Namaz Vakitleri
İstanbul
2 Ramazan 1447
20 February 2026
İmsak
06:20
Güneş
07:45
Öğle
13:23
İkindi
16:22
Akşam
18:51
Yatsı
20:11
Detaylı Arama

Konuşma Metni

es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!..es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!.. Aziz ve sevgili kardeşlerim, dinleyiciler, izleyiciler,

Aziz ve sevgili kardeşlerim, dinleyiciler, izleyiciler,
mümin kardeşlerim!mümin kardeşlerim! Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi,

Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi,
her türlü ikram ve ihsânı, mükâfâtı üzerinize olsun.her türlü ikram ve ihsânı, mükâfâtı üzerinize olsun. Allah hepinizden razı olsun.Allah hepinizden razı olsun. Çok güzel bir vesile ile toplandınız,Çok güzel bir vesile ile toplandınız, toplantınız hayırlı olsun.toplantınız hayırlı olsun. Hocamız Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri’nin

Hocamız Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri’nin
vefatı sene-i devriyesi dolayısıylavefatı sene-i devriyesi dolayısıyla toplantı yapmış bulunuyorsunuz.toplantı yapmış bulunuyorsunuz. Hocamız 13 Kasım 1980 yılında,

Hocamız 13 Kasım 1980 yılında,
83 yaşındayken ahirete irtihal eylemişti.83 yaşındayken ahirete irtihal eylemişti. Bu münasebetle ben de hocamız hakkındaBu münasebetle ben de hocamız hakkında toplantıda sizlere, bazı bilgiler sunmak istiyorum.toplantıda sizlere, bazı bilgiler sunmak istiyorum. Hocamız rahmetullahi aleyh,

Hocamız rahmetullahi aleyh,
20 yıl önce, bir perşembe günü,20 yıl önce, bir perşembe günü, öğle vakti civarında vefat etmişti amaöğle vakti civarında vefat etmişti ama hâlâ hatırası aramızda ve âlem-i İslâm’da,hâlâ hatırası aramızda ve âlem-i İslâm’da, hatta günlük gazetelerde taptaze, capcanlı, dipdirihatta günlük gazetelerde taptaze, capcanlı, dipdiri gönüllerde yaşıyor.gönüllerde yaşıyor. İlgiyle, sevgiyle, saygıyla yad ediliyor.İlgiyle, sevgiyle, saygıyla yad ediliyor. Dünyanın dört cihet ve yedi kıtasındaDünyanın dört cihet ve yedi kıtasında hatırası anılıyor.hatırası anılıyor. Çok az insana nasip olan bir güzel durum.Çok az insana nasip olan bir güzel durum. Rûh-u pâkine sadece sene-i devriyelerinde değil,

Rûh-u pâkine sadece sene-i devriyelerinde değil,
her gün, her vesile ile dualar ediliyor.her gün, her vesile ile dualar ediliyor. Hatimler, sureler, tesbihler, tehlîlât,Hatimler, sureler, tesbihler, tehlîlât, salât ü selâmlar, zikirler gönderilip duruluyorsalât ü selâmlar, zikirler gönderilip duruluyor çünkü, yetiştirdiği talebelere öğrettiğiçünkü, yetiştirdiği talebelere öğrettiği güzel ibadetlerin yapılması esnasındagüzel ibadetlerin yapılması esnasında dualar edilirken, dualarda ismi geçiyor.dualar edilirken, dualarda ismi geçiyor. Her an kabr-i pâkineHer an kabr-i pâkine sevaplar gönderiliyor, nurlar yağıyor; makâm-ı a’lâ oluyor,sevaplar gönderiliyor, nurlar yağıyor; makâm-ı a’lâ oluyor, nûru ve sürûru ziyade oluyor muhakkak ki...nûru ve sürûru ziyade oluyor muhakkak ki... Dünyanın pek çok yerine dağılmış durumda.

Dünyanın pek çok yerine dağılmış durumda.
Gazetelerin tahminlerine göreGazetelerin tahminlerine göre Hocamız rahmetullâhi aleyh’inHocamız rahmetullâhi aleyh’in dünya üzerinde kendisine intisab etmiş,dünya üzerinde kendisine intisab etmiş, bağlanmış talebeleri milyonların üstünde...bağlanmış talebeleri milyonların üstünde... Bir buçuk milyon diyen var belkiBir buçuk milyon diyen var belki benim görmediğim, Ankara’da bulunduğum zamandan,benim görmediğim, Ankara’da bulunduğum zamandan, Türkiye içinde gelip ders alanlardan;Türkiye içinde gelip ders alanlardan; Hicaz’a gittiği zaman, yurtdışına gittiği zaman kendisindenHicaz’a gittiği zaman, yurtdışına gittiği zaman kendisinden feyz alanlardan hepsini böyle düşünecek olursak,feyz alanlardan hepsini böyle düşünecek olursak, herhalde birkaç milyon talebesi var...herhalde birkaç milyon talebesi var... Talebelerinin evlatları var.

Talebelerinin evlatları var.
Talebelerinin yetiştirdiği, ders verdiğimiz,Talebelerinin yetiştirdiği, ders verdiğimiz, bağladığımız kimseler var...bağladığımız kimseler var... Yani milyonlarca insan Hocamız’a,Yani milyonlarca insan Hocamız’a, sabahleyin Evrâd-ı Şerîfe’yi okuduğu zaman,sabahleyin Evrâd-ı Şerîfe’yi okuduğu zaman, hatim indirdiği, dua yapacağı zaman,hatim indirdiği, dua yapacağı zaman, Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidlerini çekeceği zaman,Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidlerini çekeceği zaman, her zaman dua ediyor.her zaman dua ediyor. Tabii, vefatının sene-i devriyelerinde de,Tabii, vefatının sene-i devriyelerinde de, dünyanın her yerinde toplantılar yapılıyor.dünyanın her yerinde toplantılar yapılıyor. Geçen akşam İsveç’teki kardeşlerimiz benimle

Geçen akşam İsveç’teki kardeşlerimiz benimle
bağlantı kurdular, telefonla onların toplantılarınabağlantı kurdular, telefonla onların toplantılarına konuşma yaptım.konuşma yaptım. Amerika’dan istiyorlar.Amerika’dan istiyorlar. Avustralya’daki kardeşlerimiz,Avustralya’daki kardeşlerimiz, Türkiye’de muhtelif şehirlerdeki kardeşlerimiz,Türkiye’de muhtelif şehirlerdeki kardeşlerimiz, Medine-i Münevvere’deki, Mekke-i Mükerreme’deki kardeşlerimiz deMedine-i Münevvere’deki, Mekke-i Mükerreme’deki kardeşlerimiz de tabii, 13 Kasım gelince,tabii, 13 Kasım gelince, Hocamız için çok mübarek, feyizli toplantılar yapıyorlar.Hocamız için çok mübarek, feyizli toplantılar yapıyorlar. Dünyanın pek çok yerinde Hocamız adına,

Dünyanın pek çok yerinde Hocamız adına,
Mehmed Zâhid Kotku Camisi diyeMehmed Zâhid Kotku Camisi diye camiler, dergâhlar onun adına açılmakta, hâlen açılmakta,camiler, dergâhlar onun adına açılmakta, hâlen açılmakta, caddelere ismi verilmekte;caddelere ismi verilmekte; rûh-u pâkine hediye olsun diye,rûh-u pâkine hediye olsun diye, hayır olarak çeşmeler yapılmakta,hayır olarak çeşmeler yapılmakta, bahçeler düzenlenmekte...bahçeler düzenlenmekte... Avustralya gibi uzak bir kıta bile,

Avustralya gibi uzak bir kıta bile,
sizin ilginizi çekebilir.sizin ilginizi çekebilir. Dünyanın artık, İngilizler down-under diye anıyorlar, yaniDünyanın artık, İngilizler down-under diye anıyorlar, yani alt tarafı olan bir yer.alt tarafı olan bir yer. Yirmi dört saat havada uçup öyle gidiyorsunuz.Yirmi dört saat havada uçup öyle gidiyorsunuz. Orada dahi muhtelif şehirlerdeOrada dahi muhtelif şehirlerde Hocamız namına elhamdülillâh bizlerHocamız namına elhamdülillâh bizler dergâhlar, mescitler açtık.dergâhlar, mescitler açtık. Mesela Sydney’deki,Mesela Sydney’deki, oyunlar dolayısıyla, uluslararasıoyunlar dolayısıyla, uluslararası idman karşılaşmaları dolayısıyla herkesin bildiği bir yer.idman karşılaşmaları dolayısıyla herkesin bildiği bir yer. Orada hocamızın Kotku Dergâhı var.Orada hocamızın Kotku Dergâhı var. Açan kardeşlerimizden, vesile olanlardan Allah razı olsun.Açan kardeşlerimizden, vesile olanlardan Allah razı olsun. Dubbo denilen bir iç şehirde, şirin, güzel,

Dubbo denilen bir iç şehirde, şirin, güzel,
temiz havalı bir şehirde, onun namınatemiz havalı bir şehirde, onun namına Kotku Camisi var.Kotku Camisi var. Griffith diye Türk kardeşlerimizin çok gittiği,Griffith diye Türk kardeşlerimizin çok gittiği, çalıştığı bir tarım, meyve,çalıştığı bir tarım, meyve, sebze üretim şehrinde bir camisi var,sebze üretim şehrinde bir camisi var, hocamızın adına.hocamızın adına. Brisbane’da camisi var, Eagle diye bir semtinde.Brisbane’da camisi var, Eagle diye bir semtinde. Brisbane’ın en büyük camisi diyeceğimiz,Brisbane’ın en büyük camisi diyeceğimiz, sekiz dönüm arazi içinde, çamların arasında bir camisi var.sekiz dönüm arazi içinde, çamların arasında bir camisi var. Daha daha niceleri inşallah açılacak.Daha daha niceleri inşallah açılacak. Çünkü ben şöyle düşünüyorum:

Çünkü ben şöyle düşünüyorum:
Bir talebenin hocasına yapacağı en güzel hizmet,Bir talebenin hocasına yapacağı en güzel hizmet, onun ruhuna sevabı daima gitsin diye,onun ruhuna sevabı daima gitsin diye, onun namına bir sadaka-i câriye tesis etmektir.onun namına bir sadaka-i câriye tesis etmektir. Tabii bu arada İstanbul’daki, Ankara’dakiTabii bu arada İstanbul’daki, Ankara’daki Kotku Camilerini saymıyorum.Kotku Camilerini saymıyorum. Allah razı olsun, Çamlıca’daAllah razı olsun, Çamlıca’da Nâci Bey kardeşimizin vesile olduğu Kotku Camisi var.Nâci Bey kardeşimizin vesile olduğu Kotku Camisi var. Ayrancı’da kardeşlerimizinAyrancı’da kardeşlerimizin yaptırdığı güzel Kotku Camisi var.yaptırdığı güzel Kotku Camisi var. Daha başka yerlerde.Daha başka yerlerde. Tabii, bu camilerde namazlar kılındıkça,Tabii, bu camilerde namazlar kılındıkça, ibadetler edildikçeibadetler edildikçe hocamızın adı anıldıkça ruhuna sevaplar gidiyor.hocamızın adı anıldıkça ruhuna sevaplar gidiyor. Ayrıca Evrâd-ı Şerîfe’sini

Ayrıca Evrâd-ı Şerîfe’sini
sabahları ihvanımız her yerde okuyorlar, duası yapılırkensabahları ihvanımız her yerde okuyorlar, duası yapılırken hocamız anılıyor.hocamız anılıyor. Hatimler indirilince ruhuna hediyeler gönderiliyor.Hatimler indirilince ruhuna hediyeler gönderiliyor. Böylece sadaka-i câriye dediğimiz,Böylece sadaka-i câriye dediğimiz, istifade edilen müessese haline gelmiş hayırlar,istifade edilen müessese haline gelmiş hayırlar, cami, mektep, çeşme gibi şeyler,cami, mektep, çeşme gibi şeyler, bunlar hizmete devam ettikçe, koru, ağaçlık, bahçe gibi şeylerbunlar hizmete devam ettikçe, koru, ağaçlık, bahçe gibi şeyler bunlardan insanlar ve diğer canlılar, kuşlar,bunlardan insanlar ve diğer canlılar, kuşlar, kelebekler, hayvanlar, sincaplar zıpladıkça oynadıkçakelebekler, hayvanlar, sincaplar zıpladıkça oynadıkça istifade ettikçe, sevap devamlı gidiyor.istifade ettikçe, sevap devamlı gidiyor. Onun için bir defada biten

Onun için bir defada biten
sadaka değil de sadaka-i câriye,sadaka değil de sadaka-i câriye, yani cereyan eden devam etmekte olan sadakalar,yani cereyan eden devam etmekte olan sadakalar, hocamızın ruhuna boyuna gönderiliyor.hocamızın ruhuna boyuna gönderiliyor. Kabrine nurlar yağıyor.Kabrine nurlar yağıyor. Ben hocamızı anlatmak için

Ben hocamızı anlatmak için
şunu belirtmek istiyorum:şunu belirtmek istiyorum: -kendi görüşlerim, kendi hayatımdaki tecrübem--kendi görüşlerim, kendi hayatımdaki tecrübem- Üniversite muhitinde, üniversite hocası olarak görev yaptım.Üniversite muhitinde, üniversite hocası olarak görev yaptım. İstanbul’daki, Ankara’daki üniversiteleri biliyorum.İstanbul’daki, Ankara’daki üniversiteleri biliyorum. Yurtdışındaki, İslâm ülkelerindeki üniversiteleri biliyorum.Yurtdışındaki, İslâm ülkelerindeki üniversiteleri biliyorum. Diyanet ile çok yakın ilişkilerim oldu çünküDiyanet ile çok yakın ilişkilerim oldu çünkü benim talebelerimin çoğubenim talebelerimin çoğu Diyanet teşkilatında görev aldılarDiyanet teşkilatında görev aldılar ve birçoğu da Diyanet İşleri Başkanı oldu.ve birçoğu da Diyanet İşleri Başkanı oldu. Onlardan biliyorum ve elhamdülillahOnlardan biliyorum ve elhamdülillah hocamız ve babamızın muhiti dolayısıyla,hocamız ve babamızın muhiti dolayısıyla, pek çok âlim ve din adamı tanıdım.pek çok âlim ve din adamı tanıdım. Bunları şöyle düşünüyorum:

Bunları şöyle düşünüyorum:
Hocamızın hali ile onların durumlarınıHocamızın hali ile onların durumlarını yan yana getiriyorum.yan yana getiriyorum. O kadar güzel insanlar tanıdım ama hocamızO kadar güzel insanlar tanıdım ama hocamız gibisi, ona benzeyeni yok.gibisi, ona benzeyeni yok. O, o ariflerin, o zarif insanların arasında,O, o ariflerin, o zarif insanların arasında, çok daha başka bir arif, zarif, kâmil kimseydi.çok daha başka bir arif, zarif, kâmil kimseydi. Çok daha tatlı ve güzel bir kimseydi.Çok daha tatlı ve güzel bir kimseydi. Çok hoş bir insandı.Çok hoş bir insandı. Şöyle söyleyeyim, bu benim tabii

Şöyle söyleyeyim, bu benim tabii
yakınımız olduğu için şirin görünme durumu değil.yakınımız olduğu için şirin görünme durumu değil. Ben Ankara’da bir evde oturuyordum.Ben Ankara’da bir evde oturuyordum. Hocamız rahmetullâhi aleyh bizim haneyi teşrif ettiler.Hocamız rahmetullâhi aleyh bizim haneyi teşrif ettiler. Tabii, kızının evi olmak dolayısıyla.Tabii, kızının evi olmak dolayısıyla. Bizim ev sahibimiz de Ankara’nın yerlisiBizim ev sahibimiz de Ankara’nın yerlisi bir hacı amcaydı.bir hacı amcaydı. Hanımı da Ankara’nın Çubuk (ilçesinin) köylerinden,Hanımı da Ankara’nın Çubuk (ilçesinin) köylerinden, kendisi de öyle, temiz bir kimseydi.kendisi de öyle, temiz bir kimseydi. O Anadolu temizliği ile, safiyeti ileO Anadolu temizliği ile, safiyeti ile hocamızı soruyor bana.hocamızı soruyor bana. Ev sahibimiz dedeninEv sahibimiz dedenin yaşlı amca kamburu çıkmış bir kimseydi,yaşlı amca kamburu çıkmış bir kimseydi, hanımı yaşlıydı.hanımı yaşlıydı. Hocamızı sorarken şöyle soruyor:Hocamızı sorarken şöyle soruyor: “Kimdi o güzel adam?” diye soruyor,

“Kimdi o güzel adam?” diye soruyor,
yani güzel kelimesini kullanıyor.yani güzel kelimesini kullanıyor. Böyle camiye gittiğimiz zaman şehirlere,Böyle camiye gittiğimiz zaman şehirlere, Konya’ya, Ankara’ya, Kütahya’ya,Konya’ya, Ankara’ya, Kütahya’ya, camide namaz kılıp çıkarken,camide namaz kılıp çıkarken, benim de ilgili olduğumu anlayıpbenim de ilgili olduğumu anlayıp halktan birileri yanıma geliphalktan birileri yanıma gelip “Kim bu zât-ı muhterem?” diye sorarlardı.“Kim bu zât-ı muhterem?” diye sorarlardı. Yani, muhterem bir kişi olduğuYani, muhterem bir kişi olduğu görünüşünden derhal belli olurdugörünüşünden derhal belli olurdu ve yüzünün güzelliği de derhal etki uyandırırdı.ve yüzünün güzelliği de derhal etki uyandırırdı. Bedenen çok heybetliydi.

Bedenen çok heybetliydi.
Peygamber sallallahu aleyhi vessellem Efendimiz’inPeygamber sallallahu aleyhi vessellem Efendimiz’in mübarek evlatlarından, öyle bir sülaleden,mübarek evlatlarından, öyle bir sülaleden, Kafkasya tarafından gelmiş, NuhaKafkasya tarafından gelmiş, Nuha yani şu anda Azerbaycan’da bulunan bir şehir,yani şu anda Azerbaycan’da bulunan bir şehir, Şeki diye adlandırılıyor.Şeki diye adlandırılıyor. Oradan gelmiş.Oradan gelmiş. O heybet vardı yani.O heybet vardı yani. Hani Şeyh Şamil’in resimlerine baktığınız zaman,Hani Şeyh Şamil’in resimlerine baktığınız zaman, o kalpağıyla görülen heybet gibi bir heybeti vardı.o kalpağıyla görülen heybet gibi bir heybeti vardı. Bizim bakanlık yapmış bir kardeşimiz diyor ki:

Bizim bakanlık yapmış bir kardeşimiz diyor ki:
“Çok kereler” diyor “Hocamızın o

“Çok kereler” diyor “Hocamızın o
heybeti karşısında ben de hayret ediyordum veheybeti karşısında ben de hayret ediyordum ve yanına varıyordum, şöyleyanına varıyordum, şöyle yanında dururken omzuyanında dururken omzu ile omzumu mukayese ediyordum.ile omzumu mukayese ediyordum. Boy bakımından onunla aynıydık amaBoy bakımından onunla aynıydık ama o heybetli görünüyordu.” diyor.o heybetli görünüyordu.” diyor. Böyle bir manevi heybeti vardı ve yüzü çok güzeldi.Böyle bir manevi heybeti vardı ve yüzü çok güzeldi. Güzeller güzeli bir yüzü vardı, siması çok tatlıydı.Güzeller güzeli bir yüzü vardı, siması çok tatlıydı. Yani ne diyelim, hoca güzeli mi diyelim,Yani ne diyelim, hoca güzeli mi diyelim, erkek güzeli mi diyelim, şeyh güzeli mi diyelim.erkek güzeli mi diyelim, şeyh güzeli mi diyelim. Hakikaten, yarışma olsa seçilecek hoş görünüşlü bir kimseydi.Hakikaten, yarışma olsa seçilecek hoş görünüşlü bir kimseydi. Ahlakı çok güzeldi.

Ahlakı çok güzeldi.
Biz tabii kitaplarda, hadîs-i şerîflerde okuyoruzBiz tabii kitaplarda, hadîs-i şerîflerde okuyoruz ahlakın güzel olduğunu.ahlakın güzel olduğunu. Bütün ilahiyat fakültelerinin hocaları bilirler amaBütün ilahiyat fakültelerinin hocaları bilirler ama ahlakın güzel olduğunu bilmek ve okumak başka,ahlakın güzel olduğunu bilmek ve okumak başka, ahlakın güzel olduğunu bizzat göstermek,ahlakın güzel olduğunu bizzat göstermek, yaşamak güzel ahlaklı olarakyaşamak güzel ahlaklı olarak onu böyle vurgulamak çok daha başka bir şey.onu böyle vurgulamak çok daha başka bir şey. İkisi anlatılmaz derecede farklı şeyler.İkisi anlatılmaz derecede farklı şeyler. Hocamız çok sağlam bir ahlaka sahipti.

Hocamız çok sağlam bir ahlaka sahipti.
Yani ahlakına hayran olmamak mümkün değildi.Yani ahlakına hayran olmamak mümkün değildi. Bir kere çok cömertti.Bir kere çok cömertti. Yanına yanaşan, kendisiyle yakınlığı olanYanına yanaşan, kendisiyle yakınlığı olan ziyaretine gelen her insana mutlakaziyaretine gelen her insana mutlaka cömertliğinin eseri ulaşırdı.cömertliğinin eseri ulaşırdı. Mutlaka bir ikramı olurdu.Mutlaka bir ikramı olurdu. Son derece yüksek bir şahsiyet olmasına rağmen

Son derece yüksek bir şahsiyet olmasına rağmen
manevi bakımdan...manevi bakımdan... Manevi makamının yüksek olduğunun çok alametleri var.Manevi makamının yüksek olduğunun çok alametleri var. Herkes tabii hocasını, şeyhini iyi bilecek.Herkes tabii hocasını, şeyhini iyi bilecek. Tasavvufta bu da böyle bir esastır,Tasavvufta bu da böyle bir esastır, iyi bilecek ki feyz alsın amaiyi bilecek ki feyz alsın ama çok müstesna yüksek makamı olduğunu,çok müstesna yüksek makamı olduğunu, birtakım olaylardan biliyoruz.birtakım olaylardan biliyoruz. Karşılaştırmalardan, ziyaretlerden,Karşılaştırmalardan, ziyaretlerden, kimin kimden daha üstün olduğunukimin kimden daha üstün olduğunu incelemek imkânı oluyor.incelemek imkânı oluyor. Rüyalardan kesin.Rüyalardan kesin. O kadar yüksek makamına rağmen,O kadar yüksek makamına rağmen, son derece mütevazıydı.son derece mütevazıydı. O kadar tatlı kelimelerle tevazusunuO kadar tatlı kelimelerle tevazusunu samimi bir tarzda ifade ederdi kisamimi bir tarzda ifade ederdi ki tevazusuna bir kere aşık olurdunuz.tevazusuna bir kere aşık olurdunuz. Son derece sevgi dolu bir insandı ve

Son derece sevgi dolu bir insandı ve
sevgi verirdi, sevgi görürdü.sevgi verirdi, sevgi görürdü. Mutlaka sevgi karşılıklıdır diye söyleniyor, bilirsiniz.Mutlaka sevgi karşılıklıdır diye söyleniyor, bilirsiniz. Son derece sabırlıydı.Son derece sabırlıydı. Etrafındaki tecrübesiz insanların,Etrafındaki tecrübesiz insanların, uygun olmayan davranışlarıuygun olmayan davranışları onun makamına, mekanına, şanına uygun olmayan davranışlarınaonun makamına, mekanına, şanına uygun olmayan davranışlarına ve karşılaştığı olaylarave karşılaştığı olaylara karşı son derece metin,karşı son derece metin, kale gibi sağlam, böyle sahildeki yalçın birkale gibi sağlam, böyle sahildeki yalçın bir kayalık gibi dalgaların gelip böyle çarpıpkayalık gibi dalgaların gelip böyle çarpıp parçalanıp geriye dağıldığı gibi,parçalanıp geriye dağıldığı gibi, olayların karşısında öyle bir metin,olayların karşısında öyle bir metin, sabırlı hali vardı.sabırlı hali vardı. Çok ketum idi, yani sırları etrafa fâş etmezdi.

Çok ketum idi, yani sırları etrafa fâş etmezdi.
Kendisinin manevi kemalâtını daKendisinin manevi kemalâtını da çok büyük bir ustalıkla ketmederdiçok büyük bir ustalıkla ketmederdi yani belli etmezdi, saklardı kendisini.yani belli etmezdi, saklardı kendisini. Hiçbir şeyi yokmuş gibi gösterirdi amaHiçbir şeyi yokmuş gibi gösterirdi ama güneş balçıkla sıvanmadığından,güneş balçıkla sıvanmadığından, o ne kadar böyle acizliğini naçizliğini ifade etse deo ne kadar böyle acizliğini naçizliğini ifade etse de insanlar da onun ne kadar yüksek olduğunu anlarlardı.insanlar da onun ne kadar yüksek olduğunu anlarlardı. Manevi yönden her sözü hikmetli idi.

Manevi yönden her sözü hikmetli idi.
Boşuna söz söylemediğini anlardınız ve o sözünBoşuna söz söylemediğini anlardınız ve o sözün birisi için olduğunu, birisi bilirdi.birisi için olduğunu, birisi bilirdi. “Ha, bu söz bana!” diye o işareti alır,“Ha, bu söz bana!” diye o işareti alır, ona göre kendisinde bir hata varsa düzeltirdi.ona göre kendisinde bir hata varsa düzeltirdi. Her davranışı bir kerametti.

Her davranışı bir kerametti.
Keramet denilen şeyi ben hocamızınKeramet denilen şeyi ben hocamızın çevresinde yaşarken gördüm.çevresinde yaşarken gördüm. Görmeyen insan anlayamaz.Görmeyen insan anlayamaz. Bu devirde bakıyorum ben,Bu devirde bakıyorum ben, Diyanet mensubu oluyor,Diyanet mensubu oluyor, fetva komisyonunda oluyor,fetva komisyonunda oluyor, müftü oluyor, yazar oluyor,müftü oluyor, yazar oluyor, dergi çıkaran kimseler oluyor.dergi çıkaran kimseler oluyor. Ehl-i sünnetin âlimlerininEhl-i sünnetin âlimlerinin kesin olarak beyan ettiği bazı şeylere aykırıkesin olarak beyan ettiği bazı şeylere aykırı sözler söylüyorlar, kerametleri kabul etmiyorlar.sözler söylüyorlar, kerametleri kabul etmiyorlar. “Evliyâullah’ın kerameti haktır.”“Evliyâullah’ın kerameti haktır.” der halbuki ehl-i sünnetin inancı böyledir.der halbuki ehl-i sünnetin inancı böyledir. Tabii görmediği için, görmeyen bir insanın

Tabii görmediği için, görmeyen bir insanın
bu işlere içininbu işlere içinin kani olmamasını birazkani olmamasını biraz uygun olmasa bile anlıyorum ben.uygun olmasa bile anlıyorum ben. Uygun değil!Uygun değil! Mademki çok büyük âlimler böyle bir şey var diye buyurmuş,Mademki çok büyük âlimler böyle bir şey var diye buyurmuş, mademki Kur’an-ı Kerîm’dekimademki Kur’an-ı Kerîm’deki bazı olaylar kerametin misali,bazı olaylar kerametin misali, o zaman kabul etmesi lazım. “Evet, öyle ama...” diyorlar,o zaman kabul etmesi lazım. “Evet, öyle ama...” diyorlar, yine de bir insanın keramet sahibi olduğuna inanamıyorlar.yine de bir insanın keramet sahibi olduğuna inanamıyorlar. İnanma kabiliyetleri misal olmayıncaİnanma kabiliyetleri misal olmayınca tabii duyduklarını içine sindirememiş oluyorlar.tabii duyduklarını içine sindirememiş oluyorlar. Ama hocamızın yanında olan insanlar,Ama hocamızın yanında olan insanlar, her an bir kerametle karşılaşırlardı, karşılaşırdık.her an bir kerametle karşılaşırlardı, karşılaşırdık. Benim dışımda ben damadıyım ama halefiyim,Benim dışımda ben damadıyım ama halefiyim, vekiliyim, damadıyım amavekiliyim, damadıyım ama benim dışımda ihvanımızdan kime sorulsa,benim dışımda ihvanımızdan kime sorulsa, kaç tane başından geçmiş hadiseyi anlatır.kaç tane başından geçmiş hadiseyi anlatır. Mesela biz hacca gideceğiz,

Mesela biz hacca gideceğiz,
Suriye’de kaç arabayız.Suriye’de kaç arabayız. Bir şehirde bir doktoru arayacağız.Bir şehirde bir doktoru arayacağız. Telefonunu bilmiyoruz, adresini bilmiyoruz.Telefonunu bilmiyoruz, adresini bilmiyoruz. İstiyoruz ki o doktorla buluşalımİstiyoruz ki o doktorla buluşalım çünkü yolda dinleneceğiz, hocamız dinlenecek.çünkü yolda dinleneceğiz, hocamız dinlenecek. Ondan sonra hac yoluna devam edeceğiz.Ondan sonra hac yoluna devam edeceğiz. Onunla hemen bir dönen kavşakta,Onunla hemen bir dönen kavşakta, cadde üzerinde, “Nereye müracaat etsek ki?”cadde üzerinde, “Nereye müracaat etsek ki?” diye düşünürken, hemen karşılaşıverirdik.diye düşünürken, hemen karşılaşıverirdik. Böyle olağanüstü olaylar,Böyle olağanüstü olaylar, zuhurat dediğimiz birden karşımıza çıkıverenzuhurat dediğimiz birden karşımıza çıkıveren olaylar ile çok karşılaşırdık.olaylar ile çok karşılaşırdık. Kişi olarak da, kendisinin

Kişi olarak da, kendisinin
kerametlerini çok görürdük.kerametlerini çok görürdük. Mesela gelen bir insanın, aklında düşündüğüMesela gelen bir insanın, aklında düşündüğü meseleye cevap verirdimeseleye cevap verirdi veyahut yanlış bir şey düşünüyorsa,veyahut yanlış bir şey düşünüyorsa, yanlış düşündüğünü açıkça söylerdi.yanlış düşündüğünü açıkça söylerdi. Mesela, ayakkabılarınıMesela, ayakkabılarını ellerine almış cemaat kapıdan çıkarken hocamızın arkasından,ellerine almış cemaat kapıdan çıkarken hocamızın arkasından, birileri de hocamızın önüne terliklerini koyarkenbirileri de hocamızın önüne terliklerini koyarken arkadaki yanlış bir şey düşünüyor mesela,arkadaki yanlış bir şey düşünüyor mesela, sessizce gidiyorlar peş peşe,sessizce gidiyorlar peş peşe, hocamızın dönüp de “Olmaz öyle şey!”hocamızın dönüp de “Olmaz öyle şey!” dediği, hatta benim de bir kere otururkendediği, hatta benim de bir kere otururken böyle karşılaştığım olaylar çok çok olurdu.böyle karşılaştığım olaylar çok çok olurdu. Tabii, Allah’ın keramet sahibi nice kulları vardır.

Tabii, Allah’ın keramet sahibi nice kulları vardır.
O keramet sahibi kulları içindeO keramet sahibi kulları içinde özel ve yüksek bir makamı olduğu pek çok olaylarla belliydi.özel ve yüksek bir makamı olduğu pek çok olaylarla belliydi. Yani kutbü’l-aktâb, gavsü’l-a’zamYani kutbü’l-aktâb, gavsü’l-a’zam olduğunu gösteren emareler vardı.olduğunu gösteren emareler vardı. Mesela, şöyle kısaca hatırladıklarımı nakledeyim:Mesela, şöyle kısaca hatırladıklarımı nakledeyim: Mesela hiç hocamızın ismini duymamış,Mesela hiç hocamızın ismini duymamış, İskenderpaşa Cami’nin adını duymamış bir kimseye,İskenderpaşa Cami’nin adını duymamış bir kimseye, rüyasında diyorlar ki: “Şöyle bir cami var,rüyasında diyorlar ki: “Şöyle bir cami var, o camiye gideceksin!o camiye gideceksin! Şöyle bir zat-ı muhterem var.Şöyle bir zat-ı muhterem var. Gidip ondan el alacaksın, intisap edeceksin!”Gidip ondan el alacaksın, intisap edeceksin!” O da araya araya geliyor, buluyorO da araya araya geliyor, buluyor ve tanımadığı hocamıza gelip intisap ediyor.ve tanımadığı hocamıza gelip intisap ediyor. Bunun dışında beni etkileyen

Bunun dışında beni etkileyen
bazı şeyleri size,bazı şeyleri size, bilenleriniz vardır içinizde amabilenleriniz vardır içinizde ama bilmeyenler de bilsin diye,bilmeyenler de bilsin diye, birkaç şeyi anlatmak istiyorum bubirkaç şeyi anlatmak istiyorum bu telefonla katıldığım toplantımıza katılmamda.telefonla katıldığım toplantımıza katılmamda. Bizim Doktor Sedat Bey birkaç defa anlatmıştı.Bizim Doktor Sedat Bey birkaç defa anlatmıştı. Allah selâmet versin, kendisiAllah selâmet versin, kendisi mikrofonun başına geçip toplantılarda anlatmıştı.mikrofonun başına geçip toplantılarda anlatmıştı. Kadırga Yurdu’nda tıp öğrencisiykenKadırga Yurdu’nda tıp öğrencisiyken kalırlarken, yurttaki bazı arkadaşlarıkalırlarken, yurttaki bazı arkadaşları bırakıp bırakıp bazı günler giderlermiş.bırakıp bırakıp bazı günler giderlermiş. Başka günler yatsı namazını beraber kılıyorlarBaşka günler yatsı namazını beraber kılıyorlar Kadırga Öğrenci Yurdu’nda.Kadırga Öğrenci Yurdu’nda. Bazı akşamlar talebe arkadaşları göremiyor.Bazı akşamlar talebe arkadaşları göremiyor. Onlara demiş ki:Onlara demiş ki: “Siz bazı akşamları bir yere gidiyorsunuz?”

“Siz bazı akşamları bir yere gidiyorsunuz?”
“Evet, gidiyoruz.“Evet, gidiyoruz. Bir mübarek hoca var.Bir mübarek hoca var. Onun camisine gidiyoruz, sohbet oluyor.Onun camisine gidiyoruz, sohbet oluyor. Seni de götürürüz, saklı gizli bir şey değil.” demişler.Seni de götürürüz, saklı gizli bir şey değil.” demişler. “Olur, beni de götürün!” demiş.“Olur, beni de götürün!” demiş. Ama daha önceden, rüyasında birAma daha önceden, rüyasında bir mübarek zat görüyor.mübarek zat görüyor. O mübarek zat, “Evladım, benim yanıma gel!”O mübarek zat, “Evladım, benim yanıma gel!” diye davet ediyor.diye davet ediyor. Üç defa bunu görüyor, ama adres yok.Üç defa bunu görüyor, ama adres yok. O şahıs, “Evladım, bana gel!” diyor.O şahıs, “Evladım, bana gel!” diyor. Rüyadan uyanıyor, “Hayırdır inşallah!Rüyadan uyanıyor, “Hayırdır inşallah! Bu şahıs beni çağırıyor ama ben nasıl gideceğim?”Bu şahıs beni çağırıyor ama ben nasıl gideceğim?” Neresi, nerede, belli değil.Neresi, nerede, belli değil. Nihayet arkadaşları bir hafta sonunda,

Nihayet arkadaşları bir hafta sonunda,
gittikleri camiye Sedat Bey’i de götürüyorlar.gittikleri camiye Sedat Bey’i de götürüyorlar. Sedat Bey yatsı namazını kılıyor.Sedat Bey yatsı namazını kılıyor. Ondan sonra, hocaefendi arkasına döndüğü zaman bir de bakıyor kiOndan sonra, hocaefendi arkasına döndüğü zaman bir de bakıyor ki üç defa rüyasına girip deüç defa rüyasına girip de “Evladım, bana gel!” diyen zat karşısında,“Evladım, bana gel!” diyen zat karşısında, yani Hocamız rahmetullahi aleyh.yani Hocamız rahmetullahi aleyh. Herkes gidince o tabii şaşırıp, oturup kalıyor.Herkes gidince o tabii şaşırıp, oturup kalıyor. Herkes camiden çıkınca hocamız işaret ediyorHerkes camiden çıkınca hocamız işaret ediyor ve evladım beklettin diyor.ve evladım beklettin diyor. Demek ki çağırmaya da vakıf,Demek ki çağırmaya da vakıf, evladım geç kaldın beklettin diye de söylüyorevladım geç kaldın beklettin diye de söylüyor ve orada ders veriyor Sedat Bey’e.ve orada ders veriyor Sedat Bey’e. Mesela bu, hocamızın manevi makamını gösteren bir olay.Mesela bu, hocamızın manevi makamını gösteren bir olay. Başka mühim olaylardan birisi:

Başka mühim olaylardan birisi:
Celal Hoca vardı rahmetullâhi aleyh.Celal Hoca vardı rahmetullâhi aleyh. Celal Hoca ilm-i kelâm üstadı idi.Celal Hoca ilm-i kelâm üstadı idi. Arapçası çok yüksek veArapçası çok yüksek ve Soğanağa Cami’ndeSoğanağa Cami’nde İhyâ-i Ulûm dersi okuturdu.İhyâ-i Ulûm dersi okuturdu. Dersine doyum olmazdı.Dersine doyum olmazdı. Çok muhterem bir âlimdi.Çok muhterem bir âlimdi. Çocukları da muhterem kimseler oldular.Çocukları da muhterem kimseler oldular. Çok sevdiğimiz yüksek şahsiyetler oldular.Çok sevdiğimiz yüksek şahsiyetler oldular. Bu Celal Hoca, bir günBu Celal Hoca, bir gün hocamızı ziyarete gelmişhocamızı ziyarete gelmiş ama kendisinin bir yere bağlılığı, intisabı,ama kendisinin bir yere bağlılığı, intisabı, tasavvufi bir tarafı yok.tasavvufi bir tarafı yok. Hocamıza diyor ki:Hocamıza diyor ki: “Efendim, bu günlerde

“Efendim, bu günlerde
Ankara’dan cevap bekliyorum ama gelmiyor.Ankara’dan cevap bekliyorum ama gelmiyor. Hicaz’a gitmek istiyorum.Hicaz’a gitmek istiyorum. Pasaport dairesindenPasaport dairesinden bir türlü aylar geçtiği haldebir türlü aylar geçtiği halde pasaportu vermiyorlar vepasaportu vermiyorlar ve Hicaz’a gitmem mümkün olmuyor.” O zaman,Hicaz’a gitmem mümkün olmuyor.” O zaman, Hicaz’a herkesin gitmesi zor olan birHicaz’a herkesin gitmesi zor olan bir senede, bu eski senelerde,senede, bu eski senelerde, Hocamız diyor ki: “Olur inşallah!” diyor.Hocamız diyor ki: “Olur inşallah!” diyor. Celâl Hoca, hocamızın önündeki

Celâl Hoca, hocamızın önündeki
sedirde böyle diz çökerken uyukluyor.sedirde böyle diz çökerken uyukluyor. Uykusu esnasında kendisini,Uykusu esnasında kendisini, İçişleri Bakanlığı’nın Pasaport dairesindeİçişleri Bakanlığı’nın Pasaport dairesinde Ankara’da görüyor.Ankara’da görüyor. Pasaportunu hazırlıyorlar,Pasaportunu hazırlıyorlar, buyur diye eline veriyorlar rüyada.buyur diye eline veriyorlar rüyada. Tabii sevinerek uyanıyor.Tabii sevinerek uyanıyor. Bir de bakıyor ki hocamızın huzurunda,Bir de bakıyor ki hocamızın huzurunda, minderde diz çökerken uyuklamış,minderde diz çökerken uyuklamış, kendinden geçmiş, bu durumu görmüş.kendinden geçmiş, bu durumu görmüş. “Böyle bir zâtın huzurunda“Böyle bir zâtın huzurunda ihtiyarlığımdan dolayı uyukladım.” diye biraz utanıyor.ihtiyarlığımdan dolayı uyukladım.” diye biraz utanıyor. Hocamız mütebessim bir şekilde yüzüne bakıyor.

Hocamız mütebessim bir şekilde yüzüne bakıyor.
Diyor ki: “Nasıl, pasaportu aldınız mı?Diyor ki: “Nasıl, pasaportu aldınız mı? Pasaportu verdiler mi?” diyor. Celâl Hoca şaşırıyor.Pasaportu verdiler mi?” diyor. Celâl Hoca şaşırıyor. Daha rüyayı yeni gördü,Daha rüyayı yeni gördü, Hocamız, “Nasıl, pasaportu eline aldın mı?” diyor.Hocamız, “Nasıl, pasaportu eline aldın mı?” diyor. Ve hakikaten de bir iki gün sonra pasaport geliyor.Ve hakikaten de bir iki gün sonra pasaport geliyor. Evine gittiği zaman da bizim kardeşlereEvine gittiği zaman da bizim kardeşlere demiş ki: “Hocanızın kıymetini bilin!demiş ki: “Hocanızın kıymetini bilin! Ben bu hocayı tanımasaydım,Ben bu hocayı tanımasaydım, dinin esrarından birçok şeyi bilmedendinin esrarından birçok şeyi bilmeden gâfil ölmüş olacaktım.gâfil ölmüş olacaktım. Hocanız çok büyük bir zât-ı muhterem!Hocanız çok büyük bir zât-ı muhterem! Rüyalara dahi tesiri, tasarrufu var.” diyor.Rüyalara dahi tesiri, tasarrufu var.” diyor. Rüya gördürmekRüya gördürmek manevi aleme böyle tasarrufu var diye tembihliyor.manevi aleme böyle tasarrufu var diye tembihliyor. Böyle bir özelliği var Hocamızın.Böyle bir özelliği var Hocamızın. Herkesin kendi hayatında

Herkesin kendi hayatında
yani kendisinin hatıraları vardır.yani kendisinin hatıraları vardır. Tabii, bunların bir kısmı kitap haline geldi.Tabii, bunların bir kısmı kitap haline geldi. Hatıralardan iki tanesini daha anlatmak istiyorum:Hatıralardan iki tanesini daha anlatmak istiyorum: Bir tanesi Bursa’dan Yusuf kardeşimizin hatırası.

Bir tanesi Bursa’dan Yusuf kardeşimizin hatırası.
O, “Ortaokuldan beri namaz kılardım.” diyorO, “Ortaokuldan beri namaz kılardım.” diyor kendisi anlatırken.kendisi anlatırken. “Bir şeye üzüldüm, ama“Bir şeye üzüldüm, ama kime derdimi açacağım?kime derdimi açacağım? Bir kimseyi de bulamadım.Bir kimseyi de bulamadım. “Gözümü kapattım.” diyor“Gözümü kapattım.” diyor ortaokul talebesi olarak,ortaokul talebesi olarak, “Gözümün önüne şöyle bir aksakallı, nurani bir insan getireyim,“Gözümün önüne şöyle bir aksakallı, nurani bir insan getireyim, ona derdimi açayım.”ona derdimi açayım.” Yani bir oyun, kendi kendine bir kurgu, hayal.Yani bir oyun, kendi kendine bir kurgu, hayal. “Gözümü kapattım, gözümün önüne kendi“Gözümü kapattım, gözümün önüne kendi keyfimce, hayalimden bir mübarek zât tasavvur ettim.keyfimce, hayalimden bir mübarek zât tasavvur ettim. Gözüm kapalı, derdimi ona açtım, rahatladım.” diyor.Gözüm kapalı, derdimi ona açtım, rahatladım.” diyor. “Bu oyun benim hoşuma gitti.“Bu oyun benim hoşuma gitti. Bunu ondan sonra da sık sık yaptım.Bunu ondan sonra da sık sık yaptım. Hep aynı hayali gözümün önüne getiriyordum.Hep aynı hayali gözümün önüne getiriyordum. ‘İşte hocam şöyle oldu, böyle oldu.’ diye‘İşte hocam şöyle oldu, böyle oldu.’ diye dertleşiyordum onunla.” diyor.dertleşiyordum onunla.” diyor. Hayal tamamen, kendisinin kurgusu bir şey.

Hayal tamamen, kendisinin kurgusu bir şey.
Sonra ortaokul bitiyor, lise bitiyor.Sonra ortaokul bitiyor, lise bitiyor. Teknik üniversiteyi kazanıyor.Teknik üniversiteyi kazanıyor. Teknik üniversiteye geliyor Bursa’danTeknik üniversiteye geliyor Bursa’dan okumak üzere.okumak üzere. Yurtta arkadaşlar diyorlar ki:Yurtta arkadaşlar diyorlar ki: İşte biz zaman zaman çok mübarek bir hocefendi var.İşte biz zaman zaman çok mübarek bir hocefendi var. Onu ziyarete gideriz.Onu ziyarete gideriz. Sen de gel diyorlar.Sen de gel diyorlar. O da “Olur.” diyor, kalkıp gidiyor.O da “Olur.” diyor, kalkıp gidiyor. Gittiği zaman bir de bakıyor kiGittiği zaman bir de bakıyor ki ortaokuldan beri kendi hayalinde,ortaokuldan beri kendi hayalinde, kendisinin uydurduğunu sandığıkendisinin uydurduğunu sandığı o sima, o zat, hocamız rahmetullâhi aleyh.o sima, o zat, hocamız rahmetullâhi aleyh. Tabii bir ortaokul talebesinin serbest

Tabii bir ortaokul talebesinin serbest
hayaline böyle tesir ediphayaline böyle tesir edip yıllar yılı uzaktan onuyıllar yılı uzaktan onu manevi yönden eğitmek,manevi yönden eğitmek, tasavvufun hiçbir kitabında ben böyle birtasavvufun hiçbir kitabında ben böyle bir anlatımı görmedim.anlatımı görmedim. Muhakkak ki manevi makamı çok yüksek olanMuhakkak ki manevi makamı çok yüksek olan bir zata ait olabilir diye,bir zata ait olabilir diye, kesin olarak gösteriyor bu olay...kesin olarak gösteriyor bu olay... Kendisini dünyanın pek çok yerinden,

Kendisini dünyanın pek çok yerinden,
Türkiye’nin pek çok yerinden,Türkiye’nin pek çok yerinden, çevresinde müridleri olan pek çokçevresinde müridleri olan pek çok mübarek zat gelir,mübarek zat gelir, hürmetle ziyaret ederdihürmetle ziyaret ederdi ve ben onların davranışlarına, gelenlerleve ben onların davranışlarına, gelenlerle hocamızın muamelesine bakardım.hocamızın muamelesine bakardım. Onlar gelirlerdi.Onlar gelirlerdi. Hocamızın onlara iade-i ziyareti tarzında olmazdı.Hocamızın onlara iade-i ziyareti tarzında olmazdı. Yani mertebe bakımından aşağıda olanın,Yani mertebe bakımından aşağıda olanın, yüksek olana ziyareti tarzında olurdu.yüksek olana ziyareti tarzında olurdu. Konuşmaları, davranışları daKonuşmaları, davranışları da hep o şekilde değerlendirirdim ben.hep o şekilde değerlendirirdim ben. Bir de çok hoşuma giden bir yazar kardeşimizin hatırası var,

Bir de çok hoşuma giden bir yazar kardeşimizin hatırası var,
kitabına da girdi.kitabına da girdi. Bu yazar kardeşimiz,Bu yazar kardeşimiz, Osmanlılardan sonraki dönemde,Osmanlılardan sonraki dönemde, Türkiye’de yetişmiş mübarek zatlarınTürkiye’de yetişmiş mübarek zatların isimlerini bir liste haline getirmiş.isimlerini bir liste haline getirmiş. Bunların hayatları hakkında bilgileri toplayayım daBunların hayatları hakkında bilgileri toplayayım da kitap haline getireyim diye düşünmüş.kitap haline getireyim diye düşünmüş. Bu listenin içinde şunlar şunlar var.Bu listenin içinde şunlar şunlar var. Mehmed Zahid Kotku Efendi Hazretleri de var.Mehmed Zahid Kotku Efendi Hazretleri de var. Hocamızın vefatından sonra

Hocamızın vefatından sonra
böyle bir kitap yazmayı düşünüyor yazar kardeşimiz.böyle bir kitap yazmayı düşünüyor yazar kardeşimiz. Bunu arkadaşlarına açıyor.

Bunu arkadaşlarına açıyor.
Astsubay olan bir kardeş deAstsubay olan bir kardeş de “Bu çok güzel, mübarek bir çalışma.“Bu çok güzel, mübarek bir çalışma. Ben sana bu hususta yardımcı olmak isterim.”Ben sana bu hususta yardımcı olmak isterim.” O zaman herhalde, yazma çizme içinO zaman herhalde, yazma çizme için daktilodan başka imkanlar da yok.daktilodan başka imkanlar da yok. “Ben, müsveddelerini temize çekmekte“Ben, müsveddelerini temize çekmekte sana yardımcı olmak isterim.sana yardımcı olmak isterim. Yıllık iznimi alırım askeriyeden,Yıllık iznimi alırım askeriyeden, ondan sonra gelir sana yardım ederim.”ondan sonra gelir sana yardım ederim.” “Olur.” diyor bu yazar kardeşimiz.

“Olur.” diyor bu yazar kardeşimiz.
O da kararlaştırıyorlar.O da kararlaştırıyorlar. Bir zaman izin alacak askeri birliğinden.Bir zaman izin alacak askeri birliğinden. Gelecek, bu yazarla müsveddeleri temize çekecekler.Gelecek, bu yazarla müsveddeleri temize çekecekler. Tabii bu kitap evliyâullahı anlatan bir kitap,Tabii bu kitap evliyâullahı anlatan bir kitap, içinde hocamızın ismi de var, o da anılacak.içinde hocamızın ismi de var, o da anılacak. Askeri birlikte o sırada büyük bir arıza çıkıyor.

Askeri birlikte o sırada büyük bir arıza çıkıyor.
Atom başlıklı füzelerin olduğu bir birlik.Atom başlıklı füzelerin olduğu bir birlik. Bu füzelerin bulunduğu mekanizmadaBu füzelerin bulunduğu mekanizmada bir arıza çıkıyor, çalışmıyor.bir arıza çıkıyor, çalışmıyor. O sırada da yüksekten bir paşa gelipO sırada da yüksekten bir paşa gelip teftiş edecekmiş orayı.teftiş edecekmiş orayı. Komutan çok üzgün, telaşlı.Komutan çok üzgün, telaşlı. Uzmanları çağırıyorlar, problem çözülmüyor.Uzmanları çağırıyorlar, problem çözülmüyor. Daha yüksek uzmanları çağırıyorlar.Daha yüksek uzmanları çağırıyorlar. Sonuçta sorunun çözülmesi içinSonuçta sorunun çözülmesi için Amerika’dan füze uzmanının gelmesi düşünülüyor.Amerika’dan füze uzmanının gelmesi düşünülüyor. Mekanizma çalışmıyor, yani ateşlenmesi istenseMekanizma çalışmıyor, yani ateşlenmesi istense iş görülmeyecek yani faal durumda değil,iş görülmeyecek yani faal durumda değil, bozuk durumda.bozuk durumda. Çok üzgün izinleri kaldırıyor.

Çok üzgün izinleri kaldırıyor.
Bu astsubay kardeşimiz deBu astsubay kardeşimiz de vaat ettiği yazara yardımcı olma işini yapamıyor.vaat ettiği yazara yardımcı olma işini yapamıyor. Yalnız bir gece rüyasındaYalnız bir gece rüyasında bir mübarek zat görüyor.bir mübarek zat görüyor. O mübarek zat ona:O mübarek zat ona: “Evladım, sizin füzenizin arızası işte şuradadır.” diyor,“Evladım, sizin füzenizin arızası işte şuradadır.” diyor, arızanın yerini gösteriyor rüyada,arızanın yerini gösteriyor rüyada, aç şurayı diyor işte şuradadır bu arıza diyoraç şurayı diyor işte şuradadır bu arıza diyor ve arızanın yerini gösteriyor rüyada.ve arızanın yerini gösteriyor rüyada. Ertesi gün bu astsubayErtesi gün bu astsubay kıtasına gittiği zaman,kıtasına gittiği zaman, komutanın yanına çıkıyor:komutanın yanına çıkıyor: “Komutanım, ben arızayı çözümleyeceğim

“Komutanım, ben arızayı çözümleyeceğim
ama eğer çözümlersem,ama eğer çözümlersem, birisine sözüm var,birisine sözüm var, yıllık iznimi bana vereceksiniz.yıllık iznimi bana vereceksiniz. İzin istiyorum.” diyor.İzin istiyorum.” diyor. Komutan diyor ki: “Sen o arızayı çöz,Komutan diyor ki: “Sen o arızayı çöz, ben sana neler neler veririm.” diyor,ben sana neler neler veririm.” diyor, çok memnun olacağını beyan ediyor.çok memnun olacağını beyan ediyor. Artık nasıl söylediyse...Artık nasıl söylediyse... Hakikaten de o astsubay gidiyor,Hakikaten de o astsubay gidiyor, karmaşık mekanizmanın içine,karmaşık mekanizmanın içine, düşünün yani, bir televizyonun arkasını açsanızdüşünün yani, bir televizyonun arkasını açsanız orada nereye el atacaksınız, nasıl düzelteceksiniz.orada nereye el atacaksınız, nasıl düzelteceksiniz. Artık orası nasıl bir yerse...Artık orası nasıl bir yerse... Rüyada gösterilen yere gidiyor.Rüyada gösterilen yere gidiyor. Orayı açıyor.Orayı açıyor. Arızayı düzeltiyor ve mekanizma çalışır hale geliyor.Arızayı düzeltiyor ve mekanizma çalışır hale geliyor. İzni kopartıyor ve başka mükâfatları alıyor.İzni kopartıyor ve başka mükâfatları alıyor. Nasıl alıyorsa astsubay.Nasıl alıyorsa astsubay. Bu mübarek zatlarla ilgili kitabı yazmağa

Bu mübarek zatlarla ilgili kitabı yazmağa
yazarla beraber başlıyorlar.yazarla beraber başlıyorlar. Evinden ne zaman çıksa...Evinden ne zaman çıksa... Evi Silivrikapı tarafında,Evi Silivrikapı tarafında, dar sokakların olduğu bir yerde.dar sokakların olduğu bir yerde. Kendisinin arabası yok.Kendisinin arabası yok. Taksi bulmak zor.Taksi bulmak zor. Vasıtaların olduğu yere gitmek içinVasıtaların olduğu yere gitmek için vakit harcaması lazım ama ne zaman çıksa,vakit harcaması lazım ama ne zaman çıksa, çok büyük kolaylıklarla karşılaşıyor.çok büyük kolaylıklarla karşılaşıyor. Bakıyor hemen sokakta bir taksi var.Bakıyor hemen sokakta bir taksi var. El kaldırıyor, erken vakitte gidiyorlar, çalışıyorlar.El kaldırıyor, erken vakitte gidiyorlar, çalışıyorlar. Bu Astsubay

Bu Astsubay
nelerden nelerden sonra bizimnelerden nelerden sonra bizim İslâm dergimizde, hocamız rahmetullâhi aleyh’in şöyle bir,İslâm dergimizde, hocamız rahmetullâhi aleyh’in şöyle bir, çok güzel çok tatlı tebessümlü bir boy resmi vardı.çok güzel çok tatlı tebessümlü bir boy resmi vardı. Onu görüyor, diyor ki: “İşte rüyada bana arızayıOnu görüyor, diyor ki: “İşte rüyada bana arızayı gösteren mübarek zat buydu.” diyor.gösteren mübarek zat buydu.” diyor. Hocamızı daha önceden tanımayan bir kimse.Hocamızı daha önceden tanımayan bir kimse. Hocamız işte böyle bir her hali olağanüstü olan

Hocamız işte böyle bir her hali olağanüstü olan
gerçek bir keramet sahibi mübarek zat idi.gerçek bir keramet sahibi mübarek zat idi. Zaten vefatı, vefatındaki, cenazesindeki oZaten vefatı, vefatındaki, cenazesindeki o ihtişam, bütün İstanbul’un böyle cenazesine,ihtişam, bütün İstanbul’un böyle cenazesine, bütün Türkiye’nin cenazesine ne kadar kalabalık bir tarzdabütün Türkiye’nin cenazesine ne kadar kalabalık bir tarzda iştirak ettiği, İstanbul tarihinde görülmemiş bir şey...iştirak ettiği, İstanbul tarihinde görülmemiş bir şey... Kendisi için Mekke-i Mükerreme’de, Medine-i Münevvere’de

Kendisi için Mekke-i Mükerreme’de, Medine-i Münevvere’de
gıyabında cenaze namazları kılınması...gıyabında cenaze namazları kılınması... Ondan sonra ruhu için okunan hatimler vesaireler...Ondan sonra ruhu için okunan hatimler vesaireler... Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Bir hatim indirildiği zaman yapılan“Bir hatim indirildiği zaman yapılan dualar müstecâb olur.”dualar müstecâb olur.” Binlerce hatim indiriliyor ve binlerce müstecâbBinlerce hatim indiriliyor ve binlerce müstecâb olacak dualar arasında hocamızın namı geçiyor.olacak dualar arasında hocamızın namı geçiyor. Bu herkese nasip olmayacakBu herkese nasip olmayacak vefatından sonraki bir başka keramettir.vefatından sonraki bir başka keramettir. Tabii, böyle mübarek zatları

Tabii, böyle mübarek zatları
anmakta çok büyük faydalar varanmakta çok büyük faydalar var çünkü yenilere şey göstermiş oluyoruz,çünkü yenilere şey göstermiş oluyoruz, “Bakın böyle olun.” demiş olmuş oluyoruz,“Bakın böyle olun.” demiş olmuş oluyoruz, iyi insanları örnek göstermiş oluyoruziyi insanları örnek göstermiş oluyoruz ve yenilerin iyi yetişmesini sağlamış oluyoruz.ve yenilerin iyi yetişmesini sağlamış oluyoruz. Ayrıca “Salih insanların anıldığı yereAyrıca “Salih insanların anıldığı yere Allah’ın rahmeti iner.” diye deAllah’ın rahmeti iner.” diye de belirtildiği için din kitaplarımızda,belirtildiği için din kitaplarımızda, bu anma törenlerine hiç şüphe yok ki, Cenâb-ı Hakk’ınbu anma törenlerine hiç şüphe yok ki, Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti nazil oluyor.rahmeti nazil oluyor. Gençlere bir numune oluyor.Gençlere bir numune oluyor. Ayrıca tabi bu anmalardanAyrıca tabi bu anmalardan nice nice başka başka faydalar hasıl oluyor.nice nice başka başka faydalar hasıl oluyor. Bu anmaların gerekli olduğunu,

Bu anmaların gerekli olduğunu,
tabii Kur’an-ı Kerîm’de Cenâb-ı Haktabii Kur’an-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak nice peygamberlerin hatıralarını yad ettiği için,nice peygamberlerin hatıralarını yad ettiği için, Kur’an-ı Kerîm’den anlıyoruz.Kur’an-ı Kerîm’den anlıyoruz. Mûsâ aleyhisselam’ı, İbrâhim aleyhisselam’ı,Mûsâ aleyhisselam’ı, İbrâhim aleyhisselam’ı, Nuh aleyhisselam’ı surelerde ayetlerde okuyoruz.Nuh aleyhisselam’ı surelerde ayetlerde okuyoruz. Hatta Vezkür fi’l-kitâbi İbrâhîm diye yani.Hatta Vezkür fi’l-kitâbi İbrâhîm diye yani. “Kitapta İbrâhim’i de zikret!” (Meryem, 19/41) diye geçiyor mesela.“Kitapta İbrâhim’i de zikret!” (Meryem, 19/41) diye geçiyor mesela. Zikretmek, yad etmek. Zaten bu

Zikretmek, yad etmek. Zaten bu
hatırası için yapılan toplantılara da zikrâ denilir.hatırası için yapılan toplantılara da zikrâ denilir. Hatırayı anma toplantıları.Hatırayı anma toplantıları. Muhakkak ki burada, Allah Teâlâ Hazretleri’ninMuhakkak ki burada, Allah Teâlâ Hazretleri’nin rahmetine nâiliyyet var.rahmetine nâiliyyet var. Allah Teâlâ Hazretleri,

Allah Teâlâ Hazretleri,
tabii böyle mübarek büyük zatlaratabii böyle mübarek büyük zatlara vefatından sonra da salâhiyet veriyor.vefatından sonra da salâhiyet veriyor. Yani diğer insanlar gibi olmuyorlar,Yani diğer insanlar gibi olmuyorlar, onlar vefatından sonra daonlar vefatından sonra da maneviyatlarıyla, himmetleriylemaneviyatlarıyla, himmetleriyle etkili oluyorlar, yol gösterici oluyorlar.etkili oluyorlar, yol gösterici oluyorlar. Vefatlarından sonra, kerametleri daha daVefatlarından sonra, kerametleri daha da aşikâr oluyor çünkü kendisini saklamaaşikâr oluyor çünkü kendisini saklama mecburiyeti kalmıyor.mecburiyeti kalmıyor. Tevazu gösterme ihtiyacı kalmıyor,Tevazu gösterme ihtiyacı kalmıyor, imtihan devresi bitmiş olduğundan.imtihan devresi bitmiş olduğundan. Onun için Allah Teâlâ Hazretleri’nden dilediğimiz,

Onun için Allah Teâlâ Hazretleri’nden dilediğimiz,
Rabbimiz bizi sevdiği kulları ile beraber eylesin.Rabbimiz bizi sevdiği kulları ile beraber eylesin. O sevdiği mübarek evliyâullah kullarınınO sevdiği mübarek evliyâullah kullarının manevi yardımlarına, iltifatlarına,manevi yardımlarına, iltifatlarına, himmetlerine, teveccühlerine nâil eylesin.himmetlerine, teveccühlerine nâil eylesin. Bizleri de onların yolunda dâim eylesin...Bizleri de onların yolunda dâim eylesin... Evlatlarımızı da iyi Müslüman olarak yetiştirmeyi bizlere nasip eylesin.

Evlatlarımızı da iyi Müslüman olarak yetiştirmeyi bizlere nasip eylesin.
Evlatlarımız da bu büyük mübarek hocalarımız gibiEvlatlarımız da bu büyük mübarek hocalarımız gibi İslâm’ı güzel öğrensinler.İslâm’ı güzel öğrensinler. İslâm’a güzel hizmet etsinler.İslâm’a güzel hizmet etsinler. Onların yolunda yürüsünler ve onlaraOnların yolunda yürüsünler ve onlara hayrü’l-halefler olsunlar hayırlı halefler olsunlar.hayrü’l-halefler olsunlar hayırlı halefler olsunlar. Allah Teâlâ Hazretleri İslâm’ı ve Müslümanları korusun.

Allah Teâlâ Hazretleri İslâm’ı ve Müslümanları korusun.
İslâm’ı ve Müslümanları şu 2000 Yılında,İslâm’ı ve Müslümanları şu 2000 Yılında, 21. yüzyılda, şu üçüncü bin yılda,21. yüzyılda, şu üçüncü bin yılda, milenyum dedikleri, mansur ve müeyyed eylesin.milenyum dedikleri, mansur ve müeyyed eylesin. Cenâb-ı Hakk’ın razısına uygun çalışmalar yapmamızı,Cenâb-ı Hakk’ın razısına uygun çalışmalar yapmamızı, yapmanızı cümlenize nasip eylesin...yapmanızı cümlenize nasip eylesin... Dîn-i mübîn-i İslâm’ı, sahabe-i kiramın

Dîn-i mübîn-i İslâm’ı, sahabe-i kiramın
çalışmaları gibi çalışmalarla,çalışmaları gibi çalışmalarla, dünyanın her yerine yayalım.dünyanın her yerine yayalım. İslâm’ı öğretelim!İslâm’ı öğretelim! Hele hele kendi beldelerimizde,Hele hele kendi beldelerimizde, İslâm’ın tanınması,İslâm’ın tanınması, yaşanması, imanın kuvvetlenmesi,yaşanması, imanın kuvvetlenmesi, Kur’an’ın öğrenilmesi ve ahkâmınınKur’an’ın öğrenilmesi ve ahkâmının uygulanması için, elimizden gelen her türlü maddi maneviuygulanması için, elimizden gelen her türlü maddi manevi gayreti gösterelim.gayreti gösterelim. Allah Teâlâ Hazretleri hepinizi her türlü hayırlara

Allah Teâlâ Hazretleri hepinizi her türlü hayırlara
vesile olanlardan, elinden hayır çıkan,vesile olanlardan, elinden hayır çıkan, hayatı faydalı olan, çünkü insanların enhayatı faydalı olan, çünkü insanların en hayırlıları, insanlara, müminlere en faydalı olanlardır.hayırlıları, insanlara, müminlere en faydalı olanlardır. En faydalılardan eylesin, en hayırlı kimseler eylesin.En faydalılardan eylesin, en hayırlı kimseler eylesin. Ömrünüzü Cenâb-ı Hakk’ın rızasına uygun geçirip

Ömrünüzü Cenâb-ı Hakk’ın rızasına uygun geçirip
ahirete Rabbimizin sevdiği, razı olduğuahirete Rabbimizin sevdiği, razı olduğu kullar olarak varmanızıkullar olarak varmanızı ve bizim de varmamızı nasip eylesin.ve bizim de varmamızı nasip eylesin. Bu sevdiğimiz mübarek Peygamber Efendimiz’le,Bu sevdiğimiz mübarek Peygamber Efendimiz’le, sahabe-i kiramımızla,sahabe-i kiramımızla, sâir enbiyâ ve mürselîn ve evliyâullâh u mukarrabîn büyüklerimizlesâir enbiyâ ve mürselîn ve evliyâullâh u mukarrabîn büyüklerimizle Firdevs-i A’lâda buluştursun, beraber eylesin.Firdevs-i A’lâda buluştursun, beraber eylesin. Cemaline nazar etmeyi cümlemize ikram eylesin.Cemaline nazar etmeyi cümlemize ikram eylesin. Ve rıdvân-ı ekberine cümlemizi nail ve vasıl eylesin...Ve rıdvân-ı ekberine cümlemizi nail ve vasıl eylesin... Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler.

Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler.
Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llâhi ve berekâtühû!

Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llâhi ve berekâtühû!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2