Namaz Vakitleri

13 Cemâziye'l-Evvel 1448
24 October 2026
İmsak
05:53
Güneş
07:18
Öğle
12:53
İkindi
15:49
Akşam
18:17
Yatsı
19:37
Detaylı Arama

Oruç, Ramazan Ayında Allah’ın Mağfireti

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Oruç, Ramazan Ayında Allah’ın Mağfireti

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullahİ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külleve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri.bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl;Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl; Selâsetün hakkun 'ale'llâhi en lâ yerudde lehüm da'veh.

Selâsetün hakkun 'ale'llâhi en lâ yerudde lehüm da'veh.
Üç kimsenin duasını Cenâb-ı Hak reddetmeyeceği, onun üzerine haktır, diyor.Üç kimsenin duasını Cenâb-ı Hak reddetmeyeceği, onun üzerine haktır, diyor. Borç olmaz Cenâb-ı Hakk'a da hak olarak yani mutlaka onları affeder.Borç olmaz Cenâb-ı Hakk'a da hak olarak yani mutlaka onları affeder. Üç şeyi, üç kişiyi. Selâsetün. Üç.Üç şeyi, üç kişiyi. Selâsetün. Üç. Birisi, es-sâimü hîne yuftir.

Birisi, es-sâimü hîne yuftir.
Sâim oruçlu, bozacağı orucunu bozacağı zamandaki yaptığı duayıSâim oruçlu, bozacağı orucunu bozacağı zamandaki yaptığı duayı Cenâb-ı Hak reddetmiyor.Cenâb-ı Hak reddetmiyor. O zaman insan biraz uyanık olupO zaman insan biraz uyanık olup herhalde iftardan 15 dakika evvel hiç olmazsa yarım saat evvel olursa daha iyi.herhalde iftardan 15 dakika evvel hiç olmazsa yarım saat evvel olursa daha iyi. Mescidine girer, Kur'an okur, tesbih çeker, bir şeyler yapar.Mescidine girer, Kur'an okur, tesbih çeker, bir şeyler yapar. Arkasından da işte 3-5 dakika kalaraktan ellerini açar.Arkasından da işte 3-5 dakika kalaraktan ellerini açar. Ya Rab, bugün ben senin rızan için bu orucu tuttum.Ya Rab, bugün ben senin rızan için bu orucu tuttum. Yemedim, içmedim ama gayem hep senin rızandır.Yemedim, içmedim ama gayem hep senin rızandır. İşte beni affet. Şunu ver, bunu ver, neyse istedikleri ister Cenâb-ı Hak'tan.İşte beni affet. Şunu ver, bunu ver, neyse istedikleri ister Cenâb-ı Hak'tan. Bu reddolunmaz.Bu reddolunmaz. Ve'l-mazlûm.Ve'l-mazlûm. Mazlumun da duası reddolunmaz.Mazlumun da duası reddolunmaz. Hattâ yentasirâ.Hattâ yentasirâ. Ve'l-müsâfir.Ve'l-müsâfir. Misafirin de duası da reddolunmaz.Misafirin de duası da reddolunmaz. Misafiri de ganimet bilmek lazım.Misafiri de ganimet bilmek lazım. Evlerimizde misafir gelirse, onu ganimet bilip ona ikram etmek.Evlerimizde misafir gelirse, onu ganimet bilip ona ikram etmek. Zaten Türk'ün âdetidir derler, misafirine hürmetler gösterir.Zaten Türk'ün âdetidir derler, misafirine hürmetler gösterir. Onun duasını da ganimet bilmek.Onun duasını da ganimet bilmek. Fakat o misafirin de herhalde uyanık seviyede adam olması lazım ki yiyip içtiktenFakat o misafirin de herhalde uyanık seviyede adam olması lazım ki yiyip içtikten sonra hemen eteklerini silkip de hemen kaçmasın.sonra hemen eteklerini silkip de hemen kaçmasın. Ev sahibinin yediği yemeğin hakkı olmak üzere deEv sahibinin yediği yemeğin hakkı olmak üzere de ona bir hayır dua etmesi insanlık icabıdır.ona bir hayır dua etmesi insanlık icabıdır. Hasan-ı Basrî Hazretleri olsa gerek

Hasan-ı Basrî Hazretleri olsa gerek
ondan rivayeten Cenâb-ı Peygamber Efendimiz'den şöyle bir rivayet ediyor:ondan rivayeten Cenâb-ı Peygamber Efendimiz'den şöyle bir rivayet ediyor: İnne lillâhi 'azze ve-celle fî külli leyletin min ramadâne sitte mi'ati elfi 'atîk.

İnne lillâhi 'azze ve-celle fî külli leyletin min ramadâne sitte mi'ati elfi 'atîk.
Her Ramazan gecesinde çok azatlılar var idi ama burada sayı gösterdi.Her Ramazan gecesinde çok azatlılar var idi ama burada sayı gösterdi. Altı yüz bin, her gece altı yüz bin cehennemliği,Altı yüz bin, her gece altı yüz bin cehennemliği, Cenâb-ı Hakk azad ediyor, iftar zamanı.Cenâb-ı Hakk azad ediyor, iftar zamanı. Fe-izâ kâne âhiru leyletin, a’tekallâhu bi-‘adedi men madâ.Fe-izâ kâne âhiru leyletin, a’tekallâhu bi-‘adedi men madâ. Son gece, geçen otuz günün adedince ne kadar af olduysa, o kadar daha affeder.Son gece, geçen otuz günün adedince ne kadar af olduysa, o kadar daha affeder. Fazl-ı İlahi.Fazl-ı İlahi. Abdullah bin Mes'ud radıyallâhu anh naklediyor,

Abdullah bin Mes'ud radıyallâhu anh naklediyor,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki:Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki: İzâ kâne evvelü leyletin min şehri Ramadâne.

İzâ kâne evvelü leyletin min şehri Ramadâne.
Hep de birbirlerine müteşabih, benzeyen hadisler.Hep de birbirlerine müteşabih, benzeyen hadisler. Ramazan gecesinin ilk gecesi, füttihat ebvâbü cinân,Ramazan gecesinin ilk gecesi, füttihat ebvâbü cinân, bütün cennet kapıları açılır.bütün cennet kapıları açılır. Fe-lem yuğlak minhâ bâbün vâhid.Fe-lem yuğlak minhâ bâbün vâhid. Onların o cennet kapılarından,Onların o cennet kapılarından, hiç açılan kapılarındanhiç açılan kapılarından hiçbirisi kapanmaz.hiçbirisi kapanmaz. Eş-şehrü küllehû.Eş-şehrü küllehû. Yani bütün ay hiçbir kapı kapanmaz.Yani bütün ay hiçbir kapı kapanmaz. Ve ğulligat ebvâbü’n-nâr.Ve ğulligat ebvâbü’n-nâr. Cehennem kapıları da kapanır.Cehennem kapıları da kapanır. Fe-lem yüftah minhâ bâbün eş-şehra küllehû.Fe-lem yüftah minhâ bâbün eş-şehra küllehû. Bütün ay hiç açılmamak şartıyla da cehennem kapıları kapanır.Bütün ay hiç açılmamak şartıyla da cehennem kapıları kapanır. Ve vullet utâtü’l-cin.

Ve vullet utâtü’l-cin.
Cinnin asileri, inatkârları, merede dedikleri tabaka, onlar da bağlanır.Cinnin asileri, inatkârları, merede dedikleri tabaka, onlar da bağlanır. Ve nâdâ münâdin mine’s-semâ.Ve nâdâ münâdin mine’s-semâ. Semadan bir münadi nida eyler. Külle leyletin, her gece.Semadan bir münadi nida eyler. Külle leyletin, her gece. İlâ inficâri’s-subha.İlâ inficâri’s-subha. Ta sabah vaktine kadar.Ta sabah vaktine kadar. Sabah oluncaya kadar bir münadi semadan nida ediyor.Sabah oluncaya kadar bir münadi semadan nida ediyor. Şöyle:Şöyle: Yâ bâğıye’l-hayr.

Yâ bâğıye’l-hayr.
Ey hayırları işleyenler.Ey hayırları işleyenler. Yemmim ve-ebşir.Yemmim ve-ebşir. Mübarek olsun. Seni tebşir ederiz.Mübarek olsun. Seni tebşir ederiz. Ve yâ bâğıye’l-şerr.Ve yâ bâğıye’l-şerr. Ey kötülükleri yapanlar.Ey kötülükleri yapanlar. Aksır ve ebsır. Siz de basiret üzerine olunuz.Aksır ve ebsır. Siz de basiret üzerine olunuz. Bu fenalıklarınızı bitiriniz artık. Yeter.Bu fenalıklarınızı bitiriniz artık. Yeter. Hel müstağfirin yuğferu leh.Hel müstağfirin yuğferu leh. Hangi istiğfar eden varsa,Hangi istiğfar eden varsa, mağfiret dileyen varsa,mağfiret dileyen varsa, muhakkak yuğferu leh.muhakkak yuğferu leh. O affolunur.O affolunur. Hel min tâibin.Hel min tâibin. Her ne kadar tövbe edici varsa,Her ne kadar tövbe edici varsa, fenalıklardan vazgeçici varsa. Yetûbullahi aleyh.fenalıklardan vazgeçici varsa. Yetûbullahi aleyh. Allahu Teâlâ onun da tövbesini kabul eder.Allahu Teâlâ onun da tövbesini kabul eder. Hel min dâ’in. Her ne kadar yalvaran varsa, nestecibü lehû.Hel min dâ’in. Her ne kadar yalvaran varsa, nestecibü lehû. Cenâb-ı Hak onlara icabet eder.Cenâb-ı Hak onlara icabet eder. Şimdi Cenâb-ı Hak'ın kudretiyle kıyas kabul etmez hiçbir şey.

Şimdi Cenâb-ı Hak'ın kudretiyle kıyas kabul etmez hiçbir şey.
Milyarlarca insan,Milyarlarca insan, belki ne kadar olursa olsun,belki ne kadar olursa olsun, herkes bir şey istiyordur Cenâb-ı Hak.herkes bir şey istiyordur Cenâb-ı Hak. Gavuru da istiyordur,Gavuru da istiyordur, Müslüman da istiyordur.Müslüman da istiyordur. İyisi de ister, kötüsü de ister.İyisi de ister, kötüsü de ister. Cenâb-ı Hak bunların hepsine, herkesin istediğini verse de mülkündenCenâb-ı Hak bunların hepsine, herkesin istediğini verse de mülkünden bir şeyi eksilmez.bir şeyi eksilmez. Hiçbir şey.Hiçbir şey. Binaenaleyh isteyen Müslüman, böyle oruçların, bu isteklerine icabet eder, verir.Binaenaleyh isteyen Müslüman, böyle oruçların, bu isteklerine icabet eder, verir. Hel min sâilin yu’tâ suâlün.

Hel min sâilin yu’tâ suâlün.
Yine isteyen ne kim varsa, neler istiyorsa yani,Yine isteyen ne kim varsa, neler istiyorsa yani, istedikleri de kendilerine verilir.istedikleri de kendilerine verilir. Ve lillâhi azze ve celle inde külli fıtrin min şehri Ramazan.Ve lillâhi azze ve celle inde külli fıtrin min şehri Ramazan. Ramazan ayında her gece iftar zamanında,Ramazan ayında her gece iftar zamanında, külle leyletin, her gece iftar zamanında, 'etekâ'ü mine'n-nâri.külle leyletin, her gece iftar zamanında, 'etekâ'ü mine'n-nâri. Cehennemden azat olunur.Cehennemden azat olunur. Sittûne elfen. Altmış bin kişi.Sittûne elfen. Altmış bin kişi. Fe-izâ kâne yevmü’l-fıtr.Fe-izâ kâne yevmü’l-fıtr. Bayram gecesi olunca.Bayram gecesi olunca. A’tekallâhu misle mâ a’teka fî cemî’i’ş-şehr.A’tekallâhu misle mâ a’teka fî cemî’i’ş-şehr. Selâsin-i merraten.Selâsin-i merraten. Otuz günde onu otuz defa,Otuz günde onu otuz defa, otuzu otuz defa çarparaktan,otuzu otuz defa çarparaktan, altmışı da altmışla çarparaktanaltmışı da altmışla çarparaktan ne kadar affolunduysa, o kadarını birden yine affeder.ne kadar affolunduysa, o kadarını birden yine affeder. Onun için Ömer ibn Hattab radıyallahu anh diyor ki,Onun için Ömer ibn Hattab radıyallahu anh diyor ki, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar:Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar: Zâkirullâh fî ramadâne.

Zâkirullâh fî ramadâne.
Her zaman Allah-u Teâlâ'yı zikretmek vazifemizdir amaHer zaman Allah-u Teâlâ'yı zikretmek vazifemizdir ama bahusus ramazan ayında. Açlık vaktinde, bahusus iftar zamanlarındabahusus ramazan ayında. Açlık vaktinde, bahusus iftar zamanlarında Allah-u Teâlâ'nın zikri pek tatlı olur.Allah-u Teâlâ'nın zikri pek tatlı olur. Yani her şeyin tadı var ama zikrullahın tadı o ramazanda,Yani her şeyin tadı var ama zikrullahın tadı o ramazanda, iftar zamanlarında daha çok tatlı olur.iftar zamanlarında daha çok tatlı olur. Mağfûrun lehüm.Mağfûrun lehüm. Allah-u Teâlâ'yı Ramazan-ı Şerif'te bahusus zikredenler mağfûrun.Allah-u Teâlâ'yı Ramazan-ı Şerif'te bahusus zikredenler mağfûrun. Yani affet demeye, yalvarmaya lüzum kalmadan,Yani affet demeye, yalvarmaya lüzum kalmadan, onun zikrinden nâşi Cenâb-ı Hak onu affeder.onun zikrinden nâşi Cenâb-ı Hak onu affeder. Ve sâilullâh fîhi.Ve sâilullâh fîhi. Ramazan-ı şerîf'te Cenâb-ı Hak'tan bir şeyler istiyor, isteyenler.Ramazan-ı şerîf'te Cenâb-ı Hak'tan bir şeyler istiyor, isteyenler. Lâ yehîb. Eli boş çıkarılmaz.Lâ yehîb. Eli boş çıkarılmaz. İstedikleri de kendilerine verilir.İstedikleri de kendilerine verilir. Enes ibn Mâlik radıyallahu anh diyor ki,

Enes ibn Mâlik radıyallahu anh diyor ki,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle bir şey buyurmuşlar:Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle bir şey buyurmuşlar: Mâzâ yestakbilüküm?

Mâzâ yestakbilüküm?
Siz nasıl karşılarsınız? Sorgu olaraktan.Siz nasıl karşılarsınız? Sorgu olaraktan. Ve testakbilûne?Ve testakbilûne? Nasıl istikbal edersiniz?Nasıl istikbal edersiniz? Üç defa soruyor böyle, tekrar tekrar. Fe-kâle Umeru'bnu'l-Hattâb:Üç defa soruyor böyle, tekrar tekrar. Fe-kâle Umeru'bnu'l-Hattâb: Hazreti Ömer dedi ki:Hazreti Ömer dedi ki: Yâ Rasûlallâh vahyün nezel? Bir vahiy mi geldi de onu karşılayacağız,

Yâ Rasûlallâh vahyün nezel? Bir vahiy mi geldi de onu karşılayacağız,
istikbal edeceğiz, nedir bundan muradınız?istikbal edeceğiz, nedir bundan muradınız? Buyurdular ki:

Buyurdular ki:
Lâ. Hayır, vahiy gelmedi.

Lâ. Hayır, vahiy gelmedi.
Öyleyse, adüvvün hadar? Bir düşman mı geliyor da bize

Öyleyse, adüvvün hadar? Bir düşman mı geliyor da bize
ona karşı nasıl karşılayacaksınız bu düşmanı diyerekten mi soruyorsunuz?ona karşı nasıl karşılayacaksınız bu düşmanı diyerekten mi soruyorsunuz? Kâle: Lâ. Hayır, düşman da yok.

Kâle: Lâ. Hayır, düşman da yok.
Kâle: Fe-mâzâ? Öyleyse nedir bu?

Kâle: Fe-mâzâ? Öyleyse nedir bu?
Buyurdular ki:

Buyurdular ki:
İnnallâhe yağfiru fî evveli leyletin min şehri Ramadâne li-külli ehli hâzihi'l-kıbleh.

İnnallâhe yağfiru fî evveli leyletin min şehri Ramadâne li-külli ehli hâzihi'l-kıbleh.
Ehli Kıble’nin, ehli Kıble’nin ki namazlarını Mekke-i Mükerreme'ye karşı kılan herkes.Ehli Kıble’nin, ehli Kıble’nin ki namazlarını Mekke-i Mükerreme'ye karşı kılan herkes. Bunların hepsinden Cenâb-ı Allah celle ve alâ ilk gece mağfiret ediyor.Bunların hepsinden Cenâb-ı Allah celle ve alâ ilk gece mağfiret ediyor. Ve eşâra bi-yedihî ileyhâ.Ve eşâra bi-yedihî ileyhâ. O ehl-i Kıbleye işaret ederekten.O ehl-i Kıbleye işaret ederekten. Fe-ce’ale racülün beyne yedeyhi.Fe-ce’ale racülün beyne yedeyhi. Orada bir adam varmış. Yezüllü ra’suhû.Orada bir adam varmış. Yezüllü ra’suhû. Başını böyle sallıyormuş.Başını böyle sallıyormuş. Fe-yekûlü bah bah!Fe-yekûlü bah bah! Yeter yeter.Yeter yeter. Yeter yeter de diyormuş o adam.Yeter yeter de diyormuş o adam. Yani bu kadar affolunduktan sonra,Yani bu kadar affolunduktan sonra, oh, yetti bize, demek istemiş.oh, yetti bize, demek istemiş. Fe-kâle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.

Fe-kâle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.
Cenâb-ı Peygamber onun böyle başını salladığını görünceCenâb-ı Peygamber onun böyle başını salladığını görünce demiş ki: Yâ filan dâka yadî’u sadruke.demiş ki: Yâ filan dâka yadî’u sadruke. Sana bu zor mu geldi, sıkıntılı mı geldi,Sana bu zor mu geldi, sıkıntılı mı geldi, için mi daraldı,için mi daraldı, başını böyle sallıyorsun bah bah diyorsun.başını böyle sallıyorsun bah bah diyorsun. Lâ. Hayır yâ Rasûlullah.

Lâ. Hayır yâ Rasûlullah.
Velâkin zekertü’l-münâfik.Velâkin zekertü’l-münâfik. Münafıkları hatırladım daMünafıkları hatırladım da Müslümanlar bu nimetlerini alacaklar,Müslümanlar bu nimetlerini alacaklar, bu münafıklar ne yapacaklar acaba diye.bu münafıklar ne yapacaklar acaba diye. Fe-kâle inne’l-münafıkûn hümü’l-kâfirûn.

Fe-kâle inne’l-münafıkûn hümü’l-kâfirûn.
Münafık, bu ad değişikliği. Asıl kafir onlar.Münafık, bu ad değişikliği. Asıl kafir onlar. Hem korkulu kafirdir münafıklar.Hem korkulu kafirdir münafıklar. Öteki kâfirdir, bilirsin ki o gavurdur.Öteki kâfirdir, bilirsin ki o gavurdur. Korunursun ona göre.Korunursun ona göre. Öteki bakarsın ki münafıktır. Seninle beraber adı da Ahmet ve Mehmet'tir.Öteki bakarsın ki münafıktır. Seninle beraber adı da Ahmet ve Mehmet'tir. Fakat onun zararı ötekinden çoktur.Fakat onun zararı ötekinden çoktur. Allah şerlerinden muhafaza etsin.Allah şerlerinden muhafaza etsin. Ve leyse li’l-kâfirine fî zâlike şey’ün.

Ve leyse li’l-kâfirine fî zâlike şey’ün.
Biliniz ki münafıklara bu fedailden hiçbir şey yoktur.Biliniz ki münafıklara bu fedailden hiçbir şey yoktur. Müminler af olunur. Müminlere verilir nimetler, dualar onlarındır.Müminler af olunur. Müminlere verilir nimetler, dualar onlarındır. Abdurrahman ibn Avf'tan radıyallahu anh diyor ki:

Abdurrahman ibn Avf'tan radıyallahu anh diyor ki:
Enne resûlallah sallallahu aleyhi ve sellem.

Enne resûlallah sallallahu aleyhi ve sellem.
Bu Avf çok zengin.Bu Avf çok zengin. Bu zenginliğine mukabil Cenâb-ı Peygamber demiş ki,Bu zenginliğine mukabil Cenâb-ı Peygamber demiş ki, cennete gireceklerin en şeylisi bu Avf olacak.cennete gireceklerin en şeylisi bu Avf olacak. Sürüne sürüne girecek demiş, emekliye emekliye girecek.Sürüne sürüne girecek demiş, emekliye emekliye girecek. O emekliye emekliye sürüne sürüne girecek Avf'a zor gelmiş.O emekliye emekliye sürüne sürüne girecek Avf'a zor gelmiş. Yedi yüz devesi varmış, Şam'dan mal getiriyormuş.Yedi yüz devesi varmış, Şam'dan mal getiriyormuş. Bu Yedi yüz devesini, Şam'dan gelen devesini her şeysiyle beraber Medine halkına hediye etmiş kiBu Yedi yüz devesini, Şam'dan gelen devesini her şeysiyle beraber Medine halkına hediye etmiş ki tek bu sürünerekten ben cennete girmekten kurtulayım da cömertlertek bu sürünerekten ben cennete girmekten kurtulayım da cömertler arasına girip herkes gibi kollarını sallayarak, cennete girenlerden olayım diyerektenarasına girip herkes gibi kollarını sallayarak, cennete girenlerden olayım diyerekten bu fedakârlığı yapmış.bu fedakârlığı yapmış. O naklediyor.O naklediyor. Diyor ki:

Diyor ki:
Enne rasûlallâhi sallallâhu aleyhi ve sellem zekera Ramadâne.

Enne rasûlallâhi sallallâhu aleyhi ve sellem zekera Ramadâne.
Bir gün Ramazan'dan bahsediyordu Rasûlullah sallâllâhü aleyhi ve sellem.Bir gün Ramazan'dan bahsediyordu Rasûlullah sallâllâhü aleyhi ve sellem. Fe-feddalehu ale’ş-şuhûr.Fe-feddalehu ale’ş-şuhûr. Bütün aylara, onu üstün tutaraktanBütün aylara, onu üstün tutaraktan diyormuş ki:diyormuş ki: Men sâme ramazâne îmânen.

Men sâme ramazâne îmânen.
Her kim Ramazan ayını iman ile tutarsa.Her kim Ramazan ayını iman ile tutarsa. Vahtisâben. Sevabını da Allah'tan bekleyerek tutarsa.Vahtisâben. Sevabını da Allah'tan bekleyerek tutarsa. Harace min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmühû.Harace min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmühû. Anasından doğduğu gün gibi günahlarından böyle sıyrılır çıkar.Anasından doğduğu gün gibi günahlarından böyle sıyrılır çıkar. Anasından doğduğu gün nasıl günahı yoksaAnasından doğduğu gün nasıl günahı yoksa artık ramazandan çıkan adamda da günah diye bir şey kalmaz.artık ramazandan çıkan adamda da günah diye bir şey kalmaz. İkinci bir rivayeti.

İkinci bir rivayeti.
İnnallâhe farada sıyame ramadân.

İnnallâhe farada sıyame ramadân.
Allah sizlere Ramazan ayının orucunu farz kıldı.Allah sizlere Ramazan ayının orucunu farz kıldı. Ve- senentü leküm kıyâmehû.Ve- senentü leküm kıyâmehû. Teravihini de ben size sünnet kıldım.Teravihini de ben size sünnet kıldım. Fe-men sâmehû.Fe-men sâmehû. Her kim orucunu tutar da.Her kim orucunu tutar da. Ve kâmehû. Teravihini de kılarsa.Ve kâmehû. Teravihini de kılarsa. Îmânen vahtisâben.Îmânen vahtisâben. İmanla ve Allah'tan sevabını beklemek şartıyla,İmanla ve Allah'tan sevabını beklemek şartıyla, haraca min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmüh.haraca min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmüh. Anasından doğmuş gibi tertemiz çıkar ramazanın çıkışında.Anasından doğmuş gibi tertemiz çıkar ramazanın çıkışında. Ömer ibn-i Mürre el-Cühenî denilen radıyallâhu anh Efendimizden şöyle naklediyor:

Ömer ibn-i Mürre el-Cühenî denilen radıyallâhu anh Efendimizden şöyle naklediyor:
Câe raculün ile’n-nebiyyi sallallâhu aleyhi ve sellem.

Câe raculün ile’n-nebiyyi sallallâhu aleyhi ve sellem.
Bir adam geldi Rasûlullah'ın huzuruna.Bir adam geldi Rasûlullah'ın huzuruna. Fe-kâle: Dedi ki o adam:

Fe-kâle: Dedi ki o adam:
Ya Rasûlallah

Ya Rasûlallah
eraeyte in şehidtü en lâ İlâhe illallah ve enneke Rasûlullah.eraeyte in şehidtü en lâ İlâhe illallah ve enneke Rasûlullah. Yâ Rasûlallah, ben Allah'ın vahdaniyetineYâ Rasûlallah, ben Allah'ın vahdaniyetine ve senin de Rasûlullah olduğuna şehadet edersem.ve senin de Rasûlullah olduğuna şehadet edersem. Ve salleytü's-salavâti’l-hams.Ve salleytü's-salavâti’l-hams. Beş vakit namazı da kılarsam.Beş vakit namazı da kılarsam. Ve eddeytü’z-zekâte. Zekâtımı da verirsem.Ve eddeytü’z-zekâte. Zekâtımı da verirsem. Ve sumtü Ramadân.Ve sumtü Ramadân. Ramazan ayında da oruç tutarsam.Ramazan ayında da oruç tutarsam. Ve kumtühû.Ve kumtühû. Gece teravihlerini de kılarsam.Gece teravihlerini de kılarsam. Fe-in men ene?Fe-in men ene? Ben kimlerden olacağım?Ben kimlerden olacağım? Benim halim nasıl olacak?Benim halim nasıl olacak? Buyurdular ki:

Buyurdular ki:
Kâle: mine’s-sıddikîn ve’ş-şühedâ.

Kâle: mine’s-sıddikîn ve’ş-şühedâ.
Hepimiz için bir tebşirat gibi.Hepimiz için bir tebşirat gibi. Bunu böyle yapabildiğimiz takdirdeBunu böyle yapabildiğimiz takdirde elhamdülillah şehadetimiz var.elhamdülillah şehadetimiz var. Allah'ın birliğine şehadet ederiz.Allah'ın birliğine şehadet ederiz. Rasûlullah'ın da Rasûlullah olduğunu şahit ederiz.Rasûlullah'ın da Rasûlullah olduğunu şahit ederiz. Beş vakit namazlarımızı da kılıyoruz.Beş vakit namazlarımızı da kılıyoruz. Orucumuzu da elhamdülillah tutuyoruz.Orucumuzu da elhamdülillah tutuyoruz. Zekâtımızı da eh, gücü yettiği kadar herkes vermeye çalışıyor.Zekâtımızı da eh, gücü yettiği kadar herkes vermeye çalışıyor. Bir de ramazanımızda gece namazlarımızda teravihleri de kılıyoruz.Bir de ramazanımızda gece namazlarımızda teravihleri de kılıyoruz. Biz de sorsak inşallah bize de böyle diyecektir Rasûlullah:Biz de sorsak inşallah bize de böyle diyecektir Rasûlullah: Mine’s-sıddikîn ve’ş-şühedâ.Mine’s-sıddikîn ve’ş-şühedâ. Şurda üç tanecik daha var.

Şurda üç tanecik daha var.
Yine buyurmuşlar ki, Ebû Hüreyre bunu naklediyor, kısa bunlar.Yine buyurmuşlar ki, Ebû Hüreyre bunu naklediyor, kısa bunlar. Men kâme leylete’l-kadri îmânen vahtisâben,

Men kâme leylete’l-kadri îmânen vahtisâben,
ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî.ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî. Kadir gecesini her kim orucunu tutar,Kadir gecesini her kim orucunu tutar, o geceki namazları da kılarsa, îmânen vahtisâbla berabero geceki namazları da kılarsa, îmânen vahtisâbla beraber yani sevabı Allah'tan beklemek suretiyle,yani sevabı Allah'tan beklemek suretiyle, ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî.ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî. Yani Allah'tan beklemek demek, Allah için kılarsa.Yani Allah'tan beklemek demek, Allah için kılarsa. Hani gösteriş için filan, şundan bundan bir menfaat için değil deHani gösteriş için filan, şundan bundan bir menfaat için değil de sırf Allah'tan sevabını almak için böyle yapıyor.sırf Allah'tan sevabını almak için böyle yapıyor. O da geçmiş olan günahlarının hepsi mağfiret olunur, buyurmuş.O da geçmiş olan günahlarının hepsi mağfiret olunur, buyurmuş. Bir rivayette de Müslim'in rivayetinde:

Bir rivayette de Müslim'in rivayetinde:
Men yekûmü leylete’l-kadri.

Men yekûmü leylete’l-kadri.
Her kim leyle-i kadri kaim olursa.Her kim leyle-i kadri kaim olursa. Fe-yüvâfikuhâ leyle-i kadre rast gelirse.Fe-yüvâfikuhâ leyle-i kadre rast gelirse. Ve erâ. Ben onu görürüm ki, îmânen vahtisâben, ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî.Ve erâ. Ben onu görürüm ki, îmânen vahtisâben, ğufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî. O da günahlarından inşaallah kurtulmuş olur. Biz de inşaallah.O da günahlarından inşaallah kurtulmuş olur. Biz de inşaallah. Bunu Ahmed Efendi kimse,

Bunu Ahmed Efendi kimse,
Abdullah ibn Muhammed tarafından şöyle bir açıklama yapmış.Abdullah ibn Muhammed tarafından şöyle bir açıklama yapmış. Ahberanâ an Rasulillah sallallahu aleyhi ve sellem, an leyleti’l-kadr.

Ahberanâ an Rasulillah sallallahu aleyhi ve sellem, an leyleti’l-kadr.
Cenâb-ı Peygamber bize leyle-i kadirden haber verdi.Cenâb-ı Peygamber bize leyle-i kadirden haber verdi. Buyurdular ki:Buyurdular ki: Kâl: hiye fî şehri ramadân. O Ramazan ayındadır. Fî aşri’l-evâhiri.

Kâl: hiye fî şehri ramadân. O Ramazan ayındadır. Fî aşri’l-evâhiri.
Son on gün içerisinde.Son on gün içerisinde. Birisi, leylet-i ihdâ ve ışrîn, yirmi birinci gece bir.Birisi, leylet-i ihdâ ve ışrîn, yirmi birinci gece bir. Ev selâsin ve ışrîn, yirmi üçüncü gece iki.Ev selâsin ve ışrîn, yirmi üçüncü gece iki. Ev hams ve ışrîn, yirmi beşinci gece üç.Ev hams ve ışrîn, yirmi beşinci gece üç. Ev seb’ı ışrîn, yirmi yedinci gece dört oldu.Ev seb’ı ışrîn, yirmi yedinci gece dört oldu. Ev tis'ı ve ışrîn, yahut yirmi dokuzuncu gece.Ev tis'ı ve ışrîn, yahut yirmi dokuzuncu gece. Ev, yahut, âhira leylet-i min ramadân. Son gece.Ev, yahut, âhira leylet-i min ramadân. Son gece. Bunlardan birisidir.Bunlardan birisidir. Şimdi Arap tutuyor bizden bir gün evvelini.

Şimdi Arap tutuyor bizden bir gün evvelini.
Onun tek günü bizim çift günümüze rast geliyor.Onun tek günü bizim çift günümüze rast geliyor. Bizim çift günümüz onun tek gününe rast geliyor.Bizim çift günümüz onun tek gününe rast geliyor. Binaenaleyh şu halde son on günün her gecesini kadir bilmek lazım.Binaenaleyh şu halde son on günün her gecesini kadir bilmek lazım. Başka çare yok, her geceyi kadir. Her gece kadir gecesi.Başka çare yok, her geceyi kadir. Her gece kadir gecesi. Onun için Cenâb-ı Peygamber hiçbir ay itikafını bırakmamış.

Onun için Cenâb-ı Peygamber hiçbir ay itikafını bırakmamış.
Ramazanın yirmisinden sonra her ay on gün camisinde itikafta kalmış.Ramazanın yirmisinden sonra her ay on gün camisinde itikafta kalmış. Sırf bu leyle-i kadirin kaçırılmaması için ümmete numune olmak için.Sırf bu leyle-i kadirin kaçırılmaması için ümmete numune olmak için. O kaçırmaz da siz de böyle yapın da bunu kaçırmayın.O kaçırmaz da siz de böyle yapın da bunu kaçırmayın. Çünkü insan dışarıda bulunduğu müddetçe birçok şeylerle meşgul olabiliyor.Çünkü insan dışarıda bulunduğu müddetçe birçok şeylerle meşgul olabiliyor. Ama camide kalırsa hiçbir şeyle meşgul olmayıp sırf Allah ile meşgul olur.Ama camide kalırsa hiçbir şeyle meşgul olmayıp sırf Allah ile meşgul olur. Ve kadir gecesine de eriştiği takdirde devlete nail olsun.Ve kadir gecesine de eriştiği takdirde devlete nail olsun. Ki bunun sebebini Mâlik, İmâm Mâlik olsa gerek, şöyle anlatıyor:

Ki bunun sebebini Mâlik, İmâm Mâlik olsa gerek, şöyle anlatıyor:
Semi’a men yahsebü bihî min ehli’l-ilm.

Semi’a men yahsebü bihî min ehli’l-ilm.
Ehl-i ilimden kendisine itimat olunur, bir adamdan işitmiş.Ehl-i ilimden kendisine itimat olunur, bir adamdan işitmiş. Enne Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem uriye a’mâre’n-nâs kablehû.Enne Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem uriye a’mâre’n-nâs kablehû. Cenâb-ı Peygamber bizim ömürlerimiz ona gösterilmiş. A’mâre’n-nâs.Cenâb-ı Peygamber bizim ömürlerimiz ona gösterilmiş. A’mâre’n-nâs. Bütün insanların ömürlerini, işteBütün insanların ömürlerini, işte Âdem aleyhisselam bu kadar yaşamış, Nuh bu kadar yaşamış,Âdem aleyhisselam bu kadar yaşamış, Nuh bu kadar yaşamış, şu bu kadar yaşamış, bu kadar yaşamış, çok yaşıyorlar.şu bu kadar yaşamış, bu kadar yaşamış, çok yaşıyorlar. Ve men şâallâhu min zâlik.Ve men şâallâhu min zâlik. Ona artık ne kadar gösterdiyse göstermiş.Ona artık ne kadar gösterdiyse göstermiş. Fe-keennehû tekâsera a’mâra ümmetihî.

Fe-keennehû tekâsera a’mâra ümmetihî.
O zaman bizim yaşlarımızı az görmüş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.O zaman bizim yaşlarımızı az görmüş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Bunlar çok zaman yaşıyorlar, çok ibadetler ediyorlar.Bunlar çok zaman yaşıyorlar, çok ibadetler ediyorlar. Benim ümmetimin de ömrü az.Benim ümmetimin de ömrü az. Bu az zamanda bu kadar ibadeti nasıl yapacaklar derlerken.Bu az zamanda bu kadar ibadeti nasıl yapacaklar derlerken. En lâ yeblugû mine'l-'ameli, misle'llezî belega gayruhümEn lâ yeblugû mine'l-'ameli, misle'llezî belega gayruhüm fî tûli'l-'umri fe-a’tâhullâh leylete’l-kadri.fî tûli'l-'umri fe-a’tâhullâh leylete’l-kadri. Onun üzerine Cenâb-ı Allah, leyle-i kadri vermiş.Onun üzerine Cenâb-ı Allah, leyle-i kadri vermiş. Hayran min elf-i şehrin.Hayran min elf-i şehrin. Onların bir günümüz bin ayına bedel.Onların bir günümüz bin ayına bedel. Bir ayı bin ayına bedel.Bir ayı bin ayına bedel. Onun için ömrümüz işte

Onun için ömrümüz işte
her sene bu kadar tutunca Allah, ne kadar olur?her sene bu kadar tutunca Allah, ne kadar olur? Allah kusurlarımızı affetsin deAllah kusurlarımızı affetsin de bu devlete nail olan kulların arasına kabul etsin inşallah.bu devlete nail olan kulların arasına kabul etsin inşallah. Hem de böyle Muvatta’sında zikretmiş bunu.Hem de böyle Muvatta’sında zikretmiş bunu. Hem de onun bütün gayretimiz onun rızası olsun.Hem de onun bütün gayretimiz onun rızası olsun. Yani insan oruç tutmakla işte bazen kendi kendini beğenir.Yani insan oruç tutmakla işte bazen kendi kendini beğenir. Kendine işte bu kadar orucum var, namazım var işte.Kendine işte bu kadar orucum var, namazım var işte. Sıyâmü yevmi arafe ke-sıyâmi elfi yevmi.

Sıyâmü yevmi arafe ke-sıyâmi elfi yevmi.
Bir günün orucu, bin oruca bedel oluyor, ke-sıyâm.

Bir günün orucu, bin oruca bedel oluyor, ke-sıyâm.
Saîd ibni Cübeyr diyor ki:Saîd ibni Cübeyr diyor ki: Se'ele racülün 'abda'llâhi'bne 'umera radıya'llâhü 'anhümâ 'an savmi yevmi 'arafete.

Se'ele racülün 'abda'llâhi'bne 'umera radıya'llâhü 'anhümâ 'an savmi yevmi 'arafete.
Ondan arefe orucunun ne demek olduğunu sormuş.Ondan arefe orucunun ne demek olduğunu sormuş. Abdullah isminde birisi.Abdullah isminde birisi. Fe-kâle, buyurmuşlar ki:Fe-kâle, buyurmuşlar ki: Künnâ ve nahnü me'a Rasûlillâhi sallallâhu aleyhi ve sellem.

Künnâ ve nahnü me'a Rasûlillâhi sallallâhu aleyhi ve sellem.
Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'le beraber bulunuyorduk da,Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'le beraber bulunuyorduk da, Na'dilühû bi-savmi seneteyn.Na'dilühû bi-savmi seneteyn. Bunu iki senenin orucuna muadil tutuyorlardı.Bunu iki senenin orucuna muadil tutuyorlardı. Üç yüz altmış, üç yüz, altı yüz, yedi yüz gün falan oluyor.Üç yüz altmış, üç yüz, altı yüz, yedi yüz gün falan oluyor. Öteki bin gün oluyor, daha fazla söylüyor.Öteki bin gün oluyor, daha fazla söylüyor. 'An zeydi'bni Erkam diyor ki,

'An zeydi'bni Erkam diyor ki,
an Rasûlallâhi sallallâhu aleyhi ve selleme ennehû sü’ile ‘an sıyâmi yevmi arafe?an Rasûlallâhi sallallâhu aleyhi ve selleme ennehû sü’ile ‘an sıyâmi yevmi arafe? Cenâb-ı Peygamber'den yine arefenin orucu sorulmuş, buyurmuşlardır ki:Cenâb-ı Peygamber'den yine arefenin orucu sorulmuş, buyurmuşlardır ki: Yükeffiru's-senete'lleti ente fîhâ.

Yükeffiru's-senete'lleti ente fîhâ.
Senin bugünkü bulunduğun senenin günahları affolunur.Senin bugünkü bulunduğun senenin günahları affolunur. Ve sennetelleti ba'dehâ.Ve sennetelleti ba'dehâ. Bundan sonra gelecek, muharremden sonra gelecek yeni senenin orucu daBundan sonra gelecek, muharremden sonra gelecek yeni senenin orucu da günahı da buna muadil affolunur yine.günahı da buna muadil affolunur yine. Yani o senede Cenâb-ı Hak sana günah işlemek nasip etmez.Yani o senede Cenâb-ı Hak sana günah işlemek nasip etmez. O orucun fedailinden nâşi seni korur, o sene sen günah işlemezsin artık.O orucun fedailinden nâşi seni korur, o sene sen günah işlemezsin artık. Ebû Hüreyre radıyallahu anh buyurmuşlar ki:

Ebû Hüreyre radıyallahu anh buyurmuşlar ki:
Nehâ an savmi yevmi arafe bi-arafe.

Nehâ an savmi yevmi arafe bi-arafe.
İşte Cenâb-ı Peygamber arefe günü Arafat'ta orucu nehyetti.

İşte Cenâb-ı Peygamber arefe günü Arafat'ta orucu nehyetti.
Çünkü o gün münacat günüdür, diyor. Münacat gününde kendisi takatsiz kalır.Çünkü o gün münacat günüdür, diyor. Münacat gününde kendisi takatsiz kalır. Münacaat yapamaz.Münacaat yapamaz. Şurada kerahat oluyor. Kerahat işte.Şurada kerahat oluyor. Kerahat işte. E nasıl tutuluyor? E tutma dedi.E nasıl tutuluyor? E tutma dedi. Nehâ diyor bak.Nehâ diyor bak. Menetti. An savmi yevmi arafe bi-arafe.Menetti. An savmi yevmi arafe bi-arafe. Arefe gününde yapılan orucu menetti Rasûlullah. Tutmayın, dedi.Arefe gününde yapılan orucu menetti Rasûlullah. Tutmayın, dedi. Kâle'l-hâfız. İhtelefû fî savmi yevmi arefete bi-arefe.

Kâle'l-hâfız. İhtelefû fî savmi yevmi arefete bi-arefe.
Arefe günü, Arafat'ta oruçta ihtilaf olundu.Arefe günü, Arafat'ta oruçta ihtilaf olundu. Şimdi yalnız tek kitap bu değil, birçok kitaplar var.Şimdi yalnız tek kitap bu değil, birçok kitaplar var. Bu çok kitaplara göre ulemânın tetkikinden geçmiş,Bu çok kitaplara göre ulemânın tetkikinden geçmiş, süzgecinden geçmiş, hükümler ona göre öğrenilmiştir.süzgecinden geçmiş, hükümler ona göre öğrenilmiştir. Bu hadislerle amel sahih olmaz.Bu hadislerle amel sahih olmaz. Bu fukahanın kavli neyse ona göre amel olunur.Bu fukahanın kavli neyse ona göre amel olunur. İbn-i Ömer demiş ki:İbn-i Ömer demiş ki: Lem yesûmühünne nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem.

Lem yesûmühünne nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem.
Resûl-i Ekrem tutmadı.Resûl-i Ekrem tutmadı. Ve lâ Ebû Bekir,Ve lâ Ebû Bekir, Ebû Bekir de tutmadı.Ebû Bekir de tutmadı. Ve lâ Umer,Ve lâ Umer, Ömer de tutmadı.Ömer de tutmadı. Ve lâ Osman,Ve lâ Osman, Osman da tutmadı. Ve ene, lâ asûmuhû.Osman da tutmadı. Ve ene, lâ asûmuhû. Ben de tutmuyorum. Ve kâne Mâlik ve’s-Sevrî, yehtârâni’l-fitra.Ben de tutmuyorum. Ve kâne Mâlik ve’s-Sevrî, yehtârâni’l-fitra. Bunların ikisi de yemeyi ihtiyar ettiler. Ve kâne ibn Zübeyr ve Âişe,Bunların ikisi de yemeyi ihtiyar ettiler. Ve kâne ibn Zübeyr ve Âişe, yesûmâni yevme arefe.yesûmâni yevme arefe. Öteki ikisi de oruç tutuyorlardı.Öteki ikisi de oruç tutuyorlardı. Ve ruviye zâlike an Osman ibni ebi'l Asî.Ve ruviye zâlike an Osman ibni ebi'l Asî. Bundan da rivayet olur ki;Bundan da rivayet olur ki; Kâne İshâk. Ulemâdan bir zat.Kâne İshâk. Ulemâdan bir zat. Yemîlü ile’s-savmi. O oruca doğru meyletmiş.Yemîlü ile’s-savmi. O oruca doğru meyletmiş. Orucun tutulması daha iyidir, demiş.Orucun tutulması daha iyidir, demiş. Ve kâne Atâ yekûlü esûmü fi’ş-şitâ.Ve kâne Atâ yekûlü esûmü fi’ş-şitâ. Ben demiş, kış günleri tutarım.Ben demiş, kış günleri tutarım. Atâ denen bir ulemâ. O devrin bir ulemâsı.Atâ denen bir ulemâ. O devrin bir ulemâsı. Kış günleri tutarım.Kış günleri tutarım. Ve lâ esûmu fi’s-sayf.Ve lâ esûmu fi’s-sayf. Yaz günü tutamam, demiş. Sayf da tutmam demiş.Yaz günü tutamam, demiş. Sayf da tutmam demiş. Katade de demiş ki: Lâ be'se bihî.Katade de demiş ki: Lâ be'se bihî. Tutsa da beis yoktur demiş.Tutsa da beis yoktur demiş. İzâ lem yud'if ani’d-du’âi.İzâ lem yud'if ani’d-du’âi. Duadan âciz kalmadığı müddetçe.Duadan âciz kalmadığı müddetçe. Eğer duadan âciz kalacaksa, o zaman tutmaz.Eğer duadan âciz kalacaksa, o zaman tutmaz. Ve kale'ş-Şafiî. İmâm-ı Şafiî de diyor ki:

Ve kale'ş-Şafiî. İmâm-ı Şafiî de diyor ki:
Yüstehabbü savmi yevm-i arafe li-gayri'l-hacc.Yüstehabbü savmi yevm-i arafe li-gayri'l-hacc. Hacıdan gayrısı için, arefe günü oruç tutmak müstehabdır, dedi İmâm-ı Şafiî.Hacıdan gayrısı için, arefe günü oruç tutmak müstehabdır, dedi İmâm-ı Şafiî. Fe-emme’l-hacc, fe-ehabbü ileyhi en yuftira.Fe-emme’l-hacc, fe-ehabbü ileyhi en yuftira. Hacının da yemesini severim, dedi.Hacının da yemesini severim, dedi. Niçin? Bi-takviyyetihî ale’d-duâ.Niçin? Bi-takviyyetihî ale’d-duâ. Dua kolay olmuyor. Dua kolay olmuyor. Onun için takviye lazım.Dua kolay olmuyor. Dua kolay olmuyor. Onun için takviye lazım. Burada da adamın karnı çabuk acıkıyor.Burada da adamın karnı çabuk acıkıyor. Ve kâle ahmed ibn hanbel, Ahmed b. Hanbel demiş ki,

Ve kâle ahmed ibn hanbel, Ahmed b. Hanbel demiş ki,
in kadera alâ en yusûme savme.in kadera alâ en yusûme savme. Kudreti varsa tutsun. Genç adam. Kuvvetli adam, tutsun.Kudreti varsa tutsun. Genç adam. Kuvvetli adam, tutsun. Ve in efterâ fe-zâlike yevmi yehtâcu fîhî ile’l-kuvveh.Ve in efterâ fe-zâlike yevmi yehtâcu fîhî ile’l-kuvveh. Yerse, bugün bu kuvvete muhtaçtır. Binaenaleyh yesin artık.Yerse, bugün bu kuvvete muhtaçtır. Binaenaleyh yesin artık. Kuvveti varsa, tutsun. Kuvvete muhtaçsa, yesin.Kuvveti varsa, tutsun. Kuvvete muhtaçsa, yesin. Allah cümlemizi affetsin de

Allah cümlemizi affetsin de
inşaallah arefe gününde orucunu tutmak nasip etsin cümlemize yine, hayırlısıyla.inşaallah arefe gününde orucunu tutmak nasip etsin cümlemize yine, hayırlısıyla. Yarın da muharrem orucundan bahsedecek.Yarın da muharrem orucundan bahsedecek. El-Fâtiha.

El-Fâtiha.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2