Namaz Vakitleri

18 Cemâziye'l-Evvel 1448
29 October 2026
İmsak
05:58
Güneş
07:24
Öğle
12:53
İkindi
15:44
Akşam
18:11
Yatsı
19:31
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Nahmedühû bi cemîhi ve hamidihi, lehül hamdihi kemâ yenbeği li-celâli vechihî ve lî-azîmi sultânih.Nahmedühû bi cemîhi ve hamidihi, lehül hamdihi kemâ yenbeği li-celâli vechihî ve lî-azîmi sultânih. Ve’s-salâtu ve’s-selâmu alâ hayra halkihî seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-din.Ve’s-salâtu ve’s-selâmu alâ hayra halkihî seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-din. Emmâ ba’d:

Emmâ ba’d:
Fa’lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne efdale’l-kitâbi kitâbullah ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem.

Fa’lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne efdale’l-kitâbi kitâbullah ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem.
Ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid’atün ve külle bid’atin dalâletünVe şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid’atün ve külle bid’atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’n-nâr.ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’n-nâr. Ve bi’s-senedi’l-muttasılı ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:Ve bi’s-senedi’l-muttasılı ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: "Efdalul-mevtil-katlu fî sebîlillâhi summe en temûte murâbitan summe en temûte hâccan ev mu'temiran

"Efdalul-mevtil-katlu fî sebîlillâhi summe en temûte murâbitan summe en temûte hâccan ev mu'temiran
ve inisteta'te ellâ temûte bâdiyen ve lâ tâciran."ve inisteta'te ellâ temûte bâdiyen ve lâ tâciran." Sadaka rasûlullâh.Sadaka rasûlullâh. Fîmâ kâle ev kemâ kâl.Fîmâ kâle ev kemâ kâl. Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allah Teâlâ Hazretleri'nin selamı, rahmeti, bereketi cümlemizin üzerine olsun.

Allah Teâlâ Hazretleri'nin selamı, rahmeti, bereketi cümlemizin üzerine olsun.
Allah Teâlâ Hazretleri ibadetlerimizi, ibadetlerimizi kabul eylesin.Allah Teâlâ Hazretleri ibadetlerimizi, ibadetlerimizi kabul eylesin. Dileklerimizi, taleplerimizi ihsan ve ikram eylesin.Dileklerimizi, taleplerimizi ihsan ve ikram eylesin. Sevgili Peygamberimiz Efendimiz Muhammed Mustafa aleyhi efdalü's-salavât ekmelü'l-tahiyyât ve't-teslîmât

Sevgili Peygamberimiz Efendimiz Muhammed Mustafa aleyhi efdalü's-salavât ekmelü'l-tahiyyât ve't-teslîmât
hazretlerinin mübarek hadîs-i şerîflerinden bir demet size takdim etmeden öncehazretlerinin mübarek hadîs-i şerîflerinden bir demet size takdim etmeden önce buyurun beraberce evvelen ve hasseten Peygamber sallllahu aleyhi ve sellem Efendimizin ruh-i pâki için,buyurun beraberce evvelen ve hasseten Peygamber sallllahu aleyhi ve sellem Efendimizin ruh-i pâki için, sonra onun cümle âl'inin, ashâbının, etbâının, ahbâbının ruhları için,sonra onun cümle âl'inin, ashâbının, etbâının, ahbâbının ruhları için, sair enbiyâ ve mürselin ve cümle evliyâullah ve rical-i gayb'ın ruhlarıyla birlikte,sair enbiyâ ve mürselin ve cümle evliyâullah ve rical-i gayb'ın ruhlarıyla birlikte, hasseten Ümmet-i Muhammed'in mürşid ve mürebbileri olanhasseten Ümmet-i Muhammed'in mürşid ve mürebbileri olan ulemâ-i izânımız,ulemâ-i amilînimiz, mürşid-i kâmilînimiz, sâdât-ı meşâyih-i turuk-u aliyyemizulemâ-i izânımız,ulemâ-i amilînimiz, mürşid-i kâmilînimiz, sâdât-ı meşâyih-i turuk-u aliyyemiz Hazeratı'nın cümlesinin ruhlarına hediye olmak üzere,Hazeratı'nın cümlesinin ruhlarına hediye olmak üzere, cümle ihvânımızın ahirete göçenlerine, burada bulunan kardeşlerimizin vesair kardeşlerimizin,cümle ihvânımızın ahirete göçenlerine, burada bulunan kardeşlerimizin vesair kardeşlerimizin, ahirete geçmiş olan bütün akrabasının sevdiklerinin ruhlarına hediye olmak üzere,ahirete geçmiş olan bütün akrabasının sevdiklerinin ruhlarına hediye olmak üzere, biz yaşayan müslümanların da mevlamızın rızasına uygun ömür sürüp huzuru âl'isine,biz yaşayan müslümanların da mevlamızın rızasına uygun ömür sürüp huzuru âl'isine, sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmamıza vesile olması dileğiyle, buyurun bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîf okuyup,sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmamıza vesile olması dileğiyle, buyurun bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîf okuyup, onlara hediye edelim, ondan sonra başlayalım.onlara hediye edelim, ondan sonra başlayalım. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Geçen hafta okumuş olduğumuz bir hadîs-i şerîfi bu hafta bir kere daha okuyoruz.

Geçen hafta okumuş olduğumuz bir hadîs-i şerîfi bu hafta bir kere daha okuyoruz.
Çünkü ilk cümlesini izah etmişiz size. İkinci, üçüncü cümlelerini tamamlamamışız.Çünkü ilk cümlesini izah etmişiz size. İkinci, üçüncü cümlelerini tamamlamamışız. Unutulmuş, tamam olduğu sanmışız hadîs-i şerîfi.Unutulmuş, tamam olduğu sanmışız hadîs-i şerîfi. Bittiğini sanmışız.Bittiğini sanmışız. Yarım kalmasın.Yarım kalmasın. Peygamber Efendimizin sözüdür, tamamını izah edelim.Peygamber Efendimizin sözüdür, tamamını izah edelim. Ondan sonra bu haftanın hadîslerine geçeriz.Ondan sonra bu haftanın hadîslerine geçeriz. O geçen haftaki hadîs-i şerîf şuydu.O geçen haftaki hadîs-i şerîf şuydu. Efdalü’l-mevti’l-katlü fî sebîlillâhi.

Efdalü’l-mevti’l-katlü fî sebîlillâhi.
Ölümün en faziletlisi, en hayırlısı Allah yolunda ölmektir.

Ölümün en faziletlisi, en hayırlısı Allah yolunda ölmektir.
Öldürülmektir, şehit edilmektir.Öldürülmektir, şehit edilmektir. Ee, yatağımda rahat görseydim daha iyi değil miydi?

Ee, yatağımda rahat görseydim daha iyi değil miydi?
Hiç kimseye, hiçbir derdim, sıkıntım olmadan.

Hiç kimseye, hiçbir derdim, sıkıntım olmadan.
Evet, rahat ölürsün ama Allah yolunda tozlara, topraklara bulanırsın,Evet, rahat ölürsün ama Allah yolunda tozlara, topraklara bulanırsın, sıkıntı çekersin ama o rahat ölmekten, o sıkıntı çekmek daha iyi.sıkıntı çekersin ama o rahat ölmekten, o sıkıntı çekmek daha iyi. Allah yolunda ölüyorsun çünkü, o kimselere çok mükâfat var, çok büyük mükâfat var.Allah yolunda ölüyorsun çünkü, o kimselere çok mükâfat var, çok büyük mükâfat var. Allah Teâlâ Hazretleri onlara öldü demenize bile razı değil.Allah Teâlâ Hazretleri onlara öldü demenize bile razı değil. Onlara ölü demenize bile razı değil.Onlara ölü demenize bile razı değil. “Bel ahyâun ‘inde rabbihim yurzekûn.”

“Bel ahyâun ‘inde rabbihim yurzekûn.”
Onlara öldü demeyin, onlar Rabblarının huzurunda canlıdırlar, diridirler, rızıklanıyorlar.

Onlara öldü demeyin, onlar Rabblarının huzurunda canlıdırlar, diridirler, rızıklanıyorlar.
Allah rızık veriyor onlara, ikramda, ihsanda bulunuyor diye.Allah rızık veriyor onlara, ikramda, ihsanda bulunuyor diye. Öyle tembih eylemiş Kur'an-ı Kerim.Öyle tembih eylemiş Kur'an-ı Kerim. Allah yolunda öldürülmek çok mühimdir.Allah yolunda öldürülmek çok mühimdir. Şehit olmak mertebelerin en yükseğidir.Şehit olmak mertebelerin en yükseğidir. Herkesin şehit olmayı da temenni etmesi gerekiyor.Herkesin şehit olmayı da temenni etmesi gerekiyor. Şehit olmayı temenni etmeyen bir kimse,Şehit olmayı temenni etmeyen bir kimse, istemeyen, münafıklıktan bir sıfat üzere ölür diye de tehdit vardır.istemeyen, münafıklıktan bir sıfat üzere ölür diye de tehdit vardır. Birgün canımıza hak yolda vermeye içimizden hazır olmalıyız.Birgün canımıza hak yolda vermeye içimizden hazır olmalıyız. Cânı cânân dilemiş, vermemek olmaz ey dîl.Cânı cânân dilemiş, vermemek olmaz ey dîl. Ne nizâ eyleyelim, o ne senindir ne benim.Ne nizâ eyleyelim, o ne senindir ne benim. Çok hoşuma giden bir beytir bu. Her zaman söylerim.Çok hoşuma giden bir beytir bu. Her zaman söylerim. Diyor ki, cânı cânân dilemiş, vermemek olmaz ey dîl.

Diyor ki, cânı cânân dilemiş, vermemek olmaz ey dîl.
Sevgili ver bakalım canını diye istemiş, vermemek olmaz ki.Sevgili ver bakalım canını diye istemiş, vermemek olmaz ki. Ey dîl, boşuna inat etme vermeyeceğim diyeEy dîl, boşuna inat etme vermeyeceğim diye diretme, vermemek olmaz.diretme, vermemek olmaz. Ne nizâ eyleyelim, o ne senindir ne benim.Ne nizâ eyleyelim, o ne senindir ne benim. Ne diye başını çekişip duruyoruz?

Ne diye başını çekişip duruyoruz?
Ne senindir ne benimdir bu gönül, bu can.

Ne senindir ne benimdir bu gönül, bu can.
Hak yoluna ver ölüm diyor şair.Hak yoluna ver ölüm diyor şair. Benim çok hoşuma gidiyor tabii.Benim çok hoşuma gidiyor tabii. Onlar belki gazel olarak yazmışlar bunu.Onlar belki gazel olarak yazmışlar bunu. Dünyevî sevgiler için filan söylemişlerdir belki amaDünyevî sevgiler için filan söylemişlerdir belki ama belli de olmaz o adamların bir kısmı derviştir, şeydir.belli de olmaz o adamların bir kısmı derviştir, şeydir. Yani aşk derken muhabbetullahı kastetmişlerdir, sevgili derken Allah Teâlâ Hazretlerini kastetmişlerdir.Yani aşk derken muhabbetullahı kastetmişlerdir, sevgili derken Allah Teâlâ Hazretlerini kastetmişlerdir. Hüsn ü zan edelim biz.Hüsn ü zan edelim biz. Yani ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır.Yani ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır. Şarkı bu, aşk şarkısı gibi ama Allah-u Teâlâ Hazretleri'ni sevmek murad edilirse güzel bir manası var.Şarkı bu, aşk şarkısı gibi ama Allah-u Teâlâ Hazretleri'ni sevmek murad edilirse güzel bir manası var. Son darbe-i kalbin nur ismin olacaktır.Son darbe-i kalbin nur ismin olacaktır. Hocam sen şarkı söylemeye başladın şimdi mikrofonda.Hocam sen şarkı söylemeye başladın şimdi mikrofonda. Evet ama son darbe-i kalbimiz, en son atışı kalbimizin Allah olsa fena mı olur.Evet ama son darbe-i kalbimiz, en son atışı kalbimizin Allah olsa fena mı olur. O tarafa tatbik ettiğin zaman güzel oluyor mana.O tarafa tatbik ettiğin zaman güzel oluyor mana. Belki de o zatlar da onu öyle düşünmüşlerdir.Belki de o zatlar da onu öyle düşünmüşlerdir. Kalbini yarmadık ki, yanında değildi ki, onu söylerken. Belki de adam dervişti de ondan söyledi belki de.Kalbini yarmadık ki, yanında değildi ki, onu söylerken. Belki de adam dervişti de ondan söyledi belki de. Neyse, kardeşler, Allah yolunda şehit olmayı isteyeceğiz yani.Neyse, kardeşler, Allah yolunda şehit olmayı isteyeceğiz yani. Temenni edeceğiz. Canımız atacak yani. Nasıl olur da hak yoksa canımı verebilirim diye öyle temenni olacak içimizde.Temenni edeceğiz. Canımız atacak yani. Nasıl olur da hak yoksa canımı verebilirim diye öyle temenni olacak içimizde. Çünkü en yüksek ölüm bu.Çünkü en yüksek ölüm bu. İkincisi.

İkincisi.
Sümme, sümme tertip ifade eder sonra demek Arapçada, yani baştaki üstün.

Sümme, sümme tertip ifade eder sonra demek Arapçada, yani baştaki üstün.
Ondan sonra hangisi?

Ondan sonra hangisi?
En temûte mürâbitan. Murabıt olarak ölmendir sonrası.

En temûte mürâbitan. Murabıt olarak ölmendir sonrası.
Murabıt olmak ne demek?Murabıt olmak ne demek? Rıbat'ta, hudut kalesinde bekçi olarak ölmek.Rıbat'ta, hudut kalesinde bekçi olarak ölmek. Hudutlarda kaleler vardı eskiden. Beklerlerdi orada.Hudutlarda kaleler vardı eskiden. Beklerlerdi orada. Kim beklerdi? Dervişler beklerdi.Kim beklerdi? Dervişler beklerdi. Vay! Ben de dervişleri bir şeye benzetemiyordum hocam.Vay! Ben de dervişleri bir şeye benzetemiyordum hocam. O hünerleri mi varmış.O hünerleri mi varmış. Onlar sana kendisini beğendirmek için çalışmadılar da ondan beğenmiyorsun sen.Onlar sana kendisini beğendirmek için çalışmadılar da ondan beğenmiyorsun sen. Reklam etmediler, propaganda etmediler.Reklam etmediler, propaganda etmediler. İleriye bakmadılar onlar. Boynunu büktü, hatta sevabını sakladı, günahını ızhar etti ya.İleriye bakmadılar onlar. Boynunu büktü, hatta sevabını sakladı, günahını ızhar etti ya. Günahını âşikâre etti, sevabını sakladı.Günahını âşikâre etti, sevabını sakladı. Varsın halk beni sevmesin dedi, sevmesin.Varsın halk beni sevmesin dedi, sevmesin. Hatta halk biraz fazla teveccüh edince, halkın teveccühünü kırmak için mahsustan bir şeyler yapanlar var.Hatta halk biraz fazla teveccüh edince, halkın teveccühünü kırmak için mahsustan bir şeyler yapanlar var. Halkın hoşuna gitmeyecek bir şeyler yapıveriyor kiHalkın hoşuna gitmeyecek bir şeyler yapıveriyor ki nedir bu halkın böyle bana işaret etmesi, halkın bana teveccüh etmesi?nedir bu halkın böyle bana işaret etmesi, halkın bana teveccüh etmesi? Biraz dağılsınlar başımdan diye onu istemiş onlar. O mübareklerin işine akıl vermedi.

Biraz dağılsınlar başımdan diye onu istemiş onlar. O mübareklerin işine akıl vermedi.
Onun için sen onların bilmezsin ne yaptığını.Onun için sen onların bilmezsin ne yaptığını. Diyorlar ki; hak yolda cihada mani oluyormuş dervişler.Diyorlar ki; hak yolda cihada mani oluyormuş dervişler. Şaşkın, sen biraz tarih oku.Şaşkın, sen biraz tarih oku. Senin dünyadan haberin yok.Senin dünyadan haberin yok. O dervişler, bayraklarıyla, şehitleriyle, davullarıyla, mızraklarıyla,O dervişler, bayraklarıyla, şehitleriyle, davullarıyla, mızraklarıyla, güle oynaya düğüne gider gibi savaşa giderlerdi. Haberin var mı?güle oynaya düğüne gider gibi savaşa giderlerdi. Haberin var mı? Kafkasya'ya gittiler, Romanya'ya gittiler, oraya gittiler, buraya gittiler.Kafkasya'ya gittiler, Romanya'ya gittiler, oraya gittiler, buraya gittiler. Ömürleri hem maddi hem manevi, hem nefisle hem düşmanla cihadla geçti.Ömürleri hem maddi hem manevi, hem nefisle hem düşmanla cihadla geçti. Onun için Allah bilsin diye yaptılar. Sen istersen bil, istersen bilme.

Onun için Allah bilsin diye yaptılar. Sen istersen bil, istersen bilme.
Allah biliyor ya, çok şükür ki Allah biliyor.Allah biliyor ya, çok şükür ki Allah biliyor. İyilik yap, denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir.İyilik yap, denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir. Balığın bilmesi lazım değil, bilmezse bilmez.Balığın bilmesi lazım değil, bilmezse bilmez. Şimdi Allah yolunda murabıt olmak, hudutta, kalede bekliyor.Şimdi Allah yolunda murabıt olmak, hudutta, kalede bekliyor. Neden bekliyor? Düşman gelmesin.Neden bekliyor? Düşman gelmesin. Düşman gelirse ne olur?

Düşman gelirse ne olur?
Hocam, düşman geldi mi, memleketin altı üstüne gelir.

Hocam, düşman geldi mi, memleketin altı üstüne gelir.
Ne ırz kalır, ne namus kalır, ne mal kalır, ne hürriyet kalır.Ne ırz kalır, ne namus kalır, ne mal kalır, ne hürriyet kalır. Şu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.Şu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli. Kesilir bu ezanlar. Okunmaz olur.Kesilir bu ezanlar. Okunmaz olur. Bu ibadetler yapılmaz. Bu camiler yıkılır, yakılır.Bu ibadetler yapılmaz. Bu camiler yıkılır, yakılır. Bunun içindeki adamlar öldürülür hocam. Çocuklar kesilir hocam.Bunun içindeki adamlar öldürülür hocam. Çocuklar kesilir hocam. Sen harbi bilmiyor musun?

Sen harbi bilmiyor musun?
Çok fena olur.

Çok fena olur.
İşte fena olmasın diye o adamcağızlar biz ölelim de kardeşlerimiz yaşasın diye hudutta bekliyorlar.İşte fena olmasın diye o adamcağızlar biz ölelim de kardeşlerimiz yaşasın diye hudutta bekliyorlar. Hudutta ondan bekliyorlar. Ölürsek biz ölelim. Neden?Hudutta ondan bekliyorlar. Ölürsek biz ölelim. Neden? Müslüman müslümanı sever. Müslüman kardeşine iyilik yapmak ister.

Müslüman müslümanı sever. Müslüman kardeşine iyilik yapmak ister.
Hatta önce o iyi olsun, ben sonra kötü olsam da olayım der.Hatta önce o iyi olsun, ben sonra kötü olsam da olayım der. Ben yemeyeyim, o yesin. Ben giymeyeyim, o giysin der.Ben yemeyeyim, o yesin. Ben giymeyeyim, o giysin der. Eskiler dermiş bir zamanlar.Eskiler dermiş bir zamanlar. Yani evvel zaman içinde kalbur saman içindeyken o zaman öyleymiş.Yani evvel zaman içinde kalbur saman içindeyken o zaman öyleymiş. Şimdi hakkını vermiyorlar insanın. Mirasta kavga ediyorlar.Şimdi hakkını vermiyorlar insanın. Mirasta kavga ediyorlar. Hakkını saklamaya çalışıyor. Babasının malını öteki kardeşinden kaçırmaya kalkıyor.Hakkını saklamaya çalışıyor. Babasının malını öteki kardeşinden kaçırmaya kalkıyor. Neden?

Neden?
Din, iman öğretilmedi de ondan sonra.

Din, iman öğretilmedi de ondan sonra.
Din, iman öğretilmedi. Allah korkusu öğretilmedi.Din, iman öğretilmedi. Allah korkusu öğretilmedi. Huzuru Rabbül Alemine gidecek, insanlar saf saf duracak, boynu bükecek,Huzuru Rabbül Alemine gidecek, insanlar saf saf duracak, boynu bükecek, kimsenin tıs demeye mecali olmayacak.kimsenin tıs demeye mecali olmayacak. Allah Teâlâ Hazretleri azamet ve celal ile kulları hakkında hükmedecek.Allah Teâlâ Hazretleri azamet ve celal ile kulları hakkında hükmedecek. Zerre kadar hayrı olan, o hayrın faydasını, karşılığını görecek.Zerre kadar hayrı olan, o hayrın faydasını, karşılığını görecek. Zerre kadar günahı olan da o günahın hesaba girdiğini görecek, ödü patlayacak.Zerre kadar günahı olan da o günahın hesaba girdiğini görecek, ödü patlayacak. Mücrimler, defter-i a’mâllerinde her şeyin yazılmış olduğunu görünce şafakları artacak,Mücrimler, defter-i a’mâllerinde her şeyin yazılmış olduğunu görünce şafakları artacak, akıllar başlarından gidecek.akıllar başlarından gidecek. O hesap gününün korkusu kullara öğretilmeyince bu insanlar hırsızlık yapar, rüşvet yer, haksızlık yapar,O hesap gününün korkusu kullara öğretilmeyince bu insanlar hırsızlık yapar, rüşvet yer, haksızlık yapar, zulüm eder, gadreder, çalar, çırpar, öldürür, döver, söver. Her şey o imansızlıktan sonra olur.zulüm eder, gadreder, çalar, çırpar, öldürür, döver, söver. Her şey o imansızlıktan sonra olur. Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz, anlatamıyoruz. Anlatamadık, anlatamadık, anlatamadık.Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz, anlatamıyoruz. Anlatamadık, anlatamadık, anlatamadık. 20. yüzyıl diyorlar. Ya senin 20. yüzyılını da biliyoruz, 21. yüzyılını da biliyoruz,20. yüzyıl diyorlar. Ya senin 20. yüzyılını da biliyoruz, 21. yüzyılını da biliyoruz, 22. yüzyılını da biliyoruz, dünyayı da biliyoruz, ahireti de biliyoruz.22. yüzyılını da biliyoruz, dünyayı da biliyoruz, ahireti de biliyoruz. Senin okuduğun her şeyi biz de okuduk ya.Senin okuduğun her şeyi biz de okuduk ya. Senin görmediğin yerleri biz gördük, gezdik geldik.Senin görmediğin yerleri biz gördük, gezdik geldik. Öyledeğil, senin dediğin gibi değil bu iş.Öyledeğil, senin dediğin gibi değil bu iş. Bir insanın morali, maneviyatı maddesinden önce geliyor.Bir insanın morali, maneviyatı maddesinden önce geliyor. Morali bozuk oldu mu bir insan bedeni sapasağlam,Morali bozuk oldu mu bir insan bedeni sapasağlam, turp gibi olduğu halde işe yaramıyor. Moral bozuk olunca.turp gibi olduğu halde işe yaramıyor. Moral bozuk olunca. Kalbi sağlam oldu mu insan hastalığı çabuk yeniyor.Kalbi sağlam oldu mu insan hastalığı çabuk yeniyor. Morali yerinde oldu mu hastalıkların üstesinden geliyor.Morali yerinde oldu mu hastalıkların üstesinden geliyor. Kadıncağızın birisi kanser olmuş.Kadıncağızın birisi kanser olmuş. Ciğerini kanser yemiş, bitirmiş.Ciğerini kanser yemiş, bitirmiş. Böyle bir iplikle bağlı hayatıBöyle bir iplikle bağlı hayatı ama bir yatalak çocuğu varmış.ama bir yatalak çocuğu varmış. Amerika'da bunu tespit etmişler. Tıp tarihine geçmiş.Amerika'da bunu tespit etmişler. Tıp tarihine geçmiş. Yatalak çocuğu varmış, kötürüm. Ondan başka bakacak kimsesi yok.Yatalak çocuğu varmış, kötürüm. Ondan başka bakacak kimsesi yok. Annesi bakıyor. Annesi kanser, çocuk yatalak, kötürüm.Annesi bakıyor. Annesi kanser, çocuk yatalak, kötürüm. Annesinden başka bakacak kimse yok.Annesinden başka bakacak kimse yok. O çocuğa bakıncaya kadar yaşamış, yaşamış. Çocuk eceliyle ölmüş, ertesi gün de annesi ölmüş.O çocuğa bakıncaya kadar yaşamış, yaşamış. Çocuk eceliyle ölmüş, ertesi gün de annesi ölmüş. Bak gazeteye yazıyorlar bunu, diyorlar ki bak şu annedeki şefkatinin, yaşamak azminin insana bak, tesirine bak diyorlar.Bak gazeteye yazıyorlar bunu, diyorlar ki bak şu annedeki şefkatinin, yaşamak azminin insana bak, tesirine bak diyorlar. Bunu Amerikalı söylüyor.Bunu Amerikalı söylüyor. Amerika’yı da bilmiyor bizim kâfirler. Bizim yerli malı kâfirler. Yerli malı kâfirler, vallahi Amerika'yı da bilmiyor,Amerika’yı da bilmiyor bizim kâfirler. Bizim yerli malı kâfirler. Yerli malı kâfirler, vallahi Amerika'yı da bilmiyor, Avrupa'yı da bilmiyor. Öyle değil.Avrupa'yı da bilmiyor. Öyle değil. Avrupa'da adamlar çok dindar. Almanya'da çok gezdik. Münih'in üçte biri kilise ya bilmem ne, kilisenin vakfı vesaire.Avrupa'da adamlar çok dindar. Almanya'da çok gezdik. Münih'in üçte biri kilise ya bilmem ne, kilisenin vakfı vesaire. Zaten Münih demek, Münih'in papazlar demek yani, papazlar diyarı demek.Zaten Münih demek, Münih'in papazlar demek yani, papazlar diyarı demek. Şehirlerinin adlarını onlardan almışlar adamlar.Şehirlerinin adlarını onlardan almışlar adamlar. Adamlar dindar, hâlâ buram buram dindar, dindarlıkla hareket ediyorlar.Adamlar dindar, hâlâ buram buram dindar, dindarlıkla hareket ediyorlar. Bize kızmaları dindarlıklarından, bize hücum etmeleri dindarlıklarından,Bize kızmaları dindarlıklarından, bize hücum etmeleri dindarlıklarından, Yunanistan'ın desteklemesi dindarlıklarından.Yunanistan'ın desteklemesi dindarlıklarından. Sen benim elimi kolumu niye bağlıyorsun?

Sen benim elimi kolumu niye bağlıyorsun?
Sen benim arkadaşım değil misin?Sen benim arkadaşım değil misin? Sen benim vatandaşım değil misin?Sen benim vatandaşım değil misin? Senin adın Ali Veli Hasan Hüseyin Ahmet Mehmet değil mi?Senin adın Ali Veli Hasan Hüseyin Ahmet Mehmet değil mi? Sen de bu memleketin evladı değil misin?Sen de bu memleketin evladı değil misin? Sen de bu memleketi Allah Allah diye fethetmiş şehitlerin torunlarından değil misin? Söyleyin.Sen de bu memleketi Allah Allah diye fethetmiş şehitlerin torunlarından değil misin? Söyleyin. Peki ben düşmanla kavga ediyorum, benim elim ayağımı ne bağlıyorsun?Peki ben düşmanla kavga ediyorum, benim elim ayağımı ne bağlıyorsun? Yardım etmiyorsun, hadi eksik olsun yardımın. Çekil sen orada dur.

Yardım etmiyorsun, hadi eksik olsun yardımın. Çekil sen orada dur.
Sen benim elimi kolumu ne bağlıyorsun ya?Sen benim elimi kolumu ne bağlıyorsun ya? Bırak da benim elim kolumda serbest olsun, o bana bir yumruk vururken ben de bir yumruk vurayım, devireyim.

Bırak da benim elim kolumda serbest olsun, o bana bir yumruk vururken ben de bir yumruk vurayım, devireyim.
Uzatayım yere. Benim yumruğum daha kuvvetli. O herif korkuyor benim yumruğumdan.Uzatayım yere. Benim yumruğum daha kuvvetli. O herif korkuyor benim yumruğumdan. Benim Hasan'ıma, Ali'me. Veli'me şey yapıyor, kaş göz işareti ediyor.Benim Hasan'ıma, Ali'me. Veli'me şey yapıyor, kaş göz işareti ediyor. O benim dostum, elimi arkamdan bağlıyor dostça, ayağımı bağlıyor, öteki de çeneme yumruk patlatıyor.O benim dostum, elimi arkamdan bağlıyor dostça, ayağımı bağlıyor, öteki de çeneme yumruk patlatıyor. Ya sen bu memleketi sevmiyor musun?Ya sen bu memleketi sevmiyor musun? Sen bu memleketin iyiliğini istemiyor musun?

Sen bu memleketin iyiliğini istemiyor musun?
Bu insanları sen bu imandan sıyırdığın zaman, derisini yüzmüş gibi olursun sen.

Bu insanları sen bu imandan sıyırdığın zaman, derisini yüzmüş gibi olursun sen.
Canlı canlı, derisini yüzmüş gibi olursun.Canlı canlı, derisini yüzmüş gibi olursun. İçinden imanı söküp çıkarttın mı, derisini yüzmekten beter olur insan. Hayvandan beter olur.İçinden imanı söküp çıkarttın mı, derisini yüzmekten beter olur insan. Hayvandan beter olur. “Ulâike ke’l- en’âmi bel hum edall.”

“Ulâike ke’l- en’âmi bel hum edall.”
Daha sapık olur insan. Her türlü melaneti yapar. İmandır insanı insan eden, hatta insanı sultan eden manevi bakımdan.

Daha sapık olur insan. Her türlü melaneti yapar. İmandır insanı insan eden, hatta insanı sultan eden manevi bakımdan.
Ben imanımdan dolayı yardım yapıyorum. Ben imanımdan dolayı paramı ayırıyorum.Ben imanımdan dolayı yardım yapıyorum. Ben imanımdan dolayı paramı ayırıyorum. Ben imanımdan dolayı kardeşime hadi diyorum aldırmayayım diyorum. Ahiret var diyorum.Ben imanımdan dolayı kardeşime hadi diyorum aldırmayayım diyorum. Ahiret var diyorum. Ben imanımdan dolayı her türlü intizamı temizliği ondan yapıyorum.Ben imanımdan dolayı her türlü intizamı temizliği ondan yapıyorum. Sen de benim imanımdan çatır çatır çekip ayırmaya çalışıyorsun.Sen de benim imanımdan çatır çatır çekip ayırmaya çalışıyorsun. Şu dansözle uğraşsana. Şu edepsizle uğraşsana. Bu hırsızla, bu arsızla, bu rüşvetçiyle uğraşsana.Şu dansözle uğraşsana. Şu edepsizle uğraşsana. Bu hırsızla, bu arsızla, bu rüşvetçiyle uğraşsana. Ben harama düşeceğim diye korkumdan senin bana hak olarak verdiğin şeyi bile almak istemiyorum.Ben harama düşeceğim diye korkumdan senin bana hak olarak verdiğin şeyi bile almak istemiyorum. Aman belki haram olur diye ödüm patladığından. Ötekisi hakkı olmayan şeyi, deveyi hamuduyla yutuyor hemden böyle.Aman belki haram olur diye ödüm patladığından. Ötekisi hakkı olmayan şeyi, deveyi hamuduyla yutuyor hemden böyle. Ne oldu?

Ne oldu?
Deve gitti hamuduyla beraber.

Deve gitti hamuduyla beraber.
E hakkı değildi.E hakkı değildi. Olsun.Olsun. Ben bu haram diyorum, sen o haramları bana ver diyor adam, yılışık yılışık karşımda gülüyor, ben yiyeyim diyor.Ben bu haram diyorum, sen o haramları bana ver diyor adam, yılışık yılışık karşımda gülüyor, ben yiyeyim diyor. E cehenneme gidersin.E cehenneme gidersin. Gideyim diyor, bu dünyada yaşayayım da. İnanmıyor çünkü.Gideyim diyor, bu dünyada yaşayayım da. İnanmıyor çünkü. Oyuncak gibi geliyor ona.Oyuncak gibi geliyor ona. Cehenneme giderse, sanki bir şey olmazmış gibi geliyor.Cehenneme giderse, sanki bir şey olmazmış gibi geliyor. Neyse, hudutta beklemek böyle işte.Neyse, hudutta beklemek böyle işte. Murabıt, Allah yolunda bekliyor. Allah yolunda bekliyor, kardeşi rahat etsin diye.Murabıt, Allah yolunda bekliyor. Allah yolunda bekliyor, kardeşi rahat etsin diye. Eski insanlar böyleydi.Eski insanlar böyleydi. İbrahim ibn Ethem'i de anlattım geçen hafta ya.İbrahim ibn Ethem'i de anlattım geçen hafta ya. O mübarekte padişahlığı terk etmiş, ömrünü öyle geçirmiş, efendim gündüz çalışırmış,O mübarekte padişahlığı terk etmiş, ömrünü öyle geçirmiş, efendim gündüz çalışırmış, akşama çalıştığı ile yiyecek alırmış, kolları, elleri dolu getirirmiş,akşama çalıştığı ile yiyecek alırmış, kolları, elleri dolu getirirmiş, akşam o kazandığını yedirirmiş.akşam o kazandığını yedirirmiş. Her gün böyle yaşamış, yaşamış.Her gün böyle yaşamış, yaşamış. En sonunda da gitmiş bir hudut karakolunda bekçilik ederken, askerlik ederken.En sonunda da gitmiş bir hudut karakolunda bekçilik ederken, askerlik ederken. Paralı mı?

Paralı mı?
Hayır. Fîsebilillah. Allah için. Paralı değil, pullu değil.

Hayır. Fîsebilillah. Allah için. Paralı değil, pullu değil.
Böyle yaparken öyle ruhunu teslim etmiş.Böyle yaparken öyle ruhunu teslim etmiş. Harp olsaydı şehit olacaktı. Harp yokmuş, bekçilik ederken ölmüş.Harp olsaydı şehit olacaktı. Harp yokmuş, bekçilik ederken ölmüş. Tabi şehit olmak, canını da verdiği için daha üstün oluyor.Tabi şehit olmak, canını da verdiği için daha üstün oluyor. Onun arkasındaki şehit olmaya hazır hudut da bekleyen insan.Onun arkasındaki şehit olmaya hazır hudut da bekleyen insan. Murabıt.Murabıt. Tamam. İkincisi bu. Bunu geçen hafta okuduk da sonra unuttuk.Tamam. İkincisi bu. Bunu geçen hafta okuduk da sonra unuttuk. Sümme en temûte hâccen ev mü’temiran.

Sümme en temûte hâccen ev mü’temiran.
Sonra, bundan sonra derecesi gelen, senin hacı olarak ölmendir veya umre yapmış olarak ölmendir.

Sonra, bundan sonra derecesi gelen, senin hacı olarak ölmendir veya umre yapmış olarak ölmendir.
Umrehalinde, hacı halinde ölmendir.Umrehalinde, hacı halinde ölmendir. Yani giymiş ihramını, Arafat'ta İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râcîun.Yani giymiş ihramını, Arafat'ta İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râcîun. Ne güzel, ne hoş.Ne güzel, ne hoş. Veyahut Mina'da şeytan taşlarken, ne yapalım, bir izdiham bir şey olmuş.Veyahut Mina'da şeytan taşlarken, ne yapalım, bir izdiham bir şey olmuş. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râcîun.İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râcîun. Bizim kardeşlerimizden bir tanesi. Geçenlerde, evvelki senelerin birisinde şeyde yangın oldu.Bizim kardeşlerimizden bir tanesi. Geçenlerde, evvelki senelerin birisinde şeyde yangın oldu. Çadırlar yandı, tüpler patladı falan, yangın çıktıÇadırlar yandı, tüpler patladı falan, yangın çıktı Mina'da. Elinde yükler, telaş, bilmem ne, kendi çadırından daha emniyetli bir yere yürümüş.Mina'da. Elinde yükler, telaş, bilmem ne, kendi çadırından daha emniyetli bir yere yürümüş. Genç de bir kimseydi. Sonra bir kenara oturmuş,Genç de bir kimseydi. Sonra bir kenara oturmuş, biraz nefes nefese kaldı.biraz nefes nefese kaldı. Meğer kalbi varmış, biraz sonra ruhunu teslim edivermiş.Meğer kalbi varmış, biraz sonra ruhunu teslim edivermiş. İşte bak, ihramlı daha şeyde, Minadayken, ne güzel.İşte bak, ihramlı daha şeyde, Minadayken, ne güzel. Umre yaparken, yolda giderken, bizim buradan arkadaşlarımız var, bir iki tanesi sağ döndü,Umre yaparken, yolda giderken, bizim buradan arkadaşlarımız var, bir iki tanesi sağ döndü, bir iki tanesi şehit oldu, döndü gittiler.bir iki tanesi şehit oldu, döndü gittiler. Yolda bir kaza oluyor, hacca giderken.Yolda bir kaza oluyor, hacca giderken. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn.İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn. İki tanesi vefat ediyor. Hac yolunda.İki tanesi vefat ediyor. Hac yolunda. İşte en güzel şeylerden biri. Çünkü Allah yolunda böyle giderken canını öyle vermiş oluyor.İşte en güzel şeylerden biri. Çünkü Allah yolunda böyle giderken canını öyle vermiş oluyor. Üçüncüsü de bu. Bunu okumamıştık geçen hafta. Dördüncü cümlesine gelince.

Üçüncüsü de bu. Bunu okumamıştık geçen hafta. Dördüncü cümlesine gelince.
Ve in isteta’te en lâ temûte bâdiyen ve lâ tâciran.

Ve in isteta’te en lâ temûte bâdiyen ve lâ tâciran.
Eğer gücün yeterse bedevi olarak veya tüccar olarak ölme demiş.

Eğer gücün yeterse bedevi olarak veya tüccar olarak ölme demiş.
Gücün yeterse bedevi veya tüccar olarak ölme demiş.Gücün yeterse bedevi veya tüccar olarak ölme demiş. Şimdi burasını biraz izah ediverelim.Şimdi burasını biraz izah ediverelim. Bedevi, bâdiyen ne demek?Bedevi, bâdiyen ne demek? Çölde, bâdiyede oturan, şehirden şeyden uzakta, taşra da, dağda, bayırda kalan kimse demek.

Çölde, bâdiyede oturan, şehirden şeyden uzakta, taşra da, dağda, bayırda kalan kimse demek.
Neden?

Neden?
Bu şehirler var ya, bunlar büyük nimettir.

Bu şehirler var ya, bunlar büyük nimettir.
Bu şehirlerde cami vardır, kitap vardır, medrese vardır, hoca vardır, ilim vardır, irfan vardır.Bu şehirlerde cami vardır, kitap vardır, medrese vardır, hoca vardır, ilim vardır, irfan vardır. Her türlü hayır imkanları vardır. Ama köyde cahillik vardır.Her türlü hayır imkanları vardır. Ama köyde cahillik vardır. Ekseri ibadetleri yapamaz. Hatta bazı köylerde cami olmaz. Cuma namazı kılınmaz.Ekseri ibadetleri yapamaz. Hatta bazı köylerde cami olmaz. Cuma namazı kılınmaz. İnsanlar köyde kala kala dini bilgilerin zayıf olur. O zamanını güzel değerlendirmesini bilemez.İnsanlar köyde kala kala dini bilgilerin zayıf olur. O zamanını güzel değerlendirmesini bilemez. Sonunda yani yaygın olarak budur. Hani dağdan mı indin derler ya, bir atasözü var.Sonunda yani yaygın olarak budur. Hani dağdan mı indin derler ya, bir atasözü var. E adam yani ne görgüsüz kimsesiniz ya, kimsesin sen yahu.E adam yani ne görgüsüz kimsesiniz ya, kimsesin sen yahu. Dağdan mı indin derler.Dağdan mı indin derler. E dağın bayırın bir zararı yok müslümanlıkta ama, yani o görgüsü yok da,E dağın bayırın bir zararı yok müslümanlıkta ama, yani o görgüsü yok da, dağdan gelmiş bağdakini kovuyor derler veyahut mesela.dağdan gelmiş bağdakini kovuyor derler veyahut mesela. Böyle sözler vardır.Böyle sözler vardır. Bu bir âşikâr şey ki, insan şehre gittiği zaman, ilim, irfan öğrendiği zaman,Bu bir âşikâr şey ki, insan şehre gittiği zaman, ilim, irfan öğrendiği zaman, okuyup tahsil gördüğü zaman iyi oluyor.okuyup tahsil gördüğü zaman iyi oluyor. Üniversiteyi de şeye açmıyorlar değil mi?Üniversiteyi de şeye açmıyorlar değil mi? Yani bir dağın başına, bir köye, bir çölün ortasına koymuyorlar da işte böyle kalabalığı çok yerlere koyuyorlar.

Yani bir dağın başına, bir köye, bir çölün ortasına koymuyorlar da işte böyle kalabalığı çok yerlere koyuyorlar.
O bedeviliğin kötülüğü, medeniliğin, şehirliliğin iyiliği aslında ilimden, irfandan, ibadetten dolayıdır.O bedeviliğin kötülüğü, medeniliğin, şehirliliğin iyiliği aslında ilimden, irfandan, ibadetten dolayıdır. İşin aslı budur.İşin aslı budur. Bazen olur ki şehirde fitne fesadının çokluğundan insanın hop bir kenara çekilmesi, köyde oturması icap edebilir.Bazen olur ki şehirde fitne fesadının çokluğundan insanın hop bir kenara çekilmesi, köyde oturması icap edebilir. Her şey niyetlere göredir, maksatlara göredir.Her şey niyetlere göredir, maksatlara göredir. Şimdi Peygamber Efendimiz o hadîs-i şerîfi îrad buyurduğu zamanda

Şimdi Peygamber Efendimiz o hadîs-i şerîfi îrad buyurduğu zamanda
insanların dağlarda, bayırlarda, sürülerle ve develeri otlatacağım diye ömür tüketmesi zamanı değildi.insanların dağlarda, bayırlarda, sürülerle ve develeri otlatacağım diye ömür tüketmesi zamanı değildi. Ne yapma zamanıydı?

Ne yapma zamanıydı?
Resûlullah'ın dizine gel, dizinin dibine otur, mübarek kelamını dinle, emrine uygun olarak yaşa,

Resûlullah'ın dizine gel, dizinin dibine otur, mübarek kelamını dinle, emrine uygun olarak yaşa,
bu öğrendiğin İslâm'ı Resûlullah'tan öğrendiğin gibi git başka insanlara tebliğ et,bu öğrendiğin İslâm'ı Resûlullah'tan öğrendiğin gibi git başka insanlara tebliğ et, Allah'ın dinine asker ol, yardımcı ol.Allah'ın dinine asker ol, yardımcı ol. O zaman oydu. Yapılacak iş bu idi.O zaman oydu. Yapılacak iş bu idi. Onun için bedevi olarak yaşamak olmaz.

Onun için bedevi olarak yaşamak olmaz.
Yani çölde ömür tüketmek olmaz.Yani çölde ömür tüketmek olmaz. İşi var, gayesi var, müslüman'ın vazifesi var, onu yapacak.İşi var, gayesi var, müslüman'ın vazifesi var, onu yapacak. Tâciren. Ha şimdi burada tabi ticaretle iştigal eden kardeşlerimiz de vardır.

Tâciren. Ha şimdi burada tabi ticaretle iştigal eden kardeşlerimiz de vardır.
Bu sözü de açıklamamız lazım. Hiç kimseye iltifat etmeye mecbur değiliz.Bu sözü de açıklamamız lazım. Hiç kimseye iltifat etmeye mecbur değiliz. Resûlullah ne demişse onu açıklamak durumundayız.Resûlullah ne demişse onu açıklamak durumundayız. Ticaret fena mı o zaman hocam?

Ticaret fena mı o zaman hocam?
Aman bırakayım ticareti. Hayır.

Aman bırakayım ticareti. Hayır.
Ticaret fena değil.Ticaret fena değil. Ticaret fena değil ama kazançların sıralamasında hangi kazanç efdal, sonra hangisi,Ticaret fena değil ama kazançların sıralamasında hangi kazanç efdal, sonra hangisi, sonra hangisi, sonra hangisi, sonra hangisi diye şey yapılırsa ilk önce din kitaplarımız cihadı sayıyor.sonra hangisi, sonra hangisi, sonra hangisi diye şey yapılırsa ilk önce din kitaplarımız cihadı sayıyor. Senin işin ne? Mesleğin ne?Senin işin ne? Mesleğin ne? Cihad, mücahitlik. Cihad et, hem İslâm'ın dinini yayarsın, hem de harp olduğu zaman ganimet alırsın.

Cihad, mücahitlik. Cihad et, hem İslâm'ın dinini yayarsın, hem de harp olduğu zaman ganimet alırsın.
En güzel kazanç.En güzel kazanç. Ondan sonra derece derece başka şeyler var.Ondan sonra derece derece başka şeyler var. Ticaret de güzel.Ticaret de güzel. İnsan, el-Kâsibu habîbullah, öteki hadîsleri de hatırında tutmalı değil mi?

İnsan, el-Kâsibu habîbullah, öteki hadîsleri de hatırında tutmalı değil mi?
Ne demiş Peygamber sallllahu aleyhi ve sellem Efendimiz?

Ne demiş Peygamber sallllahu aleyhi ve sellem Efendimiz?
Kesb, çalışıp kazanç sağlayan kimse, kesb için gayret sarfeden kimse,

Kesb, çalışıp kazanç sağlayan kimse, kesb için gayret sarfeden kimse,
Allah'ın sevgili kuludur. Neden?Allah'ın sevgili kuludur. Neden? Dilenmiyor.

Dilenmiyor.
Kendi elinin emeğiyle, gayretiyle helalinden kazanıyor, güzel.Kendi elinin emeğiyle, gayretiyle helalinden kazanıyor, güzel. Başka bir hadîs-i şerîfte buyurmuş bir Peygamber Efendimiz.

Başka bir hadîs-i şerîfte buyurmuş bir Peygamber Efendimiz.
"Et-tâcirü’l-emînü’s-sadîku’l-müslimü me’a’ş-şühedâi yevme’l-kıyameti."

"Et-tâcirü’l-emînü’s-sadîku’l-müslimü me’a’ş-şühedâi yevme’l-kıyameti."
Müslüman, doğru sözlü, güvenilir, inanılır bir tüccar, kıyamet gününde şehitlerle beraber olacak.

Müslüman, doğru sözlü, güvenilir, inanılır bir tüccar, kıyamet gününde şehitlerle beraber olacak.
Ne güzel.Ne güzel. Bir başka hadîs-i şerîfte buyurulmuş ki;

Bir başka hadîs-i şerîfte buyurulmuş ki;
"Et-tâciru’s- sadûku’l- emînü mea’n- nebîyyine ve’s- sıddîkîne ve’ş- şühedâ."

"Et-tâciru’s- sadûku’l- emînü mea’n- nebîyyine ve’s- sıddîkîne ve’ş- şühedâ."
Sözü çok doğru olan, dosdoğru olan, emniyetli olan tüccar,

Sözü çok doğru olan, dosdoğru olan, emniyetli olan tüccar,
peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle beraberdir.peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle beraberdir. Demek ki ticaret fil asıl, an asıl, işin aslında, kökünde, temelinde,Demek ki ticaret fil asıl, an asıl, işin aslında, kökünde, temelinde, kaide olarak kötü bir şey değil. Nasıl olacak?kaide olarak kötü bir şey değil. Nasıl olacak? Doğru olacak. Doğru, dürüst olacak.

Doğru olacak. Doğru, dürüst olacak.
Bu malı nasıl? İyi mi?Bu malı nasıl? İyi mi? Aman o eşeğin sahibi yoktur, çok güzeldir, bilmem kelepirdir, bilmem nedir, alıyorsun, bozuk.

Aman o eşeğin sahibi yoktur, çok güzeldir, bilmem kelepirdir, bilmem nedir, alıyorsun, bozuk.
Olmadı.Olmadı. Köylü diye güveniyorsun, bakıyorsun giyimin kuşamın köylü kıyafeti. Pazarda gidiyorsun.Köylü diye güveniyorsun, bakıyorsun giyimin kuşamın köylü kıyafeti. Pazarda gidiyorsun. Bari bir has tereyağı yiyeyim diyorsun. Adam tereyağı satıyor. Güzel sarmış, sarmalamış.Bari bir has tereyağı yiyeyim diyorsun. Adam tereyağı satıyor. Güzel sarmış, sarmalamış. Ver bakalım bundan, kaça?Ver bakalım bundan, kaça? İşte şu kadara. Ver bakalım yarım kilo, bir kilo.İşte şu kadara. Ver bakalım yarım kilo, bir kilo. Bir topak alıyorsun. Eve geliyorsun, açıyorsun, içi patates dolu.Bir topak alıyorsun. Eve geliyorsun, açıyorsun, içi patates dolu. Yalancı. Aman köy yumurtası, bilmem ne, eline sepeti almış.Yalancı. Aman köy yumurtası, bilmem ne, eline sepeti almış. Köy yumurtası, köy yumurtası, köy yumurtası. Eve gidiyorsun, evde hanım, öğle yemeği var mı?Köy yumurtası, köy yumurtası, köy yumurtası. Eve gidiyorsun, evde hanım, öğle yemeği var mı? Bugün çamaşır yıkıyordum, yemek yapamadın. İyi.

Bugün çamaşır yıkıyordum, yemek yapamadın. İyi.
Adam da bağırıp duruyor dışarıda.Adam da bağırıp duruyor dışarıda. Köy yumurtası satıyormuş, sarısı sarıdır, iyidir yani köy yumurtası.Köy yumurtası satıyormuş, sarısı sarıdır, iyidir yani köy yumurtası. On tane alayım, tavada kırıveririz, yeriz. Ne yapalım?On tane alayım, tavada kırıveririz, yeriz. Ne yapalım? Sen de yorulmuşsun, hadi ben sana bir şey diyecek değilim ya.

Sen de yorulmuşsun, hadi ben sana bir şey diyecek değilim ya.
Yumurtacı getir bakalım, on tane yumurta. Alıyorsun yumurtayı.Yumurtacı getir bakalım, on tane yumurta. Alıyorsun yumurtayı. Çat, kır, boş. Çat, kır, boş. Çat, kır, boş.Çat, kır, boş. Çat, kır, boş. Çat, kır, boş. On tane yumurta, onu da boş.On tane yumurta, onu da boş. Hop dışarı çıkıyorsun, yakalayacaksın, yumurtacıyı benzeteceksin ama arada bul.Hop dışarı çıkıyorsun, yakalayacaksın, yumurtacıyı benzeteceksin ama arada bul. Kaçtı, biliyor kabahatini. Hain! Böyle bir şey olur mu?Kaçtı, biliyor kabahatini. Hain! Böyle bir şey olur mu? Doğru düzgün olacak. Doğru dürüst olacak.

Doğru düzgün olacak. Doğru dürüst olacak.
Hakkı söyleyecek, hayrı söyleyecek. Öyle tüccar.Hakkı söyleyecek, hayrı söyleyecek. Öyle tüccar. Bak, et-tâcir, tüccar.Bak, et-tâcir, tüccar. El-emîn, emniyetli, güvenilir.El-emîn, emniyetli, güvenilir. Güvenilir olacak. Hile yapmayacak, aldatmayacak.Güvenilir olacak. Hile yapmayacak, aldatmayacak. Paranın fazlasını, al bunu fazla verdim diyecek.Paranın fazlasını, al bunu fazla verdim diyecek. Her şeyi doğru söyleyecek.Her şeyi doğru söyleyecek. Sadûk. Sadûk nedir?Sadûk. Sadûk nedir? Sâdık sözünün mübalağa-i ism-i failidir.

Sâdık sözünün mübalağa-i ism-i failidir.
Çok doğru sözlü olacak.Çok doğru sözlü olacak. Hiç yalan söylemeyecek ardından.Hiç yalan söylemeyecek ardından. Yalan söz çıkmayacak.Yalan söz çıkmayacak. Öyle olursa şehitlerle oluyor, peygamberlerle beraber oluyor.Öyle olursa şehitlerle oluyor, peygamberlerle beraber oluyor. Onun için ticareti bu tarzda yapmak lazım. Öyle yapmıyor.Onun için ticareti bu tarzda yapmak lazım. Öyle yapmıyor. Nasıl yapıyor?

Nasıl yapıyor?
Yeminin bini bir para.

Yeminin bini bir para.
Vallahi de, billahi de, şöyle de, böyle de, bilmem ne de…Vallahi de, billahi de, şöyle de, böyle de, bilmem ne de… Ölçüyor, biçiyor, eve geliyorsun 20 santim eksik. Ya ben bunu bir iki buçuk metre almıştım.Ölçüyor, biçiyor, eve geliyorsun 20 santim eksik. Ya ben bunu bir iki buçuk metre almıştım. 2 metre 30 santim çıktı.2 metre 30 santim çıktı. Hocam, sen safsın.Hocam, sen safsın. O öyle metreyi taktırdı kumaşın ucuna, cızt bir çektirdi mi her metrede 10 santim çektirtir.O öyle metreyi taktırdı kumaşın ucuna, cızt bir çektirdi mi her metrede 10 santim çektirtir. Ondan sonra sen evde ölçersin, 90 santim gelir bir metre ölçtüğü.Ondan sonra sen evde ölçersin, 90 santim gelir bir metre ölçtüğü. Hile yaptı. Ölçüde, tartıda hile yapıyor.Hile yaptı. Ölçüde, tartıda hile yapıyor. Yukarıdan böyle elmayı teraziye bir koyuyor, güm! Terazi ooo aşağı gidince tamam al bak aldırdı.Yukarıdan böyle elmayı teraziye bir koyuyor, güm! Terazi ooo aşağı gidince tamam al bak aldırdı. Ya aldırmadı sen yukarıdan elmayı hızlı koyduğundan sallanıyor terazi.Ya aldırmadı sen yukarıdan elmayı hızlı koyduğundan sallanıyor terazi. Sen onu rahat bıraksan gene daha yukarıda kalacak.Sen onu rahat bıraksan gene daha yukarıda kalacak. 100 gram 200 gram daha eksiği var.100 gram 200 gram daha eksiği var. Ama öyle tepeden atmayı hüner sayıyor. Biliyor o işi. Hile yapıyor.Ama öyle tepeden atmayı hüner sayıyor. Biliyor o işi. Hile yapıyor. Hele tut bakalım. Dilini tut bakalım şu terazinin. Şimdi bırak elini.Hele tut bakalım. Dilini tut bakalım şu terazinin. Şimdi bırak elini. Şöyle bir kaldır bakayım.Şöyle bir kaldır bakayım. Bakgördün mü daha iki tane elma daha koyacaksın oraya.Bakgördün mü daha iki tane elma daha koyacaksın oraya. İşte böyle olunca olmuyor.İşte böyle olunca olmuyor. Ekseriyetle insanlar ticareti kazanç sağlamak için yaptığından, gözünü bir kazanç hırsı bürür, aldatmaya girişir.Ekseriyetle insanlar ticareti kazanç sağlamak için yaptığından, gözünü bir kazanç hırsı bürür, aldatmaya girişir. Yalan söylemeye girişir.Yalan söylemeye girişir. Aman şu mal elimdeki satılsın diye malı süsler, ıspanağı ıslatır, ıslatır, ıslatır, ıslatır, ıslatır.Aman şu mal elimdeki satılsın diye malı süsler, ıspanağı ıslatır, ıslatır, ıslatır, ıslatır, ıslatır. Su mu aldın, ıspanak mı aldın belli olmaz.Su mu aldın, ıspanak mı aldın belli olmaz. Tereyağının içindeki suyu tam süzmez. Buzdolabına koyar, içindeki şeyi sen biraz mıncıklasan,Tereyağının içindeki suyu tam süzmez. Buzdolabına koyar, içindeki şeyi sen biraz mıncıklasan, tereyağını avuçlasan, o böyle daha, bir bardak daha su çıkar içinden.tereyağını avuçlasan, o böyle daha, bir bardak daha su çıkar içinden. Niye bunu tam çıkarttırmadın?Niye bunu tam çıkarttırmadın? E ağır çeksin. Ağır çekecek ama haram oluyor.

E ağır çeksin. Ağır çekecek ama haram oluyor.
Sütün içine biraz su katıver kızım. E katılmaz ki. İşte o zaman şey oluyor.Sütün içine biraz su katıver kızım. E katılmaz ki. İşte o zaman şey oluyor. Onun için bu gibiler hakkında Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Onun için bu gibiler hakkında Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
“et-tüccârü hümü’l- füccâr."

“et-tüccârü hümü’l- füccâr."
Bu ekseriyetle tüccar kısmı fâcir oluyorlar. Tâcir olmuyor da, ticaret yapıcı olmuyor da fısk- fücür yapıcı oluyor.

Bu ekseriyetle tüccar kısmı fâcir oluyorlar. Tâcir olmuyor da, ticaret yapıcı olmuyor da fısk- fücür yapıcı oluyor.
Yani günah işleyici oluyor. Öyle olmayacağız.Yani günah işleyici oluyor. Öyle olmayacağız. Allah bizi tacirsek, tâcirü’l- emînü’s- sâdiku’l- müslim eylesin.Allah bizi tacirsek, tâcirü’l- emînü’s- sâdiku’l- müslim eylesin. Yani müslüman, çok doğru sözlü, çok güvenilir tüccar eylesin.

Yani müslüman, çok doğru sözlü, çok güvenilir tüccar eylesin.
Yalancı, dolancı, aldatıcı, hilebaz etmesin.Yalancı, dolancı, aldatıcı, hilebaz etmesin. O zaman haram olur. Eve götürürsün, çocuğunu yedirirsin, o çocuğun sana âsî olur.O zaman haram olur. Eve götürürsün, çocuğunu yedirirsin, o çocuğun sana âsî olur. Karına yedirirsin, o kadın sana hain olur.Karına yedirirsin, o kadın sana hain olur. Hayrını görmezsin. Yedirirsin, kendin yersin, göbeğin şişer.Hayrını görmezsin. Yedirirsin, kendin yersin, göbeğin şişer. Allah bir hastalık verir, hastanede gider paran.Allah bir hastalık verir, hastanede gider paran. 80 bin lira, 90 bin lira, 100 bin lira gitti.80 bin lira, 90 bin lira, 100 bin lira gitti. İlaç parası yetiremiyorum hocam, yetiremesinler.İlaç parası yetiremiyorum hocam, yetiremesinler. En iyi ilaç helal kazançtır, sen ona dikkat etmedin ki. Ondan sonra bir de cehennemde yanacak.En iyi ilaç helal kazançtır, sen ona dikkat etmedin ki. Ondan sonra bir de cehennemde yanacak. Bir haram lokma insanın midesine girdi mi, mutlaka her haramdan bir vücutta bir haram zerre hasıl olur.Bir haram lokma insanın midesine girdi mi, mutlaka her haramdan bir vücutta bir haram zerre hasıl olur. Az da olsa, bir lokmadan bile olsa bir şey hasıl olur, onu da cehennem paklar.Az da olsa, bir lokmadan bile olsa bir şey hasıl olur, onu da cehennem paklar. Başka şey paklamaz. Hadîs-i şerîfte öyle buyruluyor.Başka şey paklamaz. Hadîs-i şerîfte öyle buyruluyor. Onun için helal yemeğe çok dikkat edeceğiz.Onun için helal yemeğe çok dikkat edeceğiz. İlk önce bu hırsı söndüreceğiz içimizden.İlk önce bu hırsı söndüreceğiz içimizden. Yanıyor. Ne yanıyor? Yüreği yanıyor. Neden?Yanıyor. Ne yanıyor? Yüreği yanıyor. Neden? Hırstan, dünya hırsından, mal hırsından yanıp tutuşuyor. Çok kazanacak.

Hırstan, dünya hırsından, mal hırsından yanıp tutuşuyor. Çok kazanacak.
Gel bakalım şu hırsı kanaat suyuyla bir söndür bakalım.Gel bakalım şu hırsı kanaat suyuyla bir söndür bakalım. Üstüne şöyle hortumla suyu bir böyle şar şar şar şar boşalt, bu hırs bir sönsün.Üstüne şöyle hortumla suyu bir böyle şar şar şar şar boşalt, bu hırs bir sönsün. Para nereden gelirse gelsin deme. Para helalden gelsin de.Para nereden gelirse gelsin deme. Para helalden gelsin de. Haramdan, helalden aldırmam ne olsa yerim, yersin ama çok pişman olursun sonra.Haramdan, helalden aldırmam ne olsa yerim, yersin ama çok pişman olursun sonra. O bakımdan işte Peygamber Efendimiz en sonunda buyurmuş ki,O bakımdan işte Peygamber Efendimiz en sonunda buyurmuş ki, gücün yeterse, eğer gücün yeterse köy ahalisi olarak ölmemeye bak,gücün yeterse, eğer gücün yeterse köy ahalisi olarak ölmemeye bak, gücün yeterse tüccar olarak ölmemeye bak demiş.gücün yeterse tüccar olarak ölmemeye bak demiş. Şimdi fıkıh nedir?

Şimdi fıkıh nedir?
Her hükmün hududunu bilmek.

Her hükmün hududunu bilmek.
Dinin bütün her yönüyle o meseledeki hükmünü bilmek.Dinin bütün her yönüyle o meseledeki hükmünü bilmek. Ticaret haram mı? Değil.Ticaret haram mı? Değil. Şartlarına uygun tarzı olursa ticaret helal. Allah öyle taciri seviyor.Şartlarına uygun tarzı olursa ticaret helal. Allah öyle taciri seviyor. Ama böyle taciri sevmiyor. Yalancı, dolancı, malı hileli.Ama böyle taciri sevmiyor. Yalancı, dolancı, malı hileli. Bir milimetre sac diye alıyorsun, sıfır sekiz milim geliyor sac. Haddeci biraz daha ince ayar yapmış,Bir milimetre sac diye alıyorsun, sıfır sekiz milim geliyor sac. Haddeci biraz daha ince ayar yapmış, biraz daha ince, gramajda fark ediyor.biraz daha ince, gramajda fark ediyor. Aa bir top kağıt. Burada 800 lira, burada 600 lira. 600 liralığı alayım. Ama kenardan üçer santim kestirmiş onu.Aa bir top kağıt. Burada 800 lira, burada 600 lira. 600 liralığı alayım. Ama kenardan üçer santim kestirmiş onu. Hileli. Yani böyle çeşitli hilelerle şey yapıyorlar.Hileli. Yani böyle çeşitli hilelerle şey yapıyorlar. Arabistan da takke alacağız, şu başa giyilen takkelerden.Arabistan da takke alacağız, şu başa giyilen takkelerden. Kenarda bir adamcağız duruyor.Kenarda bir adamcağız duruyor. Kaça dedik?Kaça dedik? Şu kadara dedi. Şu kadar olursa alalım dedik. Olur dedi, aldık.Şu kadara dedi. Şu kadar olursa alalım dedik. Olur dedi, aldık. Say bakalım. On iki tane diye alıyoruz.Say bakalım. On iki tane diye alıyoruz. Bir torbanın içinde. On iki tane diye alıyoruz.Bir torbanın içinde. On iki tane diye alıyoruz. Saydık. Eksik çıktı.Saydık. Eksik çıktı. Ucuz veriyor ama içindeki sayı tam değil.Ucuz veriyor ama içindeki sayı tam değil. Götürdük, verdik. Ver paramızı biz istemiyoruz. Al şeyini. Eksik çıktı dedik.Götürdük, verdik. Ver paramızı biz istemiyoruz. Al şeyini. Eksik çıktı dedik. Biliyor. Yani bir düzine şeyin, mesela fiyatı 23 riyal, öyle satıldığını biliyor, o 20 riyale veriyor.Biliyor. Yani bir düzine şeyin, mesela fiyatı 23 riyal, öyle satıldığını biliyor, o 20 riyale veriyor. Ama içinden şu kadarını almış. Ben 23'lük şeyi 20'ye aldım sanacam, gideceğim.Ama içinden şu kadarını almış. Ben 23'lük şeyi 20'ye aldım sanacam, gideceğim. Nasıl olsa da şey, hac bir kalabalıktır,Nasıl olsa da şey, hac bir kalabalıktır, işte ben bir gittim de bir daha ne o beni bulur ne ben onu bulurum diyor ama Allah görüyor ya.işte ben bir gittim de bir daha ne o beni bulur ne ben onu bulurum diyor ama Allah görüyor ya. O senin kalbindeki niyetini biliyor ya.O senin kalbindeki niyetini biliyor ya. Allah bırakır mı senin yakanı?

Allah bırakır mı senin yakanı?
İşte insanlar bu şeylerde çok aldanıyorlar. Hırs içerlerini sarıyor.

İşte insanlar bu şeylerde çok aldanıyorlar. Hırs içerlerini sarıyor.
Halbuki, hadîs-i şerîfte şey var, vaad var.Halbuki, hadîs-i şerîfte şey var, vaad var. İnsan helal kazanmaya yönelse, dünyaya sırtını dönsün harama. İstemiyorum seni, haram.İnsan helal kazanmaya yönelse, dünyaya sırtını dönsün harama. İstemiyorum seni, haram. Yüzünü, görmeyeyim. Defol, karşımda görünme. Seni göresim bile gelmiyor.Yüzünü, görmeyeyim. Defol, karşımda görünme. Seni göresim bile gelmiyor. Sırtını çevirdin harama, helali istiyorsun.Sırtını çevirdin harama, helali istiyorsun. Allah sana rızkını taksim eylemiş.Allah sana rızkını taksim eylemiş. Âyetler var, hadîsler var, rızkı taksim eylemiş.Âyetler var, hadîsler var, rızkı taksim eylemiş. Sana, sen o harama tekmeleyip, sırtını dönüp, ters yüz gösterdiğin zaman, helal geliyor.Sana, sen o harama tekmeleyip, sırtını dönüp, ters yüz gösterdiğin zaman, helal geliyor. Helalinden, rızkın da taksim neyse o geliyor. Çare yok gelecek.Helalinden, rızkın da taksim neyse o geliyor. Çare yok gelecek. Hem de nasıl gelir?

Hem de nasıl gelir?
Kös kös gelir. Burnu sürte sürte gelir.

Kös kös gelir. Burnu sürte sürte gelir.
Arkadaşımızın birisi bir yerde müdür, bölge müdürü.Arkadaşımızın birisi bir yerde müdür, bölge müdürü. Tayini çıkmış bir başka yere gidiyor. Gidiyor, tamam.Tayini çıkmış bir başka yere gidiyor. Gidiyor, tamam. Demiş ki, eşyaları koyacak sandık yok. Hanım söylemiş, eşyaları koyacak sandık yok.Demiş ki, eşyaları koyacak sandık yok. Hanım söylemiş, eşyaları koyacak sandık yok. Peki, bizim dairenin marangoz ustasını çağırırız, yaptırırız. Eşya sandığı. Sağlam. Uzun yola gidecek.Peki, bizim dairenin marangoz ustasını çağırırız, yaptırırız. Eşya sandığı. Sağlam. Uzun yola gidecek. Trene bindirilecek. Çağırmış marangozu, demiş ki şu boyda üç tane, beş tane sandık.Trene bindirilecek. Çağırmış marangozu, demiş ki şu boyda üç tane, beş tane sandık. Sandığı yapmış marangoz, gelmiş demiş ki, efendim sandıkları yaptım.Sandığı yapmış marangoz, gelmiş demiş ki, efendim sandıkları yaptım. Peki, hesabını söyle yatırayım daireye.Peki, hesabını söyle yatırayım daireye. Efendim diyor, hesabıma lüzum yok. Niye?Efendim diyor, hesabıma lüzum yok. Niye? Ben bunu mesai saatleri dışında yaptım, sizi seviyorum, emeğim size helal olsun.Ben bunu mesai saatleri dışında yaptım, sizi seviyorum, emeğim size helal olsun. Tahtaları da NATO'dan gelen yardım malzemesinin ambalajlarından yaptım.Tahtaları da NATO'dan gelen yardım malzemesinin ambalajlarından yaptım. Yani daireye geliyor ya, makine, alet, edevat, onların sandıklarından artan şeylerden yaptım.Yani daireye geliyor ya, makine, alet, edevat, onların sandıklarından artan şeylerden yaptım. Yani para verilerek alınmış bir şey değil, ona da para vermeye lüzum yok.Yani para verilerek alınmış bir şey değil, ona da para vermeye lüzum yok. Hayır diyor. Hesapla, daireye gelir olarak, validat olarak neyse onu yazacam.Hayır diyor. Hesapla, daireye gelir olarak, validat olarak neyse onu yazacam. Çünkü daire dışarı da iş yapıyormuş. Müslüman arkadaş,

Çünkü daire dışarı da iş yapıyormuş. Müslüman arkadaş,
hesaplıyor, o zamanın parasına göre eskiden, yani şimdiki şeye göre az görünür, meselahesaplıyor, o zamanın parasına göre eskiden, yani şimdiki şeye göre az görünür, mesela 225 lira, 250 lira, 275 lira neyse, 3 tane sandık parasını daireye yatırıyor.225 lira, 250 lira, 275 lira neyse, 3 tane sandık parasını daireye yatırıyor. Kendisinden dinledim ben.Kendisinden dinledim ben. Biraz sonra diyor, dairenin muhasebecisi geldi diyor. Kapıyı vurdu.Biraz sonra diyor, dairenin muhasebecisi geldi diyor. Kapıyı vurdu. Müdür bey demiş, siz ayrılıyorsunuz diye.Müdür bey demiş, siz ayrılıyorsunuz diye. Ben sizin bodrolarınızı, maaş çetelerinizi yeniden inceledim.Ben sizin bodrolarınızı, maaş çetelerinizi yeniden inceledim. Vergi nispetlerinizi yeniden kontrol ettim.Vergi nispetlerinizi yeniden kontrol ettim. Maalesef vergi nispetinde bir hata etmişim. Şu kadar ayda size her ay, ayda mesela 10'ar lira, 15'er lira eksik vermişim.Maalesef vergi nispetinde bir hata etmişim. Şu kadar ayda size her ay, ayda mesela 10'ar lira, 15'er lira eksik vermişim. Hepsinin yekünü 275 lira. Buyurun paranızı diyor.Hepsinin yekünü 275 lira. Buyurun paranızı diyor. Şimdi bak öbür tarafa hesaplattırdı 275 lirayı daireye yatırdı.Şimdi bak öbür tarafa hesaplattırdı 275 lirayı daireye yatırdı. Buradan şıp 275 lira kendisinin helal maaşından parası geldi.Buradan şıp 275 lira kendisinin helal maaşından parası geldi. Arkadaş diyor ki bana anlatan, eminim ki, içimde öyle bir his var. Bilemiyorum tabi gayrı Allah bilir.Arkadaş diyor ki bana anlatan, eminim ki, içimde öyle bir his var. Bilemiyorum tabi gayrı Allah bilir. Eminim ki eğer ben ha öyle mi peki onun parasını vermeyeyim deseydimEminim ki eğer ben ha öyle mi peki onun parasını vermeyeyim deseydim bu taraftaki de bulunmayacaktı. Yine benim param aynı olacaktı.bu taraftaki de bulunmayacaktı. Yine benim param aynı olacaktı. Şimdi ben oraya verdim. Buradan böyle geldi. Cebimdeki para yine aynı ama helal iş yaptı.Şimdi ben oraya verdim. Buradan böyle geldi. Cebimdeki para yine aynı ama helal iş yaptı. Her iş böyledir. Daha başka misalleri var bunun. Çok misalleri vardır.Her iş böyledir. Daha başka misalleri var bunun. Çok misalleri vardır. Yani insanın rızkı değişmez. O rızık gelecek. Hoplaya zıplaya gelecek.

Yani insanın rızkı değişmez. O rızık gelecek. Hoplaya zıplaya gelecek.
Hint’ten, Yemen'den gelir. Nasipse gelir, Hint'ten Yemen'den, nasip değilse düşer çenenden.Hint’ten, Yemen'den gelir. Nasipse gelir, Hint'ten Yemen'den, nasip değilse düşer çenenden. Böyle ağzına kadar gelmişken, bir sarsılır, hop, ahadi cup suya düştü. Hadi bakalım, elma gitti.Böyle ağzına kadar gelmişken, bir sarsılır, hop, ahadi cup suya düştü. Hadi bakalım, elma gitti. Tam ağzına ısıracaktın, nasip değil.Tam ağzına ısıracaktın, nasip değil. Onun için, işte bunun esrarını çok kimse bilmez, koşar haramın peşinde.Onun için, işte bunun esrarını çok kimse bilmez, koşar haramın peşinde. Halbuki gene oradan da bu sefer şeye gider, doktora gider, arabası kaza yapar. Hurda haş oldu.Halbuki gene oradan da bu sefer şeye gider, doktora gider, arabası kaza yapar. Hurda haş oldu. Sen haram parayla aldın bu arabayı.Sen haram parayla aldın bu arabayı. Çocuk sakat olur falan.Çocuk sakat olur falan. Allah bizi bu işlerin böyle esrarını görüp bilip de rızası yolunda kazanan, helalinden kazanan, helal yiyen, helal işler yapanlardan eylesin.Allah bizi bu işlerin böyle esrarını görüp bilip de rızası yolunda kazanan, helalinden kazanan, helal yiyen, helal işler yapanlardan eylesin. Diğer hadîs-i şerîfe geçiyoruz.

Diğer hadîs-i şerîfe geçiyoruz.
Geçen haftaki hadîsi tamamlamış olduk.

Geçen haftaki hadîsi tamamlamış olduk.
“Efdalü’l-hicreti en tehcüra mâ kerihellâhü.”

“Efdalü’l-hicreti en tehcüra mâ kerihellâhü.”
Kısa bir hadîs-i şerîf.Kısa bir hadîs-i şerîf. Peygamber sallllahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:Peygamber sallllahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Hicretin en faziletlisi Allah'ın sevmediği şeylerden hicret etmektir.

Hicretin en faziletlisi Allah'ın sevmediği şeylerden hicret etmektir.
Benim Allah'ın sevmediği şeylerden hicret etmemdir.Benim Allah'ın sevmediği şeylerden hicret etmemdir. Hicret ne oluyor?

Hicret ne oluyor?
Hicret bir yerden bir yere dinini korumak için insanın göç etmesine derler.

Hicret bir yerden bir yere dinini korumak için insanın göç etmesine derler.
Dini manadaki hicret bu.Dini manadaki hicret bu. Mekke ahalisi Medine'ye hicret etti. Neden?Mekke ahalisi Medine'ye hicret etti. Neden? Mekkeliler zalimlik yaptılar, gadrettiler, baskı yaptılar, gıda vermediler, dövdüler, işkence yaptılar.

Mekkeliler zalimlik yaptılar, gadrettiler, baskı yaptılar, gıda vermediler, dövdüler, işkence yaptılar.
Müslümanlık orada zorlaştı, yapmak imkansızlaştı.Müslümanlık orada zorlaştı, yapmak imkansızlaştı. Onun için Medine-i Münevvere'ye gitmek zorunda kaldı zavallılar. Neden?Onun için Medine-i Münevvere'ye gitmek zorunda kaldı zavallılar. Neden? Din lazım bize, iman lazım bize dediler.

Din lazım bize, iman lazım bize dediler.
Burada imanımızı yaşayamıyoruz, şurada yaşayalım dediler, oraya gittiler.Burada imanımızı yaşayamıyoruz, şurada yaşayalım dediler, oraya gittiler. Dini için hicret etti oraya.Dini için hicret etti oraya. İşte böyle müslümanın dinini daha iyi yapabileceği bir yere gidivermesi gerekiyor.İşte böyle müslümanın dinini daha iyi yapabileceği bir yere gidivermesi gerekiyor. Nerede müslümanlığı daha güzel yapacaksa oraya gidivermesi gerekiyor.Nerede müslümanlığı daha güzel yapacaksa oraya gidivermesi gerekiyor. Âyet-i kerîme'de buyrulmuş ki;

Âyet-i kerîme'de buyrulmuş ki;
“İnnellezîne teveffâhümü’l- melâiketü zâlimî enfüsihim kâlû fîme küntüm.”

“İnnellezîne teveffâhümü’l- melâiketü zâlimî enfüsihim kâlû fîme küntüm.”
Günahkâr olarak, nefislerine zulmetmiş, Allah'a âsî olmuş, yalan yanlış işler yapmış olarak

Günahkâr olarak, nefislerine zulmetmiş, Allah'a âsî olmuş, yalan yanlış işler yapmış olarak
meleklerin canlarını aldığı, günah haliyle böyle vefat etme durumunda olan kimselere, melekler derler kimeleklerin canlarını aldığı, günah haliyle böyle vefat etme durumunda olan kimselere, melekler derler ki ne hal üzereydiniz, nedir bu haliniz?ne hal üzereydiniz, nedir bu haliniz? “Kâlû fîme kuntum kâlû künnâ mustad’afîne fî’l- ard.”

“Kâlû fîme kuntum kâlû künnâ mustad’afîne fî’l- ard.”
Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik. Mustad’af kimselerdik.

Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik. Mustad’af kimselerdik.
Zayıf bulunan, horlanmış kimselerdik. İtilen, kakılan kimselerdik.Zayıf bulunan, horlanmış kimselerdik. İtilen, kakılan kimselerdik. Onun için dini vazifelerimizi yapamadık.Onun için dini vazifelerimizi yapamadık. Emirlerini, yasakları tutamadık.Emirlerini, yasakları tutamadık. Allah yolunda yürüyemedik de, böyle işte günahlara batmış bir vaziyette işteAllah yolunda yürüyemedik de, böyle işte günahlara batmış bir vaziyette işte ömrümüz bitti, şimdi canımızı almak üzeresin.ömrümüz bitti, şimdi canımızı almak üzeresin. “Kâlû elem tekün ardullâhi vâsi’aten fetuhâcirû fîhâ.”

“Kâlû elem tekün ardullâhi vâsi’aten fetuhâcirû fîhâ.”
Şu yeryüzü, Allah'ın şu yeryüzü geniş değil miydi? Oraya göçseydiniz ya.

Şu yeryüzü, Allah'ın şu yeryüzü geniş değil miydi? Oraya göçseydiniz ya.
Burada müslümanlığı güzel yapamadıysanız oraya göçseydiniz ya.Burada müslümanlığı güzel yapamadıysanız oraya göçseydiniz ya. Yeryüzü dar mıydı? Hiç başka yer mi kalmadı?Yeryüzü dar mıydı? Hiç başka yer mi kalmadı? O zalim sultanın emri altında o bilmem dinsiz imansız herifin sultası altında

O zalim sultanın emri altında o bilmem dinsiz imansız herifin sultası altında
böyle dinden imandan uzak yaşayıp da böyle zalim, mücrim, günahkâr olarak can vereceğinizeböyle dinden imandan uzak yaşayıp da böyle zalim, mücrim, günahkâr olarak can vereceğinize öbür tarafa gidiverseydiniz ya, orada müslümanlar daha güzel yaşardınız, İslâmca yaşardınız.öbür tarafa gidiverseydiniz ya, orada müslümanlar daha güzel yaşardınız, İslâmca yaşardınız. “Feülâike me’vâhüm cehennemü vesâet masîrâ.”

“Feülâike me’vâhüm cehennemü vesâet masîrâ.”
İşte onlar, onların yeri cehennemdir. Ne kötü yerdir cehennem.

İşte onlar, onların yeri cehennemdir. Ne kötü yerdir cehennem.
Barınakları cehennem onlar, o günahlar.Barınakları cehennem onlar, o günahlar. Yani mazereti olmayacak. Yukarıdan baskı yaptılar da ben müslümanlığı yaşayamadımYani mazereti olmayacak. Yukarıdan baskı yaptılar da ben müslümanlığı yaşayamadım dediği zaman mazeret olmayacak.dediği zaman mazeret olmayacak. “Feülâike me’vâhüm cehennemü.”

“Feülâike me’vâhüm cehennemü.”
Onların barınakları cehennem olacak.Onların barınakları cehennem olacak. vesâet masîrâ Ne kötü yerdir o cehennem.

vesâet masîrâ Ne kötü yerdir o cehennem.
Ne kötü yerdir o cehennem ki, katranlar, alevler, irinler, akrepler, çiyanlar,Ne kötü yerdir o cehennem ki, katranlar, alevler, irinler, akrepler, çiyanlar, akla hayale gelmeyen her çeşit azap var.akla hayale gelmeyen her çeşit azap var. Bir insan azabı çok görsün diye orada cehennemliklerin vücutları büyütülecek, büyütülecek, büyütülecek,Bir insan azabı çok görsün diye orada cehennemliklerin vücutları büyütülecek, büyütülecek, büyütülecek, şişman, acayip bir şey olacak. Azman bir şey olacak dev gibi.şişman, acayip bir şey olacak. Azman bir şey olacak dev gibi. Hatta bir dişi, bir kâfirin, Uhud dağı kadar büyük olacak diyor Peygamber Efendimiz.Hatta bir dişi, bir kâfirin, Uhud dağı kadar büyük olacak diyor Peygamber Efendimiz. Öyle azabı çok çok çekecekler.Öyle azabı çok çok çekecekler. Ölmek yok. Kaynayacak, kaynayacak, kaynayacak. Yanacak, yanacak, yanacak.Ölmek yok. Kaynayacak, kaynayacak, kaynayacak. Yanacak, yanacak, yanacak. Kapkara kesilecek. Ondan sonra Allah o ciltlerini, derinlerini tekrar tazelendirecek.Kapkara kesilecek. Ondan sonra Allah o ciltlerini, derinlerini tekrar tazelendirecek. Tekrar azap çekecekler.Tekrar azap çekecekler. Ölse kurtulacak ama ölmek yok.Ölse kurtulacak ama ölmek yok. Gene tazelenecek, gene azap çekecekler. Gene tazelenecek, gene azap çekecekler. Allah korusun.Gene tazelenecek, gene azap çekecekler. Gene tazelenecek, gene azap çekecekler. Allah korusun. “İllâ’l- mustad’afîne minerricâli ve’n- nisâi velvildân.”

“İllâ’l- mustad’afîne minerricâli ve’n- nisâi velvildân.”
Bunun istisnası da var. Zayıf, güçsüz, hakikaten takati yok.

Bunun istisnası da var. Zayıf, güçsüz, hakikaten takati yok.
“Lâ yestatî’ûne hîleten velâ yehtedûne sebîlâ.”

“Lâ yestatî’ûne hîleten velâ yehtedûne sebîlâ.”
Bir çare bulamıyorlar ve gidecek yerleri yok. Yol bulup da gidemiyorlar.

Bir çare bulamıyorlar ve gidecek yerleri yok. Yol bulup da gidemiyorlar.
Mecburen kalmış, boynunu bükmüş çocuk, kadın veya güçsüz erkek, onlar mazur.Mecburen kalmış, boynunu bükmüş çocuk, kadın veya güçsüz erkek, onlar mazur. Ama gücü kuvveti yerinde olan hakkın icra edilebildiği, ibadetin yapılabildiği yere gelecek.Ama gücü kuvveti yerinde olan hakkın icra edilebildiği, ibadetin yapılabildiği yere gelecek. Bak buradan da bir ibretli şey çıkıyor ki, bizim kardeşlerimiz bu ayetlere uygun olarak,Bak buradan da bir ibretli şey çıkıyor ki, bizim kardeşlerimiz bu ayetlere uygun olarak, Bulgaristan'dan geldiler, orada dinimiz yapılamıyor diye.Bulgaristan'dan geldiler, orada dinimiz yapılamıyor diye. Yugoslavya'dan geldiler, orada dinimize baskı var diye, şey yapıyorlar diye. Yunanistan'dan geldiler.Yugoslavya'dan geldiler, orada dinimize baskı var diye, şey yapıyorlar diye. Yunanistan'dan geldiler. Şimdi oradan buraya gelip de burada dinden imamdan çıkmak olur mu?Şimdi oradan buraya gelip de burada dinden imamdan çıkmak olur mu? Onların babaları, dedeleri dinlerini korumak için oradan buraya muhaceret ettiler, hicret ettiler, muhacir oldular.Onların babaları, dedeleri dinlerini korumak için oradan buraya muhaceret ettiler, hicret ettiler, muhacir oldular. Sen kimsin? Ben Yugoslav muhaciriyim. Sen kimsin?

Sen kimsin? Ben Yugoslav muhaciriyim. Sen kimsin?
Ben Bulgaristan muhaciriyim. Sen kimsin?Ben Bulgaristan muhaciriyim. Sen kimsin? Ben Girit muhaciriyim. Sen neden hicret ettin?Ben Girit muhaciriyim. Sen neden hicret ettin? Dinimi korumak için. Vatanıma geldim.Dinimi korumak için. Vatanıma geldim. Peki bu halin ne be adam?Peki bu halin ne be adam? Tuh be! Utanmaz mısın? Nedir buradaki bu halin?Tuh be! Utanmaz mısın? Nedir buradaki bu halin? Şu haline bak, şu binana bak. Orada dursaydın nen farklı olacaktı bu halinden?Şu haline bak, şu binana bak. Orada
dursaydın nen farklı olacaktı bu halinden?
Bu hale düşecek misin, seni o zavallı, sakallı deden, o hoca deden seni bu halde görse ne der?Bu hale düşecek misin, seni o zavallı, sakallı deden, o hoca deden seni bu halde görse ne der? Aman hocam, hiç o tarafı karıştırma.Aman hocam, hiç o tarafı karıştırma. Hiç o tarafı karıştırma. Zaten içime de zaman zaman öyle duygular geliyor, gidiyor ama neyse tövbe edeyim.Hiç o tarafı karıştırma. Zaten içime de zaman zaman öyle duygular geliyor, gidiyor ama neyse tövbe edeyim. Oradan dinini korumak için geliyor da burada sonra ne oluyor, ne hallere geliyor?Oradan dinini korumak için geliyor da burada sonra ne oluyor, ne hallere geliyor? Allah bizi imandan ayırmasın, evlatlarımızı, zürriyetlerimizi de.

Allah bizi imandan ayırmasın, evlatlarımızı, zürriyetlerimizi de.
Hicret demek ki lazımmış.Hicret demek ki lazımmış. Demek ki din lazımmış bize de, dinimizi korumak için gerekirse hicret de gerekiyormuş.Demek ki din lazımmış bize de, dinimizi korumak için gerekirse hicret de gerekiyormuş. Ama burada bir başka söz söyledi Efendimiz, buyurdu ki, Efdalü’l-hicreti,Ama burada bir başka söz söyledi Efendimiz, buyurdu ki, Efdalü’l-hicreti, hicretin en güzeli Allah'ın sevmediği şeyleri bırakıp sevdiği şeylere göçmektir.hicretin en güzeli Allah'ın sevmediği şeyleri bırakıp sevdiği şeylere göçmektir. En güzeli bu.En güzeli bu. Allah neyi sevmez? Zulmü sevmez.Allah neyi sevmez? Zulmü sevmez. Allah neyi sevmez? Hırsızlığı sevmez.Allah neyi sevmez? Hırsızlığı sevmez. Allah neyi sevmez? Arsızlığı sevmez. Tembelliği sevmez.Allah neyi sevmez? Arsızlığı sevmez. Tembelliği sevmez. Bilmem haksızlığı sevmez vesaire.Bilmem haksızlığı sevmez vesaire. Kötü huyları sevmez.Kötü huyları sevmez. Kibri sevmez. Ucbu sevmez. Haseti sevmez vesaire.Kibri sevmez. Ucbu sevmez. Haseti sevmez vesaire. Onları bırakabilip de güzellerine gelebiliyorsan asıl hicret bu.Onları bırakabilip de güzellerine gelebiliyorsan asıl hicret bu. Hicretin en üstünü bu.Hicretin en üstünü bu. Ha bu hepimizin başında işte.Ha bu hepimizin başında işte. İşte hepimizin işi bu.İşte hepimizin işi bu. Benim için dünya kadar kötü huy var.Benim için dünya kadar kötü huy var. Bırak onları, iyi huylara gel. Hicret et.Bırak onları, iyi huylara gel. Hicret et. Benim çok çok kötü işlerim var. Bırak onları, iyi işlere gel. Hicret et.Benim çok çok kötü işlerim var. Bırak onları, iyi işlere gel. Hicret et. Hicret bu. Asıl hicret bu.Hicret bu. Asıl hicret bu. Bak Peygamber Efendimiz Mekke-i mükerremeyi bıraktı, Medine-i Münevvere'ye geldi.

Bak Peygamber Efendimiz Mekke-i mükerremeyi bıraktı, Medine-i Münevvere'ye geldi.
Evinin etrafını sarmışlardı da, öldürmek kastıyla, o çemberin içinden çıktı.Evinin etrafını sarmışlardı da, öldürmek kastıyla, o çemberin içinden çıktı. Öldüreceklerdi orada. Yaşamak mümkün olmadı. Öldürebilselerdi öldürmek istediler.Öldüreceklerdi orada. Yaşamak mümkün olmadı. Öldürebilselerdi öldürmek istediler. Karar verdiler, dediler ki Kureyş'in her kabilesinden bir baba yiğit,Karar verdiler, dediler ki Kureyş'in her kabilesinden bir baba yiğit, hepsi birden kılıç düşürsün başına, hepsi birden vursun ki, kim vurduya gitsin,hepsi birden kılıç düşürsün başına, hepsi birden vursun ki, kim vurduya gitsin, bütün Kureyş kabileleriyle uğraşacak değiller ya Haşimoğulları,bütün Kureyş kabileleriyle uğraşacak değiller ya Haşimoğulları, bir şey diyemezler o zaman. Her kabileden bir katil, yiğit seçtiler.bir şey diyemezler o zaman. Her kabileden bir katil, yiğit seçtiler. Evi sardılar, öldürecekler, kurtulacaklar bu müslümanlık yayılıyor, putperestlik gidiyor, kurtulacaklar.Evi sardılar, öldürecekler, kurtulacaklar bu müslümanlık yayılıyor, putperestlik gidiyor, kurtulacaklar. Ve Allah Teâlâ o kendisinin evini sarmış olan düşmanların arasındanVe Allah Teâlâ o kendisinin evini sarmış olan düşmanların arasından Peygamber Efendimiz'i şey yaptı, yerden bir avuç toprak aldı, şöyle bir saçtı.Peygamber Efendimiz'i şey yaptı, yerden bir avuç toprak aldı, şöyle bir saçtı. Hepsine bir uyku hali gibi bir hal geldi.Hepsine bir uyku hali gibi bir hal geldi. Nöbet bekleyip durdukları evin içinden çıkan Resûlullah Efendimiz'i,Nöbet bekleyip durdukları evin içinden çıkan Resûlullah Efendimiz'i, Ebû Bekr-î Sıddîk Efendimiz'i görmediler. Onlar geçti gitti, yakalayamadılar.Ebû Bekr-î Sıddîk Efendimiz'i görmediler. Onlar geçti gitti, yakalayamadılar. Mağaraya kadar geldiler.Mağaraya kadar geldiler. Mağarada eğilseler göreceklerdi ayaklarını göremediler Sevr Mağarası’nda. Göstertmedi Allah.Mağarada eğilseler göreceklerdi ayaklarını göremediler Sevr Mağarası’nda. Göstertmedi Allah. “Vikâyetullâhi ağnet an müdâafetin mined dürûı ve an âlin minel ütumi.” (Kaside-i Bürde)

“Vikâyetullâhi ağnet an müdâafetin mined dürûı ve an âlin minel ütumi.” (Kaside-i Bürde)
Allah korudu mu zırha vesaireye lüzum kalmaz, öyle korur işte.Allah korudu mu zırha vesaireye lüzum kalmaz, öyle korur işte. O mağaranın ağzına kadar iz sürüp geldiler.O mağaranın ağzına kadar iz sürüp geldiler. Bu mağarada galiba eğilseler, eğilseler görecekler, ayaklarını görecekler.Bu mağarada galiba eğilseler, eğilseler görecekler, ayaklarını görecekler. Ebû Bekr-î Sıddîk'ın yüreği küt küt atıyor.Ebû Bekr-î Sıddîk'ın yüreği küt küt atıyor. Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
Yâ Ebû Bekîr ne telaş ediyorsun?

Yâ Ebû Bekîr ne telaş ediyorsun?
Ne dersin o iki kişi hakkındaki üçüncüsü Mevla olan?

Ne dersin o iki kişi hakkındaki üçüncüsü Mevla olan?
Birisi Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem, birisi Resûlullah'ın yâr-ı zâr-ı güzâr Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz.

Birisi Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem, birisi Resûlullah'ın yâr-ı zâr-ı güzâr Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz.
Üçüncüsü Allah celle celalühû, koruyor.

Üçüncüsü Allah celle celalühû, koruyor.
Üçüncüsü Allah olan iki kişinin akıbetinden ne korkuyorsun Ebû Bekir?Üçüncüsü Allah olan iki kişinin akıbetinden ne korkuyorsun Ebû Bekir? Ne telaş ediyorsun?

Ne telaş ediyorsun?
Ama başlarını eğselerdi, ayaklarını göreceklerdi.

Ama başlarını eğselerdi, ayaklarını göreceklerdi.
Dediler ki ya burada güvercin yumurta yapmış, şurada örümcek ağ örmüş,Dediler ki ya burada güvercin yumurta yapmış, şurada örümcek ağ örmüş, buraya insan girmiş olsa bu ağ bozulur. İşte Allah öyle yapar.buraya insan girmiş olsa bu ağ bozulur. İşte Allah öyle yapar. Korudu mu öyle korur. O sıkıntıdan da kurtuldu.Korudu mu öyle korur. O sıkıntıdan da kurtuldu. Ondan sonra çölde giderken duydu birisi, buna verilen mükâfatı,Ondan sonra çölde giderken duydu birisi, buna verilen mükâfatı, bunu yakalarsa şu kadar şey yapacak.bunu yakalarsa şu kadar şey yapacak. Atını arkasından sürüyor, mızrağı oku yerinde.Atını arkasından sürüyor, mızrağı oku yerinde. Onu öldürdüğü zaman, yakaladığı zaman bundan büyük mükâfatlar alacak.Onu öldürdüğü zaman, yakaladığı zaman bundan büyük mükâfatlar alacak. Şu kadar deve, bu kadar bilmem ne zengin olacak herif.Şu kadar deve, bu kadar bilmem ne zengin olacak herif. Arkasından koşarken Ebû Bekr-î Sıddîk korku arkasına bakıyordu.Arkasından koşarken Ebû Bekr-î Sıddîk korku arkasına bakıyordu. Resûlullah hiç arkasına bakmazdı, bakmıyor, yürüyor, tenezzül etmiyor.Resûlullah hiç arkasına bakmazdı, bakmıyor, yürüyor, tenezzül etmiyor. Büyük insan, büyüklerin büyüğü insan. Adam atını koşturuyor, yetişecek.Büyük insan, büyüklerin büyüğü insan. Adam atını koşturuyor, yetişecek. Ebû Bekr-î Sıddîk Efendimiz telaşından gene telaşlanıyor, üzülüyor.Ebû Bekr-î Sıddîk Efendimiz telaşından gene telaşlanıyor, üzülüyor. Atın ayakları kumlara cup batıverdi.Atın ayakları kumlara cup batıverdi. Tökezlendi at, düştü aşağı, kalktı gene. Olmadı yani.Tökezlendi at, düştü aşağı, kalktı gene. Olmadı yani. Oradan da Allah-u Teâlâ Hazretleri kurtardı, selametle Medine-i Münevvere'ye geldiler.Oradan da Allah-u Teâlâ Hazretleri kurtardı, selametle Medine-i Münevvere'ye geldiler. Neden oldu bunlar?Neden oldu bunlar? Mekke'de müslümanlık mümkün olmadı.

Mekke'de müslümanlık mümkün olmadı.
Resulûllah Efendimiz Mekke-i Mükerreme'ye geldi, baktı da,Resulûllah Efendimiz Mekke-i Mükerreme'ye geldi, baktı da, ey mübarek belde dedi, benim hasımlarım seni, beni buradan çıkartmasalardı ben seni terk eder miydim dedi.ey mübarek belde dedi, benim hasımlarım seni, beni buradan çıkartmasalardı ben seni terk eder miydim dedi. İstemeye istemeye çıktı ama yani seviyorduİstemeye istemeye çıktı ama yani seviyordu Mekke-i Mükerreme mübarek bir belde olduğundan, atalarının yurdu olduğundan seviyordu amaMekke-i Mükerreme mübarek bir belde olduğundan, atalarının yurdu olduğundan seviyordu ama dini imanı, ideali aşkına orayı terk etti.dini imanı, ideali aşkına orayı terk etti. Allah'ın emriyle Medine-i Münevvere'ye göçtü.Allah'ın emriyle Medine-i Münevvere'ye göçtü. Ondan sonra o vefa abidesi, numune-i imtisalimiz Efendimiz,Ondan sonra o vefa abidesi, numune-i imtisalimiz Efendimiz, O Medine-i Münevvere'ye de göçtükten sonra en sıkıntılı zamanlardaO Medine-i Münevvere'ye de göçtükten sonra en sıkıntılı zamanlarda kendisine bağrını açmış olan ensara vefasını gösterdi.kendisine bağrını açmış olan ensara vefasını gösterdi. Mekke fethedildikten sonra bile Mekke'ye gelmedi.Mekke fethedildikten sonra bile Mekke'ye gelmedi. Mekke'ye yerleşmedi. Medine'de kaldı. Ona da vefa derler, vefakârlık.Mekke'ye yerleşmedi. Medine'de kaldı. Ona da vefa derler, vefakârlık. Sen benimle kaç yıllık arkadaşsın?

Sen benimle kaç yıllık arkadaşsın?
20 yıllık. Nedir bu yaptığın?20 yıllık. Nedir bu yaptığın? Vefasız. Bu yapılır mı?Vefasız. Bu yapılır mı? Vefa yok. İşte bak Resûlullah'ın vefasına, o sıkıntılı zamanda, sıkıntılı zamanda kendisine bağrını açtı Medineliler.Vefa yok. İşte bak Resûlullah'ın vefasına, o sıkıntılı zamanda, sıkıntılı zamanda kendisine bağrını açtı Medineliler. Dediler ki; Yâ Resûlullah! Seni koruruz, kendimiz gibi koruruz.

Dediler ki; Yâ Resûlullah! Seni koruruz, kendimiz gibi koruruz.
Düşmanına karşı çarpışırız, seni düşmanına teslim etmeyiz dediler.Düşmanına karşı çarpışırız, seni düşmanına teslim etmeyiz dediler. Resûlullah Mekke'yi fethetti. Ne yapması lazım?Resûlullah Mekke'yi fethetti. Ne yapması lazım? Mekke'ye gidip yerleşir, beytullah orada. Oraya yerleşirdi gene fethetti.Mekke'ye gidip yerleşir, beytullah orada. Oraya yerleşirdi gene fethetti. Hayır, Medine'de kaldı. Vefa. Vefakârlık.Hayır, Medine'de kaldı. Vefa. Vefakârlık. Hicretlerin en güzeli Allah'ın yasakladıklarını terk edip sevmediklerini terk edip sevdiği işleri yapmaktır.Hicretlerin en güzeli Allah'ın yasakladıklarını terk edip sevmediklerini terk edip sevdiği işleri yapmaktır. Yapabiliyorsan işte o hicret sevabını sen de alırsın.Yapabiliyorsan işte o hicret sevabını sen de alırsın. Bak can pazarı, ne kadar tehlikelerden geçti de Resûlullah Efendimiz Medine'ye öyle hicret etti ya,Bak can pazarı, ne kadar tehlikelerden geçti de Resûlullah Efendimiz Medine'ye öyle hicret etti ya, işte öyle sevaplar alır insan. Hicret sevapları alır.işte öyle sevaplar alır insan. Hicret sevapları alır. Allah'ın sevmediği şeyi bırakacaksın, sevdiği işe koşacaksın.Allah'ın sevmediği şeyi bırakacaksın, sevdiği işe koşacaksın. Kötü alışkanlıkları bırakacaksın, iyi ihtiyatlara koşacaksın,Kötü alışkanlıkları bırakacaksın, iyi ihtiyatlara koşacaksın, günahları bırakacaksın, ibadetlere geleceksin,günahları bırakacaksın, ibadetlere geleceksin, gafleti bırakacaksın, Allah yolunda çalışacaksın, cihad edeceksin,gafleti bırakacaksın, Allah yolunda çalışacaksın, cihad edeceksin, emir-i mâ'ruf, nehy-i münker yapacaksın.emir-i mâ'ruf, nehy-i münker yapacaksın. “Efdalü nisâi ehli’l-cenneti Hatîcetü binti Huveylid ve Fâtımetü bintü Muhammed ve

“Efdalü nisâi ehli’l-cenneti Hatîcetü binti Huveylid ve Fâtımetü bintü Muhammed ve
Meryemü bintü İmrân ve Âsiyetü bintü Müzâhimin inraetü Fir’avne.”Meryemü bintü İmrân ve Âsiyetü bintü Müzâhimin inraetü Fir’avne.” Peygamber Efendimiz burada kadınlarla ilgili bir hadîs-i şerîfi buyurmuş ki, Efdalü nisâi ehli’l-cenneh.Peygamber Efendimiz burada kadınlarla ilgili bir hadîs-i şerîfi buyurmuş ki, Efdalü nisâi ehli’l-cenneh. Cennet ahalisinin kadın olanlarının en üst günleri kimlerdir?Cennet ahalisinin kadın olanlarının en üst günleri kimlerdir? Cennette kadınlar da var, erkekler de var.Cennette kadınlar da var, erkekler de var. Yani dünyadaki kadınlardan bir kısmı da cennete girecek, erkeklerin bir kısmı da cennete girecek.Yani dünyadaki kadınlardan bir kısmı da cennete girecek, erkeklerin bir kısmı da cennete girecek. Dünya kadınlarından cennete giren kadınlar içinde, cennet ehli olan kadınlar içinde en faziletlileri kimler?

Dünya kadınlarından cennete giren kadınlar içinde, cennet ehli olan kadınlar içinde en faziletlileri kimler?
Bir, Hatîce bint Huveylid. Hüveylid kızı Hazreti Hatice anamız.

Bir, Hatîce bint Huveylid. Hüveylid kızı Hazreti Hatice anamız.
Peygamber Efendimizin ilk zevce-i muhteremesi.Peygamber Efendimizin ilk zevce-i muhteremesi. Hüveylid kelimesi Halid kelimesinin ismi tasğiridir. Halidceyiz demek.Hüveylid kelimesi Halid kelimesinin ismi tasğiridir. Halidceyiz demek. Halidçik, halidceyiz demek.Halidçik, halidceyiz demek. Peygamber Efendimiz, kendisinden 15 yaş daha büyüktü Hz. Hatice Validemiz, onunla evlendi.Peygamber Efendimiz, kendisinden 15 yaş daha büyüktü Hz. Hatice Validemiz, onunla evlendi. Yani benden illa şu kadar yaş küçük olsun, sarışın olsun, mavi gözlü olsun diyor zamane insanları şimdi.Yani benden illa şu kadar yaş küçük olsun, sarışın olsun, mavi gözlü olsun diyor zamane insanları şimdi. Bakıyorum da gülüyorum, bazen de kızıyorum.Bakıyorum da gülüyorum, bazen de kızıyorum. Ya bari fabrikaya ısmarla diyeceğim geliyorlar yani.Ya bari fabrikaya ısmarla diyeceğim geliyorlar yani. Evlenecek, kaşı şöyle olsun, gözü böyle olsun, saçı şöyle olsun, boyu böyle olsun, bilmem ne böyle olsun.Evlenecek, kaşı şöyle olsun, gözü böyle olsun, saçı şöyle olsun, boyu böyle olsun, bilmem ne böyle olsun. Ya maddi bir şey mi arıyorsun sen?

Ya maddi bir şey mi arıyorsun sen?
Hayırlı bir kadın arasa, müslümanlığı en iyi bilen, takva ehli bir hatun arıyorum dese,

Hayırlı bir kadın arasa, müslümanlığı en iyi bilen, takva ehli bir hatun arıyorum dese,
işte bak şu kadın, İmam Hatip’te okumuş, hafız-ı kelâm, şu şu meziyetleri var, takva ehli,işte bak şu kadın, İmam Hatip’te okumuş, hafız-ı kelâm, şu şu meziyetleri var, takva ehli, namazında, niyazında, örtülü, mesture ve mütesettire bir güzel hatun, bunu alsana.namazında, niyazında, örtülü, mesture ve mütesettire bir güzel hatun, bunu alsana. Onu istemem. Neden?Onu istemem. Neden? Esmer, ben sarışın istiyorum. Onun gözleri kara, ben yeşil gözlü istiyorum.

Esmer, ben sarışın istiyorum. Onun gözleri kara, ben yeşil gözlü istiyorum.
E sana bir yeşil gözlü gelir ama canından bezdirir seni. Bin kere pişman olursun.E sana bir yeşil gözlü gelir ama canından bezdirir seni. Bin kere pişman olursun. Peygamber Efendimiz öyle yapmadı. Bak Hz. Hatice Validemizle evlendi. Kendisinden 15 yaş büyük.Peygamber Efendimiz öyle yapmadı. Bak Hz. Hatice Validemizle evlendi. Kendisinden 15 yaş büyük. Ve ondan sonra 9 tane hatun almış. 9 tane hatun aldı ama her birisi bir hikmetten dolayı aldı.Ve ondan sonra 9 tane hatun almış. 9 tane hatun aldı ama her birisi bir hikmetten dolayı aldı. Ömrünü ekseriyetle Hazreti Hatice Validemizle geçirdi.Ömrünü ekseriyetle Hazreti Hatice Validemizle geçirdi. Ondan sonra öteki hatunları aldı. Kimisinin kocası ölmüştü, himayeye muhtaçtı.Ondan sonra öteki hatunları aldı. Kimisinin kocası ölmüştü, himayeye muhtaçtı. Kimisi şöyleydi, kimisi böyleydi. Her birisinin bir sebebi var, hikmeti var.Kimisi şöyleydi, kimisi böyleydi. Her birisinin bir sebebi var, hikmeti var. Kimisine kadınların hallerini ümmete öğretsin diye nasip oldu o iş. Öylece oldu.Kimisine kadınların hallerini ümmete öğretsin diye nasip oldu o iş. Öylece oldu. Hazreti Hatice daima hayırla yâd ederdi Peygamber Efendimiz.Hazreti Hatice daima hayırla yâd ederdi Peygamber Efendimiz. Hz. Âişe anamızla arada şey yaparmış yani, halinde bulunurmuşHz. Âişe anamızla arada şey yaparmış yani, halinde bulunurmuş yani, onu çok şey, methediyorsun falan diye ama o hiç vefasını gene bırakmadı.yani, onu çok şey, methediyorsun falan diye ama o hiç vefasını gene bırakmadı. Daima hayırla yâd ederdi Peygamber Efendimiz.Daima hayırla yâd ederdi Peygamber Efendimiz. Sonra Fatıma bint Muhammed. Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem Efendimizin kerîme-i muhteremesi Hz. Fatıma.Sonra Fatıma bint Muhammed. Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem Efendimizin kerîme-i muhteremesi Hz. Fatıma. Hz. Ali Efendimizin hanımı, Hz. Hasan ve Hüseyin'in mübarek anneleri Fatıma.Hz. Ali Efendimizin hanımı, Hz. Hasan ve Hüseyin'in mübarek anneleri Fatıma. Bir keresinde Peygamber Efendimiz Hz. Fatıma hazretlerinin kulağına gitti, bir şey söyledi, ağladı Hz. Fatıma.Bir keresinde Peygamber Efendimiz Hz. Fatıma hazretlerinin kulağına gitti, bir şey söyledi, ağladı Hz. Fatıma. Ondan sonra bir şey daha söyledi, güldü.Ondan sonra bir şey daha söyledi, güldü. Neye ağladı, neye güldü?

Neye ağladı, neye güldü?
Sıkıştırdılar, sordular.

Sıkıştırdılar, sordular.
Dedi ki, benim artık hayatım sona ermeye doğru gidiyor.Dedi ki, benim artık hayatım sona ermeye doğru gidiyor. Yakında bu dünyadan ayrılacağım dedi Peygamber Efendimiz.Yakında bu dünyadan ayrılacağım dedi Peygamber Efendimiz. O zaman Hz. Fatıma anamız ağladı.O zaman Hz. Fatıma anamız ağladı. Babacığından ayrılacak, Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem ve babası.Babacığından ayrılacak, Resûlullah sallllahu aleyhi ve sellem ve babası. O zaman ağladı, bir daha eğildi kulağına ne dedi?O zaman ağladı, bir daha eğildi kulağına ne dedi? Dedi ki, benden sonra benim vefatımdan sonra en çabuk bana kavuşacak olan da sensin. Ona da sevindi.

Dedi ki, benden sonra benim vefatımdan sonra en çabuk bana kavuşacak olan da sensin. Ona da sevindi.
Babama kavuşacağım diye. Ölüyorum diye üzülmüyor.Babama kavuşacağım diye. Ölüyorum diye üzülmüyor. Bir keresinde Hazreti Peygamber Efendimiz günlerce aç kaldı.Bir keresinde Hazreti Peygamber Efendimiz günlerce aç kaldı. Bak, o insanların halleriyle kendi hallerimizi kıyas edelim diye söylüyorum bunları.Bak, o insanların halleriyle kendi hallerimizi kıyas edelim diye söylüyorum bunları. Günlerce aç kaldı.Günlerce aç kaldı. Hanımlarına sordu, senin odanda yiyecek bir şey var mı?Hanımlarına sordu, senin odanda yiyecek bir şey var mı? Yok Yâ Resûlallah!

Yok Yâ Resûlallah!
Senin odanda bir şey var mı?Senin odanda bir şey var mı? Yok Yâ Resûlallah!

Yok Yâ Resûlallah!
Senin odanda bir şey var mı? Yok Yâ Resûlallah! Hazreti Fatımatü'z-Zehra'nın evine gitti.Senin odanda bir şey var mı? Yok Yâ Resûlallah! Hazreti Fatımatü'z-Zehra'nın evine gitti. Ey kızım Fatıma, evinde yiyecek bir şey var mı?Ey kızım Fatıma, evinde yiyecek bir şey var mı? Açım dedi. Yok.Açım dedi. Yok. Günlerce yemek yememiş.Günlerce yemek yememiş. Dedi ki, anam babam sana feda demedi de yani canım sana feda, her şeyim sana feda.Dedi ki, anam babam sana feda demedi de yani canım sana feda, her şeyim sana feda. Yâ Resûlallah! dedi ama evde hiçbir şey yok dedi.Yâ Resûlallah! dedi ama evde hiçbir şey yok dedi. Onlar cennetin en yüksek insanları, biz de günahlara batmış insanlarız.Onlar cennetin en yüksek insanları, biz de günahlara batmış insanlarız. Şu bizim nimetlerimize bak, onların çektiği sıkıntılara bak.Şu bizim nimetlerimize bak, onların çektiği sıkıntılara bak. Biz evimize nereye koyacağımızı bilemiyoruz şeyleri.Biz evimize nereye koyacağımızı bilemiyoruz şeyleri. Sonra karnı aç döndü Peygamber Efendimiz.Sonra karnı aç döndü Peygamber Efendimiz. Ama yanındaki komşu iki tane çörek, bir parçacık et bir şey getirdi Hz. Fatıma Validemize.Ama yanındaki komşu iki tane çörek, bir parçacık et bir şey getirdi Hz. Fatıma Validemize. O da hemen onu şey yapınca haber gönderdi Resûlullah'a.O da hemen onu şey yapınca haber gönderdi Resûlullah'a. Yâ Resûlallah! şöyle bir şey geldi buyur diye.Yâ Resûlallah! şöyle bir şey geldi buyur diye. Onu Peygamber Efendimiz getirtti.Onu Peygamber Efendimiz getirtti. Zevcelerini çağırdı.Zevcelerini çağırdı. Hz. Hasan Hüseyin'i çağırdı. Fatımatü'z-Zehra'yı çağırdı.Hz. Hasan Hüseyin'i çağırdı. Fatımatü'z-Zehra'yı çağırdı. Hz. Ali Efendimiz'i çağırdı. Daha kimleri çağırdıysa yediler, yediler, yediler, yediler, yediler, iki çörek de şey bitmedi.Hz. Ali Efendimiz'i çağırdı. Daha kimleri çağırdıysa yediler, yediler, yediler, yediler, yediler, iki çörek de şey bitmedi. Öyle bereket mucizesiydi, gösterdi yani. Halleri böyleydi işte.Öyle bereket mucizesiydi, gösterdi yani. Halleri böyleydi işte. Düğün yaptıkları zaman ne kadar eşyası vardı bakalım, tuvalet takımı ne kadardı,

Düğün yaptıkları zaman ne kadar eşyası vardı bakalım, tuvalet takımı ne kadardı,
misafir odası, yatak odası takımı neydi, ne kadar çeyizi vardı, sorun bakalımmisafir odası, yatak odası takımı neydi, ne kadar çeyizi vardı, sorun bakalım Hz. Fatıma anamızın çeyizi neydi?Hz. Fatıma anamızın çeyizi neydi? Vefat ettiği zaman ne kadar miras bıraktılar.

Vefat ettiği zaman ne kadar miras bıraktılar.
Üçüncüsü de Meryemü bintü İmrân.Üçüncüsü de Meryemü bintü İmrân. İmrân kızı Meryem validemiz.İmrân kızı Meryem validemiz. Hz. İsa'nın aleyhisselam anası.Hz. İsa'nın aleyhisselam anası. Meryem validemiz ömrünü ibadetle geçirdi.Meryem validemiz ömrünü ibadetle geçirdi. Kendisine tahsis edilmiş olan bir ibadethanede ki oraya kimse girmezdi.Kendisine tahsis edilmiş olan bir ibadethanede ki oraya kimse girmezdi. Zekeriya aleyhisselam girerdi sadece. Orada ibadetle vakit geçirirdi.Zekeriya aleyhisselam girerdi sadece. Orada ibadetle vakit geçirirdi. Kerametleri zahir bir mübarek hatun.Kerametleri zahir bir mübarek hatun. Ne zaman yanına girse Zekeriya aleyhisselam, onun yanında çeşit çeşit meyveler bulurdu.Ne zaman yanına girse Zekeriya aleyhisselam, onun yanında çeşit çeşit meyveler bulurdu. Nereden bu meyveler sana? diye sorardı.

Nereden bu meyveler sana? diye sorardı.
Mevsim dışı, olmayacak meyveler yiyecekler.Mevsim dışı, olmayacak meyveler yiyecekler. “Kâlet hüve min ‘indillâhi innallâhe yerzukü men yeşâu bigayri hisâb.”

“Kâlet hüve min ‘indillâhi innallâhe yerzukü men yeşâu bigayri hisâb.”
Bunlar Allah indinden. Allah, dilediğini böyle umulmayan, tahmin edilmeyen tarzlarda rızıklandırır.

Bunlar Allah indinden. Allah, dilediğini böyle umulmayan, tahmin edilmeyen tarzlarda rızıklandırır.
Yani manevi yollardan gelen, gıdalarla gıdalanan öyle bir zât-ı muhterem idi.Yani manevi yollardan gelen, gıdalarla gıdalanan öyle bir zât-ı muhterem idi. Ve Ümmühü Sıddîka.Ve Ümmühü Sıddîka. Hazreti İsa aleyhisselam peygamberdi ve annesi Hazreti Meryem de Sıddîka.Hazreti İsa aleyhisselam peygamberdi ve annesi Hazreti Meryem de Sıddîka. Yani Ebû Bekr-î Sıddîk, Hazreti Meryem Sıddîka.Yani Ebû Bekr-î Sıddîk, Hazreti Meryem Sıddîka. Çok böyle halis, mühlis, ibadet ehli bir zât-ı muhterem.Çok böyle halis, mühlis, ibadet ehli bir zât-ı muhterem. O da cennet ehlinin kadınlarının üstünlerinden.O da cennet ehlinin kadınlarının üstünlerinden. Ve Âsiyetü bintü Müzâhimin imraetü Fir’avun.

Ve Âsiyetü bintü Müzâhimin imraetü Fir’avun.
Firavun'un karısı olan, Kur'an-ı Kerîm'de kendisi numune olarak zikredilmiş.Firavun'un karısı olan, Kur'an-ı Kerîm'de kendisi numune olarak zikredilmiş. Firavun'un karısı olan Müzahim kızı Âsiye. Âsiye validemiz.Firavun'un karısı olan Müzahim kızı Âsiye. Âsiye validemiz. O da öyle bir kâfir kimsenin karısı olduğu halde imanlı kalabilmiş. Ne büyük, ne güzel bir şey.O da öyle bir kâfir kimsenin karısı olduğu halde imanlı kalabilmiş. Ne büyük, ne güzel bir şey. Allah Teâlâ Hazretleri bize dört kadını numune gösteriyor.Allah Teâlâ Hazretleri bize dört kadını numune gösteriyor. İkisi salih, âbid, peygamber kulların karıları,İkisi salih, âbid, peygamber kulların karıları, ama onlara hıyanet ettiklerinden cehenneme gittiler.ama onlara hıyanet ettiklerinden cehenneme gittiler. Nuh aleyhisselam'ın karısı ile Lut aleyhisselam'ın karısı.Nuh aleyhisselam'ın karısı ile Lut aleyhisselam'ın karısı. Peygamber karısı cehennemlik oldular.Peygamber karısı cehennemlik oldular. “Kânetâ tahte ‘abdeyni min ‘ibâdinâ sâlihayni fehânetâhümâ.”

“Kânetâ tahte ‘abdeyni min ‘ibâdinâ sâlihayni fehânetâhümâ.”
Hıyanet ettiler kocaları, peygamberlere. Kâfir oldular, cehenneme gittiler

Hıyanet ettiler kocaları, peygamberlere. Kâfir oldular, cehenneme gittiler
Peygamber karısı oldukları halde. Çok ibretli.Peygamber karısı oldukları halde. Çok ibretli. İşte Meryem validemiz, bir ötekilerin numunesi, bir de Firavun'un karısı.İşte Meryem validemiz, bir ötekilerin numunesi, bir de Firavun'un karısı. O da Firavun'un karısı olduğu halde mümin oldu.O da Firavun'un karısı olduğu halde mümin oldu. Yâ Rabbi! Bana cennette senin indi ilâhinde bir beyt bina eyle diye böyle dua etmiş, şey yapmış bir mübarek kimse.

Yâ Rabbi! Bana cennette senin indi ilâhinde bir beyt bina eyle diye böyle dua etmiş, şey yapmış bir mübarek kimse.
Allah bizim zevcelerimizi de hayırlı hatunlar eylesin.Allah bizim zevcelerimizi de hayırlı hatunlar eylesin. Kızlarımızı da müslüman, zeki, mütedeyyin böyle hâlis, salih kızlar eylesin.Kızlarımızı da müslüman, zeki, mütedeyyin böyle hâlis, salih kızlar eylesin. Onları güzel yetiştirmeyi nasip eylesin.Onları güzel yetiştirmeyi nasip eylesin. Size bir şey de bu arada müjdeleyeyim ki, inşallah tarihini koyduk,Size bir şey de bu arada müjdeleyeyim ki, inşallah tarihini koyduk, güzel hazırlayalım diye biraz uzakça bir tarih koyduk.güzel hazırlayalım diye biraz uzakça bir tarih koyduk. 15 Mart'ta elinize pırıl pırıl bir kadın dergisi vereceğiz.15 Mart'ta elinize pırıl pırıl bir kadın dergisi vereceğiz. Kadın dergisi, Kadın ve Aile dergisi ki, Müslüman kadının dergisi nasıl olurmuş,Kadın dergisi, Kadın ve Aile dergisi ki, Müslüman kadının dergisi nasıl olurmuş, Müslüman'ın kadınlarının yetiştirilmesi nasıl olurmuş göreceksiniz.Müslüman'ın kadınlarının yetiştirilmesi nasıl olurmuş göreceksiniz. Emsali görülmemiş bir dergi inşallah olacak.Emsali görülmemiş bir dergi inşallah olacak. Bir hadîs-i şerîf daha okuyuverelim.Bir hadîs-i şerîf daha okuyuverelim. “Efleha men kâne sükûtühû tefekküran ve nezaruhû i’tibâran ve men vecede fî sahîfetihî istiğfâran kesîran.”

“Efleha men kâne sükûtühû tefekküran ve nezaruhû i’tibâran ve men vecede fî sahîfetihî istiğfâran kesîran.”
Ebü'd-Derdâ radiyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf

Ebü'd-Derdâ radiyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf
Peygamber Efendimiz buyurmuş ki,Peygamber Efendimiz buyurmuş ki, Efleha, felah buldu, felaha erdi.Efleha, felah buldu, felaha erdi. Kim?

Kim?
Men kâne sükûtühû tefekküran.

Men kâne sükûtühû tefekküran.
Her o kimseki susması tefekkürdür.Her o kimseki susması tefekkürdür. Tefekkür olan.Tefekkür olan. Yani sustuğu zaman düşünüyor da ondan susuyor.Yani sustuğu zaman düşünüyor da ondan susuyor. Susması tefekkür olan kimse felah bulur.Susması tefekkür olan kimse felah bulur. Sükûtu tefekkür olan.Sükûtu tefekkür olan. Ve nezaruhû i’tibâran. Bakışı ibret olur.

Ve nezaruhû i’tibâran. Bakışı ibret olur.
Yani baktığı şeyden ibret almasını bilen. Baktığı zaman, baktığı yerden ibret çıkartmasını bilen kimse felah buldu.Yani baktığı şeyden ibret almasını bilen. Baktığı zaman, baktığı yerden ibret çıkartmasını bilen kimse felah buldu. Sükut ettiği zaman tefekkürle vaktini değerlendiren kimse felah buldu demek.Sükut ettiği zaman tefekkürle vaktini değerlendiren kimse felah buldu demek. Ve üçüncü bir şey.

Ve üçüncü bir şey.
Ve men vecede fî sahîfetihî istiğfâran kesîran.Ve men vecede fî sahîfetihî istiğfâran kesîran. Her o kimse ki, amel defterinde, melekler yazıyor ya amellerimizin iyileri kötüleri,Her o kimse ki, amel defterinde, melekler yazıyor ya amellerimizin iyileri kötüleri, o amel defterinde çok istiğfar bulunan kimse de felah buldu.o amel defterinde çok istiğfar bulunan kimse de felah buldu. Demek ki Estağfurullah, Estağfurullah, Tübtü ilallah, Estağfurullah el Azim ve etubu ilallah.Demek ki Estağfurullah, Estağfurullah, Tübtü ilallah, Estağfurullah el Azim ve etubu ilallah. Aman Yâ Rabbi! affeyle Yâ Rabbi! dedirtiyor demek ki,

Aman Yâ Rabbi! affeyle Yâ Rabbi! dedirtiyor demek ki,
sahife-i amalinde çok istiğfar olan kimse de felah buldu.sahife-i amalinde çok istiğfar olan kimse de felah buldu. Üç kimse sayılıyor burada.Üç kimse sayılıyor burada. Bu üç şey güzel bir şey olduğu anlaşılıyor ki, bunların sahipleri felah buluyorlar.Bu üç şey güzel bir şey olduğu anlaşılıyor ki, bunların sahipleri felah buluyorlar. “Kad efleha’l- mü’minûn.”

“Kad efleha’l- mü’minûn.”
Müminler felah buluyor.

Müminler felah buluyor.
Şu, şu, şu işleri yapan müminler, Kur'an-ı Kerîm'de de var.Şu, şu, şu işleri yapan müminler, Kur'an-ı Kerîm'de de var. Felah bulmak, felaha ermek, yani cehennemden azad olmak, cennete girmek, Allah'ın gazabından emniyette olmak,Felah bulmak, felaha ermek, yani cehennemden azad olmak, cennete girmek, Allah'ın gazabından emniyette olmak, sevgisine, iltifatına, rızasına vâsıl olmak demek yanisevgisine, iltifatına, rızasına vâsıl olmak demek yani felah bulmak bu.felah bulmak bu. Şimdi sükûtu tefekkür olacak.Şimdi sükûtu tefekkür olacak. Müslümanın güzel sıfatlarından birisidir kardeşlerim.Müslümanın güzel sıfatlarından birisidir kardeşlerim. Çok konuşmaz, Müslüman geveze değildir. Az, öz konuşur, lüzumlu konuşur.Çok konuşmaz, Müslüman geveze değildir. Az, öz konuşur, lüzumlu konuşur. Ya hayır söyler ya susar. Laf, laf, laf, laf, dır, dır, dır, dır, vır, vır, vır, vır, ha nedirYa hayır söyler ya susar. Laf, laf, laf, laf, dır, dır, dır, dır, vır, vır, vır, vır, ha nedir yazık değil mi bu nefeslerine yazık değil mi? Böyle konuşuyor.yazık değil mi bu nefeslerine yazık değil mi? Böyle konuşuyor. Boş yere konuşuyor. İpe sapa gelmez şey söylüyor. Bu müslümanlığın işi değil.Boş yere konuşuyor. İpe sapa gelmez şey söylüyor. Bu müslümanlığın işi değil. Müslüman nasıldır?

Müslüman nasıldır?
Az konuşur, öz konuşur. Ya hayır söyler, ya susar.

Az konuşur, öz konuşur. Ya hayır söyler, ya susar.
Diline sahip olur. Gıybet etmez, delikodu etmez, yalan söylemez, kalp kırmaz,Diline sahip olur. Gıybet etmez, delikodu etmez, yalan söylemez, kalp kırmaz, elfâzı küfür söylemez, vesaire. Söylediği zaman hayır eder, nasihat söyler.elfâzı küfür söylemez, vesaire. Söylediği zaman hayır eder, nasihat söyler. Ve konuşmadığı zaman ne yapar? Uyur mu? Hayır.Ve konuşmadığı zaman ne yapar? Uyur mu? Hayır. Ne demek?

Ne demek?
Tefekkür eder. Düşünür.

Tefekkür eder. Düşünür.
Ve neyi tefekkür edecek?

Ve neyi tefekkür edecek?
O kadar çok şey var ki tefekkür edilecek.

O kadar çok şey var ki tefekkür edilecek.
Allah'ın nimetlerini düşünür kendisi üzerinde.Allah'ın nimetlerini düşünür kendisi üzerinde. Allah'ın mükâfatlarını düşünür. Azabını düşünür. İkâbını düşünür.Allah'ın mükâfatlarını düşünür. Azabını düşünür. İkâbını düşünür. Kahrını düşünür. Rahmetini düşünür. Kendisinin vazifelerini düşünür.Kahrını düşünür. Rahmetini düşünür. Kendisinin vazifelerini düşünür. Şimdi bundan sonra kalktığım zaman ne hayır yapacağım diye yapacağı hayırları planlar zihninde.Şimdi bundan sonra kalktığım zaman ne hayır yapacağım diye yapacağı hayırları planlar zihninde. Eskisinin, eski ömrünün geçmiş zamanını muhasebesini yapar.Eskisinin, eski ömrünün geçmiş zamanını muhasebesini yapar. Ya dün şöyle yaptım, böyle ettim. Hay Allah, çok kâr edemedim.Ya dün şöyle yaptım, böyle ettim. Hay Allah, çok kâr edemedim. Bir daha böyle yapayım, bilmem ne.Bir daha böyle yapayım, bilmem ne. Düşünenin şeyleri çoktur ama Allah yolunda düşündü mü insan sevap kazanır.Düşünenin şeyleri çoktur ama Allah yolunda düşündü mü insan sevap kazanır. Ve sükût ettiği zaman böyle boş durmayıp daVe sükût ettiği zaman böyle boş durmayıp da hep böyle hayırlara zihnini yoran kimse felah bulur.hep böyle hayırlara zihnini yoran kimse felah bulur. Bir saat tefekkür, tefekkürü saatin hayrun min ibâdeti senetin.Bir saat tefekkür, tefekkürü saatin hayrun min ibâdeti senetin. Bir senelik ibadetten hayırlıdır.Bir senelik ibadetten hayırlıdır. Düşüneceğiz, çok düşüneceğiz. Yaptığımızı yapacağımızı düşüneceğiz,Düşüneceğiz, çok düşüneceğiz. Yaptığımızı yapacağımızı düşüneceğiz, düşüne taşına yapacağız. Mütefekkir insanlar olacağız.düşüne taşına yapacağız. Mütefekkir insanlar olacağız. Bizim dervişliğimizde, nakşi tarikatında bir prensip vardır.Bizim dervişliğimizde, nakşi tarikatında bir prensip vardır. Hûş der-dem, Hûş der-dem. Farsça bir tabir. Hûş ne demek?Hûş der-dem, Hûş der-dem. Farsça bir tabir. Hûş ne demek? Uyanıklık, şuur, akıl. Der-dem.

Uyanıklık, şuur, akıl. Der-dem.
Nefeste, yani her nefes alıp verirken derviş uyanık olacak,Nefeste, yani her nefes alıp verirken derviş uyanık olacak, aklı başında olacak. Ne halde olduğunu, ne durumda olduğunu,aklı başında olacak. Ne halde olduğunu, ne durumda olduğunu, ne yapması gerektiğini düşünecek.ne yapması gerektiğini düşünecek. Bu prensipleri koymuşlar.Bu prensipleri koymuşlar. Demek ki zihnimizi çok yoracağız,

Demek ki zihnimizi çok yoracağız,
iyi kulluk etmenin çaresi nedir diye gece gündüz aklımız orada olacak.iyi kulluk etmenin çaresi nedir diye gece gündüz aklımız orada olacak. İkincisi. Ve nezaruhû i’tibâran.

İkincisi. Ve nezaruhû i’tibâran.
Nezaruhû i’tibâr ne demek?

Nezaruhû i’tibâr ne demek?
Arapçada ibret almak demek. Baktığı şeyden ibret alacak insan.Arapçada ibret almak demek. Baktığı şeyden ibret alacak insan. Çok güzeldir. Şöyle bir bakıyorsun, Allah Allah! Şu güle şu rengi veren Mevla'ya bak.Çok güzeldir. Şöyle bir bakıyorsun, Allah Allah! Şu güle şu rengi veren Mevla'ya bak. Ya şu güzel rengi, hangi boyacı verdi bunu? Elmayı ısırıyorsun.

Ya şu güzel rengi, hangi boyacı verdi bunu? Elmayı ısırıyorsun.
Allah Allah! Ne güzel koku ya! Buna esans mı sürdünüz?Allah Allah! Ne güzel koku ya! Buna esans mı sürdünüz? Mis gibi kokuyor bu amasya elması. Allah Allah! Şekere bak!

Mis gibi kokuyor bu amasya elması. Allah Allah! Şekere bak!
Bu şekeri kim yaptı, kim verdi bunun içine?Bu şekeri kim yaptı, kim verdi bunun içine? Amasya şeker fabrikasından mı aldı?Amasya şeker fabrikasından mı aldı? Turhal şeker fabrikasından mı aldı?Turhal şeker fabrikasından mı aldı? Nasıl, kim getirdi, ne zaman koydu bunun içine?Nasıl, kim getirdi, ne zaman koydu bunun içine? Sübhanallah, Sübhanallah. Kim yapıyor bunu?Sübhanallah, Sübhanallah. Kim yapıyor bunu? Araştır bakalım. Kaz bakalım kökünü şu ağacın.

Araştır bakalım. Kaz bakalım kökünü şu ağacın.
Kazdım, bir şey yok hocam. Salkım saçak kökler var.Kazdım, bir şey yok hocam. Salkım saçak kökler var. Ne işe yarar bu kökler?Ne işe yarar bu kökler? Topraktan böyle bitki onlarla su emer.

Topraktan böyle bitki onlarla su emer.
E tamam. Su bende de var.E tamam. Su bende de var. Bende kazdığım zaman kuyu çıkıyor, şey yapıyor ama böyle tatlı olmuyor, böyle güzel kokular olmuyor.Bende kazdığım zaman kuyu çıkıyor, şey yapıyor ama böyle tatlı olmuyor, böyle güzel kokular olmuyor. Bu suyu bu koku haline getiren ne?Bu suyu bu koku haline getiren ne? Başka bir şey yok hocam, işte bu ağaç, küçücük diktik bunu, aşağıdan kökü var,Başka bir şey yok hocam, işte bu ağaç, küçücük diktik bunu, aşağıdan kökü var, bir de üstünde yaprakları var, bu yapraklar güneşte böylebir de üstünde yaprakları var, bu yapraklar güneşte böyle ne yapıyorsa yapıyor işte, bu yapraklar yapıyor.ne yapıyorsa yapıyor işte, bu yapraklar yapıyor.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2