Namaz Vakitleri
İstanbul
19 Rebîü'l-Âhir 1448
30 September 2026
İmsak
05:28
Güneş
06:52
Öğle
12:59
İkindi
16:18
Akşam
18:55
Yatsı
20:14
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bi'smi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm.Bi'smi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm. El-hamdü li'llâhi rabbi'l-àlemîn...

El-hamdü li'llâhi rabbi'l-àlemîn...
Alâ külli hâlin ve fî külli hîn...Alâ külli hâlin ve fî külli hîn... Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn...Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn... Muhammedini'l-mustafâ ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin zevi's-sıdkı ve'l-vefâ...Muhammedini'l-mustafâ ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin zevi's-sıdkı ve'l-vefâ... Emmâ ba'd:

Emmâ ba'd:
İslâm'ın beş direğinden birisi olan orucun Allahİslâm'ın beş direğinden birisi olan orucun Allah indinde kıymeti çok büyüktür.indinde kıymeti çok büyüktür. Bütün ibadetler sırf Allah rızası için yapılır.Bütün ibadetler sırf Allah rızası için yapılır. Hepsi Allah'adır ibadetlerin.Hepsi Allah'adır ibadetlerin. Ama oruç hakkında

Ama oruç hakkında
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bizePeygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bize bildirdiğine göre Allahu Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki:bildirdiğine göre Allahu Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki: "Es-savmü lî ve ene eczî bihî." Oruç benim içindir,"Es-savmü lî ve ene eczî bihî." Oruç benim içindir, onun mükâfatını ben vereceğim.onun mükâfatını ben vereceğim. E namaz da onun için, hac da onun için,

E namaz da onun için, hac da onun için,
zekât da onun rızası için yapılıyor amazekât da onun rızası için yapılıyor ama buna rağmen: "Oruç benim içindir, (es-savmü lî) oruç benim içindir, (ve ene eczî bihî)buna rağmen: "Oruç benim içindir, (es-savmü lî) oruç benim içindir, (ve ene eczî bihî) mükâfatını onun ben vereceğim." buyuruyor.mükâfatını onun ben vereceğim." buyuruyor. Allahu a'lem, tabii her hadîs-i şerîfin nice incelikleri vardır, esrarı vardır,Allahu a'lem, tabii her hadîs-i şerîfin nice incelikleri vardır, esrarı vardır, anlaşılmaz tarafları vardır, hikmetleri vardır.anlaşılmaz tarafları vardır, hikmetleri vardır. Buradan çok kesin olarak çıkartacağımız sonuç şu kiBuradan çok kesin olarak çıkartacağımız sonuç şu ki Allah celle celâlühû orucu seviyor.Allah celle celâlühû orucu seviyor. Oruç kıymetli bir ibadet.Oruç kıymetli bir ibadet. Oruç başka şeye benzemez.

Oruç başka şeye benzemez.
Çünkü bir fedakârlık var ortada gayet aşikâr.Çünkü bir fedakârlık var ortada gayet aşikâr. Hani insan namaz kılar da şuursuz kılar yani; jimnastik yapıyormuş gibi kılabilir.Hani insan namaz kılar da şuursuz kılar yani; jimnastik yapıyormuş gibi kılabilir. Oturur, kalkar, eğilir, başını döndürür filan...Oturur, kalkar, eğilir, başını döndürür filan... Ama oruçta bir fedakârlık, kendisini tutmak var.Ama oruçta bir fedakârlık, kendisini tutmak var. Zaten İslâm dininin şöyle ibadetleri ve emirleri, ahkâmı incelenirseZaten İslâm dininin şöyle ibadetleri ve emirleri, ahkâmı incelenirse görülüyor ki iki esaslı duyguya dayanıyor Müslümanın ibadeti.görülüyor ki iki esaslı duyguya dayanıyor Müslümanın ibadeti. Bir nimetlere şükür.Bir nimetlere şükür. İki musibetlere sabır.

İki musibetlere sabır.
Yani bir Müslüman nasıl iyi bir kulluk yapacak, nasıl iyi bir kul olacak,Yani bir Müslüman nasıl iyi bir kulluk yapacak, nasıl iyi bir kul olacak, nasıl Allah'ın sevgili kulu olacak?nasıl Allah'ın sevgili kulu olacak? İki şekilde: Bir şükür ile, bir sabır ile...İki şekilde: Bir şükür ile, bir sabır ile... Şükür ne zaman olur?

Şükür ne zaman olur?
Şükür nimet olduğu zaman olur.Şükür nimet olduğu zaman olur. Nimet her zaman üzerimizde var amma bu nimeti kimse düşünmüyor.Nimet her zaman üzerimizde var amma bu nimeti kimse düşünmüyor. Yani sıhhati var adamın;Yani sıhhati var adamın; hastanelik değil, hasta değil,hastanelik değil, hasta değil, kör değil, topal değil, ağrısı yok, sızısı yok.kör değil, topal değil, ağrısı yok, sızısı yok. Ama bunun bir nimet olduğunun farkında da değil.Ama bunun bir nimet olduğunun farkında da değil. Hastaneye bir gitse anlayacak,

Hastaneye bir gitse anlayacak,
hasta insanları görse anlayacakhasta insanları görse anlayacak nimet olduğunu ama farkında değil.nimet olduğunu ama farkında değil. E sofrasında akşamüstü çeşit çeşit nimetler, yiyecekler, içecekler...E sofrasında akşamüstü çeşit çeşit nimetler, yiyecekler, içecekler... Bunun bir nimet olduğunun farkında değil.Bunun bir nimet olduğunun farkında değil. Irak'ta harp oluyor, halen devam ediyor.

Irak'ta harp oluyor, halen devam ediyor.
Acaba oradaki insanlar şu bizim yediğimiz şeylerden kaç tanesini görüyorlar?Acaba oradaki insanlar şu bizim yediğimiz şeylerden kaç tanesini görüyorlar? Aylardır, yıllardır kaç tanesini gördüler?Aylardır, yıllardır kaç tanesini gördüler? Meyvelerden, tavuklardan, etlerden, sebzelerden, meşrubattan kaç tanesini gördüler?Meyvelerden, tavuklardan, etlerden, sebzelerden, meşrubattan kaç tanesini gördüler? Yani bunun nimet olduğunun adam farkında değil; sofrasında bir şeyler var.Yani bunun nimet olduğunun adam farkında değil; sofrasında bir şeyler var. İşte bir insan kendisinin nail olduğu, sahip olduğu,İşte bir insan kendisinin nail olduğu, sahip olduğu, mazhar olduğu bir güzelliği sezebiliyor mu?mazhar olduğu bir güzelliği sezebiliyor mu? Seziyor, tamam.Seziyor, tamam. Bunun kendisine başka insanlara verilmemiş olduğuBunun kendisine başka insanlara verilmemiş olduğu halde kendisine verilmiş olmasının bir nimet olduğunu,halde kendisine verilmiş olmasının bir nimet olduğunu, bir ikram olduğunu, Allah'ın bir lütfu olduğunu anlayabiliyor mu?bir ikram olduğunu, Allah'ın bir lütfu olduğunu anlayabiliyor mu? Anlayabiliyorsa işte bu güzelliktir.Anlayabiliyorsa işte bu güzelliktir. Buna şükür...

Buna şükür...
Şükür duygusu buna dayanıyor.Şükür duygusu buna dayanıyor. Yani "Yâ Rabbi çok şükür, Senin nice kulların var dünya üzerinde, Sen onlardan bana nasip etmişsin bu nimeti.Yani "Yâ Rabbi çok şükür, Senin nice kulların var dünya üzerinde, Sen onlardan bana nasip etmişsin bu nimeti. Çok şükür yâ Rabbi!" Çeşit çeşit nimetler var...Çok şükür yâ Rabbi!" Çeşit çeşit nimetler var... Çeşit çeşit nimetler var, bu nimetleri şöyle sıralayacak olursak:Çeşit çeşit nimetler var, bu nimetleri şöyle sıralayacak olursak: Birinci nimet hangisidir, ikinci nimet hangisidir, üçüncü nimet hangisidir diye sıralayacak olursak,

Birinci nimet hangisidir, ikinci nimet hangisidir, üçüncü nimet hangisidir diye sıralayacak olursak,
bir insanın Allah tarafından kendisine ikram edilmiş olan nimetler içinde,bir insanın Allah tarafından kendisine ikram edilmiş olan nimetler içinde, sahip olduğu nimetler içinde en başta geleni İslâm nimetidir, iman nimetidir.sahip olduğu nimetler içinde en başta geleni İslâm nimetidir, iman nimetidir. Allah Allah! İman da bir nimet mi? Evet.Allah Allah! İman da bir nimet mi? Evet. İman, İslâm, inançlı olmak, Allah'ın sevdiği kul olmak, Allah'ın sevdiği dinde olmakİman, İslâm, inançlı olmak, Allah'ın sevdiği kul olmak, Allah'ın sevdiği dinde olmak bu nimetlerin en büyüğü.bu nimetlerin en büyüğü. Neden nimet oluyor?Neden nimet oluyor? Adam mesela Peygamber Efendimizin zamanına yetişmiş; çobanmış bir kabilede, yetişmiş.Adam mesela Peygamber Efendimizin zamanına yetişmiş; çobanmış bir kabilede, yetişmiş. Medine'ye gelmiş, bakmış Medine tenha.Medine'ye gelmiş, bakmış Medine tenha. Allah Allah, kimse yok!Allah Allah, kimse yok! "Bu insanlar nerede?" demiş."Bu insanlar nerede?" demiş. Demişler ki: "Uhud'da savaş oluyor.Demişler ki: "Uhud'da savaş oluyor. Erkekler savaşa gitti, herkes savaşa gitti."Erkekler savaşa gitti, herkes savaşa gitti." "Benim inandığım Resûlullah savaş ediyorsa benim burada durmam doğru olmaz." demiş."Benim inandığım Resûlullah savaş ediyorsa benim burada durmam doğru olmaz." demiş. "Benim de onların yardımına koşmam lazım." demiş, dosdoğru Uhud'a gitmiş."Benim de onların yardımına koşmam lazım." demiş, dosdoğru Uhud'a gitmiş. Çoban, kabilesinden Peygamber Efendimizi ziyarete geliyor;

Çoban, kabilesinden Peygamber Efendimizi ziyarete geliyor;
ihtiyacı olduğunu, sıkıntısı olduğunu anlıyorihtiyacı olduğunu, sıkıntısı olduğunu anlıyor efendim, hadi Uhud'a gidiyor.efendim, hadi Uhud'a gidiyor. Tabii orada harbin içine girmiş.Tabii orada harbin içine girmiş. Mücadelenin en kızgın olduğu zamanda varmış oraya, arslanlar gibi çarpışmış.Mücadelenin en kızgın olduğu zamanda varmış oraya, arslanlar gibi çarpışmış. Resûlullah'ın etrafında pervaneler gibi dönmüş.Resûlullah'ın etrafında pervaneler gibi dönmüş. Kâfirler hücum ettikçe o da kâfirleri dağıtmış, perişan etmiş filan.Kâfirler hücum ettikçe o da kâfirleri dağıtmış, perişan etmiş filan. Resûlullah'ın duasını kazanmış, rızasını kazanmış, e şehit olmuş.Resûlullah'ın duasını kazanmış, rızasını kazanmış, e şehit olmuş. Allah Allah! Adam Müslümanmış —Müslümanlık nimet— ondan sonra Medine'ye gelmiş, ondan sonra da ölmüş, kabilesine dönememiş.Allah Allah! Adam Müslümanmış —Müslümanlık nimet— ondan sonra Medine'ye gelmiş, ondan sonra da ölmüş, kabilesine dönememiş. Nimet bunun neresinde?Nimet bunun neresinde? Sen şimdi anlayamazsın onu ama ahiret nimetini kazanıyor; cenneti kazanıyor.Sen şimdi anlayamazsın onu ama ahiret nimetini kazanıyor; cenneti kazanıyor. Hesapsız, sorgusuz,Hesapsız, sorgusuz, sualsiz Allah'ın ebedî saadet yurdu olan cennetine girecek.sualsiz Allah'ın ebedî saadet yurdu olan cennetine girecek. Peygamber Efendimizin sevdiği bir ümmet olarak cennete girecek.Peygamber Efendimizin sevdiği bir ümmet olarak cennete girecek. Demek ki bu dünya hayatı kıymetli değilmiş.

Demek ki bu dünya hayatı kıymetli değilmiş.
Bu dünya hayatında insanın çeşitli sıkıntıları olabilirmiş.Bu dünya hayatında insanın çeşitli sıkıntıları olabilirmiş. Mühim olan ahiret hayatını kaybetmemek, cenneti kaybetmemek, cehenneme düşmemek,Mühim olan ahiret hayatını kaybetmemek, cenneti kaybetmemek, cehenneme düşmemek, cayır cayır ateşlere yanmamak.cayır cayır ateşlere yanmamak. Onun için nimetlerin en büyüğü İslâm nimetidir.Onun için nimetlerin en büyüğü İslâm nimetidir. İsterse insan Müslüman olduktan sonra ömrü zindanda geçsin, geçebilir.İsterse insan Müslüman olduktan sonra ömrü zindanda geçsin, geçebilir. İmam Serahsî fıkıh âlimlerinin en büyüklerinden; imam unvanını almış yani önder, fıkıh ilminin önderlerinden İmam Serahsî.İmam Serahsî fıkıh âlimlerinin en büyüklerinden; imam unvanını almış yani önder, fıkıh ilminin önderlerinden İmam Serahsî. Zamanın hükümdarıyla arası bozulmuş, hapse tıkılmış.Zamanın hükümdarıyla arası bozulmuş, hapse tıkılmış. Hapiste kalmış yıllarca ve 30 ciltlik Serahsî'nin el-Mebsût isimli kitabını,Hapiste kalmış yıllarca ve 30 ciltlik Serahsî'nin el-Mebsût isimli kitabını, 30 ciltlik kitabı hapishanenin penceresinden pencereye gelen talebelerine buradan aşağıdan anlata anlata yazmış.30 ciltlik kitabı hapishanenin penceresinden pencereye gelen talebelerine buradan aşağıdan anlata anlata yazmış. Yani hapiste...Yani hapiste... Yani gözleri kör olmuş hapsedilmekten.Yani gözleri kör olmuş hapsedilmekten. Ama pencere yukarıda, talebeleri oraya gelirlermiş; "Aziz hocamız buyur anlat." diye.Ama pencere yukarıda, talebeleri oraya gelirlermiş; "Aziz hocamız buyur anlat." diye. O da aşağıdan hapisten anlatırmış, 30 ciltlik eser yazmış.O da aşağıdan hapisten anlatırmış, 30 ciltlik eser yazmış. İmkân yok elinde ama hafıza ne hafıza, ilim ne ilim, kuvvet ne kuvvet!İmkân yok elinde ama hafıza ne hafıza, ilim ne ilim, kuvvet ne kuvvet! Hapiste olabilir, yaralı olabilir, şehit olabilir, yoksul olabilir,Hapiste olabilir, yaralı olabilir, şehit olabilir, yoksul olabilir, zulme uğrayabilir, sıkıntı çekebilir;zulme uğrayabilir, sıkıntı çekebilir; çeker ama ahirette saadet olunca kıymeti yok.çeker ama ahirette saadet olunca kıymeti yok. Peygamber Efendimiz diyor ki:Peygamber Efendimiz diyor ki: Belaların, musibetlerin, sıkıntıların, üzüntülerin en büyükleri peygamberlere gelir.Belaların, musibetlerin, sıkıntıların, üzüntülerin en büyükleri peygamberlere gelir. Ondan sonra Allah'ın sevgili kulları evliyasına gelir, ondan sonra öteki insanlara derecesine göre gelir diye yani gelebiliyor.Ondan sonra Allah'ın sevgili kulları evliyasına gelir, ondan sonra öteki insanlara derecesine göre gelir diye yani gelebiliyor. En büyük nimet İslâm nimeti.En büyük nimet İslâm nimeti. Ondan sonraki nimet sıhhat nimeti.Ondan sonraki nimet sıhhat nimeti. Sıhhati var; e parası olmasa bile çalışır, para edinir.

Sıhhati var; e parası olmasa bile çalışır, para edinir.
Çalışır o günkü rızkını kazanır, oturur çoluk çocuğuyla mutlu yer.Çalışır o günkü rızkını kazanır, oturur çoluk çocuğuyla mutlu yer. Gider köşede bir kulübe yapar, biraz şehirden uzak olur filan, yaşar gider.Gider köşede bir kulübe yapar, biraz şehirden uzak olur filan, yaşar gider. Yeter ki sıhhati olsun, amansız bir hastalığa tutulmasın.Yeter ki sıhhati olsun, amansız bir hastalığa tutulmasın. Bak koca Kanûnî Süleyman bile şiir yazmış: "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..."Bak koca Kanûnî Süleyman bile şiir yazmış: "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..." Sıhhat yani çok büyük bir mutluluk, o da bir nimet.

Sıhhat yani çok büyük bir mutluluk, o da bir nimet.
Demek ki bizim farkına varmadığımız nimetler var.

Demek ki bizim farkına varmadığımız nimetler var.
Nimetlerin içinde yüzüyoruz, farkında değiliz.Nimetlerin içinde yüzüyoruz, farkında değiliz. Müslümanız; Müslümanız, üstümüze rahmet yağıyor.Müslümanız; Müslümanız, üstümüze rahmet yağıyor. Sevaplara gark oluyoruz, ahirette büyük mükâfatlara ereceğiz imanımızdan dolayı.Sevaplara gark oluyoruz, ahirette büyük mükâfatlara ereceğiz imanımızdan dolayı. Kâfire bu yok, imandan dolayı bize var, elhamdülillâh.Kâfire bu yok, imandan dolayı bize var, elhamdülillâh. İslâm bize büyük kazanç getiriyor, manevî ecir kazandırıyor; büyük nimet.İslâm bize büyük kazanç getiriyor, manevî ecir kazandırıyor; büyük nimet. Sıhhat büyük nimet.Sıhhat büyük nimet. Efendim evlat, çoluk çocuğu olması insanın büyük nimet.Efendim evlat, çoluk çocuğu olması insanın büyük nimet. Kazancı olması büyük nimet, evi olması büyük nimet, sofrasının bol olması büyük nimet, gözünün görmesi kulağının işitmesi elinin tutması...Kazancı olması büyük nimet, evi olması büyük nimet, sofrasının bol olması büyük nimet, gözünün görmesi kulağının işitmesi elinin tutması... Camiye geliyor elhamdülillâh ibadetini yapıyor, büyük nimet.Camiye geliyor elhamdülillâh ibadetini yapıyor, büyük nimet. Nimetlerin böyle çeşitleri var.Nimetlerin böyle çeşitleri var. Tabii bunların karşısında da insanın ibadetini, taatini yapması gerekiyor; efendim Allah'a karşı şükretmesi gerekiyor.

Tabii bunların karşısında da insanın ibadetini, taatini yapması gerekiyor; efendim Allah'a karşı şükretmesi gerekiyor.
Yani nimetleri anlayacak, "Yâ Rabbi şükür!" diyecek.Yani nimetleri anlayacak, "Yâ Rabbi şükür!" diyecek. "Teşekkür ederim!" diyecek."Teşekkür ederim!" diyecek. "Yâ Rabbi bunu Sen gönderdin, biliyorum, Senden bu nimet." diyecek, şükredecek."Yâ Rabbi bunu Sen gönderdin, biliyorum, Senden bu nimet." diyecek, şükredecek. İşte İslâm'ın yarısı, ibadetin yarısı şükürdür.

İşte İslâm'ın yarısı, ibadetin yarısı şükürdür.
Nimetleri düşüneceksin, anlayacaksın, şükredeceksin.Nimetleri düşüneceksin, anlayacaksın, şükredeceksin. Yarısı da sabırdır.Yarısı da sabırdır. İbadetlerin yarısı da sabırdır; namaz kılmak var, sabahleyin uykuyu bölüp kalkmak var, oruç tutmak var...

İbadetlerin yarısı da sabırdır; namaz kılmak var, sabahleyin uykuyu bölüp kalkmak var, oruç tutmak var...
Bütün gün aç duracaksın, elin ayağın titreyecek, halsiz kalacaksın, efendim benzin sararacak,Bütün gün aç duracaksın, elin ayağın titreyecek, halsiz kalacaksın, efendim benzin sararacak, solacak, konuşmaya takatin kalmayacak filan...solacak, konuşmaya takatin kalmayacak filan... Sabır.Sabır. Hac var; para vereceksin,Hac var; para vereceksin, seyahatlere gideceksin, sıcaklarda sıkıntı çekeceksin, kalabalıkta itileceksin kakılacaksın...seyahatlere gideceksin, sıcaklarda sıkıntı çekeceksin, kalabalıkta itileceksin kakılacaksın... İşte sabır.İşte sabır. Cihad; sabır.Cihad; sabır. Çeşitli şekillerde sabır, sabır, sabır...Çeşitli şekillerde sabır, sabır, sabır... Demek ki kulluğun yarısı şükürmüş, yarısı sabırdaymış.

Demek ki kulluğun yarısı şükürmüş, yarısı sabırdaymış.
İşte bu sabır ibadetlerinden biri olan orucun da mükâfatı çok fazla oluyor,İşte bu sabır ibadetlerinden biri olan orucun da mükâfatı çok fazla oluyor, çok büyük oluyor ve bu işi Allah celle celâlühûçok büyük oluyor ve bu işi Allah celle celâlühû ne kadar mükâfat vereceğini bildirmiyor.ne kadar mükâfat vereceğini bildirmiyor. Şimdi bazı şeylerin mükâfatı bellidir: Şu işi yaparsan şu kadar sevap kazanırsın.Şimdi bazı şeylerin mükâfatı bellidir: Şu işi yaparsan şu kadar sevap kazanırsın. Mesela hangi iş? "El-hasenetü bi-aşri emsâlihâ." Birisine bir iyilik yaptın mı 10 misli mükâfat alıyorsun, 10 misli mükâfat alıyorsun.Mesela hangi iş? "El-hasenetü bi-aşri emsâlihâ." Birisine bir iyilik yaptın mı 10 misli mükâfat alıyorsun, 10 misli mükâfat alıyorsun. Annene babana bir hayır, iyilik yaptın mı anneye babaya yaptığın için 700 misli sevap alıyorsun;Annene babana bir hayır, iyilik yaptın mı anneye babaya yaptığın için 700 misli sevap alıyorsun; sırf iyiliğe 700 misli sevap oluyor.sırf iyiliğe 700 misli sevap oluyor. Ama orucun sevabı...

Ama orucun sevabı...
Onu Allah bilir.Onu Allah bilir. 700'den daha fazla demek yani.700'den daha fazla demek yani. 70 değil, 700 değil, çok daha fazla demek.70 değil, 700 değil, çok daha fazla demek. Âyet-i kerîmede de bu bildirilmiş: "İnnemâ yüveffe's-sâbirûne ecrahüm bi-gayri hisâb."Âyet-i kerîmede de bu bildirilmiş: "İnnemâ yüveffe's-sâbirûne ecrahüm bi-gayri hisâb." Hesaba gelmeyecek şekilde, çok fazla miktarda verilecek.Hesaba gelmeyecek şekilde, çok fazla miktarda verilecek. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki: "Li-külli şey'in bâbün ve bâbü'l-ibâdeti es-savm."

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki: "Li-külli şey'in bâbün ve bâbü'l-ibâdeti es-savm."
Her şeyin bir kapısı vardır, kapısından girersin.

Her şeyin bir kapısı vardır, kapısından girersin.
Caminin kapısı vardır, sarayın kapısı vardır,Caminin kapısı vardır, sarayın kapısı vardır, müzenin kapısı vardır, bahçenin kapısı vardır; kapısından girilir işin içine.müzenin kapısı vardır, bahçenin kapısı vardır; kapısından girilir işin içine. İbadetin de bir kapısı vardır; Allah'a güzel kul gelecek bir insan, bunun da bir yolu yöntemi var, bir kapısı var.İbadetin de bir kapısı vardır; Allah'a güzel kul gelecek bir insan, bunun da bir yolu yöntemi var, bir kapısı var. Nedir? Oruç.Nedir? Oruç. Oruç kapısından girilir.

Oruç kapısından girilir.
Yani kendisini tutmak, perhiz yapmak, yememek, içmemek,Yani kendisini tutmak, perhiz yapmak, yememek, içmemek, sabretmek, iradesine hâkim olmaksabretmek, iradesine hâkim olmak suretiyle ibadet yoluna,suretiyle ibadet yoluna, yörüngesine girer insan; Allah'ın iyi bir kulu o zaman olur.yörüngesine girer insan; Allah'ın iyi bir kulu o zaman olur. Kapı bu; oruç kapısı.Kapı bu; oruç kapısı. Onun için bütün kıymetli ibadetler, bütün kıymetli ibadetlerde oruç yan yanadır.Onun için bütün kıymetli ibadetler, bütün kıymetli ibadetlerde oruç yan yanadır. Evliyaullahın ilerlemesi, Allah'ın sevgili kulu olması çok oruç tutmasından dolayıdır.Evliyaullahın ilerlemesi, Allah'ın sevgili kulu olması çok oruç tutmasından dolayıdır. O oruçların bereketinedir. Neden?O oruçların bereketinedir. Neden? Oruç tuttuğu zaman —onu da inşallah önümüzdeki günlerde yeri geldikçe bir bir anlatırız—Oruç tuttuğu zaman —onu da inşallah önümüzdeki günlerde yeri geldikçe bir bir anlatırız— oruç tuttuğu zaman insanın içindeki nefsi,oruç tuttuğu zaman insanın içindeki nefsi, nefsi ıslah oluyor.nefsi ıslah oluyor. Nasıl ıslah oluyor? Islah olmazdı bu kepaze!Nasıl ıslah oluyor? Islah olmazdı bu kepaze! Bu arslan yerinde durmazdı; saldırırdı sağa sola, sataşırdı ama nasıl ıslah oluyor?Bu arslan yerinde durmazdı; saldırırdı sağa sola, sataşırdı ama nasıl ıslah oluyor? E benzini kalmayınca araba gider mi?E benzini kalmayınca araba gider mi? Benzini kalmadığı zaman araba duruyor.Benzini kalmadığı zaman araba duruyor. Bunun da benzini kalmadığı için nefis...Bunun da benzini kalmadığı için nefis... Çocuk yaramazlık yapmıyor, adam günah yapmıyor, efendim fitneye fesada takati olmuyor filan.Çocuk yaramazlık yapmıyor, adam günah yapmıyor, efendim fitneye fesada takati olmuyor filan. O zaman nefis tabii bir şey de isteyemiyor, kışkırtamıyor da.O zaman nefis tabii bir şey de isteyemiyor, kışkırtamıyor da. Kışkırtsa bile adamın kalkacak hali olmuyor.Kışkırtsa bile adamın kalkacak hali olmuyor. Onun için ibadetin kapısı, giriş yeri; ben Allah'ın sevgili kulu olacağım...Onun için ibadetin kapısı, giriş yeri; ben Allah'ın sevgili kulu olacağım... Kulluğun kapısı ne? Oruç.Kulluğun kapısı ne? Oruç. Oruçtan girersin, ilerlersin.Oruçtan girersin, ilerlersin. Onun için Ramazan'da, Ramazan'da insan Ramazan'ın başında rütbesiz asker olarak girer,Onun için Ramazan'da, Ramazan'da insan Ramazan'ın başında rütbesiz asker olarak girer, Ramazan'ın sonunda mareşal olup çıkıp gidebilir.Ramazan'ın sonunda mareşal olup çıkıp gidebilir. Evliya olup çıkıp gidebilir. Neden?Evliya olup çıkıp gidebilir. Neden? E oruç kapısından girdi ibadet yoluna, ibadet sarayına efendim girdi.E oruç kapısından girdi ibadet yoluna, ibadet sarayına efendim girdi. Nefsine hâkim olacak,Nefsine hâkim olacak, efendim gözüne hâkim olacak, kulağına hâkim olacak, günahlardan korunacak,efendim gözüne hâkim olacak, kulağına hâkim olacak, günahlardan korunacak, efendim ondan sonra Allah'ın...efendim ondan sonra Allah'ın... Allah ona perdeleri açacak, efendim gönül gözünü açacak,Allah ona perdeleri açacak, efendim gönül gözünü açacak, nice manevî lezzetleri tadacak,nice manevî lezzetleri tadacak, Allah'ın sevgili kulu olup devam edip gidebilecek.Allah'ın sevgili kulu olup devam edip gidebilecek. Yalnız tabii bu orucun başından beri size söylediğim bir tarafı var.Yalnız tabii bu orucun başından beri size söylediğim bir tarafı var. Onu söyleyeceğim bugün, onun üzerinde durmak istiyorum.Onu söyleyeceğim bugün, onun üzerinde durmak istiyorum. Diyor ki Peygamber Efendimiz, yani oruç oruç...

Diyor ki Peygamber Efendimiz, yani oruç oruç...
İbadetin kapısıdır, sermayedir, faydalıdır, sevaplıdır ama oruçlarımız nasıl olması lazım?İbadetin kapısıdır, sermayedir, faydalıdır, sevaplıdır ama oruçlarımız nasıl olması lazım? Kusurları nedir, orucun kabul olmama sebebi nedir; bunu bilmek gerekiyor.Kusurları nedir, orucun kabul olmama sebebi nedir; bunu bilmek gerekiyor. Onun için İmam Gazâlî'nin —rahmetullahi aleyh— İhyâ kitabından şöyle okuyoruz ki buyurmuş ki Peygamber Efendimiz:Onun için İmam Gazâlî'nin —rahmetullahi aleyh— İhyâ kitabından şöyle okuyoruz ki buyurmuş ki Peygamber Efendimiz: "Hamsün yüfattırne's-sâim.""Hamsün yüfattırne's-sâim." Beş şey vardır ki sanki oruçlu insan orucunu bozmuş gibi olur bunu yaptığı zaman.Beş şey vardır ki sanki oruçlu insan orucunu bozmuş gibi olur bunu yaptığı zaman. Sanki hani oruçlu insan suyu içse ne oldu?Sanki hani oruçlu insan suyu içse ne oldu? E orucu gitti, bile bile içse.E orucu gitti, bile bile içse. Orucu gitti, yemek yese bitti orucu.Orucu gitti, yemek yese bitti orucu. Bu beş şeyi yediği zaman, yaptığı zamanBu beş şeyi yediği zaman, yaptığı zaman —bu naneleri yediği zaman diyelim— bu günahları işlediği zaman sanki orucu—bu naneleri yediği zaman diyelim— bu günahları işlediği zaman sanki orucu iftar etmiş gibi sevabı kalmaz.iftar etmiş gibi sevabı kalmaz. Bunları bilmemiz lazım.Bunları bilmemiz lazım. Bunu ilk günde kısaca anlattım ama şimdi uzun uzun üzerinde durarak anlatalım.

Bunu ilk günde kısaca anlattım ama şimdi uzun uzun üzerinde durarak anlatalım.
Beş şey vardır ki orucun sevabını alır götürür,Beş şey vardır ki orucun sevabını alır götürür, sanki insan akşama oruç tutmamışsanki insan akşama oruç tutmamış bir duruma düşer efendim.bir duruma düşer efendim. Neymiş bu beş şey?Neymiş bu beş şey? El-kezibü: Birincisi yalan.

El-kezibü: Birincisi yalan.
Ve'l-gıybetü: İkincisi gıybet.

Ve'l-gıybetü: İkincisi gıybet.
Ve'n-nemîmetü: Üçüncüsü nemime.

Ve'n-nemîmetü: Üçüncüsü nemime.
Şimdi diyeceksiniz ki: Kezib ne demek, efendim gıybet ne demek, nemime ne demek?Şimdi diyeceksiniz ki: Kezib ne demek, efendim gıybet ne demek, nemime ne demek? Anlatacağız.Anlatacağız. Gıybet, yalan, nemime...Gıybet, yalan, nemime... Ve'l-yemînü'l-kâzibetü: Yalan yere yemin atmak, yemin etmek.

Ve'l-yemînü'l-kâzibetü: Yalan yere yemin atmak, yemin etmek.
Ve'n-nazaru bi-şehvetin: Şehvetle bakmak.

Ve'n-nazaru bi-şehvetin: Şehvetle bakmak.
Bu beş şey orucun sevabını sıfıra indirir.

Bu beş şey orucun sevabını sıfıra indirir.
Balona bir iğne battı mı pıss söndüğü gibi,Balona bir iğne battı mı pıss söndüğü gibi, tekerlek patladığı gibi, araba gitmediği gibitekerlek patladığı gibi, araba gitmediği gibi işin tadı tuzu, sevabı ecri kalmaz.işin tadı tuzu, sevabı ecri kalmaz. Oruç kıymetli ibadetti, Allah büyük mükâfat verecekti, bekle ki versin!Oruç kıymetli ibadetti, Allah büyük mükâfat verecekti, bekle ki versin! Çünkü gitti, sevabı kalmadı, yanlış iş yaptı.Çünkü gitti, sevabı kalmadı, yanlış iş yaptı. Neymiş bunlar?Neymiş bunlar? Birincisi el-kezibü: Yalan, orucun sevabını götürür.

Birincisi el-kezibü: Yalan, orucun sevabını götürür.
Doğru sözlü olacak Müslüman.Doğru sözlü olacak Müslüman. Her zaman doğru olacak da oruç tutarken de orucu zedelenmesin diye yalan söylememeye dikkat edecek.Her zaman doğru olacak da oruç tutarken de orucu zedelenmesin diye yalan söylememeye dikkat edecek. Hilaf-ı hakikat, yalan yanlış söz söylemeyecek.Hilaf-ı hakikat, yalan yanlış söz söylemeyecek. Dikkat ediyor muyuz buna?

Dikkat ediyor muyuz buna?
Oruç tutuyoruz ama yalan söylememeye de dikkat ediyor muyuz?Oruç tutuyoruz ama yalan söylememeye de dikkat ediyor muyuz? Bilmiyorum.Bilmiyorum. Ama bundan sonra dikkat edeceğiz; aman ben oruçluyum, yalan da söylemeyeyim!Ama bundan sonra dikkat edeceğiz; aman ben oruçluyum, yalan da söylemeyeyim! Yalan söyleyip de orucumun sevabını da uçurtmayayım, kaçırtmayayım, akşama efendim açYalan söyleyip de orucumun sevabını da uçurtmayayım, kaçırtmayayım, akşama efendim aç kalmış olmaktan başka elime bir kârkalmış olmaktan başka elime bir kâr geçmeme durumuna düşmeyeyim diye...geçmeme durumuna düşmeyeyim diye... Boşuna aç kalmış olmayayım diye diline sahip olacak, yalan söylemeyecek.Boşuna aç kalmış olmayayım diye diline sahip olacak, yalan söylemeyecek. Hanım soruyor: "Neredeydin bugün?" Yalan kıvırtıyor; olmaz.

Hanım soruyor: "Neredeydin bugün?" Yalan kıvırtıyor; olmaz.
Efendim arkadaşı: "Sen bana şunu verecektin, bunu verecektin; hani ne oldu?" Yalan söylüyor.Efendim arkadaşı: "Sen bana şunu verecektin, bunu verecektin; hani ne oldu?" Yalan söylüyor. Dairesinde efendim yalan söylüyor; olmaz, yalan söylemeyecek.Dairesinde efendim yalan söylüyor; olmaz, yalan söylemeyecek. Peygamber Efendimiz diyor ki Allah'tan istediğiniz zaman yakîni isteyin, sıdkı isteyin.

Peygamber Efendimiz diyor ki Allah'tan istediğiniz zaman yakîni isteyin, sıdkı isteyin.
Yakîn ne demek?Yakîn ne demek? Şeksiz, şüphesiz, sağlam inanç.Şeksiz, şüphesiz, sağlam inanç. Allah'tan sağlam inanç isteyin kendinize, bir de doğruluk isteyin, doğru söz isteyin.Allah'tan sağlam inanç isteyin kendinize, bir de doğruluk isteyin, doğru söz isteyin. Dersiniz ki falanca adam mert!Dersiniz ki falanca adam mert! Hiç yalan söylemez, sözü senettir. "Yapacağım." dedi mi yapar, "Vereceğim." dedi mi verir.Hiç yalan söylemez, sözü senettir. "Yapacağım." dedi mi yapar, "Vereceğim." dedi mi verir. Borç verdin 500 dolar, senet almadın filan; olsun, o dürüsttür.Borç verdin 500 dolar, senet almadın filan; olsun, o dürüsttür. "Borcu vereceğim, şu günde vereceğim." dedi; şıp verir, dürüsttür."Borcu vereceğim, şu günde vereceğim." dedi; şıp verir, dürüsttür. İşte bu dürüstlük; sözde dürüstlük, işte dürüstlük çok önemli.İşte bu dürüstlük; sözde dürüstlük, işte dürüstlük çok önemli. Onun için ne yapacak?Onun için ne yapacak? Oruçlu olan insan sözünün doğru olmasına, yalan olmamasına,Oruçlu olan insan sözünün doğru olmasına, yalan olmamasına, yalan söylememeye çok dikkat edecek.yalan söylememeye çok dikkat edecek. Şaka bile olsa...

Şaka bile olsa...
Şaka bile olsa efendim yalanı terk edecek.Şaka bile olsa efendim yalanı terk edecek. Şakacıktan bile demeyecek.Şakacıktan bile demeyecek. Peygamber Efendimiz şaka yapmaz mıydı?Peygamber Efendimiz şaka yapmaz mıydı? Yaparmış mübarek, latife edermiş ama latifesi bile, şakası bile doğru olurmuş.Yaparmış mübarek, latife edermiş ama latifesi bile, şakası bile doğru olurmuş. Mesela ihtiyar bir akrabası gelmiş,Mesela ihtiyar bir akrabası gelmiş, hoşuma gidiyor, evine ziyarete, akrabası, yakınlarından birisi...hoşuma gidiyor, evine ziyarete, akrabası, yakınlarından birisi... Peygamber Efendimiz ona demiş ki:Peygamber Efendimiz ona demiş ki: "İhtiyarlar cennete girmeyecek.""İhtiyarlar cennete girmeyecek." Şimdi cennete girmeyecek deyince tabii ihtiyar üzülecekŞimdi cennete girmeyecek deyince tabii ihtiyar üzülecek ama demiş ki: "Gençleşecek de girecek ama." Öyle beli ağrırken,ama demiş ki: "Gençleşecek de girecek ama." Öyle beli ağrırken, kamburken, topalken, gözü görmezken,kamburken, topalken, gözü görmezken, eli ayağı titrerken öyle gitmeyecek cennete;eli ayağı titrerken öyle gitmeyecek cennete; gençleşecek, güzelleşecek, dinç olarak girecek.gençleşecek, güzelleşecek, dinç olarak girecek. 30 küsur yaşındaki bir insan gibi olacak yani ömrünün en sağlam, en güzel olduğu zamanda olacak.30 küsur yaşındaki bir insan gibi olacak yani ömrünün en sağlam, en güzel olduğu zamanda olacak. Latifesinin arkasından hemen böyle söylemiş.Latifesinin arkasından hemen böyle söylemiş. Yani ihtiyarlar girince gençleşerek girecek; sevinmiş tabii o da.Yani ihtiyarlar girince gençleşerek girecek; sevinmiş tabii o da. Birisini böyle diğer sevdiği, yakınlarından bir tanesine demiş: "Senin gözünde kara var senin." demiş.

Birisini böyle diğer sevdiği, yakınlarından bir tanesine demiş: "Senin gözünde kara var senin." demiş.
Nasıl söylediyse ifadesi tabii benim dediğim gibi midir, başka türlü müdür bilmiyorum.Nasıl söylediyse ifadesi tabii benim dediğim gibi midir, başka türlü müdür bilmiyorum. O da telaşlanınca tebessüm etmiş, demiş: "Herkesin gözünde karası yok mudur?O da telaşlanınca tebessüm etmiş, demiş: "Herkesin gözünde karası yok mudur? Gözün bir akı vardır, bir karası vardır." demiş.Gözün bir akı vardır, bir karası vardır." demiş. Ama yani şakayı bile yalan üzerine söylememek...

Ama yani şakayı bile yalan üzerine söylememek...
Yani doğru, doğru konuşmak; daima doğru konuşmak bu prensibimiz olacak bizim.Yani doğru, doğru konuşmak; daima doğru konuşmak bu prensibimiz olacak bizim. Ya doğru konuşacağız ya da konuşmayacağız, susacağız.Ya doğru konuşacağız ya da konuşmayacağız, susacağız. Cevap vermek zorunda değiliz, söylemeyebiliriz ama yalan söylemeyeceğiz.Cevap vermek zorunda değiliz, söylemeyebiliriz ama yalan söylemeyeceğiz. Oruçlu iken de yalan söylememeye özellikle dikkat edeceğiz.Oruçlu iken de yalan söylememeye özellikle dikkat edeceğiz. Bu bir.Bu bir. Çünkü sevabı güme gidiyor orucun, kıymeti kalmıyor.Çünkü sevabı güme gidiyor orucun, kıymeti kalmıyor. İkincisi ve'l-gıybetü: Gıybet de orucun sevabını kaçırtırıyor.

İkincisi ve'l-gıybetü: Gıybet de orucun sevabını kaçırtırıyor.
Gıybet nedir?Gıybet nedir? Konuşulan yerde olmayan bir kimsenin ayıbını, kusurunuKonuşulan yerde olmayan bir kimsenin ayıbını, kusurunu oradaki insanlarla müzakere etmek, anlatmak.oradaki insanlarla müzakere etmek, anlatmak. "Yahu Hasan Efendi şöyle bir kötü iş yaptı, böyle bir kötü iş yaptı." filan diye birisinin,"Yahu Hasan Efendi şöyle bir kötü iş yaptı, böyle bir kötü iş yaptı." filan diye birisinin, Ali Efendi, Veli Efendi, kimse, o toplantıda olmayanAli Efendi, Veli Efendi, kimse, o toplantıda olmayan kimsenin kusurlarını söylüyor.kimsenin kusurlarını söylüyor. Hakikaten olan kusurlarını söylüyor, onun işte söylenmesine gıybet deniliyor.Hakikaten olan kusurlarını söylüyor, onun işte söylenmesine gıybet deniliyor. Gıybet niye deniliyor?Gıybet niye deniliyor? Onun gıyabında, yani o yokken söylendiği için —hoşuna gitmeyecek söz o yokken söylendiği için— ona gıybet deniliyor.Onun gıyabında, yani o yokken söylendiği için —hoşuna gitmeyecek söz o yokken söylendiği için— ona gıybet deniliyor. Bu da yasak İslâm'da.Bu da yasak İslâm'da. Yani bir kimsenin kusurunu söylemek yok İslâm'da.

Yani bir kimsenin kusurunu söylemek yok İslâm'da.
Kusurunu örteceksin efendim, kusurlarını o yokken söylemeyeceksin.Kusurunu örteceksin efendim, kusurlarını o yokken söylemeyeceksin. Adamı çekiştirmeyeceksin, arkasından dedikodusunu yapmayacaksın.Adamı çekiştirmeyeceksin, arkasından dedikodusunu yapmayacaksın. Bunu yaptığı zaman onun da sevabı gidiyor.Bunu yaptığı zaman onun da sevabı gidiyor. Hem birisi konuşurkenHem birisi konuşurken sen kendin konuşmayacaksın,sen kendin konuşmayacaksın, hem de birisi konuşurken durduracaksın onu:hem de birisi konuşurken durduracaksın onu: "Yapma, sus!"Yapma, sus! Konuşma, günaha giriyorsun." diye mani olacaksın.Konuşma, günaha giriyorsun." diye mani olacaksın. Çünkü İnnekum izen misluhum (Nisâ Suresi 140. ayet).Çünkü İnnekum izen misluhum (Nisâ Suresi 140. ayet). Yani şey yaparsa, susturmazsa o zaman o da günaha giriyor; dinlediği için giriyor günaha.Yani şey yaparsa, susturmazsa o zaman o da günaha giriyor; dinlediği için giriyor günaha. "Sus!" diyecek, konuşturtmayacak."Sus!" diyecek, konuşturtmayacak. Onun için birbirinizin aleyhinde konuşmalar yapılırsa bulunduğunuz toplantıda engel olun, mani olun.Onun için birbirinizin aleyhinde konuşmalar yapılırsa bulunduğunuz toplantıda engel olun, mani olun. Gıybeti yaptırtmayın, kendiniz de yapmayın ki orucun sevabı kaçmasın.Gıybeti yaptırtmayın, kendiniz de yapmayın ki orucun sevabı kaçmasın. Hatta Peygamber Efendimiz diyor ki:

Hatta Peygamber Efendimiz diyor ki:
Fekün li’r-racüli nâsıran ve li’l-kavmi zâciren ev kum anhüm.Fekün li’r-racüli nâsıran ve li’l-kavmi zâciren ev kum anhüm. Üç şey emrediyor; gıybeti yapılan insanı savunacaksın.Üç şey emrediyor; gıybeti yapılan insanı savunacaksın. Gıybeti yapan insanları susturacaksın "Yapmayın, etmeyin!" diye.Gıybeti yapan insanları susturacaksın "Yapmayın, etmeyin!" diye. Gıybeti yapılanı savunacaksın, müdafaa edeceksin; "Yok o kötü insan değildir, iyidir." filan diye.Gıybeti yapılanı savunacaksın, müdafaa edeceksin; "Yok o kötü insan değildir, iyidir." filan diye. Üçüncüsü; kalkacaksın oradan.Üçüncüsü; kalkacaksın oradan. O toplantının hayrı, sevabı kalmadığı için orada durmayacaksın.O toplantının hayrı, sevabı kalmadığı için orada durmayacaksın. Yani "Siz gıybet ettiniz, toplantının canını çıkarttınız, berbat ettiniz." diye kalkacaksın,Yani "Siz gıybet ettiniz, toplantının canını çıkarttınız, berbat ettiniz." diye kalkacaksın, gideceksin ki senin olduğun yerde bir daha gıybet yapamasınlar.gideceksin ki senin olduğun yerde bir daha gıybet yapamasınlar. Böyle bir jest yapsan bir yerde, "Yahu bu kalkıyor böyle gıybet yapıldığı zaman, yapmayalım." filan diye mani olmaya vesile olur.Böyle bir jest yapsan bir yerde, "Yahu bu kalkıyor böyle gıybet yapıldığı zaman, yapmayalım." filan diye mani olmaya vesile olur. Gıybet etmeyeceğiz.

Gıybet etmeyeceğiz.
Oruçluyken özellikle buna dikkat edeceğiz.Oruçluyken özellikle buna dikkat edeceğiz. Yalan söylemeyeceğiz çünkü orucun sevabı kaçar; gıybet etmeyeceğiz çünkü orucun sevabı kaçar.Yalan söylemeyeceğiz çünkü orucun sevabı kaçar; gıybet etmeyeceğiz çünkü orucun sevabı kaçar. Üçüncüsü ve'n-nemîmetü: Nemime...

Üçüncüsü ve'n-nemîmetü: Nemime...
Türklerin bilmediği bir kelimedir, Türkçe'de buna koğuculuk diyorlar.Türklerin bilmediği bir kelimedir, Türkçe'de buna koğuculuk diyorlar. Birisinin lafını ötekisine götürüp iletip gammazlamak.Birisinin lafını ötekisine götürüp iletip gammazlamak. "Bak, falanca adam sana şöyle dedi; aleyhinde böyle konuştu, şöyle attı, böyle tuttu." diye ona haber getirmek."Bak, falanca adam sana şöyle dedi; aleyhinde böyle konuştu, şöyle attı, böyle tuttu." diye ona haber getirmek. Buna nemime deniliyor Arapça'da, Türkçe'de koğuculuk yapmak deniliyor; yani laf taşımak.Buna nemime deniliyor Arapça'da, Türkçe'de koğuculuk yapmak deniliyor; yani laf taşımak. Birisinin aleyhindeki sözleri getirip ona söylemek; bu da yasak İslâm'da.Birisinin aleyhindeki sözleri getirip ona söylemek; bu da yasak İslâm'da. Çünkü ara bozuluyor: "Vay, o benim aleyhimde mi konuştu?

Çünkü ara bozuluyor: "Vay, o benim aleyhimde mi konuştu?
Ben onu yakalarım tenha bir yerde, gösteririm!" filan diye o da artık kızıyor kendisinin aleyhinde konuşan kimseye.Ben onu yakalarım tenha bir yerde, gösteririm!" filan diye o da artık kızıyor kendisinin aleyhinde konuşan kimseye. Aralar bozulduğu için laf taşımak da olmayacak.Aralar bozulduğu için laf taşımak da olmayacak. Zaten insan bir mecliste bulununca o meclisteki konuşmalar emanet sayılıyor.

Zaten insan bir mecliste bulununca o meclisteki konuşmalar emanet sayılıyor.
O mecliste bulunan insanların izni olmadan o sözler başka yerlerde nakledilmez.O mecliste bulunan insanların izni olmadan o sözler başka yerlerde nakledilmez. Hele hele yasak etmişlerse: "Aman kimse duymasın, mahrem aramızda kalsın." denilmişse hiç söylenmez.Hele hele yasak etmişlerse: "Aman kimse duymasın, mahrem aramızda kalsın." denilmişse hiç söylenmez. Hele sır olarak söylenmişse...Hele sır olarak söylenmişse... Diyor ki Peygamber Efendimiz: Bir insan seninle konuşurken şöyle bir sağına bir soluna bakıp da öyle söylediyse lafıDiyor ki Peygamber Efendimiz: Bir insan seninle konuşurken şöyle bir sağına bir soluna bakıp da öyle söylediyse lafı —yani kimse var mı, yok mu filan diye——yani kimse var mı, yok mu filan diye— tamam bu sır demektir diyor.tamam bu sır demektir diyor. Onu hiçbir kimseye açmayacaksın.Onu hiçbir kimseye açmayacaksın. Yani senin duyduğun şeyi bir kere başkası artık senin ağzından alamayacak, katiyen söylemeyeceksin.Yani senin duyduğun şeyi bir kere başkası artık senin ağzından alamayacak, katiyen söylemeyeceksin. Söylersen, lafı taşırsan orucun sevabı da gidiyor.Söylersen, lafı taşırsan orucun sevabı da gidiyor. Nemime yapmış oluyorsun, koğuculuk yapmış oluyorsun; orucun sevabı kalmıyor.Nemime yapmış oluyorsun, koğuculuk yapmış oluyorsun; orucun sevabı kalmıyor. Yalan orucun sevabını uçuruyor,

Yalan orucun sevabını uçuruyor,
gıybet orucun sevabını uçuruyor,gıybet orucun sevabını uçuruyor, nemime orucun sevabını uçuruyor, kaçırıyor; akşama kadar senin aç kalmandan başka bir şey kalmıyor.nemime orucun sevabını uçuruyor, kaçırıyor; akşama kadar senin aç kalmandan başka bir şey kalmıyor. Boş yere aç kalıyorsun, ibadet sevabı almıyorsun.Boş yere aç kalıyorsun, ibadet sevabı almıyorsun. Halbuki Allah bi-gayri hisâb sevap verecekti, deftere divana sığmaz şekildeHalbuki Allah bi-gayri hisâb sevap verecekti, deftere divana sığmaz şekilde nice büyük mükâfatlar verecekti; sen onların hepsini en son anda kaçırmış oluyorsun.nice büyük mükâfatlar verecekti; sen onların hepsini en son anda kaçırmış oluyorsun. Dördüncüsü ve'l-yemînü'l-kâzibetü: Yalan yere yemin etmek de orucun sevabını kaçırır.

Dördüncüsü ve'l-yemînü'l-kâzibetü: Yalan yere yemin etmek de orucun sevabını kaçırır.
Bu bazen mahkemelerde olur; yalancı şahitlik, yemin ettiriliyor filan...Bu bazen mahkemelerde olur; yalancı şahitlik, yemin ettiriliyor filan... O zaman haksız bir şeyin yapılmasına yemin eden destek olmuş oluyor.O zaman haksız bir şeyin yapılmasına yemin eden destek olmuş oluyor. Adaletin altüst olmasına, adaletin yerine gelmemesine sebep oluyor.Adaletin altüst olmasına, adaletin yerine gelmemesine sebep oluyor. Bu da çok büyük günah ve böyle yalan yere yemin eden insanlar iflah olmaz.Bu da çok büyük günah ve böyle yalan yere yemin eden insanlar iflah olmaz. Mutlaka bir gün cezasını, belasını dünyada o yalancı şahitliğin belasını bulurlar.Mutlaka bir gün cezasını, belasını dünyada o yalancı şahitliğin belasını bulurlar. Bir de bizim alışkanlığımızdan yaptığımız yeminler vardır: "Vallahi şöyle oldu, billahi böyle oldu..." filan.

Bir de bizim alışkanlığımızdan yaptığımız yeminler vardır: "Vallahi şöyle oldu, billahi böyle oldu..." filan.
Günlük konuşmamızın içinde çok alışmışızdır yemin etmeye.Günlük konuşmamızın içinde çok alışmışızdır yemin etmeye. "Vallahi idare etmez!" diyor mesela satıcı."Vallahi idare etmez!" diyor mesela satıcı. "Şu ayakkabıyı 60 dolara versen olmaz mı?" "Vallahi idare etmez.""Şu ayakkabıyı 60 dolara versen olmaz mı?" "Vallahi idare etmez." Niye idare etmesin?Niye idare etmesin? 35 dolara aldın, 60 dolara satıyorsun, 25 dolar kârın var; niye idare etmesin?35 dolara aldın, 60 dolara satıyorsun, 25 dolar kârın var; niye idare etmesin? Eder. Etmez mi?Eder. Etmez mi? Eder ama yemini basıyor: "Vallahi olmaz, billahi olmaz!" Alışmış.Eder ama yemini basıyor: "Vallahi olmaz, billahi olmaz!" Alışmış. Bu çeşit sözlere de sahip olacağız.

Bu çeşit sözlere de sahip olacağız.
Yani boş yere yemin etmemeye kendimizi alıştıracağız, çünkü yemin çok ciddidir.Yani boş yere yemin etmemeye kendimizi alıştıracağız, çünkü yemin çok ciddidir. Yemin ya yemin ettiğin zaman sözünde duracaksın, yapman gerekiyorsa yapacaksın;Yemin ya yemin ettiğin zaman sözünde duracaksın, yapman gerekiyorsa yapacaksın; ya da yapmadığın zaman efendim 10 fakiri doyurma cezası var.ya da yapmadığın zaman efendim 10 fakiri doyurma cezası var. Yani yeminin kefareti var.Yani yeminin kefareti var. Veyahut sen de fakirsen, paran pulun yoksa 3 gün oruç tutma cezası var.Veyahut sen de fakirsen, paran pulun yoksa 3 gün oruç tutma cezası var. Yemin ciddi bir şey, onun için yalan yere yemin de orucun sevabını götürür.Yemin ciddi bir şey, onun için yalan yere yemin de orucun sevabını götürür. Bir kere yemin etmemeye alışacaksınız.

Bir kere yemin etmemeye alışacaksınız.
Yani konuşmalarda, günlük konuşmalarda yemini azaltmaya, boş yere yemin etmemeye, efendimYani konuşmalarda, günlük konuşmalarda yemini azaltmaya, boş yere yemin etmemeye, efendim mühim olmayan şeylerde yemini kullanmamaya alışacaksınız.mühim olmayan şeylerde yemini kullanmamaya alışacaksınız. Hele hele oruçluyken yalan yere yemin etmemeye...Hele hele oruçluyken yalan yere yemin etmemeye... "Vallahi görmedim onu!" E görmüştün demin, niye görmedim diyorsun?"Vallahi görmedim onu!" E görmüştün demin, niye görmedim diyorsun? "Boşver, idare et vaziyeti..." Olmaz, orucun sevabı kaçar."Boşver, idare et vaziyeti..." Olmaz, orucun sevabı kaçar. Yalan yere yemin yok.Yalan yere yemin yok. Ve nihayet beşincisi ve'n-nazaru bi-şehvetin:Ve nihayet beşincisi ve'n-nazaru bi-şehvetin: Şehvetle bakmak da orucun sevabını kaçırır, götürür gider.Şehvetle bakmak da orucun sevabını kaçırır, götürür gider. Şehvet ne demek?

Şehvet ne demek?
İnsanın arzu duyarak, istek duyarak efendim arzusuyla bakması.İnsanın arzu duyarak, istek duyarak efendim arzusuyla bakması. Bu neyi ayırıyor? Kazara bakmaktan ayırıyor.Bu neyi ayırıyor? Kazara bakmaktan ayırıyor. Hani insan yolda giderken yürüyor,Hani insan yolda giderken yürüyor, kazara gözüne bir şey ilişiyor, bir defa baktı; bunun bir şeyi yok,kazara gözüne bir şey ilişiyor, bir defa baktı; bunun bir şeyi yok, ilk bakışın bir zararı yok.ilk bakışın bir zararı yok. Çünkü normal, insanın bir gözü var, kör değil ki; yürüyor, bir şeyi görecek illaki.Çünkü normal, insanın bir gözü var, kör değil ki; yürüyor, bir şeyi görecek illaki. İkinci defa arzu ile baktın mı, arzu ile yana yakıla tutuşa tutuşa baktığın zamanİkinci defa arzu ile baktın mı, arzu ile yana yakıla tutuşa tutuşa baktığın zaman işte ona şehvetle bakmak deniliyor; orucun sevabı gitti.işte ona şehvetle bakmak deniliyor; orucun sevabı gitti. Gazetedeki resme baktın sevabı gitti, efendim yoldaki geçene baktın sevabı gitti,

Gazetedeki resme baktın sevabı gitti, efendim yoldaki geçene baktın sevabı gitti,
filme baktın sevabı gitti, televizyona baktın sevabı gitti,filme baktın sevabı gitti, televizyona baktın sevabı gitti, vesaireye baktın sevabı gitti işte, kalmadı. Neden?vesaireye baktın sevabı gitti işte, kalmadı. Neden? E oruç Allah'ın helal kıldığı şeyleri bile yapmama ibadetiydi.E oruç Allah'ın helal kıldığı şeyleri bile yapmama ibadetiydi. Bak su helal ama gündüz içmiyordun helal olan şeyi.Bak su helal ama gündüz içmiyordun helal olan şeyi. Ama harama bakmak, namahrame bakmak oruçlu zamanda da başka zamanda da zaten haram.Ama harama bakmak, namahrame bakmak oruçlu zamanda da başka zamanda da zaten haram. Sen suya, suya bile yanaşmıyorsun ama Allah'ın günah dediği şeyi yapıyorsun;Sen suya, suya bile yanaşmıyorsun ama Allah'ın günah dediği şeyi yapıyorsun; hiç olmayacak bir şey yani, akla mantığa sığmıyor.hiç olmayacak bir şey yani, akla mantığa sığmıyor. Efendim Peygamber Efendimizin zamanında iki kadının macerası anlatılıyor İhyâ-u Ulûm'da:Efendim Peygamber Efendimizin zamanında iki kadının macerası anlatılıyor İhyâ-u Ulûm'da: İki kadın çok fena hallere düşmüşler oruç esnasında da Peygamber Efendimize haber göndermişler.İki kadın çok fena hallere düşmüşler oruç esnasında da Peygamber Efendimize haber göndermişler. Efendimiz de onların o hale neden düştüğünü anlatıyor filan ve diyor ki sonuçta:Efendimiz de onların o hale neden düştüğünü anlatıyor filan ve diyor ki sonuçta: Bu ikisi Allah'ın helal kıldığı şeylere karşı sabrettiler de oruç tuttular,Bu ikisi Allah'ın helal kıldığı şeylere karşı sabrettiler de oruç tuttular, yemeye içmeye karşı sabrettiler de ama haram kıldığı şeye sabretmediler,yemeye içmeye karşı sabrettiler de ama haram kıldığı şeye sabretmediler, onun için başlarına bu hal geldi diye bildiriyor.onun için başlarına bu hal geldi diye bildiriyor. Ne yapmışlar?Ne yapmışlar? Karşılıklı oturmuşlar, gıybet etmişler.Karşılıklı oturmuşlar, gıybet etmişler. Onun için başlarına o haller gelmiş.Onun için başlarına o haller gelmiş. Bu bakımdan aziz ve muhterem kardeşlerim, oruçluyken bu beş şeyiBu bakımdan aziz ve muhterem kardeşlerim, oruçluyken bu beş şeyi çok dikkatli bir şekilde takip edeceksiniz.çok dikkatli bir şekilde takip edeceksiniz. İçmiyorsunuz, yemiyorsunuz, dikkat ediyorsunuz boğazınıza bir şey kaçmasın filan diye; beş şeye de dikkat edeceksiniz.İçmiyorsunuz, yemiyorsunuz, dikkat ediyorsunuz boğazınıza bir şey kaçmasın filan diye; beş şeye de dikkat edeceksiniz. Bu beş şeyi bir daha hatırlayalım, sonradan gelenler de bilsin: Beş şey orucun sevabını sıfıra indirir.

Bu beş şeyi bir daha hatırlayalım, sonradan gelenler de bilsin: Beş şey orucun sevabını sıfıra indirir.
Çok sevap kazanacaktı oruçlu, sıfıra iner.Çok sevap kazanacaktı oruçlu, sıfıra iner. Nedir bunlar?Nedir bunlar? Bir yalan.

Bir yalan.
Yalan söz orucun sevabını kaçırır.Yalan söz orucun sevabını kaçırır. İki gıybet.

İki gıybet.
Yani birisini çekiştirmek oturup karşılıklı.Yani birisini çekiştirmek oturup karşılıklı. Üçüncüsü nemime.

Üçüncüsü nemime.
Yani laf taşımak; birisinin haberini ötekisine götürmek filan, ara bozmak, koğuculuk yapmak.Yani laf taşımak; birisinin haberini ötekisine götürmek filan, ara bozmak, koğuculuk yapmak. Dördüncüsü yalan yere yemin etmek.

Dördüncüsü yalan yere yemin etmek.
Beşincisi şehvetle etrafına, namahrame bakınmak.

Beşincisi şehvetle etrafına, namahrame bakınmak.
Bunlar orucun hayrını, sevabını, bereketini kaçırırlar.

Bunlar orucun hayrını, sevabını, bereketini kaçırırlar.
Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim, sahura kalkıyorsunuz,

Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim, sahura kalkıyorsunuz,
camiye geliyorsunuz, teravih namazı kılıyorsunuz,camiye geliyorsunuz, teravih namazı kılıyorsunuz, güzel güzel hevesli hevesli oruçlara niyet ediyorsunuz; bu oruçları güzel tutmak için bu beş şeye dikkat edin.güzel güzel hevesli hevesli oruçlara niyet ediyorsunuz; bu oruçları güzel tutmak için bu beş şeye dikkat edin. Allahu Teâlâ Hazretleri bi-gayri hisâb ecirleri, sevapları sizlere ihsan eylesin.Allahu Teâlâ Hazretleri bi-gayri hisâb ecirleri, sevapları sizlere ihsan eylesin. Orucunuzun hayrını görün.Orucunuzun hayrını görün. Allahu Teâlâ Hazretleri hem bu dünyada hem ahirette mükâfatlandırsın.Allahu Teâlâ Hazretleri hem bu dünyada hem ahirette mükâfatlandırsın. Akşama kadar oruç tutuyorum sanıp da ondan sonra akşama eli boş olanlardan etmesin.Akşama kadar oruç tutuyorum sanıp da ondan sonra akşama eli boş olanlardan etmesin. İbadetleri rızasına uygun ifa etmeyi cümlemize nasip eylesin.İbadetleri rızasına uygun ifa etmeyi cümlemize nasip eylesin. Bi-hürmeti esrâri sûreti'l-Fâtiha!

Bi-hürmeti esrâri sûreti'l-Fâtiha!
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2