16 Şa'bân 1445
26 Şubat 2024Güneş
İmsak 06:16
Güneş 07:40
Öğle 13:22
İkindi 16:24
Akşam 18:55
Yatsı 20:14
- veya -
Detaylı Ara
Detaylar
Kısasta Hayat Vardır
  • İZLE
  • OKU
  • KAYDET
  • LİNK AL

Konuşma Metni

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû! es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi dünyada âhirette üzerinize olsun. Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi dünyada âhirette üzerinize olsun.

Bakara sûre-i şerîfesinin 178 ve 179. âyet-i kerîmelerine geldik.Bakara sûre-i şerîfesinin 178 ve 179. âyet-i kerîmelerine geldik. Bu âyet-i kerîmeler kısas âyetleridir, kısasla ilgilidir. Önce mübarek metinlerini okuyalım. Bu âyet-i kerîmeler kısas âyetleridir, kısasla ilgilidir. Önce mübarek metinlerini okuyalım.

Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ buyuruyor ki; Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ buyuruyor ki;

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Yâ eyyühe'llezîne âmenû kütibe aleykümü'l-kısâsü fi'l-katlâ el-hurru bi'l-hurriYâ eyyühe'llezîne âmenû kütibe aleykümü'l-kısâsü fi'l-katlâ el-hurru bi'l-hurri ve'l-abdü bi'l-abdi ve'l-ünsâ bi'l-ünsâ fe-men ufiye lehû min ahîhi şey'un fe't-tibâun bi'l-ma'rûfive'l-abdü bi'l-abdi ve'l-ünsâ bi'l-ünsâ fe-men ufiye lehû min ahîhi şey'un fe't-tibâun bi'l-ma'rûfi ve edâun ileyhi bi-ihsân zâlike tahfîfun min rabbiküm ve rahmetünve edâun ileyhi bi-ihsân zâlike tahfîfun min rabbiküm ve rahmetün fe-meni'tedâ ba'de zâlike fe-lehû azâbün elîm. fe-meni'tedâ ba'de zâlike fe-lehû azâbün elîm.

Ve leküm fi'l-kısâsi hayâtün yâ uli'l-elbâbi lealleküm tettekûn. Sadaka'llâhu'l-azîm. Ve leküm fi'l-kısâsi hayâtün yâ uli'l-elbâbi lealleküm tettekûn.

Sadaka'llâhu'l-azîm.

Önce kısaca meâlini Türkçe olarak ifade etmeye çalışayım: Yâ eyyühe'llezîne âmenû. "Ey iman edenler!" Önce kısaca meâlini Türkçe olarak ifade etmeye çalışayım:

Yâ eyyühe'llezîne âmenû. "Ey iman edenler!"

Aslında harfiyyen tercümesi: "Ey o kimseler ki iman ettiler..." Ellezîne, "o kimseler ki" demek. Aslında harfiyyen tercümesi: "Ey o kimseler ki iman ettiler..."

Ellezîne, "o kimseler ki" demek.

Yâ eyyühe'llezîne âmenû. "Ey o kimseler ki iman etmişlerdir, iman ettiler..." "[Ey] iman edenler!" Yâ eyyühe'llezîne âmenû. "Ey o kimseler ki iman etmişlerdir, iman ettiler..."

"[Ey] iman edenler!"

Kütibe aleykümü'l-kısâs. "Sizin üzerinize kısas yazıldı."Kütibe aleykümü'l-kısâs. "Sizin üzerinize kısas yazıldı." Fi'l-katlâ."Ölüler, öldürülenler, maktüller hakkında, konusunda üzerinize kısas yapmak yazıldı."Fi'l-katlâ."Ölüler, öldürülenler, maktüller hakkında, konusunda üzerinize kısas yapmak yazıldı." el-Hurru bi'l-hurri. "Hür mukabilinde hür." Ve'l-abdü bi'l-abdi. el-Hurru bi'l-hurri. "Hür mukabilinde hür." Ve'l-abdü bi'l-abdi. "Köle mukabilinde köle." Ve'l-ünsâ bi'l-ünsâ. "Kadın mukabilinde kadına kısas yapılması yazıldı." "Köle mukabilinde köle." Ve'l-ünsâ bi'l-ünsâ. "Kadın mukabilinde kadına kısas yapılması yazıldı."

Fe-men ufiye lehû min ahîhi şey'un.Fe-men ufiye lehû min ahîhi şey'un. "Karşı taraftaki müslüman kardeşinden, öldürülenin tarafından kime aftan bir şey bağışlanmışsa, "Karşı taraftaki müslüman kardeşinden, öldürülenin tarafından kime aftan bir şey bağışlanmışsa, bir kapı açılmışsa, kardeşinden kendisi için bir şey affolunmuşsa, cezada bir af düşünülmüşse..."bir kapı açılmışsa, kardeşinden kendisi için bir şey affolunmuşsa, cezada bir af düşünülmüşse..." Fe't-tibâun bi'l-ma'rûfi. "Mâruf ile ona ittibâ etmesi boynunun borcu olur."Fe't-tibâun bi'l-ma'rûfi. "Mâruf ile ona ittibâ etmesi boynunun borcu olur." Ve edâun ileyhi bi-ihsân. "Ve iyilikle ona ödemesi gerekir."Ve edâun ileyhi bi-ihsân. "Ve iyilikle ona ödemesi gerekir." Zâlike tahfîfun min rabbiküm. Zâlike tahfîfun min rabbiküm. "Bu hüküm Rabbiniz'den size bir hafifletmedir, kolaylıktır, kolaylaştırmadır." "Bu hüküm Rabbiniz'den size bir hafifletmedir, kolaylıktır, kolaylaştırmadır." Ve rahmetün. "Ve acımadır, rahmettir." Ve rahmetün. "Ve acımadır, rahmettir."

Fe-meni'tedâ ba'de zâlike. "Bu hükme rağmen bundan sonra kim haddi tecavüz eder,Fe-meni'tedâ ba'de zâlike. "Bu hükme rağmen bundan sonra kim haddi tecavüz eder, sınırı aşar, hükmü çiğner, sözünü tutmazsa..." Fe-lehû azâbü'n-elîm. "Ona çok elem verici bir azap vardır." sınırı aşar, hükmü çiğner, sözünü tutmazsa..." Fe-lehû azâbü'n-elîm. "Ona çok elem verici bir azap vardır."

Bu 178. âyet-i kerîme. 179. da şöyle: Bu 178. âyet-i kerîme.

179. da şöyle:

Ve leküm fi'l-kısâsi hayâtün. "Sizin için kısas yapmakta hayat vardır."Ve leküm fi'l-kısâsi hayâtün. "Sizin için kısas yapmakta hayat vardır." Yâ uli'l-elbâbi. "Ey akıl sahipleri!" Lealleküm tettekûn.Yâ uli'l-elbâbi. "Ey akıl sahipleri!" Lealleküm tettekûn. "Tâ ki bu hükümlere uyup korunmuş olasınız, korunasınız." "Tâ ki bu hükümlere uyup korunmuş olasınız, korunasınız."

Tabii bu sözlerin böyle kısaca anlatılıp Türkçesinin söylenivermesindenTabii bu sözlerin böyle kısaca anlatılıp Türkçesinin söylenivermesinden böyle bir derin hukuk meselesinin hemen kavranılması mümkün değil.böyle bir derin hukuk meselesinin hemen kavranılması mümkün değil. Hukuk fakültelerinde hukukçular bunun üzerinde haftalarca, aylarca dersler yapar;Hukuk fakültelerinde hukukçular bunun üzerinde haftalarca, aylarca dersler yapar; hocalar talebelere bunu uzun uzun anlatırlar. hocalar talebelere bunu uzun uzun anlatırlar. Böyle çerçeveyi söyledikten sonra biz de açıklamaları kısaca yapalım: Böyle çerçeveyi söyledikten sonra biz de açıklamaları kısaca yapalım:

Konu, görüyorsunuz bir öldürme, katletme olayı olduğu zaman,Konu, görüyorsunuz bir öldürme, katletme olayı olduğu zaman, katletmede kısasın müslümanlara bir vecibe olarak, bir mecburiyet olarak,katletmede kısasın müslümanlara bir vecibe olarak, bir mecburiyet olarak, uyulması gereken bir hüküm olarak boyunlarına yazıldığı, müslümanlara emredildiği anlatılıyor.uyulması gereken bir hüküm olarak boyunlarına yazıldığı, müslümanlara emredildiği anlatılıyor. "Kısas yapılacak; hüre hür, köleye köle, dişiye dişi..."Kısas yapılacak; hüre hür, köleye köle, dişiye dişi... Kim karşı taraftan kendisi suçlu olmasına rağmen bir affa mazhar olursa,Kim karşı taraftan kendisi suçlu olmasına rağmen bir affa mazhar olursa, o affedilmesi neye dayanıyorsa ona iyilikle ittibâ etmesi onun boynunun borcudur. o affedilmesi neye dayanıyorsa ona iyilikle ittibâ etmesi onun boynunun borcudur. Kendisinden diyet talep ediliyorsa onu da güzellikle ödemesi [gerekir.]Kendisinden diyet talep ediliyorsa onu da güzellikle ödemesi [gerekir.] Böyle olması Ümmet-i Muhammed için Cenâb-ı Hak'tan bir hafifletme ve bir rahmettir, acımadır.Böyle olması Ümmet-i Muhammed için Cenâb-ı Hak'tan bir hafifletme ve bir rahmettir, acımadır. Bütün bunlara rağmen bu konuda, öldürmede ve öldürdükten sonraki davranışlarındaBütün bunlara rağmen bu konuda, öldürmede ve öldürdükten sonraki davranışlarında kim sınırı aşar, geçer, dikbaşlılık eder, dinlemezlik yaparsa ona elim bir azap vardır.kim sınırı aşar, geçer, dikbaşlılık eder, dinlemezlik yaparsa ona elim bir azap vardır. Hem bu kısas denilen hukukî muamelede, ey akıl sahipleri sizin için hayat vardır!Hem bu kısas denilen hukukî muamelede, ey akıl sahipleri sizin için hayat vardır! Bunu yaptığınız zaman nelerden nelerden korunmuş olacaksınız..." denmiş oluyor. Bunu yaptığınız zaman nelerden nelerden korunmuş olacaksınız..." denmiş oluyor.

Bir insanın bir insanı öldürmemesi lazım. Çünkü hayat muhterem. Canı Allah veriyor.Bir insanın bir insanı öldürmemesi lazım. Çünkü hayat muhterem. Canı Allah veriyor. Kalkıp da birisinin bu canı almaya, cana kastetmeye, can sahibi,Kalkıp da birisinin bu canı almaya, cana kastetmeye, can sahibi, ruh sahibi bir kimsenin hayatına son vermeye, -Türkçesi- onu öldürmeye dînen hiçbir hakkı yok.ruh sahibi bir kimsenin hayatına son vermeye, -Türkçesi- onu öldürmeye dînen hiçbir hakkı yok. Mâsum bir insanın, suçsuz bir insanın böyle öldürülmesine hiçbir müsaade yok. Mâsum bir insanın, suçsuz bir insanın böyle öldürülmesine hiçbir müsaade yok.

Peki, fiilen bu olmuşsa, yani birisi birisini öldürmüşse?.. Peki, fiilen bu olmuşsa, yani birisi birisini öldürmüşse?..

İşte Türkiye, işte tarih, işte başka ülkeler, dünyanın her yerinde...İşte Türkiye, işte tarih, işte başka ülkeler, dünyanın her yerinde... İşte olaylar, işte gazeteler, televizyonlar... İşte olaylar, işte gazeteler, televizyonlar...

Evet, hayat muhterem, insanlar kardeş kardeş geçinseler ne iyi olur.Evet, hayat muhterem, insanlar kardeş kardeş geçinseler ne iyi olur. Kimse kimseye haksızlık yapmasa... HaksızlığınKimse kimseye haksızlık yapmasa... Haksızlığın en fenası, telafisi en zor olanı, mümkün olmayanı,en fenası, telafisi en zor olanı, mümkün olmayanı, artık ölenin hayatını geri getirmek mümkün olmuyor, en kötüsü de adam öldürmek. artık ölenin hayatını geri getirmek mümkün olmuyor, en kötüsü de adam öldürmek.

Peki bu olunca ne olacak? Tabii öldürülenin taraftarları var.Peki bu olunca ne olacak?

Tabii öldürülenin taraftarları var.
Mesela Allah etmesin, onlar nânıma şöyle bir düşünün.Mesela Allah etmesin, onlar nânıma şöyle bir düşünün. "Kendinizi onların yerine koyun." demiyorum, onların ne düşündüğünü anlamaya çalışın."Kendinizi onların yerine koyun." demiyorum, onların ne düşündüğünü anlamaya çalışın. Babası, kardeşi, kocası, birisi öldürülmüş. Ne yapar? Babası, kardeşi, kocası, birisi öldürülmüş. Ne yapar?

İntikam hissi duyar; katili eline geçirse parçalamak ister, öldürmek ister, yok etmek ister.İntikam hissi duyar; katili eline geçirse parçalamak ister, öldürmek ister, yok etmek ister. "Madem o benim sevdiğim falanca insanı öldürdü, o halde ben de onu öldüreyim!" der. Bu bir [düşünce...] "Madem o benim sevdiğim falanca insanı öldürdü, o halde ben de onu öldüreyim!" der. Bu bir [düşünce...]

Peki affetsek? Yani öldürene hiç ceza vermesek? Öldürülen tarafın bu kızgınlığı iyi değil.Peki affetsek? Yani öldürene hiç ceza vermesek? Öldürülen tarafın bu kızgınlığı iyi değil. Tamam, ölen ölmüş, bari bir kişi daha ölmesin. Affetsek?.. Bu cezaların nesi vardır? Tamam, ölen ölmüş, bari bir kişi daha ölmesin. Affetsek?..

Bu cezaların nesi vardır?

Cezaların caydırıcı özelliği vardır, caydırıcılığı vardır. Cezalar niçin oluyor?Cezaların caydırıcı özelliği vardır, caydırıcılığı vardır. Cezalar niçin oluyor? Cezanın mantığı nedir, mevcut olmasının sebebi nedir? Cezalar suçların azaltılması içindir.Cezanın mantığı nedir, mevcut olmasının sebebi nedir?

Cezalar suçların azaltılması içindir.
Suçlunun cezalandırılması başkasına ibret olsun, başkası o cezadan korksun, onu yapmasın diyedir.Suçlunun cezalandırılması başkasına ibret olsun, başkası o cezadan korksun, onu yapmasın diyedir. Demek ki cezasız bırakmak da insafa, adalete uygun değil. Ne yapmak lazım? Demek ki cezasız bırakmak da insafa, adalete uygun değil.

Ne yapmak lazım?

İşte en güzel olan şey kısastır. Şimdi bu kısasın ne olduğunu açıklayalım.İşte en güzel olan şey kısastır.

Şimdi bu kısasın ne olduğunu açıklayalım.
Ama bu öldürülenin duygularını anlatmak bakımından tefsir kitaplarında yazılıyor ki; Ama bu öldürülenin duygularını anlatmak bakımından tefsir kitaplarında yazılıyor ki;

Eşraftan bir kimsenin bir yakını öldürülmüş.Eşraftan bir kimsenin bir yakını öldürülmüş. Tabii öldüren taraf bir kabile, öldürülen taraf bir kabile. Tabii öldüren taraf bir kabile, öldürülen taraf bir kabile. Bir kişinin öldürülmesi dolayısıyla iki kabile harp mi edecek? Olan olmuş, öldürmüş.Bir kişinin öldürülmesi dolayısıyla iki kabile harp mi edecek? Olan olmuş, öldürmüş. Kavgada öldürülüyor, sarhoşken öldürülüyor vesaire... Ne olacak? Kavgada öldürülüyor, sarhoşken öldürülüyor vesaire... Ne olacak?

Öldüren taraf gelmiş; "Biz bu işten çok pişmanız." demek istediler herhalde, gelmişler, demişler ki; Öldüren taraf gelmiş; "Biz bu işten çok pişmanız." demek istediler herhalde, gelmişler, demişler ki;

"Ne yapalım? Ne istersin? Nasıl telafi edebiliriz bu işi?" diye öldürülenin yakınına, akrabasına sormuşlar. "Ne yapalım? Ne istersin? Nasıl telafi edebiliriz bu işi?" diye öldürülenin yakınına, akrabasına sormuşlar.

Cevaba bakın. Demiş ki; "Üç şeyden birisini isterim.Cevaba bakın. Demiş ki;

"Üç şeyden birisini isterim.
Üç şey söyleyeceğim; ya onu yapın, ya onu yapın, ya onu yapın!" "Nedir bu üç şey?" diye heveslenmişler. Üç şey söyleyeceğim; ya onu yapın, ya onu yapın, ya onu yapın!"

"Nedir bu üç şey?" diye heveslenmişler.

Diyor ki; "Bir, öldürülen oğlumu geri getirin!" Tabii öldürenlerin onu yapmaya imkânı yok.Diyor ki;

"Bir, öldürülen oğlumu geri getirin!"

Tabii öldürenlerin onu yapmaya imkânı yok.
İşte işin en kötü tarafı bu zaten, telafisi mümkün olmayan bir şey.İşte işin en kötü tarafı bu zaten, telafisi mümkün olmayan bir şey. Haksız yere birisi öldürüldü mü, ölen haksız yere gitmiş oluyor ve hayat geri gelmiyor. Haksız yere birisi öldürüldü mü, ölen haksız yere gitmiş oluyor ve hayat geri gelmiyor.

"Ya oğlumu geri getirirsiniz..." Tamam, onu çizmişler, olmayacağını anlamışlar. "Ya oğlumu geri getirirsiniz..."

Tamam, onu çizmişler, olmayacağını anlamışlar.

"Ya da evimi semanın yıldızlarıyla doldurursunuz." "Ya da evimi semanın yıldızlarıyla doldurursunuz."

Yıldızları bu evin içine doldurmak beşerin imkânı dışında olan bir şey...Yıldızları bu evin içine doldurmak beşerin imkânı dışında olan bir şey... Öyle bir şey demese de mesela; "Evimi altın gümüş doldurun!" deseydi onu bile yapamazlardı. Öyle bir şey demese de mesela; "Evimi altın gümüş doldurun!" deseydi onu bile yapamazlardı.

"Yıldızlarla doldurun..." Onu da yapamayacaklar. Sonra, üçüncü olarak demiş ki; "Yıldızlarla doldurun..."

Onu da yapamayacaklar. Sonra, üçüncü olarak demiş ki;

"Bütün kavminizi bana teslim edersiniz, ben de hepsini öldürürüm."Bütün kavminizi bana teslim edersiniz, ben de hepsini öldürürüm. Öldürdükten sonra da oğlumun intikamını almış sayılmam. Oğlumun dengi olmaz.Öldürdükten sonra da oğlumun intikamını almış sayılmam. Oğlumun dengi olmaz. Hepsini öldürmek bile oğlumun acısını veyahut kadr ü kıymetinin karşılığını sağlamaz." demiş. Hepsini öldürmek bile oğlumun acısını veyahut kadr ü kıymetinin karşılığını sağlamaz." demiş.

İşte öldürülenin taraftarlarının babası, annesi, neyse arzuları bu... İşte öldürülenin taraftarlarının babası, annesi, neyse arzuları bu...

Araplardan bazıları bu öldürme konularında şöyle uygulama yaparlarmış:Araplardan bazıları bu öldürme konularında şöyle uygulama yaparlarmış: Öldürenin kim olduğuna bakarlarmış. Eşraftansa durum başka, köleyse durum başka...Öldürenin kim olduğuna bakarlarmış. Eşraftansa durum başka, köleyse durum başka... Öldürülenin durumuna bakarlarmış; yani köle mi, eşraftan mı, erkek mi, kadın mı?Öldürülenin durumuna bakarlarmış; yani köle mi, eşraftan mı, erkek mi, kadın mı? Derlermiş ki; "Biz sizden daha şerefliyiz, daha üstünüz.Derlermiş ki; "Biz sizden daha şerefliyiz, daha üstünüz. Siz bizim bir kölemizi, hizmetçimizi öldürdüyseniz o zaman sizden bir hür kimseyi öldüreceğiz.Siz bizim bir kölemizi, hizmetçimizi öldürdüyseniz o zaman sizden bir hür kimseyi öldüreceğiz. Çünkü biz sizden daha şerefliyiz. Onu öldürmemiz lazım ki karşılık olsun.Çünkü biz sizden daha şerefliyiz. Onu öldürmemiz lazım ki karşılık olsun. Siz bizim kadınlardan birisini öldürürseniz Siz bizim kadınlardan birisini öldürürseniz -Tabii onların mantıklarına göre erkekler daha kıymetli, savaşıyor vesaire-o zaman bir erkek öldürmemiz lazım."-Tabii onların mantıklarına göre erkekler daha kıymetli, savaşıyor vesaire-o zaman bir erkek öldürmemiz lazım." Bazıları da; "Öldürülenin yerine iki tane, üç tane, beş tane adam öldürülürse Bazıları da; "Öldürülenin yerine iki tane, üç tane, beş tane adam öldürülürse ancak gönlümüz rahatlar, karşılık olarak kabul ederiz." derlermiş. ancak gönlümüz rahatlar, karşılık olarak kabul ederiz." derlermiş.

Tabii karşı taraf bunu yapmaya kuzu kuzu razı olmayınca bu sefer kabileler arasında [savaş] başlıyor;Tabii karşı taraf bunu yapmaya kuzu kuzu razı olmayınca bu sefer kabileler arasında [savaş] başlıyor; o onu öldürüyor, o onu öldürüyor...o onu öldürüyor, o onu öldürüyor... Türkiye'de de işte Doğu Anadolu'da, Güneydoğu Anadolu'da duyuyoruz; -Allah akıl fikir versin, kurtarsın.-Türkiye'de de işte Doğu Anadolu'da, Güneydoğu Anadolu'da duyuyoruz; -Allah akıl fikir versin, kurtarsın.- köyler, kabileler, aşiretler birbirine giriyor, yüzlerce veya onlarca veya müteaddit insan ölüyor. köyler, kabileler, aşiretler birbirine giriyor, yüzlerce veya onlarca veya müteaddit insan ölüyor.

Neden? "Bu o kabileden, bu o kabileden..." Şimdi sen bunu öldürdün, niye öldürdün? Neden?

"Bu o kabileden, bu o kabileden..."

Şimdi sen bunu öldürdün, niye öldürdün?

"Öbür kabileden birileri bizden birisini öldürmüşlerdi." "Öbür kabileden birileri bizden birisini öldürmüşlerdi."

Canım, katili bul, onu öldür. Bunu niye öldürdün? "Olsun!Canım, katili bul, onu öldür. Bunu niye öldürdün?

"Olsun!
Bu karşı kabileden ya, işte kim olursa olsun... Bu karşı kabileden ya, işte kim olursa olsun... Katili yakalayamadım, ben de bunlardan bir tanesini yakaladım, öldürdüm." Katili yakalayamadım, ben de bunlardan bir tanesini yakaladım, öldürdüm."

Tabii bu İslâm'da hiç yeri olmayan bir şey!Tabii bu İslâm'da hiç yeri olmayan bir şey! Bu şahıs hiç suçsuz bir kimseyse, kendi hâlinde, iyi huylu, tatlı dilli bir kimseyseBu şahıs hiç suçsuz bir kimseyse, kendi hâlinde, iyi huylu, tatlı dilli bir kimseyse sırf bu kabileden olduğu için veya sırf o aileden olduğu için öldürülür mü? sırf bu kabileden olduğu için veya sırf o aileden olduğu için öldürülür mü?

Mesela beş tane kardeş olur, hepsinin huyları, halleri başka türlü olur.Mesela beş tane kardeş olur, hepsinin huyları, halleri başka türlü olur. Kimisi ayyaş, serseri, haydut olur; kimisi alim, fâzıl, kâmil olur. Kimisi ayyaş, serseri, haydut olur; kimisi alim, fâzıl, kâmil olur. Suçlunun yerine başkasını öldürmenin anlamı yok. Onun için hukukta suçun şahsîliği vardır. Suçlunun yerine başkasını öldürmenin anlamı yok.

Onun için hukukta suçun şahsîliği vardır.
Yani suçlu olan [cezalandırılır.]Yani suçlu olan [cezalandırılır.] Suçlu yerine karısı veya çocuğu veya babası veya akrabası veya kabilesinden bir kimse cezalandırılmaz. Suçlu yerine karısı veya çocuğu veya babası veya akrabası veya kabilesinden bir kimse cezalandırılmaz. İnsafa uyan, sığan bu oluyor. Öldüren öldürülenin yerine kısas edilecek.İnsafa uyan, sığan bu oluyor.

Öldüren öldürülenin yerine kısas edilecek.
"Bu taraf öldürülsün." derse; cana can, [katil öldürülecek.] "Bu taraf öldürülsün." derse; cana can, [katil öldürülecek.] Başka âyet-i kerîmede de geçiyor, önümüzdeki sûre-i [Mâide'de] gelecek.Başka âyet-i kerîmede de geçiyor, önümüzdeki sûre-i [Mâide'de] gelecek. Enne'n-nefse bi'n-nefsi. "Cana can..." demek. Enne'n-nefse bi'n-nefsi. "Cana can..." demek. Burada kadın-erkek, hür-köle diye geçmiş. İleriki âyet-i kerîmede hepsini içine alan kelime kullanılıyor:Burada kadın-erkek, hür-köle diye geçmiş. İleriki âyet-i kerîmede hepsini içine alan kelime kullanılıyor: "Cana can..." Kim bir cana kıymışsa onun da canına kıyılır. Çalma kapısı, çalarlar kapını."Cana can..." Kim bir cana kıymışsa onun da canına kıyılır. Çalma kapısı, çalarlar kapını. Rüzgâr eken fırtına biçer. Kim ne yapmışsa ettiğini bulur. Öldüren de öldürülür. Rüzgâr eken fırtına biçer. Kim ne yapmışsa ettiğini bulur. Öldüren de öldürülür.

Peki bunun bir başka [uygulaması] yok mu? Burada İslâm [şunu] getiriyor:Peki bunun bir başka [uygulaması] yok mu?

Burada İslâm [şunu] getiriyor:
Eğer olan olmuşsa esas olan kısas, öldürenin öldürülmesi. Eğer olan olmuşsa esas olan kısas, öldürenin öldürülmesi.

Peki 50 kişi toplandı, birisini linç ettiler, öldürdüler. Asıl katil belli değil, hepsi katıldı? Peki 50 kişi toplandı, birisini linç ettiler, öldürdüler. Asıl katil belli değil, hepsi katıldı?

İslâm'da öldürenler bir kişi olsa da, müteaddit olsa da, birkaç kişi olsa da, ne kadar olursa olsun,İslâm'da öldürenler bir kişi olsa da, müteaddit olsa da, birkaç kişi olsa da, ne kadar olursa olsun, öldürme işine iştirak etmişse hepsi kısas edilir, yani öldürülür. öldürme işine iştirak etmişse hepsi kısas edilir, yani öldürülür.

Yalnız İslâm biraz ileride âyet-i kerîmede de ifade edildiği gibiYalnız İslâm biraz ileride âyet-i kerîmede de ifade edildiği gibi çeşitli durumlar karşısında çok güzel [çare] getiriyor. çeşitli durumlar karşısında çok güzel [çare] getiriyor.

Olan olmuş, ölen ölmüş, hiçbir çare yok mu?Olan olmuş, ölen ölmüş, hiçbir çare yok mu? Öldüren de pişman... Şu sebeple öldürdü.Öldüren de pişman... Şu sebeple öldürdü. O geldi, vurdu, derken altına yatırdı, alt alta üst üste... İşte nefsini müdafa etmek...O geldi, vurdu, derken altına yatırdı, alt alta üst üste... İşte nefsini müdafa etmek... Öldürülen haksız gibi... Ama öldürmemesi lazımdı. Yani bir çare, herhangi bir başka kapı yok mu? Öldürülen haksız gibi... Ama öldürmemesi lazımdı. Yani bir çare, herhangi bir başka kapı yok mu?

Bir ihtimal; katilin velîsi, vârisi olan kimsenin affetmesi.Bir ihtimal; katilin velîsi, vârisi olan kimsenin affetmesi. Doğrudan doğruya "Senin cezanı Allah versin, O'ndan bul!Doğrudan doğruya "Senin cezanı Allah versin, O'ndan bul! Sen benim yakınımı öldürdün ama ben seni öldürmüyorum; cezanı Allah versin!" diye affediyorsa...Sen benim yakınımı öldürdün ama ben seni öldürmüyorum; cezanı Allah versin!" diye affediyorsa... Tabii İslâm affetme hakkını getiriyor.Tabii İslâm affetme hakkını getiriyor. Yani insanî olan, hukukta kapalı olan, duvar olan yere bir kapı koyuyor.Yani insanî olan, hukukta kapalı olan, duvar olan yere bir kapı koyuyor. Kilitli bir kapı ama icabında açılabilen bir kapı koyuyor.Kilitli bir kapı ama icabında açılabilen bir kapı koyuyor. Sadece bir duvar örmüyor; "İlle öldürülecek!" demiyor. Sadece bir duvar örmüyor; "İlle öldürülecek!" demiyor.

"Hiç öldürülmeyecek!" denmesi de doğru mu? "Hiç öldürülmeyecek!" denmesi de doğru mu?

Hayır! O zaman da "Önüne gelen önüne geleni öldürsün." mânasına geliyor. Hayır! O zaman da "Önüne gelen önüne geleni öldürsün." mânasına geliyor.

"Katiller öldürülmesin. Trafik suçu işleyenler ceza yemesin."Katiller öldürülmesin. Trafik suçu işleyenler ceza yemesin. Vergi kaçıranlar cezaya çarptırılmasın. Suç işleyenler ceza görmesin." Vergi kaçıranlar cezaya çarptırılmasın. Suç işleyenler ceza görmesin."

Ceza hukukun bir parçasıdır. Ceza ve mükâfat nizâm-ı âlemin önemli esaslarından birisidir.Ceza hukukun bir parçasıdır. Ceza ve mükâfat nizâm-ı âlemin önemli esaslarından birisidir. Toplumlarda tabii ceza olacak. Hiçbir toplum cezasız olmamıştır, mutlaka suçların bir cezası vardır.Toplumlarda tabii ceza olacak. Hiçbir toplum cezasız olmamıştır, mutlaka suçların bir cezası vardır. Suçu affetmek, hele hele hatırlı,Suçu affetmek, hele hele hatırlı, eşraftan olan kimselerin suçlarını affetmek çok büyük adaletsizliktir.eşraftan olan kimselerin suçlarını affetmek çok büyük adaletsizliktir. Aşağı takım, kimsesiz, yoksul, güçsüz, mevkisiz, makamsız insanlar cezaya uğratılıp Aşağı takım, kimsesiz, yoksul, güçsüz, mevkisiz, makamsız insanlar cezaya uğratılıp ötekilerin cezaya uğratılmaması daha büyük adaletsizlik, daha korkunç bir şey. ötekilerin cezaya uğratılmaması daha büyük adaletsizlik, daha korkunç bir şey.

Milyonla çalan mesned-i izzetle serefrâz, Birkaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir. Milyonla çalan mesned-i izzetle serefrâz,

Birkaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir.

"Milyonla çalan başlarda geziyor, yüksek mevkilerde oturuyor;"Milyonla çalan başlarda geziyor, yüksek mevkilerde oturuyor; birkaç kuruşu çalan hapislerde şiddetli cezalara çarptırılmış, kürek cezasına çarptırılmış, ceza çekiyor." birkaç kuruşu çalan hapislerde şiddetli cezalara çarptırılmış, kürek cezasına çarptırılmış, ceza çekiyor."

Eşrâfın suçlarının uygulanmaması, affedilmesi;Eşrâfın suçlarının uygulanmaması, affedilmesi; zavallıların, masumların, ahâlinin cezalandırılması, o da adaletsizlik. Kim olursa olsun cezalandırılacak. zavallıların, masumların, ahâlinin cezalandırılması, o da adaletsizlik. Kim olursa olsun cezalandırılacak.

Cezayı tam kaldırmak, "yapılmasın" demek de doğru değil.Cezayı tam kaldırmak, "yapılmasın" demek de doğru değil. "Tam uygulansın" dediğiniz zaman da hukukun önüne bir duvar örüyorsunuz."Tam uygulansın" dediğiniz zaman da hukukun önüne bir duvar örüyorsunuz. Meşrû sebepleri hiç o zaman nazar-ı dikkate almamış oluyorsunuz. O da doğru değil. Kısas...Meşrû sebepleri hiç o zaman nazar-ı dikkate almamış oluyorsunuz. O da doğru değil.

Kısas...
Kısasın ilk adımı; "Öldürülsün! O benim yakınımı öldürdü, binâenaleyh cezasını çeksin!" diyebilir. Bu bir.Kısasın ilk adımı; "Öldürülsün! O benim yakınımı öldürdü, binâenaleyh cezasını çeksin!" diyebilir. Bu bir. İkincisi; "Öldürülmesin de Allah cezasını versin, ne yaparsa yapsın. İkincisi; "Öldürülmesin de Allah cezasını versin, ne yaparsa yapsın. O bir cinayet işledi, biz cana kıymıyoruz." dese, bu da olabilir. Bu da vârislerinin [bir tercihi.] O bir cinayet işledi, biz cana kıymıyoruz." dese, bu da olabilir. Bu da vârislerinin [bir tercihi.] Tabii Allah affetmek konusunda mükâfatlar verecek.Tabii Allah affetmek konusunda mükâfatlar verecek. Suçlunun da cezasını âhirette ne ise verecek. Suçlunun da cezasını âhirette ne ise verecek. Üçüncü bir şekil de; "Affederim ama şartlı affederim." derse...Üçüncü bir şekil de; "Affederim ama şartlı affederim." derse... Yani "Şu kadar mal versin, bu kadar diyet ödesin, şu kadar kan bedeli ödesin." derseYani "Şu kadar mal versin, bu kadar diyet ödesin, şu kadar kan bedeli ödesin." derse o zaman da olabilir. O da bir kısas. Bu sefer işlemin cezası bu hâle getirilmiş oluyor. o zaman da olabilir. O da bir kısas. Bu sefer işlemin cezası bu hâle getirilmiş oluyor.

Tabii bu kapının açılması; Tahfîfun min rabbiküm. "Rabbiniz'den bir hafifletmedir.Tabii bu kapının açılması; Tahfîfun min rabbiküm. "Rabbiniz'den bir hafifletmedir. Hükmün ağırlığını hafifletmedir, kolaylaştırmadır."Hükmün ağırlığını hafifletmedir, kolaylaştırmadır." Ve rahmetün. "Ve tarafeyn için, her iki taraf için de bir rahmettir." Onun izahını yapacağız. Ve rahmetün. "Ve tarafeyn için, her iki taraf için de bir rahmettir."

Onun izahını yapacağız.

Bu kısas işte böyle bir şey. İlle "cana can" diye öldürmek değil;Bu kısas işte böyle bir şey. İlle "cana can" diye öldürmek değil; karşı tarafın dilediği takdirde affetmesi, dilediği takdirde diyet almak sûretiyle meseleyi kapatması. karşı tarafın dilediği takdirde affetmesi, dilediği takdirde diyet almak sûretiyle meseleyi kapatması.

Yâ eyyühe'llezîne âmenû kütibe aleykümü'l-kısâsü fi'l-katlâ. Yâ eyyühe'llezîne âmenû kütibe aleykümü'l-kısâsü fi'l-katlâ.

Katlâ kelimesi Arapça'da katîl kelimesinin çoğuludur. Katîl de "maktül" demek.Katlâ kelimesi Arapça'da katîl kelimesinin çoğuludur. Katîl de "maktül" demek. Biz "maktül" diye kullanıyoruz; Araplar katil kelimesini kullanırlar, edebiyatlarında, şiirlerinde geçer:Biz "maktül" diye kullanıyoruz; Araplar katil kelimesini kullanırlar, edebiyatlarında, şiirlerinde geçer: İnne bi'ş-şi'bi'llezî dûne salhin le-katîlâ. "Salh ötesindeki vadide bir ölü var, maktül var."İnne bi'ş-şi'bi'llezî dûne salhin le-katîlâ. "Salh ötesindeki vadide bir ölü var, maktül var." Böyle şiirlerinde geçer. Katîl, "maktül" mânasına. Böyle şiirlerinde geçer. Katîl, "maktül" mânasına. Faîl bi-ma'nâ mef'ûl derler buna; ism-i mef'ûl mânasına, faîl siygasıyla kelime. Faîl bi-ma'nâ mef'ûl derler buna; ism-i mef'ûl mânasına, faîl siygasıyla kelime. Katîl'in çoğulu da katlâ geliyor. Katîl'in çoğulu da katlâ geliyor.

"Maktüller konusunda, öldürülen kişiler konusunda sizin üzerinize kısas yapmak görevi vazife olarak yazıldı."Maktüller konusunda, öldürülen kişiler konusunda sizin üzerinize kısas yapmak görevi vazife olarak yazıldı. Kısas icrâ etmek boynunuza, omzunuza vazife olarak yüklenildi." Kısas icrâ etmek boynunuza, omzunuza vazife olarak yüklenildi."

Allahu Teâlâ hazretleri inananlara, mü'minlere böyle buyuruyor. Allahu Teâlâ hazretleri inananlara, mü'minlere böyle buyuruyor.

Binâenaleyh, kasten öldürünce öldürülecek.Binâenaleyh, kasten öldürünce öldürülecek. Affederse ya da sulh şartlarını ileri sürüp de "Şöyle olursa affederim." derse, o yapılacak. Affederse ya da sulh şartlarını ileri sürüp de "Şöyle olursa affederim." derse, o yapılacak.

el-Hurru bi'l-hurri ve'l-abdü bi'l-abdi ve'l-ünsâ bi'l-ünsâ. el-Hurru bi'l-hurri ve'l-abdü bi'l-abdi ve'l-ünsâ bi'l-ünsâ.

Hür, "serbest, esir olmayan kimse" demek. Abd de Arapça'da birkaç mânaya gelir.Hür, "serbest, esir olmayan kimse" demek. Abd de Arapça'da birkaç mânaya gelir. Bir mânası; "erkek köle" demek, "köle" mânasına. Burada o mânaya kullanılıyor.Bir mânası; "erkek köle" demek, "köle" mânasına. Burada o mânaya kullanılıyor. Yani "hür olmayan, esir olan" mânasına. Yani "hür olmayan, esir olan" mânasına.

Tabii İslâm'da esas itibariyle müslüman esir edilmez. Müslüman tamamen hürdür.Tabii İslâm'da esas itibariyle müslüman esir edilmez. Müslüman tamamen hürdür. Ama savaşta vesairede esir edilmiş de sonra müslüman olmuşsa ayrı.Ama savaşta vesairede esir edilmiş de sonra müslüman olmuşsa ayrı. Hür bir müslüman esir edilmez. Ama esir alınmış bir kimse sonradan müslüman olursa olabilir.Hür bir müslüman esir edilmez. Ama esir alınmış bir kimse sonradan müslüman olursa olabilir. Müslüman oldu diye esareti kalkmıyor.Müslüman oldu diye esareti kalkmıyor. Bağışlanırsa veya kendi mükâteb olursa, antlaşma yaparsa esaretten kurtulma yolları gösteriliyor. Bağışlanırsa veya kendi mükâteb olursa, antlaşma yaparsa esaretten kurtulma yolları gösteriliyor.

Buradaki abd, "köle" demek. Buradaki abd, "köle" demek.

"Hürriyet sahibi olan, hürriyet sahibi olan mukabilinde; köle, köle mukabilinde;"Hürriyet sahibi olan, hürriyet sahibi olan mukabilinde; köle, köle mukabilinde; kadın, kadın mukabilinde öldürülür." kadın, kadın mukabilinde öldürülür."

Ünsâ, "kadın" demek. Ünsâ; elif-nun-peltek se ve ye ile yazılır.Ünsâ, "kadın" demek. Ünsâ; elif-nun-peltek se ve ye ile yazılır. Zükûr ve inâs gibi, ünsâ "kadınlar" demek. Zükûr ve inâs gibi, ünsâ "kadınlar" demek.

"Burada can esas olduğundan" diyor alimlerimiz, hukukçularımız yani fakihlerimiz, müçtehitlerimiz: ""Burada can esas olduğundan" diyor alimlerimiz, hukukçularımız yani fakihlerimiz, müçtehitlerimiz: " Erkek dişiyi öldürmüşse erkek öldürülür, dişi erkeği öldürmüşse dişi öldürülür."Erkek dişiyi öldürmüşse erkek öldürülür, dişi erkeği öldürmüşse dişi öldürülür." Yani [her iki cins] arasında can sahibi olmak bakımından bir fark yok. Yani [her iki cins] arasında can sahibi olmak bakımından bir fark yok.

Yalnız bazı İslâm hukuk mezheplerinde, İmam Mâlik ve İmam Şâfî bunu kabul etmekle beraber;Yalnız bazı İslâm hukuk mezheplerinde, İmam Mâlik ve İmam Şâfî bunu kabul etmekle beraber; köle hürü öldürürse kısas edilir de hür köleyi öldürürse zaten köledir,köle hürü öldürürse kısas edilir de hür köleyi öldürürse zaten köledir, o zaman onun öldürülmesinde İmâm-ı Âzâm'dan farklı düşünmüşler.o zaman onun öldürülmesinde İmâm-ı Âzâm'dan farklı düşünmüşler. Sonra anlaşmalı, muâhed, kendisiyle ahdedilmiş de İslâm âleminde duran bir gayrimüslimSonra anlaşmalı, muâhed, kendisiyle ahdedilmiş de İslâm âleminde duran bir gayrimüslim müslümanı öldürürse kısas edilir; bir müslüman onu öldürürse, mezhep sahipleri bu hususta da ihtilaf etmiş.müslümanı öldürürse kısas edilir; bir müslüman onu öldürürse, mezhep sahipleri bu hususta da ihtilaf etmiş. Bunun sebebi olarak şunları saymış: Bir adam kölesini öldürmüş,Bunun sebebi olarak şunları saymış: Bir adam kölesini öldürmüş, Resûlullah Efendimiz onu öldürtmemiş ve sopa vurdurmak, nefyetmek sûretiyle cezalandırmış; kısas yapmamış. Resûlullah Efendimiz onu öldürtmemiş ve sopa vurdurmak, nefyetmek sûretiyle cezalandırmış; kısas yapmamış. Sonra bazı hadîs-i şerîfler var, mesela:Sonra bazı hadîs-i şerîfler var, mesela: Mine's-sünneti en lâ yuktele müslimun bi-zî ahdin ve lâ hurrin bi-abdin.Mine's-sünneti en lâ yuktele müslimun bi-zî ahdin ve lâ hurrin bi-abdin. "Müslümanın ahdli bir gayrimüslim için öldürülmemesi, hürün bir köle için öldürülmemesi sünnettendir." diye."Müslümanın ahdli bir gayrimüslim için öldürülmemesi, hürün bir köle için öldürülmemesi sünnettendir." diye. Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk ve Ömerü'l-Fâruk Efendimiz radıyallahu anhümâ da Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk ve Ömerü'l-Fâruk Efendimiz radıyallahu anhümâ da hilafetleri zamanında böyle uygulamışlar. Ve ashab da itiraz etmemiş.hilafetleri zamanında böyle uygulamışlar. Ve ashab da itiraz etmemiş. Yani onların uygulamaları da böyle...Yani onların uygulamaları da böyle... Demek ki köle meselesinde ve gayrimüslim mukabilinde müslümanın öldürülmesi meselesinde ihtilaf olmuş.Demek ki köle meselesinde ve gayrimüslim mukabilinde müslümanın öldürülmesi meselesinde ihtilaf olmuş. Fakihler arasında farklı kanaatler var. Fakihler arasında farklı kanaatler var.

Müteaddit kimseler bir kişiyi öldürdüyse;Müteaddit kimseler bir kişiyi öldürdüyse; öldürenler, katiller müteaddit olunca bir tanesini öldürülmez, hepsinin öldürüleceği, bu da kesin bir hüküm. öldürenler, katiller müteaddit olunca bir tanesini öldürülmez, hepsinin öldürüleceği, bu da kesin bir hüküm.

Dâr-ı İslâm'da müslümanların ve ahd ile orada duran gayrimüslimlerin hakk-ı hayatları muhteremDâr-ı İslâm'da müslümanların ve ahd ile orada duran gayrimüslimlerin hakk-ı hayatları muhterem ve canları tecavüzden eşit olarak mahfuz, masun ve masum olduğundan,ve canları tecavüzden eşit olarak mahfuz, masun ve masum olduğundan, bizim Hanefî mezhebine göre hiçbirisi fark etmeden aynen icrâ olunur. bizim Hanefî mezhebine göre hiçbirisi fark etmeden aynen icrâ olunur.

Fe-men ufiye lehû min ahîhi şey'un. "Ama kim kardeşinden kendisine bir şey affolunmuş ise..." Fe-men ufiye lehû min ahîhi şey'un. "Ama kim kardeşinden kendisine bir şey affolunmuş ise..."

Buradaki kardeşinden maksat, "karşı taraftaki müslüman kardeşi" demek.Buradaki kardeşinden maksat, "karşı taraftaki müslüman kardeşi" demek. Yani maktulün tarafındakiler, bu taraftan cüz'î de olsa af cinsinden bir tavır göstermişlerse;Yani maktulün tarafındakiler, bu taraftan cüz'î de olsa af cinsinden bir tavır göstermişlerse; fe't-tibâun bi'l-ma'rûf, o zaman "Madem affetme temayülü var, o halde öldürülmesin!" diye,fe't-tibâun bi'l-ma'rûf, o zaman "Madem affetme temayülü var, o halde öldürülmesin!" diye, ona ittibâ etmek lazım, affı uygulamak lazım. Katili öldürmek o zaman yapılmaz. ona ittibâ etmek lazım, affı uygulamak lazım. Katili öldürmek o zaman yapılmaz. İyiliğe ittibâ etmek uygun olmuş olur. İyiliğe ittibâ etmek uygun olmuş olur.

Ve edâun ileyhi bi-ihsân. "Bu kendisi affa mazhar olmuş kimsenin üzerine düşen,Ve edâun ileyhi bi-ihsân. "Bu kendisi affa mazhar olmuş kimsenin üzerine düşen, karşı tarafın kendisinden istediği şartları güzellikle yerine getirmek ve istediğini vermektir." karşı tarafın kendisinden istediği şartları güzellikle yerine getirmek ve istediğini vermektir."

Bu hususta herhangi bir şey, uyuşmazlık yapmaması ve tamamen onu yerine getirmesi esastır. Bu hususta herhangi bir şey, uyuşmazlık yapmaması ve tamamen onu yerine getirmesi esastır.

Zâlike tahfîfun min rabbiküm. "Bu Rabbiniz'den hükümde bir açık kapıdır, bir hafifletmedir."Zâlike tahfîfun min rabbiküm. "Bu Rabbiniz'den hükümde bir açık kapıdır, bir hafifletmedir." Ve rahmetün. "Bir rahmettir." Binâenaleyh, fe-meni'tedâ ba'de zâlike. Ve rahmetün. "Bir rahmettir."

Binâenaleyh, fe-meni'tedâ ba'de zâlike.
"Bundan sonra her kim bu hükümlere riayet etmez de taşkınlık yaparsa...""Bundan sonra her kim bu hükümlere riayet etmez de taşkınlık yaparsa..." Fe-lehû azâbün elîm. "O zaman, dünyada kısas edilir, âhirette de cehenneme atılır." Fe-lehû azâbün elîm. "O zaman, dünyada kısas edilir, âhirette de cehenneme atılır."

Şartlara uymadığı için kısas uygulanır, âhirette de yaptığının cezasını bulur. Şartlara uymadığı için kısas uygulanır, âhirette de yaptığının cezasını bulur.

Bir de doğrudan doğruya af söylenmiyor, âyet-i kerîmenin inceliği;Bir de doğrudan doğruya af söylenmiyor, âyet-i kerîmenin inceliği; önce kısasın şart olduğu, hak olduğu, yapılabileceği belirtiliyor. önce kısasın şart olduğu, hak olduğu, yapılabileceği belirtiliyor. Ama sonra bir kapı olarak affedilebileceğine işaret ediliyor.Ama sonra bir kapı olarak affedilebileceğine işaret ediliyor. İlk önce kısası söylüyor ki af genişletilip de öldürme işi teşvik edilir gibi bir durum olmasın diye.İlk önce kısası söylüyor ki af genişletilip de öldürme işi teşvik edilir gibi bir durum olmasın diye. Ondan sonra af ışığı belirirse, o zaman da affetmeyi teşvik ediyor. Ondan sonra af ışığı belirirse, o zaman da affetmeyi teşvik ediyor. Çünkü şer'î cezalar böyle birtakım fırsatlar olduğu zaman mümkün olduğu kadar icrâ edilmez.Çünkü şer'î cezalar böyle birtakım fırsatlar olduğu zaman mümkün olduğu kadar icrâ edilmez. Çünkü cezada hata etmek masum bir insanı cezalandırmaktan daha ehvendir.Çünkü cezada hata etmek masum bir insanı cezalandırmaktan daha ehvendir. Varsın cezada bir hata edilmiş olsun ama masumu cezalandırmak [söz konusu olmasın...] Varsın cezada bir hata edilmiş olsun ama masumu cezalandırmak [söz konusu olmasın...]

İdreü'l-hudûde bi'ş-şübühât. [Şüpheli durumlarda hadleri kaldırın!] diye hadîs-i şerîfte geçmiştir. İdreü'l-hudûde bi'ş-şübühât. [Şüpheli durumlarda hadleri kaldırın!] diye hadîs-i şerîfte geçmiştir.

İslâm hukukunda, şüpheli durum varsa hadd-i şer'î uygulanmaz.İslâm hukukunda, şüpheli durum varsa hadd-i şer'î uygulanmaz. Çünkü cezada hataya göre, cezalandırılacak kimseyi bir hukuk yanlışı yaparakÇünkü cezada hataya göre, cezalandırılacak kimseyi bir hukuk yanlışı yaparak cezalandırmamak daha hafif bir şeydir.cezalandırmamak daha hafif bir şeydir. Mâsum bir kimseyi yanlışlıkla cezalandırmak telafisi olmayan daha kötü bir şeydir.Mâsum bir kimseyi yanlışlıkla cezalandırmak telafisi olmayan daha kötü bir şeydir. Onun için ortada böyle şeyler olduğu zaman affetme tarafıOnun için ortada böyle şeyler olduğu zaman affetme tarafı ve cezayı o sebepten dolayı uygulamamak tavsiye olunmuştur. Hukukun inceliklerindendir bu. ve cezayı o sebepten dolayı uygulamamak tavsiye olunmuştur. Hukukun inceliklerindendir bu.

Tabii bu öldüren kimse için bir hafifletmedir.Tabii bu öldüren kimse için bir hafifletmedir. Ölen kimse de karşı tarafı öldürse sadece nefsinin bir arzusunu tatmin etmiş olacak.Ölen kimse de karşı tarafı öldürse sadece nefsinin bir arzusunu tatmin etmiş olacak. Hiç olmazsa diyet olursa maktülün çoluğu, çocuğu vesairesi mağdur edilmemiş olur.Hiç olmazsa diyet olursa maktülün çoluğu, çocuğu vesairesi mağdur edilmemiş olur. Bu da onlar için bir bakıma rahmettir. Bu da onlar için bir bakıma rahmettir. Çünkü ötekisinin ölmesinden bunlara bir başka fayda gelmiyor. Çünkü ötekisinin ölmesinden bunlara bir başka fayda gelmiyor. Ama affedilip de şartlarla, anlaşmalarla bunun bir [hak] kazanması onların da lehine olmuş oluyor. Ama affedilip de şartlarla, anlaşmalarla bunun bir [hak] kazanması onların da lehine olmuş oluyor.

Ve leküm fi'l-kısâsi hayatün yâ uli'l-elbâb. Ve leküm fi'l-kısâsi hayatün yâ uli'l-elbâb.

Bu kısas işleminin böylece yapılması yazılmıştır. Müslümanların bunu yapması lazım. Bu kısas işleminin böylece yapılması yazılmıştır. Müslümanların bunu yapması lazım.

"Çünkü ey akıl sahipleri, bunda sizin için hayat vardır!" "Çünkü ey akıl sahipleri, bunda sizin için hayat vardır!"

Evet, kısas yerine göre adam öldürmektir; ama niye hayat vardır? Çünkü cezadır, caydırıcıdır.Evet, kısas yerine göre adam öldürmektir; ama niye hayat vardır?

Çünkü cezadır, caydırıcıdır.
Katil sonunda kendisinin de kısasen öldürüleceğini bildiği için öldürme işlemini yapmaktan geri durur.Katil sonunda kendisinin de kısasen öldürüleceğini bildiği için öldürme işlemini yapmaktan geri durur. Ya da başkaları o cezanın şiddetinden dolayı bu çeşit şeylere yanaşmazlar. Ya da başkaları o cezanın şiddetinden dolayı bu çeşit şeylere yanaşmazlar.

Mesela benim bu seyahatlerimde gördüğüm bir durum:Mesela benim bu seyahatlerimde gördüğüm bir durum: Suudi Arabistan'da hiç bizim Türkiye'deki gibi kanlı bıçaklı kavgalar olmuyor. Suudi Arabistan'da hiç bizim Türkiye'deki gibi kanlı bıçaklı kavgalar olmuyor. Ya da nispet olarak binde bir oluyor.Ya da nispet olarak binde bir oluyor. Halkın terbiyesi, esas itibariyle halkın temayülü sadece bağırıp çağırıpHalkın terbiyesi, esas itibariyle halkın temayülü sadece bağırıp çağırıp karşısında bir şeyler söylemek; ama yumruk patlamak, dövüşmek olmuyor. Neden? karşısında bir şeyler söylemek; ama yumruk patlamak, dövüşmek olmuyor.

Neden?

Kısas onlarda da var.Kısas onlarda da var. Yani yumruğa yumruk, dişe diş olduğundan ve bunda hiç müsamaha yapılmayıp uygulandığındanYani yumruğa yumruk, dişe diş olduğundan ve bunda hiç müsamaha yapılmayıp uygulandığından ağız dalaşmasından öteye bir şey olmuyor. Bekliyorlar. ağız dalaşmasından öteye bir şey olmuyor.
Bekliyorlar.
Hükmü, yani cezayı bizzat kendisi vermeye kalkmıyor; hâkimi, kanunu, yargıyı bekliyor.Hükmü, yani cezayı bizzat kendisi vermeye kalkmıyor; hâkimi, kanunu, yargıyı bekliyor. Bu önemli bir nokta... Bu kısasın şiddetinden dolayı bir kişi kısas edilip ölebilir;Bu önemli bir nokta...

Bu kısasın şiddetinden dolayı bir kişi kısas edilip ölebilir;
ama öteki insanlar, toplum böyle bir öldürme işinden uzak duruyor. ama öteki insanlar, toplum böyle bir öldürme işinden uzak duruyor.

Medenî bildiğimiz Avrupa ülkelerini istatistiklerle, sayımlarla, rakamlarla inceleyenler söylüyorlar.Medenî bildiğimiz Avrupa ülkelerini istatistiklerle, sayımlarla, rakamlarla inceleyenler söylüyorlar. Mesela İsveç'te suçluluk oranı çok fazlaymış,Mesela İsveç'te suçluluk oranı çok fazlaymış, intiharlar çok fazlaymış. İsveç'in emniyet müdürüintiharlar çok fazlaymış. İsveç'in emniyet müdürü Türkiye'ye gelmiş; "Sizde niye intihar az oluyor, suçlar az oluyor?Bizde haklar verilmiş.Türkiye'ye gelmiş; "Sizde niye intihar az oluyor, suçlar az oluyor?Bizde haklar verilmiş. İşsiz olduğu zaman devlet para veriyor. İnsanların her türlü aslî ihtiyaçları karşılanıyor.İşsiz olduğu zaman devlet para veriyor. İnsanların her türlü aslî ihtiyaçları karşılanıyor. Bizde niye böyle, sizde niye böyle?" diye araştırma yapmışlar.Bizde niye böyle, sizde niye böyle?" diye araştırma yapmışlar. Türkiye'de insanlar daha yoksul olduğu halde, daha çok sefalet çektiği halde intihar olmuyor. Türkiye'de insanlar daha yoksul olduğu halde, daha çok sefalet çektiği halde intihar olmuyor. Bunun sebebini araştırmışlar. Tabii İslâm'dan... İslâm'da intihar etmek haram olduğundan...Bunun sebebini araştırmışlar. Tabii İslâm'dan... İslâm'da intihar etmek haram olduğundan... Öbür tarafta adam karısına kızıyor, şakağına tabancasını dayıyor, intihar ediyor.Öbür tarafta adam karısına kızıyor, şakağına tabancasını dayıyor, intihar ediyor. Kadın kocasına kızıyor, kendisini trenin altına atıyor, intihar ediyor.Kadın kocasına kızıyor, kendisini trenin altına atıyor, intihar ediyor. Veyahut yutuyor 20 tane hapı, intihar ediyor. Bunu İslâm ülkelerinde imanı kuvvetli insanlar yapmıyor. Veyahut yutuyor 20 tane hapı, intihar ediyor. Bunu İslâm ülkelerinde imanı kuvvetli insanlar yapmıyor.

Neden? Çünkü İslâm'da intihar çok büyük günah; ölen cehenneme gidecek. Onun için yapmıyorlar. Neden?

Çünkü İslâm'da intihar çok büyük günah; ölen cehenneme gidecek. Onun için yapmıyorlar.

"Türkiye'de de intiharlar var." Tamam, dinî duygu zayıflayınca, o zaman Avrupalılar gibi,"Türkiye'de de intiharlar var."

Tamam, dinî duygu zayıflayınca, o zaman Avrupalılar gibi,
başka insanlar gibi düşünüp intihar eder.başka insanlar gibi düşünüp intihar eder. Ama intihar edenlerin dindarlık durumları incelenirse, neden intihar ettikleri düşünülürse Ama intihar edenlerin dindarlık durumları incelenirse, neden intihar ettikleri düşünülürse ve İslâm ülkelerindeki intiharlarla Avrupa ülkelerindeki intiharların sayısı karşılaştırılırsave İslâm ülkelerindeki intiharlarla Avrupa ülkelerindeki intiharların sayısı karşılaştırılırsa o zaman iş ortaya çıkıyor. Bu kısas da öyle... Acı bir ceza ama suç daha acı... o zaman iş ortaya çıkıyor.

Bu kısas da öyle... Acı bir ceza ama suç daha acı...
Acı suçun karşılığı bu. Bu böyle yapıldığı zaman toplum daha büyük bâdirelerden kurtulduğu için hayat var.Acı suçun karşılığı bu. Bu böyle yapıldığı zaman toplum daha büyük bâdirelerden kurtulduğu için hayat var. Sonra ceza çok büyük olduğundan insan hayatının kıymeti gösterilmiş oluyor.Sonra ceza çok büyük olduğundan insan hayatının kıymeti gösterilmiş oluyor. İnsanın eşref-i mahlukât olduğu, hayatının çok kıymetli olduğu zihinlere iyice yerleştirilmiş oluyor. İnsanın eşref-i mahlukât olduğu, hayatının çok kıymetli olduğu zihinlere iyice yerleştirilmiş oluyor. Kısasın içtimaî ruhun, toplumsal ruhun, terbiyenin üzerinde daha pek çok etkileri var.Kısasın içtimaî ruhun, toplumsal ruhun, terbiyenin üzerinde daha pek çok etkileri var. Bu çok önemli ve çok büyük bir vecize, çok güzel bir hukuk kuralı. Bu çok önemli ve çok büyük bir vecize, çok güzel bir hukuk kuralı.

Araplar eskiden buna karşı, buna benzer bazı sözler de söylemişler.Araplar eskiden buna karşı, buna benzer bazı sözler de söylemişler. Mesela, aynı kapıya bazen çıkıyor ama bunun kadar güzel değil: Mesela, aynı kapıya bazen çıkıyor ama bunun kadar güzel değil:

Katlü'l-ba'dı ihyâu li'l-cemî'. "Birkaç kişinin öldürülmesi toplumun diriltilmesidir." Katlü'l-ba'dı ihyâu li'l-cemî'. "Birkaç kişinin öldürülmesi toplumun diriltilmesidir."

Veyahut; Eksiru'l-katle li-yakılle'l-katl.Veyahut;

Eksiru'l-katle li-yakılle'l-katl.
"Öldürmeyi çok yapın ki öldürme azalsın." demişler. Bunlar tabii cahiliye devrinin atasözleri..."Öldürmeyi çok yapın ki öldürme azalsın." demişler.

Bunlar tabii cahiliye devrinin atasözleri...
"Millet, toplum korksun, yapmasın." mânasına... "Millet, toplum korksun, yapmasın." mânasına...

Yahut da; el-Katlü enfâ li'l-katli. Yahut da;

el-Katlü enfâ li'l-katli.

Enfâ, burada "nefyedici" mânasına, elif-nun-fe-ye ile.Enfâ, burada "nefyedici" mânasına, elif-nun-fe-ye ile. Yani menfaatten, nefi'den gelmiyor; nefyetmekten geliyor. Ayın'lı değil, ye'li. Yani menfaatten, nefi'den gelmiyor; nefyetmekten geliyor. Ayın'lı değil, ye'li.

"[ÖldürmekKısas] öldürmeyi toplumdan en çok uzaklaştıran, yani katil işini en çok azaltan çaredir." "[ÖldürmekKısas] öldürmeyi toplumdan en çok uzaklaştıran, yani katil işini en çok azaltan çaredir."

Evet, kısas böyle bir hayat sağlıyor, toplumu terbiye ediyor.Evet, kısas böyle bir hayat sağlıyor, toplumu terbiye ediyor. Ve insanların zihnini yanlış yerlere kaymaktan koruyor. Ve insanların zihnini yanlış yerlere kaymaktan koruyor.

Tabii [kısas] tamamen öldürmek değil, öldürmekten daha geniş.Tabii [kısas] tamamen öldürmek değil, öldürmekten daha geniş. Mesela yaralamanın karşılığında da kısas var. Ve her öldürmeye de "kısas" denilmiyor.Mesela yaralamanın karşılığında da kısas var. Ve her öldürmeye de "kısas" denilmiyor. Bu bakımdan aralarında farklar var. Bu kısasta hayat olduğundan bu kelimelerle neyi anlıyoruz? Bu bakımdan aralarında farklar var. Bu kısasta hayat olduğundan bu kelimelerle neyi anlıyoruz?

Kısası uygulamak gerektiğini anlıyoruz.Kısası uygulamak gerektiğini anlıyoruz. Böyle yapıldığı zaman çok maddî mânevî, dünyevî uhrevî faydalar olacağını anlıyoruz. Böyle yapıldığı zaman çok maddî mânevî, dünyevî uhrevî faydalar olacağını anlıyoruz.

Lealleküm tettekûn. "Tâ ki korunasınız." Lealleküm tettekûn. "Tâ ki korunasınız."

Bu lealleküm tettekûn birçok âyet-i kerîmelerde geliyor. "Tâ ki korunabilesiniz." demek.Bu lealleküm tettekûn birçok âyet-i kerîmelerde geliyor. "Tâ ki korunabilesiniz." demek. Ama nasıl korunmak? "Kısas yapın ki öldürme işlerinden korunabilesiniz." Ama nasıl korunmak?

"Kısas yapın ki öldürme işlerinden korunabilesiniz."

Veyahut; "Kısası yapın ki bir kısası ihmal ettiğiniz zaman,Veyahut;

"Kısası yapın ki bir kısası ihmal ettiğiniz zaman,
yapmadığınız zaman hayat hakkınızı, hayatınızı koruyabilesiniz." yapmadığınız zaman hayat hakkınızı, hayatınızı koruyabilesiniz."

Tettekûn'un mânası, "Hayatınızı koruyabilesiniz." olabilir.Tettekûn'un mânası, "Hayatınızı koruyabilesiniz." olabilir. Bu, "Toplumun herc ü mercinden korunmuş olasınız." mânasına olabilir.Bu, "Toplumun herc ü mercinden korunmuş olasınız." mânasına olabilir. Bir de; lealleküm tettekûn daha ziyade;Bir de; lealleküm tettekûn daha ziyade; "Âhirette bunu yapmadığınızdan dolayı, Allah'ın emirlerini uygulamadığınızdan dolayı cezaya uğramazsınız."Âhirette bunu yapmadığınızdan dolayı, Allah'ın emirlerini uygulamadığınızdan dolayı cezaya uğramazsınız. Cehenneme düşmezsiniz, cehennemden korunursunuz. Cehenneme düşmezsiniz, cehennemden korunursunuz. Âhiret hayatında felah bulursunuz.Âhiret hayatında felah bulursunuz. Yani hem dünyada rahat, huzur olur; hem de âhirette Cenâb-ı Hakk'ın cezasına uğramazsınız,Yani hem dünyada rahat, huzur olur; hem de âhirette Cenâb-ı Hakk'ın cezasına uğramazsınız, felah bulursunuz." mânasına [olabilir.] felah bulursunuz." mânasına [olabilir.]

"Tâ ki korunasınız"; "Böyle yaparsanız hem dünyevî"Tâ ki korunasınız"; "Böyle yaparsanız hem dünyevî hem de uhrevî sevaplara nâil olursunuz." mânasına geliyor. hem de uhrevî sevaplara nâil olursunuz." mânasına geliyor.

Kur'ân-ı Kerîm'deki kısas âyet-i kerîmelerinden [iki] tanesi burada böyle kısası anlatıyor.Kur'ân-ı Kerîm'deki kısas âyet-i kerîmelerinden [iki] tanesi burada böyle kısası anlatıyor. Önümüzdeki sûrelerde de, Allah nasip ederse, gelecek.Önümüzdeki sûrelerde de, Allah nasip ederse, gelecek. Bundan sonraki 180. âyet-i kerîme daha başka bir konuya geçtiği için -vasiyetle ilgili konuya geçiyor,Bundan sonraki 180. âyet-i kerîme daha başka bir konuya geçtiği için -vasiyetle ilgili konuya geçiyor, o da hukukî bir konu- inşaallah önümüzdeki hafta onu anlatırız. o da hukukî bir konu- inşaallah önümüzdeki hafta onu anlatırız.

Allahu Teâlâ hazretleri hepimize hayatın kıymetini bilmeyi, cana kastetmemeyi;Allahu Teâlâ hazretleri hepimize hayatın kıymetini bilmeyi, cana kastetmemeyi; kendi canımızı da başkalarının canını da aziz bilmeyi; medenî, merhametli, şefkatli, kendi canımızı da başkalarının canını da aziz bilmeyi; medenî, merhametli, şefkatli, hayırhah insanlar olarak yaşamayı; çoluk çocuğumuzu öyle yetiştirmeyi nasip eylesin.hayırhah insanlar olarak yaşamayı; çoluk çocuğumuzu öyle yetiştirmeyi nasip eylesin. Toplumlarımızı, cemiyetlerimizi öldürmeden, kan davalarından, kötü,Toplumlarımızı, cemiyetlerimizi öldürmeden, kan davalarından, kötü, cezalara uğrayan suçlu insanların çoğalmasından korusun.cezalara uğrayan suçlu insanların çoğalmasından korusun. Toplumsal olarak, kişisel olarak, ailevî olarak her yönden tertemiz, mutlu, bahtiyar olmamızı,Toplumsal olarak, kişisel olarak, ailevî olarak her yönden tertemiz, mutlu, bahtiyar olmamızı, dünyada âhirette saadete ermemizi Allah cümlemize nasip eylesin. dünyada âhirette saadete ermemizi Allah cümlemize nasip eylesin.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh. es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Konuşmacı: Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

Kategori:

  • Tefsir Dersleri
  • Gurbet Sohbetleri
  • Tarih: 2 Rebîü'l-Âhir 1421 / 04.07.2000

    Yer: Avustralya

    Açıklama:

    Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın yurtdışında bulunduğu zamanlarda, özellikle 7 Mayıs 1997 günü Türkiye’den ayrıldıktan sonra gurbet ellerde; Avustralya, Almanya, İsveç, İngiltere, Hollanda, ABD ve farklı ülkelerde yapmış oldukları sohbetlerdir.

    Avustralya’da sabah ve yatsı namazından sonra, çeşitli camilerde yaptıkları hadis ve tefsir sohbetleri, İsveç’te son Ramazan ayı boyunca yaptıkları konuşmalar, aile eğitim toplantılarında yaptıkları konuşmalar ve konferanslardan oluşmaktadır.

    Bu konuşmalar, Ak-Radyo’da “Gurbet Sohbetleri” adı altında yayımlanmıştır.

    İçerik:

    Konuşma Hakkında