Namaz Vakitleri

5 Şa'bân 1447
24 January 2026
İmsak
06:46
Güneş
08:15
Öğle
13:21
İkindi
15:55
Akşam
18:18
Yatsı
19:41
Detaylı Arama

İman ve Amel Bütünlüğü

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İman ve Amel Bütünlüğü

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.

El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Ve'l âkıbetü lil müttekîn.Ve'l âkıbetü lil müttekîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâVe's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmain.Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmain. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullahİ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale'l-hedyive enne efdale'l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemhedyü Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atünve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalaletünve külle bid'atin dalaletün ve külle dalaletin fi'n-nârve külle dalaletin fi'n-nâr ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-Nebiyyive bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl:.sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl:. Küllü ne’îmin zâilün

Küllü ne’îmin zâilün
illâ ne’îme ehli’l-cenneti,illâ ne’îme ehli’l-cenneti, ve küllü hemmin münkatiunve küllü hemmin münkatiun illâ hemme ehli’n-nâri.illâ hemme ehli’n-nâri. Ve izâ amilte seyyietenVe izâ amilte seyyieten feetbi’hâ haseneten temhuhâ.feetbi’hâ haseneten temhuhâ. Hz. Enes radıyallahu anh'dan.

Hz. Enes radıyallahu anh'dan.
Bundan evvelki dersimizde,Bundan evvelki dersimizde, her ziyafet sahibi,her ziyafet sahibi, davetine, ziyafete davet ettiği insanların gelmesini ister.davetine, ziyafete davet ettiği insanların gelmesini ister. Ve onlardan memnun olur.Ve onlardan memnun olur. Benim hatırımı sayıyorlarmış daBenim hatırımı sayıyorlarmış da benim davetime icabet ettiler.benim davetime icabet ettiler. Davetnameler geliyor ya şimdi, nişanlar, nikâhlar,Davetnameler geliyor ya şimdi, nişanlar, nikâhlar, velimeler, haclar bunlara karşı meselavelimeler, haclar bunlara karşı mesela davetler geldi mi her sahibinin hoşuna gider.davetler geldi mi her sahibinin hoşuna gider. Misafirleri var, hatırımı sayıyorlarmış demek ki,

Misafirleri var, hatırımı sayıyorlarmış demek ki,
gelsinler hep diyerekten.gelsinler hep diyerekten. Cenâb-ı Hakk'ın da bir sofrası var,Cenâb-ı Hakk'ın da bir sofrası var, o sofrasına bizi davet eder.o sofrasına bizi davet eder. Cenâb-ı Hakk'ın teşbih sofrasıCenâb-ı Hakk'ın teşbih sofrası Kur'an-ı Azimüşşan'dır.Kur'an-ı Azimüşşan'dır. Kur'an-ı Azimüşşan'dan nasip alamayanlarKur'an-ı Azimüşşan'dan nasip alamayanlar nasıl tabir ederseniz bilmem artık.nasıl tabir ederseniz bilmem artık. En büyük nimet, Hz. Allah-u Teâlâ'nın ziyafetidir yani.En büyük nimet, Hz. Allah-u Teâlâ'nın ziyafetidir yani. Herkes bir ziyafet yapar.Herkes bir ziyafet yapar. Fakat bu ziyafetlerden en büyüğüFakat bu ziyafetlerden en büyüğü Cenâb-ı Hakk'ın ziyafetidir.Cenâb-ı Hakk'ın ziyafetidir. O ziyafet de Kur'an ziyafetidir.O ziyafet de Kur'an ziyafetidir. Kur'an ziyafetinden nasip alamayan insanların

Kur'an ziyafetinden nasip alamayan insanların
ömrüne acımaktan başka çaremiz yok.ömrüne acımaktan başka çaremiz yok. Allah hepimize merhamet eylesin…Allah hepimize merhamet eylesin… Aziz kardeş!

Aziz kardeş!
Ömür denince işte 1 sene, 10 sene, 50 sene, 100 sene.Ömür denince işte 1 sene, 10 sene, 50 sene, 100 sene. Öyle değil.Öyle değil. Ömür, şu aldığımız nefesler yok muÖmür, şu aldığımız nefesler yok mu o nefesler ömürden ibarettir.o nefesler ömürden ibarettir. Her bir nefes bir ömürdür.Her bir nefes bir ömürdür. Nasıl ki şu camiyi görüyorsunuz,Nasıl ki şu camiyi görüyorsunuz, bir sürü taşlardan teşekkül etmiştir.bir sürü taşlardan teşekkül etmiştir. Vücut da öyle, birçok parçalardan.Vücut da öyle, birçok parçalardan. Bu parçaların her birisiBu parçaların her birisi bu caminin durmasına sebep oluyor.bu caminin durmasına sebep oluyor. Söktükçe bir tanesini, birini sökersin,Söktükçe bir tanesini, birini sökersin, ikisini sökersin derken derken bir gün gelir, güm diye göçer.ikisini sökersin derken derken bir gün gelir, güm diye göçer. Tahammülü kalmaz.Tahammülü kalmaz. Bu ömürler gidiyor yani.Bu ömürler gidiyor yani. Taşlar, nasıl alındıkçaTaşlar, nasıl alındıkça cami göçmeye mahkûm ise,cami göçmeye mahkûm ise, bu verdiğiniz nefesler de bitincebu verdiğiniz nefesler de bitince vücut da göçmeye mahkûmdur.vücut da göçmeye mahkûmdur. Bu aldığımız nefesler ömürden sayılınca,Bu aldığımız nefesler ömürden sayılınca, bu nefeslerin her birisinibu nefeslerin her birisini o kadar dikkatle alıp vermek lazım kio kadar dikkatle alıp vermek lazım ki o kadar dikkatle alıp vermek lazım ki boşa gitmesin.o kadar dikkatle alıp vermek lazım ki boşa gitmesin. Çünkü ömür gidiyor boşa.Çünkü ömür gidiyor boşa. Ömrün boşa gitmemesi için en çok dikkat edeceğimiz şey,Ömrün boşa gitmemesi için en çok dikkat edeceğimiz şey, nefeslerimizi de boşa harcamamak.nefeslerimizi de boşa harcamamak. Allah'ın rızasının hoşnut olacağı şeyler nelerse,Allah'ın rızasının hoşnut olacağı şeyler nelerse, ibadet, taat, hayr-u hasenat, ömür burada harcanırsaibadet, taat, hayr-u hasenat, ömür burada harcanırsa ne mutlu o ömürlere.ne mutlu o ömürlere. Ömür eğer Allah Teâlâ'nın rızası olmayanÖmür eğer Allah Teâlâ'nın rızası olmayan taatın gayrıdaki masiyet yollarındataatın gayrıdaki masiyet yollarında zayi oluyorsa ne yazık bu vücudun sahibine.zayi oluyorsa ne yazık bu vücudun sahibine. Onun için dedik ki: Küllü ne’îmi zâilün.

Onun için dedik ki: Küllü ne’îmi zâilün.
Ne kadar nimet varsa, en büyük nimetler şunda bunda.Ne kadar nimet varsa, en büyük nimetler şunda bunda. Bu nimetlerin hepsi zâildir, gidicidir yani, durmaz.Bu nimetlerin hepsi zâildir, gidicidir yani, durmaz. Nasıl gölge durmuyorsa, gölge durur mu?Nasıl gölge durmuyorsa, gölge durur mu? Durmaz, nasıl böyle gidiyorsa,Durmaz, nasıl böyle gidiyorsa, bütün hayatta böyle gidiyor işte.bütün hayatta böyle gidiyor işte. Gölge durmadığı gibi nimet de durmaz.Gölge durmadığı gibi nimet de durmaz. Ama bugün üç gün, beş gün senin elinde, senin onun ileAma bugün üç gün, beş gün senin elinde, senin onun ile meşgul olursun.meşgul olursun. Ama bir gün muhakkak gidecek elinden.Ama bir gün muhakkak gidecek elinden. İllâ ne’îme ehli’l-cenneti.

İllâ ne’îme ehli’l-cenneti.
Ancak ehl-i cennet'in nimetine zeval yok.Ancak ehl-i cennet'in nimetine zeval yok. Binâenaleyh, bu dünyada kazanacağın,Binâenaleyh, bu dünyada kazanacağın, senin ne kadar hoşuna giden şeyler varsa,senin ne kadar hoşuna giden şeyler varsa, iyi bilmelidir ki bunların hepsi elden gidecek.iyi bilmelidir ki bunların hepsi elden gidecek. İster hayatında gitsin,İster hayatında gitsin, ister göz yumduktan sonra gitsin.ister göz yumduktan sonra gitsin. Ne zaman olsa elinden gidecektir.Ne zaman olsa elinden gidecektir. Binâenaleyh, elinden gitmeyecek olan nimet, ahiret nimetidir.Binâenaleyh, elinden gitmeyecek olan nimet, ahiret nimetidir. Binâenaleyh, ömrü bu ahiret nimetlerininBinâenaleyh, ömrü bu ahiret nimetlerinin ele geçirilebilmesi için gayret etmek lazım.ele geçirilebilmesi için gayret etmek lazım. O da bize düşen bir vazife.O da bize düşen bir vazife. Ve küllü hemmin.

Ve küllü hemmin.
Ne kadar dert, musibet, sıkıntı, meşakkat varsa var, olsun.Ne kadar dert, musibet, sıkıntı, meşakkat varsa var, olsun. Münkati’un.Münkati’un. Bir gün gelir ondan da kurtulursun.Bir gün gelir ondan da kurtulursun. Gerek bir sebep hâlk olur,Gerek bir sebep hâlk olur, gerek en nihayet ölüm sebebiyle ayrılırsın,gerek en nihayet ölüm sebebiyle ayrılırsın, oda biter gider.oda biter gider. İllâ hemme ehli’n-nâri.İllâ hemme ehli’n-nâri. Ancak cehenneme girenlerin derdi bitmez.Ancak cehenneme girenlerin derdi bitmez. Cennete gidenlerin nasıl nimete kavuşuyorlarsaCennete gidenlerin nasıl nimete kavuşuyorlarsa ebedi bir nimete kavuşuyorlar, ebediyet var.ebedi bir nimete kavuşuyorlar, ebediyet var. Bu ebedi nimetin içerisinde kavuştuklarından dolayıBu ebedi nimetin içerisinde kavuştuklarından dolayı sürur içerisindedirler.sürur içerisindedirler. Ehl-i cehennemde ebediyen felaket içerisindedirler.Ehl-i cehennemde ebediyen felaket içerisindedirler. Çünkü Allah-u Teâlâ'nın verdiği o güzelÇünkü Allah-u Teâlâ'nın verdiği o güzel nefes, nefsi, aldığımız nefesleri boşuna harcadık.nefes, nefsi, aldığımız nefesleri boşuna harcadık. Bir insanın aziz kardeş altını olur, yakutu olur,

Bir insanın aziz kardeş altını olur, yakutu olur,
daha neleri varsa olur.daha neleri varsa olur. Kaybedersin.Kaybedersin. Düşürürsün, acınırsın.Düşürürsün, acınırsın. Zararı yok.Zararı yok. Yine Allah'ın verdiği kuvvet ve kudretleYine Allah'ın verdiği kuvvet ve kudretle daha iyisini kazanabilirsin ya.daha iyisini kazanabilirsin ya. Fakat ömrünün bir nefesini geriye almanın imkânı var mı?Fakat ömrünün bir nefesini geriye almanın imkânı var mı? Giden nefes gitmiştir.Giden nefes gitmiştir. Yani eldeki servet gitmiştir bir daha dönmemek için.Yani eldeki servet gitmiştir bir daha dönmemek için. Bu nefeslerin her birisi birer servettir.Bu nefeslerin her birisi birer servettir. Bu serveti boşa harcama.Bu serveti boşa harcama. Nasıl ki insan parasınıNasıl ki insan parasını cebinden almış sokaklara, çamurlara döküpcebinden almış sokaklara, çamurlara döküp gidiyor, o adama ne derler?gidiyor, o adama ne derler? Deli derler ya bu adam kazandığı bu parayı

Deli derler ya bu adam kazandığı bu parayı
nasıl atıyor çamurların içerisine,nasıl atıyor çamurların içerisine, denizlere, şuralara, buralara, boş yerlere.denizlere, şuralara, buralara, boş yerlere. İşte nefis paralarını, servetlerini böyle boş yere harcayanİşte nefis paralarını, servetlerini böyle boş yere harcayan insanlara nasıl acırsak,insanlara nasıl acırsak, nefeslerini de böyle boş yere harcayan insanlaranefeslerini de böyle boş yere harcayan insanlara ondan daha çok acımak lazım.ondan daha çok acımak lazım. Çünkü para bulunur, nefes bulunmaz bir daha.Çünkü para bulunur, nefes bulunmaz bir daha. Gitti o nefes.Gitti o nefes. Tazesi geliyor yerine.Tazesi geliyor yerine. Fakat bu Allah yolunda harcanan nefesler,Fakat bu Allah yolunda harcanan nefesler, insanın bil ahirin cennete girmesineinsanın bil ahirin cennete girmesine ve ebedi saadete kavuşmasına vesile olur.ve ebedi saadete kavuşmasına vesile olur. Bilakis, nefeslerini boşa harcayan insanlarınBilakis, nefeslerini boşa harcayan insanların ebediyette dertleri bitmez.ebediyette dertleri bitmez. Dünyada da bitmez, ahirette de bitmez.Dünyada da bitmez, ahirette de bitmez. Binâenaleyh, Ve izâ amilte seyyieten.

Binâenaleyh, Ve izâ amilte seyyieten.
Beşeriyet iktizasıyla şeytanınBeşeriyet iktizasıyla şeytanın şerrine uğradın da bir gaza, bir hata yaptın.şerrine uğradın da bir gaza, bir hata yaptın. Bir seyyie işledin, günah işledin.Bir seyyie işledin, günah işledin. Fe-etbi’hâ haseneten temhuhâ.

Fe-etbi’hâ haseneten temhuhâ.
Arkasından derhal onun bir iyilik yap kiArkasından derhal onun bir iyilik yap ki derhal bir iyilik yap ki onu sildiresin.derhal bir iyilik yap ki onu sildiresin. İyilikler, silgi yerindedir.İyilikler, silgi yerindedir. Namazlar, ibadetler, abdestler,Namazlar, ibadetler, abdestler, taharetler, oruçlar, işte haclar vs.taharetler, oruçlar, işte haclar vs. bütün hayırlar hasenattır,bütün hayırlar hasenattır, seyyiatları mahveder.seyyiatları mahveder. Onun için:

Onun için:
İnne’l-hasenâti yüzhibne’s-seyyiâti,İnne’l-hasenâti yüzhibne’s-seyyiâti, zâlike zikrâ li’z-zâkirîn.zâlike zikrâ li’z-zâkirîn. Cenâb-ı Hakk'ın fermanı.

Cenâb-ı Hakk'ın fermanı.
Hasenatlar daima, seyyiâtları mahveder.Hasenatlar daima, seyyiâtları mahveder. Onun için hasene daima işleyen insan,Onun için hasene daima işleyen insan, ara sıra da hatası olsa da küçük hatalar,ara sıra da hatası olsa da küçük hatalar, onlar arada erir gider.onlar arada erir gider. Güneşin altında karın eridiği gibi.Güneşin altında karın eridiği gibi. Onun için Allah hepimizi affetsin.

Onun için Allah hepimizi affetsin.
Tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin.Tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin. Şu verdiği nefesleriŞu verdiği nefesleri yerli yerinde harcayabilecekyerli yerinde harcayabilecek aklı ve idraki de versin.aklı ve idraki de versin. Dünyanın nimetleri zahir, gidiyor.

Dünyanın nimetleri zahir, gidiyor.
E onların peşinden namazı kılamazsanE onların peşinden namazı kılamazsan orucunu tutamazsan, hayır hasenatını yapamazsan,orucunu tutamazsan, hayır hasenatını yapamazsan, yazık değil mi o nefesleri böyle boşuna harcamak?yazık değil mi o nefesleri böyle boşuna harcamak? Elbette büyük bir felaket.Elbette büyük bir felaket. Şu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in,Şu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Allah hepsinden razı olsun ki o Enes bunu bize duyuruyor şimdi.Allah hepsinden razı olsun ki o Enes bunu bize duyuruyor şimdi. Resûlullah’ın bu mübarek sözünü duyuyor, bizi uyandırıyor.Resûlullah’ın bu mübarek sözünü duyuyor, bizi uyandırıyor. Allah da içimize feyzini,Allah da içimize feyzini, bereketini, lütfunu, tevfîkini ihsan buyursun dabereketini, lütfunu, tevfîkini ihsan buyursun da bu nefeslerimizi boşa harcamamayıbu nefeslerimizi boşa harcamamayı bize öğrenelim, anlayalım.bize öğrenelim, anlayalım. Yoksa öyle bir gafletin içerisindeyiz kiYoksa öyle bir gafletin içerisindeyiz ki insan çok acıyor.insan çok acıyor. Bakınız.

Bakınız.
Küllüküm râ’in ve küllüküm mes’ulün

Küllüküm râ’in ve küllüküm mes’ulün
an ra’iyyetihî.an ra’iyyetihî. Bir çoban, önüne kattığı elli, yüz koyun, iki yüz koyun.Bir çoban, önüne kattığı elli, yüz koyun, iki yüz koyun. Çoban onun, onların her birisinden mesuldür.Çoban onun, onların her birisinden mesuldür. Onu vaktiyle yiyip yedirecek,Onu vaktiyle yiyip yedirecek, kaldıracak, gölgeliğe götürecek,kaldıracak, gölgeliğe götürecek, suyu geldiği vakitte suyunu götürecek, içirecek,suyu geldiği vakitte suyunu götürecek, içirecek, ihtiyaçlarını nelerse yapacak,ihtiyaçlarını nelerse yapacak, kurtlardan koruyacak, efendim,kurtlardan koruyacak, efendim, vazifesini yapacak.vazifesini yapacak. O bir çoban ki,O bir çoban ki, muayyetine, eline almış olduğu bir sürününmuayyetine, eline almış olduğu bir sürünün koyununun her birisinden mesul iken,koyununun her birisinden mesul iken, bu insan, bu insanoğlu mesul olmasın olur mu?bu insan, bu insanoğlu mesul olmasın olur mu? Bir çoban bütün sürüden mesul olur da

Bir çoban bütün sürüden mesul olur da
bir insan etrafındaki efrâd-ı ailesinin ki sürüsüdür,bir insan etrafındaki efrâd-ı ailesinin ki sürüsüdür, onlardan mesul olmasın olur mu?onlardan mesul olmasın olur mu? Onun için küllüküm hepimiz mesuliyet altındasınız.Onun için küllüküm hepimiz mesuliyet altındasınız. Hepimiz yani.Hepimiz yani. Hepimiz bir mesuliyet altındayız.Hepimiz bir mesuliyet altındayız. Evlatlarımızdan, kardeşlerimizden,Evlatlarımızdan, kardeşlerimizden, teyze, akraba-u taallukatlarımızdan,teyze, akraba-u taallukatlarımızdan, komşularımızdan, dostlarımızdan,komşularımızdan, dostlarımızdan, her birisi için sorguya çekileceğiz.her birisi için sorguya çekileceğiz. Yalnız kendimiz için değil.Yalnız kendimiz için değil. Sen şunu yapmadın, bunu yapmadın, yalnız onunla kalmıyor.Sen şunu yapmadın, bunu yapmadın, yalnız onunla kalmıyor. Sen bu evladını niçin İslâm dairesinde yetiştirmedin?Sen bu evladını niçin İslâm dairesinde yetiştirmedin? Bu sorgu da var, babaların en başlıca sorgularından birisi de olur.Bu sorgu da var, babaların en başlıca sorgularından birisi de olur. Çünkü her çocuk doğarken,Çünkü her çocuk doğarken, ister şarkta doğsun, ister garpta doğsun,ister şarkta doğsun, ister garpta doğsun, ister Fransa'da doğsun, ister Çin'de doğsun.ister Fransa'da doğsun, ister Çin'de doğsun. Her doğan Müslüman fıtratı, yaratılışı Müslümanlık üzerinedir.Her doğan Müslüman fıtratı, yaratılışı Müslümanlık üzerinedir. Fıtrat-ı İlâhiye,Fıtrat-ı İlâhiye, onu İslâm fıtratı üzerinde doğar doğduğu vakitte.onu İslâm fıtratı üzerinde doğar doğduğu vakitte. Sonra onun başındaki mesul olan kimseSonra onun başındaki mesul olan kimse ona ne yönü verirse o yöne gider çocuk.ona ne yönü verirse o yöne gider çocuk. Yahudi’nin elindeki Yahudi çocuğu olur.Yahudi’nin elindeki Yahudi çocuğu olur. Nasrânî’nin elindeki Nasrânî çocuğu olur.Nasrânî’nin elindeki Nasrânî çocuğu olur. Mecusi'nin elindeki Mecusi olur.Mecusi'nin elindeki Mecusi olur. Ya Müslümanın elindeki, niçin Müslüman olmasın?Ya Müslümanın elindeki, niçin Müslüman olmasın? Niçin Müslüman olmuyor, Müslüman memleketinde doğuyor.

Niçin Müslüman olmuyor, Müslüman memleketinde doğuyor.
Baba Müslüman, anne Müslüman, akraba Müslüman,Baba Müslüman, anne Müslüman, akraba Müslüman, bakıyorsun o çocuğun Müslümanlıktan haberi de yok,bakıyorsun o çocuğun Müslümanlıktan haberi de yok, Müslümanlar bu durumda.Müslümanlar bu durumda. Bunun mesulü çocuk, yalnız çocuk mu?Bunun mesulü çocuk, yalnız çocuk mu? Hayır, o çocuğun velisi de bundan mesul.

Hayır, o çocuğun velisi de bundan mesul.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek sözü.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek sözü. Binâenaleyh, bunu nazar-ı dikkate alaraktanBinâenaleyh, bunu nazar-ı dikkate alaraktan hemen istikbal parada değil.hemen istikbal parada değil. İstikbal ahirette.İstikbal ahirette. Bu senin para diye koştuğun şey, zâil olacak.Bu senin para diye koştuğun şey, zâil olacak. Gölge nasıl gidiyorsa,Gölge nasıl gidiyorsa, akşam güneş batar, gölge de biter.akşam güneş batar, gölge de biter. Bu nasıl bitiyorsa, binâenaleyh, dünyanın bütünBu nasıl bitiyorsa, binâenaleyh, dünyanın bütün nimetleri böyle bitecek.nimetleri böyle bitecek. Buna önem vermek bu kadar olmaz.Buna önem vermek bu kadar olmaz. Buna önem verip de Allah'ın rızasını terk etmek,Buna önem verip de Allah'ın rızasını terk etmek, akılsızlıktan ibarettir.akılsızlıktan ibarettir. Cenâb-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem

Cenâb-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
Mekke'den Medine'ye hicret eder, geldiler.Mekke'den Medine'ye hicret eder, geldiler. Fakat düşman durmadı tabi.Fakat düşman durmadı tabi. Bunların kökünü kazımak lazım dedi.Bunların kökünü kazımak lazım dedi. İslamiyet başımıza bela olacak sonra dedi.İslamiyet başımıza bela olacak sonra dedi. Büyük bir ordusuyla Medine'ye doğru hücuma gelmeye başladı.Büyük bir ordusuyla Medine'ye doğru hücuma gelmeye başladı. Bereket ki o gün vasıta yok.Bereket ki o gün vasıta yok. Develerle gelecekler, on, on beş gün sürecek.Develerle gelecekler, on, on beş gün sürecek. Tabi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu haberi duydu.Tabi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu haberi duydu. Ashabına dedi ki, e geliyor bak şimdi düşman.Ashabına dedi ki, e geliyor bak şimdi düşman. Bizim de ona karşı kuvvetimiz yok, duracak kuvvetimiz yok.Bizim de ona karşı kuvvetimiz yok, duracak kuvvetimiz yok. Yeni türemiş bir İslâm zümresi.Yeni türemiş bir İslâm zümresi. Ne yapalım?Ne yapalım? Müdafaadan başka çare yok.

Müdafaadan başka çare yok.
Selmân-ı Fârisî, Acemistan'dan gelmiş Müslümandır.Selmân-ı Fârisî, Acemistan'dan gelmiş Müslümandır. Dedi biz de böyle harp zamanlarında sıkışıncaDedi biz de böyle harp zamanlarında sıkışınca hendekler kazardık dedi.hendekler kazardık dedi. Düşman geçemesin diyerekten.Düşman geçemesin diyerekten. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i münasip gördü.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i münasip gördü. Başladılar hendek kazmaya.Başladılar hendek kazmaya. Hendek muharebesi adı da.Hendek muharebesi adı da. Hendekler kazılıyor.Hendekler kazılıyor. Tabi az asker, 300 kişiden ibaret Müslüman askeri.Tabi az asker, 300 kişiden ibaret Müslüman askeri. Orada hendek kazıyorlar.Orada hendek kazıyorlar. Asker değil yani bunlar.Asker değil yani bunlar. Hep o günün Müslümanları yani.Hep o günün Müslümanları yani. 60'lık, 70'lik, 80'lik, hepsi60'lık, 70'lik, 80'lik, hepsi 15'lik, 20'lik yaşlarındaki insanlar orada çalışıyorlar.15'lik, 20'lik yaşlarındaki insanlar orada çalışıyorlar. Ama nasıl?Ama nasıl? Aç susuz.

Aç susuz.
Öyle bol yemek, bol içmek, bol şey yok.Öyle bol yemek, bol içmek, bol şey yok. O ayrı bir mesele şimdi söyleyeceğim.O ayrı bir mesele şimdi söyleyeceğim. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, o da çalışıyor.Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, o da çalışıyor. Bir taş var, kıramadılar.Bir taş var, kıramadılar. Şeyin içerisinde, sallallahu aleyhi ve sellem,Şeyin içerisinde, sallallahu aleyhi ve sellem, buna vurunca darmadağın etti.buna vurunca darmadağın etti. O zaman dedi ki,O zaman dedi ki, Lâ ayşe illâ ayşü'l-âhira.

Lâ ayşe illâ ayşü'l-âhira.
Hayat ancak ahiret hayatıdır.Hayat ancak ahiret hayatıdır. Aldanmayın başka şeye.Aldanmayın başka şeye. Hayat ancak ahiret hayatıdır.Hayat ancak ahiret hayatıdır. Bizi de Allah-u Celle ve Alâ buraya yollamış,Bizi de Allah-u Celle ve Alâ buraya yollamış, o ahiret hayatını kazanmak için.o ahiret hayatını kazanmak için. Binâenaleyh gaflete düşer de şimdi burada niye çalışıyoruz,

Binâenaleyh gaflete düşer de şimdi burada niye çalışıyoruz,
bu düşmanlar gelecekse gelsinler varsın, ne yapalımbu düşmanlar gelecekse gelsinler varsın, ne yapalım der de hayat-ü dünyayı tercih etmenizder de hayat-ü dünyayı tercih etmeniz akıllı bir insanın işi değildir.akıllı bir insanın işi değildir. Yorulacağız, yorulalım, zararı yok biraz amaYorulacağız, yorulalım, zararı yok biraz ama meşakkatte çekelim ama.meşakkatte çekelim ama. Bu Allah rızası için yapılan emektir.Bu Allah rızası için yapılan emektir. Düşmanın içimize girmesine mâni olacak setleri yapıyoruz.Düşmanın içimize girmesine mâni olacak setleri yapıyoruz. O setleri yapmak her gün her Müslümanın vazifesi.O setleri yapmak her gün her Müslümanın vazifesi. Evimize o girdikten sonra ne yapacaksın onu?Evimize o girdikten sonra ne yapacaksın onu? Allah muhafaza etsin.Allah muhafaza etsin. Önümüzdeki muharebe devirlerini biliyorsunuz ki Yunan

Önümüzdeki muharebe devirlerini biliyorsunuz ki Yunan
ta Ankara'ya kadar yaklaştı.ta Ankara'ya kadar yaklaştı. Geldi.Geldi. Çıkarması kolay mı oldu?Çıkarması kolay mı oldu? Ne kadar vücut, kan, şehid verdik.Ne kadar vücut, kan, şehid verdik. Ne kadar kimseler sakat kaldı.Ne kadar kimseler sakat kaldı. Ne kadar analar, babalar, neler oldu,Ne kadar analar, babalar, neler oldu, ne kadar fedakârlıklar yapıldı da.ne kadar fedakârlıklar yapıldı da. E Allah muvaffakiyet vermedi elhamdülillah.

E Allah muvaffakiyet vermedi elhamdülillah.
Defoldu gitti.Defoldu gitti. Biz deseydik ki efendim senin burada ne işin var?Biz deseydik ki efendim senin burada ne işin var? Senin memleketin neresi?Senin memleketin neresi? Git Yunanistan'a, ne geliyorsun buraya?Git Yunanistan'a, ne geliyorsun buraya? Anlar mı adam bundan bir şey, anlar mı yani?Anlar mı adam bundan bir şey, anlar mı yani? Ne kadar bağırsak, çağırsak hiç kulağına bile komaz.

Ne kadar bağırsak, çağırsak hiç kulağına bile komaz.
Süngüsü elinde, topu elinde.Süngüsü elinde, topu elinde. Daha vurur gider ileriye doğru.Daha vurur gider ileriye doğru. Onun karşısında durmak için kurban edeceğiz canlarımızı ki,Onun karşısında durmak için kurban edeceğiz canlarımızı ki, çoluğumuz çocuğumuz rahat etsin bu memlekette diyerekten.çoluğumuz çocuğumuz rahat etsin bu memlekette diyerekten. Canını kıyamayan, kurban edemeyenCanını kıyamayan, kurban edemeyen elbette gelir o burada oturur,elbette gelir o burada oturur, ondan sonra Yunan bayrağının altında yaşarsın.ondan sonra Yunan bayrağının altında yaşarsın. Ondan sonra kin saçanları dinle dur.Ondan sonra kin saçanları dinle dur. Binâenaleyh küllüküm mesulün an ra’iyyetihî.

Binâenaleyh küllüküm mesulün an ra’iyyetihî.
Hepiniz güttüğünüzden mesulsünüz.Hepiniz güttüğünüzden mesulsünüz. Çoluk, çocuk, karı, evlat neler varsa.Çoluk, çocuk, karı, evlat neler varsa. Ta bu mesuliyet üst kademeden başlar,Ta bu mesuliyet üst kademeden başlar, en aşağı kademeye kadar.en aşağı kademeye kadar. Hepimize şamil.Hepimize şamil. Hepimize şamil.Hepimize şamil. İmam olmak da kolay, ne olacak?İmam olmak da kolay, ne olacak? Kur'an'ı belledin miydi mes'ele-i fıkhiyeyi de belledin miydi gidersin.

Kur'an'ı belledin miydi mes'ele-i fıkhiyeyi de belledin miydi gidersin.
Allah-u Ekber olmaz bu kadar.Allah-u Ekber olmaz bu kadar. Herkes mesul.Herkes mesul. O da cemaatinden mesuldür.O da cemaatinden mesuldür. Cemaatinin içerisinde namaz nasıl kılınır,Cemaatinin içerisinde namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, onları öğretmekle mükellef.oruç nasıl tutulur, onları öğretmekle mükellef. Esasad-ı diniyyede neler varsaEsasad-ı diniyyede neler varsa bunları söyleyecek, öğretecek, çoluklarına,bunları söyleyecek, öğretecek, çoluklarına, çocuklarına hepsini gözetleyecek.çocuklarına hepsini gözetleyecek. İmam-u râ'in, imam.

İmam-u râ'in, imam.
İmam değil bu yalnız namaz kıldırana da demezler.İmam değil bu yalnız namaz kıldırana da demezler. İmam diye reisi cumhurlara derler.İmam diye reisi cumhurlara derler. Kralların, reisicumhurlarının, padişahlarının adı da imam.Kralların, reisicumhurlarının, padişahlarının adı da imam. Râ'in, o da gözleyici.

Râ'in, o da gözleyici.
Ve hüve mes’ûlün an ra’iyyetihî.Ve hüve mes’ûlün an ra’iyyetihî. O bütün tebasından mesul.O bütün tebasından mesul. Ben buradaki camiden on beş,Ben buradaki camiden on beş, elli kişiden mesulsem, o da kırk milyon insanınelli kişiden mesulsem, o da kırk milyon insanın hayatından mesul.hayatından mesul. Her türlüsünden.Her türlüsünden. Ve’r-racülü.

Ve’r-racülü.
Döndü aşağıya Ve’r-racülü râ’in fî ehlihîDöndü aşağıya Ve’r-racülü râ’in fî ehlihî ve hüve mes’ûlün an ra’iyyetihî.ve hüve mes’ûlün an ra’iyyetihî. Efendi erkek, o da evinden mesul,Efendi erkek, o da evinden mesul, ailesinden mesul, ailesine mesul, ona nasihat edecek,ailesinden mesul, ailesine mesul, ona nasihat edecek, ders verecek, iman böyle olur,ders verecek, iman böyle olur, İslâmiyet böyle olur öğretecekİslâmiyet böyle olur öğretecek ve onu İslâm yolunda yaşatacak,ve onu İslâm yolunda yaşatacak, İslâm'ın icapları ne ise.İslâm'ın icapları ne ise. Ve’l-mer’etü ra’iyetün fî beyti zevcihâ.

Ve’l-mer’etü ra’iyetün fî beyti zevcihâ.
Kadın da evinden mesul.Kadın da evinden mesul. O da erkeğinin evinde ne hizmeti varsa,O da erkeğinin evinde ne hizmeti varsa, o da o hizmetleri yapmakla mesul.o da o hizmetleri yapmakla mesul. O da hizmetinde noksanlık yaparsa,O da hizmetinde noksanlık yaparsa, o da ondan mesul.o da ondan mesul. Çocuğun bakımına, yetişmesine,Çocuğun bakımına, yetişmesine, terbiyesine, okumasına, dindar olmasınaterbiyesine, okumasına, dindar olmasına anne de hizmet edecek.anne de hizmet edecek. Baba parasını getirecek,Baba parasını getirecek, çalışacak ekmeğini getirecek,çalışacak ekmeğini getirecek, anne de onların hizmetiyle meşgul olacak.anne de onların hizmetiyle meşgul olacak. Eğer o da keyfine sokaklarda gezmeye alışmışsa,Eğer o da keyfine sokaklarda gezmeye alışmışsa, ihmal edip gidiveriyorsa o da ondan mesuldür.ihmal edip gidiveriyorsa o da ondan mesuldür. Ahirette çekecek cezasını.Ahirette çekecek cezasını. Ve hiye mesûletün an ra’iyyetihâ.

Ve hiye mesûletün an ra’iyyetihâ.
Kadın da mükellef olduğu hizmetlerden dolayı o da mes'ûl.Kadın da mükellef olduğu hizmetlerden dolayı o da mes'ûl. Ne kadar bakınız.Ne kadar bakınız. Ve’l-hâdimü.Ve’l-hâdimü. Hizmetkâr da mesul.Hizmetkâr da mesul. Fî mâli seyyidihî.Fî mâli seyyidihî. Efendisinin malından bu hizmetkâr da mesul.Efendisinin malından bu hizmetkâr da mesul. Bir hizmetçi tutmuşsunuz, işte şu işleri yapacaksınız diyorsunuz.Bir hizmetçi tutmuşsunuz, işte şu işleri yapacaksınız diyorsunuz. O da o işleri yapmakla mükellef ve ondan mesuldür.O da o işleri yapmakla mükellef ve ondan mesuldür. Ve hüve mesûlün an ra’iyyetihî.

Ve hüve mesûlün an ra’iyyetihî.
Ve’r-racülü râ’in fî mâli ebîhi.Ve’r-racülü râ’in fî mâli ebîhi. Babasının malından çocuk da mesul.Babasının malından çocuk da mesul. Çocuk, babasının malını, babası yaşlanmış, ihtiyarlamış,Çocuk, babasının malını, babası yaşlanmış, ihtiyarlamış, belki hesabını kitabını iyi beceremiyor,belki hesabını kitabını iyi beceremiyor, o da mesul, çocuk onu takip edecek,o da mesul, çocuk onu takip edecek, babasının malını daha çoğaltmaya çalışacak,babasının malını daha çoğaltmaya çalışacak, zayi ettirmeyecek.zayi ettirmeyecek. Binaenaaleyh, ve hüve mesûlün an ra’iyyetihî.

Binaenaaleyh, ve hüve mesûlün an ra’iyyetihî.
Ve küllüküm mesûlün an ra’iyyetihî.Ve küllüküm mesûlün an ra’iyyetihî. Binâenaleyh kısası lafın, hepiniz mesuliyet altındasınız.Binâenaleyh kısası lafın, hepiniz mesuliyet altındasınız. Hepimiz mes'uliyet altındayız.Hepimiz mes'uliyet altındayız. Ve küllüküm mesûlün an ra’iyyetihî.Ve küllüküm mesûlün an ra’iyyetihî. Hepimiz de burada zamir hitap ise deHepimiz de burada zamir hitap ise de kendimizi de katıyoruz.kendimizi de katıyoruz. Bütün hepimiz bu mesuliyetin altındayız.Bütün hepimiz bu mesuliyetin altındayız. Her bakımdan.Her bakımdan. Hatta aşağıda gelecek bir yabancı insan,Hatta aşağıda gelecek bir yabancı insan, gel biz beş dakika, on dakika bir sohbet ediyoruz.gel biz beş dakika, on dakika bir sohbet ediyoruz. Nerelisin?

Nerelisin?
Nereden geldin? Adın ne senin? Filan.Nereden geldin? Adın ne senin? Filan. Niye geldin? Şu için geldim, bu için geldim.Niye geldin? Şu için geldim, bu için geldim. Ona o beş dakika zarfındaOna o beş dakika zarfında iman-ı İslâmiyet'ten, âdâb-ı İslâmiye’den,iman-ı İslâmiyet'ten, âdâb-ı İslâmiye’den, bahsetmekten ondan da mesulsün.bahsetmekten ondan da mesulsün. Ondan da mesulsün.Ondan da mesulsün. O kardeşini niçin bırakıyorsun öyleO kardeşini niçin bırakıyorsun öyle keyfine boşuna?keyfine boşuna? Ona da anlatacaksın.Ona da anlatacaksın. Yavrum bak, İslaâmiyet'te şunlar var, bunlar var.Yavrum bak, İslaâmiyet'te şunlar var, bunlar var. Güzel güzel, tatlı tatlıGüzel güzel, tatlı tatlı onu da ikaz etmek mecburiyetindeyiz.onu da ikaz etmek mecburiyetindeyiz. Onu beş, on dakikalık fırsattan istifade ederekOnu beş, on dakikalık fırsattan istifade ederek onu ikaz etmesek ondan da mesulüz.onu ikaz etmesek ondan da mesulüz. Akşam da gelecek.Akşam da gelecek. Küllüküm yühibbü en yedhule’l-cennete.

Küllüküm yühibbü en yedhule’l-cennete.
Sizin hepiniz cennete girmeyi istiyorsunuz değil mi ya?Sizin hepiniz cennete girmeyi istiyorsunuz değil mi ya? Hepimiz elbette canımızı istiyoruz, orda yaşayalım, rahat edelim.Hepimiz elbette canımızı istiyoruz, orda yaşayalım, rahat edelim. Kâlû: Neam.Kâlû: Neam. Ashâb-ı kirâm dediler ki, evet Yâ Rasûlullâh!Ashâb-ı kirâm dediler ki, evet Yâ Rasûlullâh! Hepimiz istiyoruz, cennete girelim, rahat edelim, yaşayalım.Hepimiz istiyoruz, cennete girelim, rahat edelim, yaşayalım. Kâle: Öyleyse o cennete girmenin birinci yolu:Kâle: Öyleyse o cennete girmenin birinci yolu: Fe eksirû mine’l-emeli.Fe eksirû mine’l-emeli. Emelinizi kısaltın bakalım.Emelinizi kısaltın bakalım. Emelinizi, emel, arzu, bu bir nimettir amaEmelinizi, emel, arzu, bu bir nimettir ama emelsiz yaşanmaz.emelsiz yaşanmaz. Emel olacak.Emel olacak. Fakat emeli öyle haddinden dışarı çıkarır daFakat emeli öyle haddinden dışarı çıkarır da aklını kaybedecek derecede de değil yani.aklını kaybedecek derecede de değil yani. Emeller çok zararlar veriyor.Emeller çok zararlar veriyor. Geçen bir hikâye dinledim.

Geçen bir hikâye dinledim.
Şey olarak kardeşlerime arz edeyim.Şey olarak kardeşlerime arz edeyim. Bir adam bir iş yapıyor.

Bir adam bir iş yapıyor.
Fakat serveti yetmiyor.Fakat serveti yetmiyor. Gücünün dışına çıkmış.Gücünün dışına çıkmış. Gücünün dışına çıkınca, ondan almış biraz.Gücünün dışına çıkınca, ondan almış biraz. Berikinden almış biraz.Berikinden almış biraz. Berikinden almış biraz.Berikinden almış biraz. Demiş ki, sana ben işte bir kat vereceğim.Demiş ki, sana ben işte bir kat vereceğim. Sana da vereceğim, sana da vereceğim.Sana da vereceğim, sana da vereceğim. Fakat güç yetmiyor, onunkini da veremiyor,Fakat güç yetmiyor, onunkini da veremiyor, onunkini da veremiyor, onunkini da veremiyor.onunkini da veremiyor, onunkini da veremiyor. Binâenaleyh tamam olamıyor.Binâenaleyh tamam olamıyor. Şimdi bu ne mesuliyettir yani?Şimdi bu ne mesuliyettir yani? Fe eksirû mine’l-emeli.

Fe eksirû mine’l-emeli.
Şimdi sen, gücün yetmiyor,Şimdi sen, gücün yetmiyor, gücün yetmediği bir şeyi yapmaya çalışmak,gücün yetmediği bir şeyi yapmaya çalışmak, emelin üstünlüğü, yüksekliği, çokluğuemelin üstünlüğü, yüksekliği, çokluğu haddinden dışarı çıkıyorsun.haddinden dışarı çıkıyorsun. Binâenaleyh cennete girmek kolay da değil.Binâenaleyh cennete girmek kolay da değil. Hakk'a, hukuka riayet edilmeden de cennete girilmez.Hakk'a, hukuka riayet edilmeden de cennete girilmez. Onlara da riayet mecburiyetindeyiz.

Onlara da riayet mecburiyetindeyiz.
Öyleyse, Fe eksirû mine’l-emeli.Öyleyse, Fe eksirû mine’l-emeli. Emelinizi kısaltın.Emelinizi kısaltın. Emelinizi hududu dâhilinde,Emelinizi hududu dâhilinde, hakkıyla yakışır derecede.hakkıyla yakışır derecede. Ve sebbitû âcâleküm beyne ebsâriküm.

Ve sebbitû âcâleküm beyne ebsâriküm.
Bir gün gelip de bizi yakalayacak olan eceli,Bir gün gelip de bizi yakalayacak olan eceli, bir gün gelip de bizi yakalayacak olan eceli,bir gün gelip de bizi yakalayacak olan eceli, gözünün önünden de ayırma.gözünün önünden de ayırma. Sanki seni bekliyormuş gibi.Sanki seni bekliyormuş gibi. Ona da hazır ol.Ona da hazır ol. Seni hani şimdi alacakmış gibiSeni hani şimdi alacakmış gibi gözünün önünden onu ayırma.gözünün önünden onu ayırma. Onun ne zaman geleceğini sen bilmezsin.Onun ne zaman geleceğini sen bilmezsin. Binanın ne zaman göçeceğini bilmezsin.Binanın ne zaman göçeceğini bilmezsin. Bak bir hareket olduğumuzda İzmir deBak bir hareket olduğumuzda İzmir de şu kadar bina göçtü.şu kadar bina göçtü. Ama niçin bilemedik bunun kopacağını?Ama niçin bilemedik bunun kopacağını? Binâenaleyh, hem emelinizi kısaltınız

Binâenaleyh, hem emelinizi kısaltınız
hem de ecelinizi gözünüzün önünden ayırmayın.hem de ecelinizi gözünüzün önünden ayırmayın. Sebbit diyor.Sebbit diyor. Gözünün önünden ayırma.Gözünün önünden ayırma. Her zaman ona hazır olun.Her zaman ona hazır olun. Azrail aleyhisselam ne zaman gelirse,Azrail aleyhisselam ne zaman gelirse, hoş geldin, sefa geldin.hoş geldin, sefa geldin. Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah.Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah. Geç köprüden öte tarafa.Geç köprüden öte tarafa. Bu sefer hacı kardeşlerimizden bir hacı hanımın ölümünü söylediler.

Bu sefer hacı kardeşlerimizden bir hacı hanımın ölümünü söylediler.
Hani herkes bayılıyor.Hani herkes bayılıyor. Ee, gayet hacı hanım sağlam, sıhhatli yerinde.Ee, gayet hacı hanım sağlam, sıhhatli yerinde. Bir anda bozulmuş.Bir anda bozulmuş. Bozulunca demiş, Allah'a ısmarladık, ben gidiyorum.Bozulunca demiş, Allah'a ısmarladık, ben gidiyorum. Anlamış.Anlamış. Başlamış, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah.Başlamış, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah. Hani tempo derler ya nasıl.Hani tempo derler ya nasıl. Bu, bu hal üzerine kaybolmuş gitmiş, niçin?Bu, bu hal üzerine kaybolmuş gitmiş, niçin? Kendini öyle alıştırmış,

Kendini öyle alıştırmış,
o öyle alıştırdığı için de o geldiği vakitteo öyle alıştırdığı için de o geldiği vakitte o hal üzerine gider.o hal üzerine gider. Kumarcı, kumarını hesaplayarak gider.Kumarcı, kumarını hesaplayarak gider. Meyhaneci, meyhanesini hesaplayarak gider.Meyhaneci, meyhanesini hesaplayarak gider. Bilmem, herkes kendi şeysi, meşguliyeti neyseBilmem, herkes kendi şeysi, meşguliyeti neyse o meşguliyeti üzerinde gider.o meşguliyeti üzerinde gider. Öyleyse siz Allah'a gidecek halinizi,Öyleyse siz Allah'a gidecek halinizi, hayatınızı hazırlayın.hayatınızı hazırlayın. Ölümünüzü gözünüzün önünden ayırmayın.Ölümünüzü gözünüzün önünden ayırmayın. Festehyû minellâhi hakka’l-hayâi.

Festehyû minellâhi hakka’l-hayâi.
Allah'tan hakk-ı hayâ ile hayâ ediniz, utanınız.Allah'tan hakk-ı hayâ ile hayâ ediniz, utanınız. Çok mühim bir söz.Çok mühim bir söz. Allah'tan hakk-ı hayâ, yalnız hayâ demiyor.Allah'tan hakk-ı hayâ, yalnız hayâ demiyor. Hakk-ı hayâ et.Hakk-ı hayâ et. Tam manasıyla Allah'tan,Tam manasıyla Allah'tan, tam hakkıyla Allah'tan utanın, niçin?tam hakkıyla Allah'tan utanın, niçin? Şu vücudu veren O.

Şu vücudu veren O.
Gözünü, kulağını, her şeyini veren O.Gözünü, kulağını, her şeyini veren O. Zekânı veren O.Zekânı veren O. Her ne varsa hepsi O.Her ne varsa hepsi O. Dünyaya geldik.Dünyaya geldik. Ana rahminden çıkardı.Ana rahminden çıkardı. Bu dünyaya geldik.Bu dünyaya geldik. Şimdi bu kemâle geldik.Şimdi bu kemâle geldik. İşte daha daha artacak kemâle gelecek inşallah.İşte daha daha artacak kemâle gelecek inşallah. Geldik.Geldik. Binâenaleyh bu nimetleri bahşedecek bir,Binâenaleyh bu nimetleri bahşedecek bir, bir fert daha bulabilir misin?bir fert daha bulabilir misin? Bir fert daha bulabilir misin kiBir fert daha bulabilir misin ki sana göz versin, kulak versin, zekâ versin,sana göz versin, kulak versin, zekâ versin, kuvvet versin, idare imkânları versin.kuvvet versin, idare imkânları versin. Aya gidebilirsin, güneşe gidebilirsin.Aya gidebilirsin, güneşe gidebilirsin. Şundan istifade edebilirsin, bundan istifade edebilirsin.Şundan istifade edebilirsin, bundan istifade edebilirsin. Böyle bir kuvvet sahibini hiç görüyor musunuz?Böyle bir kuvvet sahibini hiç görüyor musunuz? Allah esirgesin işte.

Allah esirgesin işte.
Bazı kimselerin akılları alınıyor,Bazı kimselerin akılları alınıyor, gidiyor başlarından.gidiyor başlarından. Doğru tımarhaneye götürüyorlar.Doğru tımarhaneye götürüyorlar. Sebebi? İnsanlara zararlarını önlemek.Sebebi? İnsanlara zararlarını önlemek. E onun aklını koy bakalım başına.E onun aklını koy bakalım başına. İmkân yok.İmkân yok. Bir kere bozuldu gitti işte.Bir kere bozuldu gitti işte. Gözü gidiyor Allah esirgeye insanların.Gözü gidiyor Allah esirgeye insanların. Hadi ver bir göz de, görsün.Hadi ver bir göz de, görsün. Takıyorlar böyle bir göz, aynısı mı bak görmez.Takıyorlar böyle bir göz, aynısı mı bak görmez. Bazı adamın kulağı tıkanıyor, duymuyor.Bazı adamın kulağı tıkanıyor, duymuyor. Hadi tak bir kulak, e duysun.Hadi tak bir kulak, e duysun. Bir şey var şimdi koyuyorlar daBir şey var şimdi koyuyorlar da bir şey işittiriyorlar ama o yine duyuyor.bir şey işittiriyorlar ama o yine duyuyor. Duymayana bir şey yok.Duymayana bir şey yok. Duymayanın bir kere imkânı yok, duyamaz.Duymayanın bir kere imkânı yok, duyamaz. E sıhhat de öyle.E sıhhat de öyle. Hangi kusuruna bakarsan bak.Hangi kusuruna bakarsan bak. Bunların hepsini veren bu varlığın sahibi yegâne Allah.Bunların hepsini veren bu varlığın sahibi yegâne Allah. Bir Allah.Bir Allah. Tüm bunları veren bir Allah.

Tüm bunları veren bir Allah.
Ekmeği veren O, yedirmesini bildiren O,Ekmeği veren O, yedirmesini bildiren O, ağza tadı veren O, içeride hazmettiren O,ağza tadı veren O, içeride hazmettiren O, onu hiç haberimiz olmadan dışarıya atan O,onu hiç haberimiz olmadan dışarıya atan O, hep bu kuvvetleri bahşetmiş.hep bu kuvvetleri bahşetmiş. Bu insan ne olduğunu bilmiyor.Bu insan ne olduğunu bilmiyor. Yalnız yiyip içiyor bu kadar zannediyor işi.Yalnız yiyip içiyor bu kadar zannediyor işi. Hâlbuki bunları veren hep Allah.Hâlbuki bunları veren hep Allah. Yemesini bilmeyen ne kadar mahlûk var.

Yemesini bilmeyen ne kadar mahlûk var.
Yediğini çıkarmayan ne kadar zaruretli insanlar var.Yediğini çıkarmayan ne kadar zaruretli insanlar var. Yediğini hazmedemeyen ne kadar zavallılar var.Yediğini hazmedemeyen ne kadar zavallılar var. Bir arıza oldu muydu insan, pişman bir halde, çaresiz bir halde.Bir arıza oldu muydu insan, pişman bir halde, çaresiz bir halde. E binâenaleyh insan biraz insaf eder, güzel düşünürse kiE binâenaleyh insan biraz insaf eder, güzel düşünürse ki bu nimetleri veren, varlıkları veren, bu yerin, bu mülkün,bu nimetleri veren, varlıkları veren, bu yerin, bu mülkün, yerin gönül sahibi bir Allah.yerin gönül sahibi bir Allah. Benden bir şey istemiyor.

Benden bir şey istemiyor.
Diyor ki, Lâ ilâhe illallâhDiyor ki, Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah de beni tasdik et.Muhammedun Resûlullah de beni tasdik et. Benim Habibim Muhammed Mustafa'yı da tasdik et.Benim Habibim Muhammed Mustafa'yı da tasdik et. Bizim gösterdiğimiz yoldan ayrılma.Bizim gösterdiğimiz yoldan ayrılma. Yol bizim yoldur.Yol bizim yoldur. Çünkü varlığın sahibi biziz.Çünkü varlığın sahibi biziz. Varlığın sahibi biziz.Varlığın sahibi biziz. Bizim gösterdiğimiz yol ancak bu yoldur.Bizim gösterdiğimiz yol ancak bu yoldur. Başka yollara bakma.Başka yollara bakma. Bu böyleyken, biz O'nun gösterdiği yolu bırakırsak,

Bu böyleyken, biz O'nun gösterdiği yolu bırakırsak,
hayâsızlık etmiş oluruz.hayâsızlık etmiş oluruz. Hayâ, O'nun gösterdiği yol üzerinde yürümek, yaşamak.Hayâ, O'nun gösterdiği yol üzerinde yürümek, yaşamak. Bu yoldan dışarı çıktık mı Allahu Teâlâ'ya hayâ kalkar.Bu yoldan dışarı çıktık mı Allahu Teâlâ'ya hayâ kalkar. Şimdi burada ashâb-ı kirâm tabi dinliyor böyle.Şimdi burada ashâb-ı kirâm tabi dinliyor böyle. Dedi ki Cenâb-ı Peygamber:Dedi ki Cenâb-ı Peygamber: Allah'tan hakk-ı hayâyla hayâ edin.Allah'tan hakk-ı hayâyla hayâ edin. Mademki cennete girmek istiyorsunuz,Mademki cennete girmek istiyorsunuz, öyleyse hayâ lazım.öyleyse hayâ lazım. Evvela hayâdan başlayın.Evvela hayâdan başlayın. Çünkü; el-hayâ minel-îmân.Çünkü; el-hayâ minel-îmân. Hayâ imandandır.Hayâ imandandır. Hem de iki kardeşimiz.Hem de iki kardeşimiz. İkiz çocuklar doğuyor ya bazen.İkiz çocuklar doğuyor ya bazen. Bu ikiz çocuklar gibiBu ikiz çocuklar gibi hayâ ve iman da öz kardeşler.hayâ ve iman da öz kardeşler. Biri birinden katiyen ayrılmazlar.Biri birinden katiyen ayrılmazlar. Hayâ nerede iman orada;Hayâ nerede iman orada; iman nerede hayâ da oradadır.iman nerede hayâ da oradadır. İmanın olmadığı yerde hayâ yok,İmanın olmadığı yerde hayâ yok, hayânın olmadığı yerde iman yok.hayânın olmadığı yerde iman yok. İkisi birbirine kökten bağlı.İkisi birbirine kökten bağlı. Binâenaleyh siz hakk-ı hayâyla hayal sahibi olunuz,

Binâenaleyh siz hakk-ı hayâyla hayal sahibi olunuz,
emelinizi kısaltıp, ecelinizi gözünün önündeemelinizi kısaltıp, ecelinizi gözünün önünde tutunuz ki cennete giresiniz.tutunuz ki cennete giresiniz. Şimdi Ashâb-ı kirâm dediler ki, Ya Rasûlâllah!Şimdi Ashâb-ı kirâm dediler ki, Ya Rasûlâllah! Kâlû: Yâ Rasûlallâhi, küllünâ nestehyî minellâhi.

Kâlû: Yâ Rasûlallâhi, küllünâ nestehyî minellâhi.
Hepimizi Allah'tan utanıyoruz.Hepimizi Allah'tan utanıyoruz. Utançları çok tabi.Utançları çok tabi. Hepimiz Allah'tan utanıyoruz.Hepimiz Allah'tan utanıyoruz. Bu ne demek?Bu ne demek? Hiç Allah'tan utanmamak olur mu?Hiç Allah'tan utanmamak olur mu? Tabi nimetleri veren O,Tabi nimetleri veren O, o nimetleriyle serverde oluyoruz, yaşıyoruz.o nimetleriyle serverde oluyoruz, yaşıyoruz. Elbet o nimetlerine nankörlük yapacak değiliz ya,Elbet o nimetlerine nankörlük yapacak değiliz ya, emirlerini de dinliyoruz.emirlerini de dinliyoruz. Kâle: Cenâb-ı Peygamber onlara dedi ki:

Kâle: Cenâb-ı Peygamber onlara dedi ki:
Leyse kezâlik el-hayâ.Leyse kezâlik el-hayâ. O sizin, biz utanıyoruz, Allah'tan dediğinizO sizin, biz utanıyoruz, Allah'tan dediğiniz hayâ, hayâ değildir dedi.hayâ, hayâ değildir dedi. Bu hayâ değil.Bu hayâ değil. Senin deden senden sağlam idi.Senin deden senden sağlam idi. Senden kuvvetliydi, senden bilgin idiSenden kuvvetliydi, senden bilgin idi ama şimdi bak sessiz sedasız orada rahat ediyor.ama şimdi bak sessiz sedasız orada rahat ediyor. Ama iman ile gittiyse ne mutlu,Ama iman ile gittiyse ne mutlu, imansız gidenlere de ne yazık.imansız gidenlere de ne yazık. Şimdi Efendimiz bunu diyor, mekâbiri unutmayın,

Şimdi Efendimiz bunu diyor, mekâbiri unutmayın,
oradaki çürümeyi de unutmayın.oradaki çürümeyi de unutmayın. Bu vücut dağılacak, kurtlar yiyecek,Bu vücut dağılacak, kurtlar yiyecek, perişan olacak, kokusundan yanına varılmaz bir hal alacak.perişan olacak, kokusundan yanına varılmaz bir hal alacak. Onun için toprakları koyarlar kiOnun için toprakları koyarlar ki artık bunun kokusu filan etrafa yayılmasın, burada çürüsün.artık bunun kokusu filan etrafa yayılmasın, burada çürüsün. Ve en lâ tensü’l-cevfe ve mâ veâ.

Ve en lâ tensü’l-cevfe ve mâ veâ.
Şu karnını da unutma ama.Şu karnını da unutma ama. Karnını unutma.Karnını unutma. Onun içine girenleri de unutma.Onun içine girenleri de unutma. Eğer onun içerisine haram bir lokmayı sokuyorsanEğer onun içerisine haram bir lokmayı sokuyorsan Allah'tan hayâ etmiş olmazsın yani.Allah'tan hayâ etmiş olmazsın yani. Ona haram bir lokmayı sokuyorsan,Ona haram bir lokmayı sokuyorsan, haram lokmanın çeşidi var.haram lokmanın çeşidi var. Silahını bıçağını alır, dağ başını bekler.Silahını bıçağını alır, dağ başını bekler. Geçenleri orada soyar, eşkıya gücü o.Geçenleri orada soyar, eşkıya gücü o. Ondan kazanır o da yer.Ondan kazanır o da yer. Onun yemesiyle, beri tarafta Allah'ın yasak ettiği

Onun yemesiyle, beri tarafta Allah'ın yasak ettiği
haramları satarak kazanılan para, aynısı.haramları satarak kazanılan para, aynısı. O eşkıyalık suretiyle haram yiyor.O eşkıyalık suretiyle haram yiyor. Beriki de haramı içmek veya satmak suretiyle.Beriki de haramı içmek veya satmak suretiyle. Şimdi Allah muhafaza etsin cümlemizi.Şimdi Allah muhafaza etsin cümlemizi. Gelirken kardeşlerimize biraz hurma veririz

Gelirken kardeşlerimize biraz hurma veririz
diyerekten bir teneke hurma aldık.diyerekten bir teneke hurma aldık. Tabi arkadaş bakmış, oh güzel hurma.Tabi arkadaş bakmış, oh güzel hurma. Şöyle biraz da karıştırmış.Şöyle biraz da karıştırmış. E iyi, sen ver bir teneke bize.E iyi, sen ver bir teneke bize. Aldı getirdi.Aldı getirdi. Tenekenin altındaki hurma, leblebi gibi hurma.Tenekenin altındaki hurma, leblebi gibi hurma. Leblebi gibi, zeytin gibi yani, zeytin kadar hurma.Leblebi gibi, zeytin gibi yani, zeytin kadar hurma. E canım üstünde kocaman kocaman böyle herkes imreniyor bakınca,E canım üstünde kocaman kocaman böyle herkes imreniyor bakınca, altındaki bu olur mu Müslümana, yakışır mı bu?altındaki bu olur mu Müslümana, yakışır mı bu? İstersen sen Kâbe'nin içinde de otur.

İstersen sen Kâbe'nin içinde de otur.
Ahlâkın ahlâk olmadıktan sonra kaç para eder?Ahlâkın ahlâk olmadıktan sonra kaç para eder? Gözünü dikmişin paraya, nasıl kandıracağım bu hacıyı?Gözünü dikmişin paraya, nasıl kandıracağım bu hacıyı? İşte böyle kandırırım, alırım beş kuruş yerine, on kuruş.İşte böyle kandırırım, alırım beş kuruş yerine, on kuruş. Bir bina daha yaparım.Bir bina daha yaparım. Bu, karnına giren lokmanınelal olmasında çok dikkat lazım.Bu, karnına giren lokmanınelal olmasında çok dikkat lazım. Malını söyleyeceksin, arkadaş bu mal şu değerdedir.Malını söyleyeceksin, arkadaş bu mal şu değerdedir. Boyası çıkar, işte rengi bozulur,Boyası çıkar, işte rengi bozulur, şurada da yırtığı vardır, şurada da şusu vardır.şurada da yırtığı vardır, şurada da şusu vardır. Bunu ifade edeceksin karşındaki adama kiBunu ifade edeceksin karşındaki adama ki beğenirse alsın.beğenirse alsın. Ama bu çok güzeldir diye methediyorsun,Ama bu çok güzeldir diye methediyorsun, fakat alt tarafından çürük bir mal çıkıyor.fakat alt tarafından çürük bir mal çıkıyor. Bu Müslümana yakışmaz tabi.Bu Müslümana yakışmaz tabi. Bu satışlar da haram satışlardır.Bu satışlar da haram satışlardır. Hile ile yapılan satışlardır.Hile ile yapılan satışlardır. Diğer birçoğu da buna benzer.Diğer birçoğu da buna benzer. Binâenaleyh, karnınıza girecek

Binâenaleyh, karnınıza girecek
başlıca lokmalarınızınbaşlıca lokmalarınızın helal olmasına dikkat ederseniz,helal olmasına dikkat ederseniz, hakk-ı hayâ tahakkuk eder bize.hakk-ı hayâ tahakkuk eder bize. Yok, buna dikkat etmiyorsunuz da gel seni yiyelim diyorsanız,Yok, buna dikkat etmiyorsunuz da gel seni yiyelim diyorsanız, orada hayâyı aramayınız.orada hayâyı aramayınız. Bu cevf deyince, eller, ayaklar,Bu cevf deyince, eller, ayaklar, efendim, her şeyler de bunun içerisine giriyor.efendim, her şeyler de bunun içerisine giriyor. İffetler de giriyor bunun içerisine.İffetler de giriyor bunun içerisine. Batın dendiği vakit, iffetin de muhafazası.Batın dendiği vakit, iffetin de muhafazası. Ellerin haram, kötü yerlere gitmemesi,Ellerin haram, kötü yerlere gitmemesi, ayakların da fena, kötü yerlere gitmemesi de dâhil.ayakların da fena, kötü yerlere gitmemesi de dâhil. Ve en lâ tensü’r-ra’se ve mâ’htevâ.

Ve en lâ tensü’r-ra’se ve mâ’htevâ.
Başını da unutma ve başında olan göz,Başını da unutma ve başında olan göz, kulak, ağız, burun bunların da hiçbirisini unutma.kulak, ağız, burun bunların da hiçbirisini unutma. Ki bunları da sen,Ki bunları da sen, o kafayı Allah niçin vermiş,o kafayı Allah niçin vermiş, gözü niçin vermiş, kulağı niçin vermiş?gözü niçin vermiş, kulağı niçin vermiş? Gözü vermiş Allah, benim ayetlerimi görsün deGözü vermiş Allah, benim ayetlerimi görsün de anlasın ki bu mülkün sahibi Allah’tır.anlasın ki bu mülkün sahibi Allah’tır. Bu göz onun için verilmiştir.Bu göz onun için verilmiştir. Kur'an okuyacaksın.Kur'an okuyacaksın. Hadis kitaplar okursun.Hadis kitaplar okursun. Faydalı şeyler okursun.Faydalı şeyler okursun. Faydalı şeyler okursun.Faydalı şeyler okursun. Gözün hakkı o.Gözün hakkı o. Faydasız şeylere gözün gidişi zarardan ibaret.Faydasız şeylere gözün gidişi zarardan ibaret. Hakk-ı hayâ olmayan işlerden.Hakk-ı hayâ olmayan işlerden. Binâenaleyh, kulağı Allah vermiş.

Binâenaleyh, kulağı Allah vermiş.
Öyle ya, herkeste kabiliyet bir olmaz.Öyle ya, herkeste kabiliyet bir olmaz. O da dinleyecek, dinlediği şeydeO da dinleyecek, dinlediği şeyde ölçecek, biçecek, haa benim yolum yanlış bir yol yav bakölçecek, biçecek, haa benim yolum yanlış bir yol yav bak bu adam ne güzel şeyler söylüyordu, diyerek ıslahına dabu adam ne güzel şeyler söylüyordu, diyerek ıslahına da sebep olacak.sebep olacak. Kötü şeyleri dinlerse,Kötü şeyleri dinlerse, gözün kötü şeyleri seyrederse,gözün kötü şeyleri seyrederse, o kötü şeyleri seyrettiğinden dolayıo kötü şeyleri seyrettiğinden dolayı kötü şeyler gönle iner.kötü şeyler gönle iner. Kötü şeyleri dinleyince, o kötü şeyler de gönle iner.Kötü şeyleri dinleyince, o kötü şeyler de gönle iner. O senin gönlün bir çabıt yuvası.O senin gönlün bir çabıt yuvası. Orada artık hayır kalmaz.Orada artık hayır kalmaz. Binaenaleyh gönlünün muhafazasını istiyorsan,Binaenaleyh gönlünün muhafazasını istiyorsan, gözünü yasaklardan, haramlardan koruyacaksın.gözünü yasaklardan, haramlardan koruyacaksın. Gönlünün temizliğini istiyorsan,Gönlünün temizliğini istiyorsan, kulaklarına da fena sözleri dinlemekten men edeceksin.kulaklarına da fena sözleri dinlemekten men edeceksin. Ve men yeştehî kerâmete’l-âhirati.

Ve men yeştehî kerâmete’l-âhirati.
Şimdi bakınız ne kadar hoş.Şimdi bakınız ne kadar hoş. Ve men yeştehî kerâmete’l-âhirati.Ve men yeştehî kerâmete’l-âhirati. Ahiret kerametlerini, kerametlerine nâil olmakAhiret kerametlerini, kerametlerine nâil olmak isteyen, arzu eden insan,isteyen, arzu eden insan, yede’u zînete’d-dünyâ.yede’u zînete’d-dünyâ. Dünya ziynetlerini terk eder.Dünya ziynetlerini terk eder. Dünya ziynetine kıymet vermez.Dünya ziynetine kıymet vermez. Hünâlike’stehyâ’l-abdu mina’llâhi.Hünâlike’stehyâ’l-abdu mina’llâhi. İşte bunu ne zaman yapabilirseİşte bunu ne zaman yapabilirse Hakk-ı Hayâ'yı o zaman tam manasıyla yapmış olur.Hakk-ı Hayâ'yı o zaman tam manasıyla yapmış olur. Ve hünâlike esâbe vilâyeta’llâhi.

Ve hünâlike esâbe vilâyeta’llâhi.
O zaman Allah'ın velisi olmaya müstahak olur.O zaman Allah'ın velisi olmaya müstahak olur. Bakınız, dikkat edin.Bakınız, dikkat edin. Biz önümüze gelene hüsn-ü zan ederiz,Biz önümüze gelene hüsn-ü zan ederiz, Allah'ın evliyâsıdır deriz.Allah'ın evliyâsıdır deriz. Hüsn ü zannımızdır o.Hüsn ü zannımızdır o. Fakat Allah'ın evliyâsı'nınFakat Allah'ın evliyâsı'nın nasıl olacağını Cenâb-ı Peygamber burada bize izah etti.nasıl olacağını Cenâb-ı Peygamber burada bize izah etti. Bunları kim yapabilirse o Allah'ın velisidir.Bunları kim yapabilirse o Allah'ın velisidir. Allah cümlemizi afv u mağfiret etsin.

Allah cümlemizi afv u mağfiret etsin.
Böyle bir hayâya sahip olabilecekBöyle bir hayâya sahip olabilecek imkânları cümlemize bağışlasın.imkânları cümlemize bağışlasın. Bunlar lafla olmaz.

Bunlar lafla olmaz.
Bu azim denilen bir şey var ya,Bu azim denilen bir şey var ya, azmedeceksin, çalışacaksın.azmedeceksin, çalışacaksın. Nasıl ki düşmanı kovalamak için, sürmek içinNasıl ki düşmanı kovalamak için, sürmek için azmediyoruz, çalışıyoruz, canımızı da feda ediyoruz,azmediyoruz, çalışıyoruz, canımızı da feda ediyoruz, malımızı da feda ediyoruz,malımızı da feda ediyoruz, ona mukabil Allahu Teâlâ onu buradan defediyor, gidiyor.ona mukabil Allahu Teâlâ onu buradan defediyor, gidiyor. Bu nefsin, şehvetin, şeytanın arzularını defetmek için deBu nefsin, şehvetin, şeytanın arzularını defetmek için de insan mücadele edecek.insan mücadele edecek. Düşmanla nasıl mücadele ediyorsan,

Düşmanla nasıl mücadele ediyorsan,
nefsinle de şeytanla da böyle mücadele edeceksin kinefsinle de şeytanla da böyle mücadele edeceksin ki Hakk'ın yolundan ayrılmamak için.Hakk'ın yolundan ayrılmamak için. Ölürsen öl, hak yolunda ölünce şehit olur insan.Ölürsen öl, hak yolunda ölünce şehit olur insan. Öteki muharebede nasıl şehit oluyorsa,Öteki muharebede nasıl şehit oluyorsa, şimdi ileride geleceğiz,şimdi ileride geleceğiz, yatağında olan bu mücahit bundan daha âlâ şehit olur.yatağında olan bu mücahit bundan daha âlâ şehit olur. Kelimetü’l-feraci:

Kelimetü’l-feraci:
Lâ ilâhe illellâhü’l-halîmü’l-kerîmü,Lâ ilâhe illellâhü’l-halîmü’l-kerîmü, lâ ilâhe illellâhü’l-aliyyü’l-azîm,lâ ilâhe illellâhü’l-aliyyü’l-azîm, lâ ilâhe illellâhü rabbü’s-semâvâti’s-seb’ilâ ilâhe illellâhü rabbü’s-semâvâti’s-seb’i ve rabbü’l-arşi’l-kerîm.ve rabbü’l-arşi’l-kerîm. Tabii hepimiz şimdi bir aciz haldeyiz.

Tabii hepimiz şimdi bir aciz haldeyiz.
İnsan aciz haldedir.İnsan aciz haldedir. Ancak Cenâb-ı Hak lütfeder,Ancak Cenâb-ı Hak lütfeder, korur, muhafaza ederse ne mutlu.korur, muhafaza ederse ne mutlu. Cenâb-ı Hak korumazsa, muhafaza etmezseCenâb-ı Hak korumazsa, muhafaza etmezse biz kendi kendimize bir şey beceremeyiz.biz kendi kendimize bir şey beceremeyiz. Onun için Cenâb-ı Hak'tan daimaOnun için Cenâb-ı Hak'tan daima yardım talebinde bulunmak mecburiyetindeyiz.yardım talebinde bulunmak mecburiyetindeyiz. Bizi O yaratmıştır,Bizi O yaratmıştır, O yarattığı için O'na müracaat edeceğiz, aman Ya Rab diyeceğiz.O yarattığı için O'na müracaat edeceğiz, aman Ya Rab diyeceğiz. Onun için kurtulmanın yollarını öğretiyorum ben.Onun için kurtulmanın yollarını öğretiyorum ben. Siz kurtulmak istiyorsanız,Siz kurtulmak istiyorsanız, nefsin, şehvetin, şeytanın şenlerindennefsin, şehvetin, şeytanın şenlerinden buna devam edin.buna devam edin. Lâ ilâhe illellâhü’l-halîmü’l-kerîmü,Lâ ilâhe illellâhü’l-halîmü’l-kerîmü, lâ ilâhe illellâhü’l-aliyyü’l-azîm,lâ ilâhe illellâhü’l-aliyyü’l-azîm, lâ ilâhe illellâhü rabbü’s-semâvâti’s-seb’ilâ ilâhe illellâhü rabbü’s-semâvâti’s-seb’i ve rabbü’l-arşi’l-kerîm bunu diyoruz.ve rabbü’l-arşi’l-kerîm bunu diyoruz. Ya Rab!

Ya Rab!
Bu kelimelerin hürmetine.Bu kelimelerin hürmetine. Beni şundan koru, şundan koru.Beni şundan koru, şundan koru. Şunu ver, bunu ver.Şunu ver, bunu ver. İstemek için de bunları öne katmamız lazım.İstemek için de bunları öne katmamız lazım. Bu kelimat-ı tarik çok olduğu gibi,Bu kelimat-ı tarik çok olduğu gibi, Lâ ilâhe illâ enteLâ ilâhe illâ ente sûbhâneke innî küntü minezzâlimin.sûbhâneke innî küntü minezzâlimin. Kur'an'daki, Azimüşşan'daki âyettir.Kur'an'daki, Azimüşşan'daki âyettir. Yunus aleyhisselam balığın karnındaykenYunus aleyhisselam balığın karnındayken bunu söylemek suretiyle Cenâb-ı Hak ona ferec verdi,bunu söylemek suretiyle Cenâb-ı Hak ona ferec verdi, kurtuluş verdi, kurtardı.kurtuluş verdi, kurtardı. Binâenaleyh dünya, dünyada bir balıktır var yani

Binâenaleyh dünya, dünyada bir balıktır var yani
içine bizi yutmuş, bundan kurtulmak içiniçine bizi yutmuş, bundan kurtulmak için bizim de bunlara sarılmamız lazım.bizim de bunlara sarılmamız lazım. Allah'ın hangisi olursa olsun,Allah'ın hangisi olursa olsun, hepsi kelime-i ferectir.hepsi kelime-i ferectir. Burada bunu söylemiştir ya, en kısası Allah.Burada bunu söylemiştir ya, en kısası Allah. Kâfi yani.Kâfi yani. Allah, candan söyledi mi her derdine devadır.Allah, candan söyledi mi her derdine devadır. Onun içine iyi yaz, dilinde de iyi çıkar.Onun içine iyi yaz, dilinde de iyi çıkar. Mutlaka şu hocanın, bu hocanın okuması matlup değil.Mutlaka şu hocanın, bu hocanın okuması matlup değil. Elimizde Allah'ın kitabı olan Kur'an-ı Azimüşşan var.

Elimizde Allah'ın kitabı olan Kur'an-ı Azimüşşan var.
Hepimiz hafız olamayız.Hepimiz hafız olamayız. Hepimiz hoca da olamayız.Hepimiz hoca da olamayız. Fakat hepimiz elhamı bilir, hepimiz kul hüvallahı bilir,Fakat hepimiz elhamı bilir, hepimiz kul hüvallahı bilir, hepimiz işte ufak surelerin hepsini biliriz.hepimiz işte ufak surelerin hepsini biliriz. Bunu bildiğimiz halde bunların hepsi deBunu bildiğimiz halde bunların hepsi de baştan aşağı şifadır.baştan aşağı şifadır. Size bir misalini daha nakledeyim.

Size bir misalini daha nakledeyim.
İşte Ashâb-ı Kirâm'dan bir müfreze.

İşte Ashâb-ı Kirâm'dan bir müfreze.
Cenâb-ı Peygamber bir istikamete yolladı.Cenâb-ı Peygamber bir istikamete yolladı. Gidin filan yere, irşâd edin oradaki insanları diyerek.Gidin filan yere, irşâd edin oradaki insanları diyerek. Giderken tabi yolları geceye rast geldi.Giderken tabi yolları geceye rast geldi. Bir köye uğradılar, dediler bizi misafir edin bizBir köye uğradılar, dediler bizi misafir edin biz Resûlullah'ın şeyleriyiz, elçileriyiz.Resûlullah'ın şeyleriyiz, elçileriyiz. Alamayız dediler.Alamayız dediler. Olmaz, biz misafir kabul etmiyoruz.

Olmaz, biz misafir kabul etmiyoruz.
Pekâlâ dediler.Pekâlâ dediler. Gittiler köyün dışında bir yerdeGittiler köyün dışında bir yerde istirahat edecekler, geceyi geçirdiler orada.istirahat edecekler, geceyi geçirdiler orada. Allah o gece bu köyün büyüğüneAllah o gece bu köyün büyüğüne bir akrep musallat etmiş, sokmuş akrep onu.bir akrep musallat etmiş, sokmuş akrep onu. Feryat ediyor adam, ölecek.Feryat ediyor adam, ölecek. Çare bulamamışlar bir türlü.Çare bulamamışlar bir türlü. Demişler şu misafirleri biz kabul etmedik ya,Demişler şu misafirleri biz kabul etmedik ya, acaba onların içerisinde bu derde bir devaacaba onların içerisinde bu derde bir deva bilen var mı.bilen var mı. Bir soralım demişler.Bir soralım demişler. Gitmişler, demişler ya bizim reisi soktu akrep,Gitmişler, demişler ya bizim reisi soktu akrep, ölecek adam neredeyse, buna bir çare bilen var mı?ölecek adam neredeyse, buna bir çare bilen var mı? Ben biliyorum demiş birisi.

Ben biliyorum demiş birisi.
Aman gel.Aman gel. Gitmiş, demiş, okumuş ona bir şey.Gitmiş, demiş, okumuş ona bir şey. Ya Rabb'i şükür elhamdülillah.Ya Rabb'i şükür elhamdülillah. Kurtulmuş adam.Kurtulmuş adam. Size bahşiş olaraktan da on iki tane koyun veriyoruz demişler.Size bahşiş olaraktan da on iki tane koyun veriyoruz demişler. Bir sürü diyordu ya var ya, on iki taneymiş sürüsü.Bir sürü diyordu ya var ya, on iki taneymiş sürüsü. On iki tane koyun vermiş.On iki tane koyun vermiş. Şimdi ashâb-ı kirâm demişler ki ya bu koyunları yemekŞimdi ashâb-ı kirâm demişler ki ya bu koyunları yemek bize caiz olur mu acaba?bize caiz olur mu acaba? Düşünelim bakalım.Düşünelim bakalım. Bugüne kadar başımıza böyle bir şey gelmedi.Bugüne kadar başımıza böyle bir şey gelmedi. Bir okumaktan on iki koyun versinler de bu da bize helal olsun.Bir okumaktan on iki koyun versinler de bu da bize helal olsun. Olur, mu acaba soralım demişler.Olur, mu acaba soralım demişler. Dönmüşler işte işleri bittikten sonra,Dönmüşler işte işleri bittikten sonra, Resûlullah'a demişler ki, böyle böyle.Resûlullah'a demişler ki, böyle böyle. Biz on iki koyun aldık, ne yaptınız demiş.Biz on iki koyun aldık, ne yaptınız demiş. Fâtiha'yı okudum demiş.Fâtiha'yı okudum demiş. Elham'ı okumuşlar.Elham'ı okumuşlar. Elham, Sûre-i Fâtiha şifadır baştan aşağı.Elham, Sûre-i Fâtiha şifadır baştan aşağı. Çünkü Fâtiha'nın içerisinde yüz dört tane kitabınÇünkü Fâtiha'nın içerisinde yüz dört tane kitabın hülasasıdır Fâtiha.hülasasıdır Fâtiha. Yüz dört kitabın hepsiYüz dört kitabın hepsi Fâtiha'nın içerisinde mevcuttur.Fâtiha'nın içerisinde mevcuttur. Onun için Fâtiha'nın manasını bitirmeye kimsenin gücü gelmez.Onun için Fâtiha'nın manasını bitirmeye kimsenin gücü gelmez. E ben Fâtiha'yı Türkçe okusam olmaz mı?

E ben Fâtiha'yı Türkçe okusam olmaz mı?
Olur, oku, oku.Olur, oku, oku. Ne olur? Elhamdülillah Rabbil Âlemin de bir dakikada okursun.Ne olur? Elhamdülillah Rabbil Âlemin de bir dakikada okursun. Yüz dört kitabın hülasası bir dakikada okunur mu efendi?Yüz dört kitabın hülasası bir dakikada okunur mu efendi? Hiç akıl mı yok bizde?Hiç akıl mı yok bizde? Türkçe okuyacağız ya.Türkçe okuyacağız ya. Biz Türk'üz Türkçe okuyalım işte.Biz Türk'üz Türkçe okuyalım işte. Oku ama okuduğun kelimenin ne olduğunu biliyor musun?Oku ama okuduğun kelimenin ne olduğunu biliyor musun? Allah kelâmı o.Allah kelâmı o. Allah kelâmıyla oyun mu oynuyorsun sen?Allah kelâmıyla oyun mu oynuyorsun sen? Onun bir kelimesinin manasını ifade etmeyeOnun bir kelimesinin manasını ifade etmeye dünyanın gücü yetmiyor.dünyanın gücü yetmiyor. Sen kalkıyorsun da, Allah'a hamd olsun diyerektenSen kalkıyorsun da, Allah'a hamd olsun diyerekten Kur'an'ı okuyup gidiyorsun.Kur'an'ı okuyup gidiyorsun. Onun için Allah hepimize intibahlar nasip etsin.

Onun için Allah hepimize intibahlar nasip etsin.
Allah'ımız öyle bir Allah.Allah'ımız öyle bir Allah. Öyle putlar gibi karşımıza dikilmiş taştan,Öyle putlar gibi karşımıza dikilmiş taştan, topraktan değil Allah.topraktan değil Allah. Bu mülkün sahibi olan, bu varlığın sahibi olan,Bu mülkün sahibi olan, bu varlığın sahibi olan, bize de bu güç ve kuvvetle dünyayıbize de bu güç ve kuvvetle dünyayı ziynet olaraktan yaratmış.ziynet olaraktan yaratmış. Şuna bak, iyi bak ha!Şuna bak, iyi bak ha! Biz Allah'ın vekilleriyiz ha!Biz Allah'ın vekilleriyiz ha! Allah!Allah! Ve iz kâle Rabbüke li’l-melâiketi

Ve iz kâle Rabbüke li’l-melâiketi
innî câ’ilün fi’l-ardi halîfe. (Bakara Suresi 30. Ayet).innî câ’ilün fi’l-ardi halîfe. (Bakara Suresi 30. Ayet). Cenâb-ı Hak bizi halifesi olarak yarattı bu dünyada.

Cenâb-ı Hak bizi halifesi olarak yarattı bu dünyada.
Boş bir mahlûk değiliz.Boş bir mahlûk değiliz. Allah'ın halifesi olduğumuz halde,Allah'ın halifesi olduğumuz halde, sonra biz şeytandan da daha aşağısonra biz şeytandan da daha aşağı bir hayat sürerekten cehenneme gidersek,bir hayat sürerekten cehenneme gidersek, layık mı bu bize?layık mı bu bize? Bu gözü Allah boşa mı verdi bize?Bu gözü Allah boşa mı verdi bize? Bu zekâyı Allah boşa mı verdi?Bu zekâyı Allah boşa mı verdi? Aylara gitsin diye mi verdi Allah bu zekâyı?Aylara gitsin diye mi verdi Allah bu zekâyı? Kendisini bilsinler,Kendisini bilsinler, Allah'ın yolundan dışarıya çıkmasınlar diye vermiştir Cenâb-ı Hakk.Allah'ın yolundan dışarıya çıkmasınlar diye vermiştir Cenâb-ı Hakk. Yine okunu da yap, aya da git,Yine okunu da yap, aya da git, nereye istersen gidersen git.nereye istersen gidersen git. Fakat Allah'ın yolunda git.Fakat Allah'ın yolunda git. Bakınız yine.

Bakınız yine.
Kelimetâni ihdâhümâ leyse lehâ nâhiyetün.

Kelimetâni ihdâhümâ leyse lehâ nâhiyetün.
İki kelime vardır ki onlara hudut yoktur.İki kelime vardır ki onlara hudut yoktur. Nihayet yok yani.Nihayet yok yani. Bu kelimelerin sevaplarını dolduracak yer yok.Bu kelimelerin sevaplarını dolduracak yer yok. Nihayet yok.Nihayet yok. Kelimetân iki cümle.

Kelimetân iki cümle.
İhtarıma onlardan birisi, leyse lehâ nâhiyetün.İhtarıma onlardan birisi, leyse lehâ nâhiyetün. Hiç önüne geçecek bir kuvvet yok.Hiç önüne geçecek bir kuvvet yok. Dûne’l-arşi.Dûne’l-arşi. Arşa kadar gider o.Arşa kadar gider o. Arşa kadar gider o kelime.Arşa kadar gider o kelime. Ve’l-uhrâ.Ve’l-uhrâ. İkinci kelime.İkinci kelime. Temleü mâ beyne’s-semâi ve’l-erdi.Temleü mâ beyne’s-semâi ve’l-erdi. Sevabı, şu yer ile gök arasını doldurur.Sevabı, şu yer ile gök arasını doldurur. İki kelime.İki kelime. Birisi Allah'a kadar ulaşır, arşına kadar.Birisi Allah'a kadar ulaşır, arşına kadar. Birisi de yer ile göğün arasını sevapla doldurur.Birisi de yer ile göğün arasını sevapla doldurur. Nedir o?Nedir o? Lâ ilâhe illellâh.

Lâ ilâhe illellâh.
Birisi de Vallâhü ekber.Birisi de Vallâhü ekber. Birisi tevhid, birisi de Cenâb-ı Hakk'ıBirisi tevhid, birisi de Cenâb-ı Hakk'ı beş vakit namazında Allah-u Ekber diyebeş vakit namazında Allah-u Ekber diye Huzur Rabbu’l-Âlemine duruyoruz.Huzur Rabbu’l-Âlemine duruyoruz. Onun ismiyle durulur Cenâb-ı Hakk'ın. İbadet.Onun ismiyle durulur Cenâb-ı Hakk'ın. İbadet. Allah cümlemizi affetsin.

Allah cümlemizi affetsin.
Tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar eylesin deTevfîkat-ı samedâniyesine mazhar eylesin de onun tevfîki, hidayeti olmadan da bir şey olmaz.onun tevfîki, hidayeti olmadan da bir şey olmaz. Cenâb-ı Hakk cümlemizi

Cenâb-ı Hakk cümlemizi
kendisinin razı olduğu kullarının arasına kabul buyursun.kendisinin razı olduğu kullarının arasına kabul buyursun. Ve bize de intibahlar nasip edipVe bize de intibahlar nasip edip rızası nerelerdeyse onları işlemek nasibi müyesser eylesin.rızası nerelerdeyse onları işlemek nasibi müyesser eylesin. El-Fatiha.

El-Fatiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2