Namaz Vakitleri
İstanbul
21 Rebîü'l-Evvel 1448
03 September 2026
İmsak
00:00
Güneş
00:00
Öğle
00:00
İkindi
00:00
Akşam
00:00
Yatsı
00:00
Detaylı Arama

İslam’da Günlük Hayatın Manevi ve Ahlaki Temeli

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

8 Rebîü'l-Âhir 1403 / 22.01.1983
Özelif Camii/ Ankara

İslam’da Günlük Hayatın Manevi ve Ahlaki Temeli

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

8 Rebîü'l-Âhir 1403 / 22.01.1983
Özelif Camii/ Ankara

Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.

el-Hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.
Ve’s-salâtü ve’s-selâmu alâ-seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîne.Ve’s-salâtü ve’s-selâmu alâ-seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîne. Muhammedin ve alâ âl’ihi ve sahbihi ecma’înMuhammedin ve alâ âl’ihi ve sahbihi ecma’în ve men tebi’ahû bi-ihsanin ilâ-yevmi’d-dîn.ve men tebi’ahû bi-ihsanin ilâ-yevmi’d-dîn. Emmâ ba’dü:

Emmâ ba’dü:
Fa’lemû eyyühe’l-ihvân fe inne efdale’l-hadîsi kitâbullah

Fa’lemû eyyühe’l-ihvân fe inne efdale’l-hadîsi kitâbullah
ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahuve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtühâaleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid’atünve külle muhdesetin bid’atün ve külle bid’atin dalâletün ve külle dalâletinve külle bid’atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’n-nâr.ve sâhibehâ fi’n-nâr. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ale’n-nebiyyi sallallahu aleyhiVe bi’s-senedi’l-muttasıli ale’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâle:ve sellem ennehû kâle: "İzâ haracte min menzilike fe-salli rekateyni,

"İzâ haracte min menzilike fe-salli rekateyni,
temneânike mahrace’s-sûi;temneânike mahrace’s-sûi; Ve izâ dehalte ilâ menzilikeVe izâ dehalte ilâ menzilike fe-salli rekateyni, temneânike medhale’s-sûi"fe-salli rekateyni, temneânike medhale’s-sûi" Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl. Aziz ve muhterem Müslüman kardeşlerim.

Aziz ve muhterem Müslüman kardeşlerim.
Allah Teâlâ Hazretleri’nin selamı, rahmeti, lutfü,

Allah Teâlâ Hazretleri’nin selamı, rahmeti, lutfü,
bereketi cümlenizin üzerine olsun.bereketi cümlenizin üzerine olsun. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerininPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadîs-i şerîflerinden bir miktarını şu meclisimizdehadîs-i şerîflerinden bir miktarını şu meclisimizde size okuyup anlatacağız.size okuyup anlatacağız. Bu devirde Müslümanların en büyük hastalıklarından birisi

Bu devirde Müslümanların en büyük hastalıklarından birisi
Peygamber Efendimiz'in sünnetinden uzak kalmalarıdır.Peygamber Efendimiz'in sünnetinden uzak kalmalarıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem HazretleriPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Kur'an-ı Kerîm kendisine inmiş olan zat-ı celildir.Kur'an-ı Kerîm kendisine inmiş olan zat-ı celildir. Kur'an-ı Kerîm'e inanıp da Resûlünün sünnetiniKur'an-ı Kerîm'e inanıp da Resûlünün sünnetini bir tarafa atmak kadar büyük garâbet,bir tarafa atmak kadar büyük garâbet, haksızlık, mantıksızlık olamaz.haksızlık, mantıksızlık olamaz. Hem Müslümanım der de insanHem Müslümanım der de insan hem de sünnet-i seniyeden uzakta durursahem de sünnet-i seniyeden uzakta durursa veya sünneti seniyeyi küçümserse veya hadîs-i şerîfleriveya sünneti seniyeyi küçümserse veya hadîs-i şerîfleri bir tarafa koyup da sadece Kur’an-ı Kerîmlebir tarafa koyup da sadece Kur’an-ı Kerîmle amel edeceğim derse hiçbir zaman maksadına ulaşamaz.amel edeceğim derse hiçbir zaman maksadına ulaşamaz. Bugün dünyada böyle insanlar çok.Bugün dünyada böyle insanlar çok. Türkiye'de de çok.Türkiye'de de çok. Allah Teâlâ Hazretleri bizi Kur'an-ı Kerîm'e

Allah Teâlâ Hazretleri bizi Kur'an-ı Kerîm'e
ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine hüsn-i ittibâ şerefiyle şerefyab eylesin.hazretlerinin sünnetine hüsn-i ittibâ şerefiyle şerefyab eylesin. Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına

Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına
geçmeden önce evvelen ve hassetengeçmeden önce evvelen ve hasseten Peygamber Efendimiz'in ruh-u pâki için ve onunPeygamber Efendimiz'in ruh-u pâki için ve onun âl'inin, ashâbının, etbâının ruhları için,âl'inin, ashâbının, etbâının ruhları için, vesair enbiyâ ve mürselinin cümle evliyâullah'ınvesair enbiyâ ve mürselinin cümle evliyâullah'ın ve hasseten Peygamber Efendimiz'den, ashâb-ı kirâmındanve hasseten Peygamber Efendimiz'den, ashâb-ı kirâmından rıdvanullahu Teâlâ aleyhim ecmaîn,rıdvanullahu Teâlâ aleyhim ecmaîn, bize kadar güzeran eylemiş olan cümle sâdât-ı turuk-ubize kadar güzeran eylemiş olan cümle sâdât-ı turuk-u aliyyemizin ruhları için, şu okuduğumuz eseraliyyemizin ruhları için, şu okuduğumuz eser müellifi Gümüşhanevi Hazretleri'nin ruhu içinmüellifi Gümüşhanevi Hazretleri'nin ruhu için ve bu eserin içindeki hadîs-i şerîflerinve bu eserin içindeki hadîs-i şerîflerin bilgilerinin bize kadar gelmesinde emek sarfbilgilerinin bize kadar gelmesinde emek sarf etmiş olan bütün âlimlerin ve ravilerin ruhları için.etmiş olan bütün âlimlerin ve ravilerin ruhları için. Ve uzaktan yakından şu karlı günde,Ve uzaktan yakından şu karlı günde, şu soğukta olsa, soğuğa aldırmadan şuşu soğukta olsa, soğuğa aldırmadan şu camide toplanmış olan siz kardeşlerimizin decamide toplanmış olan siz kardeşlerimizin de ahirete intikal etmiş olan bütünahirete intikal etmiş olan bütün yakınlarını ve sevdiklerinin ruhları içinyakınlarını ve sevdiklerinin ruhları için biz hayatta olan Müslümanların dabiz hayatta olan Müslümanların da Allah Teâlâ Hazretleri'nin rızasına uygun ömür sürüpAllah Teâlâ Hazretleri'nin rızasına uygun ömür sürüp huzuruna sevdiği vehuzuruna sevdiği ve razı olduğu bir kul olarakrazı olduğu bir kul olarak çıkmamız için bir Fâtiha,çıkmamız için bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyup öyle geçelim.üç İhlâs-ı Şerîf okuyup öyle geçelim. Hadîs-i şerîflerin izahına buyrun bismillâhirrahmânirrahîm.Hadîs-i şerîflerin izahına buyrun bismillâhirrahmânirrahîm. Dersin başında okuduğum hadîs-i şerîfte

Dersin başında okuduğum hadîs-i şerîfte
Peygamber efendimiz bize evden çıkmak ve girmeninPeygamber efendimiz bize evden çıkmak ve girmenin âdâbıyla ilgili bir hususu tavsiye buyuruyor.âdâbıyla ilgili bir hususu tavsiye buyuruyor. Buyuruyor ki:

Buyuruyor ki:
İzâ haracte min menzilike.

İzâ haracte min menzilike.
Evinden dışarıya çıktığın zaman, fe-salli rekateyni,Evinden dışarıya çıktığın zaman, fe-salli rekateyni, iki rekat namaz kıl da öyle çık.iki rekat namaz kıl da öyle çık. Yani çıkmak üzere olduğun zaman şöyleYani çıkmak üzere olduğun zaman şöyle abdestli olarak iki rekat namaz kıl,abdestli olarak iki rekat namaz kıl, öyle dışarıya çık diye tavsiye ediyor Peygamber Efendimiz.öyle dışarıya çık diye tavsiye ediyor Peygamber Efendimiz. Ve sonra da O'nun izahı sadedindeVe sonra da O'nun izahı sadedinde buyuruyor ki, temneânike mahrace’s-sûibuyuruyor ki, temneânike mahrace’s-sûi Bu kıldığın iki rekat namaz, senin kötü birBu kıldığın iki rekat namaz, senin kötü bir durumla karşılaşmaktan,durumla karşılaşmaktan, çıkışının akıbetinin kötü olmasından korur.çıkışının akıbetinin kötü olmasından korur. Kötülüklerden hıfz-ı himaye eder.Kötülüklerden hıfz-ı himaye eder. Demek ki insan sabahleyin veyaDemek ki insan sabahleyin veya hangi zamanda evinden çıkacaksa böyle,hangi zamanda evinden çıkacaksa böyle, Peygamber Efendimiz'in bu emrini tutarsa, kötülüklerden mahfuz kalacak.Peygamber Efendimiz'in bu emrini tutarsa, kötülüklerden mahfuz kalacak. Eve girdiğin zaman da,

Eve girdiğin zaman da,
ve izâ dehalte ilâ menzilike.ve izâ dehalte ilâ menzilike. Evine girdiği zaman da, fe-salli rekateyniEvine girdiği zaman da, fe-salli rekateyni yine iki rekat namaz kıl, girdikten sonra.yine iki rekat namaz kıl, girdikten sonra. Bu da senin içeriye girdikten sonraBu da senin içeriye girdikten sonra karşılaşabileceğin kötülüklerden, kötü girişten, akıbeti kötüyekarşılaşabileceğin kötülüklerden, kötü girişten, akıbeti kötüye varan bir girişten hıfz-ı himaye edervaran bir girişten hıfz-ı himaye eder diye tavsiye ediyor.diye tavsiye ediyor. Hasen bir hadîs-i şerîf sahihin şartına göre.Hasen bir hadîs-i şerîf sahihin şartına göre. Demek ki hem abdestli olmak güzel,

Demek ki hem abdestli olmak güzel,
hem de böyle iki rekat namazhem de böyle iki rekat namaz kılıp çıkmak, iki rekat geldikten sonrakılıp çıkmak, iki rekat geldikten sonra namaz kılmak Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi.namaz kılmak Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi. Biz de inşallah bundan sonra böyle yapalım.Biz de inşallah bundan sonra böyle yapalım. İzâ haractüm fî haccin ev ‘umratin

İzâ haractüm fî haccin ev ‘umratin
fetemette’û likeylâ tettekilû, ve ekrimü’l-hubze,fetemette’û likeylâ tettekilû, ve ekrimü’l-hubze, fe innellâhe teâlâ sehhara lehû berakâti’s-semâvâti ve’l-erdi.fe innellâhe teâlâ sehhara lehû berakâti’s-semâvâti ve’l-erdi. Bu hadîs-i şerîf de hac ve

Bu hadîs-i şerîf de hac ve
umre ile ilgili bir bilgi verip,umre ile ilgili bir bilgi verip, sonra ekmekle ilgili bir hususu bize hatırlatıyor.sonra ekmekle ilgili bir hususu bize hatırlatıyor. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:
İzâ haractüm fî haccin ev ‘umratin.

İzâ haractüm fî haccin ev ‘umratin.
Hac veyahut umre maksadıyla çıktığınız zaman,Hac veyahut umre maksadıyla çıktığınız zaman, fetemette’û, umreyi yaptıktan sonra ondan sonrafetemette’û, umreyi yaptıktan sonra ondan sonra ihramdan çıkıp temettü ediniz.ihramdan çıkıp temettü ediniz. Yani o rahatlıktan faydalanınız.Yani o rahatlıktan faydalanınız. O ihramın mahzurlarının şeyinden kendinizi dışarıyaO ihramın mahzurlarının şeyinden kendinizi dışarıya çıkartınız diye tavsiye etmiş Peygamber Efendimiz.çıkartınız diye tavsiye etmiş Peygamber Efendimiz. Şimdi likeylâ tettekilû, cahiliye devri âdetineŞimdi likeylâ tettekilû, cahiliye devri âdetine bağlı kalmamanız için, ona istinad etmiş olmamak için.bağlı kalmamanız için, ona istinad etmiş olmamak için. İzahta deniliyor ki:

İzahta deniliyor ki:
Kâne ehlü’l-cahiliyyeti yerevne’l-umreti fî

Kâne ehlü’l-cahiliyyeti yerevne’l-umreti fî
 eşhüri'l-hacc min efceri'l-fücûr. eşhüri'l-hacc min efceri'l-fücûr. Cahiliye devrinde, cahiliye devri AraplarınCahiliye devrinde, cahiliye devri Arapların hac ayları girdiği zaman, Ramazandan sonra ohac ayları girdiği zaman, Ramazandan sonra o eşhür-i hac geldiği zaman, umre yapılmasınıeşhür-i hac geldiği zaman, umre yapılmasını en büyük kötülüklerden birisi olarak görürlermiş.en büyük kötülüklerden birisi olarak görürlermiş. Çok büyük günah telakki ederlermiş.Çok büyük günah telakki ederlermiş. O cahiliye âdetini yıkıyor Peygamber EfendimizO cahiliye âdetini yıkıyor Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfleriyle.bu hadîs-i şerîfleriyle. Öyle yapmayın, öyle bir şeyinÖyle yapmayın, öyle bir şeyin aslı esası yoktur.aslı esası yoktur. Cahiliyet devri âdetine bağlılık yıkılsın,Cahiliyet devri âdetine bağlılık yıkılsın, ona dayanma durumu insanların olmasın diye,ona dayanma durumu insanların olmasın diye, siz hac mevsiminde geldiğiniz zamansiz hac mevsiminde geldiğiniz zaman ihrama girdikten sonra eğer erken gelmişse tabii çok zor olur.ihrama girdikten sonra eğer erken gelmişse tabii çok zor olur. İhramın mahzurları var, adabı var,İhramın mahzurları var, adabı var, onlara uymadığı zaman cezaları var.onlara uymadığı zaman cezaları var. İnsanın, hacının uğradığı cezalar var.İnsanın, hacının uğradığı cezalar var. Kimisi kurban kesmek, kimisi sadaka vermek tarzında.Kimisi kurban kesmek, kimisi sadaka vermek tarzında. Onun için umrenizi yapın.

Onun için umrenizi yapın.
Umreyi yaptıktan sonra ihramdan çıkın, tehallül edin.Umreyi yaptıktan sonra ihramdan çıkın, tehallül edin. Rahat, rahatınıza bakın.Rahat, rahatınıza bakın. Sonra hac günleri yaklaştığı zaman tekrarSonra hac günleri yaklaştığı zaman tekrar ihrama girip haccınızı da yaparsınız.ihrama girip haccınızı da yaparsınız. Bu cahiliyet kanaatinin önemi yoktur.Bu cahiliyet kanaatinin önemi yoktur. O şekilde hareket etmeyin, çekinmeyin.O şekilde hareket etmeyin, çekinmeyin. Umrenizi yapın demiş oluyor Peygamber Efendimiz.Umrenizi yapın demiş oluyor Peygamber Efendimiz. Onun arkasından da buyurmuş ki;

Onun arkasından da buyurmuş ki;
ve ekrimü’l-hubze.ve ekrimü’l-hubze. Ekmeğe de hürmet edin.Ekmeğe de hürmet edin. Ekmeğe ikram edin.Ekmeğe ikram edin. Ekmek muhterem bir yiyecektir, neden?Ekmek muhterem bir yiyecektir, neden? Çünkü, onun da izahını yapıyor.

Çünkü, onun da izahını yapıyor.
Fe innellâhe teâlâ.Fe innellâhe teâlâ. Çünkü Allah Teâlâ Hazretleri, sehhara lehûÇünkü Allah Teâlâ Hazretleri, sehhara lehû berakâti’s-semâvâti ve’l-erdiberakâti’s-semâvâti ve’l-erdi semaların ve yerin bereketini ona musahhar kılmıştır ekmeğin.semaların ve yerin bereketini ona musahhar kılmıştır ekmeğin. Ekmek deyip de geçmeyelim.Ekmek deyip de geçmeyelim. Nelerle hazırlanıyor?Nelerle hazırlanıyor? Ne kadar zahmetler çekilerek hazırlanıyor?Ne kadar zahmetler çekilerek hazırlanıyor? Adamcağızın birisi hiç haram lokma yemeyeyim,

Adamcağızın birisi hiç haram lokma yemeyeyim,
kimsenin hakkı üzerime geçmesin diyekimsenin hakkı üzerime geçmesin diye tarlayı kendisi sürermiş.tarlayı kendisi sürermiş. Yani hayvana bile sürdürmezmiş.Yani hayvana bile sürdürmezmiş. Tohumu kendisi ekermiş.Tohumu kendisi ekermiş. Kendisi biçermiş.Kendisi biçermiş. Kendisi kuruturmuş.Kendisi kuruturmuş. Kendisi dövermiş.Kendisi dövermiş. Taneyi, samanını ayırırmış.Taneyi, samanını ayırırmış. Kendisi el değirmeninde döndüre döndüre öğütürmüş.Kendisi el değirmeninde döndüre döndüre öğütürmüş. Kendisi yoğurup, kendisi pişirip öyle yermiş.Kendisi yoğurup, kendisi pişirip öyle yermiş. Yani hiç kimsenin hakkı geçmesin.Yani hiç kimsenin hakkı geçmesin. Helal olsun lokma diye.Helal olsun lokma diye. Düşünün bir kere, yani biz hemen fırına gidip deDüşünün bir kere, yani biz hemen fırına gidip de bir miktar para verip de bir ekmek alıyoruz amabir miktar para verip de bir ekmek alıyoruz ama ne kadar zahmetle o hasıl oluyorne kadar zahmetle o hasıl oluyor ve ne kadar besleyici,ve ne kadar besleyici, ne kadar kıymetli bir gıda.ne kadar kıymetli bir gıda. Her şey var içinde, her türlüHer şey var içinde, her türlü kıymetli madde, insanı beslemeye yarayan madde var.kıymetli madde, insanı beslemeye yarayan madde var. Allah Teâlâ Hazretleri işte böyle onaAllah Teâlâ Hazretleri işte böyle ona semaların, yerin bereketini ihsan eylemiş,semaların, yerin bereketini ihsan eylemiş, ikram eylemiş, onun içine derc eylemiş.ikram eylemiş, onun içine derc eylemiş. Bizde de bu âdet yerleşmiştir.Bizde de bu âdet yerleşmiştir. Bizim ecdadımız.Bizim ecdadımız. Tabii bu hadîs-i şerîfleri çok iyi bilirlerdi hepsi.Tabii bu hadîs-i şerîfleri çok iyi bilirlerdi hepsi. Hepsi ezberindeydi ve tatbik ederlerdi hayatlarında.Hepsi ezberindeydi ve tatbik ederlerdi hayatlarında. Yere ekmek atmazlar, yere düşmüşse kaldırıpYere ekmek atmazlar, yere düşmüşse kaldırıp öpüp başına koyup bir kenara koyarlar.öpüp başına koyup bir kenara koyarlar. Ve her türlü izzeti ikramı yaparlar.Ve her türlü izzeti ikramı yaparlar. Şimdi, İslâm'dan uzaklaştığı için insanlar,

Şimdi, İslâm'dan uzaklaştığı için insanlar,
hele şöyle bir yurtların, devlet dairelerininhele şöyle bir yurtların, devlet dairelerinin arka kapılarından şöyle bir dolaşın bakalım.arka kapılarından şöyle bir dolaşın bakalım. Oradaki bidonların içinde neler var?

Oradaki bidonların içinde neler var?
Tonlarla ekmek, tonlarla yiyecek, gıda ziyan oluyor.Tonlarla ekmek, tonlarla yiyecek, gıda ziyan oluyor. Bizim rahmetli profesörle fakülteden çıkıp gidiyoruz,Bizim rahmetli profesörle fakülteden çıkıp gidiyoruz, Es'ad gel dedi bana, elimden tuttu,Es'ad gel dedi bana, elimden tuttu, ne gösterecek diye merak ediyorum.ne gösterecek diye merak ediyorum. Orada bir yurt vardı, götürdü bidonların başına, şu yiyeceklere bak dedi.Orada bir yurt vardı, götürdü bidonların başına, şu yiyeceklere bak dedi. Bidonları doldurmuşlar, dökmüşler.Bidonları doldurmuşlar, dökmüşler. Ya madem yemeyeceksin, tabağına az al.Ya madem yemeyeceksin, tabağına az al. Madem tabağına konmuş, ye.Madem tabağına konmuş, ye. Bir de bizim İstanbul'da, üniversitede,Bir de bizim İstanbul'da, üniversitede, okurken, üniversitede büyük bir kantini vardı,okurken, üniversitede büyük bir kantini vardı, bunun 5-6 misli büyüklüğünde.bunun 5-6 misli büyüklüğünde. Talebeler kuyruğa girer, orada şey yaparlardı.Talebeler kuyruğa girer, orada şey yaparlardı. Bir arkadaş anlattı.Bir arkadaş anlattı. Birisi gelmiş, sıraya oturmuş.Birisi gelmiş, sıraya oturmuş. Çatal var, bıçak var, tabak var.Çatal var, bıçak var, tabak var. Yemekler gelmiş.Yemekler gelmiş. Önünde ekmek şeyi var.Önünde ekmek şeyi var. Ekmekten bir miktar koparmış.Ekmekten bir miktar koparmış. Çatalı eline almış.Çatalı eline almış. Ekmeği böyle, şey gibi, bez gibiEkmeği böyle, şey gibi, bez gibi çatalı kurulamakta, şey yapmakta kullanmış.çatalı kurulamakta, şey yapmakta kullanmış. Ondan sonra kaşığı almış, onu silmiş filan.Ondan sonra kaşığı almış, onu silmiş filan. Ekmeği yani bir bez parçası yerine, makamına kullanıyor.Ekmeği yani bir bez parçası yerine, makamına kullanıyor. Karşısında da bir babayiğit varmış, gelmiş,Karşısında da bir babayiğit varmış, gelmiş, başına bir tane patlatmış.başına bir tane patlatmış. Sen demiş, bunun nasıl meydana geldiğini biliyor musun?Sen demiş, bunun nasıl meydana geldiğini biliyor musun? Sen demiş, bunun karneyle verildiği zamanı bilir misin?Sen demiş, bunun karneyle verildiği zamanı bilir misin? Eskiden karneyle verilirdi, gençler bilmezler şimdi.

Eskiden karneyle verilirdi, gençler bilmezler şimdi.
Karneyle verilirdi, böyle pul gibi karneleriKarneyle verilirdi, böyle pul gibi karneleri muhtardan alırdı ahali, gidecek o karneyi verecek de,muhtardan alırdı ahali, gidecek o karneyi verecek de, evin istihkak-ı adedine göreevin istihkak-ı adedine göre bir miktar ekmek alacak, öyle yiyecek.bir miktar ekmek alacak, öyle yiyecek. Bazı evlerde kavga ederlermiş çoluk çocuk,Bazı evlerde kavga ederlermiş çoluk çocuk, benim ekmeğimi sen yedin, senin ekmeğini ben yedim falan diye.benim ekmeğimi sen yedin, senin ekmeğini ben yedim falan diye. Ne sıkıntılı devreler geçirdi bu millet.Ne sıkıntılı devreler geçirdi bu millet. Şimdi insanlar hiç o durumları düşünmüyorlar, israf.

Şimdi insanlar hiç o durumları düşünmüyorlar, israf.
Efendim çayın sonuna kadar içmek ayıpmış.Efendim çayın sonuna kadar içmek ayıpmış. Birazcık bırakacaksın dibinde, ille ziyan olacak yani.Birazcık bırakacaksın dibinde, ille ziyan olacak yani. Fıkra yazmış, adamcağız Müslüman demek ki,Fıkra yazmış, adamcağız Müslüman demek ki, lokantada güzelce tabağını sıyırmış.lokantada güzelce tabağını sıyırmış. Garson da getirmiş, kurutma kağıdı.Garson da getirmiş, kurutma kağıdı. Beyim buyur demiş.Beyim buyur demiş. Al bir de kurula, kurutma kağıdı, alay ediyor.Al bir de kurula, kurutma kağıdı, alay ediyor. Daha ne istiyorsun? İşte bak içinde hiçbir şey,Daha ne istiyorsun? İşte bak içinde hiçbir şey, boş bir şey bırakmıyor.boş bir şey bırakmıyor. Ekonomide bir ziyan olmuyor, bir eksiklik olmuyor.Ekonomide bir ziyan olmuyor, bir eksiklik olmuyor. İlle bırakacak, tabakta biraz kalacak, atılacak o.İlle bırakacak, tabakta biraz kalacak, atılacak o. O kibarlık.O kibarlık. Çok şaşırmış yani insanlar.Çok şaşırmış yani insanlar. Bolluktan azıyorlar da kıtlığın durumunu bilmiyorlar.Bolluktan azıyorlar da kıtlığın durumunu bilmiyorlar. Bilseler Kore'de insanların yağmur yağdığı zamanBilseler Kore'de insanların yağmur yağdığı zaman solucan toplamaya çıktığını,solucan toplamaya çıktığını, bilseler, o zaman akılları başlarına gelir.bilseler, o zaman akılları başlarına gelir. Habeşistan'da, Eritre'de, Afrika'nınHabeşistan'da, Eritre'de, Afrika'nın diğer yerlerinde açlıktan insanların,diğer yerlerinde açlıktan insanların, hayvanların böyle kemiklerinin sayılacak hale geldiğini.hayvanların böyle kemiklerinin sayılacak hale geldiğini. O zaman bu hadîs-i şerîfin manasını daha iyi kavrarlar.O zaman bu hadîs-i şerîfin manasını daha iyi kavrarlar. İzâ harastüm fe cüddû, vede’u’s-sülüse,

İzâ harastüm fe cüddû, vede’u’s-sülüse,
fe in lem tede’u’s-sülüse fedeu’r-rubü’a.fe in lem tede’u’s-sülüse fedeu’r-rubü’a. Bu hadîs-i şerîf de pek çok

Bu hadîs-i şerîf de pek çok
kaynaklarda nakledilmiş, gelmiş bize.kaynaklarda nakledilmiş, gelmiş bize. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerininPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hurma mahsulüyle ilgili bir tavsiyesini bize bildiriyor.hurma mahsulüyle ilgili bir tavsiyesini bize bildiriyor. İzâ harastüm, hurmayı dalında bıraktığınız zaman.İzâ harastüm, hurmayı dalında bıraktığınız zaman. Şimdi hurmalar kocaman salkımlar şeklinde olur.Şimdi hurmalar kocaman salkımlar şeklinde olur. Böyle bir sapın üzerinde büyük salkımlar şeklinde olur.Böyle bir sapın üzerinde büyük salkımlar şeklinde olur. Ve ilk önce cinsine göre sert olur, buruk olur tadı.Ve ilk önce cinsine göre sert olur, buruk olur tadı. Bizim şu Trabzon hurmasının tadı gibi.Bizim şu Trabzon hurmasının tadı gibi. Biraz böyle bir acayip tadı olur.Biraz böyle bir acayip tadı olur. Sonra bir ucundan yavaş yavaşSonra bir ucundan yavaş yavaş bizim bildiğimiz şekle gelmeye başlar.bizim bildiğimiz şekle gelmeye başlar. Yani şu bizim yediğimiz hurma gibi

Yani şu bizim yediğimiz hurma gibi
o renge bürünür ve çürük gibi yani biraz, o hale gelir.o renge bürünür ve çürük gibi yani biraz, o hale gelir. Öbür tarafına tamamen intikal eder.Öbür tarafına tamamen intikal eder. Ondan sonra dalı üzerinde kurur o haliyle.Ondan sonra dalı üzerinde kurur o haliyle. O yarısı olmuş, yarısı şey hali bir başka tatlıdır.O yarısı olmuş, yarısı şey hali bir başka tatlıdır. Tam olgunlaştığı zaman bir başka tatlıdır.Tam olgunlaştığı zaman bir başka tatlıdır. Bu mahsulün dalı üzerinde tutulurmuş,Bu mahsulün dalı üzerinde tutulurmuş, tutulmasını emredermiş Peygamber sallallahu aleyhisselam hazretleri.tutulmasını emredermiş Peygamber sallallahu aleyhisselam hazretleri. Zekât için memurlar geldiği zamanZekât için memurlar geldiği zaman oradan kesilir, işte tamam hurma mahsulü şu kadar,oradan kesilir, işte tamam hurma mahsulü şu kadar, şu kadarı zekâta ayrılacak diye hesabışu kadarı zekâta ayrılacak diye hesabı o tarzda yapılır imiş.o tarzda yapılır imiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki hurmaları öyle dalında bıraktığınız zaman,Peygamber Efendimiz buyuruyor ki hurmaları öyle dalında bıraktığınız zaman, bunu keseceğinizde üçte birini bırakın.bunu keseceğinizde üçte birini bırakın. Üçte birini bırakın, ondan sonrasını kopartın.Üçte birini bırakın, ondan sonrasını kopartın. Eğer üçte birini bırakamıyorsanız dörtte birini bırakın.Eğer üçte birini bırakamıyorsanız dörtte birini bırakın. Hatta bir rivayet daha var burada.

Hatta bir rivayet daha var burada.
Peygamber Efendimiz ile HayberPeygamber Efendimiz ile Hayber ahalisi arasında bir anlaşmaya göreahalisi arasında bir anlaşmaya göre mahsulün yarısını Peygamber Efendimiz'e vermek üzere anlaşması.mahsulün yarısını Peygamber Efendimiz'e vermek üzere anlaşması. Hayber ahalisinin.Hayber ahalisinin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem EfendimizPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kibarlığından ve zarafetinden dolayıkibarlığından ve zarafetinden dolayı 3'te birini veya 4'te birini bıraktırırmış da geriye kalanı3'te birini veya 4'te birini bıraktırırmış da geriye kalanı kestikleri zaman onun yarısını alırmış.kestikleri zaman onun yarısını alırmış. Yani %100 hepsini aşağıya indirip deYani %100 hepsini aşağıya indirip de yarısını almıyor, üçte birini onlara yine bir ikram olarak geride bırakıp,yarısını almıyor, üçte birini onlara yine bir ikram olarak geride bırakıp, yemeleri için yani ağaçların üzerinde biryemeleri için yani ağaçların üzerinde bir pay bırakıp, o tarzda onlarapay bırakıp, o tarzda onlara bir çeşit ikram ile bölüşürmüş.bir çeşit ikram ile bölüşürmüş. Alsa onun da bir miktarını alacak.Alsa onun da bir miktarını alacak. Yani mahsulün üçte biri kalıyorsa,Yani mahsulün üçte biri kalıyorsa, demek ki mahsulün altıda bir miktarınıdemek ki mahsulün altıda bir miktarını daha ikram etmiş oluyor demek ki.daha ikram etmiş oluyor demek ki. Dörtte birini bırakıyorsa sekizde bir miktarını dahaDörtte birini bırakıyorsa sekizde bir miktarını daha ikram etmiş oluyor demek ki.ikram etmiş oluyor demek ki. Her şeyi zaten ikram veHer şeyi zaten ikram ve karşı tarafın hiç gözünün kalmayacağı,karşı tarafın hiç gözünün kalmayacağı, hiç haksızlık duygusu içine düşmeyeceği tarzda böylehiç haksızlık duygusu içine düşmeyeceği tarzda böyle güzel bir halde yapılmıştır Efendimiz'in her fiili hoş.güzel bir halde yapılmıştır Efendimiz'in her fiili hoş. İzâ hassa’l-âlimü bi’l-ilmi tâifeten dûne tâifetin,

İzâ hassa’l-âlimü bi’l-ilmi tâifeten dûne tâifetin,
lem yentefi’ bihi’l-‘âlimü ve’l-müte’allimü.lem yentefi’ bihi’l-‘âlimü ve’l-müte’allimü. Bu hadîs-i şerîfte, ilim öğrenmek ve

Bu hadîs-i şerîfte, ilim öğrenmek ve
öğretmekle ilgili bir hadîs-i şerîf.öğretmekle ilgili bir hadîs-i şerîf. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Âlim olan kimse, yanında bilgi olan

Âlim olan kimse, yanında bilgi olan
bir mesele hakkında bilgi sahibi olanbir mesele hakkında bilgi sahibi olan âlim olan kimse, öğreten kimse,âlim olan kimse, öğreten kimse, öğretmen olan kimse, ilmi bir grubaöğretmen olan kimse, ilmi bir gruba öğretip de öteki gruptan esirgerse,öğretip de öteki gruptan esirgerse, sana, sana, sana, sana gel öğreteyim,sana, sana, sana, sana gel öğreteyim, sana, sana, sana yok gibisana, sana, sana yok gibi bir gruba öğretip de başka bir grubu engellerse,bir gruba öğretip de başka bir grubu engellerse, bu ilimden ne âlim faydalanır,bu ilimden ne âlim faydalanır, ne müteallim faydalanır,ne müteallim faydalanır, ne öğreten faydalanır,ne öğreten faydalanır, ne öğrenen faydalanır diyor Peygamber Efendimiz.ne öğrenen faydalanır diyor Peygamber Efendimiz. Buradan anlaşılıyor ki o zaman manevi bereketi kalmıyor.Buradan anlaşılıyor ki o zaman manevi bereketi kalmıyor. İlmi, erbabından esirgemek büyük günahmış.İlmi, erbabından esirgemek büyük günahmış. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfin de buyurmuş ki;

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfin de buyurmuş ki;
Ehlinden ilmi esirgemeyin, okumak istiyorsa,Ehlinden ilmi esirgemeyin, okumak istiyorsa, hevesi varsa men etmeyin, esirgemeyin,hevesi varsa men etmeyin, esirgemeyin, zulmetmiş olursunuz ona.zulmetmiş olursunuz ona. Bir çeşit zulüm.Bir çeşit zulüm. Zulümün çeşitleri var.Zulümün çeşitleri var. Tabii adamın gelip kafasını ezersin zulüm olur, malını alırsın zulüm olur da,Tabii adamın gelip kafasını ezersin zulüm olur, malını alırsın zulüm olur da, bir çeşit zulüm de ilmi vermezsin ona,bir çeşit zulüm de ilmi vermezsin ona, o da bir çeşit zulüm olur.o da bir çeşit zulüm olur. Ama bu hadîs-i şerîfin devamında daAma bu hadîs-i şerîfin devamında da buyuruyor ki, naehle de ilim öğretmeyin.buyuruyor ki, naehle de ilim öğretmeyin. Bu sefer ilme zulmetmiş olursunuz.Bu sefer ilme zulmetmiş olursunuz. Yani ehil değil adam.Yani ehil değil adam. Nereden biliyorsun?

Nereden biliyorsun?
Biliyorum ki bu öğrendiği ilmi alacak,

Biliyorum ki bu öğrendiği ilmi alacak,
dünya devşirmek için kullanacak.dünya devşirmek için kullanacak. Yani ahiret ilmini dünyalık devşirmek için kullanacak.Yani ahiret ilmini dünyalık devşirmek için kullanacak. Veyahut ben o ilmi öğreteceğim, gidecek başkalarına zarar verecek.Veyahut ben o ilmi öğreteceğim, gidecek başkalarına zarar verecek. Veyahut o adam hain, casus,Veyahut o adam hain, casus, ben ona öğreteceğim, gidecek Müslümanlara zarar verecek.ben ona öğreteceğim, gidecek Müslümanlara zarar verecek. O zaman da onu öğretmemek lazım.O zaman da onu öğretmemek lazım. Yani nâ-ehle ilim verilse ilme zulmetmiş olursun.Yani nâ-ehle ilim verilse ilme zulmetmiş olursun. Yazık.Yazık. Hani bir nazenin kızcağızı kaba sabaHani bir nazenin kızcağızı kaba saba bir insana vermiş gibi.bir insana vermiş gibi. Durmayacak, hayatı boyunca onu üzecek gibi.Durmayacak, hayatı boyunca onu üzecek gibi. Ama ehil olduğu bilindiği halde insanlardanAma ehil olduğu bilindiği halde insanlardan ilim esirgenirse Allah Teâlâ Hazretleri böyleilim esirgenirse Allah Teâlâ Hazretleri böyle bir âlimin ve ondan ilim öğrenenbir âlimin ve ondan ilim öğrenen öteki kimselerin hepsini manevi zevkten, faydadanöteki kimselerin hepsini manevi zevkten, faydadan ve hayırdan mahrum kılıyor.ve hayırdan mahrum kılıyor. Açık olacak.Açık olacak. Bizim öğretme usulümüz biraz daha başkadır.Bizim öğretme usulümüz biraz daha başkadır. Geçen gün elime bir eğitim mecmuası verdiler.Geçen gün elime bir eğitim mecmuası verdiler. Aileyi ve çocuğu eğitmekle ilgiliAileyi ve çocuğu eğitmekle ilgili ihtisas yazıları, doçentler, profesörler tarafındanihtisas yazıları, doçentler, profesörler tarafından hazırlanmış yazılar çıkıyor içinde.hazırlanmış yazılar çıkıyor içinde. Onları ihtiva eden bir mecmua verdiler.Onları ihtiva eden bir mecmua verdiler. Ben de yol boyunca İstanbul'dan geliyordum.Ben de yol boyunca İstanbul'dan geliyordum. Onları baştan sona okudum.Onları baştan sona okudum. Orada diyor ki, bu devirde şuOrada diyor ki, bu devirde şu bizim zamanımızda ilmi iyi ayarlayamıyoruz.bizim zamanımızda ilmi iyi ayarlayamıyoruz. İlmi bir standarda göre ayarlıyoruz.İlmi bir standarda göre ayarlıyoruz. Kaliteli insanlar, kaliteli zekalar, yüksek dereceliKaliteli insanlar, kaliteli zekalar, yüksek dereceli zeki olan çocuklar tembelliğe alışıyor.zeki olan çocuklar tembelliğe alışıyor. Aşağıdaki sınıfa ayarlıyorduk diyor.Aşağıdaki sınıfa ayarlıyorduk diyor. Yani uygun olmuyor bu tarzda yapmak.Yani uygun olmuyor bu tarzda yapmak. Şimdi eskiler nasıl yaparmış?

Şimdi eskiler nasıl yaparmış?
Bu işi eskiler nasıl halledermiş?

Bu işi eskiler nasıl halledermiş?
Eskiler, şu benim şu hadîs-i şerîfleri

Eskiler, şu benim şu hadîs-i şerîfleri
size böyle okuduğum gibi camilerin köşelerindesize böyle okuduğum gibi camilerin köşelerinde veya caminin civarında yapılmış olan medreselerde ilim öğretilirmiş.veya caminin civarında yapılmış olan medreselerde ilim öğretilirmiş. Herkes dinlermiş.Herkes dinlermiş. Dinleyen kimselerden kabiliyeti olan,Dinleyen kimselerden kabiliyeti olan, bu kitapta imtihan verebilen kimseye icazet verirmiş hoca.bu kitapta imtihan verebilen kimseye icazet verirmiş hoca. Tamam, o ilmi, o kitabı biliyor.Tamam, o ilmi, o kitabı biliyor. Eh, imtihanı başaramazsa devam ede dursun.Eh, imtihanı başaramazsa devam ede dursun. Başaran, ötekisi yüzünden yolda kalmıyor, takılıp kalmıyor.Başaran, ötekisi yüzünden yolda kalmıyor, takılıp kalmıyor. Böylece Osmanlıların içinde büyük dahiler yetişmiş.Böylece Osmanlıların içinde büyük dahiler yetişmiş. Yani eğitim sistemi dahi yetiştirmeye,Yani eğitim sistemi dahi yetiştirmeye, yüksek zekaları, büyük âlimleri yetiştirmeye elverişli bir sistem.yüksek zekaları, büyük âlimleri yetiştirmeye elverişli bir sistem. Çünkü takılmıyor, ayağına çelme vurulmuyor.Çünkü takılmıyor, ayağına çelme vurulmuyor. Ne mecburiyeti var sınıftaki öteki tembelNe mecburiyeti var sınıftaki öteki tembel gabinin yüzünden o dersi dinlesin dursun.gabinin yüzünden o dersi dinlesin dursun. Çocuk zeki, leb demeden anlıyor leblebiyi.Çocuk zeki, leb demeden anlıyor leblebiyi. O yürüyüp geçsin başka ilmi öğrensin.O yürüyüp geçsin başka ilmi öğrensin. Bu kitaptan geçsin, öteki kitaba geçsin.Bu kitaptan geçsin, öteki kitaba geçsin. Bu ilmi bitirsin, öteki ilme geçsin.Bu ilmi bitirsin, öteki ilme geçsin. Madem yapabiliyor.Madem yapabiliyor. Eskiden öyle bir sistem varmış.Eskiden öyle bir sistem varmış. Şimdi kötüye göre ayarlanmış bir sistem var.Şimdi kötüye göre ayarlanmış bir sistem var. Süper zekaları törpülüyoruz.Süper zekaları törpülüyoruz. Yani normalin altına indiriyoruz.Yani normalin altına indiriyoruz. Demek ki böyle açık olacak.Demek ki böyle açık olacak. İlmi kimseden reddetmeyeceğiz.İlmi kimseden reddetmeyeceğiz. Herkes istifade edebilecek.Herkes istifade edebilecek. Peygamber Efendimiz böyle emrediyor bize.Peygamber Efendimiz böyle emrediyor bize. İzâ hatabe ehadükümü’l-mer’ete, fe ini’stetâ’a en

İzâ hatabe ehadükümü’l-mer’ete, fe ini’stetâ’a en
yenzürâ minhâ ilâ mâ yed’ûhü ilâyenzürâ minhâ ilâ mâ yed’ûhü ilâ nikâhihâ, fe’l-yef’al.nikâhihâ, fe’l-yef’al. Bu hadîs-i şerîfte evlenmek üzere olan

Bu hadîs-i şerîfte evlenmek üzere olan
bir insanın davranışları nasıl olacak?bir insanın davranışları nasıl olacak? Neye müsaade ediliyor bunun hakkında?

Neye müsaade ediliyor bunun hakkında?
Bu hususta bir açıklama getiriyor bize.

Bu hususta bir açıklama getiriyor bize.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; İzâ hatabe ehadükümü’l-mer’ete.

İzâ hatabe ehadükümü’l-mer’ete.
Sizden biriniz bir kadını istemeye niyetlendi mi?Sizden biriniz bir kadını istemeye niyetlendi mi? Yani hatabe demek, burada bir kadının nikahına talip olmak.Yani hatabe demek, burada bir kadının nikahına talip olmak. Kadın istemek.Kadın istemek. Yani evlenmek istemek onunla.Yani evlenmek istemek onunla. Böyle bir kadına biriniz evlenmeye niyetlendiği zaman.Böyle bir kadına biriniz evlenmeye niyetlendiği zaman. Fe ini’stetâ’a en yenzürâ minhâ

Fe ini’stetâ’a en yenzürâ minhâ
ilâ mâ yed’ûhü ilâ nikâhihâ.ilâ mâ yed’ûhü ilâ nikâhihâ. Kendisinin onu nikahlamasına sebep olacakKendisinin onu nikahlamasına sebep olacak bir tarafına bakmasına gücü yeterse bakabilir, baksın.bir tarafına bakmasına gücü yeterse bakabilir, baksın. Mesela yüzüne bakabilir.Mesela yüzüne bakabilir. Mesela eline bakabilir.Mesela eline bakabilir. Mesela saçına dair soru sorabilir diye aşağıda da gelecek şimdi.Mesela saçına dair soru sorabilir diye aşağıda da gelecek şimdi. Ellerine bakabilir.Ellerine bakabilir. Böylece ha tamam bu benim istediğimBöylece ha tamam bu benim istediğim gibiymiş diye almasına yol açacak, sebep olacak,gibiymiş diye almasına yol açacak, sebep olacak, bir bakışın dinen mahzuru olmadığına alamet bu.bir bakışın dinen mahzuru olmadığına alamet bu. Niye baktın bu elalemin kızına?Niye baktın bu elalemin kızına? Nikahlanmak istiyorum, onun için baktım yani.

Nikahlanmak istiyorum, onun için baktım yani.
Demek ki bir müsaade var.Demek ki bir müsaade var. Demek ki yüz görümlüğü veyahut birDemek ki yüz görümlüğü veyahut bir kız görmeye gitmekte ve kızın dakız görmeye gitmekte ve kızın da ona çıkmasında bu hadîs-i şerîfe göreona çıkmasında bu hadîs-i şerîfe göre usule aykırı bir durum yok.usule aykırı bir durum yok. Olabilir.Olabilir. Dinen yanlış bir şey değil.Dinen yanlış bir şey değil. Peygamber Efendimiz böyle bir kimse, böyle yapabilirse, bakabilirsePeygamber Efendimiz böyle bir kimse, böyle yapabilirse, bakabilirse baksın mahzuru yoktur demiş oluyor.baksın mahzuru yoktur demiş oluyor. İzâ hatabe ehadükümü’l-mer’ete,

İzâ hatabe ehadükümü’l-mer’ete,
fe’l-yes’el an şe’arihâ,fe’l-yes’el an şe’arihâ, kemâ yes’elü an cemâlihâ,kemâ yes’elü an cemâlihâ, fe inne’ş-şe’ra ehadü’l-cemâleyni.fe inne’ş-şe’ra ehadü’l-cemâleyni. Bu hadîs-i şerîfte yine öyle bir kızla evlenmek veya kadınBu hadîs-i şerîfte yine öyle bir kızla evlenmek veya kadın yani birisiyle bir hanım ile evlenmek meselesine dair.yani birisiyle bir hanım ile evlenmek meselesine dair. Diyor ki Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte de,

Diyor ki Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte de,
ikinci hadîs-i şerîfte de;ikinci hadîs-i şerîfte de; Sizden biriniz bir kadına talip olduğuSizden biriniz bir kadına talip olduğu zaman, onu istediği zaman onun saçını sorsun.zaman, onu istediği zaman onun saçını sorsun. Saçı ne renkli?Saçı ne renkli? Sarışın mı?Sarışın mı? Uzun mu? Nasıl? Falan diye.Uzun mu? Nasıl? Falan diye. Yani saçıyla ilgili bir şey sorabilir.Yani saçıyla ilgili bir şey sorabilir. Kemâ yes’elü an cemâlihâ.Kemâ yes’elü an cemâlihâ. Güzelliğinden sormaya hakkı olduğu gibi saçını da sorabilir.Güzelliğinden sormaya hakkı olduğu gibi saçını da sorabilir. Nasıl? Güzel bir kadın mı?
Nasıl? Güzel bir kadın mı?
Boyu nasıl? Falan gibi.Boyu nasıl? Falan gibi. Sorabildiği gibi saçını da sorabilir diyor,Sorabildiği gibi saçını da sorabilir diyor, arkasından da şu cümle bak çok önemli.arkasından da şu cümle bak çok önemli. Fe inne’ş-şe’ra.Fe inne’ş-şe’ra. Çünkü saç, ehadü’l-cemâleyni.Çünkü saç, ehadü’l-cemâleyni. İki güzellikten bir tanesidir.İki güzellikten bir tanesidir. Öteki güzellik ne?

Öteki güzellik ne?
Birisi saç, ötekisi de kaş, kirpik.

Birisi saç, ötekisi de kaş, kirpik.
Yani onlarda bir çeşit kıl ya,Yani onlarda bir çeşit kıl ya, insanın yüzünde başında bitmiş olan.insanın yüzünde başında bitmiş olan. Yani kaşı, kirpiği de bir güzellik,Yani kaşı, kirpiği de bir güzellik, saçta bir güzellik.saçta bir güzellik. Hocam bu cümlenin önemi ne acep?Hocam bu cümlenin önemi ne acep? Diyecek olursanız, ha bu cümlenin önemiDiyecek olursanız, ha bu cümlenin önemi saç ziynettir, binâenaleyh örtülmesi gerekirsaç ziynettir, binâenaleyh örtülmesi gerekir kaidesine bizi götürmesinden.kaidesine bizi götürmesinden. Kadınlar saçlarını örtecek mi, örtmeyecek mi?Kadınlar saçlarını örtecek mi, örtmeyecek mi? Âyet-i kerîme var.

Âyet-i kerîme var.
Şöyle çarşaflarını, örtülerini başlarından omuzlarını

Şöyle çarşaflarını, örtülerini başlarından omuzlarını
örtecek şekilde üzerlerine alsınlar, Müslüman kadınlara söyleyinörtecek şekilde üzerlerine alsınlar, Müslüman kadınlara söyleyin âyet-i kerîme'de var.âyet-i kerîme'de var. Demek ki kadınlar saçlarını örtecek,Demek ki kadınlar saçlarını örtecek, saçlarını göstermeyecek.saçlarını göstermeyecek. Demek ki başörtmek, başörtüsü, saçı örtmek,Demek ki başörtmek, başörtüsü, saçı örtmek, saçı kapatmak.saçı kapatmak. Ve lâ yübdîne zînetehünne. (Nûr Suresi 31. Ayet)

Ve lâ yübdîne zînetehünne. (Nûr Suresi 31. Ayet)
Ziynetlerini sakın başkalarına göstermesinler âyet-i kerîmesine

Ziynetlerini sakın başkalarına göstermesinler âyet-i kerîmesine
uygun olarak Müslüman'ın dininin bir gereği.uygun olarak Müslüman'ın dininin bir gereği. O halde bir Müslüman böyle başınıO halde bir Müslüman böyle başını örtüyorsa, saçını kapatıyorsa dininin gereğini yapıyor.örtüyorsa, saçını kapatıyorsa dininin gereğini yapıyor. O halde ona başını aç demek doğru değil.O halde ona başını aç demek doğru değil. Çünkü dindarlıktır.Çünkü dindarlıktır. İnsanın vicdani kanaatidir, imanıyla ilgili bir husustur.İnsanın vicdani kanaatidir, imanıyla ilgili bir husustur. Vicdan hürriyetine, din hürriyetine, ibadet hürriyetine ait bir şeydir.Vicdan hürriyetine, din hürriyetine, ibadet hürriyetine ait bir şeydir. Başını aç demek doğru olmaz.Başını aç demek doğru olmaz. E diyorlar.E diyorlar. Diyorlarsa bir hukuka tecavüz var, insan hakkını aramalı.Diyorlarsa bir hukuka tecavüz var, insan hakkını aramalı. Ben bak hadîs-i şerîfleri okuyorum,

Ben bak hadîs-i şerîfleri okuyorum,
âyet-i kerîmeleri okuyorum, burada böyle diyor,âyet-i kerîmeleri okuyorum, burada böyle diyor, ben dindar olduğum için örtüyorum.ben dindar olduğum için örtüyorum. Diyorlarmış ki efendim bu bir partinin gösteri şeyi.Diyorlarmış ki efendim bu bir partinin gösteri şeyi. Her çeşit parti de insan gösterebilirim ben size baş örtülü.Her çeşit parti de insan gösterebilirim ben size baş örtülü. Çıkın şöyle, başörtülü insanların çeşitlerininÇıkın şöyle, başörtülü insanların çeşitlerinin şeylerini sorun, partiler ne?şeylerini sorun, partiler ne? Kimisi o partidendir, kimisi bu partiden.Kimisi o partidendir, kimisi bu partiden. Parti şeyi değil.Parti şeyi değil. Efendim belli bir şekil kullanmak suretiyleEfendim belli bir şekil kullanmak suretiyle zümrecilik yapıyorlar.zümrecilik yapıyorlar. Peki şeklini ben şey yapmayacağım,Peki şeklini ben şey yapmayacağım, rengini de sana bırakıyorum, şeklini de sana bırakıyorum,rengini de sana bırakıyorum, şeklini de sana bırakıyorum, buyur sen istediğin renk ve şekli bana söyle ama ben başımı örteyim yine.buyur sen istediğin renk ve şekli bana söyle ama ben başımı örteyim yine. Senin dediğin olsun tamam, anlaştık.Senin dediğin olsun tamam, anlaştık. Madem öyle ben mavi örtünce bir filanca grup oluyormuşum,Madem öyle ben mavi örtünce bir filanca grup oluyormuşum, kırmızı örtünce falanca grup oluyormuşum, vazgeçtim.kırmızı örtünce falanca grup oluyormuşum, vazgeçtim. Grup olmasın, birlik beraberlik olsun, sen buyur söyle,Grup olmasın, birlik beraberlik olsun, sen buyur söyle, hangi renk istiyorsan ben onu örteyim.hangi renk istiyorsan ben onu örteyim. Ama örteceğim dinimin icabı.Ama örteceğim dinimin icabı. Örtmem lazım, açmak olmaz.Örtmem lazım, açmak olmaz. Sorduk çeşit çeşit hocalara, kendimizSorduk çeşit çeşit hocalara, kendimiz fıkıhta müftü gibi salahiyetli olmadığımız için sordum.fıkıhta müftü gibi salahiyetli olmadığımız için sordum. Hiç kimse dediler ki;Hiç kimse dediler ki; Allah Teâlâ Hazretleri bir şey söylesin de öteki insan onu kaldırsın.Allah Teâlâ Hazretleri bir şey söylesin de öteki insan onu kaldırsın. Beşer kaldırabilir mi Allah'ın ahkâmını?Beşer kaldırabilir mi Allah'ın ahkâmını? Mevrid-i nasta ictihada mesağ yoktur.

Mevrid-i nasta ictihada mesağ yoktur.
Açık bir hüküm olan bir diniAçık bir hüküm olan bir dini meselede insanların söz söyleme salahiyeti yoktur.meselede insanların söz söyleme salahiyeti yoktur. Çünkü Allah öyle buyurmuş,Çünkü Allah öyle buyurmuş, Allah öyle buyurmuş ama ben böyle buyuruyorum demeye insanın hakkı yoktur.Allah öyle buyurmuş ama ben böyle buyuruyorum demeye insanın hakkı yoktur. Sen kim oluyorsun? Sen Allah'ın aciz naciz bir kulusun.Sen kim oluyorsun? Sen Allah'ın aciz naciz bir kulusun. Allah Teâlâ Hazretleri’nin buyruğunu tutmakla vazifelisin.Allah Teâlâ Hazretleri’nin buyruğunu tutmakla vazifelisin. Benim kanaatim öyle. Kanaat filan olmaz.Benim kanaatim öyle. Kanaat filan olmaz. Kanaat filan olmaz.Kanaat filan olmaz. Şimdi buradan bir şey daha çıkıyor.Şimdi buradan bir şey daha çıkıyor. Dersin başında da ona birazcık temas ettim.Dersin başında da ona birazcık temas ettim. Hadîs-i şerîfler hazinedir.

Hadîs-i şerîfler hazinedir.
Bizim dinimizin hazinesi hadîs-i şerîflerdir.Bizim dinimizin hazinesi hadîs-i şerîflerdir. Hadîs-i şerîfler olmayaydı biz ne Kur'an-ı Kerim'i anlardık,Hadîs-i şerîfler olmayaydı biz ne Kur'an-ı Kerim'i anlardık, ne fıkıh ilmi gelişirdi,ne fıkıh ilmi gelişirdi, ne tefsir ilmi gelişirdi,ne tefsir ilmi gelişirdi, ne daha başka ilimler gelişirdi, ne tarih olurdu,ne daha başka ilimler gelişirdi, ne tarih olurdu, ne coğrafya olurdu, hiçbir şey olmazdı.ne coğrafya olurdu, hiçbir şey olmazdı. İslâm ilimlerinin temeli hadîs-i şerîftir.İslâm ilimlerinin temeli hadîs-i şerîftir. Bunu neden söylüyorsun derseniz, demiş ki

Bunu neden söylüyorsun derseniz, demiş ki
birisi İngilizce Kur'an-ı Kerîm tercümesini açmış,birisi İngilizce Kur'an-ı Kerîm tercümesini açmış, bak demiş işte burada saçtan bahsedilmiyorbak demiş işte burada saçtan bahsedilmiyor Kur'an-ı Kerim'de demiş.Kur'an-ı Kerim'de demiş. Saçtan bahsedilmiyor.Saçtan bahsedilmiyor. Binâenaleyh saç bahsedilmediğine göre başını açabilirBinâenaleyh saç bahsedilmediğine göre başını açabilir demek isteyecek yani.demek isteyecek yani. Oraya getirmek istiyor.Oraya getirmek istiyor. Kur'an-ı Kerîm anayasa gibidir.Kur'an-ı Kerîm anayasa gibidir. Herkes onun inceliklerini anlayamaz.Herkes onun inceliklerini anlayamaz. En iyi kim anlar?

En iyi kim anlar?
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri
anlar ve böyle anlatır işte.anlar ve böyle anlatır işte. Böyle hadîs-i şerîflerle güzelce anlatır.Böyle hadîs-i şerîflerle güzelce anlatır. En iyi o anlar.En iyi o anlar. Ondan sonra da yine dinde fakihOndan sonra da yine dinde fakih olanlar anlar, öyle İngilizce tercümeyle,olanlar anlar, öyle İngilizce tercümeyle, dinin ahkâmı asırlar boyu Müslümanların tatbik ettikleridinin ahkâmı asırlar boyu Müslümanların tatbik ettikleri şey yanlış der, İngilizce tercümesine bakıptaşey yanlış der, İngilizce tercümesine bakıpta sen mi doğrusunu iyice anlayacaksın?sen mi doğrusunu iyice anlayacaksın? Hiç olacak şey mi?

Hiç olacak şey mi?
1400 sene hiç akıllı insan geçmemiş mi şu İslâm alemi içinden?1400 sene hiç akıllı insan geçmemiş mi şu İslâm alemi içinden? Hiç âlim geçmemiş mi?

Hiç âlim geçmemiş mi?
Deryalar geçmiş, ummanlar geçmiş.

Deryalar geçmiş, ummanlar geçmiş.
Öyle büyük âlimler geçmiş ki.Öyle büyük âlimler geçmiş ki. Bak Mevlana'yı tanıyoruz ya biraz herkes hayran.Bak Mevlana'yı tanıyoruz ya biraz herkes hayran. Doğuda, batıda herkes hayran.Doğuda, batıda herkes hayran. Öyle büyük âlimler geçmiş, dahiler geçmiş,Öyle büyük âlimler geçmiş, dahiler geçmiş, zamanının bütün ilimlerini yutmuşlar.zamanının bütün ilimlerini yutmuşlar. Sinüsü hesaplamışlar, kosinüsü hesaplamışlar,Sinüsü hesaplamışlar, kosinüsü hesaplamışlar, meridyenin, paralelin boylarını ölçmüşler,meridyenin, paralelin boylarını ölçmüşler, gökyüzünü, yıldızları vesaireleri tasnif etmişler,gökyüzünü, yıldızları vesaireleri tasnif etmişler, gruplara sokmuşlar, dünyanın yuvarlaklığını ispat etmişler.gruplara sokmuşlar, dünyanın yuvarlaklığını ispat etmişler. Yani eski âlimleri hiç kimsenin yabanaYani eski âlimleri hiç kimsenin yabana atma hakkı yok.atma hakkı yok. Amerikalı birisi Müslüman olmuş da diyor ki,

Amerikalı birisi Müslüman olmuş da diyor ki,
siz çok büyük âlimler yetiştirmişsiniz diyor.siz çok büyük âlimler yetiştirmişsiniz diyor. Ben diyor İmam Şâtıbî'yi okuyorum diyor,Ben diyor İmam Şâtıbî'yi okuyorum diyor, şimdi hayranım diyor.şimdi hayranım diyor. Elin Amerikalısı Müslüman oluyor bizim âlimlerimizinElin Amerikalısı Müslüman oluyor bizim âlimlerimizin dehasını anlıyor.dehasını anlıyor. Dahi olduğunu anlıyor.Dahi olduğunu anlıyor. Biz de böyle saçma saçma şeylerle meşgul oluyoruz.Biz de böyle saçma saçma şeylerle meşgul oluyoruz. Manası anlaşılmayan bir şeyin inceliklerini öğretiyor.Manası anlaşılmayan bir şeyin inceliklerini öğretiyor. Onun için hadîs-i şerîf bizim

Onun için hadîs-i şerîf bizim
sımsıkı sarılacağımız şeydir.sımsıkı sarılacağımız şeydir. Eğer biz hadîs-i şerîf'ten koparsak yandık.Eğer biz hadîs-i şerîf'ten koparsak yandık. Bunu Avrupalı çok güzel bildiği içinBunu Avrupalı çok güzel bildiği için çeşit çeşit batıl fırkalar sokuyor içimize.çeşit çeşit batıl fırkalar sokuyor içimize. Batıl cereyanlar sokuyor, hadîs-i şerîfiBatıl cereyanlar sokuyor, hadîs-i şerîfi atmaya çalışıyorlar ortadan.atmaya çalışıyorlar ortadan. Hadîs-i Şerîf'i kaldırmaya çalışıyorlar.Hadîs-i Şerîf'i kaldırmaya çalışıyorlar. Çünkü hadîs-i şerîf'i kaldırdı mı,

Çünkü hadîs-i şerîf'i kaldırdı mı,
Müslüman Kur'an'ın manasını iyi anlayamayacak, onu kandıracak o zaman.Müslüman Kur'an'ın manasını iyi anlayamayacak, onu kandıracak o zaman. İstediği gibi kandıracak.İstediği gibi kandıracak. Hadîs-i şerîfler sımsıkı bağlıyor, ondan sıkılıyor kâfir.Hadîs-i şerîfler sımsıkı bağlıyor, ondan sıkılıyor kâfir. Bağladığı için kendisini sıkılıyor, hadîs-i şerîfeBağladığı için kendisini sıkılıyor, hadîs-i şerîfe hücum ediyor.hücum ediyor. Manası anlaşılmayan bir şeyin inceliklerini öğretiyor.Manası anlaşılmayan bir şeyin inceliklerini öğretiyor. Onun için hadîs-i şerîf bizimOnun için hadîs-i şerîf bizim sımsıkı sarılacağımız şeydir.sımsıkı sarılacağımız şeydir. Eğer biz hadîs-i şerîf'ten koparsak yandık.Eğer biz hadîs-i şerîf'ten koparsak yandık. Bunu Avrupalı çok güzel bildiği içinBunu Avrupalı çok güzel bildiği için çeşit çeşit batıl fırkalar sokuyor içimize.çeşit çeşit batıl fırkalar sokuyor içimize. Batıl cereyanlar sokuyor, hadîs-i şerîfiBatıl cereyanlar sokuyor, hadîs-i şerîfi atmaya çalışıyorlar ortadan.atmaya çalışıyorlar ortadan. Hadîs-i Şerîf'i kaldırmaya çalışıyorlar.Hadîs-i Şerîf'i kaldırmaya çalışıyorlar. Çünkü hadîs-i şerîf'i kaldırdı mı,Çünkü hadîs-i şerîf'i kaldırdı mı, Müslüman Kur'an'ın manasını iyi anlayamayacak, onu kandıracak o zaman.Müslüman Kur'an'ın manasını iyi anlayamayacak, onu kandıracak o zaman. İstediği gibi kandıracak.İstediği gibi kandıracak. Hadîs-i şerîfler sımsıkı bağlıyor, ondan sıkılıyor kâfir.Hadîs-i şerîfler sımsıkı bağlıyor, ondan sıkılıyor kâfir. Bağladığı için kendisini sıkılıyor, hadîs-i şerîfe hücum ediyor.Bağladığı için kendisini sıkılıyor, hadîs-i şerîfe hücum ediyor. Biz de ne yapacağız?Biz de ne yapacağız? Biz de hadîs-i şerîf'e sımsıkı sarılacağız.

Biz de hadîs-i şerîf'e sımsıkı sarılacağız.
O kâfir, o hücum edebilir.O kâfir, o hücum edebilir. Onun yeri cehennem, biz cenneti istiyoruz.Onun yeri cehennem, biz cenneti istiyoruz. Biz Allah'ın rızasını istiyoruz.Biz Allah'ın rızasını istiyoruz. Onun için hadîs-i şerîflere sımsıkı sarılacaksın.Onun için hadîs-i şerîflere sımsıkı sarılacaksın. İzâ ühlisa’l-mü’minûne mine’n-nâri, hubisû bi kantaratin

İzâ ühlisa’l-mü’minûne mine’n-nâri, hubisû bi kantaratin
beyne’l-cenneti ve’n-nâri, fe yetekâssûne mezâlimebeyne’l-cenneti ve’n-nâri, fe yetekâssûne mezâlime kânet beynehüm fi’dünyâ, hattâ izâ nükkûkânet beynehüm fi’dünyâ, hattâ izâ nükkû ve hüzzibû, üzine lehüm bi dühûli’l-cenneti,ve hüzzibû, üzine lehüm bi dühûli’l-cenneti, fe ve’llezî nefsü Muhammedin bi yedihî,fe ve’llezî nefsü Muhammedin bi yedihî, le ehadühüm bi meskenihî fi’l-cenneti edellüle ehadühüm bi meskenihî fi’l-cenneti edellü bi meskenihî fi’d-dünyâ.bi meskenihî fi’d-dünyâ. Bu hadîs-i şerîfte insanlar bu dünya hayatından göçüp

Bu hadîs-i şerîfte insanlar bu dünya hayatından göçüp
mahşer olduktan, hesap görüldüktenmahşer olduktan, hesap görüldükten sonra ne olacak onu anlatıyor.sonra ne olacak onu anlatıyor. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
İzâ halesa’l-mü’minûne mine’n-nâri.

İzâ halesa’l-mü’minûne mine’n-nâri.
Müslümanlar, mümin kullar cehennemden kurtarıldıkları zaman,Müslümanlar, mümin kullar cehennemden kurtarıldıkları zaman, halas buldukları zaman, oh elhamdülillah cehennemdenhalas buldukları zaman, oh elhamdülillah cehennemden necat buldu, cehenneme düşmedi,necat buldu, cehenneme düşmedi, cehennemde azaplanmaktancehennemde azaplanmaktan paçayı kurtardı, geçti bu tarafa.paçayı kurtardı, geçti bu tarafa. Hubisû.Hubisû. Hapsolunurlar, bi kantaratin beyne’l-cenneti ve’n-nâri,Hapsolunurlar, bi kantaratin beyne’l-cenneti ve’n-nâri, cehennem ile cennet arasındaki köprüde durdurulurlar, hapsolunurlar.cehennem ile cennet arasındaki köprüde durdurulurlar, hapsolunurlar. Cehennemden geçti ama daha cennete girmedi.Cehennemden geçti ama daha cennete girmedi. Cehennemlik olmadıkları anlaşıldı, o köprünün üzerindeCehennemlik olmadıkları anlaşıldı, o köprünün üzerinde hapsolunurlar, tutulurlar.hapsolunurlar, tutulurlar. Allah Allah, neden tutuluyorlar acaba?Allah Allah, neden tutuluyorlar acaba? Şimdi okuyalım.

Şimdi okuyalım.
Fe yetekassûne mezâlime kânet beynehüm fi’dünyâ.

Fe yetekassûne mezâlime kânet beynehüm fi’dünyâ.
Dünyada birbirlerine yapmış oldukları zulümleri, haksızlıkları,Dünyada birbirlerine yapmış oldukları zulümleri, haksızlıkları, gadirleri birbirlerine kısasını vermek için.gadirleri birbirlerine kısasını vermek için. Kısas olunacak, kısas.Kısas olunacak, kısas. Sen ona bir zulüm ettin, onu üzdün.Sen ona bir zulüm ettin, onu üzdün. Sen ona şöyle yaptın, böyle yaptın.Sen ona şöyle yaptın, böyle yaptın. O sana şöyle yaptı, böyle yaptı.O sana şöyle yaptı, böyle yaptı. Bunların hepsi hesaba girecek.Bunların hepsi hesaba girecek. Bunların hepsi temizlenecek.Bunların hepsi temizlenecek. O temizlenme yapılması için,O temizlenme yapılması için, kısas olması için,kısas olması için, boynuzlu koyundan boynuzsuz koyun hakkınıboynuzlu koyundan boynuzsuz koyun hakkını alacak diye söylerdi bizim büyüklerimiz.alacak diye söylerdi bizim büyüklerimiz. Orada aralarındaki haksızlıkların da bir hesabı görülecek.Orada aralarındaki haksızlıkların da bir hesabı görülecek. Alacaklar, verecekler, affedecekler veyahutAlacaklar, verecekler, affedecekler veyahut o onun sevabından alacak, o ona biraz sevap verecek,o onun sevabından alacak, o ona biraz sevap verecek, kusuren arayı düzeltmek için.kusuren arayı düzeltmek için. Bu iş hallolduktan sonra,

Bu iş hallolduktan sonra,
hattâ nükkû, nihayet temizlenecekler.hattâ nükkû, nihayet temizlenecekler. Artık üzerlerinde ne kul hakkı,Artık üzerlerinde ne kul hakkı, ne zulüm, ne haksızlık, ne gadir bir şey kalmayacak.ne zulüm, ne haksızlık, ne gadir bir şey kalmayacak. Ve hüzzibû.

Ve hüzzibû.
Günahların hepsinden temizlenip bir şey yapacaklar,Günahların hepsinden temizlenip bir şey yapacaklar, temizlenecekler, pak olacaklar.temizlenecekler, pak olacaklar. Böyle olduktan sonra, üzine lehüm bi dühûli’l-cenneti.Böyle olduktan sonra, üzine lehüm bi dühûli’l-cenneti. O zaman, hadi bakalım cennete girinO zaman, hadi bakalım cennete girin diye izin verilecek kendilerine.diye izin verilecek kendilerine. Aralarındaki kul hakları hususunda da kısasAralarındaki kul hakları hususunda da kısas olup bittikten sonra cennete girmelerine izin verilecek.olup bittikten sonra cennete girmelerine izin verilecek. Sonra ne yapar insan?Sonra ne yapar insan? Peygamber Efendimiz yemin ediyor, buyuruyor ki:

Peygamber Efendimiz yemin ediyor, buyuruyor ki:
Fe ve’llezî nefsü Muhammedin bi yedihî.

Fe ve’llezî nefsü Muhammedin bi yedihî.
Şu Muhammedin canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki.Şu Muhammedin canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki. Nefis, ruh demek yani.Nefis, ruh demek yani. Şu Muhammed'in ruhu, nefsi, canı,Şu Muhammed'in ruhu, nefsi, canı, ruhu, kudreti elinde olan Allah'a yemin olsun ki,ruhu, kudreti elinde olan Allah'a yemin olsun ki, nasıl kudreti elinde?nasıl kudreti elinde? Dilerse yaşatır, dilerse öldürür.

Dilerse yaşatır, dilerse öldürür.
Dilerse alır, dilerse verir.Dilerse alır, dilerse verir. Ne dilerse öyle yapar.Ne dilerse öyle yapar. Mülkünde hak tasarruf eder.Mülkünde hak tasarruf eder. Keyfe ma yeşa, isterse keyfiKeyfe ma yeşa, isterse keyfi yok eder, isterse var eder.yok eder, isterse var eder. Bu mülk Allah'ın, ne isterse öyle yapar.Bu mülk Allah'ın, ne isterse öyle yapar. İsterse yok eder, isterse var eder.İsterse yok eder, isterse var eder. İster diriltir, ister öldürür.İster diriltir, ister öldürür. Hüküm onun, şu Muhammed'in nefsi elinde olanHüküm onun, şu Muhammed'in nefsi elinde olan zat-ı celile, Allah Teâlâ Hazretlerinezat-ı celile, Allah Teâlâ Hazretlerine and olsun ki, onlardan birisiand olsun ki, onlardan birisi cennetteki yerini hemen dosdoğru hiç şaşırmadan şıp diye bulur.cennetteki yerini hemen dosdoğru hiç şaşırmadan şıp diye bulur. Gayet kolaylıkla bulur cennetteki yerini.Gayet kolaylıkla bulur cennetteki yerini. Bir mesken idi bir dünya, dünyadakiBir mesken idi bir dünya, dünyadaki evini bulduğundan daha kolay bulur.evini bulduğundan daha kolay bulur. Haklar verildi, alındı.Haklar verildi, alındı. Artık koşuşacaklar, hani mektepten azat olanArtık koşuşacaklar, hani mektepten azat olan çocuklar gibi çantalar elinde, karneler alındı,çocuklar gibi çantalar elinde, karneler alındı, sınıfı geçmişler, teşekkürleri almışlar, koşuştukları gibi.sınıfı geçmişler, teşekkürleri almışlar, koşuştukları gibi. Herkes evini bulur, hiç şaşırmazlar.Herkes evini bulur, hiç şaşırmazlar. Neden öyle olacak?Neden öyle olacak? Nasıl bulacaklar?Nasıl bulacaklar? Daha önce girmediler cennete.Daha önce girmediler cennete. Nereden bilecekler cennetteki meskenlerini?Nereden bilecekler cennetteki meskenlerini? Sabah akşam kabirden onlara gösterecek de ondan.Sabah akşam kabirden onlara gösterecek de ondan. Sabah akşam kabirde cennetteki yerleriniSabah akşam kabirde cennetteki yerlerini düşüne düşüne göre göre ezberleyecekler.düşüne düşüne göre göre ezberleyecekler. Hiç tereddüt yok, bir şey yok.Hiç tereddüt yok, bir şey yok. Hani kabire girer girdiğin zaman insan,Hani kabire girer girdiğin zaman insan, Allah Teâlâ Hazretleri'nin kabri mümin iseAllah Teâlâ Hazretleri'nin kabri mümin ise o kimseye cennet bahçelerinden bir bahçe yapacak,o kimseye cennet bahçelerinden bir bahçe yapacak, kâfir ise veyahut günahkâr isekâfir ise veyahut günahkâr ise cehennem çukurlarından bir çukur olacak diye hadîs-i şerîf var.cehennem çukurlarından bir çukur olacak diye hadîs-i şerîf var. el-kabru ravdatün min riyâdi’l-cenneti ev hufratün min huferi’n-nîrâni.el-kabru ravdatün min riyâdi’l-cenneti ev hufratün min huferi’n-nîrâni. İşte kabirdeyken daha gösterecek Allah Teâlâ cennetteki yerini.İşte kabirdeyken daha gösterecek Allah Teâlâ cennetteki yerini. Onun için hiç şey yapmadanOnun için hiç şey yapmadan yerlerini bulup meskenlerine gidecekler.yerlerini bulup meskenlerine gidecekler. Allah Teâlâ Hazretleri bizi başkalarına haksızlık,Allah Teâlâ Hazretleri bizi başkalarına haksızlık, gadir, zulüm yapmayan kullarından eylesin.gadir, zulüm yapmayan kullarından eylesin. Kul hakkı yemeyen kişilerden eylesin.Kul hakkı yemeyen kişilerden eylesin. Böyle hesapsız Cennet-i A'lâ'ya gidipBöyle hesapsız Cennet-i A'lâ'ya gidip meskenlerimizi böyle bunun gibi bulan kimselerden eylesin.meskenlerimizi böyle bunun gibi bulan kimselerden eylesin. İzâ dehale’r-racülü beytehû, fe zekera’sme’llâhi teâlâ

İzâ dehale’r-racülü beytehû, fe zekera’sme’llâhi teâlâ
hîne yedhulü ve hîne yet’amü, kâle’ş-şeytânü:hîne yedhulü ve hîne yet’amü, kâle’ş-şeytânü: Lâ mebîte leküm ve lâ aşâe hâhünâ, ve in dehaleLâ mebîte leküm ve lâ aşâe hâhünâ, ve in dehale fe lem yezküri’sme’llâhi ‘inde dühûlihî, kâle’ş-şeytânü:fe lem yezküri’sme’llâhi ‘inde dühûlihî, kâle’ş-şeytânü: Edraktümü’l-mebîte ve’l-aşâe.Edraktümü’l-mebîte ve’l-aşâe. Bir insanın sabah bir evinden nasıl çıkacağını,

Bir insanın sabah bir evinden nasıl çıkacağını,
nasıl gireceğini bir hadîs-i şerîfte öğrenmiştik.nasıl gireceğini bir hadîs-i şerîfte öğrenmiştik. Nasıl çıkacaktı?

Nasıl çıkacaktı?
İki rekat namaz kılıp çıkacaktı.

İki rekat namaz kılıp çıkacaktı.
Nasıl girecektik?

Nasıl girecektik?
Gelince iki rekat namaz kılıverecek.

Gelince iki rekat namaz kılıverecek.
Burada da yine birBurada da yine bir eve giriş çıkışla ilgili, girişle ilgili bireve giriş çıkışla ilgili, girişle ilgili bir hususu Peygamber Efendimiz bildiriyor bize.hususu Peygamber Efendimiz bildiriyor bize. İzâ dehale’r-racülü beytehû.

İzâ dehale’r-racülü beytehû.
Adam evine girdiği zaman,Adam evine girdiği zaman, peki burada adam demiş, racül demiş,peki burada adam demiş, racül demiş, kadın girse kadın da öyledir, çocuk girse çocuk da öyledir.kadın girse kadın da öyledir, çocuk girse çocuk da öyledir. Burada galebet suretiyle adam demiş,Burada galebet suretiyle adam demiş, biz öyle deriz ya herhangi bir kişi manasına.biz öyle deriz ya herhangi bir kişi manasına. Birisi yani evine girdiği zaman,

Birisi yani evine girdiği zaman,
fe zekera’sme’llâhi teâlâ hîne yedhulüfe zekera’sme’llâhi teâlâ hîne yedhulü ve hîne yet’amü.ve hîne yet’amü. Eve girdiği zaman, Allah'ın adını anarsa

Eve girdiği zaman, Allah'ın adını anarsa
ve yemek yerken Allah'ın adını anarsa, nasıl anar?ve yemek yerken Allah'ın adını anarsa, nasıl anar? Bismillâhirrahmânirrahîm der, girer içeriye, Allah'ı anarak.Bismillâhirrahmânirrahîm der, girer içeriye, Allah'ı anarak. Nasıl yemek yer?Nasıl yemek yer? Bismillâhirrahmânirrahîm deyip yemeğini öyle yer.Bismillâhirrahmânirrahîm deyip yemeğini öyle yer. Böyle yaparsa, kâle’ş-şeytânü.

Böyle yaparsa, kâle’ş-şeytânü.
Şeytan der ki, Lâ mebîte leküm ve lâ aşâe.Şeytan der ki, Lâ mebîte leküm ve lâ aşâe. Size burada geceleme imkanı da yok,Size burada geceleme imkanı da yok, akşam yemeği imkanı da yok.akşam yemeği imkanı da yok. Kime der?

Kime der?
Kendi avanesine.

Kendi avanesine.
Öteki şeytanlara, öteki şeytanlara,Öteki şeytanlara, öteki şeytanlara, o grup grup şeytanlara der ki burada hiç durmayın,o grup grup şeytanlara der ki burada hiç durmayın, size burada iş yok,size burada iş yok, ne burada geceleyebilirsiniz ne de bir gıda yiyebilirsiniz.ne burada geceleyebilirsiniz ne de bir gıda yiyebilirsiniz. O gıda yemek nasıl oluyor?

O gıda yemek nasıl oluyor?
Eğer bir insan yemek yerken

Eğer bir insan yemek yerken
Allah'ın adını anmazsa şeytan o gıdasına ortak oluyor.Allah'ın adını anmazsa şeytan o gıdasına ortak oluyor. Hatta birisi yemeğe başlamış Peygamber Efendimiz'inHatta birisi yemeğe başlamış Peygamber Efendimiz'in huzurunda yemek yemiş.huzurunda yemek yemiş. Yarısında aklına gelmiş.Yarısında aklına gelmiş. Bismillâhirrahmânirrahîm diye Allah'ın adını anmış.Bismillâhirrahmânirrahîm diye Allah'ın adını anmış. O zaman Resûlullah Efendimiz gülmüş, tebessüm buyurmuş.O zaman Resûlullah Efendimiz gülmüş, tebessüm buyurmuş. Demişler ki ya Resûlullah tebessüm buyurdunuz, neden?Demişler ki ya Resûlullah tebessüm buyurdunuz, neden? Demiş ki bu besmeleyi çekmeden yemeğe başladı.

Demiş ki bu besmeleyi çekmeden yemeğe başladı.
Şeytan ortak oldu buna.Şeytan ortak oldu buna. Şimdi besmeleyi çekince mahrum kaldı.Şimdi besmeleyi çekince mahrum kaldı. O bakımdan ona gülüyorum demiş.O bakımdan ona gülüyorum demiş. Demek ki insan Besmele'yi çektiği zaman

Demek ki insan Besmele'yi çektiği zaman
şeytan yemeğinden yiyemiyor.şeytan yemeğinden yiyemiyor. Besmele ile evine girdiği zamanBesmele ile evine girdiği zaman orada şeytan bulunamıyor, kalamıyor o gece.orada şeytan bulunamıyor, kalamıyor o gece. Bu ne demektir?

Bu ne demektir?
O evde günah olmayacak, hır gür olmayacak,

O evde günah olmayacak, hır gür olmayacak,
huzursuzluk olmayacak demek.huzursuzluk olmayacak demek. Bak huzurun manevi tedbiri.Bak huzurun manevi tedbiri. Huzursuzluk neden oluyor?Huzursuzluk neden oluyor? Niye çocuklar birbiriyle kavga ediyor?

Niye çocuklar birbiriyle kavga ediyor?
Niye karı koca birbiriyle çekişiyor, gürültü patırtı oluyor?Niye karı koca birbiriyle çekişiyor, gürültü patırtı oluyor? Şeytan var, şeytan arayı kızıştırıyor, kavga ettiriyor.

Şeytan var, şeytan arayı kızıştırıyor, kavga ettiriyor.
Şeytan avanesini toplarmışsa sabahleyin,Şeytan avanesini toplarmışsa sabahleyin, hepsini vazifeli gönderirmiş.hepsini vazifeli gönderirmiş. Akşam döndükleri zaman da sorarmışAkşam döndükleri zaman da sorarmış sen ne yaptın, sen ne yaptın, sen ne yaptın?sen ne yaptın, sen ne yaptın, sen ne yaptın? Her birisi yaptırdıkları günahları sayarlarmış da

Her birisi yaptırdıkları günahları sayarlarmış da
en çok karı kocanın arasını bozanıen çok karı kocanın arasını bozanı aferin diye taltif edermiş.aferin diye taltif edermiş. Karı kocanın arası bozulması çok büyük bir başarı oluyor şeytanlar için.Karı kocanın arası bozulması çok büyük bir başarı oluyor şeytanlar için. Onun için şeytana fırsat vermemek üzereOnun için şeytana fırsat vermemek üzere evimize girerken Allah'ın adını ana ana girelim,evimize girerken Allah'ın adını ana ana girelim, yemeğe yerken Allah'ın adını ana ana yiyelim inşaallah.yemeğe yerken Allah'ın adını ana ana yiyelim inşaallah. Mebît gecelemek demek, aşâe kelimesi deMebît gecelemek demek, aşâe kelimesi de akşam yemeği demek.akşam yemeği demek. İşâe olursa esreli, yatsı namazı manasına gelir,İşâe olursa esreli, yatsı namazı manasına gelir, aşâe olunca bizim akşam yediğimiz yemek aşıyye olur.aşâe olunca bizim akşam yediğimiz yemek aşıyye olur. O akşam vaktinde yenilen yemeğe aşâe derler.O akşam vaktinde yenilen yemeğe aşâe derler. İzâ dehale ehlü’l-cenneti’l-cennete

İzâ dehale ehlü’l-cenneti’l-cennete
yekûlü’llâhü azze ve celle:yekûlü’llâhü azze ve celle: Hel teştehûne şey’en fe ezîdeküm?Hel teştehûne şey’en fe ezîdeküm? Fe yekûlûne: Rabbenâ ve mâ fevka mâ e’taytenâ?Fe yekûlûne: Rabbenâ ve mâ fevka mâ e’taytenâ? Fe yekûlü: Ridvânî ekberu.Fe yekûlü: Ridvânî ekberu. Bu hadîs-i şerîf de cennet ehlinden bahseden bir hadîs-i şerîf.Bu hadîs-i şerîf de cennet ehlinden bahseden bir hadîs-i şerîf. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Enes İbni Mâlik radiyallahu anhın naklettiğine göre buyurmuş ki:Enes İbni Mâlik radiyallahu anhın naklettiğine göre buyurmuş ki: Cennet ehli, cennete girdiği zaman,

Cennet ehli, cennete girdiği zaman,
cennetlikler cennete girdiği zaman Allah Teâlâ Hazretlericennetlikler cennete girdiği zaman Allah Teâlâ Hazretleri onlara buyurur ki, bir arzunuz var mı?onlara buyurur ki, bir arzunuz var mı? Canınız bir şey istiyor mu?

Canınız bir şey istiyor mu?
Bir şeye iştaha duyuyor musunuz?

Bir şeye iştaha duyuyor musunuz?
Bir isteğiniz var mı?

Bir isteğiniz var mı?
Size onu da ihsan edip,

Size onu da ihsan edip,
ihsanımı ziyade edeyim, istediğinizi vereyim diye sorar kullarına.ihsanımı ziyade edeyim, istediğinizi vereyim diye sorar kullarına. Kullar memnun, cennete girmişler, her türlü nimetler var.Kullar memnun, cennete girmişler, her türlü nimetler var. Diledikleri, diledikleri anda ellerine geçiyor.Diledikleri, diledikleri anda ellerine geçiyor. Gözlerinin görmediği, kulaklarının işitmediği,Gözlerinin görmediği, kulaklarının işitmediği, kimse hatırına hayaline gelmedik nimetler içinde.kimse hatırına hayaline gelmedik nimetler içinde. Tabii, bu sual karşısında bak diyeceklermiş ki,Tabii, bu sual karşısında bak diyeceklermiş ki, Rabbenâ ve mâ fevka mâ e’taytenâ?

Rabbenâ ve mâ fevka mâ e’taytenâ?
Bize verdiğinden daha yüksek bundan başka ne olabilir?Bize verdiğinden daha yüksek bundan başka ne olabilir? Her şeyi vermişsin Yâ Rabbi!

Her şeyi vermişsin Yâ Rabbi!
Hiçbir ihtiyaç hissetmiyoruz.Hiçbir ihtiyaç hissetmiyoruz. Yani ne olabilir ki?

Yani ne olabilir ki?
Diye şaşıracaklar.

Diye şaşıracaklar.
İhtiyaç duymayacaklar yani.İhtiyaç duymayacaklar yani. Bir mahrumiyet duymayacaklar.Bir mahrumiyet duymayacaklar. Lâ yeravne fîhâ şemsen ve lâ zemherîrâ. (İnsan Suresi 13. Ayet)Lâ yeravne fîhâ şemsen ve lâ zemherîrâ. (İnsan Suresi 13. Ayet) Şiddetli soğuk yok, fazla güneş yok,Şiddetli soğuk yok, fazla güneş yok, her türlü lütuf var, kerem var, nimet var,her türlü lütuf var, kerem var, nimet var, meyveler var, mülkler var, hizmetçiler var.meyveler var, mülkler var, hizmetçiler var. Şaşıracaklar.Şaşıracaklar. Bunun üzerine buyuracak ki Allah Teâlâ hazretleri:

Bunun üzerine buyuracak ki Allah Teâlâ hazretleri:
Fe yekûlü: Ridvânî ekberu.Fe yekûlü: Ridvânî ekberu. Ey kullarım benim rıdvânım,Ey kullarım benim rıdvânım, benim hoşnutluğum, razılığım, o en büyük olan nimettirbenim hoşnutluğum, razılığım, o en büyük olan nimettir buyuracak ki Allah Teâlâ Hazretleri'ninbuyuracak ki Allah Teâlâ Hazretleri'nin cennet içinde en büyük nimeti Rıdvan-ı ekberinecennet içinde en büyük nimeti Rıdvan-ı ekberine kullarını eriştirmesidir.kullarını eriştirmesidir. Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi marifet ehli,

Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi marifet ehli,
muhabbet ehli eyleyip rıdvân-ı ekberine vasıl eylesin.muhabbet ehli eyleyip rıdvân-ı ekberine vasıl eylesin. Rıdvân tabii aslında razı olmak kökünden geliyor ama,Rıdvân tabii aslında razı olmak kökünden geliyor ama, herhalde cennette onun daherhalde cennette onun da bir başka tariflere sığmayan başka güzellikleri var.bir başka tariflere sığmayan başka güzellikleri var. İzâ dehale ehlü’l-cenneti’l-cennete, ve ehlü’n-nâri’n-nâra,

İzâ dehale ehlü’l-cenneti’l-cennete, ve ehlü’n-nâri’n-nâra,
nâdâ münâdin min tehti’l-arşi: Yâ ehle’l-mezâlimi,nâdâ münâdin min tehti’l-arşi: Yâ ehle’l-mezâlimi, tetârakû mezâlimeküm, ve’dhulü’l-cennete.tetârakû mezâlimeküm, ve’dhulü’l-cennete. Bu yukarıdaki hadîs-i şerîfin manasına değiniyor.

Bu yukarıdaki hadîs-i şerîfin manasına değiniyor.
Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehennemeCennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikten sonra arş-ı â’la'nın altındangirdikten sonra arş-ı â’la'nın altından bir münadi, yani bir melek seslenir.bir münadi, yani bir melek seslenir. Ey birbirlerine haksızlık gadretmiş olanlar!

Ey birbirlerine haksızlık gadretmiş olanlar!
Ey birbirlerine hukuku geçmiş olanlar!Ey birbirlerine hukuku geçmiş olanlar! Birbirlerinize olan bu şeyleri terk edin!Birbirlerinize olan bu şeyleri terk edin! Bırakın birbirlerinize olan bu haksızlıkları, affettirin!Bırakın birbirlerinize olan bu haksızlıkları, affettirin! Ve’dhulü’l-cennete.

Ve’dhulü’l-cennete.
Ve cennete girin diyecek.Ve cennete girin diyecek. Allah Teâlâ Hazretleri'nin emriyle öyle bir melek seslenecek.Allah Teâlâ Hazretleri'nin emriyle öyle bir melek seslenecek. Demek ki insanlar cennete, cehenneme ayrıldıktan

Demek ki insanlar cennete, cehenneme ayrıldıktan
sonra bir de kul hakları meselesi var.sonra bir de kul hakları meselesi var. Kul hakları meselesi var.Kul hakları meselesi var. Allah Teâlâ Hazretleri onları buAllah Teâlâ Hazretleri onları bu hadîs-i şerîften sezilen yani bunları dahadîs-i şerîften sezilen yani bunları da tekrar bağışlattırıp onları cennete öyle sokuyor.tekrar bağışlattırıp onları cennete öyle sokuyor. Önceki hadîs-i şerîfte de kısas olacak.Önceki hadîs-i şerîfte de kısas olacak. Yani birbirlerinden alışverişleri olacak.Yani birbirlerinden alışverişleri olacak. Bu alışveriş esasında bazı garip şeylerdenBu alışveriş esasında bazı garip şeylerden bahsedilir hadîs-i şerîf'te.bahsedilir hadîs-i şerîf'te. Bir keresinde anlatılmış ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri,Bir keresinde anlatılmış ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, birisi cennete hesabı göründüğü zaman birisi,birisi cennete hesabı göründüğü zaman birisi, çok kritik bir noktaya gelmiş.çok kritik bir noktaya gelmiş. Bir hak sahibi geliyor, o hakkını istiyor,Bir hak sahibi geliyor, o hakkını istiyor, eyvah tam cennete gidecekti gidemiyor artık.eyvah tam cennete gidecekti gidemiyor artık. Çünkü hakkı isteyince elinde hiçbir şey kalmıyor,Çünkü hakkı isteyince elinde hiçbir şey kalmıyor, cehenneme gitmesi gerekiyor.cehenneme gitmesi gerekiyor. Berikisi de o hakkı alıyor, cennete giderkenBerikisi de o hakkı alıyor, cennete giderken bir köşkler görecek böyle tariflere sığmaz güzellikte.bir köşkler görecek böyle tariflere sığmaz güzellikte. Diyecek ki, Yâ Rabbi!

Diyecek ki, Yâ Rabbi!
Bu köşkler kimin?Bu köşkler kimin? Allah Teâlâ Hazretleri buyuracak ki,

Allah Teâlâ Hazretleri buyuracak ki,
bu güzel köşkler, senin şu beğenip debu güzel köşkler, senin şu beğenip de hayranlık duyduğun, canının çektiği bu köşkler,hayranlık duyduğun, canının çektiği bu köşkler, insanları affedenlere.insanları affedenlere. Yani suçu var, kabahati var, tamamYani suçu var, kabahati var, tamam haksızlığı yapmış ama affeden kimselere hazırlanmıştır.haksızlığı yapmış ama affeden kimselere hazırlanmıştır. Yâ Rabbi!Yâ Rabbi! diyecek ben kardeşimi affetsem bana bunlardan var mı?diyecek ben kardeşimi affetsem bana bunlardan var mı? Var.Var. Onun üzerine o alacağı haktan vazgeçecek.Onun üzerine o alacağı haktan vazgeçecek. O alacağı hakkı o kardeşine verince,O alacağı hakkı o kardeşine verince, o sermayesiz zavallı da bir sermayesio sermayesiz zavallı da bir sermayesi olacak yani az da olsa,olacak yani az da olsa, hadi o da cennete girecek.hadi o da cennete girecek. Allah Teâlâ Hazretleri de tut kardeşinin elinden diyecek.Allah Teâlâ Hazretleri de tut kardeşinin elinden diyecek. Böyle ikisi de el ele tutuşarak cennete girecekler.Böyle ikisi de el ele tutuşarak cennete girecekler. Affetmesi suretiyle yani, berikisi affettiğinden dolayı.Affetmesi suretiyle yani, berikisi affettiğinden dolayı. Peygamber Efendimiz bu kıssayı anlatmış da buyurmuş ki:Peygamber Efendimiz bu kıssayı anlatmış da buyurmuş ki: “Ey insanlar!

“Ey insanlar!
Allah'tan korkun ve aralarınızı düzeltin.”Allah'tan korkun ve aralarınızı düzeltin.” Bak Allah Teâlâ bile iki Müslümanın arasını nasıl düzeltiyor?Bak Allah Teâlâ bile iki Müslümanın arasını nasıl düzeltiyor? Birisine köşkü gösteriyor, ötekisine affettiriyor da

Birisine köşkü gösteriyor, ötekisine affettiriyor da
ikisini de nasıl el ele tutuşturup cennete sokuyor?ikisini de nasıl el ele tutuşturup cennete sokuyor? Barıştırıyor yani.Barıştırıyor yani. Birbirlerine husumetleri varken nasıl barıştırıyor?Birbirlerine husumetleri varken nasıl barıştırıyor? Siz de Müslümanların arasına hoş etmeye,

Siz de Müslümanların arasına hoş etmeye,
ara bulmaya gayret edin diyeara bulmaya gayret edin diye böyle bir tavsiye ile bitirmiş efendimiz.böyle bir tavsiye ile bitirmiş efendimiz. İzâ dehale’r-racülü’l-cennete,

İzâ dehale’r-racülü’l-cennete,
seele an ebeveyhi ve zevcetihî ve veledihî,seele an ebeveyhi ve zevcetihî ve veledihî, fe yekûlü:fe yekûlü: İnnehüm lem yeblüğû deraceteke ve ameleke,İnnehüm lem yeblüğû deraceteke ve ameleke, fe yekûlü: Yâ rabbi, kad amiltü lî velehüm,fe yekûlü: Yâ rabbi, kad amiltü lî velehüm, fe yü’meru bi ilhâkihim bihî.fe yü’meru bi ilhâkihim bihî. Bu hadîs-i şerîf de bir müjdeli hadîs-i şerîftir ki,

Bu hadîs-i şerîf de bir müjdeli hadîs-i şerîftir ki,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yine cennet ehlini anlatıyor.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yine cennet ehlini anlatıyor. Bir adam cennete girdiği zaman,Bir adam cennete girdiği zaman, ana babasını soracak, nerede benim anam babam?ana babasını soracak, nerede benim anam babam? Seviyordu ya, anasını babasını sevmez mi insan?

Seviyordu ya, anasını babasını sevmez mi insan?
Nerede benim anam babam diye soracak.

Nerede benim anam babam diye soracak.
Ve zevcetihî, hanımını soracak, benim hanım nerede?Ve zevcetihî, hanımını soracak, benim hanım nerede? Badireler geçti, aradan hesap var,

Badireler geçti, aradan hesap var,
kitap var, cehennemden paçayı kurtardılar.kitap var, cehennemden paçayı kurtardılar. İşte böyle cennete girdiler, girince soracak.İşte böyle cennete girdiler, girince soracak. Benim anam babam nerede?Benim anam babam nerede? Benim karım nerede?Benim karım nerede? Benim çocuğum nerede?Benim çocuğum nerede? Evladım nerede? diye soracak diyor Peygamber Efendimiz.Evladım nerede? diye soracak diyor Peygamber Efendimiz. Onlar bu soruları sorması üzerine denilecek ki;Onlar bu soruları sorması üzerine denilecek ki; İnnehüm lem yeblüğû deraceteke ve ameleke.

İnnehüm lem yeblüğû deraceteke ve ameleke.
Onlar senin derecene ve senin ameline ulaşamadılar ki,Onlar senin derecene ve senin ameline ulaşamadılar ki, senin kadar çalışkan değildi, senin kadar namaz kılmadılar,senin kadar çalışkan değildi, senin kadar namaz kılmadılar, senin kadar tesbih çekmediler,senin kadar tesbih çekmediler, senin kadar hayr-u hasenat yapmadılar,senin kadar hayr-u hasenat yapmadılar, bu mertebeleri bulamadılar.bu mertebeleri bulamadılar. O zaman boyun bükecek, diyecek ki;O zaman boyun bükecek, diyecek ki; Yâ Rabbi! Kad amiltü lî velehüm.

Yâ Rabbi! Kad amiltü lî velehüm.
Ben çalıştım, kendim için de onlar için de çalıştım diyecek.Ben çalıştım, kendim için de onlar için de çalıştım diyecek. Onun üzerine emrolunacak o zürriyetler,Onun üzerine emrolunacak o zürriyetler, o ana babalar da onun derecesine ilhak olacak.o ana babalar da onun derecesine ilhak olacak. Bu hakikat bildiriliyor zaten.

Bu hakikat bildiriliyor zaten.
Allah Teâlâ Hazretleri ehl-i cennetinAllah Teâlâ Hazretleri ehl-i cennetin sevdiği kimseleri, aşağıdakileri yukarıya çıkartmak suretiylesevdiği kimseleri, aşağıdakileri yukarıya çıkartmak suretiyle birbirlerine kavuşturacak.birbirlerine kavuşturacak. Allah Teâlâ Hazretleri, böyle akrabaları,Allah Teâlâ Hazretleri, böyle akrabaları, ana babayı, evladı birbirinden ayırmayacak.ana babayı, evladı birbirinden ayırmayacak. Birisinin derecesi iyiyse, ötekileri de onun yanına çekecek.Birisinin derecesi iyiyse, ötekileri de onun yanına çekecek. Kardeşler de böyle.Kardeşler de böyle. İmam Gazzâlî Hazretleri'nin Kitabü’l-uhuvvet adlı bölümünde

İmam Gazzâlî Hazretleri'nin Kitabü’l-uhuvvet adlı bölümünde
ihyasında zikredildiğine göre, iki insan birbiriyleihyasında zikredildiğine göre, iki insan birbiriyle ahiret kardeşi olmuşsa, ahiret kardeşi işteahiret kardeşi olmuşsa, ahiret kardeşi işte bizim Anadolu'da bir âdettir ki,bizim Anadolu'da bir âdettir ki, ahiretlik derler hatta birbirlerine.ahiretlik derler hatta birbirlerine. Böyle bir kardeşliktir.Böyle bir kardeşliktir. Tasavvuf kardeşliği de öyledir, tarikat kardeşliği de öyledir.Tasavvuf kardeşliği de öyledir, tarikat kardeşliği de öyledir. Bu kardeşlerin dereceleri farklı olunca,Bu kardeşlerin dereceleri farklı olunca, Allah birisini ötekisinin derecesine çıkartacak diyeAllah birisini ötekisinin derecesine çıkartacak diye İmam Gazzâlî Hazretleri bu âyet-i kerîmeninİmam Gazzâlî Hazretleri bu âyet-i kerîmenin izahında böyle bu kardeşlik mevzunu anlatırkenizahında böyle bu kardeşlik mevzunu anlatırken o hususta müjdeliyor zikrediyor.o hususta müjdeliyor zikrediyor. Demek ki Allah Teâlâ hazretleri cennet ehlininDemek ki Allah Teâlâ hazretleri cennet ehlinin hiç gönüllerinde bir üzüntü bırakmayacak yani.hiç gönüllerinde bir üzüntü bırakmayacak yani. Ya Rabbi ben o sevdiğimi de merak ediyorum, nerede kaldı,Ya Rabbi ben o sevdiğimi de merak ediyorum, nerede kaldı, yanımda isterim gibi bir duygu,yanımda isterim gibi bir duygu, arzu gösterince Allaharzu gösterince Allah onların da onun derecesine çıkartacaklar.onların da onun derecesine çıkartacaklar. El-ehillâü yevmeizin be’duhüm li be’din adüvvün ille’l-müttekîne. (Zuhruf Suresi 67. Ayet)

El-ehillâü yevmeizin be’duhüm li be’din adüvvün ille’l-müttekîne. (Zuhruf Suresi 67. Ayet)
Başka insanlar hep birbirlerine düşman olacaklar ahirette.

Başka insanlar hep birbirlerine düşman olacaklar ahirette.
Ahirette ehl-i dünya var ya şuAhirette ehl-i dünya var ya şu hani birbirlerine nezaketle güya nasılsınız efendim,hani birbirlerine nezaketle güya nasılsınız efendim, hürmet ederim efendim, Allah ömürler versin efendimhürmet ederim efendim, Allah ömürler versin efendim diyen herifler var ya birbirlerinediyen herifler var ya birbirlerine dünya ehli.dünya ehli. Ahirette hepsi birbirine düşman olacak.Ahirette hepsi birbirine düşman olacak. İlle’l-müttekîne.

İlle’l-müttekîne.
Takva ehli insanların vefaları devam edecek.Takva ehli insanların vefaları devam edecek. Has kardeşlik, halis arkadaşlık onlar da olacak.Has kardeşlik, halis arkadaşlık onlar da olacak. Allah Teâlâ Hazretleri bizi cennetine dahil eylesin.

Allah Teâlâ Hazretleri bizi cennetine dahil eylesin.
Böyle sevdiklerimizle, analarımızla, zevcelerimizle,Böyle sevdiklerimizle, analarımızla, zevcelerimizle, evlatlarımızla beraberevlatlarımızla beraber cennet ehlinden eylesin cümlemizi.cennet ehlinden eylesin cümlemizi. Has, halis kardeşlerle beraber eylesin.Has, halis kardeşlerle beraber eylesin. Bizi onlardan ayırmasın.Bizi onlardan ayırmasın. Her ne kadar kusurluysak da, hatalıysak daHer ne kadar kusurluysak da, hatalıysak da onların derecesine bizleri çıkarsın.onların derecesine bizleri çıkarsın. İzâ dehale ehadükümü’l-mescide, kâne fî salâtinİzâ dehale ehadükümü’l-mescide, kâne fî salâtin mâ kâneti’s-salâtü tehbisühû.mâ kâneti’s-salâtü tehbisühû. Ve’l-melâiketü yüsallûne alâ ehadiküm mâ dameVe’l-melâiketü yüsallûne alâ ehadiküm mâ dame fî meclisihi’llezî sallâ fihî, yekûlûne:fî meclisihi’llezî sallâ fihî, yekûlûne: Allâhümme’rhamhü allâhümme tüb aleyhi.Allâhümme’rhamhü allâhümme tüb aleyhi. Mâ lem yü’zi fîhi, ve lem yühdis fîhi.Mâ lem yü’zi fîhi, ve lem yühdis fîhi. Bu hadîs-i şerîf ile dersimizi bitiriyoruz.

Bu hadîs-i şerîf ile dersimizi bitiriyoruz.
Bu hadîs-i şerîf de sizinle ilgili.Bu hadîs-i şerîf de sizinle ilgili. Hani şu soğuk günde şuraya diz çöküpHani şu soğuk günde şuraya diz çöküp oturduğunuzda Resûlullah Efendimizin şu mübarekoturduğunuzda Resûlullah Efendimizin şu mübarek hadîs-i şerîfini dinlediniz ya,hadîs-i şerîfini dinlediniz ya, onun müjdesi olarak geldi buraya.onun müjdesi olarak geldi buraya. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; Sizden biriniz, İzâ dehale ehadükümü’l-mescide.

Sizden biriniz, İzâ dehale ehadükümü’l-mescide.
Mescide girdiği zaman, burası mescid işte,Mescide girdiği zaman, burası mescid işte, siz de girdiniz.siz de girdiniz. Mescide girdiği zaman, kâne fî salâtinMescide girdiği zaman, kâne fî salâtin mâ kâneti’s-salâtü tehbisühû,mâ kâneti’s-salâtü tehbisühû, namaz sebebiyle o orada bulunduğu müddetçe namazda sayılır.namaz sebebiyle o orada bulunduğu müddetçe namazda sayılır. Namazda sayılır.Namazda sayılır. Namaz kılmasa bile, oturuyor bile olsa,Namaz kılmasa bile, oturuyor bile olsa, namaz sebebiyle oraya geldiği için,namaz sebebiyle oraya geldiği için, orada bulunmasının sebebi namaz olduğu için namazda sayılır.orada bulunmasının sebebi namaz olduğu için namazda sayılır. Mescidde bulunduğu anda hep devamlı namaz kılıyorMescidde bulunduğu anda hep devamlı namaz kılıyor gibi sevap bakımından, ecir bakımından öyle olur.gibi sevap bakımından, ecir bakımından öyle olur. Ve’l-melâiketü yüsallûne alâ ehadiküm mâ dame fî meclisihi’llezî sallâ fihî.Ve’l-melâiketü yüsallûne alâ ehadiküm
mâ dame fî meclisihi’llezî sallâ fihî.
Sizden biriniz namaz kıldığı şu oturma yerinde,Sizden biriniz namaz kıldığı şu oturma yerinde, oturduğu müddetçe diyor Peygamber Efendimiz,oturduğu müddetçe diyor Peygamber Efendimiz, melekler ona dua eder.melekler ona dua eder. O günahsız Allah'ın mutî kulları,O günahsız Allah'ın mutî kulları, o hâlis kulları, o melekler, sizler bizler için,o hâlis kulları, o melekler, sizler bizler için, namaz ehli için, mescitte gelipnamaz ehli için, mescitte gelip namaz kılmış, oturmuş olan kimseler için dua etmektedir.namaz kılmış, oturmuş olan kimseler için dua etmektedir. Nasıl dua ederler?

Nasıl dua ederler?
Yekûlûne: derler ki: Allâhümme’rhamhü.Yekûlûne: derler ki: Allâhümme’rhamhü. Yâ Rabbi! Buna rahmet eyle.Yâ Rabbi! Buna rahmet eyle. Yâ Rabbi! Bu kuluna rahmet eyle.Yâ Rabbi! Bu kuluna rahmet eyle. Bu namaz kılmış olan, burada oturmuş olan şu kuluna rahmet eyle.Bu namaz kılmış olan, burada oturmuş olan şu kuluna rahmet eyle. Allâhümme tüb aleyhi.Allâhümme tüb aleyhi. Yâ Rabbi!Yâ Rabbi! Sen bu kuluna tövbe nasip eyle.Sen bu kuluna tövbe nasip eyle. Sen buna teveccüh eyle.Sen buna teveccüh eyle. Sen bunun tövbesini kabul eyle.Sen bunun tövbesini kabul eyle. Hak yola çek, hak yola sabitHak yola çek, hak yola sabit kadem eyle diye hayır dua eder melekler.kadem eyle diye hayır dua eder melekler. Meleklerin duası da kıymetli duadır yani.Meleklerin duası da kıymetli duadır yani. Öyle ağzı günahlı insanların duası gibi değildir.Öyle ağzı günahlı insanların duası gibi değildir. Allah Teâlâ Hazretleri’nin o güzel melekleriAllah Teâlâ Hazretleri’nin o güzel melekleri insana dua eder.insana dua eder. Onun için şu mescidlerin kadru kıymetini

Onun için şu mescidlerin kadru kıymetini
maddi ölçülerle izahın ifadesi mümkün değildir.maddi ölçülerle izahın ifadesi mümkün değildir. Bizim şurada oturmanızın bize sağladığı manevi ecirleri,Bizim şurada oturmanızın bize sağladığı manevi ecirleri, sevapları saymanın kıymeti yoktur.sevapları saymanın kıymeti yoktur. Biz tabii ayrıca burada hiçbir şey yapmadan,Biz tabii ayrıca burada hiçbir şey yapmadan, yani ben bunu okumamış olsaydım,yani ben bunu okumamış olsaydım, siz de dinlemiyor olsaydınız, şurada oturuyor olsaydınız bile bu ecirler olacaktı.siz de dinlemiyor olsaydınız, şurada oturuyor olsaydınız bile bu ecirler olacaktı. Bir de değil mi ki Resûlullah'ın hadîs-i şerîflerini dinlediniz.Bir de değil mi ki Resûlullah'ın hadîs-i şerîflerini dinlediniz. Değil mi ki ilim meclisi,Değil mi ki ilim meclisi, şimdi buradan semaya kadar, arşa kadar burasınışimdi buradan semaya kadar, arşa kadar burasını üstünü melekler kaplamış durumda.üstünü melekler kaplamış durumda. Hadîs-i şerîfler öyle bildiriyor.Hadîs-i şerîfler öyle bildiriyor. Zikir meclislerinin, ilim meclislerinin üzerinde böyle

Zikir meclislerinin, ilim meclislerinin üzerinde böyle
melekler semalara kadar yığılırlar yani.melekler semalara kadar yığılırlar yani. Buranın güzelliğinden dolayı, yığılırlar göklere kadar.Buranın güzelliğinden dolayı, yığılırlar göklere kadar. Çok büyük sevaplar, ecirler, ihsan eder.Çok büyük sevaplar, ecirler, ihsan eder. Ama hadîs-i şerîfin arkasındaki şeye de dikkat edelim.Ama hadîs-i şerîfin arkasındaki şeye de dikkat edelim. Mâ lem yü’zi fîhi.Mâ lem yü’zi fîhi. Orada kimseye eza vermediği müddetçe, eza vermeyeceğiz kimseye.Orada kimseye eza vermediği müddetçe, eza vermeyeceğiz kimseye. Oturduğu yerde kimseye eza vermediği müddetçe.Oturduğu yerde kimseye eza vermediği müddetçe. Mâ lem yü’zi fîhi.Mâ lem yü’zi fîhi. Orada bir günah yapmadığı takdirdeOrada bir günah yapmadığı takdirde veyahut abdestini bozmadığı takdirde manasına, o takdirde.veyahut abdestini bozmadığı takdirde manasına, o takdirde. Yani abdestli olarak oturursa,Yani abdestli olarak oturursa, başkasına eza cefa etmezse, günahlı bir şeyle meşgulbaşkasına eza cefa etmezse, günahlı bir şeyle meşgul olmadığı takdirde Melekler kendisine dua ederolmadığı takdirde Melekler kendisine dua eder ve çok büyük manevi ihsanlara nail olur.ve çok büyük manevi ihsanlara nail olur. Allah Teâlâ Hazretleri bizi şu hadîs-i şerîflerde

Allah Teâlâ Hazretleri bizi şu hadîs-i şerîflerde
anlatılan manevî mükâfatlara cümleten nâil eylesin.anlatılan manevî mükâfatlara cümleten nâil eylesin. Fâtiha-i şerîfe mea'l-besmele.

Fâtiha-i şerîfe mea'l-besmele.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2