Namaz Vakitleri

6 Rebîü'l-Âhir 1448
17 September 2026
İmsak
05:13
Güneş
06:39
Öğle
13:04
İkindi
16:33
Akşam
19:18
Yatsı
20:39
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. El-Hamdü li’llâhi Rabbi’l-âlemîn.

El-Hamdü li’llâhi Rabbi’l-âlemîn.
Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh.Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn.Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin veVe’s-salâtü ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.âlihî ve sahbihî ecmaîn. Ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.Ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn. Emmâ ba’d.

Emmâ ba’d.
Rivayete göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve

Rivayete göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem Efendimiz, sel olduğu zaman,sellem Efendimiz, sel olduğu zaman, yağmurlar yağıp da dağlardanyağmurlar yağıp da dağlardan yağmur suları geldiği zaman, buyururdu ki:yağmur suları geldiği zaman, buyururdu ki: Uhrucû binâ ilâ hâze’l-vâdî.Uhrucû binâ ilâ hâze’l-vâdî. Hadi bizi şu yağmurun sellerinin gelipHadi bizi şu yağmurun sellerinin gelip akıp biriktiği şu vadiye çıkartın, götürün.akıp biriktiği şu vadiye çıkartın, götürün. Ellezî cealehullâhu tahûran.Ellezî cealehullâhu tahûran. Allahu Teâlâ Hazretleri onu temizlemiştir,

Allahu Teâlâ Hazretleri onu temizlemiştir,
temiz kılmıştır ve temizleyici kılmıştır.temiz kılmıştır ve temizleyici kılmıştır. Fe-netatahher.

Fe-netatahher.
Gidelim orada abdest alalım, gusül alalım, temizlenelim.Gidelim orada abdest alalım, gusül alalım, temizlenelim. Ve nahmedullâhe aleyh.Ve nahmedullâhe aleyh. Ve Allahu Teâlâ Hazretlerine hamd edelim dermişVe Allahu Teâlâ Hazretlerine hamd edelim dermiş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Muhterem kardeşlerim!Muhterem kardeşlerim! Bu çok aziz bir nimettir.Bu çok aziz bir nimettir. Çok kıymetli bir nimettir.Çok kıymetli bir nimettir. Bolluğundan dolayı biz onun kıymeti üzerindeBolluğundan dolayı biz onun kıymeti üzerinde farkında değiliz, durmuyoruz.farkında değiliz, durmuyoruz. Fakat bizim memlekette de Allah'a çokFakat bizim memlekette de Allah'a çok şükür bol bol var.şükür bol bol var. Çok kıymetli bir malzeme, çok kıymetliÇok kıymetli bir malzeme, çok kıymetli hayati bir malzeme.hayati bir malzeme. Hayatımız için zaruri, temizliğimiz için zaruri.Hayatımız için zaruri, temizliğimiz için zaruri. Bu bitkiler hayvanlar için gerekli olan bir şey.Bu bitkiler hayvanlar için gerekli olan bir şey. Rabbimiz kâinatın nizamını ne güzel kurmuş kiRabbimiz kâinatın nizamını ne güzel kurmuş ki böyle bir madde yaratmış.böyle bir madde yaratmış. Dünyanın büyük bir kısmı bu maddeyle dolu.Dünyanın büyük bir kısmı bu maddeyle dolu. O denizlerden buharlaşan su buharlarını,

O denizlerden buharlaşan su buharlarını,
buhar halindeki su zerrelerini rüzgârlarla taşıttırıyor,buhar halindeki su zerrelerini rüzgârlarla taşıttırıyor, dağların tepesinden şakır şakır döktürüyor, rüzgârlaradağların tepesinden şakır şakır döktürüyor, rüzgârlara hamallık yaptırtıyor, bulutları oraya oraya sevk ettirtiyor.hamallık yaptırtıyor, bulutları oraya oraya sevk ettirtiyor. Sonra kurduğu eşsiz, emsalsiz, hayran kalınacakSonra kurduğu eşsiz, emsalsiz, hayran kalınacak bir nizam ile onları dağların tepelerindenbir nizam ile onları dağların tepelerinden şakır şakır döküyor.şakır şakır döküyor. Ve oralardan aşağılara şırıl şırılVe oralardan aşağılara şırıl şırıl hayran kaldığımız, meftun olduğumuz dereler, ırmaklar,hayran kaldığımız, meftun olduğumuz dereler, ırmaklar, sular akıyor, tertemiz sular.sular akıyor, tertemiz sular. İçinde çeşit çeşit nimetler, balıklar vesaireler.İçinde çeşit çeşit nimetler, balıklar vesaireler. Eşsiz bir nizam, şahane bir sanat,Eşsiz bir nizam, şahane bir sanat, harika bir güzellik.harika bir güzellik. Tabi suyun olduğu yerde hayat oluyor.Tabi suyun olduğu yerde hayat oluyor. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor, balıklar oluyor,Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor, balıklar oluyor, suyun içinde çeşit çeşit nimetler oluyor.suyun içinde çeşit çeşit nimetler oluyor. Su olmayan yerde de insan barınamıyor.

Su olmayan yerde de insan barınamıyor.
Kuraklıktan bitkiler kavruluyor, insanlar cılızlaşıyor,Kuraklıktan bitkiler kavruluyor, insanlar cılızlaşıyor, araziler çölleşiyor.araziler çölleşiyor. Çölde de olmuyor artık, insanlar barınamıyorlar,Çölde de olmuyor artık, insanlar barınamıyorlar, kalkıp gidiyorlar.kalkıp gidiyorlar. Suudi Arabistan sıcağı çok olan bir yerdir.Suudi Arabistan sıcağı çok olan bir yerdir. Sıcak ekvatora yakın olduğu için, güneşinSıcak ekvatora yakın olduğu için, güneşin ışıkları dik geldiği için orayaışıkları dik geldiği için oraya bir bastırdı mı, İnsan güneşin altında duramaz.bir bastırdı mı, İnsan güneşin altında duramaz. Bilmeyen, cahil kimseler, orada hacca, umreyeBilmeyen, cahil kimseler, orada hacca, umreye gitmiş kimseler, o sıcaklarda biraz gezinirlerse,gitmiş kimseler, o sıcaklarda biraz gezinirlerse, biraz sonra bakarsınız, güneş çarpmasına uğramışlar,biraz sonra bakarsınız, güneş çarpmasına uğramışlar, hastaneye giderler.hastaneye giderler. Güneş çarpması bizim buradaki hafif şöyleGüneş çarpması bizim buradaki hafif şöyle bir ayılma, bayılma tarzında olmaz.bir ayılma, bayılma tarzında olmaz. Vaktinde müdahale edilmezse orada adamı öldürür.Vaktinde müdahale edilmezse orada adamı öldürür. Hemen götürürler hastaneye, buza yatırırlar, buzlarınHemen götürürler hastaneye, buza yatırırlar, buzların içinde durur.içinde durur. O zaman kendine gelirse gelir, müdahale

O zaman kendine gelirse gelir, müdahale
ederler doktorlar.ederler doktorlar. Oranın baya güneş çarpması için özelOranın baya güneş çarpması için özel hastanesi vardır.hastanesi vardır. Ancak öyle kurtulabilir.Ancak öyle kurtulabilir. Yoksa güneş çarpmasından pek çok kimse ölür.Yoksa güneş çarpmasından pek çok kimse ölür. Onun için oraya gidenlerin böyle takkesiz,Onun için oraya gidenlerin böyle takkesiz, şemsiyesiz, dolaşmamasını söylerler.şemsiyesiz, dolaşmamasını söylerler. Sıcak mevsimlerde bilhassa gidenler.Sıcak mevsimlerde bilhassa gidenler. Şimdi orada su kıymetini bizden dahaŞimdi orada su kıymetini bizden daha çok bilirler.çok bilirler. Oranın ahalisi su ne kadar kıymetliOranın ahalisi su ne kadar kıymetli olduğunu bilirler.olduğunu bilirler. Tabii çok da şiddetli yağıyor.

Tabii çok da şiddetli yağıyor.
Yağdığı zaman öyle yağıyor ki köprüleriYağdığı zaman öyle yağıyor ki köprüleri alıp götürüyor.alıp götürüyor. yolları alıp götürüyor.yolları alıp götürüyor. Şakır şakır bir yağmur yağdı mı,Şakır şakır bir yağmur yağdı mı, yollar bakıyorsun yarılmış, köprüler uçmuş gitmiş.yollar bakıyorsun yarılmış, köprüler uçmuş gitmiş. Hadi yan yollardan, çöllerin içindeki varyanttan,Hadi yan yollardan, çöllerin içindeki varyanttan, servis yolundan öbür tarafa öyle geçiyorsunuz.servis yolundan öbür tarafa öyle geçiyorsunuz. Böyle şey oluyor.Böyle şey oluyor. Peygamber Efendimiz de yağmuru severmişPeygamber Efendimiz de yağmuru severmiş ve yağmur yağdığı zaman bir vadiye,ve yağmur yağdığı zaman bir vadiye, hadi şu Allah'ın temizlediği, madde olarak dahadi şu Allah'ın temizlediği, madde olarak da temizleyici madde kıldığı, bu suyuntemizleyici madde kıldığı, bu suyun biriktiği yerlere gidelim, oralardan abdest alalım,biriktiği yerlere gidelim, oralardan abdest alalım, vücudumuzu yıkayalım diye söylermiş.vücudumuzu yıkayalım diye söylermiş. Abdest ve gusül ikisi de yaniAbdest ve gusül ikisi de yani yıkanmak tarzında.yıkanmak tarzında. Ve yıkanırlarmış.Ve yıkanırlarmış. Tabi yağmurun suyu tuzsuz olur,Tabi yağmurun suyu tuzsuz olur, acı olmaz, ağır olmaz, latif olur.acı olmaz, ağır olmaz, latif olur. Biriktiği yerlerde gayet güzel olur.

Biriktiği yerlerde gayet güzel olur.
Biz de gördük Medine-i Münevvere'deBiz de gördük Medine-i Münevvere'de yağmurların çok yağdığı bir sene.yağmurların çok yağdığı bir sene. Garajların olduğu taraflarda yolları almış, arabalarıGarajların olduğu taraflarda yolları almış, arabaları almış götürmüş.almış götürmüş. Yani dikkat etmezse insan o gümbürYani dikkat etmezse insan o gümbür gümbür gelen seller çok canlar da yakabiliyor.gümbür gelen seller çok canlar da yakabiliyor. Ondan sonra Uhud dağının cenubunda sularOndan sonra Uhud dağının cenubunda sular patlamış, göllenmiş, büyük böyle havuzlar meydana gelmiş.patlamış, göllenmiş, büyük böyle havuzlar meydana gelmiş. Hani metrelerce böyle, insan boyu derinliğinde.Hani metrelerce böyle, insan boyu derinliğinde. Artık oradan gidiyorlardı arazözler, kamyonlar, suArtık oradan gidiyorlardı arazözler, kamyonlar, su kamyonları, suyun çıktığı yere hortumlarını sokuyorlardı,kamyonları, suyun çıktığı yere hortumlarını sokuyorlardı, oradan temiz suyu alıyorlardı, Ahali kullansın diye.oradan temiz suyu alıyorlardı, Ahali kullansın diye. Gençler oraya arabalarıyla geliyorlar, yüzüyorlardı.Gençler oraya arabalarıyla geliyorlar, yüzüyorlardı. Tabi yüzme de bilmiyorlar.Tabi yüzme de bilmiyorlar. Derin yerlerine geldikleri zaman hayatı tehlikeyeDerin yerlerine geldikleri zaman hayatı tehlikeye girenler de oluyordu.girenler de oluyordu. Yani su bir cümbük oluyor orada.

Yani su bir cümbük oluyor orada.
Bir nimet oluyor.Bir nimet oluyor. Bir serinleme, bir temizlenme vesilesi oluyor.Bir serinleme, bir temizlenme vesilesi oluyor. Tabi burada da öyle.Tabi burada da öyle. Burada da denizler, yıkanma şeyi.Burada da denizler, yıkanma şeyi. Burada da öyle ama buradaBurada da öyle ama burada büyük günahlar oluyor tabi.büyük günahlar oluyor tabi. Soyunuyorlar, kadın erkek bir arada oluyorlar.Soyunuyorlar, kadın erkek bir arada oluyorlar. Gözle bakmak da günah, aralarına katılmak daGözle bakmak da günah, aralarına katılmak da günah, soyunmak da günah.günah, soyunmak da günah. Hepsi günah oluyor.Hepsi günah oluyor. O kadar deniz tutkusu, deniz sevgisi,O kadar deniz tutkusu, deniz sevgisi, su sevgisi fazla oluyor ki,su sevgisi fazla oluyor ki, tatillerde, yaz mevsimlerinde içerideki şehirlerin ahalisi boşalıyor.tatillerde, yaz mevsimlerinde içerideki şehirlerin ahalisi boşalıyor. Ankara'ya gidiyorsun bakıyorsun ahali kalmamış.Ankara'ya gidiyorsun bakıyorsun ahali kalmamış. Memurların hepsi Bodrum, Marmaris, Antalya, Alanya,Memurların hepsi Bodrum, Marmaris, Antalya, Alanya, Side, Perge, oralara kaymışlar gitmişler.Side, Perge, oralara kaymışlar gitmişler. Tabi o yaz mevsiminde, o çıplaklık,Tabi o yaz mevsiminde, o çıplaklık, o açık saçıklık, o kadın erkeko açık saçıklık, o kadın erkek bir arada, işsiz güçsüz insanlar, birbir arada, işsiz güçsüz insanlar, bir ay orada eğleneceğim, bir tatil edeceğimay orada eğleneceğim, bir tatil edeceğim diye, gece yapılacak bir şey yok,diye, gece yapılacak bir şey yok, gündüz yapılacak bir şey yok, toplugündüz yapılacak bir şey yok, toplu eğlenceler vesaireler, Çok ahlâkın dejenere olmasınaeğlenceler vesaireler, Çok ahlâkın dejenere olmasına sebep oluyor.sebep oluyor. Çok ailelerin yıkılmasına sebep oluyor.

Çok ailelerin yıkılmasına sebep oluyor.
Çok gençlerin sapıtmasına sebep oluyor.Çok gençlerin sapıtmasına sebep oluyor. Gazeteler yazıyor bunları.Gazeteler yazıyor bunları. Yaz sevdaları, yaz aşkları filan diye.Yaz sevdaları, yaz aşkları filan diye. Başa gelen maceraları.Başa gelen maceraları. Secaat arz ederken merd-i kıbtî sırkatinSecaat arz ederken merd-i kıbtî sırkatin söyler demiş Râgub Paşa.söyler demiş Râgub Paşa. Yine delikanlısı.Yine delikanlısı. Kahramanlığını, şecatini göstereceğim derken yaptığı hırsızlıklarıKahramanlığını, şecatini göstereceğim derken yaptığı hırsızlıkları sayar diye.sayar diye. Böyle şey yapmış.Böyle şey yapmış. Onları yazıyorlar bir de gazetelerde.Onları yazıyorlar bir de gazetelerde. Bizim kanaatimiz, yani deniz kenarlarındaBizim kanaatimiz, yani deniz kenarlarında İslâmî yaşantı fevkalâde zor ve oralardaİslâmî yaşantı fevkalâde zor ve oralarda Müslümanlık fevkalâde zayıflamış durumda.Müslümanlık fevkalâde zayıflamış durumda. Sanki Türkiye deniz kenarlarından rutubet alanSanki Türkiye deniz kenarlarından rutubet alan tahta bir zemin gibi düşünelim.tahta bir zemin gibi düşünelim. Sanki oralardan rutubet ala ala çürüyorSanki oralardan rutubet ala ala çürüyor deniz kenarları.deniz kenarları. İslâmî bakımdan fevkalâde yanlış, ters, Aleyh’deİslâmî bakımdan fevkalâde yanlış, ters, Aleyh’de kötü bir gelişme.kötü bir gelişme. Çünkü İslâmiyeti çürütüyor, ahlâkı çürütüyor, Müslümanları

Çünkü İslâmiyeti çürütüyor, ahlâkı çürütüyor, Müslümanları
gevşetiyor, günahlara lâubâlliğe sevk ediyor.gevşetiyor, günahlara lâubâlliğe sevk ediyor. Artık çaresi nasıl alınması gerekiyorsaArtık çaresi nasıl alınması gerekiyorsa öyle alınmalı.öyle alınmalı. Bakın Peygamber Efendimiz nasıl?Bakın Peygamber Efendimiz nasıl? Gidelim temizlenelim.Gidelim temizlenelim. Ve nahmetullâhe aleyhi.Ve nahmetullâhe aleyhi. Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor.Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor. Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor.Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor. O her güzelliği gördüğünde, her nimetiO her güzelliği gördüğünde, her nimeti gördüğünde şükrediyor, hamd ediyor, Allah’ı hatırlıyor.gördüğünde şükrediyor, hamd ediyor, Allah’ı hatırlıyor. Bizimkiler de her nimeti gördüğünde Allah’ıBizimkiler de her nimeti gördüğünde Allah’ı unutuyorlar, günaha dalıyorlar.unutuyorlar, günaha dalıyorlar. Bu tepenin üstünün manzarası çok güzel.Bu tepenin üstünün manzarası çok güzel. Aman buraya bir gazino yapalım, gelsinAman buraya bir gazino yapalım, gelsin içkiler, gelsin çengiler, gelsin çalgılar.içkiler, gelsin çengiler, gelsin çalgılar. Güzellik hemen arkasından günah.Güzellik hemen arkasından günah. Aman bu deniz kenarı, bu koy,

Aman bu deniz kenarı, bu koy,
bu körfez çok güzel.bu körfez çok güzel. Aman bir beş yıldızlı turistik bir otel yapalım.Aman bir beş yıldızlı turistik bir otel yapalım. İçki olsun içinde, bilmem jazz olsun,İçki olsun içinde, bilmem jazz olsun, dans olsun, bilmem oryantaller gelsin, bilmemdans olsun, bilmem oryantaller gelsin, bilmem neler gelsin.neler gelsin. Hadi günah.Hadi günah. Yani nerede bir güzel güzellik varsaYani nerede bir güzel güzellik varsa orada bizim ahalinin hatırına Allah’a isyanorada bizim ahalinin hatırına Allah’a isyan ve günah geliyor.ve günah geliyor. Allah ıslah etsin.Allah ıslah etsin. Allah akıl fikir versin.Allah akıl fikir versin. Allah’ın verdiği güzelliklere, nimetlere hamd etmekAllah’ın verdiği güzelliklere, nimetlere hamd etmek gerekirken, şükretmek gerekirken o nimetlerigerekirken, şükretmek gerekirken o nimetleri yiyip yiyip de azmak, tabii Allah’ınyiyip yiyip de azmak, tabii Allah’ın dünyada ve ahirette gazabına, hoşnutsuzluğuna uğramakdünyada ve ahirette gazabına, hoşnutsuzluğuna uğramak sonunda ne kadar pişmanlık verecek bir durum.sonunda ne kadar pişmanlık verecek bir durum. Allah akıl fikir versin.Allah akıl fikir versin. Kâne izâ secede câfâ hattâ yürâKâne izâ secede câfâ hattâ yürâ beyâdu ibteyhi.beyâdu ibteyhi. Peygamber Efendimiz'in secde halinde kolları nasıl

Peygamber Efendimiz'in secde halinde kolları nasıl
olurdu, onu anlatıyor bu hadîs-i şerîf,olurdu, onu anlatıyor bu hadîs-i şerîf, bu rivayet.bu rivayet. Efendimiz şöyle secde ettiği zamanEfendimiz şöyle secde ettiği zaman iki kolunun beyazı görünecek şekildeiki kolunun beyazı görünecek şekilde ellerini yayardı, kollarını iki tarafa yayardı.ellerini yayardı, kollarını iki tarafa yayardı. Yani şöyle kapalı durmazdı, yayar, arslanYani şöyle kapalı durmazdı, yayar, arslan gibi yani şöyle geriniyor böyle.gibi yani şöyle geriniyor böyle. iki tarafa doğru yayılmış bir vaziyette dururdu.iki tarafa doğru yayılmış bir vaziyette dururdu. Kadınlar öyle durmazlar, kadınlar kapalı dururlar.Kadınlar öyle durmazlar, kadınlar kapalı dururlar. Tesettür sebebiyle, herhangi bir yerleri açılmamasıTesettür sebebiyle, herhangi bir yerleri açılmaması ve görünmemesi için onlar derli toplu dururlar.ve görünmemesi için onlar derli toplu dururlar. Erkekler kollarını iki tarafa yayarlar.Erkekler kollarını iki tarafa yayarlar. Eğer izdiham yoksa, tabi izdiham olduğu zaman,Eğer izdiham yoksa, tabi izdiham olduğu zaman, yandaki arkadaşının da ben kolumuyandaki arkadaşının da ben kolumu açacağım diye bir köşeye sıkışmasına sebepaçacağım diye bir köşeye sıkışmasına sebep olmamak lazım.olmamak lazım. Kimisi öyle şey yapıyor.

Kimisi öyle şey yapıyor.
Bazı öyle baba yiğitlerin yanında namazBazı öyle baba yiğitlerin yanında namaz kıldığım oluyor, O kaçacağım geliyor, sıkıştırıyor.kıldığım oluyor, O kaçacağım geliyor, sıkıştırıyor. Neymiş, kolunu öyle şey yapacak, öyleNeymiş, kolunu öyle şey yapacak, öyle yaygın duracak diye.yaygın duracak diye. Başkasını da düşünmek lazım, yerine göre.Başkasını da düşünmek lazım, yerine göre. Böyle icabında gayet dar bir şekildeBöyle icabında gayet dar bir şekilde durmaya gayret etmek lazım ki odurmaya gayret etmek lazım ki o kardeş de o safa sığsın.kardeş de o safa sığsın. Sahabe-i kiram safların sık olmasına çokSahabe-i kiram safların sık olmasına çok dikkat ederlermiş.dikkat ederlermiş. Arada boşluk kalmamasına çok dikkat ederlermiş.Arada boşluk kalmamasına çok dikkat ederlermiş. Ve elbiselerinin bu omuz tarafları aşınırmış en çok.Ve elbiselerinin bu omuz tarafları aşınırmış en çok. Çok sürtünüyor orası demek ki.Çok sürtünüyor orası demek ki. O kadar sıkı duruyorlar kiO kadar sıkı duruyorlar ki bu iki tarafı, omuz tarafları aşınırmış.bu iki tarafı, omuz tarafları aşınırmış. Tabii böyle insan kasılırsa, bazıları öyle

Tabii böyle insan kasılırsa, bazıları öyle
yapıyor şimdi bizim memlekette, fazla sıkışıklığa gelemiyor.yapıyor şimdi bizim memlekette, fazla sıkışıklığa gelemiyor. Saf sıkışık oldu mu kızıyor.Saf sıkışık oldu mu kızıyor. Yanına sokulan insana şöyle bir yan yanYanına sokulan insana şöyle bir yan yan bir bakıyor ters ters.bir bakıyor ters ters. Gözünden çıkan ışınlarla neredeyse eritecek onu.Gözünden çıkan ışınlarla neredeyse eritecek onu. Sen misin buraya sokulan filan.Sen misin buraya sokulan filan. Böyle eritecek gibi bir bakıyor.Böyle eritecek gibi bir bakıyor. O anlamazsa veya anlamazlıktan gelirse veyaO anlamazsa veya anlamazlıktan gelirse veya safın sıklığı mübarektir, iyidir filan diyesafın sıklığı mübarektir, iyidir filan diye düşünür de, piskinliğe vurursa, bu seferdüşünür de, piskinliğe vurursa, bu sefer kızıyor, hop geriye çekiliyor.kızıyor, hop geriye çekiliyor. Birinci safın sevabı çoktu, ne diyeBirinci safın sevabı çoktu, ne diye geriye çekildin?geriye çekildin? Sıkışık sıkışık kıl.Sıkışık sıkışık kıl. Hayır, kızgınlığından geri çekiliyor.Hayır, kızgınlığından geri çekiliyor. Bunlar yanlış hareketler yani.Bunlar yanlış hareketler yani. Dört dekât bir namaz kılacaksın, sabretDört dekât bir namaz kılacaksın, sabret yanındaki kardeşinin şeyine.yanındaki kardeşinin şeyine. Sen kardeşinin sıkışıklığına sabret, kardeşini de

Sen kardeşinin sıkışıklığına sabret, kardeşini de
sıkıştırmamaya gayret etsin.sıkıştırmamaya gayret etsin. Kardeşlik böyle olur.Kardeşlik böyle olur. Yani herkes karşısındakini düşünürse öyle olur.Yani herkes karşısındakini düşünürse öyle olur. Aksi takdirde namaz bile yanındaki adamlaAksi takdirde namaz bile yanındaki adamla nefretle, çekişmeyle, rekabetle namazlıktan çıkar,nefretle, çekişmeyle, rekabetle namazlıktan çıkar, tatsız bir hale döner, sevabı filan kalmaz.tatsız bir hale döner, sevabı filan kalmaz. Yanındaki niye böyle yaptı bilmem neYanındaki niye böyle yaptı bilmem ne filan derken işin tatı tuzu kalmaz.filan derken işin tatı tuzu kalmaz. Kâne izâ secede refea’l-imâmete an

Kâne izâ secede refea’l-imâmete an
cebheteyhi.cebheteyhi. Secde ettiği zaman Efendimiz sarığını daSecde ettiği zaman Efendimiz sarığını da alnından kaldırırdı.alnından kaldırırdı. Sarık alnına sarık yaptırmazdı, sarkı tutmazdı.Sarık alnına sarık yaptırmazdı, sarkı tutmazdı. Tabii bizim şimdi bu sarıklarımız

Tabii bizim şimdi bu sarıklarımız
kolaylık olsun diye fesin üzerine sarılıyor.kolaylık olsun diye fesin üzerine sarılıyor. Ondan sonra da her seferinde sarmakOndan sonra da her seferinde sarmak zor geldiğinden, herkes böyle güzel saramadığından,zor geldiğinden, herkes böyle güzel saramadığından, bir kere sarıldı mı öyle duruyor.bir kere sarıldı mı öyle duruyor. Veyahut makinede sarıyorlar, böyle şerit üstüneVeyahut makinede sarıyorlar, böyle şerit üstüne çeviriyorlar filan.çeviriyorlar filan. Böyle kalıptan çıkmış, saksı gibi filan oluyor.Böyle kalıptan çıkmış, saksı gibi filan oluyor. Aslında tabii sarıyı insan kendisi sarmayı öğrenecek.Aslında tabii sarıyı insan kendisi sarmayı öğrenecek. Bazı kardeşlerimiz, hoşuma gidiyor, şurasından çıkartıyorlar,Bazı kardeşlerimiz, hoşuma gidiyor, şurasından çıkartıyorlar, hemen kapıdan girince güzel bir doluyorlar.hemen kapıdan girince güzel bir doluyorlar. Bayağı da güzel oluyor işte.Bayağı da güzel oluyor işte. Yani hiçbir farkı yok.

Yani hiçbir farkı yok.
Yalnız sarık ne kadar çok olursaYalnız sarık ne kadar çok olursa sevabı o kadar fazla.sevabı o kadar fazla. Yani azıcık böyle bir şey değil deYani azıcık böyle bir şey değil de biraz fazlaca dolanmalı.biraz fazlaca dolanmalı. Her dolaması için sevabı biraz dahaHer dolaması için sevabı biraz daha fazla oluyor.fazla oluyor. Ve sarık meleklerin kıyafeti olarak teşvikVe sarık meleklerin kıyafeti olarak teşvik edilmiş olan bir başörtme şekli.edilmiş olan bir başörtme şekli. Ve sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınanVe sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınan namaza göre 70 kat daha sevaplı.namaza göre 70 kat daha sevaplı. O halde bu müslümanların alameti olan,O halde bu müslümanların alameti olan, meleklerin kıyafeti olan sarığa tabii gayretmeleklerin kıyafeti olan sarığa tabii gayret etmesi lazım kardeşlerimizin.etmesi lazım kardeşlerimizin. Onlar da mümkünse sarıkla böyle şeyOnlar da mümkünse sarıkla böyle şey yapması lazım ki sevabı çok olsun,yapması lazım ki sevabı çok olsun, kıyafet de İslâmî kıyafet olsun.kıyafet de İslâmî kıyafet olsun. Şimdi geçen sefer de galiba bir

Şimdi geçen sefer de galiba bir
vesileyle bir yerde anlattım.vesileyle bir yerde anlattım. Bizim Almanya’dan bir kardeşimiz geldi.Bizim Almanya’dan bir kardeşimiz geldi. Alman asıllı müslüman olmuş.Alman asıllı müslüman olmuş. Ama bizim Avrupa’da okumuş bazı kardeşlerimiz var.Ama bizim Avrupa’da okumuş bazı kardeşlerimiz var. Onlarla eskiden beri tanışıyor.Onlarla eskiden beri tanışıyor. Yani köklü müslüman.Yani köklü müslüman. Böyle yeniden ne olduğu belirsiz.Böyle yeniden ne olduğu belirsiz. Acaba hakiki müslüman mı değil miAcaba hakiki müslüman mı değil mi filan diye tereddüt edecek gibi değil.filan diye tereddüt edecek gibi değil. İçine müslümanlığı sindirmiş bir kardeşimiz.İçine müslümanlığı sindirmiş bir kardeşimiz. Maşallah.Maşallah. Allah daim etsin.Allah daim etsin. Kılık kıyafeti.Kılık kıyafeti. Şimdi diyor ki, müslümanlar İslâmî kıyafetle gezmeli.

Şimdi diyor ki, müslümanlar İslâmî kıyafetle gezmeli.
Dışından baktığın zaman bunun müslüman olduğuDışından baktığın zaman bunun müslüman olduğu belli olmalı.belli olmalı. Neden?Neden? Anlatmış neden olduğunu.Anlatmış neden olduğunu. Amerika'da bir kavga olmuş.Amerika'da bir kavga olmuş. Birisi de arabayı kullanıyormuş, kavgaya bakmış.Birisi de arabayı kullanıyormuş, kavgaya bakmış. Yesinler birbirlerini demiş, geçmiş.Yesinler birbirlerini demiş, geçmiş. Ne olacak demiş.Ne olacak demiş. Yani ikisinin de kıyafeti şey Amerikalı.Yani ikisinin de kıyafeti şey Amerikalı. Ne diye girecek aralarına?Ne diye girecek aralarına? Girmemiş, yürümüş.Girmemiş, yürümüş. Fakat sonradan duymuş ki onlardan birFakat sonradan duymuş ki onlardan bir tanesi müslümanmış ve öldürülmüş.tanesi müslümanmış ve öldürülmüş. Yani o kavgada öldürülmüş.

Yani o kavgada öldürülmüş.
Öldürülünce çok üzülmüş.Öldürülünce çok üzülmüş. Ah demiş, keşke yani üzerinde birAh demiş, keşke yani üzerinde bir İslâm müslüman olduğunu belirten bir emareİslâm müslüman olduğunu belirten bir emare olsaydı da, ben de onun desteğineolsaydı da, ben de onun desteğine gitseydim, yardımcı olsaydım, hayatını belki kurtarırdım diye.gitseydim, yardımcı olsaydım, hayatını belki kurtarırdım diye. Çok üzülmüş sonradan.Çok üzülmüş sonradan. Onu söylemiş yani, gittiği yerlerde onu söylüyormuş.Onu söylemiş yani, gittiği yerlerde onu söylüyormuş. İslâmî kıyafetle bulunun, görünüşünüz sizin müslümanİslâmî kıyafetle bulunun, görünüşünüz sizin müslüman olduğunuzu belli etsin.olduğunuzu belli etsin. Yani bir İngiliz, bir Alman, bir

Yani bir İngiliz, bir Alman, bir
İtalyan, bir İspanyol yan yana durduğuİtalyan, bir İspanyol yan yana durduğu zaman, sen de durduğun zaman, tamamzaman, sen de durduğun zaman, tamam şu müslüman denilecek bir kıyafetşu müslüman denilecek bir kıyafet olsun ki başkaları da bilsin.olsun ki başkaları da bilsin. Ama kılık kıyafet bakımından aynı pantolonuAma kılık kıyafet bakımından aynı pantolonu giyiyor, aynı ceketi giyiyor, aynıgiyiyor, aynı ceketi giyiyor, aynı şekilde sakalı bıyığı tıraşlı, aynı şekildeşekilde sakalı bıyığı tıraşlı, aynı şekilde saçı onların tıraşı gibi, başlığı onlarınsaçı onların tıraşı gibi, başlığı onların başlığı gibi, o zaman kimse bilmiyor.başlığı gibi, o zaman kimse bilmiyor. Yani bu müslüman mı değil mi?

Yani bu müslüman mı değil mi?
İnsan bakıyor selam vermiyor veyahut camiyeİnsan bakıyor selam vermiyor veyahut camiye gelmiş insan bakıyor, Bizim acaba turist migelmiş insan bakıyor, Bizim acaba turist mi filan derken bakıyorsun, namaz kılıyor,filan derken bakıyorsun, namaz kılıyor, müslüman iyi.müslüman iyi. Ama ne sakal var, ne bıyıkAma ne sakal var, ne bıyık var, ne kıyafette bir emare varvar, ne kıyafette bir emare var müslüman olduğuna bin tane şahit lazım.müslüman olduğuna bin tane şahit lazım. Yani kıyafetimize de dikkat edeceğiz inşallah.Yani kıyafetimize de dikkat edeceğiz inşallah. Peygamber Efendimiz de tabi sarık sarardı.Peygamber Efendimiz de tabi sarık sarardı. Şimdi bana Ankara'da Aksaray'dan birkaç arkadaş geldi.

Şimdi bana Ankara'da Aksaray'dan birkaç arkadaş geldi.
Kesinlikle şeylerde münakaşalar oluyor bunların.Kesinlikle şeylerde münakaşalar oluyor bunların. Sarık saralım mı, sarmayalım mı?Sarık saralım mı, sarmayalım mı? Suudlular başörtü örtüyorlar.Suudlular başörtü örtüyorlar. Şöyle başörtüyü hani hanımlar üçgen şeklindeŞöyle başörtüyü hani hanımlar üçgen şeklinde katlarlar, öyle örtüyorlar başörtüyü.katlarlar, öyle örtüyorlar başörtüyü. Bir de entari giyiyorlar.Bir de entari giyiyorlar. Aşağı kadar tam entari giyiyorlar, beyaz entari giyiyorlar.Aşağı kadar tam entari giyiyorlar, beyaz entari giyiyorlar. Üstünde başörtü, sırtında entari, arkadan baktığıÜstünde başörtü, sırtında entari, arkadan baktığı zaman insan, ha bir hanımefendi filan diyor.zaman insan, ha bir hanımefendi filan diyor. Şöyle biraz yan döndüğü zaman bakıyorsunŞöyle biraz yan döndüğü zaman bakıyorsun sakalı var, şey var, ha erkekmişsakalı var, şey var, ha erkekmiş filan diye.filan diye. Yani insan o zaman şaşırıyor.

Yani insan o zaman şaşırıyor.
Suud’a gidenlerde böyle bir durumu, ilkSuud’a gidenlerde böyle bir durumu, ilk defa bir hayret etme durumu oluyordur muhakkak.defa bir hayret etme durumu oluyordur muhakkak. Şimdi tabii Suudlular şimdi sarık sarmıyorlar,Şimdi tabii Suudlular şimdi sarık sarmıyorlar, öyle başörtüyle geziyorlar.öyle başörtüyle geziyorlar. Başörtü.Başörtü. Halbuki başörtü Peygamber Efendimiz’in sünneti.Halbuki başörtü Peygamber Efendimiz’in sünneti. Kur’an-ı Kerîm’de meleklerin o kıyafetle öyleKur’an-ı Kerîm’de meleklerin o kıyafetle öyle şey yaptıkları, harplerde müslümanları teyit veşey yaptıkları, harplerde müslümanları teyit ve destekleme üzere geldikleri bildiriliyor.destekleme üzere geldikleri bildiriliyor. Sarıklı sarıklı, öyle mücahit halinde.Sarıklı sarıklı, öyle mücahit halinde. Bunun böyle olması lazım.Bunun böyle olması lazım. Sarık Arapların tacıdır.Sarık Arapların tacıdır. O'nu bıraktıkları zaman Araplarda hayır kalmazO'nu bıraktıkları zaman Araplarda hayır kalmaz diye rivayetler var.diye rivayetler var. Yani sarık önemli bir şey.

Yani sarık önemli bir şey.
Peygamber Efendimiz bak sarardı.Peygamber Efendimiz bak sarardı. İşte bana Anadolu'dan geliyorlar şimdi.İşte bana Anadolu'dan geliyorlar şimdi. Mesela Ankara'dayken geldiler, sordular.Mesela Ankara'dayken geldiler, sordular. Hocam bu sarık da nereden çıkmış?Hocam bu sarık da nereden çıkmış? Sünnet Peygamber Efendimiz sarmış.Sünnet Peygamber Efendimiz sarmış. Hani hangi rivayet, nerede?Hani hangi rivayet, nerede? Olur ben size bulayım, rivayetleri göndereyim dedim.Olur ben size bulayım, rivayetleri göndereyim dedim. Bir dosya kağıdı rivayetleri açtım, hadisBir dosya kağıdı rivayetleri açtım, hadis kitaplarından topladım, yazdım yazdım, gönderdim.kitaplarından topladım, yazdım yazdım, gönderdim. Oradan bir teşekkür meşekkür gelmedi amaOradan bir teşekkür meşekkür gelmedi ama inşallah ellerine ulaşmıştır.inşallah ellerine ulaşmıştır. Yani bak bu hadîs-i şerîfte gösteriyor ki,

Yani bak bu hadîs-i şerîfte gösteriyor ki,
Efendimiz sarık sarardı namaza veEfendimiz sarık sarardı namaza ve alnı yere değsin diye sarığını şöyle kaldırtırmış.alnı yere değsin diye sarığını şöyle kaldırtırmış. Yani şey yapmasın diye secde ettiğiYani şey yapmasın diye secde ettiği yerde sarık alnının altında kalmaması içinyerde sarık alnının altında kalmaması için kaldırırmış yukarıya doğru.kaldırırmış yukarıya doğru. Kâne izâ sürre istenâre vechühû

Kâne izâ sürre istenâre vechühû
fe-ke’ennehû kıt’atü kamerin.fe-ke’ennehû kıt’atü kamerin. Buhârî’de ve Müslim’de Ka‘b b.Buhârî’de ve Müslim’de Ka‘b b. Mâlik el-Ensârî’den radıyallahu anh rivayet olmuş ki,Mâlik el-Ensârî’den radıyallahu anh rivayet olmuş ki, Peygamber Efendimiz sevindiği, sevinçli olduğuPeygamber Efendimiz sevindiği, sevinçli olduğu zaman, bir şeye memnun olduğu zaman,zaman, bir şeye memnun olduğu zaman, sürurlandığı zaman yüzü ay parçası gibi parlardı.sürurlandığı zaman yüzü ay parçası gibi parlardı. Yani hani gülünce yüzünde güller açar deriz ya,

Yani hani gülünce yüzünde güller açar deriz ya,
sevindiği zaman yüzü aysevindiği zaman yüzü ay parçası gibi parlardı.parçası gibi parlardı. Biliyorsunuz Kadir gecesinde bizim Ali RızaBiliyorsunuz Kadir gecesinde bizim Ali Rıza kardeşimiz konuştu.kardeşimiz konuştu. Güzel konuşmasında şey yaptı.Güzel konuşmasında şey yaptı. Sahabeden birisi kapıda durmuş.Sahabeden birisi kapıda durmuş. O gece de mehtaplıymış.O gece de mehtaplıymış. Peygamber Efendimiz çıkarkenPeygamber Efendimiz çıkarken bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e bakmış.bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e bakmış. Bir gökteki dolunaya bakmış.Bir gökteki dolunaya bakmış. Diyor ki, vallahi ya Resûlallah seninDiyor ki, vallahi ya Resûlallah senin yüzün kamerden daha parlak, daha pırıltılı,yüzün kamerden daha parlak, daha pırıltılı, daha nurlu.daha nurlu. Allah rüyalarda gül yüzünü görmemizi nasip eylesin.Allah rüyalarda gül yüzünü görmemizi nasip eylesin. Âhirette de komşuluğunu, sohbetini nasip eylesin.Âhirette de komşuluğunu, sohbetini nasip eylesin. Resûlullah Efendimiz muhterem kardeşlerim, mütebessim dururdu,Resûlullah Efendimiz muhterem kardeşlerim, mütebessim dururdu, güleç yüzlü dururdu.güleç yüzlü dururdu. Yani böyle asık suratlı, çatık kaşlı,

Yani böyle asık suratlı, çatık kaşlı,
abûs çehreli, sert görünüşlü değildi.abûs çehreli, sert görünüşlü değildi. Mütebessim dururdu.Mütebessim dururdu. Ama kahkahayla gülmezdi.Ama kahkahayla gülmezdi. Aşırı gülmezdi fakat mütebessim dururdu.Aşırı gülmezdi fakat mütebessim dururdu. O tabi yerine göre de yüzününO tabi yerine göre de yüzünün başka tavırlar aldığı da olurdu.başka tavırlar aldığı da olurdu. Mesela kızdığı zaman şurada iki kaşığınMesela kızdığı zaman şurada iki kaşığın arasında bir damarı vardı, o kabarırdı.arasında bir damarı vardı, o kabarırdı. Bir şeye çok kızdığı zamanBir şeye çok kızdığı zaman o damarı şişerdi.o damarı şişerdi. Böyle oradan anlarlardı çok sinirlendiğini.Böyle oradan anlarlardı çok sinirlendiğini. Sonra bazı zamanlarda da mahzun halleri

Sonra bazı zamanlarda da mahzun halleri
olduğunu da aşağıda okuyacağız şimdi gelecek.olduğunu da aşağıda okuyacağız şimdi gelecek. Kâne izâ selleme mine’s-salâti kâle selâse

Kâne izâ selleme mine’s-salâti kâle selâse
merrâtin: Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûnmerrâtin: Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemînve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn Ebû Sa’id hazretlerinden radıyallahu anh rivayet olmuş.Ebû Sa’id hazretlerinden radıyallahu anh rivayet olmuş. Efendimiz namazdan selam verdikten sonra üçEfendimiz namazdan selam verdikten sonra üç defa, Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûndefa, Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemînve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn âyetlerini okurdu.âyetlerini okurdu. Üç defa.Üç defa. Geçtiğimiz haftalarda da bir rivayeti görmüştük.Geçtiğimiz haftalarda da bir rivayeti görmüştük. Selam verdiği zaman, Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullahSelam verdiği zaman, Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah diye üç defa istiğfar edip, Allahümmediye üç defa istiğfar edip, Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm, tebâreke yâ ze'l-celâliente’s-selâm ve minke’s-selâm, tebâreke yâ ze'l-celâli ve’l-ikrâm derdi diye.ve’l-ikrâm derdi diye. Bizim müezzinlerimiz o rivayete göre selamdanBizim müezzinlerimiz o rivayete göre selamdan sonra öyle diyorlar.sonra öyle diyorlar. Bu da hatırınızda olsun.

Bu da hatırınızda olsun.
Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn veSübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselin ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn deselâmün ale’l-mürselin ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn de dermiş üç defa.dermiş üç defa. Bunu da zaman zaman Peygamber EfendimizinBunu da zaman zaman Peygamber Efendimizin yaptığı bir sünnet diye siz de uygularsınız.yaptığı bir sünnet diye siz de uygularsınız. Burada bir şeyi söyleyeceğim.Burada bir şeyi söyleyeceğim. Bazı kardeşlerimiz şimdi bu ayetlerin manasıBazı kardeşlerimiz şimdi bu ayetlerin manası bu Sâffât sûresinin sonundaki üç ayet-i kerimedir.bu Sâffât sûresinin sonundaki üç ayet-i kerimedir. Tabi manasını söyleyelim.Tabi manasını söyleyelim. Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti.Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti. Senin Rabbin, izzet sahibi olanSenin Rabbin, izzet sahibi olan Rabbin, izzet sahibi olan senin RabbinRabbin, izzet sahibi olan senin Rabbin her türlü noksandan münezzehtir.her türlü noksandan münezzehtir. O müşriklerin ona yakıştırdığı gelişi güzel,O müşriklerin ona yakıştırdığı gelişi güzel, asılsız, esassız sözlerden münezzehtir.asılsız, esassız sözlerden münezzehtir. Şerîki, nazîri yoktur.Şerîki, nazîri yoktur. Kemal sıfatlarıyla muttasıftır.Kemal sıfatlarıyla muttasıftır. Her türlü noksandan münezzehtir.

Her türlü noksandan münezzehtir.
Senin Rabbin, izzet sahibi olan seninSenin Rabbin, izzet sahibi olan senin Rabbin her türlü noksandan münezzehtir.Rabbin her türlü noksandan münezzehtir. Müşriklerin, münafıkların, kâfirlerin batıl inançlarından, itikatlarından,Müşriklerin, münafıkların, kâfirlerin batıl inançlarından, itikatlarından, onların isnatlarından, sözlerinden berîdir.onların isnatlarından, sözlerinden berîdir. Mânasına geliyor bu.Mânasına geliyor bu. Senin Rabbin.Senin Rabbin. Ve selâmun ale’l-mürselîn.Ve selâmun ale’l-mürselîn. Ve bütün Allah tarafından gönderilmiş olanVe bütün Allah tarafından gönderilmiş olan peygamberlere selam olsun.peygamberlere selam olsun. Ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn.Ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'ındır.Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'ındır. Mânasına geliyor.Mânasına geliyor. Şimdi burada bazı kardeşlerimiz ve bazen de

Şimdi burada bazı kardeşlerimiz ve bazen de
ben de öyle yaptığım olmuştur.ben de öyle yaptığım olmuştur. Sübhâne rabbike diyecek yerde, yani seninSübhâne rabbike diyecek yerde, yani senin Rabbin diyecek yerde, Sübhâne rabbinâ, bizimRabbin diyecek yerde, Sübhâne rabbinâ, bizim Rabbimiz diye sözü kendimize uyudurarak söylüyorduk ama,Rabbimiz diye sözü kendimize uyudurarak söylüyorduk ama, bak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhibak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisi öyle söylememiş.ve sellem kendisi öyle söylememiş. Yani âyeti bozmamış, âyeti aynen söylemiş.Yani âyeti bozmamış, âyeti aynen söylemiş. O isteseydi o da söylerdi.O isteseydi o da söylerdi. Sübhâne rabbinâ derdi.Sübhâne rabbinâ derdi. Sübhâne rabbinâ derdi.Sübhâne rabbinâ derdi. Yani öyle dememiş.

Yani öyle dememiş.
Sübhâne rabbike diye âyeti bozmadan söylemiş.Sübhâne rabbike diye âyeti bozmadan söylemiş. Senin Rabbin diye söylemiş.Senin Rabbin diye söylemiş. Benim Rabbim tarzında söyleyip duruma göreBenim Rabbim tarzında söyleyip duruma göre sözü kendisine uygun hale getirebilirdi.sözü kendisine uygun hale getirebilirdi. Demek ki âyet-i kerîmeyi aynen bırakmakDemek ki âyet-i kerîmeyi aynen bırakmak onun daha çok hoşuna gitmiş bironun daha çok hoşuna gitmiş bir şey olmuş oluyor.şey olmuş oluyor. Âyeti bozmamış, değiştirmemiş oluyor.Âyeti bozmamış, değiştirmemiş oluyor. Biz de bundan sonra inşallah değiştirmeyelim, bozmayalım.Biz de bundan sonra inşallah değiştirmeyelim, bozmayalım. Sübhâne rabbinâ rabbi’l-izzeti demeyelim de, SübhâneSübhâne rabbinâ rabbi’l-izzeti demeyelim de, Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmünrabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn diyelim.ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn diyelim. Yani Kur’an-ı Kerîm’de geçtiği şekli aynen

Yani Kur’an-ı Kerîm’de geçtiği şekli aynen
koruyalım, mânaya göre değiştirmeyelimkoruyalım, mânaya göre değiştirmeyelim inşaallah.inşaallah. Onu anlıyoruz.Onu anlıyoruz. Şeyde, bu Kaddafi de Libya’nın başkanı,Şeyde, bu Kaddafi de Libya’nın başkanı, Muammer Kaddafi de Kur’an-ı Kerîm’le çokMuammer Kaddafi de Kur’an-ı Kerîm’le çok oynuyor maalesef.oynuyor maalesef. Yani biraz şeyi var, böyle küstahlığıYani biraz şeyi var, böyle küstahlığı ve mütecavizliği var, sivri akıllılığı var.ve mütecavizliği var, sivri akıllılığı var. Şimdi mesela Kur’an-ı Kerîm’de bazı âyet-iŞimdi mesela Kur’an-ı Kerîm’de bazı âyet-i kerîmeler nasıl başlıyor?kerîmeler nasıl başlıyor? Kul diye başlıyor.Kul diye başlıyor. Söyle, de ki.Söyle, de ki. Mesela kul, huvallâhu ehad.

Mesela kul, huvallâhu ehad.
Söyle ki, o Allah bir tektir.Söyle ki, o Allah bir tektir. Veyahut kul, eûzü bi-rabbi’l-falak.Veyahut kul, eûzü bi-rabbi’l-falak. De ki, falakın Rabbine sığınırım.De ki, falakın Rabbine sığınırım. Veya kul, eûzü bi-rabbi’n-nâs.Veya kul, eûzü bi-rabbi’n-nâs. De ki, insanların Rabbine sığınırım.De ki, insanların Rabbine sığınırım. Şimdi bu kulları kaldırıyormuş, kul kelimelerini.Şimdi bu kulları kaldırıyormuş, kul kelimelerini. Neden?Neden? E ben söylüyorum artık kul demeyeE ben söylüyorum artık kul demeye lüzum yok filan diye.lüzum yok filan diye. Fakat bak burada Peygamber EfendimizinFakat bak burada Peygamber Efendimizin hareket tarzı bize bir numunedir.hareket tarzı bize bir numunedir. Bizde âyeti bozmuyor.Bizde âyeti bozmuyor. Subhâne rabbike diyor.Subhâne rabbike diyor. Biz de demek ki Kul huvallâhBiz de demek ki Kul huvallâh okuyacağız, Kul eûzü bi-rabbi’l-falak okuyacağız, Kulokuyacağız, Kul eûzü bi-rabbi’l-falak okuyacağız, Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs okuyacağız.eûzü bi-rabbi’n-nâs okuyacağız. Yani onun öyle makaslaması, bazı kelimeleri

Yani onun öyle makaslaması, bazı kelimeleri
atması doğru olmamış olduğuna ben buradanatması doğru olmamış olduğuna ben buradan öyle bir işaret çıkartıyorum.öyle bir işaret çıkartıyorum. Kur’ân-ı Kerîm bastırmış, Kur’ân-ı Kerîm’i tutmuşKur’ân-ı Kerîm bastırmış, Kur’ân-ı Kerîm’i tutmuş tamamen başka bir rivayete göre bastırmış.tamamen başka bir rivayete göre bastırmış. Avustralya’ya göndermiş.Avustralya’ya göndermiş. E açtılar, baktılar, ezberinde olan sureler,E açtılar, baktılar, ezberinde olan sureler, şeyler filan, İnsanlar aklı karmakarışık olur.şeyler filan, İnsanlar aklı karmakarışık olur. Yani öteki rivayetlere göre.Yani öteki rivayetlere göre. Canım herkesin alıştığı mutat rivayete göreCanım herkesin alıştığı mutat rivayete göre şey yapsana.şey yapsana. Onu bilim adamları ayrıca kıraat-ı aşereOnu bilim adamları ayrıca kıraat-ı aşere sahipleri kendi kütüphanelerinde ayrıca şey yapsınlarsahipleri kendi kütüphanelerinde ayrıca şey yapsınlar ama halka mal olan Kur'an-ı Kerim'iama halka mal olan Kur'an-ı Kerim'i birbirinden farklı rivayetler halinde ne diyebirbirinden farklı rivayetler halinde ne diye sürüyorsun ortaya?sürüyorsun ortaya? Hemen topladılar oradan.Hemen topladılar oradan. Hemen topladılar depo ettiler bir kenaraHemen topladılar depo ettiler bir kenara iade ettiler.iade ettiler. Parasız göndermiş onlar da hemen bir

Parasız göndermiş onlar da hemen bir
kenara kaldırdılar.kenara kaldırdılar. Demeyiz dediler.Demeyiz dediler. Çünkü bizim alıştığımız şey de değil.Çünkü bizim alıştığımız şey de değil. Herkesin İslâm tarihi Peygamber Efendimiz'in hicretinden başlıyor.Herkesin İslâm tarihi Peygamber Efendimiz'in hicretinden başlıyor. Bir sivri fikir hicretten başlamasın,Bir sivri fikir hicretten başlamasın, Peygamber Efendimiz'in doğumundan başlasın.Peygamber Efendimiz'in doğumundan başlasın. Hadi ayrı bir hicret takvimi çıkarttı ortaya.Hadi ayrı bir hicret takvimi çıkarttı ortaya. Olmaz.Olmaz. Yani her şeyi ayrı aykırı yapıyor.Yani her şeyi ayrı aykırı yapıyor. Kur'ân-ı Kerîm'de de böyle oynama yapmasıKur'ân-ı Kerîm'de de böyle oynama yapması doğru olmuyor.doğru olmuyor. Onu çıkartıyoruz bu rivayetten.Onu çıkartıyoruz bu rivayetten. Kâne izâ selleme lem yak‘ud illâ

Kâne izâ selleme lem yak‘ud illâ
bi-mikdâri mâ yekûl.bi-mikdâri mâ yekûl. Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâAllahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm.ze’l-celâli ve’l-ikrâm. Hz. Aişe validemizden.Hz. Aişe validemizden. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namazdanPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem namazdan selam verdi mi, ancak Allahümme ente’s-selâmselam verdi mi, ancak Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebâreke yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyecekve minke’s-selâm tebâreke yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyecek kadar otururdu.kadar otururdu. Fazla oturmaz, farz namazdan sonra.

Fazla oturmaz, farz namazdan sonra.
Az, hemen bu kadar oturur kalkardı.Az, hemen bu kadar oturur kalkardı. Biz de öyle yapıyoruz.Biz de öyle yapıyoruz. Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekeAllahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebâreke yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyoruz.yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyoruz. O sünnetini büyüklerimiz bize öğretmişler demek kiO sünnetini büyüklerimiz bize öğretmişler demek ki hemen o kadar yapıp kalkıyoruz.hemen o kadar yapıp kalkıyoruz. Tabi bu şeyden arkasında bir sünnetTabi bu şeyden arkasında bir sünnet namaz filan, nafile namaz kılınacağı zaman.namaz filan, nafile namaz kılınacağı zaman. Yine rivayetlerden biliyoruz ki, sahih rivayetlerdenYine rivayetlerden biliyoruz ki, sahih rivayetlerden biliyoruz ki, Peygamber sallallahu aleyhi vebiliyoruz ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz sabah namazından sonrasellem Efendimiz sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu.güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu. Rivayetler var.Rivayetler var. Ebu Davud'dan rivayetler var.Ebu Davud'dan rivayetler var. Burada şerhte başka rivayetler de almış.

Burada şerhte başka rivayetler de almış.
Onları da söyleyivereyim.Onları da söyleyivereyim. Şu bakımdan söyleyeceğim.Şu bakımdan söyleyeceğim. Bazı hoca kardeşlerim bana dediler ki,Bazı hoca kardeşlerim bana dediler ki, yani bu sabah namazından sonra neyani bu sabah namazından sonra ne diye böyle bu İskenderpaşa camiinde oturuluyor?diye böyle bu İskenderpaşa camiinde oturuluyor? Yani bu rivayetler hakkında biraz bilgisiYani bu rivayetler hakkında biraz bilgisi az galiba.az galiba. Onu şey yapmadı yani.Onu şey yapmadı yani. Lüzumsuz, uygunsuz filan gibi şey yaptı.Lüzumsuz, uygunsuz filan gibi şey yaptı. Ama Peygamber Efendimiz'in sünneti böyle oturmaktır.Ama Peygamber Efendimiz'in sünneti böyle oturmaktır. Otururdu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.Otururdu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Hocamız buradaki rivayette de diyor ki,Hocamız buradaki rivayette de diyor ki, Diyor ki hocamız derste:Diyor ki hocamız derste: kâne yak‘udü ba‘de edâi’s-subhi fî musallâhukâne yak‘udü ba‘de edâi’s-subhi fî musallâhu hattâ tatlu‘a’ş-şems.hattâ tatlu‘a’ş-şems. Ve kad eşâra ilâ zâlike’l-Beyzâviyyu bi-kavlihî:Ve kad eşâra ilâ zâlike’l-Beyzâviyyu bi-kavlihî: innemâ zâlike fî salâtin ba‘dehâ râtibetün;innemâ zâlike fî salâtin ba‘dehâ râtibetün; emmâ’lletî lâ râtibete ba‘dehâ ke’s-subhi fe-lâ.emmâ’lletî lâ râtibete ba‘dehâ ke’s-subhi fe-lâ. Yani büyük müfessir Kâdî Beyzâvî rahmetullahi

Yani büyük müfessir Kâdî Beyzâvî rahmetullahi
aleyh de, Yani bu böylealeyh de, Yani bu böyle Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm diyecek kadarAllahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm diyecek kadar durmak, arkasından bir ratibe, sünnet olduğu zamandır.durmak, arkasından bir ratibe, sünnet olduğu zamandır. Sünnet olmadığı zaman otururdu diye.Sünnet olmadığı zaman otururdu diye. O da Kâd-ı Beyzâvî de işaret etmiş.O da Kâd-ı Beyzâvî de işaret etmiş. Ebû Davud’da da rivayet var.Ebû Davud’da da rivayet var. Tirmizî’de de rivayet var.Tirmizî’de de rivayet var. Daha başka şeylerde de rivayet var.Daha başka şeylerde de rivayet var. Bizim büyük alimlerimiz, eski selef-i sâlihînimiz deBizim büyük alimlerimiz, eski selef-i sâlihînimiz de böyle yaparlarmış.böyle yaparlarmış. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayatını okudum, öyle yapıyor.İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayatını okudum, öyle yapıyor. O daha sonraki evliyâullahın hayatlarını okudum,O daha sonraki evliyâullahın hayatlarını okudum, sabah namazından sonra öyle Peygamberimizin yaptığısabah namazından sonra öyle Peygamberimizin yaptığı gibi yapıyorlar.gibi yapıyorlar. Benim de bazen orada otururken ayağımaBenim de bazen orada otururken ayağıma bir sancı girer, diz çökemem,bir sancı girer, diz çökemem, bağdaş kurarım, üzülürüm.bağdaş kurarım, üzülürüm. Yani orada otururken niye diz çökemiyorum,

Yani orada otururken niye diz çökemiyorum,
bağdaş kurmasam filan diye.bağdaş kurmasam filan diye. Fakat bugün onun da bir müsaadesiniFakat bugün onun da bir müsaadesini gördüm burada.gördüm burada. Efendimiz sabah namazından sonra bağdaş kurar,Efendimiz sabah namazından sonra bağdaş kurar, öyle otururmuş.öyle otururmuş. O da sünnete uygun oluyor,O da sünnete uygun oluyor, o zaman sevindim.o zaman sevindim. Yani ben ağrıdan dolayı öyle yapıyordumYani ben ağrıdan dolayı öyle yapıyordum ama ona da sevindim.ama ona da sevindim. Demek ki Efendimiz bağdaş kurup daDemek ki Efendimiz bağdaş kurup da öyle otururmuş.öyle otururmuş. Ona da bilelim.Ona da bilelim. Kâne izâ semi’a’l-müezzine kâle misle mâ

Kâne izâ semi’a’l-müezzine kâle misle mâ
yekûluhü hattâ izâ belega hattâ hayyeyekûluhü hattâ izâ belega hattâ hayye ale’s-salâhi hayye ale’l-felâhi kâle lâ havleale’s-salâhi hayye ale’l-felâhi kâle lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.ve lâ kuvvete illâ billâh. Peygamber Efendimiz müezzini dinlerken ne söylerse

Peygamber Efendimiz müezzini dinlerken ne söylerse
aynen söylerdi.aynen söylerdi. Müezzin Allahu Ekber mi diyor?Müezzin Allahu Ekber mi diyor? Allahu Ekber derdi.Allahu Ekber derdi. Eşhedü en lâ ilâhe illallah mı diyor?Eşhedü en lâ ilâhe illallah mı diyor? Eşhedü en lâ ilâhe illallah derdi.Eşhedü en lâ ilâhe illallah derdi. Böyleyse aynen müezzinin sözünü tekrar eder,Böyleyse aynen müezzinin sözünü tekrar eder, ona fikren iştirak ettiğini diliyle ifade ederdi.ona fikren iştirak ettiğini diliyle ifade ederdi. Ama hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh taraflarına geldiği zaman,Ama hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh taraflarına geldiği zaman, ezanı da o zaman ne derdi?ezanı da o zaman ne derdi? Lâ havle ve lâ kuvvete illâLâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh derdi.billâh derdi. Ne demek bu?Ne demek bu? Hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh.Hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh. Hayyâle’s-salâh demek, haydi namaza demek.Hayyâle’s-salâh demek, haydi namaza demek. Haydi kalkın, ne duruyorsunuz?Haydi kalkın, ne duruyorsunuz? Allah çağırıyor, namaza gelseniz de demek.Allah çağırıyor, namaza gelseniz de demek. Yani camiden sesleniyoruz, evlere, etrafa,

Yani camiden sesleniyoruz, evlere, etrafa,
civara sesleniyoruz.civara sesleniyoruz. Ne oturursunuz?Ne oturursunuz? Namaz vakti geldi, hadi Allah’ın huzurunaNamaz vakti geldi, hadi Allah’ın huzuruna çıkılacak, cemaatle namaz kılınacak, gelin namaza deniliyor.çıkılacak, cemaatle namaz kılınacak, gelin namaza deniliyor. Hayye ale’l-felâh ne demek?Hayye ale’l-felâh ne demek? Haydi kurtuluşa, felaha gelin.Haydi kurtuluşa, felaha gelin. Gelirseniz, namaz kılarsanız Allah’ın rızasını kazanırsınız,Gelirseniz, namaz kılarsanız Allah’ın rızasını kazanırsınız, sevap kazanırsınız, felah bulursunuz, dünya vesevap kazanırsınız, felah bulursunuz, dünya ve ahiretiniz mamur olur demek.ahiretiniz mamur olur demek. Şimdi bu manayı duyup da bir

Şimdi bu manayı duyup da bir
insan nasıl evinde oturur?insan nasıl evinde oturur? Müezzin Allah’ın ibadetine davet ediyor,Müezzin Allah’ın ibadetine davet ediyor, “Haydin, namaza gelin!”“Haydin, namaza gelin!” diye o da evde oturuyor.diye o da evde oturuyor. Allah çağırıyor huzuruna, dinleyen kullar dinleyipAllah çağırıyor huzuruna, dinleyen kullar dinleyip geliyorlar, o gelmiyor.geliyorlar, o gelmiyor. Niye gelmiyor?Niye gelmiyor? Peygamber Efendimiz buyururmuş ki, Lâ havlePeygamber Efendimiz buyururmuş ki, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.ve lâ kuvvete illâ billâh. İbadet yapmaya kuvvet, Allah’ın yolunda yürümeyeİbadet yapmaya kuvvet, Allah’ın yolunda yürümeye güç, kuvvet, takat ancak Allah’tandır.güç, kuvvet, takat ancak Allah’tandır. Allah nasip etmezse insan gelemez.Allah nasip etmezse insan gelemez. Gelmek mi iyi, gelmemek mi iyi?Gelmek mi iyi, gelmemek mi iyi? Yani geldiği zaman zahmet çekiyor, belki

Yani geldiği zaman zahmet çekiyor, belki
epeyce yürüyor.epeyce yürüyor. Evinde kılıverse gelmek çok sevaplı.Evinde kılıverse gelmek çok sevaplı. Evinde cemaatle kılsam, çoluk çocuğum daEvinde cemaatle kılsam, çoluk çocuğum da işte toplanmış oluyor, hanım çocuklar safişte toplanmış oluyor, hanım çocuklar saf bağlıyorlar filan, ben de imam oluyorum.bağlıyorlar filan, ben de imam oluyorum. Evdeki imamlık camide gelip cemaat olmaklaEvdeki imamlık camide gelip cemaat olmakla namaz kılmak gibi olmaz.namaz kılmak gibi olmaz. Camide kalabalık ne kadar çoksa sevap o kadar çok olur.Camide kalabalık ne kadar çoksa sevap o kadar çok olur. Sonra yürüdüğü kadar sevap alır,Sonra yürüdüğü kadar sevap alır, yürüdüğü adımlar kadar günaha dökülür.yürüdüğü adımlar kadar günaha dökülür. Sonra camide başka mübarek insanların hürmetine

Sonra camide başka mübarek insanların hürmetine
onun namazı da kabul olur.onun namazı da kabul olur. Evde ya kabul olur ya kabul olmaz.Evde ya kabul olur ya kabul olmaz. Ama camide cemaate iştirak etmiş insanlarınAma camide cemaate iştirak etmiş insanların içinde bir Allah'ın sevgili kulu varsa,içinde bir Allah'ın sevgili kulu varsa, mübarek kulu varsa onun hürmetine herkesinmübarek kulu varsa onun hürmetine herkesin namazı kabul olur.namazı kabul olur. Çünkü Allah onunkini ayırıp ötekileri ayırmaz.Çünkü Allah onunkini ayırıp ötekileri ayırmaz. Cemaatle kıldığı için hepsinin namazını kabul eder.Cemaatle kıldığı için hepsinin namazını kabul eder. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem
Efendimiz cemaatle namaz kılmayı erkeklere oEfendimiz cemaatle namaz kılmayı erkeklere o kadar şiddetle tavsiye etmiştir ki,kadar şiddetle tavsiye etmiştir ki, çok önemli bir sünnettir bu,çok önemli bir sünnettir bu, cemaate iştirak edip namazı öyle kılmak,cemaate iştirak edip namazı öyle kılmak, ona çok dikkat edelim.ona çok dikkat edelim. Neden?Neden? Camide insanlar böyle beraber olacaklar, tanıyacaklarCamide insanlar böyle beraber olacaklar, tanıyacaklar birbirlerini, birbirleriyle iş birliği yapacaklar, İslâmîbirbirlerini, birbirleriyle iş birliği yapacaklar, İslâmî meseleleri görüşecekler, mahallelerindeki meseleleri görüşecekler,meseleleri görüşecekler, mahallelerindeki meseleleri görüşecekler, hastalar, dullar, yetimler kayrılacak, gözetilecek, İslâm'ınhastalar, dullar, yetimler kayrılacak, gözetilecek, İslâm'ın düşmanlarına karşı tavır alınacak, Böylece müslümanlarındüşmanlarına karşı tavır alınacak, Böylece müslümanların işi ileriye gidecek.işi ileriye gidecek. Bu toplantı az, önemli bir toplantı mı?Bu toplantı az, önemli bir toplantı mı? Herhangi bir dernek kuruluyor da,Herhangi bir dernek kuruluyor da, derneğin bir toplantısı yapacak, gazetede ilanderneğin bir toplantısı yapacak, gazetede ilan ediyorsun, şöyle yapıyorsun, böyle yapıyorsun.ediyorsun, şöyle yapıyorsun, böyle yapıyorsun. Ona rağmen birinci toplantıda nisap temin edilemiyor.

Ona rağmen birinci toplantıda nisap temin edilemiyor.
Hükümet komiseri geliyor boşuna, birkaç kişiHükümet komiseri geliyor boşuna, birkaç kişi geliyor boşuna, tekrar dönüyorlar.geliyor boşuna, tekrar dönüyorlar. İkinci toplantı filanca zaman filan diyorlar.İkinci toplantı filanca zaman filan diyorlar. Bak müslümanlar elhamdülillah Allah bir nizamBak müslümanlar elhamdülillah Allah bir nizam koymuş, günde beş vakit toplanıyorlar.koymuş, günde beş vakit toplanıyorlar. Haftada bir cuma günü toplanıyorlar.Haftada bir cuma günü toplanıyorlar. Bizim senede bir Mekke-i Mükerreme’de toplanıyorlar.Bizim senede bir Mekke-i Mükerreme’de toplanıyorlar. Ne güzel bir nizam koymuş.Ne güzel bir nizam koymuş. Ne kadar güzel bir toplum.Ne kadar güzel bir toplum. Ne kadar güzel bir içtimaîNe kadar güzel bir içtimaî intizam, düzen.intizam, düzen. Allah İslâm’ın kıymetini bilmeyi ve bizimAllah İslâm’ın kıymetini bilmeyi ve bizim için tavsiye edilmiş olan bu düzeni,için tavsiye edilmiş olan bu düzeni, bu nizamı verimli bir tarzda kullanmayıbu nizamı verimli bir tarzda kullanmayı Allah bize nasip etsin.Allah bize nasip etsin. Yani elimizde bir düzen var, bir

Yani elimizde bir düzen var, bir
nizam var, biz onu kullanamıyoruz.nizam var, biz onu kullanamıyoruz. Halbuki başkaları bunu kullanmak içinHalbuki başkaları bunu kullanmak için ne kadar masraflar ederler, dernekler kurarlar,ne kadar masraflar ederler, dernekler kurarlar, ilan etmek için ne kadar masraflarilan etmek için ne kadar masraflar yaparlar, gazetelere ilan verirler.yaparlar, gazetelere ilan verirler. Bizim her şeyimiz belli.Bizim her şeyimiz belli. Biz şu camileri sıhhatli çalıştırsak dünyaya hakim oluruz.Biz şu camileri sıhhatli çalıştırsak dünyaya hakim oluruz. Müslümanlar dünyaya hakim oluruz.Müslümanlar dünyaya hakim oluruz. Şu camilerdeki camilerin gerçek fonksiyonunu tamŞu camilerdeki camilerin gerçek fonksiyonunu tam yapsak, yani camilerin gerçek işleyişini tamyapsak, yani camilerin gerçek işleyişini tam işletsek dünyada Müslümanlar hakim oluruz.işletsek dünyada Müslümanlar hakim oluruz. Her yerde Müslümanlar hakim olurHer yerde Müslümanlar hakim olur ama öyle yapılmıyor.ama öyle yapılmıyor. Onun için sanıyorum Amerika'da filan bu

Onun için sanıyorum Amerika'da filan bu
işin önemini anlamışlar da müslümanlar, işteişin önemini anlamışlar da müslümanlar, işte mescitler toplantısı yapıyorlarmış.mescitler toplantısı yapıyorlarmış. Mescitlerin güzel kullanılması, verimli kullanılması veMescitlerin güzel kullanılması, verimli kullanılması ve cemaatin şuurlandırılması konusunda böyle toplantılar, kongreler yapıyorlarmış.cemaatin şuurlandırılması konusunda böyle toplantılar, kongreler yapıyorlarmış. Hatta bir arkadaşım bana dedi ki,Hatta bir arkadaşım bana dedi ki, “Hocam Amerika'da bu sene yine böyle“Hocam Amerika'da bu sene yine böyle bir toplantı olacak, siz de götürebilir miyiz,bir toplantı olacak, siz de götürebilir miyiz, gelir misiniz?gelir misiniz? ” filan dediler.” filan dediler. Mescitlerin sıhhatli bir tarzda işlemesi çok önemli.Mescitlerin sıhhatli bir tarzda işlemesi çok önemli. Nasıl hani bir makineyi, bir dikişNasıl hani bir makineyi, bir dikiş makinesini güzelce yağlıyorsun, tıkır tıkır böylemakinesini güzelce yağlıyorsun, tıkır tıkır böyle keyifli bir tarzda çalışıyor.keyifli bir tarzda çalışıyor. Veyahut arabanın yağını değiştiriyorsun, bujilerini değiştiriyorsun,Veyahut arabanın yağını değiştiriyorsun, bujilerini değiştiriyorsun, bakımını yapıyorsun.bakımını yapıyorsun. Bakıyorsun araba keyifli çalışıyor.

Bakıyorsun araba keyifli çalışıyor.
Öteki türlü pat yapıyor, küt yapıyor,Öteki türlü pat yapıyor, küt yapıyor, bir gidiyor bir gitmiyor, bir basıyorbir gidiyor bir gitmiyor, bir basıyor bir basmıyor filan.bir basmıyor filan. Sarsıntı sallanma filan oluyor.Sarsıntı sallanma filan oluyor. İşte bizim de Allah'ın bize öğrettiği,İşte bizim de Allah'ın bize öğrettiği, bize bahşettiği, bizim için kurduğu nizamıbize bahşettiği, bizim için kurduğu nizamı çalıştırmayı bilmemiz lazım.çalıştırmayı bilmemiz lazım. Nizam çok güzel fakat bizler tecrübesizNizam çok güzel fakat bizler tecrübesiz Acemi nizamı kullanamıyoruz.Acemi nizamı kullanamıyoruz. Yani bize güzel bir araba verilmiş,Yani bize güzel bir araba verilmiş, bir helikopter verilmiş, bir uçak verilmiş.bir helikopter verilmiş, bir uçak verilmiş. Kullanmasını bilmiyoruz ki.Kullanmasını bilmiyoruz ki. O olduğu yerde çürüyor, kalıyor.O olduğu yerde çürüyor, kalıyor. Biz onlara binip de uçamıyoruz yani.Biz onlara binip de uçamıyoruz yani. Allah ârif eylesin, alim eylesin, cahilliktenAllah ârif eylesin, alim eylesin, cahillikten kurtarsın cümlemizi.kurtarsın cümlemizi. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhe.Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhe. Allah nasip etmedi mi insan gelemez.Allah nasip etmedi mi insan gelemez. Allah güç kuvvet vermedi mi gelemez.

Allah güç kuvvet vermedi mi gelemez.
Allah sevmedi mi huzuruna çağırmaz, sokmaz.Allah sevmedi mi huzuruna çağırmaz, sokmaz. Gelemedin sen camiye çünkü Allah'ın hoşunaGelemedin sen camiye çünkü Allah'ın hoşuna gitmeyecek bir edepsizlik yaptın, bir günahgitmeyecek bir edepsizlik yaptın, bir günah işledin de ondan Allah bak sanaişledin de ondan Allah bak sana camiye gelmeyi nasip etmedi.camiye gelmeyi nasip etmedi. Sen ona ağla.Sen ona ağla. Camiye gelemiyorsan ben ne biçim müslümanım kiCamiye gelemiyorsan ben ne biçim müslümanım ki Allah beni evine çağırmadı, Beytullahına çağırmadı.Allah beni evine çağırmadı, Beytullahına çağırmadı. Her her cami Allah'ın evidir.Her her cami Allah'ın evidir. Allah'ın evidir bu camiler.Allah'ın evidir bu camiler. Seni Allah evine davet etmiyor.Seni Allah evine davet etmiyor. Öteki ziyaretçileri kabul ediyor, seni kabulÖteki ziyaretçileri kabul ediyor, seni kabul etmemiş, gidememişsin.etmemiş, gidememişsin. Çok büyük mahrumiyettir.Çok büyük mahrumiyettir. Bu işi böyle düşünüp, ondan kurtulmanınBu işi böyle düşünüp, ondan kurtulmanın çaresine bakman lazım.çaresine bakman lazım. Kâne izâ semi’a’l-müezzine yeteşhehedu kâle ve

Kâne izâ semi’a’l-müezzine yeteşhehedu kâle ve
ene ve ene.ene ve ene. Hz. Aişe validemizden bildirildiğine göre, müezzin eşhedüHz. Aişe validemizden bildirildiğine göre, müezzin eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü enneen lâ ilâhe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah diye bağırırken, şehadet ederim kiMuhammeden Resûlullah diye bağırırken, şehadet ederim ki Allah’tan gayri bir mâbûd yoktur,Allah’tan gayri bir mâbûd yoktur, ancak Allah vardır.ancak Allah vardır. Şehadet ederim ki Muhammed-i MustafâŞehadet ederim ki Muhammed-i Mustafâ onun elçisidir, Resûlüdür, O'nun gönderdiği peygamberidir,onun elçisidir, Resûlüdür, O'nun gönderdiği peygamberidir, diyor ya müezzin bağırıyor.diyor ya müezzin bağırıyor. O zaman bu şeyi böyle bağırırken,O zaman bu şeyi böyle bağırırken, tabii Peygamber Efendimiz'in çeşitli müezzinleri vardı.tabii Peygamber Efendimiz'in çeşitli müezzinleri vardı. En meşhuru Bilal-i Habeşi hazretleriydi.En meşhuru Bilal-i Habeşi hazretleriydi. O öyle bağırırken müezzin, Peygamber EfendimizO öyle bağırırken müezzin, Peygamber Efendimiz şehadet ederim ki diye bağırırken,şehadet ederim ki diye bağırırken, Peygamber Efendimiz ve ene, ve ene derdi.Peygamber Efendimiz ve ene, ve ene derdi. Ben de şehadet ederim, ben deBen de şehadet ederim, ben de şehadet ederim derdi.şehadet ederim derdi. Bu bana şeyi hatırlattı, rahmetli Hacı Bayram imamını ziyarete gitmiştik.Bu bana şeyi hatırlattı, rahmetli Hacı Bayram imamını ziyarete gitmiştik. Felç vardı mübarekte, yatıyor yatağında,

Felç vardı mübarekte, yatıyor yatağında,
dış kapı caminden ezan okunuyor.dış kapı caminden ezan okunuyor. Ve ene diyor, ve ene eşhedü,Ve ene diyor, ve ene eşhedü, ve ene eşhedü diyor böyle gayetve ene eşhedü diyor böyle gayet samimi bir tarzda.samimi bir tarzda. Allah rahmet eylesin cümle geçmişlerimize,Allah rahmet eylesin cümle geçmişlerimize, büyüklerimize, hocalarımıza ve ona.büyüklerimize, hocalarımıza ve ona. Öyle o hatırıma geldi.Öyle o hatırıma geldi. Demek ki bu hadisi biliyormuş daDemek ki bu hadisi biliyormuş da Peygamber Efendimiz'in öyle dediğini.Peygamber Efendimiz'in öyle dediğini. Ene ne demek?Ene ne demek? Ben demek.Ben demek. Ve ene, ben de şehadet ediyorum,Ve ene, ben de şehadet ediyorum, ben de şehadet ederim diye söylerdiben de şehadet ederim diye söylerdi Peygamber Efendimiz.Peygamber Efendimiz. Biz olsak susarız.Biz olsak susarız. Yani Peygamber Efendimiz'in çevresine, ilgisine bakın.

Yani Peygamber Efendimiz'in çevresine, ilgisine bakın.
Etrafındaki olan hadiselere, alakasına bakın veEtrafındaki olan hadiselere, alakasına bakın ve o olayların karşısında takındığı tavra bakın.o olayların karşısında takındığı tavra bakın. Kâne izâ semi‘a savta’r-ra‘di ve’s-savâ‘ik kâle:

Kâne izâ semi‘a savta’r-ra‘di ve’s-savâ‘ik kâle:
Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabike ve lâAllahümme lâ taktülnâ bi-gadabike ve lâ tühliknâ bi-azâbike ve âfinâ kable zâlike.tühliknâ bi-azâbike ve âfinâ kable zâlike. Gök gürültüsünün şimşek çaktıktan sonra gökGök gürültüsünün şimşek çaktıktan sonra gök gürülemesinin sesini duyunca Peygamber Efendimizgürülemesinin sesini duyunca Peygamber Efendimiz derdik ki, yâ Rabbi, gazabınla biziderdik ki, yâ Rabbi, gazabınla bizi öldürme, azabınla bizi helak eyleme,öldürme, azabınla bizi helak eyleme, bizi afiyet ehli eyle, bizibizi afiyet ehli eyle, bizi affet, afiyet sahibi eyle, her türlüaffet, afiyet sahibi eyle, her türlü azaptan, ikaptan, beladan, üzüntüden uzak eyle,azaptan, ikaptan, beladan, üzüntüden uzak eyle, afiyet sahibi, saadet sahibi eyle diyeafiyet sahibi, saadet sahibi eyle diye dua ederdi.dua ederdi. Duayı bir daha söyleyeyim, yazmak isteyenler yazsın.Duayı bir daha söyleyeyim, yazmak isteyenler yazsın. Peygamber Efendimiz gök gürültüsü ve şimşek

Peygamber Efendimiz gök gürültüsü ve şimşek
duyduğu zaman, sesi duyduğu zaman derdi ki,duyduğu zaman, sesi duyduğu zaman derdi ki, Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabike.Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabike. Yâ Rabbi gazabınla bizi öldürme.Yâ Rabbi gazabınla bizi öldürme. Ve lâ tühliknâ bi-azâbike.Ve lâ tühliknâ bi-azâbike. Azabınla bizi yâ Rabbi helak etme.Azabınla bizi yâ Rabbi helak etme. Ve âfinâ kable zâlike.Ve âfinâ kable zâlike. Bizleri bundan önce affeyle, afiyet sahibiBizleri bundan önce affeyle, afiyet sahibi eyle, her türlü belalardan, musibetlerdeneyle, her türlü belalardan, musibetlerden mahfuz eyle, gök gürlediği zaman âfiyettemahfuz eyle, gök gürlediği zaman âfiyette eyle diye dua ederdi.eyle diye dua ederdi. Tabi bu gök gürlemesinin bir deTabi bu gök gürlemesinin bir de Kur’ân-ı Kerîm’de bildiriliyor ki, Allahu TeàlâKur’ân-ı Kerîm’de bildiriliyor ki, Allahu Teàlâ hazretleri, Fe-yursilü’s-savâ‘ika fe-yusîbu bihâ men yeşâ’uhazretleri, Fe-yursilü’s-savâ‘ika fe-yusîbu bihâ men yeşâ’u ve hüm yücâdilûne fi’llâhi.ve hüm yücâdilûne fi’llâhi. Allah’a karşı gelip de kâfirliklerinde azılıAllah’a karşı gelip de kâfirliklerinde azılı azılı devam eden bazı kimselerin deazılı devam eden bazı kimselerin de başına yıldırımları yağdırıp helâk ettiğini,başına yıldırımları yağdırıp helâk ettiğini, Allahu Teàlâ hazretleri Kur’ân-ı Kerîm’de de bildiriyor.Allahu Teàlâ hazretleri Kur’ân-ı Kerîm’de de bildiriyor. Bu bir imkândır, Allahu Teâlâ Hazretleri'nin

Bu bir imkândır, Allahu Teâlâ Hazretleri'nin
bir şeyidir, elinde olan bir imkân.bir şeyidir, elinde olan bir imkân. Allahu Teâlâ Hazretleri dilerse onu kulunAllahu Teâlâ Hazretleri dilerse onu kulun başına gönderir, helâk eder.başına gönderir, helâk eder. Allahu Teâlâ Hazretleri dilerse günah anındaAllahu Teâlâ Hazretleri dilerse günah anında o günahkârın tepesine yıldırımları yağdırır, helâk eder.o günahkârın tepesine yıldırımları yağdırır, helâk eder. Ammâ ve ya‘fû an kesîr.Ammâ ve ya‘fû an kesîr. Çok günahları affediyor, çok suçları bağışlıyorÇok günahları affediyor, çok suçları bağışlıyor Rabbimiz de adam akıllı, mütemerrit olanları cezalandırıyor.Rabbimiz de adam akıllı, mütemerrit olanları cezalandırıyor. Çok hatalarımızı, kusurlarımızı, günahlarımızı nicelerini nicelerine bağışlıyor.Çok hatalarımızı, kusurlarımızı, günahlarımızı nicelerini nicelerine bağışlıyor. Rahmetinden, kereminden dolayı.Rahmetinden, kereminden dolayı. Kâne izâ semi‘a bi’l-ismi’l-kabîhi havvelehû ilâKâne izâ semi‘a bi’l-ismi’l-kabîhi havvelehû ilâ mâ hüve ahsene minhü.mâ hüve ahsene minhü. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemEfendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kötü bir isimle karşılaştığı zaman,kötü bir isimle karşılaştığı zaman, duyduğu zaman adamın isminin kötü olduğunu,duyduğu zaman adamın isminin kötü olduğunu, onu daha güzel bir isme çevirirdi.onu daha güzel bir isme çevirirdi. Peygamber Efendimiz’in güzel âdetlerinden birisi buydu.

Peygamber Efendimiz’in güzel âdetlerinden birisi buydu.
Senin adın ne?Senin adın ne? Mesela diyelim ki böyle kötü mânasıMesela diyelim ki böyle kötü mânası olan bir isim, hemen onu değiştirirdi.olan bir isim, hemen onu değiştirirdi. İyi mânası olan bir isme değiştirirdi.İyi mânası olan bir isme değiştirirdi. Bizim hocamız da öyle bu sünneteBizim hocamız da öyle bu sünnete uygun olarak ihvanımızdan bazılarının böyle isimlerini değiştirmiştir.uygun olarak ihvanımızdan bazılarının böyle isimlerini değiştirmiştir. Senin adın Abdurrahman olsun, senin adınSenin adın Abdurrahman olsun, senin adın şöyle olsun, senin adın böyle olsun diye.şöyle olsun, senin adın böyle olsun diye. Ben de onlardan gördüğüme göreBen de onlardan gördüğüme göre soruyorum.soruyorum. Senin adın ne Cengiz?Senin adın ne Cengiz? Cengiz müslüman değildi.Cengiz müslüman değildi. Orduyu çekti, nice insanlarla savaştı, niceOrduyu çekti, nice insanlarla savaştı, nice müslümanları öldürdü.müslümanları öldürdü. Cengiz'in putperest olan çocukları İslâm ülkelerineCengiz'in putperest olan çocukları İslâm ülkelerine saldırdılar, İslâm ülkelerini yaktılar, yıktılar.saldırdılar, İslâm ülkelerini yaktılar, yıktılar. Şehrin üstünde taş üstünde taş bırakmadılar,Şehrin üstünde taş üstünde taş bırakmadılar, ayak üstünde baş bırakmadılar.ayak üstünde baş bırakmadılar. Bağdat'a girdiler, Bağdat'ı yağmaladılar.

Bağdat'a girdiler, Bağdat'ı yağmaladılar.
Bağdat'ın önünden geçen Dicle nehrine kütüphanedekiBağdat'ın önünden geçen Dicle nehrine kütüphanedeki kitapları attılar.kitapları attılar. Bu nehrin Bağdat önünden geçenBu nehrin Bağdat önünden geçen bir müddet suları kırmızı aktı,bir müddet suları kırmızı aktı, öldürülen insanların kanlarından, bir müddet siyahöldürülen insanların kanlarından, bir müddet siyah aktı, atılan kitapların mürekkebinden.aktı, atılan kitapların mürekkebinden. E şimdi böyle bir adamın ismini ne diyor?E şimdi böyle bir adamın ismini ne diyor? Koyarsın kendi çocuğuna, o da öyle mi olsun?Koyarsın kendi çocuğuna, o da öyle mi olsun? Koy bir müslüman ismi, koy birKoy bir müslüman ismi, koy bir peygamber ismi, koy bir güzel isim,peygamber ismi, koy bir güzel isim, koy bir mübarek isim.koy bir mübarek isim. Efendimiz böyle değiştirildi.Efendimiz böyle değiştirildi. Peygamber Efendimiz'in âdetlerinden birisi de eşyalarına da isim koyardı.Peygamber Efendimiz'in âdetlerinden birisi de eşyalarına da isim koyardı. Kılıcının ismi vardı, devesinin ismi vardı.Kılıcının ismi vardı, devesinin ismi vardı. Yani şeylerine isim koymak âdeti vardı.

Yani şeylerine isim koymak âdeti vardı.
Güzel bir isimli kimse gördüğü zamanGüzel bir isimli kimse gördüğü zaman onunla tefe’ül ederdi.onunla tefe’ül ederdi. Yani hayra yorardı, sevinirdi.Yani hayra yorardı, sevinirdi. Mesela Sehil adında birisi geldi.Mesela Sehil adında birisi geldi. Kim geldi?Kim geldi? Sehil geldi.Sehil geldi. Sehil ne demek?Sehil ne demek? Kolaylık demek.Kolaylık demek. Ha işimiz kolay olacak diye öyleHa işimiz kolay olacak diye öyle ondan hayırlı mâna çıkartırdı.ondan hayırlı mâna çıkartırdı. Yani isminin güzelliğinden hayırlı mâna çıkartırdı.Yani isminin güzelliğinden hayırlı mâna çıkartırdı. Böyle tatlı, latif âdetleri vardı PeygamberBöyle tatlı, latif âdetleri vardı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in.sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in. Siz de çocuklarınıza kötü isim koymayın.Siz de çocuklarınıza kötü isim koymayın. İsim önemli.İsim önemli. Kötü isim koymayın, iyi isim koyun.Kötü isim koymayın, iyi isim koyun. Çünkü kötü isim koyarsanız, rûz-u mahşerdeÇünkü kötü isim koyarsanız, rûz-u mahşerde evladınız sizden davacı olur.evladınız sizden davacı olur. Evladın baba üzerinde hakkı, en yuhsine’smehû,Evladın baba üzerinde hakkı, en yuhsine’smehû, ismini güzel koymaktır.ismini güzel koymaktır. Yani haklarından bir tanesi odur.

Yani haklarından bir tanesi odur.
Bazen çirkin isimler koyuyorlar.Bazen çirkin isimler koyuyorlar. Ne bileyim, şu anda tam hatırımaNe bileyim, şu anda tam hatırıma gelmiyor ama, kaçırıyor insan, nasıl koydugelmiyor ama, kaçırıyor insan, nasıl koydu bu ismi filan diye.bu ismi filan diye. Değiştirmek lazım.Değiştirmek lazım. Soyadını da bazen öyle kötü koyuyorlar.Soyadını da bazen öyle kötü koyuyorlar. Kendi ismini de kötü koyuyorlar.Kendi ismini de kötü koyuyorlar. İyi isimler koymaya gayret etmek gerekiyor.İyi isimler koymaya gayret etmek gerekiyor. Kâne izâ şeribe teneffese selâsen ve

Kâne izâ şeribe teneffese selâsen ve
yekûlü hüve ehne’u ve emra’u ve ebra’u.yekûlü hüve ehne’u ve emra’u ve ebra’u. Peygamber Efendimiz su içerken üç defa

Peygamber Efendimiz su içerken üç defa
nefes alırdı, dinlene dinlene içerdi.nefes alırdı, dinlene dinlene içerdi. Suyu böyle başına dikip lıkır lıkırSuyu böyle başına dikip lıkır lıkır lıkır lıkır lıkır gümbür gümbür gümbürlıkır lıkır lıkır gümbür gümbür gümbür gümbür böyle mideye indirmezdi.gümbür böyle mideye indirmezdi. Üç defa nefes alırdı.Üç defa nefes alırdı. Yani ara verirdi, nefes alırdı veYani ara verirdi, nefes alırdı ve buyururdu ki Hüve ehne’u.buyururdu ki Hüve ehne’u. Bu daha lezzetlidir, böyle hafif hafif,Bu daha lezzetlidir, böyle hafif hafif, dinlene dinlene içmek.dinlene dinlene içmek. Ve emre’u.Ve emre’u. Hazma daha faydalıdır.Hazma daha faydalıdır. Ve ebre’u.Ve ebre’u. Hastalıklara düşmemek için daha münasiptir.Hastalıklara düşmemek için daha münasiptir. İnsanı hastalıklara düşürmemek bakımından daha uygundur.İnsanı hastalıklara düşürmemek bakımından daha uygundur. Çünkü terlisin sen, yukarıdan bir bardakÇünkü terlisin sen, yukarıdan bir bardak suyu bir boşaltıyorsun, yemek borusunda mideninsuyu bir boşaltıyorsun, yemek borusunda midenin üstüne bir bardak su gümbür gümbürüstüne bir bardak su gümbür gümbür bir gidiyor.bir gidiyor. E zaten sen terliydin, için sıcaktı,E zaten sen terliydin, için sıcaktı, o soğuk su, bakıyorsun midede biro soğuk su, bakıyorsun midede bir rahatsızlık başlıyor, boğaz bakıyorsun şişmiş.rahatsızlık başlıyor, boğaz bakıyorsun şişmiş. Galiba sıcak su, soğuk su içtim

Galiba sıcak su, soğuk su içtim
terli terli.terli terli. Tabi ya, boğazın şey yapmaz, konuşamazsın,Tabi ya, boğazın şey yapmaz, konuşamazsın, nefesin tıkanır vesaire.nefesin tıkanır vesaire. Onun için suyu Peygamber EfendimizOnun için suyu Peygamber Efendimiz böyle üç nefeste içerdi.böyle üç nefeste içerdi. Kâne izâ şeribe’l-mâe kâle: el-hamdü lillâhi’llezî

Kâne izâ şeribe’l-mâe kâle: el-hamdü lillâhi’llezî
sekânâ azben furâten bi-rahmetihî ve lemsekânâ azben furâten bi-rahmetihî ve lem yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ.yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ. Bir de su içtiği zamanBir de su içtiği zaman dua etmesi var.dua etmesi var. Ne derdi su içtiği zaman?Ne derdi su içtiği zaman? Elhamdülillahi’llezî sekânâ azben furâten bi-rahmetihî veElhamdülillahi’llezî sekânâ azben furâten bi-rahmetihî ve lem yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ derdi.lem yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ derdi. Mânası, o Allah’a hamd olsun kiMânası, o Allah’a hamd olsun ki bize tatlı, içimi güzel, lezzetli subize tatlı, içimi güzel, lezzetli su ikram etti rahmetiyle.ikram etti rahmetiyle. Bizim günahlarımızdan dolayı bu içilecek suyuBizim günahlarımızdan dolayı bu içilecek suyu acı, tuzlu, içimizi kavuran bir çirkinacı, tuzlu, içimizi kavuran bir çirkin su yapmadı.su yapmadı. Elhamdülillah böyle gayet lezzetli bir su

Elhamdülillah böyle gayet lezzetli bir su
yaptı diye, su eyledi diye böyleceyaptı diye, su eyledi diye böylece hamd ederdi.hamd ederdi. Aşağıdaki hadîs-i şerîfle aynı konuyla ilgili.Aşağıdaki hadîs-i şerîfle aynı konuyla ilgili. Kâne izâ şeribe fe-neffese fi’l-inâi selâsen,Kâne izâ şeribe fe-neffese fi’l-inâi selâsen, yüsemmî inde külli nefesin ve yeşkuruyüsemmî inde külli nefesin ve yeşkuru fî âhirihinne.fî âhirihinne. Üç defa nefes alırdı veÜç defa nefes alırdı ve her birinde besmeleyi çekerdi.her birinde besmeleyi çekerdi. Sonra en sonuncuda da Allah'a şükrederdi.Sonra en sonuncuda da Allah'a şükrederdi. Elhamdülillah derdi, çok şükür yâ RabbiElhamdülillah derdi, çok şükür yâ Rabbi derdi, şükrederdi.derdi, şükrederdi. Kâne izâ şeribe teneffese merrateyni.

Kâne izâ şeribe teneffese merrateyni.
İçtiği zaman iki defa duraklardı diye de,İçtiği zaman iki defa duraklardı diye de, yani üç nefes ediyor, sonuncusuyani üç nefes ediyor, sonuncusu artık sayılmamış oluyor.artık sayılmamış oluyor. Şimdi demek ki suyu yavaş yavaş

Şimdi demek ki suyu yavaş yavaş
içmek önemli oluyor.içmek önemli oluyor. Peygamber Efendimiz'in sünneti oluyor.Peygamber Efendimiz'in sünneti oluyor. Besmele ile başlamak gerekiyor.Besmele ile başlamak gerekiyor. Sonunda hamd etmek, şükretmek gerekiyor.Sonunda hamd etmek, şükretmek gerekiyor. Bir defa da içmemek uygun oluyor.Bir defa da içmemek uygun oluyor. Sıhhat bakımından, afiyet bakımından, lezzet bakımından.Sıhhat bakımından, afiyet bakımından, lezzet bakımından. Bir de o suyu veren Allah’ınBir de o suyu veren Allah’ın tabii elhamdülillah bize böyle tatlı güzeltabii elhamdülillah bize böyle tatlı güzel su nasip etti.su nasip etti. Tuzlu acı su vermedi diye onunTuzlu acı su vermedi diye onun nimetini düşünmek, rahmetini düşünmek uygun oluyor.nimetini düşünmek, rahmetini düşünmek uygun oluyor. Bu suyu böyle yavaş yavaş içmeye,Bu suyu böyle yavaş yavaş içmeye, oturarak içmeye gayret edelim.oturarak içmeye gayret edelim. Böyle sünnet-i seniyyeye uygun hareket etmeyeBöyle sünnet-i seniyyeye uygun hareket etmeye ihtimam gösterelim.ihtimam gösterelim. Çocuklarımızı da o tarzda yetiştirelim.Çocuklarımızı da o tarzda yetiştirelim. Bir şeyde soruluyor, bilmece gibi.Bir şeyde soruluyor, bilmece gibi. Bir bardak suyun üstünde ne vardır,Bir bardak suyun üstünde ne vardır, altında ne vardır?altında ne vardır? Bilmece.

Bilmece.
Çocuğa soruyorsun, bir bardak suyun üstündeÇocuğa soruyorsun, bir bardak suyun üstünde ne var, altında ne var?ne var, altında ne var? Her tarafında su var.Her tarafında su var. Hayır.Hayır. Üstünde besmele var, altında hamd var.Üstünde besmele var, altında hamd var. Sen içerken Bismillahirrahmanirrahim diyorsun, en sonunda daSen içerken Bismillahirrahmanirrahim diyorsun, en sonunda da elhamdülillah diyorsun.elhamdülillah diyorsun. Fatih Sultan Mehmed de rahmetli seferdenFatih Sultan Mehmed de rahmetli seferden dönüyormuş cennet mekân.dönüyormuş cennet mekân. Gebze taraflarında mı ne bir yerdeGebze taraflarında mı ne bir yerde bir köye mola vermişler.bir köye mola vermişler. Bizim at üstünde gelmiş böyleBizim at üstünde gelmiş böyle hararetli, terli, sıcak bir köye gelince,hararetli, terli, sıcak bir köye gelince, köyden kadının birisi bir tas ayranköyden kadının birisi bir tas ayran sunmuş, yaşlı bir kadın.sunmuş, yaşlı bir kadın. Tabii hemen çok susamış olduğu için

Tabii hemen çok susamış olduğu için
ayranı almış, içecek ama yavaş yavaş içmiş.ayranı almış, içecek ama yavaş yavaş içmiş. Üstüne birkaç tane saman çöpü düşmüş,Üstüne birkaç tane saman çöpü düşmüş, tasın üstüne.tasın üstüne. Kadının hatırı kırılmasın diye onu daKadının hatırı kırılmasın diye onu da böyle elinde sokmamış tabii içine, kabın içine.böyle elinde sokmamış tabii içine, kabın içine. Böyle ağzına yaklaşınca çekiyormuş tası, samanBöyle ağzına yaklaşınca çekiyormuş tası, saman çöpü ağzına girmesin diye.çöpü ağzına girmesin diye. Böyle yavaş yavaş içmiş filan.Böyle yavaş yavaş içmiş filan. Allah razı olsun, çok makbule geçti demiş.Allah razı olsun, çok makbule geçti demiş. Tam da çok susamıştım, bu ayranTam da çok susamıştım, bu ayran çok yaradı, makbule geçti.çok yaradı, makbule geçti. Sağ olasın filan demiş.Sağ olasın filan demiş. Ama yine söylemekten kendisini alamamış demiş.Ama yine söylemekten kendisini alamamış demiş. Bir de demiş, üstünde birkaç tane

Bir de demiş, üstünde birkaç tane
saman çöpü olmasaydı, yine demiş,saman çöpü olmasaydı, yine demiş, bu üstündeki saman çöpleri de olmasaydı,bu üstündeki saman çöpleri de olmasaydı, daha da iyi olmaz mıydı filandaha da iyi olmaz mıydı filan deyince, “—As sultanım, ben onlarıdeyince, “—As sultanım, ben onları ayranın üstüne mahsus koydum.ayranın üstüne mahsus koydum. Sen seferden terli terli geliyorsun,Sen seferden terli terli geliyorsun, onu delikanlısın, birden içersin, hasta olursunonu delikanlısın, birden içersin, hasta olursun diye, birden içmeyesin diye mahsus koydum.diye, birden içmeyesin diye mahsus koydum. O köyde çok mülkler almış, oO köyde çok mülkler almış, o kadına bağışlamış o güzel düşüncesinden dolayı.kadına bağışlamış o güzel düşüncesinden dolayı. Bu da bir hatıra olarak hatırınızda kalsın.Bu da bir hatıra olarak hatırınızda kalsın. Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele..

Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele..
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2