Namaz Vakitleri
İstanbul
18 Rebîü'l-Âhir 1448
29 September 2026
İmsak
05:27
Güneş
06:51
Öğle
12:59
İkindi
16:19
Akşam
18:57
Yatsı
20:16
Detaylı Arama

Konuşma Metni

...ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd:...ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd: Kàle, fekàle'n-nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem:

Kàle, fekàle'n-nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem:
"Men elbesehu'llàhu ni'meten felyüksir mine'l-hamdi li'llâh. Ve men kesürat humûmühû felyestağfiri'llâh.

"Men elbesehu'llàhu ni'meten felyüksir mine'l-hamdi li'llâh. Ve men kesürat humûmühû felyestağfiri'llâh.
Ve men ebta'a aleyhi rızkuhû felyüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh.Ve men ebta'a aleyhi rızkuhû felyüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh. Ve men nezele mea kavmin felâ yesum illâ bi-iznihim. Ve men dehale dâra kavmin felyeclis haysü emerûhuVe men nezele mea kavmin felâ yesum illâ bi-iznihim. Ve men dehale dâra kavmin felyeclis haysü emerûhu fe-inne'l-kavme a'lemu bi-avreti dârihim.fe-inne'l-kavme a'lemu bi-avreti dârihim. Ve inne mine'z-zenbi'l-meskùti bihî alâ sâhibihî el-hıkda ve'l-hasede ve't-tesele/ve'l-kesele fi'l-ibâdeti ve'd-danka fi'l-maîşeti."Ve inne mine'z-zenbi'l-meskùti bihî alâ sâhibihî el-hıkda ve'l-hasede ve't-tesele/ve'l-kesele fi'l-ibâdeti ve'd-danka fi'l-maîşeti." Sadaka rasûlullâh fî mâ kàl ev kemâ kàl.

Sadaka rasûlullâh fî mâ kàl ev kemâ kàl.
Bir hadîs-i şerîf takvimden sıradan geldi. Namaz vaktine kadar, 8.30'da namazı kılıyoruz, bu hadîs-i şerîfimizin okunması ve izahıyla meşgul olalım.

Bir hadîs-i şerîf takvimden sıradan geldi. Namaz vaktine kadar, 8.30'da namazı kılıyoruz, bu hadîs-i şerîfimizin okunması ve izahıyla meşgul olalım.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten İbn Asâkir ve Tayâlisî rivayet etmişler hadîs-i şerîfi.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten İbn Asâkir ve Tayâlisî rivayet etmişler hadîs-i şerîfi.
Çeşitli nasihatler ve çeşitli tavsiyeler var içinde;Çeşitli nasihatler ve çeşitli tavsiyeler var içinde; Peygamber Efendimizin bize çeşitli tavsiyeleri var.Peygamber Efendimizin bize çeşitli tavsiyeleri var. Birisi, birincisi:

Birisi, birincisi:
"Men elbesehu'llàhu ni'meten felyüksir mine'l-hamdi li'llâh.""Men elbesehu'llàhu ni'meten felyüksir mine'l-hamdi li'llâh." Kime Allah bir nimet ikram etmişse...

Kime Allah bir nimet ikram etmişse...
Bir nimet giydirmişse üzerine yani üzerine bir nimet göndermişse, bir nimete mazhar olmuşsa, nimeti ilahiye kavuşmuşsa ne yapacak?Bir nimet giydirmişse üzerine yani üzerine bir nimet göndermişse, bir nimete mazhar olmuşsa, nimeti ilahiye kavuşmuşsa ne yapacak? "Felyüksir mine'l-hamdi li'llâh."

"Felyüksir mine'l-hamdi li'llâh."
Allah'a hamd ü senâ etmeyi çok yapsın diyor Peygamber Efendimiz.Allah'a hamd ü senâ etmeyi çok yapsın diyor Peygamber Efendimiz. Dünkü vaazımızda da söylemiştik ki iyi bir Müslümanın iki esaslı duygusu vardır, iki esaslı işi vardır:

Dünkü vaazımızda da söylemiştik ki iyi bir Müslümanın iki esaslı duygusu vardır, iki esaslı işi vardır:
Birisi şükür duygusu, birisi sabır duygusu.Birisi şükür duygusu, birisi sabır duygusu. Nimet olduğu zaman nimete şükreder, zahmet olduğu zaman zahmete sabreder, affedersiniz.Nimet olduğu zaman nimete şükreder, zahmet olduğu zaman zahmete sabreder, affedersiniz. Sabırdan da sevap alır, şükürden de sevap alır.Sabırdan da sevap alır, şükürden de sevap alır. Oruç tutar sevap alır; yiyip iftar ettiği zaman da "Elhamdülillâh" der, gene sevap alır.

Oruç tutar sevap alır; yiyip iftar ettiği zaman da "Elhamdülillâh" der, gene sevap alır.
Yediği zaman da sevap alır, nimete kavuştuğu zaman da sevap alır.Yediği zaman da sevap alır, nimete kavuştuğu zaman da sevap alır. Yeter ki nimetin Allah'tan geldiğini bilsin de ona hamdetmesini, şükretmesini unutmasın.Yeter ki nimetin Allah'tan geldiğini bilsin de ona hamdetmesini, şükretmesini unutmasın. "Yâ Rabbi çok şükür, bu nimeti bana Sen gönderdin, Sen nasip ettin.

"Yâ Rabbi çok şükür, bu nimeti bana Sen gönderdin, Sen nasip ettin.
Sen nasip etmeseydin bu nimet benim elime geçmezdi ve ben bunu yiyemezdim.Sen nasip etmeseydin bu nimet benim elime geçmezdi ve ben bunu yiyemezdim. Zahmetim olmazdı efendim, çeşitli mâniler çıkardı.Zahmetim olmazdı efendim, çeşitli mâniler çıkardı. Elhamdülillâh yâ Rabbi, Sana hamd ü senâlar olsun, çok şükür!" derseElhamdülillâh yâ Rabbi, Sana hamd ü senâlar olsun, çok şükür!" derse bu nimetin şükrü olmuş oluyor.bu nimetin şükrü olmuş oluyor. Bunu tavsiye ediyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.Bunu tavsiye ediyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Biz de Allahu Teâlâ Hazretleri'nin üzerimizdeki çeşitli ikramlarını düşünelim.

Biz de Allahu Teâlâ Hazretleri'nin üzerimizdeki çeşitli ikramlarını düşünelim.
İnce ince düşünelim ve nimetleri anlayalım ve nimetlere şükredelim.İnce ince düşünelim ve nimetleri anlayalım ve nimetlere şükredelim. Tebâreke Sûresi'nin sonunda âyet-i kerîmede buyruluyor ki:

Tebâreke Sûresi'nin sonunda âyet-i kerîmede buyruluyor ki:
"Kul eraeytüm in asbaha mâüküm gavran femey ye'tîküm bi-mâim maîn.""Kul eraeytüm in asbaha mâüküm gavran femey ye'tîküm bi-mâim maîn." Şimdi hepimiz su içiyoruz. Suyun nereden geldiğini düşünen bile yok.

Şimdi hepimiz su içiyoruz. Suyun nereden geldiğini düşünen bile yok.
Ama ben geçen sene mesela İzmir'in Çeşme kasabasına gittim; su çok kıt, tuzlu.Ama ben geçen sene mesela İzmir'in Çeşme kasabasına gittim; su çok kıt, tuzlu. Tuzlu sular, efendim şehirde sular, acımsı sular muslukları tahrip ediyor, şeyleri bozuyor.Tuzlu sular, efendim şehirde sular, acımsı sular muslukları tahrip ediyor, şeyleri bozuyor. Doğru düzgün içilmiyor.Doğru düzgün içilmiyor. E çöllerde yaşayanlar var ki o su da bulunmuyor.E çöllerde yaşayanlar var ki o su da bulunmuyor. O da hiç bulunmuyor. Çamurlu suları, çamur içiyorlar, kokmuş su içiyorlar.O da hiç bulunmuyor. Çamurlu suları, çamur içiyorlar, kokmuş su içiyorlar. Bir sene önceki kışın yağmış olan yağmurları biriktirmişlerse onları içiyorlar filan.Bir sene önceki kışın yağmış olan yağmurları biriktirmişlerse onları içiyorlar filan. Bir de o da olmasa? Kışın da yağmur yağmasa?

Bir de o da olmasa? Kışın da yağmur yağmasa?
Mesela geçen sene Ankara'dan geçerken baktım barajın dibi görünüyor;Mesela geçen sene Ankara'dan geçerken baktım barajın dibi görünüyor; suyu bitmiş, dibi görünüyor. Korktum!suyu bitmiş, dibi görünüyor. Korktum! Yani günahlarından dolayı insanların Allah yağmuru yağdırmasa,Yani günahlarından dolayı insanların Allah yağmuru yağdırmasa, yerden sular çekilse, kuyularda su kalmasa... Kalmıyor da.yerden sular çekilse, kuyularda su kalmasa... Kalmıyor da. Bizim Çanakkale'de geçen sene 20 yıldır, 30 yıldır kurumayan bütün, bütün pınarlar ve kuyular kurumuş!Bizim Çanakkale'de geçen sene 20 yıldır, 30 yıldır kurumayan bütün, bütün pınarlar ve kuyular kurumuş! Kuraklık o kadar devam etmiş ki bütün bütün kuyular ve pınarlar kurumuş.Kuraklık o kadar devam etmiş ki bütün bütün kuyular ve pınarlar kurumuş. E bir sene daha devam etse ne olacak? İki sene daha devam etse ne olacak?E bir sene daha devam etse ne olacak? İki sene daha devam etse ne olacak? Allah suyu alsa kim getirecektir suyu?

Allah suyu alsa kim getirecektir suyu?
Allah suyu yağdırmasa kim yağdıracak? Büyük bir nimet. Su çok büyük bir nimet ama biz burada kıymetini bilmiyoruz.Allah suyu yağdırmasa kim yağdıracak? Büyük bir nimet. Su çok büyük bir nimet ama biz burada kıymetini bilmiyoruz. Her sabah duş yapıyoruz, her vakit abdest alıyoruz, şaldır şaldır akıyor sular.Her sabah duş yapıyoruz, her vakit abdest alıyoruz, şaldır şaldır akıyor sular. Efendim rezervuarları çekiyoruz, şaldır şaldır pis numaraları onlarla temizliyoruz filan.Efendim rezervuarları çekiyoruz, şaldır şaldır pis numaraları onlarla temizliyoruz filan. Orada bir sıkıntı yok ama sıkıntı olabilir.Orada bir sıkıntı yok ama sıkıntı olabilir. Başka yerlerde sıkıntılar var; Afrika'da var, başka, dünyanın başka yerlerinde büyük sıkıntılar var;Başka yerlerde sıkıntılar var; Afrika'da var, başka, dünyanın başka yerlerinde büyük sıkıntılar var; çamurlu suları içiyorlar, hasta oluyorlar.çamurlu suları içiyorlar, hasta oluyorlar. Demek ki su nimet, hava nimet, oksijen nimet, sıhhat nimet, efendim elma armut meyve sebze,

Demek ki su nimet, hava nimet, oksijen nimet, sıhhat nimet, efendim elma armut meyve sebze,
tatlı turşu ekşi, efendim para pul evlat kadın çoluk çocuk, ev bark...tatlı turşu ekşi, efendim para pul evlat kadın çoluk çocuk, ev bark... Bunların hepsi nimet.Bunların hepsi nimet. İşte bunları anlaması lazım.İşte bunları anlaması lazım. Bir köylü dayı okumamış oluyor ama eline bir çiçeği alıyor;

Bir köylü dayı okumamış oluyor ama eline bir çiçeği alıyor;
"Aman yâ Rabbi, buna o rengi Sen mi verdin yâ Rabbi? Elbette Sen verdin."Aman yâ Rabbi, buna o rengi Sen mi verdin yâ Rabbi? Elbette Sen verdin. Bu güzel kokuyu Sen mi verdin yâ Rabbi? Kudretin ne kadar büyük yâ Rabbi!" diye gözyaşı döküyor.Bu güzel kokuyu Sen mi verdin yâ Rabbi? Kudretin ne kadar büyük yâ Rabbi!" diye gözyaşı döküyor. Cahil ama baktığı şeyden ibret almasını biliyor.Cahil ama baktığı şeyden ibret almasını biliyor. Bir çiçekten Allahu Teâlâ Hazretleri'nin kudretini anlıyor efendim, hikmetini anlıyor; şükrediyor, hamdediyor, seviniyor, gözyaşı döküyor.Bir çiçekten Allahu Teâlâ Hazretleri'nin kudretini anlıyor efendim, hikmetini anlıyor; şükrediyor, hamdediyor, seviniyor, gözyaşı döküyor. İçi sevgiyle doluyor, hasretle doluyor. Allahu Teâlâ Hazretleri'ne kulluk duygusuyla doluyor.İçi sevgiyle doluyor, hasretle doluyor. Allahu Teâlâ Hazretleri'ne kulluk duygusuyla doluyor. Demek ki Efendimizin tavsiyesi şu:

Demek ki Efendimizin tavsiyesi şu:
Üzerine bir nimet gelen Allah'a hamdetsin diyor, hamdü çok yapsın.Üzerine bir nimet gelen Allah'a hamdetsin diyor, hamdü çok yapsın. Çünkü hamdin sevabı çoktur.Çünkü hamdin sevabı çoktur. Bir "Elhamdülillâh" demek, şuurlu bir tarzda, anlaya anlaya, seze seze,Bir "Elhamdülillâh" demek, şuurlu bir tarzda, anlaya anlaya, seze seze, düşüne düşüne bir "Elhamdülillâh" demek sevapları yerleri doldurur; sevabı son derece büyüktür.düşüne düşüne bir "Elhamdülillâh" demek sevapları yerleri doldurur; sevabı son derece büyüktür. "Ve men kesürat humûmühû felyestağfiri'llâh."

"Ve men kesürat humûmühû felyestağfiri'llâh."
Dertleri, üzüntüleri çoğalmış olan kimse ne yapsın?Dertleri, üzüntüleri çoğalmış olan kimse ne yapsın? O da çok estağfirullah desin diyor.O da çok estağfirullah desin diyor. Demek ki estağfirullah demek insanı dertlerden kurtarıcı bir şey.

Demek ki estağfirullah demek insanı dertlerden kurtarıcı bir şey.
Tabii çeşitli kusurlarımız vardır da ondan dolayı bizim başımıza çeşitli musibetler

Tabii çeşitli kusurlarımız vardır da ondan dolayı bizim başımıza çeşitli musibetler
Allah musallat ediyordur.Allah musallat ediyordur. Çeşitli sıkıntılara uğruyoruzdur.Çeşitli sıkıntılara uğruyoruzdur. Ne yapmamız lazım?Ne yapmamız lazım? "Yâ Rabbi hatalarımı anladım, suçumu kusurumu bildim, affını dilerim." deyince"Yâ Rabbi hatalarımı anladım, suçumu kusurumu bildim, affını dilerim." deyince Allah celle celâlühû affettiği için tevbe ve istiğfarı çok yapmamız lazım.Allah celle celâlühû affettiği için tevbe ve istiğfarı çok yapmamız lazım. Hele bu Ramazan ayında...

Hele bu Ramazan ayında...
Hele bu Ramazan ayında Peygamber Efendimizin en büyük tavsiyelerinden birisi:Hele bu Ramazan ayında Peygamber Efendimizin en büyük tavsiyelerinden birisi: Bu ayda estağfirullah'ı çok çekin diyor. Cuma hutbesinde de okundu hadîs-i şerif, sizler de bizler de dinledik.Bu ayda estağfirullah'ı çok çekin diyor. Cuma hutbesinde de okundu hadîs-i şerif, sizler de bizler de dinledik. Bu ayın en önemli zikirlerinden birisi: Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah...Bu ayın en önemli zikirlerinden birisi: Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah... Affet yâ Rabbi! Bağışla yâ Rabbi! Suçumu sil yâ Rabbi! Efendim beni mağfiret eyle yâ Rabbi diye çok...Affet yâ Rabbi! Bağışla yâ Rabbi! Suçumu sil yâ Rabbi! Efendim beni mağfiret eyle yâ Rabbi diye çok... Bu ay afv ü mağfiret olunma ayıdır.Bu ay afv ü mağfiret olunma ayıdır. Mâh-ı gufrân diyorlar; mâh-ı gufrân, şehr-i Ramazan.Mâh-ı gufrân diyorlar; mâh-ı gufrân, şehr-i Ramazan. Ne demek yani?

Ne demek yani?
Allah'ın kullarını affettiği ay, Ramazan ayı.Allah'ın kullarını affettiği ay, Ramazan ayı. Neden affediyor Allah? Oruç tutan kulunu görüyor, seviyor; hadsiz hesapsız mükâfat veriyor, affediyor.Neden affediyor Allah? Oruç tutan kulunu görüyor, seviyor; hadsiz hesapsız mükâfat veriyor, affediyor. Hayrını hasenatını görüyor, cömertliğini görüyor, ikramını görüyor; affediyor.Hayrını hasenatını görüyor, cömertliğini görüyor, ikramını görüyor; affediyor. "Sen kendi kardeşlerine, hemcinslerine, hemcinsin olan benî Âdem olan insanlara iyilik yaptın,"Sen kendi kardeşlerine, hemcinslerine, hemcinsin olan benî Âdem olan insanlara iyilik yaptın, Ben de sana lütfediyorum." diyor.Ben de sana lütfediyorum." diyor. Bir kimse bir oruçluya bir zeytin, bir hurma ikram etse, orucunu açtırsa;

Bir kimse bir oruçluya bir zeytin, bir hurma ikram etse, orucunu açtırsa;
bir su, bir meşrubat, bir içecek ikram etse, orucunu açtırsabir su, bir meşrubat, bir içecek ikram etse, orucunu açtırsa o oruçlunun sabahtan akşama kadar oruç tutup da kazandığı sevap gibi bir sevap da o adam kazanıyor.o oruçlunun sabahtan akşama kadar oruç tutup da kazandığı sevap gibi bir sevap da o adam kazanıyor. O kadar Allah'ın rahmeti geniş bu ayda.O kadar Allah'ın rahmeti geniş bu ayda. Demek ki bu ayın feyzinden, bereketinden, böyle sevap kazandıracak şeylerden azamî istifade etmeye çalışmalıyız.

Demek ki bu ayın feyzinden, bereketinden, böyle sevap kazandıracak şeylerden azamî istifade etmeye çalışmalıyız.
Dilimiz hiç boş durmamalı. "Estağfirullah yâ Rabbi! 40 yıl yaşadım, 50 yıl yaşadım, 60 yıl yaşadım yâ Rabbi;Dilimiz hiç boş durmamalı. "Estağfirullah yâ Rabbi! 40 yıl yaşadım, 50 yıl yaşadım, 60 yıl yaşadım yâ Rabbi; Sana layık kul olamadım. Her halim Sana malum.Sana layık kul olamadım. Her halim Sana malum. Gençliğimde delikanlılık diye, başımda kavak yelleri estiği için günahla geçti vaktim.Gençliğimde delikanlılık diye, başımda kavak yelleri estiği için günahla geçti vaktim. Çocukluğumda çocuk diye, çocuğum diye yanaşmadım ibadete, taate; herkes de hoş gördü çocuktur filan diye,Çocukluğumda çocuk diye, çocuğum diye yanaşmadım ibadete, taate; herkes de hoş gördü çocuktur filan diye, o zaman da yapamadım. Ondan sonra evlendim, çoluk çocuk sahibi oldum; aman iş güç,o zaman da yapamadım. Ondan sonra evlendim, çoluk çocuk sahibi oldum; aman iş güç, fabrika, efendim mesai saati bitmez de derken gene yapamadım.fabrika, efendim mesai saati bitmez de derken gene yapamadım. Efendim emekli oldum, ihtiyarladım; belim ağrıyor, efendim bilmemEfendim emekli oldum, ihtiyarladım; belim ağrıyor, efendim bilmem bel fıtığı var, dizim ağrıyor, başım ağrıyor, hastalığım var, elim ayağım titriyor; gene yapamadık ibadeti.bel fıtığı var, dizim ağrıyor, başım ağrıyor, hastalığım var, elim ayağım titriyor; gene yapamadık ibadeti. E ne zaman ibadet yapacağız?"E ne zaman ibadet yapacağız?" Her zamanımız, her zamanımız kusurlu.

Her zamanımız, her zamanımız kusurlu.
Demek ki şeytan bizi her zamanda ibadetten, taatten bir oyunla aldatıyor demek.Demek ki şeytan bizi her zamanda ibadetten, taatten bir oyunla aldatıyor demek. Çocuklukta oyunla aldatıyor, gençlikte delikanlılıktan, delikanlılık hevesleriyle aldatıyor.Çocuklukta oyunla aldatıyor, gençlikte delikanlılıktan, delikanlılık hevesleriyle aldatıyor. Evlendikten sonra geçim bahanesi, ev bark bahanesiyle aldatıyor.Evlendikten sonra geçim bahanesi, ev bark bahanesiyle aldatıyor. İhtiyarlayınca da ihtiyarlıktan artık takatim yok diye aldatıyor.İhtiyarlayınca da ihtiyarlıktan artık takatim yok diye aldatıyor. Yani hiçbir zaman ibadet ettirmek istemiyor.Yani hiçbir zaman ibadet ettirmek istemiyor. Yani suçlu gitsin Rabbü'l-âlemîn'in huzuruna diye şeytan, eli boş gitsin diye ibadetlerden uzak tutmaya çalışıyor.

Yani suçlu gitsin Rabbü'l-âlemîn'in huzuruna diye şeytan, eli boş gitsin diye ibadetlerden uzak tutmaya çalışıyor.
Biz ne yapacağız? Biz de "Aman yâ Rabbi!" diyeceğiz ve bu ayda tevbe ve istiğfarı çok edeceğiz.Biz ne yapacağız? Biz de "Aman yâ Rabbi!" diyeceğiz ve bu ayda tevbe ve istiğfarı çok edeceğiz. Bu hadîs-i şeriften şunu da anlıyoruz: Demek ki bir insanın gamı, kasaveti, üzüntüsü çok olursa

Bu hadîs-i şeriften şunu da anlıyoruz: Demek ki bir insanın gamı, kasaveti, üzüntüsü çok olursa
"Estağfirullah desin." dediğine göre Peygamber Efendimiz, demek ki onlara ilaç, onları geçirecek bir şey."Estağfirullah desin." dediğine göre Peygamber Efendimiz, demek ki onlara ilaç, onları geçirecek bir şey. "Hocam çok üzüntülüyüm." Çok derdin var, çok üzüntün var, çok sıkıntın var;

"Hocam çok üzüntülüyüm." Çok derdin var, çok üzüntün var, çok sıkıntın var;
o zaman estağfirullah de. Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah de;o zaman estağfirullah de. Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah de; o üzüntüler dağılıyor demek, dağılacak. Onun müjdesi var.o üzüntüler dağılıyor demek, dağılacak. Onun müjdesi var. Onun için dilimizi Cenâb-ı Hakk'ın zikriyle meşgul edelim.Onun için dilimizi Cenâb-ı Hakk'ın zikriyle meşgul edelim. Cebimize bir tesbih koyalım, efendim 33'lük mü olur, 99'luk mu olur;Cebimize bir tesbih koyalım, efendim 33'lük mü olur, 99'luk mu olur; daima Cenâb-ı Hakk'ın zikriyle, tesbihiyle meşgul olalım.daima Cenâb-ı Hakk'ın zikriyle, tesbihiyle meşgul olalım. Büyük zatlardan bir tanesinden okumuştum, dinlemiştim; diyor ki: "Bana, benim mizacıma estağfirullah demek uygun geliyor.

Büyük zatlardan bir tanesinden okumuştum, dinlemiştim; diyor ki: "Bana, benim mizacıma estağfirullah demek uygun geliyor.
Çünkü kusurluyum, çok eksiğim var;Çünkü kusurluyum, çok eksiğim var; en uygun zikir bana göre estağfirullah." diyordu.en uygun zikir bana göre estağfirullah." diyordu. Tevazuundan öyle söylüyor tabii.Tevazuundan öyle söylüyor tabii. Hepimizin de kusurumuz çoktur;Hepimizin de kusurumuz çoktur; "Aman yâ Rabbi!" diyeceğiz,"Aman yâ Rabbi!" diyeceğiz, "Aman Allahım!" diyeceğiz, "Estağfirullah!" diyeceğiz."Aman Allahım!" diyeceğiz, "Estağfirullah!" diyeceğiz. Bu ay günahların affedilme ayıdır.Bu ay günahların affedilme ayıdır. Üçüncü tavsiyesi Peygamber Efendimizin:

Üçüncü tavsiyesi Peygamber Efendimizin:
"Ve men ebta'a aleyhi rızkuhû felyüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.""Ve men ebta'a aleyhi rızkuhû felyüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh." Şimdi rızkını Allah insanlara verir.

Şimdi rızkını Allah insanlara verir.
Kafesin içinde olsa da verir, 40 kapının arkasında olsa da verir, efendim evinde dursa da verir, dışarı çıksa da verir; bir yerden gönderir rızkı.Kafesin içinde olsa da verir, 40 kapının arkasında olsa da verir, efendim evinde dursa da verir, dışarı çıksa da verir; bir yerden gönderir rızkı. Allahu Teâlâ Hazretleri insanın rızkını gönderir.Allahu Teâlâ Hazretleri insanın rızkını gönderir. Kul demiş, yaratmış; efendim Rezzâk-ı Âlem olduğu için rızkını da verir.Kul demiş, yaratmış; efendim Rezzâk-ı Âlem olduğu için rızkını da verir. Kimi yer kısmeti döner, ya bir iş kapısı açar, ya bir fırsat gelir, ya bir hediye olur, ya başka bir şekilde olur; gene o günkü rızkı boğazından geçecek olan kendisine gelir.Kimi yer kısmeti döner, ya bir iş kapısı açar, ya bir fırsat gelir, ya bir hediye olur, ya başka bir şekilde olur; gene o günkü rızkı boğazından geçecek olan kendisine gelir. İnanıyor muyuz buna? Çok kimse inanmıyor.

İnanıyor muyuz buna? Çok kimse inanmıyor.
Yani he he inandım filan dese bile aldatmaca, içinden inanmıyor. "Yahu çalışmazsam gelmez filan." gibi düşünüyor.Yani he he inandım filan dese bile aldatmaca, içinden inanmıyor. "Yahu çalışmazsam gelmez filan." gibi düşünüyor. Yani rızık gelmez, aç kalırım filan diye düşünüyor. Esas düşüncesi:Yani rızık gelmez, aç kalırım filan diye düşünüyor. Esas düşüncesi: "Aç kalırım yahu! Öyle şey olur mu, Allah nereden gönderecek?"Aç kalırım yahu! Öyle şey olur mu, Allah nereden gönderecek? E gelmez filan." gibi düşüncelere saplanıyor.E gelmez filan." gibi düşüncelere saplanıyor. Halbuki öyle değil.Halbuki öyle değil. Allah'a tevekkülü tam olsa bir insanın, Allah yolunda tam çalışsa

Allah'a tevekkülü tam olsa bir insanın, Allah yolunda tam çalışsa
yerden gökten rızkını yağdırır.yerden gökten rızkını yağdırır. Gündüz söyledim ya, Benî İsrail Musa aleyhisselama iman etmişler,Gündüz söyledim ya, Benî İsrail Musa aleyhisselama iman etmişler, Firavun'dan kaçmışlar, çöle gitmişler.Firavun'dan kaçmışlar, çöle gitmişler. Çölde fırın var mı? Yok. Manav var mı? Yok. Kasap var mı? Yok. Süpermarket var mı? Yok.Çölde fırın var mı? Yok. Manav var mı? Yok. Kasap var mı? Yok. Süpermarket var mı? Yok. E koca bir kalabalık Musa aleyhisselam başlarında, Sina Çölü'nde; üstten kızgın güneş, alttan efendim cayır cayır kum...E koca bir kalabalık Musa aleyhisselam başlarında, Sina Çölü'nde; üstten kızgın güneş, alttan efendim cayır cayır kum... Bunlar orayı 40 günde geçemezler, uzun bir yol. Ne yiyecekler, ne içecekler?Bunlar orayı 40 günde geçemezler, uzun bir yol. Ne yiyecekler, ne içecekler? Ekmek yok, buğday yok, yanlarında stokları yok; canlarını zor kurtarmışlar zaten.Ekmek yok, buğday yok, yanlarında stokları yok; canlarını zor kurtarmışlar zaten. Denizi geçmişler, Firavun boğulmuş, o kadar; hiçbir şeyleri yok. Ne yiyecekler?Denizi geçmişler, Firavun boğulmuş, o kadar; hiçbir şeyleri yok. Ne yiyecekler? Ne yediler?

Ne yediler?
Allahu Teâlâ Hazretleri başlarına bulut gönderdi, güneşin hararetinden onları korudu.Allahu Teâlâ Hazretleri başlarına bulut gönderdi, güneşin hararetinden onları korudu. Çünkü başlarında peygamber var, mümin insanlar.Çünkü başlarında peygamber var, mümin insanlar. Sonra bıldırcın gönderdi. Tapır tapır bıldırcın döküldü.Sonra bıldırcın gönderdi. Tapır tapır bıldırcın döküldü. Ya bıldırcın dökülür mü? Git git Anadolu'ya, çık Sinop'a; gör bak Karadeniz'i geçen bıldırcınlar böyle av geliyorlar,Ya bıldırcın dökülür mü? Git git Anadolu'ya, çık Sinop'a; gör bak Karadeniz'i geçen bıldırcınlar böyle av geliyorlar, tapır tapır nasıl dökülüyor meğer! Yorulurlar hayvanlar, geliyor efendim, dökülüyor;tapır tapır nasıl dökülüyor meğer! Yorulurlar hayvanlar, geliyor efendim, dökülüyor; herkes salma toplayıp toplayıp bıldırcından oh yağlı yağlı, kimisi yahnisini yapıyor, kebabını yapıyor, neyini yapıyorsa yiyor.herkes salma toplayıp toplayıp bıldırcından oh yağlı yağlı, kimisi yahnisini yapıyor, kebabını yapıyor, neyini yapıyorsa yiyor. Allah gönderince gönderir, gökten gönderir.Allah gönderince gönderir, gökten gönderir. Yerden de kudret helvası bitmiş, yani mantar, bir çeşit mantar.

Yerden de kudret helvası bitmiş, yani mantar, bir çeşit mantar.
Mantarı yemişler. Bıldırcını yemişler, mantarı yemişler; bıldırcını yemişler, mantarı yemişler, geçmişler gitmişler çölü. Ordular geçemiyor.Mantarı yemişler. Bıldırcını yemişler, mantarı yemişler; bıldırcını yemişler, mantarı yemişler, geçmişler gitmişler çölü. Ordular geçemiyor. Moğolların zalim orduları Bağdat'ı yakmış gitmiş de Şam'a gelmiş durmuş. Mısır'a geçememiş, Sina Çölü'nü geçememiş.Moğolların zalim orduları Bağdat'ı yakmış gitmiş de Şam'a gelmiş durmuş. Mısır'a geçememiş, Sina Çölü'nü geçememiş. Çünkü zor, uzun bir çöl… Geçilmez ama, Allah nasip etti mi geçiliyor.Çünkü zor, uzun bir çöl… Geçilmez ama, Allah nasip etti mi geçiliyor. Kendi hayatımızdan da bunun misalleri çok.

Kendi hayatımızdan da bunun misalleri çok.
Yani insan inanmıyor ama inansın diye bakın, misal olsun diye söylüyorum.Yani insan inanmıyor ama inansın diye bakın, misal olsun diye söylüyorum. Fakülteden çıktım bir yaz günü, Haziran mı, Temmuz mu, Ağustos mu; Ankara'nın cayır cayır sıcak bir günü.Fakülteden çıktım bir yaz günü, Haziran mı, Temmuz mu, Ağustos mu; Ankara'nın cayır cayır sıcak bir günü. Benim evim fakülteden iki vasıtalık mesafede.Benim evim fakülteden iki vasıtalık mesafede. Bir vasıtaya bineceğim Ulus'a gideceğim, bir vasıtaya bineceğim evimin olduğu yere gideceğim; iki vasıtalık yer.Bir vasıtaya bineceğim Ulus'a gideceğim, bir vasıtaya bineceğim evimin olduğu yere gideceğim; iki vasıtalık yer. Duraklarda otobüs bekleyeceğim, minibüs bekleyeceğim, sıra bekleyeceğim, evime gideceğim.Duraklarda otobüs bekleyeceğim, minibüs bekleyeceğim, sıra bekleyeceğim, evime gideceğim. Zor geldi bana!Zor geldi bana! Sıcaktan kendimi teselliye başladım, adamakıllı sıcaktı.Sıcaktan kendimi teselliye başladım, adamakıllı sıcaktı. Dedim ki: "Ah şöyle bir araba olsa, burada binsen, evin önünde insen..."Dedim ki: "Ah şöyle bir araba olsa, burada binsen, evin önünde insen..." Ah şöyle bir araba olsa...Ah şöyle bir araba olsa... Şimdi nefis teselli ediyor, teselli kabiliyeti. Araba olsa binerse ama yok.

Şimdi nefis teselli ediyor, teselli kabiliyeti. Araba olsa binerse ama yok.
Bu sefer içimden bir başka his ona dedi ki: "Yok ama Allah göndermeye kàdir!"Bu sefer içimden bir başka his ona dedi ki: "Yok ama Allah göndermeye kàdir!" "Göndermeye kàdir ama niye göndersin? Göndermez!" İçimde iki iki kimse, kılıçsız münakaşa..."Göndermeye kàdir ama niye göndersin? Göndermez!" İçimde iki iki kimse, kılıçsız münakaşa... Birisi "Olur." diyor, ötekisi "Olur ama niye olsun?" diyor, "Olmaz."a getiriyor yani.Birisi "Olur." diyor, ötekisi "Olur ama niye olsun?" diyor, "Olmaz."a getiriyor yani. Olmaz demenin gavurcası, dolambaçlı şeklinde "Olmaz." demek istiyor yani.Olmaz demenin gavurcası, dolambaçlı şeklinde "Olmaz." demek istiyor yani. Düşünüyorum kimin arabası var:

Düşünüyorum kimin arabası var:
Falanca arkadaşım var, o geliverse arabasıyla,Falanca arkadaşım var, o geliverse arabasıyla, "Oo hocam sen burada mısın? Bin arabama götüreyim seni." derdi ama"Oo hocam sen burada mısın? Bin arabama götüreyim seni." derdi ama yok, o Avrupa'da, tamam. O ihtimal silindi.yok, o Avrupa'da, tamam. O ihtimal silindi. Falanca var, o da biliyorum Ankara'da değil. Filanca var, o da değil.Falanca var, o da biliyorum Ankara'da değil. Filanca var, o da değil. Arabası olan yok.Arabası olan yok. E tanımayan bir insan da arabasını çekip de öyle "Gel hocam, bin de götüreyim." demez.E tanımayan bir insan da arabasını çekip de öyle "Gel hocam, bin de götüreyim." demez. Ben böyle "Yahu Allah sebepleri halk eder, bilmediğin birisini gönderir." der içim.Ben böyle "Yahu Allah sebepleri halk eder, bilmediğin birisini gönderir." der içim. "Niye göndersin?" diyor ötekisi; inatçı! Münakaşa ediyor böyle."Niye göndersin?" diyor ötekisi; inatçı! Münakaşa ediyor böyle. Durağa geldim. Dalgın dalgın, otobüs durağına geldim. Otobüs bekleyeceğim, bir vasıtaya bineceğim, bir daha bineceğim.

Durağa geldim. Dalgın dalgın, otobüs durağına geldim. Otobüs bekleyeceğim, bir vasıtaya bineceğim, bir daha bineceğim.
Önümden bir motosiklet geçti pata pata, farkında değilim ben. Durdu, geri geldi:Önümden bir motosiklet geçti pata pata, farkında değilim ben. Durdu, geri geldi: "Hocam selâmün aleyküm!" "Aleyküm selâm." dedim, baktım; dinleyicimiz olan birisi."Hocam selâmün aleyküm!" "Aleyküm selâm." dedim, baktım; dinleyicimiz olan birisi. "Abi," dedi, "nasılsın?" "İyiyim.""Abi," dedi, "nasılsın?" "İyiyim." "Nereye gidiyorsun?""Nereye gidiyorsun?" "İşte eve gideceğim filan.""İşte eve gideceğim filan." "Sen nereye gidiyorsun?""Sen nereye gidiyorsun?" "Ben tıp fakültesine gideceğim." filan dedi."Ben tıp fakültesine gideceğim." filan dedi. "Pekala." filan dedim. "Abi atla arkama, arkama dedi götüreyim seni." dedi."Pekala." filan dedim. "Abi atla arkama, arkama dedi götüreyim seni." dedi. Hiç hesapta olmayan bir kimse! Dedim: "İşinden kalma sen şimdi."Hiç hesapta olmayan bir kimse! Dedim: "İşinden kalma sen şimdi." "Yok yok." dedi, "Götüreyim seni." dedi, "Ulus'a kadar götüreyim." dedi."Yok yok." dedi, "Götüreyim seni." dedi, "Ulus'a kadar götüreyim." dedi. "Yok yok." dedim ben de, nazlanıyorum."Yok yok." dedim ben de, nazlanıyorum. Neyse ısrar etti, çok ısrar etti, bindim.Neyse ısrar etti, çok ısrar etti, bindim. Bindim; "Ulus'ta şurada indir." diyorum, "Biraz daha götüreyim." diyor.Bindim; "Ulus'ta şurada indir." diyorum, "Biraz daha götüreyim." diyor. "Orada indir." diyorum, "Biraz daha götüreyim." diyor."Orada indir." diyorum, "Biraz daha götüreyim." diyor. "Öteki otobüslerin durağının yanına kadar götüreyim." filan dedi."Öteki otobüslerin durağının yanına kadar götüreyim." filan dedi. "Peki." dedim tamam, Sümerbank... Sümerbank'ın önünde işte orada otobüsler bizim."Peki." dedim tamam, Sümerbank... Sümerbank'ın önünde işte orada otobüsler bizim. Tam oraya gelince daha da geldi aklıma, "Dur!" dedim. "Ne oluyor yahu?" dedi.Tam oraya gelince daha da geldi aklıma, "Dur!" dedim. "Ne oluyor yahu?" dedi. Evin önüne getirdi, beni indirdi, döndü gitti.Evin önüne getirdi, beni indirdi, döndü gitti. Yani içimden, içimden bir ses var ya "Göndermez Allah!" diye; bir öteki ses de vardı "Gönderir!" diyen iki ses var ya... Allah'ın kudretini gösterdi Allah.Yani içimden, içimden bir ses var ya "Göndermez Allah!" diye; bir öteki ses de vardı "Gönderir!" diyen iki ses var ya... Allah'ın kudretini gösterdi Allah. Yani bilmediğin, hiç ummadığın bir yerden sebepleri halk eder gönderir demek.

Yani bilmediğin, hiç ummadığın bir yerden sebepleri halk eder gönderir demek.
Onun için güç kuvvet Allah'ın elinde olduğundan, her şeyi O takdir ettiğindenOnun için güç kuvvet Allah'ın elinde olduğundan, her şeyi O takdir ettiğinden rızkım gecikti diye bir insanın içinde bir fitne fesat belirdi mi, bir inkâr duygusu filan,rızkım gecikti diye bir insanın içinde bir fitne fesat belirdi mi, bir inkâr duygusu filan, "Hani ya Allah Rezzâk'tı, hani nerede benim rızkım?" filan..."Hani ya Allah Rezzâk'tı, hani nerede benim rızkım?" filan... "Felyüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh.""Felyüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh." "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh, illâ bi'llâh, illâ bi'llâh" sözünü çok söylesin."Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh, illâ bi'llâh, illâ bi'llâh" sözünü çok söylesin. Güç kuvvet Allah'ındır diye imanını tazelesin demek yani.Güç kuvvet Allah'ındır diye imanını tazelesin demek yani. Ayrıca o sözün çok kıymeti var.Ayrıca o sözün çok kıymeti var. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözü arş-ı a'lânın hazinelerindendir.

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözü arş-ı a'lânın hazinelerindendir.
İnsan onu söyledi mi nice müşkülâtı hallolur.İnsan onu söyledi mi nice müşkülâtı hallolur. Manevî tesiri olan bir sözdür tabii.Manevî tesiri olan bir sözdür tabii. Onu söyledikçe Allah müşkilini halleder insanın.Onu söyledikçe Allah müşkilini halleder insanın. Bak neler öğreniyoruz hadîs-i şeriften:

Bak neler öğreniyoruz hadîs-i şeriften:
Nimete ererse insan "Elhamdülillâh" desin diyor Peygamber Efendimiz.Nimete ererse insan "Elhamdülillâh" desin diyor Peygamber Efendimiz. Derdi tasası kederi çok olursa estağfirullah'ı çok çeksin diyor.Derdi tasası kederi çok olursa estağfirullah'ı çok çeksin diyor. Rızkının biraz geciktiği kanaatine düştü ise, içinden öyle bir duygu peydâ olduysa "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh" sözünü çok söylesin diyor.Rızkının biraz geciktiği kanaatine düştü ise, içinden öyle bir duygu peydâ olduysa "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'llâh" sözünü çok söylesin diyor. Sonra: "Ve men nezele mea kavmin felâ yesum illâ bi-iznihim."

Sonra: "Ve men nezele mea kavmin felâ yesum illâ bi-iznihim."
Çeşitli tavsiyeler ya peş peşe,Çeşitli tavsiyeler ya peş peşe, Efendimiz bu sefer diyor ki: Bir kavme, bir gruba, bir kabileye, bir yere misafir gittiğin zamanEfendimiz bu sefer diyor ki: Bir kavme, bir gruba, bir kabileye, bir yere misafir gittiğin zaman onların izni olmadan oruç tutma.onların izni olmadan oruç tutma. Neden? Artık sen misafirsin.Neden? Artık sen misafirsin. Ne derlerse öyle yapacaksın.Ne derlerse öyle yapacaksın. Yani bu hangi oruç?Yani bu hangi oruç? Yani sevap kazanmak için Ramazan dışında tutulan oruçlardan filan tabii.Yani sevap kazanmak için Ramazan dışında tutulan oruçlardan filan tabii. Bir kavme uğradığın zaman onların izni olmadan oruç tutma diyor.Bir kavme uğradığın zaman onların izni olmadan oruç tutma diyor. E bizim bu ayda Ramazan ayı, oruç ayı olduğundan bu bilgiyi de öğrenmemiz iyi.E bizim bu ayda Ramazan ayı, oruç ayı olduğundan bu bilgiyi de öğrenmemiz iyi. Gündüz okudum ki: Bakmış Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz birisi bayılmış yere, bayılmış ama yani serilmiş böyle baygın ölen.

Gündüz okudum ki: Bakmış Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz birisi bayılmış yere, bayılmış ama yani serilmiş böyle baygın ölen.
Ötekiler de etrafında ona şey yapıyorlar; elini yüzünü ıslatıyorlar, bilmem filan, yardımcı olmaya çalışıyorlar.Ötekiler de etrafında ona şey yapıyorlar; elini yüzünü ıslatıyorlar, bilmem filan, yardımcı olmaya çalışıyorlar. Demiş: "Buna ne oldu böyle?"Demiş: "Buna ne oldu böyle?" Demişler ki: "Yâ Resûlallah, bu oruç tuttu. Oruç tuttu, halsizleşti; işte dineliyor, hemen yardımcı oluyoruz."Demişler ki: "Yâ Resûlallah, bu oruç tuttu. Oruç tuttu, halsizleşti; işte dineliyor, hemen yardımcı oluyoruz." Efendimiz buyurmuş ki efendim, böyle seyahat halindeyken oruç tutmak takva değildir.Efendimiz buyurmuş ki efendim, böyle seyahat halindeyken oruç tutmak takva değildir. Sen oruç tutup bayıl, herkes sana yardımcı olsun, herkese yük ol; böyle şey olmaz.Sen oruç tutup bayıl, herkes sana yardımcı olsun, herkese yük ol; böyle şey olmaz. Yani seferdeyken, seferîlik halindeyken, yolculuk halindeyken oruç tutulmuş olmuyor.

Yani seferdeyken, seferîlik halindeyken, yolculuk halindeyken oruç tutulmuş olmuyor.
Eğer tahammül edemeyeceksen oruç tutmaz.Eğer tahammül edemeyeceksen oruç tutmaz. Ramazan ayı bile sefere çıkma halinde, yani seferîlik halindeyken tutmayabilir insan.Ramazan ayı bile sefere çıkma halinde, yani seferîlik halindeyken tutmayabilir insan. Ama bugünün şartları güzel;Ama bugünün şartları güzel; uçaklar, efendim şeyler... Tabildotlar yemekler geliyor gidiyor filan;uçaklar, efendim şeyler... Tabildotlar yemekler geliyor gidiyor filan; güneş yok, üzüntü yok, yürüyüp dizlerde derman kalmama durumu filan yok.güneş yok, üzüntü yok, yürüyüp dizlerde derman kalmama durumu filan yok. İsterse tutabilir, müsaade var; tutmayabilir.İsterse tutabilir, müsaade var; tutmayabilir. Tutmadığı zaman sonra ödemek şartıyla, sonra ödeyebilir.Tutmadığı zaman sonra ödemek şartıyla, sonra ödeyebilir. Yani sefer, seferîlik halinde oruç tutmaması müsaadesi var,Yani sefer, seferîlik halinde oruç tutmaması müsaadesi var, Ramazan orucu bile olsa.Ramazan orucu bile olsa. Onu anlıyoruz.Onu anlıyoruz. Bir topluluğa misafir olarak gittiği için de onların izni olmadan oruç tutmasın diye burada bir tavsiye ile karşılaştık.

Bir topluluğa misafir olarak gittiği için de onların izni olmadan oruç tutmasın diye burada bir tavsiye ile karşılaştık.
"Ve men dehale dâra kavmin felyeclis haysü emerûhu fe-inne'l-kavme a'lemu bi-avreti dârihim."

"Ve men dehale dâra kavmin felyeclis haysü emerûhu fe-inne'l-kavme a'lemu bi-avreti dârihim."
Bir eve giren kimse nereye buyur ederlerse oraya otursun diyor Peygamber Efendimiz.Bir eve giren kimse nereye buyur ederlerse oraya otursun diyor Peygamber Efendimiz. Yani geçti başköşeye oturdu.Yani geçti başköşeye oturdu. "Seni misafir edelim." dedik ama orayı efendim büyük bir zat gelecekti, ona ayırtmıştık."Seni misafir edelim." dedik ama orayı efendim büyük bir zat gelecekti, ona ayırtmıştık. Yani sen geçtin şimdi başköşeye kuruldun, e sorsaydın ya, sorsaydın ya bize yani ne oluyorsun kendiliğinden?Yani sen geçtin şimdi başköşeye kuruldun, e sorsaydın ya, sorsaydın ya bize yani ne oluyorsun kendiliğinden? Ne yapacak? Misafirlik edebinden birisi nedir?Ne yapacak? Misafirlik edebinden birisi nedir? Ev sahibi nereye buyur ederse oraya oturmaktır.Ev sahibi nereye buyur ederse oraya oturmaktır. Hatta tevazu gösterip biraz daha şöyle aşağı yere oturmayı...Hatta tevazu gösterip biraz daha şöyle aşağı yere oturmayı... "Şöyle de oturabilirim, idare ederim, sağ ol teşekkür ederim." filan derse, "Yok olmaz, şuraya otur!" derse"Şöyle de oturabilirim, idare ederim, sağ ol teşekkür ederim." filan derse, "Yok olmaz, şuraya otur!" derse tabii ev sahibinin dediği yere oturacak; âdabdandır bu.tabii ev sahibinin dediği yere oturacak; âdabdandır bu. Hoşuma gider, Allah selamet versin,

Hoşuma gider, Allah selamet versin,
bakanlık yapmış bir kardeşimiz vardır;bakanlık yapmış bir kardeşimiz vardır; bakanlık yapmış.bakanlık yapmış. Hocamızın Ankara'ya geldiği zamanlarda bizim evde, başka evde toplantı olduğu zamanHocamızın Ankara'ya geldiği zamanlarda bizim evde, başka evde toplantı olduğu zaman hocamız vaaz veriyor veya sohbet oluyor, oturmuşlar;hocamız vaaz veriyor veya sohbet oluyor, oturmuşlar; bakan gelirdi, kapının eşiğine otururdu. Hemen oraya, dip köşeye.bakan gelirdi, kapının eşiğine otururdu. Hemen oraya, dip köşeye. Hocamız gülerdi: "Gel bakalım buraya, buraya otur." filan diye yer gösterirdi,Hocamız gülerdi: "Gel bakalım buraya, buraya otur." filan diye yer gösterirdi, o zaman daha yüksek yere otururdu.o zaman daha yüksek yere otururdu. Demek ki âdaptanmış; ev sahibi nereyi gösterirse oraya oturacaksın.Demek ki âdaptanmış; ev sahibi nereyi gösterirse oraya oturacaksın. Çünkü evinin durumunu ev sahibi daha iyi bilir.Çünkü evinin durumunu ev sahibi daha iyi bilir. Sen buraya oturacaksın, kapı küt diye açılacak, öbür taraf görünecek; olmaz.Sen buraya oturacaksın, kapı küt diye açılacak, öbür taraf görünecek; olmaz. Seni bu tarafa oturtmak istiyor.Seni bu tarafa oturtmak istiyor. Sen bu tarafa oturduğun zaman kapıyla hiç ilgin olmayacak belki, bir sebebi vardır.Sen bu tarafa oturduğun zaman kapıyla hiç ilgin olmayacak belki, bir sebebi vardır. Onun için ev sahibinin dediği yere oturmak uygun oluyor.Onun için ev sahibinin dediği yere oturmak uygun oluyor. Bu hadîs-i şeriften bu edebi de öğreniyoruz.Bu hadîs-i şeriften bu edebi de öğreniyoruz. "Ve inne mine'z-zenbi'l-meskùti/mefkùti bihî alâ sâhibihî el-hıkda ve'l-hasede ve't-tesele/ve'l-kesele fi'l-ibâdeti ve'd-danka fi'l-maîşeti."

"Ve inne mine'z-zenbi'l-meskùti/mefkùti bihî alâ sâhibihî el-hıkda ve'l-hasede ve't-tesele/ve'l-kesele fi'l-ibâdeti ve'd-danka fi'l-maîşeti."
Bu sözler de şu manaya geliyor:

Bu sözler de şu manaya geliyor:
Allah'ın isteyene gazap ettiği günahlardan bazıları da şunlardır.Allah'ın isteyene gazap ettiği günahlardan bazıları da şunlardır. Yani Allah gazap eder; "Vay sen misin, sen misin bunu yapan?"Yani Allah gazap eder; "Vay sen misin, sen misin bunu yapan?" O zaman onu cezalandırır. Neymiş bu bakımdan?O zaman onu cezalandırır. Neymiş bu bakımdan? Yani tabii günahlara Allah'ın gazap ettiğini hep biliyoruz da senin tahmin etmediğin bazı şeyler vardır ki Allah ona gazap eder;Yani tabii günahlara Allah'ın gazap ettiğini hep biliyoruz da senin tahmin etmediğin bazı şeyler vardır ki Allah ona gazap eder; onları bildiriyor Peygamber Efendimiz şimdi.onları bildiriyor Peygamber Efendimiz şimdi. Neymiş?

Neymiş?
Birisi: "El-hıkda ve'l-hasede." Efendim haset etmek, kıskanmak. İçindeki kıskançlık duygusu, hıkd duygusu, efendim haset duygusuBirisi: "El-hıkda ve'l-hasede." Efendim haset etmek, kıskanmak. İçindeki kıskançlık duygusu, hıkd duygusu, efendim haset duygusu Allah'ın gazap ettiği günahtır.Allah'ın gazap ettiği günahtır. Kin ve haset.Kin ve haset. Sen mesela birisine kızıyorsun, dişlerini gıcırdatıyorsun; birisinin nimetine haset ediyorsun:Sen mesela birisine kızıyorsun, dişlerini gıcırdatıyorsun; birisinin nimetine haset ediyorsun: "Yahu o nereden araba almış? Gider arabalara kuruluyor."Yahu o nereden araba almış? Gider arabalara kuruluyor. Biz buralarda sefalet çekiyoruz. Onun evi geniş, evi dükkânı öyle..." Kıskanıyor yani, karnı ağrıyor yani.Biz buralarda sefalet çekiyoruz. Onun evi geniş, evi dükkânı öyle..." Kıskanıyor yani, karnı ağrıyor yani. Ha bu da bir zarar. Hasedi sevmez, hıkdı sevmez, kin tutmayı sevmez.Ha bu da bir zarar. Hasedi sevmez, hıkdı sevmez, kin tutmayı sevmez. Hiç farkına varmazsın halbuki, ondan dolayı Allah sana gazap eder.Hiç farkına varmazsın halbuki, ondan dolayı Allah sana gazap eder. Onun için içimizde kimseye karşı haset olmayacak, kin olmayacak, kötü duygular olmayacak.

Onun için içimizde kimseye karşı haset olmayacak, kin olmayacak, kötü duygular olmayacak.
E Allah ona vermiş; bak, daha çok versin! Ona veren Allah sana da verir.E Allah ona vermiş; bak, daha çok versin! Ona veren Allah sana da verir. Daha çok versin! Yoksa ondan... Demek ki onun Allah'a sığınacak bir ihtilacı varmış ki ona verdi;Daha çok versin! Yoksa ondan... Demek ki onun Allah'a sığınacak bir ihtilacı varmış ki ona verdi; e sana vermemiş, sen de bizim gibi bir kusurun vardır ondan vermemiştir veya imtihandır.e sana vermemiş, sen de bizim gibi bir kusurun vardır ondan vermemiştir veya imtihandır. Yani biz şimdi Allah'ın —hâşâ sümme hâşâ— Peygamber Efendimizden daha kıymetli kulları mıyız? Değiliz.

Yani biz şimdi Allah'ın —hâşâ sümme hâşâ— Peygamber Efendimizden daha kıymetli kulları mıyız? Değiliz.
Hepimizin derecesi belli. Ama Peygamber Efendimiz nasıl yaşamış, bizzat yaşıyor.Hepimizin derecesi belli. Ama Peygamber Efendimiz nasıl yaşamış, bizzat yaşıyor. Biz Peygamber Efendimizin zamanına göre sanki saraylarda yaşıyormuş gibi yaşıyoruz.Biz Peygamber Efendimizin zamanına göre sanki saraylarda yaşıyormuş gibi yaşıyoruz. Gelsin kebaplar, barbeküler; efendim tatlılar, tuzlular, meyveler... Efendim ev, bark, giyim, kuşam, her türlü imkân, ikram, hepsi var.Gelsin kebaplar, barbeküler; efendim tatlılar, tuzlular, meyveler... Efendim ev, bark, giyim, kuşam, her türlü imkân, ikram, hepsi var. E Peygamber Efendimiz hasır üstünde yatmış, eline iz yapmış hasır, yanağına iz yapmış.E Peygamber Efendimiz hasır üstünde yatmış, eline iz yapmış hasır, yanağına iz yapmış. Yani yoksulluk içinde denilebilecek bir hayatı var, mütevazı bir hayatı var.Yani yoksulluk içinde denilebilecek bir hayatı var, mütevazı bir hayatı var. E belki bu da Allah'ın bir sebebi tabii, bir hikmeti. Onun için kimseyi kıskanmayacağız. Nimeti veren Allah.E belki bu da Allah'ın bir sebebi tabii, bir hikmeti. Onun için kimseyi kıskanmayacağız. Nimeti veren Allah. Eğer çok canın çekiyorsa: "Yâ Rabbi bana da ihsan eyle!" dersin,Eğer çok canın çekiyorsa: "Yâ Rabbi bana da ihsan eyle!" dersin, "Benim de canım çok istiyor." dersin, boynunu bükersin"Benim de canım çok istiyor." dersin, boynunu bükersin ama ötekisine haset etmek, kin tutmak yok.ama ötekisine haset etmek, kin tutmak yok. Başka? "Ve'l-kesele fi'l-ibâdeti."

Başka? "Ve'l-kesele fi'l-ibâdeti."
İbadetteki tembelliğe de kızar Allah. İbadetteki tembellenmeye de kızar.İbadetteki tembelliğe de kızar Allah. İbadetteki tembellenmeye de kızar. İbadette nasıl olacak insan? Canlı olacak, şevkli olacak, gayretli olacak.İbadette nasıl olacak insan? Canlı olacak, şevkli olacak, gayretli olacak. "Rabbimin ibadetine gidiyorum! Camiye gidiyorum yahu,"Rabbimin ibadetine gidiyorum! Camiye gidiyorum yahu, cuma namazına gidiyorum! Elhamdülillâh ben sevap deryası kazanayım." diyecuma namazına gidiyorum! Elhamdülillâh ben sevap deryası kazanayım." diye yani bir gül bahçesine girercesine...yani bir gül bahçesine girercesine... Bu vatan kimin diye şiir yazmış şair, ne diyor:Bu vatan kimin diye şiir yazmış şair, ne diyor: "Bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa girenlerindir." diyor ya hani."Bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa girenlerindir." diyor ya hani. İnsan camiye geldiği zaman sevine sevine gelecek.İnsan camiye geldiği zaman sevine sevine gelecek. İbadete kalktığı zaman sevine sevine kalkacak.İbadete kalktığı zaman sevine sevine kalkacak. "Rabbimin huzuruna varacağım şimdi, ne nimetlere ereceğim! Allahu ekber!" Sevinç içinde, neşe dolu olarak girecek."Rabbimin huzuruna varacağım şimdi, ne nimetlere ereceğim! Allahu ekber!" Sevinç içinde, neşe dolu olarak girecek. Neden?Neden? "Ve izâ kàmû ile's-salâti kàmû küsâlâ."

"Ve izâ kàmû ile's-salâti kàmû küsâlâ."
Münafıklar tembel tembel kalkarlar namaza.Münafıklar tembel tembel kalkarlar namaza. Tabii kılmasa başı belaya girecek, korkuyor kılmasa... Kılmamak yüreğindeki, yüreğindekini gösteremiyor; kılarken de tembel tembel kılıyor.Tabii kılmasa başı belaya girecek, korkuyor kılmasa... Kılmamak yüreğindeki, yüreğindekini gösteremiyor; kılarken de tembel tembel kılıyor. İbadet tembel tembel yapılır mı? İbadet Allah'ın huzuruna çıkmak,İbadet tembel tembel yapılır mı? İbadet Allah'ın huzuruna çıkmak, Allah'ın hoşnut olacağı şeyi yapmak; sevine sevine yapacaksın.Allah'ın hoşnut olacağı şeyi yapmak; sevine sevine yapacaksın. Zekâtı verirken sevine sevine vereceksin, hacca giderken sevine sevine gideceksin,Zekâtı verirken sevine sevine vereceksin, hacca giderken sevine sevine gideceksin, zahmetleri çekerken sevine sevine çekeceksin. Yani, "Oh!" diyecek, "Elhamdülillâh!" diyecek,zahmetleri çekerken sevine sevine çekeceksin. Yani, "Oh!" diyecek, "Elhamdülillâh!" diyecek, "Çok şükür!" diyecek."Çok şükür!" diyecek. Namaz kılarken öyle, oruç tutarken öyle... İbadetteki tembelliği de Allah sevmez, sevmezNamaz kılarken öyle, oruç tutarken öyle... İbadetteki tembelliği de Allah sevmez, sevmez ve ona gazap eder ve ondan dolayı sahibine ceza verir.ve ona gazap eder ve ondan dolayı sahibine ceza verir. Bir de efendim şeyde, rızık hususunda... Rızık hususunda darlığı da sevmez.

Bir de efendim şeyde, rızık hususunda... Rızık hususunda darlığı da sevmez.
Çoluk çocuğuna bir şey yedirmiyor, koklatmıyor; peyniri şişeye koymuş, dışından yalatıyor!Çoluk çocuğuna bir şey yedirmiyor, koklatmıyor; peyniri şişeye koymuş, dışından yalatıyor! Hani pinti Hamid'in hikâyeleri filan vardır böyle efendim; kıt kıt, az az, dirhem dirhem... Efendim, öyle meşhur pintiler vardır.Hani pinti Hamid'in hikâyeleri filan vardır böyle efendim; kıt kıt, az az, dirhem dirhem... Efendim, öyle meşhur pintiler vardır. Boyuna kemik et alırmış birisi, boyuna baş eti alırmış.

Boyuna kemik et alırmış birisi, boyuna baş eti alırmış.
Diyorlar ki: "Kasaplar filan, yahu birader, sen zengin adamsın. Bir sen baş eti, damak eti alıyorsun, neden?"Diyorlar ki: "Kasaplar filan, yahu birader, sen zengin adamsın. Bir sen baş eti, damak eti alıyorsun, neden?" Diyor ki: "Baş etinin şekli şemaili bellidir; hizmetçim bir yerden kopartıp yiyemez."Diyor ki: "Baş etinin şekli şemaili bellidir; hizmetçim bir yerden kopartıp yiyemez." Hizmetçim bir yerden kopartıp yiyemez; yanağından yese yanağı eksik belli olur...Hizmetçim bir yerden kopartıp yiyemez; yanağından yese yanağı eksik belli olur...
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2