Namaz Vakitleri
İstanbul
19 Rebîü'l-Evvel 1448
01 September 2026
Detaylı Arama

İslami Hayatın Esasları ve Sorumlulukları

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

11 Ramazan 1404 / 09.06.1984
Özelif Camii/ Ankara

İslami Hayatın Esasları ve Sorumlulukları

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

11 Ramazan 1404 / 09.06.1984
Özelif Camii/ Ankara

Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.

el-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn.Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn. Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emma badü. Fa'lemû eyyühe'l-ihvân

Emma badü. Fa'lemû eyyühe'l-ihvân
fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah.fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah. Ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ

Ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ
Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi ve sellem.Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi ve sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesatuhâVe şerre'l-umûri muhdesatuhâ ve külle muhdesetin bid'atün.ve külle muhdesetin bid'atün. Ve külle bid'atin dalâletünVe külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sahibehâ fi'nnâr.ve külle dalâletin ve sahibehâ fi'nnâr. Ve bi'ssenedi'l-muttasılî ile'nnebiyyiVe bi'ssenedi'l-muttasılî ile'nnebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâle.sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâle. Hz. Âişe validemizden rivayet edilmiştir.

Hz. Âişe validemizden rivayet edilmiştir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Ezîbû taâmeküm.

Ezîbû taâmeküm.
Yemeklerinizi eritiniz.Yemeklerinizi eritiniz. Yediklerinizi eritiniz.Yediklerinizi eritiniz. Bi-zikrillâhi ve’s-salâti.

Bi-zikrillâhi ve’s-salâti.
Allah'ın zikriyle ve namazla.Allah'ın zikriyle ve namazla. Fe-teksüve kulûbüküm.

Fe-teksüve kulûbüküm.
Öyle yapmazsanız, aksi takdirde kalbiniz, gönülleriniz katılaşır.Öyle yapmazsanız, aksi takdirde kalbiniz, gönülleriniz katılaşır. İçinizi kasvet basar demek.İçinizi kasvet basar demek. Bu hadîs-i şerîf daha önceki haftadaBu hadîs-i şerîf daha önceki haftada geçmiş olan dört-beş hadîs-i şerîfi de hatırlayacaksınız.geçmiş olan dört-beş hadîs-i şerîfi de hatırlayacaksınız. Zikrullah'ın Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerindekiZikrullah'ın Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerindeki tavsiye edilmiş olmasının,tavsiye edilmiş olmasının, görüyorsunuz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemgörüyorsunuz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri muhtelif vesilelerle, muhtelif kimselere,Hazretleri muhtelif vesilelerle, muhtelif kimselere, muhtelif tariflerde Allahu Teâlâ Hazretlerinimuhtelif tariflerde Allahu Teâlâ Hazretlerini zikretmeyi emretmişler, neden?zikretmeyi emretmişler, neden? Çünkü Peygamber Efendimiz Kur'an'ı tebliğ ediyor,

Çünkü Peygamber Efendimiz Kur'an'ı tebliğ ediyor,
Allah'ın emirlerini tebliğ ediyor.Allah'ın emirlerini tebliğ ediyor. Kur'an-ı Kerîm'de de seksen kadar yerde zikrullah geçiyor.Kur'an-ı Kerîm'de de seksen kadar yerde zikrullah geçiyor. Hem Kur'an-ı Kerîm'de hem hadîs-i şerîfte zikir var.Hem Kur'an-ı Kerîm'de hem hadîs-i şerîfte zikir var. Onun için her Müslümanın bu zikir vazifesinide yapması lazım.Onun için her Müslümanın bu zikir vazifesinide yapması lazım. Burada zikrin zamanıyla ilgiliBurada zikrin zamanıyla ilgili çok sıhhate uygun bir tavsiye karşımızda.çok sıhhate uygun bir tavsiye karşımızda. Yediğiniz yemekleri zikrullahla ve namazla eritiniz buyuruyor.Yediğiniz yemekleri zikrullahla ve namazla eritiniz buyuruyor. Demek ki insan yemek yedikten sonra hemen yatmayacak,Demek ki insan yemek yedikten sonra hemen yatmayacak, bir müddet yemeğin üzerinden zaman geçecek.bir müddet yemeğin üzerinden zaman geçecek. Tam doktorların arayıp daTam doktorların arayıp da bulamadığı bir tavsiye de bu.bulamadığı bir tavsiye de bu. Ama 1400 yıl önce EfendimizAma 1400 yıl önce Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tavsiye etmiş,sallallahu aleyhi ve sellem tavsiye etmiş, İmâm Gazzâlî'nin burada kaydını almış,İmâm Gazzâlî'nin burada kaydını almış, şerhte hocamız.şerhte hocamız. Diyor ki: "Kâle el-Gazzâlliyü: Ve fîhi en yestehibbe ellâ yenâme ale’ş-şibe’iDiyor ki: "Kâle el-Gazzâlliyü: Ve fîhi en yestehibbe ellâ yenâme ale’ş-şibe’i ve yecmaa beyne ğafleteyni"ve yecmaa beyne ğafleteyni" Böyle karnı doluyken uyumamanınBöyle karnı doluyken uyumamanın müstehap olduğuna delil vardır burada.müstehap olduğuna delil vardır burada. İki tane gaflet bir araya gelir.İki tane gaflet bir araya gelir. Bir tanesi bile çokken,Bir tanesi bile çokken, gafletlerin bir tanesi bile insanagafletlerin bir tanesi bile insana yetip artarken ceza, feda olarak,yetip artarken ceza, feda olarak, sıkıntı olarak ikisi bir araya gelir.sıkıntı olarak ikisi bir araya gelir. Üst üste katlanır, peş peşe takılmış olur.Üst üste katlanır, peş peşe takılmış olur. Birisi uyku gafleti.Birisi uyku gafleti. Yatıyorsun, uyuyorsun, o güzel vakitler geçiyor,Yatıyorsun, uyuyorsun, o güzel vakitler geçiyor, namaz vakitleri geçiyor, ibadetler edilmiyor.namaz vakitleri geçiyor, ibadetler edilmiyor. Gaflet, uyku bir çeşit gaflet.Gaflet, uyku bir çeşit gaflet. Bir de yemek, o da bir gaflettir.Bir de yemek, o da bir gaflettir. Çünkü insanın karnı doydu mu, gönlü çalışmaz.Çünkü insanın karnı doydu mu, gönlü çalışmaz. Karnı doydu mu, gözüne uyku basar,Karnı doydu mu, gözüne uyku basar, başkasını düşünmesi azalır.başkasını düşünmesi azalır. Karnı doyunca zevklere, şehvetlere doğru meyli artar.Karnı doyunca zevklere, şehvetlere doğru meyli artar. Karnı doydu mu denizde eğlence aramaya başlar.Karnı doydu mu denizde eğlence aramaya başlar. Böyle iki tanesini bir araya getirmeBöyle iki tanesini bir araya getirme demiş buyuruyor İmâm-ı Gazzâlî Hazretleri.demiş buyuruyor İmâm-ı Gazzâlî Hazretleri. Kalbiniz, gönlünüz katılaşır, kasvet bağlar diyor.

Kalbiniz, gönlünüz katılaşır, kasvet bağlar diyor.
Hakikaten de öyledir.Hakikaten de öyledir. Biz de Ramazan'da şimdi umumiyetle işte akşam oturuyoruz,Biz de Ramazan'da şimdi umumiyetle işte akşam oturuyoruz, kendimizi kontrol edebilirsek çok iyi amakendimizi kontrol edebilirsek çok iyi ama gündüzün susuzluğundan yandığımız içingündüzün susuzluğundan yandığımız için bardak üstüne bardak su içiyoruz.bardak üstüne bardak su içiyoruz. Yemek üstüne yemek, karnımız doyuyor.Yemek üstüne yemek, karnımız doyuyor. Bereket versin ki arkasından teravihBereket versin ki arkasından teravih namazı gibi mübarek bir sünnet yetişiyor.namazı gibi mübarek bir sünnet yetişiyor. Eğer teravih namazı olmasaydıEğer teravih namazı olmasaydı insanlar Ramazanlarda hasta olurlardı.insanlar Ramazanlarda hasta olurlardı. Kontrol edemezlerdi iftarda kendilerini.Kontrol edemezlerdi iftarda kendilerini. Çok yerlerdi.Çok yerlerdi. Çok yedikten sonra da öğütemezdi.Çok yedikten sonra da öğütemezdi. Ve geceleyin yattıkları zamanVe geceleyin yattıkları zaman hastalık olurdu yani hepsinde.hastalık olurdu yani hepsinde. Fakat bu teravih namazı bak yirmi rekât.Fakat bu teravih namazı bak yirmi rekât. Her şey ne kadar hikmetli.

Her şey ne kadar hikmetli.
Yirmi rekât kılıyoruz, kılıyoruz, kılıyoruz,Yirmi rekât kılıyoruz, kılıyoruz, kılıyoruz, teravihi kıldıktan sonra bir hafiflik oluyor.teravihi kıldıktan sonra bir hafiflik oluyor. Yani o akşamın aşırı iştiha ileYani o akşamın aşırı iştiha ile yenilmiş yemeklerin hepsi eriyor.yenilmiş yemeklerin hepsi eriyor. Aslında o kadar yememek lazım.Aslında o kadar yememek lazım. Ne iftarda ne sahurda o kadar yememeli.Ne iftarda ne sahurda o kadar yememeli. İmâm Gazzâlî Hazretleri,İmâm Gazzâlî Hazretleri, oruç insan açlığı tatsın da,oruç insan açlığı tatsın da, onun faydalarından faydalansın diye emrolunmuştur.onun faydalarından faydalansın diye emrolunmuştur. Binâenaleyh biraz insanBinâenaleyh biraz insan midesinin boşluğunu hissetmeli der kitaplarda.midesinin boşluğunu hissetmeli der kitaplarda. Onun için evet sahur yemeği yiyeceğiz,

Onun için evet sahur yemeği yiyeceğiz,
sünnettir, az yiyelim.sünnettir, az yiyelim. İftar edeceğiz, iftarını çarçabuk yapmak o da şeydir,İftar edeceğiz, iftarını çarçabuk yapmak o da şeydir, emredilmiştir fakat hafif yemeye çalışacağız.emredilmiştir fakat hafif yemeye çalışacağız. Yani biraz şu gıdalar azalacak bu ayda.Yani biraz şu gıdalar azalacak bu ayda. Ramazan, demek ki,Ramazan, demek ki, bu hadîs-i şerîfin bir tatbikatı oluyor.bu hadîs-i şerîfin bir tatbikatı oluyor. Namaz kılmakla yediğimiz taam erimiş oluyor.Namaz kılmakla yediğimiz taam erimiş oluyor. Bir de zikrullahla.Bir de zikrullahla. Hakikaten insan zikre oturdu mu,Hakikaten insan zikre oturdu mu, ne kadar zikredecekse, ondan sonrane kadar zikredecekse, ondan sonra elhamdülillah biraz hazm olmuş olur.elhamdülillah biraz hazm olmuş olur. İşte böyle yaparsanız o yemeğin insanaİşte böyle yaparsanız o yemeğin insana vermiş olduğu bir kasvet var ya,vermiş olduğu bir kasvet var ya, midenin doluluğundan hasıl olmuş olan kasvet,midenin doluluğundan hasıl olmuş olan kasvet, o zikrullahın nuruyla izale oluyor.o zikrullahın nuruyla izale oluyor. Zikrullahın nuruyla o yemeğin insanaZikrullahın nuruyla o yemeğin insana vermiş olduğu tabii kasvet izale oluyor.vermiş olduğu tabii kasvet izale oluyor. E-raeyte lev kâne âlâ ümmike deynün e künte

E-raeyte lev kâne âlâ ümmike deynün e künte
kâdiyehû anhâ?kâdiyehû anhâ? Kâle: Neam.Kâle: Neam. Kâle: Fe deynü’llâhi ehakku en yükdâ.Kâle: Fe deynü’llâhi ehakku en yükdâ. Bu hadîs-i şerîf de,Bu hadîs-i şerîf de, ibadetlerden borcu olarak ölen insanlarınibadetlerden borcu olarak ölen insanların durumu hakkında bir hadîs-i şerîftir.durumu hakkında bir hadîs-i şerîftir. Tirmizî'de, Müslim'de vardır.Tirmizî'de, Müslim'de vardır. İbn Abbas radiyallahu anh rivayet etmiş.İbn Abbas radiyallahu anh rivayet etmiş. Sebeb-i vürûdu hadîs-i şerîf şudur ki:Sebeb-i vürûdu hadîs-i şerîf şudur ki: "Enne racülen kâle: Yâ Resûlallah,

"Enne racülen kâle: Yâ Resûlallah,
inne ümmî mâted ve aleyhâ savmû şehrin."inne ümmî mâted ve aleyhâ savmû şehrin." Benim anacığım vefat etti, üzerinde bir aylıkBenim anacığım vefat etti, üzerinde bir aylık oruç borcu varken,oruç borcu varken, borcunu ödeyemedi de,borcunu ödeyemedi de, o oruç borcuyla vefat etti diye Resûlullah'a sormuş bir zat.o oruç borcuyla vefat etti diye Resûlullah'a sormuş bir zat. Bir kişi, böyle sorunca Peygamber Efendimiz'in cevabı şöyle.Bir kişi, böyle sorunca Peygamber Efendimiz'in cevabı şöyle. E-raeyte lev kâne âlâ ümmike

E-raeyte lev kâne âlâ ümmike
deynün e künte kâdiyehû anhâ?deynün e künte kâdiyehû anhâ? Şöyle bir düşün.Şöyle bir düşün. Ne kanaate varırsın sonunda?

Ne kanaate varırsın sonunda?
Ananın borcu olsaydı, anam ahirette borçlu

Ananın borcu olsaydı, anam ahirette borçlu
azaba giriftar olmasın diye sen onunazaba giriftar olmasın diye sen onun borcunu ödeyiverir miydin vefat ettikten sonra?borcunu ödeyiverir miydin vefat ettikten sonra? Kâle: Neam. Evet, öderdim Yâ Resûlallah!

Kâle: Neam. Evet, öderdim Yâ Resûlallah!
Tabii anamın birisine birTabii anamın birisine bir maddi para borcu olsaydı,maddi para borcu olsaydı, onu ödeyiverirdim borçlu kalmasın diye.onu ödeyiverirdim borçlu kalmasın diye. Fe deynüllâhi ehakku en yükdâ.Fe deynüllâhi ehakku en yükdâ. O halde Allah'ın borcu ödenmeye daha layıktır.O halde Allah'ın borcu ödenmeye daha layıktır. Onu da öde.Onu da öde. Bu hadîs-i şerîften ve biraz sonraBu hadîs-i şerîften ve biraz sonra gelecek bir başka hadîs-i şerîf daha var.gelecek bir başka hadîs-i şerîf daha var. Onlardan anlıyoruz ki, ibadetlerden olan borçların,Onlardan anlıyoruz ki, ibadetlerden olan borçların, oruç olsun, kefaret olsun, hac olsun,oruç olsun, kefaret olsun, hac olsun, onların ödenmesi lazım.onların ödenmesi lazım. Ödenmesi caiz.Ödenmesi caiz. Yani vefat etmiş, vefat etmiş kimse.Yani vefat etmiş, vefat etmiş kimse. Kendisi yapmadı, eyvah yandı, bitti değil.Kendisi yapmadı, eyvah yandı, bitti değil. Sen ödeyiverirsen ona faydası olacağına delil bu.Sen ödeyiverirsen ona faydası olacağına delil bu. Bir çeşit müjde.

Bir çeşit müjde.
Çünkü onları kurtarmaya evlatlarının veÇünkü onları kurtarmaya evlatlarının ve yakınlarının bir imkanı geçmiş oluyor eline.yakınlarının bir imkanı geçmiş oluyor eline. Eline bir imkan geçmiş oluyor.Eline bir imkan geçmiş oluyor. Ramazan orucunu tutmamıştı, orada hesaba çekilecekti.Ramazan orucunu tutmamıştı, orada hesaba çekilecekti. Onun şeyini yapıyorsun.Onun şeyini yapıyorsun. Kaza ediveriyorsun onun namına.Kaza ediveriyorsun onun namına. Hac etmemişti, sen yapıveriyorsun.Hac etmemişti, sen yapıveriyorsun. Tabii hiç şüphe yok, hiç tereddütTabii hiç şüphe yok, hiç tereddüt etmeyin ki, bir insanın kendi sağlığında,etmeyin ki, bir insanın kendi sağlığında, aklı başındayken, şuurluyken o ibadetlerin yapılıvermesi,aklı başındayken, şuurluyken o ibadetlerin yapılıvermesi,  kendi tarafından yapılıvermesi çok daha üstün. kendi tarafından yapılıvermesi çok daha üstün. Hiç kimse ibadetinden bir kusur,Hiç kimse ibadetinden bir kusur, bir eksik bırakmamaya çalışmalı.bir eksik bırakmamaya çalışmalı. Kendisi yapmaya çalışmalı, arkasına bırakmamalı.Kendisi yapmaya çalışmalı, arkasına bırakmamalı. Hayatındayken, aklı başındayken hayrını,Hayatındayken, aklı başındayken hayrını, hasenatını, ibadetini, taatini yapmalı.hasenatını, ibadetini, taatini yapmalı. Bazı kimseler mallarını saklarlar, saklarlar,

Bazı kimseler mallarını saklarlar, saklarlar,
saklarlar, ölüm döşeğine yakalandığı zaman,saklarlar, ölüm döşeğine yakalandığı zaman, artık kalkmak istese kalkamayacak,artık kalkmak istese kalkamayacak, aklı kesti bu dünyadan gidiyor,aklı kesti bu dünyadan gidiyor, "Malımın şurasını şuraya verin,"Malımın şurasını şuraya verin, burasını buraya verin, şununla cami yapın, bununla..."burasını buraya verin, şununla cami yapın, bununla..." Olmaz bu doğru değil.Olmaz bu doğru değil. Yani ta en son vakte kalmış,Yani ta en son vakte kalmış, başkasına söylüyorsun, mirasçı ya yapar ya yapmaz.başkasına söylüyorsun, mirasçı ya yapar ya yapmaz. Yapmasa da hakkı var.Yapmasa da hakkı var. Üçte birini yapabilir de,Üçte birini yapabilir de, üçte birinden sonra yapmasa daüçte birinden sonra yapmasa da ona bir şey olmaz.ona bir şey olmaz. Onun için sen yapacaksan hayır hasenatını

Onun için sen yapacaksan hayır hasenatını
aklın başındayken kendin güzel güzel yap.aklın başındayken kendin güzel güzel yap. Ahirete sevaplarını gönder, namazlarını kıl.Ahirete sevaplarını gönder, namazlarını kıl. Oruçlarını tut, kefaretlerini ver.Oruçlarını tut, kefaretlerini ver. Haccını eyle, zekâtını eda et.Haccını eyle, zekâtını eda et. Arkaya bir borç bırakma.Arkaya bir borç bırakma. Ama buna rağmen şu oldu,Ama buna rağmen şu oldu, bu oldu, bir sebep çıktı ortaya,bu oldu, bir sebep çıktı ortaya, yapamadı gitti, yapacaktı dayapamadı gitti, yapacaktı da bir mani çıktı, gene niyetlendi,bir mani çıktı, gene niyetlendi, bir mani daha çıktı, hadi vefat ediverdi.bir mani daha çıktı, hadi vefat ediverdi. Bir şeyi hiç unutmayın muhterem kardeşlerim,

Bir şeyi hiç unutmayın muhterem kardeşlerim,
şeytan insanlığa kötülük yaptırmak ister.şeytan insanlığa kötülük yaptırmak ister. Kötülüğü yaptıramazsa hayrı yaptırmamak ister.Kötülüğü yaptıramazsa hayrı yaptırmamak ister. O da sonunda başına bela olacak diyeO da sonunda başına bela olacak diye ibadet, taati, hayrı yaptırmamak ister.ibadet, taati, hayrı yaptırmamak ister. "Gel içki iç" der."Gel içki iç" der. Mesela içki içmem yok, haramdır filan dersenMesela içki içmem yok, haramdır filan dersen bu sefer namaz kılma der.bu sefer namaz kılma der. Yani bir hayrı, zekât verme der.Yani bir hayrı, zekât verme der. Ya aç kalırsın, açıkta kalırsın,Ya aç kalırsın, açıkta kalırsın, çoluk çocuğun var der.çoluk çocuğun var der. Korkutur.Korkutur. "Yühavvifü evliyâehü."(Âl-i İmrân Suresi 175. Ayet

"Yühavvifü evliyâehü."(Âl-i İmrân Suresi 175. Ayet
Yakınlarını, dostlarını korkutur şeytan.

Yakınlarını, dostlarını korkutur şeytan.
Aman şöyle olursun, böyle kalırsın diye.Aman şöyle olursun, böyle kalırsın diye. Bir de onu da yaptıramazsa,Bir de onu da yaptıramazsa, yok ben namazı da kılacağım, ibadetlerimi de,yok ben namazı da kılacağım, ibadetlerimi de, vazifelerimi de yapacağım derse bir insan,vazifelerimi de yapacağım derse bir insan, şeytanın bir oyunu da  tehirdir.şeytanın bir oyunu da  tehirdir. Tehir ettirir hayrı.Tehir ettirir hayrı. Hadi canım kılarsın tamam,Hadi canım kılarsın tamam, aslansın, ağasın, paşasın,aslansın, ağasın, paşasın, canım daha önünde üç saat vakit var,canım daha önünde üç saat vakit var, öğle namazını elbet kılarsın bir ara der,öğle namazını elbet kılarsın bir ara der, sen de doğru ya dersin,sen de doğru ya dersin, şimdi biraz şöyle şuraya uzanayım,şimdi biraz şöyle şuraya uzanayım, orucun rehaveti de üzerime çöktü,orucun rehaveti de üzerime çöktü, daha üç saat var önümde,daha üç saat var önümde, nasıl olsa bu öğle namazını öderim falan.nasıl olsa bu öğle namazını öderim falan. Bir yatarsın, aaa bir uyanırsın, zıplarsın.Bir yatarsın, aaa bir uyanırsın, zıplarsın. Dur ben namazı kılmamıştım geçmiş ola,Dur ben namazı kılmamıştım geçmiş ola, ikindi olalı bir saat geçti.ikindi olalı bir saat geçti. Yattın kaldın.Yattın kaldın. Nasıl oldu?

Nasıl oldu?
Şeytan üçüncü oyunu oynadı.

Şeytan üçüncü oyunu oynadı.
Şeytan üçüncü oyunu oynadı.Şeytan üçüncü oyunu oynadı. Hayrı tehir etti, ondan sonra yaptırtmadı.Hayrı tehir etti, ondan sonra yaptırtmadı. Onun için ibadetleri de vaktinde yapmak iyidir.Onun için ibadetleri de vaktinde yapmak iyidir. En hayırlı ibadet nedir diyeEn hayırlı ibadet nedir diye Peygamber Efendimiz'e sorulduğunda buyurmuş ki:Peygamber Efendimiz'e sorulduğunda buyurmuş ki: Vaktinde eda edilmiş namaz.Vaktinde eda edilmiş namaz. Namaz da öyledir, zekât da öyledir.Namaz da öyledir, zekât da öyledir. Diğer ibadetler de öyledir.Diğer ibadetler de öyledir. Ulemânın çeşitli kanaatleri var.Ulemânın çeşitli kanaatleri var. Tabii fıkıh kitaplarında.Tabii fıkıh kitaplarında. Haccı mesela kendisine farz olur olmazHaccı mesela kendisine farz olur olmaz hemen o sene mi yapmalı,hemen o sene mi yapmalı, yoksa terahi içinde yani yavaşyoksa terahi içinde yani yavaş bir zaman içinde yapar mı,bir zaman içinde yapar mı, yapsa da olur mu diye ama hemen yapması iyi.yapsa da olur mu diye ama hemen yapması iyi. Ya ölüverirse?

Ya ölüverirse?
İşte şunu da yapayım da, bunu da yapayım da,İşte şunu da yapayım da, bunu da yapayım da, şöyle de böyle de derken ölüverirse,şöyle de böyle de derken ölüverirse, işte bak haccını yapamadan gitti ya.işte bak haccını yapamadan gitti ya. Ne olacak şimdi?

Ne olacak şimdi?
İnsan ne kadar diz dövse

İnsan ne kadar diz dövse
telafi edemez ama bereket versintelafi edemez ama bereket versin bu hadîs-i şerîfler var ki,bu hadîs-i şerîfler var ki, demek ki onun namına yapılıverse olacak.demek ki onun namına yapılıverse olacak. Onun namına o ibadet borçları ödeneceğineOnun namına o ibadet borçları ödeneceğine bu hadîs-i şerîf delildir ki bir müjdedir.bu hadîs-i şerîf delildir ki bir müjdedir. Siz de büyüklerinizden, babalarınızdan, analarınızdan,Siz de büyüklerinizden, babalarınızdan, analarınızdan, dedelerinizden böyle ibadetlerini bazı sebeplerle yapamamışdedelerinizden böyle ibadetlerini bazı sebeplerle yapamamış kimseler olduğuna dair içinizde bilgi varsa,kimseler olduğuna dair içinizde bilgi varsa, kanaat varsa onları ödeyiverin, onları şeyden kurtarın.kanaat varsa onları ödeyiverin, onları şeyden kurtarın. Onları o sıkıntılardan kurtarın.Onları o sıkıntılardan kurtarın. Demek ki yaşayan insanlar ölmüş büyüklerine,

Demek ki yaşayan insanlar ölmüş büyüklerine,
sevdiklerine böyle ibadetli taatlerle hayırlı olabiliyorlar.sevdiklerine böyle ibadetli taatlerle hayırlı olabiliyorlar. E-raeyte lev kâne bi-finâi ehadiküm neherun yecrî

E-raeyte lev kâne bi-finâi ehadiküm neherun yecrî
yeğtesilü minhü külle yevmin hamse merrâtin,yeğtesilü minhü külle yevmin hamse merrâtin, mâ kâne yebkâ min deranihî?mâ kâne yebkâ min deranihî? Kâlû: Lâ şey’e.Kâlû: Lâ şey’e. Kâle: Fe-inne’s-salâte tüzhibü’z-zünûbe,Kâle: Fe-inne’s-salâte tüzhibü’z-zünûbe, kemâ yüzhibü’l-mâü’d-derane.kemâ yüzhibü’l-mâü’d-derane. Bu hadîs-i şerîf de namaz hakkında bir hadîs-i şerîftir ki,

Bu hadîs-i şerîf de namaz hakkında bir hadîs-i şerîftir ki,
Ahmed b. Hanbel veAhmed b. Hanbel ve İbn Hibbân ve daha başka kaynaklarda zikredilmiş.İbn Hibbân ve daha başka kaynaklarda zikredilmiş. Bazı kimselerin de belki ezberindedir, hatırındadır.Bazı kimselerin de belki ezberindedir, hatırındadır. Hatırda kalacak bir hadîs-i şerîftir.Hatırda kalacak bir hadîs-i şerîftir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Eraeyte. Görmez misin, kanaatin nedir?

Eraeyte. Görmez misin, kanaatin nedir?
Bu hususta ne düşünürsün

Bu hususta ne düşünürsün
manasına bir Arapça tabirdir bu.manasına bir Arapça tabirdir bu. Eraeyte. Aslında görmedin mi demek amaEraeyte. Aslında görmedin mi demek ama yani bu hususta kanaatin nedir?yani bu hususta kanaatin nedir? Böyle değil mi bu iş?

Böyle değil mi bu iş?
Acaba filan gibi.

Acaba filan gibi.
Lev kâne bi finâi ehadiküm neherun.

Lev kâne bi finâi ehadiküm neherun.
Eğer sizin birinizin avlusunda nehir olsa,Eğer sizin birinizin avlusunda nehir olsa, avlumuzda nehir olsa, şırıl şırıl akıyor.avlumuzda nehir olsa, şırıl şırıl akıyor. Yecrî, akan bir nehir olsa,Yecrî, akan bir nehir olsa, yağtesilü minhü külle yevmin hamse merrâtin.yağtesilü minhü külle yevmin hamse merrâtin. İçine, avlusunda ya kendisinin,İçine, avlusunda ya kendisinin, günde beş defa girse, yıkansa,günde beş defa girse, yıkansa, onun üzerinde kir kalır mı?onun üzerinde kir kalır mı? Mâ kâne yebkâ min derânihî?

Mâ kâne yebkâ min derânihî?
Kirlerinden üzerinde ne kalır?

Kirlerinden üzerinde ne kalır?
Böyle beş defa avlusundaki pırıl pırıl nehirden yıkanan, sudan yıkananBöyle beş defa avlusundaki pırıl pırıl nehirden yıkanan, sudan yıkanan bir insanın üzerinde kirlerinden ne kalır?bir insanın üzerinde kirlerinden ne kalır? diye sordu Peygamber Efendimiz.

diye sordu Peygamber Efendimiz.
Kâlu: Ashâb-ı kirâm buyurdular ki:

Kâlu: Ashâb-ı kirâm buyurdular ki:
Lâ şey’e. Hiçbir şey kalmaz günde beş defa yıkanınca, ne ter kalır,Lâ şey’e. Hiçbir şey kalmaz günde beş defa yıkanınca, ne ter kalır, ne toz kalır, ne kir kalır.ne toz kalır, ne kir kalır. Kâle: Fe inne’s-salâte.

Kâle: Fe inne’s-salâte.
Biliniz ki, muhakkak ki, namaz,Biliniz ki, muhakkak ki, namaz, tüzhibü’z-zünûbe, günahları giderir.tüzhibü’z-zünûbe, günahları giderir. Kemâ yüzhibü’l-mâü’d-derane.Kemâ yüzhibü’l-mâü’d-derane. Suyun kirleri giderdiği, tozları, pasları giderdiği gibi.Suyun kirleri giderdiği, tozları, pasları giderdiği gibi. Bu hatırda kalabilecek bir şeydir.Bu hatırda kalabilecek bir şeydir. İnsan nehri unutmaz,İnsan nehri unutmaz, böyle yıkanmayı unutmaz, yıkanmanın kirleri gidereceğini unutmaz.böyle yıkanmayı unutmaz, yıkanmanın kirleri gidereceğini unutmaz. Onun için namazın buna benzediği

Onun için namazın buna benzediği
hatırda kalabilir insanın.hatırda kalabilir insanın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem EfendimizPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz muallimlerin muallimiydi.muallimlerin muallimiydi. Çok güzel öğretirdi.Çok güzel öğretirdi. Çok güzel öğretirdi.Çok güzel öğretirdi. Fırsatı çok güzel değerlendiripFırsatı çok güzel değerlendirip insanın zihnine dinî malumatı çok güzel yerleştirir.insanın zihnine dinî malumatı çok güzel yerleştirir. Eline bir fırsat hemen geçti mi,Eline bir fırsat hemen geçti mi, ona göre bir soru sorar,ona göre bir soru sorar, ashâb-ı kirâmın dikkatini bir noktaya toplar,ashâb-ı kirâmın dikkatini bir noktaya toplar, ondan sonra o dinî hakikati ifade ederdi.ondan sonra o dinî hakikati ifade ederdi. Burada da öyle.Burada da öyle. Şimdi Arabistan'ı düşünün.Şimdi Arabistan'ı düşünün. Bak burada hafif bir sıcaklık var,Bak burada hafif bir sıcaklık var, Arabistan'da kaynar.Arabistan'da kaynar. Yumurta kaynar yani, kuma koysan yumurta pişer.Yumurta kaynar yani, kuma koysan yumurta pişer. O kadar sıcak olur.O kadar sıcak olur. Şimdi o kadar sıcak bir ülkeyi düşünün.Şimdi o kadar sıcak bir ülkeyi düşünün. İnsanın suyu ne kadar sevdiğini düşünün.İnsanın suyu ne kadar sevdiğini düşünün. Ne kadar su ister canı.Ne kadar su ister canı. Hele benim bile şimdi buHele benim bile şimdi bu hadîsi okurken içim açılıyor, keyfim geliyor.hadîsi okurken içim açılıyor, keyfim geliyor. Bir insanın bahçeli bir evi olsa,

Bir insanın bahçeli bir evi olsa,
avlulu bir evi olsa, apartman dairesi değil deavlulu bir evi olsa, apartman dairesi değil de geniş avlusu olan bir evigeniş avlusu olan bir evi olsa ne kadar hoşuna gider?olsa ne kadar hoşuna gider? Bir de oradan su aksa, şırıl şırıl.Bir de oradan su aksa, şırıl şırıl. Kendisine mahsus bir su yani, başkası yok.Kendisine mahsus bir su yani, başkası yok. Ne kadar hoşuna gider?

Ne kadar hoşuna gider?
Arabistan'da düşünün o sıcakta öyle birisinin evinde.

Arabistan'da düşünün o sıcakta öyle birisinin evinde.
E tabii o terleyen insanE tabii o terleyen insan onun içine girer girer yıkanır sıcakta.onun içine girer girer yıkanır sıcakta. Fırsatı buldu mu girer yıkanır.Fırsatı buldu mu girer yıkanır. Fırsatı buldu mu girer yıkanır.Fırsatı buldu mu girer yıkanır. Bak işte bu hiç hatırdan çıkmaz.Bak işte bu hiç hatırdan çıkmaz. Çünkü herkesin candan temenni ettiği bir şeydir.Çünkü herkesin candan temenni ettiği bir şeydir. Bunu söylüyor da Efendimiz, arkasından diyor ki:Bunu söylüyor da Efendimiz, arkasından diyor ki: Bak namaz da böyledir,

Bak namaz da böyledir,
namaz da böyledir.namaz da böyledir. Namaz da günde beş defa insanın günahlarını yıkar.Namaz da günde beş defa insanın günahlarını yıkar. Yıkayıp, yuyup, temizler.Yıkayıp, yuyup, temizler. Üzerinde günah bırakmaz.Üzerinde günah bırakmaz. Allahu Teâlâ Hazretlerine hamdü senalar olsun.Allahu Teâlâ Hazretlerine hamdü senalar olsun. Çok şükür.Çok şükür. Bizi Müslüman eden Allah'a hamd ü senalar olsun.Bizi Müslüman eden Allah'a hamd ü senalar olsun. Bu İslam nimeti kadar büyük nimet olmaz.Bu İslam nimeti kadar büyük nimet olmaz. Avrupalı birisi Müslüman olmuş.Avrupalı birisi Müslüman olmuş. Adını şu anda söyleyemeyeceğim.Adını şu anda söyleyemeyeceğim. Kitabında okudum.Kitabında okudum. Neden Müslüman oldun diyor?

Neden Müslüman oldun diyor?
Soruyor birisi, cevabında diyor ki:

Soruyor birisi, cevabında diyor ki:
Ben Uzak Doğu ülkelerine gittim.Ben Uzak Doğu ülkelerine gittim. Uzak Doğu dediğin işte şu Vietnam,Uzak Doğu dediğin işte şu Vietnam, Tayland, Hindistan, Çin, Singapur,Tayland, Hindistan, Çin, Singapur, Bangladeş falan o taraflar yaniBangladeş falan o taraflar yani oralara gittim.oralara gittim. Oradaki Budistlerin, Brahmanların,Oradaki Budistlerin, Brahmanların, başka din mensuplarının ibadetlerini seyrettim.başka din mensuplarının ibadetlerini seyrettim. Tapınaklarına gittim.Tapınaklarına gittim. Hiçbir şey yok.Hiçbir şey yok. İbadetlerinde yani bir şey yok.İbadetlerinde yani bir şey yok. Bir yere toplanıyorlar.Bir yere toplanıyorlar. Aynı kelimeyi vır vır vırAynı kelimeyi vır vır vır tekrar başka bir şey yok.tekrar başka bir şey yok. Yani ibadetlerinde bir şey yok.Yani ibadetlerinde bir şey yok. Bir hikmet yok ama Müslümanların hangiBir hikmet yok ama Müslümanların hangi ibadetine baktıysam bir hikmet gördüm diyor.ibadetine baktıysam bir hikmet gördüm diyor. Şu bizim namaz ibadeti,

Şu bizim namaz ibadeti,
bu bizim namaz ibadetimiz bizi günde beşbu bizim namaz ibadetimiz bizi günde beş defa bir kere toplantıya davet ediyor.defa bir kere toplantıya davet ediyor. Toplanıyoruz bak bu kadarToplanıyoruz bak bu kadar insanı sen davetiye bastırman lazımdı.insanı sen davetiye bastırman lazımdı. Bu kadar insanı öğle namazındaBu kadar insanı öğle namazında Öz elif Camii'nde buyurun efendimÖz elif Camii'nde buyurun efendim diye davetiye bastırarak ancak şey yapabilirdik.diye davetiye bastırarak ancak şey yapabilirdik. Ama Allahu Teâlâ Hazretleri koymuş ahkâm-ı şerîfimiz,Ama Allahu Teâlâ Hazretleri koymuş ahkâm-ı şerîfimiz, müezzin ezanı okuyor, herkes toplanıyor.müezzin ezanı okuyor, herkes toplanıyor. Daha çok toplanması lazım.Daha çok toplanması lazım. Burada etrafta bir sürü apartman var.Burada etrafta bir sürü apartman var. Bu camilerin az gelmesi lazım.Bu camilerin az gelmesi lazım. Bu avlunun namaz vaktinde dolması lazım.Bu avlunun namaz vaktinde dolması lazım. Herkes Allah'ın kulu, vazifesini yapması lazım amaHerkes Allah'ın kulu, vazifesini yapması lazım ama kıymetini bilmiyorlar.kıymetini bilmiyorlar. İşte böyle günde beş vakit toplantıya bizi çağırıyor.İşte böyle günde beş vakit toplantıya bizi çağırıyor. Biz de birbirimizin derdiyle dertleniyoruz.Biz de birbirimizin derdiyle dertleniyoruz. Sen ne oldun ya?

Sen ne oldun ya?
Üç gündür görünmedin.

Üç gündür görünmedin.
Benzini biraz sarı görüyorum.Benzini biraz sarı görüyorum. Efendim bir sıkıntın mı var?

Efendim bir sıkıntın mı var?
Hasta mısın?

Hasta mısın?
Herkes birbirinin halini hatırını soracak.

Herkes birbirinin halini hatırını soracak.
Müslümanların muhabbeti çok olacak ve işleri yürüyecek.Müslümanların muhabbeti çok olacak ve işleri yürüyecek. Bu faydası vardır.Bu faydası vardır. Bir kişinin yaptığı ibadet kabul olur veya olmaz ammaBir kişinin yaptığı ibadet kabul olur veya olmaz amma bu cemaatin içinden birisi,bu cemaatin içinden birisi, ağzı dualı makbul bir kimse ise,ağzı dualı makbul bir kimse ise, onun hürmetine bütün cemaatin namazı kabul olur.onun hürmetine bütün cemaatin namazı kabul olur. O faydası vardır.O faydası vardır. Yalnız evde kıldığın ya kabul olur ya kabul olmaz ama cemaatteYalnız evde kıldığın ya kabul olur ya kabul olmaz ama cemaatte sevabı var, kabul olur garantisi çok.sevabı var, kabul olur garantisi çok. Sonra cemaatle namaz kılındı mı yirmi yedi kat daha sevaptır.Sonra cemaatle namaz kılındı mı yirmi yedi kat daha sevaptır. Evde kıldın mı bir sefer.

Evde kıldın mı bir sefer.
Üşendin, merdivenlerden inmek zor geldi.

Üşendin, merdivenlerden inmek zor geldi.
Veyahut davranamadın, biraz tembellendin, camiye gelemedin.Veyahut davranamadın, biraz tembellendin, camiye gelemedin. yirmi altı sevap gitti.yirmi altı sevap gitti. Bir sevap alabilirsin evde kıldığın zaman.Bir sevap alabilirsin evde kıldığın zaman. İşte onun yanı sıra bir deİşte onun yanı sıra bir de bu beş vakit namazbu beş vakit namaz arasında yapılan günahlara kefarettir.arasında yapılan günahlara kefarettir. Şimdi bir sabahla arada ne kusurlar,Şimdi bir sabahla arada ne kusurlar, kabahatler olduysa Allah affetsin,kabahatler olduysa Allah affetsin, ona kefaret oluyor öğle namazı.ona kefaret oluyor öğle namazı. İkindiyi kıldığınız zaman da öğle ile ikindi arasındakiİkindiyi kıldığınız zaman da öğle ile ikindi arasındaki günahlara kefaret oluyor.günahlara kefaret oluyor. Başka hadîs-i şerîfler var.

Başka hadîs-i şerîfler var.
İki namaz aralarındaki günahlara kefarettir.İki namaz aralarındaki günahlara kefarettir. İki umre aralarındaki günahlara kefarettir.İki umre aralarındaki günahlara kefarettir. Yani affına sebep olur.Yani affına sebep olur. İki hac aradaki günahlara kefarettir.İki hac aradaki günahlara kefarettir. Yani insan bir hac etmiş, bir daha hac ettiği zamanYani insan bir hac etmiş, bir daha hac ettiği zaman aradaki günahlara kefarettir.aradaki günahlara kefarettir. Ramazan, evvelki Ramazan'la aradaki günahlara kefarettir.Ramazan, evvelki Ramazan'la aradaki günahlara kefarettir. Böylece insan çeşitli şekillerdeBöylece insan çeşitli şekillerde yapmış olduğu hatalar çoktur da insanoğlunun.yapmış olduğu hatalar çoktur da insanoğlunun. Böyle Allahu Teâlâ HazretlerineBöyle Allahu Teâlâ Hazretlerine ibadet ettikçe onlar bağışlanıyor.ibadet ettikçe onlar bağışlanıyor. Yoksa insanın defterinin temize çıkıp daYoksa insanın defterinin temize çıkıp da hesaptan geçmesi mümkün olmaz.hesaptan geçmesi mümkün olmaz. Böyle ibadetlerle temizleniyor insan da,Böyle ibadetlerle temizleniyor insan da, ondan sonra Allahu Teâlâ Hazretleri onuondan sonra Allahu Teâlâ Hazretleri onu affediyor, mağfiret ediyor.affediyor, mağfiret ediyor. Cennetini, cemalini nasip ediyor.Cennetini, cemalini nasip ediyor. Bu namazın kadri kıymetini bilin.Bu namazın kadri kıymetini bilin. Namaz çok kıymetli bir ibadettir.Namaz çok kıymetli bir ibadettir. Bu namaz, Allah'ın, marifetullahın,Bu namaz, Allah'ın, marifetullahın, muhabbetullah'ın insanın gönlüne yerleşmesi vesilesidir.muhabbetullah'ın insanın gönlüne yerleşmesi vesilesidir. Allah'ı unutmama vesilesidir.Allah'ı unutmama vesilesidir. Günde beş defa insanın ikazıdır,Günde beş defa insanın ikazıdır, günahlardan silinmesidir.günahlardan silinmesidir. Onu gösteriyor bu hadîs-i şerîf.Onu gösteriyor bu hadîs-i şerîf. Eraeyte lev kâne leke

Eraeyte lev kâne leke
abdâni ehadühümâ yehûnüke ve yekzibüke ve’l-âharuabdâni ehadühümâ yehûnüke ve yekzibüke ve’l-âharu yesdükuke ve lâ yehûnüke, eyyühümâ ehabbü ileyke?yesdükuke ve lâ yehûnüke, eyyühümâ ehabbü ileyke? Fe-kezâlike entüm inde rabbiküm.Fe-kezâlike entüm inde rabbiküm. Bu hadîs-i şerîfi de

Bu hadîs-i şerîfi de
Ahmed b. Hanbel, Taberânî, İbn Hibbân vs. kaynaklar zikretmiş.Ahmed b. Hanbel, Taberânî, İbn Hibbân vs. kaynaklar zikretmiş. Yine Peygamber Efendimiz soruyor muhatabına.Yine Peygamber Efendimiz soruyor muhatabına. Eraeyte? Ne dersin acaba?Eraeyte? Ne dersin acaba? Kanaatin nedir bu hususta?

Kanaatin nedir bu hususta?
Ne görüyorsun?

Ne görüyorsun?
Görüşün nedir bu hususta?

Görüşün nedir bu hususta?
Lev kâne leke abdâni.

Lev kâne leke abdâni.
Senin bir kölen olsa,Senin bir kölen olsa, sana ait iki kölen olsa,sana ait iki kölen olsa, ehadühümâ, onlardan bir tanesi, yehûnüke,ehadühümâ, onlardan bir tanesi, yehûnüke, sana hıyanet etse ve yekzibüke yalan söylese.sana hıyanet etse ve yekzibüke yalan söylese. Sözü söylüyorsun dinlemiyor,Sözü söylüyorsun dinlemiyor, senin gıyabında kaytarıyor, bir sürü şeysenin gıyabında kaytarıyor, bir sürü şey yani ve yalan söylüyor.yani ve yalan söylüyor. Ve’l-âharu, ötekisi de yesdükuke.

Ve’l-âharu, ötekisi de yesdükuke.
Veyahut sülasi olarak, sanaVeyahut sülasi olarak, sana doğru sözlü, sadıkane, doğru sözlü,doğru sözlü, sadıkane, doğru sözlü, doğru özlü olarak hizmet ediyor.doğru özlü olarak hizmet ediyor. Ve lâ yehûnüke.

Ve lâ yehûnüke.
Sana hıyanet etmiyor.Sana hıyanet etmiyor. Hangisi de sana daha sevimlidir?

Hangisi de sana daha sevimlidir?
Hangisini daha çok seversin bu iki köleden?

Hangisini daha çok seversin bu iki köleden?
Birisi yalancı, dolancı, kaytarıcı,

Birisi yalancı, dolancı, kaytarıcı,
ötekisi doğru sözlü, doğru özlü, hizmeti güzel yapan, has, hâlis,ötekisi doğru sözlü, doğru özlü, hizmeti güzel yapan, has, hâlis, sana hakikaten bağlı iki köle.sana hakikaten bağlı iki köle. Hangisini daha çok seversin?Hangisini daha çok seversin? İki hizmetçi, iki işçi, iki memurun.

İki hizmetçi, iki işçi, iki memurun.
Hangisini daha çok seversin?Hangisini daha çok seversin? İşte. Fe kezâlike entüm inde rabbiküm.

İşte. Fe kezâlike entüm inde rabbiküm.
Rabbinizin huzurunda, Rabbinize karşı siz de bu durumdasınız.Rabbinizin huzurunda, Rabbinize karşı siz de bu durumdasınız. Allah kimi sever?

Allah kimi sever?
Yalan söyleyen, hıyanet eden, hizmet etmeyen,

Yalan söyleyen, hıyanet eden, hizmet etmeyen,
kaytaran insanı mı daha çok sever?kaytaran insanı mı daha çok sever? Yoksa emrine itaat eden,

Yoksa emrine itaat eden,
hâlisane kendisine kulluk edeni mi?hâlisane kendisine kulluk edeni mi? Elbette kendisine halisane bağlı olanı sever.

Elbette kendisine halisane bağlı olanı sever.
Ona göre davranır.Ona göre davranır. İşte burada da Peygamber Efendimiz kulluğun nasıl olması gerektiğiniİşte burada da Peygamber Efendimiz kulluğun nasıl olması gerektiğini böyle güzel bir tarzda anlatmış.böyle güzel bir tarzda anlatmış. Herkesin anlayacağı bir tarzda.Herkesin anlayacağı bir tarzda. Zaten soru sormak dikkati çekmek içindir.Zaten soru sormak dikkati çekmek içindir. Bir soru sordun mu, uyuyan insan uyanır.Bir soru sordun mu, uyuyan insan uyanır. Ha soru sordu diye dikkati toplanır,Ha soru sordu diye dikkati toplanır, gayri ihtiyari dikkati dağılmış insanın bilegayri ihtiyari dikkati dağılmış insanın bile dikkati toplanır.dikkati toplanır. Hem soru var, hem de insanoğlunun her zamanHem soru var, hem de insanoğlunun her zaman karşılaştığı bir hadîseden bahsediyor Peygamber Efendimiz.karşılaştığı bir hadîseden bahsediyor Peygamber Efendimiz. O hadîseden bahsedince adam anlıyor.O hadîseden bahsedince adam anlıyor. Yani aklına göre konuşuyor karşısındakinin.Yani aklına göre konuşuyor karşısındakinin. Bu bir kaidedir.Bu bir kaidedir. Kellimû-n-nâse alâ kaderi ukûlihim.Kellimû-n-nâse alâ kaderi ukûlihim. İnsanlara akılları nispetinde, akılları ölçüsünde konuşun.İnsanlara akılları nispetinde, akılları ölçüsünde konuşun. Anlayabilecekleri tarzda konuşun.Anlayabilecekleri tarzda konuşun. Anlamayacakları felsefi,Anlamayacakları felsefi, uzun, derin izahlar, manalı, lastikli sözleruzun, derin izahlar, manalı, lastikli sözler karşısındaki ters anlar, yanlış iş yapar.karşısındaki ters anlar, yanlış iş yapar. Açık, seçik böyle anlatacak.Açık, seçik böyle anlatacak. Hele din âlimi çok açık anlatmalı.Hele din âlimi çok açık anlatmalı. Mesela fetva isterler gidip müftüden.Mesela fetva isterler gidip müftüden. Müftü fetva verecek, onun bile usulü vardır.Müftü fetva verecek, onun bile usulü vardır. Şöyle yaparsan şöyle olur,Şöyle yaparsan şöyle olur, böyle yaparsan böyle olur, şu şartla şudur,böyle yaparsan böyle olur, şu şartla şudur, bu şartla, yok öyle değil.bu şartla, yok öyle değil. Fetvada, fetvayı tanzim eder yazar,Fetvada, fetvayı tanzim eder yazar, şu durum olduğuna göre bunun cevabı nedir?şu durum olduğuna göre bunun cevabı nedir? Cevap verip müsab olasınız der.

Cevap verip müsab olasınız der.
O da el-cevap,O da el-cevap, bunun cevabı şudur ki, olur veya olmaz.bunun cevabı şudur ki, olur veya olmaz. Caizdir veya değildir tek kelime.Caizdir veya değildir tek kelime. Hiç tereddüde meydan vermeyecek şekilde.Hiç tereddüde meydan vermeyecek şekilde. Çünkü dini şeyleri karıştırır.Çünkü dini şeyleri karıştırır. Bu insanların anlayışları farklıdır.Bu insanların anlayışları farklıdır. Sen bir şey söylersinSen bir şey söylersin karşıdaki başka türlü şey anlar.karşıdaki başka türlü şey anlar. Peygamber Efendimiz çok güzel anlatmış.Peygamber Efendimiz çok güzel anlatmış. Ümmetine böyle çok güzel hatırda kalacak tarzda anlatmış.Ümmetine böyle çok güzel hatırda kalacak tarzda anlatmış. Bir keresinde bir köleBir keresinde bir köle esir grubu getirildi Peygamber Efendimiz'e.esir grubu getirildi Peygamber Efendimiz'e. O gruptan bir kadın,O gruptan bir kadın, kafile durduğu zaman, koştu öteki gruptankafile durduğu zaman, koştu öteki gruptan bir çocuğu bağrına bastı, böyle kucakladı.bir çocuğu bağrına bastı, böyle kucakladı. Yavrusuymuş demek ki ayrı düşmüşler.Yavrusuymuş demek ki ayrı düşmüşler. Yavrusunu bağrına bastı.Yavrusunu bağrına bastı. Peygamber Efendimiz ve ashabı da bakıyorlar.Peygamber Efendimiz ve ashabı da bakıyorlar. Bu kadın niye oraya koştu diye baktılar.Bu kadın niye oraya koştu diye baktılar. Niye bu çocuğu kucakladı diye baktılar.Niye bu çocuğu kucakladı diye baktılar. Tabii gözleri yaşartıcı bir sahne.Tabii gözleri yaşartıcı bir sahne. Hemen Peygamber Efendimiz ne dedi biliyor musunuz?

Hemen Peygamber Efendimiz ne dedi biliyor musunuz?
"Ey ashâbım" dedi.

"Ey ashâbım" dedi.
Bu kadın, bu yavrusunu ateşe atar mı?Bu kadın, bu yavrusunu ateşe atar mı? Atmaz Yâ Resûlallah!

Atmaz Yâ Resûlallah!
Bak nasıl seviyor, nasıl bağrına basmış,Bak nasıl seviyor, nasıl bağrına basmış, sımsıkı sarılıyor bir daha ayrılmayayım diye.sımsıkı sarılıyor bir daha ayrılmayayım diye. Nasıl sımsıkı sarılmış yavrusunu öpüp kokluyor.Nasıl sımsıkı sarılmış yavrusunu öpüp kokluyor. Hiç ateşe atar mı?Hiç ateşe atar mı? Ha atmaz değil mi?Ha atmaz değil mi? Allahu Teâlâ Hazretleri de kullarına,

Allahu Teâlâ Hazretleri de kullarına,
bu kadının evladına olan şefkatinden daha şefkatlidir.bu kadının evladına olan şefkatinden daha şefkatlidir. Allah da atmaz kullarını cehenneme amaAllah da atmaz kullarını cehenneme ama kullar inadına gidiyorlar.kullar inadına gidiyorlar. İnadına cehenneme gidiyor.İnadına cehenneme gidiyor. Âsî oluyorlar, gadrediyorlar, zulmediyorlar,Âsî oluyorlar, gadrediyorlar, zulmediyorlar, öldürüyorlar, kesiyorlar,öldürüyorlar, kesiyorlar, binlerce insanın zararına yol açıyorlar, kendileri.binlerce insanın zararına yol açıyorlar, kendileri. Velâkinne’n-nâse enfüsehüm yazlimûn. (Yûnus Suresi 44. Ayet)

Velâkinne’n-nâse enfüsehüm yazlimûn. (Yûnus Suresi 44. Ayet)
Allah kullara zulmetmiyor, kullar kendi kendilerine zulmediyor.

Allah kullara zulmetmiyor, kullar kendi kendilerine zulmediyor.
Kendilerine ediyorlar.Kendilerine ediyorlar. Kişinin kendisine ettiğini cümle cihan halkı toplaşsa edemez demiş büyüklerimiz.Kişinin kendisine ettiğini cümle cihan halkı toplaşsa edemez demiş büyüklerimiz. Onun için mademki doğru sözlü,

Onun için mademki doğru sözlü,
doğru özlü işçimizi daha çok severiz,doğru özlü işçimizi daha çok severiz, biz de Allah'a kulluğumuzu doğru sözlü, doğru özlü yapalım.biz de Allah'a kulluğumuzu doğru sözlü, doğru özlü yapalım. Has, hâlis olalım.Has, hâlis olalım. Öyle aldatmaca yok, kaytarmaca yok.Öyle aldatmaca yok, kaytarmaca yok. Kulluğu bu esasa göre yapalım.Kulluğu bu esasa göre yapalım. Eraeyte lev kâne alâ ebîke deynün,

Eraeyte lev kâne alâ ebîke deynün,
fe-kadaytehû anhü kubile minke? Kâle: Neam.fe-kadaytehû anhü kubile minke? Kâle: Neam. Kâle: Fe’llâhü erhamü hucce an ebîke.Kâle: Fe’llâhü erhamü hucce an ebîke. Bu da hani demin söylemiştim,

Bu da hani demin söylemiştim,
birisinin anacığı vefat etmiş,birisinin anacığı vefat etmiş, bir aylık orucu tutmadan Ramazanbir aylık orucu tutmadan Ramazan borcu varmış, üstünde de yerine tutuver,borcu varmış, üstünde de yerine tutuver, ödeyiver veya kefaretini ver diyeödeyiver veya kefaretini ver diye Peygamber Efendimiz söylemiş, kabul olur demiş ya,Peygamber Efendimiz söylemiş, kabul olur demiş ya, bu da hac hakkında.bu da hac hakkında. Birisi geldi Peygamber Efendimiz'e,Birisi geldi Peygamber Efendimiz'e, dedi ki, bu sefer bir kadın gelmişdedi ki, bu sefer bir kadın gelmiş Buhârî'de zikredildiğine göre.Buhârî'de zikredildiğine göre. "Kâleti’mraetün."

"Kâleti’mraetün."
Bir kadın dedi ki: Ya ResülallahBir kadın dedi ki: Ya Resülallah "İnne faridatallâhi alâ ibâdihi fi’l-hacci"İnne faridatallâhi alâ ibâdihi fi’l-hacci edreket ebî şeyhan kebîran lâ yestetî’uedreket ebî şeyhan kebîran lâ yestetî’u en yesbüte ale’r-râhileti e-fe-huccu anhu?"en yesbüte ale’r-râhileti e-fe-huccu anhu?" Allah'ın kulları üzerine olanAllah'ın kulları üzerine olan farzlarından birisi olan hac farzını:farzlarından birisi olan hac farzını: "Edreket".

"Edreket".
Yani ben bunu gördüm,

Yani ben bunu gördüm,
farz kılınmış bu hac.farz kılınmış bu hac. Fakat benim babam çok yaşlı bir ihtiyar.Fakat benim babam çok yaşlı bir ihtiyar. Bineğin üstüne binmeye de gücü yok.Bineğin üstüne binmeye de gücü yok. Yani hani binerek, yürüyerek gidemez de çölde,Yani hani binerek, yürüyerek gidemez de çölde, devenin üstüne binip gidecek amadevenin üstüne binip gidecek ama üzerine oturma takati yok.üzerine oturma takati yok. Benim onun yerine haccetmem,

Benim onun yerine haccetmem,
onun borcunu kaza eder mi?onun borcunu kaza eder mi? Ben yapmıştım daha önce, haccetmiştim.

Ben yapmıştım daha önce, haccetmiştim.
Onun yerine ben haccediversemOnun yerine ben haccediversem olur mu diye sordu kadın.olur mu diye sordu kadın. Bunun üzerine bu hadîs-i şerîfi buyurmuş Peygamber Efendimiz:Bunun üzerine bu hadîs-i şerîfi buyurmuş Peygamber Efendimiz: E raeyte lev kâne alâ ebîke deynün diye okuyacağız artıkE raeyte lev kâne alâ ebîke deynün diye okuyacağız artık müennes sigası ile bunu.müennes sigası ile bunu. Eğer senin babanın üzerinde birEğer senin babanın üzerinde bir borcu olsaydı fe kadaytihî,borcu olsaydı fe kadaytihî, sen onu ödemiş olsaydın, anhü kubile minke?sen onu ödemiş olsaydın, anhü kubile minke? Senden kabul olur muydu borcunu ödediğin zaman?

Senden kabul olur muydu borcunu ödediğin zaman?
Elbet kabul olurdu.

Elbet kabul olurdu.
Babamın sana elli dinar borcu varmış filanca efendi,Babamın sana elli dinar borcu varmış filanca efendi, al elli dinar desenal elli dinar desen adam kabul etmez mi?adam kabul etmez mi? Ederdi, tamam.

Ederdi, tamam.
Kâle neam, evet dedi.

Kâle neam, evet dedi.
Ama müzekker sigasıyla.Ama müzekker sigasıyla. Kâle: Fellâhü erham.

Kâle: Fellâhü erham.
Allah daha merhametlidir.Allah daha merhametlidir. Hucce an ebîke.

Hucce an ebîke.
Babanın namına sen haccediver, Allah kabul eder dedi.Babanın namına sen haccediver, Allah kabul eder dedi. Bu hadîs-i şerîf de deminki manayı takviye ediyor.Bu hadîs-i şerîf de deminki manayı takviye ediyor. Demek ki orada ölmüş bir

Demek ki orada ölmüş bir
insan yerine, geride kalaninsan yerine, geride kalan o borcu ödese olur mu dedi?o borcu ödese olur mu dedi? Olur dedi Peygamber Efendimiz.

Olur dedi Peygamber Efendimiz.
Burada da yapamayacak bir insan yerine?Burada da yapamayacak bir insan yerine? Hasta, üstüne binemiyor, devenin üstüne binemiyor.Hasta, üstüne binemiyor, devenin üstüne binemiyor. Onun yerine yapsa olur mu?Onun yerine yapsa olur mu? Olur. Her ikisi de olabiliyor demek.Olur. Her ikisi de olabiliyor demek. Fî irdi ehîhi’l-müslimi bi-ğayri hakkin.

Fî irdi ehîhi’l-müslimi bi-ğayri hakkin.
Bu da bir Müslümanın arkasından

Bu da bir Müslümanın arkasından
onun şerefini ayaklar altına alıcı,onun şerefini ayaklar altına alıcı, ileri geri konuşmak hakkında bir hadîs-i şerîftir.ileri geri konuşmak hakkında bir hadîs-i şerîftir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Buhârî'nin tarihinde rivayet ettiğine göre,Buhârî'nin tarihinde rivayet ettiğine göre, Hz. Âişe validemizdenHz. Âişe validemizden ve Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre,ve Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre, daha başka kaynaklarda da var.daha başka kaynaklarda da var. Sahîh bir hadîs-i şerîf buyurmuş ki:Sahîh bir hadîs-i şerîf buyurmuş ki: Erbe’r-ribâ.

Erbe’r-ribâ.
Ribâ'nın en fenası, faizin en kötüsü nedir?

Ribâ'nın en fenası, faizin en kötüsü nedir?
İstitâletü’l-mer’i fî irdi ehîhi’l-müslimi bi ğayri hakkin.

İstitâletü’l-mer’i fî irdi ehîhi’l-müslimi bi ğayri hakkin.
Kişinin, Müslüman kardeşinin ırzınaKişinin, Müslüman kardeşinin ırzına dil uzatmasıdır haksız yere.dil uzatmasıdır haksız yere. Neden erbe’r-ribâ dedi?Neden erbe’r-ribâ dedi? Ribâ'nın faizin en kötüsü?

Ribâ'nın faizin en kötüsü?
Çünkü ribâ çok büyük bir günah.

Çünkü ribâ çok büyük bir günah.
Çok büyük bir günah.Çok büyük bir günah. Yani onu zikrederek söylediği içinYani onu zikrederek söylediği için bunun ne kadar mühim olduğu anlaşılıyor.bunun ne kadar mühim olduğu anlaşılıyor. Yani ribâ'dan, faizden kaçınıyoruz.Yani ribâ'dan, faizden kaçınıyoruz. Aman faiz haramdır diye.Aman faiz haramdır diye. Bankayla iş yapmak zorundaysa bileBankayla iş yapmak zorundaysa bile aman diyor, bana faizini verme diyor.aman diyor, bana faizini verme diyor. Veyahut faizinden korkuyor, ne yapacağınıVeyahut faizinden korkuyor, ne yapacağını o gelip müftülere sorup duruyor filan.o gelip müftülere sorup duruyor filan. Faiz haram diye.Faiz haram diye. Ondan kaçınıyorsun da,Ondan kaçınıyorsun da, faizlerin faizi, en fenası,faizlerin faizi, en fenası, en kötüsü yani onlar kadaren kötüsü yani onlar kadar daha büyük kötü olan bir şey nedir?daha büyük kötü olan bir şey nedir? Müslüman kardeşinin haysiyetine, ırzına,

Müslüman kardeşinin haysiyetine, ırzına,
şerefine dil uzatmaktır, haksız yere.şerefine dil uzatmaktır, haksız yere. Tabii bu dil uzatmak ırzına şerefine,Tabii bu dil uzatmak ırzına şerefine, ırz deyince illa biz onun namusunu anlarız.ırz deyince illa biz onun namusunu anlarız. Bu geniş bir tabirdir.Bu geniş bir tabirdir. Yani o Müslüman kardeşini hor hakir görüyorsan,Yani o Müslüman kardeşini hor hakir görüyorsan, ona tepeden bakıyorsan,ona tepeden bakıyorsan, onun arkasından gıybet dedikoduonun arkasından gıybet dedikodu yapıp da onun aleyhinde konuşuyorsan,yapıp da onun aleyhinde konuşuyorsan, bunların hepsi onun haysiyetine dokunucu şeylerdir.bunların hepsi onun haysiyetine dokunucu şeylerdir. Yani illa o namussuzdur demek.Yani illa o namussuzdur demek. Namusunu satıyor vs. demek manasına değil yani.Namusunu satıyor vs. demek manasına değil yani. Arapçada ırz kelimesi haysiyet manasındadır,Arapçada ırz kelimesi haysiyet manasındadır, daha geniş bir tabirdir.daha geniş bir tabirdir. Buradan anlaşılır ki, Müslüman kardeşininBuradan anlaşılır ki, Müslüman kardeşinin aleyhinde ona hor, hakir görücü,aleyhinde ona hor, hakir görücü, ona tepeden bakıcı bir tarzdaona tepeden bakıcı bir tarzda bir insan konuşamaz, konuşmamalı.bir insan konuşamaz, konuşmamalı. Konuşursa bu faizlerin faiziniKonuşursa bu faizlerin faizini yemiş kadar büyük bir günah olur.yemiş kadar büyük bir günah olur. İşte millet bunu bilmiyor.İşte millet bunu bilmiyor. Millet faizin haram olduğunu biliyor.Millet faizin haram olduğunu biliyor. İçkinin de haram olduğunu biliyor.İçkinin de haram olduğunu biliyor. Tamam, hırsızlık haram, biliyor.Tamam, hırsızlık haram, biliyor. Adam öldürmek haram, yasak, büyük günah, biliyor.Adam öldürmek haram, yasak, büyük günah, biliyor. Amma hele bir dolaş bakalım şu Ramazan gününde meclisleri.Amma hele bir dolaş bakalım şu Ramazan gününde meclisleri. Her meclis, her mecliste onun bunun adı söylenir, çekiştirilir, günah edilir.Her meclis, her mecliste onun bunun adı söylenir, çekiştirilir, günah edilir. Irzına, haysiyetine, namusuna tecavüz olur,Irzına, haysiyetine, namusuna tecavüz olur, haksızlıklar yapılır durur.haksızlıklar yapılır durur. Dilimizi tutamıyoruz yani,Dilimizi tutamıyoruz yani, başkasının dedikodusunu, gıybetini yapmaktan kendimizi alamıyoruz, neden?başkasının dedikodusunu, gıybetini yapmaktan kendimizi alamıyoruz, neden? Bunun böyle faiz kadar,

Bunun böyle faiz kadar,
hırsızlık kadar, adam öldürmek kadarhırsızlık kadar, adam öldürmek kadar büyük bir suç olduğunu bilemiyoruz.büyük bir suç olduğunu bilemiyoruz. Ama işte o bilinsin diye Peygamber Efendimiz erbe’r-ribâ diyor,Ama işte o bilinsin diye Peygamber Efendimiz erbe’r-ribâ diyor, ribânın en fenası diye bildiriyor.ribânın en fenası diye bildiriyor. Onun için aleyhte konuşmayacağız, birbirimizin aleyhinde konuşmayacağız.Onun için aleyhte konuşmayacağız, birbirimizin aleyhinde konuşmayacağız. Ramazan gelmiş, mübarek Ramazan günündeRamazan gelmiş, mübarek Ramazan gününde hiç başka bir işi yokmuş gibihiç başka bir işi yokmuş gibi Müslüman kardeşinin aleyhinde yazıyor, çiziyor, konuşuyor, haksız yere.Müslüman kardeşinin aleyhinde yazıyor, çiziyor, konuşuyor, haksız yere. Yanlış, anlamamış, ters.Yanlış, anlamamış, ters. Ne biçim Müslüman?

Ne biçim Müslüman?
İşte bu manevi günahlara da

İşte bu manevi günahlara da
dikkat etmezse insan iyi Müslüman olamaz.dikkat etmezse insan iyi Müslüman olamaz. Maddi günahlara dikkat ediyor,Maddi günahlara dikkat ediyor, maddi pisliklere dikkat ediyor,maddi pisliklere dikkat ediyor, aman üstüme çamur sıçramasın,aman üstüme çamur sıçramasın, aman beyaz elbisemin şurası yağ lekesi oldu, utanırım.aman beyaz elbisemin şurası yağ lekesi oldu, utanırım. Böyle çıkmaya halkın huzuruna.Böyle çıkmaya halkın huzuruna. Bunlara dikkat ediyor da manevi kusurlara dikkat etmiyor.Bunlara dikkat ediyor da manevi kusurlara dikkat etmiyor. İşte bu manevi kusurların tedavisi tasavvuftadır.İşte bu manevi kusurların tedavisi tasavvuftadır. Bunları işte ahlâk ve tasavvuf ilmi insana öğretir.Bunları işte ahlâk ve tasavvuf ilmi insana öğretir. Onun için tasavvufun da karşısına dikilip de illa onun aleyhine çalışma.Onun için tasavvufun da karşısına dikilip de illa onun aleyhine çalışma. Tasavvuf İslâmî ilimdir, İslâm ilmidir,Tasavvuf İslâmî ilimdir, İslâm ilmidir, İslâm'ın özüdür, kalbe ait şeydir.İslâm'ın özüdür, kalbe ait şeydir. İşte burada görülüyor.İşte burada görülüyor. Erbe’r-ribâ şetmü’l-e’râdi, ve eşeddü’ş-şetmi’l-hicâü,

Erbe’r-ribâ şetmü’l-e’râdi, ve eşeddü’ş-şetmi’l-hicâü,
ve’r-râviyetü ehadü’ş-şâtimeyni.ve’r-râviyetü ehadü’ş-şâtimeyni. Bu hadîs-i şerîf de bir önceki hadîs-i şerîfe benzeyen bir hadîs-i şerîftir,Bu hadîs-i şerîf de bir önceki hadîs-i şerîfe benzeyen bir hadîs-i şerîftir, mana itibariyle yine böyle birisinin aleyhine konuşmaktır.mana itibariyle yine böyle birisinin aleyhine konuşmaktır. Yine aynı kelime ile başlamış.Yine aynı kelime ile başlamış. Erbe’r-ribâ, ribâ'nın en fenası, en kötüsü,Erbe’r-ribâ, ribâ'nın en fenası, en kötüsü, en büyük günahlı olanı nedir?en büyük günahlı olanı nedir? Şetmü’l-e’râdi.

Şetmü’l-e’râdi.
Haysiyetlere, ırzlara, namuslara sövmektir.Haysiyetlere, ırzlara, namuslara sövmektir. Şetmetmek, sövmek demek.Şetmetmek, sövmek demek. Birisinin aleyhinde ağzını açıyor, gözünü yumuyor,Birisinin aleyhinde ağzını açıyor, gözünü yumuyor, namussuzdur, alçaktır, şudur, budur filan bir sürü söz söylüyor.namussuzdur, alçaktır, şudur, budur filan bir sürü söz söylüyor. Anası şöyledir, babası böyledir.Anası şöyledir, babası böyledir. Bu faizlerin en fenasıdır.Bu faizlerin en fenasıdır. Yani en fena faizden daha günahlı bir şeydir yani.Yani en fena faizden daha günahlı bir şeydir yani. Çok günahlıdır.Çok günahlıdır. Onun için kimsenin ırzına, haysiyetineOnun için kimsenin ırzına, haysiyetine küfretmemek, şetmetmemek, dil uzatmamak lazım.küfretmemek, şetmetmemek, dil uzatmamak lazım. Ve eşeddü’ş-şetmi’l-hicâü.

Ve eşeddü’ş-şetmi’l-hicâü.
Bu sövmelerin en şiddetlisi de nedir?

Bu sövmelerin en şiddetlisi de nedir?
Hicvetmektir.

Hicvetmektir.
Malum şimdi biraz galiba azaldı.Malum şimdi biraz galiba azaldı. Kanunlar, yazılı şeyleri cezalandırdığı için pek yapılmıyor.Kanunlar, yazılı şeyleri cezalandırdığı için pek yapılmıyor. Eskiden bir adama birisi kızdı mıEskiden bir adama birisi kızdı mı eline kalemi alırdı hiciv yazardı ona.eline kalemi alırdı hiciv yazardı ona. Hiciv hicviye.Hiciv hicviye. Yani aleyhinde, batırır çıkartır artık onu şiir tarzında,Yani aleyhinde, batırır çıkartır artık onu şiir tarzında, onun aleyhinde köpek mi demez,onun aleyhinde köpek mi demez, başka şey mi demez,başka şey mi demez, onun yani nasıl şey yapacaksa,onun yani nasıl şey yapacaksa, bilirsiniz eski divan kitaplarından,bilirsiniz eski divan kitaplarından, edebiyat kitaplarından hiciv bahsini,edebiyat kitaplarından hiciv bahsini, hicviye bahsini bilirsiniz.hicviye bahsini bilirsiniz. İşte bu en büyük şeylerden birisidir diyor Peygamber Efendimiz.İşte bu en büyük şeylerden birisidir diyor Peygamber Efendimiz. En büyük sövmelerden birisidir.En büyük sövmelerden birisidir. Araplarda da çok âdetti.Araplarda da çok âdetti. Birisi ötekisine kızdı mı,Birisi ötekisine kızdı mı, bir şiir yazdı mı aleyhinde mahvolurdu o adam.bir şiir yazdı mı aleyhinde mahvolurdu o adam. Şiir çok tesirliydi.Şiir çok tesirliydi. Yani bugünün basın yoluyla işlenmiş suçu gibidir.Yani bugünün basın yoluyla işlenmiş suçu gibidir. Bugün de hakikaten bir insan karşısındakineBugün de hakikaten bir insan karşısındakine bir hakaret etse bir cezası vardır.bir hakaret etse bir cezası vardır. Bu hakareti yazıyla yapsaBu hakareti yazıyla yapsa cezası kat kat fazladır.cezası kat kat fazladır. Neşir yoluyla yaptığı zaman ceza fazlalaşır, neden?Neşir yoluyla yaptığı zaman ceza fazlalaşır, neden? Çok insan dinleyecek.

Çok insan dinleyecek.
İpka edilmiş oluyor şey.İpka edilmiş oluyor şey. Ötekisi sözde kalıyor,Ötekisi sözde kalıyor, berikisi yazıda olduğundan cezası büyük oluyor.berikisi yazıda olduğundan cezası büyük oluyor. Haklı olarak, çok haklı olarak tabii hemen aklımız yatıyor bu şeye.Haklı olarak, çok haklı olarak tabii hemen aklımız yatıyor bu şeye. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: "En şiddetli sövme de hicivdir"."En şiddetli sövme de hicivdir". Şiirle.Şiirle. Bunun arkasından bir şey daha söylüyor.Bunun arkasından bir şey daha söylüyor. Ve’r-râviyetü ehadü’ş-şâtimeyni.

Ve’r-râviyetü ehadü’ş-şâtimeyni.
Rivayet etmek de sövenlerden bir tanesidir.Rivayet etmek de sövenlerden bir tanesidir. Efendim ben sövmedim, ötekisi hicvetti ben sadece onu naklediyorum.Efendim ben sövmedim, ötekisi hicvetti ben sadece onu naklediyorum. Sövenlerden birisi de sen oldun.Sövenlerden birisi de sen oldun. Nakil de etmeyeceksin.Nakil de etmeyeceksin. Nasıl içkinin içilmesi haram olduğu gibiNasıl içkinin içilmesi haram olduğu gibi nakledilmesi de haramdır.nakledilmesi de haramdır. Şimdi bir insan, sakallı, oruçlu bir insan,Şimdi bir insan, sakallı, oruçlu bir insan, bakkala içki gelmiş.bakkala içki gelmiş. Hamallık yapıyor.Hamallık yapıyor. Olur ya yani insanın parası az, olabilir.Olur ya yani insanın parası az, olabilir. O içki kasasını o kamyondan,O içki kasasını o kamyondan, o bakkala indirebilir mi?o bakkala indirebilir mi? İndiremez, dinimize göre indiremez.

İndiremez, dinimize göre indiremez.
Çünkü içkiyi içmek haram.Çünkü içkiyi içmek haram. Bu adam ben oruçluyum diyor,Bu adam ben oruçluyum diyor, içki içmiyorum diyor ama indiriveriyor.içki içmiyorum diyor ama indiriveriyor. İçkinin içilmesi haram olduğu gibiİçkinin içilmesi haram olduğu gibi nakledilmesi de haramdır, taşınması da haramdır.nakledilmesi de haramdır, taşınması da haramdır. Efendim ben içmiyorum ama sunuveriyorum,Efendim ben içmiyorum ama sunuveriyorum, sunması da haramdır.sunması da haramdır. Efendim ben sunmuyorum da kurnazım,Efendim ben sunmuyorum da kurnazım, hizmetçime emrediyorum, bu kadehi buna ikram ediver,hizmetçime emrediyorum, bu kadehi buna ikram ediver, bu şişeyi buna götürver.bu şişeyi buna götürver. Emretmek de haramdır.Emretmek de haramdır. Yani her şeyi dinimiz,Yani her şeyi dinimiz, bir şey kötüyse onun her tarafını tıkar.bir şey kötüyse onun her tarafını tıkar. Hiç meydan bırakmaz,Hiç meydan bırakmaz, bir taraftan bir gedik bırakmaz.bir taraftan bir gedik bırakmaz. Onun için sen sövmüyorsan ama sövmeyi naklediyorsun.

Onun için sen sövmüyorsan ama sövmeyi naklediyorsun.
Sen de aynı duruma düştün.Sen de aynı duruma düştün. Nakil etmek de yok.Nakil etmek de yok. İçki gibi, o aklıma geliverdi yani.İçki gibi, o aklıma geliverdi yani. Demek ki birisinin aleyhindeki bir kötü sözü,Demek ki birisinin aleyhindeki bir kötü sözü, bir filanca falancaya şöyle demiş,bir filanca falancaya şöyle demiş, ben demiyorum, o demiş.ben demiyorum, o demiş. Onu da söylemeyeceksin nakledemezsin yani.Onu da söylemeyeceksin nakledemezsin yani. Nakletmek de sövmek gibidir diyor Peygamber Efendimiz.Nakletmek de sövmek gibidir diyor Peygamber Efendimiz. Ne kadar ince.Ne kadar ince. 20. yüzyılda neler öğreniyoruz20. yüzyılda neler öğreniyoruz on dört asır önceki Peygamber Efendimiz'den?on dört asır önceki Peygamber Efendimiz'den? Gelsin de insanlık şey yapsın.Gelsin de insanlık şey yapsın. Hangi âdâb-ı muaşeretteHangi âdâb-ı muaşerette bu kadar güzel kaideler var?bu kadar güzel kaideler var? Erba’un men künne fîhi kâne münâfikan hâlisan.

Erba’un men künne fîhi kâne münâfikan hâlisan.
Burada herhalde bir iki defa tekrar olmuş bir hata var.Burada herhalde bir iki defa tekrar olmuş bir hata var. Şöyle olsa gerek metin.Şöyle olsa gerek metin. Erba’un mine’l-hisâli men künne fîhî

Erba’un mine’l-hisâli men künne fîhî
kâne münâfıkan hâlisen.kâne münâfıkan hâlisen. İki defa yazmış.İki defa yazmış. Ben de yazılışı okudum ama bir tanesi fazla galiba.Ben de yazılışı okudum ama bir tanesi fazla galiba. Ve men kânet fîhi hasletün minhünne

Ve men kânet fîhi hasletün minhünne
mine’n-nifâki hattâ yedeahâ.mine’n-nifâki hattâ yedeahâ. Burada da bir karışıklık var.Burada da bir karışıklık var. Neyse onun doğrusunu şöyle düzeltelim.Neyse onun doğrusunu şöyle düzeltelim. Erba’un mine’n-nifâki

Erba’un mine’n-nifâki
men hünne fîhî kâne münâfıkan hâlisenmen hünne fîhî kâne münâfıkan hâlisen ve men kânet fîhî hasletunve men kânet fîhî hasletun mine'l hisâli fîhî hasletun mine’n-nifâk.mine'l hisâli fîhî hasletun mine’n-nifâk. İzâ haddese kezebe, ve izâ veadeİzâ haddese kezebe, ve izâ veade ahlefe, ve izâ âhede ğadera,ahlefe, ve izâ âhede ğadera, ve izâ hâsame fecera.ve izâ hâsame fecera. Dört sıfat vardır, dört hal vardır,

Dört sıfat vardır, dört hal vardır,
dört huy vardır ki, bunlar münafıklık alametidir.dört huy vardır ki, bunlar münafıklık alametidir. Münafıklıktır bunlar, dört tane şey.Münafıklıktır bunlar, dört tane şey. Kimde bunların hepsi varsaKimde bunların hepsi varsa o hâlis münafıktır.o hâlis münafıktır. Katıksız münafıktır.Katıksız münafıktır. Kimde bu sıfatlardan bir tanesi varsa,Kimde bu sıfatlardan bir tanesi varsa, o zaman münafıklıktan bir sıfat var demektir.o zaman münafıklıktan bir sıfat var demektir. Yani birazı var demektir.Yani birazı var demektir. Hepsi varsa hâlis, muhlis münafıktır.Hepsi varsa hâlis, muhlis münafıktır. Hiç katıksız münafık demektir.Hiç katıksız münafık demektir. Neymiş bunlar?Neymiş bunlar? Münafıklık nedir?

Münafıklık nedir?
Münafıklık çok tehlikeli bir şeydir.Münafıklık çok tehlikeli bir şeydir. Yani İslam'da münafıklık çok kötü bir şeydir.Yani İslam'da münafıklık çok kötü bir şeydir. Büyük bir kalp hastalığıdır, iman hastalığıdır ki,Büyük bir kalp hastalığıdır, iman hastalığıdır ki, insan Allah korusun o hastalığainsan Allah korusun o hastalığa tutulmuş olduğu zaman sonu cehennem olur.tutulmuş olduğu zaman sonu cehennem olur. İnne’l-münâfikîne fi’d-derki’l-esfeli mine’n-nâri. (Nisâ Suresi 145. Ayet)

İnne’l-münâfikîne fi’d-derki’l-esfeli mine’n-nâri. (Nisâ Suresi 145. Ayet)
Ve cehennemde de en dibe, en aşağıya gidecekler münafıklar.Ve cehennemde de en dibe, en aşağıya gidecekler münafıklar. Dıştan mümin gibi görünüyor, içi inanmamış.Dıştan mümin gibi görünüyor, içi inanmamış. İkiyüzlü, kaypak, aldatmacacı bir adam.İkiyüzlü, kaypak, aldatmacacı bir adam. Münafıklık kötüdür.Münafıklık kötüdür. İşte şu dört sıfat münafıkların sıfatındandır.İşte şu dört sıfat münafıkların sıfatındandır. Hepsi varsa o kimse hâlis münafıktır.Hepsi varsa o kimse hâlis münafıktır. Bir tanesi varsa münafıklıktan bir sıfat var demektirBir tanesi varsa münafıklıktan bir sıfat var demektir üzerinde buyurmuş Peygamber Efendimiz.üzerinde buyurmuş Peygamber Efendimiz. Neymiş o sıfatlar?

Neymiş o sıfatlar?
Ama bir de bir kapı bırakıyor,

Ama bir de bir kapı bırakıyor,
tıkamamış, kilitlememiş.tıkamamış, kilitlememiş. Hattâ yedeahâ.Hattâ yedeahâ. Bırakıncaya kadar üzerinde münafıklıktan bir sıfat var demektir.Bırakıncaya kadar üzerinde münafıklıktan bir sıfat var demektir. Terk ederse kurtulur demektir.Terk ederse kurtulur demektir. Yine bir müjde var.Yine bir müjde var. Yani üzerimizde böyle bir hal varsa,Yani üzerimizde böyle bir hal varsa, onu terk etmeye çalışalım.onu terk etmeye çalışalım. Terk edinceye kadar münafıklıkta kalmış olacak insan, neymiş?Terk edinceye kadar münafıklıkta kalmış olacak insan, neymiş? İzâ haddese kezebe.

İzâ haddese kezebe.
Konuştuğu zaman yalan konuşur.Konuştuğu zaman yalan konuşur. Yalan söyler.Yalan söyler. Sözümüzün doğru olmasına dikkat edeceğiz.Sözümüzün doğru olmasına dikkat edeceğiz. Mümin her türlü hatayıMümin her türlü hatayı işler amma yalan söylemez.işler amma yalan söylemez. Özü doğru, sözü doğrudur, kale gibidir.Özü doğru, sözü doğrudur, kale gibidir. Kendi aleyhine bile olsa,Kendi aleyhine bile olsa, anasının babasının aleyhine bile olsa,anasının babasının aleyhine bile olsa, menfaati zarara bile uğrasa işin doğrusunu söyler.menfaati zarara bile uğrasa işin doğrusunu söyler. Gelmiş haramiler, küçük çocuk tahsile gidiyor,Gelmiş haramiler, küçük çocuk tahsile gidiyor, okuyacak da âlim olacak.okuyacak da âlim olacak. Kervanın yolunu kesmişler.Kervanın yolunu kesmişler. Herkesin parasını pulunu alıyorlar.Herkesin parasını pulunu alıyorlar. Harami geliyor küçük çocuğa, tahsile giden,Harami geliyor küçük çocuğa, tahsile giden, köyünden şehre giden çocuğa soruyor.köyünden şehre giden çocuğa soruyor. "Senin üzerinde ne var?

"Senin üzerinde ne var?
Senin paran pulun var mı?" diye.Senin paran pulun var mı?" diye. "Var" diyor. "Nerede" diyor?"Var" diyor. "Nerede" diyor? "Hırkama annem dikti" diyor."Hırkama annem dikti" diyor. "Kırk tane altın" diyor."Kırk tane altın" diyor. Sahi mi? Sahi.Sahi mi? Sahi. Alıyor haramilerin reisine götürüyor.Alıyor haramilerin reisine götürüyor. Bu çocuk böyle diyor.Bu çocuk böyle diyor. Bakın hırkasına diyor.Bakın hırkasına diyor. Açıyorlar, bakıyorlar.Açıyorlar, bakıyorlar. Hakikaten astarının arasına saklanmış,Hakikaten astarının arasına saklanmış, dikilmiş altınlar.dikilmiş altınlar. Yani çocuk onları harcayacak daYani çocuk onları harcayacak da tahsiline devam edecek.tahsiline devam edecek. Dışından yokladığı zaman görülecek bir şey değil.Dışından yokladığı zaman görülecek bir şey değil. Ceplerinde para yoktu, neden?Ceplerinde para yoktu, neden? Söyledi yani.

Söyledi yani.
Paran var mı deyince var diyor.Paran var mı deyince var diyor. Hırkama annem dikti diyor yalan söylemiyor.Hırkama annem dikti diyor yalan söylemiyor. Bu yalan söylememesi haramilerin reisineBu yalan söylememesi haramilerin reisine öyle tesir etmiş ki ağlamış.öyle tesir etmiş ki ağlamış. Bu küçük çocuk demiş Allah'tanBu küçük çocuk demiş Allah'tan korktuğu için yalan söylemedi de,korktuğu için yalan söylemedi de, altınları elden gitse bile yine doğrudanaltınları elden gitse bile yine doğrudan ayrılmadı da, ben koca herif oldum,ayrılmadı da, ben koca herif oldum, şu yaşa geldim, şu ömrü nasılşu yaşa geldim, şu ömrü nasıl geçiriyorum falan diye bir pişmanlık duymuş,geçiriyorum falan diye bir pişmanlık duymuş, Allah kalbine bir yumuşaklık vermiş o halden.Allah kalbine bir yumuşaklık vermiş o halden. Çünkü salih insanların hali ötekilere tesir eder.Çünkü salih insanların hali ötekilere tesir eder. Söylesen olmaz da, hal çok tesir eder.Söylesen olmaz da, hal çok tesir eder. O çocuğun salihliği, hâlisliği tesir etmiş,O çocuğun salihliği, hâlisliği tesir etmiş, haramilerin reisi orada tevbe ediyor.haramilerin reisi orada tevbe ediyor. Aldığı malların hepsini geri veriyor,Aldığı malların hepsini geri veriyor, o çocuğa da altınları veriyor.o çocuğa da altınları veriyor. Bak altınlar yine onun nasibi yine elden gitmedi.Bak altınlar yine onun nasibi yine elden gitmedi. Doğruluk böyledir işte.Doğruluk böyledir işte. En-necâtü fi’s-sıdk.

En-necâtü fi’s-sıdk.
Kurtuluş doğruluktadır.Kurtuluş doğruluktadır. Yalancılıkta bir şey yok.Yalancılıkta bir şey yok. Yalandan biraz kurtulmuş gibi oluyorsun ama sonu kötü gelir.Yalandan biraz kurtulmuş gibi oluyorsun ama sonu kötü gelir. En iyisi doğru sözlü olmaktır.En iyisi doğru sözlü olmaktır. İzâ haddese kezebe.

İzâ haddese kezebe.
Konuştuğu zaman yalan söylerse münafıktır o insan.Konuştuğu zaman yalan söylerse münafıktır o insan. Münafıklık sıfatıdır o.Münafıklık sıfatıdır o. Ve izâ veade ahlefe.Ve izâ veade ahlefe. Vaat ettiği zaman vaadini tutmaz,Vaat ettiği zaman vaadini tutmaz, vaadinden döner.vaadinden döner. Sana şunu vereceğim, şöyle yaparsan.Sana şunu vereceğim, şöyle yaparsan. E yaptım ver.E yaptım ver. Vermeyeceğim.Vermeyeceğim. On milyon verirsen sana şu şeyi satarım.On milyon verirsen sana şu şeyi satarım. Peki, al on milyon, satmayacağım.Peki, al on milyon, satmayacağım. Yani vaat ediyor, vaadinden dönüyor.Yani vaat ediyor, vaadinden dönüyor. Bu da münafıklık alametidir.Bu da münafıklık alametidir. Böyle de yapmayacağız.Böyle de yapmayacağız. Vaad, el-va'dü ke'd-deyn.

Vaad, el-va'dü ke'd-deyn.
Vaad etmek borç gibidir.Vaad etmek borç gibidir. Ya vaad etme, dilini tutYa vaad etme, dilini tut ya da vaad edersen yap.ya da vaad edersen yap. Sözünü tut o zaman da.Sözünü tut o zaman da. Diline sahip ol diye.Diline sahip ol diye. Ulu orta vaad etme.Ulu orta vaad etme. Vaad etmişsen de yap.Vaad etmişsen de yap. Ve izâ âhede ğadera.

Ve izâ âhede ğadera.
Muahede yaparsa, anlaşma yaparsa, mukavele yaparsa gadreder.Muahede yaparsa, anlaşma yaparsa, mukavele yaparsa gadreder. Şimdi bir kardeşimizin dükkânını sıkıntı içindeŞimdi bir kardeşimizin dükkânını sıkıntı içinde başkasına devretmişler, anlaşma yapmışlar amabaşkasına devretmişler, anlaşma yapmışlar ama sözlü anlaşma yapmışlar, yazılı yapmamışlar.sözlü anlaşma yapmışlar, yazılı yapmamışlar. Sen misin yazılı yapmayan,Sen misin yazılı yapmayan, kanunlar karşısında mecburiyet yok.kanunlar karşısında mecburiyet yok. Nelere uğramış o arkadaş?

Nelere uğramış o arkadaş?
İmzayı atmadığı için, usulü iyi bilemediği için,

İmzayı atmadığı için, usulü iyi bilemediği için,
anlaşmayı resmi bir mukaveleye bağlamadığı için.anlaşmayı resmi bir mukaveleye bağlamadığı için. Adam kirasını ödememiş, vergisini ödememiş,Adam kirasını ödememiş, vergisini ödememiş, hepsi bunun üstüne gelmiş, yıkılmış.hepsi bunun üstüne gelmiş, yıkılmış. İşte münafık o ötekisi.İşte münafık o ötekisi. Bu dünyada böyle yaptı, ahirette görecektir.Bu dünyada böyle yaptı, ahirette görecektir. Bu dünyada aldattı.Bu dünyada aldattı. Çünkü kanuni bir şey yok.Çünkü kanuni bir şey yok. Beri tarafın kendisini kurtaracağı bir şey yok amaBeri tarafın kendisini kurtaracağı bir şey yok ama bir de ahiret var ya,bir de ahiret var ya, bir de mahkeme-i kübra var ya, onu düşünmedi.bir de mahkeme-i kübra var ya, onu düşünmedi. Ve izâ hâsame fecera.

Ve izâ hâsame fecera.
Dördüncü sıfat da nedir?Dördüncü sıfat da nedir? Husumet ederse, düşmanlık yaparsa birisiyle hasım oldu,Husumet ederse, düşmanlık yaparsa birisiyle hasım oldu, çekişmeye başladılar, filanca meselede ihtilafa düştüler,çekişmeye başladılar, filanca meselede ihtilafa düştüler, fecere, fâcirlik ediyor.fecere, fâcirlik ediyor. Yani, fâcirlik etmek ne demek?Yani, fâcirlik etmek ne demek? Hak'tan yüz döndürüyor ve yalan söylüyor.Hak'tan yüz döndürüyor ve yalan söylüyor. Düşman ya, karşı tarafıDüşman ya, karşı tarafı yıpratmak ve düşürmek için ne yapmak lazım gelirse yapıyor,yıpratmak ve düşürmek için ne yapmak lazım gelirse yapıyor, fısk u fücûra sapıyor.fısk u fücûra sapıyor. Hasım oldu ya, onun için yalan dolandan çekinmiyor, onu yapıyor.Hasım oldu ya, onun için yalan dolandan çekinmiyor, onu yapıyor. İşte bu da münafıklıktır.İşte bu da münafıklıktır. Hasım da olsan.Hasım da olsan. "el-adlü fi’r-rizâ ve’l-ğadab "

"el-adlü fi’r-rizâ ve’l-ğadab "
Kızdığın zaman da, hoşnut olduğun zaman da haktan ayrılmayacaksın.Kızdığın zaman da, hoşnut olduğun zaman da haktan ayrılmayacaksın. Velâ yecrimenneküm şeneânü kavmin ‘alâ ellâ te’dilû. (Mâide Suresi 8. Ayet)Velâ yecrimenneküm şeneânü kavmin ‘alâ ellâ te’dilû. (Mâide Suresi 8. Ayet) Bir kavme olan kızgınlığınız,

Bir kavme olan kızgınlığınız,
kininiz adaletsizlik yapmaya sizi sevk etmesin.kininiz adaletsizlik yapmaya sizi sevk etmesin. Efendim çok kızıyorum, bulsam gırtlağına basacağım, öldüreceğim.Efendim çok kızıyorum, bulsam gırtlağına basacağım, öldüreceğim. Ama adaletten ayrılamazsın.Ama adaletten ayrılamazsın. Öyle şey yok.Öyle şey yok. Kızdığın zaman da adaletten ayrılmayacaksın.Kızdığın zaman da adaletten ayrılmayacaksın. Yoksa zaten sevdiğin zaman adaletten ayrılmamak onu herkes yapar.Yoksa zaten sevdiğin zaman adaletten ayrılmamak onu herkes yapar. Kızdığın zaman da ayrılmayacaksın.Kızdığın zaman da ayrılmayacaksın. Böyle olursa bir insan münafık olur.Böyle olursa bir insan münafık olur. Bunların hepsini yapıyorsa bir insan hâlis, katıksız münafıktır.Bunların hepsini yapıyorsa bir insan hâlis, katıksız münafıktır. O halde katıksız münafıklığın görünüşü neymiş?

O halde katıksız münafıklığın görünüşü neymiş?
Konuştuğu zaman yalan söylermiş.

Konuştuğu zaman yalan söylermiş.
Vaat ettiği zaman tutmazmış vaadini.Vaat ettiği zaman tutmazmış vaadini. Anlaşma yaptığı zaman anlaşmasına uymazmış.Anlaşma yaptığı zaman anlaşmasına uymazmış. Düşmanlık ettiği zaman da her türlüDüşmanlık ettiği zaman da her türlü kötü vasıtayı kullanıp zarar vermeye uğraşırmış.kötü vasıtayı kullanıp zarar vermeye uğraşırmış. İlla zarar verecek ona.İlla zarar verecek ona. Evlenmişler, boşanmışlar.Evlenmişler, boşanmışlar. Şer'an boşanmış.Şer'an boşanmış. Şimdi sen misin benim kızımı boşayan?Şimdi sen misin benim kızımı boşayan? Damada kan kusturuyor.

Damada kan kusturuyor.
Envai çeşit haksızlık yapıyor, neden?Envai çeşit haksızlık yapıyor, neden? Niye benim kızımı mesud etmedi,

Niye benim kızımı mesud etmedi,
şöyle yapmadı, böyle yapmadı filan.şöyle yapmadı, böyle yapmadı filan. İyi ama yani o ayrı mesele senin bu yaptığın da zulüm.İyi ama yani o ayrı mesele senin bu yaptığın da zulüm. Sen şimdi ona hasım oldun diyeSen şimdi ona hasım oldun diye her türlü haksızlığı devam ettiriyorsun.her türlü haksızlığı devam ettiriyorsun. Sürünsün kerata sürünsün amaSürünsün kerata sürünsün ama ona şeriatın vermiş olduğu hakları sen vermiyorsun.ona şeriatın vermiş olduğu hakları sen vermiyorsun. Boşanmış, başkasıyla evlenmesi lazım.Boşanmış, başkasıyla evlenmesi lazım. Bilmem şöyle yapmaya hakkı var, böyle yapmaya hakkı var.Bilmem şöyle yapmaya hakkı var, böyle yapmaya hakkı var. Onları yaptırmıyorsun, güya intikam alıyorsun amaOnları yaptırmıyorsun, güya intikam alıyorsun ama kendin de kendini yakıyorsun.kendin de kendini yakıyorsun. Öyle şey yok.Öyle şey yok. Yani şey yaptığı zaman insan,Yani şey yaptığı zaman insan, hasımlık yaptığı zaman, hasımlığı dahasımlık yaptığı zaman, hasımlığı da Müslüman belli bir ölçüde yapar.Müslüman belli bir ölçüde yapar. Her şeyi yapamaz.Her şeyi yapamaz. Gelelim sonuncu hadîs-i şerîfe.

Gelelim sonuncu hadîs-i şerîfe.
Bugün okuyacağımız hadîslerin sonuncusuna.Bugün okuyacağımız hadîslerin sonuncusuna. Bu da yine dört şeyden bahseden bir hadîs-i şerîftir.Bu da yine dört şeyden bahseden bir hadîs-i şerîftir. Erbaun dört tane sıfat vardır, önce okuyalım.Erbaun dört tane sıfat vardır, önce okuyalım. Erbaun izâ künne fîke fe-mâ aleyke

Erbaun izâ künne fîke fe-mâ aleyke
mâ fâteke mine’d-dünyâ:mâ fâteke mine’d-dünyâ: Sıdku’l-hadîsi, ve hıfzu’l-emâneti,Sıdku’l-hadîsi, ve hıfzu’l-emâneti, ve husnü’l-hulüki, ve iffetü mat’amin.ve husnü’l-hulüki, ve iffetü mat’amin. Bu hadîs-i şerîf de İbn Abbas radiyallahu anh'tan rivayet edilmiştir.Bu hadîs-i şerîf de İbn Abbas radiyallahu anh'tan rivayet edilmiştir. Abdullah b. Amr b. Âs'tan da rivayet edilmiştir.Abdullah b. Amr b. Âs'tan da rivayet edilmiştir. Heysemî isnadı güzel demiş,

Heysemî isnadı güzel demiş,
Taberânî de hasen hadîs-i şerîf demiş.Taberânî de hasen hadîs-i şerîf demiş. Bu hadîs-i şerîf'i de güzelce hatırınızda tutun.Bu hadîs-i şerîf'i de güzelce hatırınızda tutun. Dört tane sıfat vardır ki,Dört tane sıfat vardır ki, izâ künne fîke,izâ künne fîke, bu dört sıfat sende varsa, bulunuyorsa,bu dört sıfat sende varsa, bulunuyorsa, fe mâ aleyke mâ fâteke mine’d-dünyâ.fe mâ aleyke mâ fâteke mine’d-dünyâ. Dünyalıktan elinde, elinden kaçırdığın şeylereDünyalıktan elinde, elinden kaçırdığın şeylere telaş etme, üzülme.telaş etme, üzülme. Yani sende epeyce kıymetli şeyler var.Yani sende epeyce kıymetli şeyler var. Dünyalıktan bir şeyler gitmiş olsa bile gam yeme.Dünyalıktan bir şeyler gitmiş olsa bile gam yeme. Madem bunlar var, sen çok iyi durumdasın demek.Madem bunlar var, sen çok iyi durumdasın demek. Yani dünyalık bakımından elinde para pulun olmasa,Yani dünyalık bakımından elinde para pulun olmasa, bazı fırsatların kaçmış filan bile olsa,bazı fırsatların kaçmış filan bile olsa, madem bu sıfatlar sende var,madem bu sıfatlar sende var, sen iyisin, hadi halin iyidir demek yani.sen iyisin, hadi halin iyidir demek yani. Neymiş bakalım bu sıfatlar?

Neymiş bakalım bu sıfatlar?
Sıdku’l-hadîs: Birisi, sözün doğru oluşu.

Sıdku’l-hadîs: Birisi, sözün doğru oluşu.
Doğru sözlü oluşun senin yani.Doğru sözlü oluşun senin yani. Sıdk doğruluk demek, hadîs de söz demek.Sıdk doğruluk demek, hadîs de söz demek. Sıdku'l-hadîs, sözün doğru oluşu demek.Sıdku'l-hadîs, sözün doğru oluşu demek. Yani sen eğer doğru sözlüysen,Yani sen eğer doğru sözlüysen, çok güzel bir sıfat bu.çok güzel bir sıfat bu. Dobra dobrasın, dosdoğrusun.Dobra dobrasın, dosdoğrusun. Öyle bir insansın.Öyle bir insansın. Ve hıfzu’l-emâneh.

Ve hıfzu’l-emâneh.
Emaneti muhafaza ediyorsan,Emaneti muhafaza ediyorsan, sana emanet edilmiş olan hususu,sana emanet edilmiş olan hususu, saklıyorsan, sana birisi bir şey vermişsesaklıyorsan, sana birisi bir şey vermişse emanete hıyanet etmiyorsan.emanete hıyanet etmiyorsan. Sonra sana Allah bir emanet vermiş.Sonra sana Allah bir emanet vermiş. Celle celâlühû.

Celle celâlühû.
İnnâ ‘aradnâ’l-emânete ‘alâ’s-semâvâti ve’l-ardı ve’l-cibâli

İnnâ ‘aradnâ’l-emânete ‘alâ’s-semâvâti ve’l-ardı ve’l-cibâli
fe-ebeyne en yehmilnehâ ve eşfeknefe-ebeyne en yehmilnehâ ve eşfekne minhâ ve hamelehe’l-insânü innehû kâne zalûmen cehûlâ. (Ahzâb Suresi 72. Ayet)minhâ ve hamelehe’l-insânü innehû kâne zalûmen cehûlâ. (Ahzâb Suresi 72. Ayet) Bizim hepimizin üzerinde bir emanet var.

Bizim hepimizin üzerinde bir emanet var.
Bir borç var.Bir borç var. Biz Allah'a kulluk borcuyla mükellefiyetler ile mükellef tutulmuşuz.Biz Allah'a kulluk borcuyla mükellefiyetler ile mükellef tutulmuşuz. Bak, dağın, taşın bir mükellefiyeti yok,Bak, dağın, taşın bir mükellefiyeti yok, onların hesabı yok.onların hesabı yok. Amma bize Allah hem hürriyet vermiş,Amma bize Allah hem hürriyet vermiş, hem bir mesuliyet yüklemiş, bir emanet vermiş,hem bir mesuliyet yüklemiş, bir emanet vermiş, iyi kul olmakla vazifeliyiz biz.iyi kul olmakla vazifeliyiz biz. Emirleri, yasakları tutmakla vazifeliyiz.Emirleri, yasakları tutmakla vazifeliyiz. Bu da bir emanet.Bu da bir emanet. Bu emaneti diyor ayet-i kerime,Bu emaneti diyor ayet-i kerime, biz dağlara, taşlara, göklere,biz dağlara, taşlara, göklere, yere, göğe ve dağlara arz ettik de,yere, göğe ve dağlara arz ettik de, gök o kadar yüksek,gök o kadar yüksek, yer o kadar sağlam,yer o kadar sağlam, dağlar o kadar iri,dağlar o kadar iri, bu emaneti yüklenmekten kaçındılar.bu emaneti yüklenmekten kaçındılar. Ya hakikaten ya mecaz olarak yani.Ya hakikaten ya mecaz olarak yani. Bu emanete tahammül edemedi onlar da,Bu emanete tahammül edemedi onlar da, insan yüklendi bu emaneti diyor.insan yüklendi bu emaneti diyor. Allah'a kulluk borcun var senin, mesuliyetin var.Allah'a kulluk borcun var senin, mesuliyetin var. Bu emanet omuzunda.Bu emanet omuzunda. Ha bu emanete hıyanet etmiyorsanHa bu emanete hıyanet etmiyorsan veyahut basit manada sana birisi emniyet etmişse,veyahut basit manada sana birisi emniyet etmişse, o emniyeti suistimal etmiyorsan, bir şey vermişse,o emniyeti suistimal etmiyorsan, bir şey vermişse, yok vermedin arkadaş demiyorsan sonunda,yok vermedin arkadaş demiyorsan sonunda, tamam bu da güzel bir huy.tamam bu da güzel bir huy. Ve husnü’l-hulüki.

Ve husnü’l-hulüki.
Ve güzel huyluluk, güzel huyluluk.Ve güzel huyluluk, güzel huyluluk. Güzel huy çok geniş bir tabirdir Arapçada da.Güzel huy çok geniş bir tabirdir Arapçada da. Umumi manasıyla güzel huy,Umumi manasıyla güzel huy, tabii bazı şeylerin çeşitleri vardır.tabii bazı şeylerin çeşitleri vardır. İnsanın geçimli, ülfetli,İnsanın geçimli, ülfetli, kendisiyle herkesin başı hoş olan,kendisiyle herkesin başı hoş olan, sevdiği, insanların el üstünde tutup beğendiğisevdiği, insanların el üstünde tutup beğendiği kimsenin halidir yani.kimsenin halidir yani. İyi huylu insan, iyi huylu insan, umumiyetleİyi huylu insan, iyi huylu insan, umumiyetle herkes tarafından sevilip takdir edilen insan.herkes tarafından sevilip takdir edilen insan. Herkes nefret etmiyor, yaka silkmiyor, tenkit etmiyor.Herkes nefret etmiyor, yaka silkmiyor, tenkit etmiyor. O çıkıp gittiği zaman meclistenO çıkıp gittiği zaman meclisten arkasından ne iyi insan diyorlar.arkasından ne iyi insan diyorlar. İşte insanlar, Müslümanlar ne iyi insanİşte insanlar, Müslümanlar ne iyi insan diyebiliyorsa o iyi huylu bir insan demektir.diyebiliyorsa o iyi huylu bir insan demektir. Yani ana ölçüsü bu.Yani ana ölçüsü bu. Senin üzerinde böyle bir güzel huyluluk varsa, bu da üçüncüsü.Senin üzerinde böyle bir güzel huyluluk varsa, bu da üçüncüsü. Ve iffetü mat’amin.

Ve iffetü mat’amin.
Metam, masdar-ı mîmîdir burada,Metam, masdar-ı mîmîdir burada, yani taam manasına, yemek manasına.yani taam manasına, yemek manasına. Yemekte de iffet sahibiyse, iffet de afiflik demek yaniYemekte de iffet sahibiyse, iffet de afiflik demek yani karışık işlere bulaşmamak demek.karışık işlere bulaşmamak demek. Yani yemeği de helalinden yiyorsa,Yani yemeği de helalinden yiyorsa, haram yemiyorsa, helal lokma yiyici bir kimseyse,haram yemiyorsa, helal lokma yiyici bir kimseyse, kendisini koruyorsa, mesela bir kadın iffetini muhafaza ediyor, ne yapıyor?kendisini koruyorsa, mesela bir kadın iffetini muhafaza ediyor, ne yapıyor? Namahreme fırsat vermiyor,

Namahreme fırsat vermiyor,
haram yollara sapmıyor, namusunu koruyor, iffetini muhafaza ediyor.haram yollara sapmıyor, namusunu koruyor, iffetini muhafaza ediyor. İffet-i metam ne demek?

İffet-i metam ne demek?
Yemek hususunda kişi iffetini koruyorsa,

Yemek hususunda kişi iffetini koruyorsa,
karnım acıktı, şuradan elimi uzatıvereyim,karnım acıktı, şuradan elimi uzatıvereyim, şu manavın daha öbür tarafa baktığı sırada önündeki muzlardanşu manavın daha öbür tarafa baktığı sırada önündeki muzlardan iki tanesini çalayım, karnım acıktı yiyeyim.iki tanesini çalayım, karnım acıktı yiyeyim. Sen yemekte iffetini koruyamıyorsun,Sen yemekte iffetini koruyamıyorsun, bak biraz karnım acıktı diye hemen harama el uzattın.bak biraz karnım acıktı diye hemen harama el uzattın. Veyahut geliyor birisi, şunu şöyle yapıverirsen,Veyahut geliyor birisi, şunu şöyle yapıverirsen, beni kayırırsan ben de sana şu kadar para vereceğim.beni kayırırsan ben de sana şu kadar para vereceğim. Bu kadar da paraya benim ihtiyacım vardı,Bu kadar da paraya benim ihtiyacım vardı, hadi o rüşvete razı oluyor, bu işi yapıyor.hadi o rüşvete razı oluyor, bu işi yapıyor. Veyahut filancanın kendisine emanet ettiği şeyden çalıyor, çırpıyor filan.Veyahut filancanın kendisine emanet ettiği şeyden çalıyor, çırpıyor filan. Tezgâha geçmiş, kasaya geçmiş,Tezgâha geçmiş, kasaya geçmiş, dükkân sahibi camiye gitti namaz kılmaya,dükkân sahibi camiye gitti namaz kılmaya, üç tane müşteri geldi, alışveriş oldu,üç tane müşteri geldi, alışveriş oldu, onları kasaya yazmadı, cebine indirdi.onları kasaya yazmadı, cebine indirdi. Bak işte sen iffetini,Bak işte sen iffetini, yemek hususunda iffetini koruyamıyorsun.yemek hususunda iffetini koruyamıyorsun. Yemek hususunda, helal lokma hususunda iffetiniYemek hususunda, helal lokma hususunda iffetini koruyabiliyorsa bir insan.koruyabiliyorsa bir insan. Bu da dördüncü sıfattır.Bu da dördüncü sıfattır. İşte bunlar sende varsaİşte bunlar sende varsa dünyalığın elinden kaçmış olmasına üzülme.dünyalığın elinden kaçmış olmasına üzülme. Şimdi burada dünyalığın elinden gittiğine üzülme sözününŞimdi burada dünyalığın elinden gittiğine üzülme sözünün üzerinde biraz duralım.üzerinde biraz duralım. Bu ne demek?

Bu ne demek?
Yani insan bu hadîsi, bu durumları yaparkenYani insan bu hadîsi, bu durumları yaparken dünyalık elinden gidebilir arkadaşlar.dünyalık elinden gidebilir arkadaşlar. Dünyalık elinden gidebilir.Dünyalık elinden gidebilir. Menfaatler biraz zarara uğrayabilir.Menfaatler biraz zarara uğrayabilir. Doğru sözlü olursun, biraz kaybedebilirsin.Doğru sözlü olursun, biraz kaybedebilirsin. Efendim, emaneti hıfz etmek biraz kayıplara yol açabilir.Efendim, emaneti hıfz etmek biraz kayıplara yol açabilir. Güzel huylu olmak, eh biraz hakkını başkaları çiğniyor falan gibi olabilir.Güzel huylu olmak, eh biraz hakkını başkaları çiğniyor falan gibi olabilir. Helal lokma yiyeceğim derken birazHelal lokma yiyeceğim derken biraz dünyalık bakımından sıkıntıya düşebilirsin,dünyalık bakımından sıkıntıya düşebilirsin, bak her şeyi alamazsın,bak her şeyi alamazsın, her şey eline girmez falan.her şey eline girmez falan. Bunlara aldırma.Bunlara aldırma. Evet, böyle olur doğru dünyalık biraz kaçar gibi görünür elinden ammaEvet, böyle olur doğru dünyalık biraz kaçar gibi görünür elinden amma Allah mükâfat verir, bir.Allah mükâfat verir, bir. İkincisi merak etme ondan fazlasını verir.

İkincisi merak etme ondan fazlasını verir.
İlk başta böyle bir imtihan içinİlk başta böyle bir imtihan için bir sıkıntı çeker gibi olursun,bir sıkıntı çeker gibi olursun, öbür taraftan helali gelir.öbür taraftan helali gelir. Bak buradan haramdan kaçınırsın sen,Bak buradan haramdan kaçınırsın sen, ben bunu yemem dersin,ben bunu yemem dersin, ha biraz aç kalır gibi olursun,ha biraz aç kalır gibi olursun, öbür taraftan helali gelir.öbür taraftan helali gelir. Hiç ummadığım bir yerden bu sefer helali gelir.Hiç ummadığım bir yerden bu sefer helali gelir. Bu bir kaide-i ilahiyedir, gizli bir kaidedir bu.Bu bir kaide-i ilahiyedir, gizli bir kaidedir bu. Tecrübe edenler bunu hayatındaTecrübe edenler bunu hayatında binlerce misalle bilir.binlerce misalle bilir. Gider mesela faizle para alır,Gider mesela faizle para alır, bir borcunu kapatacağım falan diye,bir borcunu kapatacağım falan diye, o kadar parası başka yerde batar.o kadar parası başka yerde batar. Yasak bir işe tevessül etti,Yasak bir işe tevessül etti, öbür taraftan batar.öbür taraftan batar. Gider başka bir şey yapar, beri tarafta bir zarara uğrar.Gider başka bir şey yapar, beri tarafta bir zarara uğrar. Aksine bir davranışta bulunur,Aksine bir davranışta bulunur, bu taraftan o telafi olur.bu taraftan o telafi olur. El-Fatiha!El-Fatiha!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2