İlahi Rahmetten Uzaklaşma

Mehmed Zahid KOTKU

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İlahi Rahmetten Uzaklaşma

Mehmed Zahid KOTKU

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

BismillahirrahmanirrahimBismillahirrahmanirrahim el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin

el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin
el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakînel-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân, enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh,İ’lemû eyyühe’l-ihvân, enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh, fe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem fe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâlehve şerra’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nârve külle dalâletin fi’n-nâr ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: Mefharı mevcûdat Muhammed Mustafa râ salavat.

Mefharı mevcûdat Muhammed Mustafa râ salavat.
Seyyidü's-seâdât Muhammed Mustafa ra salavat.

Seyyidü's-seâdât Muhammed Mustafa ra salavat.
Habîb-i Hudâ Muhammed Mustafa ra salavat.

Habîb-i Hudâ Muhammed Mustafa ra salavat.
İzâ zahera. Sizde zahir olduğu vakitte.

İzâ zahera. Sizde zahir olduğu vakitte.
Fîküm mâ zahera fî benî İsraîl,Fîküm mâ zahera fî benî İsraîl, İsrail, Beni İsrail'de vakı olan hadiseler sizde de olmaya başladığı vakitteİsrail, Beni İsrail'de vakı olan hadiseler sizde de olmaya başladığı vakitte onlardaki hadiseler.onlardaki hadiseler. İzâ kaneti’l-fahişetü fi kibariküm.İzâ kaneti’l-fahişetü fi kibariküm. Fuhuş, onların yüksek tabakasında cari.Fuhuş, onların yüksek tabakasında cari. Yüksek tabaka. Hepsi, kibar dediği büyük, yüksek tabak insanlar,Yüksek tabaka. Hepsi, kibar dediği büyük, yüksek tabak insanlar, hepsi fuhuş âlemine dalmışlar.hepsi fuhuş âlemine dalmışlar. Ve’l-mülkü fi siğariküm.Ve’l-mülkü fi siğariküm. Devlet idarelerinde mülkler gençlerin eline verilmiş, sığar, küçüklerin eline.Devlet idarelerinde mülkler gençlerin eline verilmiş, sığar, küçüklerin eline. Ve’l- ilm, ilim de fî ruzzâlikum.Ve’l- ilm, ilim de fî ruzzâlikum. Adi insanların eline verilmiş, rezil.Adi insanların eline verilmiş, rezil. Kendini bilmeyenlerin elinde ilim.Kendini bilmeyenlerin elinde ilim. Parayla değil, çalışmış, almış. Ama ahlak denilen şey kendisinde mefkud.Parayla değil, çalışmış, almış. Ama ahlak denilen şey kendisinde mefkud. Bunu Enes radıyallahu anh rivayet ederken demişler ki:Bunu Enes radıyallahu anh rivayet ederken demişler ki: "Ya Rasulallah, Metâ nedeu’l- emra bi’l ma’ruf ve’n-nehyi ani’l-münker?"

"Ya Rasulallah, Metâ nedeu’l- emra bi’l ma’ruf ve’n-nehyi ani’l-münker?"
Bu emri bi’l-maruf, nehy-i anil-münker ki daima zikrolunuyor.Bu emri bi’l-maruf, nehy-i anil-münker ki daima zikrolunuyor. Bunu ne zamana kadar söyleyebileceğiz?Bunu ne zamana kadar söyleyebileceğiz? Ne zaman bırakmamız lazım artık?Ne zaman bırakmamız lazım artık? Faydası olmayacak bir devir ne zaman?” Bunu anlatmış demek.Faydası olmayacak bir devir ne zaman?” Bunu anlatmış demek. "Ne zaman ki sizin idareleriniz çocuklarınızın eline geçer,

"Ne zaman ki sizin idareleriniz çocuklarınızın eline geçer,
küçüklerinizin eline geçer. Fuhuş da büyükleriniz de cereyan etmeye başlarsaküçüklerinizin eline geçer. Fuhuş da büyükleriniz de cereyan etmeye başlarsa o zaman ilim de rezil olan insanların eline geçtiği vakitte o zaman ilim de rezil olan insanların eline geçtiği vakitte artık bırakın emri marufu.artık bırakın emri marufu. Uğraşmayın artık. Söz dinleyen olmaz, bulamazsınız."Uğraşmayın artık. Söz dinleyen olmaz, bulamazsınız." İzâ zahra’l-idhan. İdhân, müdahene.

İzâ zahra’l-idhan. İdhân, müdahene.
Ne zaman bu zahir olursa, fî hıyârikum.Ne zaman bu zahir olursa, fî hıyârikum. Sizin hayırlı dediğiniz insanlarda müdahene, dalkavukluk.Sizin hayırlı dediğiniz insanlarda müdahene, dalkavukluk. Sizin hayırlı zannettiğiniz insanlar ne zamanki dalkavukluğa başlarlar,Sizin hayırlı zannettiğiniz insanlar ne zamanki dalkavukluğa başlarlar, ve’l-fahişetü fi şirariküm.ve’l-fahişetü fi şirariküm. Fahişe de şehirlerde başlar.Fahişe de şehirlerde başlar. Ve tehavvele’l-mülkü fi siğariküm.Ve tehavvele’l-mülkü fi siğariküm. Mülk de çocukların eline geçer, sığarın.Mülk de çocukların eline geçer, sığarın. Ve'l-fikhû fî ruzzâlikum. Fıkıh da rezillerin eline düşer.Ve'l-fikhû fî ruzzâlikum. Fıkıh da rezillerin eline düşer. O zaman, fe'l-tenzruhu inde zâlike sâah.O zaman, fe'l-tenzruhu inde zâlike sâah. Kıyamete artık bekle o zaman.Kıyamete artık bekle o zaman. Ve acâben ve belâen ve umyen.

Ve acâben ve belâen ve umyen.
Bir azap, bir bela, bir körlük.Bir azap, bir bela, bir körlük. Yani körlük olur da gözlerinin körlüğü değil de, gönüller körelir.Yani körlük olur da gözlerinin körlüğü değil de, gönüller körelir. Laf anlatmak imkanı olmaz.Laf anlatmak imkanı olmaz. Herkes kendi bilginden şaşmaz.Herkes kendi bilginden şaşmaz. Allah muhafaza etsin…

Allah muhafaza etsin…
İza zahara su’u fi’l-ard

İza zahara su’u fi’l-ard
Yerde, yeryüzündeki insanlar kötülük yapmaya başladıkları vakitte,Yerde, yeryüzündeki insanlar kötülük yapmaya başladıkları vakitte, fenalıkları yapmaya başladıkları vakittefenalıkları yapmaya başladıkları vakitte enzele’llahu be’sehu bi ehli’l-ardi.enzele’llahu be’sehu bi ehli’l-ardi. Cenab-ı Hak yeryüzüne bir şiddet verir,Cenab-ı Hak yeryüzüne bir şiddet verir, Be’s. Darlık, zorluk, helak.Be’s. Darlık, zorluk, helak. Ve in kâne fihim kavmun salihun.

Ve in kâne fihim kavmun salihun.
Fakat bunların içerisinde tabi iyiler de var.Fakat bunların içerisinde tabi iyiler de var. İyiler de var ama ve in kâne fihim kavmun salihun yusibuhum mâ esabe’n-nas.İyiler de var ama ve in kâne fihim kavmun salihun yusibuhum mâ esabe’n-nas. Mesela sallandığı vakitte yer, iyisi de gidiyor, kötüsü de gidiyor, hepsi birden gidiyor.Mesela sallandığı vakitte yer, iyisi de gidiyor, kötüsü de gidiyor, hepsi birden gidiyor. Sümme yercune ilâ rahmetillah ve mağfiratihi.

Sümme yercune ilâ rahmetillah ve mağfiratihi.
Fakat dünyadaki bu şiddetin altında kalırlar ama sonra rahmet-i ilahiyeyeFakat dünyadaki bu şiddetin altında kalırlar ama sonra rahmet-i ilahiyeye ve mağfiret-i ilahiyeye nail olurlar bunlar.ve mağfiret-i ilahiyeye nail olurlar bunlar. Aradaki fark öldükten sonra ayrılıyor.Aradaki fark öldükten sonra ayrılıyor. Ölüm, felaket ona gelir. Ölüm, felaket ona gelir. Geldiğinde iyiler mağfiret-i ilahi’ye ve rahmet-i ilahi’ye müstahak olurlar.Geldiğinde iyiler mağfiret-i ilahi’ye ve rahmet-i ilahi’ye müstahak olurlar. Diğerleri felaket içerisinde kalırlar.Diğerleri felaket içerisinde kalırlar. İzâ zahera su’u. Kötülük başladı bir yerde.

İzâ zahera su’u. Kötülük başladı bir yerde.
Felem yenhev anhu.Felem yenhev anhu. Kimse demiyor ki yapma yahu. Demiyor.Kimse demiyor ki yapma yahu. Demiyor. Mini etek mesela çıktı ya mesela şimdi kötülüktür.Mini etek mesela çıktı ya mesela şimdi kötülüktür. Hiç girmediği yer yok. Felem yenhev anhu. Kimse onu men edemedi, etmedi, çalışmadı.Hiç girmediği yer yok. Felem yenhev anhu. Kimse onu men edemedi, etmedi, çalışmadı. Herkes razı demek bu hale.Herkes razı demek bu hale. Enzelallahu bihim be'sehu.Enzelallahu bihim be'sehu. Allah bunlara cezayı yollasın.Allah bunlara cezayı yollasın. Kile, dediler ki ve in kane fihimu’s-salihun.Kile, dediler ki ve in kane fihimu’s-salihun. İyiler var ya, ya Rasulallah. Kal: neam. evet iyiler de var amaİyiler var ya, ya Rasulallah. Kal: neam. evet iyiler de var ama yusibuhum mâ esabehum. yusibuhum mâ esabehum. Onlara isabet eder, onlarda isabetsiz çıkarır.Onlara isabet eder, onlarda isabetsiz çıkarır. Sümme yesirûn ilâ mağfiratillâhi ve rahmetihi.Sümme yesirûn ilâ mağfiratillâhi ve rahmetihi. Sonra onlar Allah Teala'nın mağfiret ve rahmetine nail olurlar.Sonra onlar Allah Teala'nın mağfiret ve rahmetine nail olurlar. Mesela Lût kavmine felaket geldiği vakitte

Mesela Lût kavmine felaket geldiği vakitte
bir rivayette kırk bin teheccüdde insan varmış.bir rivayette kırk bin teheccüdde insan varmış. Cebrail aleyhisselam demiş ki:Cebrail aleyhisselam demiş ki: “Ya Rabbi bu kadar teheccüd edenler var.”

“Ya Rabbi bu kadar teheccüd edenler var.”
“Sen vazifeni yap.” Ahiret daima var.“Sen vazifeni yap.” Ahiret daima var. İza zahara’l kavlu ve huzine’l amelu,

İza zahara’l kavlu ve huzine’l amelu,
ve’ntelefeti’l-elsinetu, ve tebağadati’l-kulubu,ve’ntelefeti’l-elsinetu, ve tebağadati’l-kulubu, ve kada’a küllü zi rahimin rahimehu,ve kada’a küllü zi rahimin rahimehu, fe-inde za’like le’anehumu’llahu ve esammehum, fe-inde za’like le’anehumu’llahu ve esammehum, ve e’ma ebsarahum.ve e’ma ebsarahum. Allah muhafaza etsin…

Allah muhafaza etsin…
Yine, iza zahara’l kavlu. Fenalıklar zahir oldu.

Yine, iza zahara’l kavlu. Fenalıklar zahir oldu.
Ve huzine’l amelu. Ameller saklandı. Yapılamıyor yani.Ve huzine’l amelu. Ameller saklandı. Yapılamıyor yani. Ve’ntelefeti’l-elsinetu. Diller beraber.Ve’ntelefeti’l-elsinetu. Diller beraber. Hep herkes dil itibarıyla birbirinin arkadaşı.Hep herkes dil itibarıyla birbirinin arkadaşı. Ve tebağadati’l-kulubu. Ama içler hep ayrı.Ve tebağadati’l-kulubu. Ama içler hep ayrı. Gösterişten ibaret yani;Gösterişten ibaret yani; yüzlerin, dillerin birbiriyle oluşu.yüzlerin, dillerin birbiriyle oluşu. “Bu işi yapalım mı?”

“Bu işi yapalım mı?”
“Yapalım.”

“Yapalım.”
Hep birden cevap veriyorlar. Yapalım. Çok iyi, çok doğru.

Hep birden cevap veriyorlar. Yapalım. Çok iyi, çok doğru.
Fakat hiçbirisinin kulûbü bir diğerine uymuyor.Fakat hiçbirisinin kulûbü bir diğerine uymuyor. İstemiyor işleri ve netice hasıl olmuyor.İstemiyor işleri ve netice hasıl olmuyor. Ve tebağadati’l-kulubu.Ve tebağadati’l-kulubu. Ve kada’a küllü zi rahimin rahimehu.

Ve kada’a küllü zi rahimin rahimehu.
Her akraba-i taallukat birbiriyle ilgisini kesmiş.Her akraba-i taallukat birbiriyle ilgisini kesmiş. Akraba-i taallukatlık kalmamış o zaman.Akraba-i taallukatlık kalmamış o zaman. Fe-inde za’like, işte iş bu raddeye vardığı vakitte.Fe-inde za’like, işte iş bu raddeye vardığı vakitte. Leanehumu’llahu, Allah lanet eder.Leanehumu’llahu, Allah lanet eder. Kime? O kavme.Kime? O kavme. Daha, ve eshammehüm hepsini sağır yapar.Daha, ve eshammehüm hepsini sağır yapar. Duyduramazsın lafı yani.Duyduramazsın lafı yani. Bu, kulak körlük sağırlığı değil.Bu, kulak körlük sağırlığı değil. Laf tesir etmez.Laf tesir etmez. Girmez içeriye laf.Girmez içeriye laf. Ve esammehum, ve e’ma ebsarahum.

Ve esammehum, ve e’ma ebsarahum.
Gözleri de kör olur. Açıktır gözleri, görürler.Gözleri de kör olur. Açıktır gözleri, görürler. Fakat anlamazlar. İdraksız göz.Fakat anlamazlar. İdraksız göz. Mesela koyunun da gözü var ama idrakı yoktur.Mesela koyunun da gözü var ama idrakı yoktur. Bilmez neticesinde, basiretsiz göz.Bilmez neticesinde, basiretsiz göz. Hayvan gözü gibidir yani göz.Hayvan gözü gibidir yani göz. Basiret olmayınca bir gözde,

Basiret olmayınca bir gözde,
basar, basiret.basar, basiret. Basiret olmayınca bir gözde akıbeti göremiyor,Basiret olmayınca bir gözde akıbeti göremiyor, neticeyi göremiyor, anlayamıyor.neticeyi göremiyor, anlayamıyor. Bu gözün koyundaki gözden farkı yok.Bu gözün koyundaki gözden farkı yok. “Evet, biz bu fenalığı yapıyoruz ama netice ne olacak” diyemiyor insan.

“Evet, biz bu fenalığı yapıyoruz ama netice ne olacak” diyemiyor insan.
Diyememesi, gözlerin körlüğü, kulaklarının sağırlığından ibaret oluyor.Diyememesi, gözlerin körlüğü, kulaklarının sağırlığından ibaret oluyor. Allah muhafaza etsin...

Allah muhafaza etsin...
Bu; tebği kulubuhüm, kalplerin körlüğü oluyor bu.

Bu; tebği kulubuhüm, kalplerin körlüğü oluyor bu.
Kalplerin sağırlığı oluyor bu.Kalplerin sağırlığı oluyor bu. Bunlar da değil.Bunlar da değil. Bunlar gönül körlüğü, gönül sağırlığı diyorlar ki Allah esirgesin...Bunlar gönül körlüğü, gönül sağırlığı diyorlar ki Allah esirgesin... Bu, ölümden beterdir.Bu, ölümden beterdir. Ölüm iyidir. Rahmete kavuşur, giderler. Ölüm iyidir. Rahmete kavuşur, giderler. Fakat bu karar da bozuldu muydu, o çok fena bir şey.Fakat bu karar da bozuldu muydu, o çok fena bir şey. İzâ zaharati’l fâhişe.

İzâ zaharati’l fâhişe.
Fuhuş, aleni.Fuhuş, aleni. Fuhşun aleni olması için mesela kediler, köpekler gibi sokakta değil de,Fuhşun aleni olması için mesela kediler, köpekler gibi sokakta değil de, çeşitlisi var şimdi bugün.çeşitlisi var şimdi bugün. İzâ zaharati’l fâhişe. Fuhuş meydana çıkmış.İzâ zaharati’l fâhişe. Fuhuş meydana çıkmış. Kaneti’l-racfetu, Bu zelzeleyi hazır eder.Kaneti’l-racfetu, Bu zelzeleyi hazır eder. Fuhşun meydan buluşu neticede zelzeleleri doğurur.Fuhşun meydan buluşu neticede zelzeleleri doğurur. Ve iza cera’l-hükkam.

Ve iza cera’l-hükkam.
Hakimler vazifelerini yapmıyor.Hakimler vazifelerini yapmıyor. Cevrediyor, zulmediyor, haksızlık yapıyorlarsaCevrediyor, zulmediyor, haksızlık yapıyorlarsa Kalle’l-mataru, yağmur alırız.Kalle’l-mataru, yağmur alırız. Ve izâ ğudira bi ehl-i zimmeh.Ve izâ ğudira bi ehl-i zimmeh. Ehl-i zimme diyerekten memlekette yaşayan insanlarıEhl-i zimme diyerekten memlekette yaşayan insanları gayrimüslimleri yani onlara kadr edilmesi.gayrimüslimleri yani onlara kadr edilmesi. Bunlar çünkü şey altında durdukları müddetçe aynı bizim gibi haklara sahiptirler.Bunlar çünkü şey altında durdukları müddetçe aynı bizim gibi haklara sahiptirler. Bizim gibi haklara sahip oldukları haldeBizim gibi haklara sahip oldukları halde haksız yere onlara zulmedilirsehaksız yere onlara zulmedilirse zahara’l-aduv, Allah düşmanı size musallat kılar.zahara’l-aduv, Allah düşmanı size musallat kılar. O zaman düşmanın galebesine uğrarsınız.O zaman düşmanın galebesine uğrarsınız. İzâ zaharati’l-ma’asi fi ümmeti

İzâ zaharati’l-ma’asi fi ümmeti
İsyan ümmetimde zahir olmuş. Ümmeti diyor.İsyan ümmetimde zahir olmuş. Ümmeti diyor. Ammehumu’llahu bi azebin min indihi.Ammehumu’llahu bi azebin min indihi. Allah onlara azabını umum kılar. Azap, umum olur.Allah onlara azabını umum kılar. Azap, umum olur. Kile: Emâ fi’n-nasi yevme izin salihin?

Kile: Emâ fi’n-nasi yevme izin salihin?
Ey ya Rasulallah, bugün iyiler yok mu?Ey ya Rasulallah, bugün iyiler yok mu? Onlarda mı öyle olacak?Onlarda mı öyle olacak? Kâl: Bela. Yusibuhum ma esabe’n-nâs.

Kâl: Bela. Yusibuhum ma esabe’n-nâs.
Nâsa o gün ne isabet ettiyse, iyilere de aynı şey isabet edecek.Nâsa o gün ne isabet ettiyse, iyilere de aynı şey isabet edecek. Mesela açlık, kıtlık, yağmur felaketi, yel felaketi, neler var.Mesela açlık, kıtlık, yağmur felaketi, yel felaketi, neler var. Sümme yasîrun ilâ mağfireti min Allâhi ve rıdvan.Sümme yasîrun ilâ mağfireti min Allâhi ve rıdvan. Sonra, ahir aleminde mağfiret-i İlâhiyye ve rıdvan-i İlâhiyye nâil olurlar.Sonra, ahir aleminde mağfiret-i İlâhiyye ve rıdvan-i İlâhiyye nâil olurlar. İzâ zaherati'l-hayyetü fi'l-meskeni

İzâ zaherati'l-hayyetü fi'l-meskeni
Bu fuhuş, işte buna dair olan birkaç tane hadis-i şerif var.Bu fuhuş, işte buna dair olan birkaç tane hadis-i şerif var. Bu İslam cephesidir.Bu İslam cephesidir. Şimdi bir düşman cephesi var, asker cephesi var mesela.Şimdi bir düşman cephesi var, asker cephesi var mesela. Bir de İslam'ın iç cephesi var.Bir de İslam'ın iç cephesi var. Nasıl ki ordunun cephesi bozulduğu vakitte düşman buradan sızar içeriye artık.Nasıl ki ordunun cephesi bozulduğu vakitte düşman buradan sızar içeriye artık. Bozdu bir kere cepheyi.Bozdu bir kere cepheyi. Buradan başlar içeriye doğru, hücum yapıp oradaki kuvvetleri imha edecek yahut esir alacak.Buradan başlar içeriye doğru, hücum yapıp oradaki kuvvetleri imha edecek yahut esir alacak. Gidiyor buraya içeriye.Gidiyor buraya içeriye. Cephe bozulduğu vakitte ne yapmak lazım insana?Cephe bozulduğu vakitte ne yapmak lazım insana? Kaçmak mı lazım? Gediği tıkamak mı lazım?Kaçmak mı lazım? Gediği tıkamak mı lazım? Düşman buradan girdi içeriye.Düşman buradan girdi içeriye. Bunu tıkayıp da düşmana durdurmak mı lazım,Bunu tıkayıp da düşmana durdurmak mı lazım, yoksa düşman girdi diyerek açıp da kalmak mı lazım?yoksa düşman girdi diyerek açıp da kalmak mı lazım? Nasılsa bu, bu günahlar da böyledir.Nasılsa bu, bu günahlar da böyledir. Bir memlekete bir günah, bir fenalık giriyor.

Bir memlekete bir günah, bir fenalık giriyor.
Girdiği vakitte, ne yapalım dediğin vakitte,Girdiği vakitte, ne yapalım dediğin vakitte, cepheyi ne yapalım diye boş bıraktığın gibi, bu da aynıdır.cepheyi ne yapalım diye boş bıraktığın gibi, bu da aynıdır. Nasıl ki oradan düşman görünce esir ediyor insanları, yahut imha ediyor netice itibariyle.Nasıl ki oradan düşman görünce esir ediyor insanları, yahut imha ediyor netice itibariyle. Bu fenalıklar da memlekete girdiği vakitte o memleketi dinen imha eder.Bu fenalıklar da memlekete girdiği vakitte o memleketi dinen imha eder. İslamiyeti de imha eder. İslamiyeti de imha eder.İslamiyeti de imha eder. İslamiyeti de imha eder. Ama bugün görünmez.Ama bugün görünmez. Eskiden de muharebeler uzun sürermiş.Eskiden de muharebeler uzun sürermiş. Bugün görünmez ama yarın görünecek.Bugün görünmez ama yarın görünecek. Bu yarınki görüneni bugün göremezsen körlükten ileri gelir o.Bu yarınki görüneni bugün göremezsen körlükten ileri gelir o. Bugün çok iyiyiz ya, bak ne güzel camimiz dolu,Bugün çok iyiyiz ya, bak ne güzel camimiz dolu, vaazlar bol, hocalar çok, okuyor.vaazlar bol, hocalar çok, okuyor. Fakat yarını düşün bakalım.Fakat yarını düşün bakalım. Yarın ne olacak?Yarın ne olacak? Bunu görememeklik körlüğün alametidir.Bunu görememeklik körlüğün alametidir. İzâ zaharati’l hayyeti fi’l-mesken fekulu leha:

İzâ zaharati’l hayyeti fi’l-mesken fekulu leha:
İnne nes’eluke bi’ahdi Nuhin ve bi ahdi Süleymane’bni Davud, İnne nes’eluke bi’ahdi Nuhin ve bi ahdi Süleymane’bni Davud, en la tu’ziyene, (fein a’det fektuluhe.)en la tu’ziyene, (fein a’det fektuluhe.) Evde yılan var, ev yılanları.

Evde yılan var, ev yılanları.
Bu ev yılanlarını gördüğümüz vakitte derhal öldürmek icap etmez.Bu ev yılanlarını gördüğümüz vakitte derhal öldürmek icap etmez. Buna biz evvela diyeceğiz ki, ama diyeceksin ki yılan bizim sözümüzü anlar mı?Buna biz evvela diyeceğiz ki, ama diyeceksin ki yılan bizim sözümüzü anlar mı? Ne bileyim ben. Anlamaz tabiatıyla, o yılan.Ne bileyim ben. Anlamaz tabiatıyla, o yılan. Biz ona insanca konuşacağız kendi dilimizce.Biz ona insanca konuşacağız kendi dilimizce. Peygamber diyor ki:Peygamber diyor ki: Siz yılanı evinizde gördüğünüz vakitte ona deyiniz ki,

Siz yılanı evinizde gördüğünüz vakitte ona deyiniz ki,
fekulu leha. söyleyiniz o yılana, deyiniz ki:fekulu leha. söyleyiniz o yılana, deyiniz ki: İnne nes’eluke bi’ahdi Nuh ve bi ahdi Süleyman.

İnne nes’eluke bi’ahdi Nuh ve bi ahdi Süleyman.
Ey yılan! Sizin Süleyman ve Nuh aleyhisselam’a verdiğin ahd üzerine bize eza etme.Ey yılan! Sizin Süleyman ve Nuh aleyhisselam’a verdiğin ahd üzerine bize eza etme. Çekil git buradan. Bu sözü söyle. İlerisine karışma.Çekil git buradan. Bu sözü söyle. İlerisine karışma. Onu ona duyuracak Allah.Onu ona duyuracak Allah. Bu, o sözden ilham alacaktır.Bu, o sözden ilham alacaktır. Bu ilhama senin kudretin geçmez.Bu ilhama senin kudretin geçmez. Bu aradaki vasıta olan melek mi olacak, ne olacaksa…Bu aradaki vasıta olan melek mi olacak, ne olacaksa… Bunlar senden bunu istiyor. Hadi bakalım buradan çekil git diyecekler, o da çekilip gidecek.Bunlar senden bunu istiyor. Hadi bakalım buradan çekil git diyecekler, o da çekilip gidecek. Fein a’det, eğer bundan çekilmez, gitmezler, tekrar gelirseFein a’det, eğer bundan çekilmez, gitmezler, tekrar gelirse fektuluhe, o zaman ölüme hak etmiştir o.fektuluhe, o zaman ölüme hak etmiştir o. İzâ zahara’til bide’u ve leane e’hiru hezihi’l-ümmeti

İzâ zahara’til bide’u ve leane e’hiru hezihi’l-ümmeti
evvelehâ femen kâne indehu ilmun felyenşurhuevvelehâ femen kâne indehu ilmun felyenşurhu feinne ke’time’l-ilmi yevmeizinfeinne ke’time’l-ilmi yevmeizin keke’timi mâ enzele’llahu alâ Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem).keke’timi mâ enzele’llahu alâ Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem). Bidatlar zahir olduğu vakitte...

Bidatlar zahir olduğu vakitte...
Bidat ne?Bidat ne? Bidat iki kısım.Bidat iki kısım. Bir, itikatta bidat; bir, amelde bidat var.Bir, itikatta bidat; bir, amelde bidat var. İtikatta bidat olursa, -Allah esirgesin- bu helake götürür.İtikatta bidat olursa, -Allah esirgesin- bu helake götürür. Mesela diyor ki:

Mesela diyor ki:
“Öldükten sonra adam dirilir mi” diyor.

“Öldükten sonra adam dirilir mi” diyor.
Bu itikaden bidat.Bu itikaden bidat. “Burada sual olur mu” diyor. Biz gördük, işte makine kurduk, şunu kurduk,“Burada sual olur mu” diyor. Biz gördük, işte makine kurduk, şunu kurduk, radyoyu kurduk, bilmem neyi kurduk.radyoyu kurduk, bilmem neyi kurduk. Bir şey yok burada ya.Bir şey yok burada ya. Bir hayat alameti, işareti yok.Bir hayat alameti, işareti yok. Diyorsunuz ki; dirilecek, sorgu sorulacak, cevap verilecek,Diyorsunuz ki; dirilecek, sorgu sorulacak, cevap verilecek, bir de imam oraya dikiyorsunuz.bir de imam oraya dikiyorsunuz. Bunlar boş şey, diye.Bunlar boş şey, diye. İnançsızlığı var.İnançsızlığı var. Bu bidattan ileri gelir. Bidatın icabıdır.Bu bidattan ileri gelir. Bidatın icabıdır. Bir insanda bu gibi buna benzer bidatlar zahir olduğu vakit.Bir insanda bu gibi buna benzer bidatlar zahir olduğu vakit. Bu (itikad) itibariyle (bidatidir).Bu (itikad) itibariyle (bidatidir). Bir de amel itibariyle bidatlar var.Bir de amel itibariyle bidatlar var. Mesela camilerin tezyini, minarelerin çok yüksek oluşu,

Mesela camilerin tezyini, minarelerin çok yüksek oluşu,
hoparlörlerin konuşu, işte camilerin halılarla süslenişi,hoparlörlerin konuşu, işte camilerin halılarla süslenişi, kendi evlerimizin fazla olarak ziynetlenişi, giyimlerimizde usullerimizde bunlar da bidattır.kendi evlerimizin fazla olarak ziynetlenişi, giyimlerimizde usullerimizde bunlar da bidattır. Bunu ikiye bölerler.

Bunu ikiye bölerler.
Bidat-ı seyyie, bidat-ı hasene derler.Bidat-ı seyyie, bidat-ı hasene derler. İslam'a faydası olan şey, ne alâ.İslam'a faydası olan şey, ne alâ. Mesela bugün halıları kavrasak, camimize gelen olmaz.Mesela bugün halıları kavrasak, camimize gelen olmaz. Üstü başı kirlenir herkesin.Üstü başı kirlenir herkesin. Demek ki bu lazım.Demek ki bu lazım. İyi. Mümkün mertebe işte tezyin de oluyor.İyi. Mümkün mertebe işte tezyin de oluyor. Buna bir kısmı buna bidat-ı hasene der, bir kısmı da bidat-ı seyyie der.Buna bir kısmı buna bidat-ı hasene der, bir kısmı da bidat-ı seyyie der. Mesela levhalara hiç razı olmazlar camilerde.

Mesela levhalara hiç razı olmazlar camilerde.
Bazı camilerin içi levhalarla doludur.Bazı camilerin içi levhalarla doludur. Bu levhalara razı olmazlar. Bunlar da bidat-ı seyyie diyorlar.Bu levhalara razı olmazlar. Bunlar da bidat-ı seyyie diyorlar. Biz de bidatı hasene diyoruz. Çünkü o levhaları gördükçe, onları hatırımıza getiriyoruz, büyüklerimizi falan.Biz de bidatı hasene diyoruz. Çünkü o levhaları gördükçe, onları hatırımıza getiriyoruz, büyüklerimizi falan. Arada ihtilaf var. Olmaması daha evladır.Arada ihtilaf var. Olmaması daha evladır. Bu bidatlar zahir olduğu vakitte,

Bu bidatlar zahir olduğu vakitte,
ve leane e’hiru hezihi’l-ümmeti evvelehâ. ve leane e’hiru hezihi’l-ümmeti evvelehâ. Yeni gelenler eski gelenlere lanet ediyor.Yeni gelenler eski gelenlere lanet ediyor. Yeni gelen eskilere lanet ediyor.Yeni gelen eskilere lanet ediyor. Allah belalarını versin. yapamadılar, edemediler. Öyle oldu filan.Allah belalarını versin. yapamadılar, edemediler. Öyle oldu filan. Bu umumi bir derttir.Bu umumi bir derttir. iler. Öyle oldu filan. Bu umumi bir derttir. Bu ta Efendimiz'e kadar dayanır.iler. Öyle oldu filan. Bu umumi bir derttir. Bu ta Efendimiz'e kadar dayanır. Evvel...

Evvel...
Bizden evvel bir insan var. Gide gide gide Efendimiz'e kadar dayanır bu evveller.Bizden evvel bir insan var. Gide gide gide Efendimiz'e kadar dayanır bu evveller. Mesela Hz. Muaviye ile Hz. Ali devrindeki vakalara da gider.Mesela Hz. Muaviye ile Hz. Ali devrindeki vakalara da gider. Bir tarafı kendisini haklı göstermek için bir şeyler söyler.Bir tarafı kendisini haklı göstermek için bir şeyler söyler. Fakat lanet var. Bu birisi diğerini sevmiyor. Yeni gelen eskiyi sevmiyor, eski geleni.Fakat lanet var. Bu birisi diğerini sevmiyor. Yeni gelen eskiyi sevmiyor, eski geleni. Femen kâne indehu ilmun.

Femen kâne indehu ilmun.
Bugün de kimin ilmi varsa, kimde iktidar varsa ilimde,Bugün de kimin ilmi varsa, kimde iktidar varsa ilimde, fel yenşurhû, bu ilmini izhar eylesin.fel yenşurhû, bu ilmini izhar eylesin. Yapmayın, etmeyin, böyle değildir, böyledir diyerekten hakkı söylesin.Yapmayın, etmeyin, böyle değildir, böyledir diyerekten hakkı söylesin. Feinne ke’time’l-ilmi yevmeizin. Bugün artık ilmini saklayan insanlar,

Feinne ke’time’l-ilmi yevmeizin. Bugün artık ilmini saklayan insanlar,
keke’timi mâ enzele’llahu alâ Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem,keke’timi mâ enzele’llahu alâ Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem, Cenab-ı Hakk'ın indirdiği Kur'an'ı saklayanlar gibidir.Cenab-ı Hakk'ın indirdiği Kur'an'ı saklayanlar gibidir. Kur'an'ın ayetlerini söylemiyor.Kur'an'ın ayetlerini söylemiyor. Onu söylememek, saklamak ne kadar fena bir şeyse,Onu söylememek, saklamak ne kadar fena bir şeyse, o gün ilmini neşretmeyenler de onun gibi günahkar olurlar.o gün ilmini neşretmeyenler de onun gibi günahkar olurlar. Yine aynı hadis.

Yine aynı hadis.
İzâ zaharati’l bid'au. Bidat zahir oldu.

İzâ zaharati’l bid'au. Bidat zahir oldu.
Mesela bu cumalardan evvel yapılan vaazlar da bidattır.Mesela bu cumalardan evvel yapılan vaazlar da bidattır. Camilerde okunan mukabeleler de bidattır.Camilerde okunan mukabeleler de bidattır. Bunlar da sonradan zahir olmuştur.Bunlar da sonradan zahir olmuştur. Bu bidatlar zahir oldu.Bu bidatlar zahir oldu. Ve şütime ashabi.Ve şütime ashabi. Benim ashabıma da dil uzatıyorlar.Benim ashabıma da dil uzatıyorlar. Ashabıma… Mesela Hazreti Muaviye'ye dil uzatanlar gibi.Ashabıma… Mesela Hazreti Muaviye'ye dil uzatanlar gibi. Ve şütime ashabi. O zaman, felyüzhir’il âlimu ilmehu.Ve şütime ashabi. O zaman, felyüzhir’il âlimu ilmehu. Alim ilmini izhar etsin, meydana koysun.Alim ilmini izhar etsin, meydana koysun. lem yef’al, eğer ilimlerini meydana koymaz,lem yef’al, eğer ilimlerini meydana koymaz, pısırık kalırlarsa, büzülür kalırlarsa,pısırık kalırlarsa, büzülür kalırlarsa, fe aleyhi leanetu’llah. Allah'ın laneti o pısırıkların üzerine olsun.fe aleyhi leanetu’llah. Allah'ın laneti o pısırıkların üzerine olsun. İlimlerini izhar etmeyen korkaklara veyahut işte canlarını sevenlere, neyse.İlimlerini izhar etmeyen korkaklara veyahut işte canlarını sevenlere, neyse. İzâ âde’r-racülü ehahu

İzâ âde’r-racülü ehahu
ev zârahu fillah. Kâle’llâhu lehu:ev zârahu fillah. Kâle’llâhu lehu: Tibte ve ta’be memşe’ke ve tebevve’te menzilen fi’l-cenneti.Tibte ve ta’be memşe’ke ve tebevve’te menzilen fi’l-cenneti. Kardeşlerin birbirini ziyareti hususunda bilmem Müftü Nasuhi Efendi'nin ilmahali var mıdır?

Kardeşlerin birbirini ziyareti hususunda bilmem Müftü Nasuhi Efendi'nin ilmahali var mıdır?
Zannedersem bu ilmahali her Müslümanın evinde bulundurulması lazım.Zannedersem bu ilmahali her Müslümanın evinde bulundurulması lazım. Akşam baktım da bir şey için. Çok güzel şeyler hazırlamış.Akşam baktım da bir şey için. Çok güzel şeyler hazırlamış. Hele ahlak bahsine dair çok güzel mevzuları tamamıyla zikretmiş.Hele ahlak bahsine dair çok güzel mevzuları tamamıyla zikretmiş. Burada bu okuduğumuz kardeşlik meseleleri de yine orada zikredilmiş.Burada bu okuduğumuz kardeşlik meseleleri de yine orada zikredilmiş. Teferruatıyla her şeyi beyan etmiş, Allah razı olsun.Teferruatıyla her şeyi beyan etmiş, Allah razı olsun. Fakat adam çocuklarına okutsa,Fakat adam çocuklarına okutsa, hatta dedim akşam, getirsem de keşke her akşam iki sayfa, bir sayfa okunsa.hatta dedim akşam, getirsem de keşke her akşam iki sayfa, bir sayfa okunsa. Bir insan kardeşini böyle ziyaret ederse ve bu ziyaretini

Bir insan kardeşini böyle ziyaret ederse ve bu ziyaretini
fillah, Allah için, maksatsız, bir maksada mebni değil.fillah, Allah için, maksatsız, bir maksada mebni değil. Kâle’llâhu lehu. O zaire, ziyaret edene Allah der ki:Kâle’llâhu lehu. O zaire, ziyaret edene Allah der ki: Tibt. Ne güzel yaptın.Tibt. Ne güzel yaptın. Ve ta’be memşe’ke. Bu senin yürüyüşünde çok güzel oldu, tib oldu.Ve ta’be memşe’ke. Bu senin yürüyüşünde çok güzel oldu, tib oldu. Ve tebevve’te menzilen fi’l-cenneti.Ve tebevve’te menzilen fi’l-cenneti. Bu gidişinle, gelişinle cennetteki yerinize hazırlanmış ol.Bu gidişinle, gelişinle cennetteki yerinize hazırlanmış ol. Demek ki bu gidişe mukabil Cenab-ı Hak ona cennette bile artık bir hazırlanmış yer ayırıyor.Demek ki bu gidişe mukabil Cenab-ı Hak ona cennette bile artık bir hazırlanmış yer ayırıyor. İzâ azzet ve Rabiatün zellel İslam.

İzâ azzet ve Rabiatün zellel İslam.
Bu Rebia, şark cihetinde, Medine'nin şarkında bir kabile.Bu Rebia, şark cihetinde, Medine'nin şarkında bir kabile. Medine'nin şarkında bir kabile.Medine'nin şarkında bir kabile. Allah’tan korkarım ki olmaya bu Vahhabi.Allah’tan korkarım ki olmaya bu Vahhabi. İzâ azzet ve Rabia.

İzâ azzet ve Rabia.
Bu kavim ızzet olursa, zellel İslam. İslam zelil olur.Bu kavim ızzet olursa, zellel İslam. İslam zelil olur. Tam bugünkü durumdur. Vela yezâlu’llahu yuizzu’l-İslame ve ehlehu.Tam bugünkü durumdur. Vela yezâlu’llahu yuizzu’l-İslame ve ehlehu. Fakat Allah Teala onlara izin vermeyecek.Fakat Allah Teala onlara izin vermeyecek. İslam aziz olacak ve ehlehu ve İslam ehli de de aziz olacaktır.İslam aziz olacak ve ehlehu ve İslam ehli de de aziz olacaktır. Ve yunkisu’ş-şirk, şirk de azalacak her gün.

Ve yunkisu’ş-şirk, şirk de azalacak her gün.
Ve ehlehu, şirkin ehli de azalacaktır.Ve ehlehu, şirkin ehli de azalacaktır. Mâ azzeti mudarru’l-Yemenu Mudar denilen kabile ile Yemen kabileleriMâ azzeti mudarru’l-Yemenu Mudar denilen kabile ile Yemen kabileleri izzette devam ettikleri müddetçe İslam daima aziz olur, çoğalır.izzette devam ettikleri müddetçe İslam daima aziz olur, çoğalır. Düşman tarafı da, şirk tarafı da daima meftunlarşır.Düşman tarafı da, şirk tarafı da daima meftunlarşır. İzâ ataşa ahadüküm, sizden biriniz aksırdığı vakitte,

İzâ ataşa ahadüküm, sizden biriniz aksırdığı vakitte,
felyekul: Elhamdülillahi rabbi’l alemin.felyekul: Elhamdülillahi rabbi’l alemin. Elhamdülillahi rabbil alemin, desin.Elhamdülillahi rabbil alemin, desin. Çünkü aksırma bir fayda temin ediyor buna.Çünkü aksırma bir fayda temin ediyor buna. O aksırmasaydı ona zorluk olacaktı.O aksırmasaydı ona zorluk olacaktı. Bu aksırmak suretiyle, bir rahatlığa kavuşmuştur.Bu aksırmak suretiyle, bir rahatlığa kavuşmuştur. Bu rahatlığından dolayı bir elhamdülillah demesi lazım.Bu rahatlığından dolayı bir elhamdülillah demesi lazım. Yahut ev elhamdülillahi alâ külli hâl.Yahut ev elhamdülillahi alâ külli hâl. Feîzâ kâle zâlik.

Feîzâ kâle zâlik.
Bunu aksıran insan dediği vakitteBunu aksıran insan dediği vakitte felyekul men indehû.felyekul men indehû. Onun yanında olanlar, ona desinler ki yerhamukallâh.Onun yanında olanlar, ona desinler ki yerhamukallâh. Bu karşılığı versinler ona. Allah sana rahmet eylesin.Bu karşılığı versinler ona. Allah sana rahmet eylesin. Sen Allah'a hamd ettin, onun için sana da Allah rahmet eylesin, desin.Sen Allah'a hamd ettin, onun için sana da Allah rahmet eylesin, desin. Fe izâ kâle, bu yanındaki ona Allah rahmet etsin deyince,

Fe izâ kâle, bu yanındaki ona Allah rahmet etsin deyince,
o da diyecek ki,o da diyecek ki, felyekul hüve yeğfirullahu li’ ve lekum.felyekul hüve yeğfirullahu li’ ve lekum. "Allah sizi de bizi de mağfiret eylesin." Demesi lazım demiş,"Allah sizi de bizi de mağfiret eylesin." Demesi lazım demiş, İzâ atasâ ehadikum. Yine onu izah. Fe kâle elhamdülillâh.

İzâ atasâ ehadikum. Yine onu izah. Fe kâle elhamdülillâh.
Bu aksırdığı vakitte elhamdülillâh derse,

Bu aksırdığı vakitte elhamdülillâh derse,
kâleti’l melaiketu rabbil-âleminkâleti’l melaiketu rabbil-âlemin Elhamdülillah'ı kısalttı.Elhamdülillah'ı kısalttı. Elhamdülillah'ı Rabbu’l alemin diyecekken, demedi de Elhamdülillah dedi.Elhamdülillah'ı Rabbu’l alemin diyecekken, demedi de Elhamdülillah dedi. O zaman melekler altını tamamlayarak da Rabbu’l alemin diyor.O zaman melekler altını tamamlayarak da Rabbu’l alemin diyor. Teşvik yapın, onu da deyin.Teşvik yapın, onu da deyin. Fe izâ kâle Rabbu’l alemin kâleti’l melaiketu rahimeke’llah.

Fe izâ kâle Rabbu’l alemin kâleti’l melaiketu rahimeke’llah.
Bu zaman yanında kimse yoksa ona rahimeke’llah diyecek,Bu zaman yanında kimse yoksa ona rahimeke’llah diyecek, melekler verir bunu ona.melekler verir bunu ona. İzâ atase’l atisu feb’deûhü bilhamd.

İzâ atase’l atisu feb’deûhü bilhamd.
Fein zâlike devâun min külli dâinFein zâlike devâun min külli dâin ve min vece'il hâsırati.ve min vece'il hâsırati. Bakınız ne kadar, bunlar aklın, idrakinin dışında olan şeyler.Bakınız ne kadar, bunlar aklın, idrakinin dışında olan şeyler. Sizden biriniz böyle aksırıdğı vakitte hamd ile başlayınız.Sizden biriniz böyle aksırıdğı vakitte hamd ile başlayınız. Elhamdülillâh Rabbi’l âlemin deyiniz.Elhamdülillâh Rabbi’l âlemin deyiniz. Sizin bunu deyişiniz bütün dertlere devadır.Sizin bunu deyişiniz bütün dertlere devadır. Anlar mısın? Anlamayız.Anlar mısın? Anlamayız. Ama Resûlullah diyor, bütün dertlerinize devadır.Ama Resûlullah diyor, bütün dertlerinize devadır. Daha ve min vece'il hâsıra, yandaki büyük bir hastalıkınıza da devadır. Daha ve min vece'il hâsıra, yandaki büyük bir hastalıkınıza da devadır. Canım, bir hamd ettik. Nasıl oldu bu? Evet, bizim bir hamdimiz dolayısıylaCanım, bir hamd ettik. Nasıl oldu bu? Evet, bizim bir hamdimiz dolayısıyla Cenab-ı Hak bu bizdeki dertlere birer şifa ihsan ediyor.Cenab-ı Hak bu bizdeki dertlere birer şifa ihsan ediyor. Deva, fayda, şifa. Dâ, dertler.Deva, fayda, şifa. Dâ, dertler. Onun için zemzemi de içerken diyoruz ki:

Onun için zemzemi de içerken diyoruz ki:
Allahümme inni es’elüke ilmen nâfian.

Allahümme inni es’elüke ilmen nâfian.
Bakın çok manalıdır bu.Bakın çok manalıdır bu. Cenab-ı Peygamber, zemzemi içerken dualar makbuldür her şeye.Cenab-ı Peygamber, zemzemi içerken dualar makbuldür her şeye. Baştaki dua, Allahümme inni es’elüke ilmen na’fian.Baştaki dua, Allahümme inni es’elüke ilmen na’fian. Ya Rabbi senden evvela ilmi nafi isterim diyor. Niçin? Evvela o lazım insana.Ya Rabbi senden evvela ilmi nafi isterim diyor. Niçin? Evvela o lazım insana. Allahümme inni es’elüke ilmen na’fian. Ve rızkan va’sian.Allahümme inni es’elüke ilmen na’fian. Ve rızkan va’sian. Arkasından da geniş rızık istiyor.Arkasından da geniş rızık istiyor. Çünkü darlık insanları çok şeylere sürükleyebiliyor.Çünkü darlık insanları çok şeylere sürükleyebiliyor. Ka’del-fakru en yekune küfran.

Ka’del-fakru en yekune küfran.
Yani fakirlik insanları küfre kadar götürür, bir derttir Allah esirgeye.Yani fakirlik insanları küfre kadar götürür, bir derttir Allah esirgeye. Onun için Cenab-ı Peygamber evvela ilm-i nafi istedi,Onun için Cenab-ı Peygamber evvela ilm-i nafi istedi, arkasında da rızkı va’sia istedi.arkasında da rızkı va’sia istedi. Ondan sonra, ve es’elüke şifaen min külli dain ve sekamin.Ondan sonra, ve es’elüke şifaen min külli dain ve sekamin. Bütün dertlerime de şifa isterim yâ Rabbi, dedi.Bütün dertlerime de şifa isterim yâ Rabbi, dedi. Bütün dertlere.Bütün dertlere. O bir sudur. İşte hepimizin içtiğimiz su.O bir sudur. İşte hepimizin içtiğimiz su. Buradan, bu dua sebebiyle Allah-u Teala, o suya bir şifa halkediyor.Buradan, bu dua sebebiyle Allah-u Teala, o suya bir şifa halkediyor. Her derde deva oluyor insanda.Her derde deva oluyor insanda. Bu bizim sularızda içerken bunu de yine. Bu bizim sularızda içerken bunu de yine. Sonra bahusus, böyle aksırdığı vakitteSonra bahusus, böyle aksırdığı vakitte Hiç sen dua etmeden bile elhamdülillah diyeceksin.Hiç sen dua etmeden bile elhamdülillah diyeceksin. Bu elhamdülillaha mukabil Cenab-ı Hak senin dertlerine deva veriyor.Bu elhamdülillaha mukabil Cenab-ı Hak senin dertlerine deva veriyor. Hatta baız hastalıklara bile bir şifa ihsan buyuruyormuş.Hatta baız hastalıklara bile bir şifa ihsan buyuruyormuş. İzâ atase ahadüküm fe’l-yüşemmithu celîsuhu.

İzâ atase ahadüküm fe’l-yüşemmithu celîsuhu.
Onun yanındaki, aksıranın yanındaki ona ikaz etsin, teşmid etsin, Onun yanındaki, aksıranın yanındaki ona ikaz etsin, teşmid etsin, “elhamdülillah de” desin.“elhamdülillah de” desin. Vein za’de alâ selasin, eğer bunu tekrar tekrar olursa,Vein za’de alâ selasin, eğer bunu tekrar tekrar olursa, fehüve mezkumün.fehüve mezkumün. bu nezledir artık.bu nezledir artık. Vela yüşemmetü ba’de selasin.Vela yüşemmetü ba’de selasin. Üçten sonra yapıyorsa bunu tekrar tekrar, bu istemez artık.Üçten sonra yapıyorsa bunu tekrar tekrar, bu istemez artık. Bu, hastalığın alametidir demek.Bu, hastalığın alametidir demek. İzâ azzamet ümmet-i dünya. Bakın şimdi buna.

İzâ azzamet ümmet-i dünya. Bakın şimdi buna.
Ümmetim dünyaya kıymet verdikleri vakitte.Ümmetim dünyaya kıymet verdikleri vakitte. Yani et-terahim ve’t-tenafir, paralara kıymet verdikleri vakitte.Yani et-terahim ve’t-tenafir, paralara kıymet verdikleri vakitte. Nüziat minha heybetü’l-İslam.Nüziat minha heybetü’l-İslam. Bunlardan İslam'ın heybeti, azameti,Bunlardan İslam'ın heybeti, azameti, hey’eti gider ellerinden.hey’eti gider ellerinden. İslam'ın bir ulviyyeti var içeride, o kaybolur.İslam'ın bir ulviyyeti var içeride, o kaybolur. Ve izâ terakti’l-emra bi’l-marufi ve’n-nehye ani’l-münkeri.Ve izâ terakti’l-emra bi’l-marufi ve’n-nehye ani’l-münkeri. Bizde oluyor ki insanlar emri marufu, nehyi ani’l münkeri terk ediyorlar.Bizde oluyor ki insanlar emri marufu, nehyi ani’l münkeri terk ediyorlar. Söylemiyorlar. Hurimet berakete’l-vahyi.Söylemiyorlar. Hurimet berakete’l-vahyi. O zaman da vahyin bereketi elden gider.O zaman da vahyin bereketi elden gider. Ve izâ tese’bbet ümmeti,Ve izâ tese’bbet ümmeti, o zaman birbirlerine fena sözler söylüyorlar.o zaman birbirlerine fena sözler söylüyorlar. Sekatat min ayni’llah. Sekatat min ayni’llah. Allah Teala'nın gözünden düşerler.Allah Teala'nın gözünden düşerler. Hatta bu dünkü dersimizde geçiyordu bizim.Hatta bu dünkü dersimizde geçiyordu bizim. Kavga gürültü oluyor ya, insanlar arasında küsüşmeler filan.Kavga gürültü oluyor ya, insanlar arasında küsüşmeler filan. İki kardeş birbirleriyle küsüştükleri vakitteİki kardeş birbirleriyle küsüştükleri vakitte Cenab-ı Hakk'ın umumi muhafazası nazil olunca küsleri bırakın diyor Cenab-ı Hak.Cenab-ı Hakk'ın umumi muhafazası nazil olunca küsleri bırakın diyor Cenab-ı Hak. Onlar dursun. Taa barışıncaya kadar birileriyle.Onlar dursun. Taa barışıncaya kadar birileriyle. Onlar barışmadıkça yahut birisi barışıyor, diğeri barışmıyorsa;Onlar barışmadıkça yahut birisi barışıyor, diğeri barışmıyorsa; barışmayana, rahmet-i ilahiyeden nasip olmuyor.barışmayana, rahmet-i ilahiyeden nasip olmuyor. Taa barışıncaya kadar.Taa barışıncaya kadar. Burada da diyor, sekatat min ayni’llah.Burada da diyor, sekatat min ayni’llah. Allah'ın gözünden düşerler demek.Allah'ın gözünden düşerler demek. Allah'ın gözünden düşmek ne demek ya?Allah'ın gözünden düşmek ne demek ya? Mahvoldular demektir.Mahvoldular demektir. İzâ alime’l âlim, felem ya’mel.

İzâ alime’l âlim, felem ya’mel.
Âlim, öğrenmiş. Herkese de öğretiyor, söylüyor.Âlim, öğrenmiş. Herkese de öğretiyor, söylüyor. Ama kendisi yapmıyor.Ama kendisi yapmıyor. Söylüyor ama kendisi yapmıyor.Söylüyor ama kendisi yapmıyor. Ke’l misbahi, o bir num gibidir ki,Ke’l misbahi, o bir num gibidir ki, yudi’u’llinnas, herkesi aydınlatır.yudi’u’llinnas, herkesi aydınlatır. Ama ve yuhriku nefsehu. Kendi yanar biter.Ama ve yuhriku nefsehu. Kendi yanar biter. Mum öyle değil mi? Yanar, yanar, yanar, biter.Mum öyle değil mi? Yanar, yanar, yanar, biter. Herkes faydalanır, kendisi yok olur.Herkes faydalanır, kendisi yok olur. Alim de, ilmiyle amil değilse,Alim de, ilmiyle amil değilse, aleme faydası olur, kendisi gider cehenneme.aleme faydası olur, kendisi gider cehenneme. İzâ amile ehadüküm amelen.

İzâ amile ehadüküm amelen.
Fe’l yüdkinhü fe innehu mimmâ yusellî bi’nefsi’l- musâbi.Fe’l yüdkinhü fe innehu mimmâ yusellî bi’nefsi’l- musâbi. İş işlediğiniz vakitte, amel yaptığınız vakitte ne gibi olursa onu güzel yapın.İş işlediğiniz vakitte, amel yaptığınız vakitte ne gibi olursa onu güzel yapın. İşi baştan savma yapmayın.İşi baştan savma yapmayın. Yaptığınız işi daima güzel yapınız, buyurmuş.Yaptığınız işi daima güzel yapınız, buyurmuş. Bu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mahdum aileleri İbrahim'in defni sırasındaBu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mahdum aileleri İbrahim'in defni sırasında onlar böyle kerpiç diziliyorlar, mezarın önüne.onlar böyle kerpiç diziliyorlar, mezarın önüne. Bizimki gibi örtülü değil.Bizimki gibi örtülü değil. Bunlar böyle aşağıdan. Sonra da örtüyorlar ya. Bunu yaparken bir aralık bırakmışlar.Bunlar böyle aşağıdan. Sonra da örtüyorlar ya. Bunu yaparken bir aralık bırakmışlar. Efendimiz de demiş ki:Efendimiz de demiş ki: “Bunu güzel yapınız.

“Bunu güzel yapınız.
Boşluk bırakmayınız mezardaki.Boşluk bırakmayınız mezardaki. Bu musibet sahibi bundan teselli olur.Bu musibet sahibi bundan teselli olur. Güzel yapılırsa kabir, oh, arkadaşlarım yardım etti de ne güzel oldu" derler.Güzel yapılırsa kabir, oh, arkadaşlarım yardım etti de ne güzel oldu" derler. Köylerde ve ufak yerlerde hep komşular yapar mezarı.Köylerde ve ufak yerlerde hep komşular yapar mezarı. Böyle buralarınki gibi bir mezarcısı yoktur mesela.Böyle buralarınki gibi bir mezarcısı yoktur mesela. Komşular yaparlar.Komşular yaparlar. Arkadaşları yaparlar, gömerler onu.Arkadaşları yaparlar, gömerler onu. Fakat yapılan zengin ağaysa ona güzel yaparlar da fakirinkine kulak asmazlarsaFakat yapılan zengin ağaysa ona güzel yaparlar da fakirinkine kulak asmazlarsa nihayet yapılan işi baştan savma yaparlarsa mesela mezarının sonunun şurdan şuraya kadar derin olması lazım.nihayet yapılan işi baştan savma yaparlarsa mesela mezarının sonunun şurdan şuraya kadar derin olması lazım. Genişliği de şöyle epeyce olması lazım ki içeriye girildiği vakitteGenişliği de şöyle epeyce olması lazım ki içeriye girildiği vakitte içerideki insan rahat etsin.içerideki insan rahat etsin. Bunu böyle dar yapmak ve kısa yapmak mesela, göbekte bırakmak.Bunu böyle dar yapmak ve kısa yapmak mesela, göbekte bırakmak. Bunlar noksanlık alametidir ki yaptığınızı güzel yapınız.Bunlar noksanlık alametidir ki yaptığınızı güzel yapınız. İzâ amilte seyyieten fa’mel bicenbiha haseneten.

İzâ amilte seyyieten fa’mel bicenbiha haseneten.
Bir kabahat yaptınız, beşeriyet iktizası. Bir günah yaptınız.Bir kabahat yaptınız, beşeriyet iktizası. Bir günah yaptınız. Fa’mel bicenbiha haseneten. Derhal arkasından bir iyilik eyle.Fa’mel bicenbiha haseneten. Derhal arkasından bir iyilik eyle. Es-sirru bi’s-sirri, el-alaniyetu bi’l-alaniyeti. Es-sirru bi’s-sirri, el-alaniyetu bi’l-alaniyeti. Gizli yaptıysan, gizli aşikar yaptıysan aşikar olaraktan iyiliği işle.Gizli yaptıysan, gizli aşikar yaptıysan aşikar olaraktan iyiliği işle. İzâ ğabel hilâlu kable’ş- şefâki fehüve lilleyleti.

İzâ ğabel hilâlu kable’ş- şefâki fehüve lilleyleti.
İzâ ğabel hilâlİzâ ğabel hilâl Ay doğdu ve şafaktan evvel de battı.Ay doğdu ve şafaktan evvel de battı. Bugün ilk gecesidir.Bugün ilk gecesidir. Ve izâ ğabe ba’de’ş-şefak. Şimdi bir kırmızılık vardır akşam üzere,bir de arkasından beyazlık gelir.Ve izâ ğabe ba’de’ş-şefak. Şimdi bir kırmızılık vardır akşam üzere,bir de arkasından beyazlık gelir. Kırmızılık gidip de beyazlık geldikten sonra kayboluyorsa ay, fehüve lileyleteyniKırmızılık gidip de beyazlık geldikten sonra kayboluyorsa ay, fehüve lileyleteyni Öyleyse ay iki geceliktir.Öyleyse ay iki geceliktir. Mesela ramazanlarda lazım olan.Mesela ramazanlarda lazım olan. İzâ ğaşiye’r-racülü cariyete’mraetihi feinistekrahe fehiye hurratun ve leha aleyhi misluha, ve in eta’athu fehiye emetün ve leha aleyhi misluha.

İzâ ğaşiye’r-racülü cariyete’mraetihi feinistekrahe fehiye hurratun ve leha aleyhi misluha, ve in eta’athu fehiye emetün ve leha aleyhi misluha.
Bu, Arabistan'daki bir adet.

Bu, Arabistan'daki bir adet.
İzâ gadibe ahadüküm ve hüve kaimun fe’l-yeclis.

İzâ gadibe ahadüküm ve hüve kaimun fe’l-yeclis.
Kızdınız.Kızdınız. Dün dersimizin bir kısmında kızmaya ait idi.

Dün dersimizin bir kısmında kızmaya ait idi.
Gadaba ait idi. Gadab, ahlak-ı mezmumenin en büyüklerinden birisidir.Gadaba ait idi. Gadab, ahlak-ı mezmumenin en büyüklerinden birisidir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme müteaddit insanlar gelmişler, sormuşlar.Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme müteaddit insanlar gelmişler, sormuşlar. “Ya Resulallah, ahlak-ı hasene nedir?”

“Ya Resulallah, ahlak-ı hasene nedir?”
Efendimiz: “Kızmamak,” demiş.Efendimiz: “Kızmamak,” demiş. Kızmamak. Kızdı mıydı, ahlak mahlak çünkü ortada kalmıyordu.Kızmamak. Kızdı mıydı, ahlak mahlak çünkü ortada kalmıyordu. Onun için izâ gadibe ahadüküm ve hüve kaimun fe’l-yeclis.Onun için izâ gadibe ahadüküm ve hüve kaimun fe’l-yeclis. Ayaktaysan derhal otur.Ayaktaysan derhal otur. Baktın ki kızdın, çaresi yok. Oturmak suresiyle onu yenmeye çalış.Baktın ki kızdın, çaresi yok. Oturmak suresiyle onu yenmeye çalış. Fein zehebe anhu’l-gadabu.

Fein zehebe anhu’l-gadabu.
Kızgında giderse ne âlâ.Kızgında giderse ne âlâ. Baktı ki oturmakla da işi halledemedi.Baktı ki oturmakla da işi halledemedi. Yine kızıyoruz böyle.Yine kızıyoruz böyle. Başka rivayetlerde kalk bir abdest al, yahu bir suyla de yıkan, bunları gider.Başka rivayetlerde kalk bir abdest al, yahu bir suyla de yıkan, bunları gider. Yani gadabı gidermenin çaresine bak.Yani gadabı gidermenin çaresine bak. Gadab şeytanın elinde o adamı çocukların topu nasıl ayaklarında oynuyorlar şeytan kızan adamı öyle oynarmış.Gadab şeytanın elinde o adamı çocukların topu nasıl ayaklarında oynuyorlar şeytan kızan adamı öyle oynarmış. İstediği sırf o kadar.İstediği sırf o kadar. En nihayet birisini mezara, birisini mesela hapse attırıncaya kadar.En nihayet birisini mezara, birisini mesela hapse attırıncaya kadar. İzâ fütihat aleyküm Farisi ve’r-Rum.

İzâ fütihat aleyküm Farisi ve’r-Rum.
Şimdi diyor ki Efendimiz bugün Medine ehli. Yarın bir gün gelecek siz Acemistan'ı ve bu Rum diyarını fethedeceksiniz.Şimdi diyor ki Efendimiz bugün Medine ehli. Yarın bir gün gelecek siz Acemistan'ı ve bu Rum diyarını fethedeceksiniz. Bunlar da sizin ülkeniz olacak.Bunlar da sizin ülkeniz olacak. Eyyu kavmin entum? Siz ne yapacaksınız o zaman?Eyyu kavmin entum? Siz ne yapacaksınız o zaman? Nasıl olacaksınız? Allah'a şükredicilerden mi olacaksınız yoksa küfran-ı nimet edenlerden mi olacaksınız?Nasıl olacaksınız? Allah'a şükredicilerden mi olacaksınız yoksa küfran-ı nimet edenlerden mi olacaksınız? Kile, dediler ki:Kile, dediler ki: Nekulu kema emerane’llah.Nekulu kema emerane’llah. Biz Allah'ın dediği gibi oluruz.Biz Allah'ın dediği gibi oluruz. Yine buyurdular ki, ev ğayra zalik. Acaba öyle mi olacak?Yine buyurdular ki, ev ğayra zalik. Acaba öyle mi olacak? Buralar da fetholunduğu gibi, olunduğu zaman Allah'ın emrettiği gibi mi olacaksınız yoksa ğayra zalik mi?Buralar da fetholunduğu gibi, olunduğu zaman Allah'ın emrettiği gibi mi olacaksınız yoksa ğayra zalik mi? Tete nâ’fesûn. Başlayacaksınız birbirlerinize nefsaniyet gütmeye.Tete nâ’fesûn. Başlayacaksınız birbirlerinize nefsaniyet gütmeye. Sümme tetehâsedûn.Sümme tetehâsedûn. Başlayacaksınız birbirlerinize karşı hasetlik yapmaya.Başlayacaksınız birbirlerinize karşı hasetlik yapmaya. Sümme tetedâberûn. Ondan sonra birbirlerinizi arka çevireceksiniz.Sümme tetedâberûn. Ondan sonra birbirlerinizi arka çevireceksiniz. Sümme tetebeğadun. Ondan sonra birbirlerinize buğz yapmaya başlayacaksınız.Sümme tetebeğadun. Ondan sonra birbirlerinize buğz yapmaya başlayacaksınız. Sümme tentalikune fi’l-mesekini’l-muhacirin.Sümme tentalikune fi’l-mesekini’l-muhacirin. Ondan sonra muhacirinin evlerine hücum edeceksiniz.Ondan sonra muhacirinin evlerine hücum edeceksiniz. Fe tec’alune ba’dahum alâ rikabi ba’din.Fe tec’alune ba’dahum alâ rikabi ba’din. Mülk çoğaldı. Ama siz birbirinize düşman oldunuz.Mülk çoğaldı. Ama siz birbirinize düşman oldunuz. Başlayacaksınız birbirlerinizi kesmeye. Allah muhafaza etsin.Başlayacaksınız birbirlerinizi kesmeye. Allah muhafaza etsin. Bu Yezid'in saltanat devrinde olmuştur.

Bu Yezid'in saltanat devrinde olmuştur.
Bu vak’a, bu hadise oldu gitti.Bu vak’a, bu hadise oldu gitti. O, Medine-i Münevvere'ye kadar geldi.O, Medine-i Münevvere'ye kadar geldi. İnsanın dili de varmıyor. Haram-ı Şerif'e atlarını bağladı.İnsanın dili de varmıyor. Haram-ı Şerif'e atlarını bağladı. Ve alenen içkiyi orada içti.Ve alenen içkiyi orada içti. Bundan dolayı onun küfrüne sahip oldu bazı hocalar.Bundan dolayı onun küfrüne sahip oldu bazı hocalar. Bazısı da der ki, cahilliğinden yapıyor, bilmediğinden. Üstüne gitmediler.Bazısı da der ki, cahilliğinden yapıyor, bilmediğinden. Üstüne gitmediler. İzâ feregâ ehâdukum mine’t-teşehhüdi'l-âhir.

İzâ feregâ ehâdukum mine’t-teşehhüdi'l-âhir.
Siz ikinci tahiyyattan çıktıktan sonra, et-tahiyyatı okudunuz yani.Siz ikinci tahiyyattan çıktıktan sonra, et-tahiyyatı okudunuz yani. Et-tahiyyatı okuduktan sonra, Allahümme sallileri de okudunuz.Et-tahiyyatı okuduktan sonra, Allahümme sallileri de okudunuz. Ondan sonra, fel yeteavvez billâhi min erbain.Ondan sonra, fel yeteavvez billâhi min erbain. Namazınızda dört şeyden Allah'a sığının.Namazınızda dört şeyden Allah'a sığının. Allahümme, yekul. Allahümme inni eûzü bike min azabi cehennem. Buna değinir.Allahümme, yekul. Allahümme inni eûzü bike min azabi cehennem. Buna değinir. Ya Rabbi ben sana azabı cehennemden sığınırım.Ya Rabbi ben sana azabı cehennemden sığınırım. Cehennemin azabından sana sığınırım ya Rabbi.Cehennemin azabından sana sığınırım ya Rabbi. Ve min azabi’l-kabri. Kabrin azabından da sana sığınırım ya Rabbi, de.

Ve min azabi’l-kabri. Kabrin azabından da sana sığınırım ya Rabbi, de.
Daha bu kabir azabı Allah muhafaza etsin. Çok korkunç bir şey yani. Allah cümlemizi muhafaza etsin.Daha bu kabir azabı Allah muhafaza etsin. Çok korkunç bir şey yani. Allah cümlemizi muhafaza etsin. Yalnız teberakeyi daima okuyanlar bu azabı kabirden mahfuz olurlar.Yalnız teberakeyi daima okuyanlar bu azabı kabirden mahfuz olurlar. Onun için Teberake suresini her akşam unutmamalıdır.Onun için Teberake suresini her akşam unutmamalıdır. Daha ve min fitneti'l-mehya ve'l-memad. Hayatın ve ölümün fitnelerinden de sana sığınırım ya Rabbi.Daha ve min fitneti'l-mehya ve'l-memad. Hayatın ve ölümün fitnelerinden de sana sığınırım ya Rabbi. Daha ve min şerri fitneti'l-mesihi'd-deccal. Deccal olan Mesih'in fitnesinin şerrinde de sana sığındırım ya Rab.Daha ve min şerri fitneti'l-mesihi'd-deccal. Deccal olan Mesih'in fitnesinin şerrinde de sana sığındırım ya Rab. Mesih'id-deccal, Mesih. Bir de İsa aleyhisselam'a Mesih deniyor.

Mesih'id-deccal, Mesih. Bir de İsa aleyhisselam'a Mesih deniyor.
Bir de bu deccala Mesih deniyor.Bir de bu deccala Mesih deniyor. İsa aleyhisselam'a Mesih denmesinin sebebi, ayağının altı düzmüş.İsa aleyhisselam'a Mesih denmesinin sebebi, ayağının altı düzmüş. Ayağının altı düzmüş, çok da seyahat yapar idi.Ayağının altı düzmüş, çok da seyahat yapar idi. Bundan dolayı Mesih denmiş kendisine.Bundan dolayı Mesih denmiş kendisine. Deccal'a da Mesih denmiş.Deccal'a da Mesih denmiş. Bunun da gözlerinin, bu bizimkiler çukur ya, gözü çukur değilmiş.Düz gözlü.Bunun da gözlerinin, bu bizimkiler çukur ya, gözü çukur değilmiş.Düz gözlü. Deccal, altın suyu ile cilalanmış, hakikati saklı.Deccal, altın suyu ile cilalanmış, hakikati saklı. Mesela bakırı altın suyuna sokmuşsun, bunu altın diye satmak, deccallık alameti.Mesela bakırı altın suyuna sokmuşsun, bunu altın diye satmak, deccallık alameti. Mahiyetini saklıyor, iyi gösteriyor kendisini.Mahiyetini saklıyor, iyi gösteriyor kendisini. Sözüyle, şusuyla, busuyla.Sözüyle, şusuyla, busuyla. Fakat melaneti içinde gizli.Fakat melaneti içinde gizli. Bunun melanetinin içinde gizini görememek, körlük alametidir.Bunun melanetinin içinde gizini görememek, körlük alametidir. Mesela bu kalp parayı, kuyumcuya verdin mi derhal der ki bu kalp be çocuğum.Mesela bu kalp parayı, kuyumcuya verdin mi derhal der ki bu kalp be çocuğum. Bu da der ki buna beş yüz lira verdimdir, mesela.Bu da der ki buna beş yüz lira verdimdir, mesela. Bu, onu niçin anlayamadı?Bu, onu niçin anlayamadı? Basireti yok. Kuyumcuyu ne kandırdı? Sanatı. Onu derhal taktı ki, bu kalp.Basireti yok. Kuyumcuyu ne kandırdı? Sanatı. Onu derhal taktı ki, bu kalp. Bu basiret itibarı işte burada anlaşılır basiretin olup olmayışı.Bu basiret itibarı işte burada anlaşılır basiretin olup olmayışı. İzâ fesâ ehadikum fî’s-salâh.İzâ fesâ ehadikum fî’s-salâh. Namazdayken Allah muhafaza etsin, kendisine bir abdest bozacak hadise zuhur etse.Namazdayken Allah muhafaza etsin, kendisine bir abdest bozacak hadise zuhur etse. Felyensarif, derhal çıksın.Felyensarif, derhal çıksın. Felyetevadda’, abdest alsın.Felyetevadda’, abdest alsın. ve'l yu'id-i s-salâh namazı iade etsin.ve'l yu'id-i s-salâh namazı iade etsin. İkincisi, ve lâ te'tun nisâ fi-e'acâzihinne.

İkincisi, ve lâ te'tun nisâ fi-e'acâzihinne.
Kadınları gayrimeşru surette arkalarından kullanmayınız.Kadınları gayrimeşru surette arkalarından kullanmayınız. Fe innellâhe lâ yestehyî mine’l-hakki. Allah'a hakkı söylemekten hayâ ettirir.Fe innellâhe lâ yestehyî mine’l-hakki. Allah'a hakkı söylemekten hayâ ettirir. İzâ fesebe ehl-i’ş-Şâm felâ hayra fîküm

İzâ fesebe ehl-i’ş-Şâm felâ hayra fîküm
Şam ehli, fesada eriştiği vakitte,Şam ehli, fesada eriştiği vakitte, felâ hayra fîküm, artık dünyanın hiçbir yerinde hayır yoktur.felâ hayra fîküm, artık dünyanın hiçbir yerinde hayır yoktur. Şam merkez oluyor, kalp gibi.Şam merkez oluyor, kalp gibi. Kalp bozulunca, nasıl insanın artık hayrı kalmıyorsa,Kalp bozulunca, nasıl insanın artık hayrı kalmıyorsa, Şam ehli de bozulduğu vakitte, felâ hayra fîküm, sizde artık hayır yoktur.Şam ehli de bozulduğu vakitte, felâ hayra fîküm, sizde artık hayır yoktur. Ve lâ tezelu tâifetun min ümmetî,Ve lâ tezelu tâifetun min ümmetî, fakat Allah Teala'nın hikmet iktidası bir taifeyi böyle ayakta tutar.fakat Allah Teala'nın hikmet iktidası bir taifeyi böyle ayakta tutar. Ne olarak? Mansurîn.Ne olarak? Mansurîn. Nusrat sahibi olaraktan onları ayakta tutar.Nusrat sahibi olaraktan onları ayakta tutar. Onlara bir şey olmaz yani.Onlara bir şey olmaz yani. Lâ yedurruhum men hazeluhum hattâ tekume’s-saatu.Lâ yedurruhum men hazeluhum hattâ tekume’s-saatu. Kıyamet kopuncaya kadar onlara karşı yardımı terk edenlerin onları yardımsız bırakmaz.Kıyamet kopuncaya kadar onlara karşı yardımı terk edenlerin onları yardımsız bırakmaz. Ne kadar insanlar ona yardım etmeseler de Allah-u Teala'nın yardımı vardır ona.Ne kadar insanlar ona yardım etmeseler de Allah-u Teala'nın yardımı vardır ona. Onun için ona hiçbir şey zarar etmez.Onun için ona hiçbir şey zarar etmez. O mansurîn olaraktan ayakta dururO mansurîn olaraktan ayakta durur ve İslam'a daima kıyamete kadar yardım eden bir taife mevcuttur.ve İslam'a daima kıyamete kadar yardım eden bir taife mevcuttur. Ama dünyanın neresinde neresinde.Ama dünyanın neresinde neresinde. Bunlar 40, 60, 300 çeşitli rivayetlerle gezicidirler dünya üzerinde.Bunlar 40, 60, 300 çeşitli rivayetlerle gezicidirler dünya üzerinde. Her yerde bulunur.Her yerde bulunur. Bunlara ebdal, ebdal denişi ahlakın değişmesiyle beraber yerleri de değişiktir bunların.Bunlara ebdal, ebdal denişi ahlakın değişmesiyle beraber yerleri de değişiktir bunların. Bir anda burada, bir anda başka yerdedirler.Bir anda burada, bir anda başka yerdedirler. An-ı vahit üzerine daima tebeddül halindedirler.An-ı vahit üzerine daima tebeddül halindedirler. Bu olur mu denince şeytan diyorsun ki yapabiliyor.Bu olur mu denince şeytan diyorsun ki yapabiliyor. Cin diyorsun yapabiliyor.Cin diyorsun yapabiliyor. Melek o da yapabiliyor.Melek o da yapabiliyor. Melekler çeşit sıfatlara girerler.Melekler çeşit sıfatlara girerler. Meleğin çeşit sıfatlara girdiği gibi cinliler de çeşit sıfata girerler.Meleğin çeşit sıfatlara girdiği gibi cinliler de çeşit sıfata girerler. Cinli adi mahluktur.Cinli adi mahluktur. Adi bir mahluk olmasıyla beraber böyle çeşit kılıklara girmek imkanını Allah ona vermiş deAdi bir mahluk olmasıyla beraber böyle çeşit kılıklara girmek imkanını Allah ona vermiş de sevgili bahtiyar olan velisine bunu vermez mi?sevgili bahtiyar olan velisine bunu vermez mi? Muhakkak suretle (verir).Muhakkak suretle (verir). Onun için evliya bir bakarsın buradadır,Onun için evliya bir bakarsın buradadır, bir bakarsın Mekke'dedir.bir bakarsın Mekke'dedir. Bir bakarsın dünyanın bir tarafındadır.Bir bakarsın dünyanın bir tarafındadır. Ya bu nasıl olur bir insan bir anda hem burada hem orada?Ya bu nasıl olur bir insan bir anda hem burada hem orada? Allah-u Teala onun ruhuna o kadar genişlik verir ki,Allah-u Teala onun ruhuna o kadar genişlik verir ki, her istediği yerde her şeyi görür.her istediği yerde her şeyi görür. Gözleri basiretli o kadar açılmıştır.Gözleri basiretli o kadar açılmıştır. Burada oturur, Mekke'dekini görür.Burada oturur, Mekke'dekini görür. Burada oturur, şarktakini görür.Burada oturur, şarktakini görür. Burada oturur, garptakini görür.Burada oturur, garptakini görür. O kadar geniştir.O kadar geniştir. Görüş kabiliyetleri yani.Görüş kabiliyetleri yani. Allah, bunların şefaatlerine de bizleri de nail eylesin...Allah, bunların şefaatlerine de bizleri de nail eylesin... Bunun için böyle bir taife kıyamete kadar ayakta durur.Bunun için böyle bir taife kıyamete kadar ayakta durur. Mansurin, la tezalu taife, yani bu taife kaybolmayacak.Mansurin, la tezalu taife, yani bu taife kaybolmayacak. Bir yer bozulmuş, bu bozulmuş, bu bozulmuş ama bunlara hiçbir kimsenin zararı olmaz.Bir yer bozulmuş, bu bozulmuş, bu bozulmuş ama bunlara hiçbir kimsenin zararı olmaz. Kimse bunlara bir zarar yapamaz yani.Kimse bunlara bir zarar yapamaz yani. İza feşel İslam fi’l-enbat.

İza feşel İslam fi’l-enbat.
Enbat, Acem fellahlarından bir kabilenin adı.Enbat, Acem fellahlarından bir kabilenin adı. Irak'la Basra arasında bir taifeymiş.Irak'la Basra arasında bir taifeymiş. Ve’t-tehazu fikumu’d-dura, ve kaa’du fi’l efniyeti fehzeruhum,Ve’t-tehazu fikumu’d-dura, ve kaa’du fi’l efniyeti fehzeruhum, feinne fihimu’d-değale ve’n-neğale ve’l-fitnete.feinne fihimu’d-değale ve’n-neğale ve’l-fitnete. Bunlar kırıcı, kesici adamlar.Bunlar kırıcı, kesici adamlar. Allah esirgeye.Allah esirgeye. Bir vakit Mekke-i Mükerreme'yi de taarruz ettiler.Bir vakit Mekke-i Mükerreme'yi de taarruz ettiler. Otuz bin hacıyı kılıçtan geçirmişler.Otuz bin hacıyı kılıçtan geçirmişler. Ziya Paşa'nın Tarih’inde yazar.Ziya Paşa'nın Tarih’inde yazar. Hacerü’l-esvedi de oradan çalmışlar.Hacerü’l-esvedi de oradan çalmışlar. Memleketlerine götürmüşler.Memleketlerine götürmüşler. Sonra birçok paralar bu kavimde iade etmişler.Sonra birçok paralar bu kavimde iade etmişler. Allah şerlerinden muhafaza etsin.Allah şerlerinden muhafaza etsin. Değal, neğal, fitne. Bunların ikisi de mekr, hile demek.Değal, neğal, fitne. Bunların ikisi de mekr, hile demek. Mekr, hile sahipleri.Mekr, hile sahipleri. Ne kadar mekr, hile, hilekâr insanlar varsaNe kadar mekr, hile, hilekâr insanlar varsa bunların sınıfına girer yani.bunların sınıfına girer yani. Mekr-u hile bunlar gibi insanlara mahsustur.Mekr-u hile bunlar gibi insanlara mahsustur. Allah, o gibi kötü insanların taklitçisi değil,Allah, o gibi kötü insanların taklitçisi değil, iyi insanların taklitçisi olmalı demişler.iyi insanların taklitçisi olmalı demişler. Müftü Efendi'nin o kitabında da şu şeyi gözüme çarptı. Diyor ki:Müftü Efendi'nin o kitabında da şu şeyi gözüme çarptı. Diyor ki: “Huy birdir.

“Huy birdir.
Bu bir olan huy iki kabiliyetlidir.Bu bir olan huy iki kabiliyetlidir. İyiye de kötüye de.İyiye de kötüye de. Bunun idaresi senin elindedir.Bunun idaresi senin elindedir. İyi tarafa sevk edersen iyi olur.İyi tarafa sevk edersen iyi olur. Kötü tarafa sevk edersen kötü olur.Kötü tarafa sevk edersen kötü olur. Bu huy bir meleke içeride.Bu huy bir meleke içeride. Vaktiyle ne tarafa alıştırdıysan meleke,Vaktiyle ne tarafa alıştırdıysan meleke, alışılan hal. Alışılan hal iyiye doğru alıştırıldıysa ne mutlu ona, daima ondan iyilikler sadır olur.alışılan hal. Alışılan hal iyiye doğru alıştırıldıysa ne mutlu ona, daima ondan iyilikler sadır olur. Ya kötülüğe doğru alıştırıldıysa,Ya kötülüğe doğru alıştırıldıysa, Allah esirgeye, nasıl derler?Allah esirgeye, nasıl derler? Kötü huyun temizlenmesi, teneşire mahsus.Kötü huyun temizlenmesi, teneşire mahsus. Nasihat de fayda etmez, söz fayda etmez.Nasihat de fayda etmez, söz fayda etmez. En nihayet onu teneşir temizler, demişler.En nihayet onu teneşir temizler, demişler. Allah cümlemizi affetsin,

Allah cümlemizi affetsin,
mağfiret etsin, saadet-i dareyn ihsan buyursun cümlemize inşallah…mağfiret etsin, saadet-i dareyn ihsan buyursun cümlemize inşallah… el-Fâtiha.

el-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2