Namaz Vakitleri
İstanbul
19 Cemâziye'l-Evvel 1448
30 October 2026
İmsak
06:00
Güneş
07:25
Öğle
12:53
İkindi
15:43
Akşam
18:09
Yatsı
19:30
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillahi hakka hamdihî vessselatü vesselamü ale seyidine

el-Hamdülillahi hakka hamdihî vessselatü vesselamü ale seyidine
muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû biihsânin ecmaîne’t-tayyibîne’t-tâhirîn.muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû biihsânin ecmaîne’t-tayyibîne’t-tâhirîn. Emma ba’d:

Emma ba’d:
Aziz ve değerli kardeşlerim!

Aziz ve değerli kardeşlerim!
Allah ibadetlerinizi kabul eylesin. Dualarınız müstecab olsun.

Allah ibadetlerinizi kabul eylesin. Dualarınız müstecab olsun.
Cenâb-ı Mevlâ muratlarınıza, dileklerinize dünyada, ahirette cümlemizi nail eylesin.Cenâb-ı Mevlâ muratlarınıza, dileklerinize dünyada, ahirette cümlemizi nail eylesin. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet olunmuş ki,

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet olunmuş ki,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyuruyorlar;Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyuruyorlar; Sadekatün min mâlin, ve mâ zâde’llâhu abden bi-afvin illâ

Sadekatün min mâlin, ve mâ zâde’llâhu abden bi-afvin illâ
izzen, ve mâ tevâda’a ehadün li’llâhi illâ rafe’ahü’llâh.izzen, ve mâ tevâda’a ehadün li’llâhi illâ rafe’ahü’llâh. Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Sadaka rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.
Kısa, özlü, hikmet dolu, cevher gibi değerli hadîs-i şerîfinde Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Kısa, özlü, hikmet dolu, cevher gibi değerli hadîs-i şerîfinde Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
Mâ nekasat sadekatün min mâlin.

Mâ nekasat sadekatün min mâlin.
Sadaka maldan bir azaltma, noksanlık yapmaz.Sadaka maldan bir azaltma, noksanlık yapmaz. Yani sadaka, maldan alınmış, onu noksanlaştırmış bir şey değildir..Yani sadaka, maldan alınmış, onu noksanlaştırmış bir şey değildir.. Peki nedir? Alınıyor. Yüz elliyken ellisi alınırsa yüz kalıyor.

Peki nedir? Alınıyor. Yüz elliyken ellisi alınırsa yüz kalıyor.
Eksiltmez ne demek?

Eksiltmez ne demek?
Eksiltici bir şey değildir ne demek?

Eksiltici bir şey değildir ne demek?
Yani Allahu Teâlâ Hazretleri sadaka verene daha fazlasını verir.

Yani Allahu Teâlâ Hazretleri sadaka verene daha fazlasını verir.
Bir kere eksilmez, üstelik aksine bilakis artar.Bir kere eksilmez, üstelik aksine bilakis artar. Sadaka verilen mal artar, sadakası verilmeyen mal telef olur.Sadaka verilen mal artar, sadakası verilmeyen mal telef olur. Sadaka Peygamber Efendimiz'in zamanında, devrinde, lisanında hem hayır için verilen para veya mala denilirdi

Sadaka Peygamber Efendimiz'in zamanında, devrinde, lisanında hem hayır için verilen para veya mala denilirdi
hem de farz olan zekâta denilirdi.hem de farz olan zekâta denilirdi. Yani sadaka sözü zekâta da gider.Yani sadaka sözü zekâta da gider. Ama biz sadaka deyince zekâtı farz bir vazife olarak düşünüyoruz.Ama biz sadaka deyince zekâtı farz bir vazife olarak düşünüyoruz. Sadakayı da fukaraya verilen ilave bir hayır olarak düşünüyoruz.Sadakayı da fukaraya verilen ilave bir hayır olarak düşünüyoruz. O devirde sadaka aynı zamanda zekât manasına da gelirdi.O devirde sadaka aynı zamanda zekât manasına da gelirdi. Ama ister zekât olsun, ister zekâtın dışındaki bir başka hayır olsun,Ama ister zekât olsun, ister zekâtın dışındaki bir başka hayır olsun, insan ya kesesinden para çıkartıp verdiği zamaninsan ya kesesinden para çıkartıp verdiği zaman ya da malından bir miktarını ayırıp fukaraya gönderdiği, verdiği zaman Allah onun yerine daha fazlasını verir.ya da malından bir miktarını ayırıp fukaraya gönderdiği, verdiği zaman Allah onun yerine daha fazlasını verir. "Allahümme a'tı münfikan halefen." diye dua eder bir melek."Allahümme a'tı münfikan halefen." diye dua eder bir melek. Yâ Rabbi! Nafaka veren, sadaka veren, hayır veren insanın verdiğinin yerine geçecek mal ver ona gene der.Yâ Rabbi! Nafaka veren, sadaka veren, hayır veren insanın verdiğinin yerine geçecek mal ver ona gene der. Meleklerin de duası olur, yani o kişinin malı artar.Meleklerin de duası olur, yani o kişinin malı artar. Vermeyenin malı da, malım azalmasın diye sakınan, vermeyenin malı da,Vermeyenin malı da, malım azalmasın diye sakınan, vermeyenin malı da, "Allahümme a'tı mümsiken telefen."

"Allahümme a'tı mümsiken telefen."
Telef olur.

Telef olur.
Ona da bir melek, Yâ Rabbi!Ona da bir melek, Yâ Rabbi! Cimrilik edip, malını hayra, zekâta vermeyen kimsenin malına telef ver der, o da öyle olur,Cimrilik edip, malını hayra, zekâta vermeyen kimsenin malına telef ver der, o da öyle olur, malı afete uğrar, mahsulü zarar görür, dükkanı soyguna uğrar, yangın çıkar, hastalanır,malı afete uğrar, mahsulü zarar görür, dükkanı soyguna uğrar, yangın çıkar, hastalanır, parasının hayrını görmez, boş yere sarf eder, evladı har vurup harman savurur,parasının hayrını görmez, boş yere sarf eder, evladı har vurup harman savurur, hasılı telef olur hayrını görmez, hayır olmaz.hasılı telef olur hayrını görmez, hayır olmaz. Sonra, malın içinden verilen zekât ve sadaka fakirin hakkıdır.Sonra, malın içinden verilen zekât ve sadaka fakirin hakkıdır. Vefî emvâlihim hakkun lissâ-ili velmahrûm. (Zâriyât Suresi 19. Ayet)

Vefî emvâlihim hakkun lissâ-ili velmahrûm. (Zâriyât Suresi 19. Ayet)
Âyet-i kerîme ile sabit, bir haktır.

Âyet-i kerîme ile sabit, bir haktır.
Yani onu verirsen o adamın hakkını vermiş oluyorsun.Yani onu verirsen o adamın hakkını vermiş oluyorsun. Vermezsen başkasının hakkını kendi kasanda tutmuş oluyorsun.Vermezsen başkasının hakkını kendi kasanda tutmuş oluyorsun. Hak gasp etmiş oluyorsun.Hak gasp etmiş oluyorsun. Senin malın kirleniyor.Senin malın kirleniyor. Verdiğin zaman, tamam onun malını ayırıp veriyorsun, senin malın temizleniyor.Verdiğin zaman, tamam onun malını ayırıp veriyorsun, senin malın temizleniyor. Onun için zekât aslında temizlemek demek.Onun için zekât aslında temizlemek demek. Malı temizlediği için o verilen şeye zekât adı verilmiş.Malı temizlediği için o verilen şeye zekât adı verilmiş. Mal onunla temiz oluyor.Mal onunla temiz oluyor. Verilmezse pis olacak, neden?Verilmezse pis olacak, neden? Haklı mal. Fukaranın hakkı var.

Haklı mal. Fukaranın hakkı var.
Fukaranın hakkını vermemiş, yiyor herife bak. Amma aç gözlü ha..Fukaranın hakkını vermemiş, yiyor herife bak. Amma aç gözlü ha.. Hem Allah zenginlik vermiş, zekât verecek kadar zenginliğe ulaştırmış,Hem Allah zenginlik vermiş, zekât verecek kadar zenginliğe ulaştırmış, hem de bir de o kadar zenginliğe rağmen bir de fukaranın malını da vermiyor, onu da yiyor.hem de bir de o kadar zenginliğe rağmen bir de fukaranın malını da vermiyor, onu da yiyor. Şu edepsize bak. Şu insafsıza bak. Ötekisi açlıktan kıvranıyor, bunun zaten var.Şu edepsize bak. Şu insafsıza bak. Ötekisi açlıktan kıvranıyor, bunun zaten var. Kendisininki zaten kendisine yeter.Kendisininki zaten kendisine yeter. 39 tanesi kendisine kalacak, bir tanesine zekât verecek.39 tanesi kendisine kalacak, bir tanesine zekât verecek. Veyahut malının çoğu kendisine kalacak, bir miktar fazlasını götürecek, bir fakire verecek,Veyahut malının çoğu kendisine kalacak, bir miktar fazlasını götürecek, bir fakire verecek, onu da vermiyor, o zaman malı pisleniyor, pis bir mal oluyor.onu da vermiyor, o zaman malı pisleniyor, pis bir mal oluyor. Misalleri kendi öz hayatlarımızda da vardır.Misalleri kendi öz hayatlarımızda da vardır. Din kitaplarında, tasavvuf kitaplarında da çok anlatılmıştır.

Din kitaplarında, tasavvuf kitaplarında da çok anlatılmıştır.
İnsan bir hayır yaptı mı çok malı bereketlenir, işi rast gider. Çok hayrını görür.İnsan bir hayır yaptı mı çok malı bereketlenir, işi rast gider. Çok hayrını görür. Cimri olanlar da onun cimriliğinin cezasını tadar, görür.Cimri olanlar da onun cimriliğinin cezasını tadar, görür. İsim zikretmek istemiyorum.İsim zikretmek istemiyorum. Bütün köylünün malını satın alıp, alıp, alıp, alıp toplayan birileri vardı.Bütün köylünün malını satın alıp, alıp, alıp, alıp toplayan birileri vardı. Çok parası vardı. Helalinden kazandıysa kazandı. Zekâtını verdiyse verdi.Çok parası vardı. Helalinden kazandıysa kazandı. Zekâtını verdiyse verdi. Bilmiyorum yani inşallah vermiştir. Zekâtını da inşallah vermiştir, bilmiyorum ama, dükkanlarına birileri gelmiş,Bilmiyorum yani inşallah vermiştir. Zekâtını da inşallah vermiştir, bilmiyorum ama, dükkanlarına birileri gelmiş, hem babayı hem oğlu öldürmüş. İkisi de evli. Gitti. İşte defter kapandı.hem babayı hem oğlu öldürmüş. İkisi de evli. Gitti. İşte defter kapandı. Yani o mallar herkesin gıpta ettiği mallar.Yani o mallar herkesin gıpta ettiği mallar. Adam sıkıştı mı gider ona, ben malımı satacağım.Adam sıkıştı mı gider ona, ben malımı satacağım. Alır mısın? Alır, şey bir fiyata alır yani. Ucuz bir fiyata alır. Gitti işte, hiç.Alır mısın? Alır, şey bir fiyata alır yani. Ucuz bir fiyata alır. Gitti işte, hiç. Malı topladı, topladı, topladı, topladı, topladı, yiyemeden gitti.Malı topladı, topladı, topladı, topladı, topladı, yiyemeden gitti. Ne doğru düzgün yer, ne doğru düzgün rahat eder, ne doğru düzgün hayır hasenat yapar. Öyle gider.Ne doğru düzgün yer, ne doğru düzgün rahat eder, ne doğru düzgün hayır hasenat yapar. Öyle gider. Devam edelim.Devam edelim. Ve mâ zâde’llâhu abden bi-afvin illâ izzen.

Ve mâ zâde’llâhu abden bi-afvin illâ izzen.
Allah affeden bir kulu eksiltmez, izzetini arttırır. Ancak izzetini arttırır.Allah affeden bir kulu eksiltmez, izzetini arttırır. Ancak izzetini arttırır. Yani affetmek insanı Allah indinde izzetli, kıymetli bir kul haline getirir.Yani affetmek insanı Allah indinde izzetli, kıymetli bir kul haline getirir. İşte o sana kötülük yapmıştı da, bilmem tam da şimdiki ocağına düştü de, fırsatı geçirdin de, e özür diliyor.İşte o sana kötülük yapmıştı da, bilmem tam da şimdiki ocağına düştü de, fırsatı geçirdin de, e özür diliyor. Hata ettim diyor. Affet, affedersen sen aziz olursun, sen kıymetli olursun, izzetli olursun.Hata ettim diyor. Affet, affedersen sen aziz olursun, sen kıymetli olursun, izzetli olursun. Affetmek insanı Allah indinde izzetli yapar.

Affetmek insanı Allah indinde izzetli yapar.
Affetmedi, yok ben ondan illa intikamımı alacağım, o bana böyle demişti, ben de ona daha beterini derim.Affetmedi, yok ben ondan illa intikamımı alacağım, o bana böyle demişti, ben de ona daha beterini derim. Şimdi fırsat elime geçti, ben de onun kafasını ezerim.Şimdi fırsat elime geçti, ben de onun kafasını ezerim. Eh kendin bilirsin yani aşırı gidersen cezasını çekersin.Eh kendin bilirsin yani aşırı gidersen cezasını çekersin. Ama başka bir şey de elde etmezsin yani. Ancak kinin sönmüş olur. İçindeki kızgınlığı tatmin etmiş olursun.Ama başka bir şey de elde etmezsin yani. Ancak kinin sönmüş olur. İçindeki kızgınlığı tatmin etmiş olursun. Ama affedersen izzet kazanacaktın. Kıymet kazanacaktın.Ama affedersen izzet kazanacaktın. Kıymet kazanacaktın. İzzet kıymet demek. Allah indinde kıymet kazanacaktın.İzzet kıymet demek. Allah indinde kıymet kazanacaktın. Affetti diye Allah sevecekti. Onun için affedici olalım.Affetti diye Allah sevecekti. Onun için affedici olalım. Adam kızını affetmiyor. Benim evime gelmesin, yüzünü görmeyeyim, elimi öpmesin.Adam kızını affetmiyor. Benim evime gelmesin, yüzünü görmeyeyim, elimi öpmesin. E niye? Affediver.E niye? Affediver. Oğlunu affetmiyor. E ne olur affediver.Oğlunu affetmiyor. E ne olur affediver. Kardeşini affetmiyor. E mirasta şöyle oldu da böyle kaldı.Kardeşini affetmiyor. E mirasta şöyle oldu da böyle kaldı. Canım olan olmuş. Yani o kadar ince hesap yapmaya gelmez.Canım olan olmuş. Yani o kadar ince hesap yapmaya gelmez. Yunus Emre bu işi güzel anladığı için, mübarek tabi mürşid-i kâmil de olduğundan,

Yunus Emre bu işi güzel anladığı için, mübarek tabi mürşid-i kâmil de olduğundan,
diyor ki toptan pazarlık eyle.diyor ki toptan pazarlık eyle. Pazar eyle götürü.Pazar eyle götürü. Götürü pazarlık et.Götürü pazarlık et. Öyle ince ince üç para, yedi kuruş, sekiz lira bilmem.Öyle ince ince üç para, yedi kuruş, sekiz lira bilmem. Bırak şu teferruatı. Şöyle toptan pazarlık et bir.Bırak şu teferruatı. Şöyle toptan pazarlık et bir. Olsun bitsin ne oluyor yani.Olsun bitsin ne oluyor yani. Affediver. Ufak tefek şeyine bakma.Affediver. Ufak tefek şeyine bakma. Tamam de, ben de zamanında bazı kereler kendi hatalarını düşün, ben de hata etmiştim de.Tamam de, ben de zamanında bazı kereler kendi hatalarını düşün, ben de hata etmiştim de. İşte o da o zaman hata etmiş, şimdi de mahcup bak gelmiş karşına, tamam affediver.İşte o da o zaman hata etmiş, şimdi de mahcup bak gelmiş karşına, tamam affediver. Affedeni Allah izzetlendirir, kıymetlendirir muhterem kardeşlerim.Affedeni Allah izzetlendirir, kıymetlendirir muhterem kardeşlerim. Affedici olalım.Affedici olalım. Affetmekle toplumsal ilgiler kuvvetlenir.Affetmekle toplumsal ilgiler kuvvetlenir. Affetmeyip intikam almakla işler ailelerin kan davası haline dönüşür.Affetmeyip intikam almakla işler ailelerin kan davası haline dönüşür. Adıyaman taraflarında bir yerden geçiyorduk.Adıyaman taraflarında bir yerden geçiyorduk. Dediler ki hocam bu köyde bir şeyh vardı.Dediler ki hocam bu köyde bir şeyh vardı. Ne oldu dedim?Ne oldu dedim? Gitti bu köyden dediler.

Gitti bu köyden dediler.
Yani ziyaret etseydik yaşlı bir adam, mübarek bir adamsa gidelim elini öpelim, duasını alalım filan.Yani ziyaret etseydik yaşlı bir adam, mübarek bir adamsa gidelim elini öpelim, duasını alalım filan. Göçtü dedi anlatan arkadaş. Niye?Göçtü dedi anlatan arkadaş. Niye? Köyde iki aile arasında kızgınlık varmış.

Köyde iki aile arasında kızgınlık varmış.
Bu mübarek zat iki tarafa nasihat etmiş.Bu mübarek zat iki tarafa nasihat etmiş. Ya gelin bırakın bu kırgınlığı, kızgınlığı, husumeti, davayı, iddiayı, zıtlaşmayı, barışın.Ya gelin bırakın bu kırgınlığı, kızgınlığı, husumeti, davayı, iddiayı, zıtlaşmayı, barışın. Hocam sen aramıza girme demişler. Adam saygılı bir kimse yani. Doğu Anadolu'da hocaları sayarlar öyle.Hocam sen aramıza girme demişler. Adam saygılı bir kimse yani. Doğu Anadolu'da hocaları sayarlar öyle. Doğu Anadolu'da hocalar kıymetlidir. Çok kıymetlidir. Öyle Batı Anadolu'daki gibi değil.Doğu Anadolu'da hocalar kıymetlidir. Çok kıymetlidir. Öyle Batı Anadolu'daki gibi değil. İstanbul'daki gibi ucuz değildir. Şeyde çok pahalıdır Doğu Anadolu'da. Ama dinlememişler.İstanbul'daki gibi ucuz değildir. Şeyde çok pahalıdır Doğu Anadolu'da. Ama dinlememişler. Halbuki Doğu Anadolu'da hoca bir işaret etti mi, herkes el pençe divan durur yani, sözünden geçemez.Halbuki Doğu Anadolu'da hoca bir işaret etti mi, herkes el pençe divan durur yani, sözünden geçemez. Siyasiler yıprattılar. Şeyhlerin saltanatını kırmak için,Siyasiler yıprattılar. Şeyhlerin saltanatını kırmak için, ağaların saltanatını kırmak için hücum ede ede ede millette kimseye karşı ilgi, sevgi, saygı bırakmadılar.ağaların saltanatını kırmak için hücum ede ede ede millette kimseye karşı ilgi, sevgi, saygı bırakmadılar. Hocanın da itibarı kalmadı. Ama şimdi anarşi var. Ektikleri tohumlardan anarşi çıkıyor.Hocanın da itibarı kalmadı. Ama şimdi anarşi var. Ektikleri tohumlardan anarşi çıkıyor. Ne olurdu hocaya saygı gösterseydi?

Ne olurdu hocaya saygı gösterseydi?
İki aileyi barıştırıyor hoca.

İki aileyi barıştırıyor hoca.
Gel bakayım buraya diyor.Gel bakayım buraya diyor. Peki hocam diyor. Sen de gel buraya.Peki hocam diyor. Sen de gel buraya. Peki hocam diyor. Tutun bakalım elinizi.Peki hocam diyor. Tutun bakalım elinizi. Sarılın bakalım birbirinize.Sarılın bakalım birbirinize. Affedin bakalım birbirinizi. Affediyorlar.Affedin bakalım birbirinizi. Affediyorlar. Dinlememişler burada bu sefer.Dinlememişler burada bu sefer. Dinlemeyince, demiş peki ben de bu köyde durmam.Dinlemeyince, demiş peki ben de bu köyde durmam. Kalkmış gitmiş.Kalkmış gitmiş. Arkasından bir kanlı dövüş köyde,Arkasından bir kanlı dövüş köyde, üç kişi o taraftan ölmüş, dört kişi bu taraftan ölmüş.üç kişi o taraftan ölmüş, dört kişi bu taraftan ölmüş. Ne oldu yani?

Ne oldu yani?
Bu kadar ölü, ölen geri geliyor mu? Gelmiyor. Veballeri?Bu kadar ölü, ölen geri geliyor mu? Gelmiyor. Veballeri? Ahirette de korkunç vebali var adam öldürmenin oyuncak değil.Ahirette de korkunç vebali var adam öldürmenin oyuncak değil. Ne olur affediverseydi?Ne olur affediverseydi? Bağışladım, tamam. En son öldürülen bizim aileden falanca olsun.

Bağışladım, tamam. En son öldürülen bizim aileden falanca olsun.
Tamam, biz intikam almayacağız. Kan davasından vazgeçtik deseydi.Tamam, biz intikam almayacağız. Kan davasından vazgeçtik deseydi. Peygamber Efendimiz öyle yapmış.Peygamber Efendimiz öyle yapmış. İlk kaldırdığım dava kendi ailemin davasıdır diye. İlk nümuneyi kendisi, örneği kendisi gösterdi.İlk kaldırdığım dava kendi ailemin davasıdır diye. İlk nümuneyi kendisi, örneği kendisi gösterdi. Ve mâ tevâda’a ehadün li’llâhi illâ rafe’ahü’llâh.

Ve mâ tevâda’a ehadün li’llâhi illâ rafe’ahü’llâh.
Kim Allah için tevazu gösterirse, mütevazılık yaparsa, boynu büküklük, alçak gönüllülük yaparsa,Kim Allah için tevazu gösterirse, mütevazılık yaparsa, boynu büküklük, alçak gönüllülük yaparsa, tekebbür etmezse, ululanmazsa, kibirlenmezse efendim, Allah onu yükseltir.tekebbür etmezse, ululanmazsa, kibirlenmezse efendim, Allah onu yükseltir. Aksine tekebbür edeni, ululananı, burnu büyüklük yapanı, kibirleneni de alçaltır.Aksine tekebbür edeni, ululananı, burnu büyüklük yapanı, kibirleneni de alçaltır. Kibirliği yere çalar, mütevazıyı yükseltir.Kibirliği yere çalar, mütevazıyı yükseltir. Onun için tevazu göstermek lazım, haddini bilmek lazım,Onun için tevazu göstermek lazım, haddini bilmek lazım, aczini bilmesi lazım insanın, birçok kusur olduğunu bilmesi lazım,aczini bilmesi lazım insanın, birçok kusur olduğunu bilmesi lazım, boynu bükük ve mütevazi olması lazım.boynu bükük ve mütevazi olması lazım. Büyüklük Allah'a mahsustur,Büyüklük Allah'a mahsustur, öyle büyüklenmek kula sonunda ayağının çarpılmasına, çelmelenmesine,öyle büyüklenmek kula sonunda ayağının çarpılmasına, çelmelenmesine, kendisinin boyunun posunun devrilmesine sebep olur.kendisinin boyunun posunun devrilmesine sebep olur. Bu güzel huyları elde edelim.Bu güzel huyları elde edelim. Yani bu hadîs-i şerîften üç güzel huy ortaya çıkıyor.

Yani bu hadîs-i şerîften üç güzel huy ortaya çıkıyor.
Bir, hayır yapmak, cömertlik yapmak.Bir, hayır yapmak, cömertlik yapmak. Cömertlik yaparsam kesenden para azalıyor. Allah fazlasını verir.Cömertlik yaparsam kesenden para azalıyor. Allah fazlasını verir. O yapılan, verilen hayır malı azaltmaz. Cömert olalım.O yapılan, verilen hayır malı azaltmaz. Cömert olalım. Hayırlara, Müslümanlara karşı yapılacak hizmetlere koşalım.Hayırlara, Müslümanlara karşı yapılacak hizmetlere koşalım. Dinimizi yüceltmek için hizmetlere koşalım.Dinimizi yüceltmek için hizmetlere koşalım. Bilelim ki her şey parayla dönüyor.Bilelim ki her şey parayla dönüyor. Yani şuradan, şu hadîs-i şerîfi yazacağız, basacağız, dağıtacağız desek,Yani şuradan, şu hadîs-i şerîfi yazacağız, basacağız, dağıtacağız desek, bir top kağıt lazım, baskı lazım, dağıtmak lazım, vesaire lazım,bir top kağıt lazım, baskı lazım, dağıtmak lazım, vesaire lazım, her şey parayla oluyor yani.her şey parayla oluyor yani. İşte şu konuşmayı çoğaltacağız desek, yine parayla oluyor.İşte şu konuşmayı çoğaltacağız desek, yine parayla oluyor. Şu cami parayla, yani elektrik parayla, suyu parayla, halısı parayla, çimeninin biçilmesi parayla.Şu cami parayla, yani elektrik parayla, suyu parayla, halısı parayla, çimeninin biçilmesi parayla. Eh o zaman Müslüman hayır işlerine koşmalı.Eh o zaman Müslüman hayır işlerine koşmalı. Cömert olacağız bir, affedici olacağız iki.Cömert olacağız bir, affedici olacağız iki. Af ne olacak? Kime karşı olacak? Gerçekten kabahat işlemiş birisine karşı olacak.

Af ne olacak? Kime karşı olacak? Gerçekten kabahat işlemiş birisine karşı olacak.
Evet adam kabahatliydi ama affettim işte. Zaten kabahati olmayanı affetmek diye bir şey yok. Ama adamın suçu yok.Evet adam kabahatliydi ama affettim işte. Zaten kabahati olmayanı affetmek diye bir şey yok. Ama adamın suçu yok. Seni affettim. Neyimi affediyorsun? Ya ben sana bir şey yapmadım ki zaten. Bir suçum yok ki. Affettim seni.Seni affettim. Neyimi affediyorsun? Ya ben sana bir şey yapmadım ki zaten. Bir suçum yok ki. Affettim seni. Ne yaptım ki affediyorsun?

Ne yaptım ki affediyorsun?
Suçu varsa affediyorsa o zaman tabi önemli.

Suçu varsa affediyorsa o zaman tabi önemli.
Affediyoruz. Affedeceğiz. Bir de mütevazı olacağız.Affediyoruz. Affedeceğiz. Bir de mütevazı olacağız. Mütevazı olacağız.Mütevazı olacağız. Allah kibirli olanları sevmez. Kibirli olanları insanlar da sevmez.Allah kibirli olanları sevmez. Kibirli olanları insanlar da sevmez. Kibirli olanlar aslında bu kibirleri dolayısıyla da, toplum içinde rahat da bir durumda olmazlar,Kibirli olanlar aslında bu kibirleri dolayısıyla da, toplum içinde rahat da bir durumda olmazlar, rahat da vermezler topluma.rahat da vermezler topluma. O kibirlerinden dolayı herkesle kavgaydı, gürültüydü, çatışmaydı, çekişmeydi,O kibirlerinden dolayı herkesle kavgaydı, gürültüydü, çatışmaydı, çekişmeydi, kimseyi beğenmemek, bilmemek derken toplumda huzursuzluk doğdu.kimseyi beğenmemek, bilmemek derken toplumda huzursuzluk doğdu. Onun için boynu bükük olalım, mütevazi olalım.Onun için boynu bükük olalım, mütevazi olalım. Allah bilsin kıymetimizi.Allah bilsin kıymetimizi. Kıymetimiz varsa, Allah kıymet veriyorsa ne mutlu.Kıymetimiz varsa, Allah kıymet veriyorsa ne mutlu. Kıymet vermiyorsa zaten kıymetsiz demeksin.Kıymet vermiyorsa zaten kıymetsiz demeksin. Medine-i Münevvere'de bir büyük lüks otelin üst dairesine,Medine-i Münevvere'de bir büyük lüks otelin üst dairesine, eski zamanlarda, hamalın birisi yükü çıkartmış, kapıyı çalmış.eski zamanlarda, hamalın birisi yükü çıkartmış, kapıyı çalmış. Ufak tefek bir adam açmış kapıyı.Ufak tefek bir adam açmış kapıyı. Buyurun evladım demiş, yaşlıca bir adam.Buyurun evladım demiş, yaşlıca bir adam. Çekil be herif demiş ya, sırtımda yük var zaten demiş, girmiş içeriye.Çekil be herif demiş ya, sırtımda yük var zaten demiş, girmiş içeriye. Ondan sonra yükü boşaltmış, alnını siliyor falan.Ondan sonra yükü boşaltmış, alnını siliyor falan. Adam hiç ses çıkartmamış.Adam hiç ses çıkartmamış. Neyse işte. Bahşişini vermiş falan.Neyse işte. Bahşişini vermiş falan. Çekil be dediği adam, Hindistan'ın Haydarabad devletinin başkanı, nizamı.Çekil be dediği adam, Hindistan'ın Haydarabad devletinin başkanı, nizamı. Adam kapıyı açtı diye, hizmetçi mi sandı onu, ne yaptı?Adam kapıyı açtı diye, hizmetçi mi sandı onu, ne yaptı? Ne duruyorsun, ne soruyorsun diye, çekil demiş devlet adamına.

Ne duruyorsun, ne soruyorsun diye, çekil demiş devlet adamına.
Oranın hükümdarı yani.Oranın hükümdarı yani. O da ses çıkartmamış.O da ses çıkartmamış. Birisi, sanıyorum Abdullah İbn Mesûd radıyallahu anh, galiba Basra şehrinde,Birisi, sanıyorum Abdullah İbn Mesûd radıyallahu anh, galiba Basra şehrinde, develerden yükler inmiş, çuvallar orada duruyor.develerden yükler inmiş, çuvallar orada duruyor. Adam çuvalları taşıtacak birisini arıyor.Adam çuvalları taşıtacak birisini arıyor. Gel buraya demiş. Birisini görmüş oradan ufak tefek.Gel buraya demiş. Birisini görmüş oradan ufak tefek. Gelmiş o da.Gelmiş o da. Al şu çuvalı sırtına demiş. Almış.Al şu çuvalı sırtına demiş. Almış. Düş peşime demiş.Düş peşime demiş. Adam tüccar ya. Yani hamala şey de sormuyor yani.Adam tüccar ya. Yani hamala şey de sormuyor yani. Kaça götürürsün falan diye. Pazarlık mı yapacak adam?Kaça götürürsün falan diye. Pazarlık mı yapacak adam? İşte bir çuval parası, taşıma parası verecek falan.

İşte bir çuval parası, taşıma parası verecek falan.
Herkes böyle yolda, ağzı açık böyle bu ikisine bakıyormuş böyle.Herkes böyle yolda, ağzı açık böyle bu ikisine bakıyormuş böyle. Öndeki bu tüccar, arkadaki o çuvalı yüklenmiş adam.Öndeki bu tüccar, arkadaki o çuvalı yüklenmiş adam. Herkes böyle ağzı açık bakıyorlar.Herkes böyle ağzı açık bakıyorlar. Bazısı diyormuş ki, Esselamu Aleyküm Yâ Emîrü'L-Mü'minîn bu ne hal falan.Bazısı diyormuş ki, Esselamu Aleyküm Yâ Emîrü'L-Mü'minîn bu ne hal falan. Adam şöyle bir iki defa, Yâ Emîrü'l-Mü'minîn diyorlar.Adam şöyle bir iki defa, Yâ Emîrü'l-Mü'minîn diyorlar. Ben Emîrü'l-Mü'minîn falan değilim, yani devletin başkanı,Ben Emîrü'l-Mü'minîn falan değilim, yani devletin başkanı, yani yüksek bir rütbeli bir kimse değilim, bir tüccarım falan.yani yüksek bir rütbeli bir kimse değilim, bir tüccarım falan. Selamun aleyküm Yâ Emîrü'l-Mü'minîn falan.Selamun aleyküm Yâ Emîrü'l-Mü'minîn falan. Bu bana değil, sonra bakmış. Hamala selam veriyorlar.Bu bana değil, sonra bakmış. Hamala selam veriyorlar. Sonra anlamış, neden sonra?Sonra anlamış, neden sonra? Basra şehrinin valisi adam. Basra valisi.Basra şehrinin valisi adam. Basra valisi. Gel dediği, gel deyince gelmiş.Gel dediği, gel deyince gelmiş. Yüklen şu çuvalı deyince, ulan ben valiyim edepsiz kendine bir tane hamal bul dememiş yani.Yüklen şu çuvalı deyince, ulan ben valiyim edepsiz kendine bir tane hamal bul dememiş yani. Peki demiş, yüklenmiş. Allah şefaatine erdirsin.Peki demiş, yüklenmiş. Allah şefaatine erdirsin. Vali ama demek ki bir kere şatafatlı elbisesi yok. Elbisesinden anlaşılmamış.

Vali ama demek ki bir kere şatafatlı elbisesi yok. Elbisesinden anlaşılmamış.
Halbuki ne şatafatlılar oluyor mevki makam sahiplerinde.Halbuki ne şatafatlılar oluyor mevki makam sahiplerinde. Bir kere ondan sonra itiraz etmemiş. Anladıktan sonra anlamış ki tamam,Bir kere ondan sonra itiraz etmemiş. Anladıktan sonra anlamış ki tamam, Emîrü'l-Mü'minîn hamal diye şey yaptığını sandığı adam. Demiş affedin.Emîrü'l-Mü'minîn hamal diye şey yaptığını sandığı adam. Demiş affedin. Tabi bir de korku düşüyor. Şimdi bu adam beni çuvalı indirdikten sonra ayağının altına alsa ezer, hapse attırsa attırır falan.Tabi bir de korku düşüyor. Şimdi bu adam beni çuvalı indirdikten sonra ayağının altına alsa ezer, hapse attırsa attırır falan. Demiş özür dilerim, kusura bakmayın ben bilemedim. Lütfen indirin falan.Demiş özür dilerim, kusura bakmayın ben bilemedim. Lütfen indirin falan. Yok demiş. Sırtıma aldım, nereye kadar götüreceksem götüreyim demiş.Yok demiş. Sırtıma aldım, nereye kadar götüreceksem götüreyim demiş. Götüreceğin yeri söyle demiş, oraya kadar da götürmüş.Götüreceğin yeri söyle demiş, oraya kadar da götürmüş. Tevazu. Basra'nın valisi ama mütevazi.Tevazu. Basra'nın valisi ama mütevazi. Hazreti Ömer, Emîrü'l-Mü'minîn adam.Hazreti Ömer, Emîrü'l-Mü'minîn adam. Hazreti Ömer Emîrü'l-Mü'minîn iken sokaklarda gece dolaşırmış.Hazreti Ömer Emîrü'l-Mü'minîn iken sokaklarda gece dolaşırmış. Bakalım Medine'de ahali rahat uyuyor mu,Bakalım Medine'de ahali rahat uyuyor mu, bir şey olursa ben sorumlu olurum, hırsızlık olsa ben sorumlu olurum diye.bir şey olursa ben sorumlu olurum, hırsızlık olsa ben sorumlu olurum diye. Onun için mütevazı olalım.Onun için mütevazı olalım. Bir hadîs-i şerîf daha okuyalım.Bir hadîs-i şerîf daha okuyalım. Mâ yühricu racülün şey'en min’s-sadekati hattâ yefükke anhâ lehyey sev’îne şeytânen.

Mâ yühricu racülün şey'en min’s-sadekati hattâ yefükke anhâ lehyey sev’îne şeytânen.
Dün söylediğim konunun hadîs-i şerîfi bu.

Dün söylediğim konunun hadîs-i şerîfi bu.
Ebû Zer el-Gıfârî radıyallahu anh'ten rivayet olunmuş.Ebû Zer el-Gıfârî radıyallahu anh'ten rivayet olunmuş. Ahmed b. Hanbel'de, Neseî'de ve diğer kaynaklarda var.Ahmed b. Hanbel'de, Neseî'de ve diğer kaynaklarda var. Bir adam sadakayı çıkarıncaya kadar, kesesinden, kasasından, hazinesinden sadaka vereceği parayı çıkartıncaya kadar

Bir adam sadakayı çıkarıncaya kadar, kesesinden, kasasından, hazinesinden sadaka vereceği parayı çıkartıncaya kadar
bir adam, 70 tane şeytanın dudaklarının arasından çeker çıkartır.bir adam, 70 tane şeytanın dudaklarının arasından çeker çıkartır. Yani yetmiş tane şeytan verme, etme, eyleme diye karşına çıkıyorlar, caydırmaya çalışıyorlar,Yani yetmiş tane şeytan verme, etme, eyleme diye karşına çıkıyorlar, caydırmaya çalışıyorlar, hayrı yaptırmamaya çalışıyorlar, onlardan kurtarıp öyle verebiliyor sadakayı.hayrı yaptırmamaya çalışıyorlar, onlardan kurtarıp öyle verebiliyor sadakayı. Onları geçip geçip.Onları geçip geçip. Yani şeytan hayır yapmak isteyen insana çok mani olur. Çok mazeretler söyler. Yaptırtmamak ister.Yani şeytan hayır yapmak isteyen insana çok mani olur. Çok mazeretler söyler. Yaptırtmamak ister. Çünkü yapınca Allah sevecek, yapmayınca, cimrilik yapınca da Allah sevmeyecek.Çünkü yapınca Allah sevecek, yapmayınca, cimrilik yapınca da Allah sevmeyecek. Onun için engellemeye çok uğraşıyor şeytan.Onun için engellemeye çok uğraşıyor şeytan. Yetmiş tane şeytanı geçmesi lazım hayrı yapabilmesi için.Yetmiş tane şeytanı geçmesi lazım hayrı yapabilmesi için. Yetmiş tane şeytanın dudaklarından, vırvırısından, dırdırısından, vesvesesindenYetmiş tane şeytanın dudaklarından, vırvırısından, dırdırısından, vesvesesinden onları yenip geçmedikçe bir hayrı yapamaz bir insan.onları yenip geçmedikçe bir hayrı yapamaz bir insan. Yani herkesin içinden şeytan bir şeyler söyler demek yani.Yani herkesin içinden şeytan bir şeyler söyler demek yani. Ve Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten üçüncü hadîs-i şerîfi okuyarak bu akşamki konuşmamızı tamamlamak istiyorum.Ve Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten üçüncü hadîs-i şerîfi okuyarak bu akşamki konuşmamızı tamamlamak istiyorum. Mâ yezâlü’l-belâü bi’l-mü’mini ve’l-mü’mineti fî nefsihî ve veledihî ve mâlihî hattâ yalka’llâha ve mâ alayh hatîetün.

Mâ yezâlü’l-belâü bi’l-mü’mini ve’l-mü’mineti fî nefsihî ve veledihî ve mâlihî hattâ yalka’llâha ve mâ alayh hatîetün.
Tirmizî'nin sahih olduğunu beyan ettiği bir hadîs-i şerîf

Tirmizî'nin sahih olduğunu beyan ettiği bir hadîs-i şerîf
bu son hadîs-i şerîfimiz okuduğumuz.bu son hadîs-i şerîfimiz okuduğumuz. Diyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;

Diyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;
Bela bir mümin erkeğe ve bir mümin kadına devamlı gelir dururBela bir mümin erkeğe ve bir mümin kadına devamlı gelir durur bela, mümin erkeğe, mümin kadına bela, musibet imtihan,bela, mümin erkeğe, mümin kadına bela, musibet imtihan, sıkıntı gelir durur.sıkıntı gelir durur. Hangi konularda? Fî nefsihî. Kendisi konusunda.Hangi konularda? Fî nefsihî. Kendisi konusunda. Yani kendisinin vücudu, sıhhati, işi, gücü, özel durumları.Yani kendisinin vücudu, sıhhati, işi, gücü, özel durumları. Ve veledihî.

Ve veledihî.
Çoluk çocuğunun sıhhati, işi, gücü, dertleri konusunda.Çoluk çocuğunun sıhhati, işi, gücü, dertleri konusunda. Ve mâlihî. Malı, mülkü konusunda.

Ve mâlihî. Malı, mülkü konusunda.
İşte bilmem komşu bilmem duvarı yıkmış da, tecavüz etmiş de, bilmem şöyle olmuş da böyle olmuş da.İşte bilmem komşu bilmem duvarı yıkmış da, tecavüz etmiş de, bilmem şöyle olmuş da böyle olmuş da. Malında, evladında, kendi nefsinde bela, musibet böyle imtihanlar üzücü olaylarMalında, evladında, kendi nefsinde bela, musibet böyle imtihanlar üzücü olaylar devam eder durur mümine.devam eder durur mümine. Ne zamana kadar?Ne zamana kadar? Hattâ yalka’llâha.

Hattâ yalka’llâha.
Allah'a kavuşuncaya kadar.Allah'a kavuşuncaya kadar. Ama ve mâ alayh hatîetün.Ama ve mâ alayh hatîetün. Allah'a üzerinde hiç günah kalmamış bir vaziyette kavuşuncaya kadar devam eder, ne demek?Allah'a üzerinde hiç günah kalmamış bir vaziyette kavuşuncaya kadar devam eder, ne demek? Yani her bela, her musibet onun ecrini arttırır, günahını affettirir affettirir,

Yani her bela, her musibet onun ecrini arttırır, günahını affettirir affettirir,
Mevlasına tertemiz kavuşur.Mevlasına tertemiz kavuşur. Hiç üzerinde günah kalmamış olarak kavuşur.Hiç üzerinde günah kalmamış olarak kavuşur. Yani belalara, musibetlere insan sabrettiği zaman ne oluyor?

Yani belalara, musibetlere insan sabrettiği zaman ne oluyor?
Günahlar affoluyor.

Günahlar affoluyor.
Üzerinde günah kiri kalmıyor. Sabrederse tabi.Üzerinde günah kiri kalmıyor. Sabrederse tabi. Müminin iki mühim işi var. Nimetlere şükretmek, belalara sabretmek.Müminin iki mühim işi var. Nimetlere şükretmek, belalara sabretmek. Hayatta da iki türlü olay geliyor karşımıza. Bir sevindirici olaylar,Hayatta da iki türlü olay geliyor karşımıza. Bir sevindirici olaylar, çok şükür Yâ Rabbi! Elhamdülillah diyeceğiz. Bir de üzücü olaylar, sağlam duracağız,çok şükür Yâ Rabbi! Elhamdülillah diyeceğiz. Bir de üzücü olaylar, sağlam duracağız, sabırlı olacağız, sabredeceğiz. İkisi de olabilir.sabırlı olacağız, sabredeceğiz. İkisi de olabilir. Allah tabi üzüntüler, belalar, musibetler vermesin ama olabilir.Allah tabi üzüntüler, belalar, musibetler vermesin ama olabilir. İşte arkadaşlarımız öksürüyor. Küllün küllün öksürmek derler buna böyle.İşte arkadaşlarımız öksürüyor. Küllün küllün öksürmek derler buna böyle. Bizim hanım da hasta. Âmin ecmaîn Allah şifa versin.Bizim hanım da hasta. Âmin ecmaîn Allah şifa versin. İşte bu hastalık yani. Bilmem ağrı olur, dişi ağrır, yanağı şişer, kolu ağrır, dizi ağrır,İşte bu hastalık yani. Bilmem ağrı olur, dişi ağrır, yanağı şişer, kolu ağrır, dizi ağrır, belini doğrultamaz, böbreğinden taş düşürür, kanallar tıkanır, hastanelere girer çıkar,belini doğrultamaz, böbreğinden taş düşürür, kanallar tıkanır, hastanelere girer çıkar, koca koca iğneleri buduna batırırlar, çıkartırlar, verirler ilacı, çeker durur.koca koca iğneleri buduna batırırlar, çıkartırlar, verirler ilacı, çeker durur. Dükkanda sorun olur,

Dükkanda sorun olur,
rakip firma karşı tarafa dükkan açar,rakip firma karşı tarafa dükkan açar, bilmem işte çocukta sorun olur, bilmem nişan olur, bozulurbilmem işte çocukta sorun olur, bilmem nişan olur, bozulur veyahut çocuk bilmem arıza yapar, kaza yaparveyahut çocuk bilmem arıza yapar, kaza yapar veyahut işte hanım şöyle olur böyle olur.veyahut işte hanım şöyle olur böyle olur. Bunların hepsi imtihan.Bunların hepsi imtihan. Sıkı durmak lazım.Sıkı durmak lazım. Edebi korumak lazım.Edebi korumak lazım. Allah'ın kendisini imtihan ettiğini bilmesi lazım insanın.Allah'ın kendisini imtihan ettiğini bilmesi lazım insanın. Sabırlı olması lazım, sakin olması lazım.Sabırlı olması lazım, sakin olması lazım. Sabrın sonunda sevap alacağını, mükâfat alacağını bilmesi lazım.Sabrın sonunda sevap alacağını, mükâfat alacağını bilmesi lazım. Sabretmeyince ne olur? Sabretmeyince mükâfat gider, bela da başına cabası kalır.Sabretmeyince ne olur? Sabretmeyince mükâfat gider, bela da başına cabası kalır. Sabretseydi mükâfat alacaktı, sabretmeyince ne olur?Sabretseydi mükâfat alacaktı, sabretmeyince ne olur? Bela zaten gelmiş, ondan sabretmiyor. Sabretmeyince bela kalkmaz zaten.Bela zaten gelmiş, ondan sabretmiyor. Sabretmeyince bela kalkmaz zaten. İster sabret, ister sabretme ama sevabı kaçırır.

İster sabret, ister sabretme ama sevabı kaçırır.
Belayı çektiği de kalır. Bela başına cabası kalır.Belayı çektiği de kalır. Bela başına cabası kalır. Hani bazı insanlar vardır ki, akşama elinde aç ve susuz kalmaktan başka bir sevap geçmez, bir şeye kazanç gelmez,Hani bazı insanlar vardır ki, akşama elinde aç ve susuz kalmaktan başka bir sevap geçmez, bir şeye kazanç gelmez, orucu güzel tutmayan bazı insanlar dediği gibi Peygamber Efendimizin.orucu güzel tutmayan bazı insanlar dediği gibi Peygamber Efendimizin. Birisi saçını başını yolarak feryad ü figan edip bağırıyordu.Birisi saçını başını yolarak feryad ü figan edip bağırıyordu. Sabırsızca böyle bağırıp çağırıyordu.Sabırsızca böyle bağırıp çağırıyordu. Peygamber Efendimiz yanına yanaştı,Peygamber Efendimiz yanına yanaştı, ey kadın böyle yapma, sabırlı ol dedi.ey kadın böyle yapma, sabırlı ol dedi. O da böyle baktı ki kendisine bu sözü söyleyenin kim olduğunu bilemedi.O da böyle baktı ki kendisine bu sözü söyleyenin kim olduğunu bilemedi. Tanımadı yani Peygamber Efendimizi.Tanımadı yani Peygamber Efendimizi. Sen dedi benim başıma ne bela geldiğini biliyor musun?Sen dedi benim başıma ne bela geldiğini biliyor musun? Çekil başımdan benim derdim çok büyük de bilmem ne filan.Çekil başımdan benim derdim çok büyük de bilmem ne filan. Peygamber Efendimiz yürüdü gitti.Peygamber Efendimiz yürüdü gitti. Uğraşmadı yani onunla fazla.Uğraşmadı yani onunla fazla. Arkadan birileri geldiler,

Arkadan birileri geldiler,
ya kadın sen ne yaptın dediler.ya kadın sen ne yaptın dediler. Ne yaptım dedi.Ne yaptım dedi. Resulullah'tı sana gelen bu nasihati veren. Sen dediler, ona bağırdın, çağırdın.Resulullah'tı sana gelen bu nasihati veren. Sen dediler, ona bağırdın, çağırdın. Eyvah!Eyvah! Hemen toparlandı kadın. Koştu Peygamber Efendimizin arkasından,Hemen toparlandı kadın. Koştu Peygamber Efendimizin arkasından, dedi ki; Yâ Resulallah! Ben seni tanıyamadım, bilemedim, kusuruma bakma dedi.dedi ki; Yâ Resulallah! Ben seni tanıyamadım, bilemedim, kusuruma bakma dedi. Peygamber Efendimiz dedi ki; Sevabı kaçırdın demek istedi yani.Peygamber Efendimiz dedi ki; Sevabı kaçırdın demek istedi yani. "Es sabru ınde sadmetül ula."

"Es sabru ınde sadmetül ula."
Yani sabredeceğim dedi, tamam dedi, sabredeyim.

Yani sabredeceğim dedi, tamam dedi, sabredeyim.
Ama dedi, bela ilk geldiği zaman olacaktı dedi Peygamber Efendimiz, sabır. Şimdi geçti.Ama dedi, bela ilk geldiği zaman olacaktı dedi Peygamber Efendimiz, sabır. Şimdi geçti. Zaten alışır. Gittikten sonra. Onun için hasta olunca şikayet etmemek lazım.Zaten alışır. Gittikten sonra. Onun için hasta olunca şikayet etmemek lazım. Feryad ü figan etmemek lazım. Üzüntü gelince feryad ü figan etmemek lazım.Feryad ü figan etmemek lazım. Üzüntü gelince feryad ü figan etmemek lazım. Sabırsızlık, tahammülsüzlük, Allah'ın kaderine rızasızlık gibi şeyleri yapmamak lazım.Sabırsızlık, tahammülsüzlük, Allah'ın kaderine rızasızlık gibi şeyleri yapmamak lazım. Allah huylarımızı düzeltmeyi nasip etsin.Allah huylarımızı düzeltmeyi nasip etsin. Bu huyların düzelmesi kolay değildir.Bu huyların düzelmesi kolay değildir. Bu huyların düzelmesinin yolu tasavvuf yoludur.Bu huyların düzelmesinin yolu tasavvuf yoludur. Ama tasavvuf yolu da zor bir yoldur.Ama tasavvuf yolu da zor bir yoldur. Nasihatleri tutmak lazım.

Nasihatleri tutmak lazım.
Doktorun nasihatini tutmayan hasta, şifayı yakalayamaz.Doktorun nasihatini tutmayan hasta, şifayı yakalayamaz. Doktor diyor ki şunu yeme, o yiyor.Doktor diyor ki şunu yeme, o yiyor. Sigara içme, içiyor. Bilmem tuzlu yeme, yiyor. Şekeri kes, kesmiyor. Şifa bulmaz.Sigara içme, içiyor. Bilmem tuzlu yeme, yiyor. Şekeri kes, kesmiyor. Şifa bulmaz. O hastalık gitsin diye bunları yapması lazım.O hastalık gitsin diye bunları yapması lazım. Onun için dervişlik bu güzel huyları kazanmanın yoludur ama derviş şeyhi dinlerse.

Onun için dervişlik bu güzel huyları kazanmanın yoludur ama derviş şeyhi dinlerse.
Yani hasta doktorun tavsiyelerini tutarsa olur. Tutmazsa olmaz.Yani hasta doktorun tavsiyelerini tutarsa olur. Tutmazsa olmaz. Nasihatleri tutmak lazım.Nasihatleri tutmak lazım. Hoşuma gitti. Yusuf şimdi müezzinlik yaptı gündüz.Hoşuma gitti. Yusuf şimdi müezzinlik yaptı gündüz. Dedim ki bak, Teâlâ ve celle şanuhu demeye lüzum yok dedim.Dedim ki bak, Teâlâ ve celle şanuhu demeye lüzum yok dedim. Akşam hemen düzeltti güzel.Akşam hemen düzeltti güzel. Yani nasihati bir defada duyup düzeltmek iyi bir şey.Yani nasihati bir defada duyup düzeltmek iyi bir şey. Allah duyduğunu anlayan, anladığını tutan, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına uygun hareket eden,Allah duyduğunu anlayan, anladığını tutan, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına uygun hareket eden, Rabbinin rızasını kazanıp huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarakRabbinin rızasını kazanıp huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varanlardan eylesin cümlemizi sevdiklerimizle beraber.varanlardan eylesin cümlemizi sevdiklerimizle beraber. Bi-hürmeti Esmâike’l-hüsnâ ve habîbihi’l-müctebâ ve bi-hürmeti esrârı sureti’l-Fâtiha.

Bi-hürmeti Esmâike’l-hüsnâ ve habîbihi’l-müctebâ ve bi-hürmeti esrârı sureti’l-Fâtiha.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2