Namaz Vakitleri
İstanbul
19 Şa'bân 1447
07 February 2026
İmsak
06:35
Güneş
08:02
Öğle
13:23
İkindi
16:10
Akşam
18:35
Yatsı
19:57
Detaylı Arama

İlim Yolunda Ahlâk ve Sorumluluk

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İlim Yolunda Ahlâk ve Sorumluluk

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. Cebrail aleyhisselam diyor ki:

Cebrail aleyhisselam diyor ki:
Ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem.Ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Iş mâ şi’te feinneke meyyitün.

Iş mâ şi’te feinneke meyyitün.
Ve’hbib men ehbebte fe-inneke müfârikuhû.Ve’hbib men ehbebte fe-inneke müfârikuhû. Va’mel mâ şi’te feinneke mülâkîhi.Va’mel mâ şi’te feinneke mülâkîhi. Dün okumuştuk ama bunu bugün yine tekrar okuyacağız.

Dün okumuştuk ama bunu bugün yine tekrar okuyacağız.
Bu hepimize güzel bir derstir.Bu hepimize güzel bir derstir. Ne kadar yaşarsan yaşa.Ne kadar yaşarsan yaşa. En nihayet ölüm var.En nihayet ölüm var. Neyi seversen sev.Neyi seversen sev. Mutlaka sevdiğinden bir gün gelip ayrılacaksın.Mutlaka sevdiğinden bir gün gelip ayrılacaksın. Ona göre davran.Ona göre davran. Nasıl amel edersen et.Nasıl amel edersen et. İyi veya kötü.İyi veya kötü. İyi bil ki onlarla teczi olunacaksın.İyi bil ki onlarla teczi olunacaksın. İyiyse cennet, kötüyse cehennem.İyiyse cennet, kötüyse cehennem. Allah affetsin cümlemizi.Allah affetsin cümlemizi. İyi ameller nasip etsin cümlemize.İyi ameller nasip etsin cümlemize. Cenâb-ı Peygamber Efendimiz buyuruyor:

Cenâb-ı Peygamber Efendimiz buyuruyor:
Selâsetü neferin yüzıllühümüllâhu tahte zılli arşihî.

Selâsetü neferin yüzıllühümüllâhu tahte zılli arşihî.
Üç insan var ki Cenâb-ı Hak, üç sınıf yani,Üç insan var ki Cenâb-ı Hak, üç sınıf yani, üç sınıf insan var ki, Cenâb-ı Hak bunları yevm-i kıyamette,üç sınıf insan var ki, Cenâb-ı Hak bunları yevm-i kıyamette, hiç gölgelerin bulunmadığı bir günde,hiç gölgelerin bulunmadığı bir günde, arşının gölgesinde gölgelendirecek.arşının gölgesinde gölgelendirecek. Birisi, "el-mutavaddiu fi’l-mekârihi."

Birisi, "el-mutavaddiu fi’l-mekârihi."
Soğuk havalarda abdestini güzel alır.Soğuk havalarda abdestini güzel alır. "Ve’l-mâşî ile’l-mesâcid fi’z-zulem.""Ve’l-mâşî ile’l-mesâcid fi’z-zulem." Şimdikiler gibi aydınlık yoktu o zaman tabiŞimdikiler gibi aydınlık yoktu o zaman tabi karanlık gecelerde camilere devam edenler.karanlık gecelerde camilere devam edenler. Üçüncüsü de "ve mut’ımü’l-câi’i."Üçüncüsü de "ve mut’ımü’l-câi’i." Açları doyuranlar.Açları doyuranlar. Açları doyuranlar bir, karanlıkta camilere gidenler iki,Açları doyuranlar bir, karanlıkta camilere gidenler iki, soğuk havalarda güzel abdest alanlar üç.soğuk havalarda güzel abdest alanlar üç. Bunları Cenâb-ı Hak kıyamet günündeBunları Cenâb-ı Hak kıyamet gününde hiç gölgelerin bulunmadığı bir andahiç gölgelerin bulunmadığı bir anda arşının gölgelerini de gölgelendirecek.arşının gölgelerini de gölgelendirecek. İbrahim Aleyhisselam'a sormuşlar.

İbrahim Aleyhisselam'a sormuşlar.
''Li-eyyi şey’in ittehazekallahu halilen.''

''Li-eyyi şey’in ittehazekallahu halilen.''
Seni neden Allah dost edindi?Seni neden Allah dost edindi? Halil, Halilullah diyoruz ya İbrahim Halilullah.

Halil, Halilullah diyoruz ya İbrahim Halilullah.
Allah'ın dostu diye.Allah'ın dostu diye. Seni neden Allah dost edindi, diye sormuşlar.Seni neden Allah dost edindi, diye sormuşlar. Demiş ki: "Bi-selâseti eşyâ."Demiş ki: "Bi-selâseti eşyâ." Üç şeyden dolayı.Üç şeyden dolayı. Birisi. ''Ehtertü emrallahi teâlâ alâ emri gayrihî''

Birisi. ''Ehtertü emrallahi teâlâ alâ emri gayrihî''
Bir kere Allahu Teâlâ'nın emrini tuttumBir kere Allahu Teâlâ'nın emrini tuttum başka emirlerin üstünde.başka emirlerin üstünde. Kim olursa olsun hiç kimsenin emrini dinlemedim.Kim olursa olsun hiç kimsenin emrini dinlemedim. Allah'ın emri ezan okunuyor.Allah'ın emri ezan okunuyor. Allah'ın emri geldi.Allah'ın emri geldi. Şöyle iş var, böyle iş var.Şöyle iş var, böyle iş var. Hiçbirisine şey yapmadım, bıraktım.Hiçbirisine şey yapmadım, bıraktım. Allah'ın emrine gittim.Allah'ın emrine gittim. İkincisi. "Ve mâ’htememtü limâ tekeffelallâhu lî."

İkincisi. "Ve mâ’htememtü limâ tekeffelallâhu lî."
Allah'ın Teâlâ'nın rızkımı tekeffül etmiştir benim.Allah'ın Teâlâ'nın rızkımı tekeffül etmiştir benim. Onun için hiç kaygı çekmedim ki.Onun için hiç kaygı çekmedim ki. Nasıl olsa verecek Allah benim rızkımı. İki.Nasıl olsa verecek Allah benim rızkımı. İki. Üçüncüsü."Ve mâ te’aşşeytü ve mâ tegazzeytü illâ mâ abdeh"

Üçüncüsü."Ve mâ te’aşşeytü ve mâ tegazzeytü illâ mâ abdeh"
Ne akşam ne de sabah.Ne akşam ne de sabah. Yalnız ekmek yemedim.Yalnız ekmek yemedim. İlla misafirle yedim.İlla misafirle yedim. Şöyle bir şeysini de duymuştum, hoşuma gider.

Şöyle bir şeysini de duymuştum, hoşuma gider.
Tekrarlamakta fayda vardır inşaallah.Tekrarlamakta fayda vardır inşaallah. Bir gavurcağız gelmiş, misafir.Bir gavurcağız gelmiş, misafir. Bekliyor İbrahim aleyhisselam da misafir gelsin diyerekten.Bekliyor İbrahim aleyhisselam da misafir gelsin diyerekten. Gavur rast gelmiş.Gavur rast gelmiş. Demiş müslüman ol da misafir ol bu akşam bana demiş.Demiş müslüman ol da misafir ol bu akşam bana demiş. Olmam demiş.Olmam demiş. Çekilmiş gitmiş.Çekilmiş gitmiş. Cenâb-ı Hak demiş ki,Cenâb-ı Hak demiş ki, ya İbrahim o gavura ben bu kadar seneden beri ekmek veriyorum daya İbrahim o gavura ben bu kadar seneden beri ekmek veriyorum da Müslüman olmadın diyerekten ekmeğini kesme demiş.Müslüman olmadın diyerekten ekmeğini kesme demiş. Sen bir evinde ekmek vereceksin de demiş.Sen bir evinde ekmek vereceksin de demiş. Hem müslümanlığı şart koştun.Hem müslümanlığı şart koştun. Koşmuş arkasından yakalamış gavuru.Koşmuş arkasından yakalamış gavuru. Gel demiş.Gel demiş. Allah'tan bana şey geldi senin hakkında.Allah'tan bana şey geldi senin hakkında. Demiş senin ne güzel Rabbin var demiş.Demiş senin ne güzel Rabbin var demiş. Benim gibi bir gavurun şeysi içinBenim gibi bir gavurun şeysi için sana vahiy geliyor ha.sana vahiy geliyor ha. Öyleyse ben müslüman oldum demiş.Öyleyse ben müslüman oldum demiş. Ve kâle ba’du’l-hükemâ selâsetü eşyâ tüferracü’l-gusasa."

Ve kâle ba’du’l-hükemâ selâsetü eşyâ tüferracü’l-gusasa."
Üç şey var.Üç şey var. Üç şey vardır ki, gussaları giderir.Üç şey vardır ki, gussaları giderir. Gussa oluyor ya insan, nedir bu gam gussa sende diyeGussa oluyor ya insan, nedir bu gam gussa sende diye bazı insanın belli olur halinden.bazı insanın belli olur halinden. Mesela, Hazreti İbn Abbâs itikaftaMesela, Hazreti İbn Abbâs itikafta yanına birisi gelmiş.yanına birisi gelmiş. Onun yüzünden anlamış, ne bu senin dediğin gussa demiş.Onun yüzünden anlamış, ne bu senin dediğin gussa demiş. Bir keder var insanın yüzünden belli oluyor insanın.Bir keder var insanın yüzünden belli oluyor insanın. Kederli insanların yüzü, kederini söyler.Kederli insanların yüzü, kederini söyler. Gözyaşları insanın içinin tercümanıdır.Gözyaşları insanın içinin tercümanıdır. Sözler de öyle.Sözler de öyle. Şimdi bu üç şey var, insandaki gussaları giderirmiş.Şimdi bu üç şey var, insandaki gussaları giderirmiş. Kurtarıyor onlardan.Kurtarıyor onlardan. Birisi zikrullah-i Teâlâ.Birisi zikrullah-i Teâlâ. Allah Teâlâ'nın zikri, ne olursa olsunAllah Teâlâ'nın zikri, ne olursa olsun insanın gussalarını dağıtır.insanın gussalarını dağıtır. Bir Filipin denilen memleketler varmış.Bir Filipin denilen memleketler varmış. Bu memleketlerden bir profesör geldi.Bu memleketlerden bir profesör geldi. Türkçe bilmiyor tabi ama İngilizce konuşuyor.Türkçe bilmiyor tabi ama İngilizce konuşuyor. İngilizce bilenler var yanımızda.İngilizce bilenler var yanımızda. Sıra nasıl oldu da sorduk.Sıra nasıl oldu da sorduk. Şey hocası, doktor kendisi, sinir doktoruymuş.Şey hocası, doktor kendisi, sinir doktoruymuş. Dedi ki birisi, insan bu sinirleri gidermek için ne lazım dedi.Dedi ki birisi, insan bu sinirleri gidermek için ne lazım dedi. Eliyle tesbihi işaret etti, tesbih çekmek lazım dedi.Eliyle tesbihi işaret etti, tesbih çekmek lazım dedi. Müslüman olan.Müslüman olan. Filipinler de müslüman doktor, Amerika'da çalışıyormuş.Filipinler de müslüman doktor, Amerika'da çalışıyormuş. Memleketine giderken de buraya uğramış.Memleketine giderken de buraya uğramış. Biz de bir misafir oldu, çayımızı içti.Biz de bir misafir oldu, çayımızı içti. O arada soruldu kendisine, bu sinire ne çare var sizde?O arada soruldu kendisine, bu sinire ne çare var sizde? Tesbih dedi.Tesbih dedi. Bize ondan da şey verdi.Bize ondan da şey verdi. Memleketleri hakkında malumat verdi.Memleketleri hakkında malumat verdi. Bu Filipin denilen memlekette eskidenBu Filipin denilen memlekette eskiden müslümanlarla doluymuş.müslümanlarla doluymuş. Sonra müslümanlar bir vakit tembel olmuşlar, uyumuşlarSonra müslümanlar bir vakit tembel olmuşlar, uyumuşlar derken İspanyolların eline geçmiş,derken İspanyolların eline geçmiş, Portekizlerin eline geçmiş, Fransızların eline geçmiş.Portekizlerin eline geçmiş, Fransızların eline geçmiş. Şimdi bilmem kimin elindeymiş.Şimdi bilmem kimin elindeymiş. O koca ülke de ne kadar adam varsaO koca ülke de ne kadar adam varsa hep müslümanken 13 milyona inmiş müslümanın sayısı.hep müslümanken 13 milyona inmiş müslümanın sayısı. İdareci berbattı.İdareci berbattı. İdareci ne tarafa çekerse insanlar o tarafa gidiyor işte.İdareci ne tarafa çekerse insanlar o tarafa gidiyor işte. Ne diyeceğim?Ne diyeceğim? Onun için insan Allah başımıza iyi idareciler nasip etsin ki,

Onun için insan Allah başımıza iyi idareciler nasip etsin ki,
gerisi, öndekine bir şey yapmıyorgerisi, öndekine bir şey yapmıyor fakat geriye doğru olan nesil elden gidiyor sırayla.fakat geriye doğru olan nesil elden gidiyor sırayla. Birisi zikrullah.Birisi zikrullah. Ama insan gussaları bitsin diye Allah demez de,Ama insan gussaları bitsin diye Allah demez de, Allah demeyi vazife sayar.Allah demeyi vazife sayar. Sabah da akşam da ne kadar dediyse der Allah.Sabah da akşam da ne kadar dediyse der Allah. Hiç olmazsa yüzden aşağı kalmamak şartı ileHiç olmazsa yüzden aşağı kalmamak şartı ile her müslüman her gün yüz defa Allah,her müslüman her gün yüz defa Allah, yüz defa Lâ ilâhe illallâh,yüz defa Lâ ilâhe illallâh, yüz defa salavât-ı şerîfe, yüz defa da istiğfar etmeli.yüz defa salavât-ı şerîfe, yüz defa da istiğfar etmeli. Yüzde Kulhuvallah okuyabilirse ne mutlu ona!Yüzde Kulhuvallah okuyabilirse ne mutlu ona! İki, birincisi zikrullah, ikincisi.İki, birincisi zikrullah, ikincisi. “Ve likâu evliyâi."“Ve likâu evliyâi." Allah'ın velilerine rast gelmek.Allah'ın velilerine rast gelmek. Onlara mülaki olmak.Onlara mülaki olmak. Onlarla oturup kalkmak.Onlarla oturup kalkmak. Üçüncüsü de “Kelâmü’l-hükemâ."

Üçüncüsü de “Kelâmü’l-hükemâ."
Hikmet sahibi olan kelimeleri okumak.Hikmet sahibi olan kelimeleri okumak. Şair sözleri derler bunlara.Şair sözleri derler bunlara. Şairlerin sözleri de hikmetle doludur bunlar.Şairlerin sözleri de hikmetle doludur bunlar. Kur'an'da bulamadığınız bazı şeyleriKur'an'da bulamadığınız bazı şeyleri şuaranın şiirlerinde arayın.şuaranın şiirlerinde arayın. Şuara hükema olurlar yani.Şuara hükema olurlar yani. Hakim söz, güzel söz söylemek, bilmek kolay bir iş değil.Hakim söz, güzel söz söylemek, bilmek kolay bir iş değil. Güzel söz söylemek için çok okumak lazım.Güzel söz söylemek için çok okumak lazım. Çok okununca bir şeylerle sahip oluyorlar da hikmet sahibi diyorlar.Çok okununca bir şeylerle sahip oluyorlar da hikmet sahibi diyorlar. Hasan-ı Basrî Hazretleri de diyor ki,Hasan-ı Basrî Hazretleri de diyor ki, "Men lâ edebe lehû lâ ilme lehû."

"Men lâ edebe lehû lâ ilme lehû."
Edebi olmayan adamın ilmi olmaz.Edebi olmayan adamın ilmi olmaz. Çenesi olur başka.Çenesi olur başka. Çeneden fayda olmaz.Çeneden fayda olmaz. "Men lâ edebe lehû lâ ilme lehû.""Men lâ edebe lehû lâ ilme lehû." Edebi olmayanın ilmi para etmez yani.Edebi olmayanın ilmi para etmez yani. Diyor, diyeceksin ki bak ne kadar bilgi var işte.Diyor, diyeceksin ki bak ne kadar bilgi var işte. Ama çeneden ibaret bir fayda etmez.Ama çeneden ibaret bir fayda etmez. Biz kaç yüz senelerden beri hep dinler, dururuz hepimiz için.Biz kaç yüz senelerden beri hep dinler, dururuz hepimiz için. Fakat niçin ileriye doğru gitmiyoruz da geriye doğru gidiyoruz?Fakat niçin ileriye doğru gitmiyoruz da geriye doğru gidiyoruz? Bir ilerleyiş yok.Bir ilerleyiş yok. Hep geriye doğru gidiyoruz, bak hep ihtiyarlar camiye gelir.Hep geriye doğru gidiyoruz, bak hep ihtiyarlar camiye gelir. Gençler hiç gelmez.Gençler hiç gelmez. Dinliyorlar ama fayda etmiyor.Dinliyorlar ama fayda etmiyor. "Ve men lâ sabera lehû lâ dîne lehû."

"Ve men lâ sabera lehû lâ dîne lehû."
Sabır olmayanın da din yoktur. Ne diyeceksin buna?Sabır olmayanın da din yoktur. Ne diyeceksin buna? "Ve men lâ sabera lehû lâ dîne lehû.""Ve men lâ sabera lehû lâ dîne lehû." Sabırlı olmayanın da dini olmaz.Sabırlı olmayanın da dini olmaz. Oruç için sabır lazım.Oruç için sabır lazım. Sabır olmasa tutamazsın.Sabır olmasa tutamazsın. Namazda için sabır lazım.Namazda için sabır lazım. Para verecen sabır lazım.Para verecen sabır lazım. Hepsinin altı sabıra bağlanıyor.Hepsinin altı sabıra bağlanıyor. Sabır olmayanın dini olmaz.Sabır olmayanın dini olmaz. Hasan-ı Basrî Hazretleri diyor.Hasan-ı Basrî Hazretleri diyor. "Ve men lâ vera'a lehû lâ zülfe lehû."

"Ve men lâ vera'a lehû lâ zülfe lehû."
Verâ denilen korku.Verâ denilen korku. İttikâ. İttikanın üstü bu verâ.İttikâ. İttikanın üstü bu verâ. İttikası olmayanın da Allah'a yakınlığı olmaz.İttikası olmayanın da Allah'a yakınlığı olmaz. İttikâ. Allah'tan korkma.İttikâ. Allah'tan korkma. Havf u haşyet yani.Havf u haşyet yani. Verâ da diyorlar ona.Verâ da diyorlar ona. Onun için vera o korku olmazsa insanda,Onun için vera o korku olmazsa insanda, işin başı da orada.işin başı da orada. O Allah korkusu insanda olmazsa,O Allah korkusu insanda olmazsa, onda da yakınlık denilen devlet olmaz.onda da yakınlık denilen devlet olmaz. Şimdi bak.

Şimdi bak.
"Ruviye enne racülen harace min benî İsrâîle

"Ruviye enne racülen harace min benî İsrâîle
ilâ talebi’l-ilmi."ilâ talebi’l-ilmi." Bu Ben-i İsrail zamanında bir adamcağızBu Ben-i İsrail zamanında bir adamcağız tahsil-i ilme çıkmış.tahsil-i ilme çıkmış. Tahsil-i ilme çıkmış.Tahsil-i ilme çıkmış. "Febeleğa zâlike nebiyyehüm."

"Febeleğa zâlike nebiyyehüm."
Bu, o zamanın peygamberinin kulağına gitmiş.Bu, o zamanın peygamberinin kulağına gitmiş. Filan adam, tahsil-i ilmi için işte gidiyor bir yere.Filan adam, tahsil-i ilmi için işte gidiyor bir yere. Buna "Febe’ase ileyhi."Buna "Febe’ase ileyhi." Adam yollamış, gelsin buraya diyerekten.Adam yollamış, gelsin buraya diyerekten. "Fe etahu." bu delikanlı da gelmiş."Fe etahu." bu delikanlı da gelmiş. “Fe-kale lehû."“Fe-kale lehû." O zamanın peygamberi olan zat, ona diyor ki,O zamanın peygamberi olan zat, ona diyor ki, "Yâ fetâ." ey delikanlı,"Yâ fetâ." ey delikanlı, innî e'ûzüke biselâsi hısalin."innî e'ûzüke biselâsi hısalin." Ben sana üç şeyle nasihat edeceğim.Ben sana üç şeyle nasihat edeceğim. Ki, "Fîhâ ilmü’l-evvelîne ve’l-âhirîne."Ki, "Fîhâ ilmü’l-evvelîne ve’l-âhirîne." Onun içinde ilmi evvelin ve ahirin vardır.Onun içinde ilmi evvelin ve ahirin vardır. Bu nasihatlerimi al da öyle git, gittiğin yere.Bu nasihatlerimi al da öyle git, gittiğin yere. Buyur dedi.Buyur dedi. "Hafillâhi fi’s-sirri ve’l-alâniyye."

"Hafillâhi fi’s-sirri ve’l-alâniyye."
Gizli de aşikâr da Allah'tan korkucu olur.Gizli de aşikâr da Allah'tan korkucu olur. Allah her yerde adamı görür.Allah her yerde adamı görür. Gizli olmakla yaptığın yanına kâr kalmaz.Gizli olmakla yaptığın yanına kâr kalmaz. Gizli olarak yaptığın yanına kâr kalmaz.Gizli olarak yaptığın yanına kâr kalmaz. Onu Allah görür.Onu Allah görür. Ona göre davran.Ona göre davran. Bir.Bir. "Vemsik lisâneke ani’l halkı lâ tezkürhüm

"Vemsik lisâneke ani’l halkı lâ tezkürhüm
illâ bi’l-hayri."illâ bi’l-hayri." Ya bu çok güzel söz.Ya bu çok güzel söz. Bunu hepimiz kulağımıza koyalım.Bunu hepimiz kulağımıza koyalım. Dilini tut.Dilini tut. Halkın hiçbir şeysi hakkında kötü şey söyleme.Halkın hiçbir şeysi hakkında kötü şey söyleme. Halktan gördüğün kötü şeylerin hiçbirini söyleme.Halktan gördüğün kötü şeylerin hiçbirini söyleme. "Vemsik lisâneke ani’l halkı"Vemsik lisâneke ani’l halkı lâ tezkürhüm illâ bi’l-hayrin."lâ tezkürhüm illâ bi’l-hayrin." Ancak hayırla konuş.Ancak hayırla konuş. Dün nasıldı?Dün nasıldı? Daha iyiydi bugün.

Daha iyiydi bugün.
Her zaman bu dünyanın iyisi de var, kötüsü de var.Her zaman bu dünyanın iyisi de var, kötüsü de var. Hiçbir zaman kötüsüz kalmamış dünya.Hiçbir zaman kötüsüz kalmamış dünya. Âdem aleyhisselam'ın çocukları dünyaya gelmiş.Âdem aleyhisselam'ın çocukları dünyaya gelmiş. Kimse yok ortada.Kimse yok ortada. Onlar da birbirini öldürmüşler en nihayetinde.Onlar da birbirini öldürmüşler en nihayetinde. İşte ilk fitne oradan çıkmış.İşte ilk fitne oradan çıkmış. Onun için senin hayırları gör yani, hayırları söyle.Onun için senin hayırları gör yani, hayırları söyle. Katiyyen, aa bitti artık dünyanın işi.Katiyyen, aa bitti artık dünyanın işi. Nerede da kıyamet kopacak, gidiyoruz.Nerede da kıyamet kopacak, gidiyoruz. Hayırları söyle ama çok fena.Hayırları söyle ama çok fena. Allah affetsin, şimdi duyuyoruz.Allah affetsin, şimdi duyuyoruz. Allah muhafaza etsin yani.Allah muhafaza etsin yani. O da diyor ki, hükemanın sözünü dinleyin dedi.

O da diyor ki, hükemanın sözünü dinleyin dedi.
Hakim adamların sözü.Hakim adamların sözü. Fakat bugün böyle söz söylemek kabiliyetine hayız olan insanlarınFakat bugün böyle söz söylemek kabiliyetine hayız olan insanların ağzından çıkan çirkin laflara insan hayret ediyor.ağzından çıkan çirkin laflara insan hayret ediyor. Müslüman ister ol, ister olma.Müslüman ister ol, ister olma. Müslümanlık şart da değil.Müslümanlık şart da değil. İnsan olaraktan bir insanın diğer insanın hakkı aleyhinde,İnsan olaraktan bir insanın diğer insanın hakkı aleyhinde, diğer insanın aleyhinde onu böyle rezil edercesine, ırzına,diğer insanın aleyhinde onu böyle rezil edercesine, ırzına, efendinin şahsiyetine,efendinin şahsiyetine, şerefine haleldar edecek derecedeşerefine haleldar edecek derecede çirkin söz söylemek hiçbir insana yakışmaz.çirkin söz söylemek hiçbir insana yakışmaz. İster müslüman ol, ister gavur ol.İster müslüman ol, ister gavur ol. İnsanlığa yakışmaz yani.İnsanlığa yakışmaz yani. Nasıl insansın sen?Nasıl insansın sen? Seni böyle birisi rezil etse, sen buna razı oluyor musun?Seni böyle birisi rezil etse, sen buna razı oluyor musun? Olmuyorsun.

Olmuyorsun.
Olmadığın halde başka insana nasıl tatbik ediyorsun bunu?Olmadığın halde başka insana nasıl tatbik ediyorsun bunu? Halbuki bugün bu çok revaçta olan bir şey.Halbuki bugün bu çok revaçta olan bir şey. Bir insan diğerini lekelemek içinBir insan diğerini lekelemek için elinden gelen her hünerielinden gelen her hüneri yapmaktan çekinmiyor.yapmaktan çekinmiyor. Hatasız insan oluyor mu?Hatasız insan oluyor mu? Hepimizde binbir arasak, hepsimizde binbir çeşit kusur çıkar.

Hepimizde binbir arasak, hepsimizde binbir çeşit kusur çıkar.
E bunların iyisi yok mu içinde.E bunların iyisi yok mu içinde. İyisi de var ama sen kötülerini bırak.İyisi de var ama sen kötülerini bırak. İyisini söyle.İyisini söyle. Onun için İmâm-ı Âzam'ın güzel bir nasihatı.Onun için İmâm-ı Âzam'ın güzel bir nasihatı. Bir adamı meyhaneye girerken gördün.Bir adamı meyhaneye girerken gördün. Demek ki bunun vaktinde her günde gidiyor o meyhane.Demek ki bunun vaktinde her günde gidiyor o meyhane. Demek ki bu adam ayyaştır, içiyor miçiyor.Demek ki bu adam ayyaştır, içiyor miçiyor. De ki ona, bu adamın orada alacağı var daDe ki ona, bu adamın orada alacağı var da o alacağını almaya girmiştir de geç.o alacağını almaya girmiştir de geç. Onu içki içiyor diyeceğine, tevil et.Onu içki içiyor diyeceğine, tevil et. Ama içiyor, içerse bana ne.Ama içiyor, içerse bana ne. "Ve’n-zur hubzekellezî te’küluhû

"Ve’n-zur hubzekellezî te’küluhû
hattâ yekûne mine’l halâli."hattâ yekûne mine’l halâli." Bir de, ekmeğine dikkat et kiBir de, ekmeğine dikkat et ki yediğin ekmek helalden olsun.yediğin ekmek helalden olsun. Çok acı şey.Çok acı şey. Bir dükkan yok mu diyorlar, içki satmasın.Bir dükkan yok mu diyorlar, içki satmasın. Her dükkan içki satıyor.Her dükkan içki satıyor. İçkinin haram olmadığını bilmeyen kimse yoktur.İçkinin haram olmadığını bilmeyen kimse yoktur. Olur mu, imkanı mı var?Olur mu, imkanı mı var? Onu ister sen şişede sat, ister açık sat, ister iç.Onu ister sen şişede sat, ister açık sat, ister iç. On kişi bir içkiden dolayı cehennemi boylayacak.On kişi bir içkiden dolayı cehennemi boylayacak. İçkiyi hamalın arkasında kaldıran da mesul.İçkiyi hamalın arkasında kaldıran da mesul. Biliyorsun ki küpü vermişler, şarap küpü.Biliyorsun ki küpü vermişler, şarap küpü. Diyor ki sana 5 lira vereceğim,Diyor ki sana 5 lira vereceğim, al bunu şuradan şuraya götür.al bunu şuradan şuraya götür. Bunu götüren hamal da mesul.Bunu götüren hamal da mesul. Onu bile götürmek caiz değil.Onu bile götürmek caiz değil. Oradan aldığın para caiz değil.Oradan aldığın para caiz değil. Lafla olmuyor yani.Lafla olmuyor yani. Binâenaleyh içki satmak suretiyleBinâenaleyh içki satmak suretiyle o adamın dükkanında başka şeyler de var tabi.o adamın dükkanında başka şeyler de var tabi. Bunları satarken helalini haramını karıştırıyor.Bunları satarken helalini haramını karıştırıyor. O bir damla haram, bütün helalları mahveder.O bir damla haram, bütün helalları mahveder. Çünkü bir kuyu var, suyu tertemiz.Çünkü bir kuyu var, suyu tertemiz. Bir damla pislik gitti mi içine bütün kuyunun suyunuBir damla pislik gitti mi içine bütün kuyunun suyunu boşaltmak lazım geliyor.boşaltmak lazım geliyor. Kuyunun suyu bozuldu.Kuyunun suyu bozuldu. Kazanın olursa, bir fare düşse kazanın içerisine,Kazanın olursa, bir fare düşse kazanın içerisine, farzet ki bir yağ kazanı, doldurdun küpüfarzet ki bir yağ kazanı, doldurdun küpü yağla dolu.yağla dolu. Geldi de bir fare düştü içine onun,Geldi de bir fare düştü içine onun, bütün kazanın suyunu, yağını atmak lazım.bütün kazanın suyunu, yağını atmak lazım. Yahut camiye kandillere vereceğiz, şimdi kandil de yok camilerde.Yahut camiye kandillere vereceğiz, şimdi kandil de yok camilerde. Vereceğiz sabunculara.Vereceğiz sabunculara. Efendim öyleyse bakkaldan bir şey alırsak?Efendim öyleyse bakkaldan bir şey alırsak? Bakkal mesul tabi.Bakkal mesul tabi. Biz mesul değiliz.Biz mesul değiliz. Olmayız inşaallah.Olmayız inşaallah. Mesul olursak berbat o zaman iş.Mesul olursak berbat o zaman iş. Çünkü bak "Ve’n-zur hubzekellezî.Çünkü bak "Ve’n-zur hubzekellezî. Şimdi o peygamberin, o çocuğa nasihatı.Şimdi o peygamberin, o çocuğa nasihatı. Sen tahsil-i ilme gideceksin amaSen tahsil-i ilme gideceksin ama şu benim sözlerimi dinle de öyle git dedi.şu benim sözlerimi dinle de öyle git dedi. Şimdi birisi dedi, Allah'tan kork.Şimdi birisi dedi, Allah'tan kork. İkincisi dilini tut.İkincisi dilini tut. Kimsenin aleyhinde konuşma, hayır söyle.Kimsenin aleyhinde konuşma, hayır söyle. Ve bir de lokmana bak.Ve bir de lokmana bak. Lokmana bak da helal ye.Lokmana bak da helal ye. "Femtene’a’l-fetâ ani’l-hurûci."

"Femtene’a’l-fetâ ani’l-hurûci."
Delikanlı, ben dedi artık vazgeçtim dedi.Delikanlı, ben dedi artık vazgeçtim dedi. Bu üç şey yetti bana.Bu üç şey yetti bana. Gidip de başka ne şey öğreneceğim zaten.Gidip de başka ne şey öğreneceğim zaten. Öğreneceklerim bunlardı, dedi.Öğreneceklerim bunlardı, dedi. Bunları da öğrendim.Bunları da öğrendim. Daha ben gitmem dedim.Daha ben gitmem dedim. Yine bir rivayet olunuyor.

Yine bir rivayet olunuyor.
"Ve ruviye enne racülen min benî isrâîle

"Ve ruviye enne racülen min benî isrâîle
cema'a semânîne tâbûten mine’l-ilmi."cema'a semânîne tâbûten mine’l-ilmi." O devirde bir adam, âlim bir adam,O devirde bir adam, âlim bir adam, seksen sandık kitap toplamış.seksen sandık kitap toplamış. Seksen sandık.Seksen sandık. Kitap, âlim lazım oldukça alıyor.Kitap, âlim lazım oldukça alıyor. Ama, ''Ve lem yentefi' bi-ilmihî.''Ama, ''Ve lem yentefi' bi-ilmihî.'' Fakat bu ilim ona hiç fayda vermemiş.Fakat bu ilim ona hiç fayda vermemiş. Seksen sandık kitap var.Seksen sandık kitap var. Bizim gibi.Bizim gibi. "Fe evhallâhu teâlâ ilâ nebiyyihim.''

"Fe evhallâhu teâlâ ilâ nebiyyihim.''
Cenâb-ı Hak o zamanki Peygambere vahiy ediyor.Cenâb-ı Hak o zamanki Peygambere vahiy ediyor. ''Kul li-hâze’l-câmi’i''''Kul li-hâze’l-câmi’i'' O kitapları toplayan hocaya söyle.O kitapları toplayan hocaya söyle. 'Lev cema’te kesîran mine’l-ilmi lem yenfa’ke.'''Lev cema’te kesîran mine’l-ilmi lem yenfa’ke.'' Sen daha ne kadar böyle kitap toplasan,Sen daha ne kadar böyle kitap toplasan, ilim toplasan, sana fayda etmez.ilim toplasan, sana fayda etmez. "İlla en ta’mele bi selâseti eşyâ.""İlla en ta’mele bi selâseti eşyâ." Üç şeyle amel etmedikçe,Üç şeyle amel etmedikçe, bu üçler bunlar da, üç şeyle amel etmedikçe,bu üçler bunlar da, üç şeyle amel etmedikçe, o kadar bilgin sana fayda vermez.o kadar bilgin sana fayda vermez. Ne kadar bilirsen bil.Ne kadar bilirsen bil. Bir. "La tuhibbü’d-dünya fe-leyset bi-dâri’l-mü’minîne."

Bir. "La tuhibbü’d-dünya fe-leyset bi-dâri’l-mü’minîne."
Dünyayı sevme çünkü o müminlerin karargahı değil.Dünyayı sevme çünkü o müminlerin karargahı değil. Hepimiz yolcu.Hepimiz yolcu. Trene binmişsin, hacıya gidiyorsun mesela buradan, yolculuk var.Trene binmişsin, hacıya gidiyorsun mesela buradan, yolculuk var. Hiç kimse yollarda eğlenmiyor.Hiç kimse yollarda eğlenmiyor. Herkes bir an evvel gideceği yere gidelim diyor.Herkes bir an evvel gideceği yere gidelim diyor. Biz de ahiretin yolcusuyuz yani.Biz de ahiretin yolcusuyuz yani. Ama kimisi bir senede gidiyor,Ama kimisi bir senede gidiyor, kimisi on senede gidiyor, kimisi elli senede gidiyor,kimisi on senede gidiyor, kimisi elli senede gidiyor, kimisi yüz senede gidiyor.kimisi yüz senede gidiyor. Ama gidiş oraya.Ama gidiş oraya. "Feleyset bi-dâri’l-mü'minîn."

"Feleyset bi-dâri’l-mü'minîn."
Sen dünyayı sevme.Sen dünyayı sevme. Çünkü dünya mü'minlerin karargahı değildir.Çünkü dünya mü'minlerin karargahı değildir. "Ve lâ tusâhibü’ş-şeytân.""Ve lâ tusâhibü’ş-şeytân." Şeytanla arkadaş olma.Şeytanla arkadaş olma. "Fe-leyse bi-refîki’l-mü’minîne.""Fe-leyse bi-refîki’l-mü’minîne." Şeytan arkadaşlığa yakışmaz.Şeytan arkadaşlığa yakışmaz. Müminlerin arkadaşı olmaya yakışmaz.Müminlerin arkadaşı olmaya yakışmaz. Hem şeytanın sözünü dinleme diyerekten.Hem şeytanın sözünü dinleme diyerekten. "Ve lâ tü’zi bi-ehadin.""Ve lâ tü’zi bi-ehadin." Bu da hoş.Bu da hoş. "Ve lâ tü’zi bi-ehadin.""Ve lâ tü’zi bi-ehadin." Hiç kimseye sakın eza etme.Hiç kimseye sakın eza etme. "Fe-leyse bi-hırfeti’l-mü’minin.""Fe-leyse bi-hırfeti’l-mü’minin." Çünkü kimseye eziyet etmek müminlerin şiarından değildir.Çünkü kimseye eziyet etmek müminlerin şiarından değildir. Mümin daima başta ne dedi?Mümin daima başta ne dedi? İman iki şeyledir.

İman iki şeyledir.
Birisi Allah'a kulluk, birisi de mahlukunaBirisi Allah'a kulluk, birisi de mahlukuna şefkat iledir.şefkat iledir. İman bununla tamam olur.İman bununla tamam olur. Allah'a kulluk, mahlukuna şefkat.Allah'a kulluk, mahlukuna şefkat. İlk ders bu.İlk ders bu. Allah'ın kuluna iyilik edeceğimiz yerdeAllah'ın kuluna iyilik edeceğimiz yerde eza edersek iman zedelenir.eza edersek iman zedelenir. Geçen tayyare düşmüş diyorlar, neden?

Geçen tayyare düşmüş diyorlar, neden?
Bir parçası bu tayyaradaki vardır ya parçalar.Bir parçası bu tayyaradaki vardır ya parçalar. Ama bir tanesi bozuluyor, bir tanesi bozuluncaAma bir tanesi bozuluyor, bir tanesi bozulunca hepsi muattar, küüüüt aşağıya, neden?hepsi muattar, küüüüt aşağıya, neden? Canım işte namaz var, oruç var, her şey var ama

Canım işte namaz var, oruç var, her şey var ama
eziyet var.eziyet var. Eziyet oldu mu parçanın birisi kırıldı demektir işte.Eziyet oldu mu parçanın birisi kırıldı demektir işte. Bu kırılan parça adamı yuvarlıyor aşağıya.Bu kırılan parça adamı yuvarlıyor aşağıya. Güvenmeye gelmiyor.Güvenmeye gelmiyor. Onun için bu nasihatler çok güzel.Onun için bu nasihatler çok güzel. "La tuhibbü’d-dünya feleyset bi-dâri’l-mü’minîne."

"La tuhibbü’d-dünya feleyset bi-dâri’l-mü’minîne."
Dünyayı sevme.Dünyayı sevme. Ee, sevmeyelim mi dünyayı içinde oturuyoruz ya

Ee, sevmeyelim mi dünyayı içinde oturuyoruz ya
yiyeceğiz, içeceğiz, giyeceğiz, barınacağız.yiyeceğiz, içeceğiz, giyeceğiz, barınacağız. Ee, bunlar ihtiyaç.Ee, bunlar ihtiyaç. Sevme o değil.Sevme o değil. Sevme ibadeti bırakaraktan, Allah'aSevme ibadeti bırakaraktan, Allah'a emirlerini bırakaraktan dünyaya sarılır,emirlerini bırakaraktan dünyaya sarılır, gece gündüz çalış da babam çalış.gece gündüz çalış da babam çalış. Ama ezan okunur, duymaz.Ama ezan okunur, duymaz. Sabah olur, gelmez.Sabah olur, gelmez. Yatsıya gelmez.Yatsıya gelmez. Cumaya gelmez.Cumaya gelmez. Şimdi gelmiş. Allah Allah.Şimdi gelmiş. Allah Allah. İkincisi şeytana uyma.İkincisi şeytana uyma. Ezan okunduğu vakitte camine git.Ezan okunduğu vakitte camine git. Der ki sen şimdi para kazanmak zamanı,Der ki sen şimdi para kazanmak zamanı, gençlik bir daha ele geçmez, hadi de bakalım diyen,gençlik bir daha ele geçmez, hadi de bakalım diyen, bu şeytanın lafları bunlar.bu şeytanın lafları bunlar. Onun için daima ibadette gidip şeytanın arkasına durma,Onun için daima ibadette gidip şeytanın arkasına durma, kimseye de eziyet etmemek,kimseye de eziyet etmemek, o da güzel bir şey.o da güzel bir şey. El-Fatiha!

El-Fatiha!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2