Namaz Vakitleri

14 Rebîü'l-Evvel 1448
27 August 2026
İmsak
04:46
Güneş
06:19
Öğle
13:11
İkindi
16:54
Akşam
19:53
Yatsı
21:19
Detaylı Arama

İman ve Ahlâk Rehberi

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İman ve Ahlâk Rehberi

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah

İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah
ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu teâla aleyhi ve sellemve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu teâla aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ahve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri.ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: el-îmânü uryânün ve zînetühü’l-hayâü,

el-îmânü uryânün ve zînetühü’l-hayâü,
ve libâsühü’t-takvâ ve mâlühü’l-fıkhu.ve libâsühü’t-takvâ ve mâlühü’l-fıkhu. İbnü'n-Neccâri 'an Ebî Hüreyre, el-Harâitıyyü 'an Vehbin mevkûfen.

İbnü'n-Neccâri 'an Ebî Hüreyre, el-Harâitıyyü 'an Vehbin mevkûfen.
Sadaka Rasûlullah fîmâ kâl.

Sadaka Rasûlullah fîmâ kâl.
Mefhari mevcudât Muhammed Mustafa râ salavât.

Mefhari mevcudât Muhammed Mustafa râ salavât.
Seyyidü's-sâdât Muhammed Mustafa râ salavât.

Seyyidü's-sâdât Muhammed Mustafa râ salavât.
Habib-i Hüdâ Muhammed Mustafa râ salavât.

Habib-i Hüdâ Muhammed Mustafa râ salavât.
Yine iman dersi olaraktan imanın çıplak,

Yine iman dersi olaraktan imanın çıplak,
onun ziynetinin hayal olduğundan bahseder.onun ziynetinin hayal olduğundan bahseder. Başta bu hayayı zikretmesinin sebeplerinden birçok sebepler vardır.Başta bu hayayı zikretmesinin sebeplerinden birçok sebepler vardır. Hayasız iman olmaz.

Hayasız iman olmaz.
Haya ile iman karın kardeşidir.Haya ile iman karın kardeşidir. Hayanın olduğu yerde iman vardır.Hayanın olduğu yerde iman vardır. İmanın olduğu yerde de haya vardır. İmanın olduğu yerde de haya vardır. Madem ki haya yok, iman da yok demektir. Madem ki haya yok, iman da yok demektir. Onun için, el-îmânü uryânün ve zînetühü’l-hayâ.

Onun için, el-îmânü uryânün ve zînetühü’l-hayâ.
Onun (imanın) en başta ziyneti hayadır.Onun (imanın) en başta ziyneti hayadır. Niçin bu haya?

Niçin bu haya?
Âhurû mâ üdrike min kelâmin nibûvveh:

Âhurû mâ üdrike min kelâmin nibûvveh:
İzâ lem testehı tasna’ mâ şi’te.İzâ lem testehı tasna’ mâ şi’te. Nübüvvet kelâmlarından en son bize gelen,Nübüvvet kelâmlarından en son bize gelen, yani Âdem aleyhisselam’dan itibarenyani Âdem aleyhisselam’dan itibaren Peygamberimize kadar gelip hiç nesh olunmamış bir emir.Peygamberimize kadar gelip hiç nesh olunmamış bir emir. Bu emirde odur ki; Bu emirde odur ki; “Hayâ yoksa istediğini işle.”

“Hayâ yoksa istediğini işle.”
Hayâ yoksa eğer,

Hayâ yoksa eğer,
izâ lem teshı, utanmıyorsan sen, izâ lem teshı, utanmıyorsan sen, sende utanmak kabiliyetin yoksa, utanmadan âriysen,sende utanmak kabiliyetin yoksa, utanmadan âriysen, hayâsızsan, tasa’ mâ şi’te, ne istersen yap yani. hayâsızsan, tasa’ mâ şi’te, ne istersen yap yani. Ne kadar bu acı bir sözdür yani.Ne kadar bu acı bir sözdür yani. Sende hayâ madem ki yok, ne istersen yap artık.Sende hayâ madem ki yok, ne istersen yap artık. Ama sen benim içime bak, masal bunlar.Ama sen benim içime bak, masal bunlar. Onlar Yahudi düzmesi.Onlar Yahudi düzmesi. İçi düzgün olan adamın hayâsı da üzerinde olur.İçi düzgün olan adamın hayâsı da üzerinde olur. Haya imandandır.Haya imandandır. Onun için Efendimiz,

Onun için Efendimiz,
el-îmânü uryânün ve zînetühü’l-hayâ.el-îmânü uryânün ve zînetühü’l-hayâ. Onun için diyor ki şurada:Onun için diyor ki şurada: “Li-enne'l-hayâe yecidü halâvete'l-îmâni ves’tidâetühû”

“Li-enne'l-hayâe yecidü halâvete'l-îmâni ves’tidâetühû”
“Ancak imanın tadı haya ile bulunur” diyor.

“Ancak imanın tadı haya ile bulunur” diyor.
Haya bulunduğu zaman imanın tadı anlaşılır.Haya bulunduğu zaman imanın tadı anlaşılır. Sağlam insan yemeğin tadını nasıl anlıyorsa,Sağlam insan yemeğin tadını nasıl anlıyorsa, hayalı insan da imandaki tadı öyle anlar.hayalı insan da imandaki tadı öyle anlar. İmanın bir tadı var yani.İmanın bir tadı var yani. Yemeğin tadı gibi imanın da tadı vardır. Yemeğin tadı gibi imanın da tadı vardır. O tadını ancak haya sahipleri tutacaklardır.O tadını ancak haya sahipleri tutacaklardır. Bu hayayı bizden götüren şey nedir acaba?

Bu hayayı bizden götüren şey nedir acaba?
Bir sebepler var bu hayanın bizden gitmesine.

Bir sebepler var bu hayanın bizden gitmesine.
Onun için dört çeşit fitne gelecek ümmetin başına.Onun için dört çeşit fitne gelecek ümmetin başına. Bu ümmetin başına. Dört çeşit fitne. Bu ümmetin başına. Dört çeşit fitne. En sonuncu olan dördüncü fitne, sağırlık ve körlük fitnesi olacak.

En sonuncu olan dördüncü fitne, sağırlık ve körlük fitnesi olacak.
Gözler görecek, kulaklar da işitecek.Gözler görecek, kulaklar da işitecek. Fakat hakkı görmek ve hakkı işitmekten mahrum olaraktan.Fakat hakkı görmek ve hakkı işitmekten mahrum olaraktan. Yani basarı var, basireti yok.Yani basarı var, basireti yok. Basarı var, bu basar herkeste var, her hayvanda da var.Basarı var, bu basar herkeste var, her hayvanda da var. Mikrobun de basarı var.Mikrobun de basarı var. Ama basiret, basiret olmayınca basarın kıymeti yok.Ama basiret, basiret olmayınca basarın kıymeti yok. Hayvanda da göz var, fakat kıymeti yoktur.Hayvanda da göz var, fakat kıymeti yoktur. Çünkü hayvanın basireti yoktur.Çünkü hayvanın basireti yoktur. Basiret, insana mahsustur.Basiret, insana mahsustur. Binâenaleyh insanda basiret olmadı mıydı,Binâenaleyh insanda basiret olmadı mıydı, hayvanın gözü gibi olur onun gözü.hayvanın gözü gibi olur onun gözü. Binâenaleyh en kıymetli şey, insanda basirettir.Binâenaleyh en kıymetli şey, insanda basirettir. Bu basireti götüren şey, hayasızlık. Bu basireti götüren şey, hayasızlık. Hayasızlığa sebep olan da körlük ve sağırlık. Allah esirgeye…

Hayasızlığa sebep olan da körlük ve sağırlık. Allah esirgeye…
Kör olur da, işitir hiç olmazsa, ona söylersin,

Kör olur da, işitir hiç olmazsa, ona söylersin,
gözü görmüyorsa da söylersin, anlatırsın derdini.gözü görmüyorsa da söylersin, anlatırsın derdini. Yahut kör olur da kulakları duyar,Yahut kör olur da kulakları duyar, yahut kulakları sağır olur, gözü görür.yahut kulakları sağır olur, gözü görür. Ona da işaretlerle anlatırsın kulağı duymuyorsa. çare bulunur.Ona da işaretlerle anlatırsın kulağı duymuyorsa. çare bulunur. Ya göz kör, kulak da sağır olursa?

Ya göz kör, kulak da sağır olursa?
Göz de kör, kulakta sağır.

Göz de kör, kulakta sağır.
Hiçbir şeye yaramaz artık.Hiçbir şeye yaramaz artık. Yani hayvan daha âlâ.Yani hayvan daha âlâ. Çünkü ne anlatabilirsin,Çünkü ne anlatabilirsin, ne işaretten anlatabilirsin, ne söz duyurabiliyorsun.ne işaretten anlatabilirsin, ne söz duyurabiliyorsun. Söz duymuyor, işareti de göremiyor; gözü de yok, kulağı yok.Söz duymuyor, işareti de göremiyor; gözü de yok, kulağı yok. En büyük fitne o fitne. En büyük fitne o fitne. Onun için Allah Teâlâ bu fitnelerden bizi muhafaza buyursun...Onun için Allah Teâlâ bu fitnelerden bizi muhafaza buyursun... Malum ya, fitneler geldiği vakitte umumi gelir.

Malum ya, fitneler geldiği vakitte umumi gelir.
Umumi geldiği vakitte o fitneden kurtulmak için çare…

Umumi geldiği vakitte o fitneden kurtulmak için çare…
Resulullah'ın bayrağının çadırının içine girmek lazım.

Resulullah'ın bayrağının çadırının içine girmek lazım.
Resulullah'ın çadırının içerisine girersen,Resulullah'ın çadırının içerisine girersen, bayrağının altına girersen, o fitnelerden muhafaza olabilirsin.bayrağının altına girersen, o fitnelerden muhafaza olabilirsin.

Yok, kendi kendime kurtulacağım dersen Allah muhafaza eylesin. Bu zordur.

Yok, kendi kendime kurtulacağım dersen Allah muhafaza eylesin. Bu zordur.

O fitneler istila ettiği vakitte ortalığı,

O fitneler istila ettiği vakitte ortalığı,
artık bu körlüğün ve sağırlığın iktizası hiçbir emr-i marufu dinletemezsin.artık bu körlüğün ve sağırlığın iktizası hiçbir emr-i marufu dinletemezsin. Bu emr-i marufu dinletemezsin.Bu emr-i marufu dinletemezsin. Nehy-i anil münkerden de kimseye “Ayıp yahu, günah yapma.” Nehy-i anil münkerden de kimseye “Ayıp yahu, günah yapma.” Hiç kimsenin kulağına girmez bu.Hiç kimsenin kulağına girmez bu. Ayıp veya günah dediğin şey, kimsenin kulağına girmez.Ayıp veya günah dediğin şey, kimsenin kulağına girmez. Ah, budala herif derler, gerici derler, anlamaz.

Ah, budala herif derler, gerici derler, anlamaz.
Çünkü gözü de yok, kulağı da yok şimdi bunların.Çünkü gözü de yok, kulağı da yok şimdi bunların. Bu iyidir, bu da kötüdür. Bu iyiyi yap, bu kötüyü de yapma. Anlamaz.Bu iyidir, bu da kötüdür. Bu iyiyi yap, bu kötüyü de yapma. Anlamaz. Bunun bir sebebi var.Bunun bir sebebi var. Şimdi;

Şimdi;
Teise abdü'd-dînâri ve'd-dirhemi ve'l-katîfeti ve'l-hamîsati.

Teise abdü'd-dînâri ve'd-dirhemi ve'l-katîfeti ve'l-hamîsati.
Cenâb-ı Peygamber şu üç şeye beddua ediyor.

Cenâb-ı Peygamber şu üç şeye beddua ediyor.
Teis kelimesi, helâk olsun demektir.Teis kelimesi, helâk olsun demektir. Teis kelimesi “helâk olsun” demek.Teis kelimesi “helâk olsun” demek. Bir ikinci manası, ayağı kaysın yüzü üstü düşsün.Bir ikinci manası, ayağı kaysın yüzü üstü düşsün. Ayağı kaysın yüzü üstü düşsün. Helâk olsun yani o kimse.Ayağı kaysın yüzü üstü düşsün. Helâk olsun yani o kimse. Kim?

Kim?
Abdü’d-dînâr ve’d-dirhemi.

Abdü’d-dînâr ve’d-dirhemi.
Paraya tapan insan. Abdü’d-dînâr. Paraya tapan insan. Abdü’d-dînâr. Abdullah değil de Abdü’d-dînâr. Abdullah değil de Abdü’d-dînâr. Dinara tapıyor, dirheme tapıyor, yani paraya tapıyor.Dinara tapıyor, dirheme tapıyor, yani paraya tapıyor. Bir de esvaplara, kumaşlara, süslere, saltanatlara, Bir de esvaplara, kumaşlara, süslere, saltanatlara, süse saltanata tapan, paralara tapan helâk olsun! süse saltanata tapan, paralara tapan helâk olsun! Paranın, hadd-i zatında paranın kabahati yok.

Paranın, hadd-i zatında paranın kabahati yok.
Para bir madendir.Para bir madendir. Bunu Allah bu insanların hayatları için çıkardığı bir maden.Bunu Allah bu insanların hayatları için çıkardığı bir maden. Altın, gümüş, her neyse.Altın, gümüş, her neyse. Bu madenin kabahati yok.Bu madenin kabahati yok. O madeni kullanan insanda kabahat.O madeni kullanan insanda kabahat. O madene tapıyorsa, Allah'ı bırakıp da, o helâk olsun.O madene tapıyorsa, Allah'ı bırakıp da, o helâk olsun. Neden?

Neden?
Namaza gelmiyor, niyazı yok, ibadeti yok, taatı yok,

Namaza gelmiyor, niyazı yok, ibadeti yok, taatı yok,
Allah tanımıyor, peygamber tanımıyor, tanıdığı şey para.Allah tanımıyor, peygamber tanımıyor, tanıdığı şey para. Gece sabahleyin kalkar erkenden paranın peşine,Gece sabahleyin kalkar erkenden paranın peşine, gece geç olsa kadar hala paranın peşinde. gece geç olsa kadar hala paranın peşinde. “Canım bak, bu Ramazan'da hani oruç?”

“Canım bak, bu Ramazan'da hani oruç?”
“Vaktim yok tutmaya” der.

“Vaktim yok tutmaya” der.
“Ee, namaz var mı? Sabahları ezan okuyor ne güzel,

“Ee, namaz var mı? Sabahları ezan okuyor ne güzel,
camilerde ibadetler, taatler oluyor camiye gelsene.”camilerde ibadetler, taatler oluyor camiye gelsene.” Camiye de gelemez.

Camiye de gelemez.
Bu ne kadar büyük bir beladır ki,Bu ne kadar büyük bir beladır ki, bu ne kadar büyük bir beladır ki, bu ne kadar büyük bir beladır ki, mahallesinde yanı başında ezan okunur da,mahallesinde yanı başında ezan okunur da, camisine gelip cemaatle namazı kılamaz.camisine gelip cemaatle namazı kılamaz. Bundan daha büyük bir bela olmaz yani.Bundan daha büyük bir bela olmaz yani. Senin paraların senin olsun.Senin paraların senin olsun. İster dünya kadar malın olsun, hepsi senin olsun.İster dünya kadar malın olsun, hepsi senin olsun. Bunda kimsenin gözü yok. Bunda kimsenin gözü yok. Fakat ne yazık ki sen o paraların sebebine,Fakat ne yazık ki sen o paraların sebebine, Allah'a ibadetin en güzeli olan o sabah namazını uykuda geçiriyorsun.Allah'a ibadetin en güzeli olan o sabah namazını uykuda geçiriyorsun. Evde kılsan da kıymeti yok yani. Evde kılsan da kıymeti yok yani. Kalkıyorsun belki evde kılıyorsan ama evde ancak özürlüler kılabilir.Kalkıyorsun belki evde kılıyorsan ama evde ancak özürlüler kılabilir. Özrü vardır, hastadır yahut ihtiyardır, gelemeyecektir.Özrü vardır, hastadır yahut ihtiyardır, gelemeyecektir. Onun evinde kılmasına müsaade vardır.Onun evinde kılmasına müsaade vardır. Lâ salâte li-câri'l-mescidi illâ fî'l-mescidi.

Lâ salâte li-câri'l-mescidi illâ fî'l-mescidi.
Caminin komşusu ancak namazı camide kılabilir.Caminin komşusu ancak namazı camide kılabilir. Caminin gayrısında kılamaz.Caminin gayrısında kılamaz. Onun için bu paralara tapma, tabire dikkat edin ama, paralara tapma.Onun için bu paralara tapma, tabire dikkat edin ama, paralara tapma. Paranın kendisinde değil kabahat. Paranın kendisinde değil kabahat. Onun için,

Onun için,
Ni'me'l-mâlü's-sâlihu li’r-racüli's-sâlihi.

Ni'me'l-mâlü's-sâlihu li’r-racüli's-sâlihi.
“Para ne güzel şey. Ne güzel.”

“Para ne güzel şey. Ne güzel.”
Ama kim için?

Ama kim için?
Sâlih insan için.

Sâlih insan için.
Sâlih insan için para da gayet güzel bir şeydir.Sâlih insan için para da gayet güzel bir şeydir. Ni'me'l-mâlü's-sâlihu. Meth olunmuş. Ni'me'l-mâlü's-sâlihu. Meth olunmuş. Bunun hatta bir levhası vardır. Bunun hatta bir levhası vardır. Bursa'daki Çekirge Camisi'nde koca bir levha yazmış kim yazdıysa vaktiyle..Bursa'daki Çekirge Camisi'nde koca bir levha yazmış kim yazdıysa vaktiyle.. “Ni'me'l-mâlü's-sâlihu li’r-racüli's-sâlihi.”

“Ni'me'l-mâlü's-sâlihu li’r-racüli's-sâlihi.”
diyerekten koymuş oraya.diyerekten koymuş oraya. Güzel de öyle süslü bir levha halindedir.Güzel de öyle süslü bir levha halindedir. Yani mâl-i sâlih, sâlih bir insan için büyük bir devlet.Yani mâl-i sâlih, sâlih bir insan için büyük bir devlet. Ama sahibinin sâlih olması lazım,Ama sahibinin sâlih olması lazım, paranın da kazanan malın da helâl olması lazım. paranın da kazanan malın da helâl olması lazım. Helâlla kazanılmıyorsa, sahibi sâlih de olsa para etmez. Helâlla kazanılmıyorsa, sahibi sâlih de olsa para etmez. Onun için “mâlü's-sâlih” diyor. Mâlü's-sâlih, helâl mal.Onun için “mâlü's-sâlih” diyor. Mâlü's-sâlih, helâl mal. Onun için hayayı bizden götüren şeylerin başta birisi bu paraların haram olması.Onun için hayayı bizden götüren şeylerin başta birisi bu paraların haram olması. Paraların haram olması bizi haya denilen nimetten mahrum ediyor.Paraların haram olması bizi haya denilen nimetten mahrum ediyor. Haram paraların başlıca sebebinden birisi;Haram paraların başlıca sebebinden birisi; faiz var ya hani diyoruz, o faizin bir dirhemi var. faiz var ya hani diyoruz, o faizin bir dirhemi var. Mesela bir dirhem, bir kuruş mesela, bir kuruş, bin kuruş, bin lira boyuna gider mesela faiz.Mesela bir dirhem, bir kuruş mesela, bir kuruş, bin kuruş, bin lira boyuna gider mesela faiz. Bu, bir dirhemin en küçüğü yani. Bu, bir dirhemin en küçüğü yani. Faizin en küçüğü bir dirhem. Faizin en küçüğü bir dirhem. Anasıyla otuz üç zina günahı veriliyor ona galiba.Anasıyla otuz üç zina günahı veriliyor ona galiba. Annesiyle olan otuz üç zinanın günahını alıyor bir dirhem ribayı yiyen insan.Annesiyle olan otuz üç zinanın günahını alıyor bir dirhem ribayı yiyen insan. Bunu niçin yapıyor insan?

Bunu niçin yapıyor insan?
Bu haramı niçin yapıyor?

Bu haramı niçin yapıyor?
Dünyasının istifadesi için, dünya menfaatlerinin istifadesi için.

Dünyasının istifadesi için, dünya menfaatlerinin istifadesi için.
Ben daha faydalanmak için yapıyorum.Ben daha faydalanmak için yapıyorum. Ama bunun Allah Teâlâ'nın haram ettiğini,Ama bunun Allah Teâlâ'nın haram ettiğini, yasak ettiğini, günah ettiğini hesaba katmıyor.yasak ettiğini, günah ettiğini hesaba katmıyor. Yahut şeysi var içerisinde.Yahut şeysi var içerisinde. “Allah affeder, bilmem ne” diyor, bir şeyler diyor.“Allah affeder, bilmem ne” diyor, bir şeyler diyor. Onun için bizden hayayı gideren,Onun için bizden hayayı gideren, hayayı gideren şeylerin başlıca sebeplerinden birisi lokmaların haram oluşudur.hayayı gideren şeylerin başlıca sebeplerinden birisi lokmaların haram oluşudur. Bizi camiye sokmayan…Bizi camiye sokmayan… Müslümanız elhamdülillah ama camiye gelemiyor insan.Müslümanız elhamdülillah ama camiye gelemiyor insan. Gelemeyişimizin sebeplerinden birisi de lokmaların haramı oluşur.Gelemeyişimizin sebeplerinden birisi de lokmaların haramı oluşur. Halal lokma mutlaka insanı camiye sevk eder, ibadete sevk eder.Halal lokma mutlaka insanı camiye sevk eder, ibadete sevk eder. İbadetin en iyisi de camide yapılan ibadetlerdir.İbadetin en iyisi de camide yapılan ibadetlerdir. Toplu olan ibadetlerin, fertlerin tek başına yaptığı ibadetlerleToplu olan ibadetlerin, fertlerin tek başına yaptığı ibadetlerle çok kıyas olunamayacak derecede büyük farkları vardır.çok kıyas olunamayacak derecede büyük farkları vardır. Bunun için dünya bize her şeysiyle ibrettir. Bunun için dünya bize her şeysiyle ibrettir. Her şeysi ile bize diyor ki, tek kalma.Her şeysi ile bize diyor ki, tek kalma. Yağmur daneleri teker teker toplanır dere olur.Yağmur daneleri teker teker toplanır dere olur. Toplanır göl olur. Toplanır göl olur. İçinde balığı olur, suyu olur, içmeye yarar, her şeye yarar. İçinde balığı olur, suyu olur, içmeye yarar, her şeye yarar. Barajlar yaparsın, elektrikler alırsın, araziyi sularsın, hepsi olur. Barajlar yaparsın, elektrikler alırsın, araziyi sularsın, hepsi olur. Ne sayesinde?

Ne sayesinde?
O birlerin toplanması sayesinde.

O birlerin toplanması sayesinde.
Eğer o yağmur tanecikleri toplanmasaydıEğer o yağmur tanecikleri toplanmasaydı bunların hiçbirisi olmazdı.bunların hiçbirisi olmazdı. Ne gölü olurdu, ne barajı olurdu, ne denizi olurdu, ne deresi olurdu.Ne gölü olurdu, ne barajı olurdu, ne denizi olurdu, ne deresi olurdu. Öyleyse demek ki toplanmayı bize kainat emrediyor.Öyleyse demek ki toplanmayı bize kainat emrediyor. Kainattaki şu gördükleriniz bize daima topluluğu emrediyor.Kainattaki şu gördükleriniz bize daima topluluğu emrediyor. Bu topluluktan bizi ayıran şeyler yine günahlarımızdır.Bu topluluktan bizi ayıran şeyler yine günahlarımızdır. Onun için bu haya en büyük nimet.Onun için bu haya en büyük nimet. Bu tabi uzun gider. Bu kadar bunun kâfi.Bu tabi uzun gider. Bu kadar bunun kâfi. İkincisi takvâdır.

İkincisi takvâdır.
Takvâ ise Allah korkusudur.Takvâ ise Allah korkusudur. Allah korkusu olmayan iman, iman sayılmaz.Allah korkusu olmayan iman, iman sayılmaz. İman var ama hastanın canı gibidir yani. İman var ama hastanın canı gibidir yani. Hasta adam nasıl işe yaramıyor,Hasta adam nasıl işe yaramıyor, yatakta yatıyor, herkesin başına beladır.yatakta yatıyor, herkesin başına beladır. Onun gibidir yani. Canı vardır ama işe yaramaz. Onun gibidir yani. Canı vardır ama işe yaramaz. İmanı vardır ama işe yaramaz. Neden? Allah'tan korkusu yok.İmanı vardır ama işe yaramaz. Neden? Allah'tan korkusu yok. Allah'tan korku nedir?

Allah'tan korku nedir?
Allah Teâlâ'nın emrini dinlemek, yasağından kaçmak.

Allah Teâlâ'nın emrini dinlemek, yasağından kaçmak.
Emrini dinlemek, yasağından kaçmak.Emrini dinlemek, yasağından kaçmak. Yasaklarına dair nelerdir?

Yasaklarına dair nelerdir?
Günahlardır. Yasaklar günahlardır.

Günahlardır. Yasaklar günahlardır.
O günahlardan kaçamadıkça, emirleri olan hayırlar işlemedikçe, O günahlardan kaçamadıkça, emirleri olan hayırlar işlemedikçe, o insan takvâ sahibi olamaz.o insan takvâ sahibi olamaz. Takvâ için de ilim lazımdır.Takvâ için de ilim lazımdır. İlimsiz takvâ da olmaz.İlimsiz takvâ da olmaz. Şimdi ilim kağıtlarda olan ilim de,Şimdi ilim kağıtlarda olan ilim de, biz ilimi kağıtlardan alıyoruz.biz ilimi kağıtlardan alıyoruz. Kağıtlardan alınan ilim de ilim değildir. Kağıtlardan alınan ilim de ilim değildir. İlim, Allah'tan ve Resulü'nden gönle gelen ilim ilimdir. İlim, Allah'tan ve Resulü'nden gönle gelen ilim ilimdir. Yoksa kağıtlardan alınan ilim, kağıtlarda kalır yine.Yoksa kağıtlardan alınan ilim, kağıtlarda kalır yine. Kağıtlardan alınan ilim kağıtlarda kalır. Asıl ilim, Hak'tan gelecek.Kağıtlardan alınan ilim kağıtlarda kalır. Asıl ilim, Hak'tan gelecek. Nedir o?

Nedir o?
Allah Teâlâ'nın tevhid ve hidayetidir.

Allah Teâlâ'nın tevhid ve hidayetidir.
Allah Teâlâ'dan tevfik ve hidayet geldi mi,Allah Teâlâ'dan tevfik ve hidayet geldi mi, bu gözler, gönül gözleri de açıldı mıydı,bu gözler, gönül gözleri de açıldı mıydı, o zaman bak her şey kendiliğinden dosdoğru olur, dürüst olur.o zaman bak her şey kendiliğinden dosdoğru olur, dürüst olur. Onun için takvâ, dünya hayatının da intizamını temin eder. Onun için takvâ, dünya hayatının da intizamını temin eder. Allah'tan korkma, dünya hayatındaki de intizamı temin eder.Allah'tan korkma, dünya hayatındaki de intizamı temin eder. Nasıl?

Nasıl?
Ayet hatırıma gelmedi.

Ayet hatırıma gelmedi.
Yani takvâ sahiplerinin rızıklarını Allah Teâlâ Hazretleri ummadığı yerlerdenYani takvâ sahiplerinin rızıklarını Allah Teâlâ Hazretleri ummadığı yerlerden kendilerine ihsan eder.kendilerine ihsan eder. Sebepler hâlk eder. Sebepler hâlk eder. O sebepler dolayısıyla bakarsın ki bu takvâ sahibi O sebepler dolayısıyla bakarsın ki bu takvâ sahibi çok güzel bir şekilde merzuk olmaktadır sıkıntı çekmeden. Tamam. Değil mi?çok güzel bir şekilde merzuk olmaktadır sıkıntı çekmeden. Tamam. Değil mi? Ve men yetteki’llâhe yec’al lehû mahrecen.

Ve men yetteki’llâhe yec’al lehû mahrecen.
Ve yerzukhü min haysu lâ yahtesib. (Talâk Suresi 2-3. Ayet)Ve yerzukhü min haysu lâ yahtesib. (Talâk Suresi 2-3. Ayet) emri ilâhi sûre-i Talak’ta.emri ilâhi sûre-i Talak’ta. Onun için takvâ sahibi oldun mu, imanın da güzel olur.

Onun için takvâ sahibi oldun mu, imanın da güzel olur.
Fakat buna, bu takvâ için de bir sermaye lazım.Fakat buna, bu takvâ için de bir sermaye lazım. O sermaye de fıkıhtır.O sermaye de fıkıhtır. Dinini bilmektir yani.Dinini bilmektir yani. Dinini bilmeyen insanın takvâsı ve hayası zayıf olur yani.Dinini bilmeyen insanın takvâsı ve hayası zayıf olur yani. Bu fıkıh ilmi de Ashâb-ı Kirâm'ı öne alırsak.Bu fıkıh ilmi de Ashâb-ı Kirâm'ı öne alırsak. Hiçbirisi okumak, yazmak bilenler pek az idi işlerine.Hiçbirisi okumak, yazmak bilenler pek az idi işlerine. Okumak, yazmak bilenler pek az idi. Okumak, yazmak bilenler pek az idi. Fakat bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den dinlediklerini gönüllerine,Fakat bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den dinlediklerini gönüllerine, içlerine öyle yazdılar ki öyle amel ettiler ki onlar, hayran olur insanlar.içlerine öyle yazdılar ki öyle amel ettiler ki onlar, hayran olur insanlar. Mesela bize hocalarımız her zaman söylerler,Mesela bize hocalarımız her zaman söylerler, derler ki yahu içki haramdır, faiz haramdır, şu haramdır, söylerler.derler ki yahu içki haramdır, faiz haramdır, şu haramdır, söylerler. Fakat kimsenin buna kulak astığı yoktur.Fakat kimsenin buna kulak astığı yoktur. Meyhaneler dolu, şimdi dükkanlar bile meyhaneye döndü, her taraf dolu.Meyhaneler dolu, şimdi dükkanlar bile meyhaneye döndü, her taraf dolu. Niçin bu insanlar duymuyorlar bunu?

Niçin bu insanlar duymuyorlar bunu?
Biliyorlar haram olduğunu, bilmeyen yoktur yani. Herkes bilir.

Biliyorlar haram olduğunu, bilmeyen yoktur yani. Herkes bilir.
Bildiği halde bunu neden yapıyor?

Bildiği halde bunu neden yapıyor?
Demek ki imanındaki zaafiyetin yegane alametidir.

Demek ki imanındaki zaafiyetin yegane alametidir.
Neden?

Neden?
Bak şimdi…

Bak şimdi…
Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem zamanında mesela içki

Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem zamanında mesela içki
üç devrede haram edildi.üç devrede haram edildi. İçki üç devre üzerine haram edilmiştir.İçki üç devre üzerine haram edilmiştir. Son devresinde, içki haram olduğu vakitte,Son devresinde, içki haram olduğu vakitte, galiba Ebû Hüreyre Hazretleri olsa gerek, Cenâb-ı Peygamber dedi ki:galiba Ebû Hüreyre Hazretleri olsa gerek, Cenâb-ı Peygamber dedi ki: “İlan et, duyur.

“İlan et, duyur.
Medine halkına ki içki haram oldu.” Âyet-i kerîmeyi okudu Ebû Hüreyre.Medine halkına ki içki haram oldu.” Âyet-i kerîmeyi okudu Ebû Hüreyre. Bakın efendiler! O gün ne kadar herkes içki

Bakın efendiler! O gün ne kadar herkes içki
haram değildir diyerekten, yazdan bizimharam değildir diyerekten, yazdan bizim pekmez yapıp sakladıklarımız gibi onlarda senelik içkilerini, pekmez yapıp sakladıklarımız gibi onlarda senelik içkilerini, şaraplarını hazırlayıp küplerine koyuyorlar.şaraplarını hazırlayıp küplerine koyuyorlar. Haram değil çünkü. Koyuyorlar.Haram değil çünkü. Koyuyorlar. Küpleri dolu hepsinin.Küpleri dolu hepsinin. Fakat bu âyet-i kerîme okunur okunmaz,Fakat bu âyet-i kerîme okunur okunmaz, Hemen derhal evlerine ne kadar bu içki şişesi varsa, küpleri varsa, Hemen derhal evlerine ne kadar bu içki şişesi varsa, küpleri varsa, çıkardılar sokaklara şarıl diye döktüler.çıkardılar sokaklara şarıl diye döktüler. Medine sokaklarının içerisinde diyor, bir dere halini aldılar.Medine sokaklarının içerisinde diyor, bir dere halini aldılar. Bir ilan, haram olduğunu ilan ediyor.Bir ilan, haram olduğunu ilan ediyor. Herkesin içerisindeki Allah'a karşı o sevgiHerkesin içerisindeki Allah'a karşı o sevgi ve muhabbetin eseri olarak kimin evinde ne kadar içki varsa ve muhabbetin eseri olarak kimin evinde ne kadar içki varsa hepsini döküveriyorlar. hepsini döküveriyorlar. Bütün günahlara karşı ashâb-ı kirâm böyleydi. Bütün günahlara karşı ashâb-ı kirâm böyleydi. Hayırlara karşı da böyleydi.Hayırlara karşı da böyleydi. Hayırlara karşı da böyleydi.Hayırlara karşı da böyleydi. Onun için biz de şimdi bu neden olamıyor?Onun için biz de şimdi bu neden olamıyor? Bunu nasıl buluruz mesela?

Bunu nasıl buluruz mesela?
Bugün içkinin zararını tıp da söylüyor.

Bugün içkinin zararını tıp da söylüyor.
Doktorlarımız da söylüyor. Doktorlarımız da söylüyor. Hasta gittiği vakitte sen içki içiyor musun diyor?Hasta gittiği vakitte sen içki içiyor musun diyor? “Evvela şunu bırak” diyor. Çünkü zararı var.

“Evvela şunu bırak” diyor. Çünkü zararı var.
Ciğerine var, midene var, asabına var, her şeye zararı var;Ciğerine var, midene var, asabına var, her şeye zararı var; parana da zararı var, çoluğuna çocuğuna zararı var,parana da zararı var, çoluğuna çocuğuna zararı var, ahlâkına zararı var, her şeye zararı var. ahlâkına zararı var, her şeye zararı var. Bu zararlarla dopdolu iken, insanın buna karşı bir meyili var, Bu zararlarla dopdolu iken, insanın buna karşı bir meyili var, meyili var insanın.meyili var insanın. Hem kendisi de acı bir şey, içilmez bir şey olduğu halde,Hem kendisi de acı bir şey, içilmez bir şey olduğu halde, yine insanlar bakıyorsun ki bunu,yine insanlar bakıyorsun ki bunu, hem tatlı parasını kazandığı, akşama kadar kazandığı tatlı parasını.hem tatlı parasını kazandığı, akşama kadar kazandığı tatlı parasını. Aziz kardeş çok acı. Bir hemşerimiz var.

Aziz kardeş çok acı. Bir hemşerimiz var.
Bazen gelir bize dert yanar.Bazen gelir bize dert yanar. Köşe başında kocası kestane satarmış. Köşe başında kocası kestane satarmış. Yani geliri de yok adamın.Yani geliri de yok adamın. Kestane satmaktan kaç para kazanabilir insan yani? Kestane satmaktan kaç para kazanabilir insan yani? Bu parasını da diyor akşam oldu mu gider meyhaneye,Bu parasını da diyor akşam oldu mu gider meyhaneye, zir zop deli olarak gelir eve,zir zop deli olarak gelir eve, ne bizde huzur kalır, ne bir şey kalır diyor, hiçbir şey yok.ne bizde huzur kalır, ne bir şey kalır diyor, hiçbir şey yok. Parası da yok. Parası da yok. Yani eve getirecek ekmek parası da yok.Yani eve getirecek ekmek parası da yok. Öyleyken bu zıkkımı yine içmekten geri kalmaz. Öyleyken bu zıkkımı yine içmekten geri kalmaz. Buna körlük demezler de, sağırlık demezler de ne derler yani?Buna körlük demezler de, sağırlık demezler de ne derler yani? Bu aklı olmayan bir insan demek.

Bu aklı olmayan bir insan demek.
Azıcık aklı olan insan, bu gibi işi katiyen işlemez.Azıcık aklı olan insan, bu gibi işi katiyen işlemez. Onun için bilgiyi kitaptan alıyoruz, hocalardan dinliyoruz,Onun için bilgiyi kitaptan alıyoruz, hocalardan dinliyoruz, kulaklarımıza girmiyor.kulaklarımıza girmiyor. Niçin?

Niçin?
Söyleyende de hayır yok. Söyleyende de hayır yok.

Söyleyende de hayır yok. Söyleyende de hayır yok.
Söyleyen de amir değil. Biliyor. Söyleyen de amir değil. Biliyor. Bilmesine karşı ilim yok, ameli yok. Bilmesine karşı ilim yok, ameli yok. Bundan 700 senesinin yahut 500 küsur senesinin imamıdır

Bundan 700 senesinin yahut 500 küsur senesinin imamıdır
İmâm-ı Gazzâlî Hazretleri. İmâm-ı Gazzâlî Hazretleri. İmâm-ı Gazzâlî Hazretleri o zamanki ulemasından şikayet etmiş.İmâm-ı Gazzâlî Hazretleri o zamanki ulemasından şikayet etmiş. O zamanki. O zamanki. Gel bugünkü insanlara,Gel bugünkü insanlara, yine işimiz, Ramazanımız bitiyor artık muhabbet olsun. yine işimiz, Ramazanımız bitiyor artık muhabbet olsun. Bir gün beni adaya götürdüler arkadaşlar.

Bir gün beni adaya götürdüler arkadaşlar.
Adaya gittik, kilise vaktiymiş.Adaya gittik, kilise vaktiymiş. Çanlar çalmaya başladı, papazlar gelmeye başladı evvela kiliseye. Çanlar çalmaya başladı, papazlar gelmeye başladı evvela kiliseye. Baktım, bakkal dükkanından da öteberi alıyorlar yemek için. Baktım, bakkal dükkanından da öteberi alıyorlar yemek için. Koca papaz, göbeğine kadar sakalıyla arabasında geçiyor. Koca papaz, göbeğine kadar sakalıyla arabasında geçiyor. Arkasında da yavruları bir sürü, hepsi sakallı.Arkasında da yavruları bir sürü, hepsi sakallı. Yüreğim böyle cızzz etti.Yüreğim böyle cızzz etti. Böyle yüreğimin cızz ettiğini biliyorum.Böyle yüreğimin cızz ettiğini biliyorum. Dedim şu gavur, batıl dininin hizmetkârları olan şu adamlara bak.Dedim şu gavur, batıl dininin hizmetkârları olan şu adamlara bak. Batıl dinlerinin icabı olan, icabına göre hepsinin sakalı var yahu.Batıl dinlerinin icabı olan, icabına göre hepsinin sakalı var yahu. Hepsinin sakalı, genç genç adamlar hepsi de.Hepsinin sakalı, genç genç adamlar hepsi de. Maalesef bizim cemaatimizde sakallımız çoktur da,Maalesef bizim cemaatimizde sakallımız çoktur da, şöyle imamlarla karşılaştırsak her imama bir sakallı düşmez.şöyle imamlarla karşılaştırsak her imama bir sakallı düşmez. İmamımız yaşı başını da almış, hoca da olmuş,İmamımız yaşı başını da almış, hoca da olmuş, bir şeysi de var ama hala bir sakal denilen sünnet-i seniyyeye hürmeti yok.bir şeysi de var ama hala bir sakal denilen sünnet-i seniyyeye hürmeti yok. Yahut nesi yoksa yok işte.Yahut nesi yoksa yok işte. Bundan dolayı da sözünün tesiri olmuyor.Bundan dolayı da sözünün tesiri olmuyor. Sakallının da başka bir duacı var.Sakallının da başka bir duacı var. Ondan dolayı sözünün tesiri olmuyor. Ondan dolayı sözünün tesiri olmuyor. Hep sözlerin tesirinin olmaması kabahatlerin toplanışından ileri geliyor.Hep sözlerin tesirinin olmaması kabahatlerin toplanışından ileri geliyor. Onun için ne kadar söylesede "Kellim kellim lâ yenfa‘".

Onun için ne kadar söylesede "Kellim kellim lâ yenfa‘".
Ama bir de bu, demin arz ettiğim dört fitneden dördüncüsü olan körlükAma bir de bu, demin arz ettiğim dört fitneden dördüncüsü olan körlük ve sağırlığın istila etmesidir.ve sağırlığın istila etmesidir. Allah esirgeye, şu mikrop denilen şey var ya hani,

Allah esirgeye, şu mikrop denilen şey var ya hani,
bak hepsibizimin ödü kopuyor şimdi.bak hepsibizimin ödü kopuyor şimdi. Bu mikrop yayılıyor diyerekten.Bu mikrop yayılıyor diyerekten. Fitne de böyle. Fitne de böyle. Mikroptan daha beter, göze görünmeden istila ediyor ortalığı.Mikroptan daha beter, göze görünmeden istila ediyor ortalığı. Şimdi sen bizim hanım kıza söylesen ki,

Şimdi sen bizim hanım kıza söylesen ki,
“Kızım, niçin böyle sen çırılçıplak geziyorsun?“Kızım, niçin böyle sen çırılçıplak geziyorsun? Niçin başını örtmüyorsun?”Niçin başını örtmüyorsun?” Seni ta’yip eden.

Seni ta’yip eden.
Ve bu ta’yip ettiğimiz çocuk, bugün İmam Hazreti Mektebi'nde de hocadır.Ve bu ta’yip ettiğimiz çocuk, bugün İmam Hazreti Mektebi'nde de hocadır. Çocuklara ders veriyor o haliyle.Çocuklara ders veriyor o haliyle. Sen gel de bizden medet bekle.Sen gel de bizden medet bekle. Allah affetsin...

Allah affetsin...
Onun için, ve mâlühü’l-fıkh dediği vakitte, fıkıh dini bilmek değil.

Onun için, ve mâlühü’l-fıkh dediği vakitte, fıkıh dini bilmek değil.
Ermeni var Arabistan'da, Rum var Arabistan'da, Ermeni var Arabistan'da, Rum var Arabistan'da, Yahudi var Arabistan'da,Yahudi var Arabistan'da, bizden iyi Arapça'yı bilirler, bizden iyi de tefsir yaparlar. bizden iyi Arapça'yı bilirler, bizden iyi de tefsir yaparlar. Fakat dinleri yoktur. Bilme iş değil.Fakat dinleri yoktur. Bilme iş değil. Onu hazmetmek iş.Onu hazmetmek iş. Onu hazmetmek, benimsemek...Onu hazmetmek, benimsemek... Onun için Ashâb-ı Kirâm radıyallahu teâlâ anhüm ecmaîn Hazretleri,Onun için Ashâb-ı Kirâm radıyallahu teâlâ anhüm ecmaîn Hazretleri, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den duydular mı,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den duydular mı, onu derhal benimsiyorlardı, hazmediyorlardı. onu derhal benimsiyorlardı, hazmediyorlardı. Onunla amil oluyorlardı.Onunla amil oluyorlardı. O amil olmaları dolayısıyla bugünO amil olmaları dolayısıyla bugün işte elhamdülillah İslâmiyet o şekilde ayakta duruyor.işte elhamdülillah İslâmiyet o şekilde ayakta duruyor. Şimdi bakın.

Şimdi bakın.
el-îmân.

el-îmân.
Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, iman hakkında bir malumat…Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, iman hakkında bir malumat… Yemânin.

Yemânin.
Yemân ne demek?

Yemân ne demek?
Yemânici demek. Yemen'e mensuptur.

Yemânici demek. Yemen'e mensuptur.
İman Yemen'de iyidir.İman Yemen'de iyidir. Yemenliler imana çok hazır ve müştak ve kabulcü. Yemenliler imana çok hazır ve müştak ve kabulcü. Diğer insanlar mesela iman dediği vakitte biraz zorlanıyorlar.Diğer insanlar mesela iman dediği vakitte biraz zorlanıyorlar. Zorlanıyorlar, işte kılıncın korkusundan yahut şundan bundan.Zorlanıyorlar, işte kılıncın korkusundan yahut şundan bundan. Bazen böyle Müslüman olanlar var da Yemen ahalisi müştak, Bazen böyle Müslüman olanlar var da Yemen ahalisi müştak, hazır, derhal iman ediyorlar.hazır, derhal iman ediyorlar. Onun için el-îmânu yemânin, ve hum minnî.

Onun için el-îmânu yemânin, ve hum minnî.
Onlar bendendir bu Yemen ahalisi.Onlar bendendir bu Yemen ahalisi. Ve ileyye. Ben de onlardanım.

Ve ileyye. Ben de onlardanım.
Ve in ba'ude minhumu'l-merbe'u.

Ve in ba'ude minhumu'l-merbe'u.
Her ne kadar memleketleri uzaksa da, bu çok güzel şey,Her ne kadar memleketleri uzaksa da, bu çok güzel şey, her ne kadar memleketleri uzaksa, benden uzakta iseler deher ne kadar memleketleri uzaksa, benden uzakta iseler de onlar benden, ben de onlardanım. Aramızda ayrılık yoktur.onlar benden, ben de onlardanım. Aramızda ayrılık yoktur. O günün Yemenlisi için ama bugünün Yemenlisi değil için.

O günün Yemenlisi için ama bugünün Yemenlisi değil için.
O günün Yemen ahalisi imana çok müştak,O günün Yemen ahalisi imana çok müştak, aşık ve de başlarında Veysel Karani Hazretleri.aşık ve de başlarında Veysel Karani Hazretleri. Öyle olduğu halde,

Öyle olduğu halde,
ama çok da uzak memleketleri.ama çok da uzak memleketleri. Kimi işte kaç günlük, kaç aylık yol.Kimi işte kaç günlük, kaç aylık yol. Ama memleketlerin uzaklığı gönüle uzak olmuyor.Ama memleketlerin uzaklığı gönüle uzak olmuyor. Gönüller için şark ile garb arası bir an işidir.Gönüller için şark ile garb arası bir an işidir. En ye'tû ensâran ve a'vânen...

En ye'tû ensâran ve a'vânen...
Onlardan umulur ki diyor ki,Onlardan umulur ki diyor ki, onlar size yardımcı olurlar ki oldukları gibi.onlar size yardımcı olurlar ki oldukları gibi. Fe âmüruküm bihim hayran.

Fe âmüruküm bihim hayran.
Size onlara karşı hayırla muamele etmenizi emrederim.Size onlara karşı hayırla muamele etmenizi emrederim. Şimdi yine bu üçüncü bir hadiste.

Şimdi yine bu üçüncü bir hadiste.
"el-îmânu 'afîfun'.

"el-îmânu 'afîfun'.
Bu da çok dikkate değer bir şey.

Bu da çok dikkate değer bir şey.
el-îmânu 'afîfun.el-îmânu 'afîfun. Hiç dikkate değmeyen bir şey yok da, zaten hepsi dikkate değer deHiç dikkate değmeyen bir şey yok da, zaten hepsi dikkate değer de bu güzel oluyor. bu güzel oluyor. el-îmânu 'afîfun. Afif, mani manasında.

el-îmânu 'afîfun. Afif, mani manasında.
İman manidir.İman manidir. Bak bu çok dikkate şayan. İman manidir.Bak bu çok dikkate şayan. İman manidir. Neye?

Neye?
'Ani'l-mahârim. Haramı işletmeye iman manidir.

'Ani'l-mahârim. Haramı işletmeye iman manidir.
İmanı olan insan haramı işleyemez. İmanı olan insan haramı işleyemez. Demek ki haramı işlemelerde imansızlığı tazeliyor burada.

Demek ki haramı işlemelerde imansızlığı tazeliyor burada.
İnsan kendi kendini de aldatıyor. İmanı var diyor.İnsan kendi kendini de aldatıyor. İmanı var diyor. Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah.Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah. Şüphesiz ama, hakikaten o imanı iman olsaydı,Şüphesiz ama, hakikaten o imanı iman olsaydı, sen bu haramı işleymeyeceksin.sen bu haramı işleymeyeceksin. Çünkü iman ona manidir.Çünkü iman ona manidir. İşlemesi imansızlığına alamet olur.İşlemesi imansızlığına alamet olur. "Ve hüve menu’n-nefsi ve-keffühâ ani’l-harâm."

"Ve hüve menu’n-nefsi ve-keffühâ ani’l-harâm."
Nefsi haramdan men ediyor, mani oluyor.Nefsi haramdan men ediyor, mani oluyor. Haramı işletmiyor.Haramı işletmiyor. Haramın işlenmemesi imana alamet,Haramın işlenmemesi imana alamet, haramların işlenmesi imansızlığa alamet.haramların işlenmesi imansızlığa alamet. Allah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin…

Allah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin…
İkincisi; 'afîfun 'ani'l-metâmi'i.

İkincisi; 'afîfun 'ani'l-metâmi'i.
İman aynı zamanda tamaha da manidir.İman aynı zamanda tamaha da manidir. Tamah sahibi de değildir imanlılar.Tamah sahibi de değildir imanlılar. İmanda tamah olmaz.İmanda tamah olmaz. Tabi, bugünün dünyası

Tabi, bugünün dünyası
bize paranın lüzumu duyuruyor.bize paranın lüzumu duyuruyor. Para lazım. Para lazım. Parasız iş olmaz.Parasız iş olmaz. Fakat paraları biriktirmekte Fakat paraları biriktirmekte ve onun üzerine oturmakta vebal var.ve onun üzerine oturmakta vebal var. Paraları biriktirmekte ve onun üzerine oturmaktadır.Paraları biriktirmekte ve onun üzerine oturmaktadır. Paranın kendisinde vebal yok. Paranın kendisinde vebal yok. O paralar dolayısıyla dünya işleri dönecek.O paralar dolayısıyla dünya işleri dönecek. Onun sen üzerine oturur da onu işletmezsen,Onun sen üzerine oturur da onu işletmezsen, işletemezsen işletemezsen Müslümanların menfaatine harcayamazsanMüslümanların menfaatine harcayamazsan o senin için aynı zamanda ne oluyor? Vebal oluyor. o senin için aynı zamanda ne oluyor? Vebal oluyor. Onun için 'afîfun 'ani'l-metâmi'i.

Onun için 'afîfun 'ani'l-metâmi'i.
Onu saklamak neden ileri geliyor? Tamahdan ileri geliyor.Onu saklamak neden ileri geliyor? Tamahdan ileri geliyor. Tamahın birinci derecesi, zekâtını vermemesi.Tamahın birinci derecesi, zekâtını vermemesi. Zekât ve sadakasını vermemesi tamahının alametidir.Zekât ve sadakasını vermemesi tamahının alametidir. Bugün insanlar tabi devlete bir vergi veriyorlar.Bugün insanlar tabi devlete bir vergi veriyorlar. Bu verdiği vergiyle beraber bazı hayırlara da iştirak ediyorlar. Bu verdiği vergiyle beraber bazı hayırlara da iştirak ediyorlar. Fakat insan bu dereceye gelmiş ki Fakat insan bu dereceye gelmiş ki vergisini, zekâtını vergisine saymak istiyor.vergisini, zekâtını vergisine saymak istiyor. Zekâtını yaptığı hayra saymak istiyor.Zekâtını yaptığı hayra saymak istiyor. Bunun için de çeşitli hileli yollara kaçıyor. Bunun için de çeşitli hileli yollara kaçıyor. “Benim şu kadar zekâtım var ama şurada sizin şu inşaatınız var.

“Benim şu kadar zekâtım var ama şurada sizin şu inşaatınız var.
Şu inşaatınızı ben şu kadar zekâtımdan versem de,Şu inşaatınızı ben şu kadar zekâtımdan versem de, eh sizin inşaatınız da olur.eh sizin inşaatınız da olur. Biz de yükten kurtulmuş oluruz.Biz de yükten kurtulmuş oluruz. Çok güzel ama, bak şimdi fıkhın lüzumu kağıttan da olsa;Çok güzel ama, bak şimdi fıkhın lüzumu kağıttan da olsa; âyet-i kerîmede, Cenâb-ı Hak sadakayı nasıl takdim ediyor?âyet-i kerîmede, Cenâb-ı Hak sadakayı nasıl takdim ediyor? İnneme’s-sadekât. Sadaka, zekât demek.

İnneme’s-sadekât. Sadaka, zekât demek.
İnnems's-sadakâtü lil-fukarâ'i ve'l-mesâkîni

İnnems's-sadakâtü lil-fukarâ'i ve'l-mesâkîni
ve'l-âmilîne aleyhâ ve'l-müellefeti kulûbühümve'l-âmilîne aleyhâ ve'l-müellefeti kulûbühüm ve fî'r-rikâbi ve'l-ğârimîne ve fî sebîli'llâhi ve'bni's-sebîli. (Tevbe Suresi 60. Ayet)ve fî'r-rikâbi ve'l-ğârimîne ve fî sebîli'llâhi ve'bni's-sebîli. (Tevbe Suresi 60. Ayet) Şu sekiz kişiye Cenâb-ı Hak sadakanın takdimini kendi yapacak.

Şu sekiz kişiye Cenâb-ı Hak sadakanın takdimini kendi yapacak.
Şimdi sen şu sekiz kişinin elinden alacak,

Şimdi sen şu sekiz kişinin elinden alacak,
buradaki inşaata vereceksin de aynı zamanda daburadaki inşaata vereceksin de aynı zamanda da zekattan kurtulacaksın. Zekâtını da vermiş olacaksın.zekattan kurtulacaksın. Zekâtını da vermiş olacaksın. Yahut devlete verdiğin vergiyi yerine sayacaksın,Yahut devlete verdiğin vergiyi yerine sayacaksın, ondan da zekâtından kurtulmuş olacaksın.ondan da zekâtından kurtulmuş olacaksın. Yine bu ayetin şerhinin içerisinde gördüm.

Yine bu ayetin şerhinin içerisinde gördüm.
Diyor ki:

Diyor ki:
Müslüman arazisinden öşür vermekle mükellef.

Müslüman arazisinden öşür vermekle mükellef.
Öşür, tabi tarlandan ne çıkarsa ondan vereceksin.Öşür, tabi tarlandan ne çıkarsa ondan vereceksin. Öşrünü kaldırıp daÖşrünü kaldırıp da yerine vergi konduğu vakitte sen zillete düşmüş oluyorsun diyor,yerine vergi konduğu vakitte sen zillete düşmüş oluyorsun diyor, esarete düçar oldun.esarete düçar oldun. Çünkü kullanılmayan bir yerden de vergi veriyorsun.Çünkü kullanılmayan bir yerden de vergi veriyorsun. Ne hakla?

Ne hakla?
Müslüman böyle bir zilletin altına düşmemesi lazım

Müslüman böyle bir zilletin altına düşmemesi lazım
gelirken düşmüş bulunuyor.gelirken düşmüş bulunuyor. Binâenaleyh vergi ayrı bir şeydir.Binâenaleyh vergi ayrı bir şeydir. Zekât ayrı bir şey. Zekât, fukaranın hakkıdır.Zekât ayrı bir şey. Zekât, fukaranın hakkıdır. Fukarayı, bu Mısır'dan Yusuf Bey'e getirmişler bir tefsir.Fukarayı, bu Mısır'dan Yusuf Bey'e getirmişler bir tefsir. Ona baktım orada, burada diyor ki:Ona baktım orada, burada diyor ki: Fukara şu insandır ki;

Fukara şu insandır ki;
elinde avcunda bir şeysi yok, bir şeysi yok. elinde avcunda bir şeysi yok, bir şeysi yok. Yani bin beş yüz küsur lirası kadar bir şeysi yok. Yani bin beş yüz küsur lirası kadar bir şeysi yok. Bir parça işte, bir yatağı var, bir yorganı var,Bir parça işte, bir yatağı var, bir yorganı var, işte başına örtecek bir şeysi var ama, işte başına örtecek bir şeysi var ama, bin beş yüz liraya sergiye bali olan bir meblağa sahip değil. bin beş yüz liraya sergiye bali olan bir meblağa sahip değil. Fukara bu. Buna sadaka düşer.Fukara bu. Buna sadaka düşer. Mesâkin kim?

Mesâkin kim?
Mesâkini bizde der ki,

Mesâkini bizde der ki,
bizim lugatlerimizde mesakini iki şey üzerine söylemişlerdir.bizim lugatlerimizde mesakini iki şey üzerine söylemişlerdir. Miskin ile fakiri birbirinden ayırırken,Miskin ile fakiri birbirinden ayırırken, fakirin bir şeysi var.fakirin bir şeysi var. Yatacak yeri var, örtünecek eşyası var,Yatacak yeri var, örtünecek eşyası var, yiyecek bir de çanağı çömleği var. Bu fakir. yiyecek bir de çanağı çömleği var. Bu fakir. Miskin, hiçbir şeysi olmayan bir adammış.

Miskin, hiçbir şeysi olmayan bir adammış.
Bu Arap tefsiri ise miskini hasta ile tabir etmiş.Bu Arap tefsiri ise miskini hasta ile tabir etmiş. Miskin demek, hasta mariz, çalışamayan bir insandır.Miskin demek, hasta mariz, çalışamayan bir insandır. Binâenaleyh sadakayı bunlara tercih edin diyor. Binâenaleyh sadakayı bunlara tercih edin diyor. Şimdi ne yapıyoruz?

Şimdi ne yapıyoruz?
“Ahmet gel oğlum, al şunu Ahmet'in, bu filanın zekâtıdır.”

“Ahmet gel oğlum, al şunu Ahmet'in, bu filanın zekâtıdır.”
“Peki.”

“Peki.”
“Bunu sen hediye eder misin inşaata?”

“Bunu sen hediye eder misin inşaata?”
Mecbur tabii, ne yapsın zavallı orada barınıyor.

Mecbur tabii, ne yapsın zavallı orada barınıyor.
“Ederim” diyor, yahut “Cemiyetine ederim” diyor ve ediyor.

“Ederim” diyor, yahut “Cemiyetine ederim” diyor ve ediyor.
Ama çocuğun eline bir şey geçmiyor ki.

Ama çocuğun eline bir şey geçmiyor ki.
Oradan alıyor ve veriyor.Oradan alıyor ve veriyor. Onun malı olacaktı o.Onun malı olacaktı o. Halbuki o kandırma oldu şimdi. Halbuki o kandırma oldu şimdi. Bu hile diyorlar işte buna. Bu kandırma yani.Bu hile diyorlar işte buna. Bu kandırma yani. Kimi kandırıyorsun?

Kimi kandırıyorsun?
Beni kandırabilirsin, şunu da kandırabilirsin ama Allah kanar mı bu işe?

Beni kandırabilirsin, şunu da kandırabilirsin ama Allah kanar mı bu işe?
Maksat o çocuğun, Maksat o çocuğun, o fakirin ihtiyacı için verilmesi lazım idi.o fakirin ihtiyacı için verilmesi lazım idi. Verdik, aldık esvapları da.Verdik, aldık esvapları da. Sen de sevap kazanacaksın diyoruz aynı zamanda.Sen de sevap kazanacaksın diyoruz aynı zamanda. Evet, o da diyor, ben de sevap kazanacağım.

Evet, o da diyor, ben de sevap kazanacağım.
İyi, bu da olacak bu iş ama elime bir şey geçmiyor diyor.İyi, bu da olacak bu iş ama elime bir şey geçmiyor diyor. Allah affetsin kusurlarımızı...

Allah affetsin kusurlarımızı...
Onun için sadakât denirken,

Onun için sadakât denirken,
bu hayırlar yapılırken bunlara da versek olmaz mı?bu hayırlar yapılırken bunlara da versek olmaz mı? Bunları temlik lazım.

Bunları temlik lazım.
Temlik ne demek?

Temlik ne demek?
Mal ile olacak.

Mal ile olacak.
Bunu vereceğim, o da onun malı olacak.Bunu vereceğim, o da onun malı olacak. Eşref Bey de o sırada çok para topladık da böyle çocukların,Eşref Bey de o sırada çok para topladık da böyle çocukların, onun bunun zekâtını çocuk da getiriyor, alıyor, kabul ediyor.onun bunun zekâtını çocuk da getiriyor, alıyor, kabul ediyor. Verdim, kabul ettim, verdim, kabul ettim, aldım, kabul ettim diyerektenVerdim, kabul ettim, verdim, kabul ettim, aldım, kabul ettim diyerekten bir sürü de hediye ediyor.bir sürü de hediye ediyor. Bunun vebaline biz de giriyoruz.Bunun vebaline biz de giriyoruz. Allah hepimizin kusurunu affetsin...

Allah hepimizin kusurunu affetsin...
Başka türlü vermiyor o adam, ne yapacaksın?

Başka türlü vermiyor o adam, ne yapacaksın?
Ha şimdi demek ki zekâtı verirken,

Ha şimdi demek ki zekâtı verirken,
'ani'l-metâmi'; tamah,'ani'l-metâmi'; tamah, bunu verdirmeyen, bu hile yollarına kaçıran şey insanı tamah oluyor. bunu verdirmeyen, bu hile yollarına kaçıran şey insanı tamah oluyor. Tamah...

Tamah...
Mesela farz et ki, Allah daha bol versin, milyonluk bir adam.

Mesela farz et ki, Allah daha bol versin, milyonluk bir adam.
Yirmi beş bin lira zekât verecek.Yirmi beş bin lira zekât verecek. Yirmi beş bin lira, bir milyonun zekâtı olarak.Yirmi beş bin lira, bir milyonun zekâtı olarak. Ee, bunu ne yapsın şimdi? Çeşitli kaçamak yollarından vermeye çalışacak.Ee, bunu ne yapsın şimdi? Çeşitli kaçamak yollarından vermeye çalışacak. Bu olmazmış.Bu olmazmış. Halbuki şimdi biz 35 milyon diyoruz,Halbuki şimdi biz 35 milyon diyoruz, hadi 10 milyonunu fukaraya çıkar şöyle. 25 milyon insan…hadi 10 milyonunu fukaraya çıkar şöyle. 25 milyon insan… Şimdi yarın bayram, hepimiz fıtra vereceğiz.

Şimdi yarın bayram, hepimiz fıtra vereceğiz.
Hepimiz mecburiyiz bu.Hepimiz mecburiyiz bu. Bu 25 milyon insan hiç olmazsa Bu 25 milyon insan hiç olmazsa elli liraya yüz liraya gibi bir şey teberru etse,elli liraya yüz liraya gibi bir şey teberru etse, iki buçuk milyar para yapar. iki buçuk milyar para yapar. Senede bir kere verecek.Senede bir kere verecek. İki buçuk milyarla memleket ne kadar güzelİki buçuk milyarla memleket ne kadar güzel fakır fukarasını doyurur, işler yapar, şunu yapar, bunu yapar.fakır fukarasını doyurur, işler yapar, şunu yapar, bunu yapar. Onun için evâilde, İslâm-ı evâilde zekâtları devlet toplar,

Onun için evâilde, İslâm-ı evâilde zekâtları devlet toplar,
devlet onu yerine harcar imiş.devlet onu yerine harcar imiş. Kim fakir, kim ne verecek, biliyor tabii, ona göre harcıyor.Kim fakir, kim ne verecek, biliyor tabii, ona göre harcıyor. Bugün biz bunu bilmekten âciziz. Bugün biz bunu bilmekten âciziz. Memleketimize birçok yabancılar gelir.Memleketimize birçok yabancılar gelir. Fakirim der, âcizim der, yardım edin der.

Fakirim der, âcizim der, yardım edin der.
Bilmeyiz ki kimsin sen. Bilmeyiz ki kimsin sen. Seni biz şimdi Ramazan oldu da görüyoruz.Seni biz şimdi Ramazan oldu da görüyoruz. Ramazandan evvel hiç gördüğümüz yoktu seni.Ramazandan evvel hiç gördüğümüz yoktu seni. Sen kimsin?

Sen kimsin?
Belki memleketinde senin varlığın da var,

Belki memleketinde senin varlığın da var,
şuyun da var ama zekât bedavadan kazanılacak bir para. şuyun da var ama zekât bedavadan kazanılacak bir para. Bunu da almaktan kaçınmıyoruz.Bunu da almaktan kaçınmıyoruz. Denk geliyor bazen mesela.Denk geliyor bazen mesela. Fakir halli, bir şeyler istiyor, biz de acıyoruz, veriyoruz.Fakir halli, bir şeyler istiyor, biz de acıyoruz, veriyoruz. Acıyoruz, veriyoruz. Ama yerine gidiyor mu?Acıyoruz, veriyoruz. Ama yerine gidiyor mu? Şimdi geçen akşam bizim Konya'lı müftü efendi geldi,

Şimdi geçen akşam bizim Konya'lı müftü efendi geldi,
“Paralarınızı verin” dedi, “Zekâtlarınızı verin” dedi.“Paralarınızı verin” dedi, “Zekâtlarınızı verin” dedi. Bizim işte inşaatımız var şu kadar bu kadar dedi.Bizim işte inşaatımız var şu kadar bu kadar dedi. Paraları aldı gitti.Paraları aldı gitti. Biz onu devredeceğiz dedi orada.Biz onu devredeceğiz dedi orada. Devir de yapacağız yani inşaata harcanan o paralar ya,Devir de yapacağız yani inşaata harcanan o paralar ya, biz onu devir yapacağız. İşte çocukları aldatacağız yani. biz onu devir yapacağız. İşte çocukları aldatacağız yani. O aldatma dolayısıyla da bu paraları işte iaşelerine,O aldatma dolayısıyla da bu paraları işte iaşelerine, şusuna buşusuna harcayacağız. şusuna buşusuna harcayacağız. Allah'ın dediği temlikten kaçamak yolu...

Allah'ın dediği temlikten kaçamak yolu...
Şimdi bir kere memlekette kazanılan para memleket fukarasına aittir.

Şimdi bir kere memlekette kazanılan para memleket fukarasına aittir.
Memleketin fukarası dururken o parayı başka memlekete aktarmakMemleketin fukarası dururken o parayı başka memlekete aktarmak haksızlıktır.haksızlıktır. Fıkıh kitabımızın meselesidir.Fıkıh kitabımızın meselesidir. Ee, Konya'da o memlekette.

Ee, Konya'da o memlekette.
O da haline göre yapar yapacağını. O da haline göre yapar yapacağını. Bin yataklı memleket İstanbul'da bile yok.Bin yataklı memleket İstanbul'da bile yok. Bin yataklı bir tane İmam Hatip talebesine yurt yapacağınaBin yataklı bir tane İmam Hatip talebesine yurt yapacağına beş yüz yataklı yap da kendine göre yap.beş yüz yataklı yap da kendine göre yap. Allah kusurlarımızı affetsin…

Allah kusurlarımızı affetsin…
Mesela bir buçuk milyonluk bina yaptık diyor.

Mesela bir buçuk milyonluk bina yaptık diyor.
Ne ile?

Ne ile?
Hep bu bu aktarma paralarla.

Hep bu bu aktarma paralarla.
Halbuki memleketin ihtiyacı olan kısımdan,Halbuki memleketin ihtiyacı olan kısımdan, senin diğer memlekette bir akraban varsa,senin diğer memlekette bir akraban varsa, mesela Konya'dan gelmişsin, Hanya'dan gelmişsin, mesela Konya'dan gelmişsin, Hanya'dan gelmişsin, orada akraba-u taallukatın var, muhtaç durumdalar.orada akraba-u taallukatın var, muhtaç durumdalar. Onlara gönderebilirsin. Onlara gönderebilirsin. Çok muhtaç durumda iseler.Çok muhtaç durumda iseler. Yoksa öyle benim zenginliğimi siz de öğrenen diyerekten,Yoksa öyle benim zenginliğimi siz de öğrenen diyerekten, buradan kazanıp da oraya göndermek haksızlıktır.buradan kazanıp da oraya göndermek haksızlıktır. Onun için, 'afîfun 'ani'l-metâmi'i. İman, Onun için, 'afîfun 'ani'l-metâmi'i. İman, aynı zamanda tamaha da manidir.aynı zamanda tamaha da manidir. Niçin?

Niçin?
İman sahibi bilir ki ben bir verirsem Allah bunun yerine on verecek.

İman sahibi bilir ki ben bir verirsem Allah bunun yerine on verecek.
Yahu Hz. Ali Efendimiz, Allah şefaatlerine nail etsin... Yahu Hz. Ali Efendimiz, Allah şefaatlerine nail etsin... Fakirmiş Hz. Ali Efendimiz.

Fakirmiş Hz. Ali Efendimiz.
Fakir, gündelikçi. Gündelik çalışır,Fakir, gündelikçi. Gündelik çalışır, gündelik demek her gün çalışamıyor ya, gündelik demek her gün çalışamıyor ya, gündelikçiler bazen bulur, bazen bulmaz.gündelikçiler bazen bulur, bazen bulmaz. Arabistan'da da her gün gündelik olmaz ya, Arabistan'da da her gün gündelik olmaz ya, yazın hurma vakti olacak, yahut bağ bahçe vakti,yazın hurma vakti olacak, yahut bağ bahçe vakti, sulama vakti olacak, başka zamanda iş de olmaz.sulama vakti olacak, başka zamanda iş de olmaz. Böyle işçilikle ömrünü geçiren bir adam.Böyle işçilikle ömrünü geçiren bir adam. Tabi Hazreti Fatıma Validemiz ile evlendiler.

Tabi Hazreti Fatıma Validemiz ile evlendiler.
Hazreti Fatıma Validemiz de hasta olmuş.Hazreti Fatıma Validemiz de hasta olmuş. Hasta olmuş, canı da bir nar istemiş.Hasta olmuş, canı da bir nar istemiş. Bir nar olsa da yürek yangınını söndürmek için.Bir nar olsa da yürek yangınını söndürmek için. Hazreti Ali Efendimiz'e gitmiş. Hazreti Ali Efendimiz'e gitmiş. Hazreti Ali Efendimiz, yok parası.Hazreti Ali Efendimiz, yok parası. Gitmiş, ödünç almış birisinden.Gitmiş, ödünç almış birisinden. Bir rehin veriyor, ödünç alıyor.Bir rehin veriyor, ödünç alıyor. O ödünç parasıyla alıyor.O ödünç parasıyla alıyor. Tam kapıya geleceği vakitte;Tam kapıya geleceği vakitte; Ve yut’imûne’t-ta’âme ‘alâ hubbihî miskînen

Ve yut’imûne’t-ta’âme ‘alâ hubbihî miskînen
ve yetîmen ve esîrâ. (İnsan Suresi 8. Ayet)ve yetîmen ve esîrâ. (İnsan Suresi 8. Ayet) Bir gün yetim, bir gün miskin, bir gün esir.

Bir gün yetim, bir gün miskin, bir gün esir.
Üç gün bu.Üç gün bu. Birbirlerine geliyorlar, hem de oruçlular ha. Birbirlerine geliyorlar, hem de oruçlular ha. Demiş ki Hazreti Hasan ile Hüseyin'de hasta olmuşlar.Demiş ki Hazreti Hasan ile Hüseyin'de hasta olmuşlar. Hasta olunca demişler ki bu ana ile baba:Hasta olunca demişler ki bu ana ile baba: “Yâ Rabbi bu çocuklarımıza şifa verirsen sen,

“Yâ Rabbi bu çocuklarımıza şifa verirsen sen,
biz senin için üç günde oruç tutalım” demişler.biz senin için üç günde oruç tutalım” demişler. Bu üç günlük oruçlu günlerinde,

Bu üç günlük oruçlu günlerinde,
şimdi getiriyor kapıya kadar, evvela miskin geliyor, diyor ki:şimdi getiriyor kapıya kadar, evvela miskin geliyor, diyor ki: “Ben miskinim. Bir şey var bana.” Veriyor.

“Ben miskinim. Bir şey var bana.” Veriyor.
İçeriye giriyor, yok bir şey.

İçeriye giriyor, yok bir şey.
Su ile iftar ederekten ertesi günün orucuna niyet ediyorlar.Su ile iftar ederekten ertesi günün orucuna niyet ediyorlar. Akşama bir iftarlık yok yani, gece yiyecek bir şey yok sahurda.Akşama bir iftarlık yok yani, gece yiyecek bir şey yok sahurda. Ertesi gün geliyor, yetim bir çocuk geliyor. Ertesi gün geliyor, yetim bir çocuk geliyor. “Yetimim” diyor yani.

“Yetimim” diyor yani.
O gün getirdiğini de yetime veriyor Hz. Ali.O gün getirdiğini de yetime veriyor Hz. Ali. Akşama evde gene bir şey yok.Akşama evde gene bir şey yok. Şimdi bak şimdi bu

Şimdi bak şimdi bu
zekâtını böyle kaçırmak suretiylezekâtını böyle kaçırmak suretiyle hile yollarına sapan insanlar,hile yollarına sapan insanlar, Hazreti Ali Efendimiz’in ve ashabın hali de böyleydi.Hazreti Ali Efendimiz’in ve ashabın hali de böyleydi. Ölç bakalım, ölçebilecek misin yani?Ölç bakalım, ölçebilecek misin yani? Ölçü kabul eder mi bunları?

Ölçü kabul eder mi bunları?
O akşam iftar edecek, sahur yiyecek bir şey yok, onu bile verebiliyor.

O akşam iftar edecek, sahur yiyecek bir şey yok, onu bile verebiliyor.
“Eh Allah kerimdir” diyor.

“Eh Allah kerimdir” diyor.
Beri taraftaki de milyonu varken kaçamak yoluna kaçıyor.

Beri taraftaki de milyonu varken kaçamak yoluna kaçıyor.
Yani milyonunun beş yüz binini de Yani milyonunun beş yüz binini de bir hayrı harcasan da beş yüz bini sana yeterse,bir hayrı harcasan da beş yüz bini sana yeterse, yeter ama bir milyon kadar iki milyon olsun istiyor insanın canı. yeter ama bir milyon kadar iki milyon olsun istiyor insanın canı. Bu da tamah. Onun için;Bu da tamah. Onun için; el-îmânu 'afîfun 'ani'l-mahârimi.

el-îmânu 'afîfun 'ani'l-mahârimi.
İman tamaha da manidir.İman tamaha da manidir. Tamahı yaptırmaz. Harcatır seni. Tamahı yaptırmaz. Harcatır seni. Ama harca harca, ama harcanmayacak yere değil.Ama harca harca, ama harcanmayacak yere değil. Onun için; Estâizubillah. Onun için; Estâizubillah. Ve enfikû fî sebîli'llâhi ve lâ tülkû bi-eydîküm ile't-tehlüketi ve ahsinû;

Ve enfikû fî sebîli'llâhi ve lâ tülkû bi-eydîküm ile't-tehlüketi ve ahsinû;
inna'llâhe yühibbü'l-muhsinîn. (Bakara Suresi 195. Ayet)inna'llâhe yühibbü'l-muhsinîn. (Bakara Suresi 195. Ayet) ayet-i kerîmesinde,ayet-i kerîmesinde, Hayber Muharebes’ine gidiyor ashâb-ı kirâm.Hayber Muharebes’ine gidiyor ashâb-ı kirâm. Sıcak mevsim, sıcak hava.Sıcak mevsim, sıcak hava. Malum Arabistan'ın sıcağı da şakaya gelmeyen sıcak.

Malum Arabistan'ın sıcağı da şakaya gelmeyen sıcak.
O sıcak mevsimde delikanlının birisiO sıcak mevsimde delikanlının birisi düşmanın içerisine Hayber değil Mute kazası.düşmanın içerisine Hayber değil Mute kazası. Mute kazasında askerin birisi atıyor kendisiniMute kazasında askerin birisi atıyor kendisini düşman saflarının içerisine.düşman saflarının içerisine. Başlıyor kılıç oynatmaya. Önüne geleni kesiyor.Başlıyor kılıç oynatmaya. Önüne geleni kesiyor. Onu görenler diyor, “Vah vah be, yazık.

Onu görenler diyor, “Vah vah be, yazık.
Kendisini helâka attı bu adam.Kendisini helâka attı bu adam. Çünkü o kalabalık birkaç kişiyi öldürür ama,Çünkü o kalabalık birkaç kişiyi öldürür ama, kendisini de öldürecekler tabiatıyla orada şehit olacak.”kendisini de öldürecekler tabiatıyla orada şehit olacak.” Ama adamın gözü onu görmüyor. Kendisinin şehit olmasını istiyor zaten o.

Ama adamın gözü onu görmüyor. Kendisinin şehit olmasını istiyor zaten o.
Ama hiç olmazsa üç beşinde canına okurum diyor orada.Ama hiç olmazsa üç beşinde canına okurum diyor orada. Atmış kendisini.Atmış kendisini. Böyle deyince tehlikeye attı diyorlar.Böyle deyince tehlikeye attı diyorlar. Hazreti Halit bizimki bu, Ebû Eyyûb El-Ensârî Hazretleri (diyor ki:)

Hazreti Halit bizimki bu, Ebû Eyyûb El-Ensârî Hazretleri (diyor ki:)
“Yok, yok, yok, yanlış anlıyorsunuz.

“Yok, yok, yok, yanlış anlıyorsunuz.
Tehlike bu değil, tehlike bu değil.”Tehlike bu değil, tehlike bu değil.” “Ya tehlike (nedir)?”

“Ya tehlike (nedir)?”
“Tehlike, mallarını infâk etmeyip evlerinde

“Tehlike, mallarını infâk etmeyip evlerinde
mallarının daha çoğalması için oturan insanlar,mallarının daha çoğalması için oturan insanlar, mallarının başında oturan insanlardadır tehlike. mallarının başında oturan insanlardadır tehlike. Yoksa parasını atmış gelmiş burada canını feda ediyor.Yoksa parasını atmış gelmiş burada canını feda ediyor. Bu tehlike değil, şehit olacak.”Bu tehlike değil, şehit olacak.” Yine şunu da duyurayım size bakın.

Yine şunu da duyurayım size bakın.
Şehid, iman,

Şehid, iman,
'afîfun 'ani'l-mahârimi ve 'afîfun 'ani'l-metâmi'i.'afîfun 'ani'l-mahârimi ve 'afîfun 'ani'l-metâmi'i. Hem harama manidir iman, hem tamaha manidir iman.Hem harama manidir iman, hem tamaha manidir iman. Ashâb-ı kirâm dövüşüyorlar.

Ashâb-ı kirâm dövüşüyorlar.
Yine o Mute kazarısında galiba.Yine o Mute kazarısında galiba. Hangi kaza da ise… Şehit olmuş birçok ashab tabi.Hangi kaza da ise… Şehit olmuş birçok ashab tabi. Geldiler Resulullah'a haber veriyorlar.Geldiler Resulullah'a haber veriyorlar. “Yâ Resulallah! Filan şehid, filan şehid, filan şehid…” söylüyorlar, sayıyorlar.

“Yâ Resulallah! Filan şehid, filan şehid, filan şehid…” söylüyorlar, sayıyorlar.
Efendimiz de dinliyor.

Efendimiz de dinliyor.
“Filan da şehid” diyorlar.

“Filan da şehid” diyorlar.
“Yok, şehid değil. Onu ben cehennemde görüyorum,

“Yok, şehid değil. Onu ben cehennemde görüyorum,
çaldığı abayla beraber” diyor.çaldığı abayla beraber” diyor. Ee, o abayı çaldı, beş kuruş, öyle bir şey işte.

Ee, o abayı çaldı, beş kuruş, öyle bir şey işte.
Demek ki iman, harama mani idi. Demek ki iman, harama mani idi. O mani olamadı onun imanı. O mani olamadı onun imanı. Onun için cehennemde bir cezasını çekecek de öyle geçecek cennete.Onun için cehennemde bir cezasını çekecek de öyle geçecek cennete. Onun için aziz kardeş! haram çok kötü bir şey.

Onun için aziz kardeş! haram çok kötü bir şey.
Dibi tepesi ne kadar dağ olursa olsun, muhakkak göçecek.

Dibi tepesi ne kadar dağ olursa olsun, muhakkak göçecek.
Altındakilerin hepsini ezecektir.Altındakilerin hepsini ezecektir. Onun için sen kazanırken halalından kazan, besmeleyle kazanOnun için sen kazanırken halalından kazan, besmeleyle kazan ve namazını, niyazını da o para yolunda terk etme.ve namazını, niyazını da o para yolunda terk etme. Ama bu, şimdi bak yine bu fitneye geldiği iş,

Ama bu, şimdi bak yine bu fitneye geldiği iş,
bu sözle olmuyor, sözle işittiremesin.bu sözle olmuyor, sözle işittiremesin. Kendimize de işittiremiyoruz, etrafımızdaki çoluk çocuğumuza da işittiremiyoruz.Kendimize de işittiremiyoruz, etrafımızdaki çoluk çocuğumuza da işittiremiyoruz. Sebebi?

Sebebi?
Sabahın güzel vaktinde uyku uyuyor herkes.

Sabahın güzel vaktinde uyku uyuyor herkes.
Neden yahu sabahleyin şimdi bak…Neden yahu sabahleyin şimdi bak… Bu namaz vakti geleceksin namazını kılacaksın.

Bu namaz vakti geleceksin namazını kılacaksın.
Bak, biz güzel güzel dualar da okuyoruz.Bak, biz güzel güzel dualar da okuyoruz. Onları da dinleyeceksin.Onları da dinleyeceksin. Allah senin vücuduna nur verir,Allah senin vücuduna nur verir, kazancına bereket verir, işlerine rastlık verir. Her şeyde müctebî olursun.kazancına bereket verir, işlerine rastlık verir. Her şeyde müctebî olursun. Yok, uykuyu bırakamıyor. Uykum, “İşe erken gideceğim” diyor.

Yok, uykuyu bırakamıyor. Uykum, “İşe erken gideceğim” diyor.
“Uykuyu alamazsam gidemem işime” diyor.

“Uykuyu alamazsam gidemem işime” diyor.
“İşte işte gündüzün yoruluyorum, çalışıyorum” diyor.

“İşte işte gündüzün yoruluyorum, çalışıyorum” diyor.
Birçok bahanelerle sabah namazını terk ediyor.

Birçok bahanelerle sabah namazını terk ediyor.
Halbuki sabah namazının terki, farzını değil, farzını değil,Halbuki sabah namazının terki, farzını değil, farzını değil, sabah namazının sünnetinin terki bile, bak şu kadar,sabah namazının sünnetinin terki bile, bak şu kadar, sabah namazının sünnetinin terki bile…sabah namazının sünnetinin terki bile… Düşman dövüşüyorduk, galebe çaldı kovalıyor bizi.

Düşman dövüşüyorduk, galebe çaldı kovalıyor bizi.
Kaçmak mecburiyetine kaldık.Kaçmak mecburiyetine kaldık. Kaçmak deyince, bütün kaçmak değildir,Kaçmak deyince, bütün kaçmak değildir, gerideki kıtaya iltihak edeceğiz, daha başka bir kuvvet var arkada. gerideki kıtaya iltihak edeceğiz, daha başka bir kuvvet var arkada. Bu kuvvete iltihak etmek mecburiyette kalıyoruz.Bu kuvvete iltihak etmek mecburiyette kalıyoruz. Kaçma deyince başka türlü anlaşıyoruz.Kaçma deyince başka türlü anlaşıyoruz. Bizim kaçaklar var ya, öyle kaçak değil. Bu kaçma değil.Bizim kaçaklar var ya, öyle kaçak değil. Bu kaçma değil. Arkadaki kuvvete sığınmak için geri çekiliyor.Arkadaki kuvvete sığınmak için geri çekiliyor. Bu geri çekilirken ki; zorluk var, düşman geliyor.

Bu geri çekilirken ki; zorluk var, düşman geliyor.
Sabah namazının sünnetini terk etmeyecek. Sabah namazının sünnetini terk etmeyecek. O arada onu kılmakla mecbur, mükellef.O arada onu kılmakla mecbur, mükellef. Eğer onu kılmazsa, mesul oluyor ondan dolayı.Eğer onu kılmazsa, mesul oluyor ondan dolayı. Bu düşman karşısındayken, bu sabah namazının sünnetininBu düşman karşısındayken, bu sabah namazının sünnetinin terkini cevaz olmazsa, senin evinde … terkini cevaz olmazsa, senin evinde … Cami dururken…

Cami dururken…
Çünkü öyle olunca camileri yıkmaktan başka lüzum yok.Çünkü öyle olunca camileri yıkmaktan başka lüzum yok. Ne olacak? Herkes evinde yapabilir bu ibadeti.

Ne olacak? Herkes evinde yapabilir bu ibadeti.
Camiye ne lüzum var?

Camiye ne lüzum var?
Hiç lüzum yok. Kaldırıp atmalı bunları.

Hiç lüzum yok. Kaldırıp atmalı bunları.
Ondan sonra bir gün gelir de,Ondan sonra bir gün gelir de, geçen gün o hoca efendinin hoşuma gitti sözleri, güzel söylüyor.geçen gün o hoca efendinin hoşuma gitti sözleri, güzel söylüyor. “Herkes layık olduğunu bulacak.”

“Herkes layık olduğunu bulacak.”
Bu böylelikle camiler muattal kalırsa,Bu böylelikle camiler muattal kalırsa, camiler o zaman ya depo olur ya bir başka şey olur.camiler o zaman ya depo olur ya bir başka şey olur. Layık olduğunu bulur. Layık olduğunu bulur. Onu o hale getiren o değil, biz.Onu o hale getiren o değil, biz. Niçin?

Niçin?
Boş bıraktık camiyi.

Boş bıraktık camiyi.
Boş bırakılınca tabii bir şey olacak. Boş tutarlar mı onu?Boş bırakılınca tabii bir şey olacak. Boş tutarlar mı onu? Şimdi fitne…

Şimdi fitne…
O fitne geldiği vakitte göz görmez, kulak da duymaz.O fitne geldiği vakitte göz görmez, kulak da duymaz. Göz görmeyince, kulak da duymayınca artık ondan hayır olur mu?Göz görmeyince, kulak da duymayınca artık ondan hayır olur mu? Sen istediğin kadar bağır, istediğin kadar söyle.Sen istediğin kadar bağır, istediğin kadar söyle. Radyo değil bilmem ney söylerse söylesin.Radyo değil bilmem ney söylerse söylesin. Yok, göz kapalı, kulak tıkalı.Yok, göz kapalı, kulak tıkalı. Nasıl ki işte aynen bir insanın gözü kapalı,Nasıl ki işte aynen bir insanın gözü kapalı, kulağı tıkalı insana söz anlatmak imkanı olmazsa,kulağı tıkalı insana söz anlatmak imkanı olmazsa, bugünkü içerisindeki basiret gözleri kapanmış,bugünkü içerisindeki basiret gözleri kapanmış, basiret kulakları tıkanmış olan insanların da hali bundan başka bir şey değildir. basiret kulakları tıkanmış olan insanların da hali bundan başka bir şey değildir. Allah cümlemizi affetsin...

Allah cümlemizi affetsin...
Cem-i matâmi’, matma’ ın cemi’dir diyor.

Cem-i matâmi’, matma’ ın cemi’dir diyor.
“Ve hüve’l-hırsu ale’d-dünyâ ve metâ‘.”

“Ve hüve’l-hırsu ale’d-dünyâ ve metâ‘.”
Dünya metaına hırstan ibarettir tamah.Dünya metaına hırstan ibarettir tamah. Onun için tebben, bir gün Efendimiz gene ashâbı kirâma;Onun için tebben, bir gün Efendimiz gene ashâbı kirâma; Tebben, hani tebbet yedâ var ya.Tebben, hani tebbet yedâ var ya. Tebbet yadâ’nın başındaki teb kelimesi.Tebbet yadâ’nın başındaki teb kelimesi. “Tebben li’z-zehebi ve’l-fıddati.” dedi.

“Tebben li’z-zehebi ve’l-fıddati.” dedi.
Teb, helâk manasında.Teb, helâk manasında. Helâk olsun, hüsrana kavuşsunlar,Helâk olsun, hüsrana kavuşsunlar, bu taise gibi, taise gibi helâk olsun, yüzü üstüne düşsün, sürünsün.bu taise gibi, taise gibi helâk olsun, yüzü üstüne düşsün, sürünsün. Bu da tebben, helâk olsun.Bu da tebben, helâk olsun. Kim?

Kim?
Li’z-zehebi ve’l-fıddati.

Li’z-zehebi ve’l-fıddati.
Altın ve gümüş biriktiricilerine, Altın ve gümüş biriktiricilerine, mal biriktiricilerine helâk olsun, teb. mal biriktiricilerine helâk olsun, teb. Onun için, herkese bu sözler aksi amel yapmaz inşallah,

Onun için, herkese bu sözler aksi amel yapmaz inşallah,
bu Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem'in buyruklarıdır. bu Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem'in buyruklarıdır. Bu dünya nizamı ve kıvamı Allah'ın emriyle,Bu dünya nizamı ve kıvamı Allah'ın emriyle, Resûlullah'ın emrine bağlıdır. Resûlullah'ın emrine bağlıdır. Onların emirlerine riayet edildiği takdirde, dünya rahat eder.Onların emirlerine riayet edildiği takdirde, dünya rahat eder. Müslümanlar rahatlık içerisinde yaşarlar. Müslümanlar rahatlık içerisinde yaşarlar. Onların emirlerine muhalif edildiği takdirde,Onların emirlerine muhalif edildiği takdirde, insanlar rahattan uzak kalırlar. insanlar rahattan uzak kalırlar. O zaman ashâb-ı kirâm dediler ki:

O zaman ashâb-ı kirâm dediler ki:
“Yâ Resûlallah! Ee, bu paraları böyle diyorsun da ne yapacağız biz?

“Yâ Resûlallah! Ee, bu paraları böyle diyorsun da ne yapacağız biz?
Paraları biriktirmeyeceğiz de ne yapacağız ya?Paraları biriktirmeyeceğiz de ne yapacağız ya? Bu paralarla dönüyor dünyanın işi.”Bu paralarla dönüyor dünyanın işi.” İttehiz lisânen zâkiran. Dikkat edin ama.

İttehiz lisânen zâkiran. Dikkat edin ama.
İttehiz lisânen zâkiran.

İttehiz lisânen zâkiran.
Allah'ı zikreden bir dil size yeter.Allah'ı zikreden bir dil size yeter. Ne yapacaksın parayı? Götüremezsin mezara.Ne yapacaksın parayı? Götüremezsin mezara. Bıraktığın parayı haramdan kazandıysan, halalden de kazandıysan Bıraktığın parayı haramdan kazandıysan, halalden de kazandıysan hesabı var. hesabı var. Haramdan kazandıysan azabı var.Haramdan kazandıysan azabı var. Bu paralar mirasçıların ellerinde dağılıp gidecek,Bu paralar mirasçıların ellerinde dağılıp gidecek, bir şeye yaramayacak.bir şeye yaramayacak. Sana lazım olan lisânen zâkir,Sana lazım olan lisânen zâkir, dilini Allah'a alıştır, Allah desin dilin. dilini Allah'a alıştır, Allah desin dilin. Lisânen zâkir.

Lisânen zâkir.
Daha. Ve kalben şâkir.

Daha. Ve kalben şâkir.
Bir de Allah'ın verdiği nimetlere şükreden bir kalp,Bir de Allah'ın verdiği nimetlere şükreden bir kalp, ona bak sen ona.ona bak sen ona. Altını, gümüşü ne yapacaksın sen?Altını, gümüşü ne yapacaksın sen? Sen Allah'a şükreden bir dil iste

Sen Allah'a şükreden bir dil iste
ve Allah'ın verdiği nimetlere şükreden bir gönlü iste.ve Allah'ın verdiği nimetlere şükreden bir gönlü iste. Altından da iyisi bu, gümüşten de iyisi bu.Altından da iyisi bu, gümüşten de iyisi bu. Bunlar ebedidir.Bunlar ebedidir. Çünkü altının, gümüşün ne kadar çok olursa olsun, Çünkü altının, gümüşün ne kadar çok olursa olsun, bir gün muhakkak buradan bırakıp gidiyor arkasından.bir gün muhakkak buradan bırakıp gidiyor arkasından. Kimse götüremiyor ya, herkes burada bırakıp gidiyor.Kimse götüremiyor ya, herkes burada bırakıp gidiyor. Bıraktıktan sonra sana o tarafta hesabı, azabı kalıyor.

Bıraktıktan sonra sana o tarafta hesabı, azabı kalıyor.
Ama onun yerine böyle zikir ve kalb-i şâkir ile gidersen,Ama onun yerine böyle zikir ve kalb-i şâkir ile gidersen, o ebediyet aleminde senin sermayen oluyor.o ebediyet aleminde senin sermayen oluyor. Orada senin sermayen.Orada senin sermayen. Paraların buradan pek giderse mezara kadar gider.

Paraların buradan pek giderse mezara kadar gider.
Güzel tabuta korlar, ipekli kefinler yaparlar,Güzel tabuta korlar, ipekli kefinler yaparlar, güzel mermerlerden mezarlar yaparlar.güzel mermerlerden mezarlar yaparlar. Ama altındaki inliyormuş, kimin umurunda?Ama altındaki inliyormuş, kimin umurunda? Onun mezarı güzel olsun,Onun mezarı güzel olsun, altından olsun, bundan olsun.altından olsun, bundan olsun. Ama içindeki ne olursa olsun.Ama içindeki ne olursa olsun. Onun için çok dikkate şayândır bu. Onun için çok dikkate şayândır bu. Akşam Hoca Efendi;

Akşam Hoca Efendi;
Tebârekellezî bi-yedihi’l-mülk diye okudu.

Tebârekellezî bi-yedihi’l-mülk diye okudu.
İlk sayfada. Halaka’l-mevte ve’l-hayât.İlk sayfada. Halaka’l-mevte ve’l-hayât. Hepsimiz biliyoruz değil mi?Hepsimiz biliyoruz değil mi? Halaka’l-mevte ve’l-hayât.

Halaka’l-mevte ve’l-hayât.
Ölümü hâlk etik Allah evvela.Ölümü hâlk etik Allah evvela. Hâlk, hâleka diyoruz. Hâlk, hâleka diyoruz. Hâlk etti Allah. El-mevt, ölümü hâlk ettik. Hani;Hâlk etti Allah. El-mevt, ölümü hâlk ettik. Hani; Külli nefsin zâikatü’l-mevt.

Külli nefsin zâikatü’l-mevt.
Azrail aleyhisselam diyoruz ya adına, geliyor canımızı alıyor.Azrail aleyhisselam diyoruz ya adına, geliyor canımızı alıyor. İlk yaratılan, hayattan evvel yaratılan ölümdür.

İlk yaratılan, hayattan evvel yaratılan ölümdür.
Binâenaleyh filan öldü, rahmetullah.Binâenaleyh filan öldü, rahmetullah. Neden öldü ya? Kalbi kırık, kalbi tutmuş efendim.Neden öldü ya? Kalbi kırık, kalbi tutmuş efendim. Kalp krizi. Geldi gitti. Masal yahu. Ölüm geldi yahu.Kalp krizi. Geldi gitti. Masal yahu. Ölüm geldi yahu. Bu kalp krizinde doktor hastasına söylüyor işte.Bu kalp krizinde doktor hastasına söylüyor işte. Sık nefes diyor, bir şey diyorlar, diyorlar, diyorlar.Sık nefes diyor, bir şey diyorlar, diyorlar, diyorlar. Ama halaka’l-mevt ona isabet ediyor.

Ama halaka’l-mevt ona isabet ediyor.
Emir var, sahibini gidip dakikasında buluyor.Emir var, sahibini gidip dakikasında buluyor. Dakikası da şaşmıyor onun.. Dakikası da şaşmıyor onun.. Bir güzel hikaye görmüştüm bir yerde de aklıma geldi.

Bir güzel hikaye görmüştüm bir yerde de aklıma geldi.
Süleyman aleyhisselam malum ya, inse cinne hükümdar.

Süleyman aleyhisselam malum ya, inse cinne hükümdar.
Azrail aleyhisselam bir gün ziyaretine gidiyorAzrail aleyhisselam bir gün ziyaretine gidiyor Süleyman aleyhisselam'ın.Süleyman aleyhisselam'ın. Elinde de onun defteri var,Elinde de onun defteri var, kimin canı alınacak hepsi elinde.kimin canı alınacak hepsi elinde. Bakıyor ki o bir saat sonra canının alınması, Hindistan'da.Bakıyor ki o bir saat sonra canının alınması, Hindistan'da. Hindistan'da bir saat sonra canı alınması lazım gelen bir adam, Hindistan'da bir saat sonra canı alınması lazım gelen bir adam, Süleyman aleyhisselam'ın yanında oturuyor.Süleyman aleyhisselam'ın yanında oturuyor. Eyvah diyor.Eyvah diyor. İçine bir şey düşürmüş şimdi zavallının.İçine bir şey düşürmüş şimdi zavallının. Azrail aleyhisselam dedi ki:

Azrail aleyhisselam dedi ki:
“Bu adamı ben şimdi nasıl alacağım canını?”

“Bu adamı ben şimdi nasıl alacağım canını?”
Orada almakla memur.

Orada almakla memur.
Burada alamaz. Burada alamaz. Herkesin canı nerede alınacaksa orada alınacaktır.Herkesin canı nerede alınacaksa orada alınacaktır. Başka yerde alamaz o canı.Başka yerde alamaz o canı. Yani hepsimizin ölüm yeri muayyendir.Yani hepsimizin ölüm yeri muayyendir. Saati de muayyendir.Saati de muayyendir. Nasıl?

Nasıl?
Ve mâ tedrî nefsün mâ zâ teksibü ğaden. (Lokman Suresi 34. Ayet)

Ve mâ tedrî nefsün mâ zâ teksibü ğaden. (Lokman Suresi 34. Ayet)
Hiçbir nefis bilmez ki yarın ne kazanacaktır.

Hiçbir nefis bilmez ki yarın ne kazanacaktır.
Sen evde hesaplarsın, şuradan şunu alayım,

Sen evde hesaplarsın, şuradan şunu alayım,
şuraya veririm, buradan bunu alırım, buraya veririm, şuraya veririm, buradan bunu alırım, buraya veririm, şu kadar kâr ederim, bunu hesaplarsın.şu kadar kâr ederim, bunu hesaplarsın. Ve mâ tedrî nefsün mâ zâ teksibü ğaden.

Ve mâ tedrî nefsün mâ zâ teksibü ğaden.
Ama hiç bir nefis bunun yüzde yüz bu böyledir diye bilemez.Ama hiç bir nefis bunun yüzde yüz bu böyledir diye bilemez. Bakarsın sabaha bir ölüm gelir, alır gider, hepsi muattal kalır.Bakarsın sabaha bir ölüm gelir, alır gider, hepsi muattal kalır. Ve mâ tedrî nefsün bi-eyyi ardın temûtü.

Ve mâ tedrî nefsün bi-eyyi ardın temûtü.
Hiçbir nefis de bilmez nerede ölecektir.Hiçbir nefis de bilmez nerede ölecektir. Hatta bu Alman Harbi'nde çok şaşırılacak bir şey.

Hatta bu Alman Harbi'nde çok şaşırılacak bir şey.
Sırp kral ve efradı bir tayyareye binmişler kaçıyorlar. Sırp kral ve efradı bir tayyareye binmişler kaçıyorlar. Ne tarafa gideceklerse.Ne tarafa gideceklerse. Akdeniz'in üzerinden geçerken,Akdeniz'in üzerinden geçerken, gemiler dövüşürken, gemilerden atılangemiler dövüşürken, gemilerden atılan mermilerden bir tanesi, tayyaredeki adamı isabet ediyor öldürüyor orada. mermilerden bir tanesi, tayyaredeki adamı isabet ediyor öldürüyor orada. Herif memleketten kaçıyordu, kurtulacaktı.Herif memleketten kaçıyordu, kurtulacaktı. Fakat tayyare oradaymış demek onun ecelinin alınması,Fakat tayyare oradaymış demek onun ecelinin alınması, oradayken onu alıp götürüyor işte. oradayken onu alıp götürüyor işte. Allah'ın hikmetine karışılmaz.

Allah'ın hikmetine karışılmaz.
Onun için ölüm,

Onun için ölüm,
hayattan evvel hâlk olmuştur.hayattan evvel hâlk olmuştur. O, hepsimizin ne zaman gideceğini bilir.O, hepsimizin ne zaman gideceğini bilir. Onun için sen o gün için hazır ol.Onun için sen o gün için hazır ol. Bu dünya bizi alıp götürecek oraya.Bu dünya bizi alıp götürecek oraya. Bu kadar burada yetsin, bu altı bunun uzun.

Bu kadar burada yetsin, bu altı bunun uzun.
Şimdi adam şöyle ona bir bakmış.

Şimdi adam şöyle ona bir bakmış.
Tabi canı da sıkılmış.Tabi canı da sıkılmış. Adam onun öyle bakışını görünce korkmuş.Adam onun öyle bakışını görünce korkmuş. Gitmiş tabi.Gitmiş tabi. Süleyman aleyhisselam demiş, yahu kimdi o?Süleyman aleyhisselam demiş, yahu kimdi o? Azraill aleyhisselam'dı demiş.

Azraill aleyhisselam'dı demiş.
Yahu ben onun bakışından çok korktum demiş.Yahu ben onun bakışından çok korktum demiş. Sen şu rüzgarına emret de demiş, götürsün demiş,Sen şu rüzgarına emret de demiş, götürsün demiş, Himalaya dağlarının arkasından bir yere atsın demiş.Himalaya dağlarının arkasından bir yere atsın demiş. Tabi. Tayyare gibi oraya atmış.

Tabi. Tayyare gibi oraya atmış.
Azrail aleyhisselam bakmış ki adam orada hazır. Azrail aleyhisselam bakmış ki adam orada hazır. Vakti geldiği vakitte almışlar onu gitmiş.Vakti geldiği vakitte almışlar onu gitmiş. Allah cümlemizi affetsin de,

Allah cümlemizi affetsin de,
şimdi güzel güzel elhamdülillah oruçlarımızı tuttuk,şimdi güzel güzel elhamdülillah oruçlarımızı tuttuk, teravihlerimizi kıldık.teravihlerimizi kıldık. Bu akşam da bir teravihimiz var amaBu akşam da bir teravihimiz var ama Allah inşallah bizimki de doğrudur.Allah inşallah bizimki de doğrudur. Arabistanlı kardeşlerimiz, Pakistanlı kardeşlerimiz,Arabistanlı kardeşlerimiz, Pakistanlı kardeşlerimiz, vs. bugün bayram yapıyorlarmış. vs. bugün bayram yapıyorlarmış. Ama ne yapalım işte bu artık

Ama ne yapalım işte bu artık
Allah kusurumuzu elbette affeder inşallah.Allah kusurumuzu elbette affeder inşallah. Elimizde başka bir şey de yok.Elimizde başka bir şey de yok. Şimdi biz yarın da oruç tutacağız.Şimdi biz yarın da oruç tutacağız. Bu akşam ki teravihimizi de kılacağız.Bu akşam ki teravihimizi de kılacağız. İnşallah Cenâb-ı Hakk'ın da bayram günü bir tebşirat günüdür. İnşallah Cenâb-ı Hakk'ın da bayram günü bir tebşirat günüdür. Hepimiz de inşallah camiden çıkarken Hepimiz de inşallah camiden çıkarken anadan doğmuş gibi hiç günahsız olaraktan da çıkar gideriz. anadan doğmuş gibi hiç günahsız olaraktan da çıkar gideriz. Allah Teâlâ'nın bu Ümmet-i Muhammed'e çok lütufları var.

Allah Teâlâ'nın bu Ümmet-i Muhammed'e çok lütufları var.
Ama ne kadar sayısız ha.Ama ne kadar sayısız ha. Biliyor Allah-u Teâlâ bizim ne mal olduğumuzu.Biliyor Allah-u Teâlâ bizim ne mal olduğumuzu. Günahlarımızın affolabilmesi için çeşitli vesileler halk etmiş. Günahlarımızın affolabilmesi için çeşitli vesileler halk etmiş. Mesela abdest aldığımız vakitte

Mesela abdest aldığımız vakitte
abdest azalarımızdaki günahlar dökülüyor.abdest azalarımızdaki günahlar dökülüyor. Namaza geliyoruz, namazımızı kılmaklaNamaza geliyoruz, namazımızı kılmakla camiden çıkarken yine günahlarımız dökülüyor.camiden çıkarken yine günahlarımız dökülüyor. Beş vakit namazda bu.Beş vakit namazda bu. Cuma namazımız var.

Cuma namazımız var.
Cuma'dan cuma'ya kadar yaptıklarımız cuma'dan çıkarken silinip gidiyor. Cuma'dan cuma'ya kadar yaptıklarımız cuma'dan çıkarken silinip gidiyor. Ramazanımız var,

Ramazanımız var,
Ramazanımızı tutuyoruz Ramazan'dan çıkarken,Ramazanımızı tutuyoruz Ramazan'dan çıkarken, o da bir Ramazan'dan bir Ramazan'a kadar ne varsa o da alıp götürüyor onları.o da bir Ramazan'dan bir Ramazan'a kadar ne varsa o da alıp götürüyor onları. Tertemiz kalıyoruz.Tertemiz kalıyoruz. Ama burada iki şey var.

Ama burada iki şey var.
Bu afların içerisinde Hakkullah olan kısmıdır.Bu afların içerisinde Hakkullah olan kısmıdır. Hakku’n-nas, helallaşmaya bağlıdır. Hakku’n-nas, helallaşmaya bağlıdır. Hakkunnas'a elleşmiyor Cenâb-ı Hak.Hakkunnas'a elleşmiyor Cenâb-ı Hak. Yani insanda olan haklara elleşmiyor.Yani insanda olan haklara elleşmiyor. Onlar kalıyor burada.Onlar kalıyor burada. Onun için bak o şehit bile,Onun için bak o şehit bile, şehit olduğu hâldeşehit olduğu hâlde Hakku’n-nas üzerinde varken cehennemde, cehenneme atılmış.Hakku’n-nas üzerinde varken cehennemde, cehenneme atılmış. Orada görüyorum dedi Efendimiz.Orada görüyorum dedi Efendimiz. Cehennemde görüyorum dedi. Cehennemde görüyorum dedi. Onun için hakku’n-nas 'a elleşmeye hiç gelmez. Onun için hakku’n-nas 'a elleşmeye hiç gelmez. Zekât hakku’n-nas 'tır. Hakkullah.

Zekât hakku’n-nas 'tır. Hakkullah.
Hem Hakkullah hem de Hakkunas'tır.Hem Hakkullah hem de Hakkunas'tır. Allah onu sana vermiş. Sende emanettir.Allah onu sana vermiş. Sende emanettir. O emaneti muhtacına, sahiplerine vermek,O emaneti muhtacına, sahiplerine vermek, verebilmek için sende tutuyor onu. verebilmek için sende tutuyor onu. Eh mükâfatını iyi kullanabilirsin, kazanırsın, mükâfat alırsın. Eh mükâfatını iyi kullanabilirsin, kazanırsın, mükâfat alırsın. Yapamazsan mücadatını da sana bırakırlar sonra.Yapamazsan mücadatını da sana bırakırlar sonra. Onun için inşallah böyle hiçbir günahımız olmadığı halde bayramıza da çıkarız.

Onun için inşallah böyle hiçbir günahımız olmadığı halde bayramıza da çıkarız.
Aramızda kusurlarımız, kusurlarımız, haklarımız varsa,Aramızda kusurlarımız, kusurlarımız, haklarımız varsa, onlar için de gururlanmayıp helallik istememiz lazım.onlar için de gururlanmayıp helallik istememiz lazım. “Affet kardeş. Hakkını helal et kardeşim.”

“Affet kardeş. Hakkını helal et kardeşim.”
demememiz lazım.demememiz lazım. Çünkü hakku’n-nas yalnız paraya taalluk etmez.

Çünkü hakku’n-nas yalnız paraya taalluk etmez.
Hakku’n-nas yalnız paraya taalluk etmez. Hakku’n-nas yalnız paraya taalluk etmez. Mesela birbirimizin arkasından yaptığımız gıybetler,

Mesela birbirimizin arkasından yaptığımız gıybetler,
birbirimizin arkasından konuştuğumuz kötü sözler,birbirimizin arkasından konuştuğumuz kötü sözler, onun belki hatırını kıracak şekilde yaptığımız acı sözler;onun belki hatırını kıracak şekilde yaptığımız acı sözler; belki vurma, dövme gibi şeyler, bunlar da hakku’n-nas’tır.belki vurma, dövme gibi şeyler, bunlar da hakku’n-nas’tır. Mesela mazlumun hakkı.

Mesela mazlumun hakkı.
Bir adamcağızı dövüyorlar, mezara girmiş, sopa yiyor adam.Bir adamcağızı dövüyorlar, mezara girmiş, sopa yiyor adam. “Yok dövmeyin beni yahu.

“Yok dövmeyin beni yahu.
Ben namazımı kılardım, orucumu tutardım,Ben namazımı kılardım, orucumu tutardım, hayır ve hasenatımı da yapardım.hayır ve hasenatımı da yapardım. Niçin dövüyorsunuz beni?” Çok dikkate şayân.Niçin dövüyorsunuz beni?” Çok dikkate şayân. “Dövmeyin beni” diyor.“Dövmeyin beni” diyor. Diyorlar ki:

Diyorlar ki:
“Sen filan vakitte,

“Sen filan vakitte,
filan yerden geçerkenfilan yerden geçerken orada birisini zalimin birisi dövüyordu. orada birisini zalimin birisi dövüyordu. Zalimin birisi bir mazluma zulmediyordu,Zalimin birisi bir mazluma zulmediyordu, hakaret ediyordu, dövüyordu.hakaret ediyordu, dövüyordu. Sen başını çevirdin, geçiverdin oradan” diyorlar.Sen başını çevirdin, geçiverdin oradan” diyorlar. “O mazluma yardım etmediğinin cezasıdır bu” diyorlar.

“O mazluma yardım etmediğinin cezasıdır bu” diyorlar.
Onun için İsiâmlık'ta çok önemi vardır

Onun için İsiâmlık'ta çok önemi vardır
kardeşliğin ve Müslümanlığın.kardeşliğin ve Müslümanlığın. Müslümanlar el birliği olacak.Müslümanlar el birliği olacak. Herkes birbirine hürmet ve saygı göstermek mecburiyetindedirler. Herkes birbirine hürmet ve saygı göstermek mecburiyetindedirler. Onun içindir ki iki şeyi Peygamberimiz’in şimdiOnun içindir ki iki şeyi Peygamberimiz’in şimdi sevmediğinin sebeplerinden birisi.sevmediğinin sebeplerinden birisi. Men tevâda’a li-ğaniyyin li-ğınâhû zehebe sülüsâ dînihî.

Men tevâda’a li-ğaniyyin li-ğınâhû zehebe sülüsâ dînihî.
Her kim bir zengine,Her kim bir zengine, zenginliğinden dolayı politika ederse, dininin [üçte] ikisi gidiyor.zenginliğinden dolayı politika ederse, dininin [üçte] ikisi gidiyor. Zenginlik iyi bir şey olsaydı bunu demezdim efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem..

Zenginlik iyi bir şey olsaydı bunu demezdim efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem..
Zengin iyidir, malını Allah yolunda harcadığı takdirde.Zengin iyidir, malını Allah yolunda harcadığı takdirde. Allah yolunda harcadığı takdirde...Allah yolunda harcadığı takdirde... tamah etmemek, hukuku nâsa riayet etmek,

tamah etmemek, hukuku nâsa riayet etmek,
memleketindeki mahallesindeki fakir-i fukarayı gözetlemek….memleketindeki mahallesindeki fakir-i fukarayı gözetlemek…. Şimdi Ramazan bitti artık elhamdülillah.

Şimdi Ramazan bitti artık elhamdülillah.
Ama insan söylemeden de olmuyor işte. Çok acı bir şey.Ama insan söylemeden de olmuyor işte. Çok acı bir şey. Biz köyde büyüdüğümüz için hepiniz de az çok köylü hayatını bilirsiniz.

Biz köyde büyüdüğümüz için hepiniz de az çok köylü hayatını bilirsiniz.
Köylerde Ramazan'da çok güzel olur köyler.Köylerde Ramazan'da çok güzel olur köyler. Hep komşular birbirlerini davet ederler evlerine;Hep komşular birbirlerini davet ederler evlerine; yemeler, içmeler, muhabbetler güzel olur.yemeler, içmeler, muhabbetler güzel olur. İstanbul bir köyü toptan alacak zengini vardır. İstanbul bir köyü toptan alacak zengini vardır. Öyleyken bir cemaatini “Buyurun, bu akşam iftar edelim bizde” demeye Öyleyken bir cemaatini “Buyurun, bu akşam iftar edelim bizde” demeye nedense bilmem ki.nedense bilmem ki. Beceremeyiz yani.Beceremeyiz yani. Bu bizim için acı bir şeydir.Bu bizim için acı bir şeydir. Bu, bizim zenginlik şerefimizle mütenasip değildir.Bu, bizim zenginlik şerefimizle mütenasip değildir. Allah Teâlâ bize çok nimet vermiştir bugün.Allah Teâlâ bize çok nimet vermiştir bugün. Şimdi ben seni kaldırıp da gel bizim lokantaya götüreyim,Şimdi ben seni kaldırıp da gel bizim lokantaya götüreyim, seni güzel doyurayım, bu para yetmez.seni güzel doyurayım, bu para yetmez. Evin bir zekât hakkı var.Evin bir zekât hakkı var. Evin zekât hakkı vardır.Evin zekât hakkı vardır. Nedir zekât hakkı?

Nedir zekât hakkı?
Misafiri getirip barındırmak, giydirip içermektir.

Misafiri getirip barındırmak, giydirip içermektir.
Aziz kardeş! Yine vakiti geçirdik ama…

Aziz kardeş! Yine vakiti geçirdik ama…
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında saadethanelerine bir fukara gelmişti.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında saadethanelerine bir fukara gelmişti.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hâne-i saadetlerine haber yollamışlar;Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hâne-i saadetlerine haber yollamışlar; bu fukarayı hanginiz demişler bu akşam konaklayabileceksiniz?bu fukarayı hanginiz demişler bu akşam konaklayabileceksiniz? Hâne-i saadetlerden hepsi “Evimizde bir şey yok” demişler.

Hâne-i saadetlerden hepsi “Evimizde bir şey yok” demişler.
Dikkat edin ama, evimizde misafire verilecek bir şeyimiz yok.Dikkat edin ama, evimizde misafire verilecek bir şeyimiz yok. Ashâb-ı kirâma dönmüş demiş, bu misafir kim o konaklar?Ashâb-ı kirâma dönmüş demiş, bu misafir kim o konaklar? Ebû Talhâ diyorlar.

Ebû Talhâ diyorlar.
Talha, ashâb-ı kirâm çok büyük adamlardı.Talha, ashâb-ı kirâm çok büyük adamlardı. Onları ağzımıza bizim abdestsiz bile almamız caiz değil yani.Onları ağzımıza bizim abdestsiz bile almamız caiz değil yani. Onların adı anıldığı vakitte yüreğimiz böyle sızlamalı,Onların adı anıldığı vakitte yüreğimiz böyle sızlamalı, onlara olan aşk-ı muhabbetimiz kat kat artmalıdır.onlara olan aşk-ı muhabbetimiz kat kat artmalıdır. Ebû Talhâ, Uhud Muharebesi’nde Resulullah'ın önüne gerilmiş,

Ebû Talhâ, Uhud Muharebesi’nde Resulullah'ın önüne gerilmiş,
oklar yağıyor böyle, kılıçlar vuruluyor.oklar yağıyor böyle, kılıçlar vuruluyor. Sayıyı unuttum amaSayıyı unuttum ama çok yerinden böyle dilim dilim vücudu...çok yerinden böyle dilim dilim vücudu... Şimdi bu zât diyor ki:Şimdi bu zât diyor ki: “Ben götüreyim yâ Rasûlallah” diyor.

“Ben götüreyim yâ Rasûlallah” diyor.
Alıyor misafiri götürüyor evine.

Alıyor misafiri götürüyor evine.
Getiriyor, hanıma diyor ki: Getiriyor, hanıma diyor ki: “Hanım ne var? Bu akşam misafirimiz var.

“Hanım ne var? Bu akşam misafirimiz var.
Bak Resûlullah'a gelmiş, getirdik.” Bak Resûlullah'a gelmiş, getirdik.” [Hanım] diyor ki:

[Hanım] diyor ki:
“Ancak bize kadar,

“Ancak bize kadar,
bizim çocuklara kadar bir şey var, başka bir şeyimiz de yok” diyor.bizim çocuklara kadar bir şey var, başka bir şeyimiz de yok” diyor. “Sen çocukları uyut; aldat, uyut.

“Sen çocukları uyut; aldat, uyut.
Onu misafire yedirelim.” diyor.Onu misafire yedirelim.” diyor. “Peki” diyor hanım.

“Peki” diyor hanım.
O hanım nerede bugün?

O hanım nerede bugün?
Şimdi bak, deminki yarım kaldı.

Şimdi bak, deminki yarım kaldı.
Hep ihtiyaç içindeyiz yâ Resûlallah.Hep ihtiyaç içindeyiz yâ Resûlallah. Paralara biriktirmeye izin vermiyorsun.Paralara biriktirmeye izin vermiyorsun. “Tebben li’z-zehebi ve’l-fıddati” dedin. Dedi ki:

“Tebben li’z-zehebi ve’l-fıddati” dedin. Dedi ki:
Lisân-ı zâkir ve kalb-i şâkir

Lisân-ı zâkir ve kalb-i şâkir
ve zevceten tü’înü ala’l-âhirati.ve zevceten tü’înü ala’l-âhirati. Senin âhiretin için sana yardım edecek bir de hanım dedi.

Senin âhiretin için sana yardım edecek bir de hanım dedi.
Bunları bul.Bunları bul. Seni dünyada senin başına felaket tutan değil.Seni dünyada senin başına felaket tutan değil. Dünyada senin başına felaket tutan değil.Dünyada senin başına felaket tutan değil. Dünyandayken sana ahiretini kazandıran bir hanımı bul.Dünyandayken sana ahiretini kazandıran bir hanımı bul. Gece kalkar, “Bey kalk, bak teheccüd kılalım” der.

Gece kalkar, “Bey kalk, bak teheccüd kılalım” der.
İşte akşam “Kalk bakalım oruç tutalım” der.İşte akşam “Kalk bakalım oruç tutalım” der. Böyle namaza, ibadete insanı sevk eder.Böyle namaza, ibadete insanı sevk eder. Bir şeyler kendisine lazım geliyorsa giyinmek gibi,

Bir şeyler kendisine lazım geliyorsa giyinmek gibi,
hanım ben alamadım [derse beyi]; “Efendi sen sağ ol ben böyle de giyinirim, bu da yeter” der.hanım ben alamadım [derse beyi]; “Efendi sen sağ ol ben böyle de giyinirim, bu da yeter” der. Âhirete yardımcı bir hanım.Âhirete yardımcı bir hanım. Lisân-ı zâkir, kalb-i şâkir, Lisân-ı zâkir, kalb-i şâkir, âhirette sana yardımcı olan bir hanımıâhirette sana yardımcı olan bir hanımı elde ettin miydi dünyada senin âhiret de senin.elde ettin miydi dünyada senin âhiret de senin. Şimdi bu hanım işte o hanımlardan, demiş ki:

Şimdi bu hanım işte o hanımlardan, demiş ki:
“Peki beyefendi.”

“Peki beyefendi.”
İşte ne varsa koymuşlar.

İşte ne varsa koymuşlar.
Tabi o zaman mum devriymiş.Tabi o zaman mum devriymiş. Mumu yakmışlar, misafire demişler “Buyur”.Mumu yakmışlar, misafire demişler “Buyur”. Oturmuş Talha radıyallahu anh sofranın başına,

Oturmuş Talha radıyallahu anh sofranın başına,
usulca mumu söndürüvermiş.usulca mumu söndürüvermiş. Ki ikisine yetmeyecek yemek.Ki ikisine yetmeyecek yemek. İkisine yetmeyecek, ben de yersem misafir doymayacak.İkisine yetmeyecek, ben de yersem misafir doymayacak. Binâenaleyh mumu söndürüp de kaşığını boşu boşuna şıkırdatıp getirip götürmüş.Binâenaleyh mumu söndürüp de kaşığını boşu boşuna şıkırdatıp getirip götürmüş. Yahu hocalardan bu kadar korkmayın yahu.

Yahu hocalardan bu kadar korkmayın yahu.
Bu dünyanın ne kadar hocalar günahkâr olsalar da,Bu dünyanın ne kadar hocalar günahkâr olsalar da, ne kadar kötü de olsalar yine bugünün hocalarıdır yani.ne kadar kötü de olsalar yine bugünün hocalarıdır yani. Bugünkü insanın hocasıdır yani. Bugünkü insanın hocasıdır yani. Sen Hz. Ömer'in devrindeki, Hz. Peygamber'in devrindeki,

Sen Hz. Ömer'in devrindeki, Hz. Peygamber'in devrindeki,
Hz. Ebû Bekir'in devrindeki hocayı mı bulacaksın da arıyorsun? Hz. Ebû Bekir'in devrindeki hocayı mı bulacaksın da arıyorsun? O, o günün insanı neyse ona göre hoca vardır,O, o günün insanı neyse ona göre hoca vardır, bu günün insanı neyse bu günün insanına göre bu günün de hocası öyle.bu günün insanı neyse bu günün insanına göre bu günün de hocası öyle. Onun için sen o hocalara hor bakma,Onun için sen o hocalara hor bakma, o hocalar eğer olmasa dinin bugün tanesi bile olmazdı.o hocalar eğer olmasa dinin bugün tanesi bile olmazdı. Dinin danesi bile bulunmazdı.Dinin danesi bile bulunmazdı. Dini bize bugün kör topal öğreten yine onlardır işte.Dini bize bugün kör topal öğreten yine onlardır işte. Onun için onlara karşı hürmet, saygıyı da emreden yine dindir.Onun için onlara karşı hürmet, saygıyı da emreden yine dindir. Onun için onların evine gelip de bir dua etmesini,Onun için onların evine gelip de bir dua etmesini, insanın bir fırsat bile bilmesi lazım gelirken, bunu söylemedik.insanın bir fırsat bile bilmesi lazım gelirken, bunu söylemedik. Biz şimdi bayram geldi de söylüyoruz ama,Biz şimdi bayram geldi de söylüyoruz ama, bunu her zamanda söylüyoruz ama yine tesiri olmuyor.bunu her zamanda söylüyoruz ama yine tesiri olmuyor. Çünkü ölünün sözü adama fayda etmez.Çünkü ölünün sözü adama fayda etmez. Söz, diriden çıkarsa fayda eder.Söz, diriden çıkarsa fayda eder. Ölüden çıkan söz fayda etmez.Ölüden çıkan söz fayda etmez. Allah cümlemizi affetsin...

Allah cümlemizi affetsin...
Tevfikât-ı samadaniyesine mazhar etsin…Tevfikât-ı samadaniyesine mazhar etsin… Kâmilîn zümresine ilhâk eylesin… Kâmilîn zümresine ilhâk eylesin… O güzel Allahümme innî es’elüke îmâmen dâimen ve kâmilen.O güzel Allahümme innî es’elüke îmâmen dâimen ve kâmilen. Daim bir iman ile beraber imanın da kâmil olması makbül. Daim bir iman ile beraber imanın da kâmil olması makbül. Bostanın hamı bir şeye yaramıyor.

Bostanın hamı bir şeye yaramıyor.
Elmanın hamı bir şeye yaramıyor.Elmanın hamı bir şeye yaramıyor. Kavunun hamı bir şeye yaramıyor.Kavunun hamı bir şeye yaramıyor. Her şeyin olgunu isteniyor.Her şeyin olgunu isteniyor. Her şeyin olgunu istenirken insanın da imanda olgunu lazım.Her şeyin olgunu istenirken insanın da imanda olgunu lazım. Allah o olgun imanı cümlemize nasîb-i müyesser eylesin…

Allah o olgun imanı cümlemize nasîb-i müyesser eylesin…
Bu mübarek Ramazan hürmetine günahlarımızı affetsin…Bu mübarek Ramazan hürmetine günahlarımızı affetsin… Bir daha Ramazanlara daha güzel, şanlı bir şekilde erişip,Bir daha Ramazanlara daha güzel, şanlı bir şekilde erişip, daha güzel imanımızın kuvvetlenmesine vesile olacakdaha güzel imanımızın kuvvetlenmesine vesile olacak amelleri işlemek de nasîb-i müyesser eylesin…amelleri işlemek de nasîb-i müyesser eylesin… Bunun arkasından gelecek haccı da Cenâb-ı Hakk

Bunun arkasından gelecek haccı da Cenâb-ı Hakk
arzu edenlere, cümlemize de nasîb-i müyesser eylesin…arzu edenlere, cümlemize de nasîb-i müyesser eylesin… O Beytullah ayrı bir yer.

O Beytullah ayrı bir yer.
Bu iman kaymalı oralara Bu iman kaymalı oralara oralardan iman kaynağı olaraktan iman alınır da gelinir.oralardan iman kaynağı olaraktan iman alınır da gelinir. Ama ne yazık ki biz oraya gidiyoruz da ölü olarak gidiyoruz,Ama ne yazık ki biz oraya gidiyoruz da ölü olarak gidiyoruz, ölü olarak geliyoruz. ölü olarak geliyoruz. Halbuki oraya ölü gidip diri gelmek lazımken onu da beceremiyoruz.Halbuki oraya ölü gidip diri gelmek lazımken onu da beceremiyoruz. Orada da hatamız çok.Orada da hatamız çok. Oradaki gürültüye katılıyoruzOradaki gürültüye katılıyoruz ve bir şeyler anlayamadan geliyoruz. ve bir şeyler anlayamadan geliyoruz. Onun için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in

Onun için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
ruhaniyetinden, bak şimdi burada ne güzel söyledi:ruhaniyetinden, bak şimdi burada ne güzel söyledi: Yemenli'nin benden ne kadar uzakta olsun bendendir onlar dedi.

Yemenli'nin benden ne kadar uzakta olsun bendendir onlar dedi.
Onlar ne kadar uzakta olurlarsa olsun.Onlar ne kadar uzakta olurlarsa olsun. Ee, biz de daha kutup noktalarında bile olsak

Ee, biz de daha kutup noktalarında bile olsak
yine Resulullah ile beraberizdir O'nun ümmeti olduğumuz,yine Resulullah ile beraberizdir O'nun ümmeti olduğumuz, O'nun yolunda gittiğimiz müddetçe.O'nun yolunda gittiğimiz müddetçe. Orada uzaklık ve yakınlık denilen şey yok.Orada uzaklık ve yakınlık denilen şey yok. Elektrik nasıl suratlıysa,Elektrik nasıl suratlıysa, Peygamber'deki ruhaniyet suratı ondan daha fazladır.Peygamber'deki ruhaniyet suratı ondan daha fazladır. Allah cümlemizi affetsin...

Allah cümlemizi affetsin...
Rûhâniyet-i peygamberîden feyz alabilmek devletine,Rûhâniyet-i peygamberîden feyz alabilmek devletine, şerefine Cenâb-ı Hak cümlemizi nail etsin...şerefine Cenâb-ı Hak cümlemizi nail etsin... Onun için iki şey lazım:

Onun için iki şey lazım:
birisi lisân-ı zâkir bir de kalb-i şâkir.birisi lisân-ı zâkir bir de kalb-i şâkir. Lisân-ı zâkir olursa o zâkir lisânınlaLisân-ı zâkir olursa o zâkir lisânınla o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den feyz gelir.o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den feyz gelir. Nasıl?

Nasıl?
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed,

Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed,
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed diyerektenAllahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed diyerekten ve salât-ü selâmlarının çeşitlisi var.ve salât-ü selâmlarının çeşitlisi var. O çeşitli salât-u selâmları okursun.O çeşitli salât-u selâmları okursun. O salât-ü selâmlar dolayısıyla O salât-ü selâmlar dolayısıyla Peygamber de senin gönlüne projektörü tutar,Peygamber de senin gönlüne projektörü tutar, oradan kendi de müstefit, biz de müstefit oluruz.oradan kendi de müstefit, biz de müstefit oluruz. Allah cümlemizi affetsin...

Allah cümlemizi affetsin...
Tevfikât-ı samedaniyesine mazhar etsin...Tevfikât-ı samedaniyesine mazhar etsin... Dünya âhiretlerimizi mamur eylesin...Dünya âhiretlerimizi mamur eylesin... Hüsn-ü hâtimelerle dünyadan âhirete göçüşü de nasib-i müyesser eylesin...Hüsn-ü hâtimelerle dünyadan âhirete göçüşü de nasib-i müyesser eylesin... Geçmişlerimizi de mağfiret eylesin...

Geçmişlerimizi de mağfiret eylesin...
Seyyiatlarını da hasenâta tebdîl eylesin...Seyyiatlarını da hasenâta tebdîl eylesin... Allahümme innâ nes'elüke temâmen ni’meh

Allahümme innâ nes'elüke temâmen ni’meh
ve devâme’l-âfiyeh ve hüsne’l-hâtimeh.ve devâme’l-âfiyeh ve hüsne’l-hâtimeh. Bi-hurmeti’l-Fâtihah..Bi-hurmeti’l-Fâtihah..
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2