Namaz Vakitleri
İstanbul
1 Rebîü'l-Âhir 1448
12 September 2026
İmsak
05:06
Güneş
06:33
Öğle
13:06
İkindi
16:39
Akşam
19:29
Yatsı
20:50
Detaylı Arama

Rızık, Tevekkül ve Hikmet

Mehmed Zahid KOTKU

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Rızık, Tevekkül ve Hikmet

Mehmed Zahid KOTKU

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İnnehû len yemûte ehadün hattâ yestekmile rizkahû

İnnehû len yemûte ehadün hattâ yestekmile rizkahû
fe-lâ testebtıü’r-rizkafe-lâ testebtıü’r-rizka ve’t-tekullâhe eyyühe’n-nâsüve’t-tekullâhe eyyühe’n-nâsü ve ecmilû fi’t-talebive ecmilû fi’t-talebi ve huzû mâ halle ve de’û mâ harume.ve huzû mâ halle ve de’û mâ harume. Revâhu İbnü’l-Cârûd ve Hâkim an Câbir radıyallahu anh’ten (rivayet etmişler).

Revâhu İbnü’l-Cârûd ve Hâkim an Câbir radıyallahu anh’ten (rivayet etmişler).
Mefhari mevcudât Muhammed Mustafâ râ salavât.

Mefhari mevcudât Muhammed Mustafâ râ salavât.
Seyyidü’s-sâdât Muhammed Mustafâ râ salavât.

Seyyidü’s-sâdât Muhammed Mustafâ râ salavât.
Habîb-i Hüdâ Muhammed Mustafâ râ salavât.

Habîb-i Hüdâ Muhammed Mustafâ râ salavât.
İnnehû, tahkik içindir. Len yemûte ehadün.

İnnehû, tahkik içindir. Len yemûte ehadün.
Bu güzel bir itikad dersidir, bunu iyi bellemek lazım.Bu güzel bir itikad dersidir, bunu iyi bellemek lazım. Len yemûte ehadün.

Len yemûte ehadün.
Hiç kimse ölmez.Hiç kimse ölmez. Hattâ yestekmile rizkahû.Hattâ yestekmile rizkahû. Daha biz doğmadan evvel bizim rızkımız yazılmıştır.Daha biz doğmadan evvel bizim rızkımız yazılmıştır. Nefesimize varıncaya kadar yani rızık yalnız ekmek değildir.Nefesimize varıncaya kadar yani rızık yalnız ekmek değildir. Yemek var, su var.Yemek var, su var. Onlar da rızık olarak yazılmıştır.Onlar da rızık olarak yazılmıştır. Kaç yudum nefes çıkaracaksak,Kaç yudum nefes çıkaracaksak, kaç yudum su yutacaksak,kaç yudum su yutacaksak, kaç lokma ekmek yutacaksak,kaç lokma ekmek yutacaksak, ne kadar miskaline varıncaya kadar,ne kadar miskaline varıncaya kadar, bunların hepsi tamam olmadan o adamın canı çıkmaz.bunların hepsi tamam olmadan o adamın canı çıkmaz. Atom değil, ne o patlatırlarsa patlatsınlar yani.Atom değil, ne o patlatırlarsa patlatsınlar yani. Mukadder ölümse tabii o mutlaka bitmişti artık.Mukadder ölümse tabii o mutlaka bitmişti artık. Atom da olsa olmasa o ölecek artık. Rızık tükenmiştir.Atom da olsa olmasa o ölecek artık. Rızık tükenmiştir. Ama rızık tükenmeden ne yapılsa yapılsın, kıyamet patlasa insan yine ölmez.Ama rızık tükenmeden ne yapılsa yapılsın, kıyamet patlasa insan yine ölmez. Len yemût. Ölmez katiyyen.Len yemût. Ölmez katiyyen. Hattâ yestekmile rizkahû

Hattâ yestekmile rizkahû
ellezî ketebehü’l-melek ve hüve fî batni ümmihî.ellezî ketebehü’l-melek ve hüve fî batni ümmihî. Anasının karnındayken dahaAnasının karnındayken daha Cenâb-ı Hakk'a soruyor:Cenâb-ı Hakk'a soruyor: “Yâ Rabbi, bunun rızkı ne kadar olacak” diyerekten soruyor. O da yazıyor.

“Yâ Rabbi, bunun rızkı ne kadar olacak” diyerekten soruyor. O da yazıyor.
Emrediyor yani. Emrettiği kadar yazılıyor. BinaenaleyhEmrediyor yani. Emrettiği kadar yazılıyor. Binaenaleyh bunu bilmek lazım.bunu bilmek lazım. Rızık Allah'ındır. RezzâkRızık Allah'ındır. Rezzâk Allah'tır.Allah'tır. Rızkı da Allah verir.Rızkı da Allah verir. Ama şu sebepten verir, bu sebepten verir.Ama şu sebepten verir, bu sebepten verir. Şu işi sebep tutar bu iş sebep tutar.Şu işi sebep tutar bu iş sebep tutar. Bu insanı o insana vesile kılar mahlûkâtını rızıklandırır.Bu insanı o insana vesile kılar mahlûkâtını rızıklandırır. Mahluk yalnız biz değiliz ki!

Mahluk yalnız biz değiliz ki!
Bilmediğimiz kendimizden başka Cenâb-ı Hakk'ın.Bilmediğimiz kendimizden başka Cenâb-ı Hakk'ın. Hepsinin rızkını veren yine Allah'tır, başkası değildir.Hepsinin rızkını veren yine Allah'tır, başkası değildir. Denizin içinde, havasında, şuradasında ne kadar mahluk varsa.Denizin içinde, havasında, şuradasında ne kadar mahluk varsa. Hattâ yestekmile rizkahû.Hattâ yestekmile rizkahû. Bu rızık tamam olmadan, kemale ermeden, bitmedenBu rızık tamam olmadan, kemale ermeden, bitmeden bir melek her gün bizi yokluyor. Bakıyor. Suyumuza bakıyor,bir melek her gün bizi yokluyor. Bakıyor. Suyumuza bakıyor, daha bunun kaç günlük suyu var. Havamıza bakıyor,daha bunun kaç günlük suyu var. Havamıza bakıyor, ne kadar daha alacağı, teneffüs edeceği havası var bunun.ne kadar daha alacağı, teneffüs edeceği havası var bunun. Lokmasında daha kaç ne kadar lokması var.Lokmasında daha kaç ne kadar lokması var. Bu lokmalar kaldıkça canı alamıyor.Bu lokmalar kaldıkça canı alamıyor. Bakıyor ki artık suda hakkı kalmamış, havada da hakkı kalmamış,Bakıyor ki artık suda hakkı kalmamış, havada da hakkı kalmamış, ekmekte de hakkı kalmamış. O zaman gel deyip götürüyor.ekmekte de hakkı kalmamış. O zaman gel deyip götürüyor. Ama kimisi ansızın gider, kimisi hastalıktan gider. Nasıl giderse gider.Ama kimisi ansızın gider, kimisi hastalıktan gider. Nasıl giderse gider. Fe-lâ testebtıü’r-rizk.

Fe-lâ testebtıü’r-rizk.
Şimdi fe-lâ testebtıü,Şimdi fe-lâ testebtıü, rızık bazen gayet kolay ve bol gelir.rızık bazen gayet kolay ve bol gelir. Ha şunu da bilmek lazım.Ha şunu da bilmek lazım. Rızık şu yediğimiz boğazımızdan geçen nesnedir.

Rızık şu yediğimiz boğazımızdan geçen nesnedir.
Bu geriye yığdığımız servet o rızık değil.Bu geriye yığdığımız servet o rızık değil. O kim bilir kimlerin.O kim bilir kimlerin. Bizim rızkımız, bizim boğazımızdan geçendir.Bizim rızkımız, bizim boğazımızdan geçendir. Ne geçirirdiniz boğazınızdan.Ne geçirirdiniz boğazınızdan. Bu geriye biriktirdiklerimiz, o başkalarının malı.Bu geriye biriktirdiklerimiz, o başkalarının malı. Bizim değil o.Bizim değil o. Onun da mesuliyeti ayrı.Onun da mesuliyeti ayrı. Binaenaleyh bazısına Allah kolaylıkla bol bol olarak verir.Binaenaleyh bazısına Allah kolaylıkla bol bol olarak verir. Bazısınınki de ağır olur, az olur. Bazen olur, bazen olmaz.Bazısınınki de ağır olur, az olur. Bazen olur, bazen olmaz. Bir gün, iki gün bakarsın, üç gün, aç kalanlar olmuştur.Bir gün, iki gün bakarsın, üç gün, aç kalanlar olmuştur. Gelmemiştir rızkı.Gelmemiştir rızkı. Binaenaleyh sizin böyle rızkınızın ağır oluşu, gelmemesiBinaenaleyh sizin böyle rızkınızın ağır oluşu, gelmemesi sizi telaşa düşürmesin, sizi telaşeye düşürmesin.sizi telaşa düşürmesin, sizi telaşeye düşürmesin. Ve’t-tekullâhe.

Ve’t-tekullâhe.
Allah'tan korkun da haramlardan rızık almaya kalkmayın.Allah'tan korkun da haramlardan rızık almaya kalkmayın. Bizim bugün rızkımız gelmedi diyerekten şuradan buradan hırsızlık veya dolandırıcılıkBizim bugün rızkımız gelmedi diyerekten şuradan buradan hırsızlık veya dolandırıcılık veyahut başka şeylerle o gün rızkı tahsile çalışmayın.veyahut başka şeylerle o gün rızkı tahsile çalışmayın. Lâkinnehû emeranâ te’abbüden li-talebihî min hıllihî.Lâkinnehû emeranâ te’abbüden li-talebihî min hıllihî. Onu helalinden arayacağız,Onu helalinden arayacağız, imkanı varsa olduysa ne âlâ. Olmadıysa onun yerine sabrı koyacağız.imkanı varsa olduysa ne âlâ. Olmadıysa onun yerine sabrı koyacağız. Ve’t-tekullâhe eyyühe’n-nâsü.

Ve’t-tekullâhe eyyühe’n-nâsü.
Ey insanlar! Allah'tan korkun daEy insanlar! Allah'tan korkun da böyle haram taraflarından ekmek yemek,böyle haram taraflarından ekmek yemek, peynir rızık diye bir şeyi ağzınızdan aşağı geçirmeye çalışmayın.peynir rızık diye bir şeyi ağzınızdan aşağı geçirmeye çalışmayın. Çünkü rızkın haramı da rızıktır, denmiş.Çünkü rızkın haramı da rızıktır, denmiş. Rızık yalnız helalden değil,Rızık yalnız helalden değil, onu haramdan da alırsan o da senin rızkın olur o zaman.onu haramdan da alırsan o da senin rızkın olur o zaman. Soymuşsun, hırsızlık yapmışsın, eşkıyalık yapmışsın,Soymuşsun, hırsızlık yapmışsın, eşkıyalık yapmışsın, çalmışsın, çarpmışsın, yiyorsun.çalmışsın, çarpmışsın, yiyorsun. O da sana haram olarak rızık oluyor.O da sana haram olarak rızık oluyor. Ondan da tabi haram olaraktan mesul olacaksın.Ondan da tabi haram olaraktan mesul olacaksın. Öyleyse; ve ecmilû fi’t-taleb.

Öyleyse; ve ecmilû fi’t-taleb.
Rızkınızı talepte helallik arayınız.Rızkınızı talepte helallik arayınız. Kimi tarafı helal ama az. İşte kanaat edeceksin.Kimi tarafı helal ama az. İşte kanaat edeceksin. Mutlaka bol olması şart değil ki.Mutlaka bol olması şart değil ki. Bunda da Cenâb-ı Hakk’ın envai çeşit hikmetleri vardır.Bunda da Cenâb-ı Hakk’ın envai çeşit hikmetleri vardır. Kısıyor, az veriyor sebebi var.Kısıyor, az veriyor sebebi var. Ya sabrından dolayı mükâfatını artıracakYa sabrından dolayı mükâfatını artıracak veyahut onu birçok felaketlerden korumak içindir.veyahut onu birçok felaketlerden korumak içindir. Mesela insanların hastası oluyor.Mesela insanların hastası oluyor. Aman buna doktor diyor ki ekmek vermeyin, diyor.Aman buna doktor diyor ki ekmek vermeyin, diyor. Su da vermeyin diyor bazen mesela. Neden?Su da vermeyin diyor bazen mesela.

Neden?
Biliyor ki onun hastalığı o ekmeği yerse,

Biliyor ki onun hastalığı o ekmeği yerse,
suyu da içerse o hastalık artacak ve onu öldürecek.suyu da içerse o hastalık artacak ve onu öldürecek. Onun için diyor ki buna sakın ha şu kadar gün ekmek vermeyin,Onun için diyor ki buna sakın ha şu kadar gün ekmek vermeyin, şu kadar gün su vermeyin diyor.şu kadar gün su vermeyin diyor. Allahu Teâlâ bizi biliyor.Allahu Teâlâ bizi biliyor. Mutlaka ölüş, maddeten değil, mânen de ölüş var.Mutlaka ölüş, maddeten değil, mânen de ölüş var. Yani insan günahlara dalmak suretiyle,Yani insan günahlara dalmak suretiyle, günahlara batmak suretiyle maneviyatı ölür gider.günahlara batmak suretiyle maneviyatı ölür gider. Maneviyat öldükten sonra kalan bedenin hiç kıymeti yok.Maneviyat öldükten sonra kalan bedenin hiç kıymeti yok. Öyleyse;Öyleyse; ve huzû mâ hall.ve huzû mâ hall. Siz helal olanları alınız.Siz helal olanları alınız. Ve de’û mâ harume.Ve de’û mâ harume. Haram olanlarını bırakınız.Haram olanlarını bırakınız. Mutlaka gelsin de yiyelim,Mutlaka gelsin de yiyelim, çoluk çocuğumuz yesin de ne yapalım aç kaldık.çoluk çocuğumuz yesin de ne yapalım aç kaldık. Hayır açlıktan kimse ölmemiştir.Hayır açlıktan kimse ölmemiştir. Hatta aç olarak ölmek,Hatta aç olarak ölmek, haram lokma ile beslenip ölmekten çok evladır.haram lokma ile beslenip ölmekten çok evladır. Aç olarak ölmekAç olarak ölmek namuslu bir insan için, şerefli bir insan için ne yapalımnamuslu bir insan için, şerefli bir insan için ne yapalım Cenâb-ı Hak bana o kadar takdir etmiş.Cenâb-ı Hak bana o kadar takdir etmiş. Bugün de rızkım yokmuş diyerekten aç ölerek daha âlâdır ölmesi,Bugün de rızkım yokmuş diyerekten aç ölerek daha âlâdır ölmesi, o haram lokmaları yiyip beslenmektense.o haram lokmaları yiyip beslenmektense. Hatta hatırıma geldiğine göre bir zat-ı muhterem

Hatta hatırıma geldiğine göre bir zat-ı muhterem
kendisini böyle acabakendisini böyle acaba benim Müslümanlıktaki kıymetim, pâyem ne derecededir,benim Müslümanlıktaki kıymetim, pâyem ne derecededir, Allah'a tevekkülüm ne derecededir diyeAllah'a tevekkülüm ne derecededir diye kendini ölçmek için sahraya çıkmış.kendini ölçmek için sahraya çıkmış. Bakalım benim Allah'a, rızkıma tevekkülüm nasıl anlayayım kendimi.Bakalım benim Allah'a, rızkıma tevekkülüm nasıl anlayayım kendimi. Sahra dediği yer boş, insansız, hâlî bir yer.Sahra dediği yer boş, insansız, hâlî bir yer. Gelen geçen de olmaz, köyü kasabası da yok.Gelen geçen de olmaz, köyü kasabası da yok. Gitmiş zavallı epeyce bir yer,Gitmiş zavallı epeyce bir yer, bir gün olmuş, iki gün olmuş, üç gün olmuş.bir gün olmuş, iki gün olmuş, üç gün olmuş. Bir taraftan da rızık yok, aç.Bir taraftan da rızık yok, aç. Bir insan yedi güne kadar da dayanırmış açlığa.Bir insan yedi güne kadar da dayanırmış açlığa. Şimdi yedi gün olmuş, hiçbir taraftan bir rızık sadır olmuyor.Şimdi yedi gün olmuş, hiçbir taraftan bir rızık sadır olmuyor. Bu adamın sözü, ne yapayım diyor,Bu adamın sözü, ne yapayım diyor, Allah benim rızkımı kesmiş,Allah benim rızkımı kesmiş, benim ölümüm açlık olacak, ben buna şükrederim, diyor.benim ölümüm açlık olacak, ben buna şükrederim, diyor. Aç, tok olarak ölmektense,

Aç, tok olarak ölmektense,
aç olarak şükrederek, sabrederek ölmek benim için daha evladır, diyor.aç olarak şükrederek, sabrederek ölmek benim için daha evladır, diyor. O sırada bir kafile görünüyor şöyle.O sırada bir kafile görünüyor şöyle. Kafile görününce diyor ki,Kafile görününce diyor ki, ben boyumu gösteririm de kafile beni görsün, bu tarafa geçer.ben boyumu gösteririm de kafile beni görsün, bu tarafa geçer. Elbette onların içerisinden bir insaf sahibi çıkar da bana bir şey ikram ederler.Elbette onların içerisinden bir insaf sahibi çıkar da bana bir şey ikram ederler. Fakat derhal içerisinden onun ruh hali galebe ediyor.Fakat derhal içerisinden onun ruh hali galebe ediyor. Sen ne utanmaz adamsın diyor.Sen ne utanmaz adamsın diyor. Allah'ı ne çabuk unuttun da kafileye bel bağladın diyor.Allah'ı ne çabuk unuttun da kafileye bel bağladın diyor. Hemen oradan bir çukur kazıyor giriyor çukura.Hemen oradan bir çukur kazıyor giriyor çukura. Görmesin kafile beni diyerekten.Görmesin kafile beni diyerekten. Kumluk yer.Kumluk yer. Fakat Cenâb-ı Hak ilham ediyor kafileye, yolunu o tarafa çevirttiriyor.

Fakat Cenâb-ı Hak ilham ediyor kafileye, yolunu o tarafa çevirttiriyor.
Geliyorlar onu orada bulup rızkını verip gidiyorlar.Geliyorlar onu orada bulup rızkını verip gidiyorlar. Yani insanın gayreti mutlaka yemek ve beslenmek için olmamalı.Yani insanın gayreti mutlaka yemek ve beslenmek için olmamalı. helalini aramalı daima, temizini aramalı.helalini aramalı daima, temizini aramalı. Helal da iki kısım, bir tayyib kısmı var.Helal da iki kısım, bir tayyib kısmı var. Helalda da tayyib tiyb değildir yani.Helalda da tayyib tiyb değildir yani. Mesela ezan okuyormuş da vaiz sormuş:Mesela ezan okuyormuş da vaiz sormuş: “Ya Rabbi! Zamanın kutbu var,“Ya Rabbi! Zamanın kutbu var, gösteriversen onu, bildirsen de ben o kutba gitsem” demiş.gösteriversen onu, bildirsen de ben o kutba gitsem” demiş. “Filan yerdeki demirci” demiş.

“Filan yerdeki demirci” demiş.
Demirci ümmi, bir şey bilmiyor.Demirci ümmi, bir şey bilmiyor. Gitmiş bakmış ki işte, demirini dövüyor adam.Gitmiş bakmış ki işte, demirini dövüyor adam. Müezzin Allahu Ekber Allahu Ekber demiş.Müezzin Allahu Ekber Allahu Ekber demiş. O da balyozunu kaldırmış demire vuracak, öyle duruvermiş.O da balyozunu kaldırmış demire vuracak, öyle duruvermiş. Bu ağır balyozu o kilolarca ağırlığında.Bu ağır balyozu o kilolarca ağırlığında. Onu böylece tutmuş durmuş ezan bitinceye kadar.Onu böylece tutmuş durmuş ezan bitinceye kadar. Ezana hürmeten.Ezana hürmeten. Artık bu demire bir daha vurayım da demiyorArtık bu demire bir daha vurayım da demiyor Allah'a olan bağlılığı ve tazimi.Allah'a olan bağlılığı ve tazimi. Bu nispetle de Allahu Teâlâ ona kutbiyeti vermiş, yüksek mertebe vermiş.Bu nispetle de Allahu Teâlâ ona kutbiyeti vermiş, yüksek mertebe vermiş. Demiş ki: “Ya Rabbi bu bir şey bilmiyor bu adam, ümmî.Demiş ki:

“Ya Rabbi bu bir şey bilmiyor bu adam, ümmî.
Bu kutupluk denilen dereceye nasıl oldu da erişti bu adam?” demiş.Bu kutupluk denilen dereceye nasıl oldu da erişti bu adam?” demiş. Demiş: “İçini ara.”Demiş: “İçini ara.” Bakmış ki adam merhamet şeysi çok adamda.Bakmış ki adam merhamet şeysi çok adamda. Demire vurdukça,Demire vurdukça, “Ya Rab ümmet-i Muhammed'i yakma diyormuş. Acıyor.“Ya Rab ümmet-i Muhammed'i yakma diyormuş. Acıyor. Ümmet-i Muhammed'i yakma ateşinde ya Rabbi!”Ümmet-i Muhammed'i yakma ateşinde ya Rabbi!” Ateş kızgın şey, yakıyor ya.

Ateş kızgın şey, yakıyor ya.
Ondan o acısını izhar ederek,Ondan o acısını izhar ederek, yakma ya Rabbi [diye] içinden böyle her vuruşta dua edermiş.yakma ya Rabbi [diye] içinden böyle her vuruşta dua edermiş. İşte o merhameti dolayısıyla daİşte o merhameti dolayısıyla da merhametinin üstünlüğünü dolayısıyla kutuplukmerhametinin üstünlüğünü dolayısıyla kutupluk derecesine de yükselmesine vesile olmuş.derecesine de yükselmesine vesile olmuş. Allah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin deAllah cümlemizi affetsin, mağfiret etsin de rızkın çokluğu adamın başına bela da olur.rızkın çokluğu adamın başına bela da olur. Gece uyku uyuyamazsın.Gece uyku uyuyamazsın. Geçen bir arkadaşın evine gittik de eve hırsız girmiş.Geçen bir arkadaşın evine gittik de eve hırsız girmiş. Evde de bir şey bulamamış bereket ama evin altını üstüne çevirmiş.Evde de bir şey bulamamış bereket ama evin altını üstüne çevirmiş. Aklı adamın evinde kalır,Aklı adamın evinde kalır, parasında kalır, defterinde kalır, işinde kalır.parasında kalır, defterinde kalır, işinde kalır. Meşgul eder durur adamı.Meşgul eder durur adamı. Ama yok, adam neyle meşgul olacak. Zaten yok.Ama yok, adam neyle meşgul olacak. Zaten yok. Onun işi gücü Allah ile olur.Onun işi gücü Allah ile olur. Onun için rızkın bolluğuOnun için rızkın bolluğu bazen de insanın zararına da oluyor.bazen de insanın zararına da oluyor. Mesela bu tuğyanlar,

Mesela bu tuğyanlar,
insanlar bugün tuğyan etmiş durumda.insanlar bugün tuğyan etmiş durumda. Edeb, terbiye, nezaket, insanlık,Edeb, terbiye, nezaket, insanlık, âdâb-ı muaşeret denilen şeylerin hiçbirisini ne sayıyor ne tanıyor.âdâb-ı muaşeret denilen şeylerin hiçbirisini ne sayıyor ne tanıyor. Böyle bir başını almış gidiyor.Böyle bir başını almış gidiyor. Hani atını bazen zapt edemezsin.Hani atını bazen zapt edemezsin. Azgın atın gemini çekersin, zaptolmaz.

Azgın atın gemini çekersin, zaptolmaz.
Azıya almıştır onu,Azıya almıştır onu, hiç senin geminin asıldığının farkı bile varmaz o.hiç senin geminin asıldığının farkı bile varmaz o. Seni götürür, bir şey kadar yere götürür, atar, ne yaparsa yapar.Seni götürür, bir şey kadar yere götürür, atar, ne yaparsa yapar. Çünkü bugün insan azıya almış gemi, hiçbir şey dinlemiyor.Çünkü bugün insan azıya almış gemi, hiçbir şey dinlemiyor. İstediği gibi değil.İstediği gibi değil. Onu yaptıran bu zenginlik, varlıklar.Onu yaptıran bu zenginlik, varlıklar. Ama Allahu Teâlâ kıstığında da demek hikmet var.Ama Allahu Teâlâ kıstığında da demek hikmet var. Seni o felaketten, o günahlardan, o facialardan koruyacak.Seni o felaketten, o günahlardan, o facialardan koruyacak. Çünkü fakir olunca meydan bulamazsın.Çünkü fakir olunca meydan bulamazsın. Sen de istersin belki yapmayı amaSen de istersin belki yapmayı ama meydan yok ne yapalım, garipsin,meydan yok ne yapalım, garipsin, yapamıyorsun gücünden, elinden gelmiyor.yapamıyorsun gücünden, elinden gelmiyor. Onun için Allah'a şükür etmek lazım.Onun için Allah'a şükür etmek lazım. İnnehû hulika küllü insânin

İnnehû hulika küllü insânin
min benî âdeme 'alâ sittîne ve selâsi mieti mifsalin.min benî âdeme 'alâ sittîne ve selâsi mieti mifsalin. İlâ ahiri’l-hadis.İlâ ahiri’l-hadis. Cenâb-ı Hakk, her insanda 360 tane mafsal, ek,Cenâb-ı Hakk, her insanda 360 tane mafsal, ek, kemiklerin bu oynakları,kemiklerin bu oynakları, dirseklerin oynadığı yerler de 360 tane kemik yaratmış.dirseklerin oynadığı yerler de 360 tane kemik yaratmış. Böyle ki insan oynayıversin iki tarafa, hareketlenebilsin.Böyle ki insan oynayıversin iki tarafa, hareketlenebilsin. Dimdik yapsaydı ne yapardık.Dimdik yapsaydı ne yapardık. Kazık gibi insan şey, bir şeye yaramazdı.Kazık gibi insan şey, bir şeye yaramazdı. Ama bak hep parmaklarımız oynar,Ama bak hep parmaklarımız oynar, boynumuz oynar, kaşımız gözümüz oynar,boynumuz oynar, kaşımız gözümüz oynar, her tarafımız oynar.her tarafımız oynar. Bu Cenâb-ı Hakk'ın bir lütfu bize. Öyle yaratmış.Bu Cenâb-ı Hakk'ın bir lütfu bize. Öyle yaratmış. Fe-men kebberallâh

Fe-men kebberallâh
ve hamidellâh ve hellelallâhve hamidellâh ve hellelallâh ve sebbehallâh ve’stağferallâh.ve sebbehallâh ve’stağferallâh. Bunları kim yapar, tekbir eder, tahmid eder.Bunları kim yapar, tekbir eder, tahmid eder. Yani hamd ediyor,Yani hamd ediyor, Allah'ı büyüklüyor, tehlil ediyor, tesbih ediyor, istiğfar ederse.Allah'ı büyüklüyor, tehlil ediyor, tesbih ediyor, istiğfar ederse. Ve 'azele haceran min tarîkın-nâsi.Ve 'azele haceran min tarîkın-nâsi. Bunlar kendine mahsus. Tekbir, tesbih, tahmid.Bunlar kendine mahsus. Tekbir, tesbih, tahmid. Bir de 'azele haceran min tarîkın-nâs.Bir de 'azele haceran min tarîkın-nâs. Bir de insanların yollarında insanlara eza verecek

Bir de insanların yollarında insanlara eza verecek
taş, diken ve emsali şeyleri de kaldırıveriyor yoldan,taş, diken ve emsali şeyleri de kaldırıveriyor yoldan, basıp geçmiyor, bu da burada ne yapsın,basıp geçmiyor, bu da burada ne yapsın, atan kaldırsın demiyor.atan kaldırsın demiyor. Onu oradan kaldırıveriyor.Onu oradan kaldırıveriyor. Hem tekbir, tesbih yapıyor,Hem tekbir, tesbih yapıyor, hem de insanlara eza verecek şeyleri yollarından alıveriyor.hem de insanlara eza verecek şeyleri yollarından alıveriyor. Ev şevketen. Yahut diken gibi.Ev şevketen. Yahut diken gibi. Ev 'azmen. Yahut kemik gibi, yemiş kemiklerini atmış mesela.Ev 'azmen. Yahut kemik gibi, yemiş kemiklerini atmış mesela. An tarîkın-nâsi.An tarîkın-nâsi. İnsanların yollarına da saygı gösteriyor yani.İnsanların yollarına da saygı gösteriyor yani. Kendisi Cenâb-ı Hakk'a hem ibadet zikrediyor,Kendisi Cenâb-ı Hakk'a hem ibadet zikrediyor, tesbih ediyor böyle, hem de insanlara faydalı olmaya çalışıyor.tesbih ediyor böyle, hem de insanlara faydalı olmaya çalışıyor. Hiç olmazsa yolundan bir fenalığı gideriyor yani.Hiç olmazsa yolundan bir fenalığı gideriyor yani. Ve emera bi-ma'rûf ev nehâ 'an münker.

Ve emera bi-ma'rûf ev nehâ 'an münker.
Bir de bu taşı kaldırıyor. O bir vazife, insani vazife.Bir de bu taşı kaldırıyor. O bir vazife, insani vazife. Bir diken kaldırıyor ki bir zarar görmesin.Bir diken kaldırıyor ki bir zarar görmesin. Bir de insanlara emr-i ma'ruf, nehy-i ani’l- münkerBir de insanlara emr-i ma'ruf, nehy-i ani’l- münker bu da insani vazife.bu da insani vazife. Oğlum ayıp, oğlum günah.Oğlum ayıp, oğlum günah. Bu bak Allah da sevmez, Peygamber de sevmez.Bu bak Allah da sevmez, Peygamber de sevmez. İnsani ve İslami vazifeleri telkine çalışıyor.İnsani ve İslami vazifeleri telkine çalışıyor. İnsani ve İslâmî vazifeler çalışıyor.İnsani ve İslâmî vazifeler çalışıyor. Bu çünkü neme lazım diye telkin etmedik miydiBu çünkü neme lazım diye telkin etmedik miydi gerek evimizdekilerine, gerek etrafımızdakilerine.gerek evimizdekilerine, gerek etrafımızdakilerine. Onun artık önüne geçilmez.Onun artık önüne geçilmez. 'Adede tilkes-sittîne ves-selâsimietis-sülâmâ.

'Adede tilkes-sittîne ves-selâsimietis-sülâmâ.
Bu sebeple onun 360 tane kemiğinin hakkını o adam ödemiş olur,Bu sebeple onun 360 tane kemiğinin hakkını o adam ödemiş olur, bu vazifeleri yaparak.bu vazifeleri yaparak. Fe-innehu yümsî yevme-izin ve kad zahzaha nefsehu 'anin-nâr.Fe-innehu yümsî yevme-izin ve kad zahzaha nefsehu 'anin-nâr. Şimdi bu adam akşama kadar,Şimdi bu adam akşama kadar, bugünkü harekatını böyle geçirdi, tesbihle, zikirlebugünkü harekatını böyle geçirdi, tesbihle, zikirle ve insanlara faydalı olmak suretiyle.ve insanlara faydalı olmak suretiyle. Bu insan akşam olunca,Bu insan akşam olunca, bu akşama nefsini cehennemden uzak etmiş olduğu halde akşamlar.bu akşama nefsini cehennemden uzak etmiş olduğu halde akşamlar. Akşam namazı cehennemden, onun nefse bugün uzaklaşmışlar.Akşam namazı cehennemden, onun nefse bugün uzaklaşmışlar. Hz Âişe validemizden Müslim'in rivayetiyle beraber.Hz Âişe validemizden Müslim'in rivayetiyle beraber. İnnehû setekûnü henâtün ve henât.

İnnehû setekûnü henâtün ve henât.
Fe-men erâde en yuferrika emra hâzihi'l-ümmetiFe-men erâde en yuferrika emra hâzihi'l-ümmeti ve hiye cemî'un, fadribûhu bi's-seyfi kâinen men kâne.ve hiye cemî'un, fadribûhu bi's-seyfi kâinen men kâne. Henât, fesat demek.Henât, fesat demek. Yakında bazı öyle fesatlar olacak kiYakında bazı öyle fesatlar olacak ki ümmetinin içerisinde, öyle fesatlar olacak kiümmetinin içerisinde, öyle fesatlar olacak ki kimsenin aklı ermez, içinden çıkamayacağı şey.kimsenin aklı ermez, içinden çıkamayacağı şey. Fe-men erâde en yuferrika emra hâzihil-ümmeti.Fe-men erâde en yuferrika emra hâzihil-ümmeti. Ümmet, bir büyüğün idaresine toplanmış.Ümmet, bir büyüğün idaresine toplanmış. İstiyor ki onu alt etsin, kendisi geçsin oraya.İstiyor ki onu alt etsin, kendisi geçsin oraya. En yuferrika emra hâzihil-ümmeh.En yuferrika emra hâzihil-ümmeh. Ümmetin işini parçalamak istiyor,Ümmetin işini parçalamak istiyor, kendisi baş olmak istiyor.kendisi baş olmak istiyor. Ve hiye cemî'un.Ve hiye cemî'un. Halbuki onlar o adamın etrafında toplanmışlar.Halbuki onlar o adamın etrafında toplanmışlar. Bunu dağıtmak istiyor o adam.Bunu dağıtmak istiyor o adam. Fadribûhu.

Fadribûhu.
Onu öldürünüz, vurunuz,Onu öldürünüz, vurunuz, bis-seyf,bis-seyf, kılıçla.kılıçla. Ümmetime zarar gelmesin.Ümmetime zarar gelmesin. Ümmet dağılmasın. Ümmet parçalanmasın.Ümmet dağılmasın. Ümmet parçalanmasın. Böyle parçalama akidesini besleyen insanı,Böyle parçalama akidesini besleyen insanı, fadribûhu bis-seyfifadribûhu bis-seyfi kâinen men kâne,kâinen men kâne, nerde bulursanız.nerde bulursanız. Ahmed b. Hanbel, Dâvûd, Nesâî an Arfece radıyallahu anh.

Ahmed b. Hanbel, Dâvûd, Nesâî an Arfece radıyallahu anh.
Onun için mesela şehzade var.

Onun için mesela şehzade var.
Zat, şehzade. Hangi padişahındır bu şehzade?Zat, şehzade. Hangi padişahındır bu şehzade? Kanunî Sultan Süleyman'ın oğlu. Kanunî Sultan Süleyman.Kanunî Sultan Süleyman'ın oğlu. Kanunî Sultan Süleyman. Yavuz'un da var galiba. Bayezıd'ın da var galiba.Yavuz'un da var galiba. Bayezıd'ın da var galiba. Bunlar çocuklarını bile kesmişlerdir.Bunlar çocuklarını bile kesmişlerdir. Biz de deriz ki, tarih bak ne fecaat. Oğlunu kesmiş deriz.Biz de deriz ki, tarih bak ne fecaat. Oğlunu kesmiş deriz. Niçin?

Niçin?
Diyorlar ki:

Diyorlar ki:
“Onlara raporlar geliyor senin oğlunda,“Onlara raporlar geliyor senin oğlunda, işte ilan edip istiklal yapacak,işte ilan edip istiklal yapacak, etrafına adamlar toplamış, senin saltanatını alacak."etrafına adamlar toplamış, senin saltanatını alacak." Halbuki saltanat davası değil o adamın.Halbuki saltanat davası değil o adamın. Ümmet bölünecek.Ümmet bölünecek. Ümmet bölünmemesi için adam oğlunu feda ediyor.Ümmet bölünmemesi için adam oğlunu feda ediyor. Peygamber’in bu sözüne binaen.Peygamber’in bu sözüne binaen. Onu tarihte kirli göstermek de doğru değil.Onu tarihte kirli göstermek de doğru değil. Ümmet bak, bölünmesin.Ümmet bak, bölünmesin. Çünkü bölünürse zayıflar, zayıflayınca düşman şeysi altına girer.Çünkü bölünürse zayıflar, zayıflayınca düşman şeysi altına girer. Bu caminin sahibi İskender Paşa.Bu caminin sahibi İskender Paşa. Ne diyorlar tarihin adına?Ne diyorlar tarihin adına? Topla bir tarih var.Topla bir tarih var. Bir şeyle eser yazıyor tarih.Bir şeyle eser yazıyor tarih. Bütün her tarihi orada topluyor.Bütün her tarihi orada topluyor. Adını beceremiyorum.Adını beceremiyorum. Tarih ummi değil de yeni bir usul, ad dediler ona.Tarih ummi değil de yeni bir usul, ad dediler ona. Yok yok, neyse. Zor. Mealini açıklıyorum.

Yok yok, neyse. Zor. Mealini açıklıyorum.
Orada okudum da.Orada okudum da. Bunu Yavuz Sultan asmış, idam etmiş.Bunu Yavuz Sultan asmış, idam etmiş. Caminin sahibi İskender Paşa, Yavuz'un kılıncına uğramıştır.Caminin sahibi İskender Paşa, Yavuz'un kılıncına uğramıştır. Sebebine gelince, Çaldıran muharebesine gitmişler.Sebebine gelince, Çaldıran muharebesine gitmişler. Orada isyan yapmışlar.Orada isyan yapmışlar. O bıkmış ya, yani asker demek, artık harp etmekten,O bıkmış ya, yani asker demek, artık harp etmekten, gitmeyeceğiz artık demişler. Çadırına kurşun atmışlar.gitmeyeceğiz artık demişler. Çadırına kurşun atmışlar. O da tespit etmiş tabi kimlerin bu işe ön ayak olduklarını.O da tespit etmiş tabi kimlerin bu işe ön ayak olduklarını. Demiş: “Karısını seven dönsün evine. Ben gidiyorum düşmana karşı.” demiş.Demiş: “Karısını seven dönsün evine. Ben gidiyorum düşmana karşı.” demiş. Tabi asker itaat etmiş.Tabi asker itaat etmiş. İşte Acem Şahı'nın o sarayı,İşte Acem Şahı'nın o sarayı, kürsüsünü falan alıp getirdiği zaferi kazandı, geldi.kürsüsünü falan alıp getirdiği zaferi kazandı, geldi. Geldikten sonra da hepsini, hesabını tamamladı.Geldikten sonra da hepsini, hesabını tamamladı. Hükümdarların maksat, ümmetin bölünmesine vesile olan,

Hükümdarların maksat, ümmetin bölünmesine vesile olan,
ümmetin bölünmesine vesile olacak hareketleri tasvip doğru değil.ümmetin bölünmesine vesile olacak hareketleri tasvip doğru değil. İnnehû leyse bi-devâin ve lâkinnehû dâün.

İnnehû leyse bi-devâin ve lâkinnehû dâün.
An tarîki Süveydini’l-Cu’fiyyi

An tarîki Süveydini’l-Cu’fiyyi
ennehû se’ele’n-nebiyyü aleyhi’s-selâmü ani’l-hamriennehû se’ele’n-nebiyyü aleyhi’s-selâmü ani’l-hamri yeda’uhâ li’d-devâi kâle... fe-zekerahû.yeda’uhâ li’d-devâi kâle... fe-zekerahû. Bu zat, şarap bazı diyorlar ya, şarap şöyle bir fincan içsen,Bu zat, şarap bazı diyorlar ya, şarap şöyle bir fincan içsen, içine de de şu kadar yağ döküp içsen, şu kadar şeyi korsan,içine de de şu kadar yağ döküp içsen, şu kadar şeyi korsan, aspirin filan mesela, birebir gelir senin ateşini derhal düşürür,aspirin filan mesela, birebir gelir senin ateşini derhal düşürür, şifa olur senin vücuduna, bu hastalık senden gider.şifa olur senin vücuduna, bu hastalık senden gider. E bir parçacık bir şey zarar etmez diye.

E bir parçacık bir şey zarar etmez diye.
Böyle tavsiye edenler de var da,Böyle tavsiye edenler de var da, o zaman da sormuşlar Resûl-i Ekrem Efendimiz'e:o zaman da sormuşlar Resûl-i Ekrem Efendimiz'e: “Bunda şifa var diyorlar,“Bunda şifa var diyorlar, azıcık bir şey hastalığımızdan dolayı içsek olmaz mı”, diyerekten.azıcık bir şey hastalığımızdan dolayı içsek olmaz mı”, diyerekten. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “İnnehû leyse bi-devâin.

“İnnehû leyse bi-devâin.
Onda hiçbir şifa yoktur” demiş.Onda hiçbir şifa yoktur” demiş. “Ve lâkinnehû dâün.

“Ve lâkinnehû dâün.
Baştan aşağı damlasına varıncaya kadar hepsi zehirden ibarettir.”Baştan aşağı damlasına varıncaya kadar hepsi zehirden ibarettir.” Onun için vücuda kuvvet olurmuş,Onun için vücuda kuvvet olurmuş, zihinlere kuvvet verirmiş,zihinlere kuvvet verirmiş, insanın çalışmasına yardım edermiş,insanın çalışmasına yardım edermiş, bunlar hep şeytanın iğfalatından başka bir şey değildir.bunlar hep şeytanın iğfalatından başka bir şey değildir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem 'in sözüne bak,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem 'in sözüne bak, başka şeye kulak asma.başka şeye kulak asma. İnnehû le-yüğânü alâ kalbîİnnehû le-yüğânü alâ kalbî ve innî le-estağfirullâhe fi’l-yevmi miete merratin.ve innî le-estağfirullâhe fi’l-yevmi miete merratin. Leyeğan,Leyeğan, kalbe giren bir hicap.kalbe giren bir hicap. Bu hicap iki kısımdır. Birisi nûrânîdir, birisi de zulmânîdir.Bu hicap iki kısımdır. Birisi nûrânîdir, birisi de zulmânîdir. Bizimkilere zulmânî derler, peygamberlerinkine nûrânî derler.Bizimkilere zulmânî derler, peygamberlerinkine nûrânî derler. Nûrânî hicaplar kalbe geliyor, böyle bir perde.Nûrânî hicaplar kalbe geliyor, böyle bir perde. Geliyor da Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemGeliyor da Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem benim kalbime de böyle bir hicap geliyor diyor.benim kalbime de böyle bir hicap geliyor diyor. Onun için ben her gün yüz defa istiğfar ediyorum.Onun için ben her gün yüz defa istiğfar ediyorum. Peygambere gelen bu hicap mânî değil,

Peygambere gelen bu hicap mânî değil,
o yalnız onun terfiine vesile oluyor.o yalnız onun terfiine vesile oluyor. Zaten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem her an için terfîde.Zaten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem her an için terfîde. Daima terfîde olduğu için bir dakika evvelki hâliDaima terfîde olduğu için bir dakika evvelki hâli bir dakika sonra kendisine düşüklük oluyor,bir dakika sonra kendisine düşüklük oluyor, ve ondan sonra onun için estağfirullah yâ Rabbi diyerektenve ondan sonra onun için estağfirullah yâ Rabbi diyerekten günde yüz defa istiğfar ediyor.günde yüz defa istiğfar ediyor. Onun için denmiş ki, tevâlet envâru’l-me’ârifi alâ kalbihî.Onun için denmiş ki, tevâlet envâru’l-me’ârifi alâ kalbihî. Böyle kalbine maarif-i ilâhiye her zaman akmakta.Böyle kalbine maarif-i ilâhiye her zaman akmakta. Güneşin ziyasının yere yayıldığı gibi.Güneşin ziyasının yere yayıldığı gibi. Onun da kalbine maarif-i ilâhiye yayılıyor daOnun da kalbine maarif-i ilâhiye yayılıyor da irtekâ mâ kablehâ.irtekâ mâ kablehâ. Daima yükseliyor.Daima yükseliyor. Mesela tayyare gibi, böyle yukarı doğru

Mesela tayyare gibi, böyle yukarı doğru
uçmaya kalktığı vakitte her an için bir yukarıya gidiyor.uçmaya kalktığı vakitte her an için bir yukarıya gidiyor. Bir aşağısı onun için dünyaya nisbetle aşağı, yukarısı yukarıya olabilir.Bir aşağısı onun için dünyaya nisbetle aşağı, yukarısı yukarıya olabilir. Bu teşbih olmaz ama,Bu teşbih olmaz ama, Cenâb-ı Peygamber de daima böyle yükselmede olduğu içinCenâb-ı Peygamber de daima böyle yükselmede olduğu için bir an evvelki haline istiğfar etmek suretiylebir an evvelki haline istiğfar etmek suretiyle bize de istiğfarın lüzumunu duyuruyorlar.bize de istiğfarın lüzumunu duyuruyorlar. Siz de yani, biz artık günah işlemiyoruz.Siz de yani, biz artık günah işlemiyoruz. Yaşlandık da başlandık.Yaşlandık da başlandık. Tesbihten, ibadetten başka da işimiz yok.Tesbihten, ibadetten başka da işimiz yok. Öyleyse ne lüzum var, demeyin.Öyleyse ne lüzum var, demeyin. Her an için istiğfara muhtaçsınız.Her an için istiğfara muhtaçsınız. Hatta ben bile o şeye düştüm.Hatta ben bile o şeye düştüm. Namazdan sonra istiğfar diye üç istiğfar tavsiye ederler.Namazdan sonra istiğfar diye üç istiğfar tavsiye ederler. Yahu biz günah işlemiyoruz ki namaz kılıyoruz.Yahu biz günah işlemiyoruz ki namaz kılıyoruz. Allahu Ekber dedik, durduk.Allahu Ekber dedik, durduk. Bu namazın içerisinde neden istiğfar edeceğiz artık ya?Bu namazın içerisinde neden istiğfar edeceğiz artık ya? Fenalık yapmadık ki, hep iyilik,Fenalık yapmadık ki, hep iyilik, namaz içerisinde, ibadet içerisinde sevap alıyoruz.namaz içerisinde, ibadet içerisinde sevap alıyoruz. Ha, sonra aklım erdi ki, öyle değil kazın ayağı.Ha, sonra aklım erdi ki, öyle değil kazın ayağı. Biz oraya duruyoruz.Biz oraya duruyoruz. Bizim gafletle durduğumuz namaz, Allah kabul etsin yani.Bizim gafletle durduğumuz namaz, Allah kabul etsin yani. O fazl u keremiyle kabul ederse edecek.O fazl u keremiyle kabul ederse edecek. Yoksa namaza benzer tarafı yok namazımızın.Yoksa namaza benzer tarafı yok namazımızın. Hele bu gaflet ile olur şey mi?Hele bu gaflet ile olur şey mi? Onun için üç değil, beş değil, ne kadar çok yapabilirsek o kadar kârımız olacak.Onun için üç değil, beş değil, ne kadar çok yapabilirsek o kadar kârımız olacak. Çünkü ya Rabbi, kıldığım namazÇünkü ya Rabbi, kıldığım namaz sana layık bir namaz olmadı ki.sana layık bir namaz olmadı ki. Ama emrine imtisalen kusurla beraber yaptım.Ama emrine imtisalen kusurla beraber yaptım. Sen de kabul et.Sen de kabul et. Estağfirullah el-azîm ellezî... bu üç defa denir.

Estağfirullah el-azîm ellezî... bu üç defa denir.
Bizim müezzin efendiler bir kere diyorlar.Bizim müezzin efendiler bir kere diyorlar. Üç estağfirullah estağfirullah estağfirullah diyor.Üç estağfirullah estağfirullah estağfirullah diyor. Bu olmaz.Bu olmaz. Estağfirullahellezî lâ ilâhe illâ hû

Estağfirullahellezî lâ ilâhe illâ hû
el-hayye’l-kayyûmü ve etûbü ileyh, birdir.el-hayye’l-kayyûmü ve etûbü ileyh, birdir. Tekrar, estağfirullahellezî lâ ilâhe illâ hû

Tekrar, estağfirullahellezî lâ ilâhe illâ hû
el-hayye’l-kayyûmü ve etûbü ileyh, ikidir.el-hayye’l-kayyûmü ve etûbü ileyh, ikidir. Üçüncüsü, estağfirullahellezî lâ ilâhe illâ hû

Üçüncüsü, estağfirullahellezî lâ ilâhe illâ hû
el-hayye’l-kayyûmü ve etûbü ileyh.el-hayye’l-kayyûmü ve etûbü ileyh. Doğrusu budur. Ötekisi kestirme, kaçamak olur.Doğrusu budur.

Ötekisi kestirme, kaçamak olur.
İnnehu seyekûnü ümerâu

İnnehu seyekûnü ümerâu
yüehhirûnes-salâte 'an mevâkîtihâ.yüehhirûnes-salâte 'an mevâkîtihâ. Dünya bu işte. Çeşitli insanlar gelmiş.Dünya bu işte. Çeşitli insanlar gelmiş. Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mucize olarak buyuruyor ki,Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mucize olarak buyuruyor ki, yine sizin başınıza böyle bir ümeralar gelecek ki,yine sizin başınıza böyle bir ümeralar gelecek ki, o ümeralar yüehhirûnes-salâte 'an mevâkîtihâ.o ümeralar yüehhirûnes-salâte 'an mevâkîtihâ. Namaz vakitlerini sizi tehir edecekler.Namaz vakitlerini sizi tehir edecekler. Öyle edecekler ki ikindi vakti kılın, diyecekler.Öyle edecekler ki ikindi vakti kılın, diyecekler. Sıcak bu havada namaz olmaz, diyecekler.Sıcak bu havada namaz olmaz, diyecekler. İkindiye de diyecekler kiİkindiye de diyecekler ki akşama yakın kılın, diyecekler.akşama yakın kılın, diyecekler. Tehir ettirecekler. Cumayı da öyle yapacaklar.Tehir ettirecekler. Cumayı da öyle yapacaklar. Elâ fesalli's-salâte li-vaktihâ.

Elâ fesalli's-salâte li-vaktihâ.
Siz onlara bakmayın.Siz onlara bakmayın. Namazınızın vakti geldi miydi, namazınızı kılınız.Namazınızın vakti geldi miydi, namazınızı kılınız. Dikkat edin.Dikkat edin. Fesallis-salâte li-vaktihâ, sümme'tihim.Fesallis-salâte li-vaktihâ, sümme'tihim. Fakat ben namazı kıldım diyerekten, cemaatten de kalma.Fakat ben namazı kıldım diyerekten, cemaatten de kalma. Bak, dikkat et buraya.Bak, dikkat et buraya. Vaktini onlar tehir ediyorlar. Etsinler varsınlar.Vaktini onlar tehir ediyorlar. Etsinler varsınlar. Onların dediğine de yine itaat edeceksin.Onların dediğine de yine itaat edeceksin. Sen yine vaktiyle evinde kılacaksın.Sen yine vaktiyle evinde kılacaksın. Ya Rabbi, senin öğlen namazını

Ya Rabbi, senin öğlen namazını
eda etmeye niyet ettim diye niyet edeceksin.eda etmeye niyet ettim diye niyet edeceksin. Sonra iki saat sonra farz et kiSonra iki saat sonra farz et ki orada hadi okuyun ezanlarınızı, davet ettiler.orada hadi okuyun ezanlarınızı, davet ettiler. Sen de o zaman gidersin,Sen de o zaman gidersin, namazını kıldığın halde yine gideceksin.namazını kıldığın halde yine gideceksin. Onlarla beraber namazı kılacaksın.Onlarla beraber namazı kılacaksın. Cemaati ve muhalefeti duyurmamak,Cemaati ve muhalefeti duyurmamak, fitneyi çıkarmamak için. Anlaşılıyor mu?fitneyi çıkarmamak için. Anlaşılıyor mu? Fitneyi doğurmamak için,Fitneyi doğurmamak için, çıkarmamak için kendini de ortada koyup belli etmemek içinçıkarmamak için kendini de ortada koyup belli etmemek için kalkacaksın, onların namazına iştirak edeceksin.kalkacaksın, onların namazına iştirak edeceksin. Sümme'tihim, fe-in kânû kad salla.

Sümme'tihim, fe-in kânû kad salla.
Gittin ama azıcık geç kalmışsın, kılmışlar namazı.Gittin ama azıcık geç kalmışsın, kılmışlar namazı. Eh. Kad ahrazte salâteke.Eh. Kad ahrazte salâteke. Sen namazı vaktiyle kıldın ya,Sen namazı vaktiyle kıldın ya, şimdi o cemaat sevabını da aldın.şimdi o cemaat sevabını da aldın. Gittin ya. Ve-illâ.Gittin ya. Ve-illâ. Halbuki baktın ki kılmamışlar.Halbuki baktın ki kılmamışlar. Uydun onlara. Ve-illâ salleyte me'ahum.Uydun onlara. Ve-illâ salleyte me'ahum. Onlarla beraber kıldın.Onlarla beraber kıldın. Fekânet leke nâfileh.Fekânet leke nâfileh. Bu senin kıldığın nâfiledir ama.Bu senin kıldığın nâfiledir ama. Çünkü vaktiyle eda ettin.Çünkü vaktiyle eda ettin. Bir eda iki defa olmaz. Edanı ettin.Bir eda iki defa olmaz. Edanı ettin. Şimdi onlara o yani tabiiyetle tekrar kıldın.Şimdi onlara o yani tabiiyetle tekrar kıldın. Bu da senin için oldu nafile.Bu da senin için oldu nafile. Ve fihi.Ve fihi. Bu mesele de vardır. Sıhhatü s-salâh halfet'l-fâsık.Bu mesele de vardır.

Sıhhatü s-salâh halfet'l-fâsık.
Fâsıkın arkasında namazın sıhhatine işaret olacak.Fâsıkın arkasında namazın sıhhatine işaret olacak. Eğer bizim fıkıh kitaplarında dedikleri gibiEğer bizim fıkıh kitaplarında dedikleri gibi fâsıkın arkasında namaz caiz olmaz derlerse,fâsıkın arkasında namaz caiz olmaz derlerse, hiç birimizin namazı olmaz.hiç birimizin namazı olmaz. Hepimiz ne yapsak kurtaramayız bu fısktan kendimizi.Hepimiz ne yapsak kurtaramayız bu fısktan kendimizi. Ben kendimi kurtaramadım.Ben kendimi kurtaramadım. Allah kusurumuzu affetsin.Allah kusurumuzu affetsin. Dün misafirlikteydik işte, bir imam efendi orada karşımıza çıktı.Dün misafirlikteydik işte, bir imam efendi orada karşımıza çıktı. Bütün ağzı altın. Bütün ağzı sapsarı altın.Bütün ağzı altın. Bütün ağzı sapsarı altın. Güzel de Kur'an okuyor.Güzel de Kur'an okuyor. Okudu Kur'an'ı dinledik, güzel de hoşumuza gidiyor.Okudu Kur'an'ı dinledik, güzel de hoşumuza gidiyor. Fakat bizim İmâm-ı Âzam mezhebinde

Fakat bizim İmâm-ı Âzam mezhebinde
ağzın yıkanması gusülde bâhusus farz.ağzın yıkanması gusülde bâhusus farz. Bazısı şimdi hasta bir diş, tedavisi için eh, kaplama yaptırılmış.Bazısı şimdi hasta bir diş, tedavisi için eh, kaplama yaptırılmış. Buraya aklım ermez yine.Buraya aklım ermez yine. Cevaz vermek değil haddimde, mazeret.Cevaz vermek değil haddimde, mazeret. Kolu kırılan bir adamın kırığını sardığı gibi o da dişini sardırmış.Kolu kırılan bir adamın kırığını sardığı gibi o da dişini sardırmış. Fakat yekpare bir tüm dişlerin altın yapılmasına aklım ermez.Fakat yekpare bir tüm dişlerin altın yapılmasına aklım ermez. Onun için şimdi bu arkadaşın İmâm-ı Âzam mezhebine göreOnun için şimdi bu arkadaşın İmâm-ı Âzam mezhebine göre guslü sahih olmaz.guslü sahih olmaz. Namaz vakitlerindeki abdestleri sahih olsa dahi,

Namaz vakitlerindeki abdestleri sahih olsa dahi,
guslünün sahihine bilmem kimi fetva verir karışmam oraya.guslünün sahihine bilmem kimi fetva verir karışmam oraya. Çünkü diyorlar ki:Çünkü diyorlar ki: Dişinizin arasına bir hamur bulaşsa daDişinizin arasına bir hamur bulaşsa da dişinizi yıkadığınız vakitte temizlemedendişinizi yıkadığınız vakitte temizlemeden onun altına su geçmezse guslünüz sahih olmaz diyorlar.onun altına su geçmezse guslünüz sahih olmaz diyorlar. Onun için misvağı emretmişler,Onun için misvağı emretmişler, fırçalamayı emretmişler, parmaklarıyla ovalamayı emretmişler.fırçalamayı emretmişler, parmaklarıyla ovalamayı emretmişler. Allah kusurlarınızı affetsin.Allah kusurlarınızı affetsin. Bizim de bir arkadaşımız vardı,Bizim de bir arkadaşımız vardı, Allah rahmet eylesin, şimdi kaç senedir vefat etmiştir.Allah rahmet eylesin, şimdi kaç senedir vefat etmiştir. O da gençliğinde özenmiş,O da gençliğinde özenmiş, bütün dişlerini o da altın yaptırmış.bütün dişlerini o da altın yaptırmış. Sonra baktılar kiSonra baktılar ki Ömer Ziyaeddin Hazretleri'ne talebe oldular,Ömer Ziyaeddin Hazretleri'ne talebe oldular, okurken altın dişinin caiz olmadığını görünce,okurken altın dişinin caiz olmadığını görünce, o da Ömer Ziyaeddin Hazretleri de Şafii'dir.o da Ömer Ziyaeddin Hazretleri de Şafii'dir. Şafii olduğu halde,Şafii olduğu halde, Şafii'ye göre sünnettir ağzın yıkanması ama biz yaparız.Şafii'ye göre sünnettir ağzın yıkanması ama biz yaparız. Ne yapalım imamımız.Ne yapalım imamımız. Herkes imamına uymak mecburiyetindir.Herkes imamına uymak mecburiyetindir. İmâm-ı Şafiî, sünnet demiş, hadi ona uyuverelim canım.

İmâm-ı Şafiî, sünnet demiş, hadi ona uyuverelim canım.
Olmaz ki canım.Olmaz ki canım. Hem ona hem buna hani. Bektaşi'nin işine döner o iş.Hem ona hem buna hani. Bektaşi'nin işine döner o iş. Arkadaşına demiş ki:Arkadaşına demiş ki: “Oğlum madem ki yaptırmışsın artık vaktinde. Bırak dursun.“Oğlum madem ki yaptırmışsın artık vaktinde. Bırak dursun. Vaktiyle yaptırmışsın Şafiî mezhebi üzerine amel caizdir,” demiş.Vaktiyle yaptırmışsın Şafiî mezhebi üzerine amel caizdir,” demiş. Fakat arkadaşının içi razı olmadı.Fakat arkadaşının içi razı olmadı. Gitmiş o otuz iki dişini birden söktürdüGitmiş o otuz iki dişini birden söktürdü yerine takma diş taktırdı.yerine takma diş taktırdı. O gönül meselesi, iman meselesi daha ziyade.O gönül meselesi, iman meselesi daha ziyade. Korku meselesi.Korku meselesi. Onun için fâsıkın arkasında kiOnun için fâsıkın arkasında ki Haccâc-ı Zâlim yapmış bu işi,Haccâc-ı Zâlim yapmış bu işi, ondan sonra efendim Ben-i Ümmiyye Halifeleri yapmış bu işi,ondan sonra efendim Ben-i Ümmiyye Halifeleri yapmış bu işi, ki onlardan daha fasıkını bulamazsınız dünyada.ki onlardan daha fasıkını bulamazsınız dünyada. Birçok insanların canını katletti, öldürdü.Birçok insanların canını katletti, öldürdü. Fakat bu da imam oluyordu.Fakat bu da imam oluyordu. Onun arkasında ashabtan bazı insanlar da ona uyuyorlar yani.Onun arkasında ashabtan bazı insanlar da ona uyuyorlar yani. Ashabtan olan kimseler de hayatta olan kimseler de uymuşlardır.Ashabtan olan kimseler de hayatta olan kimseler de uymuşlardır. Onun için bizim de Allah kusurumuzu affetsin.

Onun için bizim de Allah kusurumuzu affetsin.
Yani buraya layık insanlar olduğumuz için geçmiyoruz buraya.

Yani buraya layık insanlar olduğumuz için geçmiyoruz buraya.
Neyse bir vazife tayin etmişlerde,Neyse bir vazife tayin etmişlerde, o vazifeden dolayı oraya geçiyoruz.o vazifeden dolayı oraya geçiyoruz. Dua edin de Allah kusurlarımızı affetsin,Dua edin de Allah kusurlarımızı affetsin, oraya layık bir adam etsin bizi.oraya layık bir adam etsin bizi. O fazlıyla bize ihsan ederse olacak.O fazlıyla bize ihsan ederse olacak. Yalnız Allah-u Ekber demeyi herkes yapar.Yalnız Allah-u Ekber demeyi herkes yapar. Onun için büyüklerden birisi, Cami-i Kebir'e gelmiş de Bursa’da.Onun için büyüklerden birisi, Cami-i Kebir'e gelmiş de Bursa’da. Demiş ki:

Demiş ki:
“İmamlık denilen bir vazife yoktur ki canım. Ne olacak?

“İmamlık denilen bir vazife yoktur ki canım. Ne olacak?
İşte her müslümanın namaz kılıması vazifesidir.İşte her müslümanın namaz kılıması vazifesidir. O da geçer, Allah-u Ekber der, her önüne gelen kıldırır,” demiş.O da geçer, Allah-u Ekber der, her önüne gelen kıldırır,” demiş. O da demiş ki:O da demiş ki: “Evet, kumandanlara da lüzum yok, her geçen bir kumandan olur.“Evet, kumandanlara da lüzum yok, her geçen bir kumandan olur. Vaktiyle de öyleydi.Vaktiyle de öyleydi. Sahabe, Resûl-i Ekrem,Sahabe, Resûl-i Ekrem, sen git hadi bu takımın kumandanı ol, derdi.sen git hadi bu takımın kumandanı ol, derdi. Herifin ne mektebi var, ne bir şeysi var, peki derdi.Herifin ne mektebi var, ne bir şeysi var, peki derdi. O da kumandanlık yapar, herkes ona itaat ederdi.O da kumandanlık yapar, herkes ona itaat ederdi. Bugünkü gibi böyle merasim yok idi.” demiş.Bugünkü gibi böyle merasim yok idi.” demiş. O zaman tabi bir söz bulamamış söyleyecek amaO zaman tabi bir söz bulamamış söyleyecek ama Allah-u Teâlâ affetsin hepimizi de.Allah-u Teâlâ affetsin hepimizi de. Ah ah bu namaz çok mühim ve yalnız abdest almak,Ah ah bu namaz çok mühim ve yalnız abdest almak, tabi dikkat ediyoruz, abdestimizi güzel alıyoruz,tabi dikkat ediyoruz, abdestimizi güzel alıyoruz, guslümüzü güzel yapıyoruz.guslümüzü güzel yapıyoruz. E imanımıza, itikadımıza da bir zararımız yok elhamdülillah.E imanımıza, itikadımıza da bir zararımız yok elhamdülillah. Ehli sünnet itikadından dışarı çıkmaz, çıkmayız.

Ehli sünnet itikadından dışarı çıkmaz, çıkmayız.
Fakat Allahu Ekber deyip de o huzur aleminde titreyecek gönül yok.Fakat Allahu Ekber deyip de o huzur aleminde titreyecek gönül yok. Bu da kolaycacık olan bir şey değil ki.Bu da kolaycacık olan bir şey değil ki. İşte ona öyle bir iman lazım ki, dünyadan alakasını kesmiş,İşte ona öyle bir iman lazım ki, dünyadan alakasını kesmiş, eski zamanın insanları gibi Allah'a kendilerini vermişler.eski zamanın insanları gibi Allah'a kendilerini vermişler. Hiç kimsenin, kimseye karşı iltifatları da yok.Hiç kimsenin, kimseye karşı iltifatları da yok. Şimdi hep maaş da gözümüz.Şimdi hep maaş da gözümüz. Beş az geliyor, şunu on yapsalar da daha rahat etsek.Beş az geliyor, şunu on yapsalar da daha rahat etsek. On verseler, o da az geliyor. Yirmi yapsalar diyeceğiz.On verseler, o da az geliyor. Yirmi yapsalar diyeceğiz. Bunlarda gözü olan bizim gibi duafanın namazı ne olacak ya?Bunlarda gözü olan bizim gibi duafanın namazı ne olacak ya? İnnehû leyse şey’ün beyne’s-semâi ve’l-ardı illâ ya’lemü ennî Rasûlullâh.

İnnehû leyse şey’ün beyne’s-semâi ve’l-ardı illâ ya’lemü ennî Rasûlullâh.
İyi bilin ki yerde ve gökte hiçbir şey yoktur.İyi bilin ki yerde ve gökte hiçbir şey yoktur. Yerde gökte hiçbir canlı yoktur kiYerde gökte hiçbir canlı yoktur ki Rasûlüllah'ın Rasûlüllah olduğunu bilmesin.Rasûlüllah'ın Rasûlüllah olduğunu bilmesin. Herkes bilir.Herkes bilir. Ya’lemü ennî Rasûlullâhi.Ya’lemü ennî Rasûlullâhi. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın ResûlüdürMuhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın Resûlüdür diye bilirmiş ve ona inanmış iman etmiş.diye bilirmiş ve ona inanmış iman etmiş. İllâ âsıye’l-cinni ve’l-insi.

İllâ âsıye’l-cinni ve’l-insi.
Yalnız insanların âsisi ile cin denilen mahlukun asilerine mâadâ.Yalnız insanların âsisi ile cin denilen mahlukun asilerine mâadâ. Yani imansızlar asi tabakadan oluyorlar.Yani imansızlar asi tabakadan oluyorlar. İnnehû seyekûnü aleyküm eimmetün ta’rifûne ve tünkirûneİnnehû seyekûnü aleyküm eimmetün ta’rifûne ve tünkirûne fe-men enkera fe-kad berie ve men kerihe fe-kad selimefe-men enkera fe-kad berie ve men kerihe fe-kad selime ve lâkin men radiye ve tâbe’a kîleve lâkin men radiye ve tâbe’a kîle yâ Rasûlallahi efelâ nükâtilühüm kâle lâ mâ sallû.yâ Rasûlallahi efelâ nükâtilühüm kâle lâ mâ sallû. İnnehû men lem yes’elillâhe yağdab aleyhi.

İnnehû men lem yes’elillâhe yağdab aleyhi.
Bu da güzel bir şeydir bakın.Bu da güzel bir şeydir bakın. Daima Cenâb-ı Hakk'a iltica etmek mecburiyetindeyiz.Daima Cenâb-ı Hakk'a iltica etmek mecburiyetindeyiz. İltica etmezsek, Allah beni bilmiyor mu canım ya.İltica etmezsek, Allah beni bilmiyor mu canım ya. Allah beni biliyor.Allah beni biliyor. Biliyor olduğu hâlde hadi ne diye söyleyeyim ben ya?Biliyor olduğu hâlde hadi ne diye söyleyeyim ben ya? Bu hâl meselesi.Bu hâl meselesi. Herkesin hâli bir olmaz.Herkesin hâli bir olmaz. O büyük, büyüklük hâli o. Büyüklere mahsus.O büyük, büyüklük hâli o. Büyüklere mahsus. Biliyor Allah dedi.Biliyor Allah dedi. Hiçbir şey, aç kalır kimseden hiçbir şey istemez.Hiçbir şey, aç kalır kimseden hiçbir şey istemez. O’ndan da istemez.O’ndan da istemez. Allah'a da demez ki ya Rabbi, ben bak ne zamandan beri açım.Allah'a da demez ki ya Rabbi, ben bak ne zamandan beri açım. Bana bir şey kısmet yolla demez.Bana bir şey kısmet yolla demez. O ona mahsus. Bizim gibiler için.O ona mahsus. Bizim gibiler için. Men lem yes’elillâhe yağdab aleyhi.

Men lem yes’elillâhe yağdab aleyhi.
Söyleyip istemiyor Allah'tan.Söyleyip istemiyor Allah'tan. Bir ihtiyacı var tabii.Bir ihtiyacı var tabii. Başım ağrıyor diyecek, dişim ağrıyor, karnım ağrıyor.Başım ağrıyor diyecek, dişim ağrıyor, karnım ağrıyor. Ekmeğim yok diyecek,Ekmeğim yok diyecek, bak çoluk çocuğum yetişiyor.bak çoluk çocuğum yetişiyor. Onların da nafakası yok diyecek. Bir ihtiyaçları var, bunları Allah'tan isteyecek.Onların da nafakası yok diyecek. Bir ihtiyaçları var, bunları Allah'tan isteyecek. İstemezsen kızarım, diyor Allah.İstemezsen kızarım, diyor Allah. İste benden.İste benden. İstemenin yolu, ama benim bana boyun bükersen,İstemenin yolu, ama benim bana boyun bükersen, bana boyun bükersen secde-i Rahman'a kapanırsan,bana boyun bükersen secde-i Rahman'a kapanırsan, benim kulum olursan, kulluğunu da ispat edersen,benim kulum olursan, kulluğunu da ispat edersen, o zaman ben senin istediğini veririm sanao zaman ben senin istediğini veririm sana ama dinsizler de var, onlara da veriyorum.ama dinsizler de var, onlara da veriyorum. Onları sevdiğimden değil, onları sevmediğim için sussunlar diye, veriyorum.Onları sevdiğimden değil, onları sevmediğim için sussunlar diye, veriyorum. Onların seslerinden, yani tabir hatası bu.Onların seslerinden, yani tabir hatası bu. Onların seslerini duymak istemiyorum ben.Onların seslerini duymak istemiyorum ben. Duymak istemediğim için verin diyorum meleklerime onlara.Duymak istemediğim için verin diyorum meleklerime onlara. Verin de ses vermesin bir daha bu herif.Verin de ses vermesin bir daha bu herif. Biz de öyle demeyiz.Biz de öyle demeyiz. İstemediğimiz bir adamın kapıdan def olsun diyerekten kovarız,İstemediğimiz bir adamın kapıdan def olsun diyerekten kovarız, bir parça bir şey verir de defolsun diyerekten. Sevdiğimizden değil yani.bir parça bir şey verir de defolsun diyerekten. Sevdiğimizden değil yani. İnnehu lâ yühibbüke illâ mü'minün, ve lâ yubğıduke illâ münâfik.

İnnehu lâ yühibbüke illâ mü'minün, ve lâ yubğıduke illâ münâfik.
Burada bir de deccal meselesi var ama onun hadisi de uzun.Burada bir de deccal meselesi var ama onun hadisi de uzun. Allah kusurumuzu affetsin…Allah kusurumuzu affetsin… Gelecek sefere inşallah yapmaya çalışırız onu.

Gelecek sefere inşallah yapmaya çalışırız onu.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2