Namaz Vakitleri
İstanbul
9 Zilka'de 1447
26 April 2026
Detaylı Arama

Müminin Hayat Rehberi

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Müminin Hayat Rehberi

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. Efendimizin tebşiratlarındandır ki her kara günün bir açık günü olacak.

Efendimizin tebşiratlarındandır ki her kara günün bir açık günü olacak.
Gecenin arkasından gündüz geldiği gibiGecenin arkasından gündüz geldiği gibi daima zulmetlerin arkasından güzel, aydınlık doğacaktır.daima zulmetlerin arkasından güzel, aydınlık doğacaktır. Bu hadis-i şerifte de Müslümanlığı kurtaracak olan Bu hadis-i şerifte de Müslümanlığı kurtaracak olan Halifetullahi'l-Mehdi olan zat'ınHalifetullahi'l-Mehdi olan zat'ın Horasan tarafından çıkacağını tebşir ediyor.Horasan tarafından çıkacağını tebşir ediyor. Onu duyduğunuz ve bulduğunuz zaman da, onun;Onu duyduğunuz ve bulduğunuz zaman da, onun; -rahmetli bizim bir hoca efendi vardı- -rahmetli bizim bir hoca efendi vardı- sürüne sürüne keşke gitsem de ona asker olsam derdi.sürüne sürüne keşke gitsem de ona asker olsam derdi. Onun yardımcısı olun, demek.Onun yardımcısı olun, demek. Velev habben. Diyor ki, sürünerek bile,Velev habben. Diyor ki, sürünerek bile, yani gitmeye gücünüz yoksa da ihtiyarlık dolayısıyla da,yani gitmeye gücünüz yoksa da ihtiyarlık dolayısıyla da, sürüne sürüne onun yardımcısı olmaya gidin.sürüne sürüne onun yardımcısı olmaya gidin. İzâ raeytümü’l-hilâle

İzâ raeytümü’l-hilâle
fe-sûmû ve izâ raeytümûhu fe-eftırû.fe-sûmû ve izâ raeytümûhu fe-eftırû. Bizim Müslümanlıktaki kaide,Bizim Müslümanlıktaki kaide, ramazan ayının doğduğunu gördüğümüz vakitte oruç tutmaya başlarız.ramazan ayının doğduğunu gördüğümüz vakitte oruç tutmaya başlarız. Bayram ayını gördüğümüz vakitte de oruçları da, fe-eftırû, bozarız.Bayram ayını gördüğümüz vakitte de oruçları da, fe-eftırû, bozarız. Bu kaide elhamdülillah bugüne kadar câri olmuştur.Bu kaide elhamdülillah bugüne kadar câri olmuştur. Fe-in ğumme aleyküm.

Fe-in ğumme aleyküm.
“Eğer hava bulutlu, ay'ı göremiyorsanız.”“Eğer hava bulutlu, ay'ı göremiyorsanız.” Fe-‘uddû selâsîne yevmen.

Fe-‘uddû selâsîne yevmen.
“Şaban'ı otuz sayaraktan Ramazan' ı tutarsınız böyle. “Şaban'ı otuz sayaraktan Ramazan' ı tutarsınız böyle. İzâ race’a ehadüküm min seferihî fe’l-yerci’ ilâ ehlihî bi-hediyyetin.

İzâ race’a ehadüküm min seferihî fe’l-yerci’ ilâ ehlihî bi-hediyyetin.
Bahusus hacıdan gelirken veyahut nereden gelirsen,Bahusus hacıdan gelirken veyahut nereden gelirsen, bir seferden geliyorsunuz yani, gelirken evinize boş gelmeyiniz.bir seferden geliyorsunuz yani, gelirken evinize boş gelmeyiniz. Fe’l-yerci’ ilâ ehlihî bi-hediyyetin.

Fe’l-yerci’ ilâ ehlihî bi-hediyyetin.
Evine muhakkak bir hediyeyle gelinsin.Evine muhakkak bir hediyeyle gelinsin. Ve lev lem yecid.

Ve lev lem yecid.
Ya fakirlik dolayısıyla yahut meşgale dolayısıylaYa fakirlik dolayısıyla yahut meşgale dolayısıyla bir şey alma imkan olmadı, alamadı.bir şey alma imkan olmadı, alamadı. İllâ yülkî fî mihlâtihî haceran ev huzmete hatabin.

İllâ yülkî fî mihlâtihî haceran ev huzmete hatabin.
Ya mendiline yahut torbana bir taş koyYa mendiline yahut torbana bir taş koy veyahut ağaç parçaları, odun parçaları topla koy.veyahut ağaç parçaları, odun parçaları topla koy. Fe-inne zâlike mimmâ yu’cibühüm.

Fe-inne zâlike mimmâ yu’cibühüm.
O da onların hoşuna gider.O da onların hoşuna gider. “Boş gelmemiş babamız” derler.

“Boş gelmemiş babamız” derler.
Mesela çocuklara çakıl taşları bak size buluverdim filan diyerekten.Mesela çocuklara çakıl taşları bak size buluverdim filan diyerekten. Yani eve münasip olan bir hediyeyle gelmeyi tavsiye ediyor.Yani eve münasip olan bir hediyeyle gelmeyi tavsiye ediyor. Hatta böyle bir hikaye de dinlemiştim de,

Hatta böyle bir hikaye de dinlemiştim de,
adamcağızın gözü körmüş de her gün evini mendilini doldurur gelirmiş.adamcağızın gözü körmüş de her gün evini mendilini doldurur gelirmiş. Bir gün boş gelmiş, bakmış hanım:Bir gün boş gelmiş, bakmış hanım: “Yahu sen körmüşsün” demiş.

“Yahu sen körmüşsün” demiş.
O da,

O da,
“Otuz senedir beraberiz, benim körlüğümü şimdi mi gördün?” demiş.

“Otuz senedir beraberiz, benim körlüğümü şimdi mi gördün?” demiş.
İzâ rafa’te ra’seke mine’s-sücûdi.

İzâ rafa’te ra’seke mine’s-sücûdi.
Fe-lâ tuk’i kemâ yuk’i’l-kelbi.Fe-lâ tuk’i kemâ yuk’i’l-kelbi. “Başını secdeden kaldırdığın vakitte.”“Başını secdeden kaldırdığın vakitte.” İzâ rafa’te ra’seke mine’s-sücûdi. Fe-lâ tuk’i kemâ yuk’i’l-kelbi.İzâ rafa’te ra’seke mine’s-sücûdi. Fe-lâ tuk’i kemâ yuk’i’l-kelbi. Köpek böyle ellerini diker de durur ya,

Köpek böyle ellerini diker de durur ya,
onun gibi ayaklarını böyle dikip de durma.onun gibi ayaklarını böyle dikip de durma. “Secdeden kalktığın vakitte.“Secdeden kalktığın vakitte. Da’ elyeyke beyne kademeyke. “Oturaklarını iki dizlerinin arasına oturt.”

Da’ elyeyke beyne kademeyke. “Oturaklarını iki dizlerinin arasına oturt.”
Ve’l-zık zâhira kadameyke bi’l-ardı.

Ve’l-zık zâhira kadameyke bi’l-ardı.
“Ayaklarının dış tarafı yere gelsin, o suretle otur.”“Ayaklarının dış tarafı yere gelsin, o suretle otur.” Bazı insanlar dikiyorlar da öyle oturuyorlar topuklarını mesela.Bazı insanlar dikiyorlar da öyle oturuyorlar topuklarını mesela. O makbul değil.O makbul değil. İzâ raddellâhu ala’l-abdi’l-müslimi rûhahû mine’l-leyli

İzâ raddellâhu ala’l-abdi’l-müslimi rûhahû mine’l-leyli
fe-sebbehahû ve meccedehû ve’stağferahû fe-sebbehahû ve meccedehû ve’stağferahû ğufüra lehû mâ tekaddeme min zenbihî.ğufüra lehû mâ tekaddeme min zenbihî. Cenâb-ı Hak bir kulunu ruhunu iade etti,

Cenâb-ı Hak bir kulunu ruhunu iade etti,
yani uyandırdı gece, uykudan kalktı, uyandı.yani uyandırdı gece, uykudan kalktı, uyandı. Uyandığı vakitte Allah Teâlâ'yı tesbih ederse, temcid ederse,Uyandığı vakitte Allah Teâlâ'yı tesbih ederse, temcid ederse, istiğfâr ederse, Allah Teâlâ ğafera lehû mâ tekaddeme min zenbihî.istiğfâr ederse, Allah Teâlâ ğafera lehû mâ tekaddeme min zenbihî. Onun geçmiş günahlarını mağfiret eder,Onun geçmiş günahlarını mağfiret eder, şu gecedeki yapmış olduğu tesbihinden, temcidinden, istiğfarından nâşi.şu gecedeki yapmış olduğu tesbihinden, temcidinden, istiğfarından nâşi. Ve in hüve kâme.

Ve in hüve kâme.
Eğer kalkar da bir de, fe-tevadda’a fe-sallâ.Eğer kalkar da bir de, fe-tevadda’a fe-sallâ. Abdest alır bir de namaz kılarsa.Abdest alır bir de namaz kılarsa. Fe-zekerahû. Bir de Allah'ı zikrederse.

Fe-zekerahû. Bir de Allah'ı zikrederse.
Ve’stağferahû. Yine istiğfar ederse.

Ve’stağferahû. Yine istiğfar ederse.
Ve de’âhu.

Ve de’âhu.
Bir de yalvarırsa Allah'a, Tukbelü minhü.Bir de yalvarırsa Allah'a, Tukbelü minhü. Bütün yalvarmaları kabul olur, o andaki yalvarmalar kabul olur.Bütün yalvarmaları kabul olur, o andaki yalvarmalar kabul olur. Hepimiz bu zikrullahla memuruz.

Hepimiz bu zikrullahla memuruz.
Bunda dervişlik, tarikatçılık, şuculuk buculuk, bu ikinci bahis.Bunda dervişlik, tarikatçılık, şuculuk buculuk, bu ikinci bahis. Her mümin-i muvahhit Allah celle ve âlâ’yı zikirle memurdur. Her mümin-i muvahhit Allah celle ve âlâ’yı zikirle memurdur. “Ama ben bunu beceremiyorum da birisinden öğreneyim” derse başka.“Ama ben bunu beceremiyorum da birisinden öğreneyim” derse başka. Yolunu erkanını öğrenip, daima Allah Teâlâ'nın zikriyle meşgul olmasıYolunu erkanını öğrenip, daima Allah Teâlâ'nın zikriyle meşgul olması mümin-i muvahhide yakışan sıfatlardan en birincisidir.mümin-i muvahhide yakışan sıfatlardan en birincisidir. Zikrin mukabili gaflettir malum.

Zikrin mukabili gaflettir malum.
Yani hatırlamıyor Allah'ını, unutuvermiş.Yani hatırlamıyor Allah'ını, unutuvermiş. Dünya telaşesine işlerine dalmış, hatırdan çıkmış Allah'ın zikri o an.Dünya telaşesine işlerine dalmış, hatırdan çıkmış Allah'ın zikri o an. İnsana en büyük günah gaflettir, Allah'ını unutmasıdır.İnsana en büyük günah gaflettir, Allah'ını unutmasıdır. Zikir de bunun mukabili Allah'ı hatırda tutmaktır.Zikir de bunun mukabili Allah'ı hatırda tutmaktır. Hatırından çıkarmamaktır ki görücü, bilici, Hatırından çıkarmamaktır ki görücü, bilici, her şey O’nun hükmü ve takdirindedir.her şey O’nun hükmü ve takdirindedir. Binâenaleyh hem O’nu biliyor hem de diliyle Allah Allah Allah Allah diyor.Binâenaleyh hem O’nu biliyor hem de diliyle Allah Allah Allah Allah diyor. O’nu gönlüne de indiriyor, Allah Allah Allah, diliyle, gönlüyle diyor.

O’nu gönlüne de indiriyor, Allah Allah Allah, diliyle, gönlüyle diyor.
Bu ne kadar makbul bir şeydir.Bu ne kadar makbul bir şeydir. Malum ya biz zikri kalp ile deriz.

Malum ya biz zikri kalp ile deriz.
Kalp ile zikir denildiği vakitte şu bizim buradaki et parçası zannetmemelidir.Kalp ile zikir denildiği vakitte şu bizim buradaki et parçası zannetmemelidir. Bu kalptir ki elle tutulmaz, gözle de görülmez o.Bu kalptir ki elle tutulmaz, gözle de görülmez o. Bunu herkes biliyor, herkeste de var, her hayvanda da var.Bunu herkes biliyor, herkeste de var, her hayvanda da var. Matlub olan bu değil.Matlub olan bu değil. Bu kalp, bu kalp ile irtibatı olan bir maneviyattır kiBu kalp, bu kalp ile irtibatı olan bir maneviyattır ki elle tutulmaz ve gözlen görülmez.elle tutulmaz ve gözlen görülmez. Onu gören göz gönül gözüdür.Onu gören göz gönül gözüdür. Kimin gönül gözü açılırsa,Kimin gönül gözü açılırsa, ki o gafleti bırakmış Allah Teâlâ'nın zikriyle meşgul oluyor.ki o gafleti bırakmış Allah Teâlâ'nın zikriyle meşgul oluyor. Ondan bu gaflet gider ve bu gaflet gitmesiyle Ondan bu gaflet gider ve bu gaflet gitmesiyle gönlün ne demek olduğunu o zaman anlar.gönlün ne demek olduğunu o zaman anlar. Onun için bir yerde okudum da hoşuma gitti.

Onun için bir yerde okudum da hoşuma gitti.
Mesela ehl-i ilim bir namaz tarif ederler:

Mesela ehl-i ilim bir namaz tarif ederler:
Bismillâhirrahmânirrahîm diyeceksin, temizleneceksin, abdest alacaksın.

Bismillâhirrahmânirrahîm diyeceksin, temizleneceksin, abdest alacaksın.
İşte namaza duracaksın, sübhaneke, Fâtiha, zamm-ı sûre...İşte namaza duracaksın, sübhaneke, Fâtiha, zamm-ı sûre... İşte dört tane yahut iki tane rekât.İşte dört tane yahut iki tane rekât. Selamünaleyküm, ve aleykümselam, senin namazın tamam der.Selamünaleyküm, ve aleykümselam, senin namazın tamam der. Oldu bu namaz, çok güzel, hiç eksiksiz yaptın.Oldu bu namaz, çok güzel, hiç eksiksiz yaptın. Fakat ehl-i gönül der ki:

Fakat ehl-i gönül der ki:
Sen bu namazı kıldın ama senin gönlün namazda değildi,

Sen bu namazı kıldın ama senin gönlün namazda değildi,
gönlün huzurlu değildi.gönlün huzurlu değildi. Matlub, gönlünün huzurda olması lazım. Matlub, gönlünün huzurda olması lazım. Cesedin huzurda durmuş, ehCesedin huzurda durmuş, eh o mesuliyetten kendini kurtarırsın ammao mesuliyetten kendini kurtarırsın amma makbul olan gayeye ulaşamazsın. makbul olan gayeye ulaşamazsın. Matlub olan gayeye ulaşmak için o elle tutulmayan,Matlub olan gayeye ulaşmak için o elle tutulmayan, gözle görülmeyen gönle sahip olmak lazım.gözle görülmeyen gönle sahip olmak lazım. O da Allah Teâlâ'nın zikrini çok söylemekle olur. O da Allah Teâlâ'nın zikrini çok söylemekle olur. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de burada dedi ki:

Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de burada dedi ki:
Fe-tevadda’a. Abdest aldı. Fe-sallâ. Namazı da kıldı. Fe-zekerahû.

Fe-tevadda’a. Abdest aldı. Fe-sallâ. Namazı da kıldı. Fe-zekerahû.
Bir de arkadan zikretti diyor.Bir de arkadan zikretti diyor. Demek ki namazla bitmedi iş.Demek ki namazla bitmedi iş. Abdest aldı, namazı kıldı ama üstüne ilaveten zikretti ve,Abdest aldı, namazı kıldı ama üstüne ilaveten zikretti ve, Ve’stağferahû. Bir de istiğfâr etti.Ve’stağferahû. Bir de istiğfâr etti. Bu matlub olan çok güzel bir şeydir.Bu matlub olan çok güzel bir şeydir. Bunu keşke, dün bir hanım işittim, seksen yaşındaymış mı, doksan yaşındaymış mı,Bunu keşke, dün bir hanım işittim, seksen yaşındaymış mı, doksan yaşındaymış mı, daha bir gece teheccüdünü bırakmamış diyorlar.daha bir gece teheccüdünü bırakmamış diyorlar. İçimden de geçti elini bir öpsem diye.İçimden de geçti elini bir öpsem diye. Yani memleket de boş değildir ha!Yani memleket de boş değildir ha! İnsanlar onlara vermez ama böyleleriyle doludur.İnsanlar onlara vermez ama böyleleriyle doludur. İzâ ra’afe ehadüküm fi’s-salâti

İzâ ra’afe ehadüküm fi’s-salâti
ev zera’ahü’l-kay’u fe-in kâne kalsen yağsilühûev zera’ahü’l-kay’u fe-in kâne kalsen yağsilühû ev vecede meziyyen fe’l-yensarif fe’l-yetevedda. ev vecede meziyyen fe’l-yensarif fe’l-yetevedda. Namazda burnu kanadı. Ev zera’ahü’l-kay’u.

Namazda burnu kanadı. Ev zera’ahü’l-kay’u.
Yahut içi bulandı, istifra ediyor. Fe-in kâne kalsen.Yahut içi bulandı, istifra ediyor. Fe-in kâne kalsen. Bu gelen kay’, ağız dolusu yahut daha aşağı, onu yıkar diyor.Bu gelen kay’, ağız dolusu yahut daha aşağı, onu yıkar diyor. Yahut mezî oldu. Erkeklik hissi galebe çaldı.Yahut mezî oldu. Erkeklik hissi galebe çaldı. İnce bir su akıntısı hasıl oldu. Gençlerde ekseriyetle olur.İnce bir su akıntısı hasıl oldu. Gençlerde ekseriyetle olur. İnce bir su hasıl oldu. İnce bir su hasıl oldu. fe’l-yensarif fe’l-yetevedda’. Namazı bozsun çıksın, abdestini tazelesin.

fe’l-yensarif fe’l-yetevedda’. Namazı bozsun çıksın, abdestini tazelesin.
Sümme yerci’ ilâ mâ bakıye min salâtihî.

Sümme yerci’ ilâ mâ bakıye min salâtihî.
Mesela üçüncü rekâttayken bu hâl vaki oldu, gider abdestini alır gelir.Mesela üçüncü rekâttayken bu hâl vaki oldu, gider abdestini alır gelir. Ama konuşmadan gelir ve üçüncü rekatına ilaveten bir rekât daha kılar.Ama konuşmadan gelir ve üçüncü rekatına ilaveten bir rekât daha kılar. Yeniden kılmak istemez.Yeniden kılmak istemez. Üçüncü rekâtına ilave ederekten namazını kılar.Üçüncü rekâtına ilave ederekten namazını kılar. Ve lâ yestakbilehâ cedîden. Yeniden şey yapmaya lüzum yoktur.

Ve lâ yestakbilehâ cedîden. Yeniden şey yapmaya lüzum yoktur.
Ve hüve ma’a zâlike lâ yetekellemü.

Ve hüve ma’a zâlike lâ yetekellemü.
Bununla beraber giderken gelirken kimseyle konuşmaması lazım.Bununla beraber giderken gelirken kimseyle konuşmaması lazım. Hattâ yerci’a ilâ mâ bakiye min salâtihî.

Hattâ yerci’a ilâ mâ bakiye min salâtihî.
Geri kalan o bir rekât namazını tamamlayabilmek için Geri kalan o bir rekât namazını tamamlayabilmek için bunu böyle yapmak kâfidir buyurmuş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. bunu böyle yapmak kâfidir buyurmuş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Şimdi dinimiz bak her şeyde ne kadar kolaylıklar gösteriyor. Şimdi dinimiz bak her şeyde ne kadar kolaylıklar gösteriyor. Bozulmuş bir namaza bir ilave için çıkıp abdest alıp gelip ona eklemeyiBozulmuş bir namaza bir ilave için çıkıp abdest alıp gelip ona eklemeyi müsaade ediyor.müsaade ediyor. Geçen Pakistan'dan bir mektup aldım. Arkadaşlardan birisi yazmış.

Geçen Pakistan'dan bir mektup aldım. Arkadaşlardan birisi yazmış.
Kabil şehrine gitmiş arkadaş göreyim diyerekten. Kabil şehrine gitmiş arkadaş göreyim diyerekten. Buradan Belh'a geçecekmiş. Geçememiş.Buradan Belh'a geçecekmiş. Geçememiş. Büyükleri ziyaret edeyim diye. Kabil şehrini bize mektubu da yazıyor.Büyükleri ziyaret edeyim diye. Kabil şehrini bize mektubu da yazıyor. Güzel bir şehir. 350 bin nüfusu diyor.

Güzel bir şehir. 350 bin nüfusu diyor.
Camileri harap bir şekilde ise de, içerileri gayet güzel tezyin edilmiş.Camileri harap bir şekilde ise de, içerileri gayet güzel tezyin edilmiş. Halılarla mefru.Halılarla mefru. Fakat baktın ki diyor, namaz kılanların yüzde doksan beşi ayakkabısıyla kılıyor namazı.Fakat baktın ki diyor, namaz kılanların yüzde doksan beşi ayakkabısıyla kılıyor namazı. O güzel halıların üzerine ayakkabı.O güzel halıların üzerine ayakkabı. Biz ayakkabılarımızı elimizde camide sokmak bile istemeyiz mesela.Biz ayakkabılarımızı elimizde camide sokmak bile istemeyiz mesela. Fakat baktın bana çok taaccüb ettim diyor.Fakat baktın bana çok taaccüb ettim diyor. Halbuki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buna müsaadesi var.Halbuki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buna müsaadesi var. Yani insan namaz kılması için hiçbir maniyi bırakmamış Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.Yani insan namaz kılması için hiçbir maniyi bırakmamış Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Ayakkabı çıkmıyor mu ayağından, ayakkabın ile kılıver.Ayakkabı çıkmıyor mu ayağından, ayakkabın ile kılıver. Temizle altını güzelce. Kıl namazını.Temizle altını güzelce. Kıl namazını. Demek ki o memlekette bu şey cariymiş ki, Demek ki o memlekette bu şey cariymiş ki, böylece namazlarını da kılıyorlarmış. Pislik olmadığı takdirdir tabi.böylece namazlarını da kılıyorlarmış. Pislik olmadığı takdirdir tabi. İzâ rakadte fe-ağlık bâbake. Buna dikkat edin.

İzâ rakadte fe-ağlık bâbake. Buna dikkat edin.
Yattığınız vakitte. Akşamları yatıyoruz ya bu yatığınız vakite. Yattığınız vakitte. Akşamları yatıyoruz ya bu yatığınız vakite. Fe-ağlık bâbake. Kapını kapat.

Fe-ağlık bâbake. Kapını kapat.
Ben Allah'a tevekkül ettim diyerekten, bizim kapıyı kimse elleşmezBen Allah'a tevekkül ettim diyerekten, bizim kapıyı kimse elleşmez deyip de böyle şeylik yapma.deyip de böyle şeylik yapma. Kapını kapat, kilitle, ne yapacaksan yap. Ve evki sikâke.Kapını kapat, kilitle, ne yapacaksan yap. Ve evki sikâke. Su kaplarının ağzını kapa, ört. Su kaplarının ağzını kapa, ört. Ve hammir inâke. Yine kaplarının ağızlarını neler varsa ört.

Ve hammir inâke. Yine kaplarının ağızlarını neler varsa ört.
Ve atfi misbâhake. Yanan bir mumun varsa onu söndür.

Ve atfi misbâhake. Yanan bir mumun varsa onu söndür.
Fe-inne’ş-şeytâne. Şeytan aleyhinanane.

Fe-inne’ş-şeytâne. Şeytan aleyhinanane.
Lâ yeftahu bâben. Kapalı bir kapıyı açamaz.

Lâ yeftahu bâben. Kapalı bir kapıyı açamaz.
Ve lâ yehulle vikâen. Kapalı bir kabı da çözemez.

Ve lâ yehulle vikâen. Kapalı bir kabı da çözemez.
Ve lâ yekşifü ğıtâen. Üzerine konmuş hiçbir örtüyü de kaldıramaz.

Ve lâ yekşifü ğıtâen. Üzerine konmuş hiçbir örtüyü de kaldıramaz.
Ve inne'l-fârate'l-fuveysikate. O pis fareler.

Ve inne'l-fârate'l-fuveysikate. O pis fareler.
Tuhriku alâ ehli'l-beyti beytehu.

Tuhriku alâ ehli'l-beyti beytehu.
Gelir senin mumuna elleşir. Düşürür onu, uykudasın sen de;Gelir senin mumuna elleşir. Düşürür onu, uykudasın sen de; yatağına, yorganına, bir yerine, başlar tutuşturmaya, kilimine, halısına.yatağına, yorganına, bir yerine, başlar tutuşturmaya, kilimine, halısına. Derken evde yanar, gider gürültüye.Derken evde yanar, gider gürültüye. Onun için misbahını söndür.

Onun için misbahını söndür.
Ama şimdi biz ufak elektrik lambalarını yakıp bırakıyoruz,Ama şimdi biz ufak elektrik lambalarını yakıp bırakıyoruz, belki ona da bir kontaklık olabilir gece.belki ona da bir kontaklık olabilir gece. Mesela çarşılarda filan bir kontak dolayısıyla bir kaza dolayısıyla.Mesela çarşılarda filan bir kontak dolayısıyla bir kaza dolayısıyla. Binâenaleyh ona da lüzum kalmamalı, onun da anahtarını kapayıvermeli.Binâenaleyh ona da lüzum kalmamalı, onun da anahtarını kapayıvermeli. Allah esirgesin…

Allah esirgesin…
Ve lâ te’kül bi-şimâlike. Şimdi buna dikkat edin!

Ve lâ te’kül bi-şimâlike. Şimdi buna dikkat edin!
Şimal diye sola diyor. Sol elinle sakın bir şey yeme.Şimal diye sola diyor. Sol elinle sakın bir şey yeme. Geçen biz yemek yiyorduk. Arkadan birisi bağırdı:

Geçen biz yemek yiyorduk. Arkadan birisi bağırdı:
“Yahu neredesin? Sol elinle yemek yener mi burada” dedi.

“Yahu neredesin? Sol elinle yemek yener mi burada” dedi.
Ben de utandım.Ben de utandım. Müslüman adam sol eliyle yemek yemez.

Müslüman adam sol eliyle yemek yemez.
Yeni yetişen insanlar bir eline çatal alıyor, bir eline kaşık alıyor.Yeni yetişen insanlar bir eline çatal alıyor, bir eline kaşık alıyor. Bir sağından yiyor, bir solundan yiyor. Bu Müslüman'a yakışmaz. Bir sağından yiyor, bir solundan yiyor. Bu Müslüman'a yakışmaz. Bu french âdetidir.Bu french âdetidir. Müslüman âdetinde daima sağ eliyle yemek âdâb-ı İslamiyedendir.Müslüman âdetinde daima sağ eliyle yemek âdâb-ı İslamiyedendir. Onun için;

Onun için;
Ve lâ te’kül bi-şimâlike. Sakın sol elinle yeme.

Ve lâ te’kül bi-şimâlike. Sakın sol elinle yeme.
Ve lâ teşrab bi-şimâlike. Sol elinle de içme.

Ve lâ teşrab bi-şimâlike. Sol elinle de içme.
Sol elinle yeme ve sol elinle de içme.Sol elinle yeme ve sol elinle de içme. İster isen bardağı alıyor sol elinle de böyle içiyor.İster isen bardağı alıyor sol elinle de böyle içiyor. Bu Müslüman âdetine yakışmaz.Bu Müslüman âdetine yakışmaz. Ve lâ temşi fî na’lin vâhidetin. Bak şimdi dikkat et.

Ve lâ temşi fî na’lin vâhidetin. Bak şimdi dikkat et.
Ayağındaki ayakkabının tasması kopmuş, tek ayakkabı.Ayağındaki ayakkabının tasması kopmuş, tek ayakkabı. Tekiyle yürüme diyor.Tekiyle yürüme diyor. O koptuysa onu da çıkar, ya onu da ıslah et, ikisini bir giy.O koptuysa onu da çıkar, ya onu da ıslah et, ikisini bir giy. Yani adalete yürüyüşte bile dikkat et diyor.Yani adalete yürüyüşte bile dikkat et diyor. Ne kadar güzel söylemiş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.Ne kadar güzel söylemiş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Yürüyüşte bile adalete riayet ederekten kopan bir ayakkabının tekiyle yürüme.Yürüyüşte bile adalete riayet ederekten kopan bir ayakkabının tekiyle yürüme. Ve lâ teştemili’s-sammâe.

Ve lâ teştemili’s-sammâe.
Ve namaz kılarken hacıların ihramda büründükleri gibiVe namaz kılarken hacıların ihramda büründükleri gibi esbabını öyle üstüne alıp da namaz kılma, giy.esbabını öyle üstüne alıp da namaz kılma, giy. Kolunu dışarıda bırakmak surette olmaz.Kolunu dışarıda bırakmak surette olmaz. Ve lâ fi’d-dâri muğdıben.

Ve lâ fi’d-dâri muğdıben.
Tahtebi, şöyle dizlerini bükerektenTahtebi, şöyle dizlerini bükerekten oturakların üzerine oturur ve dizlerini diker oturur.oturakların üzerine oturur ve dizlerini diker oturur. Bu eski Arap kavminin şeysi, entari giyiyorlar.Bu eski Arap kavminin şeysi, entari giyiyorlar. Bazen don da olmaz entarilerinin altında, sıcakta. Yalnız entarisiyle olur.Bazen don da olmaz entarilerinin altında, sıcakta. Yalnız entarisiyle olur. Onu öyle oturduğu vakitteOnu öyle oturduğu vakitte karşıdaki onun avretinin görünmesi ihtimali vardır. karşıdaki onun avretinin görünmesi ihtimali vardır. “Böyle oturma, ayaklarını dikerek.”

“Böyle oturma, ayaklarını dikerek.”
Bizim de pantolonlar, yani onlara yakın bir şekilde avret yerlerini şey yapar.

Bizim de pantolonlar, yani onlara yakın bir şekilde avret yerlerini şey yapar.
Bildirirsi bir hal vardır. Binâenaleyh onu yine yapmamak lazım.Bildirirsi bir hal vardır. Binâenaleyh onu yine yapmamak lazım. "İzâ rakibe'l-abdu'd-dâbbete.

"İzâ rakibe'l-abdu'd-dâbbete.
Bir insan hayvana bindiği vakitte.Bir insan hayvana bindiği vakitte. Arabalarımız da hayvandan sayılır. Bir bineğe bindiği vakitte…Arabalarımız da hayvandan sayılır. Bir bineğe bindiği vakitte… "Fe-lem yezkuri'sme'llâhi."" Fakat Allah'ın ismini anmıyor.

"Fe-lem yezkuri'sme'llâhi."" Fakat Allah'ın ismini anmıyor.
"Redifehu'ş-şeytânu". Yanı başına şeytan da biner. Arkadaş olur onunla.

"Redifehu'ş-şeytânu". Yanı başına şeytan da biner. Arkadaş olur onunla.
"Ve kâle: Teğanne".

"Ve kâle: Teğanne".
Ona der ki, şarkıdan, gazelden neler biliyorsan söyle bakalım.Ona der ki, şarkıdan, gazelden neler biliyorsan söyle bakalım. Şimdi bu yolculukta olabilecek şey.Şimdi bu yolculukta olabilecek şey. "Fe-in kâne lâ yuhsinu'l-ğinâe".

"Fe-in kâne lâ yuhsinu'l-ğinâe".
Eğer o adam şarkı söylemesini, gazel söylemesini beceremiyorsa.Eğer o adam şarkı söylemesini, gazel söylemesini beceremiyorsa. Kâle lehu: Temenne. Çalış çalış, yapmaya çalış diye onu teşvik eder.

Kâle lehu: Temenne. Çalış çalış, yapmaya çalış diye onu teşvik eder.
"Fe-lâ yezâlu fî umniyyetihi hattâ yenzile."

"Fe-lâ yezâlu fî umniyyetihi hattâ yenzile."
O ta atından, arabasından ininceye kadar şeytan onu böyle ihvâya çalışır.O ta atından, arabasından ininceye kadar şeytan onu böyle ihvâya çalışır. Niçin?

Niçin?
Bismillâhirrahmânirrahîm diye binmedi ve Allah'ın zikriyle meşgul olmuyor,

Bismillâhirrahmânirrahîm diye binmedi ve Allah'ın zikriyle meşgul olmuyor,
Allah'ın zikriyle meşgul olmayınca onun yerini şeytan tutuyorAllah'ın zikriyle meşgul olmayınca onun yerini şeytan tutuyor ve onu böyle çeşit iğvalarla meşgul ediyor,ve onu böyle çeşit iğvalarla meşgul ediyor, Allah'ından gafil olarak da geçiriyor.Allah'ından gafil olarak da geçiriyor. Onun için birçok kazalarda bundan neşet eder, gaflet gelir insana,

Onun için birçok kazalarda bundan neşet eder, gaflet gelir insana,
şeytan iğva eder, şaşırtırır filan derken arabanın dümenişeytan iğva eder, şaşırtırır filan derken arabanın dümeni başka yere gider, yuvarlanır gider insan.başka yere gider, yuvarlanır gider insan. Der ki, “Şoför yaptı.” Şoför yapmadı, şeytan yaptı, sen Allah'ı unuttun da onun için.Der ki, “Şoför yaptı.” Şoför yapmadı, şeytan yaptı, sen Allah'ı unuttun da onun için. "İzâ rakibe ehadukumu'd-dâbbete".

"İzâ rakibe ehadukumu'd-dâbbete".
Biriniz ata veyahut arabanıza bindiğiniz vakitte,Biriniz ata veyahut arabanıza bindiğiniz vakitte, "Fe'l-yahmilhâ alâ melâzzihâ".

"Fe'l-yahmilhâ alâ melâzzihâ".
Onu hâli üzerine bıraksın.Onu hâli üzerine bıraksın. Suratlandırıp, hızlandırıp, hayvanı da yormasın yani. Araba da öyle.Suratlandırıp, hızlandırıp, hayvanı da yormasın yani. Araba da öyle. Kararınca yürüt.Kararınca yürüt. Çok sürat verip de sonra durdurmak imkanını bulamazsın.Çok sürat verip de sonra durdurmak imkanını bulamazsın. Gider insan gürültüye Allah esirgeye.Gider insan gürültüye Allah esirgeye. "Ev kâle: Alâ melâzzihi, fe-innallâhe te'âlâ

"Ev kâle: Alâ melâzzihi, fe-innallâhe te'âlâ
yahmilu ale'l-kaviyyi ve'd-da'îfi."yahmilu ale'l-kaviyyi ve'd-da'îfi." O atların üzerine kaviler de biner, zayıflar da biner.O atların üzerine kaviler de biner, zayıflar da biner. Binâenaleyh onu yahut hayvan kavi olur, zayıf olur.Binâenaleyh onu yahut hayvan kavi olur, zayıf olur. Binâenaleyh hali üzerine terk et, onu zorlama.Binâenaleyh hali üzerine terk et, onu zorlama. "İzâ rakibe'n-nâsu'l-hayle."

"İzâ rakibe'n-nâsu'l-hayle."
Atlara biniyor insanlar.Atlara biniyor insanlar. Arabalar da bunun içine şimdi bugün de dahil olur yani.Arabalar da bunun içine şimdi bugün de dahil olur yani. "Ve lebisu'l-kabâtiyye."

"Ve lebisu'l-kabâtiyye."
Kabaî, Mısır Kıptilerin yaptığı ince kumaş.Kabaî, Mısır Kıptilerin yaptığı ince kumaş. Böyle ince kumaşları giyiyorlar ve atları arabalara binip zevk-i sefadalar.Böyle ince kumaşları giyiyorlar ve atları arabalara binip zevk-i sefadalar. "Ve tevellevu'ş-Şâme."

"Ve tevellevu'ş-Şâme."
Şam tarafına doğru. Çünkü Şam güzel bir memleket.Şam tarafına doğru. Çünkü Şam güzel bir memleket. Bağı, bahçesi, suyu filan güzel.Bağı, bahçesi, suyu filan güzel. Yaşama yerleri çok orada.Yaşama yerleri çok orada. Herkes o tarafa doğru teveccüh etmiş gidiyor.Herkes o tarafa doğru teveccüh etmiş gidiyor. "Ve'ktefe'r-ricâlu bi'r-ricâli."

"Ve'ktefe'r-ricâlu bi'r-ricâli."
Allah esirgeye, Lût kavminin amelini işliyorlar.Allah esirgeye, Lût kavminin amelini işliyorlar. "Ve'n-nisâu bi'n-nisâi""Ve'n-nisâu bi'n-nisâi" Artık evlenmelere lüzum görmüyorlar yani.Artık evlenmelere lüzum görmüyorlar yani. Herkes gayrimeşru surette nefsini teskin etmenin yolunu arıyor. O zaman.Herkes gayrimeşru surette nefsini teskin etmenin yolunu arıyor. O zaman. "Ammehumu'llâhu bi-ukûbetin min 'indihi."

"Ammehumu'llâhu bi-ukûbetin min 'indihi."
Allah Teâlâ bunlara bir âmmeten,Allah Teâlâ bunlara bir âmmeten, umumi olaraktan bir ukûbet verir ki başlarının çaresini bulamazlar kurtarmaya.umumi olaraktan bir ukûbet verir ki başlarının çaresini bulamazlar kurtarmaya. Bu ukûbet ya gökten gelir, ya yerden gelir, ya rüzgârdan gelir,Bu ukûbet ya gökten gelir, ya yerden gelir, ya rüzgârdan gelir, ya düşmandan gelir.ya düşmandan gelir. Allah muhafaza etsin...

Allah muhafaza etsin...
Bunun sebebi, insanların, demek ki Allah Teâlâ'nın emrinden

Bunun sebebi, insanların, demek ki Allah Teâlâ'nın emrinden
uzak kaçmalarının bir cezası oluyor.uzak kaçmalarının bir cezası oluyor. "İzâ raka’a ehadukum fe'l-yeda' yedehu alâ rukbeteyhi."

"İzâ raka’a ehadukum fe'l-yeda' yedehu alâ rukbeteyhi."
Siz namaz kıldığınız vakitte,Siz namaz kıldığınız vakitte, rükûya yattığınız vakitte ellerinizi dizlerinizin üzerine koyunuz.rükûya yattığınız vakitte ellerinizi dizlerinizin üzerine koyunuz. Dizden yukarıya değil, dizden aşağıya değil.Dizden yukarıya değil, dizden aşağıya değil. Dizlerinizin üzerine ellerinizi koyunuz.Dizlerinizin üzerine ellerinizi koyunuz. "Sümme yemküs hattâ yatmeinne." Oraya koymakla hemen kalkmayın. Durun.

"Sümme yemküs hattâ yatmeinne." Oraya koymakla hemen kalkmayın. Durun.
Ne kadar?

Ne kadar?
"Hattâ yatmeinne".

"Hattâ yatmeinne".
İtminân, sükûnet hasıl oluncaya kadar orada öyle durun.İtminân, sükûnet hasıl oluncaya kadar orada öyle durun. "Küllü azmin fî mefâsilihi". Her âzâ ve hat sükûnet haline gelsin.

"Küllü azmin fî mefâsilihi". Her âzâ ve hat sükûnet haline gelsin.
"Sümme sebbeha selâse merrât"

"Sümme sebbeha selâse merrât"
Üç kere Sübhane Rabbiyel Azîm, Sübhane Rabbiyel Azîm, Sübhane Rabbiyel Azîm deyiniz.Üç kere Sübhane Rabbiyel Azîm, Sübhane Rabbiyel Azîm, Sübhane Rabbiyel Azîm deyiniz. İmam olursanız, Üçten fazla diyemezsiniz.İmam olursanız, Üçten fazla diyemezsiniz. İmam olmaz kendi kendine kılarsanız, beşte dersiniz, yedide dersiniz,İmam olmaz kendi kendine kılarsanız, beşte dersiniz, yedide dersiniz, dokuzda dersiniz, on bire kadar dersiniz.dokuzda dersiniz, on bire kadar dersiniz. Fe-innehu yusebbihu lillâhi min cesedihî

Fe-innehu yusebbihu lillâhi min cesedihî
selâsetun ve selâsûne ve selâsumieti azmin."selâsetun ve selâsûne ve selâsumieti azmin." Bu üç tesbihi söylemek suretiyle vücudunuzda olan üç yüz altmış kemikBu üç tesbihi söylemek suretiyle vücudunuzda olan üç yüz altmış kemik de, mafsal de, oynak yerleri sizinle beraber Allah'ın tesbihini yapar.de, mafsal de, oynak yerleri sizinle beraber Allah'ın tesbihini yapar. "Ve selâsûne ve selâsü mieti irkın."

"Ve selâsûne ve selâsü mieti irkın."
Üç yüz. Üç yüz otuz üç damarda, onlar da tesbih yaparlar.Üç yüz. Üç yüz otuz üç damarda, onlar da tesbih yaparlar. "Ve izâ secede." Secdeye vardığınız vakitte,

"Ve izâ secede." Secdeye vardığınız vakitte,
"Fe'l-yüsebbih selâsen".

"Fe'l-yüsebbih selâsen".
Secdede gene böyle itminan hasıl olur. Secdede gene böyle itminan hasıl olur. Ondan sonra üç kere de Subhâne rabbiyel âlâ,Ondan sonra üç kere de Subhâne rabbiyel âlâ, Subhâne rabbiyel âlâ, Subhâne rabbiyel âlâ derseniz, Subhâne rabbiyel âlâ, Subhâne rabbiyel âlâ derseniz, "Fe-innehu yusebbihu min cesedihi mislu zâlik."

"Fe-innehu yusebbihu min cesedihi mislu zâlik."
Bütün cesette ne varsa onlar da sizinle beraber bu tesbihi yaparlar.Bütün cesette ne varsa onlar da sizinle beraber bu tesbihi yaparlar. "İzâ raka'te fe-da' keffeyke alâ rukbeteyke hattâ tatmeinne,

"İzâ raka'te fe-da' keffeyke alâ rukbeteyke hattâ tatmeinne,
ve izâ secedte fe-emkin cebheteke mine'l-ardi hattâ tecide hacme'l-ardi."ve izâ secedte fe-emkin cebheteke mine'l-ardi hattâ tecide hacme'l-ardi." Bu aynı hadisin ilaveli bir kısmı,

Bu aynı hadisin ilaveli bir kısmı,
secdeye vardığın vakitte de,secdeye vardığın vakitte de, secde ettiğin yerin katılığını duyacak derecede alnın yere vurmalı.secde ettiğin yerin katılığını duyacak derecede alnın yere vurmalı. Yani yumuşak bir şey üzerine yaparsan o secde secdeden sayılmaz.Yani yumuşak bir şey üzerine yaparsan o secde secdeden sayılmaz. Secde ettiğin vakitte, mesela kum gibi, Secde ettiğin vakitte, mesela kum gibi, darı gibi durmayan şeyler üzerinde secde olmaz.darı gibi durmayan şeyler üzerinde secde olmaz. Katı bir yer olması lazımdır ki alın o katılığı hissetmelidir.Katı bir yer olması lazımdır ki alın o katılığı hissetmelidir. "İzâ rakibtüm hâzihi'd-devâbbe fe-a'tûhâ hazzahâ mine'l-menâzili.

"İzâ rakibtüm hâzihi'd-devâbbe fe-a'tûhâ hazzahâ mine'l-menâzili.
Bir ata, hayvana bindiğiniz vakitte O atın bir hakkı vardır, yürüyüş hakkı.Bir ata, hayvana bindiğiniz vakitte O atın bir hakkı vardır, yürüyüş hakkı. Her hayvan yürümek ister bir müddet.Her hayvan yürümek ister bir müddet. Onun ne kadar hakkı varsa menzilde, o kadar yürürsünüz.Onun ne kadar hakkı varsa menzilde, o kadar yürürsünüz. "Ve lâ tekûnû 'aleyhâ şeyâtîn."

"Ve lâ tekûnû 'aleyhâ şeyâtîn."
Mesela bir hayvan üç saat, iki saat yahut beş saat gider.Mesela bir hayvan üç saat, iki saat yahut beş saat gider. Fakat sabahtan akşama kadar gitmez ya, Fakat sabahtan akşama kadar gitmez ya, siz de bunun üzerine binmişsiniz,siz de bunun üzerine binmişsiniz, filan yere yetişeceğim diyerekten kamçılayıp hayvana dafilan yere yetişeceğim diyerekten kamçılayıp hayvana da oraya kadar sevk etmeye uğraşmayın.oraya kadar sevk etmeye uğraşmayın. Arabanız da böyle. Bir had var, o hadden sonra zorlamayın artık.Arabanız da böyle. Bir had var, o hadden sonra zorlamayın artık. O zaman, "ve lâ tekûnû 'aleyhâ şeyâtîn."

O zaman, "ve lâ tekûnû 'aleyhâ şeyâtîn."
Atın üzerinde şeytan olmayın diyor.Atın üzerinde şeytan olmayın diyor. Şeytanca yapmayın hareketinizi, insanca yapın demek.Şeytanca yapmayın hareketinizi, insanca yapın demek. "İzâ rame'r-raculü cemrete'l-'akabeh."

"İzâ rame'r-raculü cemrete'l-'akabeh."
Cemre-i akabe diye büyük şeytanı diyorlar.Cemre-i akabe diye büyük şeytanı diyorlar. Hacca'ya gittiğiniz vakitte inşallah siz de görürsünüz.Hacca'ya gittiğiniz vakitte inşallah siz de görürsünüz. Müzdelife denilen yerden geliniyor.Müzdelife denilen yerden geliniyor. Gelindikten sonra ilk vazife o gün, öğlene kadarGelindikten sonra ilk vazife o gün, öğlene kadar bu cemre-i akabe denilen şeytanı taşlamaktan ibarettir.bu cemre-i akabe denilen şeytanı taşlamaktan ibarettir. Öğlenden sonraya kalırsanız kerahat olur.Öğlenden sonraya kalırsanız kerahat olur. Onun için öğlenden evvel gelip orada onu taşlayacaksınız.Onun için öğlenden evvel gelip orada onu taşlayacaksınız. "Ve halaka ra'sehû." Taşladı, başını tıraş etti.

"Ve halaka ra'sehû." Taşladı, başını tıraş etti.
"Fekad halle lehû küllü şey'in ille'n-nisâ'.

"Fekad halle lehû küllü şey'in ille'n-nisâ'.
Artık ona, o ihramdan kurtulmuştur.Artık ona, o ihramdan kurtulmuştur. Her şey ona, kadından başka her şey ona helal olur. İhramdan çıkar.Her şey ona, kadından başka her şey ona helal olur. İhramdan çıkar. Artık kurban keser, ne yaparsa artık şeylerden kurtulmuştur yani.Artık kurban keser, ne yaparsa artık şeylerden kurtulmuştur yani. Haccın ihramlı olduğu haldeki yükünden kurtulmuş oluyor taşlamakla. Haccın ihramlı olduğu haldeki yükünden kurtulmuş oluyor taşlamakla. Koyun kesmeyi söylemedi.Koyun kesmeyi söylemedi. Çünkü koyun kesmek, kurban kesmek hacının hac kısmına farz değildir. Çünkü koyun kesmek, kurban kesmek hacının hac kısmına farz değildir. Hacca niyet etmiş olan hacı, kurban kesmekle mükellef değildir.Hacca niyet etmiş olan hacı, kurban kesmekle mükellef değildir. Çünkü misafirdir.Çünkü misafirdir. Misafir olduğu için kurban kesmeye lüzum yoktur. Misafir olduğu için kurban kesmeye lüzum yoktur. Ama temettu veya kıran haccına niyet ettiyse, Ama temettu veya kıran haccına niyet ettiyse, bu haccın şükrü olaraktan kurban kesmesi vacip olur o zaman.bu haccın şükrü olaraktan kurban kesmesi vacip olur o zaman. "İzâ rameyte sehmeke, ve gâbe selâsete eyyâmin

"İzâ rameyte sehmeke, ve gâbe selâsete eyyâmin
ve edraktehû, fe-kül mâ lem yüntin." Bu avcıların şeysi. ve edraktehû, fe-kül mâ lem yüntin." Bu avcıların şeysi. Hasta olupta şeytan taşlamaya gidemezse ne lazımdır?

Hasta olupta şeytan taşlamaya gidemezse ne lazımdır?
Gidemeyecek derecede hastaysa vekil yollar. Vekil de yollamazsa kurban cezası olur.

Gidemeyecek derecede hastaysa vekil yollar. Vekil de yollamazsa kurban cezası olur.
"İzâ zene'l-abdü harace minhü'l-îmânu."

"İzâ zene'l-abdü harace minhü'l-îmânu."
Zenâ, zina etmek yani.Zenâ, zina etmek yani. Bir mümin kul, abd diyor, zina ettiği vakitte.Bir mümin kul, abd diyor, zina ettiği vakitte. Yani gayrimeşru bir hal yaptı.Yani gayrimeşru bir hal yaptı. "Harace minhü'l-îmân." İman ondan ayrılır, çıkar.

"Harace minhü'l-îmân." İman ondan ayrılır, çıkar.
"Fe-kâne 'alâ ra'sihî ke'z-zulleti." Başının ucunda gölge gibi durur, bulut gibi.

"Fe-kâne 'alâ ra'sihî ke'z-zulleti." Başının ucunda gölge gibi durur, bulut gibi.
"Fe-izâ kale'a.” Zina hali bitince.

"Fe-izâ kale'a.” Zina hali bitince.
"Rece'a ileyhi'l-îmân." İman tekrar iç vücuduna döner.

"Rece'a ileyhi'l-îmân." İman tekrar iç vücuduna döner.
Bu bir temsil tabi. İmanın girip çıkması temsil ile…

Bu bir temsil tabi. İmanın girip çıkması temsil ile…
Yani maazallah o hal üzerindeyken insana ölüm hali geliverse,Yani maazallah o hal üzerindeyken insana ölüm hali geliverse, Allah muhafaza etsin…Allah muhafaza etsin… Tabi Cenâb-ı Hak da Kur'an-i Azimüşşan da, velâ tekrabu’z-zinâ diyor.

Tabi Cenâb-ı Hak da Kur'an-i Azimüşşan da, velâ tekrabu’z-zinâ diyor.
Zinaya yakın olma diyor.Zinaya yakın olma diyor. Zina etme demiyor da, zinaya yakın olma.Zina etme demiyor da, zinaya yakın olma. Yani kadınla erkek gayrimeşru bir yerde bulundular mı,Yani kadınla erkek gayrimeşru bir yerde bulundular mı, arkasından onun zina hazırdır.arkasından onun zina hazırdır. Binâenaleyh gayrimeşru bir şekilde bir kadınla bir erkek yan yana bulunmasın.Binâenaleyh gayrimeşru bir şekilde bir kadınla bir erkek yan yana bulunmasın. Çünkü arkasından o zina habisi tabiatıyla gelecektir.Çünkü arkasından o zina habisi tabiatıyla gelecektir. Çünkü barutun yanında ateş olunca parladığı gibi.Çünkü barutun yanında ateş olunca parladığı gibi. Onun için zinanın kısımları vardır:

Onun için zinanın kısımları vardır:
Gözün zinası vardır, kulağın zinası vardır, elin zinası vardır,

Gözün zinası vardır, kulağın zinası vardır, elin zinası vardır,
ayağın da zinası vardır.ayağın da zinası vardır. Bir insan -bu zina kebairdendir-.Bir insan -bu zina kebairdendir-. Bunun yardımcıları sagâirdendir.Bunun yardımcıları sagâirdendir. Mesela gözünüzle baktığınız vakit. Mesela gözünüzle baktığınız vakit. Demin dedi namazda şey gelirse size, mezî gelirse namazınız olur.Demin dedi namazda şey gelirse size, mezî gelirse namazınız olur. Mesela bir insan gözüyle baktığı vakitte bir kadına, onun şehveti,Mesela bir insan gözüyle baktığı vakitte bir kadına, onun şehveti, bu Allah'ın verdiği bir kudettir. Tahrik eder, oynar.bu Allah'ın verdiği bir kudettir. Tahrik eder, oynar. Oynayınca, bunu sen zapt edemezsin, içten gelen ateştir o.Oynayınca, bunu sen zapt edemezsin, içten gelen ateştir o. O ateş, şehveti tahrik eder, tahrik etmesiyle beraber bir akıntı su başlar.O ateş, şehveti tahrik eder, tahrik etmesiyle beraber bir akıntı su başlar. Akıntı su başlar, ince su. Mezî derler ona.Akıntı su başlar, ince su. Mezî derler ona. İlk evvelkine medi, sonrakine mezi, son akıntıya da meni ediyorlar.İlk evvelkine medi, sonrakine mezi, son akıntıya da meni ediyorlar. Ki o büyük olan kısım.Ki o büyük olan kısım. Binâenlaleyh göz ile baktığın vakitte,

Binâenlaleyh göz ile baktığın vakitte,
mesela kadın kokulanmış sokağa çıkarsa,mesela kadın kokulanmış sokağa çıkarsa, kokulanmış olduğu halde sokağa çıkar da o evine dönünceye kadarkokulanmış olduğu halde sokağa çıkar da o evine dönünceye kadar zina günahı alır diyor.zina günahı alır diyor. Çünkü erkeklerin kendisine bakmasına sebep olur diyor.Çünkü erkeklerin kendisine bakmasına sebep olur diyor. Mesela geçen ki derste de, kadının başınaMesela geçen ki derste de, kadının başına hortuç yapıp da çıkmasının günahı çoktur dedi.hortuç yapıp da çıkmasının günahı çoktur dedi. Mesela başkasının arazisinde namaz kılsan,Mesela başkasının arazisinde namaz kılsan, gasp etmişsin adamın arazisini, oradan bir günah vardır sana.gasp etmişsin adamın arazisini, oradan bir günah vardır sana. Haram işliyorsun başkasının arazisinde.Haram işliyorsun başkasının arazisinde. Fakat buradaki haram çeşitlidir. Fakat buradaki haram çeşitlidir. Bir kere israf ediyorsun, bir para veriyorsun, onu yaptırıyorsun,Bir kere israf ediyorsun, bir para veriyorsun, onu yaptırıyorsun, başına koyuyorsun.başına koyuyorsun. Sonra onun süsüyle erkekler sana bakıyor,Sonra onun süsüyle erkekler sana bakıyor, bir sürü günahları bir araya toplamış oluyorsun.bir sürü günahları bir araya toplamış oluyorsun. Binâenaleyh, zina gözle olduğu gibi kulakla da olur.

Binâenaleyh, zina gözle olduğu gibi kulakla da olur.
Mesela bu gibi hadiseleri dinlemek suretiyle gönül de o tarafa doğru bir meyleder.Mesela bu gibi hadiseleri dinlemek suretiyle gönül de o tarafa doğru bir meyleder. Binâenaleyh, bu gibi sözleri de dinlememek lazım.Binâenaleyh, bu gibi sözleri de dinlememek lazım. Allah muhafaza etsin...

Allah muhafaza etsin...
"İzâ zâleti'l-efyâ'u, ve râhati'l-ervâhu,

"İzâ zâleti'l-efyâ'u, ve râhati'l-ervâhu,
fatlubû ilellâhi havâiceküm,fatlubû ilellâhi havâiceküm, fe-innehâ sâ'atü'l-evvâbîn, ve innehû kâne li'l-evvâbîne gafûrâ."fe-innehâ sâ'atü'l-evvâbîn, ve innehû kâne li'l-evvâbîne gafûrâ." "İzâ zâleti'l-efyâ'u." Akşam, karanlık bastığı vakit.

"İzâ zâleti'l-efyâ'u." Akşam, karanlık bastığı vakit.
"Ve râhati'l-ervâhu." Herkes yatağına girmiş, rahatını bulmuş artık.

"Ve râhati'l-ervâhu." Herkes yatağına girmiş, rahatını bulmuş artık.
Sükûnet ermiş ortalığa.Sükûnet ermiş ortalığa. "Fatlubû ila’llâhi havâiceküm."

"Fatlubû ila’llâhi havâiceküm."
Şimdi bu sırada Allah'a derdinizi dökün.Şimdi bu sırada Allah'a derdinizi dökün. İsteklerinizi Allah'tan isteyin. Herkes uykuya dalmış.İsteklerinizi Allah'tan isteyin. Herkes uykuya dalmış. Rahat, ses seda kesilmiş.Rahat, ses seda kesilmiş. O sırada Allah Teâlâ'ya hacetlerinizi arz edin.O sırada Allah Teâlâ'ya hacetlerinizi arz edin. "Fe-innehâ sâ'atü'l-evvâbîn,

"Fe-innehâ sâ'atü'l-evvâbîn,
ve innehû kâne li'l-evvâbîne gafûrâ." O yalvarma saatidir.ve innehû kâne li'l-evvâbîne gafûrâ." O yalvarma saatidir. Allah Teâlâ da o saatte yalvaranlara, tövbe edenlere gafûrdur, rahîmdir.Allah Teâlâ da o saatte yalvaranlara, tövbe edenlere gafûrdur, rahîmdir. "İzâ zenet emetü ehadiküm,

"İzâ zenet emetü ehadiküm,
fe-tebeyyene zinâhâ felyeclidhe'l-hadde, ve lâ yüserrib 'aleyhâ.fe-tebeyyene zinâhâ felyeclidhe'l-hadde, ve lâ yüserrib 'aleyhâ. Sizin bu şimdi kalmadı bunlar ya,Sizin bu şimdi kalmadı bunlar ya, Arabistan'da cariyeler vardı vaktiyle.Arabistan'da cariyeler vardı vaktiyle. Bu cariyelerden bir kısmını emet tabir ediyorlar. Bu cariyelerden bir kısmını emet tabir ediyorlar. Emet oldu mu evlenmiş, çocuk sahibi olmuş. Bu zina yapıyor.Emet oldu mu evlenmiş, çocuk sahibi olmuş. Bu zina yapıyor. Zina yaptığı tebeyyün edince buna ceza olaraktan dayak veriyor.Zina yaptığı tebeyyün edince buna ceza olaraktan dayak veriyor. Erkeğe vurulan, hürlere vurulan cezanın yarısıdır bunların hakları.Erkeğe vurulan, hürlere vurulan cezanın yarısıdır bunların hakları. Ama vurmakla beraber.Ama vurmakla beraber. "Ve lâ yüserrib 'aleyhâ." Ayıplamayın.

"Ve lâ yüserrib 'aleyhâ." Ayıplamayın.
“Tüh! Edepsizin yaptığına bakın” demeyin, ayıplamayın.“Tüh! Edepsizin yaptığına bakın” demeyin, ayıplamayın. Yalnız yaptığı kabahatten dolayı dövün.Yalnız yaptığı kabahatten dolayı dövün. "Sümme in zenet."

"Sümme in zenet."
Bu yediği sapadan mütenebbih olmayıp tekrar bir zina daha yaparsa, Bu yediği sapadan mütenebbih olmayıp tekrar bir zina daha yaparsa, "fe’l-yeclidhe'l-hadde", yine buna hâd olunur."fe’l-yeclidhe'l-hadde", yine buna hâd olunur. "Ve lâ yüserrib 'aleyhâ."

"Ve lâ yüserrib 'aleyhâ."
Bu yaptığı çirkinliğinden dolayı onu ta’yib etmeyiniz.Bu yaptığı çirkinliğinden dolayı onu ta’yib etmeyiniz. Çünkü ayıpladığın şey adamın başına gelir.Çünkü ayıpladığın şey adamın başına gelir. "Sümme in zeneti's-sâlisete."

"Sümme in zeneti's-sâlisete."
Tekrar üçüncüyü yaparsa, "fe’l-yebi'hâ", artık onu elinde tutma. Sat.Tekrar üçüncüyü yaparsa, "fe’l-yebi'hâ", artık onu elinde tutma. Sat. "Ve lev bi-hablin min şe'ar."

"Ve lev bi-hablin min şe'ar."
Bir ip parasınada olsa, tutma onu artık elinde, sat.Bir ip parasınada olsa, tutma onu artık elinde, sat. Ondan hayır gelmez demek.Ondan hayır gelmez demek. “İzâ zevvece ehaduküm hâdimehû abdehû ev ecîrahû,

“İzâ zevvece ehaduküm hâdimehû abdehû ev ecîrahû,
felâ yenzur ilâ mâ dûne’s-surrati ve fevka’r-rukbeti.”felâ yenzur ilâ mâ dûne’s-surrati ve fevka’r-rukbeti.” Hizmetkarını kölesiyle yani cariyesini kölesiyle evlendiriyor.

Hizmetkarını kölesiyle yani cariyesini kölesiyle evlendiriyor.
Evlendireceği vakitte -yahut hizmetkarlarından birisiyle-.Evlendireceği vakitte -yahut hizmetkarlarından birisiyle-. Onun göbekle dizinden diz arasına bakmasın.Onun göbekle dizinden diz arasına bakmasın. Bunlar göbekten yukarısı erkek gibidir cariyelerin. Bunlar göbekten yukarısı erkek gibidir cariyelerin. Dizden aşağısına cariyelerin yine erkek gibidir. Açıktırlar.Dizden aşağısına cariyelerin yine erkek gibidir. Açıktırlar. Bunlar değil de, göbekten aşağısına, dizden yukarısına bakmasın. Bunlar değil de, göbekten aşağısına, dizden yukarısına bakmasın. "İzâ zülzilet, ta'dilu nısfa'l-Kur'ân." İzâ zulzilet suresi var ya,

"İzâ zülzilet, ta'dilu nısfa'l-Kur'ân." İzâ zulzilet suresi var ya,
İzâ zülzileti’l-ardu zilzâlehâ. Bu ayet, bu sure,

İzâ zülzileti’l-ardu zilzâlehâ. Bu ayet, bu sure,
"nısfa'l-Kur'ân". Kur'ân'ın yarısına muadildir."nısfa'l-Kur'ân". Kur'ân'ın yarısına muadildir. "Ve kul yâ eyyühe'l-kâfirûn, ta'dilu rub'a'l-Kur'ân."

"Ve kul yâ eyyühe'l-kâfirûn, ta'dilu rub'a'l-Kur'ân."
Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn suresi Kur'ân'ın dörtte birine muadildir.Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn suresi Kur'ân'ın dörtte birine muadildir. "Ve Kul huvallâhu ehad ta'dilu sülüse'l-Kur'ân."

"Ve Kul huvallâhu ehad ta'dilu sülüse'l-Kur'ân."
Bu da üçte birine muadildir.Bu da üçte birine muadildir. Yani İzâ zulzilet suresi baştan aşağı kıyameti.

Yani İzâ zulzilet suresi baştan aşağı kıyameti.
İzâ zülzileti'l-ardu zilzâlehâ.

İzâ zülzileti'l-ardu zilzâlehâ.
ve ahraceti'l-ardu eskâlehâ.ve ahraceti'l-ardu eskâlehâ. Ardın eskâlı içindekilerini dışına çıkarmıştır.

Ardın eskâlı içindekilerini dışına çıkarmıştır.
Yani o kıyamet gününe kadar ne kadar insan gömüldüyse oraya, Yani o kıyamet gününe kadar ne kadar insan gömüldüyse oraya, onları diri halde dışarıya çıkarmıştır.onları diri halde dışarıya çıkarmıştır. Ve kâle'l-insânü mâ lehâ.

Ve kâle'l-insânü mâ lehâ.
O zaman şaşkın diyecek ki “ne oluyor ya?

O zaman şaşkın diyecek ki “ne oluyor ya?
Rahat yerimizdeydik, ne oluyor?” diyecek.Rahat yerimizdeydik, ne oluyor?” diyecek. Yevmeizin tühaddisü ahbârahâ. bi-enne rabbeke evhâ lehâ.

Yevmeizin tühaddisü ahbârahâ. bi-enne rabbeke evhâ lehâ.
yevmeizin yasdürü'n-nâsü eştâten liyürav a'mâlehüm.yevmeizin yasdürü'n-nâsü eştâten liyürav a'mâlehüm. Herkes hayatı dünyasında yaptığı bütün hadiselerin cezasını,

Herkes hayatı dünyasında yaptığı bütün hadiselerin cezasını,
hayrını veya şerrini görmek üzere sevk olunur.hayrını veya şerrini görmek üzere sevk olunur. Fe-men ya'mel miskâle zerratin hayran yerahü.

Fe-men ya'mel miskâle zerratin hayran yerahü.
Miskâl, zerre hayır yaptıysa, yani az bir şey. Onu görür.

Miskâl, zerre hayır yaptıysa, yani az bir şey. Onu görür.
O miskâle zerre şer yaptıysa, şerran yerahu. Onu da görür.O miskâle zerre şer yaptıysa, şerran yerahu. Onu da görür. Yani ufak bir hayrı, ufak bir şerri kaybolmamıştır.Yani ufak bir hayrı, ufak bir şerri kaybolmamıştır. Ondan hepsini görecektir.Ondan hepsini görecektir. O sure bize onu hatırlatıyor. O sure bize onu hatırlatıyor. Onu hatırlattığından dolayı insanın ona göre hazırlanması. Onu hatırlattığından dolayı insanın ona göre hazırlanması. Bak, yarınki hadisede hepsi meydana çıkacak. Ona göre hazır ol.Bak, yarınki hadisede hepsi meydana çıkacak. Ona göre hazır ol. İzâ se’ele ehadüküm rabbehû mes’eleten

İzâ se’ele ehadüküm rabbehû mes’eleten
fe-te’arrafe’l-icâbete fe’l-yekul:fe-te’arrafe’l-icâbete fe’l-yekul: Elhamdüli’llâhillezî bi-ni'metihî tetimmü's-sâlihâtü.Elhamdüli’llâhillezî bi-ni'metihî tetimmü's-sâlihâtü. Yalvardık Allah'a, verdi istediğimizi.

Yalvardık Allah'a, verdi istediğimizi.
Verince, şimdi bize düşen:Verince, şimdi bize düşen: Elhamdüli’llâhillezî bi-ni'metihî tetimmü's-sâlihâtü diyerekten dua etmek.Elhamdüli’llâhillezî bi-ni'metihî tetimmü's-sâlihâtü diyerekten dua etmek. Mesela hacılık istiyorduk, baktık ki Allahu Teâlâ lütfetti, gittik geldik.Mesela hacılık istiyorduk, baktık ki Allahu Teâlâ lütfetti, gittik geldik. Şimdi bize düşen Elhamdüli’llâhillezî bi-ni'metihî tetimmü's-sâlihâtüŞimdi bize düşen Elhamdüli’llâhillezî bi-ni'metihî tetimmü's-sâlihâtü diye dua etmek. diye dua etmek. Ve men ebta’a anhu zâlike. İstedik de vermedi.

Ve men ebta’a anhu zâlike. İstedik de vermedi.
Fe’l-yekul: Elhamdülillahi alâ külli hâlin.

Fe’l-yekul: Elhamdülillahi alâ külli hâlin.
Yine hamdden ârî kalmayacağız.Yine hamdden ârî kalmayacağız. Verdiyse de hamd edeceksin, vermediyse de hamd edeceksin.Verdiyse de hamd edeceksin, vermediyse de hamd edeceksin. Vermediğinde de hikmet vardır, verdiğinde de hikmet vardır.Vermediğinde de hikmet vardır, verdiğinde de hikmet vardır. “İzâ sâfertüm felye’ümmeküm akraüküm İzâ sâfertüm.

“İzâ sâfertüm felye’ümmeküm akraüküm İzâ sâfertüm.
Misafirlik yapıyoruz, hacca gidiyoruz farzedelim.Misafirlik yapıyoruz, hacca gidiyoruz farzedelim. Bir otomobile bindik gidiyoruz.Bir otomobile bindik gidiyoruz. Fe’l-yeümmeküm. Size imam olsun. Akrauküm.

Fe’l-yeümmeküm. Size imam olsun. Akrauküm.
Kur'an'ı içinizde en güzel kim biliyorsa.Kur'an'ı içinizde en güzel kim biliyorsa. Buradaki akra’dan murad âlim demektir.Buradaki akra’dan murad âlim demektir. İçinizde Kur'an'ın manasına aşina, en alim kim ise o sizin imamınız olsun.İçinizde Kur'an'ın manasına aşina, en alim kim ise o sizin imamınız olsun. Ve in kâne asgaraküm sinnen.

Ve in kâne asgaraküm sinnen.
Olur ya yirmi-yirmi beş yaşındaki beyefendi, güzelce her şeyi öğrenmiş,Olur ya yirmi-yirmi beş yaşındaki beyefendi, güzelce her şeyi öğrenmiş, öte tarafta altmış-yetmiş yaşındaki adam ama bilmiyor.öte tarafta altmış-yetmiş yaşındaki adam ama bilmiyor. Binâenaleyh o genç ufak da olsa sizden sizin imamınızdır.Binâenaleyh o genç ufak da olsa sizden sizin imamınızdır. Ve izâ emmeküm. Size bir kere imam oldu muydu. Fe-hüve emîriküm.

Ve izâ emmeküm. Size bir kere imam oldu muydu. Fe-hüve emîriküm.
Aynı zamanda da artık sizin emrinizdir.Aynı zamanda da artık sizin emrinizdir. Onun dediğini yapmanız lazım.Onun dediğini yapmanız lazım. İzâ sâfertüm fi’l-hısbi fe-a’tu’l-ibile hazzahâ.

İzâ sâfertüm fi’l-hısbi fe-a’tu’l-ibile hazzahâ.
İlkbahar, otlar bol bol her tarafta.İlkbahar, otlar bol bol her tarafta. Siz de atınız, devenizle gidiyorsunuz.Siz de atınız, devenizle gidiyorsunuz. O zaman onları serbest bırakınız daO zaman onları serbest bırakınız da o yeşilliklerden onlar da nasiplerini alsınlar. Ağır ağır gider.o yeşilliklerden onlar da nasiplerini alsınlar. Ağır ağır gider. Ve izâ sâfertüm fi’s-seneti.

Ve izâ sâfertüm fi’s-seneti.
Kıtlık bir devirde, kuraklık bir senede; yerde ot yok, artık gidiyorsunuz.Kıtlık bir devirde, kuraklık bir senede; yerde ot yok, artık gidiyorsunuz. Fe-esri’û aleyha’s-seyra.

Fe-esri’û aleyha’s-seyra.
Süratle oralardan geçip yerinize bir an evvel ulaşmaya çalışmalısınız.Süratle oralardan geçip yerinize bir an evvel ulaşmaya çalışmalısınız. Ve izâ ‘arrastüm bi’l-leyli. Gece indiniz bir yere, konaklayacaksınız.

Ve izâ ‘arrastüm bi’l-leyli. Gece indiniz bir yere, konaklayacaksınız.
Fe’c-tenibü’t-tarîka. Yol üzerinde konaklamayınız.

Fe’c-tenibü’t-tarîka. Yol üzerinde konaklamayınız.
Fe-innehâ turuku’d-devâbbi ve me’ve’l-hevâmmi bi’l-leyli.

Fe-innehâ turuku’d-devâbbi ve me’ve’l-hevâmmi bi’l-leyli.
Çünkü yol, gerek insanların gerek hayvanların geçit yeridir.Çünkü yol, gerek insanların gerek hayvanların geçit yeridir. Aynı zamanda da haşerat-ı arzın da yollarıdır.Aynı zamanda da haşerat-ı arzın da yollarıdır. Belki size zararları dokunabilir. Belki size zararları dokunabilir. Bunun için gece yolculuğun da yol üzerlerinde durmayın, Bunun için gece yolculuğun da yol üzerlerinde durmayın, daha selamet bir yere çekilin, orada konaklayın.daha selamet bir yere çekilin, orada konaklayın. İzâ sâkalluhu ileyke rizkan min ğayri mes’eletin.

İzâ sâkalluhu ileyke rizkan min ğayri mes’eletin.
Bir taraftan bir rızık geldi size, sizin hiç haberiniz yok, istemediniz de.Bir taraftan bir rızık geldi size, sizin hiç haberiniz yok, istemediniz de. “Benim karnım aç yahut şu ihtiyacım var” diyerekten“Benim karnım aç yahut şu ihtiyacım var” diyerekten bir şey arz etmiyorsunuz, fakat size bir taraftan bir hediye geldi rızık. bir şey arz etmiyorsunuz, fakat size bir taraftan bir hediye geldi rızık. Sâkalluhu ileyke. Onu sevkeden Allah'tır.

Sâkalluhu ileyke. Onu sevkeden Allah'tır.
Allah Teâlâ sana böyle bir rızık sevk etti mi,Allah Teâlâ sana böyle bir rızık sevk etti mi, Min ğayri mes’eletin. Sen istemeden, istemeden böyle bir rızık gelirse.

Min ğayri mes’eletin. Sen istemeden, istemeden böyle bir rızık gelirse.
Ve lâ işrâfi nefsin.

Ve lâ işrâfi nefsin.
Kimseye yüzünün suyunu da dökmüyorsun, halini arz etmiyorsun.Kimseye yüzünün suyunu da dökmüyorsun, halini arz etmiyorsun. Fe-huzhü. Bu gelen hediyeyi al.

Fe-huzhü. Bu gelen hediyeyi al.
Fe-innellâhe a’tâke. Bunu sana Allah göndermiştir.

Fe-innellâhe a’tâke. Bunu sana Allah göndermiştir.
İzâ secede’l-‘abdü sedece me’ahû seb’atü erâbin.

İzâ secede’l-‘abdü sedece me’ahû seb’atü erâbin.
İnsan secdeye vardığı vakitte, yedi azasıyla birlikte secde eder.İnsan secdeye vardığı vakitte, yedi azasıyla birlikte secde eder. Vechühû. Birisi alnı. Ve keffâhu. İki eli. Vechühû. Birisi alnı. Ve keffâhu. İki eli. Ve rukbetâhu. İki de dizi. Ve kademâhu. İki de ayaklarının uçlarıdır.Ve rukbetâhu. İki de dizi. Ve kademâhu. İki de ayaklarının uçlarıdır. Binâenaleyh secdeye vardığımız vakitte ayakların uçlarını böyle tutmamalı.

Binâenaleyh secdeye vardığımız vakitte ayakların uçlarını böyle tutmamalı.
Ayakların uçlarını da biraz böyle kırdıraraktanAyakların uçlarını da biraz böyle kırdıraraktan kıbleye doğru onu çevirmek lazımdır ki secdesi onunda kıbleye olsun.kıbleye doğru onu çevirmek lazımdır ki secdesi onunda kıbleye olsun. İzâ secede ehadüküm fe’l-yübâşir bi-keffeyhi’l-arda.

İzâ secede ehadüküm fe’l-yübâşir bi-keffeyhi’l-arda.
Sizin biriniz yere secdeye kapandığı vakitte, secdesini yere yapsın.Sizin biriniz yere secdeye kapandığı vakitte, secdesini yere yapsın. Fe’l-yübâşir bi-keffeyhi’l-arda. Elleri yere değsin.

Fe’l-yübâşir bi-keffeyhi’l-arda. Elleri yere değsin.
Halı, hasır, vesair, kilim gibi şeyleri değil,

Halı, hasır, vesair, kilim gibi şeyleri değil,
doğrudan doğruya secdesini yere yapsın.doğrudan doğruya secdesini yere yapsın. Asallâhu en yefükke anhü’l-ğulle yevme’l-kıyâmeti.

Asallâhu en yefükke anhü’l-ğulle yevme’l-kıyâmeti.
Bu suretle bu tevazuya alamet.Bu suretle bu tevazuya alamet. Bizim bu halılar tekebbüre alamet. Bizim bu halılar tekebbüre alamet. Üstümüz kirlenmesin diye güzel güzel halılar komuşuzdur.Üstümüz kirlenmesin diye güzel güzel halılar komuşuzdur. Hasır olsa bile bugün cemaatimiz buna tenezzül etmez pek.Hasır olsa bile bugün cemaatimiz buna tenezzül etmez pek. Hasır da bizim için ya ille halı olacak daha güzel de olacak.Hasır da bizim için ya ille halı olacak daha güzel de olacak. Halbuki secdenin doğrudan doğruya yere yapılması.Halbuki secdenin doğrudan doğruya yere yapılması. Bundan dolayı biz bu sefer şeye gittik de, Bağdat'a gittik de,

Bundan dolayı biz bu sefer şeye gittik de, Bağdat'a gittik de,
şimdi buradan aklıma geliyor. Bir şey gördük orada.şimdi buradan aklıma geliyor. Bir şey gördük orada. Camilerin, kapıların önlerinde böyle böyle sandıklar var.Camilerin, kapıların önlerinde böyle böyle sandıklar var. O sandıkların içerisinde taş dolu. O sandıkların içerisinde taş dolu. Sandıkların içerisinde taş dolu ve caminin halılarının üzerinde deSandıkların içerisinde taş dolu ve caminin halılarının üzerinde de böyle serpilmiş halde taşlar var.böyle serpilmiş halde taşlar var. Yığılı, serpilmiş halde yerde.Yığılı, serpilmiş halde yerde. Her gelen o taşın karşısına duruyor, namazı kılıyor, o taşa yapıyor o secdesini.Her gelen o taşın karşısına duruyor, namazı kılıyor, o taşa yapıyor o secdesini. Halının üstüne halıya secde yapmıyor.Halının üstüne halıya secde yapmıyor. Yoksa o kapının önündeki sandığın içerisinde alıyor bir tanesini,Yoksa o kapının önündeki sandığın içerisinde alıyor bir tanesini, getiriyor önündeki secde yerine koyuyor, secdesini oraya yapıyor.getiriyor önündeki secde yerine koyuyor, secdesini oraya yapıyor. Bak şimdi bu hadis-i şerifte o adamlara bir hak vereceği geldi insanın.

Bak şimdi bu hadis-i şerifte o adamlara bir hak vereceği geldi insanın.
Yani şimdi burada secdenin yere yapılması mesele.

Yani şimdi burada secdenin yere yapılması mesele.
Yani asıl secdeyi yere yapabilmek için,

Yani asıl secdeyi yere yapabilmek için,
şimdi mesela Kâbe-i Muazzama'da bile boşluk yerler var.şimdi mesela Kâbe-i Muazzama'da bile boşluk yerler var. Oralara bile ya seccade seriyoruz. Ya serilmiş bir yer arıyoruz.Oralara bile ya seccade seriyoruz. Ya serilmiş bir yer arıyoruz. Doğrudan doğruya kumun üzerine secde etmek işimize de gelmiyor yani. Kabahatimiz. Doğrudan doğruya kumun üzerine secde etmek işimize de gelmiyor yani. Kabahatimiz. Halbuki;

Halbuki;
"İzâ secede ehadukum fe’l-yübâşir bikeffeyhil-arda" diyor.

"İzâ secede ehadukum fe’l-yübâşir bikeffeyhil-arda" diyor.
Ellerin yere değsin.Ellerin yere değsin. "Asallâhu en yefukke anhul-ğulle yevmel-kiyâmeh."

"Asallâhu en yefukke anhul-ğulle yevmel-kiyâmeh."
İki tane ravi. Taberânî an Ebî Hüreyre, Şeybe an İbn Ömer.

İki tane ravi. Taberânî an Ebî Hüreyre, Şeybe an İbn Ömer.
Zâhirû, hadisin zâhiri.

Zâhirû, hadisin zâhiri.
Bilâ hâilîn. Hâil olmasın. Minel hasîr ve gayrûhu.

Bilâ hâilîn. Hâil olmasın. Minel hasîr ve gayrûhu.
Ne hasır ne de gayreti hâil olmamak üzere secdenin yere yapılmasını.Ne hasır ne de gayreti hâil olmamak üzere secdenin yere yapılmasını. "İzâ serratke hasenetuke, ve sâetke seyyietuke fe ente mu'min."

"İzâ serratke hasenetuke, ve sâetke seyyietuke fe ente mu'min."
Şimdi bu güzel bir örnek.

Şimdi bu güzel bir örnek.
Seni iyiliklerin sevindiriyorsa,Seni iyiliklerin sevindiriyorsa, kötülüklerin de senin üzülmene vesile oluyorsa,kötülüklerin de senin üzülmene vesile oluyorsa, kötülüklerinden dolayı üzülüyorsan,kötülüklerinden dolayı üzülüyorsan, yaptığın iyiliklerden dolayı da seviniyorsan, sen müminsin. yaptığın iyiliklerden dolayı da seviniyorsan, sen müminsin. Kendimize bakacağız.

Kendimize bakacağız.
Akşamüstü kaç kişinin, kaç kişinin hatırını yıktık, üzdük, incittik, darılttık,Akşamüstü kaç kişinin, kaç kişinin hatırını yıktık, üzdük, incittik, darılttık, yahut ne gibi kusurlar yaptık,yahut ne gibi kusurlar yaptık, bundan dolayı kendimiz de üzüntü duyuyorsak ne mutlu!bundan dolayı kendimiz de üzüntü duyuyorsak ne mutlu! Birkaç da iyilik yaptık, onlardan dolayı, “Oh Yâ Rabbi! ŞükürBirkaç da iyilik yaptık, onlardan dolayı, “Oh Yâ Rabbi! Şükür beni vesile ettin bu iyilikleri yapmaya” diye seviniyorsak,beni vesile ettin bu iyilikleri yapmaya” diye seviniyorsak, "Fe ente mu'min." Kâmil-i iman demiş.

"Fe ente mu'min." Kâmil-i iman demiş.
İman-ı kâmilliğin alametlerindendir bu demiş.İman-ı kâmilliğin alametlerindendir bu demiş. Ravileri de, Ahmed b. Hanbel ve İbn Hibbân, ve’t-Taberânî,

Ravileri de, Ahmed b. Hanbel ve İbn Hibbân, ve’t-Taberânî,
ve’l-Hâkim ve’l-Beyhâkî ve temmâmün an Ebi Ümâme.ve’l-Hâkim ve’l-Beyhâkî ve temmâmün an Ebi Ümâme. Allah kusurlarımızı affetsin…

Allah kusurlarımızı affetsin…
"İzâ serakal-memlûku febi'hu ve lev bineşşin."

"İzâ serakal-memlûku febi'hu ve lev bineşşin."
Buhârî de bunun içinde dahilmiş.

Buhârî de bunun içinde dahilmiş.
Abid, köle, hizmetkârımız. Hırsızlık yapıyor. Çalıyor.

Abid, köle, hizmetkârımız. Hırsızlık yapıyor. Çalıyor.
Febi'hu. Onu evinde tutma artık. Febi'hu. Onu evinde tutma artık. "Febi'hu ve lev bineşşin."

"Febi'hu ve lev bineşşin."
Yani, gayet ucuz bir paraya da olsa sat onu, tutma elinde artık.Yani, gayet ucuz bir paraya da olsa sat onu, tutma elinde artık. Ben bunu mesela bin liraya aldıydım.

Ben bunu mesela bin liraya aldıydım.
Kıymetli bir adam diye zannettim. Bir liraya aldım.Kıymetli bir adam diye zannettim. Bir liraya aldım. Ee, baktım ki hırsızlık yapıyor. Ee, baktım ki hırsızlık yapıyor. Artık piyasaya çıkartıp alın bunu diyerekten para veren yok.Artık piyasaya çıkartıp alın bunu diyerekten para veren yok. Çünkü hırsızlığı meydana çıktı. Çünkü hırsızlığı meydana çıktı. Artık onu bir paraya da olsa ver. Tutma elinde.Artık onu bir paraya da olsa ver. Tutma elinde. Zinada dedi ki: “Ayıplama onu” dedi. Bir, iki, üç.

Zinada dedi ki: “Ayıplama onu” dedi. Bir, iki, üç.
Üç defa ona müsaade verdi.Üç defa ona müsaade verdi. Bunda müsaade yok. Doğrudan doğruya onu artık evinden uzaklaştır.

Bunda müsaade yok. Doğrudan doğruya onu artık evinden uzaklaştır.
Allah cümlemizi nevm-i gafletten ikaz buyursun…

Allah cümlemizi nevm-i gafletten ikaz buyursun…
Zikriyle meşgul olan, gafletten uzak olan

Zikriyle meşgul olan, gafletten uzak olan
bahtiyarların zümresine hepimiz de ilhak buyursun…bahtiyarların zümresine hepimiz de ilhak buyursun… Yaptığı hayırlardan sevinen,

Yaptığı hayırlardan sevinen,
kötülüklerden dolayı üzülen kullarından eylesin inşallah…kötülüklerden dolayı üzülen kullarından eylesin inşallah… Bi-hürmeti'l Fatiha.Bi-hürmeti'l Fatiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2