Namaz Vakitleri

8 Muharrem 1448
23 June 2026
İmsak
03:24
Güneş
05:25
Öğle
13:11
İkindi
17:11
Akşam
20:47
Yatsı
22:38
Detaylı Arama

Nimet Farkındalığı ve Hamd Bilinci

Mehmed Zahid KOTKU

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Nimet Farkındalığı ve Hamd Bilinci

Mehmed Zahid KOTKU

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah

İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah
ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ahve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri.ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl;Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl; Kâne, izâ evâ ilâ firâşihî, kâle elhamdülillâhi’llezî at'amena,Kâne, izâ evâ ilâ firâşihî, kâle elhamdülillâhi’llezî at'amena, ve sekâna, ve kefâna, ve âvâna,ve sekâna, ve kefâna, ve âvâna, fekem mimmen lâ kâfîye lehû velâ mûvîye.fekem mimmen lâ kâfîye lehû velâ mûvîye. Sadaka Rasûlullah fî mâ kâl.

Sadaka Rasûlullah fî mâ kâl.
Mefhar-ı mevcudat Muhammed Mustafa râ salavat.

Mefhar-ı mevcudat Muhammed Mustafa râ salavat.
Seyyid-ü’s-saadat Muhammed Mustafa râ salavat.

Seyyid-ü’s-saadat Muhammed Mustafa râ salavat.
Habib-ü Hüda Muhammed Mustafa râ salavat.

Habib-ü Hüda Muhammed Mustafa râ salavat.
Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri

Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri
yataklarına girerken böyle buyuruyormuş.yataklarına girerken böyle buyuruyormuş. Elhamdülillâhi’llezî at'amena, ve sekâna, ve kefâna, ve âvâna.

Elhamdülillâhi’llezî at'amena, ve sekâna, ve kefâna, ve âvâna.
Bu duayı okurlarmış, yataklarına girdikleri vakitte.Bu duayı okurlarmış, yataklarına girdikleri vakitte. Yani şu Allah celle ve alâ'ya hamd-u sena olsun kiYani şu Allah celle ve alâ'ya hamd-u sena olsun ki bizi yedirdi, içirdi ve bizim her türlü ihtiyaçlarımıza kâfi geldi.bizi yedirdi, içirdi ve bizim her türlü ihtiyaçlarımıza kâfi geldi. Ve bizi barındıracak yerler de verdi bize.Ve bizi barındıracak yerler de verdi bize. Barınıyoruz diyerekten Cenâb-ı Hakk'a böyle hamd eder.Barınıyoruz diyerekten Cenâb-ı Hakk'a böyle hamd eder. Sonra da fekem mimmen lâ kâfîye lehû.

Sonra da fekem mimmen lâ kâfîye lehû.
Nice insanlar vardır ki onların evleri yoktur, barkları yoktur,Nice insanlar vardır ki onların evleri yoktur, barkları yoktur, yatacak yerleri olmadığı gibi yiyecekleri, içecekleri de yoktur.yatacak yerleri olmadığı gibi yiyecekleri, içecekleri de yoktur. Muhayyerdir bilgisinde. Kimisine verir, kimisine vermez.Muhayyerdir bilgisinde. Kimisine verir, kimisine vermez. Binaenaleyh bizi verdiğinden dolayı, bu nimetlerle bizi in'am-ı ikram ihsan cihetinden ona hamd ederiz.Binaenaleyh bizi verdiğinden dolayı, bu nimetlerle bizi in'am-ı ikram ihsan cihetinden ona hamd ederiz. Kâne izâ uhi ileyhi vukize li zâlike sâaten kehey’eti’s-sekrani.

Kâne izâ uhi ileyhi vukize li zâlike sâaten kehey’eti’s-sekrani.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme vahiy geldiği zamanEfendimiz sallallahu aleyhi ve selleme vahiy geldiği zaman vukize öyle sâkit kalırlardı, hareketsiz kalırlardı.vukize öyle sâkit kalırlardı, hareketsiz kalırlardı. İradeleri güya ellerinden alınmış gibi sâaten bir müddet böyle kalırlar.İradeleri güya ellerinden alınmış gibi sâaten bir müddet böyle kalırlar. Kehey’eti’s-sekran, nasıl sarhoş bir baygın hâle gelir,Kehey’eti’s-sekran, nasıl sarhoş bir baygın hâle gelir, öyle baygın bir hâlde bulunurlardı demek ki.öyle baygın bir hâlde bulunurlardı demek ki. Vahyin ağırlığının şiddetini göstermek üzere.Vahyin ağırlığının şiddetini göstermek üzere. Kâne izâ be’yeahu’n-nasu yulakkinuhum fimâ’steta’te.

Kâne izâ be’yeahu’n-nasu yulakkinuhum fimâ’steta’te.
Tabi Müslümanlar peyderpey gelip müslüman olmak için Efendimiz'e mübayiye yapıyorlar.

Tabi Müslümanlar peyderpey gelip müslüman olmak için Efendimiz'e mübayiye yapıyorlar.
İslam şartlarını öğreniyorlar ve o İslam şartlarına riayet edilirler.İslam şartlarını öğreniyorlar ve o İslam şartlarına riayet edilirler. Efendimiz herkesin haline göre mübayeye yaparlardı.Efendimiz herkesin haline göre mübayeye yaparlardı. Taşıyabileceği yük kadar yük verirlerdi kendilerine.Taşıyabileceği yük kadar yük verirlerdi kendilerine. Taşıyamayacağı yükleri yüklemezlerdi.Taşıyamayacağı yükleri yüklemezlerdi. Kâne izâ bease ehâden min ashâbihî fî bâdi emrihî kale:

Kâne izâ bease ehâden min ashâbihî fî bâdi emrihî kale:
Beşşirû ve lâ tuneffirû ve yessirû ve lâ tuassirû, buyururlar.Beşşirû ve lâ tuneffirû ve yessirû ve lâ tuassirû, buyururlar. Ashâb-ı kirâmı bir memlekete gönderip de oradaki insanları İslamiyet'e davet hususunda,

Ashâb-ı kirâmı bir memlekete gönderip de oradaki insanları İslamiyet'e davet hususunda,
irşad hususunda, vaaz hususunda yolladıkları vakitlerde, onları böyle nasihat ederlerdi.irşad hususunda, vaaz hususunda yolladıkları vakitlerde, onları böyle nasihat ederlerdi. Gittiğiniz yerde beşşiru, insanları tebşir ediniz.Gittiğiniz yerde beşşiru, insanları tebşir ediniz. Sevindirici şeyler söyleyiniz insanlara.Sevindirici şeyler söyleyiniz insanlara. Ve lâ tuneffirû, insanların İslamiyet'ten nefret edecek ne sözü söyle, ne hareketi yap.Ve lâ tuneffirû, insanların İslamiyet'ten nefret edecek ne sözü söyle, ne hareketi yap. Ve yessirû, insanlara daima herkese kolaylıklar gösteriniz.

Ve yessirû, insanlara daima herkese kolaylıklar gösteriniz.
Ve lâ tuassirû. Zorluklar da göstermeyiniz.Ve lâ tuassirû. Zorluklar da göstermeyiniz. Mesela namaz vakitleri muayyendir.Mesela namaz vakitleri muayyendir. Mutlaka namazlarınızı cemaatle şu camide kılacaksınız.Mutlaka namazlarınızı cemaatle şu camide kılacaksınız. Hem şu saatte toplanacaksınız.Hem şu saatte toplanacaksınız. Bu bir güçlüktür. Kolaylık gösterirseniz, evet bu saatten ta öğlenden ikindiye kadar vakti vardır bunun.Bu bir güçlüktür. Kolaylık gösterirseniz, evet bu saatten ta öğlenden ikindiye kadar vakti vardır bunun. Mümkünse gelirseniz camide kılarsınız. Mümkün değilse işiniz varsa iş yerinizde de kılarsınız.Mümkünse gelirseniz camide kılarsınız. Mümkün değilse işiniz varsa iş yerinizde de kılarsınız. Tarlanızda da kılabilirsiniz, bahçenizde da kılabilirsiniz,Tarlanızda da kılabilirsiniz, bahçenizde da kılabilirsiniz, her yerde kılabilirsiniz diye kolaylıklar gösteriniz, buyurmuş.her yerde kılabilirsiniz diye kolaylıklar gösteriniz, buyurmuş. Kâne iza beasa ceysen beasehüm min evveli’n-nehari.

Kâne iza beasa ceysen beasehüm min evveli’n-nehari.
Bir tarafa. Seriye de var ama o seriyeyi silmişler. Yani bir asker parçası,

Bir tarafa. Seriye de var ama o seriyeyi silmişler. Yani bir asker parçası,
kıtası bir yere göndermek istedikleri vakit Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onu ilk sabahta,kıtası bir yere göndermek istedikleri vakit Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onu ilk sabahta, evvel günde yani, geç zamanda değil, şafak vaktinde yollarlardı.evvel günde yani, geç zamanda değil, şafak vaktinde yollarlardı. Onun için yola çıkılırken de Efendimiz'in bu emrine riayet ederektenOnun için yola çıkılırken de Efendimiz'in bu emrine riayet ederekten evveli’n-neharda, yola gideceksin, Ankara'ya gideceksin mesela,evveli’n-neharda, yola gideceksin, Ankara'ya gideceksin mesela, başka bir memlekete gideceksin, erken vakitte yola çıkarsın.başka bir memlekete gideceksin, erken vakitte yola çıkarsın. Gündüzün ışığıyla gider, yerine varırsın.Gündüzün ışığıyla gider, yerine varırsın. Öyle gecenin geç vaktinde kalıp da bağımsız, tehlikeli günlerde gece gözün görmez,Öyle gecenin geç vaktinde kalıp da bağımsız, tehlikeli günlerde gece gözün görmez, ışıklar gözünü alakoyar.ışıklar gözünü alakoyar. Bilmem ne oldu,Bilmem ne oldu, bir komşumuz gitmiş mesela böyle, geç vakitte buradan çıkmış, karanlığa kalmışlar yolda.bir komşumuz gitmiş mesela böyle, geç vakitte buradan çıkmış, karanlığa kalmışlar yolda. Göz bu. Alamamış arabanın şeysini, hizasını ve çarpılmışlar birbirlerine.Göz bu. Alamamış arabanın şeysini, hizasını ve çarpılmışlar birbirlerine. Genç çocuk, yanındaki ölmüş, kendisi de sakatlandı. Şu olmuş, bu olmuş.Genç çocuk, yanındaki ölmüş, kendisi de sakatlandı. Şu olmuş, bu olmuş. Bunlar daima olagelmekte.Bunlar daima olagelmekte. Neden? Hep tedbirsizlik. Gece gireceksin de ne olacak?Neden? Hep tedbirsizlik. Gece gireceksin de ne olacak? İki saat fayda kazanacağım. Nasıl olacak? Onu Efendimiz'in böyle evveli neharda yolladığı gibi,İki saat fayda kazanacağım. Nasıl olacak? Onu Efendimiz'in böyle evveli neharda yolladığı gibi, sen de işte evveli neharda çıkarsan hem bereketli olur, hem faydalı olur.sen de işte evveli neharda çıkarsan hem bereketli olur, hem faydalı olur. Hayrı da çok olurmuş.Hayrı da çok olurmuş. Kâne izâ bease emirân kale eksiri’l-hutbete ve ekille’l-kelame feinne mine’l-kelami sihran.

Kâne izâ bease emirân kale eksiri’l-hutbete ve ekille’l-kelame feinne mine’l-kelami sihran.
Bir yere bir memur gönderirken, emir olaraktan,Bir yere bir memur gönderirken, emir olaraktan, , ona derler, buyrulmuş ki, sözü az söyle., ona derler, buyrulmuş ki, sözü az söyle. Buradaki hutbeden maksat, cuma hutbesi değil de, konuşmak.Buradaki hutbeden maksat, cuma hutbesi değil de, konuşmak. Cemaatle konuşurken, cemaate bir şey anlatmak istediğin vakitte sözü kısa tut.Cemaatle konuşurken, cemaate bir şey anlatmak istediğin vakitte sözü kısa tut. Uzatıp da cemaatin canını sıkma gibi yani.Uzatıp da cemaatin canını sıkma gibi yani. Az. Faydalı olsun, öz olsun, az olsun.Az. Faydalı olsun, öz olsun, az olsun. Ve ekille’l-kelam. Kelamı da az yap. Hayrul kelam. Feinne mine’l-kelami sihran.Ve ekille’l-kelam. Kelamı da az yap. Hayrul kelam. Feinne mine’l-kelami sihran. Çünkü kelamda sihir nasıl insanların şuurunu bozuyor,Çünkü kelamda sihir nasıl insanların şuurunu bozuyor, hareketlerini değiştiriyorsa, sözler de böyledir.hareketlerini değiştiriyorsa, sözler de böyledir. İnsanları, zaten bugün sözlere insanlar kapılmışlardır. Herkes hangi sözün tesiri altındaysa,İnsanları, zaten bugün sözlere insanlar kapılmışlardır. Herkes hangi sözün tesiri altındaysa, o söze doğru o hareket tanzim ediyor, kendisine.o söze doğru o hareket tanzim ediyor, kendisine. Bunun için sözlerin çok tesiri var insanların üzerinde.Bunun için sözlerin çok tesiri var insanların üzerinde. Kâne izâ beleğahu ani’r-racüli şey’un lem yekul mâ bâlu fulanin yekulü velakin yekülü

Kâne izâ beleğahu ani’r-racüli şey’un lem yekul mâ bâlu fulanin yekulü velakin yekülü
Birisinden bir söz kendilerine gelmiş.Birisinden bir söz kendilerine gelmiş. Sizin için filan kimse şöyle diyor, böyle diyor. Buna karşı derlermiş ki,Sizin için filan kimse şöyle diyor, böyle diyor. Buna karşı derlermiş ki, , yekülü mâ bâlu ekvamin yekulüne keza ve keza., yekülü mâ bâlu ekvamin yekulüne keza ve keza. O kavme ne oluyor ki, o şahsı söylemezler.O kavme ne oluyor ki, o şahsı söylemezler. . Şahsın kendisini söylemezlerdi de o kavme ne oluyor ki diyerekten, kavme murad ederekten,. Şahsın kendisini söylemezlerdi de o kavme ne oluyor ki diyerekten, kavme murad ederekten, onun şahsını muhafaza ederler.onun şahsını muhafaza ederler. Şahsiyetine ilişmezler. O kavme ne oluyor ki böyle böyle işler yapıyorlar, diyerekten, böyle yaparlardır.Şahsiyetine ilişmezler. O kavme ne oluyor ki böyle böyle işler yapıyorlar, diyerekten, böyle yaparlardır. Kâne izâ tedavvera mine’l-leyli kale: la İlahe illallah.

Kâne izâ tedavvera mine’l-leyli kale: la İlahe illallah.
el-vahidu’l-kahharu rabbu’s-semavati ve rabbu’l-erdi ve mâ beynehüma’l azizu’l-ğaffar.el-vahidu’l-kahharu rabbu’s-semavati ve rabbu’l-erdi ve mâ beynehüma’l azizu’l-ğaffar. Geceleri uyandıkça, sağdan sola döndükçe şöyle,

Geceleri uyandıkça, sağdan sola döndükçe şöyle,
hani uyku esnasında döndürme oluyor ya, bu döndürmeler de yatağında olduğu halde böyle buyurularmış.hani uyku esnasında döndürme oluyor ya, bu döndürmeler de yatağında olduğu halde böyle buyurularmış. La İlahe illallah el-vahidu’l-kahharu rabbu’s-semavati ve rabbu’l-erdi ve mâ beynehüma’l azizu’l-ğaffar.La İlahe illallah el-vahidu’l-kahharu rabbu’s-semavati ve rabbu’l-erdi ve mâ beynehüma’l azizu’l-ğaffar. Bu duayı okuyaraktan sağdan sola dönerlermiş, kımıldadıkça yani.Bu duayı okuyaraktan sağdan sola dönerlermiş, kımıldadıkça yani. Elbette bir kitap yapsak ama şimdi okudukça okumakla kalıyoruz.Elbette bir kitap yapsak ama şimdi okudukça okumakla kalıyoruz. Kâne izâ tekelleme bi kelimetin e'âdehâ selâsen hattâ tüfhem.

Kâne izâ tekelleme bi kelimetin e'âdehâ selâsen hattâ tüfhem.
Mübarek sallâllâhü aleyhi ve sellem Hazretleri konuşurlarken bazen sözlerini üç kere tekrar ederlerdi.Mübarek sallâllâhü aleyhi ve sellem Hazretleri konuşurlarken bazen sözlerini üç kere tekrar ederlerdi. Aynı sözü. Üç kere tekrar ederlerdi ki iyi anlaşılsın, iyi anlaşılsın diyerekten.Aynı sözü. Üç kere tekrar ederlerdi ki iyi anlaşılsın, iyi anlaşılsın diyerekten. Yanlışlara meydan kalmaması için mühim olan sözlerini üç defa tekrar ederlerdi.Yanlışlara meydan kalmaması için mühim olan sözlerini üç defa tekrar ederlerdi. Ve izâ etâ alâ kavmin feselleme aleyhim selleme aleyhim.

Ve izâ etâ alâ kavmin feselleme aleyhim selleme aleyhim.
Bir kavim geldiği vakitte de evvela o kavme es-selamu aleyküm diye selam verirler.Bir kavim geldiği vakitte de evvela o kavme es-selamu aleyküm diye selam verirler. Selamun aleyküm. Selleme aleyhim selasen.

Selamun aleyküm. Selleme aleyhim selasen.
Aynı zamanda da selamı üç yaparlardı.Aynı zamanda da selamı üç yaparlardı. Selamün aleyküm, selamün aleyküm, selamün aleyküm diyerekten selamı da üç defa tekrar ederlerdi.Selamün aleyküm, selamün aleyküm, selamün aleyküm diyerekten selamı da üç defa tekrar ederlerdi. Çünkü selamda bir şey yok yani, bir zorluk yok.Çünkü selamda bir şey yok yani, bir zorluk yok. Daima kullanışlı ve güzel bir dua.Daima kullanışlı ve güzel bir dua. Cenab-ı Hakk'ın tavsiyesi. Onun için ne kadar bol verilirse, o kadar çok sevaplı olabiliyor insan.Cenab-ı Hakk'ın tavsiyesi. Onun için ne kadar bol verilirse, o kadar çok sevaplı olabiliyor insan. Mesela Selamün Aleyküm diye bir selam var.

Mesela Selamün Aleyküm diye bir selam var.
Esselamu aleykum ve rahmetullah. İki katlı selam.

Esselamu aleykum ve rahmetullah. İki katlı selam.
Esselamu aleykum ve rahmetullah ve berekatüh. Üç katlı selam.

Esselamu aleykum ve rahmetullah ve berekatüh. Üç katlı selam.
Onun için hem her girişte, her çıkışta mesela insan odasından çıkarken selamun aleykum diye çıkar.

Onun için hem her girişte, her çıkışta mesela insan odasından çıkarken selamun aleykum diye çıkar.
Tekrar içeriye girerken de es-selamu aleykum ve rahmetullah derse bunda hiçbir zarar yok, fayda çok.Tekrar içeriye girerken de es-selamu aleykum ve rahmetullah derse bunda hiçbir zarar yok, fayda çok. Hem çoluk çocuk alışmış olur, kulakları dolar böyle.Hem çoluk çocuk alışmış olur, kulakları dolar böyle. Kâne izâ te'ârra mine'l-leyli kâle rabbi’ğfir verham, vahdi li’s-sebîli’l-ekvami.

Kâne izâ te'ârra mine'l-leyli kâle rabbi’ğfir verham, vahdi li’s-sebîli’l-ekvami.
Geceleri uyandıkları vakitte, intebe manasında.Geceleri uyandıkları vakitte, intebe manasında. Uyandıkları vakitte, gece uykudan böyle denir.Uyandıkları vakitte, gece uykudan böyle denir. Rabbi’ğfir verham. Cenab-ı Hakk'a bunlar bize şey yani, bize irşad.Rabbi’ğfir verham. Cenab-ı Hakk'a bunlar bize şey yani, bize irşad. Bize talim. Yoksa o kendisi içinde olur tabi ama asıl bize diyor ki,Bize talim. Yoksa o kendisi içinde olur tabi ama asıl bize diyor ki, siz uyandıkça geceleri her zaman da hem böyle yukarı çıkıp dediğimiz gibi zikrediniz.siz uyandıkça geceleri her zaman da hem böyle yukarı çıkıp dediğimiz gibi zikrediniz. Mesela biz bu duayı okuyamazsak da La İlahe illallahü'l-vahidü’l-kahhar desek kâfi.Mesela biz bu duayı okuyamazsak da La İlahe illallahü'l-vahidü’l-kahhar desek kâfi. La İlahe illallah desek yine kâfi. Eşhedü en la İlahe illallah desek yine kâfi.La İlahe illallah desek yine kâfi. Eşhedü en la İlahe illallah desek yine kâfi. Yalnız zikre müteallik bir duadır. E burada da rabbi’ğfir verham.Yalnız zikre müteallik bir duadır. E burada da rabbi’ğfir verham. Bunu diyemeyecek kimse yoktur. Rabbi’ğfir verham. Üç defadır, beş defadır.Bunu diyemeyecek kimse yoktur. Rabbi’ğfir verham. Üç defadır, beş defadır. Rabbi’ğfir verham. Vahdi li’s-sebîli’l-ekvam.

Rabbi’ğfir verham. Vahdi li’s-sebîli’l-ekvam.
.Ya Rabbi beni doğru yola hidayet eyle. Ekvam..Ya Rabbi beni doğru yola hidayet eyle. Ekvam. Kâne izâ tegaddâ lem yeteaşşe ve izâ teaşşâ lem yeteğadde.

Kâne izâ tegaddâ lem yeteaşşe ve izâ teaşşâ lem yeteğadde.
Mübarek sallâllâhü aleyhi ve sellem Hazretleri. Sabah yemeğini yedikleri vakitte, akşam yemeğini yemezlerdi.

Mübarek sallâllâhü aleyhi ve sellem Hazretleri. Sabah yemeğini yedikleri vakitte, akşam yemeğini yemezlerdi.
Akşam yemeklerinin yedikleri vakitte de sabah yemeğini yemezlerdi.Akşam yemeklerinin yedikleri vakitte de sabah yemeğini yemezlerdi. Yani günde bir öğün yemekle iktifa ederler.Yani günde bir öğün yemekle iktifa ederler. Biz elhamdülillah şimdi iftarlığı yiyeceğiz, arkadan sahuruda yiyeceğiz.Biz elhamdülillah şimdi iftarlığı yiyeceğiz, arkadan sahuruda yiyeceğiz. Kaçarsa ödümüz kopar. Hanımla kavga ederiz, neden kalkmadım bu akşam diyerekten.Kaçarsa ödümüz kopar. Hanımla kavga ederiz, neden kalkmadım bu akşam diyerekten. Halbuki Efendimiz’in adeti günde bir kere yemek.Halbuki Efendimiz’in adeti günde bir kere yemek. Demek ki bir insana günde bir gıdada yetiyor.Demek ki bir insana günde bir gıdada yetiyor. İnsan, yiyoruz, bir de elhamdülillah def-i hacet suretiyle çıkarıyoruz.İnsan, yiyoruz, bir de elhamdülillah def-i hacet suretiyle çıkarıyoruz. Bu def-i çıkarılan kısımda birçok tane fevaid şeyler vardır amaBu def-i çıkarılan kısımda birçok tane fevaid şeyler vardır ama onları vücut mest edemeden atıyor dışarıya çünkü arkası geliyor.onları vücut mest edemeden atıyor dışarıya çünkü arkası geliyor. Arkası geldiği için onu mest edemeden, faydalarını alamadan atıyor dışarıya.Arkası geldiği için onu mest edemeden, faydalarını alamadan atıyor dışarıya. Halbuki mideyi az görünce onu muhafaza edecek ve içindeki tam faydalı şeyleri alacak,Halbuki mideyi az görünce onu muhafaza edecek ve içindeki tam faydalı şeyleri alacak, ancak pek az kısmı kalacaktır.ancak pek az kısmı kalacaktır. Fazla yemeye lüzum kalmayacaktır bu halde de.Fazla yemeye lüzum kalmayacaktır bu halde de. Bizim aceleciliğimiz ve şeyimiz, itimatsızlığımızdan olabilir.Bizim aceleciliğimiz ve şeyimiz, itimatsızlığımızdan olabilir. Kâne izâ teheccede, gece kalkıp namaz kılmak murad ettikleri vakitte.

Kâne izâ teheccede, gece kalkıp namaz kılmak murad ettikleri vakitte.
Yüsellimu beyne külli rek’ateyni. Her iki rikatta bir kere selam verirlerdi.Yüsellimu beyne külli rek’ateyni. Her iki rikatta bir kere selam verirlerdi. Gündüz namazları dört rekatta selam verilmeye caizdir amaGündüz namazları dört rekatta selam verilmeye caizdir ama gece namazları herhalde iki rekatta bir selam verilmelidir. Nafile namazlardır.gece namazları herhalde iki rekatta bir selam verilmelidir. Nafile namazlardır. Kâne izâ tevaddâ’a feddale mâen hattâ yuseyyiluhu alâ mevdi’i sucûdihi.

Kâne izâ tevaddâ’a feddale mâen hattâ yuseyyiluhu alâ mevdi’i sucûdihi.
Abdest aldıkları vakitte artan suyu, secde mahalline serperlerdi.

Abdest aldıkları vakitte artan suyu, secde mahalline serperlerdi.
Secde mahalline. Serinlik olsun diyerekten.Secde mahalline. Serinlik olsun diyerekten. Hatta bir rivayette de alınlarının sularını secde yerine akıtırdı, diyerekten bir rivayet olunmuş.Hatta bir rivayette de alınlarının sularını secde yerine akıtırdı, diyerekten bir rivayet olunmuş. Malum ya, Arabistan'ın sıcağı çok oluyor yazın sıcak vaktinde.Malum ya, Arabistan'ın sıcağı çok oluyor yazın sıcak vaktinde. Onun için insan yatarken yatağının altına su serper.Onun için insan yatarken yatağının altına su serper. Geceleri kendi üstüne su serper ki ondan serinlikten olsun diyerekten.Geceleri kendi üstüne su serper ki ondan serinlikten olsun diyerekten. 53 senesinde gittiğimiz vakitte yaz mevsimiydi.53 senesinde gittiğimiz vakitte yaz mevsimiydi. Oturduğumuz odada halı var altımızda.Oturduğumuz odada halı var altımızda. Fakat bilmiyorum ki belki 5 dakika, belki 10 dakika duramıyorduk yattığım yerde. Yanıyor yattığım taraf.Fakat bilmiyorum ki belki 5 dakika, belki 10 dakika duramıyorduk yattığım yerde. Yanıyor yattığım taraf. Kalkıyor, soluna dönüyorsun ancak 5-10 dakika durabiliyorsun.Kalkıyor, soluna dönüyorsun ancak 5-10 dakika durabiliyorsun. Bu tarafın yanıyor bu sefer de, sıcaktan.Bu tarafın yanıyor bu sefer de, sıcaktan. Odanın içerisinde, halının üstünde yakıyor böyle insanı.Odanın içerisinde, halının üstünde yakıyor böyle insanı. Onun için kalkıp kalkıp su döküyorduk altımıza.Onun için kalkıp kalkıp su döküyorduk altımıza. Kâne izâ tevaddâ’a ehaze keffen min main fenedaha bihi fercehu.

Kâne izâ tevaddâ’a ehaze keffen min main fenedaha bihi fercehu.
Yine abdest aldıkları vakitte bir parça su alırlar avuçlarına,Yine abdest aldıkları vakitte bir parça su alırlar avuçlarına, ön taraflarına serpelerler idi ki mesela namazda kılarken hafif bir ıslaklık gelse hatırlarına,ön taraflarına serpelerler idi ki mesela namazda kılarken hafif bir ıslaklık gelse hatırlarına, acaba ön taraflarını zuhur etti diye şüpheye meydan kalmamak için o attığı ıslaklıktadır.acaba ön taraflarını zuhur etti diye şüpheye meydan kalmamak için o attığı ıslaklıktadır. Yani vesveseyi kesmek için bize bir talim.Yani vesveseyi kesmek için bize bir talim. Kâne izâ tevaddâ’a ve harrake ha’temehu.

Kâne izâ tevaddâ’a ve harrake ha’temehu.
Abdest alırlarken mübarek parmaklarındaki yüzüğü de böyle çevirerek,Abdest alırlarken mübarek parmaklarındaki yüzüğü de böyle çevirerek, tahrik ederekten yani yüzük sıktır, altına su geçmemek ihtimali vardır.tahrik ederekten yani yüzük sıktır, altına su geçmemek ihtimali vardır. Onun için parmaklarındaki yüzükleri tahrik ederlerdi.Onun için parmaklarındaki yüzükleri tahrik ederlerdi. Bizim de parmaklarımızda yüzük olsa öyle tahrik etmemiz lazımdır.Bizim de parmaklarımızda yüzük olsa öyle tahrik etmemiz lazımdır. Kâne izâ tevaddâ’a ede’ra’l-mâe alâ mirfekayhi.

Kâne izâ tevaddâ’a ede’ra’l-mâe alâ mirfekayhi.
Suyu abdest aldıkları vakitte böyle dirsek, şu dirsek, dirseği de böyle dolaştırırlar.

Suyu abdest aldıkları vakitte böyle dirsek, şu dirsek, dirseği de böyle dolaştırırlar.
Yani dirsekten evvel değil de dirseğin gerisine doğru şöyle suyu ulaştıraraktan kollarını ıslatırlarmış.Yani dirsekten evvel değil de dirseğin gerisine doğru şöyle suyu ulaştıraraktan kollarını ıslatırlarmış. Kâne izâ tevaddâ’a hallele lihyetehu bi’l-mâi.

Kâne izâ tevaddâ’a hallele lihyetehu bi’l-mâi.
Abdest aldıkları vakitte nasıl olsa bir yüzük ıslanıyor ama ayrıca bir de bu lihye ile böyle yallarlar imiş.Abdest aldıkları vakitte nasıl olsa bir yüzük ıslanıyor ama ayrıca bir de bu lihye ile böyle yallarlar imiş. Bir rivayette şimdi gelecek, su da dökerekten altlarından böyle hilallarmış ki sakalların altında da kuru yer kalmasın.Bir rivayette şimdi gelecek, su da dökerekten altlarından böyle hilallarmış ki sakalların altında da kuru yer kalmasın. Kâne izâ tevaddâ’a, ehaze keffen min main fe-edhalehu tahte hanekihi

Kâne izâ tevaddâ’a, ehaze keffen min main fe-edhalehu tahte hanekihi
fehallele bihi lihyetehu ve kale: hakeza emerani Rabbi.fehallele bihi lihyetehu ve kale: hakeza emerani Rabbi. Abdest aldıkları vakitte bir avuç da su alır, çenelerinin altına döker,Abdest aldıkları vakitte bir avuç da su alır, çenelerinin altına döker, böyle parmaklarıyla bunları hilallarmış da ve buyururlar ki,böyle parmaklarıyla bunları hilallarmış da ve buyururlar ki, hakeza emerani Rabbi, bunun gibi Rabbim bana emretti.hakeza emerani Rabbi, bunun gibi Rabbim bana emretti. Siz de böyle yapınız yani. Sakalı olan insanlar için.Siz de böyle yapınız yani. Sakalı olan insanlar için. Kâne izâ tevaddâ’a arake a’ridayhi

Kâne izâ tevaddâ’a arake a’ridayhi
ba’de’l-arki sümme şebbeke lihyetehu bi esabi’ihi min tehtihâ.ba’de’l-arki sümme şebbeke lihyetehu bi esabi’ihi min tehtihâ. Abdest aldıkları vakitte arake a’ridayh etraflarını böyle delk, ovalama.Abdest aldıkları vakitte arake a’ridayh etraflarını böyle delk, ovalama. Azalığı yalnız, mesela suyu akıtmakla, hatta denize girmek suretiyle büsbütün hamamda olduğu gibi ıslansa bir insan,Azalığı yalnız, mesela suyu akıtmakla, hatta denize girmek suretiyle büsbütün hamamda olduğu gibi ıslansa bir insan, onu delk, böyle ovalamak, lazım azaları.onu delk, böyle ovalamak, lazım azaları. Ovalarlar ve sakalları da hilallarlar idi.Ovalarlar ve sakalları da hilallarlar idi. Kâne izâ tevâdda'a sallâ rek’ateyni sümme harace ile's-salâti.

Kâne izâ tevâdda'a sallâ rek’ateyni sümme harace ile's-salâti.
Abdest aldıkları vakitte iki rekat abdest namazı, tahiyyetü'l-vudû denilen iki rekat namaz kılarlardı.

Abdest aldıkları vakitte iki rekat abdest namazı, tahiyyetü'l-vudû denilen iki rekat namaz kılarlardı.
Abdestten şükretmek üzere. Ondan sonra harace ile's-salâh.Abdestten şükretmek üzere. Ondan sonra harace ile's-salâh. Namaza ondan sonra çıkardı. Hatta bu bizim mesela Hanefi mezhebinde kerahat vakitleri vardır.Namaza ondan sonra çıkardı. Hatta bu bizim mesela Hanefi mezhebinde kerahat vakitleri vardır. Mesela sabahleyin güneş doğmadan, öğlen üstü zevaldeyken, akşam güneş batarken,Mesela sabahleyin güneş doğmadan, öğlen üstü zevaldeyken, akşam güneş batarken, o zamanlarda namaz, nafile namaz kerahattir ama İmam-ı Şafii'ye göre, bunda kerahat de yok.o zamanlarda namaz, nafile namaz kerahattir ama İmam-ı Şafii'ye göre, bunda kerahat de yok. Yani mutlaka ne vakit olursa olsun namazı kılacaklar.Yani mutlaka ne vakit olursa olsun namazı kılacaklar. Kerahat hakkı kabul etmemiş.Kerahat hakkı kabul etmemiş. Kâne izâ tevâdda'a deleke esabia ricleyhi bihinsarihi.

Kâne izâ tevâdda'a deleke esabia ricleyhi bihinsarihi.
Bu ayak parmakları olacak.

Bu ayak parmakları olacak.
Şu küçük parmaklarıyla, parmaklarının altlarından aralarına hilallarlarmış.Şu küçük parmaklarıyla, parmaklarının altlarından aralarına hilallarlarmış. Abdest aldıkları vakit. Ayak parmaklarına. El parmaklarına böyle hilallanır.Abdest aldıkları vakit. Ayak parmaklarına. El parmaklarına böyle hilallanır. Ayak parmaklarına, küçük parmaklarına böyle altlarından gezdirmek suretiyle hilallarlarmış.Ayak parmaklarına, küçük parmaklarına böyle altlarından gezdirmek suretiyle hilallarlarmış. Kâne izâ tevâdda'a mesehâ vechehu bitarâfi sevbihi.

Kâne izâ tevâdda'a mesehâ vechehu bitarâfi sevbihi.
Bu da cevazını beyan için. Abdest aldıkları vakitte bazen esvablarının şeysiyle yüzlerine sürmüşler.Bu da cevazını beyan için. Abdest aldıkları vakitte bazen esvablarının şeysiyle yüzlerine sürmüşler. Yani bu da olur diyerek. Din kolaylık ya.Yani bu da olur diyerek. Din kolaylık ya. Kâne izâ telâ gayrâ’l mağdûbi aleyhim veled’dâllin kâle âmîn hattâ yüsmiâ men yelîhî mine’s-saffi’l-evveli.

Kâne izâ telâ gayrâ’l mağdûbi aleyhim veled’dâllin kâle âmîn hattâ yüsmiâ men yelîhî mine’s-saffi’l-evveli.
Elham okunduktan sonra, gayrâ’l mağdûbi aleyhim veled’dâllin deyince âmîn diyoruz ya,

Elham okunduktan sonra, gayrâ’l mağdûbi aleyhim veled’dâllin deyince âmîn diyoruz ya,
Efendimiz bu amini o kadar daha açıkça söylermiş ki, saf ve evvelde yani birinci safta olanlar bunu işirebiliyorlarmış.Efendimiz bu amini o kadar daha açıkça söylermiş ki, saf ve evvelde yani birinci safta olanlar bunu işirebiliyorlarmış. Şimdi Şafiiler’in adeti olsa gerek, Haram-ı Şerif'te insanın bir de hoşuna gidiyor yani.Şimdi Şafiiler’in adeti olsa gerek, Haram-ı Şerif'te insanın bir de hoşuna gidiyor yani. Bir aminde, bir de eda ile söylüyorlar. Amin diyerekten bir ağızla şimdi cemaat bir amin, bir şey veriyor insana.Bir aminde, bir de eda ile söylüyorlar. Amin diyerekten bir ağızla şimdi cemaat bir amin, bir şey veriyor insana. Haşyet veriyor, bir aşk veriyor.Haşyet veriyor, bir aşk veriyor. Kâne izâ ca’e’ş-şitau dehale’l-beyte leylete’l-cumua.

Kâne izâ ca’e’ş-şitau dehale’l-beyte leylete’l-cumua.
Yani yazlık ve kışlık şeylerine, kış geldiği vakitte tabi yazın dışarılarda yatılıyor.Yani yazlık ve kışlık şeylerine, kış geldiği vakitte tabi yazın dışarılarda yatılıyor. Kış olunca evlere girmek lazım. Onu cuma gecesine tahsis ederlermiş.Kış olunca evlere girmek lazım. Onu cuma gecesine tahsis ederlermiş. Kâne izâ ca’e’ş-şitau dehale’l-beyte leylete’l-cumua.Kâne izâ ca’e’ş-şitau dehale’l-beyte leylete’l-cumua. Cuma gecesi eve girerlermiş. Perşembeden cumayı bağlayan gece.Cuma gecesi eve girerlermiş. Perşembeden cumayı bağlayan gece. Cuma gecesi. Ve izâ ca’e’s-sayf, yaz geldi, artık evlerden çıkılacak.Cuma gecesi. Ve izâ ca’e’s-sayf, yaz geldi, artık evlerden çıkılacak. Dışarılarda yatılması geldi. Harace leylete’l-cumua.Dışarılarda yatılması geldi. Harace leylete’l-cumua. Onu da cuma gecesi evinden çıkarlarmış. Cumaya itibaren.Onu da cuma gecesi evinden çıkarlarmış. Cumaya itibaren. Ve izâ lebise sevben cediden. Yeni bir elbise giydikleri vakitte,Ve izâ lebise sevben cediden. Yeni bir elbise giydikleri vakitte, hamidellah ve sallâ rek’ateyni, esvabı giyerler. Sana çok şükür, hamdolsun ya Rabbi.hamidellah ve sallâ rek’ateyni, esvabı giyerler. Sana çok şükür, hamdolsun ya Rabbi. Beni bu yeni esvablarla cemallendirdin, ziynetlendirdin diyerekten hamd ettikten sonra,Beni bu yeni esvablarla cemallendirdin, ziynetlendirdin diyerekten hamd ettikten sonra, sallâ rek’ateyn, iki rekat daha, onunla şükür olması da namaz kılarlarmış.sallâ rek’ateyn, iki rekat daha, onunla şükür olması da namaz kılarlarmış. Ve kesa’l-haleka. Fakat çıkardığı eski esvabı bir fukaraya yollarmış.

Ve kesa’l-haleka. Fakat çıkardığı eski esvabı bir fukaraya yollarmış.
Yani şimdi bu dikkate şayan. Herkes yeni yeni esvab her zaman yapılmıyor o dönemde.Yani şimdi bu dikkate şayan. Herkes yeni yeni esvab her zaman yapılmıyor o dönemde. Fakat eskisini saklıyor. O saklananları ya hanımlar eskicilere verip de tabak bardak alırlar ki bedava gelir o.Fakat eskisini saklıyor. O saklananları ya hanımlar eskicilere verip de tabak bardak alırlar ki bedava gelir o. Yahut kaybolur gider ortadan, satılır.Yahut kaybolur gider ortadan, satılır. Halbuki insan onu giydikten sonra o eskiyi de galiba giyilmeyecek derecede değildir deHalbuki insan onu giydikten sonra o eskiyi de galiba giyilmeyecek derecede değildir de hele zenginlerin esvabları daha çok zaman giyilebilir.hele zenginlerin esvabları daha çok zaman giyilebilir. Onu bir fukaraya verip sevindirmek lazım.Onu bir fukaraya verip sevindirmek lazım. Bana Allah yenisini verdi, al evladım bunu da sen giy, demeli.Bana Allah yenisini verdi, al evladım bunu da sen giy, demeli. Tabi herkesin böyle tanıdığı birçok fukaralı zuafa vardır.Tabi herkesin böyle tanıdığı birçok fukaralı zuafa vardır. İster giysin, ister satsın artık o. Yani bu güzel şey.İster giysin, ister satsın artık o. Yani bu güzel şey. Ve sallâ rek’ateyni ve kesa’l-halek. Ey sevbel bâli li gayrihi minel fukarâi ve nahvihim sadakaten.

Ve sallâ rek’ateyni ve kesa’l-halek. Ey sevbel bâli li gayrihi minel fukarâi ve nahvihim sadakaten.
Sadaka cihetiyle, onu başkalarına vermek daha evla ve daha efdal.Sadaka cihetiyle, onu başkalarına vermek daha evla ve daha efdal. Allah kusurlarımızı affetsin...

Allah kusurlarımızı affetsin...
Gerek hanımlarımızda gerek bizlerde, sandıklarımızda ne kadar eski esvablarımız vardır,Gerek hanımlarımızda gerek bizlerde, sandıklarımızda ne kadar eski esvablarımız vardır, hep saklarız, kat kat üzerine dursun diyerekten.hep saklarız, kat kat üzerine dursun diyerekten. Kâne izâ câehû Cibrilu fekarâe bismillahirrahmanirrahîm alime ennehâ surâtun.

Kâne izâ câehû Cibrilu fekarâe bismillahirrahmanirrahîm alime ennehâ surâtun.
Cebrail Aleyhisselam gidip de vahyetmek istediği vakitte,Cebrail Aleyhisselam gidip de vahyetmek istediği vakitte, Bismillah ile başlarsa söze, anlarmış ki sure geldi.Bismillah ile başlarsa söze, anlarmış ki sure geldi. Malum ya sure bütündür. Kul huvallâhu ehad gibi bir sure bütün.Malum ya sure bütündür. Kul huvallâhu ehad gibi bir sure bütün. Bir de ayetler var ki tek tek gelir.Bir de ayetler var ki tek tek gelir. Mesela her sûre kim bilir kaç defa da gelmiştir Cebrail Aleyhisselam'ın.Mesela her sûre kim bilir kaç defa da gelmiştir Cebrail Aleyhisselam'ın. Ama böyle sûreler, Kul huvallâhu ehad, izâ câe kul eûziler gibi buna kısa sûreler olmak dolayısıyla,Ama böyle sûreler, Kul huvallâhu ehad, izâ câe kul eûziler gibi buna kısa sûreler olmak dolayısıyla, Bismillahirrahmanirrahim ile başlardı, bir seferde biter.Bismillahirrahmanirrahim ile başlardı, bir seferde biter. Kâne izâ câehu mâlun lem yubeyyithü ve lem yukayyilhü.

Kâne izâ câehu mâlun lem yubeyyithü ve lem yukayyilhü.
Ganimet. Gerek edaya gerek ganimet, gerek haraç.

Ganimet. Gerek edaya gerek ganimet, gerek haraç.
Malları geldiği vakitte, yani düşmanlarla müsâalaya yapıldığı vakitteMalları geldiği vakitte, yani düşmanlarla müsâalaya yapıldığı vakitte onlarda bir şey bağlanıyor müsâalaya.onlarda bir şey bağlanıyor müsâalaya. Senede mesela şu kadar bin lira vermek suretiyle bizim muahademizin altına kabul ediyoruz bunları.Senede mesela şu kadar bin lira vermek suretiyle bizim muahademizin altına kabul ediyoruz bunları. Onlar da mesela seneden seneye bu borçlarını bugünkü verginin bir başka nevi ödüyorlar.Onlar da mesela seneden seneye bu borçlarını bugünkü verginin bir başka nevi ödüyorlar. Hristiyan tabaka Müslüman altında yaşıyor.Hristiyan tabaka Müslüman altında yaşıyor. Fakat Hristiyanlıkta kalmak suretiyle bu borcu da ödüyorlar.Fakat Hristiyanlıkta kalmak suretiyle bu borcu da ödüyorlar. Cizye dedikleri. İşte bu geldi miydi derhal o, ne diyor?Cizye dedikleri. İşte bu geldi miydi derhal o, ne diyor? Lem yubeyyithü derhal tasadduk olunur.

Lem yubeyyithü derhal tasadduk olunur.
Ve lem yukayyilhü, geceye bırakılmaz, o gece kalmaz bu yanlarında.Ve lem yukayyilhü, geceye bırakılmaz, o gece kalmaz bu yanlarında. Derhal o gün o gelen neyse para dağıtılır, sahiplerine verilir.Derhal o gün o gelen neyse para dağıtılır, sahiplerine verilir. Hatta o şeyde başka bir fiyatı gördüm.Hatta o şeyde başka bir fiyatı gördüm. Bir ganimet parasından bir miktar saklamış ki fukara, zuafa, üsera ani bir ihtiyaçlar olur da,Bir ganimet parasından bir miktar saklamış ki fukara, zuafa, üsera ani bir ihtiyaçlar olur da, bu ihtiyaçlara karşı verilmek üzere birkaç para saklamışlar böyle Efendimiz.bu ihtiyaçlara karşı verilmek üzere birkaç para saklamışlar böyle Efendimiz. Son ihtiyaten, son nefesleri geldiği vakitte, ölüm anında Hazreti Aişe'yi götür bunu Ali'ye ver,Son ihtiyaten, son nefesleri geldiği vakitte, ölüm anında Hazreti Aişe'yi götür bunu Ali'ye ver, yerine teslim etsin bunları fukaralara dağıtsın.yerine teslim etsin bunları fukaralara dağıtsın. Artık yani dağıtacak halim kalmadı diyerekten.Artık yani dağıtacak halim kalmadı diyerekten. Halbuki bu akşam için evde yakacak yağ da yokmuş.Halbuki bu akşam için evde yakacak yağ da yokmuş. Evde yakacak yağ yok, ışık yok.Evde yakacak yağ yok, ışık yok. Bu paradan şunu al da eve ışık al demiyor. Bunu Ali'ye götür. Bu paradan şunu al da eve ışık al demiyor. Bunu Ali'ye götür. Ali bunları tasadduk etsin yerlerine, damadına. Sonra Hazreti Aişe Validemiz eline bir çanak alıyor.Ali bunları tasadduk etsin yerlerine, damadına. Sonra Hazreti Aişe Validemiz eline bir çanak alıyor. Ortaklarının, hanımlarının evlerine gidiyor.Ortaklarının, hanımlarının evlerine gidiyor. Resulullah'ın hastalığı çok şiddetlendi. Yağınız varsa bize yakacak, biraz yağ ver diyor.Resulullah'ın hastalığı çok şiddetlendi. Yağınız varsa bize yakacak, biraz yağ ver diyor. Allah'a itimat bu kadar onlarda kuvvetliydi.Allah'a itimat bu kadar onlarda kuvvetliydi. Kâne izâ cera bihi’d-dahiku veda’a yeduhû alâ fîhi.

Kâne izâ cera bihi’d-dahiku veda’a yeduhû alâ fîhi.
Bazen gülmezlerdi de, tebessüm ederlerdi.

Bazen gülmezlerdi de, tebessüm ederlerdi.
Ama bazen öyle bir gülüm hali olursa da ağızlarının ellerini kaparlar,Ama bazen öyle bir gülüm hali olursa da ağızlarının ellerini kaparlar, o ağızlarının açılışını göstermezlerdi.o ağızlarının açılışını göstermezlerdi. Kâne izâ ca'ehû emrun yuserru bihi harrâ sâciden şükran lillâhi.

Kâne izâ ca'ehû emrun yuserru bihi harrâ sâciden şükran lillâhi.
Kendilerine sevindirici bir emir, bir haber geldi miydi derhal secdeye şükre kapanırlar.

Kendilerine sevindirici bir emir, bir haber geldi miydi derhal secdeye şükre kapanırlar.
Allah-u Teala'ya şükrederlerdi. Şükran lillâh.Allah-u Teala'ya şükrederlerdi. Şükran lillâh. Secdeye kapanırlar. Mesela bu sefer giden asker zafer kazandı, düşmanı kaçırdı, geliyor.Secdeye kapanırlar. Mesela bu sefer giden asker zafer kazandı, düşmanı kaçırdı, geliyor. Eh Allah'a şükretmek için artık Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem. Şükran lillâh.Eh Allah'a şükretmek için artık Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem. Şükran lillâh. Kâne izâ celese meclisen fe erâde en yekûme, Bakınız buna dikkat edin.

Kâne izâ celese meclisen fe erâde en yekûme, Bakınız buna dikkat edin.
Esteğferallah aşran ilâ hamse aşrate.Esteğferallah aşran ilâ hamse aşrate. Oturuyorlar, muhabbet ediyorlar.

Oturuyorlar, muhabbet ediyorlar.
Muhabbetten kalkılmak istediği vakitte bir dua var.Muhabbetten kalkılmak istediği vakitte bir dua var. Bu da ayrıca on kere yahut on beş kere Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah derler.Bu da ayrıca on kere yahut on beş kere Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah derler. Meclisten öyle kalkarlar.Meclisten öyle kalkarlar. Binaenaleyh bunu da biz adet edelim inşaallah.Binaenaleyh bunu da biz adet edelim inşaallah. Böyle konuşma yaptığımız zamanlarda ayrılırken bir Sübhanekemiz var ama biz de bunu ilave ederek on veyahut on beş kere de istiğfar edelim.Böyle konuşma yaptığımız zamanlarda ayrılırken bir Sübhanekemiz var ama biz de bunu ilave ederek on veyahut on beş kere de istiğfar edelim. Kâne izâ celese’hteba bi yedeyhi.

Kâne izâ celese’hteba bi yedeyhi.
İhtebâ şöyle dizleri, otrakları üzerine oturup, dizlerini dikip, ellerini de elleriyle de dizlerini tutmak suretiyle oturmaya ihteba diyorlar.

İhtebâ şöyle dizleri, otrakları üzerine oturup, dizlerini dikip, ellerini de elleriyle de dizlerini tutmak suretiyle oturmaya ihteba diyorlar.
Bazen de böyle otururlarmış. Bir Arap oturuşu imiş bu.Bazen de böyle otururlarmış. Bir Arap oturuşu imiş bu. Kâne izâ celese yetehaddesu yüksiru en yerfe’a tarfehu ile’s-semai.

Kâne izâ celese yetehaddesu yüksiru en yerfe’a tarfehu ile’s-semai.
Konuşurlarken, oturdukları vakitte çok defa böyle başlarını semaya doğru kaldırırlarmış kiKonuşurlarken, oturdukları vakitte çok defa böyle başlarını semaya doğru kaldırırlarmış ki vahyin oradan gelmesi alameti olaraktan.vahyin oradan gelmesi alameti olaraktan. Kâne izâ celese yetehaddesu yehle'u ne'aleyhi.

Kâne izâ celese yetehaddesu yehle'u ne'aleyhi.
Mübarek bir yerde oturmak, konuşmak istedikleri vakitte

Mübarek bir yerde oturmak, konuşmak istedikleri vakitte
ayakkablarını ayaklarından çıkarır, oturur, öyle konuşurlarmış ki rahatlık daha iyi oluyor tabi.ayakkablarını ayaklarından çıkarır, oturur, öyle konuşurlarmış ki rahatlık daha iyi oluyor tabi. Kâne izâ celese, celese ileyhi eshâbuhu hilekan hilekan.

Kâne izâ celese, celese ileyhi eshâbuhu hilekan hilekan.
Oturdukları vakitte mahsus bir yerleri yok. Nereye isterlerse otururlar.

Oturdukları vakitte mahsus bir yerleri yok. Nereye isterlerse otururlar.
Etraf erbasını ashab-ı kiram çevirirlerdi.Etraf erbasını ashab-ı kiram çevirirlerdi. Halka olaraktan otururlardı yani.Halka olaraktan otururlardı yani. Halkan. Halakan, helakan da caiz.Halkan. Halakan, helakan da caiz. Bi kesri’l ha, fethil la. Evet. Azizi öyle. Fetha da caiz.

Bi kesri’l ha, fethil la. Evet. Azizi öyle. Fetha da caiz.
Kâne izâ hazebehu emrun salla.

Kâne izâ hazebehu emrun salla.
Bir kendilerine emir isabet ederse hücum verecek, derhal kalkar, namaz kılarlarmış.Bir kendilerine emir isabet ederse hücum verecek, derhal kalkar, namaz kılarlarmış. Namazla yani, bu hali üzerlerinden def ediyorlar, Hz. Allah'a iltica ediyorlar yani.Namazla yani, bu hali üzerlerinden def ediyorlar, Hz. Allah'a iltica ediyorlar yani. Kâne izâ hazebehu emrun kale: la İlahe illallahu’l halimu’l kerim,

Kâne izâ hazebehu emrun kale: la İlahe illallahu’l halimu’l kerim,
subhanallahi Rabbu’l arşi’l azim, elhamdulillahi rabbil alemin.subhanallahi Rabbu’l arşi’l azim, elhamdulillahi rabbil alemin. Kendilerini üzecek bir emir isabet ederse, bir hal gelirse, böyle derlermiş.Kendilerini üzecek bir emir isabet ederse, bir hal gelirse, böyle derlermiş. La İlahe illallahu’l halimu’l kerim, subhanallahi Rabbu’l arşi’l azim, elhamdulillahi rabbil alemin.

La İlahe illallahu’l halimu’l kerim, subhanallahi Rabbu’l arşi’l azim, elhamdulillahi rabbil alemin.
Biz bunların aynını zapt edemezsek de, bu gibi mesela bunun en kolayı, La Havle Vela Kuvvete İlla Billah.Biz bunların aynını zapt edemezsek de, bu gibi mesela bunun en kolayı, La Havle Vela Kuvvete İlla Billah. Herkes bilir bunu. Böyle bir hal geldiği vakitte, Hasbünallahu ve ni'mel vekil. La havle vela kuvvete illa billah.Herkes bilir bunu. Böyle bir hal geldiği vakitte, Hasbünallahu ve ni'mel vekil. La havle vela kuvvete illa billah. Sübhanallahi ve’lhamdüllillah, diyerekten bunları söylemek suretiyle bu hali üzerinden atması lazımdır.Sübhanallahi ve’lhamdüllillah, diyerekten bunları söylemek suretiyle bu hali üzerinden atması lazımdır. Mesela geçen akşam bir kardeşimizin işte bu araba vukuatı olmuş.

Mesela geçen akşam bir kardeşimizin işte bu araba vukuatı olmuş.
Tabi bu olmak dolayısıyla arabanın çarpılışından dolayı sinirleri bozulmuş.Tabi bu olmak dolayısıyla arabanın çarpılışından dolayı sinirleri bozulmuş. Evladım acaba ne oldu diyerekten.Evladım acaba ne oldu diyerekten. Bu sinir bozgunluğu tabiatıyla olur halen yani.Bu sinir bozgunluğu tabiatıyla olur halen yani. Bir evlattır acaba ne oluyor akıbete diyerekten.Bir evlattır acaba ne oluyor akıbete diyerekten. Doktorlar buna tabi birer ilaç veriyorlar teskin edici.Doktorlar buna tabi birer ilaç veriyorlar teskin edici. Fakat en kolayı bunun, Allah'a, mülk O'nundur. Her şey O'nundur.Fakat en kolayı bunun, Allah'a, mülk O'nundur. Her şey O'nundur. Alıcı da O, verici de O. Verince çok seviniyoruz.Alıcı da O, verici de O. Verince çok seviniyoruz. Alırken O alıyor. Başka türlü kimse kimsenin ne canını alabilir, ne bir şeyini alabilir.Alırken O alıyor. Başka türlü kimse kimsenin ne canını alabilir, ne bir şeyini alabilir. Emir öyle gelmiştir. Orada o, O alacaktır. Hadise orada olacaktır.Emir öyle gelmiştir. Orada o, O alacaktır. Hadise orada olacaktır. Bu takdirat-ı İlahiye’nin altındadır.Bu takdirat-ı İlahiye’nin altındadır. Ona hiç ne yapalım ya Rabbi, sendendir. Namaz oturursun, tesbih alırsun.Ona hiç ne yapalım ya Rabbi, sendendir. Namaz oturursun, tesbih alırsun. La havle ve la kuvvete illa billah. Kimin elinden ne gelir yani?La havle ve la kuvvete illa billah. Kimin elinden ne gelir yani? Kimse felaketi kendisine atmak istemez ki. Ama mukadderat gelir.Kimse felaketi kendisine atmak istemez ki. Ama mukadderat gelir. Kâne izâ halefe alâ yemînin lâ yehnesu hattâ nezelet kefferâtu’l-yemîni.

Kâne izâ halefe alâ yemînin lâ yehnesu hattâ nezelet kefferâtu’l-yemîni.
Keffâr-ı yemin gelmezden evvel yani o ayet inmezden evvel.Keffâr-ı yemin gelmezden evvel yani o ayet inmezden evvel. Yemin edildi miydi o yemini bozmak yoktu artık.Yemin edildi miydi o yemini bozmak yoktu artık. Yeminde sebat edilir, durulurdu. Ben mesela şu yemini yaptım.Yeminde sebat edilir, durulurdu. Ben mesela şu yemini yaptım. Artık o yemin üzerinde durmak lazım ölünceye kadar.Artık o yemin üzerinde durmak lazım ölünceye kadar. Sonra Cenab-ı Hak lütfetti. Yeminlerinizin kefaretini yani bozarsınız, bozduğunuz vakitte deSonra Cenab-ı Hak lütfetti. Yeminlerinizin kefaretini yani bozarsınız, bozduğunuz vakitte de şu kadar bir kefaret verdiğiniz takdirde bu yeminin vebalinden kurtulursunuz.şu kadar bir kefaret verdiğiniz takdirde bu yeminin vebalinden kurtulursunuz. Yeminin kefareti üç çeşit olur.

Yeminin kefareti üç çeşit olur.
Birisi köle azat etmek. En evvela. Mesela oruç herkes tutuyor, kolay o.Birisi köle azat etmek. En evvela. Mesela oruç herkes tutuyor, kolay o. Fakat bir köleyi azat etmek bugün birkaç bin liraya bağlı.Fakat bir köleyi azat etmek bugün birkaç bin liraya bağlı. İkincisi, işte bu sadakamız var ya,

İkincisi, işte bu sadakamız var ya,
sadaka-i fıtır dediğimiz iki buçuk, beş lira bir şey veriyoruz.sadaka-i fıtır dediğimiz iki buçuk, beş lira bir şey veriyoruz. On kişiyi giydireceksin yahut yedireceksin.On kişiyi giydireceksin yahut yedireceksin. Bunun masrafı tek tutarsa o zaman giydirince deyince böyle mükemmel esvab değil.Bunun masrafı tek tutarsa o zaman giydirince deyince böyle mükemmel esvab değil. Entari, don. Böyle bir şey beş on liraya olur o. On kişiye onlar verilen yüz lira demektir mesela.Entari, don. Böyle bir şey beş on liraya olur o. On kişiye onlar verilen yüz lira demektir mesela. Yahut üç günlük bir oruç. Ama bunları yapamayan için üç gün oruç.Yahut üç günlük bir oruç. Ama bunları yapamayan için üç gün oruç. Bunu yapacak adam bunları yapsın. Ondan sonra onu yapacak hali yoksa o da üç gün oruç tutsun.Bunu yapacak adam bunları yapsın. Ondan sonra onu yapacak hali yoksa o da üç gün oruç tutsun. Şimdi adamına göre, zengine göre yüz lira, bin lira hiç de gelir. Ne olacak?Şimdi adamına göre, zengine göre yüz lira, bin lira hiç de gelir. Ne olacak? Ona diyeceksin üç gün oruç tutacaksın.Ona diyeceksin üç gün oruç tutacaksın. Ona oruç zor gelir çünkü. Para güç gelir ona. Ona oruç zor gelir çünkü. Para güç gelir ona. Ona parayla değil, ona orucu.Ona parayla değil, ona orucu. Fe-kefferatuhu it’amu aşerati mesakine min evsati mâ tut’imune. (Maide Suresi, 89. Ayet)

Fe-kefferatuhu it’amu aşerati mesakine min evsati mâ tut’imune. (Maide Suresi, 89. Ayet)
Kâne izâ halefe kâle vellezî nefsu Muhammedin bi yedîhi.

Kâne izâ halefe kâle vellezî nefsu Muhammedin bi yedîhi.
Yeminleri de Efendimizin böyleydi. Yemin etmek istedikleri vakitte vallâhi ve billâhi demezler.

Yeminleri de Efendimizin böyleydi. Yemin etmek istedikleri vakitte vallâhi ve billâhi demezler.
Der ki, vellezî nefsu Muhammedin bi yedî.Der ki, vellezî nefsu Muhammedin bi yedî. Benim nefsim yed-i kudretine olan Allah hakkı için.Benim nefsim yed-i kudretine olan Allah hakkı için. Ki hepimizin nefsi onun elindedir yani.Ki hepimizin nefsi onun elindedir yani. Kâne izâ humme de'a bikırbetin min mâin feefreğahe alâ karnihi feğtesele.

Kâne izâ humme de'a bikırbetin min mâin feefreğahe alâ karnihi feğtesele.
Kendilerine sıtma, humma denilen, ki hummanin adı sıtma orada.

Kendilerine sıtma, humma denilen, ki hummanin adı sıtma orada.
Sıtma geldiği vakitte bir bakraç su alırlar, onu başlarından dökerler,Sıtma geldiği vakitte bir bakraç su alırlar, onu başlarından dökerler, alâ karnihi başına, bir de gusül ederlermiş. Şifası buz olur.alâ karnihi başına, bir de gusül ederlermiş. Şifası buz olur. Kâne izâ hâ’fe kavmen kale Allahümme innâ nec’aluke fi nuhurihim ve neuzü bike min şurûrihim.

Kâne izâ hâ’fe kavmen kale Allahümme innâ nec’aluke fi nuhurihim ve neuzü bike min şurûrihim.
Bir kavimden bir zarar gelmek şeysi olduğu vakitte,

Bir kavimden bir zarar gelmek şeysi olduğu vakitte,
bu dua yapılıyormuş. Allahümme innâ nec’aluke fi nuhurihim, ya Rabbi biz seni önümüze koruruz.bu dua yapılıyormuş. Allahümme innâ nec’aluke fi nuhurihim, ya Rabbi biz seni önümüze koruruz. Bu bize zarar olacak kavimle aramıza sen haiz ol.Bu bize zarar olacak kavimle aramıza sen haiz ol. Sen onları karşıla. Ve neuzü bike min şurûrihim. Onların şerrinden de sana tövbeler ya Rabbi.Sen onları karşıla. Ve neuzü bike min şurûrihim. Onların şerrinden de sana tövbeler ya Rabbi. Kâne izâ hâ’fe en yusibe şey’en biaynihi kale:

Kâne izâ hâ’fe en yusibe şey’en biaynihi kale:
Allahümme barik fîhi ve lâ tedurrahu.Allahümme barik fîhi ve lâ tedurrahu. Gözlerinden, onların gözleri hep rahmettir.

Gözlerinden, onların gözleri hep rahmettir.
Her bakışları herkese şifadır. Fakat bize yine talim sadedinde, eğer sizin gözleriniz değer bir göz ise,Her bakışları herkese şifadır. Fakat bize yine talim sadedinde, eğer sizin gözleriniz değer bir göz ise, öyle bir tehlike gözlerinden olursa, baktığınız vakitte deyiniz ki, Allahümme barik, Allahümme barik fîhi ve lâ tedurra.öyle bir tehlike gözlerinden olursa, baktığınız vakitte deyiniz ki, Allahümme barik, Allahümme barik fîhi ve lâ tedurra. Sen buna mübarek eyle bu bakışımı ve buna bu bakışımdan zarar verme ya Rabbi, derlermiş. Bize talim.Sen buna mübarek eyle bu bakışımı ve buna bu bakışımdan zarar verme ya Rabbi, derlermiş. Bize talim. Kâne izâ harace mine’l-ğaiti kâle ğufrâneke.

Kâne izâ harace mine’l-ğaiti kâle ğufrâneke.
Gayet kısa, bak ne kadar yessiru'da Efendimiz bu hale geliyorlar. Bu dualar uzun.

Gayet kısa, bak ne kadar yessiru'da Efendimiz bu hale geliyorlar. Bu dualar uzun.
Herkes bu duaları uzun boylu ezberleyemez. Fakat tek kelime, ğufrânek.Herkes bu duaları uzun boylu ezberleyemez. Fakat tek kelime, ğufrânek. Helaya gidiyor, def-i hacet yapıyor. Rahatlandı, çıkıyor dışarıya.Helaya gidiyor, def-i hacet yapıyor. Rahatlandı, çıkıyor dışarıya. Bu rahatlamak bir nimet-i uzmadır Cenab-ı Hak'tan.Bu rahatlamak bir nimet-i uzmadır Cenab-ı Hak'tan. İnsana Allah bu rahatlığı vermezse çok sıkıntı çeker insan.İnsana Allah bu rahatlığı vermezse çok sıkıntı çeker insan. . Doktorla uğraşırsın, durursun, her uğraşı da zahmet olur insana.. Doktorla uğraşırsın, durursun, her uğraşı da zahmet olur insana. Öyleyse ne diyor Cenab-ı Peygamber? Ğufrânek.

Öyleyse ne diyor Cenab-ı Peygamber? Ğufrânek.
En kısa bir dua. Benden bu ezaları giderdiğin gibi ya Rabbi, senin mağfiretine sığınırım ben.En kısa bir dua. Benden bu ezaları giderdiğin gibi ya Rabbi, senin mağfiretine sığınırım ben. Yani, es'elüke en teğfureli ve at'lubu gufrâneke ye'liyeku izâfetu ileyk.

Yani, es'elüke en teğfureli ve at'lubu gufrâneke ye'liyeku izâfetu ileyk.
Yani ben senden hem mağfiret isterim ya Rabbi, mağfiret isterim.Yani ben senden hem mağfiret isterim ya Rabbi, mağfiret isterim. Hem bu zararları benden giderdin. Beni mağfiret et.Hem bu zararları benden giderdin. Beni mağfiret et. Kâne izâ harace mine’l-helâi kâle:

Kâne izâ harace mine’l-helâi kâle:
Elhamdülillâhi’llezi ezhebe anne’l-ezâ ve âfâni.Elhamdülillâhi’llezi ezhebe anne’l-ezâ ve âfâni. Böylece dua ederlermiş.

Böylece dua ederlermiş.
Mesela def-i hacetteen çıktıkları vakitte, elhamdülillâh, Allah'a hamd ediyor.Mesela def-i hacetteen çıktıkları vakitte, elhamdülillâh, Allah'a hamd ediyor. O Allah ki, ezhebe anne’l-ezâ, bana eza veren, sıkıntı veren hallerden beni kurtardı.O Allah ki, ezhebe anne’l-ezâ, bana eza veren, sıkıntı veren hallerden beni kurtardı. Rahatlık verdi bana. Ve âfâni. Bir de afiyet verdi.Rahatlık verdi bana. Ve âfâni. Bir de afiyet verdi. O def-i haceti muntazama ulaşıyor.O def-i haceti muntazama ulaşıyor. Afiyetin güzelliğindendir. Afiyet düzgün olmazsa insanda bazen çıkar, bazen çıkamaz.Afiyetin güzelliğindendir. Afiyet düzgün olmazsa insanda bazen çıkar, bazen çıkamaz. Bozukluk olur insanda. Bunun için bu afiyeti ihsan eden Allâh celle ve alâ'ya kulun hamd etmesinin lazım olduğunu Cenab-ı Peygamber bize bildiriyor.Bozukluk olur insanda. Bunun için bu afiyeti ihsan eden Allâh celle ve alâ'ya kulun hamd etmesinin lazım olduğunu Cenab-ı Peygamber bize bildiriyor. Her yerde hamd lazım. Bu da bir nimettir. Gidemezsen, sıkıntı çekersen sıhhatin bozulur.Her yerde hamd lazım. Bu da bir nimettir. Gidemezsen, sıkıntı çekersen sıhhatin bozulur. Bunun için o sıhhati de seni daim baki kılan Allâh celle ve alâ'ya hamd et.Bunun için o sıhhati de seni daim baki kılan Allâh celle ve alâ'ya hamd et. el-hamdülillâhi’llezi ezhebe anne’l-ezâ ve âfân. Yine,el-hamdülillâhi’llezi ezhebe anne’l-ezâ ve âfân. Yine, Kâne izâ harace mine’l ğâiz kâle elhamdülillâhillezi ahsene ileyye fî evvelîhi ve âhirihî.

Kâne izâ harace mine’l ğâiz kâle elhamdülillâhillezi ahsene ileyye fî evvelîhi ve âhirihî.
Ne güzel dersler. Yine def-i hâcetten çıkarlarken diyor ki, elhamdülillâhillezi ahsene ileyye.

Ne güzel dersler. Yine def-i hâcetten çıkarlarken diyor ki, elhamdülillâhillezi ahsene ileyye.
Bunu biz gayet güzel yedik. Ne güzel, tatlı tatlı ağzımız tatlandı,Bunu biz gayet güzel yedik. Ne güzel, tatlı tatlı ağzımız tatlandı, vücudumuz kuvvet buldu.vücudumuz kuvvet buldu. Ahsene ileyye fî evvelîhi yani evvelinde yedik böyle tatlı tatlı, vücudumuz neşelendi, rahatlandık.Ahsene ileyye fî evvelîhi yani evvelinde yedik böyle tatlı tatlı, vücudumuz neşelendi, rahatlandık. Ve âhirihî, ahirinde de güzel bir mülayimetliktir ki bunları def ettik.Ve âhirihî, ahirinde de güzel bir mülayimetliktir ki bunları def ettik. Faydası kaldı, zararı gitti. Ne güzel.Faydası kaldı, zararı gitti. Ne güzel. Bunun için Cenab-ı Hakk'a bir hamd istemez mi?Bunun için Cenab-ı Hakk'a bir hamd istemez mi? Siz de onun için elhamdülillâhillezi ahsene ileyye fî evvelîhi ve âhirihî diyerekten dua ediniz, diyor.Siz de onun için elhamdülillâhillezi ahsene ileyye fî evvelîhi ve âhirihî diyerekten dua ediniz, diyor. bi-hurmeti'l-Fâtihâ.

bi-hurmeti'l-Fâtihâ.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2