İslami Edep ve Allah'a Yöneliş

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İslami Edep ve Allah'a Yöneliş

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn.
Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâVe’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah

İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah
ve enne efdale’l-hedyive enne efdale’l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem,hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem, ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ahve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâlehve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri.ve külle dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyiVe bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: İzâ kâe ehadüküm fî salâtihî…

İzâ kâe ehadüküm fî salâtihî…
Mefhar-i mevcûdât Muhammed Mustafâ râ salavât.

Mefhar-i mevcûdât Muhammed Mustafâ râ salavât.
Seyyidü’s-sâdât Muhammed Mustafâ râ salavât.Seyyidü’s-sâdât Muhammed Mustafâ râ salavât. Habîb-i Hüdâ Muhammed Mustafâ râ salavât.Habîb-i Hüdâ Muhammed Mustafâ râ salavât. Derse başlamadan hatırlatayım size.

Derse başlamadan hatırlatayım size.
Başı sıkılan, daralan, her ne gibi hadise olursa,Başı sıkılan, daralan, her ne gibi hadise olursa, salavât-ı şerîfe'ye çok devam etsin.salavât-ı şerîfe'ye çok devam etsin. Salavât-ı şerîfe'ye çok devam etsin.Salavât-ı şerîfe'ye çok devam etsin. Her müşkülü hallolur Allah'ın izniyle.Her müşkülü hallolur Allah'ın izniyle. Sizden biriniz namazda kay ederse, istifra...Sizden biriniz namazda kay ederse, istifra... Ev kalese ev ra’afe fe’l-yensarif fe’l-yetevadda’

Ev kalese ev ra’afe fe’l-yensarif fe’l-yetevadda’
sümme’l-yebni ‘alâ mâ madâ min salâtihî mâ lem yetekellem.sümme’l-yebni ‘alâ mâ madâ min salâtihî mâ lem yetekellem. Böyle bir hâl vukuunda, gerek burun kanamasıBöyle bir hâl vukuunda, gerek burun kanaması vesaire gibi hallerde namaz bozulmaz namazda olduğu halde.vesaire gibi hallerde namaz bozulmaz namazda olduğu halde. Çıkar abdestini tamamlar, tekrarlar abdestini.Çıkar abdestini tamamlar, tekrarlar abdestini. Konuşmamak şartıyla abdestini gelir.Konuşmamak şartıyla abdestini gelir. Mesela iki rekât kıldıysa, iki rekât daha kılarakdanMesela iki rekât kıldıysa, iki rekât daha kılarakdan namazı sağlama alır.namazı sağlama alır. Yalnız konuşmamak şartıyla.Yalnız konuşmamak şartıyla. İzâ kâle’r-racülü li-ehîhi’l-müslim

İzâ kâle’r-racülü li-ehîhi’l-müslim
merhaben bi-ke kâleti’l-melâiketü merhaben bi-ke.merhaben bi-ke kâleti’l-melâiketü merhaben bi-ke. Müslümanlar, Müslüman kardeş,Müslümanlar, Müslüman kardeş, diğer bir Müslüman kardeşine “Merhaba” dedi.diğer bir Müslüman kardeşine “Merhaba” dedi. Karşılaştık da karşılaştığımız zaman daKarşılaştık da karşılaştığımız zaman da âdetimiz vechile es-selamu aleyküm deriz,âdetimiz vechile es-selamu aleyküm deriz, yahut merhaba deriz selamdan sonra.yahut merhaba deriz selamdan sonra. Böyle bir insan kardeşine iltifat olmasıylaBöyle bir insan kardeşine iltifat olmasıyla merhaben bi-ke dese.merhaben bi-ke dese. Kâleti’l-melâiketü: Merhaben bi-ke.Kâleti’l-melâiketü: Merhaben bi-ke. Buna cevaben melekler de ona derler ki:Buna cevaben melekler de ona derler ki: “Sana da merhaba olsun.”“Sana da merhaba olsun.” Ve izâ kâle li-ehîhi lâ merhaben bi-ke.

Ve izâ kâle li-ehîhi lâ merhaben bi-ke.
Darılmış, “Sana merhaba demem” diyor.Darılmış, “Sana merhaba demem” diyor. Öyleyse melekler de diyorlar ki “Sana da merhaba yok öyleyse.”Öyleyse melekler de diyorlar ki “Sana da merhaba yok öyleyse.” İnne’l-‘abde le-yaktıbü fî vechi ahîhi.İnne’l-‘abde le-yaktıbü fî vechi ahîhi. Her bir mümin, hangi mümin olursa olsun MüslümanHer bir mümin, hangi mümin olursa olsun Müslüman kardeşinin yüzüne abûs bir vecihle,kardeşinin yüzüne abûs bir vecihle, surat askınlığıyla bakarsa,surat askınlığıyla bakarsa, kardeşini yüzüne bakarkenkardeşini yüzüne bakarken suratı asık olarak bakarsa.suratı asık olarak bakarsa. Fe-tel’anühü’l-melâiketü.

Fe-tel’anühü’l-melâiketü.
Melekler o adama lanet eder.Melekler o adama lanet eder. İslâmiyet'te kardeşlik bahsi çok geniş ve uzundur.İslâmiyet'te kardeşlik bahsi çok geniş ve uzundur. Çok da tatlıdır.Çok da tatlıdır. Âhiretteki yüksek makamlara nâiliyetimiz deÂhiretteki yüksek makamlara nâiliyetimiz de bu kardeşler ile olan muhabbetlerden dolayıbu kardeşler ile olan muhabbetlerden dolayı Cenâb-ı Hak dereceler ihsan edecektir.Cenâb-ı Hak dereceler ihsan edecektir. Hem o dereceler ki o dereceler başkaHem o dereceler ki o dereceler başka ibadetlerle ele geçirilmez.ibadetlerle ele geçirilmez. Başka ibadetlerle ele geçirilemeyecek olanBaşka ibadetlerle ele geçirilemeyecek olan dereceleri Cenâb-ı Hak Müslüman kardeşlerin birbirine olan iltifatından,dereceleri Cenâb-ı Hak Müslüman kardeşlerin birbirine olan iltifatından, sevgisinden, muhabbetinden nâşi bunlara ihsan eder.sevgisinden, muhabbetinden nâşi bunlara ihsan eder. “Benim kullarım, Müslüman kullarım birbirleriyle

“Benim kullarım, Müslüman kullarım birbirleriyle
sevişiyorlar, iltifat ediyorlar, ikram ediyorlar,sevişiyorlar, iltifat ediyorlar, ikram ediyorlar, ikramda bulunuyorlar” diyerekten Cenâb-ı Hak bunlaraikramda bulunuyorlar” diyerekten Cenâb-ı Hak bunlara böyle ikram ettiği gibi birbirinin yüzüne de abûs vehicle…böyle ikram ettiği gibi birbirinin yüzüne de abûs vehicle… Suratı asmış böyle.Suratı asmış böyle. Memnuniyetsizlik izhar ederektenMemnuniyetsizlik izhar ederekten öyle bakıyorlar.öyle bakıyorlar. Buna da, fe-tel’anühü’l-melâiketü.

Buna da, fe-tel’anühü’l-melâiketü.
Böyle olan insan meleklerin lanetine müstahak olur diyor.Böyle olan insan meleklerin lanetine müstahak olur diyor. Yani siz sakın böyle kardeşlerinizin yüzüneYani siz sakın böyle kardeşlerinizin yüzüne asık bir suratla bakmayınız.asık bir suratla bakmayınız. Bir Müslümanın bir MüslümanaBir Müslümanın bir Müslümana ne kadar dargın olursa olsun,ne kadar dargın olursa olsun, üç günden fazla dargınlığınıüç günden fazla dargınlığını devam ettirmesi caiz olmadığı gibi;devam ettirmesi caiz olmadığı gibi; eğer dargınlık devam ederse,eğer dargınlık devam ederse, dünya menfaatlerinden…dünya menfaatlerinden… Dargınlık devam ederse, bunlara rahmet-i ilahîye de gelmiyor.Dargınlık devam ederse, bunlara rahmet-i ilahîye de gelmiyor. Birisi barışmak istiyor diğeri barışmıyor.

Birisi barışmak istiyor diğeri barışmıyor.
Barışmak istemeyeneBarışmak istemeyene rahmet nâzil olduğu vakitte ona verilmiyor.rahmet nâzil olduğu vakitte ona verilmiyor. Yalnız din cephesindenYalnız din cephesinden sevdiğini Allah için seviyor,sevdiğini Allah için seviyor, sevmediğini de yine Allah için sevmiyor.sevmediğini de yine Allah için sevmiyor. Çünkü Allah yolunda değil, Allah adamı değil.Çünkü Allah yolunda değil, Allah adamı değil. Allah yoluna muhalif bir adam.Allah yoluna muhalif bir adam. Binaenaleyh ona iltifat edipBinaenaleyh ona iltifat edip onunla şey yapmaktan da uzak kalmak daha iyidir.onunla şey yapmaktan da uzak kalmak daha iyidir. Bundan dolayı mesul değildir.Bundan dolayı mesul değildir. Yalnız Müslüman bir kardeş ki namazındadır,Yalnız Müslüman bir kardeş ki namazındadır, orucundadır, ibadetindedir.orucundadır, ibadetindedir. Buna dargınlığı sevmiyor Allah Teâlâ.Buna dargınlığı sevmiyor Allah Teâlâ. İzâ kâle’l-abdü

İzâ kâle’l-abdü
“Estağfirullahe ve etûbü ileyhi”“Estağfirullahe ve etûbü ileyhi” fe-kâlehâ sümme ‘âde sümme kâlehâ sümme ‘âdefe-kâlehâ sümme ‘âde sümme kâlehâ sümme ‘âde ketebehü’llâhü fi’r-râbi’ati mine’l-kezzâbîne.ketebehü’llâhü fi’r-râbi’ati mine’l-kezzâbîne. Bir hata ettik.Bir hata ettik. Hata edince tövbe ettik, estağfurullah dedik.Hata edince tövbe ettik, estağfurullah dedik. Bir daha bu hatayı yapmayacağım dedik.Bir daha bu hatayı yapmayacağım dedik. Beşeriyet aldandık, bir daha yaptık,Beşeriyet aldandık, bir daha yaptık, gene tövbe ettik.gene tövbe ettik. Sonra bir üçüncüsüne bir daha aldandık,Sonra bir üçüncüsüne bir daha aldandık, aynı şekilde gene bir kabahat daha yaptık.aynı şekilde gene bir kabahat daha yaptık. Ayıp ettim diyerekten gene tövbe ettik.Ayıp ettim diyerekten gene tövbe ettik. Dördüncü defa da tekrarlarsa bu kabahatDördüncü defa da tekrarlarsa bu kabahat Allah Teâlâ 'nın defterine yalancı olarak geçer gider.Allah Teâlâ 'nın defterine yalancı olarak geçer gider. Bu yalancı bir adam!Bu yalancı bir adam! Bu tövbe ediyor ama tövbesinde sadakattaBu tövbe ediyor ama tövbesinde sadakatta gösteremediği için ketebehü’llâhügösteremediği için ketebehü’llâhü fi’r-râbi’ati mine’l-kezzâbîne.fi’r-râbi’ati mine’l-kezzâbîne. İzâ kâle’l-‘abdu sübhânallahi

İzâ kâle’l-‘abdu sübhânallahi
kâlellâhü sadeka abdî.kâlellâhü sadeka abdî. Bu sübhanallah Allah'ı tesbihtir.Bu sübhanallah Allah'ı tesbihtir. Biz namaza başlarken de sübhanallahıBiz namaza başlarken de sübhanallahı sübhâneke ve bi-hamdike diye başlar ya.sübhâneke ve bi-hamdike diye başlar ya. Bu Cenâb-ı Hakk’ı tesbihtir.Bu Cenâb-ı Hakk’ı tesbihtir. Tesbihi Cenâb-ı Hak bize tâlim etmiştir.Tesbihi Cenâb-ı Hak bize tâlim etmiştir. O’nun tâlim ettiği, Peygamber Efendimiz’in deO’nun tâlim ettiği, Peygamber Efendimiz’in de öğrettiği gibi bu tesbihlere devam ederiz.öğrettiği gibi bu tesbihlere devam ederiz. Bu tesbihlerin sevabının miktarını Allah celle ve alâ bilir.Bu tesbihlerin sevabının miktarını Allah celle ve alâ bilir. Tesbihlerin o kadar çok sevabı vardır.Tesbihlerin o kadar çok sevabı vardır. Onun için insan tesbihattan da geri kalmamalıdır.Onun için insan tesbihattan da geri kalmamalıdır. Mesela hiç olması günde yüz defaMesela hiç olması günde yüz defa Sübhânellâhi ve’l-hamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber demeli.Sübhânellâhi ve’l-hamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber demeli. Sübhânellâhi ve bi-hamdihî sühbânellahi’l-‘azîm demeli.Sübhânellâhi ve bi-hamdihî sühbânellahi’l-‘azîm demeli. Bunları yüz defa bir insan gün de söylerse,Bunları yüz defa bir insan gün de söylerse, o adamdan daha çok bir sevaplının âhiret gününde bulunmayacağını,o adamdan daha çok bir sevaplının âhiret gününde bulunmayacağını, belki bundan daha çok söylemiş olan birisi varsabelki bundan daha çok söylemiş olan birisi varsa ancak öyle sevabı çok olduğu [bildirilmiştir].ancak öyle sevabı çok olduğu [bildirilmiştir]. Binaenaleyh sübhânellâhinin sevabı çok olduğu için

Binaenaleyh sübhânellâhinin sevabı çok olduğu için
dilimizi alıştırıp Allah Teâlâ'nın tesbihleriyle meşgul olmakdilimizi alıştırıp Allah Teâlâ'nın tesbihleriyle meşgul olmak çok efdal ve âlâdır kiçok efdal ve âlâdır ki bunlar hani insana feyzin gelmesi,bunlar hani insana feyzin gelmesi, imdâd-ı ilâhîyenin insana daimaimdâd-ı ilâhîyenin insana daima erişmesiyle insan yolunda sebat edebilir.erişmesiyle insan yolunda sebat edebilir. Su kesilirse, suyun arkası gelmezseSu kesilirse, suyun arkası gelmezse nasıl ki kuraklık oluyor.nasıl ki kuraklık oluyor. Binaenaleyh vücuda da feyz-i ilâhîyenin gelmesi içinBinaenaleyh vücuda da feyz-i ilâhîyenin gelmesi için bu nevâfil ile meşgul olmak efdal-i ibadettir.bu nevâfil ile meşgul olmak efdal-i ibadettir. Ferâiz, farzlar borcumuzdur.Ferâiz, farzlar borcumuzdur. Demeyiniz ki biz namaz kılıyoruz, işte kafi değil mi?Demeyiniz ki biz namaz kılıyoruz, işte kafi değil mi? Bu borcumuzdur, vazifemizdir.

Bu borcumuzdur, vazifemizdir.
Onu yapmadığımızdan dolayı mesul oluruz.Onu yapmadığımızdan dolayı mesul oluruz. Fakat nevâfil olan bu sünnetlerle deFakat nevâfil olan bu sünnetlerle de Cenâb-ı Hakk'a kendimizi sevdirmeyeCenâb-ı Hakk'a kendimizi sevdirmeye ve O’ndan gelecek feyzin artmasına vesile olur.ve O’ndan gelecek feyzin artmasına vesile olur. Onun için bunu böyle derkenOnun için bunu böyle derken siz de tesbihatı çok devam ediniz demek oluyor.siz de tesbihatı çok devam ediniz demek oluyor. Sübhânallah deyince kul.Sübhânallah deyince kul. Kâlellâhü sadeka abdî.Kâlellâhü sadeka abdî. Kulum doğru söylüyor.Kulum doğru söylüyor. Sübhânî ve bi-hamdî lâ yenbeği’s-tesbîhu illâ lî.Sübhânî ve bi-hamdî lâ yenbeği’s-tesbîhu illâ lî. Tesbih benden başkasına yapılmaz.Tesbih benden başkasına yapılmaz. Allah'tan başkası için sübhanallah denmez.Allah'tan başkası için sübhanallah denmez. Tahmîd, Allah'tan başkasına yapılmaz.Tahmîd, Allah'tan başkasına yapılmaz. Binaenaleyh tesbih ve tahmidlerBinaenaleyh tesbih ve tahmidler Allah'a layık olduğu içinAllah'a layık olduğu için kulların da bundan yaptığından dolayı çok büyükkulların da bundan yaptığından dolayı çok büyük sevaplara, mükâfatlara nail olacağını beyan buyurmuş.sevaplara, mükâfatlara nail olacağını beyan buyurmuş. İzâ kâle’l-‘abdü’l-müslim.

İzâ kâle’l-‘abdü’l-müslim.
Müslüman bir kul, lâ ilâhe illallah dediği vakitte.Müslüman bir kul, lâ ilâhe illallah dediği vakitte. Harakati’s-semâvâti hattâ tekıfe beyne yedeyillâhi.Harakati’s-semâvâti hattâ tekıfe beyne yedeyillâhi. Bu bize temsil olaraktan beyan ediyor ki,Bu bize temsil olaraktan beyan ediyor ki, bir kul lâ ilâhe illallah dediği takdirde,bir kul lâ ilâhe illallah dediği takdirde, ağzından o kelime çıkar çıkmazağzından o kelime çıkar çıkmaz bu, bu kadar büyük bir süratla gider kibu, bu kadar büyük bir süratla gider ki semâvât yorulur onun önünden.semâvât yorulur onun önünden. Hattâ tekıfe beyne yedeyillâhi.Hattâ tekıfe beyne yedeyillâhi. Hazreti Allah celle ve alâ’nın huzurunda durur.Hazreti Allah celle ve alâ’nın huzurunda durur. Fe-yekûlü üskünî.Fe-yekûlü üskünî. Fakat o cezbe halinde.Fakat o cezbe halinde. Cezbe halinde olduğu için sükun yok kendisinde.Cezbe halinde olduğu için sükun yok kendisinde. Cenâb-ı Hak buyuruyorlar ki: “Sakin ol!”Cenâb-ı Hak buyuruyorlar ki: “Sakin ol!” “Neden öyle hareketli duruyorsun?”“Neden öyle hareketli duruyorsun?” “Fe-tekûlü keyfe eskünü ve lem yuğfer li-kâilî.”“Fe-tekûlü keyfe eskünü ve lem yuğfer li-kâilî.” Nasıl sakinleşeyim?Nasıl sakinleşeyim? Beni diyen daha mağfiret olunmadı ki!Beni diyen daha mağfiret olunmadı ki! O zaman diyor ki:O zaman diyor ki: Fe-yekûlü mâ ecraytüki ‘alâ lisânihî

Fe-yekûlü mâ ecraytüki ‘alâ lisânihî
illâ ve kad ğafertü lehû.illâ ve kad ğafertü lehû. “Sen, ey kelime-i tayyibe! Hangi kulumun ağzından çıkarsan“Sen, ey kelime-i tayyibe! Hangi kulumun ağzından çıkarsan bil ki o kulum mağfiret olunmuştur.bil ki o kulum mağfiret olunmuştur. Ben onu affetmişimdir.”Ben onu affetmişimdir.” Bu bir kere söyleyene.Bu bir kere söyleyene. Bu yüzlerce veyahut binlerce defaBu yüzlerce veyahut binlerce defa ağzıyla tekrar eden insanınağzıyla tekrar eden insanın nail olacağı mükâfatı siz hesaplayınız.nail olacağı mükâfatı siz hesaplayınız. İnsan kendisini ve bütün bu varlıklarıİnsan kendisini ve bütün bu varlıkları halk eden Hazreti Allah celle ve alâ’yıhalk eden Hazreti Allah celle ve alâ’yı zikretmekle [şereflenir].zikretmekle [şereflenir]. Çünkü insan kiminle meşgul olursa şerefi o kadar artar.Çünkü insan kiminle meşgul olursa şerefi o kadar artar. Ee, Allah ile meşgul olan insanın şerefininEe, Allah ile meşgul olan insanın şerefinin ölçüsü olur mu acaba?ölçüsü olur mu acaba? Bunun için insana layık olanBunun için insana layık olan boş şeylerle meşgul olmaktansa,boş şeylerle meşgul olmaktansa, vakitlerini öldürmektense [Allah’ın zikriyle meşgul olmasıdır].vakitlerini öldürmektense [Allah’ın zikriyle meşgul olmasıdır]. Vakit çünkü nakittir derler.

Vakit çünkü nakittir derler.
Vakit bir daha ele geçmez.Vakit bir daha ele geçmez. Bir saniyesini bile bir daha ele geçirmemize imkan yok.Bir saniyesini bile bir daha ele geçirmemize imkan yok. Binaenaleyh insanın her fırsat buldukçaBinaenaleyh insanın her fırsat buldukça ya Allah celle ve alâ’nın zikriyleya Allah celle ve alâ’nın zikriyle yahut habibine salât-u selamlarlayahut habibine salât-u selamlarla insanın vaktini geçirmesi efdal-i a’mâldır.insanın vaktini geçirmesi efdal-i a’mâldır. Onun için diyor ki yine bakın.Onun için diyor ki yine bakın. İzâ kâle’r-racülü li-ehîhi ente lî adüvvün.

İzâ kâle’r-racülü li-ehîhi ente lî adüvvün.
Kızmış, “Sen bana düşmansın yahut düşman gibisin der.Kızmış, “Sen bana düşmansın yahut düşman gibisin der. Sen benim düşmanımsın, iyi bir adam değilsin hadi [dediği zaman].”Sen benim düşmanımsın, iyi bir adam değilsin hadi [dediği zaman].” Fe-kad bâe ehadühümâ bi-ismihî.Fe-kad bâe ehadühümâ bi-ismihî. Bunun günahı ikisinden birisine isabet eder.Bunun günahı ikisinden birisine isabet eder. İn kâne kezâlike.İn kâne kezâlike. Eğer karşısındaki hakikaten aduvullahsa,Eğer karşısındaki hakikaten aduvullahsa, eh o ona isabet etmiştir.eh o ona isabet etmiştir. Ve illâ.

Ve illâ.
Eğer aduvullah değilse bu adam,Eğer aduvullah değilse bu adam, Allah'ın sadık [bir kulu,] iyi bir adamsaAllah'ın sadık [bir kulu,] iyi bir adamsa ona bu kötü söz söylediğinden dolayıona bu kötü söz söylediğinden dolayı race’at ala’l-evveli.race’at ala’l-evveli. Kim söylediyse bu kötülük ona isabet eder.Kim söylediyse bu kötülük ona isabet eder. Vebali ona isabet eder.Vebali ona isabet eder. Onun için insan karşısındakine daimaOnun için insan karşısındakine daima iyi söz söylemesini diline alıştırmalıdır kiiyi söz söylemesini diline alıştırmalıdır ki bir hükümdar vaktiyle hatırımda kalmış,bir hükümdar vaktiyle hatırımda kalmış, bir hizmetkarıyla oyun oynuyormuş.bir hizmetkarıyla oyun oynuyormuş. Alıver efendim, veriver efendim.Alıver efendim, veriver efendim. Buna efendim tabirini kullanıyormuş da,Buna efendim tabirini kullanıyormuş da, demişler, sen hükümdarsın yahu bu âdi bir adam.demişler, sen hükümdarsın yahu bu âdi bir adam. Buna ne için efendim [diyorsun]?Buna ne için efendim [diyorsun]? Dilim alışmasın demiş.Dilim alışmasın demiş. Dili alıştırmamak için kötü sözlere efdal-i a’mâldir.Dili alıştırmamak için kötü sözlere efdal-i a’mâldir. Alışırsa bir zapt edilmesi mümkün değildir.Alışırsa bir zapt edilmesi mümkün değildir. Onun için dil hem iyiye hem kötüye gittiğindenOnun için dil hem iyiye hem kötüye gittiğinden daima iyi yerlere alıştırmak lazım kidaima iyi yerlere alıştırmak lazım ki sıkıştığı vakitte de kötüyü çıkarmasın ağzından.sıkıştığı vakitte de kötüyü çıkarmasın ağzından. İzâ kâle ehadüküm fi’s-salâti:

İzâ kâle ehadüküm fi’s-salâti:
Âmîn ve kâleti’l-melâiketü fi’s-semâiÂmîn ve kâleti’l-melâiketü fi’s-semâi âmîn fe-vâfekad ehadühüma’l-uhrââmîn fe-vâfekad ehadühüma’l-uhrâ ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî.ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî. Nasıl, “Âmin” diyoruz ya.Nasıl, “Âmin” diyoruz ya. Mesela “veleddâllîn” dediğimiz vakitte arkasından bir âmin diyoruz.Mesela “veleddâllîn” dediğimiz vakitte arkasından bir âmin diyoruz. Dualarımızda da âmin, âmin diyoruz.Dualarımızda da âmin, âmin diyoruz. İşte bu namazda denilen âminin mukabilindeİşte bu namazda denilen âminin mukabilinde kâleti’l-melâiketü fi’s-semâi:kâleti’l-melâiketü fi’s-semâi: Gökteki melekler de bizim âminimize iştirak ederekten bunlar da âmin der.Gökteki melekler de bizim âminimize iştirak ederekten bunlar da âmin der. Bizim dualarımıza âmin [derler].Bizim dualarımıza âmin [derler]. Amin, “Yâ Rabbi kabul et” demek.Amin, “Yâ Rabbi kabul et” demek. Bizim kabul et duamıza, yâ Rabbi kabul et bunlarınBizim kabul et duamıza, yâ Rabbi kabul et bunların ibadetini diye onlar da bizim duamıza iştirak ederler.ibadetini diye onlar da bizim duamıza iştirak ederler. Eğer bizimkiyle onlar birbirine denk gelirse

Eğer bizimkiyle onlar birbirine denk gelirse
aynı anda, fe-kad ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî.aynı anda, fe-kad ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî. Geçmiş günahları affolur diyor.Geçmiş günahları affolur diyor. Buhârî, Müslim ve Nesâî an Ebû Hüreyre radıyallahu anh.Buhârî, Müslim ve Nesâî an Ebû Hüreyre radıyallahu anh. Binaenaleyh namazın bak kıymetinin ölçüsü olur mu?Binaenaleyh namazın bak kıymetinin ölçüsü olur mu? Biz bir âmin diyoruz, nedir?Biz bir âmin diyoruz, nedir? Allah Teâlâ'nın lütfunun, kereminin hududu var mı bak?Allah Teâlâ'nın lütfunun, kereminin hududu var mı bak? Allah Teâlâ'nın isimlerinden birisi de Kerîm.

Allah Teâlâ'nın isimlerinden birisi de Kerîm.
Cenâb-ı Hak Kerîm'dir.Cenâb-ı Hak Kerîm'dir. Kerim'dir amma lütfu ihsandır.Kerim'dir amma lütfu ihsandır. Kerîm'in üç manası var demiş.Kerîm'in üç manası var demiş. Kerîm'de hem böyle bol veriş var.Kerîm'de hem böyle bol veriş var. Kerîm'de adalet de vardır.Kerîm'de adalet de vardır. Kerîm, aynı zamanda âdildir.Kerîm, aynı zamanda âdildir. İtaatsizlere ceza yapması da Kerîm’in hakkıdır.İtaatsizlere ceza yapması da Kerîm’in hakkıdır. Bir de Kerîm'de hikmet vardır.Bir de Kerîm'de hikmet vardır. Kerim'in içinde hikmet manası vardır.Kerim'in içinde hikmet manası vardır. Hikmet dünyada anlaşılmaz.Hikmet dünyada anlaşılmaz. Dünya ibtilâ âlemidir.Dünya ibtilâ âlemidir. Sıkıntı âlemidir, meşakkat âlemidir.Sıkıntı âlemidir, meşakkat âlemidir. Hikmet-i ilâhî ki bizi yaratmış ve biz buradanHikmet-i ilâhî ki bizi yaratmış ve biz buradan öteki âleme intikal edeceğiz.öteki âleme intikal edeceğiz. Hikmet o âlemde tecelli edecek.Hikmet o âlemde tecelli edecek. Burada ne görüyoruz?Burada ne görüyoruz? İşte zahmetlerle, sıkıntılarla,

İşte zahmetlerle, sıkıntılarla,
yorgunluklarla, meşakkatlerle yaşıyoruz, [sonra] çekilip gidiyoruz.yorgunluklarla, meşakkatlerle yaşıyoruz, [sonra] çekilip gidiyoruz. Ufak bir ibadet yapabilecekse ne âlâ.Ufak bir ibadet yapabilecekse ne âlâ. Asıl hikmetin tecellisi ölümden sonra zuhur edecek.Asıl hikmetin tecellisi ölümden sonra zuhur edecek. Ölümden sonra hikmetin tecellisi zuhur edecek; gözlerin görmediği,Ölümden sonra hikmetin tecellisi zuhur edecek; gözlerin görmediği, kulaklarının işitmediği,kulaklarının işitmediği, hâtır-u hayâle gelmeyen o büyük devletlere kavuşulunca,hâtır-u hayâle gelmeyen o büyük devletlere kavuşulunca, hah bizim gelişimizin neticesi, akıbeti neymiş diyehah bizim gelişimizin neticesi, akıbeti neymiş diye o zaman anlayacağız onu.o zaman anlayacağız onu. Burada anlamak müşkül.Burada anlamak müşkül. Onun için bu evâmir-i ilâhîyeye

Onun için bu evâmir-i ilâhîyeye
imtisalden başka kulların hakkı yok.imtisalden başka kulların hakkı yok. Allah celle ve alâ ne dediyse onu yapmalı,Allah celle ve alâ ne dediyse onu yapmalı, neyi yapmayın dediyse ondan uzak kalmalı.neyi yapmayın dediyse ondan uzak kalmalı. Hatırıma bak ne geldi şimdi.Hatırıma bak ne geldi şimdi. Şimdi insanlar çok şeyden şikayet ediyorlar ya kıyamet koparıyorlar.Şimdi insanlar çok şeyden şikayet ediyorlar ya kıyamet koparıyorlar. O çıplak koca karılardan,O çıplak koca karılardan, bugün onun merasimi yapıldı mesela,bugün onun merasimi yapıldı mesela, bar bar bağırıyorlar.bar bar bağırıyorlar. Bu ne olacak?Bu ne olacak? Ayıp değil mi, günah değil mi?Ayıp değil mi, günah değil mi? Boşuna bağırıyor.Boşuna bağırıyor. Bunun iki sebebi var.Bunun iki sebebi var. Birisi imansızlık, birisi sarhoşluk.Birisi imansızlık, birisi sarhoşluk. Birisi de haram lokma ya.Birisi de haram lokma ya. Sarhoş olmayanı bulabilir misin bugün?Sarhoş olmayanı bulabilir misin bugün? Müslüman, hakiki Müslümanlardan gayri tabi...Müslüman, hakiki Müslümanlardan gayri tabi... Sarhoş...

Sarhoş...
Bütün o sarhoşluk, çıplaklık bu bir günah.Bütün o sarhoşluk, çıplaklık bu bir günah. Sarhoşluk ayrı bir günah mı?Sarhoşluk ayrı bir günah mı? Günah-ı kebâir oda işte.Günah-ı kebâir oda işte. Ee, bu günah-ı kebâir irtikat eden insanlar bugün serbest.Ee, bu günah-ı kebâir irtikat eden insanlar bugün serbest. İstediği gibi nefsini tatmin ediyor.İstediği gibi nefsini tatmin ediyor. Çekinmiyor ondan.Çekinmiyor ondan. Dinsizlik de böyle.Dinsizlik de böyle. Ee, dinsiz olduktan sonra açık olmuş, kapalı olmuş.Ee, dinsiz olduktan sonra açık olmuş, kapalı olmuş. Ne farkı var bunun yani?Ne farkı var bunun yani? Binaenaleyh insanı kapamak istiyorsanBinaenaleyh insanı kapamak istiyorsan dine onları sevk etmenin çaresini ara.dine onları sevk etmenin çaresini ara. Bugün diyor ki: “Yeni bir nesil yetişsin de diyor.Bugün diyor ki: “Yeni bir nesil yetişsin de diyor. Bu yeni yetişen nesil artık ıslahatının imkanı yok.Bu yeni yetişen nesil artık ıslahatının imkanı yok. Bari yeni yetişen nesli güzel yetiştirelim deBari yeni yetişen nesli güzel yetiştirelim de bunlar bize fayda versin.”bunlar bize fayda versin.” Allah'ın dediği olacak.Allah'ın dediği olacak. Allah kusurumuzu affetsin...Allah kusurumuzu affetsin... Lokmalar helal olmadıkça, içkiden vazgeçilmedikçe,

Lokmalar helal olmadıkça, içkiden vazgeçilmedikçe,
Allah'ın yoluna dönülmedikçeAllah'ın yoluna dönülmedikçe felaketlerin önüne geçmenin imkanı yok.felaketlerin önüne geçmenin imkanı yok. İzâ kâle’r-racülü li-ahîhi

İzâ kâle’r-racülü li-ahîhi
cezâka’llâhu hayran kesîrancezâka’llâhu hayran kesîran fe-kad eblağa fi’s-senâi.fe-kad eblağa fi’s-senâi. Birbirimizden bazı iyilikler görürüz ya.Birbirimizden bazı iyilikler görürüz ya. Yardımlar, iyilikler görürüz.Yardımlar, iyilikler görürüz. Bu bize yardım eden, mesela elimizden tutmuş da şöyle;Bu bize yardım eden, mesela elimizden tutmuş da şöyle; cezâka’llâhu hayran kesîran.cezâka’llâhu hayran kesîran. Allah seni çok hayırlıAllah seni çok hayırlı mükâfatlarla mükâfatlandırsın [diyerek]mükâfatlarla mükâfatlandırsın [diyerek] iyi bir dua ediyoruz.iyi bir dua ediyoruz. Bu duanın en üstünüdür, en güzeli diyor.Bu duanın en üstünüdür, en güzeli diyor. Bu duayı yaptığın vakitte onun hakkını da ödemiş olursun.Bu duayı yaptığın vakitte onun hakkını da ödemiş olursun. Ve ona da en güzel duayı yapmış olursun.Ve ona da en güzel duayı yapmış olursun. Cezâka’llâhu hayran kesîran:

Cezâka’llâhu hayran kesîran:
Allah seni hayr-ı kesîrle cezalandırsın.Allah seni hayr-ı kesîrle cezalandırsın. Biz de vaktiyle üstazlarımızın eline bazen su dökmekBiz de vaktiyle üstazlarımızın eline bazen su dökmek devletini Cenâb-ı Hak bize ihsan ederdi.devletini Cenâb-ı Hak bize ihsan ederdi. Onlar ellerini yıkarken biz de ibrikten su dökerkenOnlar ellerini yıkarken biz de ibrikten su dökerken onlar da bize böyle dua ederlerdi.onlar da bize böyle dua ederlerdi. Cezâka’llâhu hayran kesîran.Cezâka’llâhu hayran kesîran. Allah demek bunların dualarını kabul etmiş deAllah demek bunların dualarını kabul etmiş de bize de bugün büyük devletler ihsan etmiş.bize de bugün büyük devletler ihsan etmiş. "İzâ kâle'r-racülü li-ahîhi: Yâ kâfiru..."

"İzâ kâle'r-racülü li-ahîhi: Yâ kâfiru..."
Yukarıda aduvullah dediydi burada açıkca diyor ki:Yukarıda aduvullah dediydi burada açıkca diyor ki: Yâ kâfiru fekad bâe bihî ehadühümâ.Yâ kâfiru fekad bâe bihî ehadühümâ. Bu sözü söyler söylemez kardeşine gavur diyor yani.Bu sözü söyler söylemez kardeşine gavur diyor yani. “Ey gavur herif!” Deniyor ya bugün olduğu vakitte.“Ey gavur herif!” Deniyor ya bugün olduğu vakitte. Bunu böyle dediğim vakitte, eğer o karşımdakiBunu böyle dediğim vakitte, eğer o karşımdaki hakikaten gavursa ne ala kurtulursun.hakikaten gavursa ne ala kurtulursun. Eğer o gavur değilse.Eğer o gavur değilse. Ve illâ racea ilâ men kâle.

Ve illâ racea ilâ men kâle.
“Kim dediyse, bu gavurluk ona döner” diyor.“Kim dediyse, bu gavurluk ona döner” diyor. Yani onun vebali, onun günahı senin boynunadır diyor.Yani onun vebali, onun günahı senin boynunadır diyor. İman varken bir insanda iman başka, amel başka.İman varken bir insanda iman başka, amel başka. Ameli yapamadığından dolayı gavur olmaz insan.Ameli yapamadığından dolayı gavur olmaz insan. Amel yapamadığından dolayı gavur olmaz, günahkâr olur.Amel yapamadığından dolayı gavur olmaz, günahkâr olur. Günah başka, gavurluk başka değil mi ya?Günah başka, gavurluk başka değil mi ya? Amel yapamıyor, kusuru var.Amel yapamıyor, kusuru var. Gavur olmaz ama.Gavur olmaz ama. İnancı olduktan sonra.İnancı olduktan sonra. Binaenaleyh ona gavur demeye hakkımız yok.Binaenaleyh ona gavur demeye hakkımız yok. Dediğimiz taktirde bu söz üzerimize isabet eder Allah esirgesin...Dediğimiz taktirde bu söz üzerimize isabet eder Allah esirgesin... "İzâ kâle'r-racülü:

"İzâ kâle'r-racülü:
Heleke'n-nâsü, fehüve ehlekühüm."Heleke'n-nâsü, fehüve ehlekühüm." Bir insan diyor ki:Bir insan diyor ki: “Bitti artık, bunda hayır yok bu insanlıkta.“Bitti artık, bunda hayır yok bu insanlıkta. Heleke'n-nâsü.Heleke'n-nâsü. Mahvoldu insanlar.”Mahvoldu insanlar.” Bunu böyle dediği vakitte, buBunu böyle dediği vakitte, bu hakikaten helaki şey yapmıştır.hakikaten helaki şey yapmıştır. Yani nefsine ucub getirerekten kendini beğeniyor,Yani nefsine ucub getirerekten kendini beğeniyor, başkalarını beğenmiyor.başkalarını beğenmiyor. Kendi ameline itimat ediyor;Kendi ameline itimat ediyor; ilmine, ameline.ilmine, ameline. Başkaları için “Bunlar helâk oldu artık” diyor.Başkaları için “Bunlar helâk oldu artık” diyor. Bu ancak nâsı helâk eden insan bunu söyleyebilir diyor.Bu ancak nâsı helâk eden insan bunu söyleyebilir diyor. "Ve emmâ izâ kâlehü şefkaten li’n-nâsi

"Ve emmâ izâ kâlehü şefkaten li’n-nâsi
li-ademi ri’âyetihim bi’l-ferâizi ve’l-vâcibâti ve’s-sünen."li-ademi ri’âyetihim bi’l-ferâizi ve’l-vâcibâti ve’s-sünen." Farza, vacibeFarza, vacibe sünnetlere riayet etmediklerinden dolayı,sünnetlere riayet etmediklerinden dolayı, “Yazık bunlar helâk oldu artık”“Yazık bunlar helâk oldu artık” diyerekten böyle söylerse,diyerekten böyle söylerse, bu gerek nâsı, gerek kendisini helake atmış olmaz,bu gerek nâsı, gerek kendisini helake atmış olmaz, yalnız kendini beğenerekten “Benim amelim var,yalnız kendini beğenerekten “Benim amelim var, ilmim var, yazık bunlar helâk oldu” diyecek olursa,ilmim var, yazık bunlar helâk oldu” diyecek olursa, bu sefer bunların helâkine vesile olmuş olur.bu sefer bunların helâkine vesile olmuş olur. İzâ kâle’l-abdü estağfirullâhe’llezî

İzâ kâle’l-abdü estağfirullâhe’llezî
lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmelâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûme ve etûbü ileyhi ğufira lehû ve in kâne müvelliyen mine’z-zahfi.ve etûbü ileyhi ğufira lehû ve in kâne müvelliyen mine’z-zahfi. Bir insan şu duayı yapıyor:Bir insan şu duayı yapıyor: Estağfirullâhe’llezîEstağfirullâhe’llezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmelâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûme ve etûbü ileyhi.ve etûbü ileyhi. Bunu dediğinden dolayı ğufira lehû.Bunu dediğinden dolayı ğufira lehû. Mağfiret-i ilâhîyeye mazhar olur.Mağfiret-i ilâhîyeye mazhar olur. Ğafera da okunur Allah mağfiret eder.Ğafera da okunur Allah mağfiret eder. Ve in kâne müvelliyen mine’z-zahfi.

Ve in kâne müvelliyen mine’z-zahfi.
Şimdi eğer bu adam büyük bir günah işlediyse,Şimdi eğer bu adam büyük bir günah işlediyse, hatta günahı düşman karşısından, askerlikten kaçmış olsa.hatta günahı düşman karşısından, askerlikten kaçmış olsa. Düşmandan kaçmak büyük günah.Düşmandan kaçmak büyük günah. Bu adam bu büyük günahı işlemiş olsa dahiBu adam bu büyük günahı işlemiş olsa dahi bundan sonra tövbe edip dönersebundan sonra tövbe edip dönerse Allah onun o günahını da affeder.Allah onun o günahını da affeder. Askerlikten kaçmak, muharebeden kaçmak büyük günah.Askerlikten kaçmak, muharebeden kaçmak büyük günah. Büyük günahların diğerleri de buna teşmil olunabilir.Büyük günahların diğerleri de buna teşmil olunabilir. Bu en büyüğü yani.Bu en büyüğü yani. Hiç insan vicdanı kabul etmez.Hiç insan vicdanı kabul etmez. Ölürsem ölürüm, zar arı yok amaÖlürsem ölürüm, zar arı yok ama memleket kurtulacak, vatan kurtulacak,memleket kurtulacak, vatan kurtulacak, dindaşların kurtulacak, iffet kurtulacak,dindaşların kurtulacak, iffet kurtulacak, bir namus kurtulacak.bir namus kurtulacak. Bunun için ben ölürsem ölürüm, ziyanı yok.Bunun için ben ölürsem ölürüm, ziyanı yok. Fakat bu aptal korkakFakat bu aptal korkak kaçtı kendini kurtarmak için.kaçtı kendini kurtarmak için. Memleket ne olursa olsun,Memleket ne olursa olsun, millet ne olursa olsun.millet ne olursa olsun. Irz namus ne olursa olsun dedi ben kurtulayım da kaçtı.Irz namus ne olursa olsun dedi ben kurtulayım da kaçtı. Bu kaçışından dolayı büyük günah işledi.Bu kaçışından dolayı büyük günah işledi. Niçin kaçtım ben diyerekten pişman oldu.Niçin kaçtım ben diyerekten pişman oldu. Dedi ki: Estağfirullâhe’llezî lâ ilâhe illâ hû.

Dedi ki: Estağfirullâhe’llezî lâ ilâhe illâ hû.
Dua büyük.Dua büyük. Ben öyle bir Allah'tan istiğfâr istiyorum kiBen öyle bir Allah'tan istiğfâr istiyorum ki eşi yok, bir Allah, mülkün sahibi.eşi yok, bir Allah, mülkün sahibi. el-Hayyü’l-Kayyûm.el-Hayyü’l-Kayyûm. Hayat O’nda, Kayyumluk O’nda.Hayat O’nda, Kayyumluk O’nda. Bunu demek suretiyle Cenâb-ı Hak [onu mağfiret eder].Bunu demek suretiyle Cenâb-ı Hak [onu mağfiret eder]. Ve etubu ileyh de diyor.Ve etubu ileyh de diyor. Rücû ettim sana artık.Rücû ettim sana artık. Nâdim oldum, müstağfir oldum.Nâdim oldum, müstağfir oldum. Gufira lehû.Gufira lehû. Mağfiret olunur.Mağfiret olunur. "İzâ kâle'l-abdü: Yâ Rabbi,

"İzâ kâle'l-abdü: Yâ Rabbi,
Yâ Rabbi.! İki defa diyor.Yâ Rabbi.! İki defa diyor. Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! Sıkışmış.Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! Sıkışmış. Bir haceti var.Bir haceti var. Kâlellâhü: Lebbeyke abdî.Kâlellâhü: Lebbeyke abdî. Allah var.Allah var. Bizim gibi günahkâr.Bizim gibi günahkâr. O'nun nimetiyle perverde oluyoruz.O'nun nimetiyle perverde oluyoruz. Her nimet O'ndan.Her nimet O'ndan. Sıkıştığımız bir zamanda.Sıkıştığımız bir zamanda. “Yâ Rabbi!” diyoruz.“Yâ Rabbi!” diyoruz. “Söyle kulum” diyor.“Söyle kulum” diyor. “İste, ben hazırım senin sözüne.“İste, ben hazırım senin sözüne. Dileğine hazırım.”Dileğine hazırım.” Neyler bekliyoruz ya.Neyler bekliyoruz ya. Arafat'ta Lebbeyk Allahumme LebbeykArafat'ta Lebbeyk Allahumme Lebbeyk emrine senin amadem Yâ Rabbi.emrine senin amadem Yâ Rabbi. İşte o da diyor ki kulum söyle,İşte o da diyor ki kulum söyle, ne istiyorsun benden?ne istiyorsun benden? Hazreti Allah'ın ne büyük iltifatına mazhar oluyor bir insan.

Hazreti Allah'ın ne büyük iltifatına mazhar oluyor bir insan.
Kendi kıymetini bilmiyoruz yalnız.Kendi kıymetini bilmiyoruz yalnız. Sen ki utan, iste bakayım nedir derdin?Sen ki utan, iste bakayım nedir derdin? Söyle! Bu çok mühim bir şey kardeş.Söyle! Bu çok mühim bir şey kardeş. Allah ile aramızda mesafe yok.Allah ile aramızda mesafe yok. Allah ile aramızda mesafe yok.Allah ile aramızda mesafe yok. Sesimizi duyurmak için şöyle gökleri aşacak birSesimizi duyurmak için şöyle gökleri aşacak bir kuvvete, kudrete ihtiyacımız yok.kuvvete, kudrete ihtiyacımız yok. Allah daima bizimle beraber.Allah daima bizimle beraber. Daima ağzımızdan çıkan sözeDaima ağzımızdan çıkan söze bak hitap ederek “İste kulum” diyor.bak hitap ederek “İste kulum” diyor. “Ne istiyorsun? Neye sıkıştın?

“Ne istiyorsun? Neye sıkıştın?
Zorun ne?” Kendin de artık.Zorun ne?” Kendin de artık. Yâ Rabbi şu derdim var.Yâ Rabbi şu derdim var. Hele bunu gece söyleyebilirsin.Hele bunu gece söyleyebilirsin. Gece kalkmış abdestini almış.Gece kalkmış abdestini almış. İki, dört neyse bir namaz kılmışsın.İki, dört neyse bir namaz kılmışsın. O namazın arkasında elini de açmışsın böyle.O namazın arkasında elini de açmışsın böyle. “Yâ Rabbi. Benim bu derdim var,“Yâ Rabbi. Benim bu derdim var, şu zahmetim var, şu sıkıntım var.şu zahmetim var, şu sıkıntım var. Ben sana açtım bu elimi, senden istiyorum ben Yâ Rabbi.Ben sana açtım bu elimi, senden istiyorum ben Yâ Rabbi. Beni başkasının kapısına sevk etme.Beni başkasının kapısına sevk etme. Benim bu dileğimi lütfet, ihsan et.Benim bu dileğimi lütfet, ihsan et. Biraz evvelinden salavat getirirsen,Biraz evvelinden salavat getirirsen, biraz ahirinden de salavat getirirsen,biraz ahirinden de salavat getirirsen, bu iki salavatın arasında yaptığın bu duayı Cenâb-ı Hakbu iki salavatın arasında yaptığın bu duayı Cenâb-ı Hak muhakkak verecektir.muhakkak verecektir. Vermediyse bir hikmete mebnidir.Vermediyse bir hikmete mebnidir. Kıyamette onun mükâfatını daha fazla verecek ona.Kıyamette onun mükâfatını daha fazla verecek ona. Her şeyden acûl olmak doğru olmaz.Her şeyden acûl olmak doğru olmaz. İstedim de vermedi diye müteessir olmak da olmaz.İstedim de vermedi diye müteessir olmak da olmaz. O sana vermiştir onu.O sana vermiştir onu. Fakat sen farkında değilsindir.Fakat sen farkında değilsindir. Vermiştir yani.Vermiştir yani. "İzâ kâle'r-racülü lil-münâfikı:

"İzâ kâle'r-racülü lil-münâfikı:
Yâ seyyidî, fekad ağdabe Rabbehû."Yâ seyyidî, fekad ağdabe Rabbehû." Buna çok dikkat edin ama.Buna çok dikkat edin ama. Münâfık diyerekten imanı sağlam olmayan,Münâfık diyerekten imanı sağlam olmayan, imanı dilinde olan,imanı dilinde olan, imanı içine işlememiş olan, gösterişçi…imanı içine işlememiş olan, gösterişçi… Bu gibi, şimdi bu gösterişçi yine Müslümanım diyor ama.Bu gibi, şimdi bu gösterişçi yine Müslümanım diyor ama. Müslümanım diyor.Müslümanım diyor. Ama diliyle diyor.Ama diliyle diyor. İçinde itikadı yok.İçinde itikadı yok. Bu münafık, beşeriyet iktizası,Bu münafık, beşeriyet iktizası, cemiyet iktizası iki devirde önünde var.cemiyet iktizası iki devirde önünde var. “Efendim Hazretleri” demek mecburiyetindeyiz.“Efendim Hazretleri” demek mecburiyetindeyiz. Onu taltif ediyoruz, ona ikram ediyoruz, tabaklus ediyoruz, müdana diyoruz,Onu taltif ediyoruz, ona ikram ediyoruz, tabaklus ediyoruz, müdana diyoruz, aman “Efendi Hazretleri” deyiveriyoruz.aman “Efendi Hazretleri” deyiveriyoruz. Bak, buna karşı diyor ki, her kim

Bak, buna karşı diyor ki, her kim
bir münafıkı, “Yâ seyyidi”bir münafıkı, “Yâ seyyidi” “Ey efendim, ona bir kıymet paye vererekten“Ey efendim, ona bir kıymet paye vererekten böyle bir lakabına takarsa,böyle bir lakabına takarsa, fekad ağdabe Rabbehû.fekad ağdabe Rabbehû. Rabbısını kızdırmış olur, gadaplandırmış olur.Rabbısını kızdırmış olur, gadaplandırmış olur. Yani, o hitabe layık bir adam değilken,Yani, o hitabe layık bir adam değilken, sen ona nasıl öyle hitap ediyorsun?sen ona nasıl öyle hitap ediyorsun? Diyeceksin ki politika icabı.Diyeceksin ki politika icabı. Ne yapayım, mahiyetindeyim.Ne yapayım, mahiyetindeyim. Demesem olmaz.Demesem olmaz. Ama insanlar Allah'a bel bağlayamadıklarından dolayıAma insanlar Allah'a bel bağlayamadıklarından dolayı beşere bağlamışlardır (geçimlerini).beşere bağlamışlardır (geçimlerini). Sanki rızık buradaymış gibi.Sanki rızık buradaymış gibi. Bu adamın uzun zaman mahiyetindeBu adamın uzun zaman mahiyetinde politika edeceğim, bir şey alacağım diyerektenpolitika edeceğim, bir şey alacağım diyerekten bunu diyor.bunu diyor. Halbuki öte tarafta da Rabbisini kızdırıyor.Halbuki öte tarafta da Rabbisini kızdırıyor. Rabbisinin gazabını mucib olacakRabbisinin gazabını mucib olacak harekette bulunuyor yani.harekette bulunuyor yani. Allah muhafaza etsin.Allah muhafaza etsin. "İzâ kâle'l-abdü:

"İzâ kâle'l-abdü:
Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, kâlellâhü:Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, kâlellâhü: 'Yâ melâiketî, alime abdî'Yâ melâiketî, alime abdî ennehû leyse lehû rabbün ğayrî.ennehû leyse lehû rabbün ğayrî. Üşhidüküm ennî kad ğafertü lehû'.Üşhidüküm ennî kad ğafertü lehû'. Bir şehadetin mükâfatına bakın.Bir şehadetin mükâfatına bakın. Akşamları diyoruz ya, “Yâ Rabbi son nefeste,Akşamları diyoruz ya, “Yâ Rabbi son nefeste, bize de kelime-i şehadet nasip et” deyince,bize de kelime-i şehadet nasip et” deyince, bir şehadet kelimesi getiriveriyoruz hep birlikte.bir şehadet kelimesi getiriveriyoruz hep birlikte. Bunun mükâfatı neymiş bak.Bunun mükâfatı neymiş bak. Ennellâhe lâ ilâhe illâ illallah dedik şehidallah.

Ennellâhe lâ ilâhe illâ illallah dedik şehidallah.
Kâlellâh, Hazreti Allah diyor:Kâlellâh, Hazreti Allah diyor: Yâ melâiketî ey meleklerim,Yâ melâiketî ey meleklerim, alime abdî ennehû leyse lehû rabbün ğayrî.alime abdî ennehû leyse lehû rabbün ğayrî. Benim bu kulum anladı ki benden gayrı Allah yok.Benim bu kulum anladı ki benden gayrı Allah yok. Biliyor bu kulum, bildi.Biliyor bu kulum, bildi. Benden gayrı Allah olmadığından dolayı bilip bana şehadet getiriyor.Benden gayrı Allah olmadığından dolayı bilip bana şehadet getiriyor. Siz şahit olun ey meleklerim.Siz şahit olun ey meleklerim. Ennî kad ğafertü lehû.

Ennî kad ğafertü lehû.
Ben bunu muhafaza ettim.Ben bunu muhafaza ettim. Meleklerine de şahit kılıyor Cenâb-ı Hak.Meleklerine de şahit kılıyor Cenâb-ı Hak. Kulunu affettiğine dair.Kulunu affettiğine dair. Allah cümlemizi mağfirun zümresine ilhak eylesin…Allah cümlemizi mağfirun zümresine ilhak eylesin… "İzâ kâle'r-racülü lir-racüli:

"İzâ kâle'r-racülü lir-racüli:
Yâ Yehûdiyyü..."Yâ Yehûdiyyü..." Burada Müslim ibaresi yok.Burada Müslim ibaresi yok. Bir adama dedi ki, Yahudi dedi.Bir adama dedi ki, Yahudi dedi. “Ey Yahudi herif.”“Ey Yahudi herif.” Bunu Nasrani de dese aynıdır.Bunu Nasrani de dese aynıdır. Nasrani de dese aynı surette.Nasrani de dese aynı surette. Fadribûhü işrîne, ve izâ kâle.Fadribûhü işrîne, ve izâ kâle. Buna yirmi tane sopa vurun.Buna yirmi tane sopa vurun. Buna yirmi tane sopa vurun.Buna yirmi tane sopa vurun. Buna Yahudi diye söylediğinden dolayı.Buna Yahudi diye söylediğinden dolayı. Herhalde yine bir Müslümandır bu.Herhalde yine bir Müslümandır bu. Bir müslümana Yahudi dediyse bir adam.Bir müslümana Yahudi dediyse bir adam. Fadribûhü işrîne, ve izâ kâle.Fadribûhü işrîne, ve izâ kâle. Yirmi tane sopa atın buna, meydan sopası.Yirmi tane sopa atın buna, meydan sopası. Ve izâ kâle:Ve izâ kâle: Ey muhannesü.Ey muhannesü. Muhannis. Kötü adam.Muhannis. Kötü adam. Yani, ayıp söylemesi, başka tabir bulamadım da.Yani, ayıp söylemesi, başka tabir bulamadım da. Ne derler?Ne derler? Yabani yani; kötü, ahlaksız bir insana bir söz söylüyoruz böyle.Yabani yani; kötü, ahlaksız bir insana bir söz söylüyoruz böyle. Bu söylediğinden dolayı, fadribûhü işrîne.Bu söylediğinden dolayı, fadribûhü işrîne. Buna da yirmi sopa vurun.Buna da yirmi sopa vurun. Cenâb-ı Hak bizi ne kadar çok seviyor ya.

Cenâb-ı Hak bizi ne kadar çok seviyor ya.
Ağızlarınız birbirlerine kötü söz söylememek için.Ağızlarınız birbirlerine kötü söz söylememek için. Bu da Efendimiz’in demek ki şeriatı olaraktan bize tembih ediliyor.Bu da Efendimiz’in demek ki şeriatı olaraktan bize tembih ediliyor. Ve men veka’a alâ zâti mahrem.Ve men veka’a alâ zâti mahrem. Evli bir kadınlaEvli bir kadınla kötülük yapacak olursa, muameleyi cinsiyede bulunacak olursa,kötülük yapacak olursa, muameleyi cinsiyede bulunacak olursa, faktülûhü onu da öldür.faktülûhü onu da öldür. Evli bir kadına muamele-i cinsiyyede bulunmak suretiyleEvli bir kadına muamele-i cinsiyyede bulunmak suretiyle bir kötülük yapacak olursa,bir kötülük yapacak olursa, onun da artık öldürülmesi lazım.onun da artık öldürülmesi lazım. Bu, Hanbeli mezhebine göre tecriz edilmiş.Bu, Hanbeli mezhebine göre tecriz edilmiş. "İzâ kâleti’l-mer’etü li-zevcîhâ ve hiye merîdatün:

"İzâ kâleti’l-mer’etü li-zevcîhâ ve hiye merîdatün:
Kadın kocasına diyor ki, ve hiye merîdah.Kadın kocasına diyor ki, ve hiye merîdah. Kadın hasta.Kadın hasta. Bu hasta haline efendisine diyor ki:Bu hasta haline efendisine diyor ki: Terektü mahrî.Terektü mahrî. Efendim, benim sende alacağım olanEfendim, benim sende alacağım olan mehrimi ben sana bağışladım.mehrimi ben sana bağışladım. Nikah kıyarken bir mehir takdim ediyoruz ya;Nikah kıyarken bir mehir takdim ediyoruz ya; 10 lira, 50 lira, 100 lira.10 lira, 50 lira, 100 lira. Bu mehri diyor ki kadın, “Ben sana terk ettim,Bu mehri diyor ki kadın, “Ben sana terk ettim, bağışladım” diyor.bağışladım” diyor. Hakikaten hanımların da bunu yapması efdal-i amaldir.Hakikaten hanımların da bunu yapması efdal-i amaldir. Fe-in mâtet.

Fe-in mâtet.
Takdir-i ilahi, ahirette gidecek olursa, vefat edecek olursa.Takdir-i ilahi, ahirette gidecek olursa, vefat edecek olursa. Lem yekün şey’en.Lem yekün şey’en. Hiç şey artık lazım gelmez o adama, borç ödemez.Hiç şey artık lazım gelmez o adama, borç ödemez. Ve in âşet fe-kad madâ mâ kâlet.Ve in âşet fe-kad madâ mâ kâlet. Eğer yaşayacak olursa da, sözü artık caridir.Eğer yaşayacak olursa da, sözü artık caridir. Mehrini terk etmiştir.Mehrini terk etmiştir. İstemeye hakkı yok yani.İstemeye hakkı yok yani. "İzâ kâleti’l-mer’etü li-zevcîhâ:

"İzâ kâleti’l-mer’etü li-zevcîhâ:
Mâ raeytü minke hayran..."Mâ raeytü minke hayran..." Yaşamış on sene, yirmi sene kocasıyla da.Yaşamış on sene, yirmi sene kocasıyla da. Aralarında bir gün nasılsa bir bozukluk olmuş,Aralarında bir gün nasılsa bir bozukluk olmuş, dargınlık olmuş.dargınlık olmuş. Diyor ki: “Adam, senden ne hayır gördüm ki!”Diyor ki: “Adam, senden ne hayır gördüm ki!” Eyvah!Eyvah! Fekâd habita amelühâ.Fekâd habita amelühâ. Bu kadın ne kadar amel ettiyse amellerinin hepsi silinivermiştir, mahvolmuştur.Bu kadın ne kadar amel ettiyse amellerinin hepsi silinivermiştir, mahvolmuştur. "İzâ kâme ehadüküm mine'l-leyli,

"İzâ kâme ehadüküm mine'l-leyli,
feste’ceme’l-Kur’ânü alâ lisânihî,feste’ceme’l-Kur’ânü alâ lisânihî, fe-lem yedri mâ yekûlü,fe-lem yedri mâ yekûlü, fe’l-yensarif fe’l-yadtaci’."fe’l-yensarif fe’l-yadtaci’." Gece kalktık, namaz kılıyoruz.Gece kalktık, namaz kılıyoruz. Fakat uyku da galebe çalmış üzerimize.Fakat uyku da galebe çalmış üzerimize. Uyku halindeyiz.Uyku halindeyiz. Uykumuz almamış.Uykumuz almamış. Okurken karışık okuyoruz.Okurken karışık okuyoruz. Dilimiz güzel okuyup sökemiyor okuduğumuzu.Dilimiz güzel okuyup sökemiyor okuduğumuzu. Uyku galebe çalıyor.Uyku galebe çalıyor. Böyle olduğu vakitte, dediğini de bilemedik halde, uyku galip.Böyle olduğu vakitte, dediğini de bilemedik halde, uyku galip. Fe’l-yensarif fe’l-yadtaci’.Fe’l-yensarif fe’l-yadtaci’. Namazı bıraksın, yatsın, uykusunu alsın.Namazı bıraksın, yatsın, uykusunu alsın. “İzâ kâme ehadüküm yüsallî mine'l-leyli felyestek,

“İzâ kâme ehadüküm yüsallî mine'l-leyli felyestek,
fe-inne ehadüküm izâ karae fî salâtihî,fe-inne ehadüküm izâ karae fî salâtihî, veda'a melekün fâhü alâ fîhi...”veda'a melekün fâhü alâ fîhi...” Abdest alıp da namaz kılacaksınız.Abdest alıp da namaz kılacaksınız. Ağzınızı misvaklayın da öyle namaza durun.Ağzınızı misvaklayın da öyle namaza durun. Çünkü sizin ağzınızdan Kur'an çıkarken,Çünkü sizin ağzınızdan Kur'an çıkarken, melek ağzını ağzınıza koyar,melek ağzını ağzınıza koyar, sizden çıkan sözü alır.sizden çıkan sözü alır. Böyle götürür.Böyle götürür. Ve lâ yahrucü min fîhi şey'ünVe lâ yahrucü min fîhi şey'ün illâ dehale feme'l-melek.illâ dehale feme'l-melek. Ağzınızdan çıkanı bir söz,Ağzınızdan çıkanı bir söz, hiç fırsat kaçırmadan hemen meleğin ağzına girer.hiç fırsat kaçırmadan hemen meleğin ağzına girer. Yani böyle güzel bir abdest aldınız.Yani böyle güzel bir abdest aldınız. Misvakladınız ağzınızı, temizlediniz.Misvakladınız ağzınızı, temizlediniz. Şimdi buradan yine sigaraya bahis geldi sıra geldi yani.Şimdi buradan yine sigaraya bahis geldi sıra geldi yani. Namaz kılarken ağzımızın temizliği için

Namaz kılarken ağzımızın temizliği için
bir misvak kullanıyoruz ki ağzımızınbir misvak kullanıyoruz ki ağzımızın kirli bir kokusu gitsin ağzımızdan.kirli bir kokusu gitsin ağzımızdan. Bunu mutlaka dişlerimizin yahut sıhhatimizin (durumundan) dolayı değil yani.Bunu mutlaka dişlerimizin yahut sıhhatimizin (durumundan) dolayı değil yani. Misvak kullanmak sıhhatimizi, dişlerimizi iyi olur, sağlam olur,Misvak kullanmak sıhhatimizi, dişlerimizi iyi olur, sağlam olur, sıhhatimiz de güzel olur.sıhhatimiz de güzel olur. Ne güzel. O değil yalnız.Ne güzel. O değil yalnız. O evet güzel olur, ama asıl gayeO evet güzel olur, ama asıl gaye ağzın temizliğidir.ağzın temizliğidir. Ağzın temizliği şu sebeptendir ki,Ağzın temizliği şu sebeptendir ki, mesela Kur'an okurkenmesela Kur'an okurken ağzınızda ekmek kırıntıları bile varsa,ağzınızda ekmek kırıntıları bile varsa, ekmek kırıntıları…ekmek kırıntıları… Yemek yemişsiniz, ağzınızı çalkalamamışsınız,Yemek yemişsiniz, ağzınızı çalkalamamışsınız, Kur'an okuyoruz.Kur'an okuyoruz. Bu okuduğunuz Kur'an'dan dolayı melekler müteezzi olur diyor.Bu okuduğunuz Kur'an'dan dolayı melekler müteezzi olur diyor. Çünkü ağzınızda daha ekmek kırıkları var sizin.Çünkü ağzınızda daha ekmek kırıkları var sizin. Şimdi ekmek kırığı ile bir de sigaranın kokusunu teşbih edin yani.Şimdi ekmek kırığı ile bir de sigaranın kokusunu teşbih edin yani. Onun için söylüyorum.Onun için söylüyorum. Ekmek kırığı ile bir de sigaranın kokusunu (kıyaslayın).Ekmek kırığı ile bir de sigaranın kokusunu (kıyaslayın). Şimdi biz eve misafir olduk da,

Şimdi biz eve misafir olduk da,
sigaradan bahsedeyim.sigaradan bahsedeyim. Bu efendi dedi ki:Bu efendi dedi ki: Kaç yaşına kadar 75 kiloyu geçemedim dedi.Kaç yaşına kadar 75 kiloyu geçemedim dedi. 75 kilo da kaldım.75 kilo da kaldım. Sigarayı bıraktım, az bir zaman 110 kiloya çıktım diyor.Sigarayı bıraktım, az bir zaman 110 kiloya çıktım diyor. Sigarayı bıraktım, 110 kiloya çıktım.Sigarayı bıraktım, 110 kiloya çıktım. Baktım ki korktum bu artışa.Baktım ki korktum bu artışa. Tekrar başladım ara sıra içmeye,Tekrar başladım ara sıra içmeye, 90'a düştüm diyor.90'a düştüm diyor. Bugün duyduğum bir söz bu.Bugün duyduğum bir söz bu. Sahibinin ağzından naklediyorum yani.Sahibinin ağzından naklediyorum yani. Sigara haddi zatında,Sigara haddi zatında, Efendimiz'in zamanında yok.Efendimiz'in zamanında yok. Hulefâ-i Râşidîn'in zamanında yok.Hulefâ-i Râşidîn'in zamanında yok. Bin senesine kadar da yok.Bin senesine kadar da yok. Ondan sonra haris olan bir şey.Ondan sonra haris olan bir şey. Meydana gelen bir ot.Meydana gelen bir ot. Bu otun sebebi de şu:Bu otun sebebi de şu: Allah'ın sevgili bir kulu varmış.

Allah'ın sevgili bir kulu varmış.
Şeytan-ı aleyhillâne bir türlü buŞeytan-ı aleyhillâne bir türlü bu sevgili kulunu kandıramıyormuş,sevgili kulunu kandıramıyormuş, sokulamıyor yanına.sokulamıyor yanına. Nur-i ilâhiden...Nur-i ilâhiden... Onu kandıramıyor.Onu kandıramıyor. Çünkü Allah'ı zikreden kullara şeytan yaklaşamıyor.Çünkü Allah'ı zikreden kullara şeytan yaklaşamıyor. Nur, bu zikrullahın nuru yakıyor onu.Nur, bu zikrullahın nuru yakıyor onu. Nasıl? Allah-u ekber dediğin vakitinde bu müezzin ezan okurkenNasıl? Allah-u ekber dediğin vakitinde bu müezzin ezan okurken şey gibi kaçıyor yani,şey gibi kaçıyor yani, ayakları birbirine değmeyerektenayakları birbirine değmeyerekten ve affederseniz yellenerekten kaçıyor.ve affederseniz yellenerekten kaçıyor. Duymayayım diyerekten.Duymayayım diyerekten. Niçin? Zikrullah yakıyor onu.Niçin? Zikrullah yakıyor onu. O yakıya dayanamadığından da kaçıyor.O yakıya dayanamadığından da kaçıyor. Binaenaleyh, herkesin böyle zikrullahından şeytan yanına sokulamaz.Binaenaleyh, herkesin böyle zikrullahından şeytan yanına sokulamaz. Kaçar da.Kaçar da. Bu adama bir türlü böyle istiyormuş ki aldatsın da ona da kötü bir adam yapsam.Bu adama bir türlü böyle istiyormuş ki aldatsın da ona da kötü bir adam yapsam. Ya ne yapayım, düşünmüş düşünmüş.Ya ne yapayım, düşünmüş düşünmüş. Bir gün arıcıyı görmüş.

Bir gün arıcıyı görmüş.
Arıcı bal alacak.Arıcı bal alacak. Arıları nasıl kaçırırsın?Arıları nasıl kaçırırsın? Arıcı bir duman vermiş onlara.Arıcı bir duman vermiş onlara. Arılar sersem olmuş.Arılar sersem olmuş. Kaçmışlar her bir tarafa.Kaçmışlar her bir tarafa. O da balları güzelce almış.O da balları güzelce almış. Demiş “Buldum.” O da otmuş.Demiş “Buldum.” O da otmuş. Hasıl olan otu sigara haline getirttirmiş.Hasıl olan otu sigara haline getirttirmiş. Ona buna takdim etmiş.Ona buna takdim etmiş. “Çok iyidir” filan diyerekten.“Çok iyidir” filan diyerekten. İlk devirlerde şeytan bizim gibi böyleİlk devirlerde şeytan bizim gibi böyle insanlar arasında dolaşırmış.insanlar arasında dolaşırmış. O peygamberimizden sonraO peygamberimizden sonra o halkının üzerinden alındı.o halkının üzerinden alındı. O adamı da kandırmış.O adamı da kandırmış. Demiş, “Bak ne güzel bir şeydir” filan diyerekten.Demiş, “Bak ne güzel bir şeydir” filan diyerekten. Adam onu içince melekler adamın yanından uzaklaşmışlar.Adam onu içince melekler adamın yanından uzaklaşmışlar. Melekler adamın yanından uzaklaşmışlar.Melekler adamın yanından uzaklaşmışlar. Onların uzaklaşmasındanOnların uzaklaşmasından fırsat bularak şeytan iva'ya başlamış adam.fırsat bularak şeytan iva'ya başlamış adam. İvaya başlamış.İvaya başlamış. Çünkü meleğin olduğu yerde şeytan gelmez,Çünkü meleğin olduğu yerde şeytan gelmez, şeytanın olduğu yerde de melek gelmez.şeytanın olduğu yerde de melek gelmez. Bunlar tabii bir iş.Bunlar tabii bir iş. Onun için Allah kusurumuzu affetsin…

Onun için Allah kusurumuzu affetsin…
Kerahat diyorlar ya, şimdi farz,Kerahat diyorlar ya, şimdi farz, vacip, sünnet, müstehab, mubah,vacip, sünnet, müstehab, mubah, haram, mekruh, müfsid değil mi ya?haram, mekruh, müfsid değil mi ya? Şu sekiz şeyimiz var bizim.Şu sekiz şeyimiz var bizim. Bu mubah değildir.Bu mubah değildir. Sigara mubah değildir.Sigara mubah değildir. Mekruhtur, en aşağı.Mekruhtur, en aşağı. Haram diyene kadar gidenler de var amaHaram diyene kadar gidenler de var ama biz öyle diyemeyeceğiz.biz öyle diyemeyeceğiz. Ama mekruhluğunda ittifak var, kerahatinde.Ama mekruhluğunda ittifak var, kerahatinde. Bir kere israf.Bir kere israf. İkincisi vücuda zarar.İkincisi vücuda zarar. Ee daha ne istiyorsun paraya zarar.Ee daha ne istiyorsun paraya zarar. Boşuna her gün elli kuruş, yüz kuruş gidiyorsun boşuna.Boşuna her gün elli kuruş, yüz kuruş gidiyorsun boşuna. Mesela bir sigara içenle içmeyen yan yana gelirseMesela bir sigara içenle içmeyen yan yana gelirse adam burnunu kapatıyor.adam burnunu kapatıyor. “Aman şu adamın sigarasının kokusundan” diyerekten.“Aman şu adamın sigarasının kokusundan” diyerekten. Hatta (sigara içen) adam secde etmiş oraya.

Hatta (sigara içen) adam secde etmiş oraya.
Bu secde eden yere rast geliyorsak,Bu secde eden yere rast geliyorsak, onun ağzının kokusu yere de siniyor da oradan da insan üzülüyor yani.onun ağzının kokusu yere de siniyor da oradan da insan üzülüyor yani. Bu kadar pis bir şey o.Bu kadar pis bir şey o. Alışınca da çok içiyor insan.Alışınca da çok içiyor insan. Çok içince de o koku artıkÇok içince de o koku artık yerleşiyor onun içerisine.yerleşiyor onun içerisine. Zifir oluyor içerisinde.Zifir oluyor içerisinde. Adını unutuveriyorum ben.Adını unutuveriyorum ben. Amerika'da bir cemiyet var.Amerika'da bir cemiyet var. Cemiyet de değil de, millet.Cemiyet de değil de, millet. Üç buçuk milyon nüfuslu kavim.Üç buçuk milyon nüfuslu kavim. Mormon diyorlar galiba onların adına.Mormon diyorlar galiba onların adına. Gavur haddi zatında amaGavur haddi zatında ama İslâmiyet'e biraz yaklaşmış gavurlardan.İslâmiyet'e biraz yaklaşmış gavurlardan. Sigara içmez.

Sigara içmez.
Kahve içmez.Kahve içmez. Meşrubatın hiç birisini içmez.Meşrubatın hiç birisini içmez. Rakıyı falan, hiç birisini içmez.Rakıyı falan, hiç birisini içmez. Böyle bir gavur.Böyle bir gavur. Zarardır diyor vücuda bunlar.Zarardır diyor vücuda bunlar. Bunlar diğer insanlara da faydalı olalım diyerektenBunlar diğer insanlara da faydalı olalım diyerekten bunların profesörleri.bunların profesörleri. Bunlar çok şey aynı zamanda da.Bunlar çok şey aynı zamanda da. Milletlerine cemiyetlerine bağlı.Milletlerine cemiyetlerine bağlı. Herkes yüzde on cemiyetineHerkes yüzde on cemiyetine -bilâ istisna- kazancından para veriyor.-bilâ istisna- kazancından para veriyor. Her gün bir kilise yapmak iktidarında imişler.Her gün bir kilise yapmak iktidarında imişler. Her gün bir kilise yapabiliyorlarmış bunlarHer gün bir kilise yapabiliyorlarmış bunlar toplanan paralarla.toplanan paralarla. Yüzde on çok tutuyor tabi.Yüzde on çok tutuyor tabi. Ama bizim yüzde kırkta birimizi geçmez yani onların yüzde onu.Ama bizim yüzde kırkta birimizi geçmez yani onların yüzde onu. Yüzde onu bizim kırkta birimizi geçmez.Yüzde onu bizim kırkta birimizi geçmez. Bizim kırkta birimiz verirseBizim kırkta birimiz verirse bizde de her gün bir cami değil, her gün bir tane dünya yaparız belki.bizde de her gün bir cami değil, her gün bir tane dünya yaparız belki. Bizim Türkiye'de gelmişler,

Bizim Türkiye'de gelmişler,
sinemalarınla beraber.sinemalarınla beraber. Şu içkinin ve sigaranın zararlarını gösterelim mi?Şu içkinin ve sigaranın zararlarını gösterelim mi? Onlar da soğusunlar.Onlar da soğusunlar. Profesör adamlardan, bilgileri de çok tabi.Profesör adamlardan, bilgileri de çok tabi. Bizim Manisa'ya gelmişler.Bizim Manisa'ya gelmişler. Manisa'daki zatlardan dinledim.Manisa'daki zatlardan dinledim. Orada başlamışlar halka oynatma sinemalarını.Orada başlamışlar halka oynatma sinemalarını. İşte bir sarhoşun ciğerini alıyor, içerisini alıyor.İşte bir sarhoşun ciğerini alıyor, içerisini alıyor. Öyle sinemada açıkça gösteriyor.Öyle sinemada açıkça gösteriyor. Sigara içenin içerisi nasıl oluyor?Sigara içenin içerisi nasıl oluyor? Onu da öyle aynen gösteriyor.Onu da öyle aynen gösteriyor. Ve bundan dolayı birçok insanlarVe bundan dolayı birçok insanlar tevbekâr olmuşlar.tevbekâr olmuşlar. Zararı aynen görüyor orada.Zararı aynen görüyor orada. Görmeleri dolayısıyla tevbe etmişler.Görmeleri dolayısıyla tevbe etmişler. Bir daha içmemişler.Bir daha içmemişler. Hatta oranın kumandanı demiş ki:Hatta oranın kumandanı demiş ki: Gelin bizim askerlere de gösterin de şu askerlerimiz içerisinde.

Gelin bizim askerlere de gösterin de şu askerlerimiz içerisinde.
Oraya da gitmişler oynatmışlar.Oraya da gitmişler oynatmışlar. Hakikaten birçok asker de meselaHakikaten birçok asker de mesela tevbekâr olmuş, içmemeye gayret etmiş.tevbekâr olmuş, içmemeye gayret etmiş. Onun için sigaraOnun için sigara haddi zatında çok kötü bir şey olmakla beraberhaddi zatında çok kötü bir şey olmakla beraber mekruhtur da.mekruhtur da. Bilirsiniz ki biz bir namaz kılıyoruz,

Bilirsiniz ki biz bir namaz kılıyoruz,
sevap alıyoruz.sevap alıyoruz. Oruç tutuyoruz, sevap alıyoruz.Oruç tutuyoruz, sevap alıyoruz. Zikrullah yapıyoruz, sevap alıyoruz.Zikrullah yapıyoruz, sevap alıyoruz. Fakat bunların karşısına da,Fakat bunların karşısına da, mesela namazın karşısına haramı koysak,mesela namazın karşısına haramı koysak, namazın karşısına müfsidi koysak,namazın karşısına müfsidi koysak, mekruhu koysak, bizim amellerimizin, sevaplarımızınmekruhu koysak, bizim amellerimizin, sevaplarımızın önüne kaleler çekiyor.önüne kaleler çekiyor. Feyz-i ilahiyye'ninFeyz-i ilahiyye'nin bize tam manasına gelmesine engel oluyor, perde oluyor bunlar.bize tam manasına gelmesine engel oluyor, perde oluyor bunlar. Feyz-i ilahiyye'nin gelmesine, gönle inmesineFeyz-i ilahiyye'nin gelmesine, gönle inmesine mani olan halatlardandır.mani olan halatlardandır. Çünkü sigara içilen yere melek de gelmez.Çünkü sigara içilen yere melek de gelmez. Meleğin gelmediği yere nur inmez, feyz inmez.Meleğin gelmediği yere nur inmez, feyz inmez. Allah affetsin...Allah affetsin... Bu bir iptiladır.

Bu bir iptiladır.
Bu iptiladan kurtulmak büyük bir derttir.Bu iptiladan kurtulmak büyük bir derttir. Onun için çocukları daha henüz ufak yaşlarındaykenOnun için çocukları daha henüz ufak yaşlarındayken buna alıştırmamak (lazım).buna alıştırmamak (lazım). Eğer baba içiyorsa, tabiatıyla çocuk da içecektir.Eğer baba içiyorsa, tabiatıyla çocuk da içecektir. Çocuğuna baba derse içme,Çocuğuna baba derse içme, “Baba sen de içiyorsun” diyecek.“Baba sen de içiyorsun” diyecek. Çocuğuna onun zararını söylese,Çocuğuna onun zararını söylese, “Onun zararı sana da aynı zamanda” diyecek. “Onun zararı sana da aynı zamanda” diyecek. Bana değil ya, sana da.Bana değil ya, sana da. “Sen içiyorsun demek ki, ya zararı yalan,“Sen içiyorsun demek ki, ya zararı yalan, beni tehdit ediyorsun, aldatıyorsun,beni tehdit ediyorsun, aldatıyorsun, yahut eh ben de senin gibi razı olurum bu işe” diyecek.yahut eh ben de senin gibi razı olurum bu işe” diyecek. Binaenaleyh evvela kendisi onunla uzaklaşmalı ki,Binaenaleyh evvela kendisi onunla uzaklaşmalı ki, çocuğuna da da tesir edebilsin.çocuğuna da da tesir edebilsin. Yani kerahat deyip geçme!Yani kerahat deyip geçme! Nasıl ki biz sevap olarak da müstehap olan şeyleri yapıyoruz,Nasıl ki biz sevap olarak da müstehap olan şeyleri yapıyoruz, kerahatler de buna mâni olan perdelerdir.kerahatler de buna mâni olan perdelerdir. Bunlardan da kurtulmak şarttır.Bunlardan da kurtulmak şarttır. “İzâ kâme'r-racülü min meclisihî,

“İzâ kâme'r-racülü min meclisihî,
sümme race’a ileyhi fe-hüve ehakku bihî.”sümme race’a ileyhi fe-hüve ehakku bihî.” Oturuyoruz burada.Oturuyoruz burada. Otururken birisinin hâceti oldu, çıktı dışarıya. Otururken birisinin hâceti oldu, çıktı dışarıya. Öteki hemen orasını işgal etmesin.Öteki hemen orasını işgal etmesin. Çünkü o adam döner gelirse,Çünkü o adam döner gelirse, o kalktığı yere hak onundur.o kalktığı yere hak onundur. Yer onun idi.Yer onun idi. Ben buraya oturacağım derse,Ben buraya oturacağım derse, benim yerimi işgal etmiş derse,benim yerimi işgal etmiş derse, ona hürmet göstermek gereği.ona hürmet göstermek gereği. Ya kalkmak veyahut da şöyle ona bir yer göstermek lazım.Ya kalkmak veyahut da şöyle ona bir yer göstermek lazım. Çünkü fe-hüve ehakku bihî..Çünkü fe-hüve ehakku bihî.. O kalktığı yerde hak onundur.O kalktığı yerde hak onundur. Ravaileri çok uzun.Ravaileri çok uzun. "İzâ kâme'r-racülü ile's-salâti,

"İzâ kâme'r-racülü ile's-salâti,
fe-lâ yüğammid ayneyhi."fe-lâ yüğammid ayneyhi." Namazda ekseriyetle insanlar durduğu vakitte şöyle sanki bir huzurNamazda ekseriyetle insanlar durduğu vakitte şöyle sanki bir huzur gelsin diyerekten gözlerini yumar, şöyle başını da değer.gelsin diyerekten gözlerini yumar, şöyle başını da değer. Öyle namaz kılar.Öyle namaz kılar. Bunu yapmasın diyor Efendimiz.Bunu yapmasın diyor Efendimiz. Fe-lâ yüğammid.Fe-lâ yüğammid. Çünkü gözün de ibadete hakkı var.Çünkü gözün de ibadete hakkı var. O da secde mahaline bakacak.O da secde mahaline bakacak. Tefekküre vesile olacak.Tefekküre vesile olacak. Onun da hakkını ketmetme,Onun da hakkını ketmetme, o da ibadet edecek.o da ibadet edecek. Bulunmak suretiyle bu nimetten mahrum kalır.Bulunmak suretiyle bu nimetten mahrum kalır. Onun için Efendimiz demiş:Onun için Efendimiz demiş: “Fe-lâ yüğammid ayneyhi.”“Fe-lâ yüğammid ayneyhi.” Gözlerini yummasın.Gözlerini yummasın. “Çünkü göz yumma, Yuhud alametidir” diyor.“Çünkü göz yumma, Yuhud alametidir” diyor. Yahudiler gözlerini yumarlarmış.Yahudiler gözlerini yumarlarmış. Biz de onlara daima muhalefetle memuruz.Biz de onlara daima muhalefetle memuruz. Yuhudinin yaptığını yapmamakla memuruz.Yuhudinin yaptığını yapmamakla memuruz. Bak ne kadar büyük bir iş var yav.Bak ne kadar büyük bir iş var yav. Çok kusurumuz var Allah kusurlarımızı affetsin…Çok kusurumuz var Allah kusurlarımızı affetsin… Yahudiyle dostluk, Yahudiyle alışveriş,

Yahudiyle dostluk, Yahudiyle alışveriş,
Yahudiye iltifat;Yahudiye iltifat; Türk dururken, Müslüman dururken onu bırakıp da gidip de YahudidenTürk dururken, Müslüman dururken onu bırakıp da gidip de Yahudiden beş kuruş değil, on kuruş değil, yüz kuruş,beş kuruş değil, on kuruş değil, yüz kuruş, yarı yarıya eksik verse, yine ona gitme.yarı yarıya eksik verse, yine ona gitme. Ona paranı kaptırma, verme.Ona paranı kaptırma, verme. O yarı yarıya veriyor, bu yüz kuruşa veriyor, o elli kuruşa veriyor.O yarı yarıya veriyor, bu yüz kuruşa veriyor, o elli kuruşa veriyor. O Yahudidir, elliyi verme ona.O Yahudidir, elliyi verme ona. Yüze buradan al, Müslüman kardeşinden al.Yüze buradan al, Müslüman kardeşinden al. Onun yaptığı hareketlerin hep dışında yap.Onun yaptığı hareketlerin hep dışında yap. "İzâ kâme leke racülün min meclisihî

"İzâ kâme leke racülün min meclisihî
fe-lâ teclis fîhi, ve lâ temsah yedeke bi-sevbi men lâ temlik."fe-lâ teclis fîhi, ve lâ temsah yedeke bi-sevbi men lâ temlik." O kardeşinin kalktığı yerde oturmadığın gibi,O kardeşinin kalktığı yerde oturmadığın gibi, başkasının mendiline de elini silme.başkasının mendiline de elini silme. Buna da dikkat edin.Buna da dikkat edin. Bakınız Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem,Bakınız Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem, başkasının mendili ile, havlusu ile elini silme.başkasının mendili ile, havlusu ile elini silme. Ben ne zamandır bilmem galiba küçük yaşlarımda,Ben ne zamandır bilmem galiba küçük yaşlarımda, abdest almışım da babamdan mendilini istediydim.abdest almışım da babamdan mendilini istediydim. Aklıma geldi şimdi:Aklıma geldi şimdi: “Baba mendilini ver, yüzümü sileyim dedim.”“Baba mendilini ver, yüzümü sileyim dedim.” Vermedi.Vermedi. Demek ki biliyormuş bunu anlaşılan.Demek ki biliyormuş bunu anlaşılan. Olmaz dedi mendilini cebinde taşı.Olmaz dedi mendilini cebinde taşı. Veyahut bırak kendi kendine kurusun.Veyahut bırak kendi kendine kurusun. Lâ temsah yedekeLâ temsah yedeke bi-sevbi men lâ temlik.”bi-sevbi men lâ temlik.” Hakkın olmayan başkasının mendiline elini silme.Hakkın olmayan başkasının mendiline elini silme. "İzâ kâme ehadüküm ile's-salâti..."

"İzâ kâme ehadüküm ile's-salâti..."
Bunlar güzel dersler.Bunlar güzel dersler. "İzâ kâme ehadüküm ile's-salâti"İzâ kâme ehadüküm ile's-salâti fe-inne'r-rahmete tüvâcihuhû,fe-inne'r-rahmete tüvâcihuhû, felâ yemsahi'l-hasâ."felâ yemsahi'l-hasâ." Allah, Allah-u Ekber diye huzuru ilahiye duruyor.Allah, Allah-u Ekber diye huzuru ilahiye duruyor. Kendimizde değiliz biz, farkında değiliz.Kendimizde değiliz biz, farkında değiliz. Cenâb-ı Hak derhal karşımızda böyle sanki.Cenâb-ı Hak derhal karşımızda böyle sanki. Yüz çeviriyor bize.Yüz çeviriyor bize. Binaenaleyh şimdi öyle bir huzurdasın ki,Binaenaleyh şimdi öyle bir huzurdasın ki, secde yaptın, toprak, kum, toz bulaştı alnına, yüzüne filan.secde yaptın, toprak, kum, toz bulaştı alnına, yüzüne filan. Nasıl büyüklerin huzurunda insan böyle oynayamaz,Nasıl büyüklerin huzurunda insan böyle oynayamaz, kaşınamaz, bir şey yapamaz.kaşınamaz, bir şey yapamaz. Çünkü karşında büyük bir adam var.Çünkü karşında büyük bir adam var. Onun karşısında ısırsa da bit onları,Onun karşısında ısırsa da bit onları, sesini çıkaramaz gayet edebe muhaliftir der.sesini çıkaramaz gayet edebe muhaliftir der. Binaenaleyh Hz. Allah'ın karşısındasın.Binaenaleyh Hz. Allah'ın karşısındasın. Ona uymayan çirkin hallerle meşgul olma.Ona uymayan çirkin hallerle meşgul olma. Hatta yüzünü bile silmek…Hatta yüzünü bile silmek… Onu da yapma.Onu da yapma. İbadette en yüksek makam,İbadette en yüksek makam, insanlıkta en yüksek makam ihsan makamıdır.insanlıkta en yüksek makam ihsan makamıdır. İhsan makamı, makamın en üstünüdür.İhsan makamı, makamın en üstünüdür. Ki, el-ihsan, Cebrail aleyhisselam'ınKi, el-ihsan, Cebrail aleyhisselam'ın Efendimiz'e ihsanı anlatışı.Efendimiz'e ihsanı anlatışı. "En ta'budallâhe ke-enneke terâhu."

"En ta'budallâhe ke-enneke terâhu."
Allah'a öyle ibadet et ki,Allah'a öyle ibadet et ki, güya O'nu görüyorsun, O'nun karşısındasın.güya O'nu görüyorsun, O'nun karşısındasın. Öyle ibadet et Allah'a.Öyle ibadet et Allah'a. "Fe-in lem tekün terâ, fe-innehû yerâk.""Fe-in lem tekün terâ, fe-innehû yerâk." Hakikaten bizim gözlerimiz O'nun idrakten elbette âcizdir.Hakikaten bizim gözlerimiz O'nun idrakten elbette âcizdir. Fakat muhakkak bizi görmektedir.Fakat muhakkak bizi görmektedir. Binaenaleyh O'nun huzurundayız, başka böyle..Binaenaleyh O'nun huzurundayız, başka böyle.. Ama yalnız namaz da mı huzurundayız.Ama yalnız namaz da mı huzurundayız. Her an O'nun huzurundayız.Her an O'nun huzurundayız. Binaenaleyh her an insan edebe uygun hareket etmesi lazım.Binaenaleyh her an insan edebe uygun hareket etmesi lazım. Bu sefer Allah nasip etti de

Bu sefer Allah nasip etti de
Serî es-Sakatî Hazretleri'ni ziyaret ettik Bağdat’da.Serî es-Sakatî Hazretleri'ni ziyaret ettik Bağdat’da. Onun menakıbında okudum ki, o zatOnun menakıbında okudum ki, o zat 120 sene muammer olmuş.120 sene muammer olmuş. 90 defa hacca gitmiş.90 defa hacca gitmiş. Fakat bir kere ayağını uzatmak şeysini yapamamış, ayağını uzatamamış.Fakat bir kere ayağını uzatmak şeysini yapamamış, ayağını uzatamamış. Daima edepte, daima huzurda.Daima edepte, daima huzurda. Allah şefaatlerine nail etsin cümlemizi...Allah şefaatlerine nail etsin cümlemizi... Bizlere de o büyüklerin terbiyeleriyle,Bizlere de o büyüklerin terbiyeleriyle, edepleriyle edeplenmek nasip etsin...edepleriyle edeplenmek nasip etsin... Onun için; Edeb bir tâc imiş nûr-u Hûdâ'danOnun için; Edeb bir tâc imiş nûr-u Hûdâ'dan giy o tâcı emîn ol her belâdangiy o tâcı emîn ol her belâdan ilim meclislerinde aradım, kıldım talep İlim geride kaldıilim meclislerinde aradım, kıldım talep İlim geride kaldı ille edep ille edep.ille edep ille edep. Geçen bir gazetede yazmış,Geçen bir gazetede yazmış, “İlim iyi ama, ahlâksız ilmi ne yapayım” demiş.“İlim iyi ama, ahlâksız ilmi ne yapayım” demiş. İlim iyi ama, ahlâksız ilim.İlim iyi ama, ahlâksız ilim. Edep de üstün mevki ahlâkın.Edep de üstün mevki ahlâkın. Binaenaleyh insan bilgisiyle, bilgisinin çok olması para etmez,Binaenaleyh insan bilgisiyle, bilgisinin çok olması para etmez, edebi de yanında olmalıdır.edebi de yanında olmalıdır. Edebi olmayanın ilmi tehlikelidir.Edebi olmayanın ilmi tehlikelidir. "İzâ kâme ehadüküm fî salâtihî

"İzâ kâme ehadüküm fî salâtihî
felyüskin etrâfehû,felyüskin etrâfehû, ve lâ yetemeyyel kemâ tetemeyyelü'l-Yehûdü,ve lâ yetemeyyel kemâ tetemeyyelü'l-Yehûdü, fe-inne sükûne'l-etrâfi fi's-salâti min temâmi's-salâti."fe-inne sükûne'l-etrâfi fi's-salâti min temâmi's-salâti." Bak ne güzel...Bak ne güzel... “Namaza durduğunuz vakitte“Namaza durduğunuz vakitte iki tarafa sallanmayın” diyor.iki tarafa sallanmayın” diyor. İki tarafa sallanmayın.İki tarafa sallanmayın. Gayet huzur içerisinde edep üzerine bulunun.Gayet huzur içerisinde edep üzerine bulunun. Yahudiler böyle iki tarafa meylederlermiş,Yahudiler böyle iki tarafa meylederlermiş, sallanırlarmış.sallanırlarmış. Fe-inne sükûne'l-etrâfi fi's-salâti min temâmi's-salâti.Fe-inne sükûne'l-etrâfi fi's-salâti min temâmi's-salâti. Öyle sakin bir halde, huzuru ilahiye durmak,Öyle sakin bir halde, huzuru ilahiye durmak, namazın tamamına alamettir.namazın tamamına alamettir. "İzâ kâme'l-abdü yüsallî

"İzâ kâme'l-abdü yüsallî
akbelellâhü azze ve celle aleyhi bi-vechihî..."akbelellâhü azze ve celle aleyhi bi-vechihî..." Namaza durur durmaz,Namaza durur durmaz, Allah celle ve ala'ya durur. “Ben senin karşındayım.”Allah celle ve ala'ya durur. “Ben senin karşındayım.” İkbâl, yani yüz yüze geliyor.İkbâl, yani yüz yüze geliyor. Karşılamak.Karşılamak. Bir dostumuz geldiği vakitte nasıl karşılıyoruz onu?Bir dostumuz geldiği vakitte nasıl karşılıyoruz onu? Kucaklışıyoruz, karşılışıyoruz.Kucaklışıyoruz, karşılışıyoruz. Karşılıştığı gibi Allah Teâlâ biz namaza durur durmaz,Karşılıştığı gibi Allah Teâlâ biz namaza durur durmaz, akbelellâhü azze ve celle aleyhi bi-vechihî.akbelellâhü azze ve celle aleyhi bi-vechihî. Şu zatıyla yani, Cenâb-ı HakkŞu zatıyla yani, Cenâb-ı Hakk ona karşı ikbal ediyor.ona karşı ikbal ediyor. Fe-lem yasrif anhü hattâ yansarife'l-abdü.Fe-lem yasrif anhü hattâ yansarife'l-abdü. Ta namazdan çıkıncaya kadar kulundan ayrılmıyor Hazreti Allah.Ta namazdan çıkıncaya kadar kulundan ayrılmıyor Hazreti Allah. Allah cümlemize intibahlar nasip etsin…Allah cümlemize intibahlar nasip etsin… "İzâ kâme ehadüküm min menâmihî

"İzâ kâme ehadüküm min menâmihî
felyekul: Elhamdü lillâhillezîfelyekul: Elhamdü lillâhillezî radde fînâ ervâhanâradde fînâ ervâhanâ ba'de iz künnâ emvâten."ba'de iz künnâ emvâten." Yattık, uyuduk.Yattık, uyuduk. Olduk bir ölü.Olduk bir ölü. Ne sağımızdan haberimiz var,Ne sağımızdan haberimiz var, ne solumuzdan haberimiz var.ne solumuzdan haberimiz var. Bazı uykularda ağır olur.Bazı uykularda ağır olur. İç dünyasından çekilmiş gitmiş.İç dünyasından çekilmiş gitmiş. Sabahleyin uyandık.Sabahleyin uyandık. Ölü gibiyken sabahleyin ya müezzinin sesinden uyandık,Ölü gibiyken sabahleyin ya müezzinin sesinden uyandık, yahut uykumuz bitti uyandık.yahut uykumuz bitti uyandık. Şimdi insana ilk düşen vazife,Şimdi insana ilk düşen vazife, Elhamdülillah, o ölü hayattanElhamdülillah, o ölü hayattan beni şimdi diri hayata nail ettin.beni şimdi diri hayata nail ettin. Radde fînâ ervâhanâ.Radde fînâ ervâhanâ. Bir an evvel ölü gibiyken,Bir an evvel ölü gibiyken, şimdi bizim ruhumuzu bize iade etti, hayatımızı yeniledik.şimdi bizim ruhumuzu bize iade etti, hayatımızı yeniledik. Ve taze bir hayata kavuştuk.Ve taze bir hayata kavuştuk. Onun için bize ilk lazım olan şeyOnun için bize ilk lazım olan şey Elhamdülillah demek.Elhamdülillah demek. Onun için uyandığımız vakitte

Onun için uyandığımız vakitte
bunu böyle beller de Elhamdü lillâhillezîbunu böyle beller de Elhamdü lillâhillezî radde fînâ ervâhanâradde fînâ ervâhanâ ba'de iz künnâ emvâten demek vazifemiz oluyor.ba'de iz künnâ emvâten demek vazifemiz oluyor. "İzâ kâme ehadüküm mine'l-meclisi felyüsellim..."

"İzâ kâme ehadüküm mine'l-meclisi felyüsellim..."
Bak bak şu Allah-u Teâlâ'nın bize olan şu lütuflarına, ikramlarına.Bak bak şu Allah-u Teâlâ'nın bize olan şu lütuflarına, ikramlarına. Oturuyoruz şimdi.Oturuyoruz şimdi. Muhabbete toplandık.Muhabbete toplandık. Gitmek istiyorum ben evime.Gitmek istiyorum ben evime. Giderken; es-selamu aleyküm.Giderken; es-selamu aleyküm. Bu selamı ver, öyle git evine.Bu selamı ver, öyle git evine. Fe-innehû yüktebü lehû elfü haseneh.Fe-innehû yüktebü lehû elfü haseneh. Bire on var ya, burada bire bin.Bire on var ya, burada bire bin. Bir selama bin tane Allah Teâlâ sevap veriyor.Bir selama bin tane Allah Teâlâ sevap veriyor. Elfu hasene.Elfu hasene. Bin hasene.Bin hasene. Faziletin büyüklüğüne bakınız.Faziletin büyüklüğüne bakınız. Kardeşlerimizin birbirlerine yaptığı duanın mükâfatı.Kardeşlerimizin birbirlerine yaptığı duanın mükâfatı. Ve yukdâ lehû elfü hâceh.

Ve yukdâ lehû elfü hâceh.
Bin hâceti de kadâ olunur (giderilir) diyor.Bin hâceti de kadâ olunur (giderilir) diyor. O bin sevaptan başka.O bin sevaptan başka. Bin de hâceti reva olunur.Bin de hâceti reva olunur. Daha.Daha. Ve yahrucü min zünûbihî ke-yevme veledethü ümmühû.Ve yahrucü min zünûbihî ke-yevme veledethü ümmühû. Anasından doğduğu günde günahlardan sıyrılır.Anasından doğduğu günde günahlardan sıyrılır. Bu selamın elimizden gitmesi bizim için bir cezadır.Bu selamın elimizden gitmesi bizim için bir cezadır. Kıymetini bilmeyince elimizden aldık.Kıymetini bilmeyince elimizden aldık. Günaydın, akşamaydın, sabahaydın.Günaydın, akşamaydın, sabahaydın. Bunlar, beşerin uydurdukları laflardır.Bunlar, beşerin uydurdukları laflardır. Allah Teâlâ kitabında bize;Allah Teâlâ kitabında bize; Ve izâ huyyîtüm bi-tahiyyetin

Ve izâ huyyîtüm bi-tahiyyetin
fe-hayyû bi-ahsene minhâ ev ruddûhâ. (Nisâ Suresi 86. Ayet)fe-hayyû bi-ahsene minhâ ev ruddûhâ. (Nisâ Suresi 86. Ayet) Allah celle ve ala'nınAllah celle ve ala'nın ve Resulü lisanıyla bize bildirdiği,ve Resulü lisanıyla bize bildirdiği, es-selamu aleyküm gelirken de,es-selamu aleyküm gelirken de, girerken meclise odanıza,girerken meclise odanıza, es-selamu aleyküm der girersiniz.es-selamu aleyküm der girersiniz. Çıkarken de Allah ısmarladığın yerine,Çıkarken de Allah ısmarladığın yerine, es-selamu aleyküm der, öyle çıkarsınız.es-selamu aleyküm der, öyle çıkarsınız. Allah'ı ısmarladığın yerine,Allah'ı ısmarladığın yerine, Allah'a ısmarladıkta sevap yok.Allah'a ısmarladıkta sevap yok. Bunu biz söylüyoruz.Bunu biz söylüyoruz. Bu da öğretilen sözden dolayı, söylediğimizden dolayıBu da öğretilen sözden dolayı, söylediğimizden dolayı bin mükâfat, bin hacet görülüyor.bin mükâfat, bin hacet görülüyor. Günahlarımızda mağfiret-i ilahiyeye mazhar oluyoruz.Günahlarımızda mağfiret-i ilahiyeye mazhar oluyoruz. "İzâ karae’bnu Âdeme's-secdete..."

"İzâ karae’bnu Âdeme's-secdete..."
Kur'an'da bak, geçen ders Kur'an okuyoruz, şimdi dersin arkasında ya.Kur'an'da bak, geçen ders Kur'an okuyoruz, şimdi dersin arkasında ya. Bakıyoruz da on dört tane secde var.Bakıyoruz da on dört tane secde var. Ancak üç kişi, beş kişi secdeyi yapıyor ya yapmıyor.Ancak üç kişi, beş kişi secdeyi yapıyor ya yapmıyor. Bu gelen kalan secdeler,Bu gelen kalan secdeler, ya okuyucuların farkına varmıyorlar bunu secde olduğundan.ya okuyucuların farkına varmıyorlar bunu secde olduğundan. Halbuki secde denilen bir kelime var,Halbuki secde denilen bir kelime var, yanı başında da bir işaret var.yanı başında da bir işaret var. “Burada secde edilecektir” diyerekten.“Burada secde edilecektir” diyerekten. Tabi okuyan adam onun herhalde bilmesi lazım.Tabi okuyan adam onun herhalde bilmesi lazım. Buna karşı kalkıp derhal secdesini yapması lazım.Buna karşı kalkıp derhal secdesini yapması lazım. Derhal yaparsa mükâfatı büyük olur.Derhal yaparsa mükâfatı büyük olur. Okuduktan sonraya bırakırsa borcunu ödemiş olur.Okuduktan sonraya bırakırsa borcunu ödemiş olur. Bir insan secde ayetini okudu.

Bir insan secde ayetini okudu.
Fe-secede.Fe-secede. Kalktı secdesini yaptı.Kalktı secdesini yaptı. Tezele'ş-şeytânü yebkî.Tezele'ş-şeytânü yebkî. Şeytan uzaklaşır, ağlaya ağlaya.Şeytan uzaklaşır, ağlaya ağlaya. Yekûlü: Yâ veylehü, ümira’bnu Âdeme bi's-sücûdi,Yekûlü: Yâ veylehü, ümira’bnu Âdeme bi's-sücûdi, fe-secede felehü'l-cennetü.fe-secede felehü'l-cennetü. İnsanoğlu secdeyle emrolundu,İnsanoğlu secdeyle emrolundu, yaptı, felehü'l-cenneh, cennete nail oldu.yaptı, felehü'l-cenneh, cennete nail oldu. Ve ümirtü bi's-sücûdi.Ve ümirtü bi's-sücûdi. Ben de emrolundum ama, fe-asaytü,Ben de emrolundum ama, fe-asaytü, yapmadım bu secdeyi.yapmadım bu secdeyi. Feliyen-nâru kendi kendine nedametler,Feliyen-nâru kendi kendine nedametler, pişmanlıklar gösterirmiş şeytan.pişmanlıklar gösterirmiş şeytan. Sonunda yapılır da,Sonunda yapılır da, sonra yapılanla öndeki vaktiyle yaptığının arasındasonra yapılanla öndeki vaktiyle yaptığının arasında sevap cihetinden fark olur.sevap cihetinden fark olur. "İzâ karae'l-kâriü fe-ahtae..."

"İzâ karae'l-kâriü fe-ahtae..."
Öğrenmeye çalışıyorum Kur'an-ı Azimüşşan'ı.Öğrenmeye çalışıyorum Kur'an-ı Azimüşşan'ı. Fakat biz Arap olmadığımız için,Fakat biz Arap olmadığımız için, hatta Arap'ta da vaki olur bu.hatta Arap'ta da vaki olur bu. Tam manasıyla okuyamayız.Tam manasıyla okuyamayız. Okuyamadığımızdan dolayı, hele acemi olursak,Okuyamadığımızdan dolayı, hele acemi olursak, çok yanlış olur ekseriyetle.çok yanlış olur ekseriyetle. Böyle hata ediyor.Böyle hata ediyor. Ev lehane.Ev lehane. Yahut okurken lehin ile okuyor.Yahut okurken lehin ile okuyor. Hatalı o da.Hatalı o da. Mesela; elhamdüü li’llahiii rabbiii.Mesela; elhamdüü li’llahiii rabbiii. Aralara harfler sokuyor araya.Aralara harfler sokuyor araya. Yapamıyor, beceremiyor.Yapamıyor, beceremiyor. Ev kâne a'cemiyyen.Ev kâne a'cemiyyen. Yahut bizim gibi acemi bir insan.Yahut bizim gibi acemi bir insan. Ketebehü'l-melekü kemâ ünzile.Ketebehü'l-melekü kemâ ünzile. Melek onu inzal olunduğu gibi yazar.Melek onu inzal olunduğu gibi yazar. Senin ağzında okuduğun yanlışlıkla yazmaz.Senin ağzında okuduğun yanlışlıkla yazmaz. Bu da Allah'ın bir lütfu demek bize.Bu da Allah'ın bir lütfu demek bize. Biliyor ki yapamıyor işte.Biliyor ki yapamıyor işte. "İzâ karae'r-racülü'l-Kur'âne,

"İzâ karae'r-racülü'l-Kur'âne,
ve tefekkaha fi'd-dîni, sümme etâ bâbe's-sultâni..."ve tefekkaha fi'd-dîni, sümme etâ bâbe's-sultâni..." Kur'an'ı öğrendi, âlim oldu.Kur'an'ı öğrendi, âlim oldu. Âlim oldu ama, dünyalık da lazım.Âlim oldu ama, dünyalık da lazım. “Gidelim de şu sultana, hükümdara,“Gidelim de şu sultana, hükümdara, işte bir de anlatalım derdimizi de,işte bir de anlatalım derdimizi de, bize bir de aylık bağlasın, yahut bir şey versin,bize bir de aylık bağlasın, yahut bir şey versin, ikramda bulunsun.”ikramda bulunsun.” Etâ bâbe's-sultâni temellukan ileyhi.Etâ bâbe's-sultâni temellukan ileyhi. Tabi sultanın karşısına gidinceTabi sultanın karşısına gidince biraz onu methetmek lazım ki bir şey versin.biraz onu methetmek lazım ki bir şey versin. Onu methedince, ''ve tame’an limâ fî yedihî ''Onu methedince, ''ve tame’an limâ fî yedihî '' onun elindekilerine tamahlan.onun elindekilerine tamahlan. ''Hâda bi-kadri hutvâtihî fî nâri cehennem.''

''Hâda bi-kadri hutvâtihî fî nâri cehennem.''
Attığı adımlar ne kadarsaAttığı adımlar ne kadarsa cehenneme o kadar yakın olur.cehenneme o kadar yakın olur. Çünkü âlim, sultana gitmez,Çünkü âlim, sultana gitmez, sultan âlimin ayağına gelmesi lazım.sultan âlimin ayağına gelmesi lazım. Hükümdarların, âlimlerin ayağına gelmesi lazım.Hükümdarların, âlimlerin ayağına gelmesi lazım. Âlimlerin ne zamanki sultanların ayağına giderlerseÂlimlerin ne zamanki sultanların ayağına giderlerse gittikleri, attıkları adım kadargittikleri, attıkları adım kadar fî nâri cehennem, cehenneme yaklaşmış olurlar.fî nâri cehennem, cehenneme yaklaşmış olurlar. "İzâ kara'tümü'l-hamdü fakraû:

"İzâ kara'tümü'l-hamdü fakraû:
Bismillâhirrahmânirrahîm..."Bismillâhirrahmânirrahîm..." Elham okuyacağız sureyi.Elham okuyacağız sureyi. Ama elhamdülillah biz hep alışmışızdır ya.Ama elhamdülillah biz hep alışmışızdır ya. Okuyacağımız vakitte Euzu besmele çekeriz ondan sonra okuruz.Okuyacağımız vakitte Euzu besmele çekeriz ondan sonra okuruz. Hani besmele çekmeden okumayın Elham'ı.Hani besmele çekmeden okumayın Elham'ı. Evvela,"İzâ kara'tümü'l-hamdü fakraû:Evvela,"İzâ kara'tümü'l-hamdü fakraû: Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.el-Hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Fe-innehâ ümmü'l-Kur'ân.

Fe-innehâ ümmü'l-Kur'ân.
Fatiha, bütün Kur'an'ın anası ve ümmü'l Kur'an.Fatiha, bütün Kur'an'ın anası ve ümmü'l Kur'an. Ve ümmü'l-kitâb.Ve ümmü'l-kitâb. Ana kitaptır.Ana kitaptır. Ve's-seb’u'l-mesânî, ve BismillâhirrahmânirrahîmVe's-seb’u'l-mesânî, ve Bismillâhirrahmânirrahîm ihdâ âyâtihâ.ihdâ âyâtihâ. Şafiîlere göre de Bismillah,Şafiîlere göre de Bismillah, Elham ayetlerinin birisidir.Elham ayetlerinin birisidir. Yedi tane sayar onlar.Yedi tane sayar onlar. Yedisinin birisi bismillah, altı tane deYedisinin birisi bismillah, altı tane de Elham'ı katar yediye getirirler.Elham'ı katar yediye getirirler. Bizimkisi ayrı sayılmıştır.Bizimkisi ayrı sayılmıştır. "İzâ kurribe li-ehadiküm taâmühü,

"İzâ kurribe li-ehadiküm taâmühü,
ve fî ricleyhi na'lâni,ve fî ricleyhi na'lâni, felyenza' na'leyhi, fe-innehû ervahu li'l-kademeyni,felyenza' na'leyhi, fe-innehû ervahu li'l-kademeyni, ve hüve mine's-sünneh."ve hüve mine's-sünneh." Burada bir işaret de olsa gerek.Burada bir işaret de olsa gerek. Yemek yemeye taam geldi, hazırlandı, önümüze koyuldu.Yemek yemeye taam geldi, hazırlandı, önümüze koyuldu. Sizin önünüze taam geldiği, yemek geldiği vakitte,Sizin önünüze taam geldiği, yemek geldiği vakitte, ayaklarınızda ayakkabılarınız var.ayaklarınızda ayakkabılarınız var. Ayakkabılarınızı çıkarın da öyle yemeğinizi yiyin.Ayakkabılarınızı çıkarın da öyle yemeğinizi yiyin. Yani ayakkabılarla beraber oturmayın.Yani ayakkabılarla beraber oturmayın. Tabi ayakta böyle oturulunca ayakkabının zararı olmaz adamın ayağında.Tabi ayakta böyle oturulunca ayakkabının zararı olmaz adamın ayağında. Masalarda olduğu için.Masalarda olduğu için. Demek ki yemek yerken masada değil de yerde yiyin.Demek ki yemek yerken masada değil de yerde yiyin. Yerde oturduğunuz vakitte de ayakkabılarınızı ayağınızdan çıkarın.Yerde oturduğunuz vakitte de ayakkabılarınızı ayağınızdan çıkarın. Öyle oturun.Öyle oturun. Ve hüve mine's-sünneh.

Ve hüve mine's-sünneh.
Bu da sünnettendir.Bu da sünnettendir. Yani bizim bu kabahatlerimiz çok ya,Yani bizim bu kabahatlerimiz çok ya, kabahatlerimizden birisi dekabahatlerimizden birisi de bu Avrupa ananaesinebu Avrupa ananaesine uyup da böyle masalarda müreffeh bir şekildeuyup da böyle masalarda müreffeh bir şekilde yemek yemek âdeti, sünnete muhaliftir.yemek yemek âdeti, sünnete muhaliftir. Sünnete muhalif olunca eksik olur.Sünnete muhalif olunca eksik olur. Bizim analarımızdan, babalarımızdan gördüğümüz hep sofra yayılır.Bizim analarımızdan, babalarımızdan gördüğümüz hep sofra yayılır. Tepsisini koyar ortaya, hepimiz de diz çöker otururuz sofraya.Tepsisini koyar ortaya, hepimiz de diz çöker otururuz sofraya. Babamız, dedemiz başlar, biz de arkasındanBabamız, dedemiz başlar, biz de arkasından Bismillâhirrahmânirrahîm diye başlarız.Bismillâhirrahmânirrahîm diye başlarız. Biz öyle büyüdük.Biz öyle büyüdük. "İzâ kurribe ilâ ehadikum taâmuhu

"İzâ kurribe ilâ ehadikum taâmuhu
ve huve sâimun felyekul: Bismillâhi vel-hamdu lillâh.ve huve sâimun felyekul: Bismillâhi vel-hamdu lillâh. Allâhumme leke sumtuAllâhumme leke sumtu ve 'alâ rızkike eftartuve 'alâ rızkike eftartu ve 'aleyke tevekkeltu.ve 'aleyke tevekkeltu. Subhâneke ve bi-hamdike tekabbel minnî,Subhâneke ve bi-hamdike tekabbel minnî, inneke entes-semî'ul-'alîm."inneke entes-semî'ul-'alîm." Duasını öğretmiş sallallahu aleyhi ve sellem.Duasını öğretmiş sallallahu aleyhi ve sellem. Oruçlu olduğumuz vakitte, yemek yediğimiz vakitteOruçlu olduğumuz vakitte, yemek yediğimiz vakitte bu dua etmemiz lazımmış.bu dua etmemiz lazımmış. Gerek Ramazan’da, gerek Ramazan'ın gayrısındaGerek Ramazan’da, gerek Ramazan'ın gayrısında oruçlu olduğumuz halde zamanda böyle bir ikrama uğrarsak...oruçlu olduğumuz halde zamanda böyle bir ikrama uğrarsak... Bismillâhi vel-hamdu lillâh.Bismillâhi vel-hamdu lillâh. Allâhumme leke sumtuAllâhumme leke sumtu ve bike âmentü ve 'aleyke tevekkeltüve bike âmentü ve 'aleyke tevekkeltü ve 'alâ rızkike eftartu.ve 'alâ rızkike eftartu. Onu biz öğrenmişiz ama burada da başka türlü.Onu biz öğrenmişiz ama burada da başka türlü. Allâhumme leke sumtu ve 'alâ rızkike

Allâhumme leke sumtu ve 'alâ rızkike
eftartu ve 'aleyke tevekkeltu.eftartu ve 'aleyke tevekkeltu. Subhâneke ve bi-hamdike.Subhâneke ve bi-hamdike. Yine burada da bir tesbih ve tahmid yapıyor.Yine burada da bir tesbih ve tahmid yapıyor. Tekabbel minnî.Tekabbel minnî. Benden kabul et bu orucu da.Benden kabul et bu orucu da. İnneke entes-semî'ul-'alîm.İnneke entes-semî'ul-'alîm. Çünkü sen duyucusun.Çünkü sen duyucusun. Aynı zamanda bilecisin de.Aynı zamanda bilecisin de. Bu iki söz çok mühimdir.Bu iki söz çok mühimdir. Biz Allah Teâlâ'yı her harekatımızı bilen,Biz Allah Teâlâ'yı her harekatımızı bilen, her harekatımızı işiten olarak kabul ederiz.her harekatımızı işiten olarak kabul ederiz. Allah celle ve ala kara karıncanın,Allah celle ve ala kara karıncanın, kara taşın üzerinde küçükken okuduğumuz dersin,kara taşın üzerinde küçükken okuduğumuz dersin, kara taşta kara karıncanın gezdiğini gören Allah.kara taşta kara karıncanın gezdiğini gören Allah. Onun ayağının tıkırtısını duyan Allah.Onun ayağının tıkırtısını duyan Allah. Yani bizim için, bizim Kur'an'da daima;Yani bizim için, bizim Kur'an'da daima; Ya’lemü’s-sirra ve-ahfâ. (Tâhâ Suresi 7. Ayet)

Ya’lemü’s-sirra ve-ahfâ. (Tâhâ Suresi 7. Ayet)
Siz iç, “ahfâ” daha iç.Siz iç, “ahfâ” daha iç. Bunları da bilen Allah.Bunları da bilen Allah. Esrarımızı bilen Allah.Esrarımızı bilen Allah. Ya dünyaya gelmeden evvel halimizi bilen Allah.Ya dünyaya gelmeden evvel halimizi bilen Allah. Ee, sen öyle Allah'sın ki Yâ Rabbi hem semî'sin hem âlimsin.Ee, sen öyle Allah'sın ki Yâ Rabbi hem semî'sin hem âlimsin. Bu itikad ne zaman bizim içimize yerleşirse,Bu itikad ne zaman bizim içimize yerleşirse, işte tam Müslüman o zaman oluruz.işte tam Müslüman o zaman oluruz. Ama bunu biliyoruz ama yine fenalıkları yaparken unutuveriyoruz.Ama bunu biliyoruz ama yine fenalıkları yaparken unutuveriyoruz. Allah cümlemizi affetsin...

Allah cümlemizi affetsin...
Tevfikât-ı samadaniyesine mazhar etsin...Tevfikât-ı samadaniyesine mazhar etsin... Her zaman hıfz-i himayesinden bizi zerre miktar ayırmasın…Her zaman hıfz-i himayesinden bizi zerre miktar ayırmasın… Son nefeste de cümlemize hüsn-ü hatimeler nasip edip buyurun...Son nefeste de cümlemize hüsn-ü hatimeler nasip edip buyurun... Eşhedü en lâ ilâhe illallah

Eşhedü en lâ ilâhe illallah
ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühuve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühu sözünü söylemeye cümlemize nasip edin inşallah...sözünü söylemeye cümlemize nasip edin inşallah... El-Fatiha!

El-Fatiha!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2