Namaz Vakitleri
İstanbul
16 Cemâziye'l-Evvel 1448
27 October 2026
İmsak
05:56
Güneş
07:22
Öğle
12:53
İkindi
15:46
Akşam
18:13
Yatsı
19:34
Detaylı Arama

Sabrın Fazileti ve Üç Büyük Hakikat

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Sabrın Fazileti ve Üç Büyük Hakikat

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn

el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn
es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullâhİ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh ve enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellemve enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ahve şerra’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nârve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâr ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: İnnehû kâne me’ake melekün yeruddü anke fe-lemmâ radette aleyhi

İnnehû kâne me’ake melekün yeruddü anke fe-lemmâ radette aleyhi
ba’da kavlihî vaka’a’ş-şeytânü fe-lem ekün li-ak’ude me’a’ş-şeytâneba’da kavlihî vaka’a’ş-şeytânü fe-lem ekün li-ak’ude me’a’ş-şeytâne Hazreti Ebû Bekrî Sıddık ile birisi münakaşa ediyor ve

Hazreti Ebû Bekrî Sıddık ile birisi münakaşa ediyor ve
Hazreti Ebû Bekir'e layıksız sözler söylüyor.Hazreti Ebû Bekir'e layıksız sözler söylüyor. Hoşa gitmeyen sözler söylüyor, o da susuyor.Hoşa gitmeyen sözler söylüyor, o da susuyor. Bunun üzerine dayanamamış.Bunun üzerine dayanamamış. Adama reddetmiş sözlerinin nelerdir diye.Adama reddetmiş sözlerinin nelerdir diye. Efendimiz o zamana kadar aralarında oturuyormuş.Efendimiz o zamana kadar aralarında oturuyormuş. O adam söylüyor, Ebubekir dinliyor, Efendimiz de duruyor orada.O adam söylüyor, Ebubekir dinliyor, Efendimiz de duruyor orada. Ebubekir mukabeleye başlayınca Efendimiz kalkmış gitmiş.Ebubekir mukabeleye başlayınca Efendimiz kalkmış gitmiş. Kalkıp gidince Ebû Bekir Sıddık hazretleri soruyor:Kalkıp gidince Ebû Bekir Sıddık hazretleri soruyor: “Ya Rasulullah, bu bana deminden beri neler neler diyordu da

“Ya Rasulullah, bu bana deminden beri neler neler diyordu da
siz dinliyordunuz, ben de sükût ediyordum da oturuyordunuz.siz dinliyordunuz, ben de sükût ediyordum da oturuyordunuz. Ben ona cevap verince kalktınız gittiniz.” Taaccübüne gidiyor.Ben ona cevap verince kalktınız gittiniz.” Taaccübüne gidiyor. Diyor ki: “Ya Ebâ Bekir, sen sustukçaDiyor ki: “Ya Ebâ Bekir, sen sustukça senin yerine melekler cevaplandırıyordu o adamı.senin yerine melekler cevaplandırıyordu o adamı. Diyeceklerini diyorlardı.Diyeceklerini diyorlardı. Sen söze başlayıncaSen söze başlayınca melekler çekildi şeytan geldi, diyor.melekler çekildi şeytan geldi, diyor. Şeytanın geldiği yerde de ben durmam” diyor.Şeytanın geldiği yerde de ben durmam” diyor. Yani sabrı tavsiye ediyor daima.Yani sabrı tavsiye ediyor daima. Yâ ebâ bekrin

Yâ ebâ bekrin
selâsün hünne hakkun.selâsün hünne hakkun. Üç şey var ki haktır bunlar.Üç şey var ki haktır bunlar. Mâ min abdin zulime mazlimetenMâ min abdin zulime mazlimeten fe-yuğdî anhâ lillâhi azze ve cellefe-yuğdî anhâ lillâhi azze ve celle illâ e’azzellâhu bihâ nusrah.illâ e’azzellâhu bihâ nusrah. Bir adama böyle bir zulüm yapılır.Bir adama böyle bir zulüm yapılır. Ki bu adamın sana yaptığı gibi. Zulmediyor işte şimdi sana.Ki bu adamın sana yaptığı gibi. Zulmediyor işte şimdi sana. Münasebetsiz söylüyor.Münasebetsiz söylüyor. Buna karşı kim ki sükût eder, bunu hazmeder, sabredilirse hayırlı olur.Buna karşı kim ki sükût eder, bunu hazmeder, sabredilirse hayırlı olur. Allahu Teâlâ buna mukabil, onun sükûtuna mukabil, ona bir izzet ve nusret verir muhakkak.Allahu Teâlâ buna mukabil, onun sükûtuna mukabil, ona bir izzet ve nusret verir muhakkak. Sabrına mukabil onu aziz eder ve nusret eder, yardım eder ona.Sabrına mukabil onu aziz eder ve nusret eder, yardım eder ona. İllâ e’azzellâhu bihâ nusraten.İllâ e’azzellâhu bihâ nusraten. Ve mâ fetaha racülün bâbe atiyyetin yürîdü bihâ sılaten.

Ve mâ fetaha racülün bâbe atiyyetin yürîdü bihâ sılaten.
Birisi de kesesini açmış atıyye, ihsan yapıyor.Birisi de kesesini açmış atıyye, ihsan yapıyor. Bu ihsan gerek sıla olsun gerek başka türlü olsun,Bu ihsan gerek sıla olsun gerek başka türlü olsun, illâ zâdehullahu kesraten.illâ zâdehullahu kesraten. Malının çokluğuna sebep olur.Malının çokluğuna sebep olur. Bu verişler hem belaların define sebeptirBu verişler hem belaların define sebeptir hem de insanın malını çoğaltır.hem de insanın malını çoğaltır. Ve mâ fetaha racülün bâbe mes’eletin.

Ve mâ fetaha racülün bâbe mes’eletin.
Birisi dağıtırken diğer birisi de istemek suretiyle geçimini temin etmeye çalışıyor.Birisi dağıtırken diğer birisi de istemek suretiyle geçimini temin etmeye çalışıyor. Kendisine bu iki türlü olur. Birisi, zaruret vardır insandaKendisine bu iki türlü olur. Birisi, zaruret vardır insanda çalışamayacak duruma düşmüştür. İstemezse açlıktan ölecektir.çalışamayacak duruma düşmüştür. İstemezse açlıktan ölecektir. Bunun için ölümden kendisini kurtarmak için o günkü nafakasını isteyebilir.Bunun için ölümden kendisini kurtarmak için o günkü nafakasını isteyebilir. O günkü nafakasını. Öyle senelik nafakası değil.O günkü nafakasını. Öyle senelik nafakası değil. O günkü nafakasını istemekte cevaz vardır.O günkü nafakasını istemekte cevaz vardır. Fakat o ki sabreder, Rezzâk Allah'tır. Verirse ne âlâ der, vermezse eh,Fakat o ki sabreder, Rezzâk Allah'tır. Verirse ne âlâ der, vermezse eh, mukadder olan ölüm nasıl olsa gelecektir.mukadder olan ölüm nasıl olsa gelecektir. Tok olarak ölmektense aç olarak ölmek evladır, der.Tok olarak ölmektense aç olarak ölmek evladır, der. Kimseye içini açmaz.Kimseye içini açmaz. Allah yollarsa bir taraftan birisinin kalbine ilham eder yollarsa ne alâ.Allah yollarsa bir taraftan birisinin kalbine ilham eder yollarsa ne alâ. Yollamadığı taktirde kimseyi rahatsız edip deYollamadığı taktirde kimseyi rahatsız edip de kimseden bir şey istemezse bu tevekkülün âlâ makamıdır.kimseden bir şey istemezse bu tevekkülün âlâ makamıdır. Yüksek makam sahibi olur.Yüksek makam sahibi olur. Bir insan böyle bir kapıyı açıyor ki istemek suretiyleBir insan böyle bir kapıyı açıyor ki istemek suretiyle maişetini temin ediyor.maişetini temin ediyor. Ve mâ fetaha racülün bâbe mes’eletin.

Ve mâ fetaha racülün bâbe mes’eletin.
İstemek kapısını açıyor.İstemek kapısını açıyor. Ne derler onun yüzünün suyu gitmiş de artık sıkılmıyor.Ne derler onun yüzünün suyu gitmiş de artık sıkılmıyor. Yürîdü bihâ kesraten.Yürîdü bihâ kesraten. Rahatlığını istiyor. Çok olsun.Rahatlığını istiyor. Çok olsun. İllâ zâdellâhu bihâ kılleten.İllâ zâdellâhu bihâ kılleten. Ona eğer mesela bir insanın ihtiyacı on lira iseOna eğer mesela bir insanın ihtiyacı on lira ise ona yirmi lira verseniz de yine fakirdir o.ona yirmi lira verseniz de yine fakirdir o. Kıllettedir yani.Kıllettedir yani. Gözü doymaz,Gözü doymaz, göz tokluğu kendisine verilmemiş, alınmıştır.göz tokluğu kendisine verilmemiş, alınmıştır. Allah esirgesin…

Allah esirgesin…
Li-en yemhakullahu beraketen. Allah elinden bereketi alıyor yani.

Li-en yemhakullahu beraketen. Allah elinden bereketi alıyor yani.
Bu yirmi liranın hiç kıymeti olmuyor ona.Bu yirmi liranın hiç kıymeti olmuyor ona. On liranın yahut elli liranın.On liranın yahut elli liranın. Ve zâdehu fakran fî kalbihî.Ve zâdehu fakran fî kalbihî. Kalbinde bir fakirlik doğuyor ondan sonra.Kalbinde bir fakirlik doğuyor ondan sonra. Ondan kurtulmanın çaresini de bulamıyor.Ondan kurtulmanın çaresini de bulamıyor. İnnehû setüftehu leküm meşâriku’l-ardı ve meğâribuhâ.

İnnehû setüftehu leküm meşâriku’l-ardı ve meğâribuhâ.
Eh İslamiyet tabii Medine-i Münevvere’de ikenEh İslamiyet tabii Medine-i Münevvere’de iken yayıla, yayıla işte şarkıyla garbın arasını elhamdülillah doldurmuş durumdadır.yayıla, yayıla işte şarkıyla garbın arasını elhamdülillah doldurmuş durumdadır. Daha Hazreti Ömer devrinde bu genişlik başladı.Daha Hazreti Ömer devrinde bu genişlik başladı. Bu oldu ama ve inne ummâlehâ fi’n-nâri.Bu oldu ama ve inne ummâlehâ fi’n-nâri. Yani bu dünyaya aldananlar.Yani bu dünyaya aldananlar. Bu dünyaya aldananlar en nihayet makamları, yerleri cehennem olacak.Bu dünyaya aldananlar en nihayet makamları, yerleri cehennem olacak. İllâ meni’t-ekallah.İllâ meni’t-ekallah. Ancak bu şark ile garbı size Allah ihsan etti. Nimetlerini de bol verdi.Ancak bu şark ile garbı size Allah ihsan etti. Nimetlerini de bol verdi. Buradan Allah'ın rızasını tahsille kazanır, helalından kazanırBuradan Allah'ın rızasını tahsille kazanır, helalından kazanır ve emanetleri de yerine verirseniz,ve emanetleri de yerine verirseniz, öderseniz, o zaman kurtarırsınız kendinizi cehennemden.öderseniz, o zaman kurtarırsınız kendinizi cehennemden. Yok, hukuku ilahiyeye ve hukuki ahirete riayet etmeden dünyayı toplamaya çalışırsanız,Yok, hukuku ilahiyeye ve hukuki ahirete riayet etmeden dünyayı toplamaya çalışırsanız, ehli dünyadan olursanız, akıbetiniz cehennem olur demek.ehli dünyadan olursanız, akıbetiniz cehennem olur demek. İnnehû lem yekün nebiyyün kablî illâ kad u’tıye seb’ate rufekâe nücebâe vüzerâe

İnnehû lem yekün nebiyyün kablî illâ kad u’tıye seb’ate rufekâe nücebâe vüzerâe
ve innî kad u’tîtü erba’ate aşrate: Hamza ve Cafer ve Ali ve Hasan ve Hüseyin ve Ebû Bekir ve Ömer veve innî kad u’tîtü erba’ate aşrate: Hamza ve Cafer ve Ali ve Hasan ve Hüseyin ve Ebû Bekir ve Ömer ve Abdullah ibn Mesud ve Ebû Zer ve Mikdad ve Huzeyfe ve Ammar ve Bilal ve Suhayb.Abdullah ibn Mesud ve Ebû Zer ve Mikdad ve Huzeyfe ve Ammar ve Bilal ve Suhayb. Bunlar Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in refikleri, arkadaşları ve vezirleri idiler.

Bunlar Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in refikleri, arkadaşları ve vezirleri idiler.
Her peygambere yedi tane vermiş. Cenâb-ı Peygambere ise on dört tane vermiş böyleHer peygambere yedi tane vermiş. Cenâb-ı Peygambere ise on dört tane vermiş böyle has yardımcı.has yardımcı. Cenâb-ı Hak bir kulunu severse ona temiz arkadaşlar verir.

Cenâb-ı Hak bir kulunu severse ona temiz arkadaşlar verir.
Temiz arkadaşlar verir, ona yardım ederler.Temiz arkadaşlar verir, ona yardım ederler. Çünkü insan kendi başına yapamıyor,Çünkü insan kendi başına yapamıyor, daima refiklerinin yardımına muhtaç. Temiz yardımcılar verirse budaima refiklerinin yardımına muhtaç. Temiz yardımcılar verirse bu dünyada da ahirette de iyidir.dünyada da ahirette de iyidir. Kötü yardımcılar verirse onlar da felaketinin sebebi olur, başlangıcı olur.Kötü yardımcılar verirse onlar da felaketinin sebebi olur, başlangıcı olur. İnnehû le-yünâdi’l-münâdî yevme’l-kıyâmeti eyne’l-fukarâu ümmeti Muhammed.

İnnehû le-yünâdi’l-münâdî yevme’l-kıyâmeti eyne’l-fukarâu ümmeti Muhammed.
Kıyametteki münadinin, ümmetin fukarasına hitabı olarak buyurmuş ki:Kıyametteki münadinin, ümmetin fukarasına hitabı olarak buyurmuş ki: Kûmû fe-tesaffehû sufûfe’l-kıyâmeti.

Kûmû fe-tesaffehû sufûfe’l-kıyâmeti.
Kıyamet saflarını tanzim edin bakalım.Kıyamet saflarını tanzim edin bakalım. Elâ men et’ameküm fiyye ekleten ev eskâküm fiyye şerbetenElâ men et’ameküm fiyye ekleten ev eskâküm fiyye şerbeten ev kesâküm fiyye halikan ev cedîden fe-edhilûhü’l-cennete.ev kesâküm fiyye halikan ev cedîden fe-edhilûhü’l-cennete. Ey fukaralar,Ey fukaralar, dünyada size kim bir lokma ekmek verdiyse, kim bir yudum su verdiyse,dünyada size kim bir lokma ekmek verdiyse, kim bir yudum su verdiyse, kim eski veya yeni esvab size vermek suretiyle sizi giyinirdiyse.kim eski veya yeni esvab size vermek suretiyle sizi giyinirdiyse. Fe-edhilûhü’l-cenneh.Fe-edhilûhü’l-cenneh. Onların elinden tutun, onları cennete idhal edin.Onların elinden tutun, onları cennete idhal edin. Bir rivayette huzû bi-yedih de demiş,Bir rivayette huzû bi-yedih de demiş, elinden tutun onları cennete idhal edin.elinden tutun onları cennete idhal edin. Fe-lâ yezâlü sâhibün kad ta’allaka bi-sâhibihî ve hüve yekûlü yâ Rabb hâzâ eşbe’anî.

Fe-lâ yezâlü sâhibün kad ta’allaka bi-sâhibihî ve hüve yekûlü yâ Rabb hâzâ eşbe’anî.
Şimdi fukaralar arıyorlar, yakalıyorlarŞimdi fukaralar arıyorlar, yakalıyorlar kendilerine yardım edenleri, diyor ki:kendilerine yardım edenleri, diyor ki: Hâzâ eşbe’anî.

Hâzâ eşbe’anî.
Ya Rabbi bu beni doyurdu, buna şefaat et.Ya Rabbi bu beni doyurdu, buna şefaat et. Ve yekûlü’l-âharu yâ rabbe’l-âlemîne hâzâ ervânî.Ve yekûlü’l-âharu yâ rabbe’l-âlemîne hâzâ ervânî. Yâ rabbe’l-âlemîn, bu da beni yangın zamanında imdadıma erişti bana su verdi.Yâ rabbe’l-âlemîn, bu da beni yangın zamanında imdadıma erişti bana su verdi. Fe-lâ yebkâ min fukarâi ümmeti Muhammedin sağîrunFe-lâ yebkâ min fukarâi ümmeti Muhammedin sağîrun ve lâ kebîrun mimmen fe’ale zâlike illâ edhalehümullâhu cemî’ani’l-cennete.ve lâ kebîrun mimmen fe’ale zâlike illâ edhalehümullâhu cemî’ani’l-cennete. Bu fukara ümmet kendilerine böyle yardımcı olan insanların saflar arasından tutupBu fukara ümmet kendilerine böyle yardımcı olan insanların saflar arasından tutup Cenâb-ı Hakk’tan şefaat isteyerekten onları ille cennete idhal edecekler.Cenâb-ı Hakk’tan şefaat isteyerekten onları ille cennete idhal edecekler. Bu da Allahu Teâlâ’nın bu ümmeti Muhammed’e fazlının birisidir.Bu da Allahu Teâlâ’nın bu ümmeti Muhammed’e fazlının birisidir. İnnemâ hüve firâşün li’z-zevci

İnnemâ hüve firâşün li’z-zevci
ve firâşün li’l-mer’eti ve firâşün li’d-dayfi ve firâşün li’ş-şeytâni.ve firâşün li’l-mer’eti ve firâşün li’d-dayfi ve firâşün li’ş-şeytâni. İnnemâ yekfîke min cem’ı’l-mâli hâdimün ve merkebün fî sebîlillâhi

İnnemâ yekfîke min cem’ı’l-mâli hâdimün ve merkebün fî sebîlillâhi
ve mâdâ zâlike ve hüve ma’dûmün mine’s-serâve mâdâ zâlike ve hüve ma’dûmün mine’s-serâ ınde ehli’l-hakki ve en taktesıra alâ hâcetike.ınde ehli’l-hakki ve en taktesıra alâ hâcetike. Şu iki tane şey ki, bizim için çok büyük ders ve ibrettir.

Şu iki tane şey ki, bizim için çok büyük ders ve ibrettir.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e demişler ki,Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e demişler ki, sana bir yatak, bir yatak hanımına, bir yatak da misafire,sana bir yatak, bir yatak hanımına, bir yatak da misafire, bir evde bulunması lazım.bir evde bulunması lazım. Bir evin ihtiyacı bir erkeğin, bir kadınınBir evin ihtiyacı bir erkeğin, bir kadının bir de misafirin yatağı bulunması zarurettendir.bir de misafirin yatağı bulunması zarurettendir. Ve en tektesirû alâ hâcetihî.

Ve en tektesirû alâ hâcetihî.
Ancak bunu haceti kadar yapacak, zaruri ihtiyacı kadar.Ancak bunu haceti kadar yapacak, zaruri ihtiyacı kadar. Bize cemiyet hayatı lazım.

Bize cemiyet hayatı lazım.
İnsan çok serveti olabilir, malın olabilir,İnsan çok serveti olabilir, malın olabilir, çok güzel yaşayabilirsin ama cemiyete bugün muhtaç durumdadır.çok güzel yaşayabilirsin ama cemiyete bugün muhtaç durumdadır. Senin vicdanın nasıl rahat eder ki ben bu kadar milletim zaruret içerisinde ikenSenin vicdanın nasıl rahat eder ki ben bu kadar milletim zaruret içerisinde iken böyle refah bir hayat ile yaşamamın çaresi yok mudur, dersin?böyle refah bir hayat ile yaşamamın çaresi yok mudur, dersin? Bunu nasıl dersin?Bunu nasıl dersin? Hepsinin var ama herkes yatmış kulağının üzerine, benim hatırıma gelmesinde ne olursa olsun diyor.Hepsinin var ama herkes yatmış kulağının üzerine, benim hatırıma gelmesinde ne olursa olsun diyor. Bak Efendimiz ne güzel diyor.

Bak Efendimiz ne güzel diyor.
İhtiyacın kadar demek,İhtiyacın kadar demek, zaruri ihtiyaç.zaruri ihtiyaç. Çünkü saadet denilen şeyin sonu bulunmaz. HuzurÇünkü saadet denilen şeyin sonu bulunmaz. Huzur arıyor nerede rahat edeceğim, diyerekten.arıyor nerede rahat edeceğim, diyerekten. Halbuki Allah’ın verdiği kanaate kanaat etse insanlar,Halbuki Allah’ın verdiği kanaate kanaat etse insanlar, artanı da muhtaç olan cemiyetlere verseler,artanı da muhtaç olan cemiyetlere verseler, insanların kurtuluşuna hizmet etseler.insanların kurtuluşuna hizmet etseler. Ulemayı kim yetiştirecek?Ulemayı kim yetiştirecek? Onu da cemiyet yetiştirecek.Onu da cemiyet yetiştirecek. Onun için millet ulemasını yetiştirmek için elinden gelen çarelereOnun için millet ulemasını yetiştirmek için elinden gelen çarelere başvurmak mecburiyetindedir.başvurmak mecburiyetindedir. Bunu yapmadığı taktirde kendisi mesuldür.Bunu yapmadığı taktirde kendisi mesuldür. Onun için Cenâb-ı Peygamber burada ne güzel söylemiş.Onun için Cenâb-ı Peygamber burada ne güzel söylemiş. İhtiyaçları gayet hududun son haddine kadar riayet edeceksin.İhtiyaçları gayet hududun son haddine kadar riayet edeceksin. O da lazım bu da lazım. Bitmez ki, bitmez ki.O da lazım bu da lazım. Bitmez ki, bitmez ki. Allah kusurlarımızı afv-u mağfiret eylesin.

Allah kusurlarımızı afv-u mağfiret eylesin.
Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin.Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin. Cümlemizi fazl-u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulupCümlemizi fazl-u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulup o güzel cennetine müstahak, istihkak getiren kullarının zümresine kabul buyursun...o güzel cennetine müstahak, istihkak getiren kullarının zümresine kabul buyursun... el-Fâtiha.

el-Fâtiha.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2