Namaz Vakitleri

3 Ramazan 1447
21 February 2026
İmsak
06:19
Güneş
07:44
Öğle
13:23
İkindi
16:23
Akşam
18:53
Yatsı
20:12
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. "Sallu ala tabibu kulubina Muhammed.

"Sallu ala tabibu kulubina Muhammed.
Sallu ala şefi'i zunubina Muhammed.Sallu ala şefi'i zunubina Muhammed. Allahumma salli ve sellim ve barik Allahumma salli ve sellim ve barik ala eşrefil vera Muhammedinil Mustafaala eşrefil vera Muhammedinil Mustafa ve ala alihi ve sahbihi ve men tebi'ahu bi ihsanin ila yevmil ceza."ve ala alihi ve sahbihi ve men tebi'ahu bi ihsanin ila yevmil ceza." Aziz ve muhterem müslüman kardeşlerim!

Aziz ve muhterem müslüman kardeşlerim!
Allah Teâlâ hazretlerinin selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Allah Teâlâ hazretlerinin selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerininPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek hadîslerinden, büyüklerimizin sözlerinden bir miktarını sizlere naklederek mübarek hadîslerinden, büyüklerimizin sözlerinden bir miktarını sizlere naklederek faydalı olmaya çalışacağım. faydalı olmaya çalışacağım. Bu sözlerin izahına geçmeden önce, Bu sözlerin izahına geçmeden önce, evvelen ve hâsseten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhu için,evvelen ve hâsseten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhu için, sonra sâir enbiyâ ve mürselinin,sonra sâir enbiyâ ve mürselinin, Peygamber efendimizin ashabının, etbaının ve hassetenPeygamber efendimizin ashabının, etbaının ve hasseten turuk-u aliye saadatımızın ve meşayihımızın ruhları için,turuk-u aliye saadatımızın ve meşayihımızın ruhları için, bu okuduğumuz haberlerin bu okuduğumuz haberlerin bize kadar sıhhatle ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın,bize kadar sıhhatle ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, ravilerin ruhları için,ravilerin ruhları için, uzaktan yakından bu sözleri dinlemek üzere şu mescideuzaktan yakından bu sözleri dinlemek üzere şu mescide teşrif etmiş olan siz kardeşlerimizinteşrif etmiş olan siz kardeşlerimizin ahirete intikal ve irtihal eylemiş olanahirete intikal ve irtihal eylemiş olan bütün yakınlarının ve sevdiklerinin ruhları için,bütün yakınlarının ve sevdiklerinin ruhları için, hayatta olan bizlerin de sıhhat, afiyet ve saâdet,hayatta olan bizlerin de sıhhat, afiyet ve saâdet, selamet üzere yaşayıpselamet üzere yaşayıp Allah Teâlâ Hazretlerinin sevdiği, razı olduğu birAllah Teâlâ Hazretlerinin sevdiği, razı olduğu bir kul olarak kendisine kavuşmamızın müyesser olması içinkul olarak kendisine kavuşmamızın müyesser olması için bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîf okuyalım.bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîf okuyalım. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Alâmetü’ş-şekâveti erbeatün:

Alâmetü’ş-şekâveti erbeatün:
Nisyânü’z-zünûbi’l-mâdiyeti,Nisyânü’z-zünûbi’l-mâdiyeti, ve hiye indellâhi teâlâ mehfûzatünve hiye indellâhi teâlâ mehfûzatün ve zikru’l-hasenâti’l-mâdiyetive zikru’l-hasenâti’l-mâdiyeti ve lâ yedrî e kubilet em ruddet,ve lâ yedrî e kubilet em ruddet, ve nezaruhî ilâ men fevkagû fi’d-dünyâ,ve nezaruhî ilâ men fevkagû fi’d-dünyâ, ve nezaruhû ilâ men dûnehû fiddînî.ve nezaruhû ilâ men dûnehû fiddînî. Yekûlüllâhü: Eradtühû ve lem yüridnî fe teraktehû.Yekûlüllâhü: Eradtühû ve lem yüridnî fe teraktehû. Ve alâmetü’s-saâdeti erbeatün:Ve alâmetü’s-saâdeti erbeatün: Zikru’z-zünûbi’l-mâziyeti, ve nisyânü’l-hasenâti’l-mâdiyeti,Zikru’z-zünûbi’l-mâziyeti, ve nisyânü’l-hasenâti’l-mâdiyeti, ve nezaruhû ilâ men fevkahû fi’d-dîni,ve nezaruhû ilâ men fevkahû fi’d-dîni, ve nazaruhû ilâ men dûnehû fi’d-dünyâ.ve nazaruhû ilâ men dûnehû fi’d-dünyâ. Sadeka Resûlüllâh fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Sadeka Resûlüllâh fî mâ kâl ev kemâ kâl.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Dini bakımdan, manevi bakımdan yeni bir mevsime girmişik.

Dini bakımdan, manevi bakımdan yeni bir mevsime girmişik.
Yeni bir mevsime girmiş olduğumuzu söylemiştim geçtiğimiz haftalarda.Yeni bir mevsime girmiş olduğumuzu söylemiştim geçtiğimiz haftalarda. Yani nasıl senenin, yılın çeşitli mevsimleri oluyorsa,Yani nasıl senenin, yılın çeşitli mevsimleri oluyorsa, ilkbaharı, yazı, kışı, sonbaharı gibi manevi bir mevsim de var,ilkbaharı, yazı, kışı, sonbaharı gibi manevi bir mevsim de var, o mevsimin havası başka. o mevsimin havası başka. O mevsimin feyzi başka.O mevsimin feyzi başka. Baharda nasıl her taraf yeşeriyor, Baharda nasıl her taraf yeşeriyor, nasıl ağaçlar güzel güzel çiçekleniyor, kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor,nasıl ağaçlar güzel güzel çiçekleniyor, kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor, efendim çimenler büyüyor.efendim çimenler büyüyor. Herkes o papatyalanmış kırlara efendim safhaya gidiyorlar.Herkes o papatyalanmış kırlara efendim safhaya gidiyorlar. Nasıl sevimli bir mevsimse

Nasıl sevimli bir mevsimse
içinde bulunduğumuz mevsim de sevimli bir mevsim. içinde bulunduğumuz mevsim de sevimli bir mevsim. Üç aylar girdi. Üç aylar girdi. Üç aylar girdi. Üç aylar girdi. Ne demek?

Ne demek?
Receb ayına girdik. Receb'in de işte bak ne kadarına geldik.

Receb ayına girdik. Receb'in de işte bak ne kadarına geldik.
Sonuna geliyoruz.Sonuna geliyoruz. Onun arkasından Şaban var, bunun arkasından Ramazan var.Onun arkasından Şaban var, bunun arkasından Ramazan var. Allah Teâlâ Hazretleri'nin ayıdır, Recep ayı. Receb ayı tevbe ayıdır.Allah Teâlâ Hazretleri'nin ayıdır, Recep ayı. Receb ayı tevbe ayıdır. Şehrullah'tır, Allah'ın ayıdır.Şehrullah'tır, Allah'ın ayıdır. Şaban ayı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in ayıdır.Şaban ayı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in ayıdır. Ve ramazan da biz âsî, mücrim, günahkâr ümmeti Muhammed'in ayı.Ve ramazan da biz âsî, mücrim, günahkâr ümmeti Muhammed'in ayı. Bu ay Ekim ayıdır. Ramazan, Şaban bakım ayıdır. Bu ay Ekim ayıdır. Ramazan, Şaban bakım ayıdır. Ramazan hasat ayıdır.Ramazan hasat ayıdır. Bu ayda insanda muhakkak bir değişiklik olması lazım. Bu ayda insanda muhakkak bir değişiklik olması lazım. Kendi kendimizi bir muhasebeye çekmemiz lazım.Kendi kendimizi bir muhasebeye çekmemiz lazım. Yani Receb geldi, girdi. Regaib kandiliyle anladık ki,Yani Receb geldi, girdi. Regaib kandiliyle anladık ki, nurani bir mevsim başladı.nurani bir mevsim başladı. Şimdiye kadar ne yaptık diye bir muhasebeye çekmeliyiz kendimizi.Şimdiye kadar ne yaptık diye bir muhasebeye çekmeliyiz kendimizi. Hazreti Ömer radiyallahu anh buyuruyor ki,Hazreti Ömer radiyallahu anh buyuruyor ki, hâsibû enfüseküm kable en tuhâsebû,hâsibû enfüseküm kable en tuhâsebû, hesaba çekilmezden önce siz kendi kendinizi hesaba çekin.hesaba çekilmezden önce siz kendi kendinizi hesaba çekin. Çünkü yarının hesabını bugünden yapmayan insan yarın hesabında açık verir.Çünkü yarının hesabını bugünden yapmayan insan yarın hesabında açık verir. Her gün hesabını deftere kaydetmeyen tüccar, Her gün hesabını deftere kaydetmeyen tüccar, sene sonunda hesabını derleyip toparlayamaz.sene sonunda hesabını derleyip toparlayamaz. Hesapsız kasap ne bıçak bırakır ne masat demişler.Hesapsız kasap ne bıçak bırakır ne masat demişler. Hesabı yapmak lazım, her gün yapmak lazım, her an yapmak lazım.Hesabı yapmak lazım, her gün yapmak lazım, her an yapmak lazım. Eğer zarar varsa zararı telafi etmek için daha fazla gayret göstermek lazım.Eğer zarar varsa zararı telafi etmek için daha fazla gayret göstermek lazım. Ramazana her şey bitmiş olarak gitmeli insan.Ramazana her şey bitmiş olarak gitmeli insan. Adam akıllı gönlü açılmış, yumuşamış,Adam akıllı gönlü açılmış, yumuşamış, içi nurlanmış olarak gitmeli kiiçi nurlanmış olarak gitmeli ki o hasat mevsiminde güzel mahsul alabilsin. o hasat mevsiminde güzel mahsul alabilsin. Ona şimdiden dikkat etmemiz lazım. Bak bir ay geldi geçiyor.Ona şimdiden dikkat etmemiz lazım. Bak bir ay geldi geçiyor. Günler gidiyor, aylar gidiyor, yıllar gidiyor. Günler gidiyor, aylar gidiyor, yıllar gidiyor. Ne zaman uyanacağız?

Ne zaman uyanacağız?
Ne yatırsun Geçti gitti, kârban dediği gibi.

Ne yatırsun Geçti gitti, kârban dediği gibi.
Kervan geçti gitti, ne yatıyoruz?Kervan geçti gitti, ne yatıyoruz? Allah cümlemizi nevm-i gafletten ikaz eylesin.

Allah cümlemizi nevm-i gafletten ikaz eylesin.
Eskiden kervanlar olurmuş malum.Eskiden kervanlar olurmuş malum. Bir yerden bir yere kervanlarla gidilirmiş. Yalnız başına gitmek zor.Bir yerden bir yere kervanlarla gidilirmiş. Yalnız başına gitmek zor. Kervanlar katılıyorsun, onlarla beraber gidiyorsun.Kervanlar katılıyorsun, onlarla beraber gidiyorsun. Eh bir yerde dinlendiği zaman sen yatıp uyur kalırsan,Eh bir yerde dinlendiği zaman sen yatıp uyur kalırsan, adamlar bir iki seslenirler, herkesle ayrı ayrı uğraşacak değiller ya,adamlar bir iki seslenirler, herkesle ayrı ayrı uğraşacak değiller ya, yürür giderler, kervan gider, kalırsın çölde, orta yerde. yürür giderler, kervan gider, kalırsın çölde, orta yerde. Onun için Allah Teâlâ Hazretleri bizi şu ayın

Onun için Allah Teâlâ Hazretleri bizi şu ayın
feyzinden, bereketinden istifade ettirsin. Nefsi yenmeyi öğretsin. feyzinden, bereketinden istifade ettirsin. Nefsi yenmeyi öğretsin. Nefsi yenmek için orucu fazlaca tutmak lazım Receb ayında.Nefsi yenmek için orucu fazlaca tutmak lazım Receb ayında. Fazla istiğfar, tevbe eylemek lazım.Fazla istiğfar, tevbe eylemek lazım. Ondan sonra kendi kendisine dikkat etmesi lazım.Ondan sonra kendi kendisine dikkat etmesi lazım. Allah uyanıklık versin cümlemize. Allah uyanıklık versin cümlemize. Şimdi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bizeŞimdi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize bu okuduğum uzunca hadîs-i şerÎfinde bu okuduğum uzunca hadîs-i şerÎfinde şekâvetten ve saâdetten bahsediyor. şekâvetten ve saâdetten bahsediyor. Şekâvetin alameti nedir?

Şekâvetin alameti nedir?
Saaâdetin alameti nedir?

Saaâdetin alameti nedir?
Yalnız şekâvet ne demek, saâdet ne demek onu bilmemiz lazım.

Yalnız şekâvet ne demek, saâdet ne demek onu bilmemiz lazım.
İtlami manada şekâvet demek, insanın şakî olması demek.İtlami manada şekâvet demek, insanın şakî olması demek. Yani Allah'a âsî, yanlış yolda olması demek. Yani Allah'a âsî, yanlış yolda olması demek. Saâdet de insanın Allah Teâlâ Hazretlerinin Saâdet de insanın Allah Teâlâ Hazretlerinin tevfîk-i hidayeti üzere olması manasına geliyor. tevfîk-i hidayeti üzere olması manasına geliyor. Bazı insanlar şakî'dir, bazı insanlar sâid'dir.Bazı insanlar şakî'dir, bazı insanlar sâid'dir. Bazı insanlar şakî defterine yazılmıştır.Bazı insanlar şakî defterine yazılmıştır. Berat gecesinde bazı insanlar sâid defterine yazılmıştır.Berat gecesinde bazı insanlar sâid defterine yazılmıştır. Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi şekâvetten kurtarsın,

Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi şekâvetten kurtarsın,
ehl-i saâdetten eylesin.ehl-i saâdetten eylesin. Saâdet, mutluluktan başka bir manaya geliyor yani dinimizde.Saâdet, mutluluktan başka bir manaya geliyor yani dinimizde. Saâdet demek, Allah Teâlâ Hazretlerine itaat üzere olmak demek.

Saâdet demek, Allah Teâlâ Hazretlerine itaat üzere olmak demek.
Zaten asıl saâdette hakikaten mutluluk da ondadır ama,Zaten asıl saâdette hakikaten mutluluk da ondadır ama, hani insan ızdırap çekse de, hasta olsa da, ağrısı sızısı olsa da,hani insan ızdırap çekse de, hasta olsa da, ağrısı sızısı olsa da, başında gamı derdi olsa dabaşında gamı derdi olsa da saâdet ehli olabilir İslâmi manada.saâdet ehli olabilir İslâmi manada. İlle güler yüzlü olmak, şen şakır, vur patlasın, çal oynasın,İlle güler yüzlü olmak, şen şakır, vur patlasın, çal oynasın, böyle eğlence halinde olmak manasına değil.böyle eğlence halinde olmak manasına değil. İslâm'da saâdetin manası manevi.İslâm'da saâdetin manası manevi. Şimdi aleyhissalatü vesselam Efendimiz bu ibaresinde buyurmuşlar ki, Şimdi aleyhissalatü vesselam Efendimiz bu ibaresinde buyurmuşlar ki, şekâvetin alameti dörttür.şekâvetin alameti dörttür. Yani insanın şakî olması, Allah'a âsî, merdud, Yani insanın şakî olması, Allah'a âsî, merdud, gayrimakbul, namakbul bir kul olmasının dört alameti vardır. gayrimakbul, namakbul bir kul olmasının dört alameti vardır. Bir, Nisyânü’z-zünûbi’l-mâdiyeti,

Bir, Nisyânü’z-zünûbi’l-mâdiyeti,
ve hiye indellâhi teâlâ mehfûzetün.ve hiye indellâhi teâlâ mehfûzetün. Geçmiş, eski zamanda işlenmiş günahları unutması. Bu şekâvet alameti.Geçmiş, eski zamanda işlenmiş günahları unutması. Bu şekâvet alameti. Neden?

Neden?
Sen unutuyorsun ama sen unutunca yok olmuyor ki o.

Sen unutuyorsun ama sen unutunca yok olmuyor ki o.
Onlar Allahü Teâlâ Hazretleri'nin indinde mahfuz. Onlar Allahü Teâlâ Hazretleri'nin indinde mahfuz. Hiçbir şey gizli kalmıyor. Hiçbir şey gizli kalmıyor. İnnâ künnâ nestensihu mâ küntüm te'melûn.

İnnâ künnâ nestensihu mâ küntüm te'melûn.
Biz sizlerin işlemiş olduğunu terfiyi kaydetmekteydik.

Biz sizlerin işlemiş olduğunu terfiyi kaydetmekteydik.
İnsan çok söze lüzum yok.İnsan çok söze lüzum yok. Çok söze hiç lüzum yok. Yunus Emre ne güzel söylemiş.Çok söze hiç lüzum yok. Yunus Emre ne güzel söylemiş. Kısaca bir söz bile yeter yani. Kısaca bir söz bile yeter yani. Şimdi insanın her yaptığı amelinŞimdi insanın her yaptığı amelin yazıldığını bilmesi, aklına iyice yerleşse kâfi gelmez mi?yazıldığını bilmesi, aklına iyice yerleşse kâfi gelmez mi? Başka nasihate ne lüzum var?

Başka nasihate ne lüzum var?
Kaydediliyor, tespit ediliyor. Allah Teâlâ Hazretleri görüyor,

Kaydediliyor, tespit ediliyor. Allah Teâlâ Hazretleri görüyor,
bir de meleklerini de tespit ettiriyor. Hafaza melekleri var. bir de meleklerini de tespit ettiriyor. Hafaza melekleri var. Kirâmen kâtibîn. Ya'lemûne mâ tef'alûn.

Kirâmen kâtibîn. Ya'lemûne mâ tef'alûn.
Gayet âşikâr. Âyet-i Kerîme'de çok net olarak söylenmiş.

Gayet âşikâr. Âyet-i Kerîme'de çok net olarak söylenmiş.
İnnâ künnâ nestensihu mâ küntüm te'melûn.

İnnâ künnâ nestensihu mâ küntüm te'melûn.
Biz sizlerin işlemiş olduklarınızı kopya ediyorduk,

Biz sizlerin işlemiş olduklarınızı kopya ediyorduk,
kaydediyorduk diye âyet-i kerîmede bildiriliyor. kaydediyorduk diye âyet-i kerîmede bildiriliyor. Hiç şek şüphe yok.Hiç şek şüphe yok. Yeter insana. Başka bir şeye uzun boyluYeter insana. Başka bir şeye uzun boylu söylemeye, izah etmeye lüzum yok ama işte insan eğer geçmişsöylemeye, izah etmeye lüzum yok ama işte insan eğer geçmiş günahlarını unutuyorsa kendisini şimdi adam sanıyor,günahlarını unutuyorsa kendisini şimdi adam sanıyor, bir şey sanıyor ama sen neydin eskiden?bir şey sanıyor ama sen neydin eskiden? Senin ne mal olduğunu ben bilirim hani Nasreddin Hoca demiş ya.

Senin ne mal olduğunu ben bilirim hani Nasreddin Hoca demiş ya.
Senin ne mal olduğunu ben bilirim ya demiş. Senin ne mal olduğunu ben bilirim ya demiş. Gençlikte de sanki kendi kendine şöyle, ah gençlik ah demiş.Gençlikte de sanki kendi kendine şöyle, ah gençlik ah demiş. Arkasından böyle bir fıkrası vardır. Arkasından böyle bir fıkrası vardır. Neyse, yani ciddi olarak söylemek gerekirse Neyse, yani ciddi olarak söylemek gerekirse insanın kendi günahlarını unutması şakîlik alametidir. insanın kendi günahlarını unutması şakîlik alametidir. Çünkü onlar onun unutmasıyla yok olmuyor.Çünkü onlar onun unutmasıyla yok olmuyor. Allah indinde mahfuz, tespit edilmiş bulunuyor. Hiçbir şey eksik kalmıyor.Allah indinde mahfuz, tespit edilmiş bulunuyor. Hiçbir şey eksik kalmıyor. Hiçbir şey gözden kaçmıyor.Hiçbir şey gözden kaçmıyor. O halde ona göre davranmak lazım.O halde ona göre davranmak lazım. Zaten hadîs-i şerîf'in intibası içinde onu söyleyecek bize, onun için. Zaten hadîs-i şerîf'in intibası içinde onu söyleyecek bize, onun için. İkinci maddeye geçelim.İkinci maddeye geçelim. ve zikru’l-hasenâti’l-mâdiyeti

ve zikru’l-hasenâti’l-mâdiyeti
ve lâ yedrî e kubilet em ruddet.ve lâ yedrî e kubilet em ruddet. Geçmiş iyiliklerini de hatırında tutması. Bu da şekâvet alametidir.Geçmiş iyiliklerini de hatırında tutması. Bu da şekâvet alametidir. Ben falanca zamanda falanca kimseye beş yüz lira borç vermiştim, Ben falanca zamanda falanca kimseye beş yüz lira borç vermiştim, ne iyilik yapmıştım ya. Falanca zaman hacca gitmiştim.ne iyilik yapmıştım ya. Falanca zaman hacca gitmiştim. Umreye gitmiştim.Umreye gitmiştim. Falanca zaman 3 tane hâtim indirmiştim, ne iyi şeyler yapmışsın falan diye Falanca zaman 3 tane hâtim indirmiştim, ne iyi şeyler yapmışsın falan diye yaptığı şeyleri hatırında tutması.yaptığı şeyleri hatırında tutması. Bu da şakîlik alametidir, şekâvet alametidir.Bu da şakîlik alametidir, şekâvet alametidir. Neden?

Neden?
Ve lâ yedrî e kubilet em ruddet

Ve lâ yedrî e kubilet em ruddet
Bakalım o yaptığını yaptı ama kabul oldu mu olmadı mı belli değil ki.Bakalım o yaptığını yaptı ama kabul oldu mu olmadı mı belli değil ki. Bilmiyorum ki.Bilmiyorum ki. Yani kabul oldu mu acaba?

Yani kabul oldu mu acaba?
Allah beğendi mi?

Allah beğendi mi?
Kabul etti mi, etmedi mi?

Kabul etti mi, etmedi mi?
Bilmiyoruz. Bilinmediği için onu düşünüp de

Bilmiyoruz. Bilinmediği için onu düşünüp de
ona güvenmek çok yanlış bir şeydir.ona güvenmek çok yanlış bir şeydir. Falanca zaman şöyle bir iyilik yapmışsın.Falanca zaman şöyle bir iyilik yapmışsın. Senin yaptığın iyiliklerin hepsini toplasan ne olur?Senin yaptığın iyiliklerin hepsini toplasan ne olur? Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın.

Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın.
Yani beraber bütün gününü hayırda geçirmiş olsan ne kadar hayır olur?Yani beraber bütün gününü hayırda geçirmiş olsan ne kadar hayır olur? Bunu böyle düşünüp de insan şey yaparsa,

Bunu böyle düşünüp de insan şey yaparsa,
takarsa çok rahat oturur orada. gider, çok rahat eder.takarsa çok rahat oturur orada. gider, çok rahat eder. Rahat edince de hiç ahirete hazırlanmaz, çok büyük zararlara uğrar.Rahat edince de hiç ahirete hazırlanmaz, çok büyük zararlara uğrar. Onun için insanın aklına iyiliklerini takması, kötülüklerini unutması, Onun için insanın aklına iyiliklerini takması, kötülüklerini unutması, şekâvet alametidir.şekâvet alametidir. Allah bir kulu seviyorsa, ona kötülüklerini hatırlatacak da, Allah bir kulu seviyorsa, ona kötülüklerini hatırlatacak da, iyiliklerini unutturacak da,iyiliklerini unutturacak da, o da kendisi telaşa düşüp daha çok hayır işlemeye çalışacak. o da kendisi telaşa düşüp daha çok hayır işlemeye çalışacak. Allahualem bundan dolayı bu. Gelelim üçüncü maddeye.Allahualem bundan dolayı bu. Gelelim üçüncü maddeye. Ve nezaruhî ilâ men fevkagû fi’d-dünyâ.

Ve nezaruhî ilâ men fevkagû fi’d-dünyâ.
Dünyada kendisinden yüksek insanlara bakması.Dünyada kendisinden yüksek insanlara bakması. Bu da onun için bir şekâvet alametidir.Bu da onun için bir şekâvet alametidir. Ne demek insanın kendisinden yükseklere bakması?Ne demek insanın kendisinden yükseklere bakması? Yani diyelim kendisinin tenekeden bir kulübesi var,

Yani diyelim kendisinin tenekeden bir kulübesi var,
efendim falancanın sarayı var, sarayına bakıyor,efendim falancanın sarayı var, sarayına bakıyor, ah bizim öyle bir şeyimiz yok falan diye. Veyahut bir basit evi var, gece kondusu şeyde,ah bizim öyle bir şeyimiz yok falan diye. Veyahut bir basit evi var, gece kondusu şeyde, falanca yerdeki lüks daireye bakıyor, bizim neyimiz var ki ya falan diye.falanca yerdeki lüks daireye bakıyor, bizim neyimiz var ki ya falan diye. Memnunsuzluk duyuyor, yukarıya bakıyor çünkü.Memnunsuzluk duyuyor, yukarıya bakıyor çünkü. Halbuki hiç evi olmayana, Halbuki hiç evi olmayana, hiç böyle bir başını sokacak bir yeri olmayana, bir de ayda 5000 lira, 7000 lirahiç böyle bir başını sokacak bir yeri olmayana, bir de ayda 5000 lira, 7000 lira kira verene baksa, elhamdülillah ben kiradan kurtulmuşum,kira verene baksa, elhamdülillah ben kiradan kurtulmuşum, çok şükür halime diyecek.çok şükür halime diyecek. Belki rahat edecek ama yukarıya bakıyor,Belki rahat edecek ama yukarıya bakıyor, daima huzursuz, daima şükürsüz,daima huzursuz, daima şükürsüz, daima efendim kendi halini beğenmeme gibi bir durum. daima efendim kendi halini beğenmeme gibi bir durum. Bu da iyi bir şey değil. Bu da iyi bir şey değil, şekâvet alameti.Bu da iyi bir şey değil. Bu da iyi bir şey değil, şekâvet alameti. Ve nezaruhû ilâ men dûnehû fi’d-dînî.

Ve nezaruhû ilâ men dûnehû fi’d-dînî.
Dini bakımdan da kendisinden aşağısındakine bakması. Dini bakımdan da kendisinden aşağısındakine bakması. Bu da şekâvet alametidir.Bu da şekâvet alametidir. Bu ne demek?

Bu ne demek?
Din bakımından kendisinden aşağısındakine bakması.

Din bakımından kendisinden aşağısındakine bakması.
Falanca adam beş vakit kılamıyor ben kılıyorum da ondan üstün.Falanca adam beş vakit kılamıyor ben kılıyorum da ondan üstün. Falanca adam zengin olduğu halde hacca gitmedi. Ben gittim.Falanca adam zengin olduğu halde hacca gitmedi. Ben gittim. Veyahut falan adam şöyle şöyle yapıyor. Ben ona üstünüm.Veyahut falan adam şöyle şöyle yapıyor. Ben ona üstünüm. Onunla ne ölçüyorsun?

Onunla ne ölçüyorsun?
Ölçü o mu?

Ölçü o mu?
Ölçeceksen kendini salih kimselerle ölç.

Ölçeceksen kendini salih kimselerle ölç.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnetiyle,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnetiyle, sünneti seniyyesiyle ölç.sünneti seniyyesiyle ölç. Kur'an-ı kerîm ile ölç, Kur'an'ın terazisine koy.Kur'an-ı kerîm ile ölç, Kur'an'ın terazisine koy. Yoksa hafif bir insanı ölçü alırsan kendin ağır bir görünürsünYoksa hafif bir insanı ölçü alırsan kendin ağır bir görünürsün ama ikiniz birden Allah indinde gayri makbul durumda olabilirsiniz.ama ikiniz birden Allah indinde gayri makbul durumda olabilirsiniz. Onun için eğer bir insan, şakî ise kendisinde bu alametler vardır.Onun için eğer bir insan, şakî ise kendisinde bu alametler vardır. Kendisinin eski günahlarını unutur.Kendisinin eski günahlarını unutur. Sanki hiç melek, sanki hiç hata işlememiş. Sanki hiç melek, sanki hiç hata işlememiş. Eski iyilikleri hatırında, büyütüyor onu.Eski iyilikleri hatırında, büyütüyor onu. Bir şey sanıyor, kabul edildi mi edilmedi mi bilmiyor.Bir şey sanıyor, kabul edildi mi edilmedi mi bilmiyor. Dünya bakımından kendisinden üsttekilere bakıyor,Dünya bakımından kendisinden üsttekilere bakıyor, kendisinin elindekini azımsıyor, onları temenni ediyor.kendisinin elindekini azımsıyor, onları temenni ediyor. Ahiret bakımından kendisinden aşağıdakilere bakıyorAhiret bakımından kendisinden aşağıdakilere bakıyor ve kendisine emniyet duygusu geliyor.ve kendisine emniyet duygusu geliyor. Efendim ben birçok kimseden daha iyi durumdayım falan diyor.Efendim ben birçok kimseden daha iyi durumdayım falan diyor. Bunlar iyi değil.Bunlar iyi değil. Yekûlüllâhü: Eradtühû ve lem yüridnî fe teraktehû.

Yekûlüllâhü: Eradtühû ve lem yüridnî fe teraktehû.
Allah Teâlâ Hazretleri buyurur ki, ben onları istedim,Allah Teâlâ Hazretleri buyurur ki, ben onları istedim, onlar beni istemediler, ben de onları hallerine bırakıverdim.onlar beni istemediler, ben de onları hallerine bırakıverdim. Ha demek ki Allah kimlere veriyormuş bu huyları?Ha demek ki Allah kimlere veriyormuş bu huyları? Kendi yoluna davet edip de Allah'ı istemeyen,

Kendi yoluna davet edip de Allah'ı istemeyen,
Allah yoluna gelmeyen kimselere bu huyları veriyormuş da,Allah yoluna gelmeyen kimselere bu huyları veriyormuş da, onlar kendi haline yaptıkları için kendilerini kurtaracakonlar kendi haline yaptıkları için kendilerini kurtaracak düşüncelerden uzak, sapıtıcı şu düşüncelere saklanıyorlarmış.düşüncelerden uzak, sapıtıcı şu düşüncelere saklanıyorlarmış. Ve alâmetü’s-saâdeti erbeatün: Saâdetin alameti de dörttür.

Ve alâmetü’s-saâdeti erbeatün: Saâdetin alameti de dörttür.
Bunların kısmı.Bunların kısmı. Zikru’z-zünûbi’l-mâdiyeti.

Zikru’z-zünûbi’l-mâdiyeti.
Geçmiş günahları hiç hatırından çıkartmıyor.Geçmiş günahları hiç hatırından çıkartmıyor. Ah nasıl ömür geçirdim diye hep eskilerin pişmanlığı içinde.Ah nasıl ömür geçirdim diye hep eskilerin pişmanlığı içinde. Ve nisyânü’l-hasenâti’l-mâdiyeti.

Ve nisyânü’l-hasenâti’l-mâdiyeti.
Geçmiş iyiliklerini unutuyor. Düşünmüyor hiç. Geçmiş iyiliklerini unutuyor. Düşünmüyor hiç. Zaten her birinin bir kusuru vardı derdi bizim hocamız.Zaten her birinin bir kusuru vardı derdi bizim hocamız. Yani maşaallah ömründe şu kadar hacca gitmiş,Yani maşaallah ömründe şu kadar hacca gitmiş, bu kadar halvet tutarmış, şöyle etmiş, böyle etmiş.bu kadar halvet tutarmış, şöyle etmiş, böyle etmiş. Bin bir türlü kusuru var.Bin bir türlü kusuru var. Namazda Esselamu aleykum ve rahmetullah, Esselamu aleykum ve rahmetullah diyoruz.Namazda Esselamu aleykum ve rahmetullah, Esselamu aleykum ve rahmetullah diyoruz. Ondan sonra Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah diyoruz.Ondan sonra Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah diyoruz. Ya Rabbi sen bizi affet, affet diye.Ya Rabbi sen bizi affet, affet diye. İlk önce bunu anlamazdım diye bize bir konuşmasında söylemişti.İlk önce bunu anlamazdım diye bize bir konuşmasında söylemişti. Sonradan anladım ki kıldığımız namazlar da namaza benzemiyor kiSonradan anladım ki kıldığımız namazlar da namaza benzemiyor ki onlardan da istiğfar lazım.onlardan da istiğfar lazım. Aklımız parada, pulda, bakkalda, alışverişte,Aklımız parada, pulda, bakkalda, alışverişte, efendim dünya şeylerinde namaz kıldık diyoruz, tabi ona da istiğfar lazım.efendim dünya şeylerinde namaz kıldık diyoruz, tabi ona da istiğfar lazım. Hatta büyüklerden birisi demiş ki istiğfarlarımız bile istiğfara layık.Hatta büyüklerden birisi demiş ki istiğfarlarımız bile istiğfara layık. İstiğfarlarımız bile doğru düzgün yapılmadığındanİstiğfarlarımız bile doğru düzgün yapılmadığından istiğfara layık diye söylermiş.istiğfara layık diye söylermiş. Ve nezaruhû ilâ men fevkahû fi’d-dîni.

Ve nezaruhû ilâ men fevkahû fi’d-dîni.
Dini bakımdan kendisinden daha iyi olan kimselere bakıyor.Dini bakımdan kendisinden daha iyi olan kimselere bakıyor. İyiyi örnek alacak.İyiyi örnek alacak. Bir ressam kötü bir şeyi model alırsa yaptığı güzel olur mu? Olmaz.Bir ressam kötü bir şeyi model alırsa yaptığı güzel olur mu? Olmaz. İyiyi. Bir kız nakış işliyor çok kötü bir nakışı örnek alırsa yaptığı nakış beğenilir mi?İyiyi. Bir kız nakış işliyor çok kötü bir nakışı örnek alırsa yaptığı nakış beğenilir mi? Güzel, çok beğenilen iyi bir şey alacak, onu taklit ederse güzel olacak.Güzel, çok beğenilen iyi bir şey alacak, onu taklit ederse güzel olacak. İyiyi örnek alması saâdet alametidir.İyiyi örnek alması saâdet alametidir. Ve nazaruhû ilâ men dûnehû fi’d-dünyâ.

Ve nazaruhû ilâ men dûnehû fi’d-dünyâ.
Dünyada da kendisinden aşağı bakacak.Dünyada da kendisinden aşağı bakacak. Bak falanca, elhamdülillah benim sıhhatim var. Fakirim ama Bak falanca, elhamdülillah benim sıhhatim var. Fakirim ama sıhhatim var çok şükür.sıhhatim var çok şükür. Filanca hem fakir hem de hasta.Filanca hem fakir hem de hasta. Eh benim elhamdülillah çoluk çocuğum var.Eh benim elhamdülillah çoluk çocuğum var. O yapa yalnız. Gece ölse kalsa kimse yardımına koşmaz.O yapa yalnız. Gece ölse kalsa kimse yardımına koşmaz. Mesela, insan böyle kendinden aşağıdakilere bakıncaMesela, insan böyle kendinden aşağıdakilere bakınca o zaman içinde bulunduğu nimeti anlaro zaman içinde bulunduğu nimeti anlar ve Allah Teâlâ Hazretleri'ne şükür duygusu içinde olur ki,ve Allah Teâlâ Hazretleri'ne şükür duygusu içinde olur ki, şükür duygusu içinde olmak malum çok güzel bir şeydir.şükür duygusu içinde olmak malum çok güzel bir şeydir. Allah Teâlâ Hazretleri bir kimsenin nimete şükredici halini gördü mü o nimeti arttırır.Allah Teâlâ Hazretleri bir kimsenin nimete şükredici halini gördü mü o nimeti arttırır. Durup dururda beğenmeme durumu olursa nimeti elinden alır.Durup dururda beğenmeme durumu olursa nimeti elinden alır. Kadri bilinmeyen nimet elden alınır, şükrü güzel eda edilen nimet arttırılır.Kadri bilinmeyen nimet elden alınır, şükrü güzel eda edilen nimet arttırılır. Hâtim el- Esam diye bir veli kul var.

Hâtim el- Esam diye bir veli kul var.
Allah'ın sevgili kullarından, evliyâullah'tan, Allah'ın sevgili kullarından, evliyâullah'tan, meşayih'ten bir muhterem zat. Hâtim el-Esam.meşayih'ten bir muhterem zat. Hâtim el-Esam. Bu zatı ben çok seviyorum. Şöyle Allah şefaatlerine nâil etsin.Bu zatı ben çok seviyorum. Şöyle Allah şefaatlerine nâil etsin. Yanına bir kadın gelmiş de bir hatalı şeyi olmuş.Yanına bir kadın gelmiş de bir hatalı şeyi olmuş. Utancından kıpkırmızı olmuş kadıncağız tabii. Utancından kıpkırmızı olmuş kadıncağız tabii. Hatalı bir hareket olmuş kendisinden.Hatalı bir hareket olmuş kendisinden. O da hiç anlamazlığa, duymazlığa vurmuş.O da hiç anlamazlığa, duymazlığa vurmuş. Kızım demiş, sesini duyamıyorum, daha bağır demiş.Kızım demiş, sesini duyamıyorum, daha bağır demiş. Kadın biraz rahatlamış.Kadın biraz rahatlamış. Yüksek sesle konuşmuş, daha bağır, daha bağır demiş.Yüksek sesle konuşmuş, daha bağır, daha bağır demiş. Daha çok bağırınca tamam demiş, benimDaha çok bağırınca tamam demiş, benim demin yaptığım hatayı bu anlamadı bu adam diye. demin yaptığım hatayı bu anlamadı bu adam diye. Kadın iyice rahatlamış, soracağı dini meseleyi sormuş, gitmiş.Kadın iyice rahatlamış, soracağı dini meseleyi sormuş, gitmiş. O kadın ölünceye kadar sağırlık taklidi yapmış bu muhterem zat.O kadın ölünceye kadar sağırlık taklidi yapmış bu muhterem zat. Sağır değil ama o kadıncağız mahcup olmasın,Sağır değil ama o kadıncağız mahcup olmasın, yerin dibine geçmesin, utanmasın diye sağırmış gibi yapmış.yerin dibine geçmesin, utanmasın diye sağırmış gibi yapmış. Bak lakabı sağır. Hâtim el- Esam. Esam sağır demek, sağır falan değil.Bak lakabı sağır. Hâtim el- Esam. Esam sağır demek, sağır falan değil. O kadın ölünceye kadar sağır gibi davranmış.O kadın ölünceye kadar sağır gibi davranmış. Öldü mü? Öldü. Ondan sonra artık normal. O üzülmesin diye.Öldü mü? Öldü. Ondan sonra artık normal. O üzülmesin diye. Bak başkasının gönlünü kollamakta ne kadar dikkatli, titiz.Bak başkasının gönlünü kollamakta ne kadar dikkatli, titiz. Bir insanın gönlü olacak diye nasıl kendisini zahmete sokmuş.Bir insanın gönlü olacak diye nasıl kendisini zahmete sokmuş. Biz de işimiz gücümüz sabah akşam gönül yıkmak.Biz de işimiz gücümüz sabah akşam gönül yıkmak. Ona çatarız, buna söveriz, ötekisini kırarız, ötekisini asarız, kırarız.Ona çatarız, buna söveriz, ötekisini kırarız, ötekisini asarız, kırarız. Gönül yıkmak şampiyonuyuz biz.Gönül yıkmak şampiyonuyuz biz. Şimdi bu zatı muhteremin çok güzel sözleri var daŞimdi bu zatı muhteremin çok güzel sözleri var da burada bir tanesini okuyacağım.burada bir tanesini okuyacağım. Ennehû kâl:

Ennehû kâl:
O dedi ki:

O dedi ki:
Erbeatü eşyâe lâ ye’rifü kadrahâ illâ erbeatün.

Erbeatü eşyâe lâ ye’rifü kadrahâ illâ erbeatün.
Dört şey var, bu dört şeyin kadrini şu dört kişiden başkası bilmez.

Dört şey var, bu dört şeyin kadrini şu dört kişiden başkası bilmez.
Bir, "eş-şebâbu lâ ya'rifu kadrahu ille şüyûh."

Bir, "eş-şebâbu lâ ya'rifu kadrahu ille şüyûh."
Birincisi gençlik. Bunun kadrini ihtiyarlardan gayrısı bilmez.Birincisi gençlik. Bunun kadrini ihtiyarlardan gayrısı bilmez. Gençler hiç farkında değildir onun bir nimet olduğunu. Hiç anlamaz.Gençler hiç farkında değildir onun bir nimet olduğunu. Hiç anlamaz. Halbuki en büyük nimet, en büyük lezzet, en büyük imkan, en büyükHalbuki en büyük nimet, en büyük lezzet, en büyük imkan, en büyük devlet saâdet, insanın genç olması, elinin ayağının tutması,devlet saâdet, insanın genç olması, elinin ayağının tutması, önünde geniş bir yaşama imkanı var. önünde geniş bir yaşama imkanı var. Kendini derle, topla, Allah'a has halis kul ol, ilmini artır,Kendini derle, topla, Allah'a has halis kul ol, ilmini artır, salih ameller işle, ömrün sabahtan akşama,salih ameller işle, ömrün sabahtan akşama, gençliğinden ihtiyarlığına kadar hayru hasenat ile dolu olsun.gençliğinden ihtiyarlığına kadar hayru hasenat ile dolu olsun. Müslümanın uzun ömürlü olması çok güzel bir şeydir. Çünkü faydalı olur.Müslümanın uzun ömürlü olması çok güzel bir şeydir. Çünkü faydalı olur. Müslümanın her şeyi faydadır. Sükutu faydadır, yürümesi faydadır,Müslümanın her şeyi faydadır. Sükutu faydadır, yürümesi faydadır, konuşması faydadır, koşması faydadır,konuşması faydadır, koşması faydadır, yanında durursan fayda sağlar, uzağında olsan gene fayda sağlar,yanında durursan fayda sağlar, uzağında olsan gene fayda sağlar, hayrını ister. Ama nedense ihtiyarlamayınca kadri kıymetini bilmezler.hayrını ister. Ama nedense ihtiyarlamayınca kadri kıymetini bilmezler. O zaman da derler ki, O zaman da derler ki, Leyte’ş-şebâbü yeûdü yevmen.

Leyte’ş-şebâbü yeûdü yevmen.
Keşke gençlik bir gün geri gelse derler.

Keşke gençlik bir gün geri gelse derler.
Gelmez tabi geriye, geriye gelmesi mümkün değil.Gelmez tabi geriye, geriye gelmesi mümkün değil. İşte ancak ihtiyarlar biliyor kadrini.İşte ancak ihtiyarlar biliyor kadrini. Allah gençlerimize içinde bulundukları nimetin Allah gençlerimize içinde bulundukları nimetin kadrini idrak ihsan eylesin. kadrini idrak ihsan eylesin. Bel âfiyetü ya’rifü kadrahâ illâ ehlü’l-belâi.

Bel âfiyetü ya’rifü kadrahâ illâ ehlü’l-belâi.
İkincisi afiyettir.

İkincisi afiyettir.
Afiyetin kadr-i kıymetini de ancak hasta olanlar, dertli olanlar bilir.Afiyetin kadr-i kıymetini de ancak hasta olanlar, dertli olanlar bilir. Ötekisi bilmez. Şimdi sabahleyin kalkmış elhamdülillah sıhhatle, afiyetle,Ötekisi bilmez. Şimdi sabahleyin kalkmış elhamdülillah sıhhatle, afiyetle, işine gelmiş, gitmiş, eh evine gelmiş, balkona çıkmış, çayını içiyor filan.işine gelmiş, gitmiş, eh evine gelmiş, balkona çıkmış, çayını içiyor filan. Sorsan hiçbir şeyin farkında değil yani.Sorsan hiçbir şeyin farkında değil yani. Bir nimet içinde mi,Bir nimet içinde mi, değil mi farkında değil.değil mi farkında değil. Bak bir derde uğrasın, bir gece uyku uyuması gitsin elinden, bir yere bir ağrı saplansın,Bak bir derde uğrasın, bir gece uyku uyuması gitsin elinden, bir yere bir ağrı saplansın, uykular elinden alınsın veyahut daha başka sıkıntılar,uykular elinden alınsın veyahut daha başka sıkıntılar, şunlar bunlar başlasın.şunlar bunlar başlasın. Vay demek ki ne kadar nimetler varmış diye afiyetinVay demek ki ne kadar nimetler varmış diye afiyetin kıymetini hastalanınca anlayacak,kıymetini hastalanınca anlayacak, derde uğrayınca anlayacak. derde uğrayınca anlayacak. Yani başına bir dert geldiği zaman, burada bela diyor,Yani başına bir dert geldiği zaman, burada bela diyor, bela geldiği zaman beladan uzak olmanın, huzuru kalp ilebela geldiği zaman beladan uzak olmanın, huzuru kalp ile salim kafalı olmanın kıymetini belaya uğrayanlar anlar.salim kafalı olmanın kıymetini belaya uğrayanlar anlar. Ve sıhhatü lâ ye’firü kadrahâ ill’l-merdâ.

Ve sıhhatü lâ ye’firü kadrahâ ill’l-merdâ.
Sıhhatinde kadrini ancak hastalar bilir.

Sıhhatinde kadrini ancak hastalar bilir.
Ötekiler anlayamaz. Sağlam yürüdüğü müddetçe anlamaz.Ötekiler anlayamaz. Sağlam yürüdüğü müddetçe anlamaz. Hastalandığı zaman ancak anlaşılır kadri.Hastalandığı zaman ancak anlaşılır kadri. Ve’l-hayâtü lâ ye’rifü kadrahâ ill’l-mevtâ.

Ve’l-hayâtü lâ ye’rifü kadrahâ ill’l-mevtâ.
Hayatında kadri kıymetini ancak ölüler bilir.

Hayatında kadri kıymetini ancak ölüler bilir.
Diriler yaşıyorlar, yaşadıklarının büyük bir nimet olduğununDiriler yaşıyorlar, yaşadıklarının büyük bir nimet olduğunun farkında değillerdir.farkında değillerdir. Şimdi bu sözden, bu zatı muhteremin bu sözünden çıkan ders nedir?Şimdi bu sözden, bu zatı muhteremin bu sözünden çıkan ders nedir? Çıkan ders şudur ki, gençken gençliğin kıymetini bilelim.

Çıkan ders şudur ki, gençken gençliğin kıymetini bilelim.
Belalardan uzak, salim kafalı, dinç durumdayken, Belalardan uzak, salim kafalı, dinç durumdayken, gönlümüz hoşken o hoşluğun kadri kıymetini bilelim.gönlümüz hoşken o hoşluğun kadri kıymetini bilelim. Sıhhatliyken sıhhatin kıymetini bilelim hasta olmadan.Sıhhatliyken sıhhatin kıymetini bilelim hasta olmadan. Yaşıyorken bir gün gelip ölüm olacağını,Yaşıyorken bir gün gelip ölüm olacağını, bu dünyadan ayrılacağımızı o zaman işlerin biteceğini bilelim,bu dünyadan ayrılacağımızı o zaman işlerin biteceğini bilelim, hazırlanalım ona göre.hazırlanalım ona göre. İnsanoğlu umumiyetle şeytana uyar.

İnsanoğlu umumiyetle şeytana uyar.
Nasıl uyar?

Nasıl uyar?
Bir kısmı doğrudan doğruya şeytanın tavsiyesini tuttuğu için uyar şeytana.

Bir kısmı doğrudan doğruya şeytanın tavsiyesini tuttuğu için uyar şeytana.
Şu kötülüğü yap, bu kötülüğü yap diye o tavsiyeye uyar.Şu kötülüğü yap, bu kötülüğü yap diye o tavsiyeye uyar. Bir kısmı da şeytan kötülük yaptıramazsa hayırını tehir ettirir.Bir kısmı da şeytan kötülük yaptıramazsa hayırını tehir ettirir. Yapacağı hayrı tehir ettirir. Yapma şu hayrı,Yapacağı hayrı tehir ettirir. Yapma şu hayrı, yarın yaparsın, öbür gün yaparsın falan diye.yarın yaparsın, öbür gün yaparsın falan diye. Ona şey derler, yarını öbür güne ileriye tehir etmeye tesvif, Ona şey derler, yarını öbür güne ileriye tehir etmeye tesvif, tesvif derler bu şeyde, İslâmi lisanda.tesvif derler bu şeyde, İslâmi lisanda. Tesvif, insanın hayırlı işini geriye bırakmasıdır, daha sonraya bırakmasıdır.Tesvif, insanın hayırlı işini geriye bırakmasıdır, daha sonraya bırakmasıdır. Peygamber aleyhissalatu vesselam hazretleri,Peygamber aleyhissalatu vesselam hazretleri, heleke’l-müsevvifûn buyurmuştur.heleke’l-müsevvifûn buyurmuştur. İşini yarına bırakanlar helâk oldular diye.İşini yarına bırakanlar helâk oldular diye. Tevbeyi yanına bırakırsın, ölüm geliverir, tevbe etme imkanın olmaz.Tevbeyi yanına bırakırsın, ölüm geliverir, tevbe etme imkanın olmaz. Namazı geçe bırakırsın, uyuverirsin, namazı kılma imkanın olmaz.Namazı geçe bırakırsın, uyuverirsin, namazı kılma imkanın olmaz. Zekâtı geçe bırakırsın, fakirleşiverirsin,Zekâtı geçe bırakırsın, fakirleşiverirsin, o eski zekât boynunda borç kalır.o eski zekât boynunda borç kalır. Yani hayırı tehir etti mi insan, şeytan öyle aldatır aldatır, Yani hayırı tehir etti mi insan, şeytan öyle aldatır aldatır, ondan sonra yapmaya da imkan kalmayıverir.ondan sonra yapmaya da imkan kalmayıverir. Onun için ibadetin, kulluğun kadrini gençlikte bilmeli,Onun için ibadetin, kulluğun kadrini gençlikte bilmeli, gençlik geçmeden Allah'a kulluk etmeli.gençlik geçmeden Allah'a kulluk etmeli. Başına dert, bela gelmeden bugünü ganimet bilipBaşına dert, bela gelmeden bugünü ganimet bilip onun içinde Allah'a güzel kulluk etmeye çalışmalı.onun içinde Allah'a güzel kulluk etmeye çalışmalı. Yarın yaparım, öbür gün yaparım dersinYarın yaparım, öbür gün yaparım dersin başına bir bela geliverir, yapamaz olursun.başına bir bela geliverir, yapamaz olursun. Sıhhatin kadrini, kıymetini bilmeli.Sıhhatin kadrini, kıymetini bilmeli. Yine bu zat-ı muhteremin bir güzel sözü daha var, onu da yazın hatırınıza.Yine bu zat-ı muhteremin bir güzel sözü daha var, onu da yazın hatırınıza. Ve an Hâtem-i Esam rahimehu’llâh, ennehû kâle:

Ve an Hâtem-i Esam rahimehu’llâh, ennehû kâle:
Demiş ki:

Demiş ki:
Men sarafe erbe’an ilâ erbein vecede’l-cennete.

Men sarafe erbe’an ilâ erbein vecede’l-cennete.
Dört şeyi, dört zamana tehir eden cenneti bulur.

Dört şeyi, dört zamana tehir eden cenneti bulur.
Dört şeyi tehir edecek, bırakacak, geriye bırakacak. Cenneti bulur.Dört şeyi tehir edecek, bırakacak, geriye bırakacak. Cenneti bulur. Neymiş bu tehir edilecek şeyler?Neymiş bu tehir edilecek şeyler? en-nevmü ile’l-kabri.

en-nevmü ile’l-kabri.
Uyumayı kabre bırakan.

Uyumayı kabre bırakan.
Uyuyacaksan orada uyu. Kıyamete kadar uyuyacaksın orada işte.Uyuyacaksan orada uyu. Kıyamete kadar uyuyacaksın orada işte. İstirahat yeri orası. İstirahatgah.İstirahat yeri orası. İstirahatgah. Kabir nedir?

Kabir nedir?
Ebedi istirahatgahına tevdi eyledik diyorlar.

Ebedi istirahatgahına tevdi eyledik diyorlar.
Bazen gazetelerde okuyoruz öyle vefat haberlerini filan.Bazen gazetelerde okuyoruz öyle vefat haberlerini filan. Filanca kimse vefat etti de işte cenazesi falanca yerde kılındı. Filanca kimse vefat etti de işte cenazesi falanca yerde kılındı. Hacı Bayram da kılındı. Kalabalık bir cemaat götürdüler.Hacı Bayram da kılındı. Kalabalık bir cemaat götürdüler. Ebedi istirahatına tevdi ettiler. İstirahat yeri buyur. Ebedi istirahatına tevdi ettiler. İstirahat yeri buyur. Artık orada uyu uyuyabildiğin kadar. Kıyamet kopuncaya kadar.Artık orada uyu uyuyabildiğin kadar. Kıyamet kopuncaya kadar. Uykuyu o zamana bırak. Peki şimdi?Uykuyu o zamana bırak. Peki şimdi? Şimdi biraz az uyu demek istiyor. Bu meşayihtendir bu zaten muhterem.Şimdi biraz az uyu demek istiyor. Bu meşayihtendir bu zaten muhterem. Büyük tarikat ulularından bir kimsedir. Az uyu da çok kazan diyor.Büyük tarikat ulularından bir kimsedir. Az uyu da çok kazan diyor. Lokman Hekim de öyle demiş. Evladım, horozdan,Lokman Hekim de öyle demiş. Evladım, horozdan, horoz senden daha açık göz olmasın.horoz senden daha açık göz olmasın. Çünkü seher vaktinde kalkar öter, sen horul horul uyuyor olursun. SÇünkü seher vaktinde kalkar öter, sen horul horul uyuyor olursun. S eher vakti kazanç zamanıdır. Horozdan da acizlik gösterme.eher vakti kazanç zamanıdır. Horozdan da acizlik gösterme. Horozdan da aciz misin sen? Horozdan da aciz misin sen? O küçücük bir hayvan işte.

O küçücük bir hayvan işte.
Ondan da aciz misin diye oğluna öyle tavsiye edermiş.Ondan da aciz misin diye oğluna öyle tavsiye edermiş. Seher vaktinde kalkmayı. Seher vaktinde kalkmayı. İnsan geceleyin çok uyursa sermayeden mahrum olur diyor yine.İnsan geceleyin çok uyursa sermayeden mahrum olur diyor yine. Çok uyumak insanı ahiret sermayesinden mahrum eder.Çok uyumak insanı ahiret sermayesinden mahrum eder. Allah bizi şu uyku belasındanAllah bizi şu uyku belasından yani gerektiği kadar uyuyalım da fazlasından kurtarsın.yani gerektiği kadar uyuyalım da fazlasından kurtarsın. Uykunun normali bedenin hakkıdır. Uykunun normali bedenin hakkıdır. Şimdi bak İslâmiyet ölçü dinidir, terazi dinidir.Şimdi bak İslâmiyet ölçü dinidir, terazi dinidir. İslâm'da elinde terazi olacak her şeyi ölçülü yapacaksın. İslâm'da elinde terazi olacak her şeyi ölçülü yapacaksın. Planlı bir dindir yani. Mühendislik hesabı gibi her şey planlıdır.Planlı bir dindir yani. Mühendislik hesabı gibi her şey planlıdır. Efendim hiç uyku uyumayayım ben çok ibadet edeyim.Efendim hiç uyku uyumayayım ben çok ibadet edeyim. Hayır, müslümanlık öyle ibadet istemiyor.Hayır, müslümanlık öyle ibadet istemiyor. Allah rızası için biraz uyu sen o zaman. Biraz da Allah rızası için uyu.Allah rızası için biraz uyu sen o zaman. Biraz da Allah rızası için uyu. Neden?

Neden?
Bu bedenin hakkı var. Sen bu bedeni

Bu bedenin hakkı var. Sen bu bedeni
emanet verdi Allah sana. emanet verdi Allah sana. Sen bu bedeni hor kullanırsan onun hesabını soracak.Sen bu bedeni hor kullanırsan onun hesabını soracak. Ve ce’alna nevmeküm sübâtâ.

Ve ce’alna nevmeküm sübâtâ.
Buyurmadı mı Kur'an-ı Kerîm'de?

Buyurmadı mı Kur'an-ı Kerîm'de?
Gecesini istirahatgah eyledik insanların diye.

Gecesini istirahatgah eyledik insanların diye.
Uyuyacaksın elbette. Bu vücudun hakkı var. Allah'ın emri öyle.Uyuyacaksın elbette. Bu vücudun hakkı var. Allah'ın emri öyle. Bizim dinimiz insan tabiatına muvafık din.Bizim dinimiz insan tabiatına muvafık din. Bizim dinimiz öyle uykuyu bırak, yemeği bırak,Bizim dinimiz öyle uykuyu bırak, yemeği bırak, dağın başına çık, insanlardan uzaklaş, öyle şey olur mu?dağın başına çık, insanlardan uzaklaş, öyle şey olur mu? İnsan cemiyet içinde, cemiyet adamı olarak yaşarken

İnsan cemiyet içinde, cemiyet adamı olarak yaşarken
iyi müslüman olacak.iyi müslüman olacak. Halkın içindeyken hak ile beraber olmayı öğrenecek.Halkın içindeyken hak ile beraber olmayı öğrenecek. Dağ başında babam da olur derler ya haniDağ başında babam da olur derler ya hani dağ başında günah işlemez insan.dağ başında günah işlemez insan. Televizyon yok, sinema yok, açık saçık neşriyat yok,Televizyon yok, sinema yok, açık saçık neşriyat yok, dedikodu yok, gıybet yok, yalan yok.dedikodu yok, gıybet yok, yalan yok. Kuşlar öter, manzara güzel, hava temiz. Allah de.Kuşlar öter, manzara güzel, hava temiz. Allah de. Zevkli, sefalı bir şey.Zevkli, sefalı bir şey. Gel bakalım şehirde müslümanlığını göreyim senin.Gel bakalım şehirde müslümanlığını göreyim senin. Hadi bakalım Kızılay'dan bir geç bakalım. İyi bir müslüman olarak. Hadi bakalım Kızılay'dan bir geç bakalım. İyi bir müslüman olarak. Şimdi yaz da başlıyor. Yaz da başlıyor. Hanımlar dünyanın parasını dökecekler.Şimdi yaz da başlıyor. Yaz da başlıyor. Hanımlar dünyanın parasını dökecekler. Nasıl süslenmek lazımsa öyle süslenecekler.Nasıl süslenmek lazımsa öyle süslenecekler. Kokuları sürecekler akşama kadar. Günah tabii.Kokuları sürecekler akşama kadar. Günah tabii. O kokusunu bir başkası duyduğu müddetçe günah.O kokusunu bir başkası duyduğu müddetçe günah. Ondan sonra artık çalgılar, eğlenceler her yerden.Ondan sonra artık çalgılar, eğlenceler her yerden. Şimdiden artık o bahar geldiği için çiftlikler vesaireler falan,Şimdiden artık o bahar geldiği için çiftlikler vesaireler falan, artık oraya gidemez hale geldik. Gidemeyiz. artık oraya gidemez hale geldik. Gidemeyiz. Neden?

Neden?
Herkes hava güzelleşti diye zevke sefayı oralara gidiyor.

Herkes hava güzelleşti diye zevke sefayı oralara gidiyor.
Herkesin elinde bira şişeleri,Herkesin elinde bira şişeleri, Allah'ın en manzaralı, en güzel yerinde,Allah'ın en manzaralı, en güzel yerinde, en ibret alınacak yerindeen ibret alınacak yerinde içki şişelerinin tepesine dikip dikip içip isyan ediyorlar orada.içki şişelerinin tepesine dikip dikip içip isyan ediyorlar orada. Sen bir de bu güzel yeri verdin mi Ya Rabbi? Sen bir de bu güzel yeri verdin mi Ya Rabbi? Tamam, biz burada isyan ediyoruz der gibi.

Tamam, biz burada isyan ediyoruz der gibi.
Nimete şükretmek gerekirken tersini şey yapıyorlar.Nimete şükretmek gerekirken tersini şey yapıyorlar. Şehirde müslümanlık zor.Şehirde müslümanlık zor. Ama işte müslümanlık bu.Ama işte müslümanlık bu. Herkes dağın başında yaşamadığına göre, fiilenHerkes dağın başında yaşamadığına göre, fiilen şehirde yaşadığına göre bu yaşayışın içinde şehirde yaşadığına göre bu yaşayışın içinde müslüman olmayı öğreneceğiz. müslüman olmayı öğreneceğiz. Bu yaşayışın içinde günahlardan kendimizi korumayı öğreneceğiz.Bu yaşayışın içinde günahlardan kendimizi korumayı öğreneceğiz. Köyden bir delikanlı şehre gelince hemen hasta olurmuş.Köyden bir delikanlı şehre gelince hemen hasta olurmuş. Neden?

Neden?
Doktorlar izah ediyorlar, diyorlar ki o temiz havaya alıştı ciğerleri.

Doktorlar izah ediyorlar, diyorlar ki o temiz havaya alıştı ciğerleri.
Halbuki şehrin bir santimetreküp havasında şu kadar milyon mikrop var.Halbuki şehrin bir santimetreküp havasında şu kadar milyon mikrop var. Verem mikrobu var, şu mikrop var, bu mikrop var.Verem mikrobu var, şu mikrop var, bu mikrop var. Onun vücudu hiç mikroplara alışkın değil. Onun vücudu hiç mikroplara alışkın değil. Hemen biraz da kendisine dikkat etmedi mi?Hemen biraz da kendisine dikkat etmedi mi? Uykusuz kaldı, gıdasız kaldı. Bakarsın hastalanmış.

Uykusuz kaldı, gıdasız kaldı. Bakarsın hastalanmış.
Yani buna bağışıklık diyorlar, muafiyet diyorlar. Yani buna bağışıklık diyorlar, muafiyet diyorlar. Şeyi yok, muafiyeti yok.Şeyi yok, muafiyeti yok. Şehirde müslümanlık daha zor, daha zor ve daha kıymetlidir.Şehirde müslümanlık daha zor, daha zor ve daha kıymetlidir. Fiilen şehirde yaşadığımıza göre bu şehirde yaşadığımıza göre, müslüman olmayı öğreneceğiz. Fiilen şehirde yaşadığımıza göre bu şehirde yaşadığımıza göre, müslüman olmayı öğreneceğiz. Azalarımızı günahlardan korumayı öğreneceğiz.Azalarımızı günahlardan korumayı öğreneceğiz. Gözümüzü haramdan sakınacağız,Gözümüzü haramdan sakınacağız, kulağımızı haramdan sakınacağız, dilimizi yalandan... kulağımızı haramdan sakınacağız, dilimizi yalandan... Övünmeyi de hesabın görüldükten sonra ahirete bırak bakalım.

Övünmeyi de hesabın görüldükten sonra ahirete bırak bakalım.
Fakr insanın övünmesi. Fakr insanın övünmesi. Ben ağayım, paşayım, âlimim, itibarlıyım, şerefliyim, haysiyetliyim.Ben ağayım, paşayım, âlimim, itibarlıyım, şerefliyim, haysiyetliyim. Var mı bana yan bakan, var mı benim gibi

Var mı bana yan bakan, var mı benim gibi
kıymetli dünyada benim bir eşim daha var mı?kıymetli dünyada benim bir eşim daha var mı? Yani dünyada parmakla gösterilen yegane insanım ben.

Yani dünyada parmakla gösterilen yegane insanım ben.
Sen benim kim olduğumu biliyor musun?Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Benim anam böyleydi, babam böyleydi, şöyle asil sülaleden gelmişim,

Benim anam böyleydi, babam böyleydi, şöyle asil sülaleden gelmişim,
efendim şöyle kavmim, kabilem, şöyle malım, mülküm var falan.efendim şöyle kavmim, kabilem, şöyle malım, mülküm var falan. Ya bu övündüğün şeyler Allah indinde ne kıymeti var?

Ya bu övündüğün şeyler Allah indinde ne kıymeti var?
Seni ahirette kurtaracak mı?

Seni ahirette kurtaracak mı?
Yevme lâ yenfa’u mâlün ve lâ benûn. İllâ men eta’llâhe bi-kalbin selîm.

Yevme lâ yenfa’u mâlün ve lâ benûn. İllâ men eta’llâhe bi-kalbin selîm.
buyurmadı mı Kur'an-ı Kerîm?buyurmadı mı Kur'an-ı Kerîm? O gün insanlara mal, evlat, çocuk fayda vermeyecek

O gün insanlara mal, evlat, çocuk fayda vermeyecek
temiz kalple gelenler ancak ondan faydasını görecek. temiz kalple gelenler ancak ondan faydasını görecek. Kalbin temiz olmayanlara bir fayda yok diye söylemedi mi Kur'an-ı Kerîm?Kalbin temiz olmayanlara bir fayda yok diye söylemedi mi Kur'an-ı Kerîm? Söyledi.

Söyledi.
O halde sen malla, mülkle, mevkiyle, makamla neye övünüyorsun?O halde sen malla, mülkle, mevkiyle, makamla neye övünüyorsun? Genel müdür olduysan mesuliyetin arttı.

Genel müdür olduysan mesuliyetin arttı.
Bakan olduysan daha çok arttı mesuliyetin.Bakan olduysan daha çok arttı mesuliyetin. Devlet başkanı olduysan ooo oh uğraş da hesabını vereceğim diye,Devlet başkanı olduysan ooo oh uğraş da hesabını vereceğim diye, verebilirsen ver.verebilirsen ver. Hazreti Ömer radiyallahu anh rivayete göre,Hazreti Ömer radiyallahu anh rivayete göre, birisi rüyasında sözleşmişler mi, nasıl olmuş orasınıbirisi rüyasında sözleşmişler mi, nasıl olmuş orasını pek iyi hatırlayamayacağım.pek iyi hatırlayamayacağım. Hangimiz daha evvel ölürsek rüyamızda görünelim demişler galiba birbirlerine. Hangimiz daha evvel ölürsek rüyamızda görünelim demişler galiba birbirlerine. Birbirimizin rüyasına girelim demişler, halimizden haber verelim.Birbirimizin rüyasına girelim demişler, halimizden haber verelim. Hazreti Ömer radiyallahu anh ahirete irtihal eylemiş,Hazreti Ömer radiyallahu anh ahirete irtihal eylemiş, ötekisi bekliyor arkadaşı.ötekisi bekliyor arkadaşı. Rüyama girecek de bana ahiretten haber verecek diye, beklemiş, beklemiş, beklemiş,Rüyama girecek de bana ahiretten haber verecek diye, beklemiş, beklemiş, beklemiş, kitapta unuttum ne kadar geçtiyse, birkaç ay geçmiş yani. kitapta unuttum ne kadar geçtiyse, birkaç ay geçmiş yani. Ondan sonra görmüş.Ondan sonra görmüş. Hazreti Ömer, adalet timsali Hazreti Ömer'i Hazreti Ömer, adalet timsali Hazreti Ömer'i ne kadar zaman sonra gördüyse, epeyce bir zaman sonra görmüş. ne kadar zaman sonra gördüyse, epeyce bir zaman sonra görmüş. Demiş ki; hani demiş hemen haberleşecektik. Niye geciktin?Demiş ki; hani demiş hemen haberleşecektik. Niye geciktin? Hesabı daha yeni verdim demiş.

Hesabı daha yeni verdim demiş.
Hesabı daha yeni verdim demiş. Hazreti Ömer cennetle müjdelenmiştir.Hesabı daha yeni verdim demiş. Hazreti Ömer cennetle müjdelenmiştir. Yani cennetle müjdelenmişYani cennetle müjdelenmiş Resûlullah Efendimiz'in methettiği kimselerdendir.Resûlullah Efendimiz'in methettiği kimselerdendir. Bir gün Hazreti Ali Efendimiz yanındaymışBir gün Hazreti Ali Efendimiz yanındaymış Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in, karşıdan Ebû Bekri Sıddik ile Hazreti Ömer geliyorlarmış,karşıdan Ebû Bekri Sıddik ile Hazreti Ömer geliyorlarmış, bu iki ihtiyar cennetlik demiş Hazreti Ali Efendimiz'e göstererek.bu iki ihtiyar cennetlik demiş Hazreti Ali Efendimiz'e göstererek. Ama şimdi söyleme demiş, kendilerine demiş.Ama şimdi söyleme demiş, kendilerine demiş. Sonra başka şeyler de var.Sonra başka şeyler de var. el-aşeratü’l-mübeşşeratü bi’l-cenneti.

el-aşeratü’l-mübeşşeratü bi’l-cenneti.
Cennetle müjdelenmiş on kişiden birisidir Hazreti Ömer.Cennetle müjdelenmiş on kişiden birisidir Hazreti Ömer. Bu hesap böyle işte yani ne diye övünüyorsun?Bu hesap böyle işte yani ne diye övünüyorsun? Hazreti Ömer keşke ben anam doğurmasaydı, keşke ben ot olsaydım,

Hazreti Ömer keşke ben anam doğurmasaydı, keşke ben ot olsaydım,
nebat olsaydım diye öyle temenni edermiş işin ağırlığından.nebat olsaydım diye öyle temenni edermiş işin ağırlığından. Yani bakan olunca insan övünmeli mi?Yani bakan olunca insan övünmeli mi? Genel müdür oldum diye, müdür oldum diye, başkan oldum diye övünmeli mi? Mesuliyeti artmış.

Genel müdür oldum diye, müdür oldum diye, başkan oldum diye övünmeli mi? Mesuliyeti artmış.
Yazık. Allah kolaylık versin.Yazık. Allah kolaylık versin. Allah yüz aklıyla hesabını vermek nasip etsin demekten başka bir şey yok.Allah yüz aklıyla hesabını vermek nasip etsin demekten başka bir şey yok. Ondan övünemezsin.Ondan övünemezsin. Malla övünemezsin. Çoluk çocuğunun çokluğuyla övünemezsin.Malla övünemezsin. Çoluk çocuğunun çokluğuyla övünemezsin. Dünyada sana istediği kadar cümle alem itibar etseDünyada sana istediği kadar cümle alem itibar etse ahirette o itibarı göstermez. ahirette o itibarı göstermez. Dünyada nice hükümdarlar vardır ki ahirette köle bile olamazlar.Dünyada nice hükümdarlar vardır ki ahirette köle bile olamazlar. Dünyada nice köleler vardır ki ahiretin melikleri, hükümdarları olacaklar onlarDünyada nice köleler vardır ki ahiretin melikleri, hükümdarları olacaklar onlar diye kitaplarımız yazmıştır. diye kitaplarımız yazmıştır. Lokman Hekim bir köleymiş, biliyor muydunuz?Lokman Hekim bir köleymiş, biliyor muydunuz? Hz. İsa aleyhisselam fakirlerin şahıymış.

Hz. İsa aleyhisselam fakirlerin şahıymış.
Fakr-u zaruret içerisinde hiç bir şey olmayan bir kimseymiş.Fakr-u zaruret içerisinde hiç bir şey olmayan bir kimseymiş. Ama Süleyman aleyhisselam da şeymiş, rüzgarlara hükmeden,Ama Süleyman aleyhisselam da şeymiş, rüzgarlara hükmeden, şarka garba hükmeden, o da bir başka tecelli işte.şarka garba hükmeden, o da bir başka tecelli işte. Her neyse bunlarla övünülmeyecek.Her neyse bunlarla övünülmeyecek. O zaman neyle övünülecek?

O zaman neyle övünülecek?
Sen en iyisi övünmeyi tehir et,

Sen en iyisi övünmeyi tehir et,
şöyle bir ahirette hesabın görülsün,şöyle bir ahirette hesabın görülsün, iyiliklerin tartılsın, kötülükler tartılsın,iyiliklerin tartılsın, kötülükler tartılsın, iyilikler galip geldi de hadi bakalım kurtuldukiyilikler galip geldi de hadi bakalım kurtulduk , cennete buyur dedikleri zaman övün artık,, cennete buyur dedikleri zaman övün artık, cennetlik oldum diye. İstediğin kadar övün.cennetlik oldum diye. İstediğin kadar övün. Bak ne diyor?

Bak ne diyor?
Ve’l-fehra ile’l-mîzân.

Ve’l-fehra ile’l-mîzân.
Teraziden sonraya,

Teraziden sonraya,
ahiretteki mizandan sonraya bırak övünmeyi diyor.ahiretteki mizandan sonraya bırak övünmeyi diyor. Uykuyu kabre bırak, övünmeyi teraziden tartılmaktan sonraya bırak.Uykuyu kabre bırak, övünmeyi teraziden tartılmaktan sonraya bırak. "Ve’r-rahate ile’s-sırât".

"Ve’r-rahate ile’s-sırât".
Rahatlığı da sırattan geçtikten sonraya bırak.Rahatlığı da sırattan geçtikten sonraya bırak. Oradan önce rahat yok.Oradan önce rahat yok. Oradan önce rahat yok. Oradan öbür tarafa sıratı geçtin mi,Oradan önce rahat yok. Oradan öbür tarafa sıratı geçtin mi, cennete dahil oldun mu? cennete dahil oldun mu? Fe-men zühziha ani’n-nâri ve üdhile’l-cennete fe-kad fâze.

Fe-men zühziha ani’n-nâri ve üdhile’l-cennete fe-kad fâze.
En kesin hakikat o işte.

En kesin hakikat o işte.
İnsan cehennemden paçayı kurtarıp da cennete dahil oldu mu?İnsan cehennemden paçayı kurtarıp da cennete dahil oldu mu? Fevzi necatı o buldu işte.

Fevzi necatı o buldu işte.
İş garantili artık. Orada istediğin kadar gül,İş garantili artık. Orada istediğin kadar gül, istediğin kadar rahat et. Efendim, buyur ey kulum diyor. istediğin kadar rahat et. Efendim, buyur ey kulum diyor. Allah müsaade ediyor orada o nimetlerle. Gönlünü hoş ediyor.Allah müsaade ediyor orada o nimetlerle. Gönlünü hoş ediyor. Hüm ve ezvâcühüm fî zilâlin ale’l-erâiki müttekiûn. (Yâsîn Suresi 56. Ayet)

Hüm ve ezvâcühüm fî zilâlin ale’l-erâiki müttekiûn. (Yâsîn Suresi 56. Ayet)
Gölgeliklerin altında hurilerle, cennet nimetleriyle,

Gölgeliklerin altında hurilerle, cennet nimetleriyle,
şırıl şırıl ırmaklar, cıvıl cıvıl kuşlar ile, çiçeklerle, zevk ile, sefa ileşırıl şırıl ırmaklar, cıvıl cıvıl kuşlar ile, çiçeklerle, zevk ile, sefa ile cennet nimetleri içinde mütenaim olacak. cennet nimetleri içinde mütenaim olacak. Hatta çok iyilerini Allah Teâlâ Hazretleri kulların,Hatta çok iyilerini Allah Teâlâ Hazretleri kulların, mahşer halkının beklemesinden önce cenneti alacakmış.mahşer halkının beklemesinden önce cenneti alacakmış. Onlar mahşer halkının çektiği sıkıntılardan bile haberdar olmayacakmış.Onlar mahşer halkının çektiği sıkıntılardan bile haberdar olmayacakmış. Berikiler de hesabı için bekleye dursun, uğraşa dursun.Berikiler de hesabı için bekleye dursun, uğraşa dursun. Onlar cennette haberleri olmayacakmış o bekleyişten, o sıkıntıdan.Onlar cennette haberleri olmayacakmış o bekleyişten, o sıkıntıdan. Zevk-i sefa içinde.Zevk-i sefa içinde. Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi

Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi
ilk girenlerle beraber cennete dahil olanlardan eylesin.ilk girenlerle beraber cennete dahil olanlardan eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem HazretlerininPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin o hamd sancağı, livâü'l-hamd altında haşr-ı cem olmak nasip eylesin. o hamd sancağı, livâü'l-hamd altında haşr-ı cem olmak nasip eylesin. Peygamberlere, sıddıklara, şehitlere,Peygamberlere, sıddıklara, şehitlere, salihlere komşu eylesin. Demek ki rahat o zaman. salihlere komşu eylesin. Demek ki rahat o zaman. Ve’ş-şehvetü ile’l-cenneti.

Ve’ş-şehvetü ile’l-cenneti.
Şehevani arzulaını da, nefsin dileklerini de cennete bıraksın.

Şehevani arzulaını da, nefsin dileklerini de cennete bıraksın.
Burada nefis insanı perişan eder.Burada nefis insanı perişan eder. Nefis insanı hatadan hataya, kötülükten kötülüklere sürükler.Nefis insanı hatadan hataya, kötülükten kötülüklere sürükler. Sen ona onun istediklerini verdin mi, o zaman yanarsın şap gibi. Sen ona onun istediklerini verdin mi, o zaman yanarsın şap gibi. Birisine sormuşlar, demişler ki:Birisine sormuşlar, demişler ki: Nasılsın, ne haber?

Nasılsın, ne haber?
Biz hemen “İyiyiz” deriz ya. O da demiş ki.

Biz hemen “İyiyiz” deriz ya. O da demiş ki.
“Nasılsın diye soruyorsun ya, ben Mevla ile muvafakat üzereyim.”

“Nasılsın diye soruyorsun ya, ben Mevla ile muvafakat üzereyim.”
Mea’l-mevlâ ale’l-müvâfakati.

Mea’l-mevlâ ale’l-müvâfakati.
Ne demek?

Ne demek?
Yani Mevlamın emirlerini tutmak üzerindeyim.

Yani Mevlamın emirlerini tutmak üzerindeyim.
Emirlerine uymak yolundayım.Emirlerine uymak yolundayım. Ve mea’n-nefsi ale’l-mühâlefeti.

Ve mea’n-nefsi ale’l-mühâlefeti.
Nefisle de cidal yolundayım.

Nefisle de cidal yolundayım.
O ne derse onun aksini yapıyorum. O ne derse onun aksini yapıyorum. Çünkü o kötülüğü emretmiyor mu?Çünkü o kötülüğü emretmiyor mu? Onun dediğinin aksini yapmak benim mesleğim.

Onun dediğinin aksini yapmak benim mesleğim.
Allah'ın buyruklarına uymak, onları tutmak, nefisle cidal, nefse muhalefet.Allah'ın buyruklarına uymak, onları tutmak, nefisle cidal, nefse muhalefet. Mea’l-halki ale’n-nasîhati.

Mea’l-halki ale’n-nasîhati.
İnsanlara da açık kalpte, samimiyetle, hoş,

İnsanlara da açık kalpte, samimiyetle, hoş,
iyi niyetle muamele etmekteyim.iyi niyetle muamele etmekteyim. Ve mea’d-dünyâ alâ darûratin.

Ve mea’d-dünyâ alâ darûratin.
Dünya ile de zaruret miktarı temasım var.

Dünya ile de zaruret miktarı temasım var.
Dünyalık işte lazım diye biraz çalışıyorum.Dünyalık işte lazım diye biraz çalışıyorum. Helal rızık kazanmaya dikkat ediyorum.Helal rızık kazanmaya dikkat ediyorum. Öyle hırsla harama bulaşmak niyetinde değilim.Öyle hırsla harama bulaşmak niyetinde değilim. Benim halim bu dört cephede bu tarzdadır diyeBenim halim bu dört cephede bu tarzdadır diye öyle güzel bir cevap vermiş.öyle güzel bir cevap vermiş. Demek ki Allah Teâlâ Hazretleri cümlemiziDemek ki Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi nevmi gafletten ikaz eylesin.nevmi gafletten ikaz eylesin. Çok çalışıp Allah'ın rızasını kazanmayı nasip eylesin.Çok çalışıp Allah'ın rızasını kazanmayı nasip eylesin. İstirahat kabirde.İstirahat kabirde. Kabir insanın ya cennet bahçelerinden bir bahçedir. Sefa yeridir.Kabir insanın ya cennet bahçelerinden bir bahçedir. Sefa yeridir. Veyahut cehennem çukurlarından bir çukurdur. Azabın başlangıç yeridir.Veyahut cehennem çukurlarından bir çukurdur. Azabın başlangıç yeridir. Kabir için hazırlık yapmak lazım.Kabir için hazırlık yapmak lazım. Kabir insanın amellerinin sandığıdır.Kabir insanın amellerinin sandığıdır. Oraya ne hazırlarsa orada onunla karşılaşacak.Oraya ne hazırlarsa orada onunla karşılaşacak. Orada rahat etmek için tabi Allah'ın rızasına uygun yaşamak lazım.Orada rahat etmek için tabi Allah'ın rızasına uygun yaşamak lazım. Oraya salih ameller götürmek, göndermek lazım.Oraya salih ameller götürmek, göndermek lazım. Nurlu ibadetler yapmak lazım ki kabirde rahat etsin.Nurlu ibadetler yapmak lazım ki kabirde rahat etsin. El-kabru ravdatün min riyâdi’l-cenneti.

El-kabru ravdatün min riyâdi’l-cenneti.
Kabir, cennet bahçelerinden bir bahçedir.

Kabir, cennet bahçelerinden bir bahçedir.
Kime?

Kime?
Mümin kula, salih amel işleyen kimseye.

Mümin kula, salih amel işleyen kimseye.
Ev hufratin min huferi’n-nîraân.

Ev hufratin min huferi’n-nîraân.
Yahut da cehennem çukurlarından bir çukurdur.

Yahut da cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Kime?

Kime?
O da kâfire, âsîye.

O da kâfire, âsîye.
Övünmeyi teraziden soruya bırakanlardan eylesin ki Övünmeyi teraziden soruya bırakanlardan eylesin ki o zaman da tabii demek ki iyilikleri, kötülükleri tartılacak insanıno zaman da tabii demek ki iyilikleri, kötülükleri tartılacak insanın galip gelecek, cennetlikten olacak.galip gelecek, cennetlikten olacak. Eh, temenni ederiz ki öyle olur.Eh, temenni ederiz ki öyle olur. Rahatı sıratı geçmekten sonraya,Rahatı sıratı geçmekten sonraya, nefsin istediği zevklerle, sefalarlanefsin istediği zevklerle, sefalarla meşgul olmayı da cennete bırakmak lazım. meşgul olmayı da cennete bırakmak lazım. Çünkü burada insan nefse uydumu helâk olur, helâktan helâke sürüklenir.Çünkü burada insan nefse uydumu helâk olur, helâktan helâke sürüklenir. Hazreti Ali radıyallahu anh buyurmuş ki:

Hazreti Ali radıyallahu anh buyurmuş ki:
Lâ yezâlü’d-dînü ve’d-dünyâ kâimeyni mâ dâme erbeatü eşyâe.

Lâ yezâlü’d-dînü ve’d-dünyâ kâimeyni mâ dâme erbeatü eşyâe.
Dört şey tahakkuk ettiği takdirde dünya da, din de sapasağlam olur,

Dört şey tahakkuk ettiği takdirde dünya da, din de sapasağlam olur,
ayakta olur.ayakta olur. Yani insanın dünyası da mamur olur, Yani insanın dünyası da mamur olur, dini de, ahireti de mamur olur, dört şeyi yaparsa.dini de, ahireti de mamur olur, dört şeyi yaparsa. Şu dört şey tahakkuk ederse dünya da düzelir, din de düzelir. Bir,Şu dört şey tahakkuk ederse dünya da düzelir, din de düzelir. Bir, Mâ dâme’l-eğniyâü lâ yebhalûn.

Mâ dâme’l-eğniyâü lâ yebhalûn.
Zenginler cimrilik etmedikleri müddetçe.

Zenginler cimrilik etmedikleri müddetçe.
Zenginler cimrilik etmezlerse, sadakalarını verirlerse,Zenginler cimrilik etmezlerse, sadakalarını verirlerse, zekâtlarını verirlerse, nekeslik eylemezlerse,zekâtlarını verirlerse, nekeslik eylemezlerse, hayr-u hasenatlarını yaparlarsa, tamam, ne ala.hayr-u hasenatlarını yaparlarsa, tamam, ne ala. Ve mâ dâme’l-ulemâü ye’melûne bi-mâ alimû.

Ve mâ dâme’l-ulemâü ye’melûne bi-mâ alimû.
Âlimler bildikleriyle amel ettikleri müddetçe

Âlimler bildikleriyle amel ettikleri müddetçe
ederlerse din de düzelir, dünya da düzelir.ederlerse din de düzelir, dünya da düzelir. Şimdi âlimlerin tabi büyük ölçüde hakkı gösterme vazifesi var, Şimdi âlimlerin tabi büyük ölçüde hakkı gösterme vazifesi var, o büyük âlimlerin söylediklerini kendisi yaptığı zamano büyük âlimlerin söylediklerini kendisi yaptığı zaman hem sözünün tesiri fazla olur,hem sözünün tesiri fazla olur, hem halk insanın sözünden ziyade hareketine bakar,hem halk insanın sözünden ziyade hareketine bakar, hareketinden de ibret alır, o bakımdan hareketinden de ibret alır, o bakımdan âlimlerin bildiğiyle amel etmesi lazım.âlimlerin bildiğiyle amel etmesi lazım. İnsan ilmiyle amel ettiği zaman sözü tesirli olur.İnsan ilmiyle amel ettiği zaman sözü tesirli olur. Yapmadığını söylediği zaman Allah onun tesirini vermez.Yapmadığını söylediği zaman Allah onun tesirini vermez. Tesir etmez. Bir kulaktan girer öbür kulaktan çıkar.Tesir etmez. Bir kulaktan girer öbür kulaktan çıkar. Tesir etmesi için kulun onu yapması lazım. Sonra çok büyük vebaldir.Tesir etmesi için kulun onu yapması lazım. Sonra çok büyük vebaldir. İnsanın yapmadığı şeyi söylemesi,İnsanın yapmadığı şeyi söylemesi, veyahut bildiği güzelliklere uymaması çok büyük mesuliyet yükler.veyahut bildiği güzelliklere uymaması çok büyük mesuliyet yükler. Ama âlimler için bu böyledir de bizim için nasıldır?Ama âlimler için bu böyledir de bizim için nasıldır? Biz de duyduğumuzu yapmakla vazifeliyiz.

Biz de duyduğumuzu yapmakla vazifeliyiz.
Biz de halktanız ya biz, hepimiz halktanız, biz âlim değiliz o halde bu söz bize değilBiz de halktanız ya biz, hepimiz halktanız, biz âlim değiliz o halde bu söz bize değil tarzında düşünmemeliyiz.tarzında düşünmemeliyiz. Biz de hangi sözü duyduysak o sözü yapmalıyız.Biz de hangi sözü duyduysak o sözü yapmalıyız. Yani ne söylendiyse hatırımıza düşen, öğrendiğimiz şey hususunda biz de âlim olduk,Yani ne söylendiyse hatırımıza düşen, öğrendiğimiz şey hususunda biz de âlim olduk, biz de bilgili olduk, o hususu biliyoruz artık.biz de bilgili olduk, o hususu biliyoruz artık. Biz de onu yapmadığımız zaman bize de mesuliyet var.Biz de onu yapmadığımız zaman bize de mesuliyet var. Filanca şahıs sana söyledi de sen niye tutmadın derler.Filanca şahıs sana söyledi de sen niye tutmadın derler. Onun için hepimiz bildiğimizi tatbik etmeye çalışmalıyız. Onun için hepimiz bildiğimizi tatbik etmeye çalışmalıyız. Ve mâ dâme’l-cühelâü lâ yestekbirûne ammâ lâ ye’melû.

Ve mâ dâme’l-cühelâü lâ yestekbirûne ammâ lâ ye’melû.
Cahiller de bilmediklerini öğrenmek hususunda kibirlenmezlerse.

Cahiller de bilmediklerini öğrenmek hususunda kibirlenmezlerse.
Şimdi umumiyetle çocuklarımıza dinimizi küçükken öğretiriz.Şimdi umumiyetle çocuklarımıza dinimizi küçükken öğretiriz. Ama insan büyüdü mü o zaman bakıyorsunAma insan büyüdü mü o zaman bakıyorsun hem utanıyor öğrenmeye hem ihtiyacı var, onu biliyor,hem utanıyor öğrenmeye hem ihtiyacı var, onu biliyor, hem de öğrenmeye utanıyor. hem de öğrenmeye utanıyor. Kur'an-ı Kerîm'i öğrenmemiş, gidip de hocadan öğrenemiyor.Kur'an-ı Kerîm'i öğrenmemiş, gidip de hocadan öğrenemiyor. Neden?

Neden?
Benim yaşı başımı almış bir insan olarak gidip de hocanın önüne oturmam olur mu diyor.

Benim yaşı başımı almış bir insan olarak gidip de hocanın önüne oturmam olur mu diyor.
Namaz kılmasını bilmiyor, dinin ahkâmını bilmiyor, gidip sormuyor.Namaz kılmasını bilmiyor, dinin ahkâmını bilmiyor, gidip sormuyor. Cahiller de cahilliğini bilecek ve onuCahiller de cahilliğini bilecek ve onu cahilliği izale edip bilgi sahibi olmakta utanç duymayacak.cahilliği izale edip bilgi sahibi olmakta utanç duymayacak. İlimde utanmak yok. İlimde utanmak yok. Bilmediği şeyi öğrenmeye gayret edecek.Bilmediği şeyi öğrenmeye gayret edecek. İnsanın üç şey olması lazım.İnsanın üç şey olması lazım. Üç şeyden birisi olması lazım, yoksa helâk olur insan. Üç şeyden birisi olması lazım, yoksa helâk olur insan. Bir, âlim olacak, başkasına öğretici olacak.Bir, âlim olacak, başkasına öğretici olacak. İki, talebe olacak, ulemadan öğrenici olacak.İki, talebe olacak, ulemadan öğrenici olacak. Ya öğretici olacak, ya öğrenici olacak.Ya öğretici olacak, ya öğrenici olacak. Bir tane daha var, demişler ki dinleyici.Bir tane daha var, demişler ki dinleyici. O da âlime, talebeye dahildir gene. O da âlime, talebeye dahildir gene. Ya öğretici olacak, ya öğrenici olacak, ya dinleyici olacak.Ya öğretici olacak, ya öğrenici olacak, ya dinleyici olacak. Bunun dışında bir şey oldu mu insan helâk olur.Bunun dışında bir şey oldu mu insan helâk olur. Onun için beşikten mezara kadar her zaman yeni bir şey öğrenmesi lazım insanın.

Onun için beşikten mezara kadar her zaman yeni bir şey öğrenmesi lazım insanın.
Her an. Hatta her an, her gün şöyle bir kitaptan bir bahis açıp okumalı kiHer an. Hatta her an, her gün şöyle bir kitaptan bir bahis açıp okumalı ki bu hadîsin bereketinden istifade etsin.bu hadîsin bereketinden istifade etsin. Her gün bir şey öğrene öğrene sonunda cahillik azalır.Her gün bir şey öğrene öğrene sonunda cahillik azalır. Bildiği şeyler çoğalır. Her gün bir bahis öğrenmeli.Bildiği şeyler çoğalır. Her gün bir bahis öğrenmeli. Hatta Bizim memleketimizde güzel bir âdet gelişti.Hatta Bizim memleketimizde güzel bir âdet gelişti. Her takvimin her gün arkasında hikmetli bir şeyler bulundu.Her takvimin her gün arkasında hikmetli bir şeyler bulundu. İnsan o gün o takvimin arkasındaki hadîsi, âyet mealini öğrense,İnsan o gün o takvimin arkasındaki hadîsi, âyet mealini öğrense, senenin sonunda baya bir âlim olur yani.senenin sonunda baya bir âlim olur yani. İyice öğrense yani. İşte bir takvim yapraklık bilgi.İyice öğrense yani. İşte bir takvim yapraklık bilgi. Okuyup insan öğrenemez ve öğrense âlim olur.Okuyup insan öğrenemez ve öğrense âlim olur. Ooo onun yanında gazeteler, neler yazıyorlar.Ooo onun yanında gazeteler, neler yazıyorlar. Her gün bir gazete alırız.Her gün bir gazete alırız. Çeşit çeşit makaleler, özene bözene âlimler yazmışlar falan.Çeşit çeşit makaleler, özene bözene âlimler yazmışlar falan. Allah öyle bildiğimizi tatbik etmek nasip etsin.Allah öyle bildiğimizi tatbik etmek nasip etsin. Cahilliğe razı etmesin bizi.Cahilliğe razı etmesin bizi. Cahillikle savaşmak, Cahillikle savaşmak, cehaletimizi de izale etmek için çalışmak nasip eylesin.cehaletimizi de izale etmek için çalışmak nasip eylesin. Ve mâ dâme’l-fükarâü lâ yebî’ûne âhiratehüm bi dünyâhüm.

Ve mâ dâme’l-fükarâü lâ yebî’ûne âhiratehüm bi dünyâhüm.
Fakirler de ahiretlerini dünyalık mukabilinde satmazlarsa,

Fakirler de ahiretlerini dünyalık mukabilinde satmazlarsa,
o zaman bu dört şey olunca din de, dünya da güzel olur.o zaman bu dört şey olunca din de, dünya da güzel olur. Fakirler nasıl satıyorlar ahiretlerini dünyalık mukabilinde?Fakirler nasıl satıyorlar ahiretlerini dünyalık mukabilinde? Fakirim diye el açar, dilenir.

Fakirim diye el açar, dilenir.
Fakirim diye harama sapar, hırsızlık eder, kandırma yapar, Fakirim diye harama sapar, hırsızlık eder, kandırma yapar, veyahut na meşru yollardan bir kazanç sağlamak tarafına yönelir.veyahut na meşru yollardan bir kazanç sağlamak tarafına yönelir. Böylece bir şey kazanıyor ama dünyalık geçiyor eline ama ahiret gidiyor.Böylece bir şey kazanıyor ama dünyalık geçiyor eline ama ahiret gidiyor. Ahiret harap olduktan sonra onun şeyi yok.Ahiret harap olduktan sonra onun şeyi yok. Demek ki zenginler cömert olursa,Demek ki zenginler cömert olursa, âlimler ilmiyle âmil olursa,âlimler ilmiyle âmil olursa, cahiller cahilliği bırakıp da öğrenmeye yönelirse,cahiller cahilliği bırakıp da öğrenmeye yönelirse, fakirler de hırsa kapılıp dünyalık kazanacağız diye helâke yönelmezlersefakirler de hırsa kapılıp dünyalık kazanacağız diye helâke yönelmezlerse o zaman işler düzgün olur buyurmuş Hz. Ali radiyallahu anh.o zaman işler düzgün olur buyurmuş Hz. Ali radiyallahu anh. Bir tane daha söyleyeceğim.Bir tane daha söyleyeceğim. Bu da hani ibadet edelim, Allah'a halis kulluk edelim falan diyoruz.Bu da hani ibadet edelim, Allah'a halis kulluk edelim falan diyoruz. İbadetin lezzetiyle, tadıyla ilgili.

İbadetin lezzetiyle, tadıyla ilgili.
Hz. Osman radiyallahu anh rivayet etmiş ki:Hz. Osman radiyallahu anh rivayet etmiş ki: Vecedtü halavete’l-ibadeti fı erbeai eşya.

Vecedtü halavete’l-ibadeti fı erbeai eşya.
İbadete lezzeti, tadı dört şeyde buldum.

İbadete lezzeti, tadı dört şeyde buldum.
Hani insanın ibadeti bir acı bir hap yutar gibi yapması var.Hani insanın ibadeti bir acı bir hap yutar gibi yapması var. Evet bu faydalı vazife yapmam lazım falan diye. Evet bu faydalı vazife yapmam lazım falan diye. Bir de bir şeker, kaymak, bal bir şey yer gibi severek yapması var.Bir de bir şeker, kaymak, bal bir şey yer gibi severek yapması var. İbadetin tadını dört şeyde buldum diyor Hazreti Osman.İbadetin tadını dört şeyde buldum diyor Hazreti Osman. Demek ki deneyinin, tecrübesinin sonucunu bize söylüyor.Demek ki deneyinin, tecrübesinin sonucunu bize söylüyor. Yani, nazari bir söz söylemiyor, ben böyle yaptım,Yani, nazari bir söz söylemiyor, ben böyle yaptım, böyle oldu diye tecrübesini söylüyor bize.böyle oldu diye tecrübesini söylüyor bize. Ne de bulmuş?

Ne de bulmuş?
Evvelühâ fî edâi ferâidillâhi.

Evvelühâ fî edâi ferâidillâhi.
Allah'ın farzlarını edâda buldum.

Allah'ın farzlarını edâda buldum.
Yani bu demek ki, insan Allah'ın emirlerini tatbik etti mi, yaptı mı, Yani bu demek ki, insan Allah'ın emirlerini tatbik etti mi, yaptı mı, Allah onun kalbine, gönlüne, dimağına bir lezzet bahşediyor.Allah onun kalbine, gönlüne, dimağına bir lezzet bahşediyor. Ötekisini de yapmak kolay oluyor.Ötekisini de yapmak kolay oluyor. Ve’s-sânî fi’ctinâbi mehârimillâh.

Ve’s-sânî fi’ctinâbi mehârimillâh.
İkincisi, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçınmakta buldum.

İkincisi, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçınmakta buldum.
Yani bir insan Allah'ın haram kıldığı şeylerden kendisini alıkoyarsa,Yani bir insan Allah'ın haram kıldığı şeylerden kendisini alıkoyarsa, yapmazsa Allah ona bir başka lezzet veriyor.yapmazsa Allah ona bir başka lezzet veriyor. İlk başta bir zorluk çeker amaİlk başta bir zorluk çeker ama arkasından öyle bir lezzet verir ki artık öteki ibadetleri çok tatlı tatlı yapar.arkasından öyle bir lezzet verir ki artık öteki ibadetleri çok tatlı tatlı yapar. Bir böyle içine bir ürperti yayılır, bir tatlı lezzet gelir. Bir böyle içine bir ürperti yayılır, bir tatlı lezzet gelir. Allah'a has kulluk etmeyen şey yapar.Allah'a has kulluk etmeyen şey yapar. Neden?

Neden?
Ey kulum işte sen filanca zaman nefsinin arzusunu engelledin,

Ey kulum işte sen filanca zaman nefsinin arzusunu engelledin,
şeytana uymadın, şu harama düşmedin ya, işte onun zevki sefası bu.şeytana uymadın, şu harama düşmedin ya, işte onun zevki sefası bu. Filanca farzı eda ettin, benim buyruğumu tuttun ya, işte onunFilanca farzı eda ettin, benim buyruğumu tuttun ya, işte onun arkasından gelen bir nimet bu, ibadete şey.arkasından gelen bir nimet bu, ibadete şey. Ve’s-sâlisü fi’l-emri bi’l-me’rûfi ibtiğâe sevâbillâh.

Ve’s-sâlisü fi’l-emri bi’l-me’rûfi ibtiğâe sevâbillâh.
Allah'tan sevabını umarak emr-'i mâ'ruf yapmakta buldum.

Allah'tan sevabını umarak emr-'i mâ'ruf yapmakta buldum.
Bu da çok mühim bir şey. Biz bunun için burada bir hafta tahsis ettik.Bu da çok mühim bir şey. Biz bunun için burada bir hafta tahsis ettik. Emr-i mâ'rufun farz olduğunu, bütün müslümanlar için gerekli olduğunu,Emr-i mâ'rufun farz olduğunu, bütün müslümanlar için gerekli olduğunu, aman bildiğimiz kadar herkese iyiliği emretmemiz gerekir,aman bildiğimiz kadar herkese iyiliği emretmemiz gerekir, yapmazsak mesul oluruz diye şartlarını, şurtlarını burada sıralamıştık. yapmazsak mesul oluruz diye şartlarını, şurtlarını burada sıralamıştık. Demek ki onu yaptığı zaman da Allah ibadet lezzeti veriyor insanın kalbine.Demek ki onu yaptığı zaman da Allah ibadet lezzeti veriyor insanın kalbine. Hocam ben Kur'an okuyorum, namaz kılıyorum, hiçbir tadı almıyorum, bakHocam ben Kur'an okuyorum, namaz kılıyorum, hiçbir tadı almıyorum, bak böyle incelikleri var, başka manevi tarafları var işin.böyle incelikleri var, başka manevi tarafları var işin. Allah'ın gazabından korkarak nehy-i münker yapmakta buldum.

Allah'ın gazabından korkarak nehy-i münker yapmakta buldum.
Demek ki bir insan Allah'ın emrettiği farzları yaparsaDemek ki bir insan Allah'ın emrettiği farzları yaparsa haramlarından kaçarsa, iyilikleri emrederse, haramlarından kaçarsa, iyilikleri emrederse, kötülüklerden de men etmek için çalışırsa, bu ne demek yani?kötülüklerden de men etmek için çalışırsa, bu ne demek yani? Aktif müslüman olmak. Müslümanlar iki çeşittir.

Aktif müslüman olmak. Müslümanlar iki çeşittir.
Bir tanesi baygın müslümandır, bir tanesi canlı müslümandır.Bir tanesi baygın müslümandır, bir tanesi canlı müslümandır. Canlı müslüman, aktif müslüman yani.Canlı müslüman, aktif müslüman yani. Ötekisi de müslüman ama yatıyor, gözü kapalı.Ötekisi de müslüman ama yatıyor, gözü kapalı. Şimdi umumiyetle, Allah bizleri affeylesin,Şimdi umumiyetle, Allah bizleri affeylesin, bizim müslümanlığımız bayılmış müslümanlıktır yani.bizim müslümanlığımız bayılmış müslümanlıktır yani. Müslümanız, daha ölmedik ama müslümanlık var içimizde ama.Müslümanız, daha ölmedik ama müslümanlık var içimizde ama. Ne bir kimseye gidip bir hakkı tavsiye ederiz,Ne bir kimseye gidip bir hakkı tavsiye ederiz, ne bir efendim şerri önlemek için bir çalışma yaparız,ne bir efendim şerri önlemek için bir çalışma yaparız, ne çalışanlara bir destek oluruz,ne çalışanlara bir destek oluruz, ne kendimiz gibi olan insanları arayıpne kendimiz gibi olan insanları arayıp bulup da onlarla el birliği yapıp da şu memleketin hayırına,bulup da onlarla el birliği yapıp da şu memleketin hayırına, selametine bir efendim müşterek bir böyle güzel çalışma içine gireriz.selametine bir efendim müşterek bir böyle güzel çalışma içine gireriz. Efendim işte böyle camiye gel, git,Efendim işte böyle camiye gel, git, ondan sonra başka bir şeye karışma gibi bir şey.ondan sonra başka bir şeye karışma gibi bir şey. Acaba bunların bir tanesini yapınca oluyor mu?Acaba bunların bir tanesini yapınca oluyor mu? Yoksa hepsi birden şart mı? Bir takım mı bu yani? Takım olmazsa eksik mi kalır?Yoksa hepsi birden şart mı? Bir takım mı bu yani? Takım olmazsa eksik mi kalır? İbareden anlaşılıyor ki hepsi birden olacak.

İbareden anlaşılıyor ki hepsi birden olacak.
Yani insan emr-i mâ'ruf yapar da nehy-i münker yapmazsa, Yani insan emr-i mâ'ruf yapar da nehy-i münker yapmazsa, ibadetleri yapar da haramları icra ederse, namazımı kılarım,ibadetleri yapar da haramları icra ederse, namazımı kılarım, akşamüstü balkona oturur da içkiyi de içerim. Olmaz mesela.akşamüstü balkona oturur da içkiyi de içerim. Olmaz mesela. Hepsi birden olacak. Hepsi birden olacak. Emirleri tutacak, yasaklardan kaçacak. Emirleri tutacak, yasaklardan kaçacak. Peki ben emirleri tutarım, yasaklardan kaçarım ama emr-i mâ'rûf,Peki ben emirleri tutarım, yasaklardan kaçarım ama emr-i mâ'rûf, nehy-i münker biraz tehlikeli. Birkaç defa yaptım, homurlandılar. nehy-i münker biraz tehlikeli. Birkaç defa yaptım, homurlandılar. Neme lazım, başım dinç olmuyor. İşte o zaman olmuyor. Neme lazım, başım dinç olmuyor. İşte o zaman olmuyor. Hepsini birden yapacaksın. İbadetleri yapacaksın, haramlardan kaçacaksın,Hepsini birden yapacaksın. İbadetleri yapacaksın, haramlardan kaçacaksın, emr-i mâ'rûf yapacaksın, nehy-i münker yapacaksın.emr-i mâ'rûf yapacaksın, nehy-i münker yapacaksın. Tat gelecek içine. Sen ona bir şey söyleyeceksin,Tat gelecek içine. Sen ona bir şey söyleyeceksin, o sana bir itirazda bulunacak. Sen de aklını kullanacaksın ona cevap vermek için.o sana bir itirazda bulunacak. Sen de aklını kullanacaksın ona cevap vermek için. Bulamazsan gelip, hocam birisiyle şöyle bir münakaşa yaptık Bulamazsan gelip, hocam birisiyle şöyle bir münakaşa yaptık falanca şeyin cevabını bulamadım diyeceksin.falanca şeyin cevabını bulamadım diyeceksin. Bana soracaksın, ben de gideceğim başkasına soracağım.Bana soracaksın, ben de gideceğim başkasına soracağım. Veyahut bir kitabı açacaksın, ya şu bahsi iyice öğreneyim.Veyahut bir kitabı açacaksın, ya şu bahsi iyice öğreneyim. Geçen sefer falanca diye söyledim de tamGeçen sefer falanca diye söyledim de tam ikna edemedim adamcağızı falan diye. ikna edemedim adamcağızı falan diye. Böylece canlanacak müslümanlığımız. Böylece canlanacak müslümanlığımız. Yani baygın müslümanlık şöyle dirilecek, gözlerini oğuşturmaya başlayacak, ayağa kalkacak.Yani baygın müslümanlık şöyle dirilecek, gözlerini oğuşturmaya başlayacak, ayağa kalkacak. Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi onun içinAllah Teâlâ Hazretleri cümlemizi onun için böyle aktif müslüman eylesin.böyle aktif müslüman eylesin. Yani ölü, ölü kolu bacağı şey yapmaz müslüman haline getirmesin. Yani ölü, ölü kolu bacağı şey yapmaz müslüman haline getirmesin. O zaman yem oluyoruz başkasına. O zaman yem oluyoruz başkasına. Ben bir kitapta okumuştum, biyoloji kitabında. Ben bir kitapta okumuştum, biyoloji kitabında. Bir cins arı varmış. Galiba bizim eşek arısı dediğimiz arı.Bir cins arı varmış. Galiba bizim eşek arısı dediğimiz arı. Latince ismini yazıyor.Latince ismini yazıyor. Şimdi bu yumurta yumurtlayacağı zaman,Şimdi bu yumurta yumurtlayacağı zaman, resmini koymuş oraya, ismini şey yapmış Ordinarius Profesör, kitabına yazmış bunu.resmini koymuş oraya, ismini şey yapmış Ordinarius Profesör, kitabına yazmış bunu. İbretli bir hadise. Şimdi bu yumurta yumurtlayacak.İbretli bir hadise. Şimdi bu yumurta yumurtlayacak. Yumurta yumurtlayacağı zaman uçar, arar bir çekirge bulurmuş.Yumurta yumurtlayacağı zaman uçar, arar bir çekirge bulurmuş. Çekirge, canlı çekirge.Çekirge, canlı çekirge. Bu çekirgenin üstüne böyle geldiği zamanBu çekirgenin üstüne böyle geldiği zaman çekirge de görüyor yukarıdan vızıltısını duyunca tabi hemen ona karşı dönermiş.çekirge de görüyor yukarıdan vızıltısını duyunca tabi hemen ona karşı dönermiş. Şimdi o dönünce tabi birden saldırmıyor.Şimdi o dönünce tabi birden saldırmıyor. Çünkü çekirgenin de eli var ayağı var filan belki tutar, o da zarar verir.Çünkü çekirgenin de eli var ayağı var filan belki tutar, o da zarar verir. Arkasına dolanırmış.Arkasına dolanırmış. Arkasına dolanınca çekirgede dönüyor filan.Arkasına dolanınca çekirgede dönüyor filan. Neyse böyle dönerken şey yaparken bir punduna getirirmiş.Neyse böyle dönerken şey yaparken bir punduna getirirmiş. Üstüne çullanırmış çekirgenin. Çekirgenin ensesini ısırırmış.Üstüne çullanırmış çekirgenin. Çekirgenin ensesini ısırırmış. Bak sokmuyor.Bak sokmuyor. O Allah nasıl, nereden bir bilgi vermiş ona ki ısırdığı yeriO Allah nasıl, nereden bir bilgi vermiş ona ki ısırdığı yeri ısırınca felç olurmuş çekirge. Felç olurmuş ama canlı.ısırınca felç olurmuş çekirge. Felç olurmuş ama canlı. Çekirge canlı yaşıyor, kıpırdama kabiliyeti yok.Çekirge canlı yaşıyor, kıpırdama kabiliyeti yok. Sağ. Sağ ama kıpırdayamıyor. Sağ. Sağ ama kıpırdayamıyor. O zaman onu çekermiş bacağından,O zaman onu çekermiş bacağından, bir sakin yere koyarmış, yanına yumurtalarını yumurtlar gidermiş.bir sakin yere koyarmış, yanına yumurtalarını yumurtlar gidermiş. Neden yaptı bunu?

Neden yaptı bunu?
O yumurtalardan kendisinin yavruları çıktığı zaman,

O yumurtalardan kendisinin yavruları çıktığı zaman,
oradaki taze çekirge canlı canlı duruyor.oradaki taze çekirge canlı canlı duruyor. Yani buzdolabına falan lüzum yok, canlı çünkü hayvan.Yani buzdolabına falan lüzum yok, canlı çünkü hayvan. Taze taze duran o hayvanı yiyecekler, büyüyecekler. Taze taze duran o hayvanı yiyecekler, büyüyecekler. Yani böyle bizim müslümanlar, eğer uyur müslüman olursa, felç olmuşYani böyle bizim müslümanlar, eğer uyur müslüman olursa, felç olmuş müslüman olursa olmaz, bir işe yaramaz.müslüman olursa olmaz, bir işe yaramaz. Kendisi, kendi çocuğunu koruyamayan bir baba olur mu?Kendisi, kendi çocuğunu koruyamayan bir baba olur mu? Kendisi cennete gidecek, çocuğu cehenneme doğru gidiyor.

Kendisi cennete gidecek, çocuğu cehenneme doğru gidiyor.
Gözünü aç, çocuğunu kurtar, cehenneme gidiyor.Gözünü aç, çocuğunu kurtar, cehenneme gidiyor. Yanlış yola saptı, dinini öğret, imanını.Yanlış yola saptı, dinini öğret, imanını. Kendisi cennete gidecek, hanımı cehenneme gidiyor.Kendisi cennete gidecek, hanımı cehenneme gidiyor. Hanım cennete gidecek, koca cehenneme gidiyor.Hanım cennete gidecek, koca cehenneme gidiyor. Gözünü aç, çırpın, uğraş, yalvar, yakar, hediye al.Gözünü aç, çırpın, uğraş, yalvar, yakar, hediye al. Ne yapacaksan yap, bir insanı yola getirmek için çok çeşitli yollar var yani. Ne yapacaksan yap, bir insanı yola getirmek için çok çeşitli yollar var yani. Uğraş didin ama çalış.Uğraş didin ama çalış. Çalışan müslüman olur yani.Çalışan müslüman olur yani. Sonra bir insan çalıştığı zamanSonra bir insan çalıştığı zaman bir şeyi elde etse de edemese de Allah'ın indinde mazur olur. bir şeyi elde etse de edemese de Allah'ın indinde mazur olur. Ya Rabbi uğraştım ama elimden bu kadar geldi yapamadım der.Ya Rabbi uğraştım ama elimden bu kadar geldi yapamadım der. Uğraşmadığı zaman hücceti olmaz.Uğraşmadığı zaman hücceti olmaz. Allah'ın mahkeme-i kübrasında söylenecek sözü olmaz.Allah'ın mahkeme-i kübrasında söylenecek sözü olmaz. Onun için Allah Teâlâ Hazretleri bizi o çekirge gibi etmesin.

Onun için Allah Teâlâ Hazretleri bizi o çekirge gibi etmesin.
Has, halis, uyanık müslüman eylesin.Has, halis, uyanık müslüman eylesin. Has müslüman eylesin, uyanık müslüman eylesinHas müslüman eylesin, uyanık müslüman eylesin Müslümanın;

Müslümanın;
İttekû firâsete’l-mü’mini, fe innehû yenzuru bi nûrillâh.

İttekû firâsete’l-mü’mini, fe innehû yenzuru bi nûrillâh.
Müslümanın zekasından, ferasetinden kork,

Müslümanın zekasından, ferasetinden kork,
çünkü o Allah'ın nuruyla bakar deniliyor. çünkü o Allah'ın nuruyla bakar deniliyor. Ashâb-ı kirâm hangisi üniversite mezunuydu?

Ashâb-ı kirâm hangisi üniversite mezunuydu?
Çok yüksek memurluklar mı yapmışlardı?

Çok yüksek memurluklar mı yapmışlardı?
Hazreti Ömer radiyallahu anh bir vadiden geçiyormuş, ağlamış.

Hazreti Ömer radiyallahu anh bir vadiden geçiyormuş, ağlamış.
Niye ağlıyorsun demişler?Niye ağlıyorsun demişler? Demiş ki şimdi ben emiril mümininim,

Demiş ki şimdi ben emiril mümininim,
koca devletin başkanıyım, şu vadide koca devletin başkanıyım, şu vadide deve güderdim ben bir zamanlar demiş.deve güderdim ben bir zamanlar demiş. Çoban, deve güderdim demiş, Çoban, deve güderdim demiş, hatta iyi yapmadığım zaman vazifeyi bana da bağırırdı demiş. hatta iyi yapmadığım zaman vazifeyi bana da bağırırdı demiş. Başımdaki şahıs. Başımdaki şahıs. Ama öyle makbul kimseler oldular. Ama öyle makbul kimseler oldular. Ebû Zer El-Gifârî radıyallahu anh Ebû Zer El-Gifârî radıyallahu anh gelmiş peygamber efendimizle kaç gün kaldıysa, biraz kalmış, görüşmüş.gelmiş peygamber efendimizle kaç gün kaldıysa, biraz kalmış, görüşmüş. Ondan sonra gitmiş memleketine, iki kabileyi müslüman etmiş.Ondan sonra gitmiş memleketine, iki kabileyi müslüman etmiş. Tahsili mi var?

Tahsili mi var?
Çok büyük bir yüksek şey mi var?

Çok büyük bir yüksek şey mi var?
İman olunca, iman insanı değiştirir.

İman olunca, iman insanı değiştirir.
Allah bilmediğini de öğretir. İyi müslüman oldu mu insan,Allah bilmediğini de öğretir. İyi müslüman oldu mu insan, Allah ummadığı yerden rızıklandırır,Allah ummadığı yerden rızıklandırır, bilmediğini öğretir, her türlü nimeti ihsan eder. Kabahat bizde. bilmediğini öğretir, her türlü nimeti ihsan eder. Kabahat bizde. Allah Teâlâ Hazretleri bizi

Allah Teâlâ Hazretleri bizi
uyanık, akıllı fikirli, aktif müslüman eylesin...uyanık, akıllı fikirli, aktif müslüman eylesin... Öyle felç olmuş, çekirge gibi eylemesin...Öyle felç olmuş, çekirge gibi eylemesin... Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele.

Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2