Namaz Vakitleri
İstanbul
8 Rebîü'l-Âhir 1448
19 September 2026
İmsak
05:15
Güneş
06:41
Öğle
13:03
İkindi
16:31
Akşam
19:15
Yatsı
20:35
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Cezâka’llâhü hayran kesîrâ.Cezâka’llâhü hayran kesîrâ. Allah razı olsun.

Allah razı olsun.
Ev sahibi kardeşimizin Kur'an-ı Kerîm okumasıylaEv sahibi kardeşimizin Kur'an-ı Kerîm okumasıyla toplantımızı başlatmış olduk.toplantımızı başlatmış olduk. Allah Teâlâ Hazretleri hepimizi ehl-i Kur'an eylesin...Allah Teâlâ Hazretleri hepimizi ehl-i Kur'an eylesin... Kur'an-ı Kerîm'in şefaatine nail eylesin…Kur'an-ı Kerîm'in şefaatine nail eylesin… Kur'an-ı Kerîm'i hayatımızda rehber edinmeKur'an-ı Kerîm'i hayatımızda rehber edinme basiretini göstermeyi Allah cümlemize nasip eylesin...basiretini göstermeyi Allah cümlemize nasip eylesin... Bir kardeşimiz anlatıyor ki:

Bir kardeşimiz anlatıyor ki:
“Bir grup içinde idim.

“Bir grup içinde idim.
O grup samimi bir gruptu, amaO grup samimi bir gruptu, ama yanlış yolda yürüyen bir samimi gruptu.yanlış yolda yürüyen bir samimi gruptu. Ben de onların münevver insanlar olmalarıBen de onların münevver insanlar olmaları dolayısıyla onların yanlış yolda olabilmelerine ihtimal veremiyordum.dolayısıyla onların yanlış yolda olabilmelerine ihtimal veremiyordum. Aklım kabul etmiyordu.Aklım kabul etmiyordu. Ama onların yolunda yürürken ben deAma onların yolunda yürürken ben de Allah'ın bazı emirlerini tutmuyordum.Allah'ın bazı emirlerini tutmuyordum. Onlar Allah'ın o emirlerini tutmamayı tevil ediyorlardı.Onlar Allah'ın o emirlerini tutmamayı tevil ediyorlardı. Ben o tevile inanıyordum, tutmuyordum ama,Ben o tevile inanıyordum, tutmuyordum ama, Allah'ın emirlerini uygulamayan bir kimse olduğumAllah'ın emirlerini uygulamayan bir kimse olduğum için de göze battığımdan hem akrabamiçin de göze battığımdan hem akrabam hem de yakınlarım beni tenkit ediyorlardı.”hem de yakınlarım beni tenkit ediyorlardı.” “Bak şu Allah'ın emrini yapmıyorsun” diye

“Bak şu Allah'ın emrini yapmıyorsun” diye
tenkit ediyorlardı.tenkit ediyorlardı. Ben de gönlüm onlarla beraber olmaklaBen de gönlüm onlarla beraber olmakla beraber bu tenkitlerden de rahatsız olduğumberaber bu tenkitlerden de rahatsız olduğum için çok ısrarla dua ettim Allah'a.için çok ısrarla dua ettim Allah'a. Anlatıyor kendisi…Anlatıyor kendisi… “Yâ Rabbi!

“Yâ Rabbi!
Bana gerçek neyse onu göster.Bana gerçek neyse onu göster. Uygulayacağım.Uygulayacağım. Yani ben gerçeğin ne olduğunu anlayayımYani ben gerçeğin ne olduğunu anlayayım ilk önce.ilk önce. Anlarsam, sen işaret buyurursan, irşad buyurursan,Anlarsam, sen işaret buyurursan, irşad buyurursan, ikaz buyurursan, gösterirsen, uygulayacağım ne kadarikaz buyurursan, gösterirsen, uygulayacağım ne kadar zor olsa da.”zor olsa da.” Üç gece rüyamda peş peşe

Üç gece rüyamda peş peşe
ihmal ettiğim ve tevil yoluyla “Yapılmasa daihmal ettiğim ve tevil yoluyla “Yapılmasa da olur” dedikleri şeyin yapılmasına dair,olur” dedikleri şeyin yapılmasına dair, yapılmasının gerektiğine dair rüyada bir geceyapılmasının gerektiğine dair rüyada bir gece işaret oldu diyor, kâfî gelmedi bana.işaret oldu diyor, kâfî gelmedi bana. Sonra bir başka rüyada tekrar işaretSonra bir başka rüyada tekrar işaret oldu, üçüncü de işaret oldu.oldu, üçüncü de işaret oldu. Artık anladım ki o tevil yanlışmış.Artık anladım ki o tevil yanlışmış. Çünkü ben Allah'tan çok büyük birÇünkü ben Allah'tan çok büyük bir ısrarla istedim.ısrarla istedim. “Zor gelse bile de uygulayacağım Yâ Rabbi!” dedim.“Zor gelse bile de uygulayacağım Yâ Rabbi!” dedim. Anladım ki bu taraf doğruymuş veAnladım ki bu taraf doğruymuş ve o uygulamaya başladım, diyor.o uygulamaya başladım, diyor. Tabi etrafımdan bana çeşitli muhalefetler,Tabi etrafımdan bana çeşitli muhalefetler, tenkitler, ikazlar veyahut, “niye böyle yapıyorsun”tenkitler, ikazlar veyahut, “niye böyle yapıyorsun” diye söyleyenler olunca çok büyük menfaatlerimdiye söyleyenler olunca çok büyük menfaatlerim haleldâr olma durumuna geldi.haleldâr olma durumuna geldi. Hatta yuvam tehlikeye girdi ama, şöyle düşündüm:Hatta yuvam tehlikeye girdi ama, şöyle düşündüm: Ben Allah'tan bana doğruyu bildirmesini istedim.

Ben Allah'tan bana doğruyu bildirmesini istedim.
Allah da bana doğruyu gösterdi.Allah da bana doğruyu gösterdi. Artık hiçbir şekilde bunu uygulamaktan dönmem.Artık hiçbir şekilde bunu uygulamaktan dönmem. Yani yıkılan yıkılır, kalan kalır.Yani yıkılan yıkılır, kalan kalır. Hani “Ölenler ölür, kalanlar bizdendir” denildiği gibi.Hani “Ölenler ölür, kalanlar bizdendir” denildiği gibi. Ve onu uygulamaya geçtim diyor.Ve onu uygulamaya geçtim diyor. Tabi hepimizin durumu öyle olmalı.

Tabi hepimizin durumu öyle olmalı.
Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ’nın develerine Hariciler tesadüf etmişler.Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ’nın develerine Hariciler tesadüf etmişler. Çobanıyla beraber almış götürmüşler.Çobanıyla beraber almış götürmüşler. Gasp etmişler yani.Gasp etmişler yani. Gasp edince bir zaman sonra çoban gelmiş.Gasp edince bir zaman sonra çoban gelmiş. Demiş ki:Demiş ki: “Ey Ömer'in Oğlu!

“Ey Ömer'in Oğlu!
Deveni sen hayra say.Deveni sen hayra say. O laf dinlemez, söz anlamaz heriflerO laf dinlemez, söz anlamaz herifler aldılar deveyi, vermeleri mümkün değil.”aldılar deveyi, vermeleri mümkün değil.” “Peki, seni niye alıkoymadılar?” demiş.

“Peki, seni niye alıkoymadılar?” demiş.
“Beni de alıkoydular ama, ben bir

“Beni de alıkoydular ama, ben bir
fırsatını buldum, aralarından sıyrıldım, kaçtım;fırsatını buldum, aralarından sıyrıldım, kaçtım; geldim buraya.geldim buraya. Ben kurtuldum, ama devenin gelme ihtimali yok.Ben kurtuldum, ama devenin gelme ihtimali yok. Geriye gelme ihtimali yok.Geriye gelme ihtimali yok. Sen onu hayrına say” demiş.Sen onu hayrına say” demiş. Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ da -hem babasıAbdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ da -hem babası hem kendisi sahabi olduğu için Allahhem kendisi sahabi olduğu için Allah şefaatlerine bizi nail etsin- demiş ki:şefaatlerine bizi nail etsin- demiş ki: “Hem deveyi hem seni Allah yolunda

“Hem deveyi hem seni Allah yolunda
terk ettim.” Yani sen de azatterk ettim.” Yani sen de azat ol, devem de feda olsun,ol, devem de feda olsun, devem de Allah yoluna benim hayırımdevem de Allah yoluna benim hayırım hasenatım olsun, hasenatıma sayılsın.hasenatım olsun, hasenatıma sayılsın. Seni de azat ettim diye, kölesini de azat eylemiş.Seni de azat ettim diye, kölesini de azat eylemiş. Sonra bir zaman geçtikten sonraSonra bir zaman geçtikten sonra haber vermişler ki, pazarda deveni getirmişler.haber vermişler ki, pazarda deveni getirmişler. Gel hemen senin deven olduğu belli, gel.Gel hemen senin deven olduğu belli, gel. İlk önce kalkmış, cübbesini giymiş, ondan sonra demiş ki:İlk önce kalkmış, cübbesini giymiş, ondan sonra demiş ki: “Ben onu Allah yolunda hayra tahsis

“Ben onu Allah yolunda hayra tahsis
etmiştim, bir daha peşinden gitmem olmaz.”etmiştim, bir daha peşinden gitmem olmaz.” Tekrar oturmuş, cübbesini çıkartmış.Tekrar oturmuş, cübbesini çıkartmış. Yani Müslüman'ın müşkülü Allah'ın rızasının yolunuYani Müslüman'ın müşkülü Allah'ın rızasının yolunu tespitte olabilir.tespitte olabilir. “Acaba Allah'ın rızası hangi istikamettedir?”

“Acaba Allah'ın rızası hangi istikamettedir?”
“Acaba şu karşıma gelen işi

“Acaba şu karşıma gelen işi
şöyle yaparsam mı Allah razı olur?şöyle yaparsam mı Allah razı olur? Böyle yapmaz da böyle yaparsam mıBöyle yapmaz da böyle yaparsam mı Allah razı olur?” diye insan tereddüde düşebilir.Allah razı olur?” diye insan tereddüde düşebilir. Ama ayan beyan belli olduktan sonra;

Ama ayan beyan belli olduktan sonra;
“Semi’nâ ve ata’nâ” Kabul ettik, itaat eyledik,“Semi’nâ ve ata’nâ” Kabul ettik, itaat eyledik, başımızın gözümüzün üstüne diye,başımızın gözümüzün üstüne diye, uygulamaktan başka güzel çıkar yol yoktur.uygulamaktan başka güzel çıkar yol yoktur. Hidayet yolu; gerçek, hakikat anlaşıldıktan sonra da insanHidayet yolu; gerçek, hakikat anlaşıldıktan sonra da insan uygulamazsa o zamanuygulamazsa o zaman ilmiyle âmil olmamanın çeşitli felaketlerine uğrar.ilmiyle âmil olmamanın çeşitli felaketlerine uğrar. Rabbimiz bize fitnelerin kaynadığı, yolların çatallaştığı

Rabbimiz bize fitnelerin kaynadığı, yolların çatallaştığı
ve ayakların baş olduğu; cahillerin, âlimlerinve ayakların baş olduğu; cahillerin, âlimlerin konuşması gereken yerlerde ileri geri kendikonuşması gereken yerlerde ileri geri kendi reyleriyle konuşmalar yaptıkları, hakkı batıl, batılıreyleriyle konuşmalar yaptıkları, hakkı batıl, batılı hak gösterdikleri, marufların münker olduğu, münkerlerinhak gösterdikleri, marufların münker olduğu, münkerlerin maruf gibi; yani iyilerin kötü, kötülerinmaruf gibi; yani iyilerin kötü, kötülerin iyi gibi değerlendirildiği şu karmaşık toplumda,iyi gibi değerlendirildiği şu karmaşık toplumda, karmaşık asrımızda hakkı hak olarak görenlerden eylesin...karmaşık asrımızda hakkı hak olarak görenlerden eylesin... O teşhiste kusur ettirmesin, bizi dindeO teşhiste kusur ettirmesin, bizi dinde fakih eylesin… Derin sezgili, derin bilgili,fakih eylesin… Derin sezgili, derin bilgili, gerçeği şıp diye yakalayan, kavrayan insangerçeği şıp diye yakalayan, kavrayan insan olmayı nasip eylesin...olmayı nasip eylesin... Batılı batı olarak görüp, onu anlayıp,Batılı batı olarak görüp, onu anlayıp, ondan da korunma hususunda hiç tereddütondan da korunma hususunda hiç tereddüt etmeden gerekeni yapmayı nasip eylesin...etmeden gerekeni yapmayı nasip eylesin... Çok önemli olayların çevremizde hızla cereyan

Çok önemli olayların çevremizde hızla cereyan
ettiği bir zamanda yaşıyoruz.ettiği bir zamanda yaşıyoruz. Oldukça oturmuş bir yaşantımız var her birimizin.Oldukça oturmuş bir yaşantımız var her birimizin. Ticaretimizi kurmuşuz, evimiz var, yolumuzu çizmişiz,Ticaretimizi kurmuşuz, evimiz var, yolumuzu çizmişiz, mensup olduğumuz bir grubumuz var, birmensup olduğumuz bir grubumuz var, bir zümremiz var, kardeş zümreler halinde.zümremiz var, kardeş zümreler halinde. Fakat çevremizdeki olaylar çok daha hızlıFakat çevremizdeki olaylar çok daha hızlı değişiklikler arz ediyor.değişiklikler arz ediyor. Ve bizden alıştığımız statükoyu gözden geçirmekVe bizden alıştığımız statükoyu gözden geçirmek ve kendi kendimizin durumumuzu ve amellerimizive kendi kendimizin durumumuzu ve amellerimizi irdelemek, kontrol etmek...irdelemek, kontrol etmek... “Acaba yapmam gerektiği halde yapmadığım bir

“Acaba yapmam gerektiği halde yapmadığım bir
şey var mı?” diye bu soruyuşey var mı?” diye bu soruyu kendimize sorarak gerekli tedbirleri almakkendimize sorarak gerekli tedbirleri almak tarafına kuvvetle zorluyor çevremizdeki olaylar.tarafına kuvvetle zorluyor çevremizdeki olaylar. Bu olayları şöylece sıralayabilirim.Bu olayları şöylece sıralayabilirim. Her ne kadar Hacı Bey

Her ne kadar Hacı Bey
hadis kitabından bir sayfa açtı, onuhadis kitabından bir sayfa açtı, onu okuyacaksam da bazı sözleri söylemek istediğimokuyacaksam da bazı sözleri söylemek istediğim için bunlardan başladım.için bunlardan başladım. Avrupa topluluğuna sokulmak için zorlanıyoruz.

Avrupa topluluğuna sokulmak için zorlanıyoruz.
Yönetim bizi zorluyor.Yönetim bizi zorluyor. Biz Müslümanlar istemiyoruz.Biz Müslümanlar istemiyoruz. Belki Müslümanların bir kısmı başına neBelki Müslümanların bir kısmı başına ne geleceğini tasavvur edemediği için farkında olmadangeleceğini tasavvur edemediği için farkında olmadan istiyor olabilir.istiyor olabilir. Halbuki 12 devletin içinde bir 13.Halbuki 12 devletin içinde bir 13. devlet olmak ve onların kabul ettikleridevlet olmak ve onların kabul ettikleri yasalara göre idare edilmek Müslümanlığın yokyasalara göre idare edilmek Müslümanlığın yok olması demektir.olması demektir. Bu adamların çifte standartlar içinde MüslümanlaraBu adamların çifte standartlar içinde Müslümanlara olan duygularında, tarihsel gelişmelerinde bir değişiklikolan duygularında, tarihsel gelişmelerinde bir değişiklik olmadığını son Kafkasya olayları göstermiştir.olmadığını son Kafkasya olayları göstermiştir. Amerika, o kadar insanın ölmesine rağmen

Amerika, o kadar insanın ölmesine rağmen
tasvip ettiğini söylüyor ve Rusya'nın herhangitasvip ettiğini söylüyor ve Rusya'nın herhangi bir tereddüde düşmemesi için ona arka çıkıyor.bir tereddüde düşmemesi için ona arka çıkıyor. Çok net bir biçimde ve DışişleriÇok net bir biçimde ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü resmen bu görüşünü deminBakanlığı Sözcüsü resmen bu görüşünü demin haberlerde dinledik.haberlerde dinledik. Açıkça ifade ediyor.Açıkça ifade ediyor. “Rusların yaptığı doğrudur.“Rusların yaptığı doğrudur. Elbette böyle olacaktır” demeye getiriyor.Elbette böyle olacaktır” demeye getiriyor. Rusların tarafını tutuyor.Rusların tarafını tutuyor. Halbuki Ermeniler Meraga'da oturuyorlarmış.

Halbuki Ermeniler Meraga'da oturuyorlarmış.
Herhalde İran'daki olaylardan sonra Karabağ bölgesineHerhalde İran'daki olaylardan sonra Karabağ bölgesine nakledilme durumları olmuş.nakledilme durumları olmuş. Azeriler müsaade etmişler.Azeriler müsaade etmişler. Kucak açmışlar, yer göstermişler.Kucak açmışlar, yer göstermişler. Karabağ'a Meraga'dan göçmen olarak gelmişler.Karabağ'a Meraga'dan göçmen olarak gelmişler. Müteşekkir olmuşlar.Müteşekkir olmuşlar. Hatta oraya misafir olarak kabul edilişleriniHatta oraya misafir olarak kabul edilişlerini sembolize eden anıt kurmuşlar.sembolize eden anıt kurmuşlar. Oraya gelişlerini beraberce kutlamışlar.Oraya gelişlerini beraberce kutlamışlar. Sonra birden, evinize aldığınız bir misafirin,Sonra birden, evinize aldığınız bir misafirin, “Sen evden çık, bu ev artık“Sen evden çık, bu ev artık benim” demesi gibi son derece saçmabenim” demesi gibi son derece saçma bir şekilde, son derece kalleşçe, sonbir şekilde, son derece kalleşçe, son derece nankörce bir tavırla Karabağ bizim diyorlar.derece nankörce bir tavırla Karabağ bizim diyorlar. Hücumlara başlıyorlar.Hücumlara başlıyorlar. Ondan sonra da buna razı olmadığıOndan sonra da buna razı olmadığı için Azerbaycan ile durum gerginleşiyoriçin Azerbaycan ile durum gerginleşiyor ve Ermeniler silahlandırılıyor.ve Ermeniler silahlandırılıyor. Ruslarla beraber tanklarla, helikopterlerle silahsız olan,Ruslarla beraber tanklarla, helikopterlerle silahsız olan, ikmalsiz olan, hazırlıksız olan Müslümanların üzerine sevk ediliyor.ikmalsiz olan, hazırlıksız olan Müslümanların üzerine sevk ediliyor. Batı, bu durumda insan öldürülmesine reaksiyon

Batı, bu durumda insan öldürülmesine reaksiyon
göstermesin diye de Amerika Dışişleri Sözcüsügöstermesin diye de Amerika Dışişleri Sözcüsü “Bu, Hristiyanlara karşı Müslümanların düşmanlığının bir“Bu, Hristiyanlara karşı Müslümanların düşmanlığının bir eseridir” diyerek Hristiyanlara “Sakin olun!eseridir” diyerek Hristiyanlara “Sakin olun! Bu, Doğu Avrupa'daki hâdiselere benzemez” diyor.Bu, Doğu Avrupa'daki hâdiselere benzemez” diyor. Bizimkiler “Hayır dini bir şey değildir”Bizimkiler “Hayır dini bir şey değildir” diyerek Hristiyanların haçlı ruhu hortlamasın diyediyerek Hristiyanların haçlı ruhu hortlamasın diye tedbir almaya çalışıyorlar ama, ötekiler zatentedbir almaya çalışıyorlar ama, ötekiler zaten o haçlı ruhuyla hareket ettikleriyle berabero haçlı ruhuyla hareket ettikleriyle beraber bir de o ruhu şey yapmakbir de o ruhu şey yapmak için, takviye etmek için...için, takviye etmek için... “Bak bu Müslümanlarla Hristiyanlar arasındaki bir

“Bak bu Müslümanlarla Hristiyanlar arasındaki bir
olaydır, bunu iyi bilesiniz, sakın ha,olaydır, bunu iyi bilesiniz, sakın ha, o bizim Hristiyan kardeşlerimizin bu başarısıo bizim Hristiyan kardeşlerimizin bu başarısı karşısında insan hakları diyerek, hürriyetler diyerekkarşısında insan hakları diyerek, hürriyetler diyerek herhangi bir şekilde protestoya şeye kalkmayın.herhangi bir şekilde protestoya şeye kalkmayın. Bak bu işin aslı böyledir.Bak bu işin aslı böyledir. Bu Doğu Avrupa'daki olaylara benzemez.Bu Doğu Avrupa'daki olaylara benzemez. Burada bu Müslümanların tepelenmesine sakın ha gık demeyin.Burada bu Müslümanların tepelenmesine sakın ha gık demeyin. Burada olan şeyler bizim planladığımız şeydir”Burada olan şeyler bizim planladığımız şeydir” demek o yani.demek o yani. Tabi kâfirin yapacağı budur.

Tabi kâfirin yapacağı budur.
Ondan herhangi bir şekilde daha başkaOndan herhangi bir şekilde daha başka bir şey beklenmez.bir şey beklenmez. Öyle bir şey zuhur ederse mutlakaÖyle bir şey zuhur ederse mutlaka arkasında bir hesap vardır, diye düşünmek lazım.arkasında bir hesap vardır, diye düşünmek lazım. Çünkü tıyneti öyledir, tabiatı öyledir.Çünkü tıyneti öyledir, tabiatı öyledir. Fakat biz MüslümanlarınFakat biz Müslümanların Durumlarını iyileştirme planı programı yapamamışızdır.

Durumlarını iyileştirme planı programı yapamamışızdır.
Gizli veya aşikar...Gizli veya aşikar... Kendi ülkemiz içinde bütünleşememişizdir.Kendi ülkemiz içinde bütünleşememişizdir. Küçük küçük gruplar halinde bölünmüşüzdür.Küçük küçük gruplar halinde bölünmüşüzdür. Birbirimize düşürülmüşüzdür.Birbirimize düşürülmüşüzdür. İlerici gerici, Müslümanlar arasında radikal,İlerici gerici, Müslümanlar arasında radikal, muhafazakâr… Tarikatlar arasında şöyle böyle vs.muhafazakâr… Tarikatlar arasında şöyle böyle vs. Hatta bir tarikatın içinde yazıcılar,Hatta bir tarikatın içinde yazıcılar, sözcüler vs. çeşit çeşit böylesözcüler vs. çeşit çeşit böyle ayırımlarla karşı karşıya kalmışızdır.ayırımlarla karşı karşıya kalmışızdır. Memleketin büyük çoğunluğu gerçekten Müslüman insanlar.Memleketin büyük çoğunluğu gerçekten Müslüman insanlar. İslâm'ı seven insanlar olduğu haldeİslâm'ı seven insanlar olduğu halde kendi memleketimizde yine çifte standartlarla, -birkendi memleketimizde yine çifte standartlarla, -bir kardeşimizin az önce söylediği gibi-kardeşimizin az önce söylediği gibi- karşı karşıyayızdır.karşı karşıyayızdır. Yani bir taraftan hürriyet derler bizimYani bir taraftan hürriyet derler bizim karşımızdaki adamlar, bir taraftan bize hürriyeti,karşımızdaki adamlar, bir taraftan bize hürriyeti, bir baş örtme hürriyetini çok görürler.bir baş örtme hürriyetini çok görürler. Bir Müslüman kıza eğitim hürriyetini çok görürler.Bir Müslüman kıza eğitim hürriyetini çok görürler. Bir Müslüman erkeğe ibadet hürriyetini çok görürler.Bir Müslüman erkeğe ibadet hürriyetini çok görürler. Bunlar tehlike işaretleri, önemli işaretlerdir.Bunlar tehlike işaretleri, önemli işaretlerdir. Yani kendi memleketimizde dahi güç kuvvetYani kendi memleketimizde dahi güç kuvvet sahibi olmadığımızın emaresidir.sahibi olmadığımızın emaresidir. %90 çoğunluğumuza, %99 çoğunluğumuza rağmen bizde%90 çoğunluğumuza, %99 çoğunluğumuza rağmen bizde büyük eksiklikler, statümüzde çok büyük dengesizliklerbüyük eksiklikler, statümüzde çok büyük dengesizlikler olduğunu gösteren şeylerdir.olduğunu gösteren şeylerdir. Vakit varken, imkan eldeyken, iş işten

Vakit varken, imkan eldeyken, iş işten
geçmemişken bu çarpık durumun düzeltilmesi lazımdır.geçmemişken bu çarpık durumun düzeltilmesi lazımdır. Bu çatlak duvarların tamir edilmesi lazımdır.Bu çatlak duvarların tamir edilmesi lazımdır. Müslümanların birbirinin elini tutması lazımdır.Müslümanların birbirinin elini tutması lazımdır. Müslümanların geniş cephe çalışmasına girmesi lazımdır.Müslümanların geniş cephe çalışmasına girmesi lazımdır. Yani Müslümanlar el ele olmalıdır.Yani Müslümanlar el ele olmalıdır. Kendi aralarındaki meşrep farklarını, zevk farklarınıKendi aralarındaki meşrep farklarını, zevk farklarını bahis konusu etmemelidirler.bahis konusu etmemelidirler. Hatta öyle bir noktadayız ki, deminHatta öyle bir noktadayız ki, demin ben söylediğim zaman çok sürpriz oldu onlar için.ben söylediğim zaman çok sürpriz oldu onlar için. Size de söylemeyi uygun görüyorum.Size de söylemeyi uygun görüyorum. Mesela bugün, bendeniz kendi dergilerimdeMesela bugün, bendeniz kendi dergilerimde Şiîlerin aleyhinde bile bir şey yazmadım.Şiîlerin aleyhinde bile bir şey yazmadım. Halbuki çok malzeme bize gönderdiler, çokHalbuki çok malzeme bize gönderdiler, çok tahriklerde bulundular.tahriklerde bulundular. Dediler ki:Dediler ki: “Bu Şiîler şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar.

“Bu Şiîler şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar.
Tarihsel şeyleri vardır.Tarihsel şeyleri vardır. Bunlara çok dikkat etmek lazım” vesaire falan.Bunlara çok dikkat etmek lazım” vesaire falan. Düşmanın bizi tutuşturmaya çalıştığını gördüğüm için

Düşmanın bizi tutuşturmaya çalıştığını gördüğüm için
uygun görmedim.uygun görmedim. Yani onu zikretmeyi uygun görmedim.Yani onu zikretmeyi uygun görmedim. Şimdi öyle bir şey görülüyor kiŞimdi öyle bir şey görülüyor ki eğer Rusya'daki Azerbaycan hâdisesi sönmezse,eğer Rusya'daki Azerbaycan hâdisesi sönmezse, sönmeyebilir.sönmeyebilir. Çünkü Azeriler sönmeyecek kadar ateşli

Çünkü Azeriler sönmeyecek kadar ateşli
görünüyorlar.görünüyorlar. Bu mücadele Afganistan gibi yıllar boyuBu mücadele Afganistan gibi yıllar boyu devam edecek duruma gelebilir.devam edecek duruma gelebilir. Ayrıca kendi içimizde -Allah korusun-Ayrıca kendi içimizde -Allah korusun- herhangi bir sıkıntı bahis konusu olmamasıherhangi bir sıkıntı bahis konusu olmaması için tedbir almamız gerekir.için tedbir almamız gerekir. Eğer bizim Rusya ile herhangiEğer bizim Rusya ile herhangi bir problemimiz oluşursa hazırlıklı olmak zorundayız.bir problemimiz oluşursa hazırlıklı olmak zorundayız. Öteki Müslüman ülkelerle deÖteki Müslüman ülkelerle de yalnız Türkiye için de geniş cepheyalnız Türkiye için de geniş cephe anlayışı içinde bütün Müslümanların birbirlerinianlayışı içinde bütün Müslümanların birbirlerini desteklemesi, tutmasıdesteklemesi, tutması ve tüm müşterek gayeler için böyle dikkatle,ve tüm müşterek gayeler için böyle dikkatle, basiretle, planla çalışması gerektiğinden ayrı… Bu yetmez.basiretle, planla çalışması gerektiğinden ayrı… Bu yetmez. Yani Rusya'nın karşısında bir Azerbaycan meselesini

Yani Rusya'nın karşısında bir Azerbaycan meselesini
çözümlemek veyahut oradaki zulmü durdurmak içinçözümlemek veyahut oradaki zulmü durdurmak için Türkiye'nin gücü yetmez, devlet gücü olarak.Türkiye'nin gücü yetmez, devlet gücü olarak. Böyle bir tek başına Türkiye olarakBöyle bir tek başına Türkiye olarak gücü yetmez, yetmeyecek.gücü yetmez, yetmeyecek. Çünkü Amerika, Rusya'nın yanında yer alıyor.Çünkü Amerika, Rusya'nın yanında yer alıyor. AT, Rusya'nın yanında yer alıyor.AT, Rusya'nın yanında yer alıyor. Ve Ermeni devleti kurma çalışması var.Ve Ermeni devleti kurma çalışması var. Yarın öbür gün Türkiye'yi de böyle bir karışıklığınYarın öbür gün Türkiye'yi de böyle bir karışıklığın içine itebilirlerse o zamaniçine itebilirlerse o zaman Türkiye'den de toprak kazanmayı düşünebilirler.Türkiye'den de toprak kazanmayı düşünebilirler. Yani bugün Ermenistan'daki durumu kuvvetlendirdikten sonraYani bugün Ermenistan'daki durumu kuvvetlendirdikten sonra bizim Kars'ımızı Van'ımızı, hatta Güneydoğu Anadolu'muzunbizim Kars'ımızı Van'ımızı, hatta Güneydoğu Anadolu'muzun bir kısmını hazırlamış durumdadırlar.bir kısmını hazırlamış durumdadırlar. Almak isteyebilirler.Almak isteyebilirler. Musul'a kadar geçebilirler.

Musul'a kadar geçebilirler.
Suriye'yi birçok kardeşimiz bir Arap ülkesi olarak bilir.Suriye'yi birçok kardeşimiz bir Arap ülkesi olarak bilir. Benim gözümde Suriye bir Ermeni ülkesidir.Benim gözümde Suriye bir Ermeni ülkesidir. Suryanilerin hakim olduğu bir Ermeni ülkesidir.Suryanilerin hakim olduğu bir Ermeni ülkesidir. Yönetimde gerçekten onlar hakimdir.Yönetimde gerçekten onlar hakimdir. Ve Müslümanlar mağdurdur, mazlumdur, mahpusturVe Müslümanlar mağdurdur, mazlumdur, mahpustur ve maktüldür Suriye'de.ve maktüldür Suriye'de. Onlarla bütünleşebilirler.Onlarla bütünleşebilirler. Daha böyle derin planları olabilir.Daha böyle derin planları olabilir. Irak'ta durum bunlardan farklı değildir.

Irak'ta durum bunlardan farklı değildir.
İran'la savaştan önce biliyorsunuz, Irak'ta onlarınİran'la savaştan önce biliyorsunuz, Irak'ta onların Baas Partisi vardı.Baas Partisi vardı. Başındakiler de gayrimüslim idiler.Başındakiler de gayrimüslim idiler. Lübnan'da da her zaman sergilediler ki,Lübnan'da da her zaman sergilediler ki, Müslümanlar herhangi bir şekilde hakimiyetMüslümanlar herhangi bir şekilde hakimiyet kuracak olsalar hepsi birden birleşiyorlar,kuracak olsalar hepsi birden birleşiyorlar, onunla mücadele ediyorlar.onunla mücadele ediyorlar. Mücadele kendi aralarındaki nüfuzlarını genişletme çalışmasıMücadele kendi aralarındaki nüfuzlarını genişletme çalışması olarak devam ederken, Şam'da şöyle birolarak devam ederken, Şam'da şöyle bir ehl-i sünnet Müslümanları oraya hakim olacakehl-i sünnet Müslümanları oraya hakim olacak gibi oldu.gibi oldu. Fransız donanması hemen oraya geldi veFransız donanması hemen oraya geldi ve kuvvetli baskılarla ne olduğunu bilmediğimiz şekilde,kuvvetli baskılarla ne olduğunu bilmediğimiz şekilde, takip edemediğimiz şekilde, basına dahi intikaltakip edemediğimiz şekilde, basına dahi intikal etmeyen şekilde orada Müslümanların ayakta durabileceği,etmeyen şekilde orada Müslümanların ayakta durabileceği, tek başına hakim olacağı bir şeyetek başına hakim olacağı bir şeye fırsat vermediler.fırsat vermediler. Onun için önümüzdeki günlerde Türkiye'nin çok

Onun için önümüzdeki günlerde Türkiye'nin çok
büyük meselelerle karşı karşıya bıraktırılma planlarınıbüyük meselelerle karşı karşıya bıraktırılma planlarını düşünüyor olabilirler.düşünüyor olabilirler. Kuvvetli yerlerden haber almış olan

Kuvvetli yerlerden haber almış olan
galiba bir parlamenter yani meclis üyesi,galiba bir parlamenter yani meclis üyesi, milletvekili olan bir kardeşimizden duymuştum.milletvekili olan bir kardeşimizden duymuştum. O Papaz Yekovas Almanya'da bir konferans vermiş.O Papaz Yekovas Almanya'da bir konferans vermiş. O konferansta “Fener Patrikhanesi'ni açacağız.O konferansta “Fener Patrikhanesi'ni açacağız. 2000 yılında da İstanbul bizim elimize2000 yılında da İstanbul bizim elimize geçecek, müsterih olun” diye tarih vermiş.geçecek, müsterih olun” diye tarih vermiş. Bunları bilin.Bunları bilin. Yani bunlara karşı hazırlıklı olmanız lazım.Yani bunlara karşı hazırlıklı olmanız lazım. Bu karışıklıklar.Bu karışıklıklar. Kurt, dumanlı havayı sevdiği için bir

Kurt, dumanlı havayı sevdiği için bir
karıştırılır ortalık, biz ne yapacağız diyekarıştırılır ortalık, biz ne yapacağız diye düşünüp dururken onlar planlarını uygulamaya koyarlar.düşünüp dururken onlar planlarını uygulamaya koyarlar. Birden bir emr-i vakiyle karşı karşıya kalıverirsiniz.Birden bir emr-i vakiyle karşı karşıya kalıverirsiniz. O bakımda ben bizim İslâm Dergisi'nin

O bakımda ben bizim İslâm Dergisi'nin
en son yazısında, yanien son yazısında, yani beni mazur görün, hatam varsa lütfenbeni mazur görün, hatam varsa lütfen ikaz buyurun.ikaz buyurun. Dini ve milli teyakkuz haline geçmemiz lazım.

Dini ve milli teyakkuz haline geçmemiz lazım.
Teyakkuz hali, askerlikte alarm halidir.Teyakkuz hali, askerlikte alarm halidir. Yani herhangi bir düşman geliverir falanYani herhangi bir düşman geliverir falan diye, izinlerin kaldırıldığı, her türlü hazırlığın,diye, izinlerin kaldırıldığı, her türlü hazırlığın, böyle hazır ol cenge eğer, “isterböyle hazır ol cenge eğer, “ister isen sulh-u salah” diye hazırlık yapıldığı zamandır.isen sulh-u salah” diye hazırlık yapıldığı zamandır. O bakımdan lütfen, Allah rızası içinO bakımdan lütfen, Allah rızası için her türlü menfi gelişmelerin olabileceğini düşünerekher türlü menfi gelişmelerin olabileceğini düşünerek kuvvetli olmalıyız.kuvvetli olmalıyız. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız.Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Müteyakkız olalım.Müteyakkız olalım. Hazırlıklı olalım ki “Toplu vurdukça yüreklerHazırlıklı olalım ki “Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”onu top sindiremez.” Toplu olduğu zaman korkarlar.

Toplu olduğu zaman korkarlar.
Şeytan hakkında Peygamber sallallahu aleyhi veŞeytan hakkında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki; şeytan birsellem hazretleri buyuruyor ki; şeytan bir kişiye heveslenir.kişiye heveslenir. Yani bir kişiyi tek yakaladı mı,Yani bir kişiyi tek yakaladı mı, şunu aldatayım diye musallat olmaya heveslenir.şunu aldatayım diye musallat olmaya heveslenir. İki kişiye de heveslenir.İki kişiye de heveslenir. Üç kişi oldu mu, üç kişidenÜç kişi oldu mu, üç kişiden çekinir diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.çekinir diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Demek ki cemaatin fazileti vardır.

Demek ki cemaatin fazileti vardır.
Büyük fazileti vardır.Büyük fazileti vardır. Büyük ecri, sevabı vardır.Büyük ecri, sevabı vardır. Büyük feyzi vardır.Büyük feyzi vardır. Nusrete mazhariyetin sebebidir.Nusrete mazhariyetin sebebidir. O bakımdan haberleri iyi takip edin,O bakımdan haberleri iyi takip edin, iyi yorumlayın, iyi hazırlanın, çok dua edin,iyi yorumlayın, iyi hazırlanın, çok dua edin, tövbelerinizi yenileyin, ibadetlerinizi aşk iletövbelerinizi yenileyin, ibadetlerinizi aşk ile şevk ile yapın.şevk ile yapın. Olur ki cihad etmek gerekebilir,

Olur ki cihad etmek gerekebilir,
olur ki savaşmak gerekebilir.olur ki savaşmak gerekebilir. Hani daha ben tövbe edecektim, borçlarımıHani daha ben tövbe edecektim, borçlarımı ödeyemedim, zekâtlarımı ödeyemedim, birdenbire oldu buödeyemedim, zekâtlarımı ödeyemedim, birdenbire oldu bu iş falan, diye olmaması lazım.iş falan, diye olmaması lazım. Onun için devamlı hazırlıklı olmanız lazım.Onun için devamlı hazırlıklı olmanız lazım. Belki işin selametle gitmesinin tek şartı da budur.Belki işin selametle gitmesinin tek şartı da budur. Yani siz böyle hazırlıklı olursanız, yekpareYani siz böyle hazırlıklı olursanız, yekpare görürlerse, aldatamazlarsa, oyun yapamayacaklarını anlarlarsa;görürlerse, aldatamazlarsa, oyun yapamayacaklarını anlarlarsa; kıramadıkları, ısıramadıkları eli öpme durumuna geçerler.kıramadıkları, ısıramadıkları eli öpme durumuna geçerler. Müslümanların Müslümanlara her yönden, her şekilde,

Müslümanların Müslümanlara her yönden, her şekilde,
hiç olmazsa dua şeklinde nasıl yardımhiç olmazsa dua şeklinde nasıl yardım edebileceğini düşünüp dua etmesi lazım.edebileceğini düşünüp dua etmesi lazım. Nasıl o kardeşimiz, “Yâ Rabbi!Nasıl o kardeşimiz, “Yâ Rabbi! Bana hakkı göster” diye dua etmiş deBana hakkı göster” diye dua etmiş de Allah Teâlâ üç gün üstAllah Teâlâ üç gün üst üste ona gerçeği göstermiş…üste ona gerçeği göstermiş… Duanın büyük gücü vardır.

Duanın büyük gücü vardır.
Dua ibadettir.Dua ibadettir. Hiç olmazsa kardeşlerimizi duadan unutmayalım.Hiç olmazsa kardeşlerimizi duadan unutmayalım. Daha başkaca yapabileceğimiz nice yardımlar varsaDaha başkaca yapabileceğimiz nice yardımlar varsa onları da yapalım.onları da yapalım. Allah Teâlâ Hazretleri duaları kabul edicidir.Allah Teâlâ Hazretleri duaları kabul edicidir. Allah Teâlâ Hazretleri şerleri hayırlara tebdil ve tahvil eylesin...Allah Teâlâ Hazretleri şerleri hayırlara tebdil ve tahvil eylesin... Düşmanların hilelerini kendilerine ma’kûs eylesin...Düşmanların hilelerini kendilerine ma’kûs eylesin... Kurdukları tuzaklara kendilerini düşürsün....Kurdukları tuzaklara kendilerini düşürsün.... Müslümanları dünyada, ahirette ve dini konulardaMüslümanları dünyada, ahirette ve dini konularda afiyette, saadette, doğruda, hakta, selamette eylesin...afiyette, saadette, doğruda, hakta, selamette eylesin... Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
hadislerine geçmeden önce bir şeyi dahahadislerine geçmeden önce bir şeyi daha söylemek istiyorum.söylemek istiyorum. Ev sahibi kardeşimiz misafirleri ağırlarken

Ev sahibi kardeşimiz misafirleri ağırlarken
burada oturduk.burada oturduk. Sükuti bir zaman geçti, bir müddet.Sükuti bir zaman geçti, bir müddet. Sükut ettik, sessiz durduk.Sükut ettik, sessiz durduk. Tabi sükut, bir Müslümanın büyük ganimetidir.

Tabi sükut, bir Müslümanın büyük ganimetidir.
Sükut da ibadettir.Sükut da ibadettir. Bazı kimseler sükutun ibadet olduğunu bilmezler.Bazı kimseler sükutun ibadet olduğunu bilmezler. Bazı kimseler de toplulukta sükuttan rahatsız olurlar.Bazı kimseler de toplulukta sükuttan rahatsız olurlar. İlle bir şey konuşulsun diye düşünürlerİlle bir şey konuşulsun diye düşünürler ama aslında sükut da ibadettir.ama aslında sükut da ibadettir. Bu sükutun değerlendirmesi, yani büyük sevapBu sükutun değerlendirmesi, yani büyük sevap kazanmaya vesile olması mümkündür.kazanmaya vesile olması mümkündür. Üstelik sükut, konuşmaktan daha emniyetlidir.

Üstelik sükut, konuşmaktan daha emniyetlidir.
Çünkü sükutta günah yoktur daÇünkü sükutta günah yoktur da konuşmakta tehlike vardır.konuşmakta tehlike vardır. İnsan konuştuğu zaman… “Söz, konuşuncaya kadarİnsan konuştuğu zaman… “Söz, konuşuncaya kadar kendisinin içinde esirdir; konuştuktan sonra insan,kendisinin içinde esirdir; konuştuktan sonra insan, ağzından çıkan sözün esiridir.ağzından çıkan sözün esiridir. Söz günah ise o zaman yazık etmiştir.Söz günah ise o zaman yazık etmiştir. Çıkan söz de bir dahaÇıkan söz de bir daha sütün memeye tekrar dönmemesi gibi geri dönmez.sütün memeye tekrar dönmemesi gibi geri dönmez. Sükutun hiç olmasa tehlikesi yoktur.Sükutun hiç olmasa tehlikesi yoktur. Değerlendirilmesi tefekkür iledir.Değerlendirilmesi tefekkür iledir. Tefekküri sâ’atin efdalü min ibâdeti senetin.

Tefekküri sâ’atin efdalü min ibâdeti senetin.
Bir anlık, bir zaman parçasında

Bir anlık, bir zaman parçasında
bir miktar düşünme, bir saatlik düşünme,bir miktar düşünme, bir saatlik düşünme, bir senelik ibadeti karşılayacak kadar fazileti,bir senelik ibadeti karşılayacak kadar fazileti, sevaplı olabilir.sevaplı olabilir. Tefekküri sâ’atin hayrun min ibâdetin sittîne seneten.

Tefekküri sâ’atin hayrun min ibâdetin sittîne seneten.
60 yıllık ibadete de bedel olabilir.

60 yıllık ibadete de bedel olabilir.
Çünkü güzel bir tefekkür, insandan büyükÇünkü güzel bir tefekkür, insandan büyük bir makam kazanmaya, yükselmeye vesile olabilir.bir makam kazanmaya, yükselmeye vesile olabilir. O bakımdan sükutumuzu, tefekkür sükutu

O bakımdan sükutumuzu, tefekkür sükutu
haline getirmeye gayret edelim.haline getirmeye gayret edelim. Sükut edildiği zaman tefekkür etmenin birSükut edildiği zaman tefekkür etmenin bir fırsatını ele geçirdik diye sevinelim.fırsatını ele geçirdik diye sevinelim. Bu çok güzel bir şeydir.Bu çok güzel bir şeydir. İkinci bir noktayı kardeşlerime hatırlatmak istiyorum.

İkinci bir noktayı kardeşlerime hatırlatmak istiyorum.
Şimdi bu hadîs-i şerîfler sanki birŞimdi bu hadîs-i şerîfler sanki bir hazinenin haritasının kasten parçalara ayrılmış, bölünmüş;hazinenin haritasının kasten parçalara ayrılmış, bölünmüş; böylece birden herkesin eline geçmesin diyeböylece birden herkesin eline geçmesin diye tedbir alınmış ipuçları gibidir.tedbir alınmış ipuçları gibidir. Hani bir hazine var falanca yerde,

Hani bir hazine var falanca yerde,
o hazine bir yere saklanmış,o hazine bir yere saklanmış, bunun bir haritası var, bir parçası falanca yerde, bir parçası falanca yerde,bunun bir haritası var, bir parçası falanca yerde, bir parçası falanca yerde, bir parçası falanca yerde.bir parçası falanca yerde. Onlar bir araya getirilip birleştirildiği zamanOnlar bir araya getirilip birleştirildiği zaman hazinenin yeri bulunacak gibi.hazinenin yeri bulunacak gibi. Şimdi bu hadîs-i şerîflerde bir hakikat olur.

Şimdi bu hadîs-i şerîflerde bir hakikat olur.
Bu hakikatin bir başka hadîs-i şerîfteBu hakikatin bir başka hadîs-i şerîfte devamı olur.devamı olur. Bunların devamı daha başka bir hadîs-i şerîfte olur.Bunların devamı daha başka bir hadîs-i şerîfte olur. Böylece insan, o hadîs-i şerîflerinBöylece insan, o hadîs-i şerîflerin tümünü bildiği zaman o hakikatin hazinesinetümünü bildiği zaman o hakikatin hazinesine ulaşır, gerçeğine vasıl olur.ulaşır, gerçeğine vasıl olur. O bakımdan ayetlerde de böyle bir incelik vardır.O bakımdan ayetlerde de böyle bir incelik vardır. Kur'an-ı Kerîm'I, Kur'an-ı Kerîm'in ayetleri tefsir eder.Kur'an-ı Kerîm'I, Kur'an-ı Kerîm'in ayetleri tefsir eder. Bazı konuların açıklanması için bir ayetiBazı konuların açıklanması için bir ayeti öbür ayetleri göz önünde bulundurarak açıklamaköbür ayetleri göz önünde bulundurarak açıklamak ve tefsirini yakalamak, sezmek, anlamak mümkündür.ve tefsirini yakalamak, sezmek, anlamak mümkündür. Kur'an'ın, Kur'an-ı Kerîm ile tefsiridir bu.Kur'an'ın, Kur'an-ı Kerîm ile tefsiridir bu. İlk önemli tefsir budur zaten.İlk önemli tefsir budur zaten. Tefsirin ilk adımı budur.Tefsirin ilk adımı budur. Ondan sonra et-Tefsîr-u bi’l-Me’sûr gelir.Ondan sonra et-Tefsîr-u bi’l-Me’sûr gelir. Hadîs-i şerîflerle Kur'an-ı Kerîm tefsiri meselesi gelir.Hadîs-i şerîflerle Kur'an-ı Kerîm tefsiri meselesi gelir. İkinci adım da odur.İkinci adım da odur. Şimdi hadîs-i şerîflerde buyurulmuş ki:

Şimdi hadîs-i şerîflerde buyurulmuş ki:
Allah yolunda masraf etmek, nafaka sarf

Allah yolunda masraf etmek, nafaka sarf
etmek, para sarf etmek, mal sarfetmek, para sarf etmek, mal sarf etmek… Yani nafakatüke fî sebilillah.etmek… Yani nafakatüke fî sebilillah. Allah yolunda harcamak.Allah yolunda harcamak. Bu, bi-seb'i mieti deracetin, 700 kat

Bu, bi-seb'i mieti deracetin, 700 kat
ecirle mükâfatlandırılır.ecirle mükâfatlandırılır. Biliyorsunuz İslâm'ın güzel, üstün, tatlı, kârlıBiliyorsunuz İslâm'ın güzel, üstün, tatlı, kârlı taraflarından birisi nedir?taraflarından birisi nedir? Allah bir kimseye bir günah işlerse

Allah bir kimseye bir günah işlerse
bir günah karşılığı ceza yazar.bir günah karşılığı ceza yazar. Bir seyyiye cezası, yani karşılığı bir olarak işlenir.Bir seyyiye cezası, yani karşılığı bir olarak işlenir. Bir günahı yapmaya niyetlenir, yapmazsa sevapBir günahı yapmaya niyetlenir, yapmazsa sevap kazanır insan.kazanır insan. Yaparsa bir günah yazılır.Yaparsa bir günah yazılır. Bir iyiliği yapmaya niyet ederse,Bir iyiliği yapmaya niyet ederse, yaparsa bire on sevap verir Allah Teâlâ Hazretleri.yaparsa bire on sevap verir Allah Teâlâ Hazretleri. Yapamazsa niyet ettiği için bire birYapamazsa niyet ettiği için bire bir sevap verir.sevap verir. Eğer yaptığı işin önemi fazlaysa, şümullüEğer yaptığı işin önemi fazlaysa, şümullü bir hayır ise bire yetmiş verir.bir hayır ise bire yetmiş verir. Bazen daha fazla verir, bire yedi yüz verir.Bazen daha fazla verir, bire yedi yüz verir. Bazen bi-gayri hesâb ihsan eder.Bazen bi-gayri hesâb ihsan eder. Şimdi;Şimdi; Nefekatüke fî sebili’llâhi bi-seb’i mieti deracetin.

Nefekatüke fî sebili’llâhi bi-seb’i mieti deracetin.
Yani 700 misli, normal olarakYani 700 misli, normal olarak tam hakkı hakkına karşılığı verilseydi, fiyatıtam hakkı hakkına karşılığı verilseydi, fiyatı ödenecek olsaydı, bir verilecek iken onunödenecek olsaydı, bir verilecek iken onun 700 misli fazlası veriliyor demektir.700 misli fazlası veriliyor demektir. Bu 700 rakamı hazine haritamızın birBu 700 rakamı hazine haritamızın bir parçası olarak hatırımızda dursun.parçası olarak hatırımızda dursun. 700...700... Demek ki ben başka bir iş

Demek ki ben başka bir iş
yaptığım zaman kazandığım eciri Allah yolundayaptığım zaman kazandığım eciri Allah yolunda infakta bulunduğum zaman 700 katını alıyorum.infakta bulunduğum zaman 700 katını alıyorum. Güzel.Güzel. Büyük bir şey, büyük bir teşvik.Büyük bir şey, büyük bir teşvik. Teşvik ödülü...Teşvik ödülü... Diğer bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu

Diğer bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem buyurmuştur ki:aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: Allah Teâlâ Hazretlerini zikreylemek, Zikru’llâhi Teâlâ,

Allah Teâlâ Hazretlerini zikreylemek, Zikru’llâhi Teâlâ,
Allah Teâlâ Hazretlerini zikreylemek.Allah Teâlâ Hazretlerini zikreylemek. Efdalü mine’n-nefekati fî sebîli’llâh, Allah yolunda

Efdalü mine’n-nefekati fî sebîli’llâh, Allah yolunda
infâk etmekten bi-mieti deracetin,infâk etmekten bi-mieti deracetin, 100 kat daha sevaplıdır.100 kat daha sevaplıdır. Yani Allah yolunda infâk etmek 700

Yani Allah yolunda infâk etmek 700
misli sevap, ama zikrullah ondan damisli sevap, ama zikrullah ondan da 100 kat daha sevap.100 kat daha sevap. Bu ikisini birleştirdiğimiz zaman, yan yanaBu ikisini birleştirdiğimiz zaman, yan yana getirdiğimiz zaman zikrullahın normal bir hayragetirdiğimiz zaman zikrullahın normal bir hayra göre, tam bir hayrın karşılığında birgöre, tam bir hayrın karşılığında bir olarak verilecek olan o birime göreolarak verilecek olan o birime göre yetmiş bin mislidir zikrullahın sevabı.yetmiş bin mislidir zikrullahın sevabı. Yetmiş bin mislidir.Yetmiş bin mislidir. Bu da çok büyük bir rakam.Bu da çok büyük bir rakam. Zikrullahın ne kadar önemli bir ibadetZikrullahın ne kadar önemli bir ibadet olduğunu, kârlı bir ibadet olduğunu gösterenolduğunu, kârlı bir ibadet olduğunu gösteren bir işaret.bir işaret. Hazinenin, yani sandıklarından bir tanesi.Hazinenin, yani sandıklarından bir tanesi. Bir de bir başka hadîs-i şerîf

Bir de bir başka hadîs-i şerîf
vardır ki, meleklerin bile duymadığı birvardır ki, meleklerin bile duymadığı bir şekilde, kimsenin anlamadığı bir şekildeşekilde, kimsenin anlamadığı bir şekilde insanın kalbinden zikretmesi.insanın kalbinden zikretmesi. Dili kıpırdamıyor, dudağı kıpırdamıyor, ağzı kapalı.Dili kıpırdamıyor, dudağı kıpırdamıyor, ağzı kapalı. Yanına birisi gelse, kulağını ağzına dayasaYanına birisi gelse, kulağını ağzına dayasa bile bir şey duyması mümkün değil.bile bir şey duyması mümkün değil. O, kalbinden Allah diyor.O, kalbinden Allah diyor. “Bu da âşikare zikretmekten 70 kat“Bu da âşikare zikretmekten 70 kat daha sevaplıdır” diye hadîs-i şerîf vardır.daha sevaplıdır” diye hadîs-i şerîf vardır. Âşikare zikretmek 70 bindi.Âşikare zikretmek 70 bindi. Demek ki kalbinden sessizce zikrederse oDemek ki kalbinden sessizce zikrederse o zaman sevap ne kadar oluyor?zaman sevap ne kadar oluyor? 70 x 70 bin… 7 x 7 = 49.

70 x 70 bin… 7 x 7 = 49.
4 milyon 900 bin ediyor muhterem kardeşlerim.

4 milyon 900 bin ediyor muhterem kardeşlerim.
Onun için insan sükutunda ya 60Onun için insan sükutunda ya 60 yıllık ibadete bedel olacak güzel tefekkürlerleyıllık ibadete bedel olacak güzel tefekkürlerle meşgul olmalı, ecir kazanmalımeşgul olmalı, ecir kazanmalı ya da hiç kimsenin anlamayacağı bir şekildeya da hiç kimsenin anlamayacağı bir şekilde Allah'ı zikretmenin kalbinden her zikrinde 4 milyonAllah'ı zikretmenin kalbinden her zikrinde 4 milyon 900 bin, 4 milyon 900 bin,900 bin, 4 milyon 900 bin, 4 milyon 900 bin sevap kazanmalı.4 milyon 900 bin sevap kazanmalı. O halde sükut ne kadar güzelO halde sükut ne kadar güzel bir şey.bir şey. Allah sükutu ibadet olanlardan, kârı çokAllah sükutu ibadet olanlardan, kârı çok olanlardan, ecri sevabı yüksek olanlardan eylesin...olanlardan, ecri sevabı yüksek olanlardan eylesin... Cennetiyle, cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin...Cennetiyle, cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin... Açılmış sayfadaki hadîs-i şerîflere gelince,

Açılmış sayfadaki hadîs-i şerîflere gelince,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyorlar ki:buyuruyorlar ki: Yücziü ani’l-cemâati izâ merrû en yüsellime

Yücziü ani’l-cemâati izâ merrû en yüsellime
ehadühüm ve yücziü ani’l-cemâati izâ rudde’s-selâmüehadühüm ve yücziü ani’l-cemâati izâ rudde’s-selâmü en yeruddehû ehadühüm.en yeruddehû ehadühüm. Selamlaşmayla ilgili ilk hadîs-i şerîf.

Selamlaşmayla ilgili ilk hadîs-i şerîf.
“Bir topluluk yolda yürürken kenarda duran

“Bir topluluk yolda yürürken kenarda duran
bir topluluğa rastlarsa, yürüyen cemaattenbir topluluğa rastlarsa, yürüyen cemaatten bir tanesinin o topluluğa selam vermesibir tanesinin o topluluğa selam vermesi ve duran topluluktan da bir kişininve duran topluluktan da bir kişinin o selamı alması kifayet eder” buyuruyoro selamı alması kifayet eder” buyuruyor Peygamber Efendimiz.Peygamber Efendimiz. AllahTeâlâ Hazretleri topluluğa büyük hayırlar ve

AllahTeâlâ Hazretleri topluluğa büyük hayırlar ve
bereketler vermiştir.bereketler vermiştir. Büyük mükâfatlara vesiledir topluluk.Büyük mükâfatlara vesiledir topluluk. Ve İslâm, topluluğu en güzel tarzdaVe İslâm, topluluğu en güzel tarzda değerlendiren bir davranış içinde olmayı Müslümanlara öğretiyor.değerlendiren bir davranış içinde olmayı Müslümanlara öğretiyor. Müslümanlar şurada namaz kılacak olsalar, birisiniMüslümanlar şurada namaz kılacak olsalar, birisini öne geçirecekler, o Allah-u Ekber deyinceöne geçirecekler, o Allah-u Ekber deyince namazda duracaklar, es-selamü aleyküm deyince selamınamazda duracaklar, es-selamü aleyküm deyince selamı bozacaklar, ona tabi olacaklar.bozacaklar, ona tabi olacaklar. Demek ki derbederlik yok.Demek ki derbederlik yok. Demek ki infirat yok, demek kiDemek ki infirat yok, demek ki ayrı ayrı olmak yok, demek kiayrı ayrı olmak yok, demek ki birlik ve beraberlik var.birlik ve beraberlik var. Demek ki topluluktan birisi selam verse,

Demek ki topluluktan birisi selam verse,
selam herkesin vazifesi olduğu halde hepsiselam herkesin vazifesi olduğu halde hepsi için kâfî geliyor.için kâfî geliyor. Öteki topluluktan bir tanesi selam alsa,Öteki topluluktan bir tanesi selam alsa, hepsinin alması daha önemli bir vazifehepsinin alması daha önemli bir vazife olduğu halde ona da kifayet ediyor.olduğu halde ona da kifayet ediyor. İslâm'ın disiplin anlayışı, bizim unuttuğumuz bir şey.

İslâm'ın disiplin anlayışı, bizim unuttuğumuz bir şey.
Müslümanların birlik ve beraberliği, her şeyiMüslümanların birlik ve beraberliği, her şeyi bir düzen içinde yapması gerektiğibir düzen içinde yapması gerektiği ve bir kargaşa, bir şeylik olmaması.ve bir kargaşa, bir şeylik olmaması. Her şeyimizde görülür.Her şeyimizde görülür. Neden böyle bazı bizim için ufak

Neden böyle bazı bizim için ufak
görünen şeylerde Efendimiz sallallahu aleyhi vegörünen şeylerde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem böyle hadîs-i şerîflerinde zikreylemiştir?sellem böyle hadîs-i şerîflerinde zikreylemiştir? Resûlullah Efendimiz bizi her yönden terbiye

Resûlullah Efendimiz bizi her yönden terbiye
etmek için zikir eylemiştir.etmek için zikir eylemiştir. Bir de şekiller, manaların kalıplarıdır.Bir de şekiller, manaların kalıplarıdır. Şekiller güzel olunca şekillerden ruha doğruŞekiller güzel olunca şekillerden ruha doğru bir intizam gelişir.bir intizam gelişir. Onun için Peygamber sallallahu aleyhi veOnun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz saflara durulduğu zaman imametsellem Efendimiz saflara durulduğu zaman imamet vazifesine başlamazdan önce safların arasına giripvazifesine başlamazdan önce safların arasına girip önde olanları geriye, geride olanları öneönde olanları geriye, geride olanları öne çekmek suretiyle intizamını sağlardı.çekmek suretiyle intizamını sağlardı. “Değişik şekillerde durursanız kalplerinizle birbirinden farklılaşır”“Değişik şekillerde durursanız kalplerinizle birbirinden farklılaşır” diye buyururdu.diye buyururdu. Demek ki dış intizam, yavaş yavaş

Demek ki dış intizam, yavaş yavaş
iç intizamı sağlıyor.iç intizamı sağlıyor. Dış derbederlik, yavaş yavaş iç derbederliğe,Dış derbederlik, yavaş yavaş iç derbederliğe, perişanlığa sebep olduğu için Müslümanlıktaperişanlığa sebep olduğu için Müslümanlıkta ne zarf, ne mazruf; ne şekil,ne zarf, ne mazruf; ne şekil, ne ruh ihmal edilir.ne ruh ihmal edilir. Hepsi beraberce yürütülür.Hepsi beraberce yürütülür. Zaten İslâm'ın en güzel olan

Zaten İslâm'ın en güzel olan
en üstün olan, en erişilmez olan,en üstün olan, en erişilmez olan, başka sistemlerde görülemez olan tarafı budur.başka sistemlerde görülemez olan tarafı budur. İslâm'da her şeye hakkı verilmiştir.İslâm'da her şeye hakkı verilmiştir. Hiçbir şey eksik değildir.Hiçbir şey eksik değildir. Her şeyde bütün yönleri düşünerek eksikHer şeyde bütün yönleri düşünerek eksik gedik bırakmama bütünlüğü vardır.gedik bırakmama bütünlüğü vardır. Bu da İslâm'ın ilahi kaynaklıBu da İslâm'ın ilahi kaynaklı olduğunun işaretidir.olduğunun işaretidir. Beşeri kaynaklar, bir nizam ortaya koydukları

Beşeri kaynaklar, bir nizam ortaya koydukları
zaman mutlaka bir yerinde, birkaç yerindezaman mutlaka bir yerinde, birkaç yerinde bir gedik görülür.bir gedik görülür. Beceremezler bu işi.Beceremezler bu işi. Çünkü şumullü görüşleri yoktur.Çünkü şumullü görüşleri yoktur. İslâm'ın ilahi menşe’li olduğunun delilidir bu tamlığı.İslâm'ın ilahi menşe’li olduğunun delilidir bu tamlığı. Her yönden mükemmel olduğu.Her yönden mükemmel olduğu. Yani biraz sosyal ilimlerle meşgul olanlarYani biraz sosyal ilimlerle meşgul olanlar için Allah'ın varlığının ilahi menşe’li olduğunun delilidir.için Allah'ın varlığının ilahi menşe’li olduğunun delilidir. Yüsellimi’s-sağîru ale’l-kebîri

Yüsellimi’s-sağîru ale’l-kebîri
ve’l-mârru ale’l-kâidi ve’l-kalîlü ale’l-kesîrive’l-mârru ale’l-kâidi ve’l-kalîlü ale’l-kesîri ve’r-râkibü ale’l-mâşi.ve’r-râkibü ale’l-mâşi. Selamlaşmada küçük, büyüğe selam verir.

Selamlaşmada küçük, büyüğe selam verir.
Yürüyen, oturmakta olan, kenarda durana selam verir.Yürüyen, oturmakta olan, kenarda durana selam verir. Azınlıkta olanlar, çokluk olanlara selam verir.Azınlıkta olanlar, çokluk olanlara selam verir. Binekli olan, yürüyene selam verir.Binekli olan, yürüyene selam verir. Selamlaşmanın âdâbı budur.Selamlaşmanın âdâbı budur. Selamlaşmanın insanlar arasında tanışma ve sevişmenin

Selamlaşmanın insanlar arasında tanışma ve sevişmenin
bir vesilesi, anahtarı olduğu muhakkaktır.bir vesilesi, anahtarı olduğu muhakkaktır. Fiilen hayatımızda görmüşüzdür.Fiilen hayatımızda görmüşüzdür. Bu selamlaşmanın bereketinden…Bu selamlaşmanın bereketinden… Bildiğimize, bilmediğimizeBildiğimize, bilmediğimize selam vermek vazifesi, dinimizin bize emri olduğundanselam vermek vazifesi, dinimizin bize emri olduğundan biz Müslümanlar çay çabuk tanışır, kaynaşırız.biz Müslümanlar çay çabuk tanışır, kaynaşırız. Tanışır, kaynaşırız; bakarsınız eve birisini getiriveririz birden.Tanışır, kaynaşırız; bakarsınız eve birisini getiriveririz birden. Hanım sorar:Hanım sorar: “Bu kim?”

“Bu kim?”
“Valla işte yolda selamlaştık.

“Valla işte yolda selamlaştık.
Biraz konuşunca şöyle oldu böyle oldu.Biraz konuşunca şöyle oldu böyle oldu. Allah misafiri, tanrı misafiri.Allah misafiri, tanrı misafiri. İşte evimize getirdik.İşte evimize getirdik. Akşam beraber yiyeceğiz.” denir yani.Akşam beraber yiyeceğiz.” denir yani. Bendeniz Ankara'dan İstanbul'a gidiyordum.

Bendeniz Ankara'dan İstanbul'a gidiyordum.
Bolu'da bizim bir doktor kardeşimiz vardı,Bolu'da bizim bir doktor kardeşimiz vardı, ona uğradım.ona uğradım. Bir örgücü kardeşimiz vardı, yüncü kardeşimizBir örgücü kardeşimiz vardı, yüncü kardeşimiz vardı, ona uğradım.vardı, ona uğradım. Sordum yokmuş.Sordum yokmuş. Dükkanını sordum.Dükkanını sordum. Bolu'da değil dediler.Bolu'da değil dediler. Sakallı bir şahıs benimle ilgilendi.Sakallı bir şahıs benimle ilgilendi. Dedi ki:Dedi ki: “Muhterem, hoş geldiniz.

“Muhterem, hoş geldiniz.
Kimi arıyorsunuz?”Kimi arıyorsunuz?” “Ben Hacı falancayı arıyorum” dedim.

“Ben Hacı falancayı arıyorum” dedim.
“O burada yok, ne yapacaktınız?” dedi.

“O burada yok, ne yapacaktınız?” dedi.
“İşte halinin hatırını soracaktım” falan dedim.

“İşte halinin hatırını soracaktım” falan dedim.
“Ee, bize buyurun” dedi.

“Ee, bize buyurun” dedi.
Daha hiç tanışmıyoruz yani, birbirimizle hiçDaha hiç tanışmıyoruz yani, birbirimizle hiç tanışıklığımız yok.tanışıklığımız yok. Yok, rahatsız etmeyelim falan dedim.Yok, rahatsız etmeyelim falan dedim. O böyle göstermelik baştan savmaca birO böyle göstermelik baştan savmaca bir davet değil ki, Müslüman'ın daveti, yanidavet değil ki, Müslüman'ın daveti, yani candan bir davet.candan bir davet. “Yok bırakmam, hanemizi şereflendirin, buyurun.

“Yok bırakmam, hanemizi şereflendirin, buyurun.
Beraber akşam yemeğini yiyelim” dedi.Beraber akşam yemeğini yiyelim” dedi. O kadar ısrar etti kiO kadar ısrar etti ki Müslüman'ın Müslüman'ın davete de icabet etmekMüslüman'ın Müslüman'ın davete de icabet etmek lazım geldiğinden biz ailece ziyaretine gittik.lazım geldiğinden biz ailece ziyaretine gittik. Yani sofrasına bizi davet etti, oturduk.Yani sofrasına bizi davet etti, oturduk. Ondan sonra da bizi bırakmadı,Ondan sonra da bizi bırakmadı, akşam evinde misafir olduk.akşam evinde misafir olduk. Hangi Avrupalı bunu bir başka Avrupalıya yapar?

Hangi Avrupalı bunu bir başka Avrupalıya yapar?
Hangi Amerikalı bunu bir başka Amerikalıya yapar?

Hangi Amerikalı bunu bir başka Amerikalıya yapar?
Kimse yapmaz.

Kimse yapmaz.
Dünyada başka hiçbir yerde yoktur bu.Dünyada başka hiçbir yerde yoktur bu. Yani biz hiç tanımadığımız insanın evindeYani biz hiç tanımadığımız insanın evinde kalıyoruz, o bizi misafir ediyor.kalıyoruz, o bizi misafir ediyor. Ne para ister, ne bir ücretNe para ister, ne bir ücret talep eder, ne bir karşılık bekler.talep eder, ne bir karşılık bekler. Ecrini ancak Allah'tan bekler.Ecrini ancak Allah'tan bekler. Çok güzel bir dine sahibiz.Çok güzel bir dine sahibiz. Çok büyük bir nizama sahibiz.Çok büyük bir nizama sahibiz. Onun için selama Peygamber Efendimiz büyük

Onun için selama Peygamber Efendimiz büyük
önem vermiştir.önem vermiştir. Tanışmaya, muhabbete vesile olduğu için.Tanışmaya, muhabbete vesile olduğu için. Ve bir selamın deminki kat sayılarınVe bir selamın deminki kat sayıların parçası olarak söyleyeyim.parçası olarak söyleyeyim. Bire on sevabı vardır.Bire on sevabı vardır. Kapıdan birisi girdi mi es-selâmü aleyküm

Kapıdan birisi girdi mi es-selâmü aleyküm
derse 10 sevap alır.derse 10 sevap alır. Peygamber Efendimiz çünkü öyle buyurdu.Peygamber Efendimiz çünkü öyle buyurdu. Birisi topluluğa geldi.Birisi topluluğa geldi. “es-selâmü aleyküm “dedi.“es-selâmü aleyküm “dedi. Peygamber Efendimiz, “10” dedi.Peygamber Efendimiz, “10” dedi. Yani bu kişi 10 sevap aldı dedi.Yani bu kişi 10 sevap aldı dedi. Ondan sonra bir başka kişi daha geldi.

Ondan sonra bir başka kişi daha geldi.
es-selâmü aleyküm ve rahmetü’llâh dedi.es-selâmü aleyküm ve rahmetü’llâh dedi. Bir de rahmetü’llâh’I ekledi yani arkasına.Bir de rahmetü’llâh’I ekledi yani arkasına. O zaman Peygamber Efendimiz “20” dedi.O zaman Peygamber Efendimiz “20” dedi. İşrûn.İşrûn. Bu 20 sevap aldı dedi.Bu 20 sevap aldı dedi. Bir kelime eklemekle katsayı derhal 10'danBir kelime eklemekle katsayı derhal 10'dan 20'ye çıktı.20'ye çıktı. Ondan sonra üçüncü bir şahıs geldi.

Ondan sonra üçüncü bir şahıs geldi.
es-selâmü aleyküm ve rahmetü’llâhi ve berâkâtüh dedi.es-selâmü aleyküm ve rahmetü’llâhi ve berâkâtüh dedi. O zaman Peygamber Efendimiz “30” dedi yanındakilere.O zaman Peygamber Efendimiz “30” dedi yanındakilere. Yani bu 30 sevap aldı, buyurdu.Yani bu 30 sevap aldı, buyurdu. İşte böyle burada İslâm'ın bir bakış

İşte böyle burada İslâm'ın bir bakış
inceliği daha ortaya çıkar muhterem kardeşlerim.inceliği daha ortaya çıkar muhterem kardeşlerim. İslâm, emirleri teorik bir tavsiye halinde bırakmaz.

İslâm, emirleri teorik bir tavsiye halinde bırakmaz.
İslâm, emirlerin sonucu alınsın diye pratikİslâm, emirlerin sonucu alınsın diye pratik bir takım uygulamalar emreder Müslümanlara.bir takım uygulamalar emreder Müslümanlara. Şimdi Müslüman, Müslümanın kardeşidir.Şimdi Müslüman, Müslümanın kardeşidir. İnneme’l-mü’minûne ihvetün.

İnneme’l-mü’minûne ihvetün.
Müslümanlar birbirlerinin kardeşidir.

Müslümanlar birbirlerinin kardeşidir.
İyi, güzel.İyi, güzel. Tamam.Tamam. Nasıl sağlanacak?

Nasıl sağlanacak?
Sağlanmanın usulünü, yani yolun başlangıcını, girişini,

Sağlanmanın usulünü, yani yolun başlangıcını, girişini,
problemin çözüm yolunu gösteriyor.problemin çözüm yolunu gösteriyor. Selam vereceksin!Selam vereceksin! Bildiğine bilmediğine selam vereceksin.Bildiğine bilmediğine selam vereceksin. İşte oradan arkadaşlık başlıyor, oradan muhabbetİşte oradan arkadaşlık başlıyor, oradan muhabbet başlıyor, oradan yardımlaşma başlıyor.başlıyor, oradan yardımlaşma başlıyor. Onun için Müslümanlık, ibadetlerin hikmetlerini

Onun için Müslümanlık, ibadetlerin hikmetlerini
anlayacak yüksek ruhları da tatmin eder.anlayacak yüksek ruhları da tatmin eder. İbadetlerin inceliklerini sezemeyecek sade vatandaşları daİbadetlerin inceliklerini sezemeyecek sade vatandaşları da yükseltir.yükseltir. Hatta cennetlik eder.Hatta cennetlik eder. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Vallahi akılsız, saf insanlar da cennete girecek.

Vallahi akılsız, saf insanlar da cennete girecek.
Neden?Neden? Ordan muhabbet başlıyor, ordan yardımlaşma başlıyor.Ordan muhabbet başlıyor, ordan yardımlaşma başlıyor. Onun içinOnun için Müslümanlık ibadetlerin hikmetleriniMüslümanlık ibadetlerin hikmetlerini anlayacak yüksek ruhlarıda tatmin eder.anlayacak yüksek ruhlarıda tatmin eder. İbadetlerin inceliklerini sezemeyecek sade vatandaşlarıda yükseltir.İbadetlerin inceliklerini sezemeyecek sade vatandaşlarıda yükseltir. Hatta cennetlik eder.Hatta cennetlik eder. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Vallahi akılsız, saf insanlar da cennete girecek.

Vallahi akılsız, saf insanlar da cennete girecek.
Neden?Neden? Yani bu şablon, onun da saadetiniYani bu şablon, onun da saadetini sağlamaya uyarlı bir şablondur da onun için.sağlamaya uyarlı bir şablondur da onun için. İnceliklerine eren insan; deryalar gibi, ummanlarİnceliklerine eren insan; deryalar gibi, ummanlar gibi manalar sezer de, anlayışı sığgibi manalar sezer de, anlayışı sığ olan kimse de yine menzil maksudaolan kimse de yine menzil maksuda ulaşır bu vasıtayla.ulaşır bu vasıtayla. Böyle bir özelliği vardır İslâm'ın.Böyle bir özelliği vardır İslâm'ın. Bu da onun ilahi yönünün, harikaBu da onun ilahi yönünün, harika yönünün bir başka tezahürüdür.yönünün bir başka tezahürüdür. Yeümmü'l-kavme akraühüm li-kitâbi’llâhi.

Yeümmü'l-kavme akraühüm li-kitâbi’llâhi.
Fe-in kânû fî’l-kırâati sevâen fe-a‘lemühüm bi’s-sünneti.Fe-in kânû fî’l-kırâati sevâen fe-a‘lemühüm bi’s-sünneti. Fe-in kânû fî’s-sünneti sevâen fe-akdemühüm hicreten.Fe-in kânû fî’s-sünneti sevâen fe-akdemühüm hicreten. Fe-in kânu fi’l-hicreti sevâen fe-akdemühüm sinnen.Fe-in kânu fi’l-hicreti sevâen fe-akdemühüm sinnen. Bu hadîs-i şerîfi Müslim rivayet etmiştir

Bu hadîs-i şerîfi Müslim rivayet etmiştir
Sahih-i Müslim'de.Sahih-i Müslim'de. Bir topluluğa birisi önderlik edecek, namazı

Bir topluluğa birisi önderlik edecek, namazı
o kıldıracak.o kıldıracak. Kim kıldıracak?Kim kıldıracak? Şimdi şurada bir kalabalık halindeyiz.

Şimdi şurada bir kalabalık halindeyiz.
Birisi namazı kıldırmalı.Birisi namazı kıldırmalı. Bunun prensipleri nelerdir?Bunun prensipleri nelerdir? Hangi kıstaslara, ölçülere göre bir kimseHangi kıstaslara, ölçülere göre bir kimse öne geçecek?öne geçecek? Bir kavmin imamlığını yapacak.Bir kavmin imamlığını yapacak. İmamlık namazda da olur, namazın ötesindeki

İmamlık namazda da olur, namazın ötesindeki
durumlarda da olur.durumlarda da olur. Üç kişi bir yolculuğa çıksa daÜç kişi bir yolculuğa çıksa da bir tanesinin başkan olması âdâbtandır, İslâm'ınbir tanesinin başkan olması âdâbtandır, İslâm'ın şiârındandır ve ona itaat etmek ötekilerşiârındandır ve ona itaat etmek ötekiler için gereklidir.için gereklidir. Onun için tarikatlarda şeyhe bey'at edilmiştir.Onun için tarikatlarda şeyhe bey'at edilmiştir. Onun için onun izinde gidilir.Onun için onun izinde gidilir. Bu imamet ve ittiba neş’esinden veBu imamet ve ittiba neş’esinden ve kaidesinden dolayı.kaidesinden dolayı. Şimdi bu imamlığın şartları burada

Şimdi bu imamlığın şartları burada
zikrediliyor bu hadîs-i şerîfte:zikrediliyor bu hadîs-i şerîfte: Yeümmü'l-kavme akraühüm li-kitâbi’llâhi.

Yeümmü'l-kavme akraühüm li-kitâbi’llâhi.
Topluluğa Allah'ın kitabını en iyi

Topluluğa Allah'ın kitabını en iyi
okuyan kişi imamlık eder.okuyan kişi imamlık eder. Akra’, kıraat kökünden geliyor.Akra’, kıraat kökünden geliyor. En iyi okuyan kimse topluluğa imamlık eder.En iyi okuyan kimse topluluğa imamlık eder. Ama bu sadece kuru kıraat bilgisi değil.Ama bu sadece kuru kıraat bilgisi değil. O zaman Peygamber Efendimiz'in medrese-i saadetindeO zaman Peygamber Efendimiz'in medrese-i saadetinde yetiştiği için insanlar, Kur'an-ı Kerîm'iyetiştiği için insanlar, Kur'an-ı Kerîm'i bildiğinde Kur'an-ı Kerîm'in manalarına da bilgibildiğinde Kur'an-ı Kerîm'in manalarına da bilgi sahibi oldukları için Kur'an-ı Kerîm'densahibi oldukları için Kur'an-ı Kerîm'den mahfuzatı ne kadar fazlaysa ne kadarmahfuzatı ne kadar fazlaysa ne kadar çok biliyorsa dinin ahkâmını o kadarçok biliyorsa dinin ahkâmını o kadar iyi biliyor diye değerlenmiştir.iyi biliyor diye değerlenmiştir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem EfendimizPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz seferlere gönderdiği veyahut bir takım topluluklaraseferlere gönderdiği veyahut bir takım topluluklara riyaset etsin diye gönderdiği kimseleri deriyaset etsin diye gönderdiği kimseleri de Kur'an-ı Kerîm bakımından yoklardı.Kur'an-ı Kerîm bakımından yoklardı. Kur'an-ı Kerîm bilgisinin derecesini sorardı.Kur'an-ı Kerîm bilgisinin derecesini sorardı. Yani ne kadar ayet biliyor, ne

Yani ne kadar ayet biliyor, ne
kadar sure ezberinde, Kur'an-ı Kerîm'in nekadar sure ezberinde, Kur'an-ı Kerîm'in ne kadarını elde etmiş diye sorardı,kadarını elde etmiş diye sorardı, genç de olsa onu önder yapardı.genç de olsa onu önder yapardı. Çünkü Allah'ın emirlerini biliyor.Çünkü Allah'ın emirlerini biliyor. Oradaki akra'lık, yani Kur'an-ı Kerîm'i enOradaki akra'lık, yani Kur'an-ı Kerîm'i en çok okuyan, en geniş bir mahfuzatıçok okuyan, en geniş bir mahfuzatı olan Kur'an-ı Kerîm'den, bizdeki akra'lıktan,olan Kur'an-ı Kerîm'den, bizdeki akra'lıktan, bu zamanki akra'lıktan biraz farklı.bu zamanki akra'lıktan biraz farklı. Bu zamanın hafızları ayetleri ezbere biliyor,Bu zamanın hafızları ayetleri ezbere biliyor, ama ahkâmını bilmiyor, arapça bilmediği için.ama ahkâmını bilmiyor, arapça bilmediği için. Ve sadece bir ezber sevabı alıyor.Ve sadece bir ezber sevabı alıyor. Halbuki o zamanın hafızları Kur'an-ı Kerîm'denHalbuki o zamanın hafızları Kur'an-ı Kerîm'den ne kadar ezbere biliyorsa ahkâmdan o kadarını aşina.ne kadar ezbere biliyorsa ahkâmdan o kadarını aşina. Yani Allah'ın dinini o kadar iyi biliyor, demektir.Yani Allah'ın dinini o kadar iyi biliyor, demektir. Onun için buradaki akra’ sözünüOnun için buradaki akra’ sözünü Allah-u Teâlâ Hazretlerinin ahkâmını en çokAllah-u Teâlâ Hazretlerinin ahkâmını en çok bilen diye düşünmemiz lazım.bilen diye düşünmemiz lazım. Kuru bir kıraat, hafızlık meselesi değil.Kuru bir kıraat, hafızlık meselesi değil. Bugünkü kardeşlerimize de, Kur'an-ı Kerîm üzerinde

Bugünkü kardeşlerimize de, Kur'an-ı Kerîm üzerinde
çalışan kardeşlerimize de, kendimize de şunuçalışan kardeşlerimize de, kendimize de şunu tavsiye etmemiz gerekiyor ki; Kur'an-ı Kerîm'itavsiye etmemiz gerekiyor ki; Kur'an-ı Kerîm'i hem ezberimize almalıyız.hem ezberimize almalıyız. Çünkü ilim, satırlarda değildir, sadırlara, göğüslereÇünkü ilim, satırlarda değildir, sadırlara, göğüslere yerleşmiş olandır.yerleşmiş olandır. Taşıma suyla değirmen dönmez, insanın içininTaşıma suyla değirmen dönmez, insanın içinin bilge ve bilgin olması lazım.bilge ve bilgin olması lazım. Hem Kur'an-ı Kerîm'i ezberlemeli, onunla ilgiliHem Kur'an-ı Kerîm'i ezberlemeli, onunla ilgili mahfuzatımızı çoğaltmalıyız, hem de o mahfuzatımızınmahfuzatımızı çoğaltmalıyız, hem de o mahfuzatımızın manasına aşina ve âgâh olmalıyız.manasına aşina ve âgâh olmalıyız. Bugünün Müslümanları Kur'an-ı Kerîm'den Fâtiha'nın bileBugünün Müslümanları Kur'an-ı Kerîm'den Fâtiha'nın bile manasını bilmezler.manasını bilmezler. “Mâliki yevmi’d-dîn” ne demek?

“Mâliki yevmi’d-dîn” ne demek?
Kur'an-ı Kerîm'in meallerini veren anlamlarda “din

Kur'an-ı Kerîm'in meallerini veren anlamlarda “din
gününün sahibi” diye tercüme veriliyor.gününün sahibi” diye tercüme veriliyor. Doğru değildir.Doğru değildir. “Din gününün sahibi” tercümesi doğru değildir.“Din gününün sahibi” tercümesi doğru değildir. “Amellerin karşılığının verildiği günün hâkimi” olan demektir.“Amellerin karşılığının verildiği günün hâkimi” olan demektir. Yani “dünyada ettiklerinin insanlar tarafından görüleceği,Yani “dünyada ettiklerinin insanlar tarafından görüleceği, karşılığının görüleceği gün” demektir.karşılığının görüleceği gün” demektir. Din, orada religion manasına değildir.

Din, orada religion manasına değildir.
Karşılık kemâ tedînü tüdân manasındadır.Karşılık kemâ tedînü tüdân manasındadır. Çok kimse bilmez.Çok kimse bilmez. Din gününün sahibi.Din gününün sahibi. Ne demek din gününün sahibi?Ne demek din gününün sahibi? Yani mantık muhakeme bakımından the dayYani mantık muhakeme bakımından the day of the religion.of the religion. Hayır, değil.

Hayır, değil.
Yani mükâfat veya cezanın verildiği gün demektir.Yani mükâfat veya cezanın verildiği gün demektir. Onu dahi bilmez.Onu dahi bilmez. Günde şu kadar rekat namaz kılar,Günde şu kadar rekat namaz kılar, her rekat Fâtiha'sız olmadığından her rekatteher rekat Fâtiha'sız olmadığından her rekatte Fâtiha okur.Fâtiha okur. İyyake na'büdü ve iyyâke neste’în, der.İyyake na'büdü ve iyyâke neste’în, der. Onu bilmez.Onu bilmez. “Ancak sana ibadet ederiz, ancak senden“Ancak sana ibadet ederiz, ancak senden yardım dileriz Yâ Rabbi!” dediğinin farkında değildiryardım dileriz Yâ Rabbi!” dediğinin farkında değildir ve öyle de yapmaz.ve öyle de yapmaz. Ancak Allah'tan dilemez, ancak Allah'tan yardım dilemez.Ancak Allah'tan dilemez, ancak Allah'tan yardım dilemez. Ve onun için nice gaflar yapar,Ve onun için nice gaflar yapar, nice hatalar yapar, nice günahlara dalar.nice hatalar yapar, nice günahlara dalar. Yani bir Fâtiha'yı öğrenememiştir bu zamane Müslümanları.Yani bir Fâtiha'yı öğrenememiştir bu zamane Müslümanları. Sonra, İhdina’s-sırâta’l-müstakîm, sırâta’llezîne en‘amte aleyhim,

Sonra, İhdina’s-sırâta’l-müstakîm, sırâta’llezîne en‘amte aleyhim,
ğayri’l-mağdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn.ğayri’l-mağdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn. Bunu da günde kırk defa tekrarBunu da günde kırk defa tekrar eder ama, yine Yahudilerin peşinden gider,eder ama, yine Yahudilerin peşinden gider, Hristiyanların peşinden gider.Hristiyanların peşinden gider. Sapıtmışların, Allah'ın gazabına uğramışlarının yolunuSapıtmışların, Allah'ın gazabına uğramışlarının yolunu tatbik eder, taklit eder.tatbik eder, taklit eder. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Secdede gözlerinizi açın, göz kapamayın.

Secdede gözlerinizi açın, göz kapamayın.
Çünkü Yahudiler secdeye gittiklerinde gözlerini kapatırlar,Çünkü Yahudiler secdeye gittiklerinde gözlerini kapatırlar, onlara benzemeyin.onlara benzemeyin. Hâlifü’l-Yehûde.

Hâlifü’l-Yehûde.
“Yahudilere muhalefet edin ve gözlerinizi açın” buyuruyor.“Yahudilere muhalefet edin ve gözlerinizi açın” buyuruyor. Her şeyde bu vardır, yani onlara

Her şeyde bu vardır, yani onlara
benzememek ibadette bile vardır.benzememek ibadette bile vardır. Ama bugünün Müslümanı yan yana konulduğuAma bugünün Müslümanı yan yana konulduğu bir Hristiyan'dan ayrılmayacak hale gelmiştir.bir Hristiyan'dan ayrılmayacak hale gelmiştir. Yan yana konulduğu bir Yahudi’den farkYan yana konulduğu bir Yahudi’den fark edilemeyecek görünüme gelmiştir.edilemeyecek görünüme gelmiştir. Yanlış… Demek ki Müslüman Fâtiha'yı bilmiyor.Yanlış… Demek ki Müslüman Fâtiha'yı bilmiyor. “Allah bizi Kur'an-ı Kerîm'in ehli eylesin”

“Allah bizi Kur'an-ı Kerîm'in ehli eylesin”
dediğim zaman kastettiğim odur.dediğim zaman kastettiğim odur. İnsanlar Kur'an-ı Kerîm'den bildikleri ayet miktarıncaİnsanlar Kur'an-ı Kerîm'den bildikleri ayet miktarınca cennette derece kazanacaklardır ve kendilerine “oku”cennette derece kazanacaklardır ve kendilerine “oku” denilecek ve okudukça her ayetdenilecek ve okudukça her ayet tamam oldukça öyle bir dereceye yükselecektir kitamam oldukça öyle bir dereceye yükselecektir ki başka yani aradaki mesafe yerlerlebaşka yani aradaki mesafe yerlerle gökler arasındaki mesafedir.gökler arasındaki mesafedir. O bakımdan Allah bizi Kur'an-ı Kerîm'inO bakımdan Allah bizi Kur'an-ı Kerîm'in dekâikine, hakâikine âşikane bir şevk iledekâikine, hakâikine âşikane bir şevk ile çalışarak âşinâ olmayı nasip eylesin.çalışarak âşinâ olmayı nasip eylesin. Akraühüm li-kitâbi’llâhi.

Akraühüm li-kitâbi’llâhi.
Yani Kur'an-ı Kerîm'in ahkâmını, dinin ahkâmını en iyi bilen öne geçecek.Yani Kur'an-ı Kerîm'in ahkâmını, dinin ahkâmını en iyi bilen öne geçecek. Küçük yaşta bile olsa.Küçük yaşta bile olsa. Küçük de olsa en iyi bilenKüçük de olsa en iyi bilen öne geçecek.öne geçecek. Burada zenginlik önemli değildir, yaş önemliBurada zenginlik önemli değildir, yaş önemli değildir, daha başka faktörler önemli değildir.değildir, daha başka faktörler önemli değildir. Eşraflık, kavmin asaletlisi, soylusu olmak önemli değildir.Eşraflık, kavmin asaletlisi, soylusu olmak önemli değildir. Kur'an-ı Kerîm'i en çok kim biliyorsaKur'an-ı Kerîm'i en çok kim biliyorsa onu öne geçirmiştir Peygamber Efendimiz.onu öne geçirmiştir Peygamber Efendimiz. Gençleri yerine göre gönderdiği topluluklarda öne geçirmiştir.Gençleri yerine göre gönderdiği topluluklarda öne geçirmiştir. Çok önemli bir nokta.Çok önemli bir nokta. Fe-in kânû fî’l-kırâati sevâen.

Fe-in kânû fî’l-kırâati sevâen.
Eğer Kur'an-ı Kerîm bilgisinde, okunmasında,Eğer Kur'an-ı Kerîm bilgisinde, okunmasında, ezberinde kişiler, namzetler aynı seviyede iseler,ezberinde kişiler, namzetler aynı seviyede iseler, müsavi Iseler;müsavi Iseler; Fe-a‘lemühüm bi’s-sünneti.

Fe-a‘lemühüm bi’s-sünneti.
O zaman sünnet-i seniye'ye, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemO zaman sünnet-i seniye'ye, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in sünnetine vukûfuEfendimiz’in sünnetine vukûfu daha fazla olan tercih edilir.daha fazla olan tercih edilir. Evet, Kur'an-ı Kerîm'de aynı miktarda ayetlerEvet, Kur'an-ı Kerîm'de aynı miktarda ayetler biliyorlar, aynı sureleri ezberlemişler, ahkâma ıttılalarıbiliyorlar, aynı sureleri ezberlemişler, ahkâma ıttılaları aynı ama, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesineaynı ama, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine aşinalığı daha fazla olan tercih olunur,aşinalığı daha fazla olan tercih olunur, ötekisinden tercih olunur.ötekisinden tercih olunur. Çünkü Peygamber Efendimiz Yemen'e ve daha

Çünkü Peygamber Efendimiz Yemen'e ve daha
başka yerlere vali gönderdiği zaman, kadıbaşka yerlere vali gönderdiği zaman, kadı gönderdiği zaman, hakim gönderdiği zaman onlaragönderdiği zaman, hakim gönderdiği zaman onlara neyle hükmedeceklerini sordu.neyle hükmedeceklerini sordu. Dediler ki: Allah'ın kitabıyla.

Dediler ki: Allah'ın kitabıyla.
Peki orada bir aydınlatıcı cümle, malumat

Peki orada bir aydınlatıcı cümle, malumat
bulamazsan o zaman ne yapacaksın?bulamazsan o zaman ne yapacaksın? Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesinden bildiğim şeyle

Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesinden bildiğim şeyle
amel ederim.amel ederim. Çünkü Peygamber Efendimiz’in hayatı zatenÇünkü Peygamber Efendimiz’in hayatı zaten Kur'an-ı Kerîm'in tefsiri.Kur'an-ı Kerîm'in tefsiri. Kendisi Kur'an-ı Kerîm'in açıklayıcısı.Kendisi Kur'an-ı Kerîm'in açıklayıcısı. İlk müfessir.İlk müfessir. Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerîfleri Kur'an-ı Kerîm'inPeygamber Efendimiz’in hadîs-i şerîfleri Kur'an-ı Kerîm'in yorumu olduğundan Sünnet-i Seniyeyi daha iyiyorumu olduğundan Sünnet-i Seniyeyi daha iyi bilen öne geçer.bilen öne geçer. O bakımdan Müslümanların iki büyük kaynağıO bakımdan Müslümanların iki büyük kaynağı burada zikredilmiş oluyor.burada zikredilmiş oluyor. Kur'an'ı en iyi bilen, sünnet-i seniyyeyiKur'an'ı en iyi bilen, sünnet-i seniyyeyi en iyi bilendir.en iyi bilendir. Kavmin önderi olacak olan, imamlık edecek olan,Kavmin önderi olacak olan, imamlık edecek olan, onları sevk ve yönetme durumunaonları sevk ve yönetme durumuna yükseltilecek olan kimse.yükseltilecek olan kimse. Fe-in kânû fî’s-sünneti sevâen.

Fe-in kânû fî’s-sünneti sevâen.
Eğer sünnet bilgisinde de Resûlullah Efendimiz'inEğer sünnet bilgisinde de Resûlullah Efendimiz'in içtihadlarını, emirlerini, tavsiyelerini bilmekte de bilgileriiçtihadlarını, emirlerini, tavsiyelerini bilmekte de bilgileri eşit seviyede ise;eşit seviyede ise; Fe-akdemühüm hicreten.

Fe-akdemühüm hicreten.
Daha önce hicret etmiş olanDaha önce hicret etmiş olan tercih edilir.tercih edilir. Çünkü Peygamber Efendimiz'in “Hicret edin!” emrineÇünkü Peygamber Efendimiz'in “Hicret edin!” emrine ilk önce Lebbeyk Yâ Resûlullah deyipilk önce Lebbeyk Yâ Resûlullah deyip şey yapan yani hemen icabet edenşey yapan yani hemen icabet eden büyük şeref kazanmıştır.büyük şeref kazanmıştır. Sahabe-i Kirâm'ın fazilet dereceleri sıralanırken bu

Sahabe-i Kirâm'ın fazilet dereceleri sıralanırken bu
gibi şeylere riayet olunurdu.gibi şeylere riayet olunurdu. Yani bu zat-ı muhterem, Peygamber Efendimiz'inYani bu zat-ı muhterem, Peygamber Efendimiz'in Bedir gazasına iştirak etmiştir.Bedir gazasına iştirak etmiştir. Bu zât-ı muhterem, Peygamber Efendimiz'inBu zât-ı muhterem, Peygamber Efendimiz'in şu şeyine iştirak etmiştir.şu şeyine iştirak etmiştir. Bu zât-ı muhterem, Peygamber Efendimiz'in hicretBu zât-ı muhterem, Peygamber Efendimiz'in hicret emrini daha önce uygulayan kimsedir.emrini daha önce uygulayan kimsedir. Bu zat-ı muhterem, İslâm'a ötekisinden dahaBu zat-ı muhterem, İslâm'a ötekisinden daha evvel girmiş kimsedir, diye şereflerin ölçülerievvel girmiş kimsedir, diye şereflerin ölçüleri böyle konulmuştur.böyle konulmuştur. O bakımdan; kim Resûlullah'ın emrine ittibaO bakımdan; kim Resûlullah'ın emrine ittiba ederek hicreti daha önce yapmışsaederek hicreti daha önce yapmışsa o öne geçecek, imamlığı o yapacak.o öne geçecek, imamlığı o yapacak. Tabi Peygamber Efendimizin Mekke-i Mükerreme'yi fethetmesinden

Tabi Peygamber Efendimizin Mekke-i Mükerreme'yi fethetmesinden
sonra bizim ilk önde aklımıza gelensonra bizim ilk önde aklımıza gelen hicret, maddi hicret yani kâfirlerinhicret, maddi hicret yani kâfirlerin arasından Müslümanların temerküz ettiği yere göçmek,arasından Müslümanların temerküz ettiği yere göçmek, muhâceret etmek kalktı.muhâceret etmek kalktı. Öyle bir mecburiyet olmadı.Öyle bir mecburiyet olmadı. Çünkü Mekke'de fethedildi, artık İslamiyet yayıldı.Çünkü Mekke'de fethedildi, artık İslamiyet yayıldı. İlk önce gitmeleri lazımdı.İlk önce gitmeleri lazımdı. Kişinin orada olmayıp da müşriklerin arasınaKişinin orada olmayıp da müşriklerin arasına dönmesi bir dönüş sayılıyordu, ric’at sayılıyordu.dönmesi bir dönüş sayılıyordu, ric’at sayılıyordu. Yani adeta bir irtidat sayılıyordu, günah sayılıyordu.Yani adeta bir irtidat sayılıyordu, günah sayılıyordu. Oraya gitmesi emrediliyordu.Oraya gitmesi emrediliyordu. Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in çevresineOnun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in çevresine arıların beyleri etrafınaarıların beyleri etrafına toplandığı gibi toplaştılar.toplandığı gibi toplaştılar. Orada o şerefe nail oldular.Orada o şerefe nail oldular. O hicretten sonra, Mekke'nin fethinden sonraO hicretten sonra, Mekke'nin fethinden sonra hicret yoktur buyurdu Peygamber Efendimiz birhicret yoktur buyurdu Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde.hadîs-i şerîflerinde. “Bundan sonra hicret Allah'ın haram“Bundan sonra hicret Allah'ın haram kıldıklarından hicret etmektir” buyurdu.kıldıklarından hicret etmektir” buyurdu. Yani manevileşti.Yani manevileşti. Artık şeklen hicret edilecek şey kalmadı,Artık şeklen hicret edilecek şey kalmadı, lüzum kalmadı.lüzum kalmadı. Yer değiştirmeye, şehir değiştirmeye lüzum kalmadı.Yer değiştirmeye, şehir değiştirmeye lüzum kalmadı. Bundan sonra insanların günahlardan kaçınması, sevaplaraBundan sonra insanların günahlardan kaçınması, sevaplara yönelmesi hicret sayıldı.yönelmesi hicret sayıldı. Bu da manevi hicrettir.Bu da manevi hicrettir. Bu bizim için de bugün geçerlidir.Bu bizim için de bugün geçerlidir. Diyarı küfürde olup da İslâm'ı uygulayamayanlar

Diyarı küfürde olup da İslâm'ı uygulayamayanlar
için de bugün hicret yine vardır.için de bugün hicret yine vardır. Yani gücü yetenin İslâm diyarına dar-ıYani gücü yetenin İslâm diyarına dar-ı harpten hicret etmesi gerekir.harpten hicret etmesi gerekir. Şimdi buradaki kardeşlerimiz dar-ı harp, dar-ıŞimdi buradaki kardeşlerimiz dar-ı harp, dar-ı İslâm (tartışmasını) yapıyorlar.İslâm (tartışmasını) yapıyorlar. Yani dârü'l-harb diyenlerin dâr-ı İslâm'a hicret etmesi lazım.Yani dârü'l-harb diyenlerin dâr-ı İslâm'a hicret etmesi lazım. Burada durmaya şeyleri yok.Burada durmaya şeyleri yok. Yani neticesini düşünmüyorlar, bilmiyorlar.Yani neticesini düşünmüyorlar, bilmiyorlar. Eğer bir yer dâr-ı küfür ise İslâm'ı iyi uygulamak için dâr-ı İslâm'aEğer bir yer dâr-ı küfür ise İslâm'ı iyi uygulamak için dâr-ı İslâm'a hicret etmesi lazımdır Müslümanların.hicret etmesi lazımdır Müslümanların. Mesela Bulgaristan'dakinin mümkünse Türkiye'ye, Suudi Arabistan'a;

Mesela Bulgaristan'dakinin mümkünse Türkiye'ye, Suudi Arabistan'a;
eğer bir İslâm diyarı kalmışsa,eğer bir İslâm diyarı kalmışsa, yani gerçek manasıyla oraya hicret etmesi lazımdır.yani gerçek manasıyla oraya hicret etmesi lazımdır. Eğer o bahis konusu değilse, günahlardanEğer o bahis konusu değilse, günahlardan hicret manasını düşünecek olursak takvâca enhicret manasını düşünecek olursak takvâca en üstün demek olur o zaman.üstün demek olur o zaman. Yani takvâsı, günahlardan kaçınması daha üstünYani takvâsı, günahlardan kaçınması daha üstün olan öne geçecek demektir.olan öne geçecek demektir. Fe-in kânu fi’l-hicreti sevâen.

Fe-in kânu fi’l-hicreti sevâen.
Eğer bu konuda da eşit durumdalarsa,Eğer bu konuda da eşit durumdalarsa, beraber hicret etmişler, aynı zamanda hicretberaber hicret etmişler, aynı zamanda hicret etmişlerse o zaman yaş bakımından dahaetmişlerse o zaman yaş bakımından daha yaşlı olan öne geçirilir diyor.yaşlı olan öne geçirilir diyor. Yaş, çok sonra geliyor, görüyorsunuz.Yaş, çok sonra geliyor, görüyorsunuz. Ondan sonra da eşitlerse, yüz güzelliği

Ondan sonra da eşitlerse, yüz güzelliği
vesaire filan gibi sıralamalar da vardırvesaire filan gibi sıralamalar da vardır fıkıh kitaplarında.fıkıh kitaplarında. Sahabeden bir zat-ı muhterem'e soruyorlar ki:

Sahabeden bir zat-ı muhterem'e soruyorlar ki:
“Resûlullah ne zaman doğmuştu?

“Resûlullah ne zaman doğmuştu?
Sen mi daha büyüksün, o muSen mi daha büyüksün, o mu daha büyük?”daha büyük?” Çok zarif bir cevap veriyor bu

Çok zarif bir cevap veriyor bu
yaş meselesi bahis konusu olunca.yaş meselesi bahis konusu olunca. Onu zikretmek hoşuma gidiyor benim.Onu zikretmek hoşuma gidiyor benim. Diyor ki:

Diyor ki:
“Resûlullah benden büyüktür, ben ondan birkaç

“Resûlullah benden büyüktür, ben ondan birkaç
yaş daha yaşlıyım.”yaş daha yaşlıyım.” Yani orada edeben rahatça anlaşılabilecek bir

Yani orada edeben rahatça anlaşılabilecek bir
şeye bile dili varmıyor yani.şeye bile dili varmıyor yani. “Ben ondan büyüğüm” desen yaşça büyük“Ben ondan büyüğüm” desen yaşça büyük olduğu anlaşılacak ve Resûlullah'tan kimsenin büyükolduğu anlaşılacak ve Resûlullah'tan kimsenin büyük olmadığı belli ama, onu vurgulamayı seviyor.olmadığı belli ama, onu vurgulamayı seviyor. Yani diyor ki: “Resûlullah benden büyüktür”Yani diyor ki: “Resûlullah benden büyüktür” bu bir.bu bir. “Ama ben oradan birkaç yaş daha yaşlıyım.”“Ama ben oradan birkaç yaş daha yaşlıyım.” “Ben fillerin geldikleri zaman oralardaki kalıntılarının

“Ben fillerin geldikleri zaman oralardaki kalıntılarının
izlerini, bıraktıkları izleri görmüştüm” falan diyeizlerini, bıraktıkları izleri görmüştüm” falan diye böyle hayata hakkında bilgi veriyor.böyle hayata hakkında bilgi veriyor. O da sahâbe-i kirâmın nasıl edepliO da sahâbe-i kirâmın nasıl edepli kimseler olduklarını gösteriyor.kimseler olduklarını gösteriyor. Tabi bu imamet ve hilafet ve

Tabi bu imamet ve hilafet ve
önderlik mevzuunda yaş daha sonraları gelenönderlik mevzuunda yaş daha sonraları gelen bir husus oluyor.bir husus oluyor. Yaşça küçük olduğu halde kendisine ittiba,Yaşça küçük olduğu halde kendisine ittiba, Kur’an-ı Kerîm'e ve Sünnet-i Seniyyeye veKur’an-ı Kerîm'e ve Sünnet-i Seniyyeye ve diğer hususlara riayet şartlara sahip olmadiğer hususlara riayet şartlara sahip olma durumunda gerekebiliyor.durumunda gerekebiliyor. Bazen o manasıyla yaşlılar, gençlere ittiba ederler.Bazen o manasıyla yaşlılar, gençlere ittiba ederler. O hususlarda ileri oldukları için.O hususlarda ileri oldukları için. Evet bu da bize bir fikir

Evet bu da bize bir fikir
vermiş oldu çeşitli meselelerde.vermiş oldu çeşitli meselelerde. Tabi bir de malum bir kavmeTabi bir de malum bir kavme imam olmak, yani imâmü’l müslimîn veyaimam olmak, yani imâmü’l müslimîn veya bir kavmin sultanı olmak, hakimi olmakbir kavmin sultanı olmak, hakimi olmak meselesi vardır.meselesi vardır. Bu da bu meselelerle ilgilidir.Bu da bu meselelerle ilgilidir. Bir kavmin hakimi olmanın şartları vardır.Bir kavmin hakimi olmanın şartları vardır. O şartlar buradaki şartlara benzer.O şartlar buradaki şartlara benzer. Kendi kendisine (yetebilecek), başkasının desteğine, yardımınaKendi kendisine (yetebilecek), başkasının desteğine, yardımına muhtaç kalmadan dini hususta fetva verebilecekmuhtaç kalmadan dini hususta fetva verebilecek selahiyette olması lazımdır.selahiyette olması lazımdır. Geçen haftalar mecmuamızın yazısında, başyazısında belirttim.

Geçen haftalar mecmuamızın yazısında, başyazısında belirttim.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in
sahih hadîs kitaplarında kaydedilmişsahih hadîs kitaplarında kaydedilmiş çeşitli hadîs-i şerîfleri vardır ki,çeşitli hadîs-i şerîfleri vardır ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Âlimler, peygamberlerin varisleridir ve ümmeti kendilerine

“Âlimler, peygamberlerin varisleridir ve ümmeti kendilerine
emanet ettikleri emanetçileridir ve peygamberlerinemanet ettikleri emanetçileridir ve peygamberlerin halifeleridir” buyuruyor.halifeleridir” buyuruyor. Binâenaleyh fıkhı olmadan, takvâsı olmadan,

Binâenaleyh fıkhı olmadan, takvâsı olmadan,
diyaneti olmadan bir kavmin başına geçendiyaneti olmadan bir kavmin başına geçen vebal altındadır.vebal altındadır. Vebal altındadır.Vebal altındadır. Kavin kendisinden ikrah etmiş durumdayken zorlaKavin kendisinden ikrah etmiş durumdayken zorla bir kavme önderlik etmek çok büyük vebaldir.bir kavme önderlik etmek çok büyük vebaldir. Ahiretini büyük tehlikeye atmaktır.Ahiretini büyük tehlikeye atmaktır. Bu meseleden dolayı;Bu meseleden dolayı; Atîu’llâhe ve atî’u’r-rasûle ve ülü’l-emri minküm.

Atîu’llâhe ve atî’u’r-rasûle ve ülü’l-emri minküm.
Allah'a ve Resûlullah'a ve sizden olan

Allah'a ve Resûlullah'a ve sizden olan
ulü'l-emr'e itaat ediniz ayet-i Kerîmesinin izahındaulü'l-emr'e itaat ediniz ayet-i Kerîmesinin izahında ulü'l-emr ulemâdır buyurmuştur.ulü'l-emr ulemâdır buyurmuştur. Kaybedilmesi nedir diye sordular.

Kaybedilmesi nedir diye sordular.
“İşlerin ehil olmayan kimselere verilmesidir” diye buyurdu.“İşlerin ehil olmayan kimselere verilmesidir” diye buyurdu. Ehliyette de önce gelen sıralamayı burada görüyorsunuz.

Ehliyette de önce gelen sıralamayı burada görüyorsunuz.
Yani bir insanın ulü'l-emr olması yaniYani bir insanın ulü'l-emr olması yani bir emrin bir umûr-u müslimînden birbir emrin bir umûr-u müslimînden bir işin başına geçmesi için şu şartlaraişin başına geçmesi için şu şartlara sahip olması lazım.sahip olması lazım. Zaten bu şartlara sahip olmadan seçilmişZaten bu şartlara sahip olmadan seçilmiş ve getirilmişse zaten liyakatsiz getirilmiştir.ve getirilmişse zaten liyakatsiz getirilmiştir. Kıyamet alameti olarak getirilmiştir.Kıyamet alameti olarak getirilmiştir. Doğru olan şekil Allah Teâlâ HazretlerininDoğru olan şekil Allah Teâlâ Hazretlerinin emirlerini en iyi bilmesi, sünnet-i seniyyeyiemirlerini en iyi bilmesi, sünnet-i seniyyeyi en iyi bilme gibi şartlara sahipen iyi bilme gibi şartlara sahip olan insanların işlerinin başına getirilmesidir.olan insanların işlerinin başına getirilmesidir. Bu manayı takviye edici bir şeyleri vardır.

Bu manayı takviye edici bir şeyleri vardır.
İranlılar bunu çok işlediler Hümeyni'ninİranlılar bunu çok işlediler Hümeyni'nin şahı devirip de başa geçmesinden sonra.şahı devirip de başa geçmesinden sonra. Velâyetü’l-fakîh prensibini uyguladılar, yani fakih olanınVelâyetü’l-fakîh prensibini uyguladılar, yani fakih olanın veliyyü’l-emr olması, ulü'l-emr olması yaniveliyyü’l-emr olması, ulü'l-emr olması yani efkah olan, fekâheti, fıkıh bilgisi enefkah olan, fekâheti, fıkıh bilgisi en üstün olanın başa geçmesi lazım dediler.üstün olanın başa geçmesi lazım dediler. Hatta sarıklı, cübbeli din adamlarını valilerdenHatta sarıklı, cübbeli din adamlarını valilerden üstün protokolden, üstün tuttular.üstün protokolden, üstün tuttular. Biz İran'a gitmiştik, oradan Dizful'a,

Biz İran'a gitmiştik, oradan Dizful'a,
cepheye falan bizi uçakla götürmüşlerdi.cepheye falan bizi uçakla götürmüşlerdi. C-130 uçaklarıyla böyle bomba atılır mı,C-130 uçaklarıyla böyle bomba atılır mı, roket yer miyiz diye korka korkaroket yer miyiz diye korka korka cepheye gitmiştik.cepheye gitmiştik. O zaman bizi orada o bölgeninO zaman bizi orada o bölgenin emiri olarak cübbeli sarıklı kişi karşılamıştı,emiri olarak cübbeli sarıklı kişi karşılamıştı, yani sorumlu kişisi olarak.yani sorumlu kişisi olarak. Bunun mesnedi doğrudur, dinimizde gerçekten öyledir.Bunun mesnedi doğrudur, dinimizde gerçekten öyledir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemÇünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki:hazretleri buyuruyor ki: Lâ tâate li-mahlûkin fî ma’siyeti’l-hâliki.

Lâ tâate li-mahlûkin fî ma’siyeti’l-hâliki.
Allah'a isyan da kula itaat olmaz.

Allah'a isyan da kula itaat olmaz.
Babaya itaat olmaz, kocaya itaat olmaz,Babaya itaat olmaz, kocaya itaat olmaz, hocaya itaat olmaz, reise itaat olmaz,hocaya itaat olmaz, reise itaat olmaz, kimseye itaat olmaz.kimseye itaat olmaz. Çünkü kulun vazifesi Allah'a itaat etmektir.Çünkü kulun vazifesi Allah'a itaat etmektir. Allah'a itaati bırakıp da başka birAllah'a itaati bırakıp da başka bir kimseye itaat etmesi yani İslâm'ın manasına terstir.kimseye itaat etmesi yani İslâm'ın manasına terstir. “Ben Allah'a teslim oldum” demiş insanın“Ben Allah'a teslim oldum” demiş insanın İslâmiyet'inin manasına terstir.İslâmiyet'inin manasına terstir. O bakımdan zaten isyan yolundaO bakımdan zaten isyan yolunda itaat olmadığından;itaat olmadığından; İnneme’t-tâatü fi’l-ma’rûfi.

İnneme’t-tâatü fi’l-ma’rûfi.
Ancak itaatin Allah'ın emri istikametinde olduğuAncak itaatin Allah'ın emri istikametinde olduğu takdirde olmasından dolayı ulemâya ittiba etmek…takdirde olmasından dolayı ulemâya ittiba etmek… Yani Allah'ın dininin ahkâmına, marufu münkeriYani Allah'ın dininin ahkâmına, marufu münkeri bilen insana ittiba etmek esastır.bilen insana ittiba etmek esastır. İttiba onların vazifesidir.İttiba onların vazifesidir. Onların hakkıdır.Onların hakkıdır. Yedûru’l-ma’rûfü alâ yedi mieti racülin âhiruhüm

Yedûru’l-ma’rûfü alâ yedi mieti racülin âhiruhüm
fîhi ke-evvelihim.fîhi ke-evvelihim. Bilmiyorum kaç hadîs okumamız lazım.

Bilmiyorum kaç hadîs okumamız lazım.
Belki bunu okuyup bitirmemiz de olabilir.Belki bunu okuyup bitirmemiz de olabilir. Kardeşlerimizin tabi yorgun bir günü vardır.Kardeşlerimizin tabi yorgun bir günü vardır. Konuşmayı da çok fazla uzatmak doğru olmayabilir.Konuşmayı da çok fazla uzatmak doğru olmayabilir. Şu hadîs-i şerîfle bitirelim.

Şu hadîs-i şerîfle bitirelim.
Veyahut bir hadîs daha okuyalım bunun arkasından.Veyahut bir hadîs daha okuyalım bunun arkasından. Diyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:Diyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: Yedûru’l-ma’rûfü alâ yedi mieti racülin.

Yedûru’l-ma’rûfü alâ yedi mieti racülin.
Yapılan bir iyilik bir kişinin elindenYapılan bir iyilik bir kişinin elinden öteki kişinin eline, onun elinden ötekisinin eline;öteki kişinin eline, onun elinden ötekisinin eline; yüz adamı dolaşır.yüz adamı dolaşır. âhiruhüm fîhi ke-evvelihim.

âhiruhüm fîhi ke-evvelihim.
En sonuncu adam bu konudaEn sonuncu adam bu konuda ilki gibidir.ilki gibidir. Yani bir insan bir iyilik yapar.Yani bir insan bir iyilik yapar. O iyiliği birisine yapar.O iyiliği birisine yapar. Sen bunu şöyle yap falan diyeSen bunu şöyle yap falan diye verir, havale eder.verir, havale eder. O da götürür birisine havale eder.O da götürür birisine havale eder. O da götürür birisine havale eder.O da götürür birisine havale eder. Elden ele geçmesinin sonucunda amacına ulaşır,Elden ele geçmesinin sonucunda amacına ulaşır, o iş sonunda yapılır.o iş sonunda yapılır. Diyelim ki ben bir sadaka hazırladım,

Diyelim ki ben bir sadaka hazırladım,
cebimde sadaka var.cebimde sadaka var. İşim müsait değil, memurum, gidemeyeceğim.İşim müsait değil, memurum, gidemeyeceğim. “Sen falanca şeye gidiyorsun, orada fakir

“Sen falanca şeye gidiyorsun, orada fakir
falanca aile var, al bunu ona veriver.falanca aile var, al bunu ona veriver. Zavallılar çok muhtaç diye duymuştum” dedim ben.Zavallılar çok muhtaç diye duymuştum” dedim ben. Diyelim ki Nazilli'ye, Denizli'ye giden birDiyelim ki Nazilli'ye, Denizli'ye giden bir kimseye şu kadar bin lira para verdim.kimseye şu kadar bin lira para verdim. O şahıs da “Tamam ben oraya gidiyorum, alayım” dedi, aldı.O şahıs da “Tamam ben oraya gidiyorum, alayım” dedi, aldı. Ama o da oraya gittiği zamanAma o da oraya gittiği zaman işi çıktı, şöyle oldu böyle oldu.işi çıktı, şöyle oldu böyle oldu. “Yahu sen bizim şu Nazilli'nin falanca“Yahu sen bizim şu Nazilli'nin falanca köyündeki aileyi tanıyorsun.köyündeki aileyi tanıyorsun. Benim şimdi işim var, dükkanı bırakamayacağım,Benim şimdi işim var, dükkanı bırakamayacağım, dairemden izin alamadım.dairemden izin alamadım. Bunu oraya götürüver” dedi.Bunu oraya götürüver” dedi. Minibüsün şoförüne verdi.Minibüsün şoförüne verdi. Minibüsün şoförü de en son durakta,

Minibüsün şoförü de en son durakta,
oradaki bir kimseye “Yahu bunu şuoradaki bir kimseye “Yahu bunu şu filanca dul teyzeye ulaştırıver” dedi.filanca dul teyzeye ulaştırıver” dedi. O da götürdü.O da götürdü. Neticede hayır, filanca'nın eline uzandı, eli erdi, ulaştı.Neticede hayır, filanca'nın eline uzandı, eli erdi, ulaştı. İşte bu mana…İşte bu mana… Yani iyilik yüz kişinin elinden geçer de

Yani iyilik yüz kişinin elinden geçer de
hepsi ecir alır.hepsi ecir alır. Birincinin aldığı ecir kadar ecri en sonuncuda alır.Birincinin aldığı ecir kadar ecri en sonuncuda alır. Baştan sona bütün hepsi ecri alırlar diyor.Baştan sona bütün hepsi ecri alırlar diyor. İslâm'ın güzelliklerinden birisi de budur.İslâm'ın güzelliklerinden birisi de budur. Hayra delalet etmek, hayrı yapmak gibi

Hayra delalet etmek, hayrı yapmak gibi
sevap kazanmaya vesiledir.sevap kazanmaya vesiledir. Hayra aracı olmak.Hayra aracı olmak. O hayrın işlenmesinde bir zincir olmak daO hayrın işlenmesinde bir zincir olmak da hayrı yapmış kadar sevap kazanmaya vesiledir.hayrı yapmış kadar sevap kazanmaya vesiledir. Onun için hepimiz hayırları ya bizzatOnun için hepimiz hayırları ya bizzat yapalım ya aracı olalım ya taşıyıcıyapalım ya aracı olalım ya taşıyıcı olalım, o ecirlere iştirak edelim.olalım, o ecirlere iştirak edelim. Ve o sevapları biz de kazanmış olalım.Ve o sevapları biz de kazanmış olalım. İhyâ-i Ülûm'da bir hikayeyi hatırlattı bana.

İhyâ-i Ülûm'da bir hikayeyi hatırlattı bana.
Biraz bununla uzaktan ilgili ama.Biraz bununla uzaktan ilgili ama. Bir aile, fakir insanlar, bir kesilmiş

Bir aile, fakir insanlar, bir kesilmiş
kurban sığır hayvanının başını temin ediyorlar.kurban sığır hayvanının başını temin ediyorlar. Kendilerine geliyor.Kendilerine geliyor. Tamam.Tamam. Yani kemiktir, kafadır, kelledir ama pişirirsenYani kemiktir, kafadır, kelledir ama pişirirsen suyu çıkar.suyu çıkar. Dil vardır, yanak vardır filan.Dil vardır, yanak vardır filan. Yenilecek bazı şeyleri çıkar.Yenilecek bazı şeyleri çıkar. Beyin vardır filan.Beyin vardır filan. Kafadan da hani belki şehirde şimdiKafadan da hani belki şehirde şimdi herkes onun kahrını çekmiyor ama epeyceherkes onun kahrını çekmiyor ama epeyce yiyecek şeyler çıkar.yiyecek şeyler çıkar. Tamam.Tamam. Şimdi bunlar tam yiyecekleri sırada

Şimdi bunlar tam yiyecekleri sırada
hatırlıyorlar ki bir kardeşleri var,hatırlıyorlar ki bir kardeşleri var, o onlardan daha fakir, daha çok çocuklu.o onlardan daha fakir, daha çok çocuklu. Onun üzerine yiyemiyorlar,Onun üzerine yiyemiyorlar, kendilerinin ihtiyaçları olduğu halde.kendilerinin ihtiyaçları olduğu halde. Ve yü’sirûne alâ enfüsihim velev kâne bihim hasâsah.Ve yü’sirûne alâ enfüsihim velev kâne bihim hasâsah. O kardeşlerine gönderiyorlar.

O kardeşlerine gönderiyorlar.
Şimdi onlar bu birkaç gündür açŞimdi onlar bu birkaç gündür aç olan o aile, bu kelleyi alıyorlar,olan o aile, bu kelleyi alıyorlar, pişirecekler, fakat bir başkasının kendilerinden dahapişirecekler, fakat bir başkasının kendilerinden daha aç ve daha muhtaç olduğunu düşünüyorlar,aç ve daha muhtaç olduğunu düşünüyorlar, ona veriyorlar.ona veriyorlar. O üçüncü şahıs bir başkasına veriyor,O üçüncü şahıs bir başkasına veriyor, yedi kapı dolaşmış.yedi kapı dolaşmış. Yedi kapı dolaşmış, ondan sonra daYedi kapı dolaşmış, ondan sonra da o yedincisi de getirmiş; kaç gündüro yedincisi de getirmiş; kaç gündür aç, çok muhtaç, kıvranıyorlar, zavallılar diyeaç, çok muhtaç, kıvranıyorlar, zavallılar diye birinci şahsa vermiş ama o kelleninbirinci şahsa vermiş ama o kellenin birinci şahıstan çıktığını nereden bilsin, bilmiyor.birinci şahıstan çıktığını nereden bilsin, bilmiyor. Bilmiyor ama, kendisi de başka kanaldanBilmiyor ama, kendisi de başka kanaldan geldiği için o muhtaçtır diye ona götürüyor.geldiği için o muhtaçtır diye ona götürüyor. Nihayet onlar onu pişirmiş yemişler.Nihayet onlar onu pişirmiş yemişler. Şimdi ben bu fıkrayı, bu menkıbeyi

Şimdi ben bu fıkrayı, bu menkıbeyi
ihyada okuduğum zaman şöyle bir düşünce düşündüm.ihyada okuduğum zaman şöyle bir düşünce düşündüm. Yani Allah Teâlâ Hazretleri o birinciYani Allah Teâlâ Hazretleri o birinci aileye o kellenin muhtavasını yemeğiaileye o kellenin muhtavasını yemeği rızık olarak nasip etmiş.rızık olarak nasip etmiş. O, onu yiyecek.O, onu yiyecek. Fakat güzel ahlâktan dolayı yedi aileFakat güzel ahlâktan dolayı yedi aile sevap kazanıyor da ondan sonra yiyor.sevap kazanıyor da ondan sonra yiyor. Yani ilk başta tencereye koyup yeseydiYani ilk başta tencereye koyup yeseydi kader, kısmet, rızık, nasip, aynı değişmeyecekti.kader, kısmet, rızık, nasip, aynı değişmeyecekti. Fakat İslâm ahlâkının güzelliğindenFakat İslâm ahlâkının güzelliğinden kelle şöyle bir yedi haneyi dolaşıyor.kelle şöyle bir yedi haneyi dolaşıyor. Yedi hanenin sahipleri her birisiYedi hanenin sahipleri her birisi bu îsâr sevabını kazanıyorlar, infâk sevabınıbu îsâr sevabını kazanıyorlar, infâk sevabını kazanıyorlar, ondan sonra yine nasip olankazanıyorlar, ondan sonra yine nasip olan birinci şahsa geliyor.birinci şahsa geliyor. İşte İslâm'ın güzelliği ve güzel davranışlarınİşte İslâm'ın güzelliği ve güzel davranışların ne güzel sonuç verdiği ve bir dene güzel sonuç verdiği ve bir de kaderin kısmetin değişmediği.kaderin kısmetin değişmediği. Onu da gösteren bir misal.Onu da gösteren bir misal. Zaten bunun arkasındaki hadîs-i şerîf deZaten bunun arkasındaki hadîs-i şerîf de bu konuya temas ediyor.bu konuya temas ediyor. Bununla tek sayı olacağı için buBununla tek sayı olacağı için bu son hadisle tamamlamak istiyorum konuşmamı.son hadisle tamamlamak istiyorum konuşmamı. Buhârî ve Müslüm Ebû Hüreyre radıyallahu

Buhârî ve Müslüm Ebû Hüreyre radıyallahu
anh'den rivayet eylemişler.anh'den rivayet eylemişler. Yüstecâbü li-ehadiküm mâ lem ya’cel yekûlü:

Yüstecâbü li-ehadiküm mâ lem ya’cel yekûlü:
Kad de’avtü fe-lem yüstecem lî.Kad de’avtü fe-lem yüstecem lî. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
Sizden birinizin duası kabul olunur, aceleye

Sizden birinizin duası kabul olunur, aceleye
getirmesin, acele etmemek şartıyla, acele etmediğigetirmesin, acele etmemek şartıyla, acele etmediği takdirde duası kabul olur; yani aceleciliktakdirde duası kabul olur; yani acelecilik göstermediği, sabırsızlık göstermediği takdirde.göstermediği, sabırsızlık göstermediği takdirde. Böyle sabırsız insan bazen ne der?Böyle sabırsız insan bazen ne der? Kad de’avtü fe-lem yüstecem lî.

Kad de’avtü fe-lem yüstecem lî.
“Ben Allah'a dua ettim de Allah duamı kabul etmedi.”“Ben Allah'a dua ettim de Allah duamı kabul etmedi.” Mübarek sabret, bu sözü söylemeyeydin keşke.

Mübarek sabret, bu sözü söylemeyeydin keşke.
Sabret, gelecekti.Sabret, gelecekti. Kabul olmuştu, gelecekti ama bu sözüKabul olmuştu, gelecekti ama bu sözü söyledin, ecri sevabı kazandın, belki gelmesini desöyledin, ecri sevabı kazandın, belki gelmesini de engellemiş oldun.engellemiş oldun. Demek ki Allah duayı kabul eder,

Demek ki Allah duayı kabul eder,
ama kişinin “gelmiyor, olmuyor” falan diyeama kişinin “gelmiyor, olmuyor” falan diye sabırsızlanmaması lazım.sabırsızlanmaması lazım. Allah Teâlâ Hazretleri bizi öğrendiklerimizi

Allah Teâlâ Hazretleri bizi öğrendiklerimizi
anlayıp uygulayanlardan, ilmiyle amil olanlardan eylesin...anlayıp uygulayanlardan, ilmiyle amil olanlardan eylesin... Ümmetin fesada uğradığı, bozulduğu zamandaÜmmetin fesada uğradığı, bozulduğu zamanda Peygamber Efendimiz’in sünnetine sarılanlara şehit sevabıPeygamber Efendimiz’in sünnetine sarılanlara şehit sevabı verileceği hadîs-i şerîflerde müjdeleniyor.verileceği hadîs-i şerîflerde müjdeleniyor. Hayatımızı yönetme prensipleriniHayatımızı yönetme prensiplerini Kur'an-ı Kerîm'den, hadîs-i şerîften almamızı nasip eylesin...Kur'an-ı Kerîm'den, hadîs-i şerîften almamızı nasip eylesin... Böylece şehit sevapları kazanmamızı nasip eylesin...Böylece şehit sevapları kazanmamızı nasip eylesin... Peygamber Efendimiz’in iltifatına, şefaatine ermemizi nasip eylesin...Peygamber Efendimiz’in iltifatına, şefaatine ermemizi nasip eylesin... Gül cemalini, mübarek yüzünü rüyalarımızda görmemiziGül cemalini, mübarek yüzünü rüyalarımızda görmemizi nasip eylesin…nasip eylesin… Ahirette, cennette Resûlullah Efendimiz'e komşu olmayı,Ahirette, cennette Resûlullah Efendimiz'e komşu olmayı, komşuluğuna ermeyi nasip eylesin...komşuluğuna ermeyi nasip eylesin... Bi-hürmeti esrâri Sûreti'l-Fâtiha.

Bi-hürmeti esrâri Sûreti'l-Fâtiha.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2