Namaz Vakitleri
İstanbul
6 Zilhicce 1447
23 May 2026
İmsak
03:43
Güneş
05:34
Öğle
13:06
İkindi
17:03
Akşam
20:28
Yatsı
22:10
Detaylı Arama

Müslümanların Fazilet ve Değerlileri

Mehmed Zahid Kotku

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Müslümanların Fazilet ve Değerlileri

Mehmed Zahid Kotku

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Estağfirullah el-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe illâhûEstağfirullah el-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe illâhû el-hayye’l-kayyûme ve etûbü ileyh.el-hayye’l-kayyûme ve etûbü ileyh. Ve es’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirate ve’l-hidâyete lenâVe es’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirate ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-tevvâbürrahim.innehû hüve’t-tevvâbürrahim. Tevbete abdin zâlimin linefsihîTevbete abdin zâlimin linefsihî lâ yemlikü li-nefsihî mevten ve lâ hayâten ve lâ nüşûrâ.lâ yemlikü li-nefsihî mevten ve lâ hayâten ve lâ nüşûrâ. Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî

Allahümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî
ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve va’dike mestetağtu.ve va’dike mestetağtu. Eûzubike min şerri mâ sana’tuEûzubike min şerri mâ sana’tu ebûuleke bi-ni’metike âleyye ve ebûu bizenbîebûuleke bi-ni’metike âleyye ve ebûu bizenbî fağfirlî feinnehu lâ yağfiru’z-zunûbe illâ ente.fağfirlî feinnehu lâ yağfiru’z-zunûbe illâ ente. Allâhümme ente'l-melikü

Allâhümme ente'l-melikü
lâ ilâhe illâ ente sübhâneke ve bihamdiklâ ilâhe illâ ente sübhâneke ve bihamdik ente Rabbî ve ene abdük,ente Rabbî ve ene abdük, zalemtü nefsî va'teraftü bi-zenbîzalemtü nefsî va'teraftü bi-zenbî fağfirli zünûbî cemîan fe-innehû lâ yağfirü'z-zünûbe illâ ent.fağfirli zünûbî cemîan fe-innehû lâ yağfirü'z-zünûbe illâ ent. Vehdînî li-ahseni'l-ahlâkVehdînî li-ahseni'l-ahlâk lâ yehdînî li-ahsenihâ illâ ent.lâ yehdînî li-ahsenihâ illâ ent. Va'srif annî seyyiehâ Va'srif annî seyyiehâ lâ yesrifu annî seyyiehâ illâ ent. lâ yesrifu annî seyyiehâ illâ ent. Lebbeyke ve sa'deyke ve'l-hayrü küllühû fi yedeykeLebbeyke ve sa'deyke ve'l-hayrü küllühû fi yedeyke ve'ş-şerrü leyse ileyk, enâ bike ve ileyk,ve'ş-şerrü leyse ileyk, enâ bike ve ileyk, tebârekte Rabbena ve teala ileyk, nestağfirüke ve etubû ileyk.tebârekte Rabbena ve teala ileyk, nestağfirüke ve etubû ileyk. Allahümme salli salâten kâmileten

Allahümme salli salâten kâmileten
ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihi’l-ukadve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihi’l-ukad ve tenfericü bihi’l-kürab ve tenfericü bihi’l-kürab ve tukdâ bihi’l-havâicve tukdâ bihi’l-havâic ve tünâlü bihi’l-rağâibve tünâlü bihi’l-rağâib ve hüsnü’l-havâtimi ve yüsteska’l-ğamâmü bi-vechihi’l-kerîmve hüsnü’l-havâtimi ve yüsteska’l-ğamâmü bi-vechihi’l-kerîm ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesinve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli mâlûmün leke.bi-adedi külli mâlûmün leke. Beraber...Beraber... Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi rabbi'l-âlemîn.

Elhamdülillâhi rabbi'l-âlemîn.
er-Rahmâni'r-rahîm. Mâliki yevmi'd-dîn.er-Rahmâni'r-rahîm. Mâliki yevmi'd-dîn. İyyâke na'büdu ve iyyâke nestaîn. İyyâke na'büdu ve iyyâke nestaîn. İhdina's-sırâte'l-mustakîm.İhdina's-sırâte'l-mustakîm. Sırâtellezîne en amte aleyhimSırâtellezîne en amte aleyhim ğayri'l-ma'dûbi aleyhim vele'd-dâllîn.ğayri'l-ma'dûbi aleyhim vele'd-dâllîn. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elem neşrah leke sadreke,Elem neşrah leke sadreke, Ve vada'na 'anke vizreke. Ellezi enkada zahreke.Ve vada'na 'anke vizreke. Ellezi enkada zahreke. Ve refa'na leke zikreke.Ve refa'na leke zikreke. Feinne me'al'usri yüsran.Feinne me'al'usri yüsran. İnne me'al'usri yüsran.İnne me'al'usri yüsran. Feiza ferağte fensab.Feiza ferağte fensab. Ve ila rabbike ferğab.Ve ila rabbike ferğab. Onar defa da Kulhuvallah okuyalım.

Onar defa da Kulhuvallah okuyalım.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kul hüvallâhü ehad. Allahü's-samed.Kul hüvallâhü ehad. Allahü's-samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yeküllehû küfüven ehad.Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yeküllehû küfüven ehad. Cenâb-ı Hakk vacibu’l vücud Hazretleri okunan salavat hürmetine

Cenâb-ı Hakk vacibu’l vücud Hazretleri okunan salavat hürmetine
ve suver-i Kur'aniyye hürmetineve suver-i Kur'aniyye hürmetine cümlemizi mağfirun zümresine ilhak buyursun…cümlemizi mağfirun zümresine ilhak buyursun… Bu mübarek günün ve gecenin nimetlerinden, feyizlerinden cümlemizi müstefid eylesin…Bu mübarek günün ve gecenin nimetlerinden, feyizlerinden cümlemizi müstefid eylesin… Geçenki dersten bir hadisi tekrar etmek istiyorum.

Geçenki dersten bir hadisi tekrar etmek istiyorum.
İntibah, intibaha davet,İntibah, intibaha davet, Cenâb-ı Hakk'ın bize bugün vermiş olduğu nimetleri görerekten,Cenâb-ı Hakk'ın bize bugün vermiş olduğu nimetleri görerekten, yaptığımız eksikliklere nedamet nasıl olacak?yaptığımız eksikliklere nedamet nasıl olacak? Hayru sufûfi’r-ricâli.

Hayru sufûfi’r-ricâli.
Erkek namaz kılarken, erkeklerin tuttuğu safın hayırlısı.Erkek namaz kılarken, erkeklerin tuttuğu safın hayırlısı. Erkeklerin tuttuğu safların hayırlısı namazda...Erkeklerin tuttuğu safların hayırlısı namazda... El-mükaddemü. Ön saf, birinci saf.

El-mükaddemü. Ön saf, birinci saf.
Ve şerruha. Tutulan safların şerlisi de namazda,Ve şerruha. Tutulan safların şerlisi de namazda, geri saf. Tembellik alameti.geri saf. Tembellik alameti. İkincisi, bu herkesin malumu.

İkincisi, bu herkesin malumu.
(İkincisi) Kadın saflarının hayırlısı, el müehhar,(İkincisi) Kadın saflarının hayırlısı, el müehhar, erkeklerden uzak olan geri saftır.erkeklerden uzak olan geri saftır. Bunlar da vaktiyle Resûlullah’ın arkasında namaz kılarlarmış daBunlar da vaktiyle Resûlullah’ın arkasında namaz kılarlarmış da kadınlar da tabi erkeklerin arkasında saf olurlarmış.kadınlar da tabi erkeklerin arkasında saf olurlarmış. Bu safların hayırlısı geride olan, erkeklere uzak olandır.Bu safların hayırlısı geride olan, erkeklere uzak olandır. Ve şerruha. Bu kadının saflarının şerlisi,Ve şerruha. Bu kadının saflarının şerlisi, el-mükaddem, erkeklere yakın olan ilk saf ki erkeklerin arkasında durmuşlardır.el-mükaddem, erkeklere yakın olan ilk saf ki erkeklerin arkasında durmuşlardır. Yine dikkat buyrulursa Müslümanların ilk devri

Yine dikkat buyrulursa Müslümanların ilk devri
melekiyet devri, nuraniyet devri.melekiyet devri, nuraniyet devri. O gün bile Cenâb-ı Peygamber, bizim için nasıl bir ders.O gün bile Cenâb-ı Peygamber, bizim için nasıl bir ders. Erkeklerden uzak kalan saf, hayırlı.Erkeklerden uzak kalan saf, hayırlı. Erkeklere yakın olan saf, şerli olarak... Bize çok ders veriyor.Erkeklere yakın olan saf, şerli olarak... Bize çok ders veriyor. Çok büyük dersler var bu sözlerinin altında.Çok büyük dersler var bu sözlerinin altında. Anlayana...

Anlayana...
İnceleme bizim vazifemiz değil.İnceleme bizim vazifemiz değil. Yâ me’şera’n-nisâi. Ey kadınlar cemaati!

Yâ me’şera’n-nisâi. Ey kadınlar cemaati!
Fe’ğdudne ebsârakünne.Fe’ğdudne ebsârakünne. Ey kadınlar cemaati!Ey kadınlar cemaati! Siz gözlerinizi yumunuz.Siz gözlerinizi yumunuz. Gözlerinizi yumunuz.Gözlerinizi yumunuz. Ve lâ terayne avrâti’r-ricâli min dîki’l-üzüri.

Ve lâ terayne avrâti’r-ricâli min dîki’l-üzüri.
Erkeklerin avretlerini görmemek için gözlerinizi kapayınız.Erkeklerin avretlerini görmemek için gözlerinizi kapayınız. Çünkü onların esbapları kısadır.Çünkü onların esbapları kısadır. Yok vakitleri, uzun entariler alamamışlar, yapamamışlar.Yok vakitleri, uzun entariler alamamışlar, yapamamışlar. Kısa kısa neler bulmuşlar, eskimiş, yırtılmış astarı filan.Kısa kısa neler bulmuşlar, eskimiş, yırtılmış astarı filan. Ama namazlarında yattıkları vakitte secdeye belki geriden görülmesi lazım olmayan yerler görünür.Ama namazlarında yattıkları vakitte secdeye belki geriden görülmesi lazım olmayan yerler görünür. Onun için siz gözlerinizi yumun.Onun için siz gözlerinizi yumun. Bunu bu kadar söylemekle iktifa ederim.Bunu bu kadar söylemekle iktifa ederim. Bundan alınacak dersleri sizin kendinizinBundan alınacak dersleri sizin kendinizin geniş ve büyük, daha güzel fikirlerinize havale ederim.geniş ve büyük, daha güzel fikirlerinize havale ederim. Hayru cülâsâiküm.

Hayru cülâsâiküm.
Sizin oturup, konuşup, dost olduğunuz, ahbap olduğunuz kimselerin hayırlısı.Sizin oturup, konuşup, dost olduğunuz, ahbap olduğunuz kimselerin hayırlısı. Men yüzekkirakümüllâhe ru’yetühû.Men yüzekkirakümüllâhe ru’yetühû. Onu gördüğünüz vakitte Allahu Teâlâ'yı hatırlıyorsanız,Onu gördüğünüz vakitte Allahu Teâlâ'yı hatırlıyorsanız, o sizin oturduğunuz, görüştüğünüz kimselerin hayırlısıdır.o sizin oturduğunuz, görüştüğünüz kimselerin hayırlısıdır. Size ahireti, Allah'ı hatırlatmayıp da dünyayı hatırlatıyorsa, o felakettir.Size ahireti, Allah'ı hatırlatmayıp da dünyayı hatırlatıyorsa, o felakettir. Ve zâde fî ilmiküm mentikuhû.

Ve zâde fî ilmiküm mentikuhû.
Onun konuşması sizin ilminizin artmasına vesile oluyorsa,Onun konuşması sizin ilminizin artmasına vesile oluyorsa, o da sizin dostlarınızın hayırlısıdır.o da sizin dostlarınızın hayırlısıdır. Ve zekkerakümü’l-âhirate amelühû.

Ve zekkerakümü’l-âhirate amelühû.
Yaptığı işler size ahireti hatırlatıyorsa,Yaptığı işler size ahireti hatırlatıyorsa, yaptığı işler size ahireti hatırlatıyorsa,yaptığı işler size ahireti hatırlatıyorsa, işte o sizin oturmaya layık gördüğünüz kimselerin hayırlılarıdır.işte o sizin oturmaya layık gördüğünüz kimselerin hayırlılarıdır. Hayru mâin alâ vechi'l-ardi.

Hayru mâin alâ vechi'l-ardi.
Yeryüzünde en hayırlı su, mâ’.Yeryüzünde en hayırlı su, mâ’. En hayırlı su, mâü zemzem.En hayırlı su, mâü zemzem. Zemzem suyu.Zemzem suyu. Fîhi, o zemzem suyunda vardır ta’âmün, ekmek, et, yağın kuvveti vardır.Fîhi, o zemzem suyunda vardır ta’âmün, ekmek, et, yağın kuvveti vardır. Su, yediğimiz ekmekten, yağdan, baldan, etten alacağımız kudret, kuvvetSu, yediğimiz ekmekten, yağdan, baldan, etten alacağımız kudret, kuvvet o zemzem suyun içerisinde mevcuttur.o zemzem suyun içerisinde mevcuttur. Binaenaleyh, ve şifâün mine’s-sükmi.

Binaenaleyh, ve şifâün mine’s-sükmi.
Hastalıklarınıza da şifadır.Hastalıklarınıza da şifadır. Hastalıklarınızda da şifa, vücudunuza da gıdadır.Hastalıklarınızda da şifa, vücudunuza da gıdadır. Hem gıdalarınızsınız hem de dertlerinizin giderilmesine vesile olur.Hem gıdalarınızsınız hem de dertlerinizin giderilmesine vesile olur. Onun için zemzem suyunu Elhamdülillah memleketlerimizde içerken bir hürmet ve saygı ile ayağa kalkarız.Onun için zemzem suyunu Elhamdülillah memleketlerimizde içerken bir hürmet ve saygı ile ayağa kalkarız. Kıbleye karşı döneriz.Kıbleye karşı döneriz. Bir yudum da olsa onu içeriz. Bir hürmet ve saygı gösteririz.Bir yudum da olsa onu içeriz. Bir hürmet ve saygı gösteririz. Allah cümlemizi mağfiret zümresine ilhak etsinAllah cümlemizi mağfiret zümresine ilhak etsin ve onun başından her zaman bol bol içmeler nasibi müyesser etsin.ve onun başından her zaman bol bol içmeler nasibi müyesser etsin. Hayru yevmin tehtecimûne fîhi seb’a aşerate,

Hayru yevmin tehtecimûne fîhi seb’a aşerate,
ve tis’a aşerate, ve ihdâ ve ‘işrîne.ve tis’a aşerate, ve ihdâ ve ‘işrîne. Sizin hacamat olacağınız günlerin en hayırlısı…Sizin hacamat olacağınız günlerin en hayırlısı… Hacamat olacağınız günlerin hayırlısı on yedi, on dokuz, yirmi birinci günlerdir.Hacamat olacağınız günlerin hayırlısı on yedi, on dokuz, yirmi birinci günlerdir. Sebebini anlatarak buyuruyor ki,Sebebini anlatarak buyuruyor ki, ve mâ merartü bi melein mine’l-melâiketi leylete üsriye bî.ve mâ merartü bi melein mine’l-melâiketi leylete üsriye bî. Ben miraca çıkarken, miraca çıkarken,Ben miraca çıkarken, miraca çıkarken, miraç gecesinde hangi makamlarda, ne gibi meleklere uğradıysammiraç gecesinde hangi makamlarda, ne gibi meleklere uğradıysam o melekler bana hep hacamat tavsiye ettiler.o melekler bana hep hacamat tavsiye ettiler. İllâ kâlû: Aleyke bi’l-hicâmeti yâ Muhammedü. İllâ kâlû: Aleyke bi’l-hicâmeti yâ Muhammedü.İllâ kâlû: Aleyke bi’l-hicâmeti yâ Muhammedü. İllâ kâlû: Aleyke bi’l-hicâmeti yâ Muhammedü. Hacamata devam et, Hacamata müdavemet et.Hacamata devam et, Hacamata müdavemet et. Her sene kan aldırır, kan aldırma zamanı geldiği vakitte.Her sene kan aldırır, kan aldırma zamanı geldiği vakitte. Tabi bu Arabistan memleketlerindeki sıcaklık nispetinde.Tabi bu Arabistan memleketlerindeki sıcaklık nispetinde. Bizim memleketler için ancak doktorların tavsiyesiyle olur.Bizim memleketler için ancak doktorların tavsiyesiyle olur. Hayruküm hayruküm li ehlihî.

Hayruküm hayruküm li ehlihî.
Buna dikkat edin. Hayruküm hayruküm li ehlihî.Buna dikkat edin. Hayruküm hayruküm li ehlihî. Sizin hayırlınız kimdir?

Sizin hayırlınız kimdir?
Ehli için hayırlı olan kim ise odur.

Ehli için hayırlı olan kim ise odur.
Bey, hanım, çoluk-çocuk, ev, efrad-ı aile.Bey, hanım, çoluk-çocuk, ev, efrad-ı aile. Efrad-ı ailesine hayırlı olan, sizin hayırlınızdır.Efrad-ı ailesine hayırlı olan, sizin hayırlınızdır. Efrad-ı ailesine karşı şerli olan, şerlinizdir.Efrad-ı ailesine karşı şerli olan, şerlinizdir. Bakınız. Ve ene hayruküm li ehlî.Bakınız. Ve ene hayruküm li ehlî. Ben de evimin hayırlılarından idim.Ben de evimin hayırlılarından idim. Onların hizmetlerine yardım ederdim.Onların hizmetlerine yardım ederdim. Evimin sünnetlerinde evin hanımına yardımcı olmak.Evimin sünnetlerinde evin hanımına yardımcı olmak. Bunu biz bir adilik, bir noksanlık sayarız.Bunu biz bir adilik, bir noksanlık sayarız. Hanım, yapsın vazifesini bana ne? Hayır, öyle değilHanım, yapsın vazifesini bana ne? Hayır, öyle değil Ve ene hayruküm li ehlî.

Ve ene hayruküm li ehlî.
Onun yapamayacağı işler olur, sıkıldığı vakitler olur,Onun yapamayacağı işler olur, sıkıldığı vakitler olur, daraldığı vakitler olur, ona da, o da beterdir.daraldığı vakitler olur, ona da, o da beterdir. Hatta bizim ehlimizden hizmetkârlarımız bile,Hatta bizim ehlimizden hizmetkârlarımız bile, hizmetkârlarımıza bile, gerek paralı gerek parasız, hizmetkârlarımıza bilehizmetkârlarımıza bile, gerek paralı gerek parasız, hizmetkârlarımıza bile takatlarının dışında iş göstermek ve gösterilen işlerde onlara yardımcı olmayı da tavsiye ederim.takatlarının dışında iş göstermek ve gösterilen işlerde onlara yardımcı olmayı da tavsiye ederim. Değil ki ehl-i riyal, akşam beraber yatacağız, kalkacağız.Değil ki ehl-i riyal, akşam beraber yatacağız, kalkacağız. Onun için ona yardımcı olmayız.Onun için ona yardımcı olmayız. Ve ene hayruküm li ehlî, ehline yardımcı olmayı, ehline karşı güler yüz, tatlı dil.Ve ene hayruküm li ehlî, ehline yardımcı olmayı, ehline karşı güler yüz, tatlı dil. Elinde oldukça ona muavenet eden, yardım eden kimseler.Elinde oldukça ona muavenet eden, yardım eden kimseler. Ben de yapardım diyor Efendimiz.Ben de yapardım diyor Efendimiz. Ben de ehlim için hayırlıydım.Ben de ehlim için hayırlıydım. Ve izâ mâte sâhibüküm.

Ve izâ mâte sâhibüküm.
Dostlarınızdan birisi ahirete intikal ettikten sonra.Dostlarınızdan birisi ahirete intikal ettikten sonra. Fe deûhü. Onun arkasından yaramaz söz söylemeyin.Fe deûhü. Onun arkasından yaramaz söz söylemeyin. Gitti artık. Aramızdan ayrıldı.Gitti artık. Aramızdan ayrıldı. Binaenaleyh, onu dünyadayken söylerse gıybet oluyor.Binaenaleyh, onu dünyadayken söylerse gıybet oluyor. Belki gider, hakkımı helal et, senin için şöyle dediydim amaBelki gider, hakkımı helal et, senin için şöyle dediydim ama kusuruma bakma da hakkını helal et demek dünyada mümkündür ama kusuruma bakma da hakkını helal et demek dünyada mümkündür ama ahirete gittikten sonra bu da olmaz.ahirete gittikten sonra bu da olmaz. Binaenaleyh, ahirete göçüp giden arkadaşların, kimselerin hakkından,

Binaenaleyh, ahirete göçüp giden arkadaşların, kimselerin hakkından,
onun masalısını yapmaz, onun hoşlanmayacak çirkin sözleri söylemeyi terk etmek evladır.onun masalısını yapmaz, onun hoşlanmayacak çirkin sözleri söylemeyi terk etmek evladır. Şimdi bu, çok güzel bir ders.

Şimdi bu, çok güzel bir ders.
Fe deûhü diyor Cenâb-ı Peygamber.Fe deûhü diyor Cenâb-ı Peygamber. Tirmizî'nin Muâz b. Cebel'in, Beyhâkî'nin, İbn Hibbân'ın Hazreti Âişe validemizden nakli.Tirmizî'nin Muâz b. Cebel'in, Beyhâkî'nin, İbn Hibbân'ın Hazreti Âişe validemizden nakli. Şimdi zamanımızın birtakım insanları var ki, Hazreti Muâz'a Hazret denmesini istemezler.

Şimdi zamanımızın birtakım insanları var ki, Hazreti Muâz'a Hazret denmesini istemezler.
Çünkü Hazreti Ali Efendimiz’e olan takıntılarından dolayı birçok tan ve teşbihler de bulunurlar.Çünkü Hazreti Ali Efendimiz’e olan takıntılarından dolayı birçok tan ve teşbihler de bulunurlar. Daha ileri gidip de daha münasebetsiz konuşanlar da oluyor.Daha ileri gidip de daha münasebetsiz konuşanlar da oluyor. Bize lazım değil.Bize lazım değil. Şimdi bu, zamanımızda ölen kim olursa olsun,Şimdi bu, zamanımızda ölen kim olursa olsun, onun arkasından artık masalasını yapmamakla ona çirkin söz söylememekle emrolunurken,onun arkasından artık masalasını yapmamakla ona çirkin söz söylememekle emrolunurken, o büyük Peygamberin süt kardeşi olmuş, birçok hizmetlerde bulunmuş.o büyük Peygamberin süt kardeşi olmuş, birçok hizmetlerde bulunmuş. Aleyhinde konuşmak, caiz olur mu, olmaz mı, bilmem.Aleyhinde konuşmak, caiz olur mu, olmaz mı, bilmem. Yani buna dikkat etmek lazım.

Yani buna dikkat etmek lazım.
Lalettayin bir insanı biz şöyle edepsiz insandır, böyle edepsiz insandı,Lalettayin bir insanı biz şöyle edepsiz insandır, böyle edepsiz insandı, öldü de iyi oldu demekten men olunurken,öldü de iyi oldu demekten men olunurken, kalkıyoruz da taa sahabe devri insanlarının aleyhinde konuşmaya ki,kalkıyoruz da taa sahabe devri insanlarının aleyhinde konuşmaya ki, bu insanlığa hiç yakışır bir şey değildir.bu insanlığa hiç yakışır bir şey değildir. Bazı kitaplarda yazılıp birbirlerini tenkit edenler de olmuş ama ne güzel söylemiş İmâm-ı Gazzâlî:Bazı kitaplarda yazılıp birbirlerini tenkit edenler de olmuş ama ne güzel söylemiş İmâm-ı Gazzâlî: Sanane, demiş. Onlar bıçaklarını kana buladıysalar,

Sanane, demiş. Onlar bıçaklarını kana buladıysalar,
sana ne oluyor dilini onların şeysiyle günahlıyorsun.sana ne oluyor dilini onların şeysiyle günahlıyorsun. Zamanımızın tarihinde bile, bugün gözümüzün gördüğü hakikatlerde çok yanlışlıklar vardır.Zamanımızın tarihinde bile, bugün gözümüzün gördüğü hakikatlerde çok yanlışlıklar vardır. Zamanımızın o hadiseleri.Zamanımızın o hadiseleri. Bu bin sene evvel, kaç sene evvel geçen bir hadiseyi,Bu bin sene evvel, kaç sene evvel geçen bir hadiseyi, bugün sen okuyorsunuz ama ona göre hüküm vermeye kalkıyorsun ki bubugün sen okuyorsunuz ama ona göre hüküm vermeye kalkıyorsun ki bu korkulacak acayip bir şeydir bu.korkulacak acayip bir şeydir bu. Hayruküm ba’de’l-mieteyni.

Hayruküm ba’de’l-mieteyni.
Bin iki yüz senesinden sonra sizin hayırlarınız,Bin iki yüz senesinden sonra sizin hayırlarınız, küllü hafîfi’l-hâzi.küllü hafîfi’l-hâzi. Küllü hafîfi’l-hâzi. Hafif, hâz, yükü hafif olan insan.Küllü hafîfi’l-hâzi. Hafif, hâz, yükü hafif olan insan. Kîle: Yâ Rasûlallâhi, ve me’l-hafîfü’l-hâzi?

Kîle: Yâ Rasûlallâhi, ve me’l-hafîfü’l-hâzi?
Ya Resûlallah bu hafîfü’l-hâz nedir anlamadık dediler.

Ya Resûlallah bu hafîfü’l-hâz nedir anlamadık dediler.
Buyurdu ki, Kâle: Ellezî lâ ehle lehû, ve lâ velede lehû.Buyurdu ki, Kâle: Ellezî lâ ehle lehû, ve lâ velede lehû. O kimsedir ki, onun çoluk çocuğu, malı mülkü yoktur.O kimsedir ki, onun çoluk çocuğu, malı mülkü yoktur. Çoluk çocuğu ve malı mülkü olmayıp hafif yüklü, hafif.Çoluk çocuğu ve malı mülkü olmayıp hafif yüklü, hafif. Atlayıp geçer o tarafa.Atlayıp geçer o tarafa. Bugünkünüz sizin ahiretteki hayırlınız olan.Bugünkünüz sizin ahiretteki hayırlınız olan. Mieteyn senesinden sonra demiş.Mieteyn senesinden sonra demiş. Bazen burada bin lafzı yok da yalnız burada lafız,Bazen burada bin lafzı yok da yalnız burada lafız, ba’de’l-mieteyni. Middini şahitler koyuyor.ba’de’l-mieteyni. Middini şahitler koyuyor. Mieteyn seneden sonra demişler.Mieteyn seneden sonra demişler. Hafîfü’l-hâz, demek ki yani arkası, "minel-iyâl."Hafîfü’l-hâz, demek ki yani arkası, "minel-iyâl." Çoluğu çocuğu yok, az. Ve’l-mâl. Malı da yok fazla.Çoluğu çocuğu yok, az. Ve’l-mâl. Malı da yok fazla. Bunu bir darb-ı mesel olaraktan böylece beyan buyurmuşlardır ki,

Bunu bir darb-ı mesel olaraktan böylece beyan buyurmuşlardır ki,
bu tenâkehû tenâserû’ya muhalif de değil.bu tenâkehû tenâserû’ya muhalif de değil. O tenâkehû evleniniz, muktedir olduğunuz zamanda.O tenâkehû evleniniz, muktedir olduğunuz zamanda. Malınız, mülkünüz, varlığınız, gücünüz, kuvvetiniz varsa,Malınız, mülkünüz, varlığınız, gücünüz, kuvvetiniz varsa, o zaman evlenirsiniz, o zaman evlatlanınız.o zaman evlenirsiniz, o zaman evlatlanınız. Fakat bu kudrete sahip değilseniz, o zaman sizin için çoluk çocuğun olmaması daha iyi.Fakat bu kudrete sahip değilseniz, o zaman sizin için çoluk çocuğun olmaması daha iyi. Ki bugün varidatı olmayan insanların ne kadar sıkıntı çektiklerini görmekteyiz ki kapılara gelirler,Ki bugün varidatı olmayan insanların ne kadar sıkıntı çektiklerini görmekteyiz ki kapılara gelirler, isterler, yalvarırlar, çeşit bahanelerle bir yardım ister.isterler, yalvarırlar, çeşit bahanelerle bir yardım ister. Bu tabii bir zillet olmakla beraber ağır da bir şeydir.Bu tabii bir zillet olmakla beraber ağır da bir şeydir. Onun için hayruküm, sizin hayırlınız...Onun için hayruküm, sizin hayırlınız... Hayruküm men lem yetruk âhiratehû li dünyâhü.

Hayruküm men lem yetruk âhiratehû li dünyâhü.
Sizin hayırlarınız, dünyası için ahiretini terk etmeyen.Sizin hayırlarınız, dünyası için ahiretini terk etmeyen. Men lem yetruk âhiratehû.Men lem yetruk âhiratehû. Ahiretini bırakmıyor. Bu dünyanın, dünya kazancı için,Ahiretini bırakmıyor. Bu dünyanın, dünya kazancı için, dünya menfaatleri için ahiretini terk etmiyor.dünya menfaatleri için ahiretini terk etmiyor. Dünyası için. Ve lâ dünyâhü li âhiratihî.Dünyası için. Ve lâ dünyâhü li âhiratihî. Dünyasını da bırakmıyor.Dünyasını da bırakmıyor. Ahireti kazanacağım diyerekten, kendisini ibadete vermek suretiyle,Ahireti kazanacağım diyerekten, kendisini ibadete vermek suretiyle, bir kenara çekilmek suretiyle yahut bir halvete girmek suretiyle,bir kenara çekilmek suretiyle yahut bir halvete girmek suretiyle, dağlarda, bayırlarda, insanlardan uzaklaşmak suresiyle,dağlarda, bayırlarda, insanlardan uzaklaşmak suresiyle, ahiret kazancına gitmek istiyor ama dünyasını bırakıyor. Bu değil.ahiret kazancına gitmek istiyor ama dünyasını bırakıyor. Bu değil. Sizin hayırlınız ne dünyasını bırakır ne de ahiretini bırakır.

Sizin hayırlınız ne dünyasını bırakır ne de ahiretini bırakır.
İkisini de müsavî bir şekilde dünyasını da kullanır, ahiretini de.İkisini de müsavî bir şekilde dünyasını da kullanır, ahiretini de. Dünya için dünyalığa kadar, ahiret için de ahireti kadar.Dünya için dünyalığa kadar, ahiret için de ahireti kadar. Burada İmâm-ı Gazzâlî'nin yine güzel bir sözü hatırıma geldi.

Burada İmâm-ı Gazzâlî'nin yine güzel bir sözü hatırıma geldi.
Çok hadîs okudum, diyor.Çok hadîs okudum, diyor. O hadisleri tasviye ede ede ede dörde indirdim.O hadisleri tasviye ede ede ede dörde indirdim. Şöyle hülasa çıkardım.Şöyle hülasa çıkardım. Dünyada, dünyaya muhtaç olduğun kadar için dünyana çalış.Dünyada, dünyaya muhtaç olduğun kadar için dünyana çalış. Ahiretinde, ahirete ne kadar muhtaçsan o kadar da ahiretine çalış!Ahiretinde, ahirete ne kadar muhtaçsan o kadar da ahiretine çalış! Dünyadaki çalışmamız tabi 60-70 (sene).

Dünyadaki çalışmamız tabi 60-70 (sene).
Ahiret ise ebedî.Ahiret ise ebedî. Ebediyet için daha çok çalışmak lazım.Ebediyet için daha çok çalışmak lazım. Dünya ise muvakkat.Dünya ise muvakkat. Ateşe dayanacağın kadar, ateşe olan tahammülün kadar günah işle.Ateşe dayanacağın kadar, ateşe olan tahammülün kadar günah işle. Ateşe ne kadar dayanabilirsen o kadar günah işle.Ateşe ne kadar dayanabilirsen o kadar günah işle. Cennete ne kadar ihtiyacın varsa, o kadar da amel eyle.Cennete ne kadar ihtiyacın varsa, o kadar da amel eyle. Bu, dünyanın ahiretini için, ahiretini de dünyan için terk etme.Bu, dünyanın ahiretini için, ahiretini de dünyan için terk etme. İkisini de güzelce kullan.İkisini de güzelce kullan. İki elini kullandığın gibi.İki elini kullandığın gibi. Ve lem yekün.

Ve lem yekün.
Buraya dikkat edin.

Buraya dikkat edin.
Ve lem yekün kellân ale’n-nâsi.

Ve lem yekün kellân ale’n-nâsi.
Sakın ha, ahireti kazanacağım diyerekten hiçbir zaman insanların üzerine yük olmayın.Sakın ha, ahireti kazanacağım diyerekten hiçbir zaman insanların üzerine yük olmayın. İnsanların üzerine yük olma.İnsanların üzerine yük olma. Ya ben işte bak çekilmişim, dünyadan elimi eteğimi çekmişim.

Ya ben işte bak çekilmişim, dünyadan elimi eteğimi çekmişim.
Allah'la meşgulüm. Zikrullah'la meşgulüm.Allah'la meşgulüm. Zikrullah'la meşgulüm. Kitabımla meşgulüm. Bakın bana. Yardım edin bana.Kitabımla meşgulüm. Bakın bana. Yardım edin bana. Niçin?

Niçin?
Ben Allah adamıyım ya. Allah'a doğru kendimi vermişim.Ben Allah adamıyım ya. Allah'a doğru kendimi vermişim. Bana bakmak mecburiyetindesiniz, diyerekten herkese yük olma.Bana bakmak mecburiyetindesiniz, diyerekten herkese yük olma. Ve lem yekün kellân ale’n-nâsi.Ve lem yekün kellân ale’n-nâsi. Huyyira Süleymânü.

Huyyira Süleymânü.
Buna da dikkat edin.Buna da dikkat edin. Huyyira Süleymânü. Süleyman, Süleyman aleyhisselam.Huyyira Süleymânü. Süleyman, Süleyman aleyhisselam. Süleyman aleyhisselam muhayyer kılındı.Süleyman aleyhisselam muhayyer kılındı. Muhayyer kılındı.Muhayyer kılındı. Beyne’l-mâli ve’l-mülki. Cenâb-ı Hak dedi ki: Ey Süleyman!

Beyne’l-mâli ve’l-mülki. Cenâb-ı Hak dedi ki: Ey Süleyman!
Malı mı istersin, mülk mü istersin?Malı mı istersin, mülk mü istersin? Sana Süleymanlık mı vereyim? Süleyman mülkü, yani bütün dünya saltanatını mı vereyim?Sana Süleymanlık mı vereyim? Süleyman mülkü, yani bütün dünya saltanatını mı vereyim? Yoksa ilmi mi vereyim sana? İste ikisinden birisini.Yoksa ilmi mi vereyim sana? İste ikisinden birisini. Beyne’l-mâli ve’l-mülki ve’l-ilmi.Beyne’l-mâli ve’l-mülki ve’l-ilmi. Üç tane. Mülk, mal, ilim.Üç tane. Mülk, mal, ilim. Bu üçten birini seç, dedi.Bu üçten birini seç, dedi. Hangisini istersen onu vereceğim sana.Hangisini istersen onu vereceğim sana. Süleyman aleyhisselam, fehtâra’l-ilme.

Süleyman aleyhisselam, fehtâra’l-ilme.
Süleyman ne mülkü ne de malı istemedi.Süleyman ne mülkü ne de malı istemedi. İlmi istedi.İlmi istedi. Süleyman aleyhisselam'ı Cenâb-ı Hak mal, mülk, ilim arasında muhayyer kıldı.Süleyman aleyhisselam'ı Cenâb-ı Hak mal, mülk, ilim arasında muhayyer kıldı. Şu üçten birisini iste, vereceğim.Şu üçten birisini iste, vereceğim. Ne malı istedi, ne de mülkü istedi; ilmi istedi.Ne malı istedi, ne de mülkü istedi; ilmi istedi. Ama bak, ilmi isteyince, fehtâra’l-ilme, fe ü’tiye’l-mülke ve’l-mâle li ihtiyârihi’l-ilm.Ama bak, ilmi isteyince, fehtâra’l-ilme, fe ü’tiye’l-mülke ve’l-mâle li ihtiyârihi’l-ilm. İlmi istediğinden dolayı Cenâb-ı Hakk ona malı da verdi, mülkü de verdi.İlmi istediğinden dolayı Cenâb-ı Hakk ona malı da verdi, mülkü de verdi. Süleyman aleyhisselam oldu. Cin, ins onun emrinde oldu.Süleyman aleyhisselam oldu. Cin, ins onun emrinde oldu. Ne sebebiyle?

Ne sebebiyle?
İlmi sebebiyle. Gökte de uçurdu onu.

İlmi sebebiyle. Gökte de uçurdu onu.
Bugün yeni zorluklarla uçuruyorlar insanları.Bugün yeni zorluklarla uçuruyorlar insanları. Fakat o, Allahu Teâlâ'nın izniyle gökte uçuyordu.Fakat o, Allahu Teâlâ'nın izniyle gökte uçuyordu. Erzakı da uçuyordu, hayvanatı da uçuyordu, her şeyi uçuruyordu.Erzakı da uçuyordu, hayvanatı da uçuyordu, her şeyi uçuruyordu. Sebebi?

Sebebi?
İlim. Hem her hayvanın da dilinden anlamak kabiliyetini Cenâb-ı Hak ona ihsan buyurdu.İlim. Hem her hayvanın da dilinden anlamak kabiliyetini Cenâb-ı Hak ona ihsan buyurdu. Onun için, bizim için güzel bir ders.Onun için, bizim için güzel bir ders. Paranın peşinden koşma.

Paranın peşinden koşma.
Mal, mülk yığacağım diyerekten onun peşinde ömrünü ziyan etme.Mal, mülk yığacağım diyerekten onun peşinde ömrünü ziyan etme. Bir gün bir ders okumuştum.Bir gün bir ders okumuştum. O derste Cenâb-ı Peygamber'in ziraatla meşgul olmadığını bahsediyordum.O derste Cenâb-ı Peygamber'in ziraatla meşgul olmadığını bahsediyordum. Orada diyor ki:Orada diyor ki: Evet, Cenâb-ı Peygamber böyle demiş ama kendisi de Hayber'den arazi kendisine düşmüştü.

Evet, Cenâb-ı Peygamber böyle demiş ama kendisi de Hayber'den arazi kendisine düşmüştü.
O kendisine düşen araziyi ektirdi, biçtirdi, ziraat yaptı.O kendisine düşen araziyi ektirdi, biçtirdi, ziraat yaptı. Ama ancak içinden nafakasını alır, diğerini infâk ederdi.Ama ancak içinden nafakasını alır, diğerini infâk ederdi. Binaenaleyh, o kazancıyla ancak cihada hazırlanmak için,Binaenaleyh, o kazancıyla ancak cihada hazırlanmak için, cihada hazırlanmak için ticaretini, ziraatını, sanayini onun için yapardı.cihada hazırlanmak için ticaretini, ziraatını, sanayini onun için yapardı. Ve yapmamıza müsaade ederdi. Ve yapmamıza müsaade ederdi. Binaenaleyh, bunların gerek ziraat, gerek ticaret, gerek sanayi, kökü yine ilme bağlandı.

Binaenaleyh, bunların gerek ziraat, gerek ticaret, gerek sanayi, kökü yine ilme bağlandı.
Hepsinin kökü ilimdir.Hepsinin kökü ilimdir. İlmi elde etmedikçe bunların hiçbirisini elde etme imkânı yok.İlmi elde etmedikçe bunların hiçbirisini elde etme imkânı yok. Binaenaleyh ilmi istedin miydi arkasından Cenâb-ı Hak sana malı da verecek,Binaenaleyh ilmi istedin miydi arkasından Cenâb-ı Hak sana malı da verecek, mülkü de verecek.mülkü de verecek. Ama mala mülke dayandı mı, ilimden mahrum oldun mu,Ama mala mülke dayandı mı, ilimden mahrum oldun mu, mal mülkte gider elinden, ahirete de bomboş gidersin.mal mülkte gider elinden, ahirete de bomboş gidersin. Ahirete de bomboş gidersin.Ahirete de bomboş gidersin. Onun için sen ilmi ihtiyar et.Onun için sen ilmi ihtiyar et. İlim, ilm-i Kur'an'dır,

İlim, ilm-i Kur'an'dır,
diğer ilimler onun fer’idir.diğer ilimler onun fer’idir. Asıl olan ilm-i Kur'an'dır, ilmi hadîstir.Asıl olan ilm-i Kur'an'dır, ilmi hadîstir. İlm-i hadîs, ilm-i Kur'an, birisi ana, birisi baba.İlm-i hadîs, ilm-i Kur'an, birisi ana, birisi baba. Ötekiler fer’idir.Ötekiler fer’idir. Aslı bilmeden fer’ilerle meşgul olmak da nasıldır bilmem.Aslı bilmeden fer’ilerle meşgul olmak da nasıldır bilmem. Hayran telekkâhü ve şerran tevekkâhü,

Hayran telekkâhü ve şerran tevekkâhü,
ve hayrun lenâ ve şerrun alâ e’dâinâ,ve hayrun lenâ ve şerrun alâ e’dâinâ, ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîne, üksus ru’yâke.ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîne, üksus ru’yâke. Bir adam geldi.

Bir adam geldi.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e rüya söylemek istedi.Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e rüya söylemek istedi. Görmüş bir rüya, o rüyasını tabir etmek için rüyayı söylemek istedi.Görmüş bir rüya, o rüyasını tabir etmek için rüyayı söylemek istedi. Efendimiz böyle söyledi.Efendimiz böyle söyledi. Hayran telkaâh -ev- telekkâhü ve şerran tevekkâhüHayran telkaâh -ev- telekkâhü ve şerran tevekkâhü ve hayrun lenâ ve şerrun alâ e’dâinâ, ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîne.ve hayrun lenâ ve şerrun alâ e’dâinâ, ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîne. Söyle şimdi, dedi.Söyle şimdi, dedi. Yani gördüğün rüyanın hayırlısı bizim, şerlisi düşmanlarımızın üzerine olsun.Yani gördüğün rüyanın hayırlısı bizim, şerlisi düşmanlarımızın üzerine olsun. Söyle, ondan sonra.Söyle, ondan sonra. Bu akşam Mevlid münasebeti.

Bu akşam Mevlid münasebeti.
Mevlid, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in dünyaya geldiği gecenin adı.Mevlid, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in dünyaya geldiği gecenin adı. O gece kadar dünya üzerinde hiçbir ne gün var ne de gece vardır.O gece kadar dünya üzerinde hiçbir ne gün var ne de gece vardır. Ne de daha hayırlı bir şey vardır.Ne de daha hayırlı bir şey vardır. Şimdi biz farz ediniz ki, bulunmaz bir padişahın oğlu olalım.Şimdi biz farz ediniz ki, bulunmaz bir padişahın oğlu olalım. Padişah ama dünyaya hâkim.Padişah ama dünyaya hâkim. Süleyman aleyhisselam gibi.Süleyman aleyhisselam gibi. Onun evladı olsak ne kadar gururlu oluruz.Onun evladı olsak ne kadar gururlu oluruz. Niçin?

Niçin?
Babamız dünyanın hükümdarının hükümdarı.

Babamız dünyanın hükümdarının hükümdarı.
Ben onun oğluyum.Ben onun oğluyum. Biz şehzadelerden vasıl olduk. Ne kadar saltanatlı.Biz şehzadelerden vasıl olduk. Ne kadar saltanatlı. Şimdi bir insan ki onun babası, manen babası Hazreti Peygamberdir.Şimdi bir insan ki onun babası, manen babası Hazreti Peygamberdir. O baba olmasaydı biz dünyada olur muyduk?O baba olmasaydı biz dünyada olur muyduk? Babamız olmasaydı olmazdık.

Babamız olmasaydı olmazdık.
Biz ancak bu ana babanın sayesinde dünyaya geldik.Biz ancak bu ana babanın sayesinde dünyaya geldik. Madde, csim itibariyle.Madde, csim itibariyle. Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de ruhumuzun babasıydı.Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de ruhumuzun babasıydı. Can olmadan cesedin kıymeti yok.Can olmadan cesedin kıymeti yok. Can olmadan cesedin kıymeti yok.Can olmadan cesedin kıymeti yok. Binaenaleyh anam babam ne kadar kıymetli olursa olsun,Binaenaleyh anam babam ne kadar kıymetli olursa olsun, Resul-i Ekrem can mesabesindedir.Resul-i Ekrem can mesabesindedir. Onun için;

Onun için;
(Fedake ebi ve ümmi ya Resûlallah) anam babam sana kurban dediler.

(Fedake ebi ve ümmi ya Resûlallah) anam babam sana kurban dediler.
Biz de deriz.Biz de deriz. Onun buyruklarından işte bu Süleyman aleyhisselam muhayyer kılındı.Onun buyruklarından işte bu Süleyman aleyhisselam muhayyer kılındı. Ne ile?

Ne ile?
Mal, mülk, ilim arasında.

Mal, mülk, ilim arasında.
İşte içerisinden birisini iste. O da seçti, ilmi.İşte içerisinden birisini iste. O da seçti, ilmi. Bize diyor ki; siz de ilmi isteyin.Bize diyor ki; siz de ilmi isteyin. Mal ve mülk onun arkasından koşar.Mal ve mülk onun arkasından koşar. Şimdi o iki cihan serveri ki,Şimdi o iki cihan serveri ki, yani o Peygamberimizi tarife, söylemeye dilimiz, dilimiz de yetmez, gücümüz de yetmez.yani o Peygamberimizi tarife, söylemeye dilimiz, dilimiz de yetmez, gücümüz de yetmez. Şu yer, şu gök, yerde gökte ne var,Şu yer, şu gök, yerde gökte ne var, bildiğimiz, bilmediğimiz türlü eşya var.bildiğimiz, bilmediğimiz türlü eşya var. Bunların hepsinin hilkatinin sebebi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’dir.Bunların hepsinin hilkatinin sebebi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’dir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem eğer dünyaya gelmeyecek olsaydı

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem eğer dünyaya gelmeyecek olsaydı
ne yerin olurdu, ne de göğün olurdu, ne de içindekilerin birisi olurdu.ne yerin olurdu, ne de göğün olurdu, ne de içindekilerin birisi olurdu. Bütün gördüğüm eşyalar, bugünkü medeniyetlerin hepsinin sebebiBütün gördüğüm eşyalar, bugünkü medeniyetlerin hepsinin sebebi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'dir.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'dir. Onun için Peygamberimiz dendiği vakitte,

Onun için Peygamberimiz dendiği vakitte,
lalettayin bir insan zannetmemeli insan.lalettayin bir insan zannetmemeli insan. Lalettayin bir insan zannedemez.Lalettayin bir insan zannedemez. İşte şöyle zekiymiş, böyle bilginmiş, bunlar boş laf.İşte şöyle zekiymiş, böyle bilginmiş, bunlar boş laf. Bunlar bizim ağzımıza yakışmaz, bunlar Hristiyanlardan menkuldür bize.Bunlar bizim ağzımıza yakışmaz, bunlar Hristiyanlardan menkuldür bize. Cenâb-ı Hak, Âdem aleyhisselam'ı yaratmış.Cenâb-ı Hak, Âdem aleyhisselam'ı yaratmış. İşte malum, cennete durduğunuz vakit.İşte malum, cennete durduğunuz vakit. Yeryüzünde bu beşeriyet, zürriyeti gelebilsin dünyaya.Yeryüzünde bu beşeriyet, zürriyeti gelebilsin dünyaya. Cennetteki nimetler yok yeryüzünde.Cennetteki nimetler yok yeryüzünde. Meşakkat var. Çok seneler ağladı, sızladı.Meşakkat var. Çok seneler ağladı, sızladı. Bir gün şöyle arşa doğru başını kaldırıp bakmış,Bir gün şöyle arşa doğru başını kaldırıp bakmış, Orada Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah yazısını görüyor.Orada Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah yazısını görüyor. Ya Rabbi! Bu Lâ İlâhe İllallâh biliyorum Sen'sin.

Ya Rabbi! Bu Lâ İlâhe İllallâh biliyorum Sen'sin.
Şu Muhammed Resûlullah kim?Şu Muhammed Resûlullah kim? Ey Âdem! Seni ben onun için hâlkettim.

Ey Âdem! Seni ben onun için hâlkettim.
Gördüklerin, göreceklerin, neler varsa gelecek, hepsi de Onun için halk olmuştur.Gördüklerin, göreceklerin, neler varsa gelecek, hepsi de Onun için halk olmuştur. Aman Ya Rabbi, onu ben göreyim, ne olur.

Aman Ya Rabbi, onu ben göreyim, ne olur.
O senin zürriyetinde, sulbünde yani.O senin zürriyetinde, sulbünde yani. Ama melekler de hep Âdem aleyhisselam'ın arkasında saf duruyorlar.Ama melekler de hep Âdem aleyhisselam'ın arkasında saf duruyorlar. Neden diyorlar?

Neden diyorlar?
Oradaki nura, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in nuruna hürmeten,Oradaki nura, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in nuruna hürmeten, tazimen melekler, Âdem aleyhisselam'ın arkasında saf duruyorlar.tazimen melekler, Âdem aleyhisselam'ın arkasında saf duruyorlar. Ya Rabbi! O nuru bana da göster.

Ya Rabbi! O nuru bana da göster.
Bu meleklerin arkamda durmasından ben üzülüyorum. Onlar da benim önüme geçsinler.Bu meleklerin arkamda durmasından ben üzülüyorum. Onlar da benim önüme geçsinler. Alnına koydu mübarek nuru. Melekler öne geçtiler.Alnına koydu mübarek nuru. Melekler öne geçtiler. Önde saf tuttular.Önde saf tuttular. Ama alnında görünmüyor.Ama alnında görünmüyor. “Ya Rabbi, ben o nuru göreyim, ne olur!”

“Ya Rabbi, ben o nuru göreyim, ne olur!”
Şehadet parmağına koydu. Âdem aleyhisselam ahirete göçünceye kadar bu nur şehadet parmağında durdu.Şehadet parmağına koydu. Âdem aleyhisselam ahirete göçünceye kadar bu nur şehadet parmağında durdu. Sonra yine sulbüne intikal etti.Sonra yine sulbüne intikal etti. Âdem Aleyhisselam:

Âdem Aleyhisselam:
Ya Rabbi, o Muhammed aşkına, sallallahu aleyhi ve sellem’in aşkına, hürmetine beni affet, dedi.

Ya Rabbi, o Muhammed aşkına, sallallahu aleyhi ve sellem’in aşkına, hürmetine beni affet, dedi.
O Muhammed Resûlullah, ben senin zürriyetinden hâlkedeceğim bu peygamberin hürmetine hâlkettim bu varlıkları deyince,O Muhammed Resûlullah, ben senin zürriyetinden hâlkedeceğim bu peygamberin hürmetine hâlkettim bu varlıkları deyince, öyleyse beni de affet onun hürmetine, dedi.öyleyse beni de affet onun hürmetine, dedi. Cenâb-ı Hak dedi ki:

Cenâb-ı Hak dedi ki:
Seni de affettim, ahirete kadar gelecek, ondan ona tevessül edeceklerin hepsini de affettim, dedi.Seni de affettim, ahirete kadar gelecek, ondan ona tevessül edeceklerin hepsini de affettim, dedi. Hepsi mağfiret-i ilahiye, kıyamete kadar gelecek,Hepsi mağfiret-i ilahiye, kıyamete kadar gelecek, ona tevessül edenlerin hepsi mağfurdur inşallah.ona tevessül edenlerin hepsi mağfurdur inşallah. "Ümmetün müznibeh ve rabbün ğafûrun"

"Ümmetün müznibeh ve rabbün ğafûrun"
Şimdi gelir o.

Şimdi gelir o.
Şimdi o iki cihan serveri diyor ki:

Şimdi o iki cihan serveri diyor ki:
Dâvû merdâküm.

Dâvû merdâküm.
Cenâb-ı Peygamber'e sen sakın ha. Dünya bilgilerini bilmezdi, şu bilgiyi bilmezdi filan gibi böyle hayaline bir şeyler de gelmesin.Cenâb-ı Peygamber'e sen sakın ha. Dünya bilgilerini bilmezdi, şu bilgiyi bilmezdi filan gibi böyle hayaline bir şeyler de gelmesin. O kıyamete kadar olacak bütün hadiseler de onun bilgisindedir, zamirindedir yani.O kıyamete kadar olacak bütün hadiseler de onun bilgisindedir, zamirindedir yani. Şimdi o zamirinde olduğu için, o bizim diyor ki, Dâvû merdâküm bi’s-sadekati.Şimdi o zamirinde olduğu için, o bizim diyor ki, Dâvû merdâküm bi’s-sadekati. Siz hastalarımızı sadaka ile tedavi ediniz,Siz hastalarımızı sadaka ile tedavi ediniz, Dâvû, deva ediniz. İlaç vermek, şifa vermek.Dâvû, deva ediniz. İlaç vermek, şifa vermek. Ne ile? Bi’s-sadekati.

Ne ile? Bi’s-sadekati.
Fe innehâ enfe’u mine’d-devâ’.

Fe innehâ enfe’u mine’d-devâ’.
Bütün devaların en faydalısı sadakadır. Buyur.Bütün devaların en faydalısı sadakadır. Buyur. Bütün ilaçların en faydalısı sadakadır.Bütün ilaçların en faydalısı sadakadır. Ve hassinû emvâleküm bi’z-zekâti.Ve hassinû emvâleküm bi’z-zekâti. Şimdi sadaka ile zekât iki kısma ayrılıyor.Şimdi sadaka ile zekât iki kısma ayrılıyor. Zekât farz olan, borç olan.Zekât farz olan, borç olan. Bunu mecbursun vermeye.Bunu mecbursun vermeye. Nasıl nâfile namazlar, teheccüd namazları, diğer nâfile namazlar, sevapları ayrıysa, bu sadaka da öyledir.Nasıl nâfile namazlar, teheccüd namazları, diğer nâfile namazlar, sevapları ayrıysa, bu sadaka da öyledir. Sadaka, nâfile olarak verilen fazla paralar.Sadaka, nâfile olarak verilen fazla paralar. Zekâttan ayrı. Bazı insan der ki ben zekâtlarımı verdim yahu.Zekâttan ayrı. Bazı insan der ki ben zekâtlarımı verdim yahu. Ee, zekâtını verdiysen senin mürüvvetin yok mu?

Ee, zekâtını verdiysen senin mürüvvetin yok mu?
Efendiliğin yok mu? Sadaka, Sen kendi kazancından fazla olaraktan bir şeyler vereceksin.Efendiliğin yok mu? Sadaka, Sen kendi kazancından fazla olaraktan bir şeyler vereceksin. Bu da, hassinû koruyun, muhafaza edin, kale içine alın.Bu da, hassinû koruyun, muhafaza edin, kale içine alın. Neyi?

Neyi?
Emvâleküm.

Emvâleküm.
Getirirsin malını işte bankalarımız var efendim şimdi.Getirirsin malını işte bankalarımız var efendim şimdi. Bir şey daha var. Bir de sigortalar var.Bir şey daha var. Bir de sigortalar var. Oraya yatırırız. Orada bir şey olmaz.Oraya yatırırız. Orada bir şey olmaz. Dükkânımız yanarsa, evimiz yanarsa, orası öder bize.Dükkânımız yanarsa, evimiz yanarsa, orası öder bize. Bu nedir?

Bu nedir?
Neden böyle zekâtı vereceğim şuraya buraya da malımı koyacağım,

Neden böyle zekâtı vereceğim şuraya buraya da malımı koyacağım,
işte oraya götürüp veririm, orası korur demek, artık ilerisine karışmam.işte oraya götürüp veririm, orası korur demek, artık ilerisine karışmam. Ve hassinû emvâleküm bi’z-zekâti.

Ve hassinû emvâleküm bi’z-zekâti.
İki cihan serverinin söylediği söz.İki cihan serverinin söylediği söz. Siz mallarınızı zekât vermekle koruyunuz.Siz mallarınızı zekât vermekle koruyunuz. Feinnehâ. Bu vereceğiniz zekât, tedfe’u ankumu’l-e’râda ve’l-emrâda.Feinnehâ. Bu vereceğiniz zekât, tedfe’u ankumu’l-e’râda ve’l-emrâda. Malınızı da korur, vücudunuzu da korur, marazda.Malınızı da korur, vücudunuzu da korur, marazda. Vücuda gelecek marazlara da karşı size faydalıdır,Vücuda gelecek marazlara da karşı size faydalıdır, malınıza gelecek felaketlere karşı da sizi korur vesselam.malınıza gelecek felaketlere karşı da sizi korur vesselam. Şunu da dinleyelim:

Şunu da dinleyelim:
Debbe ileyküm dâü’l-ümemi.

Debbe ileyküm dâü’l-ümemi.
Deb, serâ manasında, sirayet etti.Deb, serâ manasında, sirayet etti. Dâü’l-ümemi kableküm.Dâü’l-ümemi kableküm. Sizden evvel geçmiş Yahud ve Nesara’nın halleri, ahlâkları, huyları size de sirayet.Sizden evvel geçmiş Yahud ve Nesara’nın halleri, ahlâkları, huyları size de sirayet. Neden? Bunların hepsinden birisi, el-hasedü, ve’l-beğdâ.Neden? Bunların hepsinden birisi, el-hasedü, ve’l-beğdâ. Çok ahlâklar var ya çeşitli.Çok ahlâklar var ya çeşitli. Onlar size geçer. Hastalıklar nasıl geçiyorsa bu ahlâklar da böyle geçer.Onlar size geçer. Hastalıklar nasıl geçiyorsa bu ahlâklar da böyle geçer. Bu eski insanlardan olan kötü ahlâklardan birisi haset, birisi de buğz idi.Bu eski insanlardan olan kötü ahlâklardan birisi haset, birisi de buğz idi. Bu haset buğz, size de geçecek.Bu haset buğz, size de geçecek. Siz de birbirilerinizle geçinemeyeceksiniz, haset edeceksiniz, buğz edeceksiniz.Siz de birbirilerinizle geçinemeyeceksiniz, haset edeceksiniz, buğz edeceksiniz. Halbuki ve’l-beğdâü hiye’l-hâlikatü.

Halbuki ve’l-beğdâü hiye’l-hâlikatü.
Bu sizi sarhoş eder, keser, yok eder.Bu sizi sarhoş eder, keser, yok eder. Hâlikatü’d-dîni lâ hâlikatü’ş-şa’ri. Saçı kesmek değil.Hâlikatü’d-dîni lâ hâlikatü’ş-şa’ri. Saçı kesmek değil. Hâlikat kesici, saçı kesmek değil.Hâlikat kesici, saçı kesmek değil. Ancak sizin dininizi elinizden giderir.Ancak sizin dininizi elinizden giderir. Hasetlik dininizi keser.Hasetlik dininizi keser. Saçınızın kesilmesinden değil, dininizi keser. Dinleyin şimdi.Saçınızın kesilmesinden değil, dininizi keser. Dinleyin şimdi. Ve’llezî nefsü Muhammedin bi yedihî.

Ve’llezî nefsü Muhammedin bi yedihî.
Cenâb-ı Peygamber yemin ediyor.Cenâb-ı Peygamber yemin ediyor. Nefsin yed’i kudretinde olan Allahu Celle ve Alâ'yı kasem ederim ki,Nefsin yed’i kudretinde olan Allahu Celle ve Alâ'yı kasem ederim ki, lâ tedhulü’l-cennete hattâ tü’minû.lâ tedhulü’l-cennete hattâ tü’minû. Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz.Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Cennet duruyor orada, hazır.Cennet duruyor orada, hazır. Fakat o cennete girmenin birinci şartı iman.Fakat o cennete girmenin birinci şartı iman. İmanın başı Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah.İmanın başı Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah. Amentü, Lâ ilâhe illallâh'ın içerisindedir.

Amentü, Lâ ilâhe illallâh'ın içerisindedir.
Lâ ilâhe illallâh 'ın lafzı kâfi değil.Lâ ilâhe illallâh 'ın lafzı kâfi değil. Lâ ilâhe illallâh umumi bir söz.Lâ ilâhe illallâh umumi bir söz. İçerisine Kur'an'ın manasını alır.İçerisine Kur'an'ın manasını alır. İçerisine Kur'an'ın manasını alan bir kelimedir Lâ ilâhe illallah.İçerisine Kur'an'ın manasını alan bir kelimedir Lâ ilâhe illallah. Bunun kıssasını amentüde toplamışlar.Bunun kıssasını amentüde toplamışlar. Amentü billahi Kur'an'ın manalarından toplananAmentü billahi Kur'an'ın manalarından toplanan bu altı şeye imanla beraber Lâ İlâhe İllallâh demek suretiyle iman edersinizbu altı şeye imanla beraber Lâ İlâhe İllallâh demek suretiyle iman edersiniz ve bu iman ettikten sonra da cennete girersiniz.ve bu iman ettikten sonra da cennete girersiniz. Vela tü'minû. Bakın dikkat edin.

Vela tü'minû. Bakın dikkat edin.
Velâ tü’minû. İman etmiş sayılmazsınız.Velâ tü’minû. İman etmiş sayılmazsınız. Lâ ilâhe illallâh demekle iman etmiş sayılmazsınız.Lâ ilâhe illallâh demekle iman etmiş sayılmazsınız. Hattâ tehâbbû. Birbirinizi sevmedikçe. Niçin sevmiyoruz?Hattâ tehâbbû. Birbirinizi sevmedikçe. Niçin sevmiyoruz? Hasetten, buğzdan naçi.

Hasetten, buğzdan naçi.
Ben onu beğenmiyorum, o da beni beğeniyor.Ben onu beğenmiyorum, o da beni beğeniyor. O bana gerici diyor, ben de ona bilmem ne diyorum.O bana gerici diyor, ben de ona bilmem ne diyorum. Beğenmiyoruz birbirimizi. Beğenmediğimiz için ne bende Müslümanlık, ne de onda Müslümanlık.Beğenmiyoruz birbirimizi. Beğenmediğimiz için ne bende Müslümanlık, ne de onda Müslümanlık. Ve lâ tü’minû hattâ tehâbbû.

Ve lâ tü’minû hattâ tehâbbû.
Tehâbb, muhabbetten. Tehâbbû, tefaul babında muhabbet.Tehâbb, muhabbetten. Tehâbbû, tefaul babında muhabbet. Birbirinizi sevmedikçe imanınız, bu buradaki iman şeydir ama kemâl-i iman yani.Birbirinizi sevmedikçe imanınız, bu buradaki iman şeydir ama kemâl-i iman yani. Gâvur olmak değildir de.Gâvur olmak değildir de. İman etmiş sayılmazsınız.İman etmiş sayılmazsınız. Yani olgun mü'min sayılmazsınız.Yani olgun mü'min sayılmazsınız. Maksat da olgunluk ya.Maksat da olgunluk ya. Geçen bir mecmua gördüm.

Geçen bir mecmua gördüm.
Her gün biraz ileri diyor, her gün biraz olgunluğa diyor.Her gün biraz ileri diyor, her gün biraz olgunluğa diyor. Ama hepimiz yerimizde sayıyoruz. Hiçbir olgunluğun da olduğu yok.Ama hepimiz yerimizde sayıyoruz. Hiçbir olgunluğun da olduğu yok. Bu muhabbetin olması şarttır.Bu muhabbetin olması şarttır. Efelâ ünebbiüküm.

Efelâ ünebbiüküm.
Şimdi size ben haber vereyim mi, bildireyim mi?Şimdi size ben haber vereyim mi, bildireyim mi? Bi şey’in izâ fealtümûhü tehâbebtüm?

Bi şey’in izâ fealtümûhü tehâbebtüm?
Siz onu işlediğiniz vakitte birbirinizi seversiniz.Siz onu işlediğiniz vakitte birbirinizi seversiniz. Birbirinizi sevmeye vesile olacak şeyi de size haber vereyim mi?Birbirinizi sevmeye vesile olacak şeyi de size haber vereyim mi? Yine Cenâb-ı Peygamber lütfediyor.

Yine Cenâb-ı Peygamber lütfediyor.
Efşü’s-selâme beyneküm.Efşü’s-selâme beyneküm. Esselamu aleyküm'ü aranızda yayınlayın.Esselamu aleyküm'ü aranızda yayınlayın. Aranızda yayınlayın.Aranızda yayınlayın. Hep birbirinize nerede olursa olsun rast geldikçe daima Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh dersen daha iyi olur.Hep birbirinize nerede olursa olsun rast geldikçe daima Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh dersen daha iyi olur. Deyiniz.Deyiniz. Canım, bu Esselâmü aleyküm demekten ne çıkacak yav?

Canım, bu Esselâmü aleyküm demekten ne çıkacak yav?
Her gün de deyip duruyoruz.Her gün de deyip duruyoruz. Fakat yine onun huyu onda, benim huyum da bende.Fakat yine onun huyu onda, benim huyum da bende. Ne benim huyum ona geçiyor, ne onun huyu bana geçiyor.Ne benim huyum ona geçiyor, ne onun huyu bana geçiyor. Ne ben onu sevebiliyorum, ne de o beni sevebiliyor.Ne ben onu sevebiliyorum, ne de o beni sevebiliyor. Selamün aleyküm. Aleyküm selam

Selamün aleyküm. Aleyküm selam
İçten gelmiyor o selam. İçten gelmiyor o selam. İçten gelen bir selam olsa, olacak.İçten gelen bir selam olsa, olacak. Bu selam bizden selam.Bu selam bizden selam. İçten gelen selam, selamda selamet var.İçten gelen selam, selamda selamet var. Kardeşinin selametini isteyeceksin.Kardeşinin selametini isteyeceksin. Kardeşinin selametini ister bir selam veriyorsan,Kardeşinin selametini ister bir selam veriyorsan, bu selam seni ona sevdirecek, onu da sana sevdirecek.bu selam seni ona sevdirecek, onu da sana sevdirecek. Ama dilinin ucundan başın belaya girmesin şu adamla selamun aleyküm diyeyim de,

Ama dilinin ucundan başın belaya girmesin şu adamla selamun aleyküm diyeyim de,
eh uğurlar olsun.eh uğurlar olsun. Selamun Aleyküm deyiverirsin.Selamun Aleyküm deyiverirsin. Bu selam da elbette muhabbet hâsıl etmez. Muhabbetin hâsıl olabilmek içinBu selam da elbette muhabbet hâsıl etmez. Muhabbetin hâsıl olabilmek için selamın candan ve Allah'ın rızasını kast ederekten selamın candan ve Allah'ın rızasını kast ederekten ihlâs ile selam vermesi lazım.ihlâs ile selam vermesi lazım. Ravileri çok. Taberânî, Ahmed b. Hanbel, Tirmizî, Şafi, Beyhâkî, Zübeyir b. Avvâm radıyallahu anh.

Ravileri çok. Taberânî, Ahmed b. Hanbel, Tirmizî, Şafi, Beyhâkî, Zübeyir b. Avvâm radıyallahu anh.
Selamın manası malumdur.

Selamın manası malumdur.
Her şeyi yerine göre yapmanın lazım olduğunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz.Her şeyi yerine göre yapmanın lazım olduğunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Bir insan, parada, bir çamura, bir batağa batmış.Bir insan, parada, bir çamura, bir batağa batmış. Yahut bir yangının içerisinde kalmış. Bina yanıyor.Yahut bir yangının içerisinde kalmış. Bina yanıyor. Adam da kurtulmak için orada bakıyor, bir çare arıyor.Adam da kurtulmak için orada bakıyor, bir çare arıyor. Birisi acaba beni kurtarabilir mi buradan diyerekten.Birisi acaba beni kurtarabilir mi buradan diyerekten. Çamura düşen de öyle, suya basan da öyle, yangında kalan da öyle.Çamura düşen de öyle, suya basan da öyle, yangında kalan da öyle. Şimdi oradan da biz geçiyoruz.Şimdi oradan da biz geçiyoruz. “Selamun aleyküm, selamun aleyküm” dersek bu hakaret midir? Değil midir?“Selamun aleyküm, selamun aleyküm” dersek bu hakaret midir? Değil midir? Selam değil bu. Selamun aleyküm dilden ama bu adama karşı hakarettir. Ölümünü istiyorsun onun.

Selam değil bu. Selamun aleyküm dilden ama bu adama karşı hakarettir. Ölümünü istiyorsun onun.
Göre göre öl, geber demektir bu.Göre göre öl, geber demektir bu. Bu selam, battıysan bat geber işte.Bu selam, battıysan bat geber işte. Oradaki selam, imdadına koşup onu kurtarmaya çalışmak için soyunup da suya mı atlayacaksın?Oradaki selam, imdadına koşup onu kurtarmaya çalışmak için soyunup da suya mı atlayacaksın? Ateşten ip mi atacaksın? Nasıl bir çarelere başvurup da onu kurtarabileceksen selam bu selamdır işte.Ateşten ip mi atacaksın? Nasıl bir çarelere başvurup da onu kurtarabileceksen selam bu selamdır işte. Yoksa orada selamünaleyküm diyorsun, geçiyorsun, öteki adam açlıktan nefesi kokmuş,Yoksa orada selamünaleyküm diyorsun, geçiyorsun, öteki adam açlıktan nefesi kokmuş, çıplaklıktan soğuktan donuyor, bacası tütmüyor, evinde ocağı yok.çıplaklıktan soğuktan donuyor, bacası tütmüyor, evinde ocağı yok. "Selamünaleyküm Fatma teyze." Hay Allah senin iyiliğini versin.

"Selamünaleyküm Fatma teyze." Hay Allah senin iyiliğini versin.
Fatma teyzenin elinden tutmak için yardım arıyor, istiyor Fatma teyze.Fatma teyzenin elinden tutmak için yardım arıyor, istiyor Fatma teyze. Odun istiyor, kömür istiyor, erzak istiyor.Odun istiyor, kömür istiyor, erzak istiyor. Şunu istiyor, bunu istiyor. Bunları temin et.Şunu istiyor, bunu istiyor. Bunları temin et. Çoluk çocuk aç, bak mektepte okuyacak, okuyamıyor.Çoluk çocuk aç, bak mektepte okuyacak, okuyamıyor. Kız bilmem ne yapacak, evlenecek, evlenemiyor.Kız bilmem ne yapacak, evlenecek, evlenemiyor. Bu zaruretlerin içerisinde, sen de selamün aleyküm deyip geçiyorsun oradan.Bu zaruretlerin içerisinde, sen de selamün aleyküm deyip geçiyorsun oradan. Bu elbette yakışır bir selam değildir.Bu elbette yakışır bir selam değildir. Asıl Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in efşü’s-selâm dediği selamın ihdasıAsıl Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in efşü’s-selâm dediği selamın ihdası içten gelerek kopacak bir yardımdır.içten gelerek kopacak bir yardımdır. Müslümana yardım, onun selameti için neler lazımsa.Müslümana yardım, onun selameti için neler lazımsa. Selamet var ya selamda, o selametler nelerse, o selametlerin çaresine tevessül etmektir.Selamet var ya selamda, o selametler nelerse, o selametlerin çaresine tevessül etmektir. O selametler de efşü’s-selâm da toplanma emri var.O selametler de efşü’s-selâm da toplanma emri var. Bir fert, cemiyetin imdadına yetişemez.Bir fert, cemiyetin imdadına yetişemez. Bir fert ancak baksa baksa, bir ferde bakar. Bir fert ancak baksa baksa, bir ferde bakar. Bir fertle memleket kurtulmaz.Bir fertle memleket kurtulmaz. Memleketin ihtiyacı geniş. Memleket genişledikçe ihtiyaç da genişliyor.Memleketin ihtiyacı geniş. Memleket genişledikçe ihtiyaç da genişliyor. İhtiyaç genişledikçe de cemiyetlerin toplanıp el birliği yapması lazım geliyor.İhtiyaç genişledikçe de cemiyetlerin toplanıp el birliği yapması lazım geliyor. Bir sürü hasta şimdi, bir sürü hastaya ben nasıl bakayım ya?

Bir sürü hasta şimdi, bir sürü hastaya ben nasıl bakayım ya?
Milyonum olsa, bir sürü hastaya bakamam.Milyonum olsa, bir sürü hastaya bakamam. Bir sürü hastaya bakmak için bir sürü doktora, bir sürü binalara ihtiyaç var.Bir sürü hastaya bakmak için bir sürü doktora, bir sürü binalara ihtiyaç var. O bir sürü binaları, bir sürü doktorları bulmak için de bir sürü paralara ihtiyaç var.O bir sürü binaları, bir sürü doktorları bulmak için de bir sürü paralara ihtiyaç var. Mektepte çocukları okutacağız, ben bir çocuğu okutabilirim.Mektepte çocukları okutacağız, ben bir çocuğu okutabilirim. Bilemezsek iki çocuk okutabilirim.Bilemezsek iki çocuk okutabilirim. Fakat birçok çocukları okutmak için milletlerin yine toplanıp el birliği yapması lazım.Fakat birçok çocukları okutmak için milletlerin yine toplanıp el birliği yapması lazım. Bu efşü’s-selâm da hepsi dâhil bunların.Bu efşü’s-selâm da hepsi dâhil bunların. İşte ilmi, evvela ihtiyaç edeceksin, ilim için olan zaruretler nelerden ibaretse,İşte ilmi, evvela ihtiyaç edeceksin, ilim için olan zaruretler nelerden ibaretse, onların hepsine başvuraraktan meydana getirmeye çalışırsan,onların hepsine başvuraraktan meydana getirmeye çalışırsan, o ilmin arkasından mal da gelir, mülk de gelir.o ilmin arkasından mal da gelir, mülk de gelir. Ama o ilmi bırakırsan, kendi menfaatlerinin peşine düşersen, Ama o ilmi bırakırsan, kendi menfaatlerinin peşine düşersen, selamın da para etmez, mülk de elinden gider, mal da elinden gider.selamın da para etmez, mülk de elinden gider, mal da elinden gider. Nasıl gider?

Nasıl gider?
İşte bak, Rusya'daki insanların ellerinden malları, mülkleri nasıl gittiyse, öylece gider.

İşte bak, Rusya'daki insanların ellerinden malları, mülkleri nasıl gittiyse, öylece gider.
Nasıl gidiyor bilmem aklım ermez.Nasıl gidiyor bilmem aklım ermez. Dehaltü’l-cennete. Cennete girdim ben.

Dehaltü’l-cennete. Cennete girdim ben.
Fe raeytü alâ bâbihâ mektûben.

Fe raeytü alâ bâbihâ mektûben.
Cennetin kapısında gördüm. Yazılmış.Cennetin kapısında gördüm. Yazılmış. Diyor ki:Diyor ki: Es-sadekatü bi aşeratin, ve’l-kardu bi semâniyete aşera.

Es-sadekatü bi aşeratin, ve’l-kardu bi semâniyete aşera.
Sadaka bire ondur.Sadaka bire ondur. Ama borç olarak, karz-ı hasen olarak, borç olarak verirsenAma borç olarak, karz-ı hasen olarak, borç olarak verirsen bunun mükâfatı on sekiz.bunun mükâfatı on sekiz. Birisinin on, ödünç olarak verdiğinin mükâfatı on sekiz.Birisinin on, ödünç olarak verdiğinin mükâfatı on sekiz. Fe kultü yâ Cibrîlü. Cenâb-ı Peygamber Efendimiz Cebrail aleyhisselam'a soruyor.

Fe kultü yâ Cibrîlü. Cenâb-ı Peygamber Efendimiz Cebrail aleyhisselam'a soruyor.
Keyfe sârati’s, nasıl olur Es-sadekatü bi aşeratin, ve’l-kardu bi semâniyete aşera?Keyfe sârati’s, nasıl olur Es-sadekatü bi aşeratin, ve’l-kardu bi semâniyete aşera? Sadaka on olsun da karz on sekiz olsun.Sadaka on olsun da karz on sekiz olsun. Zengin de olabilir. Sen o sadakayı ona vermişsindir.

Zengin de olabilir. Sen o sadakayı ona vermişsindir.
Ama ve’l-karz ödünç.Ama ve’l-karz ödünç. Lâ yekau illâ fî yedi men yehtâcü ileyhi.Lâ yekau illâ fî yedi men yehtâcü ileyhi. Sıkışmış adam, ödünç istiyor.Sıkışmış adam, ödünç istiyor. Demek ki muhtaçtır.Demek ki muhtaçtır. Mutlaka vereceğin para, o muhtacın eline düşecektir.Mutlaka vereceğin para, o muhtacın eline düşecektir. Onun için sevabı on sekiz miktar.Onun için sevabı on sekiz miktar. Dehaltü'l-cennete. Yine Cenâb-ı Peygamber buyuruyor ki:

Dehaltü'l-cennete. Yine Cenâb-ı Peygamber buyuruyor ki:
Miraçta cennete girdim ben.

Miraçta cennete girdim ben.
Miraçta cennete girdim ben. Feraeytü fî 'âridateyi'l-cenneti.Miraçta cennete girdim ben. Feraeytü fî 'âridateyi'l-cenneti. Cennetin kapısının üst taraflarında gördüm ki,Cennetin kapısının üst taraflarında gördüm ki, mektûben selâsete esturin.mektûben selâsete esturin. Üç satır yazı yazılmış bi’z-zeheb altın ile.Üç satır yazı yazılmış bi’z-zeheb altın ile. Altın ile cennetin kapısının kenarlarına yazılmış.Altın ile cennetin kapısının kenarlarına yazılmış. Üç satır gördüm. Es-satru'l-evvel.Üç satır gördüm. Es-satru'l-evvel. Birinci satır şu. Lâ ilâhe illâ'llâhü Muhammedün rasûlullâh. Birinci satır.Birinci satır şu. Lâ ilâhe illâ'llâhü Muhammedün rasûlullâh. Birinci satır. Ve's-satru's-sânî. İkinci satır.

Ve's-satru's-sânî. İkinci satır.
Mâ kaddemnâ vecednâ, ve mâ ekelnâ rabihnâ.Mâ kaddemnâ vecednâ, ve mâ ekelnâ rabihnâ. Ne gönderdiysek dünyadan, hepsi karşımızda bulduk tam.Ne gönderdiysek dünyadan, hepsi karşımızda bulduk tam. Ve mâ hallefnâ. Geriye bıraktık. Gerek maldan, gerek amellerden.Ve mâ hallefnâ. Geriye bıraktık. Gerek maldan, gerek amellerden. Hasirnâ. Ona da. Eyvah halimize.Hasirnâ. Ona da. Eyvah halimize. Üçüncü satır. Ümmetün müznibetün ve rabbün ğafûrun.

Üçüncü satır. Ümmetün müznibetün ve rabbün ğafûrun.
Üçüncü satırda da bu yazıyor.Üçüncü satırda da bu yazıyor. Allah cümlemizi bu günahlarımızla beraber mağfûrîn zümresine ilhak buyursun inşallah.Allah cümlemizi bu günahlarımızla beraber mağfûrîn zümresine ilhak buyursun inşallah. Bunu da okuyayaım:

Bunu da okuyayaım:
Dühûlü’l-beyti. Kâbe-i Muazzamaya gidiş.

Dühûlü’l-beyti. Kâbe-i Muazzamaya gidiş.
Dühûlün fî hasenetin, ve hurûcün min seyyietin.Dühûlün fî hasenetin, ve hurûcün min seyyietin. Sevaplara insanı gark eder, günahlardan da tamamen reddedilirler.Sevaplara insanı gark eder, günahlardan da tamamen reddedilirler. Kâbetullaha gidiş, böyle bir devlete naîl olur.Kâbetullaha gidiş, böyle bir devlete naîl olur. Şimdi Resûl-i Ekrem sallâllâhü aleyhi ve sellem, Hazreti Amine validemiz hamile.

Şimdi Resûl-i Ekrem sallâllâhü aleyhi ve sellem, Hazreti Amine validemiz hamile.
Dedeleri olan Abdülmuttalip de Kâbe'nin tamiriyle meşgulmüş.Dedeleri olan Abdülmuttalip de Kâbe'nin tamiriyle meşgulmüş. Ben o tamirat içerisindeyken diyor.Ben o tamirat içerisindeyken diyor. Kâbe'nin duvarları şöyle bir eğildi.Kâbe'nin duvarları şöyle bir eğildi. Şaşırdım ne oluyor orada diyerekten?Şaşırdım ne oluyor orada diyerekten? Düzeldi ve şöyle bir ses işittim.Düzeldi ve şöyle bir ses işittim. Hepsi bugün doğan çocuğu tebşir ediyorlar.Hepsi bugün doğan çocuğu tebşir ediyorlar. Birbirlerine tebşir ediyorlar.Birbirlerine tebşir ediyorlar. “Gözünüz aydın. Bizi putlardan kurtaracak doğdu.”

“Gözünüz aydın. Bizi putlardan kurtaracak doğdu.”
Ben diyorum, o hengâmede işimi bıraktım.Ben diyorum, o hengâmede işimi bıraktım. Doğru gelinin evine koştum. Gelin, ben kapıyı çaldım, açtı karşıladı.Doğru gelinin evine koştum. Gelin, ben kapıyı çaldım, açtı karşıladı. Fakat hiç lohusa hali yok kendisinde. Hayrola dedim.Fakat hiç lohusa hali yok kendisinde. Hayrola dedim. Eh evladımız dünyaya geldi dediler. Görmek istedim, şurada buyur dediler.Eh evladımız dünyaya geldi dediler. Görmek istedim, şurada buyur dediler. Geldim, kapının önünde baktım ki, bir melek kılıcını çekmiş, yasak dedi, dur.Geldim, kapının önünde baktım ki, bir melek kılıcını çekmiş, yasak dedi, dur. Ne var? Evvela melekler yapacak ziyaretleri dedi.Ne var? Evvela melekler yapacak ziyaretleri dedi. Allah cümlemizi şefaatine nâil eylesin...

Allah cümlemizi şefaatine nâil eylesin...
Tabi şeysi uzun, hikâyesi uzun.

Tabi şeysi uzun, hikâyesi uzun.
Allah cümlemizi mağfûrîn zümresine ilhak etsin.

Allah cümlemizi mağfûrîn zümresine ilhak etsin.
O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izi üzerine yaşayıp giden ahirete giden kullarından eylesin.O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izi üzerine yaşayıp giden ahirete giden kullarından eylesin. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bir adı,

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bir adı,
adları var 99 tane, çıkacak olan kitabın içerisinde yazılı inşallah, orada onları da okuruz.adları var 99 tane, çıkacak olan kitabın içerisinde yazılı inşallah, orada onları da okuruz. Ene Muhammedün. Cenâb-ı Peygamber kendisini takdim ediyor bize. Ben Muhammed'im.

Ene Muhammedün. Cenâb-ı Peygamber kendisini takdim ediyor bize. Ben Muhammed'im.
Ve Ahmedü, aynı zamanda Ahmet'im ben.Ve Ahmedü, aynı zamanda Ahmet'im ben. Ene rasûlü’r-rahmeti. Ben merhamet peygamberiyim. Merhametli bir peygamberim.

Ene rasûlü’r-rahmeti. Ben merhamet peygamberiyim. Merhametli bir peygamberim.
Ene rasûlü'l-melhameti. Ben aynı zamanda harp peygamberiyim.

Ene rasûlü'l-melhameti. Ben aynı zamanda harp peygamberiyim.
Allah beni onun içinde yarattı.Allah beni onun içinde yarattı. Hem merhametim var hem şefkatim var ama harpçiyim ha.Hem merhametim var hem şefkatim var ama harpçiyim ha. Harpçiyim ha. Onu ilan ediyor.Harpçiyim ha. Onu ilan ediyor. Ene’l-mukaffâ ve’-l hâşiru bu’istü bi’l-cihâdi. Ve lem ub'as bi’z-zirâ’i.

Ene’l-mukaffâ ve’-l hâşiru bu’istü bi’l-cihâdi. Ve lem ub'as bi’z-zirâ’i.
Bü’istü, ba’s olundum. Gönderildim.

Bü’istü, ba’s olundum. Gönderildim.
Li-ütemmime mekârime’l-ahlâk var ya, ahlâkın tamamlanması için gönderildim.Li-ütemmime mekârime’l-ahlâk var ya, ahlâkın tamamlanması için gönderildim. Fakat bü’istü bi’l-cihâdi.Fakat bü’istü bi’l-cihâdi. Bu ahlâk kolaycacık olmaz, ancak bu kılıcın altındadır bu ahlakımızın düzelmesi.Bu ahlâk kolaycacık olmaz, ancak bu kılıcın altındadır bu ahlakımızın düzelmesi. İnsan kolaycacık Lâ ilâhe illallâh demez ve doğru yola da gelmez.İnsan kolaycacık Lâ ilâhe illallâh demez ve doğru yola da gelmez. Onun için Cenâb-ı Hak, Allah Celle ve Alâ:

Onun için Cenâb-ı Hak, Allah Celle ve Alâ:
Ve enzelnâ-l hadîde fîhi be’sun şedîd.

Ve enzelnâ-l hadîde fîhi be’sun şedîd.
Ben demiri yolladım, sizin hakkınızdan gelsin diyerekten.Ben demiri yolladım, sizin hakkınızdan gelsin diyerekten. Allah tanımayanların cezasını vermek için demiri de yarattım.Allah tanımayanların cezasını vermek için demiri de yarattım. O demirden istifade edin, toplar yapın, buluşlar yapın, atomlar yapın.O demirden istifade edin, toplar yapın, buluşlar yapın, atomlar yapın. Neler lazımsa zamanına göre yapın.Neler lazımsa zamanına göre yapın. Ha düşmanların boyunduruğu altına girmeyin.Ha düşmanların boyunduruğu altına girmeyin. Bu düşmanın boyunduruğunun altına girer de aman ya Rabbi dersen ben karışmam bu işe.Bu düşmanın boyunduruğunun altına girer de aman ya Rabbi dersen ben karışmam bu işe. Sen girmemek için çalış düşmanın boyunduruğunun altına.Sen girmemek için çalış düşmanın boyunduruğunun altına. Girdikten sonra bana el açarsan ben onu dinlemem.Girdikten sonra bana el açarsan ben onu dinlemem. Çünkü sana ben her şeyi amade kıldım önüne. Sen uyudun, mal yapayım, zevk yapayım dedin,Çünkü sana ben her şeyi amade kıldım önüne. Sen uyudun, mal yapayım, zevk yapayım dedin, düşmanda geldi tepene çöktü. Şimdi feryat ediyorsun. Boş.düşmanda geldi tepene çöktü. Şimdi feryat ediyorsun. Boş. Onun için bü’istü bi’l-cihâdi. Ve lem ub'as bi’z-zirâ’i.

Onun için bü’istü bi’l-cihâdi. Ve lem ub'as bi’z-zirâ’i.
Ziraat ile ba’s olunmadım ama ekmeği nereden yiyecek, gökte nasıl uçacak?Ziraat ile ba’s olunmadım ama ekmeği nereden yiyecek, gökte nasıl uçacak? Ziraat yapmazsak, ticaret yapmazsak, karnımız da aç kalırız.

Ziraat yapmazsak, ticaret yapmazsak, karnımız da aç kalırız.
Bugün dünyanın hallerinden de müstefit oluruz.Bugün dünyanın hallerinden de müstefit oluruz. Bunları yapacaksın fakat bunlardan olan kazancını cihada harcayacaksın.Bunları yapacaksın fakat bunlardan olan kazancını cihada harcayacaksın. Bunlardan artan keyfine, zevkine, yaşamana değil,Bunlardan artan keyfine, zevkine, yaşamana değil, umumun menfaati için, hastanesi için, mektebi için, ordusu için, havası için, neler varsa el birliği, tek başına olmaz.umumun menfaati için, hastanesi için, mektebi için, ordusu için, havası için, neler varsa el birliği, tek başına olmaz. Zenginler versin de biz bakalım. Olmaz. Zengin de verecek, fakir de verecek.Zenginler versin de biz bakalım. Olmaz. Zengin de verecek, fakir de verecek. Ne kadar?

Ne kadar?
Gücünün yettiği nisbetle.

Gücünün yettiği nisbetle.
Onun için Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin, tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin deOnun için Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin, tevfîkat-ı samedâniyesine mazhar etsin de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izi üzerine yürüyen kullarından etsin.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in izi üzerine yürüyen kullarından etsin. Vemâ erselnâ min rasûlin illâ liyutâ’a bi-iznillâh.

Vemâ erselnâ min rasûlin illâ liyutâ’a bi-iznillâh.
Cenâb-ı Allah Âdem aleyhisselam'dan Peygamberimize gelinceye kadar birçok Peygamber gönderdi.Cenâb-ı Allah Âdem aleyhisselam'dan Peygamberimize gelinceye kadar birçok Peygamber gönderdi. Bunları göndermesini sebep?Bunları göndermesini sebep? İnsanlara önderlik edip, insanlar ona uysun, liyutâ’a, itaat etsin, onun gittiği yoldan gitsin.İnsanlara önderlik edip, insanlar ona uysun, liyutâ’a, itaat etsin, onun gittiği yoldan gitsin. İtaat ne demek?

İtaat ne demek?
O'na tabi olup, O'nun emirlerine, fermanlarına boyun bükmesi demek.

O'na tabi olup, O'nun emirlerine, fermanlarına boyun bükmesi demek.
O'nun emrine, fermanına boyun bükmedikten sonra,O'nun emrine, fermanına boyun bükmedikten sonra, ya zaman böyleymiş, böyle olsun.ya zaman böyleymiş, böyle olsun. E zaman öyle olsun istiyorsan, o zaman sen her şeye de razı olmak lazım.E zaman öyle olsun istiyorsan, o zaman sen her şeye de razı olmak lazım. Onun için her sanatı işleyeceğiz, her icraatı yapacağız.Onun için her sanatı işleyeceğiz, her icraatı yapacağız. Ve bunun arkasından, artanıyla, hem nafakalanacağız,Ve bunun arkasından, artanıyla, hem nafakalanacağız, artanıyla da memleketin kalkınması için, İslamiyet’in kalkınması için de çalışacağız.artanıyla da memleketin kalkınması için, İslamiyet’in kalkınması için de çalışacağız. Allah kusurlarımızı affetsin. Bu zihniyete sahip olmayı bize nasib-i müyesser etsin...Allah kusurlarımızı affetsin. Bu zihniyete sahip olmayı bize nasib-i müyesser etsin... Bak Aziz Kardeş! Geçen derste de belki okumuştum:

Bak Aziz Kardeş! Geçen derste de belki okumuştum:
Âhiru mâ tekelleme bihî İbrâhîmü hîne ülkıye fi’n-nâri hasbiyallahu.

Âhiru mâ tekelleme bihî İbrâhîmü hîne ülkıye fi’n-nâri hasbiyallahu.
16 yaşında. Neden atıyor bunu kâfir ateşe?

16 yaşında. Neden atıyor bunu kâfir ateşe?
Çünkü İbrahim aleyhisselam bunların putlarını kırdı.Çünkü İbrahim aleyhisselam bunların putlarını kırdı. Nasıl kırar İbrahim aleyhisselam o kadar putu yahu?Nasıl kırar İbrahim aleyhisselam o kadar putu yahu? Nasıl kırar? On altı yaşında genç, aklı da ermez değil.Nasıl kırar? On altı yaşında genç, aklı da ermez değil. Bunların ben, putlarını kırıyorum bu adamlar benimle. Elbette rahat bırakmazlar, atarlar, keserler.Bunların ben, putlarını kırıyorum bu adamlar benimle. Elbette rahat bırakmazlar, atarlar, keserler. Bunu kırarken niye güvendi de yaptı?

Bunu kırarken niye güvendi de yaptı?
Kendisinden başka Müslüman da yok. Tek başına. Herkes yavuz.

Kendisinden başka Müslüman da yok. Tek başına. Herkes yavuz.
Ama o Allah'a güvendi, Allah bana yeter dedi.Ama o Allah'a güvendi, Allah bana yeter dedi. Yetti de Allah, yetti de. Atamadılar, attılar ama işe de yaramadı.Yetti de Allah, yetti de. Atamadılar, attılar ama işe de yaramadı. Daha birçok insanların Müslümanlıktan İslam dinine girmesine sebep oldu yaptıkları hata.Daha birçok insanların Müslümanlıktan İslam dinine girmesine sebep oldu yaptıkları hata. Ötekiler de canları cehenneme yuvarlandılar, gittiler.Ötekiler de canları cehenneme yuvarlandılar, gittiler. Onun için Müslüman mı? Bir Müslüman'ın kanında cihad kanı yoksa o Müslüman zayıftır.

Onun için Müslüman mı? Bir Müslüman'ın kanında cihad kanı yoksa o Müslüman zayıftır.
Doğduğu günden ölünceye kadar Müslüman Müslümanlığıyla Allah öyle yaratmış bizi, ne yapalım?Doğduğu günden ölünceye kadar Müslüman Müslümanlığıyla Allah öyle yaratmış bizi, ne yapalım? Yaratılış, hilkatte. Her millette de var.

Yaratılış, hilkatte. Her millette de var.
Gâvur nasıl çalışıyor ya? Nasıl ölüyorlar ya? Müslüman ölmesin. Olur mu?Gâvur nasıl çalışıyor ya? Nasıl ölüyorlar ya? Müslüman ölmesin. Olur mu? O ölürse cehenneme gider, Müslüman olursa cennete girer.O ölürse cehenneme gider, Müslüman olursa cennete girer. Arada fark yok. Müslüman şehit olur, o geberir.Arada fark yok. Müslüman şehit olur, o geberir. Allah kusurumuzu affetsin...

Allah kusurumuzu affetsin...
Bizim ecdatlarımız hep böyle cihadla yaşamışlar.Bizim ecdatlarımız hep böyle cihadla yaşamışlar. Cihadla bize elhamdülillah bu ülküleri, bu dinibırakmışlar, bu âsârları bırakmışlar.Cihadla bize elhamdülillah bu ülküleri, bu dinibırakmışlar, bu âsârları bırakmışlar. Bizim de çocuklarımıza aynı eserleri, aynı vatanı daha güzelliğiyle bırakmamız lazım gelirken,Bizim de çocuklarımıza aynı eserleri, aynı vatanı daha güzelliğiyle bırakmamız lazım gelirken, bunda gaflet edersek gafletten dolayı mesuliyet bize.bunda gaflet edersek gafletten dolayı mesuliyet bize. Dün bir kardeş gelmiş de hacca gitmiş.

Dün bir kardeş gelmiş de hacca gitmiş.
Ama vize almamış. Malum ya bir vize alınıyor. Ama vize almamış. Malum ya bir vize alınıyor. Kimin memleketine gireceksen, onun vizesini alırsan seni sokarlar. Vizeyi almayınca sokmuyorlar.Kimin memleketine gireceksen, onun vizesini alırsan seni sokarlar. Vizeyi almayınca sokmuyorlar. Bakmışlar senin vizen yok demişler. E olmasın.Bakmışlar senin vizen yok demişler. E olmasın. E niye geldim sen buraya? Umre yapacağım demiş.E niye geldim sen buraya? Umre yapacağım demiş. Burası Allah'ın memleketi değil mi?Burası Allah'ın memleketi değil mi? Evet, Allah'ın memleketi. Ben burada umre yapacağım.Evet, Allah'ın memleketi. Ben burada umre yapacağım. Pasaportumu alın, saklayın. İşte ben belliyiz kim olduğum. İki saat giderim, bir tavaf, bir sa’y yapar gelirim.Pasaportumu alın, saklayın. İşte ben belliyiz kim olduğum. İki saat giderim, bir tavaf, bir sa’y yapar gelirim. Siz sokmayın memleketinize. Giderim.Siz sokmayın memleketinize. Giderim. Ama sokmuyorsunuz. Sokmazsanız ben sevabı aldım demiş.Ama sokmuyorsunuz. Sokmazsanız ben sevabı aldım demiş. Buraya kadar geldim. Bu maksatla da geldim. Sevabı aldım. Günahı size.Buraya kadar geldim. Bu maksatla da geldim. Sevabı aldım. Günahı size. Sokmadığınız için Allah'ın mülküne sokmuyorsunuz. Allah'ın beytine gideceğim, vazifemi yapacağım, dini vazife yapacağım, sevap kazanacağım.Sokmadığınız için Allah'ın mülküne sokmuyorsunuz. Allah'ın beytine gideceğim, vazifemi yapacağım, dini vazife yapacağım, sevap kazanacağım. Siz mani oluyorsunuz. Günah ile vebali sizin, siz ait.Siz mani oluyorsunuz. Günah ile vebali sizin, siz ait. Bunda adam herhalde içinde iman şeysi var, korkmuş, düşmüş. Günahını almayayım bu adamın diyerekten.

Bunda adam herhalde içinde iman şeysi var, korkmuş, düşmüş. Günahını almayayım bu adamın diyerekten.
Ona müsaade etmiş, hadi git demiş, yap. O da on beş gün müsaade almış, vazifesini güzelce yapmış.Ona müsaade etmiş, hadi git demiş, yap. O da on beş gün müsaade almış, vazifesini güzelce yapmış. Yani şimdi o adamın da dediği gibi, çalışırsak sevabı da bize, kârı da bize.Yani şimdi o adamın da dediği gibi, çalışırsak sevabı da bize, kârı da bize. Çalışmazsak vebali de bize, zararı da bize.Çalışmazsak vebali de bize, zararı da bize. Vebalden kalsa iş kolay, vebalden başka bir de zararı var.Vebalden kalsa iş kolay, vebalden başka bir de zararı var. O zarar da çok büyük oluyor, hepimizin bildiği gibi.O zarar da çok büyük oluyor, hepimizin bildiği gibi. Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin....

Cenâb-ı Hak cümlemizi affetsin....
Tevfîkat-ı Samadaniyesine mazhar etsin…Tevfîkat-ı Samadaniyesine mazhar etsin… O güzel Peygamberimizin gittiği yoldan gidebilmek devlet şerefine hepimizi nail etsin...O güzel Peygamberimizin gittiği yoldan gidebilmek devlet şerefine hepimizi nail etsin... Bi-hurmeti'l-Fâtiha.

Bi-hurmeti'l-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2