Kur’an Eğitimi Ve Zikrin Kazandirdiği Değerler

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Kur’an Eğitimi Ve Zikrin Kazandirdiği Değerler

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. Burada denilen zat,

Burada denilen zat,
külle yevmin selase mieti rek’akülle yevmin selase mieti rek’a ve erbe'ni mieti rek’a.ve erbe'ni mieti rek’a. Üç yüz ile dört yüz arasında namaz kılıyor.Üç yüz ile dört yüz arasında namaz kılıyor. Ve kane minhüm men virduhü sitte mieti rek’a,Ve kane minhüm men virduhü sitte mieti rek’a, ilâ elfi rek’a.ilâ elfi rek’a. Öyleleri de var ki, altı yüzle bin arasında kılıyorlar.Öyleleri de var ki, altı yüzle bin arasında kılıyorlar. Devamlı surette, altı yüz, sekiz yüz, yirmi kezDevamlı surette, altı yüz, sekiz yüz, yirmi kez namazlar kılıyorlar.namazlar kılıyorlar. Ve ekallü mâ nukul en az naklolunanVe ekallü mâ nukul en az naklolunan rivayetlerden herhalde büyüklerinin erzaklarından en aşağısı mieti rek’ah.rivayetlerden herhalde büyüklerinin erzaklarından en aşağısı mieti rek’ah. Her gün yüz rek’at kılıyor, en aşağısı.Her gün yüz rek’at kılıyor, en aşağısı. Biz yüz rek’at kılmak için ödümüz kopuyor nasıl kılacağız bu yüz rekatıBiz yüz rek’at kılmak için ödümüz kopuyor nasıl kılacağız bu yüz rekatı acaba gecede de kılsak gündüzde de kılsakacaba gecede de kılsak gündüzde de kılsak birkaç gün evvel başlasak dabirkaç gün evvel başlasak da parça parça kılsak diye olmaz mı diye bahaneler arıyoruzparça parça kılsak diye olmaz mı diye bahaneler arıyoruz bak bunlar her gün böyle yapıyorlar.bak bunlar her gün böyle yapıyorlar. Bak Kurz bin Vebre isminde bir zat muhterem

Bak Kurz bin Vebre isminde bir zat muhterem
Mekke'de oturuyormuş, Mekkeli adam.Mekke'de oturuyormuş, Mekkeli adam. Ve kane yudifu fi kulli yevmin seb’ine usbuan.Ve kane yudifu fi kulli yevmin seb’ine usbuan. Her gün yetmiş defa tavaf ediyor Mekke'yi.Her gün yetmiş defa tavaf ediyor Mekke'yi. Her tavaf yedi dönüşten ibaret.Her tavaf yedi dönüşten ibaret. Yetmiş, yedi kere yedi kırk dokuz,Yetmiş, yedi kere yedi kırk dokuz, dört yüz doksan dönüş yapıyor gündüzün.dört yüz doksan dönüş yapıyor gündüzün. Ve fi külli leyletin seb’ine.Ve fi külli leyletin seb’ine. Geceleri de, gündüzleri dört yüz doksanGeceleri de, gündüzleri dört yüz doksan geceleri de dört yüz doksan defa dönüyor.geceleri de dört yüz doksan defa dönüyor. Dört yüz dört yüz sekiz yüz.Dört yüz dört yüz sekiz yüz. Dokuz yüz seksen rek’at namaz kılıyor.Dokuz yüz seksen rek’at namaz kılıyor. Gece ve gündüze tavaf ediyor.Gece ve gündüze tavaf ediyor. Bunun bu kadar dönüşünü hesapladık.Bunun bu kadar dönüşünü hesapladık. Fe kane aşerate ferasih.Fe kane aşerate ferasih. 10 fersahlık yer ediyor, yani 20 25 kilometrelik bir yol yürümüş gibi.10 fersahlık yer ediyor, yani 20 25 kilometrelik bir yol yürümüş gibi. Fakat bu her dönüşün, her tavafınFakat bu her dönüşün, her tavafın iki rek’at namazı vardır.iki rek’at namazı vardır. Bir tavaf yaptın mıydı iki rek’at namaz kılacaksın, vaciptir.Bir tavaf yaptın mıydı iki rek’at namaz kılacaksın, vaciptir. İki rek’at namaz kılacaksın.İki rek’at namaz kılacaksın. Bu dönüşlerin, yani 980 defa dönüşünBu dönüşlerin, yani 980 defa dönüşün namazları da 280 rek’at ediyor.namazları da 280 rek’at ediyor. Bu dönüşlerin namazları da 280 rek’at ediyor.Bu dönüşlerin namazları da 280 rek’at ediyor. Adam bu kadar dönüş yapıyor, arasında bu kadar namaz kılıyor.Adam bu kadar dönüş yapıyor, arasında bu kadar namaz kılıyor. Şimdi o bahtiyarlara bak, bir de bizim halimize bak.Şimdi o bahtiyarlara bak, bir de bizim halimize bak. Vakit gelir, ezan okunur, ha şu işim de bitsin,Vakit gelir, ezan okunur, ha şu işim de bitsin, ha bu işim de bitsin, ha şuraya da gidelim,ha bu işim de bitsin, ha şuraya da gidelim, ha buraya da gidelim diyerekten alel aceleha buraya da gidelim diyerekten alel acele hemen namazı kılar, seccademizi toplar toplamazhemen namazı kılar, seccademizi toplar toplamaz ne yapacağımızı düşünürünüz.ne yapacağımızı düşünürünüz. Allah cümlemizi nevm-i gafletten ikaz buyursun da

Allah cümlemizi nevm-i gafletten ikaz buyursun da
şu büyüklerin gittikleri yollardaşu büyüklerin gittikleri yollarda bize de yollar nasib-i müyesser eylesin.bize de yollar nasib-i müyesser eylesin. Bu büyüklerin feyziyle feyziyab eylesin.Bu büyüklerin feyziyle feyziyab eylesin. Cümlemizi de aff-u mağfiretineCümlemizi de aff-u mağfiretine mazhar olan kullarından eylesin.mazhar olan kullarından eylesin. Tevfikat-ı samadaniyesine mazhar eylesin.Tevfikat-ı samadaniyesine mazhar eylesin. Daima zikriyle meşgul olan kullarından eylesin.Daima zikriyle meşgul olan kullarından eylesin. Cenab-ı Hak dünya ve ahiret saadetlerineCenab-ı Hak dünya ve ahiret saadetlerine nail eylesin cümlemizi inşallah.nail eylesin cümlemizi inşallah. Bugün size Kur'an'dan bahsedeceğim biraz.

Bugün size Kur'an'dan bahsedeceğim biraz.
Yani Kur'an okuma ve öğrenme.Yani Kur'an okuma ve öğrenme. Malum ya bizim dinimiz var, elhamdülillah İslam dinidir.Malum ya bizim dinimiz var, elhamdülillah İslam dinidir. Kitabımız var, Kur'an'dır.Kitabımız var, Kur'an'dır. Peygamberimiz var, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'dir.Peygamberimiz var, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'dir. Bir de Allah'ımız var, Cenab-ı Hak.Bir de Allah'ımız var, Cenab-ı Hak. Bunun için bir Müslüman çocuğu yetişirirkenBunun için bir Müslüman çocuğu yetişirirken Müslüman olarak yetişmesininMüslüman olarak yetişmesinin şartlarından birisi deşartlarından birisi de çocuğun Müslüman ailesinin içerisindeçocuğun Müslüman ailesinin içerisinde Müslümanlığı görmesi, bilmesi ve öğrenmesi lazım.Müslümanlığı görmesi, bilmesi ve öğrenmesi lazım. Öğrenmeden bir Müslüman mesela namazını bilmez,Öğrenmeden bir Müslüman mesela namazını bilmez, oruçtan haberi yok,oruçtan haberi yok, görmüyor, anasından babasından da görmüyor.görmüyor, anasından babasından da görmüyor. Kur'an'dan da haberi yok.Kur'an'dan da haberi yok. Tabi o boş bir çocuktur.Tabi o boş bir çocuktur. Kimin kucağına düşerse hani anasını bilmeyen çocukKimin kucağına düşerse hani anasını bilmeyen çocuk kim çağırsa ona gider.kim çağırsa ona gider. Çünkü anasından haberi yok.Çünkü anasından haberi yok. Binaenaleyh dininden haberi olmayan insan daBinaenaleyh dininden haberi olmayan insan da hangi tarafa çevirirsen ona gider.hangi tarafa çevirirsen ona gider. Binaenaleyh dinimizi iyi bilmek için de Kur'an'ı bilmek lazım.Binaenaleyh dinimizi iyi bilmek için de Kur'an'ı bilmek lazım. Peygamberimizi iyi bilmek lazım.Peygamberimizi iyi bilmek lazım. Mesela bu kainatın varlığının yegane sebebi Peygamber Efendimiz'dir.Mesela bu kainatın varlığının yegane sebebi Peygamber Efendimiz'dir. Peygamber Efendimiz'in vücuduPeygamber Efendimiz'in vücudu olmamış olsa Cenab-ı Hak bu kainatı yaratmazdı yani.olmamış olsa Cenab-ı Hak bu kainatı yaratmazdı yani. Yaratıcının sebebinden birisi de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.Yaratıcının sebebinden birisi de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi Cenab-ı Hak yarattı.Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi Cenab-ı Hak yarattı. Yerleri gökleri O'nun nurundan yarattı.Yerleri gökleri O'nun nurundan yarattı. Her şey O'ndan oldu.Her şey O'ndan oldu. Bizim de şimdi o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemeBizim de şimdi o Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelen kitap da nedir?gelen kitap da nedir? Kur'an-ı Azimüşşan'dır.Kur'an-ı Azimüşşan'dır. O Kur'an-ı Azimüşşan'ı daO Kur'an-ı Azimüşşan'ı da ona göre öğrenmek ve bellemek muhakkakona göre öğrenmek ve bellemek muhakkak Müslümanlık taslayan insanın birinci vazifesidir.Müslümanlık taslayan insanın birinci vazifesidir. Onun için çocuklarımızı yetiştirirkenOnun için çocuklarımızı yetiştirirken evvela onlara güzel Kur'an okumasını öğretmeliyiz.evvela onlara güzel Kur'an okumasını öğretmeliyiz. Kur'an okumasını öğrettikten sonra bu Kur'an'ınKur'an okumasını öğrettikten sonra bu Kur'an'ın kimin tarafından nasıl gönderildiğini öğretmemiz lazımdır.kimin tarafından nasıl gönderildiğini öğretmemiz lazımdır. E kendimiz yapamıyorsak bunu bilenlereE kendimiz yapamıyorsak bunu bilenlere gönderip bilenler vasıtasıyla öğrettirmemiz,gönderip bilenler vasıtasıyla öğrettirmemiz, bildirmemiz lazımdır ki sonra o çocuk büyüdükten sonrabildirmemiz lazımdır ki sonra o çocuk büyüdükten sonra bize beddua etmesin.bize beddua etmesin. Malum yani dünyanın bir ömrü var.Malum yani dünyanın bir ömrü var. Biz de o dünyanın içerisinde yuvarlanıp gidiyoruz.Biz de o dünyanın içerisinde yuvarlanıp gidiyoruz. Kimimiz elli, kimimiz altmış, kimimiz yetmiş, kimimiz seksen.Kimimiz elli, kimimiz altmış, kimimiz yetmiş, kimimiz seksen. Üç sene sonra bitiyor nihayet.Üç sene sonra bitiyor nihayet. Bitiyor.Bitiyor. Bu 70-80 sene dediğin şey de hani bir şey gibi,Bu 70-80 sene dediğin şey de hani bir şey gibi, hayal gibi insanın elinde.hayal gibi insanın elinde. Şimdi çocukluğumuza bakıyorum, bir de buraya bakıyorum,Şimdi çocukluğumuza bakıyorum, bir de buraya bakıyorum, uuu 70 sene geçmiş.uuu 70 sene geçmiş. Ne kadar büyük bir şey ama dün gibi geçmiş.Ne kadar büyük bir şey ama dün gibi geçmiş. Daha ne kadar çok yaşasak yaşayalım.Daha ne kadar çok yaşasak yaşayalım. Geçip gidiyor bu günler.Geçip gidiyor bu günler. Binaenaleyh, bu kısa günlerde geçen bu ömrünBinaenaleyh, bu kısa günlerde geçen bu ömrün ne olacak, kazanacağız.ne olacak, kazanacağız. Bir ev sahibi oluruz, biraz da mal sahibi oluruz,Bir ev sahibi oluruz, biraz da mal sahibi oluruz, kazanırız, çalışıyoruz.kazanırız, çalışıyoruz. Neticede bir malımız, bir evimiz olacak.Neticede bir malımız, bir evimiz olacak. Başka neyimiz olur? Hiçbir şey yok.Başka neyimiz olur? Hiçbir şey yok. Bundan sonra o evi de bırakıyoruz, o malı da bırakıp gidiyoruz.Bundan sonra o evi de bırakıyoruz, o malı da bırakıp gidiyoruz. Gidiyoruz. En nihayet kazandığımız bu bize, bir evle bir maldı,Gidiyoruz. En nihayet kazandığımız bu bize, bir evle bir maldı, o da kaldı geriye.o da kaldı geriye. Oraya giderken ne getireceğiz imanımızdan, kur'anımızdan.Oraya giderken ne getireceğiz imanımızdan, kur'anımızdan. Efendimiz diyor ki:Efendimiz diyor ki: “Bir şey yoksa yanınızda kazanılmış, ibadet taatlarınızdan kazanılmış bir şey yoksa,

“Bir şey yoksa yanınızda kazanılmış, ibadet taatlarınızdan kazanılmış bir şey yoksa,
vay halinize.”vay halinize.” Burada bizi soracak Allah Teala, meleklerinden.

Burada bizi soracak Allah Teala, meleklerinden.
Men Rabbüke?Men Rabbüke? Ne diyeceğiz burada, bilmem.Ne diyeceğiz burada, bilmem. Dinin soracaklar, ne diyeceğiz, öğrenemişiz, bilmiyoruz.Dinin soracaklar, ne diyeceğiz, öğrenemişiz, bilmiyoruz. Kitabın ne?Kitabın ne? Ondan da haberimiz yok.Ondan da haberimiz yok. Ne diyeceğiz?Ne diyeceğiz? Kıble neresi? Kıblesini de bilmiyor çok insan, şimdi.Kıble neresi? Kıblesini de bilmiyor çok insan, şimdi. Çünkü evde namaz kılındığı yok.Çünkü evde namaz kılındığı yok. Kıblenin ne tarafta olduğunu bilsin.Kıblenin ne tarafta olduğunu bilsin. Onun için Kur'an'ımız en hayırlı kazanç dünyada.Onun için Kur'an'ımız en hayırlı kazanç dünyada. Mesela insan ne kadar çok kazanabilir burada?Mesela insan ne kadar çok kazanabilir burada? Çok kadar milyon sahibi olabilir en nihayet değil mi ya.Çok kadar milyon sahibi olabilir en nihayet değil mi ya. Bu kadar milyon sahibi olmak için hayırlı olmuyor ki insan.Bu kadar milyon sahibi olmak için hayırlı olmuyor ki insan. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şu sözüne bakalım.Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şu sözüne bakalım. Hayruküm. Sizin hayırlınız.

Hayruküm. Sizin hayırlınız.
Hayırlı denince, içimizden en hayırlımız kimdir?Hayırlı denince, içimizden en hayırlımız kimdir? Men tealleme’l-Kur'an ve allemeh.Men tealleme’l-Kur'an ve allemeh. Kur'anı öğrenmiş, Bundan sonra da öğretiyor.Kur'anı öğrenmiş, Bundan sonra da öğretiyor. Bir kere öğrenmiş, bundan sonra da yani almış, veriyor.Bir kere öğrenmiş, bundan sonra da yani almış, veriyor. Ne güzel.Ne güzel. Ama demedi ki sizin en hayırlınızAma demedi ki sizin en hayırlınız çok para sahibi olandır.çok para sahibi olandır. En hayırlınız şu kadar evlere sahip olandır.En hayırlınız şu kadar evlere sahip olandır. En hayırlınız şu kadarEn hayırlınız şu kadar mala, mülke, çoluk çocuğa sahip olandır, demedi.mala, mülke, çoluk çocuğa sahip olandır, demedi. Hayırlınız Kur'an'ı bilen, öğrenen,Hayırlınız Kur'an'ı bilen, öğrenen, bundan sonra başkalarına da öğretmeye uğraşan insandır, dedi.bundan sonra başkalarına da öğretmeye uğraşan insandır, dedi. En hayırlı şey, en hayırlı şey dinimizin de esası,En hayırlı şey, en hayırlı şey dinimizin de esası, kökü olan şey Kur'an'ı azimuşşan'ı öğrenmek,kökü olan şey Kur'an'ı azimuşşan'ı öğrenmek, sonra da onu başkalarına öğretmeye çalışmak.sonra da onu başkalarına öğretmeye çalışmak. Yeter bu kadar.

Yeter bu kadar.
Şimdi şunu bir tahliye ederseniz.Şimdi şunu bir tahliye ederseniz. Doğduk.Doğduk. Anamız, bizi bir hoca hanıma vermiş.Anamız, bizi bir hoca hanıma vermiş. Gittik hoca hanımıza da okuduk tek tük.Gittik hoca hanımıza da okuduk tek tük. Sonra evlenme çağımuz geldi, evlendik.Sonra evlenme çağımuz geldi, evlendik. Çoluk çocuğa karıştık.Çoluk çocuğa karıştık. O okuduğumuzu da acaba kaçta kaçımız tutabiliyoruz bugün?O okuduğumuzu da acaba kaçta kaçımız tutabiliyoruz bugün? Okuduğumuzu öğrendiğimizi bugünOkuduğumuzu öğrendiğimizi bugün kaçta kaçını tutabiliyoruz?kaçta kaçını tutabiliyoruz? Çoğumuz unuttuk.Çoğumuz unuttuk. Yani onun tecrübesini biliyorum.Yani onun tecrübesini biliyorum. Çünkü okuttuğum çocuklar, çocuklardan bugünÇünkü okuttuğum çocuklar, çocuklardan bugün Kur'an'ı okuyacak çocuğu bulamıyorum.Kur'an'ı okuyacak çocuğu bulamıyorum. Belki işte kimisinin akıllarında kalmış,Belki işte kimisinin akıllarında kalmış, onu da her gün okudukları için yahut ezberledikleri için.onu da her gün okudukları için yahut ezberledikleri için. Başka türlü dünya meşgaleleri,Başka türlü dünya meşgaleleri, onları boğmuş ederken unutmuş gitmişler.onları boğmuş ederken unutmuş gitmişler. E bu ne kadar acı bir şey biliyor musunuz?E bu ne kadar acı bir şey biliyor musunuz? Bir insan bir milyonlara sahip olur da oturur,Bir insan bir milyonlara sahip olur da oturur, kaybeder, yanar gider.kaybeder, yanar gider. Bu o kadar acı değil.Bu o kadar acı değil. Çünkü yine yerine koyarsın bunları.Çünkü yine yerine koyarsın bunları. Koyamazsan da ne zararı var?Koyamazsan da ne zararı var? Yine rızıklanırsın ya.Yine rızıklanırsın ya. Allah rızıksız bırakmaz insanı.Allah rızıksız bırakmaz insanı. E bu, bu kadar kıymetliykenE bu, bu kadar kıymetliyken bunu kaçırmak ve kaybetmek kadar acı bir şey var mı acaba?bunu kaçırmak ve kaybetmek kadar acı bir şey var mı acaba? Bugün bile hala öğrenmek imkanları elimizde olduğu haldeBugün bile hala öğrenmek imkanları elimizde olduğu halde dünyanın şusuna busuna aldanarakdünyanın şusuna busuna aldanarak yine öğrenmeye hevesimiz de yok.yine öğrenmeye hevesimiz de yok. Öğrendik.Öğrendik. Öğrenmiş, istekli okumaya bugün hevesimiz yok.Öğrenmiş, istekli okumaya bugün hevesimiz yok. Alıp da onu elimizden sabahta, akşamdaAlıp da onu elimizden sabahta, akşamda hiç olmazsa birkaç cüzünü okumakhiç olmazsa birkaç cüzünü okumak suretiyle okuduğumuzu kaybetmemek suretiylesuretiyle okuduğumuzu kaybetmemek suretiyle ilerletmeye çalışmamız.ilerletmeye çalışmamız. Şimdi burada hep okuyoruz.Şimdi burada hep okuyoruz. Cumada, pazarda Kur'an okuyoruz, hatim.Cumada, pazarda Kur'an okuyoruz, hatim. Cüz dağıtıyoruz.Cüz dağıtıyoruz. Okumasını biliyor arkadaş.Okumasını biliyor arkadaş. Oluyor ama bir yarım cüzü yarım saat sürüyor.Oluyor ama bir yarım cüzü yarım saat sürüyor. Zor okuyor.Zor okuyor. Belki okuduğunda da çok yanlışları da vardır amaBelki okuduğunda da çok yanlışları da vardır ama Allah inşallah onları düzeltir.Allah inşallah onları düzeltir. Neden bu?Neden bu? Gayret edilmiyor ki.Gayret edilmiyor ki. Ama dünya işlerinden bir işeAma dünya işlerinden bir işe ihtiyaç olunca geceyi de katıyoruz günümüze.ihtiyaç olunca geceyi de katıyoruz günümüze. Uykuyu da kaybediyoruz aradan.Uykuyu da kaybediyoruz aradan. Her şeyi de bırakıyoruz,Her şeyi de bırakıyoruz, bu işi bitirelim diyerekten uğraşıyoruz,bu işi bitirelim diyerekten uğraşıyoruz, yapmaya çalışıyoruz. Neden?yapmaya çalışıyoruz. Neden? Hevesimiz var ona da,Hevesimiz var ona da, hevesimizden naşi uykularımızı da feda ediyoruz,hevesimizden naşi uykularımızı da feda ediyoruz, başka işlerimizi de feda ediyoruz, onu yapmaya çalışıyoruz.başka işlerimizi de feda ediyoruz, onu yapmaya çalışıyoruz. Kur'an'a gelince sanki o bizim kitabımız değil,Kur'an'a gelince sanki o bizim kitabımız değil, sanki ondan bize fayda yok.sanki ondan bize fayda yok. Gezmeye gelince istediğin kadarGezmeye gelince istediğin kadar saatler feda edilir.saatler feda edilir. Hadi şuraya da, hadi buraya da gidelim derkenHadi şuraya da, hadi buraya da gidelim derken fakat Kur'an'ın başında yarım saat, bir saat oturup da şöylefakat Kur'an'ın başında yarım saat, bir saat oturup da şöyle meşgul olmak işimize gelmiyor. Niçin?meşgul olmak işimize gelmiyor. Niçin? Hayrüküm men teallem.

Hayrüküm men teallem.
Peygamber diyor ki, sizin en hayırlınızPeygamber diyor ki, sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen.Kur'an'ı öğrenen. Demek ki biz insanların hayırlısından değiliz.Demek ki biz insanların hayırlısından değiliz. Hayırlısı olsak Kur'an'ı öğrenmeye çalışacağız.Hayırlısı olsak Kur'an'ı öğrenmeye çalışacağız. İnsan ellisinde de öğrenir, altmışında da öğrenir canım.İnsan ellisinde de öğrenir, altmışında da öğrenir canım. Öğrenilmez bir şey yok ya.Öğrenilmez bir şey yok ya. Sonra bizim sevaba ihtiyacımız var, tabiatta.

Sonra bizim sevaba ihtiyacımız var, tabiatta.
Sevapsız hiçbir şey olmuyor.Sevapsız hiçbir şey olmuyor. Kur'an'daki sevap kadar da hiçbir şey bir sevap olmaz.Kur'an'daki sevap kadar da hiçbir şey bir sevap olmaz. Mesela para kazanırız, kazandığımız paradan biraz hayır vereceğiz.Mesela para kazanırız, kazandığımız paradan biraz hayır vereceğiz. Eh, zor gelse de, ne olsa da veririz amaEh, zor gelse de, ne olsa da veririz ama oradan kazanacağımız sevabın şüpheleri birçok. Neden?oradan kazanacağımız sevabın şüpheleri birçok. Neden? Kazanırken acaba onu helalden kazanabildik mi bir kere?Kazanırken acaba onu helalden kazanabildik mi bir kere? Verirken de has bir niyetle verebildik mi,Verirken de has bir niyetle verebildik mi, yoksa riyakarlık karıştı mı içerisine?yoksa riyakarlık karıştı mı içerisine? Birçok bunun şüpheli tarafları var.Birçok bunun şüpheli tarafları var. Fakat Kur'an'dan kazanacağımız sevabın hiç de öyle değil ki.Fakat Kur'an'dan kazanacağımız sevabın hiç de öyle değil ki. Bak şimdi.Bak şimdi. Yasine gitti aklım.Yasine gitti aklım. Yasini hep okuyorsunuz ya.Yasini hep okuyorsunuz ya. İnnâ cealne fî a’nakihim eğlalen fehiye ile’l-ezkani fehüm muk’mehun. (Yasin Suresi, 8. Ayet)

İnnâ cealne fî a’nakihim eğlalen fehiye ile’l-ezkani fehüm muk’mehun. (Yasin Suresi, 8. Ayet)
Başka başka ayet.

Başka başka ayet.
Bu ayet, nâzil olmasının sebebi Ebu Cehil, lanetullahi aleyh.Bu ayet, nâzil olmasının sebebi Ebu Cehil, lanetullahi aleyh. Peygamberimiz aleyhinde demiş ki:Peygamberimiz aleyhinde demiş ki: “Ben onu Mescid-i Haram'da namaz kılarken görürsem,“Ben onu Mescid-i Haram'da namaz kılarken görürsem, bu taşla başını yaracağım,” demiş.bu taşla başını yaracağım,” demiş. Eline de bir taş almış.

Eline de bir taş almış.
Gitmiş.Gitmiş. Bir de bakmış, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Mescid-i Haram'daBir de bakmış, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Mescid-i Haram'da namaza durur, namaz kılıyor.namaza durur, namaz kılıyor. Geçti, kaldırmış şöyle.Geçti, kaldırmış şöyle. Kaldırmış, atacak.Kaldırmış, atacak. Fakat bu el buraya zincirlenmiş.Fakat bu el buraya zincirlenmiş. Zincirlenmiş, taş da ağzına yapışmış.Zincirlenmiş, taş da ağzına yapışmış. Zorlanmış, morlanmış.Zorlanmış, morlanmış. Bakmış ki ne eli kurtuluyor buradan,Bakmış ki ne eli kurtuluyor buradan, ne de elinden taş düşüyor.ne de elinden taş düşüyor. Gitmiş kaldırmaya, demiş.Gitmiş kaldırmaya, demiş. Elinden taşı da zorla çıkartıp almışlar artık.Elinden taşı da zorla çıkartıp almışlar artık. Yani taş zorla alınmış.Yani taş zorla alınmış. Kudret-i İlahiye'ye bak.Kudret-i İlahiye'ye bak. Peygamber bir şey yapmadı ona.Peygamber bir şey yapmadı ona. Bir şey de demedi.Bir şey de demedi. Fakat Allah biliyor ahvali, harekatı.Fakat Allah biliyor ahvali, harekatı. Bunun ne gayeden gittiğini bildiği içinBunun ne gayeden gittiğini bildiği için onun ellerini orada yakaladı, durdu meleklerine.onun ellerini orada yakaladı, durdu meleklerine. İnnâ cealne fî a’nakihim eğlalen.

İnnâ cealne fî a’nakihim eğlalen.
Zincirler.Zincirler. Ortada zincir yok.Ortada zincir yok. Görünen bir zincir yok.Görünen bir zincir yok. Yok ama o oraya kilitlendi.Yok ama o oraya kilitlendi. Zincirle bağlanmış gibi kımıldamıyor ora.Zincirle bağlanmış gibi kımıldamıyor ora. Doktor olsa orada senin bileklerin kireçlenmiştir.Doktor olsa orada senin bileklerin kireçlenmiştir. Oynayamıyor artık.Oynayamıyor artık. Hemen o dakikada mı oldu bu kireçleme?Hemen o dakikada mı oldu bu kireçleme? Gitmiş. Demiş ki: “Vaziyet bu keyfiyette oldu.”Gitmiş. Demiş ki: “Vaziyet bu keyfiyette oldu.” Allah iman nasip etmeyince olmuyor.

Allah iman nasip etmeyince olmuyor.
Bu mucizeleri gördükleri halde bileBu mucizeleri gördükleri halde bile iman edemediler yani.iman edemediler yani. Öteden birisi demiş ki: “Sen yapamadın mı, korktun mu?Öteden birisi demiş ki: “Sen yapamadın mı, korktun mu? Korktun yapamadın da böyle bahane ediyorsun.Korktun yapamadın da böyle bahane ediyorsun. Bak ben nasıl yapıyorum,” demiş.Bak ben nasıl yapıyorum,” demiş. Gitmiş. Biri daha haram tarafa giderkenGitmiş. Biri daha haram tarafa giderken bu sefer de Cenab-ı Hak onun gözlerini almış.bu sefer de Cenab-ı Hak onun gözlerini almış. Kör olmuş orada.Kör olmuş orada. Şimdi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namazda okuyor.Şimdi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namazda okuyor. Namaz kılıyor, okuyor.Namaz kılıyor, okuyor. Okurken sesini duyuyor ama kendisini görmüyor.Okurken sesini duyuyor ama kendisini görmüyor. Taşı atacak, atacağı yeri bilmiyor.Taşı atacak, atacağı yeri bilmiyor. Kör oldu. Gitti dedi ki:Kör oldu. Gitti dedi ki: “Ya bende böyle oldu. Kör oldum.”“Ya bende böyle oldu. Kör oldum.” Allah, bu büyük bir mucizede değil mi?

Allah, bu büyük bir mucizede değil mi?
Görünce bunu tövbe etmek lazım değil mi?Görünce bunu tövbe etmek lazım değil mi? İstiğfar tutun.İstiğfar tutun. Demek ki ezelde nasipleri yok bunların.Demek ki ezelde nasipleri yok bunların. Ezelde nasipleri olmadığı içinEzelde nasipleri olmadığı için hüm lâ yu'minûn.hüm lâ yu'minûn. Edemezler.Edemezler. Mucize göstermişsin, keramet göstermişsin.Mucize göstermişsin, keramet göstermişsin. Ne gösterirsen göster.Ne gösterirsen göster. İman nasip olmadıktan sonra iman edemezler.İman nasip olmadıktan sonra iman edemezler. Elhamdülillah Cenab-ı Hak bize o imanı nasip etmiş de bugün.Elhamdülillah Cenab-ı Hak bize o imanı nasip etmiş de bugün. Nasip etmiş de bu imanın şeysi olan kitabımızıNasip etmiş de bu imanın şeysi olan kitabımızı okumak elimizden gelmiyor.okumak elimizden gelmiyor. Bu bizim için çok acı.Bu bizim için çok acı. Bunun için herkes elinden geldiği kadar.Bunun için herkes elinden geldiği kadar. Hem kendisi öğrenmeye çalışmalı,Hem kendisi öğrenmeye çalışmalı, hem çoluğuna çocuğuna da öğretmeye çalışmalı.hem çoluğuna çocuğuna da öğretmeye çalışmalı. Ondan daha hayırlı bir şey yok.Ondan daha hayırlı bir şey yok. En hayırlı şey Kur'an'ı öğrenmekEn hayırlı şey Kur'an'ı öğrenmek ve bilmeyenlere öğretmeye çalışmak.ve bilmeyenlere öğretmeye çalışmak. Hem öğreneceksin, sonra da öğretmeye de çalışacaksın.Hem öğreneceksin, sonra da öğretmeye de çalışacaksın. Men karae harfen min kitabillah.

Men karae harfen min kitabillah.
Harf tek bir.Harf tek bir. Mesela e.Mesela e. Bir harf gibi.Bir harf gibi. Be, bir harf ile.Be, bir harf ile. O bir harfi kim okursa, felehu bihi hasenetün.O bir harfi kim okursa, felehu bihi hasenetün. O bir harften dolayı ona bir hasene vardır.O bir harften dolayı ona bir hasene vardır. Ve’l hasenetü bi aşri emsaliha.Ve’l hasenetü bi aşri emsaliha. Hasenede bir ama, bire karşı Allah ne veriyor?Hasenede bir ama, bire karşı Allah ne veriyor? On. Bir sevabı on oluyor.On. Bir sevabı on oluyor. Demek ki bir “e” demesiyle on sevabı kazanıyor.Demek ki bir “e” demesiyle on sevabı kazanıyor. La ekulü elif la mim harfun.

La ekulü elif la mim harfun.
Ben demem ki, Elif, lam, mim bir harftir.Ben demem ki, Elif, lam, mim bir harftir. Bir kelimenin harfidir, demem. Öyle değil.Bir kelimenin harfidir, demem. Öyle değil. Velakin elifün harfün, lamün harfün,Velakin elifün harfün, lamün harfün, mimün harfün.mimün harfün. Yani elif, nasıl başlıklı elif, bir harftir.Yani elif, nasıl başlıklı elif, bir harftir. Lamı da bir harftir, mimi de bir harftir.Lamı da bir harftir, mimi de bir harftir. Oldu, üç.Oldu, üç. Ne sevap onlardan?Ne sevap onlardan? Otuz sevap oluyor bir elif, lam, min demesiyle.Otuz sevap oluyor bir elif, lam, min demesiyle. İnsan bu kadar kısa zamanda,İnsan bu kadar kısa zamanda, bu kadar sevabı sana kazandıranbu kadar sevabı sana kazandıran bir kitabı okuduğun halde okumamaklık,bir kitabı okuduğun halde okumamaklık, bildiğin halde onu unutmaklık,bildiğin halde onu unutmaklık, onun üzerine durmamaklık kadaronun üzerine durmamaklık kadar acı bir şey var mıdır acaba?acı bir şey var mıdır acaba? Kesesinden insan beş kuruş düşürürse,Kesesinden insan beş kuruş düşürürse, hele beş lira düşürürse,hele beş lira düşürürse, uyku girmiyor gözüne.uyku girmiyor gözüne. Hele beş yüz liralık düşürürse.Hele beş yüz liralık düşürürse. Fakat Kur'an'ı bugün okuyamadım diyerektenFakat Kur'an'ı bugün okuyamadım diyerekten hiç üzüntü duymayanlara ne demek lazım bilmem?hiç üzüntü duymayanlara ne demek lazım bilmem? Allah kusurumuzu affetsin.Allah kusurumuzu affetsin. Bak şimdi bir ikincisinin daha.

Bak şimdi bir ikincisinin daha.
Bunlar nimet-i uzvadır.Bunlar nimet-i uzvadır. Bu nimet-i uzvaların kadrini bilmek lazım.Bu nimet-i uzvaların kadrini bilmek lazım. Bize Allah celle ve alâ,Bize Allah celle ve alâ, çok şükür bu İslam nimetini vermiş.çok şükür bu İslam nimetini vermiş. Namazımızı kılmazsak, orucumuzu tutmazsak,Namazımızı kılmazsak, orucumuzu tutmazsak, Kur'an'ımızı da okumazsak neyle ispat edeceğiz biz Müslüman olduğumuzu?Kur'an'ımızı da okumazsak neyle ispat edeceğiz biz Müslüman olduğumuzu? Sana bunları kılmakla büyük büyük sevaplara,Sana bunları kılmakla büyük büyük sevaplara, büyük büyük devletlere nâil oluruz.büyük büyük devletlere nâil oluruz. Allah celle ve alâ içimize inşirah verir,Allah celle ve alâ içimize inşirah verir, gönlümüze genişlik verir,gönlümüze genişlik verir, gözlerimize nur verir, yüzlerimize nur verir,gözlerimize nur verir, yüzlerimize nur verir, vücudumuza da kuvvet verir.vücudumuza da kuvvet verir. Ne sayesinde? Dinimizin sayesinde.Ne sayesinde? Dinimizin sayesinde. Dinimize sahip olduğumuz müddetçe bu böyledir.Dinimize sahip olduğumuz müddetçe bu böyledir. Hz. Ebu Hureyre naklediyor:

Hz. Ebu Hureyre naklediyor:
Enne Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem kal’:

Enne Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem kal’:
Mectema'a kavmün fî beytin min büyûtillâh.Mectema'a kavmün fî beytin min büyûtillâh. Allah'ın celle ve alâ’nın evlerinden bir evde.Allah'ın celle ve alâ’nın evlerinden bir evde. Bu camiler de Allah Teala'nın evleri diyerek kabul edilirler.Bu camiler de Allah Teala'nın evleri diyerek kabul edilirler. Böyle bir kavim toplanmış orada.Böyle bir kavim toplanmış orada. Niçin? Yetlûne kitâballâh.Niçin? Yetlûne kitâballâh. Allah'ın celle ve alâ'nın kitabını okuyorlar.Allah'ın celle ve alâ'nın kitabını okuyorlar. Kur'an okuyorlar.Kur'an okuyorlar. Mesela cüz dağıttılar sizlere, okudunuz mu cüzleri?Mesela cüz dağıttılar sizlere, okudunuz mu cüzleri? Yetederasunehu.Yetederasunehu. Aralarında bir de ders yapıyorlar.Aralarında bir de ders yapıyorlar. Manalarını öğrenmeye çalışıyorlar.Manalarını öğrenmeye çalışıyorlar. O daimi öğrenmeye çalışıyorlar, güzel güzel.O daimi öğrenmeye çalışıyorlar, güzel güzel. Beynehum, aralarında.Beynehum, aralarında. Okuyup, öğrenmek zorunda.Okuyup, öğrenmek zorunda. Bu böyle olunca, illâ nezelet aleyhimü’s-sekineh.Bu böyle olunca, illâ nezelet aleyhimü’s-sekineh. Allah'ın celle ve alâ tarafından, onların üzerineAllah'ın celle ve alâ tarafından, onların üzerine sekine nazil olur.sekine nazil olur. Sekine indiriyor.Sekine indiriyor. İkincisi, ve ğaşiyethümü’r-rahmetu.

İkincisi, ve ğaşiyethümü’r-rahmetu.
Rahmet-i İlahiyye, onları ğaşyeder.Rahmet-i İlahiyye, onları ğaşyeder. Ğaşyetmek, hop böyle hani suyun içine girdiği vakitteĞaşyetmek, hop böyle hani suyun içine girdiği vakitte bir insanın her tarafını nasıl kaplıyor.bir insanın her tarafını nasıl kaplıyor. Bir havuza daldığın vakitte, denize daldığın vakitteBir havuza daldığın vakitte, denize daldığın vakitte veya hangisi her tarafını nasıl kaplıyor,veya hangisi her tarafını nasıl kaplıyor, Rahmet-i İlahi dee böyle her tarafımızı kaplar, bizim.Rahmet-i İlahi dee böyle her tarafımızı kaplar, bizim. Başımızdan ta tırnağımıza kadar.Başımızdan ta tırnağımıza kadar. Her tarafımız Rahmet-i İlahiye'ye gömülür böyle.Her tarafımız Rahmet-i İlahiye'ye gömülür böyle. Ne sebep ile?Ne sebep ile? O Kur'an-ı Azimuşşan'ı okumamızdan dolayı.O Kur'an-ı Azimuşşan'ı okumamızdan dolayı. Daha, ve haffethümü’l melaike.

Daha, ve haffethümü’l melaike.
Melekleri de var ya.Melekleri de var ya. O melekler de bizi ne yapar?O melekler de bizi ne yapar? Ziynetlendirir.Ziynetlendirir. Etrafı dolaşırlar.Etrafı dolaşırlar. Etrafımızı dolaşırlar.Etrafımızı dolaşırlar. Bize ziynet verirler.Bize ziynet verirler. Ne sebebiyle?Ne sebebiyle? Bu Allah celle ve alânın kitabınınBu Allah celle ve alânın kitabının nuru onlara da erişiyor.nuru onlara da erişiyor. Koku oluyorlar. O okumadan bir koku hasıl oluyor.Koku oluyorlar. O okumadan bir koku hasıl oluyor. O kokuyla buluyorlar meleklerO kokuyla buluyorlar melekler Kur'an'ın okunduğu yeri.Kur'an'ın okunduğu yeri. O kokularla cezbediyor onları.O kokularla cezbediyor onları. Nasıl arı çiçekteki balı nasıl biliyor,Nasıl arı çiçekteki balı nasıl biliyor, böyle haber veriyor etrafına,böyle haber veriyor etrafına, ben burada bal buldum diye bir sürü arı oraya toplanıveriyorlar.ben burada bal buldum diye bir sürü arı oraya toplanıveriyorlar. İşte melekler de böyle o kokuyu buldular mıİşte melekler de böyle o kokuyu buldular mı birbirlerine haberdar eder,birbirlerine haberdar eder, hep bütün melekler oraya toplanıverirler.hep bütün melekler oraya toplanıverirler. Ne yaparlar? Etrafımızı bizi ziyaret ederler.Ne yaparlar? Etrafımızı bizi ziyaret ederler. Orada nur fışkırıyor çünkü.Orada nur fışkırıyor çünkü. Nur fışkırdığı yer.Nur fışkırdığı yer. Rahmet-i İlahi'yi iade etmiş.Rahmet-i İlahi'yi iade etmiş. Ve haffethümü’l melaikeVe haffethümü’l melaike ve zekerahümüllâhu fîmen indeh.ve zekerahümüllâhu fîmen indeh. Cenab-ı Hakk'ın meleklerine diyor ki:Cenab-ı Hakk'ın meleklerine diyor ki: “Şu kula bakın, şu İskender Paşa Camisi'ne gidip de kullarıma bakın.

“Şu kula bakın, şu İskender Paşa Camisi'ne gidip de kullarıma bakın.
Oturmuşlar orada, Allah'ın Kur'an'ını okuyorlar.Oturmuşlar orada, Allah'ın Kur'an'ını okuyorlar. Şimdi de dinliyorlar.Şimdi de dinliyorlar. Okudular, şimdi de dinliyorlar.Okudular, şimdi de dinliyorlar. Siz beğenmiyordunuz onları.Siz beğenmiyordunuz onları. Bakın şu benim kullarıma melek hepsi, adeta.”Bakın şu benim kullarıma melek hepsi, adeta.” Onun için Cenab-ı Hakk cümlemizi musibetten ikaz buyursun da,Onun için Cenab-ı Hakk cümlemizi musibetten ikaz buyursun da, kitabını okuyan, onun mucibiyle amel etmeye çalışankitabını okuyan, onun mucibiyle amel etmeye çalışan kullarından eylesin sizi de bizi de.kullarından eylesin sizi de bizi de. Fekad merra sallâllâhu aleyhi ve sellem

Fekad merra sallâllâhu aleyhi ve sellem
bi halketi min ashâbih.bi halketi min ashâbih. Ashablarından böyle bir zümre, bir grup,Ashablarından böyle bir zümre, bir grup, cemaat oturmuşlar.cemaat oturmuşlar. Rasulullah sallalahu aleyhi ve sellem de onların yanına uğradı,Rasulullah sallalahu aleyhi ve sellem de onların yanına uğradı, böyle geçti yahut nasılsa.böyle geçti yahut nasılsa. “Fekal’: mâ eclesekum?

“Fekal’: mâ eclesekum?
Neden burada oturuyorsunuz,Neden burada oturuyorsunuz, ne sebeple oturuyorsunuz,ne sebeple oturuyorsunuz, toplanışınızın sebebi nedir?” diye sordu.toplanışınızın sebebi nedir?” diye sordu. Dediler ki, kalû:Dediler ki, kalû: “Celesnâ nezkurallahe ve nahmeduhu alâ me hedanâ mine’l-İslam.

“Celesnâ nezkurallahe ve nahmeduhu alâ me hedanâ mine’l-İslam.
Ya Rasûlâllah, biz burada toplandık ki,Ya Rasûlâllah, biz burada toplandık ki, Allah Teala'yı zikredelimAllah Teala'yı zikredelim ve O'nun bize İslamiyet gibi bir nimeti bizeve O'nun bize İslamiyet gibi bir nimeti bize nasip ettiğinden dolayı, hidayetinden dolayınasip ettiğinden dolayı, hidayetinden dolayı O'na hamd edelim.O'na hamd edelim. Ve bize envai çeşit ihsanlar var.Ve bize envai çeşit ihsanlar var. O ihsanlarından dolayıO ihsanlarından dolayı O'na hamd etmek üzere, O'na zikretmek üzere toplandık,” dediler.O'na hamd etmek üzere, O'na zikretmek üzere toplandık,” dediler. Buyurdu ki, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:Buyurdu ki, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “Etani Cibril, Hz. Cebrail geldi.

“Etani Cibril, Hz. Cebrail geldi.
Fekalâ etâne Cibril feahberenî ennellâhe azze ve celleFekalâ etâne Cibril feahberenî ennellâhe azze ve celle yubâhî bikumu’l-melâike.yubâhî bikumu’l-melâike. Şimdi bana Cebrail geldi, haber verdi ki,Şimdi bana Cebrail geldi, haber verdi ki, sizin bu toplanmanız dolayısıylasizin bu toplanmanız dolayısıyla Hz. Allahu celle ve alâ meleklerine bile övünüyor.Hz. Allahu celle ve alâ meleklerine bile övünüyor. Çünkü melek, malum ya, kalp bulunduğu üzereÇünkü melek, malum ya, kalp bulunduğu üzere günah bilmezler.günah bilmezler. Ve yef'alûne mâ yumarûn. (Nahl Suresi, 50. Ayet)

Ve yef'alûne mâ yumarûn. (Nahl Suresi, 50. Ayet)
Neyle emrolunmuşlar, onu yaparlar, günah bilmezler.

Neyle emrolunmuşlar, onu yaparlar, günah bilmezler.
Çünkü günah damarı yok onlarda.Çünkü günah damarı yok onlarda. Kalpleri temiz, nurdan yaratırlar.Kalpleri temiz, nurdan yaratırlar. Bizim hep karışık.Bizim hep karışık. Toprak var, su var, ateş var, hava var.Toprak var, su var, ateş var, hava var. Çeşitli şeylerden biriktiririz.Çeşitli şeylerden biriktiririz. Binaenaleyh, bazı insan mesela şehveti galip olur.Binaenaleyh, bazı insan mesela şehveti galip olur. Bazısının gadabı galip olur.Bazısının gadabı galip olur. Bazısının çenesi galip olur.Bazısının çenesi galip olur. O galebe çalaraktanO galebe çalaraktan onları galebe çalaraktan Hakk'ın yolunda durabilmekonları galebe çalaraktan Hakk'ın yolunda durabilmek elbette bir mümtazlık, bir hüner.elbette bir mümtazlık, bir hüner. Onun için Cenab-ı Hak meleklerine diyor ki, işte bakın, görün şu benim kullarımı.Onun için Cenab-ı Hak meleklerine diyor ki, işte bakın, görün şu benim kullarımı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir gün

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir gün
Ashab-ı Kiram'ın üzerine çıka gelmişler.Ashab-ı Kiram'ın üzerine çıka gelmişler. Ashab-ı Kiram'da suffa dedikleri,Ashab-ı Kiram'da suffa dedikleri, Ashab-ı Suffe’nin oturdukları yerde oturuyorlarmış.Ashab-ı Suffe’nin oturdukları yerde oturuyorlarmış. Buyurmuşlardı ki:Buyurmuşlardı ki: Eyyüküm yühibbü en yeğduve külle yevmin ila buthane

Eyyüküm yühibbü en yeğduve külle yevmin ila buthane
ev ile’l akiki fe ye’tiyeev ile’l akiki fe ye’tiye minhü binekateyni kevmâveyni,minhü binekateyni kevmâveyni, fi ğayri ismin velâ kat’i rahim.fi ğayri ismin velâ kat’i rahim. Sizden kim ister ki Mutham denilen bir mevkiyeSizden kim ister ki Mutham denilen bir mevkiye gitsin yahut Akik denilen bir mevkiye gitsingitsin yahut Akik denilen bir mevkiye gitsin oradan iki tane deveoradan iki tane deve alsın gelsin ama çalmamak,alsın gelsin ama çalmamak, günaha girmemek şartıyla.günaha girmemek şartıyla. Yem etmemek şartıyla.Yem etmemek şartıyla. Dediler ki, evet böyle bedavadan iki tane deveye sahip olmak,Dediler ki, evet böyle bedavadan iki tane deveye sahip olmak, nail olmak olmak hepimizin istediği bir şeydir.nail olmak olmak hepimizin istediği bir şeydir. Hepimiz isteriz.Hepimiz isteriz. Nuhibbu za’lik.Nuhibbu za’lik. Buyurdular ki: efela yeğdu’ ehadüküm ile’l-mescidi.

Buyurdular ki: efela yeğdu’ ehadüküm ile’l-mescidi.
Şimdi sabahleyin bir mescide gitsenize, feyalemu.Şimdi sabahleyin bir mescide gitsenize, feyalemu. burada öğrense.burada öğrense. Öğrenecek yer, mektep, medrese, cami, neresi olursa.Öğrenecek yer, mektep, medrese, cami, neresi olursa. Yetealleme, teallüm ediyor orada.Yetealleme, teallüm ediyor orada. Yahut, ve yekra’e ayeteyni min kitabillahi azze ve celle.Yahut, ve yekra’e ayeteyni min kitabillahi azze ve celle. İki ayet.İki ayet. Mesela, kul hüvallahu ehad, Allahu’s-samed.Mesela, kul hüvallahu ehad, Allahu’s-samed. Bu iki ayettir işte.Bu iki ayettir işte. Birisi kul huvallahu ehad, birisi Allahu’s-samed.Birisi kul huvallahu ehad, birisi Allahu’s-samed. Şu iki ayeti öğrenmek, başkaları da var.Şu iki ayeti öğrenmek, başkaları da var. Öğrenmek. Vahut şunu okumak.Öğrenmek. Vahut şunu okumak. İki ayeti okumak.İki ayeti okumak. Hayrun lehu min nekateyn,Hayrun lehu min nekateyn, Hayrun lehu min nekateyn.Hayrun lehu min nekateyn. Onun için bu hayırlıdır.Onun için bu hayırlıdır. İki lira, bugün beşer bin liradan on bin lira eder belki.

İki lira, bugün beşer bin liradan on bin lira eder belki.
On bin liradan hayırlıdır iki ayetin öğrenilip okunması.On bin liradan hayırlıdır iki ayetin öğrenilip okunması. Ve selasin ve erbaun hayrun lehu min erbain.Ve selasin ve erbaun hayrun lehu min erbain. Mesela okuduğun iki ayetse,Mesela okuduğun iki ayetse, iki deveden üç ayetse, üç deveden dört ayetse, dört devedeniki deveden üç ayetse, üç deveden dört ayetse, dört deveden yüz ayet okuduysan, mesela Yasin seksen ayettir.yüz ayet okuduysan, mesela Yasin seksen ayettir. Seksen ayet.Seksen ayet. Seksen tane deveden senin için hayırlıdır.Seksen tane deveden senin için hayırlıdır. Seksen deve, binerlerden seksen bin lira yapar zaten.Seksen deve, binerlerden seksen bin lira yapar zaten. Yüz bin lira kazanmaktan, çünkü yüz bin lira mirasa kalacak.Yüz bin lira kazanmaktan, çünkü yüz bin lira mirasa kalacak. Yüz bin lira burada kalacak.Yüz bin lira burada kalacak. Ama okuduğun ayet seninle beraber mezarına girecek.Ama okuduğun ayet seninle beraber mezarına girecek. Seninle beraber ahiretine gidecek.Seninle beraber ahiretine gidecek. Seninle beraber mizanına konacak.Seninle beraber mizanına konacak. Binaenaleyh senin için mizanına konan mı hayırlıdır,Binaenaleyh senin için mizanına konan mı hayırlıdır, yoksa burada mirasçılarına bıraktığın mı hayırlıdır?yoksa burada mirasçılarına bıraktığın mı hayırlıdır? Bütün mirasçılarından bir şey bırakırsın amaBütün mirasçılarından bir şey bırakırsın ama evvela insanın kendi canı lazım.evvela insanın kendi canı lazım. Buthan dediği, Medine-i Münevvere'ye yakın bir yer.

Buthan dediği, Medine-i Münevvere'ye yakın bir yer.
Tevba dediği de, güzel, hörgüçlü bir deve.Tevba dediği de, güzel, hörgüçlü bir deve. Yine bakın, buyuruyor ki, Ebu Hüreyre radiyallahu anh’tan:Yine bakın, buyuruyor ki, Ebu Hüreyre radiyallahu anh’tan: Men’istema ila âyetin min kitabillah.

Men’istema ila âyetin min kitabillah.
Dinliyor bu da, dinleyici.Dinliyor bu da, dinleyici. Okunan bir Kur'an'ı dinlemek suretiyle.Okunan bir Kur'an'ı dinlemek suretiyle. Kutibet lehu hasenetun mudaafetun.Kutibet lehu hasenetun mudaafetun. Buna katlanan, böyle katlanarakBuna katlanan, böyle katlanarak artırılan bir hasene yazılır buna.artırılan bir hasene yazılır buna. Bu Kur'an-ı Azimuşşan'ı dinlediğinden.Bu Kur'an-ı Azimuşşan'ı dinlediğinden. Ve men telaha, bir de okursa kendisi bunu,Ve men telaha, bir de okursa kendisi bunu, Kânet lehû nûran yevme’l-kıyameh.Kânet lehû nûran yevme’l-kıyameh. Kıyamet günü de onun için nur olur.Kıyamet günü de onun için nur olur. Ahiretin nuru, buradan götürdüğümüz nurlar olacak.Ahiretin nuru, buradan götürdüğümüz nurlar olacak. Yevme tera’l mü'minîne ve’l-mü’minâti yes'â nûruhum beyne eydihim

Yevme tera’l mü'minîne ve’l-mü’minâti yes'â nûruhum beyne eydihim
ve bi-eymânihim. (Hadid Suresi, 12. Ayet)ve bi-eymânihim. (Hadid Suresi, 12. Ayet) O gün gelecek ki kıyamaet günü.

O gün gelecek ki kıyamaet günü.
Sen müminleri görürsün ki o gün yes'â.Sen müminleri görürsün ki o gün yes'â. İnnahu huve't-tevvâbu'r-rahîm.

İnnahu huve't-tevvâbu'r-rahîm.
Tevbete abdun zâlimin lî nefsihî.Tevbete abdun zâlimin lî nefsihî. Lâ yemliku lî nefsihî mevten ve lâ hayâten ve lâ nuşûra.Lâ yemliku lî nefsihî mevten ve lâ hayâten ve lâ nuşûra. Allahümme ente Rabbi.Allahümme ente Rabbi. Lâ İlâhe illâ ente halaktinî.Lâ İlâhe illâ ente halaktinî. Ve enâ abduke ve enâ alâ ahdike.Ve enâ abduke ve enâ alâ ahdike. Bu nefhalardan istifade edersiniz.Bu nefhalardan istifade edersiniz. Fakat bu nefhalar kutibe fi kulubil müteyakkızaFakat bu nefhalar kutibe fi kulubil müteyakkıza ancak uyanık kalplere değer.ancak uyanık kalplere değer. Bu nefhalar ancak uyanık kalplere değer.Bu nefhalar ancak uyanık kalplere değer. Uykudaki kalpler,Uykudaki kalpler, dünya hevesleriyle dolu kalplerdünya hevesleriyle dolu kalpler bu nefhalardan istifade edemez.bu nefhalardan istifade edemez. Onun için insana en lazım olan şey,Onun için insana en lazım olan şey, uyanık olmaya kendini alıştırmalıdır.uyanık olmaya kendini alıştırmalıdır. Bu uyanıklık, gözlerin uyanıklığı değil,Bu uyanıklık, gözlerin uyanıklığı değil, gönüllerin uyanıklığıdır.gönüllerin uyanıklığıdır. Gözleri açık ne uykuda insanlar vardır kiGözleri açık ne uykuda insanlar vardır ki keşke onlar uyusalar daha iyi olur.keşke onlar uyusalar daha iyi olur. Hiç olmazsa günahlardan kurtulurlar.Hiç olmazsa günahlardan kurtulurlar. Gözleri açıktır.Gözleri açıktır. Uyusalar daha iyidir.Uyusalar daha iyidir. Günahlardan kurtulurlar.Günahlardan kurtulurlar. Halbuki asıl uyanıklık denilen şeyHalbuki asıl uyanıklık denilen şey göz uyusun varsın, gönlün uyanıklığıdır.göz uyusun varsın, gönlün uyanıklığıdır. Gönül uyanık olmalıdır.Gönül uyanık olmalıdır. İşte o gönül uyanık olan o gönüllereİşte o gönül uyanık olan o gönüllere isabet eder bu Cenab-ı Hakk'ın nefhaları.isabet eder bu Cenab-ı Hakk'ın nefhaları. Onun için insanın en dikkat edileceği şey gönüllerinedir.Onun için insanın en dikkat edileceği şey gönüllerinedir. Diğer bir hadiste.Diğer bir hadiste. Ben sizin hiçbir tarafınıza bakmam.

Ben sizin hiçbir tarafınıza bakmam.
Ne boynunuza, ne postunuza.Ne boynunuza, ne postunuza. Ne varlığınıza, ne zenginliğinize,Ne varlığınıza, ne zenginliğinize, ne güzelliğinize hiç nezaretim yok.ne güzelliğinize hiç nezaretim yok. Bunlar zaten yaradan benim ya sizin.Bunlar zaten yaradan benim ya sizin. O endamı, o sağlığı, o güzelliği,O endamı, o sağlığı, o güzelliği, o varlığı veren hepsi benim.o varlığı veren hepsi benim. Ben verdim bunları size.Ben verdim bunları size. Fakat ben bunların hiçbirisine iltifat etmem.Fakat ben bunların hiçbirisine iltifat etmem. Baktığım şey sizin gönlünüzdür.Baktığım şey sizin gönlünüzdür. Bakarım günde her zaman aran gönlünüz benim gözümün önünden.Bakarım günde her zaman aran gönlünüz benim gözümün önünden. O gönlünüze bakarım, gönlünüz benimle meşgul mü değil mi?O gönlünüze bakarım, gönlünüz benimle meşgul mü değil mi? Gönlünüz benimle meşgul mü değil mi?Gönlünüz benimle meşgul mü değil mi? Gönlünüz neyle meşgul?Gönlünüz neyle meşgul? Dünya işlerine mi meşgul?Dünya işlerine mi meşgul? Havai heveslerinizle mi meşgul?Havai heveslerinizle mi meşgul? Günahlarla mı meşgul?Günahlarla mı meşgul? Neyle meşgulse, ben oraya baktığım vakitteNeyle meşgulse, ben oraya baktığım vakitte tabi orasını benimle meşgul görürsemtabi orasını benimle meşgul görürsem ne mutlu o kuluma.ne mutlu o kuluma. Eğer oraya baktığım vakitte o gönlün sahibi dünyayla meşgul,Eğer oraya baktığım vakitte o gönlün sahibi dünyayla meşgul, günahlarla meşgul, fenalıklarla meşgulsegünahlarla meşgul, fenalıklarla meşgulse ne yazık o gönlün sahibine.ne yazık o gönlün sahibine. Bunun için insan en çok dikkat edebileceği şeyBunun için insan en çok dikkat edebileceği şey gönlüdür.gönlüdür. Onun için Nakşibend Mehmet Bahaddin Hazretleri de nasıl yapmış?Onun için Nakşibend Mehmet Bahaddin Hazretleri de nasıl yapmış? Mesela, o zamana kadar herkes Allah, Allah, Allah diye zikrediyormuş.

Mesela, o zamana kadar herkes Allah, Allah, Allah diye zikrediyormuş.
La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diye zikrediyormuş.La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diye zikrediyormuş. Demiş ki yok, bundan sonra bu olmaz galiba.Demiş ki yok, bundan sonra bu olmaz galiba. Ya gönlünüzle yapacaksınız.Ya gönlünüzle yapacaksınız. Dillerinizi kapayın.Dillerinizi kapayın. Dillerin zamanı geçti artık.Dillerin zamanı geçti artık. Dillerinizi kapayın.Dillerinizi kapayın. Eee? Gözlerinizi de kapayın.Eee? Gözlerinizi de kapayın. Gönüllerinizle Allah deyin.Gönüllerinizle Allah deyin. Çünkü Allah'a gönüllere bakıyor.Çünkü Allah'a gönüllere bakıyor. Sonra diller malum çürüyecek.Sonra diller malum çürüyecek. Gözler çürüyecek.Gözler çürüyecek. Eller çürüyecek.Eller çürüyecek. Gönül çürümez.Gönül çürümez. Gönüle çürüklük yok.Gönüle çürüklük yok. Her ağızda çürüyecek.Her ağızda çürüyecek. Mesela bir gündüz sonra mezara baksak,Mesela bir gündüz sonra mezara baksak, en sevdiklerimiz bakılmaz bir hale gelmiştir.en sevdiklerimiz bakılmaz bir hale gelmiştir. Ama gönüllere, gönüllere bir şey olmaz.Ama gönüllere, gönüllere bir şey olmaz. Binaenaleyh gönülü imar etmek,Binaenaleyh gönülü imar etmek, bedenleri imar etmekten daha güzeldir.bedenleri imar etmekten daha güzeldir. Onun için ahirette de:Onun için ahirette de: İlla men etâllahe bi kalbin selîmin. (Şuarâ Suresi, 89. Ayet)

İlla men etâllahe bi kalbin selîmin. (Şuarâ Suresi, 89. Ayet)
Ahirette de:

Ahirette de:
Lâ yenfeu mâlûn velâ benûn. (Şuara Suresi, 88. Ayet)

Lâ yenfeu mâlûn velâ benûn. (Şuara Suresi, 88. Ayet)
Lâ yenfeu, fayda vermez.

Lâ yenfeu, fayda vermez.
Mâlûn, kazandığın sürülerle paralar.Mâlûn, kazandığın sürülerle paralar. Velâ benûn, bir sürü evlatlar, torunlar, sürülerle.Velâ benûn, bir sürü evlatlar, torunlar, sürülerle. Lâ yenfau, hiç fayda vermez.Lâ yenfau, hiç fayda vermez. İlla men etâllahe bi kalbin selîmin.İlla men etâllahe bi kalbin selîmin. Bu varlıkların içerisine kim kalb-i selimle Hazreti Allâh'a gidebilirse,Bu varlıkların içerisine kim kalb-i selimle Hazreti Allâh'a gidebilirse, o gün, işte o kazandı.o gün, işte o kazandı. Onun için dünyadayken o kalb-i selimi kazanmanın çaresi.Onun için dünyadayken o kalb-i selimi kazanmanın çaresi. Kalb-i selim ne?

Kalb-i selim ne?
Kötü huylardan, kötü huylardanKötü huylardan, kötü huylardan kalbini pak etmiş.kalbini pak etmiş. Fesad yok, kibir yok, buğz yok,Fesad yok, kibir yok, buğz yok, bahillik yok, riyakarlık yok.bahillik yok, riyakarlık yok. Böyle çirkin huylardan kendisini kurtarabilmiş,Böyle çirkin huylardan kendisini kurtarabilmiş, herkese karşı şefkatli,herkese karşı şefkatli, herkese karşı muhabbetli, herkese karşı sevimli,herkese karşı muhabbetli, herkese karşı sevimli, hürmetkar, saygılı olan insanlarınhürmetkar, saygılı olan insanların kalpleridir ki, bakın şimdi burada geliyor.kalpleridir ki, bakın şimdi burada geliyor. Estauzubillah.

Estauzubillah.
İnnallâhe azze ve celle.İnnallâhe azze ve celle. Hazreti Allah celle ve alâ.Hazreti Allah celle ve alâ. Yenzûru bil-eshâr ilâ kulûbil-muteyyekkizin.Yenzûru bil-eshâr ilâ kulûbil-muteyyekkizin. Sabahleyin, seher vakti.Sabahleyin, seher vakti. Şimdi Ramazanda hep kalkacağız inşallah.Şimdi Ramazanda hep kalkacağız inşallah. O seher vakti Cenab-ı Hak diyor ki, yenzuru,O seher vakti Cenab-ı Hak diyor ki, yenzuru, bak her zaman bakıyor ya, bak o seher vakti.bak her zaman bakıyor ya, bak o seher vakti. Yenzuru bi’l-eshar.Yenzuru bi’l-eshar. O seher vaktine bakar.O seher vaktine bakar. İlâ kulubi’l müteyekkizin.İlâ kulubi’l müteyekkizin. Uyanık olan kalplere.Uyanık olan kalplere. Kimler, kimlerin kalpleri uyanıksa, biz kalkıyoruz amaKimler, kimlerin kalpleri uyanıksa, biz kalkıyoruz ama hep yine kalplerimiz uykuda,hep yine kalplerimiz uykuda, ha şunu da yapalım,ha şunu da yapalım, ha bunu da yapalım, yetiştirelim, edelim diyeha bunu da yapalım, yetiştirelim, edelim diye yemek telaşeleri, şu telaşe, bu telaşe,yemek telaşeleri, şu telaşe, bu telaşe, bu seher vaktilerden gidiveriyor.bu seher vaktilerden gidiveriyor. Halbuki öyle değil.Halbuki öyle değil. Bakar da, feyemleuhe envâran.Bakar da, feyemleuhe envâran. Bu gönülleri nur ile doldurur.Bu gönülleri nur ile doldurur. Hangi gönüller?Hangi gönüller? Uyanık olan gönüller.Uyanık olan gönüller. Nasıl uyanık?Nasıl uyanık? Allah'ın zikriyle meşgul, namazıyla meşgul,Allah'ın zikriyle meşgul, namazıyla meşgul, Kur'an'ıyla meşgul, bu seher vaktindeKur'an'ıyla meşgul, bu seher vaktinde tövbeler ediyor,tövbeler ediyor, istiğfarlar ediyor, yalvarıyor Cenab-ı Hakk’a.istiğfarlar ediyor, yalvarıyor Cenab-ı Hakk’a. Gözlerinden yaşlar akıtıyor,Gözlerinden yaşlar akıtıyor, ben nasıl aciz kulum diyor, bir şey yapamadım sana ya Rabbi diyerekten,ben nasıl aciz kulum diyor, bir şey yapamadım sana ya Rabbi diyerekten, böyle uyanık gönülleri dolduruyor.böyle uyanık gönülleri dolduruyor. Neyle? Envâran, nurlarla.Neyle? Envâran, nurlarla. O zaman bunların kalpleri nur ile dolardı.O zaman bunların kalpleri nur ile dolardı. Fetesteniru sümme tenşurû min kulûbihimFetesteniru sümme tenşurû min kulûbihim ilâ kulûbi’l-gâfilîn.ilâ kulûbi’l-gâfilîn. Şimdi herkes zorlamıyor ya kalkmış, müteyakız olamıyor.Şimdi herkes zorlamıyor ya kalkmış, müteyakız olamıyor. Cenab-ı Hak hani tabirde hata olmazsa

Cenab-ı Hak hani tabirde hata olmazsa
otomobillerde iki motorlar var,otomobillerde iki motorlar var, sıfırın yanında duruyor, icabında düğmesine basıyor motoru,sıfırın yanında duruyor, icabında düğmesine basıyor motoru, onun vasıtasıyla işletiyor.onun vasıtasıyla işletiyor. İşte bu uyanık olan kalplerinİşte bu uyanık olan kalplerin nur ile dolması,nur ile dolması, doldurduktan sonra bu kalpteki nurudoldurduktan sonra bu kalpteki nuru uykuda olan gafillerin kalbine akıttırıyor.uykuda olan gafillerin kalbine akıttırıyor. Bazısını da biliyor Cenab-ı Hak.Bazısını da biliyor Cenab-ı Hak. Dolmuş kalbin nuruyla,Dolmuş kalbin nuruyla, bu dolan nurlu kalbininbu dolan nurlu kalbinin gafil olan kalplere akıtması hakkını veriyor Cenab-ı Hak.gafil olan kalplere akıtması hakkını veriyor Cenab-ı Hak. Sabahın seher vaktinde uyanık olan insanlara, zikriyle.Sabahın seher vaktinde uyanık olan insanlara, zikriyle. Bilirsiniz, insan bazı şey dalar hani.

Bilirsiniz, insan bazı şey dalar hani.
Bazı bir şeyi kafasında yahut bir de daldırır.Bazı bir şeyi kafasında yahut bir de daldırır. Yanından parasını alıyorlar yaYanından parasını alıyorlar ya yankesiciler, farkında olmuyor insan.yankesiciler, farkında olmuyor insan. Neden? Dalgınlığından.Neden? Dalgınlığından. Daha mühim şeyler olur.Daha mühim şeyler olur. Fark etmez.Fark etmez. Başka bir şeye dalmıştır da bu daldığı şeyi düşünürken filanBaşka bir şeye dalmıştır da bu daldığı şeyi düşünürken filan öteki işlerden gafildir.öteki işlerden gafildir. Fark etmez onu.Fark etmez onu. İşte bu haşi olan, namaza duranlar da Allah'a öyle bir dalıyorlar kiİşte bu haşi olan, namaza duranlar da Allah'a öyle bir dalıyorlar ki Allah celle ve alâya öyle bir kendilerini veriyorlar kiAllah celle ve alâya öyle bir kendilerini veriyorlar ki artık etraflarında ne olsa haberleri olmuyor.artık etraflarında ne olsa haberleri olmuyor. Mesela birçok misaller var ya,Mesela birçok misaller var ya, bir tanesi pek meşhur.bir tanesi pek meşhur. Hazreti Ali Efendimiz kerremallahu vecheh,

Hazreti Ali Efendimiz kerremallahu vecheh,
bir muharebede.bir muharebede. Ayağına ok, düşmanın attığı oklardan bir okAyağına ok, düşmanın attığı oklardan bir ok ayağına isabet etmiş.ayağına isabet etmiş. Ama ucu dışarıda.Ama ucu dışarıda. Çıkaracaklar oku ayağından,Çıkaracaklar oku ayağından, acısına dayanamıyor.acısına dayanamıyor. Şimdi bugünkü gibi böyle morfinler de yok.Şimdi bugünkü gibi böyle morfinler de yok. Bir morfin yapsınlar da acısını duymasın.Bir morfin yapsınlar da acısını duymasın. O da yok tabii o zaman.O da yok tabii o zaman. “Durun, demiş. Olmayacak, alamayacaksınız.

“Durun, demiş. Olmayacak, alamayacaksınız.
Ben namaza durayım da,” demiş.Ben namaza durayım da,” demiş. Allahu ekber deyip namaza durmuş.Allahu ekber deyip namaza durmuş. Geçiyor derhal insan kendiliğinden, Hakk’ın o cemalinin karşısında.Geçiyor derhal insan kendiliğinden, Hakk’ın o cemalinin karşısında. Geçkin bir halde.Geçkin bir halde. Farkında değil artık.Farkında değil artık. O sırada alıyorlar ayağından bu ok parçasını.O sırada alıyorlar ayağından bu ok parçasını. Esselamu aleyküm ve rahmetullah diyerek namazdan çıkıyor.Esselamu aleyküm ve rahmetullah diyerek namazdan çıkıyor. Aldınız mı diyor. Aldınız mı diyor.Aldınız mı diyor. Aldınız mı diyor. Farkında değil daha.Farkında değil daha. Namazdan evveldeyken şey yapamıyordu, dayanamıyordu.Namazdan evveldeyken şey yapamıyordu, dayanamıyordu. Ay ay ay aman aman diyordu, bıraktırıyordu.Ay ay ay aman aman diyordu, bıraktırıyordu. Namaza durduğu vakitteNamaza durduğu vakitte öyle bir geçişle geçmiş ki kendisindenöyle bir geçişle geçmiş ki kendisinden ayağından alınan bu demir parçasınıayağından alınan bu demir parçasını his bile edemiyor.his bile edemiyor. Yani bütün hisleri çözmüş,Yani bütün hisleri çözmüş, bütün guvası Hazreti Allah'ın huzurunda,bütün guvası Hazreti Allah'ın huzurunda, orada toplanmış.orada toplanmış. Bütün guvayı orada toplamış.Bütün guvayı orada toplamış. Onun için böyle pek çoktur.Onun için böyle pek çoktur. Namaz kılmış, cami yıkılmış.Namaz kılmış, cami yıkılmış. Farkında değil adam.Farkında değil adam. Kendinden geçmiş çünkü.Kendinden geçmiş çünkü. Allah böyle namaz cümlemize nasip müyesser eylesin.Allah böyle namaz cümlemize nasip müyesser eylesin. Kad eflaha’l-mü’minun.

Kad eflaha’l-mü’minun.
Ellezine hüm fi salâtihim haşiun.Ellezine hüm fi salâtihim haşiun. Vellezine hüm ani’l-lağvi mu’ridun. (Mü’minun Suresi, 1-3. Ayetler)Vellezine hüm ani’l-lağvi mu’ridun. (Mü’minun Suresi, 1-3. Ayetler) Üçüncü ayet böyle gelir.

Üçüncü ayet böyle gelir.
Bu mü'minler ki, felah bulan müminlerinBu mü'minler ki, felah bulan müminlerin sıfatları olarak sıralanıyor.sıfatları olarak sıralanıyor. Namazlarında haşi.Namazlarında haşi. Aynı zamanda da dillerine hakim.Aynı zamanda da dillerine hakim. Dillerine hakim.Dillerine hakim. Altı şeydi ya.Altı şeydi ya. Diline hakim ol, gözüne hakim ol,Diline hakim ol, gözüne hakim ol, ayağına hakim ol.ayağına hakim ol. Allah'ın razı olmadığı yere bakma.Allah'ın razı olmadığı yere bakma. Allah'ın razı olmadığı şeyi ağzından kaçırma.Allah'ın razı olmadığı şeyi ağzından kaçırma. Allah'ın razı olmadığı yere de gitme.Allah'ın razı olmadığı yere de gitme. Hakim ol.Hakim ol. İşte bu dile hakimiyet çok müşkül bir dert.İşte bu dile hakimiyet çok müşkül bir dert. Bunu daha çocuk doğduktan sonraBunu daha çocuk doğduktan sonra konuşmaya başlarken alıştırmak lazım.konuşmaya başlarken alıştırmak lazım. Neye?Neye? Çok konuşmamaya alıştırmak lazım.Çok konuşmamaya alıştırmak lazım. Bizim ödümüz kopar, çocuk konuşsun da şenlensin diyerekten.Bizim ödümüz kopar, çocuk konuşsun da şenlensin diyerekten. Onu alıştırırız çok konuşmaya.Onu alıştırırız çok konuşmaya. Bu çok konuşma bir adet haline geldikten sonra insana,Bu çok konuşma bir adet haline geldikten sonra insana, adetlerin terki kadar zor şey yoktur.adetlerin terki kadar zor şey yoktur. Adetlerin terki kadar zor şey yoktur.Adetlerin terki kadar zor şey yoktur. Neye alıştırırız?Neye alıştırırız? Sabredicen, zorla yaptırıcan.Sabredicen, zorla yaptırıcan. Vela bahîlen.

Vela bahîlen.
O sıkılar paralarının üzerine oturupO sıkılar paralarının üzerine oturup fukaranın hakkını yiyenlerfukaranın hakkını yiyenler ve hayratun hasenatave hayratun hasenata elleri kısa olan, dar olan bahillerelleri kısa olan, dar olan bahiller sana gelmeyecektir.sana gelmeyecektir. E cennet, ben seni bak, ne kadar güzel oldun ama.E cennet, ben seni bak, ne kadar güzel oldun ama. İzzet-i celalin hakkı için, senin içine zalimleri sokmayacağım, demek.İzzet-i celalin hakkı için, senin içine zalimleri sokmayacağım, demek. Daha bahîlen, vela bahîlen.Daha bahîlen, vela bahîlen. Bahiller de girmeyecek.Bahiller de girmeyecek. Onun için cennet, cennet-i daru’l-eshiyya.Onun için cennet, cennet-i daru’l-eshiyya. Cennet, sehîlerin yeridir.Cennet, sehîlerin yeridir. Bahillerin yeri değil.Bahillerin yeri değil. Cenneti şöyle temsil etmişler, sehîlikle, bahilliği.Cenneti şöyle temsil etmişler, sehîlikle, bahilliği. Sehîlik, cömertlik yani, cennette bir ağaç.

Sehîlik, cömertlik yani, cennette bir ağaç.
Çünkü cennette dalları yayılmış dünyaya.Çünkü cennette dalları yayılmış dünyaya. Her kim bu cömertlik dallarına yapışırsa,Her kim bu cömertlik dallarına yapışırsa, o bir yaylı dal, doğru götürür onuo bir yaylı dal, doğru götürür onu cennetin içerisine atar.cennetin içerisine atar. Bahillik de kökü cehennemde olan bir ağaç.Bahillik de kökü cehennemde olan bir ağaç. Bahillik de kökü cehennemde olan bir ağaçtır.Bahillik de kökü cehennemde olan bir ağaçtır. Dalları dünyaya yayılmıştır.Dalları dünyaya yayılmıştır. Her kim bahillik dallarına sarılırsa,Her kim bahillik dallarına sarılırsa, yani kendisi hilkaten bahil.yani kendisi hilkaten bahil. Yardım sevmiyor.Yardım sevmiyor. Yardım sevmiyor bir insan.Yardım sevmiyor bir insan. Netice itibariyle o dal onu çekip,Netice itibariyle o dal onu çekip, kökü neredeyse cehennemdeydi, oraya götürür adam.kökü neredeyse cehennemdeydi, oraya götürür adam. Onun için Cenab-ı Hak da diyor ki,Onun için Cenab-ı Hak da diyor ki, sana iyi cennet koymayacağım.sana iyi cennet koymayacağım. Sakin olamayacaksan da kim?Sakin olamayacaksan da kim? Cabbarlar, zalimler.Cabbarlar, zalimler. İkincisi, vela bahilen.İkincisi, vela bahilen. Bahiller de.Bahiller de. Bahiller de cennete giremeyecek, sıkılar.Bahiller de cennete giremeyecek, sıkılar. Onun için bu çok genişler bir derstir.Onun için bu çok genişler bir derstir. Genişler bir derstir.Genişler bir derstir. Bu kadar bugün sağımızda, solumuzda

Bu kadar bugün sağımızda, solumuzda
memleketimizin ihtiyacı olan yerler var kimemleketimizin ihtiyacı olan yerler var ki paraların verilmesi lazım olan yerler var kiparaların verilmesi lazım olan yerler var ki bunları hep gözümüzü yummuşuz dabunları hep gözümüzü yummuşuz da hiç kulağımızın hiçbirisi girmiyor.hiç kulağımızın hiçbirisi girmiyor. Hep ne varsa kendimize.Hep ne varsa kendimize. Menfaatimizden başka bir şey düşünmüyoruz.Menfaatimizden başka bir şey düşünmüyoruz. Onun için bu çok felaketli bir derttir.Onun için bu çok felaketli bir derttir. Yani bahillik, arkadan felaket getiren bir derttir.Yani bahillik, arkadan felaket getiren bir derttir. Üçüncüsü, vela mütekebbire.

Üçüncüsü, vela mütekebbire.
Ey cennet, senin içine gelen kibirlileri de koymayacağım.Ey cennet, senin içine gelen kibirlileri de koymayacağım. Kibirli, kendini büyüklenen,Kibirli, kendini büyüklenen, kendini beğenen mağrur tabaka.kendini beğenen mağrur tabaka. Kibir, şundan ileri gelir, en akılsız adamın işidir.Kibir, şundan ileri gelir, en akılsız adamın işidir. Kibir, aklı olmayan bir adam işidir.Kibir, aklı olmayan bir adam işidir. Niçin kibirleneceksin?Niçin kibirleneceksin? Sana para verdiyse, Allah verdi.Sana para verdiyse, Allah verdi. Sana kuvvet verdiyse, Allah verdi.Sana kuvvet verdiyse, Allah verdi. Sana bilgi verdiyse, Allah verdi.Sana bilgi verdiyse, Allah verdi. Sana ne verdiyse, hepsi Allah'tan.Sana ne verdiyse, hepsi Allah'tan. Senin neyin var ortada?Senin neyin var ortada? Can? O da senin değil.Can? O da senin değil. Azrail As. geldiği zaman daAzrail As. geldiği zaman da kim duruyor önünde de, dur bugün de,kim duruyor önünde de, dur bugün de, yarın al benim canımı diyebilen var mı?yarın al benim canımı diyebilen var mı? Binaenaleyh can da O'nun.Binaenaleyh can da O'nun. Neyle iftihar edeceksin?Neyle iftihar edeceksin? Kibir neden ileri gelir?Kibir neden ileri gelir? Bunlar benim.Bunlar benim. Allah tekebbür eder, hakkıdır.

Allah tekebbür eder, hakkıdır.
Niçin? Varlıklar O'nun.Niçin? Varlıklar O'nun. Kibir O'na yakışır.Kibir O'na yakışır. E biz O'nun kuluyuz.E biz O'nun kuluyuz. Kuluyuz.Kuluyuz. Hem de aciz bir kuluyuz.Hem de aciz bir kuluyuz. Dün işte yoktuk, yarın da yokuz.Dün işte yoktuk, yarın da yokuz. Şu iki yaşların arasında bir rüzgar gibi gelip geçiyoruz.Şu iki yaşların arasında bir rüzgar gibi gelip geçiyoruz. Bunun nesine kibirleneceksin,Bunun nesine kibirleneceksin, nesine böbürleneceksin,nesine böbürleneceksin, ötekini kendinden daha aşağı göreceksin.ötekini kendinden daha aşağı göreceksin. Ya ben senden daha zenginim.Ya ben senden daha zenginim. Ya ama Allah öyle yaratmış.Ya ama Allah öyle yaratmış. Onu fakir yaratmış, seni zengin yaratmış.Onu fakir yaratmış, seni zengin yaratmış. Allah'ın hakkına mı, işine mi karışıyorsun orada?Allah'ın hakkına mı, işine mi karışıyorsun orada? Onu hor görmek, Allah'a karşı bir şeydir, fenalık.Onu hor görmek, Allah'a karşı bir şeydir, fenalık. Ve lâ fahûran.

Ve lâ fahûran.
İftiharlan, fahûr.İftiharlan, fahûr. Bu da kibrin bir işi.Bu da kibrin bir işi. Böbürlenmenin bir işi fahûr, iftihar etmek.Böbürlenmenin bir işi fahûr, iftihar etmek. Varlıklarıyla iftihar eder.Varlıklarıyla iftihar eder. Kuvvetiyle iftihar eder.Kuvvetiyle iftihar eder. Bilgisiyle iftihar eder.Bilgisiyle iftihar eder. Şununla iftihar eder, bununla iftihar eder.Şununla iftihar eder, bununla iftihar eder. Bunları da koymayacağım diyor Allah, cennete.Bunları da koymayacağım diyor Allah, cennete. Çünkü iftihar edilecek de var.Çünkü iftihar edilecek de var. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki:Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: “Ben kainatlar için yaratıldım.

“Ben kainatlar için yaratıldım.
En evvel kıyamet günü mezarındanEn evvel kıyamet günü mezarından canlanıp ortaya çıkacak benim.canlanıp ortaya çıkacak benim. Binaenaleyh insanlara şefaat edecek yine benim.Binaenaleyh insanlara şefaat edecek yine benim. Ben evvelin, ahirin, en üstünün, en güzeli, en birincisiyim.Ben evvelin, ahirin, en üstünün, en güzeli, en birincisiyim. Allah'ın en mahbubuyum.Allah'ın en mahbubuyum. Bir sürü böyle sayar, sayar daBir sürü böyle sayar, sayar da bunların birisiyle de iftihar etmem” der.bunların birisiyle de iftihar etmem” der. Çünkü yaratan Allah, veren Allah.Çünkü yaratan Allah, veren Allah. Senin bir şeyin yok ki ortada.Senin bir şeyin yok ki ortada. Onun için bu gibi kötü sıfatlarla muttasıf olan insanlarınOnun için bu gibi kötü sıfatlarla muttasıf olan insanların cennete girmeyeceğini Hz. Allah celle ve alâcennete girmeyeceğini Hz. Allah celle ve alâ burada beyan buyururken,burada beyan buyururken, Beraat gecesinde de söylenmişti.Beraat gecesinde de söylenmişti. Hepimiz affolduk, inşallah.Hepimiz affolduk, inşallah. Ama dedi ki bazı müstesnalar var.Ama dedi ki bazı müstesnalar var. Kimler? Mesela içkiye müptela olmuş, ayyaş.Kimler? Mesela içkiye müptela olmuş, ayyaş. Sabah akşam içki içer.Sabah akşam içki içer. Bunlar, hasetçiler.Bunlar, hasetçiler. Sonra ana baba hakkı tanımayanlar.Sonra ana baba hakkı tanımayanlar. Sonra küsler.Sonra küsler. Din kardeşiyle küsüşmüş.Din kardeşiyle küsüşmüş. Din için değil de dünya için küsmüş, din için değil.Din için değil de dünya için küsmüş, din için değil. Bu küsleri de sevmem diyor, Allah.Bu küsleri de sevmem diyor, Allah. Bunlar da o gün affımdan mahrum olacak zavallılardır, demiş.Bunlar da o gün affımdan mahrum olacak zavallılardır, demiş. Bundan dolayı buyuyor ki:Bundan dolayı buyuyor ki: “Benim öyle kullarım vardı ki, öyle kullarım vardı ki,

“Benim öyle kullarım vardı ki, öyle kullarım vardı ki,
beni onlar çok severler.beni onlar çok severler. Ben de onları severim.Ben de onları severim. Onlar bana müştaktır, ben de onlara müştakım.Onlar bana müştaktır, ben de onlara müştakım. Onlar beni anarlar,Onlar beni anarlar, Allah, Allah, Allah diye içlerinden dillerinden.Allah, Allah, Allah diye içlerinden dillerinden. Ve ezkurukum, ben de onları anarım.Ve ezkurukum, ben de onları anarım. Neyle? Rahmetimle, mükafatlarımla, vesaire şeylerle.Neyle? Rahmetimle, mükafatlarımla, vesaire şeylerle. Onlar bana bakarlar.Onlar bana bakarlar. Ve enzuru ileyhim.Ve enzuru ileyhim. Ben de onlara bakarım.”Ben de onlara bakarım.” Mesela namazda durduğunuz vakitte,Mesela namazda durduğunuz vakitte, kenneke tera, görüyormuşsun gibi Hz. Allah.kenneke tera, görüyormuşsun gibi Hz. Allah. Bu ama her zaman insana hâl olmalıdır.Bu ama her zaman insana hâl olmalıdır. Yani insan her yerdeYani insan her yerde Allah Teala'nın nazarı altında olduğunu unutmamalıdır.Allah Teala'nın nazarı altında olduğunu unutmamalıdır. Hatırıma gelmedi, bir büyüğün varakasını okumuştum, demin.

Hatırıma gelmedi, bir büyüğün varakasını okumuştum, demin.
Diyor ki, o büyük hiç ayağını uzatmamış.Diyor ki, o büyük hiç ayağını uzatmamış. Hiç ayağını uzatmamış.Hiç ayağını uzatmamış. Bir gün tenha bir yerde odasında oturuyormuş.Bir gün tenha bir yerde odasında oturuyormuş. Onu bilen bir arkadaş demiş ki:Onu bilen bir arkadaş demiş ki: “Efendim burada arkadaşlardan kimse yok, yalnızsınız.

“Efendim burada arkadaşlardan kimse yok, yalnızsınız.
Şöyle ayaklarınızı biraz uzatsanız da,Şöyle ayaklarınızı biraz uzatsanız da, rahatlansanız olmaz mı”, demiş.rahatlansanız olmaz mı”, demiş. Demiş ki: “Edep Allah'a karşıdır.Demiş ki: “Edep Allah'a karşıdır. Yoksa onlar da benim biraz mahluktur.Yoksa onlar da benim biraz mahluktur. O mahluklara karşı böyle ayağımı uzatmışım, uzatmamışım.O mahluklara karşı böyle ayağımı uzatmışım, uzatmamışım. Bundan ne lazım gelir?Bundan ne lazım gelir? Asıl edep Allah'a karşıdır.Asıl edep Allah'a karşıdır. Allah Teala her yerde, her zaman bizAllah Teala her yerde, her zaman biz onun nezareti altındayız.onun nezareti altındayız. Binaenaleyh o beni görürken ben böyle ayaklarımı uzatıp nasıl oturabilirimBinaenaleyh o beni görürken ben böyle ayaklarımı uzatıp nasıl oturabilirim veya uzanabilirim”, diye onu cevaplandırmış.veya uzanabilirim”, diye onu cevaplandırmış. Allah cümlemize affu mağfiret eylesin.Allah cümlemize affu mağfiret eylesin. O güzel edeplerden bizlere de nasipler ihsan buyursun.O güzel edeplerden bizlere de nasipler ihsan buyursun. “Ya Rabbi, bunların alameti nedir?

“Ya Rabbi, bunların alameti nedir?
Bunlar nasıl kullarındır senin, onları tanıyalım?”Bunlar nasıl kullarındır senin, onları tanıyalım?” “Bunlar öyle kullarımdır ki, akşamı gözetlerler.“Bunlar öyle kullarımdır ki, akşamı gözetlerler. Akşamı gözetlerler o kullarım, beni seven, beni zikreden, bana aşık olan kullarım.Akşamı gözetlerler o kullarım, beni seven, beni zikreden, bana aşık olan kullarım. Karanlığı gözlerler.Karanlığı gözlerler. Akşam olsa da şu güneş batsa daAkşam olsa da şu güneş batsa da ortalık kararsa da herkes yuvasına girse deortalık kararsa da herkes yuvasına girse de ben Allah'ımla kalsam,” diye.ben Allah'ımla kalsam,” diye. Öyle gecenin karanlığı olunca da kahve kahve,

Öyle gecenin karanlığı olunca da kahve kahve,
sinema sinema efendim,sinema sinema efendim, daha başka gezecek yerleri aramazlar.daha başka gezecek yerleri aramazlar. Oralara gidelim de vakitlerimizi geçirelimOralara gidelim de vakitlerimizi geçirelim diye aramazlar.diye aramazlar. Geceleri olsun da Allah'ımızın divanında duralım daGeceleri olsun da Allah'ımızın divanında duralım da onun kelamlarını okuyaraktan,onun kelamlarını okuyaraktan, buna münacatlar edip, yalvarıp dabuna münacatlar edip, yalvarıp da onun rızasını kazanmaya çalışalım.onun rızasını kazanmaya çalışalım. Saatlerimizi artıralım diye çalışırlar.Saatlerimizi artıralım diye çalışırlar. Yoksa canlarını şurada burada eğlendirmeye çalışmazlar.Yoksa canlarını şurada burada eğlendirmeye çalışmazlar. Bunlar kalkıp da böyleBunlar kalkıp da böyle Hakk’ın divanına durdukları vakitteHakk’ın divanına durdukları vakitte onların kalplerinde öyle rikkatler hasıl olur,onların kalplerinde öyle rikkatler hasıl olur, öyle hâller hasıl olur,öyle hâller hasıl olur, öyle fütühatlar hasıl olur ki,öyle fütühatlar hasıl olur ki, onların tarifini de imkan yoktur, anlatamayız.onların tarifini de imkan yoktur, anlatamayız. Geçen ki dersimizden denilmişti ki

Geçen ki dersimizden denilmişti ki
insanın dokuz dersi olacaktır.insanın dokuz dersi olacaktır. Her bir insan hiç olmazsaHer bir insan hiç olmazsa bu dokuz ders ile derslenmeli.bu dokuz ders ile derslenmeli. Yani dokuz tane vazife almalıdır insan.Yani dokuz tane vazife almalıdır insan. Bu borcumuz başka.Bu borcumuz başka. Bunlar fazla.Bunlar fazla. Birisi neydi?Birisi neydi? La İlahe illallah vahdehu la şerike lehLa İlahe illallah vahdehu la şerike leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdlehü’l mülkü ve lehü’l hamd yuhyi ve yumit ve hüve alâ külli şey’in kadir.yuhyi ve yumit ve hüve alâ külli şey’in kadir. Bunu en aşağı insan yüz defa söylemeli.Bunu en aşağı insan yüz defa söylemeli. Birinci ders.Birinci ders. Yüz defa bunu bir insan söylemeli.Yüz defa bunu bir insan söylemeli. İki yüz söylerse daha âlâ olur.İki yüz söylerse daha âlâ olur. Bunlar beşer onar dakikalık birer vazifedir.Bunlar beşer onar dakikalık birer vazifedir. Yani çok bir şeydir, değildir.Yani çok bir şeydir, değildir. Bunu yapan insanın sevabı o kadar çok olacak ki,Bunu yapan insanın sevabı o kadar çok olacak ki, ahirette daha bundan üstün sevaplı kimseyi bulmak mümkün olmayacak.ahirette daha bundan üstün sevaplı kimseyi bulmak mümkün olmayacak. İkinci vazifesi,

İkinci vazifesi,
Sübhânallâhi ve’l-hamdülillâhi velâ İlâhe illallâhu vallâhu ekberSübhânallâhi ve’l-hamdülillâhi velâ İlâhe illallâhu vallâhu ekber vela havle vela kuvvete illa billahi’l aliyyi’l-azimvela havle vela kuvvete illa billahi’l aliyyi’l-azim de ilave edersen daha güzel olur.de ilave edersen daha güzel olur. Bunu da yüz kere söyleyecek.Bunu da yüz kere söyleyecek. Bu tesbihlerin fadaili çoktur.Bu tesbihlerin fadaili çoktur. Ufak bir şeylerdir.Ufak bir şeylerdir. Fakat çok fadaili vardır.Fakat çok fadaili vardır. Üçüncü olaraktan da subhanallahlar çoktur.

Üçüncü olaraktan da subhanallahlar çoktur.
Fakat bu en mühimlerinden.Fakat bu en mühimlerinden. Üçüncü vazife, Allahümme salli ala Muhammedin abdike ve nebiyyikeÜçüncü vazife, Allahümme salli ala Muhammedin abdike ve nebiyyike ve rasulüken nebiyyi’l ümmiyyi.ve rasulüken nebiyyi’l ümmiyyi. Hiç olmazsa bunu da günde yüz kere demelidir.Hiç olmazsa bunu da günde yüz kere demelidir. Salatu selamı Cenabı Hakk emretmiştir.Salatu selamı Cenabı Hakk emretmiştir. Estauzübillah.Estauzübillah. İnnallâhe ve melâiketuhû yusallûne ale’n-nebî

İnnallâhe ve melâiketuhû yusallûne ale’n-nebî
yâ eyyuhellezîne âmenûyâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslimâ (Ahzab Suresi, 59. Ayet), diyen Hz. Allah'tır.sallû aleyhi ve sellimû teslimâ (Ahzab Suresi, 59. Ayet), diyen Hz. Allah'tır. Bunun için her mümin-i vahid,Bunun için her mümin-i vahid, her gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemeher gün Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme en aşağı, en aşağı yüz kereen aşağı, en aşağı yüz kere salavat-ı şerife getirmeli ama iki yüz, üç yüz, beş yüz,salavat-ı şerife getirmeli ama iki yüz, üç yüz, beş yüz, bin ne kadar yaparsan daha efdaldir.bin ne kadar yaparsan daha efdaldir. Dördüncüsü, Estağfurullahel hayye’l-kayyum

Dördüncüsü, Estağfurullahel hayye’l-kayyum
ve eselühü’t-tevbe.ve eselühü’t-tevbe. Biz Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah diyoruz ya,Biz Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah diyoruz ya, burada diyor ki bak bu kadar değil.burada diyor ki bak bu kadar değil. Estağfurullahel hayyel gayyumEstağfurullahel hayyel gayyum ve eselühü’t-tevbe.ve eselühü’t-tevbe. Böyle diyeceksin.Böyle diyeceksin. Ne kadar? Miete merra.Ne kadar? Miete merra. Yüz kere.Yüz kere. Bunun arkasındanBunun arkasından Ve’l yekul, sübhanallâhi'l-azîm ve bihamdihi, mi'eta.Ve’l yekul, sübhanallâhi'l-azîm ve bihamdihi, mi'eta. Sübhanallâhi'l-azîm ve bihamdihi.Sübhanallâhi'l-azîm ve bihamdihi. Kelimetan-ı hafifetan.Kelimetan-ı hafifetan. Bunlar gayet kolay kelimelerdir.Bunlar gayet kolay kelimelerdir. Dile gayet kolaydır.Dile gayet kolaydır. Ama mizanda ağırlığı çoktur.Ama mizanda ağırlığı çoktur. Mesela bazı madenler var, pamuk mesela.Mesela bazı madenler var, pamuk mesela. Kocaman bir yük.Kocaman bir yük. Teraziye koysun. Mesela bir ton.Teraziye koysun. Mesela bir ton. Şu taraftan şu kadarcık bir devir parçası koysun.Şu taraftan şu kadarcık bir devir parçası koysun. O da bakarsın, o da bir ton.O da bakarsın, o da bir ton. E bu kocaman bir yığın, bu ufacık.E bu kocaman bir yığın, bu ufacık. Ama ağırlığı var.Ama ağırlığı var. Binaenaleyh, Sübhanallâhi'l-azîm ve bihamdihi ufak ama ağırlığı çok.Binaenaleyh, Sübhanallâhi'l-azîm ve bihamdihi ufak ama ağırlığı çok. Sevabı çok yani.Sevabı çok yani. Bunu da yüz defa de.Bunu da yüz defa de. İki yüz dersen daha âlâ.İki yüz dersen daha âlâ. Ama bunları çekerken, ayağını uzatırken olmaz.Ama bunları çekerken, ayağını uzatırken olmaz. Hâlet-i celle ve alânın huzurundaHâlet-i celle ve alânın huzurunda edebe riayeten, abdesti güzel olaraktan,edebe riayeten, abdesti güzel olaraktan, böyle bir taraftan konuş,böyle bir taraftan konuş, bir taraftan da tesbih çek.bir taraftan da tesbih çek. Olmaz öyle.Olmaz öyle. Tesbih çekeceğin vakitte kimsenin olmadığı bir yerde,Tesbih çekeceğin vakitte kimsenin olmadığı bir yerde, tenha bir yerde, seni de kimse görmesin.tenha bir yerde, seni de kimse görmesin. Sen orada Halik’inle öyle baş başa oturaraktan,Sen orada Halik’inle öyle baş başa oturaraktan, sessiz sedasız bir halde,sessiz sedasız bir halde, kendini de Allah'ına vererektenkendini de Allah'ına vererekten tesbihini çekersen, bu tesbihle halkın arasındatesbihini çekersen, bu tesbihle halkın arasında bir taraftan konuşur, bir taraftan da tesbih çekersin.bir taraftan konuşur, bir taraftan da tesbih çekersin. Bunun fazileti elbette bir olmaz.Bunun fazileti elbette bir olmaz. Halbuki istiğfar bizim için çok lazım.Halbuki istiğfar bizim için çok lazım. Çünkü her an günah işlemekteyiz.Çünkü her an günah işlemekteyiz. Bunun için istiğfar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bile yüz defa yapıyormuşlar.Bunun için istiğfar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bile yüz defa yapıyormuşlar. Bize yüz defa istiğfar, elbette az gelir.Bize yüz defa istiğfar, elbette az gelir. Sonra, La İlahe illallahü'l-melikü'l-hakkü'l-mübin.

Sonra, La İlahe illallahü'l-melikü'l-hakkü'l-mübin.
Bunu da desin diyor yüz kere.Bunu da desin diyor yüz kere. La İlahe illallahü'l-melikü'l-hakkü'l-mübin,La İlahe illallahü'l-melikü'l-hakkü'l-mübin, Muhammedun Resulullah sadikul va'dül emin.Muhammedun Resulullah sadikul va'dül emin. Onda bir, yahut binde bir kere de olsa da olur.Onda bir, yahut binde bir kere de olsa da olur. Neredeyse dediyse yine olur.Neredeyse dediyse yine olur. Maşaallah, la kuvvete illa billah.

Maşaallah, la kuvvete illa billah.
Yani, Allahu celle ve alânın istemediği hiç şey olmaz.Yani, Allahu celle ve alânın istemediği hiç şey olmaz. Maşaallah.Maşaallah. Allah neyi dilerse o olur.Allah neyi dilerse o olur. Allah'ın dilediği olur.Allah'ın dilediği olur. Allah'ın dilediği olur.Allah'ın dilediği olur. Maşaallah.Maşaallah. La kuvvete illa billah.La kuvvete illa billah. Çünkü kuvvet ancak Allah'tadır.Çünkü kuvvet ancak Allah'tadır. O ne derse o olur.O ne derse o olur. Ona kendini insan alıştırdı mıydıOna kendini insan alıştırdı mıydı Allah'ın dediği olur diye alıştırdı mıydıAllah'ın dediği olur diye alıştırdı mıydı hiçbir şeyden şey olmaz, üzülmez.hiçbir şeyden şey olmaz, üzülmez. Allah'ın dediği olur.Allah'ın dediği olur. Hâzâ fi külli yevmin ve fî külli leyletin.Hâzâ fi külli yevmin ve fî külli leyletin. Fakat bu hem gündüz hem de gece olacak.Fakat bu hem gündüz hem de gece olacak. 24 saate değil, 12 saate.24 saate değil, 12 saate. Hem gündüz diyeceksin hem deHem gündüz diyeceksin hem de akşamdan sonra tekrar diyeceksin bunları, tekrarlayacaksın yani.akşamdan sonra tekrar diyeceksin bunları, tekrarlayacaksın yani. Şimdi bunu derken bu azıcık bir şey bunlar, tamam mı?Şimdi bunu derken bu azıcık bir şey bunlar, tamam mı? Yarım saatlik, tek sürse yarım saat sürer yani, yarım saat.Yarım saatlik, tek sürse yarım saat sürer yani, yarım saat. Şimdi bize eskiler bir misal getiriyor.

Şimdi bize eskiler bir misal getiriyor.
Vekad kâne sahâbe.Vekad kâne sahâbe. Sahabe-i kiramda öyle insanlar vardı ki,Sahabe-i kiramda öyle insanlar vardı ki, onun virdi külle yevminonun virdi külle yevmin isne-i aşera’l tesbih.isne-i aşera’l tesbih. On iki bin tesbih çekerlerdi.On iki bin tesbih çekerlerdi. Sahabe-i kiramdan bazılarıSahabe-i kiramdan bazıları on iki bin tesbih çekerlermiş her gün.on iki bin tesbih çekerlermiş her gün. Ve kâne mine’t tâbî'in.Ve kâne mine’t tâbî'in. Sahabe devri geçtikten sonra tabiSahabe devri geçtikten sonra tabi tabiin devri geldi.tabiin devri geldi. Tabiin devrinde öyle insanlar vardı ki,Tabiin devrinde öyle insanlar vardı ki, bunların virdleri her gün selasune elfen,bunların virdleri her gün selasune elfen, otuz bin idi.otuz bin idi. Biliyorsunuz ki, aydınlık kuvvetli olursa,Biliyorsunuz ki, aydınlık kuvvetli olursa, aydınlık kuvvetli olursa, gözlük de istemez,aydınlık kuvvetli olursa, gözlük de istemez, gözlüksüz de okursun.gözlüksüz de okursun. Ama ışık hafif.Ama ışık hafif. Gözlük bakıyorsun, iyi gelmiyor.Gözlük bakıyorsun, iyi gelmiyor. Bir gözlük daha verin yahu.Bir gözlük daha verin yahu. Bir daha numarası büyük gözlük verin.Bir daha numarası büyük gözlük verin. Bir gözlük göstermiyor. Niçin?Bir gözlük göstermiyor. Niçin? Işık hafif.Işık hafif. Şimdi Peygamber zamanındaki nur ile

Şimdi Peygamber zamanındaki nur ile
bugünkü insanlar bir mi ya.bugünkü insanlar bir mi ya. Bugünkü insanların hali, Peygamber ortada,Bugünkü insanların hali, Peygamber ortada, gözlerinin önünde, nura boğulmuş hepsi.gözlerinin önünde, nura boğulmuş hepsi. Öyleyken on iki bin tesbih çekiyorlar.Öyleyken on iki bin tesbih çekiyorlar. Biz bugün bin dört yüz sene gibi uzağa düşmüşüz.Biz bugün bin dört yüz sene gibi uzağa düşmüşüz. Onun devrinden sonra otuz bin yapmışlar.Onun devrinden sonra otuz bin yapmışlar. Biz bugün hiç durmadan Allah desekBiz bugün hiç durmadan Allah desek yine az vazifemiz.yine az vazifemiz. Çünkü nur-u nübüvvetten o kadar uzak kalışımızdanÇünkü nur-u nübüvvetten o kadar uzak kalışımızdan mesela memleketin sıcak yerleri var ve güneşinmesela memleketin sıcak yerleri var ve güneşin ortasında duranlar Yemen gibi yerler sıcak.ortasında duranlar Yemen gibi yerler sıcak. Niçin? Güneşe yakın oraları.Niçin? Güneşe yakın oraları. Sibirya'yı geçince soğuk orası zaten güneş yine orada duruyor.Sibirya'yı geçince soğuk orası zaten güneş yine orada duruyor. Ama o tarafa doğru uzaklaştığında soğuk orası işte.Ama o tarafa doğru uzaklaştığında soğuk orası işte. Orada soğukluk var.Orada soğukluk var. Güneş yine var.Güneş yine var. Güneş yine var ama orasını ısıtamıyor.Güneş yine var ama orasını ısıtamıyor. Yetmiyor.Yetmiyor. Bu misal yani.Bu misal yani. Binaenaleyh devri peygamberindeki insan ileBinaenaleyh devri peygamberindeki insan ile bugün devri peygamberiyle binbugün devri peygamberiyle bin dört yüz sene uzaklaşmış bir insanındört yüz sene uzaklaşmış bir insanın hali elbette bir olmaz.hali elbette bir olmaz. Onun için diyor ki onların hali günde böyleOnun için diyor ki onların hali günde böyle otuz bine kadar hatta elli binde var yapanlar.otuz bine kadar hatta elli binde var yapanlar. Onun için İbrahim Ethem Hazretleri’nin bir tesbihini yazmış.Onun için İbrahim Ethem Hazretleri’nin bir tesbihini yazmış. Uzunca onu söylemeyeceğim.Uzunca onu söylemeyeceğim. Yine bazı kimselerin tabiinden virdleri.

Yine bazı kimselerin tabiinden virdleri.
Külle yevmin selase mieti rek’ah.Külle yevmin selase mieti rek’ah. Her gün üç yüz rek’at namaz kılarlarmış.Her gün üç yüz rek’at namaz kılarlarmış. Fazladan yani.Fazladan yani. Şimdi, bir takvim var evde.Şimdi, bir takvim var evde. Adını bilemedim takvimin.Adını bilemedim takvimin. Arkasında Tezkiratü’l Evliya'nın parçalarını yazmış.Arkasında Tezkiratü’l Evliya'nın parçalarını yazmış. Bugün nasılsa bakacak oldum ben.Bugün nasılsa bakacak oldum ben. Baktım ki İmam-ı Azam Hazretleri'nin menakıbını yazıyor orada.Baktım ki İmam-ı Azam Hazretleri'nin menakıbını yazıyor orada. İmam-ı Azam Hazretleri her gün üç yüz rek’atİmam-ı Azam Hazretleri her gün üç yüz rek’at namaz kılarlardı.namaz kılarlardı. Günümüzün akşama kadar çocukları okutmakla meşgul.Günümüzün akşama kadar çocukları okutmakla meşgul. İşte gecelerde sabahlara kadarİşte gecelerde sabahlara kadar bir abdestle kırk sene.bir abdestle kırk sene. Uyumuyor, uyumadanUyumuyor, uyumadan Hakk'ın divanında duraraktanHakk'ın divanında duraraktan ağlayıp sızlayan bir zat-ı muhterem.ağlayıp sızlayan bir zat-ı muhterem. Allah şefaatine nail etsin cümlemizi.Allah şefaatine nail etsin cümlemizi. Üç yüz rek’at namaz kılıyormuş daÜç yüz rek’at namaz kılıyormuş da bir gün bir yerden geçerken,bir gün bir yerden geçerken, kadının birisi demiş ki:kadının birisi demiş ki: “Bak bak, İmam Azam geliyor.

“Bak bak, İmam Azam geliyor.
Bu geceleri beş yüz rekat kılar,” demiş.Bu geceleri beş yüz rekat kılar,” demiş. İmam Azam tabi duymuş.İmam Azam tabi duymuş. Şimdi bu kadını yalancı çıkarmayayım, demiş.Şimdi bu kadını yalancı çıkarmayayım, demiş. Ya, ben üç yüz kılıyorum amaYa, ben üç yüz kılıyorum ama bu böyle zannetmiş.bu böyle zannetmiş. Hadi beş yüz kılayım, demiş.Hadi beş yüz kılayım, demiş. Namazını beş yüze çıkarmış.Namazını beş yüze çıkarmış. Derken, bir zaman yine geçerken,Derken, bir zaman yine geçerken, demişler ki bak İmam Azam geliyor.demişler ki bak İmam Azam geliyor. Bu adam geceleri bin rekat namaz kılar.Bu adam geceleri bin rekat namaz kılar. Ya ben beş yüz kılarım bin kılmam ki.Ya ben beş yüz kılarım bin kılmam ki. Ama bunlar demiş, öyle zannediyorlar,Ama bunlar demiş, öyle zannediyorlar, öyleyse ben de bin kılayım, demiş.öyleyse ben de bin kılayım, demiş. Her gece bin rekat namaz kılıyormuş,Her gece bin rekat namaz kılıyormuş, İmam-ı Azam Hazretleri.İmam-ı Azam Hazretleri. Burada denilen zat,Burada denilen zat, külle yevmin selase mieti rek’akülle yevmin selase mieti rek’a ve erbea mieti rek’a.ve erbea mieti rek’a. Üç yüz ile dört rekat arasında namaz kılıyor.Üç yüz ile dört rekat arasında namaz kılıyor. Bi Hürmetil Fatiha.

Bi Hürmetil Fatiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2