah korkusundanyerleri doldurttuğu halde Allah korkusundan yaşayan insanlarla biz ne oluyoruz ki artık?yaşayan insanlarla biz ne oluyoruz ki artık? Bütün günahlarla beraber korkmayalım Allah'tan!

Bütün günahlarla beraber korkmayalım Allah'tan!
“Hocam, Allah Kerîm?”

“Hocam, Allah Kerîm?”
Allah Kerim ama bu hususta derin.

Allah Kerim ama bu hususta derin.
Onun için kalbini böyle senin zenginlikle doldururum.Onun için kalbini böyle senin zenginlikle doldururum. Ve esüdde fakrake. İhtiyaçları da kaparım.

Ve esüdde fakrake. İhtiyaçları da kaparım.
İhtiyaçlarını kaparım. Ama doymaz bir göz var, doymaz bir gönül var.İhtiyaçlarını kaparım. Ama doymaz bir göz var, doymaz bir gönül var. Bu doymaz gözle, doymayan gönüle ne yapacaksın?

Bu doymaz gözle, doymayan gönüle ne yapacaksın?
İnsanın bir ihtiyacı var tabi; bir eve, bir eşya, şu bu neyse… Bir ihtiyaç.

İnsanın bir ihtiyacı var tabi; bir eve, bir eşya, şu bu neyse… Bir ihtiyaç.
İhtiyaç yani. Bu ihtiyacın da kısımları var.İhtiyaç yani. Bu ihtiyacın da kısımları var. Mesela bir insanın, bir fakirin ihtiyacı bir odayla olur.

Mesela bir insanın, bir fakirin ihtiyacı bir odayla olur.
İşte bir sahan, bir kabı olursa olur bu ihtiyacı. İşte bir sahan, bir kabı olursa olur bu ihtiyacı. Fakat insanlar tabi tabakalanınca, onun olmuyor, evine üç oda, Fakat insanlar tabi tabakalanınca, onun olmuyor, evine üç oda, dört oda, beş oda istiyor.dört oda, beş oda istiyor. Efendim ziynetini ona göre istiyor, şunu bunu istiyor, yazlık istiyor,

Efendim ziynetini ona göre istiyor, şunu bunu istiyor, yazlık istiyor,
kışlık istiyor ama bunların hangisi ihtiyaçtandır?kışlık istiyor ama bunların hangisi ihtiyaçtandır? İhtiyaç nispeti için müsaade var.

İhtiyaç nispeti için müsaade var.
İhtiyaçtan gayrısı için olan kısım vebaldedir. İhtiyaçtan gayrısı için olan kısım vebaldedir. Ve in lâ.

Ve in lâ.
Eğer sen ibadetim için ayrılmazsan, ayrılmazsan şimdi tersine geldi.Eğer sen ibadetim için ayrılmazsan, ayrılmazsan şimdi tersine geldi. Ayrılmazsan…Ayrılmazsan… Mele’tü yedeyke şüğlen.

Mele’tü yedeyke şüğlen.
Ondan sonra elinle seni meşgul ederim,Ondan sonra elinle seni meşgul ederim, kafanı meşgul ederim, vücudunu meşgul ederim. Şüğlen.kafanı meşgul ederim, vücudunu meşgul ederim. Şüğlen. Bütün gün uğraşır durursun paralarla.Bütün gün uğraşır durursun paralarla. Ve lem esüdde fakrake.

Ve lem esüdde fakrake.
Fakirliği katiyen senin kapamam, gözün doymaz. Belki çok paran olur.Fakirliği katiyen senin kapamam, gözün doymaz. Belki çok paran olur. Olur ama gözün doymaz.Olur ama gözün doymaz. İnna’llâhe te’âlâ yekûlü. Yine buyuruyor Cenâb-ı Hak.

İnna’llâhe te’âlâ yekûlü. Yine buyuruyor Cenâb-ı Hak.
Külle yevmin. Her gün diyor Cenâb-ı Hak:

Külle yevmin. Her gün diyor Cenâb-ı Hak:
Ene rabbükümü’l-azîzü. Ey mahluklarım!

Ene rabbükümü’l-azîzü. Ey mahluklarım!
Sizin aziz olan Rabbınızım ben.

Sizin aziz olan Rabbınızım ben.
Bunu duyacak kulak lazım. Allah bu kulakları bize versin...Bunu duyacak kulak lazım. Allah bu kulakları bize versin... Fe-men erâde izze’dareyni.

Fe-men erâde izze’dareyni.
Dünyanın Allah'ı da bir Allah, ahiretin Allah'ı da bir Allah. Dünyanın Allah'ı da bir Allah, ahiretin Allah'ı da bir Allah. Bu dünyada bize envâi çeşit nimetleri veren, Bu dünyada bize envâi çeşit nimetleri veren, o ahiretteki alan Allah'tır yine aynı Allah.o ahiretteki alan Allah'tır yine aynı Allah. Binâenaleyh dâreynin izzetini isteyen kimse,Binâenaleyh dâreynin izzetini isteyen kimse, fe’l-yutiî'l aziz, aziz olan Allah'ı celle ve ala'ya itaattir. fe’l-yutiî'l aziz, aziz olan Allah'ı celle ve ala'ya itaattir. Emrini dinlesin, yasaklarından kaçsın. Emrini dinlesin, yasaklarından kaçsın. Ben sizden fazla bir şey istemiyorum ki.Ben sizden fazla bir şey istemiyorum ki. Uyumayın demiyorum, yemeyin demiyorum,Uyumayın demiyorum, yemeyin demiyorum, şunu yapmayın demiyorum.şunu yapmayın demiyorum. Yine meşgul olan haklarınızı yapın, rakı içeceğine buz gibi şerbet iç.Yine meşgul olan haklarınızı yapın, rakı içeceğine buz gibi şerbet iç. Haram şeyi yiyeceğine,Haram şeyi yiyeceğine, mis gibi Cenâb-ı Hakk'ın helal nimetleri dolu yeryüzünde.mis gibi Cenâb-ı Hakk'ın helal nimetleri dolu yeryüzünde. Onlarla mütenaim ol. Onlarla mütenaim ol. Azizliği istiyorsan, aziz olan Hz. Allah'a itaat...

Azizliği istiyorsan, aziz olan Hz. Allah'a itaat...
İtaat nispetinde aziz oluyor demek insan.İtaat nispetinde aziz oluyor demek insan. İnna’llâhe te’âlâ yekûlü yevme’l-kiyâmeti:

İnna’llâhe te’âlâ yekûlü yevme’l-kiyâmeti:
Allah celle ve ala Kıyâmet gününde buyuruyor.Allah celle ve ala Kıyâmet gününde buyuruyor. Eyne’l-mütehâbbûne li-celâlî.

Eyne’l-mütehâbbûne li-celâlî.
Başka zamanlarda epeydir söylemiş oluyorum da,Başka zamanlarda epeydir söylemiş oluyorum da, şimdi burada da yeri geliyor.şimdi burada da yeri geliyor. İnsanların Allahu celle ve ala'yı sevmeleri ayrı bir iş.İnsanların Allahu celle ve ala'yı sevmeleri ayrı bir iş. Herkes mecburi sevecek Allah'ını.Herkes mecburi sevecek Allah'ını. Sevmemek, taş gibi bir adam olmak lazım.Sevmemek, taş gibi bir adam olmak lazım. Neden?

Neden?
Her nimeti veren O.

Her nimeti veren O.
Şu saçın bir tanesini kim yapabilir ya?

Şu saçın bir tanesini kim yapabilir ya?
Şu kaşın, şu gözün.

Şu kaşın, şu gözün.
Her bir nimet, her şey O'nun.

Her bir nimet, her şey O'nun.
Akıl, fikir, irade, kudret, kuvvet hep O'nun.Akıl, fikir, irade, kudret, kuvvet hep O'nun. İmân-ı Gazzâlî''nin güzel bir tespitleri vardır, hoşuma gider.

İmân-ı Gazzâlî''nin güzel bir tespitleri vardır, hoşuma gider.
Şimdi mesela diyorsun ki: “Bunu ben yazdım” diyor.

Şimdi mesela diyorsun ki: “Bunu ben yazdım” diyor.
Ben yaptım diyor. Şimdi diyor ki bir kalem yazıyordun ya: Ben yaptım diyor. Şimdi diyor ki bir kalem yazıyordun ya: “Kaleme desen ki sen mi yaptın bunu?” “Kaleme desen ki sen mi yaptın bunu?” “Yok” diyor, “Ben kamıştaki bir ağaçtım” diyor.

“Yok” diyor, “Ben kamıştaki bir ağaçtım” diyor.
“Beni kestiler. İki parmağının arasına aldı. Bu yaptırdı.”“Beni kestiler. İki parmağının arasına aldı. Bu yaptırdı.” Parmağa soruyor: “Sen mi yaptın bunu?”

Parmağa soruyor: “Sen mi yaptın bunu?”
“Ben odun parçasıyım, benim ne kudretim var. Bana yukarıdan emir geldi.

“Ben odun parçasıyım, benim ne kudretim var. Bana yukarıdan emir geldi.
O emre imtisal ettim ben” diyor.O emre imtisal ettim ben” diyor. O emir nereden geldi?

O emir nereden geldi?
O emri veren nerede?

O emri veren nerede?
İşte binâenaleyh Allah'ın celle ve ala'nın ilhamıdır insanlara.

İşte binâenaleyh Allah'ın celle ve ala'nın ilhamıdır insanlara.
Ben güzel bir şey gördüm bugün.

Ben güzel bir şey gördüm bugün.
Diyor ki mesela; devletinize daima dua ediniz.Diyor ki mesela; devletinize daima dua ediniz. Sebbetmeyiniz, aleyhinde konuşmayınız.Sebbetmeyiniz, aleyhinde konuşmayınız. Çünkü devletiniz sizin için, sizin derecenize göre verilmiştir.Çünkü devletiniz sizin için, sizin derecenize göre verilmiştir. Sizin iktidatınıza göre verilmiştir.Sizin iktidatınıza göre verilmiştir. Siz iktidanızı Allah'a çevirin, Allah onları kendisi dostları yapar.Siz iktidanızı Allah'a çevirin, Allah onları kendisi dostları yapar. Siz düzelmedikçe onlar düzelmez.Siz düzelmedikçe onlar düzelmez. Onların düzelmesi sizin düzelmenize bağlı. Onların düzelmesi sizin düzelmenize bağlı. Çok güzel.

Çok güzel.
Biz hep istiyoruz ki onlar doğru olsun, biz yamuk olalım. Olmaz ki.Biz hep istiyoruz ki onlar doğru olsun, biz yamuk olalım. Olmaz ki. Onun için Eyne’l-mütehâbbûne li-celâlî.

Onun için Eyne’l-mütehâbbûne li-celâlî.
Benim azamet ve celâlim içinBenim azamet ve celâlim için sevişenler nerede diyor Cenâb-ı Hak kıyamet günde?sevişenler nerede diyor Cenâb-ı Hak kıyamet günde? Onları mümkat çağırıyor evvela.

Onları mümkat çağırıyor evvela.
Oradaki sıkıntı çok dehşet aziz kardeş.Oradaki sıkıntı çok dehşet aziz kardeş. Kıyametin tasvirini, kıyamet kitaplarını okusanız çok acı.Kıyametin tasvirini, kıyamet kitaplarını okusanız çok acı. Ama iman lazım.Ama iman lazım. Bi hürmeti'l-Fâtiha.

Bi hürmeti'l-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2