İlim, Ahlak ve Merhamet

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İlim, Ahlak ve Merhamet

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Ve'l âkıbetü lil müttekîn.Ve'l âkıbetü lil müttekîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ MuhammedinVe's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmain.ve alâ âlihî ve sahbihî ecmain. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullahİ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale'l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve enne efdale'l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atünve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalaletünve külle bid'atin dalaletün ve külle dalaletin fi'n-nârve külle dalaletin fi'n-nâr ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl:.ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl:. Geçen atlamışız bir tane.

Geçen atlamışız bir tane.
Hakku’l-veledi alâ vâlidihî

Hakku’l-veledi alâ vâlidihî
en yühassine’smehû, ve en yüallimehü’l-kitâbete,en yühassine’smehû, ve en yüallimehü’l-kitâbete, ve yüzevvicehû izâ edrake.ve yüzevvicehû izâ edrake. Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.
Validenin, ebeveynin yani ana babanınValidenin, ebeveynin yani ana babanın hakkıdır ki evladın anasında babasında olanın hakkıdır kihakkıdır ki evladın anasında babasında olanın hakkıdır ki ona güzel ad vermek.ona güzel ad vermek. Doğduğu vakitte çocuk, ona güzel bir ad takmak.Doğduğu vakitte çocuk, ona güzel bir ad takmak. Peygamberlerden ve sahibi mübarek kimselerin isimlerindenPeygamberlerden ve sahibi mübarek kimselerin isimlerinden bir isim koymak, babanın, annenin vazifesi oluyor.bir isim koymak, babanın, annenin vazifesi oluyor. Öyle ne olduğu bilinmeyen şeyler değil deÖyle ne olduğu bilinmeyen şeyler değil de mesela peygamber isimlerinden Ali, Abdurrahman,mesela peygamber isimlerinden Ali, Abdurrahman, Hasan, Hüseyin gibi isimleri takmak, bir.Hasan, Hüseyin gibi isimleri takmak, bir. Ve en yüallimehü’l-kitâb.

Ve en yüallimehü’l-kitâb.
İkincisi ona Kur'an'ı öğretmek.İkincisi ona Kur'an'ı öğretmek. Vazifesi oluyor peder ve validenin.Vazifesi oluyor peder ve validenin. Ona güzelce Kur'an'ı.Ona güzelce Kur'an'ı. Nasıl ki ona evvelki derslerdeki kitabı öğrettiktenNasıl ki ona evvelki derslerdeki kitabı öğrettikten sonra yüzmeyi, atıcılığısonra yüzmeyi, atıcılığı öğretmek de bahsedilmişti.öğretmek de bahsedilmişti. Ve ona helal lokmalar yedirmesi de bahsedilmişti.Ve ona helal lokmalar yedirmesi de bahsedilmişti. Bugün de bu derste Kur'an-ı Azimuşşan'ı öğretmek.Bugün de bu derste Kur'an-ı Azimuşşan'ı öğretmek. Okumasını öğretecek.Okumasını öğretecek. Manalarına da aşina olmaya mümkün mertebeManalarına da aşina olmaya mümkün mertebe çalışacak, hiç olmazsa namazda okuduğu surelerinçalışacak, hiç olmazsa namazda okuduğu surelerin manalarına aşina olmak için öğretmeye de gayret edecek.manalarına aşina olmak için öğretmeye de gayret edecek. Üçüncü vazifede:

Üçüncü vazifede:
Ve yüzevvicehû izâ edrake.

Ve yüzevvicehû izâ edrake.
Çocuk kemâle geldiği vakitte de onu evermek.Çocuk kemâle geldiği vakitte de onu evermek. Kız, erkek.Kız, erkek. Onu daha saklamak,Onu daha saklamak, uzunlukta bekletmek caiz değil.uzunlukta bekletmek caiz değil. Eşi oldu mu, küfür diyorlar, eş rast geldi miydi,Eşi oldu mu, küfür diyorlar, eş rast geldi miydi, hemen evlendirmek ki ileriki günahlarahemen evlendirmek ki ileriki günahlara girmelerinden, düşmelerinden onları bir an evvelgirmelerinden, düşmelerinden onları bir an evvel kurtarmış oluruz.kurtarmış oluruz. Ana baba hakkı olarak.Ana baba hakkı olarak. Çünkü Kelâmullah'ı öğretmekÇünkü Kelâmullah'ı öğretmek öyle bir mühim vazifedir kiöyle bir mühim vazifedir ki hameletü'l ilm diyorlar.hameletü'l ilm diyorlar. İlm-i hâmil olanlar.İlm-i hâmil olanlar. İlim envâi çeşiti çok.İlim envâi çeşiti çok. Fakat buradaki ilimlerden murad,Fakat buradaki ilimlerden murad, ilmi İlahi, dini ilimlerilmi İlahi, dini ilimler ve Allah-u Teâlâ'yı bilme ilmi.ve Allah-u Teâlâ'yı bilme ilmi. İlmin envâi çok.İlmin envâi çok. Diğer ilimler hep teferruattandır.Diğer ilimler hep teferruattandır. Asıl olan ilim Allah-u Teâlâ'yı bilmeye aittir.Asıl olan ilim Allah-u Teâlâ'yı bilmeye aittir. Bir insan Allah-u Teâlâ'yı bilmeye ait ilimden mahrum ise,

Bir insan Allah-u Teâlâ'yı bilmeye ait ilimden mahrum ise,
dünyanın ilimlerine vâkıf olsa dahi cahil sayılır.dünyanın ilimlerine vâkıf olsa dahi cahil sayılır. Allah-u Teâlâ'yı bilmeye ait olan ilmi öğrenirse âlim çoğalır.Allah-u Teâlâ'yı bilmeye ait olan ilmi öğrenirse âlim çoğalır. Onun için hameletü'l ilmi,Onun için hameletü'l ilmi, İlm-i hâmil olan insanlar,İlm-i hâmil olan insanlar, hulefa-i enbiyâ peygamberlerin vekilleri oluyorlar.hulefa-i enbiyâ peygamberlerin vekilleri oluyorlar. Halifesi, peygamberin vekili, ilmi hâmil olan.Halifesi, peygamberin vekili, ilmi hâmil olan. Bundan daha büyük mertebe yok ki.Bundan daha büyük mertebe yok ki. En büyük mertebe bu mertebedir.En büyük mertebe bu mertebedir. İlm-i hâmil.İlm-i hâmil. O ilim Kur'an ilmi.O ilim Kur'an ilmi. Din ilmi.Din ilmi. Ve fi’l-âhireti,Ve fi’l-âhireti, ahirette de mine’ş-şühedâi,ahirette de mine’ş-şühedâi, şehitler arasında yer alıyor.şehitler arasında yer alıyor. Onun için ihmale gelmeyen,Onun için ihmale gelmeyen, en mühim ilim, esas bu.en mühim ilim, esas bu. Esas olmadıktan sonra fer’ilerin kıymeti olur mu?Esas olmadıktan sonra fer’ilerin kıymeti olur mu? Mühim olan esastır.Mühim olan esastır. Esas olmadıkça fer’iler hiçbir fayda temin etmez.Esas olmadıkça fer’iler hiçbir fayda temin etmez. Kuru gürültüden ibarettir.Kuru gürültüden ibarettir. Sonra bakınız, hameletu'l Kur'an diyoruz.

Sonra bakınız, hameletu'l Kur'an diyoruz.
Bu kitabullahtır ve ilimdir.Bu kitabullahtır ve ilimdir. Bunu hâmil olan insanlar, hümmül muallimun.Bunu hâmil olan insanlar, hümmül muallimun. Asıl muallim bunlardır.Asıl muallim bunlardır. Muallim dediğimiz insanlar, Kur'an'a hâmil olan insanlar,Muallim dediğimiz insanlar, Kur'an'a hâmil olan insanlar, öğrenmiş ve öğretmeye çalışan insanlardır.öğrenmiş ve öğretmeye çalışan insanlardır. En büyük bir vazife olduğu için,En büyük bir vazife olduğu için, anaya babaya ilk düşen vazife,anaya babaya ilk düşen vazife, evladını bu mertebeye ulaştırabilmek için elinden geleni yapmak.evladını bu mertebeye ulaştırabilmek için elinden geleni yapmak. Sen esası bırak, teferruatla uğraş.Sen esası bırak, teferruatla uğraş. Şu da olsun, bu da olsun, o da olsun, o da olsun amaŞu da olsun, bu da olsun, o da olsun, o da olsun ama esası bir kere elde et.esası bir kere elde et. Esas olmadan, binanın temeli olmadan.Esas olmadan, binanın temeli olmadan. Üstüne ne kadar çıkarsan çık, elbette yıkılacaktır.Üstüne ne kadar çıkarsan çık, elbette yıkılacaktır. Evvela temeli kurmak lazım.Evvela temeli kurmak lazım. Temel, Allah'ı bilmek temelidir.Temel, Allah'ı bilmek temelidir. Ondan mahrumsan ki Kur'an ilmi,Ondan mahrumsan ki Kur'an ilmi, bunlar işte muallim olmak da.bunlar işte muallim olmak da. Muallimun kelâmallah.Muallimun kelâmallah. Allah-u Teâlâ'nın kelâmınıAllah-u Teâlâ'nın kelâmını insanlara öğreten kimseler.insanlara öğreten kimseler. Bakınız:Bakınız: El-mütelebbisûne bi nûrillâhi.

El-mütelebbisûne bi nûrillâhi.
Aynı zamanda da Allah-u Teâlâ'nın nurunu,Aynı zamanda da Allah-u Teâlâ'nın nurunu, Allah-u Teâlâ'nın nuruna bürünmüş,Allah-u Teâlâ'nın nuruna bürünmüş, nuruna iltibas etmiş,nuruna iltibas etmiş, nurunu giymiş, nuruna bürünmüş.nurunu giymiş, nuruna bürünmüş. Allah nuruyla nurlanmış yani.Allah nuruyla nurlanmış yani. Allah'ın nuruyla nurlanmış insan,Allah'ın nuruyla nurlanmış insan, Allah-u Teâlâ'nın kelâmını belleyen insan,Allah-u Teâlâ'nın kelâmını belleyen insan, öğrenen insan.öğrenen insan. Bunu ihmal, çocuğa en büyük darbe,Bunu ihmal, çocuğa en büyük darbe, en büyük darbe çocuğa,en büyük darbe çocuğa, kendi evladına en büyük darbe, onukendi evladına en büyük darbe, onu din ilminden mahrum etmektir.din ilminden mahrum etmektir. Evet, mühendis olabilir, doktor olabilir,Evet, mühendis olabilir, doktor olabilir, daha ne kadar bilgiler varsa olabilir.daha ne kadar bilgiler varsa olabilir. Olabilir ama onlar hepsi fer’idir.Olabilir ama onlar hepsi fer’idir. Allah'ı bilmedikten sonra ne kıymeti var?Allah'ı bilmedikten sonra ne kıymeti var? Bakınız:

Bakınız:
Men vâlâhüm.

Men vâlâhüm.
Her kim bu Allah'ın kitabınıHer kim bu Allah'ın kitabını öğrenmeye çalışmış ve öğreten insanlaraöğrenmeye çalışmış ve öğreten insanlara dost olursa yakınlık gösterirse onlara,dost olursa yakınlık gösterirse onlara, fe-kad vâla’llâhe, Allah'a dostluk etmiş.fe-kad vâla’llâhe, Allah'a dostluk etmiş. Allah da onları kendisine yakın etmiş.Allah da onları kendisine yakın etmiş. Allah'ın dostu, Allah da onların dostu, yardımcısı.Allah'ın dostu, Allah da onların dostu, yardımcısı. Onları koruyanlar da demek, Allah-u TeâlâOnları koruyanlar da demek, Allah-u Teâlâ koruyor, himaye ediyor, hıfz ediyor.koruyor, himaye ediyor, hıfz ediyor. Allah-u Teâlâ'nın nuruna iltibâs ediyorlar.Allah-u Teâlâ'nın nuruna iltibâs ediyorlar. Ve men âdâhüm.

Ve men âdâhüm.
Her kim bu ilim sahiplerineHer kim bu ilim sahiplerine bir düşmanlık yaparlarsa herhangi bir cihetten,bir düşmanlık yaparlarsa herhangi bir cihetten, bir garaz ile bir düşmanlık yaparlarsa,bir garaz ile bir düşmanlık yaparlarsa, âdallâh, bilsinler kiâdallâh, bilsinler ki bu yaptıkları düşmanlık ona değil Allah'adır.bu yaptıkları düşmanlık ona değil Allah'adır. Ona yapılan dostluk, Allah'a olan dostluktur.Ona yapılan dostluk, Allah'a olan dostluktur. Ona yapılan düşmanlık, Allah'a yapılan düşmanlıktır.Ona yapılan düşmanlık, Allah'a yapılan düşmanlıktır. Allah'a düşman olanların da akıbetAllah'a düşman olanların da akıbet evveli de haraptır, ahiri de haraptır.evveli de haraptır, ahiri de haraptır. Ama dünyada belki şöyle böyle geçinir ama sonu yoktur.

Ama dünyada belki şöyle böyle geçinir ama sonu yoktur.
Onun için, şimdi bakınız bu, yine tekrarlıyorum.Onun için, şimdi bakınız bu, yine tekrarlıyorum. Geçen derste de biraz bahsetmiştik.Geçen derste de biraz bahsetmiştik. Hâbe abdün ve hasir.

Hâbe abdün ve hasir.
En kısa suremiz bizim estâizubillah:En kısa suremiz bizim estâizubillah: Vel-’asr inne-l-insâne lefî husr.

Vel-’asr inne-l-insâne lefî husr.
Oradaki husri'dir, buradaki hâsır.Oradaki husri'dir, buradaki hâsır. İllâllezîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti diye ayırır onları.İllâllezîne âmenû ve ’amilû-ssâlihâti diye ayırır onları. Şimdi bu, hâbe abdü ve hâsi.

Şimdi bu, hâbe abdü ve hâsi.
Ne kadar ziyankâr bir kuldur o kul ki.Ne kadar ziyankâr bir kuldur o kul ki. İflas etmiş, ziyanda, zarardaİflas etmiş, ziyanda, zararda en güzel zarar, en kötü, korkunç zararen güzel zarar, en kötü, korkunç zarar ömrün mahvıdır.ömrün mahvıdır. Paralar yüz bin lira batmış bugün.Paralar yüz bin lira batmış bugün. Batar, yüz bin lira.Batar, yüz bin lira. Ertesi gün bakarsın ki bir şey olur, iki yüz bin lira kazanırsın.Ertesi gün bakarsın ki bir şey olur, iki yüz bin lira kazanırsın. Fakat ömrün ziyanı, giden ele bir daha girmiyor.Fakat ömrün ziyanı, giden ele bir daha girmiyor. Onu boşa kaçırmak kadar büyük felaket yok.Onu boşa kaçırmak kadar büyük felaket yok. İşte o büyük bir zarardır kiİşte o büyük bir zarardır ki ra’sul mal elden gidiyor.ra’sul mal elden gidiyor. Lem yecalillâhü fî kalbihî rahmeten li’l-beşeri.

Lem yecalillâhü fî kalbihî rahmeten li’l-beşeri.
Bu çok dikkate şayandır.Bu çok dikkate şayandır. Beşer denince herkes içinde değil mi?Beşer denince herkes içinde değil mi? Yahudisi de içinde, çingenesi de içinde,Yahudisi de içinde, çingenesi de içinde, yavru da çıfırı da herkesi, hepsi içinde.yavru da çıfırı da herkesi, hepsi içinde. Beşer içinde. Ki:Beşer içinde. Ki: Fe-men lem yetehallak bi’r-rahmeti illâhiyye.

Fe-men lem yetehallak bi’r-rahmeti illâhiyye.
Şimdi bütün mahlûkatın sahibi kim?

Şimdi bütün mahlûkatın sahibi kim?
Bütün mahlûkatın yaratıcısı kim?Bütün mahlûkatın yaratıcısı kim? Allah'tır.Allah'tır. Allah bütün mahlûkatı çeşitli yaratmış.Allah bütün mahlûkatı çeşitli yaratmış. Hepsinin de birer hikmeti var.Hepsinin de birer hikmeti var. Hepsine akıl erdirilecek dersek bu akıl kâfi gelmez tabiatıyla ona.Hepsine akıl erdirilecek dersek bu akıl kâfi gelmez tabiatıyla ona. Onun için Allah-u Teâlâ'nın yarattıkları mahlûklarOnun için Allah-u Teâlâ'nın yarattıkları mahlûklar ne olursa olsun, ha onlar için,ne olursa olsun, ha onlar için, nasıl ki o bu gavurdur diyerekten rızkını kesmiyor,nasıl ki o bu gavurdur diyerekten rızkını kesmiyor, bu Yahudi’dir diyerekten vermemezlik etmiyor,bu Yahudi’dir diyerekten vermemezlik etmiyor, bana isyan ediyor, buna vermeyeyim,bana isyan ediyor, buna vermeyeyim, bu efendim çingenedir, bunun hiçbir hayrı yok,bu efendim çingenedir, bunun hiçbir hayrı yok, buna vermeyin demiyor, herkesin rızkını,buna vermeyin demiyor, herkesin rızkını, kısmetine göre boyuna veriyor.kısmetine göre boyuna veriyor. Binâenaleyh Allah-u Teâlâ'daki rahmete bakıp daBinâenaleyh Allah-u Teâlâ'daki rahmete bakıp da o rahmetle tahalluk etmeyen,o rahmetle tahalluk etmeyen, o ahlâkla ahlaklanmayan,o ahlâkla ahlaklanmayan, o ahlâkla Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmayano ahlâkla Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmayan insanda hayır yoktur.insanda hayır yoktur. Lem yecalillâhü fî kalbihî rahmeten li’l-beşeri.

Lem yecalillâhü fî kalbihî rahmeten li’l-beşeri.
Zararkârdır.Zararkârdır. Beşere, bütün mahlûkata,Beşere, bütün mahlûkata, insanların içerisinde bir rahmet olacak.insanların içerisinde bir rahmet olacak. En büyük rahmet insanın kendine,En büyük rahmet insanın kendine, ondan sonra efradı ailesindeki çoluk çocuğunadır.ondan sonra efradı ailesindeki çoluk çocuğunadır. Çoluk çocuğuna merhameti olmayan,Çoluk çocuğuna merhameti olmayan, kendi varlığına rahmeti olmayan insanınkendi varlığına rahmeti olmayan insanın kalkıp da başkalarına merhametine ne kadar umarsınız?kalkıp da başkalarına merhametine ne kadar umarsınız? Ne kadar umarsın?Ne kadar umarsın? En büyük nimet olanEn büyük nimet olan Kelâmullahı çocuğuna belletmiyor, öğretmiyor.Kelâmullahı çocuğuna belletmiyor, öğretmiyor. Kendisi de öğrenmeye çalışmıyor.Kendisi de öğrenmeye çalışmıyor. Demek ki kendisinin de acısı yok.Demek ki kendisinin de acısı yok. Acımıyor kendisine, merhameti yok.Acımıyor kendisine, merhameti yok. Çoluk çocuğuna da acımıyor, merhameti yok.Çoluk çocuğuna da acımıyor, merhameti yok. Ondan sonra kalkacak da başkalarına acıyacak.Ondan sonra kalkacak da başkalarına acıyacak. Umulur mu?Umulur mu? Kendine acımayanın başkasının acımasıKendine acımayanın başkasının acıması mahaldir derler.mahaldir derler. İnsan evvele canına acır,İnsan evvele canına acır, sonra evlad-ı iyalinin, çoluk çocuğuna acır.sonra evlad-ı iyalinin, çoluk çocuğuna acır. Ondan sonra da başkalarına acıyabilir.Ondan sonra da başkalarına acıyabilir. Sadaka verirken de öyle değil mi?Sadaka verirken de öyle değil mi? Onun için Allah cümlemizi affetsin de

Onun için Allah cümlemizi affetsin de
ahlâk-ı İlahiye ile taalluk etmekahlâk-ı İlahiye ile taalluk etmek devlet şerefine cümlemizi nâil etsin.devlet şerefine cümlemizi nâil etsin. Ve bunun için evvela çocuklarımızaVe bunun için evvela çocuklarımıza Kur'an-ı Azimüşşan'ı öğretmekKur'an-ı Azimüşşan'ı öğretmek ve manalarına da aşina etmekve manalarına da aşina etmek ve ona Allah'ı bildirecek delilleri,ve ona Allah'ı bildirecek delilleri, Allah'ı bilecek delilleriAllah'ı bilecek delilleri çocuk birdenbire idrak edemez tabii.çocuk birdenbire idrak edemez tabii. O idrak edemeyince baba ona delil olacak,O idrak edemeyince baba ona delil olacak, hocası delil olacak.hocası delil olacak. Allahu Teâlâ'yı bilmenin yollarını ona öğretecek.Allahu Teâlâ'yı bilmenin yollarını ona öğretecek. Yoksa insan Allah esirgesin,Yoksa insan Allah esirgesin, dalaletle kalan sapıklar gibidalaletle kalan sapıklar gibi Allah, peygamberi tanımayıverir.Allah, peygamberi tanımayıverir. Ondan sonra ne yapacaksın öyle veledi?Ondan sonra ne yapacaksın öyle veledi? Biliyorsunuz ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem

Biliyorsunuz ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem
hazretlerinin zaman-ı saadetlerindekihazretlerinin zaman-ı saadetlerindeki ashâb-ı kirâm denilen,ashâb-ı kirâm denilen, bugün onların derecesine ulaşmaya kimsenin gücü yetmiyor.bugün onların derecesine ulaşmaya kimsenin gücü yetmiyor. Gücü yetmiyor.Gücü yetmiyor. Onlar bizim bildiğimiz bu ilimleri biliyorlar mıydı?Onlar bizim bildiğimiz bu ilimleri biliyorlar mıydı? Hiçbirisini bilmezlerdi.Hiçbirisini bilmezlerdi. Ne fizik bilir, ne efendim mühendislik bilir,Ne fizik bilir, ne efendim mühendislik bilir, ne de doktorluktan şunu bunu bilir,ne de doktorluktan şunu bunu bilir, incelikleri var yani.incelikleri var yani. İnceliklerine vâkıf değiller.İnceliklerine vâkıf değiller. Öyle olduğu halde beşerin böyleÖyle olduğu halde beşerin böyle mumla, parmakla gösterilecekmumla, parmakla gösterilecek en güzide insanları onlar.en güzide insanları onlar. Sebebi?

Sebebi?
Allah-u Teâlâ'ya inanç ve bilgileridir.Allah-u Teâlâ'ya inanç ve bilgileridir. Allah-u Teâlâ'yı bilmek kolay değil efendim.Allah-u Teâlâ'yı bilmek kolay değil efendim. Sana bir kısa söyleyeyim.Sana bir kısa söyleyeyim. İbrahim aleyhisselam'ı biliyorsunuz.

İbrahim aleyhisselam'ı biliyorsunuz.
Yalnız başına büyümüş, kimseden ders görmemiş.Yalnız başına büyümüş, kimseden ders görmemiş. Hiçbir hocadan ders görmemiş.Hiçbir hocadan ders görmemiş. Bir yalnız yerde, bir mağara içerisinde yetişmiş,Bir yalnız yerde, bir mağara içerisinde yetişmiş, büyümüş, gelmiş dünyaya.büyümüş, gelmiş dünyaya. Sonradan cemiyet içerisine karışmış.Sonradan cemiyet içerisine karışmış. İşte karıştığı vakitteİşte karıştığı vakitte cemiyetin insanları puta tapıyorlar.cemiyetin insanları puta tapıyorlar. Onların bir fırsat bayram günlerinde putları da kırdı.Onların bir fırsat bayram günlerinde putları da kırdı. Putlarını kırdı.Putlarını kırdı. Ama yalnız bir insanAma yalnız bir insan o koca cemiyete karşı muhalefet etse onların putlarını kırmanıno koca cemiyete karşı muhalefet etse onların putlarını kırmanın ne demek olduğunu o bilmez değil.ne demek olduğunu o bilmez değil. Pekâlâ, biliyordu başına gelecekleri.Pekâlâ, biliyordu başına gelecekleri. Biliyordu ama Allah'a inancı kavî,Biliyordu ama Allah'a inancı kavî, Allah'a bilici tam, Allah'a itimadı tam,Allah'a bilici tam, Allah'a itimadı tam, onun için Allah, ben ona teslim olduktan sonra,onun için Allah, ben ona teslim olduktan sonra, ben onun kuluyum, ne olursa olur dedi.ben onun kuluyum, ne olursa olur dedi. Tabi ne yaptılar?

Tabi ne yaptılar?
Ateşe atmaya kalktılar.Ateşe atmaya kalktılar. Attılar, ne oldu?Attılar, ne oldu? Ateşe attılar da ne oldu?Ateşe attılar da ne oldu? İşte olanı biliyorsunuz.İşte olanı biliyorsunuz. Yine insanlar Müslümanlığa döndü.Yine insanlar Müslümanlığa döndü. Onlar da helak-i İslâm'a kapıldılar gittiler.Onlar da helak-i İslâm'a kapıldılar gittiler. Ama bu inanç nereden geldi ona?Ama bu inanç nereden geldi ona? Allah-u Teâlâ herkese bir akıl vermiştir.

Allah-u Teâlâ herkese bir akıl vermiştir.
Bu aklı insan tefekkür edince, düşününceBu aklı insan tefekkür edince, düşününce varlığın sahibini bulmak o kadar da zor değil yani.varlığın sahibini bulmak o kadar da zor değil yani. O kadar zor değil.O kadar zor değil. Yalnız aklını işlet.Yalnız aklını işlet. Biliyoruz ki bu varlığın sahibi elbette olacak.Biliyoruz ki bu varlığın sahibi elbette olacak. Canım gayet güzel bir şey görürsün.Canım gayet güzel bir şey görürsün. Ne olursa olsun.Ne olursa olsun. O gördüğün şeyi bakarsın daO gördüğün şeyi bakarsın da bu kimin eseri demez misin ya?bu kimin eseri demez misin ya? Bu kimin eseri demez misin?Bu kimin eseri demez misin? Dememek mümkün değil ki.Dememek mümkün değil ki. Elbette o eserin sahibini öğrenmeye çalıştın sen.Elbette o eserin sahibini öğrenmeye çalıştın sen. O kendiliğinden olmamıştır ki.O kendiliğinden olmamıştır ki. O eserin sahibini ararken,O eserin sahibini ararken, bu varlığın sahibini insan neden aramaz acaba?bu varlığın sahibini insan neden aramaz acaba? Bu varlığın sahibini neden aramaz?Bu varlığın sahibini neden aramaz? Birisi bize gelse dese ki, bu cami eskiden vardı ya.

Birisi bize gelse dese ki, bu cami eskiden vardı ya.
İşte yağmurlar yağdı, derelerden sular geldi,İşte yağmurlar yağdı, derelerden sular geldi, çamurlar geldi, bataklar geldi,çamurlar geldi, bataklar geldi, taşlar döküldü, ağaçlar birbirine birleşti,taşlar döküldü, ağaçlar birbirine birleşti, bu heykel vücuda geldi deyince inanan olur mu bu masala,bu heykel vücuda geldi deyince inanan olur mu bu masala, hiç kimse inanmaz.hiç kimse inanmaz. Bunu ustalar yaptı, bilmem neler yaptı,Bunu ustalar yaptı, bilmem neler yaptı, mimarlar ölçtü, biçti.mimarlar ölçtü, biçti. Buna bu nizamı verdiler, der.Buna bu nizamı verdiler, der. Ee, bu insan ki kendisi ortada,Ee, bu insan ki kendisi ortada, bütün varlık da ortada,bütün varlık da ortada, bu böyle tabiatın icadı kendiliğinden olmuş deyincebu böyle tabiatın icadı kendiliğinden olmuş deyince buna inanmak, bu binanın kendiliğinden olduğuna inanmaktan daha fena.buna inanmak, bu binanın kendiliğinden olduğuna inanmaktan daha fena. Öyleyse hâlitu’n-nâse bi ahlâkiküm.

Öyleyse hâlitu’n-nâse bi ahlâkiküm.
İnsanların arasına girip de insanlarlaİnsanların arasına girip de insanlarla muaşeret edeceğiniz vakitte,muaşeret edeceğiniz vakitte, hüsnü muâşeret, onlara güler yüz,hüsnü muâşeret, onlara güler yüz, tatlı dil ile.tatlı dil ile. İnsanların arasına girince,İnsanların arasına girince, kendi mevkiini unutupkendi mevkiini unutup insanların mevkiine düşerek,insanların mevkiine düşerek, köyde isen köylünün vaziyetine, neredeysenköyde isen köylünün vaziyetine, neredeysen o kimselerin vaziyetine bürünerek,o kimselerin vaziyetine bürünerek, onlara tatlı dil, güler yüz ile.onlara tatlı dil, güler yüz ile. Mesela köye gitsek, biz ilmi fizikten,

Mesela köye gitsek, biz ilmi fizikten,
tarihten, coğrafyadan bahsetsek, köylü bize,tarihten, coğrafyadan bahsetsek, köylü bize, amma adamlar der, bizim nasıl boş.amma adamlar der, bizim nasıl boş. O rençberlikten anlar.O rençberlikten anlar. Şöyle eklersin, böyle biçersin, hayvana şöyle bakarsın,Şöyle eklersin, böyle biçersin, hayvana şöyle bakarsın, böyle bakarsın desen onun hoşuna gider.böyle bakarsın desen onun hoşuna gider. Ama ona fizik ilminden,Ama ona fizik ilminden, şu ilimden, bu ilimden bahsetmeye başladığın vakitte, dinlemezler.şu ilimden, bu ilimden bahsetmeye başladığın vakitte, dinlemezler. Binâenaleyh, herkese, mertebesine göre.Binâenaleyh, herkese, mertebesine göre. İnerekten, onlarla hüsnü muaşeret,İnerekten, onlarla hüsnü muaşeret, tatlı dil güller yüz iletatlı dil güller yüz ile ve onları tebşir ederekten.ve onları tebşir ederekten. Onun için:Onun için: Haysümâ kümtüm fe-ahsinû ibâdetallâhi,

Haysümâ kümtüm fe-ahsinû ibâdetallâhi,
ve ebşirû bi’l-cenneti.ve ebşirû bi’l-cenneti. Nerede olursanız Allah'a ibadeti güzel ediniz.Nerede olursanız Allah'a ibadeti güzel ediniz. Ve insanları cennetle tebşir ediniz.Ve insanları cennetle tebşir ediniz. Sevindiriniz insanları.Sevindiriniz insanları. Yessirû ve lâ tuassirû.

Yessirû ve lâ tuassirû.
İnsanlara daima kolaylıklar,İnsanlara daima kolaylıklar, tefşiratlar, güzel şeyler gösteriniz.tefşiratlar, güzel şeyler gösteriniz. Zorluklar ve insanları korkutucu,Zorluklar ve insanları korkutucu, iğrendici şeylerden uzak olunuz.iğrendici şeylerden uzak olunuz. Ve ebşirû bi’l-cenneti.Ve ebşirû bi’l-cenneti. Allah-u Teâlâ'nın lütfuna mazhar olanlar,Allah-u Teâlâ'nın lütfuna mazhar olanlar, bununla uğraşacaklar.bununla uğraşacaklar. Binâenaleyh, Hâlitu’n-nâse bi ahlâkiküm.Binâenaleyh, Hâlitu’n-nâse bi ahlâkiküm. İnsanlara güzel ahlâk.İnsanlara güzel ahlâk. O güzel ahlâkı kazandıysan ne mutlu.O güzel ahlâkı kazandıysan ne mutlu. Kazanmadıysan çok yazık.Kazanmadıysan çok yazık. Dün bize şey geldi.Dün bize şey geldi. Beşiktaş müftüsü Fuat Bey geldi.Beşiktaş müftüsü Fuat Bey geldi. İkindi namazına.İkindi namazına. Dedik biraz muhabbet etmez misin hocaefendi? Konuşmaz mısın dedik.Dedik biraz muhabbet etmez misin hocaefendi? Konuşmaz mısın dedik. Konuşayım.Konuşayım. Biraz konuşalım. Yorgunum falan. Konuştu biraz.Biraz konuşalım. Yorgunum falan. Konuştu biraz. Bir hikâye anlattı.Bir hikâye anlattı. Bunu ben size de duyurmaya çalışırım.Bunu ben size de duyurmaya çalışırım. Hac. Emr-i ilâhidir ya.Hac. Emr-i ilâhidir ya. Sebebi nedir acaba Cenâb-ı Hak hepimizi hacca davet ediyor?Sebebi nedir acaba Cenâb-ı Hak hepimizi hacca davet ediyor? Gidiniz muhakkak.Gidiniz muhakkak. Başınızda âyet-i kerîme. Estauzübillah:

Başınızda âyet-i kerîme. Estauzübillah:
El-haccu eşhurun ma’lûmât(un)

El-haccu eşhurun ma’lûmât(un)
femen ferada fîhinne’l-haccefemen ferada fîhinne’l-hacce felâ rafeśe velâ fusûka velâ cidâle fi-l-hacc.felâ rafeśe velâ fusûka velâ cidâle fi-l-hacc. Üç tane emri var Cenâb-ı Hakk'ın.

Üç tane emri var Cenâb-ı Hakk'ın.
Hacca mı gidiyorsun?Hacca mı gidiyorsun? Felâ rafeśe.

Felâ rafeśe.
Bir kere kötü lafı ağzına alma, kötü iş işleme.Bir kere kötü lafı ağzına alma, kötü iş işleme. Fusûk, günahlardan da kaç.Fusûk, günahlardan da kaç. İki. Velâ cidâle.İki. Velâ cidâle. Kimseyle de itişip kakışma.Kimseyle de itişip kakışma. Mücadele etme.Mücadele etme. Hepsini hoş gör.Hepsini hoş gör. Şu üç vazifeyi emrediyor Cenâb-ı Hak.Şu üç vazifeyi emrediyor Cenâb-ı Hak. E bu üç vazifeyi böyle güzelce yaptın mıydı,E bu üç vazifeyi böyle güzelce yaptın mıydı, herkes ile tatlı tatlı gider, tatlı tatlı gelirsin,herkes ile tatlı tatlı gider, tatlı tatlı gelirsin, hiç oranın feyizlerine de feyizgâh olursun.hiç oranın feyizlerine de feyizgâh olursun. Şimdi bir adam varmış burada.

Şimdi bir adam varmış burada.
Bir arkadaşı varmış.Bir arkadaşı varmış. İkisi de zengin.İkisi de zengin. Demiş ben hacca gideceğim ama sensiz gidemem.Demiş ben hacca gideceğim ama sensiz gidemem. Çünkü tabiatım çok sert.Çünkü tabiatım çok sert. Binâenaleyh.Binâenaleyh. Çok incitirim burada insanları.Çok incitirim burada insanları. Rahatsız ederim.Rahatsız ederim. Sen beni hiç olmazsa biraz zapt edersin falan bir şeyler yaparsın.Sen beni hiç olmazsa biraz zapt edersin falan bir şeyler yaparsın. Seninle gidelim.Seninle gidelim. Peki demişler gitmişler.Peki demişler gitmişler. Bir Mısır oteli var ya.

Bir Mısır oteli var ya.
Büyüklerin girdiği, zenginlerin girdiği otel.Büyüklerin girdiği, zenginlerin girdiği otel. Bunlar da zengin tabi.Bunlar da zengin tabi. Üç odalı, üç karyolalı bir odayı almışlar.Üç odalı, üç karyolalı bir odayı almışlar. Bir kişi de bu ikiden başka, bir deBir kişi de bu ikiden başka, bir de Hindistanlı yahut Pakistanlı,Hindistanlı yahut Pakistanlı, bir zengin, o da o odadan bir karyola almış,bir zengin, o da o odadan bir karyola almış, iki bunlar, bir de o üç.iki bunlar, bir de o üç. Fakat o önden geldiği için,Fakat o önden geldiği için, karyolası daha pencereye yakın,karyolası daha pencereye yakın, havadar, manzaralı bir yer.havadar, manzaralı bir yer. Bu bizim sert ağa, içeriye girince,Bu bizim sert ağa, içeriye girince, o karyolayı beğenmiş, herif üzerinde oturuyor tabii.o karyolayı beğenmiş, herif üzerinde oturuyor tabii. Kalk buradan demiş.Kalk buradan demiş. Herif neye uğradığını bilmemiş,Herif neye uğradığını bilmemiş, peki demiş kalkmış, git oraya otur demiş.peki demiş kalkmış, git oraya otur demiş. Oturmuş oraya adam.Oturmuş oraya adam. Adamda hiç ses yok.Adamda hiç ses yok. Sabah olmuş.

Sabah olmuş.
Sabah namazından geliyorlar,Sabah namazından geliyorlar, diyor bu sabah bize kahvaltıya buyurmaz mısınız diyor.diyor bu sabah bize kahvaltıya buyurmaz mısınız diyor. Sabah kahvaltısını beraber yapalım.Sabah kahvaltısını beraber yapalım. Tabi orası da zengin bir otel olduğu içinTabi orası da zengin bir otel olduğu için kahvaltısı da güzel.kahvaltısı da güzel. Adam düşünmüş ya, adam buna ne çirkin bir muamele yaptım,Adam düşünmüş ya, adam buna ne çirkin bir muamele yaptım, herif, bizi yemeğe davet ediyor demiş.herif, bizi yemeğe davet ediyor demiş. Allah Allah.Allah Allah. Bir parça nefsi kırılmış yani.Bir parça nefsi kırılmış yani. Onun için hacda en muteber olan şey,Onun için hacda en muteber olan şey, it'amı ta'am ve ifşa-i selâm.it'amı ta'am ve ifşa-i selâm. Yemek yedireceksin ve selâm vereceksin herkese.Yemek yedireceksin ve selâm vereceksin herkese. Tatlı tatlı, bol bol.Tatlı tatlı, bol bol. Neşelendire neşelendire.Neşelendire neşelendire. Bu âdâb-ı hac.Bu âdâb-ı hac. Haccın âdâbından.Haccın âdâbından. Şimdi bu adam bunun yemek yedirince,Şimdi bu adam bunun yemek yedirince, adamın o sertliği, o şiddeti teskin olmuş.adamın o sertliği, o şiddeti teskin olmuş. Demek ki insanlara,Demek ki insanlara, eğer o adam da onun yaptığı aksiliği yapsaydı,eğer o adam da onun yaptığı aksiliği yapsaydı, aralarında bir kavga kopar,aralarında bir kavga kopar, işte birbirlerini döverler, vururlar,işte birbirlerini döverler, vururlar, hapishanelere yahut mezarlara giderler.hapishanelere yahut mezarlara giderler. Ama bu Pakistanlı güzel ders almış.Ama bu Pakistanlı güzel ders almış. Haccın fevâidini biliyor.Haccın fevâidini biliyor. Sesini çıkarmamış.Sesini çıkarmamış. Peki, efendim demiş.Peki, efendim demiş. Geçmiş oturup, peki deyince güller esiyor.Geçmiş oturup, peki deyince güller esiyor. Ne oldu? İnsanın bir şeysi eksilmez ki yani.Ne oldu? İnsanın bir şeysi eksilmez ki yani. Men tevazua refeullah.Men tevazua refeullah. Böyle tevazu gösterdin mi,Böyle tevazu gösterdin mi, Allah onun kıymetini yükseltiyor.Allah onun kıymetini yükseltiyor. Kıymeti artıyor.Kıymeti artıyor. Bak öteki kötü adamın bile iyileşmesine sebep oldu o adam şimdi.

Bak öteki kötü adamın bile iyileşmesine sebep oldu o adam şimdi.
Bir de yemek yediriverince.Bir de yemek yediriverince. Onun için insanlara daima böyle güzel şeylerle,Onun için insanlara daima böyle güzel şeylerle, insanın içerisine giriniz, karışınız.insanın içerisine giriniz, karışınız. Onlar sertse, sen de sert olursan,Onlar sertse, sen de sert olursan, iki sert birbiriyle vuruşursa kırılır.iki sert birbiriyle vuruşursa kırılır. Bir işe yaramaz.Bir işe yaramaz. Tevazu sahibi.Tevazu sahibi. Ve hâlifûhüm fî e’mâliküm.

Ve hâlifûhüm fî e’mâliküm.
Ama amellerinizde.Ama amellerinizde. O namaz kılmaz.O namaz kılmaz. Belki oruç tutmaz.Belki oruç tutmaz. Kusurları filan da çoktur filan.Kusurları filan da çoktur filan. Sen kendini ona benzetme.Sen kendini ona benzetme. Huyunla onlara muamele et,Huyunla onlara muamele et, amelinle kendi amelini yap.amelinle kendi amelini yap. Gece namazlarını kılacaksın mesela.Gece namazlarını kılacaksın mesela. O da kılmıyor, yatıyorlar.O da kılmıyor, yatıyorlar. E sen kalk, gece namazını kıl.E sen kalk, gece namazını kıl. Şimdi bakınız:Şimdi bakınız: Hâlifu’l-müşrikîn.

Hâlifu’l-müşrikîn.
Cenâb-ı Peygamber'in emri.Cenâb-ı Peygamber'in emri. Hâlifu’l-müşrikîn.Hâlifu’l-müşrikîn. Müşriklere muhalefet ediniz.Müşriklere muhalefet ediniz. Müşriklere her cihetten ama.Müşriklere her cihetten ama. Her cihetten muhalefet ediniz.Her cihetten muhalefet ediniz. Hiçbir suretle kendinizi onlara benzetmeyiniz.Hiçbir suretle kendinizi onlara benzetmeyiniz. Hâlifu’l-müşrikîn.Hâlifu’l-müşrikîn. Kalıpta, kıyafetle, görüşmede, konuşmada, her şeydeKalıpta, kıyafetle, görüşmede, konuşmada, her şeyde müşriklere muhalefet ediniz.müşriklere muhalefet ediniz. Binâenaleyh onların bıyıkları yokmuş.Binâenaleyh onların bıyıkları yokmuş. Bıyıkları uzunmuş.Bıyıkları uzunmuş. Mecusiler uzun bıyık yapıyorlar ya.Mecusiler uzun bıyık yapıyorlar ya. İşte bizim Bektaşilerin da var kocaİşte bizim Bektaşilerin da var koca uzun uzun bıyıkları.uzun uzun bıyıkları. Siz öyle yapmayın, bıyıklarınızı kırpın.Siz öyle yapmayın, bıyıklarınızı kırpın. Bıyıklarınızı kırpın.Bıyıklarınızı kırpın. İkincisi ve evfüllihâ.

İkincisi ve evfüllihâ.
Onlar sakalları da keserler.Onlar sakalları da keserler. Siz de bırakın. Muhalefet.Siz de bırakın. Muhalefet. Bu, hem Buhârî'nin hem de Müslim'in.Bu, hem Buhârî'nin hem de Müslim'in. Hazreti İbn Ömer'den.Hazreti İbn Ömer'den. Şimdi ikinci bir emir:Şimdi ikinci bir emir: Hâlifü’l-müşrikîn.

Hâlifü’l-müşrikîn.
Gene müşriklere muhalefet ediniz.Gene müşriklere muhalefet ediniz. Çok dikkat edin ama.Çok dikkat edin ama. Halifü’l müşrikîn.Halifü’l müşrikîn. Müşriklere muhalefet ediniz. Niçin?Müşriklere muhalefet ediniz. Niçin? Fe innehüm lâ yüsallûne fî niâlihimFe innehüm lâ yüsallûne fî niâlihim ve lâ hifâfihim.ve lâ hifâfihim. Çünkü müşrikler ayakkabılarıyla namaz kılmazlar,Çünkü müşrikler ayakkabılarıyla namaz kılmazlar, meshleriyle de namaz kılmazlar.meshleriyle de namaz kılmazlar. Onların da namazları var Yahudiler’in.Onların da namazları var Yahudiler’in. Onlar ayaklarında meshlerini çıkarlar, çoraplarıyla kılarlar.Onlar ayaklarında meshlerini çıkarlar, çoraplarıyla kılarlar. Yahut çorapsızda kılarlar.Yahut çorapsızda kılarlar. Ayaklarıyla hiç kılmaz.Ayaklarıyla hiç kılmaz. Siz onlara muhalefet edipSiz onlara muhalefet edip ayakkabılarınızla namaz kılın.ayakkabılarınızla namaz kılın. Meshlerinizle namaz kılın.Meshlerinizle namaz kılın. Bak gördün mü?Bak gördün mü? Muhalefet babında ne kadar çeşit var.Muhalefet babında ne kadar çeşit var. Onların yapmadıklarını yapın,Onların yapmadıklarını yapın, yaptıklarını yapmayın.yaptıklarını yapmayın. Ravileri de uzun.Ravileri de uzun. Dün bir gazete parçası elime geçmiş.

Dün bir gazete parçası elime geçmiş.
Şule’nin diyerekten.Şule’nin diyerekten. Bizim kız okuyor onu. “Ne var kızım?” dedim.Bizim kız okuyor onu. “Ne var kızım?” dedim. Dedi: “bak okuyuvereyim” dedi. Okuyor bize.Dedi: “bak okuyuvereyim” dedi. Okuyor bize. Buradan birisi sormuş ona, ben evleneceğim Şule Hanım.Buradan birisi sormuş ona, ben evleneceğim Şule Hanım. Bu evlenmeyi nasıl yapayım ben?Bu evlenmeyi nasıl yapayım ben? O da elinden geldiği kadar öğretiyor da diyor ki,O da elinden geldiği kadar öğretiyor da diyor ki, Efrenç âdetlerine kapılmaz Müslüman.Efrenç âdetlerine kapılmaz Müslüman. Efrenç dediği yani müşriklerin yaptıklarınıEfrenç dediği yani müşriklerin yaptıklarını Müslümanlar yapmaz.Müslümanlar yapmaz. Danslı, balolu, efendim, sarhoşlu, marhoşluDanslı, balolu, efendim, sarhoşlu, marhoşlu düğün Müslümanlıkta yoktur diyor.düğün Müslümanlıkta yoktur diyor. Onu bir usul öğretmiş.Onu bir usul öğretmiş. Böyle olur Müslümanların düğünü diyerekten.Böyle olur Müslümanların düğünü diyerekten. Böyle yap demiş.Böyle yap demiş. Şimdi hâlifü’l-müşrikîne gene bak,Şimdi hâlifü’l-müşrikîne gene bak, biz nerelerden uyuyoruz?biz nerelerden uyuyoruz? Lafın lüzumu yok değil mi?Lafın lüzumu yok değil mi? Herkes anlar bu işi.Herkes anlar bu işi. Huzû mine’l-ameli mâ tütîkûne.

Huzû mine’l-ameli mâ tütîkûne.
Yapacağınız amellerin hepsini yapmaya gücünüz yetmez.Yapacağınız amellerin hepsini yapmaya gücünüz yetmez. Hepsini yapmaya gücünüz yetmez.Hepsini yapmaya gücünüz yetmez. Yapmaya kalkarsanız çabuk yılarsınız.Yapmaya kalkarsanız çabuk yılarsınız. Yıpranırsanız, yıkılırsınız.Yıpranırsanız, yıkılırsınız. Binâenaleyh gücünüz yettiği kadarını yapın.Binâenaleyh gücünüz yettiği kadarını yapın. Takatınız geldiği kadar.Takatınız geldiği kadar. Mesela sabahlara kadar namaz kılınır.Mesela sabahlara kadar namaz kılınır. Fakat her zaman kılabilir misin sabahlara kadar namaz?Fakat her zaman kılabilir misin sabahlara kadar namaz? Bir gün kılarsan, iki gün kılarsan, üçüncü gün

Bir gün kılarsan, iki gün kılarsan, üçüncü gün
bayılırsın.bayılırsın. Oruç her gün tutulur mu?Oruç her gün tutulur mu? Tutulur.Tutulur. Ama o insanlar tutuyorlarmış.Ama o insanlar tutuyorlarmış. Onlar başka canım.Onlar başka canım. Biz herkesten kıyas olamayız.Biz herkesten kıyas olamayız. Herkesin takatı ayrıdır.Herkesin takatı ayrıdır. Kuvveti ayrıdır, kudreti de ayrıdır.Kuvveti ayrıdır, kudreti de ayrıdır. Binâenaleyh senin takatın yettiği kadar amel işle.Binâenaleyh senin takatın yettiği kadar amel işle. Fe-inna’llahe la yemellü hatta temellu.Fe-inna’llahe la yemellü hatta temellu. Çünkü Allah sevap vermekten şey yapıp çekinmez ki.Çünkü Allah sevap vermekten şey yapıp çekinmez ki. Yap, al sevabı.Yap, al sevabı. Fakat sen yorulursun.Fakat sen yorulursun. Binâenaleyh gücün yeteceği kadar amel yap.Binâenaleyh gücün yeteceği kadar amel yap. Bir gün yapıp da sonra bırakmak o da olmaz.Bir gün yapıp da sonra bırakmak o da olmaz. Binâenaleyh gücün yapacağı ne kadarsaBinâenaleyh gücün yapacağı ne kadarsa o kadarına git, fazlasını şey yapma.o kadarına git, fazlasını şey yapma. Yine bak, daha açık söylüyor:Yine bak, daha açık söylüyor: Huzû mine’l-ibâdeti.

Huzû mine’l-ibâdeti.
Burada amel dedi, burada ibadet diyor.Burada amel dedi, burada ibadet diyor. Huzû mine’l-ibâdeti bi kadri mâ tütîkûne.Huzû mine’l-ibâdeti bi kadri mâ tütîkûne. Gücün yeteceği kadar.Gücün yeteceği kadar. Farzlar müstesna.Farzlar müstesna. Farzların hepsini yapacağız.Farzların hepsini yapacağız. Nafile ibadetlerden.Nafile ibadetlerden. Böyle yapacağın ibadetlerBöyle yapacağın ibadetler ancak gücünün yeteceği, takat getirebileceğin kadar.ancak gücünün yeteceği, takat getirebileceğin kadar. Yoksa filan günde beş yüz rekât kılıyormuş,Yoksa filan günde beş yüz rekât kılıyormuş, filan şu kadar gün oruç tutuyormuş,filan şu kadar gün oruç tutuyormuş, filan da bu kadar tesbih çekiyormuş.filan da bu kadar tesbih çekiyormuş. Yapar canım.Yapar canım. İşi yoktur, gücü yoktur.İşi yoktur, gücü yoktur. Kendi vücudu da takatı da sağlamdır.Kendi vücudu da takatı da sağlamdır. Sabaha kadar namaz kılar.Sabaha kadar namaz kılar. Ama sen, ben öyle değiliz ki.Ama sen, ben öyle değiliz ki. Binâenaleyh, takatın ne kadarsa o kadar yap.Binâenaleyh, takatın ne kadarsa o kadar yap. Gücün yetiyorsa sen de kıl bin rekât amaGücün yetiyorsa sen de kıl bin rekât ama devam ettirebilir misin?devam ettirebilir misin? Ve iyyâküm.

Ve iyyâküm.
Sakın ha.Sakın ha. En yeteavvede ehadüküm ibâdeten.En yeteavvede ehadüküm ibâdeten. Bir ibadeti beğendin, hoşuna gitti, yapıyorsun.Bir ibadeti beğendin, hoşuna gitti, yapıyorsun. Bin rekât namaz güzel, beş yüz rekât namaz kılar.Bin rekât namaz güzel, beş yüz rekât namaz kılar. Gece kalkarsın, gece sabaha kadar kılarsın, kılarsın, kılarsın.Gece kalkarsın, gece sabaha kadar kılarsın, kılarsın, kılarsın. Eh, yoruluncaya kadar.Eh, yoruluncaya kadar. Yetti artık dersin.Yetti artık dersin. Ertesi gün de kalkarsın, yaparsın, yaparsın.Ertesi gün de kalkarsın, yaparsın, yaparsın. Fakat.Fakat. Fe yercia,Fe yercia, sonra bakarsın ki olmadı, artık yeter bu kadar der bırakmaksonra bakarsın ki olmadı, artık yeter bu kadar der bırakmak onun kadar, efendim Allah'a karşı eşed.onun kadar, efendim Allah'a karşı eşed. Yani, makbul olmayan bir şey.Yani, makbul olmayan bir şey. Yapıyorsun, sonra bırakıyorsun.Yapıyorsun, sonra bırakıyorsun. Başlayıp bırakmak kadarBaşlayıp bırakmak kadar Allah-u Teâlâ'nın hoşuna gitmeyen bir şey yok.Allah-u Teâlâ'nın hoşuna gitmeyen bir şey yok. Onun için, leyse şey’ün eşedde alellâhi

Onun için, leyse şey’ün eşedde alellâhi
min en yeteavvede’r-racülü’l-ibâdete,min en yeteavvede’r-racülü’l-ibâdete, sümme yercia anhâ.sümme yercia anhâ. Ondan sonra demiyor artık.Ondan sonra demiyor artık. Bu çok zararlı bir şeydir.Bu çok zararlı bir şeydir. Onun için yapacağın kadarını yap.Onun için yapacağın kadarını yap. Mesela yatarken abdestini alırsın.Mesela yatarken abdestini alırsın. Dört rekât, sekiz rekât, on rekât şey kılarsın çok değil.Dört rekât, sekiz rekât, on rekât şey kılarsın çok değil. Her zaman kılınır bu.Her zaman kılınır bu. Gece uyanmışsın, kalkarsın.Gece uyanmışsın, kalkarsın. İki rekât, dört rekât, sekiz rekât kalabilirsin.İki rekât, dört rekât, sekiz rekât kalabilirsin. Zor bir şey değil.Zor bir şey değil. Fakat ondan üstününü yapmakFakat ondan üstününü yapmak herkesin harcı değildir.herkesin harcı değildir. Onlar büyük adamlar yapmışlar.Onlar büyük adamlar yapmışlar. Hüzü cünneteküm.

Hüzü cünneteküm.
Bizim pehlivanlarda var ya.Bizim pehlivanlarda var ya. Mesela şu kadar yükü kaldırıyor.Mesela şu kadar yükü kaldırıyor. Sen de kaldırabilir misin o kadar yükü?Sen de kaldırabilir misin o kadar yükü? O adam alıştırmış vücudunu ona.O adam alıştırmış vücudunu ona. Yapabiliyor. Fakat herkes onu yapabilir mi?Yapabiliyor. Fakat herkes onu yapabilir mi? Yapamaz. Takatı kadar.Yapamaz. Takatı kadar. Huzû cünneteküm mine’n-nâri.

Huzû cünneteküm mine’n-nâri.
Şimdi güzel bir tavsiye.Şimdi güzel bir tavsiye. Sizi cehennemden kurtaracak,Sizi cehennemden kurtaracak, sizi cehennemden kurtaracak kalkanlarınızı elinize alın.sizi cehennemden kurtaracak kalkanlarınızı elinize alın. Nasıl düşmandan insan, topundan, tüfeğindenNasıl düşmandan insan, topundan, tüfeğinden korunmak için kalkan alır.korunmak için kalkan alır. Topçuların önlerinde kalkan gibi,Topçuların önlerinde kalkan gibi, maskeler gibi çeşitli aletleri var.maskeler gibi çeşitli aletleri var. Siz de bunlardan birisini elinize alın.Siz de bunlardan birisini elinize alın. Cehennemden korumak için.Cehennemden korumak için. Kalkan para etmez orada.Kalkan para etmez orada. Nedir o?Nedir o? Sübhanallâh, ve’l-hamdülillâh,

Sübhanallâh, ve’l-hamdülillâh,
ve lâ ilâhe illallâh, vallâhu ekber.ve lâ ilâhe illallâh, vallâhu ekber. Şu dört şey.Şu dört şey. Biz buna Sübhanallâhi ve’l-hamdülillâhiBiz buna Sübhanallâhi ve’l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber diyerekve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber diyerek bir kere de okuyoruz.bir kere de okuyoruz. Ama dört tesbihtir kendisi.Ama dört tesbihtir kendisi. Dört rekât namaz yerine kaib olur.Dört rekât namaz yerine kaib olur. Dört defa okuduğun vakitte.Dört defa okuduğun vakitte. Fe innehünne ye’tîne yevme’l-kiyâmeti

Fe innehünne ye’tîne yevme’l-kiyâmeti
mükaddimâtün, ve müakkibâtün ve münciyâtün,mükaddimâtün, ve müakkibâtün ve münciyâtün, ve hünne’l-bâkiyâtü’s-sâlihâtü.ve hünne’l-bâkiyâtü’s-sâlihâtü. Şimdi kıyamet gününde hepimizinŞimdi kıyamet gününde hepimizin sermayesi lazım yani.sermayesi lazım yani. O günkü en büyük sermaye bu tesbihlerdir.O günkü en büyük sermaye bu tesbihlerdir. Binâenaleyh Cenâb-ı Peygamber bu tesbihiBinâenaleyh Cenâb-ı Peygamber bu tesbihi hiç olmazsa her gün yüz kere söyleyin diyor.hiç olmazsa her gün yüz kere söyleyin diyor. Zor değil bu.Zor değil bu. Giderken söyleyeceksin, gelirken söylersin.Giderken söyleyeceksin, gelirken söylersin. Tramvayda söylersin, otobüste söylersin,Tramvayda söylersin, otobüste söylersin, vapurda söylersin.vapurda söylersin. Buna bir namaz gibi mahsus bir şeysi yok,

Buna bir namaz gibi mahsus bir şeysi yok,
vazifesi yok.vazifesi yok. Dilin söyleyecek, gönlün söyleyecek.Dilin söyleyecek, gönlün söyleyecek. Tesbihe de ihtiyaç yok,Tesbihe de ihtiyaç yok, parmaklarını da sayabilirsin, saatlerle de tayin edebilirsin.parmaklarını da sayabilirsin, saatlerle de tayin edebilirsin. Yüz tane günde bunu söyleyiniz.Yüz tane günde bunu söyleyiniz. Çünkü bunlar sizi cehennemden kurtarıcı olan tesbihlerdir.Çünkü bunlar sizi cehennemden kurtarıcı olan tesbihlerdir. Bunlara devam edin.Bunlara devam edin. Bunların çeşitleri de var tabi.Bunların çeşitleri de var tabi. Sübhanallâhi ve’l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber olduğu gibi.

Sübhanallâhi ve’l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber olduğu gibi.
Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhanallâhi’l-azîm de var, kısası.Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhanallâhi’l-azîm de var, kısası. Bunları yüz kere söylemenin sevabı pek çoktur.Bunları yüz kere söylemenin sevabı pek çoktur. Onun için siz kardeşlerime tavsiye ederim kiOnun için siz kardeşlerime tavsiye ederim ki her gün bunları söyleyin.her gün bunları söyleyin. Bunlar şeyhlikle alakası yoktur.Bunlar şeyhlikle alakası yoktur. Peygamber Efendimiz'in tavsiyesidir.Peygamber Efendimiz'in tavsiyesidir. Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehLâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yumîtlehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yumît ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr.ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr. Bu Sübhanâllahlar, diğer SübhanâllahlarBu Sübhanâllahlar, diğer Sübhanâllahlar başka tesbihlerde var.başka tesbihlerde var. Bunlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in tavsiyesidir.Bunlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in tavsiyesidir. Bunları yapmakla hepimiz mükellefiz.Bunları yapmakla hepimiz mükellefiz. Bir vakıa tarihi anlatıyor.

Bir vakıa tarihi anlatıyor.
Beni İsrail, Musa aleyhisselam'ın devrinde bir taifeBeni İsrail, Musa aleyhisselam'ın devrinde bir taife dışarıya çıkmışlar böyle bir mezarlığa.dışarıya çıkmışlar böyle bir mezarlığa. Demişler ki şurada iki rekât namaz kılıpDemişler ki şurada iki rekât namaz kılıp bir yalvaralım Cenâb-ı Hakk'a da şuradan bir ölüye can versin,bir yalvaralım Cenâb-ı Hakk'a da şuradan bir ölüye can versin, şu ölü dirilsin, bu ölüden biz soralım.şu ölü dirilsin, bu ölüden biz soralım. Şu ahiret âlemlerini öğrenelim demişler.Şu ahiret âlemlerini öğrenelim demişler. Tutmuşlar, namaz kılmışlar, yalvarmışlar Cenâb-ı Hakk'a.Tutmuşlar, namaz kılmışlar, yalvarmışlar Cenâb-ı Hakk'a. Cenâb-ı Hak da dualarını kabul etmiş,Cenâb-ı Hak da dualarını kabul etmiş, o olan mezardan bir baş çıkmış ortaya.o olan mezardan bir baş çıkmış ortaya. Ne istiyorsunuz, demiş.Ne istiyorsunuz, demiş. Ki böyle alnında da secde eseri var üzerinde.Ki böyle alnında da secde eseri var üzerinde. Ey insanlar benden ne murad ediyorsunuz?Ey insanlar benden ne murad ediyorsunuz? Ben öleli 100 sene oldu.Ben öleli 100 sene oldu. Daha hâlâ benden ölümün harareti gitmiş değil.Daha hâlâ benden ölümün harareti gitmiş değil. Binâenaleyh dua ediniz de ben yine eski halimde yerimde yatayım.Binâenaleyh dua ediniz de ben yine eski halimde yerimde yatayım. Bu bir şey olarak da bize izah buyuruyor ki,Bu bir şey olarak da bize izah buyuruyor ki, öldükten sonra bir hayat var insanlarda.öldükten sonra bir hayat var insanlarda. Hayatı maneviye diyorlar ona.Hayatı maneviye diyorlar ona. Ölmekle iş bitmiyor yani.Ölmekle iş bitmiyor yani. Ölümle iş bitmiyor.Ölümle iş bitmiyor. Ölümle bir merhaleden öteki merhaleyeÖlümle bir merhaleden öteki merhaleye geçmiş oluyor insan.geçmiş oluyor insan. Bir yerden bir yere geçmiş oluyor.Bir yerden bir yere geçmiş oluyor. Mektepte sınıf geçer gibi.Mektepte sınıf geçer gibi. Birinci sınıftan ikinci sınıfa geçiyorsun.Birinci sınıftan ikinci sınıfa geçiyorsun. Yahut bu mektepten diğer mektebe geçiyorsun.Yahut bu mektepten diğer mektebe geçiyorsun. İşte dünya mektebinden âhiret mektebine geçişİşte dünya mektebinden âhiret mektebine geçiş ve orada da hayat var ama.ve orada da hayat var ama. Orada da hayat var.

Orada da hayat var.
O hayat, bu dünya hayatına benzemeyen bir hayattır.O hayat, bu dünya hayatına benzemeyen bir hayattır. İşte iman odur ki,İşte iman odur ki, öldükten sonra bu hayata geçeceğineöldükten sonra bu hayata geçeceğine ve ahiret hayatının daha cennetlerle, cehennemlerin,ve ahiret hayatının daha cennetlerle, cehennemlerin, mizanların, hesapların ve cemalullahın olacağınamizanların, hesapların ve cemalullahın olacağına inanan bir imandır, iman.inanan bir imandır, iman. Yoksa kuru kuruya Lâ İlâhe İllallâh der deYoksa kuru kuruya Lâ İlâhe İllallâh der de öldükten sonra ne olacakmış derse o iman sayılmaz tabiatıyla.öldükten sonra ne olacakmış derse o iman sayılmaz tabiatıyla. Bakınız şimdi:Bakınız şimdi: Hurûcü’l-imâmi yevme’l-cümüati li’s-salâti

Hurûcü’l-imâmi yevme’l-cümüati li’s-salâti
yektau’s-salâte, fe kelâmühû yektau’l-kelâme.yektau’s-salâte, fe kelâmühû yektau’l-kelâme. Cuma günü hatip hutbeye çıktığı vakitteCuma günü hatip hutbeye çıktığı vakitte namazlar durur.namazlar durur. Artık ben geç kaldım.Artık ben geç kaldım. Cumanın sünnetini kılamadıydım.Cumanın sünnetini kılamadıydım. Dur şunu kılayım diyerektenDur şunu kılayım diyerekten hatip burada konuşurkenhatip burada konuşurken cumanın sünnetini kılmaya cevaz yoktur.cumanın sünnetini kılmaya cevaz yoktur. Bitti artık namaz kılma.Bitti artık namaz kılma. Hatip hutbeye çıktı.Hatip hutbeye çıktı. Artık onu dinleyeceksin.Artık onu dinleyeceksin. E o namazı ne yapayım?E o namazı ne yapayım? Cuma farzı kılındıktan sonra ister evvel kıl,

Cuma farzı kılındıktan sonra ister evvel kıl,
ister sonra kıl, ikisi de caiz.ister sonra kıl, ikisi de caiz. Kaza yaparsın yani.Kaza yaparsın yani. Yalnız o zaman konuşmak değil.Yalnız o zaman konuşmak değil. Hiçbir konuşmak da olmaz.Hiçbir konuşmak da olmaz. Yanındakine sus demek de caiz değildir.Yanındakine sus demek de caiz değildir. Yanındaki bir adam münasebetsizlik yapıyor, konuşuyor.Yanındaki bir adam münasebetsizlik yapıyor, konuşuyor. Ona sus demek, o da caiz değildir.Ona sus demek, o da caiz değildir. Cuma kendisine mahsus bir âdâbı vardır.Cuma kendisine mahsus bir âdâbı vardır. Bu âdâbına riayet etmek, hepimiz bununla mükellefiz.Bu âdâbına riayet etmek, hepimiz bununla mükellefiz. Cuma namazında gayet temiz elbiselerle gelinir.

Cuma namazında gayet temiz elbiselerle gelinir.
Mümkünse gusül edilir, camiye erken vakitte girilir.Mümkünse gusül edilir, camiye erken vakitte girilir. Kur'an okumasını biliyorsun, Kur'an okur.Kur'an okumasını biliyorsun, Kur'an okur. Yoksa tesbihleriyle meşgul olur.Yoksa tesbihleriyle meşgul olur. Kimseye, sen de şöyle misin, böyle misin, nasılsın diyeKimseye, sen de şöyle misin, böyle misin, nasılsın diye bunlara lüzum kalmaz, hiçbirisi.bunlara lüzum kalmaz, hiçbirisi. Önüne bakar, dinlerse Hoca Efendi gelince ne söyleyecek.Önüne bakar, dinlerse Hoca Efendi gelince ne söyleyecek. Hurûcü’l-âyâti.

Hurûcü’l-âyâti.
Birtakım ayetler, birtakım alametler çıkacak.Birtakım ayetler, birtakım alametler çıkacak. Bâduhâ alâ isribâ’din.Bâduhâ alâ isribâ’din. Birbirini takip ederekten.Birbirini takip ederekten. Birbiri arkasına çıkacak.Birbiri arkasına çıkacak. Kemâ tetâbeu’l-harazu fi’n-nizâmi.Kemâ tetâbeu’l-harazu fi’n-nizâmi. İplikten.İplikten. İplik kopup da tesbihler, boncuklar,İplik kopup da tesbihler, boncuklar, neler varsa orada dizili şeyler nasıl böyle birbirineler varsa orada dizili şeyler nasıl böyle birbiri sırayla akıp da gider aşağıya.sırayla akıp da gider aşağıya. Bu âyetlerde böyle birbiri arkasına akıverecek.Bu âyetlerde böyle birbiri arkasına akıverecek. Birbirini takip edecek.Birbirini takip edecek. Bunlar şöyle iş yapmışlar, tanzim etmişler.Bunlar şöyle iş yapmışlar, tanzim etmişler. En yukillel ilm.

En yukillel ilm.
İlim azalacak.İlim azalacak. Ve yeksurul cehl.Ve yeksurul cehl. Cehil artacak.Cehil artacak. Şimdi bunu çözmek zor gibi gelir insana.Şimdi bunu çözmek zor gibi gelir insana. Şimdi ilmin azaldığı bir devir değilŞimdi ilmin azaldığı bir devir değil ilmin çoğaldığı bir devir.ilmin çoğaldığı bir devir. Nasıl yapacağız şimdi?Nasıl yapacağız şimdi? O zamanki kıyamet devrinin alametlerinin birisiO zamanki kıyamet devrinin alametlerinin birisi ilmin azalması.ilmin azalması. İşte bu ilim, demin de arz ettiğim gibiİşte bu ilim, demin de arz ettiğim gibi esassız ilim.esassız ilim. Esas yok.Esas yok. Esas Allah'ı bilmek idi, Allah'a kulluk idi.Esas Allah'ı bilmek idi, Allah'a kulluk idi. Vemâ halaktu-l-cinne ve’l-inse illâ liya’budûn.

Vemâ halaktu-l-cinne ve’l-inse illâ liya’budûn.
Allah beni bilsinler diye yaratmış bu kâinatı.Allah beni bilsinler diye yaratmış bu kâinatı. Sen bu bilgiden uzak olaraktanSen bu bilgiden uzak olaraktan bin bir çeşit bilgiyi bil işte.bin bir çeşit bilgiyi bil işte. Aya da git, güneşe de git. Nereye gidersen git.Aya da git, güneşe de git. Nereye gidersen git. Ama Allah bilgisi olmadıktan sonraAma Allah bilgisi olmadıktan sonra hiç birisinin kıymeti yok.hiç birisinin kıymeti yok. Demek ki ilim, Allah'ı bilmek ilmidir.Demek ki ilim, Allah'ı bilmek ilmidir. Binâenaleyh o gün Allah'ı bilme ilmi azalacak,Binâenaleyh o gün Allah'ı bilme ilmi azalacak, diğer ilimler çoğalacak.diğer ilimler çoğalacak. Onlar ki hepsi cehlin iktizasıdır.Onlar ki hepsi cehlin iktizasıdır. İlmin iktizası fer’ilerdir yani.

İlmin iktizası fer’ilerdir yani.
Fer’ilerin ne kıymeti olacak?Fer’ilerin ne kıymeti olacak? Can olmadıktan sonra vücudun eli ayağı olmuş,Can olmadıktan sonra vücudun eli ayağı olmuş, başı güzü olmuş ne kıymeti var?başı güzü olmuş ne kıymeti var? Esas can idi.Esas can idi. Can olmayınca bedenin hiç kıymeti olmaz.Can olmayınca bedenin hiç kıymeti olmaz. Cehlin çokluğu, Allah bilgisizliğidir.Cehlin çokluğu, Allah bilgisizliğidir. Bugün her şeyi biliyor insan,Bugün her şeyi biliyor insan, Allah'a gelince dağılıyorsun.Allah'a gelince dağılıyorsun. Tabiatın icadı diyor.Tabiatın icadı diyor. Tabiatın icadı denildi miydi,Tabiatın icadı denildi miydi, işte cehlin taa kendisidir bu.işte cehlin taa kendisidir bu. Bundan daha büyük cehil olmaz.Bundan daha büyük cehil olmaz. Sonra?Sonra? Ve yeksüra’z zina.

Ve yeksüra’z zina.
Zina aşikâr olacak.Zina aşikâr olacak. Serbest.Serbest. Kimse kimseden utanmak, sıkılmak bilmez.Kimse kimseden utanmak, sıkılmak bilmez. Her tarafı açık.Her tarafı açık. Ve yeksüra hamr.Ve yeksüra hamr. İçki serbest, kimse bir şey demez kimseye.İçki serbest, kimse bir şey demez kimseye. Herkes bağırır, çağırır öyle.Herkes bağırır, çağırır öyle. Bunu da akşam günü bir dinledim de hoşuma gitti.Bunu da akşam günü bir dinledim de hoşuma gitti. Bir mahallede bir kötü varmış.Bir mahallede bir kötü varmış. Mahallenin büyükleri toplamışlar,Mahallenin büyükleri toplamışlar, memleketin büyüğüne gitmişler.memleketin büyüğüne gitmişler. Demişler ki ya bu kötü bizim çocuklarımızı da baştan çıkaracak,Demişler ki ya bu kötü bizim çocuklarımızı da baştan çıkaracak, bunu buradan uzaklaştır.bunu buradan uzaklaştır. O da demiş ki ya sana ne zararı var, herO da demiş ki ya sana ne zararı var, her koyun bacağından asılır.koyun bacağından asılır. Siz çocuklarınıza sahip olun, o daSiz çocuklarınıza sahip olun, o da kendi halinde kalır, geçinemez gider oradan.kendi halinde kalır, geçinemez gider oradan. Müteessir olmuşlar tabi, bir şey de diyememişler.Müteessir olmuşlar tabi, bir şey de diyememişler. Gelmiş bir kasap dükkânına.

Gelmiş bir kasap dükkânına.
Demiş ki, her koyun bacağından asılıyormuş.Demiş ki, her koyun bacağından asılıyormuş. Şurada kaç tane koyunun var senin?Şurada kaç tane koyunun var senin? Üç tane, beş tane.Üç tane, beş tane. Kaç paradır bunların fiyatı?Kaç paradır bunların fiyatı? Beş lira, on lira.Beş lira, on lira. Al sana parasını demiş.Al sana parasını demiş. On günlük nafakası nedir bunun?On günlük nafakası nedir bunun? Yüzerlerden bin lira. Al şu bin lirayı demiş.Yüzerlerden bin lira. Al şu bin lirayı demiş. Verin anahtarı bana.Verin anahtarı bana. Herifin de hoşuna gitmiş.Herifin de hoşuna gitmiş. Kazancı, almış paraları.Kazancı, almış paraları. Anahtarını da almış, almış.Anahtarını da almış, almış. Adam toplamış dükkânı.Adam toplamış dükkânı. Bir gün, iki gün, üç gün başlamış ortalık kokmaya.Bir gün, iki gün, üç gün başlamış ortalık kokmaya. Komşular kokudan geçemiyorlar, öteden geçiyorlar.Komşular kokudan geçemiyorlar, öteden geçiyorlar. Yol kapanmış, geçen yok.Yol kapanmış, geçen yok. Şikâyet başlamış.Şikâyet başlamış. Aman efendim, orada bir koku var.Aman efendim, orada bir koku var. Buradan şikâyet, buradan şikâyet.Buradan şikâyet, buradan şikâyet. Kimin bu dükkân?Kimin bu dükkân? İşte filanın. Çağırın bu adamı buraya.İşte filanın. Çağırın bu adamı buraya. Çağırmışlar. Niye o?Çağırmışlar. Niye o? Efendim, her koyun bacağından asılmaz mı?

Efendim, her koyun bacağından asılmaz mı?
Ne karışıyorsunuz benim malıma?Ne karışıyorsunuz benim malıma? Ben de koyunumu burada astım.Ben de koyunumu burada astım. Anlamış adam.Anlamış adam. Hadi git demiş, ben işi hallederim demiş.Hadi git demiş, ben işi hallederim demiş. Ondan sonra yapacağını yapmış.Ondan sonra yapacağını yapmış. Ama güzel bir ders.Ama güzel bir ders. Her koyun bacağından asılır ama kokusunu ne yapalım?Her koyun bacağından asılır ama kokusunu ne yapalım? Sirayet ediyor her tarafa.Sirayet ediyor her tarafa. O sirayeti önlemek için,O sirayeti önlemek için, o gibi uygunsuz insanların önüne set çekmek lazım.o gibi uygunsuz insanların önüne set çekmek lazım. Ve yukille’r-ricalü ve yüksera’n-nisâ.

Ve yukille’r-ricalü ve yüksera’n-nisâ.
Bir de erkeklerin azalması.Bir de erkeklerin azalması. Erkeklerin azalması, kadınların çoğalması daErkeklerin azalması, kadınların çoğalması da kıyamet alametlerinden birisi oluyor.kıyamet alametlerinden birisi oluyor. Bu bir alamet.Bu bir alamet. İkincisi itebâhennâ fi’l-mescid.İkincisi itebâhennâ fi’l-mescid. Bir yerde de mesacit geliyor.Bir yerde de mesacit geliyor. Camilerde insanlar övünecekler.Camilerde insanlar övünecekler. Ben işte şilen yerde bir cami yaptırdım,Ben işte şilen yerde bir cami yaptırdım, filan yerde köprü yaptırdım,filan yerde köprü yaptırdım, filan yerde şöyle hayrım var medrese açtım, mektep açtım.filan yerde şöyle hayrım var medrese açtım, mektep açtım. Övülme yeri yapacaklar camileri.Övülme yeri yapacaklar camileri. Mesela Ramazanlarda olduğu gibi öbek gibi oturmuşlar.Mesela Ramazanlarda olduğu gibi öbek gibi oturmuşlar. Herkes hem muhabbet hem övülmeler.Herkes hem muhabbet hem övülmeler. Bu kadar zekât dağıttım, bu kadar hayru hasenat yaptın diyerekten.Bu kadar zekât dağıttım, bu kadar hayru hasenat yaptın diyerekten. Artık camiler bu hale gelecek.Artık camiler bu hale gelecek. Bu da kıyamet alameti yani.Bu da kıyamet alameti yani. Üçüncüsü, ehli mescid toplanacaklar,

Üçüncüsü, ehli mescid toplanacaklar,
namaz kıldıracak kimse bulamayacaklar.namaz kıldıracak kimse bulamayacaklar. Namaz kıldıracak imam bulunamayacak,Namaz kıldıracak imam bulunamayacak, bulamayacaklar.bulamayacaklar. Belki bu imam, layıklı bir imam bulamayacaklar.Belki bu imam, layıklı bir imam bulamayacaklar. İmam çok olur da, imamete ehil değildir.İmam çok olur da, imamete ehil değildir. Onun da varlığı gelir, yokluğu müsavidir yani.Onun da varlığı gelir, yokluğu müsavidir yani. Ehil olmayan kimseler imametlik yapacak.Ehil olmayan kimseler imametlik yapacak. Onun da yani ehlini bulamayacaklar.Onun da yani ehlini bulamayacaklar. Ehil imam bulamayacaklar.Ehil imam bulamayacaklar. Yoksa imam yok demektir değil belki.Yoksa imam yok demektir değil belki. Bu üçmüş, dördüncüsü de emanet.

Bu üçmüş, dördüncüsü de emanet.
Emanet denilen nimet, zayi olacak.Emanet denilen nimet, zayi olacak. Emanet, ehlinin gayriye verildiği vakitte,Emanet, ehlinin gayriye verildiği vakitte, fentazırı saah, kıyameti bekle.fentazırı saah, kıyameti bekle. İş, ehlinin gayriye verildiği vakitte,İş, ehlinin gayriye verildiği vakitte, kıyameti bekle artık.kıyameti bekle artık. Adamı işe değil de, işe ehil bulmak lazım.Adamı işe değil de, işe ehil bulmak lazım. Bu adam, bu işin ehli midir, değil midir?Bu adam, bu işin ehli midir, değil midir? Ehliyse ver, değilse uzaklaş.Ehliyse ver, değilse uzaklaş. Beşincisi de La tekumus sa'a hatta temurrucul

Beşincisi de La tekumus sa'a hatta temurrucul
alal kabri, bi gayru’r-racül.alal kabri, bi gayru’r-racül. Bir mezara gidecek adam,Bir mezara gidecek adam, diyecek ki, ya leytenî mekâne.diyecek ki, ya leytenî mekâne. Aa, ne olaydı?Aa, ne olaydı? Senin yerine ben yataydım be.Senin yerine ben yataydım be. Bu, bu değil.Bu, bu değil. Dünyadaki darlıktan değil.Dünyadaki darlıktan değil. Fukaralıktan ve açlıktan, susuzluktan değil.Fukaralıktan ve açlıktan, susuzluktan değil. Dinini tutamayacak adam,Dinini tutamayacak adam, dinini ikame edemediğinden dolayıdinini ikame edemediğinden dolayı bela üstüne bela sıçrayacak,bela üstüne bela sıçrayacak, rahat huzur görmeyecek,rahat huzur görmeyecek, gidecek kalkta ben yatayım buraya keşke diyecek.gidecek kalkta ben yatayım buraya keşke diyecek. Bu sıkıntısı sırf dininin iktizası.Bu sıkıntısı sırf dininin iktizası. Başka şeyden değil.Başka şeyden değil. Dine o kadar şey olacak ki, müşkülatı düşecek ki adam,Dine o kadar şey olacak ki, müşkülatı düşecek ki adam, artık çaresiz kalacak da,artık çaresiz kalacak da, gireyim şu mezara da kurtulayım diyecek.gireyim şu mezara da kurtulayım diyecek. Rahat bir ne Allah diyebilecek, ne başka bir şey yapabilecek.Rahat bir ne Allah diyebilecek, ne başka bir şey yapabilecek. Bundan dolayı.Bundan dolayı. Leyse’l-hâmilu lehû ale’t-temennî.

Leyse’l-hâmilu lehû ale’t-temennî.
Huve’d-dîni belâ’l-belâ.Huve’d-dîni belâ’l-belâ. Belanın en belası, dininde olan hürriyetsizlik olacak.Belanın en belası, dininde olan hürriyetsizlik olacak. Bunlara küçük alametler diyorlar.Bunlara küçük alametler diyorlar. Alamet-i suğra diyorlar.Alamet-i suğra diyorlar. Bu küçük alametler olduktan sonraBu küçük alametler olduktan sonra bir de büyükleri var bunların ki onlar da şöyle sıra almışlar.bir de büyükleri var bunların ki onlar da şöyle sıra almışlar. Duhan diyorlar.Duhan diyorlar. Bir duman istila edecek.Bir duman istila edecek. Hava bozulacak diyorlar.Hava bozulacak diyorlar. Dumandan murad havanın bozukluğu.Dumandan murad havanın bozukluğu. Şimdi şikâyetler çoğaldı artık.Şimdi şikâyetler çoğaldı artık. Havayı nasıl temizleyeceğiz diye düşünüyorlar.Havayı nasıl temizleyeceğiz diye düşünüyorlar. Duhan, havayı bozan bir bulut.Duhan, havayı bozan bir bulut. Duman, bu sigaraya da şâmil.Duman, bu sigaraya da şâmil. Hepsine şâmil. Birçok dumanların hepsi dâhil.Hepsine şâmil. Birçok dumanların hepsi dâhil. İkincisi, deccâl.

İkincisi, deccâl.
Duhanın arkasından deccâl.Duhanın arkasından deccâl. Bazı tabirlerde önlü arkalı olmuş amaBazı tabirlerde önlü arkalı olmuş ama birisi de bunlardan deccâl.birisi de bunlardan deccâl. Deccâl, gözü kör.Deccâl, gözü kör. Bir gözü kör.Bir gözü kör. Sol gözü.Sol gözü. Sağ gözünde de şöyle birSağ gözünde de şöyle bir kabarık bir şeysi varmış.kabarık bir şeysi varmış. Ama hüneri çok herifin.Ama hüneri çok herifin. Bütün kadınlar ve münafıklar arkasınaBütün kadınlar ve münafıklar arkasına onun askeri olacak.onun askeri olacak. Deccâl'in arkası kadınlarla,Deccâl'in arkası kadınlarla, ekseriyetle münafık olacak.ekseriyetle münafık olacak. Onun askeri olacak.Onun askeri olacak. Onun yardımcısı olacak yani.Onun yardımcısı olacak yani. Adamın hüneri, göldeki suyu inilir,Adamın hüneri, göldeki suyu inilir, çar çar çar çar çar, yer suyunla dolayacak.çar çar çar çar çar, yer suyunla dolayacak. Yere değecek, bitir.Yere değecek, bitir. Biri sürmek istemeyecek.Biri sürmek istemeyecek. Herkes tohumu atacak.Herkes tohumu atacak. Bire yedi yüz.Bire yedi yüz. Bire yedi yüz vergi veriyor yer.Bire yedi yüz vergi veriyor yer. Tohumu yere atacak.Tohumu yere atacak. Öyle sürmek mürmek de yok.Öyle sürmek mürmek de yok. Sürmeden atacak.Sürmeden atacak. Fakat yer bitirecek onları.Fakat yer bitirecek onları. Bitirecek hem de çok bereketli.Bitirecek hem de çok bereketli. Hazineler, adamın arkası sıra böyle yerdenHazineler, adamın arkası sıra böyle yerden sellerini çıkaracaklar.sellerini çıkaracaklar. O adamın arkası sıra böyle seyredecek.O adamın arkası sıra böyle seyredecek. Allah esirgesin. Büyük fitne.

Allah esirgesin. Büyük fitne.
Adam, gel buraya diyecekmiş gencin birisine.

Adam, gel buraya diyecekmiş gencin birisine.
Getirecekler.Getirecekler. Ben Allah'ım diyecek.Ben Allah'ım diyecek. Oğlum sen Allah olur musun?Oğlum sen Allah olur musun? Kılıcı vuracak kafasına, iki parça yapıverecek.Kılıcı vuracak kafasına, iki parça yapıverecek. İki parça yaptıktan sonra diriltecek.İki parça yaptıktan sonra diriltecek. Fitneye bak, fitneye dirilecek.Fitneye bak, fitneye dirilecek. Ben Allah'ım demedim mi bak öldürdüm de dirilttim diyecek.Ben Allah'ım demedim mi bak öldürdüm de dirilttim diyecek. Bu fitnenin karşısına kim dayanacak?Bu fitnenin karşısına kim dayanacak? Kim dayanır bu fitnelerin karşısına?Kim dayanır bu fitnelerin karşısına? Allah'a imanın tam olan dayanır.Allah'a imanın tam olan dayanır. Allah'a imanın tam değilseAllah'a imanın tam değilse bilir ki bunlar fitnelerden ibaret, bu deccaldır,bilir ki bunlar fitnelerden ibaret, bu deccaldır, ona kessen kes, öldürürsen öldür der.ona kessen kes, öldürürsen öldür der. Allah bir.Allah bir. Bu deccal büyük bir fitne.Bu deccal büyük bir fitne. Deccalım diyerekten

Deccalım diyerekten
onun yavruları da daima böyle gelir gider.onun yavruları da daima böyle gelir gider. Bu büyük deccal ayrı.Bu büyük deccal ayrı. Bu büyük deccal.Bu büyük deccal. Allah şerrinden muhafaza buyursun.Allah şerrinden muhafaza buyursun. Fakat işte İsa aleyhisselam’ın gelişi,Fakat işte İsa aleyhisselam’ın gelişi, bu Deccal'ın yeryüzündeki fesadının,bu Deccal'ın yeryüzündeki fesadının, Müslümanlar Şam'da, Tur-i Sinâ daMüslümanlar Şam'da, Tur-i Sinâ da Deccal tarafından muhasara edilmiş bir durumda.Deccal tarafından muhasara edilmiş bir durumda. Muhasara edecek.Muhasara edecek. Müslümanlara rahat yok yeryüzünde.Müslümanlara rahat yok yeryüzünde. Orada muhasarayı almış Deccal.Orada muhasarayı almış Deccal. O sırada İsa aleyhisselam’ı Cenâb-ı Hak gönderecek.O sırada İsa aleyhisselam’ı Cenâb-ı Hak gönderecek. İsa aleyhisselam gelecek.İsa aleyhisselam gelecek. Geldiği vakitte, namaz vakti,Geldiği vakitte, namaz vakti, emiri-l mü'minin o gün kimse bu askerinemiri-l mü'minin o gün kimse bu askerin muhasara olan askerin arasında ona diyecek kimuhasara olan askerin arasında ona diyecek ki namazı kıldır.namazı kıldır. Ona teklif edecek ki sen geldin artık bana olmaz.Ona teklif edecek ki sen geldin artık bana olmaz. Yok, sen askerin emirisin bugün sen kıldıracaksın diyecek.Yok, sen askerin emirisin bugün sen kıldıracaksın diyecek. İlk mehdi olacak onların arasındaki imam olacakİlk mehdi olacak onların arasındaki imam olacak İsa aleyhisselam'a ve cemaate namazı kılacaklar.İsa aleyhisselam'a ve cemaate namazı kılacaklar. Ondan sonraki imâm Hazreti İsa'dır.Ondan sonraki imâm Hazreti İsa'dır. İsa aleyhisselam namazdaykenİsa aleyhisselam namazdayken Deccal aleyhillaneDeccal aleyhillane karın güneşi gördüğü vakitte eridiği gibi eriyip gidecek.karın güneşi gördüğü vakitte eridiği gibi eriyip gidecek. Gidecek fakat İsa aleyhisselam’ın kılıcı ile yine.Gidecek fakat İsa aleyhisselam’ın kılıcı ile yine. Burada salât-ı hâf var.Burada salât-ı hâf var. Namazdayken nasıl öldürülür?

Namazdayken nasıl öldürülür?
İşte namazdayken,İşte namazdayken, bizim namazda asker muharebe meydanında namaz bırakılmaz.bizim namazda asker muharebe meydanında namaz bırakılmaz. Asker ikiye bölünür, bir kısmı düşmanın karşısındaAsker ikiye bölünür, bir kısmı düşmanın karşısında durur, bir kısmı geriye gelir, bir rekât namaz kılar.durur, bir kısmı geriye gelir, bir rekât namaz kılar. Bir rekât.Bir rekât. Gider, öndekinin yerini alıp,Gider, öndekinin yerini alıp, o öndeki gelir geriye, o kılar namazını.o öndeki gelir geriye, o kılar namazını. Cepheyi boş bırakmaz.Cepheyi boş bırakmaz. İşte böyle bir namaz kılarlarken İsa aleyhisselamİşte böyle bir namaz kılarlarken İsa aleyhisselam namazdan selamı verdi, öte tarafa geçecek,namazdan selamı verdi, öte tarafa geçecek, o sırada vurdu, Deccal'ı.o sırada vurdu, Deccal'ı. İsa aleyhisselam’ın kılıcıyla öldü Deccal.İsa aleyhisselam’ın kılıcıyla öldü Deccal. Şimdi bu, kitap sahibi,

Şimdi bu, kitap sahibi,
Pakistan'da bir Deccal çıkmış.Pakistan'da bir Deccal çıkmış. Ben İsa'yım demiş.Ben İsa'yım demiş. Adamları başına toplamış.Adamları başına toplamış. Mezhebini kurmuş.Mezhebini kurmuş. Hâlâ bugün revaçta.Hâlâ bugün revaçta. Bu ulemâlar toplanmışlar.Bu ulemâlar toplanmışlar. İsa'yı iyi bilin bak.İsa'yı iyi bilin bak. Nasıl adam olacak?Nasıl adam olacak? Yüz tane hadîs.Yüz tane hadîs. Yüz tane hadisi toplamış.Yüz tane hadisi toplamış. İsa böyle olacak. Ahir zamanda gelecek.İsa böyle olacak. Ahir zamanda gelecek. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’inPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kabrine gidip selam verecek.kabrine gidip selam verecek. Ve orada yeri medfundur.Ve orada yeri medfundur. İsa bu İsa'dır.İsa bu İsa'dır. Şu boydadır, şu endedir.Şu boydadır, şu endedir. Şurada gelecektir.Şurada gelecektir. Gökten gelecektir hem de. Yerden çıkmayacak.Gökten gelecektir hem de. Yerden çıkmayacak. Gökten gelecektir İsa aleyhisselam.Gökten gelecektir İsa aleyhisselam. Çünkü Allah-u Teâlâ İsa aleyhisselam'ı ref emiştir.Çünkü Allah-u Teâlâ İsa aleyhisselam'ı ref emiştir. Yahudiler muhasara ettiler kendisini.

Yahudiler muhasara ettiler kendisini.
Muhasara ettikleri vakit on iki kişilermiş.Muhasara ettikleri vakit on iki kişilermiş. Demiş ki, bunlar bizi öldürecekler, beni öldürecekler.Demiş ki, bunlar bizi öldürecekler, beni öldürecekler. Sizin hanginiz benim şeklime girmeyi istersiniz?Sizin hanginiz benim şeklime girmeyi istersiniz? İçlerinden bir genç çıkmış, demiş ben senin şekline girmeye razıyım.İçlerinden bir genç çıkmış, demiş ben senin şekline girmeye razıyım. Ama öldürecekler seni demiş.Ama öldürecekler seni demiş. Eh öldüreceklerse senin için kurban olayım demiş.Eh öldüreceklerse senin için kurban olayım demiş. O şekli Cenâb-ı Hak, İsa'nın şeklini o gence vermiş.O şekli Cenâb-ı Hak, İsa'nın şeklini o gence vermiş. İsa aleyhisselam otuz üç yaşında o zaman.İsa aleyhisselam otuz üç yaşında o zaman. Fakat o haldeyken kendisini refedip kaldırmış semaya.Fakat o haldeyken kendisini refedip kaldırmış semaya. Şimdi insanlar tabii tereddüt ederler,Şimdi insanlar tabii tereddüt ederler, hep kafamız ufacık çünkü ufacık kafanın içerisindehep kafamız ufacık çünkü ufacık kafanın içerisinde ne insan, insan ne olabilir?ne insan, insan ne olabilir? İşte o kafanın içerisinde İbrahim aleyhisselam'ınİşte o kafanın içerisinde İbrahim aleyhisselam'ın imanı gibi iman olacak ki Allah yeter bana.imanı gibi iman olacak ki Allah yeter bana. Allah'ın mülkü o kadar geniş ki hududu yok.Allah'ın mülkü o kadar geniş ki hududu yok. Nerede saklar, saklar.Nerede saklar, saklar. Kâinattaki yıldızların sayısını kim biliyor?

Kâinattaki yıldızların sayısını kim biliyor?
Hep atmaca.Hep atmaca. Şu kadar milyon yıldız var diyorlar.Şu kadar milyon yıldız var diyorlar. Her birisi bir âlemde.Her birisi bir âlemde. Cenâb-ı Hak kim bilir hangi âleme götürdü, onu saklıyor orada.Cenâb-ı Hak kim bilir hangi âleme götürdü, onu saklıyor orada. Hayattadır İsa aleyhisselam.Hayattadır İsa aleyhisselam. Hây olarak gelecek dünyaya.Hây olarak gelecek dünyaya. Onun şeklinde başka birisini gönderecekOnun şeklinde başka birisini gönderecek diye bir tasavvur yok.diye bir tasavvur yok. Hadisler, âyetler hep bunları ifade eder.Hadisler, âyetler hep bunları ifade eder. Ve geldikten sonra bütün insanlar İslâm olacaklar.Ve geldikten sonra bütün insanlar İslâm olacaklar. İslâm'dan başka kimse kalmayacak yeryüzünde.İslâm'dan başka kimse kalmayacak yeryüzünde. Fakat bundan sonra Ye'cûc ve Me'cûc gelecek.Fakat bundan sonra Ye'cûc ve Me'cûc gelecek. Yine iş bozulacak.Yine iş bozulacak. İnsanlar o kadar adileşecek ki Allah diyen bulunmayacak.İnsanlar o kadar adileşecek ki Allah diyen bulunmayacak. Allah diyen bulunmadığı gibiAllah diyen bulunmadığı gibi sokaklar üzerinde hayvanlar gibisokaklar üzerinde hayvanlar gibi çiftleşecekler yani.çiftleşecekler yani. O kadar da rezalet bir hal gelecek.O kadar da rezalet bir hal gelecek. O zamanda da kıyamet kopacak işte.O zamanda da kıyamet kopacak işte. Deccal'dan sonra Dâbbetü'l-Arz diye bir mahlûk gelecek.

Deccal'dan sonra Dâbbetü'l-Arz diye bir mahlûk gelecek.
Dâbbetü'l-Arz.Dâbbetü'l-Arz. Uzun boylu bunların tafsilatları var.Uzun boylu bunların tafsilatları var. Sonra güneş şarktan doğarken garbdan doğacak.Sonra güneş şarktan doğarken garbdan doğacak. O da öyle olacak.O da öyle olacak. İsa aleyhisselam gelecek.

İsa aleyhisselam gelecek.
Bunun arkasından Ye'cûc ve Me'cûc gelecek.Bunun arkasından Ye'cûc ve Me'cûc gelecek. Ye'cûc ve Me'cûc geldiği vakitteYe'cûc ve Me'cûc geldiği vakitte yeryüzünde hiç hayır kalmayacak.yeryüzünde hiç hayır kalmayacak. Fakat İsa aleyhisselam dua edecek.Fakat İsa aleyhisselam dua edecek. Cenâb-ı Hak ufacık bir kurt halk edecek.Cenâb-ı Hak ufacık bir kurt halk edecek. O Ye'cûc ve Me'cûc'ü bir gecede,O Ye'cûc ve Me'cûc'ü bir gecede, hani sayısız olan o Ye'cûc ve Me'cûchani sayısız olan o Ye'cûc ve Me'cûc bir gecede yok olacaklar, helâk olacaklar.bir gecede yok olacaklar, helâk olacaklar. Helâklarından yeryüzü leş öyle dolacak.Helâklarından yeryüzü leş öyle dolacak. Ondan dolayı Müslümanlar ve İsa aleyhisselamOndan dolayı Müslümanlar ve İsa aleyhisselam rahat edemeyince dua edecekler Ya Rab!rahat edemeyince dua edecekler Ya Rab! Cenâb-ı Hak yağmurlar yollayacak,Cenâb-ı Hak yağmurlar yollayacak, kuşlar yollayacak onları alıp uzaklara atacaklar, denizlere atacaklar.kuşlar yollayacak onları alıp uzaklara atacaklar, denizlere atacaklar. Üç gün içerisinde yine dünya tertemiz olacakÜç gün içerisinde yine dünya tertemiz olacak yine eski bereketini ihsan edecek Cenâb-ı Hak.yine eski bereketini ihsan edecek Cenâb-ı Hak. Ye'cûc ve Me'cûc de ayrı bir felaket.

Ye'cûc ve Me'cûc de ayrı bir felaket.
Sonra üç tane de batma olacak.Sonra üç tane de batma olacak. Bir batım, şarkta, bir batma garbta,Bir batım, şarkta, bir batma garbta, bir de Cezîrî Arap'ta.bir de Cezîrî Arap'ta. Bunlar da batmalar olacak, nasıl olacaksa Allah göstermesin.Bunlar da batmalar olacak, nasıl olacaksa Allah göstermesin. Bunun arkasından bir ateş çıkacak.Bunun arkasından bir ateş çıkacak. Nârûn tahrucû minel yemen.

Nârûn tahrucû minel yemen.
Bazı yerlerde Aden diyerekten.Bazı yerlerde Aden diyerekten. Oradan bir ateş çıkacak.Oradan bir ateş çıkacak. Bu ateş insanları bütün mahlûkatıyla beraberBu ateş insanları bütün mahlûkatıyla beraber mahşer yerine sürükleyecekler.mahşer yerine sürükleyecekler. Onlar durdukça duracak.Onlar durdukça duracak. Şey aldıkça onları ileri kakacak.Şey aldıkça onları ileri kakacak. Hadi durmayın gidin gidin gidinHadi durmayın gidin gidin gidin mahşer yerine kadar o ateş onlarımahşer yerine kadar o ateş onları zorla sürükleyip götürecek.zorla sürükleyip götürecek. Allah bu gibi afatlardanAllah bu gibi afatlardan cümlemizi muhafaza etsin.cümlemizi muhafaza etsin. Bunun için Sûre-i Kehf'i, Sûre-i Kehf'iBunun için Sûre-i Kehf'i, Sûre-i Kehf'i her cuma gecesinde ve gününde,her cuma gecesinde ve gününde, baştan on âyet, sondan hiç olmazsa on âyet.baştan on âyet, sondan hiç olmazsa on âyet. Hepsini okuyabilirsen ne mutlu.Hepsini okuyabilirsen ne mutlu. Okuyamazsan baştan on,Okuyamazsan baştan on, surenin arkasından da on âyet okumak suretiyle,surenin arkasından da on âyet okumak suretiyle, Sure-i Duhan'a devam edenler,Sure-i Duhan'a devam edenler, bu deccalın ve diğer fitnelerin şerrindenbu deccalın ve diğer fitnelerin şerrinden Allah-u Teâlâ'nın hıfz-ı himayesinde olacaklar.Allah-u Teâlâ'nın hıfz-ı himayesinde olacaklar. Allahu Teâlâ bu afatlardanAllahu Teâlâ bu afatlardan bunları muhafaza edecek.bunları muhafaza edecek. Bu, Kitabullah'tan bir parçayı bellemesi,Bu, Kitabullah'tan bir parçayı bellemesi, bir parçayı okumasıyla oluyor bu.bir parçayı okumasıyla oluyor bu. Bunun hepsini belleyeni,Bunun hepsini belleyeni, hepsiyle amel edeninhepsiyle amel edenin hali nasıl olacak bilmiyorum Allah bilir artık.hali nasıl olacak bilmiyorum Allah bilir artık. Onun için şimdi diyor ki:Onun için şimdi diyor ki: Hazâinüllâh.

Hazâinüllâh.
Hazine.Hazine. Allah'ın hazineleri.Allah'ın hazineleri. Nelerdir?Nelerdir? Hazine, hepimizin gözü altınlarda.Hazine, hepimizin gözü altınlarda. Şurada filan yerde bir hazine varmış,Şurada filan yerde bir hazine varmış, ekelim de şunu bulalım.ekelim de şunu bulalım. Ne var? Orada altın var, gümüş var, şu var, bu var.Ne var? Orada altın var, gümüş var, şu var, bu var. Bu değil arkadaş. Bak, Hazâinüllâh, el-kelâm.Bu değil arkadaş. Bak, Hazâinüllâh, el-kelâm. Kelâmullah'tır, Kelâmullah.Kelâmullah'tır, Kelâmullah. Allah Teâlâ'nın kitabını bellemek en büyük hazinedir.Allah Teâlâ'nın kitabını bellemek en büyük hazinedir. En büyük hazinedir.En büyük hazinedir. O hazineyi sen bırak, git ötedeO hazineyi sen bırak, git ötede sonu olmayan altına gümüşe bel bağla.sonu olmayan altına gümüşe bel bağla. Ne kadar olursa olsun gözünü yumdun mu bitti.Ne kadar olursa olsun gözünü yumdun mu bitti. Ama Kelâmullah içindeyken gözünü yumdun mu,Ama Kelâmullah içindeyken gözünü yumdun mu, bir âlemden bir âleme atlayacaksın.bir âlemden bir âleme atlayacaksın. Saâdetten saâdete yani.Saâdetten saâdete yani. Haşyetüllâh.

Haşyetüllâh.
Allah korkusu.Allah korkusu. Allah korkusu nasıl olur?Allah korkusu nasıl olur? Allah'ı bilen de olur Allah korkusu.Allah'ı bilen de olur Allah korkusu. Onun için büyüklerin korkusuyla bizim korkumuz bir olmuyor.Onun için büyüklerin korkusuyla bizim korkumuz bir olmuyor. Çünkü onun bilişi bizde yok.Çünkü onun bilişi bizde yok. Bizim Allah'a bilişimiz çok basit.Bizim Allah'a bilişimiz çok basit. Allah var, var bu kadar.Allah var, var bu kadar. Ama o gözlerinden böyleAma o gözlerinden böyle sular akıtan haşyetullah ile içleri dolu olansular akıtan haşyetullah ile içleri dolu olan âriflerin, âbidlerin, zâhidlerinâriflerin, âbidlerin, zâhidlerin Allah korkusu bambaşka bir şey.Allah korkusu bambaşka bir şey. Onun için asıl hikmet denilen şey,Onun için asıl hikmet denilen şey, hikmetin başı, o Allah korkusunu elde etmektir.hikmetin başı, o Allah korkusunu elde etmektir. O Allah korkusu, bir insanın elinde yoktur,O Allah korkusu, bir insanın elinde yoktur, içinde yoktur, ondan sonra bildiklerinin hepsiiçinde yoktur, ondan sonra bildiklerinin hepsi sıfırdan ibaret, boştur.sıfırdan ibaret, boştur. Ve’l-verau.

Ve’l-verau.
Bu da haşyetullâhın alameti olan verâ,Bu da haşyetullâhın alameti olan verâ, şübuhattan, şüpheli şeylerden içtinab,şübuhattan, şüpheli şeylerden içtinab, şüpheli şeylerden sakınmak.şüpheli şeylerden sakınmak. Mesela, Arabistan'a gittiğimiz vakitteMesela, Arabistan'a gittiğimiz vakitte bir sürü gazozlar getiriyorlar işte,bir sürü gazozlar getiriyorlar işte, çeşit adları var.çeşit adları var. Bunlar ne olduğunu kimse bilmiyor.Bunlar ne olduğunu kimse bilmiyor. Yalnız işte hararetini keser diyorlar.Yalnız işte hararetini keser diyorlar. Orada faydalıdır diyorlar.Orada faydalıdır diyorlar. İçiyoruz.İçiyoruz. Ama şüpheden de hali değildir.Ama şüpheden de hali değildir. Bu şüpheli şeyleri içmemek evladır.Bu şüpheli şeyleri içmemek evladır. Su var işte.Su var işte. Ayran da var.Ayran da var. Şerbet de var.Şerbet de var. İç içebildiğin kadar.İç içebildiğin kadar. Bunlarda şüphe yok.Bunlarda şüphe yok. Onun için verâ denilen şübuhattan içtinab.Onun için verâ denilen şübuhattan içtinab. Şübuhattan içtinab,Şübuhattan içtinab, amellerin efendisidir.amellerin efendisidir. Başıdır yani.Başıdır yani. Seyyidü’l-ameli.Seyyidü’l-ameli. Bakın şimdi, yukarıda beşere rahmet dedim de,Bakın şimdi, yukarıda beşere rahmet dedim de, şimdi bütün beşere karşı,şimdi bütün beşere karşı, insanın içinde olan rahmetin bir eseri.insanın içinde olan rahmetin bir eseri. Harace nebiyyün mine’l-enbiyâi.

Harace nebiyyün mine’l-enbiyâi.
Peygamberlerden bir peygamber çıktı.Peygamberlerden bir peygamber çıktı. Yesteskûnellâhe teâlâ.Yesteskûnellâhe teâlâ. Yağmur duasından çıkıyorlar insanlarla beraber.Yağmur duasından çıkıyorlar insanlarla beraber. Yağmur isteyecekler Cenâb-ı Hakk'tan.Yağmur isteyecekler Cenâb-ı Hakk'tan. Fe izâ bi nemletin râfiatin, ba’da kavâimihâ ile’s-semâi.Fe izâ bi nemletin râfiatin, ba’da kavâimihâ ile’s-semâi. Baktı peygamber, bir karınca ayaklarını böyle kaldırmış, başlarında dikmiş havaya.Baktı peygamber, bir karınca ayaklarını böyle kaldırmış, başlarında dikmiş havaya. Anlıyorlar hal dilleriyleAnlıyorlar hal dilleriyle bu karıncanın da Cenâb-ı Hak'tan rahmet istediğini.bu karıncanın da Cenâb-ı Hak'tan rahmet istediğini. Diyor ki:Diyor ki: İrciu Ey cemaat dönün, dönün.

İrciu Ey cemaat dönün, dönün.
Yağmur duasına gitmeye lüzum yok artık.Yağmur duasına gitmeye lüzum yok artık. Dönün.Dönün. Fakat irciû fekadi’s-tücîbe lekümFakat irciû fekadi’s-tücîbe leküm min ecli hâzihi’n-nemleti.min ecli hâzihi’n-nemleti. Bu karınca sebebiyle Cenâb-ı HakBu karınca sebebiyle Cenâb-ı Hak yağmurunu verecek, dualara icabet etti.yağmurunu verecek, dualara icabet etti. Artık bizim oraya gitmemize lüzum kalmadı.Artık bizim oraya gitmemize lüzum kalmadı. Bir karıncanın kıymetine bakınız arkadaş.Bir karıncanın kıymetine bakınız arkadaş. Değil ki mahlûkattan başka mahlûklaraDeğil ki mahlûkattan başka mahlûklara eza, cefa, zulüm, haksızlık,eza, cefa, zulüm, haksızlık, kendi cinsine ve bazı evladı iyaline karşı yapılırsa,kendi cinsine ve bazı evladı iyaline karşı yapılırsa, bunun vehametini siz takdir buyurun.bunun vehametini siz takdir buyurun. Onun için bu bahain dediğimiz hayvanat olmasa,Onun için bu bahain dediğimiz hayvanat olmasa, Allahu Teâlâ bize bir lokma su bile vermez.Allahu Teâlâ bize bir lokma su bile vermez. Bu hayvanların dili yok, zavallının.Bu hayvanların dili yok, zavallının. Verirsek yiyecek.Verirsek yiyecek. Ama onlara Cenâb-ı Hakk'ın merhameti bol,Ama onlara Cenâb-ı Hakk'ın merhameti bol, onlara da veriyor.onlara da veriyor. Onlar sebebiyle biz de geçiniyoruz.Onlar sebebiyle biz de geçiniyoruz. Bir rivayette de çocuklarla, ihtiyarlardaBir rivayette de çocuklarla, ihtiyarlarda buna ilave edilmiş.buna ilave edilmiş. Bu, Süleyman aleyhisselam'ın devrinde olan bir şey, bir hadise.Bu, Süleyman aleyhisselam'ın devrinde olan bir şey, bir hadise. Hasletâni lâ yekûnâni fî münâfikin.

Hasletâni lâ yekûnâni fî münâfikin.
İki huy vardır ki, münafıkta o olmaz.İki huy vardır ki, münafıkta o olmaz. Husnü semt vela fıkhün fi’d-din.Husnü semt vela fıkhün fi’d-din. Münafık, güzel bir hey'et,Münafık, güzel bir hey'et, güzel bir yol sahibi değildir.güzel bir yol sahibi değildir. Yolu doğru yol değildir yani.Yolu doğru yol değildir yani. İkincisi de, fıkhı da yoktur. Dinde fakih değildir.İkincisi de, fıkhı da yoktur. Dinde fakih değildir. Fakat buradaki fıkıhtan muradFakat buradaki fıkıhtan murad ilmin ve idrakin bâtını deniyor.ilmin ve idrakin bâtını deniyor. İşin içine vakıf değil.İşin içine vakıf değil. Sathında geziyor.Sathında geziyor. İlmin de sathında dolaşıyor.İlmin de sathında dolaşıyor. Derinliğine vukuf edememiş.Derinliğine vukuf edememiş. Derinliğine vukuf edemiyor.Derinliğine vukuf edemiyor. Zahirinde geziyor işin.Zahirinde geziyor işin. Bu ilim, ilmi zahiridir.Bu ilim, ilmi zahiridir. Asıl ilmi bâtını olanAsıl ilmi bâtını olan iç noktalarına inmek münafıkların hakkı değil.iç noktalarına inmek münafıkların hakkı değil. Münafıklar buraya inemiyorlar.Münafıklar buraya inemiyorlar. Onun için:Onun için: Hisâü ümmeti’s-siyâmü ve’l-kiyâmü.

Hisâü ümmeti’s-siyâmü ve’l-kiyâmü.
Bazı büyükler demişler ki bu nefsin hakkından biz gelemeyeceğiz.Bazı büyükler demişler ki bu nefsin hakkından biz gelemeyeceğiz. Binâenaleyh, dağlara çekilelim, mağaralara girelim,Binâenaleyh, dağlara çekilelim, mağaralara girelim, eski Hristiyan papazlarının yaptıkları gibi,eski Hristiyan papazlarının yaptıkları gibi, ruhbanların yaptıkları gibi, kapanalım bir yerlere,ruhbanların yaptıkları gibi, kapanalım bir yerlere, orada Allah-u Teâlâ'yı ibadetle meşgul olalım.orada Allah-u Teâlâ'yı ibadetle meşgul olalım. Bu insanların arasında bu Allah'a gidiş olmayacak.Bu insanların arasında bu Allah'a gidiş olmayacak. Yapamayacağız onu, demişler.Yapamayacağız onu, demişler. Cenâb-ı Peygamber duymuş, hayır, katiyen öyle şey olmaz.Cenâb-ı Peygamber duymuş, hayır, katiyen öyle şey olmaz. Benim ümmetimin ruhbanlığı es-siyâm ve’l-kiyâm.Benim ümmetimin ruhbanlığı es-siyâm ve’l-kiyâm. Oruç tut öyleyse, gece namazlarına devam et.Oruç tut öyleyse, gece namazlarına devam et. Bu kâfidir demiş.Bu kâfidir demiş. Öyle dağlara, bayırlara gidip deÖyle dağlara, bayırlara gidip de saklanarak ibadet etmeye lüzum yoktur demiş.saklanarak ibadet etmeye lüzum yoktur demiş. Hasletâni müallekatâni fî e’nâki’l-müezzinîne li’l-müslimîne.

Hasletâni müallekatâni fî e’nâki’l-müezzinîne li’l-müslimîne.
İki şey vardır ki o müezzinlerin sırtına yüklenmiştir.İki şey vardır ki o müezzinlerin sırtına yüklenmiştir. Çok dikkat etmeleri lazımdır.Çok dikkat etmeleri lazımdır. Birisi salâtühüm, birisi siyâmühüm.Birisi salâtühüm, birisi siyâmühüm. Namaz vakitlerini dikkatli olarak okumaları,Namaz vakitlerini dikkatli olarak okumaları, vaktinden evvel okumamaları,vaktinden evvel okumamaları, geç de okumamaları.geç de okumamaları. Oruç vakitlerinde, namaz sabah vakitlerinde ve akşam vakitlerinde,Oruç vakitlerinde, namaz sabah vakitlerinde ve akşam vakitlerinde, eskiden toplar, tüfekler yok tabi, saatler de yok öyle,eskiden toplar, tüfekler yok tabi, saatler de yok öyle, müezzine bakıyor hepsi.müezzine bakıyor hepsi. Müezzin vaktinden evvel okursa oruçlar bozulur.Müezzin vaktinden evvel okursa oruçlar bozulur. Sonra okursa herkes aç durur.Sonra okursa herkes aç durur. Onun için müezzinler bunlara çok dikkat etmeleri diyerekten tavsiye bulunmuş.Onun için müezzinler bunlara çok dikkat etmeleri diyerekten tavsiye bulunmuş. İki huy da vardır ki, onlar da mümini kâmilde bulunur.

İki huy da vardır ki, onlar da mümini kâmilde bulunur.
İki huyu vardır ki ancak bunlar mümini kâmilde bulunmaz.İki huyu vardır ki ancak bunlar mümini kâmilde bulunmaz. İki huyu vardır ki, mümini kâmilde, her mümin demiyor çünkü.İki huyu vardır ki, mümini kâmilde, her mümin demiyor çünkü. Müminler tabi derece dereceMüminler tabi derece derece herkes iman sahibi ama herkes kâmil olamıyor.herkes iman sahibi ama herkes kâmil olamıyor. Kâmil insanlar bulunmaz.Kâmil insanlar bulunmaz. Birisi el-bühül sıkılık.Birisi el-bühül sıkılık. Birisi de sûü’l-hulüki, kötü ahlâk.Birisi de sûü’l-hulüki, kötü ahlâk. Ahlâk bozukluğu ve sıkılıkAhlâk bozukluğu ve sıkılık mü'min-i kâmilde olmaz.mü'min-i kâmilde olmaz. Mü'min-i kâmil cömerttir ve ahlâkı da güzeldir.Mü'min-i kâmil cömerttir ve ahlâkı da güzeldir. Onun için herkesin kantarı kendisindedir.Onun için herkesin kantarı kendisindedir. Kendisini tartar.Kendisini tartar. Bakayım ben hangisindeyim bunun diyerekten.Bakayım ben hangisindeyim bunun diyerekten. Onun için ileriye atılmaya çalışır.Onun için ileriye atılmaya çalışır. Yine buyuruyor ki:Yine buyuruyor ki: Haffifû bütûneküm, ve zuhûraküm li kiyâmi’s-salâti.

Haffifû bütûneküm, ve zuhûraküm li kiyâmi’s-salâti.
Karnınızı ve arkanızıKarnınızı ve arkanızı yumuşak yataklardan kendinizi uzak edin.yumuşak yataklardan kendinizi uzak edin. Karınlarınızı da çok doyurmayın.Karınlarınızı da çok doyurmayın. Ki gece namazlarına kalkmak imkânı olsun.Ki gece namazlarına kalkmak imkânı olsun. Yatağınız yumuşak olursa,Yatağınız yumuşak olursa, karınlarınızı da iyice doldurmuş olursanız,karınlarınızı da iyice doldurmuş olursanız, gece kalkıp ibadet etmeye imkân bulamazsınız.gece kalkıp ibadet etmeye imkân bulamazsınız. Onun için haffifû, hafif yapınız.Onun için haffifû, hafif yapınız. Bütûneküm. Bu akşamın yemekleriniBütûneküm. Bu akşamın yemeklerini çok hafif yapınız.çok hafif yapınız. Ve zuhûraküm.Ve zuhûraküm. Yataklarınızı da çok yumuşak yapıp daYataklarınızı da çok yumuşak yapıp da yayılıp kalmayasınız kiyâmi’s-salâti.yayılıp kalmayasınız kiyâmi’s-salâti. Bir hadis daha şurada okuyayım.Bir hadis daha şurada okuyayım. Bitsin inşallah.Bitsin inşallah. Halekallâhü azze ve celle’l-cinne.

Halekallâhü azze ve celle’l-cinne.
Cenâb-ı Hak dört sınıf mahluku var Cenâb-ı Hakkın.Cenâb-ı Hak dört sınıf mahluku var Cenâb-ı Hakkın. Melekler bir, cinlerle iki,Melekler bir, cinlerle iki, insanlar üç, hayvanlar dört.insanlar üç, hayvanlar dört. Bunlardan cin taifesini Cenâb-ı HakBunlardan cin taifesini Cenâb-ı Hak hâlk etmiş üç sınıf üzerine.hâlk etmiş üç sınıf üzerine. Bir sınıfı, sinfün hayyâtün ve akâribü.Bir sınıfı, sinfün hayyâtün ve akâribü. Yılan ve akrepler vardır cinlilerden.Yılan ve akrepler vardır cinlilerden. Yılan sıfatında, akrep sıfatındaYılan sıfatında, akrep sıfatında cin taifesinden bazı mahlûklar vardır.cin taifesinden bazı mahlûklar vardır. Ki onlara Cenâb-ı Hak o müsaadeyi vermiş,Ki onlara Cenâb-ı Hak o müsaadeyi vermiş, o sıfatlara girebiliyorlar.o sıfatlara girebiliyorlar. Yılan sıfatında görünüyor, akrep sıfatında görünüyorYılan sıfatında görünüyor, akrep sıfatında görünüyor ve otlar şeysinde de görünebiliyor.ve otlar şeysinde de görünebiliyor. Ve sinfün ke’r-rîhi fi’l-hevâi.

Ve sinfün ke’r-rîhi fi’l-hevâi.
O da havada uçuyor.O da havada uçuyor. Görünmez tabi gözlerimize.Görünmez tabi gözlerimize. Allah cümlemize iyi hayatlar sürüp

Allah cümlemize iyi hayatlar sürüp
iyi şekilde ahirete göçmeler nasip etsin.iyi şekilde ahirete göçmeler nasip etsin. El Fâtiha.

El Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2