Namaz Vakitleri
İstanbul
22 Şevvâl 1447
10 April 2026
Detaylı Arama

Muhabbetin Dört Çeşidi

Mehmed Zahid KOTKU

2 Recep 1394 / 21.07.1974
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Muhabbetin Dört Çeşidi

Mehmed Zahid KOTKU

2 Recep 1394 / 21.07.1974
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Tedbirin en güzel neticesi siyasette belli ediliyor.

Tedbirin en güzel neticesi siyasette belli ediliyor.
Siyasette de ittifak ederler. Ayrılık olmaz.Siyasette de ittifak ederler. Ayrılık olmaz. Benim düşüncem bu, ötekiler benim düşüncem bu, yok.

Benim düşüncem bu, ötekiler benim düşüncem bu, yok.
Herkes bir düşünce üzerine el birliği yapar.Herkes bir düşünce üzerine el birliği yapar. Çünkü bak şiddet de de birleşiyorlar.Çünkü bak şiddet de de birleşiyorlar. Her şeyde birleşiyorlar.Her şeyde birleşiyorlar. Siyasette de birleşirler.Siyasette de birleşirler. Ayrılık olmaz aralarında.

Ayrılık olmaz aralarında.
Bu "mükyâsül ahlâkın" sözü bunlar. Birisi de mükâfat. Sıla-i rahîm.Bu "mükyâsül ahlâkın" sözü bunlar. Birisi de mükâfat. Sıla-i rahîm. Dördüncüsü Sıla-i rahîm.Dördüncüsü Sıla-i rahîm. Herkes akraba u taallukatını, akraba u taallukatını

Herkes akraba u taallukatını, akraba u taallukatını
ziyarette ve onların ihtiyaçlarına yardımda el birliği yaparlar.ziyarette ve onların ihtiyaçlarına yardımda el birliği yaparlar. Bırakmaz eşinin akrabasını muhtaç bir durumda.Bırakmaz eşinin akrabasını muhtaç bir durumda. Akrabasını muhtaç bir durumda bırakmaz.Akrabasını muhtaç bir durumda bırakmaz. Onların seviyesine ya kendi de iner,Onların seviyesine ya kendi de iner, ya onları da kendi seviyesine çıkarmaya çalışır.ya onları da kendi seviyesine çıkarmaya çalışır. Mükâfat. Beşincisi mükâfat. Adalet. Mükâfat. Bir ikram yapar birisi.

Mükâfat. Beşincisi mükâfat. Adalet. Mükâfat. Bir ikram yapar birisi.
Bir kahvemi içer misin? der. Bir kahve içirir sana.

Bir kahvemi içer misin? der. Bir kahve içirir sana.
Senin de ona bir kahve içirmen lazım.Senin de ona bir kahve içirmen lazım. Hatta senin ona iki kahve içirmen lazım.Hatta senin ona iki kahve içirmen lazım. Bir misal yani. Bir ekmek yediriyor.

Bir misal yani. Bir ekmek yediriyor.
Sen ona elinden geliyorsa, bir yedir de karşılık.Sen ona elinden geliyorsa, bir yedir de karşılık. Bir yedirdikten sonra bir fazla daha yedirirsen, mükâfat buna diyorlar. Bir yedirdikten sonra bir fazla daha yedirirsen, mükâfat buna diyorlar. Her türlü ikramın karşısında ikram edilmesi lazım.Her türlü ikramın karşısında ikram edilmesi lazım. İkram olayım da hep bana ikram olunsun.

İkram olayım da hep bana ikram olunsun.
Ben de vabeste olayım.Ben de vabeste olayım. Uzak olayım buna ikramlardan, başkalarına ikramlardanUzak olayım buna ikramlardan, başkalarına ikramlardan bu mükâfat olmaz.bu mükâfat olmaz. Bunu bir misal olarak da bizim Bursa'mızın bir hatibi vardı.Bunu bir misal olarak da bizim Bursa'mızın bir hatibi vardı. Rahmetli, Allah rahmet eylesin.Rahmetli, Allah rahmet eylesin. Bursa'mıza da Erzurum'dan bir âlim gelmiş. Meşhur bir âlim.

Bursa'mıza da Erzurum'dan bir âlim gelmiş. Meşhur bir âlim.
Bu Bursa'mızın hatibi olan, vaizi olan,Bu Bursa'mızın hatibi olan, vaizi olan, aynı zamanda tüccar olan efendi pirinç yağ, peynir vs.aynı zamanda tüccar olan efendi pirinç yağ, peynir vs. komuş kabına götürmüşkomuş kabına götürmüş bu Erzurum'dan gelen Hoca Efendi'ye ikram olsun diyerekten. bu Erzurum'dan gelen Hoca Efendi'ye ikram olsun diyerekten. Efendim demiş, Bursa'mızın mahsulüdür,Efendim demiş, Bursa'mızın mahsulüdür, lütfen kabulünü rica ederiz diyerekten,lütfen kabulünü rica ederiz diyerekten, bir takım güzel laflarla o hocanın, avv evladım demiş, biz bunu alamayız.bir takım güzel laflarla o hocanın, avv evladım demiş, biz bunu alamayız. Neden efendim?

Neden efendim?
Bunun karşılığını vermek lazım evladım.

Bunun karşılığını vermek lazım evladım.
Aman efendim biz sizden bir şey istemeyiz ki.Aman efendim biz sizden bir şey istemeyiz ki. Yok evladım olmaz.Yok evladım olmaz. Bunun karşılığını vermek de bize borç olur.Bunun karşılığını vermek de bize borç olur. Bizim de bunun karşılığını verecek kudretimiz yok.

Bizim de bunun karşılığını verecek kudretimiz yok.
Binâenaleyh alamayız onu.Binâenaleyh alamayız onu. Ne kadar rica etmiş bilmem neler etmiş. Olmamış.Ne kadar rica etmiş bilmem neler etmiş. Olmamış. Efendim bir duanız şafi değil mi sizin. Efendim bir duanız şafi değil mi sizin. Biz sizden başka bir şey dilemeyiz. Biz sizden başka bir şey dilemeyiz. O evladım o ağızda bizde yok ya,O evladım o ağızda bizde yok ya, o ağızda bizde yok ya, sen çok bu işte gaflet ediyorsun.o ağızda bizde yok ya, sen çok bu işte gaflet ediyorsun. Mükâfat, bir müminin vazifesi. Mükâfat, bir müminin vazifesi. Hani kadınların bir tabiri vardır,Hani kadınların bir tabiri vardır, bizde sizde yiyelim içelim bizde oynayalım. bizde sizde yiyelim içelim bizde oynayalım. Yiyelim içelim bizde de oynayalım.Yiyelim içelim bizde de oynayalım. Olmaz ki. Sizde yiyelim içelim, bizde de yiyelim içelim.

Olmaz ki. Sizde yiyelim içelim, bizde de yiyelim içelim.
Bizde yiyip içemiyorsak bu mükâfat olmaz.Bizde yiyip içemiyorsak bu mükâfat olmaz. Adalet buradan karşılıklı denk olması lazım.Adalet buradan karşılıklı denk olması lazım. Ne kadar mühim bir ders.Ne kadar mühim bir ders. Hüsnü şirket. Birincisi.

Hüsnü şirket. Birincisi.
E tabi bu iki el birbiriyle tutuşursa iyi oluyor.E tabi bu iki el birbiriyle tutuşursa iyi oluyor. Tek olunca olmuyor.Tek olunca olmuyor. Bir iş yapacağımız vakitte birbirimizin yardımına muhtaçız.Bir iş yapacağımız vakitte birbirimizin yardımına muhtaçız. Senlen bir ortaklık yapalım biz. Yapalım.

Senlen bir ortaklık yapalım biz. Yapalım.
Ne yapacağız?

Ne yapacağız?
İşte bal alacağız, satacağız. Kazanacağız ortak yarı yara bölüşeceğiz.

İşte bal alacağız, satacağız. Kazanacağız ortak yarı yara bölüşeceğiz.
Peki bunda hüsnü iştirak katiyen kazancımız neden ibaret oldu?Peki bunda hüsnü iştirak katiyen kazancımız neden ibaret oldu? Onu eksiksiz bölüşmek.Onu eksiksiz bölüşmek. Ben çok çalıştım ama ya.Ben çok çalıştım ama ya. Gittim köylerden topladım da, getirdim de.Gittim köylerden topladım da, getirdim de. Şunu yaptım da, bunu yaptım da.Şunu yaptım da, bunu yaptım da. Çoğunu ben alayım da, azını sana vereyim. Bu olmaz. Çoğunu ben alayım da, azını sana vereyim. Bu olmaz. Bu için işte güzel bir ortaklık. Bu için işte güzel bir ortaklık. Hatta güzel ortaklıkta güzel mesele aklıma geldi.Hatta güzel ortaklıkta güzel mesele aklıma geldi. İki kişi böyle ortaklama iş yapmışlar.

İki kişi böyle ortaklama iş yapmışlar.
Birisi yaşlıymış, birisi de gençmiş.Birisi yaşlıymış, birisi de gençmiş. Yaşlı demiş ki bu gencin ihtiyacı çok.Yaşlı demiş ki bu gencin ihtiyacı çok. Evlenecek, çoluk çocuk sahip olacak, ev bark sahibi olacak.Evlenecek, çoluk çocuk sahip olacak, ev bark sahibi olacak. Ben hissemden ona gizli gizli karıştırırmış.Ben hissemden ona gizli gizli karıştırırmış. Çoğu onun olsun diyerekten.Çoğu onun olsun diyerekten. Genç de dermiş ki bu ihtiyardır. Çalışamaz bundan sonra artık.Genç de dermiş ki bu ihtiyardır. Çalışamaz bundan sonra artık. Binâenaleyh ben daha gencim. Benim kazancım, ümitlerim daha çok.Binâenaleyh ben daha gencim. Benim kazancım, ümitlerim daha çok. O da kendi hissesinden onun hissesine uyurken karıştırırmış.O da kendi hissesinden onun hissesine uyurken karıştırırmış. Neden?

Neden?
İkisinin de bak birbirlerine niyetleri ne kadar hoş.

İkisinin de bak birbirlerine niyetleri ne kadar hoş.
Hüsnü iştirak mükâfatı. Hüsnü Gada.Hüsnü iştirak mükâfatı. Hüsnü Gada. Adaleti de güzel olur. İnsanlar tabii her bir seviyede olmuyor.Adaleti de güzel olur. İnsanlar tabii her bir seviyede olmuyor. Olmayınca bazısının ihtiyacı oluyor.Olmayınca bazısının ihtiyacı oluyor. Birader efendi, benim beş bin liraya, on bin liraya bir ihtiyacım var, Birader efendi, benim beş bin liraya, on bin liraya bir ihtiyacım var, başım sıkıldı. Lütfeder misin diyor. Peki diyor.başım sıkıldı. Lütfeder misin diyor. Peki diyor. Bir ay müsaadeyle sana veririm diyor. Veriyor parayı.Bir ay müsaadeyle sana veririm diyor. Veriyor parayı. Alabilmek için artık kavga mı edersiniz?

Alabilmek için artık kavga mı edersiniz?
Mahkemelerde mi boğuşursunuz?

Mahkemelerde mi boğuşursunuz?
Nasıl olur Allah bilir. Bunu hüsnü gaza, hiç.Nasıl olur Allah bilir. Bunu hüsnü gaza, hiç. Günü geldi mi ne yapıp yapıp götürüp sahibine teslim etmektir.Günü geldi mi ne yapıp yapıp götürüp sahibine teslim etmektir. Sekizincisi de teveddüt.Sekizincisi de teveddüt. Yalnız bu hukuk böyle borcu vermekle değil de,Yalnız bu hukuk böyle borcu vermekle değil de, bütün haklara böyle riayette. bütün haklara böyle riayette. Bütün haklara riayette, hüsnü gada buna diyorlar, edai hukuk.Bütün haklara riayette, hüsnü gada buna diyorlar, edai hukuk. Bütün hakları eda etmek.Bütün hakları eda etmek. Sekizincisi olan meveddet, herkesin dostluğunu arzu etmek.Sekizincisi olan meveddet, herkesin dostluğunu arzu etmek. Herkesin dostluğunu arzu ve talep etmk.Herkesin dostluğunu arzu ve talep etmk. Herkesle iyi geçinmek, herkesi sevmek, herkesin de onu sevmesi.Herkesle iyi geçinmek, herkesi sevmek, herkesin de onu sevmesi. Meveddet burada oluyor.Meveddet burada oluyor. İnsanların da o insanı sevmesi, İnsanların da o insanı sevmesi, herkesin muhabbetini kazanması buna mutlakdır.herkesin muhabbetini kazanması buna mutlakdır. Şimdi, insanlar birbirini sevmekte böyle yarış ederken,Şimdi, insanlar birbirini sevmekte böyle yarış ederken, bugünün insanı birbirinin aleyhinde elinden ne geliyorsa,bugünün insanı birbirinin aleyhinde elinden ne geliyorsa, mecmuasında mı, gazetesinde mi, sair şeylerinde mi?mecmuasında mı, gazetesinde mi, sair şeylerinde mi? Gücü nasıl yetiyorsa bu adam şu kadar fenadır,

Gücü nasıl yetiyorsa bu adam şu kadar fenadır,
bu kadar fenadır diyebilecek cesareti bile elinde var. bu kadar fenadır diyebilecek cesareti bile elinde var. Bunun Müslümanlığı ile bunun Müslümanlığı ile,Bunun Müslümanlığı ile bunun Müslümanlığı ile, Müslümanlığı himaye edip deMüslümanlığı himaye edip de dostluk eden adamın arasındaki farkı bulmak mümkün mü?dostluk eden adamın arasındaki farkı bulmak mümkün mü? O da Müslüman diyor, ben de Müslümanım diyor.

O da Müslüman diyor, ben de Müslümanım diyor.
Fakat Müslüman kardeşini yerip yıkmaktaFakat Müslüman kardeşini yerip yıkmakta cemiyet içerisinde perişan bir hale sokmakta,cemiyet içerisinde perişan bir hale sokmakta, bunu berbat bir hale getirmekte ne kadar yalanı, iftirası varsabunu berbat bir hale getirmekte ne kadar yalanı, iftirası varsa hepsini seferber ediyor.hepsini seferber ediyor. Ben de Müslümanım diyor netice itibariyle.Ben de Müslümanım diyor netice itibariyle. Öteki de dostluğunun iktizası, dost dostunda hata görmez.Öteki de dostluğunun iktizası, dost dostunda hata görmez. Dost, dostunda hata görmez.Dost, dostunda hata görmez. Dost, dostunda hata görüyorsa o dostluk dostluk değildir.Dost, dostunda hata görüyorsa o dostluk dostluk değildir. Kendini görür değil mi?

Kendini görür değil mi?
Kendi halini inkad ediyor ona.

Kendi halini inkad ediyor ona.
Sen zannediyorsun ki o. O değil, sen aziz kardeş. Sen zannediyorsun ki o. O değil, sen aziz kardeş. Mü'min denilen insan, dostunun aybını örten adama derler.Mü'min denilen insan, dostunun aybını örten adama derler. Dostunun aybını açan adamın,Dostunun aybını açan adamın, mü'minlikteki nasibinde ne kadar olduğunu Allah bilir artık.mü'minlikteki nasibinde ne kadar olduğunu Allah bilir artık. Onun için muhabbeti dörde bölmüşler.Onun için muhabbeti dörde bölmüşler. Diyor ki, meveddet denilen muhabbet dörde bölünmüş.Diyor ki, meveddet denilen muhabbet dörde bölünmüş. Birisi, anne ve babaya olan Muhabbet-i tabiiyye.Birisi, anne ve babaya olan Muhabbet-i tabiiyye. Tabi doğduk, bizi baktı, büyüttü, yetiştirdi.Tabi doğduk, bizi baktı, büyüttü, yetiştirdi. Ona karşı sevgi vazifemiz.Ona karşı sevgi vazifemiz. İnsanlığın da vazifesi, İslamiyet'in de vazifesi.İnsanlığın da vazifesi, İslamiyet'in de vazifesi. Evvela anaya, babaya şey yapacağız, sevgimiz olacak.Evvela anaya, babaya şey yapacağız, sevgimiz olacak. Bir insanın ki anası da babasına sevgisi yoktur,Bir insanın ki anası da babasına sevgisi yoktur, onun ne dosta sevgisi olur, ne Allah'a sevgisi olur.onun ne dosta sevgisi olur, ne Allah'a sevgisi olur. İkincisi, sohbetine muvaffak olduğumuz,İkincisi, sohbetine muvaffak olduğumuz, tanıştığımız insanlar var ki, mesela Hazreti Ali Efendimiz'i görmedik de, bilmeyiz de. tanıştığımız insanlar var ki, mesela Hazreti Ali Efendimiz'i görmedik de, bilmeyiz de. Ama kitaplarda eserini okuyoruz.Ama kitaplarda eserini okuyoruz. Ha, peygamberin damadıymış.Ha, peygamberin damadıymış. Şöyle güzelmiş, böyle güzelmiş.Şöyle güzelmiş, böyle güzelmiş. Şöyle çalışmış, böyle çalışmış.Şöyle çalışmış, böyle çalışmış. Hazreti Ebû Bekir böyleymiş.Hazreti Ebû Bekir böyleymiş. Hazreti Osman, içimizde bir sevgi var oraya ya.Hazreti Osman, içimizde bir sevgi var oraya ya. Ama bin sene evvel dünyaya gelmişler, görmedik kendilerini.Ama bin sene evvel dünyaya gelmişler, görmedik kendilerini. Görmediğimiz halde onların kitaplarından vs. lerindenGörmediğimiz halde onların kitaplarından vs. lerinden onların güzelliklerini öğrenerekonların güzelliklerini öğrenerek içimizden onlara bir muhabbet hasıl oluyor.içimizden onlara bir muhabbet hasıl oluyor. İşte bu da ikinci ülfet ve muhabbet hasıl olan bir muhabbet oluyor.İşte bu da ikinci ülfet ve muhabbet hasıl olan bir muhabbet oluyor. Üçüncüsü, gariplere muhabbet.Üçüncüsü, gariplere muhabbet. Diyorlar ki filan yerde bir hasta var. Parası pulu da yok, garip adam.Diyorlar ki filan yerde bir hasta var. Parası pulu da yok, garip adam. Evi barkı da yok. İçimizden bir acı doğuyor.Evi barkı da yok. İçimizden bir acı doğuyor. Bu acı dolayısıyla onun yardımına koşuyoruz.Bu acı dolayısıyla onun yardımına koşuyoruz. Ona muhabbet ediyoruz içimizden, onun yardımına koşuyoruz. Ona muhabbet ediyoruz içimizden, onun yardımına koşuyoruz. Bu da üçüncü bir muhabbet oluyor.Bu da üçüncü bir muhabbet oluyor. Dördüncüsü de, efradı ailesi, aile muamelesi, zevciye diyorlar işte. Dördüncüsü de, efradı ailesi, aile muamelesi, zevciye diyorlar işte. Hanımıyla, çocuklarıyla olan muhabbet. Hüsn-ü imtizaç.Hanımıyla, çocuklarıyla olan muhabbet. Hüsn-ü imtizaç. Eve girersin tatlı dil güler yüzle. Eve girersin tatlı dil güler yüzle. Evden çıkarsın tatlı dille güler yüzle. Evden çıkarsın tatlı dille güler yüzle. Ooo ne güzel olur o evin hali.Ooo ne güzel olur o evin hali. Eğer eve gittiğin vakitte onun suratı asık, Eğer eve gittiğin vakitte onun suratı asık, senin de suratın asıksa o ev olur adama cehennem.senin de suratın asıksa o ev olur adama cehennem. Nerede kalacak bu muhabbet? Nerede kalacak bu muhabbet? Bu muhabbetlerin sonu Allah'a muhabbete bağlanır.

Bu muhabbetlerin sonu Allah'a muhabbete bağlanır.
Çünkü ananın babanın kıymetini biliyorsun.Çünkü ananın babanın kıymetini biliyorsun. Ben bunlardan dünyaya geldim, bak bana bu kadar da eziyet ettiler amaBen bunlardan dünyaya geldim, bak bana bu kadar da eziyet ettiler ama beni kim yarattı?beni kim yarattı? Anam babam yaratamadı ki beni. Yaratan kimdi bana?

Anam babam yaratamadı ki beni. Yaratan kimdi bana?
Bu ruhu bana veren kimdi?

Bu ruhu bana veren kimdi?
Bana bu aklı zekayı veren kimdi?

Bana bu aklı zekayı veren kimdi?
Bana bu kuvvayı, kuvvalar diyorlar, çeşit kuvvetleri verenler kim?Bana bu kuvvayı, kuvvalar diyorlar, çeşit kuvvetleri verenler kim? Allah.

Allah.
Öyleyse sevginin asıl kime doğması lazım?

Öyleyse sevginin asıl kime doğması lazım?
Allah'a doğması lazım.

Allah'a doğması lazım.
E bunu öğreten var kim? Resûlullah.

E bunu öğreten var kim? Resûlullah.
Öyleyse Resûlullah'a da bir sevgi lazım ki,Öyleyse Resûlullah'a da bir sevgi lazım ki, bana, anama bunu öğretiyor, Allah'ım,bana, anama bunu öğretiyor, Allah'ım, Peygamberimiz'e öğretiyor, kitabımı da öğretiyor.Peygamberimiz'e öğretiyor, kitabımı da öğretiyor. Öyleyse ona da muhabbet vacip oluyor insanlara.Öyleyse ona da muhabbet vacip oluyor insanlara. Onun için; Ve men yuti illahe ve rasulehu .Onun için; Ve men yuti illahe ve rasulehu . Allah ve Resulüne itaat. Ondan dolayı diyor ki Cenâb-ı Hak; Allah ve Resulüne itaat. Ondan dolayı diyor ki Cenâb-ı Hak; Kul in kuntum tuhibbûna(A)llâhe.

Kul in kuntum tuhibbûna(A)llâhe.
Eğer siz Allah'ı seviyorum dediğinizde sâdıksanız,

Eğer siz Allah'ı seviyorum dediğinizde sâdıksanız,
biz Allah'ı seviyorum dediğinizde sâdıksanız,biz Allah'ı seviyorum dediğinizde sâdıksanız, fettebi’ûnî, uyun bakın bana.fettebi’ûnî, uyun bakın bana. Ne zaman ki bana uyarsınız O zaman muhabbetiniz ve sadakatiniz meydana çıkar.Ne zaman ki bana uyarsınız O zaman muhabbetiniz ve sadakatiniz meydana çıkar. Demek ki bizim muhabbet ve meveddet dediğimiz sevgi,Demek ki bizim muhabbet ve meveddet dediğimiz sevgi, Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem'e uymaklığın neticesidir. Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem'e uymaklığın neticesidir. Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem'e uyamadıkça,Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem'e uyamadıkça, O'na tabi olmadıkça,O'na tabi olmadıkça, O'nun sünnen-i seniyyesini icra edemedikçe, laflar boşa gider.O'nun sünnen-i seniyyesini icra edemedikçe, laflar boşa gider. O ne güzel. Fettebi’ûnî. Bana uyun. Yuhbibkumu(A)llâhu.O ne güzel. Fettebi’ûnî. Bana uyun. Yuhbibkumu(A)llâhu. Arkasında da Allah'ın sevgisi de sana gelir.

Arkasında da Allah'ın sevgisi de sana gelir.
Sen Allah'ı seviyorum diyorsun. Sen Allah'ı seviyorum diyorsun. Ama bana uymadıkça Allah'ın sevgisi sana gelmez.Ama bana uymadıkça Allah'ın sevgisi sana gelmez. Allah'ın sevgisi sana gelmedikçe de sen Allah'ı sevemezsin.Allah'ın sevgisi sana gelmedikçe de sen Allah'ı sevemezsin. Allah'ı sevmemiz, Allah'tan bize gelecek sevgiye bağlıdır. Allah'ı sevmemiz, Allah'tan bize gelecek sevgiye bağlıdır. O da Peygamberimiz'e, itaata bağlıdır. O da Peygamberimiz'e, itaata bağlıdır. Binâenaleyh.

Binâenaleyh.
Meselü’l-mü’minîne fî devâddihim.

Meselü’l-mü’minîne fî devâddihim.
Müminlerin birbirlerini sevmelerindeki bu misal.Müminlerin birbirlerini sevmelerindeki bu misal. Ve terâhumihim. Birbirlerine acıma da misal.Ve terâhumihim. Birbirlerine acıma da misal. Ve teâtufihim.

Ve teâtufihim.
Birbirlerine ihsanda misal. Meselü’l-cesed.Birbirlerine ihsanda misal. Meselü’l-cesed. İşte cesettir ortada.İşte cesettir ortada. Cesedimizdir ortada yani. Cesedimizdir ortada yani. Bundan ibret alabilen insan, alır ibretini.Bundan ibret alabilen insan, alır ibretini. Başka yere gitmeye lüzum yok. Bakalım kendimiz ne alemdeyiz.Başka yere gitmeye lüzum yok. Bakalım kendimiz ne alemdeyiz. Nasıl ki gözümüz ağrırsa, dişimiz ağrırsa,Nasıl ki gözümüz ağrırsa, dişimiz ağrırsa, bütün vücudumuz rahatsız oluyor da,bütün vücudumuz rahatsız oluyor da, bir Müslüman kardeş ıstırap içerisinde kıvrandığı vakittebir Müslüman kardeş ıstırap içerisinde kıvrandığı vakitte biz ondan hisse kapamıyorsak, biz ondan hisse kapamıyorsak, ona acıyamıyorsak Müslümanlığımız çok geride kalmış bir insanız. ona acıyamıyorsak Müslümanlığımız çok geride kalmış bir insanız. Bunun en güzel misali, dişimizi doktora gidiyoruz,Bunun en güzel misali, dişimizi doktora gidiyoruz, dişim ağrıyor doktor bey diyoruz, oraya bir iğne vuruyor,dişim ağrıyor doktor bey diyoruz, oraya bir iğne vuruyor, dişimizi güzelce alıyor, haberimiz bile olmuyor.dişimizi güzelce alıyor, haberimiz bile olmuyor. Hani acıyacak diye canımız hiç acımadı. Neden?Hani acıyacak diye canımız hiç acımadı. Neden? Oraya giren bir morfin hissimizi iptal etti,

Oraya giren bir morfin hissimizi iptal etti,
adamcağız da güzelce dişimizi aldı, elimize koydu.adamcağız da güzelce dişimizi aldı, elimize koydu. İşte bu hissin iptalidir ki, müminlerin birbirinden ayrılmaları. İşte bu hissin iptalidir ki, müminlerin birbirinden ayrılmaları. His iptal edilmiş, manevi his.His iptal edilmiş, manevi his. Müminin birbirini sevememesi, Müminin birbirini sevememesi, birbirlerine olan ülfet muhabbetlerinin kaybolması, birbirlerine olan ülfet muhabbetlerinin kaybolması, bu manevi irtibatın bozulması. bu manevi irtibatın bozulması. Allah kusurumuzu affetsin.

Allah kusurumuzu affetsin.
Allah yolundan, Peygamber yolundan ayrılınca,Allah yolundan, Peygamber yolundan ayrılınca, o zaman morfin çok çok bir tesir eder. o zaman morfin çok çok bir tesir eder. Onun için;

Onun için;
Meselü’l-mü’minîne.

Meselü’l-mü’minîne.
Müminlerin misali, fî devâddihim,Müminlerin misali, fî devâddihim, birbirlerini sevmede, ve terâhumihim ,birbirlerini sevmede, ve terâhumihim , birbirlerine merhamette, ve teâtufihimbirbirlerine merhamette, ve teâtufihim birbirlerine ikram-ı ihsan da. birbirlerine ikram-ı ihsan da. Ama bir de var ki şimdi, mesela Allah göstermesin,Ama bir de var ki şimdi, mesela Allah göstermesin, Kıbrıs'ta şimdi dövüş oluyor.Kıbrıs'ta şimdi dövüş oluyor. O dövüş esnasında tabi herkes can cana, baş başa mesela orada,O dövüş esnasında tabi herkes can cana, baş başa mesela orada, kendini kurtarmaya çalışacak yahut nasıl vazifeleri varsakendini kurtarmaya çalışacak yahut nasıl vazifeleri varsa o vazifeleri yapmaya çalışacak.o vazifeleri yapmaya çalışacak. Orada artık başka şey düşünülmez.Orada artık başka şey düşünülmez. Orada birbirlerine yardım mecburidir. Bu başka.Orada birbirlerine yardım mecburidir. Bu başka. Bu, bunun içine girmez. Orada mecburiyet var.Bu, bunun içine girmez. Orada mecburiyet var. Etmezsen gideceksin sen de helâke.Etmezsen gideceksin sen de helâke. Onun için birbirine sarılacaksın ki, şuradan atlayalım diyerekten.Onun için birbirine sarılacaksın ki, şuradan atlayalım diyerekten. Sarılamazsan ne sen atlayabilirsin, ne ben atlayabilirim.Sarılamazsan ne sen atlayabilirsin, ne ben atlayabilirim. Düşman da bizim canımıza oturur. Orada mecburiyet var.Düşman da bizim canımıza oturur. Orada mecburiyet var. Bu mecburiyetle değil bu. Kendiliğinden, Bu mecburiyetle değil bu. Kendiliğinden, içinden böyle sevinçle gelecek onu sevmek.içinden böyle sevinçle gelecek onu sevmek. Nasıl ki Peygamberimizi seviyoruz,Nasıl ki Peygamberimizi seviyoruz, Ebû Bekir Sıddık Hazretlerini seviyoruz,Ebû Bekir Sıddık Hazretlerini seviyoruz, Hazreti Ömer’ül Fârûk adaletinden dolayı seviyoruz,Hazreti Ömer’ül Fârûk adaletinden dolayı seviyoruz, Osman-ı Zinnureyn Efendimizin damadıdır diye seviyoruz.Osman-ı Zinnureyn Efendimizin damadıdır diye seviyoruz. Ali Mürtezâyı Peygamberimizin damadıdır,Ali Mürtezâyı Peygamberimizin damadıdır, amcasının çocuğudur diyerekten seviyoruz.amcasının çocuğudur diyerekten seviyoruz. Kızları, karıları, çocukları da böyle, hepsini de seviyoruz.Kızları, karıları, çocukları da böyle, hepsini de seviyoruz. Bu sevgi neden geliyor?Bu sevgi neden geliyor? İçimizden geliyor.

İçimizden geliyor.
Nedir ona getiren?

Nedir ona getiren?
İmanımız. İmanımız. Bu iman dolayısıyla olan sevgi ne ise,Bu iman dolayısıyla olan sevgi ne ise, birbirimize olan sevginin de aynı şekilde tezahür etmesi lazım.birbirimize olan sevginin de aynı şekilde tezahür etmesi lazım. Bu tezahüratı göstermiyorsak, bakın şimdi bu geçen dersteki bir şeyden.Bu tezahüratı göstermiyorsak, bakın şimdi bu geçen dersteki bir şeyden. Meselü’l-mü’mini izâ lekiye’l-mü’mine

Meselü’l-mü’mini izâ lekiye’l-mü’mine
fe selleme aleyhi ke meseli’l-bünyâni yeşüddü be’duhû be’dan.fe selleme aleyhi ke meseli’l-bünyâni yeşüddü be’duhû be’dan. Rivayel-i Hatib'in an Ebi Musa'dan rivayetindeRivayel-i Hatib'in an Ebi Musa'dan rivayetinde müminin bir misalini veriyor Cenâb-ı Peygamber yine.müminin bir misalini veriyor Cenâb-ı Peygamber yine. Birbirine karşılaştık.Birbirine karşılaştık. Karşı karşıya geldik. İki Müslüman, iki müminin.Karşı karşıya geldik. İki Müslüman, iki müminin. Fe selleme aleyhi, “es-selamu aleyküm” dedi birisi.Fe selleme aleyhi, “es-selamu aleyküm” dedi birisi. Evvel veren efdaldir.Evvel veren efdaldir. Evvel kim verirse selamı, evvel vermek sünnettir.Evvel kim verirse selamı, evvel vermek sünnettir. Selamı almak farzdır amma sünnet farz dan efdaldir.Selamı almak farzdır amma sünnet farz dan efdaldir. Çünkü onun selamı alması, senin selam vermen sebep oluyor.Çünkü onun selamı alması, senin selam vermen sebep oluyor. Onun için sünnet, buradaki sünnetin sevabı,Onun için sünnet, buradaki sünnetin sevabı, onun farzından efdal oluyor. Binâenaleyh selamı verdi.onun farzından efdal oluyor. Binâenaleyh selamı verdi. Bu selam verişiyle iki Müslüman misali,Bu selam verişiyle iki Müslüman misali, ke meseli’l-bünyâni, bir binaya benzer ki,ke meseli’l-bünyâni, bir binaya benzer ki, yeşüddü be’duhû be’dan, nasıl o taşlar birbirine kenetleniyor dayeşüddü be’duhû be’dan, nasıl o taşlar birbirine kenetleniyor da binayı teşkil ediyorsa,binayı teşkil ediyorsa, Müslümanlar da böyle birleşince, o bina şeklinde olurlar. Müslümanlar da böyle birleşince, o bina şeklinde olurlar. Yıkılmaz.Yıkılmaz. Birbirine bağlı taşlar, minareler bak kaç seneden beri durur.Birbirine bağlı taşlar, minareler bak kaç seneden beri durur. Neden?

Neden?
Taşlar birbirine kenetlenmiş,

Taşlar birbirine kenetlenmiş,
bir de demirle çemberlenmiş dururlar. bir de demirle çemberlenmiş dururlar. O kadar rüzgarlar olur, fırtınalar olur, hareketler olurlar.O kadar rüzgarlar olur, fırtınalar olur, hareketler olurlar. Yine orada durur. Yine orada durur. Camilerimiz de öyle, elhamdülillah. Camilerimiz de öyle, elhamdülillah. Binâenaleyh müminin de tıpkı böyle olması lazım.Binâenaleyh müminin de tıpkı böyle olması lazım. Mümin bazen ekin tarlasına benzetilmiş.Mümin bazen ekin tarlasına benzetilmiş. Rüzgar gelir, yatırır böyle.Rüzgar gelir, yatırır böyle. Yatar ama yine kalkar, dirilir. Bir şey olmaz ona.Yatar ama yine kalkar, dirilir. Bir şey olmaz ona. Yatmasıyla o ölmemiştir. Rüzgar yatırmış onu.Yatmasıyla o ölmemiştir. Rüzgar yatırmış onu. Rüzgar bitince yine dikilir. Rüzgar bitince yine dikilir. Yahut yağmurlardan böyle yatar, sonra yine kalkar, dirilir.Yahut yağmurlardan böyle yatar, sonra yine kalkar, dirilir. Binâenaleyh mü'minin misali,Binâenaleyh mü'minin misali, ke meseli’l-bünyâni yeşüddü be’duhû be’dan.ke meseli’l-bünyâni yeşüddü be’duhû be’dan. Binanın taşlarının birbirine nasıl bağlanması lazımsa, Binanın taşlarının birbirine nasıl bağlanması lazımsa, bu demek, bina taşları birbirine nasıl bağlanmak lazımsa,bu demek, bina taşları birbirine nasıl bağlanmak lazımsa, şakulinde konmazsa taşlar, bina yükselince devrilir yine. şakulinde konmazsa taşlar, bina yükselince devrilir yine. Onu denk olaraktan gayet güzel suretteOnu denk olaraktan gayet güzel surette ustavari yaparsan, o bina sağlam olur.ustavari yaparsan, o bina sağlam olur. Harcı da güzel konulduysa.Harcı da güzel konulduysa. E Müslümanın da tıpkı böyle olması, birbirine böyle sarılması lazım.E Müslümanın da tıpkı böyle olması, birbirine böyle sarılması lazım. Böyle sarılırsanız imanınız, o muhkem binalar gibi yıkılmaz.Böyle sarılırsanız imanınız, o muhkem binalar gibi yıkılmaz. Bünyanin mersus diyor. Bünyanin mersus diyor. Yıkılmaz bir kal'a haline gelir.Yıkılmaz bir kal'a haline gelir. Nerede?

Nerede?
Fî devâddihim. Sevişme'de.

Fî devâddihim. Sevişme'de.
İsa aleyhisselam cemaatine sormuş.İsa aleyhisselam cemaatine sormuş. Siz demiş gece uyurken kardeşleriniziSiz demiş gece uyurken kardeşlerinizi baktınız ki üstleri açılmış.baktınız ki üstleri açılmış. Kış günü yatıyorlar, üstleri de açılmış.Kış günü yatıyorlar, üstleri de açılmış. Ne yaparsınız demiş. Demişler ki örteriz.Ne yaparsınız demiş. Demişler ki örteriz. Yok demiş. Öyle yapmıyorsunuz.Yok demiş. Öyle yapmıyorsunuz. Daha açılan üstü daha fazla açıpDaha açılan üstü daha fazla açıp avretlerinin de meydana çıkmasına sebep oluyorsunuz.avretlerinin de meydana çıkmasına sebep oluyorsunuz. Hayır efendim neden?Hayır efendim neden? Demiş kardeşinin ayıbını meydana koymak Üstünü açmaktan daha beter.

Demiş kardeşinin ayıbını meydana koymak Üstünü açmaktan daha beter.
Üstünü açarsın üşür, sabahleyin de bir de havalar ısınır işte.Üstünü açarsın üşür, sabahleyin de bir de havalar ısınır işte. Fakat aybın açılışıyla onun namusunu,Fakat aybın açılışıyla onun namusunu, pahimal oluşunu ödemenin imkanı yok Aziz kardeş.pahimal oluşunu ödemenin imkanı yok Aziz kardeş. Sen bir kardeşini ayıp görüyorsan,Sen bir kardeşini ayıp görüyorsan, kendinde kim bilir kaç karnesi var.kendinde kim bilir kaç karnesi var. Bir kere onu ört kendinde bakalım,Bir kere onu ört kendinde bakalım, benim ne kadar hatalarım var.benim ne kadar hatalarım var. Bana bir tanesini söyleseler, nasıl üzülürüm ben?Bana bir tanesini söyleseler, nasıl üzülürüm ben? Ben nasıl üzülürsem de o da öyle üzülecek.

Ben nasıl üzülürsem de o da öyle üzülecek.
Orada on paralık bir fayda için o kardeşi bile namusunu,Orada on paralık bir fayda için o kardeşi bile namusunu, şerefini ihlal eder derecede şerefini ihlal eder derecede bir sürü yalanları da önüne katarak da.bir sürü yalanları da önüne katarak da. Nasıl Müslümanlık davası bu?Nasıl Müslümanlık davası bu? Allah muhafaza.

Allah muhafaza.
Ve terâhumihim. Birbirlerine acıma.

Ve terâhumihim. Birbirlerine acıma.
Bu da muhabbetin icabıdır tabi. Birbirlerine acıma.Bu da muhabbetin icabıdır tabi. Birbirlerine acıma. İnsan anasını acır, babasını acır, kardeşini acır, dostunu acır,İnsan anasını acır, babasını acır, kardeşini acır, dostunu acır, hayvanata acır.hayvanata acır. Fakat şimdi burada çok bir büyük şey var, ders var ki,Fakat şimdi burada çok bir büyük şey var, ders var ki, bu memlekette Ermeni var, Rum var, Yahudi var, efendim, Süryani var,bu memlekette Ermeni var, Rum var, Yahudi var, efendim, Süryani var, çeşit milletler var, şeytana tapanlar var, çeşit, ne yapalım,çeşit milletler var, şeytana tapanlar var, çeşit, ne yapalım, bunlar da Allahu Teâlâ'nın bilemediğimiz birçok hikmetler vardır ki bunlar da Allahu Teâlâ'nın bilemediğimiz birçok hikmetler vardır ki muhtelif yaratmış.muhtelif yaratmış. Bizi yarat, melekleri gibi bir çeşit yaratırdı da bizi. Bizi yarat, melekleri gibi bir çeşit yaratırdı da bizi. Ne günah işlerdik, ne fenalık yapardık, melek gibi idik.Ne günah işlerdik, ne fenalık yapardık, melek gibi idik. Ama bundan kim bilir ne hikmetler var ki?

Ama bundan kim bilir ne hikmetler var ki?
Rengimiz ayrı, gücümüz ayrı, bilgimiz ayrı, kuvvetimiz ayrı, hepsi ayrı.

Rengimiz ayrı, gücümüz ayrı, bilgimiz ayrı, kuvvetimiz ayrı, hepsi ayrı.
Bunlarda da Cenâb-ı Hakk'ın çeşit hikmetleri var.Bunlarda da Cenâb-ı Hakk'ın çeşit hikmetleri var. Şimdi memleketimizde bir sürü Yahudi varkenŞimdi memleketimizde bir sürü Yahudi varken hiçbir Yahudinin kapını çalıp da bir dilimi ekmek istediğini gördün mü sen?hiçbir Yahudinin kapını çalıp da bir dilimi ekmek istediğini gördün mü sen? Bu memlekette oturuyor işte,

Bu memlekette oturuyor işte,
bir Yahudi gelip de bizim dükkanımıza veyahut evimize,bir Yahudi gelip de bizim dükkanımıza veyahut evimize, ben bugün açım, bana bir parça yardım edin dediğini görüyor musunuz? ben bugün açım, bana bir parça yardım edin dediğini görüyor musunuz? Bu hepimizin gözü önünde.

Bu hepimizin gözü önünde.
Ne Ermenisin de görüyoruz, Ne Ermenisin de görüyoruz, ne Yahudisin de görüyoruz, neler onu da görüyoruz.ne Yahudisin de görüyoruz, neler onu da görüyoruz. Ama bizim Müslümana gelince, bu birbirini takip eder böyle. Ama bizim Müslümana gelince, bu birbirini takip eder böyle. Her köşe başında bir tane muhtaç.Her köşe başında bir tane muhtaç. Bu bizim birbirimize bağımızın kopuşundan ibaret. Bu bizim birbirimize bağımızın kopuşundan ibaret. Kopulmuşun alameti yani.Kopulmuşun alameti yani. Bağımız kopmuş, onun alameti dağılıp perişan olmuşuz böyle.Bağımız kopmuş, onun alameti dağılıp perişan olmuşuz böyle. Ne zaman ki bu bina gibi böyle sıkı sıkı sarılsaydık,Ne zaman ki bu bina gibi böyle sıkı sıkı sarılsaydık, bunun içinde ufacık kum parçaları da var.bunun içinde ufacık kum parçaları da var. Ama bak, ne güzel duruyor. Kocamanı da var.Ama bak, ne güzel duruyor. Kocamanı da var. Ama ne güzel duruyor.Ama ne güzel duruyor. Bir kere o bozuldu mu, gümbürtüye gitti miydi,Bir kere o bozuldu mu, gümbürtüye gitti miydi, ondan sonra felaketi sen seyret.ondan sonra felaketi sen seyret. Bunlardan ders almamız lazım gelirken, Bunlardan ders almamız lazım gelirken, işte yine alamamak da fena bir hale.işte yine alamamak da fena bir hale. Bu meveddet dedikleri sevgi, netice âşkı doğuruyor. Bu meveddet dedikleri sevgi, netice âşkı doğuruyor. Bu sevgi, ışk diyorlar buna.Bu sevgi, ışk diyorlar buna. O ışk, muhabbetin ifrat derecesinde,O ışk, muhabbetin ifrat derecesinde, fazla muhabbetin neticesinde doğuyor.fazla muhabbetin neticesinde doğuyor. Hiç kolay, kolay bir şey değildir.Hiç kolay, kolay bir şey değildir. Muhabbetin artık fazla derecesine sahibi tahammül edemiyor,Muhabbetin artık fazla derecesine sahibi tahammül edemiyor, içinden gelen hararete ondan dolayı gayri ihtiyarı hareketler yapıyor. içinden gelen hararete ondan dolayı gayri ihtiyarı hareketler yapıyor. Gayri ihtiyarı istemeyerek bazı hareketlerinden geliyor ki,Gayri ihtiyarı istemeyerek bazı hareketlerinden geliyor ki, muhabbetinin fazlalığının alâmetidir o.muhabbetinin fazlalığının alâmetidir o. Ki o da adaletten kaymış demektir.Ki o da adaletten kaymış demektir. Muhabbetin fazlalığı insanı sarhoş eder. Muhabbetin fazlalığı insanı sarhoş eder. Sarhoş olunca da insan kendi yaptığının farkına da varmaz.Sarhoş olunca da insan kendi yaptığının farkına da varmaz. Mesela bu neydi?

Mesela bu neydi?
En-el Hak diyen?

En-el Hak diyen?
Hallâc-ı Mansûr.

Hallâc-ı Mansûr.
Bu muhabbetinin fazlalığından kendini kaybetti.Bu muhabbetinin fazlalığından kendini kaybetti. Haberi yok kendinden. En-el Hak dedi, ben de Allah'ım dedi.Haberi yok kendinden. En-el Hak dedi, ben de Allah'ım dedi. Ben de Hak'kım dedi. Ben de Hak'kım dedi. Neden?

Neden?
Kendini kaybetti Allah'tan.

Kendini kaybetti Allah'tan.
Farkında değil kendisi.Farkında değil kendisi. İfrat derecesine vardırmış muhabbetini. Kendisini ortadan çıkarıyor. İfrat derecesine vardırmış muhabbetini. Kendisini ortadan çıkarıyor. Her şeyi Allah olarak görüyor. O ifrattan dolayı da kendisi ne oldu? Her şeyi Allah olarak görüyor. O ifrattan dolayı da kendisi ne oldu? İdama mahkum oldu. Yalan söylemedi.

İdama mahkum oldu. Yalan söylemedi.
Söylediği yalan değil. Kendisi Allah'ın hak kuludur.Söylediği yalan değil. Kendisi Allah'ın hak kuludur. Batıl kulundan değil. Ama öyleyken,Batıl kulundan değil. Ama öyleyken, sözü şeriata muhaliftir diyerekten idama karar verildi.sözü şeriata muhaliftir diyerekten idama karar verildi. Ne? İfrat. Muhabbetin ifrat derecesi.Ne? İfrat. Muhabbetin ifrat derecesi. Bundan dolayı da sahibi mes'ûl olmaz ama. Mes'ûl olmaz.Bundan dolayı da sahibi mes'ûl olmaz ama. Mes'ûl olmaz. Fe kezalik. İşte bunun gibi.Fe kezalik. İşte bunun gibi. El muminun yelzumu aleyhim en yekunu kenefsin vâhide.El muminun yelzumu aleyhim en yekunu kenefsin vâhide. Bütün müminlerin bir nefes gibi olması lazım.Bütün müminlerin bir nefes gibi olması lazım. Bir can gibi olması lazım. Nefesten murad can.Bir can gibi olması lazım. Nefesten murad can. Bütün müminlerin altı yüz milyon mu, sekiz yüz milyon mu,Bütün müminlerin altı yüz milyon mu, sekiz yüz milyon mu, hepsinin bir adam gibi olması lazım.hepsinin bir adam gibi olması lazım. Bir adam neyse, altı yüzü de, yedi yüzü de o adam.Bir adam neyse, altı yüzü de, yedi yüzü de o adam. Yani vücutta çok âzaâvar ya,Yani vücutta çok âzaâvar ya, bu çok âzâlar nasıl acıyı hep birden hissediyorlarsa,bu çok âzâlar nasıl acıyı hep birden hissediyorlarsa, müminlerin de acıyı hissetmekte,müminlerin de acıyı hissetmekte, birbirlerine yardım etmekte.birbirlerine yardım etmekte. Bak şimdi mesela çok yerlerden telgraflar geliyorlar,Bak şimdi mesela çok yerlerden telgraflar geliyorlar, işte yardımımıza şunu yolluyoruz, yardımımıza bunu yolluyoruz.işte yardımımıza şunu yolluyoruz, yardımımıza bunu yolluyoruz. Acımıza iştirak etmek suretiyle. Acımıza iştirak etmek suretiyle. Eskiden beri bu müminler arasında ola gelen şeylerdir. Eskiden beri bu müminler arasında ola gelen şeylerdir. Fakat fertlerin de buna iştirak lazım.Fakat fertlerin de buna iştirak lazım. Cemiyetler yapar, fertlerin de bunu yapması aynen lazım.Cemiyetler yapar, fertlerin de bunu yapması aynen lazım. "İzâ esâbe ehadeküm musîbeh yantemu cemiuhum"

"İzâ esâbe ehadeküm musîbeh yantemu cemiuhum"
Birisine bir musibet isabet ettiği vakitte bütün müminlerBirisine bir musibet isabet ettiği vakitte bütün müminler ona gam ederler, acınırlar, hüzün, keder duyarlar.ona gam ederler, acınırlar, hüzün, keder duyarlar. Adam bana ne demezler. Adam bana ne demezler. Daha.

Daha.
"Ve yersudune izâ letaha".

"Ve yersudune izâ letaha".
Onun derdini gidermek için çalışırlar.Onun derdini gidermek için çalışırlar. Yalnız yanmak para yetmez.Yalnız yanmak para yetmez. Vah, vah, vah! Çok perişan bir haldeymiş.Vah, vah, vah! Çok perişan bir haldeymiş. Allah yardımcısı olsun. Olmaz böyle.Allah yardımcısı olsun. Olmaz böyle. Onun izalesine çalışacak, onun derdi neyse, onun derdi ne?Onun izalesine çalışacak, onun derdi neyse, onun derdi ne? Nasıl doktor vücudun sıhhati için çalışıyor,Nasıl doktor vücudun sıhhati için çalışıyor, elinden geleni yapıyor da,elinden geleni yapıyor da, maneviyatlı Müslümanlar da böylece birbirlerinin şeysi için çalışacaklar.maneviyatlı Müslümanlar da böylece birbirlerinin şeysi için çalışacaklar. Allah cümlemizi bu hakiki mü'minlerin zümresine ilhak etsin.Allah cümlemizi bu hakiki mü'minlerin zümresine ilhak etsin. Bu kolay bir şey değil kardeş.Bu kolay bir şey değil kardeş. Bu Lâ İlâhe İllallâh'taki sadakata bağlı.Bu Lâ İlâhe İllallâh'taki sadakata bağlı. Şimdi yukarıda sadakat geçti ya, müminler birbirlerine olan muavenette sadakatlerini gösterecekler. Şimdi yukarıda sadakat geçti ya, müminler birbirlerine olan muavenette sadakatlerini gösterecekler. Sarılacak birbirine. Sarılacak birbirine. Oh aman dostum dedi.Oh aman dostum dedi. Bu dostluktaki sadakati göstermek, Lâ ilâhe illallâh'taki sadakata bağlı.Bu dostluktaki sadakati göstermek, Lâ ilâhe illallâh'taki sadakata bağlı. Eğer bu Lâ ilâhe illallâh candan çıkıyorsa, o zaman sarılır.Eğer bu Lâ ilâhe illallâh candan çıkıyorsa, o zaman sarılır. O zaman sarılır.O zaman sarılır. Eğer bu Lâ İlâhe İllallâh dilden çıkıyorsa,Eğer bu Lâ İlâhe İllallâh dilden çıkıyorsa, bana ne der, canım Allah'ın bu kadar kulları var, ona da ben mi bakacağım?bana ne der, canım Allah'ın bu kadar kulları var, ona da ben mi bakacağım? Yâsin okurken, Yâsin'i görmüyormusun,

Yâsin okurken, Yâsin'i görmüyormusun,
gavurlara dediler ki o zamanki müşriklere,gavurlara dediler ki o zamanki müşriklere, Kureyşlilere, Kureyş müşriklerine, ya bak bu fakirlere yardım ediniz.Kureyşlilere, Kureyş müşriklerine, ya bak bu fakirlere yardım ediniz. Allah dururken biz mi yardım edeceğiz dediler?

Allah dururken biz mi yardım edeceğiz dediler?
Allah bize nasıl verirse ona da verir dediler.

Allah bize nasıl verirse ona da verir dediler.
Çekildiler hep evlerine.Çekildiler hep evlerine. Olur mu bu?

Olur mu bu?
Bu Müslümanın sözü mü?

Bu Müslümanın sözü mü?
Gavurun sözü bu.

Gavurun sözü bu.
Bu müşrikleri bize Allah misal veriyor.Bu müşrikleri bize Allah misal veriyor. Böyle birbirinize yardımcı, adam Allah ona da versin, Böyle birbirinize yardımcı, adam Allah ona da versin, ona da verir diye kendini daraya çekmek Müslüman'ın işi değil ki.ona da verir diye kendini daraya çekmek Müslüman'ın işi değil ki. Müslüman sarılacak ona da canı gibi.Müslüman sarılacak ona da canı gibi. Canım elimiz kesilse Allah esirgeye.Canım elimiz kesilse Allah esirgeye. Bir yanımızda bir yer olsa nasıl acınırız?

Bir yanımızda bir yer olsa nasıl acınırız?
Kardeşimize de bu acıyı böyle hissetmekte.

Kardeşimize de bu acıyı böyle hissetmekte.
Onun için Lâ ilâhe illallâh demesi kolay değil ha.Onun için Lâ ilâhe illallâh demesi kolay değil ha. Lâ ilâhe illallâh demesi kolay değil. Lafı kolay.Lâ ilâhe illallâh demesi kolay değil. Lafı kolay. Ama manası itibariyle, onu düşünerekten yirmi dört harften ibarettir.Ama manası itibariyle, onu düşünerekten yirmi dört harften ibarettir. On ikisi Lâ ilâhe illallâh da, on ikisi de Muhammeden Rasûlüllah'tadır.On ikisi Lâ ilâhe illallâh da, on ikisi de Muhammeden Rasûlüllah'tadır. Yirmi dört saatte, var gününde, bir Lâ ilâhe illallâh,Yirmi dört saatte, var gününde, bir Lâ ilâhe illallâh, yirmi dört saatin günahlarını siler. yirmi dört saatin günahlarını siler. O kadar büyük bir nimettir.O kadar büyük bir nimettir. Bir Lâ ilâhe illallâh'ın ağırlığını,Bir Lâ ilâhe illallâh'ın ağırlığını, dünyanın günahlarını bir teraziye koysan, bizim değil. dünyanın günahlarını bir teraziye koysan, bizim değil. Dünyanın günahlarını bir teraziye koysan, Dünyanın günahlarını bir teraziye koysan, Lâ ilâhe illallâh'ı da bir tarafa koysan, dünyanın günahları onu kaldıramaz.Lâ ilâhe illallâh'ı da bir tarafa koysan, dünyanın günahları onu kaldıramaz. O kadar büyüktür. Çünkü Allah kelâmıdır o.O kadar büyüktür. Çünkü Allah kelâmıdır o. İmanın esasıdır o. Bizim değil o.İmanın esasıdır o. Bizim değil o. Onun için onun şerefini, kıymetini bilmek bize düşer.Onun için onun şerefini, kıymetini bilmek bize düşer. Biz Lâ İlâhe İllallâh diyoruz.Biz Lâ İlâhe İllallâh diyoruz. Nasılsa, bak şimdi, Lâ ilâhe illallâh. Lâ şöyle gelir.Nasılsa, bak şimdi, Lâ ilâhe illallâh. Lâ şöyle gelir. İki çatallı. İllâhe illallâh.İki çatallı. İllâhe illallâh. Onların birisini kaldırırsan, mâna olmaz. Mâna olmaz.Onların birisini kaldırırsan, mâna olmaz. Mâna olmaz. Mâna bu 12 harfin bir araya gelmesiyle Lâ ilâhe illallâh olur. Mâna bu 12 harfin bir araya gelmesiyle Lâ ilâhe illallâh olur. Lâ ilâhe illallâh nasıl bu 12'nin bir araya gelmesiyleLâ ilâhe illallâh nasıl bu 12'nin bir araya gelmesiyle imanın tekemmülü de Muhammeden Resûlullah diyeimanın tekemmülü de Muhammeden Resûlullah diye 24 harfin bir araya gelmesiyle olur.24 harfin bir araya gelmesiyle olur. 24 tane harf var orada.24 tane harf var orada. O 24 harfin bir araya gelmesiyle iman hasıl oluyor.O 24 harfin bir araya gelmesiyle iman hasıl oluyor. O imanda sadakat dolayısıyla müminler birbirini sever O imanda sadakat dolayısıyla müminler birbirini sever ve birbirine bağlanır. ve birbirine bağlanır. Bunun kökü, Lâ ilâhe illallâh'ı çok demek,Bunun kökü, Lâ ilâhe illallâh'ı çok demek, çok söylemek ve bunun Cenâb-ı Hak'tan, Ya Rabbi,çok söylemek ve bunun Cenâb-ı Hak'tan, Ya Rabbi, hakikati imana beni ulaştır demek.hakikati imana beni ulaştır demek. Onun için şurada diyor ki,Onun için şurada diyor ki, hakikati imana insanlar ilişemedikçe, hakikati imana insanlar ilişemedikçe, mümin-i kâmil olamazlar.mümin-i kâmil olamazlar. Hakikati imana ilişmedikçe, hakikati iman ne?Hakikati imana ilişmedikçe, hakikati iman ne? Can birliği, kan birliği, İslâm birliği hep birlik.Can birliği, kan birliği, İslâm birliği hep birlik. Bu hakikate erişemedikçe, imanda kemâl bulması mümkün olmaz.Bu hakikate erişemedikçe, imanda kemâl bulması mümkün olmaz. Allah kusurlarımızı affeylesin.

Allah kusurlarımızı affeylesin.
Bunun arkasına geçelim bugün dersimiz.

Bunun arkasına geçelim bugün dersimiz.
Meselüllezi bu kadar yeter inşaallah. Meselüllezi bu kadar yeter inşaallah. Ama bunu Cenâb-ı Hak cümlemizin içine, bu laflarla olmuyor malum ya.Ama bunu Cenâb-ı Hak cümlemizin içine, bu laflarla olmuyor malum ya. Ne kadar bunu biz dinlemişizdir senelerden beri.Ne kadar bunu biz dinlemişizdir senelerden beri. Ne kadar bir kulağımızdan girer, öteki kulağımızdan da çıkar.Ne kadar bir kulağımızdan girer, öteki kulağımızdan da çıkar. Bu Behlül'ün lafı çok güzeldir. Bu Behlül'ün lafı çok güzeldir. Nasıl kafaları toplamış böyle mezarlıklardan,Nasıl kafaları toplamış böyle mezarlıklardan, dizelemiş evin etrafına, bu beş kuruşluk,dizelemiş evin etrafına, bu beş kuruşluk, on kuruşluk, elli kuruşluk, yüz kuruşluk, bin kuruşluk kafa diye yazmış.on kuruşluk, elli kuruşluk, yüz kuruşluk, bin kuruşluk kafa diye yazmış. Behlül demişler, nedir bunlar böyle?Behlül demişler, nedir bunlar böyle? Bunun demiş kafasına bir taraftan girdi, bir taraftan çıktı, boş kafa demiş.

Bunun demiş kafasına bir taraftan girdi, bir taraftan çıktı, boş kafa demiş.
Beş kuruş etmez bu bedava, al istediğin kadar götürür demiş.Beş kuruş etmez bu bedava, al istediğin kadar götürür demiş. Allah o kafalardan etmesin kafalarımızı.Allah o kafalardan etmesin kafalarımızı. Bi hürmeti-l Fâtiha.Bi hürmeti-l Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2