Namaz Vakitleri
İstanbul
4 Rebîü'l-Âhir 1448
15 September 2026
İmsak
05:11
Güneş
06:37
Öğle
13:04
İkindi
16:35
Akşam
19:22
Yatsı
20:43
Detaylı Arama

Neslin ve Dilin Muhafazası

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Neslin ve Dilin Muhafazası

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyi-dinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyi-dinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah

İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah
ve enne efdale’l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve enne efdale’l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ahve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri.ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme en-nehû kâle:Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme en-nehû kâle: İslam'ın hakkından gelemeyince onları içten yıkmak için

İslam'ın hakkından gelemeyince onları içten yıkmak için
Kızılbaşları memleketimize sürmüşler.Kızılbaşları memleketimize sürmüşler. Akın haliyle gelmiş onlar.Akın haliyle gelmiş onlar. Turist olarak gelmiş, tüccar olarak gelmiş.Turist olarak gelmiş, tüccar olarak gelmiş. Gelmişler, gelmişler.Gelmişler, gelmişler. Fakat gayeleri bizim akidelerimizi bozmak.Fakat gayeleri bizim akidelerimizi bozmak. Hatta bugün bile.Hatta bugün bile. Hatta dün bize bir misafir geldi Bağdat'tan.

Hatta dün bize bir misafir geldi Bağdat'tan.
Bu Bağdatlı misafir Acemistan'a gitmiş.Bu Bağdatlı misafir Acemistan'a gitmiş. Kendisi lastik ustası, otomobil lastiklerini yapıyor. Fabrikalarla işKendisi lastik ustası, otomobil lastiklerini yapıyor. Fabrikalarla iş birliği yapmak lazım. Gelsin gitmiş buraya.birliği yapmak lazım. Gelsin gitmiş buraya. Oradaki bir Acem'e misafir olmuş.Oradaki bir Acem'e misafir olmuş. Demiş:Demiş: “Sen de gelirsen bize misafir ol, buyur.”

“Sen de gelirsen bize misafir ol, buyur.”
O da gelmiş. Demiş:O da gelmiş. Demiş: “Burada nereye gideceksin?”

“Burada nereye gideceksin?”
“Türkiye'ye geçeceğim.”

“Türkiye'ye geçeceğim.”
“Ne işin var Türkiye'de?”

“Ne işin var Türkiye'de?”
“Orada bizim kardeşler var. Onlara şey yapacağız. Telkin. Yani

“Orada bizim kardeşler var. Onlara şey yapacağız. Telkin. Yani
onlara ders vereceğiz işte. Şöyle yapın, böyle yapın diyerekten.”onlara ders vereceğiz işte. Şöyle yapın, böyle yapın diyerekten.” Yani hala bırakmış değiller.

Yani hala bırakmış değiller.
Şiiliğin bize zararı yok.Şiiliğin bize zararı yok. Ne yapalım, ne yapmayalım.Ne yapalım, ne yapmayalım. Fakat akide itibariyle İslam akidesinin dışında bir akide.Fakat akide itibariyle İslam akidesinin dışında bir akide. Hatta bugün o kadar ki, bunlar Hz. Ali Efendimiz'e uluhiyet isnad ederler.Hatta bugün o kadar ki, bunlar Hz. Ali Efendimiz'e uluhiyet isnad ederler. Hatta ve hatta din namına bunlarda bir şey de kalmamış.Hatta ve hatta din namına bunlarda bir şey de kalmamış. Din namına hiçbir şey yok ki bunlarda.Din namına hiçbir şey yok ki bunlarda. Sebebimiz şuradan geldi ki,Sebebimiz şuradan geldi ki, geçenlerde bir kardeş, Çin kızını, kız kardeşine birisi istemiş.geçenlerde bir kardeş, Çin kızını, kız kardeşine birisi istemiş. “Sen kimsin?” demişler,

“Sen kimsin?” demişler,
“Filan oğlu filan.”

“Filan oğlu filan.”
“Nerelisin, dinin nedir, mezhebin nedir?”

“Nerelisin, dinin nedir, mezhebin nedir?”
“Bize Caferi derler. Biz Caferi mezhebindeniz.”

“Bize Caferi derler. Biz Caferi mezhebindeniz.”
Caferi iki kısımdır.

Caferi iki kısımdır.
Bir Caferi vardır ki,Bir Caferi vardır ki, ramazanda oruç tutmaz yahu. Ramazanda oruç tutmaz.ramazanda oruç tutmaz yahu. Ramazanda oruç tutmaz. Muharremde on iki gün oruç tutar.Muharremde on iki gün oruç tutar. Bu dinimizde ramazan ayı sarahaten gösterilmiş ve yazılmışkenBu dinimizde ramazan ayı sarahaten gösterilmiş ve yazılmışken onu sen muharreme çevirmeye ne hakkın var?onu sen muharreme çevirmeye ne hakkın var? Öğlenle ikindiyi birleştirir, ikindiyle akşamı birleştirir.Öğlenle ikindiyi birleştirir, ikindiyle akşamı birleştirir. Türlü halleri olmakla beraber.Türlü halleri olmakla beraber. Neyse yine La İlahe İllallah Muhammed Resulullah, tevhidi var.Neyse yine La İlahe İllallah Muhammed Resulullah, tevhidi var. Fakat bizim memlekettekilerin ise hiç birini bilmiyor. OlmadığınıFakat bizim memlekettekilerin ise hiç birini bilmiyor. Olmadığını orada bulunan bir arkadaş bize izah etti.orada bulunan bir arkadaş bize izah etti. Bizim memlekette Şiiler’in dinleri filan yoktur.Bizim memlekette Şiiler’in dinleri filan yoktur. Hiçbir şey tanımazlar. Ne Allah tanır, ne peygamber tanır, ne kitap tanır, bir şey tanımazlar.Hiçbir şey tanımazlar. Ne Allah tanır, ne peygamber tanır, ne kitap tanır, bir şey tanımazlar. Hatta bunun daha açıkçasında bizim kardeşlerimizden bir şey vardı.Hatta bunun daha açıkçasında bizim kardeşlerimizden bir şey vardı. Ali Oğuz, şimdi bugün İstanbul'da tanışıyorum.Ali Oğuz, şimdi bugün İstanbul'da tanışıyorum. Bu, Adana'da bir müftü. Adana kazalarından bir kazada müftülük yapan bir adamın kızını aldı.Bu, Adana'da bir müftü. Adana kazalarından bir kazada müftülük yapan bir adamın kızını aldı. O sayede, o köyü, o kasabaya gitmiş. OO sayede, o köyü, o kasabaya gitmiş. O kasaba tamamıyla Kızılbaş olmak dolayısıylakasaba tamamıyla Kızılbaş olmak dolayısıyla camilerinde bir fark edip de namaz kılmıyor. Bir imam, bir müezzincamilerinde bir fark edip de namaz kılmıyor. Bir imam, bir müezzin tayin olmuş oraya. Bunlar açıp bunlar kapıyorlar. Gelen giden yok.tayin olmuş oraya. Bunlar açıp bunlar kapıyorlar. Gelen giden yok. Namazla ilgileri katiyyen yok.Namazla ilgileri katiyyen yok. Ölülerini de gidip gömüyorlarmış. Ölüleri de gavur ölsün, diyorlar.Ölülerini de gidip gömüyorlarmış. Ölüleri de gavur ölsün, diyorlar. E bunun için memlekette ne lüzum var?E bunun için memlekette ne lüzum var? Sonra çocuklarına da Kur'an okutuyor bunlar.Sonra çocuklarına da Kur'an okutuyor bunlar. Kur'an okutuyorlar fakat Kur'an'ın yolunda gitmiyorlar. Onun için İslam'dakiKur'an okutuyorlar fakat Kur'an'ın yolunda gitmiyorlar. Onun için İslam'daki emanet çok mühim.emanet çok mühim. Buna da çok dikkat lazım ki evlatlarımızı evlendirirken kimlerle evlendirdiğiniBuna da çok dikkat lazım ki evlatlarımızı evlendirirken kimlerle evlendirdiğini öyle iyi bilmek, iyi tahkik etmek lazım.öyle iyi bilmek, iyi tahkik etmek lazım. مَنْ أَحْسَنَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَكَلَّمَ بِالْعَرَبِيةِ فَلَا يَتَكَلَّمَنَّ بِالْفَارِسِيَّةِ فَإِنَّهُ يُورِثُ النِّفَاقَFeinnehu yu’risu’n-nifak.
مَنْ أَحْسَنَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَكَلَّمَ بِالْعَرَبِيةِ فَلَا يَتَكَلَّمَنَّ بِالْفَارِسِيَّةِ فَإِنَّهُ يُورِثُ النِّفَاقَFeinnehu yu’risu’n-nifak.
Çünkü Arap lisanını konuşmaya muktedir olan bir insanın,Çünkü Arap lisanını konuşmaya muktedir olan bir insanın, Arapçanın gayrısıyla konuşması,Arapçanın gayrısıyla konuşması, nifakı mucib olur diyor, münafıklığı mucib olur diyor.nifakı mucib olur diyor, münafıklığı mucib olur diyor. Fekad rüviye bi senedihiFekad rüviye bi senedihi ani’ş-Şafii ve serihe bi kadiri bihi en nusku bi’l-acemiyye.ani’ş-Şafii ve serihe bi kadiri bihi en nusku bi’l-acemiyye. Arap lisanının gayrısıyla konuşmayı İmam-ı Şafii mekruh addediyor.Arap lisanının gayrısıyla konuşmayı İmam-ı Şafii mekruh addediyor. Hilaf bi gayrı Arabiye.

Hilaf bi gayrı Arabiye.
Daima Arapça’nın gayrı konuşmalarla hitap etmeler,Daima Arapça’nın gayrı konuşmalarla hitap etmeler, İmam Şafii’ye göre kerahat olduğunu belirttik.İmam Şafii’ye göre kerahat olduğunu belirttik. Çünkü Arap lisanı şeair-ül İslam, İslam alametlerinden.Çünkü Arap lisanı şeair-ül İslam, İslam alametlerinden. İslam alametlerinden.İslam alametlerinden. Onun için şimdi evlatlarımızıOnun için şimdi evlatlarımızı İmam Hatip mekteplerine vermekte bileİmam Hatip mekteplerine vermekte bile bugün taannüd ediyor gibiyiz.bugün taannüd ediyor gibiyiz. Niçin?

Niçin?
Eskiyi hakir görüyor, ölü yıkayacak olacaksın diyor,

Eskiyi hakir görüyor, ölü yıkayacak olacaksın diyor,
ölü yıkayacak olacak.ölü yıkayacak olacak. E ölümümüzü kim yıkayacak yahu?E ölümümüzü kim yıkayacak yahu? Elbette bir yıkayıcı bulunacak.Elbette bir yıkayıcı bulunacak. Ölüyü yıkamak fena bir şey mi yani?Ölüyü yıkamak fena bir şey mi yani? Kötü bir şey mi? Sevap bir şey. Sevap bir şeydir.Kötü bir şey mi? Sevap bir şey. Sevap bir şeydir. Fakat çocuğu öldürtmek içinFakat çocuğu öldürtmek için bu telkini yapıyoruz. Ölüyü yıkayacak mı olacaksın diyor. Ne yapacaksın? Geç.bu telkini yapıyoruz. Ölüyü yıkayacak mı olacaksın diyor. Ne yapacaksın? Geç. Başka mekteplerde oku.Başka mekteplerde oku. Şimdi parayı fazla al diyemeyiz artık.Şimdi parayı fazla al diyemeyiz artık. Çünkü herkes bir seviyede memuriyet seviyesi.Çünkü herkes bir seviyede memuriyet seviyesi. Herkesin maaşı bugün aynı seviyede yürüyecek.Herkesin maaşı bugün aynı seviyede yürüyecek. Fakat onu en çok korkutacak şey, ölü yıkayıcı olacaksın.Fakat onu en çok korkutacak şey, ölü yıkayıcı olacaksın. Yazık sana. Başka mektep filan mı yoktu diyerekten çocuğu kaçırıyorlardı.Yazık sana. Başka mektep filan mı yoktu diyerekten çocuğu kaçırıyorlardı. Bu büyük bir dinimize karşı ne dersen de artık,Bu büyük bir dinimize karşı ne dersen de artık, hakaret mi sayarsın, ne sayarsan say.hakaret mi sayarsın, ne sayarsan say. Allah kusurumuzu affetsin.Allah kusurumuzu affetsin. Onun için bizim bile, bizim bile Arapça dilini

Onun için bizim bile, bizim bile Arapça dilini
hiç olmazsa mümkün mertebe öğrenmeye çalışmamız lazım.hiç olmazsa mümkün mertebe öğrenmeye çalışmamız lazım. Hiç olmazsa kitaptan değilse de mesela birbirimize selam ediyoruz.Hiç olmazsa kitaptan değilse de mesela birbirimize selam ediyoruz. Esselamu Aleyküm.Esselamu Aleyküm. Nedir?Nedir? Allah'ın selameti senin üzerine olsun.Allah'ın selameti senin üzerine olsun. Sen her dertten, beladan, kusurdan ari ol.Sen her dertten, beladan, kusurdan ari ol. Hastalık görme, dert görme, fakirlik görme, şunu görme, bunu görme.Hastalık görme, dert görme, fakirlik görme, şunu görme, bunu görme. Hep selametin içerisinde.Hep selametin içerisinde. Selametçiler de iyi yazılmışlar, selamet tadını bulmuşlar ama buSelametçiler de iyi yazılmışlar, selamet tadını bulmuşlar ama bu selametin yolunda olabilirler inşallah.selametin yolunda olabilirler inşallah. Onun için tek tek kelime lazım. Ekmek. Nedir? Hubz. Su, ma.Onun için tek tek kelime lazım. Ekmek. Nedir? Hubz. Su, ma. Bunlar teker teker mesela günde bir iki kelime öğrenmiş olsaBunlar teker teker mesela günde bir iki kelime öğrenmiş olsa senede şu kadar kelime eder, pek âlâ insan konuşabilir,senede şu kadar kelime eder, pek âlâ insan konuşabilir, Kitapsız olaraktan da. Halbuki bizim bunların kitapları da var.Kitapsız olaraktan da. Halbuki bizim bunların kitapları da var. Karşılıklı halde, Türkçe'nin karşılığı. Şu nedir, şu nedir.Karşılıklı halde, Türkçe'nin karşılığı. Şu nedir, şu nedir. Günde iki üç kelime verilirse,Günde iki üç kelime verilirse, hatta haftada iki üç kelime verilirse, yine yeter.hatta haftada iki üç kelime verilirse, yine yeter. Senede elli iki hafta var.Senede elli iki hafta var. 50 haftada 2'şer kelimeden 150 kelime eder ki meramını anlatabilir insan.50 haftada 2'şer kelimeden 150 kelime eder ki meramını anlatabilir insan. Onun için çocuklarımıza daOnun için çocuklarımıza da evlerimizde hiç olmazsa babalar,evlerimizde hiç olmazsa babalar, teker teker bunları öğretmeye nokta cihetiyle başlarsateker teker bunları öğretmeye nokta cihetiyle başlarsa birbirine göndererek öğretmeye çalışması dabirbirine göndererek öğretmeye çalışması da vazifelerinin başında geliyor yani.vazifelerinin başında geliyor yani. Şimdi Kur'an okumak, vacip.Şimdi Kur'an okumak, vacip. Namaz kılmak, farz.Namaz kılmak, farz. Namaz kılarken ne okuyacak? Kur'an okuyacağız.Namaz kılarken ne okuyacak? Kur'an okuyacağız. Kur'an'ı okurken, Kur'an'ı bilmeyince nasıl okuyacağız?Kur'an'ı okurken, Kur'an'ı bilmeyince nasıl okuyacağız? Öğrenmek lazım.Öğrenmek lazım. Öğrenmek için nasıl kılmanız farzsa, öğrenmek de öyle farzdır.Öğrenmek için nasıl kılmanız farzsa, öğrenmek de öyle farzdır. Allah kusurlarımızı affetsin.

Allah kusurlarımızı affetsin.
مَنْ أَحْسَنَ فِيمَا بَقِيَ غُفِرَ لَهُ مَا مَضَى ، وَمَنْ أَسَاءَ فِيمَا بَقِيَ أُخِذَ بِمَا مَضَى وَمَا بَقِيَ Men ahsene fî-mâ bakiye gufira lehû mâ madâ.
مَنْ أَحْسَنَ فِيمَا بَقِيَ غُفِرَ لَهُ مَا مَضَى ، وَمَنْ أَسَاءَ فِيمَا بَقِيَ أُخِذَ بِمَا مَضَى وَمَا بَقِيَ
Men ahsene fî-mâ bakiye gufira lehû mâ madâ.
Bu çok güzel bir tebşirat.Bu çok güzel bir tebşirat. Her kim, mesela yaşının ellisinden sonra aklı başına gelmiş,Her kim, mesela yaşının ellisinden sonra aklı başına gelmiş, düzeltmiş yolunu, bir tanesini, düzelmiş.düzeltmiş yolunu, bir tanesini, düzelmiş. Gufira lehû mâ madâ.Gufira lehû mâ madâ. Bunun elli yaşına kadar yaptığı hatalar, mağfiret-i İlahiye mazhar olur.Bunun elli yaşına kadar yaptığı hatalar, mağfiret-i İlahiye mazhar olur. Hiç. ÇünküHiç. Çünkü ahsene fî-mâ bakiye, diyor.ahsene fî-mâ bakiye, diyor. Ve-men esâ'e,

Ve-men esâ'e,
şimdi elliye kadar iyiymiş de, elliden sonra da şaşırmış.şimdi elliye kadar iyiymiş de, elliden sonra da şaşırmış. Bunun elli seneliği de gürültüye gider diyor.Bunun elli seneliği de gürültüye gider diyor. Fî-mâ bakiye uhîde bi-mâ madâ ve-mâ bakiye.Fî-mâ bakiye uhîde bi-mâ madâ ve-mâ bakiye. Evet.Evet. Gelecek bu elli senenin kaç sene gelirse arkasından,Gelecek bu elli senenin kaç sene gelirse arkasından, o senelerini kötülükle geçirirse,o senelerini kötülükle geçirirse, evvelki iyilikleri de yanar yani.evvelki iyilikleri de yanar yani. مَنْ أَحْيَا اللَّيَالِيَ الْأَرْبَعَ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ: لَيْلَةَ التَّرْوِيَةِ وَلَيْلَةَ عَرَفَةَ وَلَيْلَةَ النَّحْرِ وَلَيْلَةَ الْفِطْرِ Men ahyâ'l-leyâliye'l-erbe'a.
مَنْ أَحْيَا اللَّيَالِيَ الْأَرْبَعَ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ: لَيْلَةَ التَّرْوِيَةِ وَلَيْلَةَ عَرَفَةَ وَلَيْلَةَ النَّحْرِ وَلَيْلَةَ الْفِطْرِ
Men ahyâ'l-leyâliye'l-erbe'a.
Her kişi dört geceyi ihya eder.Her kişi dört geceyi ihya eder. Bu dört gece gibi. Vecebet lehü'l-cenneh.Bu dört gece gibi. Vecebet lehü'l-cenneh. O dört geceyi ihya eden insana cennet vacip olur.O dört geceyi ihya eden insana cennet vacip olur. Dört geceyi ihya eden, ihya demek namaz demek.Dört geceyi ihya eden, ihya demek namaz demek. Mesela ihya hayat veren.Mesela ihya hayat veren. Hayat neyle oluyor?Hayat neyle oluyor? Bakınız hayat veren.Bakınız hayat veren. Hayat neyle kaim?Hayat neyle kaim? İbadetle kaim.İbadetle kaim. İbadetsiz hayatın kıymeti yok.İbadetsiz hayatın kıymeti yok. Onun için kafirin hayatına, kafire ölü nazarıyla bakıyor.Onun için kafirin hayatına, kafire ölü nazarıyla bakıyor. Niçin yahu,Niçin yahu, bak bir sürü herif, gökte de uçacak, tüneller de icat etmiş.bak bir sürü herif, gökte de uçacak, tüneller de icat etmiş. Neden? O başka iş.Neden? O başka iş. Kafir ölüdür.Kafir ölüdür. Çünkü Allah’a ihanet etmiş, ibadet-i taattan ayrı. Her kim böyle olursa, bunlar da ölüdür.Çünkü Allah’a ihanet etmiş, ibadet-i taattan ayrı. Her kim böyle olursa, bunlar da ölüdür. Kim dört geceyi ihya ederse,Kim dört geceyi ihya ederse, canlandırılır, hayat verirse, cennet ona vecebet, vacip olur.canlandırılır, hayat verirse, cennet ona vecebet, vacip olur. Nedir bu dört gece?Nedir bu dört gece? Leylete't-terviye.

Leylete't-terviye.
Kurban bayramının arefesinden bir evvelki.Kurban bayramının arefesinden bir evvelki. Ki o gün hacılar Mina’ya çıkarlar. Mina’ya çıktıklarıKi o gün hacılar Mina’ya çıkarlar. Mina’ya çıktıkları o gün terviye günüdür. Ve-leylete 'arafe.o gün terviye günüdür. Ve-leylete 'arafe. İkincisi, arafe gecesidir ki o gün hacılar Arafat'ta bulunurlar. Üçüncüsü ve-leylete'n-nahr.İkincisi, arafe gecesidir ki o gün hacılar Arafat'ta bulunurlar. Üçüncüsü ve-leylete'n-nahr. Kurban bayramının, kurban kesilen gün.Kurban bayramının, kurban kesilen gün. Dördüncüsü ve-leylete'l-fıtr.Dördüncüsü ve-leylete'l-fıtr. Ramazan bayramının bayramıdır.Ramazan bayramının bayramıdır. Günle gece bir.Günle gece bir. Günle gece ayrılır.Günle gece ayrılır. Burada gece deniyor, günü de onda dahildir yani.Burada gece deniyor, günü de onda dahildir yani. Demek kurban bayramından bir evvel.Demek kurban bayramından bir evvel. Kurban bayramı iki,Kurban bayramı iki, kurban günü üç, bir de bayram gecesi dört.kurban günü üç, bir de bayram gecesi dört. Bu dört geceyi ihya eden, ibadet taatle geçiripBu dört geceyi ihya eden, ibadet taatle geçirip Cenab-ı Hakk'a affı mağfiret için yalvaran yakaranCenab-ı Hakk'a affı mağfiret için yalvaran yakaran kimselere cennet vacip olur, buyurmuş Cenab-ı Peygamber. İbn Asakir an Muaz ibn Cebel.kimselere cennet vacip olur, buyurmuş Cenab-ı Peygamber. İbn Asakir an Muaz ibn Cebel. Yine ikinci bir tebşir ile,

Yine ikinci bir tebşir ile,
مَنْ أَحْيَا لَيْلَةَ الْفِطْرِ وَلَيْلَةَ الْأَضْحَى لَمْ يَمُتْ قَلْبُهُ يَوْمَ تَمُوتُ الْقُلُوبُ Men ahyâ leylete'l-fıtri ve-leylete'l-adhâ
مَنْ أَحْيَا لَيْلَةَ الْفِطْرِ وَلَيْلَةَ الْأَضْحَى لَمْ يَمُتْ قَلْبُهُ يَوْمَ تَمُوتُ الْقُلُوبُ
Men ahyâ leylete'l-fıtri ve-leylete'l-adhâ
lem yemüt kalbühû yevme temûtu'l-kulûbü.lem yemüt kalbühû yevme temûtu'l-kulûbü. Çok dikkate şayandır.

Çok dikkate şayandır.
İki gecesi, bu dört ikiye indi.İki gecesi, bu dört ikiye indi. Bayram gecesiyle Kurban Bayramı'nın gecesi,Bayram gecesiyle Kurban Bayramı'nın gecesi, Ramazan Bayramı'nın gecesiyle Kurban Bayramı'nın gecesi.Ramazan Bayramı'nın gecesiyle Kurban Bayramı'nın gecesi. Her kim ihya ederse, ibadet-i taatla geçirirse,Her kim ihya ederse, ibadet-i taatla geçirirse, lem yemüt kalbühû,lem yemüt kalbühû, onun kalbi bir daha ölmez.onun kalbi bir daha ölmez. Onun kalbi ölmez.Onun kalbi ölmez. Yevme temûtu'l-kulûbü,Yevme temûtu'l-kulûbü, fitneler dolayısıyla kalpler bazen ölür.fitneler dolayısıyla kalpler bazen ölür. O kalplerin fitneler dolayısıyla yani mikroplar bazı adamları öldürür,O kalplerin fitneler dolayısıyla yani mikroplar bazı adamları öldürür, bunlara tesir etmez.bunlara tesir etmez. Bu gecede ibadeti taat içinde geçiren insanlara mikropBu gecede ibadeti taat içinde geçiren insanlara mikrop tesir etmez yani.tesir etmez yani. Hazreti Ubade radıyallahu anh’tan.Hazreti Ubade radıyallahu anh’tan. مَنْ أَخَافَ أَهْلَ الْمَدِينَةِ ظَالِمًا لَهُمْ أَخَافَهُ اللّّٰهُ وَكَانَتْ عَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلَائِكَةِ َالنَّاسِ أَجْمَعِينَ، لَا يَقْبَلُ اللّٰهُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صَرْفًا وَلَا عَدْلًاMen ahâfe ehle'l-medîneti zâlimen.
مَنْ أَخَافَ أَهْلَ الْمَدِينَةِ ظَالِمًا لَهُمْ أَخَافَهُ اللّّٰهُ وَكَانَتْ عَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلَائِكَةِ َالنَّاسِ أَجْمَعِينَ، لَا يَقْبَلُ اللّٰهُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صَرْفًا وَلَا عَدْلًاMen ahâfe ehle'l-medîneti zâlimen.
Bu ehl-i Medine,Bu ehl-i Medine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’ninPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin bulunduğu beldeyi tarif ediyor.bulunduğu beldeyi tarif ediyor. Fakat medine, şehir demektir.Fakat medine, şehir demektir. Medine'nin asıl adı şehirdir.Medine'nin asıl adı şehirdir. Ehli şehri, şehir ehli. Fakat murat Medine'nin evleri.Ehli şehri, şehir ehli. Fakat murat Medine'nin evleri. Her kim bu şehir ehlini incitirsekHer kim bu şehir ehlini incitirsek günah da köylüyü incitirsek günah değil mi? Şimdi şey anlaşılmasın.günah da köylüyü incitirsek günah değil mi? Şimdi şey anlaşılmasın. Şehrinin içinde köylüsü de zahirdir yani.Şehrinin içinde köylüsü de zahirdir yani. O onlara zalimun, zulmederseO onlara zalimun, zulmederse ehl-i Medine'ye.ehl-i Medine'ye. Her kim zulmederse, ne şehir, ne şekilde olursa olsun.Her kim zulmederse, ne şehir, ne şekilde olursa olsun. Bir vakit, Vahhabiler yeni, orada teşekkül etmiş. Gittik.

Bir vakit, Vahhabiler yeni, orada teşekkül etmiş. Gittik.
Medine'nin bir mahallesi kül olmuş böyle. Kül olmuş.Medine'nin bir mahallesi kül olmuş böyle. Kül olmuş. Topa tutmuşlar. Bunlar bizim evladı, bütün evladıTopa tutmuşlar. Bunlar bizim evladı, bütün evladı topraklar olduğu için. Topu yemiş, dağılmış.topraklar olduğu için. Topu yemiş, dağılmış. Topu yiyen dağılmış. Herif, Ehl-iTopu yiyen dağılmış. Herif, Ehl-i Medine falan tanıdığı yok. Topu vuruyor. Sesli olacağını zannederekten.Medine falan tanıdığı yok. Topu vuruyor. Sesli olacağını zannederekten. Ehli Medine mukavemet etti bu Vahhabiler’e karşı.Ehli Medine mukavemet etti bu Vahhabiler’e karşı. Mukavemet ettiğinden dolayı Ehli Medine'yi hiç sevmez.Mukavemet ettiğinden dolayı Ehli Medine'yi hiç sevmez. Eğer bu zulmü her kim yaparsa, kim olursa olsun.Eğer bu zulmü her kim yaparsa, kim olursa olsun. Ahâfehü'llâhü, ve-kânet 'aleyhi la'netü'llâhiAhâfehü'llâhü, ve-kânet 'aleyhi la'netü'llâhi ve'l-melâ'iketi ve'n-nâsi ecma'în.ve'l-melâ'iketi ve'n-nâsi ecma'în. Allah'ın laneti,Allah'ın laneti, meleklerin laneti, bütün insanların laneti o insanın üzerine olsun.meleklerin laneti, bütün insanların laneti o insanın üzerine olsun. Ne kadar tehdit yani, ne kadar acı bir tehdit.Ne kadar tehdit yani, ne kadar acı bir tehdit. Bu tehdidin altında bir dava.Bu tehdidin altında bir dava. Lâ yekbelü minhü yevme’l-kıyameti sarfen ve-lâ 'adlen. Sarf,

Lâ yekbelü minhü yevme’l-kıyameti sarfen ve-lâ 'adlen. Sarf,
nafile. Adl, farz. Farznafile. Adl, farz. Farz ve nafile ibadetlerinin hiçbirini Allah kabul etmez.ve nafile ibadetlerinin hiçbirini Allah kabul etmez. Niçin? Ehl-i Medine'ye yaptığı zulmeden dolayı hem lanete müstahak oluyor,Niçin? Ehl-i Medine'ye yaptığı zulmeden dolayı hem lanete müstahak oluyor, hem de bir şeysi kabul olmuyor. Hayırlarının hiçbirisi Kabul olmuyor.hem de bir şeysi kabul olmuyor. Hayırlarının hiçbirisi Kabul olmuyor. Ravilerini de okuyayım:

Ravilerini de okuyayım:
Ahmed ibni Hanbel, Taberani, Ziya el-Makdisi, An İbnî Sa'd,

Ahmed ibni Hanbel, Taberani, Ziya el-Makdisi, An İbnî Sa'd,
ve’l Beğavi, ve ibni Kani an Halidve’l Beğavi, ve ibni Kani an Halid radıyallâh'tan rivayet olunuyor bu hadis.radıyallâh'tan rivayet olunuyor bu hadis. Ehl-i Medine'ye zulmeden insanları Allah-u Teala onları, korkan insanları,

Ehl-i Medine'ye zulmeden insanları Allah-u Teala onları, korkan insanları,
Allah'ın laneti, meleklerin laneti, bütün insanların laneti bunların üzerine oluyor da bir deAllah'ın laneti, meleklerin laneti, bütün insanların laneti bunların üzerine oluyor da bir de yapmış oldukları hayrat, hasenat, ibadet taatten hiçbirisi de kabul olmuyor.yapmış oldukları hayrat, hasenat, ibadet taatten hiçbirisi de kabul olmuyor. Ne kadar büyük.Ne kadar büyük. مَنْ أَخَذَ يَلْبَسُ ثَوْبًا لِيُبَاهِيَ بِهِ لِيَنْظُرَ النَّاسُ إِلَيْهِ لَمْ يَنْظُرِ اللّٰهُ إِلَيْهِ حَتَّى يَنْزِعَهُMen ehaze, bunlara bakın.
مَنْ أَخَذَ يَلْبَسُ ثَوْبًا لِيُبَاهِيَ بِهِ لِيَنْظُرَ النَّاسُ إِلَيْهِ لَمْ يَنْظُرِ اللّٰهُ إِلَيْهِ حَتَّى يَنْزِعَهُMen ehaze, bunlara bakın.
Men ehaze yelbesü sevben li-yubâhiye bihî li-yenzura'n-nâsü ileyhi.Men ehaze yelbesü sevben li-yubâhiye bihî li-yenzura'n-nâsü ileyhi. Bu çalım yani. İnsan bugün bu hepimizin üzerinde yani.Bu çalım yani. İnsan bugün bu hepimizin üzerinde yani. Şimdi bir esvab var, bizim rahmetli hocamız var.Şimdi bir esvab var, bizim rahmetli hocamız var. Hacı Hacı Efendi kendi esvabını kendi dikerdi elinde.Hacı Hacı Efendi kendi esvabını kendi dikerdi elinde. Ama biz bu terziyi beğenmiyoruz. Bu terzi 100 liraya dikiyor. Olmaz, iyi değil.Ama biz bu terziyi beğenmiyoruz. Bu terzi 100 liraya dikiyor. Olmaz, iyi değil. Bu 200, o da iyi değil. Bu 1000'e dikiyor. Ha, bu iyi diyor. Ona vereceğiz esvabı.Bu 200, o da iyi değil. Bu 1000'e dikiyor. Ha, bu iyi diyor. Ona vereceğiz esvabı. O da iyi diyor.O da iyi diyor. E bunun, ona 100’ünü versen de 900'ünü de bir hayra versen olmaz mı?E bunun, ona 100’ünü versen de 900'ünü de bir hayra versen olmaz mı? Olmaz.Olmaz. Şimdi baksanıza,

Şimdi baksanıza,
men ehaze yelbesü sevben,men ehaze yelbesü sevben, bir esvab alıp giyiyor.bir esvab alıp giyiyor. Ama li-yubâhiye bihî.Ama li-yubâhiye bihî. İnsanların içinde oo maşallah maşallah bak ne güzel giyinmiş.İnsanların içinde oo maşallah maşallah bak ne güzel giyinmiş. Aferin.Aferin. Akran emsali arasında iftihar eder. Li-yenzura'n-nâsü ileyh.Akran emsali arasında iftihar eder. Li-yenzura'n-nâsü ileyh. Herkes bana baksın da beni de beğensin.Herkes bana baksın da beni de beğensin. Bundan dolayı,Bundan dolayı, lem yenzuri'llâhü ileyhi hattâ yenzia'hû. Bulem yenzuri'llâhü ileyhi hattâ yenzia'hû. Bu esvabı çıkarıncaya kadar Allah onun yüzüne bakmaz.esvabı çıkarıncaya kadar Allah onun yüzüne bakmaz. Şimdi biz moda diyerekten çok çileden çıktık canım.Şimdi biz moda diyerekten çok çileden çıktık canım. Çok çileden çıktık. Envai çeşitÇok çileden çıktık. Envai çeşit kıyafetler üst başlarkıyafetler üst başlar hep modanın icadı, hep fuzuli masraf yani.hep modanın icadı, hep fuzuli masraf yani. Resûl-i Ekrem sallâllâhü aleyhi ve sellem'in zamanı tarihlerinde,

Resûl-i Ekrem sallâllâhü aleyhi ve sellem'in zamanı tarihlerinde,
bir genç, esvabı yırtılmış. İslam tarihinde yazıyor. Gelmiş eve,bir genç, esvabı yırtılmış. İslam tarihinde yazıyor. Gelmiş eve, evde anası mı var, babası mı var evde.evde anası mı var, babası mı var evde. Ayıplamışlar.Ayıplamışlar. “Bize şimdi böyle esvabın sırası mı ne yaptın?” demişler.

“Bize şimdi böyle esvabın sırası mı ne yaptın?” demişler.
“Ne yapayım.”,

“Ne yapayım.”,
“Git bunu sat, bunun parasından köle al, azat et,

“Git bunu sat, bunun parasından köle al, azat et,
Müslümanları sıkıntıdan kurtar.Müslümanları sıkıntıdan kurtar. Bir Müslümanın sıkıntıdan kurtulması,Bir Müslümanın sıkıntıdan kurtulması, bundan daha iyi.”bundan daha iyi.” “Peki” demiş.

“Peki” demiş.
Hiç itiraz etmemiş. Getirmiş,

Hiç itiraz etmemiş. Getirmiş,
hatırımda kalmadı ama kaç paraya satmışsa satmış.hatırımda kalmadı ama kaç paraya satmışsa satmış. Onunla beş köle alabilmiş. Gitmiş köle pazarına.Onunla beş köle alabilmiş. Gitmiş köle pazarına. Köle insanlar satılıyor yani, o devir.Köle insanlar satılıyor yani, o devir. İnsan Allah'ın yarattığı bir mahluk ama aciz olduğu için ötekinin esiri olmuş.İnsan Allah'ın yarattığı bir mahluk ama aciz olduğu için ötekinin esiri olmuş. Onun elinde kölelik yapılıyor şimdi, hayatı yok onun.Onun elinde kölelik yapılıyor şimdi, hayatı yok onun. O kadar da köle. Maaşı falan yokO kadar da köle. Maaşı falan yok bir boğaz tokluğuna çalışıyor o köle. Üst baş yok.bir boğaz tokluğuna çalışıyor o köle. Üst baş yok. Çünkü üst baş bir entarisi alt tarafı.Çünkü üst baş bir entarisi alt tarafı. Üç tane beş tane adamı almış, ben sizi azad ediyorum.Üç tane beş tane adamı almış, ben sizi azad ediyorum. Alıyor parasını, veriyorlar onu zaten.Alıyor parasını, veriyorlar onu zaten. Siz de azadsınız, artık hürsünüz. İstediğiniz gibi çalışır, kazanır,Siz de azadsınız, artık hürsünüz. İstediğiniz gibi çalışır, kazanır, yer içer, çoluk çoluk sahip olur hürriyetinize kavuşursunuz.yer içer, çoluk çoluk sahip olur hürriyetinize kavuşursunuz. “Aferin oğlum benim.

“Aferin oğlum benim.
Bak ne güzel yaptın.Bak ne güzel yaptın. Bu esvabla çalım satacaksın arkadaşlarının arasında amaBu esvabla çalım satacaksın arkadaşlarının arasında ama bu beş tane köle, köle olarak kalacaktı.bu beş tane köle, köle olarak kalacaktı. Şimdi bu beş insanı kurtardın,Şimdi bu beş insanı kurtardın, işte bu kurtarış senin için kafi olacak.”işte bu kurtarış senin için kafi olacak.” Aklıma gelmişken bir tanesini zaten söylemiştim ama

Aklıma gelmişken bir tanesini zaten söylemiştim ama
Hz. Aişe validemiz de bir entari yapılmış. Giyinmiş.Hz. Aişe validemiz de bir entari yapılmış. Giyinmiş. Şöyle kendisi acaba yakıştı mı filan diyerekten bakarkenŞöyle kendisi acaba yakıştı mı filan diyerekten bakarken Hz. Ebu Bekir Sıddık girmiş içeriye. Kızı değil mi kızının yanına girmiş.Hz. Ebu Bekir Sıddık girmiş içeriye. Kızı değil mi kızının yanına girmiş. Bakmış ki kızına öyle giymiş olduğu entariden bir hal.Bakmış ki kızına öyle giymiş olduğu entariden bir hal. Ama hatırında kalmadı tabir.Ama hatırında kalmadı tabir. “Kızım ne bu hal,” demiş. Tabir hatrımda kalmadı.

“Kızım ne bu hal,” demiş. Tabir hatrımda kalmadı.
Derhal üzerinden çıkarmış.Derhal üzerinden çıkarmış. Bugünkü Müslüman'la bugünkü halimiz hiç kıyas olunacak bir şey değil.Bugünkü Müslüman'la bugünkü halimiz hiç kıyas olunacak bir şey değil. Ne aldığımızı alabilmişiz, ne de aldığımızı geriye verebiliyoruz.Ne aldığımızı alabilmişiz, ne de aldığımızı geriye verebiliyoruz. Şimdi bak bir tane daha dinleyeceksiniz.Şimdi bak bir tane daha dinleyeceksiniz. مَنْ أَخَذَ عَلَى تَعْلِيمِ الْقُرْاٰنِ قَوْسًا قَلَّدَهُ اللّٰهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى مَكَانَهَ قَوْسًا مِنْ نَارِ جَهَنَّمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ Men ehaze 'alâ ta'lîmi'l-kur'ân.
مَنْ أَخَذَ عَلَى تَعْلِيمِ الْقُرْاٰنِ قَوْسًا قَلَّدَهُ اللّٰهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى مَكَانَهَ قَوْسًا مِنْ نَارِ جَهَنَّمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Men ehaze 'alâ ta'lîmi'l-kur'ân.
Kur'an öğreteceğiz. Şimdi birçok şeyler açıldı. Dernekler açılıyor.Kur'an öğreteceğiz. Şimdi birçok şeyler açıldı. Dernekler açılıyor. Çocuklarımıza Kur'an okutalım, öğretelim, İslami davalarına sünnet edelim diyerektenÇocuklarımıza Kur'an okutalım, öğretelim, İslami davalarına sünnet edelim diyerekten dernekler açıldı. Kur'an kursları falan diyerekten.dernekler açıldı. Kur'an kursları falan diyerekten. Fakat bunların tabi başlarına hocalar lazım. Okutacak insanlar lazım.Fakat bunların tabi başlarına hocalar lazım. Okutacak insanlar lazım. Sana şu kadar maaş, sana da şu kadar maaş. Sana da bu kadar maaş, sen gel,Sana şu kadar maaş, sana da şu kadar maaş. Sana da bu kadar maaş, sen gel, şimdi Kur'an bu. Kur'an'ı öğretene bir insan,şimdi Kur'an bu. Kur'an'ı öğretene bir insan, men ehaze 'alâ ta'lîmi'l-kur'âni kavsen. Hay! Atacağımen ehaze 'alâ ta'lîmi'l-kur'âni kavsen. Hay! Atacağı bir alet.bir alet. Bunu alma, Cenab-ı Peygamber müsaade etmemiş.Bunu alma, Cenab-ı Peygamber müsaade etmemiş. Sebebi, o gün tabi şey yok, bilgin yok.Sebebi, o gün tabi şey yok, bilgin yok. Ashab-ı kiramdan bazı kimseler biliyor, çoğu da bilmiyor.Ashab-ı kiramdan bazı kimseler biliyor, çoğu da bilmiyor. Okumak yazmak bilmiyor.Okumak yazmak bilmiyor. O ashab-ı suffeden bir zat biliyormuş, birisine öğretmişO ashab-ı suffeden bir zat biliyormuş, birisine öğretmiş Kur'an-ı Kerim'den. Şimdi hocama acaba ne vereyim diyerekten düşünürsem,Kur'an-ı Kerim'den. Şimdi hocama acaba ne vereyim diyerekten düşünürsem, tabi bir şey öğrendim, buna bir mükafat vermek lazım diyerekten,tabi bir şey öğrendim, buna bir mükafat vermek lazım diyerekten, verilecek bir şeyse diyor o zavallının,verilecek bir şeyse diyor o zavallının, İşte o had uygulandığı okunu veriyor. Almıyor.İşte o had uygulandığı okunu veriyor. Almıyor. O da diyor ki:

O da diyor ki:
“Cenab-ı Peygamber, bir şeyi almayın dedi.

“Cenab-ı Peygamber, bir şeyi almayın dedi.
Bu oktur, hapse atacağım ben bunu” diyor. Bunun zararı olması gerek.Bu oktur, hapse atacağım ben bunu” diyor. Bunun zararı olması gerek. Bu oktur, hapse atacak, onun yerine ben atarım. Bir şey almıyorum.Bu oktur, hapse atacak, onun yerine ben atarım. Bir şey almıyorum. Atıyorum, yine hapse atmak üzere. Dikkate bak.Atıyorum, yine hapse atmak üzere. Dikkate bak. Şimdi gidiyor Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme.Şimdi gidiyor Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme. “Ya Resulallah, bu adama ben okuttum, bu da bana bu okunu veriyor.”

“Ya Resulallah, bu adama ben okuttum, bu da bana bu okunu veriyor.”
Ne buyuruyor? Bak ne diyor.Ne buyuruyor? Bak ne diyor. Kalledehü'llâhü tebâreke ve-te'âlâ mekânehe

Kalledehü'llâhü tebâreke ve-te'âlâ mekânehe
kavsen min nâri cehenneme yevme'l-kiyâmeh.kavsen min nâri cehenneme yevme'l-kiyâmeh. Cehennemde kıyamet günü onaCehennemde kıyamet günü ona kavsinin olduğu yer kadar cehennemden yer veriyor.kavsinin olduğu yer kadar cehennemden yer veriyor. Aldığın şey kadar cehennemden yer alıyorsun yani.Aldığın şey kadar cehennemden yer alıyorsun yani. Cehennemden aldı, ne kadar alıyorsan cehennemden yerin o kadar oluyor.Cehennemden aldı, ne kadar alıyorsan cehennemden yerin o kadar oluyor. Ona göre al, dedi.Ona göre al, dedi. Adam derhal geri verdi, aldı.Adam derhal geri verdi, aldı. Şimdi bugün bizim çocuklarımızın içerisinde de

Şimdi bugün bizim çocuklarımızın içerisinde de
çok muhtaç, garip çocuklar var.çok muhtaç, garip çocuklar var. Bunlar da anası babası özeniyor kiBunlar da anası babası özeniyor ki biraz Kur'an öğrensin diye biri Kur'an kursuna veriyor.biraz Kur'an öğrensin diye biri Kur'an kursuna veriyor. Fakat Kur'an kursundaki insanların aldıkları bu paralarFakat Kur'an kursundaki insanların aldıkları bu paralar çocuklarına güçleri yetmiyor. Vermesek?çocuklarına güçleri yetmiyor. Vermesek? Bugün vermeden de onları okutacak okuyucuyu bulmak için.Bugün vermeden de onları okutacak okuyucuyu bulmak için. Nerede o okutan dergileri, nereden bulacak kiNerede o okutan dergileri, nereden bulacak ki bugün ben de fi sebillah okutayım diyerekten.bugün ben de fi sebillah okutayım diyerekten. Ona da ekmek parası lazım. Bu da işe gidecek, bize gidecek.Ona da ekmek parası lazım. Bu da işe gidecek, bize gidecek. İşini gücünü bıraktığından dolayı seni okutursan şu kadar paraİşini gücünü bıraktığından dolayı seni okutursan şu kadar para bana verirsen de kusurum yok.bana verirsen de kusurum yok. Allah kusurumuzu affetsin.Allah kusurumuzu affetsin. Yani insanların dinine hizmetleri fi sebillah olması lazım. Dinine

Yani insanların dinine hizmetleri fi sebillah olması lazım. Dinine
hizmeti fi sebillah olması lazım.hizmeti fi sebillah olması lazım. Bunun içerisine imamlar da girer, müezzinler de girer, hepsi girer.Bunun içerisine imamlar da girer, müezzinler de girer, hepsi girer. E ne yapacağız şimdi?E ne yapacağız şimdi? O zaman ne imam bulunur camide, ne müezzin bulunur camide.O zaman ne imam bulunur camide, ne müezzin bulunur camide. E ne yapalım? ÖyleyseE ne yapalım? Öyleyse bunları biraz maaş tahsis edelim de beklesinler burda.bunları biraz maaş tahsis edelim de beklesinler burda. Binaenaleyh bugün aldıkları para imamlık için değildir,Binaenaleyh bugün aldıkları para imamlık için değildir, müezzinlik için değildir, bekçilik parasını alıyoruz.müezzinlik için değildir, bekçilik parasını alıyoruz. Bugün sabahtan akşama kadar bekleyecek.Bugün sabahtan akşama kadar bekleyecek. Yalnız bunun bekçilik parasıdır aldığı para.Yalnız bunun bekçilik parasıdır aldığı para. Yoksa senin ben namaz kıldırıyorum diye parayı kimse almaz.Yoksa senin ben namaz kıldırıyorum diye parayı kimse almaz. Bunun için parayı olmaz.Bunun için parayı olmaz. Fakat para almayınca, hocaefendi bugün öğlende kimse yok,Fakat para almayınca, hocaefendi bugün öğlende kimse yok, nereye gitmiş falan.nereye gitmiş falan. Ne yapalım? İkindide yine yok.Ne yapalım? İkindide yine yok. Ne için? Onda da işi varmış bir yere gitmiş.Ne için? Onda da işi varmış bir yere gitmiş. Akşama yok, olmaz. Öyleyse buraya bir tane tayin edelim deAkşama yok, olmaz. Öyleyse buraya bir tane tayin edelim de otursun burada.otursun burada. Bu oturduğunun parası da olarak ben veririm sana.Bu oturduğunun parası da olarak ben veririm sana. مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ أَدَاءَهَا أَدَّى اللّٰهُ عَنْهُ وَمَنْ أَخَذَهَا يُرِيدُ إِتْلَافَهَا أَتْلَفَهُ اللّٰهُ Men ehaze emvâle'n-nâsi yurîdü edâ'ehâ, edde'llâhü 'anhü.
مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ أَدَاءَهَا أَدَّى اللّٰهُ عَنْهُ وَمَنْ أَخَذَهَا يُرِيدُ إِتْلَافَهَا أَتْلَفَهُ اللّٰهُ
Men ehaze emvâle'n-nâsi yurîdü edâ'ehâ, edde'llâhü 'anhü.
Ne güzel bir şey. Bir insan sıkılıyor.Ne güzel bir şey. Bir insan sıkılıyor. Sıkıldığı halde,Sıkıldığı halde, diyor ki komşu, bana beş lira, on lira bir para lazım.diyor ki komşu, bana beş lira, on lira bir para lazım. Beş bin, beş yüz, neyse. Ne olur on gün, yirmi gün ver bana.Beş bin, beş yüz, neyse. Ne olur on gün, yirmi gün ver bana. Yirmi gün sonra şuradan param gelecek, öderim senin paranı. Peki, al.Yirmi gün sonra şuradan param gelecek, öderim senin paranı. Peki, al. Öderim diyor. Ödeyecek. Niyeti de var ödemeye.Öderim diyor. Ödeyecek. Niyeti de var ödemeye. Bu adam yirmi günden evvel öldü. Ödeyemedi parayı. Edde'llâhü 'anh,Bu adam yirmi günden evvel öldü. Ödeyemedi parayı. Edde'llâhü 'anh, Allah ver diyor.Allah ver diyor. Onu borçlu yatırmaz Allah. Çünkü niyeti var, ödeyecek dedi.Onu borçlu yatırmaz Allah. Çünkü niyeti var, ödeyecek dedi. Fakat ecel saati geldi.Fakat ecel saati geldi. Ve-men ehazehâ yurîdü itlâfehâ,

Ve-men ehazehâ yurîdü itlâfehâ,
Bir tanesi daha geldi açıkçası. Bana şu kadar para ver dedi. Verdi.Bir tanesi daha geldi açıkçası. Bana şu kadar para ver dedi. Verdi. Ama niyeti vermedi.Ama niyeti vermedi. Şu adamdan şu parayı nasıl koparsan diyerektenŞu adamdan şu parayı nasıl koparsan diyerekten bir desiseyle kandırdı bizi. Aldı parayı.bir desiseyle kandırdı bizi. Aldı parayı. Aldı parayı.Aldı parayı. Etlefehü'llâhü.Etlefehü'llâhü. Allah da onu telef eder.Allah da onu telef eder. O farkındadır. Aldattım adamı da aldım şu kadar parasını da, işimiO farkındadır. Aldattım adamı da aldım şu kadar parasını da, işimi gördüm der ama helake gitmiş.gördüm der ama helake gitmiş. Ahmed bin Hanbel'in, İbni Mace’nin, Buhari’nin, Hz. Ebu Hüreyre'den nakli.

Ahmed bin Hanbel'in, İbni Mace’nin, Buhari’nin, Hz. Ebu Hüreyre'den nakli.
Allah kusurlarınızı aff-ı mağfiret eylesin.

Allah kusurlarınızı aff-ı mağfiret eylesin.
Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin.

Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin.
Cümlemizi fazl-u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulupCümlemizi fazl-u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulup o güzel cennetine müstehak, istihkak getiren kullarından cümlesine kabul buyursun.o güzel cennetine müstehak, istihkak getiren kullarından cümlesine kabul buyursun. El-Fatiha.

El-Fatiha.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2