Namaz Vakitleri
İstanbul
27 Zilhicce 1445
03 Temmuz 2024
İmsak
03:30
Güneş
05:29
Öğle
13:13
İkindi
17:13
Akşam
20:47
Yatsı
22:37
Detaylı Arama

Yalnız Allah’tan İstemek

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

3 Zilka'de 1419 / 19.02.1999
AKRA- Avustralya

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Ak-Radyo’da cuma günleri düzenli olarak konuşmalar yapmıştır. 31 Mart 1993’te başlayıp, vefatından önceki son cuma günü olan, 2 Şubat 2001’e kadar devam eden bu sohbetlerde, hocamız genellikle Râmûzül-Ehâdis’ten, bazen de Muhtârü’l-Ehâdis’ten veya Riyâzu’s-Sâlihîn’den bir miktar hadis-i şerif okuyup, izah etmiştir.

İçinde bulunulan zamanın, ayın, günlerin ihyâ edilmesiyle ilgili bilgiler vermiş ve hatırlatmalarda bulunmuştur. Ayrıca ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren güncel konulara temas ettiği de görülmüştür.

Genellikle yurtdışında seyahatte olduğu için çoğu zaman bulunduğu yerden de bahsetmiştir.

Sekiz yıl içerisinde toplam 313 adet sohbet yapmışlardır.

Konuşma Metni

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh! es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Allah hepinize afiyet versin. Dünya ve âhiretin hayırlarını cümlenize ihsan eylesin.Allah hepinize afiyet versin. Dünya ve âhiretin hayırlarını cümlenize ihsan eylesin. İki cihanda cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin. İki cihanda cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin.

Râmûzü'l-ehâdîs kitabımızın, büyük hocamız, hocamızın hocasının hocası,Râmûzü'l-ehâdîs kitabımızın, büyük hocamız, hocamızın hocasının hocası, Gümüşhânevî hazretlerinin hadis kitabının, 404. sayfasındaki hadislerden okuyacağım.Gümüşhânevî hazretlerinin hadis kitabının, 404. sayfasındaki hadislerden okuyacağım. Bu hadislerden birincisi Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh tarafından, Bu hadislerden birincisi Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh tarafından, Enes radıyallahu anh tarafından rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Enes radıyallahu anh tarafından rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Bu rivayete göre Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: Bu rivayete göre Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

Men asbaha ve hemmühû gayru'llâh fe-leyse mina'llâhiMen asbaha ve hemmühû gayru'llâh fe-leyse mina'llâhi ve men asbaha lâ yehtemmü bi'l-müslimîn fe-leyse minhüm. ve men asbaha lâ yehtemmü bi'l-müslimîn fe-leyse minhüm.

Kısa bir hadîs-i şerîf fakat çok önemli bir konu üzerinde bir hakikat ifade ediyor. Kısa bir hadîs-i şerîf fakat çok önemli bir konu üzerinde bir hakikat ifade ediyor.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:

Men asbaha "O kimse ki sabaha çıktı, sabahladı." Ve hemmühû gayru'llâh.Men asbaha "O kimse ki sabaha çıktı, sabahladı." Ve hemmühû gayru'llâh. "Tasası, arzusu, düşüncesi Allah'tan başka..." "Tasası, arzusu, düşüncesi Allah'tan başka..."

Bu ve hemmühû gayrullâh hal cümlesi: Bu ve hemmühû gayrullâh hal cümlesi:

"Tasası, düşüncesi, aklı fikri Allah'tan başkası olduğu halde, bu durumda sabahlayan bir kimse." "Tasası, düşüncesi, aklı fikri Allah'tan başkası olduğu halde, bu durumda sabahlayan bir kimse."

Fe-leyse mina'llâh. "Bu Allah ehli değildir, ehlullah değildir, Allah'ın sevdiği bir insan değildir.Fe-leyse mina'llâh. "Bu Allah ehli değildir, ehlullah değildir, Allah'ın sevdiği bir insan değildir. Allah ile alakalı, makbul bir insan değildir." Ve men asbaha lâ yehtemmü bi'l-müslimîn. Allah ile alakalı, makbul bir insan değildir." Ve men asbaha lâ yehtemmü bi'l-müslimîn. "O kimse ki müslümanların işlerine ihtimam göstermiyor, onlarla ilgilenmiyor, "O kimse ki müslümanların işlerine ihtimam göstermiyor, onlarla ilgilenmiyor, onların üzücü olaylarından dolayı tasalanmıyor; onların üzücü olaylarından dolayı tasalanmıyor; onların işlerini yapmaya ve yahut onların iyiliğini istemeye gayretlenmiyor." onların işlerini yapmaya ve yahut onların iyiliğini istemeye gayretlenmiyor."

İhtimam; hem kökünden geliyor. Hemmün yani "gam, tasa" demek .İhtimam; hem kökünden geliyor. Hemmün yani "gam, tasa" demek . İhtemme; "bir konuda gamlanmak, tasalanmak, telaşlanmak" mânasına geliyor. İhtemme; "bir konuda gamlanmak, tasalanmak, telaşlanmak" mânasına geliyor.

"Müslümanların işleri için telâşlanmayan, heyecanlanmayan, heyecan duymayan, "Müslümanların işleri için telâşlanmayan, heyecanlanmayan, heyecan duymayan, onlara bir şeyler yapmak,onlara bir şeyler yapmak, iyilik yapmak veya onları bir şeylerden korumak gibi ulvî bir duyguya sahip olmayan kimse." iyilik yapmak veya onları bir şeylerden korumak gibi ulvî bir duyguya sahip olmayan kimse."

Tabi bu, kişisel bir duygu değil; başkasını ilgilendiren meselede onlar namına,Tabi bu, kişisel bir duygu değil; başkasını ilgilendiren meselede onlar namına, onların iyiliğini istemek yüksek ve ulvî bir duygudur ve çok sevaptır. onların iyiliğini istemek yüksek ve ulvî bir duygudur ve çok sevaptır. Öyle olmayan bir kimse de; Öyle olmayan bir kimse de;

Fe-leyse minhüm. "Müslümanlardan sayılmaz, müslümanlarla bir alakası yok demektir." Fe-leyse minhüm. "Müslümanlardan sayılmaz, müslümanlarla bir alakası yok demektir."

Bu hadîs-i şerîften ne anlıyoruz? Bu hadîs-i şerîften ne anlıyoruz?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bizim nasıl insan olmamızı istiyor? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bizim nasıl insan olmamızı istiyor?

Aklımızın, fikrimizin, gönlümüzün, düşüncemizin ana hedefi, Allah'ın rızasını kazanmak olacak!Aklımızın, fikrimizin, gönlümüzün, düşüncemizin ana hedefi, Allah'ın rızasını kazanmak olacak! Eğer aklı, fikri, tasası, düşüncesi, üzüntüsü, sevinci Allah değilse, Allah'tan gayrı ise yani gayesi,Eğer aklı, fikri, tasası, düşüncesi, üzüntüsü, sevinci Allah değilse, Allah'tan gayrı ise yani gayesi, amacı başkaysa o zaman o; amacı başkaysa o zaman o; "Allah ehli değildir. Allah ile alakası yoktur, Allah'ın sevdiği insanlardan değildir." "Allah ehli değildir. Allah ile alakası yoktur, Allah'ın sevdiği insanlardan değildir."

Çevremizdeki insanların durumlarını inceleyecek olursakÇevremizdeki insanların durumlarını inceleyecek olursak insanların çoğunun tasası, arzusu, isteği nedir? insanların çoğunun tasası, arzusu, isteği nedir?

Midesidir, maddî menfaatidir, yemesi içmesidir. Bazısı yemeyi içmeyi kolay bulduğu zaman,Midesidir, maddî menfaatidir, yemesi içmesidir. Bazısı yemeyi içmeyi kolay bulduğu zaman, karnı doyunca bu sefer eğlenmeye yöneliyor.karnı doyunca bu sefer eğlenmeye yöneliyor. Karnı doydu, nefis o yönden tatmin oldu, çatlayıncaya patlayıncaya kadar yedi, tamam. Karnı doydu, nefis o yönden tatmin oldu, çatlayıncaya patlayıncaya kadar yedi, tamam. Bu sefer de; "Acaba bu tok karınla nasıl eğlenceli, keyifli bir zaman geçirebilirim, Bu sefer de; "Acaba bu tok karınla nasıl eğlenceli, keyifli bir zaman geçirebilirim, günümü gün ederim, gecemi gece ederim?" onu düşünmeye başlıyor. günümü gün ederim, gecemi gece ederim?" onu düşünmeye başlıyor.

İnsanoğullarının çoğunun tasası, düşüncesi, aklı, fikri midesi oluyor ve midesinin,İnsanoğullarının çoğunun tasası, düşüncesi, aklı, fikri midesi oluyor ve midesinin, keyfinin hizmetine koşabilmesi için de para,keyfinin hizmetine koşabilmesi için de para, maddiyat vasıta olduğu için parayı nereden kazanacağını düşünüyor.maddiyat vasıta olduğu için parayı nereden kazanacağını düşünüyor. Ama kazancının haram mı helal mi, makbul mü merdut mu, iyi mi kötü mü olduğunu düşünmüyor. Ama kazancının haram mı helal mi, makbul mü merdut mu, iyi mi kötü mü olduğunu düşünmüyor.

Tabi bu çok kötü.Tabi bu çok kötü. Ama bazı insan da böyle olmasa bile diyelim ki helalden kazanıyor, ölçülü bir insan ama burada; Ama bazı insan da böyle olmasa bile diyelim ki helalden kazanıyor, ölçülü bir insan ama burada;

"Kimin sabahleyin kalktığı zaman aklı fikri 'Allah' değilse aklı, "Kimin sabahleyin kalktığı zaman aklı fikri 'Allah' değilse aklı, Allah'tan gayrı bir şey ile meşgul ise amaç ona yönelmiş,Allah'tan gayrı bir şey ile meşgul ise amaç ona yönelmiş, arzu, hedef o tarafta ise onun Allah ile bir alakası yoktur." buyruluyor. arzu, hedef o tarafta ise onun Allah ile bir alakası yoktur." buyruluyor.

Müslüman nasıl olacak? Müslüman nasıl olacak?

Aklı fikri Allah olacak. Daima Allah'ı düşünecek. Aklı fikri Allah olacak. Daima Allah'ı düşünecek.

Zaten zikrullah ne demek? Zaten zikrullah ne demek?

Zikrullah; "Allah'ı anmak, hatırlamak, hatırından çıkarmamak, unutmamak" demek.Zikrullah; "Allah'ı anmak, hatırlamak, hatırından çıkarmamak, unutmamak" demek. Aklı fikri "Allah" olacak. Aklı fikri "Allah" olacak.

"Acaba ben bu günümü nasıl geçirirsem Allah sever? Bugün ne işler yaparsam Allah razı gelir? "Acaba ben bu günümü nasıl geçirirsem Allah sever? Bugün ne işler yaparsam Allah razı gelir? Bugün acaba Allah'ın emrettiği işlerden hangilerini yapabilirim, hangilerine koşturabilirim? Bugün acaba Allah'ın emrettiği işlerden hangilerini yapabilirim, hangilerine koşturabilirim? Acaba Allah'ın yasaklarının hangilerine yanaşıyorum? Acaba onlardan nasıl kurtulabilirim? Acaba Allah'ın yasaklarının hangilerine yanaşıyorum? Acaba onlardan nasıl kurtulabilirim? Günahlardan uzaklaşmak için veya bende mevcut Allah'ın sevmediği haller, Günahlardan uzaklaşmak için veya bende mevcut Allah'ın sevmediği haller, huylar varsa onlardan kendimi nasıl çekip sıyırıp kurtarıp temizleyebilirim?" diye düşünecek.huylar varsa onlardan kendimi nasıl çekip sıyırıp kurtarıp temizleyebilirim?" diye düşünecek. Aklı hep "Allah" olacak, Allah'ın rızası olacak, Allah'ın sevgisini kazanmak olacak. Aklı hep "Allah" olacak, Allah'ın rızası olacak, Allah'ın sevgisini kazanmak olacak.

Böyle değilse onun Allah ile ilgisi yok, Allah ehli değil. Böyle değilse onun Allah ile ilgisi yok, Allah ehli değil.

Bir de ne olacak? Bir de ne olacak?

Müslümanları sevecek, müslümanların dertleriyle dertlenecek,Müslümanları sevecek, müslümanların dertleriyle dertlenecek, müslümanların meseleleriyle gamlanacak, kederlenecek, üzülecek, onların çarelerini arayacak.müslümanların meseleleriyle gamlanacak, kederlenecek, üzülecek, onların çarelerini arayacak. Bir buçuk milyar müslüman var, birbirlerinden haberdar değil, birbirlerini desteklemiyorlar. Bir buçuk milyar müslüman var, birbirlerinden haberdar değil, birbirlerini desteklemiyorlar.

Düşmanlar her yerde birlik beraberlik içinde.Düşmanlar her yerde birlik beraberlik içinde. Müslümanlara saldırıyorlar, evlerini yıkıyorlar, köylerini yakıyorlar, Müslümanlara saldırıyorlar, evlerini yıkıyorlar, köylerini yakıyorlar, toplu halde veya kişisel olarak öldürüyorlar. toplu halde veya kişisel olarak öldürüyorlar. Bakıyorsunuz 29 kişi topluca öldürülmüş veyahut üç bin, beş bin kişi öldürülmüş.Bakıyorsunuz 29 kişi topluca öldürülmüş veyahut üç bin, beş bin kişi öldürülmüş. Müslümanların kılı kıpırdamıyor. Müslümanların kılı kıpırdamıyor.

Halbuki onlara ufacık bir şey olsa bir afyonkeş, esrarkeş,Halbuki onlara ufacık bir şey olsa bir afyonkeş, esrarkeş, serseri birisi bir İslâm ülkesine gelse de esrar kaçırdığı için serseri birisi bir İslâm ülkesine gelse de esrar kaçırdığı için hapse tıkılsa hükümetler arası bir mesele oluyor, hepsi ayağa kalkıyor. hapse tıkılsa hükümetler arası bir mesele oluyor, hepsi ayağa kalkıyor. O esrarkeş taraftarlarını, vatandaşlarını kurtarmak için olmadık haksız baskıyı yapmaya çalışıyorlar. O esrarkeş taraftarlarını, vatandaşlarını kurtarmak için olmadık haksız baskıyı yapmaya çalışıyorlar. Ne kanun ne nizam dinliyorlar. Ne kanun ne nizam dinliyorlar.

"Bizim kanunumuz budur, bizde esrar kaçırmak vesaire yoktur." desen bile; "Bizim kanunumuz budur, bizde esrar kaçırmak vesaire yoktur." desen bile;

"Yok efendim, Türkler barbardır, müslümanlar şöyledir, böyledir!" diyerek yaygara çıkarıyorlar. "Yok efendim, Türkler barbardır, müslümanlar şöyledir, böyledir!" diyerek yaygara çıkarıyorlar.

Usta hırsızın ev sahibini bastırması misali, çalışıyorlar.Usta hırsızın ev sahibini bastırması misali, çalışıyorlar. Yakıp yıkıyorlar; her yerde zulüm, gadir onlardan geliyor. Yakıp yıkıyorlar; her yerde zulüm, gadir onlardan geliyor. Her yerde mağdur ve mazlum olan müslümanlar ama yine de müslümanlar karalanıyor,Her yerde mağdur ve mazlum olan müslümanlar ama yine de müslümanlar karalanıyor, yine de müslümanlar suçlanıyor, yine de müslümanlar "kötü." yine de müslümanlar suçlanıyor, yine de müslümanlar "kötü."

Müslümanın malını alan, müslümanı aldatan, müslümanı sömüren, makbul, iyi,Müslümanın malını alan, müslümanı aldatan, müslümanı sömüren, makbul, iyi, medenî, çağdaş, yüksek, ilerici vesaire. medenî, çağdaş, yüksek, ilerici vesaire. Aksi olması gerekirken, mazlum müslümanın haklı olması gerekirken her yerde mağdur her yerde mazlum. Aksi olması gerekirken, mazlum müslümanın haklı olması gerekirken her yerde mağdur her yerde mazlum. Dünyanın her yerinde bu böyle. Dünyanın her yerinde bu böyle.

Buna üzülmemek mümkün mü? Buna üzülmemek mümkün mü?

Hakkını alamıyor, her yerde haksızlığa uğruyor. Hakkını alamıyor, her yerde haksızlığa uğruyor.

Üzülmemek mümkün mü? Üzülmemek mümkün mü?

Üzülmüyor. Üzülmüyor.

"Üzülmüyorsa müslümanların dertleriyle dertlenmiyorsa "Üzülmüyorsa müslümanların dertleriyle dertlenmiyorsa işleriyle ilgilenmiyorsa müslümanlara ihtimam göstermiyorsa, işleriyle ilgilenmiyorsa müslümanlara ihtimam göstermiyorsa, o zaman o da müslüman sayılmaz!" diyor Peygamber Efendimiz; onu defterden siliyor. o zaman o da müslüman sayılmaz!" diyor Peygamber Efendimiz; onu defterden siliyor.

Bu çok kötü bir şey; hiçbir müslüman buna razı olamaz. Resûlullah sevmiyorsa kaşını çatmışsaBu çok kötü bir şey; hiçbir müslüman buna razı olamaz. Resûlullah sevmiyorsa kaşını çatmışsa "Ben sana küstüm." diye rüyada görse mesela "Aman yâ Resûlallah!" diye aklı başından gider. "Ben sana küstüm." diye rüyada görse mesela "Aman yâ Resûlallah!" diye aklı başından gider.

Ama tabi herkes böyle ikaz rüyaları da görmüyor.Ama tabi herkes böyle ikaz rüyaları da görmüyor. Görenler de oluyor. Resûlullah Efendimiz'i rüyada görüyor: Görenler de oluyor. Resûlullah Efendimiz'i rüyada görüyor:

"Ben sana küstüm!" diyor. "Ben sana küstüm!" diyor.

"Neden?" "Neden?"

"Sen şu sünneti yapmıyorsun, şu bid'ati işliyorsun!" diyor. "Sen şu sünneti yapmıyorsun, şu bid'ati işliyorsun!" diyor.

Böyle bir rüyada, bu rüyayı gören kimsenin uyanması, ikaz olması için bir nasihat var; yine iyi.Böyle bir rüyada, bu rüyayı gören kimsenin uyanması, ikaz olması için bir nasihat var; yine iyi. Tabi bir de Resûlullah'ı görse de; Tabi bir de Resûlullah'ı görse de;

"Gel, ben seni seviyorum." dese rüyasında… "Gel, ben seni seviyorum." dese rüyasında…

Çünkü şeytan, Peygamber Efendimiz'in şekline giremez; yani gördüğü Peyamber Efendimiz'dir.Çünkü şeytan, Peygamber Efendimiz'in şekline giremez; yani gördüğü Peyamber Efendimiz'dir. Öyle bir şey olsa artık dünyalar onun olacak. Öyle bir şey olsa artık dünyalar onun olacak.

Burada tanıştığımız Avustralyalı bir kardeşimiz var, Allah selamet versin, müslüman olmuş.Burada tanıştığımız Avustralyalı bir kardeşimiz var, Allah selamet versin, müslüman olmuş. Ben her müslüman olana "Sen nasıl müslüman oldun?" diye soruyorum.Ben her müslüman olana "Sen nasıl müslüman oldun?" diye soruyorum. Kendisi söylemedi ama onun hayatını bilenler söylediler: Kendisi söylemedi ama onun hayatını bilenler söylediler:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i rüyada görmüş, öyle müslüman olmuş. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i rüyada görmüş, öyle müslüman olmuş.

Ne güzel! Ne güzel!

Daha müslüman değilken neden Resûlullah'ı gördü? Daha müslüman değilken neden Resûlullah'ı gördü?

Resûlullah sallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i gördü de, Resûlullah Efendimiz'in emrine uydu da,Resûlullah sallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i gördü de, Resûlullah Efendimiz'in emrine uydu da, İslâm'a girdi, dinini değiştirdi? İslâm'a girdi, dinini değiştirdi?

Niye başkaları böyle olmuyor da bu böyle oluyor? Niye başkaları böyle olmuyor da bu böyle oluyor?

Ben o zâtın hayatını biraz soruşturdum, incelettim. Soylu bir ailedenmiş, asâletli bir aileden geliyor.Ben o zâtın hayatını biraz soruşturdum, incelettim. Soylu bir ailedenmiş, asâletli bir aileden geliyor. Pespaye, alçak, haydut bir aileden değil ve müslüman olmadan önceki hayatında da haramlara, Pespaye, alçak, haydut bir aileden değil ve müslüman olmadan önceki hayatında da haramlara, günahlara bulaşmamış. Mesela içki içmemiş, zina etmemiş. günahlara bulaşmamış. Mesela içki içmemiş, zina etmemiş. Allah, o güzel edebinden dolayı ona lütfediyor, Resûlullah rüyasında ona görünüyor,Allah, o güzel edebinden dolayı ona lütfediyor, Resûlullah rüyasında ona görünüyor, onu İslâm'a davet ediyor; o da müslüman oluyor. onu İslâm'a davet ediyor; o da müslüman oluyor.

Bir rüya görmüş. Bir rüya görmüş.

Rüyada çok üzülmüş. Nasıl gördüyse şu anda pekiyi hatırlayamayacağım ama İslâm düşmanları,Rüyada çok üzülmüş. Nasıl gördüyse şu anda pekiyi hatırlayamayacağım ama İslâm düşmanları, gayrimüslimler, Avrupalılar Türkiye'yi harp etmeden fethediyorlar, harp etmeden avuçları içine alıyorlar.gayrimüslimler, Avrupalılar Türkiye'yi harp etmeden fethediyorlar, harp etmeden avuçları içine alıyorlar. Artık Avrupalı da demeyelim; İslâm'ın düşmanları Avrupa'da da var, Ortadoğu'da da var, Artık Avrupalı da demeyelim; İslâm'ın düşmanları Avrupa'da da var, Ortadoğu'da da var, Uzak Doğu'da da var, Kuzeyde de var, içeride de var dışarıda da var; her yerde var maalesef. Uzak Doğu'da da var, Kuzeyde de var, içeride de var dışarıda da var; her yerde var maalesef.

Eskiden bir ülkenin alınması verilmesi nasıl oluyordu? Eskiden bir ülkenin alınması verilmesi nasıl oluyordu?

Savaşla oluyordu.Savaşla oluyordu. Huduttan ordular giriyordu, çarpışıyordu; yenilen yeniliyordu, yenen onun toprağını istila ediyordu. Huduttan ordular giriyordu, çarpışıyordu; yenilen yeniliyordu, yenen onun toprağını istila ediyordu.

"Aldım, burası benim." diyordu, kırıp geçiriyordu. "Aldım, burası benim." diyordu, kırıp geçiriyordu.

"Şu kadar ölü, bu kadar yaralı; sonuç şöyle oldu." deniliyordu. "Şu kadar ölü, bu kadar yaralı; sonuç şöyle oldu." deniliyordu. Mesela bizim Girit'imizin elden çıkması, Balkanlar'ın elden çıkması… Mesela bizim Girit'imizin elden çıkması, Balkanlar'ın elden çıkması…

Savaşta Yunanlılar'ı yenmişiz ama Avrupalılar allem etmiş kallem etmiş; yine yenik devleti kayırmışlar.Savaşta Yunanlılar'ı yenmişiz ama Avrupalılar allem etmiş kallem etmiş; yine yenik devleti kayırmışlar. Biz onları yendiğimiz halde galip olduğumuz halde, yine bize bir şey verdirtmemişler. Biz onları yendiğimiz halde galip olduğumuz halde, yine bize bir şey verdirtmemişler.

Batı Trakya'daki kardeşlerimiz, bu Balkan savaşından sonra,Batı Trakya'daki kardeşlerimiz, bu Balkan savaşından sonra, İstiklâl Harbi sırasında bir Batı Trakya Müslüman Türk Devleti kurmuşlar.İstiklâl Harbi sırasında bir Batı Trakya Müslüman Türk Devleti kurmuşlar. Ama o allem olmuş kallem olmuş, Ama o allem olmuş kallem olmuş, ahali orada hep müslüman-Türk olduğu halde maalesef yine Yunanistan'a verilmiş. ahali orada hep müslüman-Türk olduğu halde maalesef yine Yunanistan'a verilmiş.

Hani halkların seçme hürriyetleri, kendi kendini idare hürriyetleri yok!Hani halkların seçme hürriyetleri, kendi kendini idare hürriyetleri yok! Müslümanlara gelince haksızlık yapılıyor.Müslümanlara gelince haksızlık yapılıyor. Haksızlık yapılıyorsa müslümanlar kendi işleriyle ilgilenmediği için yapılıyor. Haksızlık yapılıyorsa müslümanlar kendi işleriyle ilgilenmediği için yapılıyor. Karşı taraf da bunu bildiğinden hep aldatıyor. Karşı taraf da bunu bildiğinden hep aldatıyor.

O halde her müslüman, müslümanlarla ilgilenecek.O halde her müslüman, müslümanlarla ilgilenecek. Sadece kendisiyle değil, öteki müslümanların dertleriyle de ilgilenecek; bir... Sadece kendisiyle değil, öteki müslümanların dertleriyle de ilgilenecek; bir...

Bir de aklı fikri Allah'ın rızası olacak.Bir de aklı fikri Allah'ın rızası olacak. Aklı fikri Allah'ın rızası olmayınca millet, "para pul" deyince, Aklı fikri Allah'ın rızası olmayınca millet, "para pul" deyince, para kazanmaktan başka bir şey düşünmez hale gelince, menfaatten, para kazanmaktan başka bir şey düşünmez hale gelince, menfaatten, maddiyattan başka bir şey düşünmez bir hâle gelince o zaman her türlü günaha göz yumuyorlar,maddiyattan başka bir şey düşünmez bir hâle gelince o zaman her türlü günaha göz yumuyorlar, her türlü haksızlığa göz yumuyorlar. her türlü haksızlığa göz yumuyorlar.

"Benim menfaatim zedelenmesin!" diye düşünüyorlar. "Benim menfaatim zedelenmesin!" diye düşünüyorlar.

"Ben bunu yaparsam falanca insanlarla biraz kötü olurum." diye yapmıyorlar. "Ben bunu yaparsam falanca insanlarla biraz kötü olurum." diye yapmıyorlar.

Bu yanlış. Bu yanlış.

Allah'tan gayrısı gönlünde, aklında, hedefindeyse onun Allah ile bir ilişkisi yok,Allah'tan gayrısı gönlünde, aklında, hedefindeyse onun Allah ile bir ilişkisi yok, Allah ehli değil, Allah'ın sevdiği insan değil. Allah ehli değil, Allah'ın sevdiği insan değil.

Müslümanların dertleriyle dertlenmiyorsa onun müslümanlarla ilgisi yok,Müslümanların dertleriyle dertlenmiyorsa onun müslümanlarla ilgisi yok, o iyi müslüman değil, suçlu ve hatalı bir durumda. o iyi müslüman değil, suçlu ve hatalı bir durumda.

Aziz ve sevgili kardeşlerim! Bu çok önemli bir husus. Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Bu çok önemli bir husus.

İkinci hadîs-i şerîfe geçiyorum.İkinci hadîs-i şerîfe geçiyorum. Yine Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş; Yine Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş; Hatib-i Bağdâdî ve başka kaynaklarda olduğu bildiriliyor. Hatib-i Bağdâdî ve başka kaynaklarda olduğu bildiriliyor.

Burada da Peygamber sallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor: Burada da Peygamber sallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor:

Men asbaha mahzûnen ale'd-dünyâ asbaha sâhitan alâ rabbihîMen asbaha mahzûnen ale'd-dünyâ asbaha sâhitan alâ rabbihî ve men asbaha yeşkû musîbetehû nezelet bihî fe-innemâ yeşkû rabbehû ve men dehale alâ ganiyyinve men asbaha yeşkû musîbetehû nezelet bihî fe-innemâ yeşkû rabbehû ve men dehale alâ ganiyyin fe-yeteda'daü lehû zehebe sülüsâ dînihî ve men karaa'l-Kur'âne fe-dehale'n-nâre fe-yeteda'daü lehû zehebe sülüsâ dînihî ve men karaa'l-Kur'âne fe-dehale'n-nâre fe-hüve min meni'ttehaze âyâti'llâhi hüzüvâ. fe-hüve min meni'ttehaze âyâti'llâhi hüzüvâ.

Bu hadîs-i şerîf tekrar tekrar dinlenmeli,Bu hadîs-i şerîf tekrar tekrar dinlenmeli, tekrar tekrar üzerinde durulmalı; kardeşlerimiz tefekkür etmeli. tekrar tekrar üzerinde durulmalı; kardeşlerimiz tefekkür etmeli. İçinde çok çok mühim hususlar var; onları açıklayalım. İçinde çok çok mühim hususlar var; onları açıklayalım.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Men asbaha mahzûnen ale'd-dünyâ. "Kim dünyaya mahzun bir halde sabahlamışsa." Men asbaha mahzûnen ale'd-dünyâ. "Kim dünyaya mahzun bir halde sabahlamışsa."

Adam sabahleyin kalkmış; gamlı, kederli, hüzünlü, mahzun. Adam sabahleyin kalkmış; gamlı, kederli, hüzünlü, mahzun.

Neden? Neden?

Dünyevî bir sebepten, dünyaya mahzun;Dünyevî bir sebepten, dünyaya mahzun; "Dünyalık bir sebepten dolayı mahzun bir vaziyette kalktı, üzülüyor." "Dünyalık bir sebepten dolayı mahzun bir vaziyette kalktı, üzülüyor."

Niye üzülüyorsun? Niye üzülüyorsun?

Âhiretin mi elden gitti? Âhiretin mi elden gitti?

Yoksa günah bir şey yaptın da ondan mı üzülüyorsun? Yoksa günah bir şey yaptın da ondan mı üzülüyorsun?

Yoksa bir sevaplı işi mi kaçırdın? Yoksa bir sevaplı işi mi kaçırdın?

Sabah namazına camiye mi gidemedin? Sabah namazına camiye mi gidemedin?

Onlarla ilgili değil, dünyevî meseleden mahzun: Onlarla ilgili değil, dünyevî meseleden mahzun:

"Kim bir dünyevî meseleden, dünyalık bir hususta, dünya üzerine mahzun olarak sabahlarsa." "Kim bir dünyevî meseleden, dünyalık bir hususta, dünya üzerine mahzun olarak sabahlarsa."

Asbaha sâhitan alâ rabbihî. "Rabbine kızgın olarak sabahlamış demektir." Asbaha sâhitan alâ rabbihî. "Rabbine kızgın olarak sabahlamış demektir."

Neden böyle? Neden böyle?

Çünkü o dünyalık şeyi kaderi icabı başına getiren Allah.Çünkü o dünyalık şeyi kaderi icabı başına getiren Allah. Diyelim ki arabasını çaldılar veya arabasına birisi çarptı Diyelim ki arabasını çaldılar veya arabasına birisi çarptı veya ticaretinde birisi malı aldı da parayı vermedi; üzülüyor. veya ticaretinde birisi malı aldı da parayı vermedi; üzülüyor. Sabahleyin kalktı; dünyevî bir sebebe üzülüyor. Sabahleyin kalktı; dünyevî bir sebebe üzülüyor.

Sanki Allah'a kızgın olarak kalkmış gibi niye üzülüyorsun? Sanki Allah'a kızgın olarak kalkmış gibi niye üzülüyorsun?

"Bu Allah'ın kaderidir. Dur bakalım, benim bir hatam mı var? Tevbe edeyim, düzelteyim!" diyecek. "Bu Allah'ın kaderidir. Dur bakalım, benim bir hatam mı var? Tevbe edeyim, düzelteyim!" diyecek.

Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de kıssalar, âyet-i kerîmeler var. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de kıssalar, âyet-i kerîmeler var.

Bahçe sahipleri mahsul toplamaya gitmeden önce akşamdan kararlaştırmışlar: Bahçe sahipleri mahsul toplamaya gitmeden önce akşamdan kararlaştırmışlar:

"Yarın gidelim, bahçedeki mahsulleri toplayalım ama yanımıza fakir fukarâ, dilenci yaklaştırmayalım!"Yarın gidelim, bahçedeki mahsulleri toplayalım ama yanımıza fakir fukarâ, dilenci yaklaştırmayalım! Kimseye bir şey vermeyelim! Toplayalım, getirelim, ambarlara koyalım; Kimseye bir şey vermeyelim! Toplayalım, getirelim, ambarlara koyalım; hiç kimseye hayır, hasenât, sadaka koklatmayalım!" demişler. hiç kimseye hayır, hasenât, sadaka koklatmayalım!" demişler.

Geceleyin bir felaket gelmiş, bahçenin bütün mahsulü mahvolmuş.Geceleyin bir felaket gelmiş, bahçenin bütün mahsulü mahvolmuş. Sabahleyin toplamaya gittikleri zaman bakmışlar ki o günkü mahsulün hepsi harap olmuş. Sabahleyin toplamaya gittikleri zaman bakmışlar ki o günkü mahsulün hepsi harap olmuş.

Hani bazen bir dolu yağıyor;Hani bazen bir dolu yağıyor; bütün mahsulü yok ediyor veyahut başka bir şey oluyor, yangın oluyor vesaire. bütün mahsulü yok ediyor veyahut başka bir şey oluyor, yangın oluyor vesaire.

O zaman pişman olmuşlar; "Tüh, bak yanlış yaptık!" demişler, hatalarını anlamışlar. O zaman pişman olmuşlar; "Tüh, bak yanlış yaptık!" demişler, hatalarını anlamışlar.

"'Kimseye bir şey vermeyelim, aramıza dilenci sokmayalım, sadaka vermeyelim.' diye"'Kimseye bir şey vermeyelim, aramıza dilenci sokmayalım, sadaka vermeyelim.' diye akşamdan kararlaştırdık da, ondan oldu." demişler ama iş işten geçmiş. akşamdan kararlaştırdık da, ondan oldu." demişler ama iş işten geçmiş.

Bir sebepten insanın başına ceza olarak bir dünyevî üzüntü geliyor.Bir sebepten insanın başına ceza olarak bir dünyevî üzüntü geliyor. Tabi sen gittin, bir harama bulaştın; işte burada malında bir hasar oluyor. Tabi sen gittin, bir harama bulaştın; işte burada malında bir hasar oluyor. Ya da sen bir hayır yapacaktın, parayı sakındın, yapmadın, yapmadın; Ya da sen bir hayır yapacaktın, parayı sakındın, yapmadın, yapmadın; Allah, buradan ticaretine bir ziyan getiriyor. Allah, buradan ticaretine bir ziyan getiriyor.

Veyahut aksini, güzel şeyleri düşünelim: Veyahut aksini, güzel şeyleri düşünelim:

Adamcağız iyi niyetli bir adam, bir yetim çocuğu almış, ona da bakıyor. Adamcağız iyi niyetli bir adam, bir yetim çocuğu almış, ona da bakıyor. Zaten kendisinin bir kaç tane çocuğu var ama o yetime de bakıyor.Zaten kendisinin bir kaç tane çocuğu var ama o yetime de bakıyor. O yetime baktığı için Allah onun rızkına bir bolluk, bir bereket veriyor,O yetime baktığı için Allah onun rızkına bir bolluk, bir bereket veriyor, dükkânına bir müşteri veriyor; evinde bir mutluluk oluyor, kazancında fazlalık oluyor. dükkânına bir müşteri veriyor; evinde bir mutluluk oluyor, kazancında fazlalık oluyor.

Neden? Neden?

O mükâfat; "O yetime baktı." diye. O mükâfat; "O yetime baktı." diye.

Kader-i ilâhî, ceza veya mükâfat olarak başına gelebilir.Kader-i ilâhî, ceza veya mükâfat olarak başına gelebilir. O, onu düşünsün! Başına kendisini üzen bir şey, dünyevî bir felâket geldiyseO, onu düşünsün! Başına kendisini üzen bir şey, dünyevî bir felâket geldiyse "Benim hatam nedir?" diye düşünsün; "Allah'ın takdiridir." desin, sabretsin. "Benim hatam nedir?" diye düşünsün; "Allah'ın takdiridir." desin, sabretsin. Kadere inanan kederden uzaklaşır, kedere düşmez: Kadere inanan kederden uzaklaşır, kedere düşmez:

"Ne yapalım, Allah'ın takdiridir." der. "Ne yapalım, Allah'ın takdiridir." der.

Dünyaya mahzun olarak sabahlayan kimse, Rabbine kızgın olarak sabahlamış demektir.Dünyaya mahzun olarak sabahlayan kimse, Rabbine kızgın olarak sabahlamış demektir. Bu birinci husus. İkinci husus: Bu birinci husus. İkinci husus:

Ve men asbaha yeşkû musîbetehû nezelet bihî fe-innemâ yeşkû rabbehû.Ve men asbaha yeşkû musîbetehû nezelet bihî fe-innemâ yeşkû rabbehû. "Kim kendisine gelen bir musibeti şikâyet ederek güne başlamışsa." "Kim kendisine gelen bir musibeti şikâyet ederek güne başlamışsa."

"Başıma şu geldi de, şöyle oldu da, mahvoldum da, bilmem ne de..." "Başıma şu geldi de, şöyle oldu da, mahvoldum da, bilmem ne de..."

Önüne gelene anlatıyor, feryat, vaveyla vesaire… Önüne gelene anlatıyor, feryat, vaveyla vesaire…

"Kim başına gelen musibeti, başına musallat olan, Allah tarafından indirilen, "Kim başına gelen musibeti, başına musallat olan, Allah tarafından indirilen, getirilen musibeti şikayet ederse sanki Rabbini şikayet etmiş olur." getirilen musibeti şikayet ederse sanki Rabbini şikayet etmiş olur."

Hasta da öyle. Hasta da öyle.

Bir hastalık geldi, şikâyet ediyor: Bir hastalık geldi, şikâyet ediyor:

"Mahvoldum, her tarafım ağrıyor, Allah kahretsin!" vesaire. "Mahvoldum, her tarafım ağrıyor, Allah kahretsin!" vesaire.

Allah, işte bu musibeti, hastalığı verir. Peygamberlere bile vermiş.Allah, işte bu musibeti, hastalığı verir. Peygamberlere bile vermiş. Eyyüb aleyhisselam ne kadar sene, ne kadar derin, ne kadar yoğun hastalık, Eyyüb aleyhisselam ne kadar sene, ne kadar derin, ne kadar yoğun hastalık, ne kadar sıkıntılar çekmiş; sabretmiş. ne kadar sıkıntılar çekmiş; sabretmiş.

Musibete sabretmiyor, susmuyor, şikayet ediyor. Bu Rabbini şikayet etmiş olur, iki. Musibete sabretmiyor, susmuyor, şikayet ediyor. Bu Rabbini şikayet etmiş olur, iki.

Demek ki musibetlere sabredeceğiz, ağzımızı tutacağız: Demek ki musibetlere sabredeceğiz, ağzımızı tutacağız:

"Sabredenlere Allah mükâfat verecek." diyeceğiz. "Sabredenlere Allah mükâfat verecek." diyeceğiz.

"Şimdi imtihan sabırdan geldi." diyeceğiz. Bazen nimet verir, o zaman şükretmek lazım. "Şimdi imtihan sabırdan geldi." diyeceğiz. Bazen nimet verir, o zaman şükretmek lazım. Şimdi mihnet, meşakkat, musibet verdi; Şimdi mihnet, meşakkat, musibet verdi; şimdi de sabredip mükâfat alacak. Müslümanın böyle düşünmesi lazım. şimdi de sabredip mükâfat alacak. Müslümanın böyle düşünmesi lazım.

Ve men dehale alâ ganiyyin feteda'dau lehû.Ve men dehale alâ ganiyyin feteda'dau lehû. "Kim bir zenginin yanına girdi de ona tezellül gösterdiyse, boyun eğdiyse, 'eyvallah' çektiyse,"Kim bir zenginin yanına girdi de ona tezellül gösterdiyse, boyun eğdiyse, 'eyvallah' çektiyse, dalkavukluk yaptıysa, temenna ettiyse, dalkavukluk yaptıysa, temenna ettiyse, iki büklüm olduysa zenginin huzuruna gidip de ona bir yaltaklanma durumu yaptıysa. iki büklüm olduysa zenginin huzuruna gidip de ona bir yaltaklanma durumu yaptıysa. " Zehebe sülüsâ dînihî. "Dininin üçte ikisi elden gider." " Zehebe sülüsâ dînihî. "Dininin üçte ikisi elden gider."

Zengine zenginliği için tevazu, tabasbus, dalkavukluk, hürmet gösterilmez.Zengine zenginliği için tevazu, tabasbus, dalkavukluk, hürmet gösterilmez. Ciddi olunur, sakin olunur, hürmet, sevgi ve saygı gösterilecekse müttakî insana gösterilir. Ciddi olunur, sakin olunur, hürmet, sevgi ve saygı gösterilecekse müttakî insana gösterilir. Âsî insana ise ciddi durulur ve icabında nasihat edilir. Âsî insana ise ciddi durulur ve icabında nasihat edilir.

"Bu zengin, bundan bana para gelecek, menfaat gelecek." diye, eğer öyle dalkavukluk yapıyor, "Bu zengin, bundan bana para gelecek, menfaat gelecek." diye, eğer öyle dalkavukluk yapıyor, eğilip bükülüp iki kat oluyor, yerlere yatıyorsa; eğilip bükülüp iki kat oluyor, yerlere yatıyorsa; - bu durumlar Türkçe kelimelerle böyle ifade ediliyor- o zaman dininin üçte ikisi gider." - bu durumlar Türkçe kelimelerle böyle ifade ediliyor- o zaman dininin üçte ikisi gider."

Sülüsâni, muzaf olduğu için nun'u gitmiş: Sülüsâni, muzaf olduğu için nun'u gitmiş:

Sülüsâ dînihî. "Dininin yarısından çoğu, yani üçte ikisi gider, ancak üçte biri kalır." Sülüsâ dînihî. "Dininin yarısından çoğu, yani üçte ikisi gider, ancak üçte biri kalır."

O halde müslüman nasıl olacak? O halde müslüman nasıl olacak?

Müslüman haksız bir kimseye, layık olmadığı bir hürmeti göstermek durumuna düşmeyecek;Müslüman haksız bir kimseye, layık olmadığı bir hürmeti göstermek durumuna düşmeyecek; kendisini alçaltmayacak, kimseye şakşakçılık yapmayacak, kimseye boyun bükmeyecek. kendisini alçaltmayacak, kimseye şakşakçılık yapmayacak, kimseye boyun bükmeyecek. Rızkın Allah'tan geldiğini bilecek, hiçbir haksızlığa da katılmayacak, ortak olmayacak. Rızkın Allah'tan geldiğini bilecek, hiçbir haksızlığa da katılmayacak, ortak olmayacak.

"Şuradan bana menfaat geliyor." diye de "Şuradan bana menfaat geliyor." diye de ciğeri beş para etmeyen heriflerin karşısında el pençe divan durup menfaatten dolayı ciğeri beş para etmeyen heriflerin karşısında el pençe divan durup menfaatten dolayı saygı gösterme durumuna gelmeyecek. saygı gösterme durumuna gelmeyecek. Eğer böyle yaparsa dininin üçte ikisi gider; bu da üçüncü husus. Eğer böyle yaparsa dininin üçte ikisi gider; bu da üçüncü husus.

Demek ki sırf zenginliğinden dolayı hürmet etmek yok.Demek ki sırf zenginliğinden dolayı hürmet etmek yok. Salâh-ı hâlinden, dindarlığından, yaşından, fazlından, kemâlinden dolayı hürmet edilir. Salâh-ı hâlinden, dindarlığından, yaşından, fazlından, kemâlinden dolayı hürmet edilir. Yoksa "Menfaat gelecek." diye, bir insana hürmet edilmeyecek.Yoksa "Menfaat gelecek." diye, bir insana hürmet edilmeyecek. Müslüman kimse; hürmet etmeye, alçalmaya, onun karşısında küçülmeye düşmez. Müslüman kimse; hürmet etmeye, alçalmaya, onun karşısında küçülmeye düşmez.

Bu da önemli! Bu da önemli!

Bakın, çeşitli olayların, durumların karşısında müslümanın huyları nasıl olması gerekiyorsaBakın, çeşitli olayların, durumların karşısında müslümanın huyları nasıl olması gerekiyorsa bu hadîs-i şerîflerden herkesin öğrenmesi lazım. bu hadîs-i şerîflerden herkesin öğrenmesi lazım.

Aynı hadîs-i şerîfin içinde dördüncü hakikat: Aynı hadîs-i şerîfin içinde dördüncü hakikat:

Ve men karaa'l-Kur'âne ve dehale'n-nâre. "Kim Kur'an okudu da buna rağmen yine cehenneme girerse." Ve men karaa'l-Kur'âne ve dehale'n-nâre. "Kim Kur'an okudu da buna rağmen yine cehenneme girerse."

Bu neden girmiştir? Fe-hüve min men'ittehaze âyâti'llâhi hüzüvâ.Bu neden girmiştir?

Fe-hüve min men'ittehaze âyâti'llâhi hüzüvâ.
"Allah'ın âyetlerini alay konusu, oyuncak konusu, eğlence konusu yapmıştır da ondan girmiştir." "Allah'ın âyetlerini alay konusu, oyuncak konusu, eğlence konusu yapmıştır da ondan girmiştir."

Allah'ın âyetlerinin eğlence konusu yapılması, oyuncak yapılması, dalga geçme mevzuu yapılmasıAllah'ın âyetlerinin eğlence konusu yapılması, oyuncak yapılması, dalga geçme mevzuu yapılması -tabi iyi bir müslüman kesinlikle böyle yapmaz da bazı cahil müslümanlar -tabi iyi bir müslüman kesinlikle böyle yapmaz da bazı cahil müslümanlar bu durumlara bilerek bilmeyerek düşebiliyor- cehenneme girmeye sebeptir. bu durumlara bilerek bilmeyerek düşebiliyor- cehenneme girmeye sebeptir.

Âyetlerin karşısında müslümanın tutumu, tavrı nasıl olur? Âyetlerin karşısında müslümanın tutumu, tavrı nasıl olur?

"Rabbim böyle buyurmuş, âmennâ va saddaknâ, başüstüne, bunu böyle yapacağım." demek tarzında olur. "Rabbim böyle buyurmuş, âmennâ va saddaknâ, başüstüne, bunu böyle yapacağım." demek tarzında olur.

Allah'ın âyetlerini hafife almak olmaz.Allah'ın âyetlerini hafife almak olmaz. Ciddi olduğunu bilecek ve ona son derece saygılı olacak, "Bu Allah'ın âyetidir." diyecek. Ciddi olduğunu bilecek ve ona son derece saygılı olacak, "Bu Allah'ın âyetidir." diyecek. Yerde bir harf bile görse öpüp başına koyup kaldırıyor. Kur'an'ı öpüp başına koyuyor.Yerde bir harf bile görse öpüp başına koyup kaldırıyor. Kur'an'ı öpüp başına koyuyor. Dizinden, göbeğinden aşağıda bir yerde tutmaya razı olmuyor.Dizinden, göbeğinden aşağıda bir yerde tutmaya razı olmuyor. Yüksek bir yere kaldırıyor, cüz torbasına koyuyor, duvardaki çiviye asıyor.Yüksek bir yere kaldırıyor, cüz torbasına koyuyor, duvardaki çiviye asıyor. Bunlar ecdadımızın bize öğrettiği Kur'ân-ı Kerîm sevgisi, saygısı. Bunlar ecdadımızın bize öğrettiği Kur'ân-ı Kerîm sevgisi, saygısı.

Ama Allah'ın âyetlerini okuyorsun, adam sırıtıyor. "Haram" diyorsun gülüyor, yine yapmaya devam ediyor. Ama Allah'ın âyetlerini okuyorsun, adam sırıtıyor. "Haram" diyorsun gülüyor, yine yapmaya devam ediyor.

Bizim kardeşlerimizden bazıları anlatıyor: Bizim kardeşlerimizden bazıları anlatıyor:

"Hocam! Üniversitede bize bazı profesörler gelirdi. Hiç dinle diyanetle alakası yok. Belki de dinsiz. "Hocam! Üniversitede bize bazı profesörler gelirdi. Hiç dinle diyanetle alakası yok. Belki de dinsiz. Dinsiz olduğu mensup olduğu teşkilatlar, gizli örgütler dolayısıyla belli olan insan. Dinsiz olduğu mensup olduğu teşkilatlar, gizli örgütler dolayısıyla belli olan insan. Bizim karşımıza geçer, Kur'an ayetlerini okurdu; 'Ben de küçükken Kur'an okumuştum' derdi. Bizim karşımıza geçer, Kur'an ayetlerini okurdu; 'Ben de küçükken Kur'an okumuştum' derdi. Ondan sonra âyetleri çarpıtarak, yamultarak çocukları başka yola sevk etmeye çalışırdı. Ondan sonra âyetleri çarpıtarak, yamultarak çocukları başka yola sevk etmeye çalışırdı. Ya da bir âyeti okuyup 'Bak görüyorsunuz ya, ben bunları da biliyorum!' diye çocuklara karşı övünürdü." Ya da bir âyeti okuyup 'Bak görüyorsunuz ya, ben bunları da biliyorum!' diye çocuklara karşı övünürdü."

"Ne kadar bilgiliymiş!" diye, çocuklarda saygı uyanacak. Bilgili ama bilgisini uygulamıyor. "Ne kadar bilgiliymiş!" diye, çocuklarda saygı uyanacak. Bilgili ama bilgisini uygulamıyor. İşte bak Allah'ın âyetlerini dalga geçme mevzuu, İşte bak Allah'ın âyetlerini dalga geçme mevzuu, eğlence mevzuu yapmışsa hafife almışsa ondan cehenneme girecek. eğlence mevzuu yapmışsa hafife almışsa ondan cehenneme girecek.

Allah'ın âyetlerini bilen, Allah'ın ahkâmına uyar! Allah'ın âyetlerini bilen, Allah'ın ahkâmına uyar!

"Efendim, ben biliyorum; küçükken Amme cüzünü ezberlemiştim, hafız olmuştum." "Efendim, ben biliyorum; küçükken Amme cüzünü ezberlemiştim, hafız olmuştum."

Sen şimdi onları bırak! Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini bilmek,Sen şimdi onları bırak! Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini bilmek, doğrudan doğruya bir hüner ve meziyet değil. doğrudan doğruya bir hüner ve meziyet değil.

Bildiğini uyguluyor musun, uygulamıyor musun? Bildiğini uyguluyor musun, uygulamıyor musun?

Bildiğine göre hareket ediyor musun? Bildiğine göre hareket ediyor musun?

"Elhamdülillah, hepimiz müslümanız! "Elhamdülillah, hepimiz müslümanız!

Herkes söylüyor: Herkes söylüyor:

Elhamdülillah ben de müslümanım!" Elhamdülillah ben de müslümanım!"

Müslümansın ama ne biçim müslümansın! Hâli başka. İslâm'ın ahkâmına hiç uymuyor.Müslümansın ama ne biçim müslümansın! Hâli başka. İslâm'ın ahkâmına hiç uymuyor. Ahlâkı başka, sözü başka, kalbi başka, kafası başka. Onu aldatıyor, bunu kandırıyor; Ahlâkı başka, sözü başka, kalbi başka, kafası başka. Onu aldatıyor, bunu kandırıyor; şu işi yapıyor, bu işi yapıyor. Ondan sonra; "Biz de müslümanız." diyor. şu işi yapıyor, bu işi yapıyor. Ondan sonra; "Biz de müslümanız." diyor.

Senin yaptığın Müslümanlığa sığar mı? Senin karşında; "Biz de müslümanız." diyor.Senin yaptığın Müslümanlığa sığar mı? Senin karşında; "Biz de müslümanız." diyor. Onun o sözünün kıymeti yok. Onun o sözünün kıymeti yok.

Bir insan Kur'an okuyup da yine de cehenneme girmişse bu nedendir? Bir insan Kur'an okuyup da yine de cehenneme girmişse bu nedendir?

Allah'ın âyetlerini oyun mevzuu yapmıştır, hafife almıştır, dalga geçme mevzuu yapmıştır,Allah'ın âyetlerini oyun mevzuu yapmıştır, hafife almıştır, dalga geçme mevzuu yapmıştır, ciddiye almamıştır, Allah'ın emirlerini tutmamıştır da ondan. ciddiye almamıştır, Allah'ın emirlerini tutmamıştır da ondan.

Müslümanların bunları anlaması, bilmesi, iyice uyanması lazım. Müslümanların bunları anlaması, bilmesi, iyice uyanması lazım.

Söylediğimiz sözler kayda alıyor, siz de dinliyorsunuz. İnşaallah siz de kopyasını alıyorsunuzdur.Söylediğimiz sözler kayda alıyor, siz de dinliyorsunuz. İnşaallah siz de kopyasını alıyorsunuzdur. Veyahut hazırlayıp size versinler. Veyahut hazırlayıp size versinler. Bunlar üzerinde düşüneceksiniz, bunları kendiniz uygulamaya çalışacaksınız. Bunlar üzerinde düşüneceksiniz, bunları kendiniz uygulamaya çalışacaksınız. Bu hadise göre kendinizi ayarlayacaksınız. Bu hadise göre kendinizi ayarlayacaksınız.

"Ben sabahları dünyevî işler için mahzun oluyordum. Olmayayım!"Ben sabahları dünyevî işler için mahzun oluyordum. Olmayayım! Ben bir musibet gelince şikayet ediyordum, feryadı basıyordum, demek ki böyle yapmayacağım.Ben bir musibet gelince şikayet ediyordum, feryadı basıyordum, demek ki böyle yapmayacağım. Ben falanca kimseye neden saygı gösteriyorum? Adamın saygı gösterilecek bir şeyi yok ki! Ben falanca kimseye neden saygı gösteriyorum? Adamın saygı gösterilecek bir şeyi yok ki! Ona dobra dobra emr-i mâruf, nehy-i münker yapayım; Ona dobra dobra emr-i mâruf, nehy-i münker yapayım; 'Senin yaptığın da yanlıştır kardeşim, şöyle yapma!' diyeyim." 'Senin yaptığın da yanlıştır kardeşim, şöyle yapma!' diyeyim."

İster zengin olsun ister fakir; yanlıştan dönsün. İster zengin olsun ister fakir; yanlıştan dönsün.

"Vergi kaçırıyor, halkı aldatıyor, hileli mal satıyor; ama çok zengin." "Vergi kaçırıyor, halkı aldatıyor, hileli mal satıyor; ama çok zengin."

O suçlu. O suçlu.

"Kardeşim ayıptır, böyle yapma." diyerek her yönden engellemeye çalışması lazım! "Kardeşim ayıptır, böyle yapma." diyerek her yönden engellemeye çalışması lazım!

Üçüncü hadîs-i şerîfi okuyalım: Üçüncü hadîs-i şerîfi okuyalım:

Men esâbethü fâkatün fe-enzelehâ bi'n-nâsi lem tüseddü fâkatühû ve men enzelehâ bi'llâhiMen esâbethü fâkatün fe-enzelehâ bi'n-nâsi lem tüseddü fâkatühû ve men enzelehâ bi'llâhi ev şeke'llâhu lehû bi'l-gınâ immâ bi-mevtin âcilin ev gınan âcilin. ev şeke'llâhu lehû bi'l-gınâ immâ bi-mevtin âcilin ev gınan âcilin.

Sadaka Resûlullah, fî mâ kâl, ev kemâ kâl. Sadaka Resûlullah, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Bu üç hadîs-i şerîf de hep tesadüfen,Bu üç hadîs-i şerîf de hep tesadüfen, tevafukan Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'ten rivayet olarak gelmiş. tevafukan Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'ten rivayet olarak gelmiş. Bu da Ahmed b. Hanbel'de, Ebû Dâvud'da, Beyhakî'de, Hâkim'in Müstedrek'inde olan bir hadîs-i şerîf. Bu da Ahmed b. Hanbel'de, Ebû Dâvud'da, Beyhakî'de, Hâkim'in Müstedrek'inde olan bir hadîs-i şerîf.

Bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor; Bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor; Allah şefaatine erdirsin, yolundan ayırmasın. Allah şefaatine erdirsin, yolundan ayırmasın. Sünnetini öğrenip uygulamayı, Sünnetini öğrenip uygulamayı, sünnetini ihya edip şehit sevapları kazanmayı sizlere ve bizlere, cümlemize nasip eylesin. sünnetini ihya edip şehit sevapları kazanmayı sizlere ve bizlere, cümlemize nasip eylesin.

Çünkü iyi Müslümanlık, sünneti bilip iyi uygulamakla olur. Gerisi yalandır, yanlıştır, palavradır.Çünkü iyi Müslümanlık, sünneti bilip iyi uygulamakla olur. Gerisi yalandır, yanlıştır, palavradır. Öteki cafcaflı lafların kıymeti yoktur. Öteki cafcaflı lafların kıymeti yoktur. Gerçek Müslümanlığın çizgileri, ne olduğu, hadîs-i şerîflerden anlaşılır. Gerçek Müslümanlığın çizgileri, ne olduğu, hadîs-i şerîflerden anlaşılır. Sünnet-i seniyye Müslümanlığı gerçek Müslümanlıktır;Sünnet-i seniyye Müslümanlığı gerçek Müslümanlıktır; sünnete aykırı Müslümanlık bid'attir ve bid'at ehlinin amelleri makbul değildir. sünnete aykırı Müslümanlık bid'attir ve bid'at ehlinin amelleri makbul değildir.

Ashâbü'l-bideı kilâbü'n-nâr. "Bid'at ehli cehennemin köpekleridir." Ashâbü'l-bideı kilâbü'n-nâr. "Bid'at ehli cehennemin köpekleridir."

Kilâbü'n-nâr diyor Peygamber Efendimiz.Kilâbü'n-nâr diyor Peygamber Efendimiz. Sünnete aykırı yaşayıp da kendisini hâlâ doğru yolda sanmak çok tehlikeli bir durum olur. Sünnete aykırı yaşayıp da kendisini hâlâ doğru yolda sanmak çok tehlikeli bir durum olur.

Şimdi yine İbn Mes'ud'dan rivayet edilen bu hadîs-i şerîfte Efendimiz ne buyuruyor: Şimdi yine İbn Mes'ud'dan rivayet edilen bu hadîs-i şerîfte Efendimiz ne buyuruyor:

Men esâbethu fâkatün. "Kime ki bir fakirlik durumu gelmiş, çatmış, isabet etmişse." Men esâbethu fâkatün. "Kime ki bir fakirlik durumu gelmiş, çatmış, isabet etmişse."

Fâkah, fakr-u fâkah; "yoksulluk, ihtiyaç, fakirlik" demek. Fâkah, fakr-u fâkah; "yoksulluk, ihtiyaç, fakirlik" demek.

"Kime bir fakirlik geldiyse, ihtiyaç hâli geldiyse." "Kime bir fakirlik geldiyse, ihtiyaç hâli geldiyse."

"Eyvah! Bir şeyim yok, yiyecek ekmeğim yok, evde çocuk var, ne yapacağım ben şimdi?" gibi. "Eyvah! Bir şeyim yok, yiyecek ekmeğim yok, evde çocuk var, ne yapacağım ben şimdi?" gibi.

Tabi şimdi bizim ülkemizde ekmeği olmayan çok az da başka yerlerde var.Tabi şimdi bizim ülkemizde ekmeği olmayan çok az da başka yerlerde var. Aslında bütün müslümanlarla ilgilenmemiz lazım. Aslında bütün müslümanlarla ilgilenmemiz lazım.

"Kim bu fakirliğini, muhtaçlığını, ihtiyaç halini." "Kim bu fakirliğini, muhtaçlığını, ihtiyaç halini."

Fe-enzelehâ bi'n-nâs. "İnsanlara götürür, söyler ve onlardan çözümlenmesini ister ve beklerse." Fe-enzelehâ bi'n-nâs. "İnsanlara götürür, söyler ve onlardan çözümlenmesini ister ve beklerse."

Enzelehâ bi'n-nâs. "Bu fakirliği insanların huzuruna götürüp koyup arz ederse insanlardan beklerse." Enzelehâ bi'n-nâs. "Bu fakirliği insanların huzuruna götürüp koyup arz ederse insanlardan beklerse."

"Bunu insanlara anlatıp 'Bak benim yiyecek ekmeğim kalmadı, geçimim fena, "Bunu insanlara anlatıp 'Bak benim yiyecek ekmeğim kalmadı, geçimim fena, bana yardım edin arkadaşlar!' diye insanlardan yardım bekler, insanlara götürüp arz eder, bana yardım edin arkadaşlar!' diye insanlardan yardım bekler, insanlara götürüp arz eder, sunar, onların önüne ortaya koyar da, onlardan medet umarsa..." sunar, onların önüne ortaya koyar da, onlardan medet umarsa..."

Ne olur? Ne olur?

Tabi yanlış bir iş yapmış olur. Tabi yanlış bir iş yapmış olur.

Lem tüsedde fâkatühû. "Bu fakirliği, bu yoksulluğu, bu ihtiyacı kapanmaz, hallolmaz." Lem tüsedde fâkatühû. "Bu fakirliği, bu yoksulluğu, bu ihtiyacı kapanmaz, hallolmaz."

Çünkü Allah hallettirmez. Çünkü Allah'ı düşünmedi, Allah'tan istemedi; Çünkü Allah hallettirmez. Çünkü Allah'ı düşünmedi, Allah'tan istemedi; "Hadi bakalım yapsınlar, hadi çözümlesinler!" diye insanlardan bekledi. "Hadi bakalım yapsınlar, hadi çözümlesinler!" diye insanlardan bekledi.

Aksine insanlardan beklediği hiçbir faydayı bulamaz.Aksine insanlardan beklediği hiçbir faydayı bulamaz. Bütün kapılar yüzüne kapanır, bütün umduğu insanlar sırt çevirir.Bütün kapılar yüzüne kapanır, bütün umduğu insanlar sırt çevirir. Bütün tuttuğu dallar kuru çıkar, kopar, elinde kalır. Bütün tuttuğu dallar kuru çıkar, kopar, elinde kalır.

Neden? Neden?

İnsanlardan umduğu için. İnsanlardan umduğu için.

O insanlar kendileri âciz mahlûklar değil mi? Onların ihtiyaçlarını Allah karşılamıyor mu?O insanlar kendileri âciz mahlûklar değil mi? Onların ihtiyaçlarını Allah karşılamıyor mu? Zengini zengin eden Allah değil mi? Sıhhatliyi sıhhatli eden Allah değil mi? Zengini zengin eden Allah değil mi? Sıhhatliyi sıhhatli eden Allah değil mi? Akıllıyı akıllı eden Allah değil mi? Hepsini Allah vermiyor mu? Akıllıyı akıllı eden Allah değil mi? Hepsini Allah vermiyor mu?

İnsanlara götürüp arz edip, onlardan bekleyenin ihtiyacı kapanmaz,İnsanlara götürüp arz edip, onlardan bekleyenin ihtiyacı kapanmaz, sorunu çözümlenmez, hallolmaz; "Sen insanlardan istedin." diye ceza olarak derdine deva bulunmaz. sorunu çözümlenmez, hallolmaz; "Sen insanlardan istedin." diye ceza olarak derdine deva bulunmaz.

Ve men enzelehâ bi'llâhi. "Kim ihtiyacını Rabbine arz ederse, Allah'a söylerse..." Ve men enzelehâ bi'llâhi. "Kim ihtiyacını Rabbine arz ederse, Allah'a söylerse..."

Hani Yakub aleyhisselam'a; Hani Yakub aleyhisselam'a;

"Niçin ağlıyorsun?" diyorlar. Yusuf'unu kaybetti aleyhimesselam; her ikisine de selam olsun. "Niçin ağlıyorsun?" diyorlar. Yusuf'unu kaybetti aleyhimesselam; her ikisine de selam olsun. Cevabı ne kadar güzel! Âyet-i kerîmeyi okuyunca insan nasıl duygulanıyor: Cevabı ne kadar güzel! Âyet-i kerîmeyi okuyunca insan nasıl duygulanıyor:

Bismillâhirrahmânirrahîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

İnnemâ eşkû bessî ve hüznî ila'llâh.İnnemâ eşkû bessî ve hüznî ila'llâh. "Ben üzüntümü, sıkıntımı, başıma gelen bu olayı Rabbime arz ediyorum; "Ben üzüntümü, sıkıntımı, başıma gelen bu olayı Rabbime arz ediyorum; başkasına bir şey söylediğim yok. başkasına bir şey söylediğim yok. Rabbimle dertleşiyorum, kaderine itirazım yok, Rabbime arz ediyorum.' Rabbimle dertleşiyorum, kaderine itirazım yok, Rabbime arz ediyorum.' 'Aman yâ Rabbi!' diyorum- 'Aman yâ Rabbi!' diyorum- tazarru ve niyaz içinde, sevgi ve saygı içinde ancak ona arz ediyorum." diyor. tazarru ve niyaz içinde, sevgi ve saygı içinde ancak ona arz ediyorum." diyor.

İnsan derdini Rabbine Yakub aleyhisselam gibi arz ederse Allah da onun yardımcısı olur.İnsan derdini Rabbine Yakub aleyhisselam gibi arz ederse Allah da onun yardımcısı olur. Nasıl Allah Yakub aleyhisselam'a sonra Yusuf'unu buldurdu?Nasıl Allah Yakub aleyhisselam'a sonra Yusuf'unu buldurdu? Nasıl ağlamaktan gözü görmez oldu da sonra gözünü Yusuf aleyhisselam'ın gömleği ile meshedince, Nasıl ağlamaktan gözü görmez oldu da sonra gözünü Yusuf aleyhisselam'ın gömleği ile meshedince, gözüne sürünce, gözü nasıl açıldı? gözüne sürünce, gözü nasıl açıldı?

Sonra nasıl hepsi kalktılar,Sonra nasıl hepsi kalktılar, Mısır'a gittiler de Yusuf aleyhisselam'ın himayesinde saraylarda, köşklerde yaşadılar? Mısır'a gittiler de Yusuf aleyhisselam'ın himayesinde saraylarda, köşklerde yaşadılar?

Hepsi imtihan; bir zaman gelir, geçer. Ama imtihanı kaybetmemek lazım. Hepsi imtihan; bir zaman gelir, geçer. Ama imtihanı kaybetmemek lazım.

Kim derdini Mevlâ'sına, Allah'a arz eder,Kim derdini Mevlâ'sına, Allah'a arz eder, çözümünü ondan bekler, ihtiyacının giderilmesini Allah'tan isterse; çözümünü ondan bekler, ihtiyacının giderilmesini Allah'tan isterse;

Evşeke'llâhu lehû bi'l-gınâ. "Umulur ki Allah onun bu ihtiyacını karşılar." Evşeke'llâhu lehû bi'l-gınâ. "Umulur ki Allah onun bu ihtiyacını karşılar."

Şeksiz şüphesiz Allah böyle yapacaktır.Şeksiz şüphesiz Allah böyle yapacaktır. Tabi Allah'ın ne yapacağını bilemeyiz ama umûmî kânûn-i ilâhîsi böyledir.Tabi Allah'ın ne yapacağını bilemeyiz ama umûmî kânûn-i ilâhîsi böyledir. Çok muhtemeldir ki Allahu Teâlâ hazretleri onu o fakirlikten kurtarıp zengin hâle getirecek, Çok muhtemeldir ki Allahu Teâlâ hazretleri onu o fakirlikten kurtarıp zengin hâle getirecek, ihtiyacını giderecek, müstağnî, ganî hâle getirecek. ihtiyacını giderecek, müstağnî, ganî hâle getirecek.

İmmâ bi-mevtin âcilin. "Ya vefat edecekse eder, âhirette mükâfatını verir,İmmâ bi-mevtin âcilin. "Ya vefat edecekse eder, âhirette mükâfatını verir, cennetiyle cemâliyle taltif eyler." Ev gınen âcilin. "İkisi de ayın ile âcil, acele demek." cennetiyle cemâliyle taltif eyler." Ev gınen âcilin. "İkisi de ayın ile âcil, acele demek."

Ya dünyada olur bu iş; hayatı, mukadder olan ömrü çarçabuk biter. Ya dünyada olur bu iş; hayatı, mukadder olan ömrü çarçabuk biter. Âhirete göçünce orada hemen mükâfatlandırır. Ölecek insanın başına geçiyoruz, dua ediyoruz. Âhirete göçünce orada hemen mükâfatlandırır. Ölecek insanın başına geçiyoruz, dua ediyoruz. "Yakınımız" diye, "canımız gibi sevdiğimiz kimse" diye ölmesini istemiyoruz. "Yakınımız" diye, "canımız gibi sevdiğimiz kimse" diye ölmesini istemiyoruz.

Mesela [Mehmed Zahid] Hocamız rahmetullahi aleyh 1980 yılında hacdan geldi, hasta geldi.Mesela [Mehmed Zahid] Hocamız rahmetullahi aleyh 1980 yılında hacdan geldi, hasta geldi. Hepimiz başına toplandık; "Yâ Rabbi! Benim canımı al, o yaşasın! Aman yâ Rabbi! Hepimiz başına toplandık; "Yâ Rabbi! Benim canımı al, o yaşasın! Aman yâ Rabbi! Sıhhat afiyet ver!" diye ihvanımız dua etti, Allah razı olsun. Ama Hocamız vefat etti. Sıhhat afiyet ver!" diye ihvanımız dua etti, Allah razı olsun. Ama Hocamız vefat etti.

Peki o dualar ne oldu? Peki o dualar ne oldu?

Allahu Teâlâ hazretlerinin kaderi, onun ömrü 83 yaş olduğu için o zamanda vefatıAllahu Teâlâ hazretlerinin kaderi, onun ömrü 83 yaş olduğu için o zamanda vefatı mukadder olduğu için biz dua ettik ama onun ömrü o saatte kesildi, eceli geldiği zaman vefat etti. mukadder olduğu için biz dua ettik ama onun ömrü o saatte kesildi, eceli geldiği zaman vefat etti. Ama biz dualardan sevap kazandık. Ama biz dualardan sevap kazandık.

İnsanın eceli var, tamam. Ama "İyi olsun, şifa bulsun." diyoruz. Takdîr-i ilâhî öyle. İnsanın eceli var, tamam. Ama "İyi olsun, şifa bulsun." diyoruz. Takdîr-i ilâhî öyle.

O zaman bu gibi durumlarda, dua edenin duasının mükâfatı ne zaman veriliyor? O zaman bu gibi durumlarda, dua edenin duasının mükâfatı ne zaman veriliyor?

Hemen âhirette veriliyor.Hemen âhirette veriliyor. "Ey kulum! Sen dünyada öyle bir şey istedin ki benim kaderime aykırı bir şey idi. "Ey kulum! Sen dünyada öyle bir şey istedin ki benim kaderime aykırı bir şey idi. Ama ben takdirimi icra eyledim, kaderim hükmünü infaz etti. Ama ben takdirimi icra eyledim, kaderim hükmünü infaz etti. Sen bana dua ettiğin için al sana şimdi mükâfat, istediğinden âlâsı." diye verecek. Sen bana dua ettiğin için al sana şimdi mükâfat, istediğinden âlâsı." diye verecek.

Yine Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfinde var: Defter-i âmâli açılıp da sevaplarYine Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfinde var: Defter-i âmâli açılıp da sevaplar tartılıp günahlar hesaplanırken birçok kul bakacakmış ki bilmediği pek çok sevabı var. tartılıp günahlar hesaplanırken birçok kul bakacakmış ki bilmediği pek çok sevabı var.

"Yâ Rabbi! Burada çok sevaplar var. Biz ne yapmışız da bunları kazanmışız, bilemedik. "Yâ Rabbi! Burada çok sevaplar var. Biz ne yapmışız da bunları kazanmışız, bilemedik. Deftere çok sevaplar yazılmış. Bunlar nedir?" diye merak edip sordukları zamanDeftere çok sevaplar yazılmış. Bunlar nedir?" diye merak edip sordukları zaman Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ hazretleri buyuracakmış ki – Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ hazretleri buyuracakmış ki – Peygamber Efendimiz'in bildirdiğine göre;Peygamber Efendimiz'in bildirdiğine göre; ileride olacak bir olay ama Peygamber Efendimiz'e Rabbimiz bildirince, o da bize bildiriyor.- ileride olacak bir olay ama Peygamber Efendimiz'e Rabbimiz bildirince, o da bize bildiriyor.-

"Ey kulum! Bu senin dünyada ettiğin duanın mükâfatıdır. "Ey kulum! Bu senin dünyada ettiğin duanın mükâfatıdır. Sen dünyada iken o istediğin şey benim kaderime aykırı idi, onun olması mümkün değildi. Sen dünyada iken o istediğin şey benim kaderime aykırı idi, onun olması mümkün değildi. Öyle takdir etmemiştim, öyle olmayacaktı. Kaderim hükmünü icra etti ama 'Sen bana dua ettin.' diye Öyle takdir etmemiştim, öyle olmayacaktı. Kaderim hükmünü icra etti ama 'Sen bana dua ettin.' diye şimdi bu mükâfatı veriyorum." diye cevap verecek. şimdi bu mükâfatı veriyorum." diye cevap verecek.

Duanın en güzel mükâfatı, bu şekilde olanı;Duanın en güzel mükâfatı, bu şekilde olanı; yani istediğin şey dünyada verilmemişse âhirette çok büyük mükâfat olarak karşısına gelecek. yani istediğin şey dünyada verilmemişse âhirette çok büyük mükâfat olarak karşısına gelecek.

O zaman bu mükâfatları gören insanlar diyeceklermiş ki; O zaman bu mükâfatları gören insanlar diyeceklermiş ki;

"Ah keşke! Dünyadaki bütün dualarımızın mükâfatı böyle âhirete tehir edilseymiş." "Ah keşke! Dünyadaki bütün dualarımızın mükâfatı böyle âhirete tehir edilseymiş."

Mesela insan, çok küçük şeylerden dua ediyor bazen.Mesela insan, çok küçük şeylerden dua ediyor bazen. Diyor ki "Ah bugün hava güzel olsa da şu filanca yere gitsek." "Ah şu arkadaşım gelse de, şöyle olsa." Diyor ki "Ah bugün hava güzel olsa da şu filanca yere gitsek." "Ah şu arkadaşım gelse de, şöyle olsa."

İnsan çok şeyleri temenni ediyor.İnsan çok şeyleri temenni ediyor. Tabi bir de bir insan bir şeyi temenni ediyor, öteki insan başka şeyi, aksini temenni ediyor: Tabi bir de bir insan bir şeyi temenni ediyor, öteki insan başka şeyi, aksini temenni ediyor:

"Aman bugün yağmur yağsa da ekinim sulansa." "Aman bugün yağmur yağsa da ekinim sulansa."

Ötekisi de diyor ki; Ötekisi de diyor ki;

"Aman bugün güneş açsa da çamurdan yaptığım çömleğim kurusa." "Aman bugün güneş açsa da çamurdan yaptığım çömleğim kurusa."

Dualar zıt olabiliyor. Hangisi olacaksa olacak, takdîr-i ilâhî ne ise o vuku bulacak.Dualar zıt olabiliyor. Hangisi olacaksa olacak, takdîr-i ilâhî ne ise o vuku bulacak. Ondan sonra dua edenler dualarının mükâfatını alacaklar. Ondan sonra dua edenler dualarının mükâfatını alacaklar.

Burada da öyle buyuruyor: Allah kendisine ihtiyacını arz eden kimsenin mükâfatını,Burada da öyle buyuruyor: Allah kendisine ihtiyacını arz eden kimsenin mükâfatını, o kişi hemen vefat edecekse hemen vefatından sonra o mükâfatı verir. o kişi hemen vefat edecekse hemen vefatından sonra o mükâfatı verir. Ya da dünyada verir; yahut da acele bir zenginlikle onun ihtiyacını giderir. Ya da dünyada verir; yahut da acele bir zenginlikle onun ihtiyacını giderir.

Ya böyle zengin olacak; adam fakirdi tamam, bir yerden bir devlet kuşu geldi, başına kondu;Ya böyle zengin olacak; adam fakirdi tamam, bir yerden bir devlet kuşu geldi, başına kondu; "Oh! Elhamdülillah! "Oh! Elhamdülillah! Bak şimdi bu para ile ev de alırım, araba da alırım, çocuğumu da evlendiririm." diye seviniyor. Bak şimdi bu para ile ev de alırım, araba da alırım, çocuğumu da evlendiririm." diye seviniyor. Acil bir zenginlik. Acil bir zenginlik.

Neden? Neden?

Allah'a arz etti de ondan.Allah'a arz etti de ondan. Ya da bu dünyevî mükâfatın gelmesine yetecek kadar ömrü yoksa vefat edecekse eder;Ya da bu dünyevî mükâfatın gelmesine yetecek kadar ömrü yoksa vefat edecekse eder; âhirette o mükâfatı verir. âhirette o mükâfatı verir.

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Aziz ve muhterem kardeşlerim!

O halde ne yapmalıyız? O halde ne yapmalıyız?

İhtiyaçlarımızı Allah'a arz etmeliyiz, Allah'a tevekkül etmeliyiz.İhtiyaçlarımızı Allah'a arz etmeliyiz, Allah'a tevekkül etmeliyiz. Dünyaya mahzun olmamalıyız, dünya malına da mağrur olmamalıyız.Dünyaya mahzun olmamalıyız, dünya malına da mağrur olmamalıyız. Allah'tan istemeliyiz, Allah'a dayanmalıyız. Allah'tan istemeliyiz, Allah'a dayanmalıyız.

Birçok müslüman bugünlerde, bu asırda, çağımızda, Türkiye'mizde ve başka yerde,Birçok müslüman bugünlerde, bu asırda, çağımızda, Türkiye'mizde ve başka yerde, İslâm'ın asıl ana ruhunu kaybedip de müslümanca düşünüp müslümanca hareket etmediği için İslâm'ın asıl ana ruhunu kaybedip de müslümanca düşünüp müslümanca hareket etmediği için günahlara sapıyor ve İslâm âlemi ondan çöküyor. günahlara sapıyor ve İslâm âlemi ondan çöküyor.

Başarı, toplu bir şekilde hareket etmekle oluyor.Başarı, toplu bir şekilde hareket etmekle oluyor. İki tane insanın iyi olması, bir toplumun iyi olmasına yetmiyor. İki tane insanın iyi olması, bir toplumun iyi olmasına yetmiyor. İki tane dürüst insan; yüzlerce, binlerce sahtekâr, hırsız, rüşvetçi; hiç doğru iş yapılmıyor, İki tane dürüst insan; yüzlerce, binlerce sahtekâr, hırsız, rüşvetçi; hiç doğru iş yapılmıyor, cemiyet çökmüş, ahlâk tefessüh etmiş; bütün kıymetler, değerler unutulmuş; ayaklar baş olmuş, cemiyet çökmüş, ahlâk tefessüh etmiş; bütün kıymetler, değerler unutulmuş; ayaklar baş olmuş, faziletli insanlar ayaklar altında; talebe âsî, muallim mağdur; çocuk dikleniyor, ana baba mahzun. faziletli insanlar ayaklar altında; talebe âsî, muallim mağdur; çocuk dikleniyor, ana baba mahzun. Ahlâk kıyamet ahlâkı... Ahlâk kıyamet ahlâkı...

O zaman iki tane insanın, üç tane insanın salih insan olması toplumu düzeltmiyor.O zaman iki tane insanın, üç tane insanın salih insan olması toplumu düzeltmiyor. Allah onları kurtarıyor, cezaya müstahak olmuş öteki insanları olanları cezalandırıyor. Allah onları kurtarıyor, cezaya müstahak olmuş öteki insanları olanları cezalandırıyor.

Ne yapmalıyız? Ne yapmalıyız?

Hepimiz İslâm ahlâkına dönmeliyiz! Müslümanca düşünmeli, hareketleri müslümanca ayarlamalı,Hepimiz İslâm ahlâkına dönmeliyiz! Müslümanca düşünmeli, hareketleri müslümanca ayarlamalı, olaylar karşısında müslümanca tavrımızı takınmalı, yılmamalıyız! Müslümanca yaşamalıyız, olaylar karşısında müslümanca tavrımızı takınmalı, yılmamalıyız! Müslümanca yaşamalıyız, şeytana nefse uymamalıyız. Dünyaya kapılmamalı, aldanmamalıyız. şeytana nefse uymamalıyız. Dünyaya kapılmamalı, aldanmamalıyız. Dünyanın fâni olduğunu bilmeliyiz, âhirete iyi hazırlanmalıyız. Allah'ı, Allah'ın rızasını düşünmeliyiz. Dünyanın fâni olduğunu bilmeliyiz, âhirete iyi hazırlanmalıyız. Allah'ı, Allah'ın rızasını düşünmeliyiz. Allah'ın rızasını kazanmaya çalışmalıyız; ömrümüzü öyle geçirmeliyiz. Allah'ın rızasını kazanmaya çalışmalıyız; ömrümüzü öyle geçirmeliyiz.

O zaman hem dünya ve hem âhirette Allah cümlemizi hayırlara erdirir.O zaman hem dünya ve hem âhirette Allah cümlemizi hayırlara erdirir. Lütfuyla, keremiyle erdirsin inşaallah. Hepimizi güzel ahlâklı, has, hâlis, hakiki müslüman eylesin. Lütfuyla, keremiyle erdirsin inşaallah. Hepimizi güzel ahlâklı, has, hâlis, hakiki müslüman eylesin. Evliyâullah ahlâkıyla, Peygamber Efendimiz'in ahlâkıyla,Evliyâullah ahlâkıyla, Peygamber Efendimiz'in ahlâkıyla, Kur'ân-ı Kerîm ahlâkıyla ahlaklanmayı nasip etsin. Kur'ân-ı Kerîm ahlâkıyla ahlaklanmayı nasip etsin. Çünkü bunların hepsi bir; dinimizin ahkâmı Kur'an'dan çıkıyor, hadîs-i şerîflerle açıklanıyor.Çünkü bunların hepsi bir; dinimizin ahkâmı Kur'an'dan çıkıyor, hadîs-i şerîflerle açıklanıyor. Peygamber Efendimiz sünnet-i seniyyesi ile uyguluyor.Peygamber Efendimiz sünnet-i seniyyesi ile uyguluyor. Evliyâullah, Allah'ın salih, velî, mahbub,Evliyâullah, Allah'ın salih, velî, mahbub, makbul kulları Peygamber Efendimiz'i örnek alıp onu sergiliyorlar, onu yaşıyorlar. makbul kulları Peygamber Efendimiz'i örnek alıp onu sergiliyorlar, onu yaşıyorlar. O örnekler yine Kur'an'ın hayata uygulanması oluyor. O örnekler yine Kur'an'ın hayata uygulanması oluyor.

Allah bizi o güzel ahlâka sahip eylesin. Evliyâullah kullarının yolunda yürütsün, sevdiği kul eylesin.Allah bizi o güzel ahlâka sahip eylesin. Evliyâullah kullarının yolunda yürütsün, sevdiği kul eylesin. Huzuruna sevdiği kul olarak varmayı nasip eylesin. Huzuruna sevdiği kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi, cümlemizi müşerref eylesin. Cumalarınız mübarek olsun. Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi, cümlemizi müşerref eylesin. Cumalarınız mübarek olsun. Allah nice mübarek günlere, gecelere, aylara eriştirsin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun. Allah nice mübarek günlere, gecelere, aylara eriştirsin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.

Hepinize gönül dolusu sevgiler, selamlar, en içten dualar, temenniler arz ederim Hepinize gönül dolusu sevgiler, selamlar, en içten dualar, temenniler arz ederim

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh! es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2