Namaz Vakitleri

14 Safer 1448
28 July 2026
İmsak
04:01
Güneş
05:48
Öğle
13:16
İkindi
17:11
Akşam
20:33
Yatsı
22:13
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm.Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm. El-hamdü li’llâhi rabbi’l-àlemîn…

El-hamdü li’llâhi rabbi’l-àlemîn…
Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ muhammedin ve âlihî, ve sahbihî ecmaîn…Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ muhammedin ve âlihî, ve sahbihî ecmaîn… Ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn… Ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn… Emmâ ba’d: Fa’lemû eyyühe’l-ihvân,

Emmâ ba’d: Fa’lemû eyyühe’l-ihvân,
feinne efdale’l-hadîsi kitâbu’llàh,feinne efdale’l-hadîsi kitâbu’llàh, ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu aleyhi ve sellem,ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu aleyhi ve sellem, ve şerre’l-umûri muhdesâtühâ, ve külle muhdesin bid’ah, ve şerre’l-umûri muhdesâtühâ, ve külle muhdesin bid’ah, ve külle bid’atin dalâleh, ve külle dalâletin ve sàhibehâ fî’n-nâr…ve külle bid’atin dalâleh, ve külle dalâletin ve sàhibehâ fî’n-nâr… Ve bi’s-senedi’s-sahîhi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi salla’llàhu aleyhi ve selleme ennehû kàl:Ve bi’s-senedi’s-sahîhi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi salla’llàhu aleyhi ve selleme ennehû kàl: (Nefse’l-mü’minü tahrucü raşhan,

(Nefse’l-mü’minü tahrucü raşhan,
ve lâ uhibbü mevten kemevti’l-himâri, mevtü’l-füc’eti; ve lâ uhibbü mevten kemevti’l-himâri, mevtü’l-füc’eti; ve rûhü’l-kâfiri tahrucü min eşdâkıhî) ve rûhü’l-kâfiri tahrucü min eşdâkıhî) Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl.

Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin selâmı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun…

Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin selâmı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun…
Rabbimiz ibadetlerinizi kabul eylesin…Rabbimiz ibadetlerinizi kabul eylesin… Dileklerinizi, muradlarınızı ihsan eylesin…Dileklerinizi, muradlarınızı ihsan eylesin… Dünya ve ahiretin hayırlarına cümlenizi nail eylesin… Dünya ve ahiretin hayırlarına cümlenizi nail eylesin… Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafa SAS Hazretleri’nin mübarek hadislerinden bir demet,

Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafa SAS Hazretleri’nin mübarek hadislerinden bir demet,
okuyup izah etmeye çalışacağız inşallah. okuyup izah etmeye çalışacağız inşallah. Bu hadîs-i şeriflerin okunmasına başlamazdan önce

Bu hadîs-i şeriflerin okunmasına başlamazdan önce
başta ve evvelen Peygamber Efendimiz Muhammed-i Mustafabaşta ve evvelen Peygamber Efendimiz Muhammed-i Mustafa SAS Hazretleri’nin ruh-i pakine,SAS Hazretleri’nin ruh-i pakine, sevgimizin, saygımızın, bağlılığımızın, ümmetliğimizin bir nişanesi olmak üzere sevgimizin, saygımızın, bağlılığımızın, ümmetliğimizin bir nişanesi olmak üzere ve onun cümle âlinin, ashabının, etbâının, ahbabının ruhlarına, ayrı ayrıve onun cümle âlinin, ashabının, etbâının, ahbabının ruhlarına, ayrı ayrı dereceleri üzere hediye olsun diye….dereceleri üzere hediye olsun diye…. Ve sâir enbiyâ ve mürselîn, cümle evliyaullah ve mukarrabînin ruhlarına;Ve sâir enbiyâ ve mürselîn, cümle evliyaullah ve mukarrabînin ruhlarına; ve bilhassa Ümmet-i Muhammed’in mürşidleri olan,ve bilhassa Ümmet-i Muhammed’in mürşidleri olan, verese-i enbiyâ olan sâdât ve meşâyih-i turûk-u aliyyemizin;verese-i enbiyâ olan sâdât ve meşâyih-i turûk-u aliyyemizin; sahabe-i kiram (rıdvanullàhi teàlâ aleyhim ecmaîn) hazeratından bize kadarsahabe-i kiram (rıdvanullàhi teàlâ aleyhim ecmaîn) hazeratından bize kadar güzeran eylemiş olan silsilemizdeki mensuplarının güzeran eylemiş olan silsilemizdeki mensuplarının ruhlarına ve onlara intisap etmiş olan halifelerinin, müridlerinin, muhiblerinin ruhlarına hediye olmak üzere;ruhlarına ve onlara intisap etmiş olan halifelerinin, müridlerinin, muhiblerinin ruhlarına hediye olmak üzere; Okuduğumuz eseri cem ve te’lif eylemiş olan

Okuduğumuz eseri cem ve te’lif eylemiş olan
Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn Efendi Hazretleri’nin ruhuna,Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn Efendi Hazretleri’nin ruhuna, kendisinden feyz aldığımız hocamız, üstadımız, mürşidimiz kendisinden feyz aldığımız hocamız, üstadımız, mürşidimiz Muhammed Zâhid Kotku Efendi Hazretleri’nin ruhuna hediye olmak üzere;Muhammed Zâhid Kotku Efendi Hazretleri’nin ruhuna hediye olmak üzere; bu hadis-i şeriflerin bize kadar gelmesine emek sarf etmiş olan diğer hadis alimlerinin, bu hadis-i şeriflerin bize kadar gelmesine emek sarf etmiş olan diğer hadis alimlerinin, müelliflerin ve râvilerin ruhlarına hediye olmak üzere… müelliflerin ve râvilerin ruhlarına hediye olmak üzere… Bu beldeleri Allah Allah diye diye, malını, canını, her türlü varlığını ortaya koyup cihad ederek fethetmiş olan

Bu beldeleri Allah Allah diye diye, malını, canını, her türlü varlığını ortaya koyup cihad ederek fethetmiş olan
ecdadımızın, fatihlerin, şehidlerin, gazilerin, mücahidlerin ruhlarına hediye olsun diye;ecdadımızın, fatihlerin, şehidlerin, gazilerin, mücahidlerin ruhlarına hediye olsun diye; Cümle hayratu hasenatın ruhlarına

Cümle hayratu hasenatın ruhlarına
ve bilhassa şu camiyi yaptırmış olan İskender Paşa Hazretlerinin ve caminin yaşamasına, ve bilhassa şu camiyi yaptırmış olan İskender Paşa Hazretlerinin ve caminin yaşamasına, gelişmesine, şu güzel hale gelmesine yardım etmiş olan zevât-ı muhteremenin,gelişmesine, şu güzel hale gelmesine yardım etmiş olan zevât-ı muhteremenin, kendilerinin ve geçmişlerinin ruhlarına hediye olsun diye;kendilerinin ve geçmişlerinin ruhlarına hediye olsun diye; Uzaktan ve yakından bu hadîs-i şerîfleri dinlemek üzere gelmiş olan siz kardeşlerimizin de

Uzaktan ve yakından bu hadîs-i şerîfleri dinlemek üzere gelmiş olan siz kardeşlerimizin de
âhirete göçmüş bütün sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına hediye olsun diye;âhirete göçmüş bütün sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına hediye olsun diye; Bizlerinde Rabbimiz’in rızasına uygun ömür sürmemize,

Bizlerinde Rabbimiz’in rızasına uygun ömür sürmemize,
iman-ı kâmil ile ahirete göçmemize, Rabbimizin rızasına mazhar olmamıza vesile olsun diyeiman-ı kâmil ile ahirete göçmemize, Rabbimizin rızasına mazhar olmamıza vesile olsun diye bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyalım, öyle başlayalım!bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyalım, öyle başlayalım! Dersimizin başında metnini okuduğumuz hadis-i şerif,

Dersimizin başında metnini okuduğumuz hadis-i şerif,
Abdullah ibn-i Mes’ud RA’dan rivayet edilmiş,Abdullah ibn-i Mes’ud RA’dan rivayet edilmiş, Taberânî’nin Mu’cemü’l-Evsat’ında kaydedilmiş bir hadis-i şeriftir.Taberânî’nin Mu’cemü’l-Evsat’ında kaydedilmiş bir hadis-i şeriftir. Peygamber SAS Efendimiz iki çeşit ölümden bahsediyor:

Peygamber SAS Efendimiz iki çeşit ölümden bahsediyor:
(Nefsü’l-mü’minü tahrucü raşhan)

(Nefsü’l-mü’minü tahrucü raşhan)
“Müslümanın ruhu ter olarak veya terler bir halde, “Müslümanın ruhu ter olarak veya terler bir halde, buram buram terleyerek öyle çıkar. Yani ruhunu teslim edişi böyle olur.” buram buram terleyerek öyle çıkar. Yani ruhunu teslim edişi böyle olur.” (Ve lâ uhibbü mevten kemevti’l-himâri)

(Ve lâ uhibbü mevten kemevti’l-himâri)
“Merkebin ölümü gibi ölmeyi sevmem.”“Merkebin ölümü gibi ölmeyi sevmem.” O nedir. (Mevtü’l-füc’eti) “Aniden ölüvermek.” O nedir. (Mevtü’l-füc’eti) “Aniden ölüvermek.” (Ve rûhü’l-kâfiri tahrucü min eşdâkıhî)

(Ve rûhü’l-kâfiri tahrucü min eşdâkıhî)
“Kâfirin ruhu da dudaklarının arasından çıkar.” diye buyurmuş.“Kâfirin ruhu da dudaklarının arasından çıkar.” diye buyurmuş. Son zamanda biraz böyle bir meşakkati,

Son zamanda biraz böyle bir meşakkati,
ruhun tesliminde bazı terlemeleri, sıkıntısı olabilir insanların… ruhun tesliminde bazı terlemeleri, sıkıntısı olabilir insanların… Ölüm hali zor bir haldir.Ölüm hali zor bir haldir. (muàleceti melekü’l-mevt) ölüm meleğinin gelip de vazifesini icrâ etmesi,(muàleceti melekü’l-mevt) ölüm meleğinin gelip de vazifesini icrâ etmesi, yani insanın ruhunu alması,yani insanın ruhunu alması, Bir hadis-i şeriften öğrendiğimize göre,Bir hadis-i şeriften öğrendiğimize göre, bin kılıç darbesi yemek gibi zor bir iştir. Kolay bir şey değil…bin kılıç darbesi yemek gibi zor bir iştir. Kolay bir şey değil… Rabbimiz cümlemize âsan bir vech ile, iman-ı kâmil ile ölmeyi nasib eylesin…Rabbimiz cümlemize âsan bir vech ile, iman-ı kâmil ile ölmeyi nasib eylesin… Hocamız Rh.A’in şu kürsüden haftalarca süren hutbelerini hatırladım bu hadis üzerine…

Hocamız Rh.A’in şu kürsüden haftalarca süren hutbelerini hatırladım bu hadis üzerine…
Şuradan cemaate haftalar boyu, cuma günleri,Şuradan cemaate haftalar boyu, cuma günleri, bir atın üstündeki kahraman bir kumandan gibi bağırarak,bir atın üstündeki kahraman bir kumandan gibi bağırarak, yiğit edası ile söyleye durduğu bir hadis-i şerifi hatırladım.yiğit edası ile söyleye durduğu bir hadis-i şerifi hatırladım. Buyurmuş ki Peygamber SAS Efendimiz.Buyurmuş ki Peygamber SAS Efendimiz. O naklediyordu, anlatıyordu cemaate… Böyle hatırlarında iyice yerleşsin diye…O naklediyordu, anlatıyordu cemaate… Böyle hatırlarında iyice yerleşsin diye… (Temûtûn kemâ taîşûn).

(Temûtûn kemâ taîşûn).
Ölüm deyince hepimizin yüreğine bir korku geldi.

Ölüm deyince hepimizin yüreğine bir korku geldi.
Gelmemesi mümkün değil, ölüm hali bu, zor bir hal…Gelmemesi mümkün değil, ölüm hali bu, zor bir hal… Ne yapacağız? Allah yardımcımız olsun…Ne yapacağız? Allah yardımcımız olsun… Bir kere her şey Allah’ın yardımı ile olacak bir şey,,, Ama hadis- i şerifte bir ipucu var:

Bir kere her şey Allah’ın yardımı ile olacak bir şey,,, Ama hadis- i şerifte bir ipucu var:
(Temûtûn kemâ taîşûn) “Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz.”

(Temûtûn kemâ taîşûn) “Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz.”
Yaşayışa dikkat etmek lâzım!

Yaşayışa dikkat etmek lâzım!
Yani böyle eğri eğri yengeç gibi gidip gidip de doğru bir ölüm olur mu? Yani böyle eğri eğri yengeç gibi gidip gidip de doğru bir ölüm olur mu? Olmaz. Yaşayışın doğru olması lâzım!Olmaz. Yaşayışın doğru olması lâzım! Maarif Vekâleti’nden bana bir kitap verdiler, teklif ettiler, bunu hazırla diye…

Maarif Vekâleti’nden bana bir kitap verdiler, teklif ettiler, bunu hazırla diye…
Biraz okudum, sonra bıraktım kitabı… Baktım bana fayda gelmeyecek diye bıraktım. Biraz okudum, sonra bıraktım kitabı… Baktım bana fayda gelmeyecek diye bıraktım. Birisinin hayatını anlatıyor: Şairmiş, (Bir şâir-i evbaş idi) diyor.

Birisinin hayatını anlatıyor: Şairmiş, (Bir şâir-i evbaş idi) diyor.
Gece gündüz içermiş.Gece gündüz içermiş. Eski zamanda yaşamış bir şairi anlatıyor.Eski zamanda yaşamış bir şairi anlatıyor. Şiirlerinden nümune diyor, bir şiir nümunesi vermiş. Şiirlerinden nümune diyor, bir şiir nümunesi vermiş. Yazdığı şiirlerden bir beyit orada… Diyor ki:Yazdığı şiirlerden bir beyit orada… Diyor ki: Tevbe ettim ki, etmeyem tevbe;

Tevbe ettim ki, etmeyem tevbe;
Tevbeye tevbe-i nasuh olsun!

Tevbeye tevbe-i nasuh olsun!
Şimdi ilk söyleyişinde insan nüktelerini anlayamaz şiirin ben anlatıvereyim.

Şimdi ilk söyleyişinde insan nüktelerini anlayamaz şiirin ben anlatıvereyim.
Diyor ki yani:

Diyor ki yani:
“—Pişman oldum, bundan sonra bir daha tevbe etmeyeceğim.”

“—Pişman oldum, bundan sonra bir daha tevbe etmeyeceğim.”
Demek ki içki içmeye tevbe ettirmişler, keratayı zorlamışlar.
Demek ki içki içmeye tevbe ettirmişler, keratayı zorlamışlar.
“İçki içme, günahtır, bilmem nedir.” filan diye tevbe ettirmişler.“İçki içme, günahtır, bilmem nedir.” filan diye tevbe ettirmişler. Bu sefer tevbe ettiğine pişman olduğu için, tevbe etmeye tevbe ediyor.Bu sefer tevbe ettiğine pişman olduğu için, tevbe etmeye tevbe ediyor. Yani içkiye tevbe edeceğine, içkiden vaz geçmeye tevbe ediyor.Yani içkiye tevbe edeceğine, içkiden vaz geçmeye tevbe ediyor. Baktım, edepsizce bir söz… Baktım, edepsizce bir söz… Bir edebi sanat var ama, sanatın başına çalınsın! Sanatın ne kıymeti var…Bir edebi sanat var ama, sanatın başına çalınsın! Sanatın ne kıymeti var… Söz çok korkunç bir söz!Söz çok korkunç bir söz! “—Aman, ben böyle bir kitabı tercüme etmem!” dedim, bıraktım.

“—Aman, ben böyle bir kitabı tercüme etmem!” dedim, bıraktım.
Vazgeçtim. “Bakalım bu adamın sonu nasıl olmuş?” diye sayfayı çevirdim.

Vazgeçtim. “Bakalım bu adamın sonu nasıl olmuş?” diye sayfayı çevirdim.
Baktım, meyhane köşesinde ölmüş.Baktım, meyhane köşesinde ölmüş. Sadaka rasûlüllah… Efendimizin sözünün bir misali olsun diye söylüyorum.

Sadaka rasûlüllah… Efendimizin sözünün bir misali olsun diye söylüyorum.
“Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz.”“Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz.” Bunun aksine nümune bir hadise, güzel bir hadise nakledelim!

Bunun aksine nümune bir hadise, güzel bir hadise nakledelim!
O içmiş içmiş, ömrünü meyhane köşesinde tüketmiş. Bir de güzel bir nümune verelim:O içmiş içmiş, ömrünü meyhane köşesinde tüketmiş. Bir de güzel bir nümune verelim: Geçenlerde Ramazan’da sahur yemeğini yemiş, oruca niyetlenmiş.

Geçenlerde Ramazan’da sahur yemeğini yemiş, oruca niyetlenmiş.
Abdestini almış, sarığını cübbesini giymiş hocaefendi, camiye gelmiş.Abdestini almış, sarığını cübbesini giymiş hocaefendi, camiye gelmiş. Mukabelesini okumuş.Mukabelesini okumuş. Namazda secdeye varmış, bekliyorlar ki Hoca secdeden kalksın… Ruhu uçmuş gitmiş.Namazda secdeye varmış, bekliyorlar ki Hoca secdeden kalksın… Ruhu uçmuş gitmiş. Ramazan’da, oruçlu, abdestli, ne güzel!..

Ramazan’da, oruçlu, abdestli, ne güzel!..
Allah-u Teàlâ Hazretleri...Allah-u Teàlâ Hazretleri... E neden? O hocaefendi de ömrünü Kur’an tilavetiyle geçirdi,

E neden? O hocaefendi de ömrünü Kur’an tilavetiyle geçirdi,
ömrünü oruçla geçirdi, tesbihle geçirdi. Hakiki hocaymış demek ki…ömrünü oruçla geçirdi, tesbihle geçirdi. Hakiki hocaymış demek ki… Allah ona öyle caminin mihrabında, vazifesi başında,Allah ona öyle caminin mihrabında, vazifesi başında, ruhunu tatlı bir tarzda.ruhunu tatlı bir tarzda. Secdeden kalkmamış. İnsanın Allah’a en yakın olduğu an ne zaman?Secdeden kalkmamış. İnsanın Allah’a en yakın olduğu an ne zaman? Secde hali… En güzel halde, ondan güzel bir hal aklına gelmez insanın…Secde hali… En güzel halde, ondan güzel bir hal aklına gelmez insanın… Tabii, daha güzeli şehid olmak, şehid olarak can vermek…

Tabii, daha güzeli şehid olmak, şehid olarak can vermek…
Çünkü şehidlik mertebesinin üstüne mertebe yok ama,Çünkü şehidlik mertebesinin üstüne mertebe yok ama, kardeşi kardeşe saldırmasıyla şehidlik olur mu?kardeşi kardeşe saldırmasıyla şehidlik olur mu? Müslümanın Müslümanı kırmasıyla şehidlik olur mu?Müslümanın Müslümanı kırmasıyla şehidlik olur mu? Allah razı gelir mi, Peygamber Efendimiz razı gelir mi?Allah razı gelir mi, Peygamber Efendimiz razı gelir mi? Bir baba iki evlâdının bir meseleyi bahane ederek birbirine çatmasına,

Bir baba iki evlâdının bir meseleyi bahane ederek birbirine çatmasına,
vurmasına, kırmasına, birbirini dövmesine razı gelir mi? Oradan kıyas etmek lâzım!vurmasına, kırmasına, birbirini dövmesine razı gelir mi? Oradan kıyas etmek lâzım! Cihad kâfirle olacak. Peygamber Efendimiz diyor ki:

Cihad kâfirle olacak. Peygamber Efendimiz diyor ki:
“—Ah, sizin halleriniz bozulacak da ne hallere gireceksiniz.

“—Ah, sizin halleriniz bozulacak da ne hallere gireceksiniz.
(Tücâhidûne fî gayri sebîli’llâh)(Tücâhidûne fî gayri sebîli’llâh) Cihad da edeceksiniz ama, Allah yolunun gayrında edeceksiniz.Cihad da edeceksiniz ama, Allah yolunun gayrında edeceksiniz. Cihad ediyorum sanacak insan…Cihad ediyorum sanacak insan… Allah bize hakkı hak olarak görüp uymayı nasib etsin…Allah bize hakkı hak olarak görüp uymayı nasib etsin… Bâtılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı nasib etsin… Bâtılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı nasib etsin… Ömrümüzü Rabbimizin rızasına uygun geçirmeyi nasib etsin…Ömrümüzü Rabbimizin rızasına uygun geçirmeyi nasib etsin… Hüsn-ü hatime nasib etsin… Hüsn-ü hatime nasib etsin… Öyle pattadak ölüverir. “Aniden ölüm kâfirin ölümüdür.

Öyle pattadak ölüverir. “Aniden ölüm kâfirin ölümüdür.
Eşek ölümü gibidir. Öyle ölmeyi sevmem!” diyor Peygamber Efendimiz.Eşek ölümü gibidir. Öyle ölmeyi sevmem!” diyor Peygamber Efendimiz. Biraz ter dökecek, bocalayacak. Ruh teslimi kolay bir şey değil…Biraz ter dökecek, bocalayacak. Ruh teslimi kolay bir şey değil… Ani ölüm niye güzel değil? Ne tevbe edebilir, ne hazırlanabilir.

Ani ölüm niye güzel değil? Ne tevbe edebilir, ne hazırlanabilir.
Birdenbire aniden göçtü gitti. O iyi değil…Birdenbire aniden göçtü gitti. O iyi değil… Kâfirin de ruhu dudaklarının arasından çıkar.” diye buyurmuş.

Kâfirin de ruhu dudaklarının arasından çıkar.” diye buyurmuş.
Hadis-i şerifin bir de öbür tarafını söyleyivereyim:

Hadis-i şerifin bir de öbür tarafını söyleyivereyim:
“Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz;

“Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz;
(ve tüb’asûne kemâ temûtûne) nasıl ölürseniz, öyle ba’solunursunuz.”(ve tüb’asûne kemâ temûtûne) nasıl ölürseniz, öyle ba’solunursunuz.” Ölüm üzere.Ölüm üzere. Vah şimdi meyhanede ölenin,

Vah şimdi meyhanede ölenin,
kerhanede ölenin nasıl kalkacağını bir düşünüver! Allah korusun… kerhanede ölenin nasıl kalkacağını bir düşünüver! Allah korusun… Hocamız derdi ki: Günahlara gidecek yola adım bile atmamak lâzım!

Hocamız derdi ki: Günahlara gidecek yola adım bile atmamak lâzım!
Değil ta onun yanına gitmek, o yola bile adım atmamak lâzım!Değil ta onun yanına gitmek, o yola bile adım atmamak lâzım! Yönünü dönmemek lâzım.Yönünü dönmemek lâzım. Allah-u Teàla Hazretleri bize edeb nasib eylesin, hayâ nasib eylesin…

Allah-u Teàla Hazretleri bize edeb nasib eylesin, hayâ nasib eylesin…
Hayâ imandandır:Hayâ imandandır: (El-hayâü mine’l-îmân) “Hayâ imandandır.”

(El-hayâü mine’l-îmân) “Hayâ imandandır.”
Ne güzel bir şeydir: Koca delikanlı adam, yiğit…

Ne güzel bir şeydir: Koca delikanlı adam, yiğit…
Demiri sıksa suyunu çıkartır.Demiri sıksa suyunu çıkartır. Bir şey söylense başını öne eğiyor, yanağı kızarıyor.Bir şey söylense başını öne eğiyor, yanağı kızarıyor. Gül gibi, tertemiz… Gençliğinde hiç harama bakmamış, ne güzel bir hal…Gül gibi, tertemiz… Gençliğinde hiç harama bakmamış, ne güzel bir hal… Bir de şu zamanenin gazetelerine bakın, mecmualarına bakın!

Bir de şu zamanenin gazetelerine bakın, mecmualarına bakın!
Çıplaklıklarına bakın! Çıplaklarına bakın! bakmayında yani.Çıplaklıklarına bakın! Çıplaklarına bakın! bakmayında yani. İbret için göz önüne getirin demek istiyorum. İbret için göz önüne getirin demek istiyorum. Allah bu ar damarı çatlayanlardan eylemesin…Allah bu ar damarı çatlayanlardan eylemesin… Bizi de, çoluk çocuğumuzu da korusun…Bizi de, çoluk çocuğumuzu da korusun… Bize edeb nasib eylesin, hayâ nasib eylesin…Bize edeb nasib eylesin, hayâ nasib eylesin… Böyle müstehcen şeylerden, utanılacak hallerden,Böyle müstehcen şeylerden, utanılacak hallerden, dünyada ahirette mahcub olmaktan, rezil rüsvâ olmaktan hıfz eylesin…dünyada ahirette mahcub olmaktan, rezil rüsvâ olmaktan hıfz eylesin… (Nafakatüke alâ ehlike, ve veledike, ve hàdimike sadakatün;

(Nafakatüke alâ ehlike, ve veledike, ve hàdimike sadakatün;
felâ tütbi’ zâlike mennen ve ezâ)felâ tütbi’ zâlike mennen ve ezâ) İkinci hadis-i şerife geçiverdik.

İkinci hadis-i şerife geçiverdik.
Efendimiz SAS Hazretleri buyurdu ki:

Efendimiz SAS Hazretleri buyurdu ki:
“Senin ehline, yani aile fertlerine, hanımına masraf yapman;

“Senin ehline, yani aile fertlerine, hanımına masraf yapman;
(ve veledike) çoluk çocuğuna masraf yapman, harcama yapman; (ve veledike) çoluk çocuğuna masraf yapman, harcama yapman; (ve hàdimike) hizmetçine, müstahdemine yardım etmen, masraf yapman, (sadakatün).”(ve hàdimike) hizmetçine, müstahdemine yardım etmen, masraf yapman, (sadakatün).” Bunların hepsi sadakadır.

Bunların hepsi sadakadır.
Sadaka ille dilencinin avucuna konulan para değil,Sadaka ille dilencinin avucuna konulan para değil, insanın kendi evine yaptığı masraf da sadakadır. insanın kendi evine yaptığı masraf da sadakadır. Kendi çocuğuna yaptığı masraf da sadakadır. Kendi çocuğuna yaptığı masraf da sadakadır. Hizmetçisine yaptığı masraf da sadakadır.Hizmetçisine yaptığı masraf da sadakadır. “—Haa, güzel, demek sevap kazanıyormuşum!”

“—Haa, güzel, demek sevap kazanıyormuşum!”
Başka hadisi şeriften biliyoruz ki,

Başka hadisi şeriften biliyoruz ki,
bayağı da külliyetli fazla miktarda sevap kazanıyor insan; yedi yüz misli… bayağı da külliyetli fazla miktarda sevap kazanıyor insan; yedi yüz misli… Başka yere verilen sadakalardan üstün… Başka yere verdiği birse,Başka yere verilen sadakalardan üstün… Başka yere verdiği birse, ailesine harcadığı yedi yüz misli…ailesine harcadığı yedi yüz misli… “—O zaman fileyi doldurur giderim eve hocam!”

“—O zaman fileyi doldurur giderim eve hocam!”
Tabii, öyle yapacaksın.

Tabii, öyle yapacaksın.
Senin çoluk çocuğun komşunun ağacından elma mı çalsın, erik mi çalsın? Senin çoluk çocuğun komşunun ağacından elma mı çalsın, erik mi çalsın? Başkasına mı baksın?Başkasına mı baksın? Hayır… Kendin doyur. Niçin kazanıyorsun?

Hayır… Kendin doyur. Niçin kazanıyorsun?
Çoluk çocuğuna getir, yesinler, içsinler israf etmeden…Çoluk çocuğuna getir, yesinler, içsinler israf etmeden… Hamd etsinler, şükretsinler başkasında gözü kalmasın…Hamd etsinler, şükretsinler başkasında gözü kalmasın… Başkasına muhtaç olmasın, tamam… Başkasına muhtaç olmasın, tamam… “—Güzel, sadakaymış, bundan sonra öyle yapayım!”

“—Güzel, sadakaymış, bundan sonra öyle yapayım!”
Ama sadakanın bir şartı var, ayet-i kerimede buyruluyor ki:

Ama sadakanın bir şartı var, ayet-i kerimede buyruluyor ki:
“Sadakalarınızı başa kakmak suretiyle, minnet etmek suretiyle iptal etmeyin!”

“Sadakalarınızı başa kakmak suretiyle, minnet etmek suretiyle iptal etmeyin!”
Sadakanın şartı, diliyle o sadakanın sevabını kaçırtmamak.

Sadakanın şartı, diliyle o sadakanın sevabını kaçırtmamak.
Yani başa kakmak suretiyle sevabını kaçırtmamaktır.Yani başa kakmak suretiyle sevabını kaçırtmamaktır. Burada da buyuruyor ki Efendimiz:

Burada da buyuruyor ki Efendimiz:
“—Aile efradına, çoluk çocuğuna, hizmetçine verdiğin madem ki sadakadır;

“—Aile efradına, çoluk çocuğuna, hizmetçine verdiğin madem ki sadakadır;
minnet ederek, eza vererek o sadakayı iptal etmeyin!” minnet ederek, eza vererek o sadakayı iptal etmeyin!” Demek ki hanımımıza da, çoluk çocuğumuza da başa kakmayacağız.

Demek ki hanımımıza da, çoluk çocuğumuza da başa kakmayacağız.
Demek ki eza vermeyeceğiz, minnet etmeyeceğiz.Demek ki eza vermeyeceğiz, minnet etmeyeceğiz. Minnet iki manaya gelir:

Minnet iki manaya gelir:
1. Bir kimseye eyvallah demek manasına gelir. 1. Bir kimseye eyvallah demek manasına gelir. 2. Bir de başa kakmak manasına gelir.2. Bir de başa kakmak manasına gelir. Ayet-i kerimede buyruluyor ki:

Ayet-i kerimede buyruluyor ki:
(Kul lâ temünnû aleyye islâmeküm)

(Kul lâ temünnû aleyye islâmeküm)
Orada başa kakmak manasında kullanılmış.

Orada başa kakmak manasında kullanılmış.
Allah-u teala hazretleri buyuruyor ki:Allah-u teala hazretleri buyuruyor ki: “—Ey rasulüm o müslümanlara söyle“—Ey rasulüm o müslümanlara söyle Müslümanlıklarını başa kakmasınlar.”Müslümanlıklarını başa kakmasınlar.” “—Ben Müslüman oldum ya, Allah bana şunu versin, bunu versin…

“—Ben Müslüman oldum ya, Allah bana şunu versin, bunu versin…
Ben Müslüman oldum ya, işte yolunca gidiyorum ya,Ben Müslüman oldum ya, işte yolunca gidiyorum ya, işlerimi rast getirsin…işlerimi rast getirsin… Ben Müslüman oldum ya, Allah bana sıhhat versin, afiyet versin…Ben Müslüman oldum ya, Allah bana sıhhat versin, afiyet versin… Bana vermeyecek de kime verecek?”Bana vermeyecek de kime verecek?” “—Böyle ikide birde Müslümanlığını öne sürerek başa kakmasınlar!”

“—Böyle ikide birde Müslümanlığını öne sürerek başa kakmasınlar!”
buyruluyor ayet-i kerimede…buyruluyor ayet-i kerimede… Minnet etmek, başa kakmak ve eza vermek;

Minnet etmek, başa kakmak ve eza vermek;
bunlar sadakanın sevabını kaldırır.bunlar sadakanın sevabını kaldırır. Madem sadakayı verdin, dilini tut, hareketlerine dikkat et, karşı tarafı kırma!Madem sadakayı verdin, dilini tut, hareketlerine dikkat et, karşı tarafı kırma! “—Al şunu, ye, zıkkımlan! Bir daha gelme buraya…”

“—Al şunu, ye, zıkkımlan! Bir daha gelme buraya…”
Ne oldu? Vermeseydin daha iyiydi. Adam geldiğine bin defa pişman oldu.

Ne oldu? Vermeseydin daha iyiydi. Adam geldiğine bin defa pişman oldu.
Dilinle iptal ettin sadakanın sevabını…Dilinle iptal ettin sadakanın sevabını… Başa kaktığın için, eza verdiğin için iptal oldu.Başa kaktığın için, eza verdiğin için iptal oldu. “—Madem ailene, çoluk çocuğuna, hizmetçine de verdiğin sadakadır;

“—Madem ailene, çoluk çocuğuna, hizmetçine de verdiğin sadakadır;
onu da başa kakarak, eza vererek iptal etmeyin!” diyeonu da başa kakarak, eza vererek iptal etmeyin!” diye Efendimiz bu hadis-i şerifinde buyurmuş.Efendimiz bu hadis-i şerifinde buyurmuş. O halde hayrımızı güzel yapalım, tatlı dil ile yapalım,

O halde hayrımızı güzel yapalım, tatlı dil ile yapalım,
güleç yüz ile yapalım! Dilimize hakim olalım, sahip olalım! güleç yüz ile yapalım! Dilimize hakim olalım, sahip olalım! Dilimiz bize zarara da sokabilir, çok sevap da kazandırabilir.

Dilimiz bize zarara da sokabilir, çok sevap da kazandırabilir.
Bir “Sübhàna’llàh” dersin, yer gök sevap dolar.Bir “Sübhàna’llàh” dersin, yer gök sevap dolar. Bir “El-hamdü lillâh” dersin, bir “Lâ ilâhe illa’llah” dersin, cennete girersin.Bir “El-hamdü lillâh” dersin, bir “Lâ ilâhe illa’llah” dersin, cennete girersin. Söz ola kese savaşı;

Söz ola kese savaşı;
Söz ola kestire başı…

Söz ola kestire başı…
Bazen öyle olur, bazen böyle olur. Söz çok kıymetli…

Bazen öyle olur, bazen böyle olur. Söz çok kıymetli…
İnsanların çoğunu cehenneme sokan,İnsanların çoğunu cehenneme sokan, cehenneme girmesine sebep olan iki uzvu vardır;cehenneme girmesine sebep olan iki uzvu vardır; birisi dili, diğeri de alet-i tenâsülü… birisi dili, diğeri de alet-i tenâsülü… Diliyle gıybet eder, dedikodu eder, küfreder, Diliyle gıybet eder, dedikodu eder, küfreder, eza eder, zulmeder, cefa eder, yalancı şahitlik yapar,eza eder, zulmeder, cefa eder, yalancı şahitlik yapar, müstehcen konuşur… vs. İşte o zaman günaha girer.müstehcen konuşur… vs. İşte o zaman günaha girer. Ötekisi ile de namusuna gölge verecek işler yapar, oradan cehenneme gider

Ötekisi ile de namusuna gölge verecek işler yapar, oradan cehenneme gider
Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde buyurmuş ki:

Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde buyurmuş ki:
“—İki uzvu iyi kullanmaya bana söz verin, ben de size cenneti garanti edeyim:

“—İki uzvu iyi kullanmaya bana söz verin, ben de size cenneti garanti edeyim:
Dilinize sahip olacaksınız, namusunuza sahip olacaksınız.” Dilinize sahip olacaksınız, namusunuza sahip olacaksınız.” “—Hocam, ben elhamdülillâh namusuma sahibim, hiç nâmahreme bakmadım.”

“—Hocam, ben elhamdülillâh namusuma sahibim, hiç nâmahreme bakmadım.”
“—Güzel, mâşallah, Allah mübarek etsin, ecrini çok etsin…”

“—Güzel, mâşallah, Allah mübarek etsin, ecrini çok etsin…”
Yalnız hadis-i şeriflerde bu işin ince tarafları da bildirilmiştir.

Yalnız hadis-i şeriflerde bu işin ince tarafları da bildirilmiştir.
Peygamber SAS Efendimiz diyor ki:

Peygamber SAS Efendimiz diyor ki:
“—Gözler de zina eder. Eller de zina eder.”

“—Gözler de zina eder. Eller de zina eder.”
Gözün zinası nasıl olur, harama bakar, öyle günaha girer.

Gözün zinası nasıl olur, harama bakar, öyle günaha girer.
Bakar, süzer, ölçer, biçer kendi hayalinden, günaha girer.Bakar, süzer, ölçer, biçer kendi hayalinden, günaha girer. Ellerle tutar, günaha girer.Ellerle tutar, günaha girer. Onun için zinanın görüneninden, görünmeyeninden,Onun için zinanın görüneninden, görünmeyeninden, gizlisinden, aşikâresinden korunacak, diline de sahip olacak.gizlisinden, aşikâresinden korunacak, diline de sahip olacak. Bu ikisi çok önemli ki uzuvdur, bunları güzel kullanması lâzım!Bu ikisi çok önemli ki uzuvdur, bunları güzel kullanması lâzım! Verdiği sadakaya bile iptal ettiriyor. Vermiş olduğu sadakayı bile sevabını havaya uçuyor. Verdiği sadakaya bile iptal ettiriyor. Vermiş olduğu sadakayı bile sevabını havaya uçuyor. Minnet edip başa kaktığı zaman eza ettiği zaman.Minnet edip başa kaktığı zaman eza ettiği zaman. O halde Rabbimiz bizi güzel huylu eylesin…

O halde Rabbimiz bizi güzel huylu eylesin…
Tatlı dille, güleç yüzle yapmayı nasib eylesin…Tatlı dille, güleç yüzle yapmayı nasib eylesin… Dedelerimizin hali hoşuma gidiyor, Allah razı olsun…Dedelerimizin hali hoşuma gidiyor, Allah razı olsun… Ramazan’da çağırırlarmış, ziyafet çekerlermiş. Ramazan’da çağırırlarmış, ziyafet çekerlermiş. Ondan sonra bir de diş kirası verirlermiş. Çok hoşuma gidiyor.Ondan sonra bir de diş kirası verirlermiş. Çok hoşuma gidiyor. Diş kirası demeleri, nüktesi hoşuma gidiyor. Neden?Diş kirası demeleri, nüktesi hoşuma gidiyor. Neden? Zaten bu dişler niçin yaratılmış? Elmayı ısırsın, lokmayı çiğnesin, karnını doyursun diye…

Zaten bu dişler niçin yaratılmış? Elmayı ısırsın, lokmayı çiğnesin, karnını doyursun diye…
Dişlerin vazifesi o… Adamın karnını doyuruyorsun, kira ne oluyor?Dişlerin vazifesi o… Adamın karnını doyuruyorsun, kira ne oluyor? Adamlar kibar insanlar, çelebi insanlar,

Adamlar kibar insanlar, çelebi insanlar,
hem karnını doyuruyor; hem de “Ağzın yoruldu, buyur al, diş kirası…”hem karnını doyuruyor; hem de “Ağzın yoruldu, buyur al, diş kirası…” diye bir de eline para veriyor, evine öyle gönderiyor fakiri, fukarayı…diye bir de eline para veriyor, evine öyle gönderiyor fakiri, fukarayı… Allah bizi de o dedelerimizin öğrenmiş olduğu edeplere sahip eylesin…Allah bizi de o dedelerimizin öğrenmiş olduğu edeplere sahip eylesin… Hayrımızı, sadakamızı öyle güzel, hoş halle, güleç yüzle yapmayı nasib eylesin…Hayrımızı, sadakamızı öyle güzel, hoş halle, güleç yüzle yapmayı nasib eylesin… (Nükemmilü yevme’l-kıyâmeti seb’îne ümmeten, nahnü âhiruhâ ve ahyeruhâ)

(Nükemmilü yevme’l-kıyâmeti seb’îne ümmeten, nahnü âhiruhâ ve ahyeruhâ)
Veyahut Nükemmilü diye de okunabilir.

Veyahut Nükemmilü diye de okunabilir.
Bu başka bir hadis-i şerife geçtik. Burada Peygamber efendimiz SAS buyuruyor ki:Bu başka bir hadis-i şerife geçtik. Burada Peygamber efendimiz SAS buyuruyor ki: “Kıyamet gününde yetmiş ümmetin yetmişincisi olarak“Kıyamet gününde yetmiş ümmetin yetmişincisi olarak biz onları yetmişe tamamlarız.biz onları yetmişe tamamlarız. Yetmiş büyük ümmetin, hatırı sayılır, liste başında,Yetmiş büyük ümmetin, hatırı sayılır, liste başında, miktarı önemli büyük ümmetin sonuncusuyuz.miktarı önemli büyük ümmetin sonuncusuyuz. (Nahnü âhiruhâ) Biz o ümmetlerin sonuncusu oluruz ama, (Nahnü âhiruhâ) Biz o ümmetlerin sonuncusu oluruz ama, (ve ahyeruhâ) en hayırlısı oluruz.” (ve ahyeruhâ) en hayırlısı oluruz.” Bizden önce çok ümmetler geçti; Yahudiler geçti,Bizden önce çok ümmetler geçti; Yahudiler geçti, bir zamanlar hak din idi.bir zamanlar hak din idi. Hristiyanlar geçti, Hz. İbrâhim AS’ın ümmeti geçti, başka ümmetler geçti.Hristiyanlar geçti, Hz. İbrâhim AS’ın ümmeti geçti, başka ümmetler geçti. Biz onların sonuncusuyuz ama, hem peygamberimiz peygamberlerinBiz onların sonuncusuyuz ama, hem peygamberimiz peygamberlerin en üstünüdür, hem bizim ümmetimiz öteki ümmetlerin en üstünüdür. en üstünüdür, hem bizim ümmetimiz öteki ümmetlerin en üstünüdür. Başka bir hadis-i şerifte ümmetlerin çok olduğu bildirilmiş,

Başka bir hadis-i şerifte ümmetlerin çok olduğu bildirilmiş,
bin rakamıyla ifade edilmiş.bin rakamıyla ifade edilmiş. Burada yetmiş denilmesi, hatırı sayılır, önemli olanları yetmiş tanedir,Burada yetmiş denilmesi, hatırı sayılır, önemli olanları yetmiş tanedir, onların yetmişincisi olacağız manasına gelmiş oluyor.onların yetmişincisi olacağız manasına gelmiş oluyor. Bir de Araplarda bir adet vardır, yetmiş sözünü

Bir de Araplarda bir adet vardır, yetmiş sözünü
kesretten kinâye olarak kullanırlar, yani birçok ümmetin,kesretten kinâye olarak kullanırlar, yani birçok ümmetin, sayısı çok olan ümmetlerin sonuncusu olacağız ama, sonuncu olmak bizim şerefimizi eksiltmeyecek.sayısı çok olan ümmetlerin sonuncusu olacağız ama, sonuncu olmak bizim şerefimizi eksiltmeyecek. Bilakis o ümmetlerin en hayırlısı biz olacağız. Bilakis o ümmetlerin en hayırlısı biz olacağız. Allah indinde Peygamber Efendimiz Makàm-ı Mahmud’a nail olacak.

Allah indinde Peygamber Efendimiz Makàm-ı Mahmud’a nail olacak.
Öyle bir makam ki,Öyle bir makam ki, Peygamber Efendimizden başka hiç kimse o makama nâil olamamış, o dereceye çıkamamış. Peygamber Efendimizden başka hiç kimse o makama nâil olamamış, o dereceye çıkamamış. Bütün peygamberlerin imamı olduğu gibi,Bütün peygamberlerin imamı olduğu gibi, hepsinin de hayırlısı olmak dolayısıyla,hepsinin de hayırlısı olmak dolayısıyla, Rabbimiz o makamı vermiş kendisine…Rabbimiz o makamı vermiş kendisine… Biz ümmeti de en hayırlı ümmetiz. Ayeti kerimede de var:

Biz ümmeti de en hayırlı ümmetiz. Ayeti kerimede de var:
(Küntüm hayra ümmetin uhricet li’n-nâsi Te’mürûne bi’l-ma’rûfi ve tenhevne ani’l-münker)

(Küntüm hayra ümmetin uhricet li’n-nâsi Te’mürûne bi’l-ma’rûfi ve tenhevne ani’l-münker)
“Siz ümmetlerin en hayırlısı oldunuz, en hayırlısısınız.“Siz ümmetlerin en hayırlısı oldunuz, en hayırlısısınız. (Uhricet li’n-nâsi) İnsanlar için gönderildiniz, vazifelisiniz.(Uhricet li’n-nâsi) İnsanlar için gönderildiniz, vazifelisiniz. Başıboş bir ümmet değilsiniz.Başıboş bir ümmet değilsiniz. (Te’mürûne bi’l-ma’rûfi ve tenhevne ani’l-münker)(Te’mürûne bi’l-ma’rûfi ve tenhevne ani’l-münker) Emr-i maruf yaparsınız, iyi olan şeyi tutar, teşvik edersiniz;Emr-i maruf yaparsınız, iyi olan şeyi tutar, teşvik edersiniz; kötü olan şeyi engeller, men edersiniz, yaptırmazsınız. Zulmü, haksızlığı engellersiniz.”kötü olan şeyi engeller, men edersiniz, yaptırmazsınız. Zulmü, haksızlığı engellersiniz.” Allah yolunda cihad edersiniz.Allah yolunda cihad edersiniz. Demek ki, burada en hayırlı ümmet olmanın sebebi de

Demek ki, burada en hayırlı ümmet olmanın sebebi de
işaret edilmiş oluyor. Ne imiş bizim en hayırlı olmamızın vasfı?işaret edilmiş oluyor. Ne imiş bizim en hayırlı olmamızın vasfı? Bir köşeye çekilmek değil…

Bir köşeye çekilmek değil…
Yalnız kendi keyfimize, kendi sevap kazanmamıza bakmak değil,Yalnız kendi keyfimize, kendi sevap kazanmamıza bakmak değil, insanlar için çalışmak…insanlar için çalışmak… (Uhricet li’n- nâsi) “İnsanlar için çıkartılmışsınız.” diyor. (Uhricet li’n- nâsi) “İnsanlar için çıkartılmışsınız.” diyor. Yani, bizim öteki insanlara karşı bir vazifemiz var muhterem kardeşlerim!Yani, bizim öteki insanlara karşı bir vazifemiz var muhterem kardeşlerim! Sizin de, bizim de mes’uliyetimiz var…

Sizin de, bizim de mes’uliyetimiz var…
Biz sadece kendimiz için değiliz.Biz sadece kendimiz için değiliz. Başka insanlar sırf kendisi için olabilir ama, biz bütün insanlar içiniz. Başka insanlar sırf kendisi için olabilir ama, biz bütün insanlar içiniz. Biz dünyaya ışık tutmakla vazifeliyiz.Biz dünyaya ışık tutmakla vazifeliyiz. Biz bütün insanları hakka çevirmekle, hak yola getirmekle vazifeliyiz.Biz bütün insanları hakka çevirmekle, hak yola getirmekle vazifeliyiz. Bunu ne Amerikalı yapar, ne Brezilyalı yapar, ne Bolivyalı yapar,

Bunu ne Amerikalı yapar, ne Brezilyalı yapar, ne Bolivyalı yapar,
ne Rus’u yapar, ne Fransız’ı yapar…ne Rus’u yapar, ne Fransız’ı yapar… Bir buçuk milyon insan kesmişler Cezayir’de Fransızlar…Bir buçuk milyon insan kesmişler Cezayir’de Fransızlar… Ondan sonra da Ermenilere anıt dikiyorlar, Ondan sonra da Ermenilere anıt dikiyorlar, “Türkler Ermenileri kesmişler!” diye…“Türkler Ermenileri kesmişler!” diye… Yedi asır beraber yaşamışız bu adamlarla… Kiliselerini yıkmamışız,

Yedi asır beraber yaşamışız bu adamlarla… Kiliselerini yıkmamışız,
dinlerine karışmamışız, ticaretlerine mani olmamışız.dinlerine karışmamışız, ticaretlerine mani olmamışız. Zengin olmuşlar, konaklar yapmışlar.Zengin olmuşlar, konaklar yapmışlar. Paşa yapmışız, Marko Paşa demişiz.Paşa yapmışız, Marko Paşa demişiz. Nazır yapmışız, dışişlerinde vazife vermişiz.Nazır yapmışız, dışişlerinde vazife vermişiz. Sağlık bakanlığında vazife vermişiz, hiç ayırmamışız.Sağlık bakanlığında vazife vermişiz, hiç ayırmamışız. Onların da hakikaten sadakatle hizmet edenleri olmuştur tek tük arada… Onların da hakikaten sadakatle hizmet edenleri olmuştur tek tük arada… Fakat ne zaman Yunan, Bulgar bize saldırdıFakat ne zaman Yunan, Bulgar bize saldırdı “—Ay bizde şu taraftan Adana'yı kopartalım bilmem nereyi kopartalım bizde ayrı bir devlet kuralım.”

“—Ay bizde şu taraftan Adana'yı kopartalım bilmem nereyi kopartalım bizde ayrı bir devlet kuralım.”
diye Kayseri'de silahlanmışlar, Adana'da silahlanmışlar, Ankara'da silahlanmışlar

diye Kayseri'de silahlanmışlar, Adana'da silahlanmışlar, Ankara'da silahlanmışlar
Polatlı'dan top sesleri gelmeye başlayıncaPolatlı'dan top sesleri gelmeye başlayınca onlarda silaha sarılmış müslümanların üzerine saldırmışlar.onlarda silaha sarılmış müslümanların üzerine saldırmışlar. Allah bizim yani yedi asır misafirperverlik etmişiz kendi memleketimizde yaşatmışız.Allah bizim yani yedi asır misafirperverlik etmişiz kendi memleketimizde yaşatmışız. En zayıf zamanımızda böyle nankörlük edinceEn zayıf zamanımızda böyle nankörlük edince Allah bize nasip etmiş, yardım etmiş; Yunan'ı kovmuşuz denize dökmüşüz.Allah bize nasip etmiş, yardım etmiş; Yunan'ı kovmuşuz denize dökmüşüz. Ondan sonra da gelin bakalım demişiz.Ondan sonra da gelin bakalım demişiz. Şimdi kabahat bizde mi onlarda mı?

Şimdi kabahat bizde mi onlarda mı?
Yani eğer olmuşsa bile kabahat bizde mi onlarda mı?Yani eğer olmuşsa bile kabahat bizde mi onlarda mı? Eğer kabahat bizde olsaydı yedi asırda biz bunların adını bırakmazdık Anadolu'da.Eğer kabahat bizde olsaydı yedi asırda biz bunların adını bırakmazdık Anadolu'da. Hiç adı kalmazdı. Yedi asır hiç dokunmamışız.Hiç adı kalmazdı. Yedi asır hiç dokunmamışız. Yedi asır dokunmamışız en sonunda birşey olmuş şimdi kızıyolarlarYedi asır dokunmamışız en sonunda birşey olmuş şimdi kızıyolarlar “—Ne kızıyorsun?”

“—Ne kızıyorsun?”
Yani Yunan'lı kızıyor.

Yani Yunan'lı kızıyor.
“— E ne kızıyorsun, ne işin var benim memleketime ne geldin Polatlı'ya kadar?”“— E ne kızıyorsun, ne işin var benim memleketime ne geldin Polatlı'ya kadar?” O bakımdan, onlar bu insanlığa hayır getiremezler.

O bakımdan, onlar bu insanlığa hayır getiremezler.
Onların akılları bozuk, kafaları bozuk, akideleri bozuk…Onların akılları bozuk, kafaları bozuk, akideleri bozuk… Doğru düzgün düşünemezler.Doğru düzgün düşünemezler. Bu dünyaya, bu insanlığa faydalı olacak ümmet, Ümmet-i Muhammed’dir.Bu dünyaya, bu insanlığa faydalı olacak ümmet, Ümmet-i Muhammed’dir. Yani sizlersiniz, bizleriz. Eğer adam olabilirsek, çalışabilirsek…Yani sizlersiniz, bizleriz. Eğer adam olabilirsek, çalışabilirsek… Onlara kalırsa iş,

Onlara kalırsa iş,
kendi kendine giden ya davulcuya varır ya zurnacıyakendi kendine giden ya davulcuya varır ya zurnacıya bunların işi müstehcen neşriyattır,eğlencedir, içkidir, kumardır, zevktir, sefadır…bunların işi müstehcen neşriyattır,eğlencedir, içkidir, kumardır, zevktir, sefadır… Mes’uliyetten kaçmaktır.Mes’uliyetten kaçmaktır. Böyle işe yarayan müslümanlara faydalı olan şeyler bakBöyle işe yarayan müslümanlara faydalı olan şeyler bak Kardeşlerimiz el-hamdü lillâh ne hayırlar yapıyorlar,

Kardeşlerimiz el-hamdü lillâh ne hayırlar yapıyorlar,
nevakıflar tesis ediyorlar. nevakıflar tesis ediyorlar. “Ölmeden evvel şu hayrı göreyim!” diye…“Ölmeden evvel şu hayrı göreyim!” diye… Kimisi cami yapmağa koşuyor, kimisi vakıf kuruyor,Kimisi cami yapmağa koşuyor, kimisi vakıf kuruyor, kimisi talebe yetiştiriyor, kimisi kolej açıyor… kimisi talebe yetiştiriyor, kimisi kolej açıyor… Kimisi yoksulları doyuruyor. Herkes bir işin peşinden koşuyor.Kimisi yoksulları doyuruyor. Herkes bir işin peşinden koşuyor. Onlar yapmazlar. Yapsalar, eğri yolda yaparlar.

Onlar yapmazlar. Yapsalar, eğri yolda yaparlar.
Onun için biz kendimizin nasil şerefli bir ümmet olduğumuzu,

Onun için biz kendimizin nasil şerefli bir ümmet olduğumuzu,
insanlara karşı vazifemiz olduğunu bileceğiz; bir…insanlara karşı vazifemiz olduğunu bileceğiz; bir… İkincisi emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapacağız. İkincisi emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapacağız. İyi olan şeyin, hepimiz birer propagandacısı olacağız.İyi olan şeyin, hepimiz birer propagandacısı olacağız. İyiliğin meleği olacağız. Her yere iyiliği götüreceğiz. Kötülüğe de mâni olacağız.İyiliğin meleği olacağız. Her yere iyiliği götüreceğiz. Kötülüğe de mâni olacağız. Zâlimin hasmıyım ama, severim mazlumu…

Zâlimin hasmıyım ama, severim mazlumu…
Merhum Mehmed Akif’in dediği gibi:

Merhum Mehmed Akif’in dediği gibi:
Zalimin karşısına dikileceğiz zalime heyt dediğimiz zaman ödü patlayacak,

Zalimin karşısına dikileceğiz zalime heyt dediğimiz zaman ödü patlayacak,
mazlumun yanında yer alacağız.mazlumun yanında yer alacağız. Vazifemiz bu…

Vazifemiz bu…
Biz şimdi insanlara hizmet etmiyoruz.

Biz şimdi insanlara hizmet etmiyoruz.
Emr-i ma’ruf yapmıyoruz, nehy-i münker yapmıyoruz. Emr-i ma’ruf yapmıyoruz, nehy-i münker yapmıyoruz. İyilik az… Kötülük alabildiğine kudurmuş, dolu dizgin… İyilik az… Kötülük alabildiğine kudurmuş, dolu dizgin… Alevler nerdeyse evlerimizin duvarlarını yalıyor, kılımız kıpırdamıyor.Alevler nerdeyse evlerimizin duvarlarını yalıyor, kılımız kıpırdamıyor. Neden? İman zayıf, vazifemizden haberdar değiliz.

Neden? İman zayıf, vazifemizden haberdar değiliz.
Nasıl bir ümmet olduğumuzu bilmiyoruz.Nasıl bir ümmet olduğumuzu bilmiyoruz. Bize Allah’ın ne gibi bir vazife yükleyip de bu şerefi neden verdiğinden haberdar değiliz. Bize Allah’ın ne gibi bir vazife yükleyip de bu şerefi neden verdiğinden haberdar değiliz. Bizim vazifemiz cihad etmek, cehd sarf etmek… Cihad ne demek?

Bizim vazifemiz cihad etmek, cehd sarf etmek… Cihad ne demek?
Düşmanın cehdine cehd ile mukabele etmek demek.Düşmanın cehdine cehd ile mukabele etmek demek. Hani nerede o babayiğitler? Hani nerede o babayiğitler? Herkes ya sabanın peşine takılmış, ya traktörün üstüne binmiş,

Herkes ya sabanın peşine takılmış, ya traktörün üstüne binmiş,
ya ticaretinin, kasasının başına oturmuş… Hani hayırları kim yapacak?ya ticaretinin, kasasının başına oturmuş… Hani hayırları kim yapacak? Peygamber SAS Efendimiz diyor ki:

Peygamber SAS Efendimiz diyor ki:
“—Siz böyle öküzlerin sabanlarının peşine takılırsanız, karasabanın peşine takılırsanız,

“—Siz böyle öküzlerin sabanlarının peşine takılırsanız, karasabanın peşine takılırsanız,
ziraate, ticarete dalarsanız, cihadı terk ederseniz, ziraate, ticarete dalarsanız, cihadı terk ederseniz, emr-i ma’rufu, nehy-i münkeri terk ederseniz, emr-i ma’rufu, nehy-i münkeri terk ederseniz, Allah başınıza öyle belâlar getirir ki, içinizdeki sàlih kimseler, Allah başınıza öyle belâlar getirir ki, içinizdeki sàlih kimseler, sevgili kullar dua ederler de Allah dualarını kabul etmez.”sevgili kullar dua ederler de Allah dualarını kabul etmez.” Halbuki Allah, “Duaları kabul ederim.” diyor ayet-i kerimede…

Halbuki Allah, “Duaları kabul ederim.” diyor ayet-i kerimede…
Şartı nedir? Yolunca gidecek, emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapacak.Şartı nedir? Yolunca gidecek, emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapacak. Emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapılmayınca dua kabul olmaz.Emr-i ma’ruf, nehy-i münker yapılmayınca dua kabul olmaz. Yolunda yürüyeceksin, çalışacaksın da el açıp öyle dua edeceksin. Yolunda yürüyeceksin, çalışacaksın da el açıp öyle dua edeceksin. Salih kimseler dua edermiş:

Salih kimseler dua edermiş:
Bir başka hadis-i şeriften öğreniyoruz, tüylerimiz diken diken oluyor:Bir başka hadis-i şeriften öğreniyoruz, tüylerimiz diken diken oluyor: “—Yâ Rabbi, Ümmet-i Muhammed’e rahmet eyle…

“—Yâ Rabbi, Ümmet-i Muhammed’e rahmet eyle…
Yâ Rabbi hastalarımıza şifalar, dertlilerimize devalar ihsan eyle…”Yâ Rabbi hastalarımıza şifalar, dertlilerimize devalar ihsan eyle…” “—Sen kendine dua et,

“—Sen kendine dua et,
ben onlara kızgınım!” diyecekmiş Allah- u Teàlâ Hazretleri…ben onlara kızgınım!” diyecekmiş Allah- u Teàlâ Hazretleri… Yani o salih kimse ahir zaman da, ümmetin bozulduğu zamandaYani o salih kimse ahir zaman da, ümmetin bozulduğu zamanda başkalarına dua ettiği zaman Allah-u Teàlâbaşkalarına dua ettiği zaman Allah-u Teàlâ “—Sen kendin için ne istersen iste ötekilere karışma, ben onlara kızgınım!” diyecekmiş...

“—Sen kendin için ne istersen iste ötekilere karışma, ben onlara kızgınım!” diyecekmiş...
Rabbimiz “ben onlara kızgınım” diyecekmiş.

Rabbimiz “ben onlara kızgınım” diyecekmiş.
Onun için Allah-u Teàlâ Hazretleri bizi insafa getirsin…

Onun için Allah-u Teàlâ Hazretleri bizi insafa getirsin…
Biz en hayırlı ümmetiz. Biz en hayırlı ümmetiz. En hayırlı ümmet olduğumuzu bilelim, bir de vazifemizi bilelim!En hayırlı ümmet olduğumuzu bilelim, bir de vazifemizi bilelim! Bizim vazifemiz memur olmak değil, tüccar olmak değil,

Bizim vazifemiz memur olmak değil, tüccar olmak değil,
işçi olmak değil, çiftçi olmak değil…işçi olmak değil, çiftçi olmak değil… Bizim asıl vazifemiz, Allah’ın dinine hizmet etmek…Bizim asıl vazifemiz, Allah’ın dinine hizmet etmek… “—E hocam aç kalırız.”

“—E hocam aç kalırız.”
Hangi sahabe aç kalmış? Hangi sàlih kul aç kalmış?

Hangi sahabe aç kalmış? Hangi sàlih kul aç kalmış?
Allah, “Rızkı ben veririm!” diyor. Garanti etmiş, inanmıyor musun?Allah, “Rızkı ben veririm!” diyor. Garanti etmiş, inanmıyor musun? Rızkı Allah “Ben tekeffür ettim veririm.” diyor.

Rızkı Allah “Ben tekeffür ettim veririm.” diyor.
(Ve fi’s-semâi rızkuküm ve mâ tûadûn)

(Ve fi’s-semâi rızkuküm ve mâ tûadûn)
Ayet-i Kerimeler var.

Ayet-i Kerimeler var.
“—Allah’a tevekkül edin!” diyor, inanmıyor musun?

“—Allah’a tevekkül edin!” diyor, inanmıyor musun?
“—İnanıyorum ama…”

“—İnanıyorum ama…”
İnanıyor ama, amayı da bırakmıyor.

İnanıyor ama, amayı da bırakmıyor.
Sen Allah yolunda yürüsen, Allah seni yuvadaki kuşu beslediği gibi besler.Sen Allah yolunda yürüsen, Allah seni yuvadaki kuşu beslediği gibi besler. “—Eğer Allah’a hakkıyla tevekkül edebilseydiniz, o seviyeye gelseydiniz,

“—Eğer Allah’a hakkıyla tevekkül edebilseydiniz, o seviyeye gelseydiniz,
Allah sizi yuvadaki kuşları besler gibi seslerdi.”Allah sizi yuvadaki kuşları besler gibi seslerdi.” Var mı misâli? Var…

Var mı misâli? Var…
Meryem Vâlidemiz ibadet için ibadethanesine kapandı.

Meryem Vâlidemiz ibadet için ibadethanesine kapandı.
Hiç kimse girmezdi yanına, o hiç dışarı çıkmazdı.Hiç kimse girmezdi yanına, o hiç dışarı çıkmazdı. Hiç kimse girmezdi.Hiç kimse girmezdi. Sadece Zekeriyya AS, eniştesi, o girerdi, çıkardı.Sadece Zekeriyya AS, eniştesi, o girerdi, çıkardı. Yani bir ihtiyacı var mı filan diye yeğenine hanımının yeğenine,Yani bir ihtiyacı var mı filan diye yeğenine hanımının yeğenine, o nezaret ederdi.o nezaret ederdi. Girdiği zaman onun yanında mevsimin,Girdiği zaman onun yanında mevsimin, o mevsimde olmayan yiyecekler görürdü.o mevsimde olmayan yiyecekler görürdü. O mevsimde olan yiyecek olsa,

O mevsimde olan yiyecek olsa,
“Acaba ben yokken dışarı çıktı da aldı mı veya birisi getirdi mi?” “Acaba ben yokken dışarı çıktı da aldı mı veya birisi getirdi mi?” O mevsimde olmayan gıdalar ve yiyecekler görürdü ve şaşırırdı.O mevsimde olmayan gıdalar ve yiyecekler görürdü ve şaşırırdı. Şaşırdığını Kur’an-ı Kerim’den biliyoruz:

Şaşırdığını Kur’an-ı Kerim’den biliyoruz:
(Kàle yâ meryemü ennâ leki hâzâ?)

(Kàle yâ meryemü ennâ leki hâzâ?)
“Ey Meryem, bunlar sana nereden geldi böyle?“Ey Meryem, bunlar sana nereden geldi böyle? (Kàlet hüve min indi’llâh) Bu rızık Allah'tan.

(Kàlet hüve min indi’llâh) Bu rızık Allah'tan.
(İnna’llàhe yerzuku men yeşâü bi-gayri hisâb) (İnna’llàhe yerzuku men yeşâü bi-gayri hisâb) Allah dilediğini hesaba sığmaz, ölçüye gelmez, akıl almaz şekilde beni besler.Allah dilediğini hesaba sığmaz, ölçüye gelmez, akıl almaz şekilde beni besler. Buna inanmıyor.

Buna inanmıyor.
Sen Allah yolunda yürü, kazancın en hayırlısı hangisidir, buyurun söyleyin?Sen Allah yolunda yürü, kazancın en hayırlısı hangisidir, buyurun söyleyin? Kazancın en hayırlısı ticaret midir, ziraat midir, sanayi midir, şunu mudur, bunu mudur?

Kazancın en hayırlısı ticaret midir, ziraat midir, sanayi midir, şunu mudur, bunu mudur?
Fıkıh kitaplarımız yazmışlar.

Fıkıh kitaplarımız yazmışlar.
El-hamdü lillâh ulemamız her şeyi kaydetmiş. Birinci sırada ne geliyor?El-hamdü lillâh ulemamız her şeyi kaydetmiş. Birinci sırada ne geliyor? Cihad geliyor. Kılıcının hakkı geliyor.Cihad geliyor. Kılıcının hakkı geliyor. İşte öyle çalışırsan, Allah yolunda cehd edersen, cihad edersen,

İşte öyle çalışırsan, Allah yolunda cehd edersen, cihad edersen,
Allah sana küçük küçük gıdalar değil, koca koca kıt’alar verir. Allah sana küçük küçük gıdalar değil, koca koca kıt’alar verir. Afrika senin olur, Asya senin olur, Avrupa senin olur, eğer yolunda çalışırsan… Afrika senin olur, Asya senin olur, Avrupa senin olur, eğer yolunda çalışırsan… Ama zenginledikten sonra, parayı yan cebine koydun mu:

Ama zenginledikten sonra, parayı yan cebine koydun mu:
“—Gelsin çalgıcılar, çıksın ortaya defler, dümbelekler…

“—Gelsin çalgıcılar, çıksın ortaya defler, dümbelekler…
Sazlar çalınsın, çengiler oynasın…” dersen;Sazlar çalınsın, çengiler oynasın…” dersen; “—Vay hain vay! Seni hain seni…

“—Vay hain vay! Seni hain seni…
Sen benim yolumda yürüdün diye ben sana bu nimetleri verdim.Sen benim yolumda yürüdün diye ben sana bu nimetleri verdim. Sen parayı görünce azdın ha!” Sen parayı görünce azdın ha!” Alır Allah-u Teàlâ o zaman.

Alır Allah-u Teàlâ o zaman.
Çünkü kadri bilinmeyen nimet elden alınır. Başımıza gelen de odur.Çünkü kadri bilinmeyen nimet elden alınır. Başımıza gelen de odur. Yoksa kimse bizim bileğimizi bükebilir miydi?Yoksa kimse bizim bileğimizi bükebilir miydi? Bileğimizi yatırabilir miydi bir hasım? Ödleri patlıyor.Bileğimizi yatırabilir miydi bir hasım? Ödleri patlıyor. Yolundan ayrılınca Rabbimizin, tokat Allah’tan,

Yolundan ayrılınca Rabbimizin, tokat Allah’tan,
Celle celâlühû ve amme nevâlüh… Ceza oradan.Celle celâlühû ve amme nevâlüh… Ceza oradan. Yoksa ötekinin ne hükmü var…Yoksa ötekinin ne hükmü var… Allah bize hakiki vazifemizi idrak ettirsin… Onun için çalıştırsın… Allah bize hakiki vazifemizi idrak ettirsin… Onun için çalıştırsın… Bu hadis-i şerif Ebû Hüreyre RA’den.

Bu hadis-i şerif Ebû Hüreyre RA’den.
Bu yeni hadis-i şerifin izahını yapalım.Bu yeni hadis-i şerifin izahını yapalım. Efendimiz SAS buyurdular ki:

Efendimiz SAS buyurdular ki:
(Nûru’l-hikmeti el-cûu)

(Nûru’l-hikmeti el-cûu)
“Hikmetin nuru açlıktır.”“Hikmetin nuru açlıktır.” Yani hikmet denilen, o hakimane güzel,Yani hikmet denilen, o hakimane güzel, yerli yerince oturaklı,yerli yerince oturaklı, hem böyle hak olan şeyleri söyleyebilme kabiliyeti, hem böyle hak olan şeyleri söyleyebilme kabiliyeti, doğru düşünebilme kabiliyeti ve bir şeyi yerli yerince,doğru düşünebilme kabiliyeti ve bir şeyi yerli yerince, tam olması gerektiği şekilde en mükemmel tarzda yapabilme meziyeti, tam olması gerektiği şekilde en mükemmel tarzda yapabilme meziyeti, işte bu, bunun nuru açlıktır.işte bu, bunun nuru açlıktır. Yani insan hikmete sahip olmak istiyorsa,

Yani insan hikmete sahip olmak istiyorsa,
hikmet sahibi olmak istiyorsa, hakîm bir insan olmak istiyorsa,hikmet sahibi olmak istiyorsa, hakîm bir insan olmak istiyorsa, her şeyi tam hak olarak konuşmak istiyorsa, her şeyi tam hak olarak konuşmak istiyorsa, tam doğru olarak yapmak istiyorsa,tam doğru olarak yapmak istiyorsa, tam böyle rıza-i ilâhiye uygun olarak yapmak istiyorsa, onun nuru açlıktır.tam böyle rıza-i ilâhiye uygun olarak yapmak istiyorsa, onun nuru açlıktır. Nasıl bak şimdi bizim bu şey tam denk geldi.Nasıl bak şimdi bizim bu şey tam denk geldi. Bunun bir yerinde cereyan gelmeyince, yani nur, cereyanda değil mi?Bunun bir yerinde cereyan gelmeyince, yani nur, cereyanda değil mi? Cereyan gelmeyince bizim şey kesiliyor.Cereyan gelmeyince bizim şey kesiliyor. Yani sesimizi siz duyamıyorsunuz.Yani sesimizi siz duyamıyorsunuz. Bizim sesimizi nakleden şey bozuluverince benim sesim size gelmiyor.Bizim sesimizi nakleden şey bozuluverince benim sesim size gelmiyor. Yani açlık olmayınca hikmet gelmez.Yani açlık olmayınca hikmet gelmez. Onun misali olmuş oluyor.Onun misali olmuş oluyor. Tam şimdi okunan hadise bu okunan hadis-i şerife misal oldu.Tam şimdi okunan hadise bu okunan hadis-i şerife misal oldu. Yani insan aç olduğu zaman bu nasılYani insan aç olduğu zaman bu nasıl lamba nasıl elektriğe muhtaçsa, nur olması için ışık olması içinlamba nasıl elektriğe muhtaçsa, nur olması için ışık olması için hikmet olması için de açlık olması lâzım!hikmet olması için de açlık olması lâzım! Aç olduğu zaman insan,Aç olduğu zaman insan, Ne zaman aç oluyoruz biz? İbadet niyetiyle, Allah rızası için

Ne zaman aç oluyoruz biz? İbadet niyetiyle, Allah rızası için
yememizi, içmemizi bırakıyoruz,yememizi, içmemizi bırakıyoruz, diğer zevkleri bırakıyoruz, oruca niyet ediyoruz.diğer zevkleri bırakıyoruz, oruca niyet ediyoruz. İşte bu, hikmetin insanın içine, gönlüne dolmasına,İşte bu, hikmetin insanın içine, gönlüne dolmasına, pınar suyu gibi vücudun her damarına,pınar suyu gibi vücudun her damarına, beyninin her hücresine yayılmasına sebep oluyor.beyninin her hücresine yayılmasına sebep oluyor. Tok oldu mu insan, nefis harekete geçer.

Tok oldu mu insan, nefis harekete geçer.
Karnı doydu, bu sefer eğlence ister. Şehveti artar.Karnı doydu, bu sefer eğlence ister. Şehveti artar. Keyif yerlerini düşünür veyahut uyku uyumak ister.Keyif yerlerini düşünür veyahut uyku uyumak ister. “—Ne o, gözlerin böyle bayılıyor?”

“—Ne o, gözlerin böyle bayılıyor?”
“—Öğleyin çok yemek yemişim, biraz da yağlı tarafından fazla kaçırmışım pilavı…”

“—Öğleyin çok yemek yemişim, biraz da yağlı tarafından fazla kaçırmışım pilavı…”
İnsan hemen yatmak istiyor. Neden? Karnı doydu.

İnsan hemen yatmak istiyor. Neden? Karnı doydu.
Karnı doydu mu, uyku istiyor nefis…

Karnı doydu mu, uyku istiyor nefis…
Veyahut uykusu yoksa, eğlence istiyor.Veyahut uykusu yoksa, eğlence istiyor. “—Yahu getir şu plağı bakayım…

“—Yahu getir şu plağı bakayım…
Aç şu radyoyu bakayım! Karnımız da doydu, acaba akşama kadar ne yapsak?Aç şu radyoyu bakayım! Karnımız da doydu, acaba akşama kadar ne yapsak? Filanca parka mı gitsek, filanca gazinoya mı gitsek? Filanca parka mı gitsek, filanca gazinoya mı gitsek? Acaba geceye kadar nerede eğleniriz? Bu gece nereye gidelim?Acaba geceye kadar nerede eğleniriz? Bu gece nereye gidelim? Tamam, yemek işi de halloldu.” diye eğlenceye bakar insan…Tamam, yemek işi de halloldu.” diye eğlenceye bakar insan… Ama açlık, açlık insanı derin derin düşündürür.

Ama açlık, açlık insanı derin derin düşündürür.
Aklına gelmeyen şeyleri hatırına getirtir.Aklına gelmeyen şeyleri hatırına getirtir. “—Yaa, fakirlik diye de bir şey varmış.

“—Yaa, fakirlik diye de bir şey varmış.
Ben her zaman yiyecek buluyorum ama,Ben her zaman yiyecek buluyorum ama, bulamayan insanların yüreği böyle yanıyormuş, midesi böyle kazınıyormuş demek ki…” der.bulamayan insanların yüreği böyle yanıyormuş, midesi böyle kazınıyormuş demek ki…” der. Ondan sonra zihni berraklaşır, pırıl pırıl olur. Her şeyi iyi görmeye başlar,

Ondan sonra zihni berraklaşır, pırıl pırıl olur. Her şeyi iyi görmeye başlar,
iyi düşünmeye başlar, doğru düşünmeye başlar.iyi düşünmeye başlar, doğru düşünmeye başlar. Tamam, hikmetin nuru gönlünün lambalarına gelmeye başladı.Tamam, hikmetin nuru gönlünün lambalarına gelmeye başladı. O bakımdan bu açlığa riayet etmek lâzım! Nasıl riayet edelim?

O bakımdan bu açlığa riayet etmek lâzım! Nasıl riayet edelim?
Bir kere mideni çok doldurmayacaksın.

Bir kere mideni çok doldurmayacaksın.
Midenin hacminin üçte biri suya gidecek, üçte biri yemeğe ayrılacak.Midenin hacminin üçte biri suya gidecek, üçte biri yemeğe ayrılacak. “—Kalan üçte biri ne olacak?”

“—Kalan üçte biri ne olacak?”
Üçte biri de bırak havaya kalsın, birazcık da boşluk kalsın!

Üçte biri de bırak havaya kalsın, birazcık da boşluk kalsın!
Tıka basa dolduruyor, oturacak hali yok.

Tıka basa dolduruyor, oturacak hali yok.
Midesini öyle doldurmuş ki, eğilemiyor.Midesini öyle doldurmuş ki, eğilemiyor. Olmaz, üçte biri boş kalacak. Daha yemeğe iştihası varken kalkacak.Olmaz, üçte biri boş kalacak. Daha yemeğe iştihası varken kalkacak. “—Bir tabak daha yiyebilirim…”

“—Bir tabak daha yiyebilirim…”
Tamam, kalk!

Tamam, kalk!
Yani iştahı varken kalkacak.Yani iştahı varken kalkacak. “—Yeter mi?” Yeter.

“—Yeter mi?” Yeter.
Büyüklerden birisine sormuşlar.

Büyüklerden birisine sormuşlar.
Doktor ama hakîm doktor, her şeyi iyi bilen filozof doktorDoktor ama hakîm doktor, her şeyi iyi bilen filozof doktor böyle herşeyi iyi bilen:böyle herşeyi iyi bilen: “—Ne kadar yemek yiyelim?” Demiş ki:

“—Ne kadar yemek yiyelim?” Demiş ki:
“—İki yüz dirhem yiyin, fazla yemeyin!”

“—İki yüz dirhem yiyin, fazla yemeyin!”
“—Az değil mi, bu kadar yeter mi?”

“—Az değil mi, bu kadar yeter mi?”
(Hâze’l-mikdâru yahmilüke,)

(Hâze’l-mikdâru yahmilüke,)
(Ve mâ zâde alâ zâlike feente hàmilühû) (Ve mâ zâde alâ zâlike feente hàmilühû) “Bu kadarı seni taşır, ayakta tutar.“Bu kadarı seni taşır, ayakta tutar. Bundan daha fazlasını yersen, sen onun hammalı olursun,Bundan daha fazlasını yersen, sen onun hammalı olursun, sen onu taşırsın!” Çünkü kilo olur. sen onu taşırsın!” Çünkü kilo olur. Şimdi 65 kiloluk bir tanıdığım var; 55 kilo idi.Şimdi 65 kiloluk bir tanıdığım var; 55 kilo idi. Şimdi 94 kilo… 94-55 = 39… Kırk kilo kadar fark var arada…Şimdi 94 kilo… 94-55 = 39… Kırk kilo kadar fark var arada… İki tane dolu teneke taşıyor kolunda…İki tane dolu teneke taşıyor kolunda… Ağzına kadar su dolu bir tenekeyi bir koluna almış, diğer tenekeyi de öbür koluna almış, öyle geziyor.Ağzına kadar su dolu bir tenekeyi bir koluna almış, diğer tenekeyi de öbür koluna almış, öyle geziyor. Her gittiği yere öyle gidiyor. Merdivenlerden teneke ile çıkıyor.Her gittiği yere öyle gidiyor. Merdivenlerden teneke ile çıkıyor. Merdivenlerden teneke ile iniyor.Merdivenlerden teneke ile iniyor. Yürüyeceği yolu teneke ile yürüyor demek ki…Yürüyeceği yolu teneke ile yürüyor demek ki… 55 kilo iken canlıydı. Şimdi iki teneke taşıdığı için çabuk yoruluyor.

55 kilo iken canlıydı. Şimdi iki teneke taşıdığı için çabuk yoruluyor.
Ne diye taşıyacak boşuna?.. Kendisini zabt edecek,

Ne diye taşıyacak boşuna?.. Kendisini zabt edecek,
arzularına hàkim olacak, yemeyi azaltacak. arzularına hàkim olacak, yemeyi azaltacak. Zaten çok yemekten damarlar tıkanıyor, mide yoruluyor, ülser başlıyor,

Zaten çok yemekten damarlar tıkanıyor, mide yoruluyor, ülser başlıyor,
şu oluyor, bu oluyor Hepsi çok yemekten oluyor.şu oluyor, bu oluyor Hepsi çok yemekten oluyor. Peygamber SAS Efendimizin bize tavsiyesi: Mümkün olduğu kadar az yemek…Peygamber SAS Efendimizin bize tavsiyesi: Mümkün olduğu kadar az yemek… Acıkmadan yememek… Acıkmadan yememek… “—Efendim, adet olmuş, günde üç defa yiyoruz.”

“—Efendim, adet olmuş, günde üç defa yiyoruz.”
“—Acıktın mı?”

“—Acıktın mı?”
“—Acıkmadım…”

“—Acıkmadım…”
“—Atlat o zaman, öğle yemeğini atlat!

“—Atlat o zaman, öğle yemeğini atlat!
Sabah kahvaltı ettin, bir de akşam ye; olsun, bitsin.”Sabah kahvaltı ettin, bir de akşam ye; olsun, bitsin.” Ama sabah kahvaltısı ettikten sonra üç saat geçti mi,

Ama sabah kahvaltısı ettikten sonra üç saat geçti mi,
saat onikide içeriden bir feryad, nefis bağırır:saat onikide içeriden bir feryad, nefis bağırır: “—Aman öldüm, ölüyorum, aman yemek getirin, kebaplar gelsin!” diye içeriden bağırır.

“—Aman öldüm, ölüyorum, aman yemek getirin, kebaplar gelsin!” diye içeriden bağırır.
Yalan, o hakiki feryad değil…

Yalan, o hakiki feryad değil…
Hakiki feryad değil, içerden suni bir feryad geliyor.Hakiki feryad değil, içerden suni bir feryad geliyor. Hakikatende midesi kazınır, ölecek gibi… Bir kuzu getirseler, çevirseler,Hakikatende midesi kazınır, ölecek gibi… Bir kuzu getirseler, çevirseler, Hocam hepsini deviririm filan hakikatende devirir.Hocam hepsini deviririm filan hakikatende devirir. Ertesi gün daha fazla yer, ertesi gün daha fazla yer…Ertesi gün daha fazla yer, ertesi gün daha fazla yer… Göbeği patlayacak gibi olur, kayışın delikleri yetmez.Göbeği patlayacak gibi olur, kayışın delikleri yetmez. Hadi getir yeniden delik delelim… O hale gelir.Hadi getir yeniden delik delelim… O hale gelir. Onun için, az yemeğe kendimizi alıştıracağız.

Onun için, az yemeğe kendimizi alıştıracağız.
Yani bunların hepsi, yeme duygusunun kötüye kullanılışıdır.Yani bunların hepsi, yeme duygusunun kötüye kullanılışıdır. Yeme duygusu neden verilmiş, iştiha insana neden verilmiş?

Yeme duygusu neden verilmiş, iştiha insana neden verilmiş?
O güzel bir sistem… Tebâreke’llàhu ahsenü’l-hàlikîn…

O güzel bir sistem… Tebâreke’llàhu ahsenü’l-hàlikîn…
Allah-u Teàlâ ne güzel yaratmış ki, Allah-u Teàlâ ne güzel yaratmış ki, bu insan bu dünya işlerine dalar da vücudun ihtiyacını unutur diye,bu insan bu dünya işlerine dalar da vücudun ihtiyacını unutur diye, içeriden zil çalıyor.içeriden zil çalıyor. Karnının zil çalması neden? Vücut zayıf düşmesin diyeKarnının zil çalması neden? Vücut zayıf düşmesin diye beslenme zamanını bildiriyor içeriden… Ne güzel bir sistem…beslenme zamanını bildiriyor içeriden… Ne güzel bir sistem… İnsanın aklına gelmez, gayet güzel bir şey… İnsanın aklına gelmez, gayet güzel bir şey… Ama biz onu suiistimal ediyoruz, yani kötüye kullanıyoruz,

Ama biz onu suiistimal ediyoruz, yani kötüye kullanıyoruz,
çılkını çıkartıyoruz artık… Öyle yapmayacağız, ihtiyaç kadarını yiyeceğiz. çılkını çıkartıyoruz artık… Öyle yapmayacağız, ihtiyaç kadarını yiyeceğiz. Fazlası… O zaman bir teneke, iki teneke, üç teneke sırtında taşırsın.Fazlası… O zaman bir teneke, iki teneke, üç teneke sırtında taşırsın. Sen bilirsin, buyur, taşı… Hammallık istiyorsan, taşı…Sen bilirsin, buyur, taşı… Hammallık istiyorsan, taşı… Halbuki hafif olsa insan, kalbi daha az yeri besleyecek.Halbuki hafif olsa insan, kalbi daha az yeri besleyecek. Terkü’d-dünyâ “Dinin başı, dünyayı terk etmektir kardeşlerim.

Terkü’d-dünyâ “Dinin başı, dünyayı terk etmektir kardeşlerim.
Yani en büyük dindarlık;Yani en büyük dindarlık; “—Ben dindar adamım, bilmem ne…”

“—Ben dindar adamım, bilmem ne…”
Parmaklarında kaç tane yüzük var? Saatin nasıl, altın köstekli mi?

Parmaklarında kaç tane yüzük var? Saatin nasıl, altın köstekli mi?
Parmaklarında bir o yüzük var, bir bu yüzük var.

Parmaklarında bir o yüzük var, bir bu yüzük var.
Evin nasıl? Sorma…Evin nasıl? Sorma… Nasıl dindar olacaksın?

Nasıl dindar olacaksın?
İbrâhim ibn-i Edhem Rh.A’in, Allah şefaatine nâil eylesin…

İbrâhim ibn-i Edhem Rh.A’in, Allah şefaatine nâil eylesin…
Horasan’da Belh şehrinin padişahı imiş.Horasan’da Belh şehrinin padişahı imiş. Kırk tane altın-gümüş kalkanlı asker önde, kırk tane altın-gümüş kalkanlı asker arkada gidermiş.Kırk tane altın-gümüş kalkanlı asker önde, kırk tane altın-gümüş kalkanlı asker arkada gidermiş. Tantanalı, şatafatlı… Atlas döşeklerde, kuş tüyü yastıklarda yatarmış.Tantanalı, şatafatlı… Atlas döşeklerde, kuş tüyü yastıklarda yatarmış. Geceleyin yukarıda bir gürültü duymuş, meşhur hikâye…

Geceleyin yukarıda bir gürültü duymuş, meşhur hikâye…
“—Kim o?” diye yukarıya, dama bağırmış.

“—Kim o?” diye yukarıya, dama bağırmış.
“—Devemi kaybettim de onu arıyorum.” demiş. O da aşağıdan bağırmış:

“—Devemi kaybettim de onu arıyorum.” demiş. O da aşağıdan bağırmış:
“—Bire edepsiz, şaşkın, dam üstünde deve mi aranır?” demiş.

“—Bire edepsiz, şaşkın, dam üstünde deve mi aranır?” demiş.
O da yukarıdan aşağıya bağırıyor: O da yukarıdan aşağıya bağırıyor: “—Atlas döşeklerin içinde Allah aranır mı?

“—Atlas döşeklerin içinde Allah aranır mı?
İpeklerin, atlasların, zevklerin, altınların, gümüşlerin,İpeklerin, atlasların, zevklerin, altınların, gümüşlerin, tantananın, saltanatın içinde Allah aranır mı?”tantananın, saltanatın içinde Allah aranır mı?” “—Yakalayın şu adamı, bakalım kimmiş?” diyorlar, adamları salıyorlar; yukarıda kimse yok…

“—Yakalayın şu adamı, bakalım kimmiş?” diyorlar, adamları salıyorlar; yukarıda kimse yok…
(Terki’d-dünyâ) “Dünyayı terk etmek…”

(Terki’d-dünyâ) “Dünyayı terk etmek…”
“—Pekiyi nasıl terk edelim? Hepimiz Çamlıca tepesine gidelim,

“—Pekiyi nasıl terk edelim? Hepimiz Çamlıca tepesine gidelim,
veya daha uzak bir yere gidelim, Ağrı Dağı’na gidelim…” veya daha uzak bir yere gidelim, Ağrı Dağı’na gidelim…” Hayır! Terk-i dünya, gönülden olacak.

Hayır! Terk-i dünya, gönülden olacak.
Gönülden hedef olmayı çıkartacaksın.Gönülden hedef olmayı çıkartacaksın. “—Senin gayen ne arkadaşım?”

“—Senin gayen ne arkadaşım?”
“—Benim gayem bir ev sahibi olmak, bir Mercedes sahibi olmak…

“—Benim gayem bir ev sahibi olmak, bir Mercedes sahibi olmak…
Deniz kenarında bir yalım olsun…Deniz kenarında bir yalım olsun… Ondan sonra istediğim zaman İsviçre’ye gideyim.Ondan sonra istediğim zaman İsviçre’ye gideyim. Kışın Uludağ’da kayak yapabileyim.Kışın Uludağ’da kayak yapabileyim. Yazın Marmaris’te, Bodrum’da,Yazın Marmaris’te, Bodrum’da, en güzel yerlerde denizde, plajda yüzeyim.en güzel yerlerde denizde, plajda yüzeyim. Bir tane kotram olsa daha iyi olur, kendim istediğim yere giderim. Bir tane kotram olsa daha iyi olur, kendim istediğim yere giderim. En sakin yerden balık yakalarım, cızbız kızartmasını, ızgarasını yaparım…”En sakin yerden balık yakalarım, cızbız kızartmasını, ızgarasını yaparım…” Haa, bak, bütün gayesi dünya…

Haa, bak, bütün gayesi dünya…
“—Senin gayen ne?”

“—Senin gayen ne?”
“—Benim gayem de Rabbimin rızasını kazanmak

“—Benim gayem de Rabbimin rızasını kazanmak
cehennemden kendimi kurtarmağa çalışmak,cehennemden kendimi kurtarmağa çalışmak, cennetine cemâline nâil olmak…cennetine cemâline nâil olmak… Gazabına, azabına uğramamak; rızasına vâsıl olmak…”Gazabına, azabına uğramamak; rızasına vâsıl olmak…” Bu da ahiret…

Bu da ahiret…
Gayesini insan ahirete döndürecek, hedefi ahiret olacak…Gayesini insan ahirete döndürecek, hedefi ahiret olacak… Hedefi dünya oldu mu, isterse dağ başında olsun, yine ehl- i dünyadır.Hedefi dünya oldu mu, isterse dağ başında olsun, yine ehl- i dünyadır. Dağ başına çıkmış adam, bir kulübe yaptırmış…

Dağ başına çıkmış adam, bir kulübe yaptırmış…
Hatta kulübe de yaptırmamış, bir mağarada yaşıyor.Hatta kulübe de yaptırmamış, bir mağarada yaşıyor. Ama şöhreti şehre yayılmış, herkes ziyaretine geliyor. Ama şöhreti şehre yayılmış, herkes ziyaretine geliyor. Hediyeler, bilmem neler…Hediyeler, bilmem neler… O ehl-i dünya olmuş. Şöhret istiyor, hediye bekliyor.

O ehl-i dünya olmuş. Şöhret istiyor, hediye bekliyor.
Ama o ağını örümcek gibi dağa kurmuş.Ama o ağını örümcek gibi dağa kurmuş. Kimisi şehre kurar, kimisi dağa kurar.Kimisi şehre kurar, kimisi dağa kurar. Hedefi ahiret olacak, gayesi ahiret olacak.Hedefi ahiret olacak, gayesi ahiret olacak. Çünkü bunun çok delilleri var da,Çünkü bunun çok delilleri var da, Peygamber SAS Efendimiz’in en sevgili ashabı içerisinde çok zengin insanlar var…Peygamber SAS Efendimiz’in en sevgili ashabı içerisinde çok zengin insanlar var… Yâni zenginliği bırakmak gerekmiyor.Yâni zenginliği bırakmak gerekmiyor. Sonra Peygamber SAS Efendimiz, badiyeye, çöle gitmeyi uygun görmemiş.Sonra Peygamber SAS Efendimiz, badiyeye, çöle gitmeyi uygun görmemiş. Hayret edersiniz, tahmin etmezsiniz: Köy halkı şehir halkından Hayret edersiniz, tahmin etmezsiniz: Köy halkı şehir halkından beş yüz yıl sonra cennete girecek, cennetlik olsa bile… Önce şehir halkı girecek.beş yüz yıl sonra cennete girecek, cennetlik olsa bile… Önce şehir halkı girecek. Neden? Şehirde ilim var, hikmet var, edeb var, erkân var…

Neden? Şehirde ilim var, hikmet var, edeb var, erkân var…
Şehirde oturduktan sonra köye gitmek doğru görülmemiş.Şehirde oturduktan sonra köye gitmek doğru görülmemiş. “Cuma namazı bile kılınmıyor.” diye uygun bulunmamış.“Cuma namazı bile kılınmıyor.” diye uygun bulunmamış. Bütün bunlardan anlaşılanBütün bunlardan anlaşılan yâni terk-i dünya demek,

yâni terk-i dünya demek,
gidip bir tenha yere oturmak demek değildir ve fakir olmak değildir.gidip bir tenha yere oturmak demek değildir ve fakir olmak değildir. Zengin olabilirsin! Helâlinden kazanır, helâlinden sarf edersin.Zengin olabilirsin! Helâlinden kazanır, helâlinden sarf edersin. Bizim İmam-ı A’zam Efendimiz de bir zengin tüccardı ama ne tüccar…

Bizim İmam-ı A’zam Efendimiz de bir zengin tüccardı ama ne tüccar…
Bir kumaşın bir yerinde bir sakatlık varmış. Tezgahtarına demiş ki: Bir kumaşın bir yerinde bir sakatlık varmış. Tezgahtarına demiş ki: “—Şunun sakatını ayır, almak isteyen müşteriye göster!”

“—Şunun sakatını ayır, almak isteyen müşteriye göster!”
Sonra gelmiş sormuş:Sonra gelmiş sormuş: “—Ne yaptın o kumaş topunu?”

“—Ne yaptın o kumaş topunu?”
“—Efendim, ben unuttum, hiç farkına varmadım.

“—Efendim, ben unuttum, hiç farkına varmadım.
Öteki topların arasında satılmış, gitmiş.”Öteki topların arasında satılmış, gitmiş.” “—Ben sana demiştim…”

“—Ben sana demiştim…”
“—Fark edemedim, özür dilerim, affedersin.” demiş.

“—Fark edemedim, özür dilerim, affedersin.” demiş.
Bütün kazancını tasadduk etmiş.Bütün kazancını tasadduk etmiş. “—E hocam, onlar masal; şimdi gel de gör bakalım ticari hayatı…”

“—E hocam, onlar masal; şimdi gel de gör bakalım ticari hayatı…”
Hayır…

Hayır…
Demir tüccarlarından bir arkadaşımız var Galata’da…

Demir tüccarlarından bir arkadaşımız var Galata’da…
Belli zamanlarda basküllerini kontrol ederlermiş onlar, tarttırırlarmış. Belli zamanlarda basküllerini kontrol ederlermiş onlar, tarttırırlarmış. Bakmış ki terazisi az malı çok gösteriyor.Bakmış ki terazisi az malı çok gösteriyor. Meselâ 900 kiloyu 1 ton gösteriyor. Demir satıyor.Meselâ 900 kiloyu 1 ton gösteriyor. Demir satıyor. Eyvah, ben müşterilerime bilmeden az mal verip,

Eyvah, ben müşterilerime bilmeden az mal verip,
çok parasını alıp aldatmış gibi oldum.çok parasını alıp aldatmış gibi oldum. Ne yapayım:Ne yapayım: “—Bundan evvelki ayar ne zamandı?”

“—Bundan evvelki ayar ne zamandı?”
“—Üç ay önce, altı ay önce, neyse şu tarihte…”

“—Üç ay önce, altı ay önce, neyse şu tarihte…”
O tarihten sonraki bütün faturaları koymuş önüne…

O tarihten sonraki bütün faturaları koymuş önüne…
Kime ne mal sattıysa, ne kadar eksik tarttıysa, Kime ne mal sattıysa, ne kadar eksik tarttıysa, o kadar parayı ayırmış vermiş, ayırmış vermiş… İsterseniz adını da söyleyebilirim.o kadar parayı ayırmış vermiş, ayırmış vermiş… İsterseniz adını da söyleyebilirim. Arslanlar her devirde olur.

Arslanlar her devirde olur.
Yiğitler, babayiğitler her devirde olur. Evliyâ her devirde olur.Yiğitler, babayiğitler her devirde olur. Evliyâ her devirde olur. Hiçbir devirde Allah iyi kulu da, kötü kulu da numunesiz bırakmaz. Hiçbir devirde Allah iyi kulu da, kötü kulu da numunesiz bırakmaz. Her devirde iyi insan vardır. Allah bizi onlardan etsin…Her devirde iyi insan vardır. Allah bizi onlardan etsin… “—Artık iyi insan kalmadı.” demek kötü bir söz oluyor.

“—Artık iyi insan kalmadı.” demek kötü bir söz oluyor.
Bilinmez ki Allah’ın ne iyi kulları vardır, ne takva ehli kulları vardır.

Bilinmez ki Allah’ın ne iyi kulları vardır, ne takva ehli kulları vardır.
Demek ki, terk-i dünyâ ne imiş?

Demek ki, terk-i dünyâ ne imiş?
Gönlüne dünya sevgisini yerleştirmemekmiş.Gönlüne dünya sevgisini yerleştirmemekmiş. Yoksa, zengin olabilir insan… Yoksa, zengin olabilir insan… Şehri terk edip köye gitmek değilmiş.Şehri terk edip köye gitmek değilmiş. Çünkü, şehre yerleşmeye dinimizde teşvik var…Çünkü, şehre yerleşmeye dinimizde teşvik var… Terk-i dünyayı anladık.Terk-i dünyayı anladık. (Ve’l-kurbeti ila’llàhi hubbü’l-mesâkîn)

(Ve’l-kurbeti ila’llàhi hubbü’l-mesâkîn)
“Allah’a kurbiyyet, miskinleri sevmektir.” “Allah’a kurbiyyet, miskinleri sevmektir.” Miskin; parası pulu olmayan, hareket edecek hali olmayan, aciz, fakir onu sevmektir.Miskin; parası pulu olmayan, hareket edecek hali olmayan, aciz, fakir onu sevmektir. (ve’d-dünüvvü minhüm) ve onlara yakın olmaktır.”(ve’d-dünüvvü minhüm) ve onlara yakın olmaktır.” Ziyaretine gidivermektir, halini sormaktır.

Ziyaretine gidivermektir, halini sormaktır.
O teneke ile kaplı kulübesine varıvermektir. O teneke ile kaplı kulübesine varıvermektir. Yağmur yağdığı zaman altına çanaklar,Yağmur yağdığı zaman altına çanaklar, taslar koyduğu odasına girivermektir.taslar koyduğu odasına girivermektir. Yardımını görüvermektir.Yardımını görüvermektir. (Ve’l-bu’dü mina’llàh ellezî kuviye bihî ale’l-meàsî Eş-şibeu)

(Ve’l-bu’dü mina’llàh ellezî kuviye bihî ale’l-meàsî Eş-şibeu)
“Allah’tan uzaklık ise ki“Allah’tan uzaklık ise ki günahlara onunla insan güç kuvvet kazanıyor.günahlara onunla insan güç kuvvet kazanıyor. (Eş-şibeu) tokluktur.(Eş-şibeu) tokluktur. Toklukta ne varmış?Toklukta ne varmış? Bir, günahlara kuvvet kazanması varmış nefsin.Bir, günahlara kuvvet kazanması varmış nefsin. İki, Allah'tan uzaklaşma varmış. İki, Allah'tan uzaklaşma varmış. (Felâ tüşbiù bütùneküm)

(Felâ tüşbiù bütùneküm)
“O halde madem iş böyle derin diyor Peygamber efendimiz:“O halde madem iş böyle derin diyor Peygamber efendimiz: Karınlarınızı doldurmayınız tıka basa, karnınızı doldurmayın.

Karınlarınızı doldurmayınız tıka basa, karnınızı doldurmayın.
(fetutfiu nûra’l-hikmeti min sudûriküm)

(fetutfiu nûra’l-hikmeti min sudûriküm)
göğüslerinizdeki, kalbinizdeki o hikmetin nurunu söndürmesin!” göğüslerinizdeki, kalbinizdeki o hikmetin nurunu söndürmesin!” Karınlarınızı tıka basa doldurmayın ki gönüllerinizin nurunu bastırıp söndürmesin.Karınlarınızı tıka basa doldurmayın ki gönüllerinizin nurunu bastırıp söndürmesin. (Feinne’l-hikmete testau fi’l-kalbi misle’s-sirâc)

(Feinne’l-hikmete testau fi’l-kalbi misle’s-sirâc)
“Çünkü hikmetin gönülde kandil gibi yanar, etrafı aydınlatır.“Çünkü hikmetin gönülde kandil gibi yanar, etrafı aydınlatır. Açlıktan oluyor. Tokluğu geldiği zaman o zaman o söner.Açlıktan oluyor. Tokluğu geldiği zaman o zaman o söner. Hikmetsiz kalır insan, yavanlaşır. Yaptığı işin tadı tuzu kalmaz.

Hikmetsiz kalır insan, yavanlaşır. Yaptığı işin tadı tuzu kalmaz.
“—Hocam, Ramazan’da tutarız.”

“—Hocam, Ramazan’da tutarız.”
Ramazan’da farz… Ramazan’ın dışında da oruçlar vardır.

Ramazan’da farz… Ramazan’ın dışında da oruçlar vardır.
Peygamber Efendimiz pazartesi ve perşembe günleri oruç tutardı.

Peygamber Efendimiz pazartesi ve perşembe günleri oruç tutardı.
Bugün pazar yarın pazartesi mesela.Bugün pazar yarın pazartesi mesela. Sonra Eyyâm-ı Biyd oruçları tutardı.

Sonra Eyyâm-ı Biyd oruçları tutardı.
Yani Arabî aylarınYani Arabî ayların mehtaplı gecelerinin gündüzlerinde hep oruçlu olurdu; hiç bırakmamıştır.mehtaplı gecelerinin gündüzlerinde hep oruçlu olurdu; hiç bırakmamıştır. 13, 14 ve 15’inde.13, 14 ve 15’inde. Şimdi bugün ayın kaçı oluyor bakalım, onun da zamanını söyleyelim size.Şimdi bugün ayın kaçı oluyor bakalım, onun da zamanını söyleyelim size. 16'sı değil.16'sı değil. Benim dediğim, benim dediğim yedisiymiş,Benim dediğim, benim dediğim yedisiymiş, şeyin, Cemaziyelahir'in yedisiymiş.şeyin, Cemaziyelahir'in yedisiymiş. Bir hafta sonra 14'ü oluyor.Bir hafta sonra 14'ü oluyor. Demek ki bir dahaki hafta cumartesi tutacaksınız,Demek ki bir dahaki hafta cumartesi tutacaksınız, pazar tutacaksınız, pazartesi tutacaksınız.pazar tutacaksınız, pazartesi tutacaksınız. Eyyâm-ı Biyd orucunuEyyâm-ı Biyd orucunu tutmuş olmak için, Efendimizin hiç bırakmadığı oruçlar bunlar.tutmuş olmak için, Efendimizin hiç bırakmadığı oruçlar bunlar. Sonra Peygamber Efendimiz Receb’de, Şa’ban’da çok oruç tutardı.

Sonra Peygamber Efendimiz Receb’de, Şa’ban’da çok oruç tutardı.
Şimdi bu aydan sonra hangi ay geliyor? Cemaziyelahir'den sonra?Şimdi bu aydan sonra hangi ay geliyor? Cemaziyelahir'den sonra? Müjdeler olsun ki Receb-i Şerif geliyor, üç aylar geliyor.Müjdeler olsun ki Receb-i Şerif geliyor, üç aylar geliyor. Artık demek ki oruç tutma zamanı, mevsimi başladı. Yavaş yavaş geliyor.Artık demek ki oruç tutma zamanı, mevsimi başladı. Yavaş yavaş geliyor. Güzel ayların kokusu böyle burnumuzda tütmeğe başladı.Güzel ayların kokusu böyle burnumuzda tütmeğe başladı. Allah-u Teàlâ Hazretleri hikmet denilen o güzel hale

Allah-u Teàlâ Hazretleri hikmet denilen o güzel hale
sahip eylesin cümlemizi…sahip eylesin cümlemizi… Yani her şeyi yerli yerince konuşmak, her şeyi yerli yerince yapmak,Yani her şeyi yerli yerince konuşmak, her şeyi yerli yerince yapmak, Rabbimizin rızasına uygun yapmak, hakîmâne hareket edebilmek…Rabbimizin rızasına uygun yapmak, hakîmâne hareket edebilmek… Sonuncu hadis-i şerifi okuyoruz.

Sonuncu hadis-i şerifi okuyoruz.
(Niyyetü’l-mü’mini hayrun min amelihî, ve amelü’l- münâfikı hayrun min niyyetihî,

(Niyyetü’l-mü’mini hayrun min amelihî, ve amelü’l- münâfikı hayrun min niyyetihî,
ve küllün ya’melü alâ niyyetihî, feizâ amile’l-mü’minü amelenve küllün ya’melü alâ niyyetihî, feizâ amile’l-mü’minü amelen nâra fî kalbihî nûrun)nâra fî kalbihî nûrun) Sehl ibn-i Sa’d RA’dan rivayet edilmiş.

Sehl ibn-i Sa’d RA’dan rivayet edilmiş.
Hatîb-i Bağdadi’de, Taberâni’de olan bir hadis-i şerif.Hatîb-i Bağdadi’de, Taberâni’de olan bir hadis-i şerif. Buyurmuş ki Peygamber SAS Efendimiz:Buyurmuş ki Peygamber SAS Efendimiz: “Mü’minin niyeti işinden daha hayırlıdır.”

“Mü’minin niyeti işinden daha hayırlıdır.”
Çünkü mü’minin gönlüne baksan neler yapacak ama, Çünkü mü’minin gönlüne baksan neler yapacak ama, yapabildiği ancak azıcık bir şey…yapabildiği ancak azıcık bir şey… Dağları devirecek, neler yapacak dini için ama,Dağları devirecek, neler yapacak dini için ama, ne yapsın ki azıcık yapabiliyor, yetiştiremiyor.ne yapsın ki azıcık yapabiliyor, yetiştiremiyor. Niyeti daha hayırlıdır amelinden…Niyeti daha hayırlıdır amelinden… (Ve amelü’l-münâfikı hayrun min niyyetihî)

(Ve amelü’l-münâfikı hayrun min niyyetihî)
“Münafığn da ameli, işi niyetinden daha hayırlıdır.”“Münafığn da ameli, işi niyetinden daha hayırlıdır.” Çünkü münafık, niyeti bozuk demek zaten; kafası bozuk, gönlü bozuk…Çünkü münafık, niyeti bozuk demek zaten; kafası bozuk, gönlü bozuk… onunda işi niyetinden daha hayırlıdır.onunda işi niyetinden daha hayırlıdır. Çünkü münafık, Müslümandan korkusundan,

Çünkü münafık, Müslümandan korkusundan,
yaltaklandığından iyi şeyler yapar. Ama içi bozuktur.yaltaklandığından iyi şeyler yapar. Ama içi bozuktur. Onun işi iyi, içi bozuktur.Onun işi iyi, içi bozuktur. Müslümanın ise niyeti daha hayırlıdır.Müslümanın ise niyeti daha hayırlıdır. Çünkü çok temiz kalplidir, çok iyi şeyler ister; ameli azdır.Çünkü çok temiz kalplidir, çok iyi şeyler ister; ameli azdır. İnsanlar amelleriyle değil niyetleriyle cennete girecekler.İnsanlar amelleriyle değil niyetleriyle cennete girecekler. Yani bir insan namaz kılsa, kötü niyetle kılsa, kıymeti yok…

Yani bir insan namaz kılsa, kötü niyetle kılsa, kıymeti yok…
İyi niyetli olduğu zaman kıymeti var.İyi niyetli olduğu zaman kıymeti var. Oruç tutsa, kötü niyetle tutsa, kıymeti yok… İyi niyetli olduğu zaman kıymeti var.Oruç tutsa, kötü niyetle tutsa, kıymeti yok… İyi niyetli olduğu zaman kıymeti var. Kötü niyetle oruç olur mu? Olur.

Kötü niyetle oruç olur mu? Olur.
Uzatmak istemiyorum sözü.Uzatmak istemiyorum sözü. O halde bu hadisten bize çıkacak ders nedir?

O halde bu hadisten bize çıkacak ders nedir?
Niyetimizi mutlaka kontrol edeceğiz, tashih edeceğiz.Niyetimizi mutlaka kontrol edeceğiz, tashih edeceğiz. İyi niyetli olmağa gayret edeceğiz.İyi niyetli olmağa gayret edeceğiz. (Feizâ amile’l-mü’minü amelen nâra fî kalbihî nûrun)

(Feizâ amile’l-mü’minü amelen nâra fî kalbihî nûrun)
Müslüman bir güzel amel işlediği zaman, Müslüman bir güzel amel işlediği zaman, onun kalbinde bir nur yanmağa başlar.onun kalbinde bir nur yanmağa başlar. Salih bir amel işlediği zaman,Salih bir amel işlediği zaman, Müslümanın gönlünde bir ışık yanmağa başlar.Müslümanın gönlünde bir ışık yanmağa başlar. Gönlü aydınlanmağa başlar. Gönlü aydınlanmağa başlar. O halde iyilik yaptıkça bizim içimiz aydınlanacak.O halde iyilik yaptıkça bizim içimiz aydınlanacak. “—Hocam, ben tesbih çekiyorum, bir şey yok…

“—Hocam, ben tesbih çekiyorum, bir şey yok…
Gözümü kapatıyorum, bir şey yok…”Gözümü kapatıyorum, bir şey yok…” İyi amellere devam ettikçe, o zaman olacak bir şey… Onu yapmadan olmuyor.

İyi amellere devam ettikçe, o zaman olacak bir şey… Onu yapmadan olmuyor.
Allah-u Teàlâ Hazretleri niyetimizi dürüst tutmayı, sağlam tutmayı nasib eylesin…

Allah-u Teàlâ Hazretleri niyetimizi dürüst tutmayı, sağlam tutmayı nasib eylesin…
Her işinizin başında bu işi neden yaptığınızı kendinize sorun!

Her işinizin başında bu işi neden yaptığınızı kendinize sorun!
Sabah kapınızın görünecek yerine bir yazı yapıştırın:

Sabah kapınızın görünecek yerine bir yazı yapıştırın:
“—Bugün ne yapacaksın?” diye.

“—Bugün ne yapacaksın?” diye.
Akşamleyin yatak odasında gözünüze ilişecek bir yere yazın:

Akşamleyin yatak odasında gözünüze ilişecek bir yere yazın:
“—Bugün ne yaptın?” diye.

“—Bugün ne yaptın?” diye.
Daima kendinizi ve niyetinizi kontrol edin!

Daima kendinizi ve niyetinizi kontrol edin!
Her işinizin rıza-i Bârî’ye uygun olmasına dikkat edin!Her işinizin rıza-i Bârî’ye uygun olmasına dikkat edin! Eğer iş biraz bulaşıksa, bulanıksa, karışıksa, o işi yapmayın!Eğer iş biraz bulaşıksa, bulanıksa, karışıksa, o işi yapmayın! “—Ne niyetle yapıyorsun?”

“—Ne niyetle yapıyorsun?”
“—İşte biraz yağ çekmek lâzım o adama da… İşte öyle olursa, şöyle olur.”

“—İşte biraz yağ çekmek lâzım o adama da… İşte öyle olursa, şöyle olur.”
Tamam, o işi yapma! Bak, biraz niyet iyi değil…

Tamam, o işi yapma! Bak, biraz niyet iyi değil…
“—Sırf Allah rızası için filanca zatı ziyaret edeceğim! Hastanede zavallıcık.”

“—Sırf Allah rızası için filanca zatı ziyaret edeceğim! Hastanede zavallıcık.”
“—Filanca seyahate gitti, çoluk çocuğuna biraz yardım edeceğim!”

“—Filanca seyahate gitti, çoluk çocuğuna biraz yardım edeceğim!”
Tamam, yap! Ama niyette bir bozukluk olduğu zaman, onu bırak.

Tamam, yap! Ama niyette bir bozukluk olduğu zaman, onu bırak.
Her işimizde niyetin kontrolü en önemli iş olmuş oluyor.

Her işimizde niyetin kontrolü en önemli iş olmuş oluyor.
Rabbimiz bize o şuuru ihsan eylesin…

Rabbimiz bize o şuuru ihsan eylesin…
Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele!

Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2