Namaz Vakitleri
İstanbul
11 Şa'bân 1447
30 January 2026
İmsak
06:42
Güneş
08:10
Öğle
13:22
İkindi
16:01
Akşam
18:25
Yatsı
19:48
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Cumanız mübarek olsun,Cumanız mübarek olsun, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!aziz ve sevgili Akra dinleyicileri! Allah Teâlâ HazretleriAllah Teâlâ Hazretleri cümlenizi dünya ve ahiretin hayırlarına mazhar eylesin.cümlenizi dünya ve ahiretin hayırlarına mazhar eylesin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin.Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. Süheyb radıyallahu anh’dan rivayet edilmiş.

Süheyb radıyallahu anh’dan rivayet edilmiş.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki: Elâ tes’elûnî mimme dahiktü.

Elâ tes’elûnî mimme dahiktü.
Acibtü min kadâillâhi lil-abdil müslim.Acibtü min kadâillâhi lil-abdil müslim. İnne külleme kadâllâhu lehû hayrun,İnne külleme kadâllâhu lehû hayrun, ve leyse küllü ahadinve leyse küllü ahadin kâne kadâllâhu lehû hayrun, illel-abdül müslim.kâne kadâllâhu lehû hayrun, illel-abdül müslim. Buyurmuş, Arapça metnini teberrüken okuduk.

Buyurmuş, Arapça metnini teberrüken okuduk.
Soruyla başlıyor Peygamber Efendimiz:Soruyla başlıyor Peygamber Efendimiz: Elâ tes’elûnî mimme dahiktü.Elâ tes’elûnî mimme dahiktü. “Neden güldüğümü bana sormuyor musunuz, sormaz mısınız?”“Neden güldüğümü bana sormuyor musunuz, sormaz mısınız?” diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Bu, insanların ne kadar çok dikkatini çekici bir başlangıç:Bu, insanların ne kadar çok dikkatini çekici bir başlangıç: “Niçin gülüyorum, bilin bakalım?

“Niçin gülüyorum, bilin bakalım?
Niçin güldüğümü niçin bana sormuyorsunuz?”Niçin güldüğümü niçin bana sormuyorsunuz?” gibi bir şey, herkesin dikkatini çeker.gibi bir şey, herkesin dikkatini çeker. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
konuşmanın adabı, kompozisyon,konuşmanın adabı, kompozisyon, hitabet meseleleri konusunda dahitabet meseleleri konusunda da davranışlarından çok çok ibretler almamız gerekir.davranışlarından çok çok ibretler almamız gerekir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem EfendimizPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz konuşurken, böyle dikkati çekecek,konuşurken, böyle dikkati çekecek, herkesin kendisini aşk ile, şevk ile, sevgiyleherkesin kendisini aşk ile, şevk ile, sevgiyle dinlemesini sağlayacak şartlara dikkat ederdi.dinlemesini sağlayacak şartlara dikkat ederdi. Ve herkesin kendisini candan dinlemesini isterdi.Ve herkesin kendisini candan dinlemesini isterdi. Ve dikkatler dağılmadan sözünü kısaca söyleyip,Ve dikkatler dağılmadan sözünü kısaca söyleyip, çarçabuk, ondan sonra da tadında bırakarak,çarçabuk, ondan sonra da tadında bırakarak, böyle anlaşılabilecek, hatırda kalabilecek kadar söyleyerek,böyle anlaşılabilecek, hatırda kalabilecek kadar söyleyerek, ondan sonra keserdi.ondan sonra keserdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
bazen bir sözü üç defa tekrar ettiğini biliyoruz.bazen bir sözü üç defa tekrar ettiğini biliyoruz. Bu da bir eğitim yolu.Bu da bir eğitim yolu. Tane tane konuştuğunu biliyoruz.Tane tane konuştuğunu biliyoruz. Yâni harfler sayılacak kadarYâni harfler sayılacak kadar tane tane konuştuğunu biliyoruz.tane tane konuştuğunu biliyoruz. Böyle başlamış: Elâ tes’elûnî mimme dahiktü.Böyle başlamış: Elâ tes’elûnî mimme dahiktü. “Neden güldüğümü niçin bana sormuyorsunuz,“Neden güldüğümü niçin bana sormuyorsunuz, sormaz mısınız?” diyor.sormaz mısınız?” diyor. Herkes zaten merak ediyordur da

Herkes zaten merak ediyordur da
bazı şeyleri de sorarlardı Peygamber Efendimiz’e:bazı şeyleri de sorarlardı Peygamber Efendimiz’e: “Niçin bunu yaptın yâ Rasûlallah?“Niçin bunu yaptın yâ Rasûlallah? Daha önce şöyle yapmıyordun, niçin bu seferDaha önce şöyle yapmıyordun, niçin bu sefer böyle oldu?” diye sorarlardı.böyle oldu?” diye sorarlardı. Ama böyle bir başlangıç tabii teşvik oluyor.Ama böyle bir başlangıç tabii teşvik oluyor. Dikkati de en yüksek noktaya çıkartıyor.Dikkati de en yüksek noktaya çıkartıyor. Tebessüm buyurmuş Peygamber Efendimiz.Tebessüm buyurmuş Peygamber Efendimiz. Efendimiz kahkahayla gülmezdi.Efendimiz kahkahayla gülmezdi. Peygamber Efendimiz’in bu konudaki âdet-i seniyyesiPeygamber Efendimiz’in bu konudaki âdet-i seniyyesi tebessüm etmekti.tebessüm etmekti. Dişleri görünecek kadar pırıl pırıl,Dişleri görünecek kadar pırıl pırıl, yüzünde güneşler açacak gibi gülerdi amayüzünde güneşler açacak gibi gülerdi ama kahkahayla gülmezdi.kahkahayla gülmezdi. Dişleri de şâhâne idi.Dişleri de şâhâne idi. Dişlerinin güzelliği o kadar dikkat çekiciydi ki,Dişlerinin güzelliği o kadar dikkat çekiciydi ki, sanki dişlerinden ışıklar saçılırdı etrafa.sanki dişlerinden ışıklar saçılırdı etrafa. O kadar muntazam, güzel dişleri vardı.O kadar muntazam, güzel dişleri vardı. O da bir ibret değil mi?

O da bir ibret değil mi?
Yâni, bundan bin dört yüz yıl önce,Yâni, bundan bin dört yüz yıl önce, böyle bir mahrumiyetler diyarı olan Arabistan’da,böyle bir mahrumiyetler diyarı olan Arabistan’da, her türlü meşakkatin, sıkıntının, fakirliğinher türlü meşakkatin, sıkıntının, fakirliğin görülebildiği bir yerdegörülebildiği bir yerde Efendimiz’in temizliğe dikkati.Efendimiz’in temizliğe dikkati. Bu arada da ağız temizliğine dikkati,Bu arada da ağız temizliğine dikkati, göze güzel görünecek her türlü şeyi de emretmesi.göze güzel görünecek her türlü şeyi de emretmesi. “Benim karşıma böyle ağzınız kokarak,“Benim karşıma böyle ağzınız kokarak, dişleriniz sapsarı sararmış olarak gelmeyin!” demesi.dişleriniz sapsarı sararmış olarak gelmeyin!” demesi. Tarağı, aynayı, temizlenmeyi,Tarağı, aynayı, temizlenmeyi, yıkanmayı, abdest almayı,yıkanmayı, abdest almayı, gusül abdesti almayı emretmesi.gusül abdesti almayı emretmesi. Bunların hepsi, ibret alabilecek bir insan için,

Bunların hepsi, ibret alabilecek bir insan için,
Rasûlüllah Efendimiz’in bir cümlesi, hayatından bir sahne bile,Rasûlüllah Efendimiz’in bir cümlesi, hayatından bir sahne bile, Eşhedü en lâ ilâhe illa’llâhEşhedü en lâ ilâhe illa’llâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlühû diyeve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlühû diye insafı varsa, nasibi varsa, Müslüman olmasına,insafı varsa, nasibi varsa, Müslüman olmasına, kendisinin teslimiyetinin böyle coşmasıylakendisinin teslimiyetinin böyle coşmasıyla Rasûlüllah’a bağlanmasına yeter.Rasûlüllah’a bağlanmasına yeter. Bir sahne bile kâfi ama,Bir sahne bile kâfi ama, işte Allah Teâlâ Hazretleri gözlerdenişte Allah Teâlâ Hazretleri gözlerden perdeleri kaldırsın.perdeleri kaldırsın. Gönüllerin perdesi gözün perdesinden daha da fena.Gönüllerin perdesi gözün perdesinden daha da fena. Gönüllerden o perdeleri kaldırsın.Gönüllerden o perdeleri kaldırsın. Gönüller de çeşit çeşit oluyor.

Gönüller de çeşit çeşit oluyor.
Kimisi kararmış oluyor, kimisi taş gibi katılaşmış oluyor.Kimisi kararmış oluyor, kimisi taş gibi katılaşmış oluyor. Taş gibi katılaşmış bir gönül, artıkTaş gibi katılaşmış bir gönül, artık her şeye ters bakıyor,her şeye ters bakıyor, her şeyi olumsuz olarak görüyor.her şeyi olumsuz olarak görüyor. Artık ona bir gerçeği göstermekArtık ona bir gerçeği göstermek mümkün olmuyor.mümkün olmuyor. Alıştığı bir kötü alışkanlıktan çekip çevirmek,Alıştığı bir kötü alışkanlıktan çekip çevirmek, çıkarmak mümkün olmuyor.çıkarmak mümkün olmuyor. Allah korusun Allah saklasın Allah esirgesin.Allah korusun Allah saklasın Allah esirgesin. Sanki bir esrar alışkanlığı gibi, afyonkeş gibiSanki bir esrar alışkanlığı gibi, afyonkeş gibi hayatı artık o yolda parça parça olup gidiyor.hayatı artık o yolda parça parça olup gidiyor. Şimdi, “Niçin güldüğümü sormaz mısınız?”

Şimdi, “Niçin güldüğümü sormaz mısınız?”
Sormaz mıyız tabi meraktanSormaz mıyız tabi meraktan herkes merak içindedir,herkes merak içindedir, pür dikkat Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellempür dikkat Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’i seyrediyordur, her halineEfendimiz’i seyrediyordur, her haline hayranlıkla bakıyordur Peygamber Efendimiz’inhayranlıkla bakıyordur Peygamber Efendimiz’in Buyuruyor ki sebebini kendisi söylüyor.Buyuruyor ki sebebini kendisi söylüyor. Acibtü min kadâi’llâhi li’l-abdi’l-müslim.Acibtü min kadâi’llâhi li’l-abdi’l-müslim. “Müslüman kula Allah’ın“Müslüman kula Allah’ın hükmüne, kaza ve kaderine şaşırdım,hükmüne, kaza ve kaderine şaşırdım, hayran kaldım, hayret ettim.”hayran kaldım, hayret ettim.” Acibe fiili iki mânâya gelir.

Acibe fiili iki mânâya gelir.
Yâni, bir şeyi hayretle mütalaa etmekYâni, bir şeyi hayretle mütalaa etmek manasına da gelir; bir de beğenerek,manasına da gelir; bir de beğenerek, hayranlıkla mütalaa etmek manasına gelir.hayranlıkla mütalaa etmek manasına gelir. “Allah Teâlâ Hazretleri’nin“Allah Teâlâ Hazretleri’nin mümin kuluna hükmününmümin kuluna hükmünün karşısında hayranlıkta kaldım, hayretler içinde kaldım.”karşısında hayranlıkta kaldım, hayretler içinde kaldım.” demiş oluyor, onun için gülmüş.demiş oluyor, onun için gülmüş. Gülmesinden anlaşılıyor ki,

Gülmesinden anlaşılıyor ki,
memnun kalmış da ondan gülmüş.memnun kalmış da ondan gülmüş. İnsan seyrettiği bir şeyden dolayı,İnsan seyrettiği bir şeyden dolayı, yüz hatlarında bazı jestlerle, mimiklerle,yüz hatlarında bazı jestlerle, mimiklerle, yüz hatlarıyla insanın duyguları anlaşılıyor.yüz hatlarıyla insanın duyguları anlaşılıyor. Mâlûm, yüz hatlarına akseder.Mâlûm, yüz hatlarına akseder. Hayran kalmış da ondan gülüyor.Hayran kalmış da ondan gülüyor. Gülmesinin sebebi demek ki,Gülmesinin sebebi demek ki, Allah Teâlâ Hazretleri’nin mümin kulu hakkındakiAllah Teâlâ Hazretleri’nin mümin kulu hakkındaki hükmü, kazası, kaderi.hükmü, kazası, kaderi. Kadâu’llâh, Allah’ın kazası demek,

Kadâu’llâh, Allah’ın kazası demek,
yâni hükmü demek.yâni hükmü demek. Bir şey hakkında düşünüpBir şey hakkında düşünüp bir şey söylemek, bir hüküm vermek,bir şey söylemek, bir hüküm vermek, ona kadâ etmek oluyor.ona kadâ etmek oluyor. Onun için böyle hüküm veren kimseye Arapça’daOnun için böyle hüküm veren kimseye Arapça’da kâdı derler.kâdı derler. Biraz uzundur ilk hecesi ama, biz onu kadıBiraz uzundur ilk hecesi ama, biz onu kadı diye telaffuz ediyoruz.diye telaffuz ediyoruz. Tarihimizde var.

Tarihimizde var.
Kadı Efendi şöyle yapmış,Kadı Efendi şöyle yapmış, Nasreddin Hoca böyle yapmış.Nasreddin Hoca böyle yapmış. Biliyoruz bu kadı kelimesini.Biliyoruz bu kadı kelimesini. Ondan sonra kâdı’l-kudâtlık makamı vardı.Ondan sonra kâdı’l-kudâtlık makamı vardı. Osmanlı devlet teşkilatındaOsmanlı devlet teşkilatında yâni kadılar kadısı makamı vardı.yâni kadılar kadısı makamı vardı. İşte bu kadı ne yapar?İşte bu kadı ne yapar? Karşısına gelen iki kimseyi dinler, düşünür,Karşısına gelen iki kimseyi dinler, düşünür, delilleri göz önünde bulundurur,delilleri göz önünde bulundurur, adâlet konusunda bir hüküm verir.adâlet konusunda bir hüküm verir. İşte buna kadâ deniliyor.İşte buna kadâ deniliyor. Bizim Türkçemizde kaza deyince,

Bizim Türkçemizde kaza deyince,
halkımız şeyi anlar:halkımız şeyi anlar: İki otomobilin birbiriyle çarpışması veyaİki otomobilin birbiriyle çarpışması veya adamın elindeki bir aletle karşı tarafıadamın elindeki bir aletle karşı tarafı istemeyerek yaralaması.istemeyerek yaralaması. “İşte bir kaza oldu, elimden bir kaza çıktı.”“İşte bir kaza oldu, elimden bir kaza çıktı.” falan diyoruz veya “Yolda bir kaza oldu.” diyoruz.falan diyoruz veya “Yolda bir kaza oldu.” diyoruz. Burada tabii acı bir olay,Burada tabii acı bir olay, üzücü bir olay manasına geliyor Türkçe’de bu.üzücü bir olay manasına geliyor Türkçe’de bu. Ama bunun da kökeni karıştırılırsa, araştırılırsa,Ama bunun da kökeni karıştırılırsa, araştırılırsa, neden bunlara kaza denilmiş?neden bunlara kaza denilmiş? Bu Türkçe bir kelime değil, Arapça’dan geçme bir kelime.

Bu Türkçe bir kelime değil, Arapça’dan geçme bir kelime.
Niye bu gibi olaylara kaza denilmiş?Niye bu gibi olaylara kaza denilmiş? Tabii oradan anlaşılır.Tabii oradan anlaşılır. Bütün bu olaylar için dedelerimiz bu sözü niçin kullanmışlar?Bütün bu olaylar için dedelerimiz bu sözü niçin kullanmışlar? Bütün bu olaylar Allah’ın bir kazasıyla, kaderiyle

Bütün bu olaylar Allah’ın bir kazasıyla, kaderiyle
meydana gelmiş şeyler oluyor.meydana gelmiş şeyler oluyor. Hani yeryüzündeki bütün olan işler, ölenler,Hani yeryüzündeki bütün olan işler, ölenler, olanlar, yaşayanlar, yapılanlar, edilenlerolanlar, yaşayanlar, yapılanlar, edilenler Allah Teâlâ Hazretleri’nin kaderiyle olduğundan;Allah Teâlâ Hazretleri’nin kaderiyle olduğundan; gecenin, gündüzün, ayların, yılların karşımızagecenin, gündüzün, ayların, yılların karşımıza döktüğü, sergilediği binbir türlü olay.döktüğü, sergilediği binbir türlü olay. Bunların içinde bir küçücük bir figüranız,

Bunların içinde bir küçücük bir figüranız,
küçücük bir dekoruz, detayız, zerreyiz.küçücük bir dekoruz, detayız, zerreyiz. Kâinât kocaman, gümbür gümbür bir sahne.Kâinât kocaman, gümbür gümbür bir sahne. Hareket halinde devam edip gidiyor.Hareket halinde devam edip gidiyor. İşte bütün bu işleri olduranİşte bütün bu işleri olduran Allah Teâlâ Hazretleri’dir.Allah Teâlâ Hazretleri’dir. Allah Teâlâ Hazretleri kâinâtın sahibi,

Allah Teâlâ Hazretleri kâinâtın sahibi,
olayların hâlikı,olayların hâlikı, kâinâtın mutasarrıfı,kâinâtın mutasarrıfı, yâni dilediği gibi tasarruf eden, dilediği gibiyâni dilediği gibi tasarruf eden, dilediği gibi yapan, eden; kuvvetlerin,yapan, eden; kuvvetlerin, güçlerin hepsinin sahibidir.güçlerin hepsinin sahibidir. Onun için bu olaylar da Allah’ın hükmü,

Onun için bu olaylar da Allah’ın hükmü,
ne yapalım diye, yâni teselli olsun diye düşünmüş dedelerimiz.ne yapalım diye, yâni teselli olsun diye düşünmüş dedelerimiz. Bu gibi olaylara kaza demiş.Bu gibi olaylara kaza demiş. Bu gibi olaylar da kazadır; düğün, dernek,

Bu gibi olaylar da kazadır; düğün, dernek,
bayram, seyran gibi hoş şeyler de kazadır.bayram, seyran gibi hoş şeyler de kazadır. Aslında onlar da kaza.Aslında onlar da kaza. Yâni nasip oldu da, bu delikanlı bir güzel kızcağızla evlendi.Yâni nasip oldu da, bu delikanlı bir güzel kızcağızla evlendi. Ee, bu da kazadır;Ee, bu da kazadır; yâni bu da Allah’ın bir hükmüdür,yâni bu da Allah’ın bir hükmüdür, ondan olmuştur.ondan olmuştur. Ama burada sevinçli olduğu içinAma burada sevinçli olduğu için işte belki Allah’ın kaderi derler de,işte belki Allah’ın kaderi derler de, demiyorlar, öteki kelimeyi kullanmıyorlar.demiyorlar, öteki kelimeyi kullanmıyorlar. Negatif olarak kullanmışlar.

Negatif olarak kullanmışlar.
Bu da olur.Bu da olur. Bir dilden öteki dileBir dilden öteki dile bazı kelimeler geçer ve bazen debazı kelimeler geçer ve bazen de bu dildeki manasındanbu dildeki manasından başka anlama gelir öbür tarafta.başka anlama gelir öbür tarafta. Hemen hatırıma gelmiş bir misali söyleyeyim:Hemen hatırıma gelmiş bir misali söyleyeyim: Arapça’da gümrah yani

Arapça’da gümrah yani
güm kelimesi, kaybolmak kelimesiyle ilgili.güm kelimesi, kaybolmak kelimesiyle ilgili. Râh kelimesi de yol demek.Râh kelimesi de yol demek. Gümrah, bir bileşik kelimedir.Gümrah, bir bileşik kelimedir. Ne demek?Ne demek? Yolunu kaybetmiş demek.Yolunu kaybetmiş demek. Mesela, insan bilmediği bir arazide giderken,

Mesela, insan bilmediği bir arazide giderken,
nereden nereye gideceğini bilmiyor, ormanda, dağda, çöldenereden nereye gideceğini bilmiyor, ormanda, dağda, çölde istikametini şaşırıyor.istikametini şaşırıyor. Eyvah, nereye gidecek, yolu kaybetti, kaldı.Eyvah, nereye gidecek, yolu kaybetti, kaldı. Yâni yolu bulamazsa, belki çok giderse, geceleyinYâni yolu bulamazsa, belki çok giderse, geceleyin hayatı da tehlikede, yolunu kaybetmiş.hayatı da tehlikede, yolunu kaybetmiş. Gümrah; yâni râh’ı, yolu güm etmiş,Gümrah; yâni râh’ı, yolu güm etmiş, kaybetmiş kimse, gümrah.kaybetmiş kimse, gümrah. Şimdi bu kelime Türkçe’de, ben bakıyorum,

Şimdi bu kelime Türkçe’de, ben bakıyorum,
Anadolu’da geziyorum, Anadolu’nun tabirleriniAnadolu’da geziyorum, Anadolu’nun tabirlerini dikkatle de topluyorum zihnimde, hoşuma gidiyor.dikkatle de topluyorum zihnimde, hoşuma gidiyor. Söyledikleri sözler hoşuma gidiyor.Söyledikleri sözler hoşuma gidiyor. “Ne dediniz, bir daha söyler misiniz lütfen.”

“Ne dediniz, bir daha söyler misiniz lütfen.”
soruyorum ve öğreniyorum.soruyorum ve öğreniyorum. Diyorlar ki: “Bu sene mahsul gümrah!”Diyorlar ki: “Bu sene mahsul gümrah!” Yâni, çok bol manasına kullanıyorlar.Yâni, çok bol manasına kullanıyorlar. Bunu da anlıyoruz.Bunu da anlıyoruz. Nereden böyle çok bol manasına kullanılmışNereden böyle çok bol manasına kullanılmış Türkçe’de Farsça’sında yolu kaybetmek manasından,Türkçe’de Farsça’sında yolu kaybetmek manasından, Türkçe’de gümrah ne demek?Türkçe’de gümrah ne demek? Yâni sanki kaideler yolunu kaybetmiş de,Yâni sanki kaideler yolunu kaybetmiş de, her şey şaşırmış, alt üst olmuş,her şey şaşırmış, alt üst olmuş, böyle olağanüstü bir şey birikmiş orada.böyle olağanüstü bir şey birikmiş orada. Onun için gümrah diyorlar.Onun için gümrah diyorlar. Şaşırmışçasına, çılgınca falan diyoruz.Şaşırmışçasına, çılgınca falan diyoruz. Böyle bir şeyi mahsulün bolluğuna kullanmışlar.Böyle bir şeyi mahsulün bolluğuna kullanmışlar. Allah’ın kazası, aslında yâni kaderi demek,

Allah’ın kazası, aslında yâni kaderi demek,
her türlü hükmü demek.her türlü hükmü demek. “Mümin kula müjdeler olsun ki.”“Mümin kula müjdeler olsun ki.” Size de, bize de.Size de, bize de. Allah bizi hakiki Müslüman kullarından eylesin.Allah bizi hakiki Müslüman kullarından eylesin. Kendisine teslim olmuş,Kendisine teslim olmuş, İslâm’a sımsıkı sarılmış kullarından eylesin.İslâm’a sımsıkı sarılmış kullarından eylesin. Müslim sıfatına gerçekten sahip eylesin.Müslim sıfatına gerçekten sahip eylesin. Bu gerçekten sıfatı çok önemli.Bu gerçekten sıfatı çok önemli. Gerçekten Müslüman olmak, bu çok önemli.Gerçekten Müslüman olmak, bu çok önemli. Çünkü bazıları gerçekten Müslüman olamıyor.Çünkü bazıları gerçekten Müslüman olamıyor. Gerçek Müslümanlar şöyle olur

Gerçek Müslümanlar şöyle olur
diye hadis-i şerifler var, mesela:diye hadis-i şerifler var, mesela: El-müslimü men selime’l-müslimûne min lisânihî ve yedihî.

El-müslimü men selime’l-müslimûne min lisânihî ve yedihî.
“Hakîkî Müslüman, Müslümanların“Hakîkî Müslüman, Müslümanların kendisinin elinden, dilinden zarar görmediği kişidir.”kendisinin elinden, dilinden zarar görmediği kişidir.” “Eliyle, diliyle sağa sola zarar veriyorsa,“Eliyle, diliyle sağa sola zarar veriyorsa, o iyi bir Müslüman değildir.” demiş oluyor Efendimiz.o iyi bir Müslüman değildir.” demiş oluyor Efendimiz. Başka bir hadis-i şerifinde.Başka bir hadis-i şerifinde. Sonra komşusuyla ilgilenecek,

Sonra komşusuyla ilgilenecek,
komşuluk vazifelerini yapacak.komşuluk vazifelerini yapacak. O açsa, kendisi burada gamsız,O açsa, kendisi burada gamsız, tok yatmayacak vs. komşusuna şerri, zararı dokunmayacak.tok yatmayacak vs. komşusuna şerri, zararı dokunmayacak. Bir şeyin gerçeğini bulmak,

Bir şeyin gerçeğini bulmak,
bir konuda gerçekten öyle olmakbir konuda gerçekten öyle olmak kolay bir şey değil.kolay bir şey değil. Bugün de öyle yâni iyi, gerçek bir doktor,Bugün de öyle yâni iyi, gerçek bir doktor, gerçek bir baba, gerçek bir öğretmen,gerçek bir baba, gerçek bir öğretmen, tam bir öğretmen, bulunmaz bir gerçek talebe.tam bir öğretmen, bulunmaz bir gerçek talebe. Her şeyin bir gerçeği var, bir de o gerçekliğe ulaşamamışHer şeyin bir gerçeği var, bir de o gerçekliğe ulaşamamış ama o yolda çırpınan negatif veyaama o yolda çırpınan negatif veya eksikli, kusurlu insanlar var.eksikli, kusurlu insanlar var. Mümin için Allah’ın kazası iyidir.

Mümin için Allah’ın kazası iyidir.
Tam bir Müslüman için her türlüTam bir Müslüman için her türlü hükmüne Peygamber Efendimiz hayran kalmış,hükmüne Peygamber Efendimiz hayran kalmış, hayran kalacak kadar iyidir.hayran kalacak kadar iyidir. Çünkü, İnne küllemâ kada’llâhü lehû hayrunÇünkü, İnne küllemâ kada’llâhü lehû hayrun “Allah Teâlâ Hazretleri“Allah Teâlâ Hazretleri onun için ne hükmetmişse,onun için ne hükmetmişse, o onun için hayırlıdır.o onun için hayırlıdır. Ve leyse küllü ehadinVe leyse küllü ehadin kâne kada’llâhü lehû hayrun ille’l-abdü’l-müslim.kâne kada’llâhü lehû hayrun ille’l-abdü’l-müslim. Her hükmü iyi olan bir kimse,Her hükmü iyi olan bir kimse, Müslümandan başka bir kimse değildir.Müslümandan başka bir kimse değildir. Başka bir kimse için böyle bir durumBaşka bir kimse için böyle bir durum bahis konusu değildir.bahis konusu değildir. Münafık için böyle değildir, kâfir için böyle değildir,Münafık için böyle değildir, kâfir için böyle değildir, gayrimüslim için böyle değildir.gayrimüslim için böyle değildir. Onlar için şer, kötü takdirler de vardır.

Onlar için şer, kötü takdirler de vardır.
Hayır değildir.Hayır değildir. Onların işi zordur,Onların işi zordur, dünyada ahirette uğrayacakları cezalar vardır.dünyada ahirette uğrayacakları cezalar vardır. Bu sadece mümin içindir.” diye,Bu sadece mümin içindir.” diye, özellikle Efendimiz ikinci bir cümlede bunu beyan etmiş.özellikle Efendimiz ikinci bir cümlede bunu beyan etmiş. Pekiyi, bu rivâyet burada bu kadar kalmış.

Pekiyi, bu rivâyet burada bu kadar kalmış.
Suheyb radıyallahu anh’danSuheyb radıyallahu anh’dan Nasr el-Hulvânî'nin rivayeti bu kadar kalmış.Nasr el-Hulvânî'nin rivayeti bu kadar kalmış. Şimdi acaba biraz daha açamaz mıyız bu konuyu?Şimdi acaba biraz daha açamaz mıyız bu konuyu? Şöyle başka hadis-i şeriflerden açabiliriz.Şöyle başka hadis-i şeriflerden açabiliriz. Bir Müslümana hayatında çeşitli olaylar geliyor.

Bir Müslümana hayatında çeşitli olaylar geliyor.
Sevinçli olaylar geliyor.Sevinçli olaylar geliyor. Tamam, çocuğu evleniyor, maaşına zam oluyor,Tamam, çocuğu evleniyor, maaşına zam oluyor, dükkânında iyi bir kâr kazanıyor,dükkânında iyi bir kâr kazanıyor, çeşit çeşit insanların çeşit çeşit sevinçlerini düşünelim.çeşit çeşit insanların çeşit çeşit sevinçlerini düşünelim. Bunlardan seviniyor tamam sevinçli olaylar.Bunlardan seviniyor tamam sevinçli olaylar. Bu durumda, Müslüman hayatındaBu durumda, Müslüman hayatında sevinçli olaylarla karşılaştığı zaman ne yapar?sevinçli olaylarla karşılaştığı zaman ne yapar? Şükreder:Şükreder: “Yâ Rabbi; çok şükür, sen bana bu nimeti verdin,

“Yâ Rabbi; çok şükür, sen bana bu nimeti verdin,
bu imkânı sağladın,bu imkânı sağladın, bu güzel durum elime geçti.” diye şükreder.bu güzel durum elime geçti.” diye şükreder. İşte bu şükür, Allah’a karşı minnet duygularıyla,

İşte bu şükür, Allah’a karşı minnet duygularıyla,
teşekkür duygularıyla, Allah’ın bize karşıteşekkür duygularıyla, Allah’ın bize karşı ikrâmından, hediyelerinden, bağışlarından,ikrâmından, hediyelerinden, bağışlarından, lütuflarından dolayı Allah’a sevgi dolu olarak,lütuflarından dolayı Allah’a sevgi dolu olarak, teşekkür dolu olarak yönelmek,teşekkür dolu olarak yönelmek, bunları düşünmek;bunları düşünmek; Allah’a, “Çok şükür yâ Rabbi!” demek,Allah’a, “Çok şükür yâ Rabbi!” demek, hamd etmek, şükretmek çok sevaptır.hamd etmek, şükretmek çok sevaptır. İşte bundan dolayı mümin kul büyük sevaplar alır,

İşte bundan dolayı mümin kul büyük sevaplar alır,
büyük hayırlara mazhar olur.büyük hayırlara mazhar olur. İyi ki kendisine güzel şeyler hükmolunmuş, verilmiş,İyi ki kendisine güzel şeyler hükmolunmuş, verilmiş, karşısına gelmiş kikarşısına gelmiş ki şükredince ne kadar sevap alıyor.şükredince ne kadar sevap alıyor. Aksine üzücü olaylar da gelebilir insanın başına.

Aksine üzücü olaylar da gelebilir insanın başına.
Ölüm gibi acı bir ayrılık olayı var.Ölüm gibi acı bir ayrılık olayı var. Sevdiği insandan ayrılıyor,Sevdiği insandan ayrılıyor, etrafındakilere “Elveda.” diyor, gidiyor.etrafındakilere “Elveda.” diyor, gidiyor. Aralarında yaşayan, bir sevdikleri kişi ayrılıp gidiyor.Aralarında yaşayan, bir sevdikleri kişi ayrılıp gidiyor. Bu ayrılık zor.

Bu ayrılık zor.
Hem de tabii ebedî demeyelim de,Hem de tabii ebedî demeyelim de, -biz biliyoruz ki müminler-biz biliyoruz ki müminler tekrar ahirette cennettetekrar ahirette cennette buluşacaklar birbirleriyle-buluşacaklar birbirleriyle- uzun bir ayrılık tabi, üzülür insan.uzun bir ayrılık tabi, üzülür insan. Ölüm gibi bir üzülme sebebi var, ayrılıktan dolayı.Ölüm gibi bir üzülme sebebi var, ayrılıktan dolayı. Tam hayattan muradını alamadan,

Tam hayattan muradını alamadan,
kâm alamadan, bakıyorsunuzkâm alamadan, bakıyorsunuz delikanlı bir kimse vefat ediyor,delikanlı bir kimse vefat ediyor, bir çocuk vefat ediyor; annenin, babanınbir çocuk vefat ediyor; annenin, babanın üzülmemesi mümkün mü?üzülmemesi mümkün mü? Bakıyorsunuz, gelinlik çağda bir kızcağızBakıyorsunuz, gelinlik çağda bir kızcağız vefat ediyor.vefat ediyor. Çeşmeye su doldurmaya gitmiş kış gününde;Çeşmeye su doldurmaya gitmiş kış gününde; kurtlar saldırmış, parçalamış.kurtlar saldırmış, parçalamış. Haydi, büyük bir acı köyde mesela.Haydi, büyük bir acı köyde mesela. Türkülerden hatırıma sahneler geliyor:

Türkülerden hatırıma sahneler geliyor:
Düğün dernek olmuş, kızı gelin alayı almış.Düğün dernek olmuş, kızı gelin alayı almış. Allı pullu gelin Kızılırmak’tan geçerken,Allı pullu gelin Kızılırmak’tan geçerken, ırmakta kaza oluyor ve gelini sular alıp götürüyor.ırmakta kaza oluyor ve gelini sular alıp götürüyor. Yâni boğuluyor.Yâni boğuluyor. Ee, işte alın, düğün alayı yasa boğulmuş oluyor.Ee, işte alın, düğün alayı yasa boğulmuş oluyor. Bugün de günümüzde duyuyoruz:

Bugün de günümüzde duyuyoruz:
Düğünden dönen veya düğüne giden bir minibüsDüğünden dönen veya düğüne giden bir minibüs kaza yapıyor, şu kadar insan yaralı, bu kadarı ölü.kaza yapıyor, şu kadar insan yaralı, bu kadarı ölü. Üzüntülü olaylar olur.Üzüntülü olaylar olur. Herkes için olur.Herkes için olur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
hayatından biliyoruz, sahabe-i kiramınhayatından biliyoruz, sahabe-i kiramın hayatından biliyoruz;hayatından biliyoruz; iyi insanlara da üzücü olaylar gelir.iyi insanlara da üzücü olaylar gelir. Hani, İslâm’ı hiç bilmeyen bir insan,Hani, İslâm’ı hiç bilmeyen bir insan, imanı bilmeyen bir insan sanır ki,imanı bilmeyen bir insan sanır ki, Allah’ın iyi, sevgili kulları hep güzel şeylerle karşılaşacaklar,Allah’ın iyi, sevgili kulları hep güzel şeylerle karşılaşacaklar, hiç kötü şeyler görmeyecekler,hiç kötü şeyler görmeyecekler, çok tatlı, mutlu bir ömür sürecekler.çok tatlı, mutlu bir ömür sürecekler. Hayır, bilakis, yâni tam aksineHayır, bilakis, yâni tam aksine Allah’ın iyi kulları, en yüksek kulları en çok sıkıntılar çekmişler.Allah’ın iyi kulları, en yüksek kulları en çok sıkıntılar çekmişler. Ondan sonra evliyâullah çok sıkıntı çekmiş:Ondan sonra evliyâullah çok sıkıntı çekmiş: Eşeddü’l-belâyâ ale’l-enbiyâ’.

Eşeddü’l-belâyâ ale’l-enbiyâ’.
“En şiddetli imtihanlar, belalar, üzüntüler,“En şiddetli imtihanlar, belalar, üzüntüler, sıkıntılar peygamberlere gelmiş.”sıkıntılar peygamberlere gelmiş.” Ne kadar büyük mücadeleler vermişlerNe kadar büyük mücadeleler vermişler ne kadar büyük sıkıntılara uğramışlar.ne kadar büyük sıkıntılara uğramışlar. Yusuf aleyhisselam’ın zindana atılması,

Yusuf aleyhisselam’ın zindana atılması,
Mûsâ aleyhisselam’ın Firavun ile mücadelesi.Mûsâ aleyhisselam’ın Firavun ile mücadelesi. Peygamber Efendimiz’in Kureyş müşrikleriylePeygamber Efendimiz’in Kureyş müşrikleriyle çarpışması, mücadelesi, savaşları.çarpışması, mücadelesi, savaşları. Hiç sevmediği halde,Hiç sevmediği halde, herkesin iyiliğini istediği halde, başınaherkesin iyiliğini istediği halde, başına gelen binbir türlü olay bunları gösteriyor.gelen binbir türlü olay bunları gösteriyor. Pekiyi, mümin ne yapacak böyle bir durumda,

Pekiyi, mümin ne yapacak böyle bir durumda,
mümin ne yapacak?mümin ne yapacak? Ne yapar yâni?Ne yapar yâni? Gene ne yapar sabreder.Gene ne yapar sabreder. Bir kere mümin kale gibidir.Bir kere mümin kale gibidir. Başına gelen üzücü bir olaydan dolayı intihar etmeye kalkmıyor.Başına gelen üzücü bir olaydan dolayı intihar etmeye kalkmıyor. Sıkıntılı bir olay var diye hemen her şeyi darmadağın etmiyor.Sıkıntılı bir olay var diye hemen her şeyi darmadağın etmiyor. İç dünyası yıkılıp, dış dünyası harap olmuyor.İç dünyası yıkılıp, dış dünyası harap olmuyor. Kırıp geçirmiyor ortalığı.Kırıp geçirmiyor ortalığı. Sabrediyor, müslümanın muazzam bir edebi var.Sabrediyor, müslümanın muazzam bir edebi var. Olay karşısında kaya gibi sağlam duruşu var,Olay karşısında kaya gibi sağlam duruşu var, ağırbaşlılığı var, vakarı var.ağırbaşlılığı var, vakarı var. Boynu bükük, sabrediyorBoynu bükük, sabrediyor muazzam bir kadere rıza duygusuyla.muazzam bir kadere rıza duygusuyla. Çok güzel terbiye almışÇok güzel terbiye almış insanların o muhteşem sabırlarını düşünün!insanların o muhteşem sabırlarını düşünün! Sabrediyor.Sabrediyor. Bundan dolayı da Allah çok büyük sevap verir.Bundan dolayı da Allah çok büyük sevap verir. Yâni demek ki, mümin kula

Yâni demek ki, mümin kula
sevinçli iş gelse şükreder, sevap kazanır.sevinçli iş gelse şükreder, sevap kazanır. Üzücü iş başına gelse sabreder sevap kazanır.Üzücü iş başına gelse sabreder sevap kazanır. Sonunda hepsi mümin kul için hayırlı olur.Sonunda hepsi mümin kul için hayırlı olur. Allah Teâlâ Hazretleri, bu dâr-ı dünya ki,Allah Teâlâ Hazretleri, bu dâr-ı dünya ki, imtihan dünyasıdır,imtihan dünyasıdır, fânî alemdir, bâkî alem ahirettir.fânî alemdir, bâkî alem ahirettir. İşte buradan göçünceye kadarİşte buradan göçünceye kadar insanları çeşitli şekillerde imtihan eder eder.insanları çeşitli şekillerde imtihan eder eder. Sonunda ahirette çok büyük mükâfatlara erer bir mümin.Sonunda ahirette çok büyük mükâfatlara erer bir mümin. Allah Teâlâ Hazretleri’nin cennetiyle, cemâliyleAllah Teâlâ Hazretleri’nin cennetiyle, cemâliyle müşerref olur.müşerref olur. Bu olayı şöylece özetleyen başka bir hadise geçelim hemen.

Bu olayı şöylece özetleyen başka bir hadise geçelim hemen.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki: Elâ inne’d dünyâ aradun hâdirun

Elâ inne’d dünyâ aradun hâdirun
ye’külü minhâ’l berru ve’l fâcirye’külü minhâ’l berru ve’l fâcir ve inne’l âhirete ecelün sâdikunve inne’l âhirete ecelün sâdikun yakdî fîhâ melikün kâdir. Elâ ve inne’l hayrayakdî fîhâ melikün kâdir. Elâ ve inne’l hayra küllehû bi hazafîrihîküllehû bi hazafîrihî fî’l cenneti. Elâ ve inne’ş şerra küllehûfî’l cenneti. Elâ ve inne’ş şerra küllehû bi hazafîrihî fî’n nâri.bi hazafîrihî fî’n nâri. Elâ fa’melû ve entüm minallâhi alâ hazerinElâ fa’melû ve entüm minallâhi alâ hazerin va’lemû enneküm ma’rûdûne alâ a’mâlikümva’lemû enneküm ma’rûdûne alâ a’mâliküm femen ya’mel miskâle zerratin hayran yerah ve men ya’melfemen ya’mel miskâle zerratin hayran yerah ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerah.miskâle zerratin şerran yerah. Uzunca bir metin ama,

Uzunca bir metin ama,
hatırda kalmaz ama, parça parça tekrarhatırda kalmaz ama, parça parça tekrar izahını yapalım:izahını yapalım: Elâ inne’d-dünyâ aradun hâdır.

Elâ inne’d-dünyâ aradun hâdır.
Elâ burada tenbih, uyarı edatı.Elâ burada tenbih, uyarı edatı. Yâni, “Dikkat edin, uyanın, hey,Yâni, “Dikkat edin, uyanın, hey, aklınızı başınıza toplayın ki” falan manasına.aklınızı başınıza toplayın ki” falan manasına. İnne’d-dünyâ aradun hâdır.İnne’d-dünyâ aradun hâdır. “Dünya hâl-i hazırda elinizde,“Dünya hâl-i hazırda elinizde, önünüzde olan bir maldır, metâdır, eşyadır.”önünüzde olan bir maldır, metâdır, eşyadır.” İşte herkes dünyalıktan nasibi ne kadarsaİşte herkes dünyalıktan nasibi ne kadarsa öylece duruyor o, içinde bulunuyor.öylece duruyor o, içinde bulunuyor. Dünya bu.Dünya bu. Ye’külu minhe’l-berru ve’l-fâcir.Ye’külu minhe’l-berru ve’l-fâcir. “Bu dünyalıkların hepsinden,“Bu dünyalıkların hepsinden, dünyalıklar çeşit çeşit, sayılamayacak kadar çok,dünyalıklar çeşit çeşit, sayılamayacak kadar çok, bundan iyi insanlar da, günahlara sapmış,bundan iyi insanlar da, günahlara sapmış, fâcir insanlar da yerler, yâni dünyalıktanfâcir insanlar da yerler, yâni dünyalıktan herkes istifade ediyor.herkes istifade ediyor. Mümin de istifade ediyor, kâfir de.Mümin de istifade ediyor, kâfir de. İyi insan da istifade ediyor, kötü insan da.İyi insan da istifade ediyor, kötü insan da. Herkesin önüne bir yemek konuluyor,Herkesin önüne bir yemek konuluyor, herkes şu karnını doyuruyor.herkes şu karnını doyuruyor. İşte dünya hayatı böyle geçiyor.”İşte dünya hayatı böyle geçiyor.” Elâ ve inne’l-ahirate ecelün sâdık.

Elâ ve inne’l-ahirate ecelün sâdık.
Dünya böyle, ahiret nedir?Dünya böyle, ahiret nedir? Ecelün sâdıkun.Ecelün sâdıkun. “Gerçek bir müddettir, gerçek bir zamandır.“Gerçek bir müddettir, gerçek bir zamandır. Ahiret mutlaka gelecektir, haktır.Ahiret mutlaka gelecektir, haktır. Yâni bir zaman sonra gelecek, şu anda değil.Yâni bir zaman sonra gelecek, şu anda değil. Ecel, yâni belirli bir müddet sonra gelecek bu ama,Ecel, yâni belirli bir müddet sonra gelecek bu ama, gerçekten gelecek.gerçekten gelecek. Muhakkak herkesin başına gelecek, ahiret.Muhakkak herkesin başına gelecek, ahiret. Ne kadar uzun sürse bu dünya hayatı yâni bu

Ne kadar uzun sürse bu dünya hayatı yâni bu
köhne dünyanın ömrü asırlar geçse,köhne dünyanın ömrü asırlar geçse, ne kadar uzasa sonunda bitecek.ne kadar uzasa sonunda bitecek. Bu dünyayı biz biliyoruz kiBu dünyayı biz biliyoruz ki bu dünya hayatı fânî, ahiret bâkî,bu dünya hayatı fânî, ahiret bâkî, ahiret bitmeyecek, bu dünya hayatı bitecek.ahiret bitmeyecek, bu dünya hayatı bitecek. Evet, bilimsel kitaplara bakıyoruz, Jeoloji’ye vs. ilimlere.

Evet, bilimsel kitaplara bakıyoruz, Jeoloji’ye vs. ilimlere.
Dünya şu kadar milyon sene önce yaratılmış,Dünya şu kadar milyon sene önce yaratılmış, şöyle olmuş, böyle olmuş, şu ana kadar işte yaşıyoruz.şöyle olmuş, böyle olmuş, şu ana kadar işte yaşıyoruz. Tarihin bildiği devirler şuradan başlıyor, şu kadar bin yıl geçmiş.Tarihin bildiği devirler şuradan başlıyor, şu kadar bin yıl geçmiş. Ne kadar geçecek bilmiyoruz ama,Ne kadar geçecek bilmiyoruz ama, bundan sonraki ömrü ne kadar dünyanın bilmiyoruz ama,bundan sonraki ömrü ne kadar dünyanın bilmiyoruz ama, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’inPeygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bildirdiği alâmetler var, kıyâmet alâmetleri.bildirdiği alâmetler var, kıyâmet alâmetleri. Olaylar var, birtakım durumlar var,Olaylar var, birtakım durumlar var, onlar da görülmeye başladı.onlar da görülmeye başladı. Hatta müminlerin çoğu kıyamet yakın diyeHatta müminlerin çoğu kıyamet yakın diye endişe üzeredir.endişe üzeredir. Bilirler bilen insanlar, zamanın çok kalmadığını.Bilirler bilen insanlar, zamanın çok kalmadığını. Zaten Peygamber Efendimiz,

Zaten Peygamber Efendimiz,
kendisinin ahir zaman peygamberi olduğunu,kendisinin ahir zaman peygamberi olduğunu, kendisiyle dünyanın yok oluşu arasında çok büyük bir zamankendisiyle dünyanın yok oluşu arasında çok büyük bir zaman olmayacağını hadis-i şeriflerinde bildirdiği içinolmayacağını hadis-i şeriflerinde bildirdiği için kesinlikle biliyoruz ki geçmiş ömründenkesinlikle biliyoruz ki geçmiş ömründen çok az bir zaman kalmış oluyor dünyanın ilerisinde.çok az bir zaman kalmış oluyor dünyanın ilerisinde. Ne olacak? Ahiret olacak mutlaka.Ne olacak? Ahiret olacak mutlaka. Yakdî fîhâ melikün kâdir.

Yakdî fîhâ melikün kâdir.
“Orada her şeye kâdir olan,“Orada her şeye kâdir olan, hükümdar olan Allah Teâlâ Hazretlerihükümdar olan Allah Teâlâ Hazretleri orada yakdî,orada yakdî, yine yakdî fiili karşımıza geldi,yine yakdî fiili karşımıza geldi, hükmedecek kulları arasında.”hükmedecek kulları arasında.” Buradaki hüküm nasıl olacak?

Buradaki hüküm nasıl olacak?
Mahkeme-i kübrâda, insanlar Allah Teâlâ Hazretleri’ninMahkeme-i kübrâda, insanlar Allah Teâlâ Hazretleri’nin divanında, divân-ı ilâhîde, huzur-u ilâhîdedivanında, divân-ı ilâhîde, huzur-u ilâhîde el pençe divana duracaklar.el pençe divana duracaklar. Allah Teâlâ Hazretleri onlarınAllah Teâlâ Hazretleri onların sevaplarını, günahlarını tartacak, hükmedecek haklarında:sevaplarını, günahlarını tartacak, hükmedecek haklarında: “Bu kulum cennete gitsin!” cennete gidecek.“Bu kulum cennete gitsin!” cennete gidecek. “Bu kulumu cehenneme atın, cezasını çeksin!”“Bu kulumu cehenneme atın, cezasını çeksin!” cehenneme atılacak, hükmedecek Allah.cehenneme atılacak, hükmedecek Allah. Elâ ve inne’l-hayra küllehû bi-hazâfîrihî fi’l-cenneh.

Elâ ve inne’l-hayra küllehû bi-hazâfîrihî fi’l-cenneh.
“Bak dikkat edin, bilin ey dinleyenler ki,“Bak dikkat edin, bilin ey dinleyenler ki, hayrın hepsi, tamamıyla, detayıyla cennettedir.hayrın hepsi, tamamıyla, detayıyla cennettedir. Yâni, hangi türlü hayır hatırınıza gelirse,Yâni, hangi türlü hayır hatırınıza gelirse, hayalinizde tahayyül ederseniz,hayalinizde tahayyül ederseniz, varsa dünyada insanların gördüğü hayır cinslerivarsa dünyada insanların gördüğü hayır cinsleri ve hayallerinin de erebildiği kadarve hayallerinin de erebildiği kadar ne kadar hayır varsa,ne kadar hayır varsa, detayıyla, teferruatıyla hepsi cennettedir.”detayıyla, teferruatıyla hepsi cennettedir.” Cennet öyle bir yer ki, kaçırılmasıCennet öyle bir yer ki, kaçırılması çok büyük hayıf olur, çok büyük yazık olur.çok büyük hayıf olur, çok büyük yazık olur. Her türlü hayır orada.Her türlü hayır orada. Hiç eksiksiz, her türlü detayıylaHiç eksiksiz, her türlü detayıyla tam ve kâmil bir hayırlar yurdu cennet.tam ve kâmil bir hayırlar yurdu cennet. Allah cümlemizi sevgili Akra dinleyicileri,

Allah cümlemizi sevgili Akra dinleyicileri,
cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin.cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin. Çok önemli, cenneti kazanmak çok önemli!Çok önemli, cenneti kazanmak çok önemli! Elâ ve inne’ş-şerra küllehû bi-hazâfîrihî fi’n-nâr.

Elâ ve inne’ş-şerra küllehû bi-hazâfîrihî fi’n-nâr.
“Yine gözünüzü açın, agâh olun, bilin ki,“Yine gözünüzü açın, agâh olun, bilin ki, şer de bütün detayıyla,şer de bütün detayıyla, teferruatıyla hepsi cehennemdedir.”teferruatıyla hepsi cehennemdedir.” Evet, her türlü kötülük de cehennemde toplanmış olacak.

Evet, her türlü kötülük de cehennemde toplanmış olacak.
İnsan bu dünyada hangi kötülüğü görüyorsa çevresinde,İnsan bu dünyada hangi kötülüğü görüyorsa çevresinde, aman şu şey çok kötü, çok fena,aman şu şey çok kötü, çok fena, ne kadar iğrenç, ne kadar pis,ne kadar iğrenç, ne kadar pis, ne kadar korkunç, ne kadar müthiş,ne kadar korkunç, ne kadar müthiş, ne kadar ayıp, ne kadar günah.ne kadar ayıp, ne kadar günah. İşte artık nasıl düşünüyorsa,İşte artık nasıl düşünüyorsa, gördüğü bütün şerler ve hayal ettiği,gördüğü bütün şerler ve hayal ettiği, bütün şerler aklına gelebilecek.bütün şerler aklına gelebilecek. Romancı eline kalemi alıyor,Romancı eline kalemi alıyor, gözünü kapatıyor,gözünü kapatıyor, ilhamın gelmesini bekliyor, bir şeyler yazıyor.ilhamın gelmesini bekliyor, bir şeyler yazıyor. Çeşit çeşit romanlar, korku romanları,

Çeşit çeşit romanlar, korku romanları,
dehşet romanları, polisiye romanlar falan.dehşet romanları, polisiye romanlar falan. Bir şeyler yazıyor aklına gelen her türlü kötülüğü.Bir şeyler yazıyor aklına gelen her türlü kötülüğü. Evet hayalini çalıştırsa bir insanoğlu,Evet hayalini çalıştırsa bir insanoğlu, ne türlü şer varsa onların hepsi cehennemdedirne türlü şer varsa onların hepsi cehennemdedir aziz ve sevgili kardeşlerim!aziz ve sevgili kardeşlerim! Onun için Allah hiçbirimizi azabına uğratmasın.

Onun için Allah hiçbirimizi azabına uğratmasın.
Cehenneme atmasın.Cehenneme atmasın. Doğrudan doğruya cennetine girenlerden eylesin.Doğrudan doğruya cennetine girenlerden eylesin. O çok fena.O çok fena. Cehenneme düşmek çok fena!Cehenneme düşmek çok fena! Elâ fa’melû.

Elâ fa’melû.
“Dikkat edin, mütenebbih olun, sözümü iyi dinleyin,“Dikkat edin, mütenebbih olun, sözümü iyi dinleyin, kulağınıza girsin, aklınız akletsin,kulağınıza girsin, aklınız akletsin, anlayın, dinleyin ki, ne yapmanız lazım?anlayın, dinleyin ki, ne yapmanız lazım? Fa’melû.Fa’melû. Amel, icraat yapın, iş yapın, boş durmayın,Amel, icraat yapın, iş yapın, boş durmayın, cenneti kazanmaya çalışın!” diyor Peygamber Efendimiz.cenneti kazanmaya çalışın!” diyor Peygamber Efendimiz. Bu ne kadar önemli bir cümle: Elâ fa’melû.

Bu ne kadar önemli bir cümle: Elâ fa’melû.
İsterseniz bunu bir levha halinde,İsterseniz bunu bir levha halinde, güzel bir çerçeveyle çerçeveletip,güzel bir çerçeveyle çerçeveletip, sadece bunu Elâ fa’melû. diyesadece bunu Elâ fa’melû. diye iş yerinize yazın, evinize yazın!iş yerinize yazın, evinize yazın! Çok önemli.Çok önemli. Çalışın diyor Peygamber Efendimiz,Çalışın diyor Peygamber Efendimiz, iş yapın diyor yâni boş durmayın diyor.iş yapın diyor yâni boş durmayın diyor. Kısaca işte: Elâ fa’melû.

Kısaca işte: Elâ fa’melû.
Gayet kısa.Gayet kısa. Elâ, dikkat edin demek, uyanın demek,Elâ, dikkat edin demek, uyanın demek, gözünüzü açın, iyi duyun, iyi dinleyin, iyi akledin demek;gözünüzü açın, iyi duyun, iyi dinleyin, iyi akledin demek; fa’melû. amel edin,fa’melû. amel edin, a’mâl-i sâliha işleyin,a’mâl-i sâliha işleyin, bir şeyler yapın, boş durmayın!bir şeyler yapın, boş durmayın! Ne yapıyorsunuz, niye gafilsiniz, niye cahilsiniz,Ne yapıyorsunuz, niye gafilsiniz, niye cahilsiniz, niye tembelsiniz; çalışın!”niye tembelsiniz; çalışın!” demek yâni bu.demek yâni bu. İş yapın. Ne yapacak?İş yapın. Ne yapacak? Herkes bir iş yapıyor tabii.Herkes bir iş yapıyor tabii. Uyuyan da uyuma işi yapıyor.Uyuyan da uyuma işi yapıyor. Haydut da haydutluk yapıyor.Haydut da haydutluk yapıyor. İyi insan da iyi iş yapıyor. Burada ne demek?İyi insan da iyi iş yapıyor. Burada ne demek? Elâ fa’melû yâni,Elâ fa’melû yâni, bu cennete her türlü hayrınbu cennete her türlü hayrın olduğunu bilerek, cenneti kazanmaya çalışın!olduğunu bilerek, cenneti kazanmaya çalışın! Cehennemde her türlü şerrin olduğunu bilerek,

Cehennemde her türlü şerrin olduğunu bilerek,
cehenneme sizi düşürmeyecek işleri işlemeye çalışın!cehenneme sizi düşürmeyecek işleri işlemeye çalışın! Cehennemden kurtulmak için çalışın demek.Cehennemden kurtulmak için çalışın demek. Yoksa, herkes zaten bir iş ve eylemin içinde.

Yoksa, herkes zaten bir iş ve eylemin içinde.
Sağcısı bir eylemde, solcusu bir eylemde,Sağcısı bir eylemde, solcusu bir eylemde, iyisi bir eylemde, kötüsü bir eylemde.iyisi bir eylemde, kötüsü bir eylemde. Kimisi bankayı korumaya çalışıyor,Kimisi bankayı korumaya çalışıyor, kimisi bankayı soymaya çalışıyor.kimisi bankayı soymaya çalışıyor. Kimisi devleti yüceltmeye çalışıyor,Kimisi devleti yüceltmeye çalışıyor, kimisi devleti parçalamaya çalışıyor.kimisi devleti parçalamaya çalışıyor. Herkes bir eylemde ama,Herkes bir eylemde ama, yâni cenneti kazanmaya çalışacak eylem önemli.yâni cenneti kazanmaya çalışacak eylem önemli. İnsanı cehenneme düşürmeyecek bir eylem önemli.İnsanı cehenneme düşürmeyecek bir eylem önemli. Elâ fa’melû ve entüm mine’llâhi alâ hazer.

Elâ fa’melû ve entüm mine’llâhi alâ hazer.
Burası önemli bir şartı.Burası önemli bir şartı. Yâni, “Bir şeyler yapın ama,Yâni, “Bir şeyler yapın ama, ve entüm mine’llâhi alâ hazer.ve entüm mine’llâhi alâ hazer. Allah’tan korkarak yapın!Allah’tan korkarak yapın! Korku üzere, endişe ederek,Korku üzere, endişe ederek, ‘Acaba Allah beni kahrına, gazabına‘Acaba Allah beni kahrına, gazabına uğratır mı?’ diye, titreyerek çalışın!”uğratır mı?’ diye, titreyerek çalışın!” diyor Peygamber Efendimiz.diyor Peygamber Efendimiz. Yâni bakıyorum ben, bazıları çok iyimser oluyorlar.

Yâni bakıyorum ben, bazıları çok iyimser oluyorlar.
Emekli, deniz kenarında bir yere yerleşmiş, keyfinde.Emekli, deniz kenarında bir yere yerleşmiş, keyfinde. Sorumluluktan uzak.Sorumluluktan uzak. O kadar yaş yaşamış.O kadar yaş yaşamış. “Toplum için neler yaptın,“Toplum için neler yaptın, ahiret için neler yaptın,ahiret için neler yaptın, kendin için neler yaptın?” gayet rahat.kendin için neler yaptın?” gayet rahat. Akşam sofrasını kuruyor, içkisini koyuyor,Akşam sofrasını kuruyor, içkisini koyuyor, başına hasır şapkayı geçirmiş,başına hasır şapkayı geçirmiş, şortunu giymiş, gayet iyimser, gayet rahat.şortunu giymiş, gayet iyimser, gayet rahat. “Allah’tan korkmuyor musun?” diyorsun;

“Allah’tan korkmuyor musun?” diyorsun;
“Allah Ğafûru’r-Rahim’dir.” diyor duymuş onu,“Allah Ğafûru’r-Rahim’dir.” diyor duymuş onu, Allah’ın Ğafûr ve Rahîm olduğunu.Allah’ın Ğafûr ve Rahîm olduğunu. İyi ama, niye çalışmıyorsun?İyi ama, niye çalışmıyorsun? Bak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor:

Bak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor:
“Allah’tan korku üzere olarak iş yapın, çalışın.“Allah’tan korku üzere olarak iş yapın, çalışın. Yâni, ya sizi affetmezse,Yâni, ya sizi affetmezse, ya Ğafûr ve Rahîm'liğini size uygulamaz da,ya Ğafûr ve Rahîm'liğini size uygulamaz da, Kahhar, Azizün zü’ntikam ismini uygularsa.Kahhar, Azizün zü’ntikam ismini uygularsa. ‘Sen bu dünyada böyle yaptın, ben de senden intikamımı alıyorum.‘Sen bu dünyada böyle yaptın, ben de senden intikamımı alıyorum. Haydi bakalım, sözümü dinlemediğin içinHaydi bakalım, sözümü dinlemediğin için kahrıma uğradın,kahrıma uğradın, ne halin varsa gör!’ derse, o zaman ne olacak?”ne halin varsa gör!’ derse, o zaman ne olacak?” diye hazer üzere olmak yani korku üzere olmak,diye hazer üzere olmak yani korku üzere olmak, “Ya benim Rabbim beni affetmezse?”“Ya benim Rabbim beni affetmezse?” İşte evliyâullahın,

İşte evliyâullahın,
Allah’ın o kadar sevgili kulu olmasına rağmenAllah’ın o kadar sevgili kulu olmasına rağmen hareketlerinde ana durum buydu.hareketlerinde ana durum buydu. Alâ hazer.Alâ hazer. Hazer üzere, yâni korku üzere davranırlardı.Hazer üzere, yâni korku üzere davranırlardı. “Ben şu kadar ibadet ettim,“Ben şu kadar ibadet ettim, Allah beni mutlaka cennetine sokar.” demezlerdi.Allah beni mutlaka cennetine sokar.” demezlerdi. “Ya amellerim kabul olmadıysa?” diye düşünürlerdi.“Ya amellerim kabul olmadıysa?” diye düşünürlerdi. Evliyâullah büyüklerimizden birisi

Evliyâullah büyüklerimizden birisi
-Hasan-ı Basrî için söylerler,-Hasan-ı Basrî için söylerler, daha başka mübarekler için söylenir rahmetullahi aleyh-daha başka mübarekler için söylenir rahmetullahi aleyh- bir kandil gecesi, Berat Gecesi’ndebir kandil gecesi, Berat Gecesi’nde evinden çıkmış ama, çok fena hali.evinden çıkmış ama, çok fena hali. Sapsarı kesilmiş böyle, benzi kireç gibi atmış,Sapsarı kesilmiş böyle, benzi kireç gibi atmış, korku üzere.korku üzere. “Ee, ne oluyorsun? Hayrola, hasta mısın?”“Ee, ne oluyorsun? Hayrola, hasta mısın?” Diyor ki: “Şimdi kendi kendimin hayatınıDiyor ki: “Şimdi kendi kendimin hayatını şöyle bir mütalaa ettim, hafızamdan geçirdim.şöyle bir mütalaa ettim, hafızamdan geçirdim. Kendi kendimi, düşündümKendi kendimi, düşündüm şimdiye kadar ne yaptığımı ne ettiğimi.şimdiye kadar ne yaptığımı ne ettiğimi. Günahlarımı biliyorum.Günahlarımı biliyorum. İşte şu hatayı, şu günahı işledim.İşte şu hatayı, şu günahı işledim. Bu iyi bir şey değildi, yapmamam lazımdı, işledim.Bu iyi bir şey değildi, yapmamam lazımdı, işledim. Tabi her kulun kendilerine göreTabi her kulun kendilerine göre hataları, kusurları olabilir mesela.hataları, kusurları olabilir mesela. “Bunlar hata, tamam işlendi, işlendiğini biliyorum.“Bunlar hata, tamam işlendi, işlendiğini biliyorum. Ama Allah bunları affetti mi, etmedi mi?Ama Allah bunları affetti mi, etmedi mi? Evet tevbe ettim,Evet tevbe ettim, ağladım, üzüldüm, yalvardım, yakardım ama,ağladım, üzüldüm, yalvardım, yakardım ama, bakalım Allah kabul etti mi?bakalım Allah kabul etti mi? Yâni, kabul etmemişse ne olacak halim?”Yâni, kabul etmemişse ne olacak halim?” Bir de bir şeyler yaptı, namaz kıldı, oruç tuttu,

Bir de bir şeyler yaptı, namaz kıldı, oruç tuttu,
hacca gitti, hayır işledi vs. amahacca gitti, hayır işledi vs. ama acaba, bakalım o hayırlarını Allah kabul etti mi?acaba, bakalım o hayırlarını Allah kabul etti mi? Çünkü amellerin işlenmesi yetmiyor,Çünkü amellerin işlenmesi yetmiyor, bir de Allah’ın o ameli kabul etmesi meselesi var.bir de Allah’ın o ameli kabul etmesi meselesi var. O çok önemli.O çok önemli. Yâni, insan ben bir şey yaptım diye mağrur olmamalı,Yâni, insan ben bir şey yaptım diye mağrur olmamalı, güvenmemeli! Allah kabul etmeyebilir.güvenmemeli! Allah kabul etmeyebilir. “Sen bunu riyâ ile yaptın, kabul etmiyorum.

“Sen bunu riyâ ile yaptın, kabul etmiyorum.
Sen bunu kendini beğenmiş bir kul olarak yaptın, kabul etmiyorum.Sen bunu kendini beğenmiş bir kul olarak yaptın, kabul etmiyorum. Gösteriş için yaptın, kabul etmiyorum.Gösteriş için yaptın, kabul etmiyorum. Menfaat için yaptın, aldatma için yaptın.Menfaat için yaptın, aldatma için yaptın. vs.” diyebilir,vs.” diyebilir, kabul etmeyebilir.kabul etmeyebilir. Bilmiyoruz biz.

Bilmiyoruz biz.
Amelleri kabul edecek olan Allah Teâlâ Hazretleri’dir.Amelleri kabul edecek olan Allah Teâlâ Hazretleri’dir. Hazer üzere olmak lazım!Hazer üzere olmak lazım! Bunu ihtar ediyor.Bunu ihtar ediyor. Çok güzel bir hadis-i şerif.

Çok güzel bir hadis-i şerif.
Bu böyle her türlü davranışınBu böyle her türlü davranışın yanlışını, doğrusunu böyle bildiren,yanlışını, doğrusunu böyle bildiren, bize çok ışık tutan cümleler ihtiva ediyor.bize çok ışık tutan cümleler ihtiva ediyor. Va’lemû enneküm ma’rudûne alâ a’mâliküm.

Va’lemû enneküm ma’rudûne alâ a’mâliküm.
Burada bir büyük tehdit var.Burada bir büyük tehdit var. Veyahut büyük bir hakikat ifade ediliyor.Veyahut büyük bir hakikat ifade ediliyor. Ve biliniz ki diyorVe biliniz ki diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem EfendimizPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz siz amellerinize arz olunacaksınız.siz amellerinize arz olunacaksınız. Yâni, amellerinizle yüzleştirileceksiniz,Yâni, amellerinizle yüzleştirileceksiniz, karşı karşıya geleceksiniz.karşı karşıya geleceksiniz. İşte siz, işte dünyada işlediğiniz ameller diyeİşte siz, işte dünyada işlediğiniz ameller diye karşınıza ameller dökülecek.karşınıza ameller dökülecek. Yaptığınız işler, eylemler, fiiller, çalışmalar,Yaptığınız işler, eylemler, fiiller, çalışmalar, hayatınızdaki binbir türlü.hayatınızdaki binbir türlü. Binbir ne demek?Binbir ne demek? Binbir türlü sözü, söz gelimi söyleniyor.Binbir türlü sözü, söz gelimi söyleniyor. Çeşit çeşit, sayısızÇeşit çeşit, sayısız işler karşınıza arz olunacak;işler karşınıza arz olunacak; siz ona arz olunacaksınız, o size arz olunacak.siz ona arz olunacaksınız, o size arz olunacak. Karşı karşıya geleceksiniz, burun buruna.Karşı karşıya geleceksiniz, burun buruna. “Eyvah! Benim bu yaptığım kötülük karşıma geldi.

“Eyvah! Benim bu yaptığım kötülük karşıma geldi.
Eyvah! Bak bu da unutulmamış, yazılmış.” diyecek kötü insanlar.Eyvah! Bak bu da unutulmamış, yazılmış.” diyecek kötü insanlar. “Amellerinizin sizin karşınıza geleceğini bilin,“Amellerinizin sizin karşınıza geleceğini bilin, sizin amellerinizle yüzleştirileceğinizisizin amellerinizle yüzleştirileceğinizi bilin!” diyor Peygamber Efendimiz.bilin!” diyor Peygamber Efendimiz. Fe-men ya’mel miskâle zerratin hayran yerah.

Fe-men ya’mel miskâle zerratin hayran yerah.
Biliyorsunuz bu Zilzal Suresi'nin ayetlerini söylemişBiliyorsunuz bu Zilzal Suresi'nin ayetlerini söylemiş Efendimiz en sonunda.Efendimiz en sonunda. “Zerre ağırlığı kadar hayır işleyen, onun karşılığını görecek;“Zerre ağırlığı kadar hayır işleyen, onun karşılığını görecek; Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerah.Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerah. zerre ağırlığı kadar şer işleyen de,zerre ağırlığı kadar şer işleyen de, onun cezasını çekecek.” buyurmuş.onun cezasını çekecek.” buyurmuş. Aman aziz ve sevgili kardeşlerim!

Aman aziz ve sevgili kardeşlerim!
Dünyanın geçici olduğunu,Dünyanın geçici olduğunu, sonunun ölüm olduğunusonunun ölüm olduğunu ve ahiretin va’d-i sâdık olduğunu hiç unutmayalım!ve ahiretin va’d-i sâdık olduğunu hiç unutmayalım! Orada, Allah Teâlâ Hazretleri’ninOrada, Allah Teâlâ Hazretleri’nin divân-ı ilâhisinde duracağımızı düşünerek,divân-ı ilâhisinde duracağımızı düşünerek, ömrümüzü hayırlı, verimli, uğurlu, sevimli,ömrümüzü hayırlı, verimli, uğurlu, sevimli, güzel işler yaparak, Ümmet-i Muhammed’e faideligüzel işler yaparak, Ümmet-i Muhammed’e faideli olarak geçirmeyi Allah Teâlâ Hazretleriolarak geçirmeyi Allah Teâlâ Hazretleri cümlemize nasip eylesin.cümlemize nasip eylesin. Bunu hiç unutmayalım, hatırımızdan hiç çıkartmayalım!

Bunu hiç unutmayalım, hatırımızdan hiç çıkartmayalım!
Bütün işlerimizi kontrolden geçirelim,Bütün işlerimizi kontrolden geçirelim, aklımızın ve vicdanımızın süzgecinden geçirelim!aklımızın ve vicdanımızın süzgecinden geçirelim! Bizim işlerimizin son karar merciBizim işlerimizin son karar merci aklımız, vicdanımız ve imanımız olsun.aklımız, vicdanımız ve imanımız olsun. İyi ve tam Müslüman olalım!İyi ve tam Müslüman olalım! Her işimizi bu süzgeçlerden geçirip yapalım!Her işimizi bu süzgeçlerden geçirip yapalım! Bu süzgeçlerden geçirmeden,Bu süzgeçlerden geçirmeden, keyfiyle, nefsiyle, şehvetiyle,keyfiyle, nefsiyle, şehvetiyle, hırsıyla insan dünyadaki olayları,hırsıyla insan dünyadaki olayları, yaptığı işleri kararlaştırırsa;yaptığı işleri kararlaştırırsa; söyleyeceği sözü hırsıyla söylerse,söyleyeceği sözü hırsıyla söylerse, yapacağı işi hırsıyla, kiniyle, nefsiyle yaparsa; tabiiyapacağı işi hırsıyla, kiniyle, nefsiyle yaparsa; tabii o kötü sonuçlara ulaşır.o kötü sonuçlara ulaşır. Allah Teâlâ Hazretleri cümlemize

Allah Teâlâ Hazretleri cümlemize
hakkı hak olarak görmeyi nasip eylesin.hakkı hak olarak görmeyi nasip eylesin. Ona uymayı da, tevfikini refîk eyleyip nasip eylesin.Ona uymayı da, tevfikini refîk eyleyip nasip eylesin. Yâni hakkı görmek var, bir de onu uygulamak var.Yâni hakkı görmek var, bir de onu uygulamak var. Uygulayabilmeyi de nasip etsin.Uygulayabilmeyi de nasip etsin. Haktan yana olmayı nasip etsin.Haktan yana olmayı nasip etsin. Bâtılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı, sakınmayı;Bâtılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı, sakınmayı; ömrümüzü Allah’ın rızasına uygun geçirmeyi nasip etsin.ömrümüzü Allah’ın rızasına uygun geçirmeyi nasip etsin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu,Huzuruna sevdiği, razı olduğu, yüzü ak, alnı açık kullar olarak varmayı;yüzü ak, alnı açık kullar olarak varmayı; cennetiyle, cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin.cennetiyle, cemâliyle müşerref olmayı nasip eylesin. Bi-hürmeti esmâihi’l-hüsnâ,

Bi-hürmeti esmâihi’l-hüsnâ,
ve bi-hürmeti habîbihi’l-müctebâ Muhammedini’l-Mustafâ,ve bi-hürmeti habîbihi’l-müctebâ Muhammedini’l-Mustafâ, salla’llâhü aleyhi ve âlihi ve selleme teslîmen kesîrâ.salla’llâhü aleyhi ve âlihi ve selleme teslîmen kesîrâ. Gününüz hayırlı olsun.

Gününüz hayırlı olsun.
Allah cennetiyle, cemâliyleAllah cennetiyle, cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!cümlenizi müşerref eylesin, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri! Es-selâmü aleyküm ve rahmetu”llâhi ve berakâtühû.

Es-selâmü aleyküm ve rahmetu”llâhi ve berakâtühû.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2