İnsanın Değeri ve İmtihanı

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İnsanın Değeri ve İmtihanı

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn

el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn
es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh fe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellemfe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ahve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nârve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâr ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: İnne İsa ibn-i Meryem kâne yemşî ale’l-mâi

İnne İsa ibn-i Meryem kâne yemşî ale’l-mâi
velev izdâde yekinen le-meşâ fi’l-hevâ. velev izdâde yekinen le-meşâ fi’l-hevâ. Bu hadîs-i şerifte Cenâb-ı Hakk'ın sallallahu aleyhi ve sellem

Bu hadîs-i şerifte Cenâb-ı Hakk'ın sallallahu aleyhi ve sellem
İsa aleyhisselam'ın su üzerinde de yürüdüğünden bahsediyor. İsa aleyhisselam'ın su üzerinde de yürüdüğünden bahsediyor. Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hazretleri de Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hazretleri de “Bir müminin ilk kemâli suyun üzerinde yürümesidir” diyor.“Bir müminin ilk kemâli suyun üzerinde yürümesidir” diyor. İlk adımı yani, kemâle ulaştığının,İlk adımı yani, kemâle ulaştığının, kerametlere ulaştığının ilk alameti suyun üzerinde yürüyebilmesidir.kerametlere ulaştığının ilk alameti suyun üzerinde yürüyebilmesidir. İlaki gidecek ilk mertebesine. Şöyle bir izah:İlaki gidecek ilk mertebesine. Şöyle bir izah: Bunlar hep Cenâb-ı Hakk'ın tabi birer lütuf, ikram ve ihsanlarıdır.

Bunlar hep Cenâb-ı Hakk'ın tabi birer lütuf, ikram ve ihsanlarıdır.
Yoksa kulun elinde bir şey yoktur. Kul âciz bir mahluktur. Yoksa kulun elinde bir şey yoktur. Kul âciz bir mahluktur. Bu âcziyle elinden bir şey gelmez.Bu âcziyle elinden bir şey gelmez. Gelen, olan, biten şeyler hep Allah Teâlâ'nın lütuf ve keremininGelen, olan, biten şeyler hep Allah Teâlâ'nın lütuf ve kereminin ihsanının tesiriyledir.ihsanının tesiriyledir. Bu şöyle.Bu şöyle. İnsanlar tabi iki kısım. Bir kemâle ulaşmış insan var. Bir de ulaşmamış.

İnsanlar tabi iki kısım. Bir kemâle ulaşmış insan var. Bir de ulaşmamış.
Ve't-tîni ve'z-zeytûni, ve tûri sînîne, ve hâze'l-beledi'l-emîni,

Ve't-tîni ve'z-zeytûni, ve tûri sînîne, ve hâze'l-beledi'l-emîni,
le-kad halaknâ'l-insâne fî ahseni takvimin,le-kad halaknâ'l-insâne fî ahseni takvimin, sümme radednâhü esfele sâfilîne.sümme radednâhü esfele sâfilîne. Birisi âlâyi illiyîne çıkar, birisi de esfel-i sâfilîne gider. İki uçtan ibaret.

Birisi âlâyi illiyîne çıkar, birisi de esfel-i sâfilîne gider. İki uçtan ibaret.
Şimdi insanların hangisiyle temastaysa insan,

Şimdi insanların hangisiyle temastaysa insan,
hangi uç ile temastaysa, o uçtaki tesir onda hastır.hangi uç ile temastaysa, o uçtaki tesir onda hastır. Mesela yukarıya giden uç ile alakadarsa insan;Mesela yukarıya giden uç ile alakadarsa insan; peygamberiyle, kitabıyla, dindarlarıyla, salihleriyle alakadarsa,peygamberiyle, kitabıyla, dindarlarıyla, salihleriyle alakadarsa, o salihlerin, o velilerin, o kemâllerinden nebze nebze ona da geçer.o salihlerin, o velilerin, o kemâllerinden nebze nebze ona da geçer. Şöyle tarif etmişler:

Şöyle tarif etmişler:
Bir mıknatısınız var, bir de mıknatısı olmayan iki makasınız var.

Bir mıknatısınız var, bir de mıknatısı olmayan iki makasınız var.
Mıknatısı makası tutuyorsunuz bir sürü iğneyi kaldırıyor.Mıknatısı makası tutuyorsunuz bir sürü iğneyi kaldırıyor. Ötekini tutuyorsunuz hiçbir şey almıyor. Yok mıknatısı.Ötekini tutuyorsunuz hiçbir şey almıyor. Yok mıknatısı. Fakat onu mıknatısla, makasla sürtüyorsunuz şöyle, tutuyorsunuz,Fakat onu mıknatısla, makasla sürtüyorsunuz şöyle, tutuyorsunuz, bakıyorsunuz ki bu da aldı.bakıyorsunuz ki bu da aldı. Neden aldı bu?

Neden aldı bu?
Evvelce almıyordu.

Evvelce almıyordu.
İşte o mıknatısla sürülmesi suretiyle, belki temas diyorlar ya, İşte o mıknatısla sürülmesi suretiyle, belki temas diyorlar ya, o sürülmesi dolayısıyla ondaki hal ona intikal etti.o sürülmesi dolayısıyla ondaki hal ona intikal etti. Halin ona intikal etmesiyleHalin ona intikal etmesiyle bu da bu sefer mıknatısmış gibi o da almaya çalışıyor ve alıyor.bu da bu sefer mıknatısmış gibi o da almaya çalışıyor ve alıyor. Şimdi bundan ders ediyorlar tabi.

Şimdi bundan ders ediyorlar tabi.
Bundan da insanların. Demir alıyor da, demir bu.Bundan da insanların. Demir alıyor da, demir bu. Demir alabiliyor da en eşrefi mahlûk olan insan niçin almasın?Demir alabiliyor da en eşrefi mahlûk olan insan niçin almasın? Onda da o kabiliyet daha üstün.

Onda da o kabiliyet daha üstün.
Binâenaleyh iyi insanlarla temas ettiği müddetçe,Binâenaleyh iyi insanlarla temas ettiği müddetçe, o iyilerden iyilik ona naklolur, farkına varmaz. o iyilerden iyilik ona naklolur, farkına varmaz. Onda olan kemâl, bunda da zuhur eder.Onda olan kemâl, bunda da zuhur eder. Peygamberinde olana mucize diyorlar,Peygamberinde olana mucize diyorlar, ümmetinde olana keramet diyorlar.ümmetinde olana keramet diyorlar. Bu keramet o peygamberden ona geçmedir, kendinden değil.Bu keramet o peygamberden ona geçmedir, kendinden değil. Peygambere olan nispeti alakası ne kadarsaPeygambere olan nispeti alakası ne kadarsa o kadar kendisine kerametler, lütuflar, ihsanlar, ikramlar olur.o kadar kendisine kerametler, lütuflar, ihsanlar, ikramlar olur. Onun için ki, insanın ülfet ve ünsiyeti,

Onun için ki, insanın ülfet ve ünsiyeti,
ülfet ve ünsiyetiniz kimler ise onlardaki hal sizde tezahür edecektir.ülfet ve ünsiyetiniz kimler ise onlardaki hal sizde tezahür edecektir. İyi ve kötü. Sizin onunla alakanız yok.İyi ve kötü. Sizin onunla alakanız yok. Yalnız bu temas ettiğiniz insanlardaki hal size aksediyor, geçiyor.Yalnız bu temas ettiğiniz insanlardaki hal size aksediyor, geçiyor. Aynadaki gibi.Aynadaki gibi. Binâenaleyh, kötülükler sair oluyorsa sizde

Binâenaleyh, kötülükler sair oluyorsa sizde
muhakkak o kötülerden geçmiştir size.muhakkak o kötülerden geçmiştir size. Kötülük yapacak bir tiynette değildiniz, ama Kötülük yapacak bir tiynette değildiniz, ama bakıyorsunuz ki bazı yanlışlıklar oluyor. bakıyorsunuz ki bazı yanlışlıklar oluyor. İşte o kötülerin tesirinin (tezahürüdür). Buİşte o kötülerin tesirinin (tezahürüdür). Bu insanlarda Allah bir kalp vermiş, bir gönül.insanlarda Allah bir kalp vermiş, bir gönül. Bu gönülde kendisinin zikrinde emretmiş.Bu gönülde kendisinin zikrinde emretmiş. Lâ ilâhe illallah ile Allah [zikri] arasındaLâ ilâhe illallah ile Allah [zikri] arasında İmâm-ı Muhyiddîn-i Arabî hazretleri şöyle bir fark vermiş.İmâm-ı Muhyiddîn-i Arabî hazretleri şöyle bir fark vermiş. Lâ ilâhe illallah efdâl-i zikir demiş. Daha çok şeyde de öyle ya.Lâ ilâhe illallah efdâl-i zikir demiş. Daha çok şeyde de öyle ya. Efdalü’z-zikir: Lâ ilâhe illallah, efdalü’ş-şükür: Elhamdülillah değil mi?

Efdalü’z-zikir: Lâ ilâhe illallah, efdalü’ş-şükür: Elhamdülillah değil mi?
Bu efdalü’z-zikir lâ ilâhe illallah’ı şuna benzetmiş.

Bu efdalü’z-zikir lâ ilâhe illallah’ı şuna benzetmiş.
“Ben seni severim.” Bu bir tabirdir. Seni sevdiğime alamettir.

“Ben seni severim.” Bu bir tabirdir. Seni sevdiğime alamettir.
Fakat ben senden başkasını sevmem tabiri,Fakat ben senden başkasını sevmem tabiri, seni severim tabirinden üstündür. Edebiyatçılarda malum.seni severim tabirinden üstündür. Edebiyatçılarda malum. Neden?

Neden?
Senden başkasını sevmiyorum, artık bütün sevgi mi sana bağlı.

Senden başkasını sevmiyorum, artık bütün sevgi mi sana bağlı.
Lâ ilâhe illallah senden başka mabut tanımıyorum.

Lâ ilâhe illallah senden başka mabut tanımıyorum.
Binâenaleyh peygamberlerin gelişini,

Binâenaleyh peygamberlerin gelişini,
Cenâb-ı Hak bir rivayette 124 bin peygamber yollamış. Cenâb-ı Hak bir rivayette 124 bin peygamber yollamış. Yirmi beş tanesi Kur'an'da açık olarak da zaten belli.Yirmi beş tanesi Kur'an'da açık olarak da zaten belli. Bu peygamberlerin gelişleri Allah'ı bildirmek için değildir, diyor.Bu peygamberlerin gelişleri Allah'ı bildirmek için değildir, diyor. Bu peygamberlerin gelişleri, Allah'ı bildirmek için değildir.Bu peygamberlerin gelişleri, Allah'ı bildirmek için değildir. Çünkü Allah'ı bilmek, Allah'ın verdiği göz ve akıl ile mecburiyettir.Çünkü Allah'ı bilmek, Allah'ın verdiği göz ve akıl ile mecburiyettir. Allah peygamber yollamamış olsaydı herkesin Allah'ı bilmesi mecburiydi.Allah peygamber yollamamış olsaydı herkesin Allah'ı bilmesi mecburiydi. Bulacak Allah'ını.Bulacak Allah'ını. Gözü var bakacak; bu kâinatın ucu bucu yok, seması şöyle, ayı böyle, yeri böyle,

Gözü var bakacak; bu kâinatın ucu bucu yok, seması şöyle, ayı böyle, yeri böyle,
elbette bunun bir yaratan var, diyecek.elbette bunun bir yaratan var, diyecek. Bunu demek mecburiyetindedir. Diyen olursa o kafirdir o zaman.Bunu demek mecburiyetindedir. Diyen olursa o kafirdir o zaman. Varlığın sahibini inkâr ediyor.Varlığın sahibini inkâr ediyor. Bunu demedi mi muhalled ebediyen fi’n-nâr oluyor.Bunu demedi mi muhalled ebediyen fi’n-nâr oluyor. Bunu Allah'ın verdiği göz ve akıl ile idrak edebilirsenBunu Allah'ın verdiği göz ve akıl ile idrak edebilirsen ehl-i imandan oluyor, cehennemden kurtuluyor.ehl-i imandan oluyor, cehennemden kurtuluyor. Peygamberlerin vazifesi bu Allah Teâlâ'nın vahdaniyetini ilan içindir, bildirmek içindir.

Peygamberlerin vazifesi bu Allah Teâlâ'nın vahdaniyetini ilan içindir, bildirmek içindir.
Mesela şimdi birçok Allah diyenler olmuş.Mesela şimdi birçok Allah diyenler olmuş. Hatta geçen Malezya'yı tarif eden bir kitap çıksaydı,Hatta geçen Malezya'yı tarif eden bir kitap çıksaydı, Malezya’da yılanlara tapanlarını duymadıydık. Malezya’da yılanlara tapanlarını duymadıydık. Şuna buna tapanları duyuyorduk da yılana tapan bir mahluk bile varmış yani. Şuna buna tapanları duyuyorduk da yılana tapan bir mahluk bile varmış yani. Yılan! Hâlâ şimdi besledikleri evler varmış, orada yılanları beslerler, Yılan! Hâlâ şimdi besledikleri evler varmış, orada yılanları beslerler, yemekler götürür, onları gider severler, koyunlarına filan sokarlarmış.yemekler götürür, onları gider severler, koyunlarına filan sokarlarmış. Ee, demek insanda böyle bir tiynet, hilkat var da bir mabut aramak mecburiyetinde.

Ee, demek insanda böyle bir tiynet, hilkat var da bir mabut aramak mecburiyetinde.
Onun için herkes kimi aya tapmış, kimisi güneşe tapmış, kimi yıldızlara aldanmış,Onun için herkes kimi aya tapmış, kimisi güneşe tapmış, kimi yıldızlara aldanmış, kimisi insanlara aldanmış, çeşitli sürü mabut türemiş. kimisi insanlara aldanmış, çeşitli sürü mabut türemiş. Gece mabudu demişler, gündüz mabudu demişler,Gece mabudu demişler, gündüz mabudu demişler, hayır mabudu demişler, şer mabudu demişler. Demişler de demişler bir sürü.hayır mabudu demişler, şer mabudu demişler. Demişler de demişler bir sürü. Peygamberler bunu iptal ederekten yalnız Allah, bir Allah.

Peygamberler bunu iptal ederekten yalnız Allah, bir Allah.
Hayır da O’nun, şer de O’nun, gecesi de O’nun, gündüzü de O’nun,Hayır da O’nun, şer de O’nun, gecesi de O’nun, gündüzü de O’nun, mahlukların hepsi O’nun. Bunu bildirmek için gelmişlerdir.mahlukların hepsi O’nun. Bunu bildirmek için gelmişlerdir. Binâenaleyh bir insan Allah'ı bilmek mecburiyetindedir, kıymet itibariyle.

Binâenaleyh bir insan Allah'ı bilmek mecburiyetindedir, kıymet itibariyle.
Bundan sonra birliğini peygamberler vasıtasıyla,Bundan sonra birliğini peygamberler vasıtasıyla, ulema vasıtasıyla öğrenir.ulema vasıtasıyla öğrenir. Şimdi burada ilk mertebeye tevekkül.

Şimdi burada ilk mertebeye tevekkül.
Bir insan Allah'a dayanırsa; tevekkül, Allah'a dayanmak.Bir insan Allah'a dayanırsa; tevekkül, Allah'a dayanmak. Allah'a kendisini dayayabilirse,Allah'a kendisini dayayabilirse, Allah onu ilk alamet olaraktan suda yürüme kabiliyetini veriyor.Allah onu ilk alamet olaraktan suda yürüme kabiliyetini veriyor. İsa aleyhisselatü vesselam. İsa aleyhisselatü vesselam. Meşreb. Adem aleyhisselam’ın meşrebi, İbrahim aleyhisselam’ın meşrebi var,

Meşreb. Adem aleyhisselam’ın meşrebi, İbrahim aleyhisselam’ın meşrebi var,
Musa aleyhisselam’ın meşrebi var, İsa aleyhisselam’ın meşrebi var,Musa aleyhisselam’ın meşrebi var, İsa aleyhisselam’ın meşrebi var, bir de Peygamberimizin meşrebi var.bir de Peygamberimizin meşrebi var. İnsandaki kemâlet mertebesi nereye kadar yükseldiysen, İnsandaki kemâlet mertebesi nereye kadar yükseldiysen, mesela İbrahim aleyhisselam’ın makamına ulaştıysa,mesela İbrahim aleyhisselam’ın makamına ulaştıysa, İbrahim'e, makâm-ı İbrahim diyorlar ona. İbrahim'e, makâm-ı İbrahim diyorlar ona. Orada ateş yakmak kabiliyetli insanda meydana gelir.Orada ateş yakmak kabiliyetli insanda meydana gelir. Tutarsın ateşi, yakmaz insanı.Tutarsın ateşi, yakmaz insanı. Niçin?

Niçin?
İbrahim Aleyhisselamdaki hal intikal etmiştir O'na.

İbrahim Aleyhisselamdaki hal intikal etmiştir O'na.
Eğer İseviyet mertebesindeyse, suda yürür İsa aleyhisselam gibi.

Eğer İseviyet mertebesindeyse, suda yürür İsa aleyhisselam gibi.
Eğer bu Museviyet diyorlar ki Musa aleyhisselam’ın,Eğer bu Museviyet diyorlar ki Musa aleyhisselam’ın, o da suda gark olmaz, elindeki sopası… Her hüneri işler.o da suda gark olmaz, elindeki sopası… Her hüneri işler. Neden?

Neden?
Ondaki hal ona intikal etti.

Ondaki hal ona intikal etti.
Ona kadar ulaşabildiği derecesi.Ona kadar ulaşabildiği derecesi. Peygamberimizin derecesine ulaşabilmek kutuplara mahsus.Peygamberimizin derecesine ulaşabilmek kutuplara mahsus. Evliyânın büyükleri.Evliyânın büyükleri. Onlarda da işte peygamberdeki hayat onlarda tamamıyla zuhur eder.Onlarda da işte peygamberdeki hayat onlarda tamamıyla zuhur eder. Allah şimdi cümlemizi affetsin…

Allah şimdi cümlemizi affetsin…
O’nun kuluyuz.

O’nun kuluyuz.
Bu âlem bir yokluk âlemidir yani. İşte hepimiz gelir gideriz.Bu âlem bir yokluk âlemidir yani. İşte hepimiz gelir gideriz. Rabb'iniz bir, babanız bir, peygamberiniz bir, kitabınız bir.Rabb'iniz bir, babanız bir, peygamberiniz bir, kitabınız bir. Artık siz bu kadar birliğin içerisinde ayrılık yapmayın.Artık siz bu kadar birliğin içerisinde ayrılık yapmayın. Şu muvakkat âlemin içerisinde benliklerinize kapılıp da birbirinize darılmayın, Şu muvakkat âlemin içerisinde benliklerinize kapılıp da birbirinize darılmayın, arka çevirmeyin, küsmeyin. arka çevirmeyin, küsmeyin. Darılmayın, birbirinizin elinden tutun, yardım edin.Darılmayın, birbirinizin elinden tutun, yardım edin. Kardeş gibi yaşayın, cesed-i vâhid gibi hareket edin.Kardeş gibi yaşayın, cesed-i vâhid gibi hareket edin. Saadete, selamete ulaşırsın, ulaşırsınız. Saadete, selamete ulaşırsın, ulaşırsınız. Yok böyle yapmaz da fitnelerin içerisine düşerseniz,

Yok böyle yapmaz da fitnelerin içerisine düşerseniz,
esfel-i sâfilîne doğru kayarsanız,esfel-i sâfilîne doğru kayarsanız, orada sizin arkadaşınız şeytanlar olur, firavunlar olur, şeddatlar olur.orada sizin arkadaşınız şeytanlar olur, firavunlar olur, şeddatlar olur. Siz hangisiyle olmak istersiniz?

Siz hangisiyle olmak istersiniz?
Elbette peygamberlerle olmak istersiniz.

Elbette peygamberlerle olmak istersiniz.
Peygamberlerle olmak istiyorsanız bu dünyanın ezasına,Peygamberlerle olmak istiyorsanız bu dünyanın ezasına, cefasına biraz sabr-ı tahammülle onların yolundan ayrılma kardeşim.cefasına biraz sabr-ı tahammülle onların yolundan ayrılma kardeşim. Muvakkat bu âlem.Muvakkat bu âlem. Kime kaldı?

Kime kaldı?
Ne o firavunlara kaldı ne o peygamberlere kaldı.

Ne o firavunlara kaldı ne o peygamberlere kaldı.
Herkes bu dünyada müddetini bitirip gidecek. Herkes bu dünyada müddetini bitirip gidecek. Onun için insana düşen peygamberinin yolunu mu seçmesi lazım,

Onun için insana düşen peygamberinin yolunu mu seçmesi lazım,
şeytanın yolunu mu seçmesi lazım? şeytanın yolunu mu seçmesi lazım? Elbette lazım olanlar peygamberinin yolunu seçmesi lazımdır.

Elbette lazım olanlar peygamberinin yolunu seçmesi lazımdır.
Onun için peygamberin sünneti seniyyesine tamamıyla mütevessik,Onun için peygamberin sünneti seniyyesine tamamıyla mütevessik, onun yolundan ayrılma.onun yolundan ayrılma. Yalanı bırak, düzeni bırak, hileyi bırak, hırsı bırak, tamahı bırak.Yalanı bırak, düzeni bırak, hileyi bırak, hırsı bırak, tamahı bırak. Kardeşlerinle güzel geçin, hırsı bırak, kibri bırak, gadabı bırak.Kardeşlerinle güzel geçin, hırsı bırak, kibri bırak, gadabı bırak. Bunların hepsi fena fena, kötü kötü huylardır.Bunların hepsi fena fena, kötü kötü huylardır. Allah bunlardan cümlemizi muhafaza buyursun…

Allah bunlardan cümlemizi muhafaza buyursun…
Ama bunu hep çocukluk devresinden, çocuğun üzerinde işlemek lazım.

Ama bunu hep çocukluk devresinden, çocuğun üzerinde işlemek lazım.
Çünkü bir kere bu kötü huylar insanda yerleşti miydi onu yenmek çok zor şey.Çünkü bir kere bu kötü huylar insanda yerleşti miydi onu yenmek çok zor şey. Onu çıkarıp atabilmek çok zor şey.Onu çıkarıp atabilmek çok zor şey. Onun için geçen dedi ya:

Onun için geçen dedi ya:
Allah'ı arıyorsan gönlünde ara.

Allah'ı arıyorsan gönlünde ara.
Ne Kudüs'te ne Mekke'de ne de Hac’tadır.

Ne Kudüs'te ne Mekke'de ne de Hac’tadır.
diyen Niyâzî-i [Mısrî] merhumun sözü yabana atılır bir söz değil yani.

diyen Niyâzî-i [Mısrî] merhumun sözü yabana atılır bir söz değil yani.
Yabana atılır bir söz değil.Yabana atılır bir söz değil. Binâenaleyh insan, gönlünü kötülükten muhafaza edebilmesi için

Binâenaleyh insan, gönlünü kötülükten muhafaza edebilmesi için
muhakkak nasıl ki iyilikler iyi adamlardan geçiyor.muhakkak nasıl ki iyilikler iyi adamlardan geçiyor. İyileri memlekette bulup onlarla teması kurmakİyileri memlekette bulup onlarla teması kurmak ve iyi yoldan ayrılmamak lazım.ve iyi yoldan ayrılmamak lazım. Bu mıknatısı olmayan makasa, sen bütün gün söyle ey makasBu mıknatısı olmayan makasa, sen bütün gün söyle ey makas sen de al bu iğneleri desen almaz, ama sürtünce alıyor işte.sen de al bu iğneleri desen almaz, ama sürtünce alıyor işte. Demek ki temassız olmuyor. Demek ki temassız olmuyor. Temas ile insanların hâlâsı biri diğerine.Temas ile insanların hâlâsı biri diğerine. Onun için cumalar, vaaz meclisleri bunun vesilesidir.

Onun için cumalar, vaaz meclisleri bunun vesilesidir.
Cuma’yı niçin herkes evinde kılamıyor?

Cuma’yı niçin herkes evinde kılamıyor?
Diğer vakitleri kılabiliyoruz evimizde tek başımıza,

Diğer vakitleri kılabiliyoruz evimizde tek başımıza,
fakat cumada muhakkak bir yerde toplanmamız lazım.fakat cumada muhakkak bir yerde toplanmamız lazım. İşte o toplulukta iyi haller birimizden diğerine intikal eder. İşte o toplulukta iyi haller birimizden diğerine intikal eder. Hatta Kırşehirli olsa zannedersem,Hatta Kırşehirli olsa zannedersem, bir hocaefendi bizim gençlik devrimizde, padişah devriydi,bir hocaefendi bizim gençlik devrimizde, padişah devriydi, geldi bir vaaz etti Bayezid Camisi’nde.geldi bir vaaz etti Bayezid Camisi’nde. Hatırımda kalmıştır o zamandan beri.Hatırımda kalmıştır o zamandan beri. Verem, felç hastalıklarının tedavisi cemaattir, diyor.

Verem, felç hastalıklarının tedavisi cemaattir, diyor.
Yalnız üzüm suyu içmek suretiyle cemaate devam eden bir insanYalnız üzüm suyu içmek suretiyle cemaate devam eden bir insan felçten kurtulur, diyor.felçten kurtulur, diyor. Olur mu ya?

Olur mu ya?
Felcin mikrobu var, şeysi var. Onun da ilacı tedavisi var.

Felcin mikrobu var, şeysi var. Onun da ilacı tedavisi var.
Bu böyle olur mu hiç?

Bu böyle olur mu hiç?
Fakat Hocaefendi ispat ediyor. Etti.

Fakat Hocaefendi ispat ediyor. Etti.
Kaç tanesinin tedavi ettim dedi. Safa giriyor. Kaç tanesinin tedavi ettim dedi. Safa giriyor. Müslüman safı sık, birbirlerine böyle perçlenmiş,Müslüman safı sık, birbirlerine böyle perçlenmiş, mersus kale gibi birbirine sıkı yapışmış.mersus kale gibi birbirine sıkı yapışmış. Bu diyor bir elektrik vardır insanda.Bu diyor bir elektrik vardır insanda. Bu elektrik birinden diğerine böyle saflar, intikal eder. Bu elektrik birinden diğerine böyle saflar, intikal eder. Saf ne kadar uzun olursa bu elektrik kuvveti o kadar çoğalır.Saf ne kadar uzun olursa bu elektrik kuvveti o kadar çoğalır. Bunun başta imama gelir Cenâb-ı Hak'tan. Bunun başta imama gelir Cenâb-ı Hak'tan. İmandan sonra sağına soluna bu feyz-i ilahi doludur.İmandan sonra sağına soluna bu feyz-i ilahi doludur. Bu hasta da bu cereyana tutulur,Bu hasta da bu cereyana tutulur, ufak bir cereyan farkına varılmaz,ufak bir cereyan farkına varılmaz, bu cereyanın altında tedrici surette namaza devam ede edebu cereyanın altında tedrici surette namaza devam ede ede bakarsınız ki onun tutulan yerlerinin kanları bakarsınız ki onun tutulan yerlerinin kanları Allah'ın rahmetine de mazhariyetle açılır. Allah'ın rahmetine de mazhariyetle açılır. Açılır ve adam o dertten kurtulur.Açılır ve adam o dertten kurtulur. Verem nasıl kurtulur ya?

Verem nasıl kurtulur ya?
Verem ayrı birşey. Ha, bu da Allah'ın bir lütfu, ihsanı..

Verem ayrı birşey. Ha, bu da Allah'ın bir lütfu, ihsanı..
Dedi ki, hatırımda kalan:

Dedi ki, hatırımda kalan:
Japonya'da bir balık vardır, ufaktır.

Japonya'da bir balık vardır, ufaktır.
Kendini müdafaa etmek için, Cenâb-ı HakKendini müdafaa etmek için, Cenâb-ı Hak her mahlukun bir müdafaa aleti var ya.her mahlukun bir müdafaa aleti var ya. Ona da elektrik kudreti vermiş.Ona da elektrik kudreti vermiş. Balık sıkıştı mı elektrik saçıyor etrafına.Balık sıkıştı mı elektrik saçıyor etrafına. Bu elektrik saçmasıyla bütün balıkları kaçırıyor etrafından, kaçırıyor.Bu elektrik saçmasıyla bütün balıkları kaçırıyor etrafından, kaçırıyor. Binâenaleyh bu ikinci bir dinleyişim.

Binâenaleyh bu ikinci bir dinleyişim.
Bir asker albay dedi ki:

Bir asker albay dedi ki:
Almanlar harpte bir yerde sıkışmışlar.

Almanlar harpte bir yerde sıkışmışlar.
Yirmi beş bin asker bir halka olmuşlar, el ele tutuşmuşlar,Yirmi beş bin asker bir halka olmuşlar, el ele tutuşmuşlar, birkaç mumluk lambayı yakmışlar.birkaç mumluk lambayı yakmışlar. İnsandaki elektrik kudreti, toplanıp bir yere geldi mi iki uçtanİnsandaki elektrik kudreti, toplanıp bir yere geldi mi iki uçtan bir elektrik lambasını yakmış.bir elektrik lambasını yakmış. Ama sen de diyeceksin ki kömürü nerede?

Ama sen de diyeceksin ki kömürü nerede?
Bilmem kömürün nerede olduğunu.

Bilmem kömürün nerede olduğunu.
Allah Teâlâ'nın verdiği kudretin üstünde bir kudret yok.Allah Teâlâ'nın verdiği kudretin üstünde bir kudret yok. Binâenaleyh o elektrik kabiliyetleriyle insanlar, temas yani.

Binâenaleyh o elektrik kabiliyetleriyle insanlar, temas yani.
Netice itibariyle temaslar insanlarda büyük hareketler yapabilmenin imkânı.Netice itibariyle temaslar insanlarda büyük hareketler yapabilmenin imkânı. Onun için insanlar daima iyi insanları arayıp, bulup

Onun için insanlar daima iyi insanları arayıp, bulup
bunların dizinin dibinde oturmak mecburiyetindedir.bunların dizinin dibinde oturmak mecburiyetindedir. Mecburiyetindedir yani!Mecburiyetindedir yani! Bak şimdi, Bayezid-i Bestâmî hazretlerini hepiniz bilirsiniz.

Bak şimdi, Bayezid-i Bestâmî hazretlerini hepiniz bilirsiniz.
Büyük mutasavvıf.Büyük mutasavvıf. Otuz sene suyun başına gitmiş de soğuk su içmemiş adam,Otuz sene suyun başına gitmiş de soğuk su içmemiş adam, yemesi de öyle. Fakat bu hal ile hacca gitmeye kalkmış adamyemesi de öyle. Fakat bu hal ile hacca gitmeye kalkmış adam ve bir de hacı olayım demiş. Üstadına demiş ki:ve bir de hacı olayım demiş. Üstadına demiş ki: “Ben hacca gideceğim müsaade et bana.”

“Ben hacca gideceğim müsaade et bana.”
“Yok, iki sene burada otur, bana hizmet edeceksin” demiş.

“Yok, iki sene burada otur, bana hizmet edeceksin” demiş.
“Eğer iki sene orada oturup da o üstadıma hizmet etmeseydim

“Eğer iki sene orada oturup da o üstadıma hizmet etmeseydim
ben Bayezid olamazdım” diyor.ben Bayezid olamazdım” diyor. Adamın böyle kıyamete kadar kalışının yegâne sebebi

Adamın böyle kıyamete kadar kalışının yegâne sebebi
bu üstadıma olan iki senelik hizmetimin mükâfatıdır, diyor.bu üstadıma olan iki senelik hizmetimin mükâfatıdır, diyor. Kemâlatı su içmemekte bulmadım,Kemâlatı su içmemekte bulmadım, ancak o üstada olan hizmetimin neticesine buldum, diyor.ancak o üstada olan hizmetimin neticesine buldum, diyor. Temas var çünkü. O temas neticesinde onun hali ona intikal etti.Temas var çünkü. O temas neticesinde onun hali ona intikal etti. Sen kendi kendine istediğin kadar riyazet et.Sen kendi kendine istediğin kadar riyazet et. Kırk günde bir hurmayla yaşayacak kabiliyete gel.Kırk günde bir hurmayla yaşayacak kabiliyete gel. Yine o adamsın, yine o adamsın.Yine o adamsın, yine o adamsın. İyiliğin geçmesine bir iyiliğin vasıta olması lazım.İyiliğin geçmesine bir iyiliğin vasıta olması lazım. Onun için Vahhabiler vasıtayı inkar ederler. Cahilliklerinden ileri gelir.Onun için Vahhabiler vasıtayı inkar ederler. Cahilliklerinden ileri gelir. Vasıtasız iş yok. Peygamber'e de vasıta Cibril idi.Vasıtasız iş yok. Peygamber'e de vasıta Cibril idi. Bize de vasıta peygamberdir.Bize de vasıta peygamberdir. Vasıtayı kaldırdın mı Allah ile sen de Allah olursun o zaman.Vasıtayı kaldırdın mı Allah ile sen de Allah olursun o zaman. O olur mu hiç?

O olur mu hiç?
Allah cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın...

Allah cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın...
İnne izame’l-cezâi me’a izami’l-belâi

İnne izame’l-cezâi me’a izami’l-belâi
ve’s-sabru inde sadmeti’l-ûlâve’s-sabru inde sadmeti’l-ûlâ ve inna’llâhe te’âlâ izâ ehabbe kavmen ibtelâhümve inna’llâhe te’âlâ izâ ehabbe kavmen ibtelâhüm fe-men radiye felehü’r-ridâ ve men sehita felehü’s-suhtu.fe-men radiye felehü’r-ridâ ve men sehita felehü’s-suhtu. Mükâfatın büyüklüğü,

Mükâfatın büyüklüğü,
gelen belanın büyüklüğü nispetindir.gelen belanın büyüklüğü nispetindir. Bela ne kadar büyükse, felaket,Bela ne kadar büyükse, felaket, onun karşısında yapılan sabırla mükâfat da o kadar büyük olur.onun karşısında yapılan sabırla mükâfat da o kadar büyük olur. Sabır da, inde sadmeti’l-ûlâ, ilk çarpışmada şikayeti bırakmak.Sabır da, inde sadmeti’l-ûlâ, ilk çarpışmada şikayeti bırakmak. Bir kavme Allah Teâlâ, bir ibtelâ verdiği vakitte ona razı olursa,

Bir kavme Allah Teâlâ, bir ibtelâ verdiği vakitte ona razı olursa,
fe-men radiye felehü’r-ridâ. Ve men sehita.fe-men radiye felehü’r-ridâ. Ve men sehita. Bu nereden geldi başımıza diye feryat eder kızarsan, gazab-ı ilahi vardır.Bu nereden geldi başımıza diye feryat eder kızarsan, gazab-ı ilahi vardır. İnne aleyke’s-selâmü tehiyyetü’l-mevtâ

İnne aleyke’s-selâmü tehiyyetü’l-mevtâ
izâ lekiye ehadüküm ehâhü fe’l-yekul:izâ lekiye ehadüküm ehâhü fe’l-yekul: “es-selâmü aleyküm ve rahmetü’llâhi ve berakâtühû.”“es-selâmü aleyküm ve rahmetü’llâhi ve berakâtühû.” Bazen insanlar gerek bildiklerinden, gerek bilmediklerinden ve aleykesselam der.

Bazen insanlar gerek bildiklerinden, gerek bilmediklerinden ve aleykesselam der.
Bu olmaz. Bu olmaz. Bu ölülere verilen bir selamdır. Ölülere verilen bir selam.Bu ölülere verilen bir selamdır. Ölülere verilen bir selam. Hakikaten verilmesi lazım gelen selam es-selâmü aleykümHakikaten verilmesi lazım gelen selam es-selâmü aleyküm ve rahmetü’llâhi ve berakâtühû.ve rahmetü’llâhi ve berakâtühû. Bunu mektuplarınızı yazarken de, bizim yeni kaidelere değil,Bunu mektuplarınızı yazarken de, bizim yeni kaidelere değil, mektubunu yazarken başına, Bismillahirrahmanirrahim.mektubunu yazarken başına, Bismillahirrahmanirrahim. Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. Ondan sonra başlarsınız. Ondan sonra başlarsınız. Allah'a hamd ve senadan sonra söyleyeceğini söylersin.Allah'a hamd ve senadan sonra söyleyeceğini söylersin. Bunlar söylenmeden yazılan yazılar, kitaplar hepsi sakattır.

Bunlar söylenmeden yazılan yazılar, kitaplar hepsi sakattır.
Faydasızdır yani, hiç tesiri olmaz. Onun için geçen birisi dedi ki:Faydasızdır yani, hiç tesiri olmaz. Onun için geçen birisi dedi ki: “Ben şu kadar zamandan beri vaazı nasihat ediyorum da

“Ben şu kadar zamandan beri vaazı nasihat ediyorum da
cemaatimde bir değişiklik görmüyorum, hep aynı cemaat geliyor.” cemaatimde bir değişiklik görmüyorum, hep aynı cemaat geliyor.” Şimdi bak aramızdaki farka bak.

Şimdi bak aramızdaki farka bak.
Bunu tabiatıyla görmekteyiz.Bunu tabiatıyla görmekteyiz. Biz bugün insanları toplamak imkanında değil, kaçırıyoruz cemaatimizi.Biz bugün insanları toplamak imkanında değil, kaçırıyoruz cemaatimizi. Cemaatlerimizi daha kendimize ısındıracağımız yerdeCemaatlerimizi daha kendimize ısındıracağımız yerde cemaati kendimizden uzaklaştırıyoruz. Sebepleri çok.cemaati kendimizden uzaklaştırıyoruz. Sebepleri çok. Halbuki koca Çin'in, kocaman Çin'in içindeki Müslümanlar ne kadarsaHalbuki koca Çin'in, kocaman Çin'in içindeki Müslümanlar ne kadarsa iki tane sahabi sayesinde Müslüman olmuşlar. iki tane sahabi sayesinde Müslüman olmuşlar. İki tane sahabi gitmiş oralara. İki tane sahabi gitmiş oralara. “Ya Müslüman dini vardır. Şöyledir, böyledir…”

“Ya Müslüman dini vardır. Şöyledir, böyledir…”
Ha bakmışlar ki gavurlukta iş yok. Hepsi Müslüman olmuşlar burada olan o kadar. Ha bakmışlar ki gavurlukta iş yok. Hepsi Müslüman olmuşlar burada olan o kadar. İşte bugün Endonezya dediğimiz memlekete ne ordu gitmiştir,İşte bugün Endonezya dediğimiz memlekete ne ordu gitmiştir, ne top tüfek, ne asker. ne top tüfek, ne asker. Fakat oraya giden tüccarlar, hacılar, macılar kimler?

Fakat oraya giden tüccarlar, hacılar, macılar kimler?
Bakıyorlar, o güzel bu müslümanlık, bak ne güzel adamlar.

Bakıyorlar, o güzel bu müslümanlık, bak ne güzel adamlar.
Yalanları yok, hileleri yok, dosdoğru insanlar.Yalanları yok, hileleri yok, dosdoğru insanlar. Abdestlerinde, namazlarında ibadetlerinde bir fenalıkları yok, içkileri yok.Abdestlerinde, namazlarında ibadetlerinde bir fenalıkları yok, içkileri yok. Aman demişler, iyi din bu, hadi müslüman olalım.Aman demişler, iyi din bu, hadi müslüman olalım. Yüz binlerce kimse müslüman olmuşlar elhamdülillah.Yüz binlerce kimse müslüman olmuşlar elhamdülillah. Onun için Allah cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın...

Onun için Allah cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın...
Bak, bir iyi neler yapıyor yani. Bir iyi neler yapıyor. Aksi bir kötüte gire aynı oda.

Bak, bir iyi neler yapıyor yani. Bir iyi neler yapıyor. Aksi bir kötüte gire aynı oda.
İnne ğileza cildi’l-kâfiri isneyni

İnne ğileza cildi’l-kâfiri isneyni
ve erbe’îne zirâ’an bi-zirâ’ini’l-cebbârive erbe’îne zirâ’an bi-zirâ’ini’l-cebbâri Cebbâr, burada bir meleğin adı.

Cebbâr, burada bir meleğin adı.
O meleğin arşın ile kırk iki arşın olacak derisi, bir gavurun.O meleğin arşın ile kırk iki arşın olacak derisi, bir gavurun. Bir gavurun derisi, cabbar olan o meleğin arşını ile kırk iki arşın olacak.Bir gavurun derisi, cabbar olan o meleğin arşını ile kırk iki arşın olacak. Ne kadardır artık Allah bilir.Ne kadardır artık Allah bilir. Ve inne dırsehû mislü Uhudin.

Ve inne dırsehû mislü Uhudin.
Dişi de Uhud Dağı gibi olacak.Dişi de Uhud Dağı gibi olacak. Ve innehû meclisehû min cehenneme beyne Mekke ve’l-Medîne.

Ve innehû meclisehû min cehenneme beyne Mekke ve’l-Medîne.
Cehennemdeki yeri Mekke ile Medine arasındaki mesafe kadarCehennemdeki yeri Mekke ile Medine arasındaki mesafe kadar bir yeri işgal edecek. bir yeri işgal edecek. Dişi o kadar olan adamın vücudu da elbette ona göre büyük olacak,Dişi o kadar olan adamın vücudu da elbette ona göre büyük olacak, o kadar yere sokulacak. o kadar yere sokulacak. Bundan maksat, gavurluğun ne kadar fena bir şey olduğu.Bundan maksat, gavurluğun ne kadar fena bir şey olduğu. Tirmizî hadîsidir. Hasenün sahîhun.

Tirmizî hadîsidir. Hasenün sahîhun.
İnne Fâtımete ahsanet fercehâ

İnne Fâtımete ahsanet fercehâ
fe-harrama’llâhü ve zürriyyetehâ ale’n-nâri. fe-harrama’llâhü ve zürriyyetehâ ale’n-nâri. Hz. Fatıma Resûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem'in kızları,

Hz. Fatıma Resûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem'in kızları,
Hz. Ali Efendimiz'in de refikası.Hz. Ali Efendimiz'in de refikası. Ama bu iffetini muhafaza edişinden dolayıAma bu iffetini muhafaza edişinden dolayı Cenâb-ı Hak onu ve onun zürriyetini de cehenneme haram kılmış.Cenâb-ı Hak onu ve onun zürriyetini de cehenneme haram kılmış. Yani iffet ve namusun muhafazası ne kadar büyük bir devlettir biliyor musunuz kardeşler? Yani iffet ve namusun muhafazası ne kadar büyük bir devlettir biliyor musunuz kardeşler? Dün bir kitabımı mutalaa ederken nikah meselesine gözüme çarptı.

Dün bir kitabımı mutalaa ederken nikah meselesine gözüme çarptı.
Nikah meselesinin içerisinde mürted ile mürtedde denilen iki mesele var.Nikah meselesinin içerisinde mürted ile mürtedde denilen iki mesele var. Mepsut denilen kitap, ikinci cilt kırk ikinci sayfa. Orada diyor ki:Mepsut denilen kitap, ikinci cilt kırk ikinci sayfa. Orada diyor ki: Bir insan Müslüman doğmuş, Müslümanlık olarak büyümüş,

Bir insan Müslüman doğmuş, Müslümanlık olarak büyümüş,
sonra da ahvalin zamanın şeylerine karışarak fikir değiştirmiş,sonra da ahvalin zamanın şeylerine karışarak fikir değiştirmiş, Müslümanlığı bırakmış, terk etmişMüslümanlığı bırakmış, terk etmiş ve Müslümanlık aleyhinde konuşmuş, görüşmüş. ve Müslümanlık aleyhinde konuşmuş, görüşmüş. Erkek olursa buna mürted, kadın olursa mürtedde diyorlar.

Erkek olursa buna mürted, kadın olursa mürtedde diyorlar.
Şimdi buna diyor ki, buna üç gün mühlet verilir diyor.

Şimdi buna diyor ki, buna üç gün mühlet verilir diyor.
Üç gün içerisinde tövbe istiğfar edersen sana üç gün izin verilir.Üç gün içerisinde tövbe istiğfar edersen sana üç gün izin verilir. Döner, tövbe istiğfar edersen ne a’la?Döner, tövbe istiğfar edersen ne a’la? Etmediğin takdirde katlolunur.

Etmediğin takdirde katlolunur.
Asıl bunun hiçbir kimseyle evlenme hakkı da yoktur diyor.Asıl bunun hiçbir kimseyle evlenme hakkı da yoktur diyor. Mesela bu gâvur oldu değil mi? Döndü. Mürted oldu. Bir gâvurlan evlensin.

Mesela bu gâvur oldu değil mi? Döndü. Mürted oldu. Bir gâvurlan evlensin.
Hayır, gâvurla da evlenemez diyor.

Hayır, gâvurla da evlenemez diyor.
Gâvurla da nikahı sahih değildir diyor.Gâvurla da nikahı sahih değildir diyor. Niçin?

Niçin?
Çünkü onun hayat hakkına tanınmamıştır hak diyor.

Çünkü onun hayat hakkına tanınmamıştır hak diyor.
Kendisine hayat hakkı tanınmadığı için başka birisiyle gâvur olsun,Kendisine hayat hakkı tanınmadığı için başka birisiyle gâvur olsun, ne olursun evlenemez. Ne kadar acı.ne olursun evlenemez. Ne kadar acı. Sebebi ne? Şöyle bir düşünürseniz.

Sebebi ne? Şöyle bir düşünürseniz.
Diyor ki:

Diyor ki:
Bu bir kangren gibi vücutta türemiştir.

Bu bir kangren gibi vücutta türemiştir.
O kangren hangi azada türediyse, o aza kesilmedikçe kurtulamaz o insan.O kangren hangi azada türediyse, o aza kesilmedikçe kurtulamaz o insan. Binâenaleyh, cemiyetlerde de böyle demişler.

Binâenaleyh, cemiyetlerde de böyle demişler.
Cemiyetleri içindeki o mikropları temizlemezseniz sirayet eder cemiyete,Cemiyetleri içindeki o mikropları temizlemezseniz sirayet eder cemiyete, sonra cemiyet artık kurtulmaz bir hale gelir, demişler.sonra cemiyet artık kurtulmaz bir hale gelir, demişler. Allah cümlemizi nevmi gafletten ikaz buyursun aziz kardeş…

Allah cümlemizi nevmi gafletten ikaz buyursun aziz kardeş…
Yani her şey iyi, nasıl istersen öyle yaşa dünyada.

Yani her şey iyi, nasıl istersen öyle yaşa dünyada.
Fakat iki uç; birisi peygamberin, birisi şeytanın.Fakat iki uç; birisi peygamberin, birisi şeytanın. Bir ucu peygamberin elinde, bir ucu da şeytanın elinde.Bir ucu peygamberin elinde, bir ucu da şeytanın elinde. İstersen peygamberin ipine yapış, istersen şeytanın ipine yapış.İstersen peygamberin ipine yapış, istersen şeytanın ipine yapış. Dininde, kitabında sadıksan, peygamberin ipiyle cennete gidersin.Dininde, kitabında sadıksan, peygamberin ipiyle cennete gidersin. Eğer onun ipini bırakırsan, şeytanın ipiyle cehennemin esfele sâfilîne düşersin.Eğer onun ipini bırakırsan, şeytanın ipiyle cehennemin esfele sâfilîne düşersin. Bu 42 arşınlık vücudun insanları gavurluktan,

Bu 42 arşınlık vücudun insanları gavurluktan,
gavurluk denilen felaketten korumak için, kurtarmak içingavurluk denilen felaketten korumak için, kurtarmak için Cenâb-ı Peygamber gavurluğun fenalığını şu sözlerle bize tarif etmiş oluyor.Cenâb-ı Peygamber gavurluğun fenalığını şu sözlerle bize tarif etmiş oluyor. İnne fücûra’l-mer’ti’l-fâcirati ke-fücûri elfi fâcirin

İnne fücûra’l-mer’ti’l-fâcirati ke-fücûri elfi fâcirin
ve inne birra’l-mer’eti’l-mü’mineti ke-ameli seb’îne siddîkan.ve inne birra’l-mer’eti’l-mü’mineti ke-ameli seb’îne siddîkan. İşte burada da aynı şeyler. İnsanlar iki kısımdır: İyi ve kötü.

İşte burada da aynı şeyler. İnsanlar iki kısımdır: İyi ve kötü.
Kadının da iyisine paha yok. Kadının da iyisine paha yok. Yetmiş sıddık huyu vardır iyi kadında. Yetmiş sıddık huyu vardır iyi kadında. Kötü kadında bin tane kötünün kötülüğü var üzerinde.Kötü kadında bin tane kötünün kötülüğü var üzerinde. Bin facirin kötülüğünden beterdir.Bin facirin kötülüğünden beterdir. İnne fükarâe’l-müslimîne yüzeffûne kemâ yüzeffü’l-hamâmü

İnne fükarâe’l-müslimîne yüzeffûne kemâ yüzeffü’l-hamâmü
fe-yükâlü lehüm: Kifû li’l-hisâbi fe-yekûlûne:fe-yükâlü lehüm: Kifû li’l-hisâbi fe-yekûlûne: Va’llâhi mâ teraknâ şey’en nühâsebü bihîVa’llâhi mâ teraknâ şey’en nühâsebü bihî fe-yekûlü’llâhü azze ve celle:fe-yekûlü’llâhü azze ve celle: Sadeka ‘ibâdî fe-yedhulûne’l-cennete kable’n-nâsi bi-seb’îne ‘âmen. Sadeka ‘ibâdî fe-yedhulûne’l-cennete kable’n-nâsi bi-seb’îne ‘âmen. Bu fukaralık ateşten gömlektir derler.

Bu fukaralık ateşten gömlektir derler.
Fukaralığa tahammül her babayiğidin harcı değildir.Fukaralığa tahammül her babayiğidin harcı değildir. Ateşten gömlek, demirden leblebi derler.Ateşten gömlek, demirden leblebi derler. O her adamın harcı değildir.O her adamın harcı değildir. Binâenaleyh, burada bu fukara-i müslimine büyük mükâfatlar veriliyor, Binâenaleyh, burada bu fukara-i müslimine büyük mükâfatlar veriliyor, hesap misap olunmadan cennete gidiyorlar.hesap misap olunmadan cennete gidiyorlar. Melekler diyorlar:

Melekler diyorlar:
“Nereye?”

“Nereye?”
“Hani hesap?”

“Hani hesap?”
“Yok, biz hesaptan müstesnayız.

“Yok, biz hesaptan müstesnayız.
Çünkü bizim dünya ile ilgimiz yoktu” diyorlar.Çünkü bizim dünya ile ilgimiz yoktu” diyorlar. Asıl burada fukaralık, gönle Allah'tan gayrısını sokmamak.

Asıl burada fukaralık, gönle Allah'tan gayrısını sokmamak.
Elde var, gönülde yok. Elde var, gönülde yok. Şimdi bütün memleket fukara olur, hepimiz bu fukaralığa özeniriz.

Şimdi bütün memleket fukara olur, hepimiz bu fukaralığa özeniriz.
Böyle bir vaziyette durursak, tabiatıyla bu büyük bir vakaya dönüşür. Böyle bir vaziyette durursak, tabiatıyla bu büyük bir vakaya dönüşür. Binâenaleyh kazanacaksın, çalışacaksın ama bu muavinetiBinâenaleyh kazanacaksın, çalışacaksın ama bu muavineti terk etmemek suretiyle elinde onu mal edilmeyeceksin kendine yani. terk etmemek suretiyle elinde onu mal edilmeyeceksin kendine yani. Kazancını kendine mal etmek için Allah'ın dediği gibi her yere vermek için hazır olacaksın.Kazancını kendine mal etmek için Allah'ın dediği gibi her yere vermek için hazır olacaksın. İnne fükarâe’l-mühâcirîne yedhulûne’l-cennete kable eğniyâihim

İnne fükarâe’l-mühâcirîne yedhulûne’l-cennete kable eğniyâihim
bi-mikdâri hamsi mieti senetin.bi-mikdâri hamsi mieti senetin. Burada da 500 sene evvel girecek cennete.

Burada da 500 sene evvel girecek cennete.
Zenginlerden evvel girecek fukara.Zenginlerden evvel girecek fukara. Yani gönüllerini hırsa kaptırmayan insanlar…Yani gönüllerini hırsa kaptırmayan insanlar… İnne fükarâe’l-müslimîne yedhulûne’l-cennete

İnne fükarâe’l-müslimîne yedhulûne’l-cennete
kable eğniyâihim bi-mikdâri erbe’îne kable eğniyâihim bi-mikdâri erbe’îne Demek ki şahısların haline göre çeşitli 40 sene, öteki 500 sene,

Demek ki şahısların haline göre çeşitli 40 sene, öteki 500 sene,
öteki 70 sene, herkes haline göre evvel girecek.öteki 70 sene, herkes haline göre evvel girecek. Hattâa yetemennâ eğniyâü’l-müslimîne

Hattâa yetemennâ eğniyâü’l-müslimîne
yevme’l-kiyâmeti ennehüm kânû fükarâe fi’d-dünyâ.yevme’l-kiyâmeti ennehüm kânû fükarâe fi’d-dünyâ. Onun için zenginler o gün diyecekler ki: Onun için zenginler o gün diyecekler ki: “Keşke biz de dünyadayken fukarâ olaydık.”

“Keşke biz de dünyadayken fukarâ olaydık.”
Ve inne eğniyâe’l-küffâri le-yedhulûne’n-nâra kable fükarâihim.

Ve inne eğniyâe’l-küffâri le-yedhulûne’n-nâra kable fükarâihim.
Gâvurların da zenginleri, fakirlerinden evvel girecek, aksine.Gâvurların da zenginleri, fakirlerinden evvel girecek, aksine. Bi-mikdâri erbe’îne ‘âmen hattâa yetemennâ eğniyâü’l-küffâri

Bi-mikdâri erbe’îne ‘âmen hattâa yetemennâ eğniyâü’l-küffâri
ennehüm kânû fi’d-dünyâ fükarâe. Onlar da isteyecekler ki:ennehüm kânû fi’d-dünyâ fükarâe. Onlar da isteyecekler ki: “Dünyada keşke biz de fakir olaydık” diyerek.

“Dünyada keşke biz de fakir olaydık” diyerek.
İnne fi’l-cenneti dâran yükâlü lehâ: Dâru’l-ferahi

İnne fi’l-cenneti dâran yükâlü lehâ: Dâru’l-ferahi
lâ yedhulühâ illâ men ferraha’s-sıbyân.lâ yedhulühâ illâ men ferraha’s-sıbyân. Cennete bir makam, bir yer, bir ev var ki,Cennete bir makam, bir yer, bir ev var ki, oraya ferah evi deniyor.oraya ferah evi deniyor. Oraya ancak çocukları sevindirenler girecekmiş.Oraya ancak çocukları sevindirenler girecekmiş. Yine:

Yine:
İnne fi’l-cenneti dâran yükâlü lehâ: Dâru’l-ferahi

İnne fi’l-cenneti dâran yükâlü lehâ: Dâru’l-ferahi
lâ yedhulühâ illâ men ferraha yetâme’l-mü’minîne. lâ yedhulühâ illâ men ferraha yetâme’l-mü’minîne. Burada Müslüman yetimlerine sevindirenler gireceğini açıkladı.

Burada Müslüman yetimlerine sevindirenler gireceğini açıkladı.
İnne fi’l-cenneti deraceten lâ yeblüğuhâ illâ selâsetün:

İnne fi’l-cenneti deraceten lâ yeblüğuhâ illâ selâsetün:
Cennette bir derece var. Cennette bir derece var. Oraya ancak üç kişi girecek. Üç kişiye nail olur.Oraya ancak üç kişi girecek. Üç kişiye nail olur. Birisi İmâmün âdil. Adil.

Birisi İmâmün âdil. Adil.
İkincisi, zû rahimin vesûlün ev zû ‘iyâlin sabûrun.

İkincisi, zû rahimin vesûlün ev zû ‘iyâlin sabûrun.
Yahut çok çoluğu çocuğu var, yetiştiremiyor onlara şeyi, sabırlı.Yahut çok çoluğu çocuğu var, yetiştiremiyor onlara şeyi, sabırlı. Lâ yemünnü alâ ehlihî bimâ yünfiku aleyhim.

Lâ yemünnü alâ ehlihî bimâ yünfiku aleyhim.
Ve onlara verdikleriyle onların başlarına da kakmıyor Onlara verdiği şeyi. Ve onlara verdikleriyle onların başlarına da kakmıyor Onlara verdiği şeyi. Sıla-i rahim, akrabalarına sıla-i rahim yapanlar,Sıla-i rahim, akrabalarına sıla-i rahim yapanlar, yahut böyle fakir olup sabredenler.yahut böyle fakir olup sabredenler. İnne fi’l-cenneti deraceten lâ yenâlühâ illâ erbâbü’l-hümûmi

İnne fi’l-cenneti deraceten lâ yenâlühâ illâ erbâbü’l-hümûmi
ey: Fî talebi’l-me’îşeti.ey: Fî talebi’l-me’îşeti. Yine cennette bir derece var.

Yine cennette bir derece var.
Oraya ancak maîşet sıkıntısı çekenler girecek.Oraya ancak maîşet sıkıntısı çekenler girecek. Maîşetin kendinde güçlük çekiyor, sıkıntı çekiyor,Maîşetin kendinde güçlük çekiyor, sıkıntı çekiyor, nafakayı tam manasıyla kazanamıyor.nafakayı tam manasıyla kazanamıyor. Ondan dolayı içinde bir şey var, darlık var.Ondan dolayı içinde bir şey var, darlık var. O darlığa da sabrediyor, mükâfatı cennette onun olacak.O darlığa da sabrediyor, mükâfatı cennette onun olacak. İnne fi’l-cenneti le-kasran havlehü’l-bürûcü

İnne fi’l-cenneti le-kasran havlehü’l-bürûcü
ve’l-mürûcü lehü hamsetü âlâfi bâbin lâ yedhulühûve’l-mürûcü lehü hamsetü âlâfi bâbin lâ yedhulühû ve lâ yeskünühû illâ nebiyyün ev siddîkun ev şehîdün ev imâmün âdilün. ve lâ yeskünühû illâ nebiyyün ev siddîkun ev şehîdün ev imâmün âdilün. Cennette bir derece var.

Cennette bir derece var.
Öyle köşklerle her tarafı süslü. Beş bin kapılı.Öyle köşklerle her tarafı süslü. Beş bin kapılı. Buraya kimse girmez ve burada kimse sakin olmaz.Buraya kimse girmez ve burada kimse sakin olmaz. Ya nebidir sakin olacak, ya sıddık'tır, ya şehid'tir, ya imâmün âdil'dir.Ya nebidir sakin olacak, ya sıddık'tır, ya şehid'tir, ya imâmün âdil'dir. Bir dört kimse için demek, o tahsis olunur.Bir dört kimse için demek, o tahsis olunur. Yine bakınız, tabi bu nebi olmak güç,

Yine bakınız, tabi bu nebi olmak güç,
sıddık olmak o da güç, şehit olmak o da güç,sıddık olmak o da güç, şehit olmak o da güç, imam-ı âdil olmak o da güç. imam-ı âdil olmak o da güç. Hangi bahtiyarlara kim bilir nasiptir bu?Hangi bahtiyarlara kim bilir nasiptir bu? İnne fi’l-cenneti le-amûden min zehebin aleyhi medâinü

İnne fi’l-cenneti le-amûden min zehebin aleyhi medâinü
min zebercedin tüdîü li-ehli’l-cennetimin zebercedin tüdîü li-ehli’l-cenneti kemâ yüdîü’l-kevkebü’d-dürriyyü fî cevvi’s-semâikemâ yüdîü’l-kevkebü’d-dürriyyü fî cevvi’s-semâi Şimdi bu öteki zor.

Şimdi bu öteki zor.
Nebi, Allah'ın lütfuna bağlı. Kimi ne isterse ne yapar.

Nebi, Allah'ın lütfuna bağlı. Kimi ne isterse ne yapar.
Sıddık, Ebû Bekr-i Sıddık gibi, bu da Allah'ın bir lütfu.

Sıddık, Ebû Bekr-i Sıddık gibi, bu da Allah'ın bir lütfu.
Şehit, Allah için şehit olanlar da azdır ha.

Şehit, Allah için şehit olanlar da azdır ha.
Her ölen şehit olmaz. Allah için ölen, o şehitler, onların da sayısı azdır.Her ölen şehit olmaz. Allah için ölen, o şehitler, onların da sayısı azdır. İmam-ı Adil, onun sayısı da azdır. Hazreti Ömer gibi.

İmam-ı Adil, onun sayısı da azdır. Hazreti Ömer gibi.
Ama şimdi bu, hepimiz için gayet basit. Bu okuduğum gayet kolay.

Ama şimdi bu, hepimiz için gayet basit. Bu okuduğum gayet kolay.
Cennette bir amut vardır, bir altındandır.Cennette bir amut vardır, bir altındandır. Onun üstünde şehirler vardır, zebercetten.Onun üstünde şehirler vardır, zebercetten. Tüdîü li-ehli’l-cenneti kemâ yüdîü’l-kevkebü’d-dürriyyü fî cevvi’s-semâi.

Tüdîü li-ehli’l-cenneti kemâ yüdîü’l-kevkebü’d-dürriyyü fî cevvi’s-semâi.
Gökteki o parlak yıldızlar, yeri nasıl aydınlatıyorlarsa,Gökteki o parlak yıldızlar, yeri nasıl aydınlatıyorlarsa, onlar da cenneti böyle aydınlatıyorlar.onlar da cenneti böyle aydınlatıyorlar. Bunlar, bu cennette bu bir ağaç, amut var.Bunlar, bu cennette bu bir ağaç, amut var. Üzerinde çeşitli böyle şehirler var, hem de zebercetten.Üzerinde çeşitli böyle şehirler var, hem de zebercetten. Hep böyle ışığı, bütün cenneti aydınlatıyor.Hep böyle ışığı, bütün cenneti aydınlatıyor. Kimin içindir bu?

Kimin içindir bu?
Li’l-mütehâbbîne fi’llâhi azze ve celle.

Li’l-mütehâbbîne fi’llâhi azze ve celle.
Allah için sevişenlere bu.Allah için sevişenlere bu. Şehit olmaya, sıddık olmaya, nebî olmaya lüzum yok burada.Şehit olmaya, sıddık olmaya, nebî olmaya lüzum yok burada. Allah için Müslümanların birbirini sevmesi.Allah için Müslümanların birbirini sevmesi. Gayesiz ama, kasıtsız birbirlerini Müslümanların sevmesiGayesiz ama, kasıtsız birbirlerini Müslümanların sevmesi ve birbirlerine muavenet etmesi, yardım etmesi.ve birbirlerine muavenet etmesi, yardım etmesi. Bu ne kadar büyük bir şey.Bu ne kadar büyük bir şey. Ne kadar kolay ve ne kadar da büyük bir mükâfat karşılığı.Ne kadar kolay ve ne kadar da büyük bir mükâfat karşılığı. Müslümanlar birbirini sevecek.

Müslümanlar birbirini sevecek.
Kini bırak, hırsı bırak.

Kini bırak, hırsı bırak.
Şimdi bir şey var bu kötü huyların arasında olanlardan.

Şimdi bir şey var bu kötü huyların arasında olanlardan.
İnsanlar daima kendisinden kuvvette, kudrette,İnsanlar daima kendisinden kuvvette, kudrette, mansapta ne de olursa aşağı gördüklerini tahkir eder.mansapta ne de olursa aşağı gördüklerini tahkir eder. İşte hani bak, o müminin içerisinin sıfatında bir şey yaparkenİşte hani bak, o müminin içerisinin sıfatında bir şey yaparken Cenâb-ı Peygamber Kâbe'ye dedi:Cenâb-ı Peygamber Kâbe'ye dedi: “Ey Kâbe! Müminin ind-i ilahiyede öyle hürmeti vardır ki senden

“Ey Kâbe! Müminin ind-i ilahiyede öyle hürmeti vardır ki senden
büyüktür ha! Müminin ind-i ilahiyedeki hürmeti senden büyüktür.” büyüktür ha! Müminin ind-i ilahiyedeki hürmeti senden büyüktür.” Şimdi birimizin efendim imkanı yok ya,

Şimdi birimizin efendim imkanı yok ya,
Kâbe'nin bir tarafından bir taş koparsın, yahut Kâbe'ye bir taş atsın.Kâbe'nin bir tarafından bir taş koparsın, yahut Kâbe'ye bir taş atsın. İmkanı yok, olmaz.İmkanı yok, olmaz. Hatta Kâbe'nin içerisinde taşlar vardır ya, dökülen,Hatta Kâbe'nin içerisinde taşlar vardır ya, dökülen, o taşlardan bazıları alıp da “Hadi memleketimize götüreyim” diyenler de olur. Yapamayız.o taşlardan bazıları alıp da “Hadi memleketimize götüreyim” diyenler de olur. Yapamayız. “Buranın malı” deriz. “Aman, elleşmeyeyim, günaha gireriz” der. “Buranın malı” deriz. “Aman, elleşmeyeyim, günaha gireriz” der. Bir Kâbe'nin taşını elleşemiyorsun da,Bir Kâbe'nin taşını elleşemiyorsun da, İndi İlahide, Ondan Efdal, eşrefi mahlûk Müslüman, mümin.İndi İlahide, Ondan Efdal, eşrefi mahlûk Müslüman, mümin. Ekmel olan bu insanı nasıl tahkir edersin?

Ekmel olan bu insanı nasıl tahkir edersin?
Nasıl onu terciv edersin?

Nasıl onu terciv edersin?
Nasıl ona bağırır çağırırsın?

Nasıl ona bağırır çağırırsın?
Senden ufak ama, ind-i ilahide ki kıymetine bak.

Senden ufak ama, ind-i ilahide ki kıymetine bak.
Senden ufak olduğuna bakma.Senden ufak olduğuna bakma. İndi ilahiyedeki kıymeti müminin çok yüksektir.İndi ilahiyedeki kıymeti müminin çok yüksektir. Onun için herkesin birbirine saygı, hürmet, sevgi göstermesi mecburidir.Onun için herkesin birbirine saygı, hürmet, sevgi göstermesi mecburidir. Hele bu cennetteki mükâfatı kazanabilirsin. En basit.Hele bu cennetteki mükâfatı kazanabilirsin. En basit. Birbirimizi sevdik miydi işte cennetteki bu güzel yeri Allah Teâlâ bize lütfedecek.Birbirimizi sevdik miydi işte cennetteki bu güzel yeri Allah Teâlâ bize lütfedecek. Onun için benliği, kibri, gururu, varlığı bırakıpOnun için benliği, kibri, gururu, varlığı bırakıp birbirlerimize güzelce sarılmak lazım.birbirlerimize güzelce sarılmak lazım. Allah cümlemizi affetsin…

Allah cümlemizi affetsin…
Bu nimetlerine mazhar olan sevgili kullarından etsin cümlemizi…Bu nimetlerine mazhar olan sevgili kullarından etsin cümlemizi… Yine bak:

Yine bak:
İnne fi’l-cenneti miete deracetin eaddeha’llâhü

İnne fi’l-cenneti miete deracetin eaddeha’llâhü
li’l-mücâhidîne fî sebîli’llâhili’l-mücâhidîne fî sebîli’llâhi mâ beyne’d-deraceteyni kemâ beyne’s-semâi ve’l-ardi.mâ beyne’d-deraceteyni kemâ beyne’s-semâi ve’l-ardi. Cennette böyle yüz derece var ki Cenâb-ı Hak bunu da mücahidlere

Cennette böyle yüz derece var ki Cenâb-ı Hak bunu da mücahidlere
vaad etmiş.vaad etmiş. Her bir derecenin arası da arz ve sema kadar geniş.Her bir derecenin arası da arz ve sema kadar geniş. Fe-izâ seeltümü’llâhe fe’selûhü’l-firdevs.

Fe-izâ seeltümü’llâhe fe’selûhü’l-firdevs.
Cenâb-ı Hak'tan cennet yerleri isterken isteyeceğiniz yer Cenâb-ı Hak'tan cennet yerleri isterken isteyeceğiniz yer firdevs cenneti olsun.firdevs cenneti olsun. Bu, fe-innehû evsetu’l-cenneti ve a’le’l-cenneti ve fevkahû arşu’r-rahmâni.

Bu, fe-innehû evsetu’l-cenneti ve a’le’l-cenneti ve fevkahû arşu’r-rahmâni.
O en güzel yeri cennetin. Onu isteyin Allah'tan.O en güzel yeri cennetin. Onu isteyin Allah'tan. Ve minhü tefecceru enhâru’l-cenneti.

Ve minhü tefecceru enhâru’l-cenneti.
Bütün cennetin dereleri de o Firdevsten çıkar. Kökü birdir.Bütün cennetin dereleri de o Firdevsten çıkar. Kökü birdir. Fakat dörde ayrılır. Birisi, gayet güzel su. Birisi, süt deryası.Fakat dörde ayrılır. Birisi, gayet güzel su. Birisi, süt deryası. Birisi, bal deryası. Birisi, şaraplar. Ama bir kökten çıkmışlar.Birisi, bal deryası. Birisi, şaraplar. Ama bir kökten çıkmışlar. Bir kökten çıkar, dörde ayrılır, böyle gider.Bir kökten çıkar, dörde ayrılır, böyle gider. Mümin aynı böyledir işte.Mümin aynı böyledir işte. Bayezid-i Bestâmî hazretlerine emretmişler.

Bayezid-i Bestâmî hazretlerine emretmişler.
Papazların toplantısı varmış.

Papazların toplantısı varmış.
“Yâ Bayezid, sen de git o toplantıya iştirak et.”

“Yâ Bayezid, sen de git o toplantıya iştirak et.”
“Yâ Rabbi nasıl olur, papazların toplantısına ben iştirak edersem

“Yâ Rabbi nasıl olur, papazların toplantısına ben iştirak edersem
bu kıyafetle benim Müslüman olduğumu anlarlar, öldürürler beni.”bu kıyafetle benim Müslüman olduğumu anlarlar, öldürürler beni.” “Ya onların kıyafetine bürünecek, saklı olarak gideceksin oraya.

“Ya onların kıyafetine bürünecek, saklı olarak gideceksin oraya.
Onlar gibi.”Onlar gibi.” Ama olmuyor, o pisliğe girmek de günah.

Ama olmuyor, o pisliğe girmek de günah.
Ertesi akşam, ertesi akşam, ertesi akşam aynı rüyalar tekrar ediyor.Ertesi akşam, ertesi akşam, ertesi akşam aynı rüyalar tekrar ediyor. Yapalım öyleyse diyor. Bunda bir hikmet var. Gidiyor.Yapalım öyleyse diyor. Bunda bir hikmet var. Gidiyor. Şimdi onun girmesiyle Cenâb-ı Hakk'ın bak şeysine bakın.

Şimdi onun girmesiyle Cenâb-ı Hakk'ın bak şeysine bakın.
Cenâb-ı Hakk'ın verdiği kerametlerden birisi, papazın dili tutuluyor.Cenâb-ı Hakk'ın verdiği kerametlerden birisi, papazın dili tutuluyor. Konuşamaz papaz.Konuşamaz papaz. Öteki papazlar diyorlar ki:Öteki papazlar diyorlar ki: “Papaz efendi bizi topladın buraya, ne diyeceksin, desene.”

“Papaz efendi bizi topladın buraya, ne diyeceksin, desene.”
Diyor ki:

Diyor ki:
“Bir Muhammed'i var, dilimi tuttu, konuşamıyorum” diyor.

“Bir Muhammed'i var, dilimi tuttu, konuşamıyorum” diyor.
“Bu, Allah Teâlâ'nın verdiği kerametlerden nebzelerdir yani.”

“Bu, Allah Teâlâ'nın verdiği kerametlerden nebzelerdir yani.”
Bayezid-i Bestâmî kendini gösteriyor.

Bayezid-i Bestâmî kendini gösteriyor.
Diyor, sorularımızı cevap verirsen ne a’la?Diyor, sorularımızı cevap verirsen ne a’la? Soruyor, birçok sorular, hepsine cevap veriyor Bayezid-i Bestâmî .Soruyor, birçok sorular, hepsine cevap veriyor Bayezid-i Bestâmî . O arada da bunu soruyor işte.O arada da bunu soruyor işte. Bir yerden, cennette böyle dört tane su çıkacak diyor.Bir yerden, cennette böyle dört tane su çıkacak diyor. Bunun insanda misali kafadır diyor.Bunun insanda misali kafadır diyor. Burnundan ayrı çıkar, gözden ayrı çıkar, ağızdan ayrı çıkar, kulaktan ayrı çıkar diyor.Burnundan ayrı çıkar, gözden ayrı çıkar, ağızdan ayrı çıkar, kulaktan ayrı çıkar diyor. Hepsi bir insanda aynı müşahede edilmiştir.Hepsi bir insanda aynı müşahede edilmiştir. Cenâb-ı Hak, hepsi de Müslüman oluyorlar sonra.Cenâb-ı Hak, hepsi de Müslüman oluyorlar sonra. Cenâb-ı Hakk'ın hikmeti. Cenâb-ı Hakk'ın hikmeti. Papaz diyor, ötekiler de onu tasdik ediyor.

Papaz diyor, ötekiler de onu tasdik ediyor.
Mesele halloluyor, gidiyor. Cenâb-ı Hakk'ın. Mesele halloluyor, gidiyor. Cenâb-ı Hakk'ın. İşte bu temasın tesiriyle olan bir şey.İşte bu temasın tesiriyle olan bir şey. Onun için orası çok güzel. İnşaallah Cenâb-ı Hakk'ı size lütfeder…Onun için orası çok güzel. İnşaallah Cenâb-ı Hakk'ı size lütfeder… İnne fi’l-cenneti miete deracetin lev enne’l-âlemîne

İnne fi’l-cenneti miete deracetin lev enne’l-âlemîne
icteme’û fî ihdâhünne le-vesiathüm. Cennette bir yer var. icteme’û fî ihdâhünne le-vesiathüm. Cennette bir yer var. Yüz derece var.Yüz derece var. Fakat bunlardan bir tanesine bütünFakat bunlardan bir tanesine bütün kainat, bir tanesini versen, bütün kainat kâfi.kainat, bir tanesini versen, bütün kainat kâfi. Doksan dokuz tanesi fazladan.Doksan dokuz tanesi fazladan. O kadar bol veriyor Cenâb-ı Hak.O kadar bol veriyor Cenâb-ı Hak. İnne fi’l-cenneti le-ğurafen yerâ men fî zâhirihâ

İnne fi’l-cenneti le-ğurafen yerâ men fî zâhirihâ
men fî bâtinihâ ve yerâ men fî bâtinihâmen fî bâtinihâ ve yerâ men fî bâtinihâ men fî zâhirihâ li-men etâbe’l-kelâmemen fî zâhirihâ li-men etâbe’l-kelâme ve efşe’s-selâme ve et’ame’t-ta’âme ve edâme’s-sıyâmeve efşe’s-selâme ve et’ame’t-ta’âme ve edâme’s-sıyâme ve bâte lillâhi kâimen ve’n-nâsü niyâmün.ve bâte lillâhi kâimen ve’n-nâsü niyâmün. Gayet basit, kolay bir şey.

Gayet basit, kolay bir şey.
Şimdi cennette öyle bir köşk var, nurdan yani.

Şimdi cennette öyle bir köşk var, nurdan yani.
İçinden bakarsan dışarısı görülür, dışarıdan bakarsan içerisi görülür. İçinden bakarsan dışarısı görülür, dışarıdan bakarsan içerisi görülür. İnsanın da öyle. Vücudunun ilikleri görünecek ne kadar kapasan bile.İnsanın da öyle. Vücudunun ilikleri görünecek ne kadar kapasan bile. Cennet var.Cennet var. Hele hanımlardan, huri hanımları, yani içinin iliğine varıncaya kadarHele hanımlardan, huri hanımları, yani içinin iliğine varıncaya kadar görünecek bir vasıfta olacaklar.görünecek bir vasıfta olacaklar. Üstlerine girdiği esbaplar, o içini saklamaya kadir olmayacak.Üstlerine girdiği esbaplar, o içini saklamaya kadir olmayacak. Şimdi Cenâb-ı Hak bu cenneti veriyor bize. Şu kadar şeyler.

Şimdi Cenâb-ı Hak bu cenneti veriyor bize. Şu kadar şeyler.
Li-men etâbe’l-kelâme.

Li-men etâbe’l-kelâme.
Konuşurken güzel konuşur, tatlı konuşur, incitmiyor kimseyi,Konuşurken güzel konuşur, tatlı konuşur, incitmiyor kimseyi, kırmıyor kimsenin gönlünü.kırmıyor kimsenin gönlünü. Herkesi kendinden daha üstün, daha mükemmel,Herkesi kendinden daha üstün, daha mükemmel, daha iyi insan tanıyaraktan, ona mütevazihane,daha iyi insan tanıyaraktan, ona mütevazihane, alçak gönüllükle tatlı tatlı konuşur. Sözünü tatlı konuşan adam.alçak gönüllükle tatlı tatlı konuşur. Sözünü tatlı konuşan adam. Bu çok güzel bir ders ama. Çok güzel bir ders.

Bu çok güzel bir ders ama. Çok güzel bir ders.
İnsanda bir benlik var.

İnsanda bir benlik var.
Buna meydan vermiyor işte.Buna meydan vermiyor işte. Kızdı mıydı ne gözü görür ne kulağı işitir ağzından çıkanı.Kızdı mıydı ne gözü görür ne kulağı işitir ağzından çıkanı. Yok, bunu bırakmak lazım. Bırakamazsın.Yok, bunu bırakmak lazım. Bırakamazsın. Sürtünme olmadıkça bırakamazsın.Sürtünme olmadıkça bırakamazsın. İkincisi, ve efşe’s-selâme.

İkincisi, ve efşe’s-selâme.
Her gördüğüne es-selamu aleyküm. es-selamu aleyküm. Her gördüğüne es-selamu aleyküm. es-selamu aleyküm. es-selamu aleyküm. Ver selamı.es-selamu aleyküm. Ver selamı. Kimseye selam vermemek hakaretten ibaret. Seni beğenmiyor. Kimseye selam vermemek hakaretten ibaret. Seni beğenmiyor. Beğenmediği için selam vermiyor. Açık.Beğenmediği için selam vermiyor. Açık. Halbuki biz camiye gelen Müslümanların da bunu yaptıkları vaki.

Halbuki biz camiye gelen Müslümanların da bunu yaptıkları vaki.
Biz selamlarına mazhar olamadığımız birçok kardeşler var.Biz selamlarına mazhar olamadığımız birçok kardeşler var. Beş vakit camiye gelir, namaz kılar, selam vermeden gelir gider.Beş vakit camiye gelir, namaz kılar, selam vermeden gelir gider. Selam vermek, tatlı dil, güler yüz. İki...Selam vermek, tatlı dil, güler yüz. İki... Üçüncüsü. Ve et’ame’t-ta’âme. Yemek yediriyor. Bu da bir derstir.

Üçüncüsü. Ve et’ame’t-ta’âme. Yemek yediriyor. Bu da bir derstir.
Hacılık nedir demişler?

Hacılık nedir demişler?
Hacc-ı Mebrur diyorlar. Kabul olunan bir hac. Yemek yedirmek.

Hacc-ı Mebrur diyorlar. Kabul olunan bir hac. Yemek yedirmek.
En kolay bir şey. Ama en zor bir şey. Kimse yapamaz bunu.En kolay bir şey. Ama en zor bir şey. Kimse yapamaz bunu. Ve edâme’s-sıyâme.

Ve edâme’s-sıyâme.
Bir de oruç, orucu devamlı tutuyor.Bir de oruç, orucu devamlı tutuyor. Yalnız Ramazan'a mahsus yapmıyor orucu.Yalnız Ramazan'a mahsus yapmıyor orucu. Pazartesi diyor tutuyor, perşembe diye tutuyor,Pazartesi diyor tutuyor, perşembe diye tutuyor, ayın on üçüdür diye tutuyor, on dördü, on beşi diye tutuyor,ayın on üçüdür diye tutuyor, on dördü, on beşi diye tutuyor, ayın ilkidir diye tutuyor, ayın sonudur diye tutuyor.ayın ilkidir diye tutuyor, ayın sonudur diye tutuyor. Yani dünyaya metelik vermiyor, Yani dünyaya metelik vermiyor, hep ahiretini kazanmak için bu gibi şeyleri yapıyor.hep ahiretini kazanmak için bu gibi şeyleri yapıyor. Ve bâte lillâhi kâimen ve’n-nâsü niyâmün.

Ve bâte lillâhi kâimen ve’n-nâsü niyâmün.
Herkes uyuyor, o Allah'ın huzuruna dikiliyor.Herkes uyuyor, o Allah'ın huzuruna dikiliyor. Herkes yatağa giriyor, o da Allah'ın huzuruna dikiliyor.Herkes yatağa giriyor, o da Allah'ın huzuruna dikiliyor. Herkes karanlığı, ses kesilmiş, seda kesilmiş.Herkes karanlığı, ses kesilmiş, seda kesilmiş. “Aman Yâ Rabbi! İşte ben senin divanına durdum.”

“Aman Yâ Rabbi! İşte ben senin divanına durdum.”
Allah-u Ekber, kesiyor irtibatını dışarıdan. Allah-u Ekber.

Allah-u Ekber, kesiyor irtibatını dışarıdan. Allah-u Ekber.
Bağlıyor elini, başlıyor, El-hamdü lillahi rrabbil alemin diyerekten Bağlıyor elini, başlıyor, El-hamdü lillahi rrabbil alemin diyerekten Kur'an'ı okumaya.Kur'an'ı okumaya. Şimdi o, gündüzünde okuyoruz bunu ama geceninki başka.Şimdi o, gündüzünde okuyoruz bunu ama geceninki başka. Şimdi o Allah Teâlâ'nın kelamını dilde döndürüyor, kalpten de çıkarıyor.Şimdi o Allah Teâlâ'nın kelamını dilde döndürüyor, kalpten de çıkarıyor. O Allah'la ünsiyet değil de nedir ya? O Allah'la ünsiyet değil de nedir ya? Kulun Allah ile baş başa kalmış, elhamını okuyor.Kulun Allah ile baş başa kalmış, elhamını okuyor. Efendim, ne güzel manalar geniş geniş. Zammı Suresini okuyor.Efendim, ne güzel manalar geniş geniş. Zammı Suresini okuyor. Bazı ayetler vardır ki çok ibretilidir.Bazı ayetler vardır ki çok ibretilidir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onları çok tekrar ederdi.Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onları çok tekrar ederdi. Namazda tekrar okuyor ayeti.

Namazda tekrar okuyor ayeti.
Bir daha okuyor, bir daha okuyor, bir daha okuyor.Bir daha okuyor, bir daha okuyor, bir daha okuyor. Yirmi kere, otuz kere, elli kere böyle.Yirmi kere, otuz kere, elli kere böyle. Hatta bir ayette sabahlayanlar var. Bırakamıyor onu.Hatta bir ayette sabahlayanlar var. Bırakamıyor onu. Çünkü onun şiddetinin altında, teessirinin altında kalmış kendisiÇünkü onun şiddetinin altında, teessirinin altında kalmış kendisi geçemiyor ileriye.geçemiyor ileriye. Ve bâte lillâhi kâimen ve’n-nâsü niyâmün. Herkes uyuyor,

Ve bâte lillâhi kâimen ve’n-nâsü niyâmün. Herkes uyuyor,
o da Allah ile kalıyor. Bu ne bahtiyarlık. o da Allah ile kalıyor. Bu ne bahtiyarlık. Ama şimdi bu daimi olmaz.Ama şimdi bu daimi olmaz. Ama hiç olmazsa yarım saat, bir saat, bir çeyrek saat,Ama hiç olmazsa yarım saat, bir saat, bir çeyrek saat, insan gecenin bir vaktinde şöyle Cenâb-ı Hak'lainsan gecenin bir vaktinde şöyle Cenâb-ı Hak'la yalnız başına kalabilirse ne mutlu bu insana.yalnız başına kalabilirse ne mutlu bu insana. İnne fî cehenneme vâdiyen,

İnne fî cehenneme vâdiyen,
ve fî zâlikel-vâdî bi’run yukâlu lehû: Hebheb.ve fî zâlikel-vâdî bi’run yukâlu lehû: Hebheb. Hakkun 'alallâhi en yuskinehû külle cebbâr. Hakkun 'alallâhi en yuskinehû külle cebbâr. Cehennemde bir çukur var, vadi.

Cehennemde bir çukur var, vadi.
Onun adına ne diyorlar?

Onun adına ne diyorlar?
Kuyu. Onun adı Hebheb.

Kuyu. Onun adı Hebheb.
Hakkun 'alallâhi en yuskinehû külle cebbâr.

Hakkun 'alallâhi en yuskinehû külle cebbâr.
Allah'ın varlığını, vahdaniyetini inkâr eden cabbârların,Allah'ın varlığını, vahdaniyetini inkâr eden cabbârların, zalimlerin orada iskanı Allah'ın üzerine haktır diyor.zalimlerin orada iskanı Allah'ın üzerine haktır diyor. Yani gavurluk kolay bir şey ama ahirette çok berbat.Yani gavurluk kolay bir şey ama ahirette çok berbat. Onun için Allah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin,

Onun için Allah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin,
evlatlarımıza selahiyetler nasip eylesin, iyilikler nasip etsin…evlatlarımıza selahiyetler nasip eylesin, iyilikler nasip etsin… Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izi üzerine gidip,Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izi üzerine gidip, Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah diyerektenLâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah diyerekten hüsn-ü hatimelerle Allah Teâlâ'ya mülâki olma devlet şerefine hüsn-ü hatimelerle Allah Teâlâ'ya mülâki olma devlet şerefine sizi de bizi de nail etsin... sizi de bizi de nail etsin... Lillahi teâla’l-Fâtiha.

Lillahi teâla’l-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2